Bültenler


ANSİAD’DA VERGİ GÜNDEMİ: "DENETİMDE YAPAY ZEKA VE RİSK ODAKLI YENİ DÖNEM"

ANSİAD 2. Kahvaltılı Toplantısı, “Vergi Denetiminde Yeni Dönem ve Dijital Uygulamalar” konu başlığıyla Akra Hotel’de gerçekleştirildi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in açılışını yaptığı toplantının konuğu, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu (VDK) Antalya Denetim Daire Başkanı Emre Gök oldu. Toplantıda, vergi denetiminde devreye alınan çağdaş teknikler, yapay zeka destekli analizler ve mükellef odaklı yeni yaklaşımlar detaylıca ele alındı.

 

Özbek: "İş Dünyasının Ajandası Yoğun”

 

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, derneğin önümüzdeki dönem projelerine dair önemli duyurularda bulundu. 21 Mayıs’ta gerçekleşecek “14. Bahara Merhaba Bulışması” ve 9 Haziran’da düzenlenecek "ANSİAD Yapay Zeka Zirvesi" müjdelerini paylaşan Özbek, iş dünyasını yakından ilgilendiren vergi denetimi konusunun önemine dikkat çekerek; "Bugün çok kıymetli bir konu başlığında, Antalya Vergi Denetleme Kurumu Başkanı Sayın Emre Gök’ü ağırlıyoruz. Vergi denetiminde dijitalleşme ve yeni uygulamalar, üyelerimizin şeffaf ve sürdürülebilir bir ticari hayat sürdürmeleri açısından kritik bir noktada duruyor. Böylesine önemli bir konuda bizleri bilgilendirdiği için kendilerine teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Başkan Özbek, konuşmasının ardından vergi mevzuatındaki dijital dönüşümü anlatmak üzere sözü Emre Gök’e bıraktı.

 

Gök: “Denetimde 4 Yıldaki Büyük Dönüşüm”

 

Antalya Denetim Daire Başkanı Emre Gök, vergi denetiminde 2022 yılından bu yana geçen süreçte yapısal ve teknolojik bir devrim yaşandığını vurguladı. Vergi Denetim Kurulu’nun 9 ilde örgütlenmiş merkezi yapısını ve Antalya başkanlığının 6 ili kapsayan geniş koordinasyon yetkisini anlatan Gök;

"2022'den bu yana geçen 4 sene içerisinde o gün anlattıklarımızla bugün yaptıklarımız arasında gerçekten büyük farklar var. Şu an asli görevimiz olan vergi incelemelerinin yanı sıra, MASAK kapsamında suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadeleden mevzuat geliştirmeye kadar geniş bir yelpazede çalışıyoruz. Bizim en önemli misyonumuz, çağdaş denetim tekniklerini kullanarak 'risk odaklı' incelemeler yapmaktır." dedi. Gök, her mükellefi incelemek yerine teknolojiyi kullanarak doğru risk analizleri yapmayı hedeflediklerini belirtti.

 

Gök: “Vergiye Uyum Piramidi ve "Gönüllü Uyum" Stratejisi”

 

Denetimdeki yeni yaklaşımın temelini "Vergiye Uyum Piramidi"nin oluşturduğunu belirten Emre Gök, mükellefleri davranışlarına göre dört sınıfa ayırdıklarını açıkladı. Dijitalleşmenin bu sınıflandırmadaki rolünü vurgulayan Gök, şu değerlendirmelerde bulundu: "Amacımız her mükellefi ceza yaptırımıyla karşı karşıya bırakmak değil, gönüllü uyumu artırmaktır. Piramidin tabanındaki mükelleflerimize rehberlik ederek onları kayıtlı ekonomiye yönlendiriyoruz. Ancak en üst basamakta yer alan, kasıtlı olarak sistemi bozan ve vergi kaçıran yapılarla ise adli makamlarla organize bir şekilde en sert yöntemlerle mücadele ediyoruz. Çağdaş denetimden kastımız, sürece teknolojiyi, yapay zekayı ve büyük veri analizini dahil etmektir." Emre Gök, vergi incelemesinin bir "erken uyarı mekanizması" haline gelmesini hedeflediklerini belirterek, "Önleyici denetim" çalışmaları sayesinde mükelleflerin beyanname vermeden önce hata yapmalarının önüne geçmeyi amaçladıklarını sözlerine ekledi.

 

Gök: “Bir Müfettiş Anlatsın": Kapalı Kapılar Ardından Sahaya”

 

Denetim birimlerinin geleneksel olarak "kapalı kapılar ardında" kalmayı tercih eden yapısının artık değiştiğini belirten Emre Gök, ANSİAD üyelerine "Bir Müfettiş Anlatsın" projesini . İş dünyasıyla istişare etmeyi ve geri bildirim almayı önemsediklerini ifade eden Gök; "Bugüne kadar denetim birimi olduğumuz için mükelleflerimizle temas etmeyi çok arzu etmeyen bir yapıya sahiptik. Ancak bunun doğru olmadığını gördük. Artık uzman müfettişlerimizle; odalar, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden gelen talepler doğrultusunda eğitimler veriyoruz. Güncel bir mevzuat yayınlandığında ya da bir uygulama netleşmediğinde bizden talep edin, işin uzmanı tarafından bilgilendirme desteği verelim," diyerek projenin kapılarının iş dünyasına sonuna kadar açık olduğunu vurguladı.

 

Gök: “Dijital Takipte "Kırmızı Bayrak" Dönemi”

 

Sunumun en dikkat çekici bölümlerinden biri, yapay zeka destekli videolarla desteklenen "Beyanname Gözetim Programı" ve "Kurgan" (Sahte Belge Analiz Sistemi) sunumları oldu. Dijital verinin artık anlamlı bir güce dönüştüğünü belirten Gök, 2025 yılı hedeflerini şu çarpıcı rakamlarla paylaştı: “10 Milyar Satır Veri: 3,5 milyondan fazla mükellefin tüm banka hareketleri dijital radar altında. Yapay Zeka Analizi: Maaş ve kredi gibi ticari olmayan 50’den fazla işlem ayıklanarak sadece "saf ticari riskler" süzülüyor. 32 Milyar TL Genişleme: Sadece geçen yıl yapılan "nazik uyarılar" neticesinde 18 bin mükellef beyanını düzelterek vergi tabanını genişletti.” Emre Gök, sistemin lüks harcamalar ile beyan edilen gelir arasındaki uçurumu anında fark ettiğini belirterek, "Sistem banka hareketlerinizle beyanlarınız arasında dağlar kadar fark varsa anında 'kırmızı bayrak' kaldırıyor." ifadelerini kullandı.

 

Gök:Yüksek Gelir Grupları Mercek Altında”

 

Şirket kâr dağıtımı yapmadığı halde lüks yaşam süren ortakların ve kaynağı belirsiz harcamaların VDK radarına takıldığını belirten Gök; "Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından başlatılan 'Yüksek Gelir Grupları Gözetim Programı' ile lüks yaşam tarzıyla beyan edilen geliri tutmayan 16 bin 300 kişiyi takip ediyoruz. Amacımız hemen ceza kesmek değil; önce diyalog kurup bir şans vermek. Pişmanlık hükümlerinden yararlanarak geliri doğru beyan etme yolu açıktır. Ancak bu davet görmezden gelinirse, didik didik bir inceleme süreci kaçınılmazdır." uyarısında bulundu. Şirket sahiplerinin "şirket kasasını şahsi cüzdan gibi görme" alışkanlığının vergisel bir karşılığı olduğunu hatırlatan Gök, kar payı dağıtımının yasal çerçevede beyan edilmesinin önemine dikkat çekti.

 

Gök: “Sahte Belgeyle Mücadelede "Kurgan" Stratejisi”

 

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan sahte belge (naylon fatura) ile mücadelede strateji değişikliğine gidildiğini anlatan Emre Gök; "Artık sadece düzenleyicinin değil, talep edenin de peşindeyiz. 'Kurgan' sistemi ile faturaları anlık analiz ediyoruz. Eğer aldığınız bir fatura sistemimizde riskli görünüyorsa size 'Bu işlemin doğruluğunu gözden geçir' diye sinyal gönderiyoruz. Bu uyarıya rağmen işlemde ısrar eden ve sahte belge kullandığı tespit edilenler için 3 kat vergi ziyaı cezası ve 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası talebiyle süreç işletilecektir. Sahte belge kullanmak artık çok daha maliyetli bir hale gelmiştir." sözleriyle sahte belge kullanımının ağır sonuçlarına vurgu yaptı.

 

Vergi incelemelerinden önceki son durak olan "İzaha Davet" müessesesinin mükellefler için bir fırsat olduğunu belirten Gök, sürecin işleyişine dair bilgilendirmelerde bulundu. Sistemin tespit ettiği riskler için mükelleflere 30 günlük bir açıklama süresi tanındığını hatırlatan Gök, makul bir izah yapılması durumunda dosyanın vergi incelemesine dönüşmeden kapatıldığını vurguladı. Yürütülen tüm süreçlerin şeffaf ve hesap verebilir olduğunu belirten Daire Başkanı, inceleme raporlarının en az 10 yıllık deneyime sahip müfettişlerden oluşan komisyonlarca titizlikle değerlendirildiğini sözlerine ekledi.

 

Gök: “Yerli ve Milli Yazılımlarla "Dijital Denetim" Konforu”

 

Konuşmasının son bölümünde vergi denetiminde kağıt ve bürokrasi döneminin kapandığını müjdeleyen Emre Gök, tamamı yerli imkanlarla geliştirilen dijital uygulamaları tanıttı. Mükelleflerin ofislerinden çıkmadan denetim süreçlerini yönetebileceğini belirten Gök; Elektronik İnceleme Sistemi: Tebligattan defter teslimine kadar tüm sürecin dijital ortamda yürümesi, VD-Konferans: Müfettiş ve mükellefin kapalı devre sistem üzerinden görüntülü görüşebilmesi, Elektronik Dilekçe: Tüm izah ve bilgi taleplerinin tek bir tıkla idareye ulaştırılması gibi teknolojik imkanların hem kamu kaynağını koruduğunu hem de iş dünyasına büyük bir konfor sağladığını vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

 

ANSİAD 2. Kahvaltılı Toplantısı, üyelerin sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

 

 

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511
GSM: 0533 372 69 76


ANSİAD’DAN AB VİZYONU: "AVRUPA İLE ENTEGRASYON GELECEĞİN TA KENDİSİDİR"

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) “Türkiye’nin AB Tam Üyeliği: Özel Sektör Girişimi” konu başlıklı 2026 faaliyet yılı 8. Olağan Toplantısı, 28 Nisan 2026 Salı günü Akra Hotels’de gerçekleştirildi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek moderatörlüğünde düzenlenen toplantının konuğu, DEİK / Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ oldu. Toplantıda, küresel ekonomideki değişimler ışığında Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan ekonomik ve stratejik entegrasyonu detaylı bir şekilde ele alındı.

 

Özbek: "Üretim Felsefemiz Kökten Değişiyor"

 

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, dünya ekonomisinin enerji güvenliği, lojistik hatlar ve tedarik zincirleri üzerinden yeni bir eşikten geçtiğini vurguladı. Bu değişimin sadece ticaret rotalarını değil, üretim felsefesini de değiştirdiğini belirten Özbek, yeni dönemin parolasını “Made with Europe” olarak ilan etti. Başkan Özbek, bu yaklaşımın altını şu sözlerle çizdi: "Üretim artık yalnızca düşük maliyetle değil; güven, coğrafi yakınlık ve tam entegrasyonla tanımlanıyor. Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu bu yeni üretim modelinde Türkiye, sadece bir tedarikçi değil, vazgeçilmez bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor. Rekabetin kurallarının yeniden yazıldığı bu süreçte; hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir üretim kabiliyetimiz en büyük gücümüzdür."

 

Özbek: " Avrupa ile Entegrasyon: Bir Tercih Değil, Geleceğin Stratejik Kaldıracı”

 

Antalya iş dünyasının Avrupa ile olan köklü ekonomik bağlarını güçlendirme konusundaki kararlılığını yineleyen Başkan Ercan Özbek, bu sürecin sadece ticari bir alışverişten ibaret olmadığını vurguladı. Türkiye’nin Avrupa ile olan ilişkilerinin derinleşmesinin ülke ekonomisi için en önemli büyüme motorlarından biri olduğunu belirten Özbek, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Biz ANSİAD olarak çok net bir duruşa sahibiz. Avrupa Birliği ile daha derin, daha öngörülebilir ve daha güçlü bir entegrasyon, Türkiye ekonomisinin önünü açacak en önemli kaldıraçlardan biridir. Jeopolitik gelişmeler ve değişen ticaret hatları bize açık bir gerçekliği hatırlatıyor; Türkiye için Avrupa ile entegrasyon bir seçenek değil, geleceğin ta kendisidir. Bu yolda dış ekonomik ilişkilerimizin amiral gemisi olan DEİK’in ortaya koyduğu vizyonu ve özel sektörün dinamizmini son derece değerli buluyoruz." Başkan Özbek, Antalya’nın üretim ve ihracat potansiyelini bu vizyonla birleştirmeye hazır olduklarını ifade ederek, tecrübesiyle Türkiye’nin dış ekonomik ilişkilerine yön veren Mehmet Ali Yalçındağ’ı ağırlamaktan duydukları onuru dile getirdi ve değerlendirmelerini yapmak üzere sözü konuğuna devretti.

 

Yalçındağ: "AB’ye Tam Üyelik Hedefinde Sektörün Sesini Yükseltmeliyiz"

 

Başkan Ercan Özbek’in açılış konuşmasının ardından sözü alan DEİK / Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Antalya iş dünyasının samimiyeti ve misafirperverliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek konuşmasına başladı. Toplantının akışında kürsü yerine daha içten bir sohbet ortamını tercih eden Yalçındağ, ANSİAD ile uzun süredir planlanan bu buluşmanın önemine dikkat çekti. Başkan Özbek’in vize ve Gümrük Birliği gibi güncel sorunların ötesine geçerek “Türkiye’nin AB’ye Tam Üyeliği” hedefine odaklanılması gerektiği yönündeki çağrısına destek veren Yalçındağ, şu değerlendirmelerde bulundu: "Ercan Başkan ile daha önce bu fırsatı yakalamak, sizlerle buluşmak için defalarca konuşmuştuk, bugüne kısmetmiş. Antalya'daki bu samimiyeti ve yakınlığı görmek benim için çok değerli. Bugün konu başlığımıza baktığımızda; bir taraftan Gümrük Birliği, bir taraftan vize serbestisi diyoruz ancak aslında eli biraz daha yükseltmemiz gerekiyor. AB’ye tam üye bir Türkiye hedefi, hem kamuoyunda hem de iş dünyasında yürekten inanarak savunmamız gereken bir meseledir. Bu görüşü güçlendirerek halka yaymalı ve özel sektörün bu süreçteki kararlılığını her platformda göstermeliyiz."

 

Yalçındağ: “Trump Sonrası Yeni Dünya Modeli: "Üç Bölgeli Dünya"

 

Mehmet Ali Yalçındağ, konuşmasına küresel siyasetin en etkili figürlerinden Donald Trump’ın dünya vizyonunu analiz ederek başladı. Trump’ın dünyayı Amerika, Çin ve Avrupa (Orta bölge) olarak üçe bölen bir coğrafya tanımlaması yaptığını belirten Yalçındağ, bu modelin Türkiye için sunduğu fırsatları; "Trump, her bölgenin kendi patronluğunu yapmasını istiyor. Avrupa’ya verdiği mesaj net: 'Güvenliğini kendin sağla, enerjini yakın bölgeden çöz ve tedarik zincirinde Çin’e bağımlı kalma.' İşte bu noktada Türkiye, Avrupa’nın hem güvenlik hem enerji hem de tedarik zinciri için en rasyonel ve en yakın partneri olarak öne çıkıyor. Trump’ın bu yaklaşımı, aslında bizim Türkiye’yi AB’ye tam üye yapma projemizi bir sene öne çekmiş oldu." diyerek değerlendirdi. Yalçındağ, bu küresel jeopolitik değişimin Türkiye’yi Avrupa’nın en güvenli limanı haline getirdiğini ifade ederek, Avrupa’nın içinde bulunduğu içsel sorunlara dikkat çekti.

 

Yalçındağ: "Avrupa Bir Enkazın İçinde: Büyüme Hikayesi Yok"

 

Avrupa’nın mevcut ekonomik durumuna dair çarpıcı bir "enkaz" benzetmesi yapan Yalçındağ, 10. Alman Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile yaptığı görüşmelere atıfta bulunarak; "Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın artık bir büyüme hikayesi yok. Büyüyemediği için inovasyon yapamıyor, heyecan yaratamıyor. Christian Wulff bana açıkça; 'Sen zor durumda bir ekonomi diyorsun, biz zor durumda değiliz' dedi. Çözümü bulunmayan bir çöküş içerisindeyiz dedi. Düşünebiliyor musunuz? Aklınıza gelir miydi? Avrupa’nın Türkiye’nin dinamizmine, genç nüfusuna ve üretim gücüne ihtiyacı, bizim onlara olan ihtiyacımızdan daha fazladır." şeklinde konuştu. Avrupa’nın bu durağan yapısından çıkış yolunun ancak Türkiye gibi dinamik pazarlarla "full entegrasyon" kurmaktan geçtiğini belirten Yalçındağ, Almanya üzerinden yürüttüğü stratejik planın detaylarını paylaştı.

 

Yalçındağ: "Gizli Ajandam: Almanya Üzerinden AB’ye Girmek"

 

Berlin’de kurulan Alman-Türk İş Konseyi’nin (DTW) kuruluş sürecine değinen Yalçındağ, bu stratejinin temel amacını "gizli ajanda" nüktesiyle paylaştığını belirterek; "Christian Wulff bana 'Gizli ajandan var mı?' diye sordu. Dedim ki; 'Var ama kimseye söylemeyin. Ben Almanya’yı kullanarak Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokacağım.' Nasıl dedi? Dedim ki sizle daha çok el ele sıkışacağız. 55 milyar dolar olan bir ticaret 3 katına çıkacak. 200 milyar dolarlara yaklaşacak. İşte sizden şu kadar milyon turist geliyor bize. Zaman geliyor 10 milyona çıkacak. Ondan sonra biz diyeceğiz ki ya biz zaten Almanlarla beraberiz Avrupalıysa biz zaten Avrupalıyız bunlarla beraberiz biz diyeceğiz." sözlerini kullandı. Bu ekonomik yakınlaşmanın siyasi engelleri aşacak en güçlü enstrüman olduğunu vurgulayan Yalçındağ, bu süreçte asıl görevin siyasetçilerden ziyade iş dünyasına düştüğünü hatırlattı.

 

Yalçındağ: “İş Dünyasının Sorumluluğu: "Her Şeyi Siyasetçiden Beklemeyin"

 

AB sürecinin sadece bir devlet politikası değil, bir "özel sektör girişimi" olması gerektiğini savunan Yalçındağ, iş insanlarını inisiyatif almaya çağırdığı konuşmasında; "Dünya toz duman içindeyken her şeyi siyasetçilerden beklemeyin. Biz iş insanları olarak ön almalıyız. Ben bu bayrağı aldım, yollara düştüm. Sizden de ricam budur; bu meşaleyi Antalya’da devralın. Üniversitelere gidin, sivil topluma gidin, ailelerinize anlatın. Bu fikri sokağa taşımalıyız. Eğer biz iş dünyası olarak bu fikrin üzerine 'çökersek', o masada yerimizi alırız." ifadelerini kullandı. Yalçındağ, bireysel ve kurumsal çabaların birleşerek toplumsal bir talebe dönüşmesi gerektiğini ifade ederek, konunun Ankara nezdindeki yankılarını dile getirdi.

 

Yalçındağ: “Ankara’nın Bakışı: "Önünüzü Temizleriz, Yürüyün"

 

Girişimini başlatmadan önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yaptığı görüşmenin detaylarını aktaran Yalçındağ, devletin bu konudaki tutumunu; "Cevdet Bey’e 'Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokmaya karar verdim' dediğimde güldü ve 'Bizim 40 yıldır yapamadığımızı nasıl yapmayı düşünüyorsunuz?' dedi. Efendim dedim şu anda tam zamanı olduğunu düşünüyorum. Kırk yıldır zamanı olmayan bir şeyin peşinden koşmuşuz. Niye koşmuşuz bilmiyorum. Şu anda yapmak mecburiyetindeyiz. Bu bir elzem. Dedi ki ben bu cümlenizi satın aldım. Tam zamanı şeyini beğendim dedi. Bizi çağırdığınız her türlü toplantıya katılırız, yardımcı oluruz, geliriz, anlatırız. Ta ki siz Avrupa'da birisini ikna edip, Biz Türkiye'yi almaya karar verdik sözünü getirip Cumhurbaşkanımızın önünde dediğiniz anda biz de bütün gerekleri yaparız." sözleriyle özetledi. Devletin desteğini arkasına alan bu girişimin uluslararası arenadaki psikolojik bariyerleri nasıl aşabileceğini ise geçmişteki İspanya tecrübesi üzerinden örneklendirdi.

 

Yalçındağ: “İspanya Örneği ve "Doğal Avrupalı" Özgüveni”

 

Avrupalıların Türkiye’den "başarıya aç bir toplum" olduğu için çekindiğini belirten Yalçındağ, İspanya’nın üyelik sürecindeki azmini örnek göstererek; "İspanyollar Brüksel’de kendilerine 'köylü' muamelesi yapıldığını, asansöre bile alınmadıklarını anlattılar. Ama inat ettiler ve girdiler. Biz de öyle yapmalıyız. Biz zaten doğal Avrupalıyız. 20 milyon Avrupalı turisti ağırlayan Antalya, zaten bu yaşam şeklinin bir üyesidir. Artık sadece onlara hizmet veren değil, onların problemlerini de çözen bir ortak olmalıyız. Avrupa çökerse biz de sıkıntıya gireriz; yüzde 50 ihracatımız oraya gidiyor." vurgusunda bulundu. Yalçındağ, Türkiye'nin sahip olduğu bu potansiyeli özgüvenle masaya koyması gerektiğini belirterek, Brüksel'e yönelik "tam saha pres" stratejisini açıkladı.

 

Yalçındağ: “Tam Saha Pres: "Türkiye AB’ye Tam Üye Olacak"

 

Yalçındağ, konuşmasını Avrupa’daki karar vericiler üzerinde baskı kurmanın önemine değinerek ve ANSİAD üyelerinden bu vizyona sahip çıkmaları için söz isteyerek; "Financial Times’a tam sayfa ilan verdik, Brüksel’i sarstık. Şimdi tam saha pres zamanı. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos gibi isimlere Antalya’dan sevgi ve ilgiyle 'biz buradayız' enerjisi yollayacağız. Çekinmeyin, korkmayın. Türkiye AB’ye tam üye olacak; çünkü başka çıkar yolları yok. 18,5 trilyon dolarlık bir ekonomi ve 500 milyon yeni müşteri bizi bekliyor. Biz bu işe inanırsak, Avrupa’yı çözeriz. Bu meşaleyi size teslim ediyorum." ifadeleriyle tamamladı.

 

ANSİAD 8. Olağan Toplantısı, üyelerin sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuk konuşmacı Mehmet Ali Yalçındağ’a günün anısına Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu takdim etmesiyle sona erdi.

 

 

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511
GSM: 0533 372 69 76

 


ANSİAD SAĞLIKLI YAŞAM KULÜBÜ İLK BULUŞMASINI GERÇEKLEŞTİRDİ: "HEDEF, YÜKSEK YAŞAM KALİTESİ"

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), iş dünyasının yoğun temposu içerisinde üyelerinin fiziksel ve zihinsel sağlık bütünlüğünü korumak amacıyla Sağlıklı Yaşam Kulübü’nü hayata geçirdi. Kulübün ilk buluşması, “Longevity: Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Bilimi” başlığıyla 16 Nisan 2026 Perşambe günü Akra Otel’de gerçekleştirildi.

 

M. Mesut Özderin: "İş Dünyasında Sürdürülebilir Sağlık Dönemi"

 

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Kulüp Faaliyetlerinden Sorumlu Mesut Özderin, iş dünyası temsilcileri için sağlıklı yaşamın stratejik bir öncelik olduğunu vurguladı. Özderin, "ANSİAD olarak üyelerimizin sadece ticari ve ekonomik gelişimlerini değil, yaşam kalitelerini de odağımıza alıyoruz. Sağlıklı Yaşam Kulübü, bu vizyonun bir parçası olarak üyelerimizin biyolojik potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmayı ve bilimsel temelli bir rehberlik sunmayı amaçlıyor. Bu platform, sağlıklı yaşamı tesadüf olmaktan çıkarıp bir yaşam disiplini haline getirmek için kuruldu." dedi.

 

Dr. Asuman Kaplan Algın Rehberliğinde Sürekli Eğitim

 

Tıbbi Biyokimya, GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Asuman Kaplan Algın önderliğinde çalışmalarını yürütecek olan kulüp, sağlıklı yaş almayı bilimsel temellere dayandırıyor. Dr. Algın’ın rehberliğinde her ay düzenlenecek olan bu buluşmalar; hücresel düzeyden günlük alışkanlıklara kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımla, üyelerin biyolojik potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor.

 

Longevity: Bilimsel erilerle Sağlıklı Yaş Alma

 

İlk toplantının ana gündem maddesi olan "Longevity" kavramı, sadece uzun bir ömrü ifade etmekten ziyade, her yaşta aktif ve sağlıklı kalabilme stratejilerini içeriyor. Uzman Dr. Asuman Kaplan Algın tarafından aktarılan bilgiler ışığında; genetik mirasın ötesinde çevresel faktörlerin ve yaşam tercihlerinin biyolojik yaş üzerindeki etkisi somut verilerle ele alındı. Toplantıda; hücresel yenilenme mekanizmaları, fonksiyonel beslenme modelleri ve stres yönetimi gibi iş dünyasını yakından ilgilendiren kritik başlıklar paylaşıldı.

 

Her Ayın 3. Perşembesi Yeni Bir Sağlık Rotası

 

ANSİAD Sağlıklı Yaşam Kulübü, bu buluşmayla birlikte faaliyet takvimini de netleştirdi. Kulüp, üyelerinin fiziksel ve zihinsel sağlığını desteklemek amacıyla her ayın 3. perşembesi Dr. Asuman Kaplan Algın önderliğinde beslenmeden stres yönetimine, uyku kalitesinden fiziksel aktivite modellerine kadar geniş bir yelpazede düzenlenecek olan toplantılar, ANSİAD üyeleri için kalıcı bir rehber niteliği taşıyacak.

 

İş Dünyasında "Sürdürülebilir İnsan" Odak Noktası

 

Kulübün kuruluş amacı hakkında yapılan değerlendirmede, başarılı bir iş yaşamının ancak sağlıklı bir bünye ve zihinle sürdürülebilir olduğu ifade edildi. ANSİAD bünyesinde hayata geçirilen bu yeni platformun, üyeler arasında bilgi paylaşımını artırması ve sağlıklı yaşamı bir kurum kültürü haline getirmesi hedefleniyor.

 

Verimli bir soru-cevap bölümünün ardından sona eren ilk buluşmada misafirler, bilimsel temelli bilgilerle sağlıklı yaş alma stratejileri üzerine deneyimlerini paylaştı.

 

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511
GSM: 0533 372 69 76

 


ZÜLFÜ LİVANELİ ANSİAD 27. AKDENİZ TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU

 

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) gelenekselleşen 27. Akdeniz Toplantısı, 17 Nisan 2026 Cuma günü Akra Hotels’de gerçekleştirildi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek moderatörlüğünde düzenlenen ve “Livaneli ile Sohbet” başlığıyla gerçekleştirilen toplantının onur konuğu, dünyaca ünlü besteci ve yazar Zülfü Livaneli oldu. Livaneli, barış kültüründen emperyalizmle mücadeleye, algoritmanın keşfinden Cumhuriyet devriminin derinliğine kadar geniş bir yelpazede iş dünyasına seslendi.

 

Toplantıda ANSİAD ailesine yeni katılan isimler için bir Üye Alım Töreni de düzenlendi. Yükseliş Koleji Sahibi Ali Özenç ve İskele Balık Lara Sahibi Tahsin Fettahoğlu’na üyelik rozetleri ve belgeleri takdim edildi. Yeni üyelerin rozetleri; gecenin konuğu Zülfü Livaneli ve Başkan Ercan Özbek tarafından birlikte takıldı.

 

Özbek: " Ekonomi Artık Enerji ve Güvenlik Koridorları Üzerinden Şekilleniyor"

 

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, sözlerine okullarda yaşanan şiddet olaylarını kınayarak başladı. Şiddetin her türlüsünün karşısında durmanın hayati olduğunu vurgulayan Özbek, küresel ekonominin sert gerçekleri ile insani değerler arasındaki dengeye dikkat çekti. Dünya tarihinin en karmaşık dönemlerinden birinin yaşandığını ifade eden Özbek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Küresel ekonomi artık yalnızca büyüme rakamlarıyla değil; jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği ve finansal dalgalanmalar üzerinden yeniden şekilleniyor. Savaşın artık sadece cephede değil, ekonomide de kazananları var. Enerji hatları, lojistik koridorlar ve finansal araçlar küresel güç mücadelesinin yeni sahnesi haline gelmiş durumda. Tanker piyasalarındaki olağanüstü değer artışları bize gösteriyor ki; artık sadece üretim değil; taşıma, erişim ve güvenlik de başlı başına stratejik bir değerdir."

 

Özbek: "Ülkemiz Avrupa İçin Sadece Bir Tedarikçi Değil, Güvenilir Bir Üretim Ortağıdır”

 

Ekonomideki dönüşümü rasyonel bir çerçevede analiz eden Özbek: "Üretim artık tek bir ülkede değil, güvenilir ve entegre ortaklarla birlikte yapılıyor. Türkiye bu yeni denklemde güçlü bir yerde duruyor. Ülkemiz Avrupa için sadece bir tedarikçi değil, güvenilir bir üretim ortağıdır. Artık kazananlar ucuz üretenler değil; hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir üretim yapabilenler olacaktır. Ancak bu tabloyu doğru okumak için bölgemizde yaşanan jeopolitik riskleri ve bunların küresel ekonomi üzerindeki makro etkilerini net bir şekilde analiz etmek zorundayız." şeklinde konuştu.

 

Özbek: "Barış, İnsanlığın En Büyük Ortak Çıkarıdır"

 

Küresel büyümenin yavaşladığı ve transatlantik ilişkilerinin bir "stres testinden" geçtiği bu dönemde asıl odak noktasının "insan" olması gerektiğini belirten Ercan Özbek, barışın ekonomik ve toplumsal değerini şu sözlerle vurguladı: "Tüm bu teknik ve karmaşık tablonun ortasında bizim odaklanmamız gereken temel bir hakikat var: Asıl olan insandır. Savaşın ekonomisinin konuşulduğu bir dünyada, barışın kültürünü hatırlamak zorundayız. Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey piyasaların dili değil, vicdanın sesidir. Sayın Livaneli yıllardır bize yalnızca sanatı değil; insanı, adaleti ve birlikte yaşamanın değerini anlatıyor. Unutmamalıyız ki; barış, insanlığın en büyük ortak çıkarıdır.”

 

Özbek: "İnsanı ve Vicdanı Hatırlama Yolculuğu"

 

Toplantının açılışında konuğunu "çağımızın vicdanını temsil eden bir fikir insanı" olarak tanımlayan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, şunları söyledi: "Bugün dünyanın böylesine karmaşık ve sert bir döneminden geçerken en çok ihtiyacımız olan şey insanı, vicdanı ve birlikte yaşamayı hatırlamaktır. Bu akşam sadece bir sohbet değil, hepimiz için bir düşünme ve anlama yolculuğu olacak."

 

Livaneli: “Barışın Düşmanı Çoktur”

 

Zülfü Livaneli, konuşmasına Başkan Özbek’in barış vurgusuna atıfta bulunarak başladı. UNESCO İyi Niyet Elçisi olarak yürüttüğü çalışmalardan örnekler veren Livaneli, barışın tesadüf olmadığını, büyük bir emekle inşa edilmesi gerektiğini belirtti: "UNESCO’da barış kültürü programlarında çalıştım. İsrail ve Filistin arasında ortak sulama projelerinin konuşulduğu dönemlere tanıklık ettim. Ancak barışı bir ağaç yetiştirir gibi senelerce emek vererek yapıyorsunuz ve bir ağacı keser gibi bir saniyede yok ediyorlar. Ortalık barış düşmanlarıyla dolu. Oysa insana en çok yakışan şey barıştır."

 

Livaneli: “Atatürk Bu Ülkenin Kilit Taşıdır”

 

Cumhuriyetin kuruluş felsefesine ve Atatürk’ün “kilit taşı” rolüne geniş yer ayıran Livaneli, mimari bir metaforla toplumsal birliği açıkladı. Bir kubbeyi ayakta tutan şeyin o merkezdeki kilit taşı olduğunu belirten Livaneli: "Mimari yapılarda kubbeleri ayakta tutan bir kilit taşı vardır. Diğer tüm taşlar gelip ona dayanır ve o taşın baskı gücüyle yapı ayakta kalır. Atatürk bu ülkenin kilit taşıdır. Onu çok iyi tespit etmişler. Atatürk’ün tarihsel kurucu rolünün bugün de tartışmaların merkezinde yer almasının sebebi budur." İfadelerini kullandı.

 

Cumhuriyet'in en büyük mucizesinin "kuldan vatandaş yaratmak" olduğunu belirten Livaneli, bu sürecin birleştirici gücüne değindi: "Atatürk, 'Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir' diyerek kapsayıcı bir formül koymuştur. Boşnak, Kürt, Kafkas veya Çerkez fark etmeksizin, aynı apartmanda birbirine yemek gönderen o büyük uluslaşma bilinci, Cumhuriyet’in en büyük başarısıdır. Bu formül, bugün tartışılan pek çok kimlik sorununa aslında yıllar öncesinden verilmiş en rasyonel cevaptır."

 

Livaneli: “Türkiye Bir Köprü Değil, Özel Bir Sentezdir”

 

Türkiye’nin coğrafi konumunun sık sık “köprü” olarak tanımlanmasını eleştiren Livaneli, bu nitelemenin kültürel üretim açısından bir kısırlık yarattığını ifade ederek: “Köprüde medeniyet kurulmaz; köprüye ev yapamazsın, ağaç dikemezsin. Bir tarafımızda Doğu, bir tarafımızda Batı var ve ikisi de 'sen bizden değilsin' diyor. Bizim bu ikisine yaranmaya çalışmak yerine, özel bir kimliğimiz ve sentezimiz olduğunu anlamamız lazım. İonya’dan Frigya’ya, Hititlerden Selçukluya uzanan bu kat kat kültür zenginliği başka hiçbir yerde yok. Biz bu mirasın sahibiyiz.” dedi. Livaneli, Cumhuriyet’in ilanından sonra sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir kimlik inşasının da başladığını belirtti. Bu süreçte kurulan kurumların isimlerinin rastgele seçilmediğini vurgulayan sanatçı, "Sümerbank ve Etibank gibi kurumlar, zihin altımıza Anadolu’nun kadim medeniyetleri olan Sümerleri ve Hititleri yerleştirmek, bu mirasın gerçek sahibi olduğumuzu hatırlatmak için kuruldu. Modern Türkiye Cumhuriyeti, bu topraklardan gelmiş geçmiş tüm kültürlerin yasal ve kültürel varisidir." dedi.

 

Livaneli: “Bizde Düşünce Eyleme Değil, Duygu Eyleme Dönüşür”

 

Toplumların değişim dinamikleri üzerine yaptığı analizde Türkiye’nin bir "duygu toplumu" olduğuna dikkat çeken Livaneli, "Batı toplumları Montesquieu veya Marx gibi isimlerin teorik eserleriyle dönüşür; nehir yatağını düşünceyle değiştirir. Bizde ise dönüşüm heyecanla, yani şiirle ve türküyle olur. Mustafa Kemal ve arkadaşları vatan fikrini Namık Kemal’in şiirlerinden aldılar. Bizde düşünce eyleme değil, duygu eyleme dönüşür." ifadelerini kullandı.

 

Livaneli: “Algoritma Bir Harzem Türkünün Mirasıdır”

 

Livaneli, iş dünyasına modern teknolojinin köklerini hatırlatarak çarpıcı bir “kültür arkeolojisi” örneği sundu. Türk sivil toplum kuruluşlarının ve iş insanlarının bu tür tarihsel miraslara sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak; “Algoritmayı yaratan bir Türk’tür (Al-Harizmi). İngilizler Shakespeare’e sahip çıkmasa biz onu bilir miydik? Ülke kendi değerine önce kendisi sahip çıkacak. Sizler gibi sivil toplum kuruluşlarının büyük görevlerinden biri, bu 'kültür arkeolojisi'ni yaparak değerlerimizi ortaya çıkarmaktır. Antalya’da bu bilincin sembollerini dikmelisiniz." dedi.

 

Livaneli: "Şiddet Kültürünü Topyekûn Lanetlemeliyiz"

 

Başkan Ercan Özbek’in okullardaki şiddet olaylarına dair açtığı başlığa yanıt veren Livaneli, öldürmenin hiçbir hafifletici sebebi olamayacağını savundu:"Şiddet kültürünün kökten değişmesi lazım. Öldürmenin hiçbir şekilde hoş görülmemesi gerekiyor. Maalesef toplumumuzda 'namus için', 'futbol takımı için' veya 'milli hisler' bahanesiyle cinayetler hafifletiliyor. Düğünde ateş edip çocuk vuran, balkonlarda can alan bu öldürme kültürünü topyekûn reddetmezsek, lanetlemezsek kurtulamayız. Okul saldırılarında görülen özentiler, tamamen dış kaynaklı şiddet kültürünün bir yansımasıdır."

 

Livaneli: “Kuralsız Ekonomik Düzen Ciddi Toplumsal Maliyetler Doğurur”

 

Konuşmasının son bölümünde liyakat ve stratejik planlamaya odaklanan Livaneli, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) gibi kurumların rasyonel işleyişinin önemine dikkat çekti. Fütürolog Alvin Toffler’ın Türkiye ziyareti sırasında kendisine söylediği sözleri hatırlatan Livaneli: "Toffler; 'Ucuz işçiliğe dayanan bir ekonomi sürdürülebilir değildir, sermaye daha ucuzunu bulunca gider' demişti. Kore ve Japonya gibi ülkeler niş alanlar seçip buralarda uzmanlaşarak devleştiler. Bizim de strateji yapmamız, inovasyona odaklanmamız gerekiyor. Kuralsız ekonomik düzenin ciddi toplumsal maliyetler doğurur. Bir yanda suya erişimi olmayanlar varken, diğer yanda tek bir kişinin hesabında trilyon dolarların olması dünyanın başını daha büyük dertlere sokacaktır."şeklinde konuştu. Yapay zekanın ve robotik teknolojilerin dünyayı kaotik bir hızla değiştirdiği bu dönemde, Türkiye’nin ancak inovasyon ve kurumsal stratejiyle ayakta kalabileceğini belirten Livaneli, bu sözlerle konuşmasını tamamladı.

 

ANSİAD 27. Akdeniz Toplantısı, üyelerden gelen soruların yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuk konuşmacı Zülfü Livaneli’ye günün anısına Seramik Antalya Gravürü takdim etmesiyle sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511
GSM: 0533 372 69 76


BURAK DALGIN ANSİAD’DA KONUŞTU: "TAKİP EDEREK DEĞİL, SIÇRAYARAK KALKINABİLİRİZ"

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) 2026 faaliyet yılı 7. Olağan Toplantısı, 14 Nisan Salı günü Akra Hotels’de gerçekleştirildi. ANSİAD Üyesi, Graphx Ajans ve LEİ Hotel Sahibi Necdet Alkandemir’in moderatörlüğünde düzenlenen toplantının konuğu, İYİ Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın oldu. "Savaşın Gölgesinde Türkiye’de Ekonomik Güvenlik ve Jeoekonomi" başlığıyla düzenlenen buluşmada, küresel belirsizlikler ve Türkiye'nin yeni dünya düzenindeki stratejik konumu ele alındı.

 

Alkandemir: "Demokratik bir platformda her konuyu konuşuyoruz"

 

Toplantının açılışını yapan moderatör Necdet Alkandemir, ANSİAD’ın demokratik yapısına vurgu yaparak, "ANSİAD olarak tüm siyasi görüşlere ve uzmanlıklara kapımızı açıyor; her türlü sorunun özgürce tartışılabildiği rasyonel bir platform sunuyoruz. Bu akşam hem girişimcilik hem de fon yönetimi tecrübesi olan bir konukla ekonomik güvenliği konuşacağız." dedi.

 

Dalgın: "Bilmediğimizi bilmediğimiz bir belirsizlik dünyasındayız"

 

Konuşmasına küresel değişimin hızıyla başlayan Burak Dalgın, risk ile belirsizlik arasındaki farkın altını çizdi. Dalgın, "Risk, ihtimalleri fiyatlayabildiğimiz bir şeydir; yazı-tura atmak gibidir. Ancak biz şu an bir belirsizlik dünyasındayız. En tehlikelisi de 'bilmediğimizi bilmediğimiz' alanın giderek büyümesi. Bu defa yaşadığımız dönüşümün hızı önceki dönemlerden çok farklı. Telefonun 100 milyon kullanıcıya ulaşması 75 yıl sürerken, Chat GPT bu rakama sadece iki ayda ulaştı. İlk defa aklımıza ve mantık yürütme kabiliyetimize alternatif olan bir zeka ile karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.

 

Dalgın: "Üçgen Riski: Tekno-Otokrasi, tekelleşme ve dijital anarşi"

 

Teknolojinin birey üzerindeki etkilerini bir "Üçgen Riski" üzerinden tanımlayan Dalgın, yeni bir kamusallık ihtiyacına vurgu yaptı: "Bir tarafta devletin teknolojiyi baskı aracı olarak kullandığı 'Tekno-Otokrasi', diğer tarafta bizi bizden iyi tanıyan algoritmalarıyla büyük teknoloji şirketlerinin tekelleşme riski, üçüncü uçta ise haysiyetimize saldıran 'Dijital Anarşi' var. Facebook’un sadece 80 beğeninize bakarak davranışlarınızı eşinizden daha iyi tahmin edebildiği bir dönemdeyiz. Bu üçgenden ancak yeni bir kamusallık anlayışıyla, orta direk etrafında örülen yeni bir demokrasi modeliyle çıkabiliriz."

 

Dalgın: "Türkiye takip ederek değil, sıçrayarak kalkınabilir"

 

Geleneksel kalkınma modellerinin artık geçerliliğini yitirdiğini belirten Dalgın, Türkiye için yeni bir rota çizdi: "Önümüzde artık bir İngiltere veya bir başka rol model yok, herkes eşitlendi. Türkiye takip ederek kalkınamaz; ancak sıçrayarak kalkınabilir. Takip mesafesi çok açıldı. Tıpkı bankacılık sistemi olmayan Kenya’nın doğrudan mobil ödemeye sıçraması gibi, biz de yeni teknolojilerle keskin dönüşümler yaratmalıyız. Teknoloji değişiyor, ekonomik yapıyı değiştiriyor; en arkadan ise hukuk ve siyaset gelmeye çalışıyor. Bizim bu hızı yakalamamız şart."

 

Dalgın: "Maliyet artacak ama güvenlik sağlanacak"

 

Ekonomik güvenliğin artık sadece verimlilik üzerinden okunamayacağını belirten Dalgın, jeoekonomik perspektifi şöyle anlattı: "Eskiden malı nerede en ucuzsa oradan alırdık. Şimdi bu dünya bitti. Artık 'onshore' (içeride), 'near-shore' (yakın ülkelerde) ve 'friend-shore' (dost ülkelerde) üretim modellerini konuşuyoruz. Paçal maliyetimiz 8 dolardan 10 dolara çıkacak belki ama bu bir sigorta poliçesi primidir. Enerji ve gıdada, hatta MR cihazı için helyum gazında bile tedarik zincirinin kırılganlıklarını yönetmek zorundayız. Jeoekonomi artık doğrudan milli güvenliktir."

 

Dalgın: "1911 vizyonuyla siber kuvvetler kurulmalı"

 

Dijital savunmanın önemine değinen Dalgın, tarihi bir örnek vererek: "Uçak icat edildikten sadece 8 yıl sonra, 1911’de Türk Hava Kuvvetleri kurulmuştu. O günün yöneticileri teknolojik sıçramayı görüp adapte olmuştu. Bugün de aynısını siber güvenlik için yapmalıyız. Firmalarımızın siber korsanlar tarafından ele geçirilmesini izleyemeyiz. Siber güvenliği kamusal yapıya oturtmalı ve acilen 'Siber Kuvvetler' yapısını kurmalıyız. Finansal ödeme sistemlerimizdeki bir aksama Türkiye için en büyük risklerden biridir." Dedi.

 

Dalgın: “Antalya, küresel ligde aşık atacak bir yıldız şehirdir”

 

Türkiye’nin ekonomik varlıklarının Marmara Denizi çevresinde yoğunlaşmasının büyük bir güvenlik riski olduğunu ifade eden Dalgın, Antalya özelinde şu tespiti yaptı: "Ülkemizin ihracatının ve sanayi devlerinin üçte ikisi fay hattı üzerinde. Bu tabloyu değiştirmek için Anadolu’dan en az 15 'Yıldız Şehir' çıkartmalıyız. Antalya zaten doğal bir yıldız şehirdir. Ancak bu ligde küresel ölçekte aşık atabilmesi için arkasında doğru bir ekonomi yönetimi ve destek olması gerekir."

 

Dalgın: "Talebi baskılayan değil, arzı artıran bolluk ekonomisi"

 

Mevcut ekonomi yönetimi modelini değerlendiren Dalgın, kendi modellerini şöyle özetledi: "Sayın Bakan ile anlaşamadığımız temel nokta burası. O, 100 kişinin istediği suyu 40 kişiye düşürerek fiyatı indirmeye çalışıyor. Ben ise 10 tane daha su üretilsin, herkes su içsin ve fiyat öyle düşsün diyorum. Bizim modelimiz 'Bolluk Bereket Ekonomisi'dir. Türkiye çift paralı bir ülkedir; sadece TL faiziyle bu işi çözemezsiniz."

 

Dalgın: "Orman yanıyorsa hepimiz duyuyoruz"

 

Sosyal yardım sistemindeki karmaşaya da değinen Dalgın, "Türkiye’de 40 çeşit sosyal yardım var. Vatandaş, bir partinin ilçe başkanını tanıdığı için değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için hakkı olanı alacak. Tek bir aplikasyon üzerinden, kişiye tanımlı ve şeffaf bir gelir desteği modeline geçeceğiz. Emekli ikramiyesini de siyasetin açık artırmasından çıkarıp asgari ücrete sabitleyerek rasyonalize edeceğiz." şeklinde konuştu.

 

Toplantıyı bir Afrika atasözüyle noktalayan Dalgın, "Aslan, ceylan ve sırtlan aynı yöne koşuyorsa orman yanıyor demektir. Bugün esnaf, çiftçi ve emekli aynı anda bağırıyorsa o orman yanıyordur. Biz; Pollyannacılığa, pansumancılığa, panikçiliğe ve popülizme karşı, ayakları yere basan 'Güvenli Ekonomi' modelimizle buradayız." diyerek sözlerini tamamladı.

 

Soru ve cevap bölümünün ardından sona eren toplantının kapanışında; ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ile ANSİAD Üyesi, Graphx Ajans ve LEİ Hotel Sahibi Necdet Alkandemir, günün anısına konuk konuşmacı İYİ Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’a Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın imzasını taşıyan özel bir seramik kuş hediye takdim etti.

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


KÜRESEL GIDA TEDARİK ZİNCİRİNDE İRAN BOŞLUĞU: TÜRK TARIMI İÇİN STRATEJİK KAZANIM FIRSATLARI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Tarım ve Gıda Çalışma Masası, küresel tarım piyasalarındaki son gelişmeleri ve bölge ekonomisine yansımalarını değerlendiren kapsamlı bir analiz yayımladı. Mart 2026 itibarıyla İran hükümetinin, bölgedeki silahlı çatışma ortamı nedeniyle tüm gıda ve tarım ürünleri ihracatını "bir sonraki duyuruya kadar" resmen durdurması, Türk tarım sektörü için stratejik bir ihracat penceresi araladı.

 

Pazarda 1,6 Milyar Dolarlık Arz Boşluğu

 

İran'ın bölgesel tarım ticaretindeki ağırlığı, özellikle meyve ve sebze gruplarında kritik bir seviyededir. Yıllık bazda yaklaşık 1,4 milyar dolar değerinde taze meyve ve 260 milyon dolar değerinde taze sebze ihraç eden İran, bu kararıyla pazarın büyük bir bölümünü sahipsiz bırakmıştır.

 

Karpuz ve Kavun: Dünya karpuz üretiminde 2. (yıllık 4,1 milyon ton), kavun üretiminde ise 3. sırada (1,7 milyon ton) yer alan İran’ın çekilmesi, Orta Doğu kavun pazarının %48’ini boşa çıkarmıştır.

 

Rusya Pazarı: Geçmişte yaşanan krizlerin ardından Rusya pazarı yeniden Türkiye’nin birinci ihracat pazarı konumuna yükselmiştir. 2023 yılının ilk 8 ayında 588 milyon dolarlık yaş meyve sebze ihraç edilen Rusya, İran’ın çekilmesiyle rotasını tamamen Türkiye’ye kırmıştır.

 

Antalya Verileri: Antalya Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği verileri, son 10 gün içinde domates, biber, salatalık ve patlıcan sevkiyatında belirgin bir artış yaşandığını teyit etmektedir.

 

Rusya Pazarı Yeniden Türkiye’ye Yöneldi

 

Tarihsel bağlamda Rusya pazarı, 2015 uçak krizi sonrası Türk domatesine uygulanan kotalar nedeniyle bir dönem İran ürünlerine yönelmişti. Ancak 2023 yılı itibarıyla Türkiye, Rusya’nın birinci ihracat pazarı konumuna yeniden yükselmiştir. Mart 2026 verilerine göre, on yıldır İran’dan ucuza alım yapan Rusya, yasağın ardından rotasını tamamen Türkiye’ye çevirmiştir. Antalya’daki komisyoncular ve ihracatçılar; domates, biber, salatalık ve patlıcan sevkiyatında son 10 gün içerisinde ciddi bir artış yaşandığını teyit etmektedir. Rusya'nın yıllık 6,8 milyar dolarlık taze sebze meyve ithalat hacmi düşünüldüğünde, İran’ın çekilmesiyle oluşan boşluğun boyutu daha net anlaşılmaktadır.

 

Üretici İçin Kritik Uyarı: "Ekim ve Dikim Penceresi Hâlâ Açık"

 

ANSİAD Tarım ve Gıda Çalışma Masası, yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üretimden vazgeçmeyi düşünen çiftçilere yönelik kritik bir hatırlatmada bulunmaktadır: Nisan 2026 itibarıyla temel ihracat ürünlerinin tamamı için ekim penceresi açıktır.

 

Nisan 2026 itibarıyla tarımsal üretimde kritik bir eşikte bulunulurken, ANSİAD Tarım ve Gıda Çalışma Masası tarafından derlenen veriler ışığında ekim ve dikim takvimi şu şekilde detaylandırılmaktadır:

 

Karpuz: Nisan sonu ile mayıs ayı arasında ekimi gerçekleştirilen karpuzun hasat dönemi temmuz ve ağustos aylarına denk gelmektedir; Nisan 2026 itibarıyla ekim penceresi hala açıktır.

 

Domates: Fide dikimi mayıs ayında yapılan domatesin hasadı temmuz ve eylül ayları arasında gerçekleşmektedir; bu ürün grubu için de dikim penceresi açık durumdadır.

 

Salatalık: Nisan ve mayıs aylarında ekimi yapılan salatalığın hasadı haziran ayında başlayıp eylül ayına kadar sürmektedir; Nisan ayı itibarıyla üretim süreci için uygun zaman dilimindedir.

 

Biber ve Patlıcan: Fide dikimi mayıs ayında gerçekleştirilen bu ürünlerin hasat dönemi temmuzda başlayıp ekim ayına kadar uzanmaktadır; Nisan 2026 itibarıyla dikim hazırlıkları için pencere açık kalmaya devam etmektedir. Arzın düşmesiyle birlikte dünya pazarında fiyatların yükseleceği öngörülmektedir; bu durum üreticilerimiz için yüksek girdi maliyetlerini telafi etme imkânı sunacaktır.

 

Kalıcı Bir Pazar Hakimiyeti Mümkün mü?

 

Savaş ve çatışma ortamı sona erse dahi, İran'ın tarım ihracatına hemen dönmesi fiziksel olarak mümkün görünmemektedir. İran'ın liman tesisleri, soğuk zincir altyapısı ve ulaşım ağları ciddi hasar görmüş durumdadır. Bu altyapının onarımı ve denizcilik sigortası krizlerinin aşılması iyimser senaryoda bile 6-12 ay sürecektir. Bu süre zarfında kurulacak yeni tedarikçi ilişkileri, Türk ürünlerinin pazar hakimiyetini kalıcı hale getirebilir.

 

ANSİAD Tarım ve Gıda Çalışma Masası’ndan Üretici ve İhracatçılara Adım Önerileri

 

Fide Tedariği: Domates, biber ve patlıcan için son pencere olan mayıs sonuna kadar fide siparişlerini tamamlayın.

 

Zamanlama: Şimdi yapılacak karpuz ve kavun ekimi, Temmuz-Ağustos hasadıyla tam olarak İran’ın boşalttığı yaz mevsimi pazarına denk gelecektir.

 

Kalite Standartları: Rusya pazarının talep ettiği fitosaniter sertifika ve Bitki Sağlık Sertifikası hazırlıklarını şimdiden tamamlayın.

 

Sonuç olarak; Türkiye’nin 2024 yılı için taze meyve sebze ihracatındaki 6,5 milyar dolar hedefine ulaşması noktasında bu arz açığı stratejik bir kaldıraç görevi görecektir. Ekmeyen çiftçinin bu fırsattan yararlanması mümkün olmayıp, ekim yapan üreticimiz hem arz boşluğundan hem de beklenen yüksek fiyat ortamından faydalanabilecektir.

 

Kaynakça:

 

·  Dünya Gazetesi (03.03.2026) - İran, gıda ihracatını durdurdu

·  Tehran Times (2024-2025) - Bölgesel Ticaret Raporları

·  Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) - Yaş Meyve Sebze İhracat Raporları

·  Ticaret Bakanlığı Yaş Meyve ve Sebze İhracat Raporu

·  Milliyet (Mart 2026) - Türkiye'den Rusya'ya sebze ihracatı artışı

·  Wikipedia (Nisan 2026) - 2026 Iran War altyapı hasar raporları

 

 

Saygılarımızla,

 

ANSİAD Tarım ve Gıda Çalışma Masası


ANSİAD’DAN ORTAK AKIL VURGUSU: COP31 SİVİL PLATFORMU BİLDİRİSİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), kentimizin ev sahipliği yapacağı 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31) hazırlıkları kapsamında, sivil toplumun görüş ve önerilerini içeren "COP31 Sivil Platformu Ortak Bildirisi"ni, 2 Nisan 2026 Perşembe günü düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.

 

25 Şubat 2026 tarihinde ANSİAD ev sahipliğinde bir araya gelen sivil toplum temsilcileri, Antalya’nın iklim geleceğine dair ortak beklentilerini kapsamlı bir çerçeve ile metne dönüştürdü. Bugün açıklanan bu bildiri; organizasyonun operasyonel süreçlerinden kentin uzun vadeli çevre stratejilerine kadar geniş bir alanda sivil toplumun sunacağı yapıcı katkıları detaylandırıyor.

 

Hazırlık Sürecinde Katılımcı Yaklaşım

 

Ortak bildiride, COP31’in Antalya’nın altyapı standartlarını yükseltmek ve çevreyle uyumlu gelişimini hızlandırmak adına önemli bir imkan sunduğu vurgulanıyor. Siyasi irade, devlet bürokrasisi ve sivil toplum entegrasyonunun rasyonel bir örneğini Antalya'da sergilemeyi amaçlayan platform; sivil toplumun hazırlık çalışmalarına kurumsal düzeyde dahil edilmesini öncelikli adım olarak öneriyor. Yerel bilgi birikiminin uluslararası platformlarda değerlendirilmesi ve kentin iklim risklerine karşı dayanıklı hale getirilmesi, bu rasyonel iş birliği modelinin temelini oluşturuyor.

 

Stratejik Başlıklar ve Çözüm Önerileri

 

Hazırlanan yol haritası; ulaşım yönetimi, su kaynaklarının verimli kullanımı, sürdürülebilir turizm ve afet hazırlığı gibi kritik alanlarda somut çalışma başlıkları sunuyor. ANSİAD, bu sürecin tüm paydaşların eş güdümüyle yürütülmesini, organizasyonun kent için kalıcı kazanımlara dönüşmesinin temel şartı olarak görüyor. Bildiride öne çıkan çözüm alanları şunlardır:

 

Ulaşım ve Lojistik: Expo alanı ve şehir merkezi arasında yüksek kapasiteli ulaşım çözümleri, akıllı trafik sistemleri ve güvenli transfer altyapısı.

Su ve Enerji Yönetimi: Su kayıp ve kaçaklarının azaltılması, yağmur suyu hasadı gibi alternatif kaynaklar ve binalarda enerji verimliliği.

Dirençli Kentleşme: İklim risklerine duyarlı imar planları, ısı adası etkisini azaltacak kentsel tasarımlar ve afet dirençli altyapı yatırımları.

Çevresel Standartlar: Konferansın düşük karbonlu ve "Sıfır Atık" ilkelerine uygun şekilde planlanması.

 

Özbek: "COP31, Antalya’nın geleceğine hizmet eden bir kazanım modelidir"

 

Toplantının açılışında konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, COP31’in Antalya için taşıdığı stratejik değere dikkat çekti. Özbek, "Bu süreci, şehrimizin uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini hayata geçirecek stratejik bir zemin olarak değerlendiriyoruz. COP31'in şehirde bırakacağı mirasın derin olması hedefiyle, hazırlık sürecini somut çıktılar üretecek teknik bir altyapıyla destekliyoruz. Antalya’nın iklim hafızasını ve gelecek stratejisini oluşturmaya kararlıyız," dedi.


Özbek, konuşmasında stratejik yol haritasına dair şu vurguyu yaptı: "COP31 hazırlık sürecini, kentimizin önceliklerini ve ihtiyaç alanlarını netleştiren stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. Bu kapsamda, ölçülebilir hedeflerin belirlendiği ve sürekliliği olan bir yol haritasının oluşturulmasını önemsiyoruz. Antalya’nın iklim risklerine karşı direncini artırmak adına, bilim temelli ve bütüncül bir planlamayı hayata geçirmeye kararlıyız. Sivil toplumun bilgi ve deneyimiyle bu sürece sunduğu katkı, şehrimizin sürdürülebilir geleceği için en güçlü yapı taşlarından biridir."

 

Akademik ve Teknik Güç Birliği

 

Platformun en güçlü yanlarından birini, kentimizdeki üniversitelerin bilimsel desteği ve akademik odaların teknik tecrübesi oluşturmaktadır. Akademik camianın sunduğu veri temelli yaklaşımlar ile meslek odalarının uygulama safhasındaki saha deneyimi, COP31 hazırlıklarının rasyonel ve uygulanabilir bir zeminde ilerlemesini sağlamaktadır. Bu geniş tabanlı destek, Antalya’nın iklim değişikliğiyle mücadelesinde sadece bir organizasyon başarısı değil, aynı zamanda kalıcı bir yerel kalkınma modeli oluşturma kararlılığının bir göstergesidir.

 

Uzman Çalışma Grupları Raporlarını Hazırlıyor

 

Sivil toplumun sürece teknik bilgi ve deneyimiyle aktif bir paydaş olarak dahil olduğunu belirten platform; Antalya’nın ihtiyaçlarını belirlemek üzere şu başlıklarda kapsamlı raporlar hazırlıyor:

 

·         İklim Riskleri ve Afetler

·         Su Güvenliği ve Kuraklık Yönetimi

·         Turizm, Enerji, Dijital ve Yeşil Dönüşüm

·         Kentleşme, Doğa Koruma ve Afet Direnci

·         Sektörel Etki Analizleri

 

Ortak Bildiri Metni Paylaşıldı

Başkan Ercan Özbek’in değerlendirmelerinin ardından, COP31 Sivil Platformu adına hazırlanan ortak bildiri metnini okumak üzere ANSİAD İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı Cem Arüv, platformun teknik detaylarını ve somut çözüm önerilerini içeren beyannameyi basın mensuplarıyla paylaştı. Arüv, bildirinin Antalya’nın tüm katmanlarını temsil eden bir "ortak akıl" ürünü olduğunu ifade ederek, raporlama süreçlerinin takvimine dair bilgiler verdi.

Antalya için Küresel Referans Hedefi

 

Bildirinin sonuç bölümünde; Antalya’nın turizm ve tarım ekonomisinin iklim değişikliğine karşı korunmasının hayati bir önem taşıdığı belirtildi. Atılacak stratejik adımların, Antalya’yı iklim uyumu, yeşil ekonomi ve sürdürülebilir şehircilikte dünya genelinde referans alınan bir kente dönüştüreceği ifade edildi.

 

Sunumların tamamlanmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan platform temsilcileri, hazırlık sürecinin şeffaflığı ve yerel paydaşların katılımı konusundaki soruları detaylandırdı. Toplantı, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin bir araya geldiği toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

 

COP31 Sivil Platformu, hazırlanan raporları konferans tarihine kadar tamamlayarak Antalya’nın uzun vadeli "Net Sıfır Yol Haritası"na katkı sunmaya hazır olduğunu kamuoyuna saygıyla duyurdu.

 

EK: BİLDİRİYE İMZA ATAN KURULUŞLAR

 

1-     AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

2-     SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

3-     MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ

4-     ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ

5-     ANTALYA BİLİM ÜNİVERSİTESİ

6-     ANTALYA BELEK ÜNİVERSİTESİ

7-     ANTALYA TEKNOKENT A.Ş.

8-     GÖLLER BÖLGESİ TEKNOKENT A.Ş.

9-     AOSB TEKNOPARK A.Ş.

10-  MAKÜ TEKNOLOJİ TRANSFER OFİSİ

11-  TMMOB MİMARLAR ODASI (Antalya Şube)

12-  TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI (Antalya Şube)

13-  TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI (Antalya Şube)

14-  TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI (Antalya Şube)

15-  TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI (Antalya Şube)

16-  TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI (Antalya Şube)

17-  TMMOB PEYZAJ MİMARLARI ODASI (Antalya Şube)

18-  BAKSİFED (Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu)

19-  ANSİAD (Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği)

20-  AKTOB (Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği)

21-  MÜSİAD (Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği)

22-  OSİAD (Antalya Organize Sanayi İş İnsanları Derneği)

23-  ANTGİAD (Antalya Genç İş İnsanları Derneği)

24-  ANTİKAD (Antalya İş Kadınları Derneği)

25-  AGİDER (Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği)

26-  YÖRSİAD (Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği)

27-  KONYSİAD (Konyaaltı İş İnsanları Derneği)

28-  ANTİAD (Antalya İş İnsanları Derneği)

29-  KEMİAD (Kemer İş İnsanları Derneği)

30-  ASMD (Akdeniz Serbest Mimarlar Derneği)

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511
GSM: 0533 372 69 76

 

 


TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI AV. R. ERİNÇ SAĞKAN: “TÜRKLER KIBRIS’IN KURUCU HALKIDIR; AZINLIK DEĞİLDİR”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından düzenlenen yılın 6. Olağan Toplantısı, 24 Mart 2026 Salı günü Akra Hotels’de gerçekleştirildi. “Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve Yarını” başlığıyla düzenlenen toplantının konuğu, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. R. Erinç Sağkan oldu.


Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Kıbrıs meselesinin yalnızca siyasi bir konu olmadığını; bölgesel istikrar, ticaret yolları, enerji kaynakları ve yatırım ortamı açısından taşıdığı kritik önemi vurguladı. Tarihsel perspektifin önemine değinen Sağkan, Kıbrıs sorununun çözümünün diplomatik bir mesele olmasının yanı sıra, ekonomik bir fırsat olarak da ele alınması gerektiğini ifade etti.

 

Özbek: “Yeni ekonomi, güvenilir ortaklıklar üzerine kuruluyor”

 

Açılış konuşmasına küresel ekonomideki köklü dönüşüme dikkat çekerek başlayan Özbek, üretim anlayışındaki değişimi şu sözlerle aktardı: “Dünya ekonomisinin yalnızca büyüme rakamlarıyla değil; enerji, güvenlik ve tedarik zincirleri üzerinden yeniden tanımlandığı bir dönemden geçiyoruz.” Bu dönüşümü “Made with Europe” yaklaşımı üzerinden değerlendiren Özbek, üretimin artık tek bir merkezden ziyade entegre yapılarla sürdürüldüğünü belirterek; “Üretim artık tek bir ülkede değil, güvenilir ve entegre ortaklarla birlikte yapılıyor. Türkiye bu yeni denklemde güçlü bir yerde duruyor.” dedi. Türkiye’nin stratejik konumuna özel bir vurgu yapan Özbek, “Türkiye artık Avrupa için sadece bir tedarikçi değil, güvenilir bir üretim ortağıdır.” ifadesini kullandı. Yeni dönemdeki rekabet koşullarının farklılaştığını ise şu şekilde özetledi: “Artık kazananlar; ucuz üretenler değil, hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir üretim yapabilenler olacaktır.”

 

Özbek: “Her kriz aynı zamanda fırsatlar barındırır”

 

Küresel risklerin makro etkilerine değinen Ercan Özbek, özellikle İran merkezli gerilimlerin yansımaları hakkında; “İran merkezli gerilim ve çatışma riski, yalnızca bölgesel bir mesele değildir; küresel ekonomi üzerinde doğrudan etkiler üretmektedir.” uyarısında bulundu. Enerji fiyatları, arz kesintileri ve enflasyon baskısının iş dünyası üzerindeki etkilerini ise şu sözlerle paylaştı: “Enerji maliyetlerinde öngörülemez artışlar, lojistik sürelerinde uzama, finansmana erişimde zorlaşma ve talep tarafında dalgalanmalar kaçınılmaz hale gelmektedir.” Ancak bu kriz ortamının Türkiye için sunduğu avantajlara da işaret eden Özbek; “Avrupa’nın riskli bölgelerden çıkışı hızlanacaktır. Türkiye gibi güvenli üretim merkezlerine yönelim artacaktır.” diyerek, “Yeni dünyada en büyük rekabet avantajı, kesintisiz üretim ve güvenilir tedariktir.” değerlendirmesinde bulundu.

 

Özbek: “Gümrük Birliği modernizasyonu stratejik zorunluluktur”

 

Küresel gelişmelerin Antalya özelindeki yansımalarını turizm sektörü üzerinden değerlendiren Özbek, “İran savaşı ve bölgesel gerilimler, Antalya turizmini doğrudan talep tarafında etkilemeye başlamıştır.” dedi. Sektördeki dönüşüm ihtiyacını vurgulayan Özbek, “Turizm artık sadece rekabetle değil, risk yönetimiyle kazanılan bir sektördür.” ifadesini kullanırken, Türkiye’nin güvenli liman imajının Avrupa pazarında güçlendiğini belirtti: “Türkiye güvenli destinasyon olarak öne çıkıyor. Avrupa pazarı güçleniyor, alternatif pazarlar devreye giriyor.” Antalya’nın ekonomik vizyonuna dair, “Antalya’nın geleceği daha çok turistte değil, daha yüksek değerde yatmaktadır.” diyen Özbek, Avrupa ile ekonomik entegrasyonun mevcut eksikliklerine dikkat çekti: “Bugünkü Gümrük Birliği yapısı hizmetleri kapsamıyor, tarımda sınırlı kalıyor ve dijital ekonomiyi yeterince içermiyor.” Modernizasyon sürecini “Bu bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur.” şeklinde tanımlayan Özbek, ekonomi ve jeopolitiğin iç içe geçtiğini vurgulayarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Ekonomi ile jeopolitik artık ayrılmaz bir bütündür.” ve “Kıbrıs meselesi sadece bir tarih konusu değil, Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini anlamak açısından kritik bir başlıktır.”

 

R. Erinç Sağkan: “1960 Anayasası iki halkın ortak yaşam iradesini ortaya koyar”

 

Toplantının konuk konuşmacısı Türkiye Barolar Birliği Başkanı R. Erinç Sağkan, Kıbrıs meselesini uluslararası hukuk perspektifinden ele alarak; “Ben bir tarihçi değilim. Uluslararası hukuk perspektifinden Kıbrıs’ın bulunduğu konumu değerlendirmek benim açımdan daha doğru bir zemindir. Bunun için tarihsel gelişimleri bilmek gerekiyor.” dedi. 1960 Anayasası’nın Türklerin haklarını güvence altına alan yapısına değinen Sağkan, şunları söyledi: “1960 Anayasası, iki halkın ortak yaşama iradesini ortaya koyan bir metindir. Türkler nüfusun %20’sini oluşturuyordu. Cumhurbaşkanı Rum kesiminin seçimiyle, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Türklerin kendi içlerinden seçimiyle belirlendi. Bakanlıklar ve silahlı kuvvetler etnik yapıya göre dağıtılmıştı. Bu oran, Türklerin temsil ve kazanımlarını açıkça güvence altına oluyordu.” Sürecin kırılma noktasını ise şu sözlerle aktardı: “1963’te Rum kesimi anayasayı tanımadığını ilan ederek silahlı çatışma sürecini başlatmıştır. Amaç, adayı Yunanistan’a bağlamaktı. Türkler Lefkoşa’nın kuzeyi ve Girne bölgesinde bir kanton olarak sıkıştı. Kendi mevzuat ve anayasalarını hazırlayarak yaşamlarını sürdürdüler.”

 

R. Erinç Sağkan: “Türkler azınlık değil, Kıbrıs’ın kurucu halkıdır”

 

Rum kesiminin sunduğu argümanların hukuki geçersizliğini vurgulayan Sağkan, “Rum kesimi, Türkleri bir azınlık olarak gösterip Türkiye’nin müdahalesini ‘işgal’ olarak tanımlamaya çalışıyor. Oysa bu argümanlar tarihsel ve hukuki açıdan geçersizdir. Osmanlı döneminden itibaren Türkler adanın asli halkıdır ve hiçbir zaman azınlık olarak yönetilmemiştir.” dedi. Bu tezini tarihi bir örnekle destekleyen Sağkan, “1907’de Winston Churchill adayı ziyaret ettiğinde, Rum milletvekilleri ana vatana bağlanma talebini iletti. Türk milletvekilleri ise adanın Türkiye’ye bağlanması gerektiğini açıkça ifade ettiler. Bu durum, Türklerin adadaki hak sahibi konumunu net şekilde ortaya koyar.” ifadelerini kullandı.

 

R. Erinç Sağkan: “Federal çözüm denemeleri sonuçsuz kaldı; iki devletli çözüm gündemde”

 

Müzakere süreçlerinin geçmişini değerlendiren Sağkan, “Yarım asra yakın süredir BM parametreleri çerçevesinde federal çözüm yöntemleri denenmiştir. 2004 Annan Planı ve 2017 Montana Zirvesi gibi girişimlerde Rum kesimi çözüm için hiçbir zaman istek göstermemiştir. Oysa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çözüm için adım atmıştır.” diyerek mevcut durumu şu sözlerle özetledi: “Bugün artık federal çözüm olasılığı ciddi şekilde sınırlanmış durumdadır. Egemen eşitlik çerçevesinde iki bağımsız devletin varlığı, kendi aralarında iş birliği anlaşmalarıyla adanın refahını ve zenginliklerini hakça paylaşabilecekleri bir düzen sağlayabilir.”

 

R. Erinç Sağkan: “Türkiye ve KKTC’nin iş birliği Doğu Akdeniz’de fırsat yaratıyor”

 

Kıbrıs’ın Türkiye’nin savunma ve enerji stratejisindeki yerine değinen Sağkan, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı, Türkiye’nin savunması ve Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının korunması açısından kritik önemdedir. Sondaj faaliyetleri ve hidrokarbon kaynakları, Türkiye ve KKTC’nin ortaklaşa hareket etmesini zorunlu kılıyor. Bu, sadece ekonomik değil, stratejik bir iş birliğidir.” dedi. Deniz yetki alanlarının önemine vurgu yaparak, “Kuzey Kıbrıs’ın kıta sahanlığı Güney Kıbrıs’tan daha uzun ve Türkiye ile hareket edildiğinde Doğu Akdeniz’de yaratacağı muazzam imkanlar vardır. Enerji ihtiyacının buradan karşılanması ve Münhasır Ekonomik Alan anlaşmalarının etkin uygulanması son derece önemlidir.” değerlendirmesinde bulundu. Sağkan, konuşmasını genç nesillere yönelik bir çağrıyla tamamladı: “Maalesef bazı yeni jenerasyon, Kıbrıs’ın stratejik ve hukuki önemini tam kavrayamıyor. Türkiye ve KKTC’nin uluslararası hukuk çerçevesinde haklarını anlatmak, gençlerimize bu bilinci kazandırmak zorundayız.”

 

Soru ve cevap bölümünün ardından sona eren toplantının kapanışında; ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ile ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Ekonomik & Sektörel Gelişme Çalışma Masası Başkanı H. Ergin Civan, günün anısına Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. R. Erinç Sağkan’a Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın imzasını taşıyan özel bir seramik kuş hediye takdim etti.

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DA 8 MART’A ÖZEL VİZYON: “YÖNETİM KURULLARINDA KADIN, SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜMENİN ANAHTARIDIR”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü özelinde Akra Hotels’de gerçekleştirdiği 5. Olağan Toplantısı’nda, iş dünyasının geleceğini şekillendirecek kritik bir vizyonu masaya yatırdı. Yönetim Kurulunda Kadın Derneği (YKKD) ile ortaklaşa düzenlenen panelde, kadınların karar mekanizmalarındaki varlığı sadece sosyal bir adalet meselesi olarak değil, şirketlerin sürdürülebilirliği ve küresel rekabet gücü için vazgeçilmez bir performans kriteri olarak tanımlandı.

 

İftar yemeği eşliğinde gerçekleşen panelde, YKKD Başkan Yardımcısı Arzu Aslan Kesimer, AGT Yönetim Kurulu Başkanı ve YKKD Mentoru Mehmet Semih Söylemez, YKKD Denetim Kurulu Başkanı ve Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Özge Bulut Maraşlı ile YKKD Yönetim Kurulu Üyesi ve YenidenBiz Derneği Eş Başkanı Selen Kocabaş konuk oldu. 10 Mart 2026 Salı günü düzenlenen toplantıda, "Sürdürülebilir Büyüme İçin Yönetim Kurulunda Kadın" temasıyla bir araya gelen iş dünyası liderleri, yönetim masalarında dengeleri değiştirecek somut eylem planlarını ve zihniyet dönüşümünün gerekliliğini tartıştı.

 

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımının sadece şirketleri değil, ülke ekonomisini de büyüteceğine dikkat çekerek, “Bugün asıl mesele, karar masalarında çeşitliliği sağlamak; yani mesele temsil değil, mesele performanstır” dedi.

 

Özbek: “Bu başlık bir temenni değil, bir vizyondur”

 

Toplantının başlığının güçlü bir mesaj taşıdığını vurgulayan Özbek, sürdürülebilir büyüme ile yönetim kurullarında kadın temsili arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu ifade etti. “Sürdürülebilir Büyüme İçin; Yönetim Kurulunda Kadın… Bu başlık bir temenni değildir. Bu başlık bir vizyondur. Ve aynı zamanda bir zorunluluktur.” diyen Özbek, günümüz iş dünyasında sürdürülebilir başarının yalnızca finansal göstergelerle ölçülmediğini söyledi. Özbek konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Artık biliyoruz ki sürdürülebilir büyüme yalnızca finansal tablolarla ölçülmüyor. Kurumsal yönetim kalitesi, karar alma mekanizmalarının çeşitliliği ve yönetim kurullarının kapsayıcılığı şirketlerin uzun vadeli performansını doğrudan etkiliyor.”

 

Özbek: “Potansiyelimizin yarısını hâlâ yeterince kullanmıyoruz”

 

Dünya Ekonomik Forumu verilerine atıfta bulunan Özbek, küresel cinsiyet eşitliğine ulaşmak için mevcut hızla 100 yılı aşkın bir süre gerektiğini hatırlatarak Türkiye’deki tabloyu değerlendirdi: “OECD ülkelerinde kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 65 seviyelerindeyken, Türkiye’de bu oran yüzde 35 civarında. Bu tablo bize, potansiyelimizin yarısını hâlâ yeterince kullanmadığımızı gösteriyor.” Yönetim kurullarındaki kadın oranının Türkiye’de yüzde 18-20 bandında seyrettiğini belirten Özbek, çeşitliliği yüksek yönetim ekiplerinin özkaynak kârlılığı, operasyonel performans ve kriz dönemlerindeki dayanıklılık açısından daha başarılı olduğunu ifade etti.

 

Özbek: “Sadece bugünün kârlılığını değil, yarının kurumsal direncini de korumak zorundayız”

 

Kadınların yönetim kurullarındaki varlığının, risk yönetimi ve strateji geliştirme süreçlerinde nasıl bir çarpan etkisi yarattığına değinen Özbek, sözlerini şöyle derinleştirdi: “Kadının yönetim kurulundaki varlığı; daha dengeli bir risk yönetimi, daha kapsayıcı strateji geliştirme, daha güçlü bir kurumsal itibar ve çok daha uzun vadeli bir bakış açısı demektir. Bugünün dünyasında şirketlerin dayanıklılığı, sadece finansal verilerle değil, aynı zamanda kurum içi karar alma mekanizmalarının ne kadar zengin ve kapsayıcı olduğuyla ölçülüyor. Bizler ANSİAD olarak, Antalya şirketlerinin sadece bugünkü kârlılığını değil, yarının kurumsal direncini de korumak zorundayız. Bu direnci sağlamanın yolu da yönetim kurullarımızı farklı yetkinlik setlerine sahip, kapsayıcı bir yapıyla güçlendirmekten geçiyor.”

 

Özbek: “Mesele sadece temsiliyet değil, performans”

 

ANSİAD olarak Antalya iş dünyasının geleceğini de düşündüklerini vurgulayan Özbek, şirketlerin küresel ölçekte rekabet edebilmesi için yönetim anlayışlarının da dönüşmesi gerektiğini söyledi. “Biz bugün burada bir farkındalık toplantısı yapmıyoruz. Biz bir zihniyet dönüşümünün parçası oluyoruz. Bugün asıl mesele temsil değil, mesele performanstır. Hedefimiz, genç kadın profesyonellerin üst yönetim basamaklarına daha hızlı ulaşabildiği, yetkinliğin cinsiyetle değil tamamen liyakatle ölçüldüğü bir iş dünyasıdır.” diyen Özbek, hedeflerinin genç kadın profesyonellerin üst yönetim basamaklarına daha hızlı ulaşabildiği, liyakatin esas alındığı ve karar mekanizmalarının daha dengeli olduğu bir iş dünyası olduğunu ifade etti. Kadınların ekonomide daha güçlü yer almasının ülke ekonomisine de doğrudan katkı sağlayacağını belirten Özbek, “Kadınların ekonomik hayata güçlü katılımı sadece şirketleri büyütmez; ülkenin milli gelirini artırır, gelir dağılımını iyileştirir ve toplumsal refahı yükseltir.” dedi.

 

Özbek: “Daha güçlü şirketler, daha güçlü Türkiye”

 

Konuşmasının sonunda Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşabilmesi için kadınların iş gücüne katılımının artırılmasının ekonomik bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Özbek, hedeflerinin daha kapsayıcı yönetim yapıları oluşturmak olduğunu belirtti. “Kadınların daha fazla söz sahibi olduğu şirketler daha güçlüdür. Daha güçlü şirketler daha rekabetçi bir ekonomi yaratır. Daha rekabetçi bir ekonomi ise daha güçlü bir Türkiye demektir.” ifadelerini kullanan Özbek, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Kadınların enerjisini, birikimini ve liderliğini ekonominin merkezine taşımak zorundayız. Bu düşüncelerle başta iş dünyasına, topluma ve geleceğe değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü bir kez daha kutluyorum.”

 

Arzu Aslan Kesimer: “Arz sorunu değil, talep ve aksiyon zamanı”

 

Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Yönetim Kurulunda Kadın Derneği (YKKD) Başkan Yardımcısı Arzu Aslan Kesimer, salondaki kadın-erkek dağılımının dengesine dikkat çekerek, Antalya’nın bu konudaki kapsayıcı yaklaşımını övgüyle karşıladı. Kesimer, kendi kariyer yolculuğunu ve 2011 yılında Mustafa Koç’un vizyonuyla başlayan YKKD serüvenini şu sözlerle paylaştı: “Yıllar önce ilk adımlarımızı attığımızda, önümüze ‘yetişmiş kadın aday yok’ mazereti çıkarılıyordu. Oysa bugün 400’ün üzerinde donanımlı, dünya standartlarında yetkinliğe sahip kadın lider adayımızla bu mazereti tarihe gömdük. Bugün biz bir farkındalık toplantısı değil, bir zihniyet dönüşümü ve somut eylem toplantısı yapıyoruz; çünkü artık arz tarafında bir sorunumuz kalmadı, şimdi mesele bu yetenekli kadını karar masalarına taşıyacak talep ve aksiyonun oluşturulmasıdır” dedi. Kesimer, yönetim kurulunda kadın temsilinin artırılması için artık gönüllülüğün ötesine geçilmesi gerektiğini belirterek, “Antalya’daki iş insanlarının bu geniş havuzdaki donanımlı kadınları değerlendirmeleri, şirketlerinin geleceğine atacakları en stratejik adımdır. Karar vericiler, artık yönetim kurulu odasının kapılarını çeşitliliğe açmalı; kota tartışmalarının ötesinde, liyakatli kadınları masalarına dahil ederek sistemin kalitesini yükseltmelidir. Kadın kadının kurdu değil yurdudur; bizler üst yönetimdeki kadınlar olarak gelecek nesillere açtığımız yollarla, şirketlerin kurumsallaşmasına ve vizyonuna hizmet eden profesyonel bir ağ örüyoruz” ifadelerini kullandı.

 

Arzu Aslan Kesimer: “Kurumsallaşma şirketler için korkulacak bir şey değildir”

 

Kesimer, iş dünyasının korkularına da değinerek, kurumsallaşmanın bir şirket için korkulacak değil, aksine sarılınacak bir disiplin olduğunu vurguladı. “Kurumsallaşma denince birçok iş insanının aklına bürokrasi ve hantallık geliyor, oysa kurumsallaşma en basit haliyle birbirimize verdiğimiz sözlerin yazılı ve sürdürülebilir bir disipline dökülmesidir” diyen Kesimer, Antalya'nın anaerkil kökenlerine atıfta bulunarak sözlerine devam etti. “Valimizin Perge efsanesinden bahsettiği gibi, aslında sizler zaten bu toprakların beşiğinde, anaerkil bir düzende bu vizyona sahipsiniz. Kurumsallaşmayı korkulacak bir şey olarak görmeyin; aslında şirketlerin yaşama gücü için kadınların o doğal düzeni kurma, aileyi ve şirketi bir arada tutma içgüdüsüne ihtiyacınız var. Bugün buradan ayrılırken, yönetim masanızdaki eksik olan o sesi tamamlamak için harekete geçmeniz, şirketinizin geleceği için atabileceğiniz en güvenli adımdır” diyerek panelistlere sözü bıraktı.

 

Özge Bulut Maraşlı: “Kurumsallaşma şirketlerin yaşam sigortasıdır”

 

Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Özge Bulut Maraşlı, kurumsallaşmanın şirketlerin ömrünü uzatan bir yaşam sigortası olduğunu belirterek, dünya devlerinden örnekler verdi. Maraşlı, “Dünyada yüzyıllardır yaşayan Ferrari, Prada veya Carrefour gibi şirketlerin arkasına baktığınızda, o kurumsallaşmayı başlatan, şirketi geleceğe taşıyan vizyonun arkasında hep kadınların olduğunu görürsünüz. Kurumsallaşma, bürokratik bir yük değil; aslında bir ailenin pazar kahvaltısı gibi, birbirine verilen yazılı veya sözlü sözler bütünüdür. Bu adımı kadınların cesareti ve basiretiyle atmalıyız, çünkü bir şirket ancak kendi kurallarını koyduğunda ve o kurallara uyduğunda yüzyıllar boyu yaşayabilir” dedi.

 

Maraşlı, gerçek hayattan kopuk kararların önüne geçmek için yönetim masalarında kadınların mutlaka yer alması gerektiğini savundu. “Tüketici kararlarının çoğunu kadınlar veriyor, ancak bu ürünlerin stratejilerinin belirlendiği yönetim kurullarında kadınlar eksik. Farklı perspektiflerin olmadığı bir masa, gerçek hayattan kopuk kararlar üretmeye mahkumdur. Aile şirketlerimizde genç jenerasyon kadınlarımızın ‘Ben buradayım, ben de bu şirketin geleceğinde söz sahibiyim’ diyerek el kaldırması şarttır; bizler, bağımsız üye olarak bu yapıları dengeleyen, aile şirketlerine kurumsal bir disiplin getiren birleştirici bir güç olarak hareket ediyoruz” şeklinde konuştu.

 

Özge Bulut Maraşlı: “Hissedarlar olarak inisiyatif alma zamanı”

 

Maraşlı, kurumsallaşma korkusuna karşı iş dünyasına şu çağrıda bulundu: “Şirketler, kurumsallaşma deyince işlerinin ellerinden gideceğinden korkuyorlar, oysa kurumsallaşmak aslında huzur içinde yaşamak için tanımlanmış kurallardır. Kendi kızımın yurt dışındaki eğitiminde gözlemlediği gibi, kuralların olmadığı evlerde kimse kimseyi görmezken, kuralların olduğu sistemlerde huzur ve gelecek vardır. Sizler aydınlık insanlarsınız; şişmanlayan, bürokrasiye boğulan bir yapıya evrilirse bunu durdurmayı da bilirsiniz.” Maraşlı konuşmasını, “Hissedarlar olarak lütfen inisiyatif alın, korkularınızı bir kenara bırakın. Kurumsallaşma, şirketinizin size rağmen varlığını sürdürmesini sağlayan bir sistemdir. Şirketlerin yaşama gücü için bu adımı kadınların cesaretiyle atmalıyız. Kadın liderlerin olduğu masalarda alınan kararların hem kârlılığı hem de şirket ömrünü nasıl uzattığını gördükçe, ne kadar doğru bir yatırım yaptığınızı anlayacaksınız” ifadeleriyle noktaladı.

 

Selen Kocabaş: “Yönetim Kurulu doğru kasların çalıştırıldığı bir orkestradır”

 

YKKD Yönetim Kurulu Üyesi Selen Kocabaş, yönetim kurulunun sadece bir araya gelinen bir yer değil, çeşitliliğin zenginliğe dönüştüğü bir mekanizma olması gerektiğini vurguladı. Kocabaş, “Yönetim kurulu, doğru kasların bir araya getirilip çalıştırılması gereken bir orkestradır. Çeşitlilik, bu orkestradaki en güçlü sestir; teknoloji, finans ve strateji gibi alanlarda kadınların yetkinliklerini kullanmak, şirketleri geleceğe taşır. Bizler yönetim kurullarında sadece temsil için değil, şirketin dönüşümüne ve dayanıklılığına değer katmak için varız ve kadın adayların yetkinliği, bu orkestradaki en akortlu sestir” dedi.

 

Selen Kocabaş: “Kota bir torpil değil, sistemin kalitesini artıran bir tercihtir”

 

Kocabaş, kotanın bir torpil değil, sistemin kalitesini artıran bir tercih olduğunu belirterek, “İki yetkin adaydan biri kadınsa, çeşitlilik adına kadını tercih etmek sistemin kalitesini artırır. Antalya iş dünyasına sesleniyorum; şirketinizin halka açık olmasına gerek yok, danışman veya bağımsız üye olarak masanıza bir dış göz, yetkin bir kadın üye oturtun. Kota konusunda ise ‘açıkla ya da uy’ mekanizması yerine, hedef odaklı zorunluluklara ihtiyacımız var; çünkü kadınlar hazır ve bu dönüşüm için can atıyor” şeklinde konuştu. Kocabaş, iş dünyasındaki kadınlara ve karar vericilere çağrıda bulunarak, “İş hayatında pasif kalmak yerine, sorumluluk alarak doğru zeminde talebi dile getirmek gerekir. Bizler mentorluk süreçlerimizle, şirketlerin ihtiyaç duyduğu bu donanımlı kadın liderleri yetiştirerek iş dünyasının hizmetine sunuyoruz. Bugün burada 400 kişilik hazır bir havuzdan bahsediyoruz ve her biri, jeopolitikten teknolojiye kadar değişen dünya düzeninde riski yönetmeye hazır liderlerdir” dedi.

 

Sözlerini aksiyon odaklı bir çağrıyla bitiren Kocabaş, “Antalya ne yapabilir? Bence öncelikli olarak bizim bu havuzumuza bakın. Şirketlerinize bir kadınımızı, bir dış göz olarak masanıza alıp oturtun; neden yapmayasınız? İkinci jenerasyon, üçüncü jenerasyon gençlerimizi menti havuzumuza dahil edin. Bizler bu havuzda birbirimizin kurdu değil, yurdu olmayı öğrendik. Sizler de bu zenginliği şirketlerinize taşıyın, inanın pişman olmayacaksınız” ifadelerini kullandı.

 

Mehmet Semih Söylemez: “Kadın liderliği kurumsal bir yatırımdır”

 

AGT Yönetim Kurulu Başkanı ve YKKD Mentoru Mehmet Semih Söylemez, kadınların iş dünyasındaki varlığının şirketin kârlılığına ve geleceğine yapılan en akıllıca yatırım olduğunu belirtti. Söylemez, “Bir kadının eseri olduğumuz gerçeğiyle başlıyor her şey. Annemden aldığım o özgüveni iş hayatında profesyonel kadın arkadaşlarımla birleştirdiğimde, ortaya çıkan verimliliğin ne kadar yüksek olduğunu bizzat tecrübe ettim. İş dünyasında kadınların varlığı, şirketin geleceğine yapılan en akıllıca yatırımdır. Mentorluk programımızın interaktif yapısı sayesinde ben de kendimi yeniliyorum; bu sadece kadınların öğrendiği değil, bizim de yönetim anlayışımızı daha kapsayıcı kılmayı öğrendiğimiz bir süreç. Kadınların doğal, annelikten ve kız kardeşlikten gelen o kapsayıcı zekası, bir şirketi krizlerden çıkarıp başarıya taşıyacak yegane güçtür” dedi.

 

Mehmet Semih Söylemez: “Geleceğe Güçlü Bir Köprü Kurmak”

 

Söylemez, kadın liderliğine inancını tazeleyerek, “Bizler mentorluk programı ile bu vizyonu sahiplenen, gelecek nesilleri eşitlikçi bir bakış açısıyla yetiştiren güçlü bir köprü kuruyoruz. Antalya iş dünyası olarak, kadınlarımızın bu doğal gücünü ve annelikten gelen o kapsayıcı zekasını ekonominin merkezine alarak çok daha büyük başarılara imza atabiliriz. Kadınlarımızın iş dünyasındaki varlığına sahip çıkalım, çünkü onların olduğu her masa, sadece kârlılıkla değil, aynı zamanda huzur ve sürdürülebilirlikle dolar” dedi.

 

Söylemez sözlerini, “Bugün burada gördüğümüz bu tablo, Antalya'nın geleceğine dair umudumu perçinledi. Yönetim kurullarının kapılarını çeşitliliğe, yani kadınların o eşsiz perspektifine açtığınızda, aslında şirketinizin yarınlarını garanti altına almış oluyorsunuz. Bu bir lütuf değil, bu bir tercih değil; bu şirketinizin geleceği için atmanız gereken en akıllıca, en kârlı adımdır. Hepimize bu yolda cesaret ve başarı diliyorum” ifadeleriyle noktaladı.

 

“ANSİAD 5. Olağan Toplantısı” soru ve cevap kısmından sonra Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in YKKD heyetine günün anısına Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.

 

 

 


Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DA “LONGEVITY: HÜCRENDEN HAYATA UZANAN SAĞLIKLI YAŞAM BİLİMİ” KONUŞULDU

“ANSİAD 1. Kahvaltılı Toplantısı”, 18 Şubat 2026 Çarşamba günü Akra Hotel’de “Longevity: Hücreden Hayata Uzanan Sağlıklı Yaşam Bilimi” başlığıyla gerçekleştirildi. İş dünyasının yoğun temposu, stres yükü ve sürdürülebilir başarının sağlıkla doğrudan ilişkisi odağında kurgulanan toplantının konuğu; Tıbbi Biyokimya Uzmanı, GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) ve Fonksiyonel Tıp alanındaki çalışmalarıyla tanınan Dr. Asuman Kaplan Algın oldu.

 

ANSİAD 2026 yılı kahvaltılı toplantı serisinin ilk buluşmasında, uzun ve sağlıklı yaşamın bilimsel temelleri hücresel düzeyden yaşam tarzı tercihlerine uzanan bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Dr. Algın, sağlığın yalnızca bireysel bir mesele değil; kurumsal verimlilik ve liderlik performansıyla doğrudan ilişkili stratejik bir unsur olduğunu vurgularken, uzun yaşamın sadece genetik mirasla açıklanamayacağını belirtti. Epigenetik kavramına değinen Algın, çevresel faktörler ve yaşam alışkanlıklarının gen ifadesini değiştirebildiğini ifade ederek, “Kaç nefesimiz olduğunu bilmiyoruz ancak o nefesin kalitesini belirlemek bizim elimizde. DNA kader değildir.” sözleriyle longevity yaklaşımının temelinde bilinçli ve sürdürülebilir yaşam tercihleri olduğunu dile getirdi.

 

Dr. Algın: “Vücudun sessiz çığlıklarını duymalıyız”

 

Toplantıda konuşan Dr. Algın, iş dünyasının sağlıkla kurduğu ilişkinin çoğu zaman teoride kaldığını vurgulayarak şunları söyledi: “Evet, teorik olarak en değerli varlığımız sağlığımız. Ama gerçek hayatta bunu kaç kişi uygulayabiliyor? Şirket bilançoları, siyaset, ekonomi elbette çok önemli. Ama gelin bir yerden başlayalım.” Longevity kavramının son dönemde popülerleştiğini ancak yüzeysel bir trend olmadığını belirten Algın, konunun hücresel düzeyde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti: “Longevity ileri düzey bir sağlık konusudur. Önce altyapıyı kurmanız gerekir. Bir şirket nasıl aşamalardan geçiyorsa, sağlıklı ve uzun yaşam da temelden başlar.”

 

Modern yaşam temposunun “rutin” adı altında birçok biyolojik alarmı görünmez hale getirdiğini vurgulayan Algın: “Yoğun tempodayım, stres altındayım ama bu benim rutinim diyebilir kişi. Halbuki bunlar vücudun sessiz çığlıklarıdır. İyi uyku, sabah dinlenmiş uyanmak, yeterli su içmek, hareket etmek… Bunlar sağlığımızla ilgili temel veriler.” Yaşlanma algısına da değinen Algın, yaşlılığın bir çöküş değil, birikimin zirvesi olduğunu belirterek: “Yaşlılık; bilgi birikiminin en güçlü olduğu dönemdir. İnsanları köhne bir emeklilik sürecine itmek yerine aktif ve dinamik tutmak gerekir.” Dedi.

 

Dr. Algın: “Herkes kendi mavi zonunu oluşturmalı”

 

Dünyada uzun yaşamın gözlemlendiği “mavi zon” bölgelerine dikkat çeken Algın: “Mavi zonlarda yaşayan insanlar 100 yaşında bile sabah kalkıp işine gidebiliyor. Hareketten vazgeçmiyorlar. Stres düşük, yaşam aktif. Ama herkes kendi mavi zonunu kendisi oluşturmalı. Modern yaşamın içinde de bu mümkün.” Bu noktada risk analizi ve kişisel sağlık yönetiminin önemine değinen Algın, fonksiyonel ve bütüncül tıp yaklaşımlarının bilimsel verilerle desteklendiğini ifade etti. İnsan gelişiminin 26–27 yaşına kadar devam ettiğini belirten Algın: “Frontal lob dediğimiz karar ve muhakeme merkezi 26-27 yaşına kadar gelişimini tamamlıyor.

 

Ondan sonra artık büyüme duruyor. Beslenme alışkanlıkları da bu yaşlardan sonra yeniden ele alınmalı.” Özellikle kırmızı et tüketiminin gençlik döneminde gelişim için değerli olduğunu ancak ilerleyen yaşlarda dengelenmesi gerektiğini ifade eden Algın, asit yükü ve kronik hastalık risklerine dikkat çekti.

 

Dr. Algın: “Sermayemiz nefes ve besindir”

 

Konuşmasında nefesin önemine ayrı bir başlık açan Algın: “Akciğer kapasitemiz yaklaşık 4000 mililitredir ama günlük hayatta 150-200 mililitrelik kısmını kullanıyoruz. Nefes sermayedir. Diyaframı kullanarak derin nefes almak hücresel oksijenlenme için şarttır.” Besin değerlerindeki düşüşe de değinen Algın, son 25 yılda bazı sebze ve meyvelerin besin içeriğinde ciddi azalma yaşandığını belirterek: “Brokolideki yararlı etken madde 85’lerden 18’e, muzda 79’dan 20’ye düşmüş. Tarım ilaçları ve kimyasallar ciddi bir yük oluşturuyor.” dedi.  

 

Dr. Algın: “Genetik kaderdir, epigenetik seçimdir”

 

Kronik ve otoimmün hastalıkların artışına dikkat çeken Algın: “286 otoimmün hastalık tanımlanmış durumda. Ama konumuz sadece hastalıkları tedavi etmek değil; hasta olmadan uzun ve sağlıklı yaşamak.” şeklinde konuştu. Bağırsak sağlığının merkezi rolüne vurgu yapan Algın: “Bütün hastalıklar bağırsakta başlar. Bağırsak ikinci beyin değil; beyinle ve tüm organlarla sürekli iletişim halinde olan bir merkezdir. Sağlığımızın yüzde 15-30’u genetik, yüzde 70-85’i epigenetiktir. Genetik kader olabilir ama epigenetik ipler bizim elimizdedir. Uykunuz, nefesiniz, yürüyüşünüz, beslenmeniz… Küçük değişiklikler büyük sonuçlar doğurur. Kaç nefesimiz olduğunu bilmiyoruz ancak o nefesin kalitesini belirlemek bizim elimizde. DNA kader değildir. Epigenetik seçimlerimizin biyolojik karşılığıdır.” ifadelerini kullandı.

 

Dr. Algın: “Sağlık bir yatırımdır”

 

Yaşam tarzı, beslenme, stres yönetimi ve çevresel faktörlerin genetik potansiyelin nasıl kullanılacağını belirlediğini ifade eden Algın, standart check-up uygulamalarının çoğu zaman yüzeysel kaldığını belirterek biyokimyasal risk analizinin önemine dikkat çekti. Özellikle homosistein, B12 ve D vitamini seviyelerinin erken dönem risk öngörüsünde kritik rol oynadığını söyledi. “Sağlık bir sabah aniden kaybedilmez. Süreç adım adım ilerler. Önemli olan o süreci erken dönemde yakalayabilmektir.” şeklinde konuştu. D vitamini seviyesinin optimal aralıkta tutulmasının bağışıklık açısından önemli olduğunu vurgulayan Algın, D3 vitamini ile birlikte K2 kullanımının gerekliliğini dile getirdi.

 

Dr. Algın: “GETAT, modern tıbbın karşısında değil, yanında konumlanmalıdır”

 

Türkiye’de binlerce hekimin GETAT uyguladığını belirten Dr. Algın, akupunktur, ozon tedavisi, fitoterapi ve rejeneratif tıp uygulamalarının yalnızca “alternatif” değil, doğru hasta seçimi ve doğru endikasyonla uygulandığında “bilimsel zemini olan tamamlayıcı yaklaşımlar” olduğunu ifade etti. “GETAT, modern tıbbın karşısında değil; doğru entegrasyonla yanında konumlanmalıdır” diyen Algın, özellikle hücresel iyileşme, inflamasyon kontrolü ve bağışıklık modülasyonu alanında bu uygulamaların etkilerine değindi. Rejeneratif tıbbın hücresel onarım mekanizmalarını desteklediğini vurgulayan Algın, “Vücudun kendi iyileştirme kapasitesi sandığımızdan çok daha güçlüdür. Biz hekimler o potansiyeli doğru uyaranlarla harekete geçiriyoruz” ifadelerini kullandı. Ozon tedavisinden fitoterapiye kadar birçok uygulamanın belirli protokoller çerçevesinde planlandığını belirten Algın, “Her hastaya aynı reçete değil, kişiye özgü biyokimyasal analizlere dayalı yol haritası gerekir” dedi.

 

Longevity yaklaşımının tedavi odaklı değil, koruyucu ve önleyici bir perspektife dayandığını vurgulayan Algın, “Hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek artık yeterli değil. Asıl mesele, hücre bozulmadan önce önlem almak” şeklinde konuştu. Sağlıklı yaş almanın bilinçli tercihlerle mümkün olduğunu belirten Algın, “Birey kendi sağlığının sorumluluğunu üstlenmediği sürece hiçbir sistem sürdürülebilir sonuç vermez” dedi. Algın, sözlerini “Longevity bir lüks değil; doğru bilgiye erişen herkes için ulaşılabilir bir sağlık vizyonudur” ifadesiyle tamamladı.

 

Tıbbi Biyokimya, GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) ve Fonksiyonel Tıp alanlarında çalışmalar yürüten Dr. Asuman Kaplan Algın’ın konuk olduğu ANSİAD 1. Kahvaltılı Toplantısı, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DA FARKLI BİR PERSPEKTİF: İŞ ASTROLOJİSİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 3. Olağan Toplantısı, “İş Astrolojisi: Gökyüzü İşlerimize Nasıl Destek Olabilir?” başlığıyla, BKZ Yönetim Danışmanlığı A.Ş. Sahibi, İş Astrolojisi Uzmanı ve İnsan Kaynakları Danışmanı Binnur Zaimler’in katılımıyla 10 Şubat 2026 Salı günü Akra Hotels’de gerçekleştirildi.

 

Küresel ekonomik dönüşüm, Avrupa Birliği ile ilişkiler, üretim yapılarındaki değişim ve zamanlama kavramının iş dünyasındaki belirleyici rolü çerçevesinde düzenlenen toplantının açılış konuşmasını ANSİAD Başkanı Ercan Özbek yaptı. Özbek, küresel ölçekte çok katmanlı bir belirsizlik döneminden geçildiğini vurgularken; Binnur Zaimler ise iş dünyasında zamanlama, strateji ve eğilim okuma konularına farklı bir perspektiften yaklaşarak “iş astrolojisi” kavramını değerlendirdi. Toplantı, belirsizlik dönemlerinde karar alma süreçlerine dair alternatif bakış açılarını gündeme taşıyarak, katılımcılara küresel gelişmeler ve stratejik yönelimler hakkında çok boyutlu bir çerçeve sundu.

 

Özbek: “Alışık olduğumuz dengeler hızla çözülüyor”

 

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, dünyanın eş zamanlı krizlerin yaşandığı yeni bir dönemden geçtiğine dikkat çekerek, “Dünya, uzun süredir alışık olduğumuz dengelerin hızla çözüldüğü, belirsizliklerin üst üste bindiği bir dönemden geçiyor. Ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik gerilimler, iklim krizi ve teknolojik dönüşüm artık birbirinden bağımsız başlıklar değil” ifadelerini kullandı. Özbek, iş dünyası açısından temel meselenin bu çok katmanlı tabloyu doğru okuyabilmek olduğunu belirterek, “Bugün asıl mesele, değişen koşulları zamanında okuyabilmek ve doğru uyum refleksini gösterebilmektir” dedi. Bu yıl Davos’ta yapılan tartışmalara değinen Özbek, zirvede ekonomi başlığının ötesine geçildiğini ifade ederek şunları söyledi: “Davos’ta ekonomi kadar siyaset ve jeopolitiğin konuşulduğu; güven duygusunun zedelendiği, belirsizliğin arttığı bir küresel atmosfer hissedildi.” Zirvede öne çıkan kavramın “ölçeklenme” olduğuna dikkat çeken Özbek, “İnovasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ancak geniş alanlara yayılabildiği ve kalıcı hale gelebildiği ölçüde anlamlıdır” ifadelerini kullandı.

 

Özbek: “Türkiye–AB ilişkileri: “Ekonomik olmanın ötesinde stratejik bir bağ”

 

Türkiye–Avrupa Birliği ilişkilerine değinen Özbek, son dönemde bu ilişkinin daha gerçekçi bir zeminde ele alınmaya başladığını belirtti. DEİK tarafından AB liderlerine iletilen açık mektuba dikkat çeken Özbek, “Gümrük Birliği’nin mevcut haliyle sürdürülebilir olmadığı artık açıkça ortaya konmuştur. Dijitalleşme, kamu alımları, tarım, vize sorunları, kotalar ve Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi başlıklar ertelenebilir olmaktan çıkmıştır. Avrupa Birliği Türkiye’nin en büyük ticaret ortağıdır; Türkiye ise Avrupa Birliği’nin beşinci büyük ticaret ortağıdır. Bu ilişki yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir bağdır. Karbon düzenlemeleri KOBİ’ler üzerinde ciddi maliyet baskısı oluşturuyor. Bu süreç Türk sanayisi açısından bir yandan uyum zorunluluğu doğururken, diğer yandan yeni konumlanma alanları yaratıyor. Artık yalnızca maliyet değil; güvenilirlik, süreklilik ve hız da belirleyici unsurlar haline gelmiştir. Üretim kabiliyeti, montaj gücü, lojistik altyapısı ve esnek sanayi yapısıyla Türkiye bu yeni tedarik düzeninde güçlü bir konuma sahiptir” ifadelerini kullandı.

 

Özbek: “Asıl güç insan kaynağıdır”

 

Dönüşümün merkezinde insan kaynağının yer aldığını belirten Özbek, yapay zekâ çağında yetkinliklerin hızla değiştiğine dikkat çekti: “Bu yalnızca bir istihdam meselesi değil; kurumların dayanıklılığı ve rekabet gücüyle doğrudan ilişkilidir.” Özbek, “Belirsizlik karşısında ayakta kalabilen kurumlar; öğrenebilen, uyum sağlayabilen ve süreçlerini sürekli geliştirebilen kurumlardır” diyerek kurumsal esnekliğin önemini vurguladı. Güvenlik kavramının artık daha geniş bir çerçevede ele alındığını ifade eden Özbek, ekonomik güvenliğin üretim kapasitesi ve teknolojiye erişimle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Türkiye’nin mühendislik gücü, üretim kapasitesi ve savunma sanayisinde son yıllarda biriktirdiği deneyim bu dönemde önemli bir değer alanı oluşturmaktadır.”

 

Özbek: “Doğru karar kadar doğru zamanlama da belirleyici”

 

Konuşmasının son bölümünde iş dünyasının gündemindeki temel sorulara değinen Özbek, “Ne olacak? Risk nereden geliyor? Hangi adımı ne zaman atmalıyız?” sorularının öne çıktığını belirtti. Verilerin önemine dikkat çeken Özbek, “Rakamlar bize çok şey söylüyor; ancak her şeyi söylemiyor. Veriler yönü gösterir, fakat zamanlamayı her zaman anlatmaz. Son yıllarda görüyoruz ki doğru karar kadar, doğru zamanda alınmış karar da belirleyicidir” ifadelerini kullandı.

 

Zaimler: “Astroloji bir kader okuması değil, bir zamanlama ve eğilim okuma aracıdır”

 

Toplantının konuk konuşmacısı Binnur Zaimler ise iş dünyasındaki deneyimini ve iş astrolojisi perspektifini katılımcılarla paylaştı. Uzun yıllar kurumsal hayatta üst düzey görevler üstlendiğini belirten Zaimler, insan kaynağı ve işveren markası konularına dikkat çekerek: “Bütün şirketlerin ürün ve hizmetleri birbirine benziyor. Aradaki farkı oluşturan insan kaynağı ve itibar. Özellikle istihdam pazarındaki itibar artık stratejik bir başlık.” ifadelerini kullandı. Astrolojinin deterministik bir kader anlayışı sunmadığını vurgulayan Zaimler: “Astroloji bir bilim değil; bir hayatı okuma sanatı olarak düşünülebilir. Kadersel bir çizgi değil; önümüze çıkan durumlarla ilgili yaptığımız seçimlerle bağlantılı bir çerçeve sunar.” dedi. İş astrolojisinin üç temel alanda kullanıldığını belirten Zaimler; bireyler, kurumlar ve sektörler için zamanlama, motivasyon ve strateji okumasının önemine değinerek: “Doğru zamanlama işi kolaylaştırır. Önemli olan astrolojiye teslim olmak değil; kritik karar anlarında onu bir araç olarak değerlendirmektir.” şeklinde konuştu.

 

Zaimler: “2026 ve sonrası: Teknoloji, dönüşüm ve hız”

 

Zaimler, 2026 yılı ve sonrasına ilişkin öngörülerini paylaşırken teknoloji ve dönüşüm başlıklarının güçleneceğini ifade etti: “Hava ve ateş elementlerinin artışı; hız, özgüven, girişimcilik ve risk alma konularını öne çıkarıyor. Elektronik, yapay zekâ ve yüksek teknoloji çok daha belirleyici hale gelecek.” Küresel ölçekte büyük bir dönüşüm dönemine girildiğini belirten Zaimler: “Plüton’un Kova burcundaki uzun yolculuğu 2044’e kadar sürecek. Bu süreçte teknoloji, eşitlik, demokratikleşme ve bilim temelli yaklaşımlar ön plana çıkacak.” dedi. Yapay zekâ ve bilimsel ilerlemenin hayatın merkezine yerleşeceğini ifade eden Zaimler: “Navigasyona kendi bildiğimizden daha çok güvenmeye başladık. Yapay zekâ ile bilime ve veriye duyulan güven çok daha artacak.” şeklinde konuştu.

 

Zaimler: “Zamanlama her şeydir”

 

Konuşmasının son bölümünde Tutulmalar ve Merkür retrosu gibi dönemlerin özellikle karar alma süreçlerinde dikkat gerektirdiğini belirten Zaimler: “Tutulma dönemlerinde her şey hızlanır. Söylenen sözler geri alınamaz hale gelebilir. Güneş tutulmasından sonra atılan adımlar daha güçlü çalışır.” dedi. Merkür retrosu dönemlerinde iletişim ve ulaşım konularında temkinli olunması gerektiğini vurgulayan Zaimler: “Büyük lansmanlar için uygun dönemler değildir. Ancak revizyon yapmak, iç hazırlık yapmak için oldukça verimli zamanlardır.” ifadeleriyle tamamladı.

 

“ANSİAD 3. Olağan Toplantısı” soru ve cevap kısmından sonra Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ve ANSİAD Üyesi & Kafecan A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Betül Demirok’un konuk BKZ Yönetim Danışmanlığı A.Ş. Sahibi & İş Astroloji Uzmanı İnsan Kaynakları Danışmanı Binnur Zaimler’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511
GSM: 0533 372 69 76


ANSİAD’DA “KURALSIZ VE BELİRSİZ DÜNYADA TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI” KONUŞULDU

“ANSİAD 2. Olağan Toplantısı”, “Kuralsız ve belirsiz bir dünyada Türkiye dış politikasına nasıl bir yön çizebilir?” başlığıyla, gazeteci ve dış politika yazarı Sedat Ergin’in katılımıyla 27 Ocak 2026 Salı günü DoubleTree by Hilton’da gerçekleştirildi. Küresel sistemin çözülmekte olduğu, NATO’nun tarihinin en ciddi krizlerinden birini yaşadığı ve jeopolitik güç merkezinin Asya-Pasifik’e kaydığına dikkat çekilen toplantıda, Türkiye’nin bu yeni düzende nasıl bir strateji izlemesi gerektiği çok boyutlu biçimde ele alındı.

 

Ergin: “Kurala dayalı Uluslararası düzen çöktü”

 

Toplantının konuşmacısı Sedat Ergin, konuşmasının başında dünya siyasetinin köklü bir kırılma döneminden geçtiğini vurgulayarak, “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra inşa edilen ve onlarca yıl boyunca işleyen kurala dayalı uluslararası düzen fiilen sona ermiş durumda. Bugün artık kuralların değil, güç ilişkilerinin belirleyici olduğu bir dünyadayız” ifadelerini kullandı. Ergin, bu sürecin geçici bir kriz değil, uzun vadeli bir dönüşüm olduğuna dikkat çekti. Toplantının zamanlamasına özellikle değinen Ergin, “Bu toplantıyı aralık ayında yapsaydık, bugün konuştuğumuz pek çok başlık eskimiş olacaktı. Son iki ayda yaşanan gelişmeler, dünya siyasetinin çok daha sert ve öngörülemez bir faza geçtiğini gösteriyor” dedi. ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde Venezuela, Gazze, Suriye ve NATO müttefiklerine yönelik tutumlarının bu kırılmayı hızlandırdığını belirtti. ABD’nin Grönland’a ilişkin söylemlerinin uluslararası sistem açısından son derece çarpıcı olduğunu ifade eden Ergin, “Grönland bir NATO toprağıdır. Ancak bugün bu toprak, NATO’nun dışından değil, bizzat ittifakın en güçlü üyesi tarafından tehdit edilmektedir. NATO tarihinde böyle bir örnek yoktur. Bu tabloyu 10 yıl önce bir film senaryosu olarak dinleseydik kimse ciddiye almazdı. Ama bugün bu senaryo gerçekliğe dönüşmüş durumda” şeklinde konuştu.

 

Ergin: “Kuralsızlık, yeni normal haline gelebilir”

 

Uluslararası ilişkilerde belirsizliğin kısa vadede ortadan kalkmasının mümkün görünmediğini vurgulayan Ergin, “Kurala dayalı düzen çöktü ama yerine neyin geleceğini henüz bilmiyoruz. Bu nedenle dünya, uzun bir süre kuralsızlığın ve belirsizliğin normalleştiği bir dönem yaşayabilir” dedi. Bu sürecin birkaç yıl değil, “On yıllarca sürebilecek bir türbülans” olabileceğini ifade etti. Küresel ekonomik ve jeopolitik gücün hızla yer değiştirdiğine dikkat çeken Ergin, “Bugün dünya ekonomik üretiminin yaklaşık yarısı Asya-Pasifik bölgesinde gerçekleşiyor. 21. yüzyılın ana rekabet sahnesi artık Avrupa değil, Asya’dır” değerlendirmesinde bulundu. Çin’in dünya ekonomisindeki yükselişinin ABD’nin tüm dış politika ve güvenlik stratejilerini yeniden şekillendirdiğini vurguladı. ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin tarihsel bir aşınma sürecine girdiğini belirten Ergin, “Yaklaşık 70 yıldır Batı dünyasının omurgasını oluşturan transatlantik güvenlik bağı ciddi biçimde zayıflıyor. Bu, Avrupa için de son derece sarsıcı bir gelişmedir. Avrupa Birliği’nin 200 milyar avroluk SAFE savunma programı, bu arayışın somut bir göstergesidir” dedi.

 

Ergin: “Avrupa’nın Türkiye’yi dışarıda bırakma lüksü yok”

 

Türkiye’nin stratejik rolüne dikkat çeken Ergin, “Eğer ABD NATO’dan çekilir ya da yükümlülüklerini azaltırsa, ittifak içindeki en büyük askeri kapasite Türkiye’ye aittir. Türkiye, Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir ülkedir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin bu belirsizlik ortamında “çok boyutlu, gerçekçi ve askeri-diplomatik kapasitesini birlikte kullanan bir dış politika izlemek zorunda olduğunu” vurgulayan Ergin, yeni dönemin bekleyerek değil, strateji üreterek yönetilmesi gerektiğini söyledi. Ergin, Avrupa’nın güvenlik mimarisini yeniden tasarladığı bir dönemde Türkiye’nin askeri kapasitesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekerek, “Sürekli krizlerin içinde pişmiş, sahada deneyim kazanmış, teşrif edilmiş bir ordudan söz ediyoruz. Türkiye’nin askeri kapasitesi, bugün Avrupa ordularının büyük bölümünden ileri bir noktadadır. Amerika’nın olmadığı bir tabloda Türkiye, Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir aktör haline geliyor. Böyle bir dönemde Avrupa’nın Türkiye’yi yanına almamak gibi bir lüksü olabilir mi?” sorusunu yöneltti. Avrupalı siyasetçilerin son dönemdeki açıklamalarına da dikkat çeken Ergin, “Avrupa Komisyonu yetkililerinin, Alman ve Finlandiyalı bakanların son açıklamalarını yan yana koyduğunuzda ortak bir anlam çıkıyor: Avrupalılar Türkiye’ye artık yeni bir gözle bakıyor. Savunma alanında Türkiye ile artan iş birliğinin önemi, bugün Avrupalı karar alıcılar tarafından açıkça teslim ediliyor. Bir yandan Avrupa, Türkiye’nin askeri kapasitesinden nasıl yararlanırım arayışı içinde; diğer yandan Yunanistan ve Güney Kıbrıs vetoları nedeniyle Türkiye bu fonların dışında tutuluyor. Eğer Avrupa Birliği Türkiye ile gerçek bir iş birliği istiyorsa, bu yapısal engelleri aşmak zorundadır.” ifadelerini kullandı.

 

Ergin: “30 yıllık metinle 2025 ticaretini yönetiyoruz”

 

Türkiye–AB ilişkilerinin ekonomik boyutuna değinen Ergin, Gümrük Birliği’nin güncellenememesini sert sözlerle eleştirdi: “1996’da yürürlüğe giren, 1995 koşullarında müzakere edilmiş bir Gümrük Birliği ile 2025’in dünya ticaretini yönetmeye çalışıyoruz. Dünya değişti, ticaret kuralları değişti ama siyasi irade hâlâ yok. Üstelik bu müzakereleri başlatacak bir siyasi irade dahi ortaya konulamıyor” dedi.

 

Ergin: “Batı parçalı, Türkiye dengeyi bulmak zorunda”

 

Avrupa–ABD ilişkilerindeki çözülmenin Türkiye–AB ilişkilerini de etkileyeceğini belirten Ergin, “Tüm güçlüklerine rağmen, önümüzdeki dönemde Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir sürece giriyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Bu sürecin kısa vadeli olmayacağını vurgulayan Ergin, “Bunlar bir–iki yılda çözülecek meseleler değil. Uzun müzakereler gerektiren, zamana yayılan süreçlerdir. Amerika ayağının zayıfladığı, Avrupa’nın daha bağımsız hareket etmeye çalıştığı parçalı bir Batı görüyoruz. Amerika ile Avrupa arasındaki bu ayrışmada Türkiye tam olarak nerede duracak, dengeyi nasıl kuracak?” diyerek Türkiye’nin konumuna dikkat çekti. Türkiye’nin çok yönlü dış politika arayışının tarihsel köklerine işaret eden Ergin, “Bu yaklaşım yeni değil. 1960’lı yıllardan bu yana Türk dış politikasına yön veren temel felsefe çok yönlülüktür. Batı ile ilişkiler sürerken, Sovyetler Birliği ve Orta Doğu ile ilişkilerin geliştirilmesi de bu anlayışın bir sonucuydu. Belirsizlik dönemlerinde risk dağıtılır. Bu, iş dünyasının da çok iyi bildiği bir kuraldır” diyerek Türkiye için de aynı yaklaşımın geçerli olduğunu söyledi.

 

Ergin: “Demokrasi ve hukuk boyutu ihmal edilemez”

 

ABD–Çin rekabetinin orta ölçekli ülkeleri yeni iş birliklerine ittiğini belirten Ergin, “Bugün ‘middle powers’ olarak tanımlanan ülkelerin birbirleriyle daha fazla iş birliği yapma ihtiyacı doğuyor”
dedi. Bu kapsamda Kanada Başbakanı’nın Davos konuşmasına atıfta bulunarak, “Amerikan hegemonyasına karşı orta güçlerin yeni ittifaklar kurması çağrısı son derece çarpıcıdır” ifadelerini kullandı. Çok yönlü dış politikanın değerlerden kopmaması gerektiğini vurgulayan Ergin, “Gerçekçilik, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları taahhütlerinden vazgeçmek anlamına gelmemelidir. Avrupa hâlâ bu değerleri kurumsal olarak yaşatan bir kıtadır” dedi.


Konuşmasının son bölümünde ticaret verilerine de değinen Ergin, “İhracatımızın yaklaşık yarısı Avrupa’ya gidiyor. Bu tablo, siyasi dalgalanmalardan görece bağımsız bir istikrar alanı yaratıyor” dedi. Avrupa Birliği ile ticaretin, “Türkiye ekonomisi için önemli bir sigorta ve güvence olduğunu vurguladı. Ergin sözlerini, “Türkiye’nin askeri kapasitesi son derece etkileyici. Ancak tek başına yeterli değildir. Askeri güce, demokrasi ve hukukla desteklenen bir yumuşak güç eklendiğinde Türkiye’nin küresel etkisi katlanarak artacaktır” ifadeleriyle tamamladı.

 

“ANSİAD 2. Olağan Toplantısı” soru ve cevap kısmından sonra Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ve Toplantı Başkanı ANSİAD Kurucu Üyesi & Orkun Ozan Medya Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Öcal’ın konuk Gazeteci Sedat Ergin’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD 36.YILINI KUTLADI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana geleneksel olarak verdiği Yılın İş İnsanı ve Medya Ödülleri ile 2001 yılından itibaren takdim ettiği Yılın Sanat Ödülü kapsamında Antalya’nın ve Türkiye’nin değerlerini onurlandırmayı sürdürüyor. Bu yıl yapılan değerlendirmeler sonucunda; yaratıcı ve girişimci çalışmaları, sosyal sorumluluk bilinci ve istihdam kapasitesiyle bölge ve ülke ekonomisine katkıları nedeniyle ANSİAD 2025 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü NOTEKS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Üyesi Nihat Oktay’a, “Şehirde Caz Var” mottosuyla bu yıl 9’uncusu düzenlenecek Akra Caz Festivali’nin kentin kültür ve sanat yaşamına katkıları dolayısıyla ANSİAD Ercan Evren Yılın Sanat Ödülü BHM Otelcilik A.Ş. ve Akra Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Barut’a, “Kuraklığa ‘Yağmur Suyu Hasadı’ Çözümü” başlıklı haber çalışmasıyla ANSİAD 2025 Yılın Medya Ödülü Anadolu Ajansı muhabiri Süleyman Elçin’e, “Avrupa’nın Yılbaşı Çelenkleri Zeytinköy’den” başlıklı televizyon haber çalışmasıyla bölgesel değeri görünür kılması ve nitelikli gazetecilik yaklaşımı nedeniyle Yılın Medya Jüri Özel Ödülü Kanal V Haber Muhabiri Sevgi Gümüş’e layık görüldü. Ödüller, ANSİAD’ın 36. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla 17 Ocak 2026 Cumartesi günü Akra Hotel’de düzenlenen geleneksel Ödül Töreni ve Balosu’nda takdim edildi.

 

36. Kuruluş Yıldönümü Ödül Töreni ve Balosu Yoğun Katılımla Gerçekleşti


Törene, Antalya Valisi Hulusi Şahin, CHP Antalya Milletvekilleri Aliye Coşar, Cavit Arı ve Aykut Kaya, Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Cem Oğuz, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Semih Ekercin, Dışişleri Bakanlığı Antalya Temsilcisi & Büyükelçi Deha Erpek ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, meslek kuruluşları başkanları ve basın mensupları katıldı.

 

Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, konuşmasına 2026 yılına ilişkin temennileriyle başlayarak, ANSİAD’ın 36 yıllık kurumsal yolculuğuna dikkat çekti. Özbek, “36 yıl önce Antalya’nın kalkınmasına katkı sunmak amacıyla bir araya gelen idealist iş insanlarının attığı bu adım, bugün ilkeleri olan, duruşu olan ve gerektiğinde sözünü sorumlulukla söyleyen güçlü bir sivil toplum yapısına dönüşmüştür. ANSİAD, kuruluşundan bu yana Cumhuriyet değerlerinden, Atatürk ilke ve devrimlerinden ve çağdaş uygarlık hedeflerinden sapmadan yoluna devam etmiştir” ifadelerini kullandı. Başkan Özbek, derneğin bugünlere gelmesinde emeği geçen tüm kuruculara, geçmiş dönem başkanlarına, yöneticilere, üyelere ve çalışanlara teşekkür ederken, hayatını kaybeden ANSİAD üyelerini de saygı ve rahmetle andı.

 

ANSİAD, İlkeleri Olan ve Sorumlulukla Söz Söyleyen Bir Sivil Toplum Yapısıdır”

 

Konuşmasında küresel ölçekte yaşanan dönüşüme dikkat çeken Özbek; jeopolitik riskler, iklim krizi, teknolojik gelişmeler, küresel ticaretteki kırılmalar ve finansal belirsizliklerin iş yapma biçimlerini köklü şekilde değiştirdiğini vurguladı. Bu yeni dönemde sivil toplumun rolüne de değinen Özbek,
“Artık sivil toplum; yalnızca eleştiren değil çözüm üreten, yalnızca izleyen değil yol gösteren, yalnızca anlık gelişmelere odaklanan değil geleceği okuyan bir yapı olmak zorundadır” dedi.

 

“Yeni Dönemde Sivil Toplum; Çözüm Üreten, Yol Gösteren ve Geleceği Okuyan Bir Yapı Olmalıdır”

 

Özbek, ANSİAD’ın 2025 yılı boyunca yürüttüğü faaliyetlere değinerek, “Girişimcilik ve yenilikçi iş modelleri, dijital dönüşüm ve yapay zekâ, iklim krizi ve sürdürülebilirlik, Antalya’nın yapısal sorunları, kültür ve sanat başlıklarını merkeze alan yoğun ve nitelikli bir çalışma dönemi yürüttük.”dedi. Gençlerle kurulan bağın önemine de dikkat çeken Özbek, “Biliyoruz ki geleceğin rekabet gücü, bugünün genç zihinlerinde şekillenmektedir.” sözleriyle üniversitelerle yapılan iş birliklerinin ve girişimcilik çalışmalarının önemini vurguladı. ANSİAD’ın vizyonunun yalnızca yerel değil, uluslararası bir perspektife sahip olduğunu belirten Özbek, şu değerlendirmede bulundu: “Antalya’nın ekonomik ve kurumsal kapasitesini uluslararası alanda daha görünür kılmayı öncelikli bir hedef olarak görüyoruz. Bu anlayışla Berlin ve Brüksel’e iş gezileri gerçekleştirdik.” Özellikle Brüksel temaslarının önemine değinen Özbek, “Bu ziyaretler; derneğimizin uluslararası platformlardaki bilinirliğini artıran, üyelerimizin küresel iş ağlarına erişimini güçlendiren ve uzun vadeli, stratejik iş birliklerinin zeminini oluşturan son derece önemli kazanımlar sağlamıştır.” dedi.

 

“Ekonomik İstikrar İçin Öngörülebilirlik, Hukuk Güveni ve Verimlilik Şart”

 

2026 yılına girerken ekonomik tabloyu da değerlendiren Özbek, iş dünyasının karşı karşıya olduğu zorluklara dikkat çekerek şunları söyledi: “Ekonomik istikrar yalnızca rakamlarla sağlanamaz. Öngörülebilir ekonomi politikaları, güçlü bir hukuk sistemi, sağlıklı işleyen piyasalar ve yatırımcı güveni olmadan sürdürülebilir büyüme mümkün değildir.” Özellikle KOBİ’ler açısından finansmana erişim ve verimlilik konularının kritik olduğunu vurgulayan Özbek, dijitalleşme ve yeşil dönüşümün artık bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Konuşmasında ödül sahiplerine de yer veren Özbek, “Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz yılın iş insanı Sayın Nihat Oktay’ı, Yılın Sanat Ödülü sahibi Sayın Haydar Barut’u, Yılın Medya Ödülü sahibi Sayın Süleyman Elçin’i ve Yılın Medya Jüri Özel Ödülü sahibi Sayın Sevgi Gümüş’ü bütün kalbimle kutluyorum.” sözleriyle başarı dileklerini paylaştı.

 

ANSİAD 36. Kuruluş Yıl Dönümü Ödül Töreni ve Balosu, ödül takdimleri, Müzik Grubu Performansı / Tuğçe Çolakoğlu Orkestrası ve Dj Performansının ardından sona erdi.

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD PODCAST SERİSİ BAŞLADI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), iş dünyasını yalnızca güncel dinamikleriyle değil; onu şekillendiren tarihsel arka plan, düşünsel birikim ve kurumsal hafıza perspektifiyle ele alan ANSİAD Podcast Serisini kamuoyuyla buluşturdu.

 

Serinin ilk bölümü olan “Aramızda Tarih Var”, iş dünyasının bugününü şekillendiren geçmiş deneyimleri, kişisel tanıklıkları ve görünmeyen kırılma noktalarını odağına alıyor. Podcast serisi, farklı konu başlıkları ve farklı konuklarla sürdürülebilir bir yayın hattı olarak kurgulandı.

 

Podcast serisinin sunuculuğunu ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın üstlenirken, programın konuğu ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Amatör Tarih Yazarı Bekir Bülend Özsoy oldu. Bölümde, “Tarih bir bilim midir?” sorusu üzerinden tarihe giriş niteliğinde bir çerçeve çizilerek, tarih biliminin yöntemleri, iş dünyasıyla kurduğu ilişki ve geçmişin bugünü anlamadaki rolü ele alındı.

 

ANSİAD Podcast Serisi, tek bir temayla sınırlı kalmayarak; önümüzdeki dönemde farklı başlıklar altında, iş dünyasının düşünsel ve toplumsal boyutlarını da gündeme taşımayı hedefliyor. “Aramızda Tarih Var”ın ardından, felsefe, girişimcilik, deneyim, iklim ve dijital dönüşüm gibi konuların ele alınacağı yeni alt seriler planlanıyor.

 

Podcast serisi; Spotify ve YouTube başta olmak üzere dijital platformlarda yayınlanıyor. ANSİAD, bu yayınlarla hem kurumsal hafızayı görünür kılmayı hem de iş dünyasında ortak bir düşünme alanı oluşturmayı amaçlıyor.

 

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERCAN ÖZBEK’TEN YENİ YIL MESAJI

Yeni yıl mesajında küresel ölçekte yaşanan dönüşümlere dikkat çeken Özbek, “Yeni bir yıla girerken yalnızca takvimleri değil; beklentilerimizi, sorumluluklarımızı ve ortak geleceğimize dair umutlarımızı da yeniliyoruz. 2026 yılına, ekonomik ve teknolojik paradigmaların yeniden tanımlandığı bir dönemde adım atıyoruz” dedi.

 

Özbek; “2026’da pusula yine akıl ve bilim olmalı”

 

Özbek, 2026’nın yalnızca bir takvim değişimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu dönemin uzun vadeli bir vizyon ihtiyacını açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti. Özbek, “2026 yılı, içinde bulunduğumuz dönüşüm sürecinin artık yeni bir anlayışla ele alınmasını zorunlu kılan bir dönemi işaret ediyor. Karşı karşıya olduğumuz meseleler, geçici çözümlerle değil; akılcı, bilim temelli ve uzun vadeli bir yaklaşımla yönetilmelidir” ifadelerini kullandı.

 

Türkiye’nin yolunu aydınlatan temel referansın Cumhuriyet değerleri olduğunu belirten Özbek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaşlaşma vizyonunun bugün de yol gösterici nitelik taşıdığını vurguladı. Özbek, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ilerlerken, Atatürk’ün akıl ve bilimi rehber alan yaklaşımı ekonomik ve toplumsal kalkınmanın da temel pusulası olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

 

Özbek; “Sürdürülebilir kalkınma: Ekonomik güçlenmenin temel şartı”

 

2026’ya girerken ekonomik modelin yeniden ele alınması gerektiğini belirten Özbek, dönüşüm başlıklarının ertelenemez hale geldiğini vurguladı. Özbek, “Verimlilik artışı, nitelikli istihdam, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm artık ertelenebilir başlıklar değildir. Üretimi merkeze alan, KOBİ’leri kapsayan ve insan kaynağını güçlendiren bir model inşa edilmelidir” dedi. Bu yaklaşımın hem bugünün ihtiyaçlarına hem de gelecek kuşakların beklentilerine yanıt verecek sürdürülebilir bir kalkınma anlayışını zorunlu kıldığını ifade etti.

 

Yeni yıla ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Özbek, ANSİAD’ın vizyonuna da dikkat çekti. Özbek, “Üretimi, emeği ve bilgiyi esas alan bir kalkınma anlayışının güçlendiği; gençlerin geleceğe güvenle bakabildiği, kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü yer aldığı bir Türkiye en büyük temennimizdir” dedi. ANSİAD’ın bu hedef doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Özbek, “Derneğimiz, bölgemizden başlayarak ülke genelinde düşünce üreten, çözüm öneren ve sürdürülebilir kalkınma perspektifiyle sorumluluk alan bir anlayışla yoluna devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

 

Özbek mesajını şu sözlerle tamamladı: “Cumhuriyetimizin temel değerlerinden aldığımız güçle; üretimin, emeğin ve bilginin değer gördüğü, geleceğe güvenle bakılan bir Türkiye için 2026 yılının önemli bir başlangıç olmasını diliyor; ülkemize sağlık, huzur, istikrar ve sürdürülebilir refah getirmesini temenni ediyorum.”

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD 2025 YILI SON OLAĞAN TOPLANTISINDA PROF. DR. ÜMİT ÖZLALE’Yİ AĞIRLADI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 15. Olağan Toplantısı, 24 Aralık 2025 Salı günü, Ekonomist ve ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale’nin katılımlarıyla Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, küresel ve Türkiye ekonomisinin 2025 yılı görünümünü değerlendirerek 2026 yılına ilişkin beklenti ve riskleri paylaştı.

 

Konuşmasında küresel ekonomik görünüme değinen Özbek, 2025 yılında dünya ekonomisinin ticaret savaşları ve jeopolitik gerilimlere rağmen yüzde 3’ün üzerinde büyüme kaydettiğini, küresel enflasyonun ise yaklaşık yüzde 4 seviyelerinde gerçekleştiğini ifade etti. Bu tabloda merkez bankalarına duyulan güven, yüksek gelir gruplarının tüketimi, yapay zekâ ve teknoloji yatırımları ile verimlilik artışlarının etkili olduğuna dikkat çekti.

 

Toplantıda, ANSİAD ailesine katılan yeni üyeler de tanıtıldı. Yapıtalya İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. sahibi Tunahan Karay, Özgüntur Özel Eğitim, İnşaat, Taah. Turizm ve Ticaret A.Ş. sahibi Hakan Erdoğan ve 7 Mehmet Restaurant Turizm Petrol Gıda İnşaat Tar. Hayv. San. ve Tic. Ltd. Şti. sahibi Mehmet Akdağ üyelik rozetlerini Ekonomist & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale ve ANSİAD Başkanı Ercan Özbek’ten aldı.

 

Özbek; “Büyüme ile istihdam arasındaki bağ zayıflıyor”

 

Açılış konuşmasında küresel ekonomik görünümü değerlendiren Özbek, 2025 yılında dünya ekonomisinin ticaret savaşları ve jeopolitik gerilimlere rağmen yüzde 3’ün üzerinde büyüdüğünü belirterek, küresel enflasyonun yaklaşık yüzde 4 seviyelerinde gerçekleştiğini ifade etti. Özbek, “Bu büyümede merkez bankalarına duyulan güven, yüksek gelir gruplarının tüketimi, yapay zekâ ve teknoloji yatırımları ile verimlilik artışları etkili oldu. Ancak küresel büyümenin geçmiş dönemlere kıyasla daha düşük ve kapsayıcılıktan uzak bir yapıya evrildiğini açıkça görüyoruz” dedi. Teknolojik gelişmelerin istihdam üzerindeki etkilerine dikkat çeken Özbek, ekonomik büyüme ile istihdam arasındaki ilişkinin zayıfladığını vurgulayarak, “Ekonomi büyürken yapısal ve teknolojik işsizlik artıyor; ekonomik ve sosyal eşitsizlikler derinleşiyor. Alt ve orta gelir gruplarının refah artışından yeterince pay alamaması önemli bir risk alanı oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

 

Özbek; “Yapay zekâ yeni bir küresel güç mücadelesi alanı”

 

2026 yılına ilişkin küresel beklentilerin görece iyimser olduğunu belirten Özbek, buna karşın popülizmin yarattığı risklere dikkat çekti. Özbek, “Ekonomik, sosyal ve politik kutuplaşmanın beslediği popülizm; jeopolitik gerilimleri, iklim politikalarındaki geri çekilmeyi ve stratejik emtia arz sorunlarını artırarak enflasyon baskılarını kalıcı hale getiriyor” şeklinde konuştu. Teknoloji alanındaki rekabete de değinen Özbek, yapay zekânın küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğini belirterek, “Yapay zekâ yatırımlarında ABD ve Çin açık ara öne çıkarken; Avrupa ülkeleri ve Türkiye bu yarışta geride kalıyor. Bu durum yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda makroekonomik ve jeopolitik sonuçlar da doğuruyor” dedi.

 

Özbek; “Yatırım ortamı için güven ve öngörülebilirlik şart”

 

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özbek, 2025 yılında büyümenin yüzde 4’ün altında kalmasına rağmen beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini belirtti. Sektörel görünümde inşaatın öne çıktığını vurgulayan Özbek, deprem bölgesindeki konut yapımının sektörü desteklediğini, sanayide ise otomotiv, savunma ve metal sektörlerinin pozitif ayrıştığını söyledi. Antalya için turizmin stratejik önemine dikkat çeken Özbek, “Maliyet yapısı bozulan ve katma değeri düşük bir turizm anlayışıyla kültür turizmi, şehir turizmi ve nitelikli bireysel turizmi geliştirmemiz mümkün değildir. Rekabet gücü bu noktada hayati önemdedir” dedi. Cari açığın azalmasına rağmen dış finansman ihtiyacının sürdüğünü vurgulayan Özbek, Türkiye’nin hem iç tasarruflara hem de doğrudan yabancı yatırımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirtti. “Yapay zekâ, biyoteknoloji ve veri merkezleri gibi alanlarda küresel şirketleri ülkemize çekebilmek için enflasyonla mücadelede kararlılık, öngörülebilirlik ve güçlü bir yatırım ortamı olmazsa olmazdır” dedi. Konuşmasının sonunda 2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Özbek, “Bölgesel jeopolitik risklerin azalması, Almanya ekonomisinde toparlanma sinyalleri ve turizmde dış talebin güçlenmesi büyümeyi destekleyebilir. Para politikasında güven ve öngörülebilirlik korunursa sınırlı faiz indirimleri de ekonomik faaliyetlere katkı sağlayabilir” değerlendirmesinde bulundu.


Özlale; “Dünya, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek belirsizlik döneminden geçiyor”

 

ANSİAD 15. Olağan Toplantısı’nın konuğu Ekonomist ve ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale, küresel ekonomi ve jeopolitiğin eşi benzeri görülmemiş bir belirsizlik sürecine girdiğini vurguladı. Özlale, “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez dünya hem iktisadi hem de siyasi olarak bu kadar büyük belirsizliklerin yaşandığı bir döneme giriyor. Bu tablo, beni açıkçası ciddi şekilde endişelendiriyor” dedi. Rusya–Ukrayna Savaşı’ndan Orta Doğu’daki çatışmalara, Hindistan–Pakistan geriliminden Tayvan meselesine kadar pek çok risk alanının eş zamanlı ilerlediğini belirten Özlale, bu gerginliklerin küresel ekonomik sistemi de baskı altına aldığını ifade etti. Son yıllarda küresel belirsizlik göstergelerinin tarihi seviyelere ulaştığını dile getiren Özlale, “Eylül 2001, Irak Savaşı, küresel borç krizi, Brexit, pandemi, Ukrayna savaşı derken dünya adeta nefes alamaz hale geldi. Bugün baktığımızda ‘ne çektik’ dediğimiz bir tabloyla karşı karşıyayız” değerlendirmesinde bulundu. Pandemi sonrasında küresel ölçekte korumacılığın hızla arttığını vurgulayan Özlale, “Pandemi öncesinde yılda ortalama 3.600 ticaret müdahalesi yapılırken bu sayı bugün 6 binin üzerine çıktı. Ülkeler kendi pazarlarını korumak adına daha müdahaleci ve korumacı politikalar izliyor” şeklinde konuştu.


Özlale; “Dördüncü Sanayi Devrimini kaçırma lüksümüz yok”

 

Sanayi devrimleri açısından Türkiye’nin geçmişte yaşadığı kayıplara dikkat çeken Özlale, dördüncü sanayi devriminin önceki dönemlere kıyasla çok daha yıkıcı olabileceğini vurguladı. Özlale, “Birinci, ikinci ve üçüncü sanayi devrimlerini kaçırdık. Şimdi dördüncü sanayi devrimiyle karşı karşıyayız. Bu devrimin en önemli özelliği, yalnızca vasıfsız değil, nitelikli iş gücüne olan ihtiyacı da ciddi biçimde azaltmasıdır” ifadelerini kullandı. Yapay zekâ uygulamalarının iş yapma biçimlerini kökten değiştirdiğini belirten Özlale, “Bugün 15 yıl önce bir haftada hazırlanan raporları, uçak kalkmadan önce yapay zekâya komut vererek aynı kalitede üretebiliyoruz. Dünya bambaşka bir yere gidiyor” dedi.

 

Özlale; “Sanayi hareketlendirilmeli, tekstil sektörü dönüşmeli”

 

Son üç yıldır sanayi üretiminin yerinde saydığını vurgulayan Özlale, kapasite kullanım oranlarındaki düşüşe dikkat çekerek, “Yüzde 76,7 seviyesine gerileyen kapasite kullanım oranı, sanayi tarafında ciddi bir resesyon göstergesidir. Yüksek finansman maliyetleri ve kur politikası rekabetçi firmaları zorluyor” ifadelerini kullandı. 2026 yılının ilk yarısına ilişkin beklentilerini de paylaşan Özlale, “Bu dönemde ne kurda sanayiyi rahatlatacak ciddi bir hareketlenme ne de faizlerde majör bir düşüş bekliyorum. Bu sürecin 2026’nın ikinci yarısı ve 2027 başına işaret ettiğini görüyoruz” dedi. Sanayide yaşanan istihdam kaybının boyutlarına dikkat çeken Özlale, “Tekstil, giyim ve deri sektörlerinde 325 bin kişi işini kaybetti. Mobilya gibi sektörler eklendiğinde toplam kayıp 550–560 bin kişiye ulaşıyor. Bu kaybın önemli bir kısmı kadın çalışanlardan oluşuyor” diye konuştu. Tekstil ve hazır giyimden çıkmanın çözüm olmadığını vurgulayan Özlale, “İtalya ve İspanya bu sektörlerden çıkmadı. ABD hâlâ yatırım yapıyor. Bizim de çıkmamız gerekmiyor; bu sektörleri operasyonel kabiliyet ve katma değer üzerinden dönüştürmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

 

Özlale; “Asıl sorun teknoloji üretmekten çok, teknolojiyi anlayabilmek”

 

Özlale Türkiye’nin önceliğinin teknoloji üretmekten ziyade mevcut teknolojileri doğru şekilde içselleştirmek olması gerektiğini belirterek “Dünyada kendi teknolojisini üretip pazarlayabilen ülke sayısı çok sınırlı. Bizim için esas kritik olan, dışarıda üretilen teknolojiyi anlayıp kendi iş modellerimize entegre edebilmek. Kendi ChatGPT’mizi üretmek güzel bir hedef; fakat asıl önemli olan, dünyada geliştirilen teknolojilerin şirketlerimiz ve KOBİ’lerimiz tarafından anlaşılması ve buna göre iş modellerinin dönüştürülebilmesidir” dedi.


Özlale; “Kadın istihdamı olmadan sosyal güvenlik sürdürülemez”

 

Türkiye’nin en temel sorunlarından birinin düşük istihdam oranı olduğunu vurgulayan Özlale, “Nüfusun sadece üçte biri çalışıyor. Dünya ortalamasını yakalamak için en az 6 milyon ek istihdama ihtiyacımız var; bunun yaklaşık 5 milyonunun kadınlardan gelmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Bu kapsamda bakım ekonomisinin güçlendirilmesi ve ücretsiz kreşlerin kritik önemde olduğunu belirtti. Konuşmasının sonunda üretim yapısına dikkat çeken Özlale, “Türkiye’de her dört işten sadece biri vasıflı ya da yüksek vasıflı. Üretim yapımız nitelikli istihdamı talep etmediği sürece ne beyin göçünü durdurabiliriz ne de sürdürülebilir büyümeyi sağlayabiliriz” diyerek değerlendirmelerini tamamladı.

 

“ANSİAD 15. Olağan Toplantısı” ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuğumuz, Ekonomist & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale’ye Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.


 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


GENÇ FİKİRLER VE BAŞARILI GİRİŞİMLER ANSİAD ÖDÜL TÖRENİNDE TAÇLANDI

“ANSİAD 23. Girişimcilik Günleri Ödülleri”, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından 11 Aralık 2025 Perşembe günü Akra Otel’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Bu yılın “2025 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü”, Genetika Tohum’un yenilikçi ıslah programları, bilimsel Ar-Ge altyapısı, uluslararası iş birlikleri ve sürdürülebilir üretim vizyonuyla ülkemiz tarımına yaptığı katkılar nedeniyle şirketin kurucusu Dr. Ahmet Seçim’e takdim edildi. “ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Yeşil Dönüşüm Ödülü” ise enerji verimliliği, çevre dostu üretim yaklaşımı, teknoloji geliştirme kabiliyeti ve güçlü paydaş yapısıyla bölgesel kalkınmaya örnek teşkil eden; tarım teknolojileri ve yeşil teknolojiler başta olmak üzere, çevre dostu tasarımı ve mimarisiyle de öne çıkan Antalya Teknokent İdare Binası ve Kuluçka Merkezi ile yeni teknoloji üretim merkezi olması, üniversite iş birlikleriyle genç ve tekno-girişimci ekosistemine sağladığı katkılar, bölgesel kalkınmayı destekleyen güçlü paydaşlık yapısı ve kamu-üniversite-sanayi iş birliğine kattığı değer nedeniyle Antalya Teknokent A.Ş.’ye verildi.

 

Törende ayrıca, Habitat Derneği iş birliğiyle “Herkes İçin Gelecek: Teknolojiyle Dönüşen Toplumlar” teması çerçevesinde gerçekleştirilen “Bi’Düşünsen Bulursun 13. İş Fikri Yarışması”nın final sunumları sonrasında dereceye giren takımlar da ödüllerini aldı. Yarışmada birincilik ödülü (45 gr. altın) Akdeniz Üniversitesi öğrencilerinin “Rebiota”, ikincilik ödülü (30 gr. altın) Akdeniz Üniversitesi öğrencilerinin “Good4”, üçüncülük ödülü ise (20 gr. altın) Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğrencilerinin “VetAI” projelerine verildi. ANSİAD 23. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni’ne; Antalya Valisi Hulusi Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ATSO Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, Antalya Teknokent A.Ş Genel Müdürü Dr. İbrahim Yavuz, yerel yönetim temsilcileri, iş dünyası, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, jüri üyeleri ve genç girişimciler katıldı.

 

Açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Girişimcilik Komitesi ve Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın, gelişen teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında girişimcilik ekosisteminin güçlenmesinin önemine değinerek şunları söyledi: “ANSİAD Girişimcilik olarak 23 yıldır gençlerin kariyer yolculuklarına rehberlik ediyor, girişimcilik ekosisteminin gelişimi için bölgesel ve ulusal düzeyde paydaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Bu yıl ‘Herkes İçin Gelecek: Teknolojiyle Dönüşen Toplumlar’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz yarışmamızda gençlerin teknoloji, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik odaklı projelerini yatırımcı ağlarımızla buluşturmayı sürdürüyoruz. Bugün ödül alan tüm girişimcilerimizi gönülden kutluyorum.”


Özbek; “Teknolojinin dönüştürücü gücüne inanıyor ve güçlü bir ekosistem için çalışıyoruz”

 

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, açılış konuşmasında girişimciliğin sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümü hızlandıran stratejik bir güç olduğunu vurguladı. Girişimcilik ruhunun, risk alabilme cesaretinin ve yenilikçi düşüncenin bir araya geldiğinde dünyanın en büyük problemlerine bile çözüm üretebileceğinin altını çizdi. Özbek teknolojinin dönüşüm gücüne vurgu yaparak şunları söyledi: “Bu yılki temamız olan ‘Herkes İçin Gelecek: Teknolojiyle Dönüşen Toplumlar’ artık bir slogan değil, yaşamın her alanını etkileyen bir gerçekliktir.


Yapay zekâ, büyük veri, sürdürülebilir üretim ve dijitalleşme; sosyal faydanın, fırsat eşitliğinin ve daha kapsayıcı bir geleceğin anahtarı hâline gelmiştir. Teknoloji artık sadece bir araç değil; eğitimden sağlığa, ekonomiden sosyal yaşama kadar tüm alanlarda dönüşümün itici gücü. Yapay zekâ, büyük veri, sürdürülebilir üretim ve dijitalleşme; sadece teknolojiye hâkim olanların değil, hepimizin geleceğini şekillendiriyor. Bu nedenle yarışmacılarımızdan yalnızca yenilikçi iş modelleri değil, toplumsal etki yaratan, daha adil ve erişilebilir bir gelecek vizyonu kuran projeler geliştirmelerini bekledik. Bugün bu vizyona sahip genç girişimcilerimizi görmek hepimizi umutlandırıyor.”

 

Özbek; “Atatürk’ün gösterdiği yol, bilimin ve teknolojinin ışığında ilerlemektir”

 

Özbek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bilime ve teknolojiye verdiği önemin bugün girişimcilik ekosisteminin ana pusulası olması gerektiğini ifade etti. Özbek: “Atatürk’ün bize miras bıraktığı en büyük değerlerden biri, bilimin ve teknolojinin ışığında ilerleme kararlılığıdır. Biz de bugün, onun vizyonundan aldığımız ilhamla teknoloji tabanlı girişimlerden sosyal inovasyon projelerine kadar çok geniş bir alanda yeni fikirleri destekliyor, girişimcilerin yarattığı etkiyi büyütmeye çalışıyoruz.” şeklinde konuştu. Özbek, son olarak gençlere seslenerek hızlı değişen dünyada fırsatların artık teknoloji ve yaratıcılık ekseninde şekillendiğini vurgulayarak: “Bugün dünya, tarihin en hızlı dönüşüm dönemini yaşıyor. Bu dönüşen dünyanın geleceğini belirleyecek olanlar; soru soran, merak eden, yenilik arayan, risk alan ve cesaret gösteren gençlerdir. Onlara inanmaya, güvenmeye ve destek olmaya devam edeceğiz.” dedi ve etkinliğe katkı sunan tüm kurumlara, jüriye, mentörlere ve Habitat Derneği’ne teşekkür etti.


Şahin; “İyi bir fikir yetmez; Adanmış bir ruh gerekir”

 

Antalya Valisi Hulusi Şahin ise açılış konuşmasında girişimciliğin ekonomik kalkınmanın temel dinamiklerinden biri olduğunu vurguladı. Girişimcilik kavramına yalnızca ekonomik bir olgu olarak değil, aynı zamanda bir karakter meselesi olarak yaklaştı. Şahin, girişimcilik için gerekli olan ilk unsurun sermaye değil, sağlam bir kişilik yapısı olduğunu belirterek: “Girişimcilik sadece parayla olmaz. İçinizdeki niyet sahih olacak, çalışkan olacaksınız, namuslu olacaksınız. Toplumda bir isminiz, bir güveniniz olursa başarı kendiliğinden gelir. Kritik olan şey emek, azim ve alın teridir.” dedi.  Girişimciliğin temel motivasyonunun fikirden daha güçlü bir şey olduğunu vurgulayan Şahin: “İyi bir fikir başlangıçtır ama tek başına yeterli değildir. O fikrin peşinden koşacak adanmış bir ruh, sabır ve kararlılık gerekir. Girişimcilik, vazgeçmeyen insanların hikâyesidir.” İfadelerini kullandı.

 

Şahin; “Melek yatırımcılık, girişimcinin destek çubuğudur”

 

Şahin, girişimcilerin özellikle ilk yıllarda karşılaştıkları zorluklara değinerek, ekosistemin önemine dikkat çekti: “Bir fidan diktiğinizde can suyu verirsiniz ve yanına bir çubuk koyarsınız. Melek yatırımcılık da tam olarak budur. Küçük ama kritik bir dokunuş, girişimciyi olumsuz koşullara karşı korur. Girişimci ruh zaten nadirdir; asıl mesele bu ruhu taşıyan insanlara doğru zamanda destek olmaktır.” Üniversitelerin, vakıfların, kalkınma ajanslarının, iş dünyasının ve kamu kurumlarının bu desteği güçlendirmesi gerektiğini ifade etti. Şahin, gençlerin girişimcilik ekosisteminde önemli bir dönemeçte olduğunu söyleyerek: “Bugün gençlerimizin yaratıcı düşünceye, teknolojiye ve girişimciliğe olan ilgisi çok yüksek. Bu dönemde doğru destek mekanizmalarını oluşturmak, geleceğin ekonomisini şekillendirecek girişimcileri ortaya çıkaracaktır.” dedi. Konuşmasının sonunda, girişimcilere, iş insanlarına ve etkinliği düzenleyen kurumlara teşekkür ederek sözlerini tamamladı.

 

Açılış konuşmalarının ardından teşekkür plaketleri ve ödüllerin takdim edildiği ANSİAD 23. Girişimcilik Günleri Ödül Töreninde, “2025 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü”, yenilikçi ıslah programları, bilimsel Ar-Ge altyapısı, uluslararası iş birlikleri ve sürdürülebilir üretim vizyonuyla Türk tohumculuğunu küresel ölçekte temsil eden önemli bir marka hâline gelmesi nedeniyle Genetika Tohum Tarım İthalat İhracat Ticaret Ltd. Şti. Kurucusu Dr. Ahmet Seçim’e verildi. Ödül, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek tarafından takdim edildi.

 

“ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Yeşil Dönüşüm Ödülü”, enerji verimliliği ve çevre dostu altyapı yaklaşımıyla sürdürülebilir kalkınmaya katkısı, üniversite iş birlikleriyle genç ve tekno-girişimci ekosistemine sağladığı ivme ve kamu–üniversite–sanayi iş birliği modeline kazandırdığı değer nedeniyle Antalya Teknokent A.Ş.’ye verildi. Ödülü, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ve ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’dan aldı.

 

ANSİAD 13. İş Fikri Yarışması “Herkes İçin Gelecek: Teknolojiyle Dönüşen Toplumlar” temalı Proje Yarışması’nda; 1.’lik ödülü, “Rebiota” projeleriyle Melisa Karaca ve Rabia Demir’e, ödülleri Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk tarafından, 2.’lik ödülü, “Good4” projeleriyle Ahmetcan Kılınç, Doğukan Çelik, Sıla Altay ve Elif Kaya’ya, ödülleri Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz tarafından, 3.’lük ödülü, “VetAI” projeleriyle Esra Akgün, Rojin Kaya ve Aybüke Yıldız’a, ödülleri HABİTAT Derneği Girişimcilik Programı Proje Yöneticisi ve GEN Türkiye Direktörü Hasan Basri Cihan tarafından takdim edildi.

 

“Bi’Düşünsen Bulursun 13. İş Fikri Yarışması” ve “Bi’Düşünsen Bulursun Fikir Maratonu” etkinliklerine verdikleri destek ve katkılar nedeniyle HABİTAT Derneği Girişimcilik Programı Proje Yöneticisi ve GEN Türkiye Direktörü Hasan Basri Cihan’a ve HABİTAT Derneği Proje Asistanı Semanur Aytekin’e “Teşekkür Plaketi” takdim edildi. Plaketler, ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın tarafından sunuldu. ANSİAD Girişimcilik Günleri’nin gerçekleştirilmesinde yıllardır verdiği özverili mesai ve her yıl taş taş üstüne koyarak etkinliği daha da ileri taşıması dolayısıyla ANSİAD Girişimcilik Komitesi ve Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın’a, “Teşekkür Plaketi” takdim edildi. Plaket, ANSİAD Başkanı Ercan Özbek ve ANSİAD Kurucu Başkanı Sadık Badak tarafından sunuldu.


Garih; “Güçlü olan değil, en hızlı dönüşebilen hayatta kalacak”


Ödül takdimlerinin ardından ANSİAD 23. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni’nin konuğu Good Earth Vision Kurucusu & GEN Türkiye Yönetim Üyesi & Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tal Garih, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek moderatörlüğünde “Yapay Zeka Teknolojileri, Sürdürülebilirlik ve Girişimcilik” başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Yapay zekâ çağının hızla değişen dinamiklerini ve bu dönüşümün iş dünyası ile toplum üzerinde yarattığı etkileri kapsamlı bir bakış açısıyla anlattı. Konuşmasına “En kıymetli kaynak para değil; zamandır” diyerek başlayan Garih, değişimin temposunun geçmiş hiçbir dönemle kıyaslanamayacak bir seviyeye ulaştığını vurguladı. Geçmişte beş yıllık gelişim dönemlerinin bugünküne göre çok daha öngörülebilir olduğunu hatırlatan Garih: “Beş yıl önce bugünkü yapay zekâ uygulamalarını hayal bile edemezdik. Bugün ise hemen herkes günlük hayatında en az bir yapay zekâ uygulaması kullanıyor. Gençler artık yapay zekâsız bir dünya düşünemiyor. Dönüşüm artık sadece hızlı değil; kaçınılmaz.” dedi. Bu dönüşümün yalnızca teknolojiyi değil, iş yapış şekillerinden toplumsal davranışlara kadar tüm düzeni etkilediğini belirtti. Enerji, sağlık, eğitim, ulaşım ve finans gibi yaşamın temel alanlarının artık teknoloji devleri tarafından yeniden şekillendirildiğini ifade eden Garih, şirketlere önemli bir mesaj verdi: “Her şirket, sektöründen bağımsız olarak bir veri şirketine dönüşmek zorunda. Çünkü her şey gerçek zamanlı, daha akıllı ve daha öngörülebilir bir yapıya bürünüyor. Darwin’in evrim teorisi bugün iş dünyasında karşımıza çıkıyor: En güçlü olan değil, en hızlı uyum sağlayan hayatta kalacak.”

 

Garih; “Yapay zekâ ekonomisi 13 trilyon dolara ulaşacak”


Garih, yapay zekâdaki gelişmelerin henüz başlangıç aşamasında olduğuna dikkat çekerek şu öngörüleri paylaştı: “1950’lerde başlayan yapay zekâ yolculuğu, 2030’larda AGI yani Genel Yapay Zekâ dönemine geçiş yapacak. Bu; bilinç, yaratıcılık, otonom karar verme ve icat yeteneğine sahip yapay zekâ anlamına geliyor. 2040’lardan sonra ise ASI—Süper Yapay Zekâ dönemine girilecek. Bu aşamada tüm insanlık tarihi boyunca gördüğümüz teknolojik dönüşüm yeniden ve tamamen şekillenecek.” Konuşmasında geleceğin ekonomik büyüklüklerine dair çarpıcı rakamlar paylaşan Garih, 2030 yılında yapay zekânın insanların yaptığı işlerin üçte birini üstleneceğini ve yapay zekâ ekonomisinin 13 trilyon dolara ulaşacağını vurgulayarak: “Şirketler insan anatomisine benzer bir yapıya kavuşuyor. Beyin stratejiyi ve yönetimi, sinir sistemi teknolojiyi ve yapay zekâyı, organlar operasyonu, kan dolaşımı ise nakit akışını temsil ediyor. Bu nedenle yapay zekâ ve veri yönetimi, şirketlerin yeni sinir sistemi haline geldi.” şeklinde konuştu.

 

Garih, dijital dönüşüm süreçlerinin önündeki engelleri de açıkça ortaya koyarak: “En büyük direnç; yetki kaybetme korkusu, koltuğu koruma isteği ve sabırsızlık. Bunun yanı sıra yaratıcılık eksikliği, rekabet baskısı ve kısa vadeli sonuç alma zorunluluğu yöneticilerin dönüşüme mesafeli yaklaşmasına neden oluyor. Küresel araştırmalar, üst düzey yöneticilerin %61’inin yapay zekâ dönüşümüne karşı çekimser olduğunu gösteriyor.” dedi. Garih, yapay zekânın duygusal kapasitesine yönelik gelişmelerin de önemine vurgu yaparak konuşmasını sonlandırdı. “Bugün hayal gibi görünse de ileride insanlar yapay zekâdan sevgili yapabilecek. Çünkü yapay zekâ hiç şikâyet etmeyecek, her zaman yanında olacak ve sürekli destek verecek. Bu bile teknolojinin insan ilişkilerini nasıl dönüştürebileceğinin bir göstergesi.”

 

ANSİAD 23. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni’nde konuğumuz Good Earth Vision Kurucusu & GEN Türkiye Yönetim Üyesi & Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tal Garih’e ANSİAD Başkanı Ercan Özbek ve Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın tarafından Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu takdim edildi. ANSİAD 23. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni, toplu fotoğraf çekimi ve kapanış kokteylinin ardından sona erdi.


 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD 14. OLAĞAN TOPLANTISI’NDA “BUGÜNDEN GELECEĞİ TASARLAMAK” KONUŞULDU

ANSİAD 14. Olağan Toplantısı “Bugünden Geleceği Tasarlamak” konu başlığıyla Akra Hotel’de gerçekleşti. İnsan İnovasyon Tasarımcısı Arzu Kaprol, “Bugünden Geleceği Tasarlamak” temasıyla katılımcılara hem mesleki yolculuğunu hem de tasarım anlayışını tüm detaylarıyla aktardı. Toplantı, ANSİAD üyeleri, iş dünyasının önde gelen temsilcileri ve davetlilerin yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Kaprol, konuşmasında hem modanın hem de giyilebilir teknolojilerin bugünden geleceğe taşınmasındaki önemine dikkat çekerken, sürdürülebilirlik, inovasyon ve yerli kaynakların değerine dair kapsamlı bilgiler paylaştı.

 

Arzu Kaprol; “Bu toprağın hikayesi benim DNA’mda var”

 

İnsan İnovasyon Tasarımcısı Arzu Kaprol, ANSİAD’ın 14. Olağan Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, geleceği tasarlamanın heyecan verici bir süreç olduğunu vurguladı. Kaprol, kendi mesleki misyonunu “bugünden daha iyi bir geleceğe katkı sağlamak” olarak tanımlayarak, aile geçmişinin ve eğitim hayatının kariyerine yön verdiğini aktardı: “Bursa’da doğdum; baba tarafım Kırım’dan, anne tarafım Bulgaristan göçmeni. Babam Atatürk, Nazım Hikmet ve sibernetik meraklısıydı; annem ve teyzem modayla ilgileniyordu. Bu DNA, bugünkü işime yön verdi. Eğitimim Mimar Sinan Üniversitesi ve Paris Amerikan Akademisi ile tamamlandı. Bu coğrafyanın hikâyesini bugünden geleceğe taşırken hangi parametreleri dikkate alabileceğimi düşünüyorum.”

 

Sunumunda projelerinden ve videolarından örnekler paylaşan Kaprol, tasarım dilini hayatın akışından beslediğini ve bunu projelerine yansıttığını belirtti. Kaprol: “2016’da İstanbul Moda Haftası’nda Zorlu Center’da gerçekleştirdiğimiz defilede, ney müziği ile rapin birleşimi, ‘Üsküdar’a giderken’ ezgisi ve 3D baskılı 1500 desen, zamanın ruhunu yansıtıyordu. Bu toprağın hikayesi benim DNA’mda var ve bugünden geleceğe taşırken hangi parametrelerle tasarlayabilirim diye sürekli düşünüyorum. İlhamın nasıl geleceğini öğrenmek, yaratıcı disiplinlerin en temel öğretilerindendir. Herkes bir işi bir kez iyi yapabilir; ama mesleğinizse bunu her gün iyi yapmak zorundasınız. İlham geldi–gelmedi gibi sübjektif bir şeye bağlı kalamazsınız. Önem, özen ve istikrar, bir yaşam yolculuğunu belirler. Mesleğiniz yaratıcı disiplinse, ilhamın her an nasıl geleceğini öğrenirsiniz; ama onu her gün iyi yapmak zorundasınız. Bugün ilham geldi, gelmedi demek, yaşam gerçekliğinden uzak bir bakış açısı olur.” dedi.

 

Arzu Kaprol; “Dramatik ama öğretici bir hikaye: Meg Ryan ve Paris Moda Haftası”

 

Kaprol, mesleki yolculuğundan çarpıcı bir örnek paylaşarak: “2011 yılında Meg Ryan’ın İstanbul defilesine gelmeden ayrılmasıyla başlayan dramatik süreç. Bu olay, moda defilelerinin sadece kıyafet sunmak olmadığını; perakende, üretim ve tanıtım zincirinin her bir parçasının 6 ay boyunca etkili olduğunu gösterdi. Bütün sistemin tanıtımı için yapılan bir yatırım vardı. Meg Ryan defileye gelmedi, ancak defilemizi gerçekleştirdik. Bu, iş dünyasında karşılaştığımız öngörülemeyen durumların öğretici bir örneğidir.” şeklinde konuştu. Kaprol, Paris Moda Haftasına davet sürecini ve bu süreçte yaşadığı zorlukları şu ifadelerle aktardı: “Federasyonun belirlediği gün ve saatte defile yapıyorsunuz. İlk defilemde parmak izleri eleştirildi; editörler koleksiyonla ilgilenmedi, sadece parmak izleri konuşuldu. Ama bu bana hatırlattı ki, bir parmak izinin bile önemi büyük. O günden beri koleksiyonlarda parmak izi motifini kullanıyoruz.”

 

Arzu Kaprol; “Moda ve teknolojiyle bugünden geleceği inşa ediyoruz”

 

Arzu Kaprol, konuşmasında moda ile giyilebilir teknolojiler arasındaki ilişkisinden de bahsetti. Antarktika projesinde Türk bilim insanlarının koruyucu kıyafetlerini tasarlayan giyilebilir teknoloji koordinatörü olarak görev aldığını belirterek; “Yaşamımın %50’si moda, %50’si giyilebilir teknoloji. Bu alanlar benim merakım sayesinde hayatımda çok farklı konuların açılmasını sağladı. Astronot kıyafetleri, uzay ve teknolojiyi hep merak ettim. Bu merak, beni hem NASA’ya hem TÜBİTAK projeleriyle Antarktika’ya götürdü. Bu kıyafetler, Ankara keçisi yünü gibi doğal malzemeleri içeriyor ve UV filtresi, ısıtma sistemi, vücut sensörleri gibi teknolojik özellikler barındırıyor: Bu, neredeyse bir astronot kıyafeti. Bedeni, başı ve yaşamsal organları koruyor, oksijen ve stres seviyesini ölçüyor. Tasarımcı olarak zihnimin farklı alanlarını aydınlatan projeler bunlar; endüstriyle entegre edilebilecek tasarımlar ortaya çıkabiliyor.” dedi. Kaprol, Türkiye’deki teknolojik giyilebilir projelerine de değindi: “2005’te Türk Silahlı Kuvvetleri beni temel eğitim kıyafetleri projesi için davet etti. Daha sonra F-16 pilotlarının G-suit’leri ve kamuflaj kıyafetleri tasarladım. Bu projelerde hiçbir ücret almadım; amacım merakım ve ülkeye katkı sağlamak oldu. Bu projeler bana paha biçilmez eğitimler kazandırdı ve Türkiye’de teknolojiyi geliştirmeye katkı sağladı.”

 

Arzu Kaprol; “Sıfır ithalat, yerli kaynaklar ve sürdürülebilirlik”

 

Markasında 7 yıldır uyguladığı sıfır ithalat politikası ve %100 yerli malzeme kullanımının da altını çizen Kaprol: “Bizim ülkemiz tekstilin anavatanı; Çatalhöyük’ten gelen birikimi var. Bu kaynakları kullanıp sahiplenmek, ülkeye karşı bir görev gibi. Kumaşların hafızası ve doğal kaynakların teknolojik faydaları var. Dünya üzerinde satılan kıyafetlerin %35’i hiç kullanılmadan çöpe gidiyor. Tekstil, dünyayı en çok kirleten ikinci sektör. Bu yüzden tüketim alışkanlıklarımızı dönüştürmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu. Kaprol, sadece estetik görünümün değil, kıyafetlerin beden ve yaşam sağlığı üzerindeki etkisinin de önemli olduğuna dikkat çekti: “Giysilerin malzemesi doğal mı, petrokimya ürünü mü? Ömrü ne? Vücuda etkisi ne? Bunları bilmek çok önemli. Organik ve sağlıklı malzemeler kullanmak, yaşam kalitesini artırabilir.”

 

Arzu Kaprol; “Geleceği tasarlamak bizim sorumluluğumuz”

 

Kaprol, gelecek nesillere de vurgu yaparak konuşmasını sonlandırdı: “Başarılı zamanlar ve başarısız zamanlar olabilir. Ama mesleğinizi hangi alanda seçerseniz seçin, her gün aynı kararlılıkla ve özenle çalışmaya devam edin. Bu hem iş yaşamında hem de kişisel yolculukta fark yaratır. Çocuklarımız dönüşümü yaşayacak; biz onları hazırlayan jenerasyonuz. Bu süreçte yeni bir bilinç ve bakış açısı geliştirmeliyiz. Moda, teknoloji ve yaşam verilerini bir araya getirerek, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir dünyaya katkı sağlayabiliriz.”

 

“ANSİAD 14. Olağan Toplantısı” soru ve cevapların ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuğumuz, İnsan İnovasyon Tasarımcısı Arzu Kaprol’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimiyle sona erdi.

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


PROF. DR. MUHAMMED ŞAHİN: “ATATÜRK’ÜN VİZYONER LİDERLİĞİ, BİLİMSEL KALKINMANIN TEMELİ OLDU

ANSİAD 13. OLAĞAN TOPLANTISI’NDA KONUĞU MEF ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. MUHAMMED ŞAHİN OLDU

ÖZBEK; “ATATÜRK’ÜN ÇİZDİĞİ YOL, GELECEĞİN PUSULASIDIR”

PROF. DR. MUHAMMED ŞAHİN: “ATATÜRK’ÜN VİZYONER LİDERLİĞİ, BİLİMSEL KALKINMANIN TEMELİ OLDU”

 

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 13. Olağan Toplantısında, MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin konuk olarak yer aldı. Toplantıya Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Semih Ekercin, BAKSİFED Başkanı Mustafa Cengiz, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş ve çok sayıda meslek odası ile dernek temsilcisi katıldı.

 

Toplantının konuk konuşmacısı MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, “Bilim, Teknoloji ve Yükseköğretimde Türkiye: Dünya’nın Neresinde? Türkiye İçin Bir Gelecek Hikayesi” başlıklı sunumuyla dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete uğurlanışının yıl dönümünde saygı, minnet ve özlemle yapılan bir anma ile başladı. Açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı, Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözünü hatırlatarak, bugünün ekonomik ve toplumsal sorunlarının temelinde bilime ve akla yeterince önem verilmemesinin yattığını vurguladı.

 

Özbek; “Bir ülkenin en değerli kaynağı yer altındaki madenleri değil, gençlerinin aklı ve yaratıcılığıdır”

 

Toplantının açılışında konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, konuşmasında şunları kaydetti: “Atatürk’ü anlamak, geleceği akılla ve bilimle inşa etmeyi kavramak demektir. Bir ülkenin düşünce biçimini, önceliklerini ve yönünü belirleyen şey, ekonomik göstergelerden çok, sahip olduğu değerlerdir.” Özbek Türkiye’nin bilim, teknoloji ve eğitim alanındaki dönüşüm süreci üzerine dikkat çekerek, bilimden uzaklaşan bir toplumun ilerleme şansının kalmadığı vurguladı. Özbek: “Bir ülkenin en değerli kaynağı yer altındaki madenleri değil, gençlerinin aklı ve yaratıcılığıdır. Üretmek sadece ekonomik değil, aynı zamanda özgürlük ve aidiyet meselesidir. Üretmeden kalkınmak, tüketimle büyümek, bilimsiz eğitimle ilerlemek mümkün değildir.” Dedi.

 

Özbek; “Atatürk’ün çizdiği yol, geleceğin pusulasıdır”

 

Konuşmasını şu sözlerle tamamlayan Özbek, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında aklın, bilimin ve üretimin merkeze alınması gerektiğini vurguladı: “Atatürk’ün çizdiği yol, sadece geçmişin mirası değil, geleceğin pusulasıdır. ANSİAD olarak bizler, bu pusulanın gösterdiği yolda; üretimi, bilgiyi, aklı ve insanı merkeze alarak çalışmayı sürdüreceğiz.”

 

Prof. Dr. Muhammed Şahin; “Atatürk’ün vizyoner liderliği, bilimsel kalkınmanın temeli oldu”

 

Konuşmasına güncel kayıplar için başsağlığı dileyerek başlayan Şahin, Türkiye’nin bilim, teknoloji ve yükseköğretim alanlarındaki konumunu değerlendireceği iki bölümlük sunumuyla devam etti. Prof. Dr. Şahin, Atatürk’ün vizyoner liderliğinin Türkiye’nin eğitim ve bilimsel kalkınma sürecindeki temel belirleyici olduğunu vurguladı. Şahin: “Cumhuriyet kurulduğunda okur-yazar oranı yüzde 8 bile değildi. Buna rağmen Atatürk, 1921’de Milli Eğitim Şurası’nı topladı, 1926’da yurt dışına öğrenci göndermeye başladı. Onlara ‘Sizi kıvılcım olarak gönderiyorum, ateş topu olarak döneceksiniz’ dedi. 1416 sayılı yasa hâlâ geçerliliğini koruyor.” Atatürk’ün 1920’lerde attığı bu adımların dönemin Asya ülkelerinden onlarca yıl önce geldiğini belirten Şahin, bu vizyonun Türkiye için bugün de yol gösterici nitelikte olduğunu ifade etti.

 

Prof. Dr. Muhammed Şahin; “Bilimsel üretim ve Ar-Ge’nin güçlendirilmesi gerekiyor”

 

Prof. Dr. Şahin, Türkiye’nin bilimsel üretim performansına ilişkin veriler paylaştı. Şahin: “2012 yılında üniversitelerimiz 200–300 sıralarındayken bugün 800–1000 bandında yer alıyor. Gerçek akademik göstergelere baktığımızda tabloyu geliştirmek için yeni stratejilere ihtiyaç duyulduğu görülüyor.” dedi. Türkiye’de üniversitelerin araştırmacı sayısının resmi olarak 217 bin olarak açıklandığını ancak aktif araştırmaya zaman ayıran öğretim üyesi oranının daha düşük olduğunu belirtti. Uluslararası yayın sayısında Türkiye’nin 2024 itibarıyla 75 bin yayınla öne çıktığını aktaran Şahin, niceliğin yanında nitelikli üretimin artırılmasının önemini vurguladı: “Hollanda 17 milyon nüfusuyla bizden az yayın yapıyor ama her alanda görünür. Bizim hedefimiz bilimin etkisini ve görünürlüğünü artırmak olmalı.”


Prof. Dr. Muhammed Şahin; “Teknokentleri güçlendirecek yeni model”

 

Prof. Dr. Şahin, Türkiye’de 90’dan fazla teknokent bulunmasına rağmen küresel girişimcilik ekosisteminde daha üst sıralara çıkılması gerektiğini belirtti. Teknokentlerin üretim ve girişimcilik performansının artırılması için yeni bir vizyonun gerekliliğine değinen Şahin, “Anadolu Tekno Kalkınma Ağı (ATA)” adıyla geliştirdiği proje önerisini paylaştı. Şahin, “Atatürk’ün adını yaşatmak istedim. Türkiye’de 90’dan fazla teknokent var ama kalkınmaya katkısının artması için bu merkezlerin bir araya getirilmesi gerekiyor” dedi. İstanbul merkezli bir yapıyı önerdiğini belirterek, “‘ATA İstanbul’ olacak. Bu merkez, ülke çapında tematik teknokentlerle ve yenilikçi fikir merkezleriyle bağlantılı olacak. Yurt dışından teknoloji şirketlerini çekecek, Ar-Ge kültürünü yerleştirecek özel statülü bir yapı düşünün” ifadelerini kullandı. Projenin işleyişine dair ayrıntılar da paylaşan Şahin, “Burası devlet güdümünde olacak ama kamu-özel ortaklığıyla çalışacak. Devlet %50 payla yer alacak, geri kalan kısımda belediyeler, iş dünyası ve STK’lar pay sahibi olacak. Böylece herkes sahiplenmiş olacak.” dedi. Şahin, ATA ile Türkiye’de teknokentleri, üniversiteleri ve Ar-Ge merkezlerini tek çatı altında toplayarak uluslararası şirketlerin yatırım yapmasını kolaylaştıracak bir ekosistem oluşturmayı ve ülkenin teknoloji alanında çekim merkezi haline gelmesini hedeflediğini vurguladı.

 

Prof. Dr. Muhammed Şahin; “Türkiye Ar-Ge Çekim Merkezi olmalı”

 

Prof. Dr. Muhammed Şahin, Türkiye’nin Ar-Ge kültürü olan şirketleri çekmek için somut adımlar önerdi. Şahin, “Devlet, iki yıl boyunca yalnızca Ar-Ge ve inovasyona odaklanmalı. Şirketlere uzun vadeli teşvikler verilmeli; Ar-Ge’sini getirmeyen şirkete fabrika kurulumu yok, getiren şirkete ise 20 yıl kira ödememe ve sigorta desteği sağlanmalı” dedi. Ayrıca, yurt dışına 5 yıl içinde 50 bin yüksek lisans ve doktora öğrencisi göndermenin Türkiye’nin bilimsel kapasitesini artırmak için kritik bir adım olacağını ifade etti. Türkiye’deki yükseköğretim kurumları ve Ar-Ge organizasyonlarının daha bütüncül bir yapıya kavuşması gerektiğini belirten Şahin, çözüm olarak “Bilim, Teknoloji ve Yükseköğretim Bakanlığı” modelini önerdi. Üniversitelerin yönetiminde sektör temsilcileri, yerel yönetimler ve mezun derneklerinin yer almasının da üniversitelerin hem yerel hem ulusal kalkınmaya katkı vermesini sağlayacağını ifade etti. Şahin, eğitimde yetenek ve beceri odaklı ölçüm sistemine geçişi, öğrenciyi geleceğe hazırlayan bir model olarak önererek konuşmasını tamamladı.

 

“ANSİAD 13. Olağan Toplantısı” soru ve cevapların ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuğumuz, MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimiyle sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511




ANSİAD BRÜKSEL TEMASLARIYLA KÜRESEL VİZYONUNU GÜÇLENDİRDİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ve ANSİAD üyeleri, 2–5 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen Brüksel İş Gezisi kapsamında Avrupa Birliği kurumları, düşünce kuruluşları, diplomatik temsilcilikler ve iş dünyası temsilcileriyle bir dizi kapsamlı temasta bulundu.

 

Ziyaretlerde, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği, ekonomik iş birliği olanakları, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma politikaları, yatırım ortamı, bölgesel istikrar ve Avrupa’da Türk iş dünyasının rolü gibi konular detaylı biçimde ele alındı. ANSİAD heyeti, Brüksel temaslarıyla birlikte hem Antalya iş dünyasının uluslararası görünürlüğünü artırma hem de Avrupa’daki iş birliği çabalarına katkı sunma hedefiyle önemli bir adım attı.

 

Diplomasi, Ekonomi, Çevre Ekseninde Yoğun Temas Programı

 

Avrupa Birliği Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Sayın Faruk Kaymakcı ile yapılan görüşmede, Türkiye’nin AB üyelik süreci, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, yeşil mutabakatın iş dünyasına etkileri ve AB fonlarından faydalanma olanakları konuşuldu. Türkiye’nin AB Daimi Temsilci Yardımcısı Sayın Bahar Güçlü ile yapılan görüşmede, Türk iş insanlarının Avrupa’daki temsiliyeti, genç girişimcilere yönelik programlar ve AB ile karşılıklı yatırım potansiyelleri değerlendirildi. Avrupa Komisyonu Genişleme ve Doğu Komşuluk Politikası Genel Müdürlüğü (DG NEAR) Türkiye Masası Şefi Antoine Colombani ile yapılan toplantıda, Türkiye-AB ilişkilerinin teknik boyutu, müzakere süreçleri ve Türkiye’deki iş dünyasının AB politikalarına adaptasyonu ele alındı. FIPRA International Sürdürülebilirlik Direktörü Darius Movaghar ve FIPRA Özel Danışmanı John Clark ile yapılan görüşmede, Avrupa’da sürdürülebilirlik standartları, karbon nötr hedefleri ve Türk firmalarının bu dönüşüme uyum stratejileri tartışıldı.

 

Avrupa Parlamentosu Üyesi ve Türkiye Raportörü MEP Nacho Sánchez Amor ile gerçekleştirilen buluşmada, Türkiye’deki demokratik gelişmelerin AB iş çevreleriyle ilişkiler üzerindeki etkisi, ticari diyaloğun güçlendirilmesi ve bölgesel kalkınma konuları değerlendirildi. Türkiye’nin NATO Daimî Temsilcisi Büyükelçi Basat Öztürk ile yapılan görüşmede, güvenlik ve ekonomik istikrarın iş dünyasına etkileri ile NATO üyesi ülkeler arasında savunma sanayiinde olası iş birlikleri ele alındı. TÜSİAD AB Temsilcisi A. Dilek Aydın ve TÜRKONFED AB Temsilcisi Zeynep Sanıgök ile yapılan toplantılarda, Türk iş dünyasının Brüksel’deki temsili, ortak platformlarda görünürlük stratejileri ve AB politika yapıcılarıyla sürdürülebilir iletişim modelleri üzerine fikir alışverişi gerçekleştirildi. Avrupa Politikalar Merkezi (EPC) Kıdemli Türkiye Uzmanı Amanda Paul ve Avrupa Politika Çalışmaları Merkezi (CEPS) AB Dış Politika, Asya ve Çin Uzmanı Dr. Ceren Ergenç ile yapılan toplantılarda, Avrupa kamuoyundaki Türkiye algısı, bölgesel diplomasi, enerji politikaları ve ticaretin jeopolitik boyutu tartışıldı.

 

Avrupa Dış Eylemler Dairesi (EEAS) Türkiye Masası Şefi Gabriel Munuera Vinals ile yapılan görüşmede, Türkiye’nin dış politika perspektifi, AB ile karşılıklı güvenin güçlendirilmesi ve sivil toplum kuruluşlarının bu sürece katkısı masaya yatırıldı. Belçika Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Sayın Barış Tantekin ile yapılan buluşmada, Belçika’daki Türk iş insanlarının çalışmaları, yerel ekonomik potansiyeller ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin derinleştirilmesi ele alındı. FIT Flaman Yatırım ve Ticaret Ajansı (Flanders Investment & Trade) yetkilileri Lise Betjes ve Pascal Walrave ile yapılan görüşmelerde ise, Belçika ve Türkiye arasında sürdürülebilir yatırım modelleri, turizm ve teknoloji alanlarında iş birliği fırsatları gündeme geldi.

 

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ve ANSİAD üyeleri ayrıca, Türk (Belçika) Özel Sektör Derneği (TÖSED) ve Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Belçika Ülke Temsilciler Kurulu temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen bir akşam yemeği toplantısında bir araya geldi. Bu buluşmada, Belçika’daki Türk iş dünyasının çalışmaları, diaspora girişimciliğinin güçlendirilmesi ve Türkiye–Belçika ekonomik ilişkilerinin gelişimine katkı sağlayacak ortak fırsatlar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca ANSİAD heyeti, Avrupa Parlamentosu Üyesi ve Yasal İşler Komitesi Başkanı İlhan Küçük ile bir araya gelerek, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile ekonomik ilişkilerdeki öncelikleri üzerine görüş alışverişinde bulundu.

 

Özbek; “ANSİAD’ın uluslararası vizyonu güçleniyor”

 

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, Brüksel iş gezisinin dernek açısından stratejik önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Brüksel iş gezimiz, ANSİAD’ın uluslararası arenadaki vizyonunu bir üst seviyeye taşıyan son derece verimli ve stratejik bir adım oldu. Bu ziyaret, ANSİAD AB Uluslararası İlişkiler Çalışma Masası’nın hedefleri ve vizyonu doğrultusunda, Antalya iş dünyasının Avrupa kurumlarıyla doğrudan temas kurmasını ve yeni iş birliği köprülerinin inşa edilmesini sağlamıştır. Avrupa kurumları, düşünce kuruluşları ve diplomatik temsilcilerle yürüttüğümüz temaslarda, sadece Antalya iş dünyasının değil, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal potansiyelinin de altını çizdik. ANSİAD olarak hedefimiz, iş dünyamızın küresel ölçekte rekabet gücünü artırmak, sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamak ve Avrupa ile ortak akıl temelinde yeni iş birlikleri kurmaktır. AB Uluslararası İlişkiler Çalışma Masamızın bugüne kadar Berlin’de TDİHK (Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası) ile imzaladığı iş birliği protokolü ve benzeri girişimlerle başlattığı vizyoner yaklaşımı Brüksel’de daha da ileri taşıdık. Bu sürece katkı veren tüm çalışma masası üyelerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

 

Brüksel temasları boyunca ANSİAD heyeti, Avrupa kurumları ve düşünce kuruluşlarıyla yürütülen görüşmelerde Avrupa Birliği ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerin güçlendirilmesi, sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm, yatırım ortamı ve Türk iş dünyasının Avrupa’daki rolü gibi başlıkları ele aldı. Bu ziyaret, Antalya iş dünyasının uluslararası alanda görünürlüğünü artırma, yeni bağlantılar kurma ve Avrupa ile ekonomik köprüleri güçlendirme hedefiyle önemli bir adım olarak değerlendirildi.

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511



ERCAN ÖZBEK; “ATATÜRK’Ü ANLAMAK, GELECEĞİ AKILLA VE BİLİMLE İNŞA ETMEKTİR”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan ÖZBEK, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 87. yıl dönümü dolayısıyla bir anma mesajı yayımladı.

 

Özbek: “Atatürk’ü anlamak, geleceği akılla ve bilimle inşa etmektir.”


Başkan Özbek mesajında, 10 Kasım’ın yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in temel değerlerini yeniden hatırlama ve geleceğe dair sorumlulukları değerlendirme günü olduğunu vurgulayarak şöyle dedi: “Bu anlamlı gün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sadece bir kurtuluşun lideri olarak değil, aynı zamanda bir uygarlık projesinin fikir mimarı olarak anma günüdür. O’nun en büyük mirası; düşünen, sorgulayan, üreten ve dünyayla rekabet edebilen bir Türkiye idealidir.” Özbek, Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözüne atıfta bulunarak, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin yeniden bilime, teknolojiye ve üretim gücüne dayalı bir kalkınma vizyonunu benimsemesi gerektiğini ifade etti. “Bugün dünya, yapay zekâ, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma ekseninde yeni bir çağın eşiğinde. Bilgiye hâkim olan, teknolojiyi üreten ve yeniliği teşvik eden toplumlar geleceği şekillendiriyor. Türkiye’nin de bu dönüşümde yerini alabilmesi, Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık yolunda ilerleyebilmesine bağlıdır. Bilime, özgür düşünceye ve nitelikli eğitime yapılan her yatırım, Cumhuriyet’e verilen bir sözdür.” dedi.

 

Özbek: “Üretmek, bağımsızlığın en yüksek ifadesidir.”


Başkan Özbek, Atatürk’ün kalkınma anlayışının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve ahlaki temellere dayandığını belirterek, üretimin bir gelir aracı değil, bir kimlik meselesi olduğuna dikkat çekti: “Atatürk’ün ‘Milletin efendisi köylüdür’ sözü, üretimin sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda bir var oluş biçimi olduğunu anlatır. Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı yeni bir üretim idealidir. Çünkü üretmek sadece büyümenin değil, özgürlüğün, bağımsızlığın ve toplumsal güvenin de teminatıdır. Üretmeyen bir toplum, kendi kaderini başkalarının eline bırakır.”

 

Özbek: “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında sorumluluğumuz; sadece koruyucu değil, geliştirici olmaktır.”


Özbek, ANSİAD’ın da Atatürk’ün kalkınma vizyonunu günümüz koşullarına taşımak için kararlılıkla çalıştığını belirterek şunları söyledi: “Derneğimiz, Cumhuriyet’in değerlerinden aldığı güçle girişimciliği, inovasyonu, bilimi ve sürdürülebilir kalkınmayı merkeze alan bir anlayışı savunmaktadır. Bizler, Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği Cumhuriyet’in sadece koruyucusu değil, aynı zamanda geliştiricisi olma sorumluluğunu taşıyoruz. Bu bilinçle hareket eden her iş insanı, her girişimci, bu ülkenin geleceğine katkı sunmaktadır.” Başkan Ercan ÖZBEK mesajını şu sözlerle tamamladı: “Atatürk’ü anmak, sadece geçmişi hatırlamak değil; O’nun fikirleriyle bugünü anlamak ve geleceği şekillendirmektir. 10 Kasım, Cumhuriyetimizin kurucusuna duyduğumuz minnetin yanı sıra, bilimin, aklın ve üretimin rehberliğinde çağdaş bir Türkiye idealiyle yeniden buluşma günüdür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve özlemle anıyor; fikirlerinin, ilke ve devrimlerinin yolumuzu aydınlatmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum.”

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD 12. OLAĞAN TOPLANTISI’NDA KONUĞU EMEKLİ GENERAL AHMET YAVUZ OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) 12. Olağan Toplantısı’nda konuk konuşmacı olarak Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz yer aldı. Toplantıda, Cumhuriyet’in kuruluş süreci, Atatürk’ün liderliği ve tarihin dönüm noktaları kapsamlı biçimde ele alındı. Emekli General Yavuz, Atatürk’ün stratejik öngörüsünü ve Cumhuriyet’in temellerini tarihsel verilerle değerlendirdiği konuşmasında, katılımcılara derin bir tarihsel perspektif sundu. Toplantının açılışında konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan ÖZBEK, Cumhuriyet’in çağdaş değerlerine, bilimin ve üretimin rehberliğine vurgu yaptı.

 

Özbek; “Cumhuriyet, bize düşünme ve üretme cesareti kazandırdı”

 

Toplantının açılışında konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, Cumhuriyet’in çağdaş değerlerine ve bilimin rehberliğine vurgu yaptı. Özbek, “Cumhuriyet, bize yalnızca bir yönetim biçimi değil; düşünce özgürlüğünü, eşit yurttaşlığı, üretme azmini ve geleceğe güvenle bakma cesaretini armağan etti” dedi. Cumhuriyet’in çağdaş uygarlık hedefinin bugün dijital dönüşüm, enerji verimliliği ve yeşil ekonomiyle yeni bir anlam kazandığını belirten Özbek, “Türkiye’nin sanayisi ve iş dünyası bu dönüşümle birlikte Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına yeni bir vizyonla adım atmalı” ifadelerini kullandı.

 

Özbek; “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı, bilimin ve teknolojinin yüzyılı olmalı”

 

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM) kapsamında sanayinin dönüşüm zorunluluğuna dikkat çeken Özbek, yeşil üretimin bir yükümlülük değil, aynı zamanda büyük bir fırsat olduğunu belirtti. “Enerji verimliliğine ve yenilenebilir kaynaklara yapılan her yatırım, çevreye olduğu kadar ülkemizin geleceğine de yatırımdır” dedi. Özbek, enerjide bağımsızlığın ekonomik bağımsızlığın temeli olduğunu vurgulayarak, “Elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve dijital altyapılar; Türkiye’nin yüksek teknoloji üretiminde güçlü bir oyuncu olma kararlılığını gösteriyor” ifadelerini kullandı. “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı, bilimin ve teknolojinin yüzyılı olmalı” diyen Özbek konuşmasını, “Biz ANSİAD olarak, üyelerimizin bu dönüşüme uyum sağlaması için rehberlik etmeye, Cumhuriyet’in çağdaşlık vizyonuna uygun bir iş dünyası inşa etmeye kararlıyız. Cumhuriyet’in bize bıraktığı en büyük miras; inanç, cesaret ve ilerleme azmidir. Bu meşaleyi üretimle, bilimle ve yeşil ekonomiyle daha parlak bir geleceğe taşımak bizlerin görevidir” sözleriyle tamamladı.

 

Ahmet Yavuz; “Atatürk olmasaydı Cumhuriyet kurulamazdı”

 

Toplantının onur konuğu Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, konuşmasına Atatürk’ün benzersiz tarihsel rolünü vurgulayarak başladı: “1920’ye geldiğimizde Atatürk dışında birisi olsaydı, milli mücadeleyi yürüten o kişi başarılı olamazdı. Hele Cumhuriyet’e geçişi hiç sağlayamazdı. Çünkü bir birikim vardı ama o birikimi harekete geçirecek, topluma uygulayacak olgunlukta bir tek kişi vardı: Mustafa Kemal Atatürk.” Yavuz, Türkiye’nin Cumhuriyet’e tam anlamıyla hazır olmayan bir toplumsal dokuya sahip olduğunu, ancak Atatürk’ün bu eksiklikleri olağanüstü bir liderlikle aştığını belirtti: “Biz Cumhuriyet’e tam olarak hazır değildik. Onun sancılarını çektik. Atatürk’ü en yakın arkadaşları bile tam anlayamadı. Biz ordu mensupları da doğru anlamadık, anlatamadık. Ezberlerle boğulduk ama hayat bize yeniden Atatürk’ün yoluna dönmemiz gerektiğini söylüyor.”

 

Ahmet Yavuz; “Atatürk’ün yoluna yeniden dönmek zorundayız”

 

Emekli General Yavuz, Atatürk’ün 1918 yılında İstanbul’da bulunduğu dönemde, İkdam Gazetesi’ne verdiği röportajdan örnekler vererek, Cumhuriyet’in temellerini oluşturan dört ilkeye dikkat çekti: “Atatürk o röportajında dört unsuru vurguluyor: Bilim, üretim, ahlak ve moral. Diyor ki, ‘Bir milletin savaşta da barışta da ayakta kalabilmesi için önce bilim gerekir. Bilim üretimi doğurur. Ahlak, toplumsal sorumluluğun yerine getirilmesidir. Ve moral… Başarı moral getirir, moralsizlik başarısızlıktır.’ Bugün yine moralsiz bir dönemdeyiz. O ilkeleri doğru özümseseydik, belki bugün çok farklı bir noktada olurduk.” Yavuz, kurumların ve bireylerin sorumluluk bilincine de değinerek, “Bizim genetik yapımızda lider odaklılık var. Kurumlarımızı yeterince etkin işletemedik. ‘İşi tepedekine emanet et, karışma’ anlayışıyla bir yere varılmaz. Askerlikte bir söz vardır: Kontrol etmediğiniz emrin yapılmadığından emin olabilirsiniz. Bu, sadece ordu için değil, ülke yönetimi için de geçerlidir.” dedi.

 

Ahmet Yavuz; “Fikir hürriyeti Cumhuriyet’in temelidir”

 

Yavuz, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan modernleşme sürecini tarihsel örneklerle anlatarak, Cumhuriyet’in düşünsel temellerini şu sözlerle özetledi: “1699’dan itibaren Osmanlı daralmaya başladı. Arayışlar, reformlar, tıbbiyenin kuruluşu, dil devrimi… Bunların hepsi Cumhuriyet’e giden yolun taşlarıydı. Ancak asıl fark, Atatürk’ün bu birikimi sistematik hale getirilmesidir. Cumhuriyet’in temeli fikir hürriyetidir. Düşünmeden, üretmeden bir toplumun ayakta kalması mümkün değildir.” 1910 yılında Makedonya’da yaptığı bir konuşmadan da alıntı yapan Yavuz, Atatürk’ün henüz genç bir subayken Cumhuriyet’in özünü dile getirdiğini hatırlattı: “Ordunun iki görevi var diyordu: Ülkeyi işgalden kurtarmak ve halkı içine düştüğü taassuptan arındırmak. Birincisi kurtuluştur, ikincisi kuruluştur. Yani Cumhuriyet’in amacı; Kant’ın dediği gibi, ‘Aklını kullanmaya cesaret eden’ bir toplum yaratmaktır.”

 

Ahmet Yavuz; “Atatürk’ün kurtuluş stratejisi iki temel üzerine kuruluydu”

 

Yavuz, Milli Mücadele sürecinde Atatürk’ün stratejik vizyonuna da dikkat çekti: “Atatürk’ün iki amacı vardı. Birincisi ülkeyi işgalden kurtarmak, ikincisi Cumhuriyet’i kurmaktı. Çünkü o, Osmanlı’nın artık devam edemeyeceğini biliyordu. Amasya Bildirgesi’nden itibaren bu vizyon netleşmiştir: ‘Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.’ Ancak Cumhuriyet’i o dönemde kimseye söylemedi. Nutuk’ta diyor ki: ‘Söyleseydim etrafımda kimse kalmazdı.’ Haklıydı.” Yavuz, Atatürk’ün başlangıçta padişah ve halifeyi de kurtarmayı hedeflediğini, fakat 1920’de Sevr Antlaşması imzalanınca bu tutumun değiştiğini belirtti: “Halife ordusu İngilizler tarafından kurulup Ankara’ya gönderildiğinde artık Mustafa Kemal, Vahdettin’e hain diyecektir. Mustafa Kemal, 1911’den itibaren hatta 1909’dan itibaren İttihat ve Terakki ile kavgalıydı. Bu bilinir. 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya gönderildiğinde, Vahdettin’in ağzından söylersek ‘Git, bizi bu dertten kurtar’ demiştir. Ama bu, ‘Git milli mücadele başlat, yeni bir Türkiye kur’ anlamında değildir. Öyle bir şey yok. Bunu bilelim.” Dedi ve ekledi. “Atatürk’ün araçları önce kendi şahsiyetiydi. Çanakkale Savaşı’ndan itibaren herkesin üzerinde mutabık kaldığı lider oydu. Ardından ordunun iki önemli komutanıyla, Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy’la daha İstanbul’dayken temasa geçti. Ve en önemlisi, milletin kendisini araç olarak gördü. Kuvayı Milliye’yi örgütledi, halkı ikna etti. Asıl aracı milletti.”

 

Ahmet Yavuz; “Cumhuriyet sadece geçmişin değil, geleceğin de teminatıdır”

 

Konuşmasının sonunda Cumhuriyet’in geleceğine ilişkin güçlü bir çağrıda bulunan Yavuz, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Ulus devletimizin tıkanmasının nedeni, kurucu ilkelerin dışına çıkmamızdır. 24 Anayasası’nda ‘Türkiye halkı’ yazıyordu, 61’de ‘Türk’ yazdık. O da diyor ki ben Türk değilim. Halbuki Atatürk, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk milleti denir’ derken herkesi kucaklıyordu.
Bugün sanayimiz zorlansa da çalışıyor, bilim insanlarımız başarılar elde ediyor. Çünkü bizim genetik kodumuzda dayanışma ve yeniden doğuş vardır. Einstein’ın dediği gibi, ‘Hiçbir sorun, onu yaratan bilinç düzeyiyle çözülemez.’ Bizim bilinç düzeyimizi yükseltmemiz gerekiyor. Korkulacak tek şey, korkunun kendisidir. Korkan kaybederdi. Atatürk korksaydı çoktan kaybederdi. Bugün yeniden Atatürk’ün felsefesine dönmek zorundayız. Çünkü Cumhuriyet sadece geçmişin değil, geleceğin de en sağlam teminatıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Cumhuriyet, ancak gayret edersek payidar kalacaktır.”

 

“ANSİAD 12. Olağan Toplantısı” soru ve cevap kısmının ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuğumuz Emekli General Ahmet Yavuz’a Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimi sona erdi.


Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ERCAN ÖZBEK: “ATATÜRK’ÜN VİZYONU YOLUMUZU AYDINLATIYOR”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 102. yılı dolayısıyla yayımladığı mesajında, Cumhuriyet’in temelinde çalışkanlık, üretkenlik ve toplumsal dayanışma olduğuna vurgu yaptı.

 

Özbek, mesajında şu ifadelere yer verdi: “102 yıl önce başlatılan bu yolculuk, sadece devletin kuruluşunu değil; bir toplumun kendi değerlerine, umutlarına ve geleceğine sahip çıkmasını simgeler. Cumhuriyet, tarihimizin en zor dönemlerinde halkımızın azmi ve cesaretiyle yükselmiş bir değerdir. Bu değer, bizlere yalnızca hak ve özgürlük kazandırmakla kalmamış; onları koruma, geliştirme ve gelecek nesillere aktarma sorumluluğunu da yüklemiştir.”

 

Özbek; “Cumhuriyet sorumluluk ve emekle büyür”

 

Cumhuriyet’in, sürekli emekle güçlenen bir yapı olduğunu ifade eden Özbek; “Cumhuriyet, kökleri derinlerde olan bir ağacın filizi gibidir; özgürlük ve eşitlik değerleriyle beslenir, sorumluluk ve adalet bilinciyle büyür. Bugün bu ağacın gölgesinde yaşayan bizler, geçmişin ağır mirasını taşırken, geleceğe dair umutlarımızı da beslemeliyiz. Eğitimden üretime, iş dünyasından toplumsal yaşamın her alanına kadar sorumluluklarımız vardır; çünkü Cumhuriyet, sadece kazanılmış haklarımızı değil, onları yaşatma ve geliştirme görevimizi de bize emanet eder.” şeklinde konuştu.

 

Özbek; “Atatürk’ün vizyonu yolumuzu aydınlatıyor”

 

ANSİAD olarak, Cumhuriyet’in değerlerini iş dünyasında yaşatmayı görev bildiklerini vurgulayan Özbek, Atatürk’ün vizyonuna da dikkat çekerek: “Bizler, adil, üretken ve sürdürülebilir bir ekonomi hedefiyle çalışırken, Cumhuriyet’in bize kazandırdığı çalışma azmini, yenilikçiliği ve Atatürk’ün çağdaşlaşma vizyonunu rehber ediniyoruz. Dayanışma, üretkenlik ve inovasyon ruhuyla daha güçlü bir toplum ve ekonomi için emek vermeye devam ediyoruz. Her bireyin çabası, Cumhuriyet’in değerlerini yaşatma yolunda büyük bir anlam taşır.” dedi.

 

Özbek; “Cumhuriyet ışığını gelecek nesillere taşıyacağız”

 

Toplumsal birlik ve dayanışmanın önemine değinen Özbek, “Cumhuriyet sadece geçmişin bir sembolü değil, bugünün ve yarının toplumsal vicdanını aydınlatan güçlü bir ışıktır.” dedi ve ekledi: “Cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını; bağımsızlık, özgürlük ve adalet uğruna hayatlarını kaybeden tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor, Cumhuriyetimizin 102. yılını gönülden kutluyoruz. Bu kutlama, sadece geçmişi hatırlamak değil; toplumsal sorumluluğumuzu, dayanışmamızı ve geleceğe dair inancımızı güçlendirme günüdür. ANSİAD olarak, Cumhuriyetimizin ışığında, daha adil, özgür ve üretken bir Türkiye için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet’imizin 102. Yılı kutlu olsun!”

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

                      Tel: 0242 3120303
                      Fax: 0242 3215511


CUMHURİYET COŞKUSU KORTLARDA YAŞANDI: 7. ANSİAD–ATİK CUMHURİYET KUPASI T500 MASTERS TURNUVASI ŞAMPİYONLARI BELLİ OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ile Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK) iş birliğiyle bu yıl yedincisi düzenlenen ANSİAD–ATİK Cumhuriyet Kupası T500 Masters Ulusal Tenis Turnuvası, 16 Ekim’de başlayan heyecan dolu müsabakaların ardından 26 Ekim’de yapılan final karşılaşmalarıyla sona erdi.

 

Toplam 561 sporcunun katılımıyla ve 33 farklı kategoride gerçekleşen turnuvada, Kadınlar, Erkekler, Çift Erkekler, Çift Kadınlar ve Karışık Çiftler kategorilerinde kıyasıya mücadeleler yaşandı. Antalya’nın tenis potansiyelini gözler önüne seren turnuva, Cumhuriyet Bayramı coşkusunu kortlara taşıdı.

 

Özbek: “Cumhuriyetin değerleriyle sporu buluşturuyoruz”

 

Turnuvanın açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek sporun toplumun birleştirici gücüne vurgu yaparak: “Bu turnuvayı gerçekleştirebiliyorsak, Cumhuriyetimizin bize bıraktığı değerlerin ve özgürlük mirasının bize yol gösterici olmasına borçluyuz. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Amacımız sadece bir spor organizasyonu yapmak değil; sporu, dayanışmayı ve Cumhuriyetimizin ruhunu aynı potada buluşturmaktır. ANSİAD olarak bizler, Antalya’nın sadece ekonomik değil kültürel ve sportif gelişimine de katkı sunmayı görev biliyoruz. Bu turnuva, gençten master sporcuya kadar herkesin bir araya gelerek aynı hedef için ter döktüğü, paylaşım ve centilmenlik dolu bir etkinliktir. Spor, üretim kadar değerlidir; çünkü bir toplumun gelişimi yalnızca sanayiyle değil, beden ve ruh sağlığını besleyen etkinliklerle mümkündür. Cumhuriyetimizin 102. yılında bu organizasyonu Antalya’dan Türkiye’ye armağan etmekten gurur duyuyoruz. Her yıl büyüyen bu turnuva hem tenis camiamız hem de kentimizin spor kültürü için bir gelenek haline geldi.” dedi.

 

Türkiye Tenis Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Hakkı Kurt ise açılış konuşmasında Türk tenisinin gelişimi açısından bu tür organizasyonların önemine dikkat çekti: Kurt: “Bu turnuvada sadece dereceye girenleri değil, kortlarda mücadele eden, ter döken tüm sporcularımızı tebrik ediyorum. Türk tenisinin gelişimi, gençlerin olduğu kadar tecrübeli master sporcuların da aktif varlığıyla mümkündür. Bu turnuvalar, tenis kültürümüzü güçlendirerek uluslararası başarıların temelini oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.

 

ATİK, NOTEKS A.Ş, BAHAR GROUP’A TEŞEKKÜR

 

Turnuvanın düzenlenmesinde katkı sağlayan ATİK Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Alpagot, Noteks A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Oktay ve Bahar Group Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Bahar’a plaket takdim eden Başkan Özbek, “Hakemlerimizden sağlık ekibimize, organizasyona emek veren tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim. Bu etkinlik, hepimizin ortak çabasıyla başarıya ulaştı” ifadelerini kullandı.

 

18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olan ve 26 Ekim’de final etkinlikleri ile son bulan, sporcuların Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde yarıştığı 7. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T500 Masters Ulusal Turnuvası kapsamında;

 

İlk adım 40-tek erkekler 1.si Erdal Karan ve 2.si Furkan Düzenli’ye
İlk adım 40 + tek erkekler 1.si Adnan Öztürk ve 2.si Veysi Azboz’a

18+ tek erkekler 1.si Kaan Zeren 2.si Emre Gök’e
30+ tek erkekler 1.si Efdal işleyen ve 2.si Mert Karyağdı’ya
35+ tek erkekler 1.si Çağlar Özbek ve 2.si Mustafa Sabır Bozoğlu’na
40+ tek erkekler 1.si Turgut korkut ve 2.si İsmail Hakkı Kurt’a
45+ tek erkekler 1.si Uğur Öz ve 2.si Yıldıran Serkan Yıldırım’a
50+ tek erkekler 1.si Cengiz Tan ve 2.si Mehmet Çakmak'a
55+ tek erkekler 1.si Birol Başlar ve 2.si Engin Karayel’e
60+ tek erkekler 1.si Bülent Ay ve 2.si Şevket Bayrakçı’ya
65+ tek erkekler 1.si Özcan Arıklı ve 2.si Yılmaz Bozkurt’a

75+ tek erkekler 1.si Yusuf Kocabaş ve 2.si Mehmet Taner İbrişim’e
İlk adım 40-tek kadınlar 1.si Özbay Gediz ve 2.si Zeynep Keklikçi’ye

18+ tek kadınlar 1.si Sena Özkılınç ve 2.si Gülsüm Sayar
30+ tek kadınlar 1.si ayşe Gülşah Çetin ve 2.si İdil Batar’a
35+ tek kadınlar 1.si Zeynep Binali ve 2.si aslı Ebru Yıldız’a
40+ tek kadınlar 1.si Ayça Altay ve 2.si Türkan İzlem Yolyapar’a
45+ tek kadınlar 1.si Meral Kasap ve 2.si Bahar Keçeli’ye
50+ tek kadınlar 1.si Serap Yurdakul ve 2.si Ezgi Hançer’e
55+ tek kadınlar 1.si Gülseven Yonkuç ve 2.si Hatice Pamukçu’ya
60+ tek kadınlar 1.si Serpil Yıldırım ve 2.si Bahar Akgün’e
30+ çift erkekler 1.leri Ragıp Temel-Efdal işleyen ve 2.leri Burak Başak-Mert Karyağdı’ya

35+ çift erkekler 1.leri Bora Arbağ - Gökhan Mutlu ve Barış Özbaş -Mustafa Sabır Bozoğlu’ya
40+ çift erkekler 1.leri Erkan Girgin-Turgut Korkut ve 2. leri Ender Erdoğan-Mehmet Demirkaya’ya
45+ çift erkekler 1.leri Yıldıray Serkan Yıldırım-Sinan Balcı ve2. leri Harun İsmail Çiftçi- Mehmet Emin Özdemir’e

50+ çift erkekler 1.leri Mehmet Çakmak-Cengiz Tan ve 2. leri Arda Ertürk- Salih Alagöz’e
55+ çift erkekler 1.leri Levent Karapınar -Birol başlar ve 2.leri Erdal Öztürk-Turan Gül’e
60+ çift erkekler 1.leri Hüseyin Aydoğan- Vedat Balseven ve 2.leri Tarık Fırıncı- Berat İlkul’a

65+ çift erkekler 1.leri Nedim Akılveren -Süleyman Sıtkı Toksoy ve 2.leri Kamil Metin Kamiloğlu- Recep Yormaz’a

30+ çift kadınlar 1.leri Ebru Yıldız -Maya Kadıoğlu ve 2.leri Burçin Aslan- Sıla Saygılı’ya
40+ çift kadınlar 1.leri Ayça Altay- Gülay Torgay ve 2.leri Esra Büyükkahraman-İzlem Yolyapar’a
45+ çift kadınlar 1.leri Bahar Keçeli- Meral Kasap ve 2.leri Evren Soytok- Elif Bozok Menekşeoğlu’na
50+ çift kadınlar 1.leri Banu Tümay- Sevgi Ataç ve 2.leri Dilek Gözüyılmaz Başak-Nur Yormaz’a

55+ çift kadınlar 1.leri Gülseven Yonkuç- Hatice Pamukçu ve 2.leri Bahar Akgün- Sibel Özsakal’a

18+ karışık çiftler 1.leri Gülsüm Sayar- Beyhan Mutlu ve 2.leri Rabia Aslan- Ferhat Bakan’a

35+ karışık çiftler 1.leri Gülden Demir- Mehmet Tuğla ve 2.leri Gülay Meral- Veysi Azboz’a ödülleri plaket olarak takdim edildi.

 

7. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T500 Masters Ulusal Turnuvası 'nın ödül töreni toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


7. ANSİAD- ATİK CUMHURİYET KUPASI T500 MASTERS ULUSAL TENİS TURNUVASI BAŞLADI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK) iş birliğiyle, Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında geleneksel hale gelen “7. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T500 Masters Ulusal Tenis Turnuvası” başladı.

 

16–26 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleşen turnuva, Antalya’nın en heyecanlı tenis organizasyonlarından biri olarak öne çıkıyor. 18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olan turnuva hem profesyonel hem de amatör tenisçilerin kıyasıya mücadelelerine sahne olacak.

 

Özbek; “Sporun birleştirici gücüyle bir araya gelmekten mutluluk duyuyoruz”

 

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan ÖZBEK, turnuvanın açılışında yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Cumhuriyetimizin 102. yılını kutladığımız bu özel dönemde, sporun birleştirici gücüyle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası, yalnızca bir tenis turnuvası değil; dayanışma, dostluk ve Cumhuriyet coşkusunun kortlara taşındığı bir gelenektir. Tenis sporunun gelişimine katkı sağlamak, sporcuları desteklemek ve Antalya’nın spor potansiyelini ortaya çıkarmaya katkı sağlamak bizim için büyük bir gurur.”

 

561 katılımcının mücadele ettiği turnuva, 33 farklı kategoride gerçekleşecek. Kadınlar, erkekler, çift erkek, çift kadın ve karışık çiftler kategorilerinde yapılacak karşılaşmalar, tenis severlere heyecan dolu ve rekabetçi anlar yaşatacak. Cumhuriyet coşkusunu spora taşıyan bu anlamlı etkinlikte tüm Antalyalılar, ATİK kortlarında buluşacak.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD BURSA–GEBZE İŞ GEZİSİYLE SANAYİNİN DÖNÜŞÜMÜNÜ YERİNDE GÖZLEMLEDİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Bursa–Gebze İş Gezisi, 9–11 Ekim tarihleri arasında gerçekleşti. Türkiye sanayisinin değişen dinamiklerini sahada gözlemleme ve üyeler arası iş birliğini güçlendirme amacı taşıyan gezi, sektörün öncü kuruluşlarına yapılan ziyaretlerle dolu kapsamlı bir program sundu.

 

Heyet, program kapsamında otomotiv sektörünün öncü kuruluşu TOFAŞ, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD), Alarko Carrier ve SAMM Teknoloji’yi ziyaret etti. Ziyaretler kapsamında üretim teknolojilerinden dijitalleşmeye, enerji verimliliğinden sürdürülebilirliğe kadar birçok konuda bilgi ve deneyim paylaşımı yapıldı. TOFAŞ ziyareti sırasında, üretim bantları ve Ar-Ge faaliyetleri hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Fiat Egea (Tipo) üretim hattı ve Ar-Ge Merkezi’nde yürütülen projeler, Türkiye otomotiv sanayisinin geldiği noktayı sahada gözlemleme imkânı sundu. Bölgesel sanayinin gelişiminde öncü rol oynayan BTSO ve BUSİAD ziyaretlerinde, sanayinin mevcut durumu, yatırım teşvikleri ve bölgesel iş birliği fırsatları üzerine bilgi alışverişi yapıldı. Bu temaslarda BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener ve BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar üyeleri ağırlayarak bölgesel sanayi vizyonunu paylaştı.

 

Gezi kapsamında ayrıca, Alarko Carrier ve SAMM Teknoloji firmalarının sunumları gerçekleştirildi. Alarko Carrier Genel Müdürü Cem Akan, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim uygulamalarını tanıtırken; SAMM Teknoloji Genel Müdürü Murat Atilla, dijital dönüşüm, sensör teknolojileri ve inovatif projelerini detaylandırdı. Bu sunumlar, üyelerin sektördeki güncel teknolojileri ve geleceğe yönelik fırsatları yakından tanımasına imkân sağladı.

 

Özbek; “Bu temaslar, ortak vizyonumuzu güçlendirdi”

 

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, geziye ilişkin değerlendirmesinde, “Türkiye sanayisinin ulaştığı seviyeyi sahada gözlemlemek bizler için büyük bir gurur. TOFAŞ, BTSO, BUSİAD, Alarko Carrier ve SAMM Teknoloji gibi öncü kurumlarla gerçekleştirdiğimiz görüşmeler, yalnızca bilgi paylaşımı açısından değil; geleceğe dair ortak bir vizyon oluşturmak adına da son derece değerliydi. Bu temaslar, ANSİAD olarak kurduğumuz iş birliği ve diyalog kültürünün önemini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, Alarko Carrier Genel Müdürü Cem Akan, SAMM Teknoloji Genel Müdürü Murat Atilla ve Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih’e nazik ev sahiplikleri için teşekkür ediyorum. Bu ziyaretler sayesinde sanayimizin ulaştığı noktayı yerinde gördük; gelecekte yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yerli üretim alanlarında atacağımız adımlar için ilham kazandık.” İfadelerini kullandı.


Gezinin son gününde İstanbul’da gerçekleştirilen Kültür Turu kapsamında, İstanbul Modern ve İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ziyaret edildi. Bu etkinlik, üyelerin sanatı ve kültürü birlikte deneyimlemesini sağlarken, aynı zamanda iletişimi güçlendiren ve dayanışma ruhunu pekiştiren bir ortam sundu. Programın kapanışında Özbek, şu ifadelerle teşekkürlerini yineledi: “Bu gezi, yalnızca sanayimizin gücünü görmekle kalmadı; aynı zamanda üyelerimiz arasındaki bağı güçlendiren, vizyonumuzu pekiştiren anlamlı bir deneyim oldu. Katılımlarıyla bu organizasyona değer katan tüm üyelerimize, emeği geçen çalışma arkadaşlarıma ve sekreteryamıza teşekkür ediyorum.”

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511
GSM: 0533 372 69 76


ANSİAD 2025 MEDYA ÖDÜLLERİNE BAŞVURULAR BAŞLADI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını kategorilerini içeren “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü vermektedir.


ANSİAD medya ödülü ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.


Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını dijital ortamda en geç 31 Ekim 2025 Cuma günü saat 17.00'ye kadar basin@ansiad.org.tr mail adresine göndermeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)


M. Mesut ÖZDERİN

ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi


“ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ” KATILIM KOŞULLARI


Bu yarışmada; 22 Eylül 2024 – 22 Eylül 2025 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eser, “ANSİAD 2025 YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü almaya hak kazanabilecektir.


Yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.


Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:


-     Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak

-     Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk


Yapılan değerlendirme sonucunda; ödül sahibine başarı belgesi ile bronz döküm özel tasarım ödül sembolü verilecektir. Ödüller, Ocak 2026’da yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.


Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 11 kişiden oluşur:


-     Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)

-     Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)

-     Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-     Isparta Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-     Burdur Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-     Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)

-     ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)


Başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:


Yazılı Basın dalı


-     Haber

-     İnceleme-Araştırma

-     Röportaj

-     Makale


Görsel Basın dalı


-     TV Programı

-     TV Haberi

-     TV Röportajı

-     Belgesel


İşitsel Basın dalı


-     Radyo Programı

-     Radyo Haberi

-     Radyo Röportajı


İnternet Basını dalı


-     Haber

-     Röportaj

-     Makale

-     İnceleme-Araştırma



Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu


E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511



DR. EROL MÜTERCİMLER: “21. YÜZYILI DOĞRU OKUYAMAZSAK, 22. YÜZYILIN AKTÖRLERİ ARASINDA YER ALAMAYIZ”

ANSİAD 10. OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU DR. EROL MÜTERCİMLER OLDU

DR. EROL MÜTERCİMLER: “TÜRKİYE EĞİTİM SORUNUNU ÇÖZMEDEN 21. YÜZYILDA YOK”

ÖZBEK: “EĞİTİM, YAPAY ZEKÂ VE EKONOMİ TÜRKİYE’NİN ASIL GÜNDEMİ OLMALI”

 

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) 10. Olağan Toplantısı’nın konuğu, uluslararası ilişkiler uzmanı ve akademisyen Dr. Erol Mütercimler oldu. “21. Yüzyılda Değişen Parametreler, Ortadoğu ve Türkiye’nin Jeopolitik Stratejileri” başlıklı konuşmasında Mütercimler, dünya siyasetinde Soğuk Savaş’tan günümüze yaşanan dönüşümü, yeni güç dengelerini ve Türkiye’nin bu süreçteki konumunu kapsamlı bir şekilde değerlendirdi.

 

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, siyasi tartışmaların gündemi gölgelemesine rağmen Türkiye’nin geleceğini belirleyecek asıl konuların eğitim, yapay zekâ ve ekonomik sürdürülebilirlik olduğunu vurguladı. Özbek, “Bugün dünyada ve ülkemizde öne çıkan gerçeklerden söz etmeden geleceğimizi planlamamız mümkün değil.” dedi.

 

Toplantıda, ANSİAD ailesine katılan yeni üyeler de tanıtıldı. Galeri Kristal Tur İnşaat Pazar ve Ticaret A.Ş. sahibi Tolga Kilit, Sert Global A.Ş. sahibi Osman Sert, Arzum Döner Restoran ve Yemekçilik şirketi sahibi Ünal Akkaşoğlu, Doka Plastik Geri Dönüşüm Sistemleri Otomotiv Endüstriyel Makine Hırdavat A.Ş. sahibi Murat Doğu ve Global Depo Dekorasyon Ürünleri şirketi sahibi Arda Kilit üyelik rozetlerini Dr. Erol Mütercimler ve ANSİAD Başkanı Ercan Özbek’ten aldı.

 

Özbek; “Eğitim, yapay zekâ ve ekonomi Türkiye’nin asıl gündemidir”

 

Eğitim, teknoloji ve ekonomik sürdürülebilirlik alanlarının Türkiye’nin öncelikli gündem maddeleri olduğunu vurgulayan Özbek, konuşmasında yüksek teknoloji ihracatındaki farklara dikkat çekti: “Bugün, siyasi gelişmeler ve günlük tartışmaların gölgesinde kalsa da asıl önem vermemiz gereken üç temel konuyu paylaşmak istiyorum: Eğitim, yapay zekâ ve mevcut ekonomik durum. Asıl sorunlarımız bu alanlarda ve bu alanların sürdürülebilir çözüm yollarında yatıyor. Bugün dünyada ve ülkemizde öne çıkan bazı gerçeklerden söz etmeden, geleceğimizi planlamamız mümkün değil. 50 yıl önce tarihin en yıkıcı iç savaşını yaşayan Vietnam, son 20 yılda 130 milyar dolarlık yüksek teknoloji ihracatı yaptı. 30 yıl önce ekonomisi çökmek üzere olan Çekya’nın 43 milyar, Polonya’nın ise 26 milyar dolarlık yüksek teknoloji ihracatı var. Biz ise bu alanda 2,5 milyar dolar ile oldukça gerideyiz.” ifadelerini kullandı.

 

Özbek; “Eğitimdeki sorunlar iş gücüne yansıyor”

 

Eğitim alanındaki eksikliklerin iş gücü piyasasında da kendini gösterdiğini belirten Özbek, OECD verilerine göre Türkiye’nin öğrenci başına eğitim harcamasında 36 ülke arasında 34. sırada yer aldığını söyledi. Üniversite sayısındaki artışa rağmen nitelik sorunlarının devam ettiğini vurgulayan Özbek, mezun gençlerin alanlarında iş bulamadığını, bir milyondan fazla gencin motokurye olarak çalıştığını dile getirdi. Ayrıca Türkiye’nin, “Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin (NEET) oranında OECD’nin zirvesinde.” bulunduğunu hatırlattı.

 

Özbek; “Sanayi ve ihracat olmadan uzun vadeli rekabet zor”

 

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde, sıkı para politikalarının sanayicinin maliyetlerini artırdığını belirten Özbek, “TÜSİAD’ın Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi’ne göre imalat sektörümüz son 10 yılın en düşük rekabet gücü seviyesine geriledi. Finansmana erişim zorluğu, yüksek faizler ve artan üretim maliyetleri, sanayicimizin küresel rekabette elini zayıflatıyor. Büyümenin hizmet sektörüne kayması, ekonomide dengesiz bir toparlanma riskini artırıyor. Oysa sanayi, üretim ve ihracat olmadan uzun vadeli rekabetçiliği korumamız mümkün değil.” dedi.

 

Özbek; “Veri merkezleri ulusal güvenlik ve dijital egemenlik meselesidir”

 

Özbek, teknolojinin yalnızca ekonomiyi değil, eğitimden güvenliğe kadar her alanı dönüştürdüğünü ifade etti. Amazon’un ABD’de kurduğu 2,2 gigawattlık dev veri merkezini örnek gösteren Özbek, veri merkezlerinin artık yalnızca bir teknoloji meselesi değil, ulusal güvenlik ve dijital egemenlik meselesi olduğunu söyledi. Eğitimde yapay zekânın potansiyeline dikkat çeken Özbek, UNESCO raporlarına atıfta bulunarak, “Eğer doğru yönetilirse, her öğrencinin öğrenme yolculuğunu kişiselleştirebilir, öğretmenlere güçlü bir asistan sağlayabilir ve ezbere dayalı sınavları tarihe gömebilir. Ancak göz ardı edersek, eşitsizliklerin derinleşmesi, zihinsel becerilerin körelmesi ve veri mahremiyetinin zedelenmesi kaçınılmaz olur.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

 

Mütercimler; “Eğitim-öğretim en temel meselemiz”

 

ANSİAD 10. Olağan Toplantısı’nın konuğu uluslararası ilişkiler uzmanı ve akademisyen Dr. Erol Mütercimler konuşmasına kişisel bir anısıyla başlayan Dr. Mütercimler, babasının Cilavuz Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmen olduğunu ve 36 yaşında vefat etmesine rağmen 5 dil bildiğini belirterek, “O dönemin eğitiminin kalitesine bakınız. Bugün ne yazık ki Türkiye’de en temel sorun eğitimdir. Bu problemi aşamadığımız sürece 21. yüzyılda var olamayacağız. Dünya 22. yüzyılın hesaplarını yapıyor, biz hâlâ 21. yüzyılda yokuz.” dedi.


Mütercimler; “Çin teknoloji çağının en kritik gücüne sahip”


Mütercimler, 1945-1990 arasındaki Soğuk Savaş döneminin 45 yıl boyunca dünyada görece bir denge sağladığını, ancak 1990 sonrası dönemin çok farklı bir ayrışma getirdiğini ifade etti: “1990 sonrası dünya artık doğu-batı değil, varsıl kuzey ve yoksul güney olarak ikiye ayrıldı. ABD tek güç olarak öne çıktı ama kalıcı olamadı. Rusya’nın yeniden güçlenmesi ve Çin’in yükselişiyle denge yeniden değişti.” 1992 Rio Konferansı’nda alınan kararların bugün yaşanan açlık, göç ve eşitsizlikleri öngördüğünü hatırlatan Mütercimler; “O gün söylenen ‘Akdeniz bir gün Rio Grande Nehri olacak’ ifadesi bugün gerçekleşti; Afrika’dan Avrupa’ya büyük göç dalgalarıyla karşı karşıyayız.” dedi. Mütercimler, Çin’in dünya ekonomisindeki yükselişine vurgu yaparak; “1996 yılında yazdığım bir makalede ‘2025’te Çin süper güç olacaktır’ demiştim. Bugün bu gerçekleşiyor. Çin, 30 nadir elementin 17’sine sahip. Cep telefonlarında kullanılan 54 elementin yarıya yakını Çin’in tekelinde. Petrolü yok ama teknoloji çağının stratejik üstünlüğünü elinde tutuyor.”

 

Mütercimler; “Türkiye üretim ve teknoloji politikalarında yeni stratejiler geliştirmek zorunda”

 

21. yüzyılın en önemli ideolojisinin çok kültürlülük olduğunu belirten Mütercimler, kavramın yanlış yorumlandığını söyledi: “Çok kültürlülük demek farklılığın yönetimidir. 21. yüzyıl demokrasisinin tanımı da budur: farklılıkların kabulü, içselleştirilmesi ve yönetilmesi. Türkiye ise henüz 20. yüzyılın demokrasi tanımında bile değil.” Mütercimler, nükleer caydırıcılık nedeniyle büyük bir dünya savaşı olasılığının düşük olduğunu, ancak bölgesel savaşların ve mezhep çatışmalarının artarak süreceğini vurguladı: “Büyük savaş olmaz ama bölgesel savaşlar kaçınılmaz. Bunun merkezlerinden biri Orta Doğu’dur. Türkiye ise jeopolitik konumu gereği boğazlara sahip olmanın avantajını ve aynı zamanda riskini taşımaktadır. Osmanlı’dan beri bu nedenle başımız beladan kurtulmamıştır. Asya-Pasifik yüzyılına giriyoruz. Bu süreçte iş dünyasına çok büyük sorumluluk düşüyor. Türkiye üretim ve teknoloji politikalarında yeni stratejiler geliştirmek zorunda. Aksi halde küresel rekabette geri kalmamız kaçınılmaz olur.”

 

Mütercimler; “Küreselleşme: Siyasi değil, ekonomik bir süreçtir”

 

Mütercimler, küreselleşme kavramının yanlış anlaşıldığını belirterek, esas meselenin siyaset değil ekonomi olduğuna dikkat çekti. Tarihten örnekler vererek birinci küreselleşme sürecinin Roma İmparatorluğu ve Büyük İskender dönemlerinde siyaseten yaşandığını ifade eden Mütercimler, günümüzde ise küreselleşmenin ulusal ekonomilerin zincirin halkaları gibi birbirine bağlanmasıyla şekillendiğini söyledi. Mütercimler; “Ulusal devletler ortadan kalkıyor denildiğinde aslında kastedilen şey devletlerin siyasi olarak yok olması değil, ekonomik bağımlılıklarla yeni bir düzene bağlanmasıdır. Bu nedenle ‘yeni küreselleşme’ siyaseten değil, ekonomi üzerinden tanımlanmalıdır. Avrupa’ya baktığımızda, Bosna Savaşı’nda gördüğümüz gibi aslında küçük ulusal devletler kuruluyor. Ama bunlar bizim ‘duvar devletler’ dediğimiz, daha sonra yıkılmak üzere kurulan devletlerdir. Bugün Suriye’nin kuzeyinde SDG Kürt Devleti diye ifade edilen yapı da bu sürecin bir parçasıdır. Ulusal devletler ortadan kalkacak denildiğinde kastedilen aslında devletlerin yok olması değil, ulusal ekonomilerin birbirine zincirin halkaları gibi bağlanmasıdır. Bunun adına ‘yeni küreselleşme’ denir.” ifadelerini kullandı.

 

Mütercimler; “Ortadoğu bugün yeniden çiziliyor”

 

Mondros Mütarekesi’nden itibaren cetvellerle çizilen Ortadoğu haritasının bugün yeniden çizildiğini belirten Mütercimler; “Mondros’tan sonra Sykes-Picot ile Ortadoğu haritası nasıl çizildiyse, bugün de yeniden çiziliyor. 1982’de İsrail’de hazırlanan raporda Suriye’nin dört parçaya bölüneceği, Irak’ın parçalanacağı, Libya’nın dağıtılacağı yazıyordu. ABD’nin Pentagon’da hazırladığı belgelerde parçalanacak yedi ülke sayılmıştı; Sudan ve Somali de bunların içindeydi. Bugün yaşadıklarımız yeni değil, adım adım uygulanan planlardır.” dedi. Mütercimler İsrail’in bölgede yaşatılabilmesi için bir Kürdistan’a şiddetle ihtiyaç duyulduğunu belirterek, PKK’nın kuruluş sürecinden Suriye’deki SDG yapılanmasına kadar uzanan gelişmeleri örnek göstererek;İsrail’in bölgede yaşatılabilmesi için bir Kürdistan’a şiddetle ihtiyaç vardır. PKK’nın 1978’deki kuruluşundan, Suriye’deki YPG/PYD’nin SDG adı altında yeniden yapılandırılmasına kadar süreç bunun parçasıdır. Türklerin YPG adından hoşlanmaması üzerine Amerikalıların bunu ‘Suriye Demokratik Güçleri’ne çevirdiğini bizzat kendileri ifade etmiştir. Bugün 120 binin üzerinde silahlı güçleri vardır, lojistik destekle bu sayı 200 binlere çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.

 

Mütercimler; “Ukrayna savaşı yeni teknolojilerin denendiği bir laboratuvardır”

 

Teknolojinin 21. yüzyıldaki belirleyici rolüne de değinen Mütercimler, özellikle yapay zekâ ve savaş sanayiindeki dönüşümleri şu sözlerle aktardı; “21. yüzyılın en önemli özelliği, teknoloji yüzyılı olmasıdır. Yapay zekâ ile ekonomiden uluslararası ticarete, siyasi parti yönetiminden futbol kulüplerine kadar her alan etkilenecek. Geçmişte bir pilotun yetişmesi yüz milyonlarca dolara mal olurken, bugün küçücük drone’lar savaşların kaderini değiştirmeye başladı. İHA’lar, SİHA’lar, robotik sistemler artık savaş teknolojisinin merkezinde.” Ukrayna’da süren savaşın aslında Ukrayna ile Rusya arasında değil, ABD ile Rusya arasında yaşandığını belirten Mütercimler, “uluslararası ilişkilerde kuklaların ömrü, kuklacının ona biçtiği ömür kadardır.” ifadesiyle dikkat çekti. Mütercimler’e göre dünya siyasetinde çok sayıda aktör aslında büyük güçlerin kuklası olarak sahneye çıkarılmakta, ancak bir noktada kullanılıp devre dışı bırakılmaktadır. Bu çerçevede Ukrayna’daki savaşın da yeni teknolojilerin denendiği bir alan haline geldiğini belirterek: “Orada savaşan Ukrayna ile Rusya değil, ABD ile Rusya’dır. Uluslararası ilişkilerde kuklanın ömrü, kuklacının ona biçtiği ömür kadardır. Bir gün gelir, makasla ip kesilir ve kukla biter. Bugün dünyada çok sayıda kukla görüyoruz. Ukrayna savaşı da yeni teknolojilerin denendiği bir laboratuvardır.” dedi.

 

Mütercimler; “Türkiye’nin jeopolitik önemi artarak devam edecek”

 

Türkiye’nin değişen dengelere uyum sağlaması gerektiğini vurgulayan Mütercimler; “Yaklaşık 40 ila 75 yıl içinde Ortadoğu’daki petrolün verimliliği düşecek. O zaman büyük devletler bölgeden çekilecek. Burada kalacak olan Türkiye’dir. Bu bölgenin üç büyük gücü Türkiye, İsrail ve İran olacaktır. Türkiye’nin jeopolitik önemi artarak devam edecektir.” dedi. Partilerin bir bölümünün ideolojik, bir bölümünün ise konjonktürel olduğunu söyleyen Mütercimler; “Siyasi partiler ikiye ayrılır: ideolojik olanlar ve konjonktürel olanlar. Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP ve bugün 20 yılı aşkın süredir iktidarda olan AKP, hepsi konjonktürel partilerdir. Onları doğuran şartlar ortadan kalktığında tarih sahnesinden çekilirler.” ifadelerini kullandı.

 

Mütercimler; “Ulusal, üniter devlette tek dil, tek bayrak, tek ordu esastır”

 

Konuşmasının bir diğer bölümünde çok kültürlülük meselesine değinen Mütercimler, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çizgiyi şöyle anlattı: Bugün sıkça kullandığımız multiculturalism, yani çok kültürlülük aslında Osmanlı’dan mirastır. Osmanlı bir şeriat devleti değildi, yaşam tarzı sekülerdi. İkinci Mahmud, tebaanın dinini ibadethanesinde yaşamasını istemiş, bunun dışındaki dini-etnik ayrışmaları yasaklamıştı. Mustafa Kemal ve arkadaşları da bu mirastan laik Cumhuriyet’i kurdular. Bu nedenle ulusal, üniter devlette tek dil, tek bayrak, tek ordu esastır. Türkiye’nin üst kimliği budur.”

 

Mütercimler; “Burjuva sınıfı olmadan demokrasi olmaz”

 

Siyasi ve iç dengelerde sivil toplum örgütlerinin önemini vurgulayan Mütercimler; “Soğuk Savaş’ın sert güç stratejileri yerini etki odaklı harekâta bıraktı. Bugün artık ağ merkezlilik çağındayız. Arap Baharı’nda, Gezi Parkı olaylarında, hatta Avrupa’daki işçi hareketlerinde bu stratejileri gördük. 21. yüzyılın en önemli gücü ise sivil toplum, siyasi partiler, vakıflar ve derneklerdir. Demokrasi ancak bunlar güçlü olursa yaşar. Burjuva sınıfı demokrasi için, laik ve seküler yaşam için en kritik sınıftır. Avrupa’da Orta Çağ sonrası ticaretle ortaya çıkan bu sınıf, siyaseti yönlendirmeye başlamış ve demokrasinin temellerini atmıştır. Burjuva sınıfı güçlü olan ülkelerde diktatörlük ve askeri darbe olmaz. Türkiye’nin en büyük sorunu burjuva sınıfının güçlü şekilde oluşamayışıdır.” ifadelerini kullandı.

 

Mütercimler; “21. yüzyılı doğru okuyamazsak, 22. yüzyılın aktörleri arasında yer alamayız”

 

Türkiye’nin su ve tarım meselesinin altını özellikle çizen Mütercimler; “Bugün artık hidropolitik, yani su politikaları gündemin en üst sırasına yükseldi. Dünyanın pek çok yerinde büyük su savaşlarının çıkacağı öngörülüyor. Türkiye’de Konya Ovası’nda yaşanan obruklar bunun somut göstergesi. Üstelik mikro teknoloji ve yapay zekâ gibi yeni üretim alanları da tonlarca su tüketiyor. Türkiye su fakiri bir ülke. Dünya tarım ve gıda krizine doğru giderken Türkiye mutlaka tarımına dönmek zorunda. Ben buna gıda milliyetçiliği diyorum. Hollanda, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkeler 22. yüzyıl için şimdiden hazırlık yapıyor.” ifadelerini kullandı. İç siyasete girmeden ekonomik tabloya değinen Mütercimler, stratejik perspektiften uyarılarda bulunarak konuşmasını şu şekilde sonlandırdı; “Türkiye’nin içerideki kayıkçı kavgasına son vermesi gerekiyor. Eğitim, teknoloji ve üretim kapasitesi güçlenmediği sürece, uluslararası stratejilerin yeni evresinde Türkiye’nin şansı olumsuzdur. 21. yüzyılı doğru okuyamazsak, 22. yüzyılın aktörleri arasında yer alamayız.”

 

“ANSİAD 10. Olağan Toplantısı” ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuğumuz, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Erol Mütercimler’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERCAN ÖZBEK’TEN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI MESAJI

ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERCAN ÖZBEK’TEN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI MESAJI

 

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103. yılı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Büyük Taarruz ’un yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda bağımsızlık iradesinin, özgürlük tutkusunun ve Cumhuriyet’e giden yolun en önemli dönüm noktası olduğunu vurguladı.

 

Başkan Özbek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “26 Ağustos 1922’de başlayan ve 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kesin zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz, Türk milletinin bağımsızlık uğruna verdiği en büyük mücadelelerden biridir. Bu zafer, en zor koşullarda bile umudunu yitirmeyen, bağımsızlığından asla taviz vermeyen bir milletin yeniden dirilişinin destanıdır. 30 Ağustos, Cumhuriyetimizin temellerini atan en güçlü irade beyanı ve milletimizin birlikten doğan kudretinin simgesidir.”

 

Özbek; “Bağımsızlık Ancak Ekonomik Güçle Korunur”

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür” sözünü hatırlatan Özbek, “Bugün bizlere düşen görev, bu tarihi mirası yalnızca hatırlamak değil, onu geleceğe taşımaktır. İş dünyası olarak üretmek, istihdam yaratmak, bilim ve teknolojiye yatırım yapmak ve ülkemizin kalkınma yolculuğunu güçlendirmek, ekonomik bağımsızlığımızın da en önemli güvencesidir. Cumhuriyetimizin temel değerlerini korumak ve geliştirmek, yol haritamız ve en büyük sorumluluğumuzdur” dedi.

 

Özbek; “Cumhuriyetin Işığında Daha İleriye”

 

Özbek sözlerini şöyle sürdürdü: “30 Ağustos Zaferi bizlere gösteriyor ki; hangi şartlarda olursak olalım, milletçe birlik olduğumuzda aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Bugün de aynı ruh ve kararlılıkla Cumhuriyetimizi ileriye taşımak için çalışıyor, hukukun üstünlüğünü, demokrasi ve özgürlükleri esas alan bir anlayışla geleceğimizi inşa etme gayreti içinde bulunuyoruz. ANSİAD olarak sorumluluğumuz, yalnızca ekonomik kalkınmaya katkı sağlamak değil; aynı zamanda Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini iş dünyasında yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmaktır.”

 

Özbek; “Minnet ve Şükranla Anıyoruz”

 

Özbek, açıklamasını teknoloji odaklı kalkınma yolunda ortak hareket etme çağrısıyla sonlandırdı: “Gelin, teknolojiyi sadece izleyen değil; onu insanlık yararına şekillendiren bir şehir olalım. Antalya’yı sürdürülebilir, katılımcı ve yenilikçi bir vizyonla geleceğe taşıyalım.” Dedi ve ekledi. “103 yıl önce yazılan bu eşsiz destanın kahramanları olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, tüm silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Aziz milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum. Ruhları şad olsun.”

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr


Tel: 0242 3120303


Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DA “GELECEĞİN AKILLI ŞEHİRLERİ VE YAPAY ZEKA” KONUŞULDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından düzenlenen 9. Olağan Toplantı, 27 Mayıs 2025 tarihinde Akra Hotel’de, “Geleceğin Akıllı Şehirleri ve Yapay Zeka: Dün, Bugün ve Gelecek” konu başlığı ile gerçekleştirildi. Toplantının onur konuğu, Deneyimlenebilir Yapay Zeka ve Dijitalleşme Merkezi (ZEKI) Kurucusu ve Berlin Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahin Albayrak oldu.

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, yapay zekanın artık sadece teknoloji firmalarının değil, toplumun tüm kesimlerinin gündeminde olduğunu vurguladı. Özbek; “Bugün, yalnızca teknolojiden değil; geleceğimizi şekillendiren bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zeka, artık işletmelerin, girişimcilerin, kamu kurumlarının ve bireylerin vazgeçilmez aracı haline geldi. Akıllı şehirler de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor” dedi.

Özbek; “Yeni bir büyüme modeline ihtiyaç var”

Özbek, Türkiye’nin akıllı şehirler konusunda potansiyele sahip olduğunu ancak mevcut durumda IMF’in Yapay Zeka Uyum Endeksi'nde 50. sırada, akıllı şehirler sıralamasında ise Ankara’nın 98., İstanbul’un 111. sırada yer aldığını belirtti. Yapay Zeka Yasası’nın hâlâ Meclis’te beklemede olduğuna da dikkat çeken Özbek; “Bu tablo, açıklanan teşvik paketlerine rağmen daha kararlı ve cesur adımlar atılması gerektiğini gösteriyor. Bir yıl önce Meclis’e sunulan Yapay Zeka Yasası’nın hâlâ beklemede olması, alana dair düzenlemelerin ne kadar geciktiğini açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Özbek; “Yerel yönetimlerin rolü büyük”

“Akıllı şehir” kavramının yalnızca akıllı kavşaklarla sınırlı olmadığını ifade eden Özbek, açık veri sistemleri, çevresel sürdürülebilirlik, akıllı lojistik ve insan odaklı teknolojilerin yerel ekonomilerde ve toplumsal yapıda ciddi dönüşümler yarattığını vurguladı. Şehrin ekonomik büyüme hızının yüksek olmasına karşın orta ve büyük ölçekli firmaların yeterince gelişemediğini, istihdamın artmadığını, ihracatın son üç yıldır yatay seyrettiğini ve tarım ile inşaat yatırımlarının yavaşladığını belirten Özbek; “Finansmana erişim güçleştikçe kredi kartı kullanımına yönelen bireyler ve işletmeler, artan takip oranlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tablo bize şunu gösteriyor: Yeni ve sürdürülebilir bir büyüme modeline ihtiyaç var. Antalya’nın geleceği; akıllı şehircilik, yaratıcı ekonomi ve döngüsel üretim modeliyle şekillenmelidir. Yapay zeka yalnızca makineleri değil, bizleri de daha stratejik hale getirmeli. Çünkü akıllı şehir, sadece teknolojiyle değil; katılımcılıkla, sosyal adaletle, fırsat eşitliği ve şeffaflıkla mümkündür” dedi.

Özbek; “Seyirci değil, şekillendirici olalım”

Özbek, konuşmasını teknoloji odaklı kalkınma yolunda ortak hareket etme çağrısıyla sonlandırdı: “Gelin, teknolojiyi sadece izleyen değil; onu insanlık yararına şekillendiren bir şehir olalım. Antalya’yı sürdürülebilir, katılımcı ve yenilikçi bir vizyonla geleceğe taşıyalım.”

Prof. Dr. Albayrak, yapay zekânın tarihçesinden başlayarak günümüzde geldiği noktayı ve gelecekte ulaşacağı potansiyeli katılımcılarla paylaştı. Konuşmasında, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir gelişme olmadığını, aynı zamanda toplumsal dönüşümü de beraberinde getiren bir paradigma değişimi olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Albayrak; “Yapay zekâyı, yapay zekâ için değil, insan için geliştiriyoruz”

Yapay zekâya yönelik ilginin son yıllarda hızla artmasının üç ana nedenine değinen Prof. Dr. Albayrak; bu nedenleri bilgisayar işlem gücündeki artış, veri miktarındaki patlama ve makine öğrenmesi alanındaki yeni gelişmeler olarak sıraladı. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, “Yapay zekâ artık sadece hesaplama değil, aynı zamanda yaratma becerisine de sahip” diyen Albayrak, yapay zekâ tarafından üretilen bir resmin 10 milyon dolara satıldığını hatırlatarak “Demek ki verilerle beslenen bir sistem, bir Picasso kadar yaratıcı olabiliyor” dedi. Albayrak; “1956 yılında Boston’da ilk yapay zekâ etkinliği düzenlendiğinde, kimse bugün geldiğimiz noktayı hayal edemezdi. O günlerde tek yapılan, problem ortamını nasıl tanımlarız, bir kuraldan diğerine nasıl geçeriz gibi basit mantıksal sorulara cevap aramaktı” dedi. Bugün gelinen noktada ise yapay zekânın insan benzeri davranışlar sergileyebilen sistemler geliştirmeyi mümkün kıldığını belirterek, “ChatGPT bize şunu gösterdi: Artık insana benzeyen, sohbet edebilen, sizi anlayan sistemler yapabiliyoruz. Hatta sadece sizin sorduğunuzu cevaplamakla kalmıyor; kendi sorularını da sorabiliyor, açıklama yapabiliyor” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Albayrak; “Yapay zekâ gelecekte bizim karar mekanizmamızı daha iyi hale getirecek”

Yapay zekânın sadece verileri işlemekle kalmayacağını, aynı zamanda daha iyi kararlar alınmasını sağlayacağını vurgulayan Albayrak, sağlık alanındaki potansiyeli şöyle aktardı: “Gelecekte bir doktorun size yalnızca mevcut hücre durumunuzu söylemesiyle yetinilmeyecek. Sistemler geçmişte benzer hücrelerde ne gibi gelişmeler yaşandığını analiz ederek, ‘eğer bu alışkanlıklarınız değişmezse şu hastalıklar çıkabilir’ diyebilecek.” Bu bağlamda yapay zekânın, koruyucu sağlık uygulamalarında da kritik bir rol üstleneceğini vurguladı. Albayrak, Berlin’de yürüttükleri akıllı şehir projesinden örnek vererek, şehir altyapısının nasıl akıllandırıldığını anlattı: “25 kilometrelik bir alanda sadece yolları değil, çevreyi de sensörlerle donattık. Hava kalitesi, gürültü düzeyi, park yerleri gibi her şey ölçülebiliyor. Vatandaş cep telefonuyla ya da otobüs duraklarındaki sistemlerle bu verileri anlık sorgulayabiliyor.” Bu çalışmanın temel amacının, yaşanabilir şehir ortamları oluşturmak ve yapay zekâ ile çevresel farkındalığı artırmak olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Albayrak; “Sağlık, otomotiv ve finans; yapay zekânın en hızlı etki edeceği üç alan”

Yapay zekânın dönüştüreceği ilk üç sektörü sağlık, otomotiv ve finans olarak sıralayan Albayrak, otomotiv örneğinde kendi laboratuvarlarında geliştirdikleri otonom otobüsten söz etti: “Volkswagen’in MAN şirketi ile geliştirdiğimiz otobüs tamamen otonom hareket edebiliyor. İçinde ekranlar var, otobüs hem kararlarını açıklayabiliyor hem de sizinle konuşabiliyor. Neden 50 km’lik yolda 20 km ile gittiğini bile anlatıyor.” Yapay zekânın çalışma ortamlarını, yaşam alanlarını, şehirleri ve bireysel alışkanlıkları dönüştüreceğini söyleyen Albayrak, ZEKI Merkezi'nde geliştirilen dijital masalardan örnek vererek; “Sandalyeniz ergonominize göre kendini ayarlıyor. Masanız, ne kadar su içtiğinizi ölçüyor, aydınlatma ve havalandırma sistemini optimize ediyor. Böylece hem daha sağlıklı hem daha verimli bir çalışma ortamı oluşuyor” dedi.

Prof. Dr. Albayrak; “Geleceğin yapay zekâsı: Öğrenen, açıklayan ve proaktif”

Konuşmasının sonunda gelecek projeksiyonuna yer veren Prof. Dr. Albayrak, yeni nesil yapay zekâ sistemlerinin sadece pasif bilgi sunan sistemler olmayacağını belirtti: “Geleceğin yapay zekâsı bizim yerimize rutin işleri yapacak, bize ne öğrenmemiz gerektiğini söyleyecek, yeni alanları radarımıza alacak, işleri daha akıllı şekilde planlamamıza yardımcı olacak. Kendi kendine düşünebilen, bize açıklama yapabilen, bizi ikna edebilen sistemler geliyor.”

Prof. Dr. Albayrak; “Geleceği öngöremiyoruz ama kesin olan bir şey var: Her şey değişecek”

Konuşmasının sonunda, yapay zekânın insan üzerindeki bilişsel etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Şahin Albayrak, teknolojinin zararlarına da değinerek; “Yapay zekânın çok güzel yönleri var. Ama dikkat etmemiz gereken yönleri de olabilir. Bildiğimiz tek şey var: Çok çok hızlı değişecek. Yapay zekâ ve dijital dönüşümün girmediği hiçbir alan kalmayacak. Ahmet Bey dedi ki, ‘Benim kızım 7 yaşında, ChatGPT ile konuşabiliyor.’ Güzel bir şey… Ama bunun yanı sıra bunun zararlı tarafı da vardır. Biliyorsunuz beynimiz iki parçadan oluşuyor: Büyük beyin ve küçük beyin. Küçük beynin görevi devamlı kafamızda aritmetik yapmak, mesela 15 kere 10 gibi… Ayrıca hafızamızda bazı şeyleri tutmak. Ama geldiğimiz ortamda artık hafıza diye bir şey kalmadı. Eskiden Amerika’da yaşadığım zaman bir telefon kulübesine gittiğimde, bütün ailemin, sülalemin telefon numaralarını ezbere bilirdim. Ama şu anda her zaman iPhone’a bakmak zorundayım. Bu sistemler akıllanacaksa insanlar ne olacak? Düşünme kabiliyetimiz elimizden alınırsa ne olacak? Çoğu nöroloğa göre, bu durum genç yaşta Alzheimer riskini artırabilir” şeklinde konuştu.

Yapay zekânın sunduğu fırsatların yanında, ülkeler arası dijital uçurumu da vurgulayan Albayrak, küresel bir perspektif çizerek konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Bundan sonra iki tip ülke olacak: Yapay zekâ kabiliyeti olan ülkeler ve olmayan ülkeler. Kabiliyeti olanlar; bu konuda araştırma yapan, eğitimli uzmanlara sahip olan, patentleri, çözümleri olan ülkeler… Diğerleri ise sadece kullanıcı olacak. Biz bazılarına ‘master’, diğerlerine ‘köle ülkeler’ diyoruz. Şu anda dünya öyle görünüyor. Her ülkenin en büyük hedefi, ‘master’ tarafında olmak; köle tarafında olmamak. Bu da ülkelerin kendi ellerinde. Umarım Türkiye iyi çalışır, herkes ev ödevini yapar. Herkes köle değil de daha belirleyici tarafta olur”

“ANSİAD 9. Olağan Toplantısı”, soru-cevap kısmının ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in, konuğumuz Deneyimlenebilir Yapay Zeka ve Dijitalleşme Merkezi ZEKI Kurucusu & Berlin Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahin Albayrak’a, Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimiyle sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD 13. “BAHARA MERHABA” BULUŞMASI GERÇEKLEŞTİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından geleneksel olarak düzenlenen “Bahara Merhaba” buluşmasının 13’üncüsü, 22 Mayıs 2025 Perşembe günü The Marmara Antalya’da gerçekleştirildi.

Etkinliğe; CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Osman Sert, Muratpaşa Belediye Başkanı Av. Ümit Uysal, Döşemealtı Belediye Başkanı Menderes Dal, Konyaaltı Belediye Başkan Yardımcısı Duha Durukan Karapınar, Antalya Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Cemil Böcek ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. İbrahim Atmaca, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube İkinci Başkanı Cihangir Güç, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz ve BAKSİFED Üye Dernek Başkanları, ANSİAD Üye ve eşleri ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

Özbek; “Dayanışma yalnızca bir kavram değil, geleceğe kurduğumuz köprüdür”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, baharın yenilenme ve umut getirdiğine dikkat çekerek birlik ve dayanışma mesajı verdi. “Yeni bir baharı birlikte karşılamak, aynı ortamı ve heyecanı paylaşmak bizler için büyük bir mutluluk,” diyerek sözlerine başlayan Özbek, baharın sadece doğayı değil, umudu ve birlikte yürüme arzusunu da canlandırdığını vurguladı.

“ANSİAD çatısı altında her geçen gün güçlenen bir dayanışma ruhuyla, şehrimize, iş dünyamıza ve geleceğimize katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bu birliktelik sadece bir sivil toplum faaliyeti değil, aynı zamanda ortak bir inancın yolculuğudur,” diyen Özbek, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Baharın tazeliği ve umudu hepimize ilham versin; nice güzel günlerde yeniden buluşmak dileğiyle...”

ANSİAD 13. Bahara Merhaba Buluşması “Adagio Ensamble” konserinin ardından, kokteyl ve Selçuk Güçlü’nün Dj Performansı ile sona erdi.

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD’IN KONUĞU PROF. DR. YANKI YAZGAN OLDU

ÖZBEK; “19 MAYIS 1919, MİLLETİMİZİN BAĞIMSIZLIK YOLCULUĞUNDA DÖNÜM NOKTASIDIR”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) 8. Olağan Toplantısı, 14 Mayıs 2025 Salı günü geniş bir katılımla Akra Hotel’de gerçekleştirildi. ANSİAD Üyesi Aysel Dal Cengiz’in başkanlığında yapılan toplantının konuğu, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Yankı Yazgan oldu.

Toplantının açılışında konuşan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, yaklaşan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın coşkusunu paylaşarak, “19 Mayıs 1919, milletimizin bağımsızlık yolculuğunda dönüm noktası olan bir tarihtir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Kurtuluş Mücadelesini başlattığı bu tarihi gün, aynı zamanda bir milletin özgürlük ve bağımsızlık kararlılığının sembolüdür” dedi.

Özbek; “Gençlerimizi inovasyon, girişimcilik ve eğitimle desteklemeliyiz”

Konuşmasında, 19 Mayıs 1919’un yalnızca bir askeri ya da siyasi başlangıç olmadığını vurgulayan Özbek, bu tarihin aynı zamanda bir milletin ayağa kalkışı, özgürlük ve bağımsızlık kararlılığının simgesi olduğunu ifade etti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu önemli günü Türk gençliğine armağan ederek, gençlere olan güvenini ortaya koyduğunu belirten Özbek, “Bizler de iş dünyasının temsilcileri olarak bu vizyonun izinde ilerlemeli; gençlerimizi eğitimde, teknolojide, inovasyonda ve girişimcilikte desteklemeliyiz,” dedi.

Özbek; “En büyük gücümüz; vizyon sahibi insan kaynağı”

“Bir ülkenin en büyük sermayesi, sahip olduğu doğal kaynaklar değil; nitelikli, üretken ve vizyon sahibi insan kaynağıdır” diyen Özbek, gençlerin potansiyellerini ortaya koymalarını sağlamanın yalnızca bireysel değil, toplumsal ve ekonomik gelişim için de vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Bu anlayışla ANSİAD olarak yıllardır girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye yönelik çeşitli programlar, yarışmalar ve etkinlikler hayata geçirdiklerini belirten Özbek, “23 yıldır gerçekleştirdiğimiz ‘ANSİAD Girişimcilik Günleri’ ve ‘Fikir Maratonları’ ile gençlerin iş dünyasına daha donanımlı ve özgüvenli adımlarla katılmalarını sağlıyoruz,” dedi. Konuşmasının sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm Kurtuluş Savaşı kahramanlarını rahmet ve minnetle anan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, bağımsızlık ruhunun gençliğin azmi ve toplumun kararlılığıyla sonsuza dek yaşayacağına olan inancını bir kez daha vurguladı.

Yazgan; “Zihinsel değişiklikler karar verme süreçlerini sarsar”

Prof. Dr. Yazgan, konuşmasına çocuk ve ergen psikiyatrisi alanındaki uzmanlığından yola çıkarak, “Ben şirket yönetmedim ama çocuklarla, anne babalarla, aile bireyleriyle çalıştım. Aile içinde ne olup bittiğini bilirim. Aile şirketi dediğimizde de aslında hikâyenin çok büyük bir kısmı bu,” dedi. Özellikle Harvard Business School gibi kurumlarda aile şirketlerine yönelik programlarda konuşmacıların büyük çoğunluğunun psikoloji, iletişim, sosyal bilimler gibi ‘soft’ alanlardan geldiğini ifade eden Yazgan, “Çünkü mesele sadece para değil, ilişkiler ve karar mekanizmalarıdır” diye konuştu. Demans, depresyon, bağımlılıklar gibi durumların yalnızca bireyi değil, şirketin karar süreçlerini ve sürdürülebilirliğini de doğrudan etkilediğini belirten Yazgan; “Zihinsel değişiklikler karar verme süreçlerini sarsar. Bu sadece klinik bir durum değil, toplumsal ve ekonomik bir meseledir,” dedi.

Yazgan; “Kurumsal yapı ve aile dinamikleri; aynı hikâyenin iki ucu”

Aile kavramını, “Kılığı kıyafeti bir kenara bırakıp pijamayla gezebildiğiniz bir alan olan aile, yakınlık ve belirsizliğin iç içe geçtiği, duyguların güçlü biçimde etkili olduğu bir sistemdir” sözleriyle tanımlayan Yazgan, bu rahatlık ortamının bir sıcaklık yaratırken aynı zamanda sınırların ihlali, çatışma ve karar mekanizmalarında boşluklara da neden olabileceğini belirtti.  Aile şirketlerinde duygusal ilişkilerin karar alma süreçlerinde ciddi rol oynadığına dikkat çeken Yazgan; “2009’da yapılan bir beyin görüntüleme çalışmasında bir ebeveynin çocuğuna baktığında yalnızca sevgi değil, aynı zamanda kaygı ve korku gibi güçlü duyguların da aktive olduğu ortaya çıktı. Bu duygular öylesine güçlüdür ki, tehlike hissiyle çalışan beynimiz rasyonel süreçleri geri plana iter. Şirketlerini ‘evladı gibi’ gören kurucular için de durum farklı değildir. Kaygılar, kararları şekillendirir” dedi.

Yazgan; “Kurallar belirsizliği azaltır, sınırlar yakınlığı dengeler”

İnsan beyninin tarihsel evriminden hareketle, duyguların karar alma süreçlerinde rasyonel sistemleri nasıl baskıladığını bilimsel verilerle aktardı. Prof. Dr. Yazgan; “Belirsizlik ortamları, duygusal sistemleri daha fazla harekete geçirir. Bu da kararlarımızın daha az mantıklı, daha çok otomatik tepkilerle alınmasına yol açar. Kurallar belirsizliği azaltır. Sınırlar ise yakınlığın dozunu ayarlamaya yardımcı olur. Her şeyin temeli öz-farkındalıktır. İnsan kendi duygularının davranışlarını nasıl etkilediğini anlarsa, şirket içindeki karmaşaya bir adım geriden bakma fırsatı bulabilir” dedi. Özellikle aile şirketlerinde çocuğunu şirket gibi görme eğiliminin yüksek olduğunu, bu durumun da duygusal bağların karar alma süreçlerini doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Yazgan; “Şirketler çocuklarımız gibi. Ama bu bağ bazen rasyonel kararların önünü kesiyor” ifadelerini kullandı.

Yazgan; “Kurumsallaşma klasörlerde değil, davranışlarda yaşar”

Kurumsallaşmanın sadece büyük klasörler, kurallar ya da profesyonel danışmanlık firmalarıyla değil, duygu ve davranış farkındalığıyla sağlanabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Yazgan; “Kurumsallaşma klasörlerde değil, davranışlarda yaşar. Ailede olduğu gibi şirkette de duygular göz ardı edilmemeli. Söyleyebilmeyi sağlayan ortamlar yaratmazsak, duygular bastırılır ve davranışlara dolaylı biçimde sızar. Bu da hem ailede hem şirkette sürdürülebilir ilişkileri zorlaştırır” şeklinde konuştu. Genç kuşakların değer sistemleri, işten ayrılma kararları ve ailelerin bu ayrılıklarla baş etme biçimlerine de değinen Prof. Dr. Yazgan; “Her ayrılık bir burukluk getirir. Çocuklardan boşanamayan ebeveynler gibi, şirketten ayrılamayan patronlar da görüyoruz. Duygular fark edilmediği sürece, yönetilemezler” dedi.

Yazgan; “İçeride güven varsa birey ayakta kalabilir”

İhanet, kıskançlık, haset, kopuş, bağımlılıklar ve travmalar gibi duygusal dinamiklerin yalnızca bireyleri değil, aynı zamanda aile şirketlerinin sağlığını da etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Yazgan, aile içinde ve şirket yapılarında güvenin; istikrar, iş birliği ve sürdürülebilir başarı için temel yapı taşı olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Yazgan; “Güven, zor kurulan ama kolay bozulan bir duygudur. Ailede kurulan güven ortamı, bireyin hayatına ve kurumsal yapılara da yansır. Kurallar, belirsizliği azaltır ve güveni artırır” dedi ve savaş koşulları altındaki Afganistan’daki aile yapılarının incelendiği bir çalışmayı örnek gösterdi. Aile içi güvenli bağlanmanın dış dünyadaki kaos ve belirsizliklere karşı koruyucu bir zırh görevi gördüğünü belirterek “Afganistan’da bombalar altında yaşayan ailelerde bile, aile içi iletişimi ve ilgiyi koruyabilen yapıların, çocuklarının ruh sağlığını daha iyi koruduğunu gördük. Bu bize şunu gösteriyor. Dış dünya ne kadar karışık olursa olsun, içeride güven varsa birey ayakta kalabilir” ifadelerini kullandı.

Yazgan; “Ailede kuralsızlık başlarsa, şirket ve toplum düzeyinde de etkileri kaçınılmazdır”

Profesyonellerin aile şirketlerindeki rolünü de değerlendiren Yazgan, ikinci ve üçüncü kuşaklarda artan duygusal karmaşaya dikkat çekerek, profesyonel CEO’ların ve bağımsız yönetim kurulu üyelerinin artık bir “zorunluluk” olduğunu belirtti. Prof. Dr. Yazgan; “Aile bir kurumdur. Kurallar, yalnızca bireysel davranışları değil; kültürel aktarımı, sosyal sermayeyi ve güveni de inşa eder. Ailede kuralsızlık başlarsa, şirket ve toplum düzeyinde de etkileri kaçınılmaz olur. Aile dışından gelen bağımsız profesyoneller, üçgen ilişkilerdeki dengesizlikleri kontrol altına alabilir. Ancak bu kişi yalnızca teknik becerilerle değil, güven uyandıran bir duruşla var olmalı” dedi.

Prof. Dr. Yazgan, aile şirketlerinde başarının sırlarını bir reçeteyle değil, farkındalıkla tanımlanabileceğini ifade ederek sözlerini tamamladı; “Her şeyi rasyonel kurallarla yönetmek mümkün değil. Duyguların farkında olmak, onları tanımak, bu farkındalıkla karar almak; işte bu sürdürülebilirliğin gerçek temelidir.”

“ANSİAD 8. Olağan Toplantısı” soru cevap kısmından sonra ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuğumuz, Nörogelişimsel Bozukluklar ve Toplum Düzeyinde Koruyucu Ruh Sağlığı Müdahaleleri Konusunda Uzmanlaşmış Psikiyatr/Hekim Prof. Dr. Yankı Yazgan’a Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


KEPEZ BELEDİYE BAŞKANI MESUT KOCAGÖZ ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 2025 yılı “3. Kahvaltılı Toplantısı”nın konuğu Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz oldu. CHP Kepez Belediye Meclis Üyesi Grup Sözcüsü Gökhan Yılmaz ve CHP Kepez Belediyesi Genel Koordinatörü Buğra Samsunlu’nun katılımı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek moderatörlüğü ve "Antalya'nın Geleceği Kepez" konu başlığı ile gerçekleştirilen toplantıda Başkan Kocagöz, Kepez’in mevcut durumu, belediyenin mali tablosu, hayata geçirilen projeler ve gelecek hedefleri hakkında kapsamlı bilgiler verdi.

Toplantıya katılan iş dünyası temsilcilerini sevgi ve saygıyla selamlayarak konuşmasına başlayan Başkan Kocagöz, Kepez’in Antalya’nın en hızlı büyüyen ve demografik çeşitliliği en yüksek ilçelerinden biri olduğunu vurguladı. Kocagöz, “Kepez sadece Antalya’nın bir ilçesi değil, 81 ilden vatandaşımızın yaşadığı bir Türkiye mozaiğidir. Ancak bu zenginliklerin ortasında sosyal yaşam açısından büyük eksikliklerimiz var” dedi.

Kocagöz; “Kepez’i ortak akıl ile yönetiyoruz”

Göreve geldiklerinde belediye bütçesinin 2 milyar 700 milyon TL olduğunu, ancak 1 milyar 226 milyon TL borçla karşılaştıklarını belirten Kocagöz, 8 ay gibi kısa bir sürede 545 milyon TL borç ödediklerini söyledi. “Gelirleri artırarak, giderleri azaltarak ve kararlı adımlarla bu başarıyı elde ettik” diyen Kocagöz, sadece SMS yoluyla yapılan vergi hatırlatmalarıyla 5 günde 20 milyon TL gelir elde ettiklerini ifade etti.

Kocagöz; “Demirden korkuyorsanız trene binmeyeceksiniz”

Kepez’de ciddi altyapı sorunları olduğunu dile getiren Başkan Kocagöz; “Belediyecilik yapmak demek büyük sorumluluk demektir. Demirden korkuyorsanız trene binmeyeceksiniz” ifadelerini kullandı. Göreve geldiklerinde ilçede temizlik konusunda günde ortalama 85 şikâyet aldıklarını belirten Kocagöz, alınan önlemlerle bu sayıyı 8’e düşürdüklerini kaydetti. “Kepez’in en temiz ilçe olması hedefiyle çıktığımız bu yolda ciddi ilerleme sağladık. Mazgal temizleme araçları kiralayarak su baskınlarını engelledik, çöp taksi uygulamasını hayata geçirerek hız ve maliyet avantajı sağladık” şeklinde konuştu. Ayrıca ışıklandırma çalışmalarıyla park ve yolların güvenliğini artırdıklarını belirten Kocagöz, yasaklı madde ile mücadelede yerel yönetim olarak sorumluluk aldıklarını ve gençleri spora ve sanata yönlendirdiklerini belirtti.

Kocagöz; “Kepez’de her hafta bir açılış var”

Kepez’de sosyal yaşamı canlandırmak için birçok projeye imza attıklarını belirten Başkan Kocagöz, “Kepez’de sanat ve kültür yok denecek kadar azdı. Spor alanları, psikolojik destek hizmetleri ve kültürel faaliyetlerle bu boşluğu doldurmaya çalışıyoruz. Mimar Sinan Kongre merkezine akademi yaptık. Eskiden düğün salonu gibi kullanılan bir binaydı, artık içi dolu bir merkez. Şu anda 1824 çocuğumuz burada müzikten tiyatroya birçok sanatsal etkinliğe katılıyor,” sözleriyle yapının bir kültür ve sanat akademisine dönüştüğünü aktardı. Başkan Kocagöz; “Gençlere yönelik projelerin başında çocuk senfoni orkestrası, spor okulları, kız yurtları, etüt merkezleri ve kreşler yer alıyor. Her hafta bir açılış yapıyoruz, en azından bir temel atıyoruz. Özellikle Oba (Ortak Buluşma Alanı) projesi mahallelerde kadın günlerinden doğum günlerine, asker uğurlamalarına kadar halkın sosyal etkinliklerini ücretsiz gerçekleştirebildiği bir alan sunuyor” diyerek sosyal projelerin halktan büyük ilgi gördüğünü belirtti.

Kepez’in depreme ve diğer afet risklerine karşı önlem alması gerektiğini belirten Başkan Kocagöz, İstanbul’daki KİPTAŞ modelinden esinlenerek KEPTAŞ’ı kurduklarını ve ilgili meslek odalarıyla eş güdüm içinde çalıştıklarını aktardı; “Kepez’de kentsel dönüşüm için odalarla iş birliği halinde KEPTAŞ’ı kurduk. Burada kentsel dönüşümün dışında kapalı pazar, çeşitli inşaat faaliyetleri gerçekleştireceğiz. Antalya’nın en büyük sorunlarından birinin turizm sektöründeki lojman sıkıntısı olduğunu vurgulayan Başkan Kocagöz, “Turizm İhtisas Mahalleleri” kurduklarını ve 2 bin kişilik 1+1, 1+2 lojmanlar için tüm hazırlıkların tamamlandığını belirtti. Bu lojmanların işveren sadakati ve aile bütünlüğü açısından önemine değinen Kocagöz, projeyi turizmcilerle birlikte hayata geçireceklerini belirterek; “Aşçılar, garsonlar lojmanı olan yeri terk etmez. Boşanma oranlarının yüksekliği bile konut yetersizliğinden kaynaklanıyor. Bu projeyle hem barınmayı hem sosyal bütünlüğü koruyacağız” dedi.

Kocagöz; “Yerel yöneticilik ticaret değil, kamu hizmetidir”

Başkan Kocagöz, seçim vaatleri kapsamında 105 projeden 48’ini faaliyete geçirdiklerini, 26’sının tamamlandığını, 22’sinin de bitmek üzere olduğunu kaydetti. “Kepez’de her hafta bir açılış yapıyoruz, en kötü ihtimalle temel atıyoruz,” diyen Başkan Kocagöz, belediye projelerinin çoğunun hayırsever destekleriyle hayata geçirildiğini vurguladı. Sosyal yardımlara büyük önem verdiklerini belirten Başkan Kocagöz, sosyal yardım bütçesini 10 kat artırdıklarını söyledi. “Kepez’de hiçbir çocuk üşümesin, kimse yatağa aç girmesin diye çalışıyoruz,” diyen Başkan Kocagöz, cenaze hizmetlerini de profesyonel hale getirerek, vatandaşların sadece acılarına odaklanmasını sağladıklarını ifade etti. Başkan Kocagöz, partiler üstü bir anlayışla hayata geçirdikleri Mahalle Meclislerinin, yerel sorunların çözümünde büyük rol oynadığını belirtti. Her mahallede bir muhtar, siyasi parti temsilcileri, genç, kadın, engelli ve yaşlı vatandaşların yer aldığı bu meclislerle katılımcı bir yerel yönetim anlayışı benimsediklerini dile getiren Kocagöz, “O mahallenin sorununu en iyi orada yaşayan bilir. Siyaseti bir kenara bırakmalı, çözüm odaklı hareket etmeliyiz” dedi. Konuşmasının sonunda belediyecilik anlayışını özetleyen Başkan Kocagöz, “Bu göreve itibar için gelmedim. Sağlığımız yerinde, maddi sıkıntımız da yok. Ancak çocuklarımıza örnek olacak bir yönetim anlayışı sergilemek zorundayız. Yerel yöneticilik ticaret değil, kamu hizmetidir,” ifadelerini kullandı.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, toplantının sonunda yaptığı değerlendirmede, Antalya’nın ihtiyaçlarına yönelik hazırladıkları kapsamlı raporun takipçisi olacaklarını vurguladı. Yerel yönetimlerin başarısının, kentlerin refahı ve sürdürülebilir kalkınması açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Özbek; “Belediye başkanlarımızın Türkiye genelinde örnek gösterilen projelere imza atmalarını destekliyoruz. ANSİAD olarak, sadece iş dünyasına değil, kente değer katan her çalışmaya katkı sunmaya devam edeceğiz. Bu tür buluşmalarla yerel yöneticilerimizle iş birliği içinde olmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Özbek, benzeri toplantıları sürdüreceklerini ve yerel yönetimlerle ortak aklın yolunda, çözüm odaklı iş birliği kültürünü daha da güçlendirmeyi amaçladıklarını sözlerine ekledi.

Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün konuk olduğu “ANSİAD 3. Kahvaltılı Toplantısı” soru cevap kısmından sonra toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511



ANSİAD’DA “İŞ YERİNDE VE YAŞAMDA MOTİVASYON” KONUŞULDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) 2025 Yılı 7. Olağan Toplantısı, FranklinCovey Eğitmeni ve Tiyatro Oyuncusu Osman Karakoç’un “İş Yerinde ve Yaşamda Motivasyon” başlıklı konuşmasıyla gerçekleşti.

Toplantının moderatörlüğünü ANSİAD Kurucu Üyesi ve Orkun Ozan Medya Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Öcal üstlendi. Toplantıya, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz, ANSİAD üyeleri, iş dünyasının temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu katılım sağladı.

Karakoç; “Motivasyon, hevesle hayal arasındaki köprüdür”

Konuşmasına motivasyonun doğasına değinerek başlayan Osman Karakoç, şunları söyledi: “Motivasyon, aslında dışarıdan gelen bir dürtü değil; içimizde var olan bir enerjinin uyanmasıdır. Hayal kurmak kolaydır, ama hayale ulaşmak için hevesin olması gerekir. Hevesin devamlılığı da motivasyonla mümkündür. Motivasyon, hayal ile heves arasındaki köprüdür.” Karakoç, motivasyonu sürdürülebilir kılmanın yolunun bireyin kendini tanımasından geçtiğini belirterek, iş dünyasındaki başarıların temelinde de bu farkındalığın yattığını vurguladı. Karakoç, Stephen Covey'in “Baltayı bilemek” metaforuna atıfla, kişisel gelişimin ve liderliğin bir seferlik değil, sürekli bir çaba gerektirdiğini ifade etti. “Kendimize her gün küçük ama istikrarlı yatırımlar yapmalıyız. Bedenimizi, zihnimizi, kalbimizi ve ruhumuzu beslemeliyiz. Günlük özel zaferler olmadan, toplumsal veya mesleki büyük zaferler mümkün değildir”

Karakoç; “Liderlik bir pozisyon değil, bir seçimdir”

Liderliği yalnızca bir unvan ya da pozisyon olarak değil, bir yaşam biçimi olarak gördüğünü belirten Karakoç; “Liderlik, insanlara ne yapacaklarını söylemek değil; onlara ilham vermek ve onlara güvenmektir. Lider, başkalarının potansiyelini açığa çıkaran kişidir. Bugünkü zorluklarla gelecekteki fırsatlar arasında bağ kurabilen insanlar liderliği içselleştirebilir. Gerçek liderlik, başkasına ‘Ne yapması gerektiğini’ söyleyen değil, onun içinde zaten var olan cevheri ortaya çıkarandır. Bir lider, bazen sadece susarak liderlik eder. Bazen bakışıyla. Bazen bir cümleyle. Ama asla baskıyla değil. Gelişim liderliğin bir parçasıdır. İki günü aynı olan kişi gelişmiyordur. Gelişimin olmadığı yerde ise liderlik mümkün değildir. Hayatta en çok kime hayransınız? Kendimizle tanışmadan kimseyle gerçek anlamda tanışamayız. Her insan biricik ve değerlidir. Asıl mesele, kendi kıymetimizi fark etmek ve bu farkındalıkla başkalarına değer katabilmektir” şeklinde konuştu.

Karakoç; “Etki alanımızı bilirsek, gerçek değişimi başlatabiliriz”

Karakoç iş dünyasının gelişimi için bireysel farkındalığın önemine vurgu yaparak bireylerin kendi iç dünyalarıyla barışmalarının, liderlik becerilerini geliştirmek için ön koşul olduğuna dikkat çekti. Karakoç; “Ben FranklinCovey eğitmeniyim ama aslında ben bir tiyatro oyuncusuyum. Tiyatroyla başlayan yolculuğum, insanla ilgilenmeye başladığım andan itibaren başka bir yöne doğru aktı. Sınıfta gözüm sürekli öğretmende değil, öğrencilerdeydi. Kim ne düşünüyor, kim ne hissediyor? Bu ilgi beni tiyatroya, oradan da eğitmenliğe taşıdı” dedi ve ekledi. “İki alan var: Etki alanımız ve ilgi alanımız. İlgi alanımızda dünyada olup biten her şey var: savaşlar, iklim krizi, ekonomik dalgalanmalar… Ama bu olayları bizim değiştirme gücümüz yok. Etki alanımızda ise; kendi davranışlarımız, alışkanlıklarımız, bakış açımız, iletişim biçimimiz var. Değişim ancak buradan başlar. Eğer etki alanımıza odaklanırsak, zamanla o alan büyür ve daha fazla insana dokunabiliriz.”

Karakoç; “İletişim, niyetle başlar”

Günümüz iş yaşamında iletişim eksikliğinin sadece performansı değil, motivasyonu da ciddi biçimde etkilediğini vurgulayan Karakoç; “İletişimde en çok ihmal ettiğimiz şey niyettir. Karşımızdaki insanı kazanmak mı istiyoruz, yoksa haklı çıkmak mı? Eğer niyetimiz sadece karşı tarafı bastırmaksa, iletişim olmuyor, monolog oluyor. Niyetimizi düzeltmeden, hiçbir iletişim tekniği işe yaramaz. Bugün burada iş insanları var; liderlik, yöneticilik yapıyorsunuz. Liderlik, pozisyondan değil, tutumdan gelir. İnsanlar size güveniyor mu? Sizi sadece iş sonuçları için mi takip ediyorlar, yoksa gerçekten sizi bir rehber olarak mı görüyorlar? Bunun yanıtı tamamen sizin onlarla kurduğunuz bağda saklı” dedi.

Karakoç; “Alışkanlıklarınız kaderinizdir”

Stephen R. Covey’nin “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” modelini katılımcılarla paylaşan Karakoç, alışkanlıkların bireyin yaşam biçimini nasıl şekillendirdiğine dair örneklerle konuşmasını sürdürdü. Karakoç; “Her sabah neye odaklanarak güne başlıyorsunuz? Tehlike ve kriz mi, yoksa fırsat ve çözüm mü? Bu bir alışkanlıktır. ‘Proaktif ol’ demek, dış koşullar ne olursa olsun, sorumluluğu almaktır. Kimseyi suçlamadan, her sabah kendi aynana bakarak başlamak...” şeklinde konuştu. Karakoç iş dünyasındaki liderliğin sadece stratejiyle değil, insan psikolojisini anlama becerisiyle gelişeceğini vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.

“ANSİAD 7. Olağan Toplantısı” soru cevap kısmından sonra ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuğumuz, FranklinCovey Eğitmeni ve Tiyatro Oyuncusu Osman Karakoç’a “Triskeles” hediye takdiminin ardından sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD’IN KONUĞU TIBBİ ONKOLOJİ UZMANI PROF. DR. MUSTAFA ÖZDOĞAN OLDU

ANSİAD’ın, “Kendimi ve Ailemi Kanserden ve Kronik Hastalıklardan Nasıl Korurum?” başlıklı 2025 yılı ikinci kahvaltılı toplantısının konuğu olan Tıbbi Onkoloji Uzmanı & Memorial – Medstar Onkoloji Merkezi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “Biz yaşam süresini uzatmaktan çok erken ölümleri önlemeye çalışıyoruz. İnsan ömrü genetik olarak sınırlı. Ancak yaşam tarzı seçimlerimizle bu sürenin kalitesini belirleyebiliyoruz. Doğru yaşam alışkanlıkları, erken ölümlerin %40’ını önleyebilir” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 2025 yılı faaliyet programı kapsamında düzenlediği ikinci kahvaltılı toplantısı, 16 Nisan 2025 Çarşamba günü Akra Otel’de gerçekleştirildi. “Kendimi ve Ailemi Kanserden ve Kronik Hastalıklardan Nasıl Korurum?” başlıklı toplantıya, Tıbbi Onkoloji Uzmanı & Memorial – Medstar Onkoloji Merkezi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan konuk oldu. Toplantının başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek üstlendi.

Özdoğan; “Biz yaşam süresini uzatmakla değil, ölümleri önlemeye çalışmakla mücadele ederiz”

Prof. Dr. Özdoğan konuşmasında, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini tehdit eden temel unsurlardan biri olarak artan sağlık harcamalarına dikkat çekti. “Bilinçli ve sağlıklı yaşam kurallarına uyan bir toplumda sağlık harcamaları %70 oranında azalabiliyor” diyen Özdoğan, bu azalmanın toplum sağlığına olan katkısının da altını çizdi. “Bizlerden beklenen şey yaşam süresini uzatmak gibi algılanıyor. Ancak bu yanlış bir beklenti. Biz yaşam süresini uzatmıyoruz; erken ölümle mücadele ediyoruz,” diyen Özdoğan, genetik yapının insan ömrünü zaten belirli bir seviyede sınırladığını, önemli olanın bu sınır içinde sağlıklı yaşamak olduğunu ifade etti. Doğru yaşam seçimlerinin %40 oranında etkili olduğunu, genetik faktörlerin ise sadece %20 etkisi bulunduğunu belirten Özdoğan, sosyal ve çevresel faktörlerin de diğer %20’lik kısmı oluşturduğunu söyledi. “Bu nedenle yaşam seçimleri çok önemli. Küçük değişiklikler hayatın gidişatını kökten etkileyebilir,” dedi.

Özdoğan; “Bindiğiniz araçlardan çok daha kıymetlisiniz”

Sağlığa verilen önemin bireysel düzeyde düşük olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özdoğan, “Arabamızın bakımını geciktirmiyoruz ama kendi bedenimize aynı özeni göstermiyoruz. Oysa bindiğiniz araçtan çok daha kıymetlisiniz” diyerek yaşam tarzı hatalarının, kalp krizi ve kanser gibi ölümcül sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.

Özdoğan; “Ciddi bir bilinçlenmeye ihtiyacımız var”

Prof. Dr. Özdoğan, Japonya, İsveç, Nijerya ve Türkiye gibi ülkelerdeki istatistikleri karşılaştırarak, kanser ve kalp hastalıklarındaki ölüm oranlarının toplum bilinciyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Özdoğan; “Japonya’ya baktığımızda kalp krizinden ölüm oranları %10-20 arasında. İsveç’te %20-30, Nijerya gibi geri kalmış bir ülkede %70-100 görülüyor. Türkiye’de ise %50-70 arasında. Hepsinin önündeyiz. Obeziteye baktığımızda Japonya’da %4,5 iken Türkiye’de %37. Sonra Akşam sabah gıda endüstrisinin beslediği, obez insanların yaşadığı Amerika var. Tütün kullanımında Türkiye %28 oranında. Kanser sıklığına baktığımızda düşündüğümüz gibi kanser bizde Avrupa ülkelerinden daha fazla değil. Ama başka bir problem var: Bilinçsizlik” dedi ve kanser, kalp damar hastalıkları, diyabet gibi ölümcül hastalıklardan korunmak için bireylerin bilinçli yaşam tercihlerine yönelmesi gerektiğini vurguladı. “Japonya çok bilinçli. Neden kanser olduklarını biliyorlar. Gıda tüketimine dikkat ediyorlar. Mide ve yutak borusu için endoskopik kontroller yaptırıyorlar. Hastalık çok erken dönemde saptanıyor. Kanser ölümlerini belirli oranda azaltmış durumdalar. Bu tabloya göre ciddi bir bilinçlenmeye ihtiyacımız var”

Özdoğan; “İşlenmiş gıda tüketimi, bazı kanser türlerinde ciddi artışa sebep oldu”

Hazır ve işlenmiş gıdaların erken yaşta tüketilmesinin kanser vakalarını artırdığını belirten Özdoğan, özellikle bağırsak kanserinin genç yaşlara kadar düştüğüne dikkat çekerek; “Bazı kanser türlerinde ciddi artış var. 22 yaşına kadar düştü. Çünkü artık hazır gıdalar tüketiyoruz. Mamalar, sosisler, salamlar… İşlenmiş gıdalara çok erken yaşlardan itibaren o kadar çok maruz kalıyoruz ki, bağırsak kanseri son zamanlarda en çok karşılaştığımız kanser türü oldu. Tüm kanserlerin %65’i 65 yaşından sonra ortaya çıkar. Bu durumda 40’lı yaşlardan sonra mutlaka kardiyolojik check-uplara dikkat etmemiz gerekiyor. Daha sonra da kanserle ilgili taramalarımızı yaptırmamız gerekiyor. Çok önemli konulardan bir diğeri soyağacı. Taramalarda tüm genomunuzun sekanslarına bakıp hastalık yatkınlıklarınıza bakabiliyoruz. Soy ağacınız bize hangi hastalıklara yatkın olduğunuzu ve riskleri gösteriyor” dedi.

Özdoğan; “Sosyallik yaşam sürenizi uzatan en önemli faktörlerden biri”

Konuşmasında ruh sağlığının da fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özdoğan, sağlıklı bir yaşam için stres yönetimi, kaliteli uyku ve sosyal ilişkilerin güçlendirilmesinin hayati olduğunu kaydederek; “Biz daha çok fiziksel sağlığın üzerinde dursak da ruh sağlığı da oldukça önemli.  Anksiyete ve depresyonu olanlar 6 yıl daha az yaşıyorlar. Ölçmediğimiz şeyleri yönetemeyiz. Ölçtüğümüz şeyleri daha iyi manipüle edebilir daha iyi yönetiriz. Örneğin anksiyete, stres, uyku problemi, cinsel doyum bunları ölçebiliriz. Son zamanlarda en çok bozulan kalitelerden biri uyku kalitesi. Neden bozuldu? Çünkü Netflix var. Sosyal medya var. Sürekli video izliyoruz. Gece 24-06 arasındaki sağlıklı uykuyu çok azımız yaşamaya başladık. Uyku bozukluğu doğrudan sağ kalımla ilişkili” şeklinde konuştu.

Özdoğan; “Bir insanın yaşam memnuniyeti düşükse 8 yıl az yaşıyor”

Yaşam kalitesi ve memnuniyetinin insan ömrüne olan etkilerine dikkat çeken Özdoğan, bu faktörlerin sağlık taramaları ile ölçülmesi gerektiğini ve bu amaçla sağlıklı yaşam polikliniği kurduklarını ifade etti. Özdoğan; “Yaşam memnuniyetinin kırılımları nelerdir? Çalıştığınız iş yerinizde memnun olmayabilir siniz. Evliliğinizden memnun olmayabilirsiniz. Kadınlarda evlilik memnuniyetsizliğinde yaşam sürelerinde bir değişiklik olmuyor fakat bir erkekte evlilik memnuniyetsizliği var ise 7 yıl daha az yaşıyor. Çünkü kadınlar erkeklere göre daha sosyal. Dolayısıyla tüm bunlar check-uplarla ölçülebilir değerler ve ölçülmeli. Bunun için bir model geliştirdik. Sağlıklı yaşam polikliniği açtık. Tüm bu ölçümleri yapmaya başladık. Şimdi İstanbul’da kurulacak hastanede ilk defa Türkiye’de kronik hastalıkları erken tanı ve önleme merkezi açıyoruz. En fazla ölüme neden olan hastalıklar olan; kanser, kalp damar hastalıkları, demans, diyabet ve obezite ölçümleri yapılacak. Kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olduğunu bildiğimiz hpv virüsü ile mücadelede mutlaka aşı olmalısınız. Çünkü aslında hpv’nin çok sayıda kansere neden olduğunu öğrendik. 9-10 yaşından itibaren bu aşıyı olmak oldukça elzem” dedi.

Özdoğan; “Kanser kurtulabileceğimiz bir hastalık değil”

Kanserin tek bir hastalık olmadığını, çok sayıda alt türü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Özdoğan, erken teşhisin önemini bir kez daha vurguladı. Kanserin tek bir hastalık değil, çok sayıda alt türe sahip karmaşık bir hastalık grubu olduğunu hatırlatan Özdoğan, son 15 yılda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, kanserin tamamen yok edilebilecek bir hastalık olmadığını belirtti. Özdoğan; “Ne oluyor da kanser oluyoruz? Bunu anlamak çok önemli. Vücudumuzda üç ana grup gen bulunur: DNA tamir genleri, Kanser yapıcı (onkogen) ve hücre büyümesini uyaran genler. Normalde bir hücre dengesiz bir şekilde büyümeye başladığında, vücut bu hücreye “ölüm” emri verir. Ancak yaş ilerledikçe, özellikle DNA tamir genlerinin etkinliği azalır. Bu durum, hücrelerde biriken hataların düzeltilmemesine ve kanser riskinin artmasına yol açar. Her ne kadar kanseri tedavi etmede ilerleme kaydedilse de temel bir gerçek değişmiyor: Kanser, insan ölümlerinin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam edecek.

Bugün dünyada yaklaşık 20 milyon kişiye kanser teşhisi konulurken, bu sayının 2050 sonrası 30-40 milyona ulaşması bekleniyor. Tüm teknolojik ve bilimsel gelişmelere rağmen, kanserin görülme sıklığı artacak; azalmayacak ya da tamamen ortadan kalkmayacak. Bu nedenle bize düşen en önemli görev, bu hastalığı tanımak, önlemek ve gerekirse onunla yaşamayı öğrenmek olacaktır.

Sağlığımız büyük ölçüde yaşam tarzımıza, özellikle de beslenme alışkanlıklarımıza bağlıdır. Çocukluktan itibaren vücudumuza aldığımız zararlı maddeler zamanla hücrelerimizde mutasyonlara yol açarak kanser gelişimine neden olabilir. Dolayısıyla, kanserojen maddelere maruz kalma oranı arttıkça, kanser riski de doğru orantılı olarak artar” diyerek beslenme alışkanlıklarının önemine dikkat çekti.

Tıbbi Onkoloji Uzmanı & Memorial – Medstar Onkoloji Merkezi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan’ın konuk olduğu “ANSİAD 2. Kahvaltılı Toplantısı” soru cevap kısmından sonra toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


GENÇLERİN HAYALLERİ “Bİ’DÜŞÜNSEN BULURSUN CİTTASLOW FİKİR MARATONU”NDA YARIŞTI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ve Habitat Derneği iş birliğiyle, Cittaslow Metropol Ağı kapsamında pilot mahalle seçilen Döşemealtı Yeşilbayır Mahallesi’nde gençlerin katılımıyla “Bİ'Düşünsen Bulursun Cittaslow Fikir Maratonu” düzenlendi.

“Bİ'Düşünsen Bulursun CittaSlow Fikir Maratonu” etkinliği, Antalya’da genç girişimcileri, fikir üreticilerini ve sosyal değişim yaratmak isteyenleri bir araya getirdi. 9-10 Nisan 2025 tarihlerinde Antalya Büyükşehir Belediyesi HUB Antalya Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleşen maratona Döşemealtı ilçesindeki liselerden 11 takım katıldı. 4 ve 5’er kişilik gruplar halinde yarışan gençler; sürdürülebilir şehirler, yerel ekonomi, afet yönetimi, yeşil alanlar, gıda güvenliği, turizm ve girişimcilik konularında eğitimler aldı, ardından yenilikçi proje fikirleri geliştirdi. İki gün süren fikir maratonunun ilk gününde öğrenciler, alanında uzman isimlerden mentörlük desteği aldı. Gençlerin fikirlerini geliştirme süreçlerinde onlara rehberlik eden mentörler arasında şu isimler yer aldı: ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın, ANSİAD üyeleri Aysel Dal Cengiz ve Hasan Üstündağ, Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Gülsüm Kıldan, ANSİAD İkinci Kuşak Temsilcileri, Yiğit Yaşa, Cenk Bülbül, Cem Gümüş, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)’ndan Dr. Çağdaş Kızıl, StartUp Girişimcisi Dr. Ümit Babacan, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden Serpil Solmaz, Esra Yakın ve Buse Kalender. Mentörler, öğrencilere sunum tekniklerinden toplumsal fayda analizine, sürdürülebilirlikten girişimcilik modellemeye kadar pek çok konuda destek sağladı.

“Bİ'Düşünsen Bulursun Cittaslow Fikir Maratonu”nun ikinci gününde ise genç girişimcilerin geliştirdikleri projeler jüri karşısında sunuldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Av. Cansel Tuncer, maratonun teması olan “Cittaslow” hakkında katılımcılara kapsamlı bir bilgilendirme sunarak, sakin şehir anlayışının sürdürülebilirlik, yerel kalkınma ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine değindi. Final sunumlarını değerlendiren jüri üyeleri arasında; ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Alp, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansından Selin Şen, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, Antalya Büyükşehir Belediyesinden Zeynep Tuğçe Çiftçibaşı Güç ve Habitat Derneği Sürdürülebilirlik Direktörü Nilay Abınık yer aldı.

Maratonun açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, 23 yıldır genç girişimcilere yönelik faaliyetler yürüten ANSİAD, son 2 yıldır da Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Habitat Derneği ile iş birliği içinde yürütülen bu maratonla gençlerin şehirlerine ve dünyaya dair sorumluluk alma bilincini pekiştirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Özbek; “Hayal kurmak en büyük yatırımdır”

Konuşmasında Cumhuriyet’in değerlerine, girişimciliğin önemine ve gençlerin hayal gücüne vurgu yapan Özbek; “ANSİAD, 23 yıldır aralıksız olarak gençlere ve girişimcilere destek olan bir kurumdur. Bugün 35 yaşında olan ANSİAD’ın girişimcilik alanındaki çalışmalarında, Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın'ın çok büyük emeği vardır. Üyelerimiz, paydaşlarımız bu yolda bize büyük destek veriyor.Siz bugün burada fikirlerinizi özgürce ifade edebiliyor, hayaller kurup projeler üretebiliyorsanız; bunu 15 yaşında bu vatan uğruna can veren şehitlerimize, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve Cumhuriyet’e borçlusunuz. Onlar, sizin bugün yapabildiklerinizi belki hayal bile edemediler ama siz onların hayalini yaşıyorsunuz. Bunu hiç unutmayın. Türkiye Cumhuriyeti artık ikinci yüzyılında. Bu cumhuriyetin ileriye gidebilmesi, gelişmesi ve dönüşebilmesi için sizlere ihtiyacı var. Lütfen okuyun. Hayat boyu öğrenmeye devam edin. İmkanınız varsa seyahat edin, yeni insanlar tanıyın, kültürleri keşfedin, deneyim biriktirin. Tasarruf edin, üretin, paylaşın. En önemlisi ise, hayal kurun. Çünkü hayal kuran insan plan yapar. Gerçekleştirip gerçekleştirmemek değil, o yolda yürümek önemlidir” şeklinde konuştu.

Özbek; “Girişimcilik, risk almak ve istihdam yaratmaktır”

Girişimciliğin sadece bir kazanç aracı olmadığını, aynı zamanda topluma ve ekonomiye katkı sağlayan bir yapı olduğunu vurgulayan Özbek; “Girişimci olmak sadece şirket kurmak demek değildir. Sosyal girişimci de olabilirsiniz. Fark yaratmak isteyen, çözüm üreten herkes bir girişimcidir. Girişimci demek aynı zamanda risk almak demektir. Kaybedebilirsiniz ama kazandığınızda ülkeye istihdam ve umut sağlarsınız. Bugün sizlerin fikirleri, gelecekte şehrimizi ve ülkemizi dönüştürecek. Hepinizi kutluyor, yolunuzun açık olmasını diliyorum” dedi.

İki gün süren fikir maratonunun sonunda jüri tarafından yapılan değerlendirmede; 1. Yusuf Ziya Öner Fen Lisesi, 2. Antalya Erünal Sosyal Bilimler Lisesi, 3. Yusuf Ziya Öner Fen Lisesi takımları dereceye girerek ödüllerini aldı. Genç girişimcilere katılım belgeleri ve ödülleri; ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Alp, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy ve Habitat Derneği Sürdürülebilirlik Direktörü Nilay Abınık tarafından takdim edildi. “Bİ'Düşünsen Bulursun Cittaslow Fikir Maratonu” toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD “ZİRVEDEKİ KADINLAR: İLHAM VEREN BAŞARI HİKAYELERİ” PANELİ GERÇEKLEŞTİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ANSİAD "Zirvedeki Kadınlar: İlham Veren Başarı Hikayeleri" panelini 11 Mart 2025 Salı günü Sunis Otel Su’da gerçekleştirildi.

Panelde moderatör ve konuk konuşmacı olarak Etki ve Yatırım Stratejisti İlkay Demirdağ, “Etki Odaklı Liderlik” başlıklı sunumunu gerçekleştirirken, ManpowerGroup Türkiye CEO’su Feyza Narlı, “Geleceğin İş Dünyası: Dijital Beceri ve İstihdam Trendleri” konusunu ele aldı. GTech Kurucu Ortak ve CEO’su Mine Taşkaya, “Akıllı Teknolojiler, Sürdürülebilir Kalkınma: Yapay Zekâ ve Veri Analitiği ile Geleceği Şekillendirmek” başlıklı sunumuyla yer alırken, Pluxee Ülke CEO’su Eda Uluca Özcan, “Bağlılığın Yeni Şifreleri: Teknoloji ile Mutlu Çalışanlar Yaratmak” konulu konuşmasıyla etkinliğe katkıda bulundu. İş dünyasının başarılı kadın liderlerini bir araya getiren panel, katılımcılar için ilham verici bir deneyim sundu.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen "Zirvedeki Kadınlar; İlham Veren Başarı Hikayeleri" panelinde yaptığı açılış konuşmasında, salonu dolduran katılımcılara hitap etti. Özbek, konuşmasında şunları kaydetti: "Bugün burada sadece 8 Mart’ı kutlamak için değil, kadınların topluma, iş dünyasına ve ekonomiye kattığı değeri vurgulamak, başarılarını görünür kılmak ve hep birlikte daha eşit bir gelecek için ilham almak amacıyla toplandık. Bugün, tam 116 yıl önce, New York'ta bir tekstil fabrikasında çalışan kadın işçilerin, daha iyi çalışma koşulları için başlattıkları grevin trajik bir şekilde sona erdiğini hatırlıyoruz. Ancak bu olay, dünyada kadın hakları mücadelesinin ateşini yakmıştır. 1910 yılında Kopenhag'da düzenlenen Kadınlar Konferansı'nda 8 Mart, bir anma ve farkındalık günü olarak ilan edilmiştir."

Özbek: “Kadınların daha fazla görünür olduğu bir iş dünyası inşa edebiliriz”

Bugün bu kıvılcımın ateşe dönüştüğünü ve her alanda kadınların varlığını güçlendirdiğini belirten Özbek, kadınların toplumsal hayatta daha fazla yer alabilmesi için önemli adımlar atıldığını vurguladı. Ancak hala önemli bir yol alması gereken bir toplum olduğumuzun altını çizdi.
"OECD ülkeleri genelinde kadınların iş gücüne katılım oranı yaklaşık %60 iken, Türkiye’de bu oran yalnızca %36 seviyesinde. Yönetim kurullarındaki kadın oranı ise sadece %17. Bu oran, kadınların potansiyelinin tam olarak ortaya çıkmadığını gösteriyor. Araştırmalar, kadınların yönetimde olduğu şirketlerin daha başarılı olduğunu, çeşitliliğin inovasyonu artırdığını ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağladığını ortaya koyuyor. Türkiye'nin kadın hakları konusunda attığı cesur adımlar da bizlere ilham kaynağı olmalıdır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, kadınların toplumsal hayatta eşit bireyler olarak yer almasını sadece bir hak meselesi değil, bir medeniyet meselesi olarak görmüştür"

Özbek, Atatürk'ün kadınlara verdiği hakların tüm dünyada örnek teşkil ettiğini, özellikle 1934'teki seçme ve seçilme hakkının Türkiye'yi birçok Avrupa ülkesinden önce bu konuda öncü konuma getirdiğini belirtti. "Atatürk, kadınların siyasette ve toplumsal hayatta yer almasını sadece bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluluk olarak kabul etmiştir" diyen Özbek, bu vizyon doğrultusunda kadın liderleri desteklemenin gurur verici olduğunu dile getirdi.

Özbek: “Başarı artık sadece finansal tablolarla ölçülmüyor”

Özbek, sözlerine şöyle devam etti: "Bu konular sadece kadınlar için değil, tüm iş dünyası için büyük önem taşıyor. Başarı artık sadece finansal tablolarla ölçülmüyor, aynı zamanda insana, teknolojiye ve sürdürülebilirliğe yapılan yatırımlarla değerlendiriliyor. Hepimizin kendi alanında değişim yaratma gücüne sahip olduğunu düşünüyorum. Birbirimizi destekleyerek, kadınların daha fazla görünür olduğu ve eşit fırsatlara sahip olduğu bir iş dünyası inşa edebiliriz. Kadının güçlenmesi, sadece kadınlar için değil, tüm toplum için bir kazançtır."

ANSİAD "Zirvedeki Kadınlar: İlham Veren Başarı Hikayeleri" paneline moderatör ve konuşmacı olarak katılan Etki ve Yatırım Stratejisti İlkay Demirdağ, 28 yıllık kariyerinde finans ve yatırım alanlarında edindiği deneyimlere dayanarak “Etki Odaklı Liderlik” konusuna değindi. Demirdağ, kariyerine İstanbul, Londra ve Bahreyn gibi uluslararası merkezlerde, risk girişimlerinde ve finansal kuruluşlarla çalışarak başladığını ve ardından kurumsal hayattan çıkarak, kişisel vizyonuna uygun bir hayat yaratmak üzere yatırım bankacılığı, fon yönetimi ve kurumsal finansman alanlarında kariyerini sürdürdüğünü belirtti. 2002 yılının Eylül ayında, 25 yıl sonra kurumsal hayattan çıkarak, vizyonuyla uyumlu bir hayat yaratmak için bir yolculuğa çıktığını belirten Demirdağ, kişisel vizyonunu şöyle tanımladı: “Sermaye ve yatırımların doğa ve insana pozitif katkı sağlayabilecek kanallar yaratmak ve yatırımların etki yaratan projelere yönelmesini sağlamak.” Bu doğrultuda, 2,5 yıl boyunca kendisini üç temel başlıkta konumlandırdığını aktaran Demirdağ, birinci başlık olarak etki odaklı yatırımlara değindi.

Demirdağ: “Yatırımlar doğaya ve insana katkı sağlamalı”

Demirdağ, etki odaklı yatırımdan bahsederken, bunun sadece sosyal sorumluluk projeleriyle sınırlı olmadığını ve hala finansal yatırım beklentilerinin olduğunu belirtti. Yine de yatırımlarının doğaya ve insana katkı sağlayan projelere odaklandığını, bu doğrultuda Amerika’da derin teknoloji, tarım teknolojileri, iklim teknolojileri ve enerji sektörlerinin dönüşümü gibi alanlarda yatırım yaptıklarını söyledi. Ayrıca Slovakya’daki fonla Avrupa bölgesinde altyapı ve enerji projelerine yatırım yaptıklarını ve farklı etki fonlarıyla yatırım stratejilerinin şekillenmesine katkı sağladıklarını dile getirdi. Yönetim kurullarında etki odaklı stratejiler geliştirmeye yönelik çalışmalarına değinen Demirdağ, kurumsal stratejilerin bu anlayışla dönüşmesi için hem yönetim kurulu üyeliği hem de danışmanlık yaptığını belirtti. “Bu zihniyet ve ekosistemin büyümesi için küresel çapta etki ekosistemini yönetiyorum. Yatırım yapan varlık yöneticileri, fonlar, kurumlar, politika yapıcılar ve girişimcileri bir araya getirerek, bu yatırımların daha fazla sermaye çekmesini sağlıyorum” diye ekledi.

Demirdağ: “Küresel ekonomik konjonktür ve yeni bir yaklaşım gerekiyor”

Mevcut ekonomik modelin karmaşık dünya sorunlarına çözüm sunmada yetersiz kaldığını ifade eden Demirdağ, artan belirsizliklerin ve değişen risk ve getiri dinamiklerinin geleneksel ekonomik modeli zorlarken, etki odaklı liderliğin daha sürdürülebilir ve uzun vadeli çözümler sunduğuna dikkat çekti. Demirdağ, Dünya Ekonomik Forumu’nun küresel risk raporunu referans alarak, toplumsal, ekonomik ve teknolojik risklerin ön planda olduğunu belirtti. Ancak uzun vadeli risklerin çoğunun çevre ve sürdürülebilirlikle ilgili olduğunu söyledi. “Bugün mevcut ekonomik sistem, sadece kısa vadeli risklere odaklanarak uzun vadeli çevresel ve toplumsal riskleri göz ardı ediyor” diyen Demirdağ, gelir adaletsizliğine ve kaynakların aşırı tüketilmesine de dikkat çekerek, mevcut ekonomik modelin bu sorunları derinleştirdiğini belirtti.

Demirdağ: “Ulusallaşma eğilimleri, küresel iş birliği ihtiyacını engelliyor”

İklim krizi ve küresel rekabet dinamiklerinin de mevcut ekonomik sistemi dönüştürmeye zorladığını belirten Demirdağ, dünya genelindeki ulusallaşma eğilimlerinin de küresel iş birliği ihtiyacını engellediğini ifade etti. Yeni bir ekonomik modelin, daha esnek, sürdürülebilir ve etki odaklı olmasının gerektiğini vurgulayan Demirdağ, bu modelin kolektif bir zihniyetin gelişmesini, iş birliği ve ortaklıkların ön plana çıkmasını gerektirdiğini belirtti. Demirdağ, “Kısa vadeli kar maksimizasyonu yerine, uzun vadede tüm paydaşlara değer yaratmayı hedefleyen bir modele geçmemiz gerekiyor” diyerek, bu dönüşümün iş dünyasında önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.

Demirdağ: “Liderlik bilincimiz ve değer sistemimiz doğa odaklı olarak dönüşmeli”

Demirdağ, etki odaklı liderliğin özünde doğanın yer aldığını vurguladı ve doğaya olan ilişkimizi yeniden düşünmemiz gerektiğini söyledi. “Dünyadaki en değerli varlık nedir?” sorusunu katılımcılara soran Demirdağ, doğanın ekonomik sistemin yüzde ellisiyle doğrudan ilişkili olduğunu ve dolaylı olarak üçte birinin de doğal kaynaklara bağlı olduğunu belirtti. Ekonomik büyüklüklerin doğa temelli çözümlerle bağlantılı olduğunun altını çizen Demirdağ, doğanın yalnızca bir dışsal faktör olarak görülmemesi gerektiğini, bunun yerine hayatın özü olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Doğaya olan güçlü bağlılığını Yavanova kabilesiyle geçirdiği zamanlardan örnek vererek anlatan Demirdağ, “Yavanova kabilesi de Amazonların üçte birini koruyan 1100 kişilik bir kabile. Bütün Amazonlara bir adıyla dayık dağılmışlar. Geçen sene onlarla Amazonlar'da birlikte vakit geçirme fırsatım oldu. Bu sene de mayıs de gideceğim. Gerçekten doğaya yaşam şekilleri hepimizin ilham alması gereken şey. Çünkü doğayı yaşamın tam özüne koyuyorlar. Onu bir okul gibi görüyorlar. Hastane gibi görüyorlar. Oyun alanı gibi görüyorlar. Doğaya karşı müthiş bir aslında ekosistem bilinciyle yaklaşıyorlar. Kendilerini doğanın içinde var olan ufak bir parça yani doğaya rağmen değil doğanın içinde var olan insanlar gibi görüyorlar. İnanılmaz bir maneviyat ve kutsallıkla bakıyorlar doğaya. Ve kolektif bir mülkiyet anlayışları var. Yani doğanın hiçbirimizin değil kolektifin ve kolektif olarak korunması gereken bir şey. Ve oradan çok fazla bir bilgelik elde edip bunu da yaşamlarına alıyorlar” dedi ve ekledi: “Gelecek nesiller için sürdürülebilir bir dünya bırakmak adına, liderlik bilincimizin ve değer sistemimizin doğa odaklı olarak dönüşmesi gerektiğini düşünüyorum”

Panelin ikinci konuk konuşmacısı ManpowerGroup Türkiye CEO’su Feyza Narlı “Geleceğin İş Dünyası: Dijital Beceri ve İstihdam Trendleri” başlıklı konuşmasına Antalya’da kadınların başarılarını kutlayarak başladı. “Kadınlar, dünyayı güzelleştiren, güçlendiren ve daha yaşanabilir hale getiren başlıca faktörlerdir. Emekleriyle, cesaretleriyle ve sevgileriyle dünyayı güzelleştiren tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum,” dedi. Yüksek lisansını işletme mühendisliği üzerine tamamlayan Narlı, teknoloji sektöründe uzun yıllar dijital dönüşüm ve strateji geliştirme projeleri gerçekleştirdi. Son 7 yıldır ManpowerGroup Türkiye’nin CEO’luğunu üstlenen Narlı, toplumsal katkı çalışmalarına da değindi. Gençler ve kadınların gelişimine katkı sağlamak adına birçok dernek ve vakıfta aktif olarak yer aldığını belirtti.

Narlı: “Z jenerasyonunun iş tatminini sağlamak oldukça zor”

Narlı, günümüzde hızla gelişen teknoloji ve dijitalleşmenin iş dünyasına etkilerine dair önemli noktalar paylaştı. Dijitalleşmenin iş dünyasında nasıl devrim yarattığını vurgulayarak; “Teknoloji dünyamızın ve sosyal yaşamımızın içinde yer alıyor. İş hayatında bile bazı roller teknolojilere devredildi, bugün hayatımızın her alanında teknoloji var. Artık ChatGPT’yi günlük yaşamımızda ve iş hayatımızda kullanmaya başladık. Teknolojik gelişmelerin hızlı bir şekilde yayılması, iş gücünü de etkiliyor" diyerek dijital dönüşümün gelecekte iş dünyasında nasıl daha fazla yer alacağını vurguladı. Narlı, Z jenerasyonunun iş gücündeki artan rolüne ve işverenlerin bu nesli iş gücüne dahil etmek için nasıl stratejiler geliştirdiklerine dikkat çekti. Z jenerasyonunun, Y jenerasyonuna benzer şekilde, iş tatmini ve kariyer gelişimi konularında yüksek beklentilere sahip olduğunu belirten Narlı, “Z jenerasyonunun iş tatmini sağlamak gerçekten daha zor. Çalıştıkları şirketlerde kendilerine yatırım yapılmasını, yenilikçi ve girişimci bir ortamda çalışmayı istiyorlar. Ayrıca Z jenerasyonu liderleri çok önemsiyor, hatta bir şirkette çalışacakları liderin kim olduğunu bilmek istiyorlar. Ayrıca Sosyal etkileşim ve takım çalışması bu jenerasyon için çok önemli. Uzaktan çalışma onları yalnızlaştırıyor, dolayısıyla yüz yüze çalışmayı tercih ediyorlar” şeklinde konuştu.

Narlı: “Akdeniz Bölgesi’nde şirketler, büyüme sinyalleri veriyor”

Feyza Narlı, iş gücü beklentileri üzerine de önemli veriler paylaştı. ManpowerGroup’un “MEOS” adlı küresel araştırmasından bahsederek, Akdeniz Bölgesi'nde işverenlerin istihdam konusunda oldukça olumlu bir bakış açısına sahip olduğunu belirtti. “Akdeniz Bölgesi’nde işverenlerin yüzde 25’i istihdam beklentilerini pozitif olarak bildirdi. Bu oran, Türkiye için çok güçlü bir sinyal. Akdeniz Bölgesi’nde şirketler, büyüme sinyalleri veriyor” dedi.

Narlı: “Yeşil dönüşüm alanında yüzde 90 civarında bir yetenek açığı var"

Yeşil dönüşümün iş dünyasında giderek daha fazla önem kazandığını belirten Narlı, sürdürülebilirlik alanında uzmanlaşmış iş gücüne olan ihtiyacın arttığını vurguladı. Narlı: "Sürdürülebilirlik, gelecekteki iş gücünün en önemli gündemlerinden biri olacak. Ancak bu alanda büyük bir yetenek açığı bulunuyor. Şu anda dünyada yeşil dönüşüm alanında yüzde 90 civarında bir yetenek açığı var," dedi. Ayrıca, bu alandaki uzmanlaşmanın önemini vurgulayan Narlı, şirketlerin ve yeni nesil çalışanların bu konuda nasıl aksiyon almaları gerektiği konusunda katılımcılara tavsiyelerde bulunarak; “Bugün öğrendiklerimiz, birkaç ay içinde geçerliliğini kaybedebilir. Bu yüzden iş dünyasında en önemli yetenek, öğrenmeye ve gelişime açık olmak. Öğrenmeye açık, değişime hızlı uyum sağlayabilen çalışanlar geleceğin iş gücünü oluşturacak. Dijitalleşen dünyada başarılı olabilmek için hem bireylerin hem de kurumların sürekli öğrenmeye ve gelişime açık olmaları gerekiyor” dedi.

ANSİAD “Zirvedeki Kadınlar: İlham Veren Başarı Hikayeleri” panelinde, G-TECH kurucu ortağı ve CEO’su Mine Taşkaya, “Akıllı Teknolojiler, Sürdürülebilir Kalkınma: Yapay Zeka ve Veri Analitiği ile Geleceği Şekillendirmek” başlıklı konuşmasına “Bir Antalyalı olarak buradayım ve gerçekten çok heyecanlıyım,” diyerek başladı. Taşkaya, kendisinin bir hayaller yolculuğu olduğunu belirterek başladığı kariyer yolculuğuna bir start-up şirketinde başladığını, ardından Türkiye’nin en büyük yazılım şirketlerinden Kortisistem’de yazılım mühendisi olarak devam ettiğini belirtti. Ardından Avion Türkiye’de iş zekâsı ürünlerinden sorumlu satış mühendisi olarak çalıştığı dönemin, hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Taşkaya; “Dünya çapında bir teknoloji şirketinde çalışmak, teknolojinin nasıl işlediğini görmek, şirketlerin hayatlarına nasıl etki ettiğini gözlemlemek çok öğreticiydi” dedi.

Taşkaya: “Yapay zeka hayatlarımızı yeniden tanımlıyor”

Yapay zekanın sadece bir teknoloji değil, aynı zamanda iş süreçlerini köklü bir şekilde değiştiren, kişisel hayatımıza kadar etki eden bir dönüşüm olduğunu vurgulayan Taşkaya; “Yapay zekâ artık sadece teknolojik katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda iş süreçlerimizi, yeni rollerin ortaya çıkmasını ve kişisel hayatlarımızı yeniden tanımlıyor. Pandemi sırasında dijital platformlardan faydalanmayan sektörler büyük zorluklar yaşadı. Dijitalleşme yatırımları hızla arttı, ancak bazı konular hala açıkta kaldı. Örneğin, ödeme sistemleri gibi alanlarda fintech’ler büyük bir dönüşüm yarattı” diyerek, bu teknolojilerin etkilerinin her alanda derinleştiğini belirtti.

Taşkaya: ‘Veri, su kadar hayati’

Taşkaya, veri analitiğinin her sektörde nasıl fark yaratabileceği üzerine de önemli noktalar paylaştı. “Veri, su kadar hayati bir şeydir,” diyerek, verinin kalitesinin, doğruluğunun ve temizliğinin iş dünyasında çok önemli olduğuna ve yanlış veya kirli verilerin büyük tehlikeler oluşturabileceğini dile getirdi. Taşkaya; “Bugün verinin kıymeti sadece yapay zekâ ve analitik çözümlerle değil, sürdürülebilirlik için de önem taşıyor. Veriyi doğru temin edebilmek, sürdürülebilir kararlar alabilmek için en önemli faktörlerden biridir. Veri kullanarak, şirketlerinizde doğru zamanda doğru kararları almak, stok optimizasyonu yapmak, tedarik zinciri yönetimini daha verimli hale getirmek mümkün. Yapay zeka, geçmiş verilere bakarak gelecekte neye ihtiyacınız olacağını tahmin edebilir,” diyerek, özellikle iş dünyasında veriyi doğru bir şekilde analiz etmenin ve kullanmanın ne kadar kritik olduğunu belirtti.

Taşkaya: “Sürdürülebilirlik, veri ve yapay zeka artık her sektörde hayati bir önem taşıyor”

Verinin ve yapay zekanın her sektör için önemli olduğuna ve bu teknolojilere yatırım yapmanın artık bir lüks değil, hayati bir gereklilik olduğuna vurgu yapan Taşkaya; “Sürdürülebilirlik raporlamaları ve doğru veri sunma zorunluluğu, gelecekte tüm şirketlerin karşılaşacağı önemli bir konu olacak, sürdürülebilirlik için öncelikle mevcuttaki değişen koşulları iyi okuyabilmek bunların etkilerini iyi anlayabilmek ve buna göre hızlıca karar verebilmek en üst seviyede analitik çözümlerin pransipleri burada veriyi de doğru temin edebilmek son derece önemli” diyerek, özellikle ihracat yapan şirketlerin bu süreçte nasıl doğru veri temin etmeleri gerektiğini vurguladı. Yapay zeka veri analizinin sadece yerek değil küresel ölçide önemsenmesi gerektiğinin altını çizen Taşkaya: “Antalya'nın almış olduğu göç dolayısıyla vatandaşlara ürün ve hizmet çözüm sağlayan bir şirketseniz aslında değişen müşteri profilinizi doğru anlayıp doğru o zamana kadar ürün ve çözümlerinizi sunmanız lazım fakat bazen bu konu ne kadar kendi deneyimlerimizde olsa bile veri çoğaldığında satış noktalarımız çoğaldığında bunları yapmak ve doğru stok optimizasyonlarını yapmak, ürün tedarini yapmak gerçekten çok zor oluyor. Sistemlerinize gelip baksak onları stoklu tutma maliyeti, tedarik zincirle birlikte bozulan tedarik zincirinin etkilerini yönetmenin getirdiği maliyet gibi etkenlerle aslında bir çok görünmez maliyet taşıyor. Karlılıklarınızı bu analitik çözümler olmadığı zaman kaybettiğinizi söyleyebiliriz. Dolayısıyla veri ve yapay zeka artık her sektörde hayati bir önem taşıyor. Sadece yerel değil, küresel düzeyde de rekabet edebilmek için bu teknolojileri doğru kullanmak gerekiyor. Öncelikle kendi kişisel gelişiminiz daha sonunda şirketlerimizdeki yatırımlar ve ekiplerimizdeki bu konudaki bilgi birikimini geliştirmek doğru iş ortaklarıyla doğru yönlendirmelerle ve doğru problemleri adresleyen yatırımlarla bu konuların içinde yakın olmak ve gelişen teknolojileri doğru yönlendirmek önemli” şeklinde konuştu.

Uluca Özcan: “Çalışma hayatında mutluluk olmazsa olmaz”

Panelin son konuk konuşmacısı Pluxee Ülke CEO’su Eda Uluca Özcan, “Bağlılığın Yeni Şifreleri: Teknoloji ile Mutlu Çalışanlar Yaratmak” başlıklı konuşmasına iş hayatında geçirilen zamanın büyüklüğüne dikkat çekerek başladı. Özcan: “Hayatımızın kaç yılını iş hayatında, yani çalışarak geçiriyoruz? Bir tahmininiz var mı? Kaç yılımız, insan ömrümüzün kaç yılı çalışarak geçiyor? 50 dediniz. 50. Var mı artıran hesaptan? Bilmiyorum. Peki şöyle diyeyim. McKinsey'nin, danışmanlık şirketinin bir araştırması var. Diyor ki 90 bin saat. Şimdi ben bunu Türkiye'ye 45 saat çalışıyoruz haftada. Yılda 250 gün deseniz. 40 yıl, yani minimum 40 yıl. Sizler 50 dediniz, belki evet gerçekten öyle. Ortalama baktığınız zaman 40 yıl. E şimdi insan ömrü. Ortalama Türkiye'de 77 yıl diyorlar. Erkekler için 75, kadınlar için 81 yıl ortalama var. Bilim adamları hala araştırıyor bunu. Ama baktığınızda ömrümüzün yarıdan fazlasını işte geçiriyoruz. Dolayısıyla hepimizin çalışma hayatında mutlu olması olmazsa olmaz. Çünkü hayatımız büyük bir kısmı burada geçiyor. İşte biz de Pluxee olarak misyonumuz çalışanı mutlu eden bir dünya sunmak” dedi.

Uluca Özcan: “Çalışan bağlılığını artıran şirketler, %23 oranında daha kârlı”

Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, çalışanların işverenlerinden daha yenilikçi ve dijital çözümler beklediğini vurguladı. Çalışan bağlılığının şirketlerin kârlılığı üzerindeki doğrudan etkisini vurgulayan Özcan, araştırmalara göre çalışan bağlılığını artıran şirketlerin %23 oranında daha kârlı olduklarını belirtti. Özcan: “Şirketler bağlılığı arttırmak için çok çeşitli yaklaşımlar ortaya koyuyorlar. Bugün baktığımızda robotlardan bahsediyoruz. Çalışanın hayatını kolaylaştırmak istiyoruz. Bugün hepimiz çalışanlara bilgisayar veriyoruz. Belki de yarın robot veriyor olacağız. Evdeki işlerini yapsın, işine daha iyi konsantre olsun diye. Bunun ucu bucağı yok şirketler açısından. İşte elektrikli araç diyoruz. Otonom araçlar sürücüsüz. Belki de yarın servisle çalışanlarımızı getiriyoruz şirkete. Belki de diyeceğiz ki otonom araçlarla, sürücüsüz araçlarla herkesi evinden toplayacağı bir dünya göreceğiz. Yani dünyada her şey teknolojiyle yeniden şekilleniyor” şeklinde konuştu. 

ANSİAD “Zirvedeki Kadınlar: İlham Veren Başarı Hikayeleri” başlığı ile düzenlenen panelin ikinci kısmı, konuş konuşmacıların ilham veren başarı hikayeleri ve soru cevaplar ile devam etti.

ANSİAD “Zirvedeki Kadınlar: İlham Veren Başarı Hikayeleri” paneli “ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuklarımız Etki ve Yatırım Stratejisti İlkay Demirdağ, ManpowerGroup Türkiye CEO’su Feyza Narlı, GTech Kurucu Ortak ve CEO’su Mine Taşkaya, Pluxee Ülke CEO’su Eda Uluca Özcan’a Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


TİCARET HUKUKU ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. TEKİN MEMİŞ ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

ANSİAD 2025 yılı 4. Olağan Toplantısı, "Rekabet İhlalleri ve Rekabet Hukukuna Uyum" başlığıyla, Azur Peyzaj A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı & ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi M. Mesut Özderin’in moderasyonunda gerçekleştirildi. Toplantının konuğu, Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tekin Memiş olurken, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli toplantıya katılım sağladı. Rekabetin korunması, piyasa düzeni ve olası ihlaller üzerine kapsamlı bir konuşma yapan Prof. Dr. Tekin Memiş, işletmelerin yasal uyum süreçlerine dair önemli tavsiyelerde bulundu. Açılış konuşmasını yapan M. Mesut Özderin ise rekabet hukukunun iş dünyası için kritik önemine vurgu yaptı.

Özderin, açılış konuşmasında; “Prof. Dr. Tekin Memiş’i burada ağırlamaktan büyük bir onur duyuyoruz. Kendisi çok değerli ve tanınmış bir hukukçudur. Rekabet mevzuatı, Avrupa Birliği uyum çerçevesinde uzun süredir uygulanmakta olup gün geçtikçe önemi daha da artmaktadır. Artık varlığını daha fazla hissetmekteyiz ve iş dünyası olarak bu yasal çerçeveye tam uyum sağlamamız gerekmektedir. Rekabet hukuku, serbest piyasa düzeninin korunmasını ve adil bir ticari ortam oluşturulmasını hedeflemektedir. Büyük şirketlerin piyasa üzerindeki hakimiyetini sınırlandırarak tüketicinin korunmasını sağlamak adına getirilmiş bu düzenlemeler, aslında iş dünyasında adil bir rekabet ortamı oluşturmayı amaçlamaktadır. Ancak bu süreçte, yasaların detaylarına tam olarak hâkim olmak ve uyum sürecini doğru yönetmek büyük önem taşımaktadır” dedi.

Özderin: “Rekabet hukukuna aykırı hareket etmek, ciddi yaptırımlara yol açabilir”

Son dönemde Rekabet Kurulu tarafından verilen yüksek cezalar ve bu yaptırımların etkilerine de değinen Özderin, Rekabet Kurulu’nun sahip olduğu geniş yetkilere dikkat çekerek şunları söyledi: “Biliyorsunuz artık dünyada devlet bütçelerinden daha büyük bütçelere sahip şirketler var. Bu şirketler, sahip oldukları güçle piyasada her şeyi kontrol edebilir duruma gelmişlerdir. En önemlisi de fiyatları belirleyebilmektedirler. Bu çerçevede rekabet mevzuatıyla büyük cezalar devreye sokularak, piyasada hâkim güçlerin yarattığı tekelleşmeye ve tüketiciye zarar veren uygulamalara engel olunmaya çalışılmaktadır. Nitekim, yakın zamanda bir market zincirine 37 milyon dolar ceza kesildi. Bu ceza, rekabet ihlali nedeniyle değil, Rekabet Kurulu’nun yaptığı denetim sırasında bir çalışanın veri silmeye yeltenmesi sonucu verildi. Yakın zamanda Antalya'da tohum firmalarına yönelik soruşturmalar başlatıldı. Daha öncesinde benzer soruşturmalar gübre ve beton sektöründe de yapılmıştı. İş insanları olarak rekabet hukukuna uyum sağlamak zorundayız. Yasal düzenlemelere uymamak, büyük mali yükler getirebilir. Unutulmamalıdır ki rekabet hukukuna aykırı hareket etmek, farkında olunmasa bile ciddi yaptırımlara yol açabilir. Örneğin, 10 fırıncı bir araya gelip fiyatları sabitlemek için ‘centilmenlik anlaşması’ yaparak bunu noter huzurunda imzaladıklarında bile rekabet ihlali yapmış sayılırlar. Rekabet Kurulu bu belgeyi ele geçirdiğinde, o fırıncılar piyasadan silinmek zorunda kaldı. Bu nedenle, hepimizin mevzuata hâkim olması ve farkında olmadan suç işlememek için büyük bir titizlik göstermesi gerekmektedir.”

Prof. Dr. Memiş: “Ticari diktatörlüğe boyun eğmemeliyiz”

Konuşmasına, rekabet hukukunun temellerine değinerek başlayan, Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tekin Memiş; "Fiyatlar piyasada oluşur, arz ve talep dengesine göre fiyat oluşur. Eğer bir mal fazla ve alıcısı azsa, fiyat düşer. Eğer mal azsa ve talep fazlaysa, fiyat yükselir" şeklinde piyasa mekanizmasını özetledi. Arz ve talep dengesinin, rekabet hukukunun temel kurallarından biri olduğunu belirtti ve bu mekanizmanın, anayasal düzeyde dahi çiğnenemeyecek bir kural olduğunu vurguladı. Memiş, modern anlamdaki rekabet hukuku kurallarının ilk kez Amerika Birleşik Devletleri'nde şekillendiğini belirterek 19. yüzyılın sonlarına doğru, Amerika'da demir yollarının özel şirketlere ait olduğu dönemde yaşanan sorunlara değindi. Memiş; "O dönemde Amerika'da demir yolları şirketlerin elindeydi. Çiftçiler, mahsullerini taşıyacak bir yol arıyordu, ama demir yolu şirketleri, bu kadar önemli bir taşıma alanında fahiş fiyatlar uyguluyordu. Çiftçiler neredeyse karın tokluğuna çalışıyordu" dedi. Memiş, o dönemin Amerika'sında çiftçilerin demiryolu şirketlerinin baskısı altında ezildiğini belirterek, Şerman'ın ABD Kongresi'nde yaptığı meşhur konuşmayı hatırlattı: "Eğer piyasa gücü tek bir elde toplanırsa, bu kişi bir kral kadar ayrıcalıklı olur. Bir politik gücün mutlak hakimiyetine karşı çıktığımız gibi, ticari diktatörlüğe de boyun eğmemeliyiz. Fahiş fiyatlar uygulayan herkese, devlet müdahale etmelidir ve bu müdahale ceza hukukunun bir uzantısı olarak yapılmalıdır" dedi.

Prof. Dr. Memiş: “Rekabet Kurulu’nun kılıcı keskindir”

Türkiye'de rekabet kanununun kabul edilmesinin dönüm noktalarından biri olarak 1980'lerin sonlarını işaret eden Memiş, Özal dönemiyle birlikte, Türkiye'de ekonomik alanda köklü değişiklikler yaşandığını ve devletçi politikalardan liberal politikalara geçişin başladığını belirtti. Memiş; "Özal’la devlet artık birçok konuda müdahaleden geri durarak piyasayı serbest bırakmaya başladı. Bu değişimin bir sonucu olarak, rekabet hukukunun uygulanabilmesi için yeni bir kanuna ihtiyaç vardı. Bu kanun, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'dur. Devlet bugüne kadar devletçi politikalarla idare edilirken, liberal bir politikaya geçti. Liberal politikalarda devlet zaten birçok şeyi kontrol edemediği için, her şeyi piyasaya bıraktığı için bu durumda bir kanuna daha ihtiyaç vardı. İşte bu da 4054 sayılı kanun. Kanunun kabul tarihi 1994. Yani şu anda bizim, benim size bugün anlatacağım kanun 1994 yılında kabul edildi. Ancak kanun uygulanması daha ileri bir döneme sarktı. Neden? Çünkü 1997 yılına kadar Rekabet Kurulu dediğimiz kurul oluşturulamadı. Rekabet kurulu oluşturulduktan sonra, Türkiye'de ilk cezalar ve ilk uygulamalar başladı. Rekabet kurulu gerçekten de kılıcı kesiyor ve uyguladığı yaptırımlar oldukça etkili" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Memiş: “Rekabet hukuku yaptırımları sadece Türkiye sınırlarında değil, global çapta etkilidir”

Rekabet hukukunun sadece Türkiye sınırlarında değil, global çapta da etkili olduğunu vurgulayan Memiş, Türkiye'deki rekabet kurulunun, yurtdışındaki şirketlere dahi ceza uyguladığını belirtti. Örnek olarak, Fransa’daki bir havayolu şirketine Türkiye iç piyasasını etkileyen fiyatlandırmalar nedeniyle ceza kesildiğini ifade etti. "Rekabet kurulu, sadece Türkiye'deki şirketleri değil, dünya çapındaki firmaları da denetliyor. Avrupa Birliği Rekabet Otoritesi, Türk şirketlerine ceza kesiyor ve bu cezalar sınırları aşıyor" dedi.  Avrupa'da yaşanan önemli bir rekabet hukuku kararına da değinerek, 20 yıl önce Microsoft ve Internet Explorer’ın birleşmesini engelleyen Avrupa Birliği Rekabet Otoritesi'nin kararını hatırlattı. Memiş; "Avrupa, Microsoft ile Internet Explorer’ın birleşmesine izin vermedi. İnternet explorer hizmetleriyle Microsoft birleşmeye kalktığında Avrupa Birliği Rekabet Otoritesi bir karar verdi. Dedi ki, “Birleşemezsiniz. Siz bu iki hizmeti ayırmak zorundasınız. Çünkü siz ikiniz birleşirseniz, karşınızda rakip tanımazsınız. O yüzden ben sizin birleşmenizi kabul etmiyorum.” İnternet Explorer hizmetleriyle Microsoft’u ayırmak zorunda kaldılar. Çünkü dedi ki, “Yani Amerika’da tamam, bu birleşmeye izin verilmiş olabilir ama biz Avrupa’ya her geldiğinizde sizin canınızı okuyacağız.” Dünya çapında oyuncu olmak için bunu yapmak isteyen kimse de buna uygun davranmak zorundaydı. Dolayısıyla rekabet kurulunun kılıcı kestiği gibi rekabet kurullarının yaptırımları, rekabet kurullarının müeyyideleri, kesmiş olduğu cezalar da sınırları aşabilmektedir. O yüzden gerçekten bunlara dikkat etmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Memiş: “Haksız rekabet borçlar kanunuyla korunur”

Rekabetin neden önemli olduğunu, rekabetin olmadığı yerlerde devletin kontrolünün her şeyi kapsadığını ve bu tür sistemlerin ilerlemeyi engellediğini ifade eden Memiş; "Rekabet olmasaydı, şu anda elde ettiğimiz pek çok nimet belki de bizim olmazdı. Rekabet, insanları daha ileriye götüren bir kuvvet. Ancak bazen, acımasız bir kapitalist sistemle karşılaşabiliyoruz, yine de rekabetin olmaması, insanların gelişmesini engeller" dedi ve Türk hukukunda rekabetin korunmasına yönelik üç farklı düzenleme bulunduğunu kaydetti.  Bunların haksız rekabet, anti-damping düzenlemeleri ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun olduğunu söyleyerek; "Haksız rekabet, borçlar kanunuyla korunur. Bir kişiye, 'Mesut Bey’in domatesleri çürük, GDO’lu' demek, haksız rekabettir. Ayrıca, Çin gibi ülkelerden sübvanse edilmiş ürünlerin Türkiye'ye girmesi ve yerli üreticileri zor durumda bırakması durumunda, anti-damping düzenlemeleri devreye girer. Rekabet mevzuatı, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve Türkiye’de aynı şekilde uygulanmaktadır. Ancak Türkiye’de devlet yardımları, Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sıkı denetimlere tabi değildir" dedi.

Prof. Dr. Memiş: “Rekabet kanunu, sadece özel sektörde değil, devlet kademelerinde de uygulanır”

Rekabet hukukunda üç temel ihlal türü olduğuna dikkat çeken Memiş, "Rekabeti bozucu anlaşmalar, hâkim durumun kötüye kullanılması ve hâkim durum yaratmaya yönelik birleşme ve devralmalar" diyerek, bu ihlallerin rekabet kurulu tarafından sıkça ceza gerektiren durumlar olarak değerlendirildiğini ifade etti. Memiş; "Rekabet kanunu, sadece özel sektör işletmelerine değil, devlet sektörüne de uygulanır. Örneğin, iki simitçi fiyatları birbirlerine uyumlu şekilde belirlerse, bu bir ihlaldir. Aynı şekilde, bir grup avukat arasında maliyetler konusunda anlaşma yapılması da bir rekabet ihlalidir" dedi. Memiş, rekabet kurulu tarafından yapılan incelemelerde, bazen anlaşmaların açıkça bulunamasa da "uyumlu eylem" kavramının devreye girdiğini belirterek; "Örneğin, gazeteler fiyatları birbirine uyumlu şekilde artırıyorsa, rekabet kurulu bu durumu anlaşma olarak değerlendirebilir ve ceza kesebilir. Rekabet kanununda, anlaşmanın yazılı olması gerekmez. Sözlü bir anlaşma da geçerli olabilir. Bir anlaşmayı ispatlamak zor değildir; sadece piyasadaki hareketlerin uyumlu olması yeterlidir" dedi.

Prof. Dr. Memiş: “Piyasa dengesi rekabet kanunu sayesinde sağlanmakta”

Memiş, rekabeti engelleyen anlaşmaların ekonomiye verdiği zararlara da dikkat çekti. Bu tür ihlallerin önlenmesinin ne denli önemli olduğunu vurgulayarak; "Alman Rekabet Otoritesi, Almanya'da iş insanlarının yaptığı bir sabah kahvaltısı toplantısını 'kahvaltı karteli' olarak değerlendirdi ve katılımcılara ceza kesti. İş insanları, rekabeti bırakıp birbirleriyle iş birliği yaparak piyasa koşullarını manipüle etmişti," diyerek, rekabetin nasıl zarar gördüğünü ve bu tür davranışların hukuki sonuçlarının altını çizdi. Bununla birlikte, Türkiye'deki bazı derneklerin de benzer şekilde rekabet kurallarını ihlal ettiğine dikkat çeken Memiş, reklamcılar derneği ve fotoğrafçılar derneği örnekleriyle söz konusu ihlalleri örnekledi. Fotoğrafçılar arasında fiyat sabitleme kararları aldıklarını belirten Memiş, Rekabet Kurumu'nun bu tür uygulamalara müdahale ettiğini ifade etti. Sigorta şirketlerinin fiyat sabitleme konusunda rekabeti ortadan kaldıran bir uygulamaya imza attığı örneğini de ekleyerek; "Bütün sigorta poliçelerinde fiyatları sabitlediler. Rekabeti yok ettiler. Bu tür uygulamalar rekabet kurallarıyla bağdaşmaz ve her seferinde cezalandırılır. Mesela Mesut Bey'in Azur diye şirketi var. Eğer bir rekabet ihlali yaparsa şirkete bir ceza yazıyorlar. Ama bakın şirkete yazdığı cezanın %5'ine kadar idari para cezası da doğrudan şahsına yazıyorlar. Dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri de şahsen sorumlu tutuluyor burada. Dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri şirketleri adına alınan kararlarla doğrudan cezalandırılabilir. Bir kere şunu aklımızdan çıkarmayalım. Bir rakiple yapılan anlaşma mutlak bir şekilde yasaktır. Bu bir kartel olarak algılanır ve bundan dolayı da mutlaka cezalandırılır. Eğer rekabet kanunu olmasaydı, bugün birçok sektörde fiyatlar çok daha yüksek olabilirdi. Bu kanun sayesinde tüketici hakları korunmakta ve piyasa dengesi sağlanmaktadır" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Memiş: “İş dünyasının rekabeti bozan davranışlardan kaçınması hayatidir”

Memiş, Rekabet Kurulu’nun denetim süreçlerinin her geçen gün daha titiz ve kapsamlı hale geldiğini belirterek, “Rekabet Kurulu, iş yerlerine girdiğinde yöneticilerin odalarından bilişim sistemlerine, insan kaynaklarına kadar her alanı inceleyebiliyor. Verilere erişim sağlanarak, rekabeti bozacak her türlü bilgi paylaşımı tespit edilebiliyor. Bu noktada, iş dünyasının rekabeti bozan davranışlardan kaçınması hayati önem taşıyor. Bir şirket sahibinin özel telefonundan çıkan WhatsApp mesajları üzerinden, rekabeti bozan bir anlaşma tespit edildi. Bu mesajlar, Rekabet Kurulu tarafından delil olarak kabul edildi ve ceza yazıldı. Bu tür bilgilerin, iş dünyasında büyük sorunlara yol açabileceğini unutmamalıyız. Örneğin, 1 trilyon TL’nin üzerinde ceza yazılan 13 bankadan biri de Halk Bankası’ydı. Halk Bankası'nın genel müdür yardımcısının, başka bir bankayla yaptığı faiz anlaşması üzerinden tespit edilen bir fax mesajı, rekabet ihlali olarak değerlendirildi ve büyük bir soruşturma başlatıldı. Bu da gösteriyor ki, en küçük bir ihlal bile çok büyük cezalara yol açabiliyor” dedi ve rekabetin bozulduğu alanlara dikkat çekerek ekledi, “İhale kartelleri, bazen görünürde rekabet varmış gibi görünse de arka planda anlaşılan fiyatlar ve koşullar nedeniyle rekabeti bozar. Rekabet Kurulu, bu tür ihlalleri tespit etmekte son derece yetkin. İş dünyasının bu konuda dikkatli olması gerekiyor. Bazı sektörlerde firmalar arasında işçi ayartmama anlaşmaları yapılıyor. Bu tür anlaşmalar, Rekabet Kurulu tarafından ciddi şekilde cezalandırılıyor. Bir ilaç şirketine 83 milyon TL ceza yazıldı. Dolayısıyla iş gücü pazarında yapılacak anlaşmalar, rekabeti ihlal edebilir ve büyük cezalara yol açabilir. Rekabeti bozmadığı sürece, piyasadaki firmalar arasında destekleyici anlaşmalar yapılabilir. Örneğin, iki restoran sahibinin birlikte reklam yapma kararı alması, rekabeti bozmadığı sürece yasal bir durumdur. Ayrıca, çok büyük yatırımlar gerektiren araştırma-geliştirme projelerinde, Rekabet Kurulu’ndan muafiyet talep edilebileceğini de unutmayın.”

Prof. Dr. Memiş: “Yasal uyum programları, şirketlerin uzun vadeli başarısını sağlamlaştırır”

Memiş, işletmelerin rekabet hukukuna uyum sağlamalarına yönelik önerilerde bulunarak her şirketin kendi yapısını değerlendirip, hukuki ve ekonomik açıdan riskleri minimize etmesi gerektiğini belirtti. Rekabet hukuku eğitimlerinin önemine de vurgu yapan Memiş, "Yasal uyum programları, işletmelerin piyasada rekabeti sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri için temel bir gerekliliktir. Bu programlar, yalnızca kurallara uyum sağlamakla kalmaz, aynı zamanda şirketlerin uzun vadeli başarısını güvence altına alır” dedi.

ANSİAD 4. Olağan Toplantısı soru cevapların ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in günün anısına toplantının başkanlığını yapan Azur Peyzaj A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı & ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi M. Mesut Özderin ile konuğumuz, Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tekin Memiş’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimi ile sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DA EKONOMİ VE PİYASALARDA 2025 YILI BEKLENTİLERİ KONUŞULDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 3. Olağan Toplantısı 11 Şubat 2025 Salı günü Sunis Hotels Su’da gerçekleşti.

 "Ekonomi ve Piyasalarda 2025 Yılı Beklentileri" konu başlığı ile düzenlenen, toplantı başkanlığını ANSİAD Ekonomik ve Sektörel Gelişme Çalışma Masası Başkanı & WBT Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı H. Ergin Civan’ın yaptığı toplantının konukları, Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. Kurumsal İletişim Direktörü Dr. Barış Esen, Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. Direktörü Dr. Nuri Sevgen ve Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. Baş Ekonomisti Erol Gürcan oldu.

Gürcan: “Bu yılın teması; Küresel ayrışma”

Konuşmasına küresel ekonomi taraflarının olağan durumunu betimleyerek başlayan Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. Baş Ekonomisti Erol Gürcan, “Biz bu yılın temasını küresel tarafta ayrışma kelimesiyle özetledik. Çünkü küresel tarafa baktığımızda her ülke, her bölge üzerinde farklı farklı bir hikâye söz konusu. Öncelikle Amerika’ya baktığımızda, yeni bir başkanla yeni bir döneme girildi. Amerika'nın ekonomi politikaları net bir şekilde belirlendi ve bu da doların diğer para birimleri karşısında güçlü seyretmesini sağlayacak. Bu durum, 2025 yılı boyunca Amerika’nın büyüme ve finansal piyasalar açısından pozitif ayrışma göstereceği anlamına geliyor. Bununla beraber de Euro bölgesine baktığımızda, Euro Bölgesi bizim en büyük dış ticaret ortağımız. Hem mal ihracatımız, ithalatımız hem de turizm açısından son derece önemli. Ancak burada büyüme oldukça kırılgan durumda ve bölgedeki siyasi belirsizlik, özellikle Almanya ve Fransa gibi ekonomilerin sorunları, önümüzdeki süreçte de kırılganlığı artırabilir” dedi.

Gürcan: “Enflasyon gelişmekte olan ülkeler için risk teşkil ediyor”

Gelişmiş ülkeler için enflasyon tablosunun gelişmekte olan ülkelere oranla daha aydınlık olduğunu belirten Gürcan, “Gelişmiş ülkelerde enflasyon büyük ölçüde kontrol altında gibi görünüyor. Amerika ve Avrupa tarafında enflasyon oranları daha düşük seviyelere indi, ancak gelişmekte olan ülkelerde enflasyon hala daha zorlu bir görünüm sergiliyor. Bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için daha yüksek kırılganlık anlamına geliyor. 2025 yılı sermaye hareketleri açısından çok da pozitif bir yıl olmayabilir. Avrupa bölgesindeki en önemli ekonomi Almanya’da bu ay bir seçim yapılacak ve yeni kurulacak koalisyon hükümeti büyümeyi öncelikleyen politikalar geliştirecek. ABD tarafında ise FED, enflasyondan emin olmadığı için faiz indirimine geçmeden önce biraz daha beklemede kalacak. Avrupa Merkez Bankası ise faiz indirimi yapmaya devam ediyor. Bu da euro-dolar paritesinde yılın ilk yarısında 1 seviyesine gerileme ihtimalini artırıyor. Ama bizim yıl sonu için euro-dolar paritesi varsayımımız 1,05 seviyesinde. Burada özellikle yılın ikinci yarısında ECB'nin faiz indiriminin durma ihtimali var. Çünkü şu anki enflasyon faiz seviyesine baktığımız zaman yılın ikinci yarısında Avrupa Merkez Bankası faiz indirimine ara verebilir. Bu dönemde de FED faiz indirimine başlayacak. Dolayısıyla parite aslında yılın ilk yarısında dolar lehine daha bariz bir harekette ilerlerken yılın ikinci yarısında biraz daha dengeli bir seyir görme ihtimalimiz söz konusu. Seçimlerin geride kalmasıyla beraber de aslında bir miktar daha canlanan bir ekonomi ortamı görebiliriz” ifadelerini kullandı.

Gürcan: “Çin ve Asya ekonomilerinde önemli gelişmeler mevcut”

Japonya ve Çin’in durumunun dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulayan Gürcan, “Asya’ya baktığımızda ise Japonya’da faiz artırma döngüsü devam ediyor. Çin ise son yıllarda büyük teşvikler uygulasa da beklenen toparlanma henüz gerçekleşmiş değil. Bu, 2025 yılı boyunca takip etmemiz gereken önemli bir konu olacak. Ayrıca, gelişmiş ülkelerde faiz oranları uzun yıllar sonra yüksek seviyelere gelmişken, gelişmekte olan ülkelerde ise faiz indirim döngüsüne girilmiş durumda. Ancak bazı ülkelerde, örneğin Brezilya ve Rusya gibi yerlerde faiz artışı söz konusu” şeklinde konuştu.

Gürcan: “Türkiye için ekonomi temamız; kara göründü”

Türkiye’nin ekonomi tablosunu mücadele ettiğimiz takdirde olumlu olarak yorumlayan Gürcan; “Enflasyonda başarılı olduğumuz tek bir dönem var. Cumhuriyet'in ilk kurulduğu yıllar. Aslında o dönemdeki yöneticiler Almanya'daki hiper enflasyon dönemini gayet yakından takip eden ve o ülkedeki insanlarla temas halinde olan kişiler olduğu için birinci öncelikleri enflasyonun kontrol altında tutmak ve burada denk bütçe politikası. Arkasından İkinci Dünya Savaşı’yla ilk defa Türkiye ciddi ölçüde enflasyonla yüzleşiyor. Ama daha çok biz de 1970'lerden itibaren kalıcı bir şekilde enflasyonun yüksek seviyeli bir dönemine giriyoruz. Ve biz aslında bu yüksek enflasyon sorununu 2000'li yılların başında çözmüştük ve paradan altı sıfırda atmıştık. Ancak yine Türkiye'nin kendi üzerindeki sıkıntılar nedeniyle enflasyonu bir kere daha patlattık. Şimdi tekrar düşürmeye çalışıyoruz. Türkiye’nin 100 yıllık enflasyon ortalaması %23 civarında. Bugün geldiğimiz noktada ise enflasyonu düşürme çabalarımız devam ediyor. Ancak, enflasyonun %20'nin altına inmesi oldukça zor olacak. Türkiye'nin 100 yıllık ortalama büyüme oranı ise %5 civarındadır. Bu yıl için büyüme beklentimiz %3,2. Enflasyon oranını ise %28,7 olarak öngörüyoruz. Bu yıl için Türkiye’deki temayı 'kara göründü' olarak adlandırıyoruz. Evet, rota doğru, rasyonel politikalar ve daha fazla öngörülebilirlik var. Ancak henüz karaya ulaşmış değiliz. Yola çıkmak, ilerlemek ve karşımıza çıkan zorluklara karşı mücadele etmek zorundayız. Yapacak işlerimiz var, ancak doğru yolda ilerliyoruz. Sabırlı olursak, istediğimiz noktaya ulaşabiliriz” dedi ve ekledi; “Gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik dalgalanma ve küresel ayrışma, yatırımcılar için dikkat edilmesi gereken önemli faktörlerden biri olacak. Türkiye, bu zorluklarla başa çıkabilecek potansiyele sahip. Ancak karaya ulaşmadan önce, doğru stratejiler ve sabırla ilerlememiz gerekiyor”

Dr. Sevgen: “2025’te dolar ve TL ilişkisi kritik rol oynayacak”

Kendisini finansçı olarak tanımlayan ve ekonomist ve finansçı arasındaki farkın bilinmediğini söyleyen Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. Direktörü Dr. Nuri Sevgen konuşmasına Türkiye’nin döviz kuru üzerindeki hassasiyetini vurgulayarak başladı: “Bizim halkımız, her zaman dolara çok hassas olmuştur. Enflasyon bizi daha çok etkiler ama halkın dolara olan duyarlılığı farklıdır. Almanya’da insanlar enflasyondan çok, faiz oranlarından ve kendi yatırımlarından endişe ederken, bizde doğrudan dolar ve Türk lirası arasındaki kur hareketlilikleri daha fazla önem kazanıyor. Şu an, 2025 başından itibaren Türk lirası dolara karşı fazla bir değer kaybı yaşamamış gözükse de bu durum uzun vadede değişebilir. 2025’in başında 28 TL’den 35 TL’ye yükselen dolar kuru, yıl sonu itibariyle daha da uçucu olabilecek bir seyir izleyebilir” dedi. Dr. Sevgen, yıl sonu döviz kuru beklentilerine dair de şu yorumda bulundu: “Bugün bir yatırımcı, 1 milyon dolar alıp, bu parayı banka faizine koyarsa, yıl sonunda yaklaşık olarak 48 TL’ye kadar bir değer artışı bekleyebilir. Bu tamamen bankaların faiz politikaları ve döviz piyasasındaki volatilite ile bağlantılı. Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında yapılan fiyatlamalar da bu durumu net bir şekilde gösteriyor. Yıl sonu için kur beklentisi, 46 TL civarında, ancak bu çok kesin bir tahmin değil ve piyasa koşullarına göre değişebilir”

Dr. Sevgen: “Borsa İstanbul’da ucuz hisse senetleri ve düşük getiri beklentisi”

Borsa İstanbul hakkında da açıklamalarda bulunan Dr. Sevgen, yatırımcıların borsadaki potansiyeli değerlendirmelerinin önemine dikkat çekti: “Şu an borsa fiyatları, bazı sanayi şirketleri için çok düşük seviyelerde. Ancak bu, aynı zamanda yatırımcılar için dikkatli olmaları gerektiği anlamına da geliyor. Borsa İstanbul’da şu an potansiyel olarak ucuz hisse senetleri var, fakat genel olarak Borsa İstanbul’un yıl sonu beklentisi çok büyük bir getiri sunmuyor. 2025 yılı sonunda borsadan yüzde 7,5’lik bir getiri bekleniyor. Bu oldukça düşük bir rakam, bu yüzden birçok yatırımcı bu getiri oranını düşük bulabilir.” Dr. Sevgen, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalardaki değerinin hâlâ dünya ortalamasına göre düşük olduğunu vurgulayarak, “Borsa İstanbul, global ortalamanın altında bir değerlemeye sahip. Yani Türkiye’nin ucuz kaldığı kesin. Bu da demek oluyor ki, Türkiye’de uzun vadeli yatırım yapmak isteyenler için hala fırsatlar var. Ancak, 2025’te borsadan daha yüksek getiri beklemek gerçekçi olmayabilir” dedi.

Dr. Sevgen: “Dış yatırımcıların Türkiye’ye güven duyma zamanı geldi”

Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin arttığını belirten Dr. Sevgen, “Türkiye’nin kredi notu, 2013 yılı seviyelerine yakın bir düzeyde. Bu, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye güven duyması ve burada uzun vadeli yatırım yapmalarını kolaylaştırıyor. Şu anda yabancı yatırımcılar Türkiye’ye güvenerek yatırım yapma konusunda daha rahat bir ortam buluyorlar. Ancak bunun devam edebilmesi için Türkiye’nin kredi notunu daha da iyileştirmesi gerekebilir. Bu süreç, zaman alacak, ancak pozitif bir gelişme olarak değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.

Dr. Sevgen: “Amerika’nın içe dönüşü, Türkiye'nin jeopolitik rolü ve küresel riskler”

Amerika’nın dışa dönük politikalarının gerilemesi, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin ekonomik etkileri ve Türkiye’nin durumu ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Dr. Sevgen, “Amerika’nın içine kapanmaya başlaması, dünya ekonomisinde önemli değişimlere yol açacak. 2025 ve sonrasındaki dönemde, Asya Pasifik bölgesi, dünya ekonomisinde daha fazla ön plana çıkacak. Bu dönüşüm, Türkiye için jeostratejik anlamda çok kritik bir fırsat yaratabilir. Türkiye’nin bölgedeki merkezi konumu, ekonomik ve ticari ilişkilerini güçlendirmek için büyük bir avantaj sağlar. Bölgedeki gelişmeler, ekonomik kararları ve yatırımları doğrudan etkileyecek. İran, İsrail, Türkiye gibi ülkeler arasındaki ilişkiler, küresel ekonomi üzerinde çok belirleyici olacak. Türkiye, bu noktada çok kritik bir rol üstleniyor. Bölgedeki riskler artarken, aynı zamanda fırsatlar da doğacak. Türkiye’nin jeopolitik önemi, 2025 sonrasında daha da artacak ve bu süreç, yatırımcılar için çok önemli bir göstergedir" şeklinde konuştu.

Dr. Esen: “Jeopolitik riskler artan bir tehdit oluşturuyor”

Toplantıdaki son konuk konuşmacı Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. Kurumsal İletişim Direktörü Dr. Barış Esen, dünya çapındaki jeopolitik gelişmelerin sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik dinamikleri de dönüştürdüğünü ve bu risklerin yatırım stratejilerinde giderek daha kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, “Son 80 yılın zirvesine çıkmış bir durumdayız. 1989’dan bu yana, Soğuk Savaş'ın bitişinden bugüne kadar silahlı çatışmaların sayısındaki artışı görebiliyoruz. Dünya, daha fazla çatışmanın olduğu bir yer haline geldi. Bu savaşların da bir ekonomisi var. Dünya genelinde savunma harcamaları, silah satışları hızla artıyor. Bunu görmek, dünya ekonomik forumlarının haritalarına da yansımış durumda. Bu haritalarda riskler koyulaştıkça, o bölge riskli bir bölge haline geliyor. Türkiye’nin çevresindeki coğrafya ise bu açıdan oldukça riskli. Yani ateş çemberinin ortasında yer alıyoruz. Jeopolitik riskleri 1900 yılından 2024’e kadar izleyen bir rapor var. Bu rapor, tarihsel süreç içinde büyük çatışmaların jeopolitik risklerdeki artışı nasıl etkilediğini gösteriyor. Örneğin, Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı ve ardından Soğuk Savaş’ın bitişi ile risklerin arttığını görüyoruz. 2001’deki 11 Eylül saldırıları ve sonrasında Irak ve Afganistan işgalleri de riskleri artıran başlıca faktörler oldu. Şu an 2023'te, Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle birlikte, bu küresel risklerin ciddi şekilde arttığını gözlemliyoruz” dedi.

Dr. Esen: “ABD-Çin stratejik mücadelesi: Küresel teknolojik ayrışma”

Esen, son dönemde ABD ile Çin arasındaki gerilimin, dünya çapındaki ekonomik ve teknolojik dinamikleri de şekillendirdiğinin altını çizerek; "2024 yılı başında, dünyadaki en büyük yatırım bankaları, en büyük risk faktörlerini değerlendirdi. Bu değerlendirmede, jeopolitik riskler %34’lük bir oranla en büyük tehdit olarak öne çıkmış. Ardından, olası bir resesyon %29 ile ikinci sırada yer alıyor. Yüksek faizler %21 ile üçüncü sırada ve ABD seçimleri ise dördüncü sıradaki risk olarak görülmüş. Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin arasındaki stratejik rekabet, her geçen gün daha da belirginleşiyor. Bir örnek olarak, Amerika, Çin’e yüksek teknolojili çiplerin satışını yasakladı. Çin'in bu teknolojiye ulaşmasını engellemeye çalışıyorlar. Bu, sadece iki ülke için değil, tüm dünya için büyük bir ekonomik dönüşüm anlamına geliyor. Küresel ekonominin geleceğini şekillendirecek en önemli faktörlerden biri bu teknolojik ayrışma olacak” dedi.

Dr. Esen: “Yatırımcılar bilinçli ve stratejik kararlar almalı”

Esen konuşmasının sonunda küresel jeopolitik risklerin yatırım kararları üzerindeki etkisine dikkat çekerek konuşmasını şu şekilde sonlandırdı; “Bütün bu gelişmeleri göz önünde bulundurursak, yatırımcıların artık sadece ekonomik verilere değil, aynı zamanda bu jeopolitik gelişmelere de dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü bu riskler, dünya ekonomisinin geleceğini şekillendiren en önemli unsurlardan biri haline geldi. Türkiye'nin bulunduğu bölge, bu risklerden en çok etkilenen bölgelerden birisi. Bu nedenle, yatırımların doğru stratejilerle yönetilmesi son derece önemli."

ANSİAD 3. Olağan Toplantısı soru cevapların ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in günün anısına toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Ekonomik ve Sektörel Gelişme Çalışma Masası Başkanı & WBT Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı H. Ergin Civan ile konuklarımız, Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. Kurumsal İletişim Direktörü Dr. Barış Esen’e, Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. Direktörü Dr. Nuri Sevgen’e ve Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. Baş Ekonomisti Erol Gürcan’a Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimi ile sona erdi.

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD, İSTANBUL’DA TÜRKİYE’NİN EKONOMİK GELECEĞİNE YÖN VEREN İSİMLERLE BİR ARAYA GELDİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 6-7 Şubat 2025 tarihlerinde İstanbul İş Gezisi kapsamında Türkiye'nin önde gelen iş dünyası liderleri ve kurumlarıyla bir araya geldi.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanları, İstanbul İş Gezisi kapsamında Koç Holding Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Rahmi Koç, Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih, Sabancı Holding Enerji Grubu Başkanı Kıvanç Zaimler, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan ve UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Çakıroğlu: “Ekonomik dengeyi sağlamak için akılcı adımlar gerekli”

Rahmi Koç’un katılımı ile gerçekleştirilen görüşmede, Koç Holding grubu adına söz alan CEO Levent Çakıroğlu, ekonomik belirsizlikler ve zorluklarla karşı karşıya kalan iş dünyası için alınması gereken önlemleri detaylandırdı. Çakıroğlu, içinde bulunduğumuz ekonomik belirsizliklere karşı alınacak tedbirler konusunda uyarılarda bulundu. Bu dönemin risk alma zamanı olmadığını vurgulayan Çakıroğlu, iş insanlarının likit kalmalarının önemli olduğunu, borçlanmak yerine mevcut borçların kapatılması gerektiğini belirtti. Masrafların kontrol altına alınması gerektiğini belirten Çakıroğlu, piyasalarda yaşanan dalgalanmaların 2025'in ikinci yarısında yavaş yavaş dengeleneceğini öngördüğünü ifade etti. Bununla birlikte, bilinmeyen sektörlere yatırım yapmanın riskli olacağını, iş insanlarının kaynaklarını kendi uzmanlık alanlarında değerlendirmelerinin daha sağlıklı olacağını belirtti. Ayrıca, firmaların dijital dönüşüme yönelmesi gerektiğini, rekabet avantajı sağlayabilmek için yenilikçi projelere ağırlık vermenin kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Şirketlerin finansal sağlığının korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Çakıroğlu, özellikle bilançoların güçlü tutulması gerektiğinin altını çizdi. Son olarak, insan kaynağının sürekli geliştirilmesi gerektiğini ve çalışan eğitimine verilen önemin, şirketlerin uzun vadeli başarısını doğrudan etkilediğini belirtti.

Garih: “Sürdürülebilir yatırımlar ve şeffaflık, başarının anahtarı”

Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih ile gerçekleştirilen görüşmede, yatırımcı ilişkileri ve sürdürülebilirlik konularına odaklanıldı. Garih, şirketlerin uzun vadeli başarı elde edebilmesi için yatırımcılarla sağlıklı ve şeffaf ilişkiler kurmasının kritik önem taşıdığını vurguladı. İş dünyasının değişen dinamiklerine uyum sağlayabilmek adına şirketlerin sürdürülebilirlik prensiplerini iş süreçlerine entegre etmeleri gerektiğini ifade etti. Sürdürülebilir yatırımların yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal açıdan da büyük fayda sağlayacağını belirten Garih, şirketlerin stratejik planlamalarında bu unsurlara mutlaka yer vermesi gerektiğinin altını çizdi. Dijitalleşmenin ve inovasyonun yatırımcı güvenini artırmada önemli rol oynadığını dile getiren Garih, iş dünyasının dönüşüm sürecine hızla uyum sağlaması gerektiğini ifade etti.

Zaimler: “Şirketleri geleceğe taşıyan temel unsur; değişime ayak uydurmak”

İş dünyasında uzun vadeli başarıya giden yolun ilkelerinden bahseden Sabancı Holding Enerji Grubu Başkanı Kıvanç Zaimler şirketlerin paydaşlarının ihtiyaçlarını ve beklentilerini merkeze alan bir yaklaşım benimsemesinin uzun vadeli başarı için kritik olduğunu vurguladı. Zaimler, müşterilerin ve tüm paydaşların ihtiyaç ve beklentilerini merkeze alan bir yaklaşımla hareket etmenin, uzun vadeli başarı için kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Farklı görüşlere değer veren, karar süreçlerine geniş çaplı katılımı teşvik eden bir yönetim anlayışının, kurumsal sürdürülebilirlik açısından büyük fayda sağlayacağını vurguladı. Ayrıca, yenilikçiliğin öncüsü olmanın ve değişime cesurca ayak uydurmanın, şirketleri geleceğe taşıyan temel unsurlar olduğunu ifade eden Zaimler, hata yapmaktan korkmayan, aksine bunu bir gelişim fırsatı olarak gören ve öğrenmeye açık olan kurumların rekabette öne çıkacağını dile getirdi. Uzun vadeli ve sürdürülebilir değer yaratmaya odaklanmanın, iş dünyasında sağlam bir yer edinmenin en önemli koşullarından biri olduğunu belirtti.

Turan: "Sivil toplumun gücü, ekonomik istikrar için kritik"

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ile yapılan görüşmede ise, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve bu süreçte iş dünyasının atabileceği adımlar ele alındı. Turan, dernekler ve sivil toplum kuruluşlarının ekonomik istikrarın sağlanmasında oynadığı rolün altını çizerek, özel sektörün bu süreçte daha etkin bir şekilde yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İş dünyasının dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve inovasyona odaklanarak küresel rekabet gücünü artırabileceğini vurgulayan Turan, derneklerin üyeleriyle iş birliği içinde hareket ederek ekonomik kalkınmayı desteklemesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi ve yeni nesil iş modellerine adaptasyonun, Türkiye’nin ekonomik büyümesi için kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi.

Dördüncü: “Sürdürülebilir kalkınma, iş dünyasının geleceğini şekillendiriyor”

Sürdürülebilir iş modellerinin vurgulandığı UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü ile yapılan görüşmede, özel sektörün sürdürülebilir kalkınma amaçlarına nasıl entegre olabileceği ve bu konudaki güncel gelişmeler ele alındı. Dördüncü, şirketlerin uzun vadeli değer yaratabilmesi için sürdürülebilir iş modellerine geçiş yapmalarının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerinin iş dünyasında giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dördüncü, bu çerçevede şirketlerin hem toplumsal hem de ekonomik fayda yaratacak stratejiler geliştirmeleri gerektiğini ifade etti. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm sürecine uyum sağlamak adına işletmelerin sürdürülebilirlik kriterlerini iş yapış biçimlerine entegre etmelerinin önemine değindi.

Ziyaretlerin sonunda ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, nazik ev sahipliklerinden dolayı Sabancı Holding Enerji Grubu Başkanı Kıvanç Zaimler’e “Triskeles”, Koç Holding Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Rahmi Koç’a Doç. Dr. Süleyman Özderin’in “Kuşlarla Dans” tuval üzeri yağlı boya tablosunu, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan’a Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın Antalya gravürünü, UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü’ye “Triskeles”  ve Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih’e Doç. Dr. Süleyman Özderin’in “Anadolu Kültürü” tuval üzeri yağlı boya tablosunu takdim etti.

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


Forward 1919 Global Stratejik Danışmanlık | Brüksel Kurucusu & CEO'su ve European AI Hub Kurucusu & CEO'su Kader Sevinç ANSİAD’ın konuğu oldu

Sevinç; “Türkiye’yi görmezden gelmek, büyük bir körleşme demektir”

Forward 1919 Global Stratejik Danışmanlık | Brüksel Kurucu & CEO European AI Hub Kurucu & CEO Kader Sevinç, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 2. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. “Bir Uluslararası Stratejistin Gözünden: Küresel Dönüşüm ve Yapay Zekâ Çağı'nda Avrupa’nın Geleceği ve Türkiye’nin Kaderi” konu başlığı ile düzenlenen toplantı 28 Ocak 2025 Salı günü Sunis Hotels Su’da gerçekleştirildi.

Toplantının başkanlığını yapan, ANSİAD Uluslararası İlişkiler ve AB Çalışma Masası Üyesi & Titiz Agro Group A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Çağla Titiz Köse yapmış olduğu açılış konuşmasında, “Toplantıya gelmeden önce Kader Hanım’ın web sitesinde özgeçmişini okudum ve çok gurur duydum. Bizi bilgi birikimi başarıları ve Brüksel’de temsil etmesi ve ülkemizi tanıtması, ülkemiz adına da ayrıca gurur verici. Bu gururu bize yaşattığı ve toplantımızda değerli bilgi ve tecrübelerini bizimle paylaşacak olmasından dolayı kendisine teşekkür ederim” dedi.

“Zorlu hikayeler, güçlü insanlar yaratır”

Kendi kariyerinde önemli bir dönüm noktası olan Antalya’yı memleketi gibi, ANSİAD’ı ailesi olarak gördüğünü söyleyen ve ANSİAD toplantısına konuk konuşmacı olarak katılmaktan mutluluk duyduğunu belirten Kader Sevinç, “Benim yolcuğum Anadolu da birçok farklı kentte büyüyerek geçti. Bu da bana uluslararası alanda Türkiye’yi temsil ederken çok büyük güç verdi. Bugün ki konumuz benim hikayem değil. Bugünkü konumuz Türkiye’nin, Avrupa’nın ve Dünya’nın hikayesi. Bugüne kadar ki bildiğimiz dünya yıkılıyor ve yepyeni bir dünya kuruluyor. Bu yeni dünyada Amerika ve Avrupa kendine yer kapmaya çalışıyor. Ve bugüne kadar görmediğimiz yeni aktörleri de görüyoruz sahnede. Bu yeni dünyada sadece ekonomik gelişmeler değil, yapay zekâ, robotik teknolojiler, büyük veri teknolojileri gibi pek çok alan ve konu dünyayı değiştirmeye devam ediyor. Bu teknolojileri kullanan ülkeler var bir de üreten ülkeler var. İşte bugün bu teknolojileri üretmeyi, bu alanı kontrol etmeyi başaran ülkeler geleceğin aktörleri olacaklar. Bu aktörler Dünya’nın da Avrupa’nın da, Türkiye’nin de kaderini yazan ülkeler olacaklar" diye konuştu.

“2025 yılında, küresel yapay zekâ ekonomisinin 2 buçuk trilyonu aşması bekleniyor”

Konuşmasına küresel dönüşüm çağının önemli başlıklarına değinerek devam eden Sevinç; “En önemli başlık tabi ki ekonomi. Ekonomide küresel büyüme 2024 yılında %2,9 olarak ortaya çıkmış. 2025 yılında düşük tüketici talebi ve enerji piyasalarındaki dalgalanmalardan dolayı da bu rakamın daha da geriye gitmesi bekleniyor. Avrupa da küresel piyasalardaki rolü itibari ile çok ciddi sorgulamalardan geçiyor. Bugüne kadar Avrupa için kolay olan şeyler giderek Avrupa için de zor hale geliyor. Diğer taraftan yapay zekâ ekonomisi ön plana çıkıyor. 2025 yılında projeksiyonlarında küresel yapay zekâ ekonomisinin 2 buçuk trilyon doları aşması bekleniyor. Bu rakam dünya çapındaki toplam tarım üretimi değerine eşit durumda. Bu alanın önemini buradan anlamamız gerekiyor” dedi.

“Küresel aktörlerin hangi bölgeleri, nasıl domine ettiğini görmek çok önemli”

Ekonomi ve teknoloji alanında kontrolü elinde tutan ülkelerin izlediği strateji ve yatırımların önemini vurgulayan Sevinç; “Ekonomi dediğimizde Amerika ve Çin arasındaki rekabetin de ne kadar kızıştığını görüyoruz. Aynı zamanda bu küresel aktörlerin, hangi bölgeleri nasıl domine ettiğini de görmemiz gerekiyor. Örneğin Çin bugün Avrupa’nın Afrika’yı domine etme gücünü neredeyse kırmış durumda. Çin burada çok büyük bir güç haline geldi. Yani Afrika’nın kaynaklarını kullanabilir durumda. Avrupa ise yeni bir Afrika politikası geliştiriyor. Genel olarak baktığımızda küresel ekonomide, küresel aktörlerin eylemlerinde ve stratejilerinde gördüğümüz; herkes yeniden dağıtılan kartlarda en büyük payı almaya çalışıyor. Ve en büyük kavga Amerika ve Çin arasında kopmakta. Brüksel’in ve Avrupa Parlamentosu’nun önemli gündemlerinden biri Çin’in kuşak ve yol projesi kapsamında Afrika’ya 60 milyar dolarlık bir yatırım yapması. Bir diğeri ise ekoloji konusu. Küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceye yaklaştığı konuşuluyor. Ve bunun Akdeniz havzasını çok derinden etkileyeceği belirtiliyor. İklim değişikliği ve kuraklık da bir diğer önemli gündem maddelerini oluşturuyor. Buna paralel yenilenebilir enerji yatırımları ön plana çıkıyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının %38’lik bir paya ulaştığını görüyoruz. Yenilenebilir enerjinin Avrupa’daki konuşulan yatırım oranına bakarsak %50’yi geçmiş durumda” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’yi görmezden gelmek, büyük bir körleşme demektir”

Türkiye’nin Avrupa’daki gündem konularında daha aktif rol alması gerektiğinin altını çizen Sevinç; “Bugün dünya genelinde işletmelerin %70 oranında yapay zekâ temelli çözümler kullandığını görüyoruz. 2025’te de bu rakamın giderek artacağını göreceğiz. Gündemde olan bir diğer konu da tabi ki savunma teknolojileri konusu. Çünkü tam bir savaş ekonomisi ve savaş süreci içerisindeyiz. Bu durum Avrupa’yı çok beklenmedik bir anda yakaladı. Avrupa soğuk savaş döneminden sonra kendi bölgesinde bir savaş gündeminin olmayacağından emin bir şekilde hareket etti. Fakat bugün yaşadıklarımız bunun gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. Aynı anda hem savaş hem de pek çok çatışmayla karşı karşıyayız. Buna paralel olarak Avrupa ortak savunma birliğini oluşturmaya çalışıyor. NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye açısından bu oluşum çok önemli. Avrupa savunma birliğini çok yakından takip etmemiz gerekiyor. Burada insansız hava aracı teknolojileri büyük önem taşıyor. Türkiye’nin geleceği ve Avrupa’daki yerini yeniden tanımlamak adına oldukça önem arz ediyor. Fakat Türkiye bu stratejik masalarda ve Avrupa savunma mimarisinde aktif öngörülerde bulunmadı. Ben bu konuyla alakalı makale kaleme aldım. Bu konuda Türkiye’yi görmezden gelmek, büyük bir körleşme demektir. Ancak uluslararası sahnede Türkiye’nin daha proaktif politikalara ve tavra ihtiyacı var. Başka masalarda da sadece kendi konularıyla değil, Avrupa’nın gündemindeki konulara da doğrudan dahil olmayı başarabilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Yeni teknolojilerin sahibi olan Dünya’nın da sahibi olacak”

Yeni teknolojilerin üretim ve kullanımında söz sahibi olan üç lider ülkeye dikkat çeken Sevinç; “Yapay zekâ teknolojilerinde çok büyük fırsatlar ve riskler barınmakta. Burada öne çıkan üç aktör var. Amerika, Çin ve Avrupa Birliği” dedi ve ekledi. “Amerika Birleşik Devletleri’ne baktığımızda girişimcilik ekosistemini destekliyor ve yeni teknolojilerin önünü açıyor. Çünkü biliyor ki yeni teknolojilerin sahibi olan Dünya’nın da sahibi olacak. Ama aynı zamanda Çin de bu yarışın içerisinde. Çin patentlerle bu rekabeti yürütüyor. Fakat bir yandan da girişimcilik ekosistemini de desteklediğini görüyoruz. Örneğin en son çıkarttıkları yapay zekâ modeli DeepSeek, Amerikan ekonomisini ve şirketleri önemli ölçüde sarstı.  Bunun gibi sarsıcı gelişmeleri teknoloji alanında oldukça göreceğiz. Teknolojik alanın demokratik alanı da önümüzdeki dönem nasıl etkilediğini ve şekillendirdiğini göreceğiz. Avrupa Birliği de yapay zekâ regülasyonlarında Dünya’da bir numara. Avrupa Birliği yapay zekâ modelini riskler temelinde sınıflandıran yasa ortaya koydu. Bu sebeple de Avrupa Birliği piyasasında aktif olmak isteyen yapay zekâ şirketleri Avrupa Birliğinin getirdiği bu standartlara uymak zorunda. Bu standartlara uymayan yapay zekâ şirketleri, Avrupa’da faaliyet gösteremeyecekler. Avrupa Birliği üyeliğini bir romantik rüya olarak görmekten ziyade gerçekçi bir perspektif ile ele almamız, bugün bize olan etkisini doğru okumamız ve buna uygun olarak da hazırlıklar yapmamız gerekmektedir. Girişimcilerimiz bu regülasyonları doğru anlamazlarsa çok ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilirler.

“Türkiye’nin AB süreci donmuş durumda”

En çok merak edilen ve sorulan sorunun Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği olduğunu ifade eden Sevinç bu konuda her iki kutbunda hareketsiz olduğunu dile getirdi. Bu konuda sadece devletlerin değil şirketlerin, iş insanlarının ve toplumun aksiyon alması gerektiğini vurgulayarak “Biz maruz kaldığımız regülasyonların ve politikaların yapıldığı masada mı olmak istiyoruz yoksa bu politikaların bize dayatılmasını mı istiyoruz? Bu konuyu etraflıca düşünerek kendi içimizde dürüstçe tartışmalıyız. Bu cevabı dürüstçe verdiğimiz zaman doğru adımları da atmış olacağız. O zaman uluslararası alanda çok daha aktif ve etkili olacağız. Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri hem iki tarafın isteksizliği hem de Türkiye’deki demokratikleşme alanında yaşanan değişikliklerden ve bir dizi başka sebeplerden dolayı donmuş durumda. Fakat bizlerin de Türkiye’nin daha ileriye gidebilmesi için üzerimize düşenleri yapmamız, dünyanın nasıl değiştiğini iyi okumamız, Avrupa’nın rolünün nasıl değiştiğini iyi okumamız ve bunun üzerinden de doğru, daha geniş ve çok katmanlı stratejiler üretmemiz gerekmektedir” dedi.

ANSİAD 2. Olağan Toplantısı soru cevapların ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in günün anısına toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Uluslararası İlişkiler ve AB Çalışma Masası Üyesi & Titiz Agro Group A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Çağla Titiz Köse ile konuğumuz Forward 1919 Global Stratejik Danışmanlık | Brüksel Kurucu & CEO European AI Hub Kurucu & CEO Kader Sevinç’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimi ile sona erdi.

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD 35.KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜ KUTLADI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 1995 yılından itibaren geleneksel olarak yılın başarılı iş insanı ve medya mensupları ile 2001 yılından itibaren de yılın sanat ödülünü Antalya’nın değerleri ile buluşturmaya devam ediyor. Bu yıl gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda, Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülünü Akant Okulları Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Üyesi Sayın Sarper Dermut alırken, Ercan Evren Yılın Sanat Ödülü Heykeltraş, Sanat Yönetmeni ve Antalya Belek Üniversitesi Öğretim Görevlisi Sayın Cem Güney Çevikbaş ile başarılı çalışmaları, şehrimizin ve ülkemizin kültür ve sanat yaşamına önemli katkıları nedeniyle Gitarist Ebru Beş’e verildi. Yılın Medya Ödülü’nün sahibi ise “Antalya’nın başı sera atıklarıyla dertte” haberi ile Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Sayın Ece Güneş oldu. Ödüller, sahiplerine 18 Ocak 2025 Cumartesi günü Sunis Hotel Su’da düzenlenen 35. Kuruluş Yıl Dönümü Ödül Töreni ve Balosu’nda takdim edildi.

Törene, Antalya Vali Yardımcısı Erol Tanrıkulu, CHP Antalya Milletvekilleri Aliye Coşar ve Aykut Kaya, Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Sert, Antalya Belek Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Fadıl Sözen, Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Mustafa Cengiz ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, meslek kuruluşları başkanları ve basın mensupları katıldı.

Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, “35 yıl önce bir avuç idealist iş insanının Antalya’yı daha ileri götürme ülküsüyle kurdukları ANSİAD, başarılı bir sivil toplum hareketi olarak tarihteki yerini almıştır. Derneğimiz 35 yıl boyunca, kuruluş vizyonunda yer alan Cumhuriyet değerlerinden, Atatürk ilkelerinden, çağdaş uygarlık hedefinden taviz vermeden, güçlenmeyi, yenilenmeyi, üyelerine ve topluma katkı sağlamayı başarmıştır. Bize bu gurur ve mutluluğu yaşatan, kuruluşundan bugüne kadar aklını, kalbini ve emeğini ANSİAD’ın gelişimi için veren, tüm kurucularımıza, geçmiş dönem başkanlarımıza ve üyelerimize minnet ve şükranlarımı sunuyor, ebediyete irtihal etmiş olan üyelerimize de Allah’tan rahmet diliyorum” dedi. 

“35 yılın tecrübe ve birikimiyle, üyelerimize, iş dünyasına ve topluma katkı yapmaya gayret ediyoruz”

ANSİAD’ın ulaştığı başarıların temelinde bütün yönetimlerin, aktif destek veren ANSİAD üyelerinin ve çalışma arkadaşlarının rolünün önemine vurgu yapan Özbek; “2024 yılında girişimcilik, inovasyon, yapay zekâ, iklim değişikliği, Antalya’nın sorunları ve belediyelerden beklentiler öncelikli çalışma konularımız oldu. Kültür ve sanat alanında katkı yapmaya devam ettik. Sosyal sorumluluk çalışma grubumuz güzel projeler gerçekleştirdi. Felsefe ve tarih kulüplerimiz ulusal düzeyde etkinlikler düzenledi. ANSİAD İkinci Kuşak temsilcilerimizin sivil toplum ve iş dünyasıyla olan ilişkilerini güçlendirme hedefimiz doğrultusunda faaliyetlerimiz önem kazandı. Sosyal ve kültürel geziler dışında, Gaziantep ve Berlin iş gezileri düzenledik. Uluslararası bir sivil toplum kuruluşu ile iş birliği protokolü imzalanması hedefimizden hareketle, bir ilki başardık, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası TD-IHK ile iş birliği protokolü imzaladık. Üniversitelerle yeni iş birliği anlaşmaları imzaladık. Büyükşehir Belediyemizle birlikte ‘İklim Değişikliği Zirvesi’ ve fotoğraf yarışması etkinliğimiz geniş bir kitleye hitap etti.  Bildiğiniz gibi 2024 yılı en sıcak yıl olarak kaydedildi ve sanayi devrimi öncesine göre 1,5 derece sıcaklık artışına ulaşıldı. Biz, bu nedenle iklim değişikliği konusunda farkındalık için çaba harcıyoruz” diye konuştu.

“Ekonomik programın yeterliği sorusunu sormalı ve tartışmalıyız”

Özbek, konuşmasına şu şekilde devam etti: “İş dünyası olarak 2024 yılını yüksek enflasyon, yavaşlayan bir ekonomi, yavaşlayan bir ihracatla tamamladık. 2025 yılında enflasyonun %30’a gerileyeceği, ihracatın ve büyümenin bir miktar iyileşeceği, dövizde bir miktar artış olacağı beklenmektedir. Bununla birlikte ekonomide mali dengelerin, dış dengenin sürdürülebilirliği ise belirsizdir. Bu çerçevede ekonomik programın yeterliği sorusunu sormalı ve tartışmalıyız. Enflasyonu düşürme programı sadece kredi kısıtlaması, ücret artışlarının kısıtlanması ve döviz müdahalesine dayanmış ve süreç daha uzun ve sancılı olmuştur. Ayrıca bu üç aracın uzun süre devam etmesi de zordur. Çünkü iç talebin uzun süre baskılanması sosyal açıdan, dövizin kontrol edilmesi ise rekabet gücü açısından sürdürülebilir değildir” dedi.

“İbret alınmayan tarihin tekerrür etmesi kaçınılmazdır”

Özbek, “21. Yüzyılda iklim değişikliği, göçler ve yapay zekâ alanlarında küresel iş birliği gerekirken, dünya siyaseti tam tersine hakimiyet savaşlarına devam etmektedir” dedi ve ekledi. “Oysa tarihte defalarca görülmüştür ki bu tür popülizm yarışı her zaman çatışma ve yıkımla bitmektedir. İbret alınmayan tarihin tekerrür etmesi kaçınılmazdır. Bu dönemde bizlere düşen görev tarihin tekerrür etmesini seyretmek yerine sorumluluk almaktır. Dünyada olup bitenden herkes, üniversiteler, medya, sivil toplum, hatta özel sektör de bir parça sorumludur. Biz Birinci Dünya Savaşı yıkımından Mustafa Kemal Atatürk gibi, gerçek bir fikir adamını, barışı savunan istisnai bir komutanı çıkarmış bir milletiz. Atatürk’ün fikirlerini unutup sembolleştirmek yerine daha iyi anlayıp, dünyaya anlatmak halen gereklidir ve bu da hepimizin görevidir diye düşünüyorum”

“Ülkemizin yarınlarına destek olabilmek en önemli amacımız”

ANSİAD 2024 Yılın Medya Ödülü, Yılın Sanat Ödülü ve Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü sahiplerini tebrik eden Özbek konuşmasına eğitime verdikleri önemin altını çizerek devam etti. Özbek, “Geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerin nitelikli eğitim alması günümüz dünyasının en önemli sorunudur. Kuruluşundan beri elini taşın altına koymaktan kaçınmayan derneğimiz ANSİAD, her zaman sorumluluk bilinci ile hareket ederek eğitimi desteklemek amacıyla ANTEV’i kurmuştur. Sizlerin desteği ile güçlü bir yapı olan ve halen 221 öğrenciye burs veren ANTEV her daim desteğe muhtaçtır. Bu çerçevede 35. Yılımızın anısına siz değerli üyelerimize bir hediye vermektense sosyal sorumluluğumuzu pekiştirmek ve ülkemizin yarınlarına destek olabilmek amacıyla, Yönetim Kurulu kararı ile ANTEV’e 500.000 Türk Lirası bağış yaptık. Sizlerin de eğitime, ANTEV’e bireysel desteklerinizin devam etmesini diliyoruz. Her gün yolumuzu aydınlatan bu sonsuz ışığı takip etmeye dair verdiğimiz söz en kıymetli sözümüzdür, bugün ulu önderimiz Atatürk’ün yolunda, ANSİAD’ımızın 35. Kuruluş Yıl Dönümü şerefine eğitime katkı sağlayabilmekten dolayı çok mutluyuz” dedi.

ANSİAD 35. Kuruluş Yıl Dönümü Ödül Töreni ve Balosu, ödül takdimleri, Antalya Sanat Kulübü’nün Dans Gösterisi ve Diamond Project Band Müzik Grubu Performansının ardından sona erdi.

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERCAN ÖZBEK’TEN YENİ YIL MESAJI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Özbek, mesajında 2024 yılını değerlendirerek 2025 yılına dair umut ve hedeflerini paylaştı.

Ercan Özbek mesajında şu ifadelere yer verdi;

“2024; Zorluklardan Güç Doğuran Bir Yıl”

“2024 yılı, ülkemiz ve bölgemiz için pek çok zorluk ve fırsatın bir arada yaşandığı, iş dünyası olarak dayanıklılık, yenilikçilik ve iş birliği ruhunu güçlendirdiğimiz bir yıl oldu. Küresel ekonomideki dalgalanmalar, teknolojik dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanındaki gelişmeler bizlere yeni yollar keşfetme ve güçlenerek ilerleme fırsatı sundu. ANSİAD olarak bu süreçte üyelerimizle birlikte üretimden ihracata, inovasyondan istihdama kadar pek çok alanda değer yaratmaya devam ettik.

Antalya özelinde, tarımdan turizme kadar geniş bir yelpazede ekonomik faaliyetlerimiz çeşitlilik göstermeye devam etti. Üyelerimizin küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artırmaya yönelik eğitimler, seminerler ve uluslararası iş birliği platformları bir araya getirdik. Bölgemizin inovasyon potansiyelini güçlendirme çabalarımızı sürdürürken özellikle genç girişimcilerimizi destekledik. Özellikle üyelerimizden gelen başarı hikayeleri, şehrimiz ve ülkemiz adına gurur vericiydi. Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm konularında daha hızlı adımlar atılması gerektiğini de bir kez daha gördüğümüz için projelerimizi bu gerçeklere uygun şekilde adapte ettik.

“2025; Daha Fazla İş Birliği, Daha Fazla Sürdürülebilirlik”

“2025 yılına umutla ve kararlılıkla giriyoruz. Antalya’nın tarımsal ve turistik avantajlarını sürdürülebilir bir gelecekle uyumlu hale getirmek en büyük önceliklerimizden biri. Bu doğrultuda üyelerimize yeşil dönüşüm süreçlerinde rehberlik etmeye devam edeceğiz. Bölgedeki işletmelerin dijital teknolojilere entegrasyonunu hızlandırmak, rekabet gücümüzü artıracaktır. Bu konuda eğitim ve danışmanlık projelerimizi genişleterek, bölgemizi uluslararası iş dünyasında daha etkin bir aktör haline getireceğiz.

Hedefimiz; bölgemizi ekonomik ve sosyal anlamda daha ileriye taşımak, girişimciliği ve inovasyonu destekleyerek sürdürülebilir bir büyüme sağlamaktır. Yeni yılda da üyelerimizle birlikte, girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye, kadın girişimcilerimizi desteklemeye, gençlerimizin yaratıcılığını teşvik eden projelerimizi sürdürmeye ve uluslararası iş birliklerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.

Bu vesileyle, tüm üyelerimizin, iş dünyamızın ve halkımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum. 2025 yılının ülkemize, bölgemize ve tüm dünyaya barış, sağlık ve refah getirmesini temenni ediyorum.”

 

Ercan ÖZBEK

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


SABANCI HOLDİNG ENERJİ GRUBU BAŞKANI KIVANÇ ZAİMLER ANSİAD'IN KONUĞU OLDU

Sabancı Holding Enerji Grubu Başkanı Kıvanç Zaimler, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı faaliyet dönemi 17. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. "İklim Krizi ve Enerji Dönüşümü" konu başlığı ile 24 Aralık 2024 Salı günü Sunis Otel Su’da gerçekleştirilen toplantıda konuşan Kıvanç Zaimler, küresel enerji trendlerine ve Türkiye’nin enerji dönüşümü hedeflerine değindi.

Toplantı başkanlığını, ANSİAD Üyesi & Veritel İletişim Sistemleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özekici’nin yapmış olduğu ANSİAD 2024 yılı faaliyet dönemi 17. ve son Olağan Toplantısı’nın konuğu Sabancı Holding Enerji Grubu Başkanı Kıvanç Zaimler oldu. "İklim Krizi ve Enerji Dönüşümü" konu başlığıyla 24 Aralık 2024 tarihinde Sunis Otel Su'da gerçekleştirilen toplantıya, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanı Melike Kireçcibaşı, ANSİAD üyeleri ve basın mensupları katılım sağladı.

“Birinci önceliğim memlekete hizmet etmek”

Konuşmasına enerji arz güvenliği, maliyet dengesi ve sürdürülebilir enerji politikalarının önemine vurgu yaparak başlayan Zaimler; “Ben Türkiye'de okumuş, büyümüş bu ülkenin topraklarında yetişmiş, bu ülkeye aşık birisiyim. Profesyonel kariyerim, Sabancı Holding’de devam ediyor fakat birinci önceliğim memlekete hizmet etmek. Bildiğim konu da enerji. Türkiye'nin uluslararası piyasalarda, uluslararası platformlarda enerji dönüşümü konusundaki sözcülerinden bir tanesi olmaya çalışıyorum. Çünkü enerji dönüşümünde gelişmekte olan ülkelerle gelişmiş ülkeler arasında ciddi adaletsizlikler var. Şimdi iktisatçılar bilir. Trilemma diye bir tabir var. Esasında iktisattan gelen bu terim, imkânsız üçlü olarak tabir ediliyor. Benim de üyesi olduğum Dünya Enerji Konseyi bunu her sene ölçer. Ülkeleri sıralar. Birincisi, enerjide arz güvenliğini sağlayacaksınız. Yani vatandaşınızı, sanayicinizi, ticarethanenizi asla enerjisiz, o istediği anda enerjisiz bırakmayacaksınız. İkincisi bunun maliyetini doğru seviyede sağlayacaksınız. Üçüncüsü, temiz olacak. Şimdi hangi denkleme koyarsanız koyun, bugün Türkiye için en ucuz elektrik kaynağı, güneş, sonra yerli kömür, linyit, işte orada iklime takılıyoruz. Arz güvenliğini sağlamanın en iyi yolu, doğalgaz, kısmen iklime takıldık ama maliyeti daha yüksek. Yani bu üçü, hiçbir zaman maksimize edilemiyor. Ancak optimize edilebiliyor. Hepsinde de ülkelerin puanları farklı farklı yerlerde. Her ülke olabildiğince enerjide arz güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Bunu vatandaşının, sanayicisinin ödeyebileceği bir maliyette gerçekleştirmek istiyor. Ve bunu da temiz yapmak istiyor. Bugün bütün karar vericilerin, politikacıların, siyasetçilerin, ajandasında da bu vardır. Arz güvenliği, maliyet ve iklim, bütün ülkelerin ilk iki sırasında oldu. Bütün anlatacaklarımı esasında bunun üzerinden dinleyebilirsiniz” dedi.

“Türkiye ihracat stratejilerini değiştirmek zorunda kalacak”

Türkiye’nin ticaret rotalarının yeniden şekillendirmesi gerektiğini belirten Zaimler; “Bugün dünyadaki en önemli konular neler dediğim zaman iklim değişikliğini söylüyorsunuz. Ben buna bununla beraber gelen, tarım, gıda ve suyu da ekliyorum. Ticarette muazzam bir artan korumacılık var. Bununla birlikte jeostratejik olarak rekabet ve korumacılığı görüyoruz. Yaşlanan bir dünya nüfusu var. Dönüştürücü ve yıkıcı teknolojiler geliyor. Bir de bugün dünyanın ekolojisine baktığımız zaman muazzam bir borçluluk var. Buna daha çok ticaretteki korumacılıkla bakarsak, bugün Amerika Birleşik Devletleri'nde seçimlerden sonra Trump'ın gelişini beklerken, Çin'e yüzde altmış ilave tarife getirilmesi, diğer ülkelere yüzde on ilave, Amerika'nın kendi içinde vergi indirimleri, göçmenlerin sınır dışı edilmesi, enflasyon artışı, yüksek faiz, yüksek bütçe açığı derken büyüme yavaşlayacak. Yavaşlayan bir dünyada Çin'in de ihracatta rota değiştirmesi gerekiyor. Ticaret savaşlarını hızlandırıp iklim mücadelesini yavaşlatacak bir trend bu. Beraberinde bu iklim değişikliğine olan mücadele yavaşladığı zaman küresel ekonomide de bir tehdit oluşuyor. Peki bu Türkiye’yi nasıl etkiliyor? Türkiye ihracat stratejileri değiştirmek zorunda kalacak. Yani bizim serbest ticaret anlaşması yaptığımız ülkelerle, gümrük birliği içinde olduğumuz ülkelerle ticaretimizin dışında, başka yerlere bakmamız gerekecek. Bölgesel entegrasyon çok önemli. Belki artık Güney Afrika'yı içine alan Londra'dan, Afrika'nın güneyinden, Asya'ya giden bir alanı ticaret bölgemiz yapacağız” şeklinde konuştu.

“Bu kadar karışık ticari savaşların olduğu yerde Türkiye için bir şans var”

Zaimler, Türkiye'nin coğrafi ve stratejik konumunun enerji ticareti ve lojistiği açısından önemli avantajlar sunduğunu ifade ederek, Türkiye’nin doğru stratejiler ve güçlü bir koordinasyonla, Avrupa ve Asya pazarları arasında bir enerji köprüsü olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti ve sözlerine şöyle devam etti; "Bir şansımız var, bizim borçluluğumuz şu an gelişmekte olan ülkelere ve dünya ortalamasına göre alt sıralarda yer alıyor. Bunu bir kaldıraç olarak kullanabiliriz. Nüfusumuz hala genç sayılır ama biraz cepten yiyoruz. Avrupa'ya ve dünyanın geri kısmına göre. Ama nüfusumuzdaki o genç medyan yaşta büyüyor. Harekete geçirebilecek bir nüfus var. Kadın nüfusu. Şu an Türkiye'de devreye girmemiş. Bütün gelişmekte olan ülkelere baktığımızda muazzam bir potansiyel var. İngiltere'de Oxford'un yaptığı yapay zekâ hazırlık endeksi diye bir inovasyon endeksi var. Bunlar bir takım bilimsel çalışmalarda da gündeme gelmiş. Bu araştırmaya göre, gelişmekte olan ülkeler arasında Türkiye iyi durumda. Şimdi bu perspektiften baktığımda, Türkiye için bu kadar karışık ticari savaşların olduğu yerde, bir şans var”

“Enerji teknolojilerinin yarattığı pazar büyüklüğü, dünyadaki petrol pazarını yakalamak üzere”

Enerji dönüşümünün, sadece bir strateji değil; aynı zamanda ekonomik kalkınma ve toplumsal refah için bir gereklilik olduğunu vurgulayan Zaimler; “Enerji trendleri nereye gidiyor? Üç tane enerji trendinden bahsetmek istiyorum. Birincisi petrol, doğalgaz, ikincisi bir çağ dönüşümü, üçüncüsü de teknolojik dönüşüm. Piyasalara baktığınız zaman bugün petrol en önemli emtia. İkinci konu çağ dönüşümü, Dünyada elektrik çağı başlamış durumda. 10 yıldaki enerji talebi, dünyadaki toplam enerji talebinin (petrol, doğalgaz, kömür) iki katı arttı. Yapay zekâ ve veri merkezleri, 7-24 elektrik bekliyorlar. Dolayısıyla her şey elektrikli. Dolayısıyla muazzam bir elektrifikasyon geliyor. Bu elektriği karşılamak için de %85 yenilenebilir enerji kullanılıyor, %5'i nükleer, %10'u da konvansiyonel. Üçüncüsü teknolojik dönüşüm, Güneş panelleri ve Rüzgâr türbinlerinin ham maddesi Çin. Bütün teknolojik dönüşümlerin hep odağında da Çin var. Ve bugün bütün bu bahsettiğimiz bu teknolojilere, iklim ve enerji teknolojileri veyahut da ileri enerji teknolojileri deniyor. Bunların yarattığı pazar büyüklüğü, bugün dünyadaki petrol pazarını yakalamak üzere. Bizim de Amerika'da yatırımlarımız var. Yakından takip ediyoruz. Muazzam şekilde iklim teknolojilerinden, füzyonundan, yerin altındaki jeotermalden yepyeni enerji türleri, çözümleri üretmeye paralar harcanıyor. Milyarlarca dolarlar. Hatta trilyon dolar diyebilirim. Hindistan bu konuda iyi. Avrupa, Avrupa şu an gözüken bu ticaret savaşlarının kaybedeni.” dedi ve ekledi. “Bunu yakından takip etmemiz gerekiyor. Hangi hükümetin nereleri destekleyeceği, kimlere fon vereceği, bu yeni enerji dönüşümünde, iklim dönüşümünde hangi ülkelerle yol arkadaşlığı yapacağı çok çok önemli”

“Bugün, Avrupa'daki en büyük yenilenebilir enerji potansiyellerinden bir tanesiyiz”

Türkiye’nin, yenilenebilir enerji kapasitesini artırarak ve teknolojik dönüşüme odaklanarak yenilenebilir enerji alanında lider ülkelerden biri olabileceğinin altını çizen Zaimler, “Azalan enerji fiyatları, azalması beklenen arz-talep dengesinde kazanmak zorunda olan bir Avrupa'nın kalkınması için jeopolitik anlamda Türkiye çok avantajlı bir konumda. Ne yapması lazım? İşte o 2035 için koyduğu yol haritasını iyi bir şekilde uygulaması lazım. Nitekim 21 Ekim'de Türkiye bu planı açıkladı. Bu plan gerçekten muazzam bir plan. Bu plan toplantının başında bahsettiğim trilemmanın bütün öğelerini barındırıyor. Piyasada reformları yapmamız lazım. Karbon piyasası çalışması lazım. Enerjide merkez ülke olmak istiyorsak o piyasayı mutlaka çalıştırmamız lazım. Enerji verimliği, dijitalleşme, nükleer, hidrojen, yeni teknolojiler, kritik madenler, depolama ve kurumsal yeniden yapılanma. Bunu dediğimiz zaman eyvah diyorlar ülkedeki her şeyi satacaksınız diyorlar, bence değil, Türk Hava Yolları örneği var. Türkiye'nin en iyi profesyonelleriyle Avrupa standartlarında, dünya standartlarında çalışması lazım. Türkiye bu kalkınmayı yaparsa, önümüzdeki 10-15 senede muazzam bir dönüşüm yakalayabilir. Ümidim var mı derseniz, ümitsiz değilim derim. Ama gerçekten iyi bir koordinasyon şart” dedi.

Toplantının interaktif bölümünde katılımcılar, Türkiye'nin 2025 enerji hedefleri, yenilenebilir enerji yatırımları, hidrojen enerjisi, nükleer enerji ve sanayide enerji verimliliği konularında sorular yönelttiler. Zaimler, enerji politikalarının sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için kamu-özel sektör iş birliğinin ve finansal planlamanın kritik olduğunu ifade etti.

“ANSİAD 17. Olağan Toplantısı” soru cevapların ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, toplantının başkanlığını yapan, ANSİAD Üyesi & Veritel İletişim Sistemleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özekici ile konuğumuz Sabancı Holding Enerji Grubu Başkanı Kıvanç Zaimler’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.

           

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


“ANSİAD 22. GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ ÖDÜLLERİ” SAHİPLERİNİ BULDU

“ANSİAD 22. Girişimcilik Günleri Ödülleri” Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından 12 Aralık 2024 Perşembe günü Sunis Hotels Su’da düzenlenen törende sahiplerini buldu. Her yıl verilen “2024 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü”nün sahibi bu yıl Mayi Tuz Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Kurucu Ortak ve CEO, Yüksek Mimar Sibel Gözüyukarı Eyiler olurken “ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Yeşil Dönüşüm Ödülü”nü ise Dallar İnşaat Turizm Madencilik Tic. San. A.Ş. Yön. Kur. Üyesi, Özdal Kompost İnş. Gıda Tarım San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Akın Dal Turizm Tic. ve San. A.Ş. / Adonis Hotel Hissedarı ve ANSİAD Üyesi Aysel Dal Cengiz ve AKE Asansör Yürüyen Merdiven ve Engelli Sistemleri Yönetim Kurulu Üyesi, Antalya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Üyesi, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı, Genç OSD Kurucu Başkanı ve ANSİAD Üyesi Canan Keskin Gürkan aldı. Törende ayrıca, “ANSİAD 22. Girişimcilik Günleri” kapsamında Habitat Derneği iş birliğiyle ve “Küresel İklim Değişikliği ve Yapay Zekâ Teknolojileri” teması ile gerçekleştirilen #Bidüşünsenbulursun 12. İş Fikri Yarışması’nın kazanan yarışmacılarına da ödülleri takdim edildi.

ANSİAD 22. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni’ne Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Av.Cansel Çevikol Tuncer, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Muratpaşa Belediye Başkan Vekili Canan Keleş, Konyaaltı Belediye Başkan Vekili Veysel Akyar,  Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcıları Boğaçhan Göksu ile Hakan Pakalın, meslek odası başkanları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve basın mensupları katıldı.

Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Girişimcilik Komitesi ve Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın, konuşmasında yapay zekâ teknolojilerinin dönüşümünde girişimcilerin iş fikirlerine olan ihtiyacın altını çizdi. Yargın, “ANSİAD Girişimcilik 22 yıldır, hedef kitlesi gençler olan, gençlere kariyer hedefleri işaret eden, planlamalarına yardımcı olan faaliyetler bütünlüğü yapmaktadır. Bu bütün içerisinde “Bi’Düşünsen Bulursun İş Fikri Yarışması” da gençlerin iş fikirlerini geleceğe taşıyacakları, önemli bir platformu sunmaktadır. Biz ANSİAD olarak tamamen Batı Akdeniz Bölgesi’nin çok önemli bir girişimcilik platformuna hizmet ediyoruz. Batı Akdeniz Girişimcilik ekosistemi 22 yıl önce ANSİAD’ın atmış olduğu adımlarla başladı. Bizim platformumuz 57 paydaşı ile kamu, özel sektör, sivil toplum kurumları, odalar, öğrenci toplulukları ve bölgemizdeki 6 üniversite ile ortak akıl üreterek bu yolcuğunu yerine getiriyor. Esas itibarı ile ANSİAD Girişimcilik Günleri büyük bir eğitim paketi sunuyor. Her yıl farklı bir temayla gerçekleştirdiğimiz Girişimcilik Günleri’nin bu yılki teması “Küresel İklim Değişikliği ve Yapay Zeka Teknolojileri” oldu. Girişimcilerimizin bu tema altındaki projelerini, melek yatırımcı ağlarımızla bir araya getirerek, sadece yerelde değil ulusaldaki partnerlerimizle de iş birliği yaparak finansmana erişmelerini sağlıyoruz. Bugün burada ödül alan tüm yarışmacılarımızı ve girişimcilerimizi sevgiyle kucaklıyor, başarılarının devamını diyorum” diye konuştu.

Özbek; “Gençlerimizin ve girişimcilerimizin enerjisi, yaratıcılığı ve vizyonu, bizlere umut veriyor”

Girişimcilik ruhunun, risk alabilme cesareti ve yenilikçi düşünce ile birleştiğinde, dünyanın en büyük sorunlarına bile çözüm üretmenin mümkün olduğunu belirten ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek gençlerimizin ve girişimcilerimizin enerjisi, yaratıcılığı ve vizyonun umut verici olduğunu söyledi.

Özbek; “ANSİAD olarak bizler, her zaman girişimciliğin ve yenilikçiliğin destekçisi olduk. Atatürk’ün bize miras bıraktığı en önemli değerlerden birinin "bilim ve teknolojinin ışığında ilerlemek" olduğunun bilincindeyiz. Bugün, onun fikirleri ışığında, iş dünyasında, teknolojiye dayalı girişimlerde ve toplumsal sorumluluk projelerinde yeni bir dönemi başlatan girişimciler yetiştiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınması, ancak girişimcilik ekosisteminin güçlenmesiyle mümkündür. Gençlerimizin enerjisi, yaratıcılığı ve vizyonu, bizlere umut veriyor. Onların önünü açmak, fikirlerini hayata geçirmelerine yardımcı olmak ve global arenada rekabet edebilmelerini sağlamak bizim en önemli görevlerimizden biridir. ANSİAD Girişimcilik Günleri konsepti, girişimcilerimize sadece fikirlerini sunma fırsatı yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda onların bu fikirleri hayata geçirebilmeleri için gereken vizyonu, cesareti ve desteği de sağlıyor” şeklinde konuştu.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’i temsilen konuşmasını gerçekleştiren Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Av. Cansel Çevikol Tuncer, ANSİAD 22. Girişimcilik Ödül Töreni’nde inovasyonu, cesareti ve kararlılığı ödüllendirmekten bir araya gelmiş olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Girişimcilik yalnızca bir iş modeli kurmak değil, aynı zamanda topluma değer katmak, fark yaratmak ve geleceği inşa etmektir. Bildiğiniz gibi kentler arasındaki rekabet artık girişimcilik, teknoloji ve inovasyon ile belirleniyor. Bu alanda yatırım yapan şehirler her zaman daha avantajlı konuma geçiyor. Antalya’mıza değer katacak fikirlerin hayata geçmesi, dünya girişim ekosisteminde pay sahibi olan bir şehir olabilmesi için inancımız ve genç girişimcilerimizi destekleme misyonumuzla her zaman buradayız” dedi.

Şahin; “Biz çalışan, üreten ve ürettiği ile katma değer oluşturan bir ülkeyiz”

Konuşmasında girişimciliğin ülkemiz ve şehrimiz adına oldukça önemli olduğunu vurgulayan Antalya Valisi Hulusi Şahin, “Elimizde insan kaynağı dışında kullanabileceğimiz dişe dokunur bir kaynağımız bulunmamakta. Bir petrol veya maden ülkesi değiliz. Biz çalışan, üreten, ürettiği ile katma değer oluşturan ve bu sayede bugün 13 bin doları aşan gelire ulaşmış bir ülkeyiz. Türkiye olarak özellikle imalat sektöründe, küçük ve orta ölçekli işletmeler yaratmada büyük mesafe katettik. Cumhuriyet sayesinde büyük bir üretim merkezi haline geldiğini gururla söylemek istiyorum.” Dedi ve ekledi. “Bu eser bizim iş insanlarımızın eseridir. Büyük çoğunluğu da küçük ya da orta ölçekli işletmeleri var eden iş insanlarımızın eseridir. ANSİAD’ın şahsında Türkiye’nin tüm girişimcilerine, tüm iş insanlarına şükranlarımı sunuyorum”

Şahin “Teknoloji ve gelişime ayak uyduramazsak kaybolur gideriz”

Bu zincirin devam etmesi ve yeni nesillere aktarılması adına Girişimcilik Günleri’nin yeni yaratıcı fikirlere, çalışkan ve üretken bireylere ulaşmada ve yeni halkalar eklemede köprü görevi gördüğünün altını çizen Şahin,” Sadece iyi fikir, yaratıcı düşünce sahibi olmak yetmiyor. Onu koruyacak, destekleyecek ve sahip çıkacak yapıların, mekanizmaların kurulması gerekiyor. Bizim yapmamız gereken, hem fikir bazında desteklemek hemde bu fikirlerin büyümesi ve gelişmesi için uygun ortam sağlamak. Bu senenin konusu yapay zekâ. Yapay zekâ teknolojilerine, gelişmeye ayak uyduramazsak kaybolur gideriz. Bu konuda sosyal evrim asla affetmez. Bu vizyon ve yaratıcılığa sahibiz ve buna ortam hazırlayan tüm kuruluşları tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından teşekkür plaketleri ve ödüllerin takdim edildiği ANSİAD 22. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni’nde “2024 Ansiad Yılın Girişimcisi Ödülü” Mayi Tuz Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Kurucu Ortak ve CEO, Yüksek Mimar Sibel Gözüyukarı Eyiler’e verildi.

“ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Yeşil Dönüşüm Ödülü” Dallar İnşaat Turizm Madencilik Tic. San. A.Ş. Yön. Kur. Üyesi, Özdal Kompost İnş. Gıda Tarım San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Akın Dal Turizm Tic. ve San. A.Ş. / Adonis Hotel Hissedarı ve ANSİAD Üyesi Aysel Dal Cengiz ve AKE Asansör Yürüyen Merdiven ve Engelli Sistemleri Yönetim Kurulu Üyesi, Antalya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Üyesi, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı, Genç OSD Kurucu Başkanı ve ANSİAD Üyesi Canan Keskin Gürkan’a takdim edildi.

“Bi’Düşünsen Bulursun 12. İş Fikri Yarışması”nın ödül almaya hak kazanan birincisi olarak; “Cell-Designer” projeleriyle, İlknur Bağlan ve Nadide Kurak, ikincisi olarak; “AREYLight Al” projeleriyle, Mustafa Haluk Yılmaz, Elif Merve Yılmaz, Ozan Çağrı Fidan, Servet Kışla ve Ayşegül Koç, üçüncüsü olarak; “Greenbot” projeleriyle, Cevat Kibar ve Said İskender oldu.

“Bi’Düşünsen Bulursun 12.İş Fikri Yarışması” ve “Bi’Düşünsen Bulursun Fikir Maratonu” etkinliğine verdikleri destek ve katkılar nedeniyle HABİTAT Derneği Girişimcilik Programı Proje Yöneticisi ve GEN Türkiye Ülke Direktörü Hasan Basri Cihan’a, Habitat Derneği Proje Asistanı Tuğçe Yıldırım’a ve ANSİAD Girişimcilik Günleri’nin gerçekleştirilmesinde yıllardır verdiği özverili mesai nedeniyle ve her yıl taş taş üstüne koyarak etkinliğimizi daha yukarı taşıyan ANSİAD Girişimcilik Komitesi ve Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın’a “Teşekkür Plaketi” takdim edildi.

Ödül töreninin ardından moderatörümüz ANSİAD Üyesi & AGT A.Ş. CEO’su Mehmet Semih Söylemez, bugünki AGT’de konuğumuz Fütürist & Ekonomist & YK Danışmanı & Yazar Ufuk Tarhan’ın emeğinin büyük olduğunu ifade ederek; “Ufuk Hanım ile çok uzun zaman önce bir makalesine büyük hayranlık beslememle tanıştık ve bugüne kadar bağımız hiç kopmadı. Ben insanları iki gruba ayırıyorum. Bazıları gelecekten korkuyor. Bazıları ise heyecan duyuyor. Ben gelecekten heyecan duyan guruptayım. Z kuşağı ile çalışmaktan da heyecan duyuyorum. Gelecek teknolojilerinden de heyecan duyuyorum. Yapay zekadan da heyecan duyuyorum. Ekibime de bu heyecanı aşılıyorum” dedi.

Tarhan; “Oksimoron bir dünyadayız”

 “Yavaş Yavaş Acele Et” başlıklı sunumunu gerçekleştiren konuğumuz Fütürist & Ekonomist & YK Danışmanı & Yazar Ufuk Tarhan, tüm sunumu yapay zekâ teknolojisi ile hazırladığını ifade ederek; “Biraz yavaş, biraz hızlı hareket etmemiz gereken, oksimoron bir dünyadayız. Yavaş yavaş acele edeceğiz. Şirketlerin ve şirket sahiplerinin bunu anlaması gerekiyor. Dünya yeni bir rönesans geçirecek. Bütün bakış açısı ve paradigmalar değişecek. Büyük bir değişim sürecindeyiz ve istisnasız her bir birey ve kurum bundan etkilenecek. Bütün araştırmalar gösteriyor ki bütün iş dünyası yapay zekâ teknolojilerin farkında fakat aksiyon alma konusunda zayıf kalıyor. Bu konuda ciddi bir iş yapan şirket sayısı %10 bile değil” dedi ve ekledi. “Artık iş yerlerimizde ve projelerimizde yapay zekâ teknolojilerini, stil ve bakış açısını, ekosistemini yaratmak ve ortak bir şekilde kullanmak gerekiyor. Buna tek bir sanayicinin, tek bir kurumun yetişmesi mümkün değil. Fakat bunlara yetişmek şart. Ne iş yapıyorsak yapalım, yeni baştan tüm şirketleri ve anlayışları yapay zekayla yenileyip, yeniden yaratmak gerekiyor.”

Tarhan; “Akıllı ve dijit şehirler oluşturulmalı”

Tarım ve turizmin öncelikli olduğu Antalya’da yapay zekâ ve dijital alt yapılı başka iş türlerinin olması gerektiğini belirten Tarhan,” Otomasyon konusuna büyüteçler ile bakmak gerekiyor. Çünkü her bir iş otomasyon ile yapay zekayı, yapay zekâ haline getirebilecek. Otomasyonu olmayan hiçbir şeyin yapay zekâsı aktüel olarak bize bir şey katmaz, teoride kalır.  Yapay zekâ, donanım ve yazılımla desteklendiğinde verimli hale gelir. Akıllı şehirler oluşturulmalı. Her şeyin dijital olduğu, dijitalleştirildiği akıllı evler, akıllı ofisler, akıllı mekanlar, akıllı okullar, akıllı karanlık fabrikalar, akıllı çiftlikler, akıllı tarım ve akıllı lojistik gibi büyük bir sektör ve alan açılmalı. Müthiş bir değişim ve dönüşüm geçirerek paradigmaların değişmesi gerekiyor” dedi.

Tarhan; “Rekabet değil rekaberlik mekanizması kurulmalı”

Değişen teknoloji ve nüfusta birbiriyle rekabet değil ortak payda paylaşımının önemini vurgulayan Tarhan, “Bir taraftan bütün dünya yapay zekâ ile yeniden değişiyor, diğer taraftan değişen dünyada bireyler ve nüfus da değişiyor. Yaşlanan nüfus tecrübe, genç nüfus hırsları ile nasıl modellerde çalışacak asıl soru bu. Tekrar düşünmeniz gereken şey çalışma modellerini baştan aşağı temize çekmek. Artık yapay zeka ve sentetik biyoloji ile yürüyeceğiz. İş dünyası çöpçatanları ile çalışacağız. Proje bazlı insan kaynağı bulacağız. İşleri yeniden yapılandırırken, yeni teknolojiyle tasarlanmış insan emeğini proje bazlı kiralama yöntemini kullanacağız. Bu platformları ve yapay zekayı kullanmayı çok iyi öğreneceğiz ve iş hayatımıza entegre edeceğiz” diye konuştu.

Konuğumuz Fütürist & Ekonomist & YK Danışmanı & Yazar Ufuk Tarhan’a, ANSİAD Başkanı Ercan Özbek ve ANSİAD Üyesi & AGT A.Ş. CEO’su Mehmet Semih Söylemez tarafından Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimi ve kapanış kokteylinin ardından ANSİAD 22. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni sona erdi.

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


KONFORLU ALANDAN ÇIKMAK İÇİN ATEŞLE OYNAMAK GEREKİYOR

Gamze Cizreli, “İş yapış şekillerimizi yeniden tasarlamazsak, sandalyede yerimiz yok. Konumuz dolar, euro kuru olamaz. Her sorunu siyasete ve ekonomiye yüklersek, kısa süreli fayda ve çözümler peşinde koşarsak uzun vadede çöküşümüz kaçınılmaz olacak.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 faaliyet yılı 16. Olağan Toplantısı’nın konuğu BigChefs Kurucu Ortağı Gamze Cizreli oldu. ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı & Bahatur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Işık Yargın’ın toplantı başkanlığında gerçekleşen toplantıda, değişen teknoloji, yapay zekâ, iklim değişikliği, yaşlanan nüfus, cinsiyet eşitsizliği ve şirketlerin bu başlıklar doğrultusunda izleyecekleri yol haritaları konuşuldu. Toplantıda ANSİAD ailesine katılan AEG Mobilya İnş. Tur. İth. İhr. San. ve Tic.Ltd.Şti.’nin sahibi Ahmet Kavafoğlu’na toplantımızın konuğu BigChefs Kurucu Ortağı Gamze Cizreli ile Ansiad Başkanı Ercan Özbek tarafından rozeti takılarak üyelik belgesi takdim edildi.

 

“Yeni bir tarihin başlangıcındayız”

Değişim ve dönüşümün merkezinde olduğumuzu ve bu belirsizlik içerisinde kaygı düzeyimizin arttığını dile getiren Gamze Cizreli “Yüzyılımızın sorunu belirsizlik ve kaygı çağı. Türkiye’nin dörtte üçü kaygılı. Artık bu kaygı yokmuş gibi davranamayız. Ülkenin %74’ü kendini dışarı çıkarken güvende hissetmiyor. Ülkenin en zengin %2’lik kesiminin mutluluk oranı bile %50’yi geçmiyor. Ülkenin 30 yaş altı gençlerinin, %66’sı işsiz. Herkes mutsuz, endişeli, kaygılı ve geleceğin belirsizliği içerisinde ne yapacağımızı bilmez bir haldeyiz. Öte yandan dünyada da dengeler değişiyor. Ekonomik üstünlük el değiştiriyor. Çin ikinci büyük ekonomi, Trump tekrar başkan oldu. İran- İsrail ilişkilerinde biz ne olacağız? Afrika ve Asya’da yeni güç merkezleri doğuyor. Bu bölgelerde müthiş bir nüfus artışı yaşanıyor. Öte yandan da küreselleşmenin sonunun geldiği konuşuluyor. Bu olumsuz tablolarla birlikte uzun dönem belirsizliklerle baş başa kalacağımız görünüyor” dedi. Belirsizliğin ön planda olduğu tabloda yönümüzü iyi belirlememiz gerektiğini kaydeden Cizreli “Bu ne anlama geliyor denildiğinde bütün siyaset bilimciler, tarihçiler, ekonomi profesörlerinin ifade ettiği; artık biz yeni bir tarihin başlangıcındayız diyorlar. 18. yüzyılda yaşadığımız sanayi devrimi gibi önemli ekonomik, siyasal ve toplumsal dönüşümlerin eşiğine geldik. O dönemin derdi köyden kente göçtü. Endüstriyel üretimdi. Fabrikaların açılmasıydı. Artık imparatorlukların dağılıp ulusal devletlere dönüşmesiydi. Şimdi de artık buna benzer bir dönüşüm içerisindeyiz. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna dönüşeceğimiz söyleniyor. Ve bundan sonrasında artık dünyanın ritmi değişecek” diye konuştu.

“Dönüşümün temel dinamiklerinden bir tanesi iklim değişikliği”

Cizreli, iklim değişikliği krizinin, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini anlamamız için ciddi bir konu başlığı olduğunu belirterek, “Dönüşümün temel dinamiklerinden bir tanesi iklim değişikliği. Akdeniz havzası kuraklıkla baş başa kalacak. Hava sıcaklığı gittikçe artıyor. Antalya bu durumdan en muztarip illerin başında geliyor. Sularımız azalıyor. Bu konu sürdürülebilirliğin önüne geçmiş durumda. Tarımla ve turizmle ilgilenenler bu konuyla alakalı ne yapıyorlar öncelikle bunu konuşmamız gerekiyor. Yoksulluk sınırında ve gelişmekte olan bizim gibi ülkeler, iklim değişikliğinden daha fazla etkilenecek. Bu tabloda, yenilenebilir enerji kaynaklarını hepimizin tekrardan düşünmesi gerekiyor. Biz biraz bu işlerde geciktik. Ülke olarak da geciktik. Örneğin elektrikli araç sektörü geliştiğinde akaryakıt sektörü ortadan kalkacak. O kadar hızlı bir dönüşümün içerisindeyiz ki, bizler bu değişim dönüşüm sürecinde, işlerimizde ve şirketlerimizde neler yapabileceğimizi kendi kendimize sormamız gereken bir dönemden geçiyoruz” dedi.

“Çin ve Amerika’dan yapay zekâ için 600 milyar dolar bütçe”

Yapay zekâ teknolojilerine yeterli yatırımın yapılmadığının altını çizen Cizreli, “Dost mu düşman mı bilmiyoruz ama dünyaca önemli bir gündemimiz var; Yapay zekâ. Peki biz ne yapıyoruz yapay zekâ ile ilgili? Kaç kişi bunu iş hayatında, şirketinde kullanıyor? Çok az kişi kullanıyor. Çünkü bir bilinmez. Neyi ne kadar kullanacağımızı bilmiyoruz. Çin ve Amerika yapay zekâ için 600 milyar dolar bütçe ayırıyor. Peki biz bu konuda ne yapıyoruz?  Yapay zekâ doğru yatırım mı? Bu yatırımın bize geri dönüşü nasıl olacak bilmiyoruz. Fakat bu yapay zekayı iş yapış verimliliğimizi artırabilmek için kullanmak zorundayız. Biz bugün 110 tane BigChefs ve diğer markalarımız ile 120 tane şubemiz var. Diğer hizmet sektörleri ile bizim en büyük problemimiz insan kaynağı sorunu. Yapay zekanın insan kaynağına nasıl bir faydası olabileceğini uzun zamandır konuşuyoruz” diye konuştu.

“Şu anki iş yapış şekilleriyle 10 sene sonra var olmak imkânsız”

Şubelerinde kullandıkları yapay zekâ teknolojilerinin, verimliliklerini arttırmak ve 10 yıl sonrasının tablosunu iyileştirmek adına çok önemli olduğunu kaydeden Cizreli dönüşüme ayak uydurmak gerektiğinin önemini vurgulayarak; “Bizde hizmeti iyileştirmek en önemli nokta. Hizmeti iyileştirmek adına alanında çok iyi 2 genç bize yapay zekâ tabanlı bir proje hazırladı. Bu projede, KVKK kuralına da uyarak bir şubemizde kameralarımızı HD formatına getirdik. Yüz tanıma teknolojisiyle personelimizin 13 noktadan yüz ifadelerini, örneğin mutlu mu? Üzgün mü? tespit ediyor. Sonrasında hangi garsonun, hangi masaya bakacağı masa numaraları ile önceden belirli. O masaya hangi sıklıkla gidip geldiğini ölçerek, 15 dakikadan fazla bir süre masaya uğramadığında işletme müdürüne bir bilgi mesajı gidiyor. Tamamen yapay zekanın bizim işleyiş sistemimizi daha da iyileştirerek, ekibimizi daha iyi kontrol edebilmek ve verimliliğimizi arttırmak amaçlı uygulamaya çalıştığımız bir proje. Buna tabii hem emek hem de bir bedel yatırmak gerekiyor. Elimizdeki imkanlar bugünün ve geleceğin işini yönetmeye yetmeyecek. Şu anki iş yapış şekillerimizle devam edersek 10 yıl sonra hiçbir şekilde var olamayacağız. Türkiye'nin küresel ekonomideki payı %1, dijital ekonomideki payı ise binde bir. Biz toplum olarak da devlet olarak da kendi şirketlerimiz olarak da çok gerideyiz. Biz turizm ve ihracatla büyüdük. Havacılık, havalimanı rakamları çok önemli dizi sektörü çok önemli. Fakat teknoloji rakamlarımız oldukça düşük. Dünya ve toplum bu şekilde hızlı bir dönüşüm halindeyken, bizim var olan iş yapış şekillerimizle kalıcı olmamız imkânsız. Hepimiz bunun farkına varmalıyız. Hepimiz yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm üzerine çalışmalıyız” dedi. Yaşlanan nüfus için yeni bir sektör oluştuğuna dikkat çeken Cizreli sözlerine şu şekilde devam etti. “Bir diğer önemli konu ise yaşlanan nüfus. Dünya yaşlanıyor, ülkemiz de yaşlanıyor. Nüfus yaşlanırken, ömür de uzuyor. Bu yaşlanan nüfusla ilgili ortaya yeni bir ekonomi çıkıyor. Ömürler uzadı ve herkes artık yaşlılık dönemini planlamak istiyor. Benzer ekonomik düzeydeki insanların, bir arada yaşlanacağı hem bakım hem sosyalleşme ortamı sağlayan lüks yerlere ihtiyacın çok artacağı söyleniyor. İleri yaşlarda ama hala sağlıklı olup, hala harcama potansiyeline sahip insanlar için birtakım ihtiyaçlar doğacak. Buranın iklimi bunun için çok uygun. Konaklama ve turizmin ön planda olduğu Antalya’da, yeni dünyanın iş modeli olabilecek bir konu olduğunu düşünüyorum. Burada çok ciddi bir ekonomi var buna da özellikle dikkat çekmek istiyorum.”

“Cinsiyet eşitsizliğine karşı; kota yöntemi”

Şirketlerinde kadın istihdamına verdikleri önemi ve diğer şirketlerin de bu konuda hassas davranmaları gerektiğini kaydeden Cizreli, “Başka bir değinmek istediğim konu cinsiyet eşitsizliği. Bununla ilgili önerdiğim yöntem, kota koymak. Dünyadaki cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldıran ilk 5 ülke arasında ilginçtir ekonomik yönden yoksul olan bir ülke, Ruanda var. Ruanda’nın cinsiyet eşitsizliğine uyguladığı yöntem, kota yöntemi. Devlet teşviklerinden yararlanmak isteyen şirketler, minimum%35 kadın istihdamını sağlayacak. Siyasette de kota yöntemi mevcut. Seçime girmek isteyenlere %35 kadın istihdamı kotası uygulanıyor. Ruanda'da hem istihdamda hem de siyasette kadın istihdamı %51. Bizden çok ilerideler. Öncelikle burada devlet politikası çok önemli. Ama tabii ki bizlerin de şirketlerimizde kadın istihdamına öncelik vermemiz gerekiyor. Ben şirket yöneticilerime kadın çalışan sayısının fazla olduğu şubelerimizde prim uygulama oranı daha farklı olacağını söyledim. Biz bunu yaparsak ancak cinsiyet eşitsizliğini giderebiliriz. Türkiye cinsiyet eşitsizliğinin de 143 ülkeden 132 sırada yer alıyor. Bir şekilde bu cinsiyet eşitsizliğini bertaraf etmemiz gerekiyor. Burada bize düşen payın farkında olmalı, şirketlerimizde kadın istihdamını arttırmalıyız” diye konuştu.

“Yeni bir yönetim ve şirket anlayışı geliştirmemiz gerekiyor”

Dünya ve ülke gündemiyle ilgili değindiği önemli başlıkların ardından şirketlerin geldiğimiz noktada nasıl ilerlemesi gerektiğine değinen Cizreli, “Bütün toplum bilimciler aynı şeyi ifade ediyor, ‘konumuz dolar, euro kuru olamaz. Her sorunu siyasete ve ekonomiye yüklersek, kısa süreli fayda ve çözümler peşinde koşarsak uzun vadede çöküşümüz kaçınılmaz olacak’ Bu tabloda bize de çok fazla rol düştüğünü anlamamız gerekiyor. Örneğin; Şirketlerimiz için araştırma yaptırıyor musunuz? Ya da araştırma sorularını alıp dünya nereye gidiyor biz de ayak uydurabilir miyiz diye önemli mercilere soruyor musunuz? Dünyada herkes verilere dayalı önlemler alıyor. Artık yeni bir pusula ama belirlemek gerekiyor. Pek çok araştırma inceleyip sokaktaki insan ne istiyor, müşterilerimiz bizden ne bekliyor gibi sorulara cevap bulmamız gerekiyor. Bizler artık yaşlandık ve toplumu okumakta zorlanıyoruz. Bunun için de bizlerin mutlaka çoklu kaynak, çoklu veri analizi ve bütüncül veri setiyle hareket etmemiz gerekiyor. Ülkenin durumuna bakarak moral bozmamak ve rehavete kapılmamak gerekiyor. Her şeyin iyi olacağına dair inancımızı koruyacağız. Şirketlerimiz için doğru hareketi yaparak aradan sıyrılmaya çalışacağız. Hepimize yeni bir zihin haritası gerekiyor. Kendimiz, toplumuz, şirketimiz ve ülkemiz için yeni bir hayal kurmamız gerekiyor. Ve bunu hep birlikte kolektif bir bilinçle yapacağız. Milli bayramlarımızdaki o bilinç çok hoşuma gidiyor. Örneğin, Atatürk Sivas Kongresi’nde, dil, din, ırk fark etmeksizin herkesi toplayıp bir başarı elde etti. Tüm ülkeyi orada bir lider inandırmıştı. Bu dönemde bizim de bir kurtarıcı lider beklemememiz gerekiyor. Bizlerin de bir lider olarak, şirketlerimizin liderleri olarak yeni bir vizyon kurup bütün ekibimizi, toplumumuzu ve etki alanlarımızı genişleterek bunları anlatıp bir hayale inandırmamız gerekiyor. Ekonomik olarak kötü bir dönemden geçerken bunu yapmak hiç kolay bir iş değil biliyorum fakat ortak bir hayale, bir amaca bağlanmak çok değerli. Teknoloji ve yapay zekâyı entegre ederek yeni bir bakış ve yeni bir yöntem geliştirmek bizim tek kurtuluşumuz olacak” dedi.

ANSİAD 16. Olağan Toplantısı soru cevapların ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in toplantının başkanlığını yapan, ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı & Bahatur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Işık Yargın ile konuğumuz BigChefs Kurucu Ortağı Gamze Cizreli’ye Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimi ile sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


SARAN GROUP YÖNETİM KURULU BAŞKANI SADETTİN SARAN ANSİAD'IN KONUĞU OLDU

Saran Group Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı faaliyet dönemi 15. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. "Sadettin Saran ile Samimi Söyleşi" konu başlığı ile 12 Kasım 2024 Salı günü Sunis Otel Su’da gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Üyesi & ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kurt, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Seçil Deren Van Het Hof, Ansiad Üyeleri, birçok misafir ve basın mensubu da katılım sağladı.

ANSİAD’a yeni üye olanlar için “Üye Alım Töreni” ile başlayan toplantıda Özel Antalya Halk Diş Sağ. Hiz. Ltd. Şti.’nin sahibi Mehmet İşlek, Özpınarlar İnşaat Taah. Turz. San. ve Tic. A.Ş.’nin sahibi Ramazan Sert, Ünallar Toptan Gıda Hayv. Tur. Yat. İşl. A.Ş. Namık Ünal ve Ünlü Mimarlık İzolasyon Dek. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sahibi Osman Ünlü’ye toplantımızın konuğu Saran Group Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran’ın ile ANSİAD Başkanı Ercan Özbek tarafından rozetleri takılarak üyelik belgeleri takdim edildi.

Toplantının başkanlığını yapan Ekonomi Yazarı & Ekonomi Ekranı Kurucusu Sami Altınkaya’nın, sorularını cevaplayan Saran Group Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran, Saran Holding yolcuğunun, zorlu geçen üniversite yıllarında edindiği tecrübelerle yakından ilişkili olduğunu dile getirdi.

“67 ülkede ülkemizi tanıtıyor, temsil ediyoruz”

Memur çocuğu olarak kardeşleriyle azimle çalışmanın meyvelerini topladıklarını, bunu da eğitim ve iş hayatındaki zorlu yollar sayesinde mümkün olduğunu ifade eden Saran, “Ben bir devlet memuru çocuğuyum. Babam Kırıkkale’de yetim büyüyor ve Darüşşafaka bursu ile okuyor. Eğitimine yurtdışında devam ediyor. Kimya mühendisliği bitiriyor. Daha sonra burada annemle tanışıyor. Annemi Amerika’dan Türkiye’ye getirmeye ikna ediyor. Annem Amerikalı bir kadın. Annemin Amerikalı olması Fenerbahçe camiasında aleyhime çok kullanıldı. Benzer bir örnek, 30. Komitede Medya Başkanı olmak için İstanbul Ticaret Odası seçimlerine başvurduk, annemin Amerikalı olması İTO’daki muhalifler tarafından da aleyhime kullanıldı. ‘Bu Amerikalı, bunun annesi Amerikalı’ şeklinde söylemlerle yaftalanmaya çalışıldı. Fakat biz bugün dört kardeş olarak Türkiye’ye, bizi Amerikalı diye yaftalamaya çalışan muhaliflerden daha çok katkıda bulunduğumuzu düşünüyoruz. 67 ülkede ülkemizi tanıtıyor, temsil ediyoruz. Türkiye’de en çok hayır işi yapan şirketlerden biriyiz ve vergi rekortmeniyiz. Tüm bunları o beğenmedikleri Amerikalı annemin vizyonuna borçluyuz” dedi.

“Hedef ile başarı arasındaki köprü disiplindir”

Konuşmasına konfor alanından çıkıp hedefine yürümenin önemini ve çocuklarını da bu öğretide yetiştirdiklerinin altını çizerek devam eden Saran, “Benim babam devlet memuru olduğu için biz spor bursuyla okuyabildik. Buna rağmen kardeşlerim Harvard, Stanford gibi okullarda okudular ve akademik kariyerlerine devam ettiler. Ben üniversiteyi Kentucky kentinde okudum Master eğitimimi de burada tamamladım. Benim üniversite eğitimim çok zorlu geçti. Eğitime çok önem veriyorum ve anne babaları da bu konuda uyarıyorum. Bir çocuğun eğitimi için en önemli şey anne ve babanın onun için yaptıklarından ziyade yapmadıklarıdır. Şöyle bir örnekle devam etmek istiyorum, Ali Şeriati bir gün annesine demiş ki ‘anne yardım et de şu ağaca çıkayım’ annesi de şöyle cevap vermiş; ‘başkasının yardımıyla çıktığın yerden düşersin.’ Bu söz beni çok etkiledi.” dedi ve ekledi, “Biz böyle yetiştik, çocuklarımızı da böyle yetiştiriyoruz. Konfor alanlarından çıkmalarını sağlıyoruz. Ben de konfor alanının çok dışında yaşayan biriydim ve çok zor şartlarda okudum. Hem sporcuydum hem de makine mühendisliği okuyordum. İkisini birlikte yürütmek çok zorlu bir eğitim hayatım olmasına sebep oldu. Ama bugün bir başarı varsa, yaşadığım tüm bu zorluklar sayesindedir. Bu noktada beni iki şey ayakta tuttu. İlki başarılı olma arzusu, ikincisi hayal kurmak. Buradan yola çıkarak gençlere hep bu öğüdü veriyorum. Hedef ile başarı arasındaki köprü disiplindir. Ben de çok disiplinliydim. Disiplinli olmak kendini sevmekle ilişkilidir. Bugün kendin için yapmadıkların yarınki seni belirler. Bunun temelinde de disiplin vardır. Dolayısıyla bugünlere gelmemdeki en önemli nokta disiplinli çalışmak.” dedi.

“Başarılı olmada ekip çok önemli”

Sürdürülebilir başarı ve iş hayatında ekip olmanın çok önemli olduğunu ifade eden Saran, “Tabii ki bu başarının arkasında biraz da ekip işi olması yatıyor. Ben sporculuk hayatımda takım oyuncusuydum. Bugün ki şirket hayatımızı da biraz böyle yönetiyoruz.  Başarılı olmada ekip çok önemli. Bunu gururla söylüyorum medya sektöründe binlerce çalışanımız var ve bizde işten ayrılma oranı %2’nin altındadır. Çok fazla sirkülasyonun olduğu medya sektöründe, bu kadar az işten ayrılma oranı büyük bir başarıdır. Bunu zorluklarla okuduğum okul yıllarımda tecrübe ettiğim kriz yönetimi ve ekip çalışmasına borçluyum. Bu başarı Amerika’daki zorlu yaşam standartlarının içselleştirilmiş halinin Türkiye’ye yansımasıdır. Amerika'da kalmayıp Türkiye’ye dönme sebebim; büyük bir okyanusta küçük bir balık olmaktansa, küçük bir gölde büyük balık olmak hedefimdi. Diğeri de vatan sevgisi. Türkiye’de başarılı bir iş adamı olmak benim en büyük hayalimdi. Doksanlı yıllarda Türkiye’de bir kriz varken, babamın tüm uyarılarına rağmen onu dinlemeyip Türkiye’ye geldim. O dönem hangi kapıyı çaldıysam kimse bana iş vermedi. Çok uzun süre iş bulamayınca umudumu kaybedeceğimi düşündüm fakat kaybetmedim. Gençlere de hep bunu öğütlüyorum. Yenildiğinde kaybetmezsin, vazgeçtiğinde kaybedersin. Bunu Fatih Terim kullanıyor fakat bu benim sözümdür. Vazgeçmedim ve iş aramaya devam ettim. Ve bir gün biri bana şans verdi oradan da buralara kadar geldik.” diye konuştu.

“En güçlü olan değil en iyi uyum sağlayan ayakta kalıyor”

Saran Holding’in kuruluş yolculuğundan bahseden Saran, “Türkiye'ye döndüğümde öz sermayem yoktu. Üniversite eğitim borçlarımla döndüm. Amerika'da hem çalışıyor hem okuyor olmak yetmiyordu, bir sürü borçla geri dönmüştüm. Her şey bir fikirle başladı. Amerika'da okul dışında boş zamanlarımda televizyon izliyordum. Birçok yerel ve ulusal kanal vardı. Türkiye'de ise sadece TRT1 kanalı vardı. TRT2 kanalı açılıp açılmaması konuşuluyordu. Bu bana bir fikir verdi. İlerleyen zamanlarda Türkiye’ye döndüğümde özel kanallara içerik üretip, satma fikri benim çıkış yolum oldu. Türkiye’ye döndüğümde bu fikir için sponsorluk bulmaya çalıştım fakat kimse oralı olmadı. O dönemin hem medya hem savunma sanayi sektöründe ileri gelen bir iş adamıyla tanıştım ve fikrimden bahsettim. Büyük bir heyecanla cevabını beklerken bana, büyük hayaller kurduğumu ve fazla uçtuğumu söyledi. Geldiğim noktadaki başarı beni geri çevirenlere cevap olmuştur diye düşünüyorum. Amerika'ya geri dönüp kapı kapı fikrime destek olabilecek birilerini aradım. Ve oranın önemli networklerinden biri bana destek olmak istedi. Bu destek sayesinde bugün beş farklı sektörde kırk şirket sahibiyim. En güçlü olan değil en iyi uyum sağlayan ayakta kalıyor. Ben bir hedef koydum, koşullara uyum sağladım, inandım ve asla inancımdan taviz vermedim. Herkese ne kadar büyük olurlarsa olsunlar hayallerinden vazgeçmemelerini tavsiye ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, o topluma kazandığının ne kadarını geri verdiğinde saklıdır”

Başarılı iş hayatının ön önemli noktalarından birinin yaptıkları sosyal sorumluluk projeleri olduğunu ifade eden Saran, “Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi o topluma kazandığının ne kadarını geri verdiğinde saklıdır.” Annemin bir öğüdünü hiç unutmuyorum. “Sana bir kötülük yapıldığında sen fazladan bir iyilik yap.” Yıllar sonra bu öğretinin beni ne kadar beslediğini fark ettim. Dolayısıyla kazandığımızın daha fazlasını ülkemize katmaya çalışıyoruz. Ve bu da bizi besliyor. Bugün 27 spor salonu, 9 okul ve etüt merkezinin sahibiyiz. Bunları para için değil ülkemizin gelişmesi için yapıyoruz. Türkiye'deki iş adamlarına çok kızıyorum. Bir iyiliği sadece telefonla istendiğinde yapıyorlar. Fakat bu istenmeden önce o boşluğun fark edilip yapılması gereken bir şey. Yani toplumun ihtiyaçlarını fark etmek çok önemli. Bu farkındalık ve farklılık da bizi besliyor.” şeklinde konuştu.

“Kimse doğuştan lider olmuyor”

İş hayatındaki liderlik vasıflarından ve sürdürülebilir başarıdan bahseden Saran, “Kimse doğuştan lider olmuyor. Hatalar yapa yapa doğrular bulunuyor ve ben iyi bir patron olduğumu düşünüyorum. Bunu da sürdürülebilir başarıdan anlayabiliyoruz. Hayatımın hiçbir bölümünde hata yapmaktan korkmadım. Hatalarımı kendime her zaman bir fırsat olarak gördüm. Hatalarımdan her zaman faydalı bir bilgi çıkardım. Şirkette de biri hata yaptığında, korkarak gelirlerdi ve ben hep şu şekilde ilerlerdim. Bu hata neden yapıldı, bundan nasıl bir ders çıkarmalıyız ve sonrasında neler yapacağız. Bu doğrultuda yapılan her hatayı lehimize çevirmeyi başardık. Kazanan ve kaybeden arasındaki en büyük fark geçmişe bakmamak. Sorunu olduğu gibi kabul edip, çözümleyip, yola devam etmek en önemli noktadır. Ben şirketlerimizde geçmişe takılı, bahane üreten insan barındırmam. Şeffaflık severim. Aidiyet duygusu olan insanların önünü açarım. Hata yapmaktan korkmayan, sinerji yaratan ve çalıştığı yeri sahiplenen insanların önünü açarım. Bir de arada bir başarısız olmuş insanları seçerim. Çünkü hayatta başarıya ve alkışlamaya alışmış insanlar ilk başarısızlıkta darmaduman olurlar. Çok başarısızlık yaşadım fakat hiçbir zaman darmaduman olmadım. En önemli özelliklerimden bir tanesi dayanıklılıktır. Lider dediğin esnek olmalıdır. Yaptığı hatayı kabullenip onu iyiye dönüştürebilendir. Bir diğer önemli madde de birbirinin önünü kesmek yerine insan yetiştirmek. Bütün genel müdürlerime yerlerine insan yetiştirmelerini söylüyorum. Vatana millete katkı sağlayan, Atatürkçü insanlar yetiştirmek için talimatlar veriyoruz. Maalesef Türkiye’de liyakate önem verilmiyor. Yapıcı eleştiriye açık olmak çok önemli. İyi bir lider ve patron kendini geçersiz kılandır. Patron dediğin kendini geçersiz kılar, ekibinin ve çalışanlarının önünü açar. Nasıl patronsunuz dediğiniz zaman bunlara dikkat eden bir patronum.” dedi.

ANSİAD 15. Olağan Toplantısı soru cevapların ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in toplantının başkanlığını yapan, Ekonomi Yazarı & Ekonomi Ekranı Kurucusu Sami Altınkaya ile konuğumuz Saran Group Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran’a Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdimi ile sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD CUMHURİYET TURNUVASINDA ŞAMPİYONLAR BELLİ OLDU

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle düzenlenen ve 31 Ekim’de başlayan 6. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T400 Masters Ulusal Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK)’nün iş birliğinde Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında 379 sporcunun rekor katılımıyla 31 Ekim’de açılışı gerçekleştirilen 6. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T400 Masters Ulusal Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu. Ödül töreninin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, “Burada bu turnuvayı yapabiliyorsak bir çift mavi göze borçluyuz. Onun mirasını ve değerlerini yaşatmak boynumuzun borcu. Bu topraklarda özgürce ve medeni şekilde yaşamayı öğreten, onun mirası olarak bilimden, ilimden ve fenden vazgeçmeyerek devam edeceğimizin sözünü veriyor, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal'i saygı rahmet ve minnetle anıyorum" dedi. Cumhuriyet turnuvasının, Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusunu paylaşmak ve ülkemizin uluslararası arenada tanıtımını yapmak adına oldukça önemli olduğunu ifade eden Özbek, "Amacımız, sporun birleştirici gücünü kullanarak toplumumuzun her kesimine ulaşmak ve Antalya'nın tenis alanındaki potansiyelini ortaya koymaktır" dedi. Başkan Özbek turnuvaya katılım gösteren spor severlere ve turnuvanın gerçekleşmesinde katkıda bulunan herkese teşekkür etti.

ATİK, NOTEKS A.Ş, BAHAR GROUP’A TEŞEKKÜR

6. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T400 Masters Ulusal Tenis Turnuvası’na verdikleri desteklerden dolayı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, ATİK Yönetim Kurulu Başkanı, ANSİAD üyesi Necmi Alpagot, Noteks A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, ANSİAD Üyesi Nihat Oktay ve Bahar Group Yönetim Kurulu Üyesi, ANSİAD Üyesi Serkan Bahar’a plaketlerini takdim etti. Başkan Özbek, “31 Ekim’de başlayan turnuva boyunca katkılarından dolayı organizasyonumuzun önemli bir parçası olan hakem ve hakem yardımcıları Başhakem Sayın Vural Toptaş’a, Gözlemci Hakem Sayın İhsan Açar’a, Gözlemci ve Kule Hakemi Sayın Nermin Açar’a, Sağlık Personeli Sayın İlayda Çobanoğlu’na teşekkür ediyorum” diye konuştu.

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

Çiftler ve tekler kategorilerinde gösteri maçları ile turnuvamıza kattıkları heyecan nedeniyle Türkiye’nin en başarılı 7 tenisçiden dört isim, Tenisin Yıldızları; Mert Naci Türker, Gökberk Sarıtaş, Mert Alkaya, Cengiz Aksu’ya performans ödülleri takdim edildi.

18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olan ve 9 Kasım’da final etkinlikleri ile son bulan, sporcuların Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde yarıştığı 6. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T400 Masters Ulusal Turnuvası kapsamında, Antalya Muratpaşa Ramazan Hatice Savaş Özel Eğitim Uygulama Okulu (I. II. ve III. Kademe) öğrencileri özel çocuklarımızın özel tasarımları turnuva şampiyon ve finalistleri;

İlk adım 40-tek erkekler 1.si Sinan Nane ve 2.si Vedat Bedel’e

İlk adım 40 + tek erkekler 1.si Alpay Pınar ve 2.si Aykut Turalı’ya

30+ tek erkekler 1.si Mert Karyağdı ve 2.si Muharrem Boyraz’a

35+ tek erkekler 1.si Emral Aker Kozak ve 2.si Murat Uzun’a

40+ tek erkekler 1.si Uğur Öz ve 2.si Serkan Yıldız’a

45+ tek erkekler 1.si Harun ismail Çiftçi ve 2.si Erkan Urkan’a

50+ tek erkekler 1.si Osman Karaman ve 2.si Ömer Yücel’e

55+ tek erkekler 1.si Birol Başlar ve 2.si Bahadır Gezici’ye

60+ tek erkekler 1.si Günhan Kemal Şahinoğlu ve 2.si Tarık Fırıncı’ya

65+ tek erkekler 1.si Özcan Arıklı ve 2.si Uğur Uzun’a

ilk adım 40-tek kadınlar 1.si Zehra Melisa Ağlagül ve 2.si Havva Nalbantoğlu’na

ilk adım 40+ tek kadınlar 1.si Gülay Meral ve kadınlar 2.si Aslı Bakır’a

30+ tek kadınlar 1.si ayşe Yıldız Dilber ve 2.si Hanife Tuğrul’a

35+ tek kadınlar 1.si Türkan İzlem Yolyapar ve 2.si aslı İrem Kocabay’a

40+ tek kadınlar 1.si Bahar Keçeli ve 2.si Ayça Altay’a

45+ tek kadınlar 1.si Hülya Önel ve 2.si Sevgi Ataç’a

50+ tek kadınlar 1.si Gülseven Yonguç ve 2.si Banu Tümay’a

55+ tek kadınlar 1.si Nilüfer Tamer ve 2.si Asuman Kaplan Algın’a

60+ tek kadınlar 1.si Anıl Bölgen ve 2.si Melihat Terzi’ye

30+ çift erkekler 1.leri Burak Başak-Gürkan Arbağ ve 2.leri Ferhat Akdoğan-Mert Karyağdı’ya

40+ çift erkekler 1.leri Erkan Girgin-Celal Bülbül ve 2. leri İdris yakar-Mehmet Emin Özdemir’e

45+ çift erkekler 1.leri Erdal Bakırcan-Emre Karatay ve2. leri Serkan Yıldırım-Talat Taşdemir’e

50+ çift erkekler 1.leri Ömer Yücel-Ahmet Erdem ve 2. leri Erdal Tunç-Sadrettin Uzun’a

55+ çift erkekler 1.leri Bora Gökçer-Birol Başlar ve 2.leri Oğuz Baharlı-Saim Evran’a

60+ çift erkekler 1.leri Emin Taşkıran-Mehmet Uslu ve 2.leri Tarık fırıncı-Gülhan Kemal Şahinoğlu’a

40+ çift kadınlar 1.leri Bahadır Keçeli-Meral Kasap ve 2.leri Şeniz Karagöz-Evren Soytok’a

45+ çift kadınlar 1.leri Gülay Özalpagut- Tatiana Özel ve 2.leri Canan Şenbayram- Sevgi Ataç’a

50+ çift kadınlar 1.leri Meltem Onaran-Ülkü Köse ve 2.leri Yonca Doyan- Hatice Yağveri’ye

30+ karışık çiftler 1.leri Huriye Aşina Ölmezoğlu-Hasan Küçük 2.leri Süheyla Akboğa-Hakan Berber’e plaket olarak takdim edildi.

6. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T400 Masters Ulusal Turnuvası 'nın ödül töreni toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERCAN ÖZBEK’TEN 10 KASIM ATATÜRK’Ü ANMA MESAJI

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 86. yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımlayan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun aziz hatırasını ve mirasını yaşatmanın önemini bir kez daha vurguladı.

Özbek, " Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 86. yıl dönümünde, onun eşsiz liderliğini, vizyonunu ve Cumhuriyetimize olan sonsuz bağlılığını bir kez daha derin bir saygı ve minnetle anıyoruz. Atatürk, sadece bir milletin bağımsızlık mücadelesinin önderi değil, aynı zamanda ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine taşımak için gösterdiği kararlı adımlarla halkının geleceğini şekillendiren bir liderdir. 10 Kasım, bizlere Atatürk'ün aziz hatırasını yâd etme fırsatının yanı sıra, ülkemizin modernleşme yolunda kat ettiği mesafeyi, ekonomik kalkınmasını ve sosyal gelişimini değerlendirme günüdür. Atatürk’ün başarıları, liderlik yeteneği ve devrimleri bizlerin gururudur. Bugün, bu gurur ve minnetle iş insanları olarak, bu mirasa sahip çıkmak ve Atatürk’ün işaret ettiği hedeflere ulaşmak için tüm gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz" dedi.

Özbek sözlerini şu şekilde tamamladı, "Türkiye'nin sanayi ve ekonomi alanındaki güçlü geleceğini inşa etmek, Cumhuriyet'in temel ilkelerinden aldığımız ilhamla her geçen gün daha ileriye gitmek en büyük sorumluluğumuzdur. Atatürk’ün 'İleriye gitmek, her zaman en iyiye ulaşmak' anlayışını benimseyerek, iş dünyasında da özgür, güçlü ve bağımsız bir Türkiye için çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.  Bu duygu ve düşüncelerle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete irtihalinin 86. yıl dönümünde saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz."

 

 

 

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BU YIL 6.SI DÜZENLENEN ANSİAD TENİS TURNUVASI, TENİSİN YILDIZLARIYLA GÖZ DOLDURACAK

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen 6. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T400 Masters Ulusal Tenis Turnuvası başladı

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) olarak Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK) iş birliğinde, Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri çerçevesinde bu yıl 6.sını düzenleyeceğimiz Türkiye’nin İlk 7’sindeki dört sporcumuz Mert Naci Türker, Gökberk Sarıtaş, Mert Alkaya ve Cengiz Aksu’nun katılımıyla gerçekleşecek T6. ANSİAD- ATİK Cumhuriyet Kupası T400 Masters Ulusal Tenis Turnuvası başladı.

Turnuvaya katılan sporculara başarılar dileyen ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, “Cumhuriyet turnuvamız, genç yeteneklerimizi desteklemek ve tenis sporunun gelişimine katkıda bulunmak amacıyla her yıl düzenlenmektedir. Tenisin yıldızlarının da katılımı ile 6-7-8 kasımda tekler ve 9 kasımda çiftler kategorilerinde 18:00-20:00 saatleri arasında oynanacak gösteri maçları tüm tenis severlere unutulmaz anlar yaşatacak.

379 katılımla gerçekleşecek tenis turnuvamız, Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusunu paylaşmak ve ülkemizin uluslararası arenada tanıtımını yapmak adına oldukça önemlidir. Amacımız, sporun birleştirici gücünü kullanarak toplumumuzun her kesimine ulaşmak ve Antalya'nın tenis alanındaki potansiyelini ortaya koymaktır. Etkinliklerimizde bizleri yalnız bırakmayan tüm spor severleri, Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü'nde bu heyecan dolu günlerde yanımızda görmekten mutluluk duyacağız” diye konuştu.

Sporcuların Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde yarışacağı turnuva, 31 Ekim – 9 Kasım Tarihlerinde, 18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olarak gerçekleşecek.

 

 

Detaylı bilgi için;

Büşra SEVİLEN

Medya Sorumlusu

 

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERCAN ÖZBEK’TEN 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI

ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERCAN ÖZBEK’TEN 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI

ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, “Cumhuriyet, sadece bir yönetim şekli değil, aynı zamanda halkımızın bağımsızlık, eşitlik ve adalet arayışının en önemli sembolüdür” dedi.


29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, “Bugün, ulusumuzun bağımsızlık mücadelesinin taçlandığı ve çağdaş bir devlet olma yolunda attığı cesur adımın yıl dönümüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101. yıl dönümünde, ulusumuzun bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde gösterdiği kararlılığı ve azmi bir kez daha anıyoruz” diye konuştu.
Emanet edilen mirasın ağırlığının farkında, gururunun bilincinde olmamız gerektiğinin önemine vurgu yapan Özbek, “Cumhuriyet, her şeyden önce barış ve huzur ortamında filizlenen bir demokrasi ağacıdır. Geçmişe ve geleceğe karşı taşıdığımız sorumluluk ağır; ancak bu sorumluluk, bir o kadar da gurur vericidir. Bu bilinçle, her gün bir adım daha ileri gitmek için neler yapabileceğimizi düşünmeli, emanet aldığımız mirası daha iyi koşullar altında gelecek nesillere aktarmanın yollarını aramalıyız” dedi.


Özbek, “Cumhuriyet, sadece bir yönetim şekli değil, aynı zamanda halkımızın bağımsızlık, eşitlik ve adalet arayışının en önemli sembolüdür. Bu değerlerin önemini daha iyi anladığımız bu günlerde ANSİAD olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize miras bıraktığı bu eşsiz değerler, bugün bizlere sorumluluk yüklemekte; bizleri, daha ileriye taşıyacak projeler geliştirmeye teşvik etmektedir. Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin kuruluşunu kutlarken, her bir bireyin bu büyük değişimin bir parçası olduğunun bilincindeyiz. ANSİAD olarak; iş birliği, dayanışma ve üretkenlik ruhuyla daha güçlü bir gelecek inşa etmek için bir araya gelmeye devam edeceğiz. Bizler, Cumhuriyetimizin sağladığı özgürlük ortamında, iş dünyasında adil ve sürdürülebilir bir büyüme hedefliyoruz” diyerek Cumhuriyetin kazandırdığı değerlere sahip çıkarak sürdürülebilir büyüme hedeflerinin altını çizdi.


Özbek, sözlerini şu şekilde tamamladı, “Türkiye’nin dört bir yanında Cumhuriyetimizin kazanımlarını kutlarken, bizlere çağdaş uygarlık hedefimize yönelik bir devlet ve toplum yapısının temelini oluşturan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere; tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygı ile anıyor; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızın 101. Yıl dönümünü canı gönülden kutluyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene!”
 
 
Büşra SEVİLEN
Medya Sorumlusu
E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


Kurumsal Sürdürülebilirlik Elçisi Dr. İzel Levi Coşkun ANSİAD’ın konuğu oldu

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı faaliyet dönemi 13. Olağan Toplantısı, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Wagner Kablo A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı & Genel Direktörü L. Hilmi Ünsal’ın moderatörlüğünde, Forvis Mazars Türkiye CEO & Kurumsal Sürdürülebilirlik Elçisi Dr. İzel Levi Coşkun’un katılımı ve "Süreklilikten Sürdürülebilirliğe" konu başlığı ile Akra Otel’de gerçekleşti. Coşkun, şu an ki insan tipinin birbirinin taklidi olduğunu ve çıkar maksimizasyonunun ön plana çıktığını vurgulayarak sunumunun açılışını yaptı.

“Her şeyi metalaştırmaya bayılıyoruz”

Her şeyi para ile çözümlemeye çalışmanın önemli noktaları atlamamıza sebep olduğunu vurgulayan Coşkun “Her şeyin parasal bir değeri var. Her şeyi metalaştırmaya bayılıyoruz. Mesela iklim krizi için bile beş trilyon doları masaya koyduk çözebileceğimizi düşünüyoruz. Büyüme bizim için çok önemli. Devamlı sınırlı bir dünyada daha fazla büyümenin ve daha fazla şeye sahip olmanın peşindeyiz. Hazırdaki yüz ölçümünü dünya nüfusuna bölersek her birimize bir metrekare düşüyor. Sanki hayattaki en önemli amacımız o metrekareyi biraz daha fazla büyütmekmiş gibi bir yaklaşım var. Ve tüketim de burada çok önemli. Devamlı daha fazla tüketmek, daha fazlasına sahip olmak, daha fazlasına ulaşmak istiyoruz. Fakat düşündüğümüz zaman evet her şeye daha kolay belki ulaşabiliyoruz ama yeterince zaman harcıyor muyuz? Gerçekten zamanımızı iyi kullanabiliyor muyuz? Kendimizi mi tüketiyoruz bunu yaparken gibi sorular aklımıza gelmiyor değil” dedi.

“Dünyada 500.000.000’a yakın insan ciddi su kıtlığı çekiyor”

Coşkun daha fazla büyüme amacının küresel ölçekte ciddi problemlere yol açtığının altını çizerek; “Birbiriyle ilişkili olan iklim krizinden tutun da öncelikli olarak su krizi, biyoçeşitlilik kaybı, okyanusların asitlenmesi, toprak kaybı ve sosyal eşitsizlikler gibi altı adet majör problemle karşı karşıyayız. İklim krizinin ana sebebi burada karbon emisyonları. İki yüz elli yıl önce aşağı yukarı 300 civarlarında olan karbon emisyonları 1961 yılında 350’ye ulaşmış. Şu anda da 420’ye gelmiş durumda. Bunu camları kapalı bir arabayı güneşin altında bırakmak gibi düşünebilirsiniz. O karbon ısıyı tutuyor ve gittikçe ısınıyoruz. En büyük problemlerden biri su sorunu. Dünyada 500.000.000’a yakın insan ciddi su kıtlığı içinde. Suya ulaşamıyor. Dünya nüfusunun %70’i ise gittikçe suya ulaşmakta zorluk çekiyor. Biliyorsunuz dünyada birkaç tane akifer var. Akiferler yani yeraltı suları. Biz bu yeraltı sularını o kadar çok kullanıyoruz ki Türkiye'ye baktığımızda, 50 metreden çıkan sular artık 300, 400 metre derinlerden alınabilmeye başlandı. Aynı şekilde yağışlar da Anadolu Ajansı'nın geçen sene çıkarttığı bir habere göre İstanbul'da yağışların %51 oranında azaldığını söylüyor. İstanbul'da yağmur yağıyor ama baraj doluluk oranları ne seviyede biliyor musunuz? %36. Dedi ve ekledi. “Çok çok düşük. Halbuki biz sonbahara geldik. Bu dönemde ciddi yağmur yağıyor olması lazım. Ama durum maalesef bu” dedi.

“Dünyada müthiş bir plastik çöplüğü var”

Plastik atıkların, canlı türlerinin yok olmasındaki yıkıcı etkisi üzerinde duran Coşkun sözlerine şu şekilde devam etti; “Dünyadaki ısının artması dolayısıyla farklı bölgelerde kırılan rekorlarla karşı karşıyayız. Okyanusların asidite oranı 8.3 seviyesinde olması gerekiyor. Şu anda 8.1 civarlarında. Bu 0.2’lik oynama dahi dünyanın en büyük mercan kayalıklarının yok olmasına sebep oluyor. Kabukların incelmesine sebep oluyor. Birçok canlının hayatını inanılmaz olumsuz şekilde etkiliyor. Ve bildiğiniz gibi dünyada müthiş bir plastik çöplüğü var. Farklı okyanusların içinde beş büyük plastik çöplüğü var. Neredeyse Türkiye'nin yüz ölçümünün dörtte üçü boyutunda plastik çöplüklerinden bahsediyorum. Ben her sabah çocuğumu okula götürürüm. İstanbul'da ya karga görüyorum ya martı görüyorum ya güvercin ya da serçe, başka hiçbir şey görmüyorum. Gittikçe biyoçeşitlilik azalıyor, gittikçe daha az hayvan görüyoruz etrafımızda. Bir seyahate çıktığımızda eskiden böcekler çarpardı cama bunları artık görmüyoruz. Gittikçe azalıyor. Gözümüzün önünde çeşitlilik azalıyor. İnsanlık kara memelilerin %83’ünün, deniz canlılarının %80’inin, ormanların ve tüm bitkilerin %50’sinin yok olmasından sorumlu durumda. Özellikle yeni toprak alanlarının açılması, buralarda endüstriyel tarım yapılması, aşırı gübrelemenin olmasına bağlı olarak dünyada yine biyoçeşitliliği olumsuz etkileyecek şekilde toprak kaybıyla karşı karşıyayız. Burada da bir numara Brezilya. Tabii yöneticiler çok önemli. Dünyanın akciğerleri Amazon ormanları devamlı yok oluyor. Dört saniyede bir, bir futbol sahası büyüklüğünde ormanlık alanın yok olduğunu görüyoruz.”

“En büyük majör problemlerden biri ‘Sosyal Eşitsizlik’”

Coşkun; “Sürdürülebilirlik deyince hep doğayla ilgili olan şeylerden bahsettik lakin diğer en önemli konu başlığı ‘Sosyal Eşitsizlikler’. Cinsiyet eşitsizliği, gelir eşitsizliği, sağlığa ulaşım ve eğitime ulaşım dört adet majör eşitsizlikle karşı karşıyayız. Tabii ki bunların sayısını arttırmak mümkün. Dünyanın en büyük şirketlerinin sahiplerinin hepsi erkek. Burada değiştirilmesi gereken bir şey olduğunu düşünüyorum. Oxfam'ın raporuna göre; dünyada erkeklerin kadınlardan 114 trilyon daha fazla varlığa sahip olduğuna dair bir bilgi var. Demek ki buralarda yapılacak çok iş var. Karbon ayak izimizi düşürmek istiyor isek kadın ayak izimizi arttırmamız gerekiyor. TÜSİAD’a üye kadın sayımız %19. Hepimizin bu alanlarda yapması gereken çok şey var diye düşünüyorum” diyerek kadınların iş, ekonomi ve sosyal çevrede daha fazla söz sahibi olması gerektiğiyle ilgili adımların atılmasının önemli olduğunu belirtti.

“Hepimiz sınırlı bir dünyada sınırsız bir büyümenin peşindeyiz”

Konuşmasına sürdürülebilirliğin temel başlıklarını açıklayarak devam eden Coşkun; “Sürdürülebilirlik nedir? Sürdürülebilirlik tanımı ilk defa 1713 yılında bir ormancılık terimi olarak kullanılmış. Ormandan, ormanın kendisini rejenere edebileceğinden daha fazlasını almamak şeklinde tanımlanmış. 1987’de Brundtland raporunda da sürdürülebilir kalkınmayı şu şekilde tanımlamışlar; ‘Bugünün ihtiyaçlarını gelecek kuşakların kendi ihtiyacını karşılama kapasitesinden ödün vermeden karşılamak.’ Ne demek bu? Gelecekten borç almamak, bugün yaşarken gelecek kuşakların haklarını ellerinden almamak demek. İnsanlar sürdürülebilirlikten bahsediyorlar örneğin sürdürülebilir büyüme, sürdürülebilir yaşam, sürdürülebilir gıda. Ama en merak edilen konu sürdürülebilir iş. Burada aslında insanların süreklilikten bahsettiğini fark ettim ve konuyu daha iyi aktarabilmek adına bir kitap yazdım. Süreklilikten Sürdürülebilirliğe. Çok kısaca bu kitapta ne anlattığımı süreklilik ve sürdürülebilirlik farkından yola çıkarak size aktarmaya çalışacağım. Ben hayatımda beş yıldan daha iyi ileri giden bir projeksiyon görmedim. Maksimum beş yıl. Halbuki biz gelecek kuşaklardan bahsediyorsak çok daha uzun vadeli düşünmenin yolunu bulmamız lazım. Çünkü gelecek kuşakları etkileyen kararlar alıyoruz. Burada önemli bazı başlıklar var. Biz karımızı arttırmaya çalışıyoruz evet ama sürdürülebilirliğin bizden beklediği konu bu değil. Sürdürülebilirlik diyor ki; çevresel ve sosyal etkin ile ekonomik yeterliliği dengelemenin yolunu bul. Peki bu ne demek? Kar optimizasyonu demek. Bir diğeri kurumun çıkarı, sistemin çıkarı. Biz nasıl kendi çıkarımızı maksimize etmeye çalışıyorsak, kurumun da çıkarını maksimize etmeye çalışıyoruz. Ama buna felsefede etik egoizm deniyor. Halbuki sürdürülebilirliğin bizden beklediği faydacı bir etik. Sadece kendi çıkarımızı değil bütün sistemin çıkarını düşünmemiz lazım. Yeterli mi değil. Çünkü işin içine özen etiğinin de girmesi gerekiyor. Çünkü biz insanız. Burada duygular da işin içine giriyor. Diğer bir önemli başlık, büyüme. Hali hazırdaki nüfus bu şekilde artarsa, hali hazırdaki üretim bu şekilde artarsa, hali hazırdaki hava kirliliği bu şekilde artarsa dünya ne hale gelir diye bir matematiksel modelleme yapmışlar. Hiç kimsenin dikkatini çekmemiş. 2000’li yıllara gelindiğinde ne kadar doğru olduğunu ve dünyanın ne kadar yanlış bir yere gittiği görülünce bu rapor inanılmaz önemli olmuş. Hepimiz sınırlı bir dünyada sınırsız bir büyümenin peşindeyiz. Bir gün öğrencilerime sordum. Arkadaşlar dedim. Dünyadaki bütün şirketler hepsi eksiksiz. Büyüme hedeflerini tutturursa dünyaya ne olur? Bir tane öğrenci şöyle dedi; ‘Hocam dünya patlar’ dedi. Evet aynen öyle. Öyle bir duruma geldik. Dolayısıyla bizim büyüme yerine kalkınma ve gelişime dikkat etmemiz gerekiyor. Peki kalkınmada, gelişimde ne var? Hukuk var, adalet var, ifade özgürlüğü var, eğitim var, kadın konusu var, kalite var, etik ve daha sürü konu var. Peki biz nasıl ölçüyoruz büyümeyi? Parayla ve ciroyla ölçüyoruz. Peki ben size sorsam Türkiye'nin gayri safi milli hasılası yerine Türkiye'nin gayri safi milli kalitesi nedir? diye sorsam ne cevap verirsiniz? Ya da cari açık yerine etik açık ne kadardır? diye sorsam ne cevap verirsiniz? Cevap veremezsiniz. Niye? Çünkü ölçüm mekanizması yetersiz. O yüzden de bizim şirketlerimizde sadece finansal olan değil olmayan parametrelere de ihtiyacımız var. Ve bunları yavaş yavaş ölçmemiz, hedeflerimize koymamız ve stratejilerimizin içine yedirmemiz gerekiyor” dedi.

“Biz aynı dereyi paylaşmayı bıraktık”

İnsanların birbiriyle rekabetinde ortaya çıkan ekonomik, çevresel ve sosyal olumsuz sonuçları, bir arada, çözüm odaklı hareket ederek minimize edilmesi gerektiğini ifade eden Coşkun; “Bir diğer başlık kıyasıya rekabet. Biz aynı dereyi paylaşmayı bıraktık. Koskoca nehirleri kuruttuk. Çin'in en büyük ikinci nehri kurudu. O nehirlerin beslediği göller kurudu, Aral Gölü. Tuz Gölü kurudu mu? Kurudu. Nasrettin Hoca'nın maya çaldığı Akşehir Gölü kurudu. Böyle bir rekabet içindeyiz. İş birliği yapamaz mıyız? Bunun yolunu bulamaz mıyız beraber? Açık inovasyon yapamaz mıyız mesela? Hep bunları eksik bırakıyoruz. Bizim rakiplerimiz de aslında paydaştır. Dolayısıyla bizim artık entegre, bütünsel bir bakış açısına ihtiyacımız var. Olayları farklı şekilde yorumlamamız lazım. Geleceği raporlama sistemi de bunu söylüyor. İş insanları olarak size entegre raporlama sistemini öneriyorum. Entegre raporlama, sadece finansal olan veriyle olmayan veriyi bir araya getiren bir raporlama sistemi değil. Arasındaki ilişkiyi de ortaya koyan bir raporlama sistemi. Dolayısıyla sürdürülebilir kalkınma aslında insan yaşamının gereksinimleri ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği arasında bir denge kurarak ekonomik, çevresel ve sosyal ortamda bugünden geleceğe planlama yapılmasını öngören bütünsel bir bakış açısı. Kurumsal sürdürülebilirlik ise uzun vadeli paydaş bakın, uzun vadeli hissedar değeri demiyorum. Ekonomik, çevresel sosyal gelişimlerden kaynaklanan riskleri, fırsatları yönetmeye ve değerlendirmeye yönelik bir işletme yaklaşımıdır. Bizim insanlık olarak iş birliği yapmanın yollarını bulmamız gerekiyor. İşletmeler aslında stratejilerinde kurumsal yönetimlerinde, risk yönetimlerinde, ölçüm sistemlerinde ve hedeflerinde iklimle ilgili açıklamalar yapmak zorundalar. Karbon emisyonlarını ölçmek zorundalar. Bu iş bugünden öbür güne yapılabilecek bir iş değil. Tamamen yepyeni bir dünya bekliyor bizi. O yüzden bizim bunları ölçerek, işletmelerimizin hedeflerinin içine koymaya alışmamız gerekiyor. Sürdürülebilirlikte önemli olan aramızdaki döngüsel bağı görebilmenin farkındalığı. Bu farkındalığın bir sorumluluğu var. Ve dönüşüme ayak uydurmadığımız sürece istediğimiz yere ulaşmamız mümkün değil” diyerek konuşmasını noktaladı.

Toplantı soru ve cevapların ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Üyesi, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Wagner Kablo A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı & Genel Direktörü L. Hilmi Ünsal ile toplantının konuğu Forvis Mazars Türkiye CEO & Kurumsal Sürdürülebilirlik Elçisi Dr. İzel Levi Coşkun’a günün anısına Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’ nın seramik kuşlarından birisini hediye etmesinin ardından sona erdi.

 

 

Büşra SEVİLEN
Medya Sorumlusu

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD Küresel İklim Değişikliği Fotoğraf Yarışması Sonuçları Açıklandı

04 Ekim 2024 tarihinde ANSİAD Ofisinde toplanan seçici kurul üyeleri aşağıdaki eserleri “ANSİAD KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI”nda ödüle ve sergilenmeye uygun görmüştür.


ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLLERİNE BAŞVURULAR BAŞLADI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını kategorilerini içeren “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü vermektedir.

ANSİAD medya ödülü ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.

Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını dijital ortamda en geç 01 Kasım 2024 Cuma günü saat 17.00'ye kadar basin@ansiad.org.tr mail adresine göndermeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

Saygılarımızla. 01 Ekim 2024

 

M. Mesut ÖZDERİN
ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi


“ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ” KATILIM KOŞULLARI

Bu yarışmada; 01 Ekim 2023 – 01 Ekim 2024 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eser, “ANSİAD 2024 YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü almaya hak kazanabilecektir.

Yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.

Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:

- Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak
- Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

Yapılan değerlendirme sonucunda; ödül sahibine başarı belgesi ile bronz döküm özel tasarım ödül sembolü verilecektir. Ödüller, Ocak 2025’de yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

 

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 11 kişiden oluşur:

- Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)
- Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)
- Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)
- Isparta Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)
- Burdur Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)
- Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)
- ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)
Ercan ÖZBEK, Burak GÖNEN, İlhan KARAKAYA, M.Mesut ÖZDERİN, Musa TAŞKIN

Başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:

Yazılı Basın dalı

- Haber
- İnceleme-Araştırma
- Röportaj
- Makale

Görsel Basın dalı

- TV Programı
- TV Haberi
- TV Röportajı
- Belgesel

İşitsel Basın dalı

- Radyo Programı
- Radyo Haberi
- Radyo Röportajı

İnternet Basını dalı

- Haber
- Röportaj
- Makale
- İnceleme-Araştırma

 

Medya Sorumlusu
Büşra SEVİLEN

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ERCAN ÖZBEK "TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM ÇABALARINI DESTEKLİYORUZ"

Antalya Sanayici ve İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, Türkiye’nin gri listeden çıkarılmasına yönelik açıklamalarda bulundu. Özbek, “FATF kurallarına uyum hususunda taahhütler verilmiş olması Türkiye için yatırım ve iş ortamı açısından önemli bir gelişmedir” ifadelerini kullandı.  

Ercan Özbek, “Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’in Türkiye’nin Mali Eylem Görev Gücü (FATF) gri listesinden çıkarılması için harcadığı çabalar nihayet olumlu sonuç vermiştir. Sayın Bakanı kutluyor ve ANSİAD olarak Türkiye’nin uluslararası standartlara uyum çabalarının devam etmesi yönündeki desteğimizi bir kez daha bu vesileyle ifade ediyoruz” dedi.

Özbek, sözlerine şu şekilde devam etti: “Bilindiği gibi FATF, küresel düzeyde para aklama, terör finansmanı, siber suçlar, uyuşturucu ticareti, yasadışı silah ticareti, organize suçlar, yolsuzluk gibi suçlarla ilişkili finans hareketlerini önlemeye dönük uluslararası kural ve denetim standartlarını belirleyen kuruluştur. Maalesef Türkiye 2021 yılında FATF tarafından gri listeye alınmış, bu nedenle Türkiye’den yapılan fon transferleri uluslararası bankalar tarafından kuşkuyla karşılanır olmuştu. Bu tür eksiklerin uzun vadeli yatırımları ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını olumsuz etkilemenin ötesinde ülkemizdeki huzur ve güvenlik koşullarını bozmaya yüz tuttuğu da yadsınamaz bir gerçektir. Türkiye’nin itibarına gölge düşüren ve suç örgütlerine elverişli bir ortam sağlayan eksik ve hatalı uygulamalardan vazgeçilmesi ve FATF kurallarına uyum hususunda taahhütler verilmiş olması Türkiye için yatırım ve iş ortamı açısından önemli bir gelişmedir”

“Bu gelişmeler Türkiye’nin küresel değer zincirine entegrasyonunu, dış finansman koşullarının iyileşmesini, şirketlerimizin itibar ve değerlerinin artmasını, kayıt dışılığın azalmasıyla vergi adaletinin tesisini ve suç örgütlerinin mali kaynaklarının engellenmesini sağlayacaktır” diyen Özbek, “Kuşkusuz, gri listeden çıkmak bu konuda fiili olarak tüm sorunların bittiği anlamına gelmemekte, yasal olmayan para hareketlerinin denetim altına alınması ve önlenmesi çalışmaları kararlılıkla sürdürülmelidir. Bu nedenle, ülkemizin ekonomi, hukuk gibi her alanda evrensel standartların üzerine çıkmasını savunan bir kuruluş olarak bu tür yapısal değişim adımlarının devam edeceğini ümit ediyor, Hükümetimizin FATF ile iş birliğini sürdürmesi ve taahhütlerini yerine getirmesi hususunda herkesi daha duyarlı olmaya çağırıyoruz” şeklinde kaydetti. 

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


PROF. DR. EMRE ALKİN “KRİZ HİÇBİR ZAMAN GEÇMEYECEK”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 10. Olağan Toplantısı’nda “Küresel Riskler ve Piyasalar” konuşuldu. 10 Haziran 2024 Pazartesi günü Akra Otel’de düzenlenen toplantı, Ekonomi Yazarı ve Dünya Gazetesi Köşe Yazarı Sami Altınkaya’nın moderatörlüğünde İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü ve Ekonomi Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Emre Alkin, Dinamik Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Kurumsal İletişim ve Satış Birim Müdürü Hande Eğilmez Eniş, Dinamik Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Kurumsal Finansman Genel Müdür Yardımcısı Orkun İnan ve Dinamik Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Satış Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Özlen Bilgin’in katılımı ile gerçekleşti.

Toplantı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in açılış konuşması ile başladı. 13 Ocak 2024 tarihinde gerçekleştirilen 35. Genel Kurul Toplantısı ile yönetim kurulu olarak görevi devraldıklarını belirten Özbek, katılımcılara 2024 yılı 1. Faaliyet Dönemi hakkında bilgi verdi. Dönemin son toplantısı olduğunu belirten Özbek, 2024 Eylül ayında ANSİAD toplantılarının yeniden başlayacağını söyledi.

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”

“İyi Kaptan Kötü Havada Belli Olur” başlıklı konuşmasında “Kriz hiçbir zaman geçmeyecek, o eskidendi” diyen Prof. Dr. Emre Alkin, “Önceden 10 – 11 yılda bir kriz olurdu. Şimdi her dakika kriz var. Dünya ateş topuna döndü. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Güzel zamanların kıymetini bilmek lazım” diye konuştu. 

Alkin, “Zor zamanlarda bir araya gelme başarısını gösteren Türkler iyi zamanları yönetmeyi hiçbir zaman bilemedi. Sürekli bilgiyi kendisine sakladı. Burada öyle riskler var ki çok dikkatli olmak lazım. Bunların hiçbirine gücümüz yetmez. En uzak mesafe birbirini dinlemeyen ve anlamayan insanlar arasındadır. Böyle bir lüksümüz yok. Herkes herkesi dinleyecek. Bugün dünyanın en büyük sıkıntısı demokrasidir. Ülkelerin geleceğinde söz sahibi olmayacak insanlar ülkenin gençlerinin gelecekteki hallerine karar veriyorlar” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki boğazların Panama Kanalı’ndan daha fazla mal taşıdığının altını çizen Alkin, “Batı’nın en doğusu, Doğu’nun en batısında, önemli bir yerdeyiz. Kimlik bunalımındayız. Neden altın yükseliyor? Çinliler altın almaya Amerikalılar da kripto almaya karar verdiler. Çin Merkez Bankası geçen hafta itibari ile altın alımlarını biraz durdurdu ama şimdilik. Çin bu durumun benzerini 1920’lerde de yaptı. Çin’in Amerikalılar ile itiş kakış olmaması gerekiyor. Çinliler de bunu biliyorlar. Bu altın hareketinin önemli bir kısmı Çinlilerde. Dünya nüfusu inanılmaz derecede kentleşiyor. ABD büyük bir tarım ülkesi ama istihdamın tarımdaki payı %’de 3’e düşmüş. Demek ki başka bir şekilde yapıyorlar. Bizim de onu öğrenmemiz lazım” dedi.

İklim krizine dikkat çeken Alkin, “İklim krizleri biliyorsunuz birikimli geliyor ve bir anda deprem gibi kendisini gösteriyor. Deniz kenarında oturanlar ya da otel sahibi olanlar bunlar güzel şeyler ancak haberiniz olsun 10 yıl içerisinde bir gün güney denizlerinde su 1,5 – 2 metre yükselecek” şeklinde konuştu.

“Yaptığımız en büyük israf insan israfıdır”

Ekonomi Yazarı ve Dünya Gazetesi Köşe Yazarı Sami Altınkaya, “Şu anda yaşadığımız en büyük problem borçlu bir ülke olmamız. Fakat borçlu bir ülke olmamız bizim pek çok konuda da farklı yöntemler izlememize sebep oluyor. Tabi burada bilim ve teknolojiyi baz alırsak başarılı oluyoruz. Bunun dışına çıkarsak da başarısız oluyoruz. Türkiye’nin toplam 450 milyar dolar bir borcu var ama Türkiye’ye baktığınız zaman 180 milyar dolar gibi bir döviz, 120 dolar gibi de altın rezervimiz var. Yani 300 milyar dolarımız aslında var. Yastık altı dediğimiz para da 300 milyar dolar. Toplamda 600 milyar dolar bir paramız var. Yurt dışına kaçan paralara baktığımızda o da 600 milyar dolar civarında bir para.1 trilyon 200 milyar dolar civarında bir para var. Eğer Türkiye katma değer üretim yapabilirse 450 milyar dolar olan borcumuz aslında çok büyük bir rakam değil. İsraf ekonomisinden vazgeçilmelidir ki burada yaptığımız en büyük israf insan israfıdır. İnsanımızı doğru kullanmıyoruz. Örneğin, ‘Prof. Dr. Erdal Arıkan’ 5 G teknolojisini dünyada bulan Türk profesörüdür. Çin devleti 600 milyon dolar vererek bu makaleyi Prof. Dr. Erdal Arıkan’dan satın aldı. Ve son 10 yılda Çin’in 5 G teknolojisini geliştirerek kazandığı para 500 milyar dolar. Türkiye aslında insan kaynağı kapasitesini doğru kullanıp teknoloji ile buluşturabilseydi dış borç problemini çözmüş olurdu” dedi.

Yurtiçi piyasaları değerlendiren Dinamik Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Kurumsal İletişim ve Satış Birim Müdürü Hande Eğilmez Eniş, “Piyasada yurtiçi tarafta bizim güçlü, zayıf ve ilgi çekici yönümüz ne olabilir? Fırsat olarak sayabileceğimiz şey iskontolu işlem görüyor olmamız. Gelişmekte olan ülkeler arasında baktığımız zaman Türkiye’nin gerçekten fiyat kazanç oranları çok aşağıda kalmış. Şu an çok cazibiz aslında. Zayıf yönümüz ne olabilir? Önümüzde çok fazla bir hikayemiz kalmadı. Kısa dönemde hikayemiz bu ayın sonunda gri listeden çıkma beklentisi. Bundan sonrası için yeni bir hikayeye ihtiyacımız var gibi görünüyor. 2016 – 2017 yıllarında Türkiye yatırım yapılabilir notunu kaybetti. Bu yıllardan sonra 2018’den 2024’e kadar piyasadan altı yıl boyunca para çıkışı olduğunu görüyorsunuz. Piyasada öngörülebilir ve öngörülemeyen riskler ile karşılaşıyoruz. Özellikle öngörülemeyen ne ile karşılaştık? 2020 yılında pandemiyi yaşadık. 2020 yılında özellikle çıkışların arttığını görüyorsunuz. Bunlar yabancı portfolyoların çıkışlarıdır. 2020 yılında tabi bu çıkışlarla birlikte piyasa el değiştirmiş oldu. Aslında daha çok yerli yatırımcı ve yabancı yatırımcı işlemleri el değiştirdi. Biz biraz piyasada kendi halimizde biz bize kalmaya başladık ve işlem stratejileri de değişti. 2016 – 2017’den önceki yıllarda yabancı yatırımcı piyasadan hisse senedi aldığı zaman ortalama hisse senedini elinde tutma sayısı 270 – 300 bin aralığında bir süreydi. Yaklaşık bir yıl boyunca yabancı yatırımcı uzun vadeli bir şekilde Türk piyasalarında yatırım yapıyordu. Ama artık bu 2020’den sonra son 3 – 4 yıldır şu anda 33 – 34 gün bir süreye düşmüş durumda. Yerli tarafında ise çok istikrarlı davranmışız. Hiç uzun vadeli yatırımcı olamamışız. Hep 33 gün civarında elde tutma sürecimiz olmuş. Şu anda yerli ve yabancı yatırımcının vade tarafında özellikle işlemleri birbirine benzer” şeklinde kaydetti.

“Şirketler iflas etmeden önce benzer praktisleri göstermektedirler”

Dinamik Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Kurumsal Finansman Genel Müdür Yardımcısı Orkun İnan, “Şirketler iflas etmeden önce benzer praktisleri göstermektedirler ve bunların en çok odaklandıkları noktada bozulma vardır ve nakit akışı problemleri yaşamaktadırlar. Yüzde seksen ve doksan seviyesinde şirketler bu tarafı yönetemezler ve akabinde de birkaç sene içerisinde iflasa doğru sürüklenirler. İflasa sürüklenmeyen şirketler de var tabi ki bunlar ya sürekli faiz ödeyerek bankalara çalışıyorlar ya da yapılandırma yaparak bu süreci uzatıyorlar ama günün sonunda aynı noktaya geliyorlar. Burada kurumsal finansman olarak biz neler yapıyoruz? Hangi tarzda çözüm önerileri ile gelmeye başladık? Diğer şirketlerden ayrışan en güçlü olduğumuz yer aslında finansal mühendislik diyebileceğimiz bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu konusunda şirketlere danışmanlık veriyoruz” ifadelerini kullandı. 

Risklerin nasıl yönetilmesi gerektiğinden bahseden Dinamik Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Satış Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Özlen Bilgin, bu konuda “Hedge”nin öneminden bahsetti. Hedge’nin gelecekteki belirsizlikleri en aza indirmek finansal belirsizliklere karşı koruma görevini üstlendiğini söyleyen Bilgin, Hedge’nin nasıl yapıldığını şu şekilde anlattı: "Futures ve Forward sözleşmeleri: Belli bir varlığın gelecekteki fiyatını sabitlemek amacı ile kullanılan en popüler yöntemdir. Opsiyon Sözleşmeleri: Belli bir varlığın gelecekte alma ve satma hakkı verir. Satın alınan bir opsiyon; belirli bir fiyatın altına düşerse yatırımcıyı korur, satılan bir opsiyon ise belirli bir fiyatın üstüne çıkarsa koruma sağlar. Vadeli İşlemler Sözleşmeleri: Bu sözleşmeler borsada işlem gören belirli bir varlığın gelecekte belli bir fiyattan alımını veya satımını sağlar. Döviz swapları: Döviz kurlarında algalanmalardan korunmak amacı ile kullanılır. İki taraf arasında belli bir döviz miktarını takas etmeyi içeren bir anlaşmadır.”

Gelecekteki belirsizlik ve risklerden, döviz kurlarındaki dalgalanmalardan korunmak, fiyat dalgalanmalarına karşı maliyetleri sabit tutmak ve uzun vadeli mali performansı artırmanın Hedge’nin faydaları olduğunu söyleyen Bilgin, Hedge yapmanın dezavantajlarının ise ek maliyetler ve yanlış hedge kararları sonucunda yaşanan kayıplar olduğunu belirtti. Bilgin,” Bu dezavantajların önüne geçebilmek için bu işlemlere başlamadan önce ihtiyaçları net belirleyip konunun uzmanı bir ekipten destek alınmalıdır” diye konuştu.

ANSİAD toplantısı ANSİAD Başkanı Ercan Özbek’in konuk konuşmacılara günün anısına hediye takdiminin ardından sona erdi.

           

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


TİYATRO OYUNCUSU OSMAN KARAKOÇ ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

FranklinCovey Eğitmeni & Tiyatro Oyuncusu Osman Karakoç, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı faaliyet dönemi 9. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. “Liderlikte Hikâye Anlatım Sanatı” başlığıyla düzenlenen toplantı, 28 Mayıs 2024 Salı günü Akra Otel’de gerçekleşti. Konuşmasında hikaye anlatımının önemine dikkat çeken Karakoç, “Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere en etkili liderler yaşadıklarını hikayeleştirerek anlatabilen liderlerdir” dedi.

Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV)’in Başkanı Av. Gülen İkizoğlu’nun, konuşması ile başlayan toplantıda İkizoğlu, ANTEV’in yürütmüş olduğu çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi verdi. ANTEV’in bugüne kadar 5 binden fazla öğrenciye burs verdiğini hatırlatan İkizoğlu, "ANTEV arkasında büyük holdinglerin olduğu bir vakıf değildir. ANTEV’in büyük organizasyon şemaları ve dev bütçeleri yok. Profesyonel yönetimin gerektirdiği dev maaşların içinde bulunduğu dev giderleri de yok. ANTEV’in yönetimi hiçbir ücret alınmadan minimum gider politikası ile yürütülüyor. Vakfın emek ihtiyacı için yöneticiler özel hayatlarından fedakarlık ederek zaman ayırıyorlar” ifadelerini kullandı.  

“ANTEV’e neden burs verilmeli?”

ANTEV’e neden burs verilmesi gerektiğine dikkat çeken İkizoğlu, “ANTEV’e bağışta bulduğunuzda yaptığınız bağışın genel giderlere değil, gerçekten eğitim faaliyetlerine harcandığını bilecek olacaksınız. Bir öğrenciye burs mu vermek istiyorsunuz? Hazırladığımız burs hesabınızla on ay boyunca bir öğrenciye ayda 1.000 TL burs vererek bir öğrencinin eğitimine katkıda bulunabilirsiniz. ANTEV’in geliştirdiği sosyal sorumluluk projelerine destek mi olmak istiyorsunuz? Örneğin, geçtiğimiz yıl 6 Şubat depreminde aile fertlerinden en az birini kaybeden öğrencilerimize bir yıl süre ile deprem destek bursu verdik. Onlarla birebir görüşmeler yaptık. İhtiyaçları doğrultusunda ücretsiz psikolojik destek verdik. Enkazda eğitim materyallerini kaybeden öğrencilerin eksiklerini gidererek destekte bulunup onlara yardımlar yaptık. Bizimle iletişime geçerek bize sosyal sorumluluk projelerinde de destek verebilirsiniz. Özel günlerde çelenk hizmeti veriyoruz. Sizler için toplu satış kampanyaları hazırladık. Bizden çelenk alarak ANTEV’e destek olabilirsiniz. Ayrıca, bağış kartlarımızdan alarak sevdiklerinize iyilik edebilirsiniz” dedi.

İkizoğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Tüm vakıf ve derneklerden farklı olarak ANTEV’de neye bağışta bulunacağınızı seçme özgürlüğünüz var. İpler sizin elinizde. Bizi diğer vakıflardan ayıran diğer bir özelliğimiz de biz size hesap veriyoruz.  Verdiğiniz bağış karşılığında burs verdiğiniz öğrencilerin bilgisini sizinle paylaşıyoruz. Bu sayede siz bir öğrenciye bizzat destek olmuş oluyorsunuz. Ayrıca, bursiyerinizi de kendiniz de seçebiliyorsunuz".

ANSİAD toplantısının başkanlığını yapan ANSİAD Üyesi & AKE Asansör Yürüyen Merdiven Sist. Gen. Müd. Yrd. Canan Keskin Gürkan, “Her yıl girişimcilik haftasında gerçekleştirdiğimiz ‘ANSİAD Tecrübe Paylaşımları’ etkinliğinde aslında her birimiz birer hikaye anlatıcısıyız. Kendi kariyerimizi ve yaşamlarımızı her birimiz okullara giderek genç meslektaşlarımızla paylaşıyoruz. Bu konuyla ilgili Osman Karakoç’un ANSİAD toplantısına katılımından çok mutlu oldum. Genç, dinamik ve son zamanlarda gündemde olan konuları birlikte değerlendireceğiz” şeklinde konuştu.

“Her liderin çantasında bir hikaye çantası olmalıdır”

“Ölüm korkusundan sonra insanların yaşadığı en büyük korku toplumun önünde konuşmaktır” diyen Osman Karakoç, “Hikayeler ilham verir. Her liderin çantasında bir hikaye çantası olmalıdır. Çünkü, liderlik denilen şey ilham vermektir. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere en etkili liderler yaşadıklarını hikayeleştirerek anlatabilen liderlerdir” dedi.  

Karakoç, sözlerine şu şekilde devam etti: “Araştırmaya göre, en önemli liderlik yetkinliği birincisi hikaye anlatıcılığı, ikincisi değişim yönetimi, üçüncüsü finansal okuryazarlık ve iletişim becerileri diye devam ediyor. Hikaye anlatıcılığı çok etkili ve güçlü bir kavramdır. Neden? Çünkü, hikaye anlatan liderler ve anlatmayan liderler arasında şu şekilde bir fark keşfediliyor: Hikaye anlatan liderlerin iki gün sonra dinleyicilerine sorulduğunda anlattıkları konunun % 60’ı akılda kalıyor. Hikaye anlatmayan liderlerin iki gün sonra dinleyicilerine sorulduğunda ise konunun %13’ü akılda kalıyor. Adam Fawer’ın şöyle bir sözü var: ‘'İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur; ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz.' İnsanlar sizin onlara hissettirdiklerinizi asla unutmuyorlar. Etkili liderler olarak elimizde empati diye bir güç var. Empati kuran liderler ekipleri ile etkili bir diyalog kurabiliyorlarken kurmayan liderler ise ekliplerinde sürekli eksik arıyor”

Hikaye anlatıcılığının 70 bin yıllık bir mevzu olduğunu söyleyen Karakoç, “'Sapiens' kitabında Yuval Noah Harari ‘Bizim neslimizi ayakta tutan şey tecrübe aktarımıdır’ diyor. Bizi ‘Neandertal’den ayıran şey hikaye anlatma kabiliyetimizdir. İnsanın en güçlü yanı hikaye anlatıcılığıdır. Bizler tecrübe aktarımı sayesinde hayatta kalmışız. Bugün de ekiplerimizin neye ihtiyacı var? Bizim tecrübelerimizi dinlemeye ihtiyacı var. Yaşadıklarınızı, normlarınızı, teknik bilgilerinizi tabii ki dinleyip anlayacaklar. Sizin hikayeniz, sizin yaşadıklarınız onlara ilham verecek. Bizler aslında birbirimizle hikayelerimiz ile bağ kuruyoruz. Liderler geldikleri konumlara bir günde gelmiyorlar. Bu tecrübeler hikayeleştirilerek aktarılmadıkça maalesef yeni mezun olan Z kuşağı diyor ki ‘Beni hemen CEO yap!’ Çünkü, zorluklar ona anlatılmadığı için bilmiyor.  Bu süreçte yaşanılan zorluklar, alınan sorumluluklar, geçilen yollar onlarla paylaşılmamış ki. Bu konuda en büyük sıkıntımız kuşaklar arası çatışmadır” şeklinde konuştu.

"ANSİAD 9. Olağan Toplantısı” ANSİAD Başkanı Ercan Özbek’in toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Üyesi Canan Keskin Gürkan ile birlikte konuk konuşmacı Tiyatro Oyuncusu Osman Karakoç’a günün anısına hediye takdiminin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DA “İŞ İLİŞKİLERİNDE HUKUKİ KÖPRÜ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ” KONUŞULDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 4. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu İstanbul Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Bağcı oldu. 22 Mayıs 2024 Çarşamba günü Akra Otel’de gerçekleşen toplantıda “İş İlişkilerinde Hukuki Köprü ve Çözüm Önerileri” konuşuldu. Toplantıda, doğru insan kaynakları ve hukuk birimleri ile çalışmanın önemine dikkat çeken Bağcı, “İşverenlerin iş hukukuyla ilgili yanında işçiler, insan kaynakları birimleri ve hukukçular var. Bu köprünün önemini anlamanız çok önemlidir” dedi.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in “hoş geldiniz” konuşması ile başlayan ANSİAD toplantısında işverenlere önemli uyarılarda bulunan Dr. Mehmet Bağcı, “İşverenlerin iş hukukuyla ilgili yanında işçiler, insan kaynakları birimleri ve hukukçular var. Bu köprünün önemini anlamanız çok önemlidir. Neden bunun öneminin altını çizmeye çalışıyoruz? Örneğin, sizler bir araba aldığınızda arabanın bir sürü sensörü vardır. Yağmur sensörü, fren sensörü, park sensörü vb. Bu sensörler arabanızın kaza yapmasını engelliyor. Bu sistemin en azından işçiler açısından kaza yapmasını önlemek adına doğru insan kaynakları birimi kurmanız ve onları istihdam etmeniz lazım. Ayrıca, iyi hukukçularla çalışmanız lazım. Hukukçu ve insan kaynakları birimi olmadan iş hukukunda hep patinaj yaparız. Mükemmel bir işveren olduğunuzu kabul etseniz bile mutlaka küçücük bir hata yapılabiliyor. Örneğin, çalışanınızı hafta tatilinde 1 saat çalıştırdınız. Bunun sonucunda normalde sizin aklınıza gelen nedir? 1 saate karşı %50 zamlı ücret ödenir. Halbuki yargıtay kararlarına göre bunun kuralı 1 saat dahi çalıştırsanız sanki hafta tatilinin tamamında çalışmış gibi ücret vermeniz gerekir. Bu hatayı yaptığınız anda işçiniz sizin bu hatanıza  karşılık fazla mesaileri ödemediğiniz ve eksik ücret ödemeniz nedeniyle sözleşmesini haklı nedenle fes edebilir. Dolayısıyla bu hususları sizin takip etmeniz gerekir. Doğru kişilerle akıllı insanlar kendi aklını; daha akıllı insan ise başkalarının aklını kullanır. Doğru insan kaynakları ve hukuk birimleri ile çalışmanızı öneriyorum” ifadelerini kullandı.

“İnsan kaynakları biriminin sizin sensörünüz olmasını sağlamanız lazım”

İnsan kaynakları profesyonellerinin günlük iş akışlarının pek çok hukuk alanına temas ettiğinin altını çizen Bağcı, “Bu durum daha işe alım sürecinden başlamaktadır ve adaylara yöneltilebilecek sorular ve istenebilecek bilgiler gibi hususlarda başta Anayasa, iş hukuku ve kişisel verilerin korunması hukuku olmak üzere pek çok düzenlemeye uygun hareket edilmesi gerekmektedir. İş ilişkisi başladıktan sonra da bu düzenlemelerin yanı sıra, sosyal güvenlik hukuku bakımından dikkat edilmesi gereken hususlar ortaya çıkmaktadır. Benzer şekilde iş akdinin sonlandırılması sürecinde de riayet edilmesi gereken pek çok hukuki düzenleme mevcuttur. İnsan kaynakları birimini doğru seçmeniz, doğru takip etmeniz ve hukukçular ile iyi iletişim kurup onların sizin sensörünüz olmasını sağlamanız lazım” dedi.

“Size önerim ‘doğru özlük dosyası’ tutmanız”

İş sözleşmeleri ile ilgili karşılaşılan sorunlara değinen Bağcı, “Birincisi ‘Faaliyet gösterilen sektörün koşullarına, işletmeye, işçinin işyerindeki pozisyonuna uymayan tip sözleşmeler düzenlenmesi’ bu önemli kritik konulardan birisidir. İkincisi ‘Yasal mevzuata uymayan belirli süreli iş sözleşmelerinin düzenlenmesi’ bu konuda objektif bir neden yoksa belirli süreli iş sözleşmesi düzenleyemezsiniz. Düzenlerseniz ne olur? Başlangıçtan itibaren belirsiz süreli olur. Üçüncüsü ‘İş sözleşmesi düzenlenmemesi veya çalışma şartlarını gösterir belgenin işçiye verilmemesi’ Bu ne demek?  Sizin belirsiz süreli iş sözleşmelerini yazılı yapma zorunluluğunuz yok; sözlü de olabilir. Düşünün insanın hayatını ilgilendiren bir hususta sözleşmenin yazılı yapılmaması çok önemli sorunlardan bir tanesidir. Kanun hükmü bu şekildedir. Fakat, yazılı yapılmadığında iki ay içinde sözleşmenin içeriğine ilişkin genel ve özel şartları yazılı olarak işçiye vermek zorundasınız. Sonuç olarak bu sorunlardan hareketle size önerim ‘doğru özlük dosyası’ tutmanız. Özlük dosyasının içeriği hiçbir yerde yazılı değildir. Pratikten hareketle kanunlardan değerlenip toparlanıp ne olması gerekiyorsa onun içerisinde olması lazım. Özlük dosyasının önemlerinden bir tanesi şu şekilde: Örneğin, 30 yıllık işçinize 30 yıl önce yıllık ücretli izin verdiniz. Eğer siz onu bugün belgeleyemez ve o özlük dosyasında muhafaza etmezseniz işçi işten çıkarken 30 sene önceki yıllık ücretli izni için sizden talepte bulunabilir. Dolayısıyla özlük dosyasını çok iyi takip etmeniz gerekir. İş sözleşmesi işçinin bağımlı işverenin de ücret ödemeyi üstlenmesinden dolayı her iki tarafa da borç yükleyen bir sistemdir. Bir taraf çalışır öbür tarafta ücretini öder” şeklinde konuştu.

ANSİAD toplantısı, soru cevap bölümünün ardından günün anısına çekilen toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


PROF. DR. NACİ GÖRÜR ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

Bilim Akademisi Üyesi & Jeolog & Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı faaliyet dönemi 8. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. “Deprem Dirençli Antalya” konu başlığı ile 14 Mayıs 2024 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirilen toplantıda konuşan Prof. Dr. Görür, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremlerin Helen Kıbrıs zonunda stres artımına neden olma ihtimali büyüktür. Biz, 6 Şubat depremleri olduğu zaman Kıbrıs’a dikkat diye uyarı verdik. Halen o uyarı geçerlidir” dedi.

ANSİAD’a yeni üye olanlar için “Üye Alım Töreni” ile başlayan toplantıda Özdal Kompost İnş. Gıd. Tar.San.ve Tic. A.Ş.’nin sahibi Aysel Dal Cengiz, Asil Botanik Çiçekçilik Peyzaj Mimarlık Taş. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sahibi Ayla Eryılmaz Arıcan, Perge Peyzaj İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin sahibi Zekayi Zeybek ve Rainbow Mücevherat Tur. San. ve Tic. A.Ş.’nin sahibi Vedat Bedel’e toplantının konuğu Bilim Akademisi Üyesi & Jeolog & Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür ile ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek tarafından rozetleri takılarak üyelik belgeleri takdim edildi.

Toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Akın Akıncı, yapmış olduğu konuşmasında depremin önemine dikkat çekti. Akıncı, Prof. Dr. Naci Görür’ün özellikle Kahramanmaraş Depremi’nden sonra bir misyoner gibi Türkiye’nin her yerine giderek deprem konusundaki bilgilerini paylaştığını söyledi ve ANSİAD toplantısına davet edildiği için teşekkür etti.

“Bu ülkeyi depreme hazırlamak zorundayız”

Türkiye coğrafi olarak Alp -  Himalaya deprem kuşağında olduğunun altını çizen Prof. Dr. Naci Görür,  “Uyumamanız lazım çünkü bu işin şakası yok. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’deki kadar deprem planı yoktur. Her kentin yüzlerce planı var. Özellikle AFAD’da binlerce rapor var ve hepsi raflardadır. Üzeri açılıp bakılmamıştır. Sakın bizim burada fay yok demeyin. Canlı fay olmayınca yan gelip yatacak mıyız? Çağdaş düşünmek lazım. Bu ülkeyi depreme hazırlamak zorundayız. Herhangi bir yerde bir gece kalktığımızda insanlarımız ölmüşse bu hepimizin sorumluluğudur. Hepimiz vatandaş olarak ülkemize sahip çıkmak zorundayız” şeklinde konuştu.  

“Türkiye Cumhuriyeti var olacaksa deprem problemini çözmemiz gerekir” diyen Görür, deprem problemini çözmenin mümkün olduğunu söyledi. Görür, “Bugüne kadar çözülmemesinin nedeni bu konuda siyasi iradenin olmayışı ve halkın kendi topraklarına, insanına sahip çıkmayışındandır. Her gün televizyonlarda domates ve biberin fiyatını, emeklinin maaşını konuşan halk bir gün dahi çoluğum çocuğum ölmesin diye depremi asla konuşmuyor. Bu işi böyle çözemeyiz” ifadelerini kullandı.  

“Antalya’yı depremde etkileyecek üç tane deprem zonu var” 

Antalya’nın istenilmesi takdirde depreme dirençli hale getirebileceğine dikkat çeken Görür, “Antalya ebediyen var olacaksa ve Antalyalılar burada yaşayacaksa buradaki faylar ister fazla ister seyrek olsun Antalya depreme dirençli yapılmak zorundadır. Antalya’yı depremde etkileyecek üç tane deprem zonu var.  Kim yok diyorsa bu işi bilmiyordur. Bunların zamanı gelirse tehlikelidir. Birincisi Fethiye-Burdur fay zonu burada olası bir deprem 100 km çapındaki bir alana afet boyutunda zarar verebilir. İkincisi Beyşehir, üçüncüsü de Antalya’nın güneyinde yer alan Helen -  Kıbrıs fay zonudur. Bu bahsettiğim üç zonda şu anda stres birikiyor. Ayrıca, ülkenin kimi yerlerinde olan faylar diğer yerlerdeki faylara stres biriktirebilir. Oranın vaktinden önce harekete geçip deprem üretmesine sebep olabilir. 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremlerin Helen - Kıbrıs zonunda stres artımına neden olma ihtimali büyüktür. Biz 6 Şubat depremleri olduğu zaman Kıbrıs’a dikkat diye uyarı verdik. Halen o uyarı geçerlidir. Bu stres bir raddeye kadar birikir ve fay orada kırılarak deprem üretir. Fayda yeterince stres biriktiği zaman doğa matematik gibi çalışır pat diye deprem vurur” dedi.   

Görür, sözlerine şu şekilde devam etti: “Deprem dirençli kent, bir kente deprem geldiği zaman o depremi minimum hasarlı atlatan kent demektir. Kaliforniya, Japonya, Tayvan, Endonezya, Şili, Arjantin, Hindistan, Çin, İtalya gibi ülkelerde bizlerden büyük depremler oluyor. Buralarda 3 - 5 kişi tesadüfen ölüyor. Günlük yaşam da değişmiyor. Bizde ise deprem hayatımızı karartıyor. Bütün ülkeye kabus gibi çöküyor. Örneğin 6 Şubat depremi. Bir senedir insanlar sürünüyor.  Bir kenti tanımlayan altı bileşen vardır. Bunlar sırasıyla yönetim, halk, altyapı yapı stoku, ekosistem – çevre, ekonomidir. Bir kenti tanımlayan parametreler bunlardır. Eğer biz bu parametreleri deprem dayanıklı dirençli yaparsak o kent otomatik olarak depreme dirençli olur.

“ANSİAD 8. Olağan Toplantısı” ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in, toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Akın Akıncı ile birlikte konuğumuz Bilim Akademisi Üyesi & Jeolog & Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür’e günün anısına “Triskeles” hediye etmesinin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD 12. BAHARA MERHABA KOKTEYLİ GERÇEKLEŞTİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın geleneksel olarak düzenlediği Bahara Merhaba Kokteyli'nin 12’ncisi 9 Mayıs Perşembe günü Casa Sur Antalya – Kaleiçi’nde düzenlendi.  

Antalya Valisi Hulisi Şahin, İyi Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun, Antalya Belek Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yazıcı, Muratpaşa Belediyesi Başkan Vekili Canan Keleş, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. İbrahim Atmaca, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, İsveç Fahri Konsolosu Başak Akıncı, ANSİAD Üyeleri ve eşlerinin katılım sağladığı etkinlik, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in ‘hoş geldiniz konuşması’ ile başladı.

Venera Ensemble (Venüs’ün Kadınları)’nın konser verdiği gece, kokteylin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel     : 0242 3120303
Fax    : 0242 3215511


PROF. DR. ALİ ÇARKOĞLU ANSİAD'IN KONUĞU OLDU

Siyaset Bilimci & Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çarkoğlu, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı faaliyet dönemi 7. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. “Yerel Seçimler Sonrası Türkiye Siyaseti” konu başlığı ile 30 Nisan 2024 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirilen toplantıda "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"ne dair açıklamalarda bulunan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, “ ‘Bu program 21. yüzyıl teknolojisi gereklilikleri ile ne kadar bağdaşmaktadır?’ sorusunun cevabını eğitim sektörü ve bütün sivil toplum kuruluşları ciddi bir şekilde tartışmalıdır” dedi.

ANSİAD toplantısının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, ANSİAD olarak her zaman dünyada ve ülkemizdeki gelişmeleri yakından izlemeye, öngörmeye ve gerekli uyarıları yapmaya gayret ettiklerinin altını çizdi. Özbek, “Dünya, hızlı değişim sürecinin yarattığı kaotik belirsizlik içerisinde olduğu için öngörüde bulunmak giderek zorlaşıyor. IMF bu ayki raporunda dünya ekonomisinin sürpriz bir şekilde dirençli kaldığını söylüyor. Gerçekten Dünya ekonomisinde resesyon ve stagflasyon riski azaldı. Ukrayna’da bitmeyen savaşın üzerine gelen Gazze’deki insanlık dışı duruma ve İsrail – İran çatışmasına rağmen küresel piyasalar sakinliğini korudu. Bu kadar jeopolitik gerilime rağmen dünyada petrol fiyatı çok artmadı, doğal gaz ve kömür geçen yılın altında. Yine dünyada birçok hammadde, yem, buğday, pamuk, bakır gibi ürünlerde fiyatlar geçen yılın gerisinde ve gelecek yıl da fiyatlarda yatay seyir bekleniyor. ABD ekonomisi büyüyor, Avrupa durgun, ama korkulan bir resesyon olmadı ve toparlanma sinyalleri geliyor. Yeni sürpriz jeopolitik gerilim ve çatışmalar olmaz ise bu yıl Amerika ve Avrupa’da faiz indirimlerinin başlayacağı gözüküyor” şeklinde konuştu. 

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirme de bulunan Özbek, “Türkiye ekonomisi hem ihracatın yavaşlaması, hem de faiz artışına rağmen hızlı bir yabancı sermaye girişi olmaması anlamında etkilendi. Yaklaşık dört ayda borsaya ve tahvile gelen döviz 1 milyar dolara yakın, bu nedenle dünyada faiz indirimlerinin başlamasını ve Avrupa’nın canlanmasını dört gözle bekliyoruz, çünkü birçok sanayi sektörümüz ihracata bağımlı durumda. Bu yıl ihracat tarafı sıkıntılı kalmasına rağmen, iç talep artışıyla büyüme halen %5’ler civarında. Bu yılın ilk 3 ayında beyaz eşya satışı %28, otomobil satışları ve perakende satışlar hacim olarak %25 arttığını, ipotekli konut satışının azalmasına rağmen, ama toplam konut satışının halen geçen yılki düzeyinde olduğunu görmekteyiz. Bu talep artışı üretim ve gelir artışında değil, paradan kaçıştan geliyor. Ayrıca orta sınıf yatırım yapamadığı için tasarrufunu azalttı. Bu nedenle bu talep artışı sürdürülemez. Bu yıl bu faizlerle %3 civarında bir büyümeye razı olacağız gibi gözüküyor” dedi.

“Enflasyon düşmedikçe Türkiye ekonomisinin güçlü bir temele oturmayacağını hepimiz biliyoruz”

“Enflasyon düşmedikçe Türkiye ekonomisinin güçlü bir temele oturmayacağını hepimiz biliyoruz” diyen Özbek, “Yüksek enflasyonun neden olduğu yoksulluk sorunu bizim de vicdanımızı sızlatmaktadır. Maalesef gerçekçi olmayan faiz indirimleri ve kur korumalı mevduat gibi yöntemlerin bedelini geniş halk kesimi ödemektedir. Asgari ücrette ayarlamada yıllık takvime geçilmesi enflasyon beklentilerini düşürse de gelir dağılımı ve yoksulluk sorununun sosyal yapıyı bozduğu açıktır. Bu nedenle sadece yüksek faiz ve orta sınıf gelirinin baskılanması istikrarı sağlamaya yetmemektedir. Artık sadece Merkez Bankası, faiz tartışmasıyla yetinemeyiz. Kalkınma için kamu yönetimi, yerel yönetimler, bölgesel kalkınma, eğitim, sosyal güvenlik gibi her alanda değişim gereklidir” ifadelerini kullandı.

"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"ni değerlendiren Özbek, “Bu kadar hayati bir konuda taslağa ilişkin öneriler için bir hafta verilmiş. ‘Bu program 21. Yüzyıl teknolojisi gereklilikleri ile ne kadar bağdaşmaktadır?’ sorusunun cevabını eğitim sektörü ve bütün sivil toplum kuruluşları ciddi bir şekilde tartışmalıdır. Bu konuda Finlandiya, Çin gibi ülkelerin müfredatları incelenebilirdi” dedi.

Özbek, Antalya özeline baktığımızda Antalya turizminde Avrupa tarafında gelişmeler iyi görünüyor. Almanya gibi pazarlarda artış %15-20 civarı bir talep artışı görülüyor. Rusya pazarında ise hem fiyat artışları hem diğer nedenlerle biraz sıkıntı var. Konut satışlarında yabancı satışı yarıya indi, ama halen ayda 5 bini aşan satış rakamları görüyoruz. Tarım sektöründe bazı ürünlerde üretici fiyat – maliyet makasının daralmasıyla karşı karşıya, maliyet artışları ihracatı da etkilemektedir” şeklinde konuştu. Özbek, sözlerini “Geçen ay yerel seçimler vesilesiyle belediye başkan adayları ile toplantılarımızda bir araya geldik. Kendilerine Antalya’nın sorunlarını ve çözüm önerilerimizi anlattık. Artık en azından yerel düzeyde kamu, yerel yönetim ve sivil toplum iş birliğiyle daha hızlı bir gelişme görmeyi diliyoruz” şeklinde tamamladı.

"Bu işi bilim insanlarına bırakmak daha sağlıklıdır”

Toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Üyesi & Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Örnek, “Bizler biliyorsunuz son en az altı aydır seçimle yatıp seçimle kalkıyoruz. Ve siyaset üzerine konuşuyoruz. Seçimler tamamlanalı bir ay oldu ve şimdi de ne oldu, ne olacak, bu değişim bizi nereye götürür şeklinde kendi aramızda ve üniversitelerde sürekli tartışıyoruz. Aslında bu işi bilim insanlarına bırakmak ve onların topladığı veriler üzerine konuşmak çok daha sağlıklıdır. Bugünkü konuğumuz Prof. Dr. Ali Çarkoğlu, bu alandaki önemli bilim insanlarından biridir ve yer almış olduğu tv programlarında mutlaka elindeki bir takım bilimsel veriler ile konuşuyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin siyaset bilimciler için çok çekici bir ülke olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ali Çarkoğlu, “Burada hiçbir zaman sıkılmanız mümkün değildir. Ülkemizde her gün yeni bir gündemle uyanıyoruz. Elimizdeki veriler o kadar da iyi değil. İyi olmadığı için de kendimize güvenimiz o kadar kadar sağlam değil. Saha araştırmacıları kendilerinden emin bir konuşma yaparlar.  Ben o şekilde yapmayacağım. Söylediğim her şeye şüpheyle yaklaşıyorum. Dolayısıyla sizlerin de bu şekilde yaklaşmasını rica ediyorum” şeklinde konuştu.  

“Şu an Türkiye 1980’ler rejiminin düzeyine en yakın olduğu yılda bulunuyor”

Türkiye’nin liberal demokrasi endeksinin gelişimini grafiklerle açıklayan Çarkoğlu, “Resim çok iç açıcı değil. Şu an Türkiye 1980’ler rejiminin düzeyine en yakın olduğu yılda bulunuyor. Buradaki bir çoğunuz 80’ler dönemini yaşamışsınızdır. O zamanlar askeri bir rejim vardı. Abdi İpekçi’nin önünde elinde silahla askerler beklerdi şu anda öyle bir durumda değiliz ama bir çok farklı gösterge ile değerlendirdiğiniz zaman o zamanki duruma yakın bir demokrasi skorumuz var” ifadelerini kullandı.

Çarkoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “Burada birkaç tane farklı bir gelişim var. Biz dünya ortalamasının birkaç yıl gerisine düşmüşüz. Her zaman askeri rejim dönemlerinde aşağı iniyoruz. Askeri rejimden çıktıktan sonra tekrar yukarı çıkıyoruz. Fakat şu anda asgari rejim yok ve biz dünya ortalamasının gitgide altına iniyoruz. Bu açıdan ilk defa dünya ortalamasının altına düştüğümüz yıl 2010 senesidir. 2010 yılından günümüze kadarki dönemde ortalamanın oldukça altındayız. Peki bu aşağıda kimler var? Kuzey Kore, Suriye, Yemen, Suudi Arabistan, Tacikistan gibi ülkeler. Bize yakın ülkeler ise Belarus, Bangladeş, Kongo, Somali gibi yerler. Elimizdeki demokrasi karnemiz son derece kötü.”

Türkiye’nin 1990’larda tıkanmış bir ülke olduğuna dikkat çeken Çarkoğlu, nedenlerini şu şekilde açıkladı, “Niye tıkanmış bir ülkeydi? Bir taraftan terör yükseliyordu. 1994 yılında yaşanan ekonomik krizi hatırlayanlarınız olacaktır. Arkasından 1999 depremi gerçekleşti. Depremden sonra 2001 ekonomik krizi geldi. 2001 krizinde Kemal Derviş apar topar geldi ve ekonomiye bir düzen vermeye çalıştı ve bunun sonucu olarak da Türkiye’de merkez siyaset çökmüştür. Bu tarihi çöküş bir dönüm noktasıydı.  Bu dönüm noktasını Adalet ve Kalkınma Partisi çok iyi bir fırsat olarak değerlendirdi. Gerek ekonomi de gerek Avrupa birliği ve demokratikleşme anlamında gerekse dış politikada. Fikri açıdan bence Ak Parti, Turgut Özal dönemi ile karşılaştırılabilecek kadar önemli bir dönüm noktası yakaladı. Bu Ak Parti’nin başarı karnesidir” 

Çarkoğlu, “Fakat son 14 senedir bu karnedeki gelişimleri ve başarıları uzun zamandır konuşmuyoruz. Neden çünkü ben ekonomide artık piyasa prensiplerinin işlemediği kanaatindeyim. Dolayısıyla bu sadece para piyasası ile alakalı bir konuda değil pek çok alanda rekabet şartlarının işlemediğini görüyoruz. Bunu ekonomi alanındaki geri düşüş anlamında söylüyorum. Demokratikleşme açılımları ise artık hiç konuşulmuyor. Hatırlarsanız bir Kürt açılımı bir Alevi açılımı vardı bunları artık duymuyoruz. Maalesef Türkiye akademik tartışmalarda artık bir demokrasi olarak kabul görmüyor” dedi.

“ANSİAD 7. Olağan Toplantısı” ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Üyesi & Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Örnek ile birlikte konuğumuz Siyaset Bilimci & Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çarkoğlu’na günün anısına “Triskeles” hediye etmesinin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı
E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 

 

 

 


SOLİ ÖZEL, ANSİAD'IN KONUĞU OLDU

Araştırmacı Yazar & Siyaset Bilimci & Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Gör. Soli Özel, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı faaliyet dönemi 6. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. “Ukrayna, Gazze ve Yeni Bir Uluslararası Düzenin Doğum Sancıları ve Türkiye’nin Yeni Düzendeki Yeri” konu başlığı ile 16 Nisan 2024 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirilen toplantıda konuşan Soli Özel, “Filistin meselesi çözülmeden Ortadoğu’da istikrar imkansız değilse de zordur” dedi.

Toplantı başkanlığını ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu’nun yapmış olduğu ANSİAD toplantısında ANSİAD üyeleri ile bir araya gelen Soli Özel, “Sadece bizde değil bütün dünyada yaşanan değişimin çarpıcılığı ve derinliği insanların yönlerini kaybetmelerine yol açıyor. Geçmişin kalıntılarının artık geçerli olmadığı bir dünyada insanların farklı şeyler aradıklarını ve geçmişe çok önem vermeyecekleri yerlere doğru kaydıklarını görüyorsunuz; çünkü insanlar tutunabilecekleri bir yer arıyorlar” ifadelerini kullandı. Bu çağın derinlikler ve belirsizlikler çağı olduğunu belirten Özel, “Bütün bu olanlar güvenli bir noktanız olmadığı zaman sizi rahatsız ediyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali de biraz dünya sisteminde de aslında çivilerin çıkmasıyla bağlantılıdır” şeklinde konuştu.

Rusya - Ukrayna savaşını değerlendiren Özel, “Ruslar üç defa imparatorluk kaybetti. 1917’de kaybettiler. Bolşevikler yeni yönetim altında imparatorluğu yeniden kurdular. 1945’ten sonra o imparatorluğu Orta ve Doğu Avrupa’ya genişlettiler. Daha sonra, önce Orta ve Doğu Avrupa’yı kaybettiler sonra da Rus İmparatorluğu parçalandı. Bu büyük bir travmadır ve bunun büyük bir travma olduğunu düşünmeden Vladimir Vladimiroviç Putin’in neden Ukrayna’ya saldırdığını anlamak bence mümkün değildir” ifadelerini kullandı. 

Putin’in ‘20. yüzyılın en büyük felaketi Sovyetler Birliği’nin dağılmasıydı. Sovyetler Birliği dağıldı ve biz zayıfladık. Siz de bize biz yerdeyken tekme attınız. Bizi hakir gördünüz, küçük düşürdünüz. Bir daha asla böyle bir şey yapmanıza izin vermeyeceğiz. Ukrayna ya da Belarus diye diye bir ulus yoktur. Bunlar Rus ağacının iki dalıdır ve ancak Rus ağacına bağlı oldukları zaman bir anlam taşırlar. Dolayısıyla da bunların bağımsız devlet olmaları akla yatkın bir şey değildir.’ şeklindeki sözlerini hatırlatan Özel, Rusya’nın çok ciddi bir demografik problemi olduğunun altını çizdi ve Slavları birleştirmenin onlar açısından bir beka sorunu olduğunu söyledi.

“Çin, Rusya’yı doğudan rahatsız ediyor”

Özel, “Rusya’nın dünya sisteminde tıpkı 19. yüzyıl olduğu gibi masada oturan ve yumruğunu masaya vurabilecek güç olması gerekiyor. Öyle olabilmesi için de Ukrayna ve Belarus’un Rusya’ya biat etmesi lazım. Rusya burada kabadayılık yapmak isterken Çin, Rusya’yı doğudan aslında rahatsız ediyor. Rusya, Ukrayna’ya Çin’in iznini aldıktan sonra saldırdı. Hatırlarsanız 4 Şubat‘ta 2022’de Putin, Çin’e giderek mevkidaşı Şi Cinping ile bir araya geldi ve orada bir anlaşma imzaladılar.  Birbirlerine sonsuz dostluk sözü verdiler.  Rusya giderek Çin’e daha bağımlı bir ülke haline gelecek. Emperyal hayal aynı zamanda Rusya’yı bugünkü denklemde kendisinden daha güçlü olan Çin karşısında daha bağımlı hale getiriyor” dedi.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının başarısız olduğunu söyleyen Özel, Rusların küçümsemiş olduğu Zelensky, Batılıların tekliflerine rağmen Ukrayna’dan ayrılmadı. Savaş devam ediyor. Batı ise bu süreçte Avrupa kıtasındaki devletler arasında savaşın kabul edilemezliği üzerinden Rusya’ya karşı kendi kaynaklarını harekete geçirdi. Batıyı bu savaş başta birleştirdi ve NATO’yu yeniden Batı’nın en merkezi örgütü hale getirdi; ancak geçtiğimiz yıl içerisinde ilkbahardaki Ukrayna saldırısının başarısız olarak nitelendirilmesi sonucunda ve Amerika’daki iç politika gerekçeleri ile Ukrayna’ya yapılan yardım azalmış vaziyette ve herkes ya Ukrayna düşerse sorusunu sormaya başladı. Bu arada bu Avrupa’nın derdi bizim değil diye düşünmeyin. Ukrayna’da rejimin çöktüğünü ve Rusya’nın Ukrayna’ya hakim olduğunu bir düşünün. Türkiye’de sizin açınızdan ne olur? Ukrayna kaybetmemeli ama Rusya’da kaybetmemeli çünkü Rusya’nın kaybetmesi demek istikrarsızlığın bu sefer kuzeyden ülkemize dalga dalga akması demektir. O yüzden Türkiye’nin bu krize uyguladığı politika bence hükümetin uyguladığı en başarılı politikalardan birisidir” dedi.

“İsrail’in Filistin’e altı ay boyunca canlı yayında katliamını izlemek hoş bir şey değildi”

İsrail ve Filistin arasındaki yaşananları değerlendiren Özel, İsrail’ın Filistin’e altı ay boyunca canlı yayında katliamını izlemek hoş bir şey değildi. Yalnız 7 Ekim’de Hamas‘ın İsrail’e yönelik yapmış olduğu saldırı da hiç mi hiç hoş bir şey değildi. İsrail hükümetinin bu yaptıkları sonucunda dünyada ne kadar yalnızlaştıklarını anlamadıklarını o ülkeyi  yakından tanıyanlar söylüyor. Peki, bunun arka planında ne var? Şimdi Amerika’nın 2003’teki o feci Irak Savaşı’nın sonuçlarından birisi bölgenin dehşetli bir mezhep savaşına dönmesidir. 1993’te dünyanın çok umutlu olduğu bir dönemde Filistin Kuruluş Örgütü ve İsrail, Oslo Anlaşması’nı imzaladılar ve buna göre dünyanın beklentisi beş ya da yedi yıl içinde bir Filistin Devleti’nin kurulacağı ve iki devletinde 1947’den beri süren Filistin sorunu çözülerek siyaseten nihayete erdirilecekti. Bu olmadı. İsrail’deki sağcılar bu adımı atmış olan dönemin başbakanını öldürdüler. Hamas ise bu işin gerçekleşmemesi için İsrail’de bir dizi terör eylemleri gerçekleştirdi. İsrail içindeki barış yanlısı olan ekip siyasi ve sosyolojik olarak çöktü” dedi.

“Filistin meselesi çözülmeden Ortadoğu’da istikrar imkansız değilse de zordur” diyen Özel, “Rejimler umursamasa bile toplumlarının dikine gidemezler. İki tarihsel hasmın bu işi kendi başlarına yapabilmeleri, yaraların cılklığına bakınca, mümkün değildir. Araya bölgesel ve küresel güçlerin girmesi gerekir. Gazze’nin kökten bir rehabilitasyon ihtiyacı var. İran dışında Ortadoğu ve dünya sistemi Hamas’tan kurtulmak isteyecektir. Batı Şeria’daki yönetimin güçlendirilmesi gerekir. Mervan Barguti bir ümit olabilir mi? Ağır bir kara savaşının ardından gelen işgal veya nüfus transferi Batı’nın kalan prestijini de çökertir. ABD herhangi bir 'değerler' 'ilkeler' söylemi tutturamaz. Diğer öncelikleri hasar görür” ifadelerini kullandı.

"ANSİAD 6. Olağan Toplantısı” ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu ile birlikte konuk konuşmacı Soli Özel’e günün anısına Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşlarından birisini hediye etmesinin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD, ANTALYA BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARINDAN BEKLENTİLERİNİ AÇIKLADI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), yerel yönetimlere yönelik Antalya’yı ilgilendiren ve sosyo-ekonomik-kültürel açıdan önemli konuların ele alındığı bir rapor hazırladı. ANSİAD’ın Antalya İl ve İlçe Belediye Başkan Adaylarından beklentilerinin yer aldığı rapora yönelik açıklamalarda bulunan Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, “ANSİAD üyelerinin yerel yönetim adaylarından beklentilerini dikkate alarak hazırladığımız görüşleri bir dosya haline getirerek, gerçekleştirmiş olduğumuz toplantılarımızda başkan adaylarına ilettik. Seçilecek adaya şimdiden hayırlı olsun temennilerimizi iletiyoruz” ifadelerini kullandı.

ANSİAD’ın Türkiye ve Antalya’nın önemli bir STK’sı olduğunu ve yönetim kurulu olarak siyasi düşünce gözetmeksizin üzerlerine düşenleri yerine getirmek amacıyla iş birliğine hazır olduklarının altını çizen Özbek, “Hepimiz için elzem olan Antalya’nın ihtiyaçlarının gerçekleştirilmesi için yaşanacak süreçlerin takipçisi olacağız” dedi.

“Antalya Arkeoloji Müzesi’nin bugünkü yerinde kalması ne kadar gerekliyse, şu anki sergileme, depolama ve diğer sosyal kullanım alanlarının yetersizliği de bir o kadar gerçektir”

Antalya Arkeoloji Müzesi’nin ülkemizin en seçkin kültür varlıklarının sergilendiği bir müze olması nedeniyle şehrin merkezinde, yürüyüş mesafesi içinde olması gerektiğini söyleyen Özbek, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Tüm Antalya bölgesinin kültür mirasının korunduğu, sergilendiği ve araştırmalarının yapıldığı bu müze, kente gelen yerli ve yabancı hemen her turistin görmek istediği bir cazibe merkezidir. 2023 yılında 182 bin yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Antalya Müzesi'nin ziyaretçi sayısının azlığının nedeni, onun değerinin düşük olmasından değil, bölgede sürdürülmekte olan turizmin yapısal özelliğinden ve müze yapısının eskimişliğinden kaynaklanmaktadır. Mevcut müze 30 dönümlük alanda olup 1972 yılında yapılmış bir müzedir. Geldiği nokta itibari ile de artık gün ışığına çıkarılmış olan tarihi eserleri ve kültür birikimlerini sergilemekte yetersiz kalmaktadır. Destinasyon olarak bir turizm markası olan Antalya’da, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin bugünkü yerinde kalması ne kadar gerekliyse, şu anki sergileme, depolama ve diğer sosyal kullanım alanlarının yetersizliği de bir o kadar gerçektir. Örneğin Abu Dhabi’deki Louvre Müzesi gibi dünyanın bütün büyük şehirlerinde kentlerin markalaşmasına değer katan simgesel, mimari değeri yüksek yapılarda zengin koleksiyonlar sergilenmektedir. İspanya’nın Bilbao kentindeki Guggenheim Müzesi ile Paris Louis Vuitton Müzesi’nin bulunduğu şehirleri tüm dünyaya tanıtmasının yanı sıra şehre katkılarının da yüz milyonlarca Euro olduğu bilinmektedir”.

Mevcut müze alanının bitişinde Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne ait 40 dönüm üzerinde lojmanlar bulunan bir arazi olduğunu söyleyen Özbek, “ Tüm kentlilerin ortak talebi bu 40 dönümlük arazinin de mevcut müze alanına dahil edilip toplam 70 dönümlük bir arazi üzerine dünya çapında bir yeni müze yapılmasıdır. Bu nedenle aynı alan içinde bulunan müze haricindeki kamu binalarının kentin başka bir bölgesine taşınmasını ve yeni Antalya Arkeoloji Müzesi’nin mevcut bulunduğu alanda bir “Müze Adası” oluşturulması gerekmektedir. Geçmişi ve uygarlığı sanat eserleriyle ortaya koyarak şehrin marka değerine katkı veren bir Marka Müze kimliği oluşturulmalıdır” dedi.

“Trafik sıkışıklığı günlük yaşamı olumsuz etkilemektedir”

Antalya’daki karayolları, kavşaklar ve toplu taşıma araçlarının yoğun göç talebi, deprem sonrası kente yerleşen vatandaşlar, yabancı göç sorunu ve turizm sezonu nedeniyle artan nüfus yoğunluğuna bağlı olarak artan talebe karşılık vermekte yetersiz olduğunu söyleyen Özbek, “

-   Antalya’da kent içi trafik sıkışıklıklarının giderilmesi trafik alışkanlığının sağlanması yolcu ve trafik güvenliğine katkıları için akıllı ulaşım sistemleri uygulamaları yapılması gerekmektedir.

-   Şehrimizin ana caddelerinde yaşanan trafik sıkışıklığı günlük yaşamı olumsuz etkilemektedir. Özellikle iş saatlerinde ve özel günlerde bu sorun daha da artmaktadır. Bu konuda yapılacak düzenlemelerle trafik akışının daha verimli hale getirilmesi, Kepezüstü, Uncalı ve Meydan (Değirmenönü)’daki kavşakların düzenlenmesi, ana arter yollara sabah ve akşam saatlerinde araç park edilmesinin önlenmesi gerekmektedir.

-   Yurtdışından 3-4 saatte Antalya’ya ulaşan turistin havalimanından otele ulaşması saatler almaktadır. Antalya Limanı demiryolu ağına mutlaka bağlanmalı, Sarısu – Lara - Kundu arasında mutlaka raylı sistem yapılmalı, hatta Döşemealtı ve OSB’ye uzatılmalıdır.

-   Alternatif ulaşım yollarından metronun ve hızlı tren projelerinin bir an önce hayata geçirilmesi şehrimiz için çok kıymetlidir. Kentin ülke demiryolu ağına bağlanması hem yük hem yolcu taşımacılığı adına büyük önem taşımaktadır. Antalya'nın İç Anadolu'ya ve Marmara'ya otoyol ve hızlı trenle bağlanması, Konya – Antalya arası yüksek hızlı tren, Gazipaşa – Antalya arası hızlı tren hattı yapılması gerekmektedir.

-   Antalya – Alanya karayolunun bölünmüş yol tekniği ile bir an önce hayata geçirilmesi kentin doğu ilçeleri bağlantısı açısından hayati önem taşımakta olup, bu yönde ayrıca hızlı tren projelendirme çalışmaları da acilen başlamalıdır.

-   Deniz ulaşımı, Antalya’nın ilçelerine ve komşu illerine alternatif ulaşım modeli olarak projelendirilip hayata geçirilebilir. (Örn. İstanbul / Yenikapı – Bursa / Mudanya deniz ulaşımı)

-   Ulaşım master planı, deprem master planı, imar master planı, tarım master planı, turizm master planı gibi kenti ilgilendiren konularda bilimsel yöntemlerin belirlenmesi için kamuoyu baskısı yaratılması adına çalışma gerçekleştirilmelidir” şeklinde çözüm önerilerinde bulundu.

“Antalya Limanı aktif olarak kullanılmamaktadır”

Serbest Bölge’nin Antalya ekonomisinin ve sanayisinin gelişiminde önemli katkısı bulunduğunu belirten Özbek, “Lüks yat üretiminde Antalya markası yaratılmıştır. Mevcut serbest bölgenin kapasitesinin artırılması veya yeni serbest bölgelerin kurulması, şehrimizin uluslararası ticaret potansiyelini ve istihdamını artıracaktır.  Fiyatların İzmir ve Mersin limanlarına göre yüksek olması, limanın fiziki şartlarının yeterli olmaması ve Antalya'yı diğer illere bağlayan demiryolunun olmaması nedeniyle Antalya Limanı aktif olarak kullanılmamaktadır. Antalya Limanı’na demiryolu bağlantısı üretim, ihracat ve ticaret hacminin en az 2-3 katına çıkmasını sağlayacaktır. Kruvaziyer turizminin geliştirilmesi, liman – havalimanı ve kent merkezi arasında ulaşımın koordine edilmesi, demiryolu ulaşımının şehrimize ulaştırtılması önceliğimiz olmalıdır” dedi.

 “Kaleiçi’nde Turizm Bakanlığı ve belediyeler ortak hareket etmek zorundadır”

Özbek, açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Kentimizin en önemli turizm merkezinden biri olan Kaleiçi, özellikle tarihi bir mekan olması açısından önem taşımaktadır. Burada yapılacak herhangi bir düzenlemede tüm paydaşların iş birliğiyle öncelikle tarihi dokunun korunması, kentin turizm potansiyeline ve ticari hayatına maksimum fayda sağlanması yüksek öncelikte olmalıdır. Ayrıca estetik değerler de göz önünde bulundurularak, mevcut halinin aksine görüntü kirliliğine sebebiyet verilmemesi hususunda esnaf yönlendirilmelidir. Kaleiçi’nin fotoğrafını bozan, koruma planına ve imar planına aykırı betonarme yapılar mutlaka kamulaştırılarak yıkılması gerekmektedir. Bunun için de Kaleiçi’nde Turizm Bakanlığı ve belediyeler ortak hareket etmek zorundadır. Kaleiçi’nin yönetimi acilen çok başlılıktan kurtarılmalı, yetki karmaşasına bir son verilmelidir. Bu yönetim tarzıyla bir şeyler yapılması mümkün değildir. Yetkiyi 4 noktada (Büyükşehir Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi, Koruma Kurulu, Kudeb) değil, tek noktada toplayacak bir model olan Kaleiçi Birliği’nin (KALBİR) kurulması ve belediyelerin de bu birliğe destek vermesi Kaleiçi’nin geleceği açısından çok önemlidir. Şehrimizin uzun vadeli geleceği kişilere bağlı olmamalıdır. Ortak bir akılla ortak hedef doğrultusunda hareket edilmelidir”.

“Kaleiçi’ndeki trafik sirkülasyonu kaldırılmalı, daha güvenli ve daha huzurlu bir yer haline getirilmelidir” diyen Özbek, Dünyadaki başarılı örneklerden esinlenerek model bir sokak çalışması yapılması gerektiğini söyledi. Özbek, “Kaleiçi, Roma öncesi, Roma dönemi, Selçuklu dönemi, Osmanlı dönemine ait ticari alt yapı, yerleşme ve yaşam kültürü, sosyal ve dini hayatın alt yapısını barındıran bir bölgedir. Öncelikle yönetim otoritesinin sağlanmasını takiben tüm unsurları korunarak, tarihi limanı ile birleşik bir projenin hayata geçirilmesi ve bunun sürdürülebilir kılınması kentimize ve ülkemize önemli bir zenginlik katacaktır. Kaleiçi ile Yat Limanı birlikte projelendirilmelidir. Projeler hayata geçirilirken Kaleiçi’nin tarihsel ve güncel gelişimini yakından takip eden arkeolog, sanat tarihçi ve tarihçiler ile fikir alışverişinde bulunulmalı ve projeler oluşturulurken bu bilim insanlarının bölgedeki güncel araştırmaları göz önünde bulundurulmalıdır. Kaleiçi Yat Limanı’ndaki mendirek yenilenmelidir. Kaleiçi turizme kazandırılmalı ve kentsel yapı korunmalıdır” ifadelerini kullandı.

 “Kırcami bölgesindeki altyapı sorunu halledilmeden imara açılmamalıdır”

Özbek, “Antalya gerek ülke gerekse ülke dışı düzeyinde bir çekim merkezi haline gelmiş, turizmin getirdiği ek nüfus ve göçün etkisi altında hızlı nüfus artışı kentsel gelişmeyi olumsuz etkilemiştir. Her on yılda bir nüfusu iki katına çıkan Antalya’nın 2024 yılı itibari ile tahmini nüfusu 2.738.191. kişidir. Kentte uyum, istihdam, sosyal hizmet sorunlarının yanında kentsel fiziksel planlama, altyapı ve çevre sorunlarının giderek ağırlaştığı da gözlenmektedir.  Bu durumu ile kent aşırı derece tüketen ve kirleten bir kent olma sürecine girmiştir. Özellikle Antalya’nın yükselen değerlerinden Aksu’nun Altıntaş Mahallesi’nde inşaatlar hızla yükselmeye ve lüks konutlar inşa edilmeye devam ederken, altyapı eksikliği büyük bir sorun teşkil etmeye devam etmektedir. Altıntaş bölgesindeki yeni yapılanma ile ortaya çıkan altyapı sorunun giderilmesi acil önem taşımaktadır. Burada yaşayarak gördüğümüz altyapı sorunu bize ders olmalı, imara açılması planlanan Kırcami bölgesindeki altyapı sorunu halledilmeden imara açılmamalıdır. Antalya ili sınırlarındaki tüm inşaatlarda temel altı ve temel betonlarında sülfat katkılı beton kullanımı zorunlu tutulmalıdır” dedi.

“Depreme karşı dirençli bir kent vizyonu oluşturulmalıdır”

Türkiye genelinde konut üretimi, kentsel dönüşüm ve deprem risklerine karşı hazırlıkların yavaş ilerlediğini vurgulayan Özbek, sözlerini şu şekilde sürdürü: “Antalya özelinde de deprem konusunu her daim gündemde tutmak önemlidir. Her ne kadar aktif bir fay hattı üzerinde bulunmasak da Antalyalının deprem konusunda farkındalığı artırılmalı, deprem konusu gündem tutulmalı, depreme karşı dirençli bir kent vizyonu oluşturulmalıdır. Belediyeler deprem, sel ve hortum felaketleri ile ilgili farkındalık ve bilgilendirme toplantıları düzenlenmelidir”

Özbek, “Dünyayı ve Antalya’yı tehdit eden küresel iklim değişikliğine dikkati çekmek ve kamuoyunda farkındalık oluşturmak amacıyla hep birlikte çalışılmalıdır. Bunun için yerel yönetimlerden beklentilerimiz aşağıdaki gibidir:

-  Şehir merkezindeki tüm otoparklarda benzinli ve elektrikli araçlardan otopark ücretleri indirimli olarak alınmaya başlanmalıdır.

-  Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı açık ve kapalı tüm otopark alanlarında elektrikli araç şarj altyapısı tamamlanmalıdır.

-  Arsasının belediye rayiç değeri 500.000 TL’nin üzerinde olan özel yapılarda ortak kullanım alanlarının elektrik ihtiyacının fotovoltaik enerji kaynaklarından karşılanma zorunluluğu koyulmalıdır.

-  Belediye pazar alanlarının çatıları güneş panelleri ile kaplanmalı ve elektrik üretimi için kullanılmaya başlanmalıdır.

-  Çöp ayrıştırma özel yapılarda mecburi hale getirilmelidir. Apartman görevlileri ve yöneticileri belediyeler tarafından eğitilmeli ve denetlenmelidir.

-  İklim değişikliğinin tarım üzerine olumsuz etkileri araştırılmalı ve bunlarla ilgili özellikle çiftçilerimizin eğitilmesi hususunda çalışmalar yapılmalıdır. (Ekim - dikim periyodu, mevcut kanalların sel felaketine karşı iyileştirilmesi ve yeni tahliye kanalarının açılması)

 İlçelerde ve kırsalda tarım topraklarının imara açılmaması gerektiğini söyleyen Özbek, “Tarımda ihtiyaçlara göre planlama yapılması ve uygulanması konusunda kararlı bir duruş sergilenmeli ve bu hususta yasalar uygulanmalı, yetmiyorsa yeni yasalar çıkartılması için çalışma yapılmalıdır” dedi. Özbek, bu konuda ANSİA’ın önerilerini şu şekilde sıraladı:

 -  Tarımsal Kirlilik

Tarımda kullanılan ilaç-gübre ve benzeri atıklar tarımsal arazilere atılmaktadır. Bu atıklar hem çevreyi hem de taban sularını kirletmektedir. Bu atıkların toplanması için özel konteynerler yapılmalı ve farklı alanlarda toplanarak bilime uygun olarak imha edilmelidir. Gıda güvenliği açısından sulama sularının kalitesini arttıracak yeni projeler geliştirilmelidir.

 -  Kompost Tesisi

Evsel organik atıklar, sera, otel atıkları toplanarak tekrar doğaya kazandırılmalıdır. Örneğin İspanya Almeria Belediyesi çok güzel kompost tesisi kurmuş. Üretilen kompost park ve bahçelerde, seralarda ve otellerde para karşılığı çok büyük bir değerle satılmaktadır ve bu oluşum aynı zamanda yerel yönetimlere ekonomik katkı sağlayacaktır.

 -  Uluslararası Antalya Botanik Bahçesi:

Tüm dünyada yetişen ve Antalya iklimine uygun; park orman ağaçları ve meyve ağaçlarının getirip dikileceği bir botanik bahçesi yapılmalıdır. Otsu bitkiler proje dışı bırakılabilir. Böyle bir konsept halk için nefes alacak bir aktivite alanı, Antalya’ya gelen turistin ziyaret edeceği bir lokasyon olacaktır.

 -   Fındık, İncir, Antep Fıstığı, Zeytin, Keçiboynuzu Fidanı Dağıtım

Yereldeki yamaç arazileri hem toprak erozyonunun önlenmesi hem de bölge halkına gelir getirebilecek Fındık, İncir, Antep Fıstığı, Zeytin ve Keçiboynuzu fidanlarının üretim yeri olarak kullanılabilir ve elde edilen ürünler yerel halka dağıtılabilir.

 -   Tarımsal ve Hayvansal Ürünlerin Halka Ulaştırılması:

Her türlü tarımsal ve hayvansal ürünlerin üreticiden tüketiciye ulaştırılabileceği küçük semt pazarları kurulmalıdır.

 


MUHİTTİN BÖCEK ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı beşinci olağan toplantısını gerçekleştirdi.

“Cumhuriyet Halk Partisi'nin Antalya Vizyonu ve Projeleri” konu başlığı ile düzenlenen ve Büyükşehir Belediye Başkanı & Cumhuriyet Halk Partisi Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhittin Böcek’in konuk konuşmacı olduğu “ANSİAD 5. Olağan Toplantısı” 27 Mart 2024 Çarşamba günü Akra Otel’de gerçekleşti. Toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, "Bir beş yıl daha sizlerin desteğiyle azim ve gururla hizmetlerimizi devam ettireceğiz. Sizleri mahcup etmeden yolumuza devam edeceğiz" dedi.

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, "5'inci olağan toplantımıza hepiniz hoş geldiniz. Öncelikle sayın başkana vakit ayırdıkları için çok teşekkür ediyoruz. Seçimlere 4 gün kaldı. Biz 34 yıllık iş insanları derneği olarak tabii ki önümüzdeki yerel seçimleri ANSİAD olarak oldukça önemsiyoruz. Sayın başkana ANSİAD üyelerinin 34 yıllık birikimiyle bir rapor hazırladık. Raporda gerek şehrimizin sorunları ve ANSİAD olarak bizim çözüm önerilerimiz var" dedi.

Özbek'in ardından konuşan Böcek, "ANSİAD Başkanı ve kıymetli yönetimi, değerli iş insanlarımız. Öncelikle hepinizi şahsım ve Antalyamız adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Böylesine özel, güzel ve hayırlı bir akşamda iftarda buluşmanın mutluluğuyla ramazan ayınızı tebrik ediyorum. ANSİAD toplantıları bana hep uğur getirmiştir. Geçen 5 yıl önceden cuma günü toplantı yapmıştık. İki gün sonra seçim oldu. Şimdi de dört günümüz var" dedi. 5 yıl önce söz verdiklerinin fazlasını yaptıklarını söyleyen Başkan Böcek, ulaşım, işsizlik ve altyapı gibi konulardaki projelerinden de bahsetti.

Seçim sürecinde herkesin oyuna talip olduğunu söyleyen Böcek, "Kendisini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kabul eden, ezanımıza, al bayrağımıza sahip çıkan, cumhuriyetimizin değerlerine inanan, mavi gözlü adamın yolundan yürüyen bütün vatandaşlarımızın oylarına talibim. Zaten Antalya'mızda sizlerin desteğiyle biz ittifakı oluşturduk. Her gelen adaylığımızla ilgili desteğini açıkladı. Bunlardan bazıları Ata İttifakı, Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi ve Davutoğlu'dur. Bir beş yıl daha sizlerin desteğiyle azimle ve gururla hizmetlerimizi devam ettireceğiz. Sizleri mahcup etmeden yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.

Konuşmaların ardından ANSİAD Başkanı Özbek, Başkan Böcek'e, sanatçı Tufan Dağıstanlı'nın seramik eserini hediye etti.

 

DHA (Tunahan KIR)


AV. HAKAN TÜTÜNCÜ ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

“Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Antalya Vizyonu ve Projeleri” konu başlığı ile düzenlenen ve Kepez Belediye Başkanı & Cumhur İttifakı (Ak Parti) Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Av. Hakan TÜTÜNCÜ’nün konuğumuz olduğu “ANSİAD 4. Olağan Toplantısı” 16 Mart 2024 Cumartesi günü Akra Otel’de gerçekleşti.

Moderatörlüğünü ANSİAD Başkanı Ercan Özbek’in yaptığı ve çok sayıda iş insanının katıldığı toplantıda Hakan Tütüncü, ulaşımdan turizme, tarımdan kültür ve sanata birçok alandaki projelerini anlattı.

1999 ÖNCESİ YAPILARA KENTSEL DÖNÜŞÜM

Antalya’yı başta deprem olmak üzere yeniden hazırlayacaklarından bahseden Hakan Tütüncü, 1999 öncesi yapılan konutların bilimsel olarak depreme dayanıklı olmadığı ve tüm bu binaları modern bir biçimde yeniden tasarlamak gerektiğini söyledi.

YERİNDE YENİ ANTALYA MÜZESİ SÖZÜ

Antalya’nın kıymetinin öne çıkarılmasına yönelik Antalya Müzesi’ne dikkat çeken Tütüncü, Kültür ve Turizm Bakanlığı marifetiyle Antalya’ya, Antalya Müzesi’nin olduğu yerde yani ‘yerinde müze istiyoruz’ taleplerine uygun şekilde müze binasının yenilenmesiyle ilgili çalışma olacağını güzel bir haber olarak ifade etmesi gerektiğini söyledi. Tütüncü, “ANSİAD’ın ortaya koyduğu inisiyatifi aynen paylaşıyorum ve destekliyorum. Ben de onu takip edeceğim. Bu konuda hem kalbimi hem gücümü sizinle birleştirmeye hazırım ve 1 Nisan itibariyle daha net ve açık konuşabileceğimiz bir ortama kavuşacağız” dedi.

KALEİÇİ YAŞAYAN BİR GÜZELLİK

Antalya’da yaşayan bir güzellik olarak Kaleiçi’ni gösteren Tütüncü, “Burası hem bizim kullandığımız hem de şehre gelen misafirlerin kullandığı önemli bir merkez haline gelmeli. Ama bugün orada bir yönetim planının bile olmadığını ifade ettiğimizde ne kadar yapacak çok işimizin olduğunu görüyoruz. Eğer böyle bir eski şehir Palermo, Sicilya, Girit, Malta ya da Akdeniz'in herhangi bir noktasında olsa, orada zannetmiyorum ki o daracık sokaklarda araba taşınsın, hepsine gittik gördük. İnsan taşınıyor sokaklarda ve zannetmiyorum ki oralarda bir yönetim planı bile olmasın o eski şehirlerin. Önemli bir şey daha söyleyeyim, hiç şöyle bir şey aklınıza geliyor mu? ‘Benim bugün İstanbul'dan bir misafirim gelecek, bu akşam onu güzel bir yerde ağırlamalıyım. Kaleiçi’nde güzel bir gezinti yapabiliriz, bara gidebiliriz, eğlenebiliriz, restoranlara gidip orada yemek yiyebiliriz. Böyle bir şey hangimizin aklına geliyor? Benim şahsen gelmiyor. Çünkü biz oraya gitmediğiniz zaman, sizin misafirleriniz oraya hiç gitmezler. Gitmek isteseniz ulaşabilmek mümkün değil. Arabayı nereye park edeceksiniz? İçeride nasıl geleceksiniz? Güvenli mi, değil mi? Şimdi bugün Kaleiçi'nden geliyoruz. Kaleiçi'ndeki bütün işletmeciler, sakinler şikayet ediyor. ‘İşte burası karanlık, güvenlik yok. O yok, bu yok.’ Efendim işletmelerin maalesef kalitesiz tarzda olduklarından ve kalitesiz işletmelerin kalitesiz bir topluluk, bir kalabalık meydana getirdiğinden bahsediyorlar. Yapmamız gereken çok işler var” dedi.

TURİSTİK ULAŞIM SİSTEMİ

Turistlerin şehir merkeziyle buluşması, şehir merkezinin turizm pastasından faydalanması konusunun hemen her yerel seçimler döneminde adayların vaatleri arasında yer aldığına işaret eden Tütüncü, “Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşıma şunu söyledim: ‘Arabanı bana vermeni ve 3-4 gün boyunca herhangi bir otelde seni misafir etmeyi istiyorum.’ Şehir merkezine nasıl gelebileceksin, hadi sen bir şehir merkezine gel de bir görelim. Bahane her şey dahil de bulunuyor. Şahsi kanaatim her şey dahil bir sebep değil, bir sonuç. İşte bu sonuç ortadan kaldırmamız açısından yapılması gereken şeyin turizm şehir merkezleri arasında sağlıklı, sadece turistlerin kullandığı bir ulaşım sistemini hayata geçirmek” diye konuştu.

AKDENİZ ÜLKELERİ MÜZİK FESTİVALİ

Kepez’de kütüphanelerden bilim merkezlerine birçok yatırım yaptıklarından ve bahseden Tütüncü, uzunca süredir Antalya’da büyükşehir belediye başkanlığı yapma hayali olduğunu da belirterek, bazı projelerini de şöyle anlattı: “Antalyalı çiftçiler Türkiye’nin en ucuz mazotunu kullanan çiftçiler haline gelecek. Antalya’nın bir bilişim vadisine sahip olabileceği bir pozisyonu var ve Antalya’da çalışmak isteyen dünyada bir kitle olduğunu fark ettik. Antalya’ya kazandırmak istediğim benim de bir festival var. Akdeniz Ülkeleri Müzik Festivali, eğer seçilirsem benim de kazandırmak istiyorum ve Antalya’da kurumsal bir festivale dönüştürmek arzusundayım. Lübnan’dan İspanya’ya kadar Akdenizlinin o eşsiz enfes müzik kültürünü birkaç ay boyunca süren bir festivalde, turizme çok kıymetli bir değer haline getirmeye gayret edeceğiz. Bu önemli hayallerimizden birisi, Antalya'nın da insanlık tarihine yön vermiş bir havza olan Akdeniz havzasının hemen kenarında Akdeniz kültürünü ihya eden bir böyle festivali yapmayı çok arzu ediyoruz.”

SÜRGÜN VE İŞTEN ÇIKARMAMA SÖZÜ

Seçildiği takdirde sürgünler, işten çıkarmalar, ekmekleriyle oynamalar gibi bazı niyet okumalar olduğundan da bahseden Hakan Tütüncü, Kepez’de 15 sene boyunca hiç kimseye işten çıkarmadığı ve sürgün etmediğini belirterek, böyle bir şeylin asla olmayacağını da söyledi.

Tütüncü, ayrıca Antalya’da Expo Center’da düzenlenecek Antalya’ya uluslararası bir kitap fuarının yakışacağını ve bu fuarı yapacaklarını da dile getirdi.

 DHA (MEMHET ÇINAR)


ANSİAD AK PARTİ ANTALYA İLÇE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARINI AĞIRLADI

Ak Parti Antalya İlçe Belediye Başkan Adayları, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 2024 yılı 3. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu oldu.

“Ak Parti İlçe Belediye Başkan Adaylarının Kendi İlçelerine Ait Vizyonu ve Projeleri” başlığıyla 6 Mart 2024 2024 Çarşamba günü Akra Otel’de düzenlenen toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in moderatörlüğünde, Ak Parti Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Bekir Kıvrım, Ak Parti Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Durali Kolpak, Ak Parti Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Özdemir Manavoğlu ve Ak Parti Kepez Belediye Başkan Adayı Av. Rıza Sümer’in katılımı ile gerçekleşti.

“Döşemealtı büyüyor, göç alıyor ancak gelişemiyor”

Döşemealtı’nın sorunlarını bildiklerini ve bu sorunları çözecek projelerinin hazır olduğunu söyleyen Ak Parti Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Bekir Kıvrım, “Döşemealtı büyüyor, göç alıyor ancak gelişemiyor. Bizim amacımız Döşemealtı’nı layık olduğu yere taşımak” dedi. İlçenin en önemli sorununun yol ve ulaşım olduğuna dikkat çeken Kıvrım, “Çok sorunumuz var. Bunların başında yol ve ulaşım geliyor. Hayata geçireceğimiz beton ve asfalt plenti sayesinde parke taşını kendimiz imal edeceğiz. Bununla birlikte hem belediyemizi önemli bir maddi yükten kurtarmak hem de işleyişi hızlandırmak istiyoruz. En önemli önceliğimiz bu olacak” diye konuştu.

Betonlaşan bir ilçe değil sosyalleşen Döşemealtı oluşturmak istediklerinin altını çizen Kıvrım, bu alandaki projelerinin içinde sosyal yaşam alanları, yaşlı bakım merkezleri, gençlik merkezleri ve hayvan barınakları olduğunu bununla Döşemealtı’na yeni bir kimlik kazandıracaklarını söyledi. Kıvrım, “Yapacağımız çok iş var. Sosyal hayat maalesef ilçemizde yok denecek kadar az. Burada farklı rekreasyon alanları ile gençlerimizin, üniversite öğrencilerinin Döşemealtı’nda zaman geçirmelerini sağlayacağız. Böylelikle ilçe ekonomisine de önemli bir katkı sağlamış olacağız” ifadelerini kullandı.

“Konyaaltı, bir kasabanın arka bahçesi olmaya doğru bırakıldı”

Antalya’nın bir dünya şehri olduğunu vurgulayan Ak Parti Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Durali Kolpak, Antalya’nın Konyaaltı ilçesinin belediye başkanı adayı olmaktan gurur duyduğunu söyledi. Küçük yaştan itibaren Konyaaltı’nda yaşadığını ve bu ilçeyi çok iyi bildiğinin altını çize Kolpak, “Konyaaltı hızla gelişen bir ilçedir. Dünyanın ilgisini çeken bir yer olması ve yapılaşmanın artmasıyla büyüdü; ancak hizmet noktasında çok eksikleri olduğunu düşünüyorum. Halka ve esnafa dokunan hiçbir hizmet olmadığını görüyorum. Konyaaltı, bir kasabanın arka bahçesi olmaya doğru bırakıldı” dedi. 

Konyaaltı’nda yapılan imar çalışmalarından sonra bazı kamusal alanlarda mülkiyet sorunlarının ortaya çıktığını belirten Kolpak, “Vatandaşların kamusal alanlardaki haklarını belediye çözmedi. Belediye başkanı olursak buranın kamu alanlarında mülkiyet sorunlarını çözerek burayı yeşil bir alana döndürüp halka kazandırmak istiyorum. Konyaaltı’nın kültürel hizmetler yapan, insanları mutlu olduğu güzel bir ilçe olmasını için çalışacağım” şeklinde konuştu.

“Kırcami, Muratpaşa’nın kanayan bir yarısıdır”

Muratpaşa eski Belediye Başkanı merhum Mehmet Manavoğlu'nun oğlu olduğunu hatırlatan Ak Parti Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Özdemir Manavoğlu, “Antalya’nın yerlisi olan Manavooğlu ailesinin bir ferdiyim. Babam Muratpaşa belediyesinin kurucu belediye başkanıdır. Bizim de heyecanımız oradan gelecek ki Muratpaşa için yapılan yarım kalmış projeler ve hizmetler var. Doğma büyüme Muratpaşalıyım ve  Kırcami’nin yerlisiyim. Kırcami, Muratpaşa’nın kanayan bir yarısıdır. Hiçbir zaman bir koltuk sevdasında olmadık; ancak hizmet etmek için çok çaba sarf ediyorum. Kırcami’nin imarını ilk gündeme getiren bir adamın oğlu olarak belki sonuçlandırmak bize nasip olacaktır diye ümit ediyorum. Bununla ilgili çok ciddi çalışmalarımız var” dedi.

Manavoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Yaklaşık 25 yıldır sağ partinin Muratpaşa’da iktidar olmadığını biliyoruz. Biz 25 yıldır Muratpaşa için projeler üretiyoruz. Sürekli hamlelerde bulunmak ve geliştirmek istiyoruz. Ancak 25 yıldır hiçbir şekilde bize bu imkan sağlanmadı. Bugünkü mücadelemiz ve tek amacımız Muratpaşa’ya hizmette bulunmaktır”.

“Kepez’e ilgili çok güzel hayallerimiz ve hedeflerimiz var”

Ak Parti Kepez Belediye Başkan Adayı Av. Rıza Sümer, “Bizim bir liderimiz var. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan bize hedef koyarken 2011’de hatırlar mısınız? ‘2023 hedefleri’ demişti. Bize 12 yılın sonrasının hedefini koymuştu. Şimdi de ‘Türkiye 100 yılı’ diyor. Türkiye yüzyılı derken bize aslında asırlık hedefler koyuyor. Belediyecilikte de aynı şekilde geleceğe dönük hedefler ve bir vizyonumuz var. Belediyecilik olarak Ak Parti belediyeciliği her yerde farkını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Ak Parti çatısı altında siyaset yapmaktan mutlu olduğunu belirten Sümer, “Belediye başkanlığı döneminde siyaset hiçbir zaman önceliğimiz olmayacaktır. Şehre hizmet etmekten başka bir amacımız bir gayemiz yok; çünkü bu şehirde yaşıyoruz ve buradan ekmek yiyoruz. Bu şehre bir tek siyasetçilerin değil; tüm yaşayanların bir borcu olduğunu düşünüyorum. Bu borcu hep birlikte ödememiz lazım. Bu şehre hizmet ederek eserler bırakmak istiyoruz. Kepez’e ilgili çok güzel hayallerimiz ve hedeflerimiz var. Parti kurulduğundan itibaren hiç seçim kaybetmemiş bir teşkilat var. Her seçimi başarıyla kazanmışlar. İnşallah bu seçimi de başarıyla alacağız çünkü Kepez’de 20 yıldır kesintisiz bir hizmet devam ediyor. Kepez’deki hizmetlerin daha nice yıllar devam edebilmesi için vatandaşlarımızın bize destek vereceğine inanıyorum” diye konuştu.

ANSİAD’ın 2024 yılı 3. Kahvaltılı Toplantısı, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail  :basin@ansiad.org.tr
Tel       :0242 3120303

 


ANSİAD CHP ANTALYA İLÇE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARINI AĞIRLADI

Cumhuriyet Halk Partisi Antalya İlçe Belediye Başkan Adayları, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 2024 yılı 2. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu oldu.

“CHP İlçe Belediye Başkan Adaylarının Kendi İlçelerine Ait Vizyonu ve Projeleri” başlığıyla 28 Şubat 2024 Çarşamba günü Akra Otel’de düzenlenen toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in moderatörlüğünde, TBMM 22. Dönem CHP Antalya Milletvekili Tuncay Ercenk, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Aksu Belediye Başkan Adayı İsa Yıldırım, CHP Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Menderes Dal, CHP Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Cem Kotan ve CHP Kepez Belediye Başkan Adayı Mesut Kocagöz’ün katılımı ile gerçekleşti.

Aksu ilçesinde tarımın önemine dikkat çeken Aksu Belediye Başkan Adayı İsa Yıldırım, Aksu’nun tarihi konumu ve bölgede yer alan önemli turizm işletmeleri ile modernleşmeye çok müsait bir coğrafya olduğunu söyledi. Konuşmasında, ortak aklı ön plana çıkararak plan çalışmaları yapacaklarının altını çizen Yıldırım, “Aksu, Antalya’da geçmek zorunda olduğumuz bir yoldur. Coğrafi konumu nedeniyle deniz ve dağların arasında sıkışan Antalya’nın konut ihtiyacı karşılanırken Aksu’nun üzerinden geçerek Aksu kullanılmak zorundadır.  Aksu‘daki yapılacak olan çalışmaların geçmişte yapılan hataları telafi edilerek planlanması gerekiyor. Biz bununla alakalı çalışmalar yapacağız” dedi.

“Aksu, işsizliğin olduğu ve ekonomik sıkıntıların çekildiği bir ilçedir”

Aksu’da yaşanan istihdam sorununun altını çizen Yıldırım, bölgeden yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Yıldırım, “Aksu, kozmopolitik bir nüfus yapısına sahiptir. Aksu’da yaşayan insanların çoğunluğu otellerde, havalimanında, seralarda, fide ve tohum sektöründe asgari ücretle çalışıyor. Aksu, işsizliğin olduğu ve ekonomik sıkıntıların çekildiği bir ilçedir. Belediye olarak sosyal belediyeciliği öne çıkararak çocuklarımıza ve fakir ailelerimize sahip çıkmak istiyoruz. Bir insanın cebinde parası yoksa o insanın ailesinde huzur olmaz. İşsizliği çözücü projeler üretmek aynı zamanda o projeleri üretirken de halka hizmet götürmek istiyoruz. Bizim belediye olarak önceliğimiz işsizlik ve fakirliğin olduğu Aksu ilçesinde insanların ekonomik krizini çözmek olacaktır” dedi. 

CHP Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Menderes Dal, binlerce yıllık geçmişe sahip tarih ve doğal güzellikler ile dolu ilçemiz ile ilgili Döşemealtı perspektifimiz var. 32 mahallemiz olan Döşemealtı ilçesine eşit ve nitelikli hizmet vermek istiyoruz. Daha huzurlu ve daha mutlu bir Döşemealtı hedefiyle yola çıktık. Döşemealtı’nda ikamet eden, ilçemizde çalışan ya da yöremize gezmeye gelen herkesin mutlu, huzurlu, sağlıklı ve güvende olduğu, alt yapısı çözülmüş tarihi ve doğal zenginlikleri korunan bir Döşemealtı yaratmak istiyoruz. Bu bakış açısıyla belediyecilik hizmetlerinin halkın ihtiyaçlarına yönelik ve planlı olarak yürütülebilmesi için öncelikli olarak beş yıllık stratejik planı yapmayı hedefliyoruz. Bu stratejik planın uygulanması için de ilk iş olarak mali disiplini sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

“Döşemealtı ilçemiz Antalya ekonomisi için önemli rol ve sorumluluklar üstleniyor”

Dal, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Yol, kaldırım, çevre sağlığı gibi temel belediyecilik hizmetlerini kısa sürede hayata geçirecek dinamik ve liyakatli bir kadro kurarak çalışmalara başlayacağız. Döşemealtı ilçemizin sahip olduğu doğal ve tarihi zenginlikleri koruyarak gelecek nesillere ulaştırmayı bir görev olarak görüyoruz. Stratejik plan kapsamında bölgenin demografik yapısını dikkate alarak ihtiyaca göre sosyal ve ekonomik projeleri hayata geçireceğiz. Halkın gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak toplumcu projeler üreteceğiz. Döşemealtı ilçemiz Antalya ekonomisi için önemli rol ve sorumluluklar üstleniyor. İlçemizde bulunan Antalya Organize Sanayi Bölgesi hem Antalya ekonomisi hem de ülke ekonomisine büyük bir katma değer sağlıyor. Antalya OSB bölgesinde bulunan firmalarımız ile işbirliği yapacağımız çok önemli projelerimiz olacak.

“Konyaaltı’nı birlikte yöneteceğiz”

“Konyaaltı’nı birlikte yöneteceğiz” sloganı ile yola çıktıklarını hatırlatan CHP Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Cem Kotan, “Seçildikten sonra muhtarlarımızla bir araya geleceğiz bunun nedeni şu: Demokrasinin temeli olan muhtarlarımız ve daha sonra da belediye başkanları olarak bürokrasiyi ortadan kaldırarak periyodik dönemlerde bir araya gelip mahallelerimizin sorularını birebir konuşarak onlardan bilgi alarak hem sorunları takip etme hem de sorunları çözme noktasında işbirliği yapma projesini ortaya koyduk. Şu anda bu projemiz muhtarlarımız tarafından çok güzel karşılanıyor. Muhtarlarımızla bir araya gelerek mahallelerdeki sorunları onlar üzerinden takip edeceğiz” diye konuştu.

Kotan, “En büyük projelerimizden bir tanesi de yine demokrasinin temeli olan yetkimizi paylaşarak Konyaaltı halkımız ile periyodik dönemlerle toplantı yaparak o mahallenin sorunlarını onlardan dinleyip önerilerini alacağız. Buradaki amacımız şu: Birçok güzel projemiz var. Projelerimizi uygularken de halkımızın kararıyla yapmayı düşünüyoruz. Mahallelerimize özellikle bir proje yapacaksak veya oraya bir hizmet götüreceksek ilk önce onların kararı ile yapılması tarafındayız” dedi.

“Kepez Antalya’nın arka bahçesidir”

20 senelik belediyecilik tecrübesi olduğunu belirten CHP Kepez Belediye Başkan Adayı Mesut Kocagöz, “Bir insan neden belediye başkanı olmak ister? Belediye başkanı olmak çileye tabir olmaktır. Peki bizi çileye talip olmaya iten nedir? Cevabı ‘insandır.’  Kepez’de iç mahallelere girdiğinizde yalın ayaklı çocukları göreceksiniz. Kepez’de biraz daha yukarı gittiğinizde inanılmaz şeylerle karşılaşacaksınız. Her beş evden bir tanesinde eğer 16 - 30 yaş arasında evlatları varsa yasaklı maddenin pençesindedir. Kepez Antalya değil; Antalya’nın arka bahçesidir. Kepez 650 bin nüfusu olan 81 vilayet ve 7 bölgeden gelen insanımızla dolu. Kepez’deki bu insanların hayalleri de kalpleri de kırık. Halbuki Antalya’nın iş gücünün %70’i Kepez’den gelmektedir. Kepez işçi ve emekçinin yeridir” ifadelerini kullandı.

Dal, “Yerel yöneticilerinin görevleri sadece yol yapmak park yapmak olduğunu düşünmüyorum. En önemli şey o şehre kültür vermektir. Antalyalıyım ve Antalya aşığım ancak bizim şehrimizin bir kültürü olduğuna inanmıyorum. Yerel yöneticinin bence en önemli görevi o şehre bir kültür kazandırmaktır” diye kaydetti.  

ANSİAD’ın 2024 yılı 2. Kahvaltılı Toplantısı, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail  :basin@ansiad.org.tr
Tel       :0242 3120303


ANSİAD İYİ PARTİ ANTALYA BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARINI AĞIRLADI

İyi Parti Antalya İl Başkanı Vahdet Afşin Karacan, İyi Parti Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Uzm. Dr. Nesrin Ünal, İyi Parti Aksu Belediye Başkan Adayı Deniz Karataş, İyi Parti Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Emre Afacan, İyi Parti Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Turgut Bucak ve İyi Parti Kepez Belediye Başkan Adayı İrfan Yılmaz, 21 Şubat 2024 Çarşamba günü Akra Otel’de düzenlenen Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı 1. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu oldu.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Uzm. Dr. Nesrin Ünal, “İyi Parti’nin Antalya Vizyonu ve Projeleri”ni; İyi Parti Aksu Belediye Başkan Adayı Deniz Karataş, İyi Parti Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Emre Afacan, İyi Parti Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Turgut Bucak ve İyi Parti Kepez Belediye Başkan Adayı İrfan Yılmaz "İyi Parti Merkez İlçe Belediye Başkan Adaylarının Kendi İlçelerine Ait Vizyonu ve Projeleri”ni  ANSİAD Üyeleri’ne anlattılar. ANSİAD Başkanı Özbek ise ANSİAD Üyelerinin yerel yönetim adaylarından beklentilerini İyi Parti Antalya Belediye Başkan Adayları ile paylaştı.  

“Antalya’nın seçilmiş ilk kadın belediye başkanı olmak için yola çıktım”

Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Uzm. Dr. Nesrin Ünal, yapmış olduğu konuşmasında “Ben Anadolu’nun bağrından çıkmış altı çocuklu işçi bir babanın üçüncü çocuğuyum. Türkiye’nin en iyi okullarında tahsil yaptım, sınavlara girdim ve dahiliye uzmanı oldum. Antalya’nın seçilmiş ilk kadın milletvekili oldum. Şimdi de inşallah Antalya’nın seçilmiş ilk kadın belediye başkanı olmak için yola çıktım. Bunları Cumhuriyet’e borçluyum. Bu yüzden Cumhuriyet’i kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını saygı, sevgi, minnet ve rahmetle anıyorum” dedi.

Ünal, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinde sadece 200 kadın belediye başkanı olmuş. 32 bin de erkek belediye başkanı olmuş. Bu 200 belediye başkanı kadının çalışmaları incelendiğinde sosyal ve kültürel belediyecilikte bütçeyi israfsız kullanmakta ve personeli çalıştırmada daha başarılı oldukları görülmüştür”

Aday adaylığı döneminde 300 köy gezdiğini belirten Ünal, “Temmuz ayından bu yana çalışıyorum. Bu sekiz ayda şunları gözlemledim: Antalya ülke gibi bir şehir. Ulaşım, imar, sosyal belediyecilik, kırsal, turizm, tarım ve çevrede ciddi sorunlarımız ama bizim öncelikle yönetim anlayışını değiştirmemiz lazım. Üreten, istihdam yaratan, Türkiye’nin bacasız fabrikası olan Antalya, tarımda ve turizmde merkezi hükümetten hak ettiği parayı alamıyor. Biz, Antalya’da ayrıcalıklı bir insan topluluğu oluşturmak yerine hizmetleri tavana yatay olarak yayarak mutlu bir çoğunluk oluşturmak için yola çıktık” diye konuştu.

“Hepimiz elimizi taşın altına koyacağız”

Aksu ilçesinde yapılacak işler olduğunu ve bu yüzden siyasete girdiğinin vurgulayan İyi Parti Aksu Belediye Başkan Adayı Deniz Karataş, “Belediye başkan adaylığına ortak kullanımdaki kamu mallarının ve kamu haklarının doğru yönetilmesini istediğim ve yönetilmediğini gördüğüm için müdahil oldum. Bizler müdahil olmadığımız zaman emin olun ki hiçbir koltuk boş kalmıyor ve liyakatsiz ellerde süreç devam ediyor. Bu durumun sonucu olarak uzmanlık bilgisi olmayan arkadaşlarımızın yetki sahibi olması nedeniyle oluşan olumsuz sonuçların bedelini hep birlikte ödüyoruz. Müdahil olmadan sadece eleştirerek ve konuşarak bir yere varılamayacağı bellidir. Bu nedenle müdahil olmak zorundayız. Hepimiz elimizi taşın altına koyacağız. Aksu, yaklaşık 80.000 nüfusu olan merkez bir ilçedir ancak köy gibi duruyor. Burada bizim üstleneceğimiz ciddi bir sorumluluk olduğu inancıyla bu işe girdim. Bir inşaat mühendisi olarak projeci zihniyetle yola çıkmayı esas kıldım” şeklinde konuştu.

“Çağdaş bir kent yapısıyla buluşturmayı hedefliyoruz”

Döşemealtı ilçesinin sorunlarını belirlemek için üç aylık bir saha çalışması yaptıklarını ve bu süreçte bölgede yaşayan vatandaşlar ile yaptıkları sohbetleri katılımcılar ile paylaşan İyi Parti Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Mimar Emre Afacan, Döşemealtı'nın, dünya turizminin önemli bir durağı olan Antalya’nın önemli bir parçası olduğunu söyledi. Yönetime geldiklerinde ilk olarak yaşanan altyapı ve üst yapı sorunlarını çözeceklerini, çevre kirliliği ve kentleşmedeki problemlerin üstesinden geleceklerini, ilçenin turizmden hak ettiği payı alması için sosyal ve kültürel projeleri hayata geçireceklerinin altını çizen Afacan, Döşemealtı'nın çehresini değiştirmek için çalışacaklarını vurguladı. Afacan, ayrıca "İlçemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlayacak ve yerel halkın yaşam kalitesini artıracak nitelikteki projelerimizle Döşemealtı'nı çağdaş bir kent yapısıyla buluşturmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.

İyi Parti Muratpaşa Belediye Başkan Adayı Turgut Bucak, “Muratpaşa’nın tüm sorunlarını biliyoruz. Antalya Muratpaşa ilçesi Türkiye’de 50 tane ilden büyük bir ilçedir. Antalya’nın kalbi, merkezi ve eski bir yerleşim bölgesi olduğu için yeni imar yapılamıyor. Kentsel dönüşüm yapılamıyor. Kaleiçi ve etrafında yine benzer sorunlar var. Bu sorunları çözeceğiz” diye konuştu.

“Kepez ilçesinin en önemli sorunun çarpık kentleşmedir”

Kepez ilçesinin en önemli sorunun çarpık kentleşme olduğuna dikkat çeken İyi Parti Kepez Belediye Başkan Adayı İrfan Yılmaz, “Şehir plancılığı konusunda uzman bir kişi olarak Kepez ilçemizde göreve geldiğimizde ilk olarak çarpık kentleşme ile ilgili plan problemlerini el alacağız” dedi. Kepez ilçesinin birçok mahallesinde ilkokul bulunmadığını belirten Yılmaz, bu nedenle bölgede yaşayan çocuklar ve velilerin sorunlar yaşadığını söyledi.

Yılmaz, “Dünya şehirciliğinde imar edilerek yeniden oluşturulan bölgeler ve kentler cazibe merkezleridir. Örneğin İstanbul’un tarihi bölgesi Kadıköy’dür ama yeni oluşturulan Ataşehir daha kıymetli şu anda. Biz bunu Antalya’da neden başaramadık. Antalya Kepez neden bir marka olmadı? Kepez çok büyüdü ancak gelişmeyerek geride bırakıldı. Biz göreve geldiğimizde bir vizyon koyarak Kepez ilçesinin gelişmesine katkıda bulunacağız” şeklinde konuştu.  

ANSİAD’ın 2024 yılı 1. Kahvaltılı Toplantısı, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 Çiler ÖZCEYLAN

 Basın Danışmanı

 E-mail  :basin@ansiad.org.tr

 Tel       :0242 3120303

                          


ESAS HOLDİNG CEO’SU H. ÇAĞATAY ÖZDOĞRU, ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

Esas Holding Yönetim Kurulu Üyesi & CEO & TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi H. Çağatay Özdoğru Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2024 yılı faaliyet dönemi 3. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu.  “2024 Global Trendler” konu başlığı ile 13 Şubat 2024 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirilen toplantıda ekonomiye dair açıklamalarda bulunan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, Türkiye ekonomisinde enflasyon oranının azalması için, kamu kesiminde ve özel sektörde verimlilik artışı sağlamalı, dijital ve yeşil dönüşüm yarışında ilerleme kaydetmeliyiz” dedi.

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, 2024 yılının Türkiye ekonomisinde bir düzeltme ve istikrar patikasına dönüş yılı olacağı için küresel gelişmelerin ülkemiz için ayrı bir önem taşıdığını söyledi. Özbek, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “İhracat ve turizm gelirimizin artması ve yabancı sermaye girişinin devam etmesi açısından dünya ekonomisinin toparlanmasına ihtiyacımız açıktır. ABD ve Avrupa ülkeleri enflasyonu düşürmek için sıkı para politikalarıyla yumuşak inişi başarmış görünmektedir. Ümidimiz küresel faiz indirimi sürecinin erken başlaması, Avrupa ekonomisinin durgunluktan çıkması ve yabancı sermaye girişleriyle döviz cephesinde bir rahatlama olmasıdır. Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 civarında büyüme ve işsizlikte düşüş performansına karşılık olağanüstü yüksek enflasyonla mücadeleye devam etmektedir. Yüksek enflasyon, yüksek faizler ve parasal sıkılaşma, geniş halk kesimleri için geçim sıkıntısı, KOBİ’ler için ise piyasa daralması anlamına gelmektedir. 2024 yılında iç piyasa daralmasına karşılık kredi maliyetlerinin yüksek kalması reel sektör için ciddi bir sınav olacaktır. Türkiye ekonomisinde enflasyon oranının azalması için, kamu kesiminde ve özel sektörde verimlilik artışı sağlamalı, dijital ve yeşil dönüşüm yarışında ilerleme kaydetmeliyiz. Kamu kesiminde daha fazla tasarruf sağlanmasını, kayıt dışılığın azaltılmasını, verginin tabana yayılmasını, dolaylı vergi yükünün ve istihdam üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesini yıllardır ısrarla konuşuyoruz. 2024 yılın da bu konularda ilerleme sağlanması önem arz edecektir” .

“Deprem konusunu her daim gündemde tutmalıyız”

6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen deprem felaketinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen deprem bölgesinde konut sorununun devam ettiğini belirten Özbek, “Türkiye genelinde konut üretimi, kentsel dönüşüm ve deprem risklerine karşı hazırlık istediğimiz hızda ilerlememektedir. Deprem meydana geldiği zaman gündem olan bir afet olayıdır. Bu nedenle Antalya özelinde de deprem konusunu her daim gündemde tutmanın önemli olduğu düşüncesindeyiz. Bu konu da alanında uzman isimlerle iletişim halindeyiz. ANSİAD olarak kentimizin ve bölgemizin sorunlarını yakından takip ediyor çözümü için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.  

“Antalya’nın uzun vadeli geleceği kişilere bağlı olmamalıdır.”

Özbek, “Antalya’da geçen yıl Rusya ve Ukrayna’dan gelen yabancı misafirleri konuşuyorduk. Bugünlerde ise yabancı misafirlerin artık Antalya’yı değil, Sırbistan’ı, Birleşik Arap Emirlikleri’ni tercih ettiğini konuşuyoruz. Antalya’da kentleşme, turizm, ticaret istikrarlı ve sürdürülebilir biçimde gelişmelidir. Antalya’nın uzun vadeli geleceği de kişilere bağlı olmamalıdır. Kent olarak, kamu kurumları, yerel yönetimler ve iş dünyası hep birlikte sürdürülebilir bir gelecek, gelişmiş bir toplum, nitelikli eğitim, depreme karşı dirençli bir kent vizyonu gibi hedefler ışığında birlikte çalışmalıyız. Bu hedefler ışığında önümüzdeki seçim gündem ile birlikte, ANSİAD’ın geleneği olarak belediye başkan adaylarımızı misafir ediyor olacağız. Antalya ile ilgili sorunları ve çözüm önerilerimizi de dosya olarak sunacağız ve seçim sonrası takipçisi olacağız. Bu dönemde ANSİAD olarak geçmişten gelen tecrübe ve bilgi birikimimizle, hep birlikte bu şehrimizin vizyonuna katkı yapacağımıza inanıyoruz” diye kaydetti. 

“Sürdürülebilirlik insani bir yaşamın temel taşıdır”

Esas Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su, aynı zamanda TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi olan H. Çağatay Özdoğru; “2024 Global Trendler” başlıklı konuşmasında sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekti. Özdoğru, “Sürdürülebilirlik kavramının ortaya çıkışı 18. yüzyıl başına rastlasa da modern anlamda sürdürülebilirlik tartışmaları 20. yüzyılın ikinci yarısına rastlıyor. Ben sürdürülebilirliği insani bir yaşamın temel taşı olarak tanımlıyorum. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken, gelecek kuşaklara ekonomik, çevresel ve sosyal koşulları devam ettirilebilen bir dünya ve kurumsal yapı bırakmanın; her bireyin, her kurumun, her devletin görevi olması gerektiğini düşünüyorum. Uzaya giden ilk kozmonot Gagarin’in 1961 de söylediği “Dünya mavi ve çok güzel. Harika görünüyor” sözünü hiçbir zaman unutmamalı ve bu mucizeye sahip çıkmalıyız” ifadelerini kullandı.

Sürdürülebilirlik konusunda çok güçlü bir toplumsal baskı olduğunun altını çizen Özdoğru, sürdürülebilirlik konusunda herhangi bir icraat yapılmazsa finansmana erişilemeyeceğini ya da finansa erişmenin maaliyetinin artacağını söyledi. Özdoğru, konuşmasını şu şekilde sürdürdü, “Tüketicilerin, çalışanların, yatırımcıların ve finans kuruluşlarının; şirketlerin çevresel ve sosyal konularda sorumluluk sahibi olmalarını beklediği bir dönemdeyiz. Örneğin, Deoloitte’nin 2023 CxO Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketler iklim değişikliği konusunda harekete geçmeleri için paydaş guruplarından yoğun baskı hissediyor. Tabii bunu pozitif bir baskı olarak algılamalıyız”.

“Yalnızca şirketler değil, bir ülkedeki tüm kurumların iyi yönetilmesi gerekiyor”

Özdoğru, “Sürdürülebilirlik kavramı detayında şirketler açısından çevresel ve sosyal konularda sorumluluk üstlenilmesi ve ilerleme sağlanabilmesi için şirketlerin kurumsal yönetişim konusunda yetkin olması şarttır. Tarihin farklı dönemlerinde küresel ekonomik kriz boyutuna kadar gelen borsa ve şirket skandalları, dev şirketlerin iflasları ile az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunlarının altında kurumsal yönetişim eksikliği yatıyor. Büyük resme baktığımızda, yalnızca şirketlerin değil, bir ülkedeki tüm kurumların iyi yönetilmesi gerektiğinin de altını çizmek isterim” diye konuştu.  

“Günümüzde sürdürülebilirlik kavramının ölçüsü ve çıpası olarak ‘Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim’, kısaca ‘ESG’ (Environmental Social Governance) tanımlanıyor” diyen Özdoğru, “ESG bugün özellikle kurumsal ve kurumsallaşma yolunda ilerleyen şirketlerin en önemli gündem maddelerinden birisi ve kurumların finansal yapısını göz ardı etmeden; çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim açısından onu sürdürülebilir kılan unsurları ifade ediyor. Doğal kaynak kullanımı, enerji verimliliği, karbon emisyonları ve çevresel etki ‘E’ harfine; çalışan hakları ve güvenliği, çeşitlilik cinsiyet eşitliği, insan hakları ve sosyal yatırımlar ‘S’ harfine; adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk ilkelerine uyum, yönetim kurulunun yapısı ve bağımsızlığı ‘G’ harfine karşılık geliyor. Kurumlar ESG konusunda raporlama yaparak sürdürülebilirlik performanslarını ölçüyorlar ki bu raporlar, şirketlerin sürdürülebilirlik taahhütlerini ve performansını gösterirken, yatırımcıların ve diğer paydaşların bu bilgilerini kullanarak doğru kararlar almalarını sağlıyor. Uluslararası standartlara uygun raporlar şirketlerin itibarını ve finansal kabiliyetlerini artırırken; yönetim süreçlerini, stratejilerini ve karar süreçlerini iyileştirmelerini ve güçlendirmelerini de sağlıyor” dedi.  

Konuşmasında yapay zekanın önemine dikkat çeken Özdoğru, “Dijital fiziğin ve dijital felsefenin öncülerinden MIT ve Caltech gibi dünyanın önce gelen teknoloji araştırma üniversitelerinde hocalık yapmış Amerikalı bilgisayar bilimcisi ve girişimci Edward Fredkin, ‘Tarihte üç büyük olay vardır. Bunlardan ilki, evrenin oluşumudur. İkinci yaşamın başlangıcıdır. Bu ikisiyle aynı derecede önemli olan üçüncüsüyse, yapay zekanın ortaya çıkışıdır.’ diyor.  İnsan zekasını ve problem çözme yeteneklerini kopyalayabilen sistemler olarak tanımlayabileceğimiz yapay zeka, bir fikir üreten filozoflara kadar uzanıyor” diye konuştu.

“Türkiye’nin kredi notu bizce artırılacak”

Türkiye’nin ekonomisini değerlendiren Özdoğru, “Türkiye’nin risk primini gösteren CDS, çalkantıların hakim olduğu Mayıs – 2023 seçimi öncesi dönemde 700 baz puanlara yükselmişti. Yani Türkiye’ye yatırım yapan bir finansman yatırımcı, sigorta yapmak isterse yıllık %7 prim ödemek durumundaydı. Bu oran seçim sonrasında kademeli olarak gerileyerek 300 baz puana kadar geriledi. İçinde bulunduğumuz yılın ikinci çeyreğinde Türkiye’nin kredi notu bizce artırılacak. Bu durumda CDS risk primi de 250 baz puana kadar gerileyebilir” dedi. Özdoğru, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Türkiye’nin enflasyon ve cari işlemler açığı sorunları oldukça kritik bir boyuta taşınmıştı. Politikaların ortodoks hale gelmesi ve rasyonel önlemlerin alınması ile birlikte her iki cenahta da toparlanma başladı. Ancak, tahribat çok büyük olduğundan dolayı tablonun arzu edilen düzeye gelmesi de zaman alacak. Yine de yıllık TÜFE enflasyonunun sene sonunda %40’lara gerileyeceğini tahmin ediyoruz. Aynı düzlemde cari işlemler açığı da 1 yıllık 60 milyar dolar düzeyinde 45 milyar dolara doğru bir gerileme kaydedecek. Rezervlerle ilgili çok sayıda metrik var. Ancak, hangisine bakarsak bakalım 2023 yılı ortasında alarm seviye geçilmiş ve kriz boyutuna gelinmişti. Son dönemde politikaların normalleşmesi ile rezervlerde de hatırı sayılır bir iyileşme kaydedildi. Ocak – Mayıs’ta rezervler 38 milyar USD azalmıştı. Haziran – Aralık’ta ise 36 milyar USD arttı”.

Türkiye’nin ekonomi politikaları kadar diplomatik duruşunda da kayda değer bir normalleşme yaşandığını söyleyen Özdoğru, “Gerek Batı ile gelişmeler gerekse de Ortadoğu’daki ülkelerle olanlar hızla normalleşiyor. 2023 ortasına kadar Türkiye’nin dışarıdan kaynak bulması oldukça zorken son dönemde finansal olarak ilgi artmaya başladı. Mesela, geçem haftaki Eurobond ihracında 3 milyar USD borçlanırken son 4 yılın en düşük spread’ini ödedik” ifadelerini kullandı.

“ANSİAD 3. Olağan Toplantısı” ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & ANSİAD Ekonomik ve Sektörel Gelişme Çalışma Masası Başkanı H. Ergin Civan ile birlikte toplantının konuğu Esas Holding Yönetim Kurulu Üyesi & CEO & TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi H. Çağatay Özdoğru’ya günün anısına Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşlarından birisini hediye etmesinin ardından sona erdi.

  

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD YÖNETİM KURULUNDA GÖREV DAĞILIMI GERÇEKLEŞTİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın “35. Olağan Genel Kurul Toplantısı”nda belirlenen ve 2024 – 2026 faaliyet döneminde ANSİAD yönetim kurulunda görev alacak olan Ercan Özbek, İlhan Karakaya, İsmail Volkan, Burak Gönen, Musa Taşkın, M. Mesut Özderin, Gülden Alp, Tayfur Ardıç ve Mehmet Cantürk, 23 Ocak 2024 Salı günü Akra Otel’de toplantı gerçekleştirdi.

 

Yönetim kurulu üyelerinin görev ve sorumluluklarının belirlendiği toplantıda görev dağılımı şu şekilde gerçekleşti:

 

Başkan                                      : Ercan Özbek            -  Özbek Yapı                

Başkan Yardımcısı                       : Burak Gönen           -  AG Tohum San. Tic. A.Ş.        

Başkan Yardımcısı                       : Tayfur Ardıç             -  Lotus Tarım Tohumculuk ve Gübre San. A.Ş.

Genel Sekreter                           : İsmail Volkan           -  İsmail Volkan Mim. Müh. Ltd. Şti.

Genel Sekreter Yardımcısı            : M. Mesut Özderin     -  Mozderin Danışmanlık Hizmetleri A.Ş.

Mali Yönetmen                            : A. İlhan Karakaya    -  KGM Group

Mali Yönetmen Yardımcısı            : Musa Taşkın             -  Demre Group- Myros

Toplantı Yönetmeni                     : Gülden Alp               -  ALP Petrol Tic.ve Nak. Ltd.Şti.

Toplantı Yönetmeni Yardımcısı      : Mehmet Cantürk    -  Aytaş Yapı Malz. A.Ş.

 

ANSİAD’ın yeni dönem başkanı seçilen ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, toplantıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Özbek, “ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu’nun tavsiyesi ve genel kurulumuzun takdiriyle üstlenmiş olduğumuz bu onurlu görevi çok değerli takım arkadaşlarımla birlikte derneğimizin kuruluş ilkeleri ışığında en iyi şekilde yerine getirme gayretinde olacağız. Bu görevi yerine getirirken de şehrin tüm dinamikleriyle yakından çalışmak ve bunu yaparken siyaset üstü duruşumuzu korumak önceliğimiz olacaktır” dedi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


İSMET İNÖNÜ’NÜN KIZI ÖZDEN İNÖNÜ TOKER ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

Türkiye'nin 2. Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Dönemi'nin ilk Başbakanı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin  ilk Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü’nün kızı, İnönü Vakfı Kurucu Üyesi & İnönü Vakfı Başkanı Özden İnönü Toker, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 2024 faaliyet dönemi 2. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu.

“İsmet Paşa'nın Kızı Aramızda” konu başlığı ile düzenlenen toplantı 23 Ocak 2024 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, “Cumhuriyetimizin bugün daha iyi nesiller yetiştirmesi ve gençlerimize kendilerini geliştirebilecekleri imkanlar sağlamasına katkıda bulunmayı ANSİAD olarak en önemli hassasiyetlerimizden biri olarak görüyoruz” dedi.

Toplantıya Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan Hançer, Peyzaj Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, Şehir Plancıları Antalya Şube Başkanı Funda Yörük, Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Derya Ünver, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Av. M. Alper Oral, Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, ANSİAD Üyeleri ve eşleri katıldı.

"Üye Alım Töreni” gerçekleştirilen ANSİAD 2. Olağan Toplantısı’nda Antamotıon Otomotiv, Servis ve Kiralama Hiz. Tic. Ltd. Şti.’nin sahibi Levent Gençağa, Opal Yapı İnş. Malz. Paz. Turizm Tic. İth. ve İhr. Ltd. Şti.’nin sahibi Sabri Kılınç, AMON Otelcilik San.ve Tic. Ltd. Şti.’nin sahibi Onur Yazıcı ve Topaylar Tic. Tur. İnş. Tar. Hayv. Gıda San. Ltd. Şt.’nin sahibi Ömer Sami Topay’a toplantının konuğu İnönü Vakfı Kurucu Üyesi & İnönü Vakfı Başkanı Özden İnönü Toker ile ANSİAD Başkanı Ercan Özbek tarafından rozetleri takılarak üyelik belgeleri takdim edildi.

Ercan Özbek: “Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşları tarafından bizlere emanet edilen bu en büyük mirasa her daim sahip çıkmalıyız”

ANSİAD Başkanı Ercan Özbek’in açılış konuşması ile başlayan toplantıda Özbek, “Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutladığımız bugünlerde, bugünlere nerden ve nasıl geldiğimizi tekrar tekrar hatırlamalı, düşünmeli, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşları tarafından bizlere emanet edilen bu en büyük mirasa her daim sahip çıkmalıyız” dedi.

İsmet İnönü’nün kızı Özden İnönü Toker’i ANSİAD toplantısında ağırlamaktan mutluluk duyduklarının altını çizen Özbek, “Sözleri ve yaptıkları halen bugünümüzü aydınlatan, yaşımız kaç olursa olsun her zaman O’nun çocukları olmaktan gurur duyduğumuz biz Atatürk çocukları, bugün bir Cumhuriyet çocuğunu ağırlamaktan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet Paşa ile ilgili anılarını, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında tanıklık ettiklerini kendisinden dinleyecek olmaktan dolayı büyük bir heyecan ve onur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk döneminde çocukların iyi yetişmesi için yapılan devrimler ve eğitim alanında atılan önemli adımlara dikkat çeken Özbek, “Cumhuriyetimizin bugün daha iyi nesiller yetiştirmesi ve gençlerimize kendilerini geliştirebilecekleri imkanlar sağlamasına katkıda bulunmayı ANSİAD olarak en önemli hassasiyetlerimizden biri olarak görüyoruz, çünkü Atatürk’ün dediği gibi “Hiçbir zaman hatırımızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller istiyor” şeklinde konuştu. 

Toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Askeri Tarih Yazarı Bekir Bülend Özsoy, konuşmasında ANSİAD 2019 – 2023 yılı faaliyet döneminde görev yapan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve yönetim kurulu üyelerine ANSİAD’a katkılarından dolayı teşekkür etti.

Özsoy, "Akın Akıncı’nın ANSİAD’a bıraktığı çok değerli bir iz bütün konuşmalarının sonu 'Kılavuzunuz Atatürk olsun' derdi. Bir gazeteci ona şu cevabı yazmış: ‘Bana ümit oldunuz’. Tekrar teşekkürler. Ve görüyorsunuz hissediyorsunuz ki emanet çok da sağlam bir ele geçmiş. Sevgili Ercan Özbek o emaneti alacak ve çok başarılı bir şekilde üç yıl sonra teslim edecek. Ve İsmet İnönü’nün değerli kızı Sn. Özden İnönü Toker bugün ANSİAD toplantısında konuğumuz. Kendisine ve kendisini buraya davet eden  ANSİAD Yönetimine teşekkür ediyorum" diye konuştu. 

ANSİAD toplantısının konuğu olan Özden İnönü Toker, konuşmasında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’ye dair anılarını dönemin ayrıntıları ile birlikte katılımcılar ile paylaştı.

İsmet İnönü’nün Cumhuriyetin ilk yıllarında, söz sahibi olur olmaz, toplumda gördüğü eksiklere, yanlışlara dikkat çekmeyi ve onları düzeltmeye çalıştığını söyleyen Toker, İsmet İnönü’nün bu konuda 1925'te yapmış olduğu bir konuşmasında ‘Arkadaşlar, ilimdeki eksik olanların toplanması tamam adamlar veremez. Bin yarım ve bin cahil, bir yarımdan daha faydalı olamaz, fakat daha zararlı olur. Bin yarım adam, bir tam adam değildir. Bilim kurumlarından çıkanlar daima iyi yetişmelidirler. Siyasette ve yönetime en zararlı şey, milletler ve toplumlar için telafisi en zor olan felaket yarım bilgili insanların yetki sahibi olmasıdır’ şeklinde konuştuğunu söyledi.

İsmet İnönü 1937 yılında Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra neler oldu?

Konuşmasında, İsmet İnönü 1937 yılında Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra neler olduğunu ve Atatürk ile aralarında neler geçtiğine değinen Toker, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Atatürk ile babam arasında, maalesef kalabalık önünde cereyan eden tartışmayı hatırlarsınız. Ertesi gün, 2. Tarih Kurultayında bulunmak üzere ikisi de İstanbul’a giderler. Yolda trende baş başa kalınca babam üzüntüsünü ifade ederek yorgun olduğunu, dinlenmek istediğini söyler. Zaten kendi sağlığında da sorunlar yaşayan Atatürk onu haklı bulur. İstifasından sonra yerine kimin getirilebileceğini konuşurlar. Celal Bayar ismi üzerinde anlaşırlar. 21 Eylül 1937 tarihli, üzerinde "Il. Tarih Kurultay Kürsüsü" yazan pusulada iki arkadaşın birbirlerine yazdıkları notlar duygularını çok güzel yansıtıyor. Akşam beraber olup olmayacaklarını soruşturduktan sonra, İnönü el yazısı ile;

- "Demek bana çok dargın değilsin diye yazıyor."

Aynı pusula üzerinde  Atatürk'ün cevabi geliyor:

- "Hayır, her şeyi unuttum; bildiğin gibi, arkadaşım ve kardeşimsin" K.Atatürk

İnönü, 25 Ekim 1937'de Başbakanlıktan istifa ediyor. O günlerde Peşte Karması ile Ankara Karması arasında bir futbol maçı yapılıyor. Babam ağabeylerimi de yanına alarak stadyuma gidiyor. Onu aralarında gören halk büyük tezahürat yapıyor. 6 Kasım’da CHP toplantısında bu olay tartışılırken, babamın güzel bir konuşması var. Bütün samimiyetiyle kalbini arkadaşlarına açıyor. Sizlere izninizle bir parçasını okumak istiyorum. 

İnönü diyor ki; ‘Bendenizin terbiyeli bir adam olduğunu bilirsiniz. Benim, resmi işlerimde olduğu gibi, özel hayatımda da Atatürk velinimetimdir. En önemli resmi hayatımda ve karşılaştığım olayların hepsinde başarılı olmam için Atatürk'ün emeği geçmiştir. Fakat kendisini silmiş, daima bütün şerefini bana bırakmıştır. Sonra, servetim olmamakla beraber böyle bir düşünce hiçbir zaman geçmedi. Ama özel hayatımda bu memlekette maddi bakımdan rahat bir adamın hayatını geçirdim. Bunu bana Atatürk sağladı. Kendisi bir dilim ekmek yerse bana yarısını yedirmekten zevk alır. Onun için gerek resmi, gerek özel hayatta kendisine ne kadar minnettar olduğumu takdir etmek kolaydır.’

Babamın burada bahsettiği maddi yardıma örnek olarak, benim de çok yeni, Can Dündar’ın bir yazısında ögrendiğim bir bilgiyi sizlerle paylaşmak isterim. Atatürk İsmet Paşa’ya aylık bağlamış. 1925'te ayda 1000, 1929’da ayda 2000 lira vermiş ve babam Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra maaşını 3000 liraya çıkarmış”

 “Atatürk: Lozan günü idi; kendisini büyük takdirle, muhabbetle düşünüyorum”

24 Temmuz 1923 tarihinde gerçekleşen Lozan Antlaşması’na ilişkin İsmet İnönü ve Atatürk arasında yaşananlara değinen Toker, şu şekilde konuştu “Lozan’ın yıldönümü olan 24 Temmuz'da diğer yıllarda olduğu gibi gazetelerde İnönü ile ilgili haberler yer almadı.

Fakat bir tek Mustafa Kemal, 25 Temmuz 1938 Saat: 17.00’da  Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak aracılıyla onu aradı ve şu mesajı yolladı:

‘Lozan günü idi; kendisini büyük takdirle, muhabbetle düşünüyorum. Tebrik ederim. O da ben de rahatsız... Fena günler geçiriyoruz. O günü hatırlıyorum. Mukabeleye kalkışmasın, yorulmasın. Vedit arz etsin.’

Babamın 26 Temmuz 1938 tarihinde kendisine yazdığı cevap ise şöyleydi:

Büyük, Sevgili Atatürk, Lozan günü vesilesi ile iltifatınızı söyletmek lütfunda bulundunuz. Kendi ızdırabınızı unutarak bana yeniden sağlık, bahtiyarlık verdiniz. Şükran ve minnetlerimi kabul buyurunuz. Velinimetim Atatürk, katiyen eminim ki bu hastalık günlerini geçireceğiz. Siz, bütün afiyet ve neşenizle ve şerefle daha çok uzun seneler millet ve memleketi idare buyuracaksınız. Derin tazimle ve dayanılmaz bir özleyişle ellerinizden öperim velinimetim”.

Toker, “Konuşmamı babam İsmet İnönü’nün 21 Kasım 1938 tarihinde Atatürk'ün ölümünden sonra TBMM'de yaptığı konuşma ile bitirmek istiyorum:

‘Devletimizin banisi ve milletimizin fedakar, sadik hadimi, insanlık idealinin aşık ve mümtaz siması, eşsiz kahraman Atatürk: Vatan sana minnettardır. Bütün ömrünü hizmetine verdiğin Türk milletiyle beraber senin huzurunda tazim ile eğiliyoruz. Bütün hayatında bize ruhundaki ateşten canlılık verdin. Emin ol, aziz hatıran sönmez meşale olarak ruhlarımızı daima ateşli ve uyanık tutacaktır’

-  Reisicumhur İsmet İnönü”

 “ANSİAD 2. Olağan Toplantısı” ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Askeri Tarih Yazarı Bekir Bülend Özsoy ile birlikte konuğumuz Özden İnönü Toker’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın Antalya gravürlerinden birisini hediye etmesinin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD'IN YENİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERCAN ÖZBEK OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 35. Olağan Genel Kurul Toplantısı 13 Ocak 2024 Cumartesi günü Akra Otel’de gerçekleştirildi. ANSİAD’ın yeni yönetiminin belirlendiği toplantıda 2019 - 2023 yıllarında görev yapan yönetim kurulu üyeleri görevlerini, Yeni Dönem ANSİAD Başkanı Ercan Özbek ve Yeni Yönetim Kurulu Üyeleri İlhan Karakaya, İsmail Volkan, Burak Gönen, Musa Taşkın, M. Mesut Özderin, Gülden Alp, Tayfur Ardıç ve Mehmet Cantürk’e devrettiler.


ANSİAD YILIN İŞ, SANAT VE MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 1995 yılından itibaren geleneksel olarak yılın başarılı iş insanı ve medya mensupları ile 2001 yılından itibaren de yılın sanat ödülünü Antalya’nın değerleri ile buluşturmaya devam ediyor. Bu yıl gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda, Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz olurken, Ercan Evren Yılın Sanat Ödülü Tiyatro, Dizi ve Sinema oyuncusu Selim Bayraktar’a verildi. Yılın Medya Ödülü’nün sahibi ise “Dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili ‘gazino’ya dönüştü” haberi ile Demirören Haber Ajansı Muhabiri Mehmet Çınar oldu. Ödüller, sahiplerine 13 Ocak 2024 Cumartesi günü Akra Otel’de düzenlenen 34. Kuruluş Yıl Dönümü Ödül Töreni’nde takdim edildi.

Törene, İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Antalya Belek Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yazıcı, İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Hüseyin Kurtay, Muratpasa Belediyesi Başkan Vekili Hüseyin Sarı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı & ANSİAD Şeref Üyesi Ali Bahar, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı & ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, Eski Büyükşehir Belediye Başkanı ve Eski Antalya Milletvekili Av.Hasan Subaşı ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve meslek kuruluşları başkanları katıldı.

34. Kuruluş Yıl Dönümü Ödül Töreni’nde ayrıca,  2019 - 2023 yıllarında görev yapan yönetim kurulu üyeleri görevlerini, Yeni Dönem ANSİAD Başkanı Ercan Özbek ve Yeni Yönetim Kurulu Üyeleri İlhan Karakaya, İsmail Volkan, Burak Gönen, Musa Taşkın, M. Mesut Özderin, Gülden Alp, Tayfur Ardıç ve Mehmet Cantürk’e devretiler.

Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Bazı günler vardır, asla unutulmaz. Bugün benim için öyle bir gün çünkü artık veda ediyorum. 27 Mart 2021 tarihinde bana emanet etmiş olduğunuz kıymetli ve son derece onurlu görevi devretmek üzere huzurlarınızdayım. ‘’ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı’’ sıfatıyla sizlere son kez seslendiğim bu akşam, şükran duyduğum siz değerli insanları karşımda görmenin sevincini yaşıyorum. Her şeyden önce şunu söylemek isterim ki üstlendiğim bu onurlu görev süresince hayata geçen her şey kıymetli yönetim kurulu üyelerimizin destekleri sayesinde oldu. Bu sevgili dostlarıma huzurlarınızda tüm kalbimle teşekkür ediyorum” dedi.  

“HEPİMİZİN ATATÜRK’E VE CUMHURİYETE MİNNET BORCU VAR”

“Türkiye’yi sevmek demek, bu ülke için büyük hayaller kurmak demektir” diyen Akıncı, sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Buradan yola çıkarak üstlendiğimiz tüm görevlerde hedefimiz, Atatürk’ün temel ilkelerini belirlediği bağımsız ve çağdaş Türkiye’nin korunması ve geliştirilmesi oldu. Onun izinde var gücümüzle çabaladık. Güçlüyüz demekle güçlü ülke olunmuyor. Ülkeleri güçlü yapan özgürlükler,demokrasi,  hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygıdır. Türkiye’nin güçlü ülkeler liginde yer alması ancak ve ancak çoğulculuk, hoşgörü,adalet, dayanışma,kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve çağdaş bir eğitim sistemiyle mümkündür. Köklerini Cumhuriyette bulan bu değerler Türkiye’nin hayalimizdeki geleceği için bize yolumuzda hep ışık tuttu. İşte bugünkü muhasebemiz her şeyden önce şunu gösteriyor. Hepimizin Atatürk’e ve cumhuriyete minnet borcu var.”

Akıncı, “Ülkemizde özellikle son 3 yılda siyasi, toplumsal ve ekonomik alanda pek çok önemli gelişmeler yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Tüm bu gelişmelerde  ANSİAD’ın  istişare kültürünün çok faydasını gördük. Biliyoruz ki ‘’akıl akıldan üstündür’’. Bu nedenle özellikle kritik kararlarda daima bin bilsek de bir bilene danıştık. Ancak yüzümüzü Türkiye’ye döndüğümüzde ise, iletişime çok önem verdiğimiz bu dönemde üzülerek görüyoruz ki bugün ülkemizin en büyük sorunlarından biri halen kutuplaşmadır. Kutuplaşmadaki artış ülkemizin istikrarlı bir şekilde gelişmesi için ön koşul olan toplumsal mutabakatı tehlikeye atıyor. Oysa farklılıklarımız bizim en büyük zenginliğimizdir. Bütün sorunlarımızın çözümü, bizi birleştiren ortak değerler ve hedefler etrafında toplanmaktır. Bu nedenle biz daima şunu savunduk. Uzlaşma asla yenilgi değildir. İşte bugünkü muhasebemiz şunu gösteriyor. Türkiye’ye yeniden ve eskisinden daha da sağlam bir birlik ve beraberlik borcumuz var” dedi.

Yeni yönetim kurulunun belirlendiği ANSİAD 35. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı olan Ercan Özbek, ANSİAD 34. Kuruluş Yıl Dönümü Ödül Töreni’nde 27 Mart 2021 tarihinden itibaren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı olan Akın Akıncı’dan görevi devraldı. Özbek, yapmış olduğu konuşmasında “2014 yılından beri üyesi olmaktan onur duyduğum ve 6 yıldır yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini üstlendiğim ANSİAD yönetim kurulunda, önümüzdeki dönemde de çok değerli takım arkadaşlarımla birlikte görev alacak olmak apayrı bir onur ve gururdur. ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu’nun tavsiyesi ve genel kurulumuzun takdiriyle üstlenmiş olduğumuz bu onurlu görevi, derneğimizin kuruluş ilkeleri ışığında, siz değerli üyelerimizin desteği ile en iyi şekilde yerine getirme gayretinde olacağımızı taahhüt eder, tüm üyelerimize teşekkür ederiz. ANSİAD, ülkemizin ve bölgemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak, sanayicilerimizin, iş insanlarımızın sorunlarına sahip çıkarak öncü ve girişimci niteliklerini geliştirmek, en önemlisi de çağdaş uygarlık hedefini esas alarak bölgesel ve sektörel potansiyellerin en iyi şekilde değerlendirilmesi için faaliyetlerde bulunmak amacıyla temelleri atılmış bir sivil toplum örgütüdür. ANSİAD’ın 34. kuruluş yıldönümünü kutladığımız bugün, kuruluşundan bugüne kadar aklını, kalbini ve emeğini ANSİAD’ın gelişimi için ortaya koyan, tüm kurucularımıza, geçmiş dönem başkanlarımıza ve yönetim kurulu üyelerimize minnet ve şükranlarımı sunuyor, ebediyete irtihal etmiş olan üyelerimize de Allah’tan rahmet diliyorum. Son 4,5 yıldır birlikte çalıştığım Sevgili Akın Akıncı Başkanıma derneğimize kattığı değerler ve emekleri için teşekkür ediyorum. Nöbet görevini devreden geçmiş dönem yönetim kurulu üyelerimize de ayrıca teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

 “ANSİAD OLARAK ŞEHRİN TÜM DİNAMİKLERİYLE YAKINDAN ÇALIŞMAK VE BUNU YAPARKEN SİYASET ÜSTÜ DURUŞUMUZU KORUMAK ÖNCELİĞİMİZ OLACAKTIR”

Özbek, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Üniversite yıllarımda başlayan sivil toplum kuruluşlarına olan ilgim ve inancım, 20 yaşında bir genç olarak üstlenmiş olduğum Avrupa Gençlik Forumu Derneği Başkanlığı, gerek yurtiçi gerek yurtdışı temsil görevleri ile pekişmiş, üniversite sonrası Antalya’ya dönüşümle birlikte JCI-ANTALYA Genç Liderler ve Girişimciler Derneğinde Yönetim Kurulu Başkan yardımcılığı ve Antalya İTÜ Mezunları Derneği Başkanlığı ile devam ederek bugünlere gelmiştir. Sivil toplum kuruluşlarında görev almak, tek başımıza hayata geçiremeyeceklerimizi birlikte yapabilir hale gelmek demektir. Denize atılan bir taş gibi, kıyaya ulaşana kadar büyüyecek değişim halkaları yaratabilmek demektir. Çağdaş uygarlık çıtasını yukarı taşımak için daha güçlü çalışabilmek demektir. Bu bakış açısıyla ve bu toprağın insanına, aklına ve girişimci ruhuna olan inancımla, işimizden ve üretmekten aldığımız güçle, önümüzdeki dönemde, ANSİAD olarak şehrin tüm dinamikleriyle yakından çalışmak ve bunu yaparken siyaset üstü duruşumuzu korumak önceliğimiz olacaktır.

 “2. KUŞAK TEMSİLCİLERİNİ AKTİF GÖREV ALMAYA DAVET EDİYORUM”

Özbek, “ANSİAD’ın genç bir başkanı olarak siz değerli üyelerimizin kurduğu şirketlerin, 2. kuşak temsilcilerini aktif görev almaya davet ediyorum. Ulu önderimizin dediği gibi ‘hiçbir şeye ihtiyacımız yoktur, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak’ bu sözlerle girişimciliği baş mesele olarak kabul etmiş ve 21 yıldır buna katkı koymuş bir derneğin üyeleri olarak, dünyanın en büyük girişimcisi, Türkiye Cumhuriyet’inin kurucusu Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuz şükran ve minnetle anıyorum” şeklinde konuştu.

Özbek “Huzurlarınızda bir teşekkürü de, 11 yaşında babasını trafik kazasında kaybeden bir evlat olarak bana ve sevgili kardeşime hem annelik hem babalık yapan, eğitim sürecimize ve hayatımızda aldığımız tüm kararlarda bize ışık tutan, her zaman destekleyen, vizyon ve duruşuyla bizleri yetiştirip bugünlere gelmemizi sağlayan değerli anneme teşekkür etmek istiyorum. Burada bulunan tüm annelerimizi de saygıyla selamlıyorum. Yılın başarılı iş insanı ödülü, sanat ve medya ödüllerini alan arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. 2024 yılının ülkemiz ve şehrimiz için hayırlı olmasını, sizlere de önce sağlık ve huzur olmakla birlikte mutluluk ve başarı getirmesini temenni eder, saygılar sunarım” dedi.

  

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

 E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511
GSM: 0545 7182626

 


ANSİAD BAŞKANI AKIN AKINCI YENİ YIL MESAJI YAYINLADI

Antalya Sanayici  ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, yayınladığı yeni yıl mesajında 2023 yılı Türkiye ekonomisinde yaşananları değerlendirerek ANSİAD’ın  2024’ten beklentilerini açıkladı. Akıncı, “Türkiye, zayıf orta sınıf-verimsiz KOBİ’ler-aksak piyasa ekonomisi ve düalist bir ekonomi modeli yerine, güçlü bir orta sınıf-özgürlükçü piyasa ekonomisi-rekabetçi ve yenilikçi KOBİ’lere dayalı bir dijital ve yeşil ekonomiye sahip olma yönünde ilerlemelidir” dedi. 

 Başkan Akıncı açıklamasında şunları kaydetti;

“Ekonomide 6 Şubat depremine rağmen %5’e yakın büyüme performansı, seçimlerden sonra düşük faiz-aşırı kredi genişlemesi-yüksek enflasyonla büyüme politikasından vazgeçilerek daha akılcı para politikasına dönülmesi, döviz krizinin önlenmiş olması, istihdamın artması 2023 yılının artı hanesine yazılacak bir gelişme olmuştur. Buna karşılık yüksek kur artışları ve belirsizlikle bozulan fiyat mekanizmasının düzelmemesi, enflasyonun tekrar %70’lere yaklaşması, ihracatta yavaşlama ve cari açık artışı, en önemlisi de yapısal reformların gündeme gelmemesi ekonomik bilançonun eksi hanesinde yer almıştır.

“Enflasyonla mücadelenin başarılı olmasını ümit ediyoruz”

Maalesef enflasyon sorunu ciddi bir hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısına dönüşmüş, sosyal adalette gerileme toplum psikolojisini etkiler boyuta gelmiştir. Bu nedenle 2024 yılında enflasyonla mücadelenin başarılı olmasını ümit ediyoruz,  bu yönde atılan ve atılacak adımları destekliyoruz. Bu konuda sadece para politikası tek başına yeterli olmayacağı için, kamu harcamalarında tasarruf ve verimlilik sağlanarak,   bütçe gelirindeki yüksek artışın ekonomik ve sosyal istikrara katkı sağlayacak şekilde kullanılmasını diliyoruz.  Bu hususta kayıtdışı ekonomiyle mücadele ve istihdam üzerindeki vergi yükünün azaltılması kesinlikle gündeme alınmalıdır.

Ekonomi yönetimi 2024 yılında iç talep yerine dış talep destekli büyümeye öncelik verse de küresel ticaret ve doğrudan yatırımlardaki yavaşlama işimizi zorlaştırmaktadır.  Bu hedefe dönük olarak yüksek döviz kuru artışına ihtiyaç bırakmadan fiyat-maliyet düşüşleri sağlayacak bir verimlilik reformuna ihtiyacı bir kez daha vurguluyoruz.

“KOBİ’lerin iç pazarda büyümenin yavaşlamasına direnç gösterebilmesini umuyoruz”

Antalya ekonomisi 2014 yılında Türkiye ekonomisine paralel biçimde varlık fiyatlarında artışa bağlı talep artışı, kredi-enflasyon çekişli talep artışı ve turizmde 2019 yılı rekorunun kırılmasıyla büyümüş, ancak yüksek maliyet artışları dış turizm ve ihracat dahil her alanda sektörleri zorlamaya başlamıştır. Krediye erişim güçlüğü, nitelikli eleman sorunu, çalışan tatmini ve verimliliği, pazar daralması, konut satışlarında sert düşüş etkileri son aylarda daha fazla hissedilir olmuştur. 2024 yılında turizm ve ihracatta rekabet gücünün korunabilmesini, KOBİ’lerin iç pazarda büyümenin yavaşlamasına direnç gösterebilmesini umuyoruz.

Diğer taraftan, Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023 yılına ilişkin her değerlendirmede güncel ve kısa vadeli konuların ötesinde daha uzun vadeli geçmiş ve gelecek değerlendirmesi yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Türkiye, zayıf orta sınıf-verimsiz KOBİ’ler-aksak piyasa ekonomisi ve düalist bir ekonomi modeli yerine, güçlü bir orta sınıf-özgürlükçü piyasa ekonomisi-rekabetçi ve yenilikçi KOBİ’lere dayalı bir dijital ve yeşil ekonomiye sahip olma yönünde ilerlemelidir.  2024 yılında 100. Yıl ödevlerimizi bu doğrultuda yerine getirmeye devam etmeliyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle yeni yılınızı kutlar düşüncenin suç sayılmadığı, hukukun herkes için eşit uygulandığı, bilimin esas alındığı, yönü çağdaş ve medeniyete dönük bir Türkiye hedefiyle aileniz ve sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz sağlıklı huzurlu ve mutlu nice seneler diliyorum. Yolumuz açık kılavuzumuz Mustafa Kemal ATATÜRK olsun”.

  

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı                                           

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511


DR. EMRAH ÖZBAY ANSİAD'IN KONUĞU OLDU

Boyner Holding A.Ş. İç Denetim, Risk Yönetimi ve Sürdürülebilirlik Direktörü & UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Emrah Özbay, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 16. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. “İş Dünyası ve İnsan Hakları: Sorumluluklar ve Beklentiler” konu başlığı ile düzenlenen toplantı 26 Aralık 2023 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirildi. Dr. Özbay, “Klasik işletme tarihine baktığınız zaman tabii ki önce ‘ekonomik verimliliktir’ ancak son 30 yılda ‘sosyal sorumluluk’ da işletmelerin önemli bir kavramı olmaya başladı.” dedi.

Toplantıya Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, Harita Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan Hançer, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Funda Yörük ve  Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan’ın katıldığı toplantıda ANSİAD’a yeni üye olanlar için “Üye Alım Töreni” gerçekleştirilerek Ansu Gıda Paz.Tic.Ltd.Şti.’nin sahibi Ebru Kocaacar, TİTİZ Agrogrup A.Ş. ve Antalya Tarım A.Ş.’nin ortağı Çağla Titiz Köse, DK Tekstil San.ve Tic. A.Ş’nin sahibi Demirkan Kirman ve Ayan İnşaat Alüminyum Sistemleri A.Ş.’nin sahibi Ali Başar Ayan’a rozetleri takılarak üyelik belgeleri takdim edildi. “Üye Alım Töreni’nin ardından ANSİAD tarafından Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) iş birliğinde yenilenen “AGC Basın Galerisi”ne sponsorluk desteği veren Graphx Ajans’ın sahibi ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Alkandemir ve ANSİAD Üyeleri Dekorium Mobilya’nın sahibi Ahmet Ekelik, Remim Mimarlık’ın sahibi Ayhan Uğuz, Nur Elektrik’in sahibi Fulya Özbek, ÜTK Elektrik’in sahibi Hasan Üstündağ ve Orkun Ozan Medya’nın sahibi Himmet Öcal’a teşekkür belgesi takdim edildi.

Toplantının açılış konuşmasında 2023 yılının en güzel gelişmesinin Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlamak olduğunun altını çizen ve Türkiye’de 2023 yılında 6 Şubat depremi başta olmak üzere yaşanan olumsuz gelişmelere değinen ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, 2023 yılının iyi anılar ile anılmayacak bir yıl olduğunu söyledi. Akıncı, ayrıca Irak’ın kuzeyinde terör örgütü PKK ile girilen çatışmada şehit olan askerler için Allah’tan rahmet ve yakınlarına baş sağlığı diledi.

“Bilimden ne kadar uzaklaşırsak o kadar her şey kötüye gidiyor”

Ekonomiye dair açıklamalarda bulunan Akıncı, 2023’te yaşanan ekonomik gelişmeler nedeniyle 2024’te olumlu bir tablo beklemediğini ifade etti. Akıncı, “Ülkemizde şu an ekonomiyi yönetenler bilimin gerekliliğini yapıyor ama biz ülke olarak iki sene boyunca bilimden uzaklaşarak ekonomiyi yönettik. ‘Ekonomi ve iktisat’ bunlar üniversitelerde kürsüsü olan bilime dayalı yerlerdir. Ekonomide yaşanan olumsuz gelişmeler bize gösterdi ki biz bilimden ne kadar uzaklaşırsak o kadar her şey kötüye gidiyor. Ayrıca, ekonomik parametrelerin yanına ekonomiyi destekleyecek hukuk alanındaki yapısal reformları ve yargı bağımsızlığını koymazsanız güven ortamı yaratamazsınız. Bu nedenle şu an alınan tedbirlerin ekonomimize yansıyacağını düşünmüyorum” dedi. 

Konuşmasında 2023 yılının son ANSİAD toplantısının gerçekleştirildiğini söyleyen Akıncı, “Bizim yönetim kurulu olarak da son 'olağan' toplantımız. Bu anlamda üç yılı dolu dolu geçirdiğimizi söyleyebilirim. Bu üç sene içerisinde son yılı ayrı bir yere koyacak olursam 2023 yılında ülke olarak olumsuz zamanlar geçirdik ancak dernek olarak benim ve yönetim kurulundaki arkadaşlarımın en çok gurur duyduğu yıl oldu. ANSİAD olarak ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye’de Felsefe Kongresi’, ‘ANSİAD 5. Cumhuriyet Ulusal Tenis Turnuvası’ ve ‘100. Yıl G3 Girişimcilik Zirvesi Antalya’ olmak üzere üç tane ulusal etkinliğe ev sahipliği yaptık. Birçok şey yaptık ve yapmaya çalıştık. Bunları yaparken hatalarımız mutlaka olmuştur. Her türlü eleştirinizi saygıyla dinledik ve bunlar bize güç verdi” şeklinde konuştu.

Toplantının başkanlığını yapan Akdeniz Üniversitesi İİBF Emekli Öğretim Üyesi & ANSİAD Stratejik Plan Danışmanı Prof. Dr. Ferda Erdem yapmış olduğu açılış konuşmasında “Normalde toplumsal gelişmelerde işletmeler birtakım misyonlar üstlenirler; bunu biliyoruz. Toplumdaki diğer kurumlarda görevlerini ciddi bir şekilde yaparlar ve sinerjik bir şekilde özellikle işletmelerin de birtakım destekleri ile ekonomik ve sosyal ilerleme sağlanır. Türkiye’de bu durum bir süredir tutukluluk yaptı. Toplumsal kurumlar şu anda genç insanların beşeri sermayeye dönüşmesini maalesef destekleyemiyor. Bizler geleceğimizi inşa eder ve  sürdürülebilir kılarken kurumların işbirliği ve sinerjisiyle bunu yapmak zorundayız; ancak bir süredir toplumda kurumlar geri çekilip sinerji kaybettiği için bu konudaki ilerlemede işletmeler ağır bir sorumluluk yüklenmek durumunda kaldılar. Farkında mıyız değil miyiz bilmiyorum ama inanılmaz ağır bir misyonla karşı karşıyayız" dedi.

“Sürdürülebilirlik, önemli bir çaba ve dönüşüm yolculuğu”

Dr. Emrah Özbay, “İş Dünyası ve İnsan Hakları: Sorumluluklar ve Beklentiler” başlıklı konuşmasında şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda öncü rolünün altını çizdi. İş dünyasının toplumsal gelişmelerdeki dönüştürücü gücünü de vurgulayan Özbay, sürdürülebilirliğin bir dönüşüm yolculuğu olduğunu belirtti. Özbay, konuşmasında iş dünyası tarafından geliştirilen kapsayıcı ve ilerici projelerin çalışanların iş yaşamındaki mutluluğuna olumlu etkisini de vurguladı. 31 Ocak 1999 tarihinde Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nda, dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın iş dünyasının daha iyi bir dünya için sorumluluk alması çağrısını da hatırlatan Dr. Emrah Özbay, sürdürülebilirliğin yeni bir kavram olmadığını söyledi. Dr. Özbay sözlerine “Özellikle insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele insanlık tarihinin yüz yıllardır verdiği bir mücadeledir” olarak devam etti. Dr. Emrah Özbay konuşmasını “İşletmeler artık daha iyi bir toplum ve dünya için ileri roller üstleniyor. İşletmeler sadece para kazanan organizasyonlar değil aynı zamanda toplumu da dönüştüren organizasyonlardır.” diyerek tamamladı. 

“ANSİAD 16. Olağan Toplantısı” ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın günün anısına Toplantı Başkanı Prof. Dr. Ferda Erdem ile birlikte konuk konuşmacı Dr. Emrah Özbay’a Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşlarından birisini hediye etmesinin ardından sona erdi.

  

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı                                            

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511


ANTALYA BELEK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

Antalya Belek Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yazıcı’nın, konuk olduğu Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın "2023 yılı 6. Kahvaltılı Toplantısı" ANSİAD üyelerinin katılımı ile 20 Aralık 2023 Çarşamba günü Akra Otel’de gerçekleştirildi. Rektör Yazıcı, “Devlet vakıf ayrım yakmaksızın bulunduğumuz coğrafyada üniversitelerle sanayinin ve kamunun mutlaka işbirliği içerisinde olması son derece önemli bir konudur ”dedi.

“Belek Üniversitesi’nin Tanıtımı ve Üniversite Sanayi İş Birliği İmkanları” konu başlığı ile düzenlenen toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD olarak üniversiteler ile iş birliği yapmayı önemsediklerini belirtti ve bu kapsamda Antalya Belek Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yazıcı’yı ANSİAD toplantısında ağırlamaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

ANSİAD toplantısına katılmanın network açısından önemli bir yer olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Mehmet Yazıcı, Belek Üniversitesi olarak bölge ile tam entegrasyon ve sanayi ile iş birliği içerisinde, topluma ve bölgesel ekonomiye yüksek katkı sağlamak istediklerini söyledi. Üniversitelerin önce bulundukları bölge ile kesişmeleri gerektiğini ifade eden Yazıcı, “Serik, Aksu ve Manavgat’ta bu entegrasyonları yapmaya gayret gösteriyoruz. Yerel yönetim ve kamu yönetimi ile yakın ilişkiler içerisindeyiz” diye konuştu. 

Belek Üniversitesi’ni iyileştirmek ve geliştirmek için bölgede bulunan sektör temsilcileri ile protokoller imzalayarak iş birlikleri yaptıklarına değinen Yazıcı, bu kapsamda onların da fikirlerini aldıklarını kaydetti. Yazıcı, “Devlet vakıf ayrım yapmaksızın bulunduğumuz coğrafyada üniversitelerle sanayinin ve kamunun mutlaka işbirliği içerisinde olması son derece önemli bir konudur” şeklinde konuştu.

“Üniversiteler artık girişimci olmak zorunda”

Yazıcı, “Şu anda 1100 mezunumuz var bu sayıyı hızla artıracağız. Öğrencilerin barınması ve ulaşımı en önemli konularımız. Kapasitemiz maalesef düşük ve yetersiz o nedenle bölge yöneticilerimiz ile bu kapasitenin artırılması için görüşüyoruz. Umarım hızlı bir şekilde çözüm üretiyor olacağız. Hem yönetimle hem de Antalya’nın farklı kesimlerinde kesişme noktaları yaratmaya gayret gösterdik ve bu konudaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Üniversiteler artık girişimci olmak zorunda nedeni ise gelir yaratma. Üniversiteleri sadece devletin kaynaklarıyla ayakta kalması söz konusu değil. Öğrenci gelirleri pek çok vakıf üniversitesinde kendi giderlerin yüzde ellisini karşılar vaziyette. Burada daha iyisini özellikle Ar-Ge’ye kaynak aktarmak için bu girişimleri de yürütüyor olmamız gerekiyor” dedi.  

Konuşmasında Belek Üniversitesi’nin stratejik hedeflerinden bahseden Yazıcı, girişimci üniversite endeksinde istikrarlı ilerleme göstermenin önemine dikkat çekti. Yazıcı, “Teknoloji Transfer Ofisi ile Ar-Ge ve Ür-Ge kapasitelerini geliştirmek; kaliteli akademik yayın yapan, yüksek motivasyona sahip akademik ve idari personel için pozitif çalışma iklimi inşa etmek; girişimci, yenilikçi ve sektör odaklı bir üniversite algısını kuvvetlendirmek; etkin ve verimli çalışmak, rekabette öncü ve ‘hızlı balık olmak’; bilgi yönetimi için dijital dönüşümü tamamlamak; tüm bölüm ve programlarımızı en az bir sektör paydaşımızla entegre etmek; mezunları %100 oranında istihdam edilen bir sektör üniversitesi olmak” istediklerini söyledi.

 

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511


“ANSİAD 21. GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ ÖDÜLLERİ” SAHİPLERİNİ BULDU

“ANSİAD 21. Girişimcilik Günleri Ödülleri” Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından 14 Aralık 2023 Perşembe günü Akra Otel’de düzenlenen törende sahiplerini buldu. Her yıl verilen “2023 ANSİAD Yılın Girişimci Ödülü”nün sahibi bu yıl UNIBA Tarım Tic.ve San. A.Ş. Genel Müdürü ve ANSİAD Üyesi Barış Büyükyörük olurken “ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Yeşil Dönüşüm Ödülü”nü ise Antalya Ticaret Borsası adına Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır aldı. Törende ayrıca, “ANSİAD 21. Girişimcilik Günleri” kapsamında Habitat Derneği iş birliğiyle ve “Güvenli Yaşam İçin Sürdürülebilir Yeni Nesil Teknolojiler” teması ile gerçekleştirilen #Bidüşünsenbulursun 11. İş Fikri Yarışması’nın kazanan öğrencilerine de ödülleri takdim edildi.

ANSİAD 21. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni’ne Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat, CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Güner, Antalya Belek Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yazıcı, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı & ANSİAD Şeref Üyesi Ali Bahar, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve meslek kuruluşları başkanları katıldı.

Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Girişimcilik Komitesi ve Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın, konuşmasında sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekti.  Yargın, “ANSİAD olarak son beş yıldır omurgasında sürdürülebilirlik kavramının olduğu çalışmalar yapmaktayız. Sürdürülebilirlik, bugün kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama fırsatlarını ortadan kaldırmamaktır. Bu nedenle bu yılki temamızı ‘Güvenli yaşam için sürdürülebilir yeni teknolojiler’ olarak belirledik. İnsanı odağına alan, geleceği güvenli kılan, ekolojik, sosyal ve ekonomik boyutları dikkate alarak Antalya ve Batı Akdeniz bölgesi girişimcilik ekosisteminin gündeminde yer ettirdik. Bölgemizde süregelen savaşlar, ülkemizin 6 Şubat’ta yaşadığı deprem felaketi, hala dünyanın farklı yerlerindeki çeşitli insan topluluklarında açlık, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve eşitsizlik sosyal fayda yaratmanın ve sürdürülebilirliğini önemini bizlere dayatmaktadır. Bugün burada bulunan sevgili gençlerimize sürdürülebilir güvenli yaşam ve gelecekleri için olgunlaşmış olanaklarımızı sunmak isterdim. Bugün buradan sizlere bir teklifte bulunuyorum. Zaman karamsar olma ve umutsuzluğa kapılma zamanı değil. Güvenli yaşam için sürdürülebilir yeni teknolojileri hayata geçirmek için hep birlikte çok çalışarak yol alalım. Cumhuriyetimizin 100. Yılında emanetimizi geleceğe emin ellerde taşıyacağımızın sözünü verelim” şeklinde konuştu. Yargın, konuşmasında ayrıca ANSİAD Girişimcilik Komitesi ve Girişimcilik Çalışma Masası’nın 57 paydaşına katkılarından dolayı teşekkür etti.

 “Gençlerin ve kadın girişimcilerin artması gelecek adına umut verici”

Son yıllarda ülkemizde gözle görülür bir şekilde girişimcilik konusunda başarı grafiğinin hızla yükseltmekte olduğuna dikkat çeken ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, yapmış olduğu açılış konuşmasında bu alanda gençlerin ve özellikle kadın girişimcilerin artmasının gelecek adına umut verici olduğunu söyledi.

Akıncı, sözlerine şu şekilde devam etti: “Gün geçtikçe girişimcilerimizin daha bilinçli hareket ederek farklı alanlardaki çalışmalarını başarılı bir şekilde sürdürdüklerini görmekteyiz. Artık şunu çok iyi biliyoruz ki başarılı girişimcilik ülkemize istihdam, katma değer ve ihracat olarak geri dönmektedir. Bu nedenle özellikle genç girişimcilerimize her anlamda destek vermek ve onlara yol göstermek durumundayız. ANSİAD olarak 21 senedir bu konuda giderek artan performansımız ile şehrimiz ve bölgemize değerli paydaşlarımızın da katkılarıyla gençlerimize ’girişimcilik eko sistemi‘ içinde ciddi bir katkı koyduğumuzu düşünmekteyiz”.

 “Dünyada kentler arasındaki rekabet artık girişimcilik, teknoloji ve inovasyonla belirleniyor”

Açılış konuşmasına “Cumhuriyetin yüzü Antalya’mızda, ANSİAD 21. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni’nde bu özel ve güzel günde sizlerle bir arada olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu vesileyle mavi gözlü bir devin, en büyük girişimi olan Cumhuriyet’imizin 100. yılını kutluyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, kahraman gazilerimizi, tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve özlemle anıyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum.” Sözleri ile başlayan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, tüm dünyada kentler arasındaki rekabetin artık girişimcilik, teknoloji ve inovasyonla belirlenmekte olduğunu söyledi. Böcek, “Bu alanlarda çalışma yapan, yatırım yapan şehirler her zaman daha avantajlı konuma geçmektedir. Planlı kurallı kimlikli kent vizyonumuzla, göreve geldiğimiz günden bu yana Antalya’mız için, turizm ve tarım alanındaki girişimlerden, kentimizin geleceğine ışık tutacak dijital girişimlere kadar birçok alanda akıllı şehir uygulamalarını hayata geçirdik. Bu doğrultuda hem destekçi hem de öncü olmak için arkadaşlarımızla çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Konuşmasında her yönüyle girişimcileri ve girişimci adaylarını destekleyen “HAB-ANTALYA Girişimcilik Merkezi”nin açılacağının müjdesini veren Böcek, “Böylece fikirlerini hayata geçirmek için tüm desteği ve eğitimi almış adayların piyasaya girebilmeleri için melek yatırımcılarla ve iş dünyası ile buluşturuyoruz. Ayrıca hayata geçen girişimlerin takibini yaparak kendilerine piyasada var olma desteğini sağlayacağız. Antalya’mıza değer katacak fikirlerin hayata geçmesi, Antalya’mızın dünya girişim ekosisteminde pay sahibi olan bir şehir olabilmesi için aynı anlayışla çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

ANSİAD 21. Girişimcilik Günleri Ödülleri’ne konuk olan ve ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın  moderatörlüğünde gerçekleştirilen konferansta konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, ANSİAD’ın ev sahipliğinde 21’incisi gerçekleştirilen Girişimcilik Günleri ile girişimcilik kültürünün gençler arasında yaygınlaştırılmasına verilen desteği çok değerli bulduğunu belirtti.

Turan, “Cumhuriyetimizin 100. Yılının son günlerindeyiz. Cumhuriyetimizi kuran ulu önder Atatürk'ü ve kurucu kuşağımızı minnetle bir kez daha anıyorum. Cumhuriyetimizin gurur duyduğumuz yüz yıllık kazanımlarının üzerine, ikinci yüzyılımızı inşa edeceğiz. İkinci yüzyılımızda dünyamızı ve ülkemizi bekleyen ağır sorunların da farkındayız. Bu sorunlarla başa çıkmak durumundayız” dedi.

Turan, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Küresel dönüşümün önde gelen boyutlarından birisi teknolojik dönüşüm. Gelişen yeni nesil teknolojiler, doğrudan veya dolaylı olarak yarattığı katma değer, çarpan etkisi ve istihdam olanaklarıyla, sektör fark etmeksizin işlerimizin omurgasını oluşturuyor. Enerjiden sağlığa, tarımdan otomotive kadar birçok alanda katma değerli yüksek teknoloji ürünleri, kaldıraç etkisi yapıyor. Dünyaya yenilikçi çözümler sunan girişimleri yetiştiren güçlü bir ekosistemi Türkiye’de inşa etmeyi, tüm paydaşların ortak görevi olarak görüyoruz. Bu hedefle TÜSİAD olarak biz de özellikle son on yılda girişimcilik konusundaki çalışmalarımızı hem artırdık hem de çeşitlendirdik. Bir yanda Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini derinlemesine incelediğimiz rapor çalışmamızda sona yaklaşırken diğer yanda iş dünyasında girişimcilik kültürünü yaygınlaştıracak, girişimlerle iş birliklerini artıracak rehber niteliğinde bir çalışma hazırlıyoruz.”

“Enflasyonla mücadelede başarılı olabilmek bütün paydaşların mutabakatını gerektirir”

Konuşmasına enflasyona da değinen Turan, “Girişimcilik ekosisteminin güçlenmesinde önemli faktörlerden biri de hiç şüphesiz makroekonomik istikrardır. Seçimler sonrası, para politikasında yaşanan geleneksel yaklaşımlara dönüş, ekonomimizin algısını olumlu yönde etkiledi. Merkez Bankasının enflasyonla mücadeledeki sıkı adımları ve sadeleşme, bu süreçte önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Ekonomi yönetiminin tüm paydaşlarla iletişimini en üst düzeye çıkarması da çok kıymetli. Sıkı duruşun 2024 yılında da devam etmesini bekliyor, içinden geçtiğimiz dönüşüm sürecinin hedeflerimize paralel olarak potansiyelimizi ortaya çıkaracak koşulları sağlamasını temenni ediyoruz.

Enflasyonla mücadelede başarılı olabilmek bütün paydaşların mutabakatını gerektirir. Bu zorlu süreçte kararlılıkla devam ettiğimiz takdirde enflasyonla mücadelede başarılı olacağımıza inanıyorum. Merkez Bankasının 2024 yılı için belirlediği dezenflasyon hedeflerine ulaşmak, hepimizin kararlılığına bağlıdır” şeklinde konuştu.

Konferansın ardından teşekkür plaketleri ve ödüllerin takdim edildiği ANSİAD 21. Girişimcilik Günleri Ödül Töreni’nde “2023 Ansiad Yılın Girişimcisi Ödülü” UNIBA Tarım Tic.ve San. A.Ş. Genel Müdürü ve ANSİAD Üyesi Barış Büyükyörük’e verildi.

“ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Yeşil Dönüşüm Ödülü” Antalya Ticaret Borsası adına Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’a takdim edildi.

#Bidüşünsenbulursun 11. İş Fikri Yarışması’nın ödül almaya hak kazanan öğrencileri ise şu şekilde: Ön Lisans ve Lisans kategorisi 1.si “Otonom Bahçe Robotu” projesi ile Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğrencileri Ahmet Erdil, Osman Özbay, Hüseyin Yıldız; Ön Lisans ve Lisans kategorisi 2.si “Mergen Tay” projesi ile Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Sevim Öz, Atalay Bozdoğan ve Haydar Can Karabacak; Ön Lisans ve Lisans kategorisi 3.sü “Revelio” projesi ile Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri Mert Karacan, Abdullah Fatih Höcü ve Begüm Tezel; Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi 1.si “Evdoksia” projesi ile Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Ümit Babacan, Oya Temiz ve Berna Aydın Arabacı;  Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi 2.si “AADAS” projesi ile Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi Emre Uygun, Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi 3.sü ise “Voltarım” projesi ile Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi öğrencisi Ege Ertuğrul.

Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) ve ANSİAD iş birliğinde yenilenen AGC Basın Galerisi’ne, hazırlamış oldukları iç mimari tasarım ve projeleri ile katmış oldukları değer için AKNC Mimarlık’ın ortakları Melis Akıncı Geygel ile Sezen Akıncı ve Altındal Mimarlık’ın ortağı Yiğit Altındal’a; “Bi’Düşünsen Bulursun 11.İş Fikri Yarışması” ve “Genç Girişimciler Fikir Maratonu” etkinliğine verdikleri destek ve katkılar nedeniyle Habitat Derneği Girişimcilik Programı Proje Yöneticileri Hasan Basri Cihan’a ile Hayat Atasoy’a ve ANSİAD Girişimcilik Günleri’nin gerçekleştirilmesinde yıllardır verdiği özverili mesai nedeniyle ve her yıl taş taş üstüne koyarak etkinliğimizi daha yukarı taşıyan ANSİAD Girişimcilik Komitesi ve Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın’a “Teşekkür Plaketi” takdim edildi.  Tören kapanış kokteylinin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511

 


ANSİAD İZZET GARİH’İ AĞIRLADI

Alarko Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 15. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. “Şirketlerin Hayat Döngüleri & İş Hayatından Kesitler” konu başlığı ile düzenlenen toplantı 28 Kasım 2023 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirildi.

ANSİAD’a yeni üye olanlar için düzenlenen “Üye Alım Töreni” ile başlayan ANSİAD toplantısında, Murat H. Günay İnşaat Taah. Proje Ltd.Şti.’nin sahibi Murat Hüdavendigar Günay, Form Mimarlık Mühendislik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sahibi Sinan Erkal, Projex Enerji Elekt. Müh. San. ve Tic. Ltd.Şti.’nin sahibi Gonca Dülger Bedeloğlu ve Falez Kongre Organizasyon Rek.San.Ltd.Şti.’nin sahibi İsmail Odabaşı’ya toplantının konuğu İzzet Garih ile ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından rozetleri takılarak üyelik belgeleri takdim edildi.

Toplantının başkanlığını yapan ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Wagner Kablo A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı L. Hilmi Ünsal yapmış olduğu açılış konuşmasında “Alarko Holding ülkemizin en eski ve köklü kurumlarından bir tanesidir. Yaklaşık 70 yıllık bir geçmişi var. Kurucuları olan Dr. Üzeyir Garih ve İshak Alaton her ikisi de şu an hayatta değiller ama grup hem yurt içinde hem de yurt dışında farklı sektörlerde ikinci nesilde ve hatta üçüncü nesilde çok başarılı bir şekilde faaliyetlerine devam ediyor. Bu gruptan zaman zaman farklı konuşmacılar bizim ANSİAD toplantılarımızda konuklarımız oldular. Alarko Holding’in web sitesine girdiğimde kuruluşundan itibaren benimsenmiş olan temel prensiplerin hala devam ettiğini gördüm. Demek ki sağlam temellere oturtulmuş ve hala devam ediyorlar. Dolayısıyla insan böyle bir kurumun daha çok uzun süreler varlığına devam edeceğini düşünüyor. Bugünkü konumuz şirketlerin hayat döngüleri ve iş hayatından kesitler olunca doğal olarak şirketlerin bir ömrü olduğu sonucuna varıyor insan. Bizler genellikle kurumlar ilelebet devam eder gibi bir düşünce içerisinde oluyoruz. Ancak, bu konuda farklı yaklaşımlar da olabiliyor” dedi.

Antalya’nın kendi kariyerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu söyleyen ve ANSİAD toplantısına konuk konuşmacı olarak katılmaktan mutluluk duyduğunu belirten İzzet Garih, “Her şirket bir girişimcinin aldığı riskle birlikte kurulup doğum sancısının ardından işe başlıyor. Şirketlerin doğmasına vesile olan insanlar ciddi risk alabilen insanlardır. Devamında şirketin fleksibilitesinin yüksek ancak kontrolünün düşük olduğu bebeklik dönemine geçiliyor. Bunun ardından hareketlilik dönemi başlıyor ki bu dönem şirketin oksijen alması gereken satış odaklı dönemidir. Akabinde ergenlik dönemi ve daha sonra da 'Prime' döneme geçiliyor. 'Prime' döneme nasıl varacağımız, o dönemde nasıl hız kaybetmeden ilerleyeceğimiz ve kalıcı olacağımız en önemli konudur. Çünkü, 'Prime' dönemden sonraki olabilecek dönem durağan dönemdir ve mümkünse bu döneme geçmemek üzere şirket olabildiğince verimli şekilde yoluna devam etmelidir. Şirketler belli periyodlardan sonra formasyon değiştirebilir, satın alınabilir ya da birleşmeler devreye girebilir. Burada esas amaç her zaman 'Prime' dönemde sürdürülebilir bir başarı grafiği yakalamak olmalıdır" diye konuştu. 

Garih, konuşmasına şu şekilde devam etti: "'Prime' dönemde :  'G - Girişimci' 'Y - Yönetici', 'P- Performans' ve 'İ- Integrator' davranış modellerini bünyelerinde bir mix olarak buldurabilen İcraat Komiteleri şirketlerin önemli hazineleridir. 'G' Girişimciler şirketi kuran insanlardır. Vizyonları yüksektir, risk alabilirler ve sabırsızdırlar. Diğer yandan 'Y' karakterler riski azaltıp minimize etmeye çalışan, prosedürlere ve iş idaresine önem veren insanlardır. 'G' - Girişimcinin ayağı gazdayken 'Y' oyuncusunun ayağı dikkatlice frendedir. 'Y' oyuncuları aynı zamanda prosedürleri belirleyip uygulatan ve şirketin anayasasını düzenleyip korumaya çalışanlardır. Yüksek bürokrasi karakterini kendinde barındırır. 'P' davranış modeline sahip oyuncular ise çok çalışkandır, disiplinleri yüksek ve organizasyona uyum sağlayan insanlardır. Bir de barış ustası ve dengeleyici 'İ' karakteri olan (entegrasyonu sağlayan) oyuncular mevcuttur. 'Prime' döneme varıp sürdürülebilir olabilmek için bu dört davranış modelinin de yönetim içerisinde harmanlanması gerekiyor."

Yöneticiliğin, işlerin insanlar tarafından yapılmasını sağlamak olduğunu söyleyen Garih, yöneticiler aslında  işleri değil insanları yönetiyorlar. İşimiz insanlarla olduğu için de o insanları çok iyi seçmemiz, motive etmemiz ve stratejiyi onlarla birlikte aynı hedefe odaklanarak belirlemeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“ANSİAD 15. Olağan Toplantısı” ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın günün anısına Toplantı Başkanı ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı L. Hilmi Ünsal ile birlikte konuk konuşmacı Alarko Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşlarından birisini hediye etmesinin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511


AKINCI “ANTALYA’DA KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİNİ YAPMAK ÇOK ZOR DEĞİL”

Allianz Sigorta A.Ş. ve Allianz Hayat ve Emeklilik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı & TÜSİAD 17. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran – Symes, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 14. Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. “Değişim Tüneli” konu başlığı ile düzenlenen toplantı 14 Kasım 2023 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Antalya’yı yönetenlere seslendi.  Akıncı, “Antalya’da kültür sanat etkinliklerini yapmak çok zor değil. Sadece ortaya bir vizyon koyacaksınız ve nereyi yönettiğinizin farkına varacaksınız. Antalya gibi bir şehri yönettiğinizin farkına varacaksınız. Ufak dokunuşlarla bu insanlara nasıl hizmet ettiğinizin keyfini yaşayacaksınız” ifadelerini kullandı.   

ANSİAD’a yeni üye olanlar için düzenlenen “Üye Alım Töreni” ile başlayan ANSİAD toplantısında “Sinerji Lojistik Gıda Tar. Turz. Teks. İnş. Taş. Dan. İth. Tic.”in sahibi Berdan Ber, “Ep Turizm İnş. ve Tic. Ltd. Şti.”nin sahibi Emrah Polat ile “Sava Kapı Pencere Sist. İnş. Malz. Mob. Teks. Turz. San. ve Tic .Ltd. Şti.”nin sahibi Umut Fırat Cesur’a toplantının konuğu Cansen Başaran -Symes ve ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından rozetleri takılarak üyelik belgeleri takdim edildi.

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Hem üyelerimizin hem de bölgemizin ekonomik kalkınmasına yardımcı olmak için kurulmuş bir dernek olsak da ANSİAD olarak toplumun kalkınmasının sadece ekonomik kalkınma ile değil felsefeyle, kültürle, sanatla ve sporla bir bütün olarak çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşılabileceğinin kanaatindeyiz. Dünyada bunun çok fazla örnekleri var. Ekonomik kalkınmasını tamamlamış ancak bu saydığım diğer konularda çok aşağıda olan bir toplumu çağdaş bir toplum olarak algılamak mümkün değil diye düşünüyoruz. Bunu şöyle bağlamak istiyorum: 4 -12 Kasım 2023 tarihlerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘Kültür Yolu Festivali’nde Antalya’daki sanatseverlerin ve Antalya halkının buna ne kadar hazır olduğunu hep birlikte gördük. Şehrin çeşitli noktalarında özellikle Kaleiçi’nde birçok entelektüel insanların gruplar oluşturduğunu ve sanat galerilerine girmek için sıra beklediği anlara şahit olduk. Bunlar Antalya’ya yakışan ve Antalya’da özlediğimiz noktalardı” dedi. Konuşmasında Antalya’yı yönetenlere seslenen Akıncı, “Antalya’da kültür sanat etkinliklerini yapmak çok zor değil. Sadece ortaya bir vizyon koyacaksınız ve nereyi yönettiğinizin farkına varacaksınız. En önemlisi Antalya gibi bir şehri yönettiğinizin farkına varacaksınız ve ufak dokunuşlarla bu insanlara nasıl hizmet ettiğinizin keyfini yaşayacaksınız” diye konuştu.

Akıncı “Şu an ülkemizin yaşadığı krize akıl fikir vermek mümkün değil”

Akıncı, sözlerine şu şekilde devam etti: “Ülkemizde önce hukuku ve düşünce özgürlüğünü tesis etmek lazım. TÜSİAD Başkanı Sayın Erol Bilecik’in bir lafını hiç unutmuyorum: ‘Para dünyanın her yerinde güvenli bir liman arar.’ Bu da ancak hukukun üstünlüğü ile sağlanabiliyor. Bizler iş dünyasını temsil eden dernekler olarak bunu hep vurgularken şu an ülkemizin yaşadığı bu krize akıl fikir vermek mümkün değildir. Türkiye anayasa ile yönetilen bir ülkedir ve bence bu tartışmanın yeri siyasi platformlar olmamalıdır. Hukukun üstünlüğü ile yargı bağımsızlığı siyasete alet edilmemelidir. Bütün dünyanın ve ülkemizin gözü önünde bir tarafı tesis etmek ve bunu tartışmak bu ülkeye zarardan başka hiçbir şey getirmiyor. Bir an evvel sağduyu ile bu işin sonlanmasını her şeyin kuvvetler ayrılığı neticesinde tesis edilmesi gerektiğini düşünüyorum”.

Toplantının başkanlığını yapan Alp Petrol Ltd. Şti. & Alpin Yalıtım A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi & ANSİAD Üyesi Gülden Alp’in yapmış olduğu konuşmasında “Bugün Cumhuriyetimizin 100. yılında ANSİAD toplantısında ne mutlu ki iki kadın olarak buradayız ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Cumhuriyetimizin hedefleri ve hayalleri doğrultusunda ilerliyoruz. Bu yolda 42 yıllık iş deneyimi ve sivil toplum kuruluşlarında gerek pek çok projesiyle gerekse başkanlıkları ve liderlikleriyle herkese örnek olarak ilham veren Sayın Cansel Başaran Symes ile burada bulunmaktan çok gurur duyuyorum. Toplantımıza geldiği için tekrar teşekkür ederim. Ben biliyor ve ANSİAD’da deneyimliyorum ki burada kadın erkek ayrımı olmadan insani değerleri öncelendirerek adil ve birleştirici bir toplum için hep beraber uğraşıyoruz. Tabi hayatın çok hızlı aktığı ve teknolojinin gelişiminin çok hızlı olduğu dünyada ülkemizin kalkınması için iş dünyasında bizlere çok iş düşüyor” şeklinde konuştu.

Konuşmasına ANSİAD toplantısına katılmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek başlayan TÜSİAD 17. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Cansel Başaran Symes, ANSİAD’ın Cumhuriyetimizin 100. Yılında düzenlemiş olduğu “Türkiye’de Felsefe Kongresi” etkinliğine yönelik “Ben 42 yıllık yaşamımda itiraf etmeliyim ki başka bir sivil toplumun böyle bir organizasyon yaptığını duymadım. Bundan dolayı ANSİAD’ı tebrik ediyorum” dedi.

Symes “Hiçbirimiz ve hiçbir kurum tünelin başındaki aynı kişi ve aynı kurum olarak kalmıyor ve değişiyoruz”

Symes, konuşmasına şu şekilde devam etti: “İnsanlığın bu dünyadaki yolculuğunu katedilen her adımda daha da genişleyerek ilerleyen ve hiçbir zaman sonu olmayacakmış gibi hep belirsizliklere açılan uzun bir tünele benzetiyorum. Ben insanlığın bu tünelde çoğu kez yolunu kaybedip geriye birkaç adım atarken nice seferlerde de ileriye doğru daha hızlı ve büyük adımlar attığını görüyorum. Tarih boyunca kurulan, yıkılan, dönüşen tüm medeniyetler aslında insanlığın yaşama ve ilerleme arzusunun ne kadar güçlü olduğuna dair önemli bir kanıt niteliğindedir; ancak bu yolda hiçbirimiz ve hiçbir kurum tünelin başındaki aynı kişi ve aynı kurum olarak kalmıyor ve değişiyoruz. Değişmek aslında doğru yolda olduğu sürece hakikaten çok güzel bir şey. Burada birbirimizden ve doğadan öğrenmeye devam ettiğimiz ve içinde yaşadığımız dünya ile beraber değişilmeye adapte olduğumuz sürece koşullar ne kadar karamsar olsa bile yaşamaya dair olan o umut ışığı ayakta kalmaya devam edecek. Bu tünelde dünyadan kopmadan doğru bir yolda doğru değişim hareketinin olması son derece önemli. Bunun için de dünyadaki tüm olumsuzluklara rağmen Cumhuriyetimizin 100. Yılında büyük bir değişim heyecanı ile bu tünelin içindeki yolculuğa devam ediyoruz. Ara ara duraksamalar olsa da karamsarlığa gerek olmadığını düşünüyorum” dedi.

İş dünyası liderleri için en önemli sorunun “iş gücü piyasalarının büyük yapısal değişimine hazır olup olmadığı” olduğunu belirten Symes, konuşmasında geleceğin mesleği raporundan önemli başlıklara değindi. Symes, “Önümüzdeki dönem için on meslek sıralaması var. Etrafımda arkadaşlarımın yeni nesil çocuklarının hangi alanlarda tahsil yaptığına baktığım zaman bu meslekleri oldukça sık duymaya başladım. Tüm araştırmalar, yapay zeka ve makine öğrenmesi uzmanlarını bir numaralı meslek olarak koyuyor. Farklı araştırma datalarına baktım, hepsinde bir numaralı meslek. İkincisi, sürdürülebilirlik uzmanları. Dolayısıyla şirketlerimizin sürdürülebilir uzmanı dediğimiz zaman kaynakları nasıl tükettiğiyle ilgili hakikaten yönetim kurullarına ciddi kafa yormamız gerekiyor. İş zekası analizleri. Mühendis ve matematikçilerin zeka okumak üzerine geriye dönük önemli bir iş olarak karşımıza çıkıyor. Bilgi teknolojileri analistleri ile tarımsal ekipman operatörleri de meslek listesinde yer alıyor; çünkü artık tarımın klasik olarak yapılmayacağı ve dolayısıyla yeni mesleklerde mutlaka tarımsal ekipman operatörlerinin yetiştirilmesi önemli." diye konuştu.

Davetlilere önerilerde bulunan Symes,”Mutlaka stratejik ve yenilikçi bakış açınızın olması gerekiyor. Böyle rutin, günlük yönetim kurulları, aynı bilinen Türkiye'nin gündeminin arkasına lütfen sığınmayalım. Genç çalışanlarımıza gönderirken geçmiş tecrübelerimizin bugüne referans olmak için eskimiş olabileceğini düşünelim. Ben açıkçası birisi fikir sorduğu zaman çok temkinliyim. Çünkü o başka bir dünya, ben eski dünyadan geliyorum. Onun için gençleri, kurumunuzdaki en alt birimdeki arkadaşları da sonuna kadar dinleyin. Yönetim kurullarınızda veri zekanız olması gerekiyor. Verileri konuşabilecek arkadaşların olması lazım. Modern iş gücünü yönetebilmeliyiz, klasik insanları, topluluğu değil sizi zorlayacak ve her dönemkinden daha önemli dinamik risk yönetiminin liderliğini yapabilmek önemli. Dünyada risk yönetimi bambaşka boyuta gidiyor. Tüm bu değişim kaygıya yol açabilir. Hafif kaygı yaşamın normal bir parçasıdır. Kaygılanmak güzel bir şeydir, kaygı ve endişelerini hangi olaydan kaynaklandığını düşünün. Kaygıya yol açan etkenlerle yüzleşin ve düşünce biçiminizi değiştirin” ifadelerini kullandı.

"ANSİAD 14. Olağan Toplantısı" ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın Toplantı Başkanı ANSİAD Üyesi Gülden Alp ile birlikte Sn. Cansen Başaran - Symes’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşlarından birisini hediye etmesinin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı                                

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511

 


“ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”NE SON BAŞVURU TARİHİ UZATILDI

Değerli Basın Mensubu, 

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını kategorilerini içeren “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü vermektedir.

ANSİAD medya ödülü ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.

Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını dijital ortamda en geç 10 Kasım 2023 Cuma günü saat 17.00'ye kadar basin@ansiad.org.tr mail adresine göndermeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

 

Necdet ALKANDEMİR

ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

 

 “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ” KATILIM KOŞULLARI

Bu yarışmada; 29 Eylül 2022 – 29 Eylül 2023 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eser, “ANSİAD 2023 YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü almaya hak kazanabilecektir.

Yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.

Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:

-      Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak

-      Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

Yapılan değerlendirme sonucunda; ödül sahibine başarı belgesi ile bronz döküm özel tasarım ödül sembolü verilecektir. Ödüller, Ocak 2024’de yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 11 kişiden oluşur:

-      Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)

-      Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)

-      Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-      Isparta Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-      Burdur Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-      Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)

-      ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)

Başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:

Yazılı Basın dalı

-      Haber

-      İnceleme-Araştırma

-      Röportaj

-      Makale

Görsel Basın dalı

-      TV Programı

-      TV Haberi

-      TV Röportajı

-      Belgesel

İşitsel Basın dalı

-      Radyo Programı

-      Radyo Haberi

-      Radyo Röportajı

İnternet Basını dalı

 -      Haber

-      Röportaj

-      Makale

-      İnceleme-Araştırma

 

Basın Danışmanı
Çiler ÖZCEYLAN

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


TÜRKİYE’NİN GLOBALDE BAŞARILI GİRİŞİMCİLERİ, İKİNCİ YÜZYILA IŞIK TUTTU

Türkiye’nin girişimcilik ekosistemini bir araya getiren G3 Girişimcilik Zirvesi, 100. Yıl teması ile Antalya’da gerçekleştirildi. GEN Türkiye ve Habitat Derneği işbirliği, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ve ANSİAD ev sahipliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ana paydaşlığında düzenlenen 100. Yıl G3 Girişimcilik Zirvesi, kamu, yerel, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları ile akademisyenler, girişimciler ve gençlerden oluşan yoğun bir katılıma sahne oldu. Ülkemizin küresel alanda da başarıları ile söz ettiren girişimci mentorlerin girişimci adayları ile bir araya geldiği zirve, ikinci yüzyılın girişimcilik ekosistemine odaklanan temalarıyla da geleceğimize ışık tuttu.

Ülkemizin girişimcilik ekosistemini bir araya getiren G3 Girişimcilik Zirvesi, Cumhuriyetimizin 100. yılında Antalya’da gerçekleştirildi. Türkiye’deki girişimcilik ekosistemleri arasında bir köprü oluşturmak amacıyla 2020 yılında kurulan ve Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin çatı kuruluşu olan GEN Türkiye’nin, HABİTAT Derneği işbirliğinde, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ev sahipliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ana paydaşlığında 1 Kasım 2023 tarihinde düzenlediği 100. Yıl G3 Girişimcilik Zirvesi, kamu, yerel yönetim, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, girişimciler ve gençleri bir araya getirdi. 16’ıncı kez düzenlenen zirve, ana teması, uzman konuşmacıları ve kapsayıcı işbirliği ile yoğun bir katılıma sahne oldu.

Etkinliğin açılış konuşmaları Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Aydın, G3 Platform Başkanı Gülden Yılmaz ve ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı tarafından gerçekleştirildi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır da “Hoş Geldiniz” konuşmalarıyla zirvede yer aldı.

Muhittin Böcek: “Girişimciliğin başkenti olmaya hazırız”

100. Yıl G3 Girişimcilik Zirvesinin açılışında konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Büyükşehir Belediyesi olarak inovasyonun, yeni teknolojilerin, girişim eko sisteminin ne kadar önemli olduğunun farkında olduklarını söyledi. “Antalya’mız, girişimciliğin de başkenti olmaya hazırdır. Biz de Antalya’dan çıkacak Türk girişimlerine her türlü desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Göreve geldiğim günden bu yana Antalya için, tarımsal alandaki girişimlerden, şehrin geleceğine ışık tutacak dijital girişimlere kadar birçok alanda hem destekçi hem de öncü olmak için arkadaşlarımızla yoğun çaba harcadık. Bundan sonra da Antalya’mızın dünya girişim ekosisteminde pay sahibi olan bir şehir olabilmesi için aynı anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Çok yakında Antalya’da; bu alanda çalışmalar yapan kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapan, her yönüyle girişimcileri ve girişimci adaylarını destekleyen ve ulaşılabilir bir girişimcilik merkezi açıyoruz. HUB-Antalya girişimcilik merkezi şimdiden Antalya’mıza ve ülkemize hayırlı olsun. Günümüzde belediyeler sadece bilinen belediyecilik hizmetleriyle yetinmemelidir. Tüm dünyada kentler arasındaki rekabet artık teknoloji ve inovasyonla belirleniyor. Bu alana yatırım yapan kentler her zaman daha çok öne çıkıyor. Bildiğiniz gibi tüm dünyada yükselen bir değer olan dijital göçebeler için Cumhuriyet’in yüzü Antalya’mızı cazibe merkezi haline getirmeliyiz.” dedi.

Rifat Hisarcıklıoğlu: “Yenilikçilik eski köye yeni adet getirmektir”

Zirvenin açılışında konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yenilikçiliğin eski köye yeni adet getirmek ve yapılmayanı yeni bir yöntemle ortaya koymak olduğunu belirterek, şunları söyledi: “TOBB olarak Türkiye’de, yurt dışındaki girişimleri sadece izleyen değil, dünyaya açılan girişimlere ev sahipliği yapan bir ekosistem kurulmasını arzu ediyoruz. Girişimcilik ekosisteminin parçası olan bireyler yetiştiren, bu girişimcileri destekleyen ve yenilikçi bir kültürle rekabet gücünü küresele taşıyan, bir Türkiye hayal ediyoruz. Zira bu yüzyılda, küresel arenada var olmanın en önemli şartının, girişimcilik ve girişimci ülke olduğunu görüyoruz. İş kurmak, girişimci olmak, eski sınırları aşmak ve yeniliğe öncülük etmek demektir. Girişimcilik, doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişilerin gördüğü fırsatları gerçekleştirmektir. Girişimcilik için hayal kurmak çok önemlidir. Sınırımızın olmadığı tek alan orasıdır. Hayal etmekten vazgeçerseniz, yaşamaktan da vazgeçersiniz. Yenilikçilik eski köye yeni adet getirmektir. Yapılmayanı yapmaktır. Veya yapılanı, yeni bir yöntemle yapmaktır. Cumhuriyetimiz, milletimizin azmi, inancı ve birlikte çalışma arzusuyla şekillendi. Girişimcilik, bu değerleri yücelten bir alan olarak ön plana çıkıyor. Girişimciler, yeni fikirlerle, yaratıcılıklarıyla ve azimleriyle Türkiye'nin geleceğini inşa ediyorlar.”

Orhan Turan: “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında girişimcilere büyük görevler düşüyor”

Türkiye’nin girişimcilik yetkinliğini desteklemeye yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerine değinen TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında girişimcilere de büyük görevler düştüğünü vurguladı. Turan, şunları söyledi: “Girişimciliğin ülkeler için sahip olduğu stratejik değer bugün çok daha belirgin durumda. Bu açıdan Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında girişimcilere büyük görevler düşüyor. Atatürk ve yol arkadaşlarının bizlere emanet ettiği Cumhuriyeti yaşatmak ve yüceltmek hepimizin görevi. Daha çok çalışmamız, üretmemiz ve geleceğe önderlik etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin girişimcilik alanındaki rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir kılmak için TÜSİAD olarak girişimcilik ekosistemimizin ihtiyaç duyduğu yapısal adımlara ve kurumlarımızın girişimcilik yetkinliğini desteklemeye yönelik çalışmalar yürütüyoruz.  Ayrıca genç girişimcilerimizi 2011 yılından bu yana TÜSİAD Bu Gençlikte İŞ Var! girişimcilik programımız ile destekliyoruz.”

Süleyman Sönmez; “Yeni yüzyılda hedeflerimize ulaşmanın yolu girişimci devletten geçiyor”

Ülkemizin girişimcilik ekosisteminin son yıllarda önemli gelişmeler kaydettiğini belirten TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez, ikinci yüzyıldaki ortak hayaller için girişimci devletin önemini vurguladı. Sönmez, “Girişimcilik, geldiği nokta itibarıyla yaratıcı bir fikrin, bir startup ile yaşamları değiştirmesinden ibaret değildir. Çağımızda uluslar, girişimciliği bir strateji, bir devlet politikası ve bir sivil toplum seferberliği olarak kabul ediyor. Yeni yüzyılımızda ortak hayallerimize ulaşmanın yolu da bu doğrultuda bir girişimci devlet haline gelmekten geçecek. Girişimci devlet, girişimciliğin yüksek risk içerdiği durumlarda girişimcilere omuz verir; temel araştırma, teknolojik gelişme ve yenilikçi projeleri finanse eder, kritik sektörlerde girişimciliğin genişlemesi için yatırımlar yapar; rekabetçiliği artırmak için sektörel dönüşümleri teşvik eder. Ülkemizde girişimcilik ve inovasyon ekosistemi, son yıllarda hızlı bir gelişme süreci gösterdi. Girişimcilere yapılan yatırımların çeşitlenmesi, ortak çalışma alanlarının çoğalması, hızlandırıcı ve kuluçka merkezlerinin yaygınlaşması, yatırım hacimlerinin büyümesi ekosistemin derinleşmesi açısından kritik gelişmeler oldu” dedi. 

Nevzat Aydın: “Global girişimcilik ekosistemi ile ülkemiz arasında bir köprü kuruyoruz”

GEN Türkiye’nin 100. yılın anlamını ve mirasını her platformda vurguladığını hatırlatan GEN Türkiye Başkanı Nevzat Aydın da, “Bu zirve, Cumhuriyetimizin 100 yılının mirasını geleceğe taşımak için bir adım atma fırsatıdır. Bugün, iş dünyasının önde gelen isimleri, girişimcilik ekosisteminin öncüleri ve yeni nesil liderler olarak bir aradayız. Bu buluşma, Cumhuriyetimizin 100. yılında Türkiye'nin girişimcilik potansiyelini vurgulamak ve yeni başlangıçları teşvik etmek için eşsiz bir fırsat. İnanıyoruz ki GEN Türkiye Global girişimcilik ekosistemiyle ülkemizdeki ekosistem arasında köprü görevi üstlenirken Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini daha dinamik hale getirecek” dedi.

Gülden Yılmaz: “Zirve, yeni, iş birlikleri için mükemmel bir fırsat”

G3 Platform Başkanı Gülden Yılmaz da konuşmasında şunları söyledi: “Girişimci cesurdur, girişimci çözüm odaklıdır, girişimci umudunu kaybetmez. Ülkemizin en büyük girişimcisi tartışmasız Mustafa Kemal Atatürk’tür. Cumhuriyetimizin 100. Yılında, G3 Forum; İstanbul'dan başlayan ilk serüvenine Antalya'da devam ediyor. Bugünkü G3 Forum on altıncı G3 Forum olacak. G3 Forum'un başladığı İstanbul'daki yolculuğumuz, Anadolu'daki zirvelerle daha da büyüdü. Kayseri'de başlayan Anadolu G3 Zirveleri serüveni, Ankara, Trabzon, Amasya ve Gaziantep'ten sonra bugün Antalya'da devam ediyor. G3 Forumlar, Türkiye'nin girişimcilik potansiyelini desteklemek ve girişimcilere ilham vermek için organize edilir. Bugün, iş dünyasının önemli isimleri, girişimcilik ekosisteminin öncüleri ve geleceğin liderleri burada bu amaçla bir araya geldi. Bu etkinlik, yeni iş fikirlerini paylaşmanın, ilham almanın, iş birliği yapmanın ve büyümenin mükemmel bir fırsatı olacaktır.”

Akın Akıncı: “Cumhuriyetimizin 100 yılında “G3 Zirvesi’ne ev sahipliği yapmak büyük bir gurur”

Antalya ve Isparta, Burdur bölgelerinde girişimcilik faaliyetleri ile öne çıkan ANSİAD için Cumhuriyetimizin 100 yılında G3 Zirvesi’ne ev sahipliği yapmanın büyük bir gurur olduğunun altını çizen ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Ülke ekonomisinin katma değerli büyümesini destekleyecek girişimcilik alanındaki değer zincirini daha da ileriye taşıyacak, yeni adımları değerlendirmeyi, mevcut adımlarını da geliştirmeyi sürdüren ANSİAD’ın girişimcilik ekosistemi yaratma yolculuğunda geriye dönüp bakıldığında, zamanında yaratılan noktalar kolaylıkla birleştirilebiliyor. Kuruluşundan bu yana geçen 33 senelik mazisinin 21 yılında Antalya, Burdur, Isparta bölgelerinde girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi için çaba gösteren derneğimiz gelinen noktada tüm Antalya ve bölge üniversitelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, meslek odalarımız, tekno kentlerimiz, belediyelerimiz ve Habitat ile Baka’nın oluşturduğu 65 paydaşı ile yoluna devam etmektedir. Her sene bir önceki senenin noktalarını birleştirerek, önümüzdeki sene neler yapabileceğimizi görmek ve bu şekilde hareket etmek girişimcilik eko sistemimizi daha da geliştirme yolunda bizlere büyük motivasyon sağlamaktadır” dedi.

Sezai Hazır: “Girişimcilere rehberlik etmek en önemli misyonumuz”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dünyanın en iyi girişimcisi olarak da tarihe geçtiğini belirten Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır, “Bugün 100. yılını kutladığımız Cumhuriyet de bir kişinin hayaliydi. O’nun lider ve mücadeleci ruhunun ve zorluklar karşısında asla pes etmeyen kararlı duruşunun, her birimizin hayatında bir ateşleyici güç olmasını gerekir. Her ne kadar dünya haritası üzerinde büyük markalar, ülkeler, yapıtlar kurulmuş olsa da hiç şüphesiz ki; en zor zamanlarında Türkiye Cumhuriyeti‘ni en zorlu şartlarda kuran Mustafa Kemal Atatürk, Dünya’nın en iyi girişimcisi olarak tarihe geçmiştir. Bu çerçevede GEN Türkiye ve Habitat Derneği olarak, girişimcilik ekosistemini desteklemek ve genç girişimcilere rehberlik etmek en önemli misyonumuz. Bugün içinde bulunduğumuz bu zirve, bu misyonu ilerletmek için önemli bir adım” diye konuştu.

Girişimci mentorler, girişimci adaylarıyla buluştu

Cumhuriyetimizin 100. yıl temasıyla girişimcilik ekosisteminin önemli aktörlerinin konuşmacı ve mentor olarak bir araya geldiği zirvede girişimcilik politikaları, girişimcilik ekosisteminin hızlandırıcı ve destekleyici aktörleri mercek altına alındı. Türkiye’nin en önemli girişimcilik buluşması olan zirve, “Open House Meeting Mentor - Girişimci Buluşması” ile başladı. Geleneksel olarak düzenlenen ve genç girişimcileri mentorlar ile buluşturan yuvarlak masa toplantıları sayesinde girişimci adayları, mentorların tecrübelerinden yararlanarak girişimcilik yol haritalarını şekillendirdi. Açılış konuşmalarının ardından yeni nesil girişimciler ile ilgili tüm başlıkların mercek altına alındığı G3 Forum, deneyim aktarımının yer aldığı oturumlarla devam etti.

Insider CEO ve Kurucu Ortağı Hande Çilingir’in “Türkiye'den Dünyaya Bedel Teknoloji Girişimi Çıkarmak” temalı sunumuyla katıldığı zirvede; GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Aydın ve TAV Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Şener, “Nesiller Arası Girişimcilikte Dönüşüm”ü ele aldı. “Kadın Girişimcilerle Değişen Dünya”yı GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülden Yılmaz ve BigChefs Kurucu Ortağı Gamze Cizreli anlattı.

Moderatörlüğünü GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Göktekin Dinçerler’in yaptığı “Ekosistemi Güçlendiren Aktörler Paneli”nin konuşmacıları ise Google Türkiye Müdürü Mehmet Keteloğlu, Meta, Türkiye ve Azerbaycan Kamu Politikaları Başkanı Sezen Yeşil, Tiktak Kurucusu Ersan Öztürk, Trendyol İcra Kurulu Üyesi Ozan Acar ve Yemeksepeti CEO’su Mert Baki oldu. “100. Yıl G3 Girişimcilik Zirvesi” networking etkinliğinin ardından sona erdi.

------------------------------------

GEN Hakkında: 

Her Kasım ayında Global Girişimcilik Haftası’nı (GGH) kutlayan kurumlar tarafından oluşturulan, yıl boyunca girişimcilik programlarını ve girişimleri bir araya toplayan, küresel bir girişimcilik ekosistemi oluşturmayı amaçlayan GEN, 178’den fazla ülkede, insanların fikirlerini ortaya çıkarmasına ve fikirlerini gelecek vaat eden yeni girişimlere dönüştürmesine yardımcı olmaktadır.

GEN Türkiye Hakkında: 

GEN Türkiye, Habitat Derneği sekretaryasında, GEN’in bir parçası olarak çalışmalarını sürdürmektedir. GEN Türkiye’nin misyonu, Türkiye’deki girişimcileri geliştiren, destekleyen etkili programlar yapmak ve politikalar belirleyip uygulayarak Türkiye’nin girişimcilik ekosistemini güçlendirmektir. GEN Türkiye, Türkiye’deki girişimleri GEN’in iyi örnekleri ile buluşturarak; Türkiye ekosistemiyle global girişimcilik ekosistemi arasında köprü görevi görmektedir.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511


ANSİAD BAŞKANI AKINCI’DAN CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI

Gazi Mustafa Kemal Atatürk "Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Akıncı, “Bu yıl 100.yıl dönümünü kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden zorlu yolun başlangıcında Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ilk olarak şöyle seslendi ‘Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz, beni fırka grubuna davet edin, bir konuşma yapacağım.’ Ertesi gün Kemalettin Sami Paşa, vermiş olduğu bir takrir ile Ata’mızı meclis kürsüsüne davet etti. Herkes Ata’mızın ne söyleyeceğini merakla bekliyordu ve kürsüye çıkan Ulu Önderimiz Atatürk, tarihimize geçen şu sözleri sarf etti ‘Saygıdeğer arkadaşlar, üzerinde durduğumuz meselenin çözümünde karşılaşılan güçlüklerin sebebi, bütün arkadaşlarca anlaşılmıştır sanırım. Eksiklik ve yanlışlık uygulamakta olduğumuz usul ve şekildedir. Gerçekten de yürürlükteki Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'na göre, bir hükümet kurmaya teşebbüs ettiğimiz zaman, bütün arkadaşların her biri bakanları ve hükümeti seçmek mecburiyeti ile karşı karşıya kalıyor. Hepinizin birden hükümet üyelerini seçmek zorunda kalmanızda görülen güçlüğün giderilmesi zamanı gelmiştir. Geçen dönemde de aynı şekilde güçlüklerle karşılaşılıyordu. Görülüyor ki, bu usul bazen birçok karışıklıklara yol açıyor. Yüksek heyetiniz bu güçlüğün çözülmesi için beni görevlendirdi. Ben de bilginize sunduğum bu görüşten hareket ederek düşündüğüm şekli tespit ettim. Onu teklif edeceğim. Teklifim kabul edilirse kuvvetli ve kendi içinde uyumlu bir hükümet kurmak mümkün olacaktır. Devletimizin şekli ve niteliğini tespit eden ve hepimiz için bir gaye olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunumuzun bazı noktalarına açıklık kazandırmak gerekir’”.

"Türkiye Devleti'nin şekli hükümeti, Cumhuriyettir."

Atatürk'ün bu konuşmasından kısa bir süre sonra verilen kanun teklifinin ilk maddesinde "Türkiye Devleti'nin şekli hükümeti, Cumhuriyettir." İbaresinin yer aldığını söyleyen Akıncı, “Mecliste kısa süreli tartışmaların ardından yapılan oylamada Atatürk'ün önerisi resmen kabul edildi ve tam 100 yıl önce bugün 29 Ekim 1923 günü yapılan bu anayasa değişikliği ile Cumhuriyet rejimine geçtik” dedi.  

Akıncı, “Cumhuriyet yönetimi içinde bulundurduğu nitelikleri ile şüphesiz ki demokrasinin en gelişmiş şekli, demokrasi prensibinin en iyi uygulamasını temin eden bir siyasi rejimdir. Cumhuriyet yönetiminin birinci özelliği seçim esasına dayanan bir yönetim şekli olmasıdır. Bu seçimde gerek seçme, gerekse seçilme hakkı bakımından belli bir kişiye, belli bir zümreye, belli bir sınıfa ait değildir. Yani ülkemizin yönetimi bütünüyle milletimize aittir” ifadelerini kullandı.

Peki nedir “Cumhuriyet”?

Akıncı, açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Peki nedir ‘Cumhuriyet?’ Dâhi bir komutanın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, halkı ile kazandığı İstiklal savaşıdır. Cumhuriyet aynı zamanda kişilerin de birey olarak bağımsızlaştığı ve özgürleştiği bir rejimdir. Cumhuriyet hürriyettir, medeniyettir, adalettir, özgürlüktür, sevgidir, dostluktur, insanlıktır, barıştır. Cumhuriyet ile birlikte kazandığımız bu değerler ülke geleceğimizin, özgür düşüncenin ve bağımsızlığımızın temel taşıdır”.

Akıncı, “Bu doğrultuda tam 33 yıl önce Cumhuriyet’in bize kazandırdığı değerlere ve Atatürk ilkelerine bağlı olarak ‘ANSİAD demokratik ve laik hukuk devleti ilkelerine bağlıdır’ maddesiyle ANSİAD’ın temelleri atıldı ve hukukun üstünlüğünü gözeten, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış, refahın adil bölüşüldüğü, AB üyesi bir ‘Türkiye’ vizyonumuzla Antalya ve Batı Akdeniz Bölgesinin ‘En saygın ve en güvenilir Sivil Toplum Örgütü Olma’ yolculuğumuza çıktık. ANSİAD olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yıl dönümünde kazanımlarımızı daha ileriye taşımak, demokrasimizi her geçen gün daha da güçlü kılmak ve hukukun üstünlüğünü kabul ederek saygı göstermek bizim için çok büyük önem arz etmektedir ve büyük bir gururla söyleyebilirim ki ANSİAD her dönem olduğu gibi Cumhuriyetimizi güçlü kılacak adımların takipçisi ve destekçisi olmaya devam edecektir” dedi.

Akıncı, sözlerini şu şekilde tamamladı, “Bu duygu ve düşüncelerle gençlerimize çağdaş uygarlığın temeli Cumhuriyeti armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları vatan yapan şehitlerimizi minnetle anıyor ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı kutluyorum. Yolunuz açık, kılavuzunuz Mustafa Kemal Atatürk olsun. Gönüllerimizdeki ölümsüz liderimizin de dediği gibi “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

   

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511


TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN YÜZ YILLIK TARİHİ KONUŞULDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)‘ın “Bir Siyasal Kriz Olarak Cumhuriyet İlanı” konu başlığı ile düzenlenen ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih ABD Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan’ın konuk olduğu “ANSİAD 13. Olağan Toplantısı” 24 Ekim 2023 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirildi.

“Üye Alım Töreni” ile başlayan toplantıda, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve toplantının konuğu Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan tarafından ANSİAD’a yeni üye olan MK Group’un sahibi Mesut Karakaş ve Mevlana Petrol’ün sahibi Selçuk Salih Yılmaz’a rozetleri takılarak üyelik belgeleri takdim edildi.

"Cumhuriyetimizin 100. yılı böyle geçmemeliydi"

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Ülke olarak Cumhuriyetimizin önemli bir tarihi haftasındayız. Beş gün sonra 29 Ekim’de Cumhuriyetimizin ilanının 100. yılını kutlayacağız ama maalesef ‘Cumhuriyetimizin 100. yılı böyle geçmemeliydi’ diye düşünüyorum. Evet deprem hepimizin üzerinde çok büyük bir etki yarattı ancak Cumhuriyeti illa şarkılarla türkülerle her yere bayraklar asarak değil özellikle Cumhuriyetimizin 100. yılına yakışır başka etkinliklerle de kutlayabilirdik. Ayrıca, Cumhuriyetimizin ilanı 29 Ekim’in bir gün öncesine başka bir etkinliğin yapılacak olması da beni derinden yaraladı. Tabii ki savaşın her türlüsüne insanların, çocukların, kadınların ölmesine karşıyız ancak burada keşkesi olmayan Cumhuriyetimizin 100. Yılı söz konusu” dedi.

ANSİAD’ın Cumhuriyetimizin 100. Yılında yapmış olduğu etkinliklerden bahseden Akıncı, “Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 100. Yıl Balosu’nu düzenledik. Türkiye’nin önde gelen duayenleri ile birlikte Türkiye Felsefe Kurumu (TFK) iş birliğinde ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılında Türkiye’de Felsefe Kongresi’ni gerçekleştirdik. ANSİAD Yönetimi ve aileleri ile birlikte Anıtkabir ile İsmet İnönü’nün kızı, İnönü Vakfı Kurucu Üyesi & İnönü Vakfı Başkanı Özden İnönü Toker'i Pembe Köşk'te ziyaret ettik. Geleneksel Ansiad Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nın beşincisi bu yıl, Cumhuriyetimizin 100. Yılında ulusal boyuta taşındı. Bu yıl “ANSİAD & ATİK 5. Cumhuriyet Ulusal Tenis Turnuvası” ismiyle gerçekleştirilen turnuvamız şu an devam ediyor. Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC)’de bulunan ve 30 Ekim 2023 Pazartesi günü açılışı gerçekleşecek olan Basın Müzesi Antalya’mıza yakışan bir proje oldu. Ve 1 Kasım 2023 Çarşamba günü Antalya’da gerçekleşecek olan ‘100. Yıl G3 Girişimcilik Zirvesi’ni Gen Türkiye, Habitat Derneği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) iş birliğinde ve Antalya Büyükşehir Belediyesi ile ANSİAD ev sahipliğinde yapacağız. Bundan da büyük mutluluk duyuyoruz” ifadelerini kullandı. 

Akıncı, “Bu yıl 100.yıl dönümünü kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolun başlangıcında, milletimizin kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak üzere ‘Ya istiklal ya ölüm’ ilkesi ile başlattığı milli mücadele ve kurtuluş savaşımız yer almaktadır” şeklinde konuştu. 

“Tam 100 yıl önce Cumhuriyetimiz ilan edilmiştir”

Milli iradeye dayanarak 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin açıldığının altını çizen ve yayınlanan beyanname ile bütün dünyaya Egemenliğin kayıtsız, şartsız Türk milletine ait olduğu ve büyük millet meclisinin üzerinde hiçbir makamın bulunmadığının ilan edildiğini söyleyen Akıncı, “Milli mücadelenin ve Kurtuluş savaşının zaferle bitişi ve Lozan antlaşmasıyla bağımsızlığımızın  bütün devletlerce onayını takiben, 29 Ekim 1923 günü yapılan anayasa değişikliği ile tam 100 yıl önce Cumhuriyetimiz ilan edilmiştir. Cumhuriyet yönetimi içinde bulundurduğu nitelikleri ile şüphesiz ki demokrasinin en gelişmiş şekli, demokrasi prensibinin en iyi uygulamasını temin eden bir siyasi rejimdir. Cumhuriyet yönetiminin birinci özelliği seçim esasına dayanan bir yönetim şekli olmasıdır. Bu seçimde gerek seçme, gerekse seçilme hakkı bakımından belli bir kişiye, belli bir zümreye, belli bir sınıfa ait değildir. Bütünüyle millete aittir. Cumhuriyetle yönetilen bir devlette bir görevin, ilahi bir kuvvete dayanması veya babadan oğula geçmesi gibi bir usulde yoktur ve olamaz. Cumhuriyet rejiminde kaydı hayat şartı ile bir görev söz konusu olamaz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet rejiminin ikinci bir özeliğinin ise bu rejimin her şeyden önce kişi, zümre ve sınıf yararını değil, kamu yararını ön planda tutan, kamu yararına dayanan bir yönetim şekli olduğunu söyleyen Akıncı, “Çünkü Cumhuriyet rejimi kuvvetini ve dayanağını kişi, zümre ve sınıf hakimiyetinden değil, geniş halk kitlesinden, millet iradesinden almaktadır. Bundan daha önce Osmanlı devletinde egemenliğin kaynağı ilahi iradeye bağlanıyor, bunu da sultan, halife sıfatıyla bir şahıs temsil ediyordu. Millet haklarını yok sayan, milli iradeyi geçersiz kılan bu anlayış ülkemizde ancak Cumhuriyet rejimi ile yıkılmıştır. Cumhuriyet rejimi aynı zamanda insan unsuruna verdiği değer, insan hak ve hürriyetlerine gösterdiği saygı nedeniyledir ki, çağdaşlaşmayı, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı en iyi şekilde gerçekleştiren bir ortam oluşturmuştur” dedi. 

 

“Bu büyük başarının arkasında binlerce şehidin, binlerce gazinin hakkı vardır”

Akıncı, “Türkiye’nin çağ atlaması milletimizin Atatürk önderliğinde her türlü engeli aşarak uygar bir toplum haline gelişi, laik ve demokratik cumhuriyet rejimi sayesinde mümkün olabilmiştir. Gençlerimiz ve her gelecek kuşaklar bilmelidir ki bu vatanda kurulan cumhuriyet yönetimi Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde çok büyük fedakârlıklarla kazanılan bir ölüm kalım savaşından sonra gerçekleşmiştir. Bu büyük başarının arkasında binlerce şehidin, binlerce gazinin hakkı vardır. İşte bu bakımdan kurulan bu büyük eserin her yönü gelişmesi, geliştirilmesi, doğabilecek her türlü tehlikeden titizlikle korunması, cumhuriyet kuşaklarının Atatürk’e ve onun inkılap arkadaşlarına borçlu olduğu kaçınılmaz bir görevdir. Cumhuriyet kuşakları, bu görevin bilinci içinde kendilerine bırakılan bu emanete sonuna kadar sahip çıkma ve bırakılan bu emaneti korumak zorunda olup, Türkiye Cumhuriyeti’ni büyük önderin çizdiği yolda ebediyen yaşatmak zorundadır” diye konuştu. Akıncı, son olarak ‘’Bu yolda hepimizin yolu açık, kılavuzu Mustafa Kemal Atatürk olsun” dedi. 

Toplantının başkanlığını gerçekleştiren Prof. Dr. Yusuf M. Örnek, “ANSİAD’ın Cumhuriyetin 100. kuruluş yıldönümünden önceki son olan toplantısına hepiniz hoş geldiniz. Bugünün önemini Sayın ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, hem bundan önceki etkinliklerle hem de önümüzdeki günlerdeki düzenlenecek etkinliklerle ve son yaptığı konuşmayla mükemmel bir şekilde ifade etti. Buna eklenebilecek hiçbir şey yok sadece Türkiye’de 100. Yıl üniversiteler de dahi derin bir sessizlikle kutlanmamalıydı. Bu durum hepimizi derinden yaralıyor” dedi.

"Cumhuriyetin 100. kuruluş yıldönümü öne çıkartılmadı”

“İnsanın kendisini özgürce ifade edebilmesi çok önemli ve burada entelektüel bir ortam var. Bu nedenle aranızda bulunmaktan onur duyuyorum bilmenizi isterim” sözleri ile konuşmasına başlayan Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan, 100. yıl sönük geçiyor. Bir defa resmi olarak sönük geçiyor ve ben resmiyetten hoşlanmam ama bu açık bir şekilde görünüyor. Cumhuriyetin 100. kuruluş yıldönümü öne çıkartılmadı. Üniversitelerde bu konuda heyecanlı değil akademik olarak da ilgi çekmedi. Prof. Dr. İonna Kuçuradi’nin de dediği gibi ‘Cumhuriyet herkesin Cumhuriyeti her birimizin Cumhuriyeti’ bu güzel bir tanımlamaydı. Fransız Cumhuriyeti’nin ikinci yıldönümü kutlamalarında akademik olarak orada bulundum. 200. yılı olmasına rağmen Türkiye’de dahil müthiş kutlamalar yapıldı. Türkiye’de çok büyük bir toplantı düzenlendi Fransız Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti’nin karşılaştırması yapıldı. Şu an ülkemizde ise kişisel tercihlerle Cumhuriyetin kutlamasına yönelik bir şeyler yapılıyor” diye konuştu.

“Cumhuriyet demek kadın hakları, eğitimde fırsat eşitliği, özgürlük, bağımsızlık demek ve toplumsal dayanışma demektir” diyen Alkan, Dünyada yüzüncü yılını idrak ederek ulaşmış rejim çok azdır. Türkiye’nin siyasal alan başta olmak üzere karşı karşıya kaldığı bütün sorunları çözebilecek tek anahtar demokrasiyi güçlendirmek ve geliştirmektir. İfade hürriyeti dahil olmak üzere örgütlenme ve toplantı özgürlüklerini bir an önce gerçekleştirmemiz gerektiği gibi yeni yetişen kuşaklara da bir an önce hem devlet katında hem de özel sektör katında yer açmak ve onları daha hızlı yönetici mevkilerine getirmek bizle için önemli bir görev olacaktır” ifadelerini kullandı.

“Yeni kuşağın bir an önce yönetime gelmesini istiyorum”

“Çok iyi bir nesil yetişiyor. Bizim o neslin önünü açmamız gerekiyor” diyen Alkan, “2010 ve 2011’den itibaren gelen kadınıyla erkeğiyle eşitlikçi, özgür düşünen ve iyi birkaç yabancı dil bilen dünyanın çeşitli yerlerine sosyal medya aracılığıyla hemen ulaşabilen müthiş bir kuşak. Fakat onların bir üst kuşağı bu yeteneklere sahip değil ve onları baskılıyorlar. Bu gençler sosyal medyada çok güzel örgütleniyorlar ancak yüz yüze sosyalleşmeyi beceremiyorlar. Bunu onlara anlatmamız lazım. Bunlara bir ilave daha yapmamız lazım gençlerimize içinden çıktıkları bu topluma borçlu olduklarını anlatmamız lazım. İster devlet okulunda okusunlar ister vakıf üniversitesinde hiç fark etmez. İçinde bulunduğumuz topluma, dünyaya ve bu insanlara borcumuz var bunları gençlerimize anlatmamız lazım. Yeni kuşağın bir an önce yönetime gelmesini istiyorum. Yanınıza genç insanları alın onları sizi nasıl ileri götüreceklerini göreceksiniz. Siz de onlara eksik kaldıkları yanları öğretin öyle bir kuşak devir teslimi olsun Türkiye’nin buna ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

Nutuk’u tek başına okumanın zor olduğunu söyleyen Alkan, konuşmasında Nutuk’un öneminden bahsetti. Alkan “Nutuk’u dönemin tarihini bilirseniz anlayıp yerli yerine yerleştirebilirsiniz. Dolayısıyla Nutuk’u da o manada eleştirel okumak ve belirli bir birikim ile okumak gerekir” dedi. Alkan, Nutuk’tan örnekler vererek Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihini ANSİAD üyelerine anlattı.

Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI’nın Toplantı Başkanı Prof. Dr. Yusuf ÖRNEK ile birlikte konuk konuşmacı Prof. Dr. Mehmet Ö. ALKAN’a "NUTUK" kitabını takdiminin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511


“ANTALYA BİLİM ÜNİVERSİTESİ’NİN REKTÖRÜ ANSİAD TOPLANTISININ KONUĞU OLDU”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 2023 yılı 4. Kahvaltılı Toplantısı 18 Ekim 2023 Çarşamba günü Akra Otel’de gerçekleştirildi.

“Dijital Dönüşümün Ötesinde Yeni Dünya Düzeni” başlıklı konuşmasıyla Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek’in konuk olduğu toplantının açılış konuşmasını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı yaptı.

Konuşmasında iş dünyası ve üniversitelerin iş birliği yapmalarının önemine dikkat çeken ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, bu konuda ANSİAD olarak üniversiteler ile imzaladıkları protokolleri hatırlattı. Antalya Bilim Üniversitesi’nin Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biri haline geldiğini söyleyen Akıncı, “Üniversitelerin şehre katılımı ve şehir ile iş birliği yapmaları ANSİAD’ın önemsediği bir konudur. Bu nedenle Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek’in ANSİAD toplantısına katılımından büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.  

ANSİAD Üyeleri ile ANSİAD toplantısında bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu ifade eden Prof. Dr. İsmail Yüksek, konuşmasında Antalya Bilim Üniversitesi’nin kuruluşundan günümüze kadar yapmış olduğu çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Yüksek, “Antalya Bilim Üniversitesi 2010 yılında Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK)’ten izin aldı. 2012 yılında kuruldu. Benim üniversitemize rektör olarak atandığım 2016 yılında ilk mezunlarını verdi. Şimdi ise altıncı dönem mezunlarını vermiş durumda. Antalya Bilim Üniversitesi’nin 7 tane fakültesi, 4 tane yüksekokulu ve yüksek lisans programları var. 2017’de yeni açılan bölümlerle birlikte toplamda 19 lisans ve 19’un üzerinde ön lisans programı ile eğitim ve öğretimini sürdürüyor. Ayrıca, yeni açmayı planladığımız bölümlerimiz var. Bunların içerisinde Tıp Fakültesi de var ancak bunun için hastane açmak gerekiyor ve şu anda hastane açma gücümüz yok. Dolayısıyla o biraz sektede ancak; Eczacılık Fakültesi, Turist Rehberliği, Odyoloji ve Diş Protez Teknolojisi bölümlerini önümüzdeki dönem üniversitemizin eğitimine katacağız. İş insanlarının en çok sıkıntı çektiği ara eleman ve teknik eleman konusunda da üniversitemiz katkı sağlamaya çalışıyor. Akademik kadromuz uluslararası tecrübesi ve doktoraları olan genç ve dinamik bir ekipten oluşuyor. Bu da bizim için bir avantaj. Şu anda 7.700’e yakın öğrencimiz var. Bu öğrencilerin 1.500’ü yabancı öğrenci ve 60 farklı ülkeden öğrencimiz var. Antalya Bilim Üniversitesi olarak önümüzdeki bir yılın içinde 10 bin öğrenci sayısına ulaşmak ve bu sayının 2500’ünün yabancı öğrenci olması yönünde çalışıyoruz. Antalya biliyorsunuz tarım bölgesi ayrıca turizmde ve sanayide güçlü bir şehir. Şöyle bir avantajımız var: üniversitemiz organize sanayi bölgesine komşu.  Öğrencilerimiz üniversitemizin organize sanayi bölgesinde olması nedeniyle bu bölgede bulunan iş yerlerinde staj yapma ve kendilerini geliştirme imkânı buluyor. Yabancı öğrenciler, kendi ülkelerine döndükleri zaman ülkelerinde staj yaptıkları firmaların temsilcisi olma fırsatlarını yakalıyor” şeklinde konuştu.

“Teknopark ile Antalya sanayisine katkı sağlayacağız”

Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan Teknopark’ın kuruluşundan ve şu anki faaliyetlerinden bahseden Yüksek, “ATSO ve OSB Başkanı Ali Bahar ile 4 yıl önce verdiğimiz karar sonucunda şehrimizin üniversiteleri ile birlikte toplam beş ortak ile Teknopark’ı kurduk. Şu an çok iyi gidiyor. 20 parsel ve bir ana binadan oluşuyor. Bu Teknopark’ın ana binasının %80’i tamamlandı ve buraya ARGE yapan firmaları almış bulunmaktayız. Doluluk oranı şu an %70’lerde  bir iki ay içerisinde %100 olmasını bekliyoruz. Diğer 20 parseli de ARGE yapan Antalyalı sanayiciler tarafından alındı ve onlara tahsis edildi. Burada sanayicilerimiz kendi binaları ve kendi ARGE işyerlerini oluşturacaklar. Bu ekosistemde de Teknopark ile Antalya sanayisine katkı sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

 “Bir ürüne para ödemiyorsanız aslında ürün sizsiniz”

“Dünya hızla değişiyor bundan önceki yüzyılda, yüzyılda bir yapılan değişim artık bir gün sonra yapılmaya başlandı. Bu hıza ülke olarak bizim de ayak uydurmamız lazım. Teknoloji varken teknolojiyi kullanmayan insanların olduğu bir dünyada yaşıyoruz” diyen Yüksek, konuşmasını şu şekilde sürdürdü “Bir ürüne para ödemiyorsanız aslında ürün sizsinizdir. Bugün herkes tarafından kullanılan birçok dijital platform var. Örneğin Facebook şu an herkes tarafından kullanılıyor. Facebook ve WhatsApp hayır kurumu mu? ‘Hayır’ Aslında bizi kullanarak ve  bizim bilgilerimizi alarak birçok şey yapıyorlar. Eskiden bir yere giderken yol arardık şimdi ise navigasyonu kullanarak istediğimiz yere gidebiliyoruz. Navigasyon nedir? Navigasyon aslında bizim girdiğimiz bilgiler sonucunda bizden alınan datalar ile bize verilen bir hizmettir. Bizim üzerimizden yapmış oldukları hizmetlerde yer verdikleri reklamlar ile milyonlarca paralar kazanıyorlar. Eğer bir şeye para vermiyorsanız onun bir bedeli vardır ve bunu haklı olarak bir şekilde ödüyorsunuz”.

Bazı teknolojilerin yok olurken yeni teknolojilerin de ortaya çıktığını söyleyen Yüksek, “Örneğin eskiden liselerde ve ortaokullarda fotoğrafçılık kulüpleri vardı. Geleneksel fotoğrafçılığın ardından dijital fotoğrafçılık geldi. 2000’li yıllarda akıllı telefonlarla dijital fotoğraf çekmeye başladık. Daha sonra dron fotoğrafçılığı çıktı. Şimdilerde ise yapay zeka fotoğrafçılığı diye bir kavram daha ortaya çıktı. Fotoğrafçılık aslında özel bir işti onu yıktık farklı bir alana taşıdık. Matbaacılık önemliydi şimdi dijital matbaacılık başladı. Müzikte ve depolama alanlarında da yeni teknolojiler gelişti. Artık yeni meslekler ve yeni iş modelleri oluşmaya başladı. Örneğin Bitcoin dünyanın en büyük bankası ancak nakit parası yok. Uber dünyanın en büyük taksi şirketi ancak kendisine ait bir tane arabası yok. Facebook ve vb. platformlar dünyanın en büyük medya kuruluşları ancak içerik üretmiyor. Ali Baba dünyanın en büyük tedarik zinciri ancak envanteri yok.  Bu kuruluşlar sadece sizlerin koymuş olduğu içerikleri bizlere pazarlıyor. Yenilikçi iş fikirlerine baktığınız zaman yapay zeka önem arz ediyor” dedi.

Prof. Dr. İsmail Yüksek’in sunumun ardından ANSİAD 4. Kahvaltılı Toplantısı’nda soru cevap bölümüne geçildi. Toplantı, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail:  basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511


ANSİAD BASIN EMEKÇİLERİNİ ONURLANDIRMAYA DEVAM EDİYOR

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), geleneksel “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ“nü basın mensuplarına vermeye devam ediyor.

Yazılı, görsel, işitsel ve internet basını kategorilerini içeren geleneksel “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”ne başvurular başladı. Son başvuru tarihi 3 Kasım 2023 Cuma günü olarak belirlenirken, ödüller sahiplerine 13 Ocak 2024 Cumartesi günü gerçekleştirilecek olan ANSİAD 34. Kuruluş Yıldönümü Balosu ve Ödül Töreni’nde takdim edilecek.  

ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ’ne ilişkin açıklamalarda bulunan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “ANSİAD eğitim, sanat, spor, tarih ve felsefe gibi birçok farklı disiplinlerde kendisini sürekli olarak geliştiren ve yenileyen bir kurum olmakla birlikte bu disiplinlerde başarıları ile öne çıkan isimleri takip etmekte ve desteklemektedir” dedi. 

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Basının, genel yaşamda ve cumhuriyetin ilerleme ve gelişmesinde sahip olduğu görevler yüksektir” sözlerini hatırlatan Akıncı “ANSİAD olarak 1995 yılından beri Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde medyanın farklı alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve gazetecilik mesleğine değer katan basın emekçilerini onurlandırmak adına ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ’nü veriyoruz. Bundan dolayı da büyük bir gurur duyuyoruz. Her yıl olduğu gibi Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutladığımız bu yıl da ANSİAD 34. Kuruluş Yıldönümü Balosu ve Ödül Töreni’nde medya ödüllerimizi sahiplerine takdim edeceğiz” dedi.

Basın mensuplarına yapmış oldukları haberler ile ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ’ne başvurmaları çağırısında bulunan Akıncı, son olarak yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını dijital ortamda en geç 03 Kasım 2023 Cuma günü saat 17.00'ye kadar basin@ansiad.org.tr mail adresine göndermeleri gerektiğini söyledi.

    

Çiler ÖZCEYLAN
Basın Danışmanı

E-mail:  basin@ansiad.org.tr
Tel:      0242 3120303
Fax:     0242 3215511


ANTALYA ULUSAL TENİS TURNUVASINA EV SAHİPLİĞİ YAPACAK

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), profesyonel olarak tenis sporu ile uğraşan ANSİAD Üyelerinin katkıları ve Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK) iş birliği ile Cumhuriyetimizin 100. yılı etkinlikleri kapsamında 19 – 29 Ekim 2023 tarihlerinde “ANSİAD – ATİK 5. Cumhuriyet Ulusal Tenis Turnuvası”nı düzenliyor. Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK)’te gerçekleşecek turnuvada, Türkiye’nin dört bir yanından gelecek olan 18 yaş ve üzeri lisans sahibi profesyonel sporcular yarışacak. 

Her yıl düzenlenerek geleneksel hale getirilen ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nın bu yıl beşincisinin gerçekleşeceğini ifade eden ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, tenis turnuvasının Cumhuriyetimizin 100. yılında ulusal boyuta taşındığını söyledi. Akıncı, “Bu yıl ‘ANSİAD – ATİK 5. Cumhuriyet Ulusal Tenis Turnuvası’ ismi ile gerçekleştirilecek turnuvanın Türkiye Tenis Federasyonu takvimine alınması sağlanarak T400 puanlı sisteme geçirilmiştir” dedi. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nın her yıl 400’den fazla tenis sporcusunun katılımı ile gerçekleştirildiğini ve Antalya’da görkemli karşılaşmalara sahne olduğunu belirten Akıncı, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Tenis turnuvasının bu yıl ulusal olması nedeniyle Türkiye’nin dört bir yanından gelecek olan spor severleri kentimizde ağırlayacağız. Spor, Cumhuriyetimizin kuruluşundan beri gençlerimizin ve halkın yararına, Mustafa Kemal Atatürk’ün geliştirilmesini ön gördüğü ve bunun için ciddi çalışmalar yürüttüğü bir alandır. Bu vesile ile ANSİAD olarak Antalya’nın spor şehri olmasına katkı koyarak şehrimize değer katmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. 

Son olarak, turnuvaya son kayıt tarihinin 16 Ekim 2023 Pazartesi günü olduğunun altını çizen Akıncı, ANSİAD – ATİK 5. Cumhuriyet Ulusal Tenis Turnuvası’na katılmak isteyen tüm sporcuların Türkiye Tenis Federasyonu’nun sitesinden turnuvaya başvurabileceklerinin bilgisini verdi.

 

Basın Danışmanı
Çiler ÖZCEYLAN

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİNE BAŞVURULAR BAŞLADI

Değerli Basın Mensubu,

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını kategorilerini içeren “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü vermektedir.


ANSİAD medya ödülü ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.
Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını dijital ortamda en geç 03 Kasım 2023 Cuma günü saat 17.00'ye kadar basin@ansiad.org.tr mail adresine göndermeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)


Saygılarımızla. 29 Eylül 2023


Necdet ALKANDEMİR
ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi


“ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ” KATILIM KOŞULLARI

Bu yarışmada; 29 Eylül 2022 – 29 Eylül 2023 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eser, “ANSİAD 2023 YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü almaya hak kazanabilecektir.


Yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.


Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:

- Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak
- Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

Yapılan değerlendirme sonucunda; ödül sahibine başarı belgesi ile bronz döküm özel tasarım ödül sembolü verilecektir. Ödüller, Ocak 2024’de yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

- Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 11 kişiden oluşur:
- Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)
- Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)
- Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)
- Isparta Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)
- Burdur Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)
- Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)
- ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)


Başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:

Yazılı Basın dalı

- Haber
- İnceleme-Araştırma
- Röportaj
- Makale

Görsel Basın dalı

- TV Programı
- TV Haberi
- TV Röportajı
- Belgesel

İşitsel Basın dalı

- Radyo Programı
- Radyo Haberi
- Radyo Röportajı

İnternet Basını dalı

- Haber
- Röportaj 
- Makale
- İnceleme-Araştırma

 

 

Ayrıntılı bilgi için; 

Basın Danışmanı
Çiler ÖZCEYLAN

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


PROF. DR. ÜMİT ÖZLALE ANSİAD'IN KONUĞU OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Deneği (ANSİAD)’ın 11. Olağan Toplantısı’nın konuğu, İyi Parti İzmir Büyükşehir Belediye başkanlığına adaylığını açıklayan Ekonomist & İYİ Parti İzmir Milletvekili & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale oldu. “Ekonomi ve Siyasette Güncel Gelişmeler” konu başlığı ile düzenlenen toplantı, 26 Eylül 2023 Salı günü Akra Otel’de gerçekleşti.

Moderatörlüğünü Akdeniz Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi & ANSİAD Fahri Üyesi Doç. Dr. Şükrü Erdem’in yaptığı toplantıya İyi Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, ATSO Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı & ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Abdullah Erdoğan, Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, İyi Parti Antalya İl Başkanı Vahdet Afşin Karacan, ATSO Yönetim Kurulu Üyesi & ANSİAD Üyesi Hatice Öz, İyi Parti Genel İdare Kurulu Üyesi & ANSİAD Üyesi Ayşen Kurt ve ANSİAD Üyeleri katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Orta Vadeli Program (OVP)’nin nispeten gerçekçi-akılcı bir çerçevede açıklandığını ancak yapısal reform atıflarına  rağmen yeterli analizin  yapılmadığına dikkat çekti.  Akıncı, “OVP’de önemli bir eksiklik, “yapısal reform” atıflarına rağmen ekonomideki yapısal sorunların yeterince ele alınmaması ve bu konudaki analizlerin yetersizliğidir. Kamu kesiminde ve özel sektörde “yapısal reform”  bilincinin gelişmesi açısından yapısal reformlara daha fazla önem verilmelidir. Örneğin OVP’de “bürokratik ve hukuki öngörülebilirliğin güçlendirilmesi” ifadesine ve iş ortamıyla ilgili hukuki düzenlemelere yer verilmesi olumludur, bunu tastik ettik ancak hukuk reformu konusunun yargı bağımsızlığını içerecek biçimde daha kapsamlı ve derinlikli olarak ele alınması gerekliliğini de üstüne basa basa vurguladık. Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyon sürecinin bir parçası olarak “düşük gelir-yüksek maliyet” ekonomisi niteliği kazandığına dikkat çektik. Bir kez daha vurgulamakta yarar görüyoruz ki kamu yönetimi ve yerel yönetim sistemimiz, arsa-arazi yönetim sistemimiz, eğitim sistemimiz, hukuk sistemimiz, vergi sistemimiz, kentlerimiz, ulaştırma ve lojistik sistemimiz verimsizdir. Bu verimsizliğin sonucu maliyetlerin ücret-gelir düzeyine göre yüksek olmasıdır. Yüksek dolaylı vergilerin yükü, kayıtdışı ekonomi, gerçekçi olmayan kredi faizleri ve kredi politikaları verimsizliği artırmaktadır. Verimlilik yönünde yapısal reformlar gündeme gelmediği takdirde, enflasyon tek haneye düşse bile Türkiye kur-enflasyon artışı sarmalında ve yüksek maliyetler-geçim sorunu ve düşük rekabet gücü açmazında kalacaktır. Beşeri ve sosyal sermayenin, teknoloji ve yenilik kültürünün hayati önem kazandığı bir dönemde eğitim sistemi ekonomik gelişmenin en önemli unsurudur. OVP’de eğitim alanında teknik eğitim ihtiyaçlarına ve üniversitelerde mütevelli heyeti oluşturulması gibi düzenlemelere değinilmiş olmasına rağmen reform boyutunda bir değişim öngörülmemiştir. Üniversitelerde sosyal bilim alanlarındaki aşırı birikmenin önüne geçilmesi, lise ve üniversitede üretime dönük alanların geliştirilmesi için daha radikal adımların atılması ele alınmalıdır” dedi.

Akıncı “Kaleiçi’nin yönetim biçimleri alan yönetimi de dahil olmak üzere masaya yatırılmalı ve tartışılmalıdır”.

Antalya’da bulunan STK’ların ve bu şehirde yaşayan insanların birçok açıdan Antalya’ya borcu olduğunun altını çizen Akıncı, ANSİAD olarak Antalya’da eksik ve hatalı gördükleri konuları ANSİAD çalışma masalarında ele aldıklarını söyledi. Akıncı, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bunlardan bir tanesi Kaleiçi bölgesidir. Kaleiçi’nin içinde barındırdığı tarihi kültürü, geçmişten geleceğe taşımak için burada yaşayan her vatandaşın bir görevi olduğunu düşünüyoruz. Kaleiçi, Antalya’nın turizm rekabetindeki en önemli silahıdır. Ve yıllardır biliyoruz ki buradaki çok başlı yönetim nedeniyle Kaleiçi yeterli hizmeti almadı ve alamıyor.  Zaman zaman belirli bir siyasi irade geliyor ve ortaya bir vizyon koyuyor ancak Kaleiçi belirli bir seviyeye gelse bile yine bu çok başlı yönetim yüzünden bu hizmet sürdürülebilir nitelikte olmuyor. Bu nedenle Kaleiçi’nin yönetim biçimleri alan yönetimi de dahil olmak üzere masaya yatırılmalı ve tartışılmalıdır. Bu konudaki düşüncelerimizi ANSİAD toplantısına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy ile paylaştık ve ANSİAD Kent Gelişim Çalışma Masası toplantılarında alanında uzman kişiler ile bunun çalışmasını yaptık. Kaleiçi’ni yönetim anlamında sürdürülebilir kılmak hepimizin görevidir”.

Akıncı “Antalya’nın simge bir yapısı yok”

Antalya’nın dünya kenti olmadığını ancak potansiyelinin çok yüksek olduğunu belirten Akıncı, Antalya’nın simge bir yapısı olmadığına dikkat çekti. ANSİAD olarak bu konuda yaptıkları çalışmalardan bahseden Akıncı, Antalya Müzesi’ni örnek gösterdi. Akıncı, “30 dönümlük bir alanın içinde yer alan Antalya Müzesi’nin yerini değiştirmeden müzeyi yanında bulunan ve karayolları lojmanlarına ait 40 dönümlük arsa ile birleştirerek Antalya’ya dünya ölçeğinde simgesel bir yapı kazandırılması konusundaki çalışmalarımıza ANSİAD olarak devam edeceğiz. Dosyalarımız ile birlikte bu konuyu sürekli gündemde tutacağız. Bu konuda sayın milletvekillerimize de büyük iş düşüyor” dedi.

Akıncı “EXPO nasıl satılacak?”

Antalya’da yer alan EXPO fuar alanının satışı hakkında konuşan Akıncı, “EXPO yapılan alanların daha önce satıldığını hiç görmediğini söyledi. Akıncı, “Türkiye’de ilk kez bir EXPO alanının satılmak istendiğini şahit oluyorum. Bu konuda herhangi bir şeffaflık yok. EXPO nasıl satılacak, satıldıktan sonra oraya ne yapılacak, kaç parçaya bölündü, bu ihale yapılırken bu bölgeye nasıl bir misyon yüklendi ve bu misyon ticari midir? Bunların hiçbirini bilmiyoruz ama doğru olan bir şey var ki EXPO’ların satılması diye bir şey olmamalıdır. ANSİAD olarak EXPO alanının içinde çeşitli tarım faaliyetlerinin olacağı bir tarım vadisi olarak değerlendirilmesi aynı zamanda buraya bir tarım üniversitesi yapılması gerektiği fikrimizi geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Enflasyona ilişkin önemli açıklamalarda bulunan toplantının konuğu Prof. Dr. Ümit Özlale, “Dünyadaki merkez bankaları enflasyonla nasıl mücadele edeceğini anladı. Covid-19 sonrasındaki dönemde biz gelişmiş merkez bankalarının yüksek enflasyona yüksek faiz artışıyla müdahale edeceklerini biliyorduk. 1970’lerde merkez bankaları enflasyon ile nasıl mücadele edeceğini bilmiyordu ama artık öyle değil. Böyle durumlarda faizleri artırırsınız. Faiz artışları olduğu zaman bundan olumsuz etkilenecek orta ölçekli işletmelere destek verirsiniz ve bu verdiğiniz desteklerin kaynaklarını bütçede başka şeylerden kısarak bulursunuz. İşsiz kalanlara işsizlik ödemeleri yapar ve onların kabiliyetlerini artırarak onları başka mesleklere yönlendirirsiniz. Biz bütün dünyada o agresif faiz artışlarının ilk başta politika faizlerine sonra da tahvil faizlerine yansıdığını gördük. Bu yüzden bugün dünyada beş on yıllık tahvil faizleri rekor seviyede yukarıdadır. Türkiye bunu biraz daha geriden takip etti. Önümüzdeki dönemde dünyada faizlerin biraz daha böyle kalacağını, Türkiye gibi ülkelerin bununla fazla inat etmeyeceğini ve bir süre daha yüksek faizle bizim mücadele edeceğimizi, ekonomik büyümenin olumlu seyredip çok yüksek ya da çok düşük büyümeyeceğini söyleyebiliriz” diye konuştu.  

Özlale “Enflasyon 2023’ün sonlarına doğru daha hissedilir bir şekilde düşmeye başlar”

Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yarısının Avrupa Birliği ülkelerine olduğunu ve bu nedenle bu konuda esas bakmamız gereken yerin Avrupa olduğunu ifade eden Özlale, Avrupa Birliği’ndeki durgunluk ve düşük büyümenin Türkiye’de artık Amerika Birleşik Devletleri‘nden daha çok hissedildiğini söyledi. Bu durumun Antalya açısından avantajları olduğuna dikkat çeken Özlale, “Rusya - Ukrayna gerginliğinden sonra rekabetçi diyebileceğimiz kur ya da politika nedeniyle özellikle Antalya bölgesinin bundan çok fazla etkilenmediğini görebiliyoruz ama dünyaya tekrardan dönecek olursak bir süre daha yüksek faizi görürüz. Enflasyon 2023’ün sonlarına doğru daha hissedilir bir şekilde düşmeye başlar” dedi.  Finansal risk olabileceğini ancak küresel bir kriz beklemediğini ifade eden Özlale, “Her faiz artışında ve bu tür enflasyonist ortamdan sonra normalleşmek için herhangi bir politika izlediğinizde riskleri yönetemeyen bazı şirketler ve bankalar iflas eder. Bu durum bir zincire ve salgını dönüşmediği sürece normal karşılamak gerekiyor” şeklinde konuştu.

Özlale, konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Covid – 19 sonrasında çok büyük bir lojistik problem ortaya çıktı özellikle küresel tedarik zincirlerindeki bozulmanın tekrardan yerine gelmesi biraz zaman aldı. Gelişmiş ülkelerde optimal enflasyon dediğimiz şey %2’ dir ve yüzde % 4’te kabul edilebilir ancak bunu % 2’ ye indirmek gerekir. Gelişmekte olan ülkeler Çin, Hindistan, Türkiye, Güney Afrika ve Brezilya gibi ülkelerde olması gereken enflasyon  %7 ve %8 kabul edilebilir en yüksek enflasyondur. Kabul edilebilir risk teşkil etmeyen enflasyon yüzde %5 ve %6'dır.  Bizim Türkiye olarak burada anlamadığımız şey şuydu enflasyon %20’ye çıktığında ona sert bir şekilde tepki vermeseniz ve vermedik onun %50 %60 çıkması 3 - 4 ayı bulur ve kartopu etkisi yapar. Enflasyonu %5’ten %20’ye çıkartmak o kadar kolay değildir; ancak %20’den %80‘e  bir anda çıktığını görürsünüz sebebi de beklentilerin bozulmasıdır. Dünyada Amerikan Merkez Bankası bu beklentileri çok iyi yöneterek faiz politikasından taviz vermediği için insanların enflasyonla ilgili beklentileri bellidir. Herkes fiyatların artacağını beklerse fiyatlar artar ve herkes fiyatların düşeceğini beklerse fiyatlar düşer. Bu beklenti yönetimidir ve dünyada iyi merkez bankaları beklentileri iyi yönetirler”.

 Özlale “30 yıl içerisinde Türkiye’de 35 milyon Suriyeli olacak”

İklim krizinin önemine değinen ve iş dünyasının buna hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Özlale, iklim krizinin göçü de olumsuz etkilediğini söyledi. “Suriye’de sınıra dayanmış Suriyelilerin göç ettikleri ana vatanları susuzluktan dolayı hayatına artık zorlaştığı yerlerdir” diyen Özlale, “Şimdi karşımızda yepyeni bir kriz var. Düzensiz göç krizi ve dünya bununla nasıl mücadele edeceğini bilmiyor. 7 – 8 sene önce bize çözüm önerisinde bulunan ABD ve Avrupa ülkeleri şimdi bunun saçma olduğunu kendileri kabul etti” dedi. Kavimler Göçü’nün sonuçlarından örnekler veren Özlale, “Türkiye’nin içinden geçtiği, yaşadığı ve eğer çözüm bulunmazsa bir demografik krize neden olacak bu düzensiz göç problemini bütün dünya yaşayacak. Eğer önlemini almazsak 30 yıl içerisinde Türkiye’de 35 milyon Suriyeli olacak. Bu şu anda zaten etkilerini hissettiğiniz bir problemdir ve bu problemle ilgili etkili çözümler üretmek ayrımcılık değildir. Bütün dünya bununla nasıl mücadele edeceğini konuşuyor. Bütün dünyanın en büyük sorunu düzensiz göçtür” dedi.

 

Basın Danışmanı
Çiler ÖZCEYLAN

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 

 


ATSO BAŞKANI ALİ BAHAR ANSİAD'IN KONUĞU OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 2023 yılı 3. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu “Ekonomiye Bakış ve ATSO / OSB” başlıklı konuşmasıyla Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı & Antalya Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı & ANSİAD Şeref Üyesi Ali Bahar oldu. 20 Eylül 2023 Çarşamba günü Akra Otel’de gerçekleştirilen toplantıya ATSO Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı & ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Abdullah Erdoğan, ATSO Yönetim Kurulu Üyesi & ANSİAD Üyesi Hatice Öz, ATSO Meclis Üyeleri ve ANSİAD Üyeleri katıldı.

Akıncı “Bu tablo ile gurur duyuyorum.”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ATSO’nun sadece Antalya’nın değil aynı zamanda Türkiye’nin de önde gelen köklü kuruluşlarından bir tanesi olduğunu söyledi. Akıncı, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “ATSO’nun en üst temsil noktasındaki Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Ali Bahar ve ATSO Meclis Başkanı Sayın Ahmet Öztürk, ANSİAD üyesidir ve yine yönetim kurulu ile meslek komitelerinde görev yapan ANSİAD üyesi birçok arkadaşımız var. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı olarak bu tablo ile gurur duyuyorum”.

ANSİAD 2023 yılı ikinci döneminin ilk toplantısına katılmaktan mutlu olduğunu belirterek konuşmasına başlayan ATSO Başkanı Ali Bahar, Antalya OSB’de kent için birçok önemli çalışmaya imza attıklarını belirterek, ATSO ile Antalya’ya kalıcı eserler kazandırmak istediklerini kaydetti. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nı atletik bir kimliğe dönüştürmek istediklerini ifade eden Başkan Bahar, “Bu kolay bir dönüşüm değil; çünkü OSB gibi yerler daha çok proaktif, dokunduğunuzda hemen gösterebileceğiniz yerlerdir. Ticaret ve sanayi odaları ise daha gizli spekülatif yerlerdir. Proje üretmek ve bunu uygulayabilmek için sadece bir kurumun ya da bir kişinin irade koyması yetmiyor. Antalya olarak birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeliyiz. Biz birlikte olursak daha güçlü oluruz, sesimizi daha net şekilde duyurabiliriz. Yapamayacağımız ve altından kalkamayacağımız bir sorun olmaz” dedi. ATSO’ya bambaşka bir kimlik kazandırmak istediklerinden bahseden Başkan Ali Bahar, OSB’deki atletik yapımızı ATSO’ya da getirme fikrindeyiz. Ticaret ve sanayi odalarının dünyadaki örnekleri Türkiye’deki odalardan farklıdır. Biz de zorunlu olan ticaret ve sanayi odası üyelikleri dünyada daha çok gönüllülük esasına dayanıyor; ancak aynı yoğunluk onlarda da var” dedi. Dünyada ticaret ve sanayi odalarının network oluşturmak için önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Bahar ANSİAD’ın da bu konuda örnek teşkil ettiğini söyledi.

Bahar, “Türkiye’de küresel gelişmelerden en çok etkilenen iki şehirden biri Antalya”

Türkiye’de küresel gelişmelerden en çok etkilenen şehirlerin İstanbul ve Antalya olduğuna dikkat çeken ATSO Başkanı Bahar, “Covid-19 ve sonrasındaki toparlanma dönemi dünya ekonomisinde önemli değişikliklere sebebiyet verdi. Rusya - Ukrayna savaşının etkileri enerji fiyatlarından konut satışları ve turizm sektörüne kadar çok büyük bir yelpazeye genişledi. Geniş pencereden baktığımızda son birkaç yılda batılı ekonomilerin küresel oyunu zayıflatmak için sistem dışına itmeye çalıştığı iki tane ülke görüyoruz. Bunlardan bir tanesi hepimizin bildiği üzere Çin bir tanesi de Rusya’dır. Çin’in pek çok sektörde ihracatının teklemeye başladığını görüyoruz ABD ve batı ülkeleri Çin’den yaptıkları tedariği başka ülkelere kaydırmaya çalışıyorlar. Bu ülkelerden biri Türkiye’dir ve bu durum bize fırsat sunuyor.”

Türkiye’nin enflasyondan şikayet ederken Çin’de ise deflasyon olduğunu dile getiren Başkan Bahar, “Çin’de işsizlik hızla yükseliyor. İnşaat sektörleri iflas ediyor ya da devlet desteğiyle ayağa kaldırılıyor. Dolayısıyla Çin ekonomisindeki gelişmeler ekonomi alanında büyük risk içeriyor. Covid-19 ya da Rusya - Ukrayna Savaşı gibi gelecekte bizi etkileyecek en önemli faktörün Çin’deki gelişmeler olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Bahar, “Rusya’ya baktığımızda Ukrayna Savaşı nedeniyle pek çok ülke Rusya’ya yaptırım uyguluyor. Rusya ile ticaretlerini yavaşlatıyor. Türkiye bu savaşta çekimser kalarak hem Çin hem Rusya hem de Ukrayna ile çok dengeli bir siyaset uygulayarak buradan en az zararla çıkmayı başarabilmiştir. Şu an Avrupa’nın en büyük derdi hepimiz biliyoruz ki enflasyondur ve enflasyonu aşağıya düşürmek için Avrupa’nın sürekli faiz artırımı yaptığını biliyoruz. Bunun karşılığında ekonomilerinde de çok hızlı yavaşlama olduğunu görebiliyoruz. Faiz artışları zaten güçlü bir büyüme potansiyeli olmayan Avrupa ekonomi enerjisini daha da aşağıya çekiyor. Şu anda Almanya ekonomisi en zayıf büyümeyi gerçekleştiren Euro Bölgesi’ndeki ülkedir. Euro bölgesindeki zayıflık ve bunun bir süre daha devam edecek olması Türkiye için çok büyük bir dezavantajdır. İhracatımızın yüzde 40’ını biz Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Almanya 21 milyar dolarla bunun birinci sırasında. Yavaş büyümenin bir diğer etkisinin de üretimde olabileceğini görebiliyoruz” dedi.

Türkiye ekonomisinin 2023 yılının ilk çeyreğinde yüzde 8 büyüdüğünü kaydeden Bahar, bu büyümenin nasıl gerçekleştiğine de bakmak gerektiğini belirtti. Bahar, “Bu büyümeyi biz sanayi alanında yapmış olsak kalıcı bir büyümeden bahsedebilirdik fakat biz maalesef büyümeyi tarım ve hizmet sektöründe gerçekleştiriyoruz. Sanayi sektörümüz dokuz aydır küçülüyor. Bizim ülke olarak sanayi öncülüğünde büyümeye ihtiyacımız var. Basit hatalar ve aynı hataları tekrarlama lüksümüz maalesef yok. Bizim ülke olarak sanayi öncülüğünde büyümeye ihtiyacımız var. Basit hatalar yapma lüksümüz yok. Aynı hatayı tekrarlama lüksümüz hiç yok. Aylardır hepimiz yüksek sesle diyoruz ki; finansman. Enerji ve işgücü maliyetleri kat kat arttı. Bunu fiyatlarımıza tam olarak yansıtamadık. Buna karşılık sürekli olarak finansman ihtiyacından bahsettik. Neyse ki; son aylarda sanayicinin sesi duyuldu ve finansman kanalları yeniden açılmaya başladı, KGF limitleri ve EXİM kredileri artırıldı.”

Bahar “OVP istişare ile gerçekleştirildi”

Hükümetin açıklamış olduğu Orta Vadeli Program (OVP)’yi önemsediklerinin altını çizen Bahar, OVP Türkiye’de istişare ile gerçekleştirildi ve Türkiye’nin bütün coğrafyasını yansıtılacak şekilde dile getirildi. Bu yüzden OVP’yi şu anki açıklamış haliyle yüzde 100 destekliyoruz. Tarım ve gıda konusunu sanayi gibi stratejik buluyoruz. Bunun disiplinle uygulanması konusunda da tüm odalar olarak bir irade koymamız gerektiğinin farkındayız. Biz ATSO olarak bu iradeyi muhakkak yerine getiriyoruz” dedi.

İhracatı artırmak istediklerini kaydeden Başkan Bahar, “Ülke olarak destekliyoruz. İç piyasada sıkılaştırmaya gidiyoruz fakat dışardan aldığımız sinyaller ihracatın dünyada yeteri miktarda yükselmeyeceğini hatta Çin etkisi ile yavaşlayacağını gösteriyor. Eğer içeride çok yoğun bir sıkılaştırmaya gider ve enflasyonu düşürmek için yavaşlamaya gidersek aynı zamanda dışarıda da ihracatın artmasını beklersek şirketlerimizin çok büyük sorun yaşayacağı tehdidini görmezden gelemeyiz. Bu nedenden dolayı sürekli hükümetimiz ile istişare ediyor ve sahadan bilgi veriyoruz” şeklinde konuştu.

“Kentin en büyük lobi kuruluşu olarak Antalya’yı önemsiyoruz”

Günübirlik kiralık evler konusuna değinen Başkan Bahar, “Haksız rekabete yol açan ve devletin vergi kaybına neden olan, turizm gelirlerini azaltan bir yapıya dönüştü. Şu anda bu konuda bir mevzuat değişikliği hazırlığı var. Komşulardan izin alma zorunluluğu getiriliyor. Biz ayrıca bu konuda bir ihbar hattı kurulmasını istiyoruz ve her platformda bunu dile getiriyoruz” diye konuştu. Antalya’da yaşanan sorunları kentin en büyük lobi kuruluşu olarak ele aldıklarını ve çözüme ulaştırmak için çalıştıklarını kaydeden Bahar, “Antalya’mızı önemsiyoruz. Günübirlik kiralık evler konusunda, haksız rekabete yol açan ve devletin vergi kaybına neden olan, turizm gelirlerini azaltan bu konuyu göz ardı edemeyiz. Altıntaş ve Kırcamii gibi siyaset üstü gördüğümüz konular var, hem iş dünyamızı hem de Antalyalıları ilgilendiriyor. Trafik sorunu her mecliste gündeme getirdiğimiz ve çözüme ulaşması gereken önemli bir konu. Özellikle şehir içi ve ilçelerimiz arasındaki ulaşım sorunu, gerçekten de çok ciddi bir imaj kaybı yaratıyor. Bu konuyu defalarca kez dile getirdik, gittiğimiz her toplantıda konuyu muhataplarına ilettik” dedi. Kırkgöz Sanayi Sitesi ve Toptancılar Sitesi’nde faaliyet gösteren üyelere yönelik yaşanan sorunlara çözüm ürettiklerini dile getiren Başkan Bahar, “Yaklaşık 4 bin kişinin istihdam edildiği, Antalya OSB’nin komşusu konumunda. 300’ün üzerinde dükkan, 4 adet kooperatif var ve burada hiç altyapı yok, burada yol yok, yağmur suyu drenajı yok, kaliteli elektrik yok, istendiği miktarda su yok, burada yeterli miktarda çöp konteyneri yok. Bu konuyu ele aldık ve ilgili kurum ve kuruluşlarla görüşme gerçekleştirdik” diye konuştu.

 

Basın Danışmanı
Çiler ÖZCEYLAN

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD BAŞKANI AKIN AKINCI ORTA VADELİ PROGRAM (OVP)’Yİ DEĞERLENDİRDİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, 2024 – 2026 yıllarını kapsayan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program (OVP)’yi değerlendirdi. OVP’de "yapısal reform" atıflarına rağmen ekonomideki yapısal sorunların yeterince ele alınmaması ve bu konudaki analizlerin yetersizliğinin önemli bir eksiklik olduğunun altını çizen Akıncı, kamu kesiminde ve özel sektörde "yapısal reform" bilincinin gelişmesi açısından yapısal reformlara daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi.

 “OVP nispeten gerçekçi ve akılcı bir çerçevede açıklanmıştır”

Ekonomide enflasyonun yeniden ivme kazandığı, ikiz açıkların veya bütçe açığı ile cari açığın arttığı, tasarrufların yeniden dövize geçmeye başladığı bir dönemde 2024-2026 dönemine yönelik planlanan Orta Vadeli Program (OVP)’yi nispeten gerçekçi-akılcı bir çerçevede açıklanmış olmasını ANSİAD olarak memnuniyetle karşıladıklarını belirten ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Kuşkusuz, OVP ve açıklanmasını beklediğimiz 12. Kalkınma Planı, özel sektöre de güvenilir bir rota sunması gereken önemli belgelerdir, bu nedenle sivil toplumun görevi bu belgelerin hazırlanmasına ve uygulanmasına objektif olarak katkı sağlamaktır. Bu çerçevede OVP’nin artıları ve eksileri hakkındaki görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Akıncı, “OVP makro hedefleri kapsamına ilk kez ‘afet yönetimi’, ‘dijital dönüşüm’, ‘iş ve yatırım ortamı’ başlıkları ve ‘öncelikli reform alanlarına yönelik düzenlemeler’ bölümünün eklenmesi, ‘yeşil dönüşüm’ başlığı kapsamının genişletilmesi, tarım ve turizm sektörlerinin ağırlıklı yer alması isabetli olmuştur. OVP’de 2023 yılı enflasyon oranının % 65, bütçe açığının 1,6 trilyon TL, cari açığın 42,5 milyar dolar olarak öngörülmesi nispeten gerçekçi tahminleri yansıtmaktadır. 2024 yılı için büyüme hedefinin % 4’e düşürülmesi, bütçe açığının 2,6 trilyon TL’ye ulaşacağı ve döviz kurunda %54 oranında artış öngörüleri de ekonomi politikasının daha gerçekçi bir zemin kazanacağı izlenimi doğurmaktadır” dedi.

“Yapısal reformlara daha fazla önem verilmelidir”

Olumlu yönlerine rağmen OVP’de eksiklikler olduğuna dikkat çeken Akıncı, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

·       OVP’nin ayrıntılı ve somut uygulama-düzenleme konularını içermesi beklenemez, ancak OVP’nin Kalkınma Planından daha ayrıntılı ve somut adımları içermesi, en azından önümüzdeki günlerde eylem planları takvimiyle desteklenmesi yararlı olacaktır.

·       OVP’de önemli bir eksiklik, “yapısal reform” atıflarına rağmen ekonomideki yapısal sorunların yeterince ele alınmaması ve bu konudaki analizlerin yetersizliğidir. Kamu kesiminde ve özel sektörde “yapısal reform”  bilincinin gelişmesi açısından yapısal reformlara daha fazla önem verilmelidir. Örneğin OVP’de “bürokratik ve hukuki öngörülebilirliğin güçlendirilmesi” ifadesine ve iş ortamıyla ilgili hukuki düzenlemelere yer verilmesi olumludur, ancak hukuk reformu konusunun yargı bağımsızlığını içerecek biçimde daha kapsamlı ve derinlikli olarak ele alınması gereklidir.

“2023 yılı kamu bütçesinde 1,6 trilyon TL açık öngörülmesi sürpriz bir gelişmedir”

·       Temmuz ayında kanunlaşan 1,1 trilyon TL büyüklüğündeki ek bütçeye ve Kahramanmaraş merkezli deprem felaketine ilişkin harcamaların 762 milyar TL olarak açıklanmasına rağmen 2023 yılı kamu bütçesinde 1,6 trilyon TL açık öngörülmesi sürpriz bir gelişmedir ve mali disiplin sorununa işaret etmektedir. Bu nedenle OVP’de de ifade edilen mali disiplin konusunda kararlı olunmalı, kamu yönetiminde mali disiplin, şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirlik yönünde ilerleme sağlanmalıdır.

·       OVP’de enflasyonla mücadeleye verilen öneme rağmen fiyat istikrarı hedefinin büyüme ve istihdamdan sonra gelmesi enflasyon hedefleri hususunda kuşku doğurmuş, birçok uzman bu noktaya dikkat çekmiştir. Oysa “enflasyonla büyüme” veya “enflasyona rağmen büyüme” tercihinin yanılsama olduğu, enflasyonun ekonominin potansiyelini zayıflattığı yeterince tecrübe edilmiştir. Nitekim 2021 yılı sonundan itibaren yüksek fiyat ve kur artışları fiyat mekanizmasını bozmuş, adil denge fiyatı kavramı kalmamış, milli paramız değer ölçümü ve değer biriktirme fonksiyonlarını yerine getiremez olmuştur. “Ailenin korunması” konusunun çok gündeme geldiği bir dönemde yüksek enflasyonun toplumun ve ailenin değerlerini dahi bozan “ekonomik ve sosyal bir hastalık” olduğu anlaşılmalı, fiyat istikrarının sağlanması için daha kararlı biçimde hareket edilmelidir.

“Türkiye ekonomisi ‘düşük gelir – yüksek maliyet’ ekonomisi niteliği kazandı”

·       Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyon sürecinin bir parçası olarak “düşük gelir-yüksek maliyet” ekonomisi niteliği kazandığına bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz. Bir kez daha vurgulamakta yarar görüyoruz ki kamu yönetimi ve yerel yönetim sistemimiz, arsa-arazi yönetim sistemimiz, eğitim sistemimiz, hukuk sistemimiz, vergi sistemimiz, kentlerimiz, ulaştırma ve lojistik sistemimiz verimsizdir. Bu verimsizliğin sonucu maliyetlerin ücret-gelir düzeyine göre yüksek olmasıdır. Yüksek dolaylı vergilerin yükü, kayıtdışı ekonomi, gerçekçi olmayan kredi faizleri ve kredi politikaları verimsizliği artırmaktadır. Verimlilik yönünde yapısal reformlar gündeme gelmediği takdirde, enflasyon tek haneye düşse bile Türkiye kur-enflasyon artışı sarmalında ve yüksek maliyetler-geçim sorunu ve düşük rekabet gücü açmazında kalacaktır.

·       OVP’de önümüzdeki yıllarda turizm gelirinin hızlı, ihracat ve ithalatın daha yavaş artacağı, bu sayede cari açığın gerileyeceği öngörülmüş, büyüme ve cari açık hedeflerinin uyumsuz kaldığı izlenimi doğmuştur. İhracatta sıçrama sağlayacak yabancı sermaye yatırımları çekilmesi bu bakımdan elzemdir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarındaki zayıflık sorunu ciddi bir şekilde tartışılmalı ve yapısal reformlar bu açıdan tekrar değerlendirilmelidir.

 “Eğitim sistemi ekonomik gelişmenin en önemli unsurudur”

·       Beşeri ve sosyal sermayenin, teknoloji ve yenilik kültürünün hayati önem kazandığı bir dönemde eğitim sistemi ekonomik gelişmenin en önemli unsurudur. OVP’de eğitim alanında teknik eğitim ihtiyaçlarına ve üniversitelerde mütevelli heyeti oluşturulması gibi düzenlemelere değinilmiş olmasına rağmen reform boyutunda bir değişim öngörülmemiştir. Üniversitelerde sosyal bilim alanlarındaki aşırı birikmenin önüne geçilmesi, lise ve üniversitede üretime dönük alanların geliştirilmesi için daha radikal adımların atılması ele alınmalıdır. 

·       Ülkemizin güncel olarak en büyük sorunu 6 Şubat depremi kaynaklı yaraların sarılması ve barınma ihtiyaçlarının hızlı bir şekilde karşılanmasıdır. Bölge ve ülke genelinde konut sorununun daha hızlı, daha ekonomik biçimde çözülmesi inşaat ve konut sektörünün yeni bir yaklaşımla düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. Ülkemizin yarın ve gelecekte karşı karşıya olduğu en ciddi riskin yine beklenen Marmara depremi olduğu gerçeği de unutulmamalıdır. OVP’de “Marmara Bölgesi başta olmak üzere afet riski yüksek bölgelerdeki yoğunluğun azaltılması amacıyla bölge dışında yeni endüstriyel gelişim alanları ve lojistik hatları oluşturulacaktır” hedefi bu bakımdan son derece isabetlidir. Bununla birlikte bu konuda da daha radikal ve hızlı adımların atılması, kentsel dönüşüm teşvikleri yerine zorlayıcı düzenlemelere başvurulması ve Dünya Bankası tarafından açıklanan yeni dış kaynak desteğinin bu alanda değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

·       Gerek deprem ve afet risklerine hazırlanmak gerekse ekonomik, sosyal ve kentsel gelişmeyi sağlıklı bir temele oturtmak için yeni bir bölgesel-kırsal kalkınma perspektifi ve yönetim modeline ihtiyaç olduğu da göz önünde tutulmalı ve Marmara bölgesindeki sanayinin transferi ve yeni teknoloji bölgeleri tesisi için bölgesel akıllı uzmanlaşma stratejileri hızla hazırlanmalıdır.

OVP’de yer almayan bu eksik konuların ekonomi yönetimi tarafından ilerleyen günlerde dikkate alınacağını ümit ettiklerinin altını çizen Akıncı, son olarak “Gerçekçi, katılımcı bir yönetim ve uygulama süreciyle ekonomimizin bir an önce istikrarlı, güçlü ve sürdürülebilir bir gelişme rotasına kavuşmasını temenni ediyoruz” şeklinde konuştu.  

 

 

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


AKIN AKINCI "DÜNYACA ÜNLÜ KONYAALTI SAHİLİ GAZİNO'YA DÖNÜŞTÜ"

ANTALYA'nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili'ndeki işletmeler, gürültü ve çevre kirliliği, sahilin halka açık bölümlerinin işgali gibi nedenlerle şikayetlerin odağı haline geldi. İşletmeler kumsalda şezlong-şemsiye alanı dışında, yasak olmasına rağmen 'pavilyon' olarak tabir edilen özel localar ve barlar oluşturdu. İşletmelerde canlı müzik, desibel sınırı olmadan gece yarılarına kadar sürüyor, kutlama ve eğlenceler için izinsiz havai fişek gösterileri yapılıyor. Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı, "Her büfe bir gazino oldu, piyanist şantörler bağıra bağıra, büfeler bu hale geldi. Şezlong alanları çok genişledi" dedi.


Antalya'da hafta içi 100 bini aşan, hafta sonları 300 bini bulan yerli ve yabancı turistin kullandığı 7,4 kilometre uzunluğundaki Konyaaltı Sahili'nde hem özel işletmeler hem de halka açık alanların kullanımına ilişkin görüntü, gürültü ve çevre kirliliği, işletmelerin alan kullanımındaki aykırılıkları ve sahil boyundaki cadde ve sokaklara park etmiş onlarca karavan gibi sorunlar, önü alınamaz hale geldi. Konyaaltı Sahili'ne ilişkin çok sayıda şikayet konusu, kentteki sivil toplum örgütleri ve meslek odalarını da harekete geçirdi.


GÜRÜLTÜ VE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ
İşletmelerle ilgili şezlong-şemsiyeleri denize sıfır koymaları, büfe alanlarını sözleşmeye aykırı genişletmelerine yönelik şikayetlerin yanı sıra, kullanılan güçlü lazerlerin sahil üzerindeki rotada uçan pilotlar açısından büyük tehlike oluşturduğu belirtildi. Yine izinsiz havai fişek gösterileri, gece yarılarına kadar süren yüksek sesli müzik yayınları, yasak olmasına rağmen kumsala ‘pavilyon’ olarak adlandırılan localar ve barların konulması, bu pavilyonların gazino veya pavyon tarzı ışıklandırılmalarından kaynaklı görsel kirlilik gibi aykırılıklar dile getirildi.


GÜNDE 50 TON ÇÖP TOPLANIYOR
Sahilde halk plajı olarak bırakılan boş alanlarda ise çevredekilerin çöplerini bırakmaları ve sahili kirletmeleri en büyük şikayet konusu oldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı sadece temizlik görevlisi olarak görev yapan 110 personel, günde ortalama 3 kamyon dolusu 50 tona yakın çöp topluyor.


DUŞ VE MUSLUK BAŞLIKLARI ÇALINIYOR
Hafta içi 100 bin, hafta sonları 300 bini bulan insan hareketliliğinin yaşandığı sahilde, belediye ekiplerince duş kabinleri ve ücretsiz tuvaletlerde, hem hırsızlık hem de kötü kullanım nedeniyle zarar görmüş ortalama 12 duş başlığı, 10 musluk başlığı her gün yenileniyor. Sahili ve deniz suyunu kirleten en önemli nedenlerden biri de denizden çıkanların duş alırken yasak olmasına rağmen şampuan kullanmaları. Konyaaltı Sahili'nde yaşanan sorunlara ilişkin paylaşımda bulunan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, Konyaaltı Sahili'nde, her bir büfenin bir gazino gibi olduğunu belirterek, "Düğün bile yapabilirsiniz. Gece yarısına kadar uyumak mümkün değil ve ne yazık ki bir sorumlu bulamıyoruz" diye tepki gösterdi.


6 METREKAREDEN DÜĞÜN YAPILABİLECEK HALE GELDİ
Sahildeki sorunların çok önemli bir konu haline geldiğini belirten Akın Akıncı, ilk yapıldığında 6 metrekare büfe, önünde 100 metrekare şezlong alanı olarak projelendirildiğini belirterek, “Geldiğimiz süreçte her bir büfe, abartmıyorum düğün-nişan yapılabilecek sözde büfe oldu. Önündeki şezlong alanları büyüdü. Projede halkın kullanımına açılan hem sahil hem üst kısımdaki yeşil alandaki oturma grupları kamunun aleyhine kullanıldı ve elinden alındı. Dolayısıyla proje, ilk yapıldığı andan gelinen süreçte kamuya olumsuz yansıyacak büyük evrilmeler geçirdi" ifadelerini kullandı.


‘KAMUYA AYRILAN YERLER KÜÇÜLDÜ, BÜYÜK BİR HAKSIZLIK’
O bölgede oturan birisi olarak artık sahilde yürümekten imtina ettiğini söyleyen Akıncı, “Nereye baksam sinir bozucu bir ortamdayım. Her büfe bir gazino oldu, piyanist şantörler bağıra bağıra, büfeler bu hale geldi. Sahiller çok büyük beachler oldu. Şezlong alanları çok genişledi. Hatta sahilin dibine masa atılacak pozisyona geldiğinden kamuya ayrılan yerler küçüldü. Kamuya ayrılan yerlerde de vatandaşlar kümelenmeye başladı. Bu büyük bir haksızlık ve yanlışlık" dedi.


GECE YARISI BANGIR BANGIR MÜZİK YAYINI
Havai fişeklerin 01.00-01.30'da atıldığını anlatan Akıncı, “Orada oturan bir vatandaş olarak ben 01.30'dan önce evimde uyuyamıyorum. Niye? Çünkü turizm bölgelerine verilen 01.30'a kadar müzik yayın izni var ama o yanlış algılanıyor. Bu turizm bölgelerinde Avrupa'da 03.00, 04.00'e kadardır ama 24.00'te kapalı ortama alır ve desibel kontrolüyle verebilirsin. Burada 01.30'a kadar bangır bangır müzik yayını yapılıyor çevreye, turizm için de olumsuz" ifadelerini kullandı.


GÖRÜŞMELER SONUÇ VERMEDİ
Bu sorunlarla ilgili uzun süre yöneticilerle görüşmeler yaparak uğraş verdiklerini ama bir şey yapılmadığını belirten Akıncı, Milli Emlak'la sonradan yapılan anlaşma çerçevesindeki mazeretleri de kabul etmediğini söyledi. Akıncı, yöneticilerin 'Biz bunu engelleyemiyoruz, gidin bu büyümelerden dolayı ecrimisili Milli Emlak'a ödeyin, belediyenin üstünden alın' dediği noktada kontrolün kaybedildiğini söyledi. Sahildeki durumun şu anda çok kötü olduğunu, her sene üstüne konularak daha da kötü olacağını söyleyen Akıncı, “Zaman içinde bence bu bölgede vatandaşların denize girme şansı çok azalacak" diye konuştu.


KARAVAN DEĞİL KARAVANKONDU
Sahil bandındaki cadde ve sokakların karavan dorseleriyle işgal edildiğini söyleyen Akıncı, “Bir kere karavan değiller, dorse. Karavankondu diyorum. Vali, emniyet müdürü, büyükşehir ve Konyaaltı belediye başkanlarından sadece bir yarım saat Boğaçayı'nın doğu tarafı ve sahildeki yerleri dolaşmasını rica ediyorum. Eğer onlar bu resmi içleri sindiriyorsa o zaman benim diyecek bir şeyim yok. Vatandaşlar ve muhtarlar CİMER'e şikayet ediyor. Senelerdir bu artarak devam ediyor. Sadece bir yol üstünde 73 karavan dorsesi var. Bu karavan dorseler otel gibi kiralanmaya başlandı. Güvenlik açısından bakıldığında bunların içinde kim, nasıl yaşar? Bunların çevre anlamında ihtiyaçları nasıl gideriliyor? Orada oturan insanlar balkonlarına çıkamıyor. Antalya dünya kenti, turizm kenti diyoruz, o resim Antalya dünya kentine yakışır bir pozisyon mu, irdelemelerini istiyorum. Çok ciddi bir sorun, gerçek karavancı gelir bir hafta, 10 gün kalır, hadi 1 ay kalsınlar, 2 sene aynı yerde bir dorse kalamaz. Böyle bir dünya yok. Ne yazık ki bu noktada şehir çok boş, sahipsiz bırakıldı" dedi.


Mehmet ÇINAR/ANTALYA (DHA)


ANSİAD’DAN VERGİ ARTIŞLARINA YÖNELİK DEĞERLENDİRME

Türkiye’nin ekonomi alanında başlayan yeni dönemini bağımsız bir sivil toplum örgütü olan Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) olarak yakından takip ediyor ve ekonomide yaşanan son gelişmeler konusunda yapmış olduğumuz değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

Öncelikle belirtmek isteriz ki; son haftalarda ekonomide yaşadığımız gelişmeler belirsizliği ve endişeleri yeniden artırmış bulunmaktadır. Son 5-6 hafta içerisinde döviz kurunda artış %30’lara ulaşmış, enflasyon yeniden ivme kazanmış, faiz oranları artarken kredi hacmi daralmaya başlamış, dövize bağlı maliyet artışlarına yeni vergi fırtınası eklenmiştir. Bu nedenle, Hükümetin yapısal reformlar konusunda daha fazla gecikmeden yeni ve kararlı adımlar atmasını gerekli görüyoruz.

“Yapısal sorunlarla ilgili farklı bir teşhis ve çözüm programı sunulmamıştır”

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında yeni kabine oluşumu ve ekonomi yönetiminde değişiklik sonrası yapısal reformlarda ilerleme ümidi doğmuş ve ülke risk primimiz gerilemişti. Ancak, aradan geçen süre içerisinde MB politika faizi ve vergi artışı dışında, ekonomideki yapısal sorunlarla ilgili farklı bir teşhis ve çözüm programı sunulmamıştır. Ekonomi yönetimi yapısal reformlar konusunda açıklama yapmamış, onun yerine Körfez sermayesi girişinin öncelikli görüldüğü izlenimi vermiştir.

ANSİAD olarak seçim öncesinde ve seçimlerin hemen sonrasında ekonomideki durum hakkında uyarılarımızı basınımızla paylaşmıştık, son gelişmelerden sonra bunları bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz.

“Merkez Bankası bağımsız davranarak, yeni bir para politikasıyla enflasyonla mücadele programı açıklamalı ve faiz oranında aşamalı artış sürecini başlatmalıdır. Bütçeden faiz ödemesine dayalı kur korumalı mevduattan aşamalı olarak vazgeçilmelidir. Enflasyon ve fiyat beklentilerini çıpalamak için enerji, un, yem, gübre gibi temel girdi fiyatlarında vadeli fiyatlar açıklanmalı ve buna göre bir sübvansiyon sistemi uygulanmalıdır” önerimize karşılık sınırlı faiz artışı, KKM yükünün Merkez Bankası tarafından üstlenilmesi ve yeni bir program açıklanmaması mevcut politikanın devam ettiği şeklinde yorumlanmıştır.  

EYT gibi uygulamalar, kamuda kadro artışları ve deprem nedeniyle ortaya çıkan harcamalar bütçe açığını artırmıştır. Bu bütçe açığı zaten yüksek ve adaletsiz olan ÖTV ve KDV artışlarıyla azaltılmaya kalkılırsa enflasyon ve geçim sorunu artacaktır. Bu nedenle mutlaka el atılması gereken alan kayıtdışı ekonomidir. Bunun için vergi sistemi reformu yapılmalı, ücretlilerin vergi yükü ve istihdam üzerindeki prim yükü düşürülmeli, böylece reel sektörün de eli rahatlamalıdır” önerimize karşılık, maalesef yine KDV, ÖTV ve harç artışları yapılmıştır.

“Rekabetçi bir ekonomi için enerji piyasamızın, bilişim sektörümüzün, finans piyasamızın, lojistik sistemimizin, organize sanayi bölgelerinin, tarımsal yönetim sistemimizin, yerel yönetim sistemimizin tümüyle gözden geçirilmeli ve kurumsal reform adımları atılmalıdır” önerimizle dile getirdiğimiz yapısal reformlar konusunda henüz bir açıklama bulunmamaktadır.

“Bütçe açığını artıran kararların maliyetini de ödemeye başlamış bulunuyoruz”

Bugün geldiğimiz noktada ekonomide sadece 6 Şubat deprem felaketinin maliyetinin değil, para politikasının ve EYT gibi bütçe açığını artıran kararların maliyetini de ödemeye başlamış bulunuyoruz. Maalesef, ülke olarak muhalefet partilerinin ve sivil toplum örgütlerinin de dahil olduğu popülizm yarışından vazgeçmedikçe yeni acı reçeteleri de almak zorunda kalacağız.  Çünkü bu popülist yarış sürecinde Türkiye ekonomisi verimsiz ve adaletsiz bir ekonomi olma yoluna girmiştir. Bu verimsizliğin maliyeti yüksek enflasyon, kur artışı, vergi artışı ve ciddi bir refah kaybıdır. Verimsizlik devam ettiği takdirde Türkiye gelirin düşük, yaşamın pahalı olduğu ülkeler grubunda kalacaktır. Herkesin sorumlu olduğu bu durumdan çıkmak için ülke olarak topyekün bir zihniyet değişikliğinin gerekli olduğunu görmeli ve bunun için yapıcı bir tartışma başlatmalıyız. Çağdaş hukuk devletlerinde temel politikalar dönemsel siyasete göre belirlenemez. Ülkemizin geleceğine ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun gereği olarak ekonomi politikalarımızı popülist siyasi yarışın dışına çıkarmak zorundayız.

Bu noktadan hareketle, aşağıdaki uyarı ve önerilerimizi kamu otoritesi ve kamuoyu ile paylaşmakta fayda görüyoruz:

1-Türkiye, çağdaş bir devletin gereği olan, ülkenin geleceğini günümüzün kişisel ve grup menfaatlerinin önünde tutan, siyaset-üstü kurumsal yönetim ilkelerini, iktidar-muhalefet ve sivil toplum iş birliğiyle yeniden ele almalıdır. Herkesin katılıp benimseyeceği, uzun vadeli, siyaset-üstü temel ilke ve hedeflerin belirlenmesi devlet ve millet olmanın vazgeçilmez koşullarıdır.

2- Merkez Bankası politika faizinde artışa rağmen para politikasında değişiklik olduğu yönünde güçlü bir işaret bulunmamaktadır.

Gelişmiş ülkelerde bu kurumların analiz, tahmin ve kararları piyasalara güven vererek beklentileri yönlendirmekteyken ülkemizde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, Merkez Bankası’nın analiz ve açıklamaları aynı etkiyi yaratamamaktadır. Ekonomi yönetimi, enflasyonun kaynaklarına yönelik bilimsel analizleri kamuoyu ile paylaşarak enflasyonla mücadele kararlılığını göstermeli, bu mücadelenin yükünü hakkaniyetli paylaştırmalıdır.  Merkez Bankası bağımsızlığının ekonomik gelişme için önemi anlaşılmalı, faiz politikası sadeleşmeli ve gerçekçi olmalıdır.

3-Ülkemizde vergi sistemi, kayıtdışılığı, verimsizliği teşvik eden, gelir dağılımını bozarak orta sınıfı zayıflatan adaletsiz bir sistemdir. Düşük verimli işletmelerin kayıtdışı ekonomi, kamu destekleri ve kredilerle yaşatılması verimsizliği ve adaletsizliği artırmıştır. Kayıtdışı ekonomi haksız rekabet, düşük verim ve yüksek maliyet gibi sonuçlarla ekonominin kangreni haline gelmiştir. Bu duruma rağmen KDV ve ÖTV artışlarını, kurumlar vergisi artışını içeren son vergi artışları sistemin adaletsizliğini artırma yönünde bir adım olmuştur. Oysa artık kayıtdışı ekonomi vergilendirilmeli ve verimli KOBİ’ler üzerindeki vergi yükü düşürülmelidir.

4-Türkiye’de vasıflı işgücü temini sorunu büyümekte, yüksek enflasyon ve kiralar nedeniyle asgari ücret geçersiz kalmaktadır. Kayıtdışı istihdam nedeniyle ücret maliyetleri yüksek kalmakta, üstelik ücretlilerin geçim sorununu çözememektedir.

“Maaş artışları özel sektörde ücret dengelerini bozucu etki yapmıştır”

Kamuda son dönemde yapılan maaş artışlarıyla ücret dengeleri bozulmuş, eğitim, liyakat, deneyim gibi kriterlerin ortadan kalkması, özel sektörde de ücret dengelerini bozucu etki yapmıştır. Gelir vergisi sistemimiz ve kamu ücret politikası vasıflı işgücü aleyhindedir ve teknoloji çağında ülkemizin geleceği için doğru bir politika değildir.

Artık ciddi bir gelir vergisi reformuyla vasıflı işgücü vergi yükü ve istihdam maliyetleri hızlı bir şekilde düşürülmelidir. Aksi halde Türkiye vasıflı işgücü gereken alanlarda rekabet gücünü kaybedecek, verimli KOBİ’ler verimsiz ve kayıtdışı işletmeler karşısında gelişme şansını tümden kaybedecektir.

5-Bütçe açığını azaltmak için KDV, ÖTV ve harçlar artırılırken kamu harcamalarında verimlilik ve tasarrufun hiç konuşulmaması garip bir durumdur. Artık kamu harcamaları gelir ve refah yaratma çarpanı kriterine göre yapılmalı ve verimsiz alanlara harcamalar kesilmelidir. Kamu hizmetlerinde resmi bina, makam odaları ve arabaları, lojmanlar, konaklama tesisleri, siyasi yatırım harcamalarının aşırılığı 20 yıl önce çok konuşulmasına rağmen günümüzde konuşulmaz olmuştur.

Tasarruf her alanda gereklidir ve kamu yönetimi buna örnek olmalıdır. Bütçe açığına ve cari açığa rağmen enerji tasarrufu, iklim krizine rağmen su tasarrufu gibi konularda bir kültür geliştirilememektedir. Toplumun geniş kesimlerini, özellikle orta sınıfı olumsuz etkileyen vergi yağmuru kararları alınırken kamu kesimi başta olmak üzere tasarruf konusunda da adımlar atılmalıdır.

“Eğitim ve öğretimde genel bir kalite kaybı var”

6- Ekonomik kalkınma için eğitim sistemimizin değişmesi gerektiği gerçeği de karşımızda duran ve siyaset-üstü yaklaşımla ele alınması gereken bir konudur. Eğitim ve öğretimde genel bir kalite kaybı olduğunu, diplomaların geçersiz hale geldiğini iş insanları olarak sahada bizzat görmekteyiz. Ezberci sınava hazırlama yöntemi nedeniyle eğitim ve öğretim kurumlarımız gençlerimizin büyük kısmına araştırma ve kişisel gelişim, yabancı dil bilgisi, kodlama-yazılım, bilgisayar programları kullanma, sanat, spor becerisi kazandırmamaktadır.

Eğitim sistemine sadece teknik meslek eğitimi gözlüğüyle değil, 21. Yüzyıl kültürü kazandırma açısından bakılarak köklü bir reform başlatılmalıdır. Laiklik kültürünün ve özgür düşüncenin kişinin gelişmesi, kimlik kazanması, ahlaklı olması için en önemli temel olduğu artık anlaşılmalıdır. Ülkemizde kültürel laikliğin önemi bilinmediğinden eğitimde ve sosyal yaşam alanlarında laiklik karşıtı söylemlerin arttığı görülmektedir. Bu tür akımlarla ülkemizin ve devletimizin geleceği adına ve Anayasamızın gereği olarak mücadele edilmelidir. 

7-Siyasi tartışmaların dışında kalarak ülkemizdeki kurumsal liyakat ve performans sistemini de konuşmamız gerekmektedir. Bu konuda sadece kamu kesiminde değil, özel sektörde de kurumsal kültür kaybı olduğu gözlenmektedir. Özel sektörde bu durumun nedeni verimlilik, ar-ge, markalaşma, yenilik faktörleriyle rekabet ortamının zayıflamasıdır.  Kurumsal kültürün kaybı kamu kurumlarında ve özel sektörde verimsizliği artıran bir başka faktör olarak ekonomik maliyetlere eklenmektedir.  Dijital ve yeşil dönüşüm çağında kamu kurumları ve özel sektörde kurumsal kültürünü teşvik edecek yeni verimlilik ve kalite kriterleri geliştirmeli, belgelendirme sistemlerimizi gözden geçirmeliyiz.

“Arsa-arazi yönetimi ve konut üretim sisteminde radikal değişikliklere gereklidir”

8-ANSİAD olarak 6 Şubat Depremi felaketi sonrası alınması gereken önlemler üzerine önerilerimizi de kamuoyuyla paylaşmıştık. Deprem bölgesinin yeniden inşası ve beklenen depremlere karşı hazırlık için yerel yönetim sisteminde, arsa-arazi yönetimi ve konut üretim sisteminde radikal değişikliklere gereklidir.

Mevcut sistemimiz arsa ve arazi fiyatlarını spekülatif biçimde artıran, konut maliyetlerini yükselten, verimsiz ve çarpık kentleşmeyi teşvik eden ve deprem ve afetlere karşı kırılganlığa neden olan bir sistemdir.

Bu kadar deprem kaybına, büyük deprem risklerinin bilinmesine rağmen başta İstanbul depremi olmak üzere afetlere hazırlık anlamında bir seferberliğin olduğunu söylemek güçtür. Bazı kurumlar dışında yeni anlayış, söylem ve uygulama değişikliği yok denecek ölçüdedir. Yerel yönetimlerle ilgili olarak halen siyasi yarış dışında bir değişim vizyonu görülmemektedir. Oysa artık şehirlerimizin geleceğini siyasi yarış ve imar yarışı çıkmazından çıkarmalıyız. 

9-ANSİAD olarak konut üretim modelimizde de yenilikler yapmamız gerektiğini 6 Şubat’tan sonra dile getirmiştik. Ülkemizde birçok sektörde olduğu gibi, inşaat sektöründe de optimal ölçeğe sahip olmayan verimsiz işletmeler piyasada faaliyet gösterebilmekte, bu nedenle üretim maliyetlerimiz yüksek kalmaktadır. İnşaat faaliyeti artık gerekli ölçek ve donanıma sahip firmaların faaliyeti olmalıdır.

Türkiye’de uzun zamandan bu yana iç bölgeler, kırsal kesim boşalmakta, nüfus başta İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Muğla, Bursa gibi şehirler olmak üzere kıyı şeridinde yoğunlaşmakta, İstanbul, Ankara gibi kentlerde plansızlık, trafik, hava kirliliği gibi sorunlar kent ekonomilerinin ve işgücünün verimini düşürmektedir. Bu şehirlerde konut talebinin yükselmesi aşırı fiyat artışlarına, imar usulsüzlüklerine, betonlaşmaya, kent estetiğinin yok olmasına yol açmaktadır.

Konut fiyatlarının ve kiraların artışına karşı yapılması gereken şey, arsa, arazi ve konut mülkiyetinde yoğunlaşmayı vergiyle caydırmaktır. Bu alandaki vergiler halihazırda oldukça düşüktür ve verimsiz arazi kullanımını, spekülatif yatırımları özendirici niteliktedir. Spekülatif yatırımlar ve mülkiyet temerküzü konut üretimi dışında tarım ve sanayi arazilerinin fiyatlarını da aşırı derecede artırmaktadır. Ülkemizde arazi fiyatlarının Avrupa ülkelerinden yüksek olması, ekonomik gelişmeye sekte vuran, üretim maliyetlerini yükselten, dolayısıyla kabul edilemez bir sorun olarak görülmelidir.

İstanbul ve Antalya gibi şehirlerimizde yeni imar alanları açmak yerine, ada bazlı kentsel dönüşüm öncelikli olmalıdır. Kentsel dönüşüm makro planlarla uygulanmalı ve konut üretimi olarak değil, yeni, çağdaş, sürdürülebilir şehir inşası olarak görülmelidir.

Ülkemizde, özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası siyasi kutuplaşma nedeniyle uzlaşma, reform yapma kültürü oldukça zayıflamıştır. Liyakat sorunu, kurumlarımızı verimsiz hale getirmiş, kurumsal kültürle birlikte vizyon kaybına da yol açmıştır. Siyasi kutuplaşma, birçok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de popülizmi teşvik etmekte, hükümetlerin yapısal reformlardan kaçınmasına neden olmaktadır. Ülke sorunları ve popülizm, sadece Hükümetimizin değil, muhalefet partilerimizim, STK’larımızın ve vatandaşlarımızın da sorumluluğudur.

Sorunların çözümünün birinci koşulu doğru teşhis ve doğru reçete bilgisinin üretilmesidir

Sorunların çözümünün birinci koşulu doğru teşhis ve doğru reçete bilgisinin üretilmesidir ve bu da herkesin görev ve sorumluluğudur. Kişilerin, grupların, toplumun kendi bireysel menfaatlerini gözetmesi insan doğasından gelmektedir. Kitle psikolojisi ve popülizm, hak ve sorumluluk bilincini yok ederek bencilliği artırmakta, ahlaki yozlaşmayı hızlandırmaktadır. Bu nedenle, devlet aklı, toplumun aklından yukarıda ve ileride olmalı, politikalar devletin temeli olan adalet ilkesinden sapmadan ülkenin ve gelecek nesillerin uzun vadeli hakları çerçevesinde belirlenmelidir. Devletin kurumları bunun için vardır, kurumlarımız bu nedenle kişilere ve dönemlere göre değişmeyen ilkelere sahip olmalıdır.  Dolayısıyla her alanda popülizm rekabeti yerine siyaset-üstü bir tutumla ortak devlet aklını harekete geçirmeli, ülkemizin geleceği adına sorumluluğu paylaşmalı, istişare etmeli, yapıcı tartışmadan vazgeçmemeliyiz.

 

Akın AKINCI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

Basın Danışmanı

Çiler ÖZCEYLAN

E-mail: basin@ansiad.org.tr

 

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN AKIN AKINCI’DAN KURBAN BAYRAMI MESAJI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, yayınladığı Kurban Bayramı mesajı ile ANSİAD üyesi iş insanlarının, depremzedelerin ve Antalyalıların bayramını kutladı.

Bayramların birliktelikleri kuvvetlendiren önemli günler olduğunun altını çizen Başkan Akıncı, 2023’e çok umutlu başladık ancak Türkiye olarak Kahramanmaraş merkezli 11 ilimizde asrın felaketini yaşadık. Şu an restorasyon aşamasında olduğumuz deprem bölgesinde yakınlarını kaybeden ve bize hem fiziki hem de psikolojik anlamda ihtiyacı olan depremzedelerimizin elimizden geldiği kadar bir kez daha yanlarında olduğumuzu ve olmaya devam edeceğimizi bu vesile ile tekrar hatırlatmak istiyorum” dedi.

Gergin geçen Türkiye genel seçimleri ve devam eden enflasyonun ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle Türkiye olarak zor bir süreçten geçtiğimizi ifade eden Akıncı, Kurban Bayramı vesilesiyle bu dönemi geride bırakmayı dilediklerini söyledi.

Akıncı son olarak, “Bayramın ülkemize ve tüm dünyaya en başta sağlık ve huzur getirmesini ümit ediyorum. Bu duygularla başta ANSİAD ailemiz olmak üzere tüm depremzedelerimizin, Antalyalıların ve ülkemizin sağlık ve mutluluk dolu bir bayram geçirmesini temenni ediyor ve iyi bayramlar diliyorum” şeklinde konuştu.

 

 

 

 

Basın Danışmanı

Çiler ÖZCEYLAN

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DR. YILMAZ ARGÜDEN, ANSİAD 10. OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)'ın 2023 yılı Faaliyet Dönemi 10. Olağan Toplantısı 13 Haziran Salı günü Akra Otel’de gerçekleşti. “Kurumlarına Güven Duyulan Toplum İçin İyi Yönetişim” teması ile düzenlenen toplantının konuğu ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Rothschild & Co. Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı & Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yılmaz Argüden oldu.

ANSİAD’a yeni katılan üyeler için düzenlenen “Üye Alım Töreni” ile başlayan toplantıda ANSİAD’ın yeni üyeleri İlba Mimarlık’ın sahibi İlkin Berberoğlu ile Saraç Dizayn A.Ş.’nin sahibi Uğur Saraç’a Dr. Yılmaz Argüden ile ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı tarafından rozet takıldı.

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, 2023 yılı faaliyet döneminin ilk döneminin sona erdiğini söyledi.  2023 Eylül ayının ikinci haftasına kadar üye faaliyetlerine ara verileceğini belirten Akıncı, ANSİAD Yönetim Kurulu olarak bu süreçte bir sonraki dönem için çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.

“Türkiye’nin başka hiçbir çıkış yolu yoktur”

Akıncı, konuşmasına şu şekilde devam etti, “2023’e çok umutlu başladık ancak çok ciddi şeyler yaşadık. Özellikle başta Kahramanmaraş olmak üzere ülkemizi derinden etkileyen büyük bir deprem felaketi yaşadık. Şu an deprem bölgesinde restorasyon aşamasındayız ve hep birlikte elimizden geldiği kadar depremzedelerimize yardımlarda bulunuyoruz ve bulunmaya devam edeceğiz. Depremden sonra yine ülke olarak gergin bir genel seçim dönemi yaşadık. Türkiye oylarını kullanarak bir seçim yaptı ve seçimlerimizi bitirdik. Seçim sonrasında bir maliye ekibi oluştu ve iş dünyası olarak Sayın Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in ilk söylediği cümleleri önemsedik. Sayın Şimşek, Türkiye’nin ekonomik alanda rasyonel bir yönetime geçmesi gerektiğini ve bununla birlikte şeffaflıktan ve kurumların bağımsızlığından bahsetti. Bu sözleri Sayın Bakanımızın ağzından duymak bizi mutlu etti; çünkü bizler bunları yıllardır hep söylüyorduk. İş dünyası olarak bizim beklentimiz bunların bir an evvel adım adım hayata geçmesi noktasında olacak çünkü kendisinin de belirttiği gibi Türkiye özellikle son bir senedir ekonomik alanda hiç kimsenin de tasvip etmediği bir şekilde rasyonel olmayan yöntemlerle bu duruma geldi. Umarım bundan sonra bu söylenenlere sadık kalınır çünkü Bakanımızın da izah ettiği gibi Türkiye’nin başka hiçbir çıkış yolu yoktur”.

“Bir insanın da en büyük markası kendi adıdır”

Toplantının başkanlığını yapan Dilhan Dış Ticaret’in sahibi ve ANSİAD Üyesi Halil Bülbül “Biliyorsunuz hayatta her şey güvenle başlıyor ve devam ediyor. Bir insanın da en büyük markası kendi adıdır çünkü sizin adınızın geçtiği yerde insanlar güzel şeyler hatırlıyorsa başka bir değişle size güvenen sizin güvendiğiniz insan sayısı eğer çoksa başarı kat sayınız da o kadar yüksek oluyor. Kurumlarda da güven çok daha önemlidir çünkü çok fazla insanın yaşamına dokunuyor. Dolayısıyla bu da yönetişim olgusunun bize ne kadar önemli olduğunu gösteriyor" şeklinde konuştu. 

“Yönetişim” kavramına çok önem verdiğini ve özen gösterdiğinin altını çizen Dr. Yılmaz Argüden, yönetişimin yeteri kadar Türkiye’de ve dünyada anlaşılmadığını söyledi. Sunumunda yönetişim kavramının öneminden ve nasıl uygulanabilir olduğundan bahseden Argüden konuşmasına şu şekilde devam etti: “İyi yönetişim kaliteli bir yaşamın temelini oluşturan çok önemli bir unsurdur.  Peki yaşam kalitesi ne demektir? Yaşam kalitesi veya kalite dediğimiz zaman birçok insanın aklına belli standartlara uyan ürün veya hizmet gelir. Standardı yüksek ise kalitesinin de yüksek olduğu düşünülür. Oysa 'kalite' içinde çok farklı boyutlar içeren standartlarının da ötesinde göreceli bir kavramdır. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım: 1970’lerin en iyi arabasını alalım ve mükemmel bir vaziyette bugün çalışır halde olsun. Bunun tarihi değeri dışında kimse bu arabanın yüzüne bakmaz çünkü bugünkü arabaların standartları daha yüksek. Peki belli bir standarda kalite diyorsak bunun da aynı olması gerekmez mi? İnsanlar daha iyisini gördükleri zaman eskisi ile tatmin olmuyorlar dolayısıyla kalite göreceli bir kavramdır ve zaman içerisinde mekana, kişiye ve kişinin yaşamındaki değişik dönemlere göre değişebiliyor” . 

“Kalite bir standartlar seviyesi değil beklentileri aşmaktır”

“Yaşam kalitesini ben insanın özlemlerini ve hayallerini yaşayabilmek için daha iyisini arama güdüsü ve beklentileri aşmak olarak tanımlıyorum” diyen Argüden, “Yani kalite bir standartlar seviyesi değil beklentileri aşmaktır. İnsanın da en önemli özelliği hayattan tatmin olmamasıdır. Ne verirseniz verin insanlar daha iyisini arar ve bir şeyin daha iyisini görünce daha da iyisini arar. Hiç kimse hiçbir zaman hiçbir şeyden tatmin olmuyor. İnsanlığın gelişmesinin temelinde de bu daha iyisini arama güdüsü vardır. İnsanın diğer canlılardan en önemli farkı da sürekli daha iyiyi arıyor olmasıdır. İşte bu yaşam kalitesi dediğimiz özlemler ve hayalleri yaşamak için daha iyisini aramayı sağlamanın en temel yollarından bir tanesi de kurumlar kurmak ve bu kurumları da iyi bir yönetişim ile yönetmektir” şeklinde konuştu. 

“Güven eksikliği kurumların temel amacına ulaşmasını engeller" 

Argüden, ”İnsanlar kurumları aslında kaynakları daha etkin kullanmak ve riskleri daha iyi yönetmek için kurarlar. Aile kurumları da ağırlıklı olarak çocuklar için riskleri ve kaynakları daha iyi kullanmak içindir. Anlattıklarım her türlü kurum için geçerlidir. Bu kurumların en önemli unsuru güvendir. Eğer bir kurumda güven varsa o kurum daha az kaynakla daha çok yol alabilir. Güven yoksa aynı işi daha fazla enerjiyi boşa harcayarak yaparsınız. Kurumların da temel amacı kaynakları etkin kullanmak ve riskleri yönetmek olduğuna göre güven eksikliği kurumların temel amacına ulaşmasını engeller. Dolayısıyla kurduğunuz kurumların başarılı olmasını istiyorsanız hangi amaçla kurarsak kuralım bütün paydaşlar ile güveni oluşturmamız lazım.  Güven gerçekten çok zor inşa edilen, kolay kaybedilen ve zaman alan bir kavramdır ama kurumlar arasında insan ilişkilerinin de temelini oluşturan bir unsurdur. Kurumlara duyulan güvenin temelinde de iyi bir yönetişim vardır. İyi yönetişim kurumlara duyulan güveni sağlamanın yoludur” dedi. 

“İyi yönetişim iyi yönetim için gerekli bir konudur”

Yönetişim kavramının Eflatun’dan günümüze gelen eski bir kavram olduğunu söyleyen Argüden, “Yönetişim ve yönetim aslında birbirini tamamlayan, yönetişim yönetimin sürdürülebilir olmasını sağlayan ve kurumları koruyan bir kavramdır. Sadece kurallar değildir bir anlayıştır aslında. Yönetişim dediğimiz kavram doğru yönün belirlenmesini ve bizi bu yöne götüren şoförün yoldan çıkmamasını sağlamaktır. Yönlendirme ve gözetimi içerir. İyi yönetişim iyi yönetim için gerekli bir konudur. İyi yönetimin sürdürülebilirliği ve yönetimin yeşermesi için doğru iklim ve  kültürün oluşturulması gereklidir.  Yani her birimizin davranışı bizim nasıl bir yönetişim ortamında yaşadığımızı etkilemektedir. Yönetişim doğru işin belirlenmesi ve işin doğru yapılmasıdır. Yönetimin hangi kurallar içerisinde yapılacağı ve yönetimde nasıl yapılacağıdır. Yönetim kurullarında yönetişimi iyi yapan kişiler olması gerekiyor” şeklinde konuştu. 

Toplantı, Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın toplantının başkanlığını yapan ANSiAD Üyesi Halil Bülbül ile birlikte konuk konuşmacı Dr. Yılmaz Argüden’e günün anısına Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşlarından birisini hediye etmesinin ardından sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD'IN 2023 TÜRKİYE GENEL SEÇİMLERİNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI

2023 Türkiye genel seçimleri, 14 Mayıs 2023 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 28. döneminde 600 milletvekilinin belirlenmesi ile gerçekleşmiştir. 2023 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu aynı gün gerçekleşmiş olup ikinci tura kalan seçim 28 Mayıs 2023’te Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesi ile sona ermiştir.

Öncelikle Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın, bağımsız bir sivil toplum örgütü olduğunu bir kez daha kamuoyuna hatırlatmayı bir görev olarak görüyoruz ve ANSİAD olarak bugünden itibaren Türkiye’nin seçim havasından çıkması ve hızlı bir reform döneminin başlaması gerektiğini düşünerek bu basın açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz.

“Önerilerimiz siyaset üstü niteliktedir”

Türkiye, uzun, yorucu, gergin bir seçim sürecini nihayet tamamlamış bulunmaktadır. Önerilerimizi seçim sonucunu bilmeden hazırladık, çünkü bizim önerilerimiz siyaset üstü niteliktedir, ayrıca demokrasi seçimden ibaret olmadığı gibi, devletlerin ve milletlerin kaderi de seçim sonuçlarına bağlı değildir. Milli bir devletin politikaları seçime, kişilere göre değişemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel politikaları da Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu meclisin çizdiği laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ilkelerinden sapamaz. ANSİAD olarak bizim söylemlerimiz, çizgimiz de her zaman bu yöndedir, değerlendirmelerimizi de döneme göre değil, derneğimiz tüzüğünde yer alan ilkelerimize göre yaparız.

Seçimler ülkenin gelecek vizyonunun, sorunların ve çözümlerin fikir tartışması süreçleridir ve bu tür seçimler ülkeye fayda sağlar. Ancak, Türkiye’de seçimlerde fikir, sorun ve çözüm tartışması yapılamamıştır. Oysa insanlığın geleceğinin küresel ısınmaya, küresel ısınmaya bağlı büyük küresel güçlere, yapay zeka teknolojilerine bağlı olduğu, 50-60 yıl sonra hiçbir devletin tek başına sorunları çözemeyeceği bir dünyada bizim ülke olarak dünyada ses getirecek mesajlar vermemiz gerekirdi.

“Seçim atmosferi ve siyasi gerginliklerin ekonomideki faturası artmaktadır”

Seçimlerde beklenen İstanbul depremini, 21. yüzyıl sorunlarını, endüstri 4.0’ı, yapay zekanın geleceğini, Türk eğitim sisteminin ve milyonlarca çalışanın teknolojik değişime nasıl ayak uyduracağını, şehirlerimizin geleceğini, yeşil ve dijital dönüşümü teknolojileri konuşmalıydık. Çünkü dünya böyle giderse 2053’de dünyamız bugünkü dünya olmayacak, bugün konuşulan şeyler konuşulmayacak. Biz geleceği konuşmadığımız gibi, 10 yıldan bu yana özel sektör olarak konuştuğumuz, artık konuşmaktan vazgeçtiğimiz yapısal reformları da konuşamadık. Enflasyonu, cari açığı, döviz meselesini, konut sorununu, deprem bölgesini konuşmadık. Bunun yerine erken emeklilik gibi vaatlerle ve başka konularla dolu bir dönem geçirdik. Oysa artık bekleyecek zaman kalmamıştır. Sürekli seçim atmosferi ve siyasi gerginliklerin ekonomideki faturası artmaktadır.

Bu noktadan hareketle ülkemizin üç eksenli bir toparlanma politikasını hızla yaşama geçirmesi için artık kaybedecek gününün kalmadığını hatırlatmak istiyoruz.  Birinci eksen demokrasimizin ve hukuk devleti temellerinin güçlendirilerek, toplumsal kutuplaşmanın giderilmesi ve ulusal birliğimizin sevgi, saygı ve uzlaşma kültürüyle sağlanmasıdır. Demokrasilerde seçimler toplum için hayati bir mesele olmamakta, hükümetlerin değişmesi kimsenin yaşamını değiştirmemekte, bu nedenle gerginlik de yaşanmamaktadır. Maalesef ülkemizde seçim gerginliği toplumu daha fazla ayrıştırmış ve kutuplaştırmıştır. Oysa kutuplaşma bir milletin millet olma özelliğini bile ortadan kaldırır.

 “Kalkınma ve demokrasi birbirinden ayrılmayan özdeş kavramlardır”

Ülke olarak demokrasinin seçimden ibaret olmadığını anlamalı ve demokratik kültürü ve kurumları güçlendirmeliyiz. Kalkınma ve demokrasi birbirinden ayrılmayan özdeş kavramlardır. Kalkınma, ekonomik büyüme ve milli gelir artışı değil, demokrasinin ve sosyal piyasa ekonomisinin, bütün bireylerin özgürlük ve mutluluğunu artırmasıdır. Kalkınma için üretim ve gelir artışı, fabrikalar, turizmin büyümesi yeterli olmamakta, beşeri sermaye yapısının ve kurumsal kültürün değişmesi gerekmektedir. 21. Yüzyılın dijital toplumu, geleneksel kültür ve kurumlarla değil, her tür farklılığı, aykırılığı kucaklayan, yenilikçi bilimsel kültürü özümsemiş, çoğulcu ve katılımcı kurumsal kültürle gelişmektedir. Farklı fikirlere saygı, düşünce ve ifade özgürlüğü, dünyadaki 7 milyar insanı cezbedecek nitelikte yaşam tarzı ve inanç özgürlüğü, 21. yüzyılda yaratıcı ve yenilikçi toplum ve ekonomi olmak, bölgesel ve küresel cazibe merkezi olmak için vazgeçilmez kuraldır. Bu yönde ilerleme olmadığı takdirde ülkeler orta demokrasi ve orta gelir tuzağından çıkamamaktadır.  Güçlü bir devlet ve millet olmanın ve devletin beka koşulunun demokrasi ve hukuk olduğu gerçeğinden hareketle bu konudaki eksikleri tamamlamalıyız.

“Enflasyonun bu kadar yüksek olmasının nedeni belirsizliktir”

Hızla ele almamız gereken ikinci eksen ekonomide istikrarın sağlanmasıdır. Merkez Bankasının 2021 yılı sonundan itibaren faiz oranlarını gerçekçi olmayan bir düzeye indirmesi, liralaşma stratejisi altında kur korumalı mevduata bütçeden kaynak ayrılması ve döviz kurunun baskılanması sonucunda Türkiye’nin risk primi CDS, enflasyon, dış açık ve bütçe açığı artışları ekonomik istikrarı riske atmış bulunmaktadır. Düşük faiz uygulamasıyla son 17 ayda toplam TL krediler %130, taşıt kredileri %505, taksitli kredi kart bakiyesi %317, kurumsal kredi kartı bakiyeleri %277 artmıştır. Yüksek enflasyon ve düşük faiz herkesi kredi alarak enflasyondan kazanmaya yöneltmiş, tüketim artmış, ekonomide canlılık korunmuş, ancak bu canlanma ekonomide istikrardan vazgeçme pahasına gerçekleştirilmiştir. Enflasyon baz etkisiyle %40’lara gelmişse de ortalama enflasyon halen oldukça yüksektir ve döviz kuruyla birlikte yılın son çeyreğinden itibaren tekrar yükselme riski bulunmaktadır. Ülkemizde enflasyonun bu kadar yüksek olmasının nedeni belirsizliktir. Gelişmiş ülkelerde enflasyonun düşüşe geçmesinin nedeni merkez bankalarına olan güvendir. Bizde ise üretici ve tüccar 3 ay, 6 ay, 1 yıl sonra maliyetin ve fiyatın ne olacağını tahmin edemediği için fiyatı önden yüklemeli olarak yüksek tutmak zorunda kalmaktadır. Bu enflasyon kısır döngüsünden çıkmak zorundayız. Ülke olarak enflasyonla uzun dönemli büyümenin mümkün olmadığını, enflasyonun ekonomide verimliliği düşürdüğünü, verimsiz yatırımlara yol açtığını, sosyal adaleti, ticari ve sosyal ahlakı zayıflattığını, yani ekonomide kısa dönemli büyüme sağlasa da uzun dönemde büyümeyi aşağı çektiğini artık anlamak zorundayız.

“Merkez Bankasının döviz rezervini tüketmiş olması ekonomiyi bir döviz krizi riskiyle karşı karşıya bırakmıştır”

Merkez Bankasının döviz rezervini tüketmiş olması ekonomiyi bir döviz krizi riskiyle karşı karşıya bırakmıştır. Dövizin sabit tutulması için kullanılan yöntemler piyasada birden fazla kur oluşmasına ve ciddi sıkıntı ve güvensizliğe yol açmıştır. Yüksek enflasyona rağmen döviz kurunun baskılanması ihracatımızı olumsuz etkilemektedir, nitekim Nisan ayı ihracatımız %17 düşmüştür. Döviz kurunu baskılamak için teşvik edilen kur korumalı mevduata bütçeden faiz ödenmesi doğru ve adaletli olmadığı gibi, sürdürülebilir de değildir. Faiz ve döviz konusunda günlük kararlar banka sistemini aşırı derecede zorlamaktadır. Piyasada faizler de artık bankaya ve kişiye bağlı çok sayıda faiz bulunmakta ve faiz oranları her gün değişmektedir. Eğer mevcut politika sürdürülürse döviz hesaplarına, döviz işlemlerine katı sınırlamalar getirilmesi, yani döviz ve sermaye kontrolü sistemine tam geçiş gerekecektir. Ancak bu tür sabit kur sistemi bu döviz rezerviyle sürdürülemez, ayrıca Türkiye’yi dünya finans sisteminden uzaklaştırır ve yabancı sermayeyi iyice caydırır.

Her durumda eğer bir programla güven sağlanmaz ve piyasada kontrol kaybedilirse, hatta mevcut politika programsız biçimde birden bırakılırsa faiz ve dövizdeki hareket ekonomide sarsıntı yaratır, banka bilançoları kötüleşir ve kur şoku, yeni enflasyon şokuna dönüşür.  Dolayısıyla bu durumdan yeni, güçlü, güvenilir bir istikrar programı ile çıkılması zorunludur.

"Merkez Bankası bağımsız davranarak enflasyonla mücadele programı açıklamalı”

Merkez Bankası bağımsız davranarak, yeni bir para politikasıyla enflasyonla mücadele programı açıklamalı ve faiz oranında aşamalı artış sürecini başlatmalıdır. Şu anda %60’a varan piyasa faizleri, çoklu faiz ortamının varlığı Merkez Bankası politika faizini anlamlı olmaktan çıkarmıştır. Gerçekçi olmayan düşük faiz kredi hacmi kontrolüyle ancak yürütülmektedir. Faiz ve kur fiyattır, piyasada oluşur, gerçekçi olmayan fiyatlar sürdürülemez ve ekonomiyi zayıflatır. Gerçekçi olmayan ve bütçe ödemesine dayalı düşük faiz, verimsiz yatırımı ve tüketimi teşvik ettiği için doğru uygulama değildir. Bütçeden faiz ödemesine dayalı kur korumalı mevduattan birden ve mağduriyet yaratarak değil, aşamalı olarak vazgeçilmelidir. Enflasyon ve fiyat beklentilerini çıpalamak için enerji, un, yem, gübre gibi temel girdi fiyatlarında vadeli fiyatlar açıklanmalı ve buna göre bir sübvansiyon sistemi uygulanmalıdır.

Ekonomide hızla ele alınması gereken bir konu bütçe açığıdır. Maalesef  EYT gibi uygulamalar, kamuda kadro artışları ve deprem nedeniyle ortaya çıkan harcamalar bütçe açığını artırmıştır, artıracaktır. Dört aylık bütçe açığı 380 milyar liraya yükselmiştir, yıl sonuna kadar 1,5 trilyon liraya ulaşması mümkündür. Bu bütçe açığı zaten yüksek ve adaletsiz olan ÖTV ve KDV artışlarıyla azaltılmaya kalkılırsa enflasyon artacak ve geçim sorunu artacaktır. Bu nedenle mutlaka el atılması gereken alan kayıtdışı ekonomidir. Kayıtdışı ekonomi devletin vergi gelirini azaltmakta, SGK açığını artırmakta, haksız rekabete yol açmakta ve verimsiz işletmeleri yaşatırken  reel sektörde verimli işletmeleri zayıflatmaktadır. Kayıtdışı ekonomiyi azaltmadıkça Türkiye orta gelir tuzağından çıkamaz. Dolayısıyla bütçeye gerekli kaynak artık sadece ve sadece kayıtdışı ekonomi olmak zorundadır. Bunun için vergi sistemi reformu yapılmalı, ücretlilerin vergi yükü düşürülmeli, istihdam üzerindeki prim yükü düşürülmeli ve böylece reel sektörün de eli rahatlamalıdır.

“Eğitim sistemimizin de artık köklü bir şekilde değişmesi gereklidir”

Rekabetçi bir ekonomi için enerji piyasamızın, bilişim sektörümüzün, finans piyasamızın, lojistik sistemimizin, organize sanayi bölgelerinin, tarımsal yönetim sistemimizin, yerel yönetim sistemimizin tümüyle gözden geçirilmesi ve kurumsal reform adımları atmamız gereklidir. 20. Yüzyıl kültürü ve kurumlarıyla 21. Yüzyıla ayak uyduramayız. 21. Yüzyıl dijital toplumu, kurumların kapsayıcı, şeffaf, bağımsız, katılımcı olması anlamına gelmektedir. Dijitalleşme teknoloji kullanmak değil, teknoloji üreten kültürü yaratmaktır. Dolayısıyla eğitim sistemimizin de artık köklü bir şekilde değişmesi gereklidir. 21. Yüzyıl için İngilizce bilen, kodlama ve yazılım bilen, yaratıcı ve yenilikçi bir genç nesile ihtiyacımız var. Bunun için sadece teknik liseler açmak yetmez, ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim sistemini değiştirmek de yetmez. Genç, yaşlı, çalışan, emekli tüm toplum yaşam boyu öğrenme kültürü, üretim kültürü kazanmalıdır. Bütün kurumlar ve şehirler insana öğreten, herkesi üretim sürecine katan yerler olmalıdır. 21. Yüzyıl ekonomisinde artık sanayi, tarım, ticaret, turizm ayrı ayrı faaliyet alanları değildir, her sektörün entegre olduğu sanayi üretimiyle hizmetin iç içe geçtiği bir ekonomidir. Artık kimyadan tarıma, sağlıktan elektroniğe her sektör derin bilimsel araştırma yenilikleriyle hızla değişecektir.

Kentlerde dikey ve topraksız tarım, kentlerde üç boyutlu üretim mahalle içine girecektir. Buna göre bir kültür ve eko sistem kurmalıyız ki geleceğin ekonomisinde ilerleme kaydedebilelim. Böyle bir ekonomiyi günümüzdeki gibi merkezi bakanlık politika ve uygulamalarıyla yönetemeyiz. Yerelden ulusala uzanan, yerel ekonomiye dayalı katılımcı bir sisteme geçmeli, bunun kültür ve kurumlarını yaşama geçirmeliyiz.

“Deprem bölgesinin yeniden inşasında acil ilerleme sağlamamız gerekiyor”

Acil olarak ilerleme sağlamamız gereken üçüncü eksen deprem bölgesinin yeniden inşası ve İstanbul başta olmak üzere beklenen depremlere hazırlıktır. Öncelikle, seçim süreci içerisinde Kahramanmaraş merkezli depremle ilgili birçok konunun unutulmuş olmasının normal kabul edilemeyeceğini de belirtmek isteriz.

50 binden fazla vatandaşımızın yaşamına mal olan depremde herkesin kendi sorumluluğunu üstlenmesi ve ayrıca bütün sorumluların hesap vermesi gerektiğini daha önce de belirtmiştik. Ancak, seçim süreci maalesef deprem konusundaki duyarlılığın azalmasına yol açmıştır. Deprem yıkımında sorumluluğu bulunan müteahhitlerle ilgili yasal süreçler başlatılmış, ancak belediyelerin ve diğer kurumların sorumluluğu konusu henüz konuşulmaya başlanmamıştır.  Depremden sonra bir basın toplantısıyla düşünce ve önerilerimizi paylaşmıştık.  Depremin üzerinden aylar geçmesine rağmen beklenen depreme karşı gerekli hazırlıkların neden yapılmadığı ve deprem sonrası müdahalede neden bu kadar eksik kalındığı hususunda bir sorgulama yapılmamıştır. Deprem bölgesinde konut yapımları başlamıştır, inşaat yaparken bir yandan bölge ekonomisinin uzun vadeli bir plana göre ayağa kaldırılması, yatırımların bölgeye çekilmesi için kapsamlı bir planlama yapılmalıdır. Konut değil, kent inşa etmemiz gerektiğini, bölgesel kalkınma stratejisine göre yeni üretim merkezleri kurulmasını da önermiştik. 

"Konut üretim sistemi değişmeli"

Konut üretim sistemimizin, arsa ve arazi yönetim sistemimizin değişmesi gerektiğini de   ifade etmiştik. Mevcut durumda konut üretim sistemi verimsiz, maliyeti yüksek, şeffaf olmayan, kayıtdışılığın fazla olduğu, yerel demokrasiyi zayıflatan bir sistemdir. Türkiye’nin tasarruflarını ve kaynağını israf eden, gelir dağılımında adaleti bozan sistemin ekonomik, siyasi, sosyal etkileri olumsuzdur. Bu sistemle konut maliyetleri aşırı yükselmiş ve konuta erişim neredeyse imkansız hale gelmiştir.  Türkiye’nin konut üretiminde teknoloji, tasarım, enerji gibi her boyutta yeniliklerle yeni bir yol açması gereklidir.

Bu vesile ile yeniden seçilen Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve tüm milletvekillerimizi tebrik eder, seçim sonuçlarının vatana ve millete hayırlı olmasını dileriz.

 

ANSİAD Yönetim Kurulu 

 

 

 

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

 

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


JAPON DEPREM UZMANI YOSHİNORİ MORIWAKİ ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 2023 yılı 9. Olağan Toplantısı 24 Mayıs Salı günü Akra Otel’de gerçekleşti.

“Türkiye – Japonya: 2 Ülke Arasındaki Deprem Afet Önleme Farkları” konu başlığı ile düzenlenen toplantının konuğu Yüksek Mimar & Yüksek İnşaat Mühendisi & Japon Deprem Uzmanı Hazama Ando Corporation Türkiye Ofisi Genel Müdürü Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Morıwaki oldu. İstanbul’u etkileyen büyük bir depremin olacağı kaçınılmaz olduğunu söyleyen Morıwaki, “Bursa'da gelecek 50 yıl içinde büyük bir deprem olma olasılığı bir hayli fazladır. Bursa'da gerekli önlemler alınmalıdır” dedi.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Şube Başkanı Derya Ünver, TMMOB Şehir Plancıları Odası Şube Başkanı Funda Yörük, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Şube Başkanı Okan Hançer ve TMMOB Makina Mühendisleri Odası Şube Başkanı Prof.Dr. İbrahim Atmaca’nın katılım gösterdiği toplantının başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı yaptı. ANSİAD’ın konuğu olan Yoshinori Morıwaki’den bahseden Akıncı, “Moriwaki, 25 yıldır Türkiye’de yaşıyor ve kendisi çok sıkı bir Atatürk hayranıdır. Dünyanın en iyi 5 liderinden biri olarak tanımlıyor Ulu Önderimizi ve yılda 15 – 20 defa da Anıtkabir’e gidiyor. Her 10 Kasım’da farkındalık yaratmak için saygı dalışı yapıyor. Ve Atatürk’ün Samsun’a çıkıp Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı rota üzerinden bütün Türk kentlerini ziyaret ediyor” şeklinde konuştu. 

Akıncı, konuşmasına şu şekilde devam etti, “Bugün konumuz deprem.  Türkiye olarak çok ciddi bir şekilde asrın felaketini yaşadık. Bize düşen bundan sonraki restorasyon sürecinde bu felaketi sürekli hafızalarda tutabilmektir. Hem fiziki hem de psikolojik olarak deprem bölgesine yardımlarımızı sürdürmeli ve esirgememiz lazım. Türkiye farklı dereceleri ile tamamı ile deprem bölgesi içindedir. Yönetmeliklerimiz hep var ve Türkiye’de yönetmeliklerimiz hep oldu. Türkiye en büyük depremini 27 Aralık 1939’da Erzincan’da yaşadı. 33 bin kayıtlı ölü, 100 bin yaralı ve 120 bin de bina yıkıldı. 68 sene sonra 7.8 Marmara Depremi’nde yine kayıtlı 20 bin ölü ve daha fazladı var. Bölgede 300 bini aşan bina hasar gördü.  60 sene de hiçbir ders almamışız. 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen asrın felaketinde kayıtlı 50 bin ölü ve 200 bin konut var. 35 yıldır profesyonel iş hayatımda bu iş ile uğraşan bir kişi olarak burada esas problemin yönetmeliklerin haricinde eğitim sistemimizde olduğunu görüyorum ve uygulamalarımızda da çok ciddi sorunlarımız var”. 

Dünya’da deprem denildiği zaman akla Japonya’nın geldiğini vurgulayan Akıncı, “Japonya, dünyada deprem mühendisliğinin çıkış noktası dediğimiz yerdir. Bugünkü konuğumuz Tükiye ve Japonya’yı çok iyi bilen Sayın Yoshinori Morıwaki’dir. Bizimle bugün deprem ve iki ülke arasındaki farklar hakkında bilgilerini paylaşacak" dedi. 

Morıwaki “İstanbul'u etkileyen büyük bir depremin olacağı kaçınılmaz”

Beklenen İstanbul depremi hakkında konuşan Morıwaki, “İstanbul'u etkileyen son iki büyük deprem 1509 ve 1766 yıllarında olmuştur. Marmara denizi altındaki fayların da Kuzey Anadolu Fayının yüzeydeki parçaları gibi 200 ile 250 sene civarında bir tekrarlanma periyodu olduğunu düşünürsek, günümüzde İstanbul'u etkileyen büyük bir depremin olacağı kaçınılmazdı. Şimdi de aynı şekilde, Bursa'da gelecek 50 yıl içinde büyük bir deprem olma olasılığı bir hayli fazladır. Bu 50 sene istatistiki olarak gelecek bir hafta veya bir ay içinde olabileceği gibi, 50 seneden sonra, örneğin bundan 60 veya hatta 70 sene sonra da olabilir. Fakat olacaktır... Bursa'da gerekli önlemler alınmalıdır” dedi.

Antalya’nın deprem bölgeleri hakkında bilgi veren Morıwaki, Antalya’nın Kemer, Kumluca, Finike, Kale ve Kaş ilçelerinin birinci derece; Antalya’nın merkezi, Serik, Manavgat, Korkuteli ve Elmalı ilçelerinin ikinci derece; Akseki ile İbradi ilçelerinin üçüncü derece; Alanya, Gazipaşa ve Gündoğmuş ilçelerinin ise dördüncü derece deprem bölgesi olduğunu söyledi.

Yapı denetiminin zorunlu hale gelmesi konusunda konuşan Morıwaki  “2001’de 4708 sayılı ‘Yapı Denetim Kanunu’ yürürlüğe girdi. İlk etapta 19 pilot il belirlendi. Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Düzce, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ ve Yalova’da ilk olarak uygulanmaya başladı. Bunların dışındaki yerleşim yerlerinde denetim işlemi, “Teknik Uygulama Sorumluluğu (TUS)” sistemiyle yürütülmeye devam etti. Bu kapsamda birinci derece deprem bölgesi olduğu halde bugüne kadar yapı denetimi yapılmayan Amasya, Bartın, Burdur, Bingöl, Erzincan, Hakkâri, Isparta, Kırıkkale, Kastamonu, Kırşehir, Karabük, Kahramanmaraş, Manisa, Muğla, Muş, Osmaniye, Siirt, Şırnak, Van gibi illerde binalar yapı denetim şirketlerince denetlenmedi. 2011 yılı itibariyle de tüm Türkiye’de yapı denetim uygulanmasına geçildi” diye konuştu.

Morıwaki “Türkiye’de 20 milyonu aşan yapı stoğunun % 60’ı kaçak”

Japonya’da imar affının olmadığını ancak Türkiye’de olduğuna dikkat çeken Morıwaki, Türkiye’nin bina karnesinin zayıf olduğunu ifade etti. Morıwaki, Türkiye’de 20 milyonu aşan yapı stoğunun % 60’ının kaçak olduğunu söyledi.

Türkiye’de ve Japonya’daki mühendis ve mimarların arasındaki farklardan bahseden Morıwaki, “Türkiye’de mühendislik bölümü mezuniyet belgesi alan bir kişi mühendis olup imza yetkisine sahip olabiliyorken Japonya’da ise bir mühendis mezuniyet belgesinin aldıktan sonra iki yıl çalışıp ‘Ulusal Sınavı’ kazanmak zorunda ve bu sınavı Japonya’da geçme oranı 10% ‘dur” dedi.  

Türkiye ile Mecidiyeköy Viyadüğü İzlatör, Osmangazi Köprüsü, Marmaray için iş birliği yaptıklarını belirten Morıwaki, “Yurtdışındaki projeler için de iş birliği yapılacak. Japonya Ulaştırma Bakanlığı’ndan gelecek yetkililerle birlikte Türkiye’de bazı firmalar ziyaret edilecek” diye konuştu.

Eğitim ve tatbikatlar hakkında bilgi veren Morıwaki, yaşam üçgeninin önemine dikkat çekti. Morıwaki, “Deprem anında panik yapmayın ve yaşam üçgenini unutmayın, aile bireyleri ile acil durum planı yapın ve eşyalarınızı güvenli yerleştirin. Olası bir deprem anında su şişesi, toz maskesi, deprem çantası, ve düdük hazır olmalıdır” dedi. Morıwaki, Japonya’da hükümetin, devlet daireleri, okullar ve şirketler ile iş birliği yaptığını ve depreme yönelik eğitimler ile tatbikatların geliştirilmesi için çalışmalar yaptığını söyledi.

Radyo sisteminin büyük depremlerde iletişim bağlantısı için önemli olduğunu vurgulayan Morıwaki, “Büyük bir deprem meydana geldiğinde kablolu sistem telefon ve internet bağlantısı kesilir. Cep telefonu servis dışı kalır çünkü iletişim trafiğinde görülmedik bir şekilde artış yaşanır. Bu yüzden devlet ve belediyeler için özel radyo sistemine sahip olması gereklidir” diye kaydetti.

 “Türkiye’ de sismik izolatör ve güçlendirme daha fazla kullanılmalıdır”

“Türkiye’de sismik izolatör ve güçlendirme daha fazla kullanılmalıdır. Bu teknoloji binaların, yapıların, insan hayatının ve ülkenin korunmasına katkı sağlar” diyen Morıwaki, Japonya’da hastaneler, okullar, müzeler, devlet binaları vb. yerlerde sismik izolatör ve güçlendirmeye önem verildiğini ifade etti.  Morıwaki, bu sistemin Türkiye’de ise sadece hastanelerde kullanıldığını söyledi.

Sıfır bütçe ile basit afet yönetimi hakkında bilgi veren Morıwaki, “Evlerimizde tanklar v.s. ile su tedarik edelim. Muhafaza edilmesi kolay gıda, madde ve yararlı ögeleri streç film v.b. ile stoklayalım. Evimizde, yaşadığımız alanda, uyurken düşse de vücudumuza zarar vermeyecek şekilde mobilyaları düzenleyelim. Genel taşıma ulaşımı kullanılmadan geri dönüş metotlarını öğrenelim ve acil durumda ailemiz, arkadaşlarımız ile toplanma yeri belirleyelim. Ayrıca, çeşitli iletişim yolları kurulmalıdır. Ses iletişimi: Sabit telefonlar, cep telefonları İnternet üzerinden iletişim: İnternet  ağı (ADSL), cep telefonu (Blackberry) v.b. Doğal afette telefon, ADSL kullanılamaz hale gelmesi durumu düşünülerek, taşınabilir modem v.b. destek alınmalı. Fiziksel durum düşünülerek, sığınaklara tahliye olunmalıdır” diye kaydetti. 

Toplantı, soru ve cevap bölümün ardından ANSİAD Başkanı Akın AKINCI’nın Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Morıwaki’ye günün anısına Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan DAĞISTANLI’nın seramik kuşlarından birisini takdim etmesi ile sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

 

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD İKİ BAKANI AĞIRLADI

Dışişleri Bakanı & Antalya Milletvekili Mevlüt ÇAVUŞOĞLU ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri ERSOY, 23 Mayıs 2023 Salı günü Akra Otel’de gerçekleştirilen toplantıda Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın Yüksek Danışma Kurulu Üyeleri ve Sektör Temsilcileri ile bir araya geldi.

Toplantıya İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Candemir ZOROĞLU, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali BAHAR, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı & ANSİAD Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı Ali EROĞLU, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Abdullah ERDOĞAN, Antalya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Menderes TÜREL ve ATSO Meclis Başkanı Ahmet ÖZTÜRK katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI, “ANSİAD 33 senelik bir mazisi ile Antalya’da kurumsal yapısını tamamlamış hem şehrimizde hem bölgemizde etkin bir iş insanları derneğidir. Şu anda 178 aktif üyesi bulunmaktadır. 2022 verilerinin hazırlanmasına yönelik çalışmalar devam ettiği için sizinle şu anda 2021 verilerini paylaşabiliyorum. ANSİAD 33.489.463.905,72 TL toplam cirosu, 867.911.113,29 dolar toplam ihracatı ve 58.902 toplam istihdamı ile ülke ekonomisine katkı sağlayan bir dernektir.  Üyelerimiz arasında Türkiye’nin ilk beş yüzüne giren değerli sanayicilerimiz bulunmaktadır. Derneğimizin sekiz tane çalışma masası vardır. Bu çalışma masalarında farklı sektörlerden olan üyelerimiz çalışmalarını sürdürmektedir. Bu toplantıda sektör temsilcilerimizle beraber şu anda sizlerle olmaktan mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu. 

“Türkiye, krizi fırsata çevirmeyi başaran bir ülke oldu”

Ülkemizde son beş yılını turizm açısından incelediğimizde çok büyük krizlerin üs tüste geldiğini belirten Mehmet Nuri ERSOY “Antalya tarımın ve turizmin başkenti olan önemli bir ilimiz. Turizmin de lokomotifidir. Antalya’da en büyük sorunlarla karşı karşıya olduğumuz dönemlerde en büyük rekorları kırdık. Türkiye, krizi fırsata çevirmeyi başaran bir ülke oldu” dedi.

Terörün Türkiye sınırları dışına taşınmasının turizme kakı sağladığına dikkat çeken ERSOY, " İstikrarlı turizmin büyümesini sağlamak için 20 yılda önemli adımlar attık. Terörle mücadelenin sınırların dışına taşınmış olması bizim açımızdan ilk adım oldu” dedi.  Savunma sanayindeki yerli ve milli oranın yüzde 20'den yüzde 80'e çıktığının altını çizen ERSOY, salgın döneminde krizleri fırsata çevirdiklerini söyledi.

Sağlıktan ulaşıma kadar her alanda yapılan yatırımların turizm için önemli olduğunu hatırlatan ERSOY, “Türkiye, tanıtım politikasını değiştirdi. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı kuruldu. Bizde yeni ama dünyada tanıtım ajansı 100 yıl önce kurulmuş. 1919'da ilk İtalya'da kurulmuş. Biz 2019'da Türkiye'de hayata geçirdik. Ajansla birlikte Türkiye turizmde dünyada en yoğun ve en etkili tanıtım yapan ülke oldu açık ara. Türkiye 200'den fazla ülkede tanıtım yapıyor. Biliyorsunuz THY'nin 400'den fazla uçağı var. 330 noktaya direkt uçuş yapıyor. Dünyada hiçbir hava yolu, hiçbir havalimanı 330 noktaya direkt bağlı değildir” şeklinde konuştu.

ERSOY, konuşmasına şöyle devam etti "Dış politikada tarafsızlık ilkesine bağlı olmanız gerekiyor. O zaman tüm pazarlarda hava yolu trafiğiniz açık olur, 200 ülkeden turist almaya başlarsınız, pazar çeşitliğini yakalarsınız, bölgesel eşitsizliklerden en az etkilenen ülke olursunuz”

 “Amacımız turizm sezonunu 12 aya yaymak”

İstikrarın bugüne kadar devam ettirilmesinin öneminden bahseden ERSOY,” İstikrar devam ederse bu yıl koyduğumuz 60 milyon turist, 56 milyar dolar gelir hedefine rahatlıkla yetişiriz. 2028 için belirttiğimiz 90 milyon turist 100 milyar dolar gelir hedefine rahatlıkla gelebiliriz. Eskiden ütopik gibi gözüküyordu artık herkesin inandığı ulaşılabilir hedefler. Türkiye için geç kalınmış hedefler. Türkiye potansiyel olarak, diğer ülkelere göre kıyaslandığında en fazla turizm potansiyeli olan ülke. Sadece deniz, kum, güneş değil, arkeolojisi, tarihi her şeyiyle sadece Antalya'sı ile değil 81 vilayetiyle öne çıkıyor. Yeni yaptığımız politika ve gelişim programları sayesinde turizmi 81 vilayete yaymak istiyoruz. Ürün çeşitliliğini ilk etapta 50'ye çıkardık. Daha sonra aşamalı şekilde Türkiye 100 ürünle piyasaya lansman yapacak. Amacımız turizm sezonunu 12 aya yaymak, sezondaki kısıtlamaları da kaldırmak. Elimizde yeterli potansiyel var, yeterli ihtiyacı karşılayacak ürün var. Program dahilinde tanıtmamız gerekiyor” diye konuştu.

“Sayın Başkan ve ANSİAD’ın çok kıymetli üyeleri bugün sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyduğumu özellikle vurgulamak isterim” sözleri ile konuşmasına başlayan Mevlüt ÇAVUŞOĞLU, ANSİAD ile tanışma hikayesini katılımcılar ile paylaştı.  ÇAVUŞOĞLU, ayrıca ANSİAD’ın sanata, bilime, eğitime önem vererek farkını ortaya koyduğunu söyledi. Dünyanın her yerinde iş insanlarının önünü açmanın, ekonomi diplomasisinin önceliklerinden olduğunu anlatan ÇAVUŞOĞLU, istikrarla birlikte ülkeye küresel sermayenin gelmesinin önemine dikkat çekti.

 “Afrika'nın uyandığını tüm dünya görüyor”

Ticaretle ilgili yaptıkları çalışmalardan bahseden ÇAVUŞOĞLU, “Kabuğumuza çekilen değil, dünyaya açılan bir ülkeyiz çünkü dünyanın her yerinde fırsatlar var. Bu fırsatları değerlendirmek için de açılım politikalarımız var. Bir bölgesel, kıtasal açılım, iki misyon sayımızın tüm dünyaya yayılması. 260 misyonla dünyada diplomatik misyon sayısı bakımından beşinci sıraya yükseldik. Bunun ticaretimize çok önemli katkı yaptığını görüyoruz. Merkez Bankasının araştırmasına göre, ortalama yüzde 26,7 ihracatımız artmış bu ülkelere. Afrika'nın uyandığını tüm dünya görüyor. Aslında rekabet Afrika'da. Bizim oraya girmemizden çok rahatsız olanlar oldu, şimdi gerek Fransa gerekse Amerika bizimle istişareleri de başlatmak istedi, başlattık, iş birliği yapmak istiyoruz. Amerika, Afrika'da son zamanlarda Çin'i dengelemek istiyor. Bunun için Türk firmalarıyla yakından çalışmaya başladılar. Müthiş bir rekabetin olduğu Afrika'da 44 büyükelçiliğimiz var. 4 milyar olan ticaretimiz şimdi 40 milyar dolara çıktı. Bunu daha da artıracağız. Bu sene 50 milyar dolara ulaşacağımıza inanıyoruz” dedi.

Asya açılımı sonrası 2019'dan bu yana Asya ile olan ticaretin yüzde 40 arttığına dikkati çeken ÇAVUŞOĞLU, vize kolaylığı ve iş adamları ile taşımacıların önündeki engellerin kaldırılmasının önceliklerinden olduğunu vurguladı.

ÇAVUŞOĞLU, konuşmasına şu şekilde devam etti “Schengen Visas"ın (Şengen Vize) henüz yürürlüğe girmediğine değinerek, "72 kriterden 66'sını yerine getirdik. Interpol ile iş birliği konusu da çözüldü. 67 oldu, 5 kriter kaldı. Son 4-5 yıldır AB, gerçekleştirilen kriter sayısı arttıkça bizden uzaklaşmaya başladı. Geri kalan kriterleri müzakere etmiyor. Tıpkı Karadağ'ın, tüm fasılların kapanış kriterlerini yerine getirmesine rağmen genişlemeye karşı ülkeler sebebiyle o fasılların kapatılması toplantılarını geciktirdikleri gibi. Bunun peşinde olacağız”.

“Sefer düzenlenen ülke ve destinasyon sayısı her geçen gün artıyor”

Salgın döneminde Türkiye'nin güvenli tedarik zincirinde başarılı bir ivme yakaladığının altını çizen ÇAVUŞOĞLU, bunu gerek savunma gerekse diğer alanlarda iyi değerlendirmek gerektiğini söyledi.

Dünyanın her yerine THY'nin uçuşlarını artırmanın turizm ve iş dünyası açısından önemli olduğunu ifade eden ÇAVUŞOĞLU, "THY uluslararası destinasyon bakımından, iç hat uçuşlarını dahil etmezsek, dünyada birinci sırada. Sefer düzenlenen ülke ve destinasyon sayısı her geçen gün artıyor" dedi.

Dünyadaki gelişmelerin iyi okunması gerektiğinin altını çizen ÇAVUŞOĞLU, şöyle konuştu: “100 yılda yaşanan bir kırılma noktasını yaşıyoruz. Kırılganlıklar, gerginlikler devam ediyor, istikrarsızlık artıyor, savaş yanı başımızda. Kim derdi Avrupa'nın ortasında bir savaş olacak. Diğer taraftan salgın bize bir şey öğretti, bundan sonra da salgınlar olabilir hazırlıklı olmamız gerekiyor. İklim değişikliği gerçek, enerji krizi giderek derinleşiyor. Tahıl anlaşmasıyla biz dünyayı rahatlatsak da gıda krizinin kaçınılmaz olduğunu uzmanlar söylüyor. Düzensiz göçmen meselesi artarak devam eden bir sınama."

İsviçre'de ve ABD'de bankacılık sektörünün yaşadığı sıkıntılara değinen ÇAVUŞOĞLU “Fransa'daki gösterilerin yükseldiğini, Amerikan ekonomisine güvenin azaldığını söyledi. Avrupa'nın dışa bağımlılığının artmaya başladığına dikkati çeken ÇAVUŞOĞLU, Türkiye'nin dünyada arabuluculukta marka olduğunu vurguladı. Normalleşme sağlanan ülkelerle ciddi iş birliği yapılmasının önemine işaret eden ÇAVUŞOĞLU, Mısır'dan sonra Yunanistan ile ortam yakaladıklarını, iki ülkenin seçim atmosferinde ilk defa retorik olmadığını söyledi.

 

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD VE ANTEV AFETZEDE ÖĞRENCİLER İÇİN KONSER DÜZENLEDİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) & Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV) iş birliği ile 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen iki büyük depremden etkilenen afetzede üniversite öğrencileri yararına ANSİAD Çok Sesli Korosu Bahar Konseri düzenlendi.

11 Mayıs Perşembe günü Atatürk Kültür Merkezi (AKM)’de gerçekleşen ve ANSİAD üyeleri, eşleri ve yakınlarından oluşan  ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun bahar konserine Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen ÖZKAN, Muratpaşa Belediyesi Başkan Yardımcısı Hüseyin SARI, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Ahmet ÖZTÜRK, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı & ANSİAD Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı Ali EROĞLU, BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah ERDOĞAN, Antalya Teknokent A.Ş. Genel Müdürü Dr. İbrahim YAVUZ ve çok sayıda ANSİAD Üyesi ile davetli katıldı.

Konserin açılış konuşmasını yapan ANTEV Yönetim Kurulu Başkanı & ANSİSAD Yönetim Kurulu Üyesi Sarper DERMUT, ANTEV’in kuruluş hikayesinden bahsetti.  DERMUT, “ANTEV 1992 yılında ANSİAD Eğitim Komisyonu üyeleri tarafından kurulmuş ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Ticaret Borsası (ATB), Antalya Sanayici ve İş İnsanları (ANSİAD) ve kurumsal üyelikleri ile vakıf mütevellisi olmuştur” dedi. 

“ANTEV 184 üniversite öğrencisini okutuyor”

ANTEV’in burs hizmetleri ile 184 üniversite öğrencisini okuttuğunun altını çizen DERMUT, “Ayrıca mutlu gün, cenaze vb. organizasyonlarda da çelenk hizmeti vermekle beraber Cumhuriyetimizin 100. yılında ulu önder Atatürk’ün ışığında vakıf hizmetine devam etmektedir” şeklinde konuştu.

ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun ise 6 yıl önce ANSİAD üyeleri, eşleri ve yakınlarından oluşan ANSİAD Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü tarafından kurulduğunu söyleyen DERMUT, “Çok Sesli Koromuz ANSİAD yılsonu balosu ve ANSİAD Yaz’a Merhaba konserlerinde sahne almıştır” diye konuştu. DERMUT, “Antalya Filarmoni Derneği iş birliğinde devlet ilkokullarındaki müzik eğitimi için okullara 10’un üzerinde piyano alınmıştır, şu anda da gönüllü müzik öğretmenleri ile yetenekli çocuklara ders imkânı sağlanmaktadır” dedi.

“Depremin restorasyon aşamasındayız”

Altı sene önce kurulan ANSİAD Çok Seli Korosu’nun bugüne kadar çok ciddi çalışmaları olduğunu belirten ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI, “Bu koro bu akşam ilk defa sizlerin karşısında konser verecek. Bu yüzden çok anlamlı bir konser olacak. 6 Şubat saat 4:17’de bir deprem oldu ve her şey değişti. 11 kentte sayısı binleri aşan vatandaşımız hayatını kaybetti. Çok sayıda vatandaşımızın hayatları değişti ve umutları bitti. Psikologların söylediği dört aşamayı her beraber yaşadık. Bu süreçte önce hep birlikte şoka girdik, öfke duyduk ve yas tuttuk. Şimdi depremin restorasyon aşamasındayız. Fiziki ve psikolojik kayıplar var. Bu restorasyon uzun bir süre devam edecek ve bu restorasyonu ülke olarak kurumlarımızla hep birlikte yapmak zorundayız. Ve en önemli sorunlardan bir tanesi de eğitimdi.  Depremin ardından ANSİAD olarak dört kişilik bir deprem yardım komitesi oluşturduk ve Sarper DERMUT’un da desteği ile ANTEV ile birlikte eğitim üzerine ne yapabiliriz diye düşündük? ANTEV ile iş birliği yaparak ANSİAD Çok Sesli Koromuz ile birlikte bahar konseri düzenleyeme karar verdik. Bu konser ile Akdeniz Üniversitesi’nde eğitim gören afetzede öğrencilere burs imkânı sağlamayı amaçladık ve öğrencilerin ihtiyaçları belirlenmesi için Akdeniz Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Özlenen ÖZKAN ile görüştük” dedi. Bu sürece destek olan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen ÖZKAN’a teşekkür eden AKINCI, hedeflerinin 150 öğrenciye 12 ay burs vermek olduğu söyledi. AKINCI, ayrıca afetzede öğrencilere ANSİAD Üyeleri ile birlikte mentorluk desteği vererek öğrencilere staj ve ihtiyaçları olması takdirde psikolojik destek de vermek istediklerini söyledi. AKINCI ayrıca, konserin hazırlık sürecinde ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun hazırlanmasına destek olan AKANT Okulları’nın sahipleri Sarper DERMUT ve Ayşegül DERMUT’a teşekkür etti.

“Akdeniz Üniversitesi olarak depremde 20 öğrencimizi kaybettik”

“Asrın felaketi olarak anılan Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden üç ay geçti ve acımız hala taze. 50 bin kişi yaşamını yitirdi. Akdeniz Üniversitesi olarak depremde maalesef 20 öğrencimizi kaybettik” diyen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen ÖZKAN, konuşmasını şu şekilde sürdürdü, “Her biri Türkiye’mizin geleceği pırıl pırıl gençlerdi. Bir kez daha hem öğrencilerimize hem de diğer tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet yakınlarına da baş sağlığı ve sabırlar diliyorum. Böyle zor zamanlarda nasıl ayakta durabiliriz? Tabii ki el ele vererek, güç birliği yaparak. Bunun en güzel örneklerini milletimiz tek yürek olarak gösterdi. Ülke genelinde başlatılan yardım kampanyasına bizlerde Akdeniz Üniversitesi olarak, ivedilikle dahil olduk. Depremin olduğu gün arama kurtarma ekibimiz üniversitemizin itfaiye aracı ile yola çıktı. Akabinde iki adet yardım tırı ile bölge insanımızın yardımına koştuk. Burada gerek afet bölgesinde özveriyle çalışan personelimize gerekse yardım faaliyetlerine katılan öğrencilerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.
 

“Bu ülkeye omuz omuza vermek çok yakışıyor”

Deprem bölgesindeki afetzede öğrencilerini ziyaret ederek onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek ve bir nebze olsun acılarına ortak olmak için bölgeye gittiklerini söyleyen ÖZKAN, “Depremi yerinde görmek, yaşananların boyutunu anlamak için inanın çok etkili. Orada öğrencilerimizle görüştük. Her birine yalnız olmadıklarını hissettirdik, geçmiş olsun dileklerimizi ve dileklerimizi ilettik. O kadar memnun oldular ki, yüzlerindeki gülümsemeyi, gözlerindeki Işıltıyı görünce ‘İyi ki gelmişiz’ dedik. Biz birlikteyken; el ele, gönül gönüle verdiğimizde çok güzeliz. Bu ülkeye omuz omuza vermek çok yakışıyor. Bugün de yine güzel bir dayanışma örneği sahneliyoruz. Şehrimiz iş dünyasının güzide temsilcisi ANSİAD ve eğitim gönüllülerinin buluştuğu ANTEV’in katkısıyla düzenlenen bu bahar konseri için emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Sayın Akın AKINCI’nın nezdinde ANSİAD’a, Sayın Sarper DERMUT’un nezdinde ANTEV’e, konserde tüm emeği geçenlere ve tabii ki kıymetli sanatçılarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Konser, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI’nın koro şefi Osman Gazi AKÇALI, Sarper DERMUT ile Ayşegül  DERMUT’a konsere katkılarından dolayı çiçek takdimi ile sona erdi.

  

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD ÜYELERİNE “KİŞİSEL VE KURUMSAL İMAJ YÖNETİMİ” EĞİTİMİ VERİLDİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 2023 yılı 8. Olağan Toplantısı 9 Mayıs Çarşamba günü Akra Otel’de gerçekleşti. Toplantı başkanlığını Unittar Tarım Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin sahibi & ANSİAD Üyesi Ali BAL’ın yaptığı ve Bay Protokol İhsan Ataöv Eğitim, Danışmanlık ve Organizasyon Şirketi Sahibi & Protokol ve Kurumsal Nezaket Kuralları Uzmanı İhsan ATAÖV’ün konuk olduğu toplantıda ANSİAD Üyelerine “Kişisel ve Kurumsal İmaj Yönetimi” eğitimi verildi.

Açılış konuşmasını yapan Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI, “ANSİAD olarak stratejik planımız arasında yer alan eğitimlerden bir tanesi olan bu eğitimi sizlerden gelen istek üzerine bugün gerçekleştiriyoruz. Bu eğitimi vermek için bugün bizimle bir arada olan İhsan ATÖV’e teşekkür ediyorum” dedi.

“Doğru kişi için oy vermek esas vatandaşlık görevidir”

AKINCI, konuşmasını şu şekilde sürdürdü, “14 Mayıs’ta hep birlikte ülkemizin Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli seçimini yaşayacağız.  Hep birlikte diyorum çünkü Türkiye hafta sonu bir tercih yapacak. Bu süreci ülke olarak gerginlik, kırgınlık olmadan ve birbirimizi çok fazla yıpratmadan yaşayacağımızı umuyorum. Klasik bir laf var ‘Oy vermek vatandaşlık görevidir’ diye ben buna katılmıyorum ve sadece oy vermenin vatandaşlık görevi olması için yeterli olmadığını düşünüyorum. Bence yanlış kişiye geçit vermemek ve doğru kişi için oy vermek esas vatandaşlık görevidir diye düşünüyorum.Tabii ki hepimizin dünya görüşleri olacaktır. Herkesin doğruları kendilerine göre vardır; ancak evrensel kurallar da var. Mutlu bir ülke olmak adına haktan, hukuktan, siyasi ahlaktan, bilimden, sanattan, estetikten, çağdaşlıktan, saygıdan, hoşgörüden, güler yüzden, vicdandan, huzurdan, barıştan ve özgürlükten yana oy vermek bence bu şuru geliştirmek asıl vatandaşlık görevidir diye düşünüyorum. Değerli arkadaşlar, ülkemizde çok sayıda politikacı ve parti var ancak bizlerden, geleceğimizi oluşturacak gençlerimizden birer tane var ve birer tane ömrümüz var. Bu hayatı doğru insanların yönteminde insan gibi yaşamak için doğru oy vermek zorundayız. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta bakın şu şekilde söylüyor: ‘Her millet icraatını kabul ettiği hükümetin mesuliyetini de ortaktır’. Bu seçimi inşallah ülkemiz adına en iyi şekilde atlatırız”.

ANSİAD’ın konuğu İhsan ATAÖV’ün Antalyalı olmasının kendisini gururlandırdığını belirten ANSİAD Üyesi Ali BAL, bu nedenle toplantının başkanlığını yapmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. İhsan ATAÖV ve ailesi hakkında Antalya’nın Gazipaşa ilçesindeki anılarından bahseden BAL, teşekkür ederek sözü toplantının konuğu İhsan ATAÖV’e bıraktı.

Protokol ve Kurumsal Nezaket Kuralları Uzmanı İhsan ATAÖV, “Bir Gazipaşalı olarak bir Antalyalı olarak kıymetli başkanlarımı, siz çok kıymetli ANSİAD Üyelerini ve misafirlerimizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. ANSİAD ailesiyle bir araya gelmek beni inanılmaz mutlu etti. Böyle bir yapı ile geç tanıştığımı ve buluştuğumu düşünüyorum ama önemli olan bir araya gelebilmekti. Bu konuda vesile olan herkese teşekkür ederim. Burada ANSİAD üyeleri ile tanıştığımda çok kuvvetli bir vizyon ve kurumsallığı hissettim. Aynı zamanda ikinci jenerasyona, ileride temsili devralacak gençlerimize verilen önemi onları bu eğitime çağırarak göstermeleri benim adıma önemliydi. Başkanımıza ve yönetim kurulumuza vesile oldukları için ayrıca teşekkür ederim” şeklinde konuştu.

“İmaj ve temsil bir bütündür”

İş dünyasını temsil eden iş insanlarına tavsiyelerde bulunan İhsan ATAÖV, imajın ve temsilin bir bütün olduğunu söyledi. ATAÖV, “Sadece etkili ve güzel konuşmanız, güzel giyinmeniz, resmi giyinmeniz yetmez. Sadece diplomatik anlamda beden diline sahip olmanız yani güçlü beden diline sahip olmanız da yetmez.  Bunların hepsi bir bütündür. Resmi giyinip resmi konuşmalıyız. Üslup ve hitabımız ile beden dilimizin kuvvetli olmasına dikkat etmeliyiz. Ayrıca; doğru tokalaşma, doğru karşılayıp uğurlama, kartvizitimizi doğru verme, yemeklerde doğru hareketler kullanma, doğru cümlelerle konuşma dikkat etmemiz diğer noktalar. En önemlisi bu bütünü tanımladıkça kendimizi temsil ederken yukarı çıkacağız” dedi.

Toplantı, soru ve cevapların ardından ANSİAD Başkanı Akın AKINCI, İhsan ATAÖV’e günün anısına Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan DAĞISTANLI’nın seramik ‘Kuşları’ndan biri olan hediyesini takdim etti.

 

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ÖĞRENCİLER "GENÇ GİRİŞİMCİLER FİKİR MARATONU"NDA BULUŞTU

Habitat Derneği ve UNICEF ortaklığında yürütülen ‘Geleceği Eşitle Projesi’ kapsamında Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Antalya Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen "Genç Girişimciler Fikir Maratonu" 24-25-26 Nisan 2023 tarihlerinde Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’nde gerçekleşti.

Antalya’da bulunan Anadolu lisesi, fen lisesi ve mesleki liselerinden oluşan toplam 16 okuldan 65 öğrencinin katıldığı Genç Girişimciler Fikir Maratonu’nda öğrencilere temel girişimcilik, sürdürülebilirlik, iklim krizi ve afet yönetimi iyi uygulama örnekleri ve yalın kavas konularında eğitim verilirken öğrenciler ayrıca Thinking Turkey & Piksel Akademi’nin kurucusu Emrah KOZAN’dan tasarım odaklı düşünme eğitimi aldılar. ANSİAD Şeref Üyesi Ali BIDI ile ANSİAD’ın paydaşları TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Funda YÖRÜK, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm KILDAN, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan HANÇER ve AB Merkezi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ayça BAĞCI ise öğrencilere iş fikirleri için mentorluk desteği verdi.

Genç Girişimciler Fikir Maratonu’nun açılışına ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin BÖCEK, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi İlhan KARAKAYA, Habitat Derneği Girişimcilik Programı Direktörü Fatih GÖRÜNÜ’nün yanı sıra proje ortaklarının temsilcileri katıldı.

“Girişimcilik yolunda sabır ve vazgeçmemek çok önemli”

ANSİAD Başkanı Akın AKINCI yapmış olduğu açılış konuşmasında söze Antalya’ya ‘Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’ni kazandıran Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin BÖCEK’e teşekkür ederek başladı. AKINCI “Sevgili gençler, öncelikle şunu belirtmek isterim ki ANSİAD bu girişimcilik ile ilgili 25 senedir iş dünyasını temsil eden öncü bir SİAD’dır. Burada olan her genç kendisini şanlı görmelidir, çünkü bu üç günün sonunda çok güzel deneyimlerle ayrılacaksınız. Bir kere şu var: Girişimcilik ile ilgisi olan arkadaşlar burada bu üç günün sonunda kendi fikirlerine artı katarak çok geniş fikirlere sahip olacaklar. Bununla ilgili bir de şöyle bir şansınız var. Habitat Derneği’nin  Türkiye’nin sekiz şehrinde yapacağı bu projenin içinde Antalya’nın da bulunması çok önemli bu yüzden kendinizi şanlı sayabilirsiniz. Değerli arkadaşlar, dünyanın ne kadar değişken olduğunu en iyi siz biliyorsunuz. İş dünyasını temsil ederek şunu söyleyebilirim. Nakit olan geleneksel sermaye artık başka bir boyuta geçti. Sermaye artık fikirlerinizde. Bütün işler de sizlerin elinde. Bizler sizlere iş birliklerimiz ile birlikte sadece farkındalık yaratıyoruz. Şunu önemsemenizi rica ediyorum bizler kendi işlerimizin yoğunluğu arasında sizlere değer verdiğimiz için bugün buradayız çünkü sizlerden başka değerlerimizi emanet edebileceğimiz başka neslimiz yok. Atatürk’ün yol açtığı çağdaş ve aydınlık bir Türkiye istiyorsak bu noktada ancak sizlerle ilerleyebiliriz. Girişimcilik yolunda sabır ve vazgeçmemek çok önemli. Bu yönde yolunuzun açık olmasını ve kılavuzunuzun da Mustafa Kemal Atatürk olmasını istiyorum. Hepinize başarılar diliyorum” dedi.

“Cumhuriyeti sizler yüceltecek ve yaşatacaksınız”
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin BÖCEK, yapmış olduğu açılış konuşmasında “Geleceğimizin teminatı dediğimiz gençlerimizle gençlik merkezimizde Gençlik Maratonu’nda aranızda olmak benim için son derece önemli. Gençlik merkezlerimizin olacağı ve onlarla beraber ortak alanlarda çalışmalar yapacağımızı hep söylemiştik ve bunların hepsini sıra sıra gerçekleştiriyoruz. Bugünde böyle çok anlamlı bir maratondayız. Öncelikle başarı dileklerimi iletiyorum. Cumhuriyeti biz kurduk ama sizler yüceltecek, yaşatacaksınız. İşte bizim gençlik bu. Gelecekle ilgili onların fikri önemli, demokrasi kazanacak ve yine baharlar gelecek” şeklinde konuştu.

“Antalya’yı Bahçeşehir Koleji Antalya Konyaaltı Kampüsü temsil edecek”
Genç Girişimciler Fikir Maratonu’nun üçüncü gününde takımlar “İklim Krizi,” “Sürdürülebilirlik,” “Afet Yönetimi” konularında sosyal etki odaklı çözüm önerileri geliştirmek için hazırladıkları iş fikirlerini ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan ÖZBEK, Yönetim Kurulu Üyeleri Sarper DERMUT, İlhan KARAKAYA, ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık YARGIN ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman ATASOY’dan oluşan jüri üyelerine sundular. Jüri üyelerinin oylaması sonucu 2-4 Haziran'da Ankara'da düzenlenecek olan Geleceği Eşitle Genç Girişimciler Fikir Maratonu’nda Antalya’yı temsil etmek üzere Bahçeşehir Koleji Antalya Konyaaltı Kampüsü öğrencilerinden oluşan takımın “Cebinizdeki mutfak asistanınız” Foodoo isimli projesi seçildi. Genç Girişimciler Fikir Maratonu’nda ülke çapında dereceye girecek olan ilk iki takım, Global GenU Youth Challenge’a katılma şansı elde edecek.

Etkinliğin son gününde gerçekleştirilen kapanış konuşmalarında Habitat Derneği Girişimcilik Programı Direktörü Fatih Görünü, “Gerçekleştirdiğimiz ortaklıklarla uzun yıllar yürüttüğümüz bu süreç güzel işler doğuruyor ve sizlerle tanışmamıza vesile oluyor. Benim bu program çerçevesinde gözlemlediğim şey herkes fikirlerinin arkasında durdu. Çalışırken, tartışırken, konuşurken ve mentorluk yaparken bu benim için çok değerli. Bugün burada sürdürebilirlik, iklim krizi ve afet yönetimi konularını tartışıyoruz. Hepimiz dertli insanlarız ve dert ortağıyız. Bugün bunun için yarın başka güzel konular için geleceğimizi tartışacağımızdan ve güzelleştireceğimizden hiç şüphem yok. Sizleri tanıdığım için çok memnun oldum. Çok teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız ve iyi ki geldiniz” diye konuştu. 

“Teknoloji, dijitalleşme, yazılım üzerine yoğunlaşın”

ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık YARGIN “Sizleri dinlerken hepiniz ile ayrı ayrı gurur duydum. Tavsiyelerde de bulundum. Teknoloji, dijitalleşme, yazılım üzerine lütfen yoğunlaşın. Hepiniz pırıl pırıl gençlersiniz. Burada sizlerle olmak şahneydi. Ayrıca, Habitat Derneği’nin yerel ortağı olmaktan çok mutluyum. Sizlerle yolculuğumuz devam edecek. Bizleri sizler takip edin her sorunuza cevap bulacaksınız. Beraber bu yolculuğu yapalım. Hepinizi tek tek kutluyorum ve sevgiyle kucaklıyorum” dedi.

“Hepinizi tebrik ediyorum ve sizlere ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI’nın selamını iletiyorum” diyen ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi İlhan KARAKAYA “Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne, Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne ve Habitat Derneği’nin değerli çalışanlarına bu organizasyona katkılarından dolayı teşekkür ederim. Hazırlamış olduğunuz projelerinizin hepsi başarılıydı ve puanlar birbirine çok yakındı.  Sizlerden durmadan yeni projeler üreterek çalışmaya devam etmenizi istiyoruz. Hepinizi tebrik ederiz” şeklinde konuştu. 

Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik Hizmetleri Şube Müdürü Hayat Ekici GURKAN  ise “Güzel bir yoldu ve güzel bir adım attınız. Burada üç gün boyunca bulundunuz ve yeni deneyimler kazandınız. Güzel adımlar atıldı ve bunun devamının geleceği düşünüyorum. Burada yeni etkinlikler yapmaya devam edeceğiz. Ben bu vesile ile bizimle iş birliği yaptıkları için Habitat Derneği’ne ve yerel ortağımız Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’a çok teşekkür ediyorum. Sizlere, sizinle bir araya gelmekten mutlu olan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin BÖCEK’in selamını iletiyorum” dedi. 

 

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD’IN 7. OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU TAİDER OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 2023 Faaliyet Dönemi 7. Olağan Toplantısı 25 Nisan Salı günü Akra Otel’de gerçekleşti.

‘Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Deneyimleri’ temasıyla düzenlenen ve toplantı başkanlığını Koltucks Mobilya Ltd. Şti.‘nin sahibi, ANSİAD Üyesi Derya DALMAZ’ın yaptığı toplantının konukları CRYOCAN Yönetim Kurulu Başkanı, Önceki Dönem TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Tekin URHAN; Batı Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Üyesi, TAİDER Üyesi Feyyaz ÜNAL ile Şentaş Tarım Ürünleri Kalite ve Kurumsal İşler Müdürü ve Yönetim Temsilcisi, TAİDER Üyesi Temel Aycan ŞEN oldu.

Toplantının açılışını yapan ANSİAD Üyesi ve toplantı başkanı Derya DALMAZ, “Ülke olarak her gün yeni bir gündeme uyanıyoruz ama hiçbir gündemin 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen iki büyük depremi unutturmasına izin vermememiz gerekiyor. Önümüzdeki günlerde çok heyecanlı bir seçime gidiyoruz. Burada da sizlerin sağ duyunuzu kullanmanızı ve vatandaşlık görevinizi yerine getirmenizi rica ediyorum. Son olarak, her zaman sağ duyulu davrandıkları için ANSİAD Üyesi olmaktan gurur duyuyorum ve başkanımız nezdinde herkesi tebrik ediyorum” dedi.

“Aile şirketleri Türkiye milli gelirinin % 90’ını temsil ediyor”
TAİDER Önceki Dönem Başkanı Tekin URHAN, “Aile şirketi demek oy haklarının en az %25’i aileye ait olan şirket demektir. Konu aslında tamamen hissedarlıkla bağlantılıdır. Diğer bir değişle hissedarlık kavramı şirketin kime ait olduğunu belirleyen bir kavramdır. Bir yönetim biçimi değildir” dedi. Aile şirketlerinin özelliklerinden bahseden URHAN, “Aile şirketlerinde hisselerin büyük çoğunluğu aileye ait olması nedeniyle genel kurulda seçme kontrolü hissedar aile üyelerinin elindedir. Hissedar aile üyeleri stratejik kararlar konusunda merkez merci olmakla birlikte şirkette genelde farklı nesiller birlikte çalışmaktadır.” dedi. URHAN, konuşmasına şu şekilde devam etti, “AB raporlarına göre dünyada var olan şirketlerin % 50’si, Amerika’daki şirketlerin % 90’ı, Fortune 500’e göre dünyadaki en büyük ve başarılı şirketlerin % 40’ı aile şirketidir. Aile şirketlerinin ortalama ömrü 25 – 30 yıldır. Türkiye’de aile şirketlerinin ortalama ömrünün ise 25 yıl olduğu belirtilmektedir. Aile şirketleri Türkiye milli gelirinin % 90’ını temsil ediyor. Türkiye’de % 75 - 80 civarında aile şirketi bulunuyor. Bunların % 38’inin birinci, % 47’sinin ikinci, % 13’ünün üçüncü, % 2’sinin dördüncü ve daha sonraki nesillerden aile bireylerine ait olduğu çeşitli kaynaklarda yer alıyor”.

Aile şirketlerinin güçlü yönlerinden bahseden URHAN, aile şirketleri aile fertleri arasındaki güven sebebiyle hızlı karar verebilme yeteneğine sahip olduğunu söyledi. URHAN, “Aile şirketleri, değişen dünyaya daha hızlı uyum sağlıyor. Markanın itibarini ve ürün kalitesini kendi aile değerleri ve itibarları arasında gördükleri için şirketlerine sıklıkla yatırım yapmaya çalışıyor. Elimizdekilerin hepsini şirkete yatırmaya çalışıyoruz çünkü işimizi sürekli daha güçlü hale getirmek istiyoruz. Aile şirketlerinin güçlü yanları olduğu kadar zayıf yanları da var. En temelinde bir kere sürdürülebilirlikte ciddi bir sıkıntı var. İkinci kuşağa geçerken şirket çok ciddi anlamda erozyona uğruyor. Finansal yapı ve iç kontrol ortamının yetersizliği, liderlik ve güçlü insan kaynağına ulaşamama ve elde tutamama, inovasyon rekabeti, aile ve şirket ilişkilerinde çatışmalar, yönetim karmaşıklığı gibi ciddi sıkıntılar var. Bu çatışmaları yönetmekte ne yazık ki güçlü davranamıyoruz” diye konuştu. 

“Kurumsallaşma başlamazsa problemler başlar”
Aile şirketlerinde kurumsallaşmanın önemine dikkat çeken URHAN, kurumsallaşma başlamazsa problemler başlamaya başlar. Kurumsallaşma bir işletmenin faaliyetlerini bireylere bağlı kalmadan sürdürebilmesi için gerekli tüm alt yapıların kurulması anlamına geliyor. Başka önemli bir tanım da kurumsallaşma ailenin ve işletmenin adillik, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve sorumluluk ilkelerine bağlı olmasını istiyor. Bir de aile anayasası ile hissedarlık sözleşmesi birbirine karıştırılabiliyor. Aile anayasası niyeti ortaya koyarak kurallar ile birbirimizle olan ilişkilerimizi düzenlememizi sağlıyor. Hissedarlık sözleşmesi ise ortaklıktaki temel kuralları bağlayıcı bir biçimde ortaya koyuyor” diye konuştu. URHAN ayrıca, “Markalaşma ve inovasyonun önem vermediğimiz anda çok büyük firmaların ne yazık ki silinip tarih sahnesine adını yazdırdığını görüyoruz” dedi. 

“Şirketimizde Anayasa yok ancak anayasaya giden yolda başka çözümler ürettik”
İş hayatındaki tecrübelerinden örnekler vererek aile şirketlerinin gelişim ve kurumsallaşma sürecinden bahseden Batı Anadolu Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi, TAİDER Üyesi Feyyaz ÜNAL, “Şirketimizin, 55 yıllık bir hikayesi var ve 4500 ortakla kuruldu. Çok ortaklı bir şirket. Her zaman profesyoneldi. Anayasa yok ancak anayasaya giden yolda başka bir çözüm bulduk. Kurumsallaşma için bir proje düzenledik ve altı ay içinde önce içeride çalışanların % 25’i ile teke tek mülakatlar gerçekleştirdik. Dışarıdaki paydaşlar, tedarikçiler ve bayiler sektördeki diğer firmalarla teke tek mülakatlarla bir de bunu rakamsal ve finansal analizlerle destekleyip şirketin son 10 yılda nereden nereye geldiğini eksikleri ve fırsatlarının ne olduğunu, geliştirmeye açık alanlarının ne olduğunu tespit ettiğimiz bir çalışma sürdürdük. Bunun sonunda kurumsallaşmada bizim şirkette eksik üç ana başlık çıktı.  Bir tanesi bilgi sistemleriydi, bütçe yoktu ve bütçe yaptık. Bir kurumsal kaynak planlama programımız vardı fakat günün koşullarına hizmet etmiyordu onu değiştirdik. PC’lerden thin clientlara döndük bilgi sistemleri masraflarını azalttık. Kamyonların giriş çıkışında plakaları okuyan bir otomasyon sistemi getirdik. Faturalar yığılıyordu, herkes tek tek imza atıyordu onları otomatik imzalı matbaadan çıkar hale getirdik. Yıllar içerisinde buna benzer bilgi sistemleri tarafındaki iyileştirmelerle şirketlerin iç süreçlerini rahatlatmaya ve yöneticilerin daha katma değer ve daha kara dokunacak işler yapmasını sağlamaya çalıştık” şeklinde konuştu.

“Şirketi insanlara değil sisteme bağlı çalışır hale getirdik”
“Şirketi insanlara değil sisteme bağlı çalışır hale getirdik” diyen ÜNAL, “İşe giriş, mülakat sistemi ve görev tanımlarını baştan aşağı gözden geçirdik. Organizasyon şemasının çizdiğimizle uyguladığımızın birebir örtüşmesini sağladık. Yetki limitlerini gözden geçirdik ve güncelledik. Şirket içinde performans yönetim sistemini kurduk. Eğitim sistemi kurduk ve çalışanlarımızı eğitmeye başladık. O güne kadar yapılmamış bir düzendi. Son olarak da pazarlama tarafında yeni ürün geliştirdik, müşterileri dinledik. Müşterilerin istediklerine göre ürünleri revize ettik ve bayi performans geliştirme sistemi kurduk. Bayilerin o güne kadar ki performanslarını finanse olarak inceleyip izleyip onu iyileştirebileceğimiz bilgi sistemleri ile de bağlantılı bir düzenek haline getirdik. Bunları niye anlattım? Bunlar şirketin insana değil sisteme bağlı yönetilmesi için yani kurumsallaşması için şirket içindeki eksikliklerdi ve bunları gidermek için zaman içerisinde aşağı yukarı 7 yılımızı harcadık. Şirketi insanlara değil sistemlere bağlı çalışır hale getirmek kurumsallaşma yolunda atılabilecek en doğru adımlardan birisidir” diye konuştu. ÜNAL, Bu 55 yıllık süreçte 4500 kişinin yer aldığı bu hikâyede olumlu olumsuz bir sürü hikaye yaşadık. 4. Nesilim ve her nesil geçişinde ve her neslin yönetimde olduğu dönemde biz birer tane kalp krizi yaşadık” dedi.

“Liderin ileri görüşlü ve vizyon sahibi olması gerekmektedir”
“Aile şirketlerinde; aile ilişkilerini, iş ilişkilerini, dünyanın zorlukları ve Türkiye’nin bitmeyen zorluklarını ailecek sürdürmenin zorluklarından bahseden Şentaş Tarım Ürünleri Kalite ve Kurumsal İşler Müdürü ve Yönetim Temsilcisi, TAİDER Üyesi Temel Aycan ŞEN, “Dedem, bizlere liderlik, ileri görüşlülük, ufuk ve vizyon sahibi olmanın örneğini vermiştir. Bir aile şirketinin uzun ömürlü olması için böyle bir liderliğe ihtiyaç var ama bu liderlik nesiller arasında zaman içinde değişecektir; ancak her gelen yeni liderin ileri görüşlü ve vizyon sahibi olması gerekmektedir” diye konuştu.

“Bizim bu işleri başarmamızdaki en önemli noktalardan birisi, ileri görüşlülük ve sürdürebilirliği bir sonraki nesillere en iyi şekilde aktarmaktır” diyen ŞEN, “Eğer yeni nesiller yaptığınız işlerde sizinle aynı heyecanı duymuyorsa ve hevesle arkanızdan gelmiyorsa siz ne kadar iyi bir şey oluşturursanız oluşturun onları bir sonraki nesle aktarmakta sorunlar yaşarsınız. Çocuklarınıza küçük yaştan itibaren yavaş yavaş yaptığınız işin güzel yanlarını anlatmalı ve bu işin faydalarını bu işe dahil olmanın seçeneklerini ve özelliklerini onların akıllarına sokmalısınız.  Sizin lideri olduğunuz ve başarılı olduğunuz şirketi sizin genlerinizi taşıyan liderlik yapmak isteyen bireylere devretmek istiyorsunuz ancak bunu isterken onlara bu işin keyifli yanını göstermezseniz bu konuda başarılı olamazsınız. Genç arkadaşların yeni fikirlerine yaklaşırken dikkat etmek ve onların önünü kesmemek çok önemli. Her beraberlik gibi şirketlerinde bir gün bitebileceğini, birilerinin ayrılmak isteyeceğini birilerinin de ya da üretimin sona ereceğini bilmek ve ona hazırlıklı olmak lazım. Buna göre yedek alternatifler hazırlamak lazım” şeklinde konuştu.

Konukların sunumlarının ardından interaktif ortamda soru cevap bölümü ile devam eden toplantı ANSİAD Başkanı Akın AKINCI ile Toplantı Başkanı Derya DALMAZ’ın TAİDER Önceki Dönem Başkanı Tekin URHAN’a, TAİDER Üyesi Feyyaz ÜNAL ve TAİDER Üyesi Temel Aycan ŞEN’e plaket takdimi ile sona erdi.

 

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511

 

 


TÜRKONFED YÖNETİM KURULU BAŞKANI SÜLEYMAN SÖNMEZ ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 2023 Faaliyet Dönemi 6. Olağan Toplantısı 11 Nisan Salı günü Akra Otel’de gerçekleşti. “Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılında Hayalimizdeki Türkiye” temasıyla düzenlenen toplantının konuğu TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman SÖNMEZ oldu.

TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman SÖNMEZ, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı & ANSİAD Yüksek Denetim Kurulu Başkanı Ali EROĞLU, BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Abdullah ERDOĞAN, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet ÖZTÜRK, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali ÇANDIR, Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris TAŞ, İyi Parti Kalkınma Politikaları Başkan Yardımcısı Aykut KAYA, BAKSİFED & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Ergin CİVAN ve çok sayıda ANSİAD Üyesinin katılım gösterdiği toplantının başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI yaptı.

ANSİAD’a yeni katılan üyeler için düzenlenen “Üye Alımı Töreni” ile başlayan toplantıda ANSİAD’ın  yeni üyeleri İnoktek Bina Teknolojileri ve Enerji Danışmanlığı şirketinin sahibi Emrah İNCE, MES Marine Yatçılık’ın sahibi Mustafa Emre ŞANDAN ve YGAT İnşaat Mimarlık Mühendislik şirketinin sahibi Yiğit ATMACA’ya TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman SÖNMEZ ve ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI tarafından rozet takıldı.

Açılış konuşmasını yapan Akın AKINCI, Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılında hayali kurulan Türkiye ve Antalya konusunu devamlı olarak çalışarak gündemde tutacaklarının altını çizerek konuşmasına şu şekilde devam etti, "Toplum olarak Cumhuriyetin ve 100. yılın önemini yeterince idrak etmiş olduğumuzdan emin değilim, bu nedenle bugün ilk olarak bu noktaya dikkat çekmek istiyorum. Türk milleti Cumhuriyetten önce millet değildi, ümmet ve halktı. Cumhuriyet, Türk milletinin millet olmasının temelidir. Cumhuriyet, Türk halkına milli devlet kurumları, milli tarih, dil, hukuk bilinci vererek millet olmanın yolunu açmıştır.  Atatürk’ün ve Cumhuriyetimizin kurucularının açtığı çağdaş uygarlık yolunda ilerleseydik bugün bu tarih bilincine sahip olur ve milletçe 100. Yıl coşkusunu her gün birlikte yaşardık. Maalesef, toplum olarak Cumhuriyet kültürünü, çağdaş uygarlığın ne olduğunu kavrayamadık ve o yolda ilerleyemedik. Okullarımızda, yurtlarımızda gençlere Cumhuriyetin ne anlama geldiğini öğretemedik. Demokrasi ve hukuk sistemimizdeki sorunlar ve siyasi kutuplaşma yüzünden millet olma vasfımızı bile kaybetmeye başladık”.

“Seçimler, seviyeli fikir tartışması şeklinde yapılmalıdır”

Deprem felaketinde vatandaşların yardımlaşma seferberliği haricinde siyasetteki ayrışma ve kutuplaşmanın önlenemediğini belirten AKINCI, “Deprem kayıplarının büyüklüğü karşısında sorumluluk almadığımız gibi, gerilim, hakaret, tehdit dolu bir seçim sürecine girdik. Türkiye Cumhuriyeti, milli bir hukuk devletiyse ve demokrasi varsa seçimler gerginlik, hakaret, tehdit, çatışma içerisinde değil, seviyeli fikir tartışması şeklinde yapılmalıdır. Bunu yapamıyorsak gerçek bir hukuk devleti ve demokrasi olmadığımız anlamına gelir ki bu ülkede hiç kimse bunu vatanımıza ve milletimize yakıştıramaz” dedi.

AKINCI, “Çağdaş ve gelişmiş ülkelerde iş insanları kalkınmanın öncüsüdürler, dünya ile rekabet ederken ülkelerine de vizyon kazandırır, örnek olurlar. Cumhuriyet tarihimizde bu şekilde örnek olmuş çok sayıda iş insanı bulunmaktadır. Vehbi Koç, Sakıp Sabancı bizim de hatırladığımız, ülkenin sorunlarına kafa yoran, görüşlerini her dönem cesaretle kamuoyu ile paylaşan rol model insanlardı. Üzülerek söylemek durumundayım ki Türk iş dünyası, son yıllarda bu özelliğini kaybetmeye başladı. İş insanları, ihale, kredi, tahsis, teşvik peşinde koşan, ama hukuk, demokrasi, sosyal adalet, kalkınma meselelerini tartışmayan bir kesim olarak görülmeye başlandı. TÜRKONFED ve ANSİAD bu konularda örnek çalışmalar yapsa da özel sektörün geniş kesimi, iş dünyası STK’ları ve meslek örgütlerinin çoğunluğu bu konulara ilgi göstermediği için yeterli ilerleme olmadı. Bu açıdan iş dünyası olarak Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyetimizin kurucularına ve Türkiye’nin gelecek nesillerine bir özür borçlu olduğumuza inanıyorum" diye konuştu.

 “İş dünyası olarak en hakiki mürşidin bilim olduğunu anlatamadık”

Bugüne kadar hep yatırım, ihracat, altyapı, teşvik, ekonomik büyüme, cari açık gibi kısa vadeli sorunları konuşarak uzun vadeli yapısal konuları ve gelecek vizyonun unutulduğuna dikkat çeken AKINCI, “İş dünyası olarak en hakiki mürşidin bilim olduğunu anlatamadık. İş dünyası olarak hukuk olmadan millet ve devlet olmayacağını anlatamadık. İş dünyası olarak kalkınmanın ve refahın özgürlük, hukuk ve demokrasi anlamına geldiğini yeterince anlatamadık. İş dünyası olarak Atatürk’ün 100 yıl önce İzmir İktisat Kongresi’nde söylediği sözleri, kalemin kılıçtan keskin olduğunu, karasabanın toptan ve tüfekten güçlü olduğunu anlayamadık ve anlatamadık. Bunun sonucunda Cumhuriyetimizin 100. Yılında, kişi başı gelirde dünyada neredeyse 80.  sıradayız. Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde 71. Sıradayız.   Demokrat partinin iktidara gelişinden 73 yıl sonra Türkiye dünya demokrasi sıralamasında 103. Sıradadır. Özgürlük sıralamasında 130’uncu, basın özgürlüğünde 149. Sıradayız.  Dolayısıyla artık kendimizi hamasetle kandıramayız. Artık kendimizi 2023 olmadı, 2123’e bakalım diyerek kandıramayız. Demokrasi, insan hakları, özgürlük önemli değil, uçak gemisi yapacağız, Mars’a gideceğiz, Çin gibi olacağız diyerek de kendimizi kandıramayız” dedi. 

Konuşmasına Antalya’dan örnek vererek devam eden AKINCI, “Antalya ekonomisi, turizmi, sanayisi, tarımı, ihracatı hızlı bir büyüme kaydetmiştir, ama buna rağmen Antalya orta gelir tuzağından çıkamamıştır. Gerek TÜRKONFED gerekse biz orta gelir tuzağından büyümeyle değil, yapısal değişimle çıkıldığını çok konuştuk, ama bunu topluma ve yönetici kesime halen anlatamadık. Antalya bu şekilde büyümeye devam ederse 20 yıl sonra turizmi konuşmamıza gerek kalmayacaktır. Antalya sayısal olarak büyümüştür, ama niteliksel olarak istediğimiz gelişmeyi kaydedememiştir. Plansız kentleşme, göç, altyapı sorunları, kent kültürünün ve kimliğinin yok olması, çevre kirliliği, kent estetiğinde gerileme, kültür ve sanat kenti hedeflerinde yetersiz gelişme gibi bir dizi eksikliğimiz bulunmaktadır” şeklinde konuştu. 

“Antalya’nın coğrafik olarak taşıma kapasitesi dolmuştur”

“Antalya siyasetinde siyaset ve ticaret arasına duvar örmeliyiz” diyen AKINCI, “Antalya basını siyasetten ve ticaretten bağımsız olmalıdır. Antalya’da kentlilik bilinci, kentlilik sorumluluğunu güçlendirmeliyiz.  Siyasi ayrışmanın, grup siyasetinin kenti parçalamasına, ahlaki ve kültürel yozlaşma yaratmasına engel olmalıyız. Antalya’nın coğrafik olarak taşıma kapasitesi dolmuştur. Buna rağmen plansız, altyapısız, aşırı yapılaşma ve imar tadilatları halen devam etmektedir. Bu nedenle Antalya’da göçü ve nüfus artışını azaltacak ve nitelik kazandıracak gerçek bir şehir ve imar planı olmalıdır.  Yabancılara konut satışı üzerinden vatandaşlık verilmesi uygulamasından vazgeçilmeli veya vatandaşlık koşulları ağırlaştırılmalıdır. Antalya, sürdürülebilir kalkınma ve çevre hedeflerinde AB hedeflerini esas alarak uygulamaya başlamalıdır. Antalya ekonomisi artık tamamen yüksek teknoloji yatırımlarıyla büyümeli, bütün tahsisler bu çerçevede yapılmalıdır. Bu yönde daha pek çok şey söylemek, gelecek hayalleri ve hedefleri belirlemek mümkündür, fakat önce yanlış gidişe bir dur dememiz, Antalyalı olmanın, Antalya’yı temsil etmenin şartlarını belirleyerek başlamamız gerekiyor.” dedi.

AKINCI, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılı 100 sonrası değildir, yarındır, gelecek aydır, 2023 yılıdır. Ya 1923’e layık olacağız ya da kendimizi kandırmaya devam edeceğiz. 1923’e layık bir Türkiye ve Antalya dileyerek sevgi ve saygılarımı sunuyorum” diyerek konuşmasını bitirdi.

“Deprem bölgesinde istihdam cazip hale getirilmeli”

“Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, bir asır önce Türkiye’nin geleceğine şekil veren ortak ruhu yaşamak ve yaşatmak en önemli sorumluluğumuz olmalıdır” diyen TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman SÖNMEZ, “Deprem felaketinde yitirdiğimiz canlarımızın yasını tutuyor, binlerce vatandaşımızın yaralarını sarmaya çalışıyoruz.  TÜRKONFED olarak 30 federasyon ve ulusal-uluslararası 300’ü aşkın üye derneğimizle acil ihtiyaçların karşılanmasından barınmaya, büyük bir dayanışma ruhu sergiliyoruz” dedi.  SÖNMEZ, “Deprem bölgesinde istihdamı hem çalışan hem de yatırımcı için cazip hale getirecek ilçe bazında “Mega Teşvikler”, brüt asgari ücretin net olarak ödenmesi, enerji maliyetinin yarısının en azından 18 ay için devlet tarafından sübvanse edilmesi, işletmelerin sermaye ihtiyacının da özel KGF kredisi ile karşılanması için çok yönlü destek mekanizmalarının devreye alınması gerekiyor. Devletimiz kredi ve teşvikler ile bölgeyi yeniden canlandırmaya çalışıyor ancak ilk etapta karşılıksız desteklerin ve hibelerin verilmesi önemli. Bu destek, traktörü enkaz altında kalan çiftçimizden atölyesindeki teçhizatlarını kaybeden küçük işletme sahibine kadar herkesi kapsamalıdır” diye konuştu. 

“Antalya rakiplerimizin gerisinde kalıyor”

Antalya’nın Akdeniz’in en önemli ekonomik merkezlerinden biri olduğunun altını çizen SÖNMEZ, “Antalya, GSYH’nın yaklaşık yüzde 3’ünü karşılarken; BAKA (Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı) bölgesindeki toplam üretimin de yüzde 82’sini gerçekleştiriyor. Antalya’nın turizm, tarım ve ticaret olmak üzere üç sütun üzerinde yükselen ekonomisine son dönemlerde sanayi faaliyetleri ve yazılım sektörü de gelişimleriyle destek veriyor. 2022 yılında İstanbul’dan sonra en fazla turistin ziyaret ettiği ikinci kentimiz olan Antalya (15 milyon 280 bin turist), gecelik konaklama ve kişi başı harcamada da ülke ortalamasının üstünde yer alıyor. 2019’da 80 dolar olan gecelik kişi başı turist harcamasını, 2022 yılında 98 dolara yükselterek; ortalama yüzde 60’lık otel doluluk oranıyla, pandemi dönemi öncesine kıyasla bir sıçrama yaratmış görünüyor. Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen kişi başına turizmde yarattığımız katma değer, rakiplerimiz olan İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerin gerisinde kalıyor. İspanya’da turist başına gecelik harcama 162 dolar olurken, ülkemizde bu rakam sadece 89 dolar.  Geceleme ve konaklama sayısını artırmak, kişi başına harcamada katma değer yaratmak ve turizmi bir alana değil kentin geneline yayacak bir planlama ile daha nitelikli bir noktaya taşımak gerektiğine inanıyoruz. Antalya, Türkiye’nin ihracatına ve katma değerine büyük bir katkı yapma potansiyeli taşıyor. Her şeye rağmen büyük bir ihracat potansiyeli olan Antalya, 2022 yılında en çok ihracat yapan iller arasında ilk 20’de yer almıyor. Tüm bu veriler, çok büyük bir potansiyeli heba etmememiz gerektiğini gösteriyor. GSYH sıralamasında 7. sırada olan Antalya, lojistik ve coğrafi avantajlarını kullanarak katma değerli sanayi üretiminde de öne çıkabilir” dedi.

“Verimlilik ve katma değerden uzaklaştığımız bir ekonomik tablo var”

“Dünya ekonomisinde uzun dönemdir büyümede sorunu yaşanıyor” diyen SÖNMEZ, konuşmasını şu şekilde sürdürdü “Ülkemiz, 2022 yılında yüzde 5.6’lık bir büyüme kaydetse de bu büyüme, toplumsal refah artışına hizmet etmediği gibi yoksullaştıran bir büyüme de yaratıyor. İthalatımız, ihracatımızdan daha fazla artarken; yüksek teknolojili ürün ihracatında yüzde 3’lerde patinaj yapıyoruz. Üstelik benzer bir patinajı, 2 doları aşamayan birim başı ihracat değerlerimizde de görüyoruz; kısacası verimlilik ve katma değerden uzaklaştığımız bir ekonomik tablo karşımızda duruyor. Geçtiğimiz ay açıklanan Ocak 2023 verisine göre perakende satışlarında yüzde 5.4’lük bir artış yaşanırken, sanayi üretimi artışı yüzde 1.9’da kalıyor. Enflasyon yüzde 50.5 ama gıda enflasyonu yüzde 70’lerde. ÜFE yüzde 76’ya gerilemiş ama elektrikte yüzde 150, enerji fiyatlarında yüzde 130’luk artış devam ediyor. Bütçe Gelir-Gider, Politika Faizi-Reel Faiz, ÜFE-TEFE, Yatırım Harcamaları-Tüketim Harcamaları arasındaki makaslar da ekonomide timsah ağzı gibi açılıyor. Yani gerçeklikle ilişkisini kaybediyor. Finansman kanalları kapanırken, yüksek ülke risk primimiz, yurt dışından daha yüksek faizle borçlanmamız anlamına geliyor. Resmi verilere göre işsizlik rakamları gibi enflasyonun artış hızı da düşüyor. Geniş tanımlı işsizlik ve genç nüfus işsizliği yüzde 20’lerdeyken, enflasyon da yüzde 50,5… Buna karşın İTO ve ENAG verileri ile aradaki makas neredeyse 2 kata çıkıyor. Öte yandan TÜİK’in açıkladığı 19-25 yaş arası gençlerimizin yaklaşık 300 bini, son üç yılda gelecek hayallerini yurt dışında aramak için gidiyor. Hane halkı tüketiminin yüzde 5 arttığı ancak sanayi üretiminin yüzde 0.5 azaldığı bir ülkede, haliyle kazandığından daha fazla harcayan ve üretmeden tüketen bir topluma doğru evriliyoruz. Özetle, faiz oranları düştü ama üretim artışı sınırlı, kapasite kullanımı kriz yılları hariç tarihsel düşük seviyelerde ve yatırım iştahında da azalma görülüyor. Talep kaynaklı bir büyüme yaşanırken, reel gelir düşüyor, tüketim artıyor, cari açık yeniden tarihsel düzeyde, bütçe açığında da artış yaşanıyor. Her zaman söylediğimiz gibi, ülkemizin üretim temelli, yüksek katma değerli, yüksek teknolojiyi kullanan, çevreci, insan ve sanayi odaklı bir ekonomik modele yani yeni bir hikâyeye ihtiyacı var”.

Gençlerin iş gücüne ve eğitime katılması, eğitimden işe geçişin kolaylaştırılması ve teşvik edilmesine ihtiyaç var” diyen SÖNMEZ “Analitik düşünebilen, dünyaya-bilime ve bilgiye açık nesiller yetiştirmek için; çocuklar ve gençlerin önüne yeni hedefler, yeni fırsatlar, yeni ufuklar ve yeni umutlar inşa etmeliyiz. Yaratıcı fikirlerin, girişimci ruhun ve yenilikçiliğin ancak eleştirel düşüncenin hayata geçtiği toplumlarda ortaya çıkabileceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için zihinsel ve kültürel dönüşümü başlatan, hayatın yarısını oluşturan kadınların, yine hayatın her alanına etkin ve aktif katılımını sağlayan bir Türkiye Hayal ettiklerinin altını çizen SÖNMEZ, “Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere şiddet ve ayrımcılığı ortadan kaldıracak İstanbul Sözleşmesi ile 6284 Sayılı Kanun gibi teminatları daha güçlü bir şekilde savunmak ve uygulamak zorundayız. Güçlü kadının; güçlü ekonomi ve güçlü demokrasiye giden yolun teminatı olduğunu düşünüyor; “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” demeye devam ediyoruz” dedi.  

 

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DAN SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI, 14 Mayıs’ta gerçekleşecek genel seçimlere yönelik açıklamalarda bulundu.  AKINCI, “Bilindiği üzere 14 Mayıs 2023 tarihinde ülkemizde cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri yapılacaktır. Yapılacak olan bu seçimler Cumhuriyet tarihimizin belki de en önemli seçimi olma özelliğini taşımaktadır” dedi.

Bu seçimlerle birlikte Türkiye’nin ya başkanlık sistemine devam diyeceğini ya da demokrasinin gereği olarak parlamenter sisteme dönüş yapacağını söyleyen AKINCI, “Öncelikle belirtmek isteriz ki yapılacak olan bu seçimler tüm vatandaşlarımızın özgürce iradelerini yansıtabileceği bir ortamda gerçekleşmelidir. Bunun için başta iktidar partisi olmak üzere tüm siyasi partilerimizden bu hassasiyeti göstermelerini ve gereğini yapmalarını özellikle beklemekteyiz. Yine bu seçim döneminde siyasi partiler milletvekili adaylarını belirleyecek ve YSK’ya bildireceklerdir” şeklinde konuştu.

 “ANSİAD olarak Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk meclisini oluşturacak bu adayların niteliklerinin son derece önemli olduğunu düşünüyor ve bununla ilgili birkaç hususu vurgulamak istiyoruz” diyen AKINCI, sözlerine şu şekilde devam etti, “

 · Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzur, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik sosyal bir hukuk Devletidir. Filozofların ve alimlerin de söylediği gibi devleti yönetenler, adil, erdemli bilge ve akıllı olmalıdır. Milleti temsil edecek olan aday bu ilkelerin bilincinde olmalı ve seçildikten sonra sorumluluklarını unutmamalıdır.

· Türkiye’nin ve aday oldukları bölgenin tarihine ve önemli detaylarına hâkim olan, sorunlarına kafa yoran ve bu sorunların tespiti ve çözümleri için bölge dinamikleri ile birlikte çalışan ve en önemlisi bu çalışmaları milleti temsil ettiği meclis kürsüsünde dile getirebilen milletvekili aday niteliği talep edilen başka bir özellik olmalıdır.

· 'Dijital çağ' olarak adlandırılan 21. yüzyılda teknolojik gelişmelerin hızı da giderek artıyor. Başta yapay zeka olmak üzere birçok teknolojik gelişmelerin dünyaya hakim olmaya başladığı bir dönemdeyiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin hedefi çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmaktır. T.B.M.M çatısı altında çalışacak milletvekillerimizin çağımızın gereği olarak teknolojik gelişmeleri yakından takip eden ve bunlardan faydalanabilen bir yapıda olması için gençlerimize bu ikinci yüzyıl meclisimizde daha fazla yer açılmasının gerekliliğine inanmaktayız.

 ·Gelişmiş, çağdaş ve yüzünü aydınlığa dönmüş bir Türkiye imajını ancak kadınlarımızla birlikte mümkün olabileceğini düşünüyor ve bundan sonra siyasi partilerimizden milletvekili adaylarını belirlerken kadın adayların seçilebilecek sıralara konmasının önemli ve gerekli olduğunu düşünüyoruz.

·T.B.M.M’de  kadınların, gençlerin, ülkemizin her bölgesinin sorunlarını dert edinenlerin milletvekili olması parlamentonun bileşimini kuvvetlendirecek böylece toplumun güvenini arttıracaktır. Bu anlamda siyasi partilerin milletvekili seçimlerine her dönemden daha fazla önem vermesini ve cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye’nin ihtiyaçlarını gözeterek karar vermelerini talep ediyoruz."

14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerin ülkemiz ve ilimiz için hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ettiklerinin altını çizen AKINCI, “Tüm adaylarımıza başarılar diliyoruz” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


KAAN KAVALOĞLU “ANTALYA’DA DEPREMZEDE SAYISI 10 BİNİN ALTINA DÜŞTÜ”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın 2023 faaliyet yılı ikinci Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı, Limak Otelleri Genel Koordinatörü & Limak Holding Turizm Grubu Başkanı Kaan KAVALOĞLU oldu. Toplantı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI’nın açılış konuşması ile başladı.

6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremin sosyal ve ekonomik etkilerinin devam edeceğine dikkat çeken Akın AKINCI, Antalya’nın Türkiye ve dünyada önemli bir turizm merkezi olduğunu söyledi. Deprem gerçeğini unutmadan yavaş yavaş ekonomik anlamda kendi gerçeklerimize dönmek zorundayız diyen AKINCI “Antalya’da bölgemize gelen depremzedeleri ağırlama konusunda çalışmalarına şahit olduğum, son derece etkili ve fedakârca davranarak hep çözüm içinde olan AKTOB Başkanı Sn. Kaan KAVALOĞLU’na hem ANSİAD adına hem de şehrimiz adına teşekkür ederim” dedi. 

“Bu kadar çok kriz yaşamak turizmciler olarak bizi sarstı”

“6 Şubat‘ta daha önce dünyada  hiç rastlamadığımız bir depremle karşılaştık” diyen Kaan KAVALOĞLU,  Aynı anda iki büyük deprem oldu ve bu deprem yüzyılın felaketi olarak kabul ediliyor. Deprem 11 ilde gerçekleşti ve Hatay en çok etkilenen illerimizden birisi oldu. Depremin afet merkezi olarak 12. ili de Antalya oldu. Bu süreçte yetkili makamlarımızla deprem anından itibaren koordinasyon içindeydik. Herkes elini taşın altına koydu.  Alanya, Manavgat , Serik, Kemer ve Antalya merkezde oluşturulan afet merkezlerinin içerisinde konaklama birimleri oluşturduk. AFAD’dan depremzede olduğuna dair belge alıp buraya gelen vatandaşlarımızı buralara yerleştirdik” şeklinde konuştu.

“Depremzedelerden ve devletten para alınmadı”

23 Şubat itibari ile 154 bin depremzedenin Antalya’ya geldiğini belirten KAVALOĞLU, “Bu süreçte turizmciler çok yürekli davrandı. Beş yıldızlı otelin tamamını depremzedelere ayıran da vardı, açık olan oteline depremzedeleri alan da vardı. 1 ya da 2 yıldızlı otelin tamamını depremzedelere veren de vardı. Otelin sahibi olarak eşi ile depremzedelere hizmet eden de vardı. Her şey gönüllülük esasına göre yapıldı. Depremzedelerden ya da devletten bu konuda para aldığımızı düşünenler oldu. Kimseden herhangi bir ödeme alınmadı” dedi.

“Antalya’da depremzede sayısı 10 binin altına düştü”

Antalya’da 15 Mart itibari ile 83 bine inen depremzede misafirlerimizin sayısının dün itibari ile 10 binin altına düşerek 8 bin 300 kişi olduğunun altını çizen KAVALOĞLU, “Bir araştırma yaparak az hasarlı ya da hasarsız olan yerleri tespit ettik ve bazı depremzedelerimizi oralara yerleştirdik. İsteyen vatandaşlarımızı ailelerinin yanına gitmesini sağladık. Bir kısmı da lojmanlarda konaklamaya devam etti” şeklinde konuştu.

“2023 yılı turizm sezonunda geçen seneye göre %50 artıdayız”

Turizmin son beş senesini değerlendiren ve turizmin gelecek stratejik planları hakkında bilgi veren KAVALOĞLU, “Turizmde 2019 yılı itibari ile rekorlara imza attığımız bir dönemi geride bıraktıktan sonra maalesef sonraki yıllarda yaşanan pandemi, Rusya ile Ukrayna Savaşı ve son olarak 6 Şubat’ta gerçekleşen depremle birlikte son beş senede birçok kriz atlattık. Bu son beş senede bu  kadar çok kriz yaşamak turizmciler olarak bizi sarstı. Son yaşadığımız krizler olmasaydı Türkiye ‘de 2023 yılında 75 milyon turist hedefi yanlış bir hedef değildi. Türkiye’de totalde 1.800.000 yatak var. Yeni yatırım belgesi alınanlarla birlikte bu sayıya 200.000 yatak daha ilave edilecek. Belediyelerden basit konaklama belgeli olan tesisler vardı artık bunların da T.C. Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bağlanması söz konusu. Bu da netleşince 400.000 yatak da oradan gelecek ve yatak kapasitemiz 2.400.000 olacak” dedi.  2023 yılı turizm sezonu hakkında da açıklamalarda bulunan KAVALOĞLU, geçen seneye göre %50 artıdayız. Nisan ve Mayıs aylarımız deprem nedeniyle kötü geçecek ancak Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları muhteşem gözüküyor dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 4’ÜNCÜ OLAĞAN TOPLANTISI'NIN KONUĞU PROF. DR. MEHMET Ö. ALKAN OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2023 faaliyet dönemi 4. Olağan Toplantısı 14 Mart Salı günü Akra Otel’de düzenlendi. Toplantı başkanlığı ANSİAD Üyesi Prof. Dr. Yusuf M. ÖRNEK’in yaptığı toplantıda ANSİAD’ın konuğu İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih ABD Başkanı ve Tarih Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ö. ALKAN oldu. ALKAN, ANSİAD üyelerine “Bağımsızlık mücadelesinde Cumhuriyet’in kurucu değerleri: Seçim, Temsil ve Meclis” başlıklı sunum gerçekleştiren ALKAN, Türkiye’nin seçim tarihine yönelik bilgiler paylaştı.

“Deprem ve seçimi aynı ciddiyet ve hassasiyetle yönetmek durumundayız”

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI, konuşmasına 14 Mart Tıp Bayramı vesilesi ile sağlık çalışanların bayramını kutlayarak başladı. AKINCI, “6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta gerçekleşen deprem ve 14 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlerle ilgili açıklamalarda bulundu. AKINCI, “Ülkemiz Cumhuriyet tarihimizin en önemli günlerini yaşamaktadır. Bir yandan 6 Şubat’ta yaşadığımız ve asrın felaketi olarak tarihe geçen Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin etkileri ülkemizde devam ederken diğer yandan da ülkemiz 14 Mayıs’ta gerçekleşecek Cumhuriyet tarihimizin şu ana kadarki en önemli seçimine hazırlanıyor. Ülke olarak bu çok önemli 2 gelişmeyi aynı ciddiyet ve hassasiyetle yönetmek durumundayız” dedi.

“Depremzedelerimize güç, umut ve moral olmamız gerekiyor”

AKINCI, “11 ilimizi doğrudan olmak üzere bütün ülkemizi etkileyen büyük deprem felaketinden etkilenen tüm vatandaşlarımızı ve illerimizi ayağa kaldırmak için çaba gösterirken aynı zamanda hep birlikte belki de bundan sonraki Türkiye’nin yönetim biçimine karar vereceğimiz seçimi yaşayacağız. Bu noktada ülkemizin bütün STK’larına, meslek odalarına ve tüm iş dünyasına her zamankinden daha fazla görev ve sorumluluk düşüyor. Evsiz, işsiz kalan, yakınlarını kaybeden, geleceklerini kaybeden milyonlarca depremzedelerimize tekrar güç, umut ve moral olmamız gerekiyor. İşte o güç, umut, moral hep birlikte bizler olmalıyız ve olacağız, bundan hiç kuşkum yoktur” diye konuştu. 

“Cumhuriyet tarihimizin en önemli seçimini yaşayacağız”

AKINCI, konuşmasına şu şekilde devam etti “Diğer yandan yine Cumhuriyet tarihimizin en önemli seçimini yaşayacağımız 14 Mayıs tarihine ilerlerken de çağdaş laik, hukukun üstünlüğünü gözeten güçlü bir Türkiye içinde iş dünyası olarak üzerimize düşen görevleri yerine getireceğimizden aynı şekilde hiç kuşkum yoktur. İçinde bulunduğumuz bu iki tarihi sorumluluk konusunda vereceğimiz sınavın sonuçları büyük ihtimalle ileride tarih kitaplarına geçecektir.”

Depremden etkilenen bölgeler hakkında konuşan AKINCI, Depremden etkilenen bölgelerimize fiziki, ekonomik ve sosyal durumlarını en kısa zamanda ve yine en iyi koşullarda düzeltmek için ülkemizin liyakatli, vizyoner ve bilime dayanan ve inanan bir yönetime ihtiyacı vardır. Bir o kadar da yine ülkemizin geleceği için demokratik ve laik hukuk devleti ilkelerine bağlı, yönü çağdaş ilkelere dönük bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır” dedi.

AKINCI, “ANSİAD, bu iki hassas noktada üyelerimizden aldığı ve alacağı güç ve destekle her zamanki gibi sağlam ve vizyoner duruşunu sergilemeye devam edecektir. Bir taraftan depremden etkilenen vatandaşlarımıza her konuda desteğini sürdürmeye devam ederken, diğer taraftan da değerlerimiz kapsamında siyaset üstü duruşunu ‘Demokratik ve Laik devlet ilkelerine’ bağlı olarak devam ettirecektir” şeklinde konuştu.

“14 Mart Tıp Bayramı dünyada sadece Türkiye’de kutlanır”

“14 Mart Tıp Bayramı dünyada sadece Türkiye’de kutlanır; çünkü 14 Mart 1827 yılında Türkiye’de açılan ilk tıp fakültesinin açılış gündür” diyen Prof. Dr. Mehmet Ö. ALKAN, “Üstelik ilk kez, İşgal altındaki İstanbul'da 14 Mart 1919'da kutlanmışıtr. O günden beri de biz bu tarihi tıp bayramı olarak kutluyoruz. Dolayısıyla dünyada başka bir yerde kutlanmaz ve bu bile bize 19. yüzyılın ve Millî Mücadele döneminin ne kadar önemli olduğuna dair bize bir mesaj veriyor” dedi.

Türkiye’nin seçimlere giderken Cumhurbaşkanlığı, hükümet sistemi, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve seçim gibi birtakım kavramların tartışıldığına dikkat çeken ALKAN, “Biraz belki bunun geçmişine bakmamız lazım. Bu bizim tarihimizde bir anlam ifade ediyor mu? Yoksa hakikaten 2017’de ifade edildiği gibi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerken bu bizim geleneğimizde mi var? Bu hükümet bizim geleneğimizde mi var yoksa başka bir şeyler mi var? Cumhuriyet'in kurucu kavramları ve değerleri olarak meşru bir siyasal mücadele aracı olarak ‘seçim, temsil, meclis’ ve bunun sonucu zafere giden bir Türkiye var. Çünkü bu üç kavram ve değer Türkiye’yi ulaştırdığı nihai yer askeri, siyasi ve diplomatik gibi birçok bakımdan zaferdir” dedi.

“Türkiye tarihinin en zor dört yılıdır”

1918- 1922 yıllarının Türkiye tarihinin en zor dört yılı olduğunun altını çizen ALKAN, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Türkiye’nin bu dört yıldan daha zor ikinci bir dönemi olmadı. 30 Ekim 1918'de adeta her şeyin sonra erdiği Mondros Mütarekesi imzalandı. Ülkenin işgal, tahliye ve küçülmesi başladı. 10 Ağustos 1920'de Sevr Anlaşması'yla Türkiye paylaşıldı ve Türkiye'ye Anadolu'nun ortasında küçücük bir topak bırakıldı. Küçücük bir köylü devleti. Çetin ve zorlu bir Millî Mücadele süreci sonunda 11 Ekim 1922'de de bir Mudanya Mütarekesi imzalandı ve Sevr Anlaşması yırtılıp atılmış oldu. Lozan görüşmeleri bunun üzerine başladı.

 “Türkiye, birinci Dünya Savaşı ile hesaplaşmamıştır”

"Türkiye’nin 30 Ekim 1918 Mondros mütarekesi nedir? Büyük bir savaş yaşanmış ve o savaşın sonunda ateşkes imzalanmıştı, çünkü Osmanlı bütün cephelerde yenilmiştir. Belki hemen aklınıza Çanakkale Zaferi gelecektir, ama o dönemsel büyük bir zaferdir. Sonuçta o sırada geçilemez olan Çanakkale'den gelerek, 13 Kasım 1918’de 61 parçalık itilaf donanmasının İstanbul’a büyük bir törenle girdi ve demirledi.” dedi. Birinci Dünya Savaşı çok büyük bir yenilgiydi. Türkiye, birinci Dünya Savaşı ile hesaplaşmamıştır” diye konuştu.

"Savaşın bitiminde Mondros Mütarekesi imzalandı, sonra Padişah Osmanlı parlamentosunu da kapattı. Ülke fiili olarak işgal edilmeye başlamıştı. 1919 yılı İşgal edilmekte olan bir ülkenin her aşamada meşru bir zemine dayanarak seçime dayalı, temsil niteliği olan bir parlamento açarak, işgale karşı mücadeleyi bu meclis aracılığıyla yürütme kararının hayata geçirildiği bir yıl oldu. Ekonomik, siyasal, toplumsal açıdan olduğu kadar İspanyol nezlesi denen salgının da yaşandığı sağlık açısından olumsuz ortamda, Sivas Kongresi'nden sonra Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul hükümetiyle pazarlığı neticesinde, seçim, temsil ve meclis diye ısrar ederek hem son Osmanlı Parlamentosun açılması sağlandı hem de İstanbul işgal edilip bu parlamento kapatılınca, yine Mustafa Kemal Paşa'nın davetiyle 23 Nisan'da Ankara'da yeni bir meclis açıldı. Açılan meclis güçler birliği sistemi ile çalıştı. Yani yasama, yürütme ve yargı mecliste toplanıyordu. Üstelik orduların başkomutanı da TBMM idi. Meclisin reisi de Mustafa Kemal Paşa'ydı. Askeri savaşı, siyasi mücadeleyi ve diplomatik mücadeleyi bu meclis yürüttü. Seçimle oluşan, temsil niteliğine sahip bu Meclis, seçim ve temsil kurumlarıyla birlikte Cumhuriyet'in de başlıca değeri oldu" diye konuşmasını bitirdi.

ALKAN’ın sunumun ardından soru cevap bölümüne geçilen toplantının sonunda ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI, ANSİAD Üyesi Prof. Yusuf M. ÖRNEK ile birlikte Prof. Dr. Mehmet Ö. ALKAN’a teşekkür belgesi takdim etti.

 

Detaylı bilgi için;

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 2023 FAALİYET DÖNEMİ 3. OLAĞAN TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2023 faaliyet dönemi 3. Olağan Toplantısı 28 Şubat Salı günü Akra Otel’te gerçekleşti. 

“Depremin Ekonomik ve Sosyal Etkileri” teması ile düzenlenen toplantı, Kahramanmaraş merkezli 11 ilimizde yaşanan deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımız için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI deprem bölgesindeki izlenimlerini üyeler ile paylaşırken ANSİAD İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı Cem ARÜV, yapmış olduğu araştırmalarını üyelere anlattı. ANSİAD Fahri Üyesi Doç. Dr. Şükrü ERDEM ise depremin Türkiye ekonomisini nasıl etkileyeceği hakkında açıklamalarda bulundu.

“Deprem bölgesinde ticaretin canlandırılması gerekiyor”

Akın AKINCI yapmış olduğu açılış konuşmasında “Geçen hafta deprem bölgesine gittim. İskenderun’a oradan da Antakya’ya geçtim ve bir kere şehir yok olmuş. Sağlı sollu on binadan sekizi yıkılmış ve ayakta kalanların büyük bir kısmının da yıkılması gerekiyor. Oluşumu bakımından tarihe geçecek iki büyük deprem üst üste yaşandı. Çok sayıda vatandaşımız bu depremlerde hayatını kaybetti. Birçok vatandaşımız mağdur oldu; hayatları ve umutları söndü.  Bölgede yaşam ve ticaret yok. İnsanlar o bölgeleri terk etmiş. İskenderun’da açık sadece bir tane fırın olduğunu öğrendim. Maalesef vatandaşlarımızın büyük bir kısmını sahipsizlik içinde gördüm.  İlk önce deprem bölgesinde ticaretin canlandırılması gerekiyor. Psikologların dediği gibi birinci evre şok ve tepkisizlikti o geçti. İkinci evre farkındalık ve kızgınlık. Üçüncü evre kabullenme ve dördüncüsünde ise ‘ne yapacağız’ var. Bu soruyu milyonlarca insan soracak. Bizlerde hep birlikte onlara yardımcı olacağız diye düşünüyorum” diye konuştu.

“Depremi bilimden uzaklaşarak kadere bağlamak doğru değil”

“Depremi bilimden uzaklaşarak kadere bağlamak doğru değil. Bilimden uzaklaştığımız taktirde sonuçları maalesef acı bir şekilde önümüze çıkıyor” diyen AKINCI, inşaat mühendisliğinde eğitim sisteminin önemine dikkat çekti ve yetkin mühendislik yasasının bir an önce çıkartılması gerektiğini söyledi. AKINCI, “İnşaat sektöründe bizler konutlarda projelendirme yaparken hedef performansımız can güvenliğidir. Yani deprem yapmış olduğunuz yapıya hasar verebilir ancak hiçbir şekilde insan ölemez.  Burada 7.6  ile 7.8 arasında bir büyüklük ve ona denk gelen  10 ile 11 şiddetindeki bir depremden bahsediyoruz.  Zaten 12 ve 13 şiddetinde gerçekleşen bir depremde dünyada sağlıklı bir yapı kalmıyor. Dolayısıyla yaşadığımız depremin şiddetinin ne kadar önemli olduğunu buradan çok rahat anlayabiliyoruz” şeklinde konuştu.

“16 Mart’tan sonra Antalya’da nasıl aksiyon alacağız?”

AKINCI, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Antalya’da 15 Mart‘ta sezon açılacak ve otellere yerleştirilen vatandaşların bir şekilde barınma sorunu söz konusu olacak.  ‘16 Mart’tan sonra Antalya’da nasıl aksiyon alacağız?’ buna hazır olmamız gerekiyor. Vatandaşlarımızın Antalya’da kaldıkları süre içerisinde bir yandan barınma ihtiyaçlarına yönelik bir yandan da istihdamlarına yönelik çalışmalar yapmalıyız.

“Türkiye de kuraklık sorununu konuşmak zorundayız”

“Türkiye de kuraklık sorununu konuşmak zorundayız” diyen Cem ARÜV, Antalya’yı besleyen su havzalarında şiddetli kuraklık yaşandığını söyledi. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün geçtiğimiz günlerde güncelleyerek yayınladığı kuraklık haritalarını değerlendiren ARÜV, yaz aylarında su kıtlığı yaşanacağını, yer altı su seviyelerinin düşeceğini, bölgenin iç kesimlerindeki tarımsal üretimde düşüşler yaşanacağını, Turizm sektörünün su ihtiyacını teminde sıkıntılar yaşayabileceğini ifade etti. Tarımsal üretimde yaşanacak düşüş sebebi ile gıda enflasyonu ile karşı karşıya kalınabileceği üzerinde duran ARÜV, Turizm sektörünün de alternatif su temini teknolojilerine yönelmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye fay haritasının MTA tarafından güncellendiğine dikkat çeken ARÜV, Antalya Körfezindeki deniz altı faylarının akademik olarak incelenmesi gerektiğini söyledi. ‘Geçtiğimiz günlerde Hatay’da gerçekleşen 6.4 büyüklüğündeki deprem Konyaaltı’ndaki konut alanlarında hissedildi. Buradaki bazı insanlar deprem korkusu ile daha güvenli ilçelere taşındı. Geçmişte hızla büyüyen Antalya da, özellikle Antalya kent merkezi ve çevresini oluşturan yapılar Lara, Aksu çayı ve Boğaçayı’ndan alınan dere ve deniz kumu ile yapıldı. Bu kapsamda Antalya da yıkılması gereken, ömrünü dolduran 7 ve 8 katlı çok sayıda bina var. Bu yapıların kentsel dönüşüme girip yeniden yapılması gerekiyor’ şeklinde konuştu.

 “Depremin asıl maliyeti can kaybıdır”

Doç. Dr. Şükrü ERDEM, yapmış olduğu konuşmada “Depremin asıl maliyeti can kaybıdır, ekonomik etki ikincil önemdedir. Ekonomik etkinin hesabı sanayi, ticaret ve tarımda hasar saptamalarının tamamlanması, işgücü kaybının belirlenmesi sonrasında daha iyi yapılacaktır” dedi. ERDEM konuşmasına şu şekilde devam etti, “Bölgede tamamen yıkılan konut ve işyeri sayısı 700 bin civarında. Hükümet ilk yıl için 200 bin konut yapılacağını açıkladı, ancak henüz 1-2 yıllık dönemde depremzedelerin nerede ve nasıl yaşayacağı, kalan konut gereksiniminin ne zaman, nasıl karşılanacağı, yeni konutlarda, orta hasarlı binaların güçlendirilmesinde maliyetin ne kadarının kamu tarafından üstleneceği belirsiz”.

“Deprem ekonomiyi bir yol ayrımına getirebilir”

Konut, altyapı ve yardım maliyetlerinin 1,5 trilyon TL’yi bulabileceğinin altını çizen ERDEM, “Kamu bunun büyük bölümünü üstlense de iki yıllık bütçe olanakları dahilinde daha fazla vergi ve borçlanmayla bu maliyet karşılanabilir. Depremin GSYH’ya negatif yansıması %2-3 düzeyine çıkacaktır, ama yapılacak harcamalar bu kaybın bir kısmını telafi edecektir. Dış ticarette çift yönlü olumsuz etki 10 milyar dolara yaklaşabilir. Önemli bir sorun bölgeden göçün bölgede üretimi, bölge dışında işsizliği artırması, konut ve kira sorununu şiddetlendirmesidir. Türkiye, depremi yüksek enflasyon, konut sektöründe arz yetersizliği, kuraklığa bağlı tarım üretimi azalışı, ekonomide yavaşlama, yüksek cari açık ve zayıf döviz rezerviyle karşıladığı için deprem ekonomideki gerilimi artıracaktır. Bu anlamda deprem ekonomiyi bir yol ayrımına getirebilir. Depremden yalnızca yapılaşma, kentleşme, afetlere hazırlık alanında değil, ekonomik model ve bölgesel kalkınma politikası alanında da ders çıkarılmalı ve ekonomik yapıdaki radikal dönüşüm gereksinimi görülmelidir” şeklinde konuştu. Toplantı, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Ekonomik ve Sektörel Çalışma Masası Başkanı Ergin Civan ile ANSİAD Fahri Üyesi Doç. Dr. Şükrü Erdem'in moderatörlüğünde interaktif formatta devam etti.

 

Detaylı bilgi için;

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD’IN KONUĞU KONYAALTI BELEDİYE BAŞKANI SEMİH ESEN OLDU

ANSİAD’ın, “Deprem Bölgesinden İzlenimler” başlıklı 2023 yılı ilk kahvaltılı toplantısının konuğu olan Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, “Durum anlatılamayacak kadar kötü. İnşallah el birliği ile altından kalkacağız. Yardımcı olmamız lazım” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’ın  2023 faaliyet yılı ilk kahvaltılı toplantısı 22 Şubat 2023 Çarşamba günü Akra Otel’de gerçekleştirildi. “Deprem Bölgesinden İzlenimler” başlığıyla düzenlenen toplantının başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI yaptı. Toplantının konuğu ise Konyaaltı Belediye Başkanı Av. Semih ESEN oldu.

“Ders alma konusunda yine sınıfta kaldık”

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın AKINCI, “Ülkemiz, önce covid ve ekonomik gelişmeler derken şimdi de Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen ve 10 ilimizi etkileyen deprem ile daha çok sarsıldı. Bu acılar kolay kolay kapanmayacaktır. Öncelikle, ülkemizin başı sağ olsun. 17 Ağustos 1999 depreminde resmi kayıtlara göre 17 bin ama aslında kayıtlı olmayan 35 – 40 bin kaybımız oldu. Ders alma konusunda yine sınıfta kaldık. Burada da yine çok sayıda can kayıplarımız oldu. Artçılar devam ediyor. Yine ekonomik ve toplumsal kayıplarımız var. Bundan sonraki süreçte vakfımız olan Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV) ile bu konuda iş birliği yaparak depremzede çocukların eğitimine yönelik bir proje geliştireceğiz.” diye konuştu.

Depremin Antalya ekonomisine etkilerini tartışmaya devam edeceklerinin altını çizen AKINCI, “Antalya depremden göç anlamında çok fazla etkilenecek bir şehir. Antalya Valiliği’nin yaptığı açıklamaya göre şehrimize 102 binin üzerinde göç var ve artmaya devam edecek. Bu durumun Antalya’nın ekonomik ve sosyal hayatına ne tür bir etkileri olacak bunları konuşmamız ve tartışmamız gerekiyor” şeklinde konuştu. 

“Yetkin mühendislik yasası çıkarılmalı”

Konuşmasında, yapı denetim kuruluşlarının daha verimli çalışması gerektiğine dikkat çeken AKINCI, yetkin mühendislik yasasının da bir an önce çıkarılması gerektiğini söyledi. AKINCI, “İnşaat mühendisliğinde iyi zeminde de kötü zeminde de bina yapılır. İnşaat yapılmayacak zemin yoktur yeter ki yapıyı mevcut zeminlere göre iyi kurgulayın” dedi. 

“Gerek yardımlar gerek devlet yardımı gerekse uluslararası yardımlar ile bir an önce o bölgeyi ayağa kaldırmak lazım”

Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet ve hayatta kalmayı başarabilen yurttaşlarımıza ise sıkıntılarını, yaralarını aştıkları daha güvenli ve huzurlu bir hayat dileyen Konyaaltı Belediye Başkanı Semih ESEN, konuşmasına Antalya iş dünyasına teşekkür ederek başladı.

ESEN, “Antalya iş dünyası beklenenin çok üzerinde bir hassasiyet ile varını, yoğunu, kendisini bu işe koydu. Bunların tamamını ben deprem bölgesinde duydum. Bu son derece değerli çok güzel bir duyguydu. Depremi, depremin olduğu gece saat 04.20’de telefonla öğrendim ve akrabalarım ile görüştüm. Bana, ‘Yer ve gök yarıldı o kadar şiddetli bir depremdi’ dediler. Can kayıpları, ağır yaralılar ve yıkılan binaların çok fazla olduğunu öğrendim. Belediyeye geçtim ve arkadaşlarımıza haber verdim. Onlara hemen bir şeyler yapmamız gerektiğini söyledim. O bölgenin çok soğuk olduğunu bildiğim için battaniye topladık ve bölgeye birkaç tır battaniye yardımı gönderdik. Gider gitmez yaralara merhem olabilmek için Manavgat yangınının bize vermiş olduğu ders ile oluşturduğumuz 30 kişiden oluşan sivil savunma ve acil kurtarma ekibimizle birlikte yola çıktık.” diye konuştu.

Deprem bölgesindeki izlenimlerini katılımcılarla paylaşan ESEN, durumun anlatılamayacak kadar kötü olduğunu söyledi. ESEN “İnşallah el birliği ile altından kalkacağız. Yardımcı olmamız lazım. Yardımcı olurken dikkat edilecek şey de insanlara bunun yeniden ayağa kalkmak için yapılan bir yardım olduğu duygusunun hissettirilmesi lazım” dedi.

“Hurma ve Sarısu Bölgesi’nde fore kazığı zorunlu hale gelecek”

Alüvyon zeminlerde fore kazığının zorunlu hale getirilmesi konusunda da açıklama yapan ESEN, “Antalya’da fore kazığı zorunlu hale getirilmesi mecliste karar alınacak ve plan notu olarak eklenecek. Hurma ve Sarısu Bölgesi’nde fore kazığı zorunlu hale gelecek. Bundan önce de keşke zorunlu olsaydı. Biz olayı fark ettiğimiz andan itibaren çalışmalara başladık.  Biz farklı bir çalışma daha başlattık, onu da yakında sahada görmeye başlarsınız.   Bazı market ve iş yerleri kolonlarını kesmişler. Bunu maalesef duyduk.  Projede var olan ama genişletmek için yıkılan duvarlar aslına uygun haline getirilecek. Bilim ve vicdan doğru bir şey emrediyorsa rahmetli babam mezardan da kalksa geri adım atmam, yaparım” şeklinde konuştu.  Toplantı, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Detaylı bilgi için;

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 

 

 


TÜRK FELSEFESİNİN 100 YILLIK FOTOĞRAFINI ÇEKTİLER

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ile Türkiye Felsefe Kurumu (TFK) iş birliğinde 1 – 5 Şubat 2023 tarihlerinde Akra Hotel’de düzenlenen “Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye’de Felsefe Kongresi” sona erdi.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, TFK Başkanı İonna Kuçuradi, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Karakaya ve öğretim üyeleri Yusuf M. Örnek, Betül Çotuksöken, Hülya Şimga, Harun Tepe ve Gülriz Uygur’un düzenleme komitesinde yer aldığı kongreye Türkiye’nin dört bir yanından katılım sağlandı. Beş gün boyunca akademisyenlerin sunumlarını gerçekleştirdiği oturumlar ile yuvarlak masa toplantılarının yapıldığı kongrede ayrıca, Konyaaltı Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi ve Kepez Belediyesi’nde halka açık oturumlarda felsefenin duayenleri İoanna Kuçuradi, Betül Çotuksöken ve Nuran Direk felsefe severler ile bir araya geldi.

ANSİAD Küçük Felsefe Okulu’nun öğrencilerine katılım belgesi verildi

Beş yıl önce kurulan ANSİAD Küçük Felsefe Okulu’nun öğrencilerine İoanna Kuçuradi tarafından katılım belgesinin verildiği kongrede Yusuf. M. Örnek ile Türk piyanist ve orkestra şefi Can Okan’ın hazırlamış olduğu “Friedrich Nietzsche ve Müziğin Ruhundan Felsefenin Doğuşu” isimli dinletili sunum gerçekleştirildi.  Kongrenin son gününde düzenlenme komitesinde yer alan TFK Yönetim Kurulu üyesi ve ANSİAD üyesi Yusuf. M. Örnek, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve TFK Başkanı İoanna Kuçuradi, kapanış konuşmaları gerçekleştirdi. Türkiye Felsefe Kurumu olarak herkesi kongreye davet ettiklerinin altını çizen Yusuf M. Örnek, kongreye bin kişinin üzerinde katılım olduğunu söyledi. Örnek, konuşmasına şu şekilde devam etti; “Türkiye’deki 35 farklı üniversiteden akademisyenler geldi. Hem konuşma yapan hem de dinlemeye gelip tartışmalara katılan hocalarımız oldu. Biz bu oturumlarda felsefeye dair 25 farklı sistematik disiplini tartıştık. 15 farklı üniversitenin 15 farklı yuvarlak masa oturumları yapıldı.  Antalya’nın üç önemli büyük ilçeleri olan Muratpaşa, Kepez ve Konyaaltı’nda hocalarımızın katılımı ile halka açık söyleşiler yaptık. Yüzlerce insan bundan yararlandı”. Kongre ile 100 yılın fotoğrafını çektiklerini ifade eden Örnek, "Türk felsefesi 100 yılda nereye geldi ve durduğumuz yer neresi düşüncesiyle hareket ettik ve kongremizde bu çerçeveyi çizdik." dedi.

 “Bu kongrenin düzenlenmesinden onur ve gurur duyuyorum”

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı yapmış olduğu teşekkür konuşmasında, “Yusuf Örnek hocamız ile bu kongrenin tohumunu atarken ANSİAD’ı temsil eden Yönetim Kurulu Başkanı olarak itiraf ediyorum geldiğimiz noktanın bu kadar güzel ve muhteşem etkileri olacağını düşünememiştim. Sizler sayesinde bu kongre, birinci gününden şu ana kadar her geçen saat başka bir modül oldu, büyüdü ve inanın kente yansıdı.  Ne kadar isabetli bir etkinlik yaptığımızın yeni yeni farkına varıyorum ve bu kongrenin düzenlenmesinden de onur ve gurur duyuyorum” dedi.  

Akıncı konuşmasına şu şekilde devam etti; “Türkiye Felsefe Kurumu iş birliğinde bu kongreyi düzenlerken Cumhuriyetimizin 100. yılında burada sizler ve akademisyenler felsefeyi tartışırken biz de ANSİAD olarak hem sizleri dinleyip hem de temel misyonlarımız olan eğitim, bilim ve düşünce özgürlüğü kapsamında düşünsel tarihimize not düşmek ve farkındalık yaratıp bunları genele yaymak gibi bir misyon hedeflemiştik. Sanıyorum bu kongreden kalan tortular yarından itibaren hepimizin beyninde günlerce, aylarca kalacak ve bu durum ANSİAD olarak bizlere de ayrı bir sorumluluk yükleyecek. Her an buna benzer etkinliklerde iş birliğine devam etme arzusu, kurumsal statümüz açısından bizim ve diğer yönetimlerin de masasında olacaktır diye düşünüyorum. ANSİAD olarak bu kongrede bir sorumluluğumuz daha vardı. Sizlere en iyi şekilde ev sahipliği yapmak. Elimizden gelenin en iyisini yaptık inanın ancak; hatalarımız olduysa affınızı rica ediyorum.”

Kongrenin düzenlenmesinde desteği ve katkısı olanlara teşekkürlerini ileten Başkan Akıncı, “Başta TFK Başkanı İoanna Kuçuradi olmak üzere TFK yönetim kurulu üyelerine, kongreye katılan akademisyenlere, ANSİAD Küçük Felsefe Okulu öğrencilerine, Yusuf M. Örnek ve Antalya Bilim Üniversitesi öğrencilerine, ANSİAD sekretaryasına ve tüm katılımcılara teşekkür ederim” dedi. Türkiye Felsefe Kurumu (TFK) Başkanı İoanna Kuçuradi, kongrenin düzenlenmesinde iş birliği ve katkılarından dolayı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Yusuf M. Örnek’e teşekkürlerini ileterek, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ülkemizde felsefe alanında yapılan çalışmaların panoramasını çizdiklerini dile getirdi.

 

Detaylı bilgi için;

Çiler ÖZCEYLAN

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD 33. YILINI KUTLADI

YILIN İŞ İNSANI İRFAN DEMİROK OLDU

CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINA HAZIRIZ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) 33. Kuruluş Yıl Dönümü & Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 100. Yıl Dönümü Balosu ve Ödül Töreni, muhteşem bir gece ile Sunis Hotel Su’da kutlandı. İş, sanat ve siyaset dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren 33. Kuruluş Yıl Dönümü Balosu’na, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Aydın Özer, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, Muratpaşa Belediyesi Başkan Vekili Hüseyin Sarı, Konyaaltı Belediye Başkan Yardımcısı Tuğba Erke Bostan, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı & ANSİAD Üyesi Abdullah Erdoğan, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. İbrahim Atmaca, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Soner Akdoğan, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan Hançer, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Funda Yörük, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, SİAD Başkanları, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı.

CUMHURİYETİN 33 YILINA ŞAHİTLİK ETTİK

Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD’ın 33 yıldır bölge ve ülke adına hayata geçirdiği ekonomik ve sosyal kalkınma hamleleriyle hareket ettiğini kaydederek, “Sanayicilerimizin sorunlarına sahip çıkma kabiliyeti, öncü ve girişimci toplumsal niteliklerin gelişimine verdiği destek ve çağdaş uygarlık hedefini esas alan kapsayıcı çalışmalarıyla bugün daha da büyüyoruz” dedi. ANSİAD’ın kuruluş misyonlarından hiç sapmadan, laik ve etkin bir hukuk devleti anlayışına inançla hareket ettiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Rekabetçi ve güçlü girişimciliğin yaygınlaşması için birlikte olan 182 seçkin üyemizle 33 yılı geride bırakmanın haklı gururunu yaşıyoruz. 2023 yılına girdiğimiz yılın ilk günlerinde, Cumhuriyetimizin kuruluşunun yüzüncü yılının tam 33 senesine şahitlik eden bir kurumsal yapı olarak bugünü daha anlamlı kılmayı hedefleyerek sizlerle bir arada olmak istedik” diye konuştu.

İKİNCİ YÜZYILA HAZIRIZ

Gelecek nesillere aktardıkları ortak değerleri paylaşan güçlü bir aile olmanın bilincinde olduklarını belirten Başkan Akıncı, “Kentimizin ve ülkemizin geleceğine inanan vizyoner bir sivil toplum kuruluşu olarak cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da en değerli varlığımız üyelerimizden aldığımız güç ile derneğimizi geleceğe güvenle taşıyacağımızdan hiç kuşkumuz yoktur” dedi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Tam 33 yıl önce ANSİAD’ın temelleri atılırken, o güne tanıklık eden kurucularımız derneğimizin değerleri kapsamında ilk sıraya ‘ANSİAD demokratik ve laik hukuk devleti ilkelerine bağlıdır.’ maddesini koymuşlar. Geçen bu 30 yıllık süreç içerisinde de görev yapmış olan her yönetim bu değere sahip çıkmış olup, bundan sonra da sahip çıkmaya devam edecektir” diye konuştu.

ANADOLU’NUN ÖZLEMİ

Cumhuriyetin 100 yıl önce yakılan bir meşale ve aydınlanmanın adı olduğunun altını çizen Akıncı, “Cumhuriyet laiktir. Din, temiz duygular içerisinde kalbimizde yaşasın, kimse kirli siyasetine alet etmesin diye kurulmuştur. Cumhuriyet bir halkın özlemi, savaşlardan yorulmuş, yoksul ve viran kalmış Anadolu’da ‘yurtta barış, dünyada barış’ demektir” dedi. Cumhuriyet döneminin fabrikalar, demir yolları ve kalkınmanın temel taşı demek olduğunu kaydeden Akıncı, “Cumhuriyet emektir alın terinden akan, namusuyla kazançtır hiç kimseye el açmadan. Bu yüzden yüzlerce fabrika kurulmuştur ülkemizde dört bir yandan. Cumhuriyet bağımsızlıktır, demir ağlardır, bütün ülke kalkınsın demektir” diye konuştu. Cumhuriyetin bağımsız bir ülke olmak demek olduğunu belirten Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Atatürk’ün gösterdiği yolda ilerleyen, demokrasi, ifade özgürlüğü, hür ve adil bir toplum düzeninin yol gösteren devrimler cumhuriyettir. İlim ve fenin esas olduğu bir modeldir. Bu yüzden Atatürk bir gün söylediklerim bilime aykırı düşerse, bilimi seçin diyebilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün yüksek öngörüsüyle işaret ettiği ‘dahili ve harici bedhahlar’ bugün bile karşımıza çıkmaya devam etse de Türkiye Cumhuriyeti 100’üncü yılında kazanımlarını korumaya ve ileri taşımaya devam edecektir.”

NİCE 100 YILLAR DİLİYORUM

Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümünde kazanımları korumak, daha ileri taşımak, demokrasiyi her geçen gün daha da güçlü kılmak için çaba göstereceklerinin altını çizen Başkan Akıncı, “Hukukun üstünlüğünü kabul ederek saygı göstermek hepimizin görevi olmalıdır. ANSİAD olarak her dönem olduğu gibi bundan sonra da Cumhuriyetimizi güçlü kılacak adımların takipçisi ve destekçisi olmaya devam edeceğiz” dedi. Cumhuriyetin hedefleri doğrultusunda nice 100 yıllar dilediğini belirten ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Toplumumuza çağdaş uygarlığı işaret eden ve bu hedef uğrunda Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnet ve saygıyla anıyor, hepinize şahsım ve Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarım adına sevgi ve saygılarımı sunuyorum” diye konuştu.  

‘YILIN BAŞARILI İŞ İNSANI’ İRFAN DEMİROK OLDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ‘2022 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü’nün sahibi ulusal ve uluslararası alanda ülkemizin ve kentimizin değişimi, gelişimi ve güçlenmesi yönünde gösterdiği yaratıcı ve girişimci çabaları, sosyal sorumluluk bilinci, istihdam kapasitesi ile ülke ve bölge ekonomisini kalkındıran çabaları nedeniyle bölgemizin değerli iş insanı Kafecan Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Üyesi İrfan Demirok’a verildi. İrfan Demirok’a ödülü, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer tarafından takdim edildi.

YILIN SANAT ÖDÜLLÜ HİMMET ÖCAL’A

ANSİAD’ın kültüre, sanata, bu yolla kentine, bölgesine, ülkesine hizmet eden kişi ve kurumları manevi olarak desteklemesi ve sivil toplumun sanata, tarihe, kültürel değerlere hizmet eden sanatçı ve kurumlara 2001 yılından bu yana verdiği ANSİAD Ercan Evren Yılın Sanat Ödülü bu yıl, sanat alanındaki çalışmalarıyla hem Antalya’nın sanat yaşamına önemli katkılarda bulunması hem de bu çalışmalarını yurt dışında, uluslararası düzeyde sürdürerek şehrimizin ve Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunması nedeniyle Orkun & Ozan Sanat Galerisi sahibi, Ressam, Grafiker ve ANSİAD Kurucu Üyesi Himmet Öcal’a verildi. Öcal’a ödülü, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek tarafından takdim edildi.

2022 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ MEHMET ÇINAR’A

Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesini amaçlayan ANSİAD Yılın Medya Ödülü, ‘“Kraliçeye Çiçekler Antalya’dan” haberiyle, Demirören Haber Ajansı (DHA) Muhabiri Mehmet Çınar’ın oldu. Antalya’da 2009’dan beri görev yapan Çınar, meslek hayatına 2003 yılında Isparta’da yerel bir gazetede bölge muhabiri olarak başladı. 2005’ten beri de DHA bünyesinde muhabirlik yapan Mehmet Çınar’a ödülü, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk tarafından takdim edildi. ANSİAD 2022 Yılın Medya Ödülü Seçici Kurul kararına istinaden, bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini desteklemek amacıyla, Akdeniz Yüz Yüze Gazetesi Muhabiri Mühübe Taşkın’a “Üreticinin Beli Büküldü” başlıklı haber çalışmasıyla mansiyon ödülü verildi. Taşkın’a ödülü, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan tarafından takdim edildi. ANSİAD üyeleri ve eşlerinden oluşan ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun konser verdiği gece, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Geçmiş Dönem Başkanlarının pasta kesimi ve ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından zeybek oyunu gösterisi sergilendi. Gece Acro Project konseri ile son buldu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


2022 RİSKLERİ 2023’E DEVROLUYOR

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, 2022 yılını ve 2023 beklentilerini değerlendirdi. Akıncı, “2022 yılı, yılın ilk dönemindeki olumsuz beklentilere göre daha iyi göstergelere tanık olmuş, ancak riskler artarak 2023 yılına devrolmuştur” dedi.

2022 yılında yaşanan gelişmelere ilişkin ekonomik ve sosyal darboğazın 2023 yılına sirayet etmemesi gerektiğini dile getiren Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı, “Yeni yıl dileklerimiz insanlığa derin etkileri olan birçok olayın yaşandığı son yıllarda başta sağlık olmalı. Bununla beraber ekonomilerin büyük darbe alması, gelir dağılımı eşitsizliği gibi birçok gerekçeyle 2022’yi geride bırakıyoruz” diye konuştu. Sorunların derinleşmesi ve 2022 yılının ilk dönemindeki olumsuz beklentilere rağmen daha iyi göstergelere tanık olduklarını dile getiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “2022 yılındaki riskler artarak 2023 yılına devroldu. Maalesef bu durum birçok sorunu derinleştirdiği gibi, çözüme dönük adımların da daha karmaşık hale gelmesine neden oldu” dedi.

KAMU BÜTÇESİNE BÜYÜK RİSK

Türkiye ekonomisinin 2022 yılını yüzde 65 enflasyonla tamamladığını belirten Akıncı, “Dış ticaret açığı 100 milyar dolara, cari açık 50 milyar dolara yaklaşmış durumda. 2022 yılını yüzde 5 civarında büyüme, yüzde 65 oranında 12 aylık enflasyonla tamamlıyoruz. İki yıllık enflasyon ÜFE’de yüzde 265’i, TÜFE’de yüzde 128’i buldu. Dış ticaret açığı 100 milyar dolara cari açık 50 milyar dolara yaklaştı” diye konuştu. 2021 Kasım-Aralık para politikalarının kur korumalı mevduat nedeniyle kamu bütçesine yük riski meydana getirdiğini dile getiren Başkan Akıncı, “Faiz indirimini sürdürmek amacıyla döviz alımları ve kredi kullanımları müdahale altında alınmış, turizm geliri artışı, yabancılara konut satışları, net hata noksan kalemi girişleri ve swap anlaşmalarının artmasıyla cari açık karşılanabilmiştir” dedi.

ANTALYA’DA BARINMA SORUNU

Para, döviz, bazı mal piyasalarına müdahale nedeniyle fiyatların denge düzeylerinden uzaklaştığını kaydeden Başkan Akıncı, “Faiz ve kur doğru gösterge-gerçek fiyat olmaktan çıkmış durumda. Enflasyonu kontrol altında tutmak amacıyla faiz artışı yerine kredi kontrolü tercih edilmiş. Kredi faiz oranının gerçekçi olmayan düzeylere indirilmesi bankalar için faiz riskini artırırken yatırımların gayrimenkule ve borsaya akmasına, gayrimenkul ve borsa balonları oluşumuna yol açtı” diye konuştu. Arz eksikliği ve spekülatif taleplerin ülke genelinde yüzde 188 konut fiyatı artışına sebep olduğunu belirten Başkan Akıncı, “Antalya’da yaklaşık yüzde 250 oranında artış yaşandı, barınma sorunu ortaya çıktı. Borsaya aşırı yatırım akını ise borsa balonu riskini artırmış bulunmakta” dedi.

İHRACATTA REKABET GÜCÜ ZAYIFLADI

Küresel ekonomide durgunluğun ihracatı yavaşlatıcı etkisinin son aylarda daha belirgin hale geldiğini dile getiren Akıncı, “Avrupa’da durgunluk ve enerji fiyatlarında yükseklik dış ticaret dengesi açısından olumsuzdur. Yüksek enflasyona rağmen döviz kurunun yatay kalması, asgari ücret artışı ihracatta rekabet gücünü zayıflatmaya başlamıştır” diye konuştu. Döviz rezervlerinin 100 milyar dolara yaklaşan cari açık için yetersiz olduğunu belirten Akın Akıncı, “Cari açık kendiliğinden ortadan kalkmayacak, yabancı sermaye girişini teşvik edecek ekonomik ve siyasi iklim sağlanamadığı takdirde kur şoku veya ani duruş riski artacaktır” dedi.

POLİTİKALARIN BİLİNMEMESİ BELİRSİZLİĞİ ARTIRIYOR

2023 yılında para politikasının normalleşmesi, faiz oranının mevduat faizini, Eurobond getirisini, enflasyon ve döviz kuru dengelerini kuracak düzeye getirilmesinin gerekli görüldüğünü dile getiren Başkan Akıncı, “Aksi halde ekonomide dengelenme para politikasıyla değil, maliye politikasıyla yapılacak, ciddi bir vergi ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele programı uygulamaya alınacaktır.  Ekonomide izlenecek politikaların bilinmemesi belirsizliği artıran bir faktördür. Yatırım ortamını iyileştirecek, güven tesis edecek programların açıklanması belirsizliği azaltacak en olumlu gelişme olacaktır” diye konuştu.

ANTALYA EKONOMİSİNDE RİSKLER ARTABİLİR

Antalya ekonomisinin 2022 yılında 14 milyon ziyaretçi ile ekonomik iyileşmeye gittiğini belirten Başkan Akıncı, “İstihdamda yüzde 11 artış, yine çift haneye yaklaşan ihracat artışı, 20 bini yabancılara olmak üzere 70 bin civarında konut satışının gerçekleştirilmiş olması Antalya ekonomisindeki iyileşmeye işaret etmektedir. 2023 yılında turizmde yüzde 15 civarında büyüme beklenmekle birlikte Ukrayna’da barış anlaşması durumunda Antalya’ya ilginin artması muhtemel” dedi. Antalya’nın yakın geçmişte cazibe kazandığı dönemlerin bulunduğunu dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Son yıllarda yabancılara oturma izni, sonra pandemi ve şimdi Ukrayna’da savaş yeni göç ve nüfus artışına yol açmıştır. Antalya bu gelir kaynağını, ilgi ve talebi ürün ve hizmet kalitesini geliştirme, yüksek katma değerli alanlara yatırım, insan kaynağını zenginleştirme yönünde değerlendirdiği takdirde orta gelir tuzağını aşacak bir ilerleme gerçekleştirebilir. Aksi durumda iklim değişikliği etkileriyle birlikte ekonomik, sosyal, çevresel sürdürülebilirlik risklerinin artması söz konusu olacaktır.”

EYT KONUSU SAĞLIKLI TARTIŞILMALI

Türkiye işgücünü katılımın düşük, genç emekli sayısının yüksek olduğu bir ülke olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Buna rağmen çalışanların bir kısmı halen EYT ile 60 yaşına bile gelmeden emekli olma peşindedir. Popülizm nedeniyle bu konular sağlıklı tartışılamamakta, dünyadaki durum, SGK'nın geleceği, çalışanlar üzerindeki vergi ve prim yükü konular göz ardı edilmektedir” diye konuştu. Türkiye ekonomisinin emeklisi çok, çalışanı düşük ücretli, vasıflı emeği yurtdışına kaçan, çalışan yoksulluğunu azaltmayı değil, yönetmeyi hedefleyen bir ekonomi görünümü kazandığına işaret eden Başkan Akıncı, “Bir ülkede refah artışı ancak verim-kalite artışıyla olmaktadır. Verim artışı gerçekleştiremeyen ülkeler döviz kurunu artırmak ve döviz cinsinden ücret maliyetlerini düşürmek zorundadır. Türkiye uzun yıllardan bu yana kurumları verimsiz hale getirdiği, insan kaynağı beceri ve yeteneklerini artıramadığı ve verimsiz işletmeleri kredi ve teşviklerle ayakta tuttuğu için orta gelir tuzağından çıkamamaktadır” dedi.

2023’ÜN ÜLKEMİZ ADINA İYİ GEÇMESİNİ DİLİYORUM

ANSİAD olarak hukukun, eğitim sisteminin, kurumların ve rekabetçi piyasa sisteminin ne olduğunu birçok toplantıyla anlatmaya çalıştıklarını belirten Başkan Akıncı, “Maalesef normal olmayan koşulları normal kabul etmeye, kanıksamaya başladık. Hukuk kültürünün dünyada ve ülkemizde zayıfladığı bir dönemdeyiz. Ülkemizde bu konuyu topluma iyi anlatamadığımız için hukuk sistemi, kurumsal yapı ve eğitim sistemi gibi faktörlerin yükü artmaya başladı” dedi. 2023’ün ülke adına çok önemli bir dönem olduğuna işaret eden Başkan Akın Akıncı, “Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına giriyoruz, buna yakışır bir şekilde iş dünyası olarak hedeflerimiz, stratejimiz hukukun üstünlüğü, liyakat, eşitsizliklerin giderilmesi ve elbette ekonomik gelişme olmak zorundadır. Biz bu konuda ilerleme kaydetmeye devam edeceğiz. Tüm bu duygu ve düşüncelerle 2023’ün ülkemi adına iyi geçmesini, öncelikle huzur, barış ve sağlık getirmesini temenni ediyor, hepinize iyi yıllar diliyorum” diye konuştu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


CUMHURİYETİN 100. YILINDA ULUSAL FELSEFE KONGRESİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılında Türkiye Felsefe Kurumu’nun iş birliğiyle beş gün sürecek etkinliklerle bir Ulusal Felsefe Kongresi düzenliyor.

Türkiye Felsefe Kurumu 20 yıl önce düzenlediği 21. Dünya Felsefe Kongresinden sonra, bu defa da Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılında Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği ile 1-5 Şubat 2023 tarihleri arasında, Antalya’da, “Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye’de Felsefe” başlıklı ulusal bir kongre düzenliyor. Akra Hotel’de basınla bir araya gelen ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Türkiye Felsefe Kurumu Başkan Yardımcısı Betül Çotuksöken, 5 yıl önce ANSİAD Küçük Felsefe Okulu’nun başlattığı felsefe ders ve seminerlerinin ulusal bir kongreye dönüşmesine ilişkin açıklama yaptılar.

FELSEFEYİ GENİŞ HALK KİTLELERİNE YAYMAK HEDEFLENİYOR

Beş gün sürecek olan ve Türkiye’nin pek çok üniversitesindeki Felsefe Bölümü öğretim üyelerinin katılımıyla gerçekleşecek olan kongrede, felsefenin varlık, bilgi, insan, etik, siyaset felsefesi gibi sistematik disiplinlerine ilişkin oturumlar ve konuşmalar gerçekleştirilerek, Türk felsefesinin 100 yılda kat ettiği yol üzerine konuşmalar ve tartışmalar yapılacak. Diğer taraftan Türkiye’de faaliyet gösteren Kant, Heidegger, Spinoza gibi Felsefe Topluluklarının yanı sıra, davete cevap veren 20 üniversitenin felsefe bölümleri tarafından Yuvarlak Masa Toplantıları düzenlenecek. Bu kongrenin bir amacı da Türkiye Felsefe Kurumunun kuruluşundan beri ilke edindiği, felsefeyi üniversitelerin dört duvar arasından çıkarmaya katkıda bulunmaktır. Bu amaca hizmet etmek için Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı Belediyelerinin salonlarında da halka açık felsefe söyleşileri düzenlenecek.

ÜLKE ÇAPINDA BİR İLK

UNESCO Türkiye Millî Komisyonunun desteklediği Kongrede “Müziğin Ruhundan Felsefenin Doğuşu” başlıklı bir dinletiyle felsefe sunumu yapılacak ve kongre salonlarının yer aldığı alanda felsefe kitapları sergisi açılacak. Bu konuyla ilgili olarak Türkiye’deki felsefe yayıncılığı ve felsefe çevirmenliğine ilişkin bir oturum da gerçekleştirilecek. Kongrenin bütün oturumları felsefeyle ilgilenen herkese açık olarak, katılım ücreti alınmadan yapılacak. Düşünce tarihinin hemen her problemi üzerine kafa yoran Türk felsefecilerini bir araya getirecek olan Kongre, ulusal bir kongre olmasının yanı sıra, Türkiye Felsefe Kurumu ile bir özel sektör-sivil toplum kuruluşunun iş birliğiyle gerçekleşecek ilk felsefe toplantısı olma özelliğini de taşıyor.

FELSEFE YOLDA OLMAKTIR

Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye’de Ulusal Felsefe Kongresi’nin 2023 hedefine ilişkin konuşan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “ANSİAD iştigal konularının haricinde, uzun yıllardır kültür, sanat, spor, tarih, felsefe gibi her alanda etkinliklerini yapmakta. Beş yıl önce de Ansiad Küçük Felsefe Okulu’nu oluşturduk. Üyelerimizin yüzde 70 katılımıyla kentimize de yaydığımız okulumuzda beş yıldır eğitimler, felsefe okumaları devam ediyor” dedi. Felsefenin yolda olmak olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Ülkemizin en büyük eksikliği düşünmek. Türkiye Felsefe Kurumu ve UNESCO’nun da iş birliğinde düşünmenin farkındalığını yaymak için kongremizi düzenliyoruz. Bu anlamda kurumlarımıza çok teşekkür ediyorum, bu etkinliğin cumhuriyetimizin 100. yılında olması da ayrıca çok değerli ve gurur verici” diye konuştu. ANSİAD olarak sorumluluk aldıklarını ve gereğini yerine getirmek için çaba gösterdiklerini kaydeden Akıncı, “Şubat ayında düzenleyeceğimiz kongremizde dolu dolu bir program yaşayacağız. Ayrıca ücretsiz bir kongre olmasıyla da felsefe ile ilgili olan herkesin faydalanacağı bir etkinlik olacak. Belediyelerimizle bu konuda ortaklıklarımız oldu, belediye salonlarında felsefe alanında çalışan çok değerli hocalarımızla halkı bir araya getireceğiz. Bu noktada da bizimle iş birliği yapan Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı Belediyelerine teşekkür ediyorum” dedi.

SİVİL TOPLUMUN İŞ BİRLİĞİ ÇOK DEĞERLİ

Türkiye Felsefe Kurumu (TFK) olarak 1974 yılından itibaren ulusal ve uluslararası düzeyde temsil üstlenen bir kurum olduklarını dile getiren TFK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken, “Ulusal ve uluslararası çalışmalarımızla Türkiye’de felsefi düşünmenin, felsefi yaşamanın ne kadar önemli olduğunu anlatarak, felsefeyi kurumların dört duvarı arasından çıkartıp halkla bütünleştirmeyi hedefleyerek, bilgiyle toplumu buluşturmak üzere çalışmalar yapıyoruz. Bu noktada ANSİAD’ın bize destek vermesi, son derece bilinçli bir şekilde iş birliği yapması, cumhuriyetimizin 100. yılında yapılacak olan bu çalışmaya içtenlikle destek vermesi, bizim için çok önemli, bu iş birliğini şükranla karşılıyorum” diye konuştu. 1-5 Şubat 2023 tarihlerinde büyük bir kongreye Antalya’nın ev sahipliği yapıyor olmasının çok değerli olduğunu dile getiren Çotuksöken, “İş dünyasıyla felsefenin buluşması bu kadar somut bir şekilde ilk defa oluyor Türkiye’de. Cumhuriyet ikinci yüzyılına giriyor 2023 itibariyle. Sivil toplum kuruluşlarının iş birliği toplumun kalkınmasında çok önemli. Akademiye çok değer veren bir kurumla bu çalışmayı gerçekleştiriyor olmak bizi gururlandırıyor, bu anlamda destekleri ve ev sahipliği için Ansiad’a teşekkür ediyorum” dedi.

HALKI FELSEFE İLE BULUŞTURACAĞIZ

ANSİAD Küçük Felsefe Okulu Kurucusu & TFK Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yusuf Örnek, felsefeyi halkla bütünleştirmek adına güzel bir çalışmaya imza attıklarını kaydederek, “Belediyelerle olan iş birliğimiz çok önemli, ANSİAD Küçük Felsefe Okulu’nun ilerleyişiyle ilgili çok güzel geri dönüşler aldığımız gibi uzun süre devam etmesinden kaynaklı olarak Antalya kamuoyundan biz ne yapabiliriz, biz nasıl destekleyebiliriz şeklinde görüşmelerimiz oldu. Halkı nasıl felsefe ile buluşturabiliriz diye düşündük, üç ilçe belediyemizde üç hocamız felsefe üzerine konuşmalar yapacak. O toplantılara yüzlerce kişinin katılmasını bekliyoruz. Bu toplantılarda niçin felsefe gerekli, felsefi bir hayat sürdürmenin katkısı, çocuklar için felsefi bakış açısı gibi birçok soruya cevap arayacağız” diye konuştu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YILIN SON TOPLANTISI’NDA BAĞIMSIZ CUMHURBAŞKANI ADAYI OĞAN’I KONUK ETTİ

Dr. Sinan Oğan, “Cumhuriyetçileri ve milliyetçileri bir araya getirerek bir alternatif olmak için aday olduk.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 17. Olağan Toplantısı’nın konuğu, TÜRKSAM Başkanı & Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Dr. Sinan Oğan oldu. ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın toplantı başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, ‘Seçimlere Giderken Gelecek Türkiye Vizyonu: Tehditler, Fırsatlar’ konuşuldu. Türkiye’nin yerel ve bölgesel anlamda demokratik duruşuyla ANSİAD’ı örnek alması gerektiğini kaydeden Sinan Oğan, “Antalya gibi hem merkezden uzak hem de kendisi bir merkez olan yerlerde ANSİAD ve benzeri kurumların olması ve güçlenmesinde son derece fayda görüyorum” dedi. Cumhuriyetin 100. Yılında ülkenin yönetimine talip olduğunu kaydeden Dr. Sinan Oğan, “Cumhuriyetimizin 100. yılında bir cumhurbaşkanından beklentiniz nedir diye sorsak, geçmişte bıraktığımız 99 senenin üzerine her halde sayacağımız ilk 5 madde ekonomik krizden çıkma, adaletin sağlanması, sığınmacılar sorununun çözülmesi, eğitim, terör, dış politikada normalleşme gibi konular olur. Şimdi 100 sene geçmiş ve biz Atatürk’ün kurduğu, sağlam temellerini attığı cumhuriyetin 100. senesinde müstakbel cumhurbaşkanından aslında 100 sene öncesinden önemli ölçüde çözülen veya artık bugün gündemimizde olmaması gereken konuların çözümünü bekliyoruz” diye konuştu.

ANSİAD AİLESİNE KATILAN İŞ İNSANLARINA ROZETLERİ TAKILDI

ANSİAD ailesine katılan Yörükoğlu Tic. Tur. Tar. Pet. Enerji İnş. A.Ş. sahibi Ramazan Kara, Ekogarden Peyzaj Ltd. Şti. sahibi Teoman Akçalı, Mozderin Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. & Özderin Avukatlık Bürosu sahibi M. Mesut Özderin ve NOTEKS End. Mak. Tur. Teks. İnş. Petrol Ürün San. Tic. A.Ş. sahibi Nihat Oktay’a, TÜRKSAM Başkanı & Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Dr. Sinan Oğan ve ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından üyelik rozeti ve belgeleri takdim edildi.

100. YILDA ÜLKENİN GELECEĞİNİ KONUŞMALIYDIK

Gündelik konuların çözümünü beklemenin başlı başına bir sorun olduğunu dile getiren Sinan Oğan, “Bizim cumhuriyetin 100. yılında bu ülkenin geleceğini planlamayı konuşmamız gerekirdi. Biz 100’üncü senede bu ülkede artık refah toplumu haline gelmiş olmamızı, insanların hayatını nasıl kolaylaştırabileceğimizi konuşmalıyken temel sorunlarımızı çözebilmiş bile değiliz” dedi. Adalet, eğitim, refah, ekonomi, sığınmacılar gibi sorunların 20 yıllık iktidar sürecinde çözülmesi gerektiğini kaydeden Dr. Oğan, “Çözülmesi için yeterince vakti ve gücü olan bir iktidar vardır ama maalesef bu sorunları çözemediği gibi, başlangıçta bazı şeyleri iyi yapmasına rağmen son dönemlerinden yeni sorunlar da üzerine ekledi” diye konuştu. Türk insanın başarısının önündeki engelin devletin kendisi olduğuna işaret eden Oğan, “Bugün blockchain sistemlerinin devlette nasıl uygulanması gerektiğini konuşmamız gerekirken, hala adaleti konuşuyoruz. Ben utanıyorum. Bu ülkede hala 100 sene sonra adaletin olmayışını konuşmak hala yargıtayda danıştayda dava takibinde belli rayiçleri konuşmak bana utanç veriyor ama bu bir gerçek. Hala enflasyonun hayat pahalılığının bu ülkede konuşuluyor olması bu ülkeye züldür” dedi.

YANLIŞLAR VE RÜŞVETLER SIRADANLAŞTI

İş dünyasının başarısının önündeki engelin devletin yanlış politikaları olduğunu dile getiren Oğan, “Yanlışlar, rüşvetler sıradanlaştı. Birsinin yurt dışından videolarda ortaya koyduğu çok ciddi iddialar başka ülkelerde konuşulurken burada bırakınız bakan istifasını hükümetleri en az on defa götürebilecek düzeydeyken Türkiye’de hiçbir şey olmuyor. Bir tek şey oluyor, FETÖ hain darbesinin eli kanlı dediği destekçisi Arap şeyhleriyle bir anda barışılıyor, buradaki insanların konuşmasının engellenmesine yönelik birtakım işlemler yapılıyor” diye konuştu.

HDP’NİN KİLİT PARTİ ROLÜNÜ ENGELLEYECEĞİZ

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin Atatürkçüleri ve milliyetçileri bir araya getirerek alternatif olmayı hedeflediklerini dile getiren Dr. Sinan Oğan sözlerini şöyle sürdürdü; “Ben MHP’liyim, Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermek istemiyorum diyen bir kitle var, İYİ Partiliyim ancak Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermek istemiyorum diyen bir kitle var, Zafer Partiliyim hiçbirine oy vermek istemiyorum diyen insanlar var, hatta ulusalcıyım ama Kemal Bey’e oy vermeyeceğim diyen küçükte olsa bir kitle var. Dolayısıyla da Türkiye’de yüzde 20’lik bir kitle kararsız değil, bakın oyunu vereceği bir partisi olmasına rağmen bu dayatılan sistemde ya Kılıçdaroğlu ya Erdoğan arasına sıkışmak istemeyen bir kitle var ve bu kitle günün sonunda tercih sunulmazsa sandığa gitmeyecek, sandığa gitmediği için sandığa ne kadar az insan giderse mevcut iktidara o kadar çok yarar.” Türk milliyetçilerine sandıkta alternatif oluşturmak amacıyla yola çıktıklarını dile getiren Dr. Sinan Oğan, “Biz insanlara sandığa gitme motivesini sağlamak istiyoruz, bu insanlara cumhurbaşkanlığında bir üçüncü adaya oy vermek imkânı sağlayacağız. İkincisi de seçimin ikinci turunda HDP’yi kilit parti olma rolünü engellemek istiyoruz ve engelleyeceğiz” dedi.

TERÖRLE MESAFE KOYMAMASINI KANIKSAMAMALIYIZ

HDP’nin terörle arasına mesafe koyması gerektiğini kaydeden Dr. Sinan Oğan, “HDP, AKP’nin anayasayı değiştirme çoğunluğunu elde etmesine engel oluyor, o sebeple de terörle arasındaki bağlantı önemli değil. Ben bunu kabul edemem. Bunu biz nasıl kanıksayabiliyoruz, yarın öbür gün biri parti kursa bir de terör örgütü kursa biz bunu prensip olarak kabul edebilecek miyiz? Mesele HDP değil, benim HDP’ye ya da Kürtlere farklı bir bakışım yok. Bu kanıksamadan kurtulmamız lazım. Türk milliyetçiliği kimliğine sahip biri olarak HDP’yi gündem dışına çıkartmak gibi bir konu yok. Konu bu değil. HDP’nin prensip olarak terörle arasına mesafe koymasını amasız, fakatsız ortaya koymamız lazım” diye konuştu.

CEMAATLERDEN OY BEKLENTİM YOK

Cemaatlerden oy beklentisi olup olmadığı ve cemaatler konusunda gelen soruya ilişkin düşüncelerini açıklayan Oğan, “Birincisi ben bu tür siyasette beylik laflara pirim vermiyorum. Türkiye’de belli çizgiler var. Mustafa kemal Atatürk’ün çizgisi birinci çizgidir. O çizgiden sapılmak istenen de bir süreç var ve o çizgiye dönmek lazım. İkincisi Türkiye’de kurumsallaşmadan uzaklaşıp bireyselleşmeye giden bir devlet yönetimi anlayışı var. Yeniden devlet yönetiminde kurumsallaşmaya gitmek lazım” dedi. Ülkenin dış işleri politikasının bir kişinin belirlediğini dile getiren Dr. Oğan, “Eskiden dış işleri politikamız dış işleri koridorlarında hazırlanır, oradan dış işleri müsteşarına, oradan dış işleri bakanına oradan da hükümete gelir ve bu bir devlet politikası olurdu. Şimdi dış işleri politikamızı sayın Cumhurbaşkanı belirliyor. İç politikaya göre belirliyor, ne bileyim bir takım ihvancı çizgiye göre belirliyor yani kafasına göre belirliyor. İşte bir gün önce elinde kan var dediği adamın ertesi gün sarayda elini sıkabiliyor” diye konuştu. Fabrika ayarlarına dönmek gerektiğini belirten Dr. Sinan Oğan, “Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği çizgi ve bireylerin ve birtakım hırsların, tasarrufların dışına çıkıp kurumların ve kurumsallaşmanın olduğu bir noktaya gelmek lazım. Türkiye’de son 20 yılda gördüğümüz temel sorun Türkiye’yi siyasetçiler yönetiyor, eskiden devlet adamları vardı. Sayın cumhurbaşkanının en büyük eksiği devlet adamlığı misyonu yok. Bugün söylediğini yarın rahatlıkla yalanlayabilir” dedi. Oğan, “Cemaatler meselesi hiç lamı cimi yok, oy kaybederim oy kaybetmemek için şu cemaatin kapısında yatarım gibi bir derdim yok. Cemaatler siyasetten el çekçekler. Cemaat cemaatliğini yapacak. Öyle ben geleyim devlet içinde devlet olayım, bunlara asla müsaade edilmeyecek. İsteyen oy vermesin” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın Dr. Sinan Oğan’a Antalya gravürü takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’IN KONUĞU AGC BAŞKANI İDRİS TAŞ OLDU

ANSİAD 8. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu olan AGC Başkanı İdris Taş, “Doğru iletişim, doğru zamanda ve doğru kelimeleri seçerek kurulan iletişimdir” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 8. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş oldu. Toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve basın mensupları katıldı. Doğru iletişim için hedef kitlenin tanınması gerektiğine işaret eden Başkan Taş, iletişim kurarken beklentilerin karşılanması gerektiğine ve açık iletişimin önemine dikkati çekti.

YENİ NESİL YAYINCILIK İLETİŞİMİ DEĞİŞTİRDİ

İletişim kurulacak olan aracın önemini vurgulayan İdris Taş, “Netlik, dinleme ve güven verme, empati kurmak takım oluşturmayı geliştirirken büyümeyi, inovasyonu, verimliliği, iş kalitesini artırır. Sorunların çözümünde ve çatışmanın azalmasında etkendir” diye konuştu. Zihinlerin karşılıklı şeffaf ve apaçık olmadığı durumlarda iletişimin olmayacağını kaydeden Başkan Taş, “Zihinleri okuyamadığımız sürece bir iletişim kurulamaz iletişimde yanlış anlaşılmalar olumsuz durumlar ortaya çıkar böyle durumlarda iletişim anlamını yitirecektir” dedi. Sosyal medyayla iletişimin geldiği noktaya değinen İdris Taş, “Yeni nesil yayıncılık youtube ile değişiyor ve 10 yıl sonra farklı bir süreç göreceğiz. Dünya galakside bir mahalle haline gelmişken, mobil cihazlarla da mahalle kuşatılmış durumda. Burada zaman konusu çok değerli, sürekli bir takip ve açık algıya sahip olmalıyız “diye konuştu.

MARKA ELÇİSİ OLABİLİRİZ

Sosyal medyada telif hakkı konusunda ihlallere dikkati çeken Başkan Taş, “Dijitalleşme telif sorunlarını da beraberinde getirdi. Maç yayınlarında TV kuruluşu 3 dakikasını yayınlama hakkına sahipken stada gelen izleyici sosyal medya yayını yapıyor. Bu bir telif hakkı ihlalidir” dedi. Sosyal medyanın marka elçiliği için kullanılabileceğini kaydeden Taş sözlerini şöyle sürdürdü; “Marka yükselticileri ve marka elçilerinden Whatsapp iletişiminizde bir VİP kulübü oluşturun ve böylelikle markanız ağızdan ağıza yayılsın. Örneğin kendi mesleğimiz için televizyon programını web ortamında Twitter, Facebook ve YouTube gibi sosyal ağlarda canlı olarak aynı anda yayınlamalıyız.” Sosyal medyanın tüm basın organlarına yeni bir strateji için hareket alanı sağladığını belirten Başkan Taş, “Akıl teri ile alın terini birleştirip yüksek çözünürlüklü bir iletişim kurmak ve mesleğimizi bu şekilde yapmak zorunluluğu ortaya çıkıyor” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


KORU, DÖNÜŞTÜR VE UYUM SAĞLA

ANSİAD YILIN GİRİŞİMCİSİ İBRAHİM ÖZEKİCİ

GÜNGÖR PEKŞEN YEŞİL DÖNÜŞÜM ÖDÜLÜ CEM ARÜV’E

21’inci yüzyılın ekonomik sisteminde yaşanan ciddi değişimlerde önemli rolü olan girişimcilik konusunda bu yıl ‘Koru, Dönüştür ve Uyum Sağla’ mottosuyla iklim değişikliği ve sürdürülebilir çevre başlığında gerçekleşen ANSİAD 20. Girişimcilik Günleri’nde ödüller sahiplerini buldu.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından bu yıl 20’ncisi gerçekleştirilen ANSİAD Girişimcilik Günleri Ödül Töreni ve Kapanış Kokteyli Akra Hotel’de tamamlandı. Geceye, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Muratpaşa Belediyesi Başkan Vekili Hüseyin Sarı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, HABİTAT Derneği Yönetim Kurulu Başkanı & GEN Türkiye Başkan Yardımcısı Sezai Hazır, ŞirketOrtağım Melek Yatırımcı Ağı Başkanı Mehmet Buldurgan ve çok sayıda davetli ile iş insanı katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştirilen ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Batı Akdeniz Bölgesi’nde üniversiteler, teknokentler, kamu kurumları ve sivil toplum ile yürüttükleri 20 yıllık etkinlikten gurur duyduklarını kaydederek, “Binlerce gencimizle çağın getirisi olan girişimcilik kültürüne katkı koymak ve sorunların tespitinde, çözümlerin tartışılmasında bir alan oluşturmak için 20 yıldır bu amaca hizmet ediyoruz” dedi.

EKONOMİK BÜYÜMENİN TEMELİ: GİRİŞİMCİLİK

Dünyanın içinde bulunduğu küresel krize işaret eden Başkan Akıncı, “Güçlü bir ekonominin önemi bize bir kez daha hatırlatıyor ki gençlerimizin çağa uygun çözümler üretmeye, bu konuda çalışmaya ihtiyaçları var. Bu sebeple, ekonomik büyümenin temel unsurunun girişimcilik olduğuna işaret ederek, bu kültüre katkı koymak için çaba gösteriyoruz” diye konuştu.

İLK MELEK YATIRIM AĞINI OLUŞTURDUK

İklim krizi, ekonomi gibi birçok konuda yenilikçiliğe dayalı bir ekonomik kalkınma hedefinin iş dünyası olarak odak noktalarında olduğunun altını çizen ANSİAD Başkanı Akın Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu düşünceyle bu yıl Akdeniz Üniversitesi ve Antalya Teknokent ile bir melek yatırım ağı kurarak gençlerimizin desteklenmesi konusunda önemli bir vizyonu ortaya koyduk. Batı Akdeniz Bölgesi’nde ilk olan ANSİAD-Antalya Teknokent Melek Yatırım Ağı ile fikirleri sermayeyle buluşturmayı, bölgesel yatırım ekosistemi kültürünün oluşturulması ve güçlendirilmesi, erken aşama teknoloji girişimlerini geliştirmeye yönelik yatırım fırsatlarının artırılmasını hedefliyoruz.”

MESLEK LİSELERİ İÇİN MARATON

Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Habitat Derneği iş birliğinde gerçekleştirdikleri Mesleki Eğitimde Yenilik Maratonu ile 18 meslek lisesinden 54 öğrenci ile bir araya geldiklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Meslek liselerimizde öğrenim gören gençlerimiz için temel amacımız vasıflı yeni elemanların yetiştirilmesi için kullanılabilecek çeşitli eğitim metotları, iklim krizi, sürdürülebilirlik, çevre ve sosyal sorumluluk alanında projeler oldu. Bu vesileyle bir koçluk sistemi gibi çalışan, okul-işletme iş birliği stratejisiyle geliştirdiğimiz, okullarımız ve iş dünyası arasında bölgemizde model olan bir çalışmaya daha imza attık” dedi.

YOLUNUZ AÇIK OLSUN

Batı Akdeniz Bölgesi’nde aynı masada buluşarak girişimcilik ekosisteminin sürdürülebilirliği için çalıştıklarını dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “ANSİAD lokomotifinde ilerleyen girişimcilik çalışmalarının neredeyse çeyrek asırdır devam eden projelerine destek veren, bizlerle beraber bu ekosistemi büyüten yolcularına ve ekosistemimizin ayrılmaz parçası girişimcilik eğitmenlerimiz ve genç girişimcilerimize minnetle teşekkürlerimi sunuyor, ödül alan, bu sürecin bir parçası olan tüm gençlerimizi tebrik ediyor, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Gençler, cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizsiniz’ sözlerini hayatınızın her aşamasında hatırlamanızı temenni ediyorum. Yolunuz açık, kılavuzunuz Mustafa Kemal Atatürk olsun.”

BÜTÜNÜN EN YÜKSEK HAYRINA İŞLER YAPIYORUZ

ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın, girişimcilik kavramının dönüşüme ve değişime uğradığını kaydederek, “Bu dönüşümle beraber gençlerimize iklim ve çevre sorunlarını, yoksulluk ve gıda krizine dikkati çekerek bu alana işaret ediyoruz. Çünkü girişimciliğin tanımında olan şey tehdit ve fırsatların farkına varan ve bu fırsatı değerlendirerek dönüştüren eylemlerde bulunan kişiler” dedi. Gençlerin fikirlerine güvendiklerini kaydeden Yargın, “Biz 20 yıldan bu yana süren bir iş değil, ilk 10 yılında sürdürülebilirliğe hizmet ettiğimiz faaliyetleri hayata geçiriyoruz” diye konuştu. Sürdürülebilirliğin ‘şimdiyi yaşarken, geleceği harca’ tanımına dikkati çeken Yargın, “Benim sürdürülebilirlikle ilgili şahsi tanımıma gelecek olursak, bütünün en yüksek hayrına işler yapmak olarak tarif edebilirim. Dolayısıyla ANSİAD 57 paydaşıyla bu yolculuğu yapıyor, yani toplumun bütününün faydası için çalışan kurumlar olarak bir aradayız. Kamu özel sektör ve sivil toplumla Batı Akdeniz Bölgesi’nin 7 üniversitesiyle iş birliği içerisindeyiz” diye konuştu. Teknoloji ve dijital çağın getirisi olan her alanda üniversite ve lise öğrencileriyle bir arada olduklarını dile getiren Yargın, “Bütün bunlar bir emekti ancak gençlerimizin açık zihinleri bunu sağladı. Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının 17’sine de kulak verelim, bu salonda olan bizler el ele vererek yarınları kurtaralım, buna muktediriz. Tüm gençlerimizi tebrik ediyor, değerli paydaşlarımıza, emek veren herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.

YILIN BAŞARILI GİRİŞİMCİSİ İBRAHİM ÖZEKİCİ

2022 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü, gelişen teknoloji, değişen beklenti ve ihtiyaçlar konusunda, ağırlıklı olarak tarım ve konaklama endüstrisine odaklı bir IoT projesi olan, dijital tarımsal takip amaçlı kablosuz izleme sistemi VAPS projesindeki başarısı ve örnek girişimciliğinden dolayı bölgemizin değerli genç iş insanı, Startup call VAPS Kurucu Ortağı & Baş Geliştiricisi ve VERİTEL İletişim Sistemleri San.Tic.A.Ş. Proje Yöneticisi İbrahim Özekici’nin oldu. Girişimci olarak en büyük ödülün çabaların takdir edilmesi ve emeklerin değer görmesi olduğunu kaydeden İbrahim Özekici, “Üretim sürecinin temel taşını girişimcilik olarak gören, yaşadığı şehre değer katan, yenilikçi fikirlere açık, Antalya’nın saygın bir kurumundan bu ödülü almak beni gururlandırdı. Bu ödülü bana layık gören, yaptığı sosyal sorumluluk projeleriyle bulunduğu coğrafyada varlığını her an hissettiren ANSİAD’a, saygın üye ve yöneticilerine teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum” diye konuştu.

GÜNGÖR PEKŞEN YEŞİL DÖNÜŞÜM ÖDÜLÜ CEM ARÜV’E

ANSİAD’ın geçen yıllarda kaybettiği Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı değerli girişimci iş insanı merhum Güngör Pekşen anısına 2010 yılından bu yana verdiği ve bu yıl ismi ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Yeşil Dönüşüm Ödülü olarak değiştirilen; İklim ve çevre sorunlarına duyarlılığı, sürdürülebilir çevre bilincini uyandırmak için gösterdiği yoğun çaba ve sürdürdüğü değerli çalışmalar nedeniyle Arüv Çevre A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı & ANSİAD İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı Cem Arüv’ün oluyor. İklim değişikliği ve çevre konusunun dünyamızın karşılaşmış olduğu en ciddi sorunlardan biri olduğuna işaret eden Cem Arüv, “İstanbul Politikalar Merkezi’nin hazırlamış olduğu rapora göre 2030 yılı projeksiyonunda Türkiye’nin üreteceği karbon miktarı 340 milyon kilogram yıl, fakat Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın COP27’de taahhüt etmiş olduğu karbon miktar 780 milyon kilogram yıl. Projeksiyonun neredeyse yarısı. Bu projeksiyonu niye yaptılar, kilogram başına karbon miktarına kaç para harcayacağımızı görmek için, 170 dolar” dedi. AB Gümrük Birliği Anlaşması ve karbon fiyatının belirlenmesi konusuna dikkati çeken Arüv, AB Yeşil Mutabakat sürecine uyum sağlama konusunda çalışma yapılması gerektiğine ve 1 Ocak 2023 tarihi itibariyle karbon vergisi uygulamalarının AB sınırlarında uygulanacağına işaret etti. Arüv sözlerini şöyle sürdürdü; “2023’te farklı bir dünyaya geçtiğimiz, özellikle ticaretimiz açısından çok hızlı bir şekilde geçmek zorunda kalacağımız bir yıl olacak. Kurallarını bizim koymadığımız, işleyişinin ne şekilde olacağına özellikle ihracat yaptığımız ülkelerin karar verdiği, bizim uygulamakla mükellef olduğumuz pek çok düzenleme ve yaptırımla karşı karşıyayız. Ülkemizde iklim yasasının geçmesiyle birlikte bir mevzuat tsunamisiyle karşı karşıya kalacağız iş dünyası olarak. Şu anda uygulanmakta olan pek çok mevzuatta çok hızlı bir şekilde değişmek zorunda kalacak. İktidarın ilk uygulamak zorunda olacağı iş bu olmak zorunda. Dolayısıyla şu anda iş dünyası, STK ve yerel yönetimler olarak bir baskı unsuru olmak zorundayız.” Gençlerle bir arada olmanın kendisini heyecanlandırdığını ve umut verdiğini kaydeden Arüv, “Çok başarılı bir işe imza atıyor olmanız beni mutlu ediyor. Bugün bu ödül için ve gençlerimize dokunduğunuz için çok teşekkür ediyorum” dedi.

GELECEK İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİR ADIMLAR ATMAK

Son yüz yılda sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, iklim krizi, karbon ayak izi ve yeşil dönüşüm konularının ön plana çıktığı günümüzde, ANSİAD 20. Girişimcilik Günleri kapanış etkinliği kapsamında ‘Gelecek İçin Sürdürülebilir Adımlar Atmak’ paneli gerçekleşti. ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın moderatörlüğünde gerçekleştiren panele, HABİTAT Derneği Yönetim Kurulu Başkanı & GEN Türkiye Başkan Yardımcısı Sezai Hazır, ŞirketOrtağım Melek Yatırımcı Ağı Başkanı Mehmet Buldurgan konuk oldu. Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin konuşulduğu toplantıda, melek yatırımcılık, dijitalleşme konusunda yapılan çalışmalar ve girişimcilik ele alındı.

BATI AKDENİZ GİRİŞİMCİ ADAYLARINA ÖDÜL

ANSİAD 20. Girişimcilik Günleri kapsamında ‘Bi Düşünsen Bulursun’ sloganıyla düzenlenen ANSİAD 10. İş Fikri Proje Yarışması’na bu yıl 41 takım ile 80 öğrenci başvurdu. Ön elemeyi geçen 41 takım eğitim ve mentorluk programına dahil oldu. Fikirlerini geliştirip sunuma aktaran 26 takım ön jüri değerlendirmesine katıldı. 10-11 Aralık’ta yapılan ön jüri değerlendirmelerinden 8 adet ön lisans ve lisans, 6 adet yüksek lisans ve doktora olmak üzere toplam 14 takım finale kaldı. 14 projenin finalde yarışarak, iki ayrı kategoride ilk üç başarılı projenin ödüllendirildiği yarışmada, ön lisans ve lisans kategorisinde;

Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri İsmail Elibol ve Kevser Kanaaltı ‘TakBiŞarj’ projesiyle birinci;

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi öğrencileri Abdülkadir Ertürk ve Mesut Karatuğ, ‘Solar Check-Up’ projeleriyle ikinci;

Akdeniz Üniversitesi Korkuteli Meslek Yüksek Okulu öğrencileri Doğukan Atçı ve Süleyman Çamlıca, ‘Doğa ve Çevre Koruma (SCP)’ projeleriyle üçüncü oldular.

Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde;

Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Emre Uygun, Münevver Yıldız, Elif Ceren Yıldırım ve Murat Onur Yıldırım ‘Depat’ projeleriyle birinci;

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Zeynep Erbaş ve Fatih Gençtürk, ‘Yerinde Teslimat’ projeleriyle ikinci;

Akdeniz Üniversitesi’nden Büşra Atkesen ve Betül Taşkıran, ‘Greenlig’ projeleriyle üçüncü oldular.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


SUNAY AKIN’LA ‘BAKMAK İLE GÖRMEK’

Ufuk açıcı hikayeleriyle tarihe yeni bir pencere açan Sunay Akın, ANSİAD’ın konuğu oldu.  

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 16. Olağan Toplantısı’nın konuğu, Şair, Yazar, Gazeteci, Araştırmacı, Tiyatro Oyuncusu Sunay Akın oldu. Akın, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi, ASD Mühendislik & Özel Antalya Akant Okulları Sahibi Sarper Dermut’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıda, ‘Bakmak ile Görmek’ gösterisini sergiledi. Toplantıya, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD) Başkanı Aykut Ege, Antalya Serbest Bölge İş İnsanları Derneği (ASBİAD) Başkanı Emre Şandan ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Sunay Akın, gerçekleştirdiği gösteriyi Victor Hugo’nun sözleri olan “Ey şair: Bana yağmurdan bahsetme, yağdır” ile tanımladığını kaydetti. Oyuncak tarihinin en değerli eserleriyle kurulan İstanbul Oyuncak Müzesi’nden, günümüzde iz bırakan değerlere ilişkin tarihi kişilerin, yerlerin ve isimlerin hikayelerini anlatan Sunay Akın, gerçekliğin ayak izlerini takip ettiğini dile getirdi. Bilginin uygarlık tarihindeki yolculuğunun bilinmeyen öyküsüne değindiğini kaydeden Akın, “Bugün burada olmaktan, sizlerle bir arada olmaktan çok büyük keyif aldım. İş dünyası olarak siz hep böyle kalın, ne yapıyorsanız onu yapmaya devam edin” dedi.

AKIN AKINCI’DAN ÜRETİCİYE DESTEK TALEBİ

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, Kumluca ve Finike’de yaşanan sel felaketi nedeniyle geçmiş olsun dileklerini iletti. Yaşanan doğal afetlerin her yıl bölgede seralara verdiği zarar dolayısıyla üretimin sekteye uğradığını kaydeden Başkan Akıncı, “Türkiye tam otomasyonlu teknolojik seralara geçmek için yapılan çalışmalara hız vermeli, her seferinde çiftçilerimiz zararlarını kredi çekerek gidermeye, yeni ürünler ekmeye çalışıyor” diye konuştu. Modern seracılık faaliyetlerinin önemli olduğunu dile getiren Başkan Akıncı, “Ülkemizde 680 bin dönüm örtü altı üretimin sadece 10 bin dönümü teknolojik sera, devlet katkıları ve banka kredileriyle ekonomimizin gerçekliği şartlarında tespitler yapılmalı ve teşvik edici hale getirilmelidir” dedi.  Dünyada risksiz tarım konusunda seraların modernleştirilme çalışmalarının yapıldığını belirten Akıncı, “Dolayısıyla bu konuda da ciddi bir karar sürekliliğine ihtiyacımız varken maalesef son 5 yılda 5 farklı tarım bakanımız oldu. Eğer tarım bir milli güvenlik meselesi ise dış işleri bakanlığında olduğu gibi tarım bakanlığımızda da aynı süreklilik olmalı ve bakanlar başlattıkları projeleri bitirebilmelidir” diye konuştu. Tarımın üretici, tüketici her kesimi ilgilendiren bir konu olduğuna işaret eden Akıncı, “Yaşanan felaketten ders çıkarmalı, bölgede üreticilerin zararları tespit edilerek yaraları ivedilikle sarılmalı, modern seracılık faaliyetleri için bölgeye dönük altyapı ve geliştirme çalışmalarına bugünden başlamalıdır” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Yönetim Kurulu Üyesi Sarper Dermut’un Sunay Akın’a günün anısına Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik ‘Kuşları’ndan biri olan hediyesini takdim etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD MESLEKİ EĞİTİMDE YENİLİK MARATONU BAŞLADI!

ANSİAD’ın Antalya Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Habitat Derneği iş birliğiyle meslek liselerine yönelik düzenlediği “Bi' Düşünsen Bulursun Mesleki Eğitimde Yenilik Maratonu” 18 lisenin katılımıyla başladı

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’nin Antalya Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü izniyle ve Habitat Derneği iş birliğiyle ilimizdeki 18 meslek lisesine yönelik 25-26-27 Kasım tarihlerinde gerçekleştireceği Bi’ Düşünsen Bulursun Mesleki Eğitimde Yenilik Maratonu Akra Hotel’de başladı. Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Mesleki ve Teknik Eğitim Şube Müdürü Özgür Özdemir, ANSİAD üyesi iş insanları, Habitat Derneği eğitmenleri ve girişimcilik komitesi mentorlerinin katılımıyla gerçekleştirilen açılışta, meslek lisesi öğrenci ve öğretmenleri yer aldı. Etkinlikte, meslek lisesi öğrencilerinin 21. yüzyıl becerilerine uygun, kapasitelerinin geliştirilmesi amacıyla eğitim aldıkları bölüm ile ilgili yenilikçi bir uygulama geliştirmeleri hedefleniyor. Programda temel amaç, vasıflı yeni elemanların yetiştirilmesi için kullanılabilecek çeşitli eğitim metotları, teknolojik uygulamalar, sektörlerde iş öğretimini kolaylaştıracak teknik araçlar, eğitim müfredatları, iklim krizi, sürdürülebilirlik, çevre ve sosyal sorumluluk alanında projeler üzerine 3 gün boyunca çalışma yapılacak.

MERKEZİMİZDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM VAR

ANSİAD Girişimcilik Günleri faaliyetleriyle 20 yıldır bölgede genç girişimcilere yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Mesleki Eğitimde Yenilik Maratonu ile iş dünyası olarak birikimlerimizi seferber etmeyi ve çözüme katkı sunmayı hedefledik” dedi. Ülkenin işsizlik ve nitelikli iş gücü ihtiyacı sorunlarının çözümü için merkeze mesleki ve teknik eğitimi almanın önemine vurgu yapan Başkan Akıncı, “Kamuoyunda farkındalık yaratmak ve ilgili paydaşları harekete geçirmek, meslek liselerinin itibarını güçlendirme noktasında öğrencilerimize katkı sağlamak üzere bu eğitimi tasarladık” diye konuştu.

HER YIL BİNLERCE ÖĞRENCİMİZLE BİR ARAYA GELİYORUZ

Her yıl mart ayının ilk haftasında kutlanan Girişimcilik Haftası etkinlikleri kapsamında ANSİAD üyeleri ve paydaşlarıyla yüzlerce okulda ANSİAD Tecrübe Paylaşımı etkinliği gerçekleştirdiklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Bir koçluk sistemi gibi çalışan, okul-işletme iş birliği stratejisiyle geliştirdiğimiz, okullarımız ve iş dünyası arasında bölgemizde model olan bir çalışmaya imza atıyoruz” dedi. Mesleki Eğitimde Yenilik Maratonu ile bir saha çalışmasını daha hayata geçirmekten mutluluk duyduklarını kaydeden Başkan Akın Akıncı sözlerini şöyle sürdürü; “Mesleki ve teknik eğitim alan öğrencilerimizin aktif katılımıyla, paydaşımız Habitat Derneği iş birliğinde hayata geçirdiğimiz etkinliğimize katılan ve katkı koyan herkese teşekkür ediyorum. Konuğumuz olarak katıldığı toplantımızda mesleki eğitim konusunda fikirlerini paylaşan Sayın Valimiz Ersin Yazıcı’ya ve iş birliği için Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze, çağrımıza cevap veren okullarımıza, öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Bu amaçlara ulaşmamızda komitemizin katkıları, komite başkanımız Işık Yargın’ın özverisi ve siz genç arkadaşlarımızın ilgileriyle üç günlük maratonumuzu tamamlayacağız. Katkıları ve katılımı olan herkese teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.”

PROJE ORTAĞI OLMAKTAN MUTLUYUZ

ANSİAD ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün iş birliklerinin devam edeceğini kaydeden Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Mesleki ve Teknik Eğitim Şube Müdürü Özgür Özdemir, “Türkiye’de girişimciliğin önemini biliyoruz, bir araya geldiğimizde nereye yatırım yapacağımızı konuşuyoruz. Bir işe nasıl başlanır, bunu eğitimini almamız, uzmanlarından bilgi almamız çok önemli” dedi. Özdemir, “Yetenek, altyapı ve donanım açısından önemli bir projeye ortak olmaktan çok mutluyuz. Bu çalışmayı hayata geçiren başta Ansiad olmak üzere, komiteye, eğitimcilerimize ve katılım sağlayan okullarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.

GİRİŞİMCİLİK FARKINDALIKLARI ARTACAK

ANSİAD Girişimcilik Çalışma Masası Işık Yargın, hedef kitlesi gençler olan girişimcilik alanında yürüttükleri çalışmalara değinerek, “Girişimciliğin hayat bulması için gerekli olan ekosistem Antalya’da tüm bileşenleri ile mevcut. Mesleki Eğitimde Yenilik Maratonu ile girişimcilik farkındalığının artacağına inancım tam” dedi. Maratona katılan gençlerin üç günün sonunda girişimcilik potansiyellerini farkedeceklerini kaydeden Yargın, “Teknoloji ve dijital çağın gereklerine uygun düşünceyi ilke edineceklerine ve jüriye sunacakları iş fikirlerinin bütün bu eğitim sürecinin verimini ortaya koyacağından kuşkum yok” diye konuştu.

‘GELECEĞE KANAT AÇ’

Batı Akdeniz bölgesinde girişimcilik ekosisteminin gün geçtikçe büyüdüğüne ve bir girişimcilik kültürünün yerleşmeye başladığına şahit olduklarını dile getiren Habitat Derneği Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Metin, “Habitat Derneği olarak bizler de düzenlediğimiz çeşitli yarışma ve etkinliklerle girişimcilik ekosistemin gelişimine önemli katkı sağlıyoruz. ANSİAD’la birlikte geliştirdiğimiz iş birliği ve paydaşlığımız çerçevesinde yerel girişimcilik ekosisteminin gelişmesine katkılar sunuyoruz” dedi. Her yıl Global Girişimcilik Haftası’nda gerçekleştirdikleri programda yeni fikirlerin girişimlere dönüşmesi için eğitim programları, mentorluk oturumları ve girişimcilik kampları düzenlediklerini belirten Metin, “Bi’ Düşünsen Bulursun programı da bunlardan biri. Liselere yönelik düzenlediğimiz bu yılki programda mesleki eğitimde yenilik uygulamalarını ortaya çıkarabilecekleri bir alan sunarak, Global Girişimcilik Haftası temasında girişimlere fikrinle, ekibinle, inovasyonunla, ‘geleceğe kanat aç’ diyoruz” diye konuştu. Antalya ve merkez ilçelerden 18 lisede eğitim gören 53 öğrenci ve ANSİAD paydaş ve mentorlerinin katılımıyla devam edecek olan Bi' Düşünsen Bulursun Mesleki Eğitimde Yenilik Maratonu’nda teknolojik uygulamalar, sektörlerde iş öğretimini kolaylaştıracak teknik araçlar, iklim krizi, sürdürülebilirlik, çevre ve sosyal sorumluluk alanında projeler için çalışmalar gerçekleştirilecek.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


AB TÜRKİYE DELEGASYONU BAŞKANI ANSİAD İLE BİR ARAYA GELDİ

ANSİAD, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut’un katılımıyla iş ve iklim değişikliği adaptasyonu toplantısı gerçekleştirdi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut’u konuk etti. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Mayer- Landrut ve beraberindeki heyet, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, Uluslararası İlişkiler ve AB Çalışma Masası Başkanı Hilmi Ünsal, masa paydaşları ve üyeleri ile bir araya gelerek iş ve iklim değişikliği adaptasyonu konusunda toplantı gerçekleştirdi. Toplantı başkanlığını ANSİAD Uluslararası İlişkiler & AB Çalışma Masası Başkanı Hilmi Ünsal’ın gerçekleştirdiği yemeğe,  Büyükelçi & Dışişleri Bakanlığı Antalya Temsilcisi Deha Erpek, Delegasyon Başkanı Eşi Brigitte Meyer-Landrut, Büyükşehir Belediyesi Uluslararası İlişkiler Daire Başkanı Tuğçe Çiftçibaşı Güç, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) AB Bilgi Merkezi Koordinatörü İsmail Tuna Aras, AB Bakanlığı AB İşleri Uzmanı Selman Çetin, ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı & TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanları Mehmet Hacıarifoğlu & Bekir Bülend Özsoy, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & ANSİAD Ekonomik ve Sektörel Gelişme Çalışma Masası Başkanı Ergin Civan, ANSİAD İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Çevre Çalışma Masası Başkanı Cem Arüv, Akdeniz Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şükrü Erdem, masa paydaşları ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı.

İŞ DÜNYASI OLARAK FARKINDAYIZ

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD’ın 2021 yılında iklim krizine yönelik iş dünyasında farkındalık yaratmak adına başlattığı çalışmalar kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler hakkında bilgi verdi. ANSİAD’ın 32 yıllık bir kurum olduğunu ve bu bağlamda ülkeye ve bölgeye fayda sağlamak adına birçok projede yer aldığını kaydeden Başkan Akıncı, “Globalde yaşanan bu sorunda krizi çözmeye yönelik çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliğin öneminin farkındayız. Yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanımı konusunda doğaya karşı sorumluluk hissediyoruz” dedi.

AB’NİN HEDEFİ KARBON NÖTR

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu olarak iklim diplomasi konusunda diyalog ve iş birliği çağrısında bulunan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, iş dünyasıyla bir araya gelerek iklim eylemine öncelik verilmesine yönelik dikkat çekmek istediklerini dile getirdi. Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar iklim nötr hale gelmeyi hedeflediğini kaydeden Büyükelçi Landrut, “Avrupa Birliği olarak 2030 yılına kadar yüzde 55 emisyon azaltmaya yönelik bir politika oluşturduk. Karbon emisyonlarını azaltmak için en önemli konu karbon ticareti. COP-27 taraflar konferansı düzenliyoruz ve amacımız dünyanın her yerinde hedeflere ulaşarak bilinç oluşturmak” dedi.

AB GÜMRÜK BİRLİĞİ İÇİN KARBON UYUMU ŞARTI

Avrupa Birliği’nin karbon emisyonlarını azaltmak için iklim politikasında kullandığı en önemli araçlardan birinin emisyon ticaret programı olduğunu kaydeden Büyükelçi Landrut, “Karbon emisyon ticareti karbon için daha yüksek bir birim-zaman başına fiyat koymak anlamına geliyor. Bu konu, Türkiye ile yüksek düzeyli iklim diyaloğunun temel konularından biri” diye konuştu. Türkiye’nin ne zaman ve hangi aşamada kendi karbon ticaret sistemini işleteceği konusunun önemli olduğunu dile getiren Büyükelçi Landrut, “Türkiye, gelecekteki karbon fiyatlandırma sistemini ne kadar AB’ye uyumlu bir hale getirirse, AB Gümrük Birliği kapsamındaki iş birliğimiz de o kadar güvenli bir şekilde ve kesintisiz olarak ilerler. Hükümet böyle bir sistem üzerinden çalıştığını teyit etmişti” dedi. Landrut, “Bu dönüşüm birçok büyük yatırım da gerektiriyor, çok ciddi zorlukları da beraberinde getiriyor. Ancak aynı zamanda büyük fırsatları da beraberinde getiriyor. Şirketler işini ne kadar hızlı iklim dostu haline getirirse, ileride piyasada o kadar liderlik pozisyonuna soyunabilecekler” diye konuştu.

KAYNAK ÇEŞİTLİLİĞİ, TASARRUF VE ALTERNATİF ENERJİ MASADA

Rusya- Ukrayna savaşına değinen Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, “Şu önemli noktaya da değinmek isterim, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından dolayı yaşanan ve devam eden enerji krizi AB’nin iklimle ilgili hedeflerini değiştirmemiştir, aksine gelecekte daha fazla yeşil dönüşümün daha hızlı yapabilmesi için kararlılığını pekiştirmiştir” dedi. Avrupa Birliği devlet başkanlarının bir araya gelerek iklim önceliklerini belirlediklerine dikkati çeken Nikolaus Meyer-Landrut, “Enerji arz kaynaklarının çeşitlendirilmesi, enerji tasarrufunun daha çok yapılması ve alternatif enerji kaynaklarının kullanılması konularında çalışıyoruz. Üçüncüsü de yenilenebilir kaynaklarla temiz enerjiye dayanılması” diye konuştu.

İKLİM ÇALIŞMALARI İÇİN İKİ ÖNEMLİ AB DESTEĞİ

İklim çalışmaları konusunda Türkiye’nin geçiş sürecine destek olabilecek iki önemli AB aracı olduğunun altını çizen Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut sözlerini şöyle sürdürdü; “Birincisi, Türkiye’nin de tam üye olduğu Avrupa Araştırma Programı Ufuk, önümüzdeki 5-6 yıl için 100 milyar euroluk bir programdan bahsediyorum. Buradaki Ar-Ge çalışmalarının büyük bir kısmı hem yeşil dönüşüm hem de dijital dönüşüme ayrılacak. Çünkü yeşil ve dijital dönüşüm birbiriyle bağlantılı. Türkiye’deki araştırma ekosistemi, yani üniversiteler, araştırma kurumları, özel sektör; AB ortaklarıyla birlikte bu muazzam girişime tam katılım sağlayabilirler ve yatırımlar açısından bu programdan faydalanabilirler. Dolayısıyla ben, Türkiye’deki paydaşları bu konuda aktif olarak katılmaya, lider rol oynamaya davet etmek isterim.” Yeni devreye giren Türkiye Yatırım Platformu’nun AB’nin yeni aracı kurumu olduğunu kaydeden Büyükelçi Landrut, “Bu program Türkiye ve diğer ülkelerle ilgili. Buradaki ana ilke Avrupa Birliği’nin uluslararası finans kurumlarından alınacak kredilere kefil olmasıydı, yine buradaki projelerin hem yeşil hem dijital dönüşümü amaçlıyor olması lazım. Ana konu AB’nin güvenilir ve geri ödemesi uygun olan kredilere erişimi kolaylaştırması” dedi.

GEZEGEN GENÇLERİN

Geçtiğimiz yıl yaşanan Antalya yangın felaketine dikkati çeken Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, “Maalesef bu güzel kentte doğrudan küresel ısınmanın etkileri ve sonuçları yaşandı. Bütün bu söylediklerimi özetlemek gerekirse, hemen ve hep birlikte harekete geçmemiz lazım. Özel sektör, iş dünyası ve halkın bu konuda bilincinin ve hazırlığının artırılması çok önemli dönüşüm sürecinde. Özellikle gençler üzerinden onların geleceği ve gezegeni olduğu bilincini artırmak için çalışıyoruz” diye konuştu. Toplantı, iklim krizi konusunda iş dünyasının ve paydaşların büyükelçiye soru ve cevaplarının ardından, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve ANSİAD Uluslararası İlişkiler ve AB Çalışma Masası Başkanı Hilmi Ünsal’ın Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut’a günün anısına Antalya gravürü takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


HER 10 KASIM’DA ATATÜRK’ÜN MÜCADELESİNİ DAHA İYİ ANLIYORUZ

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 84. yılı nedeniyle bir mesaj yayımlayan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Mustafa Kemal Atatürk, ekonomik kalkınmanın hür, bağımsız, kuvvetli ve refaha ulaşmış bir Türkiye idealini liderlik vizyonuyla ayağa kaldıran yegâne isimdir.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyeti kurduktan sonra, Türk devletinin ulaşması gerektiği aşamayı, 20. yüzyılın başlarında şaşmaz bir sezgiyle gördüğünü dile getiren Başkan Akıncı, 10 Kasımlarda Atatürk’ün 57 yıllık hayatını, mücadelesini ve milletimize kazandırdıklarını doğru anlamamız gerektiğini kaydetti. Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatta gerçek yol göstericinin bilim olduğuna işaret eden Atatürk’ün ekonomik bağımsızlığa ve kalkınmaya verdiği öneme işaret ederek, “Atamız batı uygarlığının biliminden, teknolojisinden yararlanarak, bunları özümseyerek çağdaş uygarlık düzeyine çıkıp, bu düzeyi de aşmayı milletinin önüne amaç olarak koymuştur. Atamız bu amacı daha somut olarak ‘Büyük davamız, en medeni en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir’ şeklinde ifade etmiş ve refah toplumu olmayı hedef göstermiştir” diye konuştu.

BENİM MANEVİ MİRASIM İLİM VE AKILDIR

Sadece 10 Kasımlarda değil, her daim Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorumluluklar ve gösterdiği hedeflerin tekrar tekrar konuşulması gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Ülkemizin en zor anında bile düşünüp ortaya koyduğu milli hedef ve stratejilerin hatırlanması, bu tür çabaların anlam ve değerinin çok iyi bilinmesi, Büyük Atatürk’ün ebedi istirahatgâhında huzur içinde yatması bakımından da önemlidir” dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün ilim ve akıla işaret eden cümlelerini hatırlatan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; ‘Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen erişemediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.’ Ekonomik kalkınmanın hür, bağımsız, kuvvetli ve refaha ulaşmış bir Türkiye idealini liderlik vizyonuyla ayağa kaldıran yegâne isim olan Büyük Atatürk’ü ebediyete intikalinin 84. yıldönümünde bir kez daha saygı, rahmet ve minnetle anıyorum, ruhu şad olsun” diye konuştu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


SEÇİME DOĞRU TÜRKİYE EKONOMİSİ

Türkiye’nin Haziran 2023 seçimlerine odaklandığını kaydeden Prof. Dr. Mustafa Özer, “Günü kurtarmaya yönelik önlemlerle yüksek enflasyon, yoksulluk, cari açık gibi temel sorunlara çözüm bulmak mümkün değil.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 14. Olağan Toplantısı’nın konuğu, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Özer oldu. ANSİAD Üyesi ve Güney Makina Ltd. Şti. sahibi Ömer Erkılınç’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıya, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, ANSİAD Fahri Üyesi & Akdeniz Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şükrü Erdem ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı.

ANSİAD AİLESİNE KATILAN İŞ İNSANLARINA ROZETLERİ TAKILDI

ANSİAD ailesine katılan Sidem Gıda İçecek Mimarlık Mühendislik Ticaret A.Ş. sahibi Ezgican Aydoğan, Alanyalı Entegre Ahşap San. Tic. A.Ş. sahibi Mustafa Alanyalı ve Aydın Un Paz. İml. İnş. Turz. San. Tic. A.Ş. sahibi Aydın Yalçın’a, Prof. Dr. Mustafa Özer ve ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından üyelik rozeti ve belgeleri takdim edildi.

HER YOL JEOPOLİTİK RİSKLERE ÇIKIYOR

Seçime doğru Türkiye ekonomisinin konuşulduğu toplantıda, jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisinin artarak devam ettiğini kaydeden Prof. Dr. Mustafa Özer, “Enerji maliyeti artışlarının gecikmeli ve dolaylı etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışla güçlü ve negatif arz şoklarında etkili olmaya devam ediyor” dedi. Her yolun jeopolitik risklere çıktığını dile getiren Özer, “Üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler azalan dış talebin etkisiyle iktisadi faaliyette ivme kaybının devam ettiğine işaret etmekte. Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz ediyor” diye konuştu.

KÜRESEL SORUNLAR ARTIŞTA

Dünyada neo-liberal küreselleşme modelinin miadını doldurduğunu dile getiren Prof. Dr. Özer, “Kısa aralıklı kendini tekrarlayan finansal krizler, uzun dönemli teknoloji ve siyasi kültürel dönüşümleri içeren yapısal kriz dönemleri gibi birçok dönem yaşandı. Ülkeler gelir dağılımı eşitsizliğinde benzeştiler, iklim krizleri de yeni dönemin iktisadi krizlerinden biri” dedi. Küresel sorunların artışına dikkati çeken Prof. Dr. Özer, “Covid-19 pandemisiyle beraber Fed ve diğer merkez bankalarının para politikaları zorlaştı. Küresel ısınmanın etkisiyle biyoçeşitlilik büyük ölçüde tükenecek, gıda güvenliği düşecek ve büyük bir sorun haline gelecek, aşırı hava koşulları kentsel altyapının kapasitesini aşarken gıda ve enerji fiyatları üzerindeki etkisi de artacak” diye konuştu. Emtia ve enerji fiyatlarının arttığını kaydeden Prof. Dr. Özer, “Agflasyon ve stragflasyon tehlikesi kapımızda, gıda, mal ve hizmet fiyatları daha da artacak. Bir yandan global iklim krizi ve kötü hava koşulları, diğer yandan hasadı etkileyen mahsul kıtlığı nedeniyle, tarım ürünlerinin maliyetleri de giderek arttı” dedi.  

KALICI VE AKILCI POLİTİKALAR

2022 yılında yaşanan Rusya-Ukrayna savaşının, Çin’in uyguladığı emperyal gelişmelerin ciddi bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Özer sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye ekonomisinin sanayi sorunu, dışa bağımlılığı ve cari açığın yarattığı sorunlarla beraber yüksek dış borca sahip bir ülkeyiz. Düşük yatırım, kontrol edilemeyen enflasyon, sürdürülebilir ve kapsayıcı olmayan bir büyümeyle beraber istihdam yaratmayan, spekülatif büyüme oranları, işsizlik, artan yoksulluk, yüksek bir risk primine sahip olan bir ülke olarak seçim ekonomisi uygulamaları ve mallarımızın sudan ucuzken işçilerimizin ucuz işçiliği en temel sorunlarımızı oluşturuyor.” Türkiye’nin kötü bir ABD kopyası olmaya çalıştığını kaydeden Prof. Dr. Özer, “Enerjide dışa bağımlı bir ülkeyiz, vatandaşların faturaları, firmaların da üretim maliyeti sürekli artıyor. Enflasyon artıyor ancak vatandaşın gelirleri enflasyon oranında artmıyor, hayat pahalılığı ciddi bir sorun” dedi. Türkiye’nin kalıcı ve akılcı politikalarla fiyat istikrarını sağlaması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Özer, “Sosyal desteklerle ve kamu öncülüğünde herkese aş ve iş yaratacak yeni bir sanayileşme hamlesinin başlatılması önem arz ediyor” diye konuştu.

KAYNAĞI BELİRSİZ PARA

Türkiye’nin Haziran 2023 seçimlerine odaklandığını kaydeden Özer, “Günü kurtarmaya yönelik önlemlerle yüksek enflasyon, yoksulluk, cari açık gibi temel sorunlara çözüm bulmak mümkün değil” dedi. Rasyonel ve ülke gerçeklerine uygun bir iktisat politikası uygulanması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özer, “Yeni iş kapıları açacak yatırımlar yapılarak büyümenin ve sanayileşmenin stratejik olarak ele alınması gerekiyor, halkı borçlandırarak, mallarını ucuzlaştırarak, işçiyi ırgatlaştırarak, inşaat yaparak kalkınamazsınız” diye konuştu. 2022’nin ilk 8 ayında Türkiye’ye kaynağı belirsiz para girişinin 28,3 milyar dolar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mustafa Özer, “İlk sekiz ayda 39.717 milyar dolarlık cari açığı düşündüğümüzde bu net hata noksan girişlerinin kuru belirli bir düzeyde tutmada ne kadar etkili olduğunu görürüz. Bu durumun uzun süre devam etmeyecek, artan dış borç geri ödemeleri, cari açık ve sermaye çıkışları nedeniyle kuru bu düzeyde tutmak oldukça zor. Yıl sonunda kurun en az 20 TL’yi geçme olasılığı oldukça yüksek” dedi.

SEÇİM SONRASI TÜRKİYE

Türkiye’nin idari yapısında köklü bir değişikliğe gidilmesi gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Mustafa Özer, “Seçim sonrasında kur, faiz ve enflasyon sarmalında bir Türkiye bizi bekliyor. Şu ana kadar uygulanan ekonomi politikalarının bir neticesi olarak, seçim sonrasında enflasyon, dolar, işsizlik, risk priminin ani yükselişi söz konusu olacak. Yüksek enflasyon, uluslararası mali sermayenin güvenini kaybetmiş bir Türk lirası, derinleşen yoksulluk, tükenmiş döviz rezervleri gibi birçok sorunu beraberinde yükleneceğiz” diye konuştu. Enflasyonun sanayide dışa bağımlılık ve bunun tetiklediği cari açıkla oluştuğunun bilincinde olmak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özer, “İmalat sanayiindeki aşırı tekelleşme eğilimleri, kontrolsüz para arzı artışları ile kamu zamlarını da bilerek ona göre iktisat politikaları oluşturmak gerekir” dedi. Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Ömer Erkılınç’ın, Prof. Dr. Mustafa Özer’e günün anısına hediye takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD CUMHURİYET TENİS TURNUVASI ŞAMPİYONLARI ÖDÜLLERİNİ ALDI

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle düzenlenen ve 22 Ekim’de başlayan ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK)’nün iş birliğinde Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında 400 sporcunun katılımıyla 22 Ekim’de başlayan ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu. Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK)’nde gerçekleştirilen törene, İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Muratpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Taylan Dikmen, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Abdullah Erdoğan, Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD) Başkanı Aykut Ege, ANSİAD üyesi iş insanları, ATİK üyeleri ve sporcular katılım sağladı. Ödül töreninin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akıncı, “Cumhuriyetimizin kazanımları sayesinde gerçekleştirdiğimiz turnuvamıza katılan tüm sporcularımıza ve emeği geçen ANSİAD’ın değerli isimlerine ve iş birliği için ATİK’e teşekkür ediyorum. Bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirme gururunu hep beraber yaşıyoruz, daha önceki yıllarda temennim uzun yıllar devam etmesiydi bunu gerçekleştiriyor olmak hepimiz için mutluluk verici” dedi.

100. YILDA ULUSAL TURNUVA

Turnuvanın önümüzdeki yıl Türkiye Tenis Federasyonu takvimine alınacağının müjdesini veren Başkan Akıncı, “Cumhuriyetimizin 100. yılında böylelikle ulusal boyuta da taşımış olacağız. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında 4 yıl önce attığımız tohumun filizlenmesine hep birlikte şahit oluyoruz” diye konuştu. Cumhuriyet adına düzenledikleri turnuvanın kendileri için bir onur olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Cumhuriyetin 100. yılına ilerliyoruz, Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef gösterdiği ‘Cumhuriyet, fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister’ sözlerinden yola çıkarak başarılı gençler yetiştirmek ve teşvik etmek için çalışacağız. Başarıyla mücadele eden sporcularımıza çok teşekkür ediyorum” dedi. Turnuvaya katkılarından dolayı ANSİAD Tenis Komitesi’ne teşekkür eden Başkan Akıncı, “Ödül alan tüm sporcularımızı kutluyor, katkı ve katılımları için herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

ATİK VE SPONSORLARA TEŞEKKÜR

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD Cumhuriyet Turnuvası’nın 4 yıldan bu yana düzenlenmesinde desteği olan ANSİAD Üyesi & Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK) Başkanı Necmi Alpagot’a teşekkür plaketini takdim etti. ANSİAD 4. Cumhuriyet Turnuvası’nın gerçekleştirilmesinde verdiği desteklerden dolayı sponsor Topaylar Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Üyesi İlhami Sancar Topay’a, ANSİAD Tenis Komitesi Başkanı İsmail Volkan tarafından plaket takdimi yapılırken, turnuvanın tamamlanmasında emeği geçen ATİK personelleri; Turnuva Direktörü Can Uryan, Başhakem Şükrü Kartal, Gözlemci Hakem İhsan Açar, Gözlemci ve Kule Hakemi Nermin Açar, Kule Hakemi Tahir Doğan, Turnuva Organizasyon Görevlisi Mustafa Gençer ve Sağlık Personeli Onur Can Yiğit’e hediyeleri ANSİAD Tenis Komitesi Üyesi Tayfur Ardıç tarafından takdim edildi. Ödül töreni, Acro Project’in sahne almasıyla son erdi.

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Teşvik Kadınlar birincisi Simge Eşmedere & Teşvik Kadınlar ikincisi Ayşe Boztosun’a ödülleri ANSİAD geçmiş Dönem Başkanı Bekir Bülend Özsoy tarafından takdim edildi.

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Gülsüm Kıldan, ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Teşvik Erkekler birincisi Osman Nallı ve Teşvik Erkekler ikincisi Eyüp Emre Çetin’e ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Teşviküstü Kadınlar birincisi Gülden Şahin ve Teşviküstü Kadınlar ikincisi Cansu Şahan Balcı’ya ödülleri ANSİAD Üyesi Serkan Bahar tarafından takdim edildi.

ANSİAD Başkan Yardımcısı Dr. Rana Demirer, ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Teşviküstü Erkekler birincisi Alp Dönmez ve Teşviküstü Erkekler ikincisi İlia Prokofev’e ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Tek Kadınlar birincisi Deniz Tekdal ve +18 Tek Kadınlar ikincisi Serra Uslu’ya ödülleri ATSO Meclis Üyesi ve ANSİAD Üyesi Musa Taşkın tarafından takdim edildi.

YÖRSİAD Başkanı Aykut Ege, ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Tek Erkekler birincisi Gökhan Mutlu ve +18 Tek Erkekler ikincisi Can Balcı’ya ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +30 Tek Erkekler birincisi Can Balcı ve +30 Tek Erkekler ikincisi Gökhan Mutlu’ya ödülleri ANSİAD Üyesi Erdal Başaran tarafından takdim edildi.

ANSİAD Dijital Dönüşüm Çalışma Masası Başkanı Ahmet Erdal, ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +40 Tek Kadınlar birincisi Zahide Üren ve +40 Tek Kadınlar ikincisi Fatma Sayın’a ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +40 Tek Erkekler birincisi Serkan Yıldırım ödülü ANSİAD Üyesi İlhami Sancar Topay tarafından takdim edildi.

ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Alkandemir, ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +50 Tek Erkekler birincisi Hüseyin Sagiof ve +50 Tek Erkekler ikincisi Kamuran Gündoğdu’ya ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Çift Kadınlar birincileri Nurhayat Aydoğan, Tatiana Özel ve +18 Çift Kadınlar ikincileri Fatma Sayın, Galina Gudkova’ya ödülleri ANSİAD Başkan Yardımcısı Ercan Özbek tarafından takdim edildi.

ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Ergin Civan, ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Çift Erkekler birincileri Kamuran Gündoğdu, Taner Kara ve +18 Çift Erkekler ikincileri Şeref Elmalıoğlu, Deniz Yıldız’a ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Karışık Çiftler birincileri Fatma Sayın, Kamuran Gündoğdu ve Karışık Çiftler ikincileri Nurhayat Aydoğan, Deniz Yıldız ödülleri ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Hilmi Ünsal tarafından takdim edildi.

ATİK Başkanı & ANSİAD Üyesi Necmi Alpagot, ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Çift Erkekler birincileri Gökberk Sarıtaş, Mert Naci Türker ve Master Çift Erkekler ikincileri Uğur Öz, Alper Okay Meryumoğlu’na ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +30 Master Yarı Finalisti Uğur Öz ve Cihan Erman Özcan’a ödülleri ANSİAD Şeref Üyesi Dinçer Kilit tarafından takdim edildi.

BAKSİFED Başkanı & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +30 Master – Tek Erkekler birincisi Mert Yusuf Arpak ve +30 Master – Tek Erkekler ikincisi Harun İsmail Çiftçi’ye ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Karışık Tekler Çeyrek Finalistleri Mehmet Salih Arslan ve Burak Başak’a ödülleri ATSO Meclis Başkanı & ANSİAD Üyesi Ahmet Öztürk tarafından takdim edildi.

Muratpaşa Belediyesi Başkan Yardımcısı Taylan Dikmen, ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Karışık Tekler Yarı Finalisti Önder Balcı’ya ödülünü takdim etti.

ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Karışık Tekler birincisi Mert Naci Türker ve Master Karışık Tekler ikincisi Gökberk Sarıtaş’a ödülleri İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı ve ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından takdim edildi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD BAŞKANI AKINCI’DAN CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Cumhuriyetimizin çağdaş ve mutlu bir toplum idealinin gerçekleşmesi için kendimizden başlayarak sorgulamamız gerekiyor” dedi.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Cumhuriyet ile kazandığımız laik, demokratik ve adalet temelinde bir hukuk devleti üzerine inşa edilen değerlerimiz bugünkü varlığımızın ve geleceğimizin yegâne teminatıdır” dedi. Cumhuriyetin teminatının milletin beraberlik iradesi olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Cumhuriyetin ülkemize kazandırdığı değerler bugün dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik istikrarsızlıkları, teknolojik gelişmelerin ışığında ilerlemeyi hedef olarak önümüze koymakta rehber olacaktır” diye konuştu.

VİZYON KAYBI EN BÜYÜK SORUNUMUZ

ANSİAD’ın 32 yıldır Cumhuriyeti güçlendirecek her türlü adımın öncüsü olduğunu dile getiren Başkan Akın Akıncı, “Cumhuriyet ülkemiz için sadece rejim değişikliği değil, yeniden doğuştur. Büyük bir mücadele sonrası zor şartlar altında bu rejime sahip olan ülkemiz bunun kıvancını yaşamalı ve değerini anlamalıdır” dedi. Hükümet, sivil toplum ve muhalefet başta olmak üzere bütün alanlarda ilerleme için ortak akıl sürecinin tesis edilmesi gerektiğini belirten Başkan Akıncı, “Bu noktada maalesef siyasi tartışmalar herkesin kendi mahallesine konuştuğu popülist bir tartışmaya dönüşmüştür. Hepimiz halkın hoşuna gidecek vaatler bulma peşindeyiz. Oysa toplumdaki bozulma, dağılma ve değer kaybını hiç konuşmuyoruz” diye konuştu. Sistemin yarattığı yozlaşma, ideal ve vizyon kaybının en büyük sorun olduğuna işaret eden Başkan Akın Akıncı, “Bir şehrin ve milletin bekasının temelleri olan hukuk ve adalet sadece dilimizde olan, inanmadığımız ve kendimizi sorumlu hissetmediğimiz kavramlara dönüştü. Aynada kendimize bakmayan, kendimizi sorgulamayan bir toplum olmaya başladık” dedi.

ÇAĞDAŞ VE MUTLU TOPLUM İDEALİ İÇİN ÇALIŞMALIYIZ

Toplumsal yozlaşmayı dikkate alarak topluma örnek olmanın ve ayna tutmanın siyasetin ve kanaat önderlerinin görevi olduğunu dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Büyük filozof Farabi, liderlerin bilge, adaletli, dürüst, paraya, dünyevi zevklere, şan ve şöhrete kapılmayan, öğrenen ve öğreten kişiler olması gerektiğini söylemiştir. Ona göre siyaset, faziletli ve mutlu bir toplum yaratma sanatıdır.  Farabi’nin bin yıl önce yaptığı faziletli toplum ve şehir, cahil ve bozuk şehir tariflerini bugün yeniden okumalıyız.” Fazilet ve toplumsal mutluluk için çalışan ve bunu dile getiren bir başka büyük ismin Mustafa Kemal Atatürk olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “99 yıl önce Cumhuriyetimizi kuran büyük önder Atatürk 4 bine yakın kitabı okumuş, incelemiş, öğrenen ve öğreten bir liderdi. Cumhuriyetimizin çağdaş ve mutlu bir toplum idealinin gerçekleşmesi için kendimizden başlayarak sorgulamak gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.  Cumhuriyetin 99’uncu yılını kutladığımız bugünde atılan temellerin değerini iyi anlamak gerektiğine işaret eden Başkan Akıncı, “Bu düşüncelerle Cumhuriyet Bayramınızı kutluyor, Cumhuriyet kazanımlarıyla beraber nice yıllar temenni ediyorum” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


KUVVETLER AYRILIĞI TEMELİNDE İNŞA EDECEĞİZ

ANSİAD 13. Olağan Toplantısı’nın konuğu olan Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Mesele sadece iktidar değişimi değil, kurucu akıl ve programla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yeniden kuvvetler ayrılığı temelinde inşa edeceğimiz bir süreci programlıyoruz” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 13. Olağan Toplantısı’nın konuğu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal oldu.  ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın Toplantı Başkanlığında gerçekleştirilen etkinlik, İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcıları Bülent Şahinalp ve Doç. Dr. Neslihan Çevik, siyaset, iş, sivil toplum ve medya dünyasından çok sayıda ismin katılımıyla gerçekleştirildi.

ANSİAD AİLESİNE KATILAN İŞ İNSANLARINA ROZETLERİ TAKILDI

ANSİAD ailesine katılan Palmiye Peyzaj Mimarlık sahibi Tülay Tosun, ALP Petrol sahibi Gülden Alp, FSP Turizm ve Yatırım A.Ş. sahibi Ayşen Kurt ve Dekorium Mobilya A.Ş. sahibi Ahmet Ekelik’e, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından üyelik rozeti ve belgeleri takdim edildi.

“SORUMLULUĞUMUZ VE SÖZ HAKKIMIZ VAR”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “ANSİAD olarak, Türkiye’nin, hatta dünyanın geleceğinde sorumluluğumuz ve söz hakkımız olduğuna inanıyor, bu sorumlulukla Türkiye’de demokratik tartışma ve düşünme ortamına katkıda bulunmaya çalışıyoruz” dedi. 15 Ekim’de Bartın’da meydana gelen kazada hayatını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Başkan Akıncı, “Öncelikle üzüntümü ve baş sağlığı dileklerimi iletiyorum. Bu kadar insanın kaybında bile tartışmaların siyasi tartışmaya dönüşmesi de üzüntümüzü artırmaktadır. Bu felaketin son olmasını, bütün kurumların tek bir insan hayatını bile merkeze alarak bilimin ve tekniğin gerektirdiği her önlemi baştan almasını diliyorum” diye konuştu.

AĞIR BEDELLER ÖDÜYORUZ

2022’nin başında hayata geçirilen ekonomik model değişikliğinin birinci yılının tamamlandığına dikkati çeken Başkan Akıncı, “Merkez Bankası faiz indirimlerine başladığı sürecin birinci yılındayız. Türkiye ekonomisi bu yıl yüzde 5 civarı büyüme performansına ulaştı, turizmde canlanmanın da desteğiyle istihdam artışı sağlandı. Faiz indirimleri sayesinde Hazine daha düşük faizle borçlandı, kamu harcamaları bu sayede artırıldı, enerji destekleri sağlandı” dedi. Bu politika nedeniyle üç haneli enflasyon gibi ağır bedeller ödendiğine dikkati çeken Başkan Akıncı, “Daha önemlisi bu politikanın sürdürülebilir olmadığı yönünde endişeler, önümüzdeki yıl beklentilerine gölge düşürmektedir. Dünya ekonomisinin enflasyon ve resesyon arasında dengesiz bir durumla karşı karşıya olması Türkiye ekonomisi için de riskleri artırmaktadır. Bu nedenle ekonomik politikaları günlük konuşmalar ötesinde uzun vadeli bir perspektifle tartışılmamız gereklidir” diye konuştu.

KÜRESEL KOŞULLAR DEĞİŞTİ

Düşük faiz politikasının ABD ve Avrupa’nın 2008’den bu yana uygulayıp artık sona erdirdikleri bir politika olduğuna dikkati çeken Başkan Akıncı, “Negatif faiz politikası aşırı borçlanma, gelir dağılımının bozulması, emlak balonu sorunları yarattığı ve bunun üzerine enerji krizi ve enflasyon geldiği için dünyada faiz artışı dönemi başladı. Hükümetimiz bu para politikasına dünyadaki örnekleri görerek, iyi niyetle başlamıştır. Ancak, küresel koşullar değiştiği için zamanlamadan dolayı sorunlar artmıştır” dedi. Faiz düşürme politikasının koşulları zorladığını belirten Başkan Akın Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü, “Biz faizi düşürme politikasına dünyada enflasyonun ve faizlerin arttığı bir dönemde, döviz rezervimiz zayıfken geçtik ve bu politikaya devam ediyoruz. Koşullar değiştiği için de düşük faiz politikasını komuta ekonomisi yöntemleriyle uygulayabiliyoruz. Şu anda sabit kur rejimine benzer uygulamalarla döviz alımı ve satımı kontrol edilmektedir. Kur korumalı mevduata bütçeden para ödeyerek dövize geçiş engellenmektedir. Kredide ihracat ve yatırım kredilerine öncelik verilmekte, bankaların nereye ne kadar kredi vereceği ne kadar tahvil tutacağı günlük kararlarla belirlenmektedir.”

MERKEZ BANKASI FAİZİ ÖNEMLİ OLMAKTAN ÇIKTI

Kredi ve döviz piyasasının kontrol altında olması nedeniyle Merkez Bankası’nın faizinin önemli olmaktan çıktığına dikkati çeken Başkan Akıncı, “Faiz 7’ye, hatta 5’e, hatta sıfıra da düşürülebilir, çünkü zaten kredi ve döviz piyasası kontrol altındadır.  Kredi ve döviz işlemlerini kontrol altında tuttuğunuz sürece faizi istediğiniz gibi düşürebilirsiniz. Ancak, döviz rezervi yokken, mevcut cari açık ve dış borçla bu politikanın sürdürülemeyeceği ortadadır” dedi. Cari açığın finansmanında yaşanan güçlüğe işaret eden Başkan Akıncı, “Cari fazla vereceğiz dediğimiz yılda, otomotiv, elektronik ithalatımızda düşüşe ve turizm gelirinin artmasına rağmen, enerji faturasının artması nedeniyle 8 ayda 40 milyar dolar cari açığımız oldu. Bu açığın 28 milyar dolarını net hata noksandan döviz girişiyle, diğer kısmını dış borçla finanse ettik” diye konuştu.

VERİMSİZ TARTIŞMALAR

Avrupa ülkelerinde durgunluk ve enerji maliyetlerindeki artışın cari açık baskısını artırdığını belirten Başkan Akıncı, “Üretici maliyetlerindeki artış yüzde 151 iken sabit kur uygulamasının devam etmesi, Merkez Bankasının TL’ye güveni sadece liralaşma adımlarıyla sağlaması son derece güçtür. Bu nedenle enflasyon, kur, faiz ve büyüme konularında belirsizlik azalmamakta, artmaktadır” dedi. Türkiye’de ekonomiyle ilgili tartışmaların çok kısır kaldığını belirten Başkan Akıncı, “Dolayısıyla tartışmamız gereken hususlar şunlardır: Merkez bankasının swap borçları dışında rezervi yokken ne kadar idare edebileceğiz? Mevduat faizine bütçeden ödeme yaparak düşük faizli kredi vermek adil midir? Kredi ve döviz kontrolleri ekonomiyi kapalı bir komuta ekonomisine dönüştürmez mi? Yüksek enflasyonu kader olarak kabul mu edeceğiz?” dedi. Faiz konusundaki tartışmaların son derece verimsiz gerçekleştiğini dile getiren Başkan Akıncı, “Merkez Bankası faizi piyasa faizi değildir, bir ekonomi para basarak finanse edilemez. Gerçekçi olmayan düşük faiz verimsiz yatırımlara ve verimsiz işletmelerin doğmasına neden olur. Verimsiz işletmeleri düşük faizli krediyle, kayıt dışılıkla yaşatmanın bedeli ağırdır, bu bedeli verimli şirketler, kalifiye işgücü, orta sınıf ve gelecek nesiller ödemektedir” diye konuştu. Enflasyonun sadece halkı mağdur eden bir hayat pahalılığı sorunu olmadığına dikkati çeken Başkan Akıncı “Kalifiye işgücü kesimi ve orta sınıfı zayıf olan toplumlarda ekonomi büyür ama kalkınma olmaz. Enflasyon konusundaki tartışmalar da son derece kısır tartışmalardır. Enflasyon, verimsiz sektörleri büyüten, teknolojik gelişmeyi caydıran, ekonomik ve sosyal adaleti ortadan kaldıran, toplumu ve ticareti yozlaştıran ciddi bir hastalıktır” dedi.

‘YÜZDE 107 ENFLASYONU SORUN OLARAK GÖRMÜYORUZ’

İstanbul Ticaret Odası’nın rakamıyla yüzde 107 enflasyona işaret eden Başkan Akıncı, “Biz bu yüzde 107 enflasyonu sorun olarak görmüyoruz, Aralık ayında baz etkisiyle enflasyon yüzde 70 olursa, gelecek yıl yüzde 40-50 civarı bir enflasyonu görürsek mutlu olacağız. Bu anlayış farkının nedeni, ülkenin geleceğini umursamamak mıdır başka şey midir, sizin değerlendirmenize bırakıyorum” diye konuştu. Başkan Akın Akıncı, ekonomik ve sosyal adaleti göz ardı edemeyeceğimiz bir döneme girdiğimizi belirterek sözlerini şöyle sürdürdü; “Dünya ekonomisinde çalkantılı bir döneme girildiğini dikkate almalıyız. Mevcut politika bir süre daha devam edebilir. Ocak ayında ücret artışları yapılacak, kamu harcamaları artırılacaktır. 2023 yılının ilk yarısında da ekonomide canlılık göreceğiz. Fakat daha sonra döviz, faiz ve bütçede bir dengelemenin gerekeceği açıktır. Bu durumda önümüzde üç yol bulunmaktadır. Ya kapalı komuta ekonomisine geçeceğiz ya bir istikrar programını gündeme alacağız, ya da artık konuşmayı bıraktığımız yapısal reformlarla köklü bir dönüşüm programı başlatacağız.” Düşük faiz politikasının tek başına bir dönüşüm ve kalkınma modeli olmadığını kaydeden Başkan Akıncı, “Kalkınma modeli olabilmesi için sanayi ve teknoloji stratejisi, eğitim, vergi, sermaye kontrolü, enflasyonla mücadele ayaklarının da olması gerekir. Sürdürülebilir, adaletli, yenilikçi girişimleri teşvik eden, piyasa kurallarının sürekli değişmediği bir ekonomi modelini hep birlikte inşa etmeliyiz” dedi.

YEŞİL DÖNÜŞÜME DİKKATİ ÇEKTİ

Dünyanın gündeminde Ukrayna’da savaş, enerji krizi, ABD-Çin mücadelesi olduğunu ancak geleceğin dijital ve yeşil dönüşüm üzerinde kurulacağını bildiklerini belirten Akın Akıncı, “İklim değişikliğiyle mücadele bugün için unutulmuş görünüyor ama önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğinin getireceği sorunlar küresel hakimiyet kavgalarını, sınır kavgalarını boşa çıkaracaktır. Biz bugün halen faiz, büyüme konularını tartışırken dijital ekonominin, dijital toplumun ve dijital şehrin ne anlama geldiğini halen tam olarak anlamış değiliz. Dijital ve yeşil kalkınma, insanı ve doğayı temel alan, eşitlikçi, sorumlu yeni bir toplum ideali olarak anlaşılmalıdır” diye konuştu.

ŞEHRİN VE MİLLETİN BEKASI: ADALET

Başkan Akıncı, “Hepimize düşen görev bütün bu alanlarda ilerleme için hükümet, muhalefet, sivil toplum olarak anlamlı bir tartışma, ortak akıl süreci tesis etmektir. Maalesef siyasi tartışmalar herkesin kendi mahallesine konuştuğu popülist bir tartışmaya dönüşmüştür. Hepimiz halkın hoşuna gidecek vaatler bulma peşindeyiz. Oysa toplumdaki bozulma, dağılma ve değer kaybını hiç konuşmuyoruz” diye konuştu. Sistemin yarattığı yozlaşma, ideal ve vizyon kaybının en büyük sorun olduğunu belirten Başkan Akıncı, “Bir şehrin ve milletin bekasının temelleri olan hukuk ve adalet sadece dilimizde olan, inanmadığımız ve kendimizi sorumlu hissetmediğimiz kavramlara dönüştü. Aynada kendimize bakmayan, kendimizi sorgulamayan bir toplum olmaya başladık” dedi.

FAZİLETLİ TOPLUM VE ŞEHİR

Toplumsal yozlaşmayı dikkate alarak topluma örnek olmak ve ayna tutmanın da siyasetin ve kanaat önderlerinin görevi olduğunu belirten Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Büyük filozof Farabi, liderlerin bilge, adaletli, dürüst, paraya, dünyevi zevklere, şan ve şöhrete kapılmayan, öğrenen ve öğreten kişiler olması gerektiğini söylemiştir. Ona göre siyaset, faziletli ve mutlu bir toplum yaratma sanatıdır.  Farabi’nin bin yıl önce yaptığı faziletli toplum ve şehir, cahil ve bozuk şehir tariflerini bugün yeniden okumalıyız. Fazilet ve toplumun mutluluğu kavramlarına önem veren ve bunu dile getiren bir başka büyük isim Atatürk’tür. 99 yıl önce Cumhuriyetimizi kuran büyük önder Atatürk 4 bine yakın kitabı okumuş, incelemiş, öğrenen ve öğreten bir liderdi. Cumhuriyetimizin 99. Yılını kutlayacağımız bugünlerde o gün atılan temellerin değerini anlamak, Cumhuriyetimizin çağdaş ve mutlu bir toplum idealinin gerçekleşmesi için kendimizden başlayarak sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Bu düşüncelerle katılımınız için tekrar teşekkür ediyor, Cumhuriyet Bayramınızı bugünden kutluyorum.”

DEMOKRASİYİ İŞLER HALE GETİRECEĞİZ

Ekonomik ve siyasi gelecek konusunda endişelerini kaydeden Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Türkiye'nin tercihleri yakın coğrafyada önemli etkiler oluşturuyor. Önümüzdeki seçimler tarihi bir eşik ve bu seçim Türkiye'nin hangi istikamete gideceğini gösterecek” diye konuştu. Türkiye'nin son yıllarda öz kaynaklarının heba olduğuna dikkati çeken Genel Başkan Uysal, “Bunu düzeltmek için demokrasiyi işler hale getirmek gerekiyor. Türkiye'yi kutuplaşmadan kurtarmak gerekir. Türkiye'nin bu sıkışmışlığı içinde altı siyasi parti olarak iktidarın karşısında milletin beklentilerini karşılamak adına ortak paydayı yeniden inşa etmek için irade ortaya koyuyoruz. Herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir Türkiye'yi ortaya çıkartmak istiyoruz” dedi.

MESELE SADECE İKTİDAR DEĞİŞİMİ DEĞİL

Farklı siyasi partilerin bir araya gelerek milletin derinden nefes alabilecek birlikteliği ortaya koyduklarını belirten Uysal, “Dışarıdan bütün müdahalelere rağmen milletin beklentilerini kılavuz kabul ettik. Meselenin sadece iktidar değişimi olmadığı kurucu akıl ve programla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yeniden kuvvetler ayrılığı temelinde inşa edeceğimiz bir süreci programlıyoruz. Parti olarak hedefimiz bu süreci aday meselesi üzerinden tarif etme gayretlerine karşı altı siyasi partinin ortak iradesi ile adayıyla, kadrosuyla, programıyla bu büyük ülkede yeniden kurucu bir akılla önümüzdeki süreçte fark yaratmaktır” diye konuştu. Demokrasi ve hukuk paydasında altılı masada bir araya geldiklerine dikkati çeken Uysal, “Ortak bir paydayı inşa etmeye çalışıyoruz. ‘Bir araya gelinemez’ denilenler demokrasi, hukuk ortak paydasında bir araya geldik” dedi.

BAŞARIYLA ÇIKACAĞIMIZ KANAATİNDEYİM

İktidarın kimlik sahalarına hapsetme anlayışı nedeniyle toplumda oluşan endişelere dikkati çeken Uysal, “Bir paket programı milletin önüne koyma hedefindeyiz adayıyla, kadrosuyla. Önümüzde cumhurbaşkanlığı ve parlamento rekabeti var. Öne cumhurbaşkanlığı seçimleri çıkıyor. Siyasi partilerin liderlerinin icracı iddiaları, hüviyetleri dolayısıyla bu süreçte aday olmasının doğru olduğu kanaatindeyiz. Başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere sayın Meral Akşener ki bu süreçte çok önemli vazifeler gördüler. İktidarın kimlik sahalarına, mahallere hapsetme siyaseti dolayısıyla toplumumuzun kimi kesimlerinde gelişen bu endişeleri anlamakla beraber bu ortak paydada, adayıyla, kadrosuyla, programıyla ortaya koyduğu paket programla bu süreçten başarıyla çıkacağımız kanaatindeyim” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’a, günün anısına Antalya gravürü takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


325 TENİSÇİ ANSİAD CUMHURİYET TURNUVASI’NDA YARIŞACAK

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle düzenlenen ANSİAD 4. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda 325 tenisçi, farklı kategorilerde 415 katılımla yarışacak

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Kulübü (ATİK)’nün iş birliğinde Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında 22 Ekim- 5 Kasım tarihlerinde bu yıl dördüncüsü düzenlenen ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası 325 tenisçinin katılımıyla ATİK’te başladı. Tensçilerin 415 katılımla yarışacağı turnuvaya katılan sporculara başarılar dileyen ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında 4 yıl önce attığımız tohum gelişerek büyüyor. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılına doğru ilerlerken spor etkinliğimize destek veren öncelikle ATİK Başkanımız ve ANSİAD üyemiz Necmi Alpagot’a, bu turnuvada emeği geçen ANSİAD yönetim kurulu üyelerimiz İlhan Karakaya ve İsmail Volkan’a, ANSİAD üyemiz, ATSO Meclis Başkanımız Ahmet Öztürk’e, ANSİAD üyelerimiz Tayfur Ardıç ile İlhami Sancar Topay’a teşekkür ediyorum” dedi. Turnuvaya katılan sporculara başarılar dileyen Başkan Akıncı, “Umuyorum ki uzun yıllar boyunca bu alanda başarılı etkinliklere imza atmaya devam edeceğiz. Turnuvamızın başarılı bir şekilde sonuçlanmasını temenni ediyorum. Turnuvamızı Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye Tenis Federasyonu takvimine aldırarak ulusal boyuta taşıyacağız” diye konuştu.

ÖDÜLLÜ TURNUVA

İnsanları spora özendirme adına tenis sporu ile uğraşan kişileri kapsayan turnuva, 18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olacak. Sporcuların Master, Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde yarışacağı ve toplamda 73 gram altının ödül olarak verileceği turnuvada, Master Kadın ve Erkek kategorileri birincilerine 15 gram, ikincilerine 7 gram altın ödül verilecek. Yarı finalistler 2 gram altın, çeyrek finalistler 1 gram, Master +30 birincisine 5 gram, ikinciye 2,5 gram, yarı finalistlere 1,5 gram ve diğer tüm grupların birincilerine 1 gram, ikincilerine 0,5 gram altın ödülü verilecek.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’NE KANSER AŞISI İÇİN 312 MİLYON TL DESTEK

ANSİAD 6. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu olan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, kanser aşısı çalışmalarına başlamak üzere 312 milyon TL bütçe desteği aldıklarının müjdesini verdi

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 6. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan oldu. Üniversitede, eğitim ve bilimsel çalışmalar hakkında bilgiler veren Rektör Özkan, ANSİAD üyesi iş insanlarının taleplerini dinleyerek çözümü konusunda görüş alışverişinde bulundu. Toplantıya, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Akdeniz Üniversitesi Genel Sekreteri Ali Evren İmre, Antalya Teknokent Müdürü Dr. İbrahim Yavuz, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı.

İŞ BİRLİĞİMİZ ÇOK ÖNEMLİ

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Üniversite, iş dünyası ve sanayi arasındaki ilişki çok önemli. Bir şehirde üniversite ve iş dünyası entegre olarak çalışmalı. Eğitimin ardından, öğrencilerimizin de iş dünyasının gerçeklerinden habersiz gelişmesi oldukça kötü bir durum. Bilim ve üretimin beraber yürümesi kaçınılmaz. Üniversitemiz bizim en önemli paydaşlarımızdan. Antalya Teknokent’i iş dünyasına açık bir yer ve karşılıklı her türlü faydayı sağlıyoruz” dedi.

KANSER AŞISI ÇALIŞMALARINA 300 MİLYON TL HİBE

Akdeniz Üniversitesi’nin 70 bine yakın öğrencisi ve 3 bin 300 öğretim üyesiyle güzide bir kurum olduğunu kaydeden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “40 yıllık bir kurum olan üniversitemizin rektörüyüm. Tıp fakültemiz 50 yaşında, yarım asra yakın bir geçmişi var. Üniversitemizin hem valisi hem belediye başkanıyım” diye konuştu. Cumhurbaşkanlığına sundukları yapay organ ve aşı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Rektör Özkan, “Prof. Dr. Ömer Özkan hocamızın yürütücülüğünde başlattığımız İleri Sağlık Araştırmaları adlı altyapı projemiz ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nca toplam 312 milyon lira bütçe desteği kazandık. Bu bir kanser aşısı. Bununla ilgili merkezimiz de hızla ilerliyor. İnşallah size belki gelecek sene burada güzel haberler vereceğim. Türk tıbbı için çok kıymetli, bunun için kolları sıvadık” dedi.

GES PROJESİNİN TEMELLERİ ATILDI

Güneş enerji santrali projesine başladıklarını belirten Rektör Özkan, “Bu bizim için başka kıymetli bir projemiz. 30 Megavatlık kapasitesiyle Türkiye’nin en büyüklerinden biri olacak bir proje. Bitirmek üzereyiz. İznimizi aldık, şu an ihale aşamasındayız. Artık yeşil bir dünyaya adım atmak zorundayız, bu da üniversiteye yakışır diye düşünüyorum açıkçası” dedi.

“770 MİLYON LİRA BORCU 100 MİLYONA İNDİRDİK”

2020 yılında göreve geldiğinde tıp fakültesinin 770 milyon lira borcu olduğunu dile getiren Rektör Özkan, “Bu borcu tasarruf tedbirleriyle ve gelirleri artırarak 100 milyon liraya kadar düşürdük. Üniversitenin MR tomografisi yoktu. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile bir protokol düzenledik. Şu an üniversitemizde MR ve tomografi kitimiz var. Bu kit hastaların randevularını öne çekmek açısından önemli” dedi. Eğitim sisteminde de seviyeyi artırmak adına değişime gittiklerini kaydeden Prof. Dr. Özkan sözlerini şöyle sürdürdü; “Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi bir seviye kadar yükseldi. Tıp fakültemizden mezun olan öğrencilerin hepsi asistanlığını bizde yapmak istiyor. Eğitimin teknoloji içeren, günümüzün gerçeklerini ortaya koyan, çözüm üreten teorik ve pratik eğitim sistemi olması gerekli. Teknokentimiz Türkiye'nin 8'inci teknokenti. Teknokente baktığımız zaman bizim kampüsümüz şehrin merkezinde kalan bir kampüs ama bize yetmiyor. Aksu ilçemizde bin 100 dönümlük arazimiz var. İkiye ayırmaya karar verdik. Aksu'da tarım teknokentini oluşturacağız. Üniversite içinde de bilişim teknokentimizi kuracağız. Antalya'yı dijital şehir yapmak istiyoruz.” Atamalarla ilgili de öğretim üyesi kalitesini artırmak adına ciddi bir çalışma yürüttüklerini ve kriterlerin yükselmesini istediklerini belirten Rektör Özkan, “Atamalarla ilgili kriterlerimizi artırdık. Eğitim kalitemizi daha da artırmak en büyük hedefimiz” dedi.

ANTALYA İNSANI KENTE SAHİP ÇIKMIYOR

Üniversitelerin eğitimle birlikte bilim üretmesi gerektiğini aktaran Rektör Özkan, “Antalya insanı Antalya'ya çok sahip çıkmıyor. Üniversiteye çok sahip çıkmıyor. Antalya ekolojisinden ekmek yiyen en önemli kesim turizm. Antalya turizmcisinin üniversite ve bilime çok destek vermesi gerekli. Hepimiz ne kadar çok katkı sağlarsak şehrin kıymeti o kadar artacak. Ben buna elçiyim. Antalya'da, Antalya'ya sahip çıkılması için çalışma yapacağım. Fikir olarak, maddi ve manevi destekleri arayacağım” dedi. Toplantı, Rektör Özkan’ın soruları yanıtlamasının ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANTALYA’DAN DÜNYA MARKALARI ÇIKAR

ANSİAD 12. Olağan Toplantısı’nın konuğu Marka Danışmanı Özel Oytun Türkoğlu oldu.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 12. Olağan Toplantısı’nın konuğu, Marka Danışmanı ve Markör Markalaştırma Ajansı Sahibi Özel Oytun Türkoğlu oldu.  ANSİAD üyesi ve Lotus Tarım Tohumculuk ve Gübre San. A.Ş. sahibi Tayfur Ardıç’ın Toplantı Başkanlığındaki toplantı, Antalya’dan Dünya Markaları Çıkar başlığında gerçekleştirildi.

ANSİAD AİLESİNE KATILAN ÜÇ İSME ROZETLERİ TAKDİM EDİLDİ

ANSİAD ailesine katılan MVV Organizasyon Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti. sahibi Varol Varlı, Ada Pazarlama Hediyelik Eşya Ltd. Şti. sahibi Sedat Gümüş ve Bina Tasarım Gıda Yap.Kim.İnş.ve İnş. Malz. Tur. Taş. San. Tic. Ltd. Şti. sahibi Sonay Yeşiltaş’a ANSİAD Başkan Vekili Ercan Özbek, ANSİAD üyesi Dr. Savaş Titiz ve Marka Danışmanı Özel Oytun Türkoğlu tarafından üyelik rozeti ve belgeleri takdim edildi.

MARKA 5 DUYUYA HİTAP ETMELİ

Satış, pazarlama ve satın almanın önemine dikkat çeken Marka Danışmanı Özel Oytun Türkoğlu, “Dondurma örneğinden yola çıkarsak, neden satın aldığımızı hiç düşündünüz mü? Serinlemek için diyoruz. Peki Antalya’da yazın bir dondurma aldınız, ısırdınız, hiç serin sulara atladım dediğiniz oldu mu? Hayır. Aslında beynimiz onu yediğimiz anda mutluluk duygusunu pekiştiriyor, biz de bu yüzden satın alıyoruz” dedi. Duygu ve algı yönetiminde markanın yerine işaret eden Türkoğlu, “Biz burada duyguya para ödüyoruz, yani duyularımıza. Markacılıkta eğer beş duyuya aynı anda hitap ediyorsanız satışınız çok kolay” diye konuştu. Marka tarihinin çok eski çağlara dayandığını dile getiren Türkoğlu, “İlk rastlandığı yerler arasında mağara duvarları ve bizonlar var. Daha sonraki süreçte toprak ürünlerinde görülüyor, çanak, çömlek, kiremit, tuğla gibi. Ürünlerin üretildiği yerin belirtilmesi amacıyla kullanılıyor. Bu topraklardaki kökeni de çok eskilere dayanıyor. Alameti farika, kişiyi, ürünü veya hizmeti diğerlerinden ayıran unsur olarak kullanılıyor ve bir nevi markayı tanımlıyor” dedi.

DÜNYAYA UYGUN MARKA

Markalama ve markalaşma süreçlerinin psikoloji, sosyoloji ve istatistik ile ilişkili olduğunu aktaran Oytun Türkoğlu, “Bu işte en önemli kısım pazar araştırmasıdır. Marka süreklilik arz eder, adım adım ve detaylı şekilde işlenir. Dünya markası çıkarmanın ilk adımı tüm dünyaya uygun bir markalama süreci geçirmektir” diye konuştu. Türkiye’den dünya markaları çıkarmak için markalaşmanın eğitimden tanıtım ve teknolojiye kadar halkın da iş birliğiyle gerçekleşebileceğini kaydeden Türkoğlu, “Made in Turkey etiketinin arkasının doldurulması, kaliteli ürün üretmek ve iyi ticaret yapmak ve bu noktada ‘Türk yaparsa iyisini yapar’ imajının yerleştirilmesi çok önemli” dedi. Toplantı, soru ve cevap bölümünün ardından ANSİAD Başkan Vekili Ercan Özbek ve Toplantı Başkanı Tayfur Ardıç’ın günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


REFAHIN TEMELİ HUKUK, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK

ANSİAD’ın konuğu olan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, iç güvenlik sorunlarının çözümü için hukuk, özgürlük ve demokrasiye işaret etti

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 11. Olağan Toplantısı’nın konuğu, Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı oldu. ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Toplantı Başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin iç güvenlik sorunları konuşuldu. Toplantıda, ANSİAD ailesine katılan Polydec Poliüretan Sistemleri Ltd. Şti. sahibi Volkan Bayraktar, UNİBA Tarım San. ve Tic. A.Ş sahibi Barış Büyükyörük ve Çam Halı Tekstil Tur. Ltd. Şti. sahibi Cüneyt Büyükçam’a ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı tarafından üyelik rozeti ve belgeleri takdim edildi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Türkiye uzun bir süredir yüksek enflasyon altında yaşıyor. Yüksek enflasyonun varlığı, faizlerin de yüksek olmasına yol açıyor. Enflasyon sorunu döneme bağlı olarak farklı nedenlerden kaynaklanarak şu anda çözümsüz bir biçimde ekonominin tepesinde duruyor” dedi.

TL’NİN DEĞER KAYBI ENFLASYONUN TEMEL NEDENİ

Enflasyonda temel nedenin TL’nin yüksek dış değer kaybı olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Ham maddenin, ara malların ve makine teçhizatı gibi sermaye mallarının önemli bir bölümünün ithal ediliyor olması, TL’nin yabancı paralara karşı değer kaybı bu girdilerin pahalanmasına ve dolayısıyla üretim maliyetlerinin yükselmesine yol açmakta” diye konuştu. Fiyatlara yansıyan değer kaybının enflasyonu körüklediğini dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu sorunu çözmenin tek yolu TL’nin değer kaybını önlemektir. Türkiye, aslında dünyadaki birçok ekonomi gibi hem bütçe açığı hem de cari açık veren bir ekonomi. Sorun yaratan husus her ikisinin de bu oranların üzerine çıkması. İşte ülkemiz uzun süredir bu açıkların sorunsuz yönetilebilir oranlarının üzerinde duruyor. Türkiye yalnızca ekonomik açıdan değil sosyal ve siyasal açıdan da yüksek riskli bir ülke. Bu yönden bakıldığı zaman uluslararası platformda risk değerlendirme notlarımız da yatırım için hiç de iç açıcı değil. Aynı durum CDS primimiz için de geçerli maalesef.”

SORUNU ÇÖZMEYE SONUÇTAN BAŞLANIYOR

Kısa vadede olumlu sonuçlar veren girişimlerin ekonomide yanılgıya sebep olduğunu dile getiren Başkan Akıncı, “Türkiye uzun süredir ekonomik sorunları çözme girişimlerine hep sonuçtan, enflasyonu hatta ondan daha önce faizi düşürmeye çalışarak başladı. Bu yanılgı yöneticilerin risk yaratan yaklaşımlarının kendi kararlarından doğduğunu kabul edememelerinden kaynaklanıyor. Oysa gerçek riskleri ortadan kaldıramadığınız ya da en azından azaltmadığınız bir ortamda çözümler hep geçici olmaya mahkumdur” dedi. Türkiye’nin kesin çözüm elde edebilmek için sonuçtan değil, nedenden yola çıkarak riskleri kaldıracak ya da azaltacak adımları atması gerektiğini kaydeden Başkan Akıncı, “Bunun da yolu komşularla sorunları çözmeye çabalamak, demokrasiyi geliştirmek, hukukun üstünlüğünü yaşama geçirmek gibi adımlarla sağlanabilir. Sadece bu adımlar için çaba harcanmış olsa bile ülkemizin CDS risk priminin ciddi bir biçimde düşebileceğini düşünmekteyim. Özetle belirtmek gerekirse bugünkü ekonomik sıkıntıların çoğu aslında ekonomik olmayan nedenlerin yarattığı risk artışından kaynaklanıyor. İşte bu nedenle çözüm de oralardan başlamak zorunda” diye konuştu.

İÇ GÜVENLİK BİR KISIR DÖNGÜ

ANSİAD 11. Olağan Toplantısı’nın konuğu olan Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Cumhuriyet döneminden önce Osmanlı dahil büyük bir kısmı Türkiye’nin iç güvenlik sorunlarının oluşturduğunu kaydetti. Yakın tarihte iki büyük darbe, iki muhtıra ve bir de cemaat darbesi yaşandığına işaret eden Avcı, “Bu sorunların tamamı iç güvenlik sorunundan kaynaklanıyor. Bunları çözüme ulaştırabilirsek çok daha farklı bir ülke olabiliriz” dedi. Türkiye’de iç güvenliğin kısır bir döngü olduğunu dile getiren Hanefi Avcı, “Bu döngü bir süre sonra toplumu, vatandaşları birçok sorunla baş başa bırakıyor. Hepimizin amacı huzurlu ve güvende yaşamak. Buna mâni olan birçok sorun var” diye konuştu. Dünyada huzur ve güven içerisinde yaşayan devletler kadar iç çatışmalarla uğraşan ülkeler olduğunu kaydeden Avcı, “Bazı ülkelere bakınca insanlar ticaret ve sanatla uğraşıyor, başka bir yerde varını yoğunu satıp ülkeden kaçmaya çalışıyor, operasyonlar, bombalar, olaylar var. Peki dünyanın bazı ülkeleri böyle huzurlu ve güvenliyken, ürettiklerinin karşılığı var ve dünyada saygınlığı varken dünyanın bir kısmı niye huzursuz olur, bunu sormak gerekiyor” dedi.

İÇ GÜVENLİK SORUNLARI BÜYÜK ZARAR VERİYOR

Türkiye’nin uzun süre terörle beraber yaşadığı için olayları normalleştirdiğini belirten Hanefi Avcı, “Biz bu durumları kanıksadık, bunları olağanüstü görmüyoruz. Bir karakolun basılması bile normalleşti” diye konuştu. FETÖ terör örgütünün ciddi bir zarara neden olduğunu dile getiren Avcı, “Bu olayın ülkemize verdiği zararı hesaplamak çok kolay değil. 254 insanımız öldü, milyarlarca değerimiz yurtdışına kaçtı, hukuk sistemi bozuldu, her şey allak bullak oldu. Ölçmeye kalksanız altından kalkamazsınız, çok büyük rakamlara çıkar. Belki çok daha az zararla atlatabilirdik eğer iç güvenliği iyi yönetebilseydik. Bunların büyük bir kısmını yaşamazdık” dedi. Güneydoğu olaylarında 50 bine yakın insanı kaybettiğimizi kaydeden Avcı, “Asker, polis, öğretmen kaybettik. 1 trilyon dolar gibi bir maddi zarardan bahsediliyor. Daha sonra Hizbullah terör örgütünün, El-Kaide’nin yarattığı tahribata bakın bir de ölçemiyorsunuz. Dört yıl süren Kurtuluş Savaşı mücadelesinde 37 bine yakın şehir vermişiz ama sadece Güneydoğu’da 50 bin vatandaş ölmüş” diye konuştu.   

TERÖRLE MÜCADELE

Terörle mücadelenin öncelikle bilimsel temellerde ele alınması gerektiğine işaret eden Hanefi Avcı sözlerini şöyle sürdürdü; “Rejimi değiştirmek isteyen, adaletli olacağız, işçiler sömürülmeyecek diyen sol terör örgütleri var. Bölücü örgütler var kendilerinin sömürüldüğünü iddia eden, bağımsız bir devlet kurmak isteyen ve bir de dinci terör örgütleri var, ülkedeki rejimin dini bir hale getirilmesini isteyen. Normal yöntemlerle değiştirmeleri mümkün olmadığı için illegal yöntemleri deniyorlar.” Bu örgütleri var eden ortamın öncelikli olarak saptaması gerektiğini belirten Avcı, “Belli değerleri benimsemiş, belli değerli kabul etmiş ve toplumsal yaşam haline getirmiş ülkelerde terör olayları olmuyor veya terör orada yaşayamıyor. Bunları yerine getirmeyen ülkelerde ise bunu yerine getirmenin imkânı yok. Bunlar ne? Bütün dünyada şunu görüyorsunuz, fikir ve düşünce özgürlüğünün, basın özgürlüğünün geliştiği ülkelerde terör ve anarşi pek gözükmüyor” dedi. Hukukun üstünlüğünün sağlandığı, demokrasi kurallarının iyi işlediği ve özgürlüğün güvence altına alındığı ülkelerde terör ve anarşinin de olmadığını dile getiren Avcı, “Bu üç temel sağlanırsa vatandaşları özgür olan ve özgür ortamın sağlandığı ülkelerde insanlar daha büyük değerler yaratıyor. Sürekli baskı altında olan yerlerde yaşayan insanlar da küçülüyor. Daha az değer üretebiliyor” diye konuştu.

HUKUK, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ

Gelişmiş olan hukuk, demokrasi ve özgürlüğün vatandaşlara da yansıdığını belirten Avcı, “Hukukun geliştiği, kendileri bir sorunla karşılaşırsa hukukla çözebileceklerine inanan insanlar çok daha büyük değerler yaratıyor. Ancak hukuka inanmayan, hakkını hukukla alamayanlar, başka yöntemler aramaya kalkıyorlar. Özgürlük düzeninin olmadığı ülkelerde nasıl olsa normal yöntemlerle hakkımızı arayamayız normal yöntemler ile bir şey yapılmaz, mutlaka illegal yöntemler gerekli diye düşünüyor insanlar” dedi.

HALK OLARAK SEÇİMLERDE TAVIR KOYMAMIZ GEREKİYOR

Demokratik yapılanmanın iç güvenlik sorunlarında önemine işaret eden Hanefi Avcı sözlerini şöyle sürdürdü, “Demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla geçerli olduğu, herkesin her türlü fikir etrafında örgütlenebileceği, kendi düşüncesi etrafında siyasi örgütlenmeler oluşturarak seçimlere katılabileceği, her düşüncenin ve fikrin eşit mesafede halka ulaşma imkanlarının verildiği ve bunu seçimlere katılarak halkta karşılık görürse değişiklik yapma hakkının olduğu ülkelerde iç güvenlik sorunlarının çözümü çok daha kolay. Ancak baskı altında olduğu rejimin sadece belirli sınırlarda olup, sadece belirli sınırlarda düşünmeye ve var olmaya yönelttiği ülkelerde ise insanlar hep illegal olmaya, yer altı örgütleri kurmaya, haklarını hukuk dışı yöntemlerle aramaya kalkıyorlar.” Ne kadar özgürlüğünüz, hukukunuz ve demokrasiniz varsa o kadar olaylarınız var sözleriyle Türkiye’de yaşanan süreci özetleyen Avcı, “Düzeltebilmek için halk olarak seçimde tavrımızı koymamız gerekiyor. Yorulmayacağız, korkmayacağız, gayret göstereceğiz. Bu bir denetimdir, illegal yapıları önler. Para kazanmayan bir işletmeye yatırım yapar mısınız, elbette ticaretle uğraşan insanlar olarak yapmazsınız. Peki neden siyasette bunu işler hale getirmiyoruz. Tepkiler siyasete sirayet etmeli” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve BAKSİFED Başkanı Abdullah Erdoğan’ın, günün anısına Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’ya plaket takdimiyle sona erdi.  

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİNE BAŞVURULAR BAŞLADI

B A S I N   D U Y U R U S U

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını kategorilerini içeren “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü vermektedir.

ANSİAD medya ödülü ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.

Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını dijital ortamda en geç 01 Kasım 2022 Salı günü saat 17.00'ye kadar basin@ansiad.org.tr mail adresine göndermeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

Saygılarımızla. 30 Eylül 2022

 

Necdet ALKANDEMİR

ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

 

“ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ” KATILIM KOŞULLARI

Bu yarışmada; 30 Eylül 2021 – 30 Eylül 2022 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eser, “ANSİAD 2022 YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü almaya hak kazanabilecektir.

Yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.

Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:

-      Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak

-      Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

Yapılan değerlendirme sonucunda; ödül sahibine başarı belgesi ile bronz döküm özel tasarım ödül sembolü verilecektir. Ödüller, Ocak 2023’de yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 11 kişiden oluşur:

-      Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)

-      Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)

-      Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-      Isparta Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-      Burdur Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-      Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)

-      ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)

 

Başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:

Yazılı Basın dalı

-      Haber

-      İnceleme-Araştırma

-      Röportaj

-      Makale 

Görsel Basın dalı

-      TV Programı

-      TV Haberi

-      TV Röportajı

-      Belgesel

İşitsel Basın dalı

-      Radyo Programı

-      Radyo Haberi

-      Radyo Röportajı 

İnternet Basını dalı

-      Haber

-      Röportaj

-      Makale

-      İnceleme-Araştırma

 

 


VALİ YAZICI ANSİAD ÜYELERİ İLE BİR ARAYA GELDİ

ANSİAD 5. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu olan Antalya Valisi Ersin Yazıcı ANSİAD üyesi iş insanları ile bir araya gelerek talepleri ve çözümü noktasında görüş alışverişinde bulundu.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 5. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Antalya Valisi Ersin Yazıcı oldu. Antalya’nın ekonomisi ve eğitim konularındaki çalışmalar hakkında bilgiler veren Vali Yazıcı, ANSİAD üyesi iş insanlarının taleplerini dinleyerek çözümü konusunda görüş alışverişinde bulundu.

SERBEST BÖLGE ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

Antalya Serbest Bölgesi’nin kentin önemli bir ticaret merkezi olduğunu dile getiren Antalya Valisi Ersin Yazıcı, “Antalya Serbest Bölgesi ciddi katma değer oluşturan bir bölge, bölgede artık yer kalmamış durumda. Serbest bölgeyle ilgili bir çalışmamız var, henüz alan bulma noktasında yol alamadık” dedi. Serbest bölgede yat üreticiliğinde Antalya’nın önemli bir noktada olduğuna işaret eden Vali Yazıcı, “Eğer biz başka bir alanda serbest bölge yaratabilir ve bulabilirsek, şu anda deniz kenarında olan alanı sadece yatçılara tahsis edelim, çünkü çok iyi bir katma değeri var, iyi bir kazanç alanı ve şehre de ciddi bir değer kazandıracaktır. Yukarıda başka bir alanda yine serbest bölge olmak koşuluyla alan bulursak bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Burada yat üreticilerini büyütelim, dünyanın yat üretim merkezlerinden biri haline gelelim isteriz” diye konuştu. 

ANTALYA MÜZESİ KONUSUNDA GELİŞME YOK

Antalya Müzesi’nin genişletilmesi ve mevcut alanda kalması konusunu değerlendiren Vali Yazıcı, “Öncelikle müzemizin altında neredeyse bir müze daha oluşturacak kadar tarihi eserimiz var. Alanla ilgili ben ilk geldiğimde konu olmuştu Karayolları Bölge Müdürlüğü bu alanı vermiyor, bununla ilgili bir gelişme yok. Yeni bir müze yapılması ihtiyaç mı, kesinlikle yüzde yüz ihtiyaç. Başka bir yerde mi olur, aynı alanda olsa bence de daha güzel olur benim kişisel görüşüm. Başka bir alanda da yapılabilir” dedi.

MESLEK LİSELERİNE ÖNEM VERİYORUM

Meslek liselerinin önemine işaret eden Vali Yazıcı, iş dünyasının bu alana ilgi göstermesi gerektiğini kaydetti. Vali Yazıcı, “Bu çocuklar bizim, ülkemizin geleceği. Bu sebeple başta meslek liseleri olmak üzere bu konuyla yakından ilgileniyorum. Buradan çıkan çocuklara bizlerin, ülkemizin ihtiyacı var. Bu şehirde 96 meslek lisesi var. Orada hayata küsmüş hayattan beklentisi olmayan gençlerimiz var. İş dünyasından arkadaşlarımızın meslek liselerine konuk olmalarını istiyorum. Bu şekilde kentimizde pozitif etkiler yaratabiliriz” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın Vali Ersin Yazıcı’ya plaket takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ATSO SEÇİMLERİ KENTİMİZE HAYIRLI OLSUN

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Öncelikle seçim sürecinin hayırlı olmasını diliyorum ve seçimin Antalya’mıza yakışır bir şekilde gerçekleşmesini temenni ediyorum” dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)’nın 1 Ekim tarihinde gerçekleşecek olan seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı, “140 yıllık mazisiyle bölgemizin önemli bir sivil toplum dinamiği olan ATSO’nun seçim sürecinin hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. Köklü kurumsal kültürü ve şeffaf, katılımcı, yenilikçi bir yönetim anlayışıyla hareket eden ATSO’ya teşekkürlerini ifade eden Başkan Akıncı, “Ortak akıl ve kurumsal iş birlikleriyle bugüne kadar birçok projede birlikteliğimizin olduğu bir kurum, bu noktada sürdürülebilirliğin sağlanması adına bizler için de bu seçim süreci çok değerli” dedi.

DESTEĞİMİZ DEVAM EDECEK

Tüm farklılıkların, gelişen ve ilerleyen bir Antalya yolunda birleşmesi gerektiğine işaret eden Başkan Akıncı, “Kamplaşmadan, ötekileştirmeden ve kentin çıkarlarını ön planda tutarak projelerin yarıştığı bir seçim sürecini görmek hepimizi mutlu edecektir” diye konuştu. Ticaret ve sanayi odalarının üye menfaatlerini ve mesleki faaliyetleri ilerletmek, kolaylaştırmak için hareket etmesi gerekliliğini hatırlatan Başkan Akıncı, “Üye ilişkilerinde güveni tesis etmenin ötesinde kentin, ülkenin, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine katkı koyma sorumluluğu her zaman devam etmelidir” dedi.  Girişimciliği artırmaya yönelik her türlü faaliyetin içerisinde yer alacaklarını ve destek olacaklarını kaydeden Başkan Akıncı, “Genç girişimciliği noktasında ANSİAD’ın 20 yıldır kent dinamikleriyle birlikte yürüttüğü çalışmalar referans olmaya devam edecektir. Bu noktada ATSO ile gerçekleştirdiğimiz Dijital İstasyon çalışması gibi birçok alanda gençlerimize dijital girişimcilik konusunda eğitimler veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz” diye konuştu.

ŞÜPHEMİZ YOK

Adaylara ve meslek komitelerine seslenen Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da ATSO’nun yerelde ve ulusaldaki etkinliğini sürdürecek, kentimize ve ülkemize değer katacak çalışmalar yapacaklarına ve bunları yaparken de sadece meslek etiklerini ve kamu yararını gözeteceklerine şüphemiz yoktur. Fırsat eşitliği yaratmak adına da kadınların iş dünyasında temsiline yönelik yönetim kurullarında ve meclis temsilinde adım atmalarını talep etmekteyiz.” ATSO’nun yerelde olduğu kadar ulusal ölçekte de önemli bir yer tuttuğunu hatırlatan Başkan Akıncı, “1 Ekim 2022 tarihinde, cumhuriyetimizin 100. yılına girerken gerçekleştirilecek olan seçimde başkanlığa aday olan ve meslek komitelerinde temsil için yarışan tüm arkadaşlarımıza başarılar diler, bu seçim yarışının Antalya’mıza yakışır bir şekilde nezaketle gerçekleşmesini temenni ederiz” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ZAFERİN 100. YILI KUTLU OLSUN

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Hürriyet ve bağımsızlığımızın 100. yılında 30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 100. yılına ilişkin bir kutlama mesajı yayınladı. İstiklal mücadelesinin en önemli mihenk taşı olan 30 Ağustos Zaferini kutladığını kaydeden Başkan Akın Akıncı, “Zaferin 100. yılında Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına şükranlarımı sunuyorum. 26 Ağustos 1922’de başlayan ve 30 Ağustos’ta büyük bir zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz, en zor şartlarda Türk milletinin yeniden dirilişinin, geleceğine sahip çıkışının bir destanıdır” dedi. Türk tarihinin dönüm noktası olan 30 Ağustos zaferinin 100. yılını kutlamanın gururunu ve heyecanını yaşadıklarını dile getiren Akıncı, “İstiklal harbini taçlandıran 30 Ağustos zaferiyle sonuçlanan bu destan geleceğimize taşıyacağımız en önemli mirasımızdır” diye konuştu.

YOL HARİTAMIZ CUMHURİYET
Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsız ve ulusal egemenlik anlayışına işaret eden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Bizlere miras bıraktığı her cümlesinde tekrar ettiği gibi bu zafer, bağımsızlığı canlarından daha kıymetli bilenlerin ve hiçbir zaman boyunduruk altında yaşamaya tahammül edemeyenlerin zaferidir. Dün olduğu gibi bugün de Atatürk ve silah arkadaşlarına layık olma sorumluluğu içinde aynı kararlılık ve inanca sahibiz.” Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlık ile mümkündür sözlerini hatırlatan Başkan Akıncı, “Özgür, uygar bir refah toplumu olma konusunda taraf olan Türk sanayicileri ve iş dünyası olarak bizlerin de en öncelikli görev ve sorumluluğu bu olmalı. Ülkemizin bağımsız ve özgür olarak kalması karşısındaki yol haritamız Cumhuriyetimizin temel ilkeleridir” dedi. Antalya iş dünyası olarak hukukun üstünlüğünü esas alan bir anlayışı güçlendirecek adımların takipçisi ve savunucusu olacaklarının altını çizen Başkan Akıncı, “Ülkemizin içinde bulunduğu her koşulda ileriye taşıma sorumluluğu içerisinde çaba göstermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

RUHLARI ŞAD OLSUN
30 Ağustos Zaferi’nin tarih boyunca, karşılaşılan tüm engelleri birlik ve beraberlik içerisinde aşan büyük bir milletin zaferi olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bu zaferi bizlere armağan eden istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi şükranla anıyorum. Ruhunuz şad olsun. Ulusumuzun milli mücadele sürecindeki en büyük adımı olan hürriyet ve bağımsızlığımızın 100. yılında 30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 

İŞ DÜNYASINDAN İKLİM KRİZİNE SOMUT ADIM

Geleceğin mimarları iklim krizi, sürdürülebilir çevre ve ekolojik yapı tasarımı için yarıştı

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’nin 2021 yılında ‘İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Çevre’ temasıyla başlattığı çalışmalar kapsamında gerçekleştirilen ANSİAD Ulusal Öğrenci Mimari Proje Yarışması sergi ve ödül töreni Akra Hotel’de sivil toplum kuruluşu temsilcileri, kamu ve medyadan çok sayıda ismin katılımıyla gerçekleşti. Geleceğin yapılı çevrelerini tasarlayacak olan mimarların, iklim kiriz, sürdürülebilir çevre ve ekolojik yapı tasarımı konusunda düşünmeye ve farklı disiplinlerle birlikte çalışarak mekânsal veya kentsel mimari çözümler üretmeyi hedefleyen ulusal yarışmada, ödül, mansiyon ve jüri özel ödülü kategorilerinde ödüller sahiplerini bulurken, projeler ödül töreni öncesinde davetlilere sergilendi. Türkiye’deki 53 üniversitenin mimarlık fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerinin 206 mimari proje başvurusunun arasından seçilen proje paftaları 4-7 Temmuz tarihleri arasında, Muratpaşa Belediyesi Fikret Otyam Sergi Salonu’nda sergilenmeye devam edecek.

SERA GAZI EMİSYONLARINI YÜZDE 39’U BETONDAN

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, iklim değişikliği kriziyle ilgili ANSİAD olarak somut adımlar atma konusunda kararlı ve iş birliklerine açık olduklarını kaydederek, küresel bir soruna karşı birlikte hareket etmenin önemine işaret etti. Karbon döngüsünün fosil yakıt kullanımlarıyla hızla bozulduğunu belirten Başkan Akıncı, “Global bir krize dönüşen iklim kriziyle beraber çok yönlü zorluklar söz konusu ve buna tek bir çözüm yolu bulunmuyor” dedi. Akdeniz havzasının iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı en hassas bölgelerden biri olduğunu belirten Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye, küresel ısınmanın özellikle su kaynaklarının azalması, çölleşme ve bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi olumsuz yönden etkilenmeye başladı. İklim değişikliği kaynaklı yağış azalması ve toprak bozulumunun doğal kaynaklar üzerinde yaratığı baskı, söz konusu kırılgan grupları göçe zorlayacak ve bu olgu istikrarsızlıkları tetikleyerek, güvenlik risklerini de beraberinde getirecektir” diye konuştu. Yapılı çevrelerin yıllık küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 75’inden sorumlu olduğunu dile getiren Başkan Akıncı, “Binalar bunun yüzde 39’unu tek başına oluşturuyor, biz de bu tespitten yola çıkarak yarının aktörlerini iklim krizi, sürdürülebilir çevre ve ekolojik yapı tasarımı konusunda düşünmeye ve farklı disiplinlerle birlikte çalışarak mekânsal, kentsel mimari çözümler üretmek için davet ettik” dedi.

BAŞKAN AKINCI: HEPİMİZ SORUMLUYUZ

İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum çalışmalarını sadece bir çevre sorunu olarak görmediklerinin altını çizen Başkan Akıncı, “Gerçekte bu mücadele gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin izleyeceği büyüme stratejilerini, enerji, sağlık, turizm ve tarımla programlarını, su kaynaklarının kullanımını, gıda güvenliğini, düşük karbonlu ekonomiye geçiş ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini doğrudan etkileyecek ve belirleyici olacaktır” dedi. Hedeflere yönelik stratejilerin ülkelerin finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme konusunu yerine getirmeleriyle ilgili olduğunu belirten Başkan Akıncı, “Bizler de Ansiad olarak bölgemizde önemini vurgulamaya çalıştığım iklim değişikliği konusuna dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak üzere yaklaşık iki senedir iklim değişikliği ve sürdürülebilir çevre konusunu etkinliklerimiz kapsamında işliyoruz. Çünkü hem küresel hem toplumsal hem de mesleki olarak herkes yaşadığı gezegen üzerindeki iklim değişikliği baskısını azaltmak için bilgi birikimini, becerilerini ve zamanını ortaya koymak zorunda. Bu noktada hepimiz sorumluyuz” diye konuştu.

DESTEKLERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER

Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden ANSİAD Ulusal Öğrenci Mimari Proje Yarışması’na katılan tüm genç mimar adaylarını kutladığını kaydeden Başkan Akıncı, “Meslek hayatlarında sonsuz başarılar diliyorum. Ayrıca yine bu yarışmada eşdeğer mansiyon ve jüri özel ödüllerine layık görülen gençlerimizi de tebrik ediyor, başarılarının devamını temenni ediyorum” diye konuştu.

ÖDÜL ALANLAR

ANSİAD Ulusal Öğrenci Mimari Proje Yarışması Eş Değer Ödül

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi- Emre Erdem, Süleyman Uluışık

Gebze Teknik Üniversitesi- Kaan Kağızman, Arif Tahtalı, Eren Kırıştıoğlu, Nurseli Karatepe, Yılmaz Suzan ve Zeynep Ece Katipoğlu

İstanbul Teknik Üniversitesi- Elif Naz Özen, Aslı Fulin Çalçalı ve Sümeyye Aslıhan Keleş

 

ANSİAD Ulusal Öğrenci Mimari Proje Yarışması Eş Değer Mansiyon Ödülleri

Yıldız Teknik Üniversitesi- Kağan Rüstem, Ceren Geyiktepe, Övgü Resmiye Gülaçar, Ahmet Hakan Uğur, Dila Hanım Çelik ve Halime Duman

Marmara Üniversitesi- Ayceren Karabıyık, Nisa Şahin

Marmara Üniversitesi- Ebrar Bekçi, Mehmet Çorakçı

Sakarya Üniversitesi- Zahid Emre Öndin, Yeşim Kısa, Nidanur Görgel ve Fatih Tursun

Sakarya Üniversitesi- Muhammed Çetinkaya, Khusnıddın Khakımov

 

ANSİAD Ulusal Öğrenci Mimari Proje Yarışması Jüri Özel Ödülü

MEF Üniversitesi- Hayrunnisa Mutlu, Buse Şahin

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü- Ayşe Nur Aytulun

İstanbul Teknik Üniversitesi- Emirhan Ayata

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-posta: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN AKINCI'DAN 19 MAYIS MESAJI

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıktığı ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın meşalesini yaktığı 19 Mayıs 1919 tarihinin 103’üncü yıl dönümünü kutluyorum.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mücadelesinde, çağdaş, laik, demokratik bir ülke olma yolunda tüm yokluk ve yoksunluklara karşın emperyalist güçlerin baskıları karşısında tarihin akışını değiştirmek kararlılığını tüm dünyaya duyurduğu bu tarihten sonra, kazanılan zaferle beraber genç cumhuriyetin tohumları atılmıştır. Ülkemizin dört bir yanına dağılan düşmanlara karşı, Türk milletine pranga vurulamayacağının ispatı olan 19 Mayıs 1919, istiklal ve istikbale doğru atılan tarihi bir adımdır.

Büyük Önder, en büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyeti’ni güven duyduğu gençlere emanet etmiş, bizler de bu vizyonun izinde, sorgulayan, okuyan, bilimin peşinde ve sürekli daha iyiyi hedef edinen gençlerimizle dünya uygarlık hedefinde daha ileriye gideceğimizin inancını taşıyoruz. Gençlerimizi desteklemek, gelecek planları ve hedeflerine ulaşmalarında bu yolda onları hazırlamak ülkemize yapılacak en değerli hizmetlerin başındadır.

Gençlerimizin gelecek hayallerini kaybettiği, genç işsizliğin yüzde 23 seviyelerinde olduğu ülkemizde, gelecek kaygısı taşıyan bütün gençlerimizin özlemlerini, hayallerini ve değişen dünyada taleplerini karşılamamız gerekiyor. Ekonomiden siyasete, sosyal yaşamlarına kadar ilgileri konusunda hassasiyet göstermek, bu noktada adımlar atarak geleceğe dair ümitlerine destek olmanın ne demek olduğunu bugün çok daha iyi anlıyor olmamız gerekiyor.

103 yıl önce atılan bu adım, tarihte var olma mücadelemizin bir sembolü olarak gençlerimize ve bizlere hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda büyük bir ilham kaynağı olarak güç vermeye devam etmektedir.  

Bu duygu ve düşüncelerle gençlerimizin, Türk milletinin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, bağımsızlık meşalesini yakan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşlarını sonsuz saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

 

Akın AKINCI

Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANTALYA İKLİM KRİZİNE KARŞI BİRLEŞTİ

Son yıllarda yaşanan doğal hadiselerden kaynaklanan felaketler bilim insanlarını iklim değişikliğinin nedenini bulma yönünde araştırmalar yapmaya itmiştir. Dünyada ve ülkemizde karşılaştığımız ve geçmişte benzeri nadir rastlanan doğa olayları incelendiğinde sera etkisinin en önemli unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

Sera gazı olarak nitelendirilen, çoğunlukla fosil yakıt kaynaklı karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb. gazlar yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının tekrar yeryüzüne dönmesini sağlar. Bir battaniye işlevi gören sera gazları, yeryüzündeki ortalama sıcaklık, insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hayatını sürdürmesine imkân verecek ısı düzeyinin oluşmasını sağlar.

Atmosferdeki sera gazlarının oranı 1750’li yıllarda başlayan sanayi devrimi sonrası artmaya başlamış, fosil yakıtların aşırı kullanımı ve ormanların yok edilmesi gibi etmenler sebebiyle sera gazlarının artış dengesinde bozulma yaşanmıştır.

Bilim insanları tarafından yapılan, geriye dönük araştırmalar, son 650 bin yılın hiçbir döneminde karbondioksit oranının bugün ki düzeyine kadar yükselmediğini göstermektedir. Araştırmalara ve genel kabule göre söz konusu artış tamamen insani kaynaklar sebebiyle gerçekleşmiştir. Hükümetler arası yapılan iklim değişikliği paneli, insan faaliyetlerinin atmosferde yarattığı etkinin sonucunda küresel ortalama sıcaklıklarda artış yaşandığını net olarak ortaya koymuştur.

İklim değişikliğinin etkisi doğrudan sıcaklıklardaki artışları ile ilgili değildir. Sıcaklıkların yükselmesi buzulların erimesine neden olurken, yeryüzünde daha fazla güneş enerjisi kalmasında, dünya genelinde iklim sistemlerinin değişmesine ve gelecek yıllar için ekosistemde büyük tahribatlar yaratacağını düşündürtmektedir. Doğal dengenin bozulması pek çok bitki ve hayvan türünü yok olma tehlikesiyle karşı kaşıya getirirken, oluşacak su sıkıntılarından da tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin zarar görmesi, göç ve kıtlıkların ortaya çıkması beklenmektedir. Diğer yandan kutuplardaki buzulların eriyerek okyanuslara eklenmesiyle dünya genelindeki deniz seviyesinin yükselmesi, denize kıyısı olan ülkelerin kıyı şeridinin sular altında kalması tehlikesini de gündeme getirmektedir.

Bilim dünyası iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için ortalama sıcaklardaki artışın azami 2°C ile sınırlanması gerektiğini belirtmektedir. Normal şartlar altında atmosferde bulunan karbondioksit 280 ppm iken günümüzde ölçülen karbondioksit oranı 394 ppm’e ulaşmıştır. Bilim insanlarının önerdiği 2°C artış sınırlanmasını kabul ettiğimizde, atmosferdeki karbondioksit oranının 450 ppm seviyesini aşmaması gerekmektedir. Dünya Bankası karbondioksit emisyonlarının şu andaki artış hızıyla 2060 yılında ortalama sıcaklıklardaki artışın 4°C bulacağı uyarısı yaparken, bu artışın etkilerinin özellikle yoksul kesimlerce hissedileceğini belirtiyor. Sadece Akdeniz havzasında gerçekleşecek 2°C artışı, beklenmeyen hava olayları, sıcak hava dalgaları, orman yangınlarının sayısında ve etkisinde artış, kuraklık ve bunlar dolayısıyla biyolojik çeşitlilik kaybı, turizm gelirlerinde azalma ve en önemlisi kuraklık sonucu oluşacak gıda kıtlığı sebebiyle göç olarak etkilerini hissettirecektir.

İklim bilimcilerin gelecek yıllar için çizdiği karamsar tablo ülkeleri bilinçlenerek tedbir almaya yöneltmektedir. Bu kapsamda dünyayı küresel ısınma tehlikesinden korumak ve yaşanabilir bir ortam sağlamak için 1970’li yılların sonlarından itibaren uluslararası alanlarda girişimler başlatılmıştır. Küresel ısınmaya yönelik ilk uluslararası mutabakat 1992 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile gündeme gelmiştir. Akabinde 1997 yılında Kyoto Protokolü imzalanmış, 2009 yılı itibariyle de Türkiye taraf olmuştur.

Kyoto Protokolü’nün 2020 yılında sona erecek olması sebebi ile 2015 yılında Fransa’nın Paris kentinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP21), Paris İklim Anlaşması kabul edilmiştir. Anlaşmanın uzun dönemli hedefi, küresel ortalama sıcaklık artışının sanayileşme dönemi öncesi verilerine göre 2°C’nin altında tutulması, mümkünse 1,5°C’nin altında tutulmasına yönelik küresel çabaların sürdürülmesi olarak ifade edilebilir. Gerek belirtilen hedeflerin ulaşmada gerek diğer maddelerde uygulamada “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler” ilkesi prensip olarak belirtilmiştir. Buna göre ülkelerin küresel iklim eylemlerine, kendi imkânları doğrultusunda mümkün mertebe katkı sunmaları öngörülmüştür. Ülkelerin ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler ilkesi uyarınca, emisyonlarında gerçekleştirecekleri azaltım, uyum, finans, teknoloji transferi ve kapasite inşası konusundaki anlaşmanın temel hedefini yerine getirmesine yönelik faaliyetlerin yer aldığı ulusal katkı beyanını her 5 yılda bir sunmaları öngörülmüştür.

Türkiye, Paris İklim Anlaşması’na taraf olmadığı dönem olan 30 Eylül 2015 tarihinde, sera gazı emisyonlarının 2030 yılı içi yapılan referans senaryoya uyum göstermek amacıyla %21 oranına kadar azaltacağını sözleşme sekretaryasına sunmuştur.

ABD’de Donald Trump yönetiminin Paris İklim Anlaşması’ndan çıkması sonrasında sekteye uğrayan çalışmalar, Joe Biden yönetiminin iktidara gelmesi ile yeniden hız kazanmıştır. Biden’ın göreve gelmesi sonrasında Beyaz Saray’daki ilk saatlerinde, ilk imzaladığı kararnamelerden biri de iklim değişikliği politikalarının uygulanması ve ülkenin Paris İklim Anlaşması’na tekrar katılması olmuştur. Biden, iklim değişikliği ile ilgili endişelerini ABD’nin ulusal güvenliğinin ve dış politikasının yanı sıra yerel planlamanın merkezine yerleştirerek bir ‘bütün devlet yaklaşımını’ ortaya koymaktadır.

2021 yılı Nisan ayı içerisinde ve Joe Biden başkanlığında iklim değişikliği konusunda ülke başkanlarının yer aldığı geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Akabinde konu haziran ayındaki NATO zirvesinde ele alınmış, temmuz ayında AB İklim Yasası’nın hazırlanması ile ilgili olarak ilk hedef çalışmalarını yayınlamış, kasım ayında Glasgow’da COP26 2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı toplantısı yapılarak ciddi bir mesafe kaydedilmiştir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 6 Ekim 2021 tarihinde Paris İklim Anlaşması’nı onaylamıştır. Su Şurası’nı toplamış ve 2022 Şubat ayında İklim Şurası’nı düzenlemiştir. İklim şurasının amacı, ilk iklim kanunun alt yapısını oluşturmaktır. İklim kanunun neler getireceği sanayi sektörünü nasıl etkileyeceği, sosyal hayata yapacağı etkilerin neler olacağı hususu kapalı grup toplantıları ile çalışılmış, T.C. Cumhurbaşkanlığı tarafından şura kararlarının değerlendirilmesi beklenmektedir.

ANSİAD olarak iklim değişikliği sebebi ile temsil etmiş olduğumuz sektörlere, ticaret hayatına ve insanlığa olan sorumluluğumuz gereği büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanacağı hedeflenen süreçlerde; gerek ABD’de gerek AB ve İngiltere’de gerekse ülkemizde iklim değişikliği kapsamında yürütülen mevzuat süreçlerinin sektörleri nasıl (olumlu/olumsuz) etkileyeceği, sosyoekonomik yapıda meydana getirmesi muhtemel değişikliklerini, altyapı ihtiyacı ve finansmanı, yönetim anlayışının değişmesi, bu değişikliklerin insan hayatında yaratacağı etkilerin  tartışılacağı konu ile ilgili tüm sivil toplum örgütlerinin  katılacağı ticari hayatın sesinin duyulacağı ortak bir zirve düzenlemek istiyoruz.

Zirvede ele alacağımız konular;

1.       Çevreye karşı bilerek veya bilmeyerek işlenen suçlar, verilen zararlar, zararların cezası ve tazmini, EKO SUÇ kavramının tartışılması,

2.       Karbon vergisi, karbon ayak izi, su ayak izi, karbon sertifikası, karbon bankası konu ve kavramlarının tartışılarak tüm taraflar nezdinde netleştirilmesi, Batı Akdeniz Bölgesi’nde yer alan doğal kaynak envanterinin iklim değişikliği kapsamında karbon nötr şartlarının bölgesel olarak sağlanıp sağlanamayacağının, sağlanması için yapılması gereken işlemlerin net olarak ortaya konması,

3.       Fosil yakıt kullanımının azaltılmasına yönelik alınacak olan tedbirler,

4.       İklim değişikliği koşullarında tarımsal üretim ürün desen değişikliği, üretim teknolojisi değişikliği ve kıtlık konusunun tartışılması,

5.       Peyzaj uygulamalarının karbon emisyonlarını azaltmada etkin kullanımı, Batı Akdeniz Bölgesi’nde iklim değişikliği sebebiyle küresel ısınma sonucunda hava sıcaklıklarının artması sebebiyle tarımsal ve peyzaj ürün desenlerinde yapılacak olan muhtemel değişikliklerin ortaya konması, öneri ve projeler geliştirilmesi,

6.       Şehir planlamasının iklim değişikliği sebebiyle meydana gelebilecek olumsuz etkilerini minimize etmekteki rolü, akıllı şehir çalışmalarından elde edilecek verilerin planlamaya katkısı, çevreye ve karbon emisyonlarına duyarlı akıllı bina üretimi, izolasyon ve yalıtım ile mimari seçenekler,

7.       Enerji dönüşümü ve yenilenebilir enerji kaynaklarının (Hidroelektrik enerji, Güneş enerjisi, Rüzgâr enerjisi, Jeotermal enerji, Biyoenerji, Hidrojen enerjisi, Dalga ve akıntı enerjisi) efektif kullanımı ve alan planlaması,

8.       Nükleer enerji ve doğalgazın enerji üretiminde kullanılmasının iklim değişikliği kapsamında alınacak olan tedbirlere sağlayacağı katkı değerinin tartışılması,

9.       İklim değişikliği sebebi ile turizm sektöründe karşılaşılacak etkiler ve çözüm önerileri,

10.    İklim değişikliği sebebi ile yaşanacak olan göç dalgasını önlemeye yönelik tedbirler, ülkemizin atması gereken adımlar, iklim değişikliğinin nüfusun demografik yapısına olan etkisi, nüfus artışının doğal kaynak kullanımına etkisi, nüfus planlamasının karbon emisyonlarının azaltılmasındaki etkisinin ortaya konması,

11.    İçme ve kullanma suyu olarak kullanılan yeraltı ve yerüstü doğal su ortamlarının etkin korunmasına yönelik alınacak tedbirler,

12.    Deniz suyunun içme ve kullanma suyu olarak arıtımı, denizlerin mevcut kirlilik durumu, denizlerin ekolojik yapısına iklim değişikliğinin etkileri, küresel ısınma sonucunda deniz suyunun ısınması neticesinde biyolojik yapının değişmesi hususlarının ortaya konması,

13.    Evsel ve endüstriyel nitelikli arıtılmış suların kullanma suyu olarak geri kazanımı, 

14.    Evsel ve endüstriyel atık yönetiminin verimli olarak uygulanması,

15.    Ulaşım altyapısının (hava, kara, deniz) iklim değişikliği kapsamında alınacak tedbirler çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi,

16.    İklim değişikliğinin sosyal hayata ve sosyoekonomik yapıya yapacağı etkiler ve bu etkilerin minimize edilmesi için geliştirilecek olan sosyal projeler ile gençlere yönelik farkındalık çalışmaları ve eğitimler düzenlenmesi,

17.    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakat sürecine uyumu

Konularında yapılacak olan planlama ve organizasyon ile iklim değişikliği konusunu Antalya, Burdur, Isparta ekseninden başlayarak, bölgemiz, ülkemiz ve dünya ölçeğinde tartışmak, gündem oluşturmak, farkındalık yaratmak, çözüm önerileri üretmek ve ülkemizde hazırlanmakta olan iklim kanununa bir ışık tutmak niyeti ile çıktığımız bu yolda, bölgemiz ölçeğinde faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütleri ile yüksek çalışma azmi ile görev yapacağımızı kamuoyunun bilgilerine sunarız.

 

Bildiriye imza atan kurumlar;

1.       Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)

2.       Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ)

3.       Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ)

4.       Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ)

5.       Antalya Bilim Üniversitesi (ABÜ)

6.       Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)

7.       Antalya Ticaret Borsası (ATB)

8.       Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB)

9.       Antalya Organize Sanayi Bölgesi (Antalya OSB)

10.    Antalya Barosu

11.    TMMOB Makina Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya MMO)

12.    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya İMO)

13.    TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya HKMO)

14.    TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya ZMO)

15.    TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şubesi (Antalya PMO)

16.    TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya ÇMO)

17.    TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi (Antalya ŞPO)

18.    Antalya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (ASMO)

19.    Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED)

20.    Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD)

21.    Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KONYSİAD)

22.    Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD)

23.    Döşemealtı Sanayici ve İşadamları Derneği (DÖSİAD)

24.    Genç Organize Sanayi Derneği (Genç OSD)


ANSİAD 25. AKDENİZ TOPLANTISI’NIN KONUĞU TEMEL KARAMOLLAOĞLU OLDU

Parlementer sisteme dönüşü işaret eden Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de benim kanaatim, mutlaka biz bir araya gelerek, herkesin ittifak edeceği bir kişiyi aday göstermemiz gerekir” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 25. Akdeniz Toplantıs’nın konuğu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu oldu. ANSİAD’ın geleneksel Akdeniz Toplantıları’nın 25’incisi ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın toplantı başkanlığında siyaset, iş, sivil toplum ve medya dünyasından çok sayıda ismin katılımıyla gerçekleştirildi. ANSİAD 25. Akdeniz Toplantısı’nın açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Dünyadaki gelişmeler ve ülkemizin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunlar siyasi ayrışmaları anlamsız hale getirmiş, sorunların çözülebilmesi için partiler üstü bir anlayışla hareket edilmesini zaruri kılmıştır” dedi.

“SANAL GERÇEKLİKTEN ÇIKMALIYIZ”

Pandemi, ekonomi ve savaşın yaşandığı bir dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bütün liderlerin bir araya gelmesi gerektiğinin altını çizen Başkan AKıncı, “Sorunların ve politikaların kavga etmeden konuşulması, hepimizin bu yayını ümit ve güvenle izlemesi gerekirdi. Normal olan budur. Fakat maalesef böyle bir normali hayal bile edemiyoruz” diye konuştu. Sanal gerçek denilen metaverse dünyasında yaşandığını dile getiren Başkan Akıncı, “Artık ülkemizin geleceği için, demokrasimizin ve ekonomimizin geleceği için sanal gerçeklikten çıkmalı, sorunları ve çözümleri konuşmalıyız. Her siyasi düşünceye saygı duyarak, her liderin birikiminden yararlanarak ortak akılla çıkış yolu bulmalı, bu sürece hepimiz katkı yapmalıyız. Biz bu anlayışla Sayın Karamollaoğlu’ndan başlayarak siyasi liderleri davet edeceğiz, kendilerini dinleyeceğiz, düşüncelerimizi paylaşacağız” dedi.

UKRAYNA İŞGALİ KABUL EDİLEMEZ

Dünya tarihinin karanlık bir dönemin başlangıcına tanıklık edildiğini kaydeden Başkan Akıncı, “Dünyada halen her gün binlerce insanın Covid nedeniyle yaşamını kaybettiği, Rusya’nın en fazla kayıp veren ülkeler arasında olduğu günlerde, Ukrayna’da yaşanan savaş iyimser düşünmemize maalesef izin vermiyor” diye konuştu. Küresel enflasyon, yoksulluk, iklim değişikliği sorunlarına çözüm beklediklerini belirten Başkan Akıncı, “Küresel siyaset, tarihten hiç ders almadan, yüzyıl öncesindeki gibi, iktidar veya hakimiyet mücadelesinde ısrar ediyor. Ukrayna’da barış sağlanmaz, küresel bir anlaşma olmazsa   ekonomik, sosyal ve siyasi sorunların artacağını göreceğiz, yeni savaşlar ve yeni pandemiler sürpriz olmayacaktır” dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün meşru müdafaa olmadıkça savaş bir cinayettir sözünü hatırlatan Başkan Akıncı szölerini şöyle sürdürdü; “Siyasi ve askeri gerekçeleri ne olursa olsun bir ülkenin işgalini ve savaşı uluslararası hukuk ve insani bakımdan kabul edemeyiz. Gerek Ukrayna’da gerekse dünyanın unuttuğu Suriye’de silahların susması ve barışın tesisi için çalışmak, herkesin insanlık görevidir. Hükümetimizin Ukrayna konusunda bu doğrultuda sergilediği tutumu ve çabayı yerinde buluyor, destekliyor ve hızla bir anlaşmaya varılmasını diliyoruz. Dünyadaki bu kör gidişi durdurmak için herkese büyük sorumluluk düşmektedir. İş insanları olarak bize düşen görev de dünyanın her yerinde hukuku, demokrasiyi, barışı, insan haklarını, adaleti, serbest ve adil rekabete dayalı özgür piyasa ekonomisini kararlılıkla savunmaktır.”

RUSYA ÖRNEĞİ DEMOKRASİNİN SİLAHTAN DAHA GÜÇLÜ OLDUĞUNU GÖSTERDİ

Bir ülkenin güçlü olması için silahların yetmediğini kaydeden Başkan Akıncı, “Ülkemizin güçlü olmasını, ekonomik sorunların çözüme kavuşmasını istiyorsak, demokrasimizi güçlendirmekten başka yol olmadığını artık anlamalıyız. Rusya örneği bir ülkenin güçlü olması için silahların yetmediğini, demokrasinin silahtan daha güçlü olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

PARAMIZIN DEĞERİNİ KORUYAMADIK

Dünya ekonomisinin derindn bir sarsıntı yaşadığını dile getiren Başkan Akın Akıncı, “Temel emtia fiyatlarında ortalama olarak üç haneli bir küresel enflasyonla karşı karşıyayız. Buna rağmen dünyada bizimki gibi bir enflasyon çok az ülkede var. Tüketici enflasyonunda dünyada yedinci sıradayız. Enerji fiyatları dünyada da arttı, fakat bizim gibi rekor artış az ülkede var. Çünkü biz milli paramızın değerini korumadığımız için küresel enflasyon bize katlanarak yansıdı” dedi. Enflasyonun sosyal adaleti yok eden ve ekonomiyi çürüten bir virus olduğunu belirten Başkan Akıncı, “ABD’den, Avrupa’ya, Rusya’dan Çin’e bütün ülkelerde enflasyon tek haneli olmasına rağmen hükümetlerin birinci önceliğidir. Türkiye’de ise rekor düzeydeki enflasyona karşı maliye politikası biraz kullanılsa da yeterli olmadığı çok açıktır. Merkez Bankamız bir yandan piyasaya düşük faizli para vermekte diğer yandan dövizin daha fazla artmaması için çaba harcamaktadır” diye konuştu.

HALKIN SATIN ALMA GÜCÜ DÜŞTÜ

Verilen krediler işletmelerin bir kısmını ayakta tutsa bile ekonomide canlanma sağlayacak nitelikte olmadığını belirten Başkan Akıncı, “Halkın satın alma gücü düştüğü için, iç piyasada durgunluğun başlaması işimizi zorlaştırmaktadır. Borçlanma veya özelleştirmeyle döviz sağlama geçici ve pahalı çözümlerdir. İç borçlanma faizimiz yüzde 25’te tutulsa da yurtdışından dövizle borçlanma faizimiz yüzde 9’a yaklaşmıştır. Bu durumun sürdürülebilir olmadığını açık ve yapıcı bir şekilde tartışmalıyız” diye konuştu. Ekonomide yaşanan sorunların sadece hükümetin değil herkesin ortak sorunu haline geldiğini sözlerine ekleyen Başkan Akıncı, “Bu konuda hem hükümetten hem de muhalefet partilerimizden istikrarı sağlayacak ekonomik programlar sunmalarını bekliyoruz” dedi.

TURİZM AVRUPA’DAN RUSYA, İRAN VE ORTADOĞU’YA DÖNDÜ

Ülkemize gelen yabancı sermaye yatırımlarının pandemi öncesinde azaldığını dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Pandemi öncesinde konuştuğumuz bir konu da turizmde pazar profilindeki değişimdi. Ülkemizde bizim fazla konuşmadığımız bazı konuların dünyadaki imajımızı olumsuz etkilediğini unutmamalıyız. Son yıllarda turizm pazarlarımız, hatta yabancıya konut satışlarımız Avrupa’dan Rusya, İran ve Orta Doğu’ya döndü. Örneğin Antalya turizminde geçmişte Almanya’ya bağımlıydık, şimdi Rusya’ya bağımlıyız. Oysa biz hem Batı’ya hem Doğu’ya uzanan, demokrasisi, özgürlükleri, kültürü ile ilham veren bir ülke olmalıyız. Bunu başardığımız takdirde her alanda ve turizmde çok farklı yerlerde olacağımız açıktır. Bu nedenle iş dünyası olarak çıkış yolunun bir ayağının demokrasi reformu diğer ayağının ekonomide kurumsal reform olduğunu söylüyoruz.”

SİYASET, TİCARET VE MEDYA ARASINA DUVAR ÖRMELİYİZ

Kuvvetler ayrılığı olmadan demokrasinin olmayacağını belirten Başkan Akıncı, “Başkanlık sistemleri ancak senato gibi güçlü yasama ve denetleme kurumlarıyla yürüyebilmektedir. Bugün siyasetimiz ittifaklara bölünmüştür ve kutuplaşma her geçen gün artmaktadır. Milleti ve ülkemizi güçlendirmek istiyorsak siyasi kutuplaşmaya son vermeliyiz. Ayrıca artık siyaset ile ticaret, siyaset ile medya arasına da duvar örmenin zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir” dedi.

KURUMLARDA LİYAKAT SAĞLANMALI

Yapısal ve kurumsal reformlara dikkati çeken Başkan Akıncı, “Kurumlarda liyakat sistemini ve özerkliği sağlamalı, böylece toplumun, piyasanın ve yatırımcının kurumlara güvenini güçlendirilmeliyiz. Liyakat sistemi, şeffaflık ve kamu denetimi olmadan kurumlar ve devlet güçlü kalamaz. Devletin yürütme kurumları ister ekonomi ister diğer alanlarda olsun siyasi kurumlar değildir.  Kurumlara siyasi müdahale, politika ve uygulamaların sürekli değişmesi kurumsal hafızayı yok eder ve kurumların performansını azaltır” diye konuştu. Liyakat, meslek ahlakı, şeffalık, katılımcılık, kamu denetimi gibi konuların olmazsa olmaz kuralları olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Bu ilkeler sadece bugünün konusu, sadece hükümetin konusu değildir. Bütün kurumlar ve siyasi partiler için geçerli olan ilkelerdir. İster belediye ister eğitim ister Merkez Bankası olsun bütün kurumlar için olmazsa olmaz kurallardır. ANSİAD olarak son dönemde meslek ahlakı konusu üzerinde önemle duruyoruz. Meslek ahlakı veya meslek etiğinin kamu kurumlarında, siyasette, ticarette ülkemizin temel gündem maddelerinden birisi olması gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK MİLLETİ BİR ARAYA GETİRDİ

100 yıl önce bu günlerde ülkemizin yabancı güçlerin işgali altında olduğunu hatırlatan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Ülke olarak Kurtuluş Savaşı veriyorduk. Mustafa Kemal Atatürk, Erzurum ve Sivas Kongreleriyle milleti bir araya getirdi. Gazi meclisi o günlerde her şeyin konuşulduğu, tartışıldığı bir meclisti. O beraberlik bir Ankara Hükümetine kuvvet verdi ve mücadele başarılı oldu. Keşke Cumhuriyetimiz demokrasi alanında da başarılı olsaydı ve bugün çok daha müreffeh bir ülke olsaydık. O dönem başarılamayan demokrasiyi başarmak bugün bizim borcumuzdur” dedi. Demokrasiyi başarmanın ekonomik atılıma destek vereceğini kaydeden Başkan Akıncı, “Türkiye özel sektörü, Antalya özel sektörü tarımı, turizmi, ihracatı, sanayisi ile dinamizmini defalarca kanıtlamış, krizleri aşmıştır. Bütün düşüncelere saygı göstererek, istişare ederek, ortak aklı bularak, ortak ilke ve değerlere sahip çıkarak ülkemizi layık olduğu medeniyet düzeyine çıkarabiliriz” diye konuştu.

YENİ SEÇİM KANUNU BU HAFTA ÇIKABİLİR

Türkiye'nin çok badireli bir süreçten geçtiğini belirten Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, altı siyasi parti olarak bir araya gelmeleriyle ilgli değerlendirme yaptı. Başkanlık sistemi konusunda iktidarın da memnun olmadığı kanaatinde olduğunu dile getiren Karamollaoğlu, “Siyasi partiler olarak hepimiz yüzde yüz örtüşen görüşlere sahip değiliz ancak bu sistemi değiştirmeyi gaye olarak ortaya koyuyoruz. Kimse kimsenin peşinden gitmiyor, bu Türk siyasi tarihinde ilk defa oluyor. Bazen bunu koalisyona benzetiyorlar. Aslında bunun koalisyonla bir alakası yok” dedi. Yeni Seçim Kanunu'nun bu hafta çıkacağını tahmin ettiğini aktaran Karamollaoğlu, alınan bu tedbirlerin, neticede iktidar partisinin aleyhine tecelli edeceğini düşündüğünü söyledi. Karamollaoğlu, “Altı partinin birlikteliğiyle ilgili kanaatim, bu birliktelik devam edecek. Çünkü bu birliktelik devam etmezse, bu değişikliğin yapılması ihtimali ortadan kalkıyor demektir. Derdimiz başlangıçta Türkiye'nin normal işleyen bir hukuk sistemine sahip olması için bu değişikliğe ihtiyaç var. Şimdi bir kişinin dudaklarına bakıyoruz, oradan çıkacak karar bütün bürokrasiyi bağlıyor, kimsenin itiraz etmeye hakkı yok, itiraz etse hükmü yok zaten” diye konuştu.

İTTİFAK EDİLECEK BİR KİŞİYİ ADAY GÖSTERMEMİZ GEREKİR

Gündem maddelerinin mevcut sistemi değiştirerek, eskiye dönmek olduğunu belirten Karamollaoğlu, “Henüz üçüncü toplantımızı yapmadık, pazar günü bir araya geleceğiz. Bu birliktelik devam edecek” dedi. Önümüzdeki seçimin en stratejik seçim olduğunu ve Cumhuriyet tarihinin bundan daha önemli bir seçimi olmadığı kanaatini taşıdığını söyleyen Karamollaoğlu, şöyle devam etti; “Türkiye'nin düze çıkmasının ilk şartı, önümüzdeki seçimlerde Millet İttifakı'nın mutlaka Meclis çoğunluğunu alması, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de benim kanaatim, mutlaka bir araya gelerek, herkesin ittifak edeceği bir kişiyi aday göstermemiz gerekir. Tek aday olduğu takdirde seçimlerde netice alma ihtimali artar. Yüzde 100 diyemeyiz fakat kesinlikle artar ve bunun neticesinde de biz hemen gerekli değişiklikleri yapabilmek için kolları sıvarız.”

İKTİDARLAR ŞEFFAF OLMALI

Seçim sonrasında 6 aya yada 1 yıla ihtiyaç olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, “Özellikle de cumhurbaşkanı adayı kim olursa olsun, onun daha seçime gitmeden önce, milletin önünde, belki genel başkanların da beraber bulunduğu bir ortamda, bu belirlenen politikaları uygulayacağına dair millete söz vermesi icap eder. Çünkü belli bir zaman orada olacak tek yetkili, 'Ben teşekkür ederim, bana güven duydunuz, verdiniz, bu değişiklikleri de yapacağız, ama önümüzde daha 5 sene var' derse hapı yuttuk. Diyebilir, insanoğlu. Onun için bu konuların da mutlaka teminat altına alınmasına ihtiyaç vardır" dedi. İktidarların şeffaf olmak zorunda olduğunu belirten Karamollaoğlu, ittifakların koalisyon olmadığını, sadece bugünkü sistemi değiştirmek için yapıldığını dile getirdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BASIN MÜZESİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ile Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) arasında imzalanan protokolle ‘Basın Müzesi’ projesi için hazırlıklar başladı.

Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC)’nin Kaleiçi’ndeki idari binasında bulunan ‘Basın Müzesi’ni geliştirmek için AGC ile Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) arasında iş birliği protokolü imzalandı. ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve AGC Başkanı İdris Taş’ın imza attığı protokol töreninde, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Özbek ve Dr. H. Rana Demirer, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri İlhan Karakaya, İsmail Volkan ve Sarper Dermut ile AGC Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ersin Aydın ve Ahmet Duran Yenigün hazır bulundu.

ANTALYA’NIN MÜZELER KENTİ OLMASI İÇİN ÇALIŞIYORUZ

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) ile imzalanan protokol kapsamında kente nitelikli bir ‘Basın Müzesi’ kazandırılması için görev üstlenmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi.  Akıncı, “Antalya’nın müzeler kenti olması için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Kentimizin değerli bir kurumu olan AGC ile ‘Basın Müzesi’ projesini hayata geçirecek olmaktan sevinçliyiz” dedi. Basın tarihini anlamadan bugünü anlamanın çok mümkün olmayacağını dile getiren Başkan Akıncı, “Özellikle genç gazetecilerin ve gazeteci adaylarının kentimizi tanımaları ve basın tarihini öğrenmeleri için Kaleiçi’ndeki ‘Basın Müzesi’ kıymetli bir mekân olacak. Yapılacak yenileme ve geliştirme çalışmaları ile önemli bir kültür merkezi haline gelmesiyle ziyaretçilere ev sahipliği yapacak ve turizme de katkı sağlayacak. Antalya’nın müzeleriyle anılan bir kent olması için elimizden gelen katkıyı sunmaktan geri durmayacağız” dedi. “Müzecilik alanında uzmanların ve basın mensuplarının katkılarıyla ortaya konacak olan müze, mimari yapısıyla da örnek olacak” diyen Akıncı, “Böyle bir çalışmanın içinde olacak olmaktan heyecanlıyız” diye konuştu.

MÜZELERİN KENT KÜLTÜRÜNE KATKISI ÇOK BÜYÜK

‘Basın Müzesi’nin geliştirilmesine yönelik çabalara dikkat çeken AGC Başkanı İdris Taş, “Türkiye’nin önde gelen gazetecilik meslek örgütlerinden biri olan Antalya Gazeteciler Cemiyeti’ni mesleğimize yönelik çalışmalar yapan bir kurum olarak sınırlandırmıyor, yaşadığımız kentin kültürüne, doğasına, sosyal ve iktisadi yaşamına da katkı yapan bir kurum olarak görüyoruz. Dünyanın gözbebeği kültürel bir mirasa sahip Kaleiçi’ndeki idari binamızda bulunan ‘Basın Müzesi’ geçmişte bin bir emekle oluşturulmuştu. Önemli bir açığı kapatıyordu. Emeği geçenleri şükranla anıyoruz. Ancak, zamanla yenilenmesi ve geliştirilmesi gerektiğini gördük. Geçmiş medeniyetlerin merkezi olan, turizme liderlik eden Antalya’da özel bir yere sahip Kaleiçi’ne modern bir ‘Basın Müzesi’ çok yakışacak.  ANSİAD ile imzaladığımız iş birliği protokolü kapsamında yapılacak çalışmalar en kısa sürede meyvesini verecektir. Her yıl milyonlarca insanın ziyaret ettiği Antalya ve özellikle Kaleiçi, ‘Basın Müzesi’ sayesinde kültür gezilerine de ev sahipliği yapacaktır. Şimdiden, kent kültürümüz için Antalya’mız için hayırlı uğurlu olsun.” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ENERJİ VERİMLİLİĞİ YÜZDE 15’E ULAŞABİLİR

ANSİAD 3. Kahvaltılı Toplantısı’nda konuşan Winergy Technologies – Tepsaş Enerji Genel Müdürü Mehmet Ali Ünal, “İşletmenin enerji tüketimi izlenerek yüzde 10-15 oranında tasarruf sağlanabilir.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 yılı 3. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu Winergy Technologies – Tepsaş Enerji Genel Müdürü Mehmet Ali Ünal ve Winergy Technologies – Tepsaş Enerji Teknik Müdürü Hamza Solak oldu. ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın toplantı başkanlığında gerçekleştirilen kahvaltılı toplantıda, Türkiye’de Enerji Maliyetleri ve Tasarruf Yöntemleri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Ülkemizde her yıl ortalama yüzde 8 artan enerji talebinin cari açığın büyük bir kısmını oluşturduğunu kaydeden Winergy Technologies – Tepsaş Enerji Genel Müdürü Mehmet Ali Ünal, “Enerjinin daha verimli kullanılmasının ülke ekonomisi ve üreticilerin daha rekabetçi olmaları açısından bir zorunluluk olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla rekabet etmek istiyorsanız enerji tüketimlerinizi kaliteden ödün vermeden azaltmak zorundasınız. Bunun tek yolu enerji verimliliği çalışmalarını hayata geçirmektir” dedi.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ YÜZDE 15 ARTIYOR

Enerji etüdü yasal zorunluluklarından bahseden Mehmet Ali Ünal, “Enerji tüketim ve maliyet incelemesi, analizleri, atık ısı geri kazanımı, ısıtma ve soğutma sistemlerinden yüksek verimlilik gibi birçok başlıkta etüd, proje uygulama gerçekleştiriyoruz” diye konuştu. Enerji izleme, kontrol ve yönetim sistemi kurulması konusunda bilgiler veren Ünal, “İşletmenin enerji tüketimi izlenerek, kaçak ve kayıplar yakalanarak yüzde 10-15 oranında tasarruf sağlanabilir” dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji Verimliliği ve Çevre Daire Başkanlığı tarafından enerji verimliliği projelerine yüzde 30’a kadar hibe desteği verildiğini kaydeden Mehmet Ali Ünal, “Böylece firmalar enerji verimliliği proje yatırımlarının geri ödemesinin süresini kısaltabilmektedir. Verimlilik Artırıcı Projeler için geçerli şartlar, KDV hariç toplam bedeli en fazla 5 milyon Türk Lirası, geri ödeme süresi 5 yıldan az olan projelere ve proje bedelinin en fazla yüzde 30’u hibe olacak şekilde verilmektedir” diye konuştu. Enerjiden tasarruf edemiyorsak yenilenebilir enerji kullanımına geçmenin maliyetli olduğunu dile getiren Ünal, “Ülkemizde öncelikli alan enerji tasarrufu olmalı. Paris İklim Anlaşması imzacısı bir ülke olarak bir süre sonra belli yaptırımları hayata geçiriyor olmamız gerekiyor. Evimizden, iş yerimizden başlayarak enerji kaybının önüne geçmeliyiz, kısa vadede ciddi geri dönüşü olan bir konu” dedi. Ünal, yeşil mutabakat kapsamında Avrupa Birliği, Avrupa’ya ihracat yapan tüm sanayicilerin sera gazı salınımı konusunda denetleneceğini belirterek, “Karbon salınımı ve enerji verimliliği alanlarında çalışma yapmayan sanayiciler ise sınırda ek karbon vergisi ile karşı karşıya kalacak” diye konuştu.

ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIK GÜVENLİK AÇIĞI

Winergy Technologies – Tepsaş Enerji Teknik Müdürü Hamza Solak, Enerji Performans Sözleşmeleri ile enerji verimliliği projeleri kapsamında elde edilen tasarruf miktarlarına bağlı olarak, verimlilik artırıcı projelere kaynak oluşturularak projede sağlanacak enerji tasarrufu ile kendisini finanse ettiğini kaydetti. EPC finans modelinde projede oluşabilecek ve tasarruf miktarlarını etkileyecek tüm risklerin Enerji Verimlilik Danışmanlık firmasına ait olduğun belirten Solak, “Müşterilere performansa dayalı ödeme planı çıkartılmaktadır. Böylece sistem tasarrufu ile kendisini ödemektedir” dedi. Enerji etüdünün birçok avantajı olduğunu kaydeden Solak, “Ancak avantajlarından önce, enerji etüdünün uygulanması zorunludur. Ülkemizde enerji verimliliğinin artırılması amacıyla enerji etüdü, belirli şartları sağlayan işletmelere zorunlu hale getirilmiştir” diye konuştu. Enerjide dışa bağımlı olmanın aslında güvenlik açığı olduğunu dile getiren Solak, “10 günlük bir gaz kesintisi açıklandı, bütün sanayicilerimiz sorun yaşadı. Burada dışa bağımlılığımızdan kaynaklı bir sorun var. Yerli üretimle, yenilenebilir enerji üretimiyle yani öz kaynaklarımızla bir üretim yapmamamızdan kaynaklanıyor” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN AKINCI: KRİZDE KİLİT NOKTADAYIZ

Rusya-Ukrayna savaşının ülke ekonomisini ve bölgesel güvenliği tehdit ettiğini kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “NATO üyesi ve Batılı ülkelerle ilişkileri olan bir ülke olarak bölgedeki krizde kilit aktör konumundayız” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 yılı 5. Olağan Toplantısı, T.C. MEB Özel Kırmızı Kalem Sanat Okulu iş birliğinde şirket içi eğitim ve sürdürülebilirlik sunum ve skeçleriyle “De Ayrı Yazılır!” başlığında alıntı tiyatrosu ve interaktif oyunlarla gerçekleştirildi. Sunucu ve Eğitmenler Kutsal Kaynak, Ebru Ekmekçi, oyuncular Ergül Can, Ayşe Güreşçi ve Yeliz Soygür’ün sahne aldığı geceye ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan ANSİAD Başkanı Akıncı, “Savaş bir başka boyutuyla da Ukraynalı ve Suriyeli kadınlar için yaşanıyor. Kadınlar bu 8 Mart’ta eşlerini ve vatanlarını geride bırakarak yollarda, kimileri de mülteci olarak başka ülkelerde Dünya Kadınlar Günü’nü karşılıyor” dedi.

TÜRKİYE KİLİT NOKTADA

12 gündür devam eden Rusya-Ukrayna savaşını endişeyle takip ettiklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Savaş ciddiyetini korumakta ve insani olarak üzücü görüntülere sahne olmakta. 21. yüzyılda bölgemizde yaşamayı dahi hayal etmeyeceğimiz, huzura, barışa ve istikrara vurulmuş ağır bir darbe” diye konuştu. Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna ile derin ticari ve siyasi ilişkilerinin olduğunu belirten Başkan Akıncı, “NATO üyesi ve Batılı ülkelerle ilişkileri olan bir ülke olarak bölgedeki krizde kilit aktör konumundayız. Bölgedeki gerginlik ülkemiz ekonomisini, bölgesel güvenliğimizi ve Batı ile olan ilişkilerimizi ciddi oranda etkileme noktasında” dedi. Savaşın Türkiye’ye olumsuz ekonomik sorunlar yaratma potansiyelinin olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “İhracat ve ithalat dengesinde olumsuzluklar yaratması, diğer yandan turizme darbe vurması muhtemeldir. Dolayısıyla bu savaştan doğan bir gerginlik hem ülkemize hem de Antalya’ya önemli bir döviz girdisinin kesilmesi anlamına gelmektedir” dedi.

‘YURTTA SULH, CİHANDA SULH’

Rusya ve Ukrayna savaşının petrol ve doğalgaz fiyatlarını artırdığına dikkati çeken Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Enerji kaynaklarının önemli bir kısmını ithal eden ülkemizin, ithal enerjiye ayırdığı kaynağın artması da ithalat-ihracat dengesinde negatif sonuçlar doğuracaktır. Tüm bu yaşananların ışığında, yakın çevremizde gerçekleşen bu savaşın ülkemiz açısında ciddi güvenlik risklerini de barındırdığını söyleyebiliriz. Olası bir mülteci krizi, terör saldırıları, gıda güvenliği gibi riskler ülkemizin yaşayabileceği olumsuzluklar olarak karşımızdadır.” Rusya ve Ukrayna’nın Türkiye için hem ticari hem de stratejik açıdan ciddi öneme sahip iki devlet olduğunu belirten Başkan Akıncı, “Ülkemiz, bölgede ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkeleri ile hareket edip barışı isteyen ve bu yönde her iki ülkeyle de bölgesel bir güç kimliği ile görüşebilen ve bu sürecin daha fazla büyümesini engelleyen güçlü bir dış ilişkiler stratejisi yürütmelidir” diye konuştu. Ekonomik zorlukların karşısında da hükümetin politika belirlemesi gerektiğini belirten Başkan Akıncı, “Hükümetimiz savaşın ülkemize getireceği ilave etkileri asgari düzeye indirecek planlamaları hızla hayata geçirmeli ve şimdiden iş dünyasını da bu sürece hazırlamalıdır” dedi.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

Kadınların bu 8 Mart’ı Ukrayna’da ve Suriye’de vatanlarından, eşlerinden ayrı, mülteci olarak karşıladıklarını kaydeden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Kadın veya erkek olarak yaratılan insanoğlu, cinsiyetini seçerek doğma hakkına sahip olmadığı gibi yine kadın veya erkek olarak doğmuş olmakla bir diğerine üstünlük sağlama hakkına da sahip değildir. Mustafa Kemal Atatürk diyor ki, ‘İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kitlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kitlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin? Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.’ Bu duygu ve düşüncelerimle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüzü kutluyor, siz değerli kadınlarımıza ve konuklarımıza saygılar sunuyorum.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın, Sunucu ve Eğitmenler Kutsal Kaynak, Ebru Ekmekçi, oyuncular Ergül Can, Ayşe Güreşçi ve Yeliz Soygür’e plaket takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

GSM: 0551 2079182


SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA İÇİN HEDEF: KADIN İSTİHDAMI

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Cinsiyete dayalı iş bölümü anlayışı ortadan kaldırılmalı, kadınların fırsat eşitliklerinden yararlanacağı bir iklim yaratılmalı” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Demokrasi, ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerine ulaşabilmek için toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gerektiğini kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Kadınların çalışma hayatı, eğitim ve yönetim kademelerinde eşit katılımına katkı koymalı ve bunun için çabalamalıyız” diye konuştu. 2021 yılında kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığın insan hakları ihlali olduğunu kabul eden İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi gibi olumsuz gelişmeler yaşandığına işaret eden Başkan Akıncı, “Kadına yönelik şiddete karşı sıfır tolerans gösterilmeli ve bu yaklaşım temelinde çalışmalar yürütmeliyiz. Toplumsal olarak harekete geçilmeli, kız çocuklarını koruyan anlayıştan asla taviz vermeden, geleceğimizin teminatı olan kadınlarımızı olumsuz tavırlardan korumalıyız” dedi.

EĞİTİM SEVİYESİ İŞGÜCÜNE KATILIM ORANINI ARTIRIYOR

Demokratik anlayışın güçlenmesi, toplumsal refahın sağlanması temelinde nüfusun yarısını oluşturan kadınların fırsat eşitliklerinden yararlanacağı bir iklimin yaratılması gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Bu nedenden dolayı da kadınların iş gücüne katılma ve istihdam oranındaki yerinin sağlamlaştırılması ülkemizin başlıca hedefleri arasında olmalı” diye konuştu. Cinsiyete dayalı iş bölümü yaklaşımının ortadan kaldırılması gerektiğini kaydeden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Kız çocuklarımızı eğitime teşvik etmeli, fen, teknoloji ve matematik alanlarında potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri eğitim modelleri oluşturmalıyız. Kadınların eğitim seviyesi arttıkça istihdam oranları da aynı doğrultuda artmakta. TÜİK’in 2021 yılı verilerine göre kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü. Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; 2020 yılında, Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin oranı yüzde 42,8 olup bu oran kadınlarda yüzde 26,3, erkeklerde ise yüzde 59,8 oranında. Aynı veriler doğrultusunda yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 65,6 oldu. Bu veriler ışığında eğitim durumuna göre işgücüne katılım oranı incelendiğinde; 2020 yılında kadınların eğitim seviyesinin yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıklarını açık bir şekilde görebiliyoruz.”

DEĞİŞİM VE GELİŞİM BİZLERLE BAŞLIYOR

İşgücüne katılım ve istihdam oranlarını artıracak politikaların öncelikli olması gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Yönetim organlarında daha çok kadının görev alması, kadınların çocuk sahibi olduktan sonra iş yaşamından uzaklaşmasını engelleyecek politikaların benimsenmesi, kurumsal kreş bakım hizmetlerinin ülke genelinde artırılması önem taşımakta” dedi. Kadınların iş dünyasında güçlü olmasının temel insan haklarının bir gereği olduğunun altını çizen Başkan Akıncı, “Aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma için de önemli bir aşama. Bugün daha fazla kadın CEO, doktor, bilim insanı, fabrika işçisi görüyoruz ancak bu gelişmelerin tam tersi oranda kadınların ekonomiye eşit katılımının önündeki engeller devam ediyor ve iş yerlerinde yaşanan ayrımcılık gündemini koruyor” diye konuştu. ANSİAD’ın kurumsal üyesi olduğu UN Global Compact Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na işaret eden Başkan Akıncı, “Toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine ulaşmada kadınların çalışma yaşamının her aşamasında yer almalarını sağlamayı hedefliyor, istikrarlı ve adil bir toplum amacıyla kadınların yaşam kalitelerini yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. ANSİAD olarak demokrasinin güçlenmesi, toplumsal refahın sağlanması yolunda kadınların toplumdaki fırsat eşitliklerinden faydalanabilmesi adına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün öneminin farkında olduklarını kaydeden Başkan Akın Akıncı, “İş yaşamında, kamuda, parlamentoda kadın temsilinin kurumlarımıza ve ülkemize güç katacağını biliyoruz. Bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, toplumsal cinsiyet eşitliği için öncelikli değişimin ve gelişimin bizlerle başlayacağının inancıyla bu noktada bize düşen görevleri yerine getirmeyi bir ödev olarak alıyoruz” diye konuştu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

GSM: 0551 2079182


ANSİAD İŞ DÜNYASINDA ETİK LİDERLİĞİ KONUŞTU  

İş dünyasının etik sorumlulukları olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yusuf Örnek, “Etik lider, yaptıklarından ve yapmadıklarından, aldığı kararlardan ve bu kararların sonuçlarından sorumludur.”

ANSİAD 2022 yılı 4. Olağan Toplantısı 'İş Dünyasında Etik Liderlik' konusunda ANSİAD Üyesi & Ender Yapı Malzemeleri Ltd. Şti. Yöneticisi Ender Kuzucu'nun moderasyonunda gerçekleştirildi. ANSİAD Üyesi & Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Örnek'in konuşmacı olduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. İnsanların hayatlarını sürdürebilmeleri için ekonomik ve teknik bir sorumluluğu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yusuf Örnek, “Aynı zamanda başka insanlarla bira arada yaşadığımız için bir etik sorumluluğumuz var. Çünkü biz tek başımıza bir fabrikanın CEO’su olsak ne olacak? Fabrikada onlarca yüzlerce insan çalışıyor, onların aileleri var, ayrıca onların yaşadıkları paydaşlar var. Biz bütün bu paydaşlara bir sorumluluk üstlenmek durumundayız” dedi.

ETİK LİDER NELERDEN SORUMLUDUR

İş dünyasında yöneticiler olarak birçok yükün üzerlerinde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yusuf Örnek, “Biz yönetici olarak işletmelerimizin refahını düşünmek zorundayız, çünkü ekonomik boyutumuz var, ayrıca etik sorumluluklarımız söz konusu, tabi ki tüm çevremizi de düşünmek zorundayız” diye konuştu. Bir etik liderin sorumlukları olduğunu dile getiren Örnek, “O halde etik bir lider, tabi ki yaptıklarından sorumludur, yapmadıklarından sorumludur, bazen belirli bir karar aldığında mutlaka sonuçları olur. Bu yüzden kararlarından ve eylemlerinden sorumludur. Etik lider, bireylerin, paydaşların ve şirketin ortaklarının önünde sorumludur. Vicdanı, ilkeleri ve hakim karşısında sorumludur” dedi. 

FAYDACI ETİK İNSANLARI ZOR DURUMDA BIRAKIR

Doğal çevreye uyumlu ve saygılı olmanın toplumsal, doğal bir sorumluluk olduğunu kaydeden Prof. Dr. Örnek, “Günlük hayatın gayelerine kapıldığımızda biz bunların farkında olamayız, ancak biz böyle bir sorumluluk dünyası içerisindeyiz, baktığımız zaman işimiz hiç kolay değil” diye konuştu. Faydacı etikte eylemlerde karşımıza çıkan sorunun kar ya da zararın hesaplanması olduğunu belirten Örnek, “Biz buna günlük hayatımızda ‘Ben bu işi yapacağım ama ne getirir ne götürür’ dediğimiz konu diyebiliriz. Bize faydası nedir bir zararı dokunur mu? Faydacı etik genelde bir kalküldür yani hesap kitaptır. Olayı daha çok aritmetik bir hesaba döker. Sonra kararı verir” dedi. Faydacı etik görüşünün insanları zor durumda bırakabileceğini dile getiren Örnek sözlerini şöyle sürdürdü; “Bir yönetici olduğunuzu düşünün, Çernobil 1986 faciasında radyasyonlu bölgede bulunan arazinin temizlenmesi gerekiyor, çünkü etrafında milyonlarca insan etkilenmiş ve o alanın birileri tarafından temizlenmesi gerekiyor. Bunun için birinin emir vermesi gerekli. Kim için verdi bu emri, işte oradaki yaşayan insanların sağlığı için. 500 bin tane işçinin radyasyona maruz kalması gerekiyor. Bu örnekte olduğu gibi çoğunluğun bekası için, azınlığı feda etmek gerekir düşüncesi tam bir faydacı etiktir.”

İNSAN OLMAK AMAÇ EDİNİLMELİ

Ödev etiğinde ise “Eylemin ahlaki değeri nerede bulunur?” sorusunun sorulduğunu dile getiren Prof. Dr. Yusuf Örnek, “Peki ödev ne? Ödev ise doğru eylemi doğru sebepten ötürü yapmak. Diyeceksiniz ki doğru eylem doğru eylemdir, bunun bir de sebebine mi bakacağız? Evet, İmmanuel Kant diyor ki; eylemin ahlaki değerinin olması için mutlaka onun doğru bir sebepten ötürü yapılmış olması gerekir” dedi. Gerek tanıdık gerekse tanımadık insanlara insanca davranılması gerektiğinin belirten Örnek, “Onlara kesinlikle basit araçlarmış gibi davranma. Ödev etiğinde insan olmanın amaç edinilmesi gerektiğini dile getiren Örnek, “Çünkü insan bir değere sahiptir. Akıl sahibi bir varlık olduğu için insana saygı bu demektir. İnsan saygı düşüncesi, insan hakları düşüncesinin temelinde var” diye konuştu. Onlara her zaman amaçmış gibi davran. Yani insan olmayı amaç edin demek istiyor. Ben birine herhangi bir konuda yalan söylüyorsam onu araçsallaştırmış olurum, ben yalan söylemenin evrensel bir ilke olmasını isteyebilir miyim? İsteyemem, o zaman söylemeyeceksin. Bu kadar basit” dedi.

İTİNALI OLMAK GEREK

Konuşmasında üç temel etik konusundan bahseden Prof. Dr. Yusuf Örnek, “Aristoteles’in erdem etiğinden bahsetmek gerekir, yani aşırılıklardan kaçınmak anlamına gelen bir etik. Orta yolu bulmak demek. İster Kant ister Aristoteles ister bir başka etik olsun, sonuç itibariyle bunların hepsinde biz günlük ve iş hayatımızda yararlanıyoruz” diye konuştu. ‘Yaptığımız her işi en iyi şekilde yapmaya çalışmalıyız çünkü insanları araç olarak kullanmamalıyız’ diyen Örnek, “Farkındayız ya da değiliz önemli olan bu farkındalıkla kendimiz için, kendi hayatımız için ilkeleri edinmek, hayatımızı belirli ilkeler çerçevesinde yaşamak ve gerçekleştirmek isteriz. İster fabrika sahibi ister düz bir işçi olalım o zaman böyle ilkeli yaşıyorsak insan bizim için her zaman amaç olur ve biz yaptığımız işi bir ödev olarak telakki ederiz ona göre yaparız işte o zaman anlamlı ve değerli bir hayatı sürebiliriz” dedi. Ödevlerimizi iyi yapıyorsak yaptığımız işi itinalı yapabileceğimizi dile getiren Örnek, sözlerini şöyle sürdürdü; “İşte son zamanlarda bu konuda yaygınlaşmaya başlayan bir kavram var, mindfulness. İtinalı olmak demek. İnsanlar arası ilişkilerde yaptığımız işlerde mümkün olduğu kadar yaptıklarımızı en iyi şekilde, en değerli şekilde yapmak demek. Bunu yapan hem iş dünyasında hem özel hayatında mutlaka anlamlı, erdemli ve etik bir hayat sürdürür hiç kuşkusuz.” Toplantı, soru ve cevapların ardından ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve moderatör Ender Kuzucu’nun, Prof. Dr. Yusuf Örnek’e günün anısına teşekkür belgesi takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


SEKTÖR 2022’DE MALİYETLERLE SINANACAK

AKTOB Başkanı Erkan Yağcı, “Salgın döneminde turizm hareketini başlattık, 2022 yılında önümüzdeki gündem enerji ve gıda maliyetleri” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 yılı 2. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Erkan Yağcı oldu. ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın toplantı başkanlığında gerçekleştirilen kahvaltıda, Antalya’da Turizm ve Turizmin Geleceği’ konusu konuşuldu. 2022’de yönetilmesi gereken iki konu olduğunun altını çizen AKTOB Başkanı Erkan Yağcı, “Salgın döneminde turizm hareketini başlattık ve 2022 yılında önümüzdeki gündem enerji ve gıda maliyetleri var ” diye konuştu.

ENERJİ VE GIDA MALİYETLERİ

Antalya turizmini konuşurken aslında Türkiye turizminin konuşulduğunu kaydeden AKTOB Başkanı Erkan Yağcı, “Çok zorlu iki yılı geride bıraktık, turizm çok paydaşlı bir sistem ve bu ekosistemin içerisinde en önemli ayak konaklama” dedi. Turizm sektöründe sorunların bitmediğine işaret eden Başkan Yağcı sözlerini şöyle sürdürdü, “2020 yılında turizm hareketini başlattık, bu ülkemiz ve kentimiz için çok önemli bir adım. Ancak 2022’de yönetmemiz gereken iki konu karşımızda duruyor. Birincisi enerji maliyetleri, ikincisi de gıda maliyetleri. Bizim en önemli gider kalemlerimizden biri enerji, ikincisi de gıda. Bunları daha iyi yönetmemiz gereken bir döneme giriyoruz. Bizim sektör iki yıldır salgınla sınandı, bu yıl da enerji maliyetleri ve gıda maliyetleri ile sınanacağımız bir döneme girdik. Biz bunun farkındayız” dedi.

SEKTÖR DAYANIKLI

2020 yılında salgın nedeniyle otelleri kapatmak zorunda kaldıklarını dile getiren Başkan Yağcı, “Ukrayna-Rusya krizinin sorun olup olmadığını soruyorlar, ben sektörde otel kapattığımız bir dönemi hatırlamıyorum gerçekten. 2020 yılında otelleri kapattık. Şehir bomboştu. Bunu yaşadıktan sonra turizm sektörünün dayanıklılığının olduğunu görüyorsunuz” dedi. Sorunlara alıştıklarını dile getiren Başkan Yağcı, “Bir şekilde krizi yönetmeye ve krizle karşı karşıya kaldığımızda bağışıklığı yüksek bir sektör haline geldik. Dolayısıyla sorunlar var, biz de bu sorunları çözmek için bu görevleri yapıyoruz. Türkiye turizm anlamında potansiyeli çok yüksek bir ülke ve Avrupa’da Antalya turizmin başkenti” diye konuştu.

SALGINLA YAŞAMAYA ALIŞTIK

Dünyada turizm hareketinin önündeki en büyük engelin seyahat kısıtlamaları olduğunun altını çizen Başkan Yağcı, “İkinci sorun virüsün kontrol altına alınması ve üçüncüsü de tüketici güvensizliği oldu. Bu noktada yaşanan sorunlar turizmi engelledi” dedi. Aşının getirmiş olduğu bir rahatlık olduğuna işaret eden Başkan Yağcı, “Dolayısıyla biz bu noktada alınan önlemlerle çok sert seyahat kısıtlamalarına gidilmeyeceğini görüyoruz, aşının getirmiş olduğu rahatlık var. Tüm dünyada vakalar artmış olsa bile kapanma ve karantina koşulları olmadığını görüyoruz. Salgının etkisinin azalacağı bir sezona giriyoruz, insanlar salgınla yaşamaya alıştı, buradaki en önemli araç bilimin bize getirdiği, aşının sağlamış olduğu pozitif unsur” diye konuştu.

EN ÖNEMLİ KONU: PAZAR VE ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ

Antalya’nın geleceğiyle ilgili iki önemli vizyonun ortaya konması gerektiğini kaydeden Başkan Yağcı, “Antalya’da temel iki pazar var, Almanya ve Rusya. 2020 yılında yani pandemiden önce T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın oluşturduğu 2023 stratejisi vardı. Burada üç temel konu, pazar çeşitliliğini artırmak, ürün çeşitliliğini artırmak ve tanıtım çalışmaları” dedi. Pazar ve ürün çeşitliliğini artırmak ve tanıtım çalışmalarının gündemimizdeki konular diyen kaydeden Başkan Yağcı, “İstikrarlı ve sürdürülebilir bir iş modeli için de taleplerin düşük sezonlara yayılması lazım. Bunun için pazar ve ürün çeşitliliğini artırmamız, bu stratejiyle yönetmemiz gerekiyor” diye konuştu.

3. HEDEF KAYNAK PAZARIMIZ İNGİLTERE OLMALI

Antalya’nın pazar çeşitliliğini yaratarak ciddi bir sıçrama gerçekleştireceğinin altını çizen Başkan Yağcı, “Üçüncü kaynak pazarımız İngiltere olmalı. Bunun için en uygun ülke olduğunu düşünüyorum çünkü İspanya’ya her yıl 15 milyondan fazla İngiliz turist seyahat ediyor. Şu an mesela Antalya’ya gelen erken rezervasyonlarda öncü ülke İngiltere. Bu yıl hem ertelenmiş bir talep olduğunu biliyoruz hem de o talebin rezervasyona dönme hızı çok fazla. Bu nedenle de İngiltere’nin ön plana çıkacağı bir sezon olacak diyebilirim” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

GSM: 0551 2079182


TURİZMİ GİDER KRİZİ BEKLİYOR

2022 yılında mal ve hizmetin fiyatının artmasına rağmen seyahat ve konaklamada artış olmadığını kaydeden Hasan Ali Ceylan, “Bu şekilde devam etmesi halinde 2022 yılında turizmi ciddi manada bir gider krizi bekliyor” dedi.

ANSİAD 2022 yılı 3. Olağan Toplantısı '2022’de Türkiye ve Dünyada Turizm & Antalya Havalimanı Genişleme Projesi' konusunda Graphx Ajans Başkanı & ANSİAD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Necdet Alkandemir moderasyonunda gerçekleştirildi. ANSİAD Üyesi Ceylan İşletme İnşaat Turizm Yatırım San. Tic. A.Ş. Yön. Kur. Bşk. Hasan Ali Ceylan & ANSİAD Üyesi Fraport TAV Antalya Airport’un Direktörü Ercan Kuruçırak'ın konuşmacı olduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı.

ISPARTA’DA DÖRT GÜN ELEKTİRK OLMAMASI NE DEMEK?

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, Isparta’da yaşanan elektrik kesintisinin çok ciddi bir krizin işareti olduğunu kaydederek, “2022 yılında dört gün boyunca Isparta’da elektrik kesintisi yaşandı, düşünebiliyor musunuz? Türkiye’nin ücra bir köşesi bile diyemeyeceğimiz bir şehirde insanlar mağdur durumda bırakıldı. Kendilerine ayrıca tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” diye konuştu. Elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilme sürecine değinen Başkan Akıncı, “2004’lerde başlayan ve 2013’te tamamlanan elektrik şirketlerinin özelleştirilmesi konusunun yeniden masaya yatırılarak tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Kamuya kaynak sağlamak amacıyla bir takım yük görülen yerlerin özelleştirilmesi söz konusuydu ancak bunların sonucunda çıkan handikapları gerek faturalarda gerekse altyapı yetersizliğinde hep birlikte yaşıyor ve görüyoruz. Mercek altına alınması gerekiyor” dedi. Elektrik kullanımının devlet tarafından sağlanmasının güvence altına alınmasının lüks değil bir ihtiyaç olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “2022 yılı sonuna kadar her yıl kar eden bir kurumumuzun daha özelleştirme kapsamına alındığını biliyoruz. Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’den bahsediyorum. Bu firma elektrik dağıtımının kalbinde yer alıyor, 2020’de 5 milyar TL karı söz konusu. 710 bin kilometre civarından hatları, taşınmazları olan bir şirketten bahsediyoruz.”

ALTINDAN KALKAMIYORUZ

TEİAŞ’ın özelleştirmesinin cazip olduğunu dile getiren Başkan Akıncı, “Kamuya bir kalemde kaynak aktarılacak diye elektrik üretiminin kalbi olan bir şirket özelleştirilmeli mi, bu gündeme getirilmeli mi? Bu konu büyük bir pencereden bakılarak tekrar gözden geçirilmeli” dedi. ANSİAD’ın siyaset üstünde davranan bir kurum olarak bu konuda uyarılarda bulunmayı kendisine görev edindiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Elektrik zamları sonucunda gelen fahiş faturaların vatandaş olarak, işletmeci ve sanayici olarak herkesi ciddi şekilde etkilediğini görebiliyoruz. Kamulaştırma konusu tekrar masaya yatırılmalı, çünkü özelleştirmeler sonucunda elektrik zamları ve farklar hepimizin malumu” diye konuştu. Fatura farklarının çok ciddi sorun olduğunu belirten Başkan Akıncı, “Bir kriz yaşanıyor ve bunun faturası maalesef vatandaşa kesiliyor. Yapılan zamlar ve iş hayatının, sanayideki enerji maliyetlerinin çok fırlaması, üretimin çok büyük maliyetli hale getirilmesi altından kalkamayacağımız yüklere yol açtı” dedi.

TURİZMİ GİDER KRİZİ BEKLİYOR

'2022’de Türkiye ve Dünyada Turizm’ konusunda konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Üyesi Ceylan İşletme İnşaat Turizm Yatırım San. Tic. A.Ş. Yön. Kur. Bşk. Hasan Ali Ceylan, Türkiye’nin 2020 yılı sonu itibariyle 1 milyon 20 bin turizm işletme belgeli yatak kapasitesi olduğunu kaydetti. Türkiye’de turizme arz edilen yatağın yüzde 40’ını Antalya’nın karşıladığını dile getiren Ceylan, “Antalya Türkiye’ye varışı olan turistin yüzde 30’una ev sahipliği yapıyor. Bu da bizim turizmimizin Nisan-Kasım arasında yoğunlaşmasından kaynaklanıyor. Aslında Antalya turizmi diğer aylarda da yolcu alıyor olsaydı 2019’daki 15 milyon yolcusu tahminen 20 milyonlara geliyor olacaktı” diye konuştu. 2022 yılında Türkiye ve Dünya’da birçok mal ve hizmetin fiyatının artmasına rağmen fiyatı artmayan ender şeylerden birinin seyahat ve konaklama olduğunun altını çizen Hasan Ali Ceylan, “Ciddi manada elektronikten emtiaya kadar her türlü ürünün fiyatı artarken turizmde fiyatların artmadığını görüyoruz. Bu şekilde devam etmesi halinde 2022 yılında turizmi ciddi manada bir gider krizi bekliyor” dedi.

MALİYET ARTTI FİYATLAR YERİNDE SAYIYOR

Turizm otel ve tesislerinin yapım ve yenileme maliyetlerinin ciddi oranda arttığını işaret eden Ceylan, “Bizler daha önce ortalama bir odayı arsa maliyetlerinden bağımsız olarak 50 bin Euro ile 65 bin Euro arasından mal ederken şu anda görülüyor ki 75 bin ile 100 bin Euro arasından yeni maliyetler ortaya çıkacak. Mevcutta yapılmış olan otellerin ve tesislerin değerinin artması gibi pozitif bir etki yaratırken yeni yapılacak tesislerin veya tadilatların da önünde bir engel olarak kenarda duruyor” diye konuştu. Doğalgaz ve elektrik kullanım bedellerinin çok yüksek olmasına değinen Hasan Ali Ceylan, “Biz 2019 yılında 0.056 Euro/Cent enerji bedeli hesaplarken şu anda 0.090 Euro/Cent olarak hesaplıyoruz, neredeyse iki katına çıkmış durumda. Çok uçuk örnekler var ayçiçek yağı gibi. Diğer temel gıda ürünlerinde de ciddi bir artış var, turizmcinin karşı karşıya olduğu giderler söz konusu” dedi. 2020 yılında Euro kurunda artış ya da turizm fiyatlarında artış olmazsa turizmciyi 2019’dan daha kötü bir yıl beklediğini kaydeden Hasan Ali Ceylan, “Buna istinaden geçen yıl yüzde 1 KDV’yle çalıştığımız sezonda yüzde 8 KDV’yle çalışacağız. Yani yüzde 7’lerde zam bile yapsak devlete KDV olarak dönecek. Kısaca benim öngörüm herhangi bir turistik tesisin 2022 fiyatlarına yüzde 15-18 arasından bir zam yapamaması halinde 2019’dan daha kötü bir yıl turizmciyi bekliyor olacak, sayılar iyi bile olsa” diye konuştu.

2051’E KADAR FRAPORT AG VE TAV ORTAKLIĞINDA İŞLETİLECEK

Antalya Havalimanı’nın mevcut durumu hakkında bilgiler paylaşan Fraport TAV Antalya Airport Direktörü Ercan Kuruçırak, “Havalimanında 3 adet paralel pist, 4 terminal binası, 192 bin metrekare kapalı alan, 40 gate, 215 chech-in kontuarı, 118 pasaport kontrol ve 28 yolcu köprüsü yer alıyor” dedi. Antalya havalimanının uluslararası krizlere rağmen 2019 yılında 35,7 milyona ulaştığını belirten Kuruçırak, “En kritik yolcu azalışı 2020 yılında yüzde 72,7 ile ikinci olarak 2016 yılında yüzde 32,7 ile yaşandı. 2021 yılında toplam 21,9 milyon yolcu sayısına ulaşılmıştır. En yüksek yolcu sayısına ulaşılan 2019 yılındaki toplam yolcu sayısının yüzde 62 ’sine ulaşılmıştır” diye konuştu. Antalya Havalimanı işletme imtiyazı 7,25 milyar Euro bedel karşılığında 2051 yılına kadar 25 yıllığına Fraport AG ve TAV ortaklığı tarafından kazanıldığını kaydeden Kuruçırak, “Kargo alanları, tesisler ve apron gibi birçok alanda genişleme yapılması söz konusu” dedi.

ANTALYA HAVALİMANINA 765 MİLYON EURO YATIRIM

Antalya Havalimanı Genişleme Projesi’nin aşama ve kapsamında bahseden Kuruçırak, “Yeni mütemmim bina yapımında hangarlar, kargo binası, genel havacılık binası, devlet konukevi, CIP/VIP terminalleri, yakıt çiftliği, yeme-içme firma alanları yapılacak” diye konuştu. Toplam yolcu kapasitesinin 80 milyona ulaşacağını kaydeden Kuruçırak, “Bütün projenin toplam yatırım bedeli 765 milyon Euro. Terminalin genişletilmesi, apronların genişletilerek uçakların park alanlarının artırılması, yeni bir terminal ve otopark yapımı gerçekleştirilecek” dedi. Terminal yatırımlarıyla iç ve dış hatlar terminallerinin genişletilmesiyle beraber otopark alanlarının da genişletilmesinin sağlanacağını dile getiren Kuruçırak, “Hava tarafı yatırımlarında kargo terminali yapımı da projemiz içerisinde. Diğer yatırımlara baktığımızda devlet konukevi, genel havacılık terminali, DHMİ lojmanları ve cami, güneş enerji santrali, çevre peyzaj düzenleme gibi yatırımlar mevcut” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Yönetim Kurulu üyesi Necdet Alkandemir’in, ANSİAD Üyesi Ceylan İşletme İnşaat Turizm Yatırım San. Tic. A.Ş. Yön. Kur. Bşk. Hasan Ali Ceylan & Fraport TAV Antalya Airport Direktörü Ercan Kuruçırak’a teşekkür belgesi takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD VE ANTALYA OSB SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE İÇİN ÇALIŞACAK

ANSİAD ile Antalya OSB arasında iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratılması, ANSİAD üyeleri ve Antalya Organize Sanayi Bölgesi genelinde bir eylem planı oluşturulması amacıyla iş birliği protokolü imzalandı.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği  (ANSİAD) ile Antalya Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) arasında çevreyle uyumlu ürün üretimine katkı sağlayacak olan yeşil dönüşüm ve teknolojilerin geliştirilmesi amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Antalya OSB Başkanı Ali Bahar tarafından imzalanan protokol kapsamında, iş dünyası temsilcileri, akademisyenler ve konunun uzmanları ile çeşitli toplantı ve çalıştaylar düzenleyip, Antalya OSB özelinde bir rapor hazırlanacak. Antalya iş insanlarını temsil eden bir sivil toplum kuruluşu olarak, öncelikle Antalya ve Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki sanayicilerimize ulaşmak, döngüsel ekonomi çerçevesinde öncelikli sektörler belirlemek amacında olduklarını kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “ANSİAD olarak 2021 yılından başlattığımız iklim değişikliği ve sürdürülebilir çevre çalışmalarımız mevcut. Bununla ilgili de bir çalışma masası oluşturduk ve ‘insan dünya için - insan yaşam için’ mottosuyla geçtiğimiz yıldan itibaren etkinliklerimizi gerçekleştiriyoruz. Bu anlamda Antalya OSB ile yaptığımız iş birliği protokolü bizim için önem arz ediyor” dedi.

DOĞAYA KARŞI SORUMLU DAVRANMALIYIZ

Antalya OSB’de lokal çözümlere odaklandıklarını dile getiren Başkan Akıncı, “İklim değişikliği tüm dünyayı globalde etkileyen bir sorun. Çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik sağlandığı takdirde sürdürülebilir gelişme gerçekleşir. Yenilenemeyen enerji kaynakları yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanımı ve doğaya karşı sorumlu davranılması çevresel sürdürülebilirliğin gereksinimlerini oluşturuyor, bu noktadan hareket ediyoruz” diye konuştu. Globalde yapılan çalışmaları yakından takip ettiklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Bu çerçevede dünyanın en büyük sivil inisiyatifi olan UN Global Compact üyeliğimizi gerçekleştirdik. Üyelerimizle küresel stratejiyi yerel önceliklerle birleştirerek iş dünyamızı harekete geçirmeyi hedefliyoruz. Öncelikli çalışma alanlarımız; çevre, insan hakları ve çalışma standartları. Antalya OSB’de de sürdürülebilirlik alanında gelişimi desteklemeyi ve iyi uygulama örneklerini ortaya koymayı istiyoruz” dedi. Antalya’yı bilgilendirmek adına etkinlikler düzenleyeceklerini belirten Başkan Akıncı, “Ali Bahar başkanımla bir protokol imzaladık, sanayicilerimizi bilgilendirmek adına etkinlikler düzenleyeceğiz. Globalde bu konuya hazırlıklı olmak adına Antalya’mızın değerli bir kurumu ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği protokolü bizim için çok önemli” diye konuştu.

GELECEĞE DÖNÜK ÇALIŞMALIYIZ

İklim değişikliğinin hayatın her alanında etkili olacağına dikkati çeken Antalya OSB Başkanı Ali Bahar, “Bu konuda Antalya’mızın bilgilendirilmesi ve farkındalık yaratılması gerekiyor. Antalya OSB ve ANSİAD, Antalya’ya fayda ve katma değer yaratmak için kurulmuştur, çalışmalarını da bu doğrultuda sürdürmektedir. Yapmış olduğumuz görüşmelerden, karşılıklı istişarelerimizden yine Antalya’ya fayda sağlayacak, önemli ve olumlu bir sonuç çıkarmış olduk” dedi. İklim değişikliği ve yeşil dönüşümün önemini aktaran Başkan Bahar, “İklim değişikliği ve yeşil dönüşüm Antalya’mızın geleceği için, ihracatımız için çok önemli bir konudur. Şehrimizin ve hemşerilerimizin bu konuda aydınlatılması, bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bu konuda geleceğe dönük çalışmalarımızı, kentim tüm dinamiklerinin katkı ve katılımlarıyla, bütünleşik bir yapıda, iş birliğiyle sürdürmeliyiz” diye konuştu. Çalışmalar için birlikte çözüm üretilmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Bahar, “Şehrimizin en değerli kurumlarından biri olan ANSİAD ile bir protokol imzaladık. İhracata, sanayimize, tarım ve turizme dokunacak yeşil dönüşüm ile ilgili şehrimize neler kazandıracağımızı hep birlikte çalışacağız” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DAN ULUSAL ÇAPTA MİMARİ PROJE YARIŞMASI

ANSİAD, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Çevre çalışmaları kapsamında iklim krizi, sürdürülebilir çevre ve ekolojik yapı tasarımı çözümleri sunmak üzere ‘Öğrenci Mimari Proje Yarışması’ düzenliyor. Son başvuru tarihi 22 Nisan 2022.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), “İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Çevre” başlığı ile başlattığı çalışmalar kapsamında geleceğin yapılı çevrelerini tasarlayacak yarının aktörlerini iklim krizi, sürdürülebilir çevre ve ekolojik yapı tasarımı konusunda düşünmeye ve farklı disiplinlerle birlikte çalışarak mekânsal ve kentsel mimari çözümler üretmeye davet ediyor. Kentsel yapılı çevrenin yıllık küresel sera gazı oranının tek başına yüzde 36’sının binalar tarafından üretildiğine işaret eden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “İnşaat süreçleri göz önünde bulundurulduğunda mimarlık mesleğinin çağımızın en büyük krizi olan iklim sorunuyla mücadelede önemli bir rol üstlendiği ortada. Buradan yola çıkarak çevresel sorunlara karşı önerileri, iklim değişikliğini tetikleyen yapısal çevreyi dönüştürmeyi ortaya koyacak projeler konusunda çalışmayı uygun gördük” dedi. Antalya’nın bir turizm merkezi olarak milyonlarca turisti ağırladığına dikkati çeken Başkan Akıncı, “Büyük ölçekli bir krizin içerisindeyiz ve turizm potansiyelimizi de düşündüğümüzde yıllık 20 milyon kişiyi ağırlayan bir kent olarak iş yapış şekillerimizin, turizm destinasyonumuzun hatta gelen turistin bıraktığı atığa, kullanacağı suya kadar her şeyi planlamamız gerektiği ortada. Biz şu anda yapılarda nasıl bir değişim sağlayabiliriz ve kente örnek olabiliriz düşüncesiyle harekete geçtik” diye konuştu.

YARIŞMAYA BAŞVURU

Tasarımı anlatan her türlü teknik çizim, görselleştirme dijital olarak e-posta yoluyla iklim@ansiad.org.tr adresine teslim edilecektir. 25 Ocak 2022 tarihinde başlayan başvuru süreci 22 Nisan 2022 günü saat 17.30’da sona erecek. Yarışmayla ilgili detaylı bilgi için www.ansiad.org.tr adresini ziyaret edebilir, yarışma şartnamesine buradan ulaşabilirsiniz.

SERGİ VE KOLOKYUM

Yarışmaya katılan tüm projeler www.ansiad.org.tr sitesinde kolokyum öncesi sergilenmeye başlayacaktır. Kolokyum dijital ortamda ödüllerin ilan edildiği hafta içinde yapılacaktır. Kolokyum gün ve saati www.ansiad.org.tr adresinde duyurulacaktır.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı


“DOĞALGAZ REZERVLERİMİZ NE DURUMDA?”

Enerji depolaması konusunda açıklama beklediklerini kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Türkiye gibi ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak elektrik enerjisinde de doğalgaza bağlı iseniz doğalgaz konusu çok önemli” dedi. 

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı 2. Olağan Toplantısı, ‘Biz Bize Antalya Ekonomisi-Tarım & Sanayi’ konusunda ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı & Burcu Pazarlama San. ve Tic. Ltd.Şti. Yönetim Kurulu Üyesi Dr. H. Rana Demirer moderasyonunda,  ANSİAD üyeleri, Titiz Agrogrup A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. K. Savaş Titiz ve Farminova & Cantek Group Yönetim Kurulu Başkanı Can Hakan Karaca'nın katılımıyla gerçekleştirildi. Akra Hotel’de yapılan toplantıya ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, 2022 yılına büyük umutlarla başladıklarını kaydederek, “Ancak 2022’ye girdikten sonra bu umutlarımız 10 gün içerisinde sekteye uğradı” dedi.

KARAR VERİLİP REVİZE EDİLİYOR

Yönetimsel bazda alınan her kararın beraberinde ciddi bir belirsizliği ve birçok soruyu getirdiğini dile getiren Başkan Akıncı, “Şeffaflıktan uzak bu kararlar kafamızdaki soruları belirsizleştiriyor. En son hepimizin bildiği üzere OSB’lerde uygulanan elektrik kesintisiyle ilgili belirsizlikler ve ulaştığımız bilgilere göre plansızlık söz konusu. Her ülkede enerji kesintisi uygulanabilir ancak bunun planlamasını devlet olarak yapmak şarttır” diye konuştu. Organize Sanayi Bölgelerinin Cuma günü karar alınarak bu karara mahkum edilmesinin doğru olmadığını kaydeden Akıncı, “Pazartesi günü ilk kesinti gerçekleşmiş olmasına rağmen, Pazartesi bakanlar kurulu toplantısı gerçekleşti ve orada bir sektör ayrışması yapıldı. Bizde karar verilip uygulamadan sonra revize ediliyor, bunu da hiçbir şekilde anlamış değilim” dedi. Ne kadar süreceğine ilişkin büyük bir belirsizlik yaşandığına dikkati çeken Akıncı, “Her zamanki gibi sorular kafalarda ve doğalgaz bağımlılığımızın enerjiye nasıl yansıdığını görebiliyoruz” diye konuştu.

ENERJİDE BÜYÜK ORANDA DIŞA BAĞIMLIYIZ

Büyük bir belirsizlik yaşandığını dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Doğalgaz bağımlılığımızın enerjiye nasıl yansıdığıyla ilgili veriler var. Yenilenebilir Enerji Yatırımcıları Derneği (Güyad)’nin 2021 yılı istatistiki verilerine göre ülkemizdeki enerji gücümüzün yüzde 32.85’ini doğalgaz karşılıyor, yüzde 17.20 hidrolik enerji, yüzde 18.84 yenilenebilir enerji kaynakları, rüzgar, güneş ve çöp, yüzde 13 linyit, yüzde 16.09 ithal kömürden. Bu veriler doğrultusunda doğalgaz ithalatımızın yüzde 35’ini Rusya’dan, yüzde 17’sini İran’dan yüzde 12’sini Azerbaycan’dan diğerlerini de Cezayir, Katar, Nijerya gibi ülkelerden tedarik ediyoruz. Bu iki ayrı veriye baktığınızda, gördüğünüz üzere Türkiye gibi ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden ülkeler için doğalgaz çok önemli.” Elektrik ihtiyacı büyük olan ülkelerin doğalgaz bağımlılığının da aynı oranda önemli olduğunu dile getiren Akıncı, “Bunun neticesi olarak da enerjide dışa bağımlı hale geliyoruz. Burada da soru işaretimiz, doğalgaza bağımlı elektrik üretiminin ne kadar doğru olduğu konusu” dedi.

DEPOLAMA YATIRIMLARI NE DURUMDA?

Kuzey Marmara Doğalgaz Depolama Projesi konusunda cevapların verilmesini talep eden Başkan Akıncı, “2007 ve 2016 yıllarında Türk Petrol A.Ş. tarafından tamamlanan birinci ve ikinci faz depolama kapasitesi 2.8 milyar metreküp. Bu durumda mevcut depo rezervleri nedir bunu bilmek istiyoruz. Nasıl ve nereye kullanıldı cevap bulamıyoruz. Aynı zamanda mevcut kapasiteyi 4.6 milyar metreküpe artıracağı söylenen ve 2022 yılı ortalarında devreye gireceği açıklanan üçüncü fazın fiziki ilerleme durumu nedir? Bunlar cevaplanması gereken sorular” diye konuştu. Tuz Gölü Doğalgaz Depolama alanlarının rezervleri konusunda da açıklama beklediklerini belirten Başkan Akıncı, “Aynı bölgede temelleri atılan 2023 yılında faaliyete geçecek olan bir tesis var biliyorsunuz ve bittiği zaman da 4 milyar metreküp kapasitesi olacağı açıklandı. Burada da en azından inşaat ve yapılaşma aşaması nedir, çünkü bu alanlar çok önemli. Bunların da cevabını pek bulamıyoruz. Ekonomide alınan her karar kartları yeniden dağıtıyor. Bunun da dezavantajı bir güven ortamı ve şeffaflığın olmaması diye düşünüyorum” dedi.

2020 RAKAMLARINI YAKALAYAMADIK

‘Biz Bize Antalya Ekonomisi-Tarım & Sanayi’ konusunda gerçekleşen toplantıda konuşan ANSİAD üyesi Titiz Agrogrup A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. K. Savaş Titiz, Antalya’nın genel tarımsal yapısı hakkında bilgiler verdi. İklim değişikliğiyle birlikte üretim rakamlarında da düşüş olduğunu kaydeden Dr. Savaş Titiz, “İklimin 1 yıl önce başlayan azizliklerini şu anda halen yaşamaktayız. 2020 yılındaki üretim rakamların 2021 yılında maalesef yakalayamadık. Ben bunları söylerken özellikle tahıldan yola çıkıyorum. Çünkü tahıl Türkiye’nin çok önemli bir konusu” diye konuştu. Son bir yıl içinde yüzde 13 gerileme olduğuna işaret eden Titiz, “Türkiye’nin bir buğday açığı yaşaması da kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu dönem içinde tabi ki ithalatta epey bir kısmı kapanmaya çalışıldı, hala stok eksikliği yönünde sorunlar bütün hızlıyla süregelmekte dedi. Buğday konusunda neler yaşanabileceğine ilişkin kestirmenin zor olduğunu belirten Titiz, “Buğdaya sadece buğday olarak bakmıyoruz. Makarnalık sert buğday ve yumuşak olan hayvanlar için yem olarak kullanılan yem var. Hayvan yemi açığının kapanmasında rol oynayan bir buğday türü bu. Bütün bunlara baktığımız zaman epey bir zaman alacaktır bu işin tekrar normal seyrine gelmesi ve artık bundan sonrada bu işin belli bir rayda sağlanması” diye konuştu. Üretim alanlarına bağlı olarak buğday üretiminin artacağını kaydeden Titiz, “Kolay bir iş değil, üreticiye bağlı olarak değişiyor. Ne kadarı tahıl için ne kadarı bitkisel üretim için ayrışacak onu kestirmek bir hayli zor” dedi.

DOMATES ÖNEMLİ BİR ÜRETİM

Türkiye’de mısır üretiminin çok inişli çıkışlı olduğunu belirten Dr. Savaş Titiz, “Mısırın GDO konusunda dedikodusu çok olur. GDO olayının ciddi aşama kaydetmesinde mısır çok önemli bir bitki olarak karşımıza çıktı. Mısır ithalatı konusu Türkiye’nin değil ABD ve Avrupa ülkelerini de ciddi bir sorunu” diye konuştu. Mısırda GDO’lu ürün ithalatının durdurulması yönünde bir karar alındığına işaret eden Titiz, “Bu karar da ciddi bir şekilde uygulandı. Bu uygulama sonucunda rakamlar çok ciddi bir artış seyretmese de mısırda ihtiyacımızın karşılanmasında önemli bir üretimimiz var” dedi. Türkiye’de seracılığın yüzde 50’sinin Antalya’da gerçekleştiğini ve en önemli üretimin domateste olduğunu belirten Titiz, “10 gram domates tohumu 3 bin tane domates yapıyor ve 1 dönüme 10 gram tohum gidiyor. Ne kadar çok değerli bir malzemeyle uğraştığımızı ve bunu yetiştirmeye çalıştığımız açık” dedi. Pazar sorununa işaret eden Titiz, sözlerini şöyle sürdürdü; “Üretilen ürünlerin hal yasası gereği hal üzerinden satılması sektörün sorunu. Çünkü oradaki üreticimiz sadece hali kullanmak zorunda. İstanbul’a ve ihracatçıya mal göndermesi mümkün değil. Ürün satışında çok ciddi sıkıntılar var. Üretici yaptığı giderleri geri kazanmakta çok sıkıtı çekiyor. Yeni alınan kararlar sonucunda üretici bakımından çok zor süreç başladı. Üretici de bunun altından kalkmak için uğraşıyor. Enerjideki benzer sorunların aşağı yukarı hepsi de sera bölgelerimizde var. Nasıl çare bulacaklar daha henüz bir noktaya gelmiş değiller. Pazarlamadan tutun, arazi büyüklüğüne kadar çok büyük sorunlar var.”

ANTALYA SANAYİSİNİN KATKISI ARTIYOR

21 yıldır Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayici olduğunu belirten ve Farminova & Cantek Group Yönetim Kurulu Başkanı Can Hakan Karaca, “Sanayicilik bir ekosistem. Sanayici olarak ana amacımız üretimde ciro yapmak, bunun yanında istihdam sağlıyoruz, üretim gerçekleştiriyoruz ve inovatif işler geliştiriyoruz” dedi. Ailesi tarafından hep desteklendiğini dile getiren Karaca, “İcat çıkarma denilen bir ülkenin vatandaşı olarak icat çıkarma diyen bir ailem olmadığı için çok şanslıyım. Çünkü ailem beni her zaman destekledi” diye konuştu. Son 10 yılda Antalya sanayisinin, Antalya ekonomisine sunduğu katkının arttığına dikkati çeken Karaca, “Tarım ve hizmet sektörü biraz azalmaya başladı. 2017 yılında yüzde 7 olan katkı 2020’de yüzde 10.2’ye yükseldi. Bu çok önemli bir değer” dedi. Karaca, bütün Türkiye’de üretimin arttığını ve Antalya’nın sektörel anlamda büyüdüğünü hesaba katılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü; “2013 yılında Antalya OSB de 165 tesis varmış 10 bin 800’de istihdam sağlamış, 2021 yılında faal tesis sayısı 308’e çıktı, istihdamımız da 17 bin 238’e çıkmış. Bu çok önemli, artık OSB’de yer yok. Antalya Serbest Bölgesi’nde çok enteresan bilgiler var, 2017 yılında 107 firma var, 2 bin 750 de çalışan, 2021 yılında 88 firmaya düşmüş ancak çalışan sayısı 5 bin 750’ye çıkmış. Aslında tarımda da gözlediğimiz dağınık yapı, küçük bölgelerin bütünleşmesi büyük ama güçlü firmaların ayakta kalabileceği bambaşka bir yere doğru gidiyor.”

AMACIMIZ DEĞER YARATMAK OLMALI

İhracat değerini önemsediklerini kaydeden Karaca, “Ülkemiz için önemli, bizim için de uluslararası piyasa da var olma açısından önemli bir konu ihracat. 80 milyar dolar sadece tek başına İstanbul’un ihracatı söz konusu. Antalya, Burdur ve Isparta olarak toplam ihracatımız 2 milyar. Ne kadar büyük ya da küçük olduğumuz bu ölçeğe bakarak anlayabiliriz” diye konuştu. Değer yaratma konusunda sorun yaşandığını dile getiren Karaca, “İster turizm ister tarıma uğraşalım bizim ortak amacımız değer yaratmak olmalı. Dünya değer yaratma liginde 35 tane girişim var, 140 milyar dolardan başlıyor. 35 girişimin 10’ Amerikan firması 10’u Çin firması. Yapay zeka, internet teknolojileri, veri yönetimi ve oyun konularıyla ilgili bu firmalar, ülkeler. Ne tarım ne turizm. Bambaşka değerle yaratılıyor, dünya başka yere gidiyor” dedi. Ciddi çalışmalar ve proseslerle Antalya’nın bu noktada çalışma yapması gerektiğini belirten Karaca, “Yeşil yatırımlar sürdürülebilirlik, gelecek için yatırımları doğru kullanmak ve bununla ilgili de şirketlerin evrilmesini sağlamak dünya sanayi piyasasında yerimizi belirleyecek” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve moderatör Dr. H. Rana Demirer’in günün anısına teşekkür belgesi sunmasıyla sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

GSM: 0551 2079182


ANTALYA EKONOMİSİNDE REKOR KÜÇÜLME  

ATB Başkanı Ali Çandır, “Antalya yüzde 24.3 küçülme ile tarihin açık ara rekorunu yaşadı.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2022 faaliyet yılı ilk Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı & Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır oldu. Antalya ekonomisi ve ihracatına ilişkin bilgiler veren Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı & Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, “Antalya ekonomisine baktığımızda 2020 yılında yüzde 24.3 küçülme ile tarihin açık ara rekor küçülmesini yaşadık. Ülke sıralamasında sonuncu olduk, biz şu anda 81. il konumundayız. 80. olan il Muğla bile yüzde 8 küçüldü” dedi.

ANTALYA SONUNCU OLDU

2021 yılı sonunda açıklanan 2020 yılı verilerini paylaşan ATB Başkanı Ali Çandır, “2013 yılında Antalya ölçeğinde kişi başı milli gelir 14 bin 788 dolar, 2020 yılında 7 bin 232 dolara düştü. 2013 yılında 7. sıradaydık şu anda 27. sıradayız. En altta Şanlıurfa var, biz bu şekilde Şanlıurfa’nın 2,5 kat üzerinde bir görüntü veriyoruz” diye konuştu.  Türkiye ekonomisi içinde Antalya’nın payının yüzde 2.6 düzeyine gerilediğini dile getiren Ali Çandır, “Tarihimiz boyunca böyle bir sıraya hiç inmemiştik. Ülkemiz milli geliri 2020 yılında yüzde 1.8 ve 2021 3. çeyrekte yüzde 7.4 büyürken tarım sektörümüz yıllık yüzde 5.9 büyümüş ve 3. çeyrekte ise yüzde 5.9 küçülmüştür” dedi.

KREDİLER BÜYÜMEMİZİ SAĞLAMIYOR

Kullanılan kredilerin Antalya ekonomisine büyüme katkısı olmadığını dile getiren Ali Çandır, “Kredi ve mevduat konusunda oranımız açıklanan son veriyle 1.6’nın üzerine çıktı. Yani 160 TL’lik kredi kullanımımıza karşılık 100 TL’lik mevduat biriktirebildik. Tarihi ortalamamızda ise krediden fazla mevduat bulunmaktadır. Türkiye ortalaması ise 1.1 düzeyinde. Antalya’da 2021 yılının ilk 10 ayında kullanılan kredilerde yüzde 17’lik artış yaşanırken ülkemizde yüzde 14’lük artış yaşandı. 2020 yılında ülkemizde yüzde 47 kentimizde yüzde 35 oranında artış yaşanmıştı. Ancak kullandığımız krediler artık büyümemizi sağlamıyor” diye konuştu. Tarımsal kredi konusunda yüzde 5’in üzerine çıkıldığını belirten Çandır, “Turizmde de benzer bir eğilim yaşanmış ve ülke payımız yüzde 30’lardan yüzde 42’leri aşmıştır. Yani tarım ve turizm kredi ile varlığını sürdürmektedir” dedi.

SANAYİ İHRACATINDA GERİDEYİZ

Antalya ihracat performansının 2021 yılında yüzde 32’lik bir artışla Türkiye ortalamasının altında kaldığına işaret eden Başkan Çandır, “Ülke ortalaması yüzde 32 iken Antalya’da 2021 yılında 1 milyar 865 milyon dolar ihracat gerçekleşti. Yüzde 0.9 düzeyinde olan genel ihracat payı ile 15. sırada yer alıyoruz” diye konuştu. Tarım ihracatında 1 milyar doları aşan bir kent olarak Antalya’nın yüzde 3.5 payı olduğuna işaret eden Başkan Çandır, sözlerini şöyle sürdürdü; “Maden ve sanayi ürünleri ihracatında yüzde 38’lik artışla Türkiye ortalamasında bir ihracat gerçekleşirken sanayideki yüzde 20 artışla, yüzde 32 artış gösteren ülke ortalamasının çok gerisindeyiz. Tarım ve gıda ihracatında yüzde 32’lik artışla, yüzde 22 artış gösteren Türkiye’nin üzerinde performans gösterdik. Ancak Antalya olarak ürün gamında, gelecekte, küresel rekabet avantajı sağlayabileceğimiz tohum, fide üretimi gibi alanlara evirmeliyiz. Özellikle son 10 yıldır yaş sebze ve turunçgil ihracatındaki birim fiyatlarımız hızla geriliyor.” Yaş sebze ihracatında yüzde 13 gerileme olduğunu belirten Başkan Çandır, “Yaş sebzede 2010 yılında ton başına 920 dolar ihracat gerçekleşirken 2021 yılında 797 dolara düştü, domateste 2010 yılında 892 dolar 2021 yılında 683 dolar ile yüzde 23 gerileme söz konusu, turunçgilde yüzde 33 gerileyen ihracatımız 2012’de ton başına 739 dolarken 2021’de 492 dolara düştü” dedi. Gerileme rakamlarına rağmen her 100 dolarlık yaş sebze ihracatının 44 dolarını Antalya’nın yaptığını belirten Çandır, “100 dolarlık domates ihracatının 43 doları Antalya’dan yapılmış. Narenciye ihracatının ise 3 dolarını Antalya olarak biz yapabilmişiz” diye konuştu. 

ÜLKEMİZİN DEĞERLERİNİ UCUZA SATMAYALIM

Turizm hareketliliğinde ve kapasitesinde Türkiye’nin yüzde 40 civarında olduğuna işaret eden Ali Çandır, “Son verilere göre 9 milyon turisti kent olarak ağırladık. Tabi burada da bir kayıp söz konusu, sebze ve meyvede satarken kaybediyoruz demiştik turizmde de aynı şekilde kaybediyoruz” dedi. Değerlerimizi ucuza ihraç ederek döviz bazında düşüşler yaşandığına dikkati çeken Başkan Ali Çandır, sözlerini şöyle sürdürdü; “Tabi burada turizmci arkadaşlarımız bize kızıyorlar ülkemizin değerlerini bedavaya satıyoruz dediğimizde. Kişi başına 600 dolar civarında bir turizm geliriyle bu işin sürdürülebilir olup olmadığı tekrar konuşulmalı. Kişi başına turizm gelirinde yine düşüş yaşadık. Artık 600 dolar civarına yerleşmiş gözüküyoruz.”  Endüstriyel turizm stratejisine alternatif yeni yaklaşımlarla, fark yaratıcı çalışmalarla tekrar bin dolar civarına yaklaşma zorunluluğu olduğunu kaydeden Başkan Çandır, “Bunu bir kent yaşayanı olarak, burada doğmuş bir insan olarak söylüyorum. 600 dolara gelen bir insanın günlük 1 ton suyumuzu tükettiği, minimum 25-30 kilogram atık bıraktığı bir kentte bunun karşılığının 600 dolar olmaması gerekiyor. Çünkü biz bugünü kurtaracak şekilde bu fiyatlarla yaptığımız satışlarla farkında olmadan gelecekteki çocuklarımızın iklimine, toprağına, havasına, suyuna zarar veriyoruz” dedi. Karbon salınımı, su ayak izi gibi konuların gündemde olduğunu belirten Çandır, “Bu doğrultuda da turizme bir çeki düzen vermemiz gerekiyor. Bu çeki düzeni biz de gerçekleştirdiğimiz panelde de ifade ettik su kullanımıyla ilgili, tarım sektöründe de eski alışkanlıklarımız yerine değişen koşullara ayak sağlayacak akıl ve bilimin ışığında çözümler getirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

İKİNCİ 20 YIL ANTALYA İÇİN KAYIP BİR DÖNEM OLDU

Antalya’nın son 40 yılda yapısal eğilimlerinde iki önemli başarı hikayesi olduğun belirten Başkan Çandır, “İlki 80’li yıllarda yaşanan turizm atılımıdır. İkincisi ise 90’lı yıllardaki örtü altı üretim atılımıdır. İlk 20 yılda Antalya kredi ve mevduat oranı, tasarruf ağırlıklı bir seyir izlerken özellikle son 10 yılda hızla yükselen bir seyir izlemiştir” dedi. Kentte iş yapma karakterinin yaşanan zorluklara rağmen uzun yıllar korunabildiğini belirten Başkan Ali Çandır, “Mesela borcuna sadakatte ülke ortalamasının üzerinde kalmayı hala başarmaktayız. Kayıtlı istihdamda tarım başta olmak üzere lider kentiz. Eğitim düzeyinde de lider konumdayız. Turizm yatak kapasitesinde, örtü altı üretim kapasitesinde ve dünyaya açıklıkta lider kentiz” diye konuştu. Uzun yıllar boyunca ihracatçı bir kent olma özelliğini koruyan bir Antalya olduğunu belirten Ali Çandır, “Türkiye ve Antalya özelinde tarımda teknoloji kullanımında öncelikli olarak gübre ihtiyacını, ilaç ihtiyacını, sulama ihtiyacını, hasat zamanını tespit edecek sensörlere yani ürün verimi ile ilgili olan teknolojilere ihtiyacımız var. Ürün toplama gibi emek yoğun alanlarda teknoloji ihtiyacımız öncelikli değil. Şu an bu alanlarda istihdama, kalifiye işgücüne ihtiyacımız var” dedi.

TARIM TEŞVİKLERİ ÇİFTÇİLERE

Tarımsal teşviklerin kredi alabilenlere verilmesi konusunun yanlış olduğunu belirten Başkan Ali Çandır, “Tarım sektörü, küçük aile çiftçiliğinin yapısına uygun sosyal güvenlik, gıda, gelir, yaşam güvenliği yerinde tutunabilmeyi sağlar. Tarımsal ve sosyal politikalar eşgüdümle yürütülmeli. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki kırdan kente göçün nedenleri arasında ekonomik faktörler kadar eğitim, sağlık hizmetleri, çalışma ve yaşam koşullarının olumsuzluğu da var” diye konuştu. Etkin ve kontrollü bir üretim sisteminin kooperatif ve birlikler vasıtasıyla gerçekleşebileceğinin altını çizen Ali Çandır, “Tarımsal örgütlerin gelişmesi ayrıca, tarım sektöründeki ilave pek çok sorunun çözümünde rol oynayacaktır” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 

 


SANAYİCİ ZOR DURUMDA

Üretimde ve ihracat taahhütlerinde panik havası yaşandığını belirten ANSİAD Başkanı Akıncı, “Enerjide bu kadar ciddi bir sorun yaşanırken kamuoyuna tatmin edici açıklama yapılmamasını, hayati bir konunun TBMM tarafından ele alınmamasını anlayamıyoruz” dedi.

Geçen hafta sonu BOTAŞ’ın doğalgaz kısıtlamasını duyurmasının ardından Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ)’nin de sanayiciye elektrik kısıtlaması uygulamasının sanayicileri zor duruma soktuğunu kaydeden Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı, “Son dönemde sanayi sektörünün, özellikle Organize Sanayi Bölgelerinin kullandığı elektrik ve doğal gaza çok yüksek zamlar yapılmış, ayrıca İran’dan tedarik sıkıntısı nedeniyle büyük sanayi tesisleri ve elektrik üreticilerine doğal gaz sevkiyatında kesinti yapılacağı açıklanmıştı, bu süreç sanayiciyi daha da zor duruma sokmuştur” dedi. Enerji fiyatlarında astronomik artışın ve doğal gaz ile elektrikte kesintinin sanayi üretim ve ihracatını aksatacağına işaret eden Başkan Akıncı, “Büyük sanayi tesisleri tarifelerine yapılan zamlar yıllık olarak yüzde 300 düzeyindedir. Ülkemiz tarifeleri döviz cinsinden birçok Avrupa ülkesine göre düşük olsa da zam oranları Avrupa ülkelerinden daha yüksektir. Almanya gibi Avrupa ülkelerinde enerji fiyatları 2020 yılında yüzde 80 ve yüzde 200 arasında artış göstermiş, birçok ülke vergi indirimleri ve bütçe destekleriyle enflasyon artışını önleyici politikalar uygulamış durumda” diye konuştu.

DEPOLAMA YATIRIMINA RAĞMEN KESİNTİ

Yeni haftanın sanayici için büyük bir gündemle açıldığını kaydeden Başkan Akıncı, “Hükümetimiz tarafından enerji zamlarının yapılmaması halinde bütçeye 150 milyar TL yük geleceği açıklandı ve kademeli tarife uygulamaları başlatılmıştır. Bununla birlikte kur korumalı mevduata faiz yerine bütçeden destek verilirken enerjide neden bu desteklerin verilemediği konusunda yeterli açıklama yapılmadı. Ülkemizin elektrik üretiminde HES, RES ve kömür gibi yerli kaynaklarımız da kullanılırken elektrik maliyetinin doğal gaz fiyatlarıyla açıklanması da yetersiz kaldı” dedi. Doğalgaz tedarikinde İran’ın payının çok yüksek olmamasına, son yıllarda enerji tedarikinde sorun yaşamamak için enerji depolamaya yönelik yatırımlar yapıldığına işaret eden Akıncı, “Doğal gaz depolama ve LNG yatırımları yapılmasına rağmen neden yüzde 40 civarında doğal gaz kesintisine gidildiği sorusuna da cevap bulamıyoruz. Enerjide bu kadar ciddi bir sorun yaşanırken ve bu sorular ortadayken kamuoyuna tatmin edici açıklama yapılmamasını, bu kadar hayati bir konunun TBMM tarafından ele alınmamasını anlayamıyoruz” dedi.

GÜNDEME İLİŞKİN ŞAŞKINIZ

Ekonomide yaşanan sorunların çözümünün konuşulmamasını şaşkınlıkla izlediklerini belirten Başkan Akın Akıncı, “Ekonomiyi konuşmak yerine Türk halkı tarafından değer gören sanatçımız Sayın Sezen Aksu’ya Anayasamızın laiklik ilkesi, düşünce ve ifade özgürlüğü ile bağdaşmayan haksız ithamların ana gündem olmasını şaşkınlıkla karşılıyoruz” diye konuştu. Ülkenin gücüne ve imajına gölge düşüren gündemler yaşandığını kaydeden Başkan Akıncı, “Bu tarz gündemler yerine, enerjide sanayi üretimini aksatmayacak bir dağıtım planı yapılması, acil bir enerji tasarruf ve verimlilik programı uygulanması, bütçe desteklerinin artırılması konusunu tartışmaya başlamalıyız” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 32. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNDE YILIN İŞ İNSANI, SANAT VE MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) 32. Kuruluş Yıl Dönümü muhteşem bir gece ile Sunis Hotel Su’da kutlandı. İş, sanat ve siyaset dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren 32. Kuruluş Yıl Dönümü Balosu’na, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili & ANSİAD Şeref Üyesi Çetin Osman Budak, CHP Antalya Milletvekilleri Cavit Arı ve Aydın Özer, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Antalya Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Kalan, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Manavoğlu, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan Hançer, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, 32 yılı geride bırakan bir kurum olduklarını belirterek, “Temelleri Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından atılan, ilkelerine yürekten bağlı olduğumuz ve önümüzdeki yıl 100. yaşını kıvançla kutlayacağımız cumhuriyetimizin temel ilkelerinden ve hedeflerinden vazgeçmeden ama onları çağa uydurmayı da beceren bir yaratıcılıkla, yeni dünya düzeninde ülkemizin hak ettiği yerini almasını istiyoruz” dedi.

SÜLEYMAN ÖZTÜRK ANILDI

2019 yılında tüm dünyada yaşanmaya başlayan covid sürecinin Mart 2020 tarihi itibari ile de ülkemiz gündemine girdiğini, toplumsal ve ekonomik anlamda ciddi kayıplar yaşattığını kaydeden Başkan Akıncı, “Bu süreçte küresel ve ulusal ölçüde alışılmışın ötesinde çok çalkantılı bir dönem geçirdiğimizin ve halen bu sürecin kendini hissettirmeye devam ettiğini de söyleyebiliriz. Salgın yeni varyantları ile inişli çıkışlı olarak hızını sürdürse de aşıların etkisi ile en azından hastane yatış ve ölüm oranlarının azaldığını görebiliyoruz” diye konuştu. Salgına şahsen yakalananlar ve yakınlarını kaybedenler olarak acı deneyimler yaşandığını dile getiren Başkan Akıncı, “Ansiad olarak bizlerde bu deneyimi acı bir şekilde yaşayanlardanız. Çok sevdiğimiz arkadaşımız, kardeşimiz, üyemiz Süleyman Öztürk'ü bu salgında covide kurban verdik. Bu vesile ile tekrar kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabırlar diliyorum” dedi.

32 YILDIR GÜÇLÜ BİR SİVİL TOPLUM KURULUŞUYUZ

ANSİAD’ın her geçen yıl emin adımlarla ve hiç taviz vermeden büyüyerek 32 yılı geride bıraktığını kaydeden Başkan Akıncı, “ANSİAD bunu başaran nadir derneklerden biri olup gerek kurumsallığı gerekse girişimcilik ekosisteminin büyüklüğü ile sadece Antalya'ya değil tüm Türkiye'ye örnek teşkil etmektedir. Her zaman vurguladığımız gibi sivil toplum kuruluşları toplumsal gelişmenin, demokratikleşmenin ve ekonomik kalkınmanın en önemli aktörlerinden biridir. Bunları yaparken de gücünü üyelerinden ve onların entelektüel birikimlerinin oluşturduğu sinerjiden alırlar. Ansiad bu sinerjiyi 32 yıldır en güçlü şekilde yaşatan ve çevresine yayan bir sivil toplum kuruluşudur” diye konuştu. ANSİAD’ın kuruluşundan bu yana dernekte görev alan yönetim kurullarındaki büyüklere, dostlarına, çalışmalara destek veren tüm üyelere gayretleri ve çabalarından dolayı teşekkür eden Akıncı, “Ayrıca bu süreç içinde aramızdan ebediyete intikal eden üyelerimize ve kurucularımıza da Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

DEMOKRASİ, HUKUK VE KALKINMA

Ekonomik programların başarısının teknik özelliklerinin yanında birçok konuya bağlı olduğuna işaret eden Başkan Akın Akıncı, “Ekonomi sadece ekonomiden ibaret bir mesele değildir. Herhangi bir ekonomik programın başarısı o ülkedeki yargı sisteminin güvenirliliğine, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygının düzeyine, kurumların yetkinliği ve ülkenin eğitim sistemindeki seviyenin yüksekliğine bağlıdır” diye konuştu. Eğitim sisteminin kız ve erkek çocuklarını ve gençleri çağımızın gereklerine uygun bir müfredatla yetiştirmesinin mutlak olduğunun altını çizen Başkan Akıncı, “Bu da ancak eğitim kurumlarının, üniversitelerin güçlü özerk yapılarının, yüksek bilimsel kapasitelerinin, eğitimin özgür tartışma ve özgür düşünce ortamında yapılması ile gerçekleşebilir” dedi. Başkan Akıncı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne dek hiç ayrılmadığı ve Mustafa Kemal Atatürk'ün koyduğu muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma ana hedefinin, ancak çağdaş uygarlık standartlarında bir devlet ve toplum yapısıyla hayata geçirilebileceği hiç unutulmamalıdır” diye konuştu. Cumhuriyetin kazanımlarını ileriye taşıyacak olanın daha güçlü bir demokrasi, sağlam bir hukuk devleti ve yüksek bir kalkınma hızı olduğunun altını çizen Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu noktada Türkiye'yi çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkaracak reformları acilen hayata geçirmek, ülkemizin refah düzeyini artırmanın yanı sıra siyaset ve toplumsal sorunları yapıcı diyalog ve toplumsal uzlaşma anlayışıyla çözmek ülke olarak yakın geleceğimizin en önemli konularından olmalıdır.”

NASIL YAŞAYACAĞIMIZI BİZ TERCİH EDECEĞİZ

Geleceğin renginin pandemiyle açığa çıktığını kaydeden Başkan Akın Akıncı, “Dünya düzeni artık yeni bir kuruluş sürecinden geçiyor. Etrafımıza baktığımızda bunların tüm işaretlerini görmekteyiz. Türkiye'nin de bu yeni dünya düzeninde kendi yönelimi, stratejik kimliği ve iç düzeni hakkında kararlar vermesi gerekmektedir” dedi. Tercihlerin net olduğunu ve bu noktada Türkiye’nin 21. yüzyılda küresel düzendeki yerini belirleyeceğini dile getiren Başkan Akıncı, “Diplomatik esneklik ve yapıcılık ile çatışmacılık, laiklik ve bilimsellikle hurafe, özgürlükçü ilkeler ile baskıcılık, doğayı sakınmak ile onu talan eden bir hoyratlık, kadınların eşitliğini benimsemek ile onları ikinci sınıflığa mahkum etmek, demokrasi ile otoriterlik, çoğulculuk ile çoğunlukçuluk, vatandaş hakları ile tebaacılık, hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü ile baskıcılık arasındaki bu tercihler, dünyada ve ülkemizde nasıl yaşayacağımıza dair tercihler olacaktır” diye konuştu.

YOLUMUZ AÇIK KILAVUZUMUZ ATATÜRK OLSUN

32 yılı geride bırakan bir kurum olarak cumhuriyetin 100. yılına da kıvançla eşlik etmenin gururunu yaşadıklarını belirten Başkan Akıncı, “Temelleri Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından atılan, ilkelerine yürekten bağlı olduğumuz ve önümüzdeki yıl 100. yaşını kıvançla kutlayacağımız cumhuriyetimizin temel ilkelerinden ve hedeflerinden vazgeçmeden ama onları çağa uydurmayı da beceren bir yaratıcılıkla, yeni dünya düzeninde ülkemizin hak ettiği yerini almasını istiyoruz” dedi. Değişim ve gelişim iradesine sahip olan bir ülke olduğumuzu belirten Başkan Akın Akıncı, “ANSİAD olarak dün olduğu gibi yarında bu heyecan verici yolculuğun bir parçası olmaya devam edeceğimizi özellikle belirtmek isterim. Cumhuriyetimizin 100. yılına doğru hepimizin yolu açık, kılavuzu Mustafa Kemal Atatürk olsun” diye konuştu.

‘YILIN BAŞARILI İŞ İNSANI’ NECMİ ALPAGOT

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ‘2021 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü’nün sahibi 1914 yılından beri sanayicilik faaliyetinde bulunan Alpagot ailesinin bir ferdi olarak Antalya’nın değişmesi, gelişmesi ve güçlenmesi yönünde gösterdiği yaratıcı ve girişimci çabaları, sosyal sorumluluk bilinci, istihdam kapasitesi ile ülke ve bölge ekonomisini kalkındıran çabaları nedeniyle ANSİAD üyesi ve Yenigün Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Alpagot oldu. Necmi Alpagot’a ödülü ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve CHP Antalya Milletvekili & ANSİAD Şeref Üyesi Çetin Osman Budak tarafından takdim edildi. 

YILIN SANAT ÖDÜLLERİ BAYRAMOĞULLARI VE DAYIOĞLU’NA

ANSİAD’ın kültüre, sanata, bu yolla kentine, bölgesine, ülkesine hizmet eden kişi ve kurumları manevi olarak desteklemesi ve sivil toplumun sanata, tarihe, kültürel değerlere hizmet eden sanatçı ve kurumlara 2001 yılından bu yana verdiği ANSİAD Yılın Sanat Ödülü bu yıl, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası Flüt Sanatçısı Doç. Lelya Bayramoğulları ile Kaş ilçesi Turan Erdoğan Yılmaz Fen Lisesi Müzik Öğretmeni Emre Dayıoğlu’nun oldu. Sanat alanındaki çalışmalarıyla Antalya sanat yaşamına önemli katkılarda bulunan ve yurt içi ve dışında şehrin ve Türkiye’nin tanıtımına katkı koyan çalışmaları nedeniyle ödüle layık görülen Doç. Lelya Bayramoğulları’na ödülü ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer tarafından takdim edildi. Ödülün ardından Lelya ve Bayram Bayramoğulları çifti tarafından konuklara müzik dinletisi sunuldu. Kaybolmaya yüz tutmuş eserlerin ve çalgıların yeniden topluma kazandırılması için yaptığı çalışmalarıyla ve Anadolu folklorunun unutulmaması için yüzlerce eseri kayıt altına alarak yarattığı değerli arşivi ve Türk Halk Müziği’ne katkıları dolayısıyla ödülün sahibi olan Emre Dayıoğlu’na ödülü, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve ATSO Başkanı Davut Çetin tarafından takdim edildi. Dayıoğlu ödülün ardından konuklara kendi arşivinden türküleriyle bir dinleti sundu.

2021 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ HÜRRİYET’TEN VAHİDE YANIK’A

Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlayan ANSİAD 2021 Yılın Medya Ödülü, ‘Finike Portakalına Kıymayın Efendiler’ haberiyle Hürriyet Akdeniz Gazetesi Tarım Köşe Yazarı Vahide Yanık’ın oldu. Yanık’a ödülü, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı tarafından takdim edildi. ANSİAD üyeleri ve eşlerinden oluşan ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun konser verdiği gece, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Geçmiş Dönem Başkanlarının pasta kesimi ve ardından Acro Project konseri ile son buldu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


2022’NİN ATILIM YILI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUZ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı, yayınladığı yeni yıl mesajında 2022’nin en başta hukuk ve eğitim olmak kaydıyla, ekonomi politikalarının sağlamlaştığı, çağdaş eğitim anlayışıyla, evrensel yargı sistemiyle yükselen bir ülke olmayı ve 2022’in atılım yılı olmasını temenni ettiklerini belirtti. Başkan Akıncı, açıklamasında şunları kaydetti;

“2019 yılından beri tüm dünyada yaşanmaya başlayan pandemi süreci II. Dünya Savaşı’ndan beri karşı karşıya kaldığımız en büyük kriz olarak değerlendirilirken bunun neden olduğu ekonomik ve sosyal etkileri ile de son iki yılda hafızalarımıza işlenerek tarihte yerini almıştır. Tüm sosyal ve toplumsal alışkanlıklarımızı değiştiren Covid-19 pandemisi dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomimizi derinden etkilemiş olup, zaten kırılgan bir yapıya sahip olan ülke ekonomimizi uzun bir süre daha etkilemeye devam edeceğinin sinyallerini de vermektedir. Bu süreçte küresel ve ulusal ölçüde alışılmışın ötesinde çok çalkantılı bir dönem geçirdiğimizi ve halen bu sürecin kendini hissettirdiğini de söyleyebiliriz. 2021 yılında ekonomide yaşanan daralmayı önce koronavirüs salgınının seyri, sonra da enflasyon, turizm ve ihracat döviz gelirleri, yabancı sermaye gibi temel değişkenlere bağlı olarak izledik.

2022'nin değişimlerin yılı olacağını dikkate aldığımızda iş dünyası olarak asıl beklentimiz, istikrarlı büyümeyi ve kalkınmayı destekleyecek çok yönlü yapısal reformların hayata geçirilmesi, eksiklerin tamamlanmasıdır. Aksi takdirde, çok daha zorlu günler görebileceğimiz gerçeğini göz ardı etmeden ve temkinli iyimserliğimizi koruyarak, 2022 yılını kayıplarımızı telafi edeceğimiz bir yıl olarak geçireceğimizi ümit ediyoruz. Son iki yıldır hep birlikte şahit olduğumuz olumsuz süreçler yaşadığımız bir gerçek ancak buradan çıkartılacak en önemli ders sağlığın kendimize, sevdiklerimize ve insanlığa karşı en büyük sorumluluğumuz olduğudur. 2021 yılında büyük biz özveriyle doktorlarımızın ve sağlıkçılarımızın öncülük ettiği pandemi sürecini, aşılamayla ve kontrollü olarak geçirdik. 2022 yılında da temennimiz en güzel yıllarımızı sağlıkla, sevdiklerimizle devam ettirmemizdir.

Antalya ve bölge iş dünyası olarak hep birlikte daha iyisini yapabileceğimiz inancıyla, demokrasisiyle örnek, dünya siyasetinde söz sahibi, ekonomisi örnek gösterilen, toplumsal uzlaşının değerinin anlaşıldığı, üretim ve istihdam stratejisi olan bir ülke olma inancımızı koruyoruz. En başta hukuk ve eğitim olmak kaydıyla, ekonomi politikalarının sağlamlaştığı, çağdaş eğitim anlayışıyla, evrensel yargı sistemiyle yükselen bir ülke olmayı ve 2022’in atılım yılı olmasını temenni ediyoruz.

Yeni bir yıla girerken, sağlık ve barış diliyor, acıların ve felaketlerin geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla, sevdiklerinizle birlikte nice güzel yıllar diliyorum.”

 

Akın AKINCI

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303


TÜRKİYE’DE ARTIK UCUZA BİR ŞEY YOK

ANSİAD 15. Olağan Toplantısı’nın konuğu olan Hakan Güldağ ve Vahap Munyar, 2022 beklentileri üzerine ANSİAD ile bir araya geldi. Türkiye’de gıda, doğalgaz ve gübrede büyük bir artış olacağına işaret eden Hakan Güldağ, “Artık ucuza bir şey yok” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2021 faaliyet yılı 15. Olağan Toplantısı, ‘2022’de Dünya ve Türkiye Ekonomisinde Beklentiler’ konusunda ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı & TÜRKONFED Başkan Yardımcısı, Koppert Biyolojik Mücadele ve Polinasyon A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu moderasyonunda gerçekleştirildi. Akra Hotel’de yapılan toplantıya, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı İbrahim Atmaca, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, Antalya Organize Sanayici İş İnsanları Derneği (OSİAD) Başkanı Erdal Kılıç, Isparta Girişimci ve Sanayici İş İnsanları Derneği (IGSİAD)  Başkanı Dilek Özdemir, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, 2019 yılında başlayan pandemi sürecinin toplumsal ve ekonomik anlamda ciddi kayıplar yaşattığını belirterek, “Bu süreçte küresel ve ulusal ölçüde alışılmışın ötesinde çok çalkantılı bir dönem geçirdiğimizi ve halen bu sürecin kendini hissettirdiğini de söyleyebiliriz. Aslında böyle dönemlerde rotayı doğru çizmek anlamında her alanda sakin ama derin tartışmalara ihtiyaç vardır” dedi. 2021 yılının zorluklarına işaret eden Akıncı, “Ne yazık ki 2021 yılını bitirmekte olduğumuz bu günlerde bunlardan bahsetmek bir yana, büyümedeki yavaşlama, artan işsizlik oranları, piyasalardaki dalgalanmalar ve devam eden belirsizlik iş dünyamızın karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlar olarak karşımızda durmaktadır” diye konuştu.

EROZYONA UĞRATMA LÜKSÜMÜZ YOK

Pandeminin getirdiği zorluklar neticesinden daha güçlü bir Türkiye için çalışmak zorunda olduklarının altını çizen Başkan Akıncı, “Güçlü bir Türkiye ve piyasa ekonomisi için güçlü ve şeffaf kurumlara, tarafsız ve hızlı çalışan bir hukuk sistemine, hukukun üstünlüğüne, hak ve özgürlüklerin korunmasına, adil bir vergi düzenine ve kayıt dışı ekonomi ile mücadeleye ihtiyaç vardır” dedi.  Türkiye’nin sahip olduğu yüksek potansiyeli ortaya çıkaracak bir planlama ve iş birliği ile el ele verilmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Her zamankinden daha fazla gelişme, büyüme ve başarı hikayeleri yazma günüdür. Bu değerleri kaybetme ve erozyona uğratma lüksümüz yok” diye konuştu.

KURUMLAR DİKKATE ALINMALI

Türkiye ekonomisinin geleceği açısından uzun vadeli bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Ekonomide teknik uzmanlık konularının siyasi taraftarlık, cepheleşme ve gerilim aracı olmaktan çıkarılmasını, ANSİAD, BAKSİFED ve TÜRKONFED gibi siyasetin dışında olan, bağımsızlıklarını yıllar boyunca kanıtlamış ve önceki yıllarda bir çok projede hükümetle veya bakanlıklarla iş birliği yapmış olan saygın kuruluşların düşüncelerine saygı gösterilmesini ve dikkate alınmasını tüm ilgililerden bekleme hakkımız olduğunu düşünmekteyim.” Ülkenin uzun süredir faiz, döviz ve enflasyon kısır döngüsü içerisinde olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz indirimleri piyasa faizinin artmasına neden olmuş, döviz kurlarını ve enflasyonu beklenmedik noktalara getirmiştir. Şirketler girdi maliyetlerinin artışına karşı sermayelerini korumak için, halk ise gelirini enflasyondan korumak için girdi ve mal almak ya da döviz ve altın gibi araçlara sığınmak zorunda kaldı” dedi.  Hükümetin aldığı önlemlerin sürdürülebilirliği konusunun kısa vadede ortaya çıkacağını dile getiren Başkan Akın Akıncı, “Hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Her şeye rağmen Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı yolunda yeni bir yıla girerken hepimiz umudumuzu ve demokratik laik, çağdaş, ekonomisi güçlü bir Türkiye arzusu heyecanımızı yüksek tutmalıyız” dedi.

YAPACAK ÇOK ŞEY VAR

Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine işaret eden Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Hepimizin bu yolda ayrı ayrı yapacağı çok şey var. Ancak ortak bir anlayışla yapacağımız bir şey var ki, o da aklını ve vicdanını başkasına ipotek etmeyen ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller yetiştirmektir. Bu da ancak Atamızın bize armağan ettiği cumhuriyet ve onu besleyecek olan demokrasimize sahip çıkmakla olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerimle sizlere ve ailelerinize sağlıklı, mutlu ve huzurlu yeni bir yıl diler, şahsım ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım adına saygılar sunarım.”

BUSİNESS UÇUÇLAR DÜŞTÜ, BİLET FİYATLARI YÜKSELDİ

2022 yılında Dünya ve Türkiye’de beklentilerin pandemi öncelikli olduğunu dile getiren Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, “Antiviral ilaçların devreye girmesi ve aşılamanın artmasıyla beraber pandemiden epidemiye dönüşmesi bekleniyor. Baktığımızda bu, turizm açısından iyi bir haber” diye konuştu. Sıfır covid toleransı gösteren ülkeler dışında bir hareketlilik yaşanacağına dikkati çeken Güldağ, “Bütün dünyada iş seyahatleri yüzde 50 düştü. 2022 yılında uçak bileti fiyatlarının yükselmesi gibi bir beklenti var. Çünkü business class yolcuları seyahat etmek yerine online toplantılar gerçekleştiriyor, biliyorsunuz ki business bölümü uçağın önemli bir masrafını üstleniyordu” dedi. Enerji ve petrol fiyatlarının ulaşım konusunda ciddi artışlara neden olduğuna işaret eden Güldağ, “Covid her şeyi çok değiştirdi, bütün rekabet ortamını da değiştiriyor. Kur, faiz oynaklıkları gelip geçici ancak fiyatlar kalıcı şekilleniyor” diye konuştu. Farklı olmanın yetmediği iyi olmanın gerektiğini kaydeden Güldağ, “Artık mikrofon kamera firmaların elinde değil, herkesin elinde ve herkes tarihin öznesi, herkes tarihe not düşmeye başladı. Bu süreçte iyi olmak farklı olmaktan daha önemli bir hale geliyor. Çalışanlarınla, tedarikçinle, bayilerinle iyi geçinmek ve iyi olmak zorundasınız. Yoksa bir anda sizin markanızı ve çalışmanızı aşağıya çekebilecek bir ortam var şu anda. Her bilgi her an çok hızlı bir biçimde yayılabilir” dedi.

GIDA ve DOĞALGAZ FİYATLARI ARTACAK

Enflasyonun pandemiden sonra Dünya’nın en önemli sorunu olduğunu dile getiren Güldağ, “ABD’de son 40 yılın çekirdek enflasyonu dahil olmak üzere en yüksek seviyeye geldi. Yüzde 7 seviyesinde olan enflasyon aşağıya inecek gibi de görünmüyor” diye konuştu. FED’in tavrının çok önemli olduğunu kaydeden Güldağ, sözlerini şöyle sürdürdü; “Özellikle gıda ve enerji tarafından gelen itici güçle ve baskılarla dünyada da yukarıda kalacak. Gıda fiyatları zaten 5 yıldır sürekli yükseliyor, enerji de buna katıldı. Şimdi Avrupa’da görüyoruz bin metreküp doğalgaz fiyatı bundan 2 sene kadar önce 170 -180 dolar civarındaydı şu anda 2 bin dolarlar civarında. Müthiş bir artış var orada. Jeopolitik gerilimlere de sebep oluyor, ABD mesela ben size LNG satayım bu dertleriniz hafiflesin diyor Avrupalılara göre LNG çok sürdürülebilir bir iş değil, Rusya da benimle uzun vadeli sözleşmeler yapmanız lazım diye bastırıyor, o zaman size istediğiniz kadar gazı veririm diyor, Avrupa’da buna çok yanaşmamaya çalışıyor. Çok ciddi bir dalgalanma var. Kışın biraz sert geçeceği beklentileriyle beraber fiyat konusunun bir süre daha bu şekilde devam edeceği söylenebilir.”

TÜRKİYE AB’YE GÖRE UCUZ DOĞALGAZ KULLANIYOR

Avrupa’da yaşanan doğalgaz sorununun Türkiye’ye henüz yansımadığını dile getiren Güldağ, “Biz AB’ye göre çok ucuz doğalgaz kullanıyoruz. Konutlarda kullandığımız doğalgaz 120 Dolar, sanayicinin kullandığı 280-230 Dolar civarında. Şimdi biz baya ucuz kaldık ama kontratlarımız bitiyor, biteceği için maalesef spottan da almaya başladık bu sürdürülebilir değil, enflasyonu yukarı çıkaracak bir konu olacak” dedi. Gübre fiyatlarında da büyük artış beklentileri olduğunu kaydeden Güldağ, “Doğalgaz aynı zamanda gübrenin de bir numaralı ham maddesi olduğu için bütün dünyada gübre fiyatları da yükseldi. Türkiye’de müthiş yüksek zaten, yüzde 92 ithalata bağlı gübre fiyatları ve Anadolu’da gübre atamayan çiftçiler söz konusu, bu gıda fiyatlarında da çok büyük artış demek. Çok çabuk değişen bir ortam, artık ucuza hiçbir şey yok” diye konuştu.

SABRETSELERDİ FAİZ İNECEKTİ

Kur politikasına değinen Vahap Munyar, “Merkez Bankası Başkanı sabretseydi 2 aya kadar enflasyonla beraber faiz inmeye başlardı ama çok siyasi bir kararla, artık faiz haram diye düşündükleri için, faizi çok ciddi bir şekilde aşağıya doğru bastırdılar. Bütün dünyanın tersine yanlış adımlarla” dedi. Faizin günah ya da haram olması konusunda enflasyonun da bu duruma dahil olması gerektiğinin altını çizen Munyar, “Enflasyon ile de aynı şekilde insanları yüksek fiyatlarla soyuyor, halkın cebindekini değersizleştiriyorsunuz. Dolayısıyla burada bir ikilem yaşadı Türkiye, faizi indiriyorum diye bir hava yaratıyorsunuz ama aslında faiz yükseliyor” diye konuştu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın gösterge faizi olarak 14 baz puan açıklamasına değinen Munyar, “Öbür taraftan Hazine ve Maliye Bakanlığı 23-24 ile borçlanıyor. Ne oldu? Siz bankalara verirsiniz parayı 4 ile banka gider Hazineye satar ve parasını kazanır, çark döner” dedi. Ekonominin bütün dengelerinin bozulduğuna işaret eden Munyar, “Maalesef şu anda onu yaşıyoruz. Enflasyon 38’lere çıkarsa çıkması çok kolay oluyor da düşmesi maalesef çok zor. Kriz yaşıyoruz diyoruz, bence henüz kriz aşamasına girmedik. 2001 ve 1994 krizleri gibi bir krizde değiliz” diye konuştu.

PANDEMİ DÖNEMİ TÜRKİYE İÇİN ŞANS OLDU

Pandemi süresinden tedarik zincirlerinin Dünyanın en bütün tedarik sağlayıcısı Çin’den Türkiye’ye kaydığını kaydeden Munyar, “Tekstilden hazır giyime ve makineye kadar birçok sektörde ciddi anlamda üretim yapıyorlar. Yüzde 80-90 oranında kapasite kullanımı söz konusu. Bu şansımız var ancak bu şansı da para piyasalarında kendi yarattığımız sancıyla, sıkıntıyla engellemeye devam ediyoruz ve bunu hala devam ettiriyoruz” dedi. Türkiye’de bir miktar frene basılmış gibi göründüğünü belirten Munyar, “Bu noktada alınan kur garantili mevduat kararıyla bir miktar kanamayı durdurduk ancak uzun vadeli devam edecek mi hep birlikte göreceğiz” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı & TÜRKONFED Başkan Yardımcısı, Koppert Biyolojik Mücadele ve Polinasyon A.Ş. CEO Ali Eroğlu’nun Hakan Güldağ ve Vahap Munyar’a günün anısına hediye takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DAN ÖN YARGISIZ VE DEMOKRATİK OLGUNLUK BEKLENTİSİ

“Üretimde, istihdamda, vergi gelirinde eli taşın altında olan, risk alıp yatırım yapan iş insanlarının ekonomideki gidişi değerlendirmeleri, sorunları dile getirerek çözüm önermeleri temel bir hak ve toplumsal görevdir. ANSİAD bu görevini 31 yıldan bu yana yüksek bir sorumlulukla ve tam bir objektif tavırla sürdürerek Türkiye’nin saygın sivil toplum örgütlerinden birisi olmuştur.

Bu hatırlatmanın ışığında Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği olarak ekonomide yaşadığımız enflasyon ve belirsizlik bunalımını, ekonomi politikasının siyasi cepheleşme ve gerilim malzemesi olmasını kaygıyla izlediğimizi ifade etmeyi görev sayıyoruz.  Bu konuda her tür siyasi ön yargıdan uzak bir şekilde yaptığımız yapıcı uyarılar, yine ön yargısız olarak ve demokratik olgunlukla değerlendirilmelidir.

Merkez Bankası faiz indirimi piyasa faizinin artmasına neden olmuş, döviz kurunu ve enflasyonu beklenmedik noktalara getirmiştir. Devalüasyon-enflasyon kısır döngüsü nedeniyle hammadde tedariki sorunları artmış, fiyatlar günlük ilan edilir olmuş, fiyat belirsizliği ihracatı bile aksatmaya başlamıştır. Şirketler girdi maliyetleri artışına karşı sermayelerini korumak için, halk gelirini enflasyondan korumak için girdi ve mal almak ya da döviz ve altın gibi araçlara sığınmak zorunda kalmıştır.

Bugün dünyada az sayıda problemli ülkede görülen bu enflasyon ve devalüasyon sürecine benzer durumu, yüksek ücret artışlarına rağmen enflasyonun neden olduğu yoksullaşmayı Türkiye 1990’lı yıllarda tekrar tekrar yaşamıştır. Şaşırtıcı olan bu sonuçlar değil, ekonomik koşullarımız daha iyi iken faiz tartışmasıyla bu sürece girmiş olmamızdır.

Düşük faiz politikası sözü ekonomide geçerliliği olmayan siyasi bir slogandır. Uygulanan politika düşük değil, yüksek faiz politikasıdır.  Çünkü son bir ayda gösterge tahvil faizi %17,6’dan %22,3’e yükselmiş, ticari işlemlerde, vadeli alımlarda ve taksit işlemlerinde faiz çok yüksek düzeylere çıkmıştır. Merkez Bankası politikası faiz düşürmeye değil, piyasaya para sürerek canlılık yaratmaya dönük bir politikadır. Bu uygulama Türkiye’yi enflasyonda Arjantin ve Zimbabwe düzeyinin de üzerine çıkararak büyük bir yoksullaşmaya neden olabilir. Ücret ve maaş artışları böyle bir enflasyon karşısında yoksulluğu önleyemez. Bu nedenle faiz indirimlerinin mutlaka ciddi, tutarlı hedefleri açık bir ekonomik programın parçası olması gerekir. Maalesef bugün itibarıyla 2022 yılı para ve maliye politikasını, büyüme ve enflasyon hedeflerini içeren yeni ve resmi bir program açıklanmış değildir. Oysa ekonomide hangi kararların, ne zaman ve hangi amaçla alınacağını bilmek eşit rekabet şartlarının sağlanması açısından herkesin hakkıdır.

Dolayısıyla ülkemizin geleceği için hiç kimseye faydası olmayan faiz tartışmasından vazgeçilmesini, onun yerine 2022 yılı para ve maliye politikasının, büyüme ve enflasyon hedeflerinin açıklanmasını öneriyoruz. Piyasaya güven verecek adımlar atılmadığı takdirde ekonominin bu döviz-enflasyon bunalımına uzun süre dayanması mümkün olmayacaktır.

Ekonomide öngörü zorluğu yaratan kararlara bir örnek de asgari ücret artışıyla birlikte ilan edilen vergi indirimi konusunda yaşanmaktadır. Asgari ücret kararıyla birlikte “tüm çalışanların ücret gelirlerinin asgari ücrete eşit kısmının gelir ve damga vergisinden muaf tutulacağı” açıklanmış, ancak sonra TBMM’ne sadece asgari ücretlilere yönelik bir yasal düzenleme sunulmuştur. Bu düzenleme asgari ücretin üzerinde gelir elde eden çalışanlar için haksızlık anlamına gelmekte, işletmeleri herkese asgari ücret vermeye zorlamaktadır. Tüm ücret gelirlerinde vergi adaletine dönük iyileştirmeler yapılmadığı takdirde kayıt dışı istihdam, ücretlerin düşük gösterilmesi, vasıflı işgücünün kaybedilmesi gibi sorunların doğacağı açıktır. Bu kanun teklifinin de asgari ücret vergi muafiyetinin tüm ücretlilere uygulanması yönünde revize edilmesini bekliyoruz.

Sonuç olarak, bütün bu konuların Türkiye ekonomisinin geleceği açısından uzun vadeli bir bakışla değerlendirilmesini, ekonomide teknik uzmanlık konularının siyasi taraftarlık, cepheleşme ve gerilim aracı olmaktan çıkarılmasını, ANSİAD, TÜRKONFED, TÜSİAD gibi siyasetin dışında olan, bağımsız olduklarını on yıllar boyunca kanıtlamış, önceki yıllarda birçok projede Hükümetle veya Bakanlıklarla işbirliği yapmış saygın kuruluşların düşüncelerine saygı gösterilmesini ve dikkate alınmasını tüm ilgililerden ve kamuoyundan rica ediyoruz.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)


ANSİAD 19. GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ’NDE ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD lokomotifi ve sponsorluğunda, tüm yıla yayılan etkinlikleriyle 2021 yılında ‘İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Çevre’ temasıyla gerçekleştirilen ANSİAD 19. Girişimcilik Günleri bu yıl da taş taş üstüne koymaya devam ediyor.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından bu yıl 19’uncusu gerçekleştirilen ANSİAD Girişimcilik Günleri Ödül Töreni ve Kapanış Kokteyli Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Geceye, T.C. Dışişleri Bakanlığı Antalya Temsilcisi & Büyükelçi Deha Erpek, Akev Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamile Perçin Akgül, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Antalya İl Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Er, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan ve çok sayıda davetli ile iş insanı katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştirilen ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “ANSİAD’ın 19 yıldır sürdürdüğü girişimcilik günlerinde, girişimcilik adına güzel etkinliklere imza attığımıza inanıyorum. STK olarak girişimcilik alanında Türkiye’nin geleceği ve istikbali olan gençlerimize hizmet vermekten dolayı çok mutluyuz” dedi. Gençlerin geleceği için destek veren paydaşlara ve katılımcılara teşekkür eden Başkan Akıncı, “ANSİAD olarak 19 yıl önce girişimcilik hikayelerimizi paylaşarak başladığımız etkinliğimiz, artık sadece girişimcilik hikayeleriyle sınırlı olmaktan çıkmış, fikir kampları, yarışmalar, kariyer etkinlikleriyle, konferanslarla ve çalışmalarımızın uluslararası ayağını oluşturan Girişimciliğin Ortak Dili projesi ile taçlanmıştır” diye konuştu.

KÜRESEL BİR İKLİM SAVAŞINDAYIZ

Başkan Akıncı, bu yıl dünyanın iklim değişikliği ve küresel ısınma ile savaşına dikkati çekmek, bölgede yaşanan risklerin, iş dünyasına ve gelecek nesillere etkilerini ortadan kaldırabilmek adına ‘iklim değişikliği ve sürdürülebilir çevre’ temasıyla 2021 ANSİAD temasını belirlediklerini ve paydaşlarıyla bu konuda güç birliğini sağlamak istediklerini kaydetti. Girişimcilik alanında Türkiye’nin en kapsamlı etkinliklerinden birini gerçekleştirdiklerini dile getiren Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “ANSİAD, bölgemizin ve ülkemizin sosyo ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak üzere 150’yi aşkın üyesi ve 65 bine yakın toplam istihdamı ile ülke ekonomisine ciddi katkı sağlayan bir sivil topum kuruluşu olarak Türkiye’nin ve bölgemizin sayılı SİAD’larındandır. Bu noktada ANSİAD olarak küresel gelişmeler karşısında Türkiye’nin iklim değişikliğine bakışı ve özel sektörün alması gereken aksiyonlar konusunda ciddi adımlar atmayı planlıyor, farkındalık yaratarak, gerek çözüm önerilerinin oluşturulmasında destek vererek gerekse sanayici ile istişare halinde olarak yatırımcıyı bilinçlendirme görevini üstlenmeyi, görüş ve önerilerimizi yüksek sesle dile getirmeyi, sürece olumlu katkı sağlamayı amaçlıyoruz.”

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELEDE HEDEF 1.5

İklim değişikliğiyle mücadelede karbon 1.5 hedefine ulaşmak için çaba göstereceklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Ulusal iklim taahhütlerini artırmaya, kömür enerjisini ve finansmanı kademe kademe azaltmaya ve fosil yakıt teşviklerini kaldırmak da dahil bu konuda politikaları hayata geçirmeye yönelik çalışmalarımızda girişimcilik ekosisteminin desteğini de alarak ilerlemek, bu yıl gerçekleştirdiğimiz her bir etkinlikte bu noktayı vurgulamak istedik” dedi.  ANSİAD olarak global bir sorunu yerel ölçekte üzerine düşeni yaparak ve yapacağı çalışmalarla çözüm için atılacak adımların bir parçası olacaklarının altını çizen Başkan Akıncı, “Sürece olumlu katkı sağlamak isteğindeyiz. İnsanlığa ve gençlere güven ve ümit vermek için daha adaletli bir dünya ve sürdürülebilir bir ekonomi düzenini oluşturma gayretlerimizi sürdürmeliyiz” diye konuştu.

DESTEK VERENLERE TEŞEKKÜR

ANSİAD’ın 19 yıldır özellikle girişimcilik alanında bölge üniversiteleri ve paydaşlarıyla düzenlemiş olduğu çeşitli etkinlikler ve fikir yarışmaları ile her geçen yıl bu konudaki yapısını ve faaliyetlerini yenilemekte ve geliştirmekte olduğunun altını çizen Akıncı, “Bu vesileyle, bölgemizde ANSİAD lokomotifinde ilerleyen girişimcilik çalışmalarının neredeyse çeyrek asırdır devam eden projelerine destek veren, bizlerle beraber bu ekosistemi büyüten yolcularına ve ekosistemimizin ayrılmaz parçası girişimcilik eğitmenlerimiz ve genç girişimcilerimize minnetlerimi ve teşekkürlerimi sunuyor, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Gençler, cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizsiniz’ sözlerini hayatınızın her aşamasında hatırlamanızı temenni ediyorum” dedi.

BAŞARILI GİRİŞİMCİ MARAT NİYAZBERDİEV’E

2021 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü, ülkemiz ve dünya için son dönemlerde büyük önem taşıyan elektrikli ve hibrit araçlar üzerine yerli pil paketi, çeşitli ekipmanlar ve yazılım üzerine faaliyet gösteren, otomobil teknolojileri alanındaki başarısı ve örnek girişimciliğinden dolayı bölgemizin değerli iş insanı, IMECAR Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü Marat Niyazberdiev’e verildi. Niyazberdiev’e ödülünü, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin tarafından takdim edildi.

GÜNGÖR PEKŞEN ÖZEL ÖDÜLÜ SERAP KOCAOĞLU’NUN

Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı değerli girişimci iş insanı merhum Güngör Pekşen anısına 2010 yılından bu yana ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Özel Ödülü’nün sahibi bu yıl, toplumsal sorunlara duyarlılığı, bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine sağladığı katkı, genç girişimciliği yanında özellikle kadın girişimciliğini teşvik etmek üzere TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu başkanlığıyla sürdürdüğü değerli çalışmalar nedeniyle Antalya TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı, Batı Akdeniz Bölge Kadın Girişimciler Kurulu Temsilcisi, Türk Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişimciler Kurulu Komite Üyesi ve İmaj İç Mekan Dış Mekan Proje Uygulama Pazarlama Ltd. Şti. sahibi Serap Kocaoğlu’nun oldu. Güngör Pekşen’in adını yaşatan anlamlı ve özel bir ödüle layık görüldüğü için onur duyduğunu kaydeden Kocaoğlu, “Bu ödül ile kadının görünür olmasına vesile olduğunuz için teşekkür ediyorum. Bu ödülü, kurul çalışmalarında bir arada olduğumuz ekibim, yapabilirsin diyerek yol arkadaşlığı yaptığımız, başarmak için yola çıkan, başaran, taşın altına elini koyarak toplumsal kalkınmada kadın gücü farkındalığı yaratan tüm kadınlar adına alıyorum” diye konuştu.

ANSİAD GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİNE KATKI VERENLERE TEŞEKKÜR

ANSİAD Girişimcilik Günleri’nin gerçekleştirilmesinde yıllardır verdiği özverili mesai nedeniyle ve her yıl taş taş üstüne koyarak etkinliği daha yukarı taşıyan ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın’a, ANSİAD 19. Girişimcilik Günleri’ne her yıl desteğini sürdüren Akra Hotel adına Gökhan Polat’a ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Son iki yıldır Habitat Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen “Bi’Düşünsen Bulursun 9. İş Fikri Yarışması” etkinliklerine verdikleri teknik destek ve katkılar nedeniyle Habitat Derneği Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Metin’e, Girişimcilik Programı Operasyon Koordinatörü Oğuzhan Akacak’a ve Finansal Bilinç Programı Operasyon Koordinatörü Hasan Basri Cihan’a ve Habitat Derneği Başkanı Sezai Hazır adına ANSİAD Girişimcilik Komitesi ve Çalışma Masası Başkanı Işık Yargın ve TMMOB Makine Mühendisleri Odası Şube Başkanı Prof. Dr. İbrahim Atmaca tarafından hediyeleri takdim edildi. ANSİAD 9. Liselerarası Fikir Şenliği’ne verdikleri destekleri ve Mart ayında liselerde gerçekleştirilen “Tecrübe Paylaşımı” etkinliğine katkıları nedeniyle İl Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Er’e teşekkür belgesi Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal tarafından verildi. Antalya, Burdur ve Isparta’daki konferanslarımıza konuşmacı olarak katılarak, “Etik Bir Sorun Olarak Doğal Çevrenin Bozulması ve İklimin Değişmesi” başlıklı sunumuyla gençlere yeni ufuklar açan ANSİAD Üyesi ve Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Örnek’e TMMOB İnşaat Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı tarafından teşekkür belgesi takdim edilirken, Akdeniz Üniversitesi’ndeki konferansa konuşmacı olarak katılarak, “Oyun Sektöründe Kariyer ve Girişimcilik” başlıklı sunumuyla gençlerimize ilham olan ve 9. İş Fikri Yarışması’nda jüri üyesi olarak desteklerini esirgemeyen Fiber Games Kurucusu & Girişimci ve Video Oyunları Uzmanı Furkan Faruk Akıncı’ya TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan Hançer tarafından teşekkür belgesi takdim edildi. ANSİAD 19. #GirişimcilikGünleri, Fazla Gıda Kurucu Ortağı Olcay Silahlı’nın sürdürülebilir yaşam hakkındaki sunumunun ardından Başkan Akıncı’nın Silahlı’ya plaket takdimiyle sona erdi. 

BATI AKDENİZ GİRİŞİMCİLERİNE ÖDÜL

ANSİAD 19. Girişimcilik Günleri 9. İş Fikri Yarışması Ön Lisans ve Lisans kategorisi kazananları;

“Kemursgen” projesi ile Ön Lisans ve Lisans kategorisi birincisi Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri Mehmet Selman Canlı ve Zeynep Funda Eren,

‘‘Hidrogreen” projesi ile Ön Lisans ve Lisans kategorisi ikincisi olan Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi öğrencileri Fatih Uygar, Berkay Yelbey ve Süleyman Alp Kayalp,

“Posadan” projesi ile Ön Lisans ve Lisans kategorisi 3’üncüsü Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Efe Burak Köşker, Ahmet Furkan Sarı, Kaan Nalbant ve Berte Nur Kocayolcu oldu.

ANSİAD 19. Girişimcilik Günleri 9. İş Fikri Yarışması Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi kazananları;

 “Fire-Stopper” projesi ile Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde birincileri Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Büşra Atkesen ve Yılmaz Aksu, 

 “AutoSense+” projesi ile Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde ikincilik ödülünün sahibi Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri Emre Uygun, Elif Ceren Gök ve Murat Onur Yıldırım,

“Mavi Ulak” projesi ile Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi 3’üncüleri Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğrencileri Şakir Kaya ve Bilge Kumartaş oldu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DAN İŞ DÜNYASINDA ETİK PANELİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) etik sorunlara dikkati çekmek, sorunların çözümüne katkı koymak amacıyla ANSİAD İş Dünyasında Etik Panelini gerçekleştirdi

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından kişiler arası ilişkilerde gerek kamusal alanda ve gerek özel sektörde etik sorunların günden güne artması ve kamuoyunun bu konulara dikkatini çekmek amacıyla ‘ANSİAD İş Dünyasında Etik’ konulu panel gerçekleştirildi. Panele, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Antalya Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Başkanı Ali Bahar, Muratpaşa Belediye Başkan Vekili Hüseyin Sarı, Antalya Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkan Vekili Halil Bülbül, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Dr. Ebru Manavoğlu, Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Yargıda, tıpta, medyada, iş dünyasında etik ve itibarın değeri konularında düzenlenen panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “ANSİAD olarak demokratik, laik, hukukun üstünlüğünü gözeten, parlamenter bir Türkiye ekonomisinin büyümeye, gelişmeye ve üretmeye ihtiyacı olduğu kadar bunu başaracak gücünün de olduğuna yürekten inanıyoruz” dedi.

İŞ ETİK DEĞERLERİ VE KODLARI OLUŞTURULMALI

Toplumun her alanında olduğu gibi iş dünyasında da esas olanın yazılı kurallar kadar ahlak ve etik kurallar olduğuna dikkati çeken Akıncı, “Öncelikle yargı, tıp, medya, iş dünyası ve itibar konularında etik değerleri gündeme getirmeyi görev addediyoruz. Etik, en genel tanımıyla ahlaki açıdan doğru ve yanlış, iyi ve kötü ile ilgili bir kavram. Etik ilkeler dediğimiz kurallar bütünü, toplumun bağlayıcıları olarak ortak yaşamı mümkün kılan, toplum düzenini sağlayan normlar olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu. Etik konusunun davranışlara rehberlik etmeyi amaçladığını dile getiren Akıncı, “Çağdaş kurumsal yapısını oluşturmuş işletmelerde yöneticilerin öncelikli görevinin kurum kültürleri içerisinde iş etik değerleri ve kodlarını oluşturmaları ve bunları gözetmeleri olduğunu görmekteyiz” dedi.

BAŞARILI BİR İKLİM OLUŞTURULMALIDIR

İş yaşamında etik davranışların evrensel paydada hızla oluşmaya başladığını dile getiren Başkan Akıncı, “Kurumsal yöneticiler, etik kodlara sahip çıkmanın ve yapılandırmanın uzun vadede her zaman firmalarına değer ve itibar katacağı bilinciyle hareket ederler. Sonuç olarak sistemin etik düzenlemeler ve uygulamalarla beraber işlemesi, paydaşların birbirini desteklemesi sağlanmalı, kamu ve özel sektör sağlıklı işletilerek iş dünyasında başarılı bir iklim oluşturulmasına çalışılmalıdır” diye konuştu. Sivil toplum olarak etik kültürün oluşturulmasında sorumluluk duyduklarını kaydeden Başkan Akıncı, “Etik kültürün oluşturulmasında üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirerek ve etkili eylemlerle bunları destekleyerek toplumda bu konularda öncü olma ve farkındalık yaratma çabamız devam edecek” dedi.

BİR TEK FİKİR HER ZAMAN TEHLİKELİDİR

ANSİAD üyesi ve Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Örnek moderatörlüğünde gerçekleşen panelde konuşan Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, “Medyanın Geleceğinde Gazetecinin Sosyal Sorumluluğu” konusunda bilgi verdi. Medyanın müthiş bir değişim içinde olduğunu ancak içeriğinin değişmediğini belirten Güldağ, “Gazetecilik haberciliğin sorumluluğunu değiştirmiyor. Toplumda farklıklar çok önemli. Farklı fikirlerin yasaklanması çözümsüzlüktür” diye konuştu. Gazeteci olmanın temelinde insan haklarını, hukuku ve demokrasiyi savunmak olduğunu kaydeden Güldağ, “Farklı düşüncelerin olması, fikir özgürlüğüne ve toplumun gelişmesine katkı yapar. Bir tek fikir ise her zaman tehlikelidir. Farklılıklara ihtiyacımız var. Düşünce zenginliğinin gelişmesinde medyanın da sorumluluğu var” dedi. 

AŞI KARŞITLIĞI GÜVENSİZLİKTEN KAYNAKLANIYOR

Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Deontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. N. Yasemin Yalım, “Covid 19 Pandemisi Deneyiminden Yola Çıkarak Sağlık Hizmetlerinde Bilgi Kirliliği, Bilgilendirmenin Önemi ve Özgür İrade” konusunda sunumunu gerçekleştirdi. Prof. Dr. Yalım, tıp teknolojisinin gelişiminden kaynaklı olarak tıp alanında da etik değerlerde sorunlar yaşandığını belirterek, “Uygulamalı etikte hekimler çok hızlı karar vermek zorunda, covid sürecinin üçüncü dalgasında yoğun bakımlarda hasta seçimi yapıldı” diye konuştu. Pandeminin dünyada ilk çıkışının gizlendiğini belirten Prof. Dr. Yalım, “Covid sürecinde ülkemizde de toplumu bilgilendirmede sıkıntı yaşandı. Ülkemizde aşı konusunda hiç olmamış bir durumla karşı karşıya kaldık. Ülkemizde aşı karşıtlığı var ve hiçbir dönem aşı karşıtlığı olmamıştı. Bu bir güvensizlikten kaynaklanıyor. Aşı karşıtlığı salgınla mücadelede ciddi sıkıntı yaratıyor ve yanlış bilgiyi içeriyor. Bugün bile aşı bilgilendirilmesinde eksiklikler var ve halen yanlış yapılıyor. Türkiye’de geçen yıla göre 250 bin daha fazla ölüm olmuş. Neden ölmüşler belli değil” dedi.

BİZ BİRBİRİNE GÜVENMEYEN BİR ÜLKEYİZ

“İtibarın Değeri, Değerin İtibarı” konusunda bilgi veren Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Gürgen, “Türkiye aşılama konusunda çok kaotik durumla karşı karşıya. İtibar, saygınlık ve birbirine olan güvendir. Ancak ülkemiz birbirine güven konusunda dünyada sondan üçüncü sırada yer alıyor. Biz birbirine güvenmeyen insanların olduğu bir ülkeyiz” diye konuştu.

MÜDAHALE ADALETSİZLİK ÜRETİR

“Yargıda Ahlakı Ne Üretir?” başlıklı konuşmasını gerçekleştiren Çalıkuşu & İbat Hukuk Bürosu Lideri Av. Figen Albuga Çalıkuşu, “Toplumdaki kurumlar birleşik kaplar gibidir. Biri diğerinden çok farklı olamaz. Ülkemiz koşullarında üç erkin ayrılığı paydasında yürütmenin yargıya müdahalesinin fazlasıyla yaşandığı görülüyor” dedi. Yargı bağımsızlığına değinen Av. Figen Albuga Çalıkuşu, “Gözümüzün önünde yaşanan pek çok örnek var malumunuz. Kimin terörist olduğu, kimin tahliye olamayacağı ya da asla tahliye olunmaz denilenlerin Rahip Brunson ve Deniz Yücel davalarında olduğu gibi tahliye edilmeleri hemen akla gelen örneklerdir. Müdahale ve talimatlar sadece ve sadece adaletsizlik üretir, toplumun güvenini tüketir, inancını kırar” diye konuştu. Çalıkuşu, toplumsal yapı tüm toplumun ahlaklı davranması halinde el birliğiyle kazançlı çıkacağı bir denetim sistemi kurmuyor ise, orada ahlakın anlamsızlaşacağına işaret etti. 

İŞ DÜNYASINDA ETİK ÇÖKÜŞ KONUSU

Braas Çatı Sistemleri İcra Kurulu Başkanı Dr. Daniş Navaro da “Neoliberal İş Dünyasında Etik ve Çakallaşma” hakkında bir sunum gerçekleştirdi. Etik çöküşün akıllıdan kurnaza, faydacıdan çıkarcıya, bireyselden bireyciye keskin bir dönüşümle olacağına işaret eden Navaro, “Kurnazlık, belirli bir süreç içinde kendi kendisiyle çelişkilere düşüp iflas etmeye mahkumdur. Kurnazlık, kendine dönük bencil çıkarların peşindedir. Sinsilik asıl özelliğidir. Kısa vadeli düşünür, vur ve kaç yöntemiyle çalışır” dedi. İş hayatında ahlaksızlığın sıradanlaşması konusuna değinen Navaro sözlerini şöyle sürdürdü; “Özgeçmişlerine yalan yanlış bir sürü bilgiyi koymaktan çekinmeyen, iş randevusuna gelmeyen, işe başladıktan üç gün sonra haber vermeden işten ayrılan gençler var. Stajyer adlandırması altında üniversite mezunu, bir iki yabancı dil bilen, potansiyeli son derece yüksek parlak gençlere dahi yüzü kızarmadan asgari ücret teklif ederek onları sömürmekten hiç de imtina etmeyen dünya devleri ya da sözde büyük markalar mevcut. Performans hedefleri aldatmasıyla hedefli çalışmayı denetim, baskı ve sömürü aracına dönüştürmüş onlarca büyük şirketler ve yöneticiler arasında çıkar odaklı bir çok konu saymakla bitmiyor.” Toplantı, soru ve cevapların ardından ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın konuşmacılara ve moderatöre teşekkür belgesi takdimiyle sona erdi. 

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TÜRKİYE’DE İKLİM SENARYOLARINI KONUŞMALIYIZ

ANSİAD 14. Olağan Toplantısı’nın konuğu olan Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü, “COP26’da iklim değişikliği ile mücadele açısından bazı kazanımlar var, ancak verilen taahhütler 1.5 derece hedefini tutturabilmemiz için hala yeterli değil. Farkındalığı bırakıp harekete geçmeliyiz” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2021 faaliyet yılı 14. Olağan Toplantısı, Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele'nin moderatörlüğünde Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü ve ANSİAD Başkanı Akın Akıncı'nın katılımıyla 'İş Dünyasının Dönüştürülebilir Gündemi: İklim ve Sürdürülebilirlik' konusunda gerçekleştirildi. Akra Hotel’de yapılan toplantıya, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı İbrahim Atmaca, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Manavoğlu, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan Hançer, Türkiye Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, ÇEKÜL Vakfı Antalya Temsilcisi Mimar Recep Esengil, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı.

KAPSAYICI OLMAYAN ŞİRKETLER GELECEKTE VAR OLMAYACAK

Sürdürülebilirliğin şirketlerin gündeminde giderek daha üst sıralara taşındığına değinen Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü, “İklim krizi ve yaşadığımız ekonomik krizler, şirketlerin de adil bir dünya için sorumluluk üstlenmesi gerektiğini bizlere gösterdi. Paydaş ekonomisinin en önemli öznesi tedarikçiler, müşteriler, insanlar ve toplum” dedi. Şirketlerin bir sonraki jenerasyona nasıl bir dünya bırakacaklarının endişesi içerisinde olduğunu dile getiren Dördüncü, “Gelecekte kapsayıcı olmayan şirketlerin var olacağını düşünmüyorum. Farkındalık yaratma konusunu çoktan tamamlamış olmamız gerekiyor, artık harekete geçme zamanı” diye konuştu. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmanın, samimi bir şekilde aksiyon almanın önemine dikkat çeken Dördüncü, “1,5 derece hedefinde artık yapamazsak olmaz denilen bir yerdeyiz. COP26’da iklim değişikliği ile mücadele açısından bazı kazanımlar var, ancak verilen taahhütler 1.5 derece hedefini tutturabilmemiz için hala yeterli değil.  Somut adımlar atıp, hedeflerimizi belirleyip harekete geçmeliyiz” dedi.

ÜLKEMİZİN GELECEĞİ ÇOK AÇIK

Global Compact Türkiye hakkında bilgi veren Dördüncü, “Global Compact Türkiye, UN Global Compact’in dünya genelindeki 69 yerel ağından biri. 240 şirket, aralarında ANSİAD’ın da olduğu 94 şirket dışı üyemizle küresel stratejiyi yerel önceliklerle birleştirerek Türkiye iş dünyasını harekete geçiriyoruz. Öncelikli çalışma alanlarımız; çeşitlilik ve kapsayıcılık, çevre, sürdürülebilir finans, toplumsal cinsiyet eşitliği ve inovasyon. Üyelerimizin sürdürülebilirlik alanında gelişimini desteklerken hem yerelde hem de küresel ölçekte iyi uygulamaların paylaşılması ve iş birliklerinin kurulması için bir platform görevi görüyoruz” diye konuştu. Türk özel sektörüne güvenilmesi gerektiğinin altını çizen Dördüncü, “Ülkemizin ve Türk iş insanlarının potansiyeli çok fazla. İşimiz kolay değil ama yeter ki inanalım” dedi. Z kuşağının çalıştıkları şirketlerin itibarına baktıklarını dile getiren Dördüncü, “Z kuşağı şimdiye kadar gelen bütün kuşaklardan farklı bir bakış açısına sahip. Şirketin imajını beğenmiyor ise ayrılıyor, toplumsal itibarı yoksa şirketi tercih etmiyor” diye konuştu.

ANSİAD OLARAK İNİSİYATİF ALDIK

ANSİAD olarak Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen, dünyanın en büyük ve tek kurumsal sürdürülebilirlik inisiyatifi olan UN Global Compact’in parçası olmaktan memnuniyet duyduklarını kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Küreselde ve yerelde sürdürülebilirlik çalışmalarını takip ederek, bu anlamda yapılan iyi uygulama örneklerini geniş bir ağa ulaşarak yeni iş birlikleri kurmayı ve bu networkte sizlerle birlikte hareket etmeyi hedefliyoruz” dedi. Sürdürülebilirlik ile hem kalkınmayı hem de çevresel faktörleri içerisine alan ve geleceğe dönük bir anlayış sunan yaklaşımla bölgede ANSİAD olarak bir inisiyatif aldıklarını dile getiren Başkan Akıncı, “Bu noktada ANSİAD’ın kurumsal kimliği ile bağdaşan bir anlayışla ‘İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Çevre’ temasıyla iş dünyasında farkındalık çalışmalarına başladık. Bu yılın başında da UN Global Compact imzacısı olarak insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanında taahhüt verdik. Yine 19 yıldır girişimcilik alanında bölgemizde öncü olarak yaptığımız çalışmalarımız mevcut, dijitalleşme, teknoloji gibi birçok alanda gündem oluşturduk bu sayede” diye konuştu.

ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLACAĞIZ

Yerelde sürdürülebilirlik konusunda zorlukları kadar fırsatların da söz konusu olduğunu kaydeden Akıncı, “Öncelikle ortak geleceğimiz için iş dünyası olarak sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşabilme konusunda gündemi belirleyerek hızlı hareket etmek gibi bir avantajımız olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Antalya’da konuların tespiti ile bu doğrultuda çalışma yapmak gerekiyor. Yaz sezonunda milyonlarca turisti misafir eden bir kent olarak ekolojik dengenin korunması ve buna bağlı ekonomik sürdürülebilirlik bölgemiz için önemli” dedi. İklimin doğrudan kentsel gelişimle ilişkili bir konu olduğu için yerel düzeyde başlatacakları bir çalışmanın ulusal ve küresel düzeyde etki etmesi gibi bir misyonu da yerine getirmek istediklerini dile getiren Akıncı, “Bu noktada zorluk işletmecilerimizin, yatırımcılarımızın, kentin farkındalıklarını artırma konusu. STK’lar çok duyarlı, coğrafi fırsatlarımız söz konusu. Ulusal ve uluslararası yatırımcıların bu kente değer vermeleri gerekiyor, burada karşımıza çıkan zorluk bürokrasi, siyaset olabiliyor. İyi uygulama örneklerini bölgemizde yaratmak, geleceğe dönük bir çalışma yapmak iş dünyası olarak bizlerin görevi” dedi. Başkan Akıncı, ANSİAD’ın global bir sorunu, yerel ölçekte üzerine düşeni yaparak ve yapacağı çalışmalarla çözüm için atılacak adımların bir parçası olarak sürece olumlu katkı sağlamak istediklerini kaydetti. Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü ve Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele’ye hediye takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


RADİKAL KARARLAR ALINMALI VE HAYATA GEÇİRİLMELİ

Geri dönüşü olmayan en büyük etkenin insan faaliyetleri neticesinde olduğunu kaydeden Cem Arüv, “Alınacak radikal kararlarla sorumlulukların yerine getirilmesi sonuca ulaştırabilir. Önlemlerin alınmaması ve doğaya yönelik tahribatın devam etmesi durumunda doğa felaketimiz olacak” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2021 faaliyet yılı 2. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de yapıldı. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu ANSİAD İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı ve Arüv Çevre Yönetim Kurulu Başkanı Cem Arüv oldu. ‘Uluslararası İklim Politikaları ve Türkiye’ye Olabilecek Etkileri’nin konuşulduğu toplantıya ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Geniş bir bölgede ve uzun yıllar değişmeyen ortalama hava koşullarının iklimi oluşturduğunu kaydeden Cem Arüv, “İklim değişikliğini de nedeni ne olursa olsun iklimin ortalama durumunda uzun süre boyunca gerçekleşen değişiklikler olarak belirtebiliriz” dedi. Çevre sorunları içerisinde uluslararası gündemi en çok meşgul eden konunun küresel ısınma ve ona bağlı küresel iklim değişikliği sorunu olduğunu kaydeden Arüv, “İklim değişikliğinin temelinde, ortalama sıcaklığın artması yani küresel ısınma, sera gazı etkisi ve biyolojik aktivite dediğimiz mikroorganizma aktivitelerinin değişmesi olarak üç sorun yer almaktadır” diye konuştu.

BÜYÜK FELAKETLER KAPIDA

Türkiye’de periyodik olarak kuraklık haritalarının değişimine değinen Arüv, “3, 6, 9, 12 ve 24 aylık dilimlerle yayınlanan bu haritalarda ciddi bir kuraklık sorunu olduğunu görebiliriz. Su kullanımı, havza yönetimi ve tarım ürünleri yetiştiriciliği konusunda planlamaların yapılması gerekiyor. Haritaları kıyasladığımızda kurak bölgelerin çok ciddi düzeyde arttığını gözlemlemek mümkün” dedi. 2020 ve 2021 yıllarında doğal afetlerin dünyadaki milyonlarca insanı etkilediğini dile getiren Cem Arüv, “Büyük can ve mal kayıplarına yol açan kasırgalar, fırtına ve sel felaketleri, orman yangınları ve kuraklık gibi dünya genelinde 980 doğa kaynaklı afetin meydana geldiği biliniyor. Dünyada ve ülkemizde doğal afetlerin neden olduğu can kayıpları binlerle, milyonlarla tanımlanıyor, verdiği ekonomik zararlar milyarlarla ifade ediliyor” diye konuştu.

GERİ DÖNÜŞÜ YOK

Dünyada ve Türkiye’de iklim değişikliğine değinen Arüv, “İklim krizinin ne denli ağır sonuçları olduğunu ABD’de yaşanan kasırgada, Pakistan’ın sel suları altında kalmasında, Ankara Polatlı’da yaşanan kum fırtınasında, Ordu ve Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde yaşanan sel felaketinde, Marmara müsilajında hep birlikte yaşadık ve gördük. Bunlar bize gösteriyor ki Paris İklim Anlaşması’nın ülkemizde onaylanması neticesinde 2030 hedefindeki iklim değişikliği ile mücadele çalışmalarının koordinasyonuna yönelik faaliyetler hızlı bir şekilde hayata geçirilmeli, önlemler göz ardı edilirse büyük felaketler kapıda” dedi. Vatandaş olarak her bir bireyin, sivil toplum örgütlerinin, özel sektörün, kamunun, şirketlerin ve hükümetlerin iklim değişikliği ile mücadelede her türlü çalışmaya katılması gerektiğini belirten Arüv, sözlerini şöyle sürdürdü; “Alınacak radikal kararlarla sorumlulukların yerine getirilmesi sonuca ulaştırabilir. Topyekün iş birliği içinde gereken önlemlerin alınmaması ve doğaya yönelik tahribatın devam etmesi durumunda doğa felaketimiz olacaktır. Geri dönüşü olmayan en büyük etkenin esasında insan faaliyetleri neticesinde meydana geldiği afet olaylarının devamı daha şiddetle ve katlanarak gelecektir.”

ÖZEL SEKTÖR ÖNLEM ALMALI

Küresel gelişmeler karşısında Türkiye’nin iklim değişikliğine bakışı ve özel sektörün alması gereken aksiyonlar konusunda ciddi adımlar atılması gerektiğini kaydeden Cem Arüv, “Bir sanayi yatırımı ise olması gereken yerde ve tarım, mera, orman alanlarına zarar vermeden bir yatırımcı olarak ilk sorumluluğunu yerine getirmeli, teknoloji ile uyumlu ve çevre kirliliğini önleyici tedbirler almalı, fosil yakıt kullanımını azaltarak tedarik zinciri de dahil olmak üzere karbon salınımını azaltmaya yönelik tedbirleri artırmalısınız” diye konuştu. Bir kilogram karbonun 2017 yılında 20 TL olduğunu dile getiren Cem Arüv, “Çevre koruma bilinciyle emisyon azaltıcı tedbirler konusunda işletmeler bünyesinde farkındalığı arttırmalı. Karbon kredisi ve vergisi konusunda uygulama yöntemleri ile avantajları ciddiye alınmalı” diye konuştu. Su kullanımı konusunda doğru politikaların uygulanması gerektiğinin altını çizen Arüv, “Fabrika ve sanayi alanlarında çıkan atık suların doğaya verilmesi engellenmeli ve tekrar proses suyu olarak kullanılmasına imkan veren sistemler kurulmalı.  Fabrika ve sanayi alanlarında üretim bantlarında kullanılan şebeke suyu yerine deniz suyunun işlemden geçirilerek kullanılma durumu değerlendirilmelidir” dedi.

KİŞİLER HAREKETE GEÇİRİLMELİ

Atık kontrolünün ve atık geri kazanımının planlanması gerektiğini belirten Arüv, “Mevcut tesisiler iyileştirilmeli ve tesisi alanlarında doğa olaylarının aşırı ve şiddetli yaşanması durumunda zarar görme ihtimalleri de göz önünde bulundurularak risklerin minimuma indirilmesi için düzenlemeler yapılmalı” diye konuştu. Yaşam alanlarında enerji verimliliğinin ve tasarrufun artırılmasının sağlaması gerektiğini dile getiren Arüv, “Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı artırılmalı, plastik ürünlerin kullanımının kısıtlanması için karar alınmalı ve en önemlisi işletmelerde iklim değişikliği konusunda hedeflenen konular için tüm ilgili departmanlar ve kişiler harekete geçirilmeli” dedi.  

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


EN ÖNEMLİ PROBLEM: YOKSULLUK

ANSİAD 13. Olağan Toplantısı’nın konuğu olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özlale, “Küresel konut endeksi fiyatları endeksine göre Türkiye son 6 çeyrektir 56 ülke arasında konut fiyatlarının en çok arttığı ülke konumunda. Çocukların yüzde 48’i, gençlerinse yüzde 35’i en düşük kişi başına hane halkı gelirine sahip yüzde 20’lik grupta yaşıyor” dedi. 

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2021 faaliyet yılı 13. Olağan Toplantısı, ekonomide yaşanan gelişmeler ışığında sektörlerin ekonomiden etkilenen sorunlarını Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi & ANSİAD Fahri Üyesi Doç. Dr. Şükrü Erdem moderatörlüğünde, Ekonomist & İYİ Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale’nin katılımlarıyla “2022 ve Sonrasında Türkiye Ekonomisi: Fırsatlar ve Riskler”  başlığında Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantıya, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Manavoğlu, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan Hançer, İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkan Yardımcısı Aykut Kaya, İYİ Parti Antalya Kalkınma ve AR-GE Politikaları Başkanı Tayfun Tozluyurt, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı.

SOSYAL DEVLETİN ÖNEMİ ANLAŞILDI

Dünya ekonomisinin pandemi döneminde serbest piyasa ekonomisi nedeniyle dalgalandığını kaydeden Prof. Dr. Ümit Özlale, “Bildiğimiz anlamda o çılgın neoliberalizm serbest piyasa ekonomisini kasıp kavurduğu küreselleşmenin sonuna geldik. Pandemi döneminde birçok şey değişti, evden çalışabilmenin mümkün olduğunu gördük, yoksullaşabildiğimizi, yeni iş kollarının olduğunu öğrendik. Küreselleşme ve popülizmle birlikte dünyada ortaya çıkan liderlerin, dünyaya verebileceği zararı anladık” dedi. Karşıtlıklardan kaynaklı olarak halkın kendisini aşırı uçta bulduğuna işaret eden Özlale, “Donald Trump’ın kaybetmesini hazmedemeyen bir grup beyaz sarayı bastı, Brezilya’da Jair Bolsanaro, Rusya’da Viladimir Putin gibi örnekleri çok fazla. Ama şu ortaya çıktı ki, sosyal devlet var olmak zorunda. Küreselleşme bize pandemide daha dengeli bir kapitalizme tanıklık edeceğimizi gösterdi” diye konuştu.

FAİZ İNDİRİMLERİ GÜNDEMDE

Türkiye ekonomisinin günlük reel faiz günlerini geri döndüğüne işaret eden Prof. Dr. Ümit Özlale, “TCMB faiz arttırmayacak, hatta faiz indirimleri gündemde. Negatif reel faiz günleri bir farkla geri döndü, çünkü TCMB’nin kura müdahale etme gücü yok. Değersizleşen TL yüksek bir enflasyon getiriyor. Enflasyon-devalüasyon sarmalı riski yüksek. Enflasyonun açıklanan haliyle bile yüzde 20’nin altına düşmesi mümkün gözükmüyor. Bu en çok dar gelirliyi etkiler. Türkiye’de büyüme ile kredi genişlemesi arasında çok yüksek bir korelasyon var” dedi. Temmuz ayında kredi genişlemesine gidilmesini hatırlatan Özlale, “Fiyatlar bu dönemde hatırlarsanız çılgın gibi artmıştı, yine aynısı olacak. Hiç mi olumlu etkilenecek bir şirket yok derseniz, ihracatçılar emek-yol bir ihracat yapıyorsa bundan olumlu çıkarsın. Peki halk ne olacak? Halk elbette olumsuz etkilenir. Kira fiyatları ve gıda fiyatları yükseleceği için halk çok büyük bir olumsuzluk yaşayacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanı’nın bankacılık sistemini kredi genişlemesine zorladığını kaydeden Özlale, “Bu bize talebi körükleyen ve enflasyonu arttıracak bir döneme girdiğimizi gösteriyor. İthal ara malı ve yatırım malı ithal eden şirketlerin, döviz borcu olan işletmelerin bilançoları çok olumsuz etkilenir” dedi.

TÜRKİYE’DE KONUT FİYATLARI SON 6 ÇEYREKTİR ARTIYOR

Küresel konut endeksi fiyatları endeksine göre Türkiye son 6 çeyrektir, 56 ülke arasında konut fiyatlarının en çok arttığı ülke konumunda olduğunu kaydeden Özlale, sözlerini şöyle sürdürdü; “Ankara, İstanbul ve İzmir’de, Avrupa’da konut fiyatlarının ne çok arttığı ilk 3 il konumunda. Düşünün durumu. Bu kadar çok fazla konut satılıyor, o zaman konut sahibi olan ailelerin oranı artmış mı derseniz orada da ilginç bir şey var, konut sahipliği bu arada düşüyor. Çünkü aynı aileler konut alıyor. Dar gelirli birisi yeni evini almıyor, 4 evi olan bir hane kredi erişimi olduğu için beşinci evini alıyor. Milyonlarca konut satılıyor ama konut sahipliği oranı düşüyor. Dar gelirli aile artan konut fiyatlarıyla ev alamıyor.”

ÖZEL SEKTÖR İSTİHDAMI AZALIRKEN KAMU İSTİHDAMI ARTIYOR

Türkiye’de en önemli problemlerden birinin istihdam olduğunun altını çizen Özlale, “Almanya’da nüfus 83.7 milyon, 2020 itibariyle çalışan nüfus 44.5 milyon, işsizlik oranı yüzde 4.6, Türkiye’de 83.6 milyon nüfus var, bu nüfusun 26.8 milyonu çalışan, işsizlik oranı yüzde 13.2, yani Türkiye’nin nüfusuna oranla 16 milyon kişi daha çalıştırması gerekiyor. Türkiye kapasitesinin yüzde 57’sini kullanmıyor” dedi. Kamu alımlarının liyakatsizliğine işaret eden Özlale, “Son 4 yılda özel sektör istihdamını 1,14 milyon azaltırken, kamu istihdamını 1,24 milyon artırdı. Özel sektör darboğazda eleman çıkartmaya gidiyor, kamuda ise bir şekilde yoluna bulan bankamatik memurları alınıyor” dedi. Türkiye’de dar gelirli vatandaşların ciddi anlamda çöküntüye gittiğini belirten Özlale, “Ülkede en önemli problemimiz yoksulluk. Çocukların yüzde 48’i, gençlerin yüzde 35’i en düşük kişi başına hane halkı gelirine sahip yüzde 20’lik grupta yaşıyor. Son 5 yıldır da üniversite bitiren mezunların mutluluk düzeyi bir okul bitiremeyenlerin gerisinde” diye konuştu.

Z KUŞAĞI ESNEKLİK İSTİYOR

Türkiye’de istihdam artışı için yeni firma oluşumunu, büyük ölçekli firma yatırımlarını destekleyeceklerini kaydeden Prof. Dr. Ümit Özlale, “Yeni işletme oluşumunun desteklenmesi istihdamı artırmak için önemlidir. Bunun için sektör bağımsız yatırım çekiciliğinin iyileştirilmesi gerekmektedir. Büyük ölçekli işletmelerin net istihdam oluşumuna katkısı yüksek olduğundan, bu firmaların yatırım artışını teşvik etmek önemlidir. Ancak büyükler için asıl mesele firma yüzdürmeyi bırakıp, bu firmalarda verimlilik artışı sağlayabilecek olanlar için doğru yatırımların yapılmasıdır. Türkiye işgücü piyasasında kadınlara daha fazla alan açmalıdır” dedi. Z kuşağı için iş yaşamında esneklik, iş ve yaşam dengesinin önemine işaret eden Özlale, “Esneklik ve iş-yaşam dengesi Z Kuşağı için olmazsa olmazlar arasında Z kuşağı kendi zaman planını yapmak istiyor, esnek çalışma süresi beklentileri içerisinde, tatillerini, zaman planlamasını kendisi yapmak istiyor. Peş peşe vardiyalarda çalışmak asla istemiyor ve esnek süre sunan firmada daha sıkı ve uzun çalışmayı öngörüyor. Bu öngörülerle yeni çalışma biçimleri işgücü piyasasında kadın-erkek eşitliğini artırmaktadır” dedi.

ÜNİVERSİTELER İŞSİZLİĞİ ÖTELİYOR

Türkiye’nin 200’ün üzerindeki üniversitesiyle eğitimde gerçekleşen devrime kayıtsız kaldığını belirten Özlale, “Üniversitelerin yüzde 80’i işsizliği öteleyen duruma gelmiş. Otomasyon, yapay zeka ve teknolojiler Türkiye’de geleceğin işleri ve mesleklerini önemli ölçüde değiştirecek. Otomasyon ve dijitalleşme, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de salgın etkisi ile çok hızlandı” dedi. Aranan kritik rollere uygun çalışanlar bulunamadığını belirten Özlale, “Mevcut çalışanlar da kendine uygun olan işi bulmakta zorlanıyor. Sanal mağaza görevlisi, dijital terzi, çiftlik drone operatörü gibi potansiyel yeni meslekler ortaya çıktı. İşlerin geleceğine hazır olmak, ihtiyaçları karşılamak için milyonlarca kişinin yeni beceriler kazanması ya da becerilerini değiştirmesi gerekmekte” diye konuştu.

TEDARİK ZİNCİRİNE DAHİL OLMAK İÇİN FIRSAT

Bozulan Çin algısından kaynaklı küresel tedarik zinciri değişikliklerinin yaşanması kolay olmadığı gibi hızlı da gerçekleşmeyeceğini dile getiren Özlale, “Çin’in küresel tedarik zincirinden bypass etmenin çok mümkün değil. Çünkü verimlilik sabit kalmak üzere, Çin’in İmalat İhracatının yüzde 1’ini karşılamak için ülkemizdeki imalat sektörünün yüzde 16 büyümesi lazım. Ülkelerin küresel imalat katma değerine katkısına baktığımızda Çin’in katkısı 8,63. Çin hala dünyanın değişmeyen imalat sanayi üssü” dedi. Küresel tedarik zincirlerinin kısalmaya başlamasının Türkiye için fırsat olduğunu belirten Özlale, “Türkiye için çok önemli fırsatlardan biri bu tedarik zincirlerinden birkaç tanesini ülkeye çekmek olmalıdır. Onun için de iyi bir yatırım vitrini oluşturulması gerekiyor” diye konuştu.

YABANCI YATIRIMCIYI KAÇIRDIK

Küresel finans krizine kadar Doğrudan Yabancı Yatırımcı akımlarında başarılı olan Türkiye’nin, 2010 sonrasında yeterince yatırımcıyı çekemediğinin altını çizen Özlale, “Türkiye 2010’da küresel içe doğru Doğrudan Yabancı Yatırım stokundan aldığı yüzde 0,95 payı koruyabilseydi 2019 itibariyle ülkedeki Doğrudan Yabancı Yatırım stoku 180 milyar USD, doğrudan istihdam ise 378 bin kişi daha fazla istihdam etmiş olacaktı. Biz bu altın fırsatı maalesef kaçırdık” dedi. Yapay zeka teknolojilerinin gelişmiş ekonomilerdeki büyümeyi gelişmekte olan ülke düzeylerine çıkarmasının beklendiğini dile getiren Prof. Dr. Özlale, “Sanayi 4.0, yapay zeka ismine ne derseniz deyin dünyada yeni bir dönem başlıyor. Şu anda 4. Sanayi Devrimi var daha öncekilerden çok daha yıkıcı bir etkiye sahip. Gelişmekte olan ülkeler yapay zeka alanına yatırım yapmazsa, biz robot yapmazsak gelişmiş ülkelerle aramızdaki makas açılır” diye konuştu. 

TÜRKİYE G20’NİN DIŞINA ÇIKAR

Yeni dünya düzeninde üniversitelerin yeniden şekillendiğine dikkati Çeken Prof. Dr. Ümit Özlale, sözlerini şöyle sürdürdü; “Biz üniversiteleri sadece bina olarak algılıyoruz, o yüzden de buradaki çok başarılı sanayicilere çok fazla katkı veremiyor maalesef. Üniversitenin binadan ibaret olduğu algısını değiştirmemiz gerekiyor. Stanford üniversitesi mezunlarının kurduğu şirket sayısı 40 bin, 5.4 milyon çalışanıyla 2.7 trilyon Dolar büyüklüğe ulaşmış. Stanford üniversitesi bugün bir ülke kursa dünyanın en büyük 8. ekonomisi olacak.  Bugün Stanford ve MIT mezunları bağımsızlıklarını ilan etseler ABD dünyanın en büyük ekonomisi olmaya devam eder, ancak Türkiye G20’nin dışına çıkardı. Türkiye’nin 3 milyon şirketi ve 26,8 milyon çalışanı var ve bu üniversitelerin 3’te biriyle 21’inci büyük ekonomiye sahip.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın, Ekonomist & İYİ Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale ve Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi & ANSİAD Fahri Üyesi Doç. Dr. Şükrü Erdem’e günün anısına hediye takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD Başkanı Akıncı’dan 10 Kasım Atatürk’ü Anma Mesajı

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 83. yılı nedeniyle bir mesaj yayımlayan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Mustafa Kemal Atatürk, ekonomik kalkınmanın hür, bağımsız, kuvvetli ve refaha ulaşmış bir Türkiye idealini liderlik vizyonuyla ayağa kaldıran yegane isimdir” dedi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 57 yıllık hayatını, mücadelesini, milletimize kazandırdıklarını ve vizyonunu anlamak bakımından 10 Kasım’ın önemine dikkati çeken Başkan Akıncı, “Türk ekonomisinin önünü açarak, refaha ulaşmış bir Türkiye inancıyla hür, bağımsız ve kuvvetli bir Türkiye’nin idealini liderlik vizyonuyla ayağa kaldıran yegane isimdir” diye konuştu. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet vizyonuyla ortaya koyduğu her bir devrimi 20. Yüzyıla değin şaşmaz bir sezgiyle hayata geçirdiğini dile getiren Akıncı, “Bilim, fen ve teknolojiyi yaşamında gerçek yol gösterici olarak hedefine koyan bir liderin, gerçek kurtuluşun ekonomik bağımsızlıktan geçtiğine işaret eden vizyonu, iş dünyası olarak hepimizin amacı ve hedefi olmalıdır” dedi. Atatürk’ün ülkenin kalkınması için batı uygarlığının biliminden, teknolojisinden yararlanarak çağdaş uygarlık düzeyine çıkma hedefini hayata geçirdiğini kaydeden Başkan Akıncı, “Atamız bu amacı daha somut olarak ‘Büyük davamız, en medeni en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir’ şeklinde ifade etmiş ve refah toplumu olmayı hedef göstermiştir. Bu anlamda yüce Atatürk’ün ölümünün 83. yıldönümünde her 10 Kasım’da olduğu gibi bu yıl da yine sevgi ve saygı ile anıyoruz” dedi.

Milli Hedef ve Stratejileri Hatırlanmalı

Sadece 10 Kasımlarda değil, her daim Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorumluluklar ve gösterdiği hedeflerin tekrar tekrar konuşulması gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Ülkemizin en zor anında bile düşünüp ortaya koyduğu milli hedef ve stratejilerin hatırlanması, bu tür çabaların anlam ve değerinin çok iyi bilinmesi, Büyük Atatürk’ün ebedi istirahatgâhında huzur içinde yatması bakımından da önemlidir” diye konuştu. Mustafa Kemal Atatürk’ün ilim ve akıla işaret eden cümlelerini hatırlatan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; ‘Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen erişemediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.’ Bu duygu ve düşüncelerle Büyük Atatürk’ü ebediyete intikalinin 83. yıldönümünde bir kez daha saygı, rahmet ve minnetle anıyorum, ruhu şad olsun” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANAHTAR KOÇLUK PROJESİ İLE LİDERLER YETİŞİYOR

ANSİAD’ın ICF Türkiye ve Akdeniz Üniversitesi Kariyer Merkezi iş birliğinde, ANSİAD üyesi iş insanları ile üniversiteli genç kadın öğrencilerin kariyer yolculuğuna ışık tutacak ‘Anahtar Koçluk Projesi-Bugünün ve Geleceğin Liderleri’nde imzalar atıldı.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’nin Uluslararası Koçluk Federasyonu ICF Türkiye ve Akdeniz Üniversitesi iş birliğinde yürüteceği Akdeniz Üniversitesi'nde öğrenim gören kadın öğrenciler ile ANSİAD üyesi iş insanlarına ICF Türkiye üyesi koçların bireysel ve grup koçluk hizmetleri sunması hakkındaki Anahtar Koçluk Projesi- Bugünün ve Geleceğin Liderleri’nin imzaları atıldı. Akdeniz Üniversitesi öğrencisi genç kadınların kariyer yolculuğuna ışık tutacak ve ANSİAD üyesi iş insanlarının iş hayatlarına destek verilmesi planlanan “Anahtar Koçluk Projesi- Bugünün ve Geleceğin Liderleri” 20 iş insanı ve 20 kadın öğrenciyle başlıyor.

ANAHTAR NİTELİĞİNDE BİR DENEYİM

ANSİAD’ın bölgemizde pilot uygulamayla başlattığı projenin 2021 yılı sonuna kadar devam edeceğini kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Derneğimizin sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde yürüttüğü girişimcilik, dijitalleşme gibi bir çok projesiyle beraber yeniden gençlerimizin vizyonlarına katkı koyacak bir projeye imza atmış olmaktan son derece memnunuz” dedi. ANSİAD üyesi 20 iş insanı ve Akdeniz Üniversitesi’nde öğrenim gören 4 veya 2 yıllık bölümlerde okuyan ve iş hayatına hazırlanan 20 genç kadın öğrencinin projede yer alacağını dile getiren Başkan Akıncı, “Toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek, eğitimde eşitsizliklerin azaltılmasına katkı koyma hedefiyle gelişim ve farkındalık süreçlerine katkı koymak istiyoruz. Bu anlamda projemizin Türkiye’de ilkler arasında yer alması, öğrenciler ve iş insanları gibi iki ayaklı bir proje olmasını çok önemsiyoruz” diye konuştu. ANSİAD misyonuyla örtüşen bir proje olmasının önemine dikkat çeken Başkan Akıncı, “Derneğimizin, üyelerinin toplumdaki öncü ve girişimci niteliklerini geliştirmek ve sivil toplumun kurumsallaşması, rekabetçi ve güçlü girişimciliğin yaygınlaşması için çalışmak amaçlarıyla da örtüşen bir proje. Hem Akdeniz Üniversitesi’nin öğrencileri hem de üyemiz iş insanları için, gerçekten ‘anahtar’ niteliğinde bir deneyim olacağına inanıyoruz” dedi.

BUGÜNÜN VE GELECEĞİN LİDERLERİ MOTTOSUNDAN HAREKET ETTİK

Proje hakkında detaylı bilgiler veren ICF Türkiye Antalya Temsilcisi Asena Taniş Ulugergerli, “Birleşmiş Milletler örgütünün ilan ettiği ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ arasında yer alan, ‘Nitelikli Eğitim’, ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ ve ‘Eşitsizliklerin Azaltılması’ doğrultusunda; ‘Gençlerin hedef ve vizyonlarını netleştirmeyi, potansiyellerini ve yaratıcılıklarını açığa çıkarmayı, iç görülerini güçlendirmeyi ve motivasyonlarını üst düzeye çıkarmayı ve sürekli öğrenmenin ve gelişimin desteklendiği günümüz dünyasında, ANSİAD üyesi iş insanlarının gelişim ve farkındalık sürecine projeksiyon tutmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Projenin özellikle öğrenciler için yaratıcı bir sürece açılacak kapıların anahtarı olacağına inançlarının tam olduğunu kaydeden Ulugergerli, “Bu kısa sürecin sadece bir pilot uygulama olduğunu ve diğer projelerimizde olduğu gibi, genişletmeyi hedeflediğimizi belirtmek istiyorum” dedi.   

HEDEFLERİMİZLE ÖRTÜŞEN BİR PROJE

ANSİAD ile üniversite öğrencilerine yönelik birçok projede yer almaktan mutluluk duyduklarını dile getiren Akdeniz Üniversitesi Kariyer Merkezi Müdürü Prof. Dr. Burcu Demirel, “Öğrencilerimizin kendilerini ve karşılarına çıkacak seçenekleri önceden tanımış ve tanımlamış, farkındalığı yüksek bireyler olarak mezun olmalarını sağlamak adına ANSİAD’ın bu projede bizimle çalışıyor olmasını önemsiyoruz” diye konuştu. Kariyer Merkezi’nin hem bir platform hem de koordinasyon merkezi olarak çalışan bir organizasyon olduğunu belirten Prof. Dr. Demirel, “Gençlerin kişilik özellikleri, yetenek, beceri ve mesleki ilgileri ile uyumlu kariyer planı geliştirmelerine rehberlik etmeyi hedefleyen merkezimizin temel amaçlarıyla örtüşen Anahtar Koçluk Projesi’nde tüm öğrencilerimize ve ANSİAD üyesi iş insanlarına güzel bir deneyim diliyorum” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


YENİ ENERJİ KAYNAĞI: METAN HİDRAT

Alphan Manas, Türkiye’nin kaya gazı ve kaya petrolü üretimiyle büyük sıçrama yapacağını belirtti. Manas, “Türkiye metan hidratta 2023’den sonra büyük sıçrama yapacak. Karadeniz’de sadece bir noktada 1,1 milyar metreküp metan hidrat tespit edildi”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2021 faaliyet yılı 12. Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını AGT Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Üyesi Mehmet Semih Söylemez’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Türkiye Fütüristler Derneği Kurucu & Onursal Başkanı Alphan Manas oldu. ‘Gelecek ve Trendler’ başlıklı toplantıya TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Manavoğlu, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Okan Hançer, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. 1991 yılında internet yokken 2000’li yıllar ile ilgili babası Oğuzhan Manas’ın öngörülerinin olduğunu dile getiren Alphan Manas, “Babam o zaman İzmir Yeni Asır Gazetesi’ne verdiği röportajda oturduğumuz yerden alışveriş yapabileceğimizi ve mağazaların fiyat karşılaştırmalarını yapacağımızı 1991 yılında söyledi” dedi. 1993 yılında uluslararası bir fuarın tanıtım kitapçığına yazdığı gelecek öngörüsünden bahseden Manas, “Google Maps 2005 yılında ortaya çıktı, ben 1993’te ‘insanlar araçlarında bir bilgisayara sahip olacak ve bu bilgisayarla girdikleri otoparkın hangi katı boş, gidecekleri yolun hangisi daha kısa görebilecekler’ demiştim. 1993 yılında internet yokken böyle bir yorum yaptım, biraz sonra anlatacaklarımın bir ispatı yok, ancak geçmişte yaptıklarımızla ilgili bilgi sahibi olmanız öngörülerimizi anlamanızı sağlayacaktır” diye konuştu. 2004 yılında verdiği konferansta Z kuşağının sanal ortamdan, yeni çıkan peynirin tadı ve kokusunu test edebileceğini söylediğini kaydeden Manas, “2018 yılında elektriksel uyarıyla internet üzerinden koku aktarımı konusunda önemli adımlar atıldı. 2030’ların ortalarına geldiğimizde bir şeyi tadarak ve koklayarak internet üzerinden sipariş edebileceğiz” dedi.

BİR NOKTADA 1.1 TRİLYON METREKÜP METAN HİDRAT

2023 yılında kaya gazı ve kaya petrolünün Türkiye’yi uçuracağını dile getiren Alphan Manas, “Kaya gazı ve kaya petrol nasıl Amerika’yı uçurduysa Türkiye 2023 yılından sonra metan hidratla inanılmaz bir kurbağa sıçraması yapacak. Kaya gazı ve kaya petrolünde olduğu gibi hızlı gelişecek teknolojilerle 2023 sonu itibariyle metan hidrattan doğalgaz elde edilecek. Bu durum Türkiye’yi uzun dönemde doğalgaz ithalatçısı konumundan uzaklaştırabilecektir. Sadece 1 noktada tespit edilen metan hidrat miktarı 1.1 trilyon metreküp. Bunun yüzde 20’si çıkarılabilir” diye konuştu.

GELECEĞİ TAHMİN İÇİN BİR ŞEYLERİN DEĞİŞMESİ LAZIM

25 yıl sonrası için 25 yıl öncesine bakmak gerektiğini dile getiren Manas, “25 yıl önce Airbnb, Facebook, Google, Bitcoin, Netflix, Tesla, Youtube, SpaceX gibi şirketlerin, ürünlerin ve uygulamaların olmadığını göz önüne alarak tahmin etmemiz lazım. San Antonio Light gazetesinde Hugo Gernsback 1925 yılında telefonların ekranlı olacağını söylemişti, ancak hala iki parça olacağını düşünüyordu. Hugo Gernsback’in gelecek tahmininde her türlü yolcu uçağının gökdelen tepelerine ineceğini söylemiş. Doğru, helikopteri düşünemiyor ama yolcu uçağını gökdelen tepesine indirmeyi düşünüyor. Demek ki geleceği tahmin edebilmek için bir şeylerin değişmesi lazım, şu an elimizdeki malzemelerle geleceği tahmin edemeyiz. Ne olacağını bilemeyiz” dedi.

TAHMİN YÜRÜTMEK ÇOK ZOR

Washington Anıtı 1884 yılında yapıldığında 1 gr alüminyumun 40 Dolar olduğunu kaydeden Manas, “Anıtta toplam 2.85 kg alüminyum kullanıldı. Eğer üretim yöntemi aynı kalsaydı 14 gr olan 330 ml Coca-Cola kutusu 1,125 Dolar olacaktı, ancak 2 kimyagerin geliştirdiği yöntem ile alüminyum dünyadaki en ucuz emtialardan biri oldu” dedi. 2005 yılında Forbes Dergisi’nde yazdığı teknolojik gelişmelere yönelik öngörüsününden bahseden Manas, “Teknolojik gelişmeleri öngörmek ve tüketici davranışını kestirmek, pazarın eğilimini anlamak için iki anahtar. O zaman diyor ki bir endüstri analisti 12 Ağustos 2005’te, ‘Kameralı cep telefonları dijital fotoğraf makinalarnın yerini asla alamayacaktır.’ O zaman telefonlar 600 milyon satıyor, makinalar 60 bin satıyor. İşte Kodak bu öngörüler yüzünden yok oldu. Tahmin edilebilir bir şey zannediyorsunuz ama kolay değil. 2005 yılındaki cep telefonuna bakın, ekranı 176x220 pixel. Bu telefondan fotoğraf görmek imkansız. O yıllarda diyor ki hayatta dijital fotoğraf makinalarının yerini alamaz ama görüldüğü üzere bu da oldu” diye konuştu.

TEMEL SORUN İŞSİZLİK OLACAK

Gelecek ile ilgili önemli gelişmeler olacağına dikkati çeken Alphan Manas, “2030 itibariyle 800 milyon insanın işsiz kalacağı, yani dünya nüfusunun yüzde 10’unun işsiz olacağı söyleniyor. Robotlar ve yapay zeka konusundaki gelişmeler bu sonuca yol açacak. Temel sorunumuz işsizlik olacak” dedi. Şu an yaşadığımız işsizliğe ek olarak yeni işsizliklerin yaşanacağını belirten Alphan Manas, “Belirli meslek dalları ve iş kolları yok olacak. Buna hazırlıklı olmamız gerekiyor. Yapay zeka dediğimiz şey saniyede 800 bin sayfa kitap okuyabiliyor” dedi.

YAPAY ZEKA YÖNETİCİLER TERCİH EDİLDİ

10 ülkede 8 bin 370 kişide yapılan bir araştırmada yapay zeka yöneticilerin tercih edildiğine dikkati çeken Manas, “Yapay zeka yöneticileri kendi yöneticilerine tercih edenlerin oranı yüzde 64 ve yapay zekanın kendi yöneticilerinden daha başarılı olacağını düşünenlerin oranı yüzde 82. Türkiye’de yapılmıyor bu araştırma, 10 ülke içerisinde Türkiye yok. Yapay zekanın duygularını anlamada, onlara koçluk yapmada, çalışma kültürü geliştirmede daha yararlı olacağı görüşü ortaya çıkmış. Oregon Üniversitesi’nde geliştirilen robot 8 kilometreyi 53 dakikada koşarak bu alanda yeni bir rekor kırdı. Yolda dengelemeyi de makina öğrenimi sayesinde yaptı” diye konuştu.

EVRENSEL TEMEL GELİR

Elon Musk’ın son dönemde otomasyon gelişiminin evrensel temel gelir için hükümetleri zorlayacağına ilişkin yaptığı açıklamaya değinen Manas, “Ortalama işsizlik yüzde 20’lere çıkacak. Yapay zeka ve robotlar işsizliği dünyada 2040’larda yüzde 20’lere yükseltecek. 2030’larda 4 gün ve 4’er saat çalışılacak. Finlandiya, İsviçre ve Kanada tüm vatandaşlarının çalışmak zorunda olmayacakları bir sistem sunmaya hazırlanıyor, hatta İsviçre’de her vatandaşına 2 bin 500 Dolar aylık ödeme teklifi referandumda yüzde 75 ile reddedilmişti ancak 15 yıl sonra kabul edilecektir” dedi.

UZAKTAN ÇALIŞMA VE İŞ YAŞAMI

Avrupa’da 2030 itibariyle büyük şehirlerde yaşayan işgücünün yüzde 27’sinin uzaktan çalışacağını veya büyük şehirlerden göçeceğini dile getiren Alphan Manas, “Avrupa’da 2030 itibariyle uzaktan çalışanların yüzde 50’si en az 2 işte çalışacaklar ve zamanlarını bölüştürecekler. Dünyada uzaktan çalışanların tüm ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayacağı özel köyler kurulacak. Covid-19 öncesi yapılan tahminlerde 2030’da dünyada uzaktan çalışan 255 milyon tam zamanlı çalışan olacağı tahmin ediliyordu. Tahmin elbette değişmek zorunda” diye konuştu. Metaverse’de yaşamın yoğun olduğu, suretlerimizin çalıştığı bir 2050’nin de beklenebileceğini belirten Manas, “10 yılda 40 milyar dolar yatırım yapılacak New Songdo City toplamda LEED Sertifikalı 2.2 milyon metrekare ve 106 binadan oluşuyor. İster yer üstü ister yer altı olsun otonom araçlar için kent içi otoparklar yapmak zorunda kalacağız” dedi. Toplantı soru ve cevapların ardından ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Toplantı Başkanı Mehmet Semih Söylemez’in Alphan Manas’a plaket takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD CUMHURİYET TURNUVASINDA ŞAMPİYONLAR BELLİ OLDU

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle düzenlenen ve 14 Ekim’de başlayan ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK)’nün iş birliğinde Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında 430 sporcunun rekor katılımıyla 14 Ekim’de açılışı gerçekleştirilen ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu. Ödül töreninin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akıncı, “Cumhuriyetin kazanımları sayesinde gerçekleştirdiğimiz turnuvamıza katılan tüm sporcularımıza, ayrıca bu turnuvanın düzenlenmesinde emeği geçen ATİK ve ANSİAD’ın değerli isimlerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Turnuvamızın üçüncüsünü gerçekleştirme gururunu hep beraber yaşıyoruz. Bireysel ve kurumsal anlamda Cumhuriyetimize ve onun kazanımlarına sahip çıkmak hepimizin ödevidir. Bu yıl 430 sporcunun katıldığı turnuvamızın ulusal düzeyde düzenlenmesi anlamında kapıları araladığımıza inanıyorum. ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası final maçları ve ödül töreninde emeği geçenleri kutluyor, sporcularımızın başarılarının devamını diliyorum. Yolunuz açık, kılavuzunuz Mustafa Kemal Atatürk olsun” dedi. Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK)’nde gerçekleştirilen törene, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, Muratpaşa Belediye Başkan Vekili Murat Şimşek, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Üyesi ve Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KONYSİAD) Başkanı İlhami Kaplan, ANSİAD üyesi iş insanları, ATİK üyeleri ve sporcular katılım sağladı.

ATİK VE BAHAR GROUP’A TEŞEKKÜR

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’na verdikleri desteklerden dolayı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ATİK Yönetim Kurulu Başkanı, ANSİAD üyesi Necmi Alpagot ve Bahar Group Yönetim Kurulu Üyesi, ANSİAD Üyesi Serkan Bahar’a plaketlerini takdim etti. Başkan Akıncı, “14 Ekim’de başlayan turnuva boyunca katkılarından dolayı organizasyonumuzun önemli bir parçası olan hakem ve hakem yardımcıları Şükrü Kartal, Mustafa Gencer, Nilsu Altınkaynak, Furkan Çağrı Gedik ve Mustafa Kartal’a ayrıca görüşleriyle bize katkı sunan hakem Murat Aykaç’a teşekkür ediyorum” diye konuştu.

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olan ve 30 Ekim’de final etkinlikleri ile son bulan, sporcuların Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde yarıştığı turnuvada; Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde Master Kadın, Master Erkek ve Profesyonel Open kategorileri birincilerine 7 gr altın, ikincilerine 3 gram altın ödülü, yarı finalistler 1 gr altın, çeyrek finalistler 0.5 gr altın ile ödüllendirilirken, diğer kategorilerde yarışan birincilere 1 gr altın, ikinci olanlara 0.5 gr altın ödülleri takdim edildi.

ÖDÜLLER;

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Profesyonel Open Tek Erkekler 1’ncisi ve 14. Gr altının sahibi olan Gökberk Sarıtaş ve 2’ncisi 6 gr. Altının sahibi olan Önder Balcı’ya ödülleri Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Çift Karışık 1’ncileri Andrey Volodin, Sabina Shadolina ve 2’ciler Merve Gültekinler Sadi, Önder Balcı’ya ödülleri Muratpaşa Belediyesi Başkan Vekili Murat Şimşek tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Çift Erkekler 1’ncileri Gökberk Sarıtaş, Okay Meryumoğlu ve 2’ciler Önder Balcı, Ragıp Temel’e ödülleri ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Karışık Çift 1’ncileri Deniz Yıldız, Gökçe Erdoğan ve 2’ciler Hasan Hüseyin Çelikkaya, Serap Yurdakul’a ödülleri ANSİAD Başkan Yardımcısı Ercan Özbek tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +40 Çift Erkekler 1’ncileri Mustafa Kocabıyık, Kamuran Gündoğdu ve 2’ciler Osman Özbakır ile Sergey Nikoloviç’e ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Karakaya tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Çift Erkekler 1’ncileri Kamuran Gündoğdu, Mustafa Kocabıyık ve 2’ciler Kürşat Atlı ile Korosh Shakiri’ye ödülleri ANSİAD Mali Yönetmen Yardımcısı Barış Yaşa tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Çift Kadınlar 1’ncileri Sevim Semra Gülay, Galina Gudkova ve 2’ciler Asuman Kaplan Algın ile Fatma Sayın’a ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Sarper Dermut tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Profesyonel Open Tek Erkekler kategorisinde ilk 8’e giren yarı finalistler Umut Akkoyun ve Alper Okay Meryumoğlu’na 2 gr. altın ödülleri ATİK Genel Sekreteri Can Uryan tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Profesyonel Open Tek Erkekler kategorisinde ilk 8’e giren çeyrek finalistler Ömer Doğu Şahin, Samet İsmail Mermer, Çağlar Efe Ardıç ve Hasan Berke Oktay’a 1 gr altın ödülleri ATİK Spor Direktörü Merve Gültekinler Sadi tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +50 Tek Erkekler 1’ncisi Hakan Berber ve 2’ncisi Korosh Shakiri’ye ödülleri ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Bekir Bülend Özsoy tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +45 Tek Erkekler 1’ncisi Osman Özbakır ve 2’ncisi Kamuran Gündoğdu'ya ödülleri ANSİAD Tenis Komitesi Üyesi Tayfur Ardıç tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +40 Tek Erkekler 1’ncisi Ali Gürsel ve 2’ncisi Volkan Beyaztuna’ya ödülleri ANSİAD Üyesi Dr. Halil İbrahim Kaya tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +40 Tek Kadınlar 1’ncisi Serap Yurdakul ve 2’ncisi Serpil Yıldırım’a ödülleri ANSİAD Üyesi İlhami Sancar Topay tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +35 Tek Erkekler 1’ncisi Yusuf Polat ve 2’ncisi Mehmet Demirkaya’ya ödülleri ANSİAD Üyesi Prof. Dr. Yusuf Örnek tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +30 Tek Erkekler 1’ncisi Gökhan Mutlu ve 2’ncisi Ender Erdoğan’a ödülleri ANSİAD Fahri Üyesi Av. Celal Çağcı tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +30 Tek Kadınlar 1’ncisi Banu Tümay ve 2’ncisi Ebru Çoksak’a ödülleri BAKSİFED Yönetim Kurulu Üyesi ve KONYSİAD Başkanı İlhami Kaplan tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Tek Erkekler 1’ncisi Can Balcı ve 2’ncisi Deniz Yıldız’a ödülleri ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Tek Kadınlar 1’ncisi Serra Uslu ve 2’ncisi Deniz Tekdal’a ödülleri ANSİAD Başkan Yardımcısı Ercan Özbek tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Teşviküstü Erkekler 1’ncisi Seraceddin Çelik ve 2’ncisi Abdalmalik Mukhlis’e ödülleri ANSİAD Mali Yönetmen Yardımcısı Barış Yaşa tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Teşviküstü Kadınlar 1’ncisi Yağmur Koçak ve 2’ncisi Nuriye Uysal’a ödülleri ANSİAD Tenis Komitesi Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Volkan tarafından takdim edildi.

ANSİAD 3. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Teşvik Erkekler 1’ncisi Nuri Kamburoğlu ve 2’ncisi Aykut Çelik’e ödülleri ANSİAD Tenis Komitesi Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Volkan tarafından takdim edildi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 

 


ANSİAD BAŞKANI AKIN AKINCI’DAN 29 EKİM MESAJI

Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Akın Akıncı, Cumhuriyet’in 100. Yılına doğru ilerlerken, demokratik, özgür bir Türkiye için refah çağrısı yaptı.

“Toplumların kaderini, hiç şüphesiz en başta tercih ettikleri yönetim biçimleri ve siyasi rejimleri belirliyor. Bunun belirlenmesi ise tarih boyunca hiçbir zaman kolay olmamış, siyasi mücadeleler, savaşlar ve halk hareketleri belirlenmesinde başrolü oynamıştır.

Ülkemiz de İstiklal Savaşı sonrası Gazi Mustafa Kemal önderliğinde cumhuriyet rejimine geçmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmıştır. Cumhuriyet, egemenlik kaynağının millete ait olduğu, esas olan devlet şekli demektir. Cumhuriyet rejiminde tüm vatandaşlar kanunlar önünde eşittir ve hiç kimseye hiçbir ayrıcalık tanımaz. Çünkü hukukun üstünlüğü ilkesi Cumhuriyetin en önemli değerlerinden biridir. Bugünlerde hukuka olan güven zedelenmiş ve hukuk oldukça yıpratılmış olsa da toplumda en büyük güveni sonunda adaletin yerini bulacağı inancı sağlar ve adalet herkese elbet bir gün lazım olacaktır. Cumhuriyet rejimi, hiçbir kişi ve zümre yararını değil, öncelikle kamu yararını ön planda tutmaktadır. Bunun yanı sıra güçlü bir demokrasi ancak güçlü bir cumhuriyet rejimiyle sağlanabilir. Demokrasi ile cumhuriyeti birbirinin alternatifi gibi görenler ile demokrasiyi bir amaç değil, araç olarak görenler bilmelidirler ki sağlıklı bir demokrasi ancak cumhuriyetin üzerine inşa edilebilir. Cumhuriyetin temel kuruluş ilkeleri ile sorunu bulunanların esasen demokrat olmaları da mümkün değildir.

Cumhuriyet ülkemiz için sadece rejim değişikliği değil, yeniden doğuştur. Büyük bir mücadele sonrası zor şartlar altında bu rejime sahip olan ülkemiz bunun kıvancını yaşamalı ve değerini anlamalıdır. Bunu hepimiz daha çok anlamalı, daha çok özümsemeli ve daha çok geliştirmeye çalışmalıyız. Bu hepimiz için kaçınılmaz sorumluluk olmalıdır. Cumhuriyet, bağımsızlıktır, özgürlüktür, ulus egemenliğidir, demokrasidir, barış toplumudur, uygarlıktır ve kültür birlikteliğidir.

Cumhuriyetimizin 100. yılına doğru ilerlerken, demokratik, özgür bir Türkiye için; refahın temelleri olan bilim, sanat, hukuk ve ekonomide kalkınmayı sürdürmek iş dünyası olarak hedefimiz ve kararlılığımız olacaktır. Uzun savaş dönemlerinin ardından özveri ve azimle küllerinden doğan Cumhuriyetimizin, kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, O’nun kahraman silah arkadaşları ve şehitlerimizin aziz hatıraları önünde saygı ile eğiliyorum. Cumhuriyetimizin 98. Yılı kutlu olsun.”

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DÜŞÜK ENFLASYON VE FİYAT İSTİKRARI KONUŞULMALI

Başkan Akıncı, “Zaman kaybetmek yerine uzun vadede sürdürülebilir büyüme için gerekli olan düşük enflasyon veya fiyat istikrarına nasıl kavuşacağımızı konuşmalıyız” dedi. 

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun 23 Eylül 2021 tarihli toplantısında politika faizini yüzde 19’dan yüzde 18’e indirmesi ve faiz indirimlerine devam edeceği sinyali vermiş olması konusunu değerlendiren Antalya Sanayici ve İş İnsanları (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Bu konu döviz kurlarında yaklaşık yüzde 6 artışa yol açmış, Türkiye risk primi olarak bilinen CDS 360’dan 400’e çıkmış, böylece kamunun ve bankaların yurtdışından borçlanmalarının maliyeti artmıştır” diye konuştu. Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarında politika değişikliklerinin aylar süren sözlü yönlendirmelerle para piyasasını hazırladığını kaydeden Başkan Akıncı, “TCMB ise PPK toplantısından bir süre önce enflasyonla ilgili politika referanslarını değiştirdiğini açıklayarak geçtiğimiz hafta para piyasasının genel olarak beklemediği bir indirime gitmiş, enflasyonla mücadele mesajlarını da büyük çapta değiştirmiştir” dedi.

BEKLENMEDİK İNDİRİMLER GÜVENİ AZALTIYOR

Merkez Bankası’nın önümüzdeki aylarda çekirdek enflasyon göstergelerinde gerileme beklentisinin muhtemel olduğunu belirten Başkan Akıncı, “Bununla birlikte TUİK tarafından açıklanan çekirdek enflasyon ile kamuoyunun algıladığı enflasyon arasındaki fark halen yüksektir ve yüksek enflasyon algısı devam etmektedir. Bu algı devam ederken beklenmedik faiz indirimleri yapılması, Merkez Bankası bağımsızlığına olan güveni iyice azaltıcı etki yaparak tasarruf sahiplerinin ve yabancı yatırımcının TL’den kaçmasına, döviz kurunda ve tahvil faizlerinin yükselmesine yol açmaktadır” diye konuştu.

TÜRKİYE EKONOMİSİ NE KAZANDI?

Pandemiye bağlı tedarik sıkıntılarının, mal darlıklarının ve küresel enflasyonun dünyada halen yaşandığına işaret eden Başkan Akıncı, “Küresel ekonomide enerji maliyetleri artışı ve parasal daralma beklentileri varken faiz indirimleri için Ekim veya Kasım ayı toplantılarının beklenmemiş olmasıyla Türkiye ekonomisinin ne kazandığını Merkez Bankamızın kamuoyuna anlatması gerekir” dedi. Enflasyon artışının temel kaynağının maliyetlerin yükselmesine neden olan kur artışı olduğunu kaydeden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “İkinci aşamada enflasyon beklentilerinin değişmesi kalıcı enflasyona neden olmaktadır. Kısa dönemli arz ve talep dengesizlikleri ikincil bir faktördür. Bu gerçeklere rağmen Merkez Bankası politikasında 2018 yılından bu yana aynı tartışmaları yaşamamız yatırım ortamını olumsuz etkilemektedir.”

MARKETLER ENFLASYONUN TEK NEDENİ OLAMAZ

Son günlerde marketlerin enflasyonun nedeni olarak tartışılmasının garip olduğunu kaydeden Başkan Akın Akıncı, “Zincir marketlerin piyasa hakimiyetleri Rekabet Kurumu’nun konusu olup önceki yıllarda Kurum tarafından ele alınmış ve incelenmiştir. Zorunlu mal satan tekel konumundaki firmalar haricinde hiçbir firma satışlarının düşmesine neden olacak iradi fiyat artışını tercih etmez” dedi.  Fiyat artışlarının Rekabet Kurumu’nun konusu olduğunu ve kalıcı enflasyon üzerinde belirleyici olmadığını dile getiren Akıncı, “Enflasyonun düşük olduğu geçmiş yıllarda da piyasada zincir marketlerin var olduğu unutulmamalıdır. Günümüzde e-ticaret fiyat şeffaflığının artmasını sağlamış ve marketlerin pazar gücünü sınırlandırmıştır. En çok yakınılan gıda enflasyonu konusunda ise perakende ticarette semt pazarlarının payının halen yüksek olduğu bilinmektedir” diye konuştu. Bu tür konuşarak zaman kaybetmek yerine uzun vadede sürdürülebilir büyüme için gerekli olan düşük enflasyon ve fiyat istikrarının konuşulması gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Bu ortamda serbest piyasa ekonomisiyle bağdaşmayan tartışma ve uygulamaların hukuka güveni, yatırımcı güvenini azaltmaktan başka faydası olmayacağına dikkat edilmelidir” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİNE BAŞVURULAR BAŞLADI

Değerli Basın Mensubu,

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını kategorilerini içeren “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü vermektedir.

ANSİAD medya ödülü ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.

Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını dijital ortamda en geç 01 Kasım 2021 Pazartesi günü saat 17.00'ye kadar basin@ansiad.org.tr mail adresine göndermeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

Saygılarımızla. 13 Eylül 2021

Necdet ALKANDEMİR

ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

  

“ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ” KATILIM KOŞULLARI

 

Bu yarışmada; 13 Eylül 2020 – 13 Eylül 2021 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eser, “ANSİAD 2021 YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü almaya hak kazanabilecektir.

 

Yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.

 

Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:

 

Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak
Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk
 

Yapılan değerlendirme sonucunda; ödül sahibine başarı belgesi ile bronz döküm özel tasarım ödül sembolü verilecektir. Ödüller, Ocak 2022’de yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

 

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 11 kişiden oluşur:

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)
Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)
Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (2 Kişi)
Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)
Gazeteci & Yazar Erdoğan KAHYA
ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)
 

Başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:

 

Yazılı Basın dalı

Haber
İnceleme-Araştırma
Röportaj
Makale
 

Görsel Basın dalı

TV Programı
TV Haberi
TV Röportajı
Belgesel
 

İşitsel Basın dalı

Radyo Programı
Radyo Haberi
Radyo Röportajı
 

İnternet Basını dalı

Haber
Röportaj
Makale
İnceleme-Araştırma


EĞİTİME AYRILAN KAYNAKLAR ARTIRILMALI  

Yaklaşık 1,5 yıldır uzaktan eğitim alan öğrencilerin yüz yüze eğitime başlamasını olumlu bulan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Öğrenci, öğretmen ve velilerin sağlıkları riske atılmadan, hijyen ve sosyal mesafe önlemleri göz ardı edilmeden eğitim sürecinin devam etmesi en büyük temennimiz” dedi.

Türkiye’de okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde 18 milyon öğrenci ve 2 milyona yakın öğretmenin yüz yüze eğitim sürecini değerlendiren Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı, gerekli tedbirlerin alınması konusuna dikkati çekti. Akıncı, “Talebimiz eğitim hayatı içerisinde yer alan öğretmen, öğrenci ve velilerimizin sağlıkları hiçbir bir şekilde riske atılmadan gerekli sağlık, hijyen ve sosyal mesafe önlemleri alınarak okulların açılması” diye konuştu. Salgının önümüzdeki süreçteki etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini kaydeden Başkan Akıncı, “Eğitimin uzaktan yürütülme ihtimali de göz önünde bulundurulmalı, neredeyse 2 yıldır okuldan uzak kalan çocuklarımıza fırsat eşitliği yaratmak için okullar ve öğretmenler bu donanıma uygun hale getirilmeli ve eğitime ayrılan kaynaklar artırılmalıdır” dedi.

DEZAVANTAJLAR ORTADAN KALKMALI

UNESCO, UNICEF, WFP ve Dünya Bankası’nın okulların güvenli bir şekilde açılmasına ve dezavantajlı çocuklar için eğitimin öncelikli hale getirilmesine yönelik çağrılarının dikkate alınması gerektiğini sözlerine ekleyen Başkan Akıncı, “Bu çerçevede ülke olarak dikkat edilmesi gereken konulara yönelik rapor ve eylemler hazırlamak öncelikli hedefimiz olmalıdır” diye konuştu. Dezavantajlı çocukların uzaktan eğitim sürecinde eğitim eşitsizliklerinin derinleştiğini belirten Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Uzaktan eğitim sürecinde uygun fiziki ortama sahip olmayan, dijital araç konusunda yetersizliğe sahip olanlar aleyhine sorunların büyümemesi adına okulların açılması önem teşkil etmektedir. Ülkemizde okulların açılması konusunda kaygılı olan aileler de mevcut, bu kaygıların giderilmesi adına ailelerle Milli Eğitim Bakanlığı’nın iyi bir iletişim kurması önemli.”

OKUL YÖNETİMİNİN YETKİNLİKLERİ DENETLENMELİ

Okulların açılması sürecinde birinci önceliğin eğitime ayrılan kaynakların artırılması olması gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Hijyen masrafları, sınıfların teknik alt yapısı, uzaktan eğitim gibi yaşanabilecek zorunlu durumlarda öğrencilere teknolojik altyapı desteği gibi tüm konular bütçe içerisine alınmalıdır. Okul yönetiminin önleme ve kontrol yetkinlikleri denetlenmeli, hijyen faaliyetleri ve uygulamaları konusundaki kapasitelerinin hangi düzeyde olduğu, çocukların okula nasıl ulaşacağı gibi birçok soruya açık ve şeffaf cevaplar verilmesi gerekmektedir” dedi. Öğrenci, veli ve öğretmenlerin olağanüstü süreci zorluklar içerisinde geçirdiklerini belirten Başkan Akın Akıncı, “Çocuklarımızın eğitim hayatından uzak kalmış olması hepimiz adına üzüntü veren bir durum oldu. Tüm bu süreci atlatmamız için aşı olmak, maske, mesafe ve hijyen kurallarına azami ölçüde dikkat etmek hepimizin birincil önceliği olmalı. Bu vesile ile öğretmen, öğrenci ve velilerimizin 2021-2022 eğitim ve öğretim yılının hayırlı olmasını temenni ediyor, kendilerine başarılı bir yıl diliyorum” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DİJİTAL ÖĞRETMENLER PROJESİ BAŞLIYOR!

Habitat Derneği, ING Türkiye ve ODTÜ öğretmenlerin dijitalleşmesi, dijital dönüşümün bir parçaları olmaları ve ilkokul – ortaokul öğrencilerine de bu dijital yetkinlikleri aktarmaları amacıyla Dijital Öğretmenler projesini hayata geçirmişlerdir. Bu proje ile ücretsiz olarak 1000 öğretmene I.faz, 100 öğretmene II.faz dijital yetkinlikler eğitimleri verilecek.


Amaç:
• Öğretmenlerin, dijitalleşmesi ve dijital yetkinliklerinin artırılması.
• Bu öğretmenlerin 2.000 öğrenciye bu içerikleri aktarması.
• Öğretmen ve öğrencilerin dijital dönüşümün bir parçası haline getirilmesi.
• Farklı illerdeki öğretmenlerin aynı eğitimleri yerellerindeki öğrencilere aktararak bölgesel dijital yetkinlik eşitliğinin sağlanması
• Türkiye’deki dijital dönüşüme destek olmak

Hedef Kitle:
1.faz için; 1000 branş veya sınıf öğretmeni.
2.faz için; 100 branş veya sınıf öğretmeni
100 Öğretmenin Eğitim Vereceği Hedef Çocuk Sayısı: 2.000 öğrenci.

Müfredat:
• Dijital vatandaşlık ve güvenlik (Dijital vatandaşlık kavramı, bu kavramı oluşturan temel öğeler, bilişim etiği, güvenlik, kişisel verilerin korunumu, dijital sağlık, dijital ticaret, vb.),
• Eleştirel düşünme ve ölçme & değerlendirme (Web 2.0 uygulamaları ile etkileşimli ve anlık ölçme ve değerlendirme etkinlikleri)
• Yaratıcılık ve görsel tasarım (İnfografik)
• Yaratıcılık ve görsel tasarım (Video ve fotoğraf oluşturma ve düzenleme)
• Yaratıcılık ve görsel tasarım (Etkili sunu hazırlama)

Proje İlleri: Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Konya, Mersin, Ordu, Sivas, Van. Uygulama Dönemi: Ekim - Aralık 2021

İletişim Kur: bilgi@dijitalogretmenler.com

Başvuru Linki: https://form.jotform.com/211523550650951


ANTALYA Dijital Gelişim ve Yetkinlik Eğitim Programı Devam Ediyor

Bu yaz döneminde markanı ve işini büyütmek senin elinde. Antalya Dijital Gelişim ve Yetkinlik Eğitim Programı ile dijitale adım atmak için büyük bir fırsat doğuyor.

Habitat Derneği, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ve Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) iş birliğinde Antalya için Dijital Gelişim ve Yetkinlik Eğitim Programı başlıyor. 21. Yüzyıl eğitim becerileri ile şekillendirilmiş online eğitim programı ile yaz döneminde kurumsal ve bireysel kapasite gelişimlerinin yanında çocuklara, gençlere ve yetişkinlere yönelik eğitimlerimiz devam ediyor.

Eğitim programı ile beraber Antalya toplumunun ve ekonomisinin dijitalleşmesine odaklanan bir dizi farkındalık çalışması ve eğitim programı ve atölye çalışmasına ev sahipliği yapıyor.

ANSİAD olarak Habitat Derneği ile imzalanan bölgesel topluluk merkezi iş birliği protokolü kapsamında, Habitat Derneği’nin başlattığı online yaz eğitim hareketine destek veriyoruz ve daha çok kişinin bu eğitimlerden yararlanması için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz.

Sen de online gerçekleştirilecek eğitimlere katılabilir ve etkileşimli olarak becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

Bu Yaz sen de bize katıl!

Eğitimler, her yaş aralığından kendini bu alanda bilgi sahibi olmak isteyen ve kendini geliştirmek isteyen herkesin katılımına açıktır. Katılmak istediğiniz her eğitim için ayrı ayrı aşağıdaki başvuru formlarını doldurmanız gerekmektedir.

Eğitim gününden 1 (Bir) gün önce eğitimin gerçekleştirileceği Zoom programı bağlantı linki başvuru yapmış olduğunuz mail adresine ve telefonunuza kısa mesaj olarak gönderilecektir. Lütfen başvurularda mail adresinizi ve telefon numaranızı tam ve eksiksiz doldurunuz.

NOT: Eğitimlere katılım ücretsizdir. Eğitim sonrasında katılımcılara blockchain altyapısı ile online katılım belgesi verilecektir.

 

 

Ağustos 2021 Dijital Eğitim Programı

·       Çocuklar için Finansal Okuryazarlık Eğitimi  

Eğitim Tarihi: 4 Ağustos 2021

Eğitim Saati: 16.00 – 17.00

Eğitim Başlıkları: 

·       Para kavramını tanıma,

·       Mal ve hizmetler,

·       İstek ve ihtiyaç,

·       Tasarruf,

·       Birikim,

·       Sorumlu tüketim,

·       Harcama

 

Çocuklar için Finansal Okuryazarlık Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız. 

 

 

·       Finansal Risk Yönetimi Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 11 Ağustos 2021

Eğitim Saati: 16.00 – 17.30

Eğitim Başlıkları: 

İyi borçlanma, kötü borçlanma ve Krediler hakkında bilinmesi gerekenler
·        Kredi kartı

·        Kredi çeşitleri

·        Kredili mevduat hesabı

·        İhtiyaç kredisi

·        Konut kredisi

·        Kredilendirme sisteminin yapısı

·        Sistem içerisinde arka plandaki oyuncular

·        Maliyetler

·        Ödeme zamanları

·        Diğer haklar ve Finansal Risk Yönetimi

·        Risk raporu

·        Kredibilite

 

Finansal Risk Yönetimi Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız.


 

 

Girişimciler için Finansal Okuryazarlık Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 18-19 Ağustos 2021

Eğitim Saati: 14.00 – 17.00

Eğitim Başlıkları: 

·        Girişimcilik kavramına genel bakış

·        Girişimcilikte başarının temel şartları

·        Bütçe yönetme tüyoları

·        Bütçe Simülasyonu

·        Riskler

·        Finansal Tablolar

·        Finansman

·        Kaynaklar

 

Girişimciler için Finansal Okuryazarlık Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız. 

 


BAŞKAN AKIN AKINCI’DAN KURBAN BAYRAMI MESAJI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Kurban Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajda ANSİAD üyesi iş insanlarının ve Antalyalıların bayramını kutladı.

Bayramların birliktelikleri kuvvetlendiren önemli günler olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Covid-19 pandemisinin etkisi dolayısıyla son 2 yıldır birbirimize özlem duyduğumuz bir bayramı daha karşılamanın burukluğu içerisindeyiz. Değerlerimizi ve inancımızı kuvvetlendiren, yardımlaşma ve dayanışmanın samimi şekilde yaşandığı günler umuyoruz ki çok uzak değil” dedi.

Geçirdiğimiz olağanüstü dönemi en kısa sürede geride bırakmayı temenni eden Başkan Akıncı, “Geçtiğimiz yıl aşı ile ilgili olumlu haberler beklerken bu yıl aşılamaların yapılması, ülkemizde bu oranın giderek artması bizler için umut verici bir durum. Bu vesileyle bilim insanlarımıza minnet ve şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. Pandemi önlemlerine bu yıl azami ölçüde uyarak önümüzdeki bayramlarda daha da rahat kucaklaşacağımız bir yıl olmasını umut ettiklerini dile getiren Başkan Akıncı, “Kurban Bayramı vesilesiyle, geçirdiğimiz bu olağanüstü ve zor dönemi geride bırakmayı diliyor, bayramın ülkemize ve tüm dünyaya en başta sağlık olmak üzere huzur getirmesini ümit ediyorum. Bu duygularla başta ANSİAD ailemiz olmak üzere tüm Antalyalıların ve ülkemizin sağlık ve mutluluk dolu bir bayram geçirmesi temennisiyle iyi bayramlar diliyorum” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


Antalya Dijital Gelişim ve Yetkinlik Eğitim Programı Devam Ediyor

Bu yaz döneminde markanı ve işini büyütmek senin elinde. Antalya Dijital Gelişim ve Yetkinlik Eğitim Programı ile dijitale adım atmak için büyük bir fırsat doğuyor.

Habitat Derneği, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ve Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) iş birliğinde Antalya için Dijital Gelişim ve Yetkinlik Eğitim Programı başlıyor. 21. Yüzyıl eğitim becerileri ile şekillendirilmiş online eğitim programı ile yaz döneminde kurumsal ve bireysel kapasite gelişimlerinin yanında çocuklara, gençlere ve yetişkinlere yönelik eğitimlerimiz devam ediyor.

Eğitim programı ile beraber Antalya toplumunun ve ekonomisinin dijitalleşmesine odaklanan bir dizi farkındalık çalışması ve eğitim programı ve atölye çalışmasına ev sahipliği yapıyor.

ANSİAD ve ATSO olarak Habitat Derneği ile imzalanan bölgesel topluluk merkezi iş birliği protokolü kapsamında, Habitat Derneği’nin başlattığı online yaz eğitim hareketine destek veriyoruz ve daha çok kişinin bu eğitimlerden yararlanması için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz.

Sen de online gerçekleştirilecek eğitimlere katılabilir ve etkileşimli olarak becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

Bu Yaz sen de bize katıl!

Eğitimler, her yaş aralığından kendini bu alanda bilgi sahibi olmak isteyen ve kendini geliştirmek isteyen herkesin katılımına açıktır. Katılmak istediğiniz her eğitim için ayrı ayrı aşağıdaki başvuru formlarını doldurmanız gerekmektedir.

Eğitim gününden 1 (Bir) gün önce eğitimin gerçekleştirileceği Zoom programı bağlantı linki başvuru yapmış olduğunuz mail adresine ve telefonunuza kısa mesaj olarak gönderilecektir. Lütfen başvurularda mail adresinizi ve telefon numaranızı tam ve eksiksiz doldurunuz.

NOT: Eğitimlere katılım ücretsizdir. Eğitim sonrasında katılımcılara blockchain altyapısı ile online katılım belgesi verilecektir.

 

 Temmuz 2021 Dijital Eğitim Programı

 

·       Çevrimiçi Güvenlik Eğitimi  

Eğitim Tarihi: 7 Temmuz 2021

Eğitim Saati: 13.00 – 15.00

Eğitim Başlıkları: 

·       Sosyal Medya’ya Giriş

·       Güvenlik Önlemleri

·       Gizlilik Ayarları

·       Kriz Anında Doğru Bilgi Alma ve Bilgiyi Doğrulama

·       COVID-19 ile İlgili Yayılan Bilgiler ve Bilgiyi Doğrulama

·       Bilgi Doğrulama Platformları

·       Dijital Hukuk

·       Facebook Bize Neler Sağlıyor? 

 

Çevrimiçi Güvenlik Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız. 

 

·       Kadın İçin Teknoloji Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 8 Temmuz 2021

Eğitim Saati: 14.00 – 17.00

Eğitim Başlıkları: 

E-Hizmetler
Sosyal Medya
Güvenli İnternet
Günlük Hayatta Sosyal Medya ve İnternet
 

Kadın için Teknoloji Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız.

 

·       Çocuklar için Kodlama Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 12 Temmuz 2021

Eğitim Saati: 14.00 – 17.30

 

Çocuklar için Kodlama Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız. 

  

·       Çocuklar için Kodlama Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 13 Temmuz 2021

Eğitim Saati: 14.00 – 17.30

 

Çocuklar için Kodlama Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız.

 

·       Bulut Bilişim Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 29 Temmuz 2021

Eğitim Saati: 19.00 – 20.30

Eğitim Başlıkları: 

Bulut teknolojisinin ve sunucu altyapı gelişiminin aktarılması,
Bulut teknoloji kullanım amaçlarının aktarılması,
Bulut servis sağlayıcılarını ve hizmetlerini tanıtılması,
Bulut hizmetlerinin kullanımı konusunda farkındalık kullanma,
Bulut teknolojileri ile geliştirme yapılmasının ardından,
Bulut çeviri ve Azure uygulamalarını kullanarak uygulanabilirlik alanında fayda,
Bulut teknolojisi ile kolaylaşan işler ve uygulama alanları konusunda farkındalık yaratılması
 

Bulut Bilişim Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız.


ANTALYA’YA SAHİP ÇIKMAK HEPİMİZİN GÖREVİ

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, falezlere verilen yapı izninin yanlış olduğunu belirtirken, Kaleiçi’nde bulunan eski Kültür Sineması’na ev sahipliği de yapan atıl bina ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından binanın ‘kamulaştırılması’ yönünde görüş bildirilmesi kararını desteklediklerini belirtti.

Antalya’nın önemli doğal miras alanlarından biri olan falezler üzerinde TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi tarafından yargıya taşınmasıyla gündeme gelen 15 katlı bina yapılmasına izin veren imar düzenlemesinin kendilerini üzdüğünü kaydeden Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı, Antalya’mızın temel sorunlarına duyarlı bir sivil toplum kuruluşu olarak bu yanlışlardan dönülmesi gerektiğini düşündüklerini kaydetti. Yine Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde görüşülen ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ‘tesis alanına çevrilmesi’ yönünde görüş istediği Kaleiçi’nde yer alan eski Kültür Sineması’nın ‘kamulaştırılması’ yönünde alınan kararına desteklerini belirten Akıncı, “Antalya’mızın göz bebeği Kaleiçi’nde tarihi surlarda bulunan atıl binanın Büyükşehir Meclisi’nde alınan kararla bakanlığa ‘kamulaştırılması’ yönünde bildirilen görüş kentimiz için sevindirici bir haber, bu konuda karar alınmasını sağlayan belediye meclis üyelerine teşekkür ediyorum” dedi.

MECLİS KARARINA İTİRAZ

ANSİAD olarak Antalya ve Batı Akdeniz Bölgesi’nde güçlü bir ekonomi, çağdaş bir toplumsal yapının oluşmasını benimsediklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Bölgemizin doğal, tarihi zenginliklerine sahip çıkarak sürdürülebilir kalkınmasını hedef almış bir kurumuz ve bu misyonla hareket etmekteyiz” diye konuştu. Ülkenin ve kentin temel sorunlarına duyarlı bir kurum olarak yapılan yanlışın düzeltilmesi adına sorumluluk duyduklarını kaydeden Başkan Akıncı, “Üzülerek belirtmek isterim ki her zaman bu şehir için yapılacak her doğruda bizler göreve hazırız dediğimiz ve Antalya’mızı emanet ettiğimiz Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yine üstlenmiş olduğumuz sorumluluk gereği almış olduğu meclis kararına itirazımız olduğunu belirtmek isterim” dedi.

HANGİ YANLIŞ DÜZELTİLMEK İSTENİYOR?

Kentin çevre sorunlarının yanında yapı yoğunluğu ve betonlaşma gibi problemlere birlikte çözüm aranması gereken bir dönem olduğuna işaret eden Başkan Akın Akıncı, “Kentimizin kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir olmasını hedeflememiz gerekirken, mevcut koşulların daha da kötüye evrilmesine hiçbir anlam verememekteyiz” diye konuştu. Toplumsal ve çevresel etki değerlendirmelerinin düşünülmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin teknik gerekçelerini açıklamış olduğu 15 kata kadar yapı izni vermenin şehrimizde hangi yanlışı düzeltmek adına yapılmış olduğunu bilmek, Antalya’da yaşayan herkesin hakkıdır diye düşünüyorum” dedi.

TARİHİ SURLAR ONARILMALI VE ATIL BİNA KAMULAŞTIRILMALI

Kaleiçi Yenikapı girişinin yanında, Kaleiçi Surları içerisinde atıl bir durumda olan yapı için mülk sahiplerince ‘turizm tesisi alanı’ olması talebiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunulduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Mülk sahipleri tarafından bakanlığa başvurulmuş olabilir, bu husus yalnızca onları ilgilendirmektedir. Ancak Antalya Büyükşehir Belediye meclisinde konu ile ilgili bakanlığa ‘kamulaştırılmalı’ görüşünün bildirmesi tüm şehrimiz adına önemli bir karardır. Kent menfaati adına doğru olan yapılmıştır, bundan sonraki süreçte tarihi surların onarılması ve yeşil alan haline getirilmesi gündeme gelmelidir” diye konuştu. Belediyelerin kent adına ortaya koydukları doğru projeleri hayata geçirmekle sorumlu olmaları gerektiğini kaydeden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Bir zamanlar Kültür Sineması’na ev sahipliği yapan ve maalesef Antalya’mızın göz bebeği Kaleiçi’nde bulunan atıl binanın, turizm tesis alanına çevrilmesi için ilgili bakanlık tarafından istenen görüşe istinaden Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nden ‘kamulaştırılmalıdır’ kararı çıkması kentimiz için çok sevindirici bir haber. Kaleiçi’nde tarihi ve kültürel mirasımızı olumsuz etkileyecek bir konuda hassasiyet göstererek Antalya Büyükşehir Belediye Meclis üyelerinin almış olduğu sorumluluk takdir edilmeli.” Bir sivil toplum örgütü olarak yaşadıkları kente hizmeti, pozitif anlamda dönüşümü desteklediklerini kaydeden Başkan Akıncı, “ANSİAD olarak bizler, kendilerini yakından tanıdığımız ve güvendiğimiz tüm belediye başkanlarımıza, güzel Antalya’mıza değer katan ve ortak akılla plan, proje ve iş üretme çabalarında her zaman destek için yanlarında olacağımız bildirmek isteriz” dedi. 

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


Antalya Dijital Gelişim ve Yetkinlik Eğitim Programı Başlıyor

Bu yaz döneminde markanı ve işini büyütmek senin elinde. Antalya Dijital Gelişim ve Yetkinlik Eğitim Programı ile dijitale adım atmak için büyük bir fırsat doğuyor.

Habitat Derneği, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ile Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) iş birliğinde Antalya için Dijital Gelişim ve Yetkinlik Eğitim Programı başlıyor. 21. Yüzyıl eğitim becerileri ile şekillendirilmiş online eğitim programı ile yaz döneminde kurumsal ve bireysel kapasite gelişimlerinin yanında çocuklara, gençlere ve yetişkinlere yönelik eğitimlerimiz devam edecek.

Antalya dijital gelişim ve yetkinlik eğitimleri ile bireyleri, toplulukları ve işletmeleri bir araya getirerek; onların büyümek için ihtiyaç duydukları becerilere, kaynaklara ve bilgilere erişmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor.

Eğitim programı ile beraber Antalya toplumunun ve ekonomisinin dijitalleşmesine odaklanan bir dizi farkındalık çalışması, eğitim programı ve atölye çalışmasına ev sahipliği yapılacak.

ANSİAD olarak Habitat Derneği ve ATSO ile imzalanan bölgesel topluluk merkezi iş birliği protokolü kapsamında, Habitat Derneği’nin başlattığı online yaz eğitim hareketine destek veriyoruz ve daha çok kişinin bu eğitimlerden yararlanması için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz.

Siz de online gerçekleştirilecek eğitimlere katılabilir ve etkileşimli olarak becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

Bu Yaz sen de bize katıl!

Eğitimler, her yaş aralığından kendini bu alanda bilgi sahibi olmak isteyen ve kendini geliştirmek isteyen herkesin katılımına açıktır. Katılmak istediğiniz her eğitim için ayrı ayrı aşağıdaki başvuru formlarını doldurmanız gerekmektedir.

Eğitim gününden 1 (Bir) gün önce eğitimin gerçekleştirileceği Zoom programı bağlantı linki başvuru yapmış olduğunuz mail adresine ve telefonunuza kısa mesaj olarak gönderilecektir. Lütfen başvurularda mail adresinizi ve telefon numaranızı tam ve eksiksiz doldurunuz.

NOT: Eğitimlere katılım ücretsizdir. Eğitim sonrasında katılımcılara blockchain altyapısı ile online katılım belgesi verilecektir.

 

Haziran 2021 Dijital Eğitim Programı

·       Mobil Fotoğrafçılık Eğitimi

Eğitim Tarihi: 10 Haziran 2021

Eğitim Saati: 17.30 – 19.00

Eğitim Başlıkları:

·       Fotoğraf Nedir?

·       Fotoğrafçılığın Tarihi ve Gelişimi

·       Mobil Fotoğrafçılığa Giriş

·       Temel Kavramlar

·       Uygulama Örnekleri

·       Atölye Çalışması 

 

Mobil Fotoğrafçılık Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız.

 

·       İnternet Reklamcılığı Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 17 Haziran 2021

Eğitim Saati: 17.30 – 19.00

Eğitim Başlıkları: 

·       Geleneksel Reklamlar 

·       Dijital Reklam Alanları 

·       Facebook Reklam Paneli 

·       Instagram Reklam Paneli 

·       İyi Uygulama Örnekleri 

 

İnternet Reklamcılığı Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız. 

 

·       Dijital Okuryazarlık Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 22 Haziran 2021

Eğitim Saati: 19.00 – 20.30

Eğitim Başlıkları: 

·       Dijital Okuryazarlık Nedir? 

·       Teknolojinin Tarihsel Süreci 

·       Medyanın Değişimi ve Sosyal Medya Kavramı 

·       Dijital Okuryazarlık Süreci ve Dijital Vatandaşlık 

·       Güvenlik Tavsiyeleri 

·       Post Truth ve Yeni Medya 

·       Dijital Hastane 

·       Dijital Hukuk 

 

Dijital Okuryazarlık Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız. 

 

·       Dijital Gazetecilik Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 22 Haziran 2021

Eğitim Saati: 18.00 – 21.00

Eğitim Başlıkları: 

·       Haber Yayıncıları ve Facebook 

·       Kitlenize Ulaşmak için Facebook 

·       Haberler için Instagram 

·       Gazeteciler için Güvenli Facebook 

 

Dijital Gazetecilik Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız.

 

·       Dijital İçerik Üretimi ve Yönetimi Eğitimi 

Eğitim Tarihi: 23 Haziran 2021

Eğitim Saati: 19.00 – 21.00

Eğitim Başlıkları: 

 

Microsoft Office Programları Etkin Kullanım İpuçları

·   Dosya oluşturmak, kaydetmek ve açmak

·   Şablonlar ile dosya oluşturmak

·   Belge özelliklerini değiştirme

·   Belge kurtarma seçeneklerini ayarlama

·   Office dosyalarını kurtarma

·   Dosyaları yeniden adlandırmak

·   Microsoft Office ile İlgili Temel Bilgiler

·   Office Kullanım Seçenekleri

·   Office'i Çevrimiçinde Deneyimleyin

·   Microsoft Word ile Çevrimiçinde Çalışın

·   Dokümanınızı Yazdırın

·   Metin Ekleyin ve Düzenleyin

·   Oluşturduğunuz Metnin Yazım, Dil Bilgisi ve Anlaşılırlığını Denetleyin

·   Liste Ekle ve Biçimlendir

·   Metin Bulma ve Değiştirme

·   Şekil ve Grafik Oluşturmak -1-

·   Şekil ve Grafik Oluşturmak -2-

·   WordArt ile Özel Efektler Oluştur

·   Tablo Oluşturma

·   Sayfa Numarası Ekleme ve Kaldırma

·   Doküman Üzerinde Çalışırken Size Yardımcı Olacak Kısayolları Keşfedin

·   Microsoft Word'ü Mobil Cihazınızda da Kullanın

·   Denklem Ekleme

·   PDF'e Çevirme ya da PDF Olarak Kaydetme

·   PDF Dosyası Düzenleme

 

Word, Outlook, PowerPoint ve Excel’e ilişkin temel kullanımı
 

·   Bulut Üzerinde Depolama ve Çalışma

·   Microsoft OneDrive'u Kullanmaya Başlayın

·   OneDrive'da oturum açın veya bir hesap oluşturun

·   OneDrive Hakkında Temel Bilgiler

·   Telefonunuza ya da Tabletinize OneDrive'ı Kurun

·   OneDrive'ı Mobil Uygulaması Üzerinden Kullanmak

·   OneDrive'a Dosya ve Klasör Yükleme

·   OneDrive'da Dosya ve Klasör Oluşturma

·   OneDrive'da Silinen Dosyaları Geri Yükleme

·   Microsoft Office 365 ile Dosya ve Klasör Paylaşımı

·   Microsoft Word Belgesi Üzerinde Ortaklaşa Çalışın

·   Microsoft Word'de Yorum Ekleme ve İnceleme

·   Microsoft Word'de Metin Üzerindeki Değişiklikleri İzleyin

·   Microsoft Word'de Metin Üzerindeki Değişiklikleri Yönetin

·   Outlook Takvim

·   Outlook Takvim'i Keşfedin

·   Outlook Takvim Kategorilerini ve Hatırlatıcılarını Kullanmak

·   Outlook Üzerinde Kişi Grubu Oluşturma

 

Geleceginitasarla.com online platformuna dahil olma
 

Dijital İçerik Üretimi ve Yönetimi Eğitimi’ne başvurmak için tıklayınız. 


ANADOLU DEMOKRASİSİ ‘LİKYA BİRLİĞİ’

Batı dünyasının demokratik köklerini Atina’da değil Anadolu’da araması gerektiğini kaydeden Kader Sevinç, “Batı, demokratik köklerini çoğulcu ve eşitlikçi olmayan antik Atina demokrasisinde görse de, eşitlikçi ve çoğulcu demokrasi Antalya’dan doğan Likya demokrasisidir” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 19. Online Toplantısı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyeleri ve misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. AB’ye Anadolu İlhamı’nın konuşulduğu toplantının konuğu, Demokrasi 4.0 Kurucusu, CHP Avrupa Birliği Temsilcisi, Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar Partisi (PES) Yönetim Kurulu Üyesi Kader Sevinç oldu.

BAŞKAN AKINCI: KOMEDİ İZLER GİBİ İZLİYORUZ

ANSİAD’ın saygın bir iş derneği olarak toplumsal konularda da sorumluluğuna işaret eden ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Pandemi ve ekonomi darken son on gündür de komedi gibi izlediğimiz ancak inanıyorum ki yurdunu, milletini ve Türkiye’yi seven insanların içini acıtan, yurtdışında zedelenmiş itibarımızı hayli yerle bir eden gelişmeleri hep birlikte içimiz acıyarak takip ediyoruz” dedi. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı konularına yıllardır dikkat çektiklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Adalet eşitsizliğini minimalize eden ülkelerde hukuk ve onun egemen olduğu hukuk devletinin yaptırımları söz konusuyken, günlerdir gözümüzün önünde yaşananlar aslında adalete, hukuka olan ihtiyacın ne kadar belirginleştiğinin bir örneği olarak duruyor” diye konuştu. Temelde özgür birey ölçütünün olması gerektiğine işaret eden Akıncı “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna baktığımızda temel felsefenin özgür birey ve yurttaşlık bilinci yaratılması olduğunu, Mustaf Kemal Atatürk’ün bu vizyon ile milletinin ileriye gitmesini hedeflediğini biliyoruz. Fakat bugün yaşananlar bu vizyon ve bilincin çok dışında, hatta tamamen zıttındadır” dedi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’na katılan ülkelerin Yeni bir Avrupa için Paris Şartı’nda aldıkları kararın önsözüne dikkat çeken başkan Akıncı, sözlerini şöyşe sürdürdü; “Katılan devletlerin hazırladığı metinde, ‘Demokrasinin temelinde insana saygı, hukukun üstünlüğü yatar, kimse hukukun üstünde değildir’ deniliyor. Bu suretle hukukun üstünlüğünün ulus üstü bir kavram olduğuna vurgu yapılıyor. Bilinçli bir yurttaş ve saygın bir iş derneğinin temsilcileri olarak bunları dile getiriyoruz, yargı bağımsızlığının önemini anlatıyoruz, anlatmaya da devam edeceğiz. Çünkü hukuk devletinin gerçekleşmesinde en önemli unsur yargı bağımsızlığı, bu yargı mensuplarına verilmiş bir imtiyaz da değil, bireyin doğru ve adil yargılanması hakkının teminatı. Yaşanan her süreçte ülkemizin bazı kavramlara duyduğu ihtiyacı görmemek imkansız. Bunlar önümüzde bir blok gibi duruyorlar ve umuyoruz ki en kısa sürede ülkemiz kendine yakışan bağımsız bir yargıya, hukukun üstünlüğünün göz ardı edilmediği bir döneme kavuşur.” Başkan Akıncı, toplumda adalet duygusunun oluşmasını sağlayacak en önemli unsurun hukuk olduğunu kaydederek, “Bu duyguyu sağlayacak ve onu koruyacak olan bağımsız yargı mensuplarıdır, aynı zamanda çağımızın yönetim biçimi olan demokrasinin de olmazsa olmaz koşulu adalettir” dedi.

AVRUPA DEMOKRASİSİNİN TEMELİ LİKYA BİRLİĞİ

Dünyanın çok önemli dönüm noktalarından geçtiğine işaret eden Demokrasi 4.0 Kurucusu, CHP Avrupa Birliği Temsilcisi, Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar Partisi (PES) Yönetim Kurulu Üyesi Kader Sevinç, Türkiye’nin bu dönüşümün bambaşka bir yerinde saplanıp kaldığına işaret ederek, “Demokratikleşme, yargı bağımsızlığı, herkesin hak ve özgürlüklerinin güvence altında olması son derece önemli. Bunların güvence altında olmadığı bir ülkede ne ekonomik gelişmelerden bahsedebilmek ne de çağı yakalamaktan bahsedebilmek mümkün, ne de yeni nesil yurttaşlarına güven ve umut veren bir ülkeden bahsetmek mümkün” diye konuştu. Demokrasinin temellerinin Anadolu’da atıldığını dile getiren Sevinç, “Türkiye’nin Avrupa’daki yerini vurgulayan siyasal, toplumsal bir çok etken söz konusu. Teke Yarımadası dediğimiz, bugün Antalya’yı da içine alan bölgede, Milattan Önce 167 ile 67 arasında  kurulmuş olan ve 100 yıl ayakta kalmış Likya Birliği. 23 kent devleti arasında barış, hukuk, demokrasi ve çıkarlara dayalı bir felsefeye dayanan, Antik Atina’dan daha ileri olan bir birlikten söz ediyoruz” dedi. Batı dünyasının demokratik köklerinin çoğulcu ve eşitlikçi olmayan Atina’da değil Likya Birliği’nde olduğunu kaydeden Sevinç, “Monstesquieu der ki Yasaların Ruhu kitabında, ‘Bana mükemmel bir Cumhuriyet örneği gösterin deseler ben Likya Birliği derim’ Bu anlamda Likya Birliği’nin Antalya bölgesinden çıkmış olması da çok önemli, AB’ye hatta ABD’ye model olmuş bir antik sistem diyebiliriz. ABD'nin Birleşik Devletler Anayasası'nın biçimlendirilişinde, yapılanmasında da etkili. Her ne kadar bugünkü Avrupa Birliği liderleri, uzmanları bunun çok bilincinde olmasalar dahi. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘bir hazinedir’ dediği ve büyük önem verdiği Anadolu'nun hikayesini tüm dünyaya anlatmalıyız” diye konuştu.

DEMOKRASİNİN ORİJİNALİ LİKYA’DA ORTAYA ÇIKTI

Likya Birliği’nin 100 yıl süreyle 23 kent devletini bir araya getiren demokratik bir birlik olduğuna dikkati çeken Kader Sevinç, “Tıpkı bugün 27 Avrupa ülkesinin bir araya gelerek Avrupa Birliği’ni oluşturması gibi Likya’da da aynı şey söz konusu. Ortak bir meclis, ortak para birimi gibi enteresan bir benzerlik ve yaklaşım” dedi. Batı dünyasının antik Atina merkezli bir demokrasi anlayışı olduğuna dikkati çeken Sevinç, “Demokrasinin kökleri, merkezi ve yola çıkış noktası bakımından Işık Ülkesi olarak anılan Likya çok önemli bir konumda. Günümüzde ise batıda tam tersi Atina’ya referans verilir, günümüz Yunanistan’ına buradan bir sempatiyle bakılır. Ancak demokrasi günümüzde eşitlikçilik, çoğulculuk olarak anlaşılırken, bugünün demokrasinin köklerinin eşitlikçi, çoğulcu olmayan antik Atina’da olduğunu söylemek mümkün değil. Bugünkü demokrasinin köklerinin Likya’da can bulduğunu sözleyebiliriz" diye konuştu. Atina demokrasisinde kadınların karar mekanizmalarında olmadığını, dışlandığını kaydeden Sevinç, “Likya demokrasisinde tam tersi kadına büyük önem veriliyor, karar alma süreçlerinde, mekanizmalarında kadınlar yer alıyor, kadınlar hem eşitler hem de oy hakkına sahipler. Meclis başkanı da olmuşlar. Anadolu’nun anaerkil kültürünün bir yansıması Likya’da var. Bizim topraklarımızın kültürü ve geleneğinin parçası olan Likya Birliği’ni hem anlatmalı hem de bilincinde olmalıyız” dedi.

PARLAMENTER DEMOKRASİ ÖRNEĞİ: LİKYA

Atina demokrasisinin “çoğulculuk”tan uzak “çoğunlukçu” bir demokrasi olduğuna işaret eden Sevinç sözlerini şöyle sürdürü; “Bizim günümüzde Türkiye’de yaşadığımız sıkıntı da bununla ilgili. Çoğunlukçu musunuz, çoğulcu musunuz? Yani yüzde 50+1 alan istediğini yapar mı diyorsunuz yoksa hayır orada yüzde bir alanın sesi de mutlaka demokrasi içerisinde yerini bulmalı ve onun katkısının da alınabileceği bir model olmalı mı diyorsunuz?  Atina demokrasi doğrudan demokrasinin bir modeli olarak ortaya çıkarken Likya daha parlamenter demokrasiye uygun bir sistem ama katılımcı demokrasi örneği. Parlamenter demokrasinin de yeşertildiği bir ortamdan bahsetmek mümkün.” Erkek egemen ve kadınları dışlayan, elitist bir model olan Atina’nın Likya demokrasisine göre geride ve zıt olduğunu kaydeden Kader Sevinç, “Bugünkü çoğulcu, eşitlikçi demokrasi anlayışımız bakımında Likya çok önemli. Aynı zamanda yılda bir seçim yapılan ortak parlementonun başkanı kadınlar da var Likya Birliği’nde. Batı dünyası demokrasinin kökünü çoğulcu ve eşitlikçi olmayan antik Atina demokrasisinde görse de, bugün anladığımız manasıyla eşitlikçi ve çoğulcu demokrasi Likya demokrasisidir. Likya Birliği Anayasası’na göre tüm kentlerin halkları eşit yurttaşlık haklarına sahiptir. Anadolu'nun ışığı günümüzde de ülkemize ve Avrupa'ya ilham verecek zenginlikte” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD BAŞKANI AKINCI’DAN BAYRAM MESAJI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD ailesinin, Antalyalıların ve salgın sürecinde özverili bir şekilde görevine devam ederek ailelerinden bu bayram da ayrı kalan sağlık çalışanlarının Ramazan Bayramı’nı kutladı.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, covid-19 salgını dolaysıyla geçtiğimiz yıldan bu yana kadar bütün bayramlarda ailemizden ve sevdiklerimizden uzak kaldığımızı kaydederek, “Sağlığımızı ve sevdiklerimizi korumak için koyduğumuz fiziksel mesafeler dolayısıyla buruk bir bayram daha yaşıyoruz. 17 günlük bir tam kapanma sürecinin sonunda, yaşadığımız bütün bu ayrılıkların, ekonomik ve sosyal etkileri dolayısıyla yaşanan zorlukların geçmesini temenni ediyorum” dedi. Salgın sonrasında siyasi ve ekonomik olarak derinden yaşanan tahribatların yeniden yapılanmasını ümit ettiğini dile getiren Başkan Akıncı, “İş dünyası olarak ülkemizin refah seviyesinin ileri bir noktaya geldiği, uzun bir zamandır kapanmadan dolayı iflas eden ve iflas etme noktasına gelen esnafımıza, sanayicimize ve kobilere destek verilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunda gözle görülür, köklü ve somut adımlar atılmasını bekliyoruz ve bunu her konuşmamızda dile getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz” diye konuştu. Sağlık ve aşılama politikasında ciddi adımlar atılmasının en büyük beklentisi olduğunu belirten Başkan Akıncı, “Ülkemizin cari açığını kapatan bir sektör olan turizmin pandemi koşullarında aldığı darbeyi görmemek mümkün değil. Bu konuda en büyük temennimiz normalleşme dönemine aşılamanın tamamlanmasıyla beraber geçilmesidir. Bir sonraki Ramazan Ayı’na sağlıkla, mutluluk ve huzurla ulaşmayı diliyor, başta ANSİAD ailemizin, Antalyalıların ve salgın sürecinde özverili bir şekilde görevine devam ederek ailelerinden bu bayram da ayrı kalan sağlık çalışanlarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyorum” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

GSM: 0551 2079182


TÜKETİCİ MERKEZLİ BİR DEVRİMİN TAM ORTASINDAYIZ

TÜKETİCİ MERKEZLİ BİR DEVRİMİN TAM ORTASINDAYIZ

Müşteri rönesansı yaşandığını kaydeden Yelda İpekli, üreticiler ve hizmet sağlayıcıların artık şirket merkezlerine tüketiciyi koymak durumunda olduklarını kaydetti.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 18. Online Toplantısı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyeleri ve misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. ‘Şirket Markası; Dönüşümün Gücü’nün konuşulduğu toplantının konuğu, Stratejik Pazarlama ve Marka Yönetim Uzmanı Yelda İpekli oldu. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Başkan Akın Akıncı, huzurlu bir süreç beklediklerini kaydederek Ramazan Bayramı’nı kutladı.

BAŞKAN AKINCI’DAN BAYRAM MESAJI

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, covid-19 salgını dolaysıyla geçtiğimiz yıldan bu yana kadar bütün bayramlarda ailemizden ve sevdiklerimizden uzak kaldığımızı kaydederek, “Sağlığımızı ve sevdiklerimizi korumak için koyduğumuz fiziksel mesafeler dolayısıyla buruk bir bayram daha yaşıyoruz. 17 günlük bir tam kapanma sürecinin sonunda, yaşadığımız bütün bu ayrılıkların, ekonomik ve sosyal etkileri dolayısıyla yaşanan zorlukların geçmesini temenni ediyorum” dedi. Salgın sonrasında siyasi ve ekonomik olarak derinden yaşanan tahribatların yeniden yapılanmasını ümit ettiğini dile getiren Başkan Akıncı, “İş dünyası olarak ülkemizin refah seviyesinin ileri bir noktaya geldiği, uzun bir zamandır kapanmadan dolayı iflas eden ve iflas etme noktasına gelen esnafımıza, sanayicimize ve kobilere destek verilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunda gözle görülür, köklü ve somut adımlar atılmasını bekliyoruz ve bunu her konuşmamızda dile getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz” diye konuştu. Sağlık ve aşılama politikasında ciddi adımlar atılmasının en büyük beklentisi olduğunu belirten Başkan Akıncı, “Ülkemizin cari açığını kapatan bir sektör olan turizmin pandemi koşullarında aldığı darbeyi görmemek mümkün değil. Bu konuda en büyük temennimiz normalleşme dönemine aşılamanın tamamlanmasıyla beraber geçilmesidir. Bir sonraki Ramazan Ayı’na sağlıkla, mutluluk ve huzurla ulaşmayı diliyor, başta ANSİAD ailemizin, Antalyalıların ve salgın sürecinde özverili bir şekilde görevine devam ederek ailelerinden bu bayram da ayrı kalan sağlık çalışanlarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyorum” dedi.

DÜNYA DÖNÜŞÜYOR

Stratejik pazarlama konusunda uzun yıllardır bir çok markayla çalışma gerçekleştiren Stratejik Pazarlama ve Marka Yönetimi Uzmanı Yelda İpekli, “Stratejik pazarlamanın farklı ve değişken koşullarda bir ürünün bir hizmetin bir şirketin doğru konumlandırılmadıyla ilgilidir. Fiyatlanmadan dağıtıma hatta üretime kadar bütün süreçlerin stratejik olarak, değişken koşullara göre konumlandırılması stratejik pazarlama demek” diye konuştu. Değişim ve dönüşüm konusunun dünyada en çok konuşulan konulardan biri olduğunu dile getiren İpekli, “Bence biz bir dönüşüm dönemindeyiz.  İş dünyasını bu kavramsal farkın etkilediğini düşünüyorum” dedi. Değişimde mevcut temellerin sarsılmadan güne adapte olmayı sağlayan bir süreç olduğuna dikkati çeken İpekli, “İşin temelini ve kökü değişmeden süreçleri değiştirdiğimizde biz buna iş dünyasında değişim diyoruz. Dönüşüm ise bildiğiniz her şeyi unutup, yeniden tanımlayıp, köklerimizdeki değerleri alıp, yeni topraklara bırakacak kadar özgüvenli ilerleyebileceğimiz bir dönemi simgeliyor. Dönüşümü çok daha uzun vadede ele alınması gereken ve kurumun değerleriyle birlikte bütün stratejik oluşumları değiştirmek olarak algılayabiliriz” diye konuştu.

MÜŞTERİ RÖNESANSI YAŞANIYOR

Dünyanın ve iş yapış şekillerinin değiştiği bir döneme işaret eden İpekli, “En önemlisi müşteri, tüketici değişiyor. Aniden hepimiz onlineda uzman olmaya başladık. 65 yaş üzeri onlinea girmezken son dönemde bu süreçte en fazla hareket sağlayan yaş gurubu oldular. Biz bu dönemi yönetebilmek istiyorsak eğer sadece kurumumuza değil müşterideki dönüşümün ne olduğuna, dünyanın nereye gittiğine ve tabiki rakip dünyanın nereye evrildiğine bakmamız gerekiyor” dedi. Tüketici merkezli bir devrimin tam ortasında olduğumuzu kaydeden Yelda İpekli, sözlerini şöyle sürdürdü; “Tüketici merkezli devrim müşteri rönesansı demek. Şimdiye kadar ne yapılıyordu, üreticiler ve hizmet sağlayıcılar en iyi ve en karlı bunu yapıyorum, hadi bunun için pazara çıkalım diyorlardı. Ancak durum değişti, artık şirketler merkezlerine müşteriyi koymak zorundalar. Klasik anlamda şirket yapılarında CEO ya da finans yöneticisi en tepedeyken, en tepede alınan kararlar satış stratejileriyle müşteriye iletiliyorken artık şirketlerin karar mekanizmasına müşteriler oturdu. Dünyanın lüks devlerinden bir tanesi, kendisinden emekli olan satış danışmanlarını tekrar göreve çağırdı. Çünkü müşteri temsilcisi olmak müşteriyle birebir temas noktasında olmak şirketlerin en değerli konularından bir tanesi haline geldi. Orada tecrübeli birinin olması, müşterinin ne istediğini anlayıp, müşteriden gelen talep ve tepkileri doğru şekilde yorumlayıp, şirket sürecine daha kolay yayabileceği düşüncesiyle böyle bir lüks tüketim devi 50 yaş ve üzerindeki eski müşteri satış danışmlanlarını mağazalarına davet ederek müşterilerini anlamak için bu çalışmayı başlattı.”

ANTALYA’DA OLMAK İLE NEWYORK’TA OLMAK ARASINDA FARK YOK

Türkiye’de kriz yılları hariç olmak üzere 10 bin ila 12 bin şirketin kapandığını dile getiren Yelda İpekli, “Kobilerin yüzde 50’si kurulduğu yıl, yüzde 80’i ilk 5 yılda, ikinci 5 yılda ise kalan yüzde 20’nin yüzde 80’i, kapanıyor. Aile şirketlerinin yüzde 60’ı birinci nesilden ikinci nesile geçerken, yüzde 96’sı da ikinci nesilden üçüncü nesile geçerken yok oluyor. Neden böyle bir durumdayız, Türkiye’de bu krizler bir türlü bitmiyor. Ortalama 7 yılda bir politik, ekonomik ve sosyolojik mutlaka bir kriz yaşanıyor, biz şirketlerimizi uzun vadede düşünemiyoruz deniliyor” dedi. Bütün dünyanın sıfırlandığı bir süreç yaşandığına dikkati çeken İpekli, “Sadece Türkiye’nin değil bütün dünyanın yaşadığı bu dönemde kim çabuk bir şekilde  dönüşüme dahil olur, kendi iş süreçlerine katarsa işte onlar fark yaratacaklar. Online görüşmeye geçtiğimiz bu dönemde sizin Antalya’da olmanızla Newyork’ta olmanı arasında da artık çok büyük bir fark kalmadı. Önemli olan, global bir vizyonu kendi hizmet gamınızda yeniden yorumlayıp hedef müşteriyi anlayıp, bunu satış süreçlerinize eklemek olacak” diye konuştu. Türkiye’de şirketlerin ortalama 7 yılda bir yaşadığı kriz dönemlerinin Türkiye için bir fırsat olabileceğini dile getiren İpekli, “Çeşitli krizleri yönetmeye alışık olduğumuz için belki de biz dünya piyasasında bu dönüşümü en kolay uygulayacak şirket yapılarına, felsefesine uygun olan kişileriz diye düşünüyorum” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN AKINCI ORTAK AKIL VE DAYANIŞMA VURGUSU YAPTI

Başkan Akıncı, “Bu sürecin bütün toplumu kucaklayan bir ortak akıl ve dayanışma sorumluluğuyla yönetilmesi iş dünyasıyla birlikte toplumun bütün kesimlerinin beklentisidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 26 Nisan günü kabine toplantısının ardından yaptığı toplantıda, koronavirüs salgını nedeniyle Türkiye’nin 29 Nisan akşamından itibaren tam kapanmaya geçeceğini açıklamıştı. Açıklamanın ardından 17 gün boyunca sürecek tam kapanmaya ilişkin ekonomik destek ve sürecin yönetimi ile ilgili herhangi bir bilgi verilmemişti. İş dünyası olarak beklentilerini dile getiren Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, koronavirüs salgınının ülkemizdeki 15. ayında vaka sayısı ve can kaybında geçtiğimiz yılın Nisan-Aralık zirvelerini geçtiğine işaret ederek taleplerini dile getirdi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Yeni pandemi dalgasının, on binlerce insan kaybına mal olan bu acı dönemin sağladığı tecrübeyle, her alanda bilimsel bilgiye uyarak, bütün toplumu kucaklayan bir ortak akıl ve dayanışma sorumluluğuyla yönetilmesi iş dünyasıyla birlikte toplumun bütün kesimlerinin beklentisidir” dedi.   

AŞI VE EKONOMİK DESTEKTE YETERLİ HAZIRLIK YOK

Yaşamını yitirenler, yakınlarını, sağlığını ve işini kaybeden vatandaşlardan sonra en büyük sıkıntıyı iş dünyasının çektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Bu süreçte işini ve çalışanlarını korumaya çalışan iş insanlarının yaşadığı zorluklar açıktır. Bu nedenle ANSİAD olarak geçen yıldan bu yana anket çalışmalarımız ve uzmanlarla yaptığımız istişare toplantılarına dayanarak alınması gereken önlemler konusunda gerekli uyarılarda bulunduk, bulunmaya devam ediyoruz. Buna rağmen mart ayında başlayan bu dalgaya karşı, ilgili kurumların korunma önlemleri, aşı ve ekonomik destekler konularında yeterince hazırlık yapmadıkları izlenimi edinmiş olduğumuzu üzülerek belirtmek istiyorum” diye konuştu. İki aya yakındır tam kapanma önlemi beklenmesine rağmen kararın kısa süre önce açıklanmasının ciddi bir karmaşaya yol açtığını dile getiren Akıncı, “Faaliyetine devam etmesi gereken iş kolları önceden belirlenmemiş, online izin belgesi sistemi kilitlenmiştir. Birçok iş insanı günlerdir kendisi ve çalışanları için izin belgesi almakla uğraşmaktadır” dedi.

YENİ SORUN ALANLARI YARATILDI

Tam kapanma kararı sonrasında yürürlüğe giren hatalı kanun değişikliğiyle çek ödemelerinin kesintiye uğradığına dikkati çeken Başkan Akıncı “Çözüm olarak kanun geçersiz sayılarak karşılığı olan çeklerin ödenmesine izin verilmesi gibi bir usül benimsenerek, durduk yerde yeni bir sorun alanı yaratılmış oldu” diye konuştu. İşletmelere verilen destekler konusunda plansızlığın söz konusu olduğunu dile getiren Başkan Akıncı, “Ekonomik desteklerle ilgili büyük beklentilere rağmen sadece kısa çalışma ödeneği ve küçük esnaf desteği süresinin uzatılması ve 5 milyar TL tutarında KOSGEB destek paketi açıklanmış, ancak perakende ticaretten eğitime kadar yüzbinlerce işletmenin kapandığı ve bu işletmelerin ücret, kira, elektrik, kredi ödemelerinin devam ettiği bir ortamda, mikro işletmelere 30 bin, küçük işletmelere 75 bin TL faizsiz kredi desteğinin kaç işletmeye fayda sağlayacağı hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır” dedi.

ÜLKEMİZE YAKIŞTIRAMIYORUZ

Türkiye’nin geçtiğimiz yıl aldığı önlemlerin başarısına rağmen bu yıl tam tersi bir süreç işletildiğini gördüklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Pandeminin ilk döneminde gerek alınan sağlık önlemleri gerekse ekonomik önlemlerle başarılı olunmuştu. Bununla birlikte yaşanan tecrübeler ışığında süreç yönetiminin iyileşmesi, pandemiyle ve ekonomik etkileriyle daha iyi mücadele edilmesi gerekirken tam tersi bir süreçle karşı karşıya kalmış olmayı, dünyada Nijerya gibi birçok ülkenin Hindistan ve Brezilya yanı sıra Türkiye’den de girişleri kısıtlamasını ülkemize yakıştıramıyoruz” dedi. Pandemi gibi yüzyılın afeti olan bir sorun karşısında her alanda bilimsel yöntemlere uyulması gerektiğinin altını çizen Başkan Akın Akıncı, “Milli birlik ve beraberlik sorumluluğuyla hareket etmek zorundayız.  Para politikasından aşı tedariğine kadar bütün konuları siyasi polemik konusu yaparak özünden kopmasına izin vermemeli ve ortak çözüm arayışını tüketmemeliyiz” diye konuştu.

ELEŞTİRİ MEKANİZMALARI AÇIK TUTULMALI

Dünya genelinde zor bir dönemden geçildiğini ve toplumların sağlık ve iş kaygılarıyla alınan kararlara yönelik tepki gösterdiklerini belirten Başkan Akıncı, “Bazı Avrupa ülkelerinde kapanma kararlarına karşı protestolar yapıldığını görüyoruz. Bu dönemde eleştiri ve protestolara hoşgörülü olmak, hem çözüm üretimini kolaylaştırmak hem de topluma güven vermek açısından her zamankinden önemlidir” dedi. Demokratik katılım ve eleştiri mekanizmalarının bu süreçte açık tutulması gerektiğinin altını çizen Başkan Akın Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne daha fazla izleme, denetim ve çözüm üretme yetkisi verilmeli, ekonomik destekler başta olmak üzere önemli konularda yeni bir kamu-sivil toplum istişare mekanizması kurulmalıdır. Yeni bir anlayışla liyakat, şeffaflık ve istişareye dayalı kurumsal reform süreci başlatılmalı, ekonomide iş dünyasına nefes aldıracak kısa dönemli adımlar yeniden planlanarak hızla uygulamaya konulmalıdır. Kapanan iş kollarında kira, ücret, kredi destekleri artırılmalı, şirketlerin önlerini görmesi sağlanmalıdır.” Güçlü bir ekonomik destek paketiyle pandemiye karşı önlemlerin de güçleneceğini belirten Akın Akıncı, “Uzun süreli yarım kapanmanın yol açacağı insan kaybı ve ekonomik kayıplar önlenmelidir. Sorunları siyaset üstü, bilimsel bir yaklaşımla ele aldığımız takdirde tam kapanma kurallarına tam anlamıyla uyulmasını, bütçeden daha fazla ekonomik destek verilmesini, gerçek bir reform süreciyle Türkiye ekonomisini daha güçlü hale getirmeyi başarabiliriz” diye konuştu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


2021 SEZONUNDAN BEKLENTİ 25 MİLYON TURİST

Turizmden 2021 sezonunda 16 ila 18 milyar Dolar gelir beklentisi içerisinde olduklarını kaydeden TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Haziran ayında açılması planlanan turizm sezonu için 25 milyon turist beklediklerini kaydetti.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 16. Online Toplantısı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyeleri ve misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. ‘Şehir Turizmi ve Turizmde Pazarlama’nın konuşulduğu toplantının konuğu, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya oldu. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, koronavirüs salgınından bir yılı geride bıraktıklarını belirterek, “Covid-19 ile mücadele kapsamında ülkemiz tam kapanmaya geçiyor. Umuyorum ki bunun sonucunda başta sağlık olmak üzere ülkemizin ve özelde Antalyamızın çok önemli bir sektörü olan turizme de olumlu yansımaları olacaktır” dedi.

İŞ DÜNYASI DİKKATE ALINMALI

Sağlık açısından tam kapanmaya geçilmesi kararını olumlu bulduğunu kaydeden Akıncı, “Tam kapanmanın zamanlamasıyla ilgili önce ya da sonra yapılması konunda yapılan tartışmaları başka bir yere koyuyorum ve sağlığımız için yapılan bu hamleyi mücadele kapsamında doğru buluyorum” diye konuştu. Süreç boyunca iş dünyasının yaşayacağı kayıplara yönelik ekonomi çarklarının dönmesi için devlet desteklerinin öneminin kaydeden Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “İş dünyamızın kaldığı yerden üretime devam edebilmesi, istihdam sağlayabilmesi, ihracatını gerçekleştirmesi ve değer üretebilmesi için beklentilerinin mutlaka dikkate alınması gerektiğinin altını çizmek ve devletimize bu konuda ivedilikle bir çalışma yapması çağrısında bulunmak istiyorum. Başta devlete ödediğimiz vergiler, SGK ve kredi ödemeleri, sanayicilerimizin üretiminin bir göstergesi olarak elektrik, doğalgaz faturalarının ötelenmesi, özellikle çek-senet ödemelerinde yaşanan denge bozulmalarının meydana getireceği domine etkisinin olayı iflas noktasına götürmemesi için mutlaka başta KGF kredileri olmak üzere uzun vadeli, geri ödemesiz, geri ödemesi ötelenmiş olan ciddi kredilere ve desteklere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. 17 gün bir kapanma yaşayacağız umarım bununla ilgili iş dünyası olarak destek talebimiz karşılığını bulur. Süreci en az hasarla atlatmayı ümit ediyoruz.”

BAHANELERİ OLMAMASI İÇİN VAKA SAYILARI DÜŞMELİ

Şubeler dahil 12 bin 500 üyelerinin olduğunu dile getiren Bağlıkaya, “Aktif olarak 6 ila 8 bin arasında acentacılık yapan firma var. Veriye dayalı tespit etmekte zorluk çekiyoruz, acenta belgesi almak maalesef çok kolay. Seçim vaatlerimiz arasında belge alımına yönelik düzenlemeler vardı ancak Bakanlık bunu istemiyor” dedi. Türkiye’nin bütün dünyayla bağlarını kuvvetlendirecek bir turizm planı olması gerektiğini dile getiren Bağlıkaya, “Hikayesi yazılmamış, parlatılmamış öne çıkartılmamış yerler var. Gastronomi, tarih, sanat, kültür faaliyetleriyle ön plana çıkan ancak biraz parlatılması gereken çok yer var. Bakın biz çok ticari düşünerek deniz, kum, güneşe fokuslanmışız. 7-8 aylık bir süreçte cari açığımızı kapatacak 35 milyar Dolar gibi bir gelir elde ediyoruz, gelir odaklı işten biraz vakit ayırıp hikayeye de odaklanmak gerekiyor” diye konuştu. TÜRSAB olarak Rusya’nın 1 Haziran’a kadar olan turları iptal etmesi nedeniyle 800 bin civarında turist kaybı beklediklerini dile getiren Başkan Bağlıkaya, “500 bin var olan rezervasyon mevcuttu, 800 bin civarında bir düşüş oldu diyebiliriz. İnsanların seyahat kısıtlamalarıyla ilgili bir bahanesinin kalmaması için vaka sayılarımızın düşmüş olmasını temenni ediyoruz. Vaka sayılarımız o kadar yüksek ki, kapatan ülkelere neden kapattınız diyebilecek durumda değiliz açıkçası” dedi. Turizmle ilgili iplerin Türk turizminin elinde olmadığını belirten Bağlıkaya, “Şu anda bizim sözlerimizin hepsi ‘eğer’ diye başlıyor. Aşı ile ilgili ipler bizim elimizde değil, şu anda sadece öngörüde bulunuyoruz. Rusya açılırsa, sayılar düşerse, aşılama oranımız artarsa diyerek sürekli öngörüde bulunuyoruz” diye konuştu.

BEKLENTİ 25 MİLYON TURİST

Turist sayısında dünyada 6. sırada yer aldığımızı belirten Bağlıkaya, “Turizm konusunda bizim başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi diyebilirim. 2 senede bir kriz yaşıyoruz, bu bizim rutinlerimizden biri oldu. Bu kriz maalesef şiddetli ve uzun sürdü. En büyük şanssızlık bu” dedi. Rusya’nın Mısır turizmini açmasının negatif olduğunu ancak çok önemli olmadığını belirten Bağlıkaya, “Bizim kapalı olduğumuz bir dönemde gelmeyen turistin nereye gideceği de bizi çok ilgilendirmiyor açıkçası. Mayıs ayında Rus pazarını Mısır ile paylaşıyorduk, o konuda rekabette tek kaldığını söyleyebiliriz” diye konuştu. 2021 sezonunda turist beklentisinin 25 milyon civarında olduğunu belirten Bağlıkaya, “Geçen sene çok garip bir şey oldu, kişi başı harcamalarda 660 dolardan 760 dolarlara çıktı. Bu yıl da kişi başı harcamanın da yüksek olacağını düşünüyoruz, 18-20 milyar Dolar gelir beklentimiz söz konusu. Bugün baktığımız yerden böyle gözüküyor, umarım Haziran’da bir sürpriz yaşamayız. 2019’un yarısını yakalarız hedefiyle başladık, umarım bir aksilik çıkmaz” dedi.

ŞEFFAFLIK GETİRDİK

TÜRSAB dijitalleşme çalışmalarına önem verdiklerini kaydeden Başkan Bağlıkaya, “Hiç bir ticari faaliyetin içerisinde değiliz, özellikle seyahat acentalarından akıbeti belli olmayan tahsil edilen miktarları ortadan kaldırdık. Seyahat Acentaları Birliği’nde bulunan bütün kurumların bilançolarını paylaşıyoruz. Daha önce genel kurula gittiğimizde bile acentaların bilançolarını göremezdik” diye konuştu. Yönetimi devir aldıklarında 560 milyon TL borç olduğunu kaydeden Bağlıkaya, “Şeffaf bir idari ve mali yapıya kavuştuk. Daha sonraki yönetimlerinde aynı bakış açısı ile devam ederek, TÜRSAB’ı geleceğe daha güvenli taşıyacaklardır” dedi.

BÖLGE TANITIMI İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Turizmi 12 aya yaymakla ilgili uzun vadeli hedefler koyulması gerektiğine işaret eden Bağlıkaya, “Bölge tanıtımına katkı sağlamaya çalışıyoruz, hem 12 aya yaymak, hem multi destinasyon olarak deniz kum güneş dışında bütün turizm segmentlerinde hizmet verebilmek için uzun bir stratejik plan çizmek gerekiyor. Şu an bizim bulunduğumuz ortamda hele pandemi ortamında bu çok mümkün değil” diye konuştu. Turizmin 12 aya yayılması konusunun kamu ile yapılabilecek bir strateji olduğunun altını çizen Başkan Bağlıkaya, “Seyahat Acentaları Birliği’ne insanlar gerçekten fazla şey yüklüyorlar. Yarın kısıtlama var neden gidemiyoruz, kısa çalışma ödeneği neden uzamıyor gibi birçok soru alıyoruz. Değerli kardeşim Bakanlar Kurulu’nda turizmci bir arkadaşımız var, sonuç olarak biz bir meslek örgütüyüz” dedi. TÜRSAB olarak sektörün sorunlarıyla ilgili talepte bulunduklarını ve takip ettiklerini kaydeden Bağlıkaya, “Yerli turistin gezmesiyle ilgili bütün izinleri İçişleri Bakanımızı ziyaret ederek biz aldık, otel rezervasyonu olanların izinli sayılmasını biz sağladık. Turizm Bakanımızın bu konuda bir çabası olmadı ki. Şu an bakın daha önceden uçak bileti alanların akıbeti ne olacak belirsiz” diye konuştu.

AŞI PASAPORTU KONUSUNDA BİR SORUN YOK

Avrupa Birliği’nin tanıdığı aşıların dışında aşı olanların seyahat kısıtlamasına tabi olması konusuna değinen Bağlıkaya, “Yunanistan’ın böyle bir çabası vardı. AB üyesi vatandaşların yalnızca AB’de kabul edilen aşıları kullanan ülkelere gitmesi yönünde, nereye gitsin Yunanistan’a İspanya’ya gitsin şeklinde bir çabaydı. AB toplantısında talepleri reddedildi, bizim de bunun aksini öğrendiğimiz bir durum yok” dedi.

BANKALAR TURİZMCİLERİN TELEFONLARINA ÇIKMIYOR

Kısa çalışma ödeneğinin üç ay uzatılması, banka kredileri konularında sorunları Cumhurbaşkanlığına ilettiklerini dile getiren Bağlıkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Vadesi gelen kredilerin ötelenmesiyle ilgili sorunlar yaşanıyor. Öteleyeceğiniz zaman maçın ortasında şartlar değişiyor, tamam öteleriz ama faiz x değil de y olsun diyerek şartları imkansız hala getiriyorlar. KGF ve Eximbank kredilerine herkesin ulaşamadığını biliyoruz. Turizm pandemi döneminde riskli olarak algılanıyor ve bankalar turizmcilerin telefonlarına çıkmıyor neredeyse.”

TGA PAYINI VERMEZSENİZ İŞ YERİNİZ KAPANIYOR

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı TGA’nın kuruluşu yönünde pozitif düşündüklerini ancak kuruluş biçimi ve yasasının arzulanan şekilde yapılanmadığını dile getiren Firuz Bağlıkaya, “Ben kuruluş şeklinin ve sektöre yükünün ağır olduğunu düşünüyorum. Dünyanın hiçbir yerinde, bu şekilde yapılanmış bir ajans yok ama sektöre anlatılırken sanki dünyanın her yerinde var Türkiye’de yok diye anlatıldı. Bizde bu ajans örneklerinin neredeyse tamamı var, bizdeki gibi bir uygulama kimsede yok, sektöre cirodan vergi uygulaması yok, TGA payınızı beyan etmezseniz ceza alıyorsunuz gibi bir sürü şey var. Turizmde cironuzdan vergi olmaz, incoming ve tur operatörlüğü yapanlar bilir bazen zararına iş yapılır, kâr etmeden fatura kesersiniz zaman zaman, iç tur yapanlar işin bu tarafını bilmeyebilir” diye konuştu. Türkiye’de turizmin sektör örgütlerinin TGA’da bir arada temsil edilmesi gerektiğini belirten Bağlıkaya, “Gece yarısı karar çıkarttılar Birlik Başkanları TGA adayı olamaz diye, sebep nedir, bakan bey öyle istedi. TGA çalışıyor mu? Evet çalışıyorlardır, o kadar bütçeleri var elbette bir şeyler yapıyorlardır. Turizmcinin hayal ettiği bir kurum yapısı yok orada. Doğrusu için mücadele edeceğiz, biz bir şey olmak gibi bir çaba içinde değiliz, ülkemiz için sektörümüz için iyi bir şeyler yapmaya çalışıyoruz” dedi.

Kabine değişikliğinde turizmde yeni bir bakan söz konusu olursa nasıl bir beklentisi olduğu sorusunu yanıtlayan Bağlıkaya, “Daha öncekiler gibi sektörle barışık bir bakanımız olmasını dilerim. Sektör örgütlerini yok etmeye çalışan değil, sektör örgütlerine destek olan bir bakanımız olmasını isterim. Sektörün sadece bir kanadı ile değil tüm bileşenleri ile iş birliği yapan bir bakanımız olmasını isterim.  İnsanların görev süresince, sektöre faydalı, iyi anılacak işler yaparak ayrılması beklenir, görevdeyken değil, görevi bıraktıktan sonra iyi anılmaktır esas olan. Ben tüm sektörün dertlerini dinleyen bir bakanımız olmasını diliyorum, her şeyi ben bilirim derseniz, üst üste yanlış yapmaya devam edersiniz” diye konuştu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ŞİRKETLERDE 7 BÜYÜK İSRAF

Yalın düşüncenin israflardan arınmayı hedef alan bir metodoloji olduğunu belirten Hilmi Ünsal, “Yedi büyük israfı görmenizi ve sisteminizi bunlardan arındırmanızı, verimli çalışmanızı hedef alan bir sistemden bahsediyoruz.  Bunlar, aşırı üretim, stok, bekleme, düzeltme, taşıma, hareket ve fazladan işlem olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 16. Online Toplantısı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyeleri ve misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. ‘Bizden Biri’ konseptiyle gerçekleştirilen, “Meslekte Tecrübe Paylaşımı ve Yalın Şirket Yönetimi”nin konuşulduğu toplantının konuğu, ANSİAD Geçen Dönem Yüksek Danışma Kurulu Başkanı & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Wagner Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su L. Hilmi Ünsal oldu.

İŞ İNSANI SÜLEYMAN ÖZTÜRK ANILDI

10 Nisan günü aramızdan ayrılan ANSİAD Üyesi, iş insanı Süleyman Öztürk’ü anarak başlayan toplantıda, Öztürk’ün dostları kendisiyle ilgili düşüncelerini paylaştı. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Çok üzgünüz, çok buruğuz. Hepinizin hayatında denk gelmiştir, birini kısa sürede tanırsınız ve kalbinizde yer edinir. Süleyman öyle biriydi benim için de. Hayatıma değer katan insanlardan biriydi, her ölüm kötüdür, içimizi acıtıyor. Hepimize, ailesine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum. Sabretmek lazım, başka çaremiz yok, bu akşam da bizlerle beraber Süleyman, hep öyle olacak” dedi. Süleyman Öztürk’ü anarak sözlerine başlayan ANSİAD Geçen Dönem Yüksek Danışma Kurulu Başkanı & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Wagner Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su L. Hilmi Ünsal, “ANSİAD’da tanıdığım ve giderek daha fazla tanımaya başladığım bir arkadaşımızı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz elbet. Süleyman’ı bir yolculukta daha fazla tanıma fırsatım oldu. Birincisi felsefe yolculuğu ikincisi de bu felse yolculuğunda birlikte gittiğimiz seyahatler sayesinde. Süleyman hep mütebessim, saygılı, sevecen ve dost bir tavır içerisindeydi, ölümler hakikaten çok acı, insan kolay kabul edemiyor. Mekanı cennet olsun. Keşke daha fazla birlikte olma ve daha fazla yolculuk yapma imkanımız olsaydı” diye konuştu.

MESLEKTE 40 YIL

Meslekte 40 yılı dolduran Hilmi Ünsal, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olup, ABD’de Michigan Üniversitesi’nde iki ayrı dalda Yüksek Lisans eğitimini tamamladıktan sonra 1984 yılında Antalya’ya dönerek 1992 yılında Antalya Serbest Bölgesi’nde Türk – Alman ortaklığı olarak kurulan Wagner Kablo A.Ş.’de başlangıçtan itibaren Genel Müdür olarak görevini sürdürdüğünü belirtti. Ünsal, otomotiv yan sanayinin Antalya’ya gelmesi, şirketlerin kurumsal yönetimi ve yalın üretime öncülük ettiklerini kaydetti. Kurumsal şirket yönetimi ve yalın üretim konularında Antalya’ya yenilik getirdiklerini dile getiren Ünsal, “1992 yılında Antalya Serbest Bölgesi’nde faaliyete geçen bir firma Wagner Kablo. Yılda 46 milyon adet araca üretim gerçekleştiriyoruz, 25 ülkeye ihracatımız var ve yüzde 70’i kadın olmak üzere 700 çalışanıyla faaliyet gösteren bir firmayız” dedi. Bir çok markaya üretim gerçekleştirdiklerini kaydeden Ünsal, “Sinyal kolları, otomatik vites, silecek kolları, yol bilgisayarları, kontrol sistemleri, gösterge, ayna, emniyet kemerleri, ısıtma-soğutma ve motor kontrol ünitesi gibi bir çok ürün grubu için üretim yapıyoruz” diye konuştu.

YALIN YÖNETİM SİZİ KÖRLÜKTEN KURTARIYOR

2007 yılında yalın uygulama kararı verdiklerini dile getiren Ünsal, “14 yıl önce yalın üretime başladık, kesintisiz olarak yalın şirket ve yalın kültüre doğru evrimleştirerek çalışmalarımızı sürdürdük. Yalın ne derseniz, basitçe verimliliğin artması hadisesi diyebiliriz. Elbette iş bu kadar basit değil. Verimlilik dediğimizde, bizim ükemizde şirketlerde görülmeyen çok ciddi bir verim problemi var. Bir çok şirketin de verimsiz çalıştığını görebiliriz. Yalın sizi bu körlükten kurtarıyor ve verimli çalışmayla ilgili metodları size öğretiyor” dedi. Kilo vermeye çalışan insan örneğini veren Hilmi Ünsal, “Kilo kaybının yavaş olması ve yerleşmesi önemli. Bir anda 20 kilo veren bir insan düşünün bir de yaşam biçimini değiştiren bir insanı düşünün, yalın burada ikinci seçenek olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu. Otomotiv sektörü haricinde bir çok kurumda ve şirkette uygulanabilir olduğuna dikkati çeken Ünsal sözlerini şöyle sürdürdü; “Getirisi en yüksek yatırım dersek abartmamış oluruz. EBİT’e yüzde katkısı olarak baktığınızda özellikle otomotiv sektöründe bu rakamlarla ilk 5 yılda verdiğinizin kat ve kat üzerinde alıyorsunuz, yatırım yapmıyorsunuz sadece metodlarınızı değiştiriyorsunuz. 10 yılda yüzde 4-7, uzun dönemde yüzde 7-10 civarında karlılığınız artıyor. Bu rakamlar size az gibi gelebilir ancak değil, otomotiv sektöründe net rakamlardan bahsediyoruz. EBİT’te yüzde 5 iyi bir rakamdır, bunu yüzde 15’lere çıkartmanız iyi bir yalın uygulamayla mümkün oluyor. Yalın ne demek diye baktığımızda Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde ‘gösterişsiz, süssüz, sade’ anlamına geliyor. Yalın düşünce, sisteme yük getiren israflardan arınmayı hedef alan bir metodoloji, üretim sisteminin adına karşılık geliyor.”

DEĞER KATMA VE İSRAF

1980’lerin başında yaşanan petrol kriziyle beraber ABD’nin Japonya’yı örnek alarak başlattığı yalın üretim sisteminin özellikle otomotiv sektörünü olumlu yönde etkilediğini belirten Ünsal, “Yalında iki önemli kavram söz konusu, birincisi değer yaratma, ikincisi de israf kavramı. Yedi büyük israfı görmenizi ve sisteminizi bunlardan arındırmanızı ve verimli çalışmanızı hedef alan bir sistemden bahsediyoruz.  Bunlar, aşırı üretim, stok, bekleme, düzeltme, taşıma, hareket ve fazladan işlem olarak karşımıza çıkıyor” dedi. Sürecin getirileri olduğunu belirten Ünsal, “İsrafları yok ederek akış süresini azalttığımızda, teslim süresinin kısalması, para dönüş hızının artması, stokların azalması, kaynak kullanımı etkinliğinin artması, maliyetlerin düşmesi, işletme sermayesi ihtiyacının azalması, kalitenin izlenebilirliğinin artması, tahmin yerine kesin siparişe üretimin mümkün hale gelmesi ve demode olma riskinin ortadan kalkarak stokların elde kalmaması gibi verimli sonuçlara ulaşabilirsiniz” diye konuştu.

WAGNER’IN YALIN YOLCULUĞU

Wagner’in son dönemdeki başarısında yalın yönetim ve kültürün çok önemli bir rol aldığını dile getiren Ünsal sözlerini şöyle sürdürdü; “2007 yılında öncelikle yalın üretimle başladık. Daha sonra yalın üretimi yalın şirkete ve en sonunda da yalın kültüre dönüştürdük. 2015 yılı itibariyle de yalın ve dijital olarak devam ediyoruz. 2005 yılında fabrikaya girdiğinizde her yer dolu adım atacak yer yokken yalınla birlikte üretim alanınızda işe yaramayan bir sürü şeyin olduğunu görüyorsunuz, bunlar kalktığında bu alanın size fazla yettiğini anlıyorsunuz. Üretilecek kadar malzeme geliyor, üretim gerçekleşiyor ve hemen oradan gidiyor. Bunu uygulayacak olan insanları da eğitmeniz çok önemli. Gereksiz işleri gördüğünüz ve buna müdahale ettiğiniz zaman hem üretim alanında hem ofislerde çevrim hızlarınız artıyor. Katma değer artışı yüzde 45 kişi başına. Bu oran 2020’de yüzde 50 mertebesinde. Tamamen aynı insanla çok daha fazla mavi ve beyaz yakada katma değer yaratmayı hedefliyor. Yalın otomotiv sektöründe çıktı gibi görünse de özellikle medikal ve inşaat sektöründe son derece yaygın. Turizmde de çok rahat uygulanabilir ancak nedense turizmcilerimiz geri kalıyorlar.”

YALIN TAVSİYELER

Yalına başlayanlara 15 yıllık deneyimini paylaşan Ünsal, “Öncelikle tepe yönetiminin, yani iş sahibinin yalını benimsemesi gerekiyor. Yöneticinin liderlik etmesi, yalının önce kendisi tarafından temellerinin öğrenilmesi ve kaynak ayırması gerekiyor. İlk 5 yıl çok önemli, bunun yerleşmesi için, yaşam biçiminizi değiştirmeniz önemli, kritik bir 5 yıl bu yüzden pes etmeyin. Kendi kendinize öğrenemezsiniz, iyi bir danışmanla çalışmanızda yarar var. Orta ve üst düzey yöneticilerinizin mutlaka yurt dışında farklı uygulamaları görmesini sağlayın ve en önemli kaynağınızın insan olduğunu unutmayın” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD GENEL KURULUNDA YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ

ANSİAD üyelerinin güven oyunu alan Akın Akıncı ve yönetim kurulu üyeleri 32. Genel Kurul’da tek liste ile seçildi

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 32. Genel Kurulunu Akra Hotel’de gerçekleştirdi. Seçimli olarak gerçekleştirilen genel kurulda üyelerinin güven oyunu alan Akın Akıncı ve yönetim kurulu üyeleri Ercan Özbek, Dr. H. Rana Demirer, Necdet Alkandemir, İlhan Karakaya Sarper Dermut, İsmail Volkan, Burak Gönen ve Barış Yaşa 2021-2023 döneminde yönetim kurulu görevine seçildi. ANSİAD üyelerine duydukları güvenden dolayı teşekkür eden Başkan Akın Akıncı, “22 aylık süreçte birlikte çalışmalar yürüttük, ANSİAD’da ilk olacak çalışmalara birlikte imza attık. Yeni dönem çalışmalarımızda hepimizi etkileyen pandemi sürecini bir an önce atlatmayı ve tempomuzu yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. Antalya’da 160 şirketi temsil eden bir kurumun içerisinde yer almaktan mutluluk duyduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Her faaliyette her zaman yanımda olan ve bana desteklerini esirgemeyen değerli yönetim kurulu üyelerimize, yüksek danışma kurulu başkanımıza, sektör başkanlarımıza, denetleme kurulu üyelerimize ve değerli üyelerimize teşekkür ediyorum” diye konuştu. ANSİAD’da projelerin konuşulduğunu ve yeni projelerle devam edileceğini sözlerine ekleyen Akıncı, “30. genel kurulumuzda söz verdiğimiz gibi ANSİAD vizyonuna yakışır bir çabayla çalışarak bir çok projeye Ansiad adına gurur duyarak imza attık. Önümüzdeki süreçte de bu bayrağı daha ileriye götürmek için çabalayacağımızı bir kez daha paylaşmak isterim” dedi.

YÖNETİM KURULU

Asil Üyeler

Akın Akay AKINCI

Ercan ÖZBEK

Dr. H. Rana DEMİRER

Sarper DERMUT

A.İlhan KARAKAYA

Necdet ALKANDEMİR

Ismail VOLKAN

Burak GÖNEN

Barış YAŞA

 

Yedek Üyeler

Dr.Halil İbrahim KAYA

Haluk ÇERÇİLER

Zeynep ESENGİL

Süleyman ÖZTÜRK

H.Selçuk BARDAK

Ömer ERKILINÇ

DENETLEME KURULU

 

Asil Üyeler

 

Dr.K. Savarş TİTİZ

Serdar TOPÇU

Nail KARATAŞ

 

Yedek Üyeler

 

İlhami Sancar TOPAY

Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ERDAL

 

HAYSİYET DİVANI

 

Asil Üyeler

 

L.Hilmi ÜNSAL

Mehmet HACIARİFOĞLU

H.Ergin CİVAN

Ali EROĞLU

Abdullah ERDOĞAN

 

Yedek Üyeler

 

Ahmet KASAPOĞLU

Halil YILMAZ

Lütfi GÖBÜŞ

Çetin KESKİN

Ali YILMAZ

 

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BENDEN BİR KAÇ TANE DAHA OLSUN

ICF Türkiye Başkanı Akmeriç, “Etkili zaman yönetimi, verimli çalışma, benden bir kaç tane daha olsa iyi olurdu diyenler koçluk hizmetinden faydalanabilir” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 15. Online Toplantısı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyeleri ve misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. “İş Dünyasının Yükselen Yıldızı Koçluk” konusunun konuşulduğu toplantının konuğu Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği ICF Türkiye Başkanı Nuray Akmeriç oldu. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Pandemi sürecinde nefes aldık derken yine pik yaptığını hep birlikte görüyoruz. Hayatımızda her alanda belirsizlik yaşıyor ve bu belirsizlikle beraber devam etmeye çalışıyoruz” diye konuştu. İş hayatı ve sosyal yaşamda belirsizliğin yanında ülkemizde de ciddi bir belirsizlik olduğuna dikkati çeken Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Merkezi yönetimin yönetim anlayış biçiminden kaynaklı iş dünyası olarak yarın nasıl bir güne, nasıl bir gündemle uyanacağız endişesiyle gözümüzü kapatıyoruz. Özellikle şu son 10 günde yaşadığımız bir takım gelişmeler, pandeminin getirdiği belirsizliğin üzerine artı olatak bizleri huzursuz etmeye devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı’nın değişmesi, kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığın insan hakları ihlali olduğunu kabul eden İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi gibi bir takım gelişmeler, ekonomide hepimizi etkileyen iniş çıkışlar yönetim anlayışında çok ciddi sorunlar olabileceğini gösteriyor bizlere. Her zaman söylediğimiz ve kamuoyuyla paylaştığımız gibi ekonomide güven ortamının gerekliliğinin sağlanamaması hepimizi huzursuz ediyor.”

EĞİTİMSİZ KOÇLAR EN BÜYÜK ENGEL

Koçluk hakkında ve koçluk mesleğinin küresel görünümü, sosyal etkileri ve iş dünaysında koçluk eğitimi gibi konular hakkında bilgilendirme yapan ICF Türkiye Başkanı Nuray Akmeriç, “ICF olarak amacımız koçluk sanatını, ilmini ve uygulamasını ilerletmek olarak tanımlayabiliriz. Koçluk için yeni standartlar ve etik kurallar belirleyerek koçluk eğitimi veren kurumları akredite ediyoruz” dedi. Koçluğun kişide güçlü yönleri, mutlu edebilecek konuları ön plana çıkartmak olduğunu kaydeden Akmeriç, “Sizi neyin motive ettiğini, hayattan ne beklediğinizi, içinizdeki potansiyeli nasıl ortaya çıkaracağınızı bulmanıza yardımcı olan etkileşimli bir süreçtir” diye konuştu. Herhangi bir konuda eyleme geçmek isteyenlerin koçluk hizmetinden faydalanabileceğini kaydeden Akmeriç, “Gelişimi sevenler, kendini keşfetmek isteyenler, yapmak istedikleri şeyleri yapamayan ve bunu gerçekleştirmek isteyenler, odaklanmak isteyenler ve kariyer planlaması kapsamında hedefine ulaşmak isteyenler koçluk hizmetinden faydalanabilirler” diye konuştu. Etkili zaman yönetimi, verimli çalışma, benden bir kaç tane daha olsa iyi olurdu diyenlerin de koçluk hizmeti alması gerektiğini kaydeden Akmeriç, “Yarattığım bu değerleri kime emanet edebilirim diye düşünüyorsanız, jenerasyon farkını anlamaya ve farklı jenerasyonlarla başarılı sonuçlara ulaşmayı hedefliyorsanız, potansiyelinizin farkına varmak ve en iyi şekilde kullanmak istiyorsanız bu hizmetten faydalanmanızı sağlayabilir” dedi. Koçluğun önündeki en büyük engelin eğitimsiz koçlar olduğunu kaydeden Akmeriç, “Koçluk mesleğiyle ilgili pazardaki kafa karışıklığı bunun en önemli göstergesi, bu alanda bir doygunlukta söz konusu ve koçluğa rakip bir çok hizmet yer almakta. Bunun gibi bir çok sebebi olası engeller olarak görebiliriz” diye konuştu. 

‘KOÇ’ YARGISIZ DİNLER

Danışman, mentor ya da psikolog olmadıklarını dile getiren Akmeriç, “Durumu analiz ederek atacağınız adımları belirleyen bir danışman, konu hakkında deneyim paylaşan bir mentor ya da geçmişinize odaklanarak bugününüzü iyileştirmeye çalışan bir psikolog değiliz” dedi. Koç olan kişinin hizmet sunduğu kişiye karşı sorumluluklarından bahseden Akmeriç, “Doğal olarak yaratıcı ve becerikli olan kişiler olduğuna inanırız hizmet vereceğimiz kişinin, sahip olduğu beceri, yetenek ve yaratıcılığı geliştirmek için destek sağlar, performans ve yaşam kalitesini iyileştirmek için çalışırız” diye konuştu. Koç olarak hizmet sunulan kişiye güvenli bir ortam yaratarak görüşme odağını korumakla yükümlü olduklarını dile getiren Akmeriç, “Yargısız dinler, gözlemleyerek güçlü sorular sorarız. Olan biteni objektif bir şekilde dile getirerek geri bildirimde bulunmak ve tüm bunların yanında koçluk mesleğinin etik kurallarına uymak en önemli disiplinimizdir” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD BAŞKANI AKIN AKINCI’DAN EKONOMİK REFORM PAKETİ AÇIKLAMASI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ‘Ekonomik Reform Paketi’ne ilişkin açıklama yaptı.

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, yatırım ortamının iyileşmesinin ve uzun vadeli dış kaynak girişinin yapısal reformlarla, ülkenin güven ve itibar kazanmasıyla mümkün olacağını kaydetti. Şeffaf, katılımcı ve güven tesisinin sağlandığı bir ülke olmanın getirisi olarak büyümede kazanımlar olacağına işaret eden Başkan Akıncı, “2021 yılında ekonomide en belirleyici konuların uluslararası ilişkiler ve yapısal reformlar olacağına kuşku yoktur. Yatırım ortamının iyileşmesi ve uzun vadeli dış kaynak girişinin yapısal reformlarla, ülkenin güven ve itibar kazanmasıyla mümkün olacağının altını çizmek istiyorum. Bu yönde en önemli reform alanı evrensel hukuk ilkelerinin geçerliliğinin sağlanması olacaktır” dedi. Yatırım ortamının iyileştirilmesine duyulan ihtiyacın anlaşılmış olmasının sevindirici olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Yatırım teşviklerinin geliştirileceğinin açıklanmasını olumlu buluyoruz ve bununla beraber reformun teknik düzenlemelerden öte kurumsal yapı ve anlayış değişikliği olduğu asla göz ardı edilmemeli, bu yönde gözle görülür şekilde köklü ve somut eylemler uygulamaya geçirilmelidir” diye konuştu.

KAMU İSRAFI KISILIRSA YOL ALINACAKTIR

Pandemi etkilerinin devam ettiği bir süreçte, bütçe açığının ulusal gelirin yüzde 3.5’una indirilmesi hedefinin anlaşılabilir olmadığına işaret eden Başkan Akıncı, “Bütün ülkelerde genişletici politikalarla ekonomide canlanma destekleniyor, mevcut durumda zaten bütçe açığı yüzde 3.5’u geçmiyor. Ülkemizde bu politikanın nedeni enflasyonu düşürmek ise enflasyonu düşürmek için girdi maliyetlerini düşürecek vergi indirimleri uygulamak daha doğru olacaktır. Kamu kesiminde israfa yönelik harcamalar kısılırsa bu konuda epey yol alınacaktır” dedi. Kamu ihalelerine dikkati çeken Başkan Akıncı, “Kamu ihalelerinde şeffaflık konusunda bir hedef belirlendiğini görüyoruz, burada meclis denetimi bir önlem olarak ifade edilmiş ancak Sayıştay raporlarının dikkate alınmadığı bir sistem söz konusu, bunun gereğinin yapılması gerek” diye konuştu. İsraf konusunda kamunun komite kurmasının anlamsız olduğunu kaydeden Başkan Akın Akıncı, “En yüksek israf kamu üst kesiminde, tasarrufa buradan başlamak şart” dedi.

TEMENNİLER YERİNE SAYISAL HEDEFLER KOYULMALI

Bir program ortaya konduğunda sayısal hedeflerin ortaya konulması gerektiğine işaret eden Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Açıklanan programda bütçe açığının yüzde 3,5’u geçmeyeceği dışında sayısal bir hedef bulunmuyor. ‘Enflasyonu düşüreceğiz’ ifadesi bir hedef değil temenni olabilir. Enflasyonun hesaplara dayalı bir biçimde sayılarla ifade edilmesi bu hedef için bir gerekliliktir. Sayısal hedefin belirlenmesi ve bu doğrultuda adımlar atılması ve kurumlara bu yönde görevler verilmesi ise temenninin ötesindedir. Bu tür düzenlemeler yapılmadan ‘enflasyonu düşüreceğiz’ demek sadece temenniden ibarettir.”  Sanayide yeşil dönüşüm hedefinin gerçek bir reform sağlayacağına dikkati çeken Başkan Akıncı, “Sanayide yeşil dönüşümün hedef alınması, sürdürülebilir kalkınma ve yeşil ekonominin bir getirisi olan verimlilik ve yenilikçilik anlamında, iklim değişikliğiyle mücadelede ve yeni yatırım, istihdam alanlarının sağlanması adına iş dünyamız için önem arz ediyor. Mevcut durumda çeşitli destekler öngörülüyor, şu anda çok yetersiz, doğru bir önlem alınması ve bu doğrultuda yapılacak çalışmalar reform niteliğindedir” diye konuştu.

TARIM KONUSU PROGRAMDA YOK

Ülkemizde giderek gücünü yitiren tarım ve tarımsal üretim konusunda tarım politikası olmadığını kaydeden Başkan Akıncı, “Maalesef üzülerek belirtmek isterim ki çiftçiyi, üreticiyi, tarımı göz ardı eden bir hedef ve düzenleme yapılmış durumda. Bu program içerisinde tarıma yönelik bir politika ya da hedef belirlenmemesi ciddi bir eksikliktir” diye konuştu. Beklentileri olumlu hale getirebilecek yolun güçler ayrılığı olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “bunu hep söylüyoruz ve söylemeye de devam edeceğiz, demokratik bir ülke, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, eğitimde bilime dayalı bir sistem gibi ekonomi dışı adımların atılması şart. Bu adımlar atılmadan beklentilerimizin olumlu olması, risklerin düşürülmesi söz konusu değil” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


AŞILAMA SÜREÇLERİ SEYAHATLERİ DAHA GÜVENLİ KILACAK VAKA SAYILARININ DÜŞMESİ DE BELİRLEYİCİ OLACAK

Çorabatır, “Seyahat eden 1 milyar kişinin 2020’de Dünya Turizm Örgütü verilerine göre seyahat etmediğini ve bunu karşılaştırdığımızda 2020 rakamlarının 30 yıl önceki seviyelere gerilediğini görebiliyoruz.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda toplantılarını gerçekleştirmeye devam ediyor. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyeleri ve misafirlerin katılımıyla gerçekleştirilen ANSİAD 14. Online Toplantısı’nın konuğu, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Başkanı Sururi Çorabatır oldu. Toplantıda, “Pandeminin 2021 Yılı Turizmine Etkileri” konusu konuşuldu. Turizm sektörünün Türkiye  ve paydaşları açısından bakıldığında önemli bir konumda olduğunu dile getiren Çorabatır, “Burada göze çarpan, artık bütün ülkeler için stratejik bir konu olduğunun ortaya çıkması. Bütün dünya ülkeleri seyahat endüstrisinin ne kadar önemli olduğunu ekonomilerine ne kadar katkı verdiğini kayıp olunca anladı” dedi. Yüzyılın en büyük ekonomik krizini yaşadıklarına işaret eden Çorabatır, “Biz en olumsız etkilenen sektörlerin başında geliyoruz. Dünya Turizm Örgütü verilerine göre 8 trilyon üzerinde ekonomiye katkı koyan turizm, yaklaşık 330 milyon kişiye iş olanağı sağlıyordu” diye konuştu.

BİR HER ZAMAN SIFIRDAN BÜYÜKTÜR

2019 yılında turizm yüzde 3.8 büyürken bütün dünyada seyahat hareketinin yaklaşık 1 milyar 461 milyon ve turizm gelirinin 1,5 trilyon Dolar olduğunu dile getiren Çorabatır, “Fakat Mart ayında dünyadaki seyahat hareketinin pandemi ilanıyla kısıtlanmasından dolayı bu rakamları yakalamak çok büyük hayal oldu. Seyahat eden 1 milyar kişinin 2020’de Dünya Turizm Örgütü verilerine göre seyahat etmediğini ve bunu karşılaştırdığımızda 2020 rakamlarının 30 yıl önceki seviyelere gerilediğini görebiliyoruz” dedi. Turizmde gelen yolcu ve ekonomik olarak 2009’daki kaybın 10 katından fazla olduğunu kaydeden Çorabatır sözlerini şöyle sürdürdü; “Dünya Turizm Örgütü’nün verdiği rakamlara göre turizmin dünya ekonomisine katkısı  8.9 trilyon dolar ve istihdamda da yüzde 10’unu oluşturmaktaydı sektörümüz. Yaklaşık 330 milyon kişiye istihdam sağlıyorduk. 2020’de Türkiye’ye gelen misafir sayımız 16 milyon oldu. Bunun yaklaşık 12.7 milyonu yabancı ziyaretçi olup bu sene artışını da gördüğümüz 3.2 milyon da yurtdışında ikaetgahı olan Türk vatandaşlarının ziyareti oldu. Ben bir çok toplantıya katılıyorum, her tarafta konuşuluyor herkes şöyle diyor 25 milyar turizmden kaybettik, baktığımızda, Nisan Mayıs aylarında neler olacağı belli değil, havalimanları kapalı, ülkelerde vaka sayılarının kaça düşeceği belli değil, ülkelerde standartlar var. Rezervasyon alan acentaları takip ediyoruz, sıfır olarak görünüyordu. Bir anda 12 milyar Dolar ülkenin ekonomisine bu sektör para kazandırdı. Bir tarafta 25 milyar eksidesin 2019’la karşılaştırıldığında evet doğru, öbür tarafta sıfırken bir anda 12 milyarlık bir kazanç elde edildi. Sonuç olarak bir her zaman sıfırdan büyüktür. Antalya’ya 3 milyon 256 bin gelen turist var. Antalya 15-16 milyonları gördükten sonra bu kadar düşmesi hiç iyi olmadı elbette.”

2020’DE GÜVENLİ TUİRZM SERTİFİKASI ÇALIŞMASI YAPTIK

Hizmet sektörünün yüzde 52’sini turizm sektörünün oluşturduğunu belirten Sururi Çorabatır, 2020 yılı rakamlarına ulaşabilmek için Güvenli Turizm Sertifikası çalışması gerçekleştirdiklerini ve bu sayede diğer ülkelerden önde olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü; “160 kalemde kontrol mekanizması oluşturduk. Burada 60 ülkenin büyükelçilerini ve gazete temsilcilerini ağırladık. Çok önemli bir girişim oldu. Bu girişimler sonucunda da rakamları yakalamaya çalıştık. Burada AB kendi içinde seyahati teşvik etti. Orada sıkıntılı olan ekonomilere destek olmak açısından Avrupa için seyahati tavsiye ediyordu ve ülkemize hem ekonomik hem siyasi ambagro uyguluyor gibiydi. PCR test uygulamasına geçelim dedik. Yani ülkemize gelen misafirlerimize ülkelerine dönüşte, 30 Euro karşılığında, akredite olmuş laboratuvarlarda PCR testi hakkı verdik. Burada PCR testini 30 Euro’ya yapıyoruz, yurtdışında 100 Euro’dan başlıyor ve 190 Pound’a kadar çıkıyor. Bu da bize önemli bir avantaj sağladı.”

TURİSTLERE OTELLERDE ÜCRETSİZ KARANTİNA

Güvenli turizm sertifikasını oluştururken bir maddeye özellikle dikkat çekmek istediğini kaydeden Çorabatır, “Otelimizde hasta olan, PCR testi pozitif çıkan yurtdışından gelen misafirleri biz otellerimizde karantina süresince para almadan ağırladık. Otellerimizde onlara yaptığımız izolasyon ile birlikte her otelin minumun 10 oda izolasyon odası olması şartı koymuştuk, bu da bizim bu savaşta öne geçmemizi sağladı. Biz aslında 2021’e de hazılık yaptık. Acentalarımız da transferleriyle bilirkte günü değişen uçak masraflarını kesinlikle almadılar. Bizim için Türk turizmcisinin gelen yabancı misafirlere nasıl sahip çıktığımızın bir göstergesi” dedi. Sigorta masraflarını ülkelerin karşılamadığını belirten Çorabatır, “Türkiye’ye gelen ya da Avrupa’dan yurtdışına çıkan misafirlerde en güçlü yan seyahat sigortasıdır. Fakat bunları seyahat sigortaları kapsama almıyordu. Sigortayla destek olmaya çalıştık, sigorta poliçeleriyle sigortalarını yapmamız bir avantaj oldu” dedi.

TÜM TURİZM BÖLGELERİ DİKKATLİ OLALIM

Türkiye’de seyahat hareketliliğinin Mayıs ayında başlayacağının öngörüldüğünü belirten Çorabatır, Türkiye ve dünyadaki salgın etkilerinin sürekli takip edildiğini söyledi. Çorabatır, “Öncelikle yeni sezonu ülkemizde ve Türkiye’ye seyahat edecek ülkelerdeki Kovid-19 salgını kaynaklı vaka sayılarının düşmesi belirleyecektir. Bu kapsamda aşı çalışmaları dünya turizmine umut verirken, aşılanma oranı da ülkeler arası seyahati daha güvenli kılacaktır. 2020 sezonunda olduğu gibi 2021’de de turizm hareketinin bayram itibarıyla iç pazardan başlayacağını öngörüyoruz. Beraberinde Rusya ve Ukrayna’dan geçen yıl olduğu gibi iyi bir talep geleceğini görüyoruz. Ardından ise Doğu Avrupa talepleriyle sezon devam edecektir” diye konuştu. Çorabatır, “Bu süreci hep birlikte atlatmak için lütfen tüm turizm bölgeleri olarak dikkat edelim. Bunun için kamuoyu oluşturalım, bir an önce risk rakamlarının düşmesini sağlayalım” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DİL VE ZİHNİYET DÖNÜŞÜMÜNÜN SAĞLANDIĞI İKLİMİ BİRLİKTE YARATACAĞIZ

Başkan Akıncı, “Güçlü ve üretken, her alanda söz sahibi kadınlarla, eşit, özgür ve adil bir dünya için, toplumsal cinsiyet eşitliğinde dil ve zihniyet dönüşümünün sağlandığı bir iklimi hep birlikte yaratacağız.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili bir mesaj yayınladı. Ülke olarak demokrasi, gelişmişlik düzeyi ve refahın, kadınların toplumdaki konumlarının güçlü imajıyla oluşacağını kaydeden Başkan Akıncı, “Kadınların toplumsal hayatımızdaki yerleri ve başarıları toplumsal refahımıza değer katan, kadınların potansiyellerini gerçekleştirmesinin anahtarıdır” dedi. Milli Mücadele’nin önemli kahramanlarının fedakar kadınlar olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla, genç cumhuriyetin önemli ana hedeflerinden biri kadınların muasır medeniyetler seviyesine ulaşması olmuştur. Kadınlarına seçme ve seçilme hakkını tanıyan ilk ülkelerden biri olarak kadınlarımızın ekonomik, sosyal ve kültürel hayatta aktif bir şekilde yer almaları bir medeniyet meselesidir” diye konuştu. Dünya ekonomisinde ilkleri hedefleyen bir Türkiye’nin öncelikle güçlü ve üretken, her alanda söz sahibi kadınlarla yükselebileceğini dile getiren Başkan Akıncı, “Eşitlik temelli, özgür ve adil bir dünya için, toplumsal cinsiyet eşitliğinde dil ve zihniyet dönüşümünün sağlandığı bir iklimi hep birlikte yaratacağız” dedi.

KADINA ŞİDDETE SIFIR TOLERANS

Kadına yönelik şiddetin bir insanlık suçu olduğunun altını çizen Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “İç İşleri Bakanlığı’nın açıkladığı 2020 yılı rakamlarına göre 300’e yakın kadın erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin acımasızlığı ve yansımaları neredeyse her akşam ana haber bültenlerinde suratımıza çarpıyor. Şiddete sıfır tolerans konusunda toplumsal dinamiklerin oluşması, devlet politikasının mevcut yasal yaptırımlarının etkin şekilde uygulanmasını istiyoruz. Kadınların güven içerisinde yaşadığı güçlü bir toplum hedefiyle güçlü toplumu yaratabiliriz.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Büyük Türk kadınını çalışmamızda ortak yapmak, yaşamımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını bilimsel, ahlaksal, sosyal, ekonomik yaşamda erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve koruyucusu yapmak yoludur” sözlerini hatırlatan Başkan Akın Akıncı, “Ülke vizyonumuzu büyük önder Atatürk’ün çizdiği doğrultuda ilerletmemiz gerektiğinin inancıyla, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DOĞA EKONOMİYE İSYAN EDİYOR

Prof. Dr. Acar Baltaş, “Kapitalizmin sınırsız büyüme hipotezi ikinci kez sınanıyor, kendimize ait olmayan alanlara girdiğimiz için başımıza beklenmedik olaylar geliyor” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda toplantılarını gerçekleştirmeye devam ediyor. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyeleri ve misafirlerin katılımıyla gerçekleştirilen ANSİAD 13. Online Toplantısı’nın konuğu, Psikolog & Baltaş Grubu Kurucusu Prof. Dr. Acar Baltaş oldu. Toplantıda, “Öngörülmeyen Koşulların Öngörülebilir Olduğu Bir Dünyada Yaşamak” konusu konuşuldu. 111. yıl önce Güney Kutbu’na giden kaşiflerin mottosunun ‘öngörülmeyen koşullar’ olduğuna işaret eden Prof. Dr. Acar Baltaş, “111 yıl önce oraya gitmek Mars’a gitmekten daha tehlikeliydi. Çünkü haritası çizilmemiş bir alana gidiyorlardı ve hiç bir şekilde haberleşme imkanı yoktu. Bizler de benzer şekilde, haritası çizilmemiş, neyle karşılaşacağımızı bilemediğimiz ama neyle karşılaşacağımızı bilemeyeceğimizi bildiğimiz bir sürece evriliyoruz” dedi.

‘DAHA VE EN’ İLE NEREYE VARACAĞIZ?

Dünya nüfusunun 70 senede üç katına çıkacağını dile getiren Baltaş, “Buraya birdenbire gelmedik, doğa ekonomiye isyan ediyor. Düşünün, Dünya nüfusu 1970’te 3,5 milyar bugün 7,7 milyar. 2050’de 11 milyar olacak. Yani 70 sene içinde 3 katına çıkıyor. Gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelere özeniyorlar ve daha fazla tüketmek istiyorlar. Çin, Hindistan, Brezilya, Amerika gibi tüketmek istiyorlar. Bütün dünya Amerika gibi tüketecek olsa 30 yıllık kaynağı var, bütün Dünya Hindistan gibi tüketecek olsa 70 yıllık kaynağımız kalıyor” diye konuştu. Kapitalizmin sınırsız büyümenin mümkün olduğu hipotezinin ikinci kez sınandığına dikkati çeken Baltaş, “Şimdi siz bir şirket toplantısı düşünebiliyor musunuz genel müdür çıkmış diyor ki arkadaşlar geçen sene harika çalıştınız, bu sene de o kadar çalışsak, üretsek, satsak yeterli. Böyle bir şey olmuyor, bu sene bu kadar yaptık gelecek sene sektör bu kadar büyüyecek, daha fazla satmalıyız. Yani ‘daha ve en’ ile nereye varacağız. Onun için doğa ekonomiye isyan ediyor. Kendimize ait olmayan alanlara girdiğimiz için, kendimize ait olmayan alanlarda başımıza beklemediğimiz olaylar geliyor” dedi.

DÜNYA ADALETSİZLİĞE VE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNE İSYAN EDİYOR

Globalleşme ile dünyada refahın artacağı, herkesin pastadan daha çok pay alacağı düşünülürken tam tersine orta sınıf eridiği ve servetin yukarıda biriktiğini dile getiren Prof. Dr. Baltaş, “Dünya adaletsizliğe, fırsat eşitsilziğine isyan ediyor. Onun için oluşan fay hatları, böyle bir pandemi süresinde gelen sarsıntıyla birbirini tetikleyerek büyük kırılmalara yol açma potansiyeline sahip. Onun için ABD, AB, Japonya problemin üzerine trilyonlarca lira dolar ve yen döküyor, yeter ki insanlar bulundukları noktadan daha aşağıya, tahammül edemeyecekleri kadar geriye gitmesin istiyorlar” diye konuştu. Türkiye’de ise bunun tam tersi bir duruma işaret eden Baltaş sözlerini şöyle sürdürdü; “Bakın izleyin TV’leri her gün herkes bir şey istiyor, devlet nereden verecek bunları? Böyle bir kaynağı yok ki, biz dolayısıyla İBAN verdik insanlara, yani verebileceğimiz bu olduğu için. Şu anda şirket bilançoları bozuluyor, dolayısıyla banka bilançoları da bozuluyor, hane halkı geliri düştü ve devlet borcu arttı. Bundan sonra bizi bekleyen iki senaryo var, insanlar ihtiyacı olan şeyleri alacaklar, tüketim özlemi azalacak veya tam tersine bu biyolojik ve elektronik denetleme sistemleriyle kitlelerin izlenmesi, güvenlik ihtiyacıyla toplumların güçlü lider araması ve tam tersine toplumda ırkçılığa, mezhepçiliğe, dinciliğe, milliyetçiliğe dayalı bölünmeler olması ve dijital diktatörlükler olması. Refah istiyorsan kardeşim demokrasiden vazgeçeceksin, güvenlik istiyorsan da özgürlüğünden vazgeçeceksin diyecekler. Kalkınmak için demokrasi, hukuk lazım bunlar genel ezberler. Çin’de demokrasi mi var, Çin’de hukuk mu var? Nereye doğru gideceğimize halklar, topluluklar karar verecek.”

PANDEMİYİ ZİYAN ETMEYİN

Winston Churchill'in ‘iyi bir krizi asla ziyan etmeyin’ sözünü hatırlatan Baltaş, “Her krizin bir fırsat içerdiği söylenir. Gerçek anlamda kriz, bilinen çözümlerin problem çözmeye imkan vermediği, yetmediği durumlara verilen isimdir. Biz de tam olarak bunu yaşıyoruz. Krizler var olan eğilimleri güçlendirir, ikincisi de değişmesi, gerçekleşmesi çok uzun yıllar alacak olan büyük değişikliklerin hızla hayata geçmesine imkan verir” dedi. Uzaktan çalışma konusunun bir tercih olmaktan çıktığını dile getiren Baltaş, “Uzaktan çalışmayı aklından bile geçirmeyecek olan şirketler için Mart ayının 3. haftasında bu bir tercih olmaktan çıktı, sadece imkanlı eğitim kurumlarının bir fantezi gibi sunduğu uzaktan eğitim, 1 hafta içinde Türkiye’nin tek seçeneği haline geldi. Bir takım sıkıntılar olabilir ama büyük fırsatları da beraberinde getirdi, uzaktan çalışma kadın istihdamını ve zaman içerisinde kadınların üst yönetimde temsil oranını arttıracaktır.  Aynı şekilde uzaktan çalışmanın, Türkiye’nin en önemli sorunu olarak gördüğüm nitelikli eğitim probleminin çözülmesine yardım etmesi çok yüksek” diye konuştu.

İŞ GÜCÜNDE SEKTÖREL DEĞİŞİM

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2020 yılı iş gücü araştırmasında yetkinlik konusunun ön plana çıktığını kaydeden Prof. Dr. Acar Baltaş, “Rapora göre 2025 yılında iş gücünün yüzde 50’si evden çalışacak, 26 ülkede 85 milyon iş ortadan kalkacak ve 97 milyon yeni iş ortaya çıkacak. Yani bunlar 800 mesleği, 2 bin etkinliği, 18 farklı yetkinliği inceliyorlar, otomasyon potansiyeli olan 3 senaryo belirliyorlar. Türkiye’nin en büyük 15 sektörünün 2030 yılı iş gücü tahminiyle de yetkinliklerini eşleştiriyorlar ve bunu da 46 ülkeyle kıyaslıyorlar” dedi. İş gücünde sektörel değişimin yaşandığını belirten ve tarım sektöründen örnekler veren Prof. Dr. Baltaş sözlerini şöyle sürdürdü, “Alacağımız çok ders var, her gün tarım ve hayvancılık sektörünün içler acısı halini TV’lerde görüyorsunuz. Bunu Türkiye’de hiç bir iktidarın çözmeye muktedir olmadığını düşünüyorum. Çünkü dünyanın gidişatına aykırı Türkiye’de yapılmaya çalışılan tarım. Tarlayı sürecekler, ekecekler, zararlı haşarat ulaşmazsa ve yağmur beklenen düzeyde yağarsa gibi bir çok durumdan sonra para kazanıp topraklarında yaşamaya devam edecekler. Bugün tarım artık topraksız, dikey ve topraklı olarak yapıldığı zaman da yapay zeka ile entegre olarak yapılıyor. Dolayısıyla Türkiye’de tarımı, hayvancılığı çiftçiyi destekleyerek kurtarmak mümkün değil. Nasıl mümkün? Ziraat ve veterinerlik fakültelerine bilimsel olarak yaklaşmakla mümkün. İmam Hatip okullarına yapılan yatırımı buraya kaydırmak gerekiyor. Özellikle turizm de kısmen bunun içinde gelişiyor. En çok gelişecek olan da sağlık bakımı ve sosyal yardım sektörleri olacak.”

YENİ YETKİNLİKLER KAZANMALIYIZ

Beden gücüne dayalı olan yetkinliklerin geriye gittiğini dile getiren Baltaş, “Temel bilişsel yetkinliklere ihtiyaç var. Yani bizim liselerimizden üniversitelerimizden mezun olanların yeterliliklerine ihtiyaç yok, yüksek olanlara ihtiyaç var. En önemlisi teknolojik olmak. Normal olarak her şeyin yapay zekaya döndüğü bir durumda insan teması azalıyor gibi görünüyor ama öyle değil. Mesela Yuval Norah Harari’nin 21. Yüzyıl İçin 21 Ders kitabında, 20 yıl sonra işlerin yüzde 60’ı ortadan kalkacak veya köklü olarak değişecek ve nelerin olacağını da tam olarak bilmiyoruz der. Ama bildiğimiz bir şey var ki bilişsellik, sosyal ve duygusal zeka, teknolojik olmaya her iş kolunda ihtiyaç duyulacak” dedi. Baltaş, “Bugünkü anlayışla eğitim kurumlarından bunları beklemek nafile. Çünkü biliyoruz ki devlet üniversitelelerinin en iyimser 20’si, vakıf üniversitesinin en iyimser 20’si dışındaki eğitim kurumlarının devlet olanları öğrencilerin zamanını, vakıf olanları da öğrencilerinin zamanını ve parasını alıyor sonunda da hiç bir işe yaramayacak bir diploma veriyor. Bilgi ve beceri bugünün ve yarının dünyasına ait olan. Onun için önümüzde bir süreç var hepimiz bir problem yaşıyoruz, hala ne olduğunu bilemediğimiz bir problemle karşı karşıyayız herkes aynı problemleri farklı şekilde görüyor” diye konuştu.

BELİRSİZLİĞE UYUM SAĞLAYAMIYORUZ

İnsanın alışamayacağı hiç bir şey olmadığını, kutuplarda, ekvatorda hatta uzayda yaşadığını dile getiren Baltaş, “İnsanın uyum sağlayamadığı şey belirsizlik, işte biz de bir belirsizlik içerisindeyiz. İkincisi ve en önemlisinini bir örnekle açıklamak istiyorum, elinizde 2 tane 5 kg ağırlık aldınız ve tutuyorsunuz. Rahatlıkla herkesin tutabileceği bir şey, ancak bir süre sonra kaslarınız ne kadar güçlü olursa olsun eliniz aşağıya gitmeye başlıyor. İrademiz de öyle. Alışkanlıklarımızdan uzun süre uzak kaldığımız zaman ‘ne olacaksa olsun’ artık diyoruz. İnsanlar uzun süre alışkanlıklarından uzak kaldıklarında artık tükenme duygusu yaşıyorlar. Yorucu bir gün geçirdiğinizde, bir çok karar verdiğiniz, bir çok konuda karar vermek zorunda kaldığınızda akşam diyetinizi bozma ihtimaliniz çok daha yüksektir. İşte biz de aynı sebeple zorlanıyoruz” dedi.

ÇALIŞANIN ZİHNİ

Mevlana Celaleddin Rumi’nin, ‘İletişim söylenmeyeni duyabilmektir’ sözlerine işaret eden Prof. Dr. Acar Baltaş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Çalışanlarınızın zihninde, dile getiseler de getimeseler de kendisi ve ailesinin sağlığı, iş güvencesi ve ekonomik sorunlar, salgın ile ilgili kaygı arttırıcı haberler, çocukları, iş ortamında sağlık endişesi gibi bir çok sorun var. Aynı şekilde iş sahiplerinin, yöneticilerin zihninde de şirketin geleceği ile ilgli belirsizlikler, yıllık iş performansı belirsizliği, performans takibini izlemedeki güçlük, şirkete bağlılık sağlamada güçlük gibi sorunlar söz konusu. Uzaktan çalışmanın ve uzaktan yönetmenin en önemli zorluğu performans kriterlerini koymak, ikincisi de bağlılığı sağlamaktır. Bu süreç nasıl aşılır, öncelikle liderlik çok önemli, çünkü bu süreç bittiği zaman insanların kitap ayracı gibi hepimizin hayatında özel bir yeri olacak, yaşadıklarının bir kısmını unutsalar bile hissettiklerini unutmayacaklar. Bu nedenle yöneticisi olduğunuz insanlara ne hissettirdiğinizi unutmayın. Karşılıklı güven, her şey güven çerçevesinde oluşuyor. Bunu söylemesi çok kolay, hayata geçirmesi çok kolay değil. İşin temelinde bu güveni verebilmek ve hissetmek. İş sahibinin kendi duygusunu, kaygısını kontrol etmesi önemli, iletişimine çok dikkat etmesi gerekiyor. Güven ortamı ister istemez iş sonuçlarına yansıyor, güven aslında soyut bir durum ancak çıktıları somut. Yöneticisine güveniyorsa çalışan, iki çalışandan birinin bağlılığı yüksek, yöneticisine güvenmiyorsa kuruma bağlılık 12’de bir. Hem iş sahibi olarak yarattığınız güven ortamı hem sizi temsil etmesi için koyduğunuz insanın bağlılığı iş performansını doğrudan etkiliyor.”

UZAKTAN ÇALIŞMA YETKİNLİKLERİ KAZANILMALI

Uzaktan çalışan insanların hangi yetkinliklere sahip olması gerektiğine ilişkin Hogan markasının yaptığı araştırmaya dikkati çeken Acar Baltaş, “İş ortağımız Hogan’ın evden ve uzaktan çalışan insanların hangi yetkinliklere sahip olması gerektiğine ilişkin bir araştırması var. Bu insanların birinci özelliği dürtü kontrolünün olması, yani iş disiplini olan, program yapan, programını tamamlayan insanlar. İkinci özellikleri bu insanların vadettikleri gün ve saatte işi teslim edebiliyor olması. Üçüncü özellikleri ise değişen koşullara uygun çözüm üretebiliyorlar ya da üretilen çözümlere ayak diretmiyorlar” dedi. Uzaktan çalışma konusunda iki özelliğin ise kendisini şaşırttığını kaydeden Baltaş, “Normalde insanlar bir aradaysa bu özellikler önemlidir, bir arada değillerse çok önemli değildir diye düşünürken tam tersine insanlar bir arada olmadığı zaman ‘iletişim ve bağ kurma’ konusu daha fazla önem kazanmış durumda. Dolayısıyla yöneticiler açısından burada iki sorumluluk var, çalışanın kişisel hayatlarındaki sorumluluklarıyla ilgili farkındalıklarının artması, nasılsın diye değil nasılsınız diye sorması, ailede hasta var mı, çocuklar eğitime ulaşabiliyor mu, bizim yapabileceğimiz bir şey var mı gibi sorular önem kazanıyor. Tabi çalışanlar açısından da yetişkin sorumluluklarını almaları, gözden ırak gönülden ırak diye düşünüp konfor alanını genişletme eğiliminde olmamaları gerekiyor” diye konuştu. Başkalarının önüne geçerek değil, başkalarıyla birlikte gerçekleşecek bir süreç olduğuna inanmanın önemine dikati çeken Baltaş, “Japon düşünür Haruki Murakami diyor ki ‘Fırtınadan çıktığınızda fırtınaya giren insan olmazsınız.’ Biz de bir fırtınaya girdik, o fırtınadan farklılaşarak ve dönüşerek çıkacacağız. Onun için de fırtınadan çıktığımız zaman bizim yardımlaşarak değerlerimizi güçlendirmek, arkadaşlarımızı güçlendirerek güven ortamını yaratmak ve bu yaklaşım içerisinde olmamız büyük önem taşıyor. Hepimizin hayatı yapım aşamasında” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TOPLUMSAL BİRLİKTELİK İÇİN MUTABAKAT ŞART

Başkan Akıncı, yeni anayasanın toplumsal mutabakat ile oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin toplumsal mutabakat çağrısında bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın kuvvetler ayrılığına dayanan bir anayasa olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Cumhuriyetin temel kuruluş ilkeleriyle bağdaşan, istikrarlı demokrasi hedefiyle ve ortak akıl ile ilerlenmesinde fayda görüyoruz” dedi.

Ülke bütünlüğünün, din, mezhep ve dünya görüşü ne olursa olsun herkesin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinde birleşmesiyle olacağına dikkati çeken Başkan Akıncı, “Anayasaların temel hedefi, mümkün olan en geniş çerçevede bir toplumsal mutabakat metni oluşturmaktır. Bu mutabakat devlet ile millet arasında, milletin bütün kesimleri arasında temin edilecek bir mutabakattır” diye konuştu. Anayasanın toplumsal bir sözleşme olduğunun altını çizen Akın Akıncı, “Bu sözleşmenin toplumsal niteliği için mutabakat şarttır. Toplumun veya devletin bir kesiminin hazırladığı ve diğer toplum kesimlerine dayattığı bir metnin şekli anlamda anayasa olması mümkündür ancak gerçek ya da fonksiyonel anlamda bir anayasa olması mümkün değildir” dedi. Son 20 yılda 3 kez anayasa referandumu için sandık başına gidildiğini hatırlatan Başkan Akıncı, “Temel hak ve özgürlüklerin anayasa değişikliğini gerektirmeksizin güvence altına alınması sağlanmalıdır. Uzlaşarak, eşit ve barışçıl bir Anayasa değişikliğinin bürokratlar tarafından değil, sadece halkın seçtiği kişiler tarafından ve mümkün olduğunca toplumsal mutabakat hedefine yönelerek hazırlanması gerekir” diye konuştu. Anayasa ile ilgili tartışmaların ideolojik temellerden arındırılması gerektiğini kaydeden Başkan Akıncı, “Anayasanın ilk dört maddesinde devletin kurucu felsefesi tanımlanmış olup, değiştirilemez nitelikteki bu dört maddenin tartışılmasını hatta tartışmaya açılmasını dahi doğru bulmuyoruz” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANTALYA OSB PANDEMİ DÖNEMİNDE DE DURMADI

Bahar; “Tekil projeler kişileri parlatır, entegre projeler şehre, ülkeye değer katar”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda toplantılarını gerçekleştirmeye devam ediyor. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen ANSİAD 12. Online Toplantısı’nın konuğu, Antalya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı & ANSİAD Üyesi Ali Bahar oldu. Toplantıda, “Pandemi Dönemi Antalya OSB ve Kent Ekonomisi” konuşuldu. ANSİAD’ın bu yıl yapacağı etkinliklerinin temasının çevre ve iklim değişikliği olacağını dile getiren Başkan Akıncı, “İnsan dünya için, insan yaşam için diyerek bir motto belirledik. Daha yaşanabilir bir hayat ve içinde yaşanabilir bir dünya için kamuoyu oluşturmayı hedefliyoruz. Dünyanın insan için olmadığının, dünya yoksa insanın da olmayacağının bilinciyle yaşanabilir bir çevreyi vurgulamak istedik. Bu anlamda da tüm yıla yayılan bir eylem planıyla Ansiad olarak çalışacağız” dedi.

UN GLOBAL COMPACT İLE İŞBİRLİĞİ

2002 yılından beri Türkiye’de faaliyet gösteren, 160’ın üzerinde ülkede 9 bin 500 şirket ve 3 binin üzerinde üyesiyle dünyanın en büyük sürdürülebilir inisiyatifi olan UN Global Compact’ın ANSİAD olarak Türkiye’deki resmi üyesi olduklarını kaydeden Başkan Akıncı, “UN Global Compact, sorumlu kurumsal vatandaşlık ve sürdürülebilir kurumlar kavramının Türkiye’de yaygınlaşmasını sağlamak üzere geliştirdiği strateji ve yaklaşımlarla dünyada öncü ve örnek olmayı hedefleyen bir girişim. Dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik girişiminin bir parçası olma fırsatıyla bu platformda yer almaktan ve bu haberi Ansiad ile paylaşmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum” diye konuştu. Pandemi döneminin büyük bir şok etkisi yarattığını kaydeden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Aşı ümidimiz oldu ancak yine bir belirsilzik söz konusu. Bu dönem içinde kısa bir şoktan sonra Antalya OSB’deki sanayicilerimizin tekrar tüm güçleriyle sanayi çarklarını döndürmeye çalıştıklarına yakınen şahidiz. Bu dönemde tarihe not düşmek gerekirse tarım ve sanayi sektörüne borçlu olduğumuzu göreceğiz. Antalya OSB’de özellikle geçmiş dönem başkanlarımız taş üstüne taş koydular ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Ali Bahar başkanla ve yönetimiyle beraber organizenin şehirle bütünleşmesi, sanata, spora katkısıyla bir çok gelişim gördük. Teknopark gibi çok cidi bir yatırım yaptılar. Bir teknik liseyi sahiplendiler ve onu ayağa kaldırdılar. Şehrimize ve ülkemize çok ciddi katkılar koyduğunu hep beraber görüyoruz. Bölgenin Yönetim Kurulu Başkanı’nın bizden biri olan Ali Bahar olmasından dolayı da ayrıca mutluluk duyuyoruz.”

MESLEK LİSELERİ BİR KÖPRÜ

Başkan Akıncı’ya teşekkür ederek sözlerine başlayan Antalya OSB Başkanı Ali Bahar, “Önceki tüm başkanlarım, yönetim kurullarım o kadar çok hizmet etmişlerki Antalya Organiz Sanayi Bölgesi’ne, o kadar güzel şeyler yapılmış ki bundan sonra bizim için bunların üzerine sadece vizyon yazmak kaldı. Bu yüzden bütün bu güzel sözlerinizi kendi üzerimize almaktansa önceki yönetimlerimize, başkanlarımıza iletiyor, kendilerini saygıyla anıyorum” dedi. Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde yapılan çalışmaların kurumlarla, şehirle ve sivil toplumla entegre şekilde yapıldığına dikkati çeken Başkan Bahar, “Her zaman şunu söylüyoruz, tekil projeler kişileri parlatır, entegre projeler şehre, ülkeye değer katar. Biz kentimize, ülkemize değer katan projeleri üstleniyoruz, bunun en güzel örneklerini ülkemize sunmaktan büyük bir gurur duyuyoruz” diye konuştu. Antalya OSB tarafından yaptırılıp İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne devredilen meslek lisesini  teknik koleje dönüştürmek için devraldıklarını dile getiren Başkan Bahar, “Devir sürecinin tamamlanmasının hemen ardından okulda kapsamlı bir modernizasyon ve tadilat çalışması başlatıldı. Tüm atölyeler, derslikler, yemekhane ve sosyal alanlar günün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden dizayn edildi. Ayrıca kampüs içerisine bir adet kapalı spor salonu, tırmanma duvarı ve halı saha yapılarak öğrencilerin spor ile iç içe olması sağlayacak alanlar yaratıldı” dedi. Kalifiye çalışanlarda işsizliğin çok ciddi bir problem olduğuna işaret eden Bahar, “Meslek liseleri, gençlerin iş hayatına daha erken ve kolay atılmasını sağlayan bir köprüdür. İş bulamamaktan yakınan mezunlar ile kalifiye insanı bulamamaktan müzdarip sanayi sektörü arasındaki çıkmazın çözüm noktası meslek liseleridir. Bu düşüncelerle bölgemizi bir eğitim kampüsüne dönüştürüp firmalarımızın kalifiye eleman ihtiyacına sürdürülebilir çözümler sunmak, gençlerimizi iş ve meslek sahibi yapmayı amaçlıyoruz” dedi.

MELEK YATIRIM FORUMU ANTALYA’DA

Antalya OSB Teknopark bünyesinde kurulacak Prototip Atölyesi için fizibilite çalışmalarına başladıklarını kaydeden Bahar, “Atölye ile firmalara ürün, süreç ve yöntemlerin geliştirilmesi, iyileştirilmesi kapsamında gerekli olan teknoloji, fiziki imkan sunulacak. Yapılacak fizibilite çalışması ile kaynakların en verimli şekilde kullanılması sağlanacak” diye konuştu. Antalya OSB’de kuracakları melek yatırım ağı ile bilim ve teknoloji alanındaki yeni girişimleri Antalya’ya çekmeyi amaçladıklarını dile getiren Bahar, Dünya Melek Yatırım Forumu Akdeniz Zirvesi'nin Antalya’da yapılacağını belirterek, “‘Şüphesiz ki Antalya, dünyanın en güzel yeridir’ diyor büyük Atatürk. Turizm ve tarım denilince ilk akla gelen yer olab Antalya’mızı, melek yatırımcılar için de bir cennet olması için Antalya OSB Teknopark olarak bu girişimde bulunduk” dedi.  Antalya OSB Teknik Koleji, Antalya OSB Teknopark’ı ve Antalya Bilim Üniversitesi’nin birbirleriyle sürekli etkileşim içerisinde olacağının altını çizen Başkan Bahar, “Teknik Kolejimizde özgüveni yüksek çocuklar yetiştireceğiz. Teknik Kolej öğrenicilerinin kaderini değiştirmeyi istiyoruz, sanayicilerimizle birlikte bunu başaracağız” diye konuştu.

ANTALYA OSB İHRACAT REHBERİ OLDU

Sanayicilerin ortak sorunlarından biri olan enerji maliyetlerinin düşürülmesi için, ‘Çatılara Özgürlük’ projesini başlattıklarını dile getiren Başkan Bahar, “Fabrikasının çatısına güneşten elektrik üretim santrali kurmak isteyen sanayicilere uygun şartlar sağlanarak finansman desteği sunulacak. Ülkemizin enerji alanındaki dışa bağımlılığını büyük ölçüde azaltmayı arzu ediyoruz” dedi. Antalya OSB’nin Türkiye’de bir ilk olan Solar Çamur Kurutma Tesisi’nin alternatif bir enerji kaynağı olduğunu belirten Başkan Bahar, “Atık çamurunu çimento fabrikaları ya da enerji geri kazanım tesislerinde ek yakıt olarak kullanılabilir hale getirerek, hem doğaya karışmasını engelledik hem de alternatif bir enerji kaynağına dönüştürdük” diye konuştu. Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren sanayicilerin pandemi kısıtlamaları nedeniyle ihracat faaliyetlerine ağırlık verdiklerini dile getiren Başkan Bahar, “Dış Ticaret İstihbarat Merkezimiz bu duruma hızlıca el atarak sanayicilerimizi potansiyel yeni pazarlara yönlendirdi. Bugüne kadar hiç ihracat yapmamış firmalar da ihracata başlayabilmek için merkezden destek almaya başladı. Buradan tüm Antalya faydalanabilir, gelin beraber potansiyel ihracat merkezlerinizi oluşturalım, faaliyetlerinize destek verelim” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANTALYA TURİZMİNDE TURİST KALİTESİ ARTTIRILMALI

Prof. Dr. Ümit Özlale, “Antalya’ya gelen turist sayısını 23,5 milyona çıkarıp turist kalitesini artırırsak Antalya ekonomisine getirisi, 600 bin ek istihdam ve 8,8 milyar dolar ek turizm geliri olacak” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda toplantılarını gerçekleştirmeye devam ediyor. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen ANSİAD 11. Online Toplantısı’nın konuğu, İYİ Parti Kalkınmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale oldu. Toplantıda, “Türkiye ve Antalya'daki Ekonomik Sorunlar ve Çözüm Önerileri” konuşuldu. Önümüzdeki dönemin belirleyici konularının dünya ticaretinin yeniden şekillenmesiyle teknoloji ve iş modellerinin değişmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Özlale, “Gelişmiş ülkeler çıktıkları sanayi kollarına yeniden ve yeni teknolojilerle girmeye başladılar. İmalat sanayinin istihdam içindeki payı düşüyor. Gelişmekte olan ülkelerin işgücü-maliyet avantajları eskisi kadar geçerli değil. Sonuç olarak Türkiye’nin rekabetçiliği işgücü maliyetleri üzerinden kurgulamaması ve Türkiye’nin gelecekteki işsiz sayısını azaltmak için müfredat ve beceri politikası geliştirmesi gerekiyor” dedi. Bu gelişmeler doğrultusunda 2021 yılında faiz artışı ve enflasyon etkisinin iki ay içerisinde kendini göstereceğini kaydeden Prof. Dr. Özlale, “İlk çeyrek sonu itibariyle büyümenin yavaşlayacağını ve istihdam kayıplarının artacağını söyleyebiliriz” dedi.

TÜRKİYE EKONOMİSİ BORÇLANARAK BÜYÜYOR

Prof. Dr. Ümit Özlale, Türkiye’nin dış borcunun milli gelire oranının 2001 krizinden daha yüksek seviyede olduğunu kaydederek, “Ekonomi, istihdam sağlamadan büyüyor. Son 4 yılda özel sektör net istihdam sağlayamamış, kamunun toplam istihdamdaki payı yüzde 19’dan yüzde 26’ya yükselmiş. Türkiye ekonomisi borçlanarak büyüyor. Mülteci istihdamı artmış durumda. Böyle bir ekonomiyle büyüyoruz, istihdam sağlıyoruz, ilerliyoruz diyemezsiniz” diye konuştu. Dünya bankasının verilerine göre 2019 yılında 90 milyar TL’lik net ciroya karşılık 85 milyar TL’lik kısa vadeli borç olduğunu dile getiren Özlale, 22 milyar TL’lik destek de sayılırsa 20 milyon çiftçiye 30 milyar TL’lik bir pay düşüyor. Yani nüfusun yüzde 20’si milli gelirin sadece yüzde 6’sını üretiyor. İYİ Parti olarak bizim önerimiz, teknoloji dönüşümünü kolaylaştırmalı, işveren için işgücü maliyetini düşürmeli, kısaca GİF-T dediğimiz Girişimcilik ve İnovasyon Fonu – Türkiye’yi hayata geçirmeliyiz” dedi. Kamu alanlarında da dönüşümün şart olduğunu dile getiren Özlale, “Şeffaf ve hesap verebilir bir maliye politikası olmak zorunda. Teşvik, hibe ve vergi sisteminin sadeleşmesi gerekiyor, varlık fonunu düzenlemeli, kurumsal erezyonu önlemeliyiz” diye konuştu.

ANTALYA’NIN GELİRİ DÜŞÜYOR

Antalya’nın 2011 ve 2017 yıllarında gelişmişlik sıralamasında beşinci sırada olduğunu kaydeden Özlale, “Bu yüzden de Antalya Türkiye’nin en yaşanabilir kenti” dedi. Antalya’da 5 bin 326 doktora, 29 bin 524 yüksek lisans ve 341 bin üniversite mezunu kişi olduğunu dile getiren Özlale, “Tersine beyin göçü için ciddi bir kampüs şehir olma potansiyelini görüyoruz. Bu neden yapılamasın” diye konuştu. Antalya’nın kişi başına düşen GSYH tutarının Türkiye’nin üzerinde yer aldığını ancak yıllar itibariyle Türkiye ile arasındaki farkın azaldığını dile getiren Özlale, “Tarım ve turizm politikaları yanlış yönetiliyor, bunun sonucu olarak Türkiye ortalamasına inen bir gelir durumu var” dedi.

TURİZM GELİRİNDE ANTALYA’NIN PAYI ÇOK KÜÇÜK

Antalya’nın dünyanın en çok ziyaret edilen 6’ncı ülkesi olmasına rağmen 1,245 milyar dolarlık turizm gelirinin yalnızca yüzde 2,3’ünü alabildiğini dile getiren Özlale sözlerini şöyle sürdürdü; “2019 yılında Türkiye’ye gelen 51 milyon ziyaretçi var ve 14 milyonu Antalya’ya gelmiş. Fakat Antalya’nın turizm gelirinden aldığı pay çok küçük, mevsimsel turizm, zengin turist oranının düşüklüğü, coğrafi yığılmalar burada en önce çözülmesi gereken sorunlar. Antalya’ya gelen 14,5 milyon turist sayısını 23,5 milyona çıkarırsak, Antalya ekonomisine getirisi 600 bin ek istihdam, 5,8 milyar dolar ek turizm geliri olacak. Kişi başına düşen turizm gelirini 790 dolara çıkarırsak Antalya ekonomisine getirisi, 1,8 milyar dolar ek turizm geliri olurken, Antalya’ya gelen turist sayısını 23,5 milyona çıkarıp turist kalitesini artırırsak Antalya ekonomisine getirisi 600 bin ek istihdam, 8,8 milyar dolar ek turizm geliri olacak.” Antalya’da kredilerin büyük çoğunluğunun turizm sektöründe kullandığına işaret eden Özlale, “Kentte karşılıksız çek tutarı Türkiye geneline kıyasla oldukça fazla” dedi.

ANTALYA ÇİFTÇİSİNE DESTEK ‘SIFIR’

Türkiye’deki örtüaltı tarımın yüzde 38’inin Antalya’da yapıldığını dile getiren Özlale, “Tarım sektöründe Türkiye’de üretilen avokadonun yüzde 81’i, çarliston Biberin yüzde 74’ü, adaçayının yüzde 72’si, mantarın yüzde 53’ü, domatesin yüzde 29’u Antalya’da üretiliyor. Tüm bu üretime rağmen mevcut durumda Antalya’daki verim artışı potansiyelinin altında. Antalya’da katma değeri yüksek ürün çeşitlemesine ve kalite artışına gitmek gerekiyor. Antalya her yıl yaklaşık 450 milyon dolar değerinde ihracat yapmasına rağmen sadece 100 milyon lira tarımsal destek alabilmekte. Bu destekler arasında genç çiftçilere yapılan desteklerin veya kırsal kalkınma ekonomik yatırım desteklerinin miktarı sıfır” diye konuştu.

ANTALYA İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Antalya düzeyinde çözüm önerilerini paylaşan İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Prof. Dr. Ümit Özlale, “Dijital turizme uygun yerel ve ulusal düzeyde tanıtımlar yapmalı. Ekoturizm, kongre ve sağlık turizmi, kültür, doğa turizmini desteklemeliyiz. Turizmdeki mevcut kaliteyi yükselteceğiz” dedi. Turizm tanıtımının geleneksel yapıdan çıkması gerektiğinin altını çizen Özlale, “Turizmdeki mevcut kaliteyi yükselteceğiz. Artan gürültü problemi, yapı yoğunluğu, su kaynaklarının kötüye kullanımı, plansız sahil şeridi kullanımı gibi konuları planlı ve programlı bir büyüme anlayışıyla ele alacağız ve kurulan il tanıtım ajansını işlevsel hale getireceğiz” diye konuştu. Akıllı ticaret uygulamaları başlatarak kayıt dışı işletme ve istihdamla mücadele edeceklerini kaydeden Prof. Dr. Özlale, “Ticaret planlaması ile birlikte toplu işyeri kümelenmesini sağlayıp, ‘Akıllı Lojistik Merkezleri’ oluşturacağız. ‘Akıllı Kent, Akıllı Ekonomi’ altyapısını sağlayarak, büyük veri ve yapay zeka platformları merkezlerinin başkentini Antalya’ya kuracağız. Dijital dönüşüme adaptasyonu sağlayacağız” dedi.

ULAŞIMDAN ALTYAPIYA, TARIMDAN ÜRETİME KADAR PROGRAM

Ulaşım konusunda altyapı yetersizliklerini gidereceklerini kaydeden Özlale, “Liman kapasitesini artırarak hizmet alım maliyetlerini düşüreceğiz ve Büyükşehir belediyesi ile işbirliği içerisinde metro yatırımları kanalize edeceğiz” diye konuştu. Tarım alanlarının imar baskısı altında olması dolaysıyla düşük katma değerli yatırımlara kurban edildiğine dikkat çeken Özlale, “Bölge’de yer alan ormanları, tarım arazilerini, su kaynaklarını imar baskısından ve düşük katma değerli yatırımlardan koruyacağız. Arazilerin her Bakanlık tarafından ayrı ayrı tahsis edilmesinin önüne geçerek imar baskısını ortadan kaldıracağız” diye konuştu. Gıda güvenliği konusunda izlenebilirliğin sağlanması için hal yapısında düzenlemelere gidileceğine işaret eden Özlale, “Tarım envanterinin çıkarılması için; fiili olarak geçerli ve güncel tarım sayımını yapıp, envanteri çıkartıp, tarım alanlarını tespit etmek ve gerekli planlamaları yapmak için büyük verinin işlenmesini sağlayacağız. Tarımda krediye ulaşım hususunda karşılaşılan sıkıntılar için kredi mekanizmasını ve alternatif finansal araçların kullanımını da bu doğrultuda yapılandırmayı öngörüyoruz” dedi.  Örtü altı tarımda üretimin yenilenmesi ve yeni tesis kurulumu için çalışmalarının olduğunu belirten Prof. Dr. Ümit Özlale, “Ziraat Bankası’ndan kullanılan krediler için ruhsat şartı yükümlülüğünün 6 ay içerisinde yerine getirilmesi şartıyla verilmesini sağlayacağız” diye konuştu. Tarımsal girdi maliyetlerinin düşürülmesinin bitkisel ve hayvansal üretimde önemli olduğunu dile getiren Özlale, “Organize hayvancılık bölgeleri kurulmalı, kaliteli ürün ve ıslah çalışmaları ar-ge ile desteklenmeli, üreticilerin örgütlenmesi teşvik edilmeli” dedi. Zincir marketler konusunda da esnafı koruyan çalışmaları olduğunu kaydeden Özlale, “Yerel esnafın faaliyet kollarına göre birleşip ölçek ekonomisinden faydalanmaları için gerekli eğitim ve teşvikleri sağlayacağız ve kurumsallaşma, markalaşma konularında gerekli bilgilendirme ve eğitimleri sağlayacağız” diye konuştu.

KONUTLARA EV PANSİYONCULUĞU STATÜSÜ

Antalya’nın Kaş, Kalkan ilçeleri ve köylerinde konutların kiraya verilmesi ile haksız rekabet yaşandığına dikkati çeken Prof. Dr. Özlale, “Bu haksız rekabetin oluşmasını engellemek için bu tip konutlara ev pansiyonculuğu statüsü tanımlayacağız” dedi. Bölgelerde çalışmaların her alana özel olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ümit Özlale, “Her ilçenin ve bölgenin kendi dinamiklerine göre Bölgesel OSB kuracağız. Örneğin Manavgat’ta orman vasfını kaybetmiş olan arazileri OSB alanı olarak tahsis edeceğiz” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YILIN İŞ, SANAT VE MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) her yıl geleneksel olarak düzenlediği yılın iş, sanat ve medya ödülleri düzenlenen törenle sahiplerine takdim edildi

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 1995 yılından itibaren geleneksel olarak yılın başarılı iş insanı ve medya mensupları ile 2001 yılından itibaren de yılın sanat ödülünü Antalya’nın değerleri ile buluşturmaya devam ediyor. Bu yıl gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda, Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü Multi Tohum Kurucusu Mehmet Ülger’in olurken, Yılın Sanat Ödülü Prof. Abdullah Uz ve Mimar Cemil Cahit Sönmez’e verildi. Bölgenin ekonomik gelişimine katkı koyan haberleriyle Yılın Medya Ödülü, Demirören Haber Ajansı Muhabiri Mehmet Çınar ve Milliyet Akdeniz Gazetesi Muhabiri Tanju Altınay’ın oldu. Her yıl geleneksel olarak düzenlenen ANSİAD Kuruluş Yıldönümü Balosu ve Ödül Töreni’nin pandemi nedeniyle gerçekleştirilememesinden dolayı bu yıl ANSİAD ofisinde ödül seramonisi gerçekleştirildi. Ödül takdimleri, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Hilmi Ünsal, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Özbek, Dr. H. Rana Demirer, Yönetim Kurulu Üyeleri Necdet Alkandemir, İsmail Volkan, Ali Bal, Sarper Dermut ile ANSİAD Kurucu Üyeleri Ercan Evren ve Himmet Öcal’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen ödül töreninin bu yıl pandemi koşulları dolayısıyla farklı bir tecrübe yaşattığını kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “ANSİAD eğitim, sanat, spor, tarih ve felsefeyle kendisini sürekli olarak geliştiren ve yenileyen bir kurum. Antalya’mıza değer katan isimleri onurlandırmak adına bu yıl birbirinden değerli isimlere bu ödülleri takdim etmekten gurur duyuyoruz” dedi.

2020’NİN BAŞARILI İŞ İNSANI MEHMET ÜLGER

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından 1995 yılından itibaren geleneksel olarak düzenlenen ‘Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü’nün sahibi Multi Tohum Tarım San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ülger oldu. İş hayatında örnek bir başarı öyküsüyle, işinde en alttan başlayarak zirveye ilerleyen Mehmet Ülger, ailesi ile birlikte iş hayatını ilerleten bir yatırımcı ve girişimci olması, aynı zamanda sosyal sorumluluk bilinciyle eğitim-öğretime sunduğu katkıları, istihdam kapasitesi nedeniyle ödülün sahibi oldu. Tohum gibi uzun soluklu Ar-Ge gerektiren bir konuda global olma başarısını gösteren Ülger’e ödülü ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Hilmi Ünsal ve Yönetim Kurulu Üyelerinin ziyaretiyle kendisine takdim edildi. Ülger, “Ülkemiz adına yaptığımız çalışmaların takdir ediliyor olması bizler için gurur verici, bu ödülü beni her zaman destekleyen ailem adına alıyorum. Ödülü bana layık gören Ansiad Yönetim Kurulumuza ve Ansiad üyesi dostlarıma teşekkür ediyorum” diye konuştu.

YILIN SANAT ÖDÜLÜ ABDULLAH UZ VE CEMİL CAHİT SÖNMEZ’E

ANSİAD’ın kültüre, sanata ve bu yolla kentine, bölgesine, ülkesine hizmet eden kişi ve kurumları manevi olarak desteklemesi ve bu değerlere hizmet eden sanatçı ve kurumlara 2001 yılından bu yana verdiği ANSİAD Yılın Sanat Ödülü’nün sahipleri Antalya Filarmoni Derneği Başkanı Prof. Abdullah Uz ve Mimar Cemil Cahit Sönmez oldu. Ansiad 2020 Yılın Sanat Ödülü, ‘Müzik İlkokulda Başlar’ projesinin kurucusu ve yürütücüsü olarak Antalya’daki ilkokullarda koro çalışmalarını başlatması ve başarılı şekilde yürütmesi, ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun okullara bağışladığı piyano projesine verdikleri destek nedeniyle Antalya Filarmoni Derneği Başkanı Prof. Abdullah Uz’a verilirken, Antalya için yazdığı 6 adet kitap ve kazandırdığı mimari eserler nedeniyle Mimar Cemil Cahit Sönmez’e ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD Kurucu Üyeleri Ercan Evren, Himmet Öcal ve Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından takdim edildi.

2020 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ MEHMET ÇINAR VE TANJU ALTINAY’IN OLDU

Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlayan ANSİAD 2020 Yılın Medya Ödülü, “Manzara Aşkına Tarihi Deldiler- Avusturyalının Yaptığına Bak” başlıklı haber çalışması nedeniyle Demirören Haber Ajansı Muhabiri Mehmet Çınar’a ve 185 haftadır devam eden “İş'te İnsanlar’ röportaj serisi ile Milliyet Akdeniz Gazetesi Muhabiri Tanju Altınay’a ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Yönetim Kurulu üyeleri tarafından takdim edildi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


CHP ANTALYA MİLLETVEKİLİ BUDAK: ZİNCİR MARKETLER ESNAFI BOĞUYOR

Çetin Osman Budak, “Organize market zincirleri kentlerin ekonomik planlamasını tarumar ediyor.”

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili ve ANSİAD Şeref Üyesi Çetin Osman Budak ile bir araya geldiler. 2020’de koronavirüs pandemisinin ticaret ve sosyal hayata etkilerinin konuşulduğu görüşmede, Başkan Yardımcıları Ercan Özbek, Dr. H. Rana Demirer, Genel Sekreter Necdet Alkandemir ve Yardımcısı İsmail Volkan, Mali Yönetmen İlhan Karakaya ve Yardımcısı Ali Bal ile Toplantı Yönetmeni Sarper Dermut ve Yardımcısı Fatih Onkar bulundu. Ekonomik tahribatın derinleştiğine işaret eden CHP Milletvekili Çetin Osman Budak, “Sektörler kredilerle ayakta kalmaya çalışıyor. Hurda fiyatları ham madde fiyatlarını geçmiş durumda ve maliyetler yükseldi” dedi. İstihdama yönelik verilerin çelişkili olduğuna işaret eden Budak, “İş ararken aramaktan vazgeçenlerin sayısı geçen yıla göre artarak 2 milyondan 4,5 milyona çıkmış durumda. TÜİK ve SGK verileri arasında 500 bine yakın fark var. Bizim hesaplarımıza göre Türkiye’de 10 milyon işsiz vatandaş var” diye konuştu. TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülerek yasalaşan ‘Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanunu’na ilişkin konuşan Budak, “Hukuki dayanakları yok, sivil toplum bu işin içerisinde değil. Türkiye'de 600 dernek ve STK 2021 yılında kapatılma riskiyle karşı karşıya. Önce kayyum atanıyor, gerekçe sunmalarına gerek yok” dedi.

ZİNCİR MARKETLERİN SAYISI YERELLER HARİÇ 30 BİNE YAKLAŞTI

Zincir marketlerle ilgili uzun yıllardır düzenleme yapılmasını beklediğini ve bu konuda tüketiciyi ve esnafı korumaya yönelik bir çalışma içerisinde olduğunu kaydeden Çetin Osman Budak, “Organize market zincirleri kentlerin ekonomik planlamasını tarumar ediyor. Bir sokak ya da cadde üzerinde zincir marketler peşpeşe açılmış durumda. Birbirleriyle de bir yarış içerisindeler” diye konuştu. Zincir marketlerin yereller hariç Türkiye genelindeki sayısının 30 bine yaklaştığına işaret eden Budak, “Bunların tekel oluşturması hem üreticiyi hem de tüketiciyi tehdit edecek boyuta ulaştı. Yerel ve ulusal markaları da yok edecek seviyeye geldi. Ticareti de yerle bir eden bir durum ortaya çıktı. Zincir marketlerin kendi markalarında fason üretim yaptırması sanayiciyi de kârsız üretime zorluyor. Esnaf kepengini kapatıp gidiyor, bu asla kabul edilebilir bir durum değil” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


2021’DE ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE REFORMLAR BELİRLEYİCİ

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, yatırım ortamının iyileşmesi ve uzun vadeli dış kaynak girişinin yapısal reformlarla, ülkenin güven ve itibar kazanmasıyla mümkün olacağını kaydetti.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, 2020’de koronavirüs pandemisinin sağlık başta olmak üzere, eğitim, sosyal yaşam ve ekonomi gibi her alandaki tahribatının 2021 yılına etkilerini değerlendirdi. Başkan Akıncı, 2021 yılına pandemiyi bilim sayesinde yenecekleri inancıyla girdiklerini kaydetti.

EVRENSEL HUKUK İLKELERİNİN GEÇERLİLİĞİ SAĞLANMALI

2019 yılında dünyada 1.5 trilyon dolar doğrudan yatırım yapılırken ülkemize gelen yatırım, yarısı gayrimenkul alımı olmak üzere 9 milyar dolar olduğuna dikkati çeken Başkan Akıncı, “2020 yılında pandemi nedeniyle dünyada yatırım girişleri 1 trilyon dolara inerken ülkemize giren yabancı sermaye de 4.5 milyarı gayrimenkul alımı olmak üzere 7 milyar dolara gerilemiştir. Bu durum çerçevesinde 2021 yılında ekonomide en belirleyici konuların uluslararası ilişkiler ve yapısal reformlar olacağına kuşku yoktur” dedi.  Yatırım ortamının iyileşmesi ve uzun vadeli dış kaynak girişinin yapısal reformlarla, ülkenin güven ve itibar kazanmasıyla mümkün olacağının altını çizen Başkan Akın Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu yöndeki en önemli reform alanı evrensel hukuk ilkelerinin geçerliliğinin sağlanmasıdır. Ülkemizin 2023 yılı hedeflerine ulaşmak için yargı ve yasama denetiminin güçlendirilmesi, yargı bağımsızlığı, üniversite özerkliği, laiklik, kadın hakları kültürü, düşünce özgürlüğünün güçlendirilmesi, yenilikçi eğitim sistemi,  liyakat sistemi, sivil toplumun güçlendirilmesi ve siyasi karar süreçlerine katılması, medya bağımsızlığıyla bilgi ve habere erişim hakkının güçlendirilmesidir.” Kamu kurumlarında, kamu ihalelerinde ve kamu harcamalarında şeffaflık ve verimlilik performans kriterlerinin geliştirilmesinin vazgeçilmez koşullar olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Merkez Bankası ve sektörel düzenleme kurumlarının özerkliği, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, üretici birlikleri ve kooperatiflerin güçlendirilmesi, vergi adaletinin sağlanması, enerji ve iletişim başta olmak üzere ana sektörlerde rekabeti artıracak düzenlemelerle verimlilik artışı, kredi ve teşviklerin yüksek katma değerli yeni teknoloji alanlarına kaydırılması gerekmektedir” dedi.

ANTALYA AYAĞA KALDIRILMALI

Antalya’nın pandemiden aşırı ölçüde etkilendiğini ve ayağa kaldırılması gerektiğine dikkati çeken Başkan Akıncı, “2020 yılında ihmal edilen, 2021 yılında telafi edilmesi gerekli olan bir konu da ekonomik destek önlemlerinde Antalya gibi gelir kaybı, işsizlik ve borçlanmanın yüksek olduğu illerin özel durumunun dikkate alınmasıdır. Antalya turizm sektörünün ve turizme doğrudan bağımlı sektörlerin ayakta kalmasının Türkiye ekonomisi için önemi 2020 yılında cari açık artışıyla bir kez daha anlaşılmıştır. Bir yıldan fazla süreyle kapalı kalan veya iş yapmayan işletmelerin kredilerini nasıl ödeyeceğini, kira ve genel gider harcamalarını nasıl karşılayacağını ilgili Bakanlıklar yeniden değerlendirmelidir” diye konuştu. Her koşulda yatırım ve üretim yaparak, istihdam yaratarak, vergi vererek sağladıkları bireysel katkının yanında, uluslararası, ulusal ve yerel ölçekli sosyal sorumluluk projeleriyle de ülke kalkınmasına, ulusun refahına destek olduklarının altını çizen Başkan Akın Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Antalya gibi, Türkiye’yi dünyaya tanıtan eşsiz bir şehrin iş insanları olarak ülkemizin ve ilimizin kalkınma potansiyeline bir an önce yeniden kavuşmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. Yalnızca kendi işimizin ve çalışanlarımızın değil, tarihi mirasımızın ve gelecek nesillerimizin de sorumluluğunu hissediyor ve bu sorumluluğumuzu yerine getirmek için ANSİAD olarak kendimizi sürekli sorguluyor, yenilenmeye, örnek ve öncü olmaya çalışıyoruz. Şüphesiz, bütün sivil toplum kuruluşları gibi ANSİAD’ın da ülkemize ve şehrimize katkısı ülkemizdeki katılımcılık mekanizmalarına, hükümetin ve yerel yönetimlerin yönetişim uygulamalarına bağlıdır.”

KAMU VİCDANI ZEDELENMEMELİ

Pandeminin ekonomik etkisi dolayısıyla bardağın dolu tarafında tedarik zincirinin aksamaması, üretim ve tüketimin devam etmesi, krediye duyarlı dinamik yapı ile konut, otomotiv ve dayanıklı mal gruplarında canlanma olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Bardağın boş tarafında ise turizm başta olmak üzere birçok sektörde işletmelerin kapanması, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 22’ye yükselmesi, kamu ve özel kesimde borçlanma artışı, pandemiden en çok etkilenen KOBİ’lere hibe desteklerin yetersiz kalması, dünyada sıfır enflasyon ve sıfır faiz koşullarında ülkemizde üretici enflasyonunun ve kredi faizlerinin yüzde 20’lere çıkması, döviz rezervinde şiddetli azalmayı görüyoruz” dedi. Enflasyonu düşürmek için faizlerin sert bir şekilde yükseldiğini kaydeden Akıncı, “Bunun en olumsuz etkisini ise firmaların finansman maliyetlerinde ve bankacılık sektörünün sorunlu kredilerinde görülmesini beklemekteyiz” diye konuştu. Kamu bankalarındaki sorunlu kredilere dikkat çeken Başkan Akıncı, “Bununla ilgili riskler daha da belirginleşmeden önce bir yol haritası çizilmesi gerekiyor. Bu yol haritasının kamu vicdanını zedeleyecek şekilde zararın kamulaşacağı bir anlayışı içermemesi önemli” dedi.

KURUMLARA GÜVENSİZLİK TL’YE GÜVENSİZLİK GETİRDİ

2020 yılında izlenen kredi genişlemesine dayalı büyüme politikasının salgının getirdiği iktisadi olumsuzlukları gidermediği gibi finans piyasalarında da önemli risklerin açığa çıkmasına yol açtığını dile getiren Akıncı, “Böylece biz 2020 yılının son döneminde para politikasının sıkılaştığını gördük.  2021 yılına da bu çok yüksek faizlerin etkisinde TL’nin önemli ölçüde değer kazanmasıyla girdik” diye konuştu. Kasım ayında ekonomi yönetiminde yapılan değişikliklerin, ekonomi politikasında ve kriz yönetiminde hatalar yapıldığını ortaya koyduğunu belirten Akıncı, “Esasen pandemi gibi elimizde olmayan afet veya krizlerde önemli olan husus kriz yönetim performansımızdır. En büyük hata piyasa mekanizmasına yapay müdahale, şeffaflık eksikliği ve özel sektörün karar sürecine katılımının eksik kalması olmuş, kurumlara güvensizlik milli paramıza güvensizliğe dönüşerek dolarizasyona ve kur şokuna yol açmıştır” dedi. 2020 yılı ortasında ANSİAD olarak Covid-19 ekonomik etki anketinde çıkan sonuca değinen Akıncı, “Üyelerimize yaptığımız anket şeffaflık ve planlama eksikliği nedeniyle kriz ortamında belirsizliğin en büyük sorun haline geldiğine işaret etmiştir” diye konuştu.

GÜVEN TESİSİ İLE EKONOMİ DİNAMİZİM KAZANACAK

2020 yılının son haftalarında Merkez Bankası’nın yönetiminin attığı adımları ve reformları 2021 yılı için olumlu bulduğunu dile getiren Başkan Akıncı, “Şeffaflık ve katılımcılık ile güven tesisi gerçekleştiği takdirde faizlerdeki yükselişin döviz kurunda ve enflasyonda düşüş sağlaması, yılın ikinci yarısında fiyat istikrarı ve büyüme yönünde kazanımlar elde etmesi muhtemeldir. Pandemiyle mücadele ve aşılama süreci etkin bir biçimde sürdürüldüğü ve dış kaynak girişi sağlandığı takdirde ekonomi dinamizm kazanacak, ihracat ve turizmde iyileşme görülecektir” dedi. 2021 yılının ilk ayında enflasyonda herhangi bir düşüş beklemediklerini kaydeden Akıncı, “Güçlenen TL ve yüksek faizlerden dolayı azalacak olan tüketim ve yatırım harcamalarının etkisiyle enflasyonun 2021’in ilk çeyreğinin sonuna doğru düşmesini bekleyebiliriz. Bununla beraber, enflasyonu düşürmenin maliyetinin daralacak olan ekonomi ve istihdam kaybı olacağını belirtmemiz gerek” diye konuştu. Salgından çıkışın başlamasıyla beraber dış talebin canlanmasından ötürü ihracatta bir iyileşme beklenebileceğini dile getiren Başkan Akıncı, “Bununla beraber salgından çıkış süreci kısa çalışma ödeneğini de keseceği için işsizliğin artmasını bekleyebiliriz. Son düzenlemeyle bir asgari ücretli çalışanın işverene maliyetinin yüzde 20’nin üstünde artması ekonominin daralmasının beklendiği bir ortamda istihdamı desteklemeyecektir. Özetle 2021 yılında hem istihdam tarafında hem de sorunlu krediler tarafında ekonomi yönetimini zorlayacak bir durum ortaya çıkabilir” diye konuştu.  Başkan Akıncı, yaşanan sürecin bir an önce atlatılmasını ve 2021 yılının bütün alanlarda daha iyi gelişmelere yol açmasını temenni ettiklerini dile getirdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN AKINCI: 2021 YILINDA KAYIPLARIMIZI TELAFİ EDELİM

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, yayınladığı yeni yıl mesajında “2020’den öğrendiğimiz en önemli ders, sağlıklı yaşamın sadece kendimize değil sevdiklerimize, ülkemize ve insanlığa karşı en büyük sorumluluğumuz olduğudur” dedi.

Başkan Akıncı açıklamasında şunları kaydetti;

“2020 yılı tüm dünyada pandemi nedeniyle insanlığın 2. Dünya Savaşı’ndan beri karşı karşıya kaldığı en büyük kriz olarak değerlendirilirken bunun neden olduğu ekonomik ve sosyal etkileri ile de hafızalarımıza işlenen bir yıl olarak tarihte yerini alacaktır. Tüm sosyal ve toplumsal alışkanlıklarımızı değiştiren Covid-19 pandemisi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomimizi derinden etkilemiş olup, zaten kırılgan bir yapıya sahip olan ülke ekonomimizi uzun bir süre daha etkilemeye devam edeceğinin sinyallerini de vermektedir.

2020 yılında ekonomide yaşanan daralmayı önce koronavirüs salgınının seyri, sonra da enflasyon, turizm ve ihracat döviz gelirleri, yabancı sermaye gibi temel değişkenlere bağlı olarak izledik. Enflasyon çift hanedeyken TCMB ve mevduat faizlerinin tek hanelerde kalması ve rezerv düzeyine ilişkin kaygıların Türk Lirası’nı zayıflattığını, dolayısıyla ekonomide yapısal sorunlarımızın öneminin arttığını ve koronavirüs etkileriyle mücadelede ekonomi yönetiminin elini zayıflattığını görmekteyiz. Elbette, 2021'de aksi bir sürpriz olmayıp pandeminin etkisini yitirmesi halinde, verilerimizde güçlü toparlanmalar kaydedilecektir. Pandemi teşviklerinin 2021'de krediden ziyade, ihtiyaç doğrultusunda hibe şeklinde olması toparlanmayı destekleyecektir. Ancak 2021'in değişimlerin yılı olacağını dikkate aldığımızda, iş dünyası olarak asıl beklentimiz, istikrarlı büyümeyi ve kalkınmayı destekleyecek çok yönlü yapısal reformların hayata geçirilmesi, eksiklerin tamamlanmasıdır. Bu açıdan Sn. Cumhurbaşkanı tarafından kısa süre önce dile getirilen reform sürecini ve ekonomi yönetimindeki değişimi çok önemsiyor, bir an evvel uygulamaya geçirilmesini temenni ediyoruz. Aksi takdirde, çok daha zorlu günler görebileceğimiz gerçeğini göz ardı etmeden ve temkinli iyimserliğimizi koruyarak, 2021 yılını, kayıplarımızı telafi edeceğimiz bir yıl olarak geçireceğimizi ümit ediyoruz.

2020’den öğrendiğimiz en önemli ders; sağlıklı yaşamın sadece kendimize değil sevdiklerimize, ülkemize ve insanlığa karşı en büyük sorumluluğumuz olduğudur. 2021 yılından umudumuz; bilim ve fen öncülüğünde, doktorlarımızın ve sağlıkçılarımızın desteğiyle tüm dünyada yaşanan süreci atlatarak, en güzel yıllarımızı sağlıkla, sevdiklerimizle devam ettirmemizdir. Bu duygu ve düşüncelerle yeni yılınızı kutluyor, aileniz ve sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz, sağlıklı, huzurlu ve mutlu nice seneler diliyorum.”

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


YATIRIMCILAR TEREDDÜTLÜ

Türkiye’nin mevcut piyasalar için iki bilinmeyenli denklem haline geldiğini kaydeden Vahap Munyar, piyasaların tersine yapılan açıklamalar sonucunda yabancı yatırımcı için Türkiye ekonomisinin öngörülemez olduğunu kaydetti.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 10. Online ve 2020 yılının son toplantısının konuğu, Dünya Gazetesi Yazarı & Genel Koordinatörü Vahap Munyar oldu. 2020 yılının kısa değerlendirmesi ile 2021’den ekonomik beklentileri içeren ‘Virüslü 2020 Biterken, Covid-19 Aşılı Yıla Girerken” konusunun konuşulduğu toplantı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “2020’nin Ocak ayında yüz yüze başladığımız, pandemi süreciyle beraber online olarak devam ettiğimiz son toplantımızda birlikteyiz. Özellikle Mart ayından sonra hayatımızda, toplumsal alışkanlıklarımızla beraber çok şey değişti. Özellikle ekonomide çok zor günler yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz” dedi.

‘2021 YILININ İYİ GELMESİNİ UMUT EDİYORUM’

Belirsizliğin her şeyin önüne geçtiğini kaydeden Başkan Akıncı, “2020’nin ilk çeyreğinde ekonomistlerin de belirttiği üzere ivme kazanan ekonomimiz pandemiyle beraber Mart ayından itibaren abondene oldu. Üyelerimizle yaptığımız anketimizde de bir numaraya ekonomide belirsizlik oturdu. Bunları yaşarken, aşı söylentileri çıktı, ümitler biraz yeşermeye başladı. Çok sevdiğim bir söz var piyasa beklentiyi satın alır diye, işin gerçeği bununla biraz umutlandık. Bir noktada tünelin ucundaki ışık mı diye düşündük. Bunları düşünürken yaklaşık bir haftadır gündemimize İngiltere’de başlayan Covid-20 söylentileri çıktı. Korkarım ki bu gerçek olduğu sürece dünya ekonomileri ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri ne olur düşünmek bile istemiyorum” diye konuştu. Yeni yıl dilekleriyle konuşmasına son veren Başkan Akıncı “Bu vesileyle yeni yılda sevdiklerinizle ve ailelerinizle beraber önce sağlık, mutluluk, başarı ve keyif diliyorum. 2020 bizlerde çok kötü anılar bırakacak, 2021’nin her şeyden önce dünyaya, ülkemize ve şehrimize iyi gelmesini umut ediyorum” dedi.

PİYASALARIN TERSİNE AÇIKLAMALAR

2020 yılına yönelik değerlendirmeleriyle söz başlayan Dünya Gazetesi Yazarı & Genel Koordinatörü Vahap Munyar, 2020’ye giden sürecin 2018’in ikinci yarısında başladığına dikkat çekerek, “Türkiye uluslararası piyasalar için iki bilinmeyenli bir denklem haline geldi. Birincisi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin nasıl işleyeceğini başta Cumhurbaşkanı olmak üzere kimse tam anlamıyla bilmiyor. Sistemi hala oturtamadılar. Dolayısıyla dışarıdan bu siyasi sistemin yansımaları öngörülemiyor” dedi. İktidarın siyasi istikrar var söyleminin dış dünyada karşılığının olmadığına işaret eden Munyar, “İkinci bilinmeyen denklem, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Berat Albayrak’ın gelmesi. Bunula beraber uluslararası piyasalarda yabancı yatırımcılar için bilinmeyen bir denklem oluştu. Ak Parti’nin ilk dönemlerinden itibaren Türkiye ekonomisinde önemli rol oynayan isimler Ali Babacan, Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı olarak Naci Ağbal’dı. Hem yerli yatırımcı hem de yabancı yatırımcı açısından hangi adımları atabilecekleri öngörülüyordu. Berat Abayrak’ın neler yapacağını kimse çok fazla tahmin etmiyor ve bilemiyordu. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte verdikleri mesajlar hep piyasaların akışının tersine adımlar atılacağına yönelik sinyallerdi ki bu adımları sonradan gerçekten de attılar” dedi.

DIŞ SALDIRIYA BAĞLAMAK DOĞRU DEĞİL

Yaşanan süreçte yabancı yatırımcının Türkiye’ye tereddüt ederek baktığını belirten Munyar, kur dalgasıyla daha da kötü hale gelindiğini belirterek, “Bunların üzerine de ‘Türkiye ekonomisine dış saldırı var’ söylemi yaygınlaştı. Evet, Donald Trump’ın sonradan attığı ‘ekonominizi mahfederim’ tweetleri belki bu söylemi belli ölçüde doğrulayabilir ancak tamamını dış saldırıya bağlamak çok mantıklı değil. Önce siz kendi içinizde doğru adımlar atarsanız, doğru hareketler yaparsanız, dış saldırı olsa bile onu daha sakin ve az hasarla atlatmanız mümkün olabilir” dedi. Geçmiş yıllarda ekonomide doğru adımlar atıldığında ivme kazanıldığını dile getiren Munyar, Sadece dış saldırı var söylemleri ortaya atıp, bir de üstüne ülkemize sıcak ya da kalıcı kaynak getiren uluslararası finans kurumlarını da çok sıklıkla isim de vererek, banka isimleri vererek kamuoyu önünde suçladık, tehdit ettik. Mesela Berat beyin görev döneminin sonunda da bazı bankalara ceza verdik diyerek açıklama yaptılar. Geçmişte de cezalar verildi, verilmesi de lazım eğer yanlış bir şeyler varsa yerli de yabancı da olsa hak ettiği cezayı almalı. Ancak bunu kamuoyuna çok fazla ilan ederseniz, düşmanca bir tavır içine girmiş olursunuz. Halbuki onların getireceği paraya ihtiyacınız var sizin, olmasa çok daha kolay işiniz” diye konuştu.

ELİMİZDEKİ CEPHANEYİ TÜKETTİK

Bütün Dünya’da, ülkelerin halen devam eden, vatandaşlarına, şirketlere ve kurumlara açtığı paketlere göre Türkiye’nin bu konuda sınırlı kaldığına dikkati çeken Munyar sözlerini şöyle sürdürdü; “2018 yılındaki dalga boyu kur hareketlerinden bahsettik, şundan dolayı, ülkemiz 11 Mart 2020’de ilk vakanın açıklanmasıyla beraber, Dünya’nın Covid-19 krizine maruz kaldığı şekilde elindeki cephaneyi önemli ölçüde tüketmiş halde girdi. Ayrıca yine ısrarla Berat Bey ve ekonomi yönetimi, piyasaların tersi yönündeki hareketlerini sürdürdüler. Dolayısıyla bu, Türkiye’nin reytingine de olumsuz yansıdı. Yavaş yavaş ülke kredibilitesinin riskini gösteren CDS puanlarımız 500’ün üzerine neredeyse 600’e kadar geldi. Yani Türkiye dışarıdan çok kolay bir şekilde borçlanma şansını ortadan kaldırdı. Bu ortam bildiğiniz gibi döviz kurlarını da tetikledi, Dolar 8 TL’nin, Avro 10 TL’nin üstünü gördü.” Ciddi miktarda döviz satışı yapıldığını belirten Munyar, “Doların ateşini söndürmek için kimi tezlere göre 100 milyar Dolar civarında bir kısmı da altın olmak üzere döviz rezervi erimesi oldu. Söylentilere göre tartışmayı çıkartan şey de 19 ton altının satışı ve bunu da Cumhurbaşkanı’nı doğru bir şekilde bilgilendirmeden yapmaları. Bu herkes tarafından konuşulan bir durum” dedi.

REKABETÇİ KUR

Döviz satarak kur frenlemeye çalışıldığının altını çizen Munyar, “Kuru frenleyemeyince de rekabetçi kur uyguluyoruz diyerek savunmaya geçtiler. Rekabetçi kur ihracatımız ve Türkiye’nin dışa açılması için çok önemli. Nitekim o günlerde konuştuğumuz birçok iş insanı, Türkiye yüzde 30-40 düzeyinde aşırı rekabetçi bir düzeye geldi. Yakın dönemde çimento sektörüyle online bir toplantı yaparken bir ihracatçımız örnek verdi. ABD’ye ihracat yapıyoruz dedi tonu 30 Dolar’dan, ABD’de çimentonun tonu o sırada 100-110 Dolar. Şimdi buradan ABD’ye çimento gibi bir ürünü 30 Dolar’a satmanın neresi rekabetçi olabilir. Mümkün olabilir mi? Tersine Türkiye hemen hemen her sektörde dünyanın en ucuzu haline geldi. İşçiliğimiz bile Çin’den ucuz hale geldi” diye konuştu. Tüm Dünya’nın krizde olduğu bir dönemde ihracat hedeflerinin gerisinde kalınmasının normal olduğunu kaydeden Munyar, “Böyle bir dönemde neden bizim ihracatımız hedeflendiği gibi 250 milyar dolara çıkmadı diye sorgulayamayız ama rekabetçi kur uyguluyoruz savunmasıyla biz bakın ihracatı tetikliyoruz derseniz o zaman niye 200 milyar Dolar’a 210 milyar Dolar’a çıkmıyor tartışmasını başlatmış olursunuz” dedi.

İSTİKRARLI BÜYÜME İÇİN DIŞ KAYNAK ŞART

Türkiye’nin kendi kaynaklarının yetersiz olduğunu dile getiren Munyar, “Şunu unutmayalım, Türkiye’nin istikrarlı bir büyüme yakalaması için mutlaka dışarıdan gelecek paraya, kaynağa ihtiyacı var. Tasarruflarımız hep milli gelirin yüzde 12'si. Bizim büyümemizi tetikleyecek bir tasarrufumuz yok. Her ne kadar Karadeniz’de keşfedilen doğalgaz bizi sevindirse de henüz devreye girmiş, bizi yukarıya taşıyacak bir doğal kaynağımız da yok. Demek ki böyle bakınca da Dünya’nın tersine, özellikle uluslararası para piyasaları açısından hareket etme şansımız ve lüksümüz de yok” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD GİRİŞİMCİLİĞİN ORTAK DİLİ PROJESİ FİNAL YAPTI

ANSİAD’ın sanayici ve iş insanları dernekleri arasında en büyük hibe alması özelliğiyle bir ilk olan projesi ‘Girişimciliğin Ortak Dili’ 15 aylık sürecini tamamlayarak final yaptı.

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, AB Başkanlığı tarafından yürütülen Sivil Toplum Diyaloğu Programı çerçevesinde, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’nin Avrupa Birliği – Türkiye Arasındaki Sivil Toplum Diyaloğu’nun Desteklenmesi Hibe Programı (CSD–5) kapsamında yürüttüğü 199.957,32 Euro hibe alan ‘Girişimciliğin Ortak Dili’ projesi uluslararası bir seminer ile 15 aylık proje sürecini tamamladı. “Sivil Toplumun Girişimcilik Ekosistemindeki Rolü” konusunun konuşulduğu online seminere, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Proje Uygulama Daire Başkanı Ahmet Hakan Atik, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Habitat Derneği Başkan Yardımcısı & Funika Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Civan Sözkesen, Proje Ortağı İtalya Joint Derneği & SEEDS Ağı Yöneticisi Tommaso Pescetto Cosentino, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Genel Sekreteri Arda Batu ve 2015 JCI Dünya Başkanı & Gain Global Kurucusu & CEO İsmail Haznedar ile ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Türkiye ve Avrupalı Sivil Toplum Kuruluşlarının girişimcilik faaliyetlerinde nasıl daha etkin işbirliği yapabilecekleri, bu süreçte ne tür zorluklarla karşılaştıkları gibi konuları tartışmak ve yeni işbirlikleri geliştirmelerini sağlamak amacıyla uluslararası olarak düzenlenen “Sivil Toplumun Girişimcilik Ekosistemindeki Rolü” seminerinde STK ve kamu temsilcileri bir araya gelerek ‘ağ kurma’ etkinlikleri gerçekleştirildi. Uluslararası seminerin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD’ın 30 yıl önce bölge ve ülke ekonomisine, sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla bir araya gelen sanayicilerin öncü ve girişimci faaliyetlerde bulunmak amacıyla temelleri atılan bir sivil toplum kuruluşu olduğunu kaydetti. ANSİAD’ın 18 yıldır bölge üniversiteleri ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte oluşturduğu girişimcilik ekosistemine dikkati çeken Akıncı, “Bugüne kadar binlerce gence dokunmuş, onların girişimci ruhlarını ortaya çıkarmak, inovatif düşünmelerini sağlamak, yönlendirmek ve bu girişimcilik yolunda onlara rehberlik etmek adına çeşitli etkinlikler düzenlemiş ve düzenlemeye de devam etmektedir” dedi.

GURUR KAYNAĞI OLDU

Fikir yarışmaları ve fikir maratonu etkinlikleriyle girişimci gençlere kendilerini ifade edebilme, proje üretebilme, yeteneklerini geliştirebilme ve bunları sunabilme imkanı gayreti içerisinde olduklarını belirten Başkan Akıncı, “Ansiad ulusal alanda genç girişimciliği destekleme yolculuğunda 18 yılı başarılı bir şekilde geride bırakmanın temel referansı ve başarı ile yazılmış olan ''Girişimciliğin Ortak Dili'' projesi ile Avrupa Birliği-Türkiye arasındaki sivil toplum diyaloğunun desteklenmesi hibe programı kapsamında 222.174.80 Euroluk bütçeli bir desteğe hak kazanmıştır. Bu, Türkiye ve Avrupa üyesi ülkelerden sanayici ve iş insanları dernekleri arasında alınan en büyük hibelerden biri olma özelliği ile de Ansiad olarak bizler için çok büyük bir gurur kaynağı olmuştur” diye konuştu. “Girişimciliğin Ortak Dili” projesinde sona geldiklerini kaydeden Başkan Akıncı, “1 Nisan 2019 itibari ile başlayan, pandemi koşulları nedeniyle bir süre etkinliklerimize ara verdiğimiz, 15 ay boyunca devam eden ‘Girişimciliğin Ortak Dili’ projemizde Türkiye’den AB projeleri alanında deneyimli Antalya AB Çalışmalarını Destekleme Merkezi Derneği ile yurt dışından uluslararası gençlik projeleri konusunda İtalya’nın önde gelen STK’larından birinin de yer aldığı 2 ortaklığımızın yanı sıra bölgesel paydaşlarımızla iş birliği içerisinde bulunduk” dedi.

SİVİL TOPLUM VE KAMU İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR İŞ BİRLİKLERİ GELİŞTİRDİK

ANSİAD, oluşturduğu kurumsal ortaklıklar ile Türk ve Avrupalı STK’lar arasında genç girişimciliği destekleme konusunda da bilgi paylaşımlarını sağlayarak karşılıklı ortak bir anlayış geliştirme misyonunu üstlendiklerini dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Proje kapsamında, genç girişimciliği ve yenilikçiliği destekleyerek, gençlerin istihdam edilebilirliklerini artırmak konusunda çalışmalarımızı, kişisel ve mesleki gelişimlerine katkı koymak gibi temel hedeflerimizi gerçekleştirdik. Bu temel hedeflere doğru ilerlerken de sivil toplum, kamu ve özel sektör arasında sürdürülebilir ve güçlü iş birlikleri kurarak gençlerin kariyer gelişiminin ve girişimcilik becerilerinin nasıl destekleneceğine ilişkin ortak bir anlayış ve yaklaşımı geliştirmek ana prensibimiz oldu. Ortaya çıkan bu ortak anlayış ve yaklaşımla yapılan tüm çalışmalar sonucunda özellikle gençlerin yaratıcı ve yenilikçi düşünmelerini teşvik eden modüller geliştirerek, öğrendiklerini hayata geçirebilecekleri bir “ANSİAD İnovatif Düşünme ve Girişimcilik Atölyesi” kurduk. Bu atölyenin sürdürülebilir olması için Muratpaşa Belediyesi ile imzaladığımız protokol ile Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde kalıcı bir yer tahsisini sağlamış olduk.”

YENİ PROJELERDE GÖRÜŞMEK ÜZERE

‘Girişimciliğin Ortak Dili’ projesiyle Sivil Toplum Diyaloğu ve ANSİAD arasında sosyal ve kültürel diyaloğun güçlendirilmesi ve Türkiye’nin Avrupa’ya toplumsal entegrasyonunun sağlanması yolunda önemli bir adım attıklarını sözlerine ekleyen Başkan Akıncı, “Projemizi ve gerek yurtiçi gerek yurtdışı işbirliklerimizi bu anlamda çok daha fazla önemsiyoruz. Çünkü biliyoruz ki Türk ve Avrupalı STK’lar arasında genç girişimciliği alanında bilgi paylaşımının ve iyi uygulamaların değişimini sağlamak, yine Türk ve Avrupalı paydaşlar arasında karşılıklı anlayışı geliştirmek ve bunlara yönelik kamuoyu desteğini arttırmak, bundan sonra yapılacak olan bu tür proje çalışmalarının temellerini oluşturacaktır” dedi. Proje boyunca süreci yürütenlere ve katkı koyanlara teşekkürlerini sunan başkan Akıncı, “Bölgemizde ANSİAD lokomotifinde ilerleyen girişimcilik çalışmalarının neredeyse çeyrek asırdır devam ettirdiği projelerine destek veren, bizlerle beraber bu ekosistemi büyüten yolcularına, ekosistemimizin ayrılmaz parçası genç girişimcilerimize de teşekkürlerimi sunuyorum. Ansiad çatısı altında yeni projelerde görüşmeyi temenni ediyorum” diye konuştu.

 

EDİTÖRE NOT:

Sivil Toplum Diyaloğu Hakkında:

2008 yılından bu yana yürütülmekte olan “Türkiye ve AB Arasında Sivil Toplum Diyaloğu” Programı Türkiye ve AB sivil toplumları arasındaki etkileşim ve diyaloğu yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde artırmayı hedefleyen ve Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin önemi ve faydalarına odaklanarak her iki toplumda farkındalık artırma girişimlerini destekleyen bir programdır. Programın Beşinci Dönemi 1 Nisan 2019'da 40 proje ile başlamıştır. Toplam 6.000.000 avroluk bütçe kapsamında uygulanacak projelerin konuları arasında doğrudan diyalog geliştirme ve iş birliği temalarının yanı sıra engelliler, yaşlılar, mülteciler gibi dezavantajlı gruplara yönelik sosyal konuların yanı sıra, kadın odaklı alanlar ve eğitim, sağlık, tarım, gıda, çevre gibi sektörler de vardır. Proje ve Sivil Toplum Diyaloğu Programı ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için 0242 3120303 no'lu telefonu arayabilir www.siviltoplumdiyalogu.org sayfasını takip edebilirsiniz.

 

Bu yayın Avrupa Birliğinin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YILIN GİRİŞİMCİSİ VE GÜNGÖR PEKŞEN ÖDÜLLERİ AÇIKLANDI

ANSİAD YILIN GİRİŞİMCİSİ VE GÜNGÖR PEKŞEN ÖDÜLLERİ AÇIKLANDI

ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri’nde Yılın Girişimcisi Ödülü Rasim Feyzan Doğu’ya ve Güngör Pekşen Özel Ödülü Antalya OSB Başkanı Ali Bahar’a takdim edildi

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından bu yıl 18’ncisi gerçekleştirilen ANSİAD Girişimcilik Günleri’nde pandemi koşulları dolayısıyla gerçekleştirilemeyen geleneksel ödül töreninde ödüller, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Geçmiş Dönem Başkanları Ergin Civan, Ali Eroğlu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımıyla takdim edildi. Her iki üyenin de yaptığı çalışmaları ve 2020 yılının pandemi koşullarını da göz önünde bulundurarak ANSİAD yönetiminin yerinde bir karar verdiğine işaret eden Başkan Akın Akıncı, “18 yıl boyunca kesintisiz devam eden, liselere, üniversitelere dokunan girişimcilik etkinliklerimizin iş dünyası ayağında Sayın Rasim Feyzan Doğu ve Sayın Ali Bahar’a bu ödülleri takdim etmekten büyük bir gurur duyuyoruz” dedi.

YILIN GİRİŞİMCİSİ RASİM FEYZAN DOĞU

ANSİAD’ın girişimciliğe ve girişimcilere yönelik çalışmalarını sürdürdüğü 18 yıl boyunca geleneksel olarak verdiği ANSİAD Yılın Girişimcisi ödülünün 2020 yılındaki sahibi, Oto Doğu A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Rasim Feyzan Doğu oldu. Aile şirketi olan Oto Doğu A.Ş.’nin 2020 yılında büyük bir yatırımla Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ne taşınmasıyla devam ettirdikleri toptan yeden parça satış işlerinin yanı sıra, 2011 yılında başladıkları otomobil yedek parça üretimi, ardından plastik enjeksiyon fabrikası ve ilaveten sera ekipmanları üretimindeki başarıları ve örnek girişimciliği nedeniyle ödüle layık görülen Rasim Feyzan Doğu’ya ödülünü ANSİAD Başkanı Akın Akıncı takdim etti. 2020 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü’nün sahibi olan Doğu, “2014 yılında bir enjeksiyon makinesi ve bir kalıpla başladığımız üretimimiz şu an yaklaşık 30 makine ve 600’ün üzerinde kalıpla devam ettiriyoruz. Şu an üretimimizi 13 bin metrekare kapalı alana sahip olmak üzere 36 bin metrekarelik bir alanda yürütüyoruz. Burada otomotiv, tarım, tek kullanımlık ürünler ve dezenfektan ürünleri olmak üzere dört farklı sektöre de hizmet vermekteyiz. ANSİAD’a ve yönetimine bu ödülü bana layık gördükleri için çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

GÜNGÖR PEKŞEN ÖZEL ÖDÜLÜ ANTALYA OSB BAŞKANI ALİ BAHAR’IN

Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı değerli girişimci iş insanı merhum Güngör Pekşen anısına 2010 yılından bu yana verilen ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Özel Ödülü’nün sahibi bu yıl, Antalya OSB’nin ve sanayi sektörünün gelişimine sağladığı katkı, sanayiciye hizmet etme anlayışı ile hayata geçirdiği değerli projeleri nedeniyle Antalya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar’ın oldu. “SİAD’lar, toplumun nefes alıp verebilmesi adına çok önemli bir sorumluluğu yerine getirmektedir” diyerek sivil toplum kuruluşlarının önemine dikkat çeken Başkan Bahar, “ANSİAD’ın şahsımı Güngör Pekşen Özel Ödülü’ne layık görmesi beni fazlasıyla duygulandırdı. Çünkü Güngör Pekşen adı bana sadece bir sanayiciyi ifade etmiyor. Güngör Pekşen benim çocukluk yıllarımın Güngör Amcasıdır. Güngör Pekşen organize sanayimizin ilk sanayicilerinden ve Ar-Ge içermiş ilk markalarından birinin yaratıcısıdır. Bu bağlamda hem kentimizin hem de sanayi sektörünün gelişimine büyük katkılar sağlamış duayen bir isimdir. Dolayısıyla çok büyük anlamlar içeren ve bir o kadar duygu dolu bu ödül için ANSİAD ailesine teşekkür ediyor ve ödülü büyük bir onurla kabul ediyorum” dedi. Güngör Pekşen’in oğlu Atıl Pekşen’in de online olarak katıldığı ödül takdiminde Başkan Bahar’a ödülü, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı tarafından verildi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


GİRİŞİMCİLİKTE ONLINE FİKİR MARATONLARININ KAZANANLARI BELLİ OLDU

ANSİAD lokomotifi ve sponsorluğunda tüm yıla yayılan etkinlikleriyle 2020 yılında ‘Akıllı Şehirler’ mottosuyla gerçekleştirilen ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri’nde bu yıl pandemi koşulları nedeniyle iş fikri yarışması ve fikir maratonu online olarak düzenlendi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından bu yıl 18’ncisi gerçekleştirilen ANSİAD Girişimcilik Günleri, katılımcılarının online olarak bir araya gelmesiyle gerçekleştirildi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı,  “ANSİAD Girişimcilik Günleri, geçen süre içerisinde, bölge üniversitelerimiz, çeşitli kamu kurumlarımız, meslek odalarımız ve diğer STK’larımız ile güçlenerek bir ekosistem oluşturmuş olup, bu yılda Avrupa Birliği – Türkiye Arasındaki Sivil Toplum Diyalogu’nun Desteklenmesi Hibe programından aldığı hibe ile de uluslararası boyuta ulaşmıştır” dedi. Gençlerin fikir üretme, inovatif düşünme ve girişimcilik hikayelerinin ANSİAD tarafından desteklendiğine işaret eden Başkan Akıncı, “Bu yıl pandemi koşulları nedeniyle, sağlıkla bu süreci atlatmak adına bir araya gelemedik. Ancak gerek Fikir Maratonu’nda gerekse İş Fikri Yarışması’nda ortağımız Habitat Derneği ile başarılı bir süreç atlattık” diye konuştu.

BAŞKAN AKINCI: TÜRKİYE’NİN EN KAPSAMLI EKOSİSTEMİ

ANSİAD Girişimcilik Günleri etkinliğinin bölgede ve Türkiye’de en kapsamlı ekosistem olarak görüldüğüne dikkati çeken Başkan Akıncı, “18 yıldır bölge üniversiteleri, STK’lar, teknokentler, kamu kurum ve kuruluşlarıyla başarılı bir şekilde ortak bir masada verilen kararlarla sürdüğünü söyleyebilirim. Burada bir teşekkür de özellikle bu süreci başarılı şekilde yürüttüğüne inandığımız Girişimcilik Komitesi Başkanımız Işık Yargın’a. Bizler için önemli olan öğrencilerimizin klasik bakış açısının dışına çıkabileceklerini görebilmeleri, girişimcilerimizin de bu ülke geneline yayılan girişimcilik ağından faydalanabilmeleridir” dedi. Başkan Akıncı, “Bizim buradaki misyonumuz, Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek gençlerimize eğitim panel, konferans, seminer, workshop ve hackathon gibi gelişimlerine katkı sağlayacak uygulamaları daha da çoğaltarak düzenlemek, onların her türlü teknolojik gelişmelerine katkı koyabilmek, bu alanlarda bilgi sahibi olmalarını sağlamak” diye konuştu. ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri etkinliklerinde emeği geçen bütün paydaşlara teşekkürlerini ileten Başkan Akıncı, “Hedefimiz yurt içi ve yurt dışı benzer STK'lar ve şirketlerle iletişim gücünü güçlendirerek, tüm bölge üniversitelerimiz ve paydaşlarımızla birlikte, gençlerimizi kendilerini ve fikirlerini ifade edebilecekleri platformlara taşımak istiyoruz. Bu vesileyle 18. Girişimcilik Günleri kapsamında bir ilk olarak online gerçekleştirdiğimiz yarışmalarımızda ödül alan gençlerimizi gönülden kutlarım. Yolunuz açık, kılavuzunuz Mustafa Kemal Atatürk olsun” dedi. Yarışmada derece alan ve ekosisteme katkı koyanlara teşekkür eden ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, “Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki üniversitelerimizin öğrencilerinin, 8. İş Fikri Yarışması’nda ve Türkiye’nin tüm üniversite ve liselerine açık gerçekleştirdiğimiz Online Fikir Maratonu’nda, gençlerin teknolojik ve sosyal yeteneklerini kullanarak dijital dönüşümün gereklerine uyumları ve uygulanabilir iş fikirlerini değerlendirmekten, ödüllendirmekten dolayı gurur duyuyor ve geleceğimize umutla bakıyoruz” diye konuştu.

FİKİR MARATONU ÖDÜL ALANLAR

ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri Akıllı Şehirler İçin Akıllı Çözümler Online Fikir Maratonu'nda Akıllı Şehir Altyapı Güvenlik Paketi projesiyle 3. olan takımımız 1926 Grubu'na ödülü Antalya Teknokent A.Ş. Genel Müdürü İbrahim Yavuz tarafından takdim edildi. Online Fikri Maratonu’nda 2 grup ikincilik ödülünü paylaştı. Doğal alan yangınlarının erken tespit ve müdahale otomasyonu I-Gora projesiyle I-Gora takımına ödülleri ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın tarafından takdim edildi. İkinci olan bir diğer takımız Bikers'a, Bisafe projesiyle ödülleri Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Civan Sözkesen tarafından takdim edildi. ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri Akıllı Şehirler İçin Akıllı Çözümler Online Fikir Maratonu'nu birincisi depremde arama kurtarma çalışmalarındaki zaman kaybını azaltmayı hedefleyen W1915 projesiyle E-Volve ekibine ödülünü ANSİAD Başkanı Akın Akıncı takdim etti.

İŞ FİKRİ YARIŞMASI ÖDÜL ALANLAR

ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri 8. İş Fikri Yarışması’nda Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden ön lisans ve lisans kategorisinde Park Açar Projesiyle üçüncü olan Sebahattin Serhat Turgut’a ödülü ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. H. Rana Demirer tarafından takdim edildi. Antalya Bilim Üniversitesi’nden ön lisans ve lisans kategorisinde Ivy Hava Kalite Sistemi Projesiyle ikinci olan Berke Can Sarıkamış ve Yağmur Ezgi Ay’a ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Özbek tarafından takdim edildi.

ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri 8. İş Fikri Yarışması’nda Akdeniz Üniversitesi’nden ön lisans ve lisans kategorisinde Tarımda Rf Tabanlı Online Takip Projesiyle birinci olan Recep Tayyip Çam’a ödülleri ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın tarafından takdim edildi.

ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri 8. İş Fikri Yarışması’nda Akdeniz Üniversitesi’nden yüksek lisans & doktora kategorisinde FDM Yazıcılar İçin Düşük Ergime Noktasına Sahip Alaşımları Yazdırabilen Ekstruder Tasarımı Projesiyle üçüncü olan Mustafa Kemal Gülseren’e ödülü Antalya OSB Teknopark A.Ş.’den Oğuz Kırtız tarafından takdim edildi.

ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri 8. İş Fikri Yarışması’nda Akdeniz Üniversitesi yüksek lisans & doktora kategorisinde Hastanelerde Hızlı Parça Üretimi İçin Plastik Hibrit İmalat Yönteminin Kullanılması Projesiyle ikinci olan İsmail Ata Mertkan’a ödülü ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Hilmi Ünsal tarafından takdim edildi.

ANSİAD 18. Girişimcilik Günleri 8. İş Fikri Yarışması’nda Akdeniz Üniversitesi’nden yüksek lisans & doktora kategorisinde Ağız İçi Tarama Yöntemiyle Diş Yapısının 3 Boyutlu Modelini Üreten Yazılım Projesiyle birinci olan İsmail Akbudak, Salih Can Yılmaz, Dr. Öğr. Üyesi Taner Danışman ve Diş Hekimi Burak Tokgöz’e ödülü ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı tarafından takdim edildi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


AB MÜZAKERELERİNDE ‘ALAKART’ YAKLAŞIMI

Mevcut iktidarın AB müzakerelerine yaklaşımını değerlendiren Kader Sevinç; “AB üyeliği müzakere sürecini hem çok partizan hem de çok karttan seçmeli işimize geleni yaparız, işimize gelmeyeni yapmayız noktasına geldi.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda toplantılarını gerçekleştirmeye devam ediyor. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen ‘Avrupa ve Dünya Değişirken Avrupa Birliği, Demokrasi, Teknoloji ve Gelecek’ konusunun konuşulduğu ANSİAD 9. Online Toplantısı’nın konuğu Demokrasi 4.0 Kurucusu, CHP Avrupa Birliği Temsilcisi, Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar Partisi (PES) Yönetim Kurulu Üyesi Kader Sevinç oldu. Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerinin 3 Ekim 2005’te Lüksemburg Zirvesi’nde başladığını kaydeden Sevinç, “Aslında uzun bir tarihi var ancak müzakerelerin başlaması itibariyle ben bu tarihi ele alıyorum. AB sürecine uzun ince bir yol olarak girildi ve artık bu giderek daralan bir yol” diye konuştu. 2005 yılında Türkiye’de bu denli bir bölünmüşlük ve kaos olmadığını belirten Kader Sevinç, “Türkiye'nin Avrupa Birliği politikası partiler üstü bir politika olarak algılanıyordu, tüm dış politika aslında bu şekildeydi. Çünkü bu bize bir cumhuriyet mirasıdır. Cumhuriyetin kuruluşundan beri biz dış politikamızı ve Avrupa ile ilişkilerimizi her zaman bu çerçeve içinde ele almıştık ancak 2005’ten itibaren bu bozuldu ve iktidarın partizan politika alanına dönüştü.” dedi.

MÜZAKERE SÜRECİ YANLIŞ ALGILANIYOR

Ekim 2005’te müzakerelerin başlamasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin reform sürecine ve ilerlemeye büyük katkısı olduğunun altını çizen Sevinç, “35 başlıkta müzakereler başladık ancak bu Türkiye’de Türkçe müzakere kelimesinin karşılığı olarak ‘biz bunu yapar, şunu yapmayız’ olarak algılanıyor bu süreç. Oysa AB üyelik süreci bir kulübe dahil olma ve o kulübün kurallarını, o kulübün kendi asgari ortak müştereklerini almak ve uygulamak demektir AB üyelik müzakere süreci dediğimiz şey. Belli marjlarda müzakere edebilecek olduğunuz konular olsa da bunlar sınırlıdır.” diye konuştu. AB müzakere başlıklarının kapsamının sosyal politikalardan yargı sistemine uzanan temel hak ve özgürlükleri kapsayan ilkesel ve yasal düzenlemelere kadar uzanan çok geniş bir politika yelpazesine oluştuğunu kaydeden Kader Sevinç, sözlerini şöyle sürdürdü; “Biz bu süreci maalesef Türkiye olarak birincisi çok kötü yönettiği, heba ettik. 2005’te beraber müzakerelere başladığımız Hırvatistan şu an AB üyesi. Hırvatistan modelinde partiler üstü hem muhalefetin hem sivil toplumun içinde olacağı müzakereleri yöneten bir milli komite kurdular. Biz CHP Avrupa Birliği Temsilciliği olarak bir çalışma yaptık ve CHP gurubu olarak uygulanması için TBMM’de önerge olarak sunduk, bugünkü iktidar partisi tarafından o gün reddedildi. Örneğin Hırvatistan'da AB sürecinin partilerüstü ve etkin şekilde yönetilmesi için kurdukları bu milli komitede sadece siyasetçiler değil, sivil toplum da, akademi de vardı ve başkanının da daima muhalefetten olması kararını aldılar. Böylece AB üyeliği için yapılan tüm düzenlemeler bir fikir birliği içerisinde, konsensüs içinde düzenlendi. Bizim önergemiz iktidar tarafından reddedilerek AB süreci dinamitleri. İktidar tam tersine bütün bu süreci partizan bir biçimde ele alma, AB konusunu bir partiye, yapılan bir destek olarak algılama eğilimi içinde oldu. Bu topyekün yanlış bir anlayıştır. Bütün bu süreci yönetmekte diğer bir önemli sorun ise çok "à la carte", karttan seçmeli bir yaklaşım benimsedi iktidar. Yani, müzakere başlıkları altındaki pek çok düzenlemeden iktidar kendi siyasi gündemine, çıkarına uyanları seçti ve gerisini yok saydı. Böyle yaptığınız zaman aslında ana başlığı "reform" olan bir mesele reform olmaktan çıkıyor, reformun bütünlüğünü bozuyorsunuz. İktidar, Türkiye’nin ortak çıkarını değil, kendi siyasi partinin çıkarına göre düzenlemeler yaptı ve AB sürecini kullandı. AB üyelik müzakere sürecinin doğasını, ruhunu bozan en önemli şeylerden biri de bu oldu.

”TÜRKİYE’DE OHAL KALICI HALE GELDİ

Maalesef AB ile müzakerelerin başlamasıyla beraber Türkiye’de antidemokratik uygulamaların da başladığına dikkati çeken Kader Sevinç, “Türkiye demokratikleşme ve reform sürecinden kopmaya başladı. TCK 301'i kullanarak ifade özgürlüğünün ayaklar altına alınması, entelektüellere baskılar, tutuklamalar gibi arkası çorap söküğü gibi gelen bir süreç yaşandı” dedi. Türkiye’de sivil toplumun baskı altına alınarak basın özgürlüğünün tamamen yok edildiğini belirten Sevinç, “Hatırlayalım ülkenin Başbakanı dönemin en büyük medya grubuna, yandaş olmadığı için boykot çağrıları yapıyordu daha 2008-2009'da. Önce yargıya yönelik değişiklikler ve sonra sistem değişikliği ve en son 2016’daki darbe girişimi de bir gerekçe olarak bu süreç son aşamaya ulaştı. Ondan itibaren de Türkiye'de olağan üstü hal kalıcı hale geldi. Kaldırıldı ama uygulamaya baktığınızda OHAL, Türkiye’de kalıcı bir rejim modeli haline geldi. Türkiye böylece AB ile bütün sürecini heba etti, dinamitledi. Bir tek siyasi partinin, kişinin olaylara bakış açısı, kendi kaderini ülkenin kaderinin önünde tutmasının acı sonuçlarını yaşadık, yaşıyoruz.” dedi.

ALERJİK TEPKİLER SÖZ KONUSU

Bu süreçte Avrupa Birliği'nin de yanlışları olduğunu, örneğin Hıristiyan demokrat ağırlıklı, özellikle sağ merkez muhafazakarların Türkiye’ye ‘alerjik tepkiler’ verdiğini dile getiren Kader Sevinç sözlerini şöyle devam ettirdi; “Türkiye’yi coğrafi olarak Avrupalı olmayan bir ülke olarak tanımlamak, sanki Avrupa coğrafi bir kavrammış gibi "coğrafi olarak Avrupalı değil" demek gibi anlamsız tavırlar alındı. Öyle olsa Kıbrıs adasının ne işi vardı AB’de, coğrafi olarak çok daha farklı bir yerde, komşuları Suriye, Lübnan, Mısır, İsrail. Müslüman çoğunluklu bir toplum da dedi bu kesim. AB "çeşitlilik içinde birlik" ilkesine dayalı bir birliktir. Türkiye'nin çoğunluğu Müslüman bir toplum olması AB için de bir zenginliktir. Zaten 450 milyona yakın nüfusu olan AB'de 18 milyona yakın Müslüman yaşıyor. AB bir Hristiyan Kulubü değil, her ne kadar bir siyasi grup olan Hristiyan Demokratlar böyle görmek istese de. Avrupa Birliği projesi Hristiyan Demokratlar'dan çok daha büyük, geniş ve derinlikli bir projedir. Bu kesimlerin sözcülüğünü yapanlar arasında örneğin Türkiye düşmanlığıyla tanınan, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de vardı. Ki bugün kendisi yolsuzluk ve rüşvet gibi suçlamalarla hakim önüne çıktı, onun cumhurbaşkanı olduğu dönemde hatırlarsınız Türkiye ile AB müzakerelerinde önemli başlıklar bloke edildi. Bunlar AB tarafındaki sorunlar ve yanlışlar. AB'nin en büyük hatalarından biri Sarkozy gibi anti-demokratlara teslim olmaları oldu. Bu teslimiyette elbette bizdeki iktidarın tavırları da etkili oldu. 2005’ten itibaren Türkiye’nin anti demokratikleşmeye sürüklenmesi, zaten Türkiye’yi AB'de istemeyenler için bir fırsat oldu. Şunu gördüler, mevcut iktidar ve anlayış ile Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olması mümkün olmayacaktı. Sadece bu iktidarın daha fazla desteklenmeye, yaptıklarının bir anlamda yok sayılması ve görmezden gelinmesine ihtiyaç olduğunu fark ettiler. Bu yüzden de uzunca bir süre Türkiye’de olan bitene AB'de köşe başlarındaki bu isimler sessiz kaldılar, hatta alkış tuttular. Reformlar, yargı bağımsızlığı basın özgürlüğü ve AB entegrasyonu için güçlü sesler duyulmadı, başlıklar açılmadı ve Türkiye için çok yanlış okumalar da yapıldı. Sonunda çirkin bir mülteci pazarlığı noktasına, al/ver pazarlığına kadar bile gelindi ilişkilerde.”

İKTİDAR MÜZAKERELERDE ÜÇ BAŞLIĞIN UYGULANMASINI İSTEMEDİ

AB müzakere sürecinde gerçekleştirilebilecek reformlar içerisinde üç başlığa dikkati çeken Kader Sevinç, “Müzakere sürecinde üç başlık vardı, ne AB’de ne de Türkiye için hiçbir engel söz konusu değildi. Biz de açılması ve reformların yapılmasını vurguladılar. İktidara şunu önerdik, AB’nin hataları ve eksiklikleri var, bizim yapabileceğimiz reformlar da var. Kendi vatandaşlarımızın daha iyi koşullarda yaşaması için asgari müşterek standartlar mevcut bunu kendimiz de yapabiliriz dedik” dedi. Düzenleme yapılabilecek ilk başlığın "Kamu Alımları" olduğunu dile getiren Sevinç, sözlerini şöyle devam ettirdi, “Ama kamu alımları başlığının içerisinde kamu ihaleleri kanunu vardı, bu kanuna göre kamu ihalelerini hesap verilebilir ve şeffaf bir hale getirmek gerekiyordu. Yandaşlara değil, siyasi iktidarın seçtiği kurumlara değil, o alanda en iyi fiyatla en iyi hizmeti verebilecek şirketlere verilmesini sağlayacaktı. Ancak işine gelmediği için mevcut iktidar göz ardı etti. Türkiye’nin gündemine gelmesini engelledi. İkincisi ise içerisinde devlet yardımlarının kullanımına yönelik düzenlemelerin yer aldığı "Rekabet Politikası" başlığıydı. Devletin kasasındaki, bizim cebimizden çıkan vergilerle oluşan bütçe kaynağından devlet yardımlarını adil, saydam ve hesap verilebilir bir şekilde dağıtılması, "Devlet Yardımları Kanunu'nun reforma uğraması demekti. Bu da siyasi iktidarın işine gelmediği içine ellerinin tersiyle bir kenara attılar. Son başlık sosyal politika ve istihdam başlığıydı. Orada da sosyal hakların AB standartlarına uyumlu hale getirilmesi vardı ama unutmayalım aynı başlığın içerisinde kadın hakları da vardı, kadınların istihdama katılımı, eşit işe eşit ücret, kadına karşı şiddetle mücadeleye kadar uzanan ve pek çok sosyal politika düzenlemesini içeren konu vardı. Tabi Türkiye’de siyasi iktidar sosyal politika ve devlet yardımları konusunu da tamamen sadaka politikası olarak gördüğü ve devletin yurttaşına borcu olarak görmediği için bu da işine gelmedi. Bu üç başlık da, biz muhalefet olarak desteklememize,  AB tarafında engel olmamasına, sadece Türkiye’deki iktidarın irade göstermesine bağlı iken, iktidarın işine gelmediği için açılmadı.

‘TÜRKİYE, RUSYA DEĞİL, DEMOKRASİYE SAHİP ÇIKAN GENİŞ KESİMLER VAR’

Hızlı bir şekilde reform sürecine dönülmesi gerektiğinin altını çizen Kader Sevinç, Türkiye’nin yeniden ayağa kalkması gerektiğini kaydetti. AB müzakerelerinin bir anlamda dondurucuya koyulduğuna işaret eden Sevinç, “Yeniden reform yapma iradesine sahip bir iktidar olduğunda sürecin buzları yeniden çözülecek. 35 başlıktan 16 tanesinde müzakereleri açtık. Her ne kadar açtığımız her başlıkta tüm koşulları yerine getirerek uyum sağlamış olamasak bile orada bir ivme yakalandı” dedi. Avrupa Birliği’nin Türkiye ile tamamen köprüleri atamayacağına dikkati çeken Sevinç, gelen bir soru üzerine “Türkiye’de bu işe inanan, bu meseleye inanan, Türkiye’nin iyi bir demokrasi, laik bir sosyal devlet olmasına inanan insanların milyonlarca olduğunu herkes biliyor. Türkiye bir Rusya değil. Ne olursa olsun bu kadar uzun süre iktidar olan bir siyasi güç bile Türkiye’de milyonlarca demokrat insanı yok edemeyecek. Biz varız sonuç olarak ve buradayız. Dolayısıyla Türkiye’de demokrasiye sahip çıkan demokrasi güçlerinin, Türkiye’nin ilerlemesini, cumhuriyeti, laik devleti, sosyal devleti savunan, Türkiye’yi bir Avrupa ülkesi olarak gören ve daha iyi entegre olması gerektiğini düşünen milyonlar var. Elbette çok kutuplu bir dünyada Çin ile de, Afrika ile de, Amerika ile de, Rusya ile de güçlü ilişkiler kurmamız icap eder ama nerede durduğumuz, kim olduğumuzun, gücümüzün, tarihimizin bilincinde olarak. İktidarın tüm AB entegrasyonunu engelleme çabasına karşın araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’de AB üyelik hedefine toplumsal destek hala çok yüksek %65-70 bandında. Türkiye ile AB arasında halihazırda derin bir entegrasyon var, ortak bir kader var.

Türkiye bir demokratik mücadele ve değişim sürecinde ve bundan başarıyla çıkacak. Avrupa Birliği de bir değişim ve dönüşüm sürecinde. Türkiye "ileri" diyecektir demokratik bir iktidara kavuştuğu gün Avrupa Birliği ile Türkiye’nin kaderi tekrar kesilecek ve belki bu kez daha da güçlü bir şekilde birleşecek.” diye konuştu. 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


GÜVENSİZLİK GİDERİLDİ

T.C. Merkez Bankası’nın uzun bir süredir piyasa beklentilerinin dışında hareket ettiğini kaydeden Başkan Akıncı, “Bu büyük bir güvensizlik yaratıyordu. Türk Lirasının son otuz yılın en düşük değerine gelmesinde bu güvensizliğin rolü büyüktü” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Akın Akıncı, Covid-19 pandemisinin ekonomik ve sosyal etkileriyle birlikte ekonomideki yapısal zayıflıkların ve kurumlara güvenin gerilemiş olmasının sonuçlarına karşı, Cumhurbaşkanı tarafınca açıklanan hukuk ve demokrasi reformu kararını  ve Merkez Bankası'nın bugünkü faiz sadeleştirme kararını doğru bir başlangıç olarak gördüklerini ve kararı desteklediklerini kaydetti. TCMB yeni başkanı atandıktan sonra piyasalara verdiği net sinyali değerlendiren Başkan Akıncı, “Bu doğrultuda politika faizini 475 baz puan arttırarak yüzde 15’e getirdi ve bir süre piyasayı sadece bu faizden fonlayacağını duyurdu. Bu piyasalarda olumlu bir etki bıraktı” dedi. İlk olarak TCMB’nın uzun bir süredir piyasa beklentilerinin dışında hareket ettiğini kaydeden Başkan Akıncı, “Bu büyük bir güvensizlik yaratıyordu. Türk Lirasının son otuz yılın en düşük değerine gelmesinde bu güvensizliğin rolü büyüktü. Son kararla TCMB piyasa beklentileri ile uyumlu hareket ederek güvensizliği bir nebze olsun giderdi ve risk primini düşürdü” diye konuştu. Para politikasının sadeleştiğini belirten Akıncı, “Daha anlaşılır ve iletişimi kolay bir yol izlendi. Bu da piyasalar tarafından olumlu karşılandı” dedi.

KARARLI TUTUM YATIRIMI DESTEKLER

Başkan Akıncı, “ANSİAD olarak orta gelir tuzağının özünde orta demokrasi tuzağı olduğunu, Merkez Bankası gibi kurumların politika araçlarında bağımsız davranarak kredibilite kazanmaları gerektiğini savunuyoruz” diye konuştu. Merkez Bankası'nın sadeleştirme kararını bağımsız karar kapasitesi bakımından bir sinyal olarak değerlendirdiklerini ve olumlu bulduklarını belirten Akıncı, “Son gelişmelerin bu yönde bir ortak akıl oluşumu ve güçlü bir değişim iradesi olmasını, ümit verici bu söylemlerin somut adımlarla pratiğe geçirilmesini temenni ediyoruz.  Enflasyon hedeflemesinde kredibilite sağlayacak kararlı bir tutum orta vadede ekonomide yatırım ortamını destekleyecektir” dedi.

HUKUK VE KALKINMADA SOMUT ADIM BEKLENTİSİ

TCMB’nın bu faiz kararını bir para politikası sıkılaştırması olarak görmemek gerektiğini sözlerine ekleyen Akıncı, “Ortalama fonlama maliyetine baktığınızda bu faiz kararlarından önce piyasayı ortalama yüzde 14.80’den fonlayan bir Merkez Bankamız vardı zaten. Bu yeni faiz kararı daha önce örtülü uygulanan faiz artışlarına görünürlük kazandırmış oldu” diye konuştu. Merkez Bankası’nın uzun bir süre faizleri indirmesini beklemediklerini dile getiren Başkan Akın Akıncı, “Mevcut rezervlerin yetersizliği ve değersizleşen TL’den dolayı yabancı para cinsinden ödenecek olan borçların maliyeti bir süre daha TCMB’nin en az bu faiz oranlarıyla para politikasını sürdüreceği izlenimini veriyor” dedi. Hukuk, demokrasi ve kurumsal reform adımlarıyla birlikte koronavirüs ve ekonomik etkileriyle mücadele alanında da yeni tedbirlere ihtiyaç olduğuna şüphe olmadığının altını çizen Başkan Akıncı, “Kapanan işyerleri, koronavirüs koşullarından ağır biçimde etkilenen sektörler her tür devlet yardımı, özellikle de mali destek ihtiyacı içerisindedir. Bu sektörlerde ödemelerin ertelenmesi, kredilerin yenilenmesi, istihdam desteklerinin artırılması gibi destekler yeniden ele alınmalıdır. Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte hızlı bir büyüme gerçekleştirmiş, ancak Antalya turizme bağımlılığı sebebiyle daha büyük bir zararla karşılaşmıştır.  Koronavirüsün ekonomik yükünün adil dağılımı açısından  Hükümetimizin bu özel durumu dikkate alacağına inanıyoruz. Bundan sonraki süreçte iş dünyasının beklentisi bu adımlar konusunda iktidarın net bir tavır göstermesidir.”

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr 

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TÜRK DEVRİMİ FERDE DAYANAN BİR DEVRİM

İlker Başbuğ; “Türk devrimi ferde dayanan bir devrim, fertler fikir sahibi olacak. Daha doğrusu Mustafa Kemal Atatürk gerçekleştirdiği devrim sonunda bireylerin fikir sahibi olmasını istiyor. Başkaları onun geleceğini tayin etmesin.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda toplantılarını gerçekleştirmeye devam ediyor. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyelerinin katılımıyla 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü etkinliği kapsamında gerçekleştirilen ANSİAD 8. Online Toplantısı’nın konuğu Türkiye Cumhuriyeti 26. Genel Kurmay Başkanı Emekli Orgeneral M. İlker Başbuğ’un katılımıyla gerçekleştirildi. ‘Türk Devrimi’nin konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda konuk katıldı. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 82. Yıl dönümünü anarak başlayan İlker Başbuğ, “Bugün, cumhuriyetimizin kurucusu ebedi başkumandanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 82. yıl dönümü. Bunu fiziki bir ayrılış olarak kabul etsek doğru olur. Fikirleri, düşünceleriyle hala bizlerle beraber canlı yaşıyor. Ne zaman bir problemle karşılaşsam ve çözüm yolu nedir diye düşünsem o zaman yine bakıyorum ki çözümü Mustafa Kemal Atatürk” dedi.

MÜCADELENİN BİR ANLAMI OLMALI

Mustafa Kemal Atatürk’ün silah arkadaşları ve arkasına da Türk milletini alarak gerçekleştirdiği Türk devrimini bir mucize olarak niteleyen Başbuğ, “O günkü şartları dikkate alırsanız gerçekten karşı karşıya kaldığınız durum bir mucizedir. Bu mucizenin ismi nedir derseniz Mustafa Kemal Atatürk kendisi ifade etmiştir, aslında gerçekleşen mucizenin ismi Türk devrimi” diye konuştu. Atatürk’ün hayata bakış felsefesine bakmakta yarar olduğunu kaydeden İlker Başbuğ, “ 57 yıla sığan bir ömür, 57 yılın her dakikası her saati büyük bir mücadele ile geçiyor. İç ve dış düşmanlar, sağlık sorunları ile zor bir hayat. Kendi kelimeleriyle hayat felsefesini şöyle ifade ediyor Mustafa Kemal Atatürk, ‘Hayat demek mücadele demektir.’ Burası önemli. Mücadelenin bir hedefi olması gerekir, nedir? Başarı kazanmak. Boşa olan bir mücadelenin anlamı olmaz. Bu iki husus çok önemli. 57 yıllık yaşamına baktığımız zaman her alanda müthiş bir mücadele ve hepsinden başarıyla çıkan bir kişilik var. Ender bir şahsiyet, kolay kolay benzerinin bulunabileceği bir kişi değil” dedi. 

TÜRK DEVRİMİNİN TEMEL FELSEFESİ

Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirdiği Türk devriminin toplum tarafından doğru anlaşılmadığını kaydeden Başbuğ, “Temel sorunumuz da bu aslında. Bazen üzülerek görüyorum Mustafa Kemal Atatürk’ü dar kalıplar içerisinde ifade etmeye çalışıyorlar, bazıları çok sloganlaştırarak anlatmaya çalışıyor, bazen de klişe sözlerle ve tekrar da ederseniz aynı şeyleri bıktırmanız gibi bir durum var. İnsanlara onların fikirlerini açacak temel itibariyle de düşünce dünyasına girmemiz lazım, karşılaştığı olayları nasıl karşılıyordu, nasıl planlıyordu, nasıl sevk ve idare ediyordu yani yöntem, yönetim tarzı neydi. Elbette o okullarda sağladığı başarıları öğrenmeliyiz, hangi safhalardan geçtiğini bilmeliyiz. Belirli bir eğitim seviyesine gelen insanların onun düşünce dünyasına, felsefi, fikir dünyasına girmesi lazım” diye konuştu.  

ANKARA KONUŞMASINDA DEVRİMİ ANLATIYOR

Türk devriminin temel felsefesinin Mustafa Kemal Atatürk’ün 28 Aralık 1919’da Ankara’da şehrin ileri gelenlerine yaptığı konuşmaya dayandığını belirten İlker Başbuğ, “Atatürk'ün gerçekleştirdiği Türk devriminin temel taşını, ulaşmak istediği hedefi; 28 Aralık 1919 günü Ankara'da, şehrin ileri gelenleriyle yaptığı konuşmada ortaya koyduğunu düşünüyorum. Atatürk'ün o gün söylediği şu cümleler çok önemli: Bu konuşmada Atatürk bütün düşüncelerini, ileride yapacağı devrimin ana iskeletini anlatıyor” dedi. Başbuğ sözlerini şöyle sürdürdü; “Mustafa Kemal Atatürk’ün bu konuşmasından bir paragrafı paylaşacağım, üzerinden günlerce konuşulabilecek bir paragraf. Ne demiş burada, ‘Fertler fikir sahibi olmadıkça, haklarını idrak etmiş bulunmadıkça, kitleler istenilen istikamete, herkes tarafından iyi fena istikametlere sevk edilebilir. Kendini kurtarabilmek için her ferdin geleceği ile bizzat ilgili olması lazımdır.’ Burada bir kere fertler yani birey var. Türk devrimi ferde dayanan bir devrim, fertler fikir sahibi olacak. Daha doğrusu Mustafa Kemal Atatürk gerçekleştirdiği devrim sonunda bireylerin fikir sahibi olmasını istiyor. Benim insanım köyde, kasabada ve şehirde fikir sahibi olsunlar, hem de haklarını bilsinler. Haklarını korusunlar, savunsunlar ve haklarını istesinler. Bunu yaparsanız bir noktada fert, birey aynı zamanda da kendi geleceğiyle ilgili olarak yetkili olsun. Başkaları onun geleceğini tayin etmesin.”

BAZILARINA GÖRE İNANAN ADAM BİR SİLAH

Fikir sahibi olunmazsa birilerinin çıkıp iyi ya da kötü bir yönde yönlendirilebileceğini dile getiren başbuğ, “Bir toplum nasıl yönlendirilir? Bu lider olabilir. Mustafa Kemal Atatürk’te bunun müstesna bir örneğini görüyoruz. Kendisinin metodolojisine göre ilk önce karşısındaki insanın düşüncelerinin ne olduğunu anlamak önemli, bu müthiş bir olay. Onların ne düşündüğünü anlayabilmek için onlarla biraz empati yapmanız lazım. Eğer lider hedef olarak aldığı toplumun düşüncelerini doğru okuyabiliyorsa onları yönlendirebilme yeteneğine de sahip olabiliyor” dedi. Düşünceyi duygu ile birleştirince inanan kişinin ortaya çıktığını belirten Başbuğ sözlerini şöyle sürdürdü, “İnanan adamı da hiçbir kuvvet yıkamaz. İnsanların yönetilmesi açısından fevkalade önemli bir nokta. 15 Temmuz 2016 FETÖ darbesinden sonra bu sorularla çok muhatap olduk. Bu insanları nasıl bu şekilde yönelttiler. Adam düşünceye girmiş bir de o duygularla bağlayarak inanan kişileri çıkartmış. Koca koca üniversite bitirmiş, askeriye bitirmiş general rütbesine erişmiş insanlar nasıl bunu yapmışlar. İşte olayın aslı, formülasyonu altında bu yatıyor. Bazılarına göre de inanan adam bir silahtır.”

BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLANLAR

Uğur Mumcu’nun ‘Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olanlar’ sözünü hatırlatan Başbuğ, “

Fertler nasıl bilgi sahibi olurlar? Elbette bunun asıl yolu, eğitim ve öğretimdir. Akıl ve bilime dayanan bir eğitim ve öğretim. Bir konuda fikir sahibi olmak, bir şeyler söyleyebilmek için ilk önce o konuda bilgi sahibi olmanız lazım” dedi. Bilgi ve fikir sahibi olmayanların Mustafa kemal Atatürk’ün dediği gibi iyi veya fena istikametlere yönlendirilebileceğinin altını çizen Başbuğ, “Eğitim-öğretim önemli, ancak yeterli değil. Atatürk'ün 28 Aralık 1919 günü yaptığı konuşmada bunun da cevabı var, teşkilatlanma. Burada toplumsal yapılanmanın önemine dikkat çekilmektedir. Çünkü bireyler, tek başına başarılı olamaz. Bireylerin, bir araya gelmesi lazım. Sivil toplum kuruluşları demokratik yaşamda çok önemli rol oynuyorlar. Sivil toplum kuruluşları olmayınca veya zayıf olunca da onların yerini tarikat ve cemaatler dolduruyor. Bu da bir gerçek” diye konuştu.

MİLLİ BURJUVA OLUŞMALI

Avrupa'da demokrasinin gelişmesinde burjuvazinin önemine dikkati çeken İlker Başbuğ, “Türkiye'de milli burjuvazi bir türlü oluşamadı. STK'ların da etkili olduğu pek söylenemez. Dolayısıyla, çözüm aslında milli burjuvazi sınıfının ve etkin demokratik STK'ların oluşumunda yatmakta” dedi. Bireylerin önünde birçok alternatif olduğunu dikkati çeken Başbuğ, “Bireylerin siyasi partilerde yer alması. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsuru. Siyasi partilerde yer alma, başkanlık, üst düzey yönetim gibi makamlara seçilme olarak anlaşılmamalı. Bir partinin üyesi olarak bir şeyler yapmam mümkün. Günümüzde toplumun geleceğinde rol almak, etkili olmak isteyenler, yalnız sosyal medya faaliyetleri ile yetinmemeli, ya siyasi partilerde veya STK'larda çalışmayı tercih etmeliler” diye konuştu. Türkiye’de en uzun süren devrim sürecinin ‘laiklik’ olduğuna dikkati çeken Başbuğ sözlerini şöyle sürdürdü; “1921 Anayasası’nda Türkiye Devleti’nin dini İslam dinidir. Devleti kurdunuz 1923’te 1924 anayasasını yazıyorsunuz ve bu anayasada da bunu muhafaza ediyorsunuz. 1923’te cumhuriyet laik devlet değil. 1927’ye geliyorsunuz laiklik ilkesi Cumhuriyet Halk Fırkası’nın tüzüğüne giriyor. 1928’de 5 yıl sonra Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır ibaresi kaldırılıyor. Peki anayasaya laiklik ne zaman girecek 1937. Sürecin tamamlanması baktığınız zaman Atatürk’ün aramızdan ayılmasından 1 yıl önce gerçekleşiyor. Bunu iyi düşünmek ve değerlendirmek lazım.” Konuşmaları ve değerli katılımı için İlker Başbuğ’a ve katılımcılara teşekkürlerini ileten ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Günün anlam ve önemine uygun güzel bir toplantı oldu. Ben toplantımızı Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle kapatmak istiyorum. Şöyle diyor Atamız, ‘Ben, manevî miras olarak hiçbir âyet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında belki gayelere tamamen erişemediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.’ Bu duygu ve düşüncelerle Atamızın ebediyete intikalinin 82. yıl dönümünde rahmet, minnet, saygı ve özlemle anıyorum” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


HER 10 KASIM’DA ATATÜRK’ÜN MÜCADELESİNİ ANLIYORUZ

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 82. yılı nedeniyle bir mesaj yayımlayan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “10 Kasımların, Atatürk’ün 57 yıllık hayatını, mücadelesini, milletimize kazandırdıkları ve kazandırmak istediklerini doğru anlama bakımından önemi büyük” dedi.

Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyeti kurduktan sonra, Türk devletinin ulaşması gerektiği aşamayı, 20. yüzyılın başlarında şaşmaz bir sezgiyle gördüğünü dile getiren Başkan Akıncı, “Yaşamda en gerçek yol göstericinin bilim ve teknoloji olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca gerçek kurtuluşun ekonomik bağımsızlıktan, ülkenin her bakımdan kalkındırılıp güçlendirilmesinden geçtiğini belirtmiş, batı uygarlığının biliminden, teknolojisinden yararlanarak, bunları özümseyerek çağdaş uygarlık düzeyine çıkıp, bu düzeyi de aşmayı milletinin önüne amaç olarak koymuştur. Atamız bu amacı daha somut olarak “Büyük davamız, en medeni en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir” şeklinde ifade etmiş ve refah toplumu olmayı hedef göstermiştir” diye konuştu. 10 Kasımların, Atatürk’ün 57 yıllık hayatını, mücadelesini, milletimize kazandırdıkları ve kazandırmak istediklerini doğru anlama bakımından öneminin büyük olduğuna işaret eden Akıncı, “Bu anlamda yüce Atatürk’ün ölümünün 82. yıldönümünde her 10 Kasım’da olduğu gibi bu yıl da yine sevgi ve saygı ile anıyoruz” dedi.

‘KALPLERİ KIRARAK DEĞİL KAZANARAK HÜKMETMEK İSTERİM’

Milletin çağdaşlaşmaya katılması ve katkıda bulunmasının Atatürk’ün temellendirdiği önemli bir düşünce olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Bakıldığı zaman 1920 ile 1938 yılları arasında sağlanan gelişme ve değişmeler, hem milletin birbiriyle kucaklaşması, hem de çağ ile yarışmak düşüncesiyle temellendirilmiştir” diye konuştu. Atatürk’ün, Türk milletini büyük bir atılıma hazırladığı ve yönlendirdiği yüzyılda Avrupa ve Asya’nın pek çok ülkesinde, totaliter rejimler veya diktatörlükler bulunduğunu belirten Akıncı, “Böyle bir dünyada Atatürk, yabancı bir gazetecinin sorusuna “Ben kalpleri kırarak değil, kazanarak hükmetmek isterim” diye cevap vermiştir” dedi. Atatürk ile aynı çağda yaşayan diktatörlerin endişe ve korku kaynağı olduğunu belirten Akın Akıncı, “Onlar bugün ya unutulmuş ya da kötü miraslarıyla anılır olmuştur. Atatürk ise, sevgi ve saygı uyandırarak, Türk milletini, çağ ile tanıştırmaya gayret edip varlığını teminat altına almaya yöneltmiştir. “Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak” hedefi ise çağın akışına yön verme düşüncesinin bir göstergesidir” diye konuştu.

MİLLİ HEDEF VE STRATEJİLERİ HATIRLANMALI

Sadece 10 Kasımlarda değil, her daim Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorumluluklar ve gösterdiği hedeflerin tekrar tekrar konuşulması gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Ülkemizin en zor anında bile düşünüp ortaya koyduğu milli hedef ve stratejilerin hatırlanması, bu tür çabaların anlam ve değerinin çok iyi bilinmesi, Büyük Atatürk’ün ebedi istirahatgâhında huzur içinde yatması bakımından da önemlidir” dedi.

“BENİM MANEVİ MİRASIM İLİM VE AKILDIR”

Mustafa Kemal Atatürk’ün ilim ve akıla işaret eden cümlelerini hatırlatan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; “Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen erişemediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.” Başkan Akıncı, “Bu düşüncelerle Büyük Atatürk’ü ebediyete intikalinin 82. yıldönümünde bir kez daha saygı, rahmet ve minnetle anıyorum, ruhu şad olsun” dedi.  

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD Başkanı Akıncı’dan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı

Değerli Basın Mensubu,

Cumhuriyet ile birlikte kazandığımız laik, demokratik ve adalet temelinde bir hukuk devleti üzerine inşa edilen değerlerimiz bugünkü varlığımızın ve geleceğimizin yegâne teminatıdır.

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 97. yıldönümünde, Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarını minnetle anıyor, uzun yıllar boyunca sürdürülen milli mücadelenin ardından ağır bir enkazdan Cumhuriyetimizin temellerini atan kurucularımızı saygı ile selamlıyorum. 

Temelinde laik ve demokratik bir hukuk devleti anlayışının yer aldığı Cumhuriyetimizin teminatı, milletin beraberlik iradesidir. Cumhuriyetin ülkemize kazandırdığı değerler bugün dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik istikrarsızlıkları, teknolojik gelişmelerin ışığında ilerlemeyi hedef olarak önümüze koymakta rehber olacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma hedefi, çağdaş uygarlık standartlarında bir devlet ve toplum yapısıyla hayata geçirilebilecektir.

Dünya ile rekabette güçlü bir ekonomiyle, sağlık, barınma, yaşam standartları konusunda ileriyi hedefleyerek hayatımıza devam etmeliyiz. Bunların sağlanabilmesi için de demokrasimizi güçler ayrılığı, özgürlükler, laiklik ve hukuk devleti temelinde yukarıya taşımalı, eğitim ve sağlıkta dijital dönüşümü ana hedefimiz olarak koymalıyız. Bu reformları hızla hayata geçirmek için ülkemizi çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkaracak sosyal ve siyasal adımlar atılmalıdır.

ANSİAD 30 yıldır olduğu gibi Cumhuriyetimizi güçlendirecek her türlü adımın öncüsü ve destekleyicisi olmaya devam edecektir.

Bu vesile ile 97. yıldönümünde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı kutluyor, gençlerimize çağdaş uygarlığın temeli Cumhuriyeti armağan eden Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarını minnetle anıyorum. Yolunuz açık, kılavuzunuz Mustafa Kemal Atatürk olsun.

Akın AKINCI

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DÜŞÜNCELER BÜYÜK BİR YÜK

Pamuksüzer; “İnsanın kafasından 65 bin tane düşünce geçiyor bir günde. Bu düşünceler bile büyük bir yük.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda toplantılarını gerçekleştirmeye devam ediyor. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen ANSİAD 6. Online Toplantısı’nın konuğu The LifeCo, StartersHub, Angel Effect, Başakşehir Living Lab Kurucusu Ersin Pamuksüzer’in katılımıyla gerçekleşti. ‘İyi Yaşam ve Startup Ekonomisi’nin konuşulduğu toplantıda, Pamuksüzer, “Dünyada 4 tane uyumsuzluk söz konusu. Siz hangi kalitede yaşamınızı sürdürebiliyorsunuz, önemli olan bu. Biz yemek yemek yerine tıkınıyoruz. Doğal yemek yerine entdüstriyel yiyoruz” dedi. İşlenmiş gıdalarda ürünlerin bir raf ömrü olduğuna dikkati çeken Pamuksüzer, “Hayata kaç-dövüş şeklinde devam edebilir ya da huzur içerisinde olup kendinizi yenileyebilirsiniz. Bugün yaşadığımız toplumda kaç-döğüşlerimiz binlerce olmaya başladı. Ben size bir bıçakla saldırıyorsam ölüm tehlikesi söz konusu, ancak uçağı kaçırıyorsanız sonunda ölüm yok fakat stres yaşıyorsunuz. İnstagram beğenileri az diye strese girenler var, hayat öyle bir yere geldi ki stresten kaçamıyorsunuz” diye konuştu. Her şeyin doğaya uygun olması gerektiğinin altını çizen Ersin Pamuksüzer, “Buna rağmen insan yapımı bir dünyada yaşıyoruz.  Kimyasal bir dünyaya çözünmüş durumdayız. Biz hareket eden canlılarız, lenfatik sistemde yaşıyoruz. Bunu devam ettirebilmek için hareket etmeniz gerekiyor. Bu uyumsuzluklar bizi bir yere götürüyor. Enzimler eksik kaldığı için yenilenme yaşayamıyoruz, 6-8 ay arasında yenileniyorsunuz, eğer sizi yenileyecek malzemeler eksikse yeterince yenilenmeniz mümkün değil” dedi.

DUYGULARINIZI HİSSEDEREK YAŞAYIN

Kronik stresin huzurlu bir rahatlama dönemine engel olduğunu dile getiren Pamuksüzer, “Bunun sonucunda da dünyada doğal ölümler yüzde 7, diğer ölümler ise bizlerin seçimlerinden kaynaklı. Huzurlu bir zihne değil stresli bir zihne sahip olmak, toksik beslenmek gibi durumlar dünyada yüzde 93 bize bunlara bağlı bir ölüm getiriyor” diye konuştu. Kalori indeksine göre koyu yeşil besinlerin tüketilmesinin yüksek besin değeri bakımından önemli olduğuna dikkati çeken Pamuksüzer, “Şekerli ve yağlı ürünlere de gittikçe kalori artıyor ve besin değeri düşüyor. Yeme aralığınızı belirli bir zamana sıkıştırmak önemli. İnsan vücudunda enerjinizi alan 2 şey vardır, hazım ve yer çekimi. Yer çekimi için bir şey yapamıyorsun ancak hazım için bir şeyler yapabilirsiniz” dedi. Dışarıdan gelen sinyallere beynimizin her zaman açık olduğunu dile getiren Pamuksüzer, “O sinyallerin yeteri kadar farkındaysanız vücudunuzdaki kimyasal değişikliklerle ona bir tepki veriyorsunuz onun adı aksiyon oluyor. Zihinsel olarak iyi yaşamanın birinci maddesi vücudunuzdaki duyguları hissedip ona göre yaşamanız. Eğer yapamazsanız tepki veriyorsunuz ve sağlıklı yaşayamıyorsunuz. İnsanın kafasından 65 bin tane düşünce geçiyor bir günde. Bu düşünceler bile büyük bir yük. Kısacası zihninizle ilgili ilk yapacağınız şey meditasyon, zihninizi boş tutup tek odaklı olmalısınız. Eğer yapamazsanız etrafta dönen bir zihne dönüşüyor” diye konuştu.  

YENİ EKONOMİLERDE KAFALARINDA SINIR YOK

Geleneksel ekonomiden gelen biri olduğunu kaydeden Pamuksüzer, “Sermayeye, yatırıma dayalı ve emek yoğun bir endüstriydi. Yeni ekonominin en önemli özelliği sermayeye bağlı olmaması. Kalabalıkların fonladığı bir dünyaya doğru ilerledik, eskiden sadece bankaların fonladığı bir ekonomi vardı. Bugünün insanı biraz daha başarılı olanların hepsinde büyümeye bir yönelik zihin yapısı var” dedi. Düz düşünen insanların konfor alanı dışına çıkmak istemediğini dile getiren Pamuksüzer, “Yeni dünyaya geçtiğimizde insanlar konfor alanlarından çıkıyorlar. Yeni dünyanın yeni oyuncularında kafalarında sınır yok. Bunun en bilindik ismi Elon Musk. SpaceX’i kurduğunda herkes dalga geçerken dünyadaki bütün Satallite’lerin yüzde 65’ini Elon Musk atıyor. Tek farkı attıklarını geri getirebildiği için kimse adamla rekabet edemiyor” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD CUMHURİYET TURNUVASINDA ŞAMPİYONLAR BELLİ OLDU

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle düzenlenen ve 12 Ekim’de başlayan ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK)’nün iş birliğinde Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında 365 sporcunun rekor katılımıyla 12 Ekim’de açılışı gerçekleştirilen ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu. Ödül töreninin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akıncı, “Cumhuriyetin kazanımları sayesinde gerçekleştirdiğimiz turnuvamıza katılan tüm sporcularımıza, ayrıca bu turnuvanın düzenlenmesinde emeği geçen ATİK ve ANSİAD’ın değerli isimlerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Turnuvamızın ikincisini gerçekleştirme gururunu hep beraber yaşıyoruz. Bireysel ve kurumsal anlamda Cumhuriyetimize ve onun kazanımlarına sahip çıkmak hepimizin ödevidir. Bu yıl rekor bir katılım sağlanan turnuvamızın ulusal düzeyde düzenlenmesi anlamında kapıları araladığımıza inanıyorum. Yolunuz açık, kılavuzunuz Mustafa Kemal Atatürk olsun” dedi. Antalya Tenis İhtisas ve Spor Kulübü (ATİK)’nde gerçekleştirilen törene, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, Muratpaşa Belediye Başkan Vekili Hüseyin Sarı, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı & ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD üyesi iş insanları, ATİK üyeleri ve sporcular katılım sağladı.

ATİK VE SPONSORLARA TEŞEKKÜR

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’na verdikleri desteklerden dolayı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ATİK Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Alpagot, Bahar Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve ANSİAD Üyesi Serkan Bahar,  Süral Su adına Pazarlama Müdürü Ahmet Topal ve Babayani Kulüp Restaurant adına Restaurant Müdürü Cenk Karlı’ya plaketlerini takdim etti. 

TURNUVA HAKEMLERİNE TEŞEKKÜR

ANSİAD Tenis Komitesi Üyesi Tayfur Ardıç, ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası’na katkılarından dolayı hakem ve hakem yardımcıları, Şükrü Kartal, Mustafa Gencer, Nilsu Altınkaynak, Elif Eker’e günün anısına plaketlerini takdim etti.

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olan ve 25 Ekim’de final etkinlikleri ile son bulan, sporcuların Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde yarıştığı turnuvada Master Tek Kategorisi birincisine 3 bin TL, ikincisine bin 500 TL, yarı finalde 500 TL ve çeyrek finalde 250 TL ödül, tüm yaş kategorilerinde birinciye 500 TL, ikinciye 250 TL ödül verilirken, master çift kategorisinde yarışan birincilere 750 TL ikincilere 500 TL ödülleri takdim edildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Teşvik Kadınlar ikincisi Nurseda Karaçay ve Teşvik Kadınlar birincisi Didem Yılmaz’a ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. H. Rana Demirer tarafından takdim edildi.

Teşvik Erkekler ikincisi Kudret Serin ve Teşvik Erkekler birincisi Semih Çolakoğlu’na ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Özbek tarafından takdim edildi.

ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve BAKSİFED Başkanı Abdullah Erdoğan, Teşviküstü Kadınlar ikincisi Merve Özkan ve Teşviküstü Kadınlar birincisi Anna Karabaki’ye ödüllerini takdim etti.

Teşviküstü Erkekler birincisi Hamit Akçıra ve Teşviküstü Erkekler ikincisi Adem Çelikli’ye, ödüllerini ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Volkan takdim etti.

ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Bekir Bülend Özsoy, ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası  +18 Tek Kadınlar birincisi Deniz Tekdal ve +18 Tek Kadınlar ikincisi Serra Uslu’ya ödüllerini takdim etti. 

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Tek Erkekler birinicisi Deniz Yıldız ve +18 Tek Erkekler ikincisi Tuncay Yağız’a ödüllerini ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Sarper Dermut takdim etti. 

ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Karakaya, ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +30 Tek Erkekler birincisi Orçun Arıkan ve +30 Tek Erkekler ikincisi Kamil Şahin’e ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +40 Tek Kadınlar birincisi Sıdıka Dede ve +40 Tek Kadınlar ikincisi Fatma Sayın’a ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Onkar tarafından takdim edildi.

ANSİAD Üyesi & Bahar Grup Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Bahar, ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +40 Tek Erkekler birincisi Ali Gürsel ve +40 Tek Erkekler ikincisi Hulusi Akan’a ödüllerini takdim etti.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +50 Tek Erkekler birincisi Engin Karayel ve +50 Tek Erkekler ikincisi Osman Özbakır’a ödülleri ANSİAD Üyesi Murat Özekici tarafından takdim edildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Tek Kadınlar birincisi Sabina Shaildullina ve Master Tek Kadınlar ikincisi Gülşah Çetin’e ödülleri Muratpaşa Belediyesi Başkan Vekili Hüseyin Sarı tarafından takdim edildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Tek Kadınlar kategorisinde ilk 8’e giren Gizem Ateş, Tuana Öz, Alara Kurbet, Nehir Kurbet ve Lara Önal’a ödülleri ANSİAD Fahri üyesi Av. Celal Çağcı tarafından verildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Tek Erkekler birincisi Umut Akkoyun ve Master Tek Erkekler ikincisi Önder Balcı’ya ödülleri Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkan Mehmet Hacıarifoğlu tarafın takdim edildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Tek Erkekler kategorisinde ilk 8 arasına giren sporcular, Moaz Assaf, Umut Erkut, Kader Dönmez, Yusuf Arpak, Mert Karyağdı ve Samet İsmail Mermer’e ödülleri, ATİK Üyesi Orhan Oflaz tarafından takdim edildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Çift Kadınlar birincileri, Hatice Yaveri-Başak Baharlı ve +18 Çift Kadınlar ikincileri Fatma Sayın- Asuman Kaplan Algın’a ödülleri, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Ergin Civan tarafından takdim edildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Çift Erkekler birincileri Alaaddin Kürkçü, Hüseyin Çelikkaya ve +18 Çift Erkekler 2.leri Ferhat Akdoğan, Kamuran Gündoğdu’ya ödülleri ATİK Başkanı ve ANSİAD üyesi Necmi Alpagot tarafından takdim edildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası +18 Karışık Çift birincileri Serap Yurdakul-Hüseyin Çelikkaya ve +18 Karışık Çift ikincileri Nurhayat Öğüş-Ferhat Akdoğan’a ödülleri ANSİAD üyesi Selçuk Bardak tarafından takdim edildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Mix birincileri Yusuf Arpak, Sabina Shaildullina ve Master Mix ikincileri Elif Akkoyun, Umut Akkoyun’a ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı tarafından takdim edildi.

ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası Master Erkek birincileri Umut Erkut, Moaz Assaf ve Master Erkek ikincileri Yusuf Arpak, Burak Başak’a ödülleri ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu tarafından takdim edildi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD ve MAKÜ İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜNE İMZA ATTI

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Burdur MAKÜ Bucak Zeliha Tolunay Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Osman Akın, iş dünyası ve üniversite iş birliğinin güçlendirilmesi adına protokol imzaladılar.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Bucak Zeliha Tolunay Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu, Yönetim Bilişim Sistemleri ana bilim dalı öğrencileri ile açılması planlanan Girişimcilik ve İnovasyon Tezsiz Yüksek Lisans öğrencilerinin faydalanacağı protokol kapsamında öğrencilerin vizyon ve hazırlık düzeylerinin yükseltilmesi amacıyla iş birliğine vardılar. Üniversiteler ve iş dünyası arasında iş birliği sağlamak ve çalışma mekanizmaları üreterek bilginin uygulamaya dönüştürülmesinin hedeflendiği protokol, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Osman Akın tarafından imzalandı. Protokol töreni, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. H. Rana Demirer, Yönetim Kurulu Üyeleri İlhan Karakaya, Sarper Dermut ve MAKÜ Bucak İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Çetinkaya Bozkurt, Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Harun Öğünç’ün katılımıyla gerçekleşti. İmzalanan protokolün iş dünyası ve üniversite adına hayırlı olmasını temenni eden Başkan Akın Akıncı, “Öğrencilerimize faydalı olacağına inandığımız bu protokol ile umarız yeni ufuklar açmalarına yardımcı oluruz. 18 yıldır devam eden ANSİAD Girişimcilik Günleri kapsamında üniversitemiz ile birçok alanda iş birliğini zaten yıllardır gerçekleştiriyoruz, inanıyorum ki bu çalışma da ANSİAD üyelerimiz ve paydaşlarımız adına herkese fayda sağlayacak bir iş birliği olur” dedi. ANSİAD Girişimcilik Günleri kapsamında 2 yıldır Girişimcilik Dersleri veren ANSİAD üyelerine teşekkür eden Doç. Dr. Osman Akın, “Üniversitemiz iş birliği konusunda çok uzun yıllardır desteğinizi görüyor. Bu konuda da vereceğiniz destekten dolayı teşekkür ediyor, protokolün öğrencilerimiz adına hayırlı olmasını diliyoruz” diye konuştu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ENFLASYON TEK HANEYE İNMEYECEK

Prof. Dr. Ümit Özlale, “Esas tehlike istihdamdan çıkışta. İşsizliğe değil, çalışan sayısına bakmak lazım.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda toplantılarını gerçekleştirmeye devam ediyor. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen ANSİAD 6. Online Toplantısı’nın konuğu, İYİ Parti Kalkınmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale oldu. Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi & ANSİAD Fahri Üyesi Doç. Dr. Şükrü Erdem moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıda, ‘Nasıl Bir 2021 Bekliyoruz?’ konusu konuşuldu. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Daha önce de birçok kez ekonomik değerlendirmeler, anketler yapmak üzere hocalarımızla bir araya geldik. Pandemi sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda, mevcut durum hakkında durum tespitlerinde bulunduk. Bugün de 2021 için kendilerinin öngörülerinden ve geleceğe yönelik ekonomik durumla ilgili bilgilerinden faydalanacağız” dedi.

ANTALYA EKONOMİSİ YÜZDE 20 DARALACAK

2021 yılında da pandemi ile yaşayacağımızı ve buna hazır olmamız gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Şükrü Erdem, “Dünya ekonomisindeki performans benim beklediğimden daha iyi bir performans oldu açıkçası. Hizmet sektörü yaralansa da sanayi sektörü iyi ayakta kaldı. Beklediğimiz arz şokları olmadı” diye konuştu. Gelişmiş ülkelerin büyük ekonomik destekleri sonucunda 2021 yılında küresel ekonomide toparlanmanın devam edeceğini,  ancak doğal afetler, yüksek borç ve ticaret savaşları risklerinin olduğunu, işletmelerin kriz yönetimine ağırlık vermesi gerektiğini dile getiren Erdem, Türkiye’de ekonomik desteklerin kredi ağırlıklı olduğunu, bütçeden mali yardım biçiminde sağlanan desteğin ise yetersiz kaldığını belirtti. 2021’de Türkiye için yabancı sermayenin, sektörler için pandemi etkilerinin önemli olacağına işaret eden Doç. Dr. Şükrü Erdem sözlerini şöyle sürdürdü; “Antalya turizminde yüzde 80 civarında bir düşüş yaşıyoruz. Yıllardır diyorduk ki tek ürüne bağımlı kalmak iyi bir şey değil. ANSİAD’ın da bu konuda bir raporu mevcut. Maalesef tek ürüne bağımlılık böyle zamanlarda aşırı darbe almamıza yol açıyor, bunu 2016’da da yaşadık. Tarım telafi eder gibi görünüyor ama edemez. Türkiye ekonomisi pandemide yüzde 10 daraldığında Antalya ekonomisindeki daralma bizim tahminimize göre yüzde 35 civarında. Bu yılın genelinde Türkiye ekonomisi yüzde 2-3 bile daralsa Antalya ekonomisi için yüzde 20 daralma riski görülüyor. Nitekim Türkiye’de son bir yılda SGK’lı istihdam kaybının yarısı Antalya’da.”

KREDİ KISA DÖNEMDE HASARI HAFİFLETİYOR, UZUN VADEDE YETERLİ OLMUYOR

Antalya’da kredi hacminin bu yıl 90 milyardan 130 milyara çıktığını, bunun turizmden gelen etkiyi bir parça hafiflettiğini belirten Şükrü Erdem, “Antalya göç alan bir il, inşaat ekonomisi önemli, bu durum ve krediler hasarı kısa dönemde azaltıyor, ama uzun dönem için yatırım kapasitesinde düşüş görüyoruz, dolayısıyla orta ve uzun vadede yatırım potansiyelini artıracak adımlar atmalıyız. Böyle kredi dağıtmak, herkese aynı destekleri vermek yerine,  objektif kriterlerle gerçekten hasar gören yerlere daha fazla destek verilebilirdi. Biz şirketlere dijitalleşin, kendinizi kurtarın diyoruz, ancak bu tekil şirket kurtarmayla olabilecek bir şey değil, ülke ve kent ekonomisi vizyonu bu dönemde daha önemli” dedi.

ZOR GÜNLERDEN GEÇİYORUZ

Antalya ekonomisinde pandemi etkilerinin ciddi anlamda hissedildiğini belirten Prof. Dr. Ümit Özlale, “Zor günlerden geçiyoruz, sağlık açısından da kısa dönemde iktisadi faaliyetler açısından da çiğnenen hukuk açısından da çok kolay günlerden geçmiyoruz” dedi. Covid-19 öncesinde bilinen anlamda küreselleşmenin sonuna gelindiğini kaydeden Özlale, “Korumacılık tedbirleri ve kısalan değer zincirleri salgın öncesinde hız kazanmıştı. İhracata dayalı büyüme stratejisi, eskiye oranla daha da zorlaşmıştı. Yerli ve milli strateji konusu sadece bizim ülkemizde konuşulan bir konu değildi, bunu Donald Trump’ın seçilmesi, Brexit konusu gibi durumlarda da görebilirsiniz” diye konuştu. Dünyada alınan ithalat tedbirleriyle ve ülkelerin korumacı politikalarıyla beraber küreselleşmenin daraldığının görülebildiğini belirten Prof. Dr. Özlale, “Covid-19 ile beraber bu sürecin daha da hızlandığını görebilirsiniz. Kronik talep açığı en önemli yapısal problemlerden biriydi. Sağlık teknolojileri, veri analitiği, on-line perakende ve eğitim teknolojileri ön plana çıkmıştı. Veriye dayalı iş yapan şirketlerin hakimiyeti tehdit edici noktaya gelmişti” dedi.

ASYA MUCİZESİ

Yüksek büyüme oranları ve endüstriyelleşmesiyle bilinen ve Asya Kaplanları olarak anılan ülkeler örneğini veren Prof. Dr. Özlale, “Bu konuya dikkat çekmek istiyorum. Bunlar nasıl büyüdüler? Biz nasıl bir Güney Kore mucizesine tanıklık ettik, Çin gibi 1978’de bir Afrika ülkesi kadar milli geliri olan bir ülkenin kişi başı milli gelirinin Türkiye’ye yaklaştığını gördük” diye konuştu. 1978’de başlayan küreselleşmeyle beraber bütün dünyada zengin yerlerde ucuz ithalata ilginin arttığını kaydeden Prof. Dr. Özlale, “Asya ülkeleri, tarımdaki verimsiz iş gücünü şehirlerin etrafındaki imalat sanayine yerleştirdiler. Bu sayede kırsaldaki verimsiz iş gücü, imalat sanayinde verimli ve ucuz iş gücüne dönüştü. Bu ülkeler, dışarının ithalata olan ilgisiyle beraber ucuz, çok kaliteli olmasalar bile tüketici tarafından tercih edilen bir hale geldiler” dedi.

İŞ DÜNYASININ YIKICI DÖNÜŞÜMÜ

Veriye dayalı şirketlerin hakimiyetinin tehdit edici noktaya geldiğini dile getiren Özlale, 2006’da bir tane şirket var ilk 10’da dünyanın en büyük şirketi arasında veriye dayalı iş yapan, 2019’da bu sayı 6’ya çıkmış. Sanayi 4.0 hakkında en gerçekçi tablo olarak görüyorum. Bugün Facebook, Amazon, Google, Microsoft ve Apple’ın kendi alanlarında bir tekel gibi davrandığını biliyoruz. Rekabetçiliği körüklemeyip bunu engelleyecek politikalarda bulunduğunu görüyoruz. İş dünyasının bu yıkıcı dönüşümü, dönüştüğümüz yerde siber güvenlik, kişisel verilerin korunması veriye dayalı iş yapan şirketlerin hakimiyetinin çok olduğu bir yerde ön plana çıkan kavramlar” dedi.

EKONOMİDE HATA: AYNI ANDA KUR VE FAİZ BASKISI

Covid-19 öncesinde Türkiye’de kur ve faizleri aynı anda baskılama sevdası olduğuna değinen Prof. Dr. Özlale,  “Merkez Bankası başkanı gittikten sonra ki merkez bankası başkanı da önemli hatalara imza atmıştı, çok güçlü ve yanlış bir tercihle faizler aşağıya doğru indirildi ve bu Türkiye’deki risk brimi aşağıya çekilmeden yapıldı. Faizler aşağıya doğru indirildi tabii TL’nin cazibesi kaybolduğunda sizler, ben, şirketler TL’de dolara ya da diğer yabancı para varlıklarına gitmeye başladığında, dolara olan bir talep arttığında da bu talebi karşılayıp doların değerini arttırmamak için merkez bankasının rezervleri kullanıldı.  Bir süre sonrasında da kurutuldu” diye konuştu. Türkiye’nin temel politika hatasının 2019’un 3. çeyreğinde yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Özlale, “Bugün bizim içinden geçtiğimiz ödemeler dengesi krizine benzeyen krizin esas yapı taşları bu dönemde atılmaya başlamıştı. O da kur ve faizlerin aynı anda baskılayıp hem faizi hem enflasyonu aynı anda düşürürüm diye düşünen bir ekonomi anlayışının tezahürü şeklindeydi” dedi. Rezervlerde erime olması nedeniyle ödemeler krizinin tetikleneceğine işaret eden Özlale, “Türkiye eğer itibarlı bir ekonomi politikasını dış kaynak bulmadan dünyaya tanıtmazsa bu ödemeler dengesi krizini tetikleyebilirdi. Yabancı ve yerli yatırımcının izlenen politikalara karşı bir güvensizliği var. Dış kaynak çekmeden izlenecek bir ekonomi politikası ödemeler dengesi krizini tetikleyebilirdi. Kredi genişlemesi yoluyla büyüme de önemli riskler içeriyordu. Düşen faizleri gerektiğinde arttırmak zorunda kalmak kolay olmayacaktı” diye konuştu.

MEVCUT PROBLEMLER ŞİDDETLENDİ

Dünya ve Türkiye ekonomisinin salgından önce de önemli yapısal problemleri olduğuna işaret eden Prof. Dr. Özlale, “Salgın sürecinde mevcut problemler daha da şiddetlendi. Gelinen noktada tüm dünyada uygulanan ekonomi politikalarının yapısal problemleri çözmekten uzak olduğu görülüyor. Düşük faizler ve TL’ye güvensizlik dövize olan talebi arttırdı. Dövizin artmasının bir nedeni de TL bolluğu” dedi. Yaşanan talebin kuru yükseltmemesi için TCMB rezervlerinin ve kamu bankalarının açık pozisyonunun kullanıldığını dile getiren Özlale, “TCMB daha sonra bankalarda biriken dövizi SWAP yoluyla ödünç aldı. Bu bankaların da işine geldi çünkü TL ile kredi verip dövizde kaldılar, aktif rasyosunu tutturdular” diye konuştu. Gelinen noktada enflasyonun kur baskısından dolayı tek hanelere inmeyeceğini belirten Prof. Dr. Ümit Özlale, “Esas tehlike istihdamdan çıkışta. İşsizliğe değil, çalışan sayısına bakmak lazım. İstihdamdan çıkış salgın öncesinde başlamıştı. Cari açığın azalması ve ödemeler dengesinin sağlanması için tüketimde ve yatırımda keskin bir daralma yaşanması lazım” dedi.

NASIL BİR YAKIN DÖNEM GEÇİRECEĞİZ

Kredi genişlemesiyle büyümenin sonuna gelindiğinin altını çizen Prof. Dr. Ümit Özlale, “Kredi koşulları sıkılaştı. Finansman maliyetleri arttı. TCMB piyasayı likiditeye sıkıştırıp faizleri değiştirmeden faizleri arttırma yoluna gitti. İthalat tedbirleri sıkılaştırıldı” diye konuştu. Yaşanan bu sürecin 2021’de piyasaya sürülen TL likiditesini azaltacağını kaydeden Prof. Dr. Özlale, “Bu doğrultuda, piyasa faizleri TCMB faiz arttırmasa bile artar ve talep daralacaktır ve döviz ihtiyacının baskılanması için ithalata tedbirler getirilecektir. Merkez Bankası rezervlerinde daha fazla bir bozulma olmayacaktır, TL’deki değer kaybının kısmen önüne geçilir ve daralma keskinleşir. Buna bağlı olarak cari fazla verilir, enflasyon yüzde 10’un üzerinde kalacaktır” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANTALYA VE AFYONKARAHİSAR İŞ DÜNYASI BİR ARAYA GELDİ

ANSİAD ve AFSİAD arasında dostluk ve iş birliği protokolü imzalandı.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Afyonkarahisar Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (AFSİAD) arasında dostluk ve iş birliğine yönelik protokol imzalandı. Antalya ve Afyonkarahisar iş dünyasının ekonomik ve sosyal dinamiklerine yönelik eğitim ve iş geliştirme konularında imzalanan protokol ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Sayın’ın imzalarıyla gerçekleşti. Protokol imza törenine ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Özbek, Dr. H. Rana Demirer, Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Necdet Alkandemir, Yönetim Kurulu Mali Yönetmeni İlhan Karakaya ve Yönetim Kurulu Toplantı Yönetmeni Sarper Dermut ile AFSİAD Başkan Yardımcıları Hüseyin Tokman, Murat Tabak ve İş Geliştirme Koordinatörü Bülent Kılıç katıldılar.

ORTAK PAYDA İŞ BİRLİĞİ

Afyonkarahisar’ın milli mücadelenin önemli safhalarının sürdürüldüğü topraklar olması dolayısıyla da kendileri adına önemli bir kent olduğunu kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “ANSİAD 30 yıllık bir dernek ve bizler bu sorumlulukla beraber iş geliştirme ve iş birliği bağlamında ortak paydada bir araya gelmekten mutluluk duyuyoruz. Globalleşmeden bahsederken önceliğimiz ülkemiz içinde kendi iş birliği kültürünü geliştirmek olmalı ve bu doğrultuda çalışmalar yapmak bizler adına önemli” dedi. ANSİAD ile birlikte güzel bir enerji oluşturmayı hedeflediklerini dile getiren AFSİAD Başkanı Kadir Sayın, “Biz o enerjiyi ANSİAD’tan aldığımızı memnuniyetle belirtmek isteriz. Bir çatı altında buluşup çalışmalarımızı sürdürmek hepimiz için önemli. Doğru insanlarla, doğru iş birlikleriyle ilerleyebiliriz” diye konuştu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru Çengeloğlu YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TURNUVA BAŞKANLARIN AÇILIŞ VURUŞUYLA BAŞLADI

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle düzenlenen ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve ATİK Yönetim Kurulu Başkan Necmi Alpagot’un açılış vuruşuyla başladı.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Kulübü (ATİK)’nün iş birliğinde Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında 12-24 Ekim tarihlerinde bu yıl ikincisi düzenlenen ANSİAD 2. Cumhuriyet Tenis Turnuvası, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve ATİK Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Alpagot’un açılış vuruşuyla ATİK’te başladı. Açılış etkinliğine, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Özbek, Dr. H. Rana Demirer, Yönetim Kurulu Üyeleri İlhan Karakaya, Sarper Dermut ve İsmail Volkan, ANSİAD Üyesi Tayfur Ardıç katıldı. Turnuvanın açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akıncı, “ANSİAD üyeleri olarak kente ekonomik katkının yanında, kültür sanat alanında da çalışmalar yapıyoruz. Bu etkinliğimiz, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz ve spor alanında kentimize katkı koymayı hedeflediğimiz bir projeydi. Bu yıl 365 sporcumuz rekor bir katılımla turnuvaya başvurdu. Umuyorum ki uzun yıllar bu alanda da başarılı çalışmalara imza atmaya devam edeceğiz.” dedi. ATİK Başkanı Necmi Alpagot, “ATİK ve ANSİAD’ın birlikte gerçekleştirdiği turnuvamızın bu yıl da verimli geçeceğine inanıyorum. ATİK’te düzenlenen turnuvalara tüm tenis severleri bekliyoruz” diye konuştu.

ÖDÜLLÜ TURNUVA

24 Ekim’de final etkinlikleri ile son bulacak olan turnuva, 18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olarak düzenleniyor. Sporcuların Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde yarışacağı turnuvada Master Tek Kategorisi birincisine 3 bin TL, ikincisine bin 500 TL, yarı finalde 500 TL ve çeyrek finalde 250 TL ödül, tüm yaş kategorilerinde birinciye 500 TL, ikinciye 250 TL ödül verilirken, master çift kategorisinde yarışan birincilere 750 TL ikincilere 500 TL ödül verilecek.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru Çengeloğlu YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TÜRKİYE EKONOMİSİ TEKLEYEN VE ARTIK İŞLEMEYEN BİR MODEL

Hakan Güldağ; “Ekonomide tekleyen ve artık işleyemeyen bir model söz konusu, modelin en önemli ayakları ciddi şekilde tıkanmış görünüyor. Türkiye’nin yeni bir gelişim hamlesine, stratejisine ve heyecanına ihtiyacı var” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgınında mevcut durumun endişe verici boyutta olması nedeniyle online platforma taşıdığı dernek toplantılarına ikinci dönemde de devam ediyor. İkinci dönemin ilk toplantısı olan ANSİAD 5. Online Toplantısı’nın konuğu, Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ oldu. ‘Dünya ve Türkiye Ekonomisinde Son Beklentiler’in konuşulduğu toplantıda ekonomik gelişmeler ve çözümlerine dair politikalar ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Haziran’daki en son toplantımızı da pandemi gölgesinde yapmıştık. 2020’nin ikinci döneminin ilk toplantısında bir umut içerisinde inşallah yüz yüze başlarız dedik, sanırım bir süre daha bu şekilde gidecek gibi görünüyor. Ümitsiz değiliz, elimizdeki verilerle hem sosyal yaşantımızı hem iş hayatımızı bu şekilde devam ettirme gayreti içinde olacağız elbette” dedi. Antalya’daki ekonomik durumla ilgili Temmuz ayında gerçekleştirilen Covid-19 ekonomik etki anketine ilişkin veriler paylaşan Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Büyük ölçüde 2020 yılı ikinci çeyreği ekonomik durumu yansıtan ancak içindeki verilerle 2021 yılında üyelerimizin beklentilerini ve öngörülerini de içeren bir anket gerçekleştirdik. Anketimizde, Ansiad üyelerinin pandemi etkisinde ilk etapta yüzde 77’sinin satış ve üretim kaybı yaşaması net olarak görülüyor. Üyelerimizin yarısı pandemiden önemli ölçüde etkilenmiş, yüzde 13’ü ilk etapta faaliyetine ara vermiş, yüzde 36’sı kısmi çalışmaya geçmiş. İş kaybının da turizm sektöründe yüzde 60, hizmet sektöründe yüzde 45, ticaret sektöründe yüzde 35, inşaat sektöründe yüzde 25, sanayide yüzde 20 civarında olduğunu görebiliyoruz. Bu arada tarım sektöründe pozitif bir büyüme yakalandığı görülüyor.”

BELİRSİZLİK EN BÜYÜK SORUN

TÜSİAD tarafından yapılan anket sonuçlarına değinen Başkan Akıncı, “Bu ankette pandemiden olumsuz etkilenen firma oranının yüzde 78 olduğunu, işletmelerin yüzde 53’ünün yüzde 50’den fazla ciro kaybı yaşadığını, işletmelerin üçte birinin faaliyetlerine ara verdiğini ortaya koymuşlar” diye konuştu. ATSO Covid-19 Pandemisinin Antalya Ekonomisine Etkileri raporunda Antalya ekonomisinin yüzde 28 daraldığının tespit edildiğini kaydeden Başkan Akıcı, “Bu çerçevede ANSİAD anketi bulgularının Türkiye ve Antalya ekonomisi verileriyle uyumlu kaldığını söyleyebiliriz” dedi. Belirsizlik ve bilgi sorunu eksikliğinin pandemi döneminde çok boyutlu sorunlar yarattığına dikkati çeken Başkan Akın Akıncı, “En büyük sorunun belirsizlik olduğu anlaşılmaktadır. Üyelerin yüzde 93’ü pandeminin en büyük etkisinin belirsizlik olduğu görüşündedir” dedi. Politika belirlemede katılımcı bir sistem olmadığını dile getiren Başkan Akıncı, “Yani ANSİAD gibi STK’ların ekonomi politikası oluşum sürecinde yer almaması, pandemi, makroekonomik politika ve sektörel politika alanlarında kriz yönetimi programlarının uygulanmaması da belirsizliği arttırmaktadır” diye konuştu.

DESTEK PAKETLERİ TARTIŞILMALI

Ekonomik destek önlemleri alanında bilgi sorununun yaşandığını kaydeden Başkan Akın Akıncı, “Ulusal ölçekli bilgi üretim sorunu yani katılım ve iletişim mekanizmalarının eksikliği, iş insanlarının ekonomik destek önlemleri beklentilerinde kendisini göstermekte” dedi. Destek önlemlerinin önce istişare kurullarında, medyada ve TBMM’nde geniş biçimde ele alınması gerektiğine işaret eden Başkan Akıncı, “Olması gereken şekliyle, hangi kesime, hangi kurala göre destek verildiğinin bütün toplum tarafından bilinmesidir. Nitekim ABD ve Avrupa’da destek paketleri parlamentolarda günlerce tartışılmaktadır” diye konuştu.

ÇEMBER DARALIYOR

Dünyada ve Türkiye’de ekonomik gelişmelere etki eden pandemi sürecine değinerek sözlerine başlayan Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, “Dünyada üç günde bir 1 milyon vaka artışı var, böyle bir noktaya doğru geldik. Bu çerçevede sanayi kesimiyle de görüştüğümüzde sanayicinin çok umutlu olmadığını söyleyebiliriz, bugün Kayseri ile görüştüm ve sanayide üretimi yüzde 20 civarında etkilediğini belirttiler. Kahramanmaraş Sanayi ve Ticaret Odası’ndan da edindiğimiz bilgiye göre üretimin yüzde 25 civarında etkilendiğini ifade ediyorlar. İstanbul’da, Gebze’de, Kocaeli’nde benzer konulardan bahsediliyor. Pandemi meselesi sanki önümüzdeki dönemde de bizi etkilemeye devam edecek, hatta bu etkilenmemiz artacak gibi görünüyor” diye konuştu. Avrupa’da vaka sayılarının arttığını kaydeden Güldağ, “Türkiye Avrupa’yı genel olarak 1 ay geriden takip ediyor, bu kriterden de baktığımızda pandeminin en az birkaç ay daha gündemimizde hem de artan bir önemde yer alacağını söyleyebiliriz. Çember daralıyor deniyor ya biz artık dairenin içine girdik” dedi.

DÜNYA ‘KUTUPSUZLUĞA’ DOĞRU GİDİYOR

Dünya ve Türkiye ekonomisine değinen Güldağ, “Pandemi dönemiyle hız kazanan dünyadaki en önemli nokta bana göre bir süre daha ciddi türbülans yaratmaya devam edecek olan bir paradigma krizi içerisinde olmamız. Bu krizden de kastım şu, özellikle 1950’den bu yana var olan modelin sorgulanması gündeme geldi ama esas itibariyle özellikle 1980’den itibaren Amerikan dış politikasının da temel dinamiğini oluşturan serbest piyasa ekonomisi içerisinde küreselleşme paradigması yerini başka bir paradigmaya bırakıyor” diye konuştu. Sistem paradigmasının geride kaldığına işaret eden Güldağ,  “Bizzat paradigmanın savunucuları, mesela Amerikan başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler kürsüsünde, ‘küreselleşme bizim için stratejik bir tehlikedir biz küreselleşmeden vazgeçtik’ dedi. Artık Washington mutabakatı dediğimiz konu tamamen rafa kalktı” diye konuştu. Dünyanın bu anlamda jeopolitik ve ekonomik mimarisinin bozulmaya başladığını dile getiren Güldağ sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu bozulma süreci devam ediyor. Henüz geride kalmakta olanı anlıyoruz, yeni olanı gelenide gözlerimiz net olarak seçmekte ve ifadelendirmekte onu kavramakta zorlanıyor doğrusu. Bu değişim gerçekleşene kadar bir kriz, tarihin bir sinema arası gibi bir dönem yaşanabiliyor ve şu anda böyle bir dönem yaşıyoruz. Dünyayı birbiriyle aynı şekilde okumayan ama birbiriyle de rekabet içerisinde olan değişik güçlerin yükseldiği bir dönem. Bunların rekabeti ve yeni kutupların, çünkü bir kutupsuzluğa doğru da gidiyoruz artık, Amerikan neoliberal sistemin de kriz çözme konusunda kabiliyetinin sorgulandığı bir dönemdeyiz, ikincisi zaten Amerika’nın kendisinin bu tarz krizleri çözmekte istekli olmadığı bir dönem yaşıyoruz. Bunun yarattığı boşluklar, bunun yarattığı türbülans dünyayı da Türkiye’yi de etkilemeye devam ediyor.”

ÜLKELER ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR

Varlık fonu konusuna değinen Hakan Güldağ, “Bana göre bir takım kurumaya başlamış olan bazı kaynakların, özellikle rant ve komisyon kaynaklarının yeniden gündeme gelebilmesi, kaynaklara ulaşabilme konusunun da olduğu, bir yandan da sanayinin çok ertelenmiş olan yatırımlarla mutlaka bir teknoloji yoğunluğunu geliştirmesi gereken bir dönemi de yaşıyoruz” dedi. Teknolojik hamle konusunda uygun zemini bulamayan firmalar olduğunu belirten Hakan Güldağ, “Çok az firmamız bunu kendi kendine gerçekleştirebiliyor. Genel olarak sanayimizin rekabetçiliğinde bir sıkıntı ortaya çıkmaya başladı. Öbür yandan Covid-19 ile beraber onun da getirdiği yeni dönemle birlikte, bu sürece dünyada izleme, gözleme kapitalizmi deniliyor, özellikle yüksek teknoloji inşa ederek dünya rekabetine katılan ülkeler bu türbülansı ve bütün ülkeler üzerindeki baskıları arttırıyor” diye konuştu.

EKONOMİDE DUR KALK DIŞINDA BİR DİNAMİK YOK

Türkiye’nin ekonomisinin değişim ihtiyacına işaret eden Hakan Güldağ, “Tekleyen ve artık işleyemeyen bir model söz konusu, çünkü dur kalkın ötesinde bir dinamik üretmemeye başladı bu model ve bu modelin en önemli ayakları ciddi şekilde tıkanmış görünüyor. Türkiye’nin yeni bir gelişim hamlesine, stratejisine ve heyecanına ihtiyacı var” dedi. Ekonomi stratejisine yönelik adımlara ihtiyacın giderilmediğini belirten Güldağ, “Maalesef ülkenin her alanda derece yükseltme ihtiyacını karşılayacak adımları atamıyoruz, daha çok pansuman tedbirlerle günlük olarak işi yürütmeye çalışıyoruz” diye konuştu. Covid-19’un etkisinin de olduğunu belirten Hakan Güldağ, sözlerine şöyle devam etti, “Ancak 2019 yılında da sıkıntılı bir dönemdeydik, önümüzü net göremiyorduk, yine aynı pozisyona geldik. İlk çeyrekte 4.4’lük bir büyüme gerçekleştirdi Türkiye, biraz umutlu başlamıştık ama pandemi etkisiyle 9.9’luk ikinci çeyrek küçülmemiz var. 3. Çeyrekte yüzde 5 hatta 5’in üzerinde bir büyümenin gelme ihtimali çok yüksek görünüyor. Sanayi rakamlarına baktığım zaman bu böyle görünüyor, sanayi üretiminde bir artış var bazı sektörlerimiz otomotiv sanayi başta olmak üzere yüzde 90 kapasitelerle çalışıyor. Bunlar önemli. Birçok sektörde de bu olumlu gidişatı görüyoruz.”

TURİZM BEKLENTİLERİ KARŞILAMAYACAK

Turizm’de aşağıya doğru gidiş olduğuna işaret eden Hakan Güldağ, “Turizm Antalya’yı yakından ilgilendiriyor. Antalya bunu çok daha iyi bilecektir ama en çok beklenen rakam 15 milyar dolarlık bir turizm geliri. Bu seneye başlarken beklenti 40 milyar dolardı. O yüzden buradan bir döviz girişi yok, ihracattan da çok net bir katkı şu ana kadar alamadık, bundan sonra alma ihtimalimiz arttı mı sanayideki hamle dolayısıyla arttığını düşünüyorum. Öte yandan ithalatımızı da ülkemizin üretim yapısı gereği çok aşağılara indiremiyoruz” dedi. Üçüncü çeyrekte biraz da baz etkisiyle yüzde 5 ve üzeri bir büyümenin yakalanacağına inandıını dile getiren Güldağ, “Çünkü geçen sene 2019’un 3. Çeyreğinde 0.9’luk bir büyüme vardı, şimdi bunun üzerinde büyüyeceğimiz anlaşılıyor ama 4. Çeyrekte hem kredi artışındaki artış hızının düşüyor olması, ciddi bir şekilde orda aşağıya doğru bir iniş var krediler eskisi gibi, Temmuz’da olduğu gibi artmıyor artık. Her şeye rağmen, Temmuz’da kamu bankaları yüzde 94 kredi artışı sağladılar, özel sektör bankaları da yüzde 49 kredi artışı sağladı Temmuz ayında yani bu enflasyonun 12’ler civarında olduğunu düşünürsek çok ciddi reel artışlara işaret ediyor. Ağustos’ta da frene basılı olmasına rağmen kur etkisinden de arındırılmış şekilde yüzde 48’lik bir kredi artışı var, Eylülde bu aşağıya doğru gelmeye başladı, yine de 3. Çeyreği pozitif ve iyi bir rakamla bitirmemiz yüksek olasılık” diye konuştu.

BU YILI EKSİDE BİTİRECEĞİZ

Dördüncü çeyrekte baz etkisinin tersi bir etkide bulunacağını dile getiren Güldağ, “Çünkü geçen senenin son çeyreğinde yüzde 6’lık bir büyüme gerçekleştirmişti, hem kredi artışı yavaşlıyor hem sanayi yavaş yavaş yataya doğru geliyor, bir dönem önceki artışları yapması çok mümkün değil. Bu seneyi eksi 1.5 civarında bitirmemiz yüksek olasılık gibi görünüyor. Tabi bu süreçte kur atalarına da maalesef bu dönemde rezervlerimizi de ciddi şekilde erittiğimiz için eksi rezervlerde olduğumuz için kur ataklarına da açık bir hale geldik” dedi. CDS’lere bakıldığında konunun daha iyi anlaşılacağını belirten Güldağ, “ Türkiye’nin borçlanmasını kaç paradan yüzde kaç komisyon alarak kasko edersin dendiği zaman dünyada bunun için çıkmış bir rakam var şu anda 512’ler civarında, Türkiye şu anda en iyi ihtimalle yüzde 6 dolar bazında borçlanabilir bir ülke haline geldi. Maalesef bu borçlanmayı da sıkıntıya sokuyor, ödenebilirliğine ilişkin soru işaretleri de hepimizin bildiği gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının da ifade ettiği konular, o noktada turizmden beklediğimiz gelirlerin gelmemesi de bu sene Türkiye’nin döviz ihtiyacı devam ederken ve borçlanmaların ödeme zamanı gelirken, dövizde de sıkıntımız var” diye konuştu. Dünyada bir paradigma krizi yaşandığını belirten Güldağ, “Bunun etkileri devam edecek, hem kimsenin uydusu olmayacak hem de yerinizi koruyacaksınız, bu hiç kolay değil. Öte yandan bazı fırsatlarında geleceğini düşünmemiz lazım, bu ülkeler arası çatışmalar Türkiye’nin fırsatını da arttırıyor ama içeride Türkiye’nin büyümeye gidebilmesi için bir stratejiye ve yeni bir modele ihtiyacı var. Bunu gösteren bir işaret yok maalesef” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru Çengeloğlu YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİNE BAŞVURULAR BAŞLADI

Değerli Basın Mensubu,

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını kategorilerini içeren “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü vermektedir.

ANSİAD medya ödülü ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.

Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını dijital ortamda en geç 02 Kasım 2020 Pazartesi günü saat 17.00'ye kadar basin@ansiad.org.tr mail adresine göndermeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

Saygılarımızla. 15 Eylül 2020

 

Necdet ALKANDEMİR

ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

 

“ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ” KATILIM KOŞULLARI

Bu yarışmada; 15 Eylül 2019 – 15 Eylül 2020 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eser, “ANSİAD 2020 YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü almaya hak kazanabilecektir.

Yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.

Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:

-      Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak

-      Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

Yapılan değerlendirme sonucunda; ödül sahibine başarı belgesi ile bronz döküm özel tasarım ödül sembolü verilecektir. Ödüller, Ocak 2021’de yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 11 kişiden oluşur:

-Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)

-Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)

-Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (2 Kişi)

-Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)

-Gazeteci & Yazar Erdoğan KAHYA

-ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)

Başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:

 

Yazılı Basın dalı

-                  Haber

-                  İnceleme-Araştırma

-                  Röportaj

-                  Makale

Görsel Basın dalı

-                  TV Programı

-                  TV Haberi

-                  TV Röportajı

-                  Belgesel

İşitsel Basın dalı

-                  Radyo Programı

-                  Radyo Haberi

-                  Radyo Röportajı

İnternet Basını dalı

-                  Haber

-                  Röportaj

-                  Makale

-                  İnceleme-Araştırma

 

Detaylı bilgi için;

Ebru Çengeloğlu YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


GELECEĞE İLİŞKİN BELİRSİZLİK SÖZ KONUSU

Başkan Akıncı, “Koronavirüs vaka sayılarında yükseliş ve alınan önlemlerin yetersiz kalması gelecek aylara ilişkin belirsizliği her anlamda artırmakta”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), turizm ve sanayi başta olmak üzere 6 ana faaliyet sektörü ile koronavirüs salgınının ülke ve bölge ekonomisi ve üyelerinin faaliyetleri üzerindeki etkilerini bir anket ile değerlendirdi. Koronavirüs salgınının etkileri üzerine bugüne kadar çeşitli konferans, online toplantı ve anketler düzenlediklerini dile getiren Başkan Akıncı, “İş dünyasının nabzını tutarak, gözlem ve değerlendirmelerimizi kamuoyu ve yetkililerle paylaşarak sorunların çözümüne ve politika belirlenmesine katkı sağlamaya gayret ediyoruz” dedi. Başkan Akıncı, Temmuz ayında başlatılan ve Ağustos ayında tamamlanan anketin, ANSİAD üyelerinin de bütün işletmeler gibi koronavirüsün ekonomide yarattığı daralmadan ağır biçimde etkilendiğini ortaya koyduğunu belirtti.

EN YÜKSEK CİRO KAYBI TURİZM’DE

İşletme ölçekleri dikkate alındığında dünyada ve ülkemizde mikro ve küçük işletmelerin daha fazla etkilendiğinin altını çizen Başkan Akın Akıncı, “ANSİAD üyeleri arasında orta ölçekli işletmelerin ağırlığı daha yüksektir, buna rağmen üyelerimizin %77’si ciro kaybına uğramıştır. Üyelerimizin  %13’ü faaliyetine ara vermiş, %36’sı kısmi çalışmaya geçmiştir. Ciro kaybının en yüksek olduğu sektör, beklendiği gibi turizm sektörü olup turizmi hizmet ve ticaret sektörü izlemektedir. Sanayi sektöründe etkilenme alt sektörlere göre farklılaşmış, tarım sektörü pandemiden daha az etkilenmiştir” diye konuştu. Anketin en önemi bulgusunun belirsizlik artışı olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Gerek pandemiyle ilgili, gerekse ekonomideki belirsizlik sorunların başında geliyor. Koronavirüs vaka sayılarında yükseliş ve alınan önlemlerin yetersiz kalması gelecek aylara ilişkin belirsizliği her anlamda artırmakta. Bu sebeple talep daralması, girdi maliyetlerinde artış, tahsilat ve nakit yönetimi sorunu gibi önemli hususlar belirsizlikten sonra geliyor” dedi. Başkan Akıncı, “Ekonomideki gelişmeler Haziran ve Temmuz aylarındaki toparlanmaya rağmen kalıcı bir canlanma olmayacağı şüphesine yol açmış, ayrıca girdi maliyetlerindeki artış bütün sektörlerde başlıca sorunlar arasına girmiştir” diye konuştu.

PANDEMİ ETKİLERİNİ KENDİ ÇABALARIYLA AŞMAYA ÇALIŞIYORLAR

Anketten çıkarılacak ikinci önemli bulgunun pandemi sürecine ilişkin desteklerle ilgili olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Üyelerimizin pandemi etkilerini kendi imkanlarıyla aşmaya çaba göstermeleri ve ekonomik desteklerden faydalanma oranının beklenenden az olması anketimizin diğer önemli sonucu.  Üyelerimizin yarısına yakını kredi desteklerinden ve vergi ertelemesinden, yaklaşık %40’ı kısa çalışma ödeneğinden yararlanmış, kredi erteleme, ücretsiz izin gibi desteklerden faydalanma oranı sınırlı kalmıştır. Şüphesiz ki bu oranlar da desteklerin işletmelerimize genelde önemli katkı sağladığı anlamına gelmekte” dedi. Başkan Akıncı, “Anketimizin üçüncü temel bulgusu, pandemi etkilerinin süresine ilişkin öngörülerdir. Üyelerimizin %75’i pandemi etkilerinin 1 yıl ve daha fazla süreceğini öngörmekte” dedi.

KALICI DESTEK TALEBİ

ANSİAD üyelerinin mevcut ekonomik desteklerden çok, gelecek dönemdeki desteklere önem verdiğini belirten Başkan Akıncı, “Pandemi etkilerinin devam edeceği düşüncesi gelecek dönemde daha fazla desteğe ihtiyaç duyulmasına neden olmaktadır. Buna bağlı olarak üyelerimiz Hükümetimizden geçici destekler yerine kalıcı destekler beklemektedir” diye konuştu. Ankette, önümüzdeki dönemde bütün desteklerin gerekli olduğu görüşünün öne çıktığını kaydeden Başkan Akın Akıncı, “Öncelikli destekler olarak vergi ve SGK prim indirimi olması gerektiği düşüncesi öne çıkmaktadır. Gelecek yıl için kısa çalışma ödeneğini önemli gören üyelerimizin oranı %54 iken vergi indiriminde bu oran %82’ye çıkmaktadır. Vergi indirimi beklentisini, SGK prim indirimi ve faiz desteği izlemektedir” dedi.

ANTALYA’YA DESTEK BEKLENTİSİ

2021 yılı ilk yarısı için ekonomik durum beklentisinin özellikle Hükümet açısından yararlı olabilecek bir sonuç olduğunu dile getiren Başkan Akıncı, “Üyelerimizin %61’i önümüzdeki dönemde koşulların daha olumsuz olacağı, %22’si aynı durumun devam edeceği görüşündedir. Daha iyi koşullar bekleyen üyelerimizin oranı %17’de kalmıştır. Turizm sektöründe çok sayıda otelin kapalı kalması, ziyaretçi sayısında %80’in üzerinde düşüşe bağlı gelir ve istihdam kaybının Antalya’da bütün sektörlere yansımaları önümüzdeki aylarda da kendisini gösterecektir” diye konuştu. Antalya’nın önümüzdeki dönemde daha fazla ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirten Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Antalya’nın koşullarının, belirsizlik sorununun, ekonomiye ilişkin olumsuz beklentilerin ve önümüzdeki dönemde daha fazla ekonomik desteğe ihtiyaç duyulmasının Hükümetimiz tarafından dikkate alınacağına, önümüzdeki aylara ve 2021 yılına yönelik politika belirlenmesinde güven inşasına ve beklentileri karşılayacak destek tedbirlerine ağırlık verileceğine inanıyorum.”

GÜVEN İNŞASI SAĞLANMALI

Güven inşasının birinci şartının adalet ve eşitlik duygusundan geçtiği kanaatinde olduğunu dile getiren Başkan Akın Akıncı, “Hukuk sistemine ve kurumlara güven sağlanması, kanunların herkese eşit uygulanması, kurumların liyakat esasıyla siyasi etkilerden bağımsız işlemesi ekonomik istikrara katkı sağlayacak, eşit rekabet koşullarını ve yatırım ortamını güçlendirecek, kaynakların uzun vadeli ve verimli alanlara kaymasını teşvik edecektir” dedi. Hükümetin, kapsayıcı politikalara öncelik vermesinin güven inşasının ikinci şartı olduğuna dikkati çeken Başkan Akıncı, “Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla açık istişare ve işbirliği mekanizmaları kurulması, sorunların gerçekçi biçimde tartışılması gerekmekte. Hükümetimizin pandemiyle mücadelenin ilk döneminde başarılı adımlar attığı açıktır, Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde dünya ortalamasına yakın bir performans elde etmiştir. Bunu, gerçekçi olmayan bir tarzda, abartılı iyimser veya kötümser yorumlarla değerlendirmenin faydası yoktur” diye konuştu.

İSTİŞARE VE İŞBİRLİĞİ

Önemli olanın her alanda gerekli uygulamaların bilimin gösterdiği yönde, şeffaflık ve sorumlulukla yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı sözlerine şöyle devam etti, “İstişare ve eleştiri olmadan hiçbir kurumun hatalarını minimize etmesi mümkün değildir. Merkez Bankasının kısa bir süre içinde aşırı gevşek para politikasından sıkı para politikasına geçmek zorunda kalmasında gelen uyarı ve eleştirileri dikkate almamasının da etkisi olmuştur. Serbest piyasa koşullarına aşırı müdahale, birkaç yılda bir denediğimiz, her defasında kur ve enflasyon artışıyla sonuçlanan bir uygulama haline gelmiştir. Nitekim benzer durum 2018’de de yaşanmış ve 2019 yılında ekonomide sıfıra yakın büyümeyle sonuçlanmıştır. İstişare ve işbirliği ile ekonomik ve sektörel politikaların daha etkin ve hakkaniyetli bir şekilde belirlenmesi mümkündür.”

MİLLİ BİR KUCAKLAŞMA VE DAYANIŞMA İLE AŞACAĞIZ

Koronavirüste ikinci dalga riskinin dünya genelinde kendisini gösterdiğini ve önlemleri gevşeten ülkelerin kısıtlamaları yeniden artırdığını belirten Başkan Akıncı, “Böyle bir dönemde işsizlikte artış ve işsizliğin getirdiği yoksulluk artışı bütün dünyada sosyal istikrarı zayıflatmaktadır. Dolayısıyla, işsizlik, yoksulluk, sağlık çalışanlarının sorunları, pandemiden ağır biçimde etkilenmeye devam eden sektörlerin geleceği yapıcı biçimde konuşulmalı, geri planda bırakılmamalıdır” dedi. Ülkemizin her gün sosyal ayrışmayı büyüten bir siyasi gündemle karşılaştığını dile getiren Başkan Akın Akıncı, “Bu tutum koronavirüsle daha etkili mücadeleyi ve ekonomik sorunlara odaklanmayı engellemektedir. Sosyal sorun ve tepkilerin azaltılması için siyasi ve sosyal kapsayıcılığa daha fazla önem verilmesi, toplumu ayrıştırıcı söylem ve kararlar yerine bütün kesimleri kucaklayan bir tutum sergilenmesi, sosyal dayanışma politikalarına öncelik verilmesi bu dönemi hep birlikte daha az hasarla geçirmemize imkan verecektir” diye konuştu. Önümüzde zor günlerin bizleri beklediğini kaydeden Başkan Akın Akıncı, “Bununla birlikte Türkiye olarak, hukuk ve bilim kültürüne önem verdiğimiz takdirde birçok ülkeden daha iyisini başaracağımıza, milli bir kucaklaşma ve dayanışma ile bu dönemi aşacağımıza yürekten inancımızı ve ANSİAD’ın bunun için her çabayı sarf edeceğini de özellikle belirtmek isterim” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


İKİNCİ DALGA RİSKLERİ AZALTILMALI

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Turizmdeki kayıplar nedeniyle Antalya başta olmak üzere turizm bölgelerinde işletmelerin finansman ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalı, mevcut desteklerin sürdürülmesi ele alınmalı.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Türkiye’de Covid-19 tedbirleri doğrultusunda ekonominin durağan seyrini ve Koronavirüs salgınının ekonomiye etkinlerini değerlendirdi. Türkiye ekonomisinin Nisan ve Mayıs aylarında iç tüketimde ve sanayi üretiminde yüzde 30’a,  ihracatta yüzde 40’a varan aylık düşüşlerle karşılaştığını dile getiren Başkan Akıncı, “Bütün dünyanın yaptığı gibi, ülkemizde de önemli bir ekonomik destek programı uygulandı ve ekonomide dipten dönüş sağlandı” dedi. Pandemiyle mücadeleye önem verilerek ikinci dalga risklerinin azaltılması konusunun hızla gündeme alınması gerektiğinin altını çizen Başkan Akın Akıncı, “Toplum ve reel sektör olası risklere karşı bilinçlendirilmeli, ikinci dalga durumunda önlemlerin ve ekonomik desteklerin nasıl devam edeceği konusunda hazırlık yapılmalıdır. Turizmdeki kayıplar nedeniyle Antalya başta olmak üzere turizm bölgelerinde işletmelerin finansman ihtiyaçları dikkate alınarak, mevcut desteklerin sürdürülmesi de ele alınması gereken konulardan biri” dedi.

ANSİAD İLK ÖNCE NİSAN’DA UYARMIŞTI

Başkan Akıncı, Türkiye ekonomisinin kısa ve uzun dönemli dinamiklerini detaylı ve tarafsız inceleyenler için mevcut ekonomik durumu öngörmenin çok zor olmadığını belirtti. Başkan Akıncı, “Nitekim ANSİAD yaklaşık 4 ay önce COVID 19 salgınının başında yaptığı basın açıklamasında, dış kaynak sağlanmadan yapılan parasal genişlemenin döviz kuru üzerinde çok önemli bir baskı oluşturacağını belirtmişti” diye konuştu. Döviz kurunu tutmak için ilk önce Merkez bankası rezervlerinin eritilmesi, daha sonra da kamu bankalarının döviz cinsiden borçlanarak önemli bir açık pozisyonda kalmasının sonuçları olduğunu dile getiren Akıncı, “Bu tutum Türkiye için algılanan risk primini arttırarak kur üzerinde ek bir baskı oluşturdu. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin CDS priminin son bir haftada yeniden kritik bir sınır olan 600’a geldiğini görüyoruz” dedi.  ANSİAD olarak Haziran ayı ilk çeyrek büyümesini değerlendirirken de risk teşkil eden durumları açıkça ortaya koyduklarını belirten Başkan Akıncı, “Kredi artışıyla desteklenen iç talebin ithalatı arttırmasının ihracat ve turizm gibi döviz getirici faaliyetlerin yerinde saydığı bir ortamda önemli bir risk teşkil ettiğini belirtmiştik. Düşmeyen enflasyona ve hisse senedi fiyatlarına yansıyan aşırı iyimserliğe de dikkat çekmiştik. Kaynakların çok iyi kullanılması gereken bir dönemde zaten sınırlı olan tasarrufların yeniden konut ve acil ihtiyaç kampanyalarına yönlendirilmesi ise daha kalıcı çözümler bekleyen iş dünyasının beklentilerini karşılamaktan uzaktı” diye konuştu.

DESTEKLERE RAĞMEN İSTİHDAM KAYBI YAŞANDI

Koronavirüs salgınının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında dünya ekonomisini adeta kilitlediğini belirten Başkan Akıncı, “Çok büyük ekonomik destek programlarına ve Haziran ayında canlanmaya rağmen ABD ve Avrupa’da ekonomiler ikinci çeyrekte yüzde 10-18 arasında küçüldüler. Küresel düzeyde parasal genişleme ve faiz indirimleri, Haziran ayından itibaren tüm dünyada mali aktif piyasaları başta olmak üzere beklentilerin üzerinde hızlı bir toparlanma yarattı” dedi. Türkiye’nin programında para arzı ve kredi genişlemesinin programın baskın kalemini oluşturduğunu kaydeden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “İkinci çeyrekte yüzde 20 üzerinde bir artışla 500 milyar TL civarında bir kredi artışı gerçekleştirildi. Destek paketinde diğer önemli kalem, aylık uzatmalarla devam eden istihdam destekleridir. Yaklaşık 20 milyar TL hacmindeki istihdam destekleri, kredi hacmi yanında ihmal edilebilir görünse de KOBİ’lerin bir kısmını ayakta tutan önemli bir destek oldu. Bu desteklere rağmen son resmi veriler ekonomide önemli bir istihdam kaybı olduğunu, ümitsizlik nedeniyle iş aramaktan vazgeçen kişi sayısının da çok arttığını gösteriyor.”

YAPISAL SORUNLAR EKONOMİYİ ZAYIFLATTI

Türkiye ekonomisinde 2019 yılında talep daralması yaşandığı için faiz indirimleri ve kredi artışı ile 2020’nin ilk çeyreğinde ilave bir canlanma etkisi sağlandığını dile getiren Başkan Akıncı, “Geçen yıla göre daha hızlı bir büyüme performansı başladı. Ancak pandeminin etkisiyle ekonomide ikinci çeyrekte yüzde 8 civarı bir küçülme olduğunu görüyor, üçüncü çeyrekte de bu küçülmenin önemli ölçüde telafi edilmesini bekliyoruz” diye konuştu. Ekonomide toparlanmanın üçüncü ve dördüncü çeyrekte yaşanacak büyüme performansına bağlı olduğunu belirten Başkan Akın Akıncı, sözlerine şöyle devam etti; “Önce koronavirüs salgınının seyri, sonra da enflasyon, turizm ve ihracat döviz gelirleri, yabancı sermaye gibi temel değişkenlere bağlı olarak toparlanma sağlanabilir. Yılın ilk 7 ayında ihracatımız yüzde 13,7 oranında azalmış, portföy yatırımlarında yaklaşık 13 milyar dolar çıkış gerçekleşmiştir.  Turist sayısında azalma yüzde 80’nin üzerindedir. Merkez Bankası brüt döviz rezervi swap işlemleri sayesinde 45 milyar dolar düzeyinde görülmektedir. Enflasyon çift hanedeyken TCMB ve mevduat faizlerinin tek hanelerde kalması ve rezerv düzeyine ilişkin kaygılar TL’yi zayıflatmaya devam etmektedir. Dolayısıyla ekonomide yapısal sorunlarımızın öneminin arttığını ve koronavirüs etkileriyle mücadelede ekonomi yönetiminin elini zayıflattığını görüyoruz.”

BUGÜN HANGİ NOKTADAYIZ?

Geçen hafta yaşanan gelişmelerin ‘normalleşme’ adı altında, karar alıcıların Türk Lirası’ndaki likiditeyi kısacağı döneme girildiğinin bir göstergesi olduğunu dile getiren Akıncı, “Nitekim Merkez Bankası’nın ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin artması bundan sonraki dönemde iş dünyasının daha yüksek faizlerle karşılaşacağının net bir göstergesi. Faizlerin artacağı, kredinin daralacağı, iş dünyasının TL ve yabancı para cinsinden finansman maliyetlerinin artacağı ve bunun iktisadi büyüme ile istihdama yansıyacağı bir döneme giriyoruz” dedi. Merkez Bankası’nın örtülü faiz artışları ve likiditeyi sıkılaştırmasıyla TL’nin değerini korumaya çalışacağını belirten Başkan Akıncı, “Bunun Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını çözmekten uzak olacağını söyleyebiliriz. Oysa iş dünyasının beklentisi, günlük, uyumsuz ve sürdürülmesi mümkün olmayan politikalarla zaman ve enerji kaybetmek yerine yapısal problemlerin çözümüne daha fazla önem verilmesi yönünde. Bunun için de iyi bir başlangıç noktası Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırımlar başta olmak üzere dış kaynak çekebilecek yeni bir ekonomi programını bir an önce devreye sokması” diye konuştu.

İKİNCİ DALGA ÖNLEMLERİ YAŞAMSAL ÖNEM ARZ EDİYOR

Önümüzdeki aylarda, yılın son çeyreğinde, hatta 2021 yılında ekonomik durum için koronavirüste ikinci dalga riskinin azaltılmasının yaşamsal bir önem arz ettiğini belirten Başkan Akıncı, “İkinci dalga halinde, alınan ve alınacak önlemlere rağmen dünya ekonomisinde küçülmenin yüzde 5’ler düzeyinden yüzde 7’ler düzeyine çıkması öngörülüyor. Ticaret savaşları, sosyal ve siyasal istikrarsızlık riskleri bu öngörülere elbette dahil değil” dedi. Pandemide ikinci dalga durumunda Türkiye ekonomisinde canlanmanın devam etmesinin güç olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Akıncı, “Mevcut durumda bile ekonomi yönetiminin pozitif büyüme beklentisi turizm ve ihracatta hızlı bir dönüş olmasına bağlı. Turizmde 7 ay kaybedilmiş durumda, turizm gelir ve istihdamının eski düzeyine gelmesi beklenemez. Koronavirüste ikinci dalga yaşanması halinde ekonomide yüzde 5’in de üzerinde küçülme olasılığı artacak, reel sektörün yeni desteklere, işsizlerin ve düşük gelir gruplarının sosyal yardımlara ihtiyacı yüksek olacaktır” diye konuştu.  Ekonominin kaynak ihtiyacının kapsamlı reformlar gerektirdiğini belirten Akın Akıncı, “Bu reformlar için toplumsal konsensüs sağlanmasının vazgeçilmez hale geldiği de görülmekte. Gerek toplumsal konsensüs gerekse karar alma süreçlerinin etkinliğini sağlamak için Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi kurumsal istişare mekanizmalarının işletilmesi de faydalı olacak. Bütün bu çalışmalar için ülkemizin derinleşen siyasi gündemden bir an önce uzaklaşarak ekonomi gündemine dönmesi ise en önemli husustur” diye konuştu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru Çengeloğlu YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD Başkanı Akıncı'dan Kurban Bayramı Mesajı

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, ANSİAD üyelerinin, Antalyalıların ve tüm İslam aleminin Kurban Bayramı'nı kutladı.

Başkan Akıncı mesajında şunları kaydetti:

"Bayramlarımız, birlik ve beraberlik duygularımızın pekiştiği, kırgınlıkların unutulduğu, dostluk ve sevgiyle gönüllerin birbirine yakınlaştığı, karşılıklı sevginin, saygının geliştiği müstesna günlerdir.

Bu çerçeveden bakıldığında, Türkiye'nin önündeki önemli sorunların başında kökleşmiş siyasi sorunlarının çözümünde diyalogun sonuna kadar canlı tutulması ve demokrasinin derinleştirilmesi, hukuk devleti değerleri içinde kalınması gelmelidir. Türkiye, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne dek hiç ayrılmadığı Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının önderliğinde başlatılan çağdaş uygarlık seviyesine çıkma ana hedefinin ancak çağdaş uygarlık standartlarında bir devlet ve toplum yapısıyla hayata geçirilebileceği asla unutulmamalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle, kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun belki yorgun ancak yine de mutlu ve umutlu, sevgi dolu ve sağlıklı nice bayramlar geçirmeyi diler, Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım."

Akın AKINCI
ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

 

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


19 MAYIS KUTLU OLSUN

Bugün, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mücadelesinde, çağdaş, laik, demokratik bir ülke olma yolunda tüm yokluk ve yoksunluklara karşın emperyalist güçlerin baskıları karşısında tarihinin akışını değiştirmek kararlılığını tüm dünyaya duyurduğu gün.

19 Mayıs 1919 tarihi, işgal güçleri altındaki topraklarımıza bağımsızlık tohumlarının serpildiği ve ülkemizin dört bir yanında bağımsızlığın filizlendiği şanlı tarihimizin en özel sayfalarından birisidir. Bugün, Ulusal Kurtuluş Savaşı ile dünyaya örnek olan bir neslin evlatları olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

Gençlerine güvenen, geleceği onlara emanet eden önderimiz Atatürk’ün izinde, sorgulayan, okuyan, bilimin peşinde ve sürekli daha iyiyi hedef edinen gençlerimizle dünya uygarlık hedefinde daha ileriye gideceğimizin inancını taşıyoruz.

101 yıl önce atılan bu adım, tarihte var olma mücadelemizin bir sembolü olarak gençlerimize ve bizlere hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda büyük bir ilham kaynağı olarak güç vermeye devam etmektedir.  

Bu duygu ve düşüncelerle ulusumuzun 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, bağımsızlık meşalesini yakan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşlarını sonsuz saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

 

Akın AKINCI

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

 

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DR. SERDAR SAVAŞ; HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN SUÇ İŞLENİYOR

Dünya Sağlık Örgütü’nün Covid-19 hastalığını tanımlamak için test sonucunun pozitif olmasını gerekli kılmadığını belirten Dr. Savaş, “Hastalığın kliniğine bakarak bu teşhisi koyuyoruz. Sağlık Bakanlığı sayıları küçük göstermek için Covid pozitif çıkmayanları teşhis olarak kabul edip bunu sayılarda eklemiyor. Bence burada önemli bir hata yapıyor, hatta ve hatta uzun vadede halk sağlığı açısından bir suç işliyor” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını kaynaklı geleneksel toplantılarını gerçekleştiremediği olağanüstü dönemde güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere çalışmalarını dijital platforma taşıdı. ANSİAD 2. Online Toplantısı, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi & Toplantı Yönetmeni, Akant Okulları sahibi Sarper Dermut’un moderatörlüğünde, Gentest Enstitüsü Direktörü ve Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Programı Direktörü (1998) Dr. Serdar Savaş’ın katılımıyla “Sağlık Sistemleri ve Covid-19” söyleşisiyle başladı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “ANSİAD olarak bu sürece katkı koymak adına çalışmalarımız devam ediyor. Öncelikli olarak Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Belediyesi’nden gelen talebi değerlendirdik, bu dönemde ihtiyaç sahibi ailelere 200 koli gıda ve sağlık paketi yardımında bulunduk. Antalya Tabipler Odası’ndan siperlik talebi geldi bin adet siperliği kendilerine teslim ediyoruz. Aynı zamanda üyelerimizin çalışanlarının kullanması için yine bin adet siperliği kendilerinden gelen taleple dağıtmaya başladık. Böylelikle 2 bin adet koruyucu siperliği ihtiyacı olan sağlıkçılarımıza ve üye iş yerlerimize iletmiş olacağız. Üyelerimizin İŞKUR’dan yapılan çalışmalarla ilgili bazı soruları mevcuttu, İŞKUR İl Müdürü Veli Tekkanat’ı ziyaret ederek soruları kendilerine ilettik” dedi.

ÖLDÜREN VİRÜS DEĞİL BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

Gentest Enstitüsü Direktörü ve Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Programı Direktörü (1998) Dr. Serdar Savaş, koronavirüs ailesinin korkunç olmadığını kaydederek, “Bu virüs, tabiatın ürettiği, doğal hayatın ve evrimin bir parçası” diye konuştu. İnsanların doğası gereği iki şekilde değişikliğe uğradığını kaydeden Dr. Savaş, “Bunlardan ilki gen aktarımı, ikincisi de virüslerdir. Bunlar evrim sürecinde yer alan doğal süreçlerdir. Bizi öldüren virüsler değil bağışıklık sistemidir. Virüs bizim vücudumuza girecek ve orada yaşamını sürdürecek. Bizim bu yeni virüsle karşılaşmamız yeni olduğu için o da bizi pek anlayamadı. Aslında bu doğal sürecin bir parçası” dedi.

ZAMANA YAYMA STRATEJİSİ UYGULANIYOR

Türkiye’nin salgını önleme açısından çok daha iyi yönetilebileceğini kaydeden Dr. Serdar Savaş, “Bir defa çok iyi başladı. Sınırları kapattı, okulları kapattı, bilim kurulunu kurdu vesaire ama o iyi başlangıca yakışır şekilde devam etmedi. Çünkü daha 300-500 vaka varken biz o zaman seferber ettiğimizin en az 50-60 katı kaynağı seferber edecektik. Ama bu 50-60 kat seferber ettiğimiz kaynak bugün edilenin yüzde 10’una denk geliyor. Baştan çok ciddi bir şekilde hemen hekimleri, hemşireleri sahaya salacaktık, nerede vaka varsa sürveyans yani ara-bul dediğimiz yöntemle kapı kapı dolaşıp onları bulacaktık, hemen test yapacaktık. Şimdi biz salgının ortasında hangi test işe yarar gibi salgın yokken yapılacak işleri çıktıktan sonra yapmaya başladık” dedi. Bu noktadan sonra hükümetin takip ettiği politikaların hastalığın yayılmasını zamana yayma stratejisi olarak uygulandığına dikkati çeken Dr. Savaş, “İşte 2 gün sokağa çıkmayalım, 65 yaş üstü evde kalsın, 20 yaş altı evde kalsın, iş yerlerini kapatalım gibi. Bu bulaşma hızını düşürmeye yönelik bir uygulama oldu. Başarı elde edildi, bulaşma hızı azaldı. Her ne kadar şu anda bakanlığın açıkladığı rakamlar gerçek rakamların yarısı olsa dahi sayılar azalıyor” diye konuştu.

BAKANLIK RAKAMLARIN YARISINI AÇIKLIYOR

Dünya Sağlık Örgütü’nün hastalıkla ilgili 2 farklı kod geliştirdiğini kaydeden Dr. Savaş, “Peki neden yarısı olsa dahi, çünkü Dünya Sağlık Örgütü bu hastalıkla ilgili 2 farklı kod uygulamaya başladı. Dedi ki U01 Covid-19, U02 Covid-19. Bu ne demek? 01 koduna girenler, biz test yaptık ve yaptığımız test sonucunda da bunun Covid-19 olduğunu anladık. U2, biz test yaptık Covid çıkmadı ama kişi klinik olarak Covid, yani röntgeniyle, ateşiyle, öksürüğüyle her şeyiyle bir Covid vakası. DSÖ dedi ki Covid hastalığını tanımlamak için mutlaka test sonucunun pozitif olmasını gerekli kılmayın. Bugün de biz bunun kliniğine bakarak bu teşhisi koyuyoruz. Ama Sağlık Bakanlığı sayıları küçük göstermek için ne ölenlerde ne de hastalarda Covid pozitif çıkmayanları teşhis olarak kabul edip bunu sayılarda eklemiyor. Bence burada önemli bir hata yapıyor, hatta ve hatta uzun vadede halk sağlığı açısından bir suç işliyor” dedi.

TÜRKİYE’DE ÖLÜM DAHA AZ

65 yaş üstünün eve alınmasıyla Türkiye’de ölümlerin daha az olduğunu dile getiren Dr. Savaş, “Bu çok doğru bir adım oldu. İkincisi el yıkama meselesi ve kolonya meselesi. Dış dünyadaki haberlerden dolayı biz de daha erken başladığı için bulaşmakla aktarılan virüs yükünü azaltmaya yaradı. Bir de tabi bizim abdest alma özelliğimizden dolayı virüs yükü azalıyor. Türkiye, Avrupa ülkelerinden çok daha uzun yıllar verem aşısı yapmaya devam etti. Verem aşısının bu virüse karşı koruyucu bir etkisi olduğunu biliyoruz. En önemli sebepse Türkiye’de hastalananların yaşlarının 20-40 yaş arasında olması, 50-60 yaşlarda daha az olması” diye konuştu.

ANNELER BABALAR MÜSTERİH OLSUN

Akıllı stratejilerle korunmak gerektiğini belirten Dr. Serdar Savaş, “Bir defa hastalık çocuklarda ve gençlerde probleme yol açmıyor. Bu yüzden bütün anne ve babaların müsterih olması gerekiyor. Ama hocam İngiltere’de bir çocuk ölmüş, Amerika’da şöyle olmuş diyebilirsiniz, bu milli piyangodan büyük ikramiyenin çıkması gibi bir şey, yani milyonda bir ihtimal” dedi.

VİRÜS SADECE İNSANDAN İNSANA BULAŞIR

Hastalığın gelişim sürecine ilişkin bilgiler veren Dr. Serdar Savaş, sözlerini şöyle sürdürdü; Hastalık şöyle gelişiyor, virüs geldiği vakit sadece insandan insana bulaşır. Torbadan bulaşır mı, havadan bulaşır mı, sudan bulaşır mı, kargo paketinden, bunların hiç birinden olmaz. İki insan konuşurken karşılıklı iletişimde bulunurken, yakın mesafede oluğunda birinin ağzından çıkan tükürük zerrecikleri ki biz buna damlacık diyoruz, karşı tarafa ulaştığında virüsü bulaştırmış olur. Virüs canlı bir varlık değildir. Kendisinin devamlılığını sağlaması için virüsün üretilmesi lazım. Virüsün üretilmesi demek, virüsün içerisindeki genetik materyalin, RNA’nın kopyalanarak başka virüsler yapılmasıdır. Bunu kendisi beceremez, kendi kendine üreyemez. Onun için girdiği canlının RNA üreten makinasına giderek kendisinden fason olarak imal ettirir. Bu şekilde o da kendi devamlılığını sürdürmek üzere böyle bir varoluş mücadelesi içerisindedir.”

VÜCUDUN AŞIRI TEPKİSİ ÖLDÜRÜYOR

Virüsün hücreler içerisine girdiği zaman vücudumuz hemen ateş, öksürük yapıp onu dışarıya doğru atmaya çalıştığını belirten Dr. Savaş, “Vücut virüsle mücadele etmek için bazı maddeler salgılar. Bunlara sitokinler diyoruz. Vücuda virüsü aldığımız bir aşama var ondan sonra da akciğerlere indiği ikinci aşama var. İşte bu ikinci aşama son derece belirleyici, çünkü bundan sonra hastalığın devamını sağlayan şey virüs değil. Virüse karşı vücudumuzun verdiği aşırı tepki. Orada paniğe kapılıyor vücut” dedi. Sitokin maddesiyle kendini savunmaya çalışan vücudun çok fazla salgılama yaptığını belirten Dr. Savaş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Salgıladığı maddeler gidiyor orada akciğerlerdeki kesecikleri dolduruyor, insanlar nefes alamayarak boğuluyorlar. Salgıladıkları maddeler kanda pıhtılaşmaya yol açıyor, insanlar kan pıhtılaşması nedeniyle hayatlarını kaybediyorlar. İşte burada ölüme götüren süreç virüsün kendisi değil vücudumuzun verdiği, kendi kendine yapmış olduğu aşırı tepki, sitokin fırtınası.”

TEDAVİSİNDE TEK BİR İLAÇ YOK

Ülkemiz aşı bulma konusunda sıfır potansiyele sahip olduğunu dile getiren Dr. Savaş, “Dünyanın bütün ülkelerinde bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek üzere kurulan kurumlar yani bizim hıfzıssıhhanın muadilleri vardı. Türkiye bu alanda dünyada kurulmuş ilk enstitüsünü kapatmıştır. Bu yüzden, şu anda Türkiye’nin virüs yönelik aşı yapma kapasitesi yoktur” dedi. Hastalığın farklı aşamaları nedeniyle virüsü tedavi etme yönteminin tek olamayacağına işaret eden Dr. Savaş, “Bu hastalığın farklı aşamaları var, virüsü ilk aldığımız aşama, oradan akciğerlere inme aşaması ve akciğer sitokin aşaması, sonra pıhtılaşma aşaması. Bu kadar farklı patogenezi varken ve hala bilemediğimiz yolarla hastalık gelişirken buna karşı tek bir ilaç üretilmesi mümkün değil. Onun için işte bunun ilacı bulunacak mı, hayır bunun ilacı bulunamaz. Bunun farklı yönlerine farklı ilaçlar bulunur ancak” diye konuştu.

OBJEKTİF VE SOĞUKKANLI OLMAKTAN UZAĞIZ

Türkiye’deki genel olarak hadiseyi değerlendirmekte objektif ve soğukkanlı olmaktan uzak olunduğunu belirten Dr. Savaş, “Neden objektif olmaktan uzağız. İktidar ve iktidara yakın çevreler muazzam ve tarihi bir başarı elde ettik, dünyaya örnek olduk diyor, bu doğru değil. İktidar karşıtı olan muhalefettekiler de öldük, bittik, oradan daha kötüyüz buradan daha kötüyüz gibi düşünüyor, bu da doğru değil. Doğruları iyi belirlemezsek ortaya asparagas haberler çıkıyor. O haberlerde doğruların yerine geçiyor” dedi. Türkiye’de yoğun bakım yataklarının 100 bin kişiye düşen sayısı bakımından daha avantajlı bir durumda olduğuna dikkati çeken Dr. Savaş, sözlerine şöyle devam etti; “Türkiye açısından bu bozuk bir saatin günde iki defa doğruyu göstermesi durumu. Aslında sağlık hizmet sisteminde bu kadar çok yoğun bakım yatağı bulunmaz. Ama Türkiye’de özel sektör bu işin içerisinde olduğu için ve yoğun bakım yataklarının da günlük ücretleri pahalı olduğu için, varı yoğu yoğun bakıma yatırıp sigortadan, devletten para alalım diye yapılmış olan hastane yatakları burada işe yaradı. Zamanında verimsizliğin sebebi olan yataklar burada hayat kurtardılar. Bizde hiçbir zaman İtalya ve İspanya’da ki gibi servislere yığılma meydana gelmedi. Bu bizim için bir şans oldu. Ayrıca şunu da belirteyim, Türkiye’de özellikle önde gelen üniversitelerin tıp eğitimi inanın birçok Avrupa ülkesinden iyidir. Biz çok hasta görürüz, bizim pratiğimiz çoktur. Bir de Türk hekimi kriz şartlarında çalışmayı çok iyi bilir. Krizde çalışmayı çok iyi bilen bir hekim, hemşire kuşağımız var, bu da bir avantaj.”

1,5 MİLYON TAŞIYICI HASTA VAR

Türkiye’nin sağlık sistemini felç edecek bir tablo olmadığının altını çizen Dr. Savaş, “Şu anda yeni gelecek hastaları rahatlıkla karşılayacak, göğüsleyecek duruma. O nedenle sokağa çıkma yasaklarının, önlemlerin serbest bırakılması, berberlerin, lokantaların yavaş yavaş açılması yapılabilir. Bu ne demektir yeni hastalananlar olacak demektir. Okulların açılması için erken, ben Ekim ayını doğru buluyorum” dedi. Kontrol altına alındığına dair konuşulanların tıbbi ve bilimsel bakımdan doğru olmadığına dikkati çeken Dr. Savaş, “Şu anda dışarıda bizim nerede dolaştığını bilmediğimiz 1 buçuk milyon taşıyıcı hasta insan var. Bayramdan sonra bitecek lafı nedir? Şimdi hastalığın bitmesi için 2 tane yol var, bir tanesi ülkemizde hastalığı bulaştıracak hiç kimse kalmamış, ortada hasta kalmamış olursa hastalık bitmiş demektir. Yani virüsü bitirdik demektir. Ya da bizim ülkemizde hastalık öylesine yüksek olacak ki herkes bağışıklık kazanacak. Toplumda 55-60 milyon insan bu hastalıkla karşılaştı ve bütün toplum virüse karşı bağışıklık kazandı. Artık virüs vücuduna girecek adam bulamıyor. Virüs kimin vücuduna girse bağışıklık kazandığı için oradaki antikorlar virüsü yok ediyorlar. Bu iki ihtimal de şu ana mevcut değil, demek ki hastalığın kontrol altına alındığı da bayramdan sonra biteceği de doğru değil” diye konuştu.

65 YAŞ BOMBASI ELİMİZDE

Evde yaşanan ölümlerin daha yüksek olduğunun altını çizen Dr. Serdar Savaş, “Burada bir bomba var elimizde, 65 yaş üstü bombası. Sokağa çıkma yasakları 65 yaşa konduktan sonra benim ısrarla savunduğum, anlattığım çok kuvvetli bir mesaj vardı, 65 yaş üstünü sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde lütfen dışarıya bırakın. Bu insanlar hareket etsinler. Bu insanlar kemiklerini, eklemlerini, kaslarını çalıştırsınlar, dolaşım sistemleri gelişsin. Yaşlılarda kas kaybı ve kemik kaybı en çok görülen durumlardır. Bunlar hareketsizlikle birlikte daha da fazlalaşır. Bu insanlar hastaneye gidemeden evlerinde can verirler ki öyle oldu. Şu anda evlerdeki ölümlerin yaş ortalaması dışarıdakilerden çok daha yüksek” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN AKINCI; ULUSAL EGEMENLİĞİN 100. YILI KUTLU OLSUN

23 Nisan 1920’de ebedi komutan Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, milli egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. yılını gururla kutluyorum.

1920’de milletimiz kendi kaderini belirlemiş ve bu iradenin temeli olan meclisimiz, vatandaşların hak ve özgürlüklerini koruyarak, demokratik, laik bir hukuk devletini geliştirmiş, bununla beraber çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak öncelikli görevi olmuştur. Bu dönemde atılan demokratik temel, geleceğimizin mimarı çocuklarımızla yükselecektir.

23 Nisan kuruluş günü Mustafa Kemal Atatürk’ün gelecek vizyonuyla çocuklarımıza armağan edilmiş en değerli mirastır. Meclisimizin kuruluş günü bizzat Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara ve yeni nesillere armağan edilmiştir. Bu armağan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çocuklarımıza, geleceğimize karşı daimi sorumluluğunun simgesidir. Dolayısıyla çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras, özgür ve adil bir Türkiye’dir.

Cumhuriyetimizin en önemli kazanımı olan ve bugün 100. yılını dolduran TBMM, bizlere güçler ayrılığı, denge ve denetim mekanizmalarının önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu irade ile 100 yıldır ayakta duran meclisimizi ileriye taşıyabilecek olan ilkeler, parlamenter güçlü bir demokrasi ve cumhuriyet ilkelerine bağlı bir hukuk devleti olmakla beraber, ekonomimizi güçlendirecek adımlarla birlikte hızlı bir kalkınma reformudur. Bu gerçeklerin altını çizerek, tüm çocuklarımız için özgür, eşit ve adil bir dünyada yaşaması adına ulusal egemenlik anlayışının güçlenmesini temenni ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı kutluyor, TBMM kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, ulusal egemenlik adına verdikleri mücadeleden dolayı bir kez daha minnetle anıyorum.

 

Akın AKINCI

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


PROF. DR. ÖZLALE: DIŞ KAYNAK SAĞLAMADAN BU SÜREÇTEN ÇIKMANIN MALİYETİ ÇOK YÜKSEK OLUR

Covid-19 salgınından önce Türkiye ekonomisinin zaten kırılgan bir yapıda olduğunu belirten Prof. Dr. Özlale, Türkiye’nin bu süreçten dış kaynak sağlayacak itibarlı ve yeni bir programı uygulamadan çıkmaya çalışmasının çok yüksek maliyetler içerdiğini kaydetti.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını kaynaklı geleneksel toplantılarını gerçekleştiremediği olağanüstü dönemde güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere çalışmalarını dijital platforma taşıdı. ANSİAD Online Toplantılarının ilki, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi & Toplantı Yönetmeni, Akant Okulları sahibi Sarper Dermut’un moderatörlüğünde, Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale’nin katılımıyla, “Covid-19 Sürecinde ve Sonrasında Dünya ve Türkiye Ekonomisi” söyleşisiyle başladı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Yaklaşık bir aydır gerek iş, gerekse sosyal hayatlarımızda tüm alışkanlıklarımızı bıraktık ve kendimizi korumaya aldık. İşin aslı pek farkında değiliz ancak dünya tarihinin dönüm noktalarından birine tanıklık ediyoruz” dedi. Sürecin tamamlanmasıyla sosyal hayatta ve iş hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını kaydeden Akıncı, “Bu sürecin medeniyet, para, teknoloji, demokrasi ve insan hakları gibi değerleri bile önemsiz kıldığını görüyoruz. Dünya başka bir yere gidiyor, dijitalleşmede çağ atlıyoruz diyorduk, bir anda gördük ki ülkeler hangi düzene imkana sahip olurlarsa olsunlar bir virüs nedeniyle çaresiz kalabiliyorlar. Yeni dünya düzeninde ahlak, adalet, bunlara bağlı olarak insan hayatı ve değeri nasıl değişecek, adalet, paylaşım hak ve özgürlüklerinin nasıl dönüşeceğini hep birlikte yaşayıp göreceğiz” diye konuştu.

İŞSİZLİK HER DÖNEM 400 BİNİ AŞACAK

Covid-19 Sürecinde ve Sonrasında Dünya ve Türkiye Ekonomisi başlıklı sunumunu gerçekleştiren Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale, “Çok derin, tedirginlik verici ve yakın tarihte daha önce hiç karşılaşmadığımız bir süreç yaşanıyor” dedi. İç ve dış ticarette daralan bir ekonomiyle karşı karşıya olunduğunu ve işsizlik ödeneği başvurularındaki artışa dikkat çeken Prof. Dr. Özlale, “İşsizlikte yüzde 20 sınırına çok rahatlıkla geleceğiz” diye konuştu. Kronik talep açığı dolayısıyla, Covid-19 salgını öncesinde de küresel ölçekte düzelme ve iyileşmenin, istisnai gevşek para politikasına rağmen çok yavaş olduğunu dile getiren Özlale, “2019 negatif reel faizlere rağmen Avrupa’nın küresel krizden beri en düşük büyüdüğü, bütün dünyada ise artan gelir dağılımı eşitsizliği ile beraber büyüme endişelerinin arttığı bir yıldı” dedi. Covid-19 sürecinde ekonomiyi değerlendiren Prof. Dr. Özlale, “Her seferinde daha da düşük faizlerle artan bir borç problemi ve varlık fiyatlarında bir şişme yaşanıyordu” diye konuştu.

İŞ SAHALARI VE MESLEKLER DEĞİŞECEK

Covid-19 sonrasında iş sahalarında ve mesleklerde değişiklikler olacağını altını çizen Prof. Dr. Özlale, “Covid-19 sonrasında ülkelerin sağlık teknolojilerine daha fazla yatırım yapacağı bir süreç yaşanacak” dedi. Dijitalleşen ekonomi ve toplumun veri analitiği, yapay zeka gibi alanlara yöneliminin artıracağını belirten Özlale, “Covid-19 sorasındaki süreç, uzaktan çalışma ve evde daha fazla zaman geçirme pratiklerini arttıracağı için veri analitiği, oyun (gaming), e-ticaret ve eğitim teknolojileri gibi alanlarda yatırımlar artacak” diye konuştu.

HARCAMALARDA DEĞİŞİKLİK SÖZ KONUSU

Dünya siyasetinde AB’nin daha fazla konuşmaya başlanacağını dile getiren Özlale, “Popülizm ve otoriter rejimlerin bu süreçten kazançlı çıkmasından, artan işsizliğin, örgütlenme ve sosyalleşme korkusunun da emeği daha da savunmasız bırakmasından endişeliyim. Bildiğimiz anlamda küreselleşme biterken doğru stratejileri geliştiremeyen ülkelerin bu süreçte çok zorlanacaklarını düşünüyorum” dedi. Türkiye’de son süreçteki iktisadi faaliyet kaybını anlamak için elektrik tüketimini incelemenin basit ama anlamlı bir yaklaşım olacağını değerlendiren Prof. Dr. Özlale, “Elektrik tüketimi 22-28 Mart haftası azalmaya başlamış, 5-11 Nisan haftasında azalmanın boyutu yüzde 17’ye varmış. Sabah 10-11 saatleri arasındaki elektrik tüketimine bakıldığında ise 15 Mart’tan 11 Nisan’a kadar olan dönemde geçen yıla göre yüzde 22 azalma olduğu görülüyor” diye konuştu. İç ticaretteki daralmaya da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özlale, “Talepteki değişimi kredi kartı ve banka kartı harcamalarındaki işlemlere bakarak anlayabiliriz. Panik tüketiminin başladığı yılın 11’inci haftasında geçen yıla kıyasla işlem sayısı yüzde 19.4 artarken, 13 ve 14’üncü haftalarda geçen yıla kıyasla işlem sayısının yüzde 27.2, harcama miktarının ise yüzde 21.4 azalmış olduğunu görebiliriz” diye konuştu. Banka ve kredi kartı ile yapılan harcamaların değiştiğini dile getiren Özlale sözlerini şöyle sürdürdü; “Mart ayında panik tüketimiyle araç kiralama, sağlık ürünleri, elektrik elektronik eşya, internet üzerinden yapılan alışverişler, eğitim, kırtasiye telekomünikasyon gibi alanlarda artış söz konusu, bu dönemde vazgeçilen tüketimler kamu-vergi ödemeleri, seyahat acenteleri, havayolları olmuş. Zorunlu tüketimde market ve alışveriş merkezleri, çeşitli gıda gibi tüketim alanlarına yönelme söz konusu.”

IMF NE KADAR ERTELENİRSE KUR BASKISI O KADAR ARTAR

Dış ticarette Nisan ayının ilk 12 iş günü itibariyle kayıplar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlale, “Otomotiv ihracatı yüzde 71.8, hazır giyim yüzde 65.8, tekstil yüzde 57.8, havayollarında ise Mart ayı itibariyle dış hatlarda yüzde 15.7 düşüş söz konusu. Ticaret Bakanlığı 2020 Mart ayı veri bültenine göre, ihracat yüzde 17.81 azalmış, ithalat yüzde 3.13 oranında artmıştır” dedi. Ekonomi politikasında makro kısıtları değerlendiren Prof. Dr. Ümit Özlale, “Bankacılık dışı kesimdeki bozuk bilançolar ve kısa vadeli dış finansman açığı bu süreçteki en zayıf halka” diye konuştu. Dış kaynak sağlanmazsa Türkiye’nin çok ciddi bir ödemeler dengesi problemi yaşayacağını belirten Özlale, “FED’den SWAP mekanizması ile likidite sağlansa bile bu yapısal sorunları sadece erteler. IMF’in küresel ölçekte SDR arzını arttırması ise problemi hafifletebilir ama bitirmez. Unutmamalı ki Türkiye’nin Covid-19 öncesinde de reel sektörden kaynaklı bir problemi vardı” dedi. Dış kaynağın IMF olması durumunda ise yeni bir ekonomi programı çerçevesinin oluşacağını dile getiren Prof. Dr. Özlale, “Böyle bir durumda CDS’ler düşer, dışarıdan daha az maliyetle borçlanırız. Parasal genişlemeye daha az maliyetle gidebilir, bu tür bir program ne kadar ertelenirse döviz kuru üzerindeki baskı da o kadar artar” diye konuştu.

ALTERNATİF SENARYOLAR

Dış kaynak olmadan iki senaryo olduğunu belirten Prof. Dr. Ümit Özlale, sözlerini şöyle sürdürdü; “İlk senaryoda mevcut tedbir paketleri altında iflaslarda ve işsizlikte önemli bir artış görürüz. Yetersiz T.C. Merkez Bankası rezervleri, kısıtlı ihracat ve yüksek CDS döviz kurunu arttırır. Döviz borcu olan şirketler borcu çeviremez. Yüksek kur ile beraber enflasyon da artar. İkinci senaryoda ise daha büyük bir parasal genişleme ile TL borcu olan şirketler kurtarılır. İflaslar ve işsizlik bir önceki senaryoya göre azalsa da bunun maliyeti daha yüksek enflasyon ve döviz kuru olacaktır. Bu senaryoda da yetersiz TCMB rezervleri ile beraber döviz borcu olan şirketler borcu çeviremez, İki senaryonun ortak yanı, iflas eden bazı şirketlerin Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesi olur.”

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


REEL SEKTÖR KRİZDE

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, sokağa çıkma yasağı olmamasına ragmen ülke ekonomisinin ciddi bir daralma yaşadığını kaydetti.

Çin’de ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgını nedeniyle ülkemizde karantina ve sokağa çıkma yasağı uygulanmamasına rağmen ekonomide sert bir daralma yaşandığına dikkati çeken Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “İş yeri kapatmaları, ‘evde kal’ çağrıları ve alınan özel tedbirler sonucunda ekonomide sert bir daralma başladı, yaşanan bu süreci reel sektör odaklı bir kriz olarak adlandırabiliriz” dedi. Üretim sorunu yaşandığını belirten Akıncı, “Bu sorun ilk olarak şirketlerin gelecekteki nakit akışları ve karları üzerinden finans piyasalarını vurmakta. Maalesef işgücü piyasası da önümüzdeki aylarda bu durumdan daha çok olumsuz şekilde etkilenecek” diye konuştu. Covid-19’un dünya ekonomisini sarsmaya devam ettiğini kaydeden ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “ABD, Almanya, İngiltere başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin açıkladıkları büyük destek paketleri hızlı bir çöküşü engellemiş olsa da sert karantina ve sokağa çıkma yasakları ile alınan tedbirler küresel ekonomiyi adeta durdurdu. Küresel ekonomide meydana gelen bu durgunluk ve işsizlik dalgası virüsten etkilenen ülkelerde temel senaryo haline geldi” dedi. Akıncı, “ABD’de hanehalklarına 3 bin Dolar’a varan harcama çeki verilmesi, bazı ülkelerde kapanan fabrikalarda işçi ücretlerinin devletler tarafından karşılanması bu ülkelerin yılın ikinci yarısında toparlanmalarına imkan verecektir” diye konuştu.

COVİD-19’A ZAYIFLIKLARLA YAKALANDIK

Türkiye’nin 2018 ve 2019 yıllarında yaşanan ekonomik süreçlerini hatırlatan Başkan Akın Akıncı, “Şunu bir tespit olarak kabul etmeliyiz ki Türkiye ekonomisi gelişmiş ülkelerden farklı olarak Covid-19 fırtınasına son iki yılda gerçekleşen düşük büyüme, yüksek işsizlik gibi zayıflıklarla yakalandı. Özellikle inşaat, otomotiv gibi sektörlerimiz 2019 yılında büyük bir durgunluk yaşadı. Mevcut durum şirketlerin dayanma kapasitelerini de fazlasıyla zayıflattı” dedi.  KGF kredisiyle 350 milyar TL’ye çıkabilecek teminatlandırma ve kısa çalışma ödeneği ile istihdam yükünün hafifletilmesinin önemli olduğuna değinen Akıncı, “Bununla beraber ekonomideki sert durgunluğu önlemekte yetersiz kalabilir. 2020 yılında ihracat performansının yüksek olmasını bekleyemeyiz, dolayısıyla da ekonomide talep yaratacak ilave harcama tedbirleri alınması gerekli görünüyor” diye konuştu.

YARDIM PAKETİ KAPSAMI GENİŞLETİLMELİ

Bu noktada ilk olarak bütün toplumu kapsayacak cömert bir yardım paketi sunulması gerektiğinin altnı çizen Akıncı, “Kabul etmek gerekir ki açıklanan yardım paketinin tüm kesimleri kapsayıcı bir nitelikte olmadığı çok açık. Özellikle küçük esnafa ve hane halkına yönelik transferler kriz sonrasında esnafın nakit akışı krizi yaşamaması ve hane halkının talebi canlandırması açısından çok önemli olacak” dedi.

ENFLASYON SEÇENEĞİ

Üretime devam eden şirketlerin durumlarının ciddiye alınması gerektiğini kaydeden Başkan Akıncı, “En önemlisi üreten şirketlerin başka bir ifadeyle batmaması gereken şirketlerin kurtarılması ve desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na önemli bir görev düştüğünü belirten Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Elbette bunların sonucunda hazineden çok önemli bir para çıkacağını biliyoruz.  T.C. Merkez Bankası’nın yedek akçesi, işsizlik sigortası ya da mega projelerin finansmanı için düşünülen varlık fonu bu bakımdan çok önemli. Ortaya çıkan paranın elbette uzun dönemde enflasyonist bir etkisi olacaktır ancak hiçbir şey yapılmadığı takdirde şirketlerin iflas ettiği ve zaten yüksek olan işsizliğin daha da artacağı bir dünyaya kıyasla nasıl düşüreceğimizi bildiğimiz enflasyonla karşılaşmak belki de daha iyi olacak.”

COVİD-19 EKONOMİSİ İÇİN 7 ÖNERİ

Covid-19 gelişmelerinin ekonomik yansımalarına ilişkin 7 maddelik önerilerini dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “

1-    İstihdam kaybı olmamak kaydı ile SGK, işçi ve işveren prim ödemelerinin 2020 sonuna kadar yüzde 50 indirimli alınması,

2-    Devletin, işletmelerin maaş ödemelerine kısa çalışma ödeneği dışında da ciddi anlamda katkı koyması,

3-    Tüm kesimlerin elektrik, su, doğalgaz gibi fatura ödemelerinin belirli dönemler itibariyle ertelenmesi,

4-    Lokomotif sektörlerin ‘devlet alımları ve alım garantileri’ ile canlandırılması,

5-    Tarım sektörüne verilen teşviklerin 2020 yılı sonuna kadar ciddi boyutta arttırılması,

6-    Sağlık hizmetlerinden 2020 yılı sonuna kadar KDV alınmaması. Bu sektörde gerekli olan her türlü makine ve teçhizat vb. araç gereçlerde KDV indirimine gidilmesi ve ithalat engellerinin kaldırılması,

7-    Şirketler üzerinde biriken, devreden KDV tutarlarının en azından belirli bir yüzdenin piyasaya enjekte edilmesini beklemekteyiz.”

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN AKINCI; ‘TALEPLERE CEVAP VERİLMELİ’

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, açıklanan Ekonomik İstikrar Kalkanı Programı’nın sektörün ve halkın taleplerine yeterli olmadığını kaydetti.

Çin’de ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgınının ekonomik ve sosyal hayatı olumsuz etkilemesine yönelik Sayın Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan Ekonomik İstikrar Kalkanı Programı ile ilgili açıklama yapan ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Önlem paketini olumlu buluyorum, fakat geliştirilmesi ve halkın farklı kesimlerinin eşit şekilde faydalanması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

DİP NOKTAYI GÖRMEDİK

100 milyar TL’lik önlem paketinin diğer ülkelerin almış olduğu önlemler düşünülürse çok az bir miktar olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Bizimle aynı ekonomik büyüklüğe sahip ve nüfusu çok daha az olan Hollanda bile bizim 5 katımızdan fazla bir kaynak ayırmış durumda. Pakette turizm ve ihracat odaklı sektörlere yapılan vurgu ve gösterilen önem yerinde ama sanki muğlak noktalar var” diye konuştu. Sanıldığından daha sıkıntılı ve derin bir dönem yaşandığına dikkati çeken ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Dip noktayı görmedik. Bu yüzden de kredi faizlerinin bir kısmının silinip bir kısmının daha uzun vadeye daha düşük faizden yayılması gerekirdi. En iyi ihtimal üç aylığına duran bir iktisadi faaliyetten bahsediyoruz. Bu sadece nakit akışını düzeltmek ya da kredi borcu ötelemekle halledilecek bir konu değil” dedi.

KISMİ ÇALIŞMA ÖDENEĞİ OLUMLU

Krediye erişimi kısıtlı olan ya da kredi kullanmayan birçok işletmenin bu destek paketinde arka planda kaldığı izlenimi olduğunu belirten Akıncı, “Eşitlik ilkesinden hareketle de kredi borcu olmayan özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerimize iki aylık karlarına denk gelecek oranda faizsiz kredi kullandırılması düşünülebilir” diye konuştu. Kısmi çalışma ödeneğinin devreye alınmasının olumlu bir adım olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Bu ödenek hane halkı gelirine destek olmak için çok önemli. Bununla ilgili sürecin bir an önce kolaylaştırılarak hayata geçirilmesi gerekiyor” dedi.

SOSYAL DEVLETLE BAĞDAŞMIYOR

100 milyar TL’lik bir destek programında 2 milyar TL’nin ihtiyaç sahiplerine ayrılmasının sosyal devletle bağdaşmadığına işaret eden Akıncı, “Bu sosyal devletle bağdaşan bir yaklaşım değil. Üstelik bu ailelerin hangi kriterlere göre seçileceği de net değil. Yardım sahiplerinin belirlenmesi konusunda şeffaflık problem olacak gibi duruyor. Benzer bir şekilde vatandaşa sağlanacağı söylenen sosyal amaçlı kredi paketinin içeriği net değil. İhtiyaç sahiplerinin şeffaflık ve eşitlik ilkesine göre seçilmesi bir başka problem” diye konuştu.

VATANDAŞA DOĞRUDAN MADDİ DESTEK OLUNMALI

Ekonomik İstikrar Kalkanı Programı’na yönelik öneri ve taleplerini dile getiren Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu paketin eleştirilecek yönleri ve yapılabilecek önerilerimiz elbet var. Bu destek paketinden halkın farklı kesimlerinin eşit şekilde faydalanmadığı gözüküyor. İlk önce destek programında vatandaşa doğrudan bir maddi transfer olması gerekirdi. Hane halkı transferlerindeki cüzi artışlar çok yetersiz. Harcama garantili hane halkı desteği düşünülebilirdi. Hazine, sıfır faizli sonsuz vadeli bonoları hane halklarına, hanenin büyüklüğüne göre orantılayarak dağıtıp, açıklanan destek paketinin üçte biri kadar bir maliyetle iç talebi canlandırabilirdi. Bu işin kaynağı için de İşsizlik Sigorta Fonu ya da Varlık Fonu kullanılırdı.” Tüketici kredilerinin anapara ve faiz ödemelerinin de ertelenmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Ücretsiz izne çıkarılan, yevmiye ile çalışan, maaşı yaptığı satışa bağlı olan birçok vatandaş var. Tüketici kredisi kullanmayan vatandaşların da en azından elektrik, doğal gaz ya da su ödemeleri ertelenebilirdi. Öğrenciler ya da çiftçiler de bu destek paketinde düşünülebilirdi” dedi. Tüm sektörlerin etkilendiği ve etkilenmeye devam edeceğini belirten Başkan Akıncı, “Salgın krizinde açıklanan ekonomik destek paketi oldukça sınırlı ve yetersiz. Halk olarak evde kalmaya çağırıldığımız bir dönemde bu ekonomik krizden etkilenmeyecek hiçbir sektör yoktur. Dilerim kısa sürede istisnasız her kesimin destekleneceği yeni bir paket açıklanır” diye konuştu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


EKONOMİYE ‘VİRÜS’ DESTEĞİ SAĞLANMALI

Başkan Akıncı, “Kaynakların sınırlı olduğu bir ortamda ekonomiyi destek önlemlerinin doğru sektörlere ve alanlara verilmesi yaşamsal önem taşıyor.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Akın Akıncı, Çin’de ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgınının ekonomik ve sosyal hayatı olumsuz etkilemesine yönelik ekonomik tedbirler alınmasını talep etti. Koronavirüs salgınının dünya ekonomisinde beklenmedik bir reel ekonomik krize neden olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Virüsün etkisinin biraz daha sürmesi halinde küresel ekonomi yüzde 1.7 oranında küçülecek ve 2009 krizine benzer bir kriz bizi beklemekte” dedi. Koronavirüs tedbirleri çerçevesinde ülkelerin virüse karşı önlemlerin alınması için çalıştıklarının altını çizen Başkan Akıncı, “Ülke ekonomilerinde virüse karşı tedbirler söz konusu. Belediyelere ve işletmelere mali destek, vergi ve istihdam teşvikleri sağlanıyor. Merkez bankaları piyasalarda nakit darlığını gidermek üzere büyük boyutta likidite enjeksiyonu programlarına başvuruyor, ülke olarak bizlerin de bu konuda acil olarak ekonomik destek paketi açıklaması gerekiyor” diye konuştu.

DOĞRU SEKTÖRLER DESTEKLENMELİ

Hükümetin ekonomiyi destekleyici program hazırlığı içerisinde olduğunu da belirten Başkan Akıncı, “Önlemlerin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından açıklanacağı duyurulmuştur. Kaynakların sınırlı olduğu bir ortamda ekonomiyi destek önlemlerinin doğru sektörlere ve alanlara verilmesi yaşamsal önem taşıyor” dedi. Destek paketinde virus nedeniyle dış ve iç talebin hızlı düştüğü sektörlerin öncelikli olması gerektiğinin altını çizen Başkan Akın Akıncı, “Verimli şirketlerin ve KOBİ'lerin desteklenmesi yerinde olacaktır. İhracat, taşımacılık ve turizm şirketlerinin güçlü kalması dış pazarların korunması için özellikle gereklidir” diye konuştu.

ERTELEME VE TAKSİTLENDİRME YAPILMALI

Talep daralması dönemlerinde aciliyeti olan önlemler olduğunu kaydeden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Talep daralması dönemlerinde yapılması gereken ilk şey, işletmelerin vergi ve Sosyal Güvenlik Primi ödemelerinde erteleme ve taksitlendirme sağlanması, ayrıca istihdam kayıplarını azaltacak istihdam teşvikleri ve işsizlik yardımları verilmesidir. İkinci önemli konu kredi ödemelerinde vade esnekliği sağlanmasıdır. Kredi destekleri doğru ve sektörlere dönük olmalı; dövize veya spekülatif yatırımlara gidebilecek biçimde kredi kullandırılmamalıdır.” Karayolu taşımasının kesildiği ülke ve sektörler için uçak kargo taşımacılığının desteklenmesi gerektiğini belirten Akıncı, “Spesifik önlemlere de ağırlık verilmelidir. Bu tür spesifik destek alanlarının belirlenmesi için kamu ve özel sektör arasında etkin istişare mekanizması sağlanmalıdır” dedi.

TÜKETİCİ VE YATIRIMCI GÜVENİ KORUNMALI

Kriz yönetiminde güven temini için her alanda şeffaf olunması gerektiğinin altını çizen Başkan Akıncı, “Gelişmelerin, sorunların, önlemlerin ve uygulamaların şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaşılması kuralına da kamu ve özel sektör olarak önem vermeliyiz. Kuşkusuz en önemli

önlem konusu virüs salgınının engellenmesine dönük sağlık önlemlerinin kararlılıkla alınması ve ekonomide tüketici ve yatırımcı güveninin korunmasıdır” diye konuştu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DAN 7 MADDELİK ÖNERİ

ANSİAD son dönemde yaşanan ekonomik gelişmelerin ülkemize ve iş dünyasına yansımalarına ilişkin korona virüsü, İdlib'te ateşkes sağlanması ve Rusya konusunda 7 maddelik öneri paketi hazırladı.

Prof. Dr. Havva İşkan Işık, “İmparator Neron'un prestij eseri deniz feneri, hamamları ve meclisiyle Patara mücevher gibi bir kent” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2020 faaliyet yılı 5’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Kurucu & Şeref Üyesi ve Orkun & Ozan Medya Hizmetleri A.Ş. sahibi Himmet Öcal’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, ANSİAD Fahri Üyesi & Patara Kazıları Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık oldu. ‘2020 Patara Yılı - Geçmişten Geleceğe’ konusunun konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “2020 yılının Patara Yılı olmasından dolayı çok mutluyuz. En başından beri bu kazıda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyor, şahsım ve yönetim kurulum adına elimizden gelen bütün desteği sunmak istediğimizi tekrar belirtmek istiyorum” dedi. Akıncı, “Yönetim kurulu olarak bu konuda birlikte hareket etme çağrısı yaptıklarını dile getiren Akıncı, “Tarihi mirasımıza sahip çıkmak, turizm ekonomisine ve şehrimize katma değer anlamında büyük bir ivme kazandıracaktır. Daha önceki toplantımızda birlikte hareket edelim çağrısı yapmıştım ve bu birlikteliğin gerçekleştiğini görmek bizim için çok mutluluk verici bir durum. Bundan sonrası hepimizin işi” diye konuştu.

EKONOMİDE YAŞANANLAR SALGININ ÖTESİNDE

Dünyayı etkileyen korona virüsü, Türkiye-Rusya ilişkileri ve Suriye’deki gelişmelerin ekonomiye yansımalarıyla ilgili konuşan Başkan Akıncı, bu konuda iyimser ve olumsuz senaryolara dikkat çekerek, “Çin başta olmak üzere borçlanma düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde ekonomide yavaşlama ötesinde, küresel mali istikrarı da bozabilecek potansiyele sahip. 2020 yılı dünyada ve Türkiye’de olumsuz haberlerle başladı. Küresel bir perspektiften baktığımızda 2020 yılına damgasını vuracak olayın Korona virüs olduğunu söyleyebiliriz. Dünya Sağlık Örgütü bunu bir salgın olarak tanımladı ancak korona virüsün dünya ekonomisindeki etkisi bir salgının çok ötesine geçmiş durumda” dedi. Hastalığın yayılmasının ne zaman duracağı, ekonomik ve sosyal yaşamın ne zaman normale döneceği konusunun belirsizliğine dikkati çeken Akıncı, “Küresel ekonomik etkiye ilişkin olumlu senaryo virüs yayılmasının Mart sonu veya Nisan ayında durması, dünya ekonomisinde 3. çeyrekten itibaren toparlanma olmasıdır. Küresel ekonomik etkiye ilişkin olumsuz senaryo virüs yayılmasının ikinci çeyrekte devam etmesidir. Çin başta olmak üzere borçlanma düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde böyle bir durum ekonomide yavaşlama ötesinde, küresel mali istikrarı da bozabilecek potansiyel taşımaktadır. Bu durumda küresel ekonominin resesyona girmesi ve yılın ikinci yarısında da birçok sektörün olumsuz etkilenmesi mümkündür. Çin dünyanın önemli bir tedarik merkezidir. Virüsün İtalya'ya benzer biçimde Almanya ve ABD'de yayılması halinde küresel resesyon kaçınılmaz hale gelecektir” dedi.

İYİ DEĞERLENDİRİLİRSE SEKTÖRLER BÜYÜYECEK

Çin ekonomisinin durma noktasına gelmesinin Avrupa, Afrika, Orta Doğu bölgelerinden talep kaymasına neden olduğunu belirten Akıncı, “Türkiye'ye yönelik giyim, plastik, metal eşya, demir-çelik gibi ürünlerde siparişler artmıştır. Bu durum iyi değerlendirilebilirse, kısa dönemdeki bu talep artışı uzun döneme yansıyıp belli sektörlerde sürdürülebilir bir büyüme sağlanabilir. Türkiye bu sektörlerde yeni pazar kazanma şansına sahiptir. Bununla birlikte Çin Türkiye için de önemli tedarik kaynağıdır. 2019 yılında Çin'den 19 milyar dolara yaklaşan ithalatımızda elektronik girdi ve ürün ofis malzemeleri, kimyasal girdi ve ürün, plastik, metal eşya, makina ana kalemlerdir. Dolayısıyla hammadde bağımlılığı az olan sektör ve şirketler bu durumdan yararlansa da diğerlerinde girdi temini ve girdi maliyetlerinde artış sorunu yaşanacaktır” diye konuştu. Çin ve Asya ekonomilerindeki yavaşlamada Türkiye'nin diğer şansının, Türkiye’nin bu ülkelere ihracatının düşük olmasından kaynaklanacağını dile getiren Akın Akıncı, “Örneğin Çin'e ihracatımız 2.5 milyar dolar düzeyinde olup, maden ve mermer ağırlıklıdır. Dolayısıyla Türkiye'nin alternatif girdi kaynakları bulduğu takdirde ihracat veya üretim bakımından Çin ekonomisinde yavaşlamadan en az etkilenecek ülkeler arasında kalması mümkündür” dedi.

TURİZM SEKTÖRÜ İÇİN ACİL EYLEM PLANI

Türkiye ekonomisi için en önemli riskin virüsün Türkiye'de de yayılması olduğunun altını çizen Başkan Akıncı, “Bununla beraber, son yıllarda Türkiye ekonomisi için önemi daha da artan turizm sektörünün bu durumdan nasıl etkileneceği hayati önem taşıyor. Korona virüs sorununun büyümesi ihracatı, üretimi ve turizmi olumsuz etkileme potansiyeline sahip. Turizmin canlanacağı dönemlerde korona virüsün etkisinin devam etmesi durumunda Türkiye’nin bu olumsuz senaryo için mutlaka bir çözümü hazır tutması gerekiyor. Şubat ayında Almanya gibi pazarlarda yaz aylarına dönük rezervasyonlarda sert düşüşler başlamıştır. Virüsün etkilerinin uzaması yaz aylarına dönük talebi etkileyecektir” diye konuştu. Türkiye’nin başta hukuk sistemi ve istikrar ortamına ilişkin siyasal ve ekonomik reformları gerçekleştirmediği takdirde sağlıklı bir ekonomik performansa kavuşamayacağını sözlerine ekleyen Akıncı, “Korona virüs ve Suriye sorunu yapısal sorunlara ek olarak ekonomiyi zayıflatan faktörlerdir. 2020 yılında yüksek büyümeyle beraber artması beklenen ithalatı dengelemek için hayati önem taşıyan turizm sektörü için bir risk planının çıkarılması şart” dedi.

TÜRKİYE’NİN İMAJI

İdlib'de Rusya, İran ve Suriye güçleriyle çatışma haline gelinmesinin, mülteci konusuyla birlikte daha büyük bir soruna dönüştüğünü belirten Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “İdlib'de Türkiye'yi ABD'deki bir kanat dışında destekleyen ülke görünmemektedir. Dünya kamuoyunda Türkiye'nin radikal unsurları desteklemek üzere Suriye rejimi ile savaştığı algısı yerleşmektedir. Son aylarda Türkiye, dünya medyasında sürekli olarak deprem, savaş ve mültecilerle ilgili olarak olumsuz haberlerle anılmaktadır. Türkiye kamuoyunun ve iş dünyasının da bu çatışma halinin uzamasından tedirgin olduğu açıktır. İdlib’teki gerginliğin artmasıyla beraber başlayan risk algısındaki artışın döviz kuruna yansıması bu gerginliğin sürmesi durumunda neden olacağı tahribat hakkında önemli ipuçları vermişti. Sağlanan ateşkes ve ABD Merkez Bankası FED’in faiz indirimi döviz kurundaki yukarı yönlü baskıyı durdurmuş durumda. Bu kuşkusuz olumlu bir gelişme. Bunun dışında Rusya ile yaşanacak gerginliğin başta turizm ve taahhüt sektörü olmak üzere Türkiye ekonomisindeki kilit sektörlerde yapacağı olumsuz etkinin de önüne geçilmiş oldu. Çatışma süreci sona erse bile siyasi ilişkilerin zayıflaması durumunda 2015 yılındaki gibi olmasa bile turizm sektörü etkilenecektir.” Suriye-İdlib ile birlikte diğer bir sorunun Yunanistan sınırındaki mülteciler olduğuna işaret eden Başkan Akıncı, “Bu durum, Avrupa medyasında Türkiye'nin şantajı, mültecileri savaşa destek için kullanması, AB-Türkiye arasındaki 6 milyar Euro'luk anlaşmanın ihlali olarak sunulmaktadır. Mülteci sorunu 2-3 ay daha devam ettiği takdirde başta turizm olmak üzere Avrupa ile ekonomik ilişkilerin zayıflayacağı açıktır. Ateşkesin bölgedeki huzurun ve güvenliğin tesis edilmesi için bir başlangıç noktası olması kuşkusuz hepimizin bir temennisi olarak ortaya çıkmaktadır” dedi.

 

EKONOMİ DIŞI YAPISAL REFORM TALEBİ

Dünyayı etkileyen korana virüsü, Türkiye-Rusya ilişkileri ve Suriye'deki gelişmelerin ekonomik yansımalarına ilişkin 7 maddelik önerilerini dile getiren Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “

1-Koronavirüsün yayılma riskine karşı özellikle kitlesel alanlarda önlemlerin artırılması gereklidir.

2-Çin'den gelen girdilere bağımlı sektörler için alternatif tedarik imkanları planlanmalıdır.

3-Yerli girdi üretimini artırmaya, ihracat pazarlarını güçlendirmeye önem verilmelidir.

4-TL'ye güven artırıcı politika duruşu ve söylemi güçlendirilmeli, hammadde fiyatlarından gelecek enflasyonist etki dikkate alınmalıdır.

5-İdlib sorunu, komşu ülkelerle ilişkilerin bozulmasına neden olmaktan çıkarılmalı, Rusya, İran ve Suriye ile kalıcı bir çözüm için anlaşma sağlanmalıdır. Anlaşma Suriyeli mültecilerin haklarını ve geleceğini de garanti altına almalıdır.

6-Mülteci sorunuyla ilgili olarak Türkiye'nin mülteci yükü dünyaya ve özellikle Avrupa kamuoyuna daha iyi anlatılmalı, Yunanistan sınırında oluşacak can kayıplarından ülkemizin de sorumlu tutulacağı dikkate alınmalıdır.

7-Bu aşamada girişilebilecek yapısal reformlar ekonomi dışı olanlardır. Hukukun üstünlüğü, demokrasi, eğitimde bilimsel temele geçiş, yurtta ve dünyada barış ilkesine dönüş gibi adımlar Türkiye’deki riskleri düşürmenin ve dünyada Türkiye aleyhine oluşmuş bulunan risk algısını düzelmenin tek yoludur. Bu aşamada ekonomik reformlara girişmek çok anlamlı görünmüyor.”

KILAVUZ ANITI PATARA’YA DÖNÜYOR

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizmde Türkiye'nin kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkarmak amacıyla başlattığı çalışmada 2020 temasını Patara olarak belirlemesinin Patara için önemine dikkati çeken Prof. Dr. Havva İşkan Işık, “32 yıl önce adım attığım Patara Antik Kenti’nde ekibimizle onlarca eserin gün yüzüne çıkmasını sağladık” dedi.  Eşi Prof. Dr. Fahri Işık ile antik kentte ilk kazmayı vurduklarını kaydeden Havva Işık, ilk zamanlar köylülerin evinde, sonraki yıllarda ise çadırda konakladıklarını kaydetti. Prof. Dr. Havva İşkan Işık, "Patara antik dönemde Mısır'dan Atina'ya, Rodos'a kadar her coğrafyayla ilişki içinde olan bir kent. İmparator Neron'un prestij eseri deniz feneri, hamamları ve meclisiyle Patara mücevher gibi bir kent" diye konuştu. Patara'nın Likya ve Anadolu tarihini yeniden yazdığını belirten Işık, 1981'de Patara'ya geldiklerinde bataklıkla karşılaştıklarını, kazıya başladıkları ilk dönemlerde verilen bir traktörün bile kendilerini çok mutlu ettiğini belirterek, “Son yıllarda kazıları teknolojinin en son imkanlarını kullanarak yapıyoruz, kentin en önemli eserlerinden olan yol kılavuz anıtını da Antalya Müzesi'nde yapılan konservasyon çalışmalarının ardından ait olduğu antik kente döndüreceğiz” dedi. Patara'nın Türkiye'nin en önemli antik kentlerinden olduğuna işaret eden Işık, “Patara Limanı dönemin Anadolu limanlarının en önemli limanlarından birisidir. Patara, antik dönemde Mısır'dan Atina'ya, Rodos'a kadar her coğrafyayla ilişki içinde olan bir kent. İmparator Neron'un prestij eseri deniz feneri, hamamları ve meclisiyle Patara mücevher gibi bir kent” diye konuştu.

Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve toplantı başkanı Himmet Öcal, günün anısına Prof. Dr. Havva İşkan Işık’a seramik heykel hediye etti.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


‘ŞİRKETLERİ ZENGİN ETMEYE GELMEDİM’

Konyaaltı Sahil Projesi’nde çok konuşulan 53 TL’lik dubalara değinen Başkan Muhittin Böcek, “Bir dubaya bin 200 artı KDV ödenmiş arkadaşlar. Neymiş, baba oğul, o cepten çıkıyor bu cebe giriyormuş. Ben şirketleri zengin etmeye gelmedim” dedi.

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri olarak aldıkları kararla 2020’nin Patara yılı olması nedeniyle Patara’yı ulusal ve uluslararası arenada hep birlikte temsil edelim çağrısı yaptı.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2020 faaliyet yılı 4’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı & Akın Akıncı Mühendislik Bürosu Sahibi Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı & ANSİAD Şeref Üyesi Muhittin Böcek oldu. ‘Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Çalışmaları ve Yeni Dönem Projeleri’nin konuşulduğu toplantıya, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Av. Cansel Tuncer Çevikol, Büyükşehir Meclis Üyesi İmar Komisyonu Başkanı ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, Büyükşehir Belediyesi Baş Danışmanı ve ANTEPE İnşaat ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cem Oğuz, Antalya Büyükşehir Belediyesi Danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Mert Batu, Antalya Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Cemil Böcek, Antalya Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Serkan Temuçin, Antalya Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanı Serap Belovacıklı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Etüd Proje Müdürü Ezgi Öz, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı.

ANSİAD’TAN PATARA İÇİN BİR ARAYA GELELİM ÇAĞRISI

2020 Patara yılı olmasından duydukları memnuniyeti dile getiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Kültür ve Turizm Bakanlığı, turizmde Türkiye'nin kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkarmak amacıyla başlattığı çalışmada 2020 temasını Patara olarak belirledi. Dolayısıyla bu kentimiz ve ülkemiz için çok önemli bir konu, bu anlamda da gerek belediyemize, gerek STK’lara ve kent dinamiklerine çok iş düşüyor” dedi. Yönetim kurulu olarak bu konuda birlikte hareket etme çağrısı yaptıklarını dile getiren Akıncı, “Tarihi mirasımıza sahip çıkmak, turizm ekonomisine ve şehrimize katma değer anlamında büyük bir ivme kazandıracaktır. Şu ana kadar edindiğimiz tecrübeleri göz önüne alınca, bu fırsatları iyi değerlendirme konusunda ne yazık ki başarılı değiliz. Tanıtım anlamında da herkes birbirinden kopuk etkinlikler düzenliyor. Biz bu defa Antalya Valiliğimiz ve Antalya Büyükşehir Belediyemiz önderliğinde, şehrin bütün aktörlerini kapsayan belirli bir format ve etkinlik dizesi içerisinde bu fırsatı kaçırmayalım, gelin hep birlikte Patara’yı ulusal ve uluslararası arenada temsil edelim çağrısını yapmak istiyoruz” diye konuştu. Başkan Böcek, Patara kazı çalışmalarına emek veren herkese teşekkür ettiğini dile getirerek, “Bundan sonrası da sizin, bizim hepimizin işidir, az önce Akın Başkanım da bunu ifade ettiler” dedi.  

20 OCAK’TA RANTA DUR DEDİK

Konyaaltı Sahil Projesi’yle ilgili karşılıklı basın toplantısına dönüştürüldüğünü kaydeden Başkan Muhittin Böcek, “Biz sizlerden aldığımız yetki dahilinde, geçmişle hiç hesabımız olmadan, isim dahi zikretmeden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin İç İşleri Bakanlığı müfettişleri ve Sayıştay raporları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tespitleri, daire başkanlarımız ve çalışma arkadaşlarımızın tespitleri sonucunda sahil işletmesiyle ilgili 20 Ocak’ta ranta dur dedik” diye konuştu. Siyaseten bir iptal söz konusu olmadığını dile getiren Böcek, “Şimdi ben bunu siyaseten yapacak olsam göreve geldiğim gün iptal ederdim. Asla hayatım boyunca bir geçmiş dönem projesiyle ilgili bir sıkıntım, eleştirim olmadı, sahille ilgili hiç eleştirim olmadı. Kayıtlara bakın sayın Menderes Türelin meclis başkanlığı yaptığı dönemde, her defasında Konyaaltı sahiliyle ilgili lansmanda yanımızda olmuştur diye teşekkürü vardır bana. Ben projeyle ilgili tek kelime konuşmadım” dedi. Devletin kamu zararı oluştuğu yönündeki tespitleri sonucunda ihale iptalini gerçekleştirdiklerini kaydeden Başkan Böcek, sözlerini şöyle sürdürdü; “Şimdi şöyle düşünelim arkadaşlar, hepinizin bildiği kişiler Hasan Subaşı, Beach Bark’ı yaptı 10 yıl, yap, işlet, devret. Bütün giderleri işletmenin yükleniciye aitti. Bekir Kumbul, Lara Beach’i yaptı, 10 yıl, yap, işlet, devret bütün işletme giderleri yükleniciyle ait. Konyaaltı Belediye başkanlığı yaptığım dönemde yıkımları çok kolay olmadı oğlumu 6 ay polis arabalarında gönderdim okula, mafya kim nedir bilmem. Beni de 6 ay polis arkadaşlarımız korudu. Yıkımın gecikmesi dolayısıyla 8 yıl süre kaldı. Yap, işlet, devret. Bütün park, bahçe, peyzaj ve işletme giderleri yüklenici firmaya ait ayrıca kira geliri. Yatırımlar yapıldı, işletmelere devam edildi. Şimdi geldiğimiz nokta, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden bir yetki alındı. Yap, işlet, devret modeliyle. Ve o yapılan ihale doğrudur. O ihalede ne vardı arkadaşlar, 129 milyon liraya çıkıldı, tüm işletme giderleri dahil yükleniciye ait. Ayrıca Antalya Büyükşehir Belediyemize yıllık 6 milyon lira kira, bakınız belediyemizden sizin paranızdan bir kuruş çıkmıyor. Yüklenici firma yapıyor ve 6 milyon da belediye kar ediyor. Arkadaşlar 254 milyon lira para çıkmış. 254 milyon lira kredi çekilmiş, bunlar sizin paralarınız, 300 milyona geliyor bu para.”

SAHİL ANTALYA’DA DUBA PARASI BİN 200 ARTI KDV

Konyaaltı Sahil Projesi’nde çok konuşulan 53 TL’lik dubaların bin 50 TL’ye yapılması konusuna değinen Başkan Böcek, “Bir duba, o gün bin 51 TL demişiz, eksik söylemişim. Geçen gün bir daha gözden geçirdim, bin 200 artı KDV ödenmiş arkadaşlar. Neymiş, baba oğul, o cepten çıkıyor bu cebe giriyormuş. Ben şirketleri zengin etmeye gelmedim, kimse kusura bakmasın, kimse benden böyle bir şey beklemesin. Şirket babamın oğlu değil, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin cebinden bin 200 artı KDV. Ben bunu korumakla mükellefim” dedi. Basın toplantılarıyla olayı siyasete dönüştürdüklerini dile getiren Başkan Muhittin Böcek, “Kime güveneceğiz, devletin mülkiye başmüfettişlerine. Hataları olan varsa gereği yapılır, ben Allah korkusu olan biriyim. 300 milyona yakın parayı gömüyorsunuz, az önce anlattım 8 yıl Konyaaltı, 10 yıl Beach Park, 10 yıl Lara işletme sürelerini. 30 yılı savundular basın toplantısında, bakan beyden rica etmişlerde, burada hepiniz profesyonel insanlarsınız, yatırım yapıyorsunuz, şirketleriniz var, sadece para topluyor Alkoçlar. Böyle bir şey yok arkadaşlar ben yaparsam da hata, kim yaparsa yapsın. Ben sonuna kadar Antalya’nın hakkını savunmaya devam edeceğim ama işi siyasete sokmaya çalışıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımızdan randevu aldığımda bunu da anlatacağım. Niye siyasete bunu alet ediyorsunuz” diye konuştu. Alkoçlar’ın bir kuruş bile yatırmadığının altını çizen Başkan Böcek, “Antalyalının 300 milyona yakın parası çıkıyor aldığınız kredilerle beraber, bunu işletmeciye koymuyorsunuz. Adam bir kuruş yatırmadı diyorum, böyle bir şey olamaz. Bir tek belediye başkanımız bir belediyemizden para çıkartmadı sahillerle ilgili, ama 300 milyonumuz gitti arkadaşlar. Sponsorluktan aldıkları paraları bile göstermiyorlar. Ben bunu söylemeye devam edeceğim” dedi.  

İLÇELERE ARITMA TESİSİ

Arıtma tesisleriyle ilgili 20 yıllık anlaşma çerçevesinde Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Belek, Kemer ve Alanya'da olmak üzere yaklaşık 500 milyon TL'nin üzerinde yatırımın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılacağını açıklayan Böcek, “O yatırımlarda ASAT'ın katı atık gelirleri Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın olacak. Bu bir ticari anlaşma gibi ama ben yine de katkıları için bakan beye teşekkür ediyorum" diye konuştu.

PARTİ AYRIMI YAPMADAN YARDIM EDİYORUZ

Sosyal kartla ilgi sayılar da veren Böcek, şöyle konuştu; “İyi niyetle 2015 yılında başlatılan bu sosyal kart uygulaması 2018 yılına gelindiğinde 10 bine yaklaşıyor, 2018'in sonuna doğru 18 bin 46'ya çıkarılıyor. Seçime doğru. Çok vatandaşımızın para yatırıldığından haberi de yok. 1 milyon 300 bin TL para iade oldu belediyemize. Şu anda sayı kaç biliyor musunuz? 2 bin 379. 18 bin 46, 2 bin 379'a düştü. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak sosyal güvencesi olmayan bütün vatandaşlarımıza yardım etmeye devam ediyoruz. Bütün ilçelerimizde hizmet birimlerimize talimatımız var. Belediyecilik vatandaşların hayatını kolaylaştırmaktır, ihtiyaç sahibi vatandaşlar belediyelere koşar biz burada hak eden vatandaşlarımıza yardım etmeye devam ediyoruz, evde bakım, sokakta vatandaş kalmadı 5 katlı bina kiraladık, ayrıca evlere gönderdiklerimiz var. Burada hayrını da uçurmayayım bunları anlatıp. Hak eden herkese Ak Partili, Ülkücü olabilir, bütün vatandaşlarımıza parti ayrımı yapmadan yardımlarımıza devam ediyoruz.”

RAYLI SİSTEM YILSONUNA BİTİYOR

Hafif raylı sistem projesi üçüncü etabının hızla devam ettiğini kaydeden Böcek, nisan sonuna kadar Akdeniz Üniversitesi bölgesinin tamamlanacağını, bu yıl sonuna kadar Varsak'tan binen vatandaşların Antalya Devlet Hastanesi'ne kadar gelebileceklerini belirtti. Daha sonra da nostalji tramvayının olduğu Konyaaltı Caddesi'ne geçilebileceğini söyleyen Böcek, dördüncü etabın ise 23 kilometre olduğunu belirterek, “Liman- Kundu hattı. Ön fizibilite ihalesine çok kısa zamanda çıkacağız” dedi.

ANTALYA BEŞİNCİ BORÇLU BELEDİYE

Belediye yanındaki ikinci hizmet binasının da kısa süre içinde ihaleye çıkarılacağını ve yaklaşık 20 milyon TL’lik yatırımla 1 yılda tamamlanacağını belirten Böcek, “Türkiye'de beşinci borçlu belediyeyiz, nüfusumuza da uydurduk. Sayın Cumhurbaşkanımızı külliyede ziyaret ettiğimde söyledim ve kendisi de şaşırmıştı. 6 milyar 206 milyon lira borcumuz var. Ama bir tasarruf genelgesi yayımladık, tasarruflarımızı yaptık. Ödemelerimizle ilgili, 14 kredi çekilmiş, 18 ayda ödenmek üzere, yapılandırmayla 60 aya çıkardık ve faizleri düşürdük. Yaklaşık 60 milyon liranın üzerinde tasarrufumuz oldu. Ayrıca ödemelerimizi dengelediğimiz için uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu FITCH ekonomik durumumuzu negatiften durağana çıkardı. İnanır mısınız vagon ihalesi yapamıyorduk. Dünya Bankası kredi vermiyordu. Bu tasarrufları ve yapılandırmayı yapmamış olsaydık herhalde vagon ihalesi ve raylı sisteme de devam edemeyecektik” diye konuştu.

KARAYOLLARI ARAZİSİ MÜZEYE DAHİL EDİLSİN

ANSİAD tarafından başlatılan ve Antalya Arkeoloji Müzesi’nin bulunduğu alanda çağdaş bir mimariyle Karayolları arazisini de kapsayacak şekilde oluşturulması konusunda yöneltilen soruyu yanıtlayan Başkan Böcek, “ANSİAD ile aynı fikirde olduğumu seçim öncesi de söyledim, düşüncem sizler gibi. Antalya Valimizden bir randevu alıp hep birlikte gidelim, Vali beyin de desteğiyle gündemimiz ve konumuzu anlatalım. Karayolları oradan gidince, turizm bakımından önemsediğimiz bir alanı müzeye kazandırmış olacağız, inşallah bunu da çözeceğiz” dedi.

Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, 2020 Patara yılı anısına, Patara Antik Kenti’nin 30 yıl önce çekilmiş olan fotoğrafının yer aldığı tabloyu hediye etti.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ÇETİN; ‘ANTALYA DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE PİLOT İL OLSUN’

Antalya 4.0 çalışmasının devam ettiğini belirten ATSO Başkanı Davut Çetin, “Antalya’nın, Türkiye’nin dijital dönüşüm yapılanmasında pilot il olmasıyla ilgili çalışmalarımızı yapıyoruz” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2020 faaliyet yılı 2. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin oldu. ‘2020 Yılında Antalya Ekonomisi ve ATSO Projeleri’nin konuşulduğu toplantıya ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. ATSO ve SİAD güç birliğine dikkati çeken Başkan Davut Çetin, “138 yıllık bir kurumuz şehir için çalışıyoruz, aynı zamanda da ANSİAD gibi diğer SİAD’larla, Antalya’nın kanaat önderleri olarak çok daha fazla istişare yapmamıza gerek olduğunu düşünüyorum” dedi.  

ANTALYA’NIN VERİ HAVUZU OLUŞTURULMALI

ATSO’nun stratejik planlaması olan bir kurum olduğunun altını çzien Başkan Çetin, “2016 yılındaki çalışmalarımızda dijital dönüşüm, endüstri 4.0 gibi konular gündemimizdeydi. 2017 yılını Antalya’da inovasyon ve endüstri 4.0 yılı ilan ettik. Antalya’nın endüstri 4.0 denen süreçte hangi seviyede olduğunu öğrenmek için de arakadaşlarımız çalışma gerçekleştirdiler” diye konuştu. Endüstri 4.0 kavramına sadece sanayi olarak bakılmaması gerektiğinin altını çizen Başkan Davut Çetin, “Bu sadece sanayi değil, makinaların birbirleriyle konuşması değil tüm sektörleri, ticaretten tarıma, sanayiden turizme kadar bir çok alanı ilgilendiren geniş kapsamlı bir konu. Yaptığımız çalışmalarda kentin bile ‘akıllı’ olması gerektiğini gördük, ertesi yıl bu verilerle ilk adım olarak Antalya 4.0 kitapçığımızı çıkarttık” dedi. Yaptıkları çalışmalar neticesinde görüşmelerinin devam ettiğini kaydeden Başkan Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü; “T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza, T.C. Kültür ve Turizm Bakanımıza, T.C Çevre ve Şehircilik Bakanımıza Antalya’nın Türkiye’nin dijital dönüşüm yapılanmasında pilot il olmasıyla ilgili önerimizi götürdük, T.C. Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’na bu projemizi anlattık, desteklerini istedik ve bu konuyla ilgili bir proje çalışması başlattık. Tarım kentiyiz diyoruz sezonda domates eken çiftçi, sezon sonunda ne ekeceğini bilmiyor, neden, çünkü diğerlerinin ne ekeceğini de bilmiyor. Bu çok basit bir havuz sistemiyle çözülebilecek bir sorun. Bir dönem boyunca hangi ürünün nereden karşılanacağına dair bir veri havuzu oluşturulabilir. Hektarlar belli, sera dönümü belli bunun üzerinden çok rahat şekilde planlanabilir. İşte Antalya’nın bu verilerini toplayacak, topladığı verileri de işleyecek bir mekanizmaya ihtiyacımız var. Çok büyük yatırımlar değil ama sürdürülebilir olması için istihdamın sağlanması, buradaki verilerin işlenmesi gibi konular söz konusu. Birinci hedefimiz Antalya’nın Türkiyeye örnek olması açısından dijital dönüşümde pilot il olmasını sağlamak. İstanbul’dan sonra dijitalleşme konusunda farkındalığı olan birinci il Antalya, bunu teknoloji buluşmaları etkinliklerimizde de gördük. İstanbul’u baz almıyoruz, zaten orası farklı bir yapı farklı bir ticaret sahası. O neden bu işi Antalya’da başarabilmek tüm Türkiye’ye örnek olacaktır.”

AVRUPA HALKI İLE RUS HALKI BİR DEĞİL

Dünya ve Türkiye gelişmeleri hakkında bilgiler veren Başkan Çetin, “Biliyorsunuz dünyada işler sıkışmaya başladı, e-ticaret savaşları, dijital dönüşüm, endüstri 4.0 devrimi. Çin’in şu an geldiği duruma bakarsak dünyada büyük bir aktör olma yolunda ilerliyor. Çin şu anda corona virüsü nedeniyle ciddi bir sıkıntı yaşıyor ve bu konunun dünyayı, Türkiye’yi, Antalya’yı nasıl etkilediğini de görmek gerekiyor” dedi. Ekonomiyle ilgili konuşulan her şeyin gündelik olduğunu kaydeden Başkan Çetin, “Yarın ne olacağını bilimiyoruz. Bunu en etkili yaşayan illerden biri de sanıyorum Antalya. 2016’da yaşadığımız bir kriz 2017’de Antalya’nın çok ciddi olumsuz etkilenmesine ve Türkiye ortalmasında da en kötü il durumuna gelmesine neden oldu. Türkiye özel sektörü o kadar güçlü ve dinamik bir sektör ki 2016’da yaşanan krizi 2018’de aşmaya başladık ve 2019’da kent önceliğimiz olan turizmde rekor kırmayı başardık, tarımda toparlandı” diye konuştu. ‘Bir müsibet bin nasihatten iyidir’ diyen Davut Çetin, “Yaşadığımız bu kriz bizim sadece bir kaç pazara bağlı kalmamamız gerektiğini bize gösterdi ve toparlanmamızı da sağladı. Hem turizmde hem de tarımda Rusya pazarının bu kadar etkin olması ve Rusya’da sözü bir kişinin söylemesi burada en ciddi konu. Bir ülkede sözü bir kişi söylüyorsa o ülkeyle çok fazla iş yapmamak gerektiği söyleniyor, hakikaten bu çok doğru, Avrupa ile ilişkilerimiz istediği kadar gerilsin, Avrupa şu anda birinci ihracat pazarımız. Oradaki bir lider çıkıp Türkiye’ye gitmeyin dese de bilinçli olan halk buna karşılık vermiyor. Ama Rusya’da bu böyle değil, Türkiye ile ilişkilerimizi kesiyoruz dedi Rusya lideri, bildiğiniz gibi en büyük krizi yaşadı Antalya” dedi.

ŞU AN KIRMIZI ÇİZGİYE GELDİK

Türkiye’nin en nüyük probleminin güvensizlik olduğuna dikkati çeken Başkan Çetin, “Hem ekonomide hem de eğitimde reform yapılması gerektiğini söylüyoruz yıllardır. Fakat siyasi önceliklerimize göre kararlar alınıp, bunlar öteleniyor. Ekonomide birinci önceliğimizin güven olması lazım. Şu anda şirketlerde ve şahıslarda 100 milyar doların üzerinde para bankalarda yatıyor, ekonomiye katılamıyor çünkü ekonomik güvensizlik söz konusu” diye konuştu. Güveni sağlamak ve yurt dışından yatırımcı çekmek için hukuk ve adalet düzeninin bir an evvel düzeltilmesi gerektiğini dile getiren Başkan Çetin, “Hiç kimse Türkiye’nin hukukuna güvenmiyor, adaletine güvenilmeyen bir ülkenin yurt dışından yatırımcı çekmesi mümkün değil. Bir ara tükiye ekonomisi 17’nci ekonomi olmuştu, şu anda 20’nci ekonomiye geriliyoruz. Bizi şu anda Güney Kore, Endonezya geçti, tabi Endonezya 270 milyon nüfuslu, Hollanda geçti, nüfusları 17 milyon. Ülke büyüklüklerine, nüfusuna bakarsanız ekonomilerine bakarsanız Türkiye nüfusu giderek geri gidiyor. 2018’de yaşanan ekonomik krizin de etkileriyle birlikte şu anda kırmızı çizgiye geldik. 20’nci ekonomiden de geriye düşmemek adına elimizden gelen çabayı da göstermemiz gerekiyor. Şu anda günümüzü kurtarıyoruz, maalesef ekonomiyle, adaletle ilgili bir girişim göremiyoruz” dedi.

Toplantı, soru ve cevapların ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


FARMİNOVA’DA 365 GÜN 24 SAAT ÜRETİM

ANSİAD üyesi iş insanları, ANSİAD üyesi Can Hakan Karaca’nın yeni yatırımı Türkiye’nin ilk bitki fabrikası Farminova Bitki Fabrikası’nı ziyaret ettiler

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) üye ziyaretleri kapsamında, Antalya Organize Sanayi Bölgesi'nde uzun yıllardır gıda saklama, işletme ve soğutma teknolojileri alanında faaliyet gösteren ANSİAD üyesi Can Hakan Karaca’nın Cantek Group bünyesindeki yeni yatırımları Türkiye'nin ilk bitki fabrikası Farminova Bitki Fabrikası tesisini ziyaret ettiler. Avrupa’nın aktif en büyük bitki fabrikası olan Farminova Bitki Fabrikası ziyaretine, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. H. Rana Demirer, Yönetim Kurulu Üyeleri Necdet Alkandemir, İsmail Volkan, Ali Bal, Sarper Dermut ve çok sayıda ANSİAD üyesi iş insanı katıldı. ANSİAD üyelerine tesisi ile ilgili bilgiler veren Can Hakan Karaca, topraksız ve güneş görmeyen alanda, yüzde 95 daha az su tüketimiyle üretim yapıldığını belirterek, “Farminova Bitki Fabrikası’nda, hiçbir zirai mücadele ilacına gerek duyulmadan, sıfır pestisit, doğaya ve hiçbir canlıya zarar vermeden 365 gün 24 saat üretim gerçekleşiyor” dedi.

HEDEF ULUSLARARASI PAZAR

Gıda saklama, işletme ve soğutma sektörlerinde uzun yıllardır faaliyet gösteren Cantek Group’un tarım devrimin gerçekleştirdiğini kaydeden Karaca, “Daha az su kullanarak tarımda ciddi bir sıçramayı gerçekleştirdik. Hedefimiz 5 yılda Afrika kıtası dahil dünyanın birçok bölgesinde 100 bitki fabrikası açmak” diye konuştu. Avrupa’nın aktif en büyük bitki fabrikasını kurduklarını dile getiren Karaca, “2.5 milyon Euro yatırımımız oldu, Farminova bitki fabrikası proje tasarımı, üretimi, elektronik kontrolleri ve yazılımları ile yüzde 100 yerli ve milli bir fabrika” dedi. Özellikle yeşil yapraklı ürünler olmak üzere bir çok ürünün daha yetiştirileceğini kaydeden Karaca, “Farminova’da ilk etapta, marul, roka, tere, ıspanak, kekik, fesleğen gibi yeşil yapraklı bitkilerin üretimine başlandı. Yeşil yapraklı ürünleri çilek, mantar, domates, biber, patlıcan gibi ürünlerle çeşitlendireceğiz” diye konuştu. Karaca, tarımsal zirai ilaç kullanımının ortadan kalktığına ve tarım arazisi kullanımının azalacağını belirterek, Türkiye’de yeni bir dönem yaşanacağını dile getirdi. 

FİYAT İSTİKRARINI SAĞLAYACAĞIZ

Bitki fabrikalarında yıl boyunca sürekli olarak sabit fiyat ve aynı ürün kalitesinde gıda temini yapılabileceğini belirten Karaca, “Gıda temininde artık spekülatif fiyatlara son verilebilecek, yani bir gıda bundan sonra bir keresinde bir lira, bir keresinde 10 lira olmayacak. Fiyatı her zaman 2 lira olacak. Tüketici de bütçesini ona göre ayarlayarak pahalılıktan şikâyet etmeyecek” dedi. Ürün kalitesinin ve fiyatının değişmemesinin mevsimsel ürün bulma konusunu da ortadan kaldıracağına dikkati çeken Karaca, “Marul, domates gibi birçok ürünü yıl boyunca aynı fiyata ve aynı lezzette bulabileceksiniz, bu sayede de mevsiminde uygun fiyat mevsim dışında pahalı olması gibi bir durum ortadan kalkmış olacak” diye konuştu. Bitki fabrikalarındaki yeşil yapraklı bitkilerden sonra yapılacak Ar-Ge çalışmalarıyla birçok ürünün yetiştirileceğini dile getiren Karaca, “Bitki fabrikaları tarımın 4. devrimi. Birincisi insanların yerleşik düzene geçmesiyle Göbeklitepe'de başladı. İkincisi endüstri devrimi sonrasında makinaların tarımda kullanımı ile devam etti. Yani mekanik tarım başladı. Üçüncüsü ise seralar oldu. Bu teknikle mevsimsel etkiler azaltılarak sebze meyve tedarik süresi biraz daha uzatılmış oldu, şimdi mevsimselliği de ortadan kaldırıyoruz bu da 4. devrim. Her mevsim her ürünü aynı kalite ve fiyatta bulabileceğiz” dedi. Bitki fabrikaları ile ilgili olarak Japonlar ve Amerikalıların denemeler yaptığını kaydeden Karaca, “Bu sektörün kurucusu Profesör Kozai, bitki fabrikaları ile ilgili tecrübelerini anlatmak için dünyada halka açık ilk eğitimi Japonya’da düzenledi. Oraya giden ilk ve tek Türk firması bizdik. O günden bu yana bitki fabrikaları projesini adım adım geliştirdik ve Avrupa'daki çalışan en büyük bitki fabrikasını kurduk. Buradaki fark yaratan kısım, bizim bu fabrikayı yüzde yüz kendi ürünlerimizle kurup çalıştırmamız oldu” diye konuştu.

GIDAYA İHTİYACI KARŞILAYACAK

Su ve güneşin yetersiz, iklimin soğuk olduğu bölgelerde bitki fabrikalarına daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirten Karaca, “Bu bölgelerde yaşayan insanların da gıdaya ihtiyacı var. Gelişmiş ülkelerde sağlık hassasiyetleri ve çevre bilinci yüksek seviyede. Gelişmekte olan ülkelerde de gıda fiyatları çok değişken olduğundan bu ülkelerde gıda temini büyük problem. Bitki fabrikaları her zaman için hem gelişmiş ülkelerin hem de gelişmekte olan ülkelerin ihtiyacını görebilecek bir çözüm. Dar gelirli ülkelerin insanları gelirinin yüzde 50’sini gıdaya veriyor. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 10’un altında” dedi.

BİTKİ FABRİKASIYLA VERİM ARTACAK

Bitki fabrikalarının dikey ve otomasyonlu yapısı gereği daha az yer kapladığını dile getiren Karaca, “Bu şekilde işgal edilen alan azalmış oluyor, günde 20 bin marul üretebilmek için 150 bin metrekare alana ihtiyaç duyulurken 6 bin metrekarelik bir bitki fabrikasında bu işlemi yıl boyunca gerçekleştirebilirsiniz” diye konuştu. Ziyaret anısına, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, Can Hakan Karaca’ya seramik heykel hediye etti.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


İŞ DÜNYASINDA ‘VUCA’ DÖNEMİ

TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, “Hemen her gün hiç ummadığımız ve planlarımızı bozan gelişmeler oluyor. Dikkatimiz ve gayretimizi odaklamakta güçlük çekiyoruz. Buna iş dünyasında VUCA dönemi diyoruz” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2020 faaliyet yılı 3’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı & Özgüntur İnşaat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı & Antabil Özel Eğitim Tur. ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili Abdullah Erdoğan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı & ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan oldu. ‘Belirsizlik Dönemlerinde Hayatta Kalma Yolları: Kurumsal Esneklik ve Dayanıklılık’ konusunun konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “2019’un son toplantı konuşmasında 2020 için ülkemiz, ailemiz ve kendimiz adına iyi dileklerle ayrılmıştık buradan. 2020 için iyi dileklerimiz hala devam ediyor ancak son iki haftada İdlib’de 13 evladımızı şehit verdik, Van’da yaşanan çığ felaketinde 41 vatandaşımızı kaybettik, Elazığ’da yaşanan deprem felaketinde 41 vatandaş hayatını kaybetti, uçak düştü 3 kişi hayatını kaybetti yüzlerce vatandaş yaralı. Bunların hiç biri kader değil, ihmal” dedi.

KADER DEĞİL İHMAL

Kadercilik anlayışının birçok gerçeğin görülmesini engellediğini kaydeden Akıncı, “Çığ düştü kader, deprem oldu kader deniliyor, bunlar birer doğal afet ama orada ölmek kader olamaz. Suriye’ye gidiyorsunuz bir savaş yok, çarpışma yok bu çocuklar neden ölüyor? Bunların iyi bir yönetim anlayışıyla kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerle çözülebileceğine inanıyorum. Bunların hiç biri kader değil, ihmal” diye konuştu. 1999 Marmara depremini hatırlatan Akıncı, “16 yıl önce yaşanan ve binlerce insanın hayatına mal olan bir deprem gerçeğimiz var ama o dönemden bu güne geldiğimiz nokta iyi dilek ve temennilerin ötesine geçmiyor. Antalya dahil olmak üzere hiçbir kentimizin deprem master planı yok. Neden yok? Çünkü bu planlar seçim zamanı vatandaşa götürüp oy isteyeceğiniz argümanlar değil, bu yüzden kimse buna yanaşmıyor” dedi. Konyaaltı Sahil Antalya Yaşam Parkı’nın işletme ihalesinin iptali ve sonrasında yaşanan gelişmelere değinen Akıncı, “Gelişmeleri hepimiz yakında takip ediyoruz. Mevcut yönetim burada yapılan usulsüz harcamalarla ilgili çok ciddi iddialarda bulunuyor geçmiş yönetimle ilgili. Açıklanan rakamlar gerçekten akla hayale sığmayacak rakamlar. Bu harcananlar bizim direkt ödediğimiz vergiler arkadaşlar. Paranın en iyi tarif edilebileceği yer burası, nasıl güçlüklerle kazanılıyor hepimiz çok iyi biliyoruz” diye konuştu. Kentli olarak katılımcı demokrasi noktasında ANSİAD’ın siyaset üstü bir kurum olduğunun altını çizen Akıncı, “A parti, B parti ile bizim hiçbir işimiz yok. Burada harcanan milyarlarca TL’lik rakamlar Sayıştay raporları tarafından doğrulanan rakamlarsa buna bir son verilmeli. Altında kimin imzası varsa bunun müsebbibi kimse hesabını vermek zorunda. Yapanın, yapanların yanına kar kalmasın, mevcut yönetim bu konuyu siyaseten kullanıyorsa da seçim zamanı gereken cevap demokratik yollarla verilir” dedi

DEĞİŞKEN, BELİRSİZ KARMAŞIK VE MUĞLAK

Küresel ve ulusal düzeydeki gelişmelerin kısa ve uzun vadeli olarak iş hayatımızı, şirketlerimizi ve geleceğimizi etkileyeceği bir döneme girildiğini kaydeden Orhan Turan, “Hemen her gün hiç ummadığımız ve planlarımızı bozan gelişmeler oluyor. Dikkatimiz ve gayretimizi odaklamakta güçlük çekiyoruz. Dahası, bunun geçici bir durum olmadığı, bir süre daha böyle devam edeceği gerçeği ile ister istemez yüzleşmek durumunda kalıyoruz. Buna iş dünyasında VUCA dönemi diyoruz” dedi. Soğuk savaş döneminin bitmesiyle beraber çok kutuplu dünyada tehditleri gözlemleyen ABD ordusunun tanımladığı bir dönem olduğunu dile getiren Turan, “Değişken (volatile), belirsiz (uncertain), karmaşık (complex) ve muğlak (ambigious) olarak tanımladığı döneme verilen bir isim. Zamanla iş dünyası tarafından benimsenmiş ve ticari hayatta çalkantılı dönemleri tanımlamak için kullanılmıştır” diye konuştu. Değişimin etkisinin ve süresinin çoğu zaman bilinmediğine dikkati çeken Turan, “Bulunduğumuz ortamdaki değişimin hızının ve kapsamının arttığı durumları ifade eder. Değişimin etkisi de süresi de çoğu zaman bilinmez. Belirsizlik ise öngörüde bulunmanın zorlaşması ve eski deneyimlerin bir işe yaramaması anlamına geliyor. Çok fazla farklı olay ve aktörün bir birini etkilediği durumlar karmaşıklığı, bilmediğimizi bilmediğimiz konuların, yani kör noktaların olduğu durumu da muğlaklık olarak ifade edebiliriz” dedi.

TÜRBÜLANS DÖNEMİ

İş dünyasının liderlerinin çalkantılı denizlerde gemiyi rotada tutmak için çabalayan kaptanlara benzediğini kaydeden Turan, “Bu dönemler yoğun sisli havalar gibi, ne önümüzü görebiliyor, ne de önümüze ne çıkabileceğini biliyoruz. Ancak buna rağmen o yolda ilerlememiz gerekiyor. Türkiye’nin kendine özgü koşulları da bu çok bilinmeyenli denkleme eklenince, VUCA döneminde ayakta kalmak ve rekabet avantajını korumak için mücadele eden işletmeler açısından durum gittikçe ürkütücü bir hal alıyor. Müşterileri koruyabilecek miyiz, çalışanlar motivasyonlarını kaybeder mi, masraflar artar mı, karlılık tutturulabilecek mi gibi sorular ağırlığını daha fazla hissettiriyor” diye konuştu. Her türbülans döneminde olduğu gibi iş dünyasının önünü görmekte zorlandığını kaydeden Turan, “Endişelenmenin olağan olduğunu bilerek, ancak bir yandan da yeni yetenekler geliştirerek söz konusu şartlar altında da riskleri yönetmek ve fırsatlardan faydalanmak mümkün. Bunun için öncelikle bugüne kadar ki ezberlerimizi bir kenara koyup, yeniden öğrenmeye, denemeye ve yanılmaya hazır olmamız gerekiyor” diye konuştu.

REKABET AVANTAJINI ELDE ETMELİYİZ

İşletmelerin ilk amacının hayatta kalmak olduğunu dile getiren Turan, “Sonrasında bulundukları ekosistemde sürdürülebilir rekabet avantajı sağlamak. Hayatta kalmak için dayanıklılık rekabet avantajı elde etmek içinse değer üretmek gerekiyor. Bunu elde etmek için en yetenekli yöneticiyi rakip şirketten transfer etmekten son teknoloji bir iş makinası almaya kadar çeşitli yöntemler deneyebiliyorlar. Peki bunlar gerçekten rekabet avantajı sağlıyor mu? Tam olarak değil. Çünkü sözgelimi geliştirdiğiniz bir ürünün taklit edilmesi, çalışanlarınızın transfer edilmesi, yönetim sürecinizin kopyalanması durumunda rekabet avantajınızı kaybetmiş olmuyorsunuz” diye konuştu. Rekabet avantajı gereği rakipler tarafından elde edilmeyen unsurların oluşması gerektiğine dikkati çeken Turan, “Tam tersi bir durumda, yani bize rekabet avantajı sağlayan unsurlara rakibin ulaşmasının mümkün olması halinde zaten rekabet avantajını kaybetmiş oluyoruz. Bu nedenle bizi VUCA döneminde ayakta tutacak ve rekabetçi kılacak unsurlar üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Bu türbülanslı ortamda hedef ancak doğru stratejiler ile ulaşılabilir. Hayatta kalmak için kurumsal esneklik ve dayanıklılık, rekabet avantajı elde etmek için değer üretmek şart” dedi.

MANEVİ KIYMETLER

VUCA döneminde ayakta kalmak için rekabetçi kılacak unsurların üzerine yoğunlaşılması gerektiğini dile getiren Başkan Turan, “Aslında çok da alışık olmadığımız bir durumla karşılaşıyoruz. Manevi kıymetlerimiz bu dönemde bizim için en önemli kaynak haline geliyor. Şartların zorlaştığı böyle zamanlarda manevi kıymetlerin önem kazanması ilk başta çelişkili gibi görünebilir” diye konuştu. Manevi kıymetlerin rakipler tarafından ulaşılamıyor olmasının altını çizen Turan, “Ne yaparsa yapsın hiçbir rakip işletmenizin itibarını kopyalayamaz ya da satın alamaz. İkincisi, manevi kıymetlerin sadece soyut bir değer olması değil, tam tersine somut ve maddi dönebiliyor olmasıdır. Örneğin kurumunuzda bilgi toplama ve analiz etme biçiminiz entelektüel kapasiteyi geliştirerek inovasyon yeteneğinizi artırabilir, iş modelinizde de inovatif bir değişiklik yapabilirsiniz. Üçüncüsü ise, manevi kıymetlerinizin işletmenizi türbülansa karşı dayanıklı hale getirmesidir. Dayanıklılık zorluklar karşısında düşmemek değil, düşsek de kalkabilmek anlamına geliyor” dedi. Çalışanlarıyla uzun vadeli ilişkiler kurmuş bir işletmenin ilk darbede yıkılmasının sadece performans yönetimi üzerinden yürütülen bir işletmeye göre çok daha zor olduğunu dile getiren Turan, “Bu durum özellikle seri üretimden paralel üretime geçişte değişen toplumsal yapıyı, işletmelerin kültürlerini ve yapılarını ilgilendirir. Çünkü üretimdeki her değişiklik, kendi manevi kıymetlerini de beraberinde getirir. Demek ki itibar, çalışma kültürü, vizyon, kurumsal değerler, tanınma ve beğeni, marka değeri, entelektüel kapasite, iş modeli, müşteri bağlılığı, kamuoyu desteği gibi manevi kıymetler VUCA döneminde rekabetçiliği korumamızı sağlayacak temel faktörleri oluşturuyor” diye konuştu.

BİLGİ, İLİŞKİ VE İLETİŞİM

Dönemin kendine özgü bir liderlik gerektirdiğini kaydeden Turan, “Manevi kıymetlerin önem kazanacağı bir dönemde bulundukları ekosistemi yönetebilecek liderlerin de buna göre yeteneklerinin olması gerekiyor. Manevi kıymetleri oluşturmak ve korumak için ise liderlerin üç temel kapasiteyi stratejik olarak yönetebilmeye ihtiyaçları var: bilgi, ilişki ve iletişim” dedi. Bilginin, bir kurumun inovasyon kapasitesisin çekirdeğini oluşturduğunu belirten Turan, “Bir konuda bilginin nasıl toplandığı, nasıl tahlil edildiği ve bu bilgiden nasıl bir sonuca varıldığı verilecek kararların belirleyicisidir. Bilgi alanında oldukça paradoksal bir dönemden geçiyoruz. Bilgiye ulaşmanın gittikçe kolaylaştığı, hatta istediğimiz hemen her veriye kolaylıkla ulaşabildiğimiz bir dönemdeyiz. Ancak ulaştığımız verinin çoğunlukla ne anlama geldiğini idrak etmekte güçlük çekiyoruz. Bu nedenle bilgiyi inovasyona dönüştürecek kapasiteyi geliştirmeye ihtiyacımız var” diye konuştu. İlişkilerin kurum kültürü ve dayanıklılığını oluşturan temel bir nüve olduğunu sözlerine ekleyen Turan, “Yapılan araştırmalar bireylerin dayanıklı olmasını sağlayan en önemli etkenin ilişkilerinin gücü olduğunu gösteriyor. Bireyler için geçerli olan bu dayanıklılık kaynağı, aslında işletmeler için de geçerli. Çünkü şirketler de sosyal varlıklar. Aynı insanlar gibi yaşıyorlar, değerleri ve kültürleri var, kimliklerini tanımlıyorlar, kendi içlerindeki yapılarla ve çevreleriyle ilişki kuruyorlar. İletişim mecraları ise artık eski yöntemlerle yapılamayacak kadar sofistike bir hale geldi. Herhangi bir yapı içerisinde, örneğin kendi kurumunuzda, iletişim yaparken o kurum içindeki networke nüfuz etmek için sadece hiyerarşik kanallardan değil, o ilişki ağı içindeki bütün etkileyici noktalara ulaşacak bir hikaye oluşturmak gerekiyor. Bu nedenle iletişim kurarken aslında karşılıklılığı esas alan, bunu da katılımcı yöntemlerle uygulayan bir liderlik tipine ihtiyaç var” dedi.

KURUMSAL YÖNETİMİN FAYDALARI

Kurumsal yönetimin yönetim ilkelerini uygulayan şirketlere ve doğrudan ya da dolaylı ilişki içerisinde olduğu şirketlere de yarar sağlayacağını kaydeden Turan, “Kurumsal yönetimin, bu ilkeleri uygulayan şirkete, hissedarlara, çalışanlara, müşterilere, kurumsal yatırımcılara, tüm topluma ve devlete sağlayacağı yararlar bulunuyor” diye konuştu. Kurumsal yönetim yararlarına değinen Turan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Şirketin finans piyasalarından daha kolay finansman teminine imkan sağlar, bir şirket ne kadar iyi yönetilirse sermaye maliyeti o ölçüde azalır. Likidite sıkıntısı içerisinde bulunan şirkete nakit para girişi sağlar, Yerli ve yabancı yatırımcıların güveni tesis edilir ve böylece uzun vadeli sermaye girişi hızlanır. Finansal krizlerin daha kolay atlatılmasına imkan sağlar, şirket varlıklarının değeri yükselir. Bir şirket ne kadar iyi yönetilirse şirket varlıklarının getirisi  o kadar yüksek olur. Şirket yönetiminde şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu dolayısıyla yolsuzluklar azalır, şirkette güç ve yetki istismarını engeller ve keyfi yönetimi ortadan kaldırır. Tüm menfaat sahiplerinin çıkarlarına hizmet edeceği için şirket ile menfaat sahipleri arasındaki ilişkilerin ve diyalogun artmasına katkı, uzun dönemli istikrar sağlar, şirketin rekabet gücünü arttırır, şirket karlılığında artış sağlar.” Kurumsal yönetimden söz edebilmek için kurumun adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri üzerine inşa edilmiş olması gerektiğine dikkati çeken Turan, “Kurumsal yönetim, çalışanlar ve hissedarlar arasındaki amaç birliği için, şirket değerinin artışı için, finansmana ulaşım ve krizleri atlatma becerisi için, yani aslında şirketlerin çok daha uzun ömürlü olabilmeleri, rekabet edebilirlikleri, sürdürülür yapılar olabilmeleri için önemli” dedi.

Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Toplantı Başkanı Abdullah Erdoğan’ın, günün anısına Orhan Turan’a plaket takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


MÜZİK ‘İLK’ OKULDA BAŞLAR

Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Antalya Filarmoni Derneği tarafından ANSİAD iş birliğiyle hayata geçirilen “Müzik ‘İlk’ Okulda Başlar” projesinde çocuk korosu ilk konserini verdi

Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Antalya Filarmoni Derneği (AFD) tarafından Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) iş birliğinde müziğe karşı ilgisi olan üstün yetenekli çocukların eğitimine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilen ‘Müzik İlk Okulda Başlar’ projesinde eğitim alan çocuk korosu ilk konserini verdi. “Müzik ‘İlk’ Okulda Başlar” projesi kapsamında Atatürk Kültür Merkezi (AKM)’nde düzenlenen törene, Antalya İl Milli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan, Antalya Filarmoni Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah Uz, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD Kurucu ve Şeref Üyesi Ercan Evren, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve ANSİAD Çok Sesli Korosu Koordinatörü Sarper Dermut, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Karakaya, projeye destek veren öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda misafir katıldı.

ANSİAD’A TEŞEKKÜR

Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Antalya Filarmoni Derneği tarafından hayata geçirilen, ANSİAD olarak piyano bağışçısı olduğumuz “Müzik ‘İlk’ Okulda Başlar” projesine desteklerinden dolayı, ANSİAD Kurucu ve Şeref Üyesi Ercan Evren'in koroya özel hazırladığı heykelcik, İl Milli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan ve Antalya Filarmoni Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah Uz tarafından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’ya takdim edildi. Projenin hayata geçirilmesinde desteği olan ANSİAD Çok Sesli Korosu adına Sarper Dermut’a, ANSİAD üyesi iş insanları, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Hacıarifoğlu adına eşi Sibel Hacıarifoğlu'na ve Mimar Şevket Altındal adına ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Karakaya'ya İl Milli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan ve Antalya Filarmoni Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah Uz tarafından koroya özel hazırlanan heykelcikleri takdim edildi.

Tören, Müzik Öğretmeni Elvan Vural Akçalı'nın yönettiği Ahmet Bileydi İlkokulu Proje Korosu Müzik dinletisinin ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DÜNYA’NIN YENİ PETROLÜ: VERİ

Uluslararası para piyasalarını ve Türkiye ekonomisini değerlendiren Şahinöz, “Dünyanın yeni petrolü veri. Artık petrolü değil veriyi en iyi işleyen kazanacak” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2020 faaliyet yılı 2’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını Mobiroller Yazılım A.Ş. Kurucusu & CEO’su Erol Kabadayı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Stratejik Yönetim Danışmanı & ErkinŞahinöz Akademi Kurucusu, ABD Merkez Bankası FED Eski Araştırma Direktörü ve Dünya Gazetesi Yazarı Erkin Şahinöz oldu. ‘90 Dakikada Yıkıcı İnovasyonlar’ın konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. Türkiye’nin, dünyanın en büyük 20 ekonomisinden birisine sahip olduğunu belirten Erkin Şahinöz, “Mesele büyük olmak değil. Büyümeyi bırak, iyi olmaya bak. Dönüşüm hiç bu kadar hızlı olmamıştı. Hiç de bu kadar yavaş olmayacak” dedi.

DÖNÜŞÜM HİÇ BU KADAR HIZLI OLMAMIŞTI

Dünyanın çok hızlı bir değişim sürecinde olduğuna işaret ederek, bu değişimi yakalayamayan firmaların ayakta kalmasının çok zor olduğunu kaydeden Şahinöz, “Endüstri 4.0, kripto paralar, nesnelerin interneti gibi kavramları konuşuyoruz. İş modelleri artık değişti.  Dünyada dönüşüm hiç bu kadar hızlı olmamıştı. Artık dünyada mesele büyümek değil kalkınmaktır. Türkiye, dünyanın en büyük 18’inci ekonomisi olmasına rağmen Norveç'te varlık fonu 1 trilyon dolar. Ama Türk halkına çıkıp sorsanız, Norveç’le problem yaşadık ne düşünüyorsunuz diye, ‘tükürüğümüzle boğarız’ derler. Aradaki farkı anlayabiliyor musunuz?” diye konuştu. 21’inci yüzyılın petrolünün ‘veri’ olduğunu kaydeden Şahinöz, “Veriyi elinde bulunduran ve iyi işleyen bu dönemde her zaman kazanacaktır. Önce veri yönetimini iyi yapmamız gerekiyor” dedi.

BECEREMEDİĞİMİZ NE?

Anadolu’nun kiraz üretiminde dünya lideri olmasına rağmen Japonya’nın kiraz bayramında dünyanın ilgisini çektiğini kaydeden Şahinöz sözlerini şöyle sürdürdü; “Sakura Zensen adlı kiraz bayramıyla bütün dünyanın ilgisini şu anda üzerine toplayan Japonya, ilk 20'de dahi yok. Kiraz çiçek açma festivali için ülkenin 11 kentine akın eden 500 bin turist içinde bizim sosyete de var. Benzer durumu fındıktan biliyoruz. Dünyadaki fındığın üçte ikisi bizde üretilir ama borsası Almanya'dadır, fiyatını Frankfurt belirler. İncir, kayısı farklı mı? Peki, Japonların Sakura Zensen ile küreselleştirdiği kiraz bayramıyla bizim beceremediğimiz nedir?”

DOĞAL KAYNAK LANETİ

Petrol, doğal gaz, kıymetli madenler gibi doğal kaynakların en önemli üretim faktörlerinden biri olarak sayıldığını dile getiren Şahinöz, “Klasik iktisat anlayışına göre, doğal kaynak bolluğunun ekonomik büyümeyi olumlu etkilemesi beklenir. Ne var ki, birçok örnek dikkate alındığında, doğal kaynak zengini ekonomilerin doğal kaynak fakiri ekonomilere kıyasla daha az gelişmiş olduğunu görüyoruz. Bu çelişkili duruma “doğal kaynak laneti” ya da “bolluğun paradoksu” diyoruz. Kaynak fakiri Japonya ve Güney Kore kaynak zengini Rusya ve Suudi Arabistan’dan çok daha ileridedir” dedi. Doğal kaynak lanetinin birçok sosyal, ekonomik veya politik nedeni olabileceğine değinen Şahinöz, “En önemlisi, kaynak zengini ülkelerin, ekonominin itici gücünün sermaye ve doğal kaynaklardan ziyade insanın inovasyon yaratma gücü olduğunu kavrayamamış olmasıdır. Unutmayalım ki, toprak donanımdır, insan yazılımdır. Birincisi, kendiliğinden gelendir. İkincisi, sonradan kazanılandır. Donanım yetenektir, yazılım beceridir. Yazılımı zayıf ise donanım tek başına hiçtir” diye konuştu. İş dünyasında yıkıcı teknolojilerin insanın kas gücünü önemsizleştirdiğini belirten Şahinöz, “Yeni ekonomilerde bir ülkenin kaderini o ülkedeki insanların zihin gücü, çok aşamalı, çok yönlü, çok hızlı anlama ve yorumlama becerisi, inovasyon yapabilme kapasitesi belirleyecek. Zengin toprağın fakir insanı da fakir toprağın zengin insanı da olmak mümkün” dedi.

MAKİNALARDA TUTKU YOK

Türkiye’nin geçmişten bugüne bulunduğu konumda, coğrafyanın kader olmadığını defalarca ispatladığına değinen Şahinöz, bazı markaların Türkiye’de yetişen ürünleri alarak oluşturdukları markalarla milyar dolarlık iş hacmi oluşturduklarını kaydetti. Şahinöz, “Japonya, kiraz ağaçlarının çiçek açtığı dönemde düzenlediği festivallerle binlerce insanı ülkesine çekiyor. Doğal kaynak olarak zengin olan ülkeler akıl olarak fakirler. Batıda hayalleri gerçekleştirmek için çalışılırken doğuda hayalleri, gerçekten kaçmak için kullanıyorlar” diye konuştu. Yapay zekânın insanların yerine alabileceği yönündeki öngörüler üzerinde de duran Şahinöz, “Makinede olmayan ama insanda olan bir şey var. Onlarda tutku yok” diye konuştu.

İNSAN KAYNAĞI YÖNETİMİNDE EKSİĞİMİZ VAR

Yeni dönemde her şeyi bilmenin ancak bir konuda iyi olmanın gerektiğine işaret eden Şahinöz, “Şirketlerde, insan kaynakları yönetiminde başarısızız. Finansal olarak yönetimde zayıfız. Riski yönetemiyoruz. Dönüşümü yönetemiyoruz. Ortalama olarak bu ülkede bir şirket 14 yıl yaşıyor. Bir ömre sığan kariyer olmayacak. Proje tabanlı sözleşmelerin yapılacağı yeni bir dönem. Zenginliğin farklılıklardan geldiğini hiç unutmamalıyız. Kadınları üretimin içine çekmediğimiz sürece bir yere gelemeyiz. Sivri akılları yönetemiyoruz. Yetenek yönetimini yapamıyoruz. Artık kısa vadeli esnek politikalar yapılması gerekiyor. Uzun süreli sözleşmelerin hızla değişen dünyada yeriyok, artık iş var işyeri yok. Her yerde iş yapılabiliyor. İyiler ittifakını da kurarsak başarılı olabiliriz” diye konuştu.

2021’DE DÜNYA’DA BÜYÜK BİR KRİZ OLACAK

Borsa kar ve zararına değinen Erkinöz, sözlerini şöyle sürdürdü; “Şirketin borsa fiyatı ve borsa karına bakıyoruz arasında uçurum var mı diyerek. Bugün dünya borsalarında fiyat ve karlar arasındaki kopukluk en son düzeyde. Geçmişten biliyoruz ki istisnasız karlar yükselecek, fark kapanacak. Şu an için böyle bir şey de görünürde mümkün değil. O zaman fiyatlar düşecek. Yani borsalarda büyük patlama, arkasından bu borsaların üzerine yazılmış türev ürünlerin çökmesi, bankaların buralarda zarar etmesi, bankaların zarardan dolayı öz kaynaklarında zarar oluşması, öz kaynak rasyolarının bozulmasına, reel sektöre size kredi yaratamamalarına ve dolayısıyla da küresel anlamda ekonomik küçülmeye neden olacak. 2021 yılı benim öngörüme göre, bunu göstergelerim de söylüyor, çok zor olacak. 2009’da ki kadar sert olmayabilir ama çok zor olacak küresel anlamda. Mike Tyson’un bir sözü var, ‘Herkesin bir planı vardır ta ki o beklemediğin yumruk gelene kadar’ der. Krizler hep beklemediğimiz yerlerden gelir. Balonu neyin patlatacağını bilmiyoruz ama o balonun patlayacağı çok aşikar. Yani iddialı olmasam bu kadar üstüne basmazdım, özellikle iş dünyasının önlem alması bakımından önemli.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Toplantı Başkanı Erol Kabadayı’nın, Erkin Şahinöz’e günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD TARİH KULÜBÜ’NDE İMZA GÜNÜ

ANSİAD Tarih Kulübü üyesi Aylin Özsancak Sağdıç, yeni çıkan ‘İçimizde Bunca Yalnızlık Sırasını Beklerken’ isimli kitabını kulüp üyeleri için imzaladı.

ANSİAD üyelerinin kültürel ve sosyal açıdan gelişmesine katkıda bulunmak için ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Bekir Bülend Özsoy koordinatörlüğünde, ANSİAD üyelerine ve eşlerine yönelik ‘Tarih Sohbetleri’nin gerçekleştirildiği ANSİAD Tarih Kulübü'nde ANSİAD üyesi Kadir Sağdıç’ın eşi, yazar Aylin Özsancak Sağdıç, yeni çıkan ‘İçimizde Bunca Yalnızlık Sırasını Beklerken’ isimli kitabını kulüp üyeleri için imzaladı.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


SEMİH ESEN’DEN KONYAALTI’NA HASAN ALİ YÜCEL KÜTÜPHANESİ

Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, “Türk mimarisine uygun, yüzyıllarca ayakta kalabilecek bir bina ve içerik olarak da dolu bir kütüphane planlıyoruz. Bu, bölgedeki standardı ve kaliteyi de artıracaktır” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2020 faaliyet yılı 1. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen oldu. ‘Belediyelerde Yerelden Kalkınma Modeli’nin konuşulduğu toplantıya ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Konyaaltı Belediyesi’nin proje ve faaliyetleri hakkında bilgiler veren Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, “Antalya çok güzel bir yer fakat bu çağda yapılan anıtsal bir yapı maalesef Antalya’da yok. Biz bu düşünceyle Hasan Ali Yücel Kütüphanesi olarak düşündüğümüz bir kütüphane yapmayı planlıyoruz” dedi.

YURT İHTİYACI GİDERİLECEK

Konyaaltı’nda toplumsal ve sosyal anlamda ihtiyaçlar olduğunu kaydeden Başkan Semih Esen, “Bu ihtiyaçların giderilmesi için çeşitli yatırımlar planladık. Bunlardan biri barınma ihtiyacı. 65 bin öğrencisi olan üniversitenin maalesef 9 bin kapasiteli yurdu var. Çocuklarımız çok sıkıntılı bir durumdalar. Öncelikli hedef olarak çok yakın zamanda 200 kişilik bir yurt inşaatına başlayacağız. Bunu önceliğe vermemiz gerekiyordu çünkü son zamanlarda gördük ki üniversite öğrencisi kardeşlerimiz açmaza girip intihar etme noktasına kadar geliyorlar. Bu noktada onlara destek olmazı gerekiyordu, böyle bir yatırımı önceliğe aldık. Sonrasında da kapalı spor salonu ve yüzme havuzu tesisi projelerimiz var” diye konuştu. Antalya’nın çok güzel bir yer olduğunu fakat anıtsal bir yapısının olmadığını kaydeden Esen, “Pek çoğunuz yurt dışına gittiğinizde görüyorsunuz, bu çağda yapılan anıtsal bir yapı maalesef Antalya’da yok. Valiliğin olduğu bina ve bir kaç eski konak dışında büyük ve güzelce bir yapı yok. Bu eksikliği gidermek adına Türk mimarisine uygun, yüzyıllarca ayakta kalabilecek bir bina ve içerik olarakta dolu bir kütüphane planlıyoruz” dedi.

KONYAALTI ANTALYA’NIN LABORATUVARI

Konyaaltı’nın Türkiye koşullarında iyi bir gelişme gösterdiğini dile getiren Başkan Esen, “Antalya’da köy var, kent var, sanat var, ticaret var, Antalya’nın laboratuvarı, vitrini neresi derseniz Konyaaltı’dır. Muratpaşa’da deniz var ama köy yok, Kepez’de köy var ama deniz yok. Konyaaltı’nda, Antalya’da her ne varsa hepsi mevcut. O yüzden gözümüzden sakınarak büyütemiz lazım, başka bir Konyaaltı yok” diye konuştu.

ANADOLU KALKINMA KUŞAĞI

Genel ekonomik sistem içerisinde bölgeye uygun fonksiyonların belirleneceğini sözlerine ekleyen Başkan Semih Esen sözlerini şöyle sürdürdü, “Antalya denilince tarım, turizm, ticaret gibi bir parantezle kendimizi sınırlamamız gerekiyor. Bizim yerel yönetimler öncesinde parti olarak ortaya koyduğumuz şey, her bir belediyemiz Anadolu’da bir kalkınma kuşağı olacak. Bunun açılımı, her bölgenin neyle ileri gitme, neyle para kazanma şansı var, imkanı varsa bu yolda belediyeler onların önünü açacak ve destek olacaktır. Burada bizlere yüklenen görev ve sorumluluk budur. Biz aldığımız görevle her bir belediyeyi anadolu kalkınma kuşaklarının bir noktası olarak görüyoruz. Kendimizi de bunun yöneticisi idarecisi olarak görüyoruz. Maalesef göreve geldiğimiz günden beri çok fazla ekonomik hareketlilik yok piyasalarda, dolayısıyla bunu realize edebileceğimiz somut örnekleri henüz ortaya koyamadık. Görüyoruz ki öncelikle inşaat olmak üzere bir çok sektör frene basmış gibi. İnşaallah bu durgunluk geçtiğinde bize de görevler düşecektir.”

KONYAALTI’NDA FRENE BASTIK

Konyaaltı nüfusunun her sene yüzde 9 büyüdüğüne işaret eden Başkan Esen, “Bundan 20 sene önceki nüfusla bugünkü nüfusu kıyasladığınızda, Konyaaltı 180 senede yaşaması gereken büyümeyi 20 senede yaşıyor. Bu hıza da nüfusu 400 bin olana kadar devam edecek. Ondan sonra da yeni yerleşim yerlerinin açılması konusunda biraz daha yavaşlayacaktır. Benim dönemimde bu büyümeyi biraz frene basarak yapmak istiyoruz” dedi. Konyaaltı’nın ulaşım, altyapı gibi sıkıntılarının olduğuna değinen Başkan Esen, “Benim oradan Muratpaşa’ya gelmem çok uzun sürdü, ki 200 bin nüfusu buraya taşımak bu kadar zor ise nüfus 2 katına çıktığında Konyaaltı’na gelip gitmek çok daha zorlaşacak. Öncelikle ulaşım imkanlarının hazırlanması gerekiyor. Yüzde 9 çok ciddi bir büyüme” diye konuştu. Esen, “Konyaaltı’nda her sene 2 bin tane yeni çocuk doğuyor. Dışarıdan okul çağına gelmeden önce buraya gelenleri de katarsak yaklaşık 3 bin tane çocuk her yıl birinci sınıfa başlıyor. Maalesef Konyaaltı’nda şu anda her yıl 3 bin çocuğa eğitim verebilecek okul yok. Bunlar bizim el frenini neden biraz çekeceğimizin sebepleri” dedi.

KONYAALTI KÖYLERE SIKIŞTI

Yaşanan altyapı gelişmeleriyle birlikte Konyaaltı’nın köylere sıkıştığını kaydeden Başkan Esen, “Konyaaltı kültürünün, yerelinin özelliklerinin korunması gerektiğine inanıyorum. Değirmenözü diye bir restoran vardı orada artık yok. Biz o değirmeni aslına uygun yeniden inşaa etmek, yanına da geleneksel Konyaaltı evi özelliklerini taşıyan konak yaptırmak, içerisinde de bölgeyle ilgili, geleneksel hayatla ilgili parçaların sergilendiği Konyaaltı müzesiyle, Konyaaltı ne kadar büyürse büyüsün burada daha önceden bir kültürün var olduğunu ifade eden bir müze planımız var” diye konuştu.

ARKAMIZDA HÜKÜMET YOK

Yatırımların yapılmasıyla ilgili gelen bir soruyu cevaplayan Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, sözlerini şöye sürdürdü; “Biz CHP’liyiz arkamızda hükümet yok, bir işlem yaparken de borçlanırken de korkuyoruz. Kendi adımıza korkmuyoruz, ben seçilmezsem kimse gelip benden istemeyecek bu borcu. Biz o korkuyu elbette toplum adına yaşıyoruz, hesaplı olmakta fayda var. Bir ödül vereceklerdi bana Avrupa’da, bunu bir örnek olarak vereyim CHP korkaklığına. Onun bir maliyeti vardı ve ben şu ekonomik koşullarda öyle bir maliyeti oraya harcamanın çok gerek olmadığını düşünüp, kendilerinden ödülü bize burada vermelerinin mümkün olup olmadığını sordum. Onlarda gayette mümkün diyerek ödülümüzü buraya getirdiler. Biraz korkmak lazım, çünkü harcadığımız para kendi paramız değil. Harcadığımız para sizlerin her ayın 26’sında ödediğiniz KDV’lerle ödeniyor. Gereksiz bir yatırım için borçlanmaya korkarız ama gerekli bir yatırım için borçlanmaktan asla korkmayız.”

SAHİL YAŞAM PARK’TA İŞLETME HATASI VAR

Sahip Yaşam Park projesini beğendiğini kaydeden Başkan Esen, “Sahil Yaşam Park projesi güzel bir proje ve uygulama, kötü bir proje değil. Oranın bir düzenlemeye ihtiyacı vardı. Beğenmediğim tarafı şu, o bölgede kiraların yüksekliği” dedi. Kiraların yüksek olması dolayısıyla işletmelerin daha fazla insana hitap etmek istediklerini sözlerine ekleyen Esen, “Yanılmıyorsam bir tane işletmenin kirası 400 bin TL civarı. İşletmenin kirası 400 bin TL, metrekaresi de 6 metrekare olunca adam kirayı çıkarabilmek için mecburen biraz daha fazla insana hitap etmek zorunda. Bu kiralamayı bu şekilde yaparsanız şunu dersiniz, sen şimdi gir buraya sonra icabına bakarsın. Adam da icabına bakıyor. Bunlar söylenmediği için şu anda bu durum yaşanıyor. İşletme hatası var orada, bence standardı korunmalıydı, oradan kar beklenmemeliydi. Biz söyleyince istemezükçü oluyoruz ama bir tane daha Konyaaltı sahilimiz yok” diye konuştu.

300 DÖNÜMLÜK HAYVAN BARINAĞI ARAYIŞI

Konyaaltı’nda yaşanan başıboş hayvanlarla ilgli gelen bir soruya cevap veren Başkan Esen, geçtiğimiz aylarda Konyaaltı Belediyesi Sokak Hayvanları Sağlık ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşanan soruna değinerek, “Bizim hayvalarla iligli bir tesisimiz var, maalesef üzücü bir olay da yaşandı. O olayda da çeşitli sıkıntılı durumları tespit ettik yaptığımız soruşturmada. Orası bir bakım evi, bir hayvan barınağı değil. Bizim oraya hasta olan, kısılaştırması yapılacak olan hayvanlar gelir. Bu hastaysa iyileşince, kısırlaştırılacaksa da işlem gerçekleşince alındığı yere bırakılır” dedi. Antalya’da büyük bir barınağa ihtiyaç olduğunun altını çizen Esen sözlerini şöyle sürdürdü; “Başka çözüm yolu yok. Çünkü mevzuat gereği bir barınağınız yoksa köpeği kısırlaştırdıysanız aynı yere bırakmak zorundasınız. Başka türlü bir yetkiniz ve hakkınız yok. Büyükçe bir barınak yapılması ve bu barınakta bu hayvanların beslenmesi gerekiyor. Bütün hayvanların kısırlaştırıldığını düşünürseniz, belli bir zaman sonra bu sorun çözülür. Biz bir hayvanı kısırlaştırma için yakalamaya çalıştığımızda bile protesto ediliyoruz, niye yakalıyorsunuz diye. Yani bir tarafta sizler gibi hayvanlardan dolayı sıkıntısı olanlar, korkanlar veya saldırıya uğramış olanlar var, bir tarafta da hayvanlara elinizi bile süremezsiniz diyen bir hayvansever kitlesi var. Toros ve Akkuyu mahallelerinde, 13 tane benim dönemimde köpek ısırma vakası var. Birisi benim çocuğumu köpek ısırdı derken birisi de senin çocuğun bir şey yapmasaydı ısırmazdı diyor. Bunun çözümü ilk olarak kısırlaştırmak, ikincisi de çok büyük bir barınak. Barınak konusunda benim bir girişimim var, ormanla yer arayışı içerisindeyiz. 300 dönümlük bir arazi bulup tahsis alabilirsek orada doğal ortamlarında yaşamalarını sağlayabiliriz. Aksi takdirde bizim o hayvanları koyacak bir yerimiz yok.”

Toplantı, soru ve cevapların ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 30 YAŞINDA

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) 30’uncu kuruluş yıldönümü muhteşem bir gece ile Doubletree By Hilton Antalya City Centre Hotel’de kutlandı. İş, sanat ve siyaset dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren 30’uncu Kuruluş Yıl Dönümü Balosu’na, Cumhuriyet Halk Partisi  (CHP) Antalya Milletvekili ve ANSİAD Şeref Üyesi Çetin Osman Budak, CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Dışişleri Bakanlığı Antalya Temsilcisi Büyükelçi Hüseyin Avni Aksoy, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Derneğimizin parlamenter, demokratik, laik ve etkin hukuk devleti anlayışı içinde, sivil toplumun kurumsallaşması, rekabetçi ve güçlü girişimciliğin yaygınlaşması için birlikte olan 165 seçkin üyesi ve çalışanları ile 30 yılı geride bırakmanın haklı gururunu yaşıyoruz” dedi.

ANSİAD DEĞERLERİ İLE YOLA DEVAM

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin 30 yıl önce bölge ve ülke ekonomisine, sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak için kurulduğunu dile getiren ANSİAD Başkanı Akıncı, “Sanayicilerimizin, iş insanlarımızın sorunlarına sahip çıkarak öncü ve girişimci toplumsal niteliklerini geliştirmek, en önemlisi de çağdaş uygarlık hedefini esas alarak bölgemizde faaliyetlerde bulunmak adına temelleri atılmış bir sivil toplum kuruluşuyuz” diye konuştu. ANSİAD’ın gelecek nesilere aktarılan ve ortak değerleri paylaşan bir aile olduğunun altını çizen Akıncı, “Bundan sonra da üyelerimiz vasıtası ile bulunduğumuz tüm sektörlerde her biri ulusal ve uluslararası üretim kalitesi ve ürün çeşitliliğine sahip şirketlerimizle birlikte ANSİAD'ın değerleri doğrultusunda yolumuza emin bir şekilde yürümeye devam edeceğiz” dedi. Ülke ve kent geleceğine inanan vizyoner bir SİAD olduklarını dile getiren Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “ANSİAD aynı zamanda, eğitime, sanata, spora ve felsefeye duyarlı, kendisini de devamlı geliştiren ve bilimsel ilkelere dayanan bir STK’dır. Kuruluşundan bu zamana birçok alanda ortaya koymuş olduğu vizyonu, çalışması, öncü olma ve güçlü kurumsal yapısı ile lider olmayı hak eden bir kurumdur.”

YOLUNUZ AÇIK KILAVUZUNUZ ATATÜRK OLSUN

Lider kalmanın ider olmaktan daha zor olduğunu belirten Akıncı, “Ansiad'ın yapmış olduğu ve yapacağı her türlü çalışmaların satırları arasında saklı olan fikir, lider olmayı sürdürebilmek, ikinci 30 yıla aynı dinamik yapısıyla devam etmek için gerekli enerjinin Ansiad'ın bizzat kendisi olduğudur. En değerli varlığımız, insan kaynağımız üyelerimizden aldığımız güç ile derneğimizi geleceğe güvenle taşıyacağımızdan hiç kuşkumuz yoktur” diye konuştu. Derneğe emeği geçenlere teşekkürlerini ileten Akıncı, “2020 yılının ülkemiz ve şehrimiz için hayırlı olmasını, sizlere de önce sağlık, sonra başarı, mutluluk getirmesini temenni eder, kalıcı olanın kurumsal değerler olduğunun farkında olarak, derneğimiz, kentimiz ve ülkemiz adına ilerleyeceğimiz nice 30 yıllar dilerim. Yolunuz açık, kılavuzunuz Mustafa Kemal Atatürk olsun” dedi. 

YILIN BAŞARILI İŞ İNSANI ABDULLAH ERDOĞAN

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ‘2019 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü’nün sahibi Özgüntur İnşaat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı & Antabil Özel Eğitim Tur. ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın oldu. Isparta’da baba mesleği olan demir ve çimento satışıyla başladığı sektörde, 1983 yılında Antalya’da şubeleşerek çalışmalarını sürdüren Erdoğan, Antalya’nın değişmesi, gelişmesi ve güçlenmesi yönünde gösterdiği yaratıcı ve girişimci çabaları, sosyal sorumluluk bilinci, istihdam kapasitesi ile ülke ve bölge ekonomisini kalkındıran çabaları nedeniyle ödülün sahibi oldu. Yaptığı yatırımlar ve işletmesinin ülke ve bölge ekonomisine katkıları ile sosyal sorumluluk bilincinde estetik, sanatsal, tarihi ve kültürel değerlere önem veren bir isim olan Abdullah Erdoğan’a ödülü ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek tarafından takdim edildi.

YILIN SANAT ÖDÜLÜ SÜMER EZGÜ’NÜN OLDU

ANSİAD’ın kültüre, sanata, bu yolla kentine, bölgesine, ülkesine hizmet eden kişi ve kurumları manevi olarak desteklemesi ve sivil toplumun sanata, tarihe, kültürel değerlere hizmet eden sanatçı ve kurumlara 2001 yılından bu yana verdiği ANSİAD Yılın Sanat Ödülü’nün sahibi, Türk Halk Müziği Sanatçısı & Sümer Ezgü Sanat Akademisi Sahibi ve Televizyon Programcısı Sümer Ezgü oldu. Ezgü, Türk Halk Müziği’ne yaptığı katkılar, yurt içinde ve yurtdışında düzenlediği tematik söyleşi ve konserlerle ülke tanıtımına katkıları, eğitime verdiği önem, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde eğitim gönüllüleri ile birlikte yaptığı müzikli söyleşiler ve yurt çapındaki kitap kampanyalarına verdiği destekler nedeniyle bu yılki ANSİAD Sanat Ödülü’ne layık görüldü. Ezgü’ye ANSİAD Yılın Sanat Ödülü, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak tarafından takdim edildi.

2019 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ SİBEL ATASOY’A

Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlayan ANSİAD 2019 Yılın Medya Ödülü, “İki Bilim Kadınının Girişimcilik Başarısı” ve “Isparta'da Kilosu 44 Bin TL Olan Gülyağı Üretimi” başlıklı TV haber çalışmaları ile sahibi NTV Antalya Temsilcisi Sibel Aksoy’un oldu. Aksoy’a ödülü, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı tarafından takdim edildi.

ANSİAD üyeleri ve eşlerinden oluşan ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun konser verdiği gece, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanlarının pasta kesimi ve ardından Ege konseri ile son buldu.

Detaylı bilgi için;

 

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD BAŞKANI AKINCI'DAN 2020 MESAJI

2019 yılı dünyada küresel teknoloji şirketlerinin büyüdüğü, borsaların kazandırdığı, gelir dağılımının bozulduğu, geleneksel siyasetin çözüm üretme kapasitesini kaybettiği, birçok ülkede protesto gösterilerinin yaygınlaştığı; ticaret savaşları, “küreselleşmenin sonu”, küresel ısınma, “liberalizmin sonu”, “demokrasinin sonu” sözlerini çok duyduğumuz bir yıldı. Demokrasinin beşiği olan İngiltere ve ABD’de kutuplaşmanın ve popülizmin derinleşmesi bu sözlere kısmen gerçeklik kazandırdı.

Küresel resesyonun konuşulduğu bir zamanda ABD ekonomisi, üç yıl üst üste yüzde 2.5 civarında büyümeye devam etti, gelişen ülkeler ortalama yüzde 4 büyüme kaydetti. ABD ve Çin arasında ticaret anlaşması 2020 yılı beklentilerini iyileştirmiştir, ancak Çin başta olmak üzere birçok ülkedeki kredi-tahvil balonu, yaşlanma, siyasal istikrarsızlık, geleneksel sektörlerin zayıflaması gibi nedenlerle dünya ekonomisinde orta vadeli perspektifin pembe bir tablo sunmadığını söyleyebiliriz. Türkiye ekonomisi ise 2018 yılını yüzde 2.6, bu yılı muhtemelen yüzde 0.5 büyümeyle tamamladı, bu iki yılı büyüme açısından kayıp yıllar listesine eklememiz gerekiyor.

İnşaat sektöründe yatırımların yüzde 50 civarında düşmesi, sadece inşaat sektöründe yarım milyondan fazla istihdam kaybı, döviz kredisi kullanmış olan şirketlerin kredilerini ödeyememeleri, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik 2019 yılının en önemli sorunlarıydı. Ekonomimizin global konjonktürün ve kamu bankalarının kredi kampanyalarının katkısıyla negatif büyüme bölgesinden çıkarak beklentilerin üzerinde bir performans ortaya koyması ise en büyük teselli ve ümit kaynağımızdır.

Gelecek yıl Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde ölçülü ve gerçekçi olacağını, kur artışının enflasyona paralel seyredeceğini öngörüyoruz. Ekonomide en önemli riskler güven eksikliği, dış politikada ABD yaptırımları ve finansman sorunu yaşayan şirketler olacaktır. Güven tesisi için kurumsal ve yapısal reformlara önem verildiği takdirde 2020 ekonomide canlanma yılı olacaktır. Güçlü baz etkisinin de sonucu olarak 2020 yılında Program hedefine yakın yüksek büyüme göreceğimize inanıyoruz.

2019 yılında Antalya 15 milyonu aşan yabancı ziyaretçi sayısıyla turizmde büyük bir rekora imza atmıştır. Tanıtım Ajansı gibi kurumsal ilerlemelerin de katkısıyla turizmde gelişmenin devam etmesini bekliyoruz. Antalya’nın ve üyelerimizin ihracat, yatırım ve istihdam kapasitesinin gelişmesini memnuniyetle kaydediyoruz. İlimizin doğal, tarihi ve kültürel değerlerini koruyarak, çevreci bir gelişim çizgisini benimsemesi durumunda turizmde ve diğer alanlarda daha iyi sonuçlar elde etme potansiyeline sahip olduğuna inanıyor ve ANSİAD olarak bu yönde katkı yapmaya gayret ediyoruz.

ANSİAD 30 yıla yaklaşan kurumsal tecrübesi ve kültürüyle 2019 yılında bir yandan önemli konularda üyelerine ve kamuoyuna ışık tutacak etkinlikler gerçekleştirmiş, diğer yandan güçlü bir yenilenme çabası içinde olmuştur. Çağın gerektirdiği yenilenmeyi, değişim ve inovasyonu yaşam felsefesi olarak benimsemenin kurumlar, kentler ve ülkeler için başarının temel şartı olduğunun bilincindeyiz. 2020 yılında da bu bilinçle üyelerimize ve kentimize değer katacak yenilikçi çalışmalarımızı devam ettireceğiz. 

Bu vesileyle, 2020 yılında başta sağlık olmak üzere, başarı, mutluluk ve bol kazançlar diliyor, ülkemiz adına da huzurun ve barışın hakim kılındığı, ayrıştırıcı değil birleştirici söylemlerin esas olduğu, temel hak ve özgürlüklerin tartışılmadığı, çağdaş ve güçlü bir hukuk yapısı ile ekonomisi ve sosyal yapısı dinamik, uluslararası platformlarda saygın bir ülke haline gelmeyi temenni ediyor, yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


‘UYGARLIK ANADOLU’DAN DOĞDU’

Arkeolog ve Bilim İnsanı Prof. Dr. Fahri Işık, “Hellas’tan geldiğini sandığım her şey Anadolu’nun kendisiymiş. Göçle gelenlerin taşıdığı kültür, sanat Helen kültürü değil, her zaman Batı’nın sahiplendiği ve Batı’yı besleyen binlerce yıllık bir Anadolu ürünü”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 18’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri ve Graphx Ajans Başkanı Necdet Alkandemir’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Arkeolog ve Bilim İnsanı Prof. Dr. Fahri Işık oldu.  “Uygarlık Anadolu’dan Doğdu” konusunun konuşulduğu toplantıya Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi, Patara Antik Kenti Kazı Başkanı ve ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, 2019 ekonomik durgunluğu ve 2020’den ekonomik beklentileri değerlendirdi.

2020 PATARA YILI

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizmde Türkiye'nin kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkarmak ve dünya gündeminde bu değerlere dikkat çekmek amacıyla 2020 yılı teması için Antalya’nın Kaş ilçesindeki Patara Antik Kenti’ni seçmesine ilişkin ‘2020 Antalya’nın yılı olacak, Antalya adına, kültürel değerimiz Patara adına mutluyuz” dedi. Başkan Akıncı, “Patara Antik Kenti’nin ayağa kalkması için antik kentin çalışmalarına yıllarca emek vermiş iki bilim insanı, Patara Kazı Başkanı ve ANSİAD Fahri Üyemiz Prof. Dr. Havva Işık ve Prof. Dr. Fahri Işık ile bugün burada, bu mutluluğu paylaşıyor olmak bizim için çok önemli. Kendilerine çok teşekkür ediyor, ANSİAD adına çalışmalarına destek vermekten mutluluk duyacağımızı belirtmek istiyorum” diye konuştu.

‘ALIŞIK OLMADIĞIMIZ BİR DURGUNLUK YAŞANIYOR’

Şirket bilançolarının azalan yatırım ve yükselen işsizlik konusunu tamir etmeye çalıştığı bir dönem yaşandığını dile getiren Akıncı, “Bunun karşısında da cari açığın dengelendiği bir dönemi geride bırakıyoruz. 2019 yılı da 2017 ve 2018 yılları gibi Türkiye'nin alışık olmadığı türden bir ekonomik durgunluk yaşadığımız, alışılmış tedbirleri uygulamanın çok fayda etmediğini de ayrıca tecrübe ettiğimiz bir yıl oldu” dedi. Türkiye’de ilk defa şirketlerin dövizden kaynaklanan durgunluk yaşadığına dikkati çeken Akıncı, “Bir müddet daha sürecek, alışık olmadığımız bir durgunluk yaşayacağız. Alışılmış tedbirler diyoruz, çünkü sadece kredi büyümesini sağlayarak sorunların giderileceğini düşünüyoruz” diye konuştu. Türkiye ekonomisini kredi daralması ve talep yetersizliğinden ibaret görmemek gerektiğini dile getiren Akıncı, “Şunu önemle belirtmek gerekir ki, dünyada baş döndürücü gelişmelerin yaşandığı bu dönemde bu bakış açısı oldukça sınırlayıcı olur” dedi.

2020’YE 3 TEMEL ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Önümüzdeki 2020 yılının daha geniş bir çerçeveden, Dünya ve Türkiye ölçeğinden değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Bunlardan ilki bildiğimiz anlamda küreselleşme döneminin sonuna geldiğimiz, korumacı politikaları öneren, küreselleşme ve karşıt siyasetin tercih edildiği bir küresel görünüm var ve 2020 yılında da bu görünüm devam edecek gibi duruyor. İşte bu noktada Türkiye'nin bu daha korumacı, içe kapalı küresel düzende ekonomi politikalarını nasıl şekillendireceği çok önemli. İkinci olarak sanayi 4.0 ile beraber, gelişmiş ülkelerin daha önceleri gelişmekte olan ülkelere bıraktıkları sanayi kollarına yeniden girdiklerini görüyoruz. Artık ihracata dayalı bir büyüme yakalamak için iş gücü maliyeti avantajının çok ötesine geçmemiz gerekmekte. Çünkü gelinen noktada, Türkiye'nin önemli bir ihracat geliri yakalamasını sağlayan küresel üretim koşulları giderek kayboluyor. Dolayısı ile sanayiden gelecek olan ihracat kazançlarında daha büyük zorluklar yaşayacağımız bu dönemde tarım ve turizmin her zamankinden daha önemli birer sektör haline geleceğini söyleyebiliriz. Üçüncü olarak, yeni sanayi devriminin nitelikli ve niteliksiz iş gücüne ihtiyacı azalttığı bir dönemde Türkiye'nin demografik profili önemli bir risk unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Mevcut durumda 24-34 yaş arası sayıları 1 milyona yaklaşan üniversite mezunu işsiz gencimiz var. Gerekli tedbirler alınmazsa önümüzdeki yıllarda daha da artacaktır. Türkiye ekonomisinin yeni dönemin ihtiyaçları ile uyumlu olarak bir “beceri politikası” geliştirmesi ve genç iş gücü başta olmak üzere istihdam yaratacak adımları atması gerekiyor.”

YÜZDE 5 BÜYÜME HEDEFİ SON 10 YILIN ÜZERİNDE

Türkiye ekonomisinin yüzde 4 veya 5’in altında büyüme gerçekleştirmesi halinde işsizliğin artacağını belirten Akıncı, “IMF, OECD ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar 2020'de Türkiye ekonomisinin yüzde 3 civarı büyüyeceğini tahmin ediyorlar ki bu oran ülkemiz için yetersizdir. Hükümetin de 2020 yılı için büyüme hedefi yüzde 5. Ancak son 10 yılın ortalamasının üzerinde olan bu hedefe nasıl ulaşacağı iş dünyasında merak uyandıran bir konu olmaya devam edeceğe benziyor” dedi. Yüzde 3,5’luk bir büyüme hedefinin tutturulmasının rezervlere bağlı olduğunu belirten Akıncı, “Burada yüzde 5'lik büyüme hedefi koyup bunu sağlamak içinde kamu harcamalarını ve ertelenmiş hane halkı harcamalarını öne çıkarmak, yatırımcı için de ekonomistler için de oldukça kafa karıştırıcı bir durum olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu. Akıncı, “Kaldı ki diyelim bu hedefe odaklanıldı ve bütün imkanlar seferber edildi. Faizler indirildi, kredi muslukları açıldı, hane halkı tüketime teşvik edildi, kamu harcamaları yüksek tutuldu ve bütçe açığı yüzde 3'lere yakın seyretti. Tüm dünyada son 10 yılın en düşük büyümesinin yaşanacağı, küresel risklerin tavan yaptığı ve gelişen ülkelerin yatırımcıları göz hapsinde tutacağı bir yıl olan 2020'de bu kadar risk almak niye diye de sormak gerekiyor” dedi.

2020’YE ÜMİTLERİMİZ TAŞIMAMIZ ÖNEMLİ

Her şeye rağmen 2020 yılına ümitlerimizi taşımanın çok önemli olduğunun altını çizen Akıncı, “Türkiye 2018'in ortasından beri ekonomide çekilen dengelenme acılarını ‘kalıcı disipline’ çevirmelidir. Katma değerli üretime, ihracat odaklı rekabetçi sanayiye çok daha fazla önem verilmeli, sadece inşaat ve otomobil gibi konvansiyonel sektörlerin ipine sarılmamalıdır” diye konuştu. Son iki yılda yaşanan acı tecrübeleri yeniden yaşamamak ve yeniden kırılganlıkları artıracak ekonomik politikalardan uzak durulması gerektiğini dile getiren Akıncı, “Tüketici ve yatırımcı güven endekslerini yukarı çekmemiz gerekmektedir. Tüm siyasilerin konuşmalarında ayrıştırıcı değil bütünleştirici üslup olmalıdır. Acilen hukuk sistemimizi, uluslararası medeni ülkeler seviyesine çıkartmamız önemlidir. Biliyoruz ki ulusal veya uluslararası ekonomilerin kendine ait birçok teknik yönleri olmakla beraber, para dünyanın neresinde olursa olsun ‘güvenli liman’ arar” dedi. 2020 yılı için sağlık, başarı, mutluluk ve bol kazanç dileklerini ileten Akıncı, “Ülkemiz adına da huzurun ve barışın hakim kılındığı, ayrıştırıcı değil, birleştirici söylemlerin esas olduğu, temel hak ve özgürlüklerin tartışılmadığı, çağdaş ve güçlü bir hukuk yapısı ile ekonomisi ve sosyal yapısı dinamik, uluslararası platformlarda saygın bir ülke haline gelmeyi temenni ediyorum. Hepimizin yeni yılda yolu açık, kılavuzu Mustafa Kemal Atatürk olsun” diye konuştu.

TARİH ÇARPITILDI

ANSİAD 18. Olağan Toplantısı’nın konuğu olan ve ‘Uygarlık Anadolu’dan Doğdu’ konusunda sunumunu gerçekleştiren Arkeolog ve Bilim İnsanı Prof. Dr. Fahri Işık, “Tarih çarpıtıldı, kandırmacalarla Anadolu’nun batısı hep Helen yurdu olarak gösterildi. Çağdaş arkeoloji tarihinde kimse bunu sorgulamadı, bugüne kadar gelindi. Bugün yaptığım çalışmalar gösteriyor ki uygarlık Anadolu’dan doğdu dedi. Ord. Prof. Ekrem Akurgal’ın Anadolu özlü İyon Uygarlığı’nı Doğu Yunan olarak tanımladığını belirten Prof. Dr. Fahri Işık, “Kendisinin bir öğrencisi olarak arkeolojinin yeni bulgularıyla yola çıktım ve o yolu daha da derinleştirme yoluna girdim. 1986 yılında başladığım bu yolda, İyon Uygarlığı’nın yerli bir Anadolu Uygarlığı olduğu sonucuna vardım. Daha ileri gittim ve dedim ki İyonlar Luvi halkıdır, Atina’dan gelmemişlerdir” dedi.

HELLAS’TAN GELDİĞİNİ SANDIĞIM ŞEY ANADOLU’NUN KENDİSİ

Batı’nın Helenler’e mal ettiği evrensel uygarlığı yaratanların Anadolu halkları olduğunu belgeleriyle ortaya koyan Prof. Dr. Fahri Işık, “Milattan Önce 1200 yıllarında, Mısır kaynaklarında yazan bir istila sonucu, Ege’nin batısında Akha Helenleri ve doğusunda Hitit gibi iki büyük uygarlık çöküyor. Ardından Ege göçleri denilen bir süreç başlıyor. Bu göç dalgası tartışmasız olarak Anadolu’da Ege kıyılarına ve öndeki adalarında Helenlere geçtiği şeklinde yorumlanır. O süreçten başlanarak Batı uygarlığının kültürü, sanatı Helenlere mal edilir. Ben Asya kültürleriyle ilgili çalışmalarımda öğrendim ki Ege göçleri ile Hellas’tan geldiğini sandığım her şey Anadolu’nun kendisiymiş. Göçle gelenlerin taşıdığı kültür, sanat Helen kültürü değil, her zaman Batı’nın sahiplendiği ve Batı’yı besleyen binlerce yıllık bir Anadolu ürünüymüş” diye konuştu.

NE KENDİLERİ NE DE DÜŞÜNCELERİ HELEN OLAMAZ

Eskiçağ biliminde temel yanlışın başlangıçta 19. yüzyılda, yalnızca mitoslardan, Atina merkezli antik kaynaklardan beslenmek olduğunun altını çizen Prof. Dr. Işık, “Hitit metinlerinde sıklıkla geçen Miletos’un adı Millawanda’dır. Bu dil kökeni olarak Luvice’ye işaret eder. Herodot ve Homeros Milet gibi komşu kentlerinde de barbar bir dil konuşulduğunu Helence konuşulmadığını yazar. Halkın Anadolu’lu oluşu Athena’nın ‘sakallı’ olarak ifade edilişine de yansır. Sokratik düşüncenin doğduğu yer ise İyonya, bu düşüncenin yaratıcıları olan Thales’in babası Heksamyes ve Prieneli Bias’ın babası Teutames, adlarıyla Karialı ise, bunların ne oğulları Helen olabilir ve ne de bu topraklarda doğan düşüncenin kendisi Helen olabilir” dedi. Milattan Önce 8 ve 6’ncı yüzyıllar boyunca Karadeniz kıyısında 80 kadar koloni kenti kuranların Miletli olduklarını kaydeden Prof. Dr. Işık, “Pontus halkı da Helen olamaz. Bu projede Helen’ler yoktur, Karialılar vardır. Ünlü bir Homer bilginine göre de ‘Milet’tir Avrupa’nın ana kenti, Atina değil’” şeklinde konuştu. 

YAZISIZ ZAMANLARIN TARİHİNİ ARKEOLOJİ YAZAR

Yazısız zamanların kültür tarihini arkeolojinin yazdığını dile getiren Prof. Dr. Fahri Işık, “Anadolu üzerinden Batı’ya ilk göç 600 bin yıl önce başladı. Henüz Mısır yokken bizde Göbeklitepe vardı. Arkeologlar halen Göbeklitepe'nin sırrını çözmeye çalışıyor” dedi. Anadolu’da yaşan halkın Helen olmadığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Fahri Işık, “Konstantinapolis’in başkent olduğu dönemde Anadolu’ya yerleşen Selçuklu’lar İran’dakilerden ayırt edilmesi için Rum Selçukluları olarak anılırlar. Burada Rum sözcüğü Anadolu ile özdeşleşir, Mevlana Celaleddin Rumi gibi. Rumlar, Anadolu’nun her karış toprağında Milattan Sonra 4. yüzyıla dek çok tanrıya inanan kadim yerli halkların Hristiyan olanlarıdır. Halkı Hellas’tan gelmemiştir. Zaten bu nedenle Ege’nin öte yakasındaki halk farklı tanımlanır, onlara ‘Yunan’ denir. Rumları, biz Yunan’la aynı tuttuk” diye konuştu. Anadolu'nun erken döneminde yaşayanların yarattığı eserleri sonradan kurulan Yunan, Mısır uygarlıklarının yaptıklarıyla karşılaştıran Prof. Işık, bugün dünyada kabul edilenin aksine uygarlığı Anadolu coğrafyasının yarattığına ilişkin görüşlerini, heykel, sikke, mimari yapı, yazı gibi arkeolojik bulgularla ve bilimsel çalışmalarla karşılaştırarak anlattı. Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Toplantı Başkanı Necdet Alkandemir’in, Prof. Dr. Fahri Işık’a günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TÜTÜNCÜ’DEN 1 MİLYON METREKARE YEŞİL ALAN MÜJDESİ

Masa Dağı’nın eteklerinde 8 mahalleyi kapsayacak şekilde 2020 itibariyle kentsel dönüşüm başlatacaklarını kaydeden Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, bölgede 1 milyon metrekarelik yeni bir yeşil alan oluşturduklarının müjdesini verdi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 8. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü oldu. ‘Belediyelerde Yerelden Kalkınma Modeli’nin konuşulduğu toplantıya ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Kepez Belediyesi’nin proje ve faaliyetleri hakkında bilgiler veren Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, “Kepez Belediyesi olumsuzluklarıyla anılan bir belediyeydi ve özelikle gecekondu stoğuyla ilgili çok ciddi adımlar atılması gerekiyordu. Biz burada 11 yılda 43 bin tapu verdik, 11 yılda 80 binden fazla gecekonduyu kaldırdık, işin en güzel tarafı ise kimsenin burnu kanamadan bu işi başardık” dedi.

MASA DAĞI’NA KONAK PROJESİ

Kentsel dönüşüm çalışmalarını Masa Dağı’nın eteklerinde 8 mahalleyi kapsayacak şekilde 2020 itibariyle başlatacaklarını kaydeden Başkan Hakan Tütüncü, “Yaklaşık 4 yıldır imar planlarının ve modelinin üzerinde hassasiyetle çalışıyoruz. 8 mahalle ki bunların daha önce imar planları vardı, kargacık burgacık imar planları 200 metrekare 230 metrekare gibi minicik arsalar. Biz orayı tamamıyla bir hamur haline getirip kentsel tasarım mantığıyla yeniden tasarladık” diye konuştu. Vatandaşların kendilerinin yapacağı bir kentsel dönüşüm hayal ettiklerini dile getiren Başkan Tütüncü, “Üç katlı, konak tarzında binaların yapılabileceği, önde rekreasyon alanları Masa Dağı’nın silüetini bozmayacak şekilde bir yükseklik ve mutlaka belirli bir düzen içerisinde, dış cephe giydirmelerinin, çatı tiplerinin, imar planlarının tanımlandığı bir yapı modeliyle Masa Dağı’nı bambaşka bir hale getireceğiz” dedi. Ekonomiye katkı sağlayacak bir çalışma olduğunun da altını çizen Tütüncü, “İnsanların da sizin doğru yaptığınıza inanmaları gerekir, orası yapı sektörününde önünü açacak, aynı zamanda kent silüetini de güzelleştireceğiz. Orada 1 milyon metrekarelik yeni bir yeşil alan, yeni bir rekreasyon alanı oluşturduk, bunu da müjdelemek istiyorum” ifadelerini kullandı.

‘GÜZEL BİR YÖNTEM DEĞİL’

Başkan Tütüncü, “Kentsel dönüşüm çok tehlikeli bir konu belediyeler için, doğru yapılmadığında şehri ruhsuz konutlarla buluşturursunuz, yeri gelir insanlar o gecekondu dokusunu arar olurlar. Çünkü gecekondu demek mahalle yaşantısını sunar, yeşilliktir, toprağa daha yakın bir hayat vardır insan doğasına uygundur” diye konuştu. Tütüncü, “Biz kentsel dönüşümü toplu konut mantığı ve modeliyle ya da toplu konut idaresinin ruhsuz modelleriyle şekillendirmiyoruz kafamızda. Tamamıyla vatandaşın kendi iradesine yönelik ve kendinin yapacağı bir kentsel dönüşüm modelini savunuyoruz. Belediye olarak biz buraya geldik işte size şu kadar metrekare daire, beğeniyorsanız alın beğenmiyorsanız gidin yaklaşımı bize pek mantıklı gelmiyor. Bu güzel bir yöntem de değil” dedi.

ANTALYA ARKEOPARK PROJESİ İLE CANLANIYOR

Tarihte Perge Antik Kenti’ne bağlı büyük bir zeytinyağı üretim köyü olan Lyrboton Kome’deki 2 bin 200 yıl önceki yaşantının arkeopark düzenlemesiyle canlanacağını dile getiren Başkan Tütüncü, “Antalya’nın şehir merkezinde çok önemli bir antik kenti, arkeolojik değeri olan bir alanı ziyarete açtık. Varsak’ın hemen üzerinde 2 bin 200 yıllık bir zeytin işleme merkezinin bulunduğu, çok farklı bir vakıf kültürünün şehrimizde görüldüğü çok özel bir antik kent Lyrboton Kome Antik Kenti” diye konuştu. Arete isminde bir kadın yöneticinin işleyişi yönettiğine dikkati çeken Tütüncü, “O şehri yaklaşık 5 yıl kazarak gün yüzüne çıkarttık. Bu, Türkiye’de tamamıyla belediye imkanlarıyla kazılan ilk ve tek antik kent. Türkiye’de ikinci bir sadece yerel yönetim imkanlarıyla kazılan, gün yüzüne çıkartılan antik kent bulunmuyor. Yaklaşık 1.5 yıldır ziyarete açık olan bu alan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın projesiyle de bir arkeoparka dönüşüyor” dedi.

KENT MÜZESİ HAYALİ GERÇEK OLDU

Üçüncü dönemde en önemli yaklaşımlarının başta Dokuma Park olmak üzere gereçekleştirdikleri kültür-sanat projeleri olduğuna dikkati çeken Başkan Tütüncü, sözlerini şöyle sürdürdü; “Çalışmalarımızı kurumsal bir anlayışa kavuşturmak ve sürdürülebilirliğini temin edici adımlar atmak ana hedefimiz. Buna inanıyorum ki bizden sonra gelenler de esteseler de istemeseler de bu çalışmaları devam ettirmek zorunda kalacaklar. İsteyerek devam ettirmeleri halinde elde ciddi bir deneyim, tecrübe ve kurumsal işleyiş görecekler, bu da şehrin kazanması açısından faydalı olacak. Antalya 25 yıldır Kent Müzesi’nin hayalini konuşuyordu. Biz onu sessiz sedasız tamamladık. Şu an açılış için gün sayıyoruz. Müzeyi ziyaret edebilir, Antalaya’nın 500 bin yıllık tarihinin çeşitli kesitlerinde farklı duygular yaşayabiliriz, özellikle son 200 yılına da ışınlanabiliriz. Ziyaret edenler de bu vesileyle güzel bir zaman yolculuğu yapmış olacaklar.”

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 17. GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ’NDE ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD lokomotifi ve sponsorluğunda, tüm yıla yayılan etkinlikleriyle 2019 yılında ‘Değer Katan Akıllı Teknolojiler’ temasıyla gerçekleştirilen ANSİAD 17. Girişimcilik Günleri, bu yıl da taş taş üstüne koymaya devam ediyor.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından bu yıl 17’ncisi gerçekleştirilen ANSİAD Girişimcilik Günleri Ödül Töreni ve Kapanış Kokteyli Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Geceye, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, , T.C. Dışişleri Bakanlığı Antalya Temsilcisi Avni Aksoy, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Diler, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Ali Bahar, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Cihangir Deniz, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkan Vekili ve ANSİAD üyesi Halil Bülbül, TMMOB İnşaat Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Dr. Ebru Manavoğlu, Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Antalya Teknokent A.Ş. Genel Müdürü İbrahim Yavuz, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan ve çok sayıda iş insanı katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştirilen ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Tam 17 yıl önce girişimcilik hikayelerimizi paylaşarak başladığımız ANSİAD Girişimcilik Günleri, geçen süre içerisinde, bölge üniversitelerimiz, çeşitli kamu kurumlarımız, meslek odalarımız ve diğer STK’larımız ile güçlenerek bir ekosistem oluşturmuş olup, bu yılda Avrupa Birliği – Türkiye Arasındaki Sivil Toplum Diyaloğu’nun Desteklenmesi Hibe programından aldığı hibe ile de uluslararası boyuta ulaştı” dedi.

EN KAPSAMLI GİRİŞİMCİLİK ETKİNLİĞİ

Gençlere yenilikçi fikirler üretme, inovatif düşünme ve teknolojik girişimler konusunda vizyon geliştirmelerine katkı koymaya devam edeceklerini dile getiren Akıncı, “Girişimcilik alanında Türkiye'nin en kapsamlı etkinliklerinden biri olan ANSİAD Girişimcilik Günleri 2017'de ‘İnsan için teknoloji’ 2018 'de ‘Krizde Tekno Girişim’ bu yıl da ‘Değer Katan Akıllı Teknolojiler’ mottosuyla, gençlerimize çeşitli sektörlerdeki girişimler ve inovasyonlar hakkında bilgilendirmeyi, aynı zamanda onları motive edip, kendi hikayelerini oluşturmada itici bir güç olmayı hedef olarak benimsiyoruz” diye konuştu.

KILAVUZUNUZ ATATÜRK OLSUN

ANSİAD’ın 17 yıldır özellikle girişimcilik alanında bölge üniversiteleri ve paydaşlarıyla düzenlemiş olduğu çeşitli etkinlikler ve fikir yarışmaları ile her geçen yıl bu konudaki yapısını ve faaliyetlerini yenilemekte ve geliştirmekte olduğunun altını çizen Akıncı, “Günümüz bilgi çağının getirdiği rekabet ortamı, sadece akademik eğitime sahip olmanın ötesinde; girişimcilik, sosyallik ve güncellik gibi birçok özelliğe de sahip olmayı gerekli kılmıştır. Görevimiz Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek gençlerimize eğitim panel, konferans, seminer, workshop ve hackathon gibi, gelişimlerine katkı sağlayacak uygulamaları, daha da çoğaltarak düzenlemek, onların her türlü teknolojik gelişmelerine katkı koyabilmek, bu alanlarda bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır” dedi. ANSİAD 17. Girişimcilik Günleri etkinliklerinde destek veren bütün paydaşlara teşekkür eden Akıncı “Hedefimiz yurt içi ve yurt dışı benzer STK'lar ve şirketlerle iletişim gücünü güçlendirerek, tüm bölge üniversitelerimiz ve paydaşlarımızla birlikte, gençlerimizi ulusal ve uluslararası platformlara taşımak istiyoruz. 17. Girişimcilik Günleri kapsamında fikir yarışmasında ödül alan gençlerimizi gönülden kutlarım. Yolunuz açık, kılavuzunuz Mustafa Kemal Atatürk olsun” diye konuştu.

GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ’NİN KONUĞU TÜSİAD BAŞKANI KASLOWSKİ

ANSİAD 17. Girişimcilik Günleri’nin ödül töreninde konuk konuşmacı olan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, Antalya’nın önde gelen sektörlerinden olan tarım sektörünün, sensörler, Internet of Things gibi dijital teknolojilerle yüksek katma değer yaratılabilen sektörlerden biri olarak öne çıktığını kaydetti. Kaslowski, “Tarımda, dijital teknolojiler sayesinde elde edilen verilerle gözlem ve ölçmeye imkan veren, ‘precision agriculture’ gittikçe yaygınlaşıyor. Bu sayede sınırlı kaynaklarla verimliliği ve üretimi optimize etmek mümkün” diye konuştu. Simone Kaslowski, Antalya bölge ekonomisi için olduğu kadar, ülkemiz ekonomisi ve istihdamı için de son derece önemli bir yeri olan turizm sektöründe cironun, karlılığın ve katma değerin artırılması için dijital platformların kullanılmasının çok önemli olduğunu kaydetti. Büyük verinin kullanılması ile turistlerin eğilimlerini öngörmeye ve buna göre bölge, ürün stratejileri geliştirmeye yarayacak çözümler üretilmes konusuna değinen Kaslowski, “Turizmin katma değeri yüksek bir sektör olmasını sağlıyor. Bu paralelde, ülkemizde de mevcut ve potansiyel turistlerin yarattığı büyük veri ile davranış ve eğilimlerin eş zamanlı ölçülmesini ve buna yönelik etkin ve stratejik sektörel politikalar oluşturulmasını TÜSİAD olarak kritik önemde görüyoruz” dedi.

ANSİAD GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ’Nİ KIYMETLİ BULUYORUZ

Dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de startup’ların yeni ekonominin oyun kurucusu konumuna geldiklerine şahit olduklarını dile getiren Kaslowski, “Startup’ların tetiklediği girişimcilik dönüşümünün dışında kalmamak ve dünyaya çözüm üreten girişimler yetiştiren güçlü bir ekosistemi Türkiye’de inşa etmek için, son on yılda girişimcilik konusuna ağırlık verdik. 2011 yılında Türkiye’deki girişimcilik ekosistemine katkıda bulunmak ve genç girişimciliğini desteklemek amacıyla ‘TÜSİAD Bu Gençlikte İŞ Var!’ı başlattık. 2015 yılında ise girişimcilik konusunu çok yönlü bir bakış açısı ile ele almak hedefiyle ‘TÜSİAD Girişimcilik ve Gençlik Yuvarlak Masasını’ ve ‘Kurumiçi Girişimcilik Çalışma Grubu’nu kurduk” diye konuştu.  Erken yaşlardan başlayarak, insan kaynağımızın nitelikli eğitimle güçlendirilmesine ve hayat boyu öğrenme anlayışının yerleştirilmesine azami önem verilmesi gerektiğini dile getiren Kaslowski, “Eğitim politikalarının dijital dönüşüm çağının dinamiklerini de dikkate alarak şekillendirilmesi, gençlerimizin geleceğe en iyi şekilde hazırlanmasına destek olacaktır. Bu sene 17ncisi düzenlenen ANSİAD Girişimcilik Günlerinin düzenli olarak konuyu gündemde tutmasını da bu açıdan çok kıymetli buluyoruz” dedi.

BAŞARILI GİRİŞİMCİ AHMET ERDAL

2019 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü, güncel teknolojilerin kullanıldığı, otel ve acente otomasyon programı Sedna Agency ile turizm sektörüne yönelik sektörel proje ve yazılım üretimi konusundaki başarılı ve örnek girişimciliğinden dolayı, KOD Yazılım Ltd.Şti. Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü, ANSİAD Üyesi Ahmet Erdal’ın oldu. Erdal’a ödülünü, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal verdi.

GÜNGÖR PEKŞEN ÖZEL ÖDÜLÜ PROF. DR. YUSUF M. ÖRNEK’İN

Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı değerli girişimci iş insanı merhum Güngör Pekşen anısına 2010 yılından bu yana ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Özel Ödülü’nün sahibi bu yıl, Ansiad Küçük Felsefe Okulu projesine ve Ansiad Girişimcilik Günleri felsefe oturumlarına yaptığı katkı, gerek bölgedeki, gerekse yurt genelindeki konferanslarıyla ANSİAD üyeleri arasında ve Antalya’da felsefenin yaygınlaştırılması amacıyla gösterdiği gayret nedeniyle Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve ANSİAD Turizm Sektörü Üyesi Prof. Dr. Yusuf M. Örnek oldu. Prof. Dr. Örnek’e ödülü, ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Hilmi Ünsal ve T.C. Dışişleri Bakanlığı Antalya Temsilcisi Avni Aksoy tarafından takdim edildi.

ANSİAD GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİNE KATKI VERENLERE TEŞEKKÜR

ANSİAD Girişimcilik Günleri’nin gerçekleştirilmesinde yıllardır verdiği özverili mesai nedeniyle ve her yıl taş taş üstüne koyarak etkinliği daha yukarı taşıyan ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın’a,

ANSİAD 17. Girişimcilik Günleri’ne katkı veren Akra Hotel adına Gökhan Polat’a, konferansları ve 5. Liselerarası Fikir Şenliği’ne vermiş olduğu katkılardan dolayı Sivil Tarih Yazarı ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Bekir Bülend Özsoy’a, Antalya, Burdur ve Isparta'da üniversitelerde 'Girişimcilik ve Sorumluluk Taşıyan Liderlik' konferanslarıyla yeni ufuklar açan Zürih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi İşletme ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mathias Schüz'e ve ANSİAD Girişimcilik Günleri paydaşlarına teşekkür belgeleri takdim edildi.

7. İŞ FİKRİ YARIŞMASI’NIN KAZANANLARI

Ön Lisans ve Lisans Kategorisi

7 Üniversiteden 140 proje ile 294 öğrencinin başvurduğu, ‘Bi Düşün Sen Bulursun’ sloganıyla, bu yıl 7’ncisi gerçekleştirilen İş Fikri Proje Yarışması’nda ön elemeyi geçen 25 proje içerisinde Ön Lisans ve Lisans ile Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde ilk üç başarılı proje ödülün sahibi oldu.

Ön Lisans ve Lisans kategorisi birincisi, “Boogha Akıllı Priz”  ile Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi öğrencileri Kaan Kartal, Celil Buğra Karacan, Mustafa Kosif, Burakhan Doğan,

Ön Lisans ve Lisans kategorisi ikincisi, ‘‘Online Geri Dönüşüm” ile Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Recep Tayyip Çam,

Ön Lisans ve Lisans kategorisi üçüncüsü, “Arı Saldırılarına Karşın Doğal Yara Bandı” ile Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi öğrencileri Sedef Sena Sertel, Gizem Orun, Murat Kodaloğlu oldu.

 

Yüksek Lisans ve Doktora Kategorisi

Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi birincisi, “Yeni Nesil Nanomalzeme Tabanlı Biyouyumlu Pedikül Vida Üretimi” projesi ile Akdeniz Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Hakan Çakın, Prof. Dr. Afşin Güngör,  Araştırma Görevlisi Dr. Hasan Özdoğan, Dr. Öğretim Görevlisi Onur Karaman, Öğretim Görevlisi Yiğit Ali Üncü,

Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi ikincisi, “Raylı Sistemlerde Yapısal Bozulma Tespit Cihazı” projesi ile Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri Emre Uygun, Elif Ceren Gök,

Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi üçüncüsü, “Nanorobotlar ile Kanserli Hücrelerin Tespiti ve Yok Edilmesi” projesi Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi öğrencisi Mücahit Mutlu Atış oldu.

Ödül töreni, kapanış kokteylinin ardından sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basib@ansiad.org.tr    

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


İŞLETMELER DOĞA VE GEZEGENDEN SORUMLUDUR

Prof. Dr. Shüz, “Ekonomi, sosyal ve ekolojik düşünülmeli, hepsi bir arada olmak zorunda. Sorumluluğun boyutlarının hiçbirinden diğerinin lehine vazgeçilemez” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 17’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve ANSİAD üyesi Prof. Dr. Yusuf M. Örnek’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Zürih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi İşletme ve Hukuk Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mathias Schüz oldu.  ‘Sorumluluk Taşıyan İş İnsanının Özellikleri’nin konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. Toplantı öncesinde ANSİAD üyeliğine kabul edilen Duran Fide sahibi Ergün Duran, Güney Makine Ltd. Şti. sahibi Ömer Erkılınç, Özgün Islak Hacim Ekipmanları Mühendislik Ltd. Şti. Sahibi Osman Güngör, Artı Banyo Sistemleri Ltd. Şti. Sahibi Ahmet Bilgiç ve Ahmet Kasapoğlu Mobilya, Ahmet Kasapoğlu Contract, Aima Interiors, Aima İnteriors UK Yönetim Kurulu Üyesi E. Özgür Kasapoğlu’na ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Prof. Dr. Mathias Schüz tarafından üyelik belgeleri ve rozetleri takdim edildi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD 17. Girişimcilik Günleri kapsamında 6- 7- 8 Aralık 2019 tarihlerinde Antalya Teknokent A.Ş. Kuluçka Merkezi salonlarında düzenlenen Antalya IOT Hackathonu’na desteklerinden dolayı Antalya Teknokent A.Ş. Genel Müdürü İbrahim Yavuz’a teşekkür plaketi takdim etti.

EKONOMİ SOSYAL VE EKOLOJİK DÜŞÜNÜLMELİ

İşletmelerde, şirketlerde sorumlu liderlerin kendi kurumlarının yanında gezegeni de göz önünde bulundurmaları, etik ve duygusal bir zekaya sahip olmaları gerektiği belirtildi. Ekonominin etik için özel bir durum olduğunu belirten Schüz, alışverişte her iki tarafın da kazanması, almak ve vermek arasında bir dengenin olması gerektiğini söyledi. Lider insanın sosyal anlamda bir arada yaşamayı, ortakları için kar ve refah için tüm doğa ve gezegenden de sorumlu olduğuna dikkat çeken Schüz, “Lider insan ekolojik bilançoyu, gezegen için bilançoyu çıkarmalı. Ekonomi, sosyal ve ekolojik düşünülmeli, hepsi bir arada olmak zorunda. Sorumluluğun boyutlarının hiçbirinden diğerinin lehine vazgeçilemez” diye konuştu.

HER İKİ TARAFTA KAZANMALI

Salondaki iş insanlarına “Etik ile ekonominin ilişkisi ateş ve suyun ilişkisine mi benzer?” sorusunu yönelten Schüz, İsviçre'de pek çok iş insanının etik ve ekonominin birbiriyle bağdaşmayacağı yönünde görüşe sahip olduğunu söyledi. Ekonominin etik için özel bir durum olduğunu vurgulayan Schüz, ekonomik eylemde takasın söz konusu olduğunun altını çizdi. Takasın her iki tarafın da bir şeyler kazandığında iyi olduğunu kaydeden Schüz, “Almak ile vermek arasında bir denge olmalı. Ben verdiğimden çok alırsam bu bir çalma, kandırma, aldatmadır ve takas değildir. Aldığımdan daha çok verirsem de armağan etmiş, lütfetmiş olurum. Ekonomik eylem, aldatmayla lütuf arasındaki dengenin ortada sağlanması demektir. Hakkaniyetli bir takas, almak kadar vermektir. Takas için hakkaniyet önemlidir. Çünkü takas yapanların hiçbiri karşısındaki tarafından kandırılmak istemez. Etiğin altın kuralının geçerli olmasını isterler. Altın kural, ‘Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, başkasına da öyle davran’. Eğer aldatılmak istemiyorsan, karşındakini de aldatma” dedi.

HAKKANİYETLİ TAKAS İÇİN 3 KURAL

Hakkaniyetli bir takas için faydacılık, ödev ve erdem etiğinin önemli olduğunu vurgulayan Schüz, tüm paydaşlar için sonuçlarının düşünülmesinin, insan haklarının göz önünde bulundurulmasının ve empati yapılarak dürüstlüğün huy edinilmesinin takasta güvenilirlik için önemli olduğunu söyledi. Dünyada geçerli olan global ekonomide insanların karşısındakini artık görmediğine dikkati çeken Prof. Dr. Schüz, “Günümüzdeki problem ekonomi yapmaktan çok egoyu desteklemek. Biz eğer bir ürün alacaksak değer yaratma zincirindeki bütün öğeleri tek tek gözden geçirmek durumundayız. Biz doğal kaynaklarımızı kullanmak için doğadan alıyoruz” dedi. Akıllı telefonların hammaddesinin doğadaki minerallerden alındığına dikkat çeken Schüz, “Bütün akıllı telefonlar nadir bulunan bir maden olan Koltan madenine ihtiyaç duyar” diyerek çocuklar tarafından Kongo'daki mağaralardan Koltan madeninin çıkarılmasındaki güçlüğe işaret etti. Burada hakkaniyetli bir takasın söz konusu olmadığını belirten Schüz, “Doğadan alıyorsunuz ama doğaya bir şey vermiyorsunuz. Çocuklar söz konusu olduğunda da kesinlikle hakkaniyetli bir takas söz konusu değil” dedi.

PAYDAŞLARIN BİLİNCİ ARTIYOR

Firmaların sürekli olarak yeni fikirler ortaya çıkarmak zorunda ve verimli çalışan insan kaynaklarına ihtiyaçları olduğuna dikkat çeken Schüz, sözlerini şöyle sürdürdü; “Firmalar sadece ortaklara sahip değil. Aynı zamanda bir sürü paydaşları var. Sadece şirketin yönetim kurulları değil aynı zamanda bütün STK'lar, çalışanlar, onların etrafındakiler bu zincirin bir parçası. Bu paydaşların bilinci sürekli olarak artıyor ve sorgulamaya başlıyorlar. Takasın hakkaniyetli olup olmadığı sorgulamaları gittikçe artıyor. Bunun bir nedeni de gittikçe artan şeffaflık. En önemli nedeni de yeni teknolojiler.”

KAR, İNSANLAR VE GEZEGEN

İşletmelerin kendi sorumluluğunu taşımak zorunda olduğunu vurgulayan Schüz, sözlerini şöyle sürdürdü; “Kendi yapıp ettiklerinizle ilgili olarak bunların olası sonuçları ve bu sonuçların hangi merciler önünde korunması ya da yanıtlanması gerektiğini göz önünde bulundurun. Artık sadece şirket ortaklarına odaklanma konusu aşılmış vaziyette ve bugün şirketlerde 3'lü bir sorumluluk yapısından bilançodan bahsediliyor. Kar ve zararı gösteren bilançonun dışında, ekonomik ve sosyal bilançoyu da ortaya çıkarmak zorunda. Bu bilanço, işletmenin hangi hakkaniyetli takasları hangi paydaşlarla yaptığını gösteriyor. Üçüncü bilanço, şirketin yapıp ettikleriyle veya yapmadıklarıyla doğayla ilgili ekolojik bilanço. Bu sayede bütünün, gezegenin tamamı için ne yaptığıyla ilgili bilanço çıkarmak. Kar, insanlar ve gezegen bilançoda dengeli olmalı."

SORUMLU LİDERLİK

Sorumlu bir liderin taşıması gereken özelliklerden bahseden Schüz, "İşleri nasıl yapması gerektiğini bilmeli. İş bitirici, verimli olmalı. İnsanlara hizmet eden ve bütün paydaşlara saygı gösteren olmalı. Gezegenin tamamını göz önünde bulunduran bir vizyoner olmalı. Bütün gezegenin hayatta kalması için vizyonlar, bilgelik geliştirmeli. Bütün çeşitliliği göz önünde bulundurarak inançlara saygılı olmalı” şeklinde konuştu. Antik dünyanın Kairos adında fırsatlara sahip olduğu düşünülen bir tanrısı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Shüz, “Bundan anlaşılacak olan, aniden kendini gösteren ve çabucak yakalanması gereken şansın bir fırsat olarak görülmesidir. Uzun süre tereddüt eden kişi onu kaçırır ve Kairos’un ensesindeki saçsız olan kısma el atmış olur. Öyleyse şans edilgin bir şekilde duran kişinin karşısına çıkan bir şey değil, onu tereddüt etmeden yakalamayı gerektiren etkin bir yetenektir. Talihin olumlu fırsat penceresi çok uzun süre artılar ve eksiler üzerinde kafa yoranlara kapanır” dedi. Toplantı soru ve cevapların ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Toplantı Başkanı Prof. Dr. Yusuf M. Örnek’in, Prof. Dr. Mathias Schüz’a günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.  

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TECRÜBELER REFERANS OLMAKTAN ÇIKTI

Cansen Başaran-Symes, “Geçmiş tecrübelerimiz geleceği öngörebilmek için referans olmaktan çıktı.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 16’ncı Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Koppert Biyolojik Mücadele ve Polinasyon firması sahibi Ali Eroğlu’nun gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Allianz Sigorta A.Ş. ve Allianz Hayat ve Emeklilik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı & TÜSİAD Eski Başkanı Cansen Başaran-Symes oldu.  “Çok Boyutlu Küresel Dönüşüm Rüzgarları” konusunun konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. Dünyanın büyük bir dönüşüm içerisinde olduğunu, küresel dönüşüm rüzgarlarının çok güçlü estiğini söyleyen Cansen Başaran-Symes, “Geçmiş tecrübelerimiz geleceği öngörebilmek için referans olmaktan çıktı. Ekonomiden jeopolitik dengelere, hiçbir şey önceki gibi değil artık. Her şey değişebilir. Giderek bireyselleşen bir dünyada ait olma biçimleri de dönüşüme uğruyor” dedi.

DENGELER DEĞİŞİYOR

Küresel dönüşümün 90’lar kadar iki kutuplu bir dünyada yaşanmadığına dikkati çeken Başaran-Symes, “Dünya yerini çok kutuplu ve oldukça karmaşık bir yapıya bırakmış durumda. Küresel çapta eski hegemonyalar biterken, yeni güç merkezleri beliriyor, mevcut bloklar hızlı şekilde biçim değiştiriyor” diye konuştu. TÜSİAD Dış Politika Forumu tarafından hazırlanan ‘Uluslararası Sistem ve Kurallara Dayalı Dünya Düzeni; Çok taraflı denge arayışları’ raporuna değinen Başaran-Symes, “Küresel rekabette giderek ön plana çıkan teknolojik inovasyon gücünün, bilgi toplumu, bilimsel bilgi birikimi, yetişmiş insan gücü ve bunlara ayrılan kaynaklarla doğrudan ilişkili olduğu, yumuşak gücün ise, karşı tarafı kuvvete başvurmaksızın kendi isteğiyle yanına çekebilme yeteneği olduğu vurgulanıyor” dedi. Çok kutuplu rekabet yapısında kutupları oluşturmaya aday ülkeler AB, ABD, Çin ve Rusya olduğunu kaydeden Başaran-Symes, “Bu aktörlerin farklı yetenekleri aynı düzlemde eşit olarak dağılmadığından, yeni düzen asimetrik birçok kutupluluğa doğru gidiyor” diye konuştu. 

EKONOMİ HUZURSUZ

Günümüzde ülke ekonomilerinin teknolojik inovasyon gücü ve yumuşak güce ne kadar bağımlı olduğunu gün be gün deneyimlendiğini kaydeden Başaran-Symes, “Türkiye’nin çevresindeki jeopolitik gelişmeler de bunun canlı örneği. Ekonomide, gelir dağılımında eşitsizlik sorunu, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, küresel büyümede görülen yavaşlama, belirsizlikler, çalkantılar ve daha birçok ciddi sorun karşısında bugün dünya ‘yama’ niteliğinde çözümlerle sonuç almaya çalışıyor” dedi. Kompleks sorunlara basit çözümler getirilmeye çalışıldığını dile getiren Başaran-Symes, “Halbuki bu sorunlarla ve risklerle başa çıkmada da yeni yaklaşımlar gerekiyor. Ekonomi şu anda giderek artan bir şekilde huzursuz, büyüme ise ‘istikrarsız’ görünüyor” diye konuştu. Bazı sektörlerde ve bazı ülkelerde, özellikle de yüksek borçlanması olan ve bu borçlanmayı yerel para birimlerinde yapmamış olanların dikkatle izlenmesi gerektiğini dile getiren Başaran-Symes, “Hepsi birer risk oluşturuyor. Ekonomilerin çoğu finansal piyasalardaki rahatsızlıktan dolayı aşağı yönlü risklere karşı savunmasız ve ticaret politikalarında artan gerilim ekonomileri daha da yavaşlatıyor” dedi.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER RİSK OLUŞTURUYOR

2020 yılında aşağı yönlü revizyonların gelişmekte olan ülkelerden geldiğine dikkati çeken Cansen Başaran-Symes, “Mevcut ekonomik konjonktüre baktığımızda bu hassas süreçte yanlış politikalardan kaçınmak ve riski hiç olmadığı kadar doğru yönetmek gerekiyor. Biliyorsunuz IMF küresel büyüme tahminlerini yeniden düşürdü, 2019 büyüme tahminini % 3,2’den % 3 seviyesine çekti. 2020 tahminleri ise % 3,5’ten % 3,4’e indi” diye konuştu. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)’nin, Türkiye’nin 2019 ve 2020 büyüme tahminlerini yükselttiğini dile getiren Başarn-Symes, “Türkiye için 2019 ekonomik büyüme tahminini -% 0,3’ten + % 0,3’e, 2020 tahminini ise % 1,6’dan % 3’e yukarı yönlü güncelledi. OECD, küresel çaptaki tahmininde % 2,9 ile küresel krizden bu yana en yavaş büyümeye dikkat çekti” dedi. 2020 yılı ABD büyüme tahmini yukarı yönlü iken Euro bölgesinde de hafif bir aşağı yönlü revizyon söz konusu olduğunu belirten Başaran-Symes, “Mevcut belirsizlikler ve küresel gelişmeler iş dünyasını ve tüketici güvenini olumsuz yönde etkileyerek yatırım kararlarının askıya alınmasına yol açıyor. Negatif faizlerin Avrupa’da hane halkı gelirlerine olumsuz yansıdığına ve yaşlanan nüfusla birlikte tüketimde de durağan bir seyire yol açtığını görüyoruz. Uzmanlar özellikle Avrupa’da düşük faizlerin ve bol likiditenin büyümeyi destekleyici etkisinin sınırına ulaşıldığının da altını çiziyor” diye konuştu.

700 MİLYAR DOLAR GELİR KAYBI

ABD ile Çin arasındaki ticaret anlaşmazlığının küresel piyasalarda, teknoloji üstünlüğünü sağlamak için yapılan soğuk savaş ve mevcut ticari gerginliklerin gelişmekte olan ülkeleri de olumsuz etkilediğini dile getiren Başaran-Symes, “IMF’in araştırmasına göre ticari anlaşmazlıklar 2020’de 700 milyar dolar milli gelir kaybına yol açabilir, bu rakam, küresel milli gelirin % 0,8’ine karşılık geliyor” dedi. 2008 ile 2017 arasında İngiltere, ABD, AB ve Japonya merkez bankaları küresel ekonomiye 10 trilyon dolar aktardığını belirten Başaran-Symes, “Bu paralar ise maalesef verimlilik artışı için kullanılmadı. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışı küresel çapta düşük faiz oranlarından olumlu etkilenebilir ancak bu olumlu etkinin boyut ve zamanlaması küresel ticaret ve jeopolitik alandaki gelişmelere bağlı olacak gibi görünüyor” diye konuştu.

ALTERNATİF YATIRIMA YÖNELDİLER

ABD’de 12 trilyon dolarlık piyasa büyüklüğüne ulaşan ve son iki yılda yaklaşık % 40 artış yaşayan yeşil bonolar olduğunu belirten Başaran-Symes, “Son dönemde gelişmiş ülkelerde finansal sermaye, ESG (Environmental, Social, Governance) ve SRI (Socially Responsible Investing) olarak da adlandırılan, çevreye duyarlı ve sorumlu yatırım araçlarının dahil olduğu bazı alternatif yatırım sınıflarına yönelmeye başladı. Evet, gerçekten de politika yapıcılar ve piyasalar artık iklim değişikliğini çok daha fazla ciddiye almaya başladı” dedi. Her yeni dönem, kendine özel yeni kavramları yeni fırsat ve riskleri de beraberinde getirdiğini dile getiren Cansen Başaran Symes, sözlerini şöyle sürdürdü; “Uzun yıllardır ekonomi alanında en saygın uzmanlardan olan Osman Ulagay’ın 13 Kasım tarihli köşe yazısından bir alıntı paylaşmak istiyorum. ‘İyimser hikayeye inananlar, dünya ekonomisindeki ve ticaretindeki duraklamanın en önemli nedeni olan ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının uzlaşmayla sonuçlanacağını, bunun uzantısında dünya imalat sanayiinde gözlenen ciddi gerilemenin duracağını ve gerileyen özel sektör yatırımlarının canlanacağını, şirket karlarının da 2020’de yeniden artışa geçeceğini” umuyor. Ve 2020 yılının, karamsar hikayeye inananların resesyon beklentilerini boşa çıkaracak bir yıl olacağı beklentisindeler. Ancak, küresel ekonomi için iyimser hikayeler yazarken acele etmemek gerektiğini savunanların da olduğuna dikkat çeken Ulagay’ın vurguladığı gibi: ABD-Çin ticaret savaşının mutlu sona varacağını varsaymak için erken olduğunu düşünenler de hayli fazla.”

PAYDAŞ KAPİTALİZMİ

Ülke ekonomileri çalkantılı küresel ortamda yön bulmaya çalışırken bir yandan da ortaya çıkan fırsatları değerlendirmek ve risklerden kaçınmak için olağanüstü bir çaba harcadığını dile getiren Başaran-Symes, “Bugün de yeni fırsatlar ve yeni riskler ortaya çıkıyor. Gündeme çözüm arayışlarını formüle eden yeni kavramlar ekleniyor” diye konuştu. Davos Zirvesi’nin ekonomi temasının bu yıl ‘Paydaş Kapitalizmi’ başlığında toplanacağını kaydeden Başaran-Symes sözlerini şöyle sürdürdü; “Küresel ekonominin nabzını en iyi tutan, ekolojiden teknolojiye ve jeopolitiğe, ekonomiyi etkileyen birçok alanda dünyanın gündemini belirleyen Davos Zirvesi, bu yıl katılımcılarını “Bir arada ve sürdürülebilir bir dünya için paydaşlar” başlığı altında bir araya getirecek. 2020 Ekonomi Zirvesinde gündemin ana teması bu yıl ‘Paydaş Kapitalizmi’. Paydaş kapitalizmi, ortak çözümlere paydaşlar olarak herkesin birlikte el atmasını öngören yeni çözüm önerilerini ifade ediyor. İklim Değişikliği ve Küresel ısınma da diğer yandan gündemde olan sıcak konu başlıklarından biri.”

ÇEVİK OLMAK VE HIZLI KARAR ALMAK

OECD tahminlerine göre önümüzdeki 15-20 yılda işlerin ortalama yüzde 14’ünün yüksek otomasyon riski altında olduğunu belirten Cansen Başaran-Symes, “İstisnasız her alanda ‘olmazsa olmaz’ değerinde olan dijital dönüşüm, potansiyelimizi kullanmayı yıllarca beklemeye izin vermeyecek kadar dinamik. Şirketler ve karar vericiler hızlı olmak ve eyleme geçmek zorunda” dedi. Stratejinin, bir planlama süreci olmaktan öte, bir yaratma süreci olduğunu dile getiren Başaran-Symes, “Hepimizin sorması gereken en önemli soru da şu: Devrim yaratacak stratejimiz var mı? Varsa, kurumumuz bu stratejiyi uygulayabilecek yetenekleri çekebiliyor mu? Bunun yanıtı evet ise, peki, bu yetenekleri elde tutabiliyor mu? Strateji, geleceğe dönük öngörüler yapmak değil, sağlıklı öngörüler doğrultusunda geleceği yönlendirebilmektir. Strateji, değişime liderlik etmektir” diye konuştu. Kurumlarda çevik yaklaşımın önemine değinen Başaran-Symes, “İşletmeler bu hızlı değişim ve belirsizlik döneminde çevik olmanın, hızlı karar almanın ve bu kararları hızlı ve doğru şekilde hayata geçirebilmenin önemini çok daha iyi fark ediyor” dedi.

KAÇINILMAZ KOŞULLARDAYIZ

Ulaşmak istediğimiz bilgiye dijital asistan uygulamaları sayesinde akıllı telefonumuz üzerinden konuşarak hızla ulaşabildiğimizi kaydeden Başaran-Symes, “Kurumların operasyonel verimliliğini en üst düzeye çıkartan robotik süreç otomasyonu, çalışma ve üretim biçimlerini hızla değiştiriyor. Nesnelerin İnterneti hızla gelişiyor ve beklenen gerçek değerini ortaya koymaya başlıyor” diye kouştu. Antalya’nın turizm merkezi olmasının yanında, önemli bir tarımsal üretim merkezi olduğunun altını çizen Başaran-Symes, “Bazılarımız tarım sektörünün dijital dönüşüme dirençli olduğunu düşünebilir ancak tarımsal faaliyetler alanında da çok ciddi bir değişim ve dönüşüm söz konusu. Nesnelerin interneti teknolojileri, toprak analizleri, geniş tarım alanlarının uzaktan kontrolünü ve acil durumda önlem alınmasını sağlayan sistemler, gelişmiş ve hassas sensörler, veri analitiği ve robotik tarım araçları ile tarımsal verimlilikte çok büyük fark yaratıyor. Ülkemizin buna çok ihtiyacı var” dedi. İşbirlikçi ve ortak kaynaklarda birbirine yaslanarak yaşamayı öğrenecek yepyeni bir dünya hayal ettiğini belirten Başaran-Symes, “Evet, hepimiz yeni dünya düzenine hazırlıklı olmalıyız. Yakın zamanda en yetkin eserlerden biri olan ‘After Europe’u yazmış olan ünlü Bulgar düşünür Ivan Krastev’in belirttiği gibi, “düşünülemez olanın bir süre sonra kaçınılmaz hale geldiği koşullardayız” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Toplantı Başkanı Ali Eroğlu’nun, Cansen Başaran-Symes’a günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.  

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ’NDE DEĞER KATAN AKILLI TEKNOLOJİLER

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından bu yıl 17’incisi ‘Değer Katan Akıllı Teknolojiler’ temasıyla gerçekleştirilen ANSİAD Girişimcilik Günleri’nin tanıtım toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, Necdet Alkandemir, İlhan Karakaya, Sarper Dermut ve Girişimcilik Ekosistemi paydaşlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın faaliyetler ve program hakkında bilgi verdi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı yaptığı açılış konuşmasında, bu yıl 17’ncisini düzenlemekten onur duydukları Girişimcilik Günleri etkinliği ile lise ve üniversite öğrencilerini girişimcilik konusunda cesaretlendirmeyi ve yaratıcı fikirlerinin ortaya çıkmasını sağlamayı planladıklarını söyleyerek, “Ulusal ve uluslararası platformlarda gençlerimizin fikirleri ile oluşturdukları projeleri uygulayabilir hale gelmeleri için de ‘Girişimciliğin Ortak Dili’ isimli AB projesini yürütüyoruz” dedi.

BATI AKDENİZ ÜNİVERSİTELERİ FİNALDE

Etkinliklerin gerçekleşmesinde emeği geçenlere teşekkürlerini sunan Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, “Bu yıl 5’incisi düzenlenen Liselerarası Fikir Şenliği ile başlayan Girişimcilik Günleri’miz, ANSİAD Melek Yatırım ve Girişim Mühendisliği Günü etkinliğimiz ile devam ediyor” diye konuştu. ANSİAD Girişimcilik Ekosistemi Projesi, 7. İş Fikri Yarışması Ön Eleme Jürisi’nin de gerçekleştiğini kaydeden Yargın, “Bi Düşün Sen Bulursun mottosuyla yola çıktığımız ve bölgedeki 7 üniversiteden 140 projeyle 294 öğrencinin katıldığı yarışmada 30 finalist jüri karşısına çıkmaya hak kazandı” dedi. Yarışma, Batı Akdeniz Bölgesi’nde yer alan Akdeniz Üniversitesi, Antalya Bilim Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi ve Alanya Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi’nde öğrenim gören önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora programı öğrencileri ve doktora kategorisine başvurmak kaydıyla öğretim elemanlarını kapsamakta” dedi. ANSİAD 5. Liselerarası Fikir Şenliği ile etkinliklerin start aldığını kaydeden Yargın, “Etkinliğin amacı, öğrencilerin girişimci olma niyetlerini güçlendirmek, girişimcilik becerilerine bilimsel katkı sağlamak, takım çalışması ve sunuş kabiliyetlerine katkı sağlamaktır” dedi

AKDENİZ’DE BİR İLK ANTALYA HACKATHON’U

Antalya, Burdur, Isparta ve Alanya illerinden üniversite öğrencilerinin katılımıyla düzenlenecek olan “Antalya Hackathonu” hakkında bilgiler veren Yargın, “100 öğrencinin katılımıyla ve Habitat Derneği, Microsoft desteğiyle kesintisiz 48 saatlik bir teknoloji eğitimi olacak. Buradaki hedefimiz, öğrencilere yazılım ile ilgili girişim fikirlerini üretebilmek” diye konuştu.

SAVAŞ TARİHİNDE İNOVASYON

ANSİAD Girişimcilik Günleri mottosunun ‘Değer Katan Teknolojiler’ olduğuna değinen Yargın, “Bu konuya tarihsel bir bakış açısı kazandırmak amacıyla yine Batı Akdeniz üniversiteleriyle birlikte gerçekleştireceğimiz, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı & Sivil Tarih Yazarı Bekir Bülend Özsoy’un ‘Savaş Tarihinde İnovasyon ve Girişimcilik’ konferanslarımız olacak” dedi. İnsanlığın teknolojik gelişmelerle birlikte karşı karşıya kaldığı duruma dair felsefi değerlendirmelerin gerçekleştirileceği bir dizi konferans gerçekleştirecek olmasına değinen Yargın, “Zürih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi İşletme ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mathias Schuz’un sunumuyla Girişimcilik ve Sorumluluk Taşıyan Liderlik konusunu konuşacağız. Bölge üniversitelerinde öğrencilere yönelik gerçekleştirilecek konferanslarla öğrencilere felsefi bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

TÜSİAD BAŞKANI SİMON KASLOWSKİ BİZLERLE

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da örnek olabilecek girişimci iş insanlarıyla bir araya geldiklerini kaydeden Yargın, “Bu yıl da Akra Hotel’de gerçekleştireceğimiz ödül törenimizde Organik Kimya San. ve Tic. A.Ş. CEO & Yönetim Kurulu Üyesi ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski’yle bir araya geleceğiz” dedi.

ANSİAD’DA 15 YILDIR TECRÜBE KONUŞUYOR

Gelenekselleşen lise, yüksekokul ve fakültelerdeki girişimcilik derslerinin yıla yayılarak Nisan- Mayıs aylarında “Tecrübe Paylaşımları” adı altında gerçekleştirdiklerini belirten Yargın, “Buna bağlı olarak fakülteler, yüksekokullar, liselerde ANSİAD üyesi iş insanlarımız birçok eğitim-öğretim kurumunda kendi girişimcilik hikâyelerini öğrencilere aktardılar” diye konuştu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’IN KONUĞU BAŞKAN UYSAL OLDU

Muratpaşa Belediye Başkanı Avukat Ümit Uysal, “Beş yıl içinde yeni bir sosyal belediyecilik düzeni kurduk. Sosyal belediyecilik anlayışıyla kentte yeni bir hayat standardı oluşturduk” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 7. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal oldu. ‘Belediyelerde Yerelden Kalkınma Modeli’nin konuşulduğu toplantıya ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Muratpaşa Belediyesi’nin proje ve faaliyetleri hakkında bilgiler veren Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, “Beş yıl içinde yeni bir sosyal belediyecilik düzeni kurduk. Sosyal belediyecilik anlayışıyla kentte yeni bir hayat standardı oluşturduk” dedi. Tüm altyapı sorunlarını neredeyse bitirdiklerini dile getiren Uysal, “İkinci dönemimizde sanatsal, kent estetiğiyle öne çıkan, sosyal faaliyetleir yüksek bir belediyecilikle devam ediyoruz” diye konuştu.

MÜZE ÇALIŞMASINA DETSEK UYSAL’DAN

Kültürel ve sosyal yatırımlarla şehir hayatının standartlarını yükselttiklerini belirten Uysal, “Gerçek ihtiyaçlara yönelik belediyecilik yaparak, Kırcami imar planına hayat verdik. Ermenek’i, Zeytinköy’ü daha yaşanılır bir hale getirmek için yeni planlamalar yaptık. Zeytinköy sınırındaki Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezleri ile kentin ortasına inşaa ettiğimiz Türkan Şoray Kültür Merkeziyle kentin kültürel ve sosyal yaşamına can verdik” dedi. Kültürel belediyeciliğe önem verdiklerini de dile getiren Uysal, ANSİAD tarafından hayata geçirilen ‘Eski Müzemizi Yeni Yerinde İstiyoruz’ kampanyasına da destek verdiklerini kaydederek, “Müze ile ilgili çalışmalarınıza belediye olarak bize düşen konularda tam destek olmak isteriz” diye konuştu. Kamunun iktisattan çekilmesi görüşününn 50 yıl önce konuşulduğunu kaydeden Uysal, “Şu anda da ulus devletler, ulusal sınırlar, ulusların iktisattaki müdahaleleri en sert şekilde uygulanıyor. Dünyada ihtiyaca binaen geliştirilmiş akımların ifadesi niteliğinde. Muratpaşa Belediyesi çeyrek bilanço alabilen bir belediyedir. Bir iktisadi işletme gibi o yılın bilançosunu alabilen, bütçesinin yüzde 99.73’ünü uygulayan bir belediyedir. Bir yıl önce kaç kuruş nereye harcayacaksa onu bir yıl önceden belirleyen bunu piyasaya taahhüt etmiş, bu güveni oluşturmuş bir belediyedir. Hesabımız kuvvetlidir, zaten ben tek maaşlı memur çocuğuyum, bizim hesabımız çok milimetrik ve incedir” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’IN KONUĞU LEYLA ALATON OLDU

2020 yılı için ekonomi beklentilerinin olumlu olduğunu kaydeden Leyla Alaton, “2020 yılında ekonomi çok hızlı bir ivme kazanacak” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 15’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD üyesi ve AKE Assistance - Asansör Yürüyen Merdiven ve Engelli Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Canan Gürkan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı, Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton oldu. ‘Kadının Farklı Rolleri ve Leyla Alaton ile Sohbet’ konusunun konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. Toplantıda, 19 - 27 Ekim 2019 tarihleri arasında ATİK işbirliğiyle düzenlediğimiz 1. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası Ödül Töreni’ne katılamayan ANSİAD üyesi iş insanları, SAV Group sahibi Ali İhsan Sav, Ender Yapı sahibi Ender Kuzucu, Wagner Kablo sahibi Hilmi Ünsal ve Kaşpa Gıda sahibi Macit Günel’e turnuvaya katkılarından dolayı ANSİAD Başkanı Akın Akıncı tarafından plaketleri takdim edildi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, 1.ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’na verdikleri desteklerden dolayı ATİK Yönetim Kurulu Başkanı & Yenigün Reçelleri sahibi Necmi Alpagot, Bilfen Okulları sahibi Abdullah Erdoğan, Arçelik Topaylar sahibi İlhami Sancar Topay, Bahar Group Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Bahar’a verdikleri desteklerden dolayı tekrar teşekkürlerini iletti.

ANSİAD’A 14 YENİ ÜYE

ANSİAD Üye Alım Komitesi tarafından üyeliği onaylanan 14 yeni üye ANSİAD ailesine katıldı. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı ve Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, ANSİAD üyeliğine kabul edilen BHR Süt ve CC Süt Ürünleri sahibi Serkan Bahar, Tekay Otel Donanımları sahibi Seçim Kısa, Kafecan Gıda A.Ş. sahibi Betül Demirok, Nur Elektrik sahibi Fulya Özbek, Aytaş Yapı Malz. A.Ş. sahibi Mehmet Cantürk, Nesibe Aydın Okulları sahibi Recai Kayan, Suat Tunçay İnşaat Ltd. Şti. sahibi Suat Tunçay, Demre Tarım Tur. Teks. Ltd. Şti. sahibi Musa Taşkın, Rem Mimarlık Hiz. İnş. Ltd. Şti. sahibi Zeynep Esengil, Onas Tarım İnş. Ltd. Şti. sahibi Oğuz Şimşek, İris Kozmetik Ltd. Şti. sahibi Figen Gönen ve KA Tasarım İnş. ve Taah. Tic. Ltd. Şti. sahibi Barış Babüroğlu’na üye rozetleri ve üyelik belgelerini takdim ettiler.

MEDİKAL SEKTÖRÜ GELECEĞİN YILDIZI

Antalya'daki turizm faaliyetlerini sonlandırdıklarını aktaran Alaton, “Otelcilik ekonomi ve ülke tanıtımı açısından önemli ve gelişen bir sektör durumunda. İlerleyen dönemde tekrar neden bu sektöre geri dönmeyelim” dedi. Medikal sektörünün ileride Türkiye’nin parlayan yıldızı olacağını kaydeden Alaton, “Bu alandaki şirket sayısının artmasını tahmin ediyorum. Yerli ve milli üretimin ne kadar önemli olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Özellikle medikal sektöründe ülkemizde genç girişimciler yer alıyor. Ayrıca medikal sektörüne olan ilgiyi arttırmak için yatırım ve üretim için dünya genelinde çeşitli fonlar sağlanmakta. Bu sektöre göz çevirilmeli” diye konuştu. Aile şirketi yönetmenin ve işletmenin zor olduğunu dile getiren Alaton, “İlk jenerasyon olduğunuz için çok yoğun bir tempoyla çalışıyorsunuz. Sizin ardınızdan gelen ikinci jenerasyonsa farklı düşünüyor. Bazen şımarıklık gösterebiliyorlar Bu nedenle ikinci jenerasyonun direkt aile şirketinde değil de ilk olarak dışarıda başka şirketlerde çalışması gerekiyor. İyice pişmeleri lazım ki daha sonra yönetim kuruluna alınmalı” dedi.

EKONOMİ İVME KAZANACAK

Hükümetin yerli ve milli üretim konusunda duyarlığı olduğunu düşündüğünü sözlerine ekleyen Alaton, “Biz, şirket olarak memleketimizde üretim yapıyoruz. Hem de medikal alanda. 650 liraya hayat kurtarıyoruz. Yurtdışından alınan stendler, bizim ürettiklerimizden daha pahalıya geliyor ‘ürünler yerli malı mı’ diye bize soruyorlar. Yerli olanı ve milli olanı korumalıyız, İtalyanlardan fabrika satın aldık. Teknolojiyi ülkemize getirdik. Burada 300 kişi çalışıyor. Türkiye markası olabiliriz” diye konuştu. Sektörde öğrenme sürecinin yaşandığını dile getiren Alaton, “Yerli ve milli üretim konusunda hükümetin duyarlı olduğunu düşünüyorum. En azından yerli ve milli üretimin önemini anlamış durumdalar” dedi. Ekonominin önümüzdeki yıl nasıl bir seyir izleyeceği yönündeki düşüncelerini de ANSİAD üyeleriyle paylaşan Alaton, şirket yapılarının sağlam bir ekonomik yapısı bulunduğuna işaret etti. Alaton, “Ana prensibimiz, ekonomide yaşanan şokları ya da zor dönemleri atlatabilmek için sağlam bir finansal yapı oluşturmak, Türkiye için yararlı işlere girmek var. Bunları gerçekleştirdiğiniz zaman şirketinizde deprem olmuyor. 2020 yılı ekonomisi için çok iyimserim. Kötü günlerin geride kaldığını düşünüyorum. 2020 yılında ekonomi çok hızlı bir ivme kazanacak. Özellikle medikal sektör adeta yok satıyor. Kötümser olmamızı gerektiren bir neden yok ki. Gerçekçi olalım, yapıcı olalım, insanlar yeni çareler bulmaya çalışıyor” dedi. Toplantının ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Toplantı Başkanı Canan Gürkan, Leyla Alaton’a günün anısına plaket takdim ettiler.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr 

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’TA TENİS ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle düzenlenen ve 19 Ekim’de başlayan 1. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Kulübü (ATİK)’nün iş birliğinde Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında 320 sporcunun katılım sağladığı ve 19 Ekim’de açılışı gerçekleştirilen 1. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda ödüller sahiplerini buldu. Ödül töreninin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akıncı, “Medeniyetin olmazsa olmaz koşulları vardır, kültür sanat, felsefe ve spor. ANSİAD yıllardır sanat ve felsefe konusundaki çalışmaları ile bu alanlarda kentimize katkı koymaya devam etmektedir. Bu yıl da Cumhuriyeti’mizin 96. yılında ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nı Antalya’mıza kazandırmanın gururunu yaşıyoruz” dedi. Spor alanında da bu yıl eksik olan ayağı tamamladıklarını dile getiren Akıncı, “Biz bu ayağı da tamamlamak, yerine getirmek anlamında ATİK’in değerli başkanı ve aynı zamanda üyemiz olan Necmi Alpagot, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyelerimiz İlhan Karakaya, İsmail Volkan, ANSİAD üyelerimiz Tayfur Ardıç, Derya Dalmaz ve fahri üyemiz Av. Celal Çağcı’nın özverili çalışmalarıyla bu turnuvayı şehrimize kazandırmak adına tertipledik. Emeği geçenlere ve bizi yalnız bırakmayan sponsorlarımıza bu anlamda çok teşekkür ediyorum. Başarıyla mücadele eden sporcularımıza çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

ATİK VE SPONSORLARA TEŞEKKÜR

1.ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’na verdikleri desteklerden dolayı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ATİK Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Alpagot, ATİK Genel Sekreteri Can Uryan ve ATİK Baş Antrenörü Merve Gültekinler Sadi’ye plaketlerini takdim etti. Turnuvaya katkılarından dolayı, Bilfen Okulları sahibi Abdullah Erdoğan, Arçelik Topaylar sahibi İlhami Sancar Topay, Bahar Group Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Bahar ve Weber Yapı Kimyasalları Akdeniz Bölge Müdürü Mithat Özer’e ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Tenis Grubu Üyesi İlhan Karakaya tarafından plaketleri takdim edildi.

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

1.ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda Master Çift Erkekler kategorisinin birincileri Çağlar Özbek, Cem Karayalçın ve Master Çift Erkekler kategorisinin ikincileri Kutsal Korkmaz, Uğur Begen’e ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı tarafından takdim edildi. Master Karışık Çiftler birincileri Yusuf Polat ile Sabina Sadulina ve Master Karışık Çiftler ikincileri Kutsal Korkmaz ile Gözde Tarhan’a ödülleri ANSİAD Tenis Grubu Üyesi ve ATİK Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Alpagot tarafından verildi. 1. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası +30 Karışık Çiftler kategorisi birincileri Hatice Süvari, Serdar Tüfekçioğlu ve +30 Karışık Çiftler kategorisi ikincileri Alaaddin Kürkçü, Canan Emre’ye ödülleri Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Aykut Ege tarafından takdim edildi. Turnuvanın +30 Çift Erkekler kategorisi birincileri Alaaddin Kürkçü ile Özer Kırımlıgil ve ikincileri Can Kurt ile Mustafa Kocabıyık’a ödülleri Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Manavoğlu tarafından verildi. 1.ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda +30 Çift Kadınlar kategorisi birincileri Başak Baharlı, Asuman Algım Kaplan ve +30 Çift Kadınlar kategorisi  ikincileri Hatice Yaveri, Nurşen Acar olurken ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. H. Rana Demirer tarafından takdim edildi. Süper Senyör Çiftler’de birinciler Mehmet Ferit Erkan, Yusuf Kocabaş ve Süper Senyör ikincileri Roni Goldenberg, Ümit Ersun’a ödülleri ANSİAD Fahri Üyesi ve ANSİAD Tenis Grubu Üyesi Av. Celal Çağcı tarafından verildi.  ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda Master Tek Erkekler’de Çağlar Özbek ve Kutsal Korkmaz’a final ödülleri Muratpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Kaçmaz tarafından takdim edildi. Turnuvada +50 Yaş Tek Erkekler kategorisi birincisi Berat İlkul ve ikincisi Şener Özdemir'e ödülleri ANSİAD üyesi ve ANSİAD Tenis Grubu Üyesi Tayfur Ardıç tarafından verildi.  +40 Yaş Tek Erkekler kategorisi birincisi Hulusi Akan ve ikincisi Serkan Yıldırım’a ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Tenis Grubu Başkanı İsmail Volkan tarafından takdim edildi. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası, +40 Yaş Tek Kadınlar kategorisi birincisi Serpil Yıldırım ve +40 Yaş Tek Kadınlar kategorisi ikincisi Anna Commings’e ödülleri ANSİAD Kurucu ve Şeref Üyesi Ercan Evren tarafından verildi.  +30 Yaş Tek Erkekler birincisi Gökhan Kırçıl ve +30 Yaş Tek Erkekler ikincisi Korcan Ateş’e ödülleri ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Bekir Bülend Özsoy tarafından takdim edildi.  ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda, +30 Yaş Tek Kadınlar birincisi Hatice Üçveri ve +30 Yaş Tek Kadınlar ikincisi Banu Selekler’e ödülleri Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Konfederasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan tarafından verildi.  1.ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nın  +18 Yaş Tek Erkekler birincisi Deniz Yıldız ve +18 Yaş Tek Erkekler ikincisi Mehmet Demirkaya'ya ödülleri ANSİAD üyesi ve ANSİAD Tenis Grubu Üyesi Derya Dalmaz tarafından takdim edildi. Teşvik Tek Erkekler birincisi Abdullah Kocaoğlu ve Teşvik Tek Erkekler ikincisi Adem Çelikli’ye ödülleri Weber Yapı Kimyasalları Akdeniz Bölge Müdürü Mithat Özer tarafından verildi.  1. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası’nda Teşvik Tek Kadınlar kategori birincisi Rukiye Tekin ve Teşvik Tek Kadınlar kategorisi ikincisi Gizem Çamlıbel’e ödülleri Bahar Group Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Bahar tarafından takdim edildi.

ÖDÜL ALANLAR;

Master Çift Erkekler 2’leri- Kutsal Korkmaz, Uğur Begen 

Master Çift Erkekler 1’leri- Çağlar Özbek, Cem Karayalçın

 

Master Karışık Çiftler 2’leri- Kutsal Korkmaz, Gözde Tarhan

Master Karışık Çiftler 1’leri- Yusuf Polat, Sabina Sadulina

 

+30 Karışık Çiftler 2’leri- Alaaddin Kürkçü, Canan Emre 

+30 Karışık Çiftler 1’leri- Hatice Üçveri, Serdar Tüfekçioğlu

 

+30 Çift Erkekler 2’leri- Can Kurt, Mustafa Kocabıyık

+30 Çift Erkekler 1’leri- Alaaddin Kürkçü, Özer Kırımlıgil

 

+30 Çift Kadınlar 2’leri- Hatice Yaveri, Nurşen Açar

+30 Çift Kadınlar 1’leri- Asuman Algım kaplan, Başak Baharlı

 

Süper Senyör Çiftler 2’leri- Roni Goldenberg, Ümit Ersun

Süper Senyör Çiftler 1’leri- Mehmet Ferit Erkan, Yusuf Kocabaş

 

Master Tek Erkekler- Çağlar Özbek, Kutsal Korkmaz

 

+40 Yaş Tek Kadınlar 2.’si- Anna Commings

+40 Yaş Tek Kadınlar 1’si- Serpil Yıldırım

+40 Yaş Tek Erkekler 2’si- Serkan Yıldırım

+40 Yaş Tek Erkekler 1’si- Hulusi Akan

+50 Yaş Tek Erkekler 2’si- Şener Özdemir

+50 Yaş Tek Erkekler 1’si- Berat İlkul

 

+30 Yaş Tek Kadınlar 2’si- Banu Selekler

+30 Yaş Tek Kadınlar 1’si- Hatice Üçveri

+30 Yaş Tek Erkekler 2’si- Korcan Ateş

+30 Yaş Tek Erkekler 1’si- Gökhan Kırçıl

 

+18 Yaş Tek Erkekler 2’si- Mehmet Demirkaya

+18 Yaş Tek Erkekler 1’si Deniz Yıldız

 

Teşvik Tek Kadınlar 2’si- Gizem Çamlıbel

Teşvik Tek kadınlar 1’si- Rukiye Tekin

Teşvik Tek Erkekler 2’si- Adem Çelikli

Teşvik Tek Erkekler 1’si- Abdullah Kocaoğlu

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI'MIZ KUTLU OLSUN!

Değerli Basın Mensupları,

Cumhuriyet ile birlikte kazandığımız değerlerimiz,  ülke geleceğimizin, özgür düşüncenin ve bağımsızlığımızın temel taşıdır. Bu doğrultuda tam 30 yıl önce ANSİAD’ın temelleri atılırken, o güne tanıklık eden kurucularımız derneğimizin değerleri kapsamında ilk sıraya “ANSİAD demokratik ve laik hukuk devleti ilkelerine bağlıdır” maddesiyle adım atmışlardır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma hedefinin ancak çağdaş bir devlet ve toplum yapısıyla hayata geçirilebileceği unutulmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 96. kuruluş yıl dönümünde kazanımlarımızı daha ileriye taşımak, demokrasimizi her geçen gün daha da güçlü kılmak ve hukukun üstünlüğünü kabul ederek saygı göstermek bizim için çok büyük önem arz etmektedir.

ANSİAD olarak her dönem olduğu gibi Cumhuriyetimizi güçlü kılacak adımların takipçisi ve destekçisi olmaya devam edeceğiz.

Laik, demokratik ve adalet temelinde bir hukuk devleti olma anlayışıyla temelleri atılan Cumhuriyetimizin teminatı, toplumumuzun azim ve kararlılığıdır. Bu teminat, ülkemizi asırlar boyunca karşısına çıkan bütün zorluklara karşı ayakta tutan önemli bir güç olmuştur. Bu irade ile 96 yıldır ayakta duran Türkiye Cumhuriyeti, dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu savaşları, terör olaylarını ve istikrarsızlıkları bertaraf edecek güçtedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini oluşturan değerler ve bu değerleri daha ileriye taşıyabilecek olan ilkeler, güçlü bir demokrasi ve cumhuriyet ilkelerine bağlı bir hukuk devleti olmakla beraber, ekonomimizi güçlendirecek adımlarla birlikte hızlı bir kalkınma reformudur. Bu reformları hızla hayata geçirmek ana hedef olmalı, ülkemizi çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkaracak sosyal ve siyasal adımlar atılmalıdır.

Topluma çağdaş uygarlığı işaret eden ve bu hedef uğrunda Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini atan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, Cumhuriyetimizin 96. yıl dönümünde bir kez daha minnet ve saygıyla anıyor, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mızı kutluyorum.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ORTADOĞU’DA ATATÜRK ETKİSİ

Suriye meselesinde yapılan hatalardan sonra Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olunduğunu kaydeden Meydan, “Atatürk etkisindeki bir Türkiye asla emperyalizmin bölgedeki oyunlarının bir aktörü olmaz. Başından beri Türkiye’nin yapması gereken şey Suriye toprak bütünlüğü için mücadele etmektir. Ama öyle olmadı” dedi.  

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 14’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD üyesi ve Cantek Group Yönetim Kurulu Başkanı Can Hakan Karaca’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Tarihçi ve Yazar Sinan Meydan oldu. ‘Atatürk Etkisi’ başlığının konuşulduğu toplantıya, Konyaaltı Belediye Başkan Yardımcısı Tuğba Erke Bostan, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda misafir katıldı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda ANSİAD olarak hafta boyunca etkinlik düzenlediklerini kaydeden ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Tam 30 yıl önce ANSİAD’ın temelleri atılırken, o güne tanıklık eden kurucularımız derneğimizin değerleri kapsamında ilk sıraya ‘ANSİAD demokratik ve laik hukuk devleti ilkelerine bağlıdır.’ maddesini koymuşlar. Geçen bu 30 yıllık süreç içerisinde de görev yapmış olan her yönetim bu değere sahip çıkmış olup, bundan sonra da sahip çıkmaya devam edecektir” dedi.

‘CUMHURİYET BİR HALKIN ÖZLEMİDİR’

Cumhuriyetin vazgeçilmez değerleri olduğunun altını çizen Akıncı, “Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyeti sonsuza dek yaşatmak hepimizin görevidir. Çünkü Cumhuriyet, aydınlanmanın adıdır. 96 yıl önce yakılan bir meşaledir” diye konuştu. Cumhuriyet kazanımlarının kirli siyasete alet edilmemesi gerektiğini belirten Akıncı, “Cumhuriyet laiktir. Din, temiz duygular içerisinde kalbimizde yaşasın, kimse kirli siyasetine alet etmesin diye kurulmuştur. Cumhuriyet bir halkın özlemidir. Savaşlardan yorulmuş, yoksul ve viran kalmış ülkesinde, ‘yurtta barış, dünyada barış’ demektir” dedi. Cumhuriyet dönemininin fabrikalar, demir yolları ve kalkınmanın temel taşı olduğunu kaydeden Akıncı, “Cumhuriyet emektir alın terinden akan, namusuyla kazançtır hiç kimseye el açmadan. Cumhuriyet bağımsızlıktır. Devrimlerdir, Atatürk’ün gösterdiği yolda ilerleyen. Cumhuriyet ilimdir, fendir. Bu yüzden Atatürk bir gün söylediklerim bilime aykırı düşerse, bilimi seçin diyebilmiştir” dedi.

ANSİAD CUMHURİYET’İN TAKİPÇİSİ VE DESTEKÇİSİ

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne dek bağımsızlığın ve özgür düşüncenin temel taşı olduğunu dile getiren Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Her ne kadar Atatürk’ün yüksek öngörüsü ile kurmuş olduğu hazinemiz olan Cumhuriyeti yıkmak için dahili ve harici bedhahlar son yıllarda ortaya çıksa da Türkiye Cumhuriyeti’nin 96. Kuruluş yıldönümünde kazanımlarımızı korumak hatta daha ileri taşımak, demokrasimizi her geçen gün daha da güçlü kılmak ve hukukun üstünlüğünü kabul ederek saygı göstermek hepimizin asli görevi olmalı. Biz ANSİAD olarak her dönem olduğu gibi bundan sonra da Cumhuriyetimizi güçlü kılacak adımların takipçisi ve destekçisi olmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, toplumumuza çağdaş uygarlığı işaret eden ve bu hedef uğrunda Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını Cumhuriyetimizin 96. yıldönümünde bir kez daha minnet ve saygıyla anıyor, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nızı en içen dileklerimle kutluyorum.”

‘ATATÜRK HALA KURTARICIDIR’

Sözlerine ‘en sonda söyleyeceğimi en başta söylemek istiyorum’ diyerek başlayan Tarihçi ve Yazar Sinan Meydan, “Atatürk etkisi, yaşanmış, bitmiş, dünde kalmış, tarih olmuş bir etki değildir. Bugün hala canlıdır, diridir, yepyenidir ve hala kurtarıcıdır” dedi. Atatürk etkisinin vatanı emperyalizmin pençesinden, sarayın ve sultanın baskısından, geri kalmışlığından kurtardığının altını çizen Meydan, “Bu coğrafyada son 400 yıla baktığımızda Türk Milletinin kurtuluşuna dair panzehir olacak etki Atatürk etkisidir. Sadece Türkiye’de değil dünya ölçeğine baktığımızda da kurtarıcı bir etkiye sahip olduğunu görürsünüz Atatürk’ün, bu etki yaşanmış bitmiş tarih olmuş bir etki değildir. Bu topraklarda, coğrafyamızda Atatürk etkisiyle ancak ve ancak yolumuzu aydınlatabiliriz” diye konuştu.

MUSTAFA KEMAL ORTADOĞU BAĞIMSIZLIĞINDAN YANA

Bugün yaşanan koşullarda Suriye meselesine Mustafa Kemal Atatürk etkisiyle bakılması gerektiğinin altını çizen Sinan Meydan, “Atatürk, İslam coğrafyasının ve Ortadoğu’nun bağımsız olmalarını istiyor, toprak bütünlüklerine saygı duyuyor. Suriye’nin, Irak’ın, o coğrafyadaki Arap ülkelerinin, o dönemde devlet olmadığı halde Filistin’de yaşayan Müslüman halkın emperyalizmin pençesinden kurtulmaları ve bağımsız olmalarını istiyor” dedi. Atatürk’ün Ortadoğu coğrafyasına karşı ilgisiz olduğu gibi büyük bir yanılgı olduğunun altını çizen Meydan, “Mustafa Kemal Cumhuriyet’i kurduktan sonra Suriye’de Fransız mandası, Irak’ta İngiliz mandasının bitmesini çok ister. İstemekle kalmaz, daha da ileri gider 1937’de Türkiye-Suriye arasında Hatay sorunu devam ederken Suriye Başbakanı Cemil Mardan’ı çağırır ve ‘Hatay benim için namus davasıdır, ama şu an bundan daha önemli bir sorun Suriye’nin bağımsızlığıdır’ der. Fransa’dan korkmamalarını, eğer kabul ederlerse de Fransızları oradan çıkartabileceğini ve girdiği gibi de geri çıkacağını dile getiriyor” diye konuştu.

SURİYE’NİN BAĞIMSIZLIĞI VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ

Atatürk’ün Suriye ile iki kardeş toplum olduklarını ve tarihsel akrabalıkları olduğunu dile getirdiğini kaydeden Meydan, “Atatürk Hatay meselesini çok önemsiyor, ancak ilk önce Fransız mandasının oradan uzaklaştırılmasını istiyor. Suriye konusunda bugün Atatürk olsaydı toprak bütünlüğüne başından beri saygı duyar, asla emperyalizm ile birlikte hareket etmezdi” dedi. Mustafa Kemal’in mazlum milletlerin yanında olduğunu dile getiren Meydan, “Hem Suriye’nin hem Afganistan’ın yanında, hem Irak’ın ve İran’ın yanında olmuştur Atatürk. 1937’de bir İslam dayanışması olan Sadabad Paktı kurulmuştur Türkiye öncülüğünde. İslam ülkelerini bir araya getiriyor, İslam ülkelerinin liderleriyle dosttur Atatürk” diye konuştu. Atatürk etkisinin bölgede kendini göstermeye başladığını sevinçle karşıladığını kaydeden Meydan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Atatürk etkisindeki bir Türkiye asla emperyalizmin bölgedeki oyunlarının bir aktörü olmaz. Ne pahasına olursa olsun emperyalizme karşı durur, Suriye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünden yana olur. Ama geldiğimiz noktada sevinçle şunu söyleyebilirim, Atatürk etkisi bölgede kendini göstermeye başlamıştır. Yapılan hatalardan sonra Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız, toprak bütünlüğü için girişimlerde bulunuyoruz açıklamaları gelmiştir. Ama başından beri Türkiye’nin yapması gereken şey Suriye toprak bütünlüğü için mücadele etmektir. Ama öyle olmadı biliyorsunuz.”

TEMELİNDE AKIL VE BİLİM VAR

Sinan Meydan, “Ekonominiz bağımsız olmadan siyasetiniz de bağımsız olmaz. Kurucu unsurumuz olan Mustafa Kemal’ in sözüdür. Bu söz Osmanlı İmparatorluğunun iflası ve işgalin den sonra sarf eden Atatürk’ün günümüzde bile düşündüğümüzde ne kadar doğru bir söz olduğunu görmekteyiz”  diye konuştu. Cumhuriyetin temellerinde akıl ve bilim var diyen Sinan Meydan, “Akıl ve bilimin modası geçti mi ki Mustafa Kemal Atatürk’ ün etkisi geçsin. Çanakkale Savaşı’ndan beri bu coğrafya da Atatürk Etkisi vardır ve hiç silinmeyecektir. İçimizden ölümsüz olan Mustafa Kemal’i hiç bir zaman çıkartmamalıyız o Mustafa Kemal ise ülkesi için çalışan üreten ve milletinin münevver olmasını dileyen fertlerdir” dedi.

Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Toplantı Başkanı Can Hakan Karaca’nın, günün anısına Sinan Meydan’a plaket takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


1. ANSİAD CUMHURİYET TENİS TURNUVASI BAŞLADI

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle düzenlenen 1. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın açılış vuruşuyla başladı.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Kulübü (ATİK)’nün iş birliğinde Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen 1. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın açılış vuruşuyla ATİK’te başladı. Turnuvanın açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Akıncı, her alanda olduğu gibi sporda da başarılı bir Türkiye görmek isteyen Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla harekete ettiklerini kaydederek, “Atatürk, sporda başarılı olmanın temelinde yatanları, ‘Sporda başarılı olmak için bütün milletçe sporun niteliği ve değerini anlamış olmak, ona kalpten sevgiyle bağlı olmak ve onu vatani görev saymak gerekir’ sözleriyle anlatmıştı. Biz de aynı vizyonla bu yıl turnuvamızı başlattık” dedi.

SPOR ÖNEMLİ BİR DİSİPLİN

Bedensel ve sosyal yeteneklerin gelişmesi adına etkinliği önemsediklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Etkinliğimizin yıllar boyunca, bizden sonraki yönetimlerimizin de üzerine koyarak geliştireceği bir çalışma olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu. Sporun herkes için önemli bir disiplin olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Akıncı, “Spor, cumhuriyetimizin kuruluşundan beri gençlerimizin ve halkın yararına, Atatürk’ün geliştirilmesini ön gördüğü ve çalışmalar yürüttüğü bir alan. Bu yüzden de projeyi hayata geçiren arkadaşlarımı bu fikirlerinden dolayı kutluyorum” dedi.

SPONSORLARA TEŞEKKÜR

Destek veren sponsorlara teşekkürlerini sunan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “Ana sponsorluğumuzu üstlenen Topaylar Arçelik sahibi İlhami Sancar Topay’a, Bilfen Okulları sahipleri Abdullah Erdoğan ve Ayhan Erdoğan’a, Weber Yapı Kimyasalları Bölge Müdürü Mithat Özer’e, etkinliğe destek veren sponsorlarımız Ender Yapı sahibi Ender Kuzucu, Haciarifoğlu İnşaat sahibi Mehmet Hacıarifoğlu, Kaşpa Gıda sahibi Macit Günel, Sav Grup sahibi Ali İhsan Sav, Springfield Flowers sahibi Lütfi Göbüş ve Wagner Kablo sahibi Hilmi Ünsal’a ve Bahar Gurup yönetim kurulu üyesi Serkan Bahar’a vermiş oldukları maddi ve manevi destekten dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.”

ÖDÜLLÜ TURNUVA

27 Ekim’de final etkinlikleri ile son bulacak olan turnuva, 18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olarak düzenleniyor. Sporcuların Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde yarışacağı turnuvada Master Kadın ve Master Erkek kategorileri birincilerine 5 bin TL, ikincilerine de 2 bin 500’er TL ödül, Çiftler Kategorisinde Master Double ve Master Mix birincilerine 1.000’er TL ikincilerine de 500’er TL ödül verilirken, diğer kategorilerde yarışan birincilere 500’er TL ikinci olanlara da 250’şer TL ödül verilecek.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD VE MAKÜ GİRİŞİMCİLİKTE BİR ARAYA GELDİ

ANSİAD üyesi iş insanları Girişimcilik Günleri'nin paydaşı MAKÜ Burdur-Bucak Hikmet Tolunay Meslek Yüksekokulu'nda 'ANSİAD Üyeleri Girişimcilik Konferans Ders Programı' iş birliği çerçevesinde öğrencilerle bir araya geliyor.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Girişimcilik Günleri’nin paydaşı Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bucak Hikmet Tolunay Meslek Yüksekokulu’nda ANSİAD üyesi iş insanlarının başarı hikayelerini anlattığı, ülkeye katma değer sağlayan isimlerle öğrencileri ‘Girişimcilik Dersleri’nde bir araya getiriyor. ANSİAD olarak bölgede girişimciliği desteklemek, bu konuda kamuoyu oluşturmak ve iş dünyasını gençlerle buluşturmak adına 17 yıldır Girişimcilik Günleri’ni düzenlediklerini dile getiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Bu kapsamda şu ana kadar 100.000’den fazla gence ulaştık. Bu çalışmalarımızı birlikte yürütmek adına, üniversiteler önemli paydaşlarımız. Projelerimizin hazırlık süreci, aslında Girişimcilik Günleri kapsamında elde ettiğimiz kapsamlı deneyim ve gözlemlere dayanıyor” dedi. ANSİAD Girişimcilik Günleri etkinlikleri sırasında gençlerin öncelikle yaratıcı ve yenilikçi düşünmesini önemsediklerini kaydeden Akıncı, “Takım çalışması, iletişim, stratejik düşünme, liderlik gibi girişimcilik becerileri konusunda önemli bir eksiklik yaşadığını gözlemledik. Bu becerileri deneyime dökebilecekleri alanların okul içi ve dışında çok az olduğunu tespit ettik. Bunun yanı sıra gençlerle birebir paylaşımlarımızda da sahip oldukları becerilerin de yeterince farkında olamadıklarını, yeni sektörleri ve meslekleri tanımadıklarını, bu nedenle de çoğu zaman yanlış tercihler yaptıklarını konuştuk. Bu nedenle projemiz kapsamındaki 3 ana önceliğimiz gençlerin dile getirdiğimiz bu beceriler doğrultusunda kapasitelerini güçlendirmek, bu becerilerini deneyimleyebilecekleri bir alan sunmak ve girişimcilikle ilgili çalışan STK’ları bir araya getirebildiğimiz bir platform oluşturarak girişimcilik ekosistemini güçlendirmek” dedi.

ANLAMLI BİR PROJEYE DÖNÜŞTÜ

‘Girişimcilik Dersleri’ kapsamında bölgeye ve ülkeye katma değer sağlayan ve başarılarıyla rol model olmuş iş insanlarını öğrencilerle bir araya getirmeyi hedeflediklerini kaydeden Burdur MAKÜ Bucak Hikmet Tolunay Meslek Yüksekokulu Müdürü Osman Akın, “Yapılan protokol sektör ile eğitimin, işveren ile çalışan adaylarının ortak hayal ve isteklerinin aynı hedefe ulaşılabilmesi doğrultusunda anlamlı bir projeye dönüştü” dedi. ANSİAD Üyesi, Gelişim Teknik Sanayi Ticaret Pazarlama A.Ş. Kurucusu ve ANFAŞ Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı ile başlayan ve Aralık sonuna kadar devam edecek olan ‘Girişimcilik Dersleri’ kapsamında, MER-SER Otomotiv Ticaret A.Ş. sahibi Vahap Barutçu ve Koltucks Mobilya Ltd. Şti. sahibi Derya Dalmaz öğrencilerle bir araya geldi. Dönem boyunca, Burcu Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. sahibi ve ANSİAD Yönetim kurulu Başkan Yardımcısı Dr. H. Rana Demirer, Graphx Reklam Ajans Başkanı ve ANSİAD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Necdet Alkandemir, ANSİAD üyesi Orhan Şenoğlu, Altay Ticaret sahibi İlker Altay, Foraks İnşaat - Fora Mühendislik sahibi Süleyman Öztürk ve Global Gıda Tur. Tic. San. Ltd. Şti. sahibi Barış Yaşa öğrencilerle bir araya gelecek.

ÖĞRENCİLERİMİZ YOL KATEDECEK

MAKÜ Bucak Hikmet Tolunay Meslek Yüksekokulu Müdürü Osman Akın, “Yüksekokulumuzda misafir ettiğimiz iş insanlarımız öğrencilerimize kendi kariyer basamaklarını nasıl tırmandıklarını, bu yolu yürümeye niyetli ülkemizin genç girişimci adaylarının bu yolu nasıl kat etmeleri gerektiğini, bir işveren olarak nasıl bir çalışma arkadaşı aradıklarını aktarırlarken; öğrencilerimiz de işveren dünyasının samimi ve gerçek düşüncelerini görerek bu eğitimden yararlanacaklar” diye konuştu. Gerçekleştirilen projenin öğrencileri için önemli olduğunu kaydeden Osman Akın, “Bu projede proje ortaklığımızı yapan Antalya Sanayici İş İnsanları Derneği yönetimi nezdinde tüm üyelerine ve özellikle dernek üyesi fahri hemşehrimiz iş kadını sayın Işık Yargın’a teşekkür ederiz” dedi. 

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAKA’DAN 3 TEMA 3 SEKTÖR ÇALIŞMASI

BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, “Önümüzdeki dönem için 3 tematik 3 tane de sektörel alana öncelik vereceğiz. Tema ve sektör öncelikli olma sebebimiz, kaynaklarımızı bu alanlara aktaracak olmamız ve sorgulanabilir olmak” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 6. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Volkan Güler oldu.  'BAKA' nın Projeleri ve Çalışmaları'nın konuşulduğu toplantıya BAKA İzleme ve Değerlendirme Birimi Başkanı Emir Olcay Sayın ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA)’nın teknik çalışmaları hakkında bilgiler veren BAKA İzleme ve Değerlendirme Birim Başkanı Emir Olcay Sayın, “BAKA olarak belli bir coğrafi alanda, sektörel ve genel kalkınma problemlerini analiz edip, bunların çözümüne yönelik plan ve strateji oluşturuyor, bu kapsamdaki faaliyetleri/projeleri yönetiyoruz” dedi. Yereldeki kaynakların etkin kullanımını ve içsel kalkınma potansiyelini kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon sağlayarak ve iş birliğini geliştirerek artırmayı hedeflediklerini dile getiren Sayın, “Sadece fon verme amaçlı bir kuruluş değiliz, kalkınma planlarını analiz etmek ve bu amaçlar doğrultusunda proje oluşturmak misyonuyla hareket ediyoruz” diye konuştu.

KAYNAKLARIMIZ SORGULANABİLİR OLACAK

Geniş bir sektör ve toplumun en geniş kesimine ulaşabilecek, refahı arttırıken refahı dengeli bir şekilde dağıtabilecek politikalar belirlediklerini dile getiren BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, “Bu anlamda üç tematik, üç sektörel alan belirledik. Tema ve sektör öncelikli olma sebebimiz, kaynaklarımızı bu alanlara aktaracak olmamız ve sorgulanabilir olmak. Bunu şu nedenle söylüyorum, hedefi koymanız lazım ki probleme yönelebilesiniz” dedi. Sektör ve tema koyarak kendilerini ölçülebilir bir mekanizmayla test etmek istediklerini kaydeden Güler, “Önümüzdeki dönem için 3 tematik 3 tane de sektörel alana öncelik vereceğiz. Üç tematik alandan birinci önceliğimiz girişimcilik. Girişimci sayımızı nasıl artırabiliriz, ekosistemi iyileştirme adına ve toplam girişimci sayımızı nereye taşıyabiliriz gibi politikalarla ilerleyeceğiz” dedi.

YATIRIM ALANLARI ARTIRILACAK

Girişimcilik temasıyla bağlantılı olarak ikinci temanın bölgede üretilen toplam proje sayısını artırmak olduğunu kaydeden Güler, “Sayın başkandan duyunca çok mutlu oldum, uluslararası bir proje uyguluyorsunuz, ayrıca bizim oluşturmak istediğimiz ekosistem anlamında 17 yıldır ANSİAD Girişimcilik Günleri çalışmasını yürütüyorsunuz. Biz de bu masada sizinle birlikteyiz” diye konuştu. Ulusal ve uluslararası fonlardan faydalanmak ve uluslararası bir kent olan Antalya’da uygulanabilir projeleri artırmak için çalışacaklarını dile getiren Güler, “İlgili kurum ve kuruluşlara sık sık projelerimizi göndermemiz lazım. İlk aşamada niceliksel bir artışı hızlıca yakalamamız şart” diye konuştu. Üçüncü önceliklerinin bölgenin yatırım yapılabilir sanayi alanını arttımak olduğunu belirten Güler, “Bunun için tespitler yapmak, politkalar geliştirmek ve yatırımcının en önemli sorunu olan yatırım yapılabilecek saha konusunda destek vermek istiyouz” dedi. ‘Yatırımcı gelecekti ancak yer bulamadık’ gibi sorunlar olduğunu belirten Güler, “En başta imar planları için çalışmalarımız olacak. Yatırımcılarla kamuyu bir araya getirerek yine iş dünyasının da desteğiyle çalışmalarımzı yürüteceğiz” diye konuştu.

EKOTURİZME DESTEK

Üç temanın ardından üç sektör belirleyerek çalışmayı netleştirdiklerini dile getiren Güler, “Bahsettiğim üç sektörden ilki ekoturizm sektörü. Başta Antalya olmak üzere Batı Akdeniz illerini yakından ilgilendiren bir sektör. Buradaki temel yaklaşımımız, 10 milyonun üzerinde turist ağırlayan Antalya’nın turistik alan konusunda kısıtlılığını gidermek. Hangi alanda nasıl turist getirebiliriz, bunu yönetmek çok zor. Buraya odaklanmaktansa bizim hali hazırda bölgemize gelen turist kitelesini kırsal ekonomiyle entegre etmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu. Kırsal kesimle turizmi daha fazla bağdaştırmak istediklerini dile getiren Güler, “Kırsal kesime ekonomik katkı sağlamayı planlıyoruz, daha fazla nasıl para harcanabilir diye düşünüyoruz. Dolayısıyla da bu bir ürün artışı gerektiriyor, hareketlilik sağlamak gerekiyor” dedi.

SÜT SEKTÖRÜNE KATMA DEĞER SAĞLANACAK

Burdur’da hayvancılıkla uğraşan vatandaşların faydalanacağı ikinci sektör desteğiyle ilgili bilgiler veren Güler, sözlerini şöyle sürdürdü; “Özellikle Burdur ili başta olmak üzere malum hayvancılıkta öne çıkmış bir ilimiz. Bu sektör sadece Burdur’u değil Antalya’yı da ilgilendiriyor. Antalya’nın önemli üreticileri süt tedariğini Burdur üzerinden yapıyor. Bu sektörde yaratacağıız bir katma değer topyekün bölgeyi etkileyecektir. Üniversiteler içerisinden proje üniversiteleri belirlendi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, hayvancılıkta pilot üniversitelerimizden. Buradan geliştirilecek iyi örnek projelerin ülke sathına yayılması gerekiyor.”

KIRSAL EKONOMİ İÇİN TIBBİ VE AROMATİK BİTKİ

Bütün bölgeyi ilgilendiren bir alan olan tıbbi ve aromatic bitki sektörünü üçüncü sektör çalışması olarak belirlediklerini belirten Volkan Güler “Tıbbi ve aromatik bitkiler eko turizmle de çok bağlantılı bir alan ancak biz bu sektörü ayrı şekilde çalışmayı arzu ettik. Dünyada 10 binin üzerinde endemik türü var, ülkemizde de 3 binin üzerinde ve yaklaşık 500 endemik tür ise bizim coğrafyamızda yetişiyor” dedi. Tıbbi ve aromatik bitki sektörünün aynı zamanda bir çok alanı da etkilediğine dikkati çeken Güler, “İlk olarak tarım boyutu var. Kırsal ekonomide vatandaş bundan faydalanıyor, daha sonra sanayi boyutu. İlaç etken maddelerinin temin edilmesi, özellikle Isparta başta olmak üzere kozmetik sektöründe kullanımı yaygın. Son olarakta patlama yapan turizm boyutu var. 300 nüfuslu Isparta’nın Kuyucak köyü bu yıl 500 binin üzerinden ziyaretçiye ev sahipliği yaptı” diye konuştu.

6 ALANA KAYNAK YOĞUNLAŞACAK

Sektör ve tema çalışmalalarında katölizör olacaklarını dile getiren Güler, “Bu altı alana kaynaklarımızı yoğunlaştırmak istiyoruz. Buralardan sorgulanmak ve bu alanların marifetiyle bölgemizde bir şeyler yapmak istiyoruz. Bu işin kolaylaştırıcılığını yapmak ve bölge odaklarla bölge ekonomisini harekete geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.  Bölge aktörlerinin kendileri için önemli olduğunun altını çizen Güler, “Politikalarımız sadece ajansın değil bölgenin politikası bu bakımdan da bölgenin tüm aktörlerinin politkasına dönüştürme hedefimiz var. ANSİAD Girşimcililk Günlerini takip etme fırsatım oldu ve gerçekten çok etkileyici, donanımlı bir ekip söz konusu. Belirli bir birikim elde edilmiş bu çok net bir şekilde de belli oluyor. Politikalardan bahsederken de bir şeyin altını özellikle çizdim, burada tek başınıza bir şey yapmanız çok mümkün değil. Kamunun gidebileceği alan ve fonksiyonu belli. Bu işin kamu boyutu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları boyutu var. Tüm sektörler birlikte hareket etmediği takdirde maalesef başarı gelemiyor. Biz kamu olarak fon sağlayalım deriz ancak bunu hayata, uygulamaya geçirecek bir ekip lazım. O nedenle kesinlike ANSİAD ile bilrikte hareket etmek isteriz” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


KABUĞUNU KIR, YARATICI AKLINI ÇIKART

Prof. Dr. Kaykayoğlu, “Yaratıcılık başka bir şey, çocuğun ilk yüzde olması yaratıcı olduğunu göstermiyor. Çocuğun IQ’sunu ve çalışkanlığını gösteriyor” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 13’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetm Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. H. Rana Demirer’in  gerçekleştirdiği toplantının konuğu Kaykayoğlu Innovation Group Kurucusu Prof. Dr. Ruhi Kaykayoğlu oldu. 'Kabuğunu Kır Yaratıcı Aklını Çıkart' başlığının konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Geçtiğimiz günlerde ANSİAD üyesi iş insanları olarak Kaş-Patara’da kazı başkanlığı yapan Fahri Üyemiz Prof. Dr. Havva İşkan Işık ve orada kazı çalışmalarını başlatan Prof. Dr. Fahri Işık eşliğinde Patara Antik Kenti’ni gezdik. Klasik bir gezi olarak bakmayın, oraya gittiğinizde farklı bir amosferle karşılaşacaksınız. Kendini adamış insanların iğneyle kuyu kazdığını, tarihe hükmettiklerini göreceksiniz” dedi. Antalya ve çevresinde 7 noktada yapılan kazı çalışmalarına sahip çıkma çağrısında bulunan Başkan Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü, “Oradaki bilim insanlarına maddi ve manevi anlamda destek olunması gerekiyor. Hükümetin son zamanda kazıların 12 aya yayılması konusunda olumlu bir kararı var ancak bunun yetmediği zamanlarda buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Başta Antalya Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm turizm camiasının, sivil toplum kuruluşlarının Antalya’da 7 ayrı noktada devam eden kazılara destek vermesi gerektiğine inanıyoruz. Bu konuyu farkındalık yaratmak adına yaymanızı ve desteklemenizi rica ediyorum. Çünkü orada tarihin değiştiği anlar var, bu çalışmalara önce kentimiz, sonra ülkemiz ve insanlık adına sahip çıkmamız lazım.”

YARATICILIK MODELİ YOK

Yeni bir dünyanın şekillendiğini kaydeden Kaykayoğlu, “Yaratıcı ve inovatif insan kaynağı ihtiyacı dorukta, yaratıcı bireyler ve varolma hedefleri yeniden tasarlanıyor” dedi. Kaykayoğlu, “Yaratıcı olmak zorundayız, ülkemizde yaratıcı olmak zorunda. STK’lar yaratıcılık modelleri bulabilir, bunun için metodlar var” diye konuştu. 2008 yılında Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde, üniversite ve Teknoloji Transfer ofisi tarafından hazırlanan bir çalışmaya değinen Kaykayoğlu, “Yenilik faaliyetlerini gerçekleştirmeyi engelleyen faktörler’e yönelik bir çalışma mevcut ve benim burada dikkatimi çeken bir istatistik oldu. Ankette, şirketlerin en büyük sorunu olarak yaratıcı fikir yoksunluğu sonucu çıkmış. OSB’de bulunan firmaların çoğu fikir bulamayız diyorlar. Bulamayız, çünkü metod yok ortada. Türkiye’deki bütün OSB’lerin bir yaratıcılık modeli yok. Türkiye’de 206 tane üniversite var ve hiç birinin bir yaratıcılık modeli yok” dedi. Kaykayoğlu, “Yaratıcılık başka bir şey, çocuğun ilk yüzde olması yaratıcı olduğunu göstermiyor. Çocuğun IQ’sunu ve çalışkanlığını gösteriyor. Buradan da hareket ederek eğer Antalya’da bir şeyler yapacaksanız, bu işin teknoloji bacağını iyi modellemek gerekiyor, endüstri bacağını iyi yönetmek gerekiyor. Toplum tarafını iyi modellememiz gerekiyor” dedi.  

TÜM DÜNYANIN AJANDASI INOVASYON

İş dünyasında rekabet şartlarının ve firma üstünlüğüne yönelik çizelgenin değiştiğine değinen Kaykayoğlu, “1950’lerde üretim, maliyet, kalite hız ve esneklik gibi göstergeler rekabeti ve firma üstünlüğünü belirlerken bugün yaratıcılık ve inovasyon rekabetinizi ve firma üstünlüğünüzü sağlamnızı sağlıyor” diye konuştu. Endüstri devriminin, zeki enformasyon toplumları oluşturduğunu kaydeden Kaykayoğlu, “Bu toplumsal değişim dijital değişimi tetikliyor” dedi. Endüstriyel devrim sonucunda 2025 yılında toplumların dijitalleşmesinin daha da artacağını belirten Kaykayoğlu, “1 trilyon sensor internete bağlanmış durumda olacak, sağlıkta ABD’de ilk robot eczacı, 3D yazıcılarla araba ve insan organlar üretiliyor olacak” dedi. Dr. John Kounios’un sözleriyle yaratıcılığı tanımlayan Kaykayoğlu, “Yaratıcılığın belli olmayan bir yolda kişinin bir durumu yeniden yapılandırma yeteneği olarak tanımlamış” diye konuştu.

YARATICI EKONOMİ

Yaratıcı fikirlerin ancak firmanın kültürü, hedefleri ve vizyonu doğrultusunda gerçekleşebileceğini kaydeden Kaykayoğlu, “Firma içi ve dışına kar, zamandan tasarruf ve katma değer sağlayacak ise yaratıcı fikirlerdir. Yaratıcı fikri oluşturan bileşenler bir araya geldikerinde ve eyleme dönüştüğünde inovasyon oluyor” dedi. İnovasyon tarafından güdülenen yaratıcı ekonominin temelinde, müşteri kültürünü anlamak, onların isteklerini bir süreç mantığı ile değerlendirmek yattığını belirten Kaykayoğlu, “Instagram satılmadan önce 13 çalışanı vardı. 1 milyar Dolara Facebook’a satıldı. Starbucks, bildiğimiz kahve değil, süslü ortamda değişik isimli kahve” diye konuştu. Hiçbir disiplin veya mesleğin artık tek başına zor problemleri çözmeye yeterli olmadığını sölerin ekleyen Kaykayoğlu, “Özel eğitimli yöneticilere ihtiyaç var, yaratıcılık yetkinliğini gerektirmeyen işlerin otomasyona geçiyor olmasına, küreselleşmeye ve yaratıcılığa talebin hızlıca artması gerekiyor” dedi. Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. H. Rana Demierer’in, Prof. Dr. Ruhi Kaykayoğlu’na günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


İSTİKRARLI EKONOMİ İÇİN YAPISAL ÖNLEMLER

Yeni Ekonomi Programı’nda, belirtilenden daha fazla disiplini gerekli gördüklerini kaydeden Başkan Akın Akıncı, “İstikrarlı bir ekonomi için bugün açıklanandan daha ileri düzeyde yapısal önlem paketinin yaşama geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ‘Değişim Başlıyor’ ana temasıyla açıkladığı 2020-2022 dönemini kapsayan üç yıllık Yeni Ekonomi Programı (YEP)’nı değerlendiren ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Türkiye ekonomisi 2018 Ağustos ayından bu yana yaşadığımız döviz krizi ve resesyondan, küresel ekonomide faiz oranlarındaki düşüşün de katkısıyla çıkmaya başlamıştır. Sayın Hazine ve Maliye Bakanımızın açıklamaları bu durumu teyit etmiştir, ekonomideki bu toparlanmadan memnuniyet duyuyoruz. Ekonomi programı da bu durumdan yola çıkarak sayısal hedefleri revize etmiştir” dedi. 

EKONOMİDE DAHA FAZLA DİSİPLİN

2020-2022 yılları arasındaki 3 yıllık enflasyon, cari açık, istihdam, büyüme, ihracat, gibi temel makro göstergelerin konuşulduğu Yeni Ekonomi Programı toplantısında enflasyonla mücadele sözünün önemli bir nokta olduğunu dile getiren Akıncı, “Sayın Bakan yılı yüzde 12 enflasyon ve yüzde 0,5 büyüme ile kapatmayı hedeflediklerini kaydetti. Bu noktada enflasyonun tek hanede kalması için kararlı bir uygulamayı destekliyoruz” diye konuştu. Orta vadede enflasyon hedefine ulaşılması için para ve maliye politikasında programda belirtilenden daha fazla disiplini gerekli gördüklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Bu durumun dikkate alınmış olduğunu temenni ediyoruz. 2019 yılındaki sıfıra yakın büyümeden sonra 2020'de baz etkisiyle büyümenin yükselmesi doğaldır, ancak, üst üste yüzde 5 büyüme oranlarına  erişecek istikrarlı bir ekonomi için bugün açıklanandan daha ileri düzeyde yapısal önlem paketinin yaşama geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

SONUÇ GÖRMEYİ ÜMİT EDİYORUZ

Açıklanan enflasyon hedeflerinde sonuç görmeyi ümit ettiklerinin altını çizen Başkan Akın Akıncı, “Sulama yatırımları yapılması, sera yatırımlarının teşvik edilmesi, hal ve perakende yasası, lojistik master planı, vergi reformu, dolarizasyonun azaltılması, tamamlayıcı emeklilik sistemi gibi konular önemli, özelikle tarım kenti Antalya olarak yıllardır konuştuğumuz ve artık sonuç görmeyi ümit ettiğimiz konular” diye konuştu. Türkiye’nin risk priminin yüksek olduğuna değinen Akıncı, “Türkiye ekonomisinin halen güvene ihtiyacı olduğunu ülke risk primimizin yüksek düzeyi göstermektedir. Güven tesisi için ekonomide gerçekçi ve doğru teşhisler konulduğunun ve somut adımlar ile birlikte eylem planlarının görülmesi önem taşımaktadır” dedi. Yüksek büyüme hedeflerine rağmen işsizlik oranlarının yüksek düzeyde olmasına işaret eden Akıncı, “Bu hedeflere rağmen işsizlik oranı tahminlerinin yüksek düzeyde kalması ekonomide dönüşüm gereğine işaret ediyor” diye konuştu.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE TEKNOLOJİ

Orta vadede büyüme, istihdam ve cari denge hedeflerine dönüşümle ulaşılabileceğini belirten Başkan Akın Akıncı, “Türkiye ekonomisinin açıklanan programlardan daha ileri düzeyde, her alanda birden eş zamanlı, senkronize, bütün paydaşları harekete geçiren, mevcut kurumsal yapıyı ve davranış kalıplarımızı değiştirecek nitelikte yeni bir dijital dönüşüm ve teknoloji hamlesine acil ihtiyacı bulunmaktadır” dedi. Türk özel sektörünün kur ve faizlerdeki dalgalanmalara, sert resesyona, alacak tahsilatı sorunlarına rağmen büyük fedakarlıkla çalışmakta olduğunu belirten Akın Akıncı, “Türkiye'nin büyüme hedeflerine ulaşması için hükümetlere gereken her katkıyı azami ölçüde veren özel sektörün, artık bunların plan ve programlarının hazırlanmasında, eylem planlarının yaşama geçirilmesinde ve denetlenmesinde de gerçek bir paydaşlık katkısına dönüşmesini ummaktayız” diye konuştu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’TAN CUMHURİYETİN 96. YILINA ÖZEL ETKİNLİK  

ANSİAD ve ATİK iş birliğiyle Cumhuriyet Bayramı’na özel düzenlenecek olan 1. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası 19 Ekim’de başlıyor

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) ve Antalya Tenis İhtisas ve Kulübü (ATİK)’nün iş birliğinde Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenecek olan 1. ANSİAD Cumhuriyet Tenis Turnuvası, 19 Ekim-27 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

TURNUVAYA DAVET

Tenis sporu ile uğraşan herkesi turnuvaya katılmaya davet eden ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “17 Ekim tarihine kadar ATİK ile irtibata geçerek tenis turnuvasına kaydınızı yaptırabilirsiniz. 18 yaş üstü kişilerin katılabileceği etkinliğimiz 19 Ekim günü başlayacak ve 27 Ekim tarihinde de final etkinlikleri ile son bulacak” dedi. Bedensel ve sosyal yeteneklerin gelişmesi adına etkinliği önemsediklerini kaydeden Başkan Akıncı, “Bu yıl ilkini düzenleyeceğimiz etkinliğimizin yıllar boyunca, bizden sonraki yönetimlerimizin de üzerine koyarak geliştireceği bir çalışma olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu. Sporun herkes için önemli bir disiplin olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Akıncı, “Spor, cumhuriyetimizin kuruluşundan beri gençlerimizin ve halkın yararına, Mustafa Kemal Atatürk’ün geliştirilmesini ön gördüğü ve bunun için ciddi çalışmalar yürüttüğü bir alan. Bu yüzden de projeyi hayata geçiren arkadaşlarımı bu fikirlerinden dolayı kutluyorum” dedi.

ÖDÜLLÜ TURNUVA

İnsanları spora özendirme adına tenis sporu ile uğraşan kişileri kapsayan turnuva, 18 yaş ve üzeri sporcuların katılımına açık olacak. Sporcuların Kadınlar, Erkekler ve Çiftler kategorilerinde yarışacağı turnuvada Master Kadın ve Master Erkek kategorileri birincilerine 5 bin TL, ikincilerine de 2 bin 500’er TL ödül, Çiftler Kategorisinde Master Double ve Master Mix birincilerine 1.000’er TL ikincilerine de 500’er TL ödül verilirken, diğer kategorilerde yarışan birincilere 500’er TL ikinci olanlara da 250’şer TL ödül verilecek.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ALENİ BİLGİ AMACI DIŞINDA KULLANILAMAZ

Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun kişisel verilerin işlenmesini disipline ettiğini belirten Prof. Dr. Faruk Bilir, “Kişisel fotoğrafınızı veya bilginizi sosyal medyada paylaştığınızda o bilgi artık alenileşmiştir. Ancak alenileşen verilerin amacı dışında kullanılması da yasaktır” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 12’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını Foraks İnşaat - Fora Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Üyesi Süleyman Öztürk’ün gerçekleştirdiği toplantının konuğu Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ve Kişisel Verileri Koruma Kurumu Veri Yönetimi Dairesi Başkanı Mustafa Erbilli oldu. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Uygulamaları ile VERBİS (Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi)’nin konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Uygulamaları’nın 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girdiğini dile getiren Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, “Kişisel verilerin korunması, kişisel verilerin işlenmesinin disiplin altına alınması ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasıdır. Kişisel verilerin korunması, temelde verilerin değil, bu kişisel verilerin ilişkili olduğu kişilerin korunmasını amaçlamaktadır. Özel hayatın gizliliği başta olmak üzere, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasların düzenlenmesidir” dedi.

AMACI DIŞINDA KULLANILAMAZ

Kanunun kişisel verilerin işlenmesini disiplin altına aldığını kaydeden Prof. Dr. Faruk Bilir, “Siz bir kişisel fotoğrafınızı veya bilginizi sosyal medyada veya internet sitesinde paylaştığınızda o bilgi artık alenileşti. Ancak alenileşen verilerin amacı dışında kullanılması yasaktır. Örneğin bir web sitesine satış için arabanızı koydunuz ve ilana da cep telefonunuzu yazdınız. Sizi araç alım satımı dışında arayamazlar. Aynı şey sosyal medya için de geçerlidir” diye konuştu. Açık rıza konusuna değinen Prof. Dr. Bilir, “Açık rıza, kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkansızlık, bir sözleşmenin kurulması veya ifası, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğü, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması, meşru menfaat şartlarıdır. Bu kanun kişisel verilerin yasaklanmasını getiren bir kanun değil, veri temelli ekonomiyi hızlandıran bir kanun” dedi. Veri temelli ekonomiye dikkati çeken Bilir, “Bu verileri kullanacağız, bu verilerden bir değer üreteceğiz buna da veri temelli ekonomi diyoruz. Ama bunu nasıl yapacağız, elbette kuralına göre yapacağız” diye konuştu.

HUKUKİ SORUMLULUK

Kişisel verilerin sadece kişinin açık rızasıyla işlenemeyeceğini belirten Bilir, “Bu anlayış yanlış, örneğin banka ile bir sözleşme yapıyoruz, bu sözleşme gereği banka hukuki sorumluluğunu yerine getirmek için kişisel verileri işleyebilir. SGK, bir şirketten çalışanlarıyla ilgili bilgiler isteyebilir, bu hukuki zorunluluğunun bir getirisidir” dedi. Kanunun standardı yükselttiğini dile getiren Bilir, “Kişisel verilerin sahibinin biz olduğunu ispatlayan, kişiye değer veren, kişinin verileri de değerlidir mantığıyla hareket eden bir yaklaşım söz konusu” diye konuştu. Kişisel verilerinizi isteyen kişi veya kurumların hangi kişisel verilerin işleneceğini belirtmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Bilir sözlerini şöyle sürdürdü; “İşlenen bu verilerinizin hangi amaçla kullanılacağını, aktarılacaksa kimlere ve hangi amaçla aktarılacağını, verilerinizi elde etme yöntemi ve hukuki gerekçesini, haklarınızın neler olduğunu, gerekmesi halinde nereye başvurabileceğinizi belirterek sizi detaylı olarak aydınlatmak zorundadır. Kanun ve uygulanmasıyla ilgili her türlü bilgiyi danışmak için ALO 198 Veri Koruma Hattı’yla irtibata geçebilirsiniz.”

HİZMET AÇIK RIZA ŞARTINA BAĞLANAMAZ

Bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı ‘açık rıza’ olarak ifade ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Bilir, “Açık rıza ancak bir amaç doğrultusunda alınabilir. Yeni amaçlar kapsamında gerçekleştirilecek işlemler için açık rızanın tekrar alınması gerekmektedir. Yani biri benim resmimi çekeceği zaman şöyle diyecek, ‘resminizi çekebilir miyim?’. Bundan sonra da konuya açıklık getirmeli ve ‘web sitesinde kullanacağım’ gibi bir bilgilendirme yapmalı. Ya da herhangi bir alışveriş merkezine gittiğimizde telefon numaramız istendiğinde bu telefonu ne yapacağını bana anlatması gerekiyor. Alışveriş için telefon, işlenmesi gereken bir veri değildir” dedi. Özellikle hizmet veren alanların açık rıza şartına bağlanamayacağının altını çizen Prof. Dr. Bilir, “Örneğin biz bir internet sitesine giriyoruz ve bir bilet alacağız. Burada bir üyelik formu önümüze geliyor ve doldurmamız isteniyor, doldurmazsak bize bilet satmıyor. Buna ilişkin bir kurul kararımız var. Bu bir hizmettir, açık rızamızın verilmesi şartına bağlanamaz. Aslında olması gereken üye olmadan devam et seçeneğinin olmasıdır” diye konuştu.

9 MİLYON TL İDARİ PARA CEZASI

Kişisel verilerin korunmasının kişinin verilerinin geleceğini bizzat kendisinin belirleme hakkını ifade ettiğini dile getiren Prof. Dr. Bilir, “Aynı zamanda bu koruma insan onurunun ve kişilik hakkının da bir gereğidir. Kurum olarak veri ihlali tespitlerinde idari para cezası verebiliyoruz. Söz konusu ihlaller sebebiyle de bugüne kadar 9 milyon lira idari para cezası kesildi” dedi. Kişisel verilerin işlenip işlenmediğini öğrenmenin hak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bilir, “İşlenmişse buna ilişkin bilgileri talep edebilir, amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenebilir, düzeltilmesini, silinmesini isteyebilirsiniz” diye konuştu.

VERBİS’E KAYIT ZORUNLU

Kişisel veri işlemede şeffaflık ve hesap verilebilirlik konusunda bilgiler veren Kişisel Verileri Koruma Kurumu Veri Yönetimi Dairesi Başkanı Mustafa Erbilli, “Kişisel verilerin korunmasına gün geçtikçe daha çok önem verilmeye başlandı ve insan haklarının daha etkin bir şekilde kullanılması için çok önemli” dedi. VERBİS’e kaydın zorunluluk olduğunu belirten Erbilli, “Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na VERBİS sistemini kurma yükümlülüğü yüklüyor, bu kapsamda veri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin sicile kayıt olması şartı söz konusu” diye konuştu. Doğru ve güncel bilgilerin sicile işlenmesi gerektiğinin altını çizen Erbilli, “VERBİS kişisel veri içeren bir sicil değil, kesinlikle kişisel bilgiler değil kategorik bazda bilgiler girilmeli” dedi. Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve Toplantı Başkanı Süleyman Öztürk’ün, günün anısına Prof. Dr. Faruk Bilir ve Mustafa Erbilli’ye plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TTYD BAŞKANI NARİN’DEN TURİZMDE REHABİLİTE ÖNERİSİ

TTYD Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin, “Turizmde yeni bir hamle ile artık gelir artırıcı bir döneme girmeliyiz. Trakya’dan Tarsus’a kadar olan kıyı şeridini yenileyip rehabilite etmeliyiz”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 11’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı moderatörlüğünü ANSİAD Üyesi ve Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf M. Örnek’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Martı Hotel İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin oldu. ‘Turizmde Dönüşüm’ konusunun konuşulduğu toplantıya Gençlik ve Spor eski bakanlarından Ersin Taranoğlu ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştirerek yaz dönemi faaliyetleri hakkında bilgilendirme yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, T.C. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan 11. Kalkınma Planı hakkındaki görüşlerini dile getirdi. 11. Kalkınma Planı’nın Cumhuriyetimizin 100. yılını da kapsaması ve yeni hükümet sisteminin ilk kalkınma planı olması sebebiyle ayrı bir önem taşıdığına dikkati çekti. Akıncı, “Kalkınma planı hakkında ilk göze çarpan nokta daha önce açıklanan 2023 hedeflerinin çok uzağında ama daha gerçekçi ve ayakları yere basan bir hedefler bütünü olması” dedi. İhracat rakamlarına dikkati çeken Akıncı, “2023 hedefleri arasında 227 milyar dolar ihracat söz konusu ve bunun 65 milyar doları turizmden. Bu hedeflerde önümüzdeki dönemde mal ve hizmet ihracatının ön plana çıktığı görünüyor” diye konuştu. 2023 yılı için hedeflenen 12.484 Dolarlık kişi başı milli gelirin Türkiye’nin 2013 yılında ulaştığı kişi başı milli gelir ile aynı olduğunu kaydeden Başkan Akıncı, “Vizyonu daha fazla değer üreten, daha adil paylaşan, daha güçlü Türkiye olarak belirlenen planda her ne kadar güçlü bir ekonomi vurgusu yapılsa da, Cumhuriyetimizin 100. yılında hedeflediğimiz kişi başı milli gelire biz 2013 yılında ulaşmışız. Bu da son yıllardaki ekonomik daralmanın boyutunu göstermesi açısından önemli bir gösterge” diye konuştu.

ENFLASYON HEDEFİ İDDİALI

Kalkınma Planı’nda 2023 için hedeflenen yüzde 9.9’luk işsizlik oranına da Türkiye’nin zaten 2006 yılında ulaştığını kaydeden Akıncı, “Demografik faktörlerden dolayı iş gücü artacağı için bu işsizlik oranına 4,3 milyon ilave istihdam sağlanarak ulaşılması hedefleniyor. Kalkınma planında bir başka göze çarpan nokta ise ihracatın 226.6 milyar Dolara çıkması ve turizm gelirlerinin 65 milyar Dolar olması. Bu hedefler de önümüzdeki dönem mal ve hizmet ihracatına dayalı bir büyüme stratejisinin ön plana çıkacağını gösteriyor” dedi. Akıncı, “Kalkınma planında en iddialı hedef ise enflasyonun kademeli olarak yüzde 5 seviyelerine inmesi. Son 10 yıl içinde fiyat istikrarından sürekli olarak uzaklaşan ve uzunca süredir de çift haneli sayılarda seyreden enflasyonun bu seviyelere inmesi çok kolay değil. Üretim maliyetlerinde önemli bir iyileşmenin yanı sıra talep koşullarının da fiyatlar üzerinde bir baskı unsuru olmayacağı öngörülüyor” diye konuştu.

YAPISAL REFORMLAR TAMAMLANMALI

11. Kalkınma Planı’nda belirtilen vizyon ve hedeflerin samimiyet ve iyi niyetle gerçekleşebileceğinin altını çizen Başkan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu hedef ve vizonlara elbette diyecek bir şeyimiz yok. Öncelikli hedef yapısal reformların yapısal reformların tamamlanması olmalı. Ekonomide ve sosyal hayatta reformları gerçekleştirmeden, hukukumuzu uluslararası çağdaş standartlara getirmeden toplumu birleştirmeden bu hedeflere ulaşmamız temenniden öteye maalesef gitmeyecek. Yine bu çağrımızı yinelemek istedim, tabi burada ülkemizi yöneten ve yönetmeye talip olan yöneticilerimizin üslupları çok önemli. Üsluplara çok dikkat edilmeli, toplumu bölen, ötekileştiren üsluplardan uzak durulup daha bütünleştirici ve beraberlik adına mesajlar verilmeli.” 

KOORDİNESİZ YATIRIM ATAĞI

Akdeniz turizminde Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkelere göre çok sonradan atak yapan bir ülke olarak Türkiye’nin, hızlı ve nitelikli tesisleşmeyle rekabet gücü oluşturduğunu kaydeden Türkiye Turizm Yatırımcı Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, turizmde değişim yapılabilmesi için “Turizmde Dönüşüm” raporu hazırladıklarını, buna göre 2033 yılında 100 milyar dolar turizm geliri hedeflediklerini kaydetti. 5 yıldızlı otellerden yana dengesiz bir yapının oluştuğunu dile getiren Narin, “Koordinesiz yatırım atağı sektörü olumsuz etkilere açık hale getirdi. Tesis sınıfı ve tarzının da tek tipleşmesi, nihayet arzın önemli ölçüde tek boyutlu hale gelmesiyle sektörün kendi içerisinde fiyat üzerinden rekabet ettiği bir durumu ortaya çıkardı” dedi.

HEDEF 100 MİLYAR DOLAR GELİR

Geliri, hareketliliği, çeşitliliği ve beklentisi artan küresel turist kitlesi için çalıştıklarını dile getiren Narin, “Turizmde Dönüşüm Raporu hazırlıyoruz ve 2033 yılı için Türkiye turizminin devamlılığının ve gidişatının ne olacağı yönünde. Türk turizmi bu şekilde ilerlerse 75 milyar Dolar gelir hedefi mümkün. Fakat bizim hazırlamış olduğumuz rapora göre turizmde sağlık ve 3. yaş turizminde tanıtım atağı ile Trakya’dan Tarsus’a kadar olan kıyı şeridini yenileyip rehabilite etmeliyiz. Sürdürülebilirlik ve büyümeyi sağlarsak 2033 yılına kadar 100 milyon turist 100 milyar Dolar gelir elde debiliriz” diye konuştu. Hızlı kalkınma ve nüfus hareketleri sonucu egzotik, özgün kültür ve dokunun kaybolmaya yüz tutması sorununun olduğunu dile getiren Narin, “Sürdürülebilir turizm yapılmak isteniyorsa yeni dönemde yeni özgün yaşam alanları yaratılması gerekiyor. TTYD olarak bizim önerimiz Antalya'nın yatak kapasitesinin yüzde 20'sini yaşam alanlarına rezidanslara çevirmeli. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı almak isteyenlere satılabilmeli ve Antalya'da yeni bir yaşam alanı oluşturulmalı. Antalya'nın benzeri turizm bölgesi Cannes'de 500 adet restoran var. Her restorantta kişi başı 150 Euro harcama var. Yatak kapasitelerini artırarak değil, değiştirerek, yeni bir planlama ile yeni bir doku yaratılabilir” dedi.

5 YILDIZLI OTELERİN FİYATLARI 1-2 YILDIZ FİYATINDA

Yeni dönemde devreye girecek, sırada bekleyen 225 bin yatak kapasiteli tesis olduğunu dile getiren Oya Narin, “Artık yatak kapasitesi yeniden belirlenmeli. Yeni yapılacak tesisler 3 ve 4 yıldızlı olmalı. Beş yıldızlı 4 yıldızlı oteller yaptık ama fiyatları bir ve iki yıldız fiyatına. İspanya'da toplam 295 adet beş yıldızlı otel var. Bizde ise sadece Antalya'da 400'den fazla beş yıldızlı otel var.  İş böyle olunca katma değer yaratamıyoruz. Piyasa ekonomisine ters olgu yaratıyoruz” diye konuştu. Sabırlı ve planlı olmanın önemini vurgulayan Narin, “Hep birlikte yapacağız. Bunu yapabilmek için de örgütsel yapı olmalı. Bugün herkes turizmden çok memnun. Çok iyiyiz diyoruz. Turizm Bakanlığının elinde yapısal imkan yok. Neticede Turizm Bakanlığı 1960 model araba gibi. Turizm Bakanlığı turizm sektörünün ihtiyaçlarına cevap verecek duruma gelmeli. Bu fiyatlarla kişi başı 650 dolar harcama ile Antalya'ya yabancı yatırımcı gelmez.  Antalya maalesef turistlerin kendini güvende hissedeceği, tanıdığı bir uluslararası marka getiremedi” diye konuştu.

SENTETİK YAPILARDAN ÖZGÜN YAPILARA DÖNMELİYİZ

Turizm Ajansı'nın kurulmasının doğru bir karar olduğunu, alınacak pay konusunda konuyu çok münakaşa ettiklerini dile getiren TTYD Başkanı Oya Narin, “Bu ajansın turizm sektörünü ayağa kaldıramayacağını söyledik.  Ama karşısında da kalacak değildik. Ajans çok doğru bir karar. Ancak pay oranları bizim için çok yüksek. Yönetmeliğin çıkmasını bekliyoruz. 1-2 yıl içinde sonucunu göreceğiz. O zaman tur operatörlerine desteği azaltacağız ve ajansa destek vereceğiz” dedi. Türkiye’nin sentetik yapılardan özgün yapılara dönmesi gerektiğinin altını çizen Narin, “Antalya'ya alan yönetimi gelecek. 2033 planlaması için pilot bölgeler yaratılmalı. Gastronomi özendirilmeli, her şey dahil sistemi yeniden yapılandırılmalı ve geçici ruhsat uygulaması ortadan kaldırılmalı. Yapısal düzenleme, vizyon, strateji ve kaynak şart. Taklit satışından da kurtulmalıyız” diye konuştu. Türkiye'nin fantazi olarak kalmayacak yatırımlara ihtiyacı olduğunu dile getiren Oya Narin, “Köylerimizi, kültürümüzü ve tarihimizi ön plana çıkarmalıyız. Yörelerin Kalkınma Ajansları, Valilikleri, STK'ları ve belediyeleri bu konuda çalışmalı. Phaselis gibi antik kenti sahil turizmi olarak kullanıyoruz” dedi. Toplantı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı’nın TTYD Başkanı Oya Narin'e günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DR. CEM OĞUZ; “KONYAALTI SAHİLİNE BUNU YAPMAYA KİMİN HAKKI VAR?”

Boğaçayı Projesiyle ilgili büyük bir kıyı erozyonu yaşanacağını belirten Dr. Cem Oğuz, “Antalya’lılar şuna karar verecek, bu gölet için 6.5 kilometre sahili feda mı edeceğiz yoksa bu göleti mi devam ettireceğiz. Güzelim sahile bunu yapmaya kimin hakkı var?” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 5. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı moderatörlüğünü ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı’nın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı ve ANTEPE İnşaat ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cem Oğuz oldu. ‘Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Devam Eden ve Projelendirilen Yatırımları’nın konuşulduğu toplantıya Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, ANTEPE A.Ş. Genel Müdürü İsmail Erdoğmuş ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Antalya’nın her 10 yılda bir 2 kat artan bir nüfusa sahip olduğunu ve her yıl da milyonlarca turisti ağırladığını dile getiren Dr. Cem Oğuz, “Böyle orantısız büyüyen bir kentin en büyük sorunu altyapıdır. Burada sürdürülebilir kentsel altyapı sistemleri iyi kurulmalıdır” dedi. Antalya ile ilgili bilgiler de veren Dr. Oğuz, 2014 yılında hayata geçirilen Bütünşehir Yasası’yla kentlerin yönetilemediğini kaydederek, “Bütünşehir Yasasıyla birlikte geçen dönem bir deneme süreci yaşadık ve maalesef başarılı olamadı. Bu sistem tutmadı Türkiye’de. 30 tane büyükşehirin en büyük sorunu ekonomi” diye konuştu.

BELEDİYE 8 AYDA 7 MİLYON TL ZARAR ETTİ

Konyaaltı Sahil Projesi’nin Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne maliyetinin 254 Milyon TL olduğunu ve 8 ayda 7 Milyon TL belediyenin zarar ettiğinin altını çizen Dr. Cem Oğuz, “Boğaçayı Projesi’nin maliyeti 131 Milyon TL ve 8 aylık süreçte 12 Milyon TL bölgenin bakımı için belediye harcamıştır. 254 Milyon TL para harcanan projeden 7 Milyon TL’de zarar etmişiz ve her yıl bu zarar katlanarak artıyor” dedi.

BOĞAÇAYI’NDA 15 BİN KAMYON MALZEME BİRİKTİ

Boğaçayı Projesi’nde denizi içeriye almanın kıyı erozyonuna (kumsal kaybına) neden olduğunu kaydeden Dr. Oğuz, “Burada 13 bin metreküp beton dökülmüş, 660 bin metreküp kazı yapılmış, bu 44 bin kamyona eşit durumdadır. Kamulaştırmasız olarak vatandaşa ait alan da kullanılmış yani herşey problemli” dedi. Burada Lagün oluştuğunu ve kurak mevsimde sucul bitkilerin hertarafı sardığını, dipte çamur meydana geldiğini ve hidrojen sulfur nedeniyle koku oluştuğunu, göletteki suda oksijen dengesinin bozulduğunu kaydeden Oğuz, “Boğaçayınıdan Konyaaltı kent meydanına kadar olan kıyıda kıyı erozyonunun ciddi anlamda yaşanacağını, buradaki kıyıyı korumak adına mahmuzların (dalgakıranlar) yapılabileceğini belirtti. Haziran ayındaki bu sorunlar üzerine meslek odaları ve üniversitelerden akademisyenlerin oluşturduğu bir bilim kurulu kurduk, kısa, orta ve uzun vadeli çözümler belirlendi. Çalışmalara başladık. buranın temizliğini de yapıyoruz. Bu projeyi yapan ekiple de görüştük, şuan yaşanan olumsuzlukları proje ekibi de şaşkınlıkla izlediklerini ve öngöremediklerini belirttiler. Gölette projeye göre yılda 34 cm kum-çakıl birikmesi öngörülürken 6 ayda ortalama 1.5 metre kum-çakıl birikmiş durumdadır. Durgun su nedeniyle koku, sinek ve benzeri durumlar yaşanıyor” dedi. Burada asıl meselenin Konyaaltı Sahili’nin feda edilip edilmemesi konusu olduğunun altını çizen Dr. Cem Oğuz, “Antalya’lılar şuna karar verecek, bu gölet için 6.5 kilometre sahili feda mı edeceğiz yoksa bu göleti mi devam ettireceğiz. Kıyı erozyonu tehdit ediyor. Şuan 15 bin kamyon malzeme birikmiş, bu malzemeyi kıyıya taşımamız gerekli, güzelim sahile bunu yapmaya kimin hakkı var?” diye konuştu.

‘İSRAFLAR SÖZ KONUSU’

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in ‘Planlı, kurallı, kimlikli bir kent’ yaratmalıyız sözlerini hatırlatan Dr. Cem Oğuz, “Burada mevcut durumu ortaya koyduk, olması gerekenleri de ortaya koyduk. Mevcut durumda çok fazla aksaklık söz konusu. Gereksiz  yatırımlar, ekonomik anlamda israflar söz konusu, ihtiyaç olmayan yatırımlara gidilmiş. Gerçekten hem ekonomik anlamda hem de kentte gereği olmayan bir takım uygulamalar ortaya konmuş” dedi. Kentin en büyük iki dinamiğinin tarım ve turizm olduğunu belirten Dr. Cem Oğuz sözlerini şöyle sürdürdü; “Turizm ve tarımı destekleyen, yüksek katma değer üreten bir şehir planlamalıyız. Eğitim, spor, kültür ve sanat odaklı bir kent olmalı, dünya kentiyiz diyorsak bunu planlamalıyız. İki buçuk milyon insanın yaşadığı ve 16 milyon insanın ziyaret ettiği bir kent isek elbette çevre ve doğa dostu bir kent olmalıyız. En önemlisi de insanlar mutlu ve kaliteli yaşamalı. Bunun için de geleceğin Antalyasını planlayalım dedik ve çalışmalarımıza başladık.” Antalyanın yol haritası 5 yıllık stratejik planı hazırladıklarını kaydeden Dr. Oğuz, “Muhittin Böcek Başkanımızın yerelden kalkınma modelini baz alan 77 projesi var. Kente ekonomik katkısı olan, kente katma değer sağlayan ve kentliyi mutlu edecek olan projeleri planladık. 3.4 Milyar TL’lik bir borç olduğunu zannediyorduk açıkçası projelerimizi buna göre de planladık ve 6.2 milyar TL bir borçla karşılaştık. Bu borcu hem temizleyeceğiz hem de kente katkısı olan projeler ortaya koyacağız” dedi.

‘SEÇİME GİRİLİRKEN 32 İHALE YAPILMIŞ, ETİK DEĞİL’

30 Mart öncesi son 5 ayda 32 yapı ihalesi yapıldığını dile getiren Dr. Cem Oğuz, “13 tane büyükşehir 19’u ASAT’a olmak üzere son 5 ayda 32 yapı ihalesi yapılmış. Bu etik olarak doğru bir şey değil. Seçime az bir zaman kala 32 yapı ihalesi gelecek yönetime yapılmış haksızlıktır. 5 tanesi 1 ay öncesinde yapılmış. 32 ihalenin sözleşme bedeli kdv dahil 853 milyon TL. Ancak, yıllara sari 2022’ye kadar tamamlanması öngörüldüğü için fiyat farkıları ile bu rakama çarpı 2 diyebilirsiniz” diye konuştu. Kaş Kınık’ta yapılması planlanan Kınık Hali’ni örnek veren Dr. Oğuz, “Hal yasasıyla hallerin ne olacağını bilmiyoruz, mecliste şu anda. Gerekiyor mu peki? Kınık’ta, zaten 3 tane var aynı bölgede. Kınık, Ova ve Yeşilköy’ü birleştirerek burada bir hal yapalım demişler. 25.12.2018’de ihalesini yapmışlar, 18.03.2019’da işe başlanmış. Yani seçimden 12 gün önce. Sözleşme bedeli 2018’de 255 milyon artı KDV 300 milyon, ancak bitimi 2022’de ve belediyeye bedeli 505 milyon TL. Kentin en önemli ihtiyacı mı? Sözleşmeyi fesih etsek yüzde 5 tazminat doğuyor” dedi.

MOSTAR’A GENÇLİK MERKEZİ İHALESİ

Bosna-Hersek’in Mostar şehrine gençlik merkezi ihalesi yapıldığını dile getiren Oğuz, “Antalya’da bu kadar ihtiyaç varken Mostar’a 19.02.2019’da ihalesi yapılmış, 9 milyon TL artı KDV. Ne gerek var Mostar’da? Antalya’ya yapalım bunu, gerçekten barınma öğrencilerimiz için çok büyük sorun” diye konuştu. Alanyaspor’a yapılacak olan tesis için antrenman sahasına 1568 kişilik tribün planlaması yapılmasını eleştiren Dr. Oğuz, “Alanyaspor’u hepimiz detsekliyoruz, 2018’in 12’nci ayında ihalesi yapılmış ve 2020’de tamamlanması öngörülen 100 Milyon TL’lik bir ihale söz konusu. Tesis elbette yapılsın ama içeriğini kimse incelememiş. Ben projeyi açtım inceledim, antrenman tesisinde 3400 metrekarelik kapalı spor salonunun ne işi var, zaten var kapalı spor tesisi neden tekrar buraya yapıyorsun? Antrenman sahasına 1568 kişilik tribün planlanmış, böyle bir tribüne ihtiyaç var mı antrenman sahasında, daha küçük olabilir? Bu şekilde bir çok proje söz konusu” dedi.

ALTNOVA CEMEVİ PROJESİNİ BAKANLIK İPTAL ETTİ

Kamuoyunda çok konuşulan Altınova Cemevi Projesi’yle ilgili bilgi veren Dr. Cem Oğuz, “Başkan Muhittin Böcek geldi iptal edildi deniliyor, hayır projeyi iptal etmedik. İhalesi yapılmış bunun fakat yüklenici 14.03.2019’da tasfiye istemiş, iki Bakanlıkta bu tasfiyeyi onaylamış. Biz burada ne yapabiliriz” diye konuştu.

400 GÜN SÜRE UZATIMI VERİLMİŞ

Antalya’nın kangren haline gelen eski stadyum alanında yüklenici firmayı tekrar davet ederek çalışmaları sürdürdüklerini belirten Dr. Oğuz sözlerini şöyle sürdürdü; “2002 yılından beri bu alanda projenin gerçekleşmesi için çalışmalar yapılmaktadır. En son 26.04.2017’de ihalesi yapılmış, 360 günde bitirilecek iş için 200 gün süre uzatımı verilmiş, sonra bir 200 gün daha verilmiş. 12.07.2019’da bitmesi gerekirken tamamlanamamış. Geçen gün bazı medya kuruluşlarında eski başkanımızın demeci var, ‘ben her şeyi bitirdim bir şeyi yapamıyorlar’ gibi, gerçekten çok üzüldük. 14.Mart.2019 da yüklenici firma tasfiye istiyor. Işin yüzde 52’sine gelinmiş Yükleniciyi tekrar davet ederek işe başlandı. Bir ay sonra Aslanlıyol’un sol tarafını açmış olacağız ve Altınportakal’ın film gösterimlerini yapacağız. Başkanımızın titizlikle durması sayesinde Antalya’yı büyük bir kangrenden kurtarıyoruz ve Şubat ayında tamamını açmayı hedefliyoruz.”

PROJELERDE İYİ BİR PLANLAMA VE YÖNETİM YAPILAMAMIŞ

Projelerin kötü planlandığını ve incelenmeden hayata geçirildiğinin altını çizen Dr. Cem Oğuz, “Antalya Camii ve İslam Eserleri Müzesi’nin projenin tamamlanma bedeli 300 Milyon TL. Çok büyük bir kompleks ama henüz yüzde 13 civarlarında” dedi. Dr. Oğuz, “Güneş Mahallesi’nde bir kentsel dönüşüm alanı daha mevcut, burada da şöyle bir problem söz konusu, yapıları yüklenici bulmadan yıkıp ev sahiplerini kiraya göndermişler. İki kez ihalede yüklenici bulunamamış, durum ortada” diye konuştu. Konyaaltı Sahil bandında bir işgal sorunu yaşandığına yönelik soruya cevap veren Dr. Oğuz, “Konyaaltı’nda bir alan yönetimi var belirli bir kurum kuruluş temsilcilerinden oluşan. Bu yaz sezonunu geçirdik, yazın kamuoyuna da yansıyan müdahalelerimiz de oldu aynı zamanda. Önümüzdeki dönemde de bu alanda işgalin yaşanmaması adına planlamamızı yaptık” dedi. Tasarrufla işe başladıklarını kaydeden Dr. Cem Oğuz, “Belediyenin her biriminden başlayarak küçük dokunuşlarla çok ciddi tasarruflar ettik. Devam eden ancak rantabl olmayan projeler mevcut, gereksiz maliyetler, gereksiz yapılaşmalar var. Küçük revizyonlarla bunları da işlevsel hale getiriyoruz. 3. Etap Raylı sistem inşaatımız hızlanarak devam ediyor, 2020 yılından itibaren Muhittin Böcek başkanımızın projeleri hayata geçecek, bunlarla ilgili etüt, plan, projeler, izinler, kaynak yaratma gibi hazırlıkların tüm hızıyla devam ediyor” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


AKINCI; “EKONOMİK İSTİKRAR İÇİN GÜVEN”

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Merkez Bankası’nın faizleri düşürme kararının olumlu bir karar olduğunu kaydederek, “Enflasyonun düşmesi ve ekonomik istikrar için en önemli faktör Merkez Bankası politikasına ve hedeflerine güvendir” dedi.  

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) tarafından Temmuz ayı toplantısında faizleri düşürme kararının olumlu olduğunu kaydetti. Akıncı, “TCMB’nin aldığı faiz kararını, ekonomimize yeniden ivme kazandıracak olan yatırımların önündeki en önemli engellerden biri olan yüksek finansman giderlerini azaltıcı etkisinden dolayı çok olumlu buluyoruz” dedi. Merkez Bankası’nın bağımsızlığına olan güvenin azalmaması gerektiğini kaydeden Akıncı, “Bunun için 250-300 puanlık bir indirimle başlanması ve indirimlerin zamana yayılması daha doğru bir karar olabilirdi. Sonuç olarak enflasyonun düşmesi ve ekonomik istikrar için en önemli faktör Merkez Bankası politikasına ve hedeflerine güvendir” diye konuştu.   

YENİDEN REFORM İKLİMİ OLUŞMALI

Küresel koşullar, ABD ve Avrupa Merkez Bankaları yaklaşımına bağlı olarak tahvil faizlerinde düşüş olduğunu dile getiren Akıncı, “Bununla birlikte ülkemizde ekonomideki durgunluk ve baz etkisi sonucunda enflasyon oranının düşmeye başlaması faiz indirimine uygun bir ortam hazırlamıştır. Bu bakımdan Merkez Bankası'nın faiz indirim kararı olumludur” dedi. Akıncı, “Bu faiz kararının şirketler kesimi için hayati önemi olan orta ve uzun vadeli kredi faizlerine de yansıması durumunda özel sektör odaklı bir büyüme dönemine yeniden gireceğimize inanıyorum” diye konuştu. Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele kararlılığını net bir biçimde göstermesi gerektiğinin altını çizen Akıncı, “Kısa dönemde finansman giderleri ve borçluluk başta olmak üzere yatırımları ve istihdamı olumsuz etkileyen problemlerin bu alınan kararlarla düzelmesi sonucunda da uzun dönemli sürdürülebilir ve yüksek bir büyüme ortamı için gerekli olan yapısal reform ikliminin yeniden oluşacağını umuyoruz” dedi. Verimliliği artıracak, ülke risk primini düşürecek yapısal reform adımları atılmadıkça faiz indirimlerinden beklenen olumlu etkiyi elde etmenin zorlaşacağını belirten Akıncı, “Banka sistemindeki geri dönmeyen krediler sorununun çözüme kavuşması da ayrıca ele alınması gereken sorunlardan birisidir. Bu konularda da hızla harekete geçilmesini ve Türkiye ekonomisinin yeniden dinamizm kazanmasını diliyoruz” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr 

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


YOLCU SAYISI EN FAZLA ARTAN HAVALİMANI: ANTALYA

25 milyonun üzerinde yolcuya himzet veren Avrupa havalimanları kategorisinde yüzde 21.1 artışla yolcu sayısını en fazla artıran havalimanı Antalya oldu.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı başkanlığında gerçekleştirilen ANSİAD 4. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu Fraport TAV Antalya Airport Genel Müdürü Deniz Varol, Fraport TAV Antalya Airport Genel Müdürü Bilgihan Yılmaz, Fraport TAV Antalya Airport Operasyon ve Güvenlik Direktörü Ilgaz Arnaz oldu. ‘Antalya Havalimanı’nın konuşulduğu toplantıya ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Kahvaltının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Havalimanları şehrin önemli lokasyonlarından biri, biz servis edilen hizmetlerle değerlendiriyoruz bu merkezleri fakat arkada çok büyük bir operasyon var. Yatırımlar, kapasiteler, dinamikler gibi birçok konu söz konusu. Bu anlamda bilgilenmek istedik, kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.

YOLCU ARTIŞINDA YÜZDE 21.1

2019 yılında yeni açılacak Gatwick, Stuttgart, Arlanda, Tel Aviv, Vnukovo, Algiers, St.Petersburg, Amman, Berlin, Kuveyt, Cidde ve Ercan gibi Antalya rotaları ile Türk Hava Yolları trafiğinin tekrar büyümesinin beklendiğine dikkati çeken Fraport TAV Antalya Airport Operasyon ve Güvenlik Direktörü Ilgaz Arnaz, “2018 yılı boyunca Antalya Havalimanı Yolcu Sayısı Gelişimi Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) Trafik Raporu’na göre yüzde 21.1 bir artışla yolcu sayısını en fazla arttıran havalimanı Antalya oldu. Grup 1 kategorisi 25 milyonun üzerinde yolcuya himzet veren havalimanları kategorisidir” diye konuştu. Bu konuyu önemsediklerini kaydeden Arnaz, “Listede yer alan Avrupa havalimanlarının tamamı 12 ay boyunca yolcu trafiği yaşayan havalimanlarıdır. Antalya burada 31.7 milyon gibi bir rakamla 14. sırada yer aldı. Bu trafiğin yüzde 85’i sadece 6 ayda gerçekleşti ve 12 ay trafiğimiz olsaydı matematiksel olarak 1. sırada yer alabiliriz” dedi. 

2019’DA 18 MİLYON YOLCU BEKLENİYOR

2019 sezonunda ön rezervasyonlara ve yaz sezonundaki beklentilere göre Antalya Havalimanı’nda hizmet verilecek toplam gelen yolcu sayısının 17 milyon ile 18.1 milyon arasında gerçekleşmesini beklediklerini dile getiren Arnaz, “1 Ocak- 11 Haziran gelen yolcu sayısı 2018’de 5 milyon 91 binden, 5 milyon 368 bine yükselmiş ve yüze 5’lik bir artış görünüyor. Yüzde 6 üzerinde bir büyümeyle de bu seneyi tamamlayacağız” diye konuştu.Yıllar içerisinde yolcu dağılımına bakıldığında 1 Mayıs’tan Ekim ayına kadar olan sürede yüzde 85 uçak trafiği gerçekleştiğini dile getiren Arnaz sözlerini şöyle sürdürdü; “Diğer aylarda da yüzde 15 bir trafik söz konusu. Bunun için bir destek programı başlattık geçen yıl. Turizmi 12 ay uzatmak sadece bizim değil tüm Antalya paydaşları için önemli dedik. 2016-17-18 kışı 711 bin gibi bir rakama ulaştık. Daha önce uçulmamış ve 2 bin 500 mil üzerindeki destinasyonlara da pirim desteği çıkarttık. Antalya’ya gelen turistler bin ila 2 bin 200 mil gibi uzaklıklardan geliyor, bunu biraz daha artırıp farklı yerlerden yolcu getirebilmeyi hedefledik. Bunun için Hindistan bizim için öncelikliydi. 6 farklı şehirde 130 farklı Hindistan acentasıyla görüştük. Kış sezonunda 1 milyon 100 bin yolcuya çıkarttık rakamı. Yapıldığı zaman iyi sonuçlar verdiğini söyleyebiliriz.”

6 AYDA YÜZDE 36 BÜYÜME

Antalya Havlimanı hakkında genel bilgiler veren Fraport TAV Antalya Airport Operasyon ve Güvenlik Direktörü Ilgaz Arnaz, “Antalya’nın 1999 yılında 4.9 milyon, 2018 yılında 31.6 milyona varan hava trafiği söz konusu. Çok büyük bir sıçramadan bahsediyoruz yıllık ortalamada 10.4 büyümüş. 2014-2015 yıllarında yüksek bir sezon söz konusuyken 2016 yılında Rus uçağının düşmesinin yarattığı olumsuz etkiyi görebiliriz fakat 2017 yılında ciddi bir toparlanma var. Geçmiş yirmi yıllık süreçte en kritik yolcu azalışı 2016 yılında yaşanmış” diye konuştu. Arnaz, yolcu sayısı gelişiminde Rus yolcuların birinci sırada olduğunu, Almanların onları takip ettiğini dile getirdi.

‘AKILLI ADIMLAR’ UYGULAMASI İLE DÜNYADA İLK

Antalya Havlimanı’nda kapasite çalışmaları hakkında bilgiler veren Arnaz, “Yolcu bekleme ve geçiş sürelerini azaltmak amacıyla sezon öncesi inşaa edilen platform ile gate kapı pasaport kontrol ve güvenlik alanını genişlettik. Pasaport ve x-ray yerleşimi pasaport bankoları önde olacak şekilde yeniden düzenledik” dedi. Mobil uygulamarın yeniden dizayn edildiğini kaydeden Arnaz, “Antalya Airport Mobile ile bina içi navigasyon hizmetini Türkiye’de bir ilk olarak hayata geçirdik. Hareket yeteneği kısıtlı yolcularımız için ‘Akıllı Adımlar’ uygulaması ile de görme ve işitme engelliler için ayrı ve özel bir mobil uygulama sunan dünyadaki ilk havalimanı olduk” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

 Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr 

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD ‘GİRİŞİMCİLİĞİN ORTAK DİLİ’ PROJESİNİ TANITTI

‘Girişimciliğin Ortak Dili’ AB projesi ile ANSİAD’ın almış olduğu hibe desteği, sanayici ve iş insanları dernekleri arasında alınan en büyük hibe olması özeliğiyle Antalya’da bir ilk oldu.

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Sivil Toplum Diyaloğu Programı çerçevesinde, Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)’nin Avrupa Birliği – Türkiye Arasındaki Sivil Toplum Diyaloğu’nun Desteklenmesi Hibe Programı (CSD–5) kapsamında başvurusunu gerçekleştirdiği ‘Aynı Dili Konuşmak: Sivil Toplumun Girişimcilik Ekosistemindeki Rolü’ projesi 222.174,80 Avro’luk bütçe almaya hak kazandı. Türkiye ve Avrupa üyesi ülkelerden sivil toplum kuruluşlarının başvuru yaptığı programda ANSİAD’ın almış olduğu hibe desteği, sanayici ve iş insanları dernekleri arasında alınan en büyük hibe olması özeliğiyle Antalya’da bir ilk oldu. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Sivil Toplum Diyaloğu Programı çerçevesinde ‘Girişimciliğin Ortak Dili’ Projesi, Türkiye ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerden sivil toplum kuruluşlarının, ortak bir konu etrafında bir araya gelerek, toplumların birbirini tanımaları, karşılıklı bilgi alışverişi ve kalıcı diyalog kurmalarını sağlayan bir platform olarak geliştirilmiştir. Merkezi Finans ve İhale Birimi ise Programın sözleşme makamı olduğu programın teknik uygulamasından Avrupa Birliği Başkanlığı sorumlu. T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Faruk Kaymakcı’nın katıldığı gecede projenin tanıtımı gerçekleştirildi. Geceye, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, ATSO Meclis Başkanı Süleyman Özer, AB Başkanlığı Antalya Temsilciliği AB İşleri Uzmanı Selam Çetin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, Muratpaşa Belediyesi Başkan Vekili Hüseyin Sarı, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) üyesi derneklerin başkanları, meslek odaları başkanları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı.

GİRİŞİMCİLİKTE 17 YIL

Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, ANSİAD’ın 17 yıldır bölge üniversiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yürüttüğü ANSİAD Girişimcilik Günleri’nin uluslararası uygulama alanına taşımayı amaçladıklarını belirterek, “15 ay boyunca devam edecek olan ‘Girişimciliğin Ortak Dili’ projemizde Türkiye’den AB projeleri alanında deneyimli Antalya AB Çalışmalarını Destekleme Merkezi Derneği ile yurt dışından uluslararası gençlik projeleri konusunda İtalya’nın en önde gelen STK’larından birinin de yer aldığı 2 ortaklığımızın yanı sıra bölge üniversitelerinden Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Antalya Bilim Üniversitesi ile iş birliği içerisinde bulunuyoruz” diye konuştu.

ORTAK ANLAYIŞ MİSYONU

Proje kapsamında, genç girişimciliği ve yenilikçiliği desteklemek, gençlerin istihdam edilebilirliklerini artırmak, kişisel ve mesleki gelişimlerine katkı koymak gibi temel hedeflerinin olduğuna değinen Akıncı, “ANSİAD olarak bu ortaklık ile Türk ve Avrupalı STK’lar arasında genç girişimciliği destekleme konusunda da bilgi paylaşımlarını sağlayacak olan karşılıklı ortak bir anlayışı geliştirme misyonunu da üstleniyoruz” dedi. Sivil toplum, kamu ve özel sektör arasında sürdürülebilir ve güçlü iş birliklerini önemsediklerini dile getiren Akın Akıncı, “Burada gençlerin kariyer gelişiminin ve girişimcilik becerilerinin nasıl destekleneceğine ilişkin ortak bir anlayış ve yaklaşımı geliştirmek ana prensibimiz. Ortaya çıkacak bu ortak anlayış ve yaklaşımla yapılacak olan tüm çalışmalar sonucunda özellikle gençlerin yaratıcı ve yenilikçi düşünmelerini teşvik edecek modüller geliştirilecek ve burada öğrendiklerini hayata geçirebilecekleri bir “Yaratıcı ve Yenilikçi Düşünme Atölyesi” kurarak bunun sürdürülebilir olmasını sağlayacağız” diye konuştu.

TOPLAM BÜTÇE 56,3 MİLYON AVRO

Proje tanıtım toplantısında konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı, AB üyeliğine yönelik 9 anket sorusu yönelterek katılımcıların yanıtlamasını istedi. AB öncesi fonlar kapsamında gerçekleştirilen projelere değinen Kaymakçı, Girişimciliğin Ortak Dili projesinin 222 bin 174 Avrol’luk bütçesi ile Türkiye'de bu alanda gerçekleştirilecek 40 proje arasında en yüksek bütçelisi olma özelliğini taşıdığını kaydetti. AB katılım öncesi fonlar kapsamında Antalya'da şu ana kadar 40 proje gerçekleştiğini dile getiren Kaymakçı, proje toplam bedelinin 56,3 milyon Avro olduğunu dile getirdi.

AB’YE ÜYELİK EGEMENLİĞİ GÜÇLENDİRİR

İngiltere'nin, AB üyeliğinin devamlılığında egemenliklerini kaybetme düşüncesiyle AB'den çıkmaya karar verdiğini ile getiren Kaymakcı, “Egemenliklerini Brüksel'den Londra'ya geri almak için ayrılmak istediler ama iki yıldır çıkamıyorlar. Artık egemenliklerin paylaşıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Cep telefonları, bindiğiniz arabalar, yediğiniz yemek küresel bir karışımdan oluşuyor. Dolayısıyla AB'ye üyelik egemenliği kaybettirmez tam aksine egemenliğimizi güçlendirir” dedi. İhraç edilen ve üretilen her malın AB’nin belirlediği standarlatlara ve kurallara uygun olmak zorunda olduğunu belirten Kaymakcı, “Siz o kuralların oluşumuna, yapılışına üye ülke olarak katkıda bulunamıyorsanız hiçbir şey yapamazsınız. AB, aslında egemenliklerini paylaştıkları, kendi rızalarıyla katıldıkları bir yapı” diye konuştu.

‘DEMOKRATİK STANDARTLARLA İLGİLİ ÖNYARGI VAR’

Türkiye’nin hain darbe girişimini geride bırakıp bir an önce 2005 yılına kadar getirilen standartları ileriye taşıma hedefinin olması gerektiğini belirten Kaymakcı, “Demokratik standartlarla ilgili Türkiye'ye karşı kısmen bir önyargı var. Bu 2015'ten sonra yaşanan travmanın sonuçları. Türkiye'yi tekrar 2005'e kadar getirdiğimiz noktada, yani demokrasisi, insan haklarıyla herkesin model aldığı bir ülke haline getirmemiz önemli. Türkiye bugün AB’ye üye olduğunda Almanya, Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık ile aynı yetkilere sahip olacak” dedi.

‘BÜYÜKLÜĞÜMÜZÜ BİR DEĞER HALİNE GETİRMELİYİZ’

Büyük ülkelere karşı bir endişe duyulduğunu belirten Kaymakcı, “Şunu unutmamak gerekiyor aynı büyüklükteki Türkiye NATO'nun da Avrupa Konseyi'nin de üyesi. Biz büyüklüğümüzü bir değer haline getirirsek bu meseleden kurtuluruz. Milli gelir düzeyimiz çok kötü değil ama sorun tarım ve bölgesel farklılıklar” diye konuştu. Bölgesel gelir farklılıklarının AB ortalamasının çok üzerinde olduğunu dile getiren Kaymakcı, sözlerini şöyle sürdürdü; “AB'nin bütçesi 160 milyar Avro. Bunun 60 milyar Avrosu üye ülkelerin tarımına veya bölgesel farklılıklarına gidiyor. Bugün Türkiye, AB üyesi olursa AB bütçesinden Türkiye'ye yaklaşık 15-17 milyar Avro verilmesi gerekiyor ve bunu kimse vermek istemiyor. Bizim bir an önce tarımımızı modernleştirip, istihdamı daha çok hizmetlere, ticarete kaydırıp dengesizliği ortadan kaldırmamız gerekiyor” dedi. Konuşmaların ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı’ya Antalya Kaleiçi’nin resmedildiği serigrafi tabloyu takdim etti. Gece Golden Voices konseri ile sona erdi.

EDİTÖRE NOT:

Sivil Toplum Diyaloğu Hakkında:

2008 yılından bu yana yürütülmekte olan “Türkiye ve AB Arasında Sivil Toplum Diyaloğu” Programı Türkiye ve AB sivil toplumları arasındaki etkileşim ve diyaloğu yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde artırmayı hedefleyen ve Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin önemi ve faydalarına odaklanarak her iki toplumda farkındalık artırma girişimlerini destekleyen bir programdır. Programın Beşinci Dönemi 1 Nisan 2019'da 40 proje ile başlamıştır. Toplam 6.000.000 avroluk bütçe kapsamında uygulanacak projelerin konuları arasında doğrudan diyalog geliştirme ve iş birliği temalarının yanı sıra engelliler, yaşlılar, mülteciler gibi dezavantajlı gruplara yönelik sosyal konuların yanı sıra, kadın odaklı alanlar ve eğitim, sağlık, tarım, gıda, çevre gibi sektörler de vardır. Proje ve Sivil Toplum Diyaloğu Programı ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için 0242 3120303 no'lu telefonu arayabilir www.siviltoplumdiyalogu.org sayfasını takip edebilirsiniz.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr 

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

Bu duyurunun içeriğinden sadece ANSİAD sorumludur ve hiçbir şekilde Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği Başkanlığı’nın görüşlerini yansıttığı şeklinde yorumlanamaz.


TÜRKİYE’NİN DÜNYAYA SUNACAĞI BİR HİKAYESİ YOK

Prof. Dr. Özlale, “Yabancı yatırımcılar iyi bir hikayesi olan ülkelere, şirketlere yatırım yapabilir. Fakat Türkiye’nin dünyaya sunacağı bir hikayesi yok.”

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 9’uncu Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı moderatörlüğünü ANSİAD Fahri Üyesi ve Akdeniz Üniversitesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şükrü Erdem’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu ANSİAD Fahri Üyesi, FORBES Köşe Yazarı & ÜBER Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı ve Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ümit Özlale oldu. ‘Dünya ve Türkiye’deki Ekonomik Gelişmelerin Yorumlanması: Genel Değerlendirme’ konusunun konuşulduğu toplantıya ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Toplantı öncesinde, 2018 yılında ANSİAD Fahri Üyeliğine kabul edilen Prof. Dr. Ümit Özlale’ye ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı tarafından ‘ANSİAD Fahri Üyelik Belgesi’ takdim edildi. 2018 yılında ANSİAD toplantısında dile getirmiş olduğu faiz artışları, dolar kuru, ticaret savaşları gibi konuların ne kadar gerçekleştiği konusunda geçmişe dönük bilgiler veren Prof. Dr. Özlale, “Burada tek problemli gelişmekte olan ekonominin Türkiye olmadığını dile getirmiştik, diğer gelişmekte olan ülkeler için de risklerin olduğundan bahsetmiştik bu öngörümüz halen devam ediyor” dedi. Bugün ise ticaret savaşlarının hız kesmeden devam etmesine değinen Prof. Dr. Ümit Özlale, “En son Google-Huawei anlaşmazlığı yaşandı, bu küresel ölçekte yaşanan büyük bir kriz ve Huawei’ye yapılan haksızlık” diye konuştu. Küresel ölçekte faizlerin artmayacağını öngören Özlale, düşme ihtimalinin daha yüksek olduğunu dile getirdi.

TÜRKİYE İÇİN FIRSATLAR-RİSKLER

Dünyada genel olarak çevre problemleri, gelir eşitsizliğe ile aşırı sağın yükselmesi ve batıllık konularında problemlerin yaşandığına dikkati çeken Özlale szölerini şöyle sürdürdü, “Dünyanın yaklaşık 4.6 milyar yaşında olduğunu tahmin ediyoruz. Bunu benim yaşım 46’ya orantılayalım. Bu hesaba göre insanoğlu son 4 saatte dünyaya geldi, sanayi devrimi de son birkaç dakikada oldu. İşte bu son birkaç dakikada dünyadaki ormanların yarısı yok oldu. Bu inanılmaz bir yok oluş. 1930’larda yaşanan siyasi atmosfer geri dönüyor, aşırı bir sağ yükseliş söz konusu. Gelir eşitsizliği tüm dünyada büyük bir sorun. 2019 dünyasında aşı kavramının farklı anlaşılması ve yaygın bir batıllık nedeniyle bugün çocuklarını tetanos aşısı, kızamık aşısı yaptırmayan insanlar var.” Türkiye için böyle bir dünyada fırsatlar olduğu kadar risklerin de olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlale, “Türkiye için küresel ölçekte faizlerde artış beklenmiyor ve yabancı yatırımcılar halen iyi bir hikayesi olan ülkelere, şirketlere yatırım yapabilir. Tabi buradaki fırsatlar ana ihracat pazarımızda ithalat talebinin zayıf olması gibi riskleri de getiriyor. Hepimizin bildiği jeopolitik bir risk söz konusu ve en önemlisi Türkiye’nin dünyaya sunacağı bir hikayesi maalesef yok” dedi. ANSİAD 9. Olağan Toplantısı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı'nın Prof. Dr. Ümit Özlale ve Doç. Dr. Şükrü Erdem'e günün anısına Suna & İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri kütüphanesinden Pamphylia ve Pisidia Kentleri I-II kitaplarını takdim etmesiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ERBİL, ‘KORUMAMA’ KARARLARI ALINIYOR

Erbil, “Sizlere yüzlerce koruma kurulu örneği gösterebilirim, maalesef arkeoloğun da imzasının bulunduğu. Son dönemlerde rant ve siyasi baskı nedeniyle ‘korumama’ kararları alınıyor. Koruma kurulu üyeleri siyasetin elinde oyuncak olmuş” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 8’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı moderatörlüğünü ANSİAD Fahri Üyesi ve Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Hürriyet Gazetesi Yazarı Ömer Erbil oldu. ‘Kültür Varlıklarını Yeterince Koruyor muyuz?’ konusunun konuşulduğu toplantıya Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği (AGİDER) Başkanı Dr. Figen Sayın Yıldıran, ANSİAD üyesi iş insanları ve eşleri katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Öncelikle olağanüstü genel kurulumuzda yönetimimize verdiğiniz onay ve güvenoyu için şahsım ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım adına hepinize çok teşekkür ederim” dedi. ANSİAD çatısı altında projelerin konuşulup yürütüleceği ve yeni projeler ile ANSİAD vizyonuna yakışır çabalar içinde olunacağının altını çizen Akıncı, Bu vesileyle hepinizin güzel bir Ramazan ayı geçirmenizi dilerken, şahsım ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım adına tekrar selam ve saygılarımı sunuyorum” diye konuştu.

‘MAALESEF ARKEOLOĞUN DA İMZASI VAR’

Meslek hayatı boyunca kültür varlıklarını, SİT alanlarını ve müzeleri korumaya çalıştığını belirten Erbil, “Koruma bilincinin gelişmesinde medyanın önemli bir araç olduğuna inanıyorum. 2006 yılında Uşak Müzesi'nden çalınan kanatlı denizatı broşu haberim büyük yankı uyandırdı, bu haberle dünyada 32 gazete ve televizyona röportaj verdim. Bu haber hem medya hem de müzeler açısından bir milat” dedi. Son dönemlerde rant ve siyasi baskı nedeniyle ‘korumama’ kararları alındığını kaydeden Erbil, “Sizlere yüzlerce koruma kurulu karar örneği gösterebilirim, maalesef arkeoloğun da imzasının bulunduğu. Koruma kurulu üyeleri siyasetin elinde oyuncak olmuş. Artık koruma kurullarında doçent, profesör kalmadı” diye konuştu. İstanbul Tarihi Yarımada’nın dünyanın göz bebeği olduğunu belirten Erbil, “Fakat buradaki Koruma Kurulu Başkanı avukat. Koruma kurullarının bu yapısıyla bizim kültür varlıklarını koruma şansımız yok. Buraların tamamen özerk olması ve üniversitelere, bilim insanlarına teslim edilmesi gerekiyor. Kültür varlıklarını ancak böyle koruyabiliriz ve gelecek kuşaklara emanet edebiliriz” dedi.

‘DEDEKTÖR SATMAK SERBEST’

Son yıllarda Türkiye’de defineciliğin arttığını kaydeden Erbil sözlerini şöyle sürdürdü, “Malını, mülkünü kaybeden birçok varlıklı insan tanıyorum. Definecilik bi hastalık. Kısa yoldan zengin olma hayalleriyle tarihi varlıklara büyük zararlar veriliyor. Türkiye'de dedektör satmak ve almak serbest.  Dedektörle kazı yapmak da suç kapsamında değil. Ben burada kazı yapılmayacağını bilmiyordum diyerek kurtulabiliyorsunuz. Ama kazı yapıp eseri çıkarmak suç. Yani dedektörü satın alıp kazı yapmaya giderseniz ve orada eseri çıkartırken yakalanırsanız bu şekilde ceza alıyorsunuz. Harita hazırlayıp satanlar var. Bu haritalar 200-300 bin dolara satılıyor. Definecilikte para kazanan insan görmedim. İşsiz arkeologlar da işin içine girmeye başladı. Bu konu hakkında yasal olarak acil önlem almak gerekiyor.” Definecilik konusunda Antalya ile ilgili de bilgi veren moderatör Prof. Dr. Hava İşkan Işık, Antalya'nın dağlarında tepelerindeki antik kentlerin defineciler yüzünden kazılmadık yeri kalmadığını belirtti. Işık, “Antalya'nın antik kentlerinde metrelerce derinliğe kadar kazı yapıyorlar. Çok acil önlemler alınmalı. İçimiz kan ağlıyor” dedi.

EĞİTİM ŞART

Kültür varlıklarını korumak ve sahip çıkılması için eğitimin şart olduğunu belirten Erbil, “Hepimizin yapması gerekenler var. Kültür varlıklarını korumak için müzelere, kazılara destek olmak, çocukları eğitmek gerekiyor. Müzeleri, kültür varlıklarını anlatan gizli reklamlar yapılabilir. Biz kültüre, sanata, arkeolojiye önem verdikçe daha bilinçli, daha güzel toplumlar yetişecek” diye konuştu. Kültürel ve sanatsal etkinliklere dahil olarak çevremizdekileri adapte etmeye çalışmamız gerektiğini dile getiren Erbil, “İlkokul döneminde öğrencileri müzeye taşıyıp, ‘Ben müzeye gittim’ duygusunu yaşatmamak lazım. Biz anaokulundayken götürmeye başlıyoruz ve sonra ‘Ben 5 yaşındayken gitmiştim’ deyip bir daha müzeye uğramıyor. Müzecilerimiz çocuklara tatlı tatlı anlatarak, özel bölümlerle eğitim seferberliği gerçekleştirmek lazım” dedi.

RESTORASYON DENİLİNCE KORKUYORUM

Toplantının soru ve cevap kısmında Erbil'e Kaleiçi'ndeki Kesik minare restorasyonu ile minare üzerine oturtulan külah hatırlatıldı. Konuya çok hakim olmadığını dile getiren Erbil, “Toplantı öncesinde biraz bilgilendim ama restorasyon dendiği zaman ben çok ürküyor ve korkuyorum. Koruma Kurulu'nun kararıyla olmuştur herhalde. Maalesef Türkiye'de restorasyonlarda ciddi problemler var. Restorasyon kriterlerimiz yok. Oturup restorasyon kriterlerimizi belirlememiz gerekiyor. Dünyanın belirlediği kriterler var. Zaman zaman bunun güncellenmesi gerekiyor. Bizim ülkemize uymayan kriterler var. Bizim kendi kriterlerimizi belirleyip artık tek ele almalıyız. Vakıflar, belediyeler, bakanlık, özel şirketler restorasyon yapıyor ve herkes kendi bilgisi dahilinde yapıyor. Kanuna, yasaya bağlamak gerekiyor” diye konuştu. Ansiad 8. Olağan Toplantısı, soru ve cevapların ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve toplantı moderatörü Prof. Dr. Havva İşkan Işık’ın günün anısına Hürriyet Gazetesi Yazarı Ömer Erbil’e plaket takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİMİ GÜVEN TAZELEDİ

ANSİAD Olağanüstü 30. Genel Kurulu’nda Akın Akıncı başkanlığında tek liste girilen seçimde ANSİAD yönetimi, üyelerin büyük çoğunluğunun oyunu alarak güven tazeledi

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Olağanüstü 30. Genel Kurulu 11 Mayıs 2019 Cumartesi günü Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Tek liste ile girilen ve 79 üyenin 78’inin oyunu alan Yönetim Kurulu Üyeleri, kendi arasında yaptığı görev dağılımı sonucunda Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Özbek ve Dr. H. Rana Demirer, Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Necdet Alkandemir, Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Volkan, Mali Yönetmen İlhan Karakaya, Mali Yönetmen Yardımcısı Ali Bal, Toplantı Yönetmeni Sarper Dermut ve Toplantı Yönetmeni Yardımcısını Fatih Onkar olarak belirledi. Olağanüstü 30. Genel Kurul sonrasında yeni dernek organlarında Denetleme Kurulu üyeliğine Dr. K. Savaş Titiz, Serdar Topçu ve H. Dinçer Kilit seçilirken, Haysiyet Divanı L. Hilmi Ünsal, Mehmet Hacıarifoğlu, H. Ergin Civan, Ali Eroğlu ve Abdullah Erdoğan isimlerinden oluştu.

BAŞKANDAN ANSİAD’A TEŞEKKÜR

ANSİAD üyelerine kendilerine duydukları güvenden dolayı teşekkür eden Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Genel kurulumuzda yönetimimize verdiğiniz onay ve güvenoyu için şahsım ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım adına hepinize çok teşekkür ederim. Önümüzdeki 1,5 yıllık süreçte ANSİAD çatısı altında projelerin konuşulup yürütüleceği ve yeni projeler ile ANSİAD vizyonuna yakışır çabalar içinde olunacağını bir kez daha sizlerle paylaşmak isterim” dedi. ANSİAD üyelerinin gönüllülük esasıyla bir araya geldiğinin altını çizen Akıncı, “Derneğimizde ANSİAD’a daha fazla nasıl katkı koyabiliriz, kentimiz için neler yapabiliriz düşüncesi ile hareket edeceğiz, ayrıca iş dünyamız adına çalışmalarımızı kesintisiz olarak sürdürmek temel hedefimiz olacak” diye konuştu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD BAŞKANI AKINCI'NIN İSTANBUL SEÇİMLERİNİN YENİLENMESİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMESİ;

Değerli Basın Mensubu,

31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçim sonuçlarına ilişkin vurgulamış olduğumuz ekonomik adımların hızlandırılması ve yapısal reformların kesintisiz bir biçimde uygulanması, ekonomik ve sosyal dengeye kavuşulması gibi acil önlemlerin hayata geçirilmesi gereken bu dönemde ülkemizin seçim gündemine yeniden dönmesini kaygı verici buluyoruz. İstanbul’da seçimlerin yenilenmesine ilişkin verilen kararın gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde ülkemizin demokrasi ve hukuk anlayışı üzerinde ciddi bir güven problemi doğuracağı ve bunun sonucunda da ülke ekonomisinin normalleşme süreçlerine büyük darbe vuracağı kaygısını taşımaktayız.

Ekonomik daralmanın gündelik yaşantımıza vermiş olduğu olumsuz etkilerin giderilmesi bakımından hukuk devleti olmak ve demokrasi sınavını atlatabilmek ülkemiz için önemli bir adım iken seçimin meşruiyetinin sorgulanması seçime ve seçilmişlere olan güvenin sorgulanmasına neden olmaktadır.

Seçimin sonuçlanmasının ardından toplumun tüm kesimlerinin beklentisi ülkemizin sürdürülebilir kalkınması ve büyümesi için yapısal reformların bir an önce uygulanması, uzlaşı temelinde kapsayıcı yönetim anlayışının hayata geçirilmesi olmuştur. Bu beklentilerin karşılığında seçim ortamı gibi kısır bir döngüye girmek ülkemiz ve vatandaşlar adına büyük bir kayıptır.

İstanbul seçimlerinin iptal edilmesi ile ortaya çıkan bu süreçte, tüm siyasi tarafları ve halkımızı sağduyulu davranmaya davet eder, demokrasi ve hukukun üstünlüğü kavramlarının tartışmasız bir ilke olarak benimsenmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz.

ANSİAD Yönetim Kurulu adına

Akın AKINCI

Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’TAN BAHARA MERHABA KONSERİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) geleneksel Bahara Merhaba Kokteyli'nin 9’uncusu Akra Hotel’de gerçekleştirildi

ANSİAD'ın geleneksel olarak düzenlediği Bahara Merhaba Kokteyli'nin 9’uncusu, Orkestra Şefi Hakan Şensoy’un yönetimindeki Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası Konseri ve ANSİAD Çok Sesli Korosu Konseri eşliğinde yapıldı. ANSİAD 9. Bahara Merhaba Kokteyli & Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası Konseri ve ANSİAD Çok Sesli Korosu Konseri’ne Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili ve ANSİAD Şeref Üyesi Çetin Osman Budak, İYİ Parti Antalya Milletvekili Avukat Hasan Subaşı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Antalya Başkonsolosu Mustafa Kemal Beyazbayram, Antalya AKEV Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Arslan ve Muratpaşa Belediyesi Başkan Yardımcısı Hasan Kaçmaz, ANSİAD üyesi iş insanları, kamu ve özel sektör temsilcileri ile basın mensupları katıldı. Kokteylin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ün sanata verdiği değeri burada vurgulamak isterim, sanata değer veren ve destekleyen bir devlet adamı olduğunu hepimiz biliyoruz. Sanatın toplumsal ilerlemesi ve önemi için ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir’ sözleriyle de bunu çok açık belirtmiştir. ANSİAD’ın 9 yıldır sürdürdüğü ve bir araya gelmemize vesile olan Bahara Merhaba Konseri’nde bunu sizlere hatırlatmak istedim, keyifli bir akşam diliyorum” dedi. Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası ve Şef Hakan Şensoy yönetiminde verdiği konser ve ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun da 5 şarkı seslendirdiği gecede, Başkan Akın Akıncı sanatçılara ve ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun hayata geçirilmesinde büyük emeği olan ANSİAD Kurucu ve Şeref Üyesi Mimar Ercan Evren’e çiçek takdiminde bulundu. Etkinlik, kokteylin ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


YALÇIN İPBÜKEN; BAŞARI İÇİN SIRA DIŞI MÜŞTERİ DENEYİMİ

Hizmet mükemmeliği piramidinde Antalya’nın temel hizmet iş modeli ve müşteri şikayetlerini önlemede ikinci seviyede olduğunu belirten Yalçın İpbüken, “Hizmette mükemmellik için ‘Sıra Dışı Müşteri Deneyimi’ safhasına geçilmesi önemli” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 7’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı moderatörlüğünü Bahar Tavukçuluk Gıda San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve ANSİAD üyesi Berkay Bahar’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Yalın Enstitü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın İpbüken oldu. ‘Yalın Dönüşüm ve Dünya Çapında Rekabet Edebilmek İçin Türk Sanayisini Dönüştürmek’ konusunun konuşulduğu toplantıya, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı, Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KONYSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Kaplan ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, yoğun seçim takviminin özelikle ekonomik reformların gecikmesinde en büyük etken olduğunu belirterek, “Beklentimiz 4,5 yıllık seçimsiz uzun dönem içinde en önemli gündemimiz olan ekonomik reformların hayata geçirilmesindeki kararlılık olmalıdır. Dolayısıyla iş dünyasının bu beklentilerinin kısa vadeli hiçbir siyasi hesaba takılmamasını umut ediyoruz” dedi.

İŞ BİRLİKLERİNİ ÖNEMSİYORUZ

Akıllı kent teknolojileri ve sürdürülebilir kalknma hedeflerini gerçekleştirebilecek yerel yönetim anlayışının kalıcı çözüm getireceğini kaydeden Akıncı, “Önümüzdeki süreç ekonomik ve yerel kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi için önemli bir fırsat olmakla birlikte, kalıcı çözümlerin konuşulması ve üretimin arttırılması bakımından da çok ciddi bir dönem” diye konuştu. Antalya yerelinde tarım ve turizm odaklı projeler ile ilgili çalışma başlatılması gerektiğini dile getiren Akıncı, “Yanlış uygulamalar neticesinde kaybolan tarım arazileri ve  Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi Antalya, gerek destinasyonlarıyla gerek turizm çeşitliliğiyle ve kültürel mirasıyla uluslararası arenada aktif bir şekilde temsil edilmelidir. Kent dinamikleri olarak önümüzdeki süreçte bu konuda projelerimizi ve katkılarımızı sunmaya her zaman hazırız” dedi. Demokratik sistemin sağlıklı bir şekilde işletilmesinin yerel yönetimlerin çoğulcu, katılımcı ve insana yönelik yeniden yapılanması ile mümkün olduğunu kaydeden Akıncı, “Bu süreçte de yerel yönetimlerin Antalya’nın ihtiyaçlarına cevap verebilmeleri, çalışmalarında sürekliliğin devam edebilmesi adına iş birliklerini önemsiyoruz. Seçim süreci öncesinde Sayın Muhittin Böcek’e ve bütün belediye başkanlarımıza da sözlü olarak ilettiğimiz üzere alt yapıdan imara, eğitimden kültüre, toplu taşımadan kent planlamasına kadar, hayata geçirilmesi noktasında ANSİAD olarak her an göreve hazır olduğumuzu belirtir, seçilmiş olan bütün belediye başkanlarına tekrar başarılar dileriz” diye konuştu.

BİRİNCİ LİGDE BAŞARI İÇİN ŞAŞIRTICI HİZMET

Yalın üretim ve yönetimde sadece bina yapmadıklarını kaydeden İpbüken, “Bizler sadece bina yapmıyoruz biz verimli bir bina inşa etmek istiyoruz” diye konuştu. Yalın üretim ve yönetimin temel amacının müşterinin istediği ürünü istediği zaman ve miktarda eksiksiz sunmak üzerine inşa edildiğini kaydeden İpbüken, “Siparişten teslimata tek seferde doğru yapabilmek önemli” dedi. Antalya’nın dünya turizm pazarında üst düzet turizm ve konaklama öğelerine sahip olduğunu dile getiren İpbüken, “Tarih, doğa, insan, ulaşım, altyapı gibi öğeleri barındırıyor Antalya. Tuizm hizmet sektöründe de çok büyük alt yapılar yaparak üst düzey turizm segmentini hedeflemektedir” diye konuştu. Hizmet mükemmeliği piramidinde Antalya’nın temel hizmet iş modeli ve müşteri şikayetlerini önlemede 2. seviyede olduğunu belirten Yalçın İpbüken, “Hizmette Mükemmellik” dediğimizde 4. seviye olan “Sıra Dışı Müşteri Deneyimi” safhasına geçebilmek için çok daha zorlu hedefleri üstlenmek, sabır ve çaba koymak gereği bulunuyor. Mal sahiplerine, her seviyedeki yöneticilere, sektör birimlerine, eğitim kurumlarına ve sektör insanlarına büyük görev düşüyor. Antalya çapında entegre, paylaşımcı çalışma zorunlu” dedi.

DÜNYA MEDENİYETLERİNİN ÖRSÜ: ANADOLU

Yalın Enstitü Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın İpbüken, Türkiye coğrafyasının Göbeklitepe’den bugüne dramatik olaylar yaşadığını kaydetti. Birçok kavmin gelip yerleştiğine dikkati çeken İpbüken, “Bugüne kadar bu devridaim aralıklarla süregelmiştir. Dünya medeniyetlerinin örsü olarak nitelendirilen Anadolu coğrafyasında var olabilmek tarih boyunca çok zor olmuştur. Ancak tehlike ve tehditlerin olduğu yerde fırsatlar da hiç eksik olmaz. Nitekim coğrafyamız dünya nüfusunun önemli bir kısmı ile 4 saatlik uçuş mesafesindedir” dedi. 21. yüzyılda barış ve güven ortamının önemine dikkati çeken İpbüken, “Mutluluk içinde yaşayabilmemiz için her birimizin refaha erişmesi veya erişme ümidinde olması hayati önemdedir. Kimsenin dışlanmadığı, insanların birbirine saygı duyduğu, 21. yüzyılın başarılı ülkesi olabiliriz. Bunun için hemen her şeyimiz mevcuttur. Türkiye önümüzdeki 10 yıl içinde G10 ülkeleri arasına girebilme şansına sahip nadir ülkelerden birisidir. Biz bugün yüksek idealin öncelikli hedefi olarak refah için rekabetçiliğimizi hemen artırabilme olanağımızı konuşacağız” dedi.

YALIN DÖNÜŞÜME DESTEK OLMALIYIZ

Yalın yönetim sistemini, yalın liderliği Anaadolu tarihi ve kültürüne dayandırmanın önemini vurgulayan İpbüken, “Bunu Türkiye’ye özgü hale getirmek, eğitim programlarını sürekliliğe kavuşturmak, eğitim çeşitliliğini beklentiler doğrultusunda arttırmak, yalın dönüşüm modelini geliştirmek, yalın yaklaşımın lisans ve lisans üstü seviyelerde üniversite ve meslek liseleri programlarında yer almasını sağlamak önemli” diye konuştu. Türkiye’nin sanayi, hizmet, ticaret sektörlerinde dünya ile rekabet edebilmesine katkıda bulunmak için öncelikle Türkiye sınırları içinden başlanması gerektiğini dile getiren İpbüken, “Sanayi veya hizmet sektöründe faaliyet gösteren, özel veya kamu kuruluşlarının tümüne, rekabet güçlerini artırmak ve müşterilerine daha iyi hizmet vermelerini sağlamak yönünde destek vermeli ve yalın yolculuklarına destek olmalıyız” dedi. Ansiad 7. Olağan Toplantısı, soru ve cevapların ardından ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı ve toplantı moderatörü Berkay Bahar’ın günün anısına Yalın Enstitü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın İpbüken’e plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN AKINCI YEREL SEÇİM SONUÇLARINI DEĞERLENDİRDİ

31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri tamamlandı. Türkiye bugünden itibaren 4,5 yıl boyunca seçimin olmadığı bir döneme giriyor. Öncelikle sonuçların ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Demokrasi ve ekonomik kalkınmanın yerelden başladığı gerçeğinden yola çıkarak kentlerimizi yöneten ve yönetmeye talip olan belediye başkanlarımızı da bu açıdan çok önemsiyoruz. Bu bakımdan, seçimlerin ardından odaklanılması gereken ilk konunun ekonomi olması gerektiğini, ekonomide atılacak adımların, yapısal reformların kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi bakımından iş dünyamız için büyük önem taşıdığını belirtmek isteriz. Türkiye'nin bölgesel ve küresel ekonomideki ilerlemesi iş dünyamız için önem arz etmekte, bu bakımdan istihdam, üretim, yatırım ve ihracat konularında Türk iş dünyası olarak daha çok çalışmak hepimizin en önemli görevidir. Eğitim, dijital dönüşüm ve iş piyasasındaki yapısal reformların hızla devam etmesini temenni ediyor, kalıcı çözümler üreterek yükselen değer Türkiye'yi inşa etmenin ortak ideal ve hedefimiz olduğunu biliyoruz.

Yönetim Kurulu Adına

Akın AKINCI

Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN TÜREL, “BU KASETLER FETÖ TAKTİĞİ”

Cumhur İttifakı Başkan Adayı Menderes Türel, sosyal medyada eşi Ebru Türel'e ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı ile ilgili, “Ses kaydını, herkesin çok iyi bildiği ve FETÖ'nün kullandığı bir hesaptan yaptılar” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 3. Kahvaltılı Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı moderatörlüğünü Wagner Kablo Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı L. Hilmi Ünsal’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Adalet ve Kalkınma Partisi Başkan Adayı Menderes Türel oldu. Cumhur İttifakı Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Menderes Türel’in vizyonu ve projelerini anlattığı toplantıya, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi Antalya İl Başkanı Mustafa Aksoy katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Ak Parti Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Menderes Türel’in 10 yıl boyunca Antalya’ya verdiği hizmetleri ve seçim çalışmalarında vurguladığı ‘Aşkla Yola Devam’ sözlerinden yola çıkarak, “Bizler bu noktada seçildiğiniz takdirde projelerinizin hayata geçirilmesinde ANSİAD olarak her an göreve hazır olduğumuzu belirtir ve tekrar başarılar dileriz” dedi.

FETÖ’YE SIĞINDILAR

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı adayı Menderes Türel, sosyal medyada yayınlanan ve eşi Ebru Türel'e ait olduğu iddia edilen ses kaydıyla ilgili, “Bunlar klasik FETÖ taktiği. FETÖ’cü hesaplarından montaj kasetler yayınlıyorlar kaybedeceklerini anladıkları için. HDP'den umduğumu bulamayan CHP, FETÖ'ye sığındı. Yazık ya, hele hele bir kadına, bir başkanın eşi diye FETÖ'nün montaj kasetleriyle itham etmek yakışmaz. Benim edebimle söyleyebileceğim tek bir şey var, yazıklar olsun demektir” dedi. Seçimin son günlerinde siyasetin çirkin yüzünün görülmeye başlandığını kaydeden Başkan Türel, “Bu beni fevkalade üzüyor. Bunları 2004, 2009, 2014'te yaşadığım için son dakikada kaybedeceklerini anlayanlar çirkin siyasete, iftiralara başvuruyor. 2009’da da çok üzülerek dinlemiştim, o dönemki rakibim sayın Mustafa Akaydın benim için ‘Valencia'da villası var’ demişti. Ama rezil oldu. Değer mi seçimi kazanmak için bu iftiralara başvurmaya” dedi.

YAKIŞTIRAMADIM

İnsanlığın önemli olduğunu dile getiren Türel, “Biz insanlığımızı kaybetmedik. Her ne pahasına olursa olsun bana deseler ki ‘Muhittin Bey’in ailesiyle ilgili şöyle bir montaj kaset yapacaksın, bu tarafta da sana seçimi hediye ediyorum’ dönüp bakarsam şerefsizim. Yakıştıramadım, kendisiyle dost olarak görüşür, dost kabul ederdik. En güçlü adalet, milletin adaletidir, terazisidir. O yüzden tabii ki bunların yaşanmış olması siyasetin çirkin yüzü, maalesef geçmişte benim başıma gelenlerin bir tekrarı” dedi.

TAKTİR ANTALYALILARIN

Geçmişte bu tür iftiralardan medet umanların genellikle çaresiz kaldıklarını belirten Menderes Türel, “CHP'nin içinde FETÖ var diyen birtakım iddiaların doğru olduğunu teyiden görüyoruz işte. Kim yaptı onları da biliyoruz. Hiçbir şey gizli kalmaz. CHP'nin içinde önemli görevlerde olan arkadaşlarımızın bu işlere alet olmasını anlamak mümkün değil. Rakiplerimizi eleştirmişimdir, hizmetleri yok demişimdir ama bu gibi bel altı iftiralara seçimi kazanacak olsam dahi başvurmam. Bu yakışıksız tavırların takdirini inşallah Antalyalılar yarın sandıkta en güzel şekilde değerlendirecektir” diye konuştu. ANSİAD 3. Kahvaltılı Toplantısı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Hilmi Ünsal’ın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Menderes Türel’e günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKAN BÖCEK, ‘PLANLI, KURALLI, KİMLİKLİ KENT İÇİN GELİYORUZ’

Millet İttifakı’nın CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhittin Böcek, “Yerelden kırsala kalkınma planıyla yola çıktık. Planlı, kurallı ve kimlikli kent için geliyoruz” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 6’ncı Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı moderatörlüğünü Wagner Kablo Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı L. Hilmi Ünsal’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Konyaaltı Belediye Başkanı ve Millet İttifakı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhittin Böcek oldu. Millet İttifakı Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhittin Böcek’in vizyonu ve projelerini anlattığı toplantıya, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antaya Miletvekili Çetin Osman Budak, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, CHP İl Başkanı Ahmet Kumbul, CHP Seçim Koordinatörü Yusuf Meriç ve İYİ Parti Seçim Koordinatörü Bülent Gürsoy katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, CHP Antalya Büyükşehir başkan adayı Muhittin Böcek'in alt yapıdan imara, eğitimden kültüre, toplu taşımadan kent planlamasına kadar, şehrin bütün bileşenleri ile ortak kanaat ile hareket edeceği söylemini hatırlatarak, “Seçildiğiniz takdirde hayata geçirilmesi noktasında ANSİAD olarak her an göreve hazır olduğumuzu belirtir, tekrar başarılar dileriz” dedi.

NİTELİKLİ KADROLAR İHMAL EDİLMEMELİ

Büyükşehir Belediye Başkanlarının geniş bir coğrafyanın sorunlarının çözümünde önemli bir rol oynadıklarını dile getiren Akıncı, “Ayrıca, hizmet götürdükleri hemşehrilerinin hizmetlerinden memnuniyet duymasını sağlamak gibi de çok kutsal bir göreve soyunuyorlar. Gerçekte tabi ki bu görev beraberinde büyük bir organizasyon yapısını da zorunlu kılıyor. Dolayısıyla bu noktada gözden kaçırılmaması gereken hususların başında, böylesine bir organizasyon ve hizmet operasyonunun altından kalabilecek nitelikli kadroların ihmal edilmemesi ve siyasi tercihlerin bu kadroların oluşmasında etkin olmaması en önemli arzumuz ve dileğimizdir” diye konuştu. Akıncı, yerel seçim sürecinin genel seçim havasına büründüğünü kaydederek, “Bizler yerel yönetimlerimizi, her zaman demokrasinin tabanda uygulanması ve günlük yaşamımızı doğrudan etkileyen sorunların çözüm bulduğu yerler olarak değerlendiriyor, kentlerimizi yöneten ve yönetmeye talip olan belediye başkanlarımızı da bu açıdan çok önemsiyoruz. Ancak diğer yandan da liderler düzeyindeki siyasi kutuplaşmayı ve karşılıklı suçlamaları da kaygıyla izlemekteyiz” dedi.

ANTALYA’YI 50 YILLIK ÖNGÖRÜYLE PLANLIYORUZ

Konyaaltı İlçesi’nin gelişimiyle ilgili bilgiler vererek sözlerine başlayan Başkan Adayı Muhittin Böcek, 25 yıllık bir siyaset ve başarı öyküsü olduğunu kaydederek, “98 gündür gece gündüz demeden koşuyoruz, 100’üncü günde Allah’ın izni, halkımızın desteğiyle başarıya ulaşacağız” diye konuştu. 913 mahallede köylü, kentli ve kırsalda halkla buluştuklarını belirten Böcek, “Sivil toplum kuruluşlarımızla, halvciler ve sanayicilerimizle, turizmcilerle ve iş dünyasıyla ayrı ayrı bir araya geldiğimiz her toplantımızda dünyanın en güzle kenti Antalyamızın fakirleştiğini görüyoruz. Özellikle son dönemde yaşanan krizlerle birlikte yaşanan bu olumsuz gelişme bizleri fazlasıyla üzüyor” diye konuştu. Böcek, “Antalya hepimiz için önemli. 50 yıllık bir öngörüyü söylüyoruz. Biz planlı, kurallı, kimlikli kent için geliyoruz” dedi.

YERELDEN, KIRSALTAN KALKINMA PLANIYLA YOLA ÇIKTIK

Altı ay önce yaptırdığı araştımadan bahseden Böcek, “O anket sonuçlarında Antalya’nın sorunu olarak işsizlik birinci çıkmıştı, yeni araştırmamızda da en büyük sorun ekonomi çıktı. Yani dertlerimiz aynı. Iş dünyası, turizmci, köylü üretici emeklisi dahil olmak üzere bu ekonomik krizden zarar görmüş durumda” dedi. Üreticinin ve Antalyalının adına krizden dolayı büyük üzüntü duyduğunu dile getiren Muhittin Böcek, “Antalya turizminve tarımın başkenti. Tarım sıkıntıda, turizm sıkıntıda, işsizlik üst düzeyde. Vatandaşın memnun olacağı, kazanacağı projeler yapmak zorundayız” diye konuştu. Kırsal kalkınma için neler yapılabilir diyerek bir çok proje hazırladıklarını ve vatandaşla paylaştıklarını dile getiren Böcek, “Halk Yem fabrikası için araştırma yaptık, Korkuteli’nin diğer yerlere göre daha fazla ihtiyacı olduğu ortaya çıktı, fabrikayı Korkuteli’ne kuracağız dedik. Oradan da hayvanclıkla uğraşan bütün vatandaşlarımıza ulaşacağımızı söyledik. Halk Süt ile çocuklarımız sütünü içecek. Burada bütün amacımız hayvancılığı geliştirmek ve besicininn kazanmasını sağlamak. Antalya tarımıyla Türkiye’yi doyuran bir kent. Burada da Büyükşehir Belediyesi olarak yapmamız gereken üretici ve tüketiciyi buluşturmak olacak” ifadelerini kullandı. Kentte ulaşım sıkıntısı olduğunu dile getiren Böcek, 19 ilçede ulaşımla ilgili problemlerin çözüme kavuşturulacağını belirterek, Alanya’dan Gazipaşa’ya giden otobüsün olmadığını, bunun da yapılacağını kaydetti.

YARDIMLAR AÇIKTAN YAPILMAMALI

Büyükşehir Belediyesi’nin, Böcek’in projesi olan Halk Su ile ilgli su satan iş yerlerine ‘Sizin ekmeğinizle oynuyor’ diyerek Muhittin Böcek'e oy vermemeleri konusunda mesajlar atıldığını ileri süren Böcek, “Biz Halk Su Projesi ile ilgili diyoruz ki ben sana ucuza vereceğim, sen de ona göre kar koyup satacaksın. Belediye olarak su satacak halimiz yok, hem satan vatandaş hem alan vatandaş kazansın istiyoruz” dedi. İşçilere telefon açılıp, ‘Aman Muhittin Böcek’e oy vermeyin gelirse sizi kovar’ denildiğini iddia eden Böcek, “Basın önünde hiçbir vatandaşımızı rencide etmedik. Ben annem babam adına 4 çocuk okuturum, benim kendi ailem bile bilmez kim olduklarını. Hayrını da uçurmam. Ben hayatım boyunca kimsenin ekmeğiyle oynamadım. Ben siyasi görüşünden dolayı bir iş yerini bile kapatmadım. Bunları bir kenara bakıyorum. Geçtiğimiz günlerde Sayın Menderes Türel Başkanımız ve AK Parti İl Başkanı, ‘Muhittin Böcek mal beyanını neden açıklamıyor’ diyor. Allah Allah, Muhittin Böcek’in mal beyanı tam 20 yıldır rutin yapılması gereken büyükşehir belediyemize verilir. Sayın Türel’de de var, İçişleri Bakanlığı’nda da da var” dedi. Konuşmaların ardından, ANSİAD 6. Olağan Toplantısı, ANSİAD Başkanı Akın Akıncı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Hilmi Ünsal’ın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhittin Böcek’e günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİM KURULU GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ HAKKINDA

Değerli Basın Mensupları,

Derneğimizin 13 Ocak 2018 tarihinde yapılan ANSİAD Genel Kurulu’nda seçilen Yönetim Kurulu listesinde, 26 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilen Yönetim Kurulu Toplantısı ile yeni görev bölümü yapılmış ve bugüne kadar Yönetim Kurulu Mali Yönetmeni olarak görevini sürdüren Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine getirilmiştir. ANSİAD Yönetim Kurulu olarak çalışmalarımızın kesintisiz bir şekilde devam edeceğini siz değerli kamuoyu ile paylaşır, ANSİAD’ın kurumsal kimliğine göstereceğiniz hassasiyetten dolayı teşekkürlerimizi sunarız.

 

ANSİAD Yönetim Kurulu adına

Dr. H. Rana DEMİRER

Yönetim Kurulu Genel Sekreteri


KANDİBA’NIN PASİFİK RÜYASI

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 3’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD üyesi ve Altay Ticaret A.Ş. sahibi ve ANSİAD Ticaret Sektörü Başkanı İlker Altay’ın yaptığı toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Toplantının konuğu olan ANSİAD üyesi, Andifli Yatırım & Troya Tohum & Güney Fide & Agrotalya Tarım Kurucu Ortağı Hasan Şirin ve eşi Zehra Şirin, ‘Kandiba’nın Pasifik Rüyası- Adalar, İnsanlar, Kültürler’ sunumu ile Kolombia’dan, Panama’ya, Santa Cruz’dan, Vanatu’ya kadar gerçekleştirdikleri yolculuklarını, deneyimledikleri kültürleri ve anılarını paylaştılar. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve toplantı moderatörü İlker Altay’ın, Hasan ve Zehra Şirin’e günün anısına tablo takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


İŞ BİRLİĞİ SÜREÇLERİNDE ALINACAK UZUN BİR YOLUMUZ VAR

Prof. Dr. Ünal; “Bugün ülkemiz ihracatının yalnızca yüzde 4’lük kısmını yüksek teknoloji ürünleri oluşturuyor. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 20’lerde. Yüksek teknolojili ürünlerin üretimini artırmak için üniversite-sanayi iş birliklerini artırmalıyız” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) 2019 faaliyet yılı 2’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı moderatörlüğünü ANSİAD Üyesi ve Yaşam Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cemal Özkan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal oldu. “Üniversite ve Sanayi İş Birliği” konusunun konuşulduğu toplantıya, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof Dr. Havva İşkan Işık, AÜ Girişimcilik ve İş Geliştirme Merkezi (AKGİM) Müdürü Prof. Dr. Gürhan Yalçın, Antalya Teknokent A.Ş. Genel Müdürü İbrahim Yavuz, AÜ Kariyer Gelişim ve Mezunlarla İletişim Koordinatörü & GÜNKAF ’19 Dönem Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Demirel, Süleyman Demirel Üniversitesi İİBF İş ve Performans Değerlendirme Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Pınar Göktaş, SDÜ Kariyer ve Planlama Mezunlarla İletişim Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Dicle Özdemir Küçükçapraz ve AÜ Antalya Devlet Konservatuar Müdürü Prof. Dr. Nihan Yağışan katıldı. Toplantı öncesinde, ANSİAD Girişimcilik Günleri ‘Bi’ Düşünsen Bulursun’ 6. İş Fikri Proje Yarışması’nda Ön Lisans ve Lisans ile Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde kazanan proje sahipleri ANSİAD üyesi iş insanları ile buluştular ve gecede ödülleri kendilerine takdim edildi.

YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRÜNLER İÇİN İŞ BİRLİKLERİNİ ARTIRMALIYIZ

Üniversite ve sanayi tarafına yönelik yapılan yasal düzenlemelerin üniversite-sanayi işbirliği ekosistemini güçlendirdiğine dikkati çeken Rektör Prof. Dr. Ünal, “Bununla beraber Ar-Ge ve inovasyon süreçleri gelişti, çok ortaklı projeler ve Ar-Ge projelerinin sayıları geçmişe göre önemli ölçüde arttı” dedi. Ülke ihracatında yüksek teknoloji ürünlerin önemini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Ünal, “Tüm bu olumlu gelişmelere karşın üniversite-sanayi işbirliği süreçlerinde alınacak uzun bir yolumuz var. Bugün ülkemiz ihracatının yalnızca yüzde 4’lük kısmını yüksek teknoloji ürünleri oluşturuyor. Gelişmiş ülkelerde bu oranın yüzde 20’ler seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, yüksek teknolojili ürünlerin üretimini artırmak için üniversite-sanayi işbirliklerini artırma gerekliliği açıkça görülüyor” diye konuştu.  Geçtiğimiz dönemlerde yapılan Ar-Ge Reform Paketi, Üretim Reform Paketi, Sinai ve Fikri Mülkiyet Hakları Kanunu gibi yasal düzenlemelerin de önemli fırsatlar içerdiğini belirten Prof. Dr. Ünal, “Üretim Reform Paketinin getirdiği fırsatlardan Üniversite TTO’larının şirketleşmesi fırsatı üniversitede üretilen yüksek teknolojinin sanayiciye ve sektörlere aktarımını daha kolay hale getirecek yapısal düzenlemeler içeriyor. Ancak bugün itibariyle verimli modellerin nasıl ortaya çıkarılabileceği tartışılmalı ve olgunlaştırılmasına ihtiyacımız var” dedi.

BÖLGEMİZ ÇOK YÜKSEK BİR POTANSİYELİ BARINDIRIYOR

Gelişmiş hizmet ve sanayi sektörünün yanında, yüksek teknoloji üretimini yaratacak ekosistemin birlikte güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal, “Akdeniz Üniversitesi büyük bir üniverite ve şehir için çok önemli bir noktada. Tabii Antalya tarım ve turizm alanında önde olduğu için, Anadolu’daki bir çok şehre göre üniversitemiz önemli bir noktada” dedi. Prof. Dr. Ünal, “Akdeniz Üniversitesi’ne baktığımızda, 24 fakülte, 75 bin öğrenci, 7 enstütü, 3 yüksekokul ve 11 meslek yüksekokulumuz 2 bin 800’den fazla idari ve akademik personelimizle  eğitim-öğretim veren önemli bir kurumuz” diye konuştu. Dünyanın sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyesi yüksek şehirlerine bakıldığında hizmet sektörünün ve yüksek teknoloji üretiminin ön plana çıktığını kaydeden Prof. Ünal, “Bu alanların yeşerdiği şehirler ki Antalya’nın da bunlardan biri haline gelmesini istiyoruz, nitelikli insan gücünün çekim merkezi haline geliyor, yaşamı, şehirleri ve ülkeleri dönüştürüyor. Bölgemiz bu anlamda çok yüksek bir potansiyeli içinde barındırıyor” dedi.

EKOSİSTEMİ HEP BİRLİKTE GÜÇLENDİRMELİYİZ

Ar-Ge ve inovasyona dayalı büyüme hedeflerine üniversite ve sanayi iş birliği ile ulaşılabileceğine dikkati çeken Rektör Ünal, “Gelişmiş hizmet ve sanayi sektörü öğelerinin yanında, yüksek teknoloji üretimini yaratacak ekosistemi hep birlikte güçlendirmeliyiz. Özellikle son on yılda bu çabaların somut sonuçlarını hep birlikte gördük. Ülkemiz bugüne kadar yarattığı ekonomik değeri orta gelir seviyesine kadar taşıdı. Bunda inşaat, tarım, turizm gibi alanlar başta olmak üzere farklı sektörlerde gerçekleşen çarpıcı ekonomik büyümeler etkili oldu” diye konuştu. Ekonomimizi güçlendirmek, toplumsal refahı artırmak için dokuzuncu ve onuncu kalkınma planlarında Ar-Ge ve inovasyona dayalı büyüme hedeflerine önem verildiğini dile getiren Rektör Ünal, “Üniversite-sanayi işbirliği süreçlerine geniş yer verildi. Bu anlamda bu çalışmalar devlet politikası haline getirildi. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nin dışında, “TUBİTAK-Teknoloji Transfer Ofisleri Destek Programları”, “TUBİTAK-TEYDEB”, “KOSGEB” Ar-Ge ve İnovasyon Destekleri, Ar-Ge ve Tasarım Merkezi Destekleri gibi çeşitli enstrümanlarla bu politikaların uygulamaları zenginleştirildi” dedi.

BÖLGE ARAŞTIRMA ALTYAPI VE KAYNAKLARINI KULLANMALIYIZ

Üniversitenin araştırma, ürün, teknoloji geliştirme odaklı projeleri desteklemeye hazır olduğunu kaydeden Ünal, “Önümüzdeki dönemlerde, bilgi teknolojileri, yapay zeka, dijital iletişim, ileri üretim teknikleri, nanoteknoloji ve biyoteknoloji gibi alanlarda yaşanacak gelişmeler, dünyadaki ekonomik ve sosyal gelişmeleri sarsıcı şekilde etkileyecek ve şekillendirecektir. Bölgemiz araştırma altyapı ve kaynaklarını bu gelişmeleri dikkate alarak kullanmalı ve işbirliğine dayalı projelerle şekillendirmeliyiz” diye konuştu. Akademik kadrolara, altyapı imkanlarına sahip bölgesel zenginliği, anlamlı projelere, işbirliklerine çevirmek için en iyisini yapmak gerektiğini belirten Ünal sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu konudaki görev üniversitemiz kadar bölgemizin çok değerli iş dünyası kuruluşlarına, öncü şirketlerine de düşüyor. Bu vesileyle hem üniversite mensuplarımıza hem de iş dünyasına, katma değeri yüksek ortak projelerin yapılması konusunda çağrımızı da yinelemek isterim. Bu tür çalışmaların kolay olmadığını, özveri gerektirdiğini en iyi bilenlerden biriyim. Akademisyenlerimizin yoğun ders ve yayın faaliyetleri, iş dünyası kuruluşlarımızın rekabetçi şartlarda karşılaştıkları zorlukların da farkındayım. Ancak ülke olarak başka çıkış yolumuz yok. Hem öğrencilerimizin yetişmesinde, hem de teknoloji üretiminde işbirliği yapmak, sanayi ve üniversite arasındaki trafiği artırmak zorundayız.”

ANTALYA TEKNOKENT’TEN ‘BİLİŞİM VADİSİ’ PROJESİ

Antalya Teknokent’inin üniversite ve sanayi iş birliğine önemli katkı koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Ünal, “Akdeniz Üniversitesi’nin akademik bilgi birikimi ve ileri teknoloji kullanan firmaların inovatif fikirleri ile küresel rekabete kaynak oluşturmayı kendisine misyon edinen Antalya Teknokent son dönemde önemli bir atılım gerçekleştirdi. Son bir yılda 35’inci sıradan 10’uncu sıraya yükselen Antalya Teknokent çok büyük bir yükseliş göstererek 2018 yılında Türkiye’deki tüm Teknokentler arasında yapılan değerlendirmede ‘En İyi Gelişme Gösteren Teknokent’ kategorisinde birinci oldu” dedi. Antalya Teknokent’inin Antalya ve Akdeniz Bölgesi girişimcilik ekosisteminin merkezi olduğunu belirten Ünal, “Antalya Teknokent, sağladığı imkanlarla yeni dönemde genç girişimciler ve Akdeniz Üniversitesi’nden yeni mezun öğrencilerle daha güçlü hale gelecek. Teknokentimiz, yakın bir dönemde de bölgenin ekonomik gücüne önemli katkılar sağlayacak ve şehrimizi bir bilim merkezi haline getirecek Bilişim Vadisi projesine başlamış bulunuyor” dedi.  Akdeniz Üniversitesi olarak akademinin bilgi birikimini sektörle paylaşmak ve bölgeye katkı sunmak adına çalıştıklarını dile getiren Prof. Dr. Mustafa Ünal, “2023 vizyonu doğrultusunda üniversite olarak teknoloji üretiminin, nitelikli patent sayılarının artırılması, ticarileştirme, nitelikli araştırmacıların yetiştirilmesi ve iş dünyasıyla Ar-Ge ve inovasyona yönelik işbirliği sayılarının arttırılması konularında önemli çalışmalar yürütüyoruz” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Moderatörü Dr. Cemal Özkan’ın Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal’a günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 29. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNDE YILIN İŞ İNSANI, SANAT VE MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 29’uncu Kuruluş Yıl Dönümü muhteşem bir gece ile Akra Hotel’de kutlandı. İş, sanat ve siyaset dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren 29’uncu Kuruluş Yıl Dönümü Balosu’na, Cumhuriyet Halk Partisi  (CHP) Antalya Milletvekili Cavit Arı, CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer, İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, Dışişleri Bakanlığı Antalya Temsilcisi Büyükelçi Hüseyin Avni Aksoy, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan, ANSİAD’ın sadece iş konuşulan bir dernek olmadığını belirterek, “Aynı zamanda ortak değerleri paylaşan, yılların oluşturduğu dostluk ve kardeşlik ilişkileriyle güçlü bir ailedir. Bu önemli günümüzde ANSİAD’ın bu dostluk ve kardeşlik ruhuyla gelecek nesillere aktaracağımız ortak eserimiz olduğunu belirtmek istiyorum” dedi.

ANSİAD ANTALYA’NIN GELİŞİMİNE TANIKLIK ETTİ

ANSİAD’ın hizmetleri ile üyelerine ve Antalya’ya yeni yeni ufuklar açmış, 29 yıllık süreçte kültürünün oluşturduğu değerleri koruyarak hizmetlerini sürdürdrdüğünü dile getiren Başkan Kan, “ANSİAD’ın kurulduğu 29 yıldan bu yana dünyamızda en çarpıcı gelişme bilgi teknolojilerindeki hızlanma ile dünyamızın dijitalleşmesindeki aldığı mesafe olmuştur. 2019’dan başlayarak ülkemiz 4 yıllık çok önemli bir döneme girmiştir. Bu önümüzdeki süreçte, 2019, 2020 ve 2023 yıllarında Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıllarını kutlayacağız. Bizim nesil, bu 100 yılın en az 20 yıllık döneminde sorumluluk sahibidir” diye konuştu. 29 yılı geride bırakan ikinci nesle geçmiş bir dernek olduklarının altını çizen Kan, “Dünyada 29 yıl bir şehir için hatta bir dernek için uzun bir süre değildir, fakat Antalya ekonomisinin özellikle 1980’li yıllardan sonra hızlı geliştiğini düşünürsek, ANSİAD’ın Antalya ekonomisine tanıklık ettiğini ve bu gelişmede önemli bir katkısının olduğunu söyleyebiliriz” dedi. Dünyada, iş insanları derneklerinin genel olarak, özel sektör adına lobi yapmak ve üyelerine bilgi ve işbirliği desteği vermek için kurulduğunu kaydeden Kan, “ANSİAD ise ayrıca Antalya’nın gelişmesine katkıda bulunarak, hem şehrin hem de yerel ekonominin gelişmesini hızlandırmak amacıyla kurulmuş bir dernektir.  Bu zaman süresinde ANSİAD Antalya’nın kentsel ve ekonomik gelişiminin sağlıklı olması için çok çaba harcamıştır. Türkiye’de ve Antalya’da ANSİAD’ın dile getirmiş olduğu öneriler zamanında dikkate alınmış olsaydı, bugün birçok alanda daha iyi gelişmeler ortaya çıkmış olacaktı” diye konuştu.

TEKNOLOJİ GELİŞİRKEN İNSANLIK AYNI ÖLÇÜDE GELİŞMİYOR

İnsanoğlunun 800 kuşak boyu mağaralarda ve ormanlarda yaşadğını dile getiren Kan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Sadece 20 kuşaktır zamanı ölçebiliyor, sadece 4 kuşaktır elektrikle aydınlanıyoruz, sadece 3 kuşaktır otomobil ile seyahat edebiliyor, sadece 2 kuşaktır da uçakla seyahat ediyoruz, son bir yılda üretilen bilgi, insanlık tarihimizin bilgi birikiminin yüzde 95’ini aşmış durumda. Ancak, dünyada teknoloji ve zenginlik gelişirken, insanlığın aynı ölçüde gelişmediğine de dikkatinizi çekmek istiyorum. Bir yanda bilgi teknolojileri ilerlerken, diğer yanda popüler kültür ve kitlesel cehalet yayılmakta ayrıca maddi imkanlar artarken, manevi yoksulluk, vicdan fakirliği de artmaya devam etmektedir. Dünya, bir yanda uzayın keşfinde yol alırken diğer yanda Ege Denizi’nde boğulan göçmen insanlarımızı seyrediyor ve insanlığın verimsiz bir dönemi yaşanıyor.”

BİR MİLLETİN ADI TARİHE SADECE SAVAŞLARIYLA GEÇMİYOR

Demokrasinin en büyük faydalarından birisi sivil toplum kuruluşlarının önerilerinin dikkate alınarak kollektif zekanın harekete geçmesi olduğunun altını çizen Kan, “Biz bunun içindir ki, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü demokrasisi, özgür ve güçlü basını ve sivil toplum kuruluşunun temelleri üzerinde gelişmesini savunduk. Geleneksel ödül törenlerimizde de yılın başarılı iş insanı ödülü yanında basın ödülü ve sanat ödülü vererek, bu ilkelerimiz ışığında teşvik edici olduk” dedi. Yılın başarılı iş insanı ödülü dışında basın ve sanat ödülü vermelerinin önemini vurgulayan Kan, “Bir milletin adı tarihe sadece büyük savaşlarla geçmiyor. Mısır uygarlığının, Antik Yunan devletlerinin savaşlarını fazla hatırlamıyoruz ama büyük sanat eserlerini çok iyi hatırlıyor ve de biliyoruz. Bir milleti millet yapan, dünyaya tanıtan, adını tarihe geçiren en büyük güç sanatçılarıdır. Zaten bir milletin edebiyatını, müziğini ve geleneksel mimarisini çıkardığınızda millet millet olmaktan çıkıyor. Bu nedenle tarihimize mal olmuş, bizi dünyaya tanıtmış sanatçıları el üstünde tutmalıyız” diye konuştu.  Bir şehrin büyük sanatçılar çıkarabiliyorsa büyük bir şehir olabileceğinin altını çizen Kan, “Devlet ve iş insanları olarak bizim önemli bir görevlerimizden birisi de evrensel sanatı teşvik etmek ve sanata özgür bir ortam sağlamaktır. Basın özgürlüğü de konuşmamız gereken çok önemli konulardan biridir. Bir ülkede basının özgürce bütün sorunları dile getirmesi demokrasinin ve doğru yönetimin sigortasıdır. Basın, kollektif zekanın gerçekleştiği, ortaya çıktığı yerdir, bu nedenle basın bütün halkın sesi olmalı, sorunları yazmalı ve kamu yararı için yönetimleri eleştirebilmelidir” dedi.

MAALESEF ON YILDA BİR EKONOMİK KRİZ GELENEĞİ OLUŞTU

Hatalarını konuşan, öz eleştiri yapan, ders çıkaran bir toplum olunmadığına dikkati çeken Kan, “2018 yılında ülke olarak bu konulardaki eksiklerimiz ve hatalarımız nedeniyle, ekonomide bir daralma içine girmiş bulunuyoruz. Bu süreç devam edecek ve zorlu bir yıl daha yaşamak durumunda kalacağız. Türkiye tarihinde ekonomide en geç 10 yılda bir ekonomik kriz yaşama gibi bir geleneğimiz adeta oluşmuştur. Şu anda da reel sektör bir taraftan durgunluk, diğer taraftan da artan maliyetlerle boğuşmaktadır” diye konuştu. Türkiye’nin genç nüfusa sahip olduğunu belirten Kan, “Biz ülke olarak, bu ekonomik krizi de atlatırız, ülkemizin geleceğine güveniyoruz. Çünkü Türkiye genç nüfusa ve halen doymamış bir pazara sahiptir. Dolayısıyla büyüme potansiyeli yüksek ülkelerden birisiyiz. Antalya turizminin yükselişi de bizi ümitlendirmektedir. Fakat sadece iyimser olmak, olumlu mesajlar vermek yetmiyor” dedi.

İLERİYE GİTMEK İÇİN BİRLİKTE DÜŞÜNMELİYİZ

Dünyanın yapay zekalı robotlar çağında olduğunu dile getiren Başkan Kan, “Bu süreçte ekonomideki her yavaşlama, eğitim sistemimizdeki her eksiklik gelecek nesillerin yıllarca geride kalmasına neden olabilecektir. Avrupa ve Amerika’da iş insanları, 100 yıl önceden birleşip think-thank’ler ve müzeler kurdular, bu tür adımlar bizim de gelecek planlarımızın içerisinde yer almalıdır. 2019’da bu konuları daha etraflıca tartışmalı ve bugüne kadar yaptığımız gibi hep yenilik peşinde koşmalıyız” diye konuştu. ANSİAD her zaman kendisini ve üyesini geliştiren, öğrenen ve yol gösteren bir dernek olduğunu kaydeden Kan sözlerini şöyle sürdürdü; “ANSİAD olarak girişimcilik günlerimizle, fikir yarışmalarımızla, felsefe okulumuzla, tarih kulübümüzle, eğitim çalışmalarımızla, çok sesli koromuzla gelecek nesillere yön vermeye çalışıyoruz. Müze kampanyası gibi etkinliklere öncü oluyoruz. Dijitalleşen dünyamızda çalışmalarımızın daha da ileriye gitmesi için, Antalya iş insanları olarak AR-GE’ye ve sanata doğrudan katkı sağlayacak çalışmaları birlikte düşünmeli ve ele almalıyız.”

‘YILIN BAŞARILI İŞ İNSANI’ ÖDÜLÜ MEHMET HACIARİFOĞLU’NUN

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ‘2018 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü’nün sahibi ANSİAD üyesi, Hacıarifoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu oldu. 1983 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrometri bölümünde yüksek öğrenim hayatını tamamlayan Mehmet Hacıarifoğlu Antalya’ya dönerek,  36 yıl boyunca tamamı Antalya’da olmak üzere çok sayıda, konut, iş merkezi ve otel projelerini sürekli yeni teknolojileri kullanarak gerçekleştirdi. 1991 yılında ANSİAD’a üye olan Hacıarifoğlu,  İnşaat Sektörü Başkanlığı, ANSİAD Yönetim kurulu Başkanlığı, ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanlığı görevlerini yaptı. Aynı zamanda, Ortak Akıl Platformu Başkanlığı, Antalya Eğitim Vakfı Başkanlığı ve Kent Konseyi Ekonomi Gurubu Başkanlığı görevlerini de gerçekleştirdi. Temel eğitimin desteklenmesi için ANSİAD ile hazırlanan Kepez İlçesi’ndeki tüm okulların bahçesine ana sınıfı yapılması konulu protokolün valilik ile imzalanarak projenin yürütülmesi gerçekleştiren Hacıarifoğlu, çocukların tüm iyi hareketlerinin ödüllendirilmesini içeren ve Emniyet Müdürlüğü ile iş birliği halinde yürütülen POLİKART projesinde önemli bir rol üstlendi. Evli ve üç çocuk babası olan Mehmet Hacıarifoğlu halen sahibi olduğu firmasında inşaat işlerine devam etmekte ve Konyaaltı Belediyesi ile Büyükşehir Belediyesi Meclis üyeliğini yürütmektedir. Yaptığı yatırımlar ve işletmesinin ülke ve bölge ekonomisine katkıları ile sosyal sorumluluk bilincinde estetik, sanatsal, tarihi ve kültürel değerlere önem veren bir isim olan Mehmet Hacıarifoğlu’na ödülü ANSİAD Başkanı Sadi Kan, ve İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı ve Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek tarafından takdim edildi.

‘BEN BİR TÜRK ZABİTİYİM’ KİTABININ YAZARI AYDEMİR’E YILIN SANAT ÖDÜLÜ

ANSİAD’ın kültüre, sanata, bu yolla kentine, bölgesine, ülkesine hizmet eden kişi ve kurumları manevi olarak desteklemesi ve sivil toplumun sanata, tarihe, kültürel değerlere hizmet eden sanatçı ve kurumlara 2001 yılından bu yana verdiği ANSİAD Yılın Sanat Ödülü’nün sahibi Ressam, Araştırmacı ve Yazar Mustafa Aydemir oldu. 1982 Yılında, 30 günde 3 bin gönüllü asker ile Erzincan’daki Keşiş Dağı’na doğadaki malzemeleri kullanarak dünyanın en büyük portresi olan Mustafa Kemal Atatürk Portresi’ni yapması, Antalyalı kahraman Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un hayatını araştırarak ‘Ben Bir Türk Zabitiyim’ belgesel eseri kütüphanelerimize kazandırması nedeniyle ‘ANSİAD 2018 Yılın Sanat Ödülü Ressam, Araştırmacı ve Yazar Mustafa Aydemir’e ANSİAD Başkanı Sadi Kan, CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer ve Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal tarafından takdim edildi.

2018 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ MEHMET ÇINAR’IN

Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlayan ANSİAD Yılın Medya Ödülü, ‘Krize İnat Dev Yatırım’ haberiyle, Demirören Haber Ajansı (DHA) Muhabiri Mehmet Çınar’ın oldu. Antalya’da 2009’dan beri görev yapan Çınar, meslek hayatına 2003 yılında Isparta’da yerel bir gazetede bölge muhabiri olarak başladı. 2005’ten beri de DHA bünyesinde muhabirlik yapan Mehmet Çınar’a ödülünü, ANSİAD Başkanı Sadi Kan, CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı ve MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan tarafından takdim edildi. Gecede, ANSİAD üyeleri ve eşlerinden oluşan ANSİAD Çok Sesli Korosu’da bir konser verirken, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanlarının pasta kesimi ve ardından Sunshine Band orkestrasının konseri ile son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 2018 YILIN BAŞARILI İŞ İNSANI, SANAT VE MEDYA ÖDÜLÜ DUYURUSU

GELENEKSEL ANSİAD ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

‘YILIN BAŞARILI İŞ İNSANI’ ÖDÜLÜ HACIARİFOĞLU’NUN

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ‘2018 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü’ne ANSİAD üyesi, Hacıarifoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hacıarfioğlu layık görüldü. ANSİAD'ın Yılın İş İnsanı, Yılın Sanat Ödülü ve Yılın Medya Ödülü 5 Ocak Cumartesi günü düzenlenecek ANSİAD'ın geleneksel ödül töreninde sahiplerini bulacak.

ANSİAD Yılın Başarılı İş İnsanı ödülünde adaylar;

Þ     Yaptığı yatırımlar ve işletmenin ülke ve bölge ekonomisine katkıları

Þ     İş kapasitesinin büyüklüğü, sağladığı istihdam ve ödediği vergi

Þ     Müteşebbis kişilik, çevre ile uyum, sosyal sorumluluk bilincinde estetik, sanatsal, tarihi, kültürel değerlere önem vermesi,

Þ     Kültürel kapasitesi, verimlilik ve eğitime katkısı,

Þ     Sivil Toplum Kuruluşlarındaki gayret ve performansı

Þ     İnovasyon ve kalite bilincinin yerleşmesi ve gelişmesine sağladığı katkı

konularında değerlendiriliyor.

‘BEN BİR TÜRK ZABİTİYİM’ KİTABININ YAZARI AYDEMİR’E YILIN SANAT ÖDÜLÜ

1982 Yılında, 30 günde 3000 gönüllü asker ile Erzincan’daki Keşiş Dağına doğadaki malzemeleri kullanarak yaptığınız dünyanın en büyük portresi olan Atatürk Portresi’ni yapması, Antalyalı kahraman Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un hayatını araştırarak “Ben Bir Türk Zabitiyim” belgesel eseri kütüphanelerimize kazandırması nedeniyle ‘ANSİAD 2018 Yılın Sanat Ödülü’nün Ressam, Araştırmacı ve Yazar Mustafa Aydemir’e verilmesi kararlaştırılmıştır.

2018 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ MEHMET ÇINAR’IN

Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlayan ANSİAD Yılın Medya Ödülü’nün, ‘Krize İnat Dev Yatırım’ haberiyle, Demirören Haber Ajansı (DHA) Muhabiri Mehmet Çınar’a verilmesi kararlaştırıldı. ANSİAD'ın Geleneksel Ödülleri 5 Ocak 2019 Cumartesi günü Akra Hotel’de yapılacak olan ANSİAD 29. Kuruluş Yıl Dönümü Balosu ve Ödül Töreni’nde sahiplerine verilecek.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


KAMUOYUNA DUYURU! YENİ ANTALYA MÜZESİ ESKİ YERİNDE OLMALIDIR

YENİ ANTALYA MÜZESİ ESKİ YERİNDE OLMALIDIR

Aşağıda listesi bulunan kurum ve kuruluşların temsilcileri olarak bizler, bir süredir Antalya Arkeoloji Müzesi’nin bulunduğu yerden başka bir bölgeye taşınacağına dair tartışmalara şahit olmaktayız. Antalya Arkeoloji Müzemizin şehrin dışına nakledilmesinin kent için doğru bir yaklaşım olmayacağını ve buna karşı yeni bir alternatif oluşturmanın gerekli olduğunu düşünmekteyiz.
1. Antalya Arkeoloji Müzesi’nin ülkemizin en seçkin kültür varlıklarının sergilendiği bir müze olması nedeniyle şehrin merkezinde, yürüyüş mesafesi içinde olması gerekmektedir. Tüm Antalya bölgesinin kültür mirasının korunduğu, sergilendiği ve araştırmalarının yapıldığı bu müze, kente gelen yerli ve yabancı hemen her turistin görmek istediği bir cazibe merkezidir. Müzenin bugünkü ziyaretçi sayısının azlığının nedeni, onun değerinin düşük olmasından değil, bölgede sürdürülmekte olan turizmin yapısal özelliğinden ve müze yapısının eskimişliğinden kaynaklanmaktadır.
2. Antalya’da bugün şehrin içinde bir turizm hareketliliği varsa ve bu hareketlilik şehir esnafının ekonomisine önemli bir katkı sağlıyorsa bu, önemli ölçüde Müze’nin kentin merkezinde olması nedeniyledir. Müze’nin kentin dışına taşınması, şehrin ekonomik hayatının büyük oranda zarar görmesine neden olacaktır.
3. Destinasyon olarak Antalya bir turizm markasıdır. Şehir olarak Antalya’nın bir kültür ve sanat markası olabilmesi ancak ve ancak Antalya Arkeoloji Müzesi’nin şehir içinde ve yürüyerek ulaşım mesafesinde kalmasıyla mümkündür. Bir şehrin marka değeri, yalnızca onun yakın/uzak çevresindeki modern otellerin sunduğu hizmetlerle veya şehrin içindeki alışveriş merkezleriyle değil, var olan kültürel değerlerin korunması ve çağdaş bir anlayış içinde tüm dünyaya sunulmasıyla ortaya çıkmaktadır. Tüm dünyada turizm merkezi olarak bilinen şehirlerde kent merkezlerinde çok sayıda müzenin bulunması bu görüşümüzü desteklemektedir. Son dönemlerde faaliyete geçen İspanya’nın Bilbao kentindeki Guggenheim Müzesi ile Paris Louis Vuitton Müzesi’nin bulunduğu şehirleri tüm dünyaya tanıtmasının yanı sıra şehre katkılarının da yüzmilyonlarca Euro olduğu bilinmektedir.
4. Antalya Arkeoloji Müzesi’nin bugünkü yerinde kalması ne kadar gerekliyse, şu anki sergileme, depolama ve diğer sosyal kullanım alanlarının yetersizliği de bir o kadar gerçektir. Süleyman Fikri Erten’in kişisel fedakarlığıyla 1919’dan itibaren toplanan kültür varlıklarının korunduğu müze binaları üç kez yer değiştirmiş ve en son 1972 yılında Antalya Arkeoloji Müzesi ismi altında bugünkü yerinde açılmıştır. Gerek bölgedeki turizm hareketliliği gerekse kent içinin kültürel gelişimi göz önüne alındığında Antalya’nın hem destinasyon hem de kent olarak yeni, çağdaş bir görünüme sahip, geniş sergileme alanlarının bulunduğu bir müze binasına ihtiyacı vardır. Bu nedenle aynı alan içinde bulunan müze haricindeki kamu binalarının kentin başka bir bölgesine taşınmasını ve burada bir “Müze Adası” oluşturulmasını talep ediyoruz.
Çünkü:
1. Dünyanın bütün büyük şehirlerinde bu kentlerin markalaşmasına değer katan simgesel, mimari değeri yüksek yapılarda zengin koleksiyonlar sergilenmektedir. Kültürel mirası kıt ve koleksiyonları olmayan ülkeler ise dünyanın markalaşmış müzelerini şehirlerine davet etmekte, bu sayede kentlerine ziyaretçi çekmeye çalışmaktadır. Bunun son örneği Abu Dhabi’deki Louvre Müzesidir.
2. Antalya gerek coğrafi yapısı ve tarihsel derinliği gerekse kültürel çeşitliliğiyle dünyanın en zengin kültürel birikimlerinin birine sahiptir ve hiçbir yerden sanat eseri ithal etmeye ihtiyacı yoktur. Buna karşılık Arkeoloji Müzesi’nin depoları korunması gerekli kültür varlıklarıyla dolu olup, envanterindeki eserlerin çok küçük bir kısmı son derece dar ve sıkıştırılmış bir şekilde sergilenmektedir.
3. Antalya Müzesi’nde bulunan eserler yalnızca Antalyalıların değil, tüm ülkemizin kültür mirasının bir parçasıdır. Önemli olan, bu mirasın Antalya’nın merkezinde bulunan bir kamusal alanın içine yapılacak yeni müze binasında ve modern bir müzecilik anlayışıyla sergilenebilmesidir.
Yukarıda sayılan nedenlerden ötürü, aşağıda imzası olan bizler, bu bölgedeki kamuya ait diğer binaların kentin başka bir bölgesine taşınmasını ve yeni Antalya Arkeoloji Müzesi’nin bulunduğu alanda, dünyaca beğeni sağlayacak farklı bir simgesel özelliğe sahip bir yapı olarak yeniden tüm dünyanın beğenisine sunulmasını talep etmekteyiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


6. İŞ FİKRİ YARIŞMASI’NIN KAZANANLARI BELLİ OLDU

Ön Lisans ve Lisans Kategorisi

4 üniversiteden 155 proje ile 404 öğrenci başvurduğu, ‘Bi Düşün Sen Bulursun’ sloganıyla, bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilen İş Fikri Proje Yarışması’nda ön elemeyi geçen 42 proje içerisinde Ön Lisans ve Lisans ile Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde ilk üç başarılı proje ödülün sahibi oldu.

Ön Lisans ve Lisans kategorisi birincisi, ‘Helmet Baretleri’ ile Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi Gizem Yılmaz, Tayfun Şahin ve Selim Parmaksız

Ön Lisans ve Lisans kategorisi ikincisi, ‘Yerli Üretim ve Ekonomik Rüzgar Türbini’ ile Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Barış Pınar ve Candaş Yurdakul 

“BYÖS (Baca Yangınlarını Önleyen Sistem)” ile Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Anılcan Akbulut ve İsa Taşdemir ile “For Musicians” projesi ile Akdeniz Üniversitesi öğrencileri M.Talha Korkmaz ve Hasan Güngör Ön Lisans ve Lisans kategorisinde üçüncülüğü paylaştılar.

 

Yüksek Lisans ve Doktora Kategorisi

Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi birincisi, ‘Diyabet Hastalığı Takibi için Akıllı Sistemlerin Geliştirilmesi’ projesi ile Akdeniz Üniversitesi Öğretim Görevlisi Emine Selda Gündüz, Öğretim Görevlisi Onur Karaman, Öğretim Görevlisi Çağdaş Kızıl ve Öğretim Görevlisi Muhsin Yörük

Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi ikincisi, “RoboTurtle - Kodlama Öğreten Oyuncak” projesi ile Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Mustafa Ozan Çakır

Yüksek Lisans ve Doktora kategorisi üçüncüsü, “BeeSaver- Arıların Koruyucu Kalkanı” projesi ile Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Side Selin Su Saraylı oldu.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 16. GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ’NDEN MUHTEŞEM FİNAL

ANSİAD lokomotifi ve sponsorluğunda, tüm yıla yayılan etkinlikleriyle 2018 yılında ‘Krizde Teknogirişim’ temasıyla gerçekleştirilen ANSİAD 16. Girişimcilik Günleri, bu yıl da taş taş üstüne koymaya devam ediyor.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) tarafından bu yıl 16’ncısı gerçekleştirilen ANSİAD Girişimcilik Günleri Ödül Töreni ve Kapanış Kokteyli Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Geceye, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya Organze Sanayi Bölgesi Başkanı Ali Bahar, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Ayanoğlu, KOSGEB Antalya Müdürü Şükrü Mısırlı, TMMOB İnşaat Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, TMMOB Antalya Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Ayşen Hamamcıoğlu, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi adına Başkan Dr. Ebru Manavoğlu, Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, çok sayıda STK temsilcisi ve iş insanı katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştirilen ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan, ANSİAD’ın 16 yıldır sürdürdüğü girişimcilik günleri faaliyetlerinin önemine dikkati çekerek, “ANSİAD olarak 28 yıllık köklü bir geçmişe ve kültüre sahibiz. Köklü geçmişimizin 16 yılında da Girişimcilik Günleri etkinliklerimiz söz konusu” dedi. “Üniversitelerde başlayan girişimcilik tohumunun lise ve ilkokullarda da devam ettirildiğine dikkate çeken Kan, “Üniversitelerde başladığımız çalışmalarımızı liselere taşıdık ve 4 yıldır lise öğrencilerimizle bir araya geliyoruz. Liselerden sonra ilk ve ortaokul öğrencileriyle nasıl olur dedik ve Kepez İlçesi’nde Habitat Derneği ile Aslanlar İlk ve Ortaokulunda ve ANSİAD yerel iş birliğinde ‘Yarını Kodlayalım Projesi’ ile 400 öğrenciye kodlama eğitimi vererek, bilgisayarla ve yazılımla tanışmalarını sağladık” diye konuştu. Kepez Belediyesi ile ortak projelerinden bahseden Kan, “Kodlama eğitimi verdiğimiz öğrencilerimizin projemizde devamlılığını sağlayabilmek adına bir bilgisayar sınıfı hazırlığı içerisindeyiz. Bu bilgisayar sınıfında yazılımı öğreterek, sorun çözeceğini öğrenebilen, üretim yapabileceğinin farkına varan ve elde ettiği ürünü paylaşabileceğini bilen öğrenciler yetiştirmek istiyoruz. Etkinliklerimizin anaokulu öğrencilerine kadar taşınması gerekliliğini gördük. Gençliğimizin bize gösterdiklerinden çok umutluyuz, dijitalleşen dünyaya ayak uyduran gençlerimizi görmenin güzelliğini yaşadık. Gençleri düşündürebilmek için ilgilerini çekecek çalışmalar yapıyoruz, yazılım ile dijital dünyaya ilgisini çektiğimiz gençleri de düşüncelerini yaşayabilmeleri için yazılımı öğrenmeleri gerektiği konusunda teşvik ediyoruz. Etkinliklerimizin devamı için 12 aya yayılan girişimcilik günleri ile bugüne kadar edindiğimiz deneyimleri daha da ileriye taşıyarak oluşturma gayreti içerisinde olacağız” dedi.

BAŞARILI GİRİŞİMCİ BERKAY BAHAR

2018 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü, yüzde yüz yerli sermaye ile Türkiye ve uluslararası platformda hindi etini tüketici ile buluşturan öncü firmalardan olması ve Bahar Akademi ile yemek kültürüne yaptığı katkılar, Antalya turizmine ve gastronomiye eğitim katkısı nedeniyle Bahar Tavukçuluk Gıda San. ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve ANSİAD Üyesi Berkay Bahar’ın oldu. Berkay Bahar’a ödülü, ANSİAD Başkanı Sadi Kan, AOSB Başkanı Ali Bahar ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı L. Hilmi Ünsal tarafından takdim edildi. Ödüle layık görüldüğü için teşekkürlerini sunarak konuşmasına başlayan Bahar, “Öncelikle beni bu ödüle layık gören ANSİAD aileme teşekkür ediyorum. Gelecek yıllara yönelik motivasyonumu arttırdınız” dedi. 2006 yılında sanayici olma arzusuyla ve girişimci bir ruhla Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde ilk tesislerini kurduklarını kaydeden Bahar, “Entegre firmalardan aldığımız ürünleri farklı bir anlayışla otel ve toplu tüketim noktalarına satmaya başladık. 20 yıldır durmaksızın yatırım yapıyor, kazandığımız ve kazanmayı hedeflediğimiz her kuruşu işe yatırıyor ve sonuçta herkesin üretebildiği ya da üretebileceği ürünleri üretiyorduk” diye konuştu. Gençlerin hayal kurmasının önemini vurgulayan Bahar, “Eğitemiyoruz, yönlendiremiyoruz, umut veremiyor ve hayal kurduramıyoruz. Bizler bir şekilde hayatımızı idame ettireceğiz. Umarım Türkiye’de hayal kuran, özgür, girişimci, iyi eğitimli, tam bağımsız hukuk devletinde, doğru, düzgün ve disiplinli bir genç nesil yetiştirebiliriz” dedi.

GÜNGÖR PEKŞEN ÖZEL ÖDÜLÜ VAHAP BARUTÇU’NUN

İş dünyasının büyük sıkıntılarından biri olan ara eleman eksikliği için otomotiv sektörünün bütün kollarının ihtiyaç duyduğu nitelikli, bilgili teknik eleman yetiştirilmesi, öğrencilerin öğrenim dönemini tam ve eksiksiz olarak bitirmesi için gereken yaptırımların ve yardımların yapılması kaydıyla hem idari hem de teknik anlamda Antalya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde MER-SER Otomotiv olarak, Mercedes Benz Türk A.Ş. işbirliği ile yaptığı örnek proje nedeniyle ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Özel Ödülü’nün sahibi girişimci, iş insanı MER-SER Otomotiv Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Üyesi Vahap Barutçu’nun oldu. ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Özel Ödülü, ANSİAD’ın Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı, geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden Güngör Pekşen anısına 2010 yılından bu yana verilmektedir. Barutçu’ya ödülünü ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Batı Akdeniz İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan tarafından takdim edildi.

6. İŞ FİKRİ YARIŞMASI’NIN KAZANANLARI BELLİ OLDU

Ön Lisans ve Lisans Kategorisi

4 üniversiteden 155 proje ile 404 öğrenci başvurduğu, ‘Bi Düşün Sen Bulursun’ sloganıyla, bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilen İş Fikri Proje Yarışması’nda ön elemeyi geçen 42 proje içerisinde Ön Lisans ve Lisans ile Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde ilk üç başarılı proje ödülün sahibi oldu. Ön Lisans ve Lisans kategorisi birincisi, ‘Helmet Baretleri’ ile Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi Gizem Yılmaz, Tayfun Şahin ve Selim Parmaksız olurken, ödülleri ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi. Ön Lisans ve Lisans kategorisi ikincisi, ‘Yerli Üretim ve Ekonomik Rüzgar Türbini’ ile Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Barış Pınar ve Candaş Yurdakul oldu. Ödüllerini ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın elinden aldılar. Bu yıl “BYÖS (Baca Yangınlarını Önleyen Sistem)” ile Ön Lisans ve Lisans kategorisinde Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Anılcan Akbulut ve İsa Taşdemir ile “For Musicians” projesi ile Akdeniz Üniversitesi öğrencileri M.Talha Korkmaz ve Hasan Güngör üçüncülüğü paylaştılar. Kendilerine ödülleri ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi.

Yüksek Lisans ve Doktora Kategorisi

ANSİAD 16. Girişimcilik Günleri’nde Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde birincilik ödülünün sahibi ‘Diyabet Hastalığı Takibi için Akıllı Sistemlerin Geliştirilmesi’ projesi ile Akdeniz Üniversitesi Öğretim Görevlisi Emine Selda Gündüz, Öğretim Görevlisi Onur Karaman, Öğretim Görevlisi Çağdaş Kızıl ve Öğretim Görevlisi Muhsin Yörük olurken, ödülleri ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi. Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Mustafa Ozan Çakır “RoboTurtle - Kodlama Öğreten Oyuncak” projesiyle ikincilik ödülünün sahibi olurken, Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Side Selin Su Saraylı, “BeeSaver- Arıların Koruyucu Kalkanı” projesi ile üçüncülük ödülünün sahibi oldu. Ödüllerini ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın elinden aldılar. 

ÖĞRENCİLERE TEŞEKKÜR PLAKETİ

ANSİAD 16. Girişimcilik Günleri kapsamında bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Liselerarası Fikir Şenliği etkinliği ile ilgili projeye katılan Antalya Lisesi, Muratpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Özel Işıklar Anadolu Lisesi, Özel Antalya Açı Fen Lisesi, Özel Antalya Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Konyaaltı Anadolu Lisesi öğrencilerine teşekkür belgeleri ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından verildi. ANSİAD Girişimcilik Günleri’nin 2018 yılı etkinliklerinden biri olan ve ANSİAD üyesi iş insanlarının çocuklarına, Zülal İnan Eğitim ve Danışmanlık/Türkiye Maker Öğretmen Akademi işbirliğinde yapılan ‘Maker Öğrenci Farkındalık Eğitimi’ programına katılan öğrencilere belgeleri ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından tarafından takdim edildi.

ANSİAD GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİNE KATKI VERENLERE TEŞEKKÜR

ANSİAD 16. Girişimcilik Günleri’ne katkı veren Akra Hotel adına Boray Sözmen, Sivil Tarih Yazarı ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Bekir Bülend Özsoy ve ANSİAD Girişimcilik Günleri paydaşlarına teşekkür belgeleri ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi. Ödül töreni, kapanış kokteylinin ardından sona erdi.

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TÜSİAD BAŞKANI BİLECİK; ‘DEMOKRASİ YOLUNUN YOLCUSU OLMALIYIZ’

Türkiye için varılacak hedefler olduğunu vurgulayan Bilecik, “Biz inanıyoruz ki Türkiye'nin varılacak menzilleri ve yeni başarıları var. Gidilmesi gereken yol çok net. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, özgürlük ve sosyal ilerleme yolunun yolcusu olarak ilerlemeyiz” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 19’uncu Olağan Toplantısı ve 2017 Antalya-Burdur Gelir Vergisi Rekortmeni Ödül Töreni Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı moderatörlüğünü ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Erol Bilecik oldu. “Yarına Ne Kadar Hazırız? Türkiye’nin Geleceği için Riskler ve Fırsatlar” konusunun konuşulduğu toplantıya, Antalya Vergi Dairesi Başkanı Metin Uzun, Vergi Denetim Kurulu Antalya Başkanı Tamer Gündoğdu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürü Nejat Deniz Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Hakkı Bahar, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantıda aynı zamanda 2018 yılında ANSİAD üyeliği gerçekleştirilen Viking Turizm sahibi Can Kobal, Özgüntur Özel Eğitim A.Ş. sahibi Ayhan Erdoğan, TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener adına Genel Müdürü Deniz Varol'a üyelik belgeleri Başkan Sadi Kan ve TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, tarafından takdim edildi. 2017 Antalya-Burdur Gelir Vergisi Rekortmeni ANSİAD üyelerine teşekkür belgesi takdiminin ardından ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen konferansta TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, ekonomik gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Hayatı ‘devam ediyor’ şeklinde özetlediğini kaydeden Bilecik, gelecekte karşılaşılacak riskleri ve fırsatları iyi değerlendirmek gerektiğini söyledi.

TÜRKİYE İÇİN VARILACAK HEDEFLER VAR

Ekonomik gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulunan TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, “Ekonomide bu yıl önemli zorluklarla karşı karşıya kalındı. Durumun bugünkü hale gelmesinde elbette küresel gelişmelerin çok önemli etkisi var. Ama işi sadece bu şekilde özetlediğimiz zaman ana resimde büyük bir eksiklik kalır. Konjonktürel süreçlerin çok önemli etkisi olmasına rağmen iğneyi önce kendimize daha sonra da başkalarına batırmakta çok önemli bir fayda görüyorum” diye konuştu. Türkiye için varılacak hedefler ve yakalanacak yepyeni başarılar olduğunu vurgulayan Bilecik, “Biz inanıyoruz ki Türkiye'nin varılacak menzilleri ve yeni başarıları var. En başta nereye varacağımızı bilmemiz gerekir.  Bizce gidilmesi gereken yol net olarak demokrasi, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğüdür.  Dünyanın her gelişen ülkelerinde bunlar vazgeçilmezlerdir. İnsan sadece söylediklerinden değil sustuklarından da sorumludur. Susmadan bunları söylemeliyiz. Sadece ağacı seyreden ormanı göremez. Dünyada neler oluyor ona da bakmak lazım. Sanayi 4, dijital devrim, teknolojik gelişim çok hızlı gelişiyor” dedi.

AB ÜYELİĞİ VAZGEÇİLMEZ

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin bu yıl çok ciddi şekilde gerildiğini ancak son dönemde pozitif gelişmeler yaşandığını ifade eden Bilecik, “Ticari savaşların kati olarak kazanan tarafı olmaz. Türkiye-ABD ilişkilerine bakmak lazım. Bu yıl çok gerginlik oldu. Ancak son zamanlarda atılan adımlarla düzelme başladı. ABD'nin İran'a uyguladığı ambargoda Türkiye muaf tutuldu. Ülkeler arasındaki gerginliklerin hepsi gelip geçicidir. Ama çıkarlar daimidir. Dış işlerinde uzlaşma asla yenilgi değildir. Sağduyulu yaklaşım koymak gereklidir'” diye konuştu. TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, AB üyelği adaylık sürecinin Türkiye ekonomisine önemli kazanımlar sağladığını kaydetti. Bilecik, “'Türkiye'nin AB üyeliği vazgeçilmez bir taleptir.  AB üyeliği adaylık sürecinde ekonomik alanda teknoloji gelişiminde demokrasi ve hukuk devleti olma yolunda çok kazanımlar elde edildi. Bu kazanımlar temelinde AB yolunda atılan adımlardır. AB yolunda maceracı olmayan bir dış politika önemlidir. AB üyeliği Türkiye'nin cazibe bölgesi olması için önemli bir hamledir. Türkiye'nin AB üyeliği Kazan-kazan formülüdür” diye konuştu.

TÜRKİYE ZAMAN KAZANACAK

ABD Merkez Bankası FED'in faiz artırımı hızını düşürmesinin Türkiye'ye zaman kazandıracağını vurgulayan TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, “Küresel rüzgarlar bize nefes aldıracak bir döneme giriyoruz ABD Merkez Bankası'nın tutumu bize zaman kazandıracak. FED'in faiz artırımı hızını düşürmesi ülkemiz için zaman imkanı verecek. Ekonominin düzelmesi için önemli adımlar atıldı. Reel sektörün finansa erişiminin önü açılması gerekiyor. Bugün ekonomide yaşanan sıkıntıları güven sağlayarak aşabiliriz” dedi. Küresel rüzgarların bir miktar nefes aldıracağını belirten Bilecik, “Hepimiz aynı gemideyiz. Gemiyi tekrardan yüzdürebiliriz. Artık uzun vadeli kararları daha fazla almamız ve arkasında durmamız gerekiyor. Türkiye isterse her hedefine ulaşır, bu çok net. Bütün tarihi öykümüze bakıldığı zaman bunu defalarca tekrarlayan Türkiye Cumhuriyeti var. Elde ettiğimiz başarılar bir hedef etrafında iş dünyasının, kamu kurumlarının bir araya geldiğinde, siyasi iradeyle birleştiğimizde ne kadar hızlı, etkin sonuçlar alabildiğimizi gösterdi” diye konuştu. Konuşmasının ardından ANSİAD Başkanı Sadi Kan, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Ali Eroğlu ve ANSİAD Geçen Dönem Başkanı, BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Bilecik’e günün anısına tablo takdiminde bulundular.

2017 ANTALYA-BURDUR GELİR VERGİSİ REKORTMENLERİ ÖDÜLLERİ;

2017 Antalya-Burdur Gelir Vergisi Rekortmeni; ANSİAD üyeleri RAL Tekstil sahibi Ramazan Atılgan, AGT Dış Tic. YK Üyesi Mehmet Semih Söylemez, Portsan Mermer A.Ş. sahibi Mehmet Cadıl adına YK Üyesi Muhammet Cadıl'a takdir belgeleri ATB Başkanı Ali Çandır tarafından takdim edildi. Antalya Kurumlar Vergisi Rekortmenleri ANSİAD üyeleri AG Tohum Sanayi sahibi Burak Gönen, Cantek Grup sahibi Can Hakan Karaca, Agromar Marmara Tarım sahibi Dr. K. Savaş Titiz adına Çağla Titiz, Akçelik Turizm sahibi Nevin Akçelik ve Gelişim Teknik sahibi Ali Bıdı'ya takdir belgeleri Antalya Vergi Dairesi Başkanı Metin Uzun ve ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi.

2017 Antalya Kurumlar Vergisi Rekortmeni; ANSİAD üyeleri, Adalya Mermer adına Fabrika Müdürü Ulaş Turan, AG Tohum sahibi Burak Gönen, Adopen Plastik ve İnşaat San. A.Ş. sahibi Sn. Mustafa Sak, Antalya Akvaryum İşletmeciliği ortakları Ramazan Atılgan ve İrfan Demirok ile Turtalya Araç Muayene İstasyonu A.Ş. sahibi Turan Mecikoğlu adına Saime Mecikoğlu'na takdir belgeleri Vergi Denetim Kurulu Antalya Başkanı Tamer Gündoğdu ve Başkan Sadi Kan tarafından takdim edildi.

2017 Antalya Kurumlar Vergisi 1'incisi; TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener adına Fraport TAV Antalya Airport Genel Müdürü Deniz Varol ve 2017 Antalya Kurumlar Vergisi 4'üncüsü; Yüksel Tohum A.Ş. sahibi Mehmet Yüksel adına Sevgi Yüksel'e takdir belgeleri SGK İl Müdürü Nejat Deniz ve ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi.

Konaklama Tesisleri Döviz Geliri 2017 yılı ihracatı 3'üncüsü; Sertaş Turizm Yatırım ve İşletmecilik A.Ş. Royal Wings Hotel adına Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Taş'a, Halı Ürünleri Sektörü 2017 yılı ihracatı 3'ncüsü; AHK Dekorasyon Ürünleri Ltd. Şti. sahibi Haldun Kilit'e, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamülleri Sektörü 2017 yılı ihracatı 3'üncüsü;  AG Tohum San. Tic. A.Ş. sahibi Burak Gönen'e, Makine ve Aksamları Sektörü 2017 yılı ihracatı 3'üncüsü; AKE Asansör Malz. Paz. Ltd. Şti. sahibi Çetin Keksin'e ve meyve Sebze Mamülleri Sektörü 2017 yılı ihracatı 3'üncüsü; Antalya Yenigün Gıda San. ve Tic. A.Ş. sahibi Sn.Necmi Alpagot'a takdir belgeleri BAİB Başkanı Hakki Bahar ve ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi.

Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektörü 2017 yılı ihracatı 2'ncisi; Ral Tekstil A.Ş. sahipleri İmral Atılgan ve Ramazan Atılgan'a, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamülleri Sektörü 2017 yılı ihracatı 2'ncisi; Yüksel Tohum Tarım Sanayi ve Tic. A.Ş. sahibi Mehmet Yüksel'e ve Çelik Ürünleri Sektörü, İklimlendirme Sanayi Sektörü, Makine ve Aksamları Sektörü 2017 yılı ihracatı 2'ncisi Cantek Proje Tas. Müh. İnş. Taah. End. Soğutma San. ve Tic. A.Ş. sahibi Can Hakan Karaca'ya takdir belgeleri ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi.

Kimyevi Maddeler ve Mamülleri Sektörü 2017 yılı ihracatı 1'ncisi ve Demir ve Demir Dışı Metaller Sektörü 2017 yılı ihracatı 2'ncisi; Adopen A.Ş. sahibi Mustafa Sak ve Ağaç Mamülleri ve Orman Ürünleri Sektörü 2017 yılı ihracatı 1'incisi; AGT Dış Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Semih Söylemez'e takdir belgeleri TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik ve ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD “ÖDÜLLÜ 6. İŞ FİKRİ YARIŞMASI’NDA FİNALE KALAN EKİPLER BELİRLENDİ!

Batı Akdeniz Bölgesi’nde önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora programı öğrencileri arasında girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması, iş planı ve iş kurma süreçleri ile ilgili eğitim bilgilerinin pekiştirilmesi, yeni iş fikirleri ortaya çıkarma ve bunları sunma becerilerinin geliştirilmesi amacıyla ANSİAD Girişimcilik Ekosistemi Projesi kapsamında düzenlenen girişimcilik yarışmasında finale kalan ekipler belirlendi. Akdeniz Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Antalya Bilim Üniversitesi'nden 430 öğrencinin katılımıyla 120 projenin yarıştığı yarışmada 42 proje finale kaldı! 


ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİNE BAŞVURULAR BAŞLADI

B A S I N   B Ü L T E N İ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını kategorilerini içeren “ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü vermektedir.

ANSİAD medya ödülü ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.

Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını 1 asıl, 1 dvd formatında en geç 23 Kasım 2018 Cuma günü saat 17.00'ye kadar ANSİAD Ofisine (Meydan Kavağı Mah. Perge Bulvarı Atmaca İş Merkezi C Blok No:56 K:1 D:101-102 07200 Muratpaşa/ANTALYA) teslim etmeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

Saygılarımızla. 26 Ekim 2018

Necdet ALKANDEMİR

ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

“ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLÜ” KATILIM KOŞULLARI

Bu yarışmada; 26 Ekim 2017 – 26 Ekim 2018 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eser, “ANSİAD 2018 YILIN MEDYA ÖDÜLÜ”nü almaya hak kazanabilecektir.

Yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.

Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:

-      Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak

-      Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

Yapılan değerlendirme sonucunda; ödül sahibine başarı belgesi ile bronz döküm özel tasarım ödül sembolü verilecektir. Ödüller, 05 Ocak 2019 tarihinde yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 11 kişiden oluşur:

-Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)

-Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)

-Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (2 Kişi)

-Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)

-Gazeteci & Yazar Erdoğan KAHYA

-ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)

Başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:

 Yazılı Basın dalı

-        Haber

-        İnceleme-Araştırma

-        Röportaj

-        Makale

 Görsel Basın dalı

-        TV Programı

-        TV Haberi

-        TV Röportajı

-        Belgesel

İşitsel Basın dalı

-        Radyo Programı

-        Radyo Haberi

-        Radyo Röportajı

İnternet Basını dalı

-        Haber

-        Röportaj

-        Makale

-        İnceleme-Araştırma

 

Konuyla İlgili Detayı Bilgi İçin;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


PROF. DR. SAN; ‘SANAT, BİR AYDINLANMA EĞİTİMİDİR’

Sanat, müzik ve resim derslerinin hala ‘ıvır-zıvır’ dersler olarak görülmesini eleştiren Eğitim Bilimci ve Yazar Prof. Dr. İnci San, “50 milyon çocuğa blok flüt öğrettik, hakikaten sürekli olarak bir biçimde ellerinden geçti çocukların. Ama bir tane bile flüt konçertosu yok ortada” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 16’ncı Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Kurucu Üyesi Ercan Evren’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Eğitim Bilimci ve Yazar Prof. Dr. İnci San oldu. ‘Gündelik Yaşamda Kültür ve Sanat’ın konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Picasso’nun ünlü tablosu Guernica’da betimlenen figürleri anlatarak sözlerine başlayan Prof. Dr. San, “Çizimlerdeki yabancılaşmayı da görebiliyoruz. Havayı yırtarcasına bir sesle çığlık atan bir sembol var, burada yer alan duygu asla bitmeyecek, anlatılacak ve süregelecek bir durumu ifade ediyor. Bugün de hala öyle değil mi yaşanan acılar, hatırlananlar, Guernica gibi. Picasso’nun gücü birçok mecaz kullanmasından geliyor. Türkçe’de de eğretileme deniyor buna. Bir şeyin ikili üçlü anlam taşıması durumu” dedi.  

SANAT EĞİTİMİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÖNEMLİ

Prof. Dr. İnci San, “Bir zamanlar milli eğitimde sanat, müzik ve resim derslerinin ‘ıvır-zıvır’ dersler olduğunu söylediler. Bu anlayış ne yazık ki hala sürüyor. Ne kadar çok yazdık çizdik, araştırmalar yapıldı ama bunu milli eğitim camiasında bile değiştiremiyoruz. Fakat bu konuda toplumda daha fazla gelişme var. Daha fazla insan sinemaya, tiyatroya gidiyor. Ama ben yöneticiler arasında konserde rastladığım hiç kimse olmadığı gibi sergilerde de rastlamıyorum” diye konuştu. Müfredatta ders sürelerinin düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. İnci San, “Ders 45 dakika sürüyor. Bir resim dersi düşünün, çocuklar geliyorlar, boyalar çıkarıyorlar masalarına yerleşiyorlar, kaldı mı size yarım saat. Yarım saat içinde nasıl bir resim kültürü vereceksiniz çocuğa. En başta ders sayısından başlayarak çok yeni şeyler yapmak lazım” dedi. Öğrencilerin ilk önce müzelere, sergilere götürülmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. İnci San, “Çocuğu da hareketli kılmak gerekiyor. Harekette beyni çalıştıran bir şey, dolayısıyla otur karşısına bir vazo koyup bunu çiz demek maalesef hala var. 21. yüzyılın ilk çeyreğindeyiz insan hayret ediyor. Öğretmen yetiştirmede çok önemli bir sorun biliyorsunuz” dedi. Sanat eğitimi verilirken öncelikle kültürünün verilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. İnci San, “Müzikçiler şarkı öğretiyorlar, şarkı öğretmekle müzik dersi olmaz, müzik kültürü vermek lazım. Bakın Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç’ın yazıları arasından bir paragrafına rastladım. Şimdiye kadar 50 milyon çocuğa blok flüt öğrettik diyor, hakikaten sürekli olarak bir biçimde ellerinden geçti çocukların. Ama bir tane bile flüt konçertosu yok ortada diyor. Çünkü sonu gelmiyor. Bir şeyi yapıyorsunuz bir yerde bırakıyorsunuz, ondan sonra köreliyor. Körelmeye o kadar yatkın ki bugün bir şeyler. Sürdürülebilirlik çok önemli, sanat eğitimine çok önem vermemiz lazım. Sanat bir kültür, uygarlık ve aydınlanma eğitimi aynı zamanda” dedi.

SANAT BİLİMDEN UZAK DEĞİLDİR

Sanat, bilim ve teknolojideki süreçlerin, beyin bilim ve sinir bilim açısından da önemle irdelendiğini kaydeden Prof. Dr. San, “Birçok şey bize reklamlarla, görsellerle iletiliyor. Bunları zaman zaman kanıksıyoruz ve bir görsel kültür dünyasında yaşadığımız kesin. Birçok teknik kullanılıyor bunu yapabilmek için” diye konuştu. Toplumda olan biteninde farkında olmak sanat alanını geliştiriyor diyen Prof. Dr. San, sözlerini şöyle sürdürdü; “30 yıl önce beyindeki nöron sayısı 1 milyar olarak geçiyordu, günümüzde 100 milyardan bahsediliyor ve her birinin 15 milyon snapsla diğer bölümlerle bağlantılı olduğunu düşünürsek müthiş bir organ. Beyin nasıl düşünce üretir, önce var olan önyargıları silmeliyiz. Sanatlara yaratıcılık açısından bakarsak, sanatların kendi çalışmaları, keşiflere yol açabilen çizim ve görüntüler, sanatlar üzerinden yapılan özel araştırmaların varlığı sanatın araştırma dallarını ortaya koymaktadır.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Ercan Evren’in, Eğitim Bilimci ve Yazar Prof. Dr. İnci San’a plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNİN DİJİTAL PİYANO SEVİNCİ

ANSİAD Çok Sesli Korosu müziğe yetenekli çocukların eğitimi amacıyla Ahmet Bileydi İlkokulu’na dijital piyano bağışında bulundu.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)  Çok Sesli Korusu ve Antalya Filarmoni Derneği (AFD) üyelerinin bir araya gelerek gerçekleştirdiği müzik eğitimi projesiyle, Antalya’nın Muratpaşa İlçesi’nde bulunan Ahmet Bileydi İlkokulu’nda müziğe karşı ilgisi olan üstün yetenekli çocukların eğitimine katkı sağlamak amacıyla okula dijial piyano bağışında bulunuldu. Antalya Filarmoni Derneği ve Ahmet Bileydi İlkokulu’nun protokolü çerçevesinde yapılan ve Türkiye’de ilk olan ‘yetenek taraması’ ile AFD Başkanı Prof. Abdullah Uz ve Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Tügen tarafından okulda 3 koro kuruldu. 2017-2018 yılında gerçekleştirilen taramanın sonucunda koro çalışmalarında kullanılmak üzere önemli bir ihtiyaç olan dijital piyano, ANSİAD Çok Sesli Korosu üyelerinin desteğiyle temin edildi. Dijial Piyano, ANSİAD Başkanı Sadi Kan, Başkan Yardımcısı Dr. Tülin Özkan, ANSİAD Kurucu Üyesi Ercan Evren, Antalya Filarmoni Derneği Başkanı Prof. Abdullah Uz, Filarmoni Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Tügen ve Müzik Öğretmeni Elvan Akçalı tarafından Okul Müdürü Ali Sılı ve öğrencilere teslim edildi. Müzik Öğretmeni Elvan Akçalı tarafından haftanın belirli günlerinde 150’yi aşkın öğrenciye verilecek olan eğitimle, erken yaşta öğrencilerin müzik yeteneklerinin geliştirilmesi, kurulan koronun çeşitli törenlerde okulu temsil etmesi sağlanacak Türkiye’de müzik eğitiminde önemli bir eksiği karşılayacak bu örnek çalışmanın sonucunda, projenin diğer ilkokullara da yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


VALİ KARALOĞLU; ŞEHRİN YENİ BİR MÜZEYE İHTİYACI VAR

Antalya Valisi Münir Karaloğlu, “Karayolları’na ait alan ile müze arazisini birleştirebilirsek yeni bir müze yapılır, doğrusu budur” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu Antalya Valisi Münir Karaloğlu oldu. ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın toplantı başkanlığında gerçekleştirilen kahvaltıda, Antalya’nın turizm, tarım, ticaret ve teknoloji yatırımları konuşuldu. Şehrin gündeminde müze olmadığını belirten Vali Karaloğlu, “Şehrin gündeminde müze yok. Şehrin gündemine getirmemiz lazım, şehrin talebi haline gelmesi lazım. Şehirden müzeye de giden yok Allah’a çok şükür” dedi. Antalya’da müzeye yerel halkı da turisti de getirmemiz gerektiğinin altını çizen Vali Karaloğlu, “Turizmde ezberlerimizi alışkanlıklarımızı bozmamız lazım. Her şey dahil sisteminde olmak üzere bütün anlayışı baştan konuşmak lazım. Turist otelden çıkmıyor, otelden şehre inmiyor” diye konuştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile müze konusunu görüşüp, talep haline getirilmesi gerektiğini dile getiren Karaloğlu, “Araziyi birleştirebilirsek yeni bir müze yapılır, doğrusu budur. İkinci alternatif ise Expo 2016 alanında düşündüğümüzden daha büyük, ikonik görkemli bir müze binası yapılabilir. Merkezdeki müzeyi de koruma koşuluyla olmalı. Fakat bizim tercihimiz birinci alternatiftir” diye konuştu.

İSTİHDAM KENTİ ANTALYA

2015’ten beri krizden en çok etkilenen şehrin turizm kenti olan Antalya olduğunu kaydeden Vali Karaloğlu, “Neredeyse dibi görmüştük, ilk geldiğim hafta esnaf Kundu’da yolu kapamış dediler, neden yolu kaparlar dedim, kiralar çok yüksek olduğu için dediler, bir gün sonra da Kemer’de esnaf kepenk kapattı dediler, esnafın kirası Dolar/Euro bazlı kiracı ve kiralayan arasındaki anlaşmada kira düşmediği için esnaf sesini duyurmaya kepenk kapatmıştı. Böyle sıkıntılı bir süreçte göreve gelmiştim” dedi. 2017 yılı için turizm gelirlerinde artış yaşanacağına dair öngörülerinin gerçekleştiğini kaydeden Vali Karaloğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “2017 yılında 10 milyon 400 bin TL ile kapattık dönemi, sadece turizm değil ihracatta yüzde 21’e yakın bir artışla Türkiye ortalamasının iki katı bir artış yaşadık. Ekonominin kötüye gitmesi nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanımızın da talimatıyla milli istihdam seferberliği olmuştu biz de Antalya’da o toplantıyı gerçekleştirdik. 150 bin yeni istihdam hedefi ile yola çıkmıştık itirazlara rağmen, fakat biz 2017 yılını 184 bin yeni istihdam ile kapattık. Antalya İstanbul’dan sonra ikinci büyük kent oldu. Nüfusla oranlarsanız Antalya birinci oldu diyebiliriz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Türkiye ikinciliği ödülünü aldık. İşin esas sahibi iş dünyamıza, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)’na bu ödülü teslim ettik. 2017 yılını turizm, ihracat ve istihdamda ciddi bir yükselmeyle kapatmış olduk.”

EKİM AYI İTİBARİYLE GÜNLÜK 50 BİN YABANCI TURİST

Antalya’nın öncelikli ekonomisinin turizm olduğunu dile getiren Vali Karaloğlu, “2018 yılında turizm şehri olan Antalya için turizmci arkadaşlarla toplandık ve 2018 yılı hedeflerini 14 milyon turist olarak açıkladık. Onu da yüksek bulanlar oldu. Rezervasyonlara ve havalimanı rakamlarına bakıyoruz, “19 Ekim itibariyle her gün 50 bin yabancı bu şehre tatil yapmaya geliyor” dedi.  2018 yılında 14 milyon turist hedefinin geçilebileceğini de kaydeden Karaloğlu, “2018 yılı sonunda 14 milyonu yakalayacağız gibi duruyor. Bir miktar da transit yolcuların günlük girişlerini yıl sonunda toplu olarak tedarik edeceğiz, 14 milyonu geçeceğiz diye düşünüyorum” diye konuştu. Turizmin şu anda iyi olduğunu ve gelir artışının yüzde 30 olduğunu kaydeden Karaloğlu, “Turist sayısı artış ve geliri bakımından Türkiye’nin üzerindeyiz. Turizm ekonomiyi tabana en çok yayan sektör. 2016’da göreve başladığımda yaşanan sıkıntılar yok, Türkiye son dönemde dolar üzerinden yapılan operasyonlar nedeniyle ciddi sıkıntı yaşanmış olmasına rağmen bunu hissetmediysek burada çok ciddi bir potansiyel olduğu içindir” dedi.

MUZ İHRAÇ EDER DURUMA GELECEĞİZ

Antalya’nın özellikle örtü altı tarımda lider şehirlerden biri olduğunun altını çizen Antalya Valisi Münir Karaloğlu, “6 milyon ton ile sebzede Türkiye’nin lideriyiz. Meyvecilikte de ileriyiz. Sadece üretiminde değil tarımın teknolojisinde de gelişme var. Türkiye’de tarımsal Ar-Ge açan bir firmamız var. Özellikle meyvecilikte son yıllarda temiz, arındırılmış ve laboratuvar ortamında üretilen fideler sayesinde üretimimiz dönüm başına 3.5 tondan 8 tona çıkarıldı” diye konuştu. Tarımın teknolojiye katılmasıyla elde edilen sonuçların ciddi değer kazandırdığını belirten Vali Karaloğlu, “Meyvede en büyük açığımız muzdadır, bu trend devam ederse Türkiye muz ithal eden değil ihraç eden bir komuma gelecek” diye konuştu.

SANAYİSİ OLAN BİR KENTİZ

20 milyon kişiye lojistik sağlayan bir şehir olduğumuzu belirten Vali Karaloğlu, “2.5 milyonluk bir nüfus var, bu nedenle önemli bir ticaret merkezi. Biz sanayi şehri değiliz ancak sanayisi olan bir şehiriz. Önemli bir sanayi bölgemiz var. Çok önemli işlerin yapıldığı bir serbest bölgemiz var. Özellikle tekne imalatında en iyi tekne imal edilen noktalardan biri. Serbest bölgemizi ve organize sanayi bölgemizi de büyüttük bu 2.5 sene içerisinde. OSB’nin ihtiyacı olursa büyüyecek imkanımız da var” dedi. Antalya’nın turizm şehri olma özelliğini korumak zorunda olduğunu dile getiren Vali Karaloğlu, “Antalya’nın havasını suyunu toprağını kirletecek sanayiden uzak durmak lazım” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın, Vali Münir Karaloğlu’na günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


PROF. DR. ÖZLALE, “TÜRKİYE’NİN VASATLIK PROBLEMİ VAR”

Prof. Dr. Özlale, “Türkiye vasata razı gelen bir ülke. Bizim üretip sattığımız ürünlerin önemli bir kısmını başka ülkeler de üretip satıyorlar. Biz bu yüzden daralan kar marjlarıyla beraber marka yaratamıyoruz”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 15’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Konfederasyonu (BAKSİFED) Başkanı ve Özgüntur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı, Forbes Dergisi köşe yazarı ve Über Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ümit Özlale oldu. ‘Türkiye Ekonomisindeki Güncel Gelişmeler’in konuşulduğu toplantıya, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Antalya İl Müdürü Şükrü Mısırlı, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekter Vekili Abdullah Madenci, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı, Forbes Dergisi köşe yazarı ve Über Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ümit Özlale, 18 yıldır 3 tane balon olduğunu dile getirerek, “Borsa İstanbul’un yüzde 46.5 değer kazanması, bütün uluslararası piyasaların değer kazanması anormallik taşıyor. Hisse senedi fiyatlarında bir balon olduğundan bahsetmiştim. Bunu umarım yavaş bir şekilde normalize edileceğini söylemiştim. Maalesef olamadı, çünkü bu son konuşmamızdan itibaren dolar TL karşısında yüzde 60 değer kazandı. Dolar diğer ülke para birimleri karşısında da değer kazandı fakat hiçbir tanesi bizim ülkenin değer kaybına yaklaşmadı” dedi.

DARALAN KAR MARJI VE MARKALAŞMA SORUNU

Türkiye’nin vasata razı gelen bir ülke olduğunun altını çizen Prof. Dr. Özlale, “Bence, maalesef Türkiye’nin orta uzun vadede en önemli sorunu şu, Türkiye vasata razı gelen bir ülke. Yaptığımız binalardan oynadığımız futbola kadar her şey vasat. Bir albenisi yok” diye konuştu. İhracat rakamlarına baktığımızda birçok ülkeden daha fazla sayıda mal ihraç ettiğimizi kaydeden Özlale, “Türkiye, Avusturya’dan, Belçika’dan, Hollanda’dan daha fazla sayıda mal ihraç edebiliyor. Daha fazla sayıda ihracatçıyız. Bizim problemimiz Y ekseninde, bizim üretip sattığımız malların önemli bir kısmını başka ülkeler de üretip satıyor. Ve biz o yüzden devamlı daralan kar marjlarıyla beraber bir marka yaratamadığımız için boğuşmak zorunda kalıyoruz” dedi. Japonya, İsviçre gibi ülkelerin ihracatlarında problem olmadığını dile getiren Özlale, “Ekonomilerinde bizim yaşadığımız problemleri yaşamamaların sebebi bu ülkeler vasat ve ortalama diğer bütün ülkeler tarafından üretilebilecek malları üretmiyorlar” diye konuştu. Marka ortaya çıkarabilmek için kar marjının düşünülmesi gerektiğini dile getiren Özlale, sözlerini şöyle sürdürdü; “İtalya ya da İspanya gibi olmak isteyebiliriz. İtalya’nın milli geliri 1.8 milyon Dolar, İspanya’nın bizden çok daha yüksek bir kişi başı milli geliri var. İtalya ve İspanya’nın en zengin insanlarına baktığınız zaman, uzay teknolojisini üretmiyorlar. İtalya’nın en zengini bir çikolata markasının sahibi. Türkiye bütün dünyadaki fındığın yüzde 75’inden fazlasını üretiyor. Kakaoyu da İtalya fildişi sahillerinden ithal ediyor. Türkiye böyle bir markayı neden kendi içinden çıkartamıyor diye bizim düşünmemiz gerekiyor. En iyisini yaparız, vasata razı gelirken marka çıkartamıyoruz. Türkiye ihracatı hazır giyim ve tekstille öğrenmiş bir ülke. İspanya’da hazır giyim-tekstile baktığınız zaman buradaki markanın sahibinin mal varlığı 75 milyar dolar. Türkiye tekstil için önemli bir marka. Peki neden Türkiye bu kalitede bir marka ortaya çıkartmıyor. Zor bir şey mi değil. Bizim sanayicimiz daha kaliteli ve ucuzunu üretebilir mi evet üretebilir. Ne üretirsek üretelim, bunu başka ülkelerin üretemeyeceği kadar kalitede vasatlıktan kurtararak üretmemiz gerekiyor ne üreteceğimiz değil nasıl üreteceğimiz önemli.”

FAİZLER BÜTÜN DÜNYADA ARTACAK

2019’da Amerikan Merkez Bankası’nın faizleri biraz daha arttıracağını dile getiren Prof. Dr. Özlale, “Faizler bütün dünyada biraz daha artacak. 2019 yılında bütün dünyada daha yüksek finansman maliyetleriyle karşılaşacağız. Bunun Türkiye’ye yansıması şiddetli olacak. Reel faizler, enflasyondan arındırıldıktan sonra faizlerin düşmeyeceği daha fazla artacağı bir dönem bekliyor bizi ve bütün dünyayı” dedi. Ticaret savaşlarının gümrük vergilerini ve enflasyonu arttıracağını kaydeden Özlale, “Esas ticaret savaşı Amazon, Google gibi firmaların faaliyetlerine kısıtlama getirilirse şiddetlenir. Tek problemli ve gelişmekte olan ekonomi Türkiye değil. Diğer gelişmekte olan ülkeler için de önemli riskler mevcut” diye konuştu.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN UZUN DÖNEMLİ GÖRÜNÜMÜ

Türkiye coğrafyasının konum itibariyle bulunduğu noktaya değinen Özlale, “Türkiye’nin 1 saatlik uçak mesafesindeki ülkenin milli geliri 7 Milyar Dolar, iki tane Türkiye yapıyor, iki saatlik uçak mesafesinde Avrupa’nın bir kısmını eklediğimiz zaman 5.2 trilyon Dolar, 6 tane Türkiye yapıyor. 3 saatlik uçak mesafesini de eklediğimiz zaman 8.7 trilyon Dolarlık bir ekonomi var. Yani Türkiye eğer fırsatları değerlendirirse bütün bu coğrafyanın çok önemli bir gücü olmaya devam edebilir” dedi. Türkiye’nin Avrupa ve Asya’yı kültürel ve ekonomik açıdan bağlayabilecek bir yapıda olduğunu belirten Özlale, önümüzdeki dönemde doğru politika izlenirse ciddi bir potansiyel olduğunu kaydetti.

TÜRKİYE BÜYÜME RAKAMLARI

1980 yılından itibaren ülkenin büyümesi hakkında bilgiler veren Özlale, “1980’den bu yana ülkenin milli geliri 70 milyar Dolar iken, 2018’de yeni ekonomi programıyla 763 milyar Dolar olmuş. Yani kırk senede milli gelirini 10 katına çıkartmış dolar bazında bir ekonomiden bahsediyoruz” dedi. Kişi başı milli gelirin bin 500 Dolar’dan 9 bin 300 Dolar’a 40 yılda çıktığını belirten Özlale, “Yani buradaki herkes 40 yıl içinde 6 kat zenginleşmiş. İşletme sayısına baktığınızda 90 bin işletme 1980’de şu anda 3 milyona yakın işleme var. Daha güzel tablolar var 83 milyar dolar ihracatımız varmış, pamuk, fındık, fıstık. Başka bir şey ihraç etmiyormuşuz. Bugün 173 milyar Dolar ihracatımız var. İhracatta sanayinin payına baktığınızda da burada da bir başarı hikayesi var” dedi. Türkiye’nin azımsanmaması gerektiğini kaydeden Özlale, “İmalat sanayi açısından bu bölgenin lideri konumunda. İhracatın yüzde 90’ı imalat sanayinden geliyor. 40 sene içerisinde bizim ihracatımızda sanayinin payı yüzde 10 iken yüzde 90’a çıkmış. Çok önemli bir yapısal dönüşüm var burada. Turizm gelirlerine baktığınız zaman 300 milyar Dolar’dan 30 milyon Dolar’a çıkmış. Yüz kat artış. Bundan 40 sene önce 25’inci büyük ekonomiyken, o kadar dar boğazdan sonra, sıkıntılı dönemden sonra 17’nci ekonomi olmuşuz. Buradan çıkartacağımız sonuç şu, çok sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz, orta uzun dönemde baktığımız zaman bu ekonomi 25’inci büyük ekonomiden 17’nci büyük ekonomiye gelebilmiş. Fakat bundan sonra biz bu ekonomiyi daha yukarıya çekebilir miyiz bu büyüme stratejisiyle bunu yapamayız” diye konuştu.

2018’DE NE KADAR BÜYÜRÜZ

Türkiye’nin büyüme hikayesinde ne kadar sermaye giriyorsa o kadar büyüme olduğunu belirten Prof. Dr. Özlale, “Çok temel sebebi ise Türkiye’de tasarruflar, iş adamlarının yapmak istedikleri yatırımları finanse edebilecek büyüklükte değil. O yüzden de biz sermayeyi dışarıdan tasarruf ederek büyüyoruz. Devamlı dışarının sermayesine muhtaç kalıyoruz. Kamu iktisadi teşekküllerini özelleştirerek ya da buradaki çok karlı işletmeleri yabancılara satarak doğrudan yabancı yatırımcıyı çekmeye çalışıyoruz” dedi. 2018’in üçüncü ve dördüncü çeyreğindeki büyümenin beklenenden daha kötü geçeceğini dile getiren Özlale, sözlerini şöyle sürdürdü; “Biz 2018’in tamamında en fazla yüzde 3’lük bir büyüme göreceğiz. 2019 da ise yine benim tahminim büyümemiz yüzde 1’in altında olacak. Büyüme açısından dip noktayı 2019’da göreceğiz. Türkiye’de işletmeler kendi faaliyetlerini devam ettirmek için öz sermayeleri yeterli olmadığından kredi çekiyorlar” dedi. Bankacılık sektöründeki kredi büyümelerine bakıldığında reel anlamda sıfırın altında olduğunu kaydeden Özlale, “Krediler bıçak gibi kesilmiş durumda. Zaten olan kredilerde gel de beni alma diyor yüzde 30’un üstünde. Bu birinci gösterge, ikinci olarak tüketici güven endeksine bakın, isterseniz alınan siparişlere bakın orada tarihi dip noktalarını görmüş durumdayız. Yani satın alma yöneticileriyle konuşularak elde edilen bir endeks var bu endekse baktığınızda, alınan ve verilen siparişler tarihsel olarak dip noktada. Yani 2008’deki küresel krizin altındaki bir noktada. Bütün öncü göstergeler bize esas iktisadi faaliyet açısından daha dip noktaları 2019’un ilk yarısında göreceğimizi gösteriyor. Bu 2018’in 3.4. çeyreğinde durgunluğu seyrettik, döviz piyasalarında ciddi bir artış oldu, bizi tekrardan olumsuz bir şekilde etkileyen, ama bunun reel sektörde büyümeye olumsuz etkisini 2019’un ilk yarısında göreceğiz” diye konuştu.

DIŞ TİCARET AÇIĞININ KAPANMASI NEGATİF

İlk defa cari fazla verileceğini belirten Özlale, “Dış ticaret açığı kapanıyor ama bunun maliyeti eksi büyüme ve artacak işsizlik. İlk defa cari fazla vereceğiz, fakat bunun da riskleri mevcut. Biz ithalatımız sıfırlandığı için cari fazla veriyoruz, o da büyümenin maliyeti ile dış ticaret açığının kapanacağını gösteriyor. Bankalar 120 milyar Dolar, Reel sektör 53 milyar Dolar dış borç ödeyecek veya bulacak. Buna kamu borcunu eklersek, hiç cari açık vermesek bile toplam döviz ihtiyacı 200 milyar Dolar civarında. Faizlerin yükseldiği dönemde bu önemli bir risk. Temel sıkıntı bu” dedi. Yatırım yapmadan borçlanma olduğunun altını çizen Özlale, “Özel sektör yatırım yapmayıp çok fazla dış borçlanma yapmış. Türkiye Çin’den sonra şirket borçlarının değişimi açısından en hızlı ülke. Peki bu döviz borcu kime ait? Yabancı para kredi borcunun yüzde 75’i, 100 milyon lira üstü yabancı para borca sahip 1114 firmaya ait. Ortalama vade de 7 yılın üstünde. Bu kredilerinin yüzde 20’sini oluşturan 30 firmaya bakınca, enerji, havalimanı, otoyol, şehir hastanesi ve telekomünikasyon gibi kamu-özel işbirliği projeleri ve yüksek ihracata sahip otomotiv ve metal sanayi gibi sektörlerde toplanmış şirketler görüyoruz” dedi.

BANKALARDAN SERMAYE ARTIRMALARI İSTENECEK

Kredi büyümesinin çok uzun süre sıfırda gideceğini Öngören Özlale, “Eğer yeni bir önlem alınmazsa. Bankalar birliği yeni bir karar aldı bankacılık sektörüne baktığınızda neden size artık çok yüksek faizlerden kredi vereceklerini anıyorsunuz. Bankalar 100 liralık mevduat toplamışlar sizden, 140 liralık kredi vermişler. Nereden bulmuşlar geri kalan farkı, dışarıdan borç almışlar ya da merkez bankasıyla kısa dönem repo yapmışlar” diye konuştu. Bankaların 2011 yılından itibaren mevduat toplamadan dışarıdaki düşük faizlerle kredi açtıklarını dile getiren Özlale, “Şimdi bunu toparlamaya çalışıyorlar. Bankacılık sektörünü riski de buradan geliyor. Bu kredilerdeki geri dönüşler istenildiği gibi olmazsa eğer, o zaman bankalardan ve banka sahibi olan holdinglerden sermayelerini arttırmaları istenecek” dedi.

EĞİTİM KALİTESİ PROBLEMİ

Yeni bir başarı hikayesi için özellikle eğitim alanında bir yapılanmaya gidilmesi gerektiğinin altını çizen Özlale, “Eğitimliler mutsuz ve garantici, geçen sene Türkiye’de KPSS’ye giren aday sayısı, Çin’de National Public Servant Exam’e giren aday sayısıyla aynı yani 1.5 milyon” dedi. 2018 KPSS’de öğretmen adayı bilim testi sonuçları tablosuna değinen Özlale, “Yani bu veriler şu anlama geliyor, öğretmenler bir yere atanacaklar, onların kendi alanlarında sorulara verdikleri doğru cevap sayısı. Türkiye’de lise düzeyinde matematik öğretmen adayı 50 matematik sorusunun 13’üne doğru cevap vermiş. ÖSYM’nin kendi web sayfasından. Fen bilimlerini öğretecek olan öğretmenler 50 sorunun 15’ine doğru cevap vermişler. Kendi alanlarının soruları bunlar. Yapısal reformlar derken ilk olarak dikkat etmemiz gereken konulardan bir tanesi, yetenekli başarılı lise öğrencilerini tekrardan öğretmen olmalarını isteyebilecek bir kariyere yönlendirmemiz gerekiyor. Eğer bunu yönlendirmezsek bizim gençlerimizin, çocuklarımızı yetiştirecek olan öğretmenler maalesef gerekli donelere sahip olmadıkları için çağın gerekleri olan konuları öğretemeyecekler” dedi. Toplantı soru ve cevapların ardından, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı, Forbes Dergisi köşe yazarı ve Über Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ümit Özlale’ye teşekkür belgesi ve Zeytinpark A.Ş. hediyeliğinin takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD TARİH KULÜBÜNDE İMZA GÜNÜ

ANSİAD üyeleri ve eşlerine yönelik düzenlenen ‘Napolyon’dan bu yana Tarih Sohbetleri’nin gerçekleştirildiği ANSİAD Tarih Kulübü'nün üyesi Aylin Özsancak Sağdıç, yeni çıkan ‘Tam Da Yara Yerinden Gülümsersin Hayata’ isimli kitabını kulüp üyeleri için imzaladı. ANSİAD Üyelerinin kültürel ve sosyal açıdan gelişmesine katkıda bulunmak için ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Bekir Bülend Özsoy koordinatörlüğünde, ANSİAD üyelerine ve eşlerine yönelik ‘Napolyon’dan bu yana Tarih Sohbetleri’nin gerçekleştirildiği ANSİAD Tarih Kulübü'nde kulüp üyesi Aylin Özsancak Sağdıç, yeni çıkan ‘Tam Da Yara Yerinden Gülümsersin Hayata’ isimli kitabını kulüp üyeleri için imzaladı.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303


BOZKURT, “VERİ GÜVENSİZLİĞİ SON DERECE YAYGIN”

Bozkurt, “Bilgi toplumu koşullarının hızla geçerli olmaya başladığı ve veriden değer üretildiği günümüzde, gelinen aşamada ‘veri boşluğunu’ doldurmadan kararlı ve hızlı büyüme iddiaları da boşlukta kalır” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 14’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD üyesi Dr. Yusuf Örnek’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Ekonomist ve Dünya Gazetesi Yazarı Rüştü Bozkurt oldu. “Belirsizliği Azaltan ya da Artıran Etkenler: Kuralların ve Kurumların Ekonomik Büyüme ve Refah Üzerine Etkileri ve Son Dönemde Yaşananlar” konusunda gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Ülke gündeminin öncelikli olarak hangi konuları kapsadığını ve yaşadığımız coğrafyada değiştirmememiz gereken temel konuların neler olması gerektiğini anlatan Rüştü Bozkurt, Türkiye gündeminde yer alan beş konuya dikkati çekti. Ülkemiz ekonomisinin köklü değişimlere ihtiyacı olduğunu kaydeden Bozkurt, “Birincisi, düşük ve orta teknolojilere dayalı üretim yapısını, ileri-teknoloji donanımlarla yenilemeliyiz. Bu teknoloji yenileme önerisi, geleneksel teknolojilerin ileri uygulamalarını ve sayısal teknolojinin uygulanabilir olanlarını da kapsamalı” dedi.

VERİ GÜVENSİZLİĞİ SON DERECE YAYGIN

Toplumumuzun bilgi düzeyini ölçen mekanizmaların geliştirilememiş olduğunu belirten Rüştü Bozkurt, “Katıldığım toplantılarda iki soru soruyorum, ülkemizde kamu ve diğer kurum ve kuruluşların yayınladıkları verilere güvenerek sağlıklı yatırım yapabilir misiniz? Analitik yeteneğin neresindesiniz? Bugüne kadar, ülkemizde üretilen verilere güvenerek iş yapılabileceğini söyleyen hemen hemen hiç olmadı. Verilere olan güvensizlik son derece yaygın durumda. Bilgi toplumu koşullarının hızla geçerli olmaya başladığı “veriden değer üretildiği” bugün gelinen aşamada ‘veri boşluğunu’ doldurmadan kararlı ve hızlı büyüme iddiaları da boşlukta kalır” diye konuştu. Analitik yeteneklerimizi arttırmanın, ölçü koyarak tartışma aşamasına geçmeyi gerektirdiğini belirten Bozkurt, “Ege Cansen, yazısında ölçü bilmez kişileri ikaz ediyor ve diyordu ki, ‘Hem 2017’de GSMH yüzde 7.3 büyüdü hem de AKP iktidarının ilk 6 yılında kişi başına milli gelir 3 katına çıktı diye konuşmayın.” Birinci cümlede geçen yüzde 7.3’lük büyüme sabit TL ile yapılan hacimsel ölçmedir. İkinci cümlede geçen 3 katına çıkma ‘cari dolar kuru’ ile yapılan bir hesaplamadır. Ya biri, ya da diğerini kullanın. Daha doğrusu büyüme oranlarını ‘cari dolar kuru’ ile hesaplamayın, Bu yanlıştır. Bilerek böyle konuşmak yalancılıktır” dedi.

DÜŞÜK VE ORTA TEKNOLOJİ YENİLENMELİ

Teknolojik altyapının nasıl değiştirileceğine ilişkin öngörülerin ve önlemlerin ilk ve önemli adım olduğunu dile getiren Ekonomist Bozkurt, “Ülkemizin üretim altyapısını değiştirerek, dış ticaret açıklarını kapatan, kırılganlıkları kontrol edilebilir düzeylerde tutacak yeni bir üretim yapılanması ihtiyacı hemen herkesin ortak görüşü. Teknolojik donanımların yenilenmesi önerileri, süreçlerin hızlanmasını, gerekli verimlilikleri sağlayarak küresel ölçekte rekabet edebilir bir akışlar sisteminin oluşturulması beklentilerinden besleniyor” diye konuştu. Teknolojik yapının değiştirilmesine yönelik adımların ikinci önemli adım olduğunu belirten Bozkurt, “Bu konu, teknolojiyi etkin ve verimli kullanabilecek insan gücü arzının artırılması ihtiyacıdır. Kaynağınız varsa teknolojik donanımları satın alarak yapıyı kısa zamanda değiştirebiliriz, ama gerekli insan kaynağımız yoksa yapının içini doldurmada zorlanırsınız” dedi. Teknolojik yatırımlarla yapı değişikliğinin kısa dönemde, işgücü ile ilgili nitelik artırma daha uzun dönemli politikalar ve uygulamalar gerektirdiğini kaydeden Bozkurt, “Teknolojiyi etkin kullanarak yaratmak istediğimiz sonuçlara ulaşabilmemiz için, teknolojik yatırımlarla birlikte insan kaynağı yatırımlarının yapılması da ülkemiz ekonomisinin ivedi sorunlarından bir diğeridir” diye konuştu.

KURUMSAL YAPILARIN İŞLEYİŞİ DEĞİŞTİRİLMELİ

Teknolojik yatırımlar ve insan kaynağının etkinliğini arttıracak olan kurumsal yapılar ve bu yapıların işleyişinin değiştirilmesi gerektiğini belirten Bozkurt, “Kurumların sorumluluk alanlarını net olarak tanımlamadan, kurumsal işleyişi hukuk sistemiyle güven altına almadan sağlıklı bir ödemeler dengesinin yaratılamayacağını düşünmüş ve içselleştirmiş olma konusudur” dedi. Kurumsal yapılarımızda yaratmak istediğimiz sonuçların bizi işlevli olması gerektiğini dile getiren Bozkurt, sözlerini şöyle sürdürdü; “Dördüncüsü ise düşünce ve inanç sistemimizin, bilim ve teknoloji sistemimizin, finans ve ticari sistemlerimizin, hukuk sistemimiz, siyasal düzenimiz, sosyo-kültürel yapımız ve yönetim sistemimizin oluşturduğu ekosistemin teknolojik yatırımların, insan kaynağımızın, kurumsal yapılarımızın sonuca götürecek işleyişte olmasıdır. Beşincisi, ödünsüz gözetim ve denetim yapan mekanizmaların işletilmesidir. Geri bildirim döngüsünü kurmak, yaratılmak istenen sonuç ile ulaşılan sonuçları analiz ederek sapmaları belirlemek, açık ortamlarda yapılan yanlışları değerlendirerek, gerekli ince ayarları yaparak ilerlemek gerekiyor. İnsan eliyle yapılan herhangi bir düzenleme, kendini yeniden üretmenin koşullarını dikkate almamışsa, kaynaklarını israf etmekten çok fazla sakınamayız.”

‘NE YAPMALIYIZ?’

Küreselleşme olgusunu dikkate alarak bütün dünyada değişmekte olan ekosistemin bizi nasıl etkilediğini kavramamız gerektiğini belirten Bozkurt, “Bunu anlayabilmemiz için ölçü koyarak tartışmamız gerekiyor. İkincisi kurumları ve demokrasiyi güçlendirmeden kısır döngüyü kırmamız mümkün değil. Üçüncüsü ise etkin yönetişim için yol gösterici planlara olan ihtiyacımızı kavramalıyız” dedi. Makro ölçekte yaşanan gelişmelerin neler olduğunu bilmenin önemini vurgulayan Ekonomist Bozkurt, “Popüler kültürün yarattığı saptırılmış algılardan sakınmalıyız. Beşincisi de, makro ölçekteki gelişmelerin neler olduğunu bilmeliyiz, bir o kadar da işletme odağında ne yapmamız gerektiğini fark etmeliyiz” diye konuştu. Ülke ekonomisini gözlemleyen iktisatçıların merkez düşüncelerinin teknoloji odaklı olduğunu belirten Bozkurt, “Yirminci yüzyılda hammadde ihracatına dayalı ülkelerde, fiyatların düşmesi nedeniyle dış ticaret hadleri bozuldu. Daha sonraki dönemde, düşük ve orta teknoloji odaklı ihracatta uzmanlaşma da fiyatların aşınması nedeniyle aynı sonucu yarattı, dış ticaret hadlerinin bozulmasına yol açtı. Dış ticaret hacmi arttığı halde, gelirlerde görece gerileme yaşanıyor ve  ‘fakirleştirici uzmanlaşmanın’ etkisi giderek artıyor. Bu olumsuz gidişi tersine çevirmek için sanayileşmemizi sayısal teknolojinin ileri uygulamaları yani endüstri 4.0 ekseninde yeniden yapılandırılmalıyız” dedi.

KURUMLARI VE DEMOKRASİYİ GÜÇLENDİRMELİYİZ

Kalkınmanın itici gücünün istikrar, istikrarın itici gücünün de demokrasiyi pekiştiren ve sistem kontrolü yapan kurumların işlerliği olduğunu kaydeden Bozkurt, “Kurumların önemini 365 yıl önce Katip Çelebi yazıyor ama bugün sıradan insanımızı bir yana bırakalım, karar verme noktasında olan insanımızın önemli bir çoğunluğunun kurumların önemini içselleştirdiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilmemiz mümkün değil” diye konuştu. Maddi ve kültürel zenginlik üreterek uzun dönemli geleceği güven altına almada kurumların işleyişinin çok etkili olduğunu dile getiren Bozkurt, “Cumhuriyet Döneminin köklü kurumların biri olan İş Bankası yetkilileri, üretimi özel kesim yatırımlarının, özellikle makina-donanım yatırımlarının net ihracata katkısına artıracak büyümeyi sağlayacak bir program ihtiyacının ısrarla altını çiziyor. Açıklamada, “Ekonomik programın bir eylem planına dönüşmesi, eylem planında sadece kurumların değil, kişilerin sorumluluklarının da belirlenmesi, buradaki performansın kamuoyuyla paylaşılması, eğitim, hukuk ve işgücü alanlarında mesafe alınması”  öneriliyor. Kurumların belirleyici ağırlığı göz ardı edilmiyor ama kurumların içine hayat dolduran bireylerin de sorumlulukları anımsatılıyor” dedi.

İSTİKRARDAN UZAKLAŞABİLİRİZ

Yapısal reformların sosyal ve kültürel sistem bağlamını göz önünde tutması gerektiğinin altını çizen Bozkurt, “Teknolojinin yarattığı yeni üretim sisteminin sosyal ve kültürel yaşam üzerine etkilerini öngörmek önemli. Bu açıdan insan ihtiyacını öngören, ona göre eğitimin kuramsal çerçevelerini oluşturan toplumlar reform önerilerinden etkili sonuçlar alabiliyor. Fırsat eşitliğini, eşit hakları, kültürel erişilebilirliğe etkilerini, sosyal güvenirlilik düzeyini, sağlık sorunlarına etkilerini ve emeklilik gibi alanlarda yaratacağı sonuçları dikkate almadığımız reform önerisi de yetersiz kalacaktır” dedi. Bize düşen görevin, uzun dönemli geleceği üretecek kendimizi yeniden üretmeyi güven altına almak olduğunu belirten Bozkurt, “Popüler kültür analitik düşünceyi baskı altına alırsa, korkarız ki kaçırdığımız dengeleri bir daha kuramaz hak ettiğimiz istikrardan uzaklaşabiliriz” diye konuştu.

SADECE PARA POLİTİKALARINA GÜVENMEYELİM

Jeopolitik konumlanmanın ve gerginliklerin dikkate alınması gerektiğini kaydeden Rüştü Bozkurt, sözlerini şöyle sürdürdü; “Dış borç, milli gelir ve cari açık milli gelir oranlarını gözden ırak tutmayalım, büyüme modelimizi gözden geçirelim, farklı bir büyüme modeline geçelim, yeni büyüme modelimizi Ar-Ge, tasarım, inovasyon ve marka odaklı; eğitim, hukuk ve nitelikli işgücüne dayalı hale getirelim, kaynakların kıt olduğu bilincini geliştirerek, önceliklerimizi iyi belirleyelim, piyasanın ve iktisat biliminin kurallarını zorlamayalım, tedbirlerimizi tam zamanında alalım, ölçü bilmeden, metot açıklamadan ve karşılaştırmalı analiz yapmadan keskin hükümlere ulaşmayalım, sadece para politikalarına güvenmeyelim, mali politikalarla da para politikalarını destekleyelim. Bütün bu ve benzeri önerilerin satır aralarında popülist yaklaşımlara prim vermeyelim çağrısı var.” Dünyayı iyi okumak ve anlamak gerektiğini dile getiren Ekonomist ve Dünya Gazetesi Yazarı Rüştü Bozkurt, “Kendi sınırlarımızı, olanaklarımızı ve kısıtlarımızı bilerek hareket edelim. Geleceğe ilişkin plan yapmayı asla ihmal etmeyelim. Bütün bunları becerirsek, istikrarlı büyüyen bir ekonomi yaratır, refahımızı artırırız. Başarının sırrı, bilgiye dayalı sürekli sorgulamaktır” dedi. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Dr. Yusuf Örnek’in, Ekonomist ve Dünya Gazetesi Yazarı Rüştü Bozkurt’a plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303


MURATPAŞA BELEDİYE BAŞKANI UYSAL’DAN ANSİAD ZİYARETİ

Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan ve yönetimine nezaket ziyaretinde bulundu.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Sadi Kan ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ali Bal, Akın Akay Akıncı, Sarper Dermut ve Necdet Alkandemir, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ı ağırladı. ANSİAD’ın 28 yılda oluşmuş güçlü bir kurumsal kimlik olduğunu vurgulayan ANSİAD Başkanı Sadi Kan,  “Sürekli öğrenen, bilgi üreten ve bilgiyi topluma yayan gerçek bir sivil toplum hareketiyiz. Bizler kalkınmanın, gelişmenin sırrının insana değer vermekten geçtiğini tecrübemizle ve ANSİAD olarak yaptığımız çalışmalarla öğrendik. Bizler, STK üyeleri bu çabalarının uygulanabilmesi, geniş kitlelere ulaşması bakımından politika yapıcılara, yerel uygulayıcılara ve hepsini kapsayan, devleti kentimizde ve bölgemizde temsil eden yöneticileri ile işbirliği yapmaya ihtiyaç duyarız” dedi. ANSİAD’ın geçmişten günümüze misyonunun her kurumla iyi ilişkiler ve iş birliği olduğunu dile getiren Başkan Kan, “Bölgedeki işadamları, diğer iş dünyası örgütleri ve protokolü bir araya getirerek bölge ve ülke sorunları hakkında müzakere yaparak görüşmelerimizi sürdürmekteyiz. Bugün burada bize gerçekleştirmiş olduğunuz ziyaretinize teşekkür ederim” diye konuştu.

‘ANTALYA KATMA DEĞER ÜRETMELİ’

ANSİAD’ın Antalya ve Türkiye ekonomisine, iş dünyasına önemli katkıları olduğunu belirten Başkan Ümit Uysal, “Antalya’mız Akdeniz kıyısında bütün pazarlara yakın harika bir iklime sahip, muhteşem bir yer. İsterdik ki on milyarlarca dolarlık inovatif, teknolojik tarımsal ürün Antalya limanından dünyaya satılıyor olsun. Antalya’mızın çevresindeki 400 antik kent, her gün dünyanın dört bir yanından gelen bilim adamlarının ve kültür insanlarının ziyaret ettiği yerler olsun” dedi. Dünyadaki 200 ülkenin yaklaşık 150’sinden büyük olan Antalya’nın 200 ülkenin 150 tanesinden fazla katma değer üretmesini istediğini dile getiren Uysal, “Ben iş adamlarımızın ve girişimcilerimizin bu yetenekte olduğuna inanıyorum. Ama maalesef toplam kamu yönetimi bu yetenekte olamadı. Ve bugün Türkiye’mizde istediğimiz ekonomik performansın çok gerisinde kaldık. Gelecekte hem Antalya hem Türkiye olarak dev ekonomilerle olmamız gereken yere doğru yol almamızı temenni ediyorum” dedi. Görüşme sonrasında Başkan Kan, Başkan Uysal’a, ziyareti anısına Antalya Kaleiçi’ne ait gravür tablosu hediye etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303


ANSİAD’IN KONUĞU PROF. DR. MEHMET ŞAHİN OLDU

Prof. Dr. Şahin; “Oynak bir coğrafyada dış politika yürütüyoruz.”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 13’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve WBT Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ergin Civan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Polis Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şahin oldu. ‘Yakınımızdaki Coğrafya: Ortadoğu’ konusunda gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Türk dış politikasını anlamak için, iç politikamızı da doğrudan ilgilendiren bir konu olarak bakmak gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Mehmet Şahin, “Yakınımızdaki coğrafya derken, Türk dış politikasını anlamak istiyorsak Türkiye Cumhuriyeti’nin Ortadoğu da bir devlet olduğunu bir defa bilmemiz gerekiyor” dedi.  

ORTADOĞU’NUN ÇIKARLARI

Ortadoğulu devletlerin büyük devletlerin arasında çıkarlarını gözeterek, kendi çıkarlarını korumaya çalıştığını dile getiren Prof. Dr. Mehmet Şahin, “Eğer o dengeyi iyi tuttururlar ise geçmişteki deneyimlerini ve gelecek vizyonlarını birleştirerek yeni durumdan pay sahibi olabilirler. Ama dengeyi tutturamadıkları zaman ciddi açmazlarla karşı karşıya gelmeleri kaçınılmazdır” diye konuştu. Şahin, “Biz bir Ortadoğulu devletiz ama Avrupa’da Ortadoğulu bir devlet değiliz, Ortadoğu’da Ortadoğulu bir devletiz. Yani, oynak coğrafyada dış politika yürütüyoruz” dedi. Afganistan’dan Pakistan’a, Fas’a kadar olan bölgede devlet gibi davranan çok fazla ülke olmadığını belirten Prof. Dr. Şahin, “Haritaya baktığınız zaman onlarca devlet görünüyor. Sorunlar olsa da üç tane devlet gibi devlet görürsünüz, şöyle ya da böyle vatandaşına güven veren, vatandaşının güvenliğini sağlayan ve uluslararası arenada itibar gören. Bunlardan biri tüm sorunlarımıza rağmen Türkiye, ikincisi yaşadıkları sorunlara rağmen İran ve tüm eleştirilerimize rağmen İsrail’dir. Dördüncü devleti sayamazsınız, ben sayamıyorum” diye konuştu.  

‘TÜRK DIŞ POLİTİKASINI ABD İLE ANLAMAYA ÇALIŞIYORUZ’

Genelde Türk dış politikasını anlarken ABD ile anlamaya çalıştığımızı kaydeden Prof. Dr. Şahin, “Bir kısmımız da Ortadoğu’dan bir ülkeyle kıyaslamaya çalışıyoruz. Bunun artılarını da yaşıyor Türkiye, açmazlarıyla da karşı karşıya kalıyor. Ortadoğulu devletler de ikiye ayrılıyor, birincisi imparatorluk görmüş olan devletler, ikincisi de imparatorluk görmemiş olanlar, ben bunlara görgüsüz devletler diyorum” diye konuştu. İmparatorluk görmüş olan devletlerin başında Türkiye geldiğini dile getiren Şahin, “İmparatorluk görmemiş olan devletlerin refleksleri birbirinden farklı oluyor. İmparatorluk görmüş olan Ortadoğulu devlet fırsat bulduğunda şişede durduğu gibi durmuyor. Alanda boşluk gördüğünde genleşme durumuyla karşı karlıya kalıyor ve ardından bu suçlamaları da beraberinden getiriyor” dedi.

‘15 TEMMUZ’A DIŞ POLİTİKADAN BAKABİLİRİZ’

Ortadoğu’ya sadece fırsatlarla değil, düşman sayısındaki artışla da karşı karşıya kalındığını belirten Prof. Dr. Mehmet Şahin, “Hatırlayalım 2007-2008-2009, Türkiye komşularıyla yüksek düzeyde stratejik iş birliği anlaşmaları yapıyordu, bir devletle bakıyorsunuz 40 anlaşma imzalıyordu. Bu neyi beraberinde getirdi, biz komşularla ilişkiler düzeliyor derken, dışarıdan bakanlar ne oluyor acaba neo-Osmanlılar mı geliyor gibi düşüncelerle karşı karşıya kalındı. Aynısını İran’da da görürsünüz, hafiften bir hareketlenme olduğunda hemen İslam devrimi falan unutulur, Pers İmparatorluğu kendini göstermeye başladı suçlamasıyla karşı karşıya kalırlar” dedi. Ortadoğulu devletler olarak ABD ile doğrudan karşı karşıya gelindiğinde zorlanıldığını dile getiren Prof. Dr. Şahin, “Yani dış politikada zorlanırken, bakıyoruz aynı devlet farklı bir alanda karşımıza çıkabiliyor. Ekonomide olduğu gibi veya iç politikada olduğu gibi, 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne buradan bakabiliriz. Türkiye’de geçmiş darbelerde ABD’nin rolü inkar edilmiyor artık. Biliyorsunuz bunar ABD’nin resmi kaynaklarında da sunulmak üzere hazırlandığını biliyoruz” dedi.

‘BÖLGEDE TESADÜF YOK’

Barzani ve İdlib’e girişimizin, Kerkük olaylarının ve ABD ile İran arasındaki gerginliğin artmasının bizi ilgilendiren en önemli gelişmeler olduğunu kaydeden Şahin, “Bölgede hiçbir olay tesadüfen ve kendiliğinden olmaz. Bölgede IŞİD adlı bir örgüt ortaya çıktı. Bu örgüt, beş yüz araçlık konvoy ve iki bin kişiyle Musul’a direnişle karşılaşmadan girdi. Kısa sürede Suriye sınırına kadar dayandı. Bölgeyi bilenler için olayların böyle gelişmesinin imkansızlığı ortadadır. Sonra IŞİD dehşet saçtı” diye konuştu. Bölgede desteklenen terör guruplarının olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Şahin, “Daha sonra bölgede radikal İslamcı bu örgütün karşısına seküler bir örgüt olan PKK/PYD/YPG terörü desteklendi” dedi. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Ergin Civan’ın, Polis Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şahin’e günün anısına verdiği plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303



ANTEV BURSİYERLERİ İLE BULUŞTU

Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV) bursu ile üniversite eğitimi gören gençlerle yeni projelere imza atmak için toplandı

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı M. Sadi Kan, ANTEV Başkanı Osman Vural, ANSİAD ve ANTEV Başkan Yardımcısı Dr. Tülin Özkan, önceki başkanlardan Orhan Tat ve ANTEV Danışmanı Doç. Dr. Emin Serin’le birlikte, çeşitli yıllarda ANTEV’in verdiği burslarla üniversite tahsilini tamamlayan ve üniversitede halen eğitim gören bir grup gençle ANSİAD ofisinde bir araya geldiler. Toplantıda konuşan ANTEV Başkanı Osman Vural, ANTEV’in ANSİAD bünyesinde 1992 yılında kurulduğunu hatırlatarak, “ANTEV, eğitimin ülkemizde temel sorun olması, günümüzde bilginin en büyük güç ve en büyük değer haline gelmiş olması ANTEV’in doğuşunu sağlamıştır. Hedefimiz 1992 yılından beri üstlenmiş olduğumuz bu misyonu, Vakıf Üniversitesi kurarak sürdürmek amacındayız” dedi. Vural, kuruluştan bu yana 4 bin kişinin üzerinde öğrenciye üniversite bursu verdiklerini de belirterek, “Bundan böyle üniversite bitiren burslu öğrencilerimizle iletişimimizi geliştirerek birlikte projeler yapmak istiyoruz” diye konuştu.

‘ÜNİVERSİTENİN AÇILIŞINI HEP BİRLİKTE YAPACAĞIZ’

ANSİAD Başkanı M. Sadi Kan, ANSİAD öncülüğünde kurulan ANTEV’in eğitime verdiği katkılarla gururlandıklarını belirterek, Vakfın 25’inci kuruluş yıl dönümünde yaklaşık 15 milyon TL ile ülke eğitimine ve binlerce öğrencinin topluma kazandırılmasında etkin rol oynadığını dile getirdi. Başkan Kan, “Antalya’nın üniversiteler şehri olması için daha önce başlattığımız bir projemiz var.  Bunun için vakfımız ANTEV ile yüksek teknoloji bölümlerinden oluşan bir üniversite kuracağız” dedi. Kan, üniversite kurma çalışmalarını Antalya’nın öncü kuruluşları ANSİAD, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Kepez Belediyesi ile birlikte sürdürdüklerini belirterek, “Yer tahsisi aşamasında ciddi mesafe aldık. Şehir merkezinde yapılandırılan merkez binasıyla, Kepez İlçesi, Odabaşı Mahallesi’nde 127 dönümlük bir arazide ana kampüsünü kuracağımız, eğitim kalitesiylede adından söz ettiren bir üniversitenin açılışını hep birlikte yapacağız” diye konuştu.

ÖĞRENCİLERE İŞ VE STAJ DESTEĞİ

Danışman Doç. Dr. Emin Serin de, Vakfın burs verdiği öğrencilerle ilgili yaptıkları analizler sonucu, bir proje grubu oluşturarak öğrencilerin fikirlerini değerlendirmeyi amaçladıklarını söyledi. Serin, kısa sürede bir CV istihdam havuzu, diğer STK’lar ve üniversitelerle ilişkiler ve staj konularında da öğrencilere yapabilecekleri destekleri belirlemek istediklerini söyledi. Toplantıya katılan öğrenciler de aldıkları karşılıksız burs konusunda Vakıf yöneticilerine teşekkür ederek, mezuniyet sonrası iş bulmada konusunda Vakfın desteğini beklediklerini, proje grubunda da seve seve çalışacaklarını dile getirdiler.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAŞKANLARA TEŞEKKÜR ZİYARETİ

Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV)’ndan burs desteği alan Öykü Gümüş, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve ANTEV Başkanı Osman Vural’a teşekkür ziyaretinde bulundu

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin 1993 yılında Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) işbirliğinde başarılı üniversite öğrencilerine burs desteğiyle eğitime katkı koymayı hedefleyerek kurduğu Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV), mezun olan öğrencilerle bir araya gelmeye devam ediyor. Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV) aracılığıyla, ANSİAD üyelerinin verdiği bursla, Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi’nin Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden onur öğrencisi olarak mezun olan Öykü Gümüş, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve ANTEV Başkanı Osman Vural’a teşekkür ziyaretinde bulundu. Yazılım ve donanım alanında lisans eğitimi boyunca kendini geliştirdiğini kaydeden Gümüş, Almanya’nın önemli teknik üniversitelerinden biri olan Almanya RWTH Aachen Teknik Üniversitesi’nde staj yaptığını ve bu stajın kendisine ciddi anlamda katkı sağladığını belirterek eğitimine Almanya'da devam edeceğini kaydetti. Marmara Üniversitesi’nde aktif olarak görev aldığı Robot Topluluğu ile ilk defa Uluslararası Robot Olimpiyatları’nı düzenlediklerini dile getiren Gümüş, Uluslararası ODTÜ Robot Günleri ve İTÜ Robot Olimpiyatları’nda birinci ve ikincilikleri olduğunu kaydetti. Nasıl düşündüğümüzü öğrenmek için programlama öğrenmemiz gerektiğini dile getiren Gümüş, lise ve ortaokullarda bu konuda çalışma yapılması gerektiğini ve bu konuda yardımcı olmak istediğini sözlerine ekledi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DR. BOLAT; ÇOCUKLARIN YÜZDE 56’SI UTANÇ İÇİNDE

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı birinci dönemin son ve 12’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Graphx Ajans Başkanı Necdet Alkandemir’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Eğitim Bilimci ve Hürriyet Gazetesi Yazarı Dr. Özgür Bolat oldu. ‘Mutluluk ve Başarının Psikolojisi’ konusunda gerçekleştirilen toplantıya, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Antalya Eski Milletvekili & Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Bakan Yardımcısı Dr. Abdurrahman Arıcı, Antalya İl Milli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Üyesi, Antalya Organize Sanayi İş İnsanları Derneği (OSİAD) Başkanı Ahmet Kasapoğlu ve Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Kılıç, BAKSİFED Yönetim Kurulu Üyesi,  Yörük Sanayici ve İş Adamları Derneği (YÖRSİAD) Başkanı Semih Beken, BAKSİFED Yönetim Kurulu Üyesi, Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği (AGİDER) Başkanı Dr. Figen Sayın, BAKSİFED Yönetim Kurulu Üyesi, Alanya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ALSİAD) Başkanı Akın Tabaklar, BAKSİFED Yönetim Kurulu Üyesi, Isparta Girişimci Sanayici İş İnsanları Derneği (IGSİAD) Başkanı Dilek Özdemir, BAKSİFED Yönetim Kurulu Üyesi, Antalya Serbest Bölge İş Adamları Derneği (ASBİAD) Başkanı Emre Şandan, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Dinleyicilere sorular sorarak sözlerine başlayan Dr. Özgür Bolat, “Mutlu insanları inceledim, her zaman başarılı olmadıklarını, başarılı insanları inceledim her zaman mutlu olmadıklarını gördüm sonra şu soruyu sordum kendime, bir insanı hem mutlu hem başarılı ne yapar” dedi. Başarının mutluluğu kısmen getireceğini dile getiren Bolat, “Kapris yapmak ne demek? Bana değer verin demek, demek ki yeterlilik özgüvenin temelinde olsaydı alanlarının en üstüne ulaşmış olsaydı, alanlarının en üstüne ulaşmış insanlarda kapris ve hırs olmaması gerekirdi. Demek ki yeterlilik özgüvenin temelinde değil. Özgüven kendinizle barışık olma halidir, zaten hoşgörü de oradan gelir” diye konuştu.

EN BÜYÜK KORKU KAYNAĞI ANNE

Mutlu insanın kabul görmek için başarılı olma ihtiyacı duyduğunu dile getiren Bolat,  “Mutluluğun özünde kabul görme var. Çocuklar gösteri yapıyorlar, sahnedeler, karşıda annesini görüyor. Bu çocuğun performansı artar mı azalır mı? Azalır. Neden biliyor musunuz, anne Türk ise azalıyor. Bu espriyi yapıyordum ama artık inanmaya başladım. Çocuklara soruyorum, annemi görünce endişelenirim diyor çocuk” dedi. Hayatta en çok sevdiği ve güvendiği kişi olan annenin, çocuk için en büyük korku kaynağı olduğunu belirten Bolat, “Eğer hata yaparsam annem tarafından yargılanacağım diye korkuyor çocuk. Bu çocuğun hayatı nasıl olur? Birisinden korkarsanız uzaklaşırsınız, ama korktuğunuz kişi annenizse hayatınız kapana kısılmış şekilde olur. Okula gitmek istemeyen çocuklar neden gitmek istemiyor biliyor musunuz? Ya öğretmeni, ya arkadaşları tarafından kabul görmüyor. Ödevini yapmazsa öğretmeni onu rezil ediyor. Ölüme en yakın duygu utanç duygusudur” diye konuştu.

ÇOCUKLAR ‘UTANÇ’ DUYUYOR

Kaygının iki temeli olduğunu dile getiren Dr. Özgür Bolat, “OECD raporuna göre kaygının iki temeli var, biri hazır olmama, araba kullanamazsanız trafiğe çıktığınızda kaygılanırsınız, ikincisi utanç. Çocuğa soruyorum sınavı kazanamazsan ne olur, babamın gözünden düşerim, diğer insanlar arkamdan konuşur, bir hiç olurum, hayatım bom boş olur. Yani bu ne demek, sınavı kazanamazsa utanç duygusunu yaşayacak çocuk. Bizim çocuklar utanç duygusunda mı yoksa hazır olmamadan mı kaygı yaşıyor? Utançtan olduğunu ispatlayabiliyoruz. Çünkü PİSA’da şöyle bir soru var, ‘sınava hazır olsan bile kaygılanır mısın?’ bizim çocukların yüzde 56’sı ‘evet’ diyor. Demek ki bizim çocuklarımızın yüzde 56’sı utanç içerisinde yaşıyor” dedi.  Bir insanın kendisinde eksik aramayı ailesinden öğrendiğini belirten Bolat, “Demek ki anne baba onda sürekli eksik arıyor. Her anne baba çocuğunu sever mi? Sever. O zaman her anne baba çocuğunu seviyorsa çocuklar neden sevgisiz ve değersiz büyüyor? 2-3 yaşındaki çocuk sevgisini göstermeyi biliyor ama daha sonrasında anne ya da baba ne yapıyor da çocuğun sevgisini göstermeyi bırakıyor” dedi. Sevginin olmadığı yerde insanların saygı aradığını sözlerine ekleyen Bolat, “Bir çocuk anne babadan sevgiyi alınca tekrar geleceğinden emin olamıyor, çünkü anne koşul koyuyor. Sevgide koşul var mıdır? Anne baba koşul koyuyorsa gerçekte sevmiyor mudur? Seviyorsa da neden koşul koyuyor” diye konuştu.

‘EN MUTLU DEDEM’

Dedesi ve yakın arkadaşının mutluluklarından bahseden Özgür Bolat sözlerini şöyle sürdürdü; “Güvenç benim arkadaşım, üniversite sınavında Türkiye üçüncüsü, Devlet Parasız Yatılı sınavında da Türkiye üçüncüsü oldu.  Boğaziçi Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü’ne girdi, 3. sınıftayken çok iyi bir şirket kendisini işe aldı. 9 yıl üst üste en iyi çalışan ödülünü aldı burada, Brüksel’e gönderdiler, burada Brüksel Örgütsel Gelişim Ödülü aldı, oradan da Rusya’da başka bir şirkete Pazarlama Müdürü olarak gitti ve şu anda uluslararası bir pizza şirketinde CEO olarak atandı. Dünyadaki 40 yaşın altındaki 40 CEO’dan bir tanesi. Mutlu musun dedim, evet dedi. Benim dedem ve ninem, toplumun başarıyı tanımladığı anlamda hayatta hiçbir başarıları yok. Sadece bizim köyde değil, civar köylerde de kime sorarsanız sorun köyün en mutlu insanı dedemi gösteriyor. Hatta ben 4-5 yıl önce sistematik veri topladım, en mutlu kişi dedem. İkisinin mutluluğu aynı mı, kaynakları aynı mı, daha da önemlisi hangisi daha sürdürülebilir bir mutluluk? Dedeminkiyse neden daha çok insan bunu seçmiyor?” Arap ülkelerinden Amerika’ya giden eşcinsellerin daha mutlu olduklarını dile getiren Bolat, “Daha mutlu olduklarını söylüyorlar neden, çünkü kabul görüyorlar. Evli çiftler ortalamada daha mutlu, çünkü hem sosyalleşme var hem de onları kabul eden en az bir kişi var” diye konuştu.

MUTLULUĞA BAĞLI BAŞARI

Başarıya bağlı bir  mutluluk değil, mutluluğa bağlı bir başarı geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Bolat, “Peki, mutluluk ne zaman devreye giriyor? Bir şey onay görme şansınızı ne kadar arttırıyorsa, o şey sizi o kadar mutlu ediyor. Koşullu sevgiyle büyüyen çocuklar başarı, güç ve mevkii sayesinde kabul gördüğünü düşünüyor ve sürekli bunları kazanmak için çalışıyor. Bu süreç de onu mutlu ediyor” dedi. Bolat,  kişilik, ilişkiler, değerler ve prensiplerin iç kaynaklı motivasyonlar, başarı, statü, para ve mevkiinin ise dış kaynaklı motivasyonlar olduğunu vurgulayarak, “Dış kaynaklı insanların hayatını korku, iç kaynaklı insanların hayatını ise sevgi yönetir. Başarı durumunda iç kaynaklı insanlar mutlu olurken dış kaynaklı insanlar gururlu olur. Başarısızlık durumunda iç kaynaklı insanlar üzüntü duyarken dış kaynaklı insanlar ise utanç hissederler” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Necdet Alkandemir’in, Dr. Özgür Bolat’a plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


SEÇİM SONUÇLARI MİLLETİMİZ VE DEMOKRASİMİZ İÇİN HAYIRLI OLSUN

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerini yüksek bir katılımla tamamlamış ve yeni cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş süreci başlamıştır. Seçim sonuçlarının milletimiz ve demokrasimiz için hayırlı olmasını diliyor,  Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Milletvekillerimizi yürekten kutluyoruz.

Seçim döneminde yaşanan gerginliklerin yerini güzel bir milli birlik ve beraberliğe, bütün siyasi partiler arasında diyalog ve işbirliğine bırakmasını ümit ediyoruz. Milletimizin her alanda karşılıklı saygı temelinde huzur, güven, istikrar ve ortak gelecek için ortak heyecan atmosferine ihtiyacı vardır.

Türkiye Cumhuriyeti olarak 21. yüzyılın bilgi ve teknoloji dünyasının önde gelen ülkeleri arasında yer almak üzere bütün kurumlarımızla atılım sürecini başarmak zorundayız. Eğitim sistemimiz, hukuk sistemimiz başta olmak üzere her alanda yenilenmeyi başarmalıyız. Seçim öncesinde belirtildiği gibi, OHAL sürecine son verilerek normalleşmeye geçilmesi, yargı, yasama ve yürütme arasında etkin bir denetim ve denge mekanizmasının kurulması, düşünce ve basın özgürlüğünün güçlendirilmesi demokrasimizin geleceği açısından önem verilmesi gereken hususlardır.

Ekonomi tarafında ise yüksek enflasyon ve cari açığın Türkiye ekonomisindeki büyüme dinamizmini baskılamaya başladığı, yabancı sermaye girişlerinin yavaşladığı dikkate alınarak, Merkez Bankası gibi kurumlara güveni artıracak adımlar atılmasını gerekli görüyoruz. Kamu mali disiplininin yeniden tesisi, kayıt dışı ekonominin vergilendirilerek, vergi yükünün bütün kesimlere daha adil dağıtılması acil hale gelmiştir. Yüksek genç işsizliği karşısında hem meslek eğitimi hem de istihdam politikası alanında yeni adımlara ihtiyaç olduğu açıktır. Gençlerimizi, hatta üniversite mezunu genç çalışanlarımızı bile dijital ekonomi çağına hazırlamak için dijital eğitim seferberliği başlatmalıyız.

Sanayi ve turizm gibi sektörlerimizde katma değeri yüksek ürünlere geçmemiz için teşvik sistemimizi değiştirmeliyiz. Tarım ve gıda ürünleri fiyatlarındaki aşırı dalgalanmalar sektörel düzenleme sistemimizin de değişmesi gerektiğine işaret etmektedir. Böyle bir değişimi gerçekleştirebilmek için her kesimin katılımı ve ortak akıl ile kapsamlı bir reform süreci başlatılmalıdır. Yeni Cumhurbaşkanlığı Sisteminin ancak böyle bir süreçle ekonomik ve sosyal kalkınmayı hızlandıracağına inanıyoruz.

M. Sadi KAN

Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ŞENER, ‘ANTALYA 60 MİLYONLARI GÖRÜR’

Turizm beklentisinin Antalya’da yüksek olduğunu kaydeden Şener, Antalya’nın yatak kapasitesi ve sezon süresi belli. Burası 40-50-60 milyonlara çıkacak gibi gözüküyor” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 11’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı ve Wagner Kablo Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı L. Hilmi Ünsal’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener oldu. ‘Bilim ve Teknolojinin Ekonomiye ve İş Dünyasına Etkileri’ başlığında gerçekleştirilen toplantıya, TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Kaptan, TAV Havalimanları Holding Dış İlişkiler Direktörü Mehmet Erdoğan, TAV Havalimanları Holding Başkan Yardımcısı Murat Örnekol, TAV Havalimanları Holding HAVAŞ Genel Müdürü Kürşad Koçak, TAV Havalimanları Holding Antalya Havalimanı Genel Müdürü Deniz Varol, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantı öncesinde ANSİAD üyelikleri gerçekleştirilen BAOG İnşaat, ÖKE Mühendislik ve Opal Yapı şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı Özgün Alan ve SBY Mühendislik ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Suna Batak Erzurumlu’ya rozetleri ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener tarafından takdim edildi.

TURİZM BEKLENTİSİ

Antalya Havalimanı’nda ICF ortağı İçtaş’ın hisselerini satın alan Şener, “Antalya Havalimanını da aldık. Karşınızda Antalyalı bir iş adamı olarak durmaktayım. Zaten ANSİAD'a da üye yaparak giriş belgemizi de imzalattılar” dedi. Antalya’ya turizm sezonunu değerlendiren Şener, “Rakamlara baktığınızda 2016 yılı çok kötü. Hakikaten Antalya'yı kriz fena vuruyor. Bu yıl çok iyi mesela. 2006'da böyle bir düşüş var. Antalya'nın yatak kapasitesi ve sezon süresi belli. Burası 40-50-60 milyonlara çıkacak gibi gözüküyor" dedi.

FİZİKSEL SERMAYEMİZ SIFIR

17 ülkenin iş kanunuyla 12 ülkenin ceza kanunu ve iş gelenekleriyle iş yaptıklarını dile getiren Şener, “İş yapan yüzde 27'si kadın olmak üzere 55 bin çalışanımız var. TAV'ın piyasa değeri 2,5-  3 milyar dolar civarında. Ama TAV'ın fiziksel sermayesi sıfır. Yani bizim ne arsamız, ne binamız var. Kullandığımız araçlar bile kiralık ama bizim değerimiz 2,5- 3 milyar dolar. Neden, çünkü bizim entelektüel sermayemiz ve sosyal sermayemiz yüksek. Onun için şirketlerimizde, bilgi ve sosyal sermayemizin çok güçlü olması gerekiyor. Bana bu başarıyı nasıl yakaladınız dediklerinde, bir insan kaynakları diyorum, ikincisi çalışmak, üçüncüsü de zamanı yakalamak olduğunu söylüyorum” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE ÖZELLEŞTİRMEYİ YAKALADIK

Dünyanın en zengin isimlerinin ikinci ve üçüncü sanayi devrimlerini yakalayan isimler olduğunu aktaran Şener, “Zamanı yakalamak, dünyaya baktığınızda 0’dan 2000 yılına kadar olan 20 yüzyılda dünyanın en zenginlerini sıralamışlar. Bunlardan ilk 10 Amerikalı doğal olarak. Bunun içinde şöyle bir sıralama var, ilk beşe bakıyorlar 1834, 1835, 1836 doğumlular, ikinci 5’e bakıyorlar 1955, 1956 doğumlular. İnceliyorlar haliyle, tesadüf mü diyerek. Değil. İlk 5’te yer alan isimlere baktığınızda ikinci sanayi devrimini yakalamışlar. 1955, 56 doğumlulara baktığınızda Bill Gates, Steve Jobs gibi isimler. Bunlara baktığınızda bunlarda 20 yaşına geldiklerinde kişisel bilgisayar icat olmuş bunlar da onu yakalamışlar. TAV’da da biz Türkiye’deki özelleştirmeyi yakaladık” dedi. Şener, "İstanbul Atatürk Havalimanı yap-işlet-devret olarak ihaleye çıktığında biz yap-işlet-devret nedir bilmiyorduk. Yapacağız, işleteceğiz parayı nereden bulacağız, 300 milyon dolar. Yıl 1997, Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri 300 milyon doları IMF'den arıyor. Biz girdik bunu aldık. İnanın bütün dünyayı Asya'dan Amerika'ya kadar dolaştım, bankalara havalimanının nasıl para kazandığını anlattım. Çünkü dünyada özelleştirme yoktu. Türkiye'de ilk defa" diye konuştu.

5,3 TRİLYON DOLARLIK PLATİN MADENİ

Nano teknoloji, uzay madenciliği gibi konuların seçim gündemiyle birlikte konuşulduğunu dile getiren Şener, "Uzayda neler yaptıklarıyla ilgili dünyanın en büyük fizikçilerinden birinin kitaplarını tercüme ettiriyoruz. Elon Musk'un uzay şirketi var, 2 milyar dolar fon toplamış. Uzayda çalışmalar yapıyor. Şimdi bir astroit bulmuşlar. Üzerine roket yollayacaklar. Robotik bir roket, onunla birlikte astroidin yörüngesini değiştirip onu Ay'ın yörüngesine oturtacaklar. Ay'ın etrafında dönmeye başlayacak. Ay'da kuracakları bir üsle bunu çalışacaklar ve ondan sonra dünyaya getirecekler. İçinde platin madenini keşfetmişler. Değeri 5,3 trilyon dolar. Şimdi herkes 'deli mi bunlar 2 milyar dolar uzayda neye yatırıyor' diyor. 5,3 trilyon dolarlık platin madeni bulmuşlar. Ay'dan koparıp dünyaya düşürürler. İnşallah Türkiye’ye düşer" dedi.

KÜRESEL FİRMA OLMA HEDEFİ

Dünyada 20 bin uçak, 7 milyar yolcu olduğunu kaydeden Şener, “Baktık ki bu büyüyecek. Biz bu bilgiyi, inşaat yapma bilgisini, dizayn etme bilgisini ve işletme bilgisini yakın bölgelere taşıyalım dedik. 10 yılda 10 havalimanı yapacağız diyerek bir hedef koyduk. İşletme olarak bölgesel bir firma olacağız ama finansal olarak küresel bir firma olacağız. Hedeflerimize bunu koyduk” diye konuştu. Halka arz ile birlikte dünyanın her yerinde ortaklıkları olduğunu belirten Şener, “Büyümek gerektiğine inandık biz. Bunun için de borçlandık. Bir projeyi yaparken 100 liraysa proje yüzde 70’ini bankadan alabiliyorsunuz. Bizde para yok. 450 milyon dolar ticari krediyle kendi sermayemiz gibi koyduk, korkunç bir şekilde borçlandık. Ne yapalım dedik 'halka arz olacağız', Amaç 1 milyonun üzerinden para kazanmak” dedi.  

BİLİME ÖNEM VERİYORUM

Dünyaya baktığınızda ülkelerde bilim ve teknoloji birleştiğinde o ülkenin uçtuğunu belirten Şener, “Ben bilime çok önem veren biriyim. Bilim ve teknolojinin birleştiği yerlerdeki ülkeler uçuyor. Şimdi ülkemize baktığınızda bilim ve teknolojiyi birleştiren ülkeler maalesef bulamıyoruz. Bilim ve teknolojiyi birleştiren şirketlerden biridir TAV. Bizim TAV teknoloji şirketimiz var, 400 civarında bilgisayar mühendisi elektronik mühendisi çalışıyor” diye konuştu. Şu anda herkesin bildiği Sanayi 4.0’ın yaşandığını dile getiren Şener, “Çevremizde yanlış bir anlama var. Yani İşini gücünü bırak, otellerini kapat dijitalizasyona gir. Böyle bir şey yok. İşini gücünü kapatma ama işini gücünü dijitalize et. Yani dijitalizasyonun getirdiği verimllikten faydalan. İşini ekonomik hale getir, maliyetleri düşür, gelirini arttır. Bizim endüstri 4 ile yapacağımız bu. Dünyanın yüzde 17’sinde elektrik yok, yani dünyanın yüzde 17’sinde hala 2’nci Sanayi Devrimi yaşanmamış. Yüzde 54’ünde dünyanın internet yok. Yani yüzde 54’ü de üçüncü sanayi devrimine girmemiş.  E biz onlarla da iş yapıyoruz” dedi.

ULAŞILABİLİR BİR LİDERİM

İnsan Kaynaklarına önem verdiğinin altını çizen Şener, “Çalışanlarımıza iyi bakacağız ki onlar da müşterilerine iyi bakacak. Sistemimiz bu şekilde. Bu yüzden çalışanlarımız kendilerini şanslı ve güvende hissediyorlar” diye konuştu. Ulaşılabilir bir lider olduğunu belirten Şener, “Hani derler ki liderler ormanı yönetmeli, ağaçları bilmeden ormanı yönetemezsiniz. Bugün ANSİAD üyeleriyle tanıştım, terminalleri gezdim yani ben detayları gezdim. Ben çalışanlarımın hepsini biliyorum, hastalıkları, ölüm durumları aile durumları gibi. İnsanlara değer vermek, biz değer veriyoruz. Sadece para değil, iyi de para veriyoruz ama sadece para değil. İnsanlarla birlikte olmanız gerekiyor” dedi.

29 EKİM'DE ÜÇÜNCÜ HAVALİMANI AÇILIYOR

İstanbul 3'üncü Havalimanı'nın açılışı ve işletmecisi oldukları İstanbul Atatürk Havalimanı'yla ilgili soruları yanıtlayan Sani Şener, "Üçüncü Havalimanı açık artırmayla yapıldı, ancak 1 milyar Euro yıllık kira ödemek bize çok pahalı geldi. Onun için çekildik. Alan arkadaşlarımız şu anda devam ediyor. 29 Ekim'de açılacak. Açılınca Atatürk Havalimanı kapanacak. Ama bizim 2021 yılına kadar süremiz var. 800 milyon doları 2007'de peşin ödediğimiz için iki yıllık kaybımızı devlet karşılıyor. Onu ihaleden önce bize bildirdiler zaten. Biz şu anda Türk Hava Yolları ile TGS'de ortağız. 10 bin kişiyle orada yer hizmetleri yapacağız. HAVAŞ da orada olacak. Yani yer hizmetlerinde yine varız ama yatırım ve işletmede Üçüncü Havalimanı'nda yokuz. Bunlar ülkelerin projeleri, hayırlı olsun demekten başka bir şey diyemeyiz" diye konuştu. Yeşilköy'deki Atatürk Havalimanı ile ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Millet bahçesi' açıklamasını hatırlatan Şener, binaların ise kongre merkezi olarak kullanılacağını belirtti. Şener, finansman modeli açısından Atatürk Havalimanı'nın kapanması gerektiğini belirterek, "Atatürk Havalimanı'nın kapanması gerekiyor ki Üçüncü Havalimanı çalışsın" dedi. İlk karbon izini veren şirket olduklarına dikkati çeken Şener, “İklim değişikliği üzerine bir derneğin üyesiyiz. Bizde yüzde 27 kadın çalışan var, yüzde 12’si de üst düzey yönetici. Kadın çalışan olayına da önem veriyoruz. Hem ekonomik hem çevresel sürdürülebilirliğe önem veriyoruz” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı L. Hilmi Ünsal’ın, günün anısına TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener’e plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DR. DOĞU PERİNÇEK; ‘HDP’Yİ KAPATACAĞIM’

Vatan Partisi Genel Başkanı ve T.C. Cumhurbaşkanı Adayı Dr. Perinçek, “Türkiye'de barış kucaklayarak gelmiyor. FETÖ'yü kucaklayarak, PKK'yı kucaklayarak bir barış yok. Türkiye'nin önünde HDP'yi meclise sokarak bir barış yok. Ben cumhurbaşkanı olursam HDP’yi kapatacağım” dedi.

Vatan Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Dr. Doğu Perinçek, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) üyeleriyle buluştu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın yaptığı toplantıda konuşan Perinçek, dünya ve ülke gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin borç batağının içerisinde olduğunu kaydeden Perinçek, çırpınmadan dolayı da bir çözüm çıkmadığını söyledi.

‘HDP ÇÖZÜM DEĞİL’

Dr. Doğu Perinçek, “Türkiye'de barış kucaklayarak gelmiyor. FETÖ'yü kucaklayarak, PKK'yı kucaklayarak bir barış yok! Türkiye'nin önünde HDP'yi meclise sokarak bir barış yok. Biz bunu yaşadık, açılım dendi Kürt açılımı. O açılım süreçlerinde hendekler kazdılar, mayınları döşediler. Amerika'nın silahlandırdığı bir terör örgütüyle barışçı yoldan bir çözüm yoktur. Onu Cumhurbaşkanı yardımcısı yaparak hükumete gelip sokarak bir çözüm yoktur. Türk Ordusu Afrin'e girdiği zaman HDP havlu attı. Oyları yüzde iki, üçe düşmüş olan HDP'yi meclise sokacağız diye uğraşıyorlar, HDP'siz olmaz diyerek, Tayyip Erdoğan'ı devirmek için HDP ile beraber olmak zorundayız algısı yaratılıyor, 60-70 tane HDP Milletvekili gelirse Tayyip Erdoğan yıkılırmış. Hepiniz yıkılırsınız. HDP ile Tayyip Erdoğan'ı yıkma projesi yapanlar Türk Milleti'ni kaybederler” diye konuştu.

DEVLET HAZİNESİNDEN 91 MİLYON TL

Türkiye’nin vatan bütünlüğünü sağlayacaklarını kaydeden Dr. Doğu Perinçek, “HDP'yi kapatacağım. Hem diyorsunuz PKK'nın mali kaynakları var, Ocak ayından beri HDP'ye devlet hazinesinden 91 Milyon TL verildi. Türkiye'yi bölsün diye 91 Milyon TL veriyorsun. Amerika'dan silah alanlara, hendek kazanlara veriyorsun bu parayı. Hepimiz biliyoruz, HDP'nin PKK olduğunu dürüst olmamız lazım. Türkiye bir milli direnme dönemine girmiştir” dedi. Perinçek, “HDP Meclis'e, hükümete sokulduğunda Türkiye'nin önünde bir barış yok. Selahattin Demirtaş'ı cumhurbaşkanı yardımcısı yaparak bir çözüm yok. Ana dilde eğitim diye Kürtçeyi getirerek, bir çözüm yok. Hukuk okutamazsınız Kürtçe. Ticaret Hukukundan tek bir maddeyi Kürtçeye çevirsinler bakalım. Çeviremezler, yalan bunlar. Türk ordusu Afrin'e girdiği zaman HDP'nin oyları 2 puan düşmüştü. HDP, siyasette yıldız şimdi. Ülkenin gözüne kül atılıyor. PKK, HDP, ABD ve İsrail ile bir çözüm yok” dedi.

‘ATATÜRK GİBİ DÜŞÜNMELİYİZ’

Zor zamanlarda Norveçlilerin ‘Atatürk gibi düşünmeliyiz’ şeklinde bir deyimleri olduğunu kaydeden Perinçek, “Batağın içinde istediğiniz kadar çırpının sonucu görüyorsunuz, zor zamanlarda büyük çözümler göz önüne geliyor. Bizim destanlarımız da öyle Ergenekon’dan demir dağları eritip çıkmış bir milletiz, bugün de Mustafa Kemal Atatürk gibi düşünmemiz gerekiyor. Türkiye ancak bir devrimle bu bataklıktan çıkabileceği bir noktaya geldi. Atatürkçülükte bundan başka bir şey değildir. Türkiye’nin bu borç batağından kurtulması ancak üretim ekonomisine yönelmesiyle gerçekleşecektir” diye konuştu.

ATLANTİK DAĞILIYOR

Perinçek, “Türkiye eski Dünya'da, Atlantik sistemi denen dünyanın fedai ülkelerindendi. Eski Dünya'nın en ağır yükünü çeken ülkelerinden biriydi. Atlantik sisteminin Türkiye gibi ülkelerden çökmeye başlaması sürpriz değil. Sadece Türkiye değil, Atlantik sisteminin içinde büyük bir kavga başladı. Atlantik sistemi içinde bir dağılma gözüküyor” dedi. Batı Asya’nın birleştiğini dile getiren Dr. Perinçek, “Batı Asya’nın mazlumları birleşiyorlar Rusya’yı yanlarına alıyorlar. Türkiye kefeni yırtmaya başlamıştır. Silivri duvarlarını yıkan adam olarak söylüyorum, FETÖ ile birlikte kurulan AKP iktidarı döneminde FETÖ’yü yıktık. Türkiye bir milli direnme dönemine girmiştir. Ekonominin rakamları imkanları ortada Türkiye’nin bu dar boğazından zorluklar paylaşarak, emekçilerin fakir fukaranın sırtına yıkmadan zorlukları paylaşarak çıkılacak bu dönemden” diye konuştu.

ÇİN, RUSYA VE ALMANYA TİCARET ORTAKLARIMIZ

Ekonomi ile güvenliğin örtüştüğünü kaydeden Dr. Perinçek, “Ekonomi ile güvenliğin birleştiği bir dönem yaşıyoruz. Çin, Rusya ve Almanya bugün en büyük ticaret ortaklarımız. Dün G-7 zirvesinde gördük, bu sistem çökmüştür. Diğer yanda ise ne var? Şangay İşbirliği toplantısı var. Üreten ülkeler, yükselen Asya var. Türkiye’yi kimse Atlantik sistemine tekrar sokamaz. Bu tercihlerden bağımsız, nesnel bir süreçtir” dedi. İran ve Rusya ile yaşanan sorunlarda çözüme çalıştıklarını dile getiren Perinçek, “Geçtiğimiz yılsonunda İran’da yüksek dereceli görüşmeler yaptık. Ali Ekber Velayeti ile görüştük. İran’dan ucuz mazot alacağız, çiftçimize, üreticimize 2 liradan vereceğiz o mazotu. Uçak krizi olduğunda yine burada sizlere söz vermiştik, bu sorunu aşacağız demiştik. Ne oldu sonra? Rusya ile gittik görüştük. Krizi aştık ve yeniden Türk-Rus ilişkilerini sağlamlaştırdık” diye konuştu. Dr. Perinçek, “Değerli sanayicilerimiz, iş adamlarımız, planlı, halkçı ve kamucu bir ekonomiye geçeceğiz. Sizlerden yetki istiyoruz. Türkiye’yi ancak Vatan Partisi önderliğinde komşularla barış içinde ve üretim ekonomisini temel alan şekilde biz yönetiriz” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın, Vatan Partisi Genel Başkanı ve T.C. Cumhurbaşkanı Adayı Doğu Perinçek’e plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


İYİ PARTİ ADAYLARINDAN ANSİAD’A ZİYARET

İYİ Parti Antalya Milletvekili Adayları, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) yönetimini ziyaret ederek, Antalya projeleri ve çalışmaları hakkında bilgiler verdi.

İYİ Parti Antalya Milletvekili 1. Sıra Adayı Feridun Bahşi, 6. Sıra Adayı Musa Ertugan, 9. Sıra Adayı Meryem Aydoğan, 15. Sıra Adayı Yakup Cem Çınar ve İYİ Parti Antalya Gençlik Kolları Başkanı Ramazan Ergin ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Yönetimine ziyarette bulundu. ANSİAD’ın 28 yıllık köklü bir sivil tolum kuruluşu olduğunu kaydeden ve ANSİAD Proje ve etkinlikleri hakkında bilgiler veren Başkan Sadi Kan, “Vakfı olan bir SİAD olarak, vakfımız ANTEV’in üniversitesini kuracağız. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Antalya Ticaret Borsası’yla ortak yaptığımız çalışmalar sonucunda bir üniversite kurma aşamasına geldik” dedi.  Antalya’yı üniversiteler, fuarlar ve kongreler şehri yapmak için çalışmalarının olduğunu dile getiren Başkan Kan, “ANSİAD ziyaretinde bulunan parti temsilcileri ve siyasiler ile görüşmelerimizde de çalışmalarımıza destek vereceklerini dile getiriyorlar. Yaptığımız ve hayata geçireceğimiz projelerle yüksek katma değer sağlayacak çalışmalar içerisindeyiz” diye konuştu. Antalya için hedefleri arasında üniversite kurma çalışmalarının da olduğunu dile getiren İYİ Parti 1. Sıra Milletvekili Adayı Feridun Bahşi, “Biz de seçimden sonra bu çalışmanıza destek vereceğimizin sözünü sizlere vermiş olalım” dedi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE T.C. CUMHURBAŞKANI ADAYI KARAMOLLAOĞLU ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) üyeleriyle buluştu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın yaptığı toplantıda konuşan Karamollaoğlu, dünya ve ülke gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. AKP iktidarının ekonomi politikaları üzerinde duran Karamollaoğlu, “Türkiye iyi yönetilemiyor. Bizim bu yönetim tarzını düzeltmek için, siyasi üslup, yönetim anlayışı, Türkiye vizyonu olarak üç ana temelde başlıklarımız var” dedi. Hükümet tarafından 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti birikiminin yok edildiğini kaydeden Karamollaoğlu, “Yerine ise AVM, park ve yüksek binalar yapıldı. Siyasi üslup, yönetim anlayışı ve Türkiye vizyonumuz ile ülkenin geleceğine talibiz. Bunun için de yeterli kadrolarımız var” diye konuştu.

‘BEN İSLAMCI DEĞİLİM’

İsrail ile olan münasebetlerde de en büyük söz düellolarını yapan ülke konumunda olmamıza rağmen, en fazla tavizi veren ülke olduğumuzu dile getiren Karamollaoğlu, “Bunu özellikle bilmenizi isterim. Mavi Marmara meselesi çok ciddi bir hatadır. İnsanlar yakınlarını kaybetmişler onların hakkını aramalarını engelliyorsunuz” dedi. Müslümanlık denildiği zaman fedakarlıkların olması gerektiğinin altını çizen Karamollaoğlu, “Ben hiçbir zaman İslamcı olmadım ama ben Müslümanım. Bunun arasındaki farkı eminim değerlendirebilirsiniz. Müslümanlık dediğimiz zaman doğruluk dürüstlük, fedakarlık söz konusu, yolsuzluk ve israftan kaçınma söz konusu. Fakat bunlar yok oluyor her şey bir veya iki simgeye indirgeniyorsa orada bir yanlışlık var demektir. İnsanlar benim anladığım kadarıyla bundan dolayı bir akıl tutulması içerisindeler” diye konuştu.

FENERBAHÇE’DEKİ DEĞİŞİM 24 HAZİRAN’DA DA YAŞANACAK

Doların yükselişiyle ilgili olarak hükümetin ‘üzerimize oynuyorlar’ sözlerini eleştiren Karamollaoğlu, “Evet doğru söylüyor olabilirsin, oyun oynanıyor olabilir. Peki sen bu oyuna karşı hangi ekonomik tedbirleri alıyorsun? Bunları sormak lazım” dedi. Karamollaoğlu, 24 Haziran seçimlerinin büyük sürprizlere gebe olduğunu belirterek, “ Fenerbahçe Kongresi’nde yaşananların ben bu seçimlerde yaşanacağını düşünüyorum. Bir dip dalga var. Nerden bunu biliyoruz? Anketler yapan şirketler diyor ki eskiden sorularımıza 3 kişiden 2’si cevap veriyordu şimdi ise ancak 1’i cevap veriyor. Vatandaş endişeli fikrini, oyunun rengini söyleyemiyor. Bu sessiz çoğunluğun seçimde büyük bir sürpriz yapacağını bunların ise bize doğru bir eğilim gösterdiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

DEĞİŞİME İHTİYAÇ VAR

İktidarın ‘Türkiye’nin beka problemi var’ söylemlerinin yanlış olduğunu dile getiren Karamollaoğlu, “Bana göre Türkiye’nin değil, iktidarın bir beka problemi var. Onun için bir değişime ihtiyaç var. Politikaların değişmesi gerekiyor. Kendileri değiştirirse politikalarını ‘hay hay’ der bakarız. Bakalım becerebiliyorlar mı? Ama yapamıyorlarsa da bu sistemin değişmesi gerek. Beceremediklerini zaten kendileri de itiraf ediyor. Bu arkadaşlar en çok değişen bakanın Mili Eğitim Bakanı olduğunu söylüyorlar. Milli Eğitim Bakanını kaç kez değiştirdiler? Her bakan değişikliğinde sistemi de sil baştan değiştirdiler. Eğitim, sağlık yaz-boz tahtasına döndü. Bu beceremediklerinin en açık göstergesidir” dedi.

‘BUNLAR SEÇİM RÜŞVETİ’

Son günlerde Milliyeti Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘af’la ilgili yaptığı açıklamaları da eleştiren Karamollaoğlu, “Seçim öncesi af konuşulması ve çıkarılmasını doğru bulmuyorum. Aynen seçim öncesi emekliye bin Türk Lirası ikramiye verilmesi gibi. Bunlar seçim rüşvetinden başka bir şey değil kanaatimce. Seçim öncesinde acele bir şekilde bu tarz konular gündeme geliyor. Bekle seçimden sonra yap. Bunları neden seçimden sonra yapmıyorsun?” diye konuştu. Karamollaoğlu, devlet yönetiminde kuvvetler ayrılığı olması kanaatine sahip olduklarını ifade ederek, “Tek kişinin kuralları koyduğu, kararları aldığı, adaleti uyguladığı bir sistemde, farklı düşüncelerin tartışılmasına dahi fırsat verilmeyen, vatana ihanete kadar giden suçlamalar olursa farklı fikirler için de bunun kabul edilebilirliği yok” dedi. Yürütmenin kamu adına hükümet eli ile yapıldığını, denetleme işinin kamu adına meclis tarafından yapılması gerektiğini anlatan Karamollaoğlu, “Adalet bu iki kurumun tamamen dışında olmalıdır. Kuralları meclis koyar, kanun çıkarır ama kanun uygulanması noktasında müdahale edemez" diye konuştu.

‘OHAL ADALETİN RAFA KALKTIĞI BİR HALDİR’

Türkiye'nin yönetiminde birinci kıstasının kuvvetler ayrılığı prensibi olduğunu dile getiren Karamollaoğlu, “Adalet bir ülkede sağlanmıyorsa devlet yoktur, baskıcı rejim vardır. Adalete güven kalmadı, rafa kaldırıldı. Olağanüstü hal (OHAL) adaletin rafa kaldırıldığı bir haldir. Yeri geldiğinde OHAL olabilir ancak bir dönem ya da iki dönem uygulanabilir. Adalet çalışmıyorsa haksızlık yapma ihtimali artar ve isyan duygusunu körükler. Ahlaki değerlerin korunması gerekiyor. Ahlaki değerler korunamıyorsa o zaman yolsuzluklar artar. İsraf, baskı ve haksızlıklar artar. İnsanlar yönetimde bulunanların gönlünü almak için başka yöntemlere başvururlar ve yalakalık artar. 'Aya köprü kuracağız' denilse ‘buna bile inanacak seçmenimiz var' denmesini afaki ve yanlış görüyorum” dedi.

‘FARKLI SÖYLEMLERE İHTİYAÇ VAR'

Türkiye'deki siyaset üslubunu ve insanların bu konudaki münasebetlerini tasvip etmediğini kaydeden Karamollaoğlu, bunun kısır çekişmeye neden olduğunu söyledi. Üslup nedeniyle kutuplaşmanın oluştuğunu belirten Karamollaoğlu, “Siyasiler olarak biz hasım değil sadece rakibiz. Vatandaşa iyi hitap edersek memlekette huzur ve barış olur. Farklı söylemlere ihtiyaç var. Çok aykırı fikirleri sil baştan reddederseniz durumunuzu ileri götüremezsiniz. Siyasette mesafe kat etmek istiyorsak mutlaka farklı fikirlerin gündeme gelmesine imkan tanımamız lazım” diye konuştu. Toplantı soru ve cevapların ardından, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın, Saadet Partisi Genel Başkanı ve T.C. Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu’na plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU VE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MENDERES TÜREL’DEN ANSİAD’A ZİYARET

Dışişleri Bakanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’ni ziyaret etti. Bakan Çavuşoğlu ve Başkan Türel’i ANSİAD Başkanı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Yüksek Danışma Kurulu Üyeleri karşıladı.

ANSİAD Başkanı Sadi Kan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in ziyaretinden büyük mutluluk duyduklarını kaydetti. ANSİAD projelerinden ve çalışmalarından bahseden Başkan Kan, “Antalya’nın üniversiteler şehri olması için daha önce başlattığımız bir projemiz var.  Bunun için vakfımız ANTEV ile yüksek teknoloji bölümleri olan bir üniversite kuracağız. Antalya’nın gelişimi adına bizim için önemli bir konu olduğundan dolayı sizin desteğinizi bekliyoruz” dedi. T.C. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Bugüne kadar Antalya Sanayici ve İşadamları Derneğimiz ile yakın temaslarımız oldu. ANSİAD, Antalya için çalışan ve projeler üreten takdir ettiğim bir sivil toplum örgütü. Bundan sonraki süreçte eğitim başta olmak üzere, birçok alanda somut projeleri de hayata geçireceğimizi umut ediyorum. Antalya’da ANTEV ile birlikte bir üniversite kuruluşu içerisinde olmanızdan memnun oldum. Projelerimiz içerisinde Antalya’da 10 üniversite hedefimiz var. Dünyanın her yerinden öğrencilerin gelebileceği yeni üniversiteleri kentimize kazandıralım. Sizi bu projenizde desteklemeye hazırız” diye konuştu. Bakan Çavuşoğlu, ANSİAD üyelerinin ihracata katkı oranından duyduğu memnuniyeti de dile getirerek, “500 Milyon Dolar ihracat hacmi hedefimize ulaşmak için daha çok çalışmalıyız” dedi. ANSİAD Başkanı Sadi Kan, Bakan Çavuşoğlu’na ziyaretleri için teşekkür ederek günün anısına Prof. Dr. Saim Tekcan’ın “At’nağme- Atlar ve Hatlar” gravürüne ait tablosunu takdim etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


İŞLETMELERDE STRATEJİK YÖNETİM

Prof. Dr. Ülgen; “Yaşamda ve iş ortamında hiçbir şey bir fotoğraf kadar belirgin ve net değildir. Çalışma ortamının gerçekleri genellikle Picasso'nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak karşımıza çıkabilir” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 10’uncu Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı ve Kan Mimarlık & Şehircilik Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Metresan Ölçü Aletleri San. Tic. A.Ş ile MedApp Medikal Sistemler San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve LightApp Aydınlatma Sistemleri San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hayri Ülgen oldu. ‘İşletmelerde Stratejik Yönetim’ başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Picasso & Diego Velazquez  “The Royal Family” ve “Las Meninas” resimleri üzerinden yapılan bir deneyi anlatarak sözlerine başlayan Prof. Dr. Hayri Ülgen, “Yaşamda ve iş ortamında hiçbir şey bir fotoğraf kadar belirgin ve net değildir. Çalışma ortamının gerçekleri genellikle Picasso'nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak karşımıza çıkabilir. Picasso'nun resmine bakıp, Velazquez'in resmini görebilenlerin başarı olasılıklarının daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz, diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecektir” dedi.

ANLATILAN SİZİN HİKAYENİZ OLMASIN

Stratejik yönetimi, gelecekte var olabilmenin yönetimi olarak ile getiren Prof. Dr. Ülgen, “Çevresindeki değişkenlerin farkına varamayan, bağlantıları göremeyen şirketler zamanında müdahale gösteremediği için yavaş yavaş suda ısıtılan ve kaynayan kurbağa hikayesine benziyor. Bu yüzden dikkat edin anlatılan sizin hikayeniz olmasın” diye konuştu. Strateji kelimesinin Latince ‘Statum’, yani yol ve çizgi kelimesinden geldiğini kaydeden Prof. Dr. Ülgen, “Eski Yunan’da, General Strategos’un savaşta birlikleri yönetme bilgisi ve sanatı. Stratejinin bilimsel bir disiplin olarak gelişmesi askeri alanda taşıdığı öneme borçludur. Askeri strateji ise savunma ve hücum yönünden askeri amaçların etkin ve verimli bir biçimde gerçekleştirilmesidir” dedi. Stratejiyi bir savaşta orduların girişecekleri hareketlerin ve operasyonların tasarlanması ve yönetilmesi sanatı olarak nitelendiren Prof. Dr. Ülgen, “Askeri strateji denilince aklıma başka bir kavram geliyor, örneğin Amerika, Vietnam’da başarılı oldu mu? Hayır olamadı, nedeni de stratejisinin elindeki donanıma, paraya dayalı olmasındandı. Ayrıca karşısında nereden çıkacağını bilemediği Vietnamlı askerler vardı. İçinde bulunduğunuz çevre, sizin başarılı olup olmayacağınıza etki ediyor” diye konuştu.

KOŞULLAR VE STRATEJİ

Koşullara göre savaş taktiğinin değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Ülgen, “Bu açıdan bizim işletmelerde stratejik yönetim dediğimiz, işletmenin günlük ve olağan işlerinin yönetimi ile değil, işletmenin uzun dönemde yaşamını sürdürebilmesini mümkün kılacak ve ona rekabet üstünlüğü ile ortalama kar üzerinde getiri sağlayabilecek işlerin yönetimi ile ilgilidir” dedi. Uzun dönemli nihai sürece ulaşabilmek için planlama, organize etme, yürütme ve kontrol mekanizmasının işlemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ülgen, “Bu stratejik yönetim, uzun dönemde yaşamını devam ettirebilmesi, sürdürülebilir rekabet üstünlüğü ve ortalamanın üzerinden getiri sağlayacaktır” diye konuştu.

REKABET ÜSTÜNLÜĞÜ VE RAKİPLER

Farklılık yaratmanın ve de sürdürülebilir olmanın nasıl bir sistem olduğunu anlatmaya çalıştıklarını dile getiren Prof. Dr. Hayri Ülgen sözlerini şöyle sürdürdü; “Bununla ilgili de iki türlü evrim var. Charles Darwin’in ‘Biyolojik Türlerin Evrimsel Değişim Teorisi’ne atıf yapanlar işletmelerin de aynen biyolojik türler gibi çevreye uyum sağlamaları gerektiğini, uyum sağlayamayanların yaşamlarını sürdüremeyeceklerini ileri sürmektedirler. Ludwig von Bartelanffy’nin ‘Genel Sistem Yaklaşımı’ bu teoriyi yönetim bilimine uygulayan çeşitli yazarlar, işletmelerin bir üst sistem içinde, kendine ait alt sistemlerden oluşan ve tüm sistemlerin birbirleriyle etkileşim içinde bulunduğu bir bütün olarak kabul edilmesi gerektiğini öne sürmüşlerdir.” Modernist Stratejik Yönetim görüşüne göre, işletmelerin uzun dönemde yaşamlarını sürdürebilmek ve rekabet üstünlüğü elde etmek için uğraşmaları gerektiği tezini savunduğunu belirten Prof. Dr. Ülgen, “Rekabet üstünlüğünün sürdürülebilmesi, işletmelerin değer yaratan stratejilerinin rakipler tarafından taklit edilemediği ve uygulanamadığı durumlarda mümkündür” dedi. Geleneksel yönetime göre stratejik yönetimde işin içerisine dış çevrenin girdiğini belirten Prof. Dr. Ülgen, “Stratejik yönetimde rakipler var. Rakiplere göre bir strateji oluşturmak gerekiyor” diye konuştu.

SEKTÖRDE ENGEL ÇOK İSE CAZİP DEĞİLDİR

Stratejik yönetim sürecinde öncelikle stratejik bilinç oluşturulması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Ülgen, “En önemli evre analiz, ondan sonra misyon, vizyon, amaç ve hedeflerimizi, temel ve alt stratejileri belirleyip kontrol edip uyguluyoruz. Ancak bu bir süreç ve sürecin sonunda yaptığınız işi kontrol etmeniz gerekiyor” dedi. Kontrolün, stratejik hedefe ulaşmada önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ülgen, “Eğer stratejiyi yanlış kurduysanız onu değiştiriyorsunuz. Eğer dış çevreyi analiz edemediyseniz onu değiştirip yeniden analiz ediyoruz” diye konuştu. Sektör ve iş çevresi rekabet analizinde rekabeti etkileyen güçlere dikkati çeken Prof. Dr. Ülgen, “İş çevresine girebilecek yeni firmaların yarattığı tehdit, işletmenin ürününe alternatif olabilecek ikame malların yarattığı tehdit, tedarikçilerin pazarlık gücü, müşterilerin pazarlık gücü, pazarda yer alan rakipler arasındaki rekabetin şiddeti” dedi. Asıl önemli olanın ise rekabetin şiddeti olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ülgen, “Aynı segmentte olan araçlar rekabet içerisinde olur. Eğer bir sektöre giriş engelleri çok ise bu cazip bir sektör değildir” diye konuştu.

MÜŞTERİYE DEĞER YARATMAK

Rekabet üstünlüğü sağlayabilecek faaliyetlerin ve yeteneklerin belirlenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Hayri Ülgen, “Değerin yaratılıp, yaratılmadığı müşterinin satın aldığı mal ve hizmeti algılaması sonucu ortaya çıkar. İşletme müşteriye değer yaratmak yaklaşımından hareketle, faaliyetlerinde bu değerin yaratılmasına yardım edecek olayları analiz etmek zorundadır” dedi. Değerin yaratılması sürecinde, zincirde, değeri belirleyen iki unsur bulunduğunu belirten Ülgen, “Değer yaratan faaliyetlerin toplam maliyeti ve bu faaliyetlerin sonucu elde edilen toplam gelir. Toplam gelir ile toplam maliyet arasındaki fark işletmenin kâr marjıdır. İşletmeler bu marjı arttırıp rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışırlar” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın, Prof. Dr. Hayri Ülgen’e günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİMİNDEN TÜSİAD’A ZİYARET

ANSİAD yönetimi, bölgesel, ulusal ve uluslararası konularda proje ortaklıklarını görüşmek üzere TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik ile bir araya geldi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan ve yönetim kurulu üyeleri, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Erol Bilecik’e ziyarette bulundu. Ziyarette, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Dr. Tülin Özkan, Ercan Özbek, Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Dr. H. Rana Demirer, Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bal, Mali Yönetmen Akın Akay Akıncı, Toplantı Yönetmeni Sarper Dermut ve Toplantı Yönetmeni Yardımcısı Necdet Alkandemir yer aldı. ANSİAD'ın çalışmaları ve projeleri hakkında bilgiler veren Başkan Kan, ulusal, bölgesel ve uluslararası projelerin hayata geçirilmesi konusunda TÜSİAD Başkanı Bilecik ile fikir alışverişinde bulundu. Başkan Kan, ANSİAD ve TÜSİAD'ın sıkı iş birliğinin özellikle eğitim ve sanayide dönüşüm konularında devam edeceğini dile getirdi. Ziyaret anısına Başkan Kan, Bilecik'e Zeytinpark A.Ş hediyeliklerinden ve 3 bin yıllık Elmalı hazinesi Dekadrahmiler'in bilgelik simgesi olan baykuş rölyefini takdim etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD BAHARA MERHABA DEDİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), geleneksel Bahara Merhaba Kokteyli'nin 8'ncisi Akra Hotel’de gerçekleştirildi

ANSİAD'ın geleneksel olarak düzenlediği Bahara Merhaba Kokteyli'nin 8'ncisi, Orkestra Şefi Orhun Orhon’un yönetimindeki Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası'nın 'Bahar Konseri' eşliğinde yapıldı. ANSİAD 8. Bahara Merhaba Kokteyli ve Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası Konseri’ne Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Muratpaşa Belediyesi Başkan Yardımcısı Murat Şimşek, Antalya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mustafa Özen, Almanya Federal Cumhuriyeti Konsolosu Martin Vetter, ANSİAD Üyesi iş insanları, kamu ve özel sektör temsilcileri ile basın mensupları katıldı. Kokteylin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Sadi Kan, “2011 yılından bu güne kadar devam eden etkinliğimizde, 2013 yılından itibaren müthiş performanslarıyla bizlerle olan Antalya Filarmoni Derneği Başkanı Sayın Prof. Dr. Abdullah Uz nezdinde tüm orkestra sanatçılarımıza ve değerli sanatçımız Bayram Bayramoğlu’na teşekkür ediyorum” dedi. Başkan Kan, “2017 yılında ANSİAD Kurucu & Şeref Üyesi Ercan Evren ve ANSİAD Başkan Yardımcısı Dr. Tülin Özkan önderliğinde kurulan ve ilk konserini Ocak ayında kuruluş yıldönümü balomuzda veren ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun kıymetli koro üyelerimize ve şefimiz Osman Gazi Akçalı’ya teşekkür ediyorum” diye konuştu.

ANSİAD ÇOK SESLİ KOROSU’NDAN DİNLETİ

Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası ve Şef Orhun Orhan yönetiminde verdiği konser ve ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun da 3 şarkı seslendirdiği gecede, Başkan Sadi Kan sanatçılara ve koro üyelerine çiçek takdiminde bulundu. Etkinlik, kokteylin ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


TÜREL; ‘ŞEHİRLERİN KARAKTERLERİNİ BELEDİYE BAŞKANLARI BELİRLİYOR’

Şehri inşa çalışmalarıyla şehre bir karakter yüklemeye çalıştıklarını kaydeden Başkan Türel, “Antalya bugün dünyanın göz bebeği bir şehirse, Antalya’ya doğru karakter yüklemek sorumluluğu belediye başkanı olarak omuzumdaki en ağır yüktür” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 7’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel oldu. ‘Antalya ve Türkiye Gündemi’ başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Antalya’da hayata geçirilen projelere değinerek özlerine başlayan Başkan Türel, kruvaziyer liman ve Konyaaltı Sahil Projesi’ne karşı çıkılmasına değinerek, “Şehre karakter yüklemekle işe başlamıştık. Şimdi turizm karakter oluşturmak için çalışıyoruz. Maalesef Antalya deniziyle barışık bir şehir değil” dedi.

“OMUZUMDAKİ EN AĞIR YÜK”

Belediyecilikle ilgili İskender Pala’nın sözlerine değinen Türel, “Şehirler insanların karakterlerini belirler, gerçekten müthiş bir tespit. Hadi bırakın şehirleri bir şehrin içerisinde iki ilçede bile insanların farklı yaşam karakterleri olduğunu görürsünüz. İskender Pala’nın bu sözlerine bir de ben söz ekledim, şehirler insanların karakterini belirler ama şehirlerin karakterlerini de belediye başkanları belirliyor” diye konuştu. Şehri inşa çalışmalarında şehre bir karakter yüklemeye çalıştığını kaydeden Türel, “Bizim işimizin de zorluğu burada işte, şehri ihya ve inşa çalışmalarıyla şehre bir karakter yüklemeye çalışıyoruz. O yüzden Antalya bugün dünyanın göz bebeği bir şehirse Antalya’ya doğru karakter yüklemek sorumluluğu şahsen benim belediye başkanı olarak omuzumdaki en ağır yüktür” dedi. Antalya’ya bir vizyon çizdiklerini kaydeden Türel, “Bunu doğru çizersek belki bunu geri dönüşü 10 sene 15 sene sonra olacak ama bu kısa dönemlerde keza belediye başkanlığında 10’uncu yılıma giriyorum, yapmış olduğumuz çalışmalar bizler görevde olmadığımız dönemlerde fikir olacak” diye konuştu.

ANTALYA’YA TURİZM KARAKTERİ

Antalya’nın bir turizm şehri olarak turizm karakterinin mutlaka ön plana çıkması gerektiğini dile getiren Türel, “Peki yeterli mi, hayır. Çünkü Antalya’da tarım da var, ayrıca bunlarla birlikte Antalya’nın turizm ve tarımını zedelemeyecek sanayinin de güçlü bir şekilde yer alması lazım. Antalya şu anda Türkiye’nin 5. Büyük şehri. Antalya’da bir süre sonra Türkiye ekonomisinin yarısı İstanbul ise ve Türkiye ekonomisinin bütün yükü İstanbul üzerindeyse, bu yükü paylaşan en önemli şehirlerden birisi olacağız” dedi.

“EKSİKLİKLERİMİZİ TAMAMLAMAMIZ LAZIM”

Antalya’ya bir turizm şehri karakteri yüklenecekse bununla ilgili eksikleri tamamlamak gerektiğini dile getiren Türel, “Dünyadaki rakiplerimize bakıyoruz birçok işi seneler önce yapmış biz daha bunları yapmaya çalışıyoruz. Zaman zaman projeler tartışılıyor, tartışılacak tabi ki. Çünkü Paris’e baktığınızda 1800’lü yıllarda bu demir yığınını istemiyoruz diye müthiş gösteriler olmuş Eyfel Kulesi için. Ama bugün Eyfel, Paris’in sembolü. O yüzden bunlar birçok şehirde olağan durumlar. Ben bu toprakların bir evladıyım” diye konuştu. 

ESNAF TURİZM PASTASINDAN YARARLANMALI

Antalyalı esnafın turizm pastasından istediği payı alması gerektiğini kaydeden Türel sözlerini şöyle sürdürdü; “Biz Antalya’da kruvaziyer liman diyoruz, yat limanları diyoruz, çağdaş toplu ulaşım için raylı sistem diyoruz, sahil projeleri diyoruz. Benim ATSO başkanlığımdan beri aynı şeyi söyleriz, Antalyalı esnaf turizm pastasından istediği payı alamıyor. Bu tartışma halen 20 senedir devam eder. Dolayısıyla en büyük hedefimiz, gelir düzeyi yüksek turistleri getirmek. Antalya’ya ucuz turist geliyor kesinlikle diyemeyiz, dememeliyiz. Biz gelenden razıyız, memnunuz. Gördüğümüz kadarıyla da gelen turist profilini yukarı çıkarmamız lazım. Gelir düzeyli turist dünyada neyle geziyor, bir tarifeli sefer. İşte o yüzden Antalya’ya havayoluyla turist getirme çalışmalarımız devam ediyor.”

“KRUVAZİYER LiMANI KORKUTELİYE Mİ YAPAYIM”

Antalya’da kruvaziyer liman çalışmalarına karşı çıkıldığını belirten Başkan Türel, “Kruvaziyer liman, bun dile getirdiğimizde karşı çıkıldı, alın şehir dışına taşıyın dendi. Şehre uzak noktada bir kruvaziyer limanın esnafa ne gibi bir faydası olabilir? Kimisi çıkıyor diyor ki bu liman sahillerimizi kapatacak. Arkadaşlar biz bunu Antalya halkı için yapıyoruz. Ben kruvaziyer limanı Korkuteliye’mi yapayım, Gündoğmuş Akseki’ye mi yapacağım. Liman yapılacaksa deniz kenarına yapılacak tabi ki de. Dolayısıyla bu liman için sahilde bir yer ayıracağız” dedi. Kıyı erozyonu meselesinin çözülebilir bir konu olduğunu dile getiren Türel, “Kıyı erozyonu meselesi artık dünyada bilim insanların çözdüğü bir konu. Teknoloji artık denizin ortasına, suyun içerisine otel yapıyor. Biz şimdi kruvaziyer limanla kıyı erozyonunu çözemeyeceğimiz gibi bir düşünceyle aman yapmayalım tartışmaları üzerinden vakit kaybediyoruz” diye konuştu.

“15 YILDIR KİMSE GÖRMEMİŞTİR”

Kruvaziyer için ayrılan alanda kamu kurumlarının misafirhaneleri olduğunu belirten Türel, “Bana deniliyor ki oradan halk denize giriyor, oraya yat limanı yapma. Arkadaşlar o söylenilen yeri şu salonda ben de dahil 15 yirmi senedir kimse görmemiştir. Serbest Bölge kavşağından limanın mendireğine kadar olan alanı kastediyorum. Orayı gören yok” dedi. Konyaaltı sahilinde ücretsiz ulaşımın da müjdesini veren Başkan Türel, “Konyaaltı sahilinde halka açık alanlara yatırım yapıyoruz. Konyaaltı’na Varyan’tan Boğaçayı’na kadar yeni aldığımız kararla ücretsiz toplu ulaşım sağlıyoruz. Vatandaşlarımız sıcağın altında 4 kilometre alanda istediği yere kolayca ulaşabilsinler diye” ifadelerini kullandı. 

“SORUNLAR BUGÜN BAŞ GÖSTERMİŞ DEĞİL”

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Türel televizyonlarda geçen son dakika haberlerinden birçoğunun dış politika olduğunu belirterek, bunun da Türkiye'nin artık dünyada gündem belirleyen ülke olduğunu gösterdiğini kaydetti. Türkiye'nin dış politikada yaşadığı sorunların sadece bugün birden baş göstermiş sorunlar olmadığını aktaran Türel, yüz yıllardır, bin yıldır bu topraklarda küresel güçlerin her zaman Türkiye'nin güçlü olmaması için mücadele ettiğini dile getirdi. Gelişmiş bir Türkiye'nin istenmediğine dikkati çeken Türel, "Bu yüzden ayağımıza prangalar vurulmaya, başımıza çoraplar örülmeye çalışılmış. Bunları eskiden biliyorduk. Özellikle dış politika konularında mücadele etmek ancak ülkenin gücüyle mümkün olabiliyor. Dolayısıyla eskiden birçok konularda meseleleri halının altına süpürmek durumunda kalıyorduk. Artık çok daha farklı bir ülke olarak, dünya üzerinde gözüküyoruz" diye konuştu.

AFRİN DESTANI

Türel, Türkiye'nin eskiden Kuzey Irak'ta bırakın operasyon yapmayı, hava harekatı yapma noktasında dahi ciddi sıkıntılar yaşarken bugün artık sınır dışı harekatlarının gündemde olduğuna değindi. Askerin, polisin, güvenlik güçlerinin ortaya koyduğu zaferlerin, tarihteki diğer destanları hatırlattığını vurgulayan Türel, özellikle Afrin destanının Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümüne denk gelmesinin güzel bir rastlantı olduğunu aktardı. "Suriye bataklığına giren Türkiye oradan çıkamaz, çok ciddi sorunlar yaşar" denildiğini ancak o destansı zaferin herkesi gururlandırdığını belirten Türel, dış politikanın, küresel güçlerin artık iç politikanın vazgeçilmez unsurları olduğunu söyledi. Türkiye’nin bir taraftan sınır dışında savaşıyorken bir taratan G20 ülkeleri içerisinde birinci olduğunu kaydeden Türel, “Bunlar ekonominin ezberlerinin de bozulduğunu gösteriyor. Bir ülke savaşa girse ekonomik göstergeler negatife gider. Ama bizde olağan hayat devam ediyor, sizler hiç savaş yokmuş gibi ithalatınızı ihracatınızı sürdürebiliyorsunuz” diye konuştu.

“EKONOMİNİN EZBERLERİ BOZULUYOR”

Operasyonlarla terör örgütleri temizlendikçe barış, huzur ve ekonomik istikrarın güçleneceğinin altını çizen Türel, şöyle konuştu: "Türkiye'de artık son yıllarda birçok ezber bozuluyor. Bir ülke savaşa girdiğinde ekonomik veriler çok ciddi şekilde negatife doğru gider ama çok enteresan Türkiye bir taraftan sınır dışında savaşıyorken bir taraftan dünyanın en çok büyüyen ülkelerden bir tanesi. Kendi kıtasında birinci olabiliyor. G-20 ülkeleri içerisinde birinci olabiliyor. Bunlar ekonominin ezberlerinin bozulduğunu gösteriyor. Ne zaman herhangi bir ülke, gelişmiş ülke de olabilir savaşa gitse ekonomik veriler ciddi şekilde negatife doğru gider. Türkiye bu noktalarda da ezber bozuyor. Türkiye gerçekten sınır dışında bir savaşın içerisinde ama olağan hayat devam ediyor. Sizler işlerinizi savaş yokmuş gibi başarılı bir şekilde yürütüyorsunuz." İthalatın ihracatın rayında gittiğine işaret eden Türel, Türkiye'nin kalkınmasını sürdürdüğünde huzur ve barışın sürekli hale geleceğini anlattı. Konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Türel, EXPO 2016 Antalya'nın yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığında olduğunu, bu alana yönelik turizm amaçlı veya sağlık anlamında projelerin düşünüldüğünü kaydetti. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın, Başkan Menderes Türel’e Ressam ve Grafik Sanatçısı Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan’a ait ‘Atlar ve Hatlar’ gravürünü takdimiyle sona erdi.  

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


GİZEM ÖZTOK ALTINSAÇ; “PARA PİYASALARININ KONSANTRASYONU SEÇİM”

Altınsaç; “Bu seçim dönemi biraz daha tedirginlik var ve daha yüksek bir risk söz konusu. 5 yıldır piyasalar tatmin olmadı. Gün sonunda baş başa kaldığımız soru, ekonomi takımı kim olacak, yeterli bir takım olacak mı? Piyasalardaki güvensizliğin temel sebebi bu” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 9’uncu Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi, Burcu Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. H. Rana Demirer’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Bloomberg HT ‘İlk Söz’ & ‘Küresel Piyasalar’ Programları yorumcusu, İstanbul Bilgi Üniversitesi & Özyeğin Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Global Yatırım Holding & Actus Portföy Araştırma Direktörü Gizem Öztok Altınsaç oldu. ‘Piyasalar Neyi Fiyatlıyor? Global ve Türkiye Ekonomisi Son Dönem Gelişmeleri’ başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. 2013 yılından beri Türkiye’nin bir seçim döngüsü içerisinde olduğunu kaydeden Gizem Öztok Altınsaç, “Piyasanın ilgilendiği şey seçim ve konsantrasyon politikada, ekonomide değil. Yatırımcılar risk gördükleri ülkeden uzak durmayı tercih ederler” dedi.

‘ENFLASYON İÇİN BİR BEKLENTİM YOK’

Finansal piyasaların her zaman rasyonel hareket etmediğini kaydeden Altınsaç, “En temel sorun maliye ve para politikasının koordineli hareket etmemesi, en temel risk ise finansman ihtiyacı” diye konuştu. Gelişmiş ekonomilerde faizlerin yükselişte olduğunu belirten Altınsaç, “Dünyada faizler yükseliyor ve yükselecek. Gelişmekte olan ülkelerde özel sektörde en çok dış borçlanma Türkiye ve Çin’de. Bilanço genişletme nedeniyle 2020’ye doğru borçlanma söz konusu” ifadelerini kullandı. Enflasyonda resmin değiştiğini ve piyasaların Türkiye’de rahatsız olduğunu dile getiren Altınsaç, “Maalesef piyasadaki rakamlar yüksek. Enflasyonu tek haneye düşüremezseniz teknik açıdan 11’de 12’de tutmanız mümkün değil. Bunu aşağıya çekmeniz gerekiyor. Bunun için bir beklentim yok, seçim dönemine girmiş durumundasınız, seçime odaklanılmış durumda, konsantrasyon başka yere kaymış durumda fakat piyasalar kısa vadede bunu fiyatlıyor. Büyük hedefler için maalesef küçük hedeflerden vazgeçilmesi gerekiyor” dedi.

'EN BÜYÜK ENDİŞEM 2019 BÜYÜME RAKAMLARI’

Piyasaların tedirginlik yaşadığını belirten Gizem Öztok Altınsaç sözlerini şöyle sürdürdü, “Benim en büyük endişen büyümeye odaklı, 2019 büyümesi. Umarım yanılıyorumdur.  Piyasa tedirgin şu anda, Mayıs ayları genelde zor olur. Bir de global tarafta destekleyici olmayınca Mayıs- Haziran aylarında piyasanın riskleri artıyor. Bu seçim dönemi tedirginliğin olduğu, dallı budaklı senaryoların yaşandığı bir dönem ve daha yüksek bir risk söz konusu. Beni bir piyasa analisti olarak ilgilendiren şey ekonomi politikaları. Nasıl bir ekonomi yönetimi olacak? Ben de büyümelerin desteklenmesi gerektiğini düşünen bir analistim, fakat büyümeyi de kontrol etmek gerekiyor. Ben rasyonel olarak 1-1,5 yıllık dönemde bir reform beklemiyorum açıkçası.”

SEÇİMDEN SONRA NE OLACAK BEKLENTİSİ

Finansal piyasaların beklenti satın almasına yönelik seçimden sonra ne olacağı konusunun önemli olduğunu belirten Altınsaç, “Seçimle ilgili bir beklentinin satın alındığını düşünmüyorum, şu anda satın alınan beklenti seçimden sonra ne olacağı. 5 yıldır piyasa tatmin olmadı, başka bir süreç başladı. Bizim gün sonunda piyasa olarak baş başa kaldığımız soru şu, ekonomi takımı kim olacak, yeterli bir takım olacak mı, esas görmeyi istediği şey ekonomi stabilize olacak mı?” dedi. Piyasalardaki temel güvensizliğin temel sebebinin kişilerden ve partilerden bağımsız olduğunu kaydeden Altınsaç, “Piyasanın satın aldığı sonrasında nasıl bir süreç olacağı, bence soru işareti oradan kaynaklanıyor. Buradaki soru işareti problem yaratıyor. Enflasyonu kim düşürecek, merkez bankası 200-300 baz puan arttırabilir mi, öngörülebilecek bir durum değil. Sorun bununla çözülebilecek bir sorun da değil. Bundan sonrasında maliye politikası talep ve büyüme kaygısıyla, eşgüdümle hareket edilmeyen bir durumla karşı karşıya problem yaşıyor” diye konuştu.  

‘TL’NİN DEĞER KAYBI YÜZDE 16’

2017’de herkesin beklentisini aşan bir gelişme yaşandığını kaydeden Altınsaç, “Dünyada senkronize bir büyüme gerçekleşirken biz bunu değerlendiremedik” dedi. Piyasaların günlerdir kur gittiğini belirten Altınsaç, “Enflasyon da yüksek gidiyor ama bu enflasyondan dolayı olmadı, piyasa yatırım yapılabilir durumun altına düştüğünden dolayı maliye tarafındaki 24 Milyar Dolarlık hikayeyi sevmedi. Sürekli olarak ‘nereden fonlanacak’ sorusu alıyoruz. Ağızdan bazı cümleler çıkıyor ancak arkasında dayanak yok, piyasa ise bunu sorgular.  Bu iş Kasım 2017’de başladı, davalarımız var devam eden, Amerika ile devam eden F-35 davası var onun dışında bulunduğumuz coğrafyada çok fazla sorun yaşıyoruz. Piyasalar da bir o kadar çok tedirgin oluyor” dedi. Ziraat Bankası’nın konut kredilerinden bahsedildiğini fakat donlamanın nereden yapılacağına dair bir bilgi verilmediğini dile getiren Altınsaç, sözlerini şöyle sürdürdü; “Kaynağı var ise fonlansın, fakat konu genel olarak dış finansman ihtiyacı. Yılbaşından bu yana ABD Doları karşısında gelişmekte olan ülkelerin para birimleri düşüşte, yılbaşında bu yana TL’nin Dolar karşısında değer kaybı yüzde 16. 2013’ten bu yana Güney Kore Wonu değer kazandı. Maalesef bizim Moodys artışımız güme gitti. Biz en fazla sıkıntı yaşayan para birimiyiz. Moody’s'in Türkiye’nin notunu kırmasındaki dış finansman riskinin arttığı cümlesini azımsamamakta fayda var. Rakamsal bakarsak, dış borçlanmanıza temel oluşturan faiz Libor+spread’den oluşuyor. Libor faizi son 2-3 aydır yüzde 1.50’den yüzde 2’ye hızla yükselmiş durumda ve dış faktör aleyhinize. Özel sektör borcunun özellikle Çin ve Türkiye gibi ülkelerde son 6-7 yıldır muazzam arttığına gözlemleyebiliyoruz. Türkiye’nin özel sektör dış borcu son 7 yıldır büyük bir hızla artıyor. GSYH’ye oransal yüzde 20’lerden yüzde 32’lere fırlamış durumda.”

2008’DEN BERİ FAİZ YÜKSELİYOR

2018 ilk çeyrekte ekonomik rakamlarda sürecin değiştiğini belirten Altınsaç, “Hem ülke risk priminde (credit spread) bir genişleme var hem de enflasyon cari denge gibi bir takım rakamlarda yapısal zayıflama mevcut. Moody’s tarafından son gelen not düşüşünün ardından TL varlıkların yeniden bir değerleme sürecine tabi olma riski de var” dedi. 2008 global krizinden bu yana faiz göstergelerinin yükseldiğine işaret eden Altınsaç, “2017’de sürekli yaşanan değer kaybı ve enflasyonun neredeyse bir yıl tek haneyi görmeyişi, faiz en yüksekte. 2008’den bu yana baktığınızda her gün bir kademe daha yukarı çıkan bir faizimiz var” diye konuştu. BIST 100 Endeksi’nin Mart ayından bu yana belirgin olarak emsallerinden ayrıştığını dile getiren Altınsaç, “Şubattan itibaren göstergeler aşağıya doğru gidiyor. Bu yüksek faizi fiyatlıyor olabilir, belirsizliği fiyatlıyor olabilir, karlılık düşüşü ya da büyümeyi de fiyatlıyor olabilir” dedi.

‘100 KOYDUYSANIZ ŞU AN 45 DOLARDASINIZ’

Gelişmekte olan ülkelerin hisse senetlerinden oluşan MSCI’ın negatif bir fiyatlandırma sürecinde olduğunu belirten Altınsaç sözlerini şöyle sürdürdü; “2013 yılından itibaren 100 koyduysanız 45 Dolardasınız şu an. Türkiye emsallerinden negatif bir fiyatlandırma sürecine tabi. Şu anda piyasanın sıkıntısı Türkiye fonlamayı nasıl yapacak sorusu. Dünyada hiçbir kurum parite tahmini yapamaz, faiz farklarını görmek çok zor. ABD Başkanı Donald Trump’tan sonra faiz farkı devam ediyor, şu anda bütün analistler paritenin düşmesini bekliyor. Türkiye’ye bakıyoruz pariteler eski tahmin 4.10’da. Şu anda kimse doğru bir tahminde bulunamıyor. Gelişmekte olan ülkelerin enflasyonu 5’lerden 3’lere doğru geliyor. Türkiye bu süreci değerlendiremedi, kendi sepetinde enflasyon düşüyor bizde tam tersi yükseliyor.”

‘SÖZEL MÜDAHALELERDEN VAZGEÇİLMELİ’

Türkiye’nin borçluluk oranının en hızlı artan ülkeler arasından olduğunu kaydeden Altınsaç, “Yüzde 100 hesap üzerinden bakarsak GSYMH da oranı yüzde 150. Bunun temeli özel sektörde, banka dışı genişlemeden kaynaklanıyor. Artan özel sektör borcu neden tehlikede, büyümemizdeki sevimsiz tablo alarm veriyor. Kur ve faiz diyor ki bir şey yap. Yolun hala başındayız. 100 baz puan faiz artışı özel sektör için inanılmaz büyük bir sorun. Kendini daha zor fonlayan ülkelerden daha fazla faiz talep edilir. Türkiye kredi derecelendirmesinde bulunduğu konumu hak eden bir ülke değil” diye konuştu. Haziran ayında faiz artırımı beklediğini dile getiren Altınsaç, “Sözel bir takım müdahalelerden vazgeçilirse piyasa bunu sever. Sayın Naci Ağbal’ın bu fonlamaların nasıl yapılacağına dair bir açıklaması olursa piyasalarda bir anda pozitif değişim olacaktır” dedi. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Dr. H. Rana Demirer’in, günün anısına Bloomberg HT yorumcusu Gizem Öztok Altınsaç’a, 1885 yılında Gustav Niemann tarafından çizilen ve Antalya’nın simgelerinden biri olan Üçkapılar gravürüne ait tablosunu takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


MİMAR SİNAN GENİM KALEİÇİ’Nİ ANLATTI

Üç Kapılar olarak bilinen Hadrianus Kapısı’nın bugün etkisiz olarak kullanıldığını belirten Genim, “Dünyanın kaç şehrinde böyle bir giriş kapısı var şehri belirleyen? 1800 senelik bir kapı. Bu bir meta ve bu metayı satmasını beceremiyorsanız kusur metada değil satmasını beceremeyen kafadadır” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 8’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD üyesi İsmail Volkan Mimarlık Mühendislik Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Mimar İsmail Volkan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Dr. M. Sinan Genim oldu. ‘Geçmişten Geleceğe Kaleiçi’ başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Antalya’nın Kaleiçi Bölgesi’ni M.S. 2. yüzyılda çizilmiş bir harita üzerinde anlatan Mimar Dr. Sinan Genim, “Kaleiçi bölgesi, Rum mahallesi, Türk mahallesi ve Musevi mahallesi olarak ayrılıyor. Antalya bugün yaygın bir alan, bugün Kaleiçi dediğimiz bölge küçük bir alan olarak burada kalıyor” dedi.

KUSUR METADA DEĞİL

Antalyalılar tarafından Üç Kapılar olarak bilinen Hadrianus Kapısı’nın bugün etkisiz olarak kullanıldığını belirten Genim, “Dünyanın kaç şehrinde böyle bir giriş kapısı var şehri belirleyen? 1800 senelik bir kapı. Cam muhafaza yapmışlardı biliyorsunuz. O oradan kaldırıldı, yaşlı bir insanın oradan ayağını burkmadan, kırmadan geçmesi pek mümkün değil. Sağından solundan geçiyorlar. Niye bu çözülmüyor? Kime söyleseler, Antalya’da eli kalem tutan her insan oraya bir çözüm üretebilir” diye konuştu. Tarihi yapıların tanıtımından zayıflık olduğunu belirten Genim, “Bu kadar etkili bir sermayenin, ülkeye ve ekonomiye etkili bir şekilde katılımını sağlamaktan aciziz bu gerçekten acı verici bir şey. Bu bir meta ve bu metayı satmasını beceremiyorsanız kusur metada değil satmasını beceremeyen kafadadır” dedi.

SOKAKTA YANLIŞ MALZEME

Kaleiçi sokaklarında çektiği fotoğraflarla yapılan yanlışlar ve evlerin üzerlerindeki kaybolan işçiliklerden bahseden Genim, çatlayan ve bozulan sokaklardaki kullanılan yanlış malzemeyi eleştirdi. Genim, “Yumuşak taşları kullanmayın, kenarında set taşlar var gayet güzel duruyorlar. Fakat geri kalanlar çatlamış ve kırılmış. Bizim mimar arkadaşlarımız var, mimarın temel kabullerinden birisi, başarılı olmak istiyorsanız işlerinizi basitçe halletmeniz gerekir. Karmaşık ve komplike işlerin içinden bir süre sonra çıkamazsınız ve başarı elde etmek bir süre sonra mümkün değildir” diye konuştu.

‘YAPMAK İÇN YAPILMIŞ’

Kaleiçi’nde çektiği bir fotoğraf üzerinden yapılan yanlışı aktaran Genim sözlerini şöyle sürdürdü, “İyi niyetle görme engelliler için bir bant döşenmiş. Karşıda da başka bir bant var, yani burada yolun solundaki banttan sonra görme engelli vatandaş bantın bittiği yerden yolun sağına geçecek ve buradan devam edecek. Bu yapmış olmak için yapılan bir şey. Bunun başında bir adam yok mu? Ben yaptım oldu.” Kaleiçi’nde bir otel önünde yer alan cam kapaklarla ilgili çalışma yaptıklarını kaydeden Genim, “Daha önce üstünü kapatmışlar, içerideki buhar tepesine işliyor, bir şey görmeniz pek mümkün olmuyor. Yerden de bir karış yukarıda, adam da buraya bir şeyler koymak mecburiyetinde kalıyordu, çünkü takılan düşüyor. Kurul üyesi olduk 6 ay uğraştık sıfıra getirmek, düzenlemek için. Yazık günah” dedi.

GENİM; ‘SANA MI KALDI?’

Kaleiçi’nin simgelerinde biri olan Kesik Minare’ye Suna İnan Kıraç Vakfı olarak talip olduklarını dile getiren Mimar Genim sözlerini şöyle sürdürdü; “Antalya’ya böyle bir armağan yapalım istedik, çünkü altında da bir antik yapı var. 1846’dan beri kullanılmıyor. Ben yaparım dedi vakıflar idaresi. Geçen gün gördüm arkasına bir iskele kurmuşlar, ne yapacaklar belli değil. Ne yaparlarsa yapsınlar, bütün mesele bugün insan hayatına katkısı olan bir yapı oluşturmak. Hıdırlık Kulesi ben bildim bileli boştur. İçine küçük bir şey yapılabilir, ziyarete açılabilir. Sürekli kapısı kilitlidir.” Yapılardaki özel simgelerin birer birer kaybolduğunu ya da tahrip edildiğini belirten Genim, “Tekeli Mehmet Paşa Camii’nin köşesine 200 yıl önce bir Mührü Süleyman işlenmiş, bunu aklı evvel bir vatandaş Yahudi yıldızı diye kazımış. Sana mı kaldı ya, senin mi aklına geldi bu? Bunu yapan adam farkında değildi de sen mi düzeltiyorsun bu işi? Kimse sesini çıkarmadı” diye konuştu.

KALEİÇİ ÖZGÜNLEŞMELİ

Kaleiçi gibi bir potansiyeli şehre kazandıramamanın çok üzücü olduğuna değinen Mimar Genim, “Orada imitasyon ürünler değil, özgün ve kendine has tasarımlar yapılmalı. Resim, hediyelik obje gibi çalışmalar yapılmalı. Bunun için neyimiz eksik çok merak ediyorum. 55 senedir hayatımda bu işler için uğraştım, yazdım, çizdim, geldiğimiz sonuçta kişisel olarak verdiğim emeğin karşılığı olmadığını düşünüyorum. Çok daha fazla şey yapmak vardı ama bürokrasi ile uğraşmaktan bazı şeyleri oturtamamaktan önümüzde bu kadar şey kaldı” dedi. Antalya’da önünde fotoğraf çektirecek birkaç bina olduğunu belirten Genim, “Bunlardan biri de Antalya Kültür Sanat (AKS) binası. Bundan övünç duymuyorum, utanç duyuyorum. Antalya’da bugün on binlerce bina var. Gelecekten özür dilerim, biz kendimize düşeni yeteri kadar yapmadık emek sarf etmedik. Kusura bakmayın ama ben dahil bugün burada hepimiz buradaysak bu çarpıklıklardan nemalandığımız için. Bunu düzeltmemiz lazım” dedi. Toplantı, Başkan Sadi Kan ve Toplantı Başkanı İsmail Volkan’ın, Mimar Dr. Sinan Genim’e, seramik sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuş heykelini takdimiyle sona erdi. Toplantı sonrası Mimar Sinan Genim, Başkan Sadi Kan’a ‘Beyoğlu’nda 6 Yapı 6 Öykü, 1969-2018’ kitabını imzalayarak hediye etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ERKEN SEÇİM AÇIKLAMA

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün yapmış olduğu açıklamalar doğrultusunda, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz adına hayırlı olmasını temenni ediyorum. Önümüzdeki süreçte seçime girecek olan partilere başarılar diliyorum.

 

M. Sadi KAN

Yönetim Kurulu Başkanı


“Erken seçim gibi senaryolarla vakit kaybetmemeliyiz”

Suriye meselesi, ABD ve Rusya arasında artan gerilim gibi coğrafi sorunlar Türkiye ekonomisini olumsuz şekilde etkilemektedir. Ekonomimizin artan cari açığı ve özel sektörün döviz borcu dolayısıyla ekonomide verimliliği artıracak yapısal reformlara ihtiyacımız varken erken seçim senaryolarıyla vakit kaybetmemeliyiz. OHAL sürecinde yapılacak olan seçimlerde, dış dünyaya karşı ülkemizin düşeceği durum yeniden düşünülmeli, süratle Türkiye’nin sorunlarına, üretimine ve ekonomisine odaklanılmalıdır.

 

M. Sadi KAN

Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  


PROF. DR. ÖZLALE, “TOPLAM DÖVİZ İHTİYACI 200 MİLYAR DOLAR”

Prof. Dr. Özlale, “Önümüdeki sene, Türkiye’de kısa vadeli dış borç stokunun toplamı 170,5 milyar dolar. Buna yaklaşık 45 milyar Dolarlık cari açığı da eklersek toplam döviz ihtiyacı 200 milyar Dolar civarında. Faizlerin yükseldiği dönemde bu önemli bir risk” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 6’ncı Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı ve Bahatur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Işık Yargın’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı, Forbes Dergisi köşe yazarı ve Über Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ümit Özlale oldu. ‘Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler’in konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı, Forbes Dergisi köşe yazarı ve Über Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ümit Özlale, bin yıl önce Anadolu topraklarında ticaret olduğunu belirterek, “Tarihsel olarak baktığınızda 2000’li yıllardan itibaren dünyada para hiç bu kadar bol olmadı. Para çok fazla, fakat yavaş yavaş normalleşme emareleri başladı, bu da parasal sıkılaşmayı getiriyor” dedi.

ABD İZOLE OLMAYI TERCİH EDİYOR

Parasal sıkılaşma ve ticaret savaşlarının dünyadaki iktisadi faaliyetlerin ağırlıklı olarak bulunduğu bölgelerle paralel gittiğini kaydeden Prof. Dr. Ümit Özlale, “ABD’de üç faiz artışı daha güçlü ihtimal. Önümüzdeki 5 sene büyük altyapı yatırımları planlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, serbest ticaret anlaşmalarına mesafeli durarak ve gümrük vergileri koyarak ticaret savaşlarını başlattı. Bu serbest ticaret anlaşmaları Türkiye ihracatı açısından önemli ve olumludur” dedi. Amerika’nın kendini dünyadan izole etmeye çalışan bir ekonomi politikası olduğunu belirten Özlale, “Burada Çin’in İpek Yolu Projesi ile dünyaya entegre olmaya çalışması kendi ekonomisi açısından olumludur. Çin 1B1R projesiyle dünya ticaretine ve enerji kaynaklarına daha entegre olmaya çalışırken ABD daha izole bir politika izliyor. Bu izledikleri yol Çin’e daha çok büyüme getiriyor” diye konuştu. Dünyadaki dolar artışına karşı Merkez Bankası’nın nasıl bir politika izleyeceğini bilmediğini kaydeden Özlale, “Dolar’ın ne olacağını bilmiyorum ancak faizlerin dünyada artacağını biliyorum. Merkez bankası faiz artışına direnirse biz Dolarda yeni rekorlar görürüz” dedi.

BUGÜNÜN SAVAŞLARI VERİ ÜZERİNE

2025 yılında gerçekleşmesi beklenen gelişmelerde Sanayi 4.0’ın önemine değinen Prof. Dr. Özlale sözlerini şöyle sürdürdü; “Dünya nüfusunun yüzde 10’u internete bağlanabilen giysiler kullanacak, giyilebilir teknolojilerle bu dünyaya hazırlanmamız gerekiyor. İnternete bağlı 1 trilyon civarında sensör olacak. Veri gizliliği diye bir şey kalmadı. Sanayi 4.0’ın yaratacağı en büyük psikolijk çöküntülerden birisi mahremiyetin ortadan kalması. İki üç gün önceki skandalı hatırlıyorsunuz. Facebook’un bir siyasi araştırma şirketine verilerini satması. WhatsApp Facebook’a 18 Milyar Dolara satıldığında 55 kişi çalışıyordu. 55 kişinin çalıştığı bir yazılımın Turkcell, Türk Hava Yolları ve Petrol Ofisi’nin toplamına eşit bir değere sahip olmasını nasıl açıklayabiliriz? Bunların üçünden daha değerli olan bir şirket nereden kazanıyor? Bilgileri satıyor. 1900’lü yılların savaşı hammadde üzerineyse bugünün savaşları da veri üzerine.”

SANAYİ 4.0 İLE YENİ İŞ SAHALARI OLUŞACAK

Dünyada bazı megatrendler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlale, “Otonom araçlar, 3-D yazıcılar, uzmanlaşmış robotlar gibi fiziksel, nesnelerin interneti ve platform modelleri gibi dijital ve DNA dizilemesi, sentetik biyoloji gibi biyoloji alanında trendler söz konusu” dedi. Bugün dünyada Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 10’unun block zinciri gibi dijital platform modelleriyle depolanacağını kaydeden Özlale, “Blockchain teknolojisi üzerinde bir balon var ancak bir Çiftlikbank asla değil. Geliştirilebildiği süreçte müthiş bir teknoloji. Dünyanın en büyük taksi şirketinin taksisi yok, dünyanın en büyük tatil sitesinin oteli yok, bunların hepsi platformlar üzerine kurulmuş durumdalar. 1900’lerden daha kolay şu anda zengin olmak” diye konuştu. Yeni iş sahalarının ortaya çıkacağını dile getiren Özlale, “Yaşlanan dünya ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, Sağlık Teknolojileri, Nefes alma teknolojileri, Girişimcilik ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, Girişim ve Risk Sermayesi, Eğlence sektörü ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, Gaming, Tüketici eğilimleri ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, On-line Retail ve Eğitim teknolojileri alanlarında kendini yetiştirmiş insanlara ihtiyaç duyulacak. Örneğin eğitim için buraya bir süre sonra ben gelmeyebilirim, ama hologramım gelebilir” dedi. İş dünyasının yüzde 66’sının aradığı nitelikle eleman bulamadığını söylediğini belirten Özlale,  “Bu ‘beceri uyumsuzluğu’. Teknoloji öyle büyük bir hızla ilerliyor ki yeni dünyanın ortaya çıkarttığı iş modellerini öğretecek bir eğitme sahip değiliz” diye konuştu.

İMALAT SANAYİNDEN ÇIKTIK

Türkiye’nin yüksek büyüdüğü dönemlerin dışarıdan sermaye geldiği dönemler olduğunu sözlerine ekleyen Özlale, “Yabancı sermayeyi çekmek için yüksek faiz önermelisin. Üst orta gelir düzeyinde olan bir ülke 10 yıl içinde, yüzde 81 olasılıkla yüksek gelirli bir ülke haline gelebiliyor. Bu bizim için ne demek? Türkiye, 2023 hedeflerine ulaşabilirdi ama olmadı demek” dedi. 1960’lardan 90’ların sonuna kadar Türkiye’nin milli gelir içerisindeki sanayileşme oranının giderek arttığını belirten Özlale, “2000’lerin başına geldiğimizde kendi gelir gurubunun üstünde bir sanayiye sahip. Fakat sonra sanayiden çıkan ve inşaata yönelen bir ülke var. Türkiyenin 3 yerde çok temel hatası var, erken sanayisizleşme, tarım ve eğitim. Orta uzun dönemde bu üç sac ayağını oturtmazsan ileriyi de göremiyorsun” diye konuştu. En büyük 15 imalat sanayi içerisinde yer alan bir ülkeyken 2000’lerin sonunda bu tablodan çıkıldığını belirten Özlale, “Bu yıl da tahminimce yüzde 7 bir büyüme gelecek. Milli gelir rakamlarına bakıldığında da son çeyrekte artan makine teçhizat yatırımları, kurla artan maliyetlere rağmen güçlü talep var. KGF, teşvikler ve baz etkisi büyük önem taşıyor. Hükümet bu tabloyu sürdürmeye çalışacak. Kredilerin hız kesmesiyle birlikte kaynak sıkıntısı da oluştu. Bu büyümenin bir diğer maliyeti de cari açık olacak. Bu da 47.1 milyar Dolar civarında” dedi.

TÜRKİYE’DE 11 MİLYON İNSAN GELİRİ OLMADAN YAŞIYOR

Türkiye’de büyümede temel bir problem olduğunu belirten Özlale sözlerini şöyle sürdürdü; “İrlanda’da bir çalışan 288 bin Dolarlık bir katma değer sağlayabiliyor. Sağlık ve yazılım konusunda bir çalışma gerçekleştiriyorlar ve nitelikli ara eleman yetiştirecek şekilde eğitim sistemlerini düzeltiyorlar. Genç nüfusun dörtte birinden fazlası ne bir eğitim kurumuna devam ediyor, ne de çalışıyor. Bu oran aynı yaş grubundaki kadınlarda yüzde 37,1’e ulaşmış durumda. Bu ülkede büyük bir şehrin nüfusu kadar genç kadın ne okuyor, ne de çalışıyor. İstanbul’da 1 milyon insan denizi görmemiş, yani yüzde 7 büyüme güzel, fakat bu başarı devamında dengeli bir büyüme getirmiyor. Türkiye’de karşılıksız gelirle geçinen hane halkı sayısı 2.5 milyon, yani 11 milyon insan herhangi bir geliri olmadan geçiniyor.”

‘KGF YARDIMLARIYLA LÜKS ARABA ALINDI’

Kısa dönemde temel problemin özel sektörün yatırım yapmayıp çok fazla dış borçlanma yaptığını dile getiren Prof. Dr. Özlale, “Türkiye Çin’den sonra şirket borçlarının değişimi açısından en hızlı ülke. Bir başka problem de hane halkı borcu, 3,5 yıl önce 359 milyar lira olan yükümlülükler 500 milyar liraya ulaştı. Toplam borçların yüzde 38’i konut alımı, yüzde 3,5’u taşıt alımı için alınan kredilerden. İhtiyaç ve bireysel kredilerin toplam içindeki payı yüzde 55’ten fazla. Yaklaşık 300 milyar TL borcun karşılığında gösterilecek bir teminat, varlık yok. Bu borcun sahipleri TÜİK’in gelir dağılımı verilerinde en az geliri olan yüzde 60’lık kesim” diye konuştu. Türkiye’de kısa vadeli dış borç stokunun toplamının 170,5 milyar Dolar olduğunu kaydeden Özlale,  “Bankalar 94,5 milyar Dolar, Reel sektör 69 milyar Dolar dış borç ödeyecek veya bulacak. Buna yaklaşık 45 milyar Dolarlık cari açığı da eklersek toplam döviz ihtiyacı 200 milyar Dolar civarında. Faizlerin yükseldiği dönemde bu önemli bir risk. Doların yükselmesinin iktisadi ve siyasi riski, faizin yükselmesinin iktisadi ve siyasi riskinden daha fazla” diye konuştu. Özlale, Kredi Granti Fonu’nun desteğine rağmen kredi büyümesinin hız kestiğine işaret ederek, “Aslında temel risk budur. KGF yardımıyla alınan krediler ne yapıldı derseniz, lüks araba alındı” dedi.

TÜRKİYE’nİN VASATLIK PROBLEMİ VAR

Beklentilerde bir kötüleşme olduğu için daha sıkı bir para politikasını savunduğunu kaydeden Özlale, “Enflasyonu yükselten iki ana etken kur hareketleri ve gıda fiyatları. Gıda fiyatlarına Merkez Bankası'nın yapabileceği çok fazla bir şey yok. Gıda fiyatları çok daha geniş bir çerçevede fazla geç olmadan ele alınmalı” diye konuştu. Türkiye’nin vasatlık problemi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlale sözlerini şöyle sürdürdü, “Türkiye’nin bir marka stratejisi yok! Marka ülkeler raporunda Türkiye yok. Bir ankete göre üzerindeki ‘Made in Italy’ yazısına göre markaya pozitif bir algı besler misiniz diye soruluyor. Evet besleriz cevabı alınıyor. Türkiye bu listede yok. Çünkü çok basit ürünlerde önemli katma değeri elde edemiyor. İtalya’nın kişisel gelir açısından en zengin ikinci kişisi, Nutella’yı üretiyor. Türkiye dünyadaki fındığın yüzde 60’ından fazlasını üretiyor. Dünyada yüzde 60’dan fazlası Türkiye’de üretilen bir ürünü markalaştırırsan bu zenginliğe ulaşabilirsin. İspanya’da 1 ve 2’nci sıra aynı şirket. 85 milyar Dolar ile Zara. Zara’yı Zara yapan şey ne? Türkiye hazır giyimde mükemmel, fakat neden markalaşamıyor? Rafta kalma süresini kısaltıp, çok iyi tasarımcılarla çalışırsanız birkaç küçük değişiklikle ciddi kar ve marka değeri elde edebilirsiniz. Siz kalkınma istiyorsanız bunu şirketlerle yapmak zorundasınız, illa bunu yapmak için uzay teknolojisi mi kullanmanız gerekiyor. Hayır, bunu yapmak için iş modellerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Devlet teşvikleri cömert, fakat nokta atışı teşvik maalesef yok. Bunların hiçbir tanesi sizin sanayileşmeniz için yardımcı olmayacak. Daha farklı bir model geliştirilmesi gerekiyor.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Işık Yargın’ın, Prof. Dr. Ümit Özlale’ye günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DA AİLE ŞİRKETLERİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KONUŞULDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 5’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Üyesi ve AGT Ağaç Sanayi Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Semih Söylemez’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı & Lila Kağıt Yönetim Kurulu Üyesi Aydın Öğücü, TAİDER Önceki Dönem Yönetim Kurulu Başkanı & TETA Teknik Tarım Yönetim Kurulu Üyesi, Sumer Tömek Bayındır, TAİDER Denetim Kurulu Üyesi & Levent Kimya Yönetim Kurulu Üyesi & ANSİAD Üyesi Atıl Pekşen oldu. ‘Aile Şirketlerinde Sürdürülebilirlik: Büyük ve Küçük Ölçekli İşletmelerde Kurumsallaşmanın Yeri’ konusunun konuşulduğu toplantıya, Isparta Girişimci Sanayici İş İnsanları Derneği (IGSİAD) Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi ve Genç Organize Sanayi Derneği (GENÇOSD) Başkanı Canan Gürkan ve GENÇOSD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantı öncesinde Mehmet Semih Söylemez, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından, ANSİAD üyelerine armağan edilen ‘Birlikte Başarmak’ adlı kitabını imzaladı. Mehmet Semih Söylemez’in bir anısını anlatarak başlayan toplantıda, Söylemez sözlerini şöyle sürdürdü; “AGT Anonim şirket oldu, herkesin resmi maaşları belirlenecek. Babam şirkete ilk başladığımda bana, ‘oğlum senin maaşın ne olsun’ diye sordu. Baba ben bu görevi herhangi bir şirkete yaptığımda ne ödüyorsa bana o olsun dedim. Çok olmaz mı oğlum dedi.” 5 yıldır TAİDER içerisinde olduğunu kaydeden Söylemez, “Sadece kendinize özel olduğunu düşündüğünüz sorunların aslında bir çok aile şirketinde yaşandığını görebilirsiniz. Tüm dünyada olduğunu gördüğünüzde rahatlıyorsunuz ve çözümün nerede olduğunu görüyorsunuz” dedi.

AİLE ŞİRKETLERİ SADECE MADDİ SERMAYE DEĞİLDİR

TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Öğücü, kurumsallaşmanın önemine dikkat çekerek, “Bir aile şirketi sadece maddi sermaye değildir. Sosyal entelektüel sermaye de çok önemli. Bu nesilden nesile aktarılıyor” dedi. Şirketlerin kendi ihtiyaçlarına göre yapılanmaya gitmesi gerektiğinin altını çizen Öğücü, “Stratejik olarak günün sonunda nereye varmak istediğiniz çok önemli. 1990’lar başında KALDER Derneği olarak bir kalite derneği ortaya çıktı. O zaman herkes dudak büktü. Ama bugün dünyadaki ekonomik ve finansal sınırların kalktığı bir ortamda artık ihracat yapmak istiyorsanız mutlaka bir kalite belgeniz olması gerekiyor. Kurumsallaşma bence budur” diye konuştu. Sadece 2017 yılında dünyadaki şirket alım satımları 3.2 Trilyon Dolar olduğunu belirten Öğücü, “Bu bizim gibi sermaye ihtiyacı olan ülkeler için kritik. Biz ne kadarını alabilmişiz bu 3.2 Trilyon Dolar’ın, yaklaşık binde 5’i kadar. Yabancı yatırımcı veya bugün çok iyi projeleriniz olduğunda finansman elde etmek mümkün. Bankalar neye bakıyor, öncelikle sağlıklı kurumsal yapı var mı yok mu? Bu şirket sürdürülebilir mi? Şu anda baba şirketi yönetiyor, acaba babaya bir şey olursa çocuklar bunu devam ettirebilir mi? Ya da kurumsal yapı içerisinde yeterli profesyoneller var mı?” dedi. Kurumu geleceğe taşıyacak düşüncelerin olması gerektiğini kaydeden Öğücü, “Ben kısaca kurumsallaşma deyince, nereye varmak istiyoruz, bugün imkanlarımız var dünya arenasında bir çok Türk şirket var. Hedeflerimizi buraya koyacaksak, ülke çağında bir değer olacaksa şirketlerimiz elbette kurumsallaşma gerekiyor” dedi.

KURUMSALLAŞMA BİR ARAÇ

TAİDER Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Sumer Tömek Bayındır, kurumsallaşma kavramının kendisi için tek bir kelime ile ifade edilebileceğini belirterek, “Kurumsallaşmayı anlatmak gerekirse aklıma gelen ilk kavram amaç değil araç olduğudur. Kesinlikle çok değerli bir araç” diye konuştu. TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’nin en büyük misyonu aile şirketlerinin sürdürülebilirliğine farkındalık yaratmak olduğunu belirten Bayındır, “Hep söylediğimiz şey, ‘sistemli olmak’. Bir sistem olduğumuzda bir aslında gitmek istediğimiz yere gidebiliyoruz. Bu nedenle de bir araç olduğunu söyleyebilirim. Gerekliliği konusu çok net. Bu araca binmeden ileriye gidemiyoruz. Şirket olarak, aile olarak, ülke olarak emelimiz neyse kurumsallaşmak zorundayız” ifadelerini kullandı. Sumer Tömek Bayındır, 24 yaşındayken babasının şirketi kendilerine devredip gittiğini belirterek, “Alışılmış bir baba değildi. İşi hobisiydi ve günlük işi bize devrettikten sonra tökezleyerek, dolandırılarak bir şekilde geldik bu güne. Bir de sözsüz miras var bize geçen. Ailenin çekim gücü, bir aileyi görmek istiyor bizim müşterilerimiz. Herkes alt yapı sorunundan bahsediyor, kimse üst yapı sorunundan bahsetmiyor. Biz burada ne yapabiliriz, yönetim kurullarını iyi kullanmamız gerekiyor. Herkes aynı senkronda değil ve herkes işimi biliyorum şeklinde düşünüyor. Bizim değerlerimiz ne dediğimizde herkes için farklı olabiliyor. Enerji kaybetmemenin yolunun stratejik ve değerler konusunda birliktelik olduğunu düşünüyorum” dedi. 

‘HESAP VERİLEBİLİRLİK, ŞEFFAFLIK VE DÜRÜSTLÜK’

TAİDER Denetim Kurulu Üyesi ve ANSİAD Üyesi Atıl Pekşen, kurumsallaşmaya ilgili Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)’nün ‘kurumsal yönetim ilkeleri’ raporuna değindi. Pekşen, “Kurumsal yönetim ilkeleri denilen bir kavram var. Bunu OECD çalışıyor ve bu konudaki raporunu dünyada OECD yayınlıyor. Yani her ülkeyi inceliyor, Türkiye’de kurumsal yönetim nasıl uygulanıyor, Avrupa’da, Amerika’da nasıl uygulanıyor. Bunun doğru uygulamalarını da her sene bir kitap halinde yayımlıyor” diye konuştu. Pekşen, “Bu çerçevede, kurumsal yönetim için birkaç söylenilen şey var. Hesap verilebilirlik, şeffaflık, dürüstlük, yönetim ve icra erklerinin birbirinden ayrılmasıdır. Bunları düşündüğümüz zaman daha açıklayıcı oluyor kurumsallaşma” diye konuştu. Bir kurumda hesap verilebilirliğin ciddi bir yük olduğunu kaydeden Pekşen, “Bugün babam sağ olsa, ben bu şirketin genel müdürü olmak istiyorum dese ve hisseler de bende olsa ‘işten kovulmayı göze almak zorundasın’ derim. Dev şirketlerle rekabet ediyorsun, hesap verilebilirlik açısından önemli. Bir takım kurdunuz ve takım kaptanı bütün tanıdıklarını takıma dolduruyor. Bunu ne kadar sağlıklı bulursunuz ki” dedi. Aile anayasasının dengede olması gerektiğini belirten Pekşen, “Şirket menfaatlerini düşünmek gerekiyor. Aileler anayasalarını yazarlarken yardımcı olan danışmanlar diyorlar ki siz şirket odaklı bir aile misiniz yoksa şirket odaklı bir aile mi? O dengeyi kurarak bir aile anayasası yazalım istiyorlar” diye konuştu. Toplantı sonunda, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Mehmet Semih Söylemez’in, Aydın Öğücü, Sumer Tömek Bayındır ve Atıl Pekşen’e günün anısına plaket takdimi ve Öğücü’nün Başkan Sadi Kan’a Ege Orman Ürünleri’nden oluşan hediye paketini takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’TAN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI

Ülkemizin demokrasi, ekonomik büyüme ve sosyal kalkınmasında hedeflerine ulaşabilmesi toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıyla doğru orantılıdır. Kadınların, çalışma hayatı, eğitim ve yönetim kademelerinde ve birçok alanda eşit katılımına katkı koymalı ve bunun için çabalamalıyız.

ANSİAD olarak demokrasinin güçlenmesi, toplumsal refahın sağlanması nedeniyle nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınların toplumdaki fırsat eşitliklerinden faydalanabilmesi adına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün öneminin farkındayız. Bu nedenden dolayı da kadınların iş gücüne katılma ve istihdam oranındaki yerinin sağlamlaştırılmasının, ülkemizin başlıca hedefleri arasında olması gerektiğini belirtmek isteriz.

Cinsiyete dayalı iş bölümü yaklaşımını ortadan kaldıracak, kız çocuklarının fen, teknoloji ve matematik alanlarına yönelmesini teşvik edecek kalkınma modelleri oluşturmak, kadınların potansiyellerini gerçekleştirmesinde kilit noktadır. Kadınların eğitim seviyesi arttıkça, istihdam oranları da buna doğru orantıda artmaktadır. Geçtiğimiz yılın TÜİK verilerine göre, kadın istihdamı yüzde 30’larda seyretmektedir. Bu nedenle de işgücüne katılım ve istihdam oranlarını artıracak politikalar öncelikli olmalıdır. Yönetim organlarında daha çok kadının görev alma gerekliliği ve işyerlerinde toplumsal cinsiyet eşitliliğine yönelik programlarla, kadınların çocuk sahibi olduktan sonraki süreçte iş yaşamından uzaklaşmasını engelleyecek kurumsal kreş bakım hizmetlerinin ülke genelinde arttırılması büyük bir önem taşımaktadır.

Kadına yönelik şiddete karşı sıfır tolerans yaklaşımı için çalışmalar yürütülmeli ve toplumsal olarak harekete geçilmelidir. Kız çocuklarını koruyan anlayıştan asla taviz verilmemeli, geleceğimizin teminatı olan kadınlarımız erken yaşta evlilik gibi bir anlayışa dayanak olacak tavırlardan korunmalıdır.

Kamuda, parlamentoda, iş hayatında kadınların temsilinin, kurumlarımıza ve ülkemize güç katacağına inançla, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlar, tüm kamuoyunu toplumsal cinsiyet eşitliğine öncelik vermeye davet ederiz.

Sadi Kan

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


EMEKLİ ORGENERAL İLKER BAŞBUĞ; ‘TÜRK ORDUSUNA GÜVENİN, SABIRLI OLUN’

Başbuğ; “TSK’ya güvenin, TSK çok acılar çekti, Fakat bu ordunun mayası sağlam. Türk ordusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusudur. Cumhuriyeti kuran ordu da, vatanına ve milletine canı pahasına hizmet eder.”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 4’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Başkanı ve Kan Mimarlık & Şehircilik Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Türkiye Cumhuriyeti 26. Genel Kurmay Başkanı Emekli Orgeneral M. İlker Başbuğ oldu. ‘Ortadoğu ve Türkiye’ konusunun konuşulduğu toplantıya, Almanya Federal Cumhuriyeti Konsolosu Martin Vetter, Yörük Sanayici ve İş Adamları Derneği (YÖRSİAD) Başkanı Semih Beken, Antalya İş Kadınları Derneği (ANTİKAD) Başkanı Dr. Aynur Doğan, Isparta Girişimci Sanayici İş İnsanları Derneği (IGSİAD) Başkanı Dilek Özdemir ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un eşi Sevil Başbuğ, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Osmanlı Devleti’nden günümüze kadar olan sürecin değerlendirmesini yapan Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Osmanlı Devleti’nin hakimiyetinin sağladığı düzene barışa dikkat çekti. Başbuğ, “Tarihsel açıdan baktığımızda Ortadoğu, Osmanlı İmparatorluğu döneminde barış içerisinde.       Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim tarzı çok farklı, orada yaşayan insanları, dinsel ve etnik farklılıkları ayrıştırmadan barış ve sulh içerisinde yaşayan bir düzen kurmuş” dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Musul ile ilgili ‘Musul’u da alın’ gibi bir vasiyeti olduğuna dair söylentiler olduğunu kaydeden Başbuğ, “Ben böyle bir yazıya, belgeye rastlamadım. Konuyla ilgili olanlara da sordum, onlar da böyle bir şeyin olduğunu bilmiyor” diye konuştu.

ABD IRAK’TA BOŞLUK YARATTI

ABD’nin politikalarında öncelikler olduğunu kaydeden Başbuğ, “Dünyaya hakim olan bir devlet. Bu dünyada çeşitli stratejik bölgeler var. Bunlardan bir tanesi Orta Doğu, buradan Çin Denizi’ne gidiyorsunuz. Dünyayı stratejik bölgelere ayırın, dünya devleti, o bölgede güçlü bir devlet olmasını istemez. Bölgeyi etkileyebilecek güce erişecek büyük bir devlet istemez. Dünya devleti olarak bölgede güç dengesi kurmalısınız, en kolay yolu bu. ABD’de Orta Doğu’da diyor ki bölgesel dengelerin ABD’ye karşı değişmesi, ABD’ye güvenlik sorunu oluşturur. O devlete karşı sizin orada dengeyi sağlayacak bir devlet yaratmanız lazım ki o gücü orada dengeleyebilsin” dedi. Amerika’nın 2003’te Irak’a müdahalesinin stratejik bir hata olduğunu dile getiren Başbuğ, “Burada yaşanan süreçte boşluk oluştu. Bu boşluğu kim dolduracak derken hiç beklenmedik bir şekilde Rusya buraya girdi. İsrail’in de bu sürece dahil olacağı konuşuluyor. İsrail de bu resmen girerse tam bir felaket olur” diye konuştu. ABD’nin Ortadoğu’yu kendi aleyhine olan bir gücün kontrolüne bırakmayacağını belirten Başbuğ, “Kim olabilir bunlar Rusya ve İran. Son stratejilerine bakarsanız, İran’ı dünyanın terörist devletleri desteklemede önde gelen ülkesi olarak görüyor. ABD’nin her attığı adımın İran’la ilişkisine bakmak gerekiyor” dedi.

‘GÜÇLÜ ORDU, GÜÇLÜ TÜRKİYE’

ABD’nin büyük bir dünya devleti olduğunu belirten İlker Başbuğ, “ABD’nin dünyanın her denizinde donanması var. Denizlere hakim. Dünya devleti olabilmeniz için hatta bir bölgede güçlü olmak ve dediğinizi yaptırmanız için deniz kuvvetlerinizin olması gerekir. Bu olmadan ne bölge, ne de dünya devleti olabilirsiniz. ABD’nin dünyanın en güçlü silahlı kuvvetleri olduğu gerçeği var. Büyük bir ekonomik güç, bunun yanında en büyük teknolojik gücü, teknoloji, ekonomi, silahı olduğu zaman ortaya büyük bir dünya devleti çıkıyor. Rusya bunun yanında bir güç ama ABD ile eşit noktada değildir. Uyuyan değil büyüyen potansiyel bir devlet var o da Çin. ABD için potansiyel tehdit Çin’dir” ifadelerine yer verdi. Güçlü ordu, güçlü Türkiye sözlerine saldıranlar olduğunu belirten Başbuğ, “Vay efendim orduyu neden önce kullanmışız. Güçlü ordu olmadan güçlü Türkiye olması mümkün mü? Şimdi aynı şeyi Donald Trump söylüyor. 800 milyar Dolar civarında orduya bütçe ayırdılar. Çünkü Trump diyor ki, benim dış politikamın arkasında enstrüman ordu olacak. Bir ülkedeki silahlı kuvvetlerinin görevi nedir, sorunlarla karşı karşıya olan bir ülke iseniz, ana fonksiyonu dış politikadaki milli menfaatlerinizin sağlanmasında caydırıcı olmak ve size tehdit olacak dış tehditlere karşı savunmadır” diye konuştu.

YAŞANANLARDAN DERS ÇIKARTMAK LAZIM

Irak’ta 2003’ten 2018’e kadar yaşanan sürece değinen Başbuğ, bugün Suriye’de de aynı şeylerin yaşandığına işaret ederek Irak’ta yaşananlardan ders çıkartmamız gerektiğini belirtti. 2011 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın savaş başladıktan kısa bir süre sonra Suriye’de rejimin değişeceğine yönelik açıklamaları olduğunun altını çizen Başbuğ sözlerini şöyle sürdürdü; “Bugün Suriye konusunda değerlendirmeleri okuduğunuz zaman kaosun ve acıların daha 10-15 yıl süreceğinden bahsedenler var, bu korkunç bir olay. 2012 yılına geldiğiniz zaman Esad, Afrin’i terör örgütü YPG’nin eline bırakıyor. Afrin neresi, bugün Zeytindalı Harekatı’nı gerçekleştirdiğimiz yer. Esad bu bölgenin kontrolünü ne zaman bıraktı YPG/PYD’ye, niye bıraktı? PYD partinin ismi, YPG silahlı unsur. Partinin silahlı unsuru olur mu? PYD ne zaman kuruldu, 2002 yılında. Suriye’de ve İran’da siyasi parti olunacaktır. Alınan kararla 2003 yılında yapılanıyor ve başına Salih Müslüm’i veriyorlar. 2003 yılında Salih Müslim PKK’nın asli yapılanması içinde yer alan bir isim.”

‘AFRİN, HAKLI VE GEREKLİ BİR OPERASYONDUR’

2016 yılına gelindiği zaman Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonuna başladığını dile getiren Başbuğ, “Fırat Kalkanı operasyonu elbette gerekli, haklı ve doğruydu. Zamanlaması üzerinde tartışabilirsiniz, daha erken olmaz mıydı diye. El-Bab operasyonu ile devam ettik. Bunlar doğruydu. Bunu yaparsanız Fırat’ın doğusunu kontrolünde tutan PYD-YPG Fırat’ın batısına ilerleyecek dolayısıyla Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü koridoru oluşacaktır. Buna müsaade edilemez mümkün değil. Yabancı devletler neden anlamıyor, anlıyorlar da hakikaten izahı anlaşılması çok zor tabii ki. Bir tarafta terör örgütünün uzantısı sınırlarınız boyunca bir yapılanmaya gidiyor, siyasi dönüşme ihtimali var, siz bunu seyredeceksiniz, böyle bir şey olabilir mi? Mümkün değil. Meksika sınırınıza gelse bir terör örgütü otursa, hududunuzda yeni yapılanmaya kalksa siz müsaade eder misiniz? Küba’da Castro’ya müsaade etmediniz. Türkiye’nin sorunu bu, hududu boyunca terör devleti oluşuyor. İdlip’in ardından Afrin bekleniyordu. Kesinlikle haklı bir operasyondur. Uluslararası hukuk açısından sıkıntı yoktur, haklıdır. Hudutlarınızda Afrin, Hatay’ın dibinde, YPG, PYD, PKK vardı. O bölgede PKK’nın kendisinin de olmasıydı. IŞİD unsurlarının olduğu yönünde bilgiler vardı. Haklı ve gerekli bir operasyondu, başarıyla devam ediyor” diye konuştu.

 

BAŞBUĞ, ‘SABIRLI OLUN’

2013 yılında Suriye’nin kuzeyinde kürt kantonları kurulduğunu belirten Başbuğ, “Tablo şu, 2015’de bu resmi tam görüyorsunuz. PKK, Suriye’de sizin hudutlarınız boyunca bir yapılanmaya gidiyor, devletleşmeye gidiyor. Böyle bir şeyi Türkiye kabul edebilir mi, bu mümkün mü? Toprak kontrolü, yönetim, idare var. Bir de silahlı gücü var. Devletleşmeye giden bir yapılanmayla karşı karşıyasınız, bunu Türkiye’nin kabul etmesi mümkün mü elbette değil” dedi. 2016 yılında Fırat Kalkanı Operasyonu’yla başladığımızı sürecin gerekli ve haklı bir sürç olduğunun altını çizen İlker Başbuğ, “TSK 2015 yılında Güney Doğu’da meskun mahallelerde yaptığı operasyonlarla üstün tecrübeye sahip oldu ve kazandı. Teknolojik imkanları da mevcut ve Afrin’i de en iyi şekilde planlayıp operasyonu yürüttüklerini görebiliyoruz. TSK operasyonu en iyi şekilde planlamıştır, en iyi şekilde gereğini icra edecektir” dedi. TSK’nın verdiği bilgilerle yetinelim, harekatın detayının tartışılması doğru değil, biraz sabırlı olmamız gerekir. Zor bir harekat, mümkün olduğu kadar en az şehit vererek harekatı yürütmeliyiz. Dikkatli gitmeliyiz. ‘Neden hızlı gidilmiyor’ diyenler var. Kıbrıs Harekatı’na benzetenler oldu. Burada teröristle mücadele ediyorsunuz, öbür tarafta klasik savaştı. Burada dar bir arazide gidiyorsunuz. Sabırlı olmamız lazım. İkinci nokta orada yaşayan masum insanlara zarar vermemeniz lazım. Bunun için de dikkatli, yavaş ve planlı hareket etmeniz gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

ORDUMUZUN MAYASI SAĞLAM

Esas sorunun Fırat’ın doğusunda olduğunu ve çözümün oradan gerçekleşmesi gerektiğini belirten İlker Başbuğ, “Buz dağının altındaki sorun Fırat’ın doğusundadır. Bunları biraz zamana bırakacağız. Zaman bize gösterecek neler olacağını. TSK’ya güvenin, TSK çok acılar çekti, 2007-2014 döneminde. Fakat bu ordunun mayası sağlam. Acılara rağmen görev verildiği zaman onları bir tarafa bırakıyor, acısını yüreğine basıyor, canı pahasına verilen görevi yapmak için çalışıyor. Şehitler veriliyor, kolay bir olay değil. Tecrübelerimiz var, teknolojik olanaklarımız en iyi seviyede. Biz güveneceğiz. Türk ordusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusudur. Cumhuriyeti kuran ordu da, vatanına ve milletine canı pahasına hizmet eder. Onlara güvenerek maddi ve manevi desteği vererek, gelişmeleri sakinlikle, sabırla bekleyeceğiz” dedi. ‘Büyük Orta Doğu Projesi’nde sıra Türkiye’ye gelir mi’ şeklinde kendisine yöneltilen soruya cevap veren Başbuğ, “Gelir kardeşim, aklını kullan, engelle, ona göre dikkatli ol. Çünkü gelmez dersen tarihi unuttun demektir. Onun için güçlü olmamız lazım. Esasen önemli olan milletin bütün olması ve milli konularda milletin arkasında olmasıdır. İç kaleyi sağlamlaştırmamız lazım, yarın sıra gelebilir” diye cevapladı. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın Türkiye Cumhuriyeti 26. Genel Kurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’a günün anısına Antalya Kaleiçi’nin 1885 yılında Gustav Niemann tarafından çizilen gravürüne ait tablosunu takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


FARUK GÖKSU’DAN ANTALYA’YA KELEBEK MODELİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 3’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD İnşaat Sektörü Başkanı ve Egedem İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Halil Yılmaz’ın yaptığı toplantıda, Uzlaşma Yöneticisi & Şehir Plancısı A. Faruk Göksu ‘Mahalleleri Yeniden Keşfetmek’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. Toplantıya, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Antalya için ‘Kelebek Modeli’ni önerdiğini kaydeden Faruk Göksu, “Toroslar ve yaylalarla birlikte sahil bandını uyumlu hale getirmezseniz yeterince faydalanamazsınız” dedi.

EKONOMİ VE EKOLOJİ DENGESİ KURULMALI

Kent kimliği ve mahalle karakterini yaratmanın zor olduğu bir döneme girdiğimizi kaydeden Faruk Göksu, “Biz Türkiye’de üçüncü dönüşüm sürecinin yaşandığının bilincinde olmalıyız. Kentlerimiz üçüncü kez yıkılıp yeniden yapılıyor” diye konuştu. Antalya için ilk defa 2013 yılında ANSİAD toplantısında ‘Kelebek Modelini’ açıkladığını kaydeden Göksu, “Kelebeğin iki yönü, batı dediğimiz Kaş’ı da için alan bölge, diğer tarafta doğu bölgesi. Turizmin yoğunlaştığı katma değerin en üst düzeyde olduğu ama kente hiçbir katma değer sağlamayan bir ekonomi var” dedi. Yanlış turizm stratejileri nedeniyle kent merkezinin öldüğünü kaydeden Göksu, “Şimdi siz iki kanatla sahildeki kanatları uyumlu hale getirip bütünleştirmezseniz yeterince faydalanamazsınız. O nedenle, bu çeşitliliği birliktelik haline getirebilmek için neler yapılabilir onu tartışmak gerekiyor. Kelebeğin ana merkezi kent merkezi, ben yıllardır biliyorum maalesef kent merkezi ölüyor” diye konuştu. Antalya’nın uluslararası ve ulusal ağlara bağlı stratejik bir kent olduğunu belirten Göksu, “Antalya kırsal kalkınmasıyla, kentsel dönüşümüyle, kıyısal gelişimiyle, küresel pazara olan entegrasyonuyla masaya oturup bu kent modelini tartışmalı. Yani yarattığı ekonomiyi, ekolojiyle, Toroslar’la iş birliği yaparak oradaki değerlerle harmanlayarak yeni bir kent ekonomisi yaratması gerekiyor” dedi.  

TÜRKİYE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ YOK

1950’den günümüze ülke olarak 3 kez dönüşüm süreci yaşadığımızı kaydeden Göksu, “Dönüşüm süreçlerine baktığımızda iki tane yapı tipolojisi üretti kentlerimiz. Birincisi gecekondu, ikincisi de apartmanlar. Artık sitelerden bloklardan bahsetmeye başladık” diye konuştu. TOKİ eliyle yaşanan dönüşüm sürecinin tek tip yapı tipolojileri oluşturduğunu belirten Göksu, “70 yılda ne oldu diye sorarsak 3 kez dönüştük. Şimdi iyiye mi gidiyoruz, bunu herkes kendi açısından değerlendirebilir. 2981 sayılı kanun tüm gecekonduları apartmanlaştırdı, bugün yaşadığımız süreçte önemsediğimiz iki tane yasa var, 5366 ve 6306 sayılı yasa. Bunlar hem tarihi alanlarda hem de mahallelerimizde dönüşümün kolaylaştırılması teşvik edilmesi için bir takım yaptırımlar ortaya getiriyor. Ama süreçte hep kent kaybetti” ifadelerini kullandı. Kentsel dönüşümün 15 yıldır konuşulduğunu belirten Göksu sözlerini şöyle sürdürdü; “Bana sorarsanız ‘Türkiye’de kentsel dönüşüm projesi yok. 100 tane kentsel dönüşüm tanımını İngilizceden Türkçeye çevirdik. En beğendiğim tanımı ben tekrarlamak istiyorum, ‘Kentsel dönüşüm, gayrimenkul geliştirme değildir. Gayrimenkul geliştirme, piyasa güçleri ile gerçekleşir.’ Bu açıdan baktığımızda bizim bütün dönüşüm projeleri birinci süreçte, ikinci süreçte olduğu gibi imar haklarının artırımına dayalı, kentlerimize özgü bulduğumuz kat karşılığı paylaşımla kentleri yoğunlaştırmakla ortaya çıkan bir model. Tanım şöyle devam ediyor, ‘Kentsel Dönüşüm ise özellikle kamu desteğine gereksini duyulan yoksulluk bölgelerinde, ekonomik ve sosyal boyutu da içeren, uzun vadeli eylemler bütünüdür. Şimdi biz bu üç süreçte bu atanıma göre neyi ıskaladık, sosyal gelişmeyi ve ekonomik kalkınmayı ıskaladık. Yani biz ekonomimizi gayrimenkul odaklı geliştirdik. Ama üçüncü dönüşüm sürecinde boş arazide dönüşüm yamadığımıza ve gayrimenkul geliştiremediğimize göre burada insanların yaşadığını düşünerek bu sosyal ve ekonomik bileşenleri dikkate alma zorunluluğumuz var. Eğer kentleri yeniden düşüneceksek biz vizyonu unuttuk, kent kuramlarını unuttuk, gelecek hikayelerini yazmayı unuttuk. O nedenle vizyon kavramını yeniden keşfetmemiz lazım.”

TASARIM YAPMAYI ISKALADIK

Bir mahalleyi dönüştürmenin olumsuz etkilerinin de göz önünde bulunması gerektiğinin altını çizen Göksu, “Buradan gidenler nereye gidiyor, ne kadarı geri dönecek, ne kaybediyor, sorularının cevabını bulamazsak bu önemli değil” dedi. Tasarım kavramını dönüşümde atladığımızı dile getiren Göksu, “Parsel bazında yap-sat projesiyle kentleri ne kadar tipsizleştirdiğimizi ya da tipleştirdiğimizi hepimiz yaşadık. Kentlerin geleceğini yeniden düşüneceksek bir takım stratejiler üretmemiz gerekiyor. Bunlardan birincisi kimlik, kaybolan kent kimliğini geri kazanmamız gerekiyor” diye konuştu. Gayrimenkul odaklı kentler yarattığımızı belirten Göksu, “Biz gayrimenkul odaklı kent ekonomileri yarattık. Kolayımıza geldi. Maket üzerinden satmak, imar hakları bedava, belediyeler istediği gibi nasıl verildiğini biliyorsunuz. Bizim yeni ekonomik kalkınma kavramlarını bulmamız lazım” dedi. Toplantıda, Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV) Başkanı Osman Vural, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Tülin Özkan ve ANSİAD Üyesi Dr. Yusuf Örnek’e ANTEV’e katkılarından dolayı teşekkür belgelerini takdim etti. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Halil Yılmaz’ın, konuk konuşmacı Faruk Göksu’ya günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİM KURULU’NDAN BAŞKAN TÜREL’E ZİYARET

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’i makamında ziyaret etti. Ziyarete, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan, Başkan Yardımcıları Dr. Tülin Özkan ve Ercan Özbek, Genel Sekreter Dr. Rana Demirer, Mali Yönetmen Akın Akay Akıncı, Toplantı Yönetmeni Sarper Dermut ve Toplantı Yönetmeni Yardımcısı Necdet Alkandemir katıldı. ANSİAD çalışmaları ve dönem projeleri hakkında bilgiler veren Başkan Sadi Kan, ANSİAD olarak iş dünyası ve kent için çalışmalara devam edeceklerini dile getirdi. ANSİAD’ın iş dünyasını temsil eden önemli bir STK olduğunu kaydeden Başkan Türel, Antalya’da sürdürülen projeleri hakkında ANSİAD Yönetim Kurulu’nu bilgilendirdi. Ziyaretin sonunda Başkan Kan, Başkan Türel’e Antalya Kaleiçi’nin 1885 ylında Gustav Niemann tarafından çizilen gravürü ve ANSİAD’ın ortağı olduğu Zeytinpark A.Ş.’nin hediyeliklerini takdim etti. Ziyaret toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YÖNETİM KURULU’NDAN VALİ KARALOĞLU’NA ZİYARET

Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu, Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyarete, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan, Başkan Yardımcıları Dr. Tülin Özkan ve Ercan Özbek, Genel Sekreter Dr. Rana Demirer, Mali Yönetmen Akın Akay Akıncı, Toplantı Yönetmeni Sarper Dermut ve Toplantı Yönetmeni Yardımcısı Necdet Alkandemir katıldı. ANSİAD çalışmaları ve dönem projeleri hakkında bilgiler veren Başkan Sadi Kan, ANSİAD olarak iş dünyası ve kent için çalışmalara devam edeceklerini dile getirdi. Ziyaretin sonunda Başkan Kan, Vali Karaloğlu’na Antalya surlarına ait olan, Antalya Müzesi’nde sergilenen Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın oğlu 2. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılan Selçuklu Kitabesi’nin el yapımı açma kağıt tablosunu ve ANSİAD’ın ortağı olduğu Zeytin Park A.Ş.’nin hediyeliklerini takdim etti. Ziyaret toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’IN KONUĞU HASAN ŞİRİN PASİFİK YOLCULUĞUNU ANLATTI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 2’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD üyesi ve Arıcan Boru Sanayi Ticaret A.Ş. sahibi Ömer Arıcan’ın yaptığı toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Toplantının konuğu olan ANSİAD üyesi, Andifli Yatırım & Troya Tohum & Güney Fide &

Agrotalya Tarım Kurucu Ortağı Hasan Şirin ve eşi Zehra Şirin, ‘Kandiba’nın Batı’ya Yolculuğu’ sunumu ile Bodrum’dan Karayipler’e oradan da Fiji Adaları’na yelkenli ile gerçekleştirdikleri yolculuklarını ve deneyimlerini misafirlerle paylaştılar. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Sadi Kan, terörle mücadeleyi bütün yüreğiyle desteklediğini kaydederek, “Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin dalı Harekatı’nda Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan ve Antalyalı hemşehrimiz Oğuz Kaan Usta’nın şehit düştüklerini üzüntüyle öğrendik. Kahraman askerlerimizin ailelerine ve tüm Türkiye’ye başsağlığı, sabır diliyorum” dedi.

DENİZCİLİĞİ YOLDA ÖĞRENDİK

Yeterli denizcilik tecrübesi olmadan yola çıktıklarını kaydeden Hasan Şirin, “Atlantik geçişimizi üç kişilik ekibimizle tamamladık, Antalyalı ekibimiz ben, eşim Zehra ve onun yeğeni Fatma Gül’den oluşuyordu. Ayrıca, köpeğimiz Carlos’u saymazsak olmaz” ifadelerini kullandı. Yelkenli ile tanışmalarını yoğun tempoda bir arayış olarak anlatan Şirin, “Yelken dersine mi gitsek derken kendimizi ilk teknemiz aldık. Tekneyi aldıktan sonra Antalya Marina’ya geçtiğimizde kendimize sormuştuk, ‘acaba yalnız başımıza marinadan çıkıp Sıçan Adası’na gidip gelebilir miyiz?” dedi. Yolda öğrenerek, deneyimleyerek denizciliği öğrendiklerini dile getiren Şirin, “Akdeniz koylarında, Fethiye Koylarında yaz aylarını teknemizle geçirmeye başladık” diye konuştu. Yerli ve yabancı gezginlerin kitaplarını okuduklarını dile getire Zehra Şirin, “Hazırlıklarımız sadece Atlantik geçişi değil, açık deniz seyri içindi. Kendimizi denize hazırlarken temel dalış eğitimi ve ilk yardım kurslarına gittik. İlaç ve tıbbi malzeme listelerimizin oluşturulmasında ve pratik ilk yardım eğitimlerinde doktor dostumuzdan destek ve yardım aldık” dedi.  

HEYACANLI VE UNUTULMAZ ANLAR

Seyahat boyunca birçok anı biriktirdiklerini kaydeden Hasan Şirin, “Bizi takip eden, ilk önce balina mı yoksa köpek balığı mı olduğunu anlayamadığımız bir an yaşadık. Daha sonra diğer teknelerden yapılan bir anonsla orka olduklarını öğrendiğimiz 12-13 metre boylarında iki orka bizi takip ediyordu. Teknenin altına gelince çok büyük olduklarını fark ettiğimiz bu orkalar ile kovalamaca yol boyunca videoya alabildiğimiz ender anlardandı” ifadelerini kullandı. Yaptıkları seyahatin hayatlarında neler değiştirdiği üzerine gelen bir soruya cevap veren Şirin, “Ne değişmedi demek daha doğru olur. Hayatımda önemli deneyimler kazandığım, eşimle karı-koca iken dost olduğum bir yolculuk oldu” dedi. Bundan sonra da seyahatlerine devam edeceklerini kaydeden Şirin sunumunu Mevlana’nın sözleriyle bitirdi; “Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel, Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Ömer Arıcan’ın, Hasan ve Zehra Şirin’e günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD YILIN MEDYA, SANAT VE BAŞARILI İŞ İNSANI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

BASIN BÜLTENİ                                                                                                   ANTALYA, 14 OCAK 2018

2018 / 01

ANSİAD YILIN MEDYA, SANAT VE BAŞARILI İŞ İNSANI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD YENİ YÖNETİMİYLE BİLRİKTE 28’İNCİ YILINDA

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 28’inci kuruluş yıl dönümü balosu Hotel Su’da gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen törene, Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Aksu Belediye Başkanı Halil Şahin, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, ANSİAD üyesi iş insanları, iş, sanat ve medya dünyasının önde gelen temsilcileri ile çok sayıda konuk katıldı. Balonun açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, “Bizi biz yapan bizi Türkiye yapan ortak değerlerimizden birisi de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’ü milli birliğin sembolü yapan; ona bütün milletin, hatta dünyanın duyduğu saygıdır” dedi.

YÜKSEK TEKNOLOJİYE ÖNEM VERMELİYİZ

Türkiye ekonomisinin zor bir 2016 yılını geride bıraktığını kaydeden Erdoğan, “2017’de büyüme rekoru kırdı. Hükümetin vergi, kredi ve istihdam destekleri başarılı oldu. Üçünce çeyrekte yüzde 11 büyüdük. Yılsonu beklentisi yüzde 7 civarında. Bu büyüme Türk özel sektörünün gücünü ve dinamizmini gösteriyor. Antalya olarak biz de 2016’da ciddi bir düşüşten sonra 2017’de toparlandık. 10 milyon turisti geçtik. 2018’de hedefi 13-14 milyona çıkardık. Ancak ithalat yüzde 20 artarak 234 milyar dolara çıktı” dedi. Yapısal reformları yapmazsak büyüme devamlı olmaz diye Erdoğan, “Enflasyon, işsizlik, gelir dağılımı ve cari açık sorunlarını çözmeden uzun vadeli büyümeyi gerçekleştiremeyiz” diye konuştu. Türkiye’nin ileri teknoloji üretmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, “Dijital dönüşümü ve bilgi üretmeyi başarmak zorundayız. Bu çağda ancak yapay zekayı yönetebilen toplumlar bilgi üretebilir” dedi.

ERDOĞAN’DAN DEMOKRASİ VURGUSU

Demokrasi, hukuk ve adaletin Türkiye’yi küresel bir güç haline getireceğini belirten Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü; “Sorunların temelinin darbelerde ve darbe anayasalarında olduğunu, demokrasilerde çarenin tükenmediğini, bütün sorunların demokrasi ve hukuk ile çözülebileceğine inanmalıyız. Azınlığın çoğunluğa çoğunluğun azınlığa tahakküm etmediği katılımcı bir demokrasi kurmalıyız. Milletin kan bağı, din bağı, dil bağı değil, hukuk ve kültür bağı olduğunu anlamalıyız. Ahlakın özünün de hukuk olduğunu anlamlıyız. Bir ülkeyi ayakta tutan ana direk adalettir. Adaletsizlik toplumsal güveni, barışı, hoşgörüyü yok eder. Adalet zayıfı güçlüye karşı korur. Güçlünün değil haklının sözünün geçmesini sağlar. Devletin tüm inanç ve inançsızlık türlerine aynı mesafede olduğu, aynı hakkaniyetle yaklaştığı bir sistem küresel güç olmanın şartıdır. Dünya Hristiyan, Müslüman, Yahudi diye ayrılmıyor. Başarılı, saygın, gelişmiş, adaletli ülkeler ve geri kalmış ülkeler diye ayrılıyor. Liyakat ilkesine önem vermeliyiz. İşi ehil olana veriniz kutsal buyruğuna riayet etmeliyiz.  Her vatandaşın fırsat eşitliğine sahip olduğu, sadece külfetin değil, nimetin de adil paylaşıldığı bir düzen oluşturmalıyız.”

‘BİZ’ OLMAK VE UZALAŞMA ÖNEMLİ

Dünyayı değiştiren teknoloji devrimine, dijital ekonomiye, iklim değişikliğine ayak uydurmak için radikal bir eğitim reformuna ihtiyacımız olduğunu kaydeden Erdoğan, “Kadınlar, iş hayatına, sosyal hayata daha aktif bir biçimde ve erkeklerle aynı oranda katılmadıkça Türkiye küresel bir güç olamayacaktır. Uzlaşma ve “biz” olmak önemli. En çok ihtiyacımız olan şey, sakinlik, sükûnet ve birbirimize tahammül etmektir. Bulunduğumuz mahallelerden çıkıp konuşmalı ve birbirimizi anlamalıyız” dedi. Uzlaşmanın bir yenilgi değil iki taraflı galibiyet olduğunu belirten Erdoğan, “Maalesef, bugün birbirimizin derdini, acısını, hatta mahvolmasını umursamaz olduk. Birbirimizin dilini anlamaz olduk. Birbirimizin samimiyetini, amacını, niyetini sorgular hale geldik. Her birimiz biz dediğimizde kendi inancımızdan, kendi etkin kökenimizden, kendi mezhebimizden, kendi ideolojimizden, kendi partimizden insanları kastediyoruz. Bu nedenle yeni bir BİZ tanımı yapmalıyız” ifadelerini kullandı. Bizi Türkiye yapan ortak değerlerimizden birinin Mustafa Kemal Atatürk olduğunu dile getiren Erdoğan, “Atatürk’ü milli birliğin sembolü yapan; ona bütün milletin, hatta dünyanın duyduğu saygıdır. Bu temel ilkelerle biz olmayı başarabiliriz ve bunu yaptığımızda Türkiye büyük tarihi mirasına layık olacaktır” dedi. Yeni yönetimi tebrik eden Erdoğan, “Türkiye’nin çağdaş uygarlığın en ileri ülkelerinden biri olması ANSİAD’ın nice 27 yıllara sevgi ve saygı ile ulaşması dileklerimle.  İki yıldan bu yana bu görevde bize verdiğiniz destekler için kurucularımıza, geçen dönem başkanlarımıza, Yönetim Kurulu üyelerime ve sektör başkanlarıma, hepinize sonsuz sağılarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. Abdullah Erdoğan’ın konuşmalarının ardından, ANSİAD Gecen Dönem Yönetim Kurulu’na çalışmalarından dolayı dönem anısına gravürleri takdim edildi. 

ANSİAD’IN YENİ BAŞKANI SADİ KAN

ANSİAD’ın 3 yılda bir gerçekleştirilen olağan genel kurulunda, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ile Batı Akdeniz Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu'nun (BAKSİFED) genel kurul süreçlerine uyum sağlanması için bir yıl erkene alındı. Akra Hotel'de basına kapalı olarak gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda, ANSİAD Geçen Dönem Başkan Yardımcılığını yürüten Mimar ve Şehir Plancısı Sadi Kan, ANSİAD’ın yeni başkanı oldu. ANSİAD Ödül Töreni’nden konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan, “Önce başkanlık divanımıza, sonra da değerli üyelerimize ANSİAD’da nöbet görevini bu dönem bizlere verdikleri için teşekkür ediyorum. Bu onurlu görevi geleneklerimize, ANSİAD değerlerine birebir bağlı kalacak şekilde yürüteceğimize dair buradan sizlere söz veriyorum” dedi. ANSİAD’ın ortak akıl ve ortak değerler platformu olduğunu kaydeden Yönetim Kurulu Başkanı Kan, “28 yıllık bir kurum kimliği içerisinde bulunuyoruz. ANSİAD’da fikir ve proje yarışı olur fakat benlik yarışı asla olmaz. ANSİAD, sürekli öğrenen, bilgi üreten ve bilgiyi topluma yayan gerçek bir sivil toplum kuruluşu hareketidir” diye konuştu.

GELİŞMİŞ TOPLUMLARIN TEMELİNDE İNSAN VAR

Kalkınmanın ve gelişmenin sırrının insanlara değer vermekten geçtiğini kaydeden Sadi Kan, “Mutlu bir toplumda, gelişmişliğin ve ekonominin temelinde insana ve tabiata değer vermek vardır. İnsan değerliyse, tabiat değerliyse, emek, fikir, mal ve hizmette değerlidir. Bizler kalkınmanın, gelişmenin sınırını insanlara değer vermeden geçtiğini tecrübelerimizle yaşadık” dedi. Antalya’yı üretim ve ihracatta Dünyada ve Türkiye’de temsil eden iş insanlarının birçoğunun ANSİAD üyesi olduğunu sözlerine ekleyen Kan, “Bu nedenle ANSİAD, hem Türkiye hem de Antalya vizyonuna katkıda bulunan ortak akıl ile olmalı.  Türkiye vizyonu deyince akla büyük projeler geliyor. Oysa vizyon kavramının temeli kimliktir, ilke ve değerdir. Bu ilkeler ve değerler bizim için kimliktir ve vizyon da bu olmalıdır” ifadelerini kullandı. ANSİAD olarak 28 yıl boyunca Antalya’nın birçok önemli projesine öncü olunduğunu, katkı verildiğini kaydeden Kan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Antalya olarak ilk yapmamız gereken şeyin ortak akıl ve ortak değerler geliştirmek olduğunu biliyor ve buna inanıyoruz. Antalya binlerce yıllık tarihine ve dünyada eşi az bulunan tabiatına gereken değeri verirsen turizmi, tarımı ve diğer bütün sektörleri çok daha doğru yönetir. Biz bu çerçevede önce ANSİAD olarak, yerel yönetimlerimizle ve bütün sivil toplum örgütleriyle büyük bir iş birliğine gireceğimizi ve bu gayreti göstereceğimizi söylemek istiyorum. Mevlana felsefesiyle herkesle kucaklaşacağız. Her ANSİAD üyesinin bir konuda bir kurum nezdinde bizim elçimiz, proje liderimiz olması gerektiğine inanıyorum. Son iki yılda çok yenilik yaptık ve ilerleme kaydettik. Bu ilerlemede katkısı olan herkese, başta Abdullah Erdoğan olmak üzere tüm arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyorum.”

YENİ YÖNETİM KURULU

Seçim sonucunda Sadi Kan başkanlığındaki ANSİAD'ın yeni yönetim kurulu Tülin Özkan, Rana Demirer, Ali Bal, Akın Akay Akıncı, İlhan Karakaya, Necdet Alkandemir, Sarper Dermut, Ercan Özbek'ten oluşurken, haysiyet divanı üyeliklerine ise Hilmi Ünsal, Mehmet Hacıarifoğlu, H.Ergin Civan, Ali Eroğlu ve Abdullah Erdoğan seçildi.

MEDYA ÖDÜLLERİ VERİLDİ

ANSİAD’ın 1995 yılından bu yana yazılı, görsel, işitsel ve internet dalında gelenekselleşen medya ödülleri düzenlenen gecede verildi. Dünya Gazetesi’nden Fikri Cinokur’a, “Hollywood'un Şerifleri Antalya'nın Silahını Kullanıyor” başlıklı çalışmasıyla, ‘Yazılı Basın Dalın’nda ödülü, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ve ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi. TRT’den Mesut Pala’ya “Memleketten Haber Var Programı- Ahşap Heykel Yapan Çiftçi” adlı çalışmasıyla ‘Görsel Basın Dalı’nda ödülünü Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal tarafından verildi. www.mygazete.com internet sitesinden Büşra Tanrıtanır’ın “Çıralı AB'ye Girdi” adlı çalışması “İnternet Basını Dalı’nda birincilik ödülüne layık görüldü. Tanrıtanır’a ödülünü Aksu Belediye Başkanı Halil Şahin tarafından takdim edildi. İl genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimciler için verilen Genç İletişimci Ödülü’ne ‘Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Semih Ersözleri’in “Krizi Görüp Biocan'ı Kurdu Solucan Gübresi Üretiyor” başlıklı çalışması ödüle değer görüldü. Ersözlere ödülü, ATSO Başkanı Davut Çetin tarafından takdim edildi. Ayrıca, Hürriyet Gazetesi’nden Salim UZUN’a, “7 Bin Yıllık Tarihe Kepçe” başlıklı araştırma haberiyle Jüri Özel Ödülü verilirken, ödülü CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın tarafından takdim edildi.

YILIN SANAT ÖDÜLÜ MİMAR ÖZCAN KIRMIZIOĞLU’NA

Bu yıl ANSİAD Sanat Ödülü’nün sahibi, modern mimari örnekleri ile Antalya’ya kazandırdığı önemli eserleri nedeniyle, Yüksek Mimar Özcan Kırmızıoğlu oldu. Rahatsızlığı nedeniyle aramıza katılamayan Kırmızıoğlu’nun ödülünü, ANSİAD Kurucu Üyesi Mimar Ercan Evren’e MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Günal tarafından takdim edildi.

YILIN İŞ İNSANI BURAK ÖZKAN

Antalya’nın değişmesi, gelişmesi ve güçlenmesi yönünde gösterdiği yaratıcı ve girişimci çabaları, sosyal sorumluluk bilinci, istihdam kapasitesi ile ülke ve bölge ekonomisini kalkındıran çabaları nedeniyle ANSİAD 2017 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü, ANSİAD Üyesi ve Antalya Likya Şarapları A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özkan’ın oluyor. Özkan ödülünü, kardeşi ve ortağı Doruk Özkan ile birlikte, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak ve ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi.

ANSİAD 28. Kuruluş Yıl Dönümü Balosu ve Ödül Töreni, ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun konseri ve ardından Dolunay Obruk ve Orkestrası’nın sahne aldığı geceyle sona erdi.

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN’IN YENİ YIL MESAJI

ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN’IN YENİ YIL MESAJI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, yeni bir yıla girerken sevgi ve barış dileklerinde bulundu

2018 yılının savaşların, acıların ve felaketlerin geride kalmasını temenni eden Erdoğan, “Ekonomide bir önceki yıla oranla daha iyi bir yılı geride bıraktığımıza inanıyorum. İş dünyası olarak, her yıl olduğu gibi 2018’de katma değere sahip üretim, ekonomide büyüme ve istihdam beklentimiz devam edecek. Demokrasi ve barış yegane temennimiz olmakla birlikte, eğitim bir ülkenin geleceğinin güvencesidir diyor, eğitimde fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırarak, tüm okullarımızda kaliteyi top yekün arttırmamız gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Türkiye halkı ve Türk iş adamları olarak hep birlikte daha iyisini yapabileceğimize inanıyor, Türkiye denince akla demokrasisi örnek olan, dünya siyasetinde sözü dinlenen, ekonomisi örnek gösterilen bir ülke haline geleceğimizi umut ediyorum. Başta hukuk ve eğitim olmak üzere, gerekli ekonomik ve kurumsal dönüşümlerimizin gerçekleştiği, reformist ekonomi politikaları, çağdaş bir eğitim anlayışı, dünyayla bütünleşmemizin önemini kavrayan bir dış politika, evrensel kurallara bağlı işleyen bir yargı sistemi ve yolsuzlukla mücadele endeksinde yükselen bir ülke olmayı ve 2018’in bir atılım yılı olmasını temenni ediyorum. 2018 yılının toplumsal uzlaşının sağlandığı, ekonomiye odaklandığımız bir yıl olması, yeni yılın sevgi ve barış getirmesi dileklerimle. Mutlu yıllar.”

 Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 19. OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUKLARI HAKAN GÜLDAĞ VE ATTİLA KÖKSAL OLDU

ANSİAD toplantısında Hakan Güldağ ve Atilla Köksal, Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri ve 2018 ekonomik beklentileri değerlendirdi

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 19’uncu ve yılın son Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Üyesi ve AntBahar Grup Yönetim Kurulu Üyesi Berkay Bahar’ın yaptığı toplantıya, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ayhan, Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Özkan, Yörük Sanayici ve İşadamları Derneği (YÖRSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Semih Beken, Dünya Gazetesi Antalya Bölge Temsilcisi Duygu Şahin Durmaz, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. FODER (Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği) Başkan Yardımcısı ve Ünlü Menkul Değerler A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Attila Köksal’ın ‘Türkiye’de Finansal Okuryazarlık’ hakkındaki sunumuyla başlayan toplantı, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın ‘2018’e Ekonomik Bakış ve Ufuk Turu’ hakkındaki konuşmasıyla devam etti.

PARASINI YÖNETEN HAYATINI YÖNETİR

Türkiye'de Finansal Okuryazarlık" başlıklı bir sunum gerçekleştiren Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) Başkan Yardımcısı ve Ünlü Menkul Değerler A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Attila Köksal, Türk insanının tasarruf yapmadığını belirtti. Teknolojinin gelişmesi sayesinde özellikle çocukların her şeye ulaşılabildiğini ama tasarruf yapmayı öğrenemediğini belirten Köksal, yaşam süresinin uzamasına rağmen sadece emekli maaşıyla geçinebilme anlayışının tedirgin ettiğini ifade etti. İhtiyacımız olmayan şeyleri aldığımızın altını çizen Köksal, “Bize ait olmayan paraları harcıyoruz, birikim yapamıyoruz. Çocuklarımızın yaşam alanları AVM’ler oldu” dedi. Köksal, “Bir yandan sürekli artan enflasyon ortamı, bir yandan krizler, yatırımımızı nasıl koruyalım, nasıl para biriktirelim, sürekli bir arayış içinde olduk. Türkiye tasarruf yapmıyor, Çin gayri safi milli hasıla safhasının yüzde 50'si kadar tasarruf yapıyor, biz sadece yüzde 14'ü kadar tasarruf yapıyoruz. Türk halkının yüzde 50'si TL tasarruf mevduatında yüzde 30'u döviz girdisinden tasarruf altında, yani yüzde 80'i mevduatla tasarruf yapıyor. Biraz emeklilik fonlarında artma var. Ekonomimizin yüzde 5 ya da yüzde 15'inin yastık altında olduğu söyleniyor. Bu tablonun Türkiye ekonomisine hiçbir katkısı, yardımı yok. Ekonomiye bir türlü gereken kaynağı sağlayamıyoruz” diye konuştu. Toplumun yaşlandığını ve yaşam beklentisinin uzadığını dile getiren Köksal, “Dedelerimiz 40’lı yaşlara, anne-babalarımız 60’lı yaşlara kadar yaşadılar.  Bizim çocuklarımız 80’li yaşlara kadar yaşayacaklar. Dolayısıyla 65 yaşında emekli olduktan sonra, ileride bunun da uzama ihtimali var, çünkü sgk sstemimiz eğer yaşam beklentisi çok uzarsa büyük bir sıkıntıya girecek. 65 yaşından sonra 95 yaşına kadar emekli maaşıyla yaşamak durumunda olan milyonlarca insan olacak. Doğru, verimli yatırımlar yapamıyoruz. Bu nedenlerden dolayı geleceğe güvenle bakamıyoruz, finansal açıdan gittikçe daha karamsar bir topluma dönüşüyoruz” diye konuştu.  

KRİZLER PARA YÖNETİMİMİZİ ETKİLEDİ

1970 – 2015 yılları arasındaki enflasyon oranları değerlendiren Köksal, “Özellikle 1975-2005 arasındaki 30 yıllık dönemde Türkiye’de enflasyon oranı dünyanın başka hiç bir ülkesinde görülmedik bir şekilde yüzde 30 ile yüzde 140 arasında oynadı. Bu eşi benzeri görülmemiş ortam, benim enflasyon jenerasyonu adı verdiğim bir güruhu yarattı” diye konuştu. Bunun yanı sıra bir çok kriz yaşadığımızı dile getire Köksal, “Rusya Krizi, Asya Krizi, bir sabah geldik Maliye Bakanı intihara kalkışmış, piyasalarımız sarsıldı, bankacılık krizi oldu, 1999’da bugüne kadar çok büyük krizlerle sürekli çırpındık durduk. Bir yandan enflasyon ortamı, bir yandan da sürekli krizler borsa düşüyor çıkıyor bu ortamda bizler de yatırım tasarruf, birikim mi yapalım, paramızı nasıl koruyalım. Altın mı alalım, yoksa Banker Kastelli yüksek faiz veriyor ona mı verelim gibi sürekli bir arayış içerisinde olduk ve bu bizi çok derinden etkiledi” dedi.

3 MİLYON KİŞİ KREDİ BORCUNU ÖDEYEMİYOR

Varlık getirileri hakkında bilgi veren Köksal, “31 yıl boyunca parasını dövizde tutan eritmiş aslında. Hazine bonosunda tutup neredeyse yüzde 9 kazanmak varken, dolarda tutup yüzde 3,5 kaybetmiş. Ne demek bu, 1986’da yüz lira olan para 87’de 96 liraya düşmüş, böyle eriyerek gelmiş bu güne” ifadelerini kullandı.  Türk halkının yıllardır en büyük yatırım aracı olan altının yıllarca zarar ettirdiğini belirtten Köksal, “Hane halkı borcu yükseliyor. Bu bankaların bireysel kredi vermesi, kredi kartı vermesi nedeniyle yaşanan bir gelişme. Bugün itibariyle bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 3 milyonun üzerinde. Bu oldukça büyük bir rakam. Bulgaristan 8 milyonluk bir ülke, neredeyse oradaki yetişkin sayısı kadar bizde kredi borcunu ödeyemeyen insan var. Ve soruyoruz emeklilikte rahat edeceğinize inanıyor musnuz diye, vatandaşı yüzde 90’ı karamsar. Nasıl emin olsun, birikimde yok elinde” dedi.  

TÜKETİM VE TASARRUF ALIŞKANLIKLARIMIZ SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL

Yatırım alışkanlıklarımız tamamen değişmesi gerektiğinin altını çizen Köksal, “Bu nedenlerden dolayı özellikle yeni nesillerden başlayarak tüm vatandaşlarımızı finansal konularda bilgilendirmemiz ve bilinçlendirmemiz gerekmektedir” diye konuştu. ‘Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yoktur’ diyerek sözlerini sürdüren Köksal, “20-25 yaşlarında ayda 100 TL biriktirirsen ve bunu düzenli yaparsan, yılda yüzde 3 reel faizle 56 yaşında senin 80 bin liran olur. 200 TL biriktirirsen bunun iki katı olur” dedi. Dünyada 7.6 milyar insan yaşadığını dile getiren Köksal sözlerini şöyle sürdürdü; “Bunların yüzde 70’i günde 10 dolardan az bir parayla yaşıyor. Yani ayda 300 dolardan daha az bir para. Yaklaşık 3.8 milyar insan günde 2.5 dolarla geçiniyor. Dünyanın en zengin 9 insanının varlığı 3.8 milyar insanın varlığından daha fazla. En zengin 9 insanın net varlığı dünyanın yarısından daha fazla. Müthiş bir gelir dağılımı problemi var, bence insanlığın sonunu da bu getirecek. Bir milyar insan da açlık sınırında yaşıyor, 700 milyon çocuğun üstünde çatı yok. 2 bin 220 Dolar tutarında birikiminiz varsa ve borcunuz yoksa dünyadaki insanların yarısından daha varlıklısınız, yani 3.8 milyar insandan daha zenginsiniz. 71 bin Dolar’ınız varsa yüzde 90’dan daha iyisiniz. Ayda 250 lirayı kenara koyduğunuzda çocuğunuz orta yaşlara geldiğinde karşısından gelen 10 insanın 9’undan daha zengin olacak.”

2017’Yİ NASIL GEÇİRDİK 2018’DE NELER BİZİ BEKLİYOR

Dünya Gazetesi Hakan Güldağ, ‘2018’e Ekonomik Bakış ve Ufuk Turu’ konulu konuşmasında, 2017 yılında yaşana ekonomik gelişmeleri ve 2018 beklentilerini anlattı. Konuşmaya merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile ilgili bir anısıyla başlayan Güldağ, “Rahmetli Demirel’e sormuştuk ekonomiyi naısl değerlendiriyorsunuz diyerek, bir kelimeyle mi söyleyeyim dedi, evet efendim dedik. ‘İyi’ dedi. Peki iki kelimeyle söyleseniz ne diyecektiniz diye sorduk, ‘iyi değil’ dedi. Şimdi benimki de bu özet, bir yanıyla bakarsanız iyi, bir yanıyla bakarsanız iyi değil” dedi. Güldağ, ekonomi verileri ile ilgili açıklanan 10 yıllık rakamlardan yola çıkarak değerlendirmelerini gerçekleştirdi. Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) ekonomiye rahat bir nefes aldırdığını kaydeden Güldağ, sürdürülebilirliği olup olmadığına bakmak gerektiğini dikkati çekti. Uluslararası Yatırım Pozisyonu ve işsizlik oranında artış olduğunu vurgulayan Güldağ, “İşsizlik oranında, son dönemde bir azalma oldu, 10.2 son oran. İstihdam seferberliğinin bir katkısı da oldu ama sürdürebilir miyiz, çok öyle görünmüyor" dedi. Kasım ayı enflasyonunun yüzde 12.98 olduğunu belirten Hakan Güldağ, "Enflasyon rakamları aralıkta düşecek, yüzde 13'ün altına gelecek, yüzde 12 civarında olacak. Ondan sonra da düşmesi için fırsat var. Aralıkta baz etkisinden dolayı biraz geri gelecek, yüzde 1.64 gibi. Bütün aralık aylarının en yüksek enflasyonunu yaşadık geçen sene, o devreden çıkınca onun yerine gelecek rakam enflasyonu biraz aşağı çekecek. Ocak ayında da çok yüksek bir enflasyon yaşanmıştı, o da devreden çıkacak, enflasyonun hafif aşağı geldiğini göreceğiz” diye konuştu.

ENFLASYON FİYAT BEKLEYİŞLERİNİ BOZUYOR

Enflasyon rakamlarıyla ilgili asıl konuşulması gerekenin farklı bir nokta olduğunu aktaran Güldağ, “Enflasyon toplumsal sözleşmeyi bozar hale geldi, fiyat bekleyişlerini bozuyor. Kirayla ilgili bekleyişleri de insanların zam taleplerini de bozuyor. Önümüzdeki süreçte bu hayat pahalılığı bu şekilde devam ederse o zaman bu düdüklü tencerenin fazla ısınması bizim başımıza sıkıntılar çıkarabilir. İşin sokakta kavgayla bitmemesi için bir takım tedbirleri almak durumunda hükümet, ekonomi yönetimi de bunun farkında" dedi.

2018’DE İLK YARI OLUMLU İKİNCİ YARI SIKINTILI

Üçüncü çeyrekte gerçekleşen 11.1 oranında büyümeyi de değerlendiren Hakan Güldağ, "Büyüme üçüncü çeyrekte 11.1 çıktı, bu rakam hayli yüksek. Fakat şunu unutmayalım, 11.1 dünyada rekor ama biz geçen sene aynı dönemde küçülme rekorlarından birini kırmıştık. 11.1'in esas olarak anlamı, o baz üstüne gerçekleşen büyümedir, bunu da akıldan çıkarmamak lazım. Küçümsemeyelim, önemli bir büyüme ama çok da abartılacak bir şey değil, bunun da devamının gelmesi zor görünüyor. Esas bakmamız gereken, makine teçhizat yatırımları çünkü bir büyümenin kalitesi esas yatırım ile ortaya çıkar. Makine teçhizatta üretime dönüşecek yatırımın omurgasını teşkil ediyor. Orada eksi 2.35 9 ay, son çeyrekte geçen senenin baz etkisiyle yüzde 15 artış var ama dokuz aylık eksi 2.35. Bizim kamyon satışlarında dikkat ettiğimiz kamyon barometremiz var, orası artı 2'yi gösteriyor, bizim makine teçhizat yatırımlarında seneyi artı 2 ile kapatma ihtimalimiz var. Bunun da 2018'e olumlu etkide bulunacağım tahmin edebiliriz. 2018'in ilk yarısı daha olumlu, ikinci yarısını daha sıkıntılı görüyoruz" açıklamasını yaptı. Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Berkay Bahar’ın, Köksal ve Güldağ’a plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD 2017 YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD’ın 1995 yılından bu yana yazılı, görsel, işitsel ve internet dalında gelenekselleşen medya ödülleri sahiplerini buldu.

ANSİAD medya ödülleri ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölge ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, 2013 yılından itibaren il genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin kent ekonomisine, üniversite ve üniversite yaşamına katkı veren çalışmaları için “Genç İletişimci Ödülü” verilmeye başlanmıştır. 1 Kasım 2016- 1 Kasım 2017 tarihlerinde yayınlanan çalışmaların kabul edildiği yarışmaya, Batı Akdeniz Bölgesi’nde yayın yapan 18 medya mensubu 36 eserle katılmıştır.  Yazılı Basın, Görsel Medya, İşitsel Medya ve İnternet Haberciliği dalında 15 kategoride ve Genç İletişimci Ödülü Dalı’nda ödüle layık görülen çalışmalar 13 Ocak 2018 Cumartesi günü, Hotel Su’da gerçekleştirilecek olan ANSİAD 28. Kuruluş Yıldönümü Balosu’nda takdim edilecektir.  

Değerlendirmeyi yapan Seçici Kurul;

- Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan GÜLDAĞ

- Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet AYHAN

- Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer ÖZKAN

- Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt YENİ

-  Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yön.Kurulu Üyesi & NTV Antalya Temsilcisi Sibel ATASOY

- ANSİAD Kurucu Üyesi Himmet ÖCAL

- ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah ERDOĞAN

- ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı M. Sadi KAN

- ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hatice ÖZ

- Gazeteci & Yazar Erdoğan KAHYA

26 Aralık 2017 tarihinde toplanan Seçici Kurulun, şartnamede belirlenmiş ölçütler çerçevesinde yaptığı değerlendirme sonucunda;

Dünya Gazetesi’nden Fikri CİNOKUR’a, “Hollywood'un Şerifleri Antalya'nın Silahını Kullanıyor” başlıklı çalışmasıyla, ‘Yazılı Basın Dalın’nda birincilik ödülüne,

TRT’den Mesut PALA’ya “Memleketten Haber Var Programı- Ahşap Heykel Yapan Çiftçi” adlı çalışmasıyla ‘Görsel Basın Dalı’nda birincilik ödülüne,

www.mygazete.com internet sitesinden Büşra TANRITANIR’ın “Çıralı AB'ye Girdi” adlı çalışması “İnternet Basını Dalı’nda birincilik ödülüne layık görüldü.

İl genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimciler için verilen Genç İletişimci Ödülü’ne ‘Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Semih ERSÖZLER’in “Krizi Görüp Biocan'ı Kurdu Solucan Gübresi Üretiyor” başlıklı çalışması ödüle değer görüldü.

Ayrıca, Hürriyet Gazetesi’nden Salim UZUN’a, “7 Bin Yıllık Tarihe Kepçe” başlıklı araştırma haberiyle jüri özel ödülü verilmesine oy birliğiyle karar verildi.

Değerli medya mensuplarına Antalya'nın ekonomik gelişmesine ve düşünce hayatına katkılarından dolayı teşekkür ediyor, çalışmalarındaki başarılarının devamını diliyoruz.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


PROF. DR. BOZTOSUN’DAN ‘BİNALARA KANSER DENETİMİ’ ÖNERİSİ

ANSİAD’da yılın son Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi, Fizik Bölümü, Nükleer Fizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Boztosun oldu.

PROF. DR. BOZTOSUN’DAN ‘BİNALARA KANSER DENETİMİ’ ÖNERİSİ

Bina yapı malzemelerinin radyoaktif madde bakımından test edilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. İsmail Boztosun, “Kentsel dönüşümün gündemde olduğu bugünlerde, bina yapı malzemelerinin radyoaktivite açısından uygunluğunun denetlenmesi gerekir” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) kahvaltılı toplantısının konuğu olan Akdeniz Üniversitesi, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü Nükleer Fizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Boztosun, Antalya iş dünyası için ‘Nükleer Tekniklerin Sanayi ve Endüstride Uygulamaları’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan’ın toplantı yönetmenliğinde gerçekleştirilen kahvaltıda, Prof. Dr. Boztosun, nükleer uygulamalardan hangi alanlarda faydalanılabilineceği hakkında bilgi verdi. Antalya Akra Hotel’de düzenlenen kahvaltıya, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Sadi Kan ve Lütfi Göbüş, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk, Hatice Öz ve Ercan Özbek ile ANSİAD üyesi iş insanları katıldı.

TÜRKİYE’DE İLK FOTONÜKLEER REAKSİYON

Nükleer fizik ve enerji üzerine temel kavramları anlatan ve Türkiye’de ilk fotonükleer reaksiyon deney sistemini başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Prof. Dr. Boztosun, “Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tedavisinde kullanılan ve çöpe atılacak olan hızlandırıcıdan yola çıkarak Linak ve Gama Spektrometresi’ni geliştirdik. Türkiye’de ilk nükleer uygulamayı yaptık” dedi. Gıdalarda, toprakta ve yapı malzemelerinde radyoaktivite analizi yaptıklarını ve sertifikalandırdıklarını kaydeden Prof. Dr. İsmail Boztosun, “Böylelikle tahrip etmeden, gıdada pestisit kalıntısını analiz ederek onu madde üzerinden arındırıyoruz. Tohum ıslahına yönelik gen mutasyonu gerçekleştiriyoruz, bitki ıslahı için önemli olanaklar sağlıyoruz. Kimyasal kalıntıları çözüyoruz, adli açıdan önemli balistik sonuçlar çıkartabiliyoruz. Tahrip etmeden tarihi eserlerin gerçekliğini de tespit edebiliyoruz” dedi.

‘RAF ÖMRÜNÜ UZATIYORUZ’

Tarım kenti olan Antalya’da raf ömrünün uzatılması ve kısa sürede analiz edilmesi konusunda gama sterilizasyon ile tarıma değer kazandırdıklarını dile getiren Prof. Dr. Boztosun, “RadFresh dediğimiz taze gıda nükleer uygulamasıyla, gıdalarda küflenme ve böceklenme nedeniyle yaşanan milyonlarca dolarlık kayıp önlenecek, raf ömrü on katına kadar artırılacak” diye konuştu. Yöntemin tıp alanında, medikal ürünlerin sterilizasyonu için de ideal olduğunu belirten Boztosun sözlerini şöyle sürdürdü; “Gıdalarda bozulma ve çürümeye neden olan mikroorganizmaların yok edilerek raf ömrünün 3 katına uzatılması, hastalık yapıcı mikroorganizmaların zararsız hale getirilmesi, yumru ve köklerde filizlenmeyi önlemek, yaş meyvelerde olgunlaşmanın geciktirilmesi durumlarında önemli bir artı sağlıyoruz. Ayrıca, böceklenmenin önlenmesi, kırmızı et, tavuk ve deniz ürünlerinde hastalık etmeni mikroorganizma ve parazitlerden temizlenmesi, raf ömrünün uzatılması, tohumların verimli bir şekilde çimlenmesi için bakterilerden arındırılması konusunda da çalışmalarımız mevcut.”

‘KANSERLİ’ BİNALARIN DENETİMİ

RadSecure ile bina ve yapı malzemelerinin radyoaktif madde bakımından test ederek sertifikalandırdıklarını belirten Boztosun, bu teknolojilerin sanayide rahatlıkla kullanılabileceğini kaydetti. Binalarda yapı malzemesi olarak kullanılan bileşenlerin kanseri tetiklediğini dile getiren Boztosun, “Bu amaçla, kentsel dönüşümün gündemde olduğu bu günlerde ‘bina yapı malzemelerinin radyoaktivite açısından uygunluğunun denetlenmesi’ çok önemlidir. Beton, kum, tuğla, demir, pvc, mermer gibi bileşenler denetlenerek uygunluğu kontrol edilmelidir” dedi. Prof. Dr. İsmail Boztosun, “Tüm bu sonuçlar ile inşatta kullanılan malzemenin her türlü inşaat yapılarında kullanılmasında bir sakınca olmadığı, insan sağlığını olumsuz etkileyecek bir unsur bulunmadığı yapılan analizler sonucu onaylanabilir” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ’NDEN MUHTEŞEM FİNAL

2017 ANSİAD YILIN GİRİŞİMCİSİ ÖDÜLÜ BARIŞ YAŞA’NIN OLDU

ANSİAD 15’inci Girişimcilik Günleri’nin finalinde Girişimcilik Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenen Girişimcilik Günleri, ödül töreni ve kapanış kokteyliyle sona erdi. Akra Hotel’de düzenlenen geceye, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal, Antalya Bilim Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necati Ağıralioğlu, Konyaaltı Belediyesi Başkan Vekili Cansel Çevikol Tuncer, KOSGEB Antalya Müdürü Kazım Akgün, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Barut, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komtesi Başkanı Serap Kocaoğlu, Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Dr. Ebru Manavoğlu, AB Çalışmalarını Destekleme Merkezi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Titiz, SGK İl Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Sülün, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Muhammed Özdemirci, çok sayıda STK temsilcisi ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD’ın 15 yıldır sürdüregeldiği girişimcilik günlerinin bu yıl sonuna geldiklerini kaydederek, “Girişimcilik adına güzel etkinliklere imza attığımızı inanıyorum, STK olarak bu işi bizim gibi uzun süredir yapabilen sanıyorum yoktur. Türkiye’nin geleceği ve istikbali olan gençlerimize hizmet vermekten dolayı çok mutluyuz” dedi.

BAŞARILI VE ÖRNEK GİRİŞİMCİ BARIŞ YAŞA

2017 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü, Shakespeare Coffee & Bistro konseptiyle günün her saatinde insanların keyif alarak zaman geçirebileceği bir mekan yaratarak 2001 yılından bu yana farklı illerde 8 ayrı noktaya ulaşması, daima taze ve kaliteli malzemelerle hem dünyadan hem de Türkiye’den tatları konuklarıyla paylaşarak gastronomi ve restoran sektörüne yeni bir vizyon kazandırması,  2014 yılından bu yana 5 farklı noktada hizmete giren fırından yeni çıkmış ekşi mayalı ekmekler, dünya pastanesinden örnekler, pastalar ve kahveler servis eden ve butik bir alan oluşturan Pikan Bakery & Coffee konseptindeki başarılı ve örnek girişimciliği nedeniyle Global Gıda Tur. Tic. San. Ltd. Şti. sahibi ve ANSİAD Üyesi Barış Yaşa’ya verildi. Barış Yaşa’ya ödülü Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal tarafından takdim edildi.

GÜNGÖR PEKŞEN ÖZEL ÖDÜLÜ KADİR DURSUN’A

ANSİAD’ın Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı, geçtiğimiz yılllarda hayatını kaybeden Güngör Pekşen anısına 2010 yılından bu yana verilen ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Özel Ödülü’nün sahibi bu yıl Kadir Dursun’un oldu. Yaptığı proje ve organizasyonlarla doğu halkına klasik müziği sevdirmeye yönelik projeleri, Antalya Piyano Festivaline katkıları, Adıyaman’ın Tut ilçesinde, tüm köylüleri de içine katarak ‘Dut Ağacı’ yetiştirip doğal ‘Dutbahçem Geleneksel Ürünleri’ni bir girişimcilik örneğiyle buluşturması nedeniyle iş insanı ve Forte Prodüksiyon Org. Müz. Yap. Rek. Gıda Tarım Tur. San. ve Tic. A.Ş. sahibi Kadir Dursun’a verildi. Dursun’ ödülü Konyaaltı Belediye Başkan Vekili Cansel Çevikol Tuncer tarafındna taktim edildi.

5. İŞ FİKRİ YARIŞMASI’NIN KAZANANLARI BELLİ OLDU

ANSİAD 15. Girişimcilik Günleri kapsamında düzenlenen ANSİAD Girişimcilik Ekosistemi Projesi, ödüllü ‘5. İş Fikri Proje Yarışması’na bu yıl 275 proje ile 515 öğrenci başvurdu. Ön elemeyi geçen 36 proje, düzenlenen canlı finalde yarışarak, Ön Lisans ve Lisans kategorisi ile Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde de ilk üç başarılı proje ödülün sahibi oldu. Lisans ve Önlisans kategorisi birincisi, Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi Emre Akgül olurken, ödülünü SGK İl Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Sülün’ün elinden aldı. Akgül, ‘Elektrostatik Egsoz Emisyon Filtresi’ iş fikriyle ödüle layık görüldü. Lisans ve Önlisans kategorisi ikincisi, ‘Motosiklet Kazalarında 112 Acil Servise Haber Veren Yeni Nesil Motosiklet Kaskları’ ile Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi Bahattin Düzenli olurken, ödülü TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Serap Kocaoğlu tarafından kendisine takdim edildi. Kategori üçüncüsü, ‘Conetwork’ iş fikri projesiyle Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Gürsu Yaman, Enis Necipoğlu, Ahmet Fırat Gürbüz ve Göktürk Ülker olurken, ödüllerini Şehir Plancıları Odası Başkanı Dr. Ebru Manavoğlu’nun elinden aldılar.

YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA KATEGORİSİ

ANSİAD 15. Girişimcilik Günleri’nde Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde birincilik ödülünün sahibi Akdeniz Üniversitesi Yüksek Lisans öğrencisi Onur Karaman oldu. Karaman, ‘Biyobozunur Plastiklerin Geliştirilmesi Projesi’ ile ödüle layık görülürken, ödülü kendisine İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Muhammed Özdemirci tarafından takdim edildi. İkincilik ödülü Akdeniz Üniversitesi’nden Deniz Kayıkçı, End. Müh. Ahmet Adem, Dr. Selim Ertürk ve Dr. Çağlar Yüksel’in oldu. ‘Endüstriyel Ölçekte Bor Fiber, Volfram Tel ve Bor Triklorür (Bcl3) Üretimi’ ile ikinci olan Deniz Kayıkçı’ya ödülünü KOSGEB Antalya Müdürü Kazım Akgün takdim etti. Kategori üçüncüsü, Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Anıl Şahin ‘Yeni Nesil, İnovatif, Üstün Özelliklere Sahip Akıllı Fizyoterapi Giysilerinin Geliştirilmesi’ iş fikri projesi ile ödüle layık görüldü. Şahin’e ödülü, ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Barut tarafından takdim edildi.

FİKİR ŞENLİĞİ’NE KATILAN ÖĞRENCİLERE TEŞEKKÜR PLAKETİ

ANSİAD 15. Girişimcilik Günleri kapsamında bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Liselerarası Fikir Şenliği etkinliği ile ilgili projeye katılan lise öğrencilerine katkılarındna dolayı teşekkür belgeleri takdim edildi. Özel Konyaaltı Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencileri, Kaan Kartepe, Batuhan Melik Yıldırım, Dilanaz Taşdemir, Melike Kocaer ve Arda Kaçar’a ve Özel Antalya Akant Anadolu Lisesi öğrencileri Sarp Arda, Melike Tat, Güney Atalmış, İlayde Deniz Bayraktar ve Şerife Atakan Kale’ye teşekkür belgeleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lütfi Göbüş tarafından takdim edildi. Adem Tolunay Anadolu Lisesi öğrencileri Ruşen Ali Yılmaz, Uzay Adıyaman, Uğur Alibal, Andrei Klimko ve Konyaaltı Mehmet Zeki Balcı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, Yağmur Yentur, Alaattin Yıldırım, Iraz Sıla Yıldız, Gülümser Sudenur Türkon ve Buse Sena Sepin’e teşekkür plakelerini ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan takdim etti.

ANSİAD GİRŞİMCİLİK GÜNLERİNE KATKI VERENLERE TEŞEKKÜR

ANSİAD 15. Girişimcilik Günleri’ne katkı veren Akra Hotel adına Akra Hotel Genel Müdürü Gökhan Polat, KL08 Sokak Lezzetçisi şirket ortağı Mustafa Talat Sözen, Ender Yapı Malz. Ltd. Şti. firma sahibi Ender Kuzucu ve Agne Tours adına Gökhan Kaya’ya teşekkür ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan tarafındna takdim edildi. ANSİAD Girişimcilik Ekosistemi paydaşlarına teşekkür belgeleri ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın tarafından verildi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD’DA İŞÇİ- İŞVEREN HAKLARI VE ARABULUCULUK SİSTEMİ KONUŞULDU

BASIN BÜLTENİ                                                                           ANTALYA, 22 KASIM 2017

2017 / 45

ANSİAD 8. Kahvaltılı Toplantısı, ‘İşçi-İşveren Hakları ve Arabuluculuk Hizmetleri ile İlgili Yapılan Son Yasal Düzenlemeler’ başlığında gerçekleştirildi.

ANSİAD’DA İŞÇİ- İŞVEREN HAKLARI VE ARABULUCULUK SİSTEMİ KONUŞULDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 8. Kahvaltılı Toplantısı, Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın toplantı başkanlığında, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürü Nejat Deniz, Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürü Veli Tekkanat ve Arabulucu Av. Zümral Akıncı’nın katılımıyla Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Kahvaltıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk, SGK İl Müdür Yardımcısı Recep Şen, İŞKUR Şube Müdürü Mustafa Akgül, Mevlana Petrol Genel Müdürü Av. Egemen Özbey ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Başkan Erdoğan, “Toplantımız, işçi ve işveren ile ilgili ne gibi sorunlar yaşandığı, yeni düzenlemelerde ne gibi değişiklikler söz konusu ve çözüm önerilerinin konuşulacağı bir toplantı olacak” dedi. Erdoğan, “Objektif kararlar verilebilmesi adına yeni düzenlemeler yapıldı ve arabuluculuk sistemi oluşturuldu. Bundan sonraki işçi işveren sorunları muhtemelen arabulucu avukatlar aracılığıyla gerçekleşecek. Uzlaşma bizim kültürümüzde çok önemli ve uzlaşarak iki tarafta kazanabilir düşüncesindeyim. O nedenle de uzlaşma kültürünün oluşması adına, uzlaşmanın bir mağlubiyet değil iki taraf için de kazanç olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.  

GECİKMEYE 5 BİN TL CEZA

İlk olarak sunumunu gerçekleştiren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürü Nejat Deniz, SGK uygulamaları ve mevzuat hakkında bilgilendirmede bulundu. Sigortalının çalıştırılmaya başlamasından itibaren işyerlerinin kendileri için işlerlik kazandığını dile getiren Nejat Deniz, “Bu çerçevede sigortalıların çalıştırılmaya başlandığında bize göre yapılması gereken ilk iş, işyeri bildirimi dediğimiz tescil olarak ifade ettiğimiz, işyerinin SGK’ya bildirilmesi durumudur. Bu da sigortalı çalıştırılmaya başlandığı güne kadar yapılması gereken bir süreyi ihtiva ediyor” dedi. İşyeri bildiriminin yapılması ve işveren bildirimin gerçekleştirilmesi gibi konuların kendileri açısından önem arz ettiğini kaydeden Deniz, “İşyeri bildirimi ve işçi bildirimi gibi konular bizim açımızdan belli bir süreye bağlıdır. Son 1 yıl içerisinde getirilen kolaylıklar ile birlikte artık iş- yeri bildirgelerini de internet ortamından gerçekleştirebilirsiniz” diye konuştu. Cezai olarak ciddi uygulamaların olduğunu kaydeden Nejat Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü; “İşyeri bildirgesinde gecikme durumunda 5 bin TL gibi bir ceza ile karşı karşıya kalınabildiği gibi geç kalınsa bile 1 aylık bir süre içerisinde bildirim yapılırsa bu ceza 990 TL’ye indiriliyor. İşyeri bildirgesini SGK’ya süresinde vermek zorunludur. Eğer işyeri bildirgesi süresinde verilmemişse 1 ay içerisinde verildiği takdirde beşte bir oranında cezai indirim yapılır. Yine sigortalılarımızın bildiriminde de bir gün önceden bildirilmesi gerektiğini belirtmek isterim. Bu çerçevede sizlerin sigortalıları bildirmemeniz veya geç bildirmeniz halinde de cezai sorumluluğunuz söz konusu. O nedenle SGK tespit etmeden sizin bildirim yapmanız önemli. Örneğin işe giriş ve işten ayrılış bildirgesinde bir kişi için bin 777 TL ceza ödenmesi söz konusu iken bu ceza süresi geçtikten sonraki 30 gün içerisinde bildirilmesi halinde 333 TL’ye kadar düşmektedir.”

ANTALYALI İŞVERENE HER AY 79 MİLYON TL TEŞVİK

Antalya’da 427 bin kişinin, işveren teşviklerinden yararlandığını dile getiren Deniz, “Antalya’da her ay itibariyle, 78 milyon 574 bin TL’lik işverenlerimize teşvik desteği sağlanıyor. Yani her ay işverenlerimiz 78 milyonluk bir rakamdan teşvik olarak yararlanmakta. Bu ciddi bir rakam. 612 bin sigortalımızın olduğunu düşündüğümüzde burada yüzde 70 civarında bir oranla sadece teşviklerden yaralanan bir işveren kesimi olduğunu görüyoruz, bu da teşviklerin işverenlerimiz açısından benimsendiğini gösteriyor” dedi. Teşviklerden yararlanılması sonrasında ortaya çıkan risklerin de olduğunu kaydeden Deniz, “Biz kayıtlı istihdamı esas aldığımızdan dolayı kayıt ve belgelerin 10 yıl kadar saklanma zorunluluğu var. Bu on yıllık saklanma zorunluluğu içerisinde herhangi bir kayıt dışılık çıktığında bu teşviklerin geri alınması gibi bir durum söz konusu. O yüzden kayıt dışılığın olmaması sizleri teşviklerden yararlandırdığı gibi gelecek risklerden de koruyacaktır” diye konuştu. 

KAYIT DIŞI İŞÇİ TESPİTİNE 54 BİN TL CEZA

Kadın ve genç istihdamına yönelik işverenlerin adım atmaları açısından kolaylaştırıcı yasal düzenlemelerin yolda olduğunu dile getiren Deniz sözlerini şöyle sürdürdü; “Bir sigortalının bir gün çalışması halinde işverenin ödeyeceği rakam 19 TL, bir sigortalının bir gün kayıt dışı olarak tespit edilmesi halinde işverenimize maliyeti 7 bin 132 TL. Bir sigortalımızın 1 ay ödenecek rakamı 578 TL ama bunun kayıt dışı tespiti halinde işverenin ödeyeceği rakam 7 bin 700 TL. Bu bir yıllık süreç içerisinde bir sigortalı bazında konuyu ele aldığımızda, ödenecek teşvikli rakam 6 bin 900 TL iken bunun kayıt dışı tespiti halinde 54 bin 214 TL’dir. Bu konunun kritik olduğunu özellikle belirtmek isterim. Kayıt ve belgelerinizin 10 yıllık süre içerisinde her zaman denetime tabi olduğunu, bu çerçevede kayıt ve belgeleriniz istendiğinde 15 günlük süre içerisinde SGK’ya bildirmeniz gerektiğini, kurumun denetiminde engel olmanın da ayrı bir cezai durum olduğunu belirtmek isterim.”

İŞ DAVALARINA ARABULUCU ZORUNLULUĞU

İŞKUR Hizmetleri hakkında kısa bir bilgi vererek sözlerine başlayan Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Veli Tekkanat, katılımcıları iş mevzuatı hakkında bilgilendirdi. Resmi gazetede yayımlanan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 13 ve 14. Maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanununun 91 ve 92. Maddelerinde yapılan değişikliklere değinen Tekkanat, “Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri’nin, iş sözleşmesi fiilen sona eren, kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin doğacak şikayetleri inceleme, bu konuda işverene ve işveren vekillerine idari para cezası uygulama yetkileri kaldırılmıştır” dedi. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun, hizmet akdi fiilen sona eren işçilerle ilgili arabuluculuk zorunluluğu getirildiğini kaydeden Tekkanat, “İşçilerle ilgili bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda dava şartı olarak arabuluculuğa başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Arabulucuya başvuru zorunluluğu 1Ocak 2018 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar ilgililer ister arabulucuya, isterse iş mahkemelerine başvuru yapabileceklerdir” diye konuştu. Hizmet akdi devam eden işçiler ile ilgili kanunda değişiklik olmadığını dile getiren Tekkanat, “İş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin konular iş teftiş grup başkanlıklarına gönderilmeye devam edecek. Teftiş kapsamında müfettişlerden gelen denetimle ilgili teftiş raporlarının sonuç kısmında bulunan 4857 sayılı İş Kanunu, 6337 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu ve 6735 sayılı Uluslararaası İşgücü Kanunu kapsamındaki idari para cezaları kurumumuz tarafından verilmeye devam edecektir” dedi.

TARAFLAR SERBESTÇE TASARRUF EDEBİLİR

Arabuluculuk ve arabuluculuk sisteminin işleyişi hakkında bilgilendirme gerçekleştiren Av. Zümral Akıncı, “Arabuluculuk sistemi mevzuatta yeni bir konu değil, 2012 yılından beri mevzuatımızda yer alan iradi olarak kullanılabilen bir sistem. Dünyanın birçok ülkesinde de verimli bir şekilde uygulanmakta” diye konuştu. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir sistem olduğunu dile getiren Av. Akıncı, “İş veya işlemlerden kaynaklanan, özel hukuk anlaşmazlıklarının taraflarca müzakere edilerek çözümlenmesini sağlamaya yönelik bir sistem. Arabulucu ise en az 5 yıllık deneyime sahip ve müzakereleri yürüten kişi olarak tanımlayabiliriz” diye konuştu. Arabuluculuk yöntemiyle özel hukuk uyuşmazlıklarında çözüme gidilebileceğini belirten Akıncı, “Bu kapsama her türlü ticari uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat davaları, sigorta hukukundan kaynaklı davalar, inşaat hukukundan kaynaklı davalar gibi çok çeşit kapsamda uyuşmazlık dahildir” dedi.

İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIKLARI İŞÇİ İRADESİNDE

İş mahkemelerinde ve arabuluculuk kanununda yeni yasal düzenlemeler yapıldığını belirten Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “1 Ocak 2018 tarihinden itibaren işçi veya işveren alacağı, tazminatı ile işe iade davalarında arabulucuya başvurmak dava koşulu haline getirilmiştir. Kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti gibi ücret alacaklarından kaynaklanan işçi işveren arasındaki uyuşmazlıklar ile yine iş akdinin işveren tarafından feshinden sonra işçi tarafından açılan işe iade davalarında işçi dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorundadır. Aynı yasa ile iş kazası veya meslek hastalıklarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ve bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları için arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilmemiş, bu husus tarafların iradesine bırakılmıştır.” 

DAVA ŞARTI: ARABULUCU

İş davası açanların arabulucuya başvurmadan dava açmasından kaynaklı kayıpların olabileceğini kaydeden Av. Akıncı, “Dava açan arabulucuya başvurmadan dava açarsa böyle bir durumda iş mahkemesindeki hakim, davayı dava şartı yokluğundan dolayı doğrudan reddedecektir” dedi. İşçinin arabulucuya başvurmasının ardından sürecin işleyici hakkında bilgi veren Akıncı, “Davayı açmak isteyen taraf, bu genellikle iş akdi sona erdirilen işçi olacaktır. Uyuşmazlığı yürütecek olan arabulucu, tarafları başvuru kendisine yapıldığı tarihten itibaren en kısa süre içerisinde müzakerelere başlamak üzere ilk oturuma davet edecektir” diye konuştu. Arabulucunun kendisine başvurulan tarihten itibaren 3 hafta içerisinde süreci sonlandırmakla yükümlü olduğunu belirten Akıncı, “Başvuru yapıldıktan birkaç gün sonra işverene sıfatıyla ilk oturuma davet edileceksiniz. Davete icabet etmeniz zorunlu değil, ancak yeni yasal düzenleme ile tarafların etkin bir şekilde arabuluculuk müessesesinden faydalanmaları sağlanmak istenmiş, bu sebeple oturuma katılmayan tarafa bir takım yaptırımlar yüklenmiştir. Davet işveren olarak tarafınıza geldikten sonra geçerli bir mazeretiniz olmaksızın ilk oturuma katılmazsanız, arabulucu gerekli tutanakları alarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirecektir” dedi. Sürecin bundan sonra davanın açılması olarak gerçekleşeceğinin altını çizen Akıncı, “Arabulucu işçiye gerekli belgeyi verecek ve işçi bu belgeyle davayı açabilecek. Dava açıldıktan sonra, dava kısmen veya tamamen reddedilse bile mahkeme yapılan yargılama giderlerini oturuma icabet etmeyen işveren tarafına yükleyecektir. Ayrıca davayı kazansanız, yani işçi tarafından açılan dava kabul edilmese ve işveren bir avukatla kendini temsil ettirse dahi karşı tarafın ödeyecek olduğu vekalet ücretini alamayacaksınız” diye konuştu. Toplantı soru ve cevapların ardından, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 

 


ANSİAD’DAN YAPEX’E ÜYE ZİYARETİ

ANSİAD heyeti 25’inci kez kapılarını açan Yapex Fuarı’nda, dernek üyesi iş insanlarının standlarını ziyaret etti. ANSİAD İnşaat Sektörü tarafından organize edilen YAPEX Uluslarası Yapı Malzemeleri, İnşaat Teknolojileri, Yapı Yenileme ve Restorasyon Fuarı ziyaretinde, Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Başkan Yardımcısı Sadi Kan, İnşaat Sektörü Başkanı Nail Karataş, dernek üyeleri Dinçer Kilit ve Egemen Yılmaz yer aldı. ANSİAD heyeti, ilk olarak Gelişim Teknik Sanayi Tic. Paz. A.Ş ve ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı’nın standını ziyaret etti. Ziyaretler, dış cephe mühendisliği firması BETA Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı Onur Keşçi, İsmail Volkan Mimarlık ve Antalya Sıhhi Tesisatçılar ve İnşaat Malzemecileri Derneği (ANTİMDER) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Volkan, Helicon Tasarım Yönetim Kurulu Başkanı Dinçer Kilit ile devam etti. Heyet, Mustafa Sak’ın Adopen firma standında yeni geliştirilen ürünler hakkında bilgi aldı ve son olarak Şerife Çetin’in Agne Tour firmasını da ziyaret ederek, yaşam, bakım, destek, rehabilitasyon turizmi hakkında görüşerek ziyaretlerine son verdiler.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   


ANSİAD’DA YAPAY ZEKA VE KRİPTO PARA KONUŞULDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 16’ncı Olağan Toplantısı Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD üyesi Erol Kabadayı’nın gerçekleştirdiği olağan toplantının konukları, Akdeniz Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Doç. Dr. Ümit Deniz Uluşar ve Joint Ventures Kurucusu Ahmet Arslan oldu. ‘Yapay Zeka'nın Şirketler için Yarattığı Fırsatlar ve Tehditler?’ ile ‘Kripto Para Nedir ve Hayatımızı Nasıl Değiştirecek?’ konularında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Sadi Kan ve Lütfi Göbüş, Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Öz, ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Ergin Civan, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı.

YAPAY ZEKANIN HEDEFİ İNSAN GİBİ DÜŞÜNMEK

Modern yapay zekanın gelişimi ile ilgili bilgiler vererek sunumuna başlayan Doç Dr. Ümit Deniz Uluşar, “Yapay zeka son yıllarda oldukça popüler bir konu. Anlamı, bağımsız düşünceyi taklit eden yazılım olarak özetlenebilir ve dört temel hedefi vardır. Rasyonel davranmak, rasyonel düşünmek, insan gibi davranmak ve insan gibi düşünmek” dedi. Yapay zekanının gündemimize 1997 yılı itibariyle insanların bilgisayarlara karşı oynadıkları oyunlarla girdiğini kaydeden Doç. Dr. Uluşar, “İlki olmamakla birlikte belki de en popüler olanı 1997 yılında IBM’in geliştirdiği DeepBlue’nun dünya şampiyonu Rus satranç oyuncusu Gary Kasparovuvu 6 maçlık bir satranç oyununun sonunda 4-2 yenmesiydi. İlk maç 1996 yılında Filedelfiya’da oynandı ve Kasparov kazandı. İkinci maç 1997 yılında New York da oynandı. DeepBlue kazandı. Bu bilgisayarların, saltanatı süren bir dünya satranç şampiyonuna karşı turnuva koşullarında ilk galibiyetidir” diye konuştu.

BİLGİSAYAR İNSANA KARŞI

IBM Watson ve Jeopardy’nin 2011 yılında Riziko oyunuyla karşı karşıya geldiğini kaydeden Uluşar, “Bu oyunda sunucu size bir metin okuyor ve devamında ona en uygun soruyu bulmaya çalışıyorsunuz. Burada DeepBlue’dan farklı olarak bilgisayarın sunucunun konuşmasını anlaması, en uygun soruyu bulması ve bunu sesli olarak söylemesi gerekiyor. Ayrıca bu işlemi rakiplerinden daha hızlı bir şekilde gerçekleştirmesi gerekiyor. Bu yapay zeka açısından oldukça karmaşık bir süreç. Bu arada Watson internete bağlı değil. Sisteminde yüklü olan bilgilerle yarışıyor” dedi. 2016 yılına gelindiğinde Çinlilerin 3 bin yıl önce icat ettiği bir oyun olan Go oyununda Google’ın yapay zeka uygulaması AlphaGo ile Lee Sedol’ü karşı karşıya getirdiklerini dile getiren Uluşar, “Genel olarak yapılabilecek hamleler düşünüldüğünde yapay zeka için olayın en tepe noktasında bulunan bir oyun. AlphaGo profesyonel bir Go oyuncusunu, 18 defa dünya şampiyonu olmuş Lee Sedol’ü 4-1 yeniyor. Bu oyun dünya çapında 200 milyondan daha fazla sayıda kişi tarafından seyrediliyor” diye konuştu.

MODERN YAPAY ZEKA TARİHÇESİ

1950’li yıllarda bilgisayarların kullanımıyla birlikte yapay zekanın hayatlarımıza girdiğini belirten Uluşar, “1957 yılında geliştirilen genel problem çözücü bu yazılımlardan ilki sayılabilir. Arada birçok olay var ama önemli olan 80’li yıllarda popülerleşen yapay sinir ağları. İnsan beyninin sinir yapısının taklit etmeye yönelik bir girişim” dedi. 90’lı yıllarda yaşanan makine öğrenme, olay tabanlı yorumlama, bilgisayar görme, sanal gerçeklik gibi birçok konuda teorik gelişmelerin kaydedildiğini belirten Uluşar, “Gary Kasparov’un satrançta yenilmesi birçok insana acaba dedirten bir olay. Aynı yılda robotların ilk resmi futbol maçı robocup gerçekleştiriliyor. 2010’lu yılında Deep Lerning ve dev firmaların bu alanda attıkları adımların ön plana çıkmaya başladığı yıllar oldu” dedi.  

BİLGİSAYARLAR NE KADAR HIZLI

İnsanların bir toplama işlemini yaklaşık 1 saniyede yapabileceğini düşünerek, bilgisayar işlemcilerinin 1 saniyede yaptığı 33 milyon işlemi insanların bin yıl gibi bir sürede yapabileceğini dile getiren Doç. Dr. Uluşar, “Facebook'ta 2.5 milyon reklam veren ve 50 milyon küçük işletme bulunuyor. Kullanıcılar, bu sayfalarda milyarlarca yorum yazıyor. 1.37 milyar günlük kullanıcı ve 1.86 milyar aktif kullanıcısı olan bir platformda yüz tespiti gibi bir özellik mevcut ve fotoğraf yüklediğinizde direkt olarak yüz tespiti yapabiliyor” dedi. Yapay zekanın güncel uygulamaları konusuna değinen Doç. Dr. Uluşar, “Bahsetmek istediğim güncel uygulamalardan ilki kişisel asistanlar. Birkaç firmanın ürünleri ön plana çıkıyor, Amazon, Google ve Amazon firmasının ECHo’su ev ve ofis ortamı için tasarlanmış bir kişisel asistan. Google burada biraz arkadan geliyor. Apple’ın SİRİ’sini eminim aranızda kullananalar vardır. Cep telefonunda bulunan bu uygulama ile konuşarak bazı şeyleri yapmanız mümkün” dedi. Sürücüsüz araçlar, yeni nesil posta uygulamaları ve robotların, yapay zekanın hayatımıza entegre olma sürecini gösterdiğini kaydeden Uluşar, “Artık robot arkadaşlarımız olmaya başladı. Yakın gelecekte çocuk bakıcımız ya da evde bakıma ihtiyaç duyan kimselerin kullanabileceği robotların yaygınlaştığını göreceğiz. Özellikle gelişmiş ülkelerde yanlızlık artık büyük bir sorun olarak kendisini göstermekte ve robot teknolojileri bu konuya duyarsız kalmamakta” diye konuştu.

YAPAY ZEKANIN RİSKLERİ NELER

Yapay zeka konusunda durdurulamaz bir sürecin yaşandığını belirten Doç. Dr. Uluşar, “İnsanların yapay zekanın üstündeki kontrollerini kaybetmeleri ve robotların dünyayı kontrolü altına alması gibi risklerin olduğunu hepimiz öngörebiliriz. Ayrıca, yapay zeka kullanarak bazı ülkelerin dünyayı kontrol altına alması durumu da endişelendirici bir durum olarak karşımızda” dedi. Bazı iş kollarının ortadan kalkması durumunun toplum için önemli olduğunu kaydeden Uluşar, “Şirketler için konunun çok pahalı ve kompleks görülmesi ve doğal olarak göz ardı edilmesi gibi durumlar söz konusu, bununla birlikte şirketlerin yapay zekanın sağladığı imkanları kullanıp içselleştirebilecek kalifiye elemanlarının bulunmaması da yakın gelecekte karşımıza çıkabilecek riskler arasında” diye konuştu.

YAPAY ZEKA SÜRECİNE UYUM İÇİN NE YAPMALIYIZ?

Yapay zeka gibi bir gerçeğin karşımızda durduğu ve ciddi Ar-Ge çalışmalarının yapıldığını kaydeden Doç. Dr. Ümit Deniz Uluşar sözlerini şöyle sürdürdü; “AR-GE merkezlerimizi arttırmamız bu konuda ilk yapacağımız çalışma olabilir. Bununla birlikte, Doktora ve Yüksek Lisanslı personelin teşvik edilmesi, üniversite, sanayi işbirliği önemli. Üniversiteleri, sanayicilerin sorunlarına çözüm bulmaları konusunda zorlamalısınız, teknoloji üreten üniversite oluşturulmalı. Akıllı şehirler, akıllı ekonomi konusunda gelişmeleri takip etmeli,  üniversitelerin bu konuda katkıları alınmalı, ortak projeleri geliştirilmeli. Akıllı şehirler için üniversite ve belediyeler işbirliğinde büyük çaplı veri merkezleri oluşturulmalı. Yazılım ve elektronik yatırımların arttırılması bu konuda ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor.” 

BLOCKCHAİN VE KRİPTO PARA

Dünyada büyük rağbet gören ve kripto para olarak bilinen Blockchain ve Kripto Para’nın 2009’da açık kaynak kodlu yazılım olarak Satoshi Nakamato tarafından piyasaya sürüldüğünü kaydeden Joint Ventures Kurucusu Ahmet Arslan, “Satoshi’nin tanımına göre, elektronik paranın, arada bir finansal kuruluş olmaksızın, eşten eşe direkt olarak gönderilmesi olarak tanımlayabiliriz” dedi. Bitcoin’in bir blok zinciri olduğunu belirten Arslan, “Bu, kullanıcıların birbirine bağlandıkları bir ağ üzerinden, merkezi bir kontrole gerek duymadan işlem yapabildiği, aynı zamanda da her kullanıcının kontrol sağladığı bir yapı olarak görebiliriz” diye konuştu. Kripto para ekosistemine değinen Arslan, “Burada sadece tek bir system yok, milyonlarca denetim mekanizması var diyebiliriz. Ethereum, Litecoin, Ripple gibi platformlar ortaya çıktı. Kripto paraların işleme açılması da pazardaki büyümeyi olumlu yönde etkiledi” dedi.

AMAÇ, ARACI KURUMU ORTADAN KALDIRMAK

Bitcoin’in bir döküman yayınladığını ve orada yapmak istediklerini listelediklerini dile getiren Arslan, “Bir değerin, bir asetin A noktasından B noktasına transfer adilmesini aracı, merkezi bir kuruluş olmadan sağlayabilir miyiz? daha doğrusu bunu sağlamalıyız düşüncesiyle oluşan bir yapı” dedi. Bu yapılanmayı 1991 yılında akademisyenlerin hazırladığı, belgelerde zamandan kazanım sağlanması üzerine bir akademik çalışma olduğunun altını çizen Arslan, “Bu Satoshinin bulduğu bir fikir değil, bu dökümandan yola çıkılmış bir fikir. 96 yılında kaydedilen verilerin herhangi bir veri tabanından silinememesi ve sonradan manipüle edilememesi üzerine bir akademik çalışma var, buradan faydalanıyor” diye konuştu. Arslan, “Güvenilmeyen sunucular, birbirini tanımayan insanların bilgisayarları üzerinden tutulan bilgilerin yine sonradan manipüle edilememesi ve buradaki bilgilerin kriptolojiyle hassas olarak saklanmasından bahsediliyor. Yani bu, şu demek, A kişisi B kişisine bir şey gönderdiğinde bunu sadece ikisi bilsin, bu veri başka bilgisayarlarda olsa bile diğerleri burada ne olduğunu anlayamasın” diye konuştu.

BLOCKCHAİN TEKNOLOJİSİ

Bitcoin’in kullandığı teknolojinin Blockchain teknolojisi olduğunu belirten Arslan, “Türkçesi blok zinciri olarak çevriliyor. Şu an ne yapıyoruz hepimiz bir bankayla ya da aracı kurumla çalışıyoruz. Bu merkezi kurumlar nedir, Türkiye’de bankalardır. Satosinin yazdığı döküman bütün aracı kurumları ortadan kaldırmaya yönelik bir döküman ve insanlar kendi parasını kendi elinde tutabilir, kendileri özgürce transfer edebilirler diyor. Ve bütün kayıtlar herkese açık olacağı ve sonradan manipüle edilemeyeceği için sahtekarlığın önüne de geçilebilir diyor” dedi. Sistemi, sistemin kullanıcılarının denetlediğini dile getiren Arslan, “Mesela burada en büyük tehlikelerden birisi şu, A kişisinin 11 coini var ve B kişisine 10 tane bitcoin yolladı, sonra döndü bir başkasına 2 tane daha bitcoin yollamaya kalkıştı. Böyle bir şansı yok, bunu sistemdeki diğer kullanıcılar biliyor ve benim yaptığım işlemi onaylamıyorlar. Dolayısıyla arada bir IT şirketi olmadan, aracı olmadan yeterli bakiyem olmadığını yüzüme vuruyor, dolayısıyla işlemi gerçekleştiremiyorum” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Erol Kabadayı’nın konuklara plaket takdiminin ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   


ANSİAD BAŞKANI ERDOĞAN’DAN 10 KASIM MESAJI

BASIN BÜLTENİ                                                                         ANTALYA, 09 KASIM 2017

2017 / 41

ANSİAD BAŞKANI ERDOĞAN’DAN 10 KASIM MESAJI

“Ekonomik kalkınmada bağımsız, güçlü ve refah seviyesi yüksek bir Türkiye hedefiyle Türk ekonomisinin güçlenmesine dair inancı taşıyan Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 79. yıl dönümü. Bir milletin kaderini değiştiren, büyük bir düşü gerçek yapan, tarih olan yaşam öyküsüyle, her türlü feragat ve fedakarlıkla dolu milletine adanmış yaşamıyla, güçlü ve kararlı üslubuyla Atatürk, evrensel tarihin enginliğinde unutulmaz bir şahsiyettir. Ekonomik kalkınma idealiyle siyaset, eğitim ve sanayileşme açısından daima ileriyi hedefleyen bir toplum idealini bize sunan, bu ideal ile birlikte savaştan yeni çıkan, yorgun bir ülkeyi ayağa kaldıran ve Türk toplumunu yeniden inşaa eden, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Büyük Kumandan Mustafa Kemal Atatürk’ü özlem ve saygıyla anıyoruz.”

 

Abdullah ERDOĞAN

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 


ANSİAD’IN KONUĞU AV. ÜMİT UYSAL OLDU

BASIN BÜLTENİ                                                                         ANTALYA, 09 KASIM 2017

2017 / 40

ANSİAD’IN KONUĞU AV. ÜMİT UYSAL OLDU

Başkan Uysal, “Toplamda şehrin hayat kalitesini arttırıyorsanız akılcı proje budur. Çılgın projelere değil akılcı projelere ihtiyaç var. Gerçek vizyon bu” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), İnşaat Sektörü Toplantısı’nın konuğu, Muratpaşa Belediye Başkanı Av. Ümit Uysal oldu. “Muratpaşa’da Kentsel Dönüşüm ve Kırcami İmar Planındaki Gelişmeler” başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk ve Hatice Öz, ANSİAD Kurucu Başkanı ve eski Antalya Milletvekili Sadık Badak, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, ANSİAD İnşaat Sektörü Başkanı Nail Karataş ve sektör üyeleri ile ANSİAD üyesi iş insanları katıldı.  Antalya’nın vizyonunun kültür ve nitelikli turizm şehri ekseninde kurulması gerektiğini belirten Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, “O cazibeyi ortaya koyabildiğimizde, dünyayla akredite ve entegre olduğumuzda kent olabiliriz” dedi.

KIRCAMİ SÜRECİ TAMAMLANIYOR

Muratpaşa’da temel ve sosyal belediyecilik alanında yaptıkları çalışmaları anlatarak konuşmasına başlayan Başkan Uysal, “Tüm bu çalışmalarda amacımız insana dokunmak, yaşam kalitesini yükseltmek. Son dönemde moda olan ‘çılgın proje’ gibi tanımlamalarla değil akılcı projelerle üretim yapma gayreti içerisindeyiz” diye konuştu. Kırcami imar planında yaşanan gelişmeler hakkında bilgi veren Başkan Uysal, Kırcami’de devam eden planlama sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sürece ilişkin ihtiyatlı konuşmayı tercih ettiğini belirten Başkan Uysal, “Onay için bölgenin bin ölçekli imar planlarını, gelecek hafta Büyükşehir Belediyesi’ne gönderiyoruz” dedi. Başkan Uysal, bunun artık planlama sürecinin tamamlanması anlamına geldiğinin altını çizdi.

TURİST KENDİNİ ENTEGRE HİSSETMELİ

Antalya için ortaya koyulacak olan vizyonun kentin kültürü, turizmiyle birlikte entegre olmasının önemli olduğunu vurgulayan Uysal, “Bir ülkeye turist gittiği zaman entegre hissetmesi gerekiyor, güvenlik sorunu yaşar mıyım diyerek düşünmemesi lazım, sokakta öpüşsem sorun olur mu dememesi lazım, kazıklanır mıyım, hanuta uğrar mıyım, dolandırılır mıyım dememesi lazım, bu ülkeyi entegre hissetmesi lazım. Turizm bir medeniyet işi, medeniyetlerin entegre ve güvenli hissetmedikleri yere ancak bizdek gibi otelden çıkmamacasına bir turizm yapılabilir, onu da başarıyla yapıyoruz” dedi. Antalya’nın kalbinde bir yerel yönetim pratiğini hayata geçirmeye çalıştıklarını ifade eden Başkan Uysal, “Toplamda şehrin hayat kalitesini arttırıyorsanız akılcı proje budur. Çılgın projelere değil akılcı projelere ihtiyaç var. Gerçek vizyon bu” dedi.

40 MİLYONLUK MÜLK

Başkan Uysal, Muratpaşa Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün idari hizmet binası ve şantiyelerinin bulunduğu Yeşilova Mahallesi’ndeki alana Antalya kamuoyunun gündemine oturan imar plan sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Artık bir kamu yönetim merkezi olarak da kullanılması imkansız hale gelen 12 bin 887 metrekarelik alanın çevre plan kararlarıyla uyumlu hale getirilip, bölgedeki ticari aks gelişimine de uygun olarak daha nitelikli kullanımı amacıyla hazırlanan imar plan değişiklik talebinin Büyükşehir Belediye Meclisi’nce reddedildiğinin altını çizen Başkan Uysal, “Kamunun 40 milyonluk mülkünü bir kararla sıfırladılar” dedi. 

MÜEYYEDESİNİN OLMASI LAZIM

“Tüyü bitmemiş yetimin hakkı değil mi bu?” diye soran Başkan Uysal, bu olumsuz kararın altında imzası bulunanların bir vicdan muhasebesi yapması gerektiğini söyledi. Başkan Uysal şöyle konuştu: “Şimdi hiçbir şey olmamış gibi milletin yüzüne bakıyorlar. Bu nasıl bir vicdan? Hangi gerekçeyle bu tutum kabul edilebilir? Ahmet’in, Mehmet’in yeri olunca, kulisler yapılıyor, geçiyor ama kamu, hakkı olanı da alamıyor. Siyasi nedenlerle, bölgede hesabı kitabı olanlar nedeniyle; arka planını bilemiyoruz. Ama milletin mülkünü öldürdün. Nedeninin hiçbir önemi yok. Yapılan işi odur. Bunun bir müeyyidesinin olması lazım. Kamu adına birilerinin ‘Ne oluyor?’ demesi lazım.” Toplantı, soru ve cevapların ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 


ERDOĞAN, ‘BÜYÜK FIRSATLAR VE BÜYÜK RİSKLER ÇAĞI KAPIMIZDA’

BASIN BÜLTENİ                                                                           ANTALYA, 3 KASIM 2017

2017 / 39

ERDOĞAN, ‘BÜYÜK FIRSATLAR VE BÜYÜK RİSKLER ÇAĞI KAPIMIZDA’

ANSİAD Başkanı Erdoğan, “Birkaç yıl sonra bırakın fabrikaları, 50 milyar makina birbirine bağlanacak, birbiriyle haberleşecek. Böyle bir çağda hukukun, siyasetin, yönetim sistemlerinin değişmeden kalması mümkün değildir.”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin ‘İş Dünyasında Teknolojik Dönüşüm Çözümleri’ başlığında, ‘Kanatların varsa uçmak kolay’ mottosuyla gerçekleştirdiği ANSİAD 1. Dönüşüm Zirvesi, Akra Hotel’de gerçekleştirildi. ANSİAD 1. Dönüşüm Zirvesi, açılış konuşmasını gerçekleştiren Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, “Endüstri 4.0 çağı başlamış bulunuyor, tren hareket etmiştir, bu treni yakalamak için daha fazla gecikemeyiz” dedi.

ENDÜSTRİDE DÖNÜŞÜM

Toplantının amacının, Türkiye’nin ve Antalya’nın endüstri 4.0 dönüşümündeki vizyonuna katkı yapmak olduğunu dile getiren Erdoğan, “Çin'de akıllı, elektrikli ve raysız tren sefere başladı, Paris'te sürücüsüz otobüs deneme seferine başlandı. Biz Antalya'da özel halk otobüslerinin sayısını tartışıyoruz. Yarın sürücüsüz otobüsler geldiğinde ne yapacağımızı düşünsek iyi olur" dedi. Endüstri 4.0'ın yeni bir akıl ve bilim çağı olduğunu belirterek, Türkiye'nin bunun gerisinde kalmaması gerektiğini dile getiren Erdoğan, "Sadece makinalar, fabrikalar değil seralar, tarlalar, oteller, hastaneler, evler, otomobiller, caddeler, kentler de dönüşecek" diye konuştu.

‘GEREKLİ NOKTADA DEĞİLİZ’

TÜSİAD ve TUBİTAK tarafından yapılmış olan öncü çalışmalar sonrasında Hükümetin de konuyu gündemine almış olmasını son derece olumlu bulduğunu belirten Erdoğan, “Bununla birlikte Almanya’dan sonra Fransa, hatta İngiltere hükümetlerinin bile endüstri 4.0 stratejilerine bakıldığında, diğer tarafta Güney Kore’nin yılda 40 bin sanayi robotu istihdam ettiğine, yani bizden 20 kat daha fazla robot kullandığına baktığımızda henüz gerekli noktada olmadığımız anlaşılmaktadır” dedi.

GEÇMİŞ KONULARDA KALAMAYIZ

Fikir özgürlüğüne saygı ve fikri mülkiyete saygının endüstri 4.0’ın önemli şartı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bugün halen geçmişin konularını tartışmaya devam edip kalamayız. Birkaç yıl sonra nesnelerin interneti dönemi başladığında bırakın fabrikaları, 50 milyar makina birbirine bağlanacak, birbiriyle haberleşecek. Böyle bir çağda hukukun, siyasetin, yönetim sistemlerinin değişmeden kalması mümkün değildir” dedi. Büyük fırsatlar ve büyük riskler çağının kapımızda olduğuna dikkati çeken Başkan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Nesnelerin, robotların insandan daha akıllı hale gelmesi bir risktir. Bazı ülkelerin diğer ülkelerden çok daha akıllı hale gelmesi, yani ülkeler arasındaki teknoloji farkının çok açılması büyük bir risktir. Yarın teknoloji üreticisi ülkeler robotların haklarını tartışırken, bazı tüketici ülkeler robotların cinsiyetini, giyimini tartışırsa teknoloji farkı büyüyecektir. Bazı ülkeler Mars’a giderken, bazı ülkelerin etnik çatışmalara, mezhep kavgalarına boğulup kalması bir risktir. Yapay zeka gibi sınırsız bir gücün kötü emellerle kullanılması bir risktir. Fırsatların riskler kadar büyük olduğuna da şüphe yoktur. Büyük veriye sahip olan, yapay zekayı kontrol eden bir kişi, şirket veya ülke için imkanlar sınırsız olacaktır.”

ENDÜSTRİ 4.0 ÇAĞI BAŞLADI

Dönüşümün sadece sanayi sektörünün dönüşümü olmadığına dikkati çeken Erdoğan, “Endüstri 4.0 çağı başlamış bulunmaktadır, tren hareket etmiştir, bu treni yakalamak için daha fazla gecikemeyiz. Bu dönüşüm sadece sanayi sektörünün dönüşümü değildir. Sanayinin yanısıra, tarım, turizm, ticaret, sağlık gibi bütün sektörler dönüşmektedir” dedi. Eğitim ve hukuk sistemlerinin de dönüşmek zorunda kalacağını belirten Erdoğan, “Sadece makinalar, fabrikalar değil, seralar, tarlalar, oteller, hastaneler, evler, otomobiller, caddeler, kentler de dönüşecektir. Endüstri 4.0 aslında yeni bir akıl, yeni bir bilim çağıdır” diye konuştu.

OTOMASYON ENDÜSRTİ 4.0’IN BİR PARÇASI

Endüstri 4.0 ve işletmelere entegrasyonu konusunda bilgiler veren Kibar Holding A.Ş. Kurumsal Gelişim Başkan Yardımcısı Gökhan Lokmanoğlu, Endüstri 4.0 kavramını Almanya'nın ortaya çıkardığını kaydetti. Lokmanoğlu, “Endüstri 4.0 yapı, dijitalizasyon ve ürün ekonomizasyonunda odaklanıyor. Otomasyon endüstri 4.0'ın bir parçası. 5 yıl içinde ortam değişecek. Biz bu dönüşümü gerçekleştiremezsek, problem yaşayacağız" dedi. Kurumsal olarak yol haritasının belirlenmesinin önemine değinen Lokmanoğlu, “Günümüzde ölçekli, büyük olmak bir anlam ifade etmiyor. Geç kalan kaybolacak” diye konuştu.

SORUNLU ALANA YÖNELDİK

Türkiye'nin en başarılı e-ticaret girişimi Sefa Merve’nin hikayesi ve mobil işletmeler hakkında konuşan Sefa Merve Kurucusu Mehmet Metin Okur, “Sorunlu alanlara yönelmeden çok para kazanamazsınız. Biz bununla ilgili odak belirledik ve muhafazakar kesim için çözüm ürettik” dedi.  Okur, “İlk hedefimiz kadını sosyalleştirmek ve sokağa çıkarmak, ikincisi sokakta kadını görmek ve ekonomiye katkı sağlamak” diye konuştu.

DİJİTALLEŞMEDEN KORKMAYIN

Siber çağ ve güvenlik konusunda konuşmasını gerçekleştiren Reengen Enerji Teknolojileri A.Ş. Kurucu Ortağı Şahin Çağlayan, veri güvenliği ve nesnelerin interneti konusunda bilgilendirme yaptı. Çağlayan, “Siber güvenlik önlemlerinizi alırsanız dijitalleşmeden korkmanıza gerek yok” dedi. Siber güvenliğin önemli bir nokta olduğunu belirten Çağlayan, "Bir çok IoT şirketi siber güvenlik sebebiyle zorlanıyor, şirketler için siber güvenlik önemli bir noktadadır” diye konuştu. Genç girişimcilere de tavsiyeler veren Çağlayan, "Hayallerinize limit koymayın, güçlü olun. Biz de hiç yapılmayacak hatalar yaptık. Şu an Amerika'ya, Avrupa'ya ürün satabiliyoruz" dedi.

JAPONYA’DA TOPLUM 5.0 KONUŞULUYOR

Endüstri 4.0’ın geleceği hakkında bilgiler veren Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tunç Bozbura her konuda iyi olmanın artık önemli olmadığını kaydederek, “Eğer ben herhangi bir konuda iyiysem benim zayıf olduğum bir konuda iyi olan bir arkadaşım ile takım oluşturabilirim” dedi. Endüstri 4.0’ın 2010 sonrasında fiziksel ve dijital sistemler arasında bağlantı verimliliğini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Bozbura, “Endüstri 4.0’ın korkutan yanı var, fakat bu konuda çalışmalarıı sürdüren ülkeler de var. Bunlardan birisi Japonya. Endüstri 4.0 fuarında kendi Japonya konseptini çok enteresan bir şekilde sundu. Bu konsept toplum 5.0 oldu” diye konuştu. Toplum 5.0’ın endüstri çağı için önemli olduğuna dikkati çeken Bozbura, “Nedir bu toplum 5.0, teknolojik gücü doğru yönetecek akıllı toplum felsefesi. Eğer bir gelişme var ise toplumu da buna uydurabilmek önemli” dedi.

‘MADE İN CHİNA’ STRATEJİSİ

'Endüstri 4.0, İnsan ve Eğitim' hakkında sunumunu gerçekleştiren Prof. Dr. Şirin Karadeniz, çağa ayk uydurmanın yanında ilerlemeyi de yakalamanın gerekliliğine dikkati çekerek, “Bugün ilkokula başlayan çocukların yüzde 65'i, gelecekte şu an olmayan mesleklerde çalışacaklar, Çin'in 2025 stratejisi 'Made in China'. Gelecekte robotlar fabrikalara girecekse milyonlarca rutin işçi ne yapacak? Bunu için düşünüyorlar” diye konuştu.

TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM VE YENİ İŞ MODELLERİ

Günün son oturumu ‘Dönüşen teknolojiler ve yenilenen iş modelleri’ konusunda, ANSİAD Dönüşüm Zirvelerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Lokman Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ve Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hande Türker’in konuşmacı olduğu panelde, teknolojik dönüşüm ve gelecekteki iş modelleri konuşuldu. Gelecekte yaşanan değişimlere işaret eden Prof. Dr. İsmail Yüksek, “Katma değerli ürün üretme konusunda gençlerimizi desteklememiz gerekiyor. Gelecekte ticaret dijital inovasyon fırsatları sağlamaya devam edecek. İnovasyon ve kişisel üretim artacak” dedi. Dijtalleşmede, işletmeler ve tüketici yaşamı hakkında konuşmasına başlayan Doç. Dr. Hande Türker ise, kişiselleştirilmiş pazarlama hakkında bilgi verdi. Türker, “Dijital ortamda satılamayacak ürün yok. Doğru ürün değil, doğru iş modeli, doğru strateji önemli” diye konuştu. Zirve sonunda konuklara, ANSİAD’ın da kurucu ortakları içerisinde yer aldığı ZeytinPark A.Ş. doğal ürün paketlerinden taktim edildi.

17 KURUM İLE İŞ BİRLİĞİ

‘Kanatların varsa uçmak kolay’ mottosuyla ANSİAD öncülüğünde yola çıkılan zirve, T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, T.C. Sağlık Bakanlığı, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Konyaaltı Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi, Aksu Belediyesi, Kaş Belediyesi, Demre Belediyesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Organize Sanayi Bölgesi (AOSB), Antalya Ticaret Borsası (ATB), T.C Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB),  İŞKUR, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Antalya Bilim Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi İş Dünyası İle İş Birliği Uygulama Ve Araştırma Merkezi (AKİŞMER), Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve Kariyer Topluluğu (GKT) paydaşlığında gerçekleştrildi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 


ANSİAD 2017 MEDYA ÖDÜLLERİ SÜRECİ BAŞLIYOR

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını mensupları arasından başarılı medya mensuplarını seçerek, “ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİ” vermektedir.

ANSİAD medya ödülleri ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, 2013 yılından itibaren il genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin kent ekonomisine, üniversite ve üniversite yaşamına katkı veren çalışmaları için “Genç İletişimci Ödülü” verilmeye başlanmıştır. Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını 1 asıl, 1 dvd formatında en geç 20 Kasım 2017 Pazartesi günü saat 17.00'ye kadar ANSİAD Ofisine (Meydan Kavağı Mah. Perge Bulvarı Atmaca İş Merkezi C Blok No:56 K:1 D:101-102 07200 Muratpaşa/ANTALYA) teslim etmeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

Saygılarımızla. 01 Kasım 2017

Hatice ÖZ

ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

“ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİ” KATILIM KOŞULLARI

Bu yarışmada; 01 Kasım 2016 – 01 Kasım 2017 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eserler, “ANSİAD 2017 MEDYA ÖDÜLÜ” almaya hak kazanabilecektir.

Her dalda bir ödül verilecek olup, yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.

Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:

-      Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak

-      Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

Yapılan değerlendirme sonucunda; ödüle değer bulunan her dalın ödül sahibine başarı belgesi ve 10 gram altın hediye olarak verilecektir. Ödüller, 13 Ocak 2018 tarihinde yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 7 kişiden oluşur:

-      Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)

-      Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)

-      Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (2 Kişi)

-      Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)

-      Gazeteci & Yazar Erdoğan KAHYA

-      ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)

5 Dalda verilecek ödülün başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:

Yazılı Basın dalı

-        Haber

-        İnceleme-Araştırma

-        Röportaj

-        Makale

Görsel Basın dalı

-        TV Programı

-        TV Haberi

-        TV Röportajı

-        Belgesel

İşitsel Basın dalı

-        Radyo Programı

-        Radyo Haberi

-        Radyo Röportajı

İnternet Basını dalı

-        Haber

-        Röportaj

-        Makale

-        İnceleme-Araştırma

Genç İletişimci Ödülü dalı

İl genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin kent ekonomisine, üniversite ve üniversite yaşamına katkı veren çalışmaları için “Genç İletişimci Ödülü” verilmektedir.

-        Haber

-        İnceleme-Araştırma

-        Röportaj

-        Makale

-        TV Programı

-        TV Haberi

-        TV Röportajı

-        Belgesel ve kısa film

-        Radyo Programı

-        Radyo Haberi

-        Radyo Röportajı


CUMHURİYETİMİZİN 94. YILI KUTLU OLSUN!

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını saygıyla ve minnetle anıyor, Cumhuriyetimizin 94. yılını kutluyoruz! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun!


AV. PROF. DR. ERSAN ŞEN; “3713 SAYILI KANUN FETÖ’YÜ KURTARDI”

BASIN BÜLTENİ                                                                       2017 / 37

 AV. PROF. DR. ERSAN ŞEN; “3713 SAYILI KANUN FETÖ’YÜ KURTARDI”

2003 yılında terörle mücadele kanununda yapılan değişikliği eleştiren Av. Prof. Dr. Ersan Şen, “Cebir ve şiddeti elverişli vasıtalarla kullanmayan yapılara kimse dokunamaz denildi. Hani şu 15 Temmuz sürecinde ve şu anda ABD’de olup aranan şahsın kurtulmasına neden olan kanun. Çünkü bütün soruşturmalar o kanun eksikliği nedeniyle kapatılmış” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 15’inci Olağan Toplantısı Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD üyesi Ragıp Ayağ’ın gerçekleştirdiği olağan toplantının konuğu, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Prof. Dr. Ersan Şen oldu. “Hukuk Devleti İlkesi ve Hukuk Güvenliği Hakkı” konusunun konuşulduğu toplantıya, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Cengiz Yıldız, Antalya Hukuk Fakültesini Geliştirme Derneği Başkanı (AHD) Av. Cengizhan Gököz, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Antalya İl Başkanı Mustafa Aksoy, Antalya Barosu eski Başkanı ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Başdanışmanı Av. Zafer Köken, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı ve ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Ali Eroğlu, Antalya Organize Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu, Isparta Girişimci sanayici İş Adamları Derneği (IGSİAD) Başkanı Hasan Büyükçam,  ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Devletin hukuku yönetmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını dile getiren Şen, “Yargının bağımsız olması demek hiç kimsenin baskı yapamaması anlamına gelir. Bağımsız anayasa, kanunlara, hukuk kurallarına göre hareket edip onlar çerçevesinde vicdani kanaatleriyle karar verebilmesidir. Ama esas olan tarafsızlıktır ki, tarafsızlığın teminatları vardır” diye konuştu.

‘2003 YILINDA KALDIRILAN KANUNU YERİNE KOYUN’

Terörle mücadele kanununda yapılan değişikliklere dikkati çeken Av. Ersan Şen, 1991 yılında kaldırılan ve 2003 yılında değişiklik yapılan içerikle ilgili eleştiride bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü; “140, 141, 142, 163 kaldırıldı herkes bayram etti, yerine terörle mücadele kanunu koyuldu 1991 yılında. 3713 sayılı kanun. Onun birinci maddesine baktığımızda cebir ve şiddet yoktur ön şart olarak. 2003 yılında terörle mücadele kanununda bir değişiklik yapıldı. Cebir ve şiddet Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasayla kurulu düzenine ve özellikle Cumhuriyetin niteliklerine karşı kalkışabilecek yapılanmaların ön şartı olarak kabul edildi. Yani cebir ve şiddeti elverişli vasıtalarla kullanmayan yapılara kimse dokunamaz denildi. Açın bakın ben söylemiyorum, kanun söylüyor. Hani şu 15 Temmuz sürecinde ve şu anda ABD’de olup aranan şahsın kurtulmasına neden olan kanun. Geçen yine belirttim 2003 yılında kaldırılan kanunu bir yerine koyun dedim. Çünkü bütün soruşturmalar o kanun eksikliği nedeniyle kapatılmış. Neyle gideceksin ki müdahaleye, diyor ki adam silah yok ki bende.”

SÖZDE ERGENEKON VE BALYOZ DAVALARI

Maksat ve strateji belirlenmesi konusunda çalışma yapılması gerektiğini belirten Şen, “Çıkıp oradan buradan Türkiye Cumhuriyeti’ne her şeyi söyleyeceksin her türlü yapılaşmayı her türlü örgütlenmeyi gerçekleştireceksin ondan sonra bir canavara dönüşeceksin, nasıl baş edeceksin. Maksadın ne strratejin ne, olanı bertaraf etmek için ve yenilerine kapı açmamak için ne yapacaksın?” dedi. Türk Ceza Kanunu’nda düzenlemenin şart olduğunu dile getiren Şen, “Mesela TCK kanunlarında darbe yapabilmek için cebir ve şiddetin dibine vuracaksın, onun dışında hiç bir şey yapamazsın. Sözde Ergenekon, Balyoz davalarında bir kavram uyduruldu, kanunda yok. O aşamalara geldiğinizde bile size müdahale edilemez. Çünkü niye, 2004 yılında TCK, TBMM’ne geldiğinde, cebir ve şiddet veya tehditle darbe suçunun işlenebileceği yazılıyken, 2004 yılında tehdit unsuru ifade hürriyetinin, örgütlenme hakkının korunması adına geri çekildi. Bakın şu tercih doğrudur, burası başka bir memleket olur anlarım, bu sorunlarını çözmüşsün anlarım, ama dengeyi iyi kuracaksınız” diye konuştu.

KHK’LAR KALICI TEAMÜLE DÖNÜŞMEMELİ

20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle başlayan OHAL sürecinde çıkarılan 28 KHK’nın doğru olduğunu dile getiren Av. Ersan Şen, “OHAL şimdi kalkmış olsa bile, en azından şu an tatbiki de mümkün değil, sıkı yönetim halinin, OHAL’in ilanına sebep olan, o sebepleri ortadan kaldırmayı mümkün kılabilecek geçici tedbirleri matuf ve sınırlı görmekle mümkündür. Yani, bu KHK’lar kalıcı, devamlı ve teamüle dönüşüp, olağan hukuki düzeninin kaybedildiği bir uzunlukta ve süreçte gerçekleştirilmemelidir” dedi. Hukukun ilke ve esaslarına göre kanun çıkarılacağını ve buna göre uygulanacağını kaydeden Şen, “Sadece kanun çıkarmak sorunu bir nebze çözse de önemli olan onu doğru ve dürüst uygulayabilmektir. Bu bakımdan hukukta, hukuk kuralarının kullanıcısı yargı, rasyonel, akılcı, ciddi, dürüst, eşit ve hukuki uygulamalar yapmak zorundadır” dedi. Türkiye’nin ihtiyacı olan en önemli meselenin yargı mensuplarının teminatlarının güçlendirilmesi olduğunu belirten Ersan Şen, “Çünkü ben yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı kavramlarının sadece anayasaya veya kanunlara soyut sözcükler olarak yazılmasının yeterli olmadığını düşünenlerdenim. Esas olan riyakatli, kapasitesi yüksek, hukuk misyonu olan hukukçuları kuvvetler ayrılığında, biraz önce belirttiğim hukuki denetimi yapabilecek, yeterli insanlar olarak o yerlere götürebilmemiz gerekmekte. Ayrıca onlara mesleki güvenceleri sadece sözle veya genel soyut metinelerde değil kanunlarda verebilmemiz de mümkündür. Bu, hukuk devleti ilkesinin ve hukuk güvenliğinin daha iyi yerleşebilmesi için gereklidir” diye konuştu.  

OHAL’İN UZAMASI ‘DEVLETÇİKLER’ OLUŞTURUR

OHAL’in uzatılması konusuna değinen Av. Prof. Dr. Ersan Şen sözlerini şöyle sürdürdü; “OHAL’in uzatılması konusu, ki ben onu 1 yıl olarak söylemiştim herkes bana gülmüştü, dedim 2 seneye şükredin 2 seneden daha fazla uzamaması için yalvarırsınız. OHALin uzamasının bir sorunu var, burada devletçikler oluşur, kendi başına buyruk hareket ederler, kendilerine göre karar verirler, kendilerini sistemin dışında görürler, denetimsiz görürler, bu yanlıştır. Buna asla izin verilmez vermeyeceğiz. Sistem de buna izin vermiyor.” ‘Senin savcın benim savcım’ şeklinde ayrıma gidebilecek farklı usul ve esaslarla tatbik edilen yargı siteminin fayda sağlamayacağını kaydeden Şen, “Bütün mahkemeler bütün insanlara ulaşabilecek, aynı usul ve esaslarla yargılama yapılabilecek şekilde dizayn edilmelidir. Yargı bir çatı altında toplanmalıdır. Senin mahkemen benim mahkemem, senin savcın benim savcım şeklinde ayrıma gidebilecek farklı usul ve esaslar tatbik edecek, yargı sisteminin fayda sağlamayacağına inanıyorum” dedi.

KHK’LAR KANUN DEMEK DEĞİLDİR

Kanun düzenlemenin anayasada ve TBMM iç tüzüğünde şekli ve şemali olduğunu belirten Şen, “KHK’lar kanun demek değildir. KHK’ların daha sonra da kanunla onaylanması da o KHK’ları kanun haline getirmez. Ben bunu hep söylüyorum, düzenlemeler yapın ama kalıcı düzenlemeler getirilmesin” dedi. Anayasa Mahkemesi’nin OHAL döneminde çıkarılan KHK’ları inceleyemeyeceğini söylediğini kaydeden Şen, “1991 yılında verdiği kararında, bu kararı da oy çokluğuyla vermişti, yargı ‘Ben Anayasa 148’inci maddeye göre kendimi yetkili saymıyorum’ dedi, ta ki OHAL durumu ortadan kalkıncaya kadar. Dolayısıyla o anlamda milletin iradesi doğru işlemiyor. Çünkü milletin iradesi demek temsili halkın, milletin, milletin içinde seçme kapasitesi olanların seçtikleri temsilcilerin, oralara gidip milleti yönetecek kanunları çıkarmasıdır” diye konuştu.

'MİLLETİN İRADESİ TEZAHÜR ETMİYOR’

Gelen bir soru üzerine yerel yönetimlerdeki istifalar konusunu değerlendiren Av. Prof. Dr. Ersan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bir diğer konu ise son zamanlarda mahalli idarelerde istifa etmek zorunda kalan veya bırakılan Belediye Başkanları ile ilgili. Beldiye Başkanları’nın durumunu anayasanın 127. Maddesi ve 67. Maddesi çerçevesinde incelediğimizde milletin veya seçmenlerin, anayasanın o maddelerinde gösterilen şartlar gerçekleşmedikçe alınmaması gerekir. Bu bakımdan milletin iradesi çerçevesinde tezahür etmediği görülüyor. Zaten bakıldığında prosedür bağlı olduğu siyasi partinin talebi doğrultusunda gerçekleşiyor. Ama diyeceksini ki bu şartlarda bu vaziyette göreve devam edebilmeleri fiilen mümkün mü? Kanatimce değil. Bu bir görevlerin layıkıyla yerine getirilmemesinden kaynaklı ise idari ve adli denetim mekanizmaları Türkiye Cumhuriyeti’nde ortada. Onun dışında başka bir görev, kan değişimi ise belediye seçimleri 5 yılda bir yapılır ondan önce yapılamaz, hele anayasa değişikliğiyle bu imkansızlaştı. Bugün anamuhalefet partisi lideri söylemiş, biz bu belediye yerel yönetim seçimlerini erkene alalım diye. Anayasa değiştirmeden bunu yapabilmek mümkün değil, anayasayı da 367 ile değiştirirseniz, o zaman Cumhurbaşkanı da uygun görürse onu halka götürmeden geçirebilir. Tabi bu siyasi bir tercihtir.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başknaı Ragıp Ayağ’ın, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Prof. Dr. Ersan Şen’e günün anısına verilen plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 


ANSİAD’DAN ANTALYA OSB’YE ÜYE ZİYARETİ

BASIN BÜLTENİ                                                                                     

2017 / 36

ANSİAD’DAN ANTALYA OSB’YE ÜYE ZİYARETİ

ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve Sektör Başkanları, üyelere yönelik nezaket ziyeretleri kapsamında Antalya OSB’de ANSİAD üyesi sanayicilerle bir araya geldi

ANSİAD üyesi sanayicilere gerçekleştirilen ziyarete, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk ve Hatice Öz, İnşaat Sektörü Başkanı Nail Karataş ile Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü Üyesi Necdet Alkandemir katıldı.  

ADOPEN YENİLİKLERİ

İlk olarak ANSİAD üyesi ve Adopen Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sak ile bir araya gelen ANSİAD heyeti, Adopen Plastik A.Ş.’nin yeni teknolojileri hakkında bilgi aldı. Yeni ürün, kalite ve hizmet çalışmaları hakkında bilgiler veren Sak, Adopen’in uluslararası kalite standartları çerçevesinde üretim yaptığını belirterek, “Üretim, Türkiye başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına ve 56’yı aşkın ülkeye de ihraç ediliyor” dedi.

ARTMİM’DEN ÖZGÜN BAKIŞ

ANSİAD heyetinin ikinci durağı, ArtMim Kurucu Ortağı ve ANSİAD üyesi Gökhan Külahçı oldu. Şirket hakkında bilgiler veren Gökhan Külahçı ile ardından öğle yemeğine geçildi. Yeni mimari projelerin konuşulduğu yemekte, Külahçı, “ArtMim tasarım felsefesinin temeli, farklı, çarpıcı ve göze hitap eden fonksiyonel tasarımlar. Bugüne kadar bir çok otel ve mekan tasarımı gerçekleştirdik ve hedefimiz özgünlük oldu” dedi. 

WBT TARIM ÜRETİM TESİSİ GEZİLDİ

WBT Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı H. Ergin Civan’ın üretim tesisi ziyaretiyle devam eden programda, şirket hakkında bilgi alındı. Ergin Civan eşliğinde üretim ve depolama tesisini dolaşan ANSİAD heyeti, kekikten adaçayına, biberiyeden defne yaprağına kadar işlenen ürünleri inceledi. 8 bin metrekare kapalı alana sahip olduklarını kaydeden Civan, ürünlerin makinalar ile işlenerek el değmeden paketlendiğini ve yurtdışına ihraç edildiğini kaydetti.

İNTERCAM’DAN ALTERNATİF ÜRÜNLER

2001 yılında sektöre giriş yapan İnter Cam ziyaretiyle devam eden programda, İnter Cam Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Babataş ile bir araya gelindi. 2004 yılında Şişecam’ın üretici bayiliğini üstlenerek üretim kapasitesini artırdıklarını dile getiren Babataş, “Antalya’da cam, ahşap, fayans, mermer, granit ve pleksiglass gibi yüzeyler üzerine flexi vitray uygulayarak, müşterilerimize ileri teknoloji ile yeni bir alternatif sunuyoruz” dedi. Isı Cam’da üretim kapasitelerinin yaklaşık 140 bin metrekare olduğunu dile getiren Babataş, “İnter Cam, Akdeniz Bölgesi'nde otel, alışveriş ve iş merkezleri, villa, konut olmak üzere pek çok projeye imza atıyor” diye konuştu. Heyet, daha sonra üretim fabrikası bölümüne geçerek, üretim hakkında bilgi aldı.

ANTALYA’NIN TEKSTİL FİRMASI RAL TEKSTİL

ANSİAD heyetinin son durağı, Ral Tekstil Üretim Tesisi oldu. Ral Tekstil Kurucu Ortakları İmral Atılgan ve aynı zamanda ANSİAD Sanayi Sektörü Başkanı Ramazan Atılgan’ın eşlik ettiği ANSİAD heyeti, Ral Tekstil Üretim Tesisi hakkında bilgiler aldı, ardından da tesisi gezerek tekstil alanında faaliyet gösteren firmanın çalışmalarını inceledi. 5 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösterdiklerini dile getiren İmral Atılgan, ayda 60 bin parça üretim kapasitesine sahip olduklarını dile getirerek, son teknoloji ürünleri ile yenilikçi üretime sahip olduklarını kaydetti. Ziyaret, Atılgan ailesine ait aile müzesi gezisinin ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   


ANSİAD’IN KONUĞU CUMHURİYET BAŞSAVCISI SOLMAZ OLDU

BASIN BÜLTENİ                                                                          

2017 / 35

ANSİAD 7. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz oldu.  

ANSİAD’IN KONUĞU CUMHURİYET BAŞSAVCISI SOLMAZ OLDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin kahvaltılı toplantısının konuğu Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz oldu. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Toplantı Başkanlığı’nı yürüttüğü kahvaltıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, İlhan Karakaya, Hatice Öz ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantı, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz’ın ANSİAD Üyelerinin soruları yanıtlamasının ardından sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


ANSİAD ÜYELERİNDEN BURSA’YA İŞ VE KÜLTÜR GEZİSİ

BASIN BÜLTENİ                                                                                                

2017 / 34

ANSİAD ÜYELERİNDEN BURSA’YA İŞ VE KÜLTÜR GEZİSİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği'nden (ANSİAD) 17 kişilik heyet, Bursa’da iş adamlarıyla buluştu

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği'nden (ANSİAD) 17 kişilik heyet, Bursa'da iş adamlarıyla buluştu. Bursa iş gezisine, ANSİAD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Ahmet Erdal, Yönetim Kurulu Üyeleri İlhami Sancar Topay ve Ahmet Öztürk, ANSİAD Üyeleri, Ali Bal, Halil Erdem, Rabiye Ülger, Mehmet Yüksel, Mehmet Salih Tuncer, M. Önder Cantürk ve Vural Özdemir katıldı. Sanayi faaliyetleri kapsamında Bursa’ya gerçekleştirilen gezinin verimli geçtiğini bildiren Yönetim Kurulu Genel sekreteri Ahmet Erdal, “İki şehir ticaretinin ve iş fırsatlarının geliştirilmesi kapsamında Bursalı sanayici ve iş adamlarıyla bir araya geldik. Farklı sektörlerden edinilen bilgilerle sektörel bilgi paylaşımlarında bulunduk” dedi.

ÖZDİLEK FABRİKA GEZİSİ

İlk olarak ANSİAD Üyesi ve Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek ile bir araya gelen ANSİAD Üyesi iş insanları, Özdilek Holding üretim fabrikasını gezdi. 1967 yılında parakende mağazası ile sektöre girdiklerini kaydeden Hüseyin Özdilek, bugün 8 bin 500 personel ile alışveriş merkezleri, havlu-bornoz ve ev tekstil üretimi, turizm, inşaat sektörlerinde hizmetlerine devam ettiklerini kaydetti. Türkiye’nin marka değeri yüksek ilk 100 şirketi içerisinde yer aldıklarını kaydeden Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek, 2017 yılında da birçok yatırıma imza atarak istihdama katkı sağladıklarını kaydetti.

BUSİAD’A NEZAKET ZİYARETİ

BUSİAD Evi’nde gerçekleştirilen ve öğle yemeği ile başlayan programda iki kurum arasında iş birliği projelerine dikkat çekildi. Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Genel Sekreteri Ahmet Erdal, Bursa Sanayici ve İşadamları Derneği (BUSİAD)’ne nazik kabullerinden dolayı teşekkür ederek, ANSİAD çalışmaları hakkında bilgi verdi ve derneğin hayata geçirdiği projeleri aktardı. ANSİAD’ın 1990 yılında kurulmuş Antalya’nın en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olduğunu ifade eden Erdal, “ANSİAD’ın 160 üyesi bulunmakta ve üye profilimizi ağırlıklı olarak turizm, sanayi ve tarım oluşturmakta. Üyelerimizin toplam cirosu 8 milyar TL’yi ve ihracatı da 220 milyon doları bulmakta. 35 bin civarında çalışan sayısı mevcut. Dernek çatısı altında hizmet, eğitim, sağlık, ticaret, tarım, sağlık ve sanayi olmak üzere çeşitli sektörel gruplarımız mevcut” diye konuştu. BUSİAD’ın 300’e yakın üyesi olduğunu ve bu üyelerin sahip oldukları firmalardaki çalışan sayısının 100.000’i bulduğunu ifade eden Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ergun Hadi Türkay, söz konusu firmaların toplam cirosunun 20 milyar dolar ve ihracatlarının da 6,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. 

ÜRETİM FABRİKALARINA ZİYARET

TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası ziyaretiyle devam eden gezide, 1 milyon metrekare alan üzerinde faaliyet gösteren fabrika hakkında üretim sorumluları tarafından bilgi alındı. Dakikada 1 araç üretiminin yapıldığını kaydeden TOFAŞ Bölge Satış Müdürü Burak Karaoğlan, Türkiye’nin hem binek araç üretimi hem de hafif ticari araç üreten tek otomobil şirketi olduklarını belirterek, Tofaş’ın, yılda 450 bin araçlık üretim kapasitesine ve 10 bini aşkın çalışana sahip olduğunu kaydetti. ANSİAD heyeti, Tofaş Fabrika Gezisinde presten montaja tüm üretim alanlarını rehberler eşliğinde gezdi.

DURMAZLAR’DAN MARKA STRATEJİSİ

1956 yılında Ali Durmaz tarafından ilk kollu makas üretimiyle faaliyete geçtiklerini kaydeden Durmazlar Makine Satış ve Pazarlama Direktörü Kemal İleri, fabrika tarihi ve geçmişiyle ilgili bilgiler verdi. Durmazlar’ın makinelerinin tüm dünyaya Durma markasıyla sunulduğunu kaydeden İleri, markanın Durmazlar adından, küresel pazarda doğru konumlandırılmayı başarabilmek amacıyla türetildiğini belirtti. Heyet fabrika gezisinin ardından üretim hakkında bilgi aldı.

EVİNOKS’TAN ‘YAŞAYAN SHOWROOM’

Evinoks Otel ve Restaurant Servis Ekipmanları Yönetim Kurulu Başkanı N. Coşkun İrfan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen Evinoks Fabrika gezisinde, ANSİAD heyetine şirket hakkında bir sunum gerçekleştirildi. Müşterilere yönelik özel üretim ve yenilikçi yaklaşım ile seri üretim yaptıklarını dile getiren İrfan, tasarrufa yardımcı orijinal ürün tasarımları yaptıklarını kaydederek, çok fonksiyonlu, verimli, uzun ömürlü, farklı, estetik ve müşteri odaklı yaşam tarzını ön planda tuttuklarını kaydetti. Şirket binaları hakkında da bilgi veren İrfan, 16 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösterdiklerini belirterek, ‘Yaşayan Showroom’ projesini hayata geçirdiklerini dile getirdi. İrfan aynı zamanda akıllı bir bina sistemine sahip olduklarını belirterek, enerjisini kendisi üreten bir bina olduklarını dile getirdi.

SÜTAŞ ÇİFTİĞİ’NE ZİYARET

SÜTAŞ Süt Ürünleri A.Ş. Kurumsal İletişim ve İlişkiler Bölge Yöneticisi Dilay Çalışkaner’in eşlik ettiği ANSİAD heyeti, Sütaş Eğitim Merkezi ve Çiftliği’ni gezdi. SÜTAŞ çiftliğinde beslenen ineklerden elde edilen sütün yanı sıra sözleşmeli üreticilerden de her gün taze süt toplandığını kaydeden Çalışkaner, Muğla'dan Bingöl'e, Kastamonu'dan İskenderun'a, Türkiye'nin 32 ilindeki 1.161 köyden, 27.500 süt üreticisinden en kaliteli sütleri temin ettiklerini kaydetti. Karacabey ve Aksaray'daki Sütaş Süt Üretim Tesisleri'ne ulaşana kadar, toplanan sütleri 14 farklı test ile kontrol edip işlediklerini dile getiren Çalışkaner, sütün doğallığı ve kalitesini sürekli denetlediklerini belirtti. ANSİAD Bursa Gezisi, Ulu Camii, Yeşil Türbe, Yeşil Camii, Kozahan ve Yalova Hayrettin Karaca Arboterum ziyaretiyle son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   


ANSİAD’DAN BUSİAD’A NEZAKET ZİYARETİ

BASIN BÜLTENİ                                                                                            

ANSİAD’DAN BUSİAD’A NEZAKET ZİYARETİ

ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları, ANSİAD Bursa Gezisi programı kapsamında, Bursa Sanayici ve İşadamları Derneği (BUSİAD)’a nezaket ziyareti gerçekleştirdi. Ziyarette her iki kurumun faaliyetleri ve hayata geçirdikleri projeler üzerinde durularak, girişimcilik alanında gerçekleştirilebilecek ortak çalışmalar değerlendirildi. BUSİAD Evi’nde gerçekleştirilen ve öğle yemeği ile başlayan programa ANSİAD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Ahmet Erdal ve Yönetim Kurulu Üyeleri İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Ziyarette BUSİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ergun Hadi Türkay ile Yönetim Kurulu Üyeleri Buğra Küçükkayalar, Neşe Yıldırım ve Burak Anıl hazır bulundu.

‘Girişimcilik ve melek yatırımcı ekosistemiyle ilgili iş birliği projeleri geliştirebiliriz’

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Genel Sekreteri Ahmet Erdal, BUSİAD’a nazik kabullerinden dolayı teşekkür ederek, ANSİAD çalışmaları hakkında bilgi verdi ve derneğin hayata geçirdiği projeleri aktardı. ANSİAD’ın 1990 yılında kurulmuş Antalya’nın en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olduğunu ifade eden Erdal, “ANSİAD’ın 160 üyesi bulunmakta ve üye profilimizi ağırlıklı olarak turizm, sanayi ve tarım oluşturmakta. Üyelerimizin toplam cirosu 8 milyar TL’yi ve ihracatı da 220 milyon doları bulmakta. 35 bin civarında çalışan sayısı mevcut. Dernek çatısı altında hizmet, eğitim, sağlık, ticaret, tarım, sağlık ve sanayi olmak üzere çeşitli sektörel gruplarımız mevcut” diye konuştu. ANSİAD’ın kurulduğundan bu yana kente önemli kazanımlar sağladığının altını çizen Erdal, dernek bünyesinde bir Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV), (Antalya Fuarcılık ve Yatırı A.Ş) (ANFAŞ) gibi birçok kuruluşun kurulmasına öncülük ettiklerini, ayrıca Antalya Tanıtım A.Ş.’nin de kurucusu konumunda bulunduklarını kaydetti. Erdal, her yıl “Girişimcilik Haftası” etkinliğini organize ettiklerine değinerek, “16 yıl önce Türkiye’de pek dillendirilmeyen girişimciliği gündeme getirerek bu alanda önemli bir çalışmaya imza attık. Dernek olarak bu konuyu son derece önemsiyoruz. Programın bir parçası olarak üyelerimiz, lise ve üniversite öğrencilerine girişimcilik hakkında bilgiler veriyor. Girişimcilik ekosisteminin bir de yatırımcı boyutu var. O nedenle ‘Melek Yatırımcı’ kavramına da son derece değer veriyoruz. Bu konuda BUSİAD ile iş birliği yaparak ortak projeler geliştirebiliriz” diye konuştu.

BUSİAD’dan mühendisler için iki eğitim modeli

BUSİAD’ın 300’e yakın üyesi olduğunu ve bu üyelerin sahip oldukları firmalardaki çalışan sayısının 100.000’i bulduğunu ifade eden Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ergun Hadi Türkay, söz konusu firmaların toplam cirosunun 20 milyar dolar ve ihracatlarının da 6,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. BUSİAD’ın sanayi üniversite iş birliği programı çerçevesinde Uludağ Üniversitesi ile mühendislik fakültesi öğrencilerine yönelik bir seminerler dizi gerçekleştirdiğini dile getiren Türkay, eğitime ekstra önem verdiklerini ve bu çerçevede “Yeni Mesleki Eğitim Modeli” projesi ile “Ar-Ge Mühendisi Yetiştirme” projesini hayata geçirdiklerini kaydetti. Türkay, BUSİAD’ın gerçekleştirdiği etkinliklere de değinerek, BUSİAD’a bağlı komitelerin çalışmalarıyla ilgili ANSİAD üyelerini bilgilendirdi. Bursa’da tekstil, otomotiv, gıda ve makine sanayisi alanında faaliyet gösteren çok sayıda firma bulunduğunun ve üretimin çok büyük bir bölümünün kentteki organize sanayi bölgelerinde gerçekleştirildiğini kaydeden Türkay, özellikle otomotiv ana ve yan sanayinin kent ekonomisi adına oldukça büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. Konuşmaların ardından BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ergun Hadi Türkay, ANSİAD Genel Sekreteri Ahmet Erdal’a plaket sunarken, ANSİAD Genel Sekreteri Ahmet Erdal, Türkay’a ANSİAD’ın kurucu ortaklığını yaptığı Zeytinpark A.Ş’nin üretimi olan Antalya yöresine özel bir hediye takdim etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 


ANSİAD ‘KÜÇÜK FELSEFE OKULU’ İKİNCİ DÖNEME HAZIR

ANSİAD Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü projesi olarak hayata geçirilen ‘Küçük Felsefe Okulu’ ilk mezunlarını vererek, ikinci dönem derslerine hazırlanıyor.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü projesi olarak hayata geçen, ANSİAD üyesi iş insanlarına felsefe eğitimi verilmesini amaçlayan ‘Küçük Felsefe Okulu’, ikinci döneme hazırlanıyor. ANSİAD Üyesi Dr. Yusuf Örnek tarafından, felsefe başlangıç ilkeleri eğitiminin verildiği ‘Küçük Felsefe Okulu’, katılımcıların felsefe düşüncesinden faydalanması ve felsefe disiplinlerinin öğrenilmesi amacıyla gerçekleştirilmeye devam ediyor.


‘TORBA YASA EKONOMİK ÇIKMAZIN İTİRAFIDIR’

BASIN BÜLTENİ                                                                    

2017 / 31

‘TORBA YASA EKONOMİK ÇIKMAZIN İTİRAFIDIR’

Selin sayek Böke; “Plan Bütçe Komisyonu’nda şu an tartışılıyor olan torba yasa, bugün iktidarda olanların Türkiye ekonomisini nasıl bir çıkmaza soktuklarının da itirafı olarak okunmalı” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 14’üncü Olağan Toplantısı Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın’ın gerçekleştirdiği olağan toplantının konuğu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili, İktisatçı, Ekonomist ve Bilkent Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Selin Sayek Böke oldu. “Kalkınma ve Demokrasi: Nasıl Bir Ekonomi Politikası, Nasıl Bir Siyaset” konusunun konuşulduğu toplantıya, CHP Genel Başkan Yardımcısı, Antalya Milletvekili ve ANSİAD Şeref Üyesi Çetin Osman Budak, Muratpaşa Belediye Başkanı Av. Ümit Uysal, CHP Antalya İl Başkanı Mustafa Erdem, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı ve ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Ali Eroğlu, Antalya Organize Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu, Burdur Sanayici Serbest Meslek Mensupları ve İşadamları Dayanışma Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kurt, Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği (AGİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Figen Sayın, ANSİAD Üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda yaşanan patlamaya ilişkin olarak sözlerine başlayan CHP Milletvekili Doç. Dr. Selin Sayek Böke, “Açıkcası bugün sabah çok aydınlık başlamadı. Bugün 10 Ekim’de kaybettiğimiz 102 canı anmak üzere Ankara Garı’na gittik. Tam da bugün konuşacağımız demokrasi, özgürlükler, ekonomin çok ihtiyaç duyduğu bir arada yaşama dair çok kara bir tabloyla karşılaştık. Çocuğunu kaybetmiş, sevdiğinde ayrılmış ve onunla ayrılığının acısını bir anıyla yaşatmak isteyenleri bir meydana sokmaya korkan bir anlayışla karşılaştık bu sabah. Doğrusu bana sorarsanız bundan sonra yapacağım her tür açıklamanın ve yarına dair hayalin temelinde tam da bunu değiştirme ihiyacı yatıyor” dedi.

TÜRKİYE EKONOMİSİ KAYNAK ÜRETEMİYOR

Rakamların gerçekliği üzerinden bir Türkiye’yi tarif ettiğini kaydeden Böke, “Türkiye bugün, korkarım ki ekonomik sistemin çökme eşiğine geldiği bir dönemden geçiyor. Bundan bir kaç yıl önce söylediğim zaman ekonomist Selin konuşuyor diye dinleniyordum, bugün söylediğim zaman muhalefet partisinden bir mensup diye dinleniyorum. Oysaki rakamların bana söylediği bir gerçek üzerinden Türkiye tarif ediyorum” diye konuştu. İktidarın, TBMM’ye getirmiş olduğu ‘Torba Yasa’nın ekonomiyi çıkmaza soktuğunu kaydeden Sayek Böke, “Plan Bütçe Komisyonu’nda şu an tartışılıyor olan torba yasa, bugün iktidarda olanların Türkiye ekonomisini nasıl bir çıkmaza soktuklarının da itirafı olarak okunmalı” dedi. Türkiye’nin kaynak yaratmakta zorlandığına dair tespit yapmak gerektiğinin kaydeden Selin Sayek Böke, “Türkiye’nin borçlanma ihtiyacı var, Türkiye’nin vergi artışına ihtiyacı var Türkiye’nin zam yapmaya ihtiyacı var, çünkü Türkiye ekonomisi artık kaynak üretemeyen ve kendisini sürdüremeyen bir yere sıkışmış durumda. Bugün, hemen hızlı kaynak yaratmak için borçlanmaya gidebilirsiniz, bugün hemen hızlı kaynak yaratmak için vergileri artırablirsiniz ama bu, sadece bugünü kurtarır” diye konuştu.

BİZ HER GÜN YÜZLEŞMEK ZORUNDA KALIYORUZ

Bugün Türkiye’de sağlam bir kurumsal yapıdan söz etmenin mümkün olmadığını belirten Selin Sayek Böke, “Bugün artık Türkiye’de kurallı işleyen bir ekonomik düzenden bahsetmek mümkün değil. Bugün her şeyin keyfi olduğu ve maalesef hiçbirimizin ne öğretisinde ne anlatısında ne de uygulamada tercih etmeyeceği, tamamen bir kişinin iki dudağı arasına sıkımış kararlarla kendisini dahil edemediği bir düzenle karşı karşıya 80 milyon” dedi. Sayek Böke, “Eğer biz ekonomideki sıkışıklığı konuşacaksak, bu tarif ettiğim siyaseti, kurumsal yıkımı ve kuralların olmadığı bir düzenin nasıl maliyetler ortaya çıkardığını partizanca değil ama Türkiye sevdalıları olarak konuşmak zorundayız. Biz bununla her gün yüzleşmek zorunda kalıyoruz zaten, ama galiba sadece siyasetçilerin yüzleştiği bir çözüm yeterli olmayacak. Siz sanayicilerin de, biz tüketicilerin de ama en önemlisi bu Cumhuriyetin vatandaşı olarak 80 milyonun bu gerçekle yüzleşmesi gerekiyor” diye konuştu.  

ORTA GELİRLİYE CİDDİ VERGİ YÜKÜ GETİRİRLİYOR

Türkiye'nin 25 milyar liralık bütçe açığıyla karşı karşıya olduğunu belirten Sayek Böke, “25 milyarlık bütçe açığı nedeniyle de 50 milyarlık borçlanmayla karşı karşıyayız. Bu torba yasayla hukuka aykırı biçimde, ek bütçe getirmeden 37 milyar lira daha borçlanmak isteyen bir iktidar var karşımızda. Yani paralar saçılıyor, sonuca baktığımızda işsizliğe çare olmamış, ileri teknoloji üretilmemiş, ekonomimiz olduğu yerde sayıyor” dedi. Bugün Türkiye’de ekonominin yönetilmediğinin altını çizen Sayek Böke, “Bu iktidar orta gelirli, senede brüt 30 binle 110 bin lira arasında kazanan vatandaş grubuna ciddi vergi yükü getiriyor. Çok açık bir sınıfsal tercih koyuyor. ‘Benim tulumbama su getirecek rant çarkını çevirenlere dokunmam’ diyor ama beyaz yakalı, KOBİ, belki sanayici, kendi yağında kavrulan ve bu işi zar zor yapan milyonlarca insana ‘size vergi getiriyorum’ diyor. Bu sınıfsal tercih şu açıdan önemli, bu iktidarın ‘Bu ülkedeki sınıfsal sorunları çözebilirimin' yanıtı bence bu torba yasanın içinde yatıyor. Çözemez, çünkü 3-5 kişinin kaynak aktarımını milyonların vergisinden daha değerli buluyor. Dolayısıyla 80 milyon ortak bir bedel ödüyoruz. Bu açmazdan kurtulmak mümkün ama bunun için bu iktidarı değiştirecek demokrasi talebimizi ve bu işi sandıkta yapma inadımızı sürdürmek zorundayız. Ve o sandık gelene dek de yeni iktidarı inşa edecek çalışmalara ortak olmak zorundayız” dedi.

‘BUNCA YIL EKONOMİ ANLATTIM, MAKUL DÜZEY DİYE BİR ŞEY DUYMADIM’

Ekonomik sistemin çökme eşiğine geldiğini vurgulayan Böke sözlerini şöyle sürdürdü, “Bugün Türkiye’de artık ekonomi yönetilmiyor, bugün ekonomiden sorumlu bakan yeni getirilmiş bir torba yasadaki bir vergi düzeyini bilmiyorsa bu ülkede ekonominin yönetildiğini iddia etmek mümkün değil. Çok derin bir tablo söyledim size orta vadeli program üzerinden, ama hiç oraya gitmeye gerek yok. 10 dakika içerisinde yanlış biliyomuşum denilebilen ve vergi için ‘makul düzeye’ çekilir diyen bir anlayışla karşı karşıyayız.  Bunca yıl ekonomide ders anlattım makul düzey diye bir şey duymadım. Verginin rakamı olur, verginin yüzdesi olur, makul düzey felsefi bir tartışmanın parcasıdır. Dolayısıyla Türkiye bugün ekonomisi yönetilmeyen başıboş bırakılmış keyfi bir düzene hapsolmuş vaziyette. Sadece kötü yönetilmiyor, yönetilmiyor bile. O zaman değişmesi gereken şey tam da bu, ekonominin yönetim biçimini değiştirmemiz gerekiyor.”

SADECE EKONOMİYİ DEĞİŞTİRMEK YETMEZ

Sadece ekonomiyi değil anlayışı da değiştirmek gerektiğini belirten Böke, “Bir tek adam rejimi inşa edildi, daha bugünden o tek adam rejimini hep birlikte yaşıyoruz. Oğullarımdan biri TEOG’a girecekti bu sene, çocuk yatağa gitmeden önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın sayfasında sınav tarihi duyurulmuştu, sınav tarihini söyledim ve yattı, ertesi sabah kalktığında gözün aydın sayın Cumhurbaşkanımız sınavınızı iptal etti dedim. Ve Milli Eğitim Bakanı da benimle ve oğlumla aynı zamanda öğrendi değişimi. Çünkü tek kişi karar veriyor. Nasıl ki Motorlu taşıt Vergisinin düzeyini ekonomiden sorumlu bakan bilmiyorsa, Milli Eğitim Bakanı da eğitimde ne olup bittiğini bilmiyor. Tek kişi karar verdiği zaman işler keyfileşiyor, kuralsızlaşıyor ve hukukun olmadığı, siyasetin her şeye karar verdiği yerde ekonomi işlemez hale geliyor. O zaman sadece ekonomi değişimini yönetmek yetmez, ekonomi yönetimini de gölgeliyor olan bu hukuksuz ve kuralsız siyasi anlayışında değişmesi gerekiyor” dedi.

YENİ SANAYİ DEVRİMİNİ İYİ OKUMALIYIZ

“Bambaşka bir Türkiye’nin mümkün, varolan potansiyelini gerçekleştiren esnek ve dinamik yapısını siyasete ragmen ortaya koyan değil siyasetin üstünde ortaya koyan bir Türkiye uzak değil” diyerek sözlerine devam eden Sayek Böke, “Esasında müthiş bir değişim döneminde geçiyoruz ve bunu sadece ülkemiz değil bütün dünya yaşıyor. Siyasette ve uluslararası politikada ortaya çıkan bu değişimin yıkıcılığının önemli bir bölümünün de ekonomiden kaynaklandığını hepimiz çok iyi biliyoruz” dedi. Rekabet koşullarının ağırlaştığı dönemlerde rekabet edebilmek adına yeni devrimlerin doğduğunu kaydeden Selin Sayek Böke, “Biz bunu bildiğimiz yüzlerce yıllık bir geçmişten geliyoruz. Dolayısıyla bu sertleşmiş olan rekabet ortamı mutlaka kendi içinde üretim yapma biçimimizde, yaşamımızda büyük devrimlere yol açacak. Bize düşen görev karşımıza çıkan rekabet koşullarında nasıl tutunacağımız üzerine kafa yormak kadar bu rekabetin otaya çıkartacağı yeni sanayi devrimini de okumak ve karşımıza konması yerine buna şimdiden ortak olan bir ekonomik düzeni de yaşatmaktan geçiyor” diye konuştu. Üreten emekle bir arada olan anlayışa Türkiye’nin ekonomik anlamda ihtiyacı olduğunu dile getiren Selin Sayek Böke, “Bugün ortaya koyulan ekonomik çerçeve ve anlayış, üreteni değil tüketeni, üretim için yatırım yapanı değil, rant uğruna inşaat yapanı teşvik eden ve kurduğu düzenle bu rant düzenini pekiştirecek insanları tercih eden bir çerçeve sunulduğu halde sanayide direniyorsunuz’ dedi. Toplantı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Işık Yargın’ın, Doç. Dr. Selin Sayek Böke’ye plaket takdiminin ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 


BAŞKAN ERDOĞAN: ‘DİYALOG ÖNCELİKLİ OLMALI’

BASIN BÜLTENİ                                                                                      

2017 / 30

BAŞKAN ERDOĞAN: ‘DİYALOG ÖNCELİKLİ OLMALI’

ANSİAD Başkanı Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik seyahat vize işlemlerinin durdurulması kararına yönelik diplomasi çağrısında bulundu. ABD tarafından Türk vatandaşlarına uygulanan seyahat vizesi işlemlerinin durdurulması kararını talihsiz bir olay olarak nitelendiren ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, “Türkiye ve ABD, NATO müttefikliği ile bölgesel çıkarları açısından ortaktır ve ekonomik açıdan da geçmişe dayanan ilişkilere sahiptir. Vize krizinde diplomatik süreçler işletilmeli, uluslararası müttefik iki ülke arasında sağduyulu çözüm önerileri geliştirilmelidir” dedi. ABD’nin vize başvurularını askıya almasının ardından Türkiye’nin de vize ilişkilerini kaldırma kararı almasını ikili ticari anlaşmalar açısından sakıncalı bulan Erdoğan, “Bu karar ve sonuçları doğrultusunda iki ülke arasındaki anlaşmazlıklar, ülkeler arasında ekonomik ve sosyal ilişkilere de zarar verecektir. Bu krizin karşılıklı diyaloglarla çözümlenmesi ve anlaşmazlığın giderilmesi öncelikli gündemimiz olmalıdır” diye konuştu.


‘BİZİM EN BÜYÜK DENETÇİMİZ YABANCI TUR OPERATÖRLERİ’

ANSİAD 6. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV) Geçen Dönem Başkanı Nizamettin Şen oldu.  

‘BİZİM EN BÜYÜK DENETÇİMİZ YABANCI TUR OPERATÖRLERİ’

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin kahvaltılı toplantısının konuğu Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV) Geçen Dönem Başkanı Nizamettin Şen ‘Turizmde 1 yılın muhasebesi’ başlığında bir sunum gerçekleştirdi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Toplantı Başkanlığı’nı yürüttüğü kahvaltıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, Ercan Özbek ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, 2017-2018 eğitim ve öğretim yılının hayırlı olmasını temenni ederek, “Tabi bu öğretim yılında da temennimiz biat kültüründen uzak olarak aklı hür, vicdanı hür nesillerin yetişmesinin sağlanmasıdır” dedi.

SİSTEM DEĞİŞİKLİLKERİ İSTİŞARE İLE YAPILMALI

2016 PISA Testi sonuçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğine değinen Erdoğan, “Maalesef bu son dönemlerde eğitimdeki başarısızlıklarımızla örtüşmeyen bir temenni. Kısmen Ortadoğu ve bazı Afrika ülkelerinin gerisine düşen bir eğitim sistemimiz var. Hem milli eğitimde hem de sistemde ciddi değişiklikler söz konusu. Son değişiklikle, Sayın bakanımız TEOG sınavlarını kaldırdık dedi” diye konuştu. Milli eğitimde çok sık bakan değişikliği ve çok sık müfredat değişikliği yaşandığını kaydeden Erdoğan, “Demokrasi adına, ülke adına üzüntüyle karşıladığımı ifade etmek isterim. Çok sık bakan değişiyor, çok sık program değişiyor. Bunun çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Ben öğretmen kökenli birisiyim, 70’li ve 80’li yıllarda eğitim şurası düzenlenir ve eğitimin tarafları bir araya gelirdi, birlikte istişare edilerek karar verilirdi. Maalesef bu kültürün de kalktığını görüyoruz. En önemli konumuz olan eğitimin de bir sözle değiştirilmesinin de çok doğru olmadığını ifade etmek isterim” dedi.

ANSİAD OLARAK EĞİTİME ÖNEM VERİYORUZ

ANSİAD olarak yapılan çalışmaların birçoğunun eğitim alanında olduğunun altını çizen Erdoğan, “Okullarda eğitim kalitesinin artırılması için ‘Okullarda Akustik İyileştirme’ projesini gerçekleştirdik, Antalya İl Milli Eğitim’e proje raporlarımızı teslim ettik. Anaokullarında matematiği sevdirebilmek adına ‘Matematik Kolaydır’ projemizi hayata geçiriyoruz. Onun dışında iş dünyası adına etik ve itibar panelleri düzenledik. İş dünyası için eğitim çok önemli, bizim için olmazsa olmazımız eğitim. O nedenle eğitim konularının daha katılımcı çözülmesini önemsiyoruz” diye konuştu

‘HİÇBİR PLANLAMA YAPMADIK’

Antalya turizminin geçmişine dair bilgiler veren Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV) Geçen Dönem Başkanı Nizamettin Şen, “Turizm destinasyonumuz şekillenirken, İspanya’nın yaptığı hataları tekrarlamamak adına konuşurken, İspanya’nın da çok üstünde hatalar yaptık, bu ne derseniz hiçbir planlama yapmadık. Yaptığımız küçük ölçekli planlamaları da her zaman istismar ettik ya da onların üzerine çıktık.  Bunun en basit örneğini Belek ve Kemer’de, Side’de görebiliriz. Tabi bu acı manzara bize şunu gösterdi ki Türkiye’de hemen hemen hiçbir sektörde stratejimiz yok” dedi.

‘TURİZMİN PEK FARKINDA OLMAYAN BÜROKRATLAR TURİZMİ İDARE EDİYOR’

2023 strateji kataloğunda turizme dair yapılan çalışma hakkında konuşan Şen, “Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarihinde ilk kez bir strateji kataloğu yayınladı, turizm sektörünün orada çok fazla görüşü alınmadı, 2023 stratejisi olarak yapıldı onu da rafa kaldırdılar. Bununla ilgili de çalışma yapılmadı. Bugün o kitabın sayfalarını açsanız, hangileri gerçekleştirildi diye sorsanız, araştırsanız hemen hemen hiçbir şeyin doğru dürüst gerçekleşmediğini görebilirsiniz” diye konuştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ihtisas olarak görülmediğini kaydeden Şen, “Hatta Türkiye Ankara’dan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizmin pek de farkında olmayan bürokratları tarafından idare ediliyor ve yönlendiriliyor. Hepinizin bildiği 15 yılda Türkiye Cumhuriyeti’nde 9 tane Kültür ve Turizm Bakanı değişti. Ne yazık ki bunların hiçbiri de turizmle ilgili bakanlar değildi. Özellikle bu bakanlığın idare edilebilir bir bakanlık olarak görülmesi, bir ihtisas bakanlığı olarak görülmemesi en büyük kayıplarımızdan bir tanesi” dedi.

DÜNYADA BİR KENTİN ULAŞABİLECEĞİ EN FAZLA 5 YILDIZA ANTALYA SAHİP

Türkiye’de turizmcilerin, turizmci olup olmadığı sorusunu sormak gerektiğini belirten Nizamettin Şen, “Ne yazık Türkiye’de turizmcilerin karakteristik yapısı, yatırımcı özelliğinden kaynaklanıyor. Turgut Özal’dan bilindiği üzere turizm yatırımlarının artmasında, Özal’ın tekstilcilere ve inşaatçılara bu konuda yatırımlarını yapmalarını önermesi söz konusuydu. Alınan teşvikler güzel teşviklerdi ve hemen bir 5 yıldız furyası başladı. Şu anda da dünyada bir kentin ulaşabileceği en fazla 5 yıldıza Antalya sahip. Hatta tüm İspanya’da ki 5 yıldız sayısından yüzde 40 daha fazla otele sahibiz” diye konuştu. Otellerin 5 yıldız kaosu yaşadığını kaydeden Şen, “Bu 5 yıldız enflasyonu bize ne getirdi? Kategori olarak denetim yapılmadığı için herkesin kendi standardı ortaya çıktı ve her türden 5 yıldızlı otel var. Bu bir kaostur ve hala devam ediyor. Çünkü Kültür ve Turizm Bakanlığı bunu denetlemekten çok aciz ve sektöre de bunu denetleme yetkisini bırakmıyor” dedi. En büyük denetçilerinin yabancı tur operatörleri olduğunu dile getiren Şen, “TUI ve Thomas Cook’un yaptığı denetleme ve yıldıza bakarsanız, doğru yıldızı bulabilirsiniz. Bugün artık sanal alemin gelişmesiyle beraber ‘Tripadvisor’lar gibi sanal dünyanın favori eleştiri merkezleri ortaya çıktı. Ayrıca bunların vermiş olduğu müşteri memnuniyetinden ortaya çıkan bir denetim ortaya çıktı” diye konuştu.

‘HAVAALANININ KAPASİTESİ ARTTIRILMALI’

Bir destinasyon olarak Antalya’nın öne çıkan bir yapısı olduğunu belirten Şen, “Buna uygun olarak da, havaalanında özellikle bugünlerde personel açığı ve pasaport polisinin eksikliğinden dolayı zorlansakta, bir kapasitemiz mevcut. Dünyada havaalanlarının iyileştirilmesi ve çevreci yapısı çok öne çıktı ve Antalya havaalanından da bu konuda yaptıkları çalışmalardan dolayı övgüyle bahsedebiliriz. Ancak bunlar yeterli değil, eğer bizim yatak kapasitemizi olgun doluluklara götürebilmeyi düşünüyorsak bu havaalanının mutlaka genişletilmesi gerekiyor. Bunun çalışmasının şimdilerde yapılması gerekiyor, aksi halde bu havaalanı bu yatak kapasitesini doldurmakta geri kalır” dedi.

TURİZM BİR BARIŞ HAREKATIDIR

Turizmin yapılabilmesi için o ortamın da sağlanması gerektiğinin altını çizen Şen, “Bunun da en büyük tarifi demokrasi ve demokrasi ilkelerine sahip çıkılmasıdır. Turizm bir barış harekatıdır, turizmle ilgili kenti geliştirmek için bunu gerçekleştirmek önemli. Ama biliyorsunuz sayılar önemli, 8 milyonu geçtik on milyona dayandık ama sayıların getirdiği kazançlar veya sürdürülebilir ve dünyaya yansıtılabilir tarafını nasıl sağlayabiliriz? Bize özellikle söylenen deniz, kum, güneş ile bu iş olmaz, mutlaka turizmin çeşitlenmesi konusunda. Fakat öncesinde düşünülmesi gereken konular mevcut” diye konuştu. Bir destinasyonun sadece otel ve doğa demek olmadığını dile getiren Şen, “İnşaların özgür tercihlerini kendilerine bırakmaları gerekiyor. Özgürlük dediğimiz şey yani kişinin şahsi özgürlüğü her şeyin üstünde. Türkiye’ye geldiğim zaman, ben eğer Türkiye’den Twitter’a rahat giremiyorsam, doğru dürüst konuşamıyorsam, kendimi ifade edemiyorsam ve sahilde rahatlıkla bira içemiyorsam ben o destinasyona turist olarak gitmiyorum diyor kişi. Bu da çok doğrudur” dedi.

EXPO 2016 KONGRE MERKEZİ

Ankara ve İstanbul’da yapılacak olan kongre merkezleriyle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını izlediğini dile getiren Nizamettin Şen, “Ankara’da yapılacak olan 2 bin 600 kişilik kongre merkezi, İstanbul’da yapılacak kültür merkezinin yıkılmasıyla 2 bin 800 kişilik bir kongre merkezi ve Türkiye’nin en büyük kongre merkezini yapıyoruz diyor. Vallahi şaşırdım kaldım, kendisinin himayesinde yapılan EXPO 2016’nın 5 bin kişilik, sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın da en büyük kongre merkezinin Antalya’da olduğunu nasıl düşünemedi diyerek. Biliyorsunuz 5 bin kişilik bir salonumuz var ama kapalı, gelecekte kimin tarafından çalıştırılacağı ve nasıl tasarlanacağı bilinmiyor. Keza uluslararası kongre konusunda ciddi şekilde geriledik” dedi.

İNGİLTERE’DE ARTIŞ SÖZ KONUSU

Kayıpların bugün için sayısal kayıplardan daha çok ekonomik kayıplar üzerinde yoğunlaştığını belirten Nizamettin Şen, “Gelen müşterinin harcama potansiyeli ile 2014 yılındaki müşterinin harcama potansiyelinde en az yüzde 25’lik bir kayıp var. Maliyetler açısından yüzde 40’lık bir kayıp var. Bu hesaplanmış rakamlar ve hatta bazı ülkelerden gelen paket indirimleri söz konusu olunca üstüne bile çıkabiliyor. İskandinav ülkelerinde, Danimarka’da mesela yüzde 35.51, İsveç’te yüzde 45.27 kayıp söz konusu. Bir tek artı çok ilginçtir İngiltere’de var. Gariptir, onu da vurgulamak istedim. Çok küçük bir artı ama kayıp değil. Burada en önemli ayrıntı, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmasıyla birlikte parasının değerinin kaybolması ve otelcilerin, özellikle İngiltere’de yaptığı anlaşmalarının değer kaybetmiş para birimleriyle birlikte yapıldığı için paketlerin ucuz gelmesinden kaynaklı. Norveç’te esamemiz okunmuyor. Oradaki tur operatörlerinin de Türkiye’yi satmama gibi bir durumu söz konusu” diye konuştu. Toplantı, ATAV Geçen Dönem Başkanı Nizamettin Şen’in ANSİAD Üyelerinin soruları yanıtlamasının ardından sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 


ANSİAD’DA ‘İÇİMİZDEN BİRİ’ TECRÜBELERİNİ PAYLAŞIYOR

ANSİAD’DA ‘İÇİMİZDEN BİRİ’ TECRÜBELERİNİ PAYLAŞIYOR

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 12’nci Olağan Toplantısı Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın yaptığı toplantı, “İçimizden Birilerinin Tecrübe Paylaşımları” başlığında yapıldı. ANSİAD Üyeleri, Yüksel Tohum A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yüksel ve Likya Şarapları Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özkan’ın iş hayatlarını ve tecrübelerini paylaştığı toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Sadi Kan ve Lütfi Göbüş, Yönetim Kurulu Üyeleri, Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, İlhan Karakaya, Ahmet Öztürk, Hatice Öz, Ercan Özbek ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Yüksel Tohum A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yüksel ve Likya Şarapları Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özkan’a plaket takdiminin ardından son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 


TÜM HALKIMIZIN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN

BASIN BÜLTENİ                                                            

2017 / 26

TÜM HALKIMIZIN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN

Başkan Erdoğan, “1922 yılı 26 Ağustos’unda başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan 30 Ağustos, milletimizin kurtuluş destanını zaferle taçlandırdığı tarihtir”

ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, bağımsızlık yolunda birlik olan Türk milletinin, 30 Ağustos 1922’de yazdığı şanlı destanın birlik beraberliğimizin en güzel resmi olduğunu kaydetti. Erdoğan, “1922 yılı 26 Ağustos’unda başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan 30 Ağustos, milletimizin kurtuluş destanını zaferle taçlandırdığı tarihtir. Tüm halkımızın 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun” diye konuştu.

İLELEBET BAĞIMSIZ VE BİR ARADAYIZ

Modern Türkiye’nin temellerinin atıldığı 30 Ağustos Zaferi’ni bizlere armağan edenlere çok şey borçlu olduğumuzu kaydeden Erdoğan, “Dünyanın en hassas coğrafyasında yaşayan Türk Milleti, bugün de Atatürk ve silah arkadaşlarına layık olma bilincinde ve kararlılığında olacaktır. Şehit kanlarıyla sulanan bu topraklarda gurur dolu geçmişinde olduğu gibi ilelebet bağımsız ve bir arada yaşayacaktır” dedi.

MİNNET VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ

Antalya iş dünyası olarak, laikliğin ve hukukun üstünlüğünün esas alındığı bir kalkınma anlayışını güçlendireceklerinin altını çizen Abdullah Erdoğan, “Ülkemizi ileriye taşıma sorumluluğu ve gayreti içinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Önderliğinizde bu zaferi bize armağan eden istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi şükranla anıyoruz. Ruhunuz şad olsun” diye konuştu. Bu vesileyle tüm Müslüman aleminin Kurban Bayramı’nı da kutladığını dile getiren Erdoğan, “Bayramlarımız, milli ve dini duyguların, inançların, örf adetlerin uygulanıp sergilendiği, millet olma şuurunun kuvvetlendiği günlerdir. Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

“Sevgili Ata'm

Antalya iş dünyası olarak, laikliğin ve hukukun üstünlüğünün esas alındığı bir kalkınma anlayışını güçlendirerek, ülkemizi ileriye taşıma sorumluluğu ve gayreti içinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Önderliğinizde bu zaferi bize armağan eden istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi şükranla anıyoruz.

Ruhunuz şad olsun.”


KURBAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

Bayramlarımız, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle.

Kurban Bayramımız Kutlu Olsun.

Abdullah Erdoğan

Yönetim Kurulu Başkanı


MİLLET OLARAK DEMOKRASİDEN TAVİZ VERMEMELİYİZ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü için açıklamada bulundu. Erdoğan, “15 Temmuz günü yaşadığımız alçak kalkışma ve ülkeyi işgal etme girişimini püskürtmemizin 1’inci yıldönümünde 249 şehidimize Allah’ta rahmet, gazilerimize de sağlık dilekleriyle birlikte minnetlerimizi sunuyoruz. Yaklaşık 100 yıl önce istilaya uğramış olan ülkemizi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde nasıl kurtarmışsak, bugünde yine Başkomutan Cumhurbaşkanımız liderliğinde büyük Türk milleti geri püskürtmüştür. Milet olarak demokrasi mücadelesinden taviz vermeden, yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığından ödün vermeden biat kültüründen uzak, fikri hür, vicdanı hür, sorgulayan ve eleştiren bir nesil yetiştirme mecburiyetimiz vardır. Bu duygularla 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’müzü kutluyorum.” ifadelerini kullandı.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr



19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN!

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN!


ANSİAD İFTAR YEMEĞİNDE BULUŞTU

BASIN BÜLTENİ                                                                  ANTALYA, 14 HAZİRAN 2017

2017 / 24

ANSİAD İFTAR YEMEĞİNDE BULUŞTU

ANSİAD, 2017 faaliyet yılı birinci dönemin son olağan toplantısında iftarda bir araya geldi. ANSİAD üyelerinin katıldığı ANSİAD 11. Olağan Toplantısı’nın konuşmacısı Stratejist ve ANSİAD Fahri Üyesi Ufuk Peker oldu

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 11’inci Olağan Toplantısı, ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı H. Ergin Civan başkanlığında gerçekleştirildi. Ramazan dolayısıyla iftarlı gerçekleştirilen 2017 faaliyet yılı, birinci dönem son toplantısına ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanlarının ortak çalışmalarıyla belirlenen ‘ANSİAD 2030 Stratejisi’nin konuşulduğu toplantıda, ‘Yarın İçin Bugün: Stratejik Planlama’ konusuyla Momentum Bilgi Transferi Stratejisti ve ANSİAD Fahri Üyesi Ufuk Peker strateji çalışmaları hakkında üyelere bilgi verdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


ANSİAD ‘İŞ FİKRİ’ YARIŞMALARINDAN YATIRIMCI KARŞISINA

BASIN BÜLTENİ                  

2017 / 23

ANSİAD ‘İŞ FİKRİ’ YARIŞMALARINDAN YATIRIMCI KARŞISINA

Girişimcilere uluslararası ek yatırım ve networking fırsatı sunan, dünyanın en büyük "Melek Yatırımcı Ağı" Keiretsu Forum Türkiye'ye kurumsal üye olan ANSİAD, Girişim Tarama Toplantıları'nı Antalya’ya taşıdı.

Bölge ekonomisine “Melek Yatırımcılık” kavramlarının öğretilmesinde gönüllü ve potansiyeli olan melek yatırımcı adaylarını girişimcilerle buluşturmak adına, girişimcilik ekosisteminin en önemli ayağını oluşturan Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), Keiretsu Forum ortaklığında bir etkinliğe imza attı. ANSİAD Girişimcilik Günleri kapsamında gerçekleştirilen ‘İş Fikri’ yarışmalarında startuplarını tamamlayan 6 proje ‘Melek Yatırımcılar’ ile buluştu. İş fikirlerini yatırımcılara sunan 6 proje sahibi girişimci, iş insanları, mentörler, yatırımcılar ve ‘Melek Yatırımcı Ağı’ üyesi iş insanlarıyla projelerini buluşturarak projelerine katkı sağladı. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan’ın gerçekleştirdiği toplantıya, Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Can Methson, Keiretsu Forum Üyeleri & Melek Yatırımcıları, Intel Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Tunç Özgül ve IHS Kurumsal A.Ş Kurucusu Emre Sayın, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Melek Yatırımcı Mustafa Talat Sözen, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Antalya Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Hasan Ulaş Yıldırım, Yörük Sanayici ve İşadamları Derneği (YÖRSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Ersuna, Antalya İşadamları Derneği (ANTİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Musa Saraç, Antalya Genç İşadamları Derneği (ANTGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Barutçu, Keiretsu Forum Üyeleri Orçun Açan ve Nezih Hacıalioğlu katıldı.

BAŞARILI ÇIKTILARIN SONUCUNU ALIYORUZ

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, “ANSİAD Girişimcilik Komitesi olarak, çalışma ve etkinliklerini 12 aya yaydığımız Girişimcilik Günleri’ni, bizimle birlikte 4 üniversite ve 20’ye yakın dış paydaş ile yürütüyoruz. Bu etkinliklerle üniversite öğrencilerini ‘Fikir Kapmları’ ile fikirlerine katkı koyacak şekilde destekliyor, aldığımız başarılı çıktıların sonucu olarak bugün,  Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği ve Keiretsu Forum olarak demoday etkinliğimizi gerçekleştiriyoruz” dedi. Kan, “Kasım 2016 yılında Keiretsu Forum İstanbul’a kurumsal üyelik gerçekleştiren ANSİAD, Antalya’da oluşturulan “Melek Yatırımcı Ağı” temsilciliğini de üstlenmektedir. ANSİAD Girişimcilik Komitesi 2017 çalışma hedefleri içerisinde yer alan etkinlikte, startuplarını tamamlamış, farklı endüstri ve sektörlerden altı girişim sunumunu bugün gerçekleştirecektir” diye konuştu.

ANSİAD GİRİŞİMCİLERİ PROJELERİNİ ANLATTI

ANSİAD Girişimcilik Günleri, ‘İş Fikri’ yarışmalarında startaplarını tamamlayan 6 projenin sunumunna ilk olarak 2016 ANSİAD 14. Girişimcilik Günleri ‘4. İş Fikri Yarışması’ birincisi Sultan Aras’ın ‘Misol Ameliyat İpliği Üretim Firması’ ile başlandı. Mühendis Sultan Aras ve Proje Üyesi Ufuk Elibüyük’ün gerçekleştirdiği sunumda, kök hücre ile modifiye edilen ısırgan otu liflerinden ameliyat ipliği projesi anlatıldı. Ardından, Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve İş Geliştirme Merkezi AKGİM’in, TÜBİTAK1601 projesi kapsamında düzenlediği “Fikir Çatısı Proje Yarışması” birincileri Kemal Sığırcı, Emir Yiğit, Hakan İlhan’ın Türkiyedeki e-Spor severlere medya ve ürün tedariki sağlamak için planladığı e-SporTurkiye.com sunumu gerçekleştirildi. Antalya Teknokent A.Ş.’nin bünyesinde startup aşamasındaki projelerin sahipleri, Solitsan Mühedislik Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Genel Müdürü Barış Açıkgöz’ün ‘Lityum İyon Akü Paketi Tasarımı ve Üretimi’ projesi ve yüksek hızda ve doğrulukta görüntü işleme yöntemi ile çalışan ‘Tohum Sayma Makinasının’ fikir sahibi Hakan Aktaş sunumları gerçekleştirildi. ANSİAD 13. Girişimcilik Haftası kapsamında ‘Fikrimden Girişim Çıkar’ sloganıyla yola çıkılan ve 2015 yılında düzenlenen ‘3. İş Fikri Yarışması’ birincisi, 2016 yılı ‘4. İş Fikri Yarışması’ üçüncüsü Çağdaş Kızıl, ‘Grafen Temelli Enerji Depolama Ürünleri’nin sunumunu gerçekleştirdi. Son olarak, 2014 ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası, ‘2. İş Fikri Yarıçması’ birincisi Dr. Hasan Basri Savaş’ın ‘Deselürize ve Demiralize Kemik doku Matriksi Elde Edilen Hastalarda Doku Grefiti Olarak Kullanımı’ projesinin sunumu yapıldı. Kapanışta konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, “Bir demosunu gerçekleştirildiğimiz etkinliği sonbaharda Keiretsu Forum ile birlikte ‘Girişim Tarama Toplantıları’ olarak Antalya’ya taşıyacağız” dedi. Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Can Methson, “Antalya’dan bu denli güzel projelerin çıkması bizi heyecanlandırdı. Beklentilerimizin çok çok üzerinde fikirler ve çalışmalar olduğunu söyleyebilirim. Önümüzdeki yıllarda Antalya adına daha güzel etkinlikelrde buluşacağımıza inanıyor, ANSİAD’a bize bu fırsatı sunduğu için teşekkür ediyoruz” dedi. Konuşmaların ardından final sorularıyla etkinlik sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

 

 


BAYKAL’DAN CUMHURBAŞKANI ADAYLIK AÇIKLAMASI

BASIN BÜLTENİ                                                                            ANTALYA, 24 MAYIS 2017

2017 / 22

 

ANSİAD 10. OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU CHP ESKİ GENEL BAŞKANI VE CHP ANTALYA MİLLETVEKİLİ DENİZ BAYKAL OLDU

BAYKAL’DAN CUMHURBAŞKANI ADAYLIK AÇIKLAMASI

Baykal, “Ben dahil hiç kimse, hiçbir genel başkan 'Bu cephenin adayı falan olmalı' diyemez. Bunu demek de doğru değildir” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 10’uncu Olağan Toplantısı’nın konuğu, Cumhuriyet Halk partisi (CHP) Eski Genel Başkanı ve CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal oldu. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Üyesi Dr. Fatih Çaylak’ın gerçekleştirdiği toplantıya, CHP Antalya Eski Milletvekilleri Osman Kaptan ve Tuncay Ercenk, CHP Antalya Eski İl Başkanı Cavit Arı, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. CHP Antalya Milletvekili ve eski Genel Başkanı Deniz Baykal, 2019'da yapılacak seçimde “hayır” cephesinin başkan adayının, Amerika Birleşik Devletlerinde (ABD) olduğu gibi belirlenmesi gerektiğini belirterek, “Ben dahil hiç kimse, hiçbir genel başkan 'Bu cephenin adayı falan olmalı' diyemez. Demek de doğru değildir” dedi. 

CUMHURİYETİN TEMELLERİ SORGULANIYOR

Baykal, Türkiye'nin tarihinin en önemli süreçlerinden birisinin içerisinden geçtiğini belirtti. Türkiye'nin siyasi yapılanmasının altında yatan temel ilkelerin, temel değerlerin değiştirilmeye gayret edildiğini dile getiren Baykal, “15 yıllık iktidarda, Cumhuriyetin temellerinin ve yöneldiği hedefin ciddi bir şekilde sorgulanmaya başlandığını görüyorum. Tabii bunlar çok açık, aleni söylemlerle gerçekleştirilmez” dedi. Bir süreden beri Türkiye'de laiklik anlayışı iktidar himayesinde olmaktan çıkmıştır diyen Baykal, “Ama Türkiye bu söylediğim anlayışı, gelmiş geçmiş bütün iktidarları, hepsi dahil hiçbirisi bu temel politikayı sorgulama arayışı içinde olmadı. Kimse bunları sorgulamadı. Din-siyaset ilişkisini bir miktar, dini destek üretmek amacıyla belli şekilde kullananlar oldu. Bunlar demokratikleşme içerisinde anlayışla karşılanabilecek olaylar. Ama hiçbir zaman temeline sorgulama anlayışı ortaya çıkmadı. Bir süreden beri Türkiye'de bu söylediğim vatandaşlık, laiklik anlayışı iktidar himayesinde olmaktan çıkmıştır. Uzunca süre bu Türkiye'nin içindeki terör olayı, genişleyen anlayışlar bu noktadan kaynaklandı. Şimdi onu Rabia işaretiyle tek vatan, tek millet, tek bayrak laflarıyla kamufle etmek mümkün değil. Bu yeni söylemdir ama bunu tahribatı yaşanmıştır. Laiklikle ilgili tahribat çok ciddi bir şekilde yaşanmıştır” diye konuştu.

YARGI TAMAMEN CUMHURBAŞKANINA EMANET

Baykal, Türkiye'nin 2016 yılında birdenbire anayasa tartışması içinde bırakıldığının belirterek, “Referandum sürecinin sonunda gücünü milletten alan anayasanın yerine devletin milletle bağını azaltan, asgariye indiren, sadece bir cumhurbaşkanının seçimine indirgeyen, o seçimden sonra devlet işlevlerinin, yetkilerinin tek bir kişinin takdirine bırakılmasını uygun gören ve böyle yaparak da milletin devlet üzerindeki etkisini, denetimini ortadan kaldıran bir anayasa getirildi” dedi. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir anayasa olmadığını belirten Baykal, “Anayasa kitaplarında böyle bir model yoktur. Ciddi bir ihtiyaçtan kaynaklandığını kimse söyleyemez. Nevi şahsına, kendine özgün, bir başka örneği olmayan bir anayasa hazırlandı ve Türkiye'nin önüne kondu” ifadesini kullandı. Baykal, yeni anayasa ile tek kişinin Türkiye'nin bütçesini nasıl isterse öyle harcayabileceğini, hiçbir denetimin de olmadığını belirterek, “Ekonomi üzerinde tek kontrol kalmıştır. Siyasetin sorgulanması mümkün olmaktan çıkmıştır. Cumhurbaşkanın kendisinin herhangi bir soruya muhatap olması mümkün değildir. Hükümet diye bir şey ortada kalmamıştır. Sadece Cumhurbaşkanının takdiriyle görevlendirilecek memurlar, sekreterler, danışmanlar kadrosu ülkeyi yönetme durumundadır. Var olan bakanlıklar her an kaldırılabilir, yenisi kurulabilir. Yargı tamamen cumhurbaşkanına emanet” dedi.

İKİNCİ DEVRE ÖNEMLİ

“Türkiye 15-16 yıllık bir tek parti iktidarından sonra demokratik düzen içinde yürütülebilir olmaktan çıkmıştır” ifadelerini kullanan Baykal, mevcut iktidarın müthiş demokrasi söylemleriyle yola çıkmasına karşın, gelinen noktada ne demokrasinin ne de söyleminin olmadığı acı bir tablo kaldığını iddia etti. Deniz Baykal, artık önlerinde yeni bir dönemin olduğunun vurgulayarak, şöyle devam etti; “Eğer 2019'da alınacak siyasi karar, bu anayasayı talep eden siyasi iradeye ‘Dur’ diyecek nitelikte bir karar olursa ki mümkündür, böyle bir karar olursa bütün bu sürece ‘Dur’ demiş olacağız. Bu iş burada bitmedi. Cumhurbaşkanı ‘3 puan aldık, 1-0,5-0 olsa da fark etmez’ dedi. Ben de ona ‘Bir dakika maç bitmedi’ dedim. Sen bir gol attım diyorsun, tribünler ayakta, hakemler korku içinde bir şey söyleyemiyorlar, saha karışmış durumda. Daha bitmedi ikinci devresi var. İkinci devre önemlidir. O ikinci devre bu referandumda ortaya konulan anayasa projesinin içini dolduracak bir tercihi sahiplenmezse toplum, bütün bu proje çöker. Olması gereken de budur. Olacak olan da budur. Olmasını sağlamak da hepimizin önündeki temel görevidir.”

BENZER BİR DENEME YAPMAK YANLIŞTIR

Türkiye'nin başkanlık olayına alışık olmadığını, hala eski sistem içinde düşündüğünü belirten Baykal, referandumda oluşan ‘hayır’ cephesinin 2019 yılındaki başkan adayının ABD'deki gibi belirlenmesi gerektiğini kaydetti. Baykal, başkan adaylığı için ortaya çıkacak 15-20 kişinin tabanla, toplumla, CHP'nin üye tabanıyla ve ‘hayır’ oyu verenlerin tabanlarıyla etkileşim içine sokulması gerektiğini ifade ederek, “Oralarda belli bir süre çalışmalarını yapsınlar. Her birinin konumu durumu şekillensin. Sürecin içinden bu görevi üstlenecek kişi çıksın diyorum ben. Çünkü Türkiye isim tartışıyor, bu çok yanlıştır, anlamsızdır. Onların Türkiye'yi başarıya götürüp götürmeyeceği de belli değildir. Daha önceki denemeler de ortadadır. Gene benzer bir deneme yapmak kadar yanlış bir şey yoktur. Ben dahil hiç kimse, hiçbir genel başkan 'Bu cephenin adayı falan olmalı' diyemez. Demek de doğru değildir” diye konuştu.

‘HAYIR PiŞMAN DEĞiLiM’

Baykal, soru cevap kısmında, “15 yıllık tek parti iktidarında hiç keşkeniz var mı” sorusu üzerine, sorunun aslında “Tayyip beye seçilme hakkı verdin, bundan pişman mısın?” şeklinde olduğunu belirtti. “Hayır pişman değilim, çok net. Çünkü hiç alakası yok” dedi. Bugün yaşadığımız sorunların Tayyip beye milletvekili seçilme hakkı verilmesinden kaynaklandığını zannetmenin gerçeklikten kopuk olduğunu belirten Baykal sözlerini şöyle sürdürdü; “Bugün yaşadığımız sorunların Tayyip beye milletvekili seçilme hakkı verilmesinden kaynaklandığını zannetmek kadar gerçeklikten kopuk, hayali bir değerlendirme olamaz. Adam partinin genel başkanı. Adayları o koymuş. Bütün oy pusulalarında adı yazılı. Seçime girmiş, bütün illerde miting yapmış. Millet onun adının etrafında partiye oy vermiş. Adam, yüzde 34 oy almış. Meclisin 3'te ikisi onun kontrolünde. Şimdi sen bunu milletvekili seçtirmeyeceksin. Bu demokrasiye de siyasi ahlaka da aykırı, hukuka da aykırı. Sürdürülebilir de değil. Nereden çıktı? Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes, Bülent Ecevit, Turgut Özal zamanında böyle bir şey var mı? Hayır hiçbirisinde yok. Ne zaman geldi bu olay? Kenan Evren zamanında geldi. Kenan Evren, 12 Eylül mantığı içinde böyle bir uygulama koymuş. Bundan sonra ebediyen böyle olacak. Kenan Evren nerede şimdi? Adam seçime girmiş yüzde 34 oy almış, milletvekili yapmayacaksın. Bunun öncüsü olarak da biz yapacağız. Bunu da vatan hizmeti diye söyleyeceğiz. Halka bunu kabul ettireceğiz. Hiçbir ciddiyeti yok. İnançla, hiç tereddüt etmeden o tercihin gerekli olduğu kanısındayım.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan’ın, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’a plaket takdiminin ardından son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

 


ANSİAD’DA ‘İÇİMİZDEN BİRİ’ TECRÜBELERİNİ PAYLAŞIYOR

BASIN BÜLTENİ ANTALYA, 26 NİSAN 2017

2017 / 18

ANSİAD’DA ‘İÇİMİZDEN BİRİ’ TECRÜBELERİNİ PAYLAŞIYOR

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 8’nci Olağan Toplantısı Akra Barut Otel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Üyesi Hüsnü Çöllü’nün yaptığı toplantı, “İçimizden Birinin Tecrübe paylaşımları” başlığında yapıldı. ANSİAD Üyesi Orhan Şenoğlu’nun iş hayatını ve tecrübelerini paylaştığı toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Başkan Yardımcısı Sadi Kan ve Lütfi Göbüş, Yönetim Kurulu Üyeleri, Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, İlhan Karakaya, Ahmet Öztürk ve Hatice Öz, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, Şehir Plancısı Sefa Erdal ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Hüsnü Çöllü’nün Orhan Şenoğlu’na plaket takdiminin ardından son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


İMO ANTALYA ŞUBE BAŞKANI BALCI, “ANTALYA İÇİN DEPREM MASTER PLANI ŞART

BASIN BÜLTENİ ANTALYA, 26 NİSAN 2017

2017 / 17

İMO ANTALYA ŞUBE BAŞKANI BALCI, “ANTALYA İÇİN DEPREM MASTER PLANI ŞART

Balcı, “2 bin yılı öncesinde yapılan yapıların olası şiddetli bir depremde nasıl davranış göstereceğinin 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, “kentsel dönüşüm ana planı” hazırlanmasına ihtiyaç vardır” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), İnşaat Sektörü Toplantısı’nın konuğu, İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı ve Mimarlar Odası 2’nci Başkanı, Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Kemal Reha Kavas oldu. Antalya’nın deprem riski ve kent estetiği üzerine gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD İnşaat Sektörü Başkanı Nail Karataş ve sektör üyeleri ile ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. “Antalya’nın Deprem Riski” sunumuyla başlayan toplantıda, deprem şiddeti ve enerjisi üzerine konuşan İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, deprem ve magnitüd değerlerini tanımlayarak, “Herhangi bir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü depremin şiddetini, depremin kaynağında açığa çıkan enerjinin ölçüsü ise magnitüd değeridir” dedi.  

ANTALYA DEPREMLE YAŞAMAYI BİLMELİ

Depremlerde magnitüd değeri yüksek olmasına rağmen şiddet değerinin düşük olabileceğini kaydeden Balcı, “Esasında 5 ya da 6 olan bir depremin büyüklüğü 6 ya da 7 şiddetinde olması gerekiyor fakat biz bunu 5-6 şiddetinde deprem olarak algılıyoruz. Antalya ve çevresinde de şiddeti 6’yı geçmeyen depremler oluyor” diye konuştu. Antalya’yı deprem riski açısından değerlendiren Balcı, “Plansız yapılaştığımızın farkındayız diye düşünüyorum ve Antalya’nın Kaleiçi şeklinde yapılaşmasını dilerdim” dedi. 1900’den günümüze Türkiye ve çevresinde meydana gelen depremleri inceleyen Balcı, “4 üzeri büyüklükte depremlerin Akdeniz çanağında yoğunlaştığını görebiliyoruz. 1900 yılında ilk modern sismografların kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, magnitüdü 5 üzeri olan depremlerin Akdeniz çanağında yaşandığını kaydedebiliriz. Dolayısıyla Antalya, depremle yaşamayı bilmek ve becermek durumunda” dedi. 

AKDENİZ BÖLGESİNDE 3 ÖNEMLİ FAY MEVCUT

2011 yılı deprem haritasındaki deprem aktivitesine değerlendiren Balcı, “Genellikle baktığımızda Akdeniz bölgesinde 4 ila 6 arasında deprem söz konusu. Akdeniz Bölgesi’nde deprem odaklarına baktığımızda buradaki deprem yığılma noktalarını görebilirsiniz. Antalyada 3 büyük deprem hattı mevcut, ilki Fethiye- Burdur fayzonu, ikincisi Aksu Fay hattı ve son olarak Antalya fayzonu. Antalya 4. Derece deprem bölgesiyken 2. Derece deprem bölgesine düşürülmüştür” dedi. 1900’den günümüze kadar ististikleri çıkartılmış binden fazla depremin söz konusu olduğunu dile getiren Mustafa Balcı, “Doğa afetlere baktığımız zaman en fazla can kaybının yüzde 61 oranla depremlerden dolayı yaşandığını söyleyebiliriz. Türkiyenin yüzde 60ı fay hattı üzerinde” dedi. Akdeniz Bölgesi’nde bulunan Fethiye- Burdur fayzonunda 7.2 büyüklüğünde yaşanan bir deprem kaydı olduğuna dikkat çeken Balcı, “Bu, Fehiye- Burdur fayzonun 6 üzerinde büyklükte deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu gösterir. Antalya ve çevresinde belli başlı depremler olmuş ve ölçülemeyen 2 büyük deprem mevcut” diye konuştu.

HEYELAN RİSKİ MEVCUT

Antalya Bölgesi’nin, Hellenik ve Kıbrıs yayı kuzeyinde, sismik olarak aktif fayların içerisinde yer aldığını belirten Balcı, “Gerek karada gerekse denizde uzantıları olan fayların bazıları aletsel dönemde 5’ten büyük depremler üretmiştir. Antalya il merkezi 2’nci derecede tehlikeli deprem bölgesinde olup bölge genelde denizde oluşan depremlerin tesirindedir” dedi. Antalya fayzonları hakkında bilgiler veren Balcı sözlerini şöyle sürdürdü; “Fethiye- Burdur fayzonu, bölgede, 6 ve üzerinde büyüklükte deprem üretme potansiyeli en yüksek faydır. 300 kilometre uzunluğunda 90 kilometre genişliğindedir. Aksu fayzonu, Karmaşık bir fay sisteminin bir parçasıdır. Bölgede, aletsel dönem içerisinde 5-6 arasında büyüklüğe sahip depremler üretmiştir. Bu fayzonların heyelan oluşmasına büyük katkıları var, Kemer fayzonu Antalya’nın doğusuna uzanmakta ve orta ölçekli depremlerde bile ciddi anlamda bir heyelan söz konusu.”

‘ÇILGIN PROJELER’ YÜZÜNDE HAYATİ PROJELERE YER KALMIYOR

Topraklarımızın tamamına yakınının deprem tehlikesi altında olduğunu belirten Balcı, “1996 yılında revize edilen haritadan sonra Antalya 4. derecede deprem bölgesinden 2. derecede deprem bölgesine alınmıştır. Antalya Bölgesi’nde 1998 yılı deprem riskleri açısında bir milat olmuştu. Fakat 1998 yılından önce projelendirilen yapıların, 6 dan büyük depremlerde bu binaların durumu ne olacak nasıl davranış gösterecek bilemiyoruz. Ve bu nedenle Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin deprem master planı hazırlaması gerekmekte” dedi. Balcı; “Özellikle 2 bin yılı öncesi yapıların olası şiddetli bir depremde nasıl davranış göstereceğinin 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, yapılacak bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre bir “doğal afet senaryosu” ve nazım imar planları ile bütünleşik “kentsel dönüşüm ana planı” hazırlanmasına ihtiyaç vardır” diye konuştu. “Çılgın projelerle” uğraşmaktan hayati konulardaki projelere yer kalmadığını dile getiren Balcı, “Bunu değişik platformlarda Büyükşehir Belediye Başkanımıza da ilettim ve eğer bunu yaparsanız seçim kaybedebilirsiniz belki ama efsane başkan olarak tarihe geçebilirsiniz dedim” ifadelerine yer verdi.  

ÇAĞDAŞ KENTLEŞME İSTİYORUZ

Yapı denetim sektöründe kendisini denetleyecek olan denetim firmasını yine kendisinin seçmesi büyük bir handikap olduğunu belirten Balcı, “Yeni yapılar 3194 sayılı İmar Kanunu ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında projelendirilmekte, inşa edilmekte ve denetlenmektedir. Ancak meslek odalarımız proje ve yapı denetim sürecinden dışlanmıştır. Bu nedenle endişeliyiz” dedi. İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak, çağdaş kentleşmeyi dilediklerini kaydeden Balcı, “Tarım alanlarını yok etmeden, yeşili tüketmeden, denizi kirletmeden, tarihi kaybetmeden, geçmiş afetlerden, büyük depremlerden ders alarak, güvenli yapılarla, sağlıklı yaşam çevrelerinin oluşturulmasıyla çağdaş kentleşme gerçekleştirilebilir diyoruz” diye konuştu.

AKLIMIZA ‘ÇILGIN’ SORULAR GELİYOR

Aklımıza, son zamanların gündemdeki tabiriyle  “çılgın” sorular geliyor diyen Mustafa Balcı, “Ülkemizi, kentlerimizi, yapılarımızı depreme karşı hazırlamanın iki temel yolu bulunmaktadır. İlki mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, güçlendirilmesidir. İkincisi ise yapı üretim sürecinin denetlenmesidir. İlki, mevcut olumsuzluğu azaltmayı amaçlamaktadır. İkincisi ise geleceği kazanmakla ilgilidir. Parsel bazında yapılan dönüşümler kentsel dönüşüm değildir, rantsal dönüşümdür” dedi. Balcı, uyarılarının dikkate alınması gerektiğinin altını çizerek, “Olası büyük bir depremde sadece geç kalanlar değil, hepimiz bu enkazın altında kalırız diye uyarıyoruz” dedi.

‘PATLICAN KENT ESTETİĞİ YARATMAZ’

‘Kent Estetiği’ sunumunu gerçekleştiren Mimarlar Odası 2’nci Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Kemal Reha Kavas, estetiği daha kolay anlamak adına, ‘ne olmadığına’ bakmamız gerektiğini kaydederek, “Bütün duyularımızın açık bir şekilde olması ve algı düzeyimizin yüksek olması estetik demektir. Bütün bir çevreyi algılamaktır kent estetiği” dedi. Kent estetiği oluşturmak adına kötü planlanmış bir kentin kavşaklarına ışıklı fıskiyeli havuz koyulduğunu belirten Kavas, “Bu kent estetiği üretmez, aynı şekilde bir kentimizde portakal, patlıcan yetişiyor olabilir bu kentimizin göbeğine dev patlıcan heykelleri yerleştirmek kent estetiği üretmez” dedi. Hedeflenmesi gereken kent estetiğinin algı oluşturmakla ilgili olduğunu kaydeden Kavas, “Antalya gibi kentlerimizde tarihin bütün katmanlara yayılması kent estetiği için önemli bir adım olabilir. Mesela ben bir Antalyalı olarak bazı mekanlarda fiziken bulunmaktan haz duyuyorum. Çünkü çok farklı tarihsel dönemlerde o mekanlar kullanılmış, önemli tarihsel olaylara şahit olmuş. Dolayısıyla orada bulunmak bende bir haz oluşturuyor” dedi. Konuklar, yapılan sunumların ardından iş insanlarının sorularını yanıtladı.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr



GÜNDEM EKONOMİYE DÖNMELİ

BASIN BÜLTENİ ANTALYA, 17 NİSAN 2017

2017 / 15

GÜNDEM EKONOMİYE DÖNMELİ

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, “Türkiye seçimini yaptı, gündemi ekonomiye döndürmeli, üretim, istihdam ve ihracatı artırmanın yollarını aramalıyız.”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle ilgili Anayasa Referandumu sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, gelişmiş bir ekonomi için gelişmiş bir demokrasiye ihtiyaç olduğunu kaydetti. Referandum sonucunda Türkiye’nin kendi seçimini yaptığını dile getiren ANSİAD Başkanı Erdoğan, “Şimdi daha güçlü Türkiye için toplumsal dayanışma içerisinde olmanın ve vakit kaybetmeden geleceğe bakmanın zamanı. Türkiye 16 Nisan günü seçimini yaptı, artık ekonomiye odaklanmalı. Üretim, istihdam ve ihracatı arttırmanın yollarını aramalıyız” diye konuştu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


UYSAL; ‘EXPO ALANI TENEFFÜS PARK OLSUN’

BASIN BÜLTENİ ANTALYA, 13 NİSAN 2017

2017 / 14

ANSİAD KAHVALTILI TOPLANTISI’NIN KONUĞU MURATPAŞA BELEDİYE BAŞKANI AVUKAT ÜMİT UYSAL OLDU

UYSAL; ‘EXPO ALANI TENEFFÜS PARK OLSUN’

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin 4. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu olan Muratpaşa Belediye Başkanı Avukat Ümit Uysal, ‘Yerel Yönetimlerde Yeni Yaklaşımlar’ konusunda bir söyleşi gerçekleştirdi ve 16 Nisan günü gerçekleştirilecek olan referandumu değerlendirdi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Toplantı Başkanlığını yürüttüğü toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. ANSİAD ailesiyle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu dile getirerek konuşmasına başlayan Muratpaşa Belediye Başkanı Uysal, Antalya’nın sadece 50 yıllık bir tarih içinde nüfusu 10 – 15 kat artarken bir yanda da şehirleşmeye çalışan bir kent olduğunu söyledi. Bunun beraberinde yapısal sorunlar yarattığına dikkati çeken Başkan Uysal, “Böyle bir ortamda Muratpaşa’da maksimum çalışarak, küçük küçük sorunlarını tamamını çözmeye yönelik bir belediyecilik pratiğini hayata geçiriyoruz. Bu anlayışla da çok önemli ilerlemeler kaydettik” diye konuştu.

ÖTEKİSİZ BİR BELEDİYEYİZ

Muratpaşa’da temel ve sosyal belediyecilik olmak üzeri iki ana eksende çalışmaları kurgulandığını dile getiren Başkan Uysal, şunları söyledi; “Bizce şehirlerin kalitesi en at gelir gurubunun durumuyla ilgilidir. Sosyal belediyecilik hizmetlerimiz de Türkiye’miz gibi sosyal dengesizliklerin ileri boyutta olduğu ülkemizde çok önemli bir kamu yönetimi yaklaşımı olmak durumunda. Bir şeyler dağıtmanın çok ötesine geçmek durumunda. Sistematik, genel, herkese eşit koşullarda hizmet vermeye dayalı, tabana yayılmış sosyal hizmetten bahsediyorum. Makarna dağıtmaktan değil. Ötekisiz, herkese eşit mesafede açık bir belediye olmaya gayret ediyoruz.”

TÜRKİYE REKORU KIRIYORUZ

Bu çerçevede Muratpaşa’nın son 3 yıllını rakamlarla ANSİAD üyeleriyle paylaşan Başkan Uysal, “Her alanda, kişi başına düşen yeşil alan, her biri birer cadde ve sokak yenileme projesi olan asfalt çalışmalarımız, yeraltı çöp konteyner sistemimiz ve daha birçoğu, Türkiye rekoru kırmamıza rağmen bütçemiz denktir” diye konuştu. 

VERSİNLER BANA TENEFFÜS PARK YAPAYIM

Konuşmasına ANSİAD üyelerinin sorularını yanıtlayarak devam eden Başkan Uysal, EXPO 2016 Antalya’nın gerçekleştiği fuar alanına ilişkin bir soru üzerine “Versinler bana, Teneffüs Park yapayım. Turistik karakterini de koruruz ve yüzbinlerce çocuk girer çıkar” teklifini gündeme getirdi. EXPO 2106 Antalya yapılırken Muratpaşa Belediye bütçesinin de belli bir kısmının buraya aktarıldığının altını çizen Başkan Uysal, “Öyle büyük bir alanı canlı tutmanın pratik bir yolunu bulmak zorundayız. Pratik bir kullanım teması bulmak zorundayız. Aksi halde dökülür kalır. Bu haliyle orada herhangi bir cazibe yok. Yeni bir yaklaşımla orayı kurtarmak gerekir. Dünyada çocuklarını ilgi duyduğu yerlere büyükler de ilgi duyuyor” dedi. Teneffüs Parkı’nda özellikle hafta sonları açık hava oyunlarıyla ve animasyonlarla çocukların rahatlamasını sağlıyoruz diyen Uysal, “Çocuklar böylece bütün haftanın acısını çıkarıyor aynısını EXPO’ya uyarlayabiliriz. Hem büyüklere yönelik hem de uluslararası standartta ziyaret sağlayacak bazı alanlar üretirsek ilgi alanında tutabiliriz” diye konuştu.

FALEZ HALK PLAJLARI

Başkan Uysal, bir soru üzerine, geçen yıl ilkleri açılan Falez Halk Plajları’nın bu yıl sayısının artacağını söyledi. Falez kıyı bandından kurulan plajların ancak ve ancak Antalya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’nun onay ve izniyle mümkün olabildiğine dikkat çeken Başkan Uysal, “Falez kıyı bandında denize inişte bir sıkıntı ana hatlarıyla bu yıl kalmıyor. Oralara küçük belediye büfeleri koyuyoruz. Hizmet kalitesi ve ürün kalitesini savsaklamayan düzgün işletmeler olacak” diye konuştu. 

‘RİSK ALMAKTAN ÇEKİNMEYELİM’

Başkan Uysal, pazar günü yapılacak Anayasa değişikliği halk oylamasına ilişkin bir başka soruya ise “Hepimizin ülkemize karşı yükümlülükleri var. Bir miktar risk almaktan çekinmeyelim” yanıtını verdi. Önerilen değişiklik paketinde yargı bağımsızlığının ortadan kaldırıldığını, meclisin cumhurbaşkanı üzerinde denetim yetkisinin pratikte uygulanamaz hale getirdiğini belirten Ümit Uysal, “Yargı bağımsızlığı sıfırlanıyor. HSYK’da Cumhurbaşkanı 4 kişiyi doğrudan atıyor, doğal üyesi olan Adalet Bakanı ve onun atadığı müsteşar var. Geri kalanının ise meclis belirliyor. Süper yetkili cumhurbaşkanının yaptığı atama minimum 10 üyeye tekabül eder” diye konuştu.  Bununla birlikte aynı zamanda parti genel başkanı olarak tüm milletvekili adaylarını belirleyecek cumhurbaşkanı karşısında meclisten bir denetim yetkisi beklemenin fazla iyi niyet olacağını belirten Başkan Uysal, “Bu aynı zamanda yargılanma ihtimalinin sıfır olduğunu ortaya koyuyor” dedi. Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyesi iş insanlarının günün anısına Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ile birlikte fotoğraf çekiminin ardından son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


STEVEN YOUNG; ‘Y’ KUŞAĞI İLE BAŞLAYAN ‘YENİ TÜKETİCİ’ DİJİTAL DÜNYADA OLMAYA HAZIR

 
BASIN BÜLTENİ ANTALYA, 12 NİSAN 2017

2017 / 13

ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU BOSCH TÜRKİYE VE ORTADOĞU BAŞKANI, DEİK YÖNETİM KURULU ÜYESİ & TÜRKİYE – ALMANYA İŞ KONSEYİ BAŞKANI STEVEN YOUNG OLDU

STEVEN YOUNG; ‘Y’ KUŞAĞI İLE BAŞLAYAN ‘YENİ TÜKETİCİ’ DİJİTAL DÜNYADA OLMAYA HAZIR

Dijital bir devrimle birlikte sanal bir dünya oluştuğunu dile getiren Steven Young, “‘Y’ kuşağı ile başlayan, ‘yeni tüketici’ de bu dijital dünyada olmaya hazır ve o zaman geleceğin dünyasında yer almak için Sanayi 4.0 ve dijital devrimin içinde olmak gerekli” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 7’nci Olağan Toplantısı’nın konuğu, Bosch Türkiye ve Ortadoğu Başkanı, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi & Türkiye- Almanya İş Konseyi Başkanı Steven Young oldu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Üyesi L. Hilmi Ünsal’ın yaptığı toplantı, “Dijital Transformasyon ve Bosch’un Yaşam İçin Teknoloji Vizyonu” başlığında gerçekleştirildi. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantıya, Bosch Türkiye ve Ortadoğu’dan Sorumlu Hükümet ve Dış İlişkiler Direktörü Yasin Akdere, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Üyesi ve ANTİKAD Başkanı Leman Sedef Tuna, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı.

TÜRKİYE’DE 4 AR-GE MERKEZİ

Bosch Türkiye ve Ortadoğu Başkanı, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi & Türkiye- Almanya İş Konseyi Başkanı Steven Young, sanal dünyanın oluşumuna değindiği sunumunda, dijital devrimle birlikte ‘enerji verimliliğine’ dikkati çekti. Bosch Grubu olarak dünya çapında 390 bin çalışanlarının olduğunu kaydeden Young, “Bosh’un ana sektörü otomotiv daha sonra sanayi teknolojileri geliyor. AR-GE bizim için olmazsa olmaz ve güçlü kalmamızı sağlayan bir olgu. Kriz bile olsa yüzde 10 bütçemizi inovasyon için ayırıyoruz. Sadece 2016 yılında 6.6 Milyar Avro AR-GE yatırımı gerçekleştirdik. Sadece Türkiye’de 4 Ar-Ge merkezimiz mevcut” dedi.

BOSCH KENDİ BULUT SİSTEMİNİ KURDU

Geçen sene Türkiye’ye 220 Milyon Avro yatırım yaptıklarını dile getiren Steven Young, “Dünyada ortalama 7.2 milyar insan yaşıyor ve 50 milyar akıllı cihaz şu anda bulut üzerinden birbirleriyle bağlantı içerisinde. 1995 yılında sadece 13 milyon cihaz birbirine bağlıyken bugün bu rakam 50 milyon. Uzaktan cep telefonunuzdan evinizdeki güvenlik kameralarından evinizi seyredebiliyorsunuz, buzdolabınızın içerisini görebiliyor, marketten ona göre alışveriş yapabiliyorsunuz. Bu nedenle, Bosch Grubu bu yıl kendi “Bulut Sistemini’ kurdu” diye konuştu.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ ÖNEMLİ

Sanayide dönüşüm ve yeni sanayi devrimiyle birlikte Bosh Grubu olarak üzerinde odaklandıkları dört önemli konu olduğuna değinen Young, “Enerji verimliliği, nasıl kullanıldığı ve değerlendirildiği şirketimiz için çok önemli. Biz Ar-Ge çalışmalarımızın büyük bölümünü enerji verimliliğine harcıyoruz. İkinci olarak otonom sürüş. Tam otonom sürüş, beklenildiğinden çok daha önce mümkün olabilir. Bağlanabilirlik bir diğer konumuz ve yeni uygulamaları ve iş modellerini de beraberinde getirecek bir durum. Son olarak da geleceğin mobilitesi, elektrifikasyon ve gelişmekte olan pazarlar” diye konuştu.

ENDÜSTRİ 4.0 ‘BULUT’ TABANLI İKİZİNİZ

Birinci sanayi devrimiyle yaşanan süreçten günümüze kadar birçok dönüşüm gerçekleştiğini belirten Young, sözlerini şöyle sürdürdü; “3. Sanayi Devrimiyle birlikte otomasyon sistemleri, bilgisayar tabanlı kontrol ve ağlara bağlanabilen üretim makinaları hayatımıza girdi. Bugün ise, entegre sistemler, insan odaklı, esnek konfigürasyon ve standart bağlantı tiplerini bize sunan Endüstri 4.0 ile karşı karşıyayız. Gerek üretimde, gerek lojistik ağınızda onun bulutta eş zamanlı bir ikizi vardır, sistemde bunu takip ederek, bilgi alarak onu takip edebilirsiniz ve bir sorun yaşanması halinde erken müdahale edebilirsiniz. Ayrıca en çok bana gelen sorunlardan biri, ‘insanlar işsiz kalacak mı’ sorusu. Endüstri 4.0 insanların işsizliğine sebep olacak bir şey değildir. Fabrika otomasyonu ayrı bir şeydir, ‘Endüstri 4.0’ farklı bir şeydir.”

GELECEĞİN DÜNYASINDA YER ALMAK

Gelişen teknolojiyle yatırım biçimlerinin de değiştiğini dile getiren Steven Young, “Dünyada bilgi savaşı başlıyor, bulut teknolojisinde de teknolojinizi koruyamıyorsanız bu sizin yumuşak karnınız olacak. Lojistik maliyetlerine artık kimse para ödemek istemiyor, eğer Çin’e bir hizmet vermek istiyorsanız, Çin sana diyor ki gel firmanı benim ülkemde kur. Firmalar bunun çok farkındalar ve lojistik maliyetin ürüne bir katkı sağlamadığının farkındalar. Bu nedenle yenidünya düzeninde teknolojiyi takip etmek gerekiyor ve müşteriniz neredeyse üretiminizde orada olmalı” dedi. Dijital bir devrimle birlikte sanal bir dünya oluştuğunu dile getiren Steven Young, “‘Y’ kuşağı ile başlayan, ‘yeni tüketici’ de bu dijital dünyada olmaya hazır ve o zaman geleceğin dünyasında yer almak için Endüstri 4.0 ve dijital devrimin içinde olmak gerekli”dedi.

PÜF NOKTA TÜKETİMİ KONTROL ALTINA ALABİLMEK

Dijital devrimle birlikte sanal bir dünya oluştuğunun altını çizen Young, “Bunun da amacı sadece hayatımızı daha konforlu ve kaliteli hale getirmek değil. Doğal kaynaklarımızı daha verimli kullanmak ve dolayısıyla çevreye daha az zarar vermek, daha az enerji tüketimi. Biliyorsunuz ‘enerji verimliliği’ çok ciddi bir konu. Esasında enerjinin en püf noktası nerede biliyor musunuz? Üretirken değil tüketirken yani ne kadar daha az enerji tüketen bir hayat tarzı oluşturursak ürünlerimizde, teknolojilerimizde o kadar daha az enerjiye ihtiyaç duyarız ve dolayısıyla çevreye o kadar az zarar veririz. Bütün ekosistemin içindeki püf nokta tüketimi kontrol altına alabilmek. Bu önemli, nesnelerin interneti önemli, endüstri 4.0 çok önemli” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı L. Hilmi Ünsal’ın, Bosch Türkiye ve Ortadoğu Başkanı, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi & Türkiye- Almanya İş Konseyi Başkanı Steven Young’a günün anısına verilen plaket takdiminin ardından son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


DOÇ. DR. KURTOĞLU; ‘NÜKLEERE GEÇMEZSENİZ NANO TEKNOLOJİYE GEÇEMEZSİNİZ’

BASIN BÜLTENİ ANTALYA, 29 MART 2017

2017 / 12

ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU DOÇ. DR. RAMAZAN KAĞAN KURTOĞLU OLDU

DOÇ. DR. KURTOĞLU; ‘NÜKLEERE GEÇMEZSENİZ NANO TEKNOLOJİYE GEÇEMEZSİNİZ’

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 6’ncı Olağan Toplantısı’nın konuğu, İstanbul Aydın Üniversitesi, Uluslararası Ticaret Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Kağan Kurtoğlu oldu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Üyesi Osman Vural’ın yaptığı toplantı, ‘Küresel para savaşları ve Türkiye’ye etkileri’ başlığında gerçekleştirildi. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantıya Türk Ocakları Antalya Şube Başkanı Abdullah Uysal, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı.

SORUNLARIN ÇOĞU OSMANLI DEVLETİ’NDEN GELİYOR

Dinler tarihini ve paranın tarihini bilmiyorsanız Türk tarihini anlayamazsınız diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Ramazan Kağan Kurtoğlu, “Dini, devlet tam anlamıyla öğretemezse iğdiş ederler. 2016 yılında Yunanistan’ın bütün dillerden Yunancaya çevirdiği makale ve kitapların sayısı bütün İslam aleminden daha fazla. Benim de lisansüstü eğitim gördüğüm California San Diego Üniversitesi’nde 15 milyon kitap var, Harvard Üniversitesi’nde 17.5 milyon kitap mevcut, Bağdat, Endülüs kütüphaleneleri bunların arkasından nal topluyor” dedi. Kimsenin zekatı tartışmadığını dile getiren Doç. Dr. Kurtoğlu, “Herkes başörtüsünü tartışıyor, etek boyunu tartışıyor. İktisatçı John Maynard Keynes, Müslüman olmadığı halde faize karşıdır, biz Müslümanlar ‘Oku’ ayetini tam anlayamadık. Biz 1529’da matematik okumak caiz midir değil midir diye tartışıyorduk, halbuki cebiri bulan bir milletin evlatlarıyız” diye konuştu. Bugünkü sorunların çoğu Osmanlıdan geliyor ifadelerine yer veren Kurtoğlu, “Aslında ağlamamız gerekiyor. Müslümanlık adalet ve ahlakla gelir, bunu etek boyuna ve başörtüsüne indirgerseniz yanarsınız” dedi.

1978 PARAYLA MİLLETİ SÖVÜŞLEMENİN TARİHİDİR

Ülkenin 50 yıldır nükleer santrali tartıştığına değinen Doç. Dr. Kurtoğlu, “Eğer nükleere geçmezseniz nano teknolojiye geçemezsiniz. Greenpeace için imza toplayan öğrencilerim imzalar mısınız diye soruyor, ben de onlara sordum çocuklar Greenpeace’in Shell’in ortağı olduğunu biliyor musunuz? Tabi ki itiraz ettiler, ilk önce öğrenmek gerekir” diye konuştu. 1940’a kadar dünya medeniyetlerinin parasının İngiliz poundu olduğunu kaydeden Kurtoğlu, “Parayla milletleri sövüşlemenin başladığı tarihtir 1978 yılı, 1940’a kadar dünya medeniyetinin parası İngiliz poundudur. Ama kapitalizim 1965’lere geldiğinde beklemeye başladı. Bunun yerine bir yeni dünya düzeni hortlattılar, 78, 71, 72 petrol fırtınası. 3.5 dolardan 10.5 dolara kadar çıktı, sonra aldı başını gitti. Ama bu operasyonda sadece gelişmekte olan ülkeler etkilendi ve etkilenmeyede devam ediyor” dedi.

KIYMETLİ MADENLERİN ÖNEMİNDEN BAHSETTİ

Toplantıda konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi, Uluslararası Ticaret Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Kağan Kurtoğlu, dünyada son 50 yılda yaşanan ve günümüzde etkilerini oldukça fazla hissettiren para oyunlarına ve bunun ülkelere ve Türkiye ekonomisine etkilerine değindi. Kurtoğlu, özellikle kıymetli madenlerin öneminden bahsetti.

“DOLAR KAYBEDECEKTİR”

Dolar ve Euro'ya fazla güvenilmemesi gerektiğini belirten Ramazan Kağan Kurtoğlu, günümüzde yapılacak en doğru yatırımın orta ve uzun vadede altın, gümüş gibi kıymetli madenler olduğunu vurguladı. Dünyada reel olarak 80 trilyon doların olması gerektiği ancak verilere göre sanal ortamlarda dönen 2,5 katrilyon doların dünya ekonomisinde döndüğünü ifade eden Kurtoğlu, “Önümüzdeki 10 yıl içinde dolar değer kaybedecektir. Altın ve gümüş en sağlam yatırım aracıdır” dedi.

ENTELLEKTÜEL TABAN ÇÖKTÜ

İslamın itikadi boyutunu öğtendikçe Atatürk’ü daha çok sevdiğini dile getiren Kurtoğlu, “Şimdi bir moda var ah Osmanlı vah Osmanlı diyerek. Ama hatalarımızdan da başarılarımızdan da ders çıkartacağız. Barışta reçber Türk, savaşta asker Türk” dedi. Sanayileşme politikamızın yanlış olduğunu dile getiren Doç. Dr. Kurtoğlu, “Japonya’da dev şirketler görüyorsunuz, arkalarında kobiler var, Almanya’da durum aynı şekilde, fakat bizde yanlış giden bir sistem var. Artık kur savaşları başladı, para savaşları başladı. 1946’da ‘Hey Corç versene borç’ diyerek bu duruma geldik” diye konuştu. 16 Nisan’dan sonra ‘Evet’te çıksa ‘Hayır’ da çıksa Türkiye’yi çok acı ve zor günlerin beklediğini dile getiren Kurtoğlu, “Entellektüel taban çöktü, 12 Eylül’de bu ülkenin solcularını biçtiler, ülkücülerini biçtiler, geriye ne kaldı? Şakşakçılar. Bu boşluktan faydalanmak isteyen, işini görmek isteyenler kaldı” dedi. Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Osman Vural’ın, Doç. Dr. Ramazan Kağan Kurtoğlu’na, günün anısına verilen plaket takdiminin ardından son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


MHP’Yİ TEMSİL İDDİASIYLA KAMPANYA YAPAMAZLAR

BASIN BÜLTENİ ANTALYA, 22 MART 2017

2017 / 11

ANSİAD 3’üncü Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve MHP Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet Günal oldu.  

MHP’Yİ TEMSİL İDDİASIYLA KAMPANYA YAPAMAZLAR

‘Hayır’ verenlerle ‘Hayırcı’ları ayırdıklarını belirten Günal “15 Temmuz’un iki numaralı faili olan adamla oturup, birkaç gün kala partiden ayrılıp CHP’nin kampanyalarına katılıyorsan söyleyecek sözümüz var. İşte onlar ‘Hayırcı’lar” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin kahvaltılı toplantısının konuğu olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve MHP Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet Günal, ekonomiyi ve Türkiye’de yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Toplantı Başkanlığını yürüttüğü toplantıya, MHP Büyükşehir Meclis Üyeleri İrfan Yılmaz ve Selçuk Senirli, MHP İl Başkanı Mustafa Aksoy, İl Başkan Yardımcısı Ercan Uğur, MHP Kadın Kollar Başkanı Aslıhan Yıldız Dinçer ve ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. 

‘HAYIR’ DİYENLER İLE ‘HAYIRCILAR’ AYRI

İl teşkilatlarıyla istişare toplantılarına devam ettiklerini dile getiren Günal, “Kasım ayından beri kırktan fazla ilde devam ediyoruz. Bizim milletten bir korkumuz yok, gideceğiz anlatacağız. Partilimizin kafası karışıksa ona da anlatacağız. Hayır da diyebilir, ona da saygımız var. Bizim saygımız olmayan, ‘hayır’ diyenler değil ‘hayırcı’ dediğimiz insanlar” dedi. ‘Hayırcı’ olarak nitelendirdikleri muhaliflere sert çıkan Günal, “Hayır veren de evet veren de aynıdır. Ama gidip 15 Temmuz’un iki numaralı faili olan adamla oturup, birkaç gün kala partiden ayrılıp sonra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin kampanyalarına katılır, her gün Halk TV’de Ulusal TV’de çıkar MHP’ye söverse o ‘hayırcı’. Ona diyecek sözümüz var, kusura bakmayın” diye konuştu. Günal, “Ama benim vatandaşım gelmiş ikna olmamış, ona anlatmak benim görevim. Onun dışında MHP tabanı şöyle diyor, böyle diyor, kim biliyor MHP tabanını. Üç tane adam çıktı televizyonlarda konuştu diye bir şey yapacak halimiz yok. Artı, o arkadaşların partimizle hukuki bir ilişiği de kalmadı. MHP’yi temsil etmiyorlar. Üyelikten ihraç edilmiş adam, bir bağlantısı yok, milletvekili de değil herhangi bir şey de değil, içinde milletvekili olan bir Ümit Özdağ var o da ihraç oldu, mahkemeden de kesinleşti. İstediği kampanyayı yapabilir, hayır kampanyası da yapabilir, ama MHP’nin bayrağıyla, MHP’nin tüzel kişiliğini temsil ettiği iddiasıyla yapamaz” dedi.  

AVRUPA KRİZİ BAŞGÖSTERİNCE BİZDEKİ KAYNAK İHTİYACI ARTTI

Antalya’nın bir turizm kenti olarak siyasi krizlerden etkilendiğini dile getiren Doç. Dr. Günal, sürekli bir belirsizlik halinin kenti ciddi şekilde etkilediğini belirterek, “Uzun vadeyi bırakın, orta vadede karar almak, teşebbüste bulunmak için gecikiyoruz. Belirsizlikleri aşmadan yapısal önlemleri almak mümkün olmuyor. Ekonomik sıkıntımızın temel sebebi konuta ve inşaata dayalı olmasından kaynaklı” dedi. Maçın ikinci yarısında rüzgarın karşıdan esmeye başladığını dile getiren Günal, “Bir süre rüzgar arkamızdan eserken, düşük kur yüksek faize dayalı sistemden, dünyada da likidite bolluğu varken sorun farkedilmedi. Avrupa’da kriz başgösterince bizde de kaynak ihtiyacı arttı. Zafiyetlerimiz ortaya çıkınca dışarıdan saldırı, mikrobun vücuda saldırması gibi oldu” diye konuştu. Yatırımcının önünü açmak gerektiğine işaret eden Günal, “Yapısal önlemleri alarak yatırımcının önünü açmak gerekiyor. Sadece teşvik kararları almakla sorun çözülmez. Plan çıkarıyoruz ama planın planı karşımıza çıkıyor. Planı aşıp uygulamaya geçemiyoruz. Yıllardır istihdam dostu olmayan, reel ekonomiye dayanmayan ekonomik yapının işsizliği önleyemeyeceğini söylüyoruz” dedi. Bir an önce normal gündeme döülmesi gerektiğine işaret eden Günal, “Her yıl 900 bin ile 1 milyon arasında istihdam yaratmalıyız. Türkiye gündeminde daha sıcak gelişmeler var. Bir kıskacın altında Türkiye, bunu kabul etmek zorundayız” diye konuştu.

3.5 MİLYON SIĞINMACI GÜVENLİ BÖLGEYE YERLEŞTİRİLMELİ

Sınır güvenliğini artıran önlemlerin alınması gerektiğini vurdulayan Günal, “Suriye topraklarında oluşturulacak tampon bölgeye Türkiye'deki sığınmacıların yerleştirilmesi gerekiyor. 3.5 milyondan fazla sığınmacı için orada güvenli bir bölge oluşturulmalı” dedi. Türkiye’deki istikrarın Arupa için önemli olduğunu kaydeden Günal, “Türkiye kaybederse Avrupa kaosa gider. Bu kaosu bir süre sonra önleme şansı olmuyor. Bulunduğumuz coğrafya dünyanın merkezi. Bunun birtakım bedelleri var. Milletçe beraber olmamız lazım. Belirsizliklerden çıkmak için yapısal bir hükümet sistemine ihtiyaç var. Darbe girişiminden sonra Türkiye'nin sistem tartışmalarıyla zaman geçiremeyeceğini anladık. Güçlü bir hükümete ihtiyacımız var. Türkiye bir an önce kaotik ortamdan çıkmalıdır" diye konuştu.

MESELE İMAM HATİP LİSESİ DEĞİL

Eğitim sisteminin Türkiye’de en çok değiştirilen ve en çok tartışılan konu olduğuna değinen Günal, “Maalesef aynı bakanlar bile sistemi bir kaç defa kendileri değiştirmek zorunda kaldırlar. Revize edilmesi ayrı ancak eğitim sistemi anlmında dışarıdan ithal bazı modellerle bir şeyler yapmaya çalıştığımız için bir türlü toparlanamıyoruz. Değerler eğitimi yoksa ahlak olmadan dindarlığın bir şeyi kalmıyor, ahlak olmadan ekonominin bir anlamı kalmıyor. Çünkü vahşi kapitalizm hepimizi belli bir şeye sürüklüyor” diye konuştu. Siyasi çıkarlarla meseleye bakıldığında gelecek nesilelrin kaybedildiğine dikkati çeken Günal, “Mesele sadece meslek liseleri ya da imam hatip liseleri açılması meselesi değil. Orada ne öğretiyorsun? Akle ve nakle dengeleyen İslam anlayışına eğer sahip çıkmazsak o zaman Vahabi tarzı Selefi akımlara, daha radikal akımlara teslim oluruz. İşte biz din eğitimini doğru düzgün vermezsek nasıl cemaat oldu diyoruz, Ali cemaati Veli cemaati fark eder mi? Siz doğru dürüst öğretemezseniz ihtiyacı sosyolojik olarak adam bir yerde karşılıyor” dedi.  

‘HDP’YE BİLE HAKARET EDERKEN DİKKAT EDİYORUZ’

Kutuplaşmaya dikkati çeken Günal sözlerini şöyle sürdürdü; “Kendi kitleni tutmak adına iyi görünüyor ancak bu defa uçlara savruluyoruz ve toparlamamız zor oluyor. Tartışma da yaşayacağız ama bazen öyle şeyler oluyor ki yüz yüze gelemeyecek laflar yapıyorlar. Ben kendi arkadaşlarıma da söylüyorum, sosyal medya çıktı mertlik bozuldu. Ya dedim öyle bir şey yazıyorsunuz ki yarın öbür gün bu adam çarşıda pazarda denk gelir yüz yüze bakamayız falan düşünmüyorsunuz. Biz Halkların Demokratik Partili’ye bile hakaret ederken dönüp biraz dikkat ediyoruz. Birazdan adamı göreceğiz, selam vermesek bile önümüzden geçiyor. Şimdi siz böyle yazıyorsunuz sosyal medyaya, sonra bu kayboldu gitti diye. Adam sayfa çıktısını alıyor, duruyor orda. Hafızasına kaydetmiş bir de almış dosyasını kaydetmiş ne olacak onlar? Şimdi bu, kutuplaşma gerilim bu çağda daha da artıyor. Yazıyor adam, altına diğerleri de yorum yazıyor, içinden çıkılamaz hale geliyor. İşte o yüzden diyorum eğitimin temelinde de ahlaklı olmayı ve iyi insan olmayı öğretmeliyiz.”

‘BERAT ALBAYRAK KİM? DEMEK Kİ MEVCUT SİSTEMDE DE BUNU ENGELLEYEN BİR ŞEY YOK’

Vekalet verme konusunda mevcut sistemde de aynı uygulamanın devam ettiğine değinen Günal, “Dışarıdan bakan atama şimdi de var, Ahmet Davutoğlu dışarıdan gelmişti hatırlarsanız. Sonradan Milletvekili oldu. Şu anda meclis Başkanı’na vekalet veriyor. Meclis Başkanı hangi konuda imza atıyor zannediyorsun, Cumhurbaşkanı gelinceye kadar acil olan konularda vekaleten ve Cumhurbaşkanı adına misafir kabul ediyor. Başbakan kime vekalet veriyor şimdi, Başbakan Yardımcısına, sen seçerken Başbakan Yardımcısı diye onu seçiyor musun, hayır seçmiyorsun. Bir partiye oy veriyorsun, o yine yardımcılarını belirliyor, bakanları belirliyor. Biz bakan diye seçiyor muyuz, hayır 550 tane milletvekili seçiyoruz, kimin iktidar olacağını da bilmiyoruz” dedi. Akraba seçme konusundaki tartışmalara da değinen Günal,  mevcut sistemde de bunu engelleyebilecek bir durum olmadığını belirterek, “Efendim akrabasını yaparsa ne olacak diyorlar. Berat Albayrak kim? Yani mevcut sistemde engelleyen bir şey mi var bunu. Ee yaparsa yine yapacak adam bunu yani. Bu sistem de gideceksin sandıkta diyeceksin ki kardeşim sen damadını yardımcın yaptın vermiyorum oy. Sümeyye Erdoğan’ı da yarın yapabilir daha ne söyleyeyim. Vekalet sistemi her zaman vardı, Başbakan’da yardımcılarına vekalet verir. Ve Recep Tayyip Erdoğan, bir şekilde Ağustos 2019’a kadar Allah ömür verdiği sürece hayır da çıksa devem edecek” diye konuştu. Toplantı, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


BAKAN ÇAVUŞOĞLU; ‘VATANDAŞLARIMI SANA REHİN Mİ VERDİM?’

BASIN BÜLTENİ ANTALYA, 16 MART 2017

2017 / 10

ANSİAD 23’ÜNCÜ AKDENİZ TOPLANTISI’NIN KONUĞU T.C. DIŞİŞLERİ BAKANI VE AK PARTİ ANTALYA MİLLETVEKİLİ MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU OLDU

BAKAN ÇAVUŞOĞLU; ‘VATANDAŞLARIMI SANA REHİN Mİ VERDİM?’

Avrupa’nın turizm sektörüyle Türkiye’yi tehdit ettiğini kaydeden Bakan Çavuşoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti olarak onlar gibi hukuksuzluğa düşseydik, karşılıklılık esası gütseydik, o gece Hollanda'nın Maslahatgüzarını Bakanlığa çağırıp, kulağından tutup hücreye atardık”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 23’üncü Akdeniz Toplantıs’nın konuğu, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu oldu. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantıya, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya İl Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, AK Parti 23. Dönem Antalya Miletvekili ve ANSİAD Kurucu Başkanı Sadık Badak, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık, Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Abdullah Erdoğan, diplomasi cephesinde yaşanan olağanüstü duruma işaret ederek, “Sayın Bakanımıza, Antalya’ya ve bizlere zaman ayırdığı için teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.

HOLLANDA’NIN TAVRINI ŞİDDETLE KINIYORUZ

Hollanda ile yaşanan olayın en temel demokratik değerlere ve insan haklarına aykırı olduğunu belirten Erdoğan, “Hollanda’nın Dışişleri Bakanımıza ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımıza gösterdiği tavrı şiddetle kınıyoruz” diye konuştu. Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin itibarına kimsenin gölge düşüremeyeceğini dile getiren Erdoğan, “Hollanda hükümeti ve benzer tutum alanlar, Avrupa’daki ırkçı partilere teslim olmuşlardır. Maalesef bu kez sorun diplomatik sahadan başlayarak siyasi sahaya yayıldı. Bununla beraber yine de diplomatik temaslarla ve itidal ile bu sorunun aşılmasında fayda görüyoruz” dedi.

AVRUPA’DA DEĞERLER EREZYONA UĞRADI

Hollanda ve Almanya ile yaşanan sorunlardan, ülkelerin vatandaşlarını ayrı tuttuklarını kaydeden Çavuşoğlu, Hollanda ve Almanya vatandaşlarını dost olarak gördüklerini belirterek, “Şu anda Almanya ile ciddi bir sorunumuz yok, sorunu ciddi şekilde aştık. Berlin Turizm Fuarı öncesinde yaptığımız görüşmelerle belirli bir noktaya geldik” diye konuştu. Almanya ve Hollanda ile gerginliklerin yaşanmasında hiçbirinin sebebi biz değiliz diyen Çavuşoğlu, “Avrupa’nın içine düştüğü bir durumun bize yansımasıdır. Irkçılık, yabancı düşmanlığı, İslam, Türk karşıtlığı, göçmen karşıtlığı, Avrupa’yı birleştiren değerlerin hepsinin ereryona uğratacak şekilde aşırı noktaya gelmesidir. Merkezdeki siyasetçilerin, aşırı sağ partilerin güç kazanmasından dolayı bir zemin kaybı yaşanıyor” dedi.

VATANDAŞLARIMI SANA REHİN Mİ VERDİM?

Hollanda Başbakanı’nın garip açıklamalarına ragmen mevkidaşı Hollandalı Bert Koenders’e teklifte bulunduğunu belirten Çavuşoğlu, “Sizdeki seçimden sonra gelelim dedik. Niye biz bir ülkeyi, sizi Wilders gibi bir parti karşısında zor duruma düşürelim dedik. Hollandalı Bakan ‘Seçimden sonra size garanti vermem gelmenizi istemiyorum’ dedi. Telefon beklerken başbakandan açıklama, ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı seçim sonrası ve öncesi Hollanda’ya gelemez. Hollanda’ya gelirse laleleri, müzeleri görmeye gelir, Türklerle buluşamaz’ dedi. Şimdi ben vatandaşlarımı sana rehin mi verdim? Ne demek Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı oradaki Türklerle konuşamaz. ‘Bizim vatandaşımız onlar’ diyor. Oy kullanıyorlar, bizim de vatandaşlarımız. Biz onlara hep olumlu mesaj veriyoruz. Biz vatandaşlarımızın istekleri, talepleri varsa onları dillendiriyoruz. Ama maalesef Avrupa’da bu sorun oluyor” diye konuştu.

80 MİLYONUN ONURUNU ÇİĞNETMEYİZ

Avrupa’nın turizm sektörüyle Türkiye’yi tehdit ettiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Her zaman diplomasiyi tercih ediyoruz, Turizm sektörüyle bizi tehdit edecekler diye biz 80 milyonun onurunu çiğnetemeyiz. Ticari olarak biz onları tehdit etmiyoruz. Almanya’nın geçen sene sadece Türkiye’ye sattığı otomobilin toplam miktarı 6 milyar Avro. Ben Almanya’yı tehdit ediyor muyum? Bu konuda da dik duruşumuzu gösteririz. Bu dengeyi çok iyi korumamız lazım” dedi. Çavuşoğlu, “Ticaret başka, iş adamlarının ne suçu var? Hollanda'daki iş adamlarının bir suçu yok ki. Hollanda'da şu anda aynı faşist çizgiye gelen partilerin, hükümetin, 'biraz daha Wilders'ten oy alabilir miyim?' diye popülizm yaparak uyguladıkları kabul edilemez. Hak, demokrasi, özgürlükler adına kabul edilemez. Eğer biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak onlar gibi hukuksuzluğa düşseydik, karşılıklılık esası gütseydik, o gece Hollanda'nın Maslahatgüzarını Bakanlığa çağırıp, kulağından tutup hücreye atardık” diye konuştu.

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ YOK

Bakan Çavuşoğlu, sistem değişikliği için yapılan bir referandum olduğunu belirterek, “Bu bir rejim değişikliği değildir. Hayati bir sistem değişikliğini konuşmak durumundayız. Medeni bir şekilde tartışmalıyız. Hangisi Türkiye’nin geleceği için faydalı ve zararlı bunları konuşmamız lazım. Bunları sadece siyasetçilere bırakmamalısınız” diye konuştu. Önemli olanın güçler ayrılığının net şekilde ortaya konulması olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, “Önemli olan dengenin çok güzel şekilde tesis edilmesidir” dedi. ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD 23’üncü Akdeniz Toplantısı anısına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na plaket takdim ederken, Bakan Çavuşoğlu da ANSİAD ziyareti anısına şilt takdiminde bulundu. Toplantı, Yönetim Kurulu Üyeleri’nin Mevlüt Çavuşoğlu’yla fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


BUDAK; ‘ATACAK MERMİMİZ, BARUTUMUZ ÇOK AZ’

BASIN BÜLTENİ
ANTALYA, 15 MART 2017 | 2017 / 09

ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE ANTALYA MİLLETVEKİLİ ÇETİN OSMAN BUDAK OLDU

BUDAK; ‘ATACAK MERMİMİZ, BARUTUMUZ ÇOK AZ’

Türkiye Cumhuriyeti’nin 15 yılda 700 Milyar TL faiz ödediğini dile getiren Budak, “Merkez Bankası’nın piyasaya müdahale edebileceği 24 Milyar Dolar rezervi var. Yani uzun lafın kısası atacak mermimiz, barutumuz çok az” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 5’inci Olağan Toplantısı’nın konuğu, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak oldu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı H. Ergin Civan’ın yaptığı toplantı, ‘Türkiye ve Antalya Ekonomisi & Anayasa Değişikliği’ başlığında gerçekleştirildi. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantıya, Muratpaşa Belediye Başkanı Avukat Ümit Uysal, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Mustafa Erdem, CHP Konyaaltı İl Başkanı İlhan Buğdaycı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Üyesi  ve Antalya Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Başkanı Ali Bahar, Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Erdoğlu, Antalya Muratpaşa Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Burdur Sanayici Serbest Meslek Mensupları ve İşadamları Dayanışma Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kurt, Antalya Büyükşehir Belediyesi CHP’li Meclis Üyeleri, Recep Tokgöz, Mustafa Reşat Oktay, Muratpaşa Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ahmet Öztürk, Antalya ADALYA Vakfı Başkan Vekili Hüseyin Demir ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı.

BAŞKANLIK SİSTEMİ HALKA DAYATILIYOR

Türkiye'de önemli bir referanduma gidildiğini ve partilerin bir araya gelmesi gerektiğini kaydeden Budak, “Şimdi bu tek kale maç gibi fakat diğer partilerden milletvekili arkadaşlarımız da burada olsaydı interaktif olurdu. Birbirimizin eksiklerini tamamlardık. Ben onların, onlar da benim eksiğimi tamamlardı. Sizler de tam olarak anlama ve aydınlanma şansına sahip olurdunuz" dedi. Fiili durum resmi duruma geçsin denilerek Başkanlık sisteminin haka dayatıldığını kaydeden Budak, “MHP Genel Başkanı, fiili durum resmi duruma geçsin diyerek bu konuyu ortaya attı. Fiili durum demokrasilerde olmaz, demokrasi dışı durumlarda olur. Fiili durumu resmi duruma getirmek için kanun ya da anayasa değişikliği yapamazsınız. 2014’ten beri fiili durumu kabul etmek durumunda kaldık, anayasal çerçevene çekil demek yerine fiili durumu referanduma götürmek durumunda bırakıldık” diye konuştu.

İŞSiZLiK VE ENFLASYON REKOR KIRIYOR

Fiili durumdan kaynaklı olarak 2014’ten beri tek bir kişinin yönetimindeysek o zaman rakamlara bakmak gerekiyor diye konuşan Çetin Osman Budak, “Enflasyon Şubat ayında 10.13 ile çift haneye çıktı. Üretici fiyat endeksi, tüketici enflasyonlarından daha yüksek seyrediyor. Şubatta bir önceki aya göre 1.26, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15.36 arttı” dedi. İşsizlikte umudunu kesenlerin olduğunun altını çizen Budak, “İşsizlik Kasım’da 12.1’e çıktı. İş aramaktan umudunu kesenlerle birlikte yüzde 20’ye çıkıyor. 6.5 milyon işsiz var, her 5 kişiden biri işsiz, her 4 gençten biri işsiz” diye konuştu.

13 GÜNDE YÜZDE 25 DÜŞÜŞ

Turizmde son 35 yıldır Antalya’nın eksi yazdığı bir yıl olmadığını belirten Budak, “Türk turizmi 2016 yılında, bir önceki yıla göre 10.8 milyon yabancı turist, 9.3 milyar dolar gelir kaybı yaşadı. 2017 ise iyi başlamadığı gibi, turizmin iki önemli merkezi İstanbul ve Antalya, Ocak- Şubat döneminde kayıp yıl olan 2016’nın da yüzde 15-20 altında kaldı” dedi. 1 Mart-13 Mart tarihleri arasında 2016 yılına göre düşüş yaşandığını dile getiren Budak, “Havalimanından alabileceğiniz veriler bunlar, 2016 batık yılına göre 1-13 Mart tarihleri arasında yüzde 25 eksi yazmış. Ruslar gelmedi de Almanlar neden gelmedi, Fransızlar, İngilizler niye gelmedi buna bakmak lazım” diye konuştu.

‘ÇANTACILAR ŞİRKET PAZARLAMAYA BAŞLAMIŞ’

Kanun Hükmünde Kararnamelerle devlet yönetildiğini dile getiren Budak, “Duyuyorumki çantacılar, ellerinde çantalarla şirket pazarlamaya başlamışlar. TMSF’ye atılmış şirketleri, ben sana şu değerden şirketleri bağlayayım, sen de şu fiyattan satın al denilerek. Şu anda meclise getirilen bir KHK yok. Öyle kararlar alınmış ki gülersiniz. Mesela kış lastiği takma zorunluluğu KHK ile alınmış” dedi. OHAL kapsamında alınan KHK’lara eleştirilerde bulunan Budak sözlerini şöyle sürdürdü; “Şu anda bine yakın şirkete el konuldu. Kayyum atanıyor, ardından sıkıntıya giriyorlar, çünkü kimse mal vermiyor. Bankalar kredilerini kesiyor, çek defterleri geri isteniyor. Isparta'da bir firmada, FETÖ’cü olduğu iddia edilen birinin binde 7’lik hissesi olduğu için şirkete kayyum atanmış. Henüz kanıtlanmamış, yargılanmamış. Bankadaki kredileri durduruldu, çek defteri geri istendi. Adam çek kesip mal da alamıyor. FETÖ'cü diye şüphelendiğin adamın binde 7 hissesi var, ver o adamlara, sat, aldığın parayı da götür bankaya yatır. Adam aklanırsa gider parasını alır. Kayyum atamaları böyle yapıldı. Sonra TMSF başkanına yetki verildi, o şirketleri TMSF yönetiyor ve satma kararı çıkardılar, yargılama süreci bile başlamadı henüz. Çoğunda da durum böyle. Serveti 15 milyar dolar olan şirketler var. Bir yığın ortağı var ve eğer kefil olduysa ortakları onlar da gitti, şahsi mal varlıklarına el konuldu. TMSF başkanına baskı yapıldı, 'bunların satışını yapın' diye. 'Bu davalar sonuçlanmadan bunların satışı yapılamaz' dedi bir cesaretle ama sonra yine KHK çıkardılar ve satış yetkisini başbakan yardımcısına verdiler.” 

35 MİLYAR DOLAR CARİ AÇIK

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndakİ duruma değinen Budak, “Faiz lobisi denilip duruyor, Türkiye son 15 yılda 700 Milyar TL faize para ödemiş. TUİK rakamları bunlar, orada duruyor. Merkez bankasının üzerinde çok ağır bir siyasi baskı var, sözde özer olan bir yapı. Faizi sabit tutuyoruz diyorlar, günde ortalama faiz yüzde 10.8, Kasım’da yüzde 7.7’ymiş. Merkez Bankası’nın şu anda 106 Milyar Dolar rezervi var. 16 milyar doları altın, 89 milyar doları döviz, 1 milyar doları da yurtdışı mevdatları, 54 milyar doları da zorunlu karşılıklar. Yani uzun lafın kısası, atacak barutumuz, atacak mermimiz çok az. Yani Merkez Bankası’nın piyasaya müdahale edebileceği 24 Milyar Dolar rezervi söz konusu” dedi. Kısa vadeli yurtdışı borcumuzun 35 Milyar Dolar olduğunun altını çizen Çetin Osman Budak, “Yani her ay bize 3 buçuk Milyar Dolar lazım, bulamazsak rezerve gideceğiz. En azından cari açığın finansmanı için bu para gerekli. 3 buçuk Milyar Dolar bize para lazım. Bu para da bize nereden gelecek, tasarrufunuz yok, tasarrufu olan ülkelerdne gelecek. Onlarda neresi, Amerika, Hollanda, Belçika, parası olan ülkeler. Yan cari fazlası olan zengin ülkeler” diye konuştu.

‘BİR TEK KİŞİYE HESAP VERİRİM O DA BABAM’

Varlık Fonları’nın doğal zenginliği ve kaynak fazlası olan ülkelerde kurulduğunu dile getiren Budak, “Bunlar daha çok petrol ve doğalgaz zenginleridir. Ve bu ülkelerde fazlalar, gelecek nesilere aktarılmak üzere fonlarda değerlendirilir. Her sene de düzenli oraya para akar. Şimdi bu, zengin ve fazlası olan bir ülkenin kuracağı bir şey. Gana’da bir Varlık Fonu kuruyorlar, fakir de bir ülke, kurdukları fonun başında Başkanın oğlu. İngiltere’de ve Londra’da çok ciddi bir paraya malikane alıyor. İngiltere’de ki gazeteciler de bunu ortaya çıkarıyorlar. Kendi ülkesinde de çok fazla dile getiriliyor. Gazeteciler soruyor, bu konuda gidip devlete, senatoya hesap verecek misiniz? ‘Ben bir kişiye hesap veririm o da babam’ diyor” dedi.   

YURTDIŞINDA PROPAGANDA YASAĞI 2008’DE GETİRİLMİŞ

Bazı Avrupa ülkeleriyle yaşanan gerilime de değinen Çetin Osman Budak, "298 sayılı kanunun yurtdışı seçmenlerin oy verme yöntemleri ve genel ilkeler başlıklı 94/a'nın 5'inci fıkrasına göre yurtdışında ve yurtdışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz. 2008 yılında kendileri getirmiş. Şimdi Rauf Denktaş 2004 yılında buraya gelecek propaganda yapacak, o zamanda dönemin başbakanı yurtdışına gidiyor havaalanında konuşma yapıyor. ‘Ne işi var, burada propaganda yapıyor Rauf Denktaş. Gitsin Kıbrıs'ta yapsın’ diyor. Dönemin başbakanı bunu söylüyor” diye konuştu.

'BU 80 MİLYONUN ONURUDUR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son olarak 'Hollanda'ya haddini hesabını bildireceğiz' dediğini kaydeden Budak sözlerini şöyle sürdürdü; “Bildir bekliyoruz. Bildir, ne yapacaksan arkasındayız. Hollanda'yla bütün ilişkileri askıya al. Ve bunu bütün dünyaya duyur. Ticari ilişkileri dondur. Hadi buyur. Ama İsrail'deki, Rusya'daki gibi olmasın. İyi, güzel gururumuzu okşuyorsun, yani bize yapılanlara net ve sert bir şekilde karşılık veriyorsun, bizim de koltuklarımız kabarıyor. Ama sonra utançtan yerin dibine geçesimiz geliyor. O yüzden dış politika milli meseledir, burada siyaset falan yapılmaz. Eğer haddini bildirecekseniz sonuna kadar arkanızdayız. Söyledik bunları, genel başkanımız da söyledi. Ve hala da ısrarla söylüyoruz. Yapılması gerekeni yapın, takipçisi olacağız. Yaptığınız açıklamalar, verdiğiniz notalar, efendim işte diplomatik ilişkilerin bir süre kesilmesi, ee büyükelçimiz duruyor Hollanda da, geri çekin. Niye geri çekmiyorsunuz. Bir şey söylüyorsanız da gereğini yerine getireceksiniz. Bu 80 milyonun onurudur. Onurumuzla da oynatmayız.” Soru ve cevapların ardından sona eren toplantıda, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Erdin Civan, Budak’a plaket takdiminde bulundular.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr



TÜREL; ‘KONYAALTI SAHİLİNDE İŞ BAŞA DÜŞTÜ’

ANTALYA, 1 MART 2017 

ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU BAŞKAN MENDERES TÜREL OLDU

TÜREL; ‘KONYAALTI SAHİLİNDE İŞ BAŞA DÜŞTÜ’
Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 4’üncü Olağan Toplantısı’nın konuğu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel oldu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın yaptığı toplantı, ‘Antalya ve Türkiye Gündemi Hakkında Güncel Konularımız’ başlığında gerçekleştirildi. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantıya Uluslararası Antalya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ve FİFA Kokartlı Hakemi Sadık Deda katıldı. ANSİAD’a yeni katılan asli üye Ender Kuzucu ve fahri üye Ufuk Peker’e, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel tarafından üyelik belgeleri ve rozetleri takdim edildi. Toplantıda açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, istihdam seferberliğine destek verdiklerini belirterek, “Her üyenin en az bir kişiyi işe alması, hatta çalıştırdığı işçi sayısının en az yüzde 5-10'u kadar istihdam artışı sağlaması önemli. Antalya ve ülke ekonomisi için bu işe kayıtsız kalmamız düşünülemez” dedi.

ANTALYA RAYLI SİSTEMLE RAHATLAYACAK
Bir şehrin marka değerinin en önemli göstergelerinden birinin lüks gayrimenkul fiyatlarının metrekare değeri olduğunu kaydeden Türel, “Yeni yatırımlarla Antalya’nın marka değeri artıyor. Antalya'da birkaç yıl önce lüks gayrimenkulde ortalama bin dolar olan metrekare fiyatları bugün 4 bin avroya kadar yükseldi” dedi. Ulaşım sorununun kalıcı şekilde çözülmesi için raylı sistemin geliştirilmesi gerektiğini dile getiren Türel, “Raylı sistemde projelerimiz devam ediyor. Varsak- Meltem arasında inşa edilecek 3’üncü etap raylı sistem hattı 28 kilometre olacak. Eski Varsak Belediyesi önünden başlayıp, Akdeniz Üniversitesi’ne uzanacak olan hat nostajik tramvay hattıyla buluşacak. Varsak’tan binen bir vatandaş üniversiteden, hastaneye, havaalanından mezbahaya istediği raylı sistemle ulaşabilecek” dedi. Antalya’nın çok şanslı bir dönem yaşadığını dile getiren Türel, “Şehirler de insanlar gibi doğup, büyüyüp ölüyor. Antik kentler bunun en önemli delili. Ben Antalya'nın bu dönem çok şanslı bir dönem yaşadığına inanıyorum. En büyük şanslarımızdan biri Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ve Antalya'ya özel bir ilgisi olan Sayın Cumhurbaşkanımız" dedi.

İKİ KEZ İHALEYE ÇIKTIK KATILAN OLMADI
Konyaaltı sahiliyle ilgili sorular gelmesi üzerine iki kez ihale düzenlediklerini ancak ilgilenen firma çıkmadığını belirten Türel, “15-20 senedir sahil özel firma tarafından işletildi. Halka kapatılmadı, bizim yaptığımız da aynısı. Yap, işlet, devret yöntemiyle yapacağız. Bu gibi büyük alanların özel sektör tarafından işletilmesi çok daha kaliteli olur. İkinci ihaleye çıktık yine katılan olmadı. Şimdi iş başa düştü biz yapacağız. Uygulama projelerini yapıyoruz. 3 ay gibi bir süre geçecek. Daha sonra belediye olarak biz yapım ihalesine çıkacağız, ondan sonra da işletme ihalesine yine çıkarız" açıklamasında bulundu. Boğaçayı projesinin de tamamlandığını belirten Türel, kamu izinlerinin alınmaya çalışıldığını, ilk etap için bu yıl içerisinde ihale edileceğini kaydetti. 

KOALİSYON DEVRİ KAPANACAK
Ekonominin, tek parti dönemlerine göre büyüme hızının iki katı olduğunu kaydeden Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Manderes Türel, “Anayasa değişikliği paketi kabul edildiğinde en önemli dönüm noktalarından biri koalisyon devrinin kapanması olacak. Tek parti iktidarı, hızlı gelişme için önemli bir avantaj. Artık koalisyon dönemi tarihe gömülecek inşallah" dedi. 16 Nisan'da 'evet' çıkarsa terörle mücadelenin çok daha güçlü olacağını belirten Türel, “16 Nisan'da bu milletin birliği, beraberliği için istikrardan yana bir tablo ortaya çıkarsa sadece terörle mücadelede değil ekonomide ve öteki alanlarda da çok güçlü hareket etme imkanımız olacak" diye konuştu. Anayasa değişikliğinin aceleye getirildiği yönünde eleştirilerin doğru olmadığını belirten Başkan Türel, söz konusu çalışmaların  Ak Parti döneminden de önce olduğunu, merhum Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a kadar uzandığını söyledi. Anayasa değişikliği paketinin çok uzun yıllardır hazırlanmış bir çalışmanın ürünü olduğunu vurgulayan Türel, derinliği olmayan bir çalışmanın kısa sürede bitirilemeyeceğini söyledi. 

Türkiye'nin 16 Nisan'da bir seçim yapmayacağını, devlet yönetiminin biçimine yönelik bir halk oylaması yapılacağını ifade eden Türel, “17 Nisan sabahı uyandığımızda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yine Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan yine Binali Yıldırım ana muhalefet partisi lideri yine Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı yine Devlet Bahçeli olacak. Bir siyasi seçim yapmıyoruz. Devlet yönetiminin biçimine yönelik bir teklif var ortada. Herkesin fikrine, kararına saygımız sonsuzdur” diye konuştu. 

YASAMA VE YÜRÜTME TAM OLARAK AYRILAMIYOR
Bakanlar ve milletvekilleri arasında dosthane ilişkiler ile yasama ve yürütmenin tam olarak ayrılmadığını dile getiren Menderes Türel, “Bakanların Meclis dışından olmasıyla bu durumun önüne geçilecek. Şimdiki sistemde Mecliste gensoru müessesesi işlemiyor, denetleme yapılamıyor. En çok tartışılan konulardan biri de cumhurbaşkanının yargılanması meselesi. Bugünkü yasalarımızda cumhurbaşkanının yargılanması diye bir şey hukuken mümkün değil. Anayasa'ya göre cumhurbaşkanları vatana ihanetten yargılanabilir. Türk Ceza Kanunu veya herhangi bir ceza kanunu içinde vatan hainliği diye tanımlanan bir suç var mı? Vatan hainliğinin tanımı yok Türk Ceza Kanunu'nda. Tanımı olmadığı için vatan hainliği suçu nedeniyle cumhurbaşkanlarımız hiç yargılanmamış” dedi.

 

PKK BAŞINA GELECEĞİ BİLİYOR
Halk oylamasında ‘evet’ çıkması halinde Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan terörle mücadelenin çok daha güçlü şekilde yapılacağını belirten Türel, sözlerini şöyle sürdürdü; “PKK 'evet'i istemiyor, çünkü başına geleceği biliyor. Terörle mücadele çok daha güçlü verilmeyecek olsa PKK niye 'hayır'cı olsun. PKK bugün 'hayır'cı, nedeni de açık ve nettir. 16 Nisan'da 'evet' çıkarsa bu terör mücadelesi çok daha güçlü bir şekilde verilecek. Çok önemli operasyonlar söz konusu olabilir, ama milletin desteği olmazsa bunların yapılabilmesi zorlaşacaktır. Bugün Türkiye'nin 2002'den 2016 senesine kadar ekonomideki büyüme rakamları ortada. Türkiye'nin bu çıkışındaki en önemli nedenlerden biri istikrardır. İstikrar milletin iktidara sağladığı destektir. Dolayısıyla 16 Nisan'da bu milletin birliği beraberliği için istikrardan yana bir tablo ortaya çıkarsa sadece terörle mücadelede değil ekonomide ve öteki alanlarda da çok güçlü hareket etme imkanımız olacak.” Gecenin sonunda ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e günün anısına plaket takdim etti.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


SERKAN OYAN: ‘FİNDEKS FİNANSAL GBT’NİZ’

ANTALYA, 22 ŞUBAT 2017

ANSİAD Ticaret Sektörü tarafından organize edilen ANSİAD 2’nci Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, Akdeniz ve Ege Bölge Findeks Satış Yönetim Birimi Bankalar Koordinasyon Yöneticisi Serkan Oyan oldu.  

SERKAN OYAN: ‘FİNDEKS FİNANSAL GBT’NİZ’
Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin kahvaltılı toplantısının konuğu olan Akdeniz ve Ege Bölge Findeks Satış Yönetim Birimi Bankalar Koordinasyon Yöneticisi Serkan Oyan, Antalya iş dünyası için ‘Güvenli Ticaretin Adresi Findeks’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. Antalya Akra Barut Otel’de düzenlenen kahvaltıya, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Ticaret Sektörü Başkanı Dr. Türker Gümüş, Findeks Akdeniz Bölge Banka Şube İlişkileri Danışmanı Ayşegül Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı.

 

DOKUZ BANKA ORTAKLIĞI
Findeks’in kullanımı hakkında bilgi veren Oyan, “Türkiye’nin önde gelen dokuz bankasının ortaklığı ile kurulan Kredi Kayıt Bürosu A.Ş. tarafından hayata geçirilen Findeks, bireylere ve reel sektöre yönelik olarak tasarlanmış yeni finansal hizmet platformudur. Findeks, finans sektörünün seni nasıl gördüğünün bir aynasıdır. Bir nevi finansal GBT’niz diyebiliriz” dedi. Kullanıcıların, Findeks’i kullanarak finansal durumunu ve itibarını kontrol altında tutabileceklerini kaydeden Oyan, “Buradan, bankalar ve diğer finansal kurumlardaki kredi borç ve limitlerini, kredi notunu takip edebilir, finansal hayatınızın kontrolünü sağlayabilirsiniz. Dünyada yaygın olarak kullanılan ve tüm sektörlerde itibar göstergesi olan finansal derecelendirme sonuçlarına hakim olabilirsiniz” diye konuştu.

 

UZMAN KADROLAR
Türk finans kurumlarından alınan bilgileri derleyen ve bu bilgileri Türkiye’deki tüm finans kurumlarının değerlendirmelerinde kullanmak üzere sunduklarını kaydeden  Serkan Oyan, “Dünyada bir ilk olan Findeks Karekodlu Çek Sistemi ile, çek üzerindeki karekod vasıtasıyla çek yaprağı ve keşidecinin çek ödeme geçmişi hakkında detaylı bir rapor alabilirsiniz. Findeks, ticaret erbaplarının, ticaret yaptıkları kişilerin güncel durumlarını inceleyerek daha sağlıklı iş yapmalarını sağlamak amaçlı bir platformdur” dedi. Risk rapor analizi ile 5 yıllık bir ödeme geçmişine ulaşılabileceğini sözlerine ekleyen Oyan, “Bu rapor oluşturulurken ülkemizdeki tüm bankalar ve diğer finans kuruluşlarından alınan kredi kullanım ve ödeme performansı dikkate alınarak oluşturulur” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından, fotoğraf çekimiyle son buldu.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


DR. SEVİM HACIARİFOĞLU TOLUNAY; ‘SORUN BENDE DEĞİL SENDE’

14-02-2017

BASIN BÜLTENİ                                                                        ANTALYA, 14 ŞUBAT 2017

2017 / 05

DR. SEVİM HACIARİFOĞLU TOLUNAY; ‘SORUN BENDE DEĞİL SENDE’

Dr. Sevim Hacıarifoğlu Tolunay, “Evlilik tek kişilik değil, ‘sorun sende değil bende’ diyerek başlamak yerine, karşımızdakini değiştirmeye çalışmak yerine ne olursa olsun sorumluluğu en başta ele alabilmeliyiz” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 3’üncü Olağan Toplantısı 14 Şubat Sevgililer Günü nedeniyle, ‘Evlilik, İlişkiler ve İletişim’ üzerine gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Üyesi Macit Günel’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Psikiyatri Uzmanı Dr. Sevim Hacıarifoğlu Tolunay oldu. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantıya Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Ali Eroğlu, Antalya Organize Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD) Başkanı Ahmet Kasapoğlu, Isparta Girişimci Sanayici ve İşadamları Derneği (IGSİAD) Başkanı Hasan Büyükçam ve IGSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Koray Öztürk, ANSİAD Üyeleri ve Üye eşleri katıldı. Toplantıda 14 Şubat Sevgililer Günü nedeniyle ANSİAD üyesi iş insanlarının eşlerine çiçek takdim edilirken, toplantı devamında Vahdet Narin, Alper Dermut ve Kadir Dalkıran bir müzik dinletisi gerçekleştirdi.

SORUMLULUĞU EN BAŞTA ELE ALIN

14 Şubat Sevgililer Günü’ne özel hazırlanan ANSİAD 2017 yılı 3’üncü Olağan Toplantısı’nda ‘Evlilik, ilişkiler ve iletişim’ üzerine bir sunum gerçekleştiren Psikiyatrist Uzman Dr. Sevim Hacıarifoğlu Tolunay, evliliğin tek kişilik olmadığını, evlilikte iki farklı birey ve iki farklı kişiliğin söz konusu olduğunu belirterek, “Konu erkek ve kadın olunca, ‘sorun bende değil sende’ diyerek başlayan kalıp cümleler önümüze çıkıyor. Bu nedenle de en başında söylemek isterimki, ne olursa olsun sorumluluğu en başta ele almalıyız” dedi. Olumlu düşünmenin birinci koşul olduğunu belirten Uzm. Dr. Tolunay, “Bir tatile gideceğinizi hayal edin, sadece iki gün ayırabildiğiniz ve bütün önlemlerini önceden aldığınız, fakat o da ne, bir anda yağmur yağmaya başladı. Bu durumda ne düşünürsünüz? Lanet olsun iki günümü ayırdım ve yağmur yağdı diyerek kendi motivasyonunuzu mu düşürürsünüz, yoksa tam tersi sevdiklerinizle geçireceğiniz bir gün olarak mı görürsünüz?” dedi.  Bir süre sonra tekrarladığınız şeylerin kaderiniz olmasını sağlayabilirsiniz diye konuşan Uzm. Dr. Tolunay, “Ben diyorum ki bırakın mucize beklentilerinizi. Gerçekle bağdaşmayan şeylere karşı, hayattaki hangi başarı emek harcamadan sıkıntı yaşamadan gerçekleşir ki. Sorumluluğu almak için sorunun kimde olduğu önemli değil diyerek başlayın” diye konuştu.

DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞMAYIN

İnsanların evlendikleri zaman her şeyin değişebileceğini düşündüklerini kaydeden Uzm. Dr. Sevim Tolunay, “Çoğu insan haklı olmayı mutlu olmaya tercih ediyor. Fakat evlilik yalnızca bir imzadan ibaret değil. Bir imzayla karşımızdakini değiştirecek ya da değiştirebileceğimizi düşünmek tamamen yanlış” dedi. Eşlerin sevgisinin yaptıklarıyla ilgili olmadığına değinen Uzm. Dr. Tolunay, “Genellikle de böyle düşünen kişiler, onaylanmadığı veya istediği şeyler yapılmadığı durumlarda olumsuz bir tutum içerisine giren ve depresyona yatkın olan kişilerdir. Eşinizin size olan sevgisini göstermek için her şeyi yapması gerekmiyor” diye konuştu. Duygularımızın hiç birinin kalıcı olmadığını kaydeden Uzm. Dr. Sevim Hacıarifoğlu Tolunay, “Aşk nedir? İhtiyaç, tüketme isteği, mutsuzluğu ortadan kaldırma çabası, yaşamın sıradanlığına başkaldırış mıdır? Öyle sık aşık olmaya başladık ki, evdeki ya da içimizdeki sorunu karşımızdakiyle görüşmek yerine dışarıya çıkma kaçma ve tüketme isteği içerisindeyiz” dedi.

SEVGİ ‘EMEKTİR’

‘Sevgi neydi sevgi emekti’ repliğiyle günümüzde dahil geçerliliğini koruyan Selvi Boylum Alyazmalım filminden bir kesit sunan Uzm. Dr. Tolunay, “Aşkında bir ömrü var, kısa sürede tüketiyoruz, Aşk 1-1,5 yıl süren bir süreç. Peki ondan sonra ne yapacaksınız? Seçim yapmak zorunda olan Asya’nın seçimi güvenden yana oldu. Benim evliliğim aşkla başladı diyeyenler görüyorum, ya da tam tersi evliliğim aşkla başladıda ne oldu diyeneleri de görüyorum. Evliliğin nasıl başladığı çok önemli değil, fakat sonrasında çaba, emek yoksa bir yere kadar sürebiliyor” diye konuştu.

EVLİLİK BATMIŞ BİR YATIRIM

Boşanma oranlarının arttığını ve bunun sebeplerini dayak, aldatma, maddi sorunlar, cinsel problemler, arkadaşlar ve aile, çocuklar olarak gördüğünü kaydeden Uzm. Dr. Tolunay, “Evliliği batmış bir yatırım olarak nitelendirebiliriz, bazen ilişki gerçekten kötü gidiyordur ve yaşanan ilişki artık çöküşe gidiyordur. Evlilik evinizde aldığınız ve etiketini dahi çıkarmadığınız bir elbise gibidir, onu ne atmaya kıyabilirsiniz ne de orada durmasına razı olabilirsiniz. Bu yüzden ölü bir yatırımdır evlilik” dedi. Diyalog problemleri yaşandığını belirten Uzm. Dr. Tolunay sözlerini şöyle sürdürdü; “Kadınlar en çok anlaşılmamaktan ve dinlenilmemekten şikayet ediyor, erkekler ise şaşkın. Kadının isteği ve erkeğin isteği farklı ve bunun sonucunda çözümlerde farklılaşıyor. İletişim dendiğinde konuşma ve dinleme becerileri akla geliyor, herkes çok iyi konuştuğunu ve çok iyi dinlediğini belirtiyor. Peki nasıl konuşmalıyız, kısa konuşacağız, yargılamadan ve suçlamadan, genellemeler yapmadan, öğüt ve nasihat vermeden, karşılaştırma ve kıyaslama yapmadan, geçmişi getirmeden, başkalarını katmadan çocuğumuzla eşimizle konuşabilmeliyiz” dedi.

BEKLENTİLERİ GERÇEKÇİ SINIRLARA ÇEKMELİYİZ

Önemli olanın farklılıkları kabullenmek olduğunu belirten Uzm. Dr. Sevim Tolunay Hacıarifoğlu, “Bütün ilişkilerimizde negatif tarafımızdan kurtulmalıyız, takdir etmeliyiz, beklentileri gerçekçi sınırlara çekmeliyiz, kafamızdaki evlilik modelinden vazgeçmeliyiz, herkes kendi annesi babası gibi bekliyor ama bunlar değişmeli, alabilmek için daha çok vermeliyiz. Suçlama ve analiz yapmayı lütfen bırakalım. Sevdiğimizi daha çok söyleyelim, duyarsız kalmayalım. Bana göre en büyük günah ilişkilerde duyarsız kalmak, duvar olmak” diye konuştu. Sunumunu Özdemir Erdoğan’ın ‘Bana ellerini ver’ parçasıyla bitiren Tolunay, “İşin özeti, sevdiğimizi ve birlikte olduğumuz kişiyi olduğu gibi kabul edelim, birazcık görmezden gelmek önemli ve uzun mutlulukların sırrı diyebiliriz. Önemli olan her şeyi hissedebilmek ve çabayı elden bırakmamaktır. Çabayı, aşkı elden bırakmadığınız bir sevgililer günü diliyorum. Sevmek olmasa yaşam çokta anlamlı olmaz” dedi. Sunumun ardından ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Macit Günel, Uzm. Dr. Sevim Hacıarifoğlu Tolunay’a teşekkür plaketi takdim etti. Program, 14 Şubat Sevgililer Günü nedeniyle, Vahdet Narin, Alper Dermut ve Kadir Dalkıran’ın müzik dinletisiyle son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

 


ANSİAD LİSELERE YÖNELİK FİKİR ŞENLİĞİ YAPILDI

ANSİAD Liselere Yönelik Fikir Şenliği Yapıldı

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Girişimcilik Haftası etkinlikleri çerçevesinde öğrencilerin girişimci olma niyetlerini güçlendirmek amacıyla Liselere yönelik Fikir Şenliği yapıldı.

Uluslararası Antalya Üniversitesi Şehir Kampüsü’nde düzenlenen Fikir Şenliği’nde konuşan ANSİAD Girişimcilik Haftasından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi M. Sadi Kan, Fikir Şenliği’ni ANSİAD Girişimcilik Haftası Komitesi’nin önerisiyle bu yıl pilot uygulama ile organize ettiklerine dikkat çekerek, amaçlarının öğrencilerin girişimci olma niyetlerini güçlendirmek, girişimcilik becerilerine bilimsel katkı sağlamak olduğunu söyledi. Kan, lise 2.sınıf  öğrencilerine yönelik düzenlenen Fikir Şenliği etkinliğine pilot seçilen  2 resmi 2 özel olmak üzere toplam 4 okuldan girişimci olma fikrine yatkın, yenilikçi fikirler üreten 20 öğrencinin katıldığını belirterek, bu etkinlikle öğrencilerin takım çalışması ve sunuş kabiliyetlerine de katkı sağlamayı hedeflediklerini bildirdi.

İşletme Doktoru Onur Dirlik’in “Temel İşletmecilik Bilgileri” eğitimiyle başlayan etkinlik, Akdeniz Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi AKİŞMER Yönetim Kurulu Üyesi  Yrd.Doc.Dr.Nuray Atsan’ın “Girişimcilik” dersiyle devam etti.

Etkinliğin ikinci bölümünde çalıştay için gruplara ayrılan öğrenciler \"İş Fikri Üretme ve İş Modeli Kurgulama Eğitimini\" Yrd. Doç. Dr. Nuray Atsan’dan aldılar. ANSİAD üyeleri mentörlüğünde iş fikri üreten öğrenciler grupla birlikte iş modeli geliştirdiler. Etkinliğe mentör olarak ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Girişimcilik Haftası’ndan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi M.Sadi Kan, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, ANSİAD Girişimcilik Haftası Hazırlık Komitesi Üyeleri Hatice Öz, Canan Gürkan ve Nuray Atsan katıldı. Öğrenciler, iş fikri üretme eğitiminin ardından ANSİAD mentörlerine gruplar halinde proje sunumu yaptılar. Projeleri hakkında ANSİAD mentörlerinden geribildirim alan öğrenciler, şenliğin bitiminde etkinlikten çok memnun kaldıklarını ve etkinliğin tekrarlanmasını istediklerini bildirdiler. Etkinlik sonunda ANSİAD mentörleri tarafından öğrencilere katılım belgesi takdim edildi.

Fikir Şenliği, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu


CNNTÜRK EKONOMİ MÜDÜRÜ:\"DON SATARAK KÜRESEL GÜÇ OLAMAYIZ\"

CNNTURK Ekonomi Müdürü Emin Çapa, ANSİAD Olağan Toplantısı’nın Konuğu Oldu.

ÇAPA: “Don Satarak Küresel Güç Olamayız”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD ) 17.Olağan Toplantısı’nın konuğu CNNTURK Ekonomi Müdürü Emin Çapa oldu. Kişi başına milli gelir konusunda yedi yıldır yerimizde saymamızı “İzmir’den ABD’ye 110 Cent’lik don satışıyla açıklayan CNNTURK Ekonomi Müdürü Emin Çapa, “Ünlü Amerikan firması DKNY (Donna Karan New York) markası donları İzmirli bir firma tarafından İzmir’de üretiliyor. Türk firma ürünleri ortalama olarak 110 Cent’e Amerikan limanına teslim ediyor. Donun üstünde yer alan etiketi de  İzmirli firma takıyor. Amerikalı firma ürünün her birini  25-35 dolar üzerinden satıyor. Bizim firma elektriği, suyu, vergiyi ödüyor. İşçilik ödüyor. Don satarak milli gelirinizi 10 Bin Dolara getirebiliyorsunuz. Ama 10 Bin Dolardan bir adım ötesi yok. Don satarak küresel güç olamayız.” dedi.

 ANSİAD 17.Olağan Toplantısı’nın konuğu CNNTURK Ekonomi Müdürü Emin Çapa oldu.  Antalya’da Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Başkan Yardımcıları, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri,  Antalya Vergi Dairesi Başkanı Halil Akça, Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir İdaresi Grup Müdürü Camal Akpunar,  Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Geyik, Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Ömer Çeliker, Burdur Defterdarı Sedat Ayyıldız, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, ANSİAD Üyesi İş İnsanları ve eşleri ile basın mensupları katıldı. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu,  24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle Öğretmen olan üyelerine çiçek takdim etti.

Toplantı  Başkanlığını ANSİAD Geçen Dönem Başkanı H.Ergin Civan’ın yaptığı toplantıda  CNNTURK Ekonomi Müdürü Emin Çapa, ”Yeni Dünyayı Anlamak, Yeni Dünyaya Hazır Olmak” başlığında konuşarak, iş insanlarının sorularını yanıtladı. Toplantı Başkanı H.Ergin Civan, yapısal reform sürecinin bir an önce başlatılması gerektiğini söyledi.

Dünyada bir dönemin bittiğini, bilim patlamasıyla yeni bir dünyanın inşa edildiğini savunan Çapa, dünyanın refah toplumu olan ülkelerin “Finansmana Erişim, Lojistiğe Erişim, Pazara Erişim, Bilimi ve Bilgiyi kontrol etmeleriyle buna ulaştığını söyledi. Çapa, şimdi  dünyanın zengin toplumlarının  güçlerini kaybetmenin eşiğinde olduğunu belirterek,” Bu çok büyük bir dönüşüm. Dünyanın son 500 yılının tersine dönme sürecidir. Bilim patlamasının dışında kalan ülkeler çağın dışında kalacaklar” dedi.

Türkiye koşu bandında koşuyor ama hiçbir yere gitmiyor

Türkiye’nin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı dönemindeki büyüme verilerini paylaşarak Türkiye’nin kalitesiz büyüdüğünü öne süren Emin Çapa, “AKP İktidarı 1.döneminde yüzde 5.9; 2.döneminde 3.75 büyüdük. Verilere baktığınızda durmuşuz. Ekonominin gereklerini yerine getirmemişiz. Yapısal reformlara dönmemişiz. Türkiye, sürdürebilir, refah yaratan düzeyde büyümedi. Orta gelir tuzağına takıldık. Türkiye’nin yüksek büyümesi bitti. Koşu bandında koşuyoruz ama koşarken hiçbir yere gitmiyoruz. Hükümet eğer yapısal reform dalgası başlatırsa hem kendi faydalanır, hem de ülke faydalanır. Reform dalgası başlatarak bütün dünyaya biz yeniden  geliyoruz deyip bunu insanlara inandırmamız lazım” diye konuştu.

 Eğer çabalamazsak 19.sıraya düşeceğiz

Türkiye’nin stratejik konumu gereği doğunun batısında batının doğusunda olmasının büyük bir kazanç olduğunu savunan CNNTURK Ekonomi Müdürü Emin Çapa, ülke olarak 2023 yılı için koyduğumuz dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefini matematik biliminin aksi yönde ispatladığını belirterek,” Hedef koymak güzeldir. Fakat gereği yapılırsa iyidir. Çok uluslu ABD Yatırım Bankası Goldman Sasch tahmini daha 1980’lerin ortasında bizden daha fakir olan Kore’nin dünyanın en büyük 7.ekonomisi olacağını buna karşın Türkiye’nin 16.sırada kalacağını göstermişti. Bu hesap eğer gereklerini yaparsanız değiştirilebilir. Bu hesabın yenisi yapılıyor. Türkiye için daha kötü veriler gösteriyor. Türkiye’nin 19.’luğa düşeceğini belirtiyor. Eğer çabalamazsak yerimiz orasıdır” dedi.

Türkiye, 2015 yılında 93 Milyar Dolar Fakirleşecek

Türkiye’nin 2015 yılında 93 Milyar Dolar fakirleşeceğini belirten Çapa, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“ Orta vadeli planda hükümet ilk kez hile yaptı.10 yıldır reel milli gelirle açıklanıyordu. İlk kez satın alma gücü paritesi diye bir yönteme geçtik ve birdenbire hükümet dedi ki benim milli gelirim 1.5 Trilyon Dolar. Niye?  Çünkü Türkiye’nin milli geliri 2015 Son Çeyrek Verisi Mart ayında açıklanacak. Bu veri 2015’in tamamını ifade eder. Türkiye’nin Milli Geliri 706 milyar dolara inecek. 2014 yılında 799 Milyar dolara düşmüştü. Ortalama kur  2.73 ile yılı kapatacağımızı gösteriyor. Kur 2.73 olursa kişi başına gelirimiz hükümetin bu tahmininden yola çıkarak 706 Milyar Dolara inecek. Yani Türkiye 2015 yılında 93 Milyar Dolar fakirleşecek. Türkiye’nin kişi başına geliri  tarihimizde ilk kez 2008 yılında 10 Bin Doları aştı. Bu çok önemli bir eşiktir. Ama 2008’den bu yana 7 yıldır 10 Bin Dolar olan geliri 11 Bin Dolar yapamıyoruz”

Don Satarak Küresel Güç Olamayız

Kişi başına milli gelir konusunda yedi yıldır yerimizde saymamızı “İzmir’den ABD’ye 110 Cent’lik don satışıyla açıklayan CNNTURK Ekonomi Müdürü Emin Çapa, şunları söyledi:

“Ünlü Amerikan firması DKNY (Donna Karan New York) markası donları  İzmirli bir firma tarafından İzmir’de üretiliyor. Türk firma ürünleri ortalama olarak 110 Cente Amerikan limanına teslim ediyor. Donun üstünde yer alan etiketi de  İzmirli firma takıyor. Amerikalı firma  donun her birini  25-35 dolar üzerinden satıyor. Bizim firma elektriği, suyu, vergiyi  ödüyor. İşçilik ödüyor. Don satarak milli gelirinizi 10 Bin Dolara getirebiliyorsunuz. Ama 10 Bin Dolardan bir adım ötesi yok. Dondan bir adım ötesi Samsung’tur. Bunu Kore yaptı. Samsung üretti, donun bir adım ötesine geçti. Dondan birkaç adım öteye gidebilmelisiniz ki milli gelirinizi daha öteye taşıyabilin. Başka türlü bizim çıkışımız yok. Yoksa burada kalırız. Ekonomiyi çok akılcı yönetirseniz milli gelirinizi 15-17 Bin Dolar seviyelerinize çıkarabilirsiniz. Ekonomimizi dönüştürmezsek bu rakamın üstü yok. Mutlaka toptan bir hamle yapmamız lazım”

Türkiye Samsung Üretemez Çünkü….

Türkiye yüksek büyümeye dönebilir mi sorusunu “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA’nın verileriyle anlatan Çapa, şunları söyledi:

“PISA, 15 yaşında okula giden öğrencilerimizin 65 ülke içindeki sıralamasını ölçüyor. Eğitimde tablomuz vahim. Türkiye’de  kendi dilinde eğitim gören çocuklarımız dünyada 65 ülke arasında Fende 43.sırada; Matematikte 44.sırada; Türkçe’de 45.sırada yer alıyor. Fen’de 65 ülke içinde olan çocuk sizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi içine sokabilir mi? Matematik’te 44.olan çocuk Samsung üretebilir mi ? Teşhisin ve tedavinin ana noktalarından biri eğitim sistemimiz olmak zorunda. Kore tüm kategorilerde ilk 10’da yer alıyor. O çocuklar Samsung yapabilirler. Bizimkiler yapamaz. Bizim çocuklarımız aptal değil. Sistem aptal. Bu çocukları yetiştiremiyoruz.Kore 121.3 Milyar Dolarlık ileri teknoloji satarken ; Türkiye 1.9 Milyar dolarlık  teknoloji satıyor. Bu Türkiye’yi don ülkesi yapar. Don ülkesi olarak kalırız. Kalmamalıyız. Türkiye bu şekilde zengin refah toplumu, küresel güç olamaz”

“İSO 500 Listesinde yer alan sadece 12 Firma Yüksek Teknolojili Ürünler Üretiyor”

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı Türkiye 500 Listesinde yer alan firmaların ürettikleri ürünler hakkında bilgi veren Çapa, listede yer alan sadece 12 Firmanın yüksek teknolojili ürünler ürettiğine dikkat çekerek, ” 500 firmanın  186’sı en düşük teknolojili ürünler; 163’ü düşük teknolojili mallar; 109’u orta, sadece 12’si yüksek teknolojili ürünler üretiyor. Bu tablo gelişmiş bir ülke hissiyatı veriyor mu? O zaman bir şey yapmamız lazım. Bunu nasıl değiştirebiliriz diye beraber dertlenmemiz lazım. Yüksek teknolojinin sanayi katma değeri içinde payı Tayvan’da yüzde 45.1, İsrail’de yüzde 30.0, İrlanda’da yüzde 25.7, Amerika’da yüzde 20.6,Malezya’da yüzde 11.2, Türkiye ise 2.6’dır. Bu bizim yarattığımız ekonomidir. Sistemin aptallığının önüne geçmemiz lazım. Yoksa burada kalırız.” diye konuştu.

Toplantı, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve Toplantı Başkanı H.Ergin Civan’ın konuşmacı Emin Çapa’ya plaket takdimiyle son buldu.


ANSİAD 2014 VERGİLENDİRME DÖNEMİ VERGİ REKORTMENLERİ ÖDÜL TÖRENİ YAPILDI

ANSİAD 2014 VERGİLENDİRME DÖNEMİ VERGİ REKORTMENLERİ ÖDÜL TÖRENİ YAPILDI

ANSİAD BAŞKANI:”TÜRKİYE’DE VERGİ SİSTEMİ TOPAL”

 Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneğinin (ANSİAD) 2014 Vergilendirme Dönemi Vergi Rekortmenleri Ödül Töreni düzenlendi.

Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneğinin (ANSİAD) 2014 Vergilendirme Dönemi Vergi Rekortmenleri Ödül Töreni düzenlendi.  Antalya’da Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu,  ANSİAD Başkan Yardımcıları, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri,  Antalya Vergi Dairesi Başkanı Halil Akça, Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir İdaresi Grup Müdürü Camal Akpunar,  Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Geyik, Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Ömer Çeliker, Burdur Defterdarı Sedat Ayyıldız, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, ANSİAD Üyesi İş İnsanları ve eşleri ile basın mensupları katıldı. Toplantıda konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, 2014 yılı vergi ödül törenini yeni hükümetten reform beklentilerinin yükseldiği bir dönemde yaptıklarını söyledi.

Avrupa ülkelerinde vergi gelirinin üç eşit ayağı olduğunu Türkiye\'de ise vergi sisteminin \"topal\" olduğunu savunan Eroğlu, şunları kaydetti:

\"Kayıt dışı ekonomi nedeniyle vergilendirilmeyen önemli bir kesim bulunmaktadır. İstihdamın yarıya yakını da kayıtsız olduğundan yeterli Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primi de alınamamaktadır. Vergi sistemi tek ayakla gitmekte olduğundan bu ayakta kim varsa onun üzerine basılmaktadır. Bu ayakta işini dürüst bir şekilde yapan iş adamı, SGK primini düzgün ödeyenler, gelir vergisinden kaçmayan ücretliler ve her tüketiminde dolaylı vergi yükünü paylaşan bütün millet vardır.\"

ANSİAD Başkanı: “ Asgari Ücret Vergi Dışı Olmalı”

İş dünyası olarak gündemlerinde asgari ücretin artırılmasının olduğunu belirten Eroğlu, ücretler üzerinden alınan SGK priminde işveren payının halen yüksek olduğunu öne sürdü. Eroğlu, \"Asgari ücretin artırılmasını biz de istiyoruz ancak bunun enflasyonu, işsizliği, kayıt dışılığı artırmayacak biçimde yapılması gerekir. Bunun yolu da bütün vergi yapısını, sosyal güvenlik sistemini, kayıt dışı ile mücadeleyi birlikte ele almaktan geçmektedir\" dedi.

Asgari ücretin vergi dışı olması gerektiğini ifade eden Eroğlu, kayıt dışıyla etkin mücadele ve vergi yükünün azaltılması gerektiğini de kaydetti.

ANSİAD’ın 2008 yılı itibariyle “Vergi Ödülü” uygulaması başlattığını belirten ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, bu ödüllerle amaçlarının verginin önemine, Türkiye’nin vergi ve kayıt dışı ekonomi sorununa dikkat çekmek, iş ahlakını korumak, örnek iş adamlarımızın toplumun ihtiyaç duyduğu rol modeller olarak öne çıkmasını sağlamak olduğunu kaydetti.

ANSİAD üyelerinin ödedikleri vergilerle Antalya’nın ve Türkiye’nin vergi gelirine önemli bir katkı yaptıklarını vurgulayan Başkan Eroğlu, Kurumlar vergisinde ilk 100 mükelleften 22’sinin  ANSİAD üyesi olduğunu, gelir vergisinde ve gayrimenkul sermaye iradında da yüksek sıralarda ANSİAD üyeleri bulunduğunu dile getirdi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu\'nun konuşmasının ardından ödül törenine geçildi. Törende, 2014 yılında  gelir vergisi, gayrimenkul sermaye iradı ve kurumlar vergisi kategorilerinde ilk 100 sıralamasına giren ANSİAD üyelerine ödülleri verildi.

 *2014 Antalya – Bursa Gelir Vergisi Rekortmenleri listesi şu şekilde oluştu:

 -2014 Antalya Gelir Vergisi 78.si

Hasan AKINCIOĞLU

 

-2014 Antalya Gelir Vergisi 71.si

Mehmet Semih SÖYLEMEZ

 

-2014 Antalya Gelir Vergisi 24.sü

Şevket ALTINDAL

 

-2014 Bursa Gelir Vergisi 2.si

Hüseyin ÖZDİLEK

 

*2014 ANTALYA GAYRİMENKUL SERMAYE İRADI REKORTMENİ ANSİAD ÜYELERİ

-2014 Antalya Gayrimenkul Sermaye İradı 22.si

İbrahim ŞENCAN

 

-2014 Antalya Gayrimenkul Sermaye İradı 12.si

Halil ERDEM

 

-2014 Antalya Gayrimenkul Sermaye İradı 4.sü

Ali YILMAZ

 

-2014 Burdur Gayrimenkul Sermaye İradı 3.sü

Mehmet CADIL

 

2014 ANTALYA / BURSA / BURDUR KURUMLAR VERGİSİ REKORTMENİ ANSİAD ÜYELERİ

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 91.si

Sami ATILGAN

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 89.su

Haldun KİLİT

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 88.si

Ali EROĞLU

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 76.sı

Hakan KÜLAHÇI ve Gökhan KÜLAHÇI

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 69.su

Ahmet KASAPOĞLU

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 64.sü

Dr.Tülin ÖZKAN ve Dr. Cemal ÖZKAN

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 58.si

Atıl PEKŞEN

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 55.si

Ali BAL

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 45.cisi

Burak GÖNEN

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 43.sü

Ali BIDI

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 30.su

Turan MECİKOĞLU

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 27.si

Dr.K.Savaş TİTİZ

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 22.si

İlhan KARAKAYA

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 18.si

Ramazan ATILGAN ve İrfan DEMİROK

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 11.si

ADOPEN - Mustafa SAK

 

-2014 Burdur Kurumlar Vergisi 4.sü

Mehmet CADIL

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 7.si 

Dr. Fatih ÇAYLAK

 

-2014 Antalya Kurumlar Vergisi 3.sü

Mehmet YÜKSEL

 

-2014 Bursa Kurumlar Vergisi 7.si

Hüseyin ÖZDİLEK

 Tören, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU’NUN VERGİ ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMA METNİ

Değerli konuklar

 

2015 Yılı vergi ödül törenimizi yeni bir hükümeti kuruluş aşamasında olduğu ve yeni hükümetten reform beklentilerinin yükseldiği bir dönemde yapıyoruz. Kuşku yoktur ki, vergi reformu en önemli reformlardan birisidir.

 

Avrupa ülkelerinde vergi gelirinin üç eşit ayağı vardır. Gelirin üçte biri doğrudan vergidir, yani gelir ve servet üzerinden alınır, üçte biri dolaylı vergidir yani mal ve hizmet tüketiminde KDV, ÖTV gibi vergilerle alınır. Kalan üçte bir ise sosyal güvenlik primidir.

 

Türkiye\'de ise vergi sistemimiz topaldır. Kayıtdışı ekonomi nedeniyle vergilendirilmeyen önemli bir kesim bulunmaktadır. İstihdamın yarıya yakını da kayıtsız olduğundan yeterli SGK primi de alınamamaktadır. Vergi sistemi tek ayakla gitmekte olduğundan, bu ayakta kim varsa onun üzerine basılmaktadır. Bu ayakta işini dürüst bir şekilde yapan işadamı, SGK primini düzgün ödeyenler, gelir vergisinden kaçamayan ücretliler ve her tüketiminde dolaylı vergi yükünü paylaşan bütün bir millet vardır.

 

Gelir dağılımını bozan, kayıtdışı ekonomiyi besleyen ve etik sorunlara neden olan önemli bir sorun rantın vergilendirilmemesidir. Özellikle imar rantının vergilendirilmesi Sayın Ali Babacan tarafından dile getirilmiş, ancak o noktada kalınmıştır. Bir ekonomide rant geliri en yüksek gelirler arasındaysa ve vergilenmiyorsa o ekonomide sanayileşme aksar, gelir dağılımı bozulur, etik sorunlar veya yolsuzluk da artar.

 

Bu nedenle yeni hükümetin el atması gereken en önemli üç konu hukuk, vergi ve eğitim reformudur. Bu reformlar başarıyla gerçekleştirilirse Türkiye\'nin önü açılır, aksi halde aynı konuları konuşmaya devam ederiz.

 

Bu reform çerçevesinde vergi idaresinin, vergi denetiminin özerk kurum haline getirilmesi de mutlaka düşünülmesi gereken bir konudur. Vergi oranları elbette siyasi bir konudur, ancak vergi denetimi siyasi bir konu değildir. Gelişmiş ülkelerin bir kısmı sektörel düzenleme ve denetleme kurumlarını, merkez bankası gibi kurumları özerk hale getirerek, siyasi etki sahasından çıkararak başarılı olmuşlardır. Türkiye\'de vergi dahil bütün mevzuat o kadar karmaşık ve yoruma açıktır ki, lastik gibi hangi yöne çekilirse o yöne uzamaktadır. öyle kurallar vardır ki, nasıl uygulanacağı belirsizdir, öyle kurallar vardır ki, uygulanamaz haldedir, yani kuralsızlığı teşvik eden bir sistem söz konusudur. Vergi mevzuatının da artık lastik olmaktan çıkarılması ve vergi denetiminin standart prosedürler haline getirilmesi gereklidir.

 

 

Değerli konuklar,

İş dünyası olarak gündemimizde asgari ücretin artırılması da bulunmaktadır. Ücretler üzerinden alınan SGK priminde işveren payı ülkemizde halen yüksektir. Asgari ücretin artırılmasını biz de istiyoruz, ancak bunun enflasyonu, işsizliği, kayıtdışılığı artırmayacak biçimde yapılması gerekir. Bunun yolu da bütün vergi yapısını, sosyal güvenlik sistemini, kayıtdışı ile mücadeleyi birlikte ele almaktan geçmektedir. Asgari ücret vergi dışı olmalı, kayıtdışı ile etkin mücadeleyle vergi yükümüz azaltılmalıdır. Kayıtdışı ile mücadele yıllardır konuşulan bir konudur, ancak yasal sınırlamalara rağmen Türkiye halen büyük ödemelerin nakit parayla yapılabildiği ve bunun sorgulanmadığı bir ülkedir.

Diğer taraftan Türkiye\'de kamu harcamalarında verimlilik ve şeffaflık da önemli bir konu olmaya devam etmektedir. Gündemde yeni bakanlıklar kurulması bulunmaktadır. Ülkemizde bakanlık demek, görkemli binalar, makam odaları, resmi araç filoları, hizmetliler, koruma orduları demektir. Devlet yüce, kutsal bir kurum değildir, kutsal olan milletin hakkıdır. Kamu makamları imtiyaz yaratmamalıdır. Devlet yöneticileri VIP salonlarıyla kendilerini halktan ayırmamalıdır. Türkiye\'deki bazı uygulamalar Avrupa ülkelerinin çoğunda yoktur.Dünya küresel durgunluğun devam etmesinin, göç dalgalarının ve terörün kaynağında küresel boyutlu gelir adaletsizliği olduğunu konuşmaktadır. Ne biz iş dünyasının ne de siyasetçilerin bunları göz ardı etme lüksümüz yoktur. Dünyanın en zengini Bill Gates, uçaklarıyla, lüks otolarıyla hava atmak yerine, zamanını Afrika\'da kirli suyu arıtma projeleriyle geçiriyorsa, Afrikalıların kirli sularından arıtılmış suyu içerek örnek yaratmak için çalışıyorsa, ondan alacağımız dersler vardır.

 Adaleti, paylaşmayı, vicdanlı, ahlaklı olmayı, dünya nimetlerini israf etmemeyi unutursak önce insanlığımızı, sonra refahımızı, huzurumuzu kaybederiz.

 Bu düşüncelerle vergisiyle Antalya\'ya, Türkiye\'ye katkı yapan üyelerimizi yürekten kutluyor, hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum.  


TÜRKONFED BAŞKANLAR KONSEYİ ANSİAD EVSAHİPLİĞİNDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK

TÜRKONFED BAŞKANLAR KONSEYİ ANSİAD EVSAHİPLİĞİNDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK... 14-15 NİSAN 2011 TARİHİNDE IC GREEN PALACE OTEL ANTALYA'DA GERÇEKLEŞTİRİLECEK OLAN TOPLANTININ PROGRAMINI İNDİREBİLİRSİNİZ.


ANSİAD YENİ YÖNETİM KURULU GÖREV DAĞILIMINI YAPTI

ANSİAD\'ın, 15 Ocak 2011 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda görevi devralan Yönetim Kurulu görev dağılımını yaptı. Yönetim Kurulu görev dağılımı şöyle:

Yönetim Kurulu Başkanı       

 H.Ergin CİVAN  /  WBT Tarım San.ve Tic.A.Ş.

 

Başkan Yardımcısı 

 Ali EROĞLU  /  Koppert Biyolojik Müc.ve Polinasyon Sis.San.Tic.Ltd.Şti.

Başkan Yardımcısı  

 Arif SELÇUK  /  Selçuk Yatak Paz.Tic.Ltd.Şti./Donat Mobilya

 Genel Sekreter

 Nuri BÜYÜKSELÇUK  /  Selçuklu Un ve Yem San.Tic.A.Ş.

Genel Sekreter Yardımcısı  

 Hakan KATI  /  Kat-Kar Çelik Müh.Metal San.ve Tic.Ltd.Şti.

Mali Yönetmen   

 F.Hediye KAYACAN  /  Aden Antalya Giyim San.ve Tic. A.Ş.

Mali Yönetmen Yardımcısı    

 Korhan Sefa TOLUNAY  /  Sefa Kuyumculuk İnş.Tic.Tur.Ltd.Şti.  

Toplantı Yönetmeni 

 Serdar ARMAĞAN  /  Armağan Otomotiv

Toplantı Yönetmeni Yrd.     

 Hüseyin AKÇOR  /  Akçor İnşaat Ltd.Şti.

 

 


ANSİAD BAŞKANI H.ERGİN CİVAN\'IN ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMA METNİ

15 Ocak 2011 Tarihinde yapılan ANSİAD\'ın 21.Kuruluş Yıldönümü Balosu ve Ödül Töreninde Yönetim Kurulu Başkanlığını Mehmet HACIARİFOĞLU\'ndan devralan H.Ergin CİVAN\'ın konuşma metni ektedir.

ANSİAD GEÇEN DÖNEM BAŞKANI MEHMET HACIARİFOĞLU\'NUN ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMA METNİ

15 Ocak 2011 Tarihinde yapılan ANSİAD\'ın 21.Kuruluş Yıldönümü Balosu ve Ödül Töreninde Yönetim Kurulu Başkanlığını H.Ergin CİVAN\'a devreden ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU\'nun konuşma metni ektedir.

YILIN İŞADAMI İBRAHİM ŞENCAN\'IN ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMA METNİ

ANSİAD tarafından 2010 Yılın İşadamı Ödülüne layık görülen Çallıoğlu İnşaat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sn.İbrahim ŞENCAN\'ın ANSİAD 21.Kuruluş Yıldönümü Balosu ve Ödül Töreninde yaptığı konuşma ektedir.

ANSİAD 21 YAŞINDA

ANSİAD\'ın 21. Kuruluş Yıldönümü Barut Hotels Lara\'da gerçekleştirildi. Geceye TBMM Başkanı Mehmet Ali ŞAHİN, Antalya Valisi Dr.Ahmet ALTIPARMAK, Antalya Milletvekilleri Sadık BADAK, Hüsnü ÇÖLLÜ, Doç.Dr.mehmet GÜNAL, Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr.Mustafa AKAYDIN, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.İsrafil KURTCEPHE, Baro Başkanı Av.Zafer KÖKEN\'in yanısıra sivil toplum örgütleri temsilcileri ile işadamları katıldılar.

Gecede ANSİAD 2010 YILI ÖDÜL TÖRENİ de yapıldı.

\'Haber\' dalında Yılın Medya Ödülüne layık görülen Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Faruk KESKİN\'e ödülünü Antalya Milletvekili Doç.Dr.Mehmet GÜNAL,

\'İnceleme-Araştırma\' dalında Yılın Medya Ödülüne layık görülen Dünya Gazetesi muhabiri Duygu ŞAHİN\'e ödülünü Antalyya Milletvekili Hüsnü ÇÖLLÜ,

\'Röportaj\' dalında Yılın Medya Ödülüne layık görülen Business Akdeniz Dergisi muhabiri Ulaş KÖKÇE\'ye ödülünü Antalya Milletvekili Sadık BADAK,

\'Program\' dalında Yılın Medya Ödülüne layık görülen Radyo Ekspres program yapımcısı Mehmet TALAY\'a ödülünü Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.İsrafil KURTCEPHE,

Yılın Kültür ve Sanat Ödülüne layık görülen mimar Emre MADRAN\'a ödülünü Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr.Mustafa AKAYDIN,

Yılın Kültür ve Sanat Ödülüne layık görülen Çini Ustası merhum Sıtkı OLÇAR adına kızlarına ödülünü Antalya Valisi Alaaddin YÜKSEL, 

Yılın Başarılı İşadamı Ödülüne layık görülen Çallıoğlu İnşaat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim ŞENCAN\'a ödülünü TBMM Başkanı Mehmet Ali ŞAHİN takdim ettiler.

Ansiad\'ın 21. yıl pastasını geçmiş dönem başkanları ile yeni dönem başkanı Hakkı Ergin CİVAN birlikte kestiler.

 

 


ANSİAD 2010 YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİ BELLİ OLDU

2 0 1 0 A N S İ A D
YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ


BU YIL MİMAR DOÇ.DR. EMRE MADRAN İLE 15 KASIM 2010’DA VEFAT EDEN KÜTAHYALI ÇİNİ USTASI SITKI OLÇAR’A VERİLECEK
 
ANSİAD tarafından geleneksel olarak düzenlenen “Yılın Kültür ve Sanat Ödülü”, sahiplerini buldu. Bu yıl onuncusu verilecek olan “Yılın Kültür ve Sanat Ödülleri”ni, Mimar Doç.Dr.Emre MADRAN ile Çini Ustası Sıtkı OLÇAR adına ailesi alacak
 
ANSİAD’ın, 02 Kasım 2009 – 02 Kasım 2010 tarihleri arasında “Haber, İnceleme-Araştırma, Röportaj, Program (televizyon, radyo) dallarında yayınlanmış olan”, Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eserler için verecek olduğu ödüllerin başvuru süresi 10 Aralık 2010 tarihinde son bulmuştur. Bu süre içerisinde 9 değerli medya mensubumuz 23 eser ile yarışmaya başvurmuştur.
 
Değerlendirmeyi yapan Seçici Kurul aşağıdaki isimlerden teşekkül etmiştir:
 
1. Doç.Dr.Şükrü ERDEM     Akdeniz Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi
2- Prof.Dr.Bilal ARIK     Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı
3- Dr.Murat KARADUMAN     Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi
4- Cafer ESER     Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi
5- Serdar ARMAĞAN     ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi
6- Işık YARGIN     ANSİAD Üyesi
7- Yeliz GÜL EGE     ANSİAD Üyesi
 

Kurul; 29 Aralık 2010 tarihinde toplanmış, şartnamede belirlenmiş ölçütler dahilinde yaptığı değerlendirme sonucunda;

Cumhuriyet Gazetesi’nden Faruk KESKİN’in “Sülüğün Çiftliğini Kurdu” başlıklı çalışması “Haber” DalındaBirincilik Ödülü’ne,

Dünya Gazetesi’nden Duygu ŞAHİN’in “Antalya Turizmde Gol Attı” başlıklı çalışması “İnceleme-Araştırma” DalındaBirincilik Ödülü’ne,

Business Akdeniz Dergisi’nden Ulaş KÖKÇE’nin “Benim Kitabımda Yenilmenin Yeri Yok” başlıklı çalışması “Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne,

Ekspres Radyo’dan Mehmet TALAY’ın “Gündem” adlı radyo programı “Program” Dalında Birincilik Ödülü’ne değer görülmüştür.

Ödüle değer görülen medya mensuplarının çalışmalarına ait ödüller, 15 Ocak 2011 Cumartesi günü Barut Hotels Lara Resort’da yapılacak olan ANSİAD 21.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ\'nde kendilerine takdim edilecektir.

ANSİAD, değerli medya mensuplarına Antalya\'nın ekonomik gelişmesine ve düşünce hayatına katkılarından dolayı teşekkür eder.


ANSİAD 2010 YILIN KÜLTÜR VE SANAT ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

 
 


YILIN KÜLTÜR VE SANAT ÖDÜLLERİ





BU YIL MİMAR DOÇ.DR. EMRE MADRAN İLE 15 KASIM 2010’DA VEFAT EDEN KÜTAHYALI ÇİNİ USTASI SITKI OLÇAR’A VERİLECEK
 

ANSİAD tarafından geleneksel olarak düzenlenen “Yılın Kültür ve Sanat Ödülü”, sahiplerini buldu. Bu yıl onuncusu verilecek olan “Yılın Kültür ve Sanat Ödülleri”ni, Mimar Doç.Dr.Emre MADRAN ile Çini Ustası Sıtkı OLÇAR adına ailesi alacak.

 

“Ansiad 2010 Yılın Kültür ve Sanat Ödülleri”, Antalya’nın tarihi dokusuna ve mimarisine yaptığı katkılar nedeniyle Mimar Doç.Dr.Emre MADRAN ile 15 Kasım 2010 tarihinde vefat eden UNESCO’nun ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ödüllü sanatçısı, çininin Picasso’su Kütahyalı Sıtkı OLÇAR’a ‘Sanatçıya Vefa Ödülü’ ile birlikte verilmesi kararlaştırılmıştır.

 
Ödülleri, Ansiad’ın 21. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ nedeniyle 15 OCAK 2011 tarihinde Barut Hotels Lara Resort’da yapılacak olan baloda takdim edilecektir.

ANSİAD 2010 YILIN BAŞARILI İŞADAMI ÖDÜLÜ SAHİBİ İBRAHİM ŞENCAN OLDU




2010 ANSİAD





YILIN BAŞARILI İŞADAMI ÖDÜLÜ SN.İBRAHİM ŞENCAN’A VERİLECEK
 
ANSİAD (Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ve bu yıl 16.sı verilen  \"YILIN BAŞARILI İŞADAMI ÖDÜLÜ\"nü Sn.İbrahim ŞENCAN aldı.

ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda ödül verilmesi uygun görülen Sn.İbrahim ŞENCAN,

1931 Yılında Bucak’ın Ürkütlü köyünde doğdu. 1948 Yılında Antalya Lisesi’nden, 1953 yılında da İ.TÜ. İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu. Kasım 1953’de Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na kaydolarak taahhüt işlerine başladı. 2003 Yılında Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’ndan ticarette 50. yıl ve İTÜ Rektörlüğünden de Mühendislikte 50. yıl rozet ve plaketlerini aldı. 57 Seneden beri aktif ticaret hayatının içinde olup, halen 6 ayrı firmadan oluşan grubun başında çalışmaktadır.

Y.Müh. İbrahim ŞENCAN, Çallıoğlu İnşaat firmasını 1953 yılında kurdu. Firma 1953’den bu yana halen faaliyettedir. Ayrıca;

1976 Yılında kurduğu ÇALLIOĞLU İNŞAAT SANAYİ ve TİCARET A.Ş.,

Mayıs 1982’de kurduğu ÇALLIOĞLU PREFABRİK YAPI ve TİCARET A.Ş.,

Kasım 1991’de kurduğu ÇALLIOĞLU BETON MADENCİLİK AKARYAKIT SANAYİ ve TİCARET A.Ş.,

Kasım 1995’de kurduğu ÇAP İNŞAAT SANAYİ ve TİCARET A.Ş.(İstanbul) halen faaliyettedir.

Bu şirketler vasıtası ile, özellikle Antalya, Burdur, Isparta, Afyon, Aydın ve Hatay’da sulama tesisleri, barajlar, köprüler, bina inşaatları ile İstanbul, Antalya, Burdur, Isparta ve Eskişehir’de muhtelif sanayi tesislerinin prefabrik karkas inşaatlarını yapmıştır.

Özellikle, 1981 yılında kızı İTÜ İnşaat Fakültesi’ni, 1988 yılında oğlu Boğaziçi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdikten ve İTÜ mezunu damadının da 1987’de aralarına katılmasından sonra grup daha da güçlenmiştir. Çocuklarından her biri şirketlerden birinin yönetimini üstlenmişlerdir.

ANSİAD Yılın Başarılı İşadamı ödülünde adaylar;

- Yaptığı yatırımlar ve işletmenin ülke ve bölge ekonomisine katkıları

- İş kapasitesinin büyüklüğü, sağladığı istihdam ve ödediği vergi

- Müteşebbis kişilik, çevre ile uyum, sosyal sorumluluk bilincinde estetik, sanatsal, tarihi, kültürel değerlere önem vermesi,

- Kültürel kapasitesi, verimlilik ve eğitime katkısı,

- Sivil Toplum Kuruluşlarındaki gayret ve performansı

- İnovasyon ve kalite bilincinin yerleşmesi ve gelişmesine sağladığı katkı

konularında değerlendiriliyor.

Sayın İbrahim ŞENCAN’a ödülü, 15 Ocak 2011 tarihinde Barut Hotels Lara Resort’da yapılacak olan ANSİAD 21.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ balosunda verilecektir. Kendisini ANSİAD camiası olarak kutluyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyoruz.
 

ANSİAD\'A BİR ÜYE DAHA KATILDI

  Autoking  Antalya Franchise Bayii Genel Müdürü Hüseyin ŞİMŞEK  Antalya Dedeman Otel\'de yapılan ANSİAD 20. Olağan Toplantısında ANSİAD ailesine katıldı.

  Hüseyin ŞİMŞEK\'e üyelik rozeti ve üyelik belgesi olağan toplantı konuğu Doç. Dr. Nuri HAKSEVER tarafından verildi.

 

 


ANSİAD 20. OLAĞAN TOPLANTISINDA DOÇ. DR. NURİ HAKSEVER\'İ DİNLEDİ.

  ANSİAD 2010 yılının son olağan toplantısında Doç.Dr.Nuri HAKSEVER\'i konuk etti. Haksever ANSİAD ailesine \"Geleceğimiz: Sağlıklı Yaşam Hakkında Gerçekler ve Yapılması Gerekenler\" hakkında bilgiler aktardı.

  Doç.Dr. Nuri HAKSEVER\'in plaketini toplantı başkanı ANSİAD Üyesi  Mehmet Semih SÖYLEMEZ takdim etti.

  Toplantıda ayrıca 2001 Yılından bu yana ANSİAD organizasyonlarında son derece titiz ekip çalışmaları ve yenilikçi çalışma vizyonlarıyla güçlenen işbirliği için Sheraton Voyager Antalya Hotel Genel Müdürü Emin ÇELİK, Banket Müdürü Haluk ORDU  ve  Teknik Servis Sorumlusu Ümit UYGUN\'a  teşekkür plaketleri verildi.

 


GAP BÖLGESİNDEKİ KOÇ YATIRIMLARI

   ANSİAD\'ın 19.Olağan Toplantısına katılan Tat Konserve Sanayi A.Ş.Genel Müdürü Güçlü Toker, \"GAP Bölgesindeki Koç Yatırımları\"konulu toplantıda Koç Holding\'in Urfa\'da yaptığı domates üretimi ve besi çiftliği ile ilgili bilgiler verdi.

  TAT Konserve Genel Müdürü Güçlü Toker, Türkiye\'nin ihtiyacını karşılayacak miktarda salça üretiminin gerçekleştiğini söyledi. Fiyatların arz talebe göre değişebileceğini ifade eden Toker, \"Şu anda salça üretimi tamamlandı. Stokta 170 bin ton salça var. Türkiye\'nin yıllık ihtiyacı ise 150 bin ton. Dolayısıyla iç piyasadaki ihtiyacı karşılayacak miktarda salça üretildi. Talebe bağlı olarakfiyat artabilir veya azalabilir. Eğer fazla talep olur, stok yapılmaya çalışılırsa bir de önümüzdeki sezon domates az üretilecek gibi bir endişe ortaya çıkarsa fiyat artar.\" dedi.Türkiye\'de geçen yıl 1,3 milyon ton salçalık domates üretildiği bilgisini veren Toker, \"Üretilen 1,3 milyon ton civarındaki salçalık domates iç piyasanın ihtiyacını karşılayacak seviyedeydi. Bu domatesin fiyatı da sezon başında 10 kuruşla başladı, 45 kuruşla bitti. Salçalık domatesin fiyatı ortalama 25 kuruşa mal oldu. Dolayısıyla bu salçanın maliyetinin 2 liraya çıkmasına neden oldu. Bu market raflarına 4,2 liraya civarında yansıyor. Bizim fabrikadan toptancıya satışımı 3,2 lira.\" diye konuştu.

  Hayvancılık üzerine de değerlendirmeler yapan Güçlü Toker, ithal etin gelmesiyle fiyatların ciddi şekilde düştüğünü ancak bunun hayvancılığı olumuz etkilediğini söyledi. Türkiye\'de hayvancılığın bugünkü şartlarda can çekiştiğini ileri süren Toker, \"Çünkü bugün Türkiye\'de pazarlarda ham hayvan fiyatı 11-12 lira. Bu fiyata alınan bir hayvanın kesilip piyasaya verilebilir hale getirilmesi 16-17 lirayı buluyor. Bu fiyata mal edilirken 11 liraya sizin kapınıza bol miktarda et geliyor. Bu işin sonucu nereye varacak bilinmiyor. Ama tünelin ışığı olmayan tarafına doğru hızla gidiyoruz.\" diye konuştu.

  Türkiye\'de et fiyatlarının artmadığını tam tersi düştüğünü savunan Toker, \"İsteyen kişinin kapısına kamyon kamyon 11 liraya karkas et geliyor.\" dedi.

  Et ithalatı yapılmasına Türkiye\'deki fiyatların yüksekliğinin gösterildiğini anlatan Toker, şunları belirtti: \"Spekülatörler cezalarını çekecek dendi. Ancak Türkiye\'de 10 bin başın üstünde besicilik yapanlar Türkiye\'deki toplam besicinin yüzde 5\'inden az. Geri kalan yüzde 95\'i köylerde kasabalardaki küçük besicilerin elinde. Bu insanlar 11-12 lira ile yola çıktılar ve hayvanlarını besliyorlar. Bu adamlar şimdi ellerindeki bu hayvanları satamıyorlar. Şu anda yetişen hayvanlar iç piyasada satılmıyor. Maliyetler yükseldi. Bu nedenle besiciler hayvanlarını zararına satmak istemiyor. Beslemeye devam ediyor.\"

  Toplantı sonrasında ANSİAD Üyelerinin sorularını yanıtlayan Güçlü TOKER\'e plaketi ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Tahsin AKSOY tarafından takdim edildi.


\"İÇİMİZDEN BİRİ\" MEHMET SEMİH SÖYLEMEZ

   ANSİAD 18. Olağan Toplantısında AGT A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi & CEO Mehmet Semih SÖYLEMEZ\'i ağırladı.  

   Mehmet Semih SÖYLEMEZKüçük Şeyler”,“Küçük Öngörüler”,  [Büyük Sonuçlar] konu başlığı ile ANSİAD ailesine psikoloji, üretim ve yatırım konularında bilgiler verdi.

    Toplantı sonunda soruları yanıtlayan Mehmet Semih SÖYLEMEZ\'e plaketi Toplantı Başkanı Can Hakan KARACA tarafından verildi..

  

 


AYHAN BEKTAŞ\'TAN \"AKDENİZ ÇANAĞINDA TÜRKİYE DESTİNASYONUNUN, RAKİP DESTİNASYONLARA GÖRE ÜRÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ\"

   ANSİAD\'ın 17.Olağan Toplantısına katılan OTI Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan BEKTAŞ, \'Akdeniz Çanağında Türkiye Destinasyonunun, Rakip Destinasyonlara Göre Ürün Olarak Değerlendirilmesi\' başlıklı konuşma yaptı.

   Ayhan BEKTAŞ, Rusya\'nın Almanya\'dan sonra 3 milyon ziyaretçiyle Türkiye\'nin ikinci turizm pazarı haline geldiğine dikkat çekti. Antalya\'ya gelen 10 milyona yakın yolcunun yüzde 60-65\'inin beş yıldızlı ekonomik tesisleri tercih ettiğini belirten BEKTAŞ, \"Yüzde 20-25\'i dört ve üç yıldız. Yaklaşık 10 ile 12 arasındaki bir profil de, high class ürünleri alıyor. Yani 10 milyona yakın yolcunun 1 milyonu Belek ve benzeri yerleri tercih ediyor. Geriye kalan 8,5 milyon tüketici profili de, tamamen ekonomik ürünlere yönelmiş durumda. Bunları çoğu da, 5 yıldız ve 4 yıldız segmentasyonuna giriyor.\" dedi.

   Rusya pazarında Türkiye ve Mısır\'a yönelik tatil paketlerinin birbirine çok yakın olduğuna işaret eden Ayhan BEKTAŞ: \"Ağustos ayında Türkiye\'de 1081 dolar olan 1 haftalık paket, Mısır\'da 901 dolardan satıldı. Tüketici ağustos ayındaki fiyatları yüksek bulunca başka destinasyonlara kaydı. Rus turist, Türkiye yerine Mısır\'ı tercih etme durumunda kaldı. Bu nedenle özellikle ağustos ayında bir anda ciddi boşluklar yaşandı. Dolayısıyla artık rakip destinasyonların da iyi irdelenerek, Türkiye\'deki sezonu da göz önünde bulundurarak sezonlar arasındaki fiyat geçişlerinin tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor.\"dedi.Ayrıca dünyada düşük fiyatlı üründe bir patlama yaşandığını, tüketicinin artık en iyiyi en ucuza almak istediğini dile getiren Bektaş, \"Dünyada tüketici 2 bin dolarlık ürün almak istemiyor. Genellikle 850 -bin dolar arasını tercih ediyor. Dolayısıyla Türkiye, uygun ürün açısında ön plana çıkıyor.\" dedi.

   Rusya pazarıyla ilgili de \"Türkiye artık bir mass destinasyon haline geldi. Bu pozisyon çok sağlam, ancak bizim için yeterli değil. 140 milyonluk Rusya, hızla büyüyecek bir pazar. Rusya\'da hali hazırda 14 milyon insan tatil amaçlı seyahat ediyor. Bunu gören birçok ülke Rusya\'da paylarını artırmak için yarışmaya girmiş durumda. Olağanüstü bir yarış var.\" değerlendirmesinde bulundu.

  OTİ olarak Rusya, Ukrayna, Polonya\'da faaliyet gösterdiklerini, yılsonunda 1 milyon 371 bin turiste hizmet vermeyi planladıklarını kaydeden Bektaş, 2011 yılında ise yüzde 21 büyüyerek turist sayısını 1 milyon 655 bine çıkarmayı hedeflediklerini aktardı.

   Ayhan BEKTAŞ\'ın plaketi, toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU tarafından takdim edildi.


\"ANSİAD 2010 MEDYA ÖDÜLLERİ\" SÜRECİ BAŞLADI

Bu yıl ismi \"ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİ\" olarak değiştirilen \"ANSİAD YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜLÜ\" basın bültenine ulaşmak için linki tıklayınız.


ANSİAD AİLESİ TAŞKIN TUNA\'DAN \"UZAYIN ÖZELLİKLERİ VE BÜYÜK PATLAMA\"YI DİNLEDİ

   Fizik Yüksek Mühendisi Taşkın TUNA,\"Uzayın Özellikleri ve Büyük Patlama\"konu başlığı ile ANSİAD\'ın 16.Olağan Toplantısının konuşmacı konuğu oldu.

  Toplantıda; Bir Elma 2 Ayna,Son Basamak,Ölü Köpeğin Dişleri,Şeytani Bilinç Muhammedi Bilince Karşı,\"Oku\"Ama Neyi?,Adnan Menderes\'in Günlüğü isimli kitaplarını Ansiad Üyelerine imzalayarak hediye eden Taşkın TUNA\'nın plaketi Toplantı Başkanı Arif SELÇUK tarafından  taktim edildi.

 


ANSİAD ÜYELERİNE AHMET ŞERİF İZGÖREN\'DEN \"BEDEN DİLİ\"EĞİTİMİ

    Ahmet Şerif İZGÖREN Sheraton Voyager Antalya Hotel\'de ANSİAD Üyelerine \"Beden Dili\"eğitimi verdi.

GAZETECİ-YAZAR CENGİZ ÇANDAR ANSİAD\'IN KONUĞU OLDU

12 Ekim 2010 Tarihinde Sheraton Hotel\'de yapılan ANSİAD 15.Olağan Toplantısına Referans Gazetesi Yazarı Cengiz ÇANDAR konuk oldu.

\"Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye\" başlıklı bir konuşa yapan ÇANDAR, 13 yıl öncenin Türkiye\'sinden örnekler vererek, 13 yıl sonraki Türkiye ile ilgili tahminlerde bulundu. Türkiye\'nin yeni yüzyıla girerken dünyanın en büyük 30 ekonomisi arasında yer aldığına değinen Cengiz ÇANDAR, \"Türkiye bugün dünyanın en büyük 16. ekonomisi. Yani G-20 ülkelerinden birisi. Avrupa\'da da 7.\" dedi.

Hükümetin 2023 yılı hedefleri içinde dünyanın en büyük 10 ekonomisi içine girmek olduğunun altını çizen ÇANDAR, 30\'lardan 8 yılda 16. sıraya yükselen Türkiye\'nin ilk 10\'a da girebileceğini söyledi. ÇANDAR, bunun için 600 milyar dolar seviyesinde olan gayrisafi milli hasılanın 2 trilyon dolara çıkması gerektiğini ve bunun da büyük bir enerji ihtiyacı doğurduğunu anlattı.

Ortadoğu ülkelerinde, Türkiye\'deki gelişimin \'Osmanlı\'nın geri dönüşü\' olarak algılandığını belirten ÇANDAR, \"Ama bu kez yeniçerilerle değil, Behlül\'le geliyoruz. ABD de Hollywood\'le, Julia Roberts\'la gelmemiş miydi? Ayrıca yatırımcılarımızla geliyoruz, parayla geliyoruz\" diye konuştu.

ÇANDAR 2023 hedefi için, demokrasi konsolidasyonu, ekonominin gücünün katlanarak artması ve Kürt sorununun aşılabilmesi gerektiğini bildirdi.

Konuşmasının ardından soruları cevaplayan ÇANDAR\'a toplantı sonunda Toplantı Başkanı Orhan ŞENOĞLU ve Şeref Üyesi Ercan EVREN tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.


ANSİAD\'DAN MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİNE \"ÇOK AMAÇLI KONFERANS SALONU\"

Antalya Mesleki Eğitim Merkezine, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği tarafından kazandırılan \"Çok Amaçlı Konferans Salonu\"nun açılışı 11 Ekim 2010 tarihinde yapıldı. Antalya Valisi Dr.Ahmet ALTIPARMAK, Muratpaşa Kaymakamı Fatih KOCABAŞ, Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman EVCİLMEN, İl Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri GÜLAY, ANSİAD üyeleri ile davetlilerin katıldığı açılış töreninde ANSİAD Başkanı şöyle konuştu:

ANSİAD Antalya, Bölge ve Türkiye ekonomisine Yön Veren İş insanlarını Bir Araya getiren Etkin Bir Sivil TOPLUM KURULUŞUDUR. Asli işlerimizin Yani Şıra TOPLUMUMUZUN Refah SEVİYESİNİN ARTMASI Click Aktif katılımla Sorumluluk alma refleksimizle Hareket etmekteyiz. Ekonominin dinamiklerinin Harekete geçirilebilmesi, ülkemizin kalkınması Click Birinci şartın eğitilmiş Bir toplum oldugu Ortak paydamızdır. Met noktadan hareketle Antalya Valiliği, İl MilliEğitim Müdürlüğü ve ANSİAD arasında yapılan protokolle 2006-2007 ve2007-2008 Eğitim Öğretim yıllarını kapsayan ve Antalya ili 7.Eğitim Bölgesi okullarının pilot olarak seçildiği ANSİAD Temel ihtiyacimiz Destek Projesi başarıyla tamamlanmıştır. 50 Binin uzerinde gecekondunun Bulunduğu Kepez Bölgesindeki 18 okulda gerçekleştirilen Bakım ve onarım Çalışmaları bitirilmiştir. Met sureçte işbirliği yaptığımız Sayın Valimiz ve İl Milli Eğitim Müdürümüzün EĞİTİM odaklı olağanüstü gayretleri bizleri yüreklendirmiş ve 2009-2010 Eğitim Öğretim döneminde Yeni Bir protokol imzalanmıştır. 23 Nisan 2009\'da Altınova Ruhi Sunar İlköğretim Okulu Anaokulu Okul Öncesi çocuklarımızın hizmetine sunulmuştur. Bugün de Anahtar teslimini hep Birlikte yapacağımız Mesleki Eğitim Merkezi Toplantı Salonu tamamlanmıştır. ANSİAD, Antalya İş dünyasının

·      Mesleki ihtiyacimiz yok verdigi Önemi, ·      İnsan kaynağımızın Eğitim düzeyinin yükseltilmesine ve ·      Ekonomik kalkınmayı destekleyecek nitelik kazandırılmasına, ·      Zorunlu eğitimden Hiçbiri onu yaştaki bireye Yeni Eğitim olanakları sunulmasına, ·      Eğitim olanaklarına erişimin kolaylaştırılmasına erişimdeki dengesizliklerin ortadan kaldırılmasına, ·      Eğitim normlarının Nikel ve nitel açıdan yükseltilmesine DİKKAT çekmek Click BU TOPLANTI SALONUNU YAPMIŞTIR.

   Çıraklık Okulu, Yeni adıyla Mesleki Eğitim Merkezlerinin Türkiye\'de Mesleki Eğitim Ile İlgili sürecin başlatılması ve bilinir hale gelmesinde görevlerini fevkalade Yerine getirmiş oldukları sabittir.

Mesleki Eğitim MERKEZİMİZİN Yaşam Boyu eğitimle bireyleri; genelde Bir mesleğe yöneltmek olduğunu dünyasının ihtiyaçlarına teşekkür et verecek donanımı sağlamak ve bireyin istihdam edilebilirliğini artırmak yönünde çalışmalarına met salonla Destek Olmak istedik. Met salonla Mesleki Eğitim alanlarla, reel Sektör arasındaki diyalog başlayacak ve sürekli hale gelecektir. Bilgi toplumu olabilmenin en Ö NEML koşulu eğitimin fonksiyonları Yerine getirilirken ve Eğitim sisteminin \'öğrenmeyi Öğreten \"HER TÜRLÜ konferansın, sanat faaliyetinin, kişisel Gelişimi sağlayan organizasyonların met salonla bütünleşmesini AMAC edindik.

ANSİAD\'ın sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda geçmişten Bugüne başarılı Bir sekilde yürüttüğü Sosyal Sorumluluk Projeleri Mesleki Eğitim MERKEZİ ANSİAD TOPLANTI Salonu Ile geleceğe taşınıyor. Met Çok İyi amaçlı salonun Antalya\'ya kazandırılmasında ciddi katkıları Olan ANSİAD üyesi arkadaşlarımı candan kutluyorum. Met sureçte desteklerini esirgemeyen Milli Eğitim Müdürümüze de teşekkürü borç biliyorum Bir. 11 Ekim 2010

Mehmet HACIARİFOĞLU

Yonetim Kurulu BAŞKANI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


TÜSİAD’IN ULUSLARARASI KOORDİNATÖRÜ DR.BAHADIR KALEAĞASI ANSİAD\'DA

TÜSİAD’ın Uluslararası Koordinatörü ve Brüksel Temsilcisi Dr.Bahadır KALEAĞASI ANSİAD\'ın 14. Olağan toplantısına \"Ne Olacak Bu AB İşi?:Avrupa ve Türkiye\'de  Değişim ve Günlük Yaşamımız\" konu başlığı ile konuk oldu.

Bahadır KALEAĞASI toplantıda Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefini tekrar canlandırması gerektiğini, tam üyelik süresi uzadıkça daha ciddi ve önemli sorunların ortaya çıkabileceğini belirtti.

Küresel gelişmelere bağlı olarak Avrupa Birliği\'nin büyük bir kent özelliği taşıyan yapı görünümünde olduğunu belirten Kaleağası, sanayideki gücü ekonomik krize bağlı olarak azalmış görünen AB\'nin, buna karşın hala dünyada her türlü hizmet ve teknolojik gelişmenin, sermaye hareketliliğinin en yoğun yaşandığı topluluk olduğunu vurguladı.

AB\'nin, ABD ile olan ilişkilerinin dünya ölçeğinde belirleyici özeliğini koruduğunu, iki taraf arasında günlük 2 milyar avroyu aşan bir ticari hareketlilik yaşandığını belirten Kaleağası, bütün bu gelişmişlik ve ABD ile dünyaya hakim durumdaki konumuna rağmen AB\'nin merkezi belli olmayan netleşmemiş bir siyasi şantiye görünümünü koruduğunu da belirtti.

Kaleağası, Avrupa Birliği\'nin şu anda ABD\'ye benzemek isteyen federal bir yapı yaratma hedefinin masada bulunmadığını, konfederasyon düşüncesinin ise daha geri bir yapı olacağı için gündemden kalktığını vurgulayarak, ulusal çıkarların hala belirleyici olabildiğini ve kendi içindeki karmaşıklığın devam ettiğini anlattı.

Kaleağası, içindeki siyasal kimlik ve işleyiş sorunu, demokratik modeli ile ekonomik rekabet gücünü yıpratan etkenlere bağlı olarak yaşanan tüm bu belirsizliklere rağmen, AB\'nin Türkiye için hala bir model olduğunu vurguladı.

Türkiye\'nin kendi içinde ve dış dünya ile ilişkilerinde AB sürecinin her zaman etkili olmaya devam ettiğini, AB standartları ve değerlerinin her an karşımıza çıktığını belirten Kaleağası, birliğin, Türkiye için \'ekonomik bir merkez\', \'siyasal bir güç kaynağı\', \'ekonomik rekabet odağı\' ve \'toplumsal kalkınma projesi ideali\' olma özelliğini koruduğunu kaydetti.

Gümrük Birliği Anlaşması\'nın ardından oluşan koşullarda üyelik sürecinde Türkiye\'nin kimi zaman yavaş, kimi zaman hızlı hareket ettiğini de belirten Bahadır Kaleağası, AB\'ye tam üyeliğin Türkiye açısından bir egemenlik ve meşruiyet sorunu haline gelmeye başladığını savundu.

Kaleağası şöyle devam etti:

\'\'Türkiye küresel bakış açısıyla yerel bakış açısını kaynaştıramadığı için belki tam üyelik yolunda çok mesafe kaybetti. Son 10 yıla ve şimdiki hükümetin performansına baktığımızda zaman zaman hızlı, zaman zaman çok yavaş hareket edildiğini görüyoruz. Bu olay partiler ötesi bir olay. Türkiye\'nin genel olarak siyasi psikolojisinin fırsatları tam olarak değerlendirememesinden kaynaklanan bir durumla karşı karşıyayız.

Bugün gelinen noktada, özel sektör olarak, sivil toplum kuruluşları olarak, vatandaşlar olarak, bizim bugünümüzü ve geleceğimizi ilgilendiren konular istesek de istemesek de AB\'nin aldığı kararlardan ve izlediği siyasetlerden çok etkileniyor. Herhangi bir ticari işletme, banka veya otel ya da fabrika, sektörü veya büyüklüğü ne olursa olsun, mevzuat ve uygulama politikalarında en yaz yüzde 70, kimi zaman yüzde 85 ulusal mevzuattan değil, AB mevzuatından etkileniyor.

Tam üyelik uzadıkça, bir tarih saptayıp buna saygınlık kazandırmadıkça, seferberlik içine girmedikçe ciddi sorun var. Tam üyelik uzadıkça daha büyük ve ciddi sorunlar ortaya çıkabilecek. AB\'ye tam üyelik hedefini tekrar canlandırmak gerekiyor.\'\' diyen Kaleağası, Türkiye\'nin, AB hedeflerine ulaşmaya çalışırken, Afrika dahil dünyanın diğer ülkeleriyle de ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Toplantı sonunda Ansiad üyeleri ve misafirlerin sorularını yanıtlayan Kaleağası\'na Toplantı Başkanı A.orhan OFLAZ tarafından teşekkür plaketi verildi.



ANSİAD\'IN BURUK TOPLANTISI

  13.Olağan Toplantısını gerçekleştiren ANSİAD;toplantıda İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Mehmet GENÇ\'i konuk etti.Mehmet GENÇ Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi konusunda bilgiler verdi.

   Mehmet GENÇ\'in plaketi ANSİAD Kurucu üyesi Ercan EVREN tarafından verildi.

   Toplantıda ayrıca Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Merhum Güngör PEKŞEN için anı defteri açıldı.


ANSİAD, YÜKSEK DANIŞMA KURULU BAŞKANINA VEDA ETTİ

“BENİM KİTABIMDA YENİLMENİN YERİ YOK”. Business Akdeniz Dergisi’ne verdiği son röportajda böyle demişti Güngör PEKŞEN. Sahiden de 62 yıllık hayatına o kadar çok olay sığdırmıştı ki. Bugünkü noktaya hiç de kolay gelmediğini, yaşadıklarıyla 40 yıllık iş hayatında en büyük kazanımının tecrübe ve birikim olduğunu belirtmişti.

 

 Güngör PEKŞEN, her sohbetinde iş hayatındaki dönüm noktasının ANSİAD’la tanışması olduğunu, gerçek kimliğini ANSİAD’a borçlu olduğunu söylerdi. Hiçbir zaman doğru yoldan ayrılmamaları, yenilme, yorulma, yılma kelimelerini unutmaları ve hayatta her şeye hazırlıklı olmaları konusunda gençlere öğüt verirdi.

 

1995 Yılında kurduğu ve kurucu başkanlığını yaptığı Kalite Derneği’ni çok önemsiyordu. Bu dernekte yaptığı yoğun çalışmalar sayesinde Antalya’da ISO belgeli firmaların sayısı hızla arttı.

  

1999-2000 Yılları arasında ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2000 yılında Türkiye’de Tüsiad’dan sonra ISO belgesi alan ikinci Siad, Ansiad oldu. Bu çalışma diğer Siad’lara da örnek teşkil etti.

 

Şubat 2001 – Mayıs 2003 arasında yürüttüğü ANTEV (Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı) Mütevelli Heyet Başkanlığı süresince yetişkin eğitimine önem vererek, Antalya’da birçok işadamının kendilerini geliştirmelerinde öncü oldu.

  

Mart 2006’dan beri Antalya Hukuk Fakültesini Geliştirme Derneği’nde Yönetim Kurulu üyeliği yapan PEKŞEN, burada da aktif çalışmalarda bulunuyordu.

  

Antalya’nın gururu olan ve 30 yıl önce kurduğu Levent Kimya şimdi dev bir marka. Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde 35.000 m2 alan üzerine kurulu, bünyesinde 30 mühendis ve 466 personel çalıştıran Levent Kimya, geleceğin yıldızı olma yolunda da emin adımlarla ilerliyor. Eminiz ki oğulları Atıl ve Ahmet, bayrağı daha da yükseğe taşıyacaklar.

  

Ocak 2009’dan bu yana Yüksek Danışma Kurulu Başkanlığını yapan Güngör PEKŞEN girişimci kimliği, çalışkanlığı, dürüstlüğü ve candan arkadaşlığı, ağabeyliği ile hepimiz için, özellikle de gençler için her zaman rol model olarak kalacaktır.

  

ANSİAD Güngör ağabeyini hiçbir zaman unutmayacaktır.

    

 

Mehmet HACIARİFOĞLU

Yönetim Kurulu Başkanı

 


ANSİAD\'IN REFERANDUM SONUCU İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI

ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan \"Anayasa değişikliği halk oylaması\" sonuçları ile ilgili aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

\"Seçmen ve toplum iradesinin bir yansıması olan referandum sonuçlarını herkesin saygıyla karşılaması gerekir. Bu sonuçlardan çıkarılacak dersler vardır. Referandum sürecinden sonra önümüze bakarak, Türkiye’nin yeni bir anayasa ihtiyacı gerçeği göz önünde bulundurularak siyasi iradenin temsilcileri ve sivil toplum örgütlerinin yoğun bir çalışmanın içerisine girmeleri gereklidir. Bunu yaparken de kamuoyunda farklı görüşleri savunan akademisyen ve toplumun kanaat önderleri arasındaki diyalog canlı tutulmalıdır.

 

 

Partilerin ve toplumun her kesiminin yeni anayasa üzerine özgürce tartışabileceği bir ortam sağlanmalı, referandum sürecindeki yakışıksız siyasi üslup ve tutum bir tarafa bırakılarak, yeni anayasaya yönelik asgari müşterekler hayata geçirilmelidir.

 

 

Referandum sürecinde görüldüğü üzere, toplumun her kesiminin 1982 anayasasının tamamıyla değişmesi yönündeki beklentisi yeni anayasa çalışmaları için umut vericidir.\"

 

 


ANSİAD BİR YENİ ÜYE DAHA KAZANDI

ANSİAD 12.Olağan Toplantısında  Dante Mimarlık Mobilya Mobilya İmalat Tic.Ltd.Şti. sahibi Salih DEMİRHAN ANSİAD ailesinin bireyleri arasına katıldı.

Salih DEMİRHAN\'nın üyelik rozeti konuşmacı Prof.Dr.Ramazan DEMİR tarafından takıldı.


PROF.DR.RAMAZAN DEMİR ANSİAD ÜYELERİNE \"DERSİM DOSYASI VE EKONOMİK BOYUTU\"NU ANLATTI

   Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi  Prof.Dr. Ramazan DEMİR ANSİAD\'IN 12.Olağan Toplantısına konuk oldu.ANSİAD üyelerine Dersim Dosyası ve Ekonomik Boyutu hakkında  bilgiler verip ardından üyelerin sorularını yanıtladı.

   Toplantı sonunda ANSİAD ailesi adına toplantı başkanı Berkay SONER, Prof.Dr.Ramazan DEMİR\'e teşekkür plaketini takdim etti.


ANTALYA - ALMANYA SANAYİ VE TURİZM GÜNLERİ TOPLANTISI MİRACLE HOTEL\'DE YAPILDI

7 Haziran 2010 Tarihinde Miracle Hotel\'de yapılan, Federal Almanya Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ile Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneği (ANSİAD) işbirliğiyle “Turizm ve Otel Yöneticileri İçin Alman-Türk Ticaret Günü” konulu toplantı yapıldı.

 

Antalya Vali Yardımcısı Yıldırım Uçar toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Antalya\'nın turizmde Türkiye\'nin başkenti olduğunu, doğal güzellikleri, iklimi, tarihi ve kültürel değerlerinin yanında dünyanın en iyi tesislerine sahip olduğunu söyledi. Antalya\'nın tarım sektöründe de çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Uçar, geçen yıl Antalya\'da 9 milyon turistin ağırlandığını ve bunların başında da Almanların geldiğini kaydetti. Turizmde Türk-Alman ilişkilerinin iki ülke arasında olumlu gelişmelere yol açtığını ifade eden Uçar, denizin ve çevrenin korunması için de önemli yatırımlar yapıldığını belirtti. Uçar, şöyle konuştu:


Antalya\'da deniz ve çevre önemli. Deniz ve çevreyi koruyoruz. Dünyada en fazla mavi bayrağa sahibiz. 173 mavi bayraklı plajımız var. Arıtma tesisleri ve katı atık alanlarında yapılan yatırımlar, mavi bayrak sayısının artmasında etkili oldu. Almanya\'nın tecrübesi, Türkiye\'nin dinamikleri birleşince, Türk-Alman ilişkileri ticaretteki işbirliklerini artıracaktır.”


Federal Almanya Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Dış İlişkiler Temsilcisi Torsten Fuhrberg de, Alman-Türk Ticaret Günü toplantılarında, Almanya\'nın şirketlerinin yurt dışına açılmalarını sağladıklarını bildirdi. Alman firmalarının yurt dışında pazarlanmasına yardımcı olduklarını anlatan Fuhrberg, Almanya\'dan Antalya\'ya, turizm, otellerin hijyen konusunda sertifikasyon hizmetleri ile golf sahaları yapımında faaliyette bulunan 9 firmanın geldiğini bildirdi. Bu şirketlerin ilk kez Türkiye\'ye geldiğini kaydeden Fuhrberg, \'\'Eurovision şarkı yarışmasında iki ülke büyük başarı elde etti, birbirine destek verdi. Bunun ticaret alanında da devam etmesini istiyoruz” dedi.

ANSİAD Başkanı Hacıarifoğlu

ANSİAD Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu da, yaşanan küresel krizde, Almanya\'nın Türkiye\'ye ihracatında yüzde 23, Türkiye\'nin bu ülkeye ihracatında ise yüzde 15 gerileme yaşandığını bildirdi. Bu tabloya rağmen Almanya\'nın Türkiye\'nin en önemli ekonomik ortağı olma özelliğini koruduğunu ifade eden Hacıarifoğlu, şunları söyledi:


\"Antalya’nın Almanya ile olan toplumsal dostluk ve ticari ilişkilerine yön verecek bu toplantıya hoş geldiniz diyorum ve benimle aynı heyecanı paylaştığınızı umuyorum: Hoş geldiniz.

 Ben ilk olarak bu toplantının gerçekleşmesinde önemli rol oynayan Federal Almanya Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına, bu toplantıya ayrıca çok büyük katkıları olan Alman MCO şirketine, Tourexpi.com’a, Avrupa-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hüseyin Baraner’e, toplantıya desteklerini esirgemeyen meslek odalarına, ANSİAD ve diğer meslek kuruluşları ve Miracle Otel’e teşekkür etmek istiyorum.

Saydığım bütün bu isimler, Almanya-Antalya arsındaki ticari ve dostluk ilişkisinde bir kilometre taşı olacak bu toplantının gerçekleşmesinde emekleri bulunduğu için gurur duymalılar.   
 
Bu önemli ve eşsiz karakterdeki özel toplantı ilk defa bugün gerçekleşiyor olmasıyla beraber, şimdiye kadar aldığımız tepkiler bile, bunun kesinlikle son toplantı olmayacağını gösteriyor.

Türkiye geneline baktığımızda yaşanan uluslararası ekonomik krizde; Almanya’nın, Türkiye’ye olan ihracatında % 23 civarında ve Türkiye’nin Almanya’ya ihracatında da % 15 gibi bir gerileme göze çarpıyor. Bütün bu tabloya rağmen Almanya, Türkiye’nin en önemli ekonomik partneri olma özelliğini koruyor. 2009 Yılında toplam ticaret hacmi maalesef 24 milyar $’da kalmıştı. Bu yılın ilk üç aylık döneminde Avrupa’da yaşanan sıkıntılı sürece rağmen 2,7 milyar dolarlık ihracat ve 3,5 milyar dolarlık ithalata ulaşılması, 2007  ve 2008’de aşılan 30 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşılabileceğini gösteriyor.

 Ancak burada Türk üreticileri ve ihracatçılarının önündeki en büyük engellerden birinin katı vize uygulamalarının olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bu konu bizim için çok önemlidir ve siyasi çözüm bekliyoruz.
 
Antalya’nın son 25 yıllık ticari hayatında Turizmin ve dolaysıyla Almanya’nın çok özel bir yeri var. 1980’li yılların başında ilk büyük turist kafileleri Almanya’dan geldi. Bu ilk büyük turizm hareketi, Antalya’nın sanayileşmesini ve ticarette inanılmaz hızlı adımlar atmasını tetikledi ve halen bir katalizatör görevi görmekte.

Turizm, aynı zamanda Antalya ve Alman halklarını da yakınlaştırdı ve çok güçlü toplumsal ve kişisel dostluk köprülerinin kurulmasına vesile oldu.
İşte kurulan bu dostluk köprüleri ve Turizm sektörünün ihtiyacı, Almanya’yı Antalya için en önemli ticari partner haline gelmesini sağladı.

Bugün artık Antalya-Almanya arasındaki dostluk köprüsü ve ticari ilişkiler sadece turizme dayanmıyor. ANSİAD’ın kayıtlarına göre, Antalya ve Almanya arasında turizm, tekstil, sanayi, tarım, havacılık, medikal ve ticarette birçok güçlü ticari ortaklıkların kurulmuş olduğunu görüyoruz. Bu ortaklıklar, Antalya-Almanya arasındaki ilişkilerin geçici değil, kalıcı olduğunun en önemli ispatıdır.

 Antalya, mükemmel deniz, kara ve havayolu ulaşım imkanlarıyla, yüksek gelir düzeyine sahip 1 milyonu aşan nüfusuyla, 30 ülkeden ortalama 14 kalan 10 milyon sanayi ürünleri tüketenler ordusu ile, Alman hizmet ve ürünlerine duyduğu güven ile, yabancı tedarikçilerin sunduğu ürünlere ciddi ihtiyaç duyan turizm sektörüyle, Alman işadamları için her zamankinden daha cazip bir partner seçeneğidir.

Antalya’nın tarım, hizmet, turizm ve sanayi ürünleri ise, Avrupa’daki en sağlam temelli ekonomiye sahip olan Alman piyasasında büyük rağbet görürken, gelecekte bu karşılıklı işbirliğin ve ortaklıkların daha da gelişeceğine şüphe bırakmıyor.
Buna rağmen bu ilişkilerin asıl potansiyelin çok gerisinden geldiğinin bilincindeyiz ve bu sebeple bu toplantıda bir araya geldik.

Toplantıya tekrar hoş geldiniz derken, bu toplantının çok verimli geçeceğinden ve bugün burada çok yeni ticari ilişkilerin kurulacağından hiç şüphe duymadığımı belirtir, beni dinlediğiniz için teşekkür eder, Antalya-Almanya arasındaki bu yeni kilometre taşının herkese hayırlı olmasını dilerim.\"

 

Avrupa-Türk İş Konsey Başkanı Hüseyin Baraner de, Almanya\'dan bine yakın orta ölçekli şirket yöneticilerini Antalya\'ya getirerek, Türk iş adamlarıyla yatırım olanaklarını sağlamaya çalışacaklarını kaydetti. Toplantının ikinci bölümünde, Antalya\'ya gelen 9 Alman firma temsilcisi, şirketleri hakkında bilgi verdi.


ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Ali Peker     
ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Ali Peker de, ticarette Türk-Alman ilişkilerinde, Almanya\'nın Türkiye için en önemli ülke olduğunu vurguladı. Almanya\'nın Türkiye\'nin ticaretinde yüzde 10\'a yakın payla birinci ülke olduğunu dile getiren Peker, Türk-Alman ticaretinin gelişmesinde, Almanya\'da yaşayan Türk vatandaşlarının rolünün önemli olduğuna dikkati çekti. Almanya\'da Türk vatandaşlarının 350 bin kişiye istihdam yarattığını belirten Peker, şöyle konuştu:


“Yatırım alanında Almanya ile ilişkilerimiz önemlidir ama ticaret hacmi ile orantılı değildir. Almanya\'nın dünyada 1,5 trilyon dolara yakın yatırımı bulunmaktadır. Fakat Türkiye\'deki yatırımları 10 milyar doların altındadır. Almanya, Antalya için de turizm ve ticarette en önemli ülke konumundadır. Turizmde Almanya\'nın payı yüzde 40\'lardan yüzde 26\'lara kadar düşmüştür. Antalya\'dan Almanya\'ya ihracatımız 200 milyon doların üzerindedir. Antalya\'da Alman sermayeli şirket sayısı 415\'tir. Bu şirketler turizm, tarım, gayrimenkul, sağlık, tekstil, tekne veya yat yapımı, elektronik gibi alanlarda yoğunlaşmaktadır.”
 Antalya\'nın meyve-sebze ihracatının 500 milyon dolara ulaştığını, sanayi ihracatının da 300 milyon dolara yaklaştığını dile getiren Peker, “Türkiye\'nin dinamizmi, Almanya\'nın uluslar arası deneyimi yüksek olan markalarıyla birleşirse, bundan iki ülkenin şirketleri de kazançlı çıkacaktır” diye konuştu.  


ANSİAD MAYIS AYI İKİNCİ TOPLANTISINDA YAVUZ TANERİ AĞIRLADI

ANSİAD’ın Sheraton Hotel’de yapılan 10. Olağan toplantısına Alara Fidan Üretim ve Pazarlama San.Tic.Ltd.Şti. Yönetim Kurulu Başkanı
Yavuz TANER konuşmacı olarak katıldı.

“Antalya’da İhracata Yönelik Modern Meyve Yetiştiricilik Potansiyeli ve Bölge Ekonomisine Katkısı” başlığında konuşma yapan Yavuz TANER, Ansiad üyeleri ve misafirler tarafından ilgiyle dinlendi.

Sunuşundan sonra katılımcıların sorularını yanıtlayan Yavuz TANER’e Toplantı Başkanı Ali EROĞLU tarafından teşekkür plaketi verildi.


ABDULLAH ERDOĞAN ANSİAD AİLESİNE KATILDI

Özgüntur A.Ş,Özgüneş A.Ş ve Maya Madencilik Ltd.Şti sahibi Abdullah ERDOĞAN 25 Mayıs \'ta Sheraton Hotel\'de düzenlenen törenle Ansiad ailesine katıldı..

Üyelik belgesi ve rozetini Alara Fidan Üretimi ve Pazarlama San.Tic. Ltd.Şti.Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Taner ile ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU\'nun elinden aldı.


ANSİAD VERGİ REKORTMENİ ÜYELERİNİ ONURLANDIRDI

ANSİAD, 2009 yılı kazançlarından dolayı Gelir, Kurumlar ve Gayrimenkul Sermaye İradı\'nda en yüksek vergi ödeyen üyelerini ödüllendirdi.

Vergi rekortmeni ANSİAD üyelerine onur belgeleri Antalya Barosu Başkanı Zafer KÖKEN, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali ÇADIR, Sosyal Güvenlik Kurumu Antalya İl Müdürü Selim EROL,İl Defterdar Yardımcısı Mevlüt ÖZDEMİR,Vergi Dairesi Başkan Yardımcısı Necmettin GÖRMEZOĞLU,ATSO Başkanı Çetin Osman BUDAK tarafından verildi.

Onur plaketi ile ödüllendirilen ANSİAD üyeleri:

\'\'Kurumlar vergisi;AGT Ağaç San. Ve Tic. AŞ Mehmet Semih Söylemez, Adopen Plastik ve İnş.San. AŞ Mustafa Sak, Gelişim Teknik San.ve Tic.Paz.Ltd.Şti. Ali Bıdı,Yüksel Tohumculuk Tarım San.Tic.Ltd.Şti. Mehmet Yüksel, Çallıoğlu İnşaat Sanayi ve Tic.AŞ İbrahim Şencan, İstanbul Tarım San.Tic.AŞ Ali Rıza Akıncı,Agromar Marmara Tarım Ürünleri San.ve Tic.A.Ş. Hasan Şirin - K.Savaş Titiz,İdil-İdil İşletmecilik Tarım ve Tic.Ltd.Şti. Ahmet Yetkin Armağan,Antalya Fide Üretim ve Pazarlama A.Ş Hasan Şirin-K.Savaş Titiz,Antalya Tarım Üretim Danışmanlık ve Paz. AŞ Hasan Şirin-K.Savaş Titiz, Has Fide Tarım Tic.San.İnş. Ve Paz. AŞ Ali Nazmi Acar,Koppert Biyolojik Mücadele ve Poli. Sist. San. ve Tic. Ltd. Şti. Ali Eroğlu, Antalya Koleji Eğitim Tesisleri AŞ Hüseyin Çalık , Enerji Tarım Turizm İnşaat Pazarlama Tic. Ltd. Şti. Mehmet Yüksel, Ülger Tarım Paz. Tic. Ltd. Şti. Mehmet Ülger, Ado İmar İnşaat Malz. İnş. ve Taah. San. Tic. A.Ş. Mustafa Sak, AG Tohum San. Tic. Ltd. Şti. Burak Gönen ve Özdal İnşaat Turizm Nakl. Teks. Tarım Tic. ve San. Ltd. Şti. Yüksel Dal, Çukurova Fide Üretim ve Pazarlama Tic. San. A.Ş. Hasan Şirin - K.Savaş Titiz
Gayrimenkul Sermaye İradı; İbrahim Şencan, Hasan Yıldırım Akıncıoğlu                                                                                                                                                                                    Gelir Vergisi;Halil Erdem, Hüseyin Çalık, ve Güngör Ahmet Yitmen.\'\'


REŞİT SOLEY\'LE \"İNANCIN BÜYÜTTÜĞÜ MARKA CORVUS VE BENİM OLAN YARIN\"

Corvus Şarapçılık Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Reşit SOLEY, Corvus markasının gelişim süreciyle ilgili “İnancın Büyüttüğü Marka: Corvus ve Benim Olan Yarın” başlığıyla ANSİAD üyeleri ile buluştu. 

Mimar olan ve 25 yıl önce Bozcaada\'ya yerleşen Soley, Bozcaada\'nın dünyadaki gelişmelere paralel değişime uğradığını ve 2 bin yıldan beri adaya can veren bağların da yitirilmek üzere olduğunu söyledi. Kaybolan bağcılığın yeniden canlandırılması için Bozcaada halkına bu kültürlerini anlattıklarını,ancak o zamanlar kendisine karşı çıkıldığını ifade etti. Adadaki bağcılığı yeniden canlandırmak için örnek bir çalışma göstermek istediklerini anlatan Soley, 20 dönüm bağ ile Tekel\'in özelleştirilmesiyle Bozcaada\'daki harap olan Tekel Şarap işletmesini satın aldıklarını ve  Tekel\'in ihalesini kazandıklarında ortaklardan birinin bu işten ayrıldığını belirtti.“Çok zor bir süreçten geçtik. Hakkında hiçbir şey bilmediğim şarap üretimine girdik. O zamana kadar alkolle, şarapla hiç işim olmadı. 2002\'de örnek proje yaparak şarap üretimine başladık. Bağlarımız İngilizler tarafından dünyada görülmesi gereken 10 bağ arasında yer aldı. Hiç bilmediğim halde şarap tanklarını tasarladım. 20 dönümden 200 dönüm bağa ulaştık. Bozcaada\'ya yeni bir kimlik ve Türkiye\'ye de yeni bir marka kazandırdık. Bu işe giriştikten sonra 25 yıl mimarlıkta boşa yaşamış olduğumu gördüm. Ülkemize katma değer yarattık. Bundan onurluyuz, gururluyuz.\"dedi.Ayrıca 500 bin şişelik şaraphane kapasiteleri olduğunu anlatan Soley, marka yaratma sürecinde yaşadıkları “trajikomik” olaylardan da söz etti. O dönemlerde şarapta yüzde 60 civarlarına ulaşan ÖTV ve KDV nedeniyle satamadıkları şarapların vergisinin bile istendiğinden yakınarak :“Şarap şişelerimize kırmızı ay yıldız amblemini koyduğumuz için Bayrak Kanunu\'na muhalefetten 7 bin 500 TL ceza ödedik. Mahkemeyi kazandık. İlk 5 yıl SSK prim borçlarını bile ödeyemiyorduk. Sadece maaşları ödedik. Çok sıkıntılı dönemler geçirdik. Tahsil edilemeyen paranın vergisini ödedik. Şirket büyüdükçe vergi borcu artıyordu. Büyüdükçe acı çekiyorduk. Şimdi her şey geride kaldı. Japonya\'dan ABD\'ye dünyanın dört bir yanına şarap ihraç ediyoruz.”sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Toplantıda ayrıca, geçtiğimiz ay açılışı yapılan ANSİAD hizmet binasının yapımında katkısı olan geçen dönem yönetim kurulu üyeleri ile toplam 55 üyeye teşekkür belgesi verildi.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, hizmet binasının yerinin alımı ve inşaatına destek veren Antalyalı iş adamlarına teşekkür etti.


\"ONLINE İTİBAR YÖNETİMİ\"KONU BAŞLIĞIYLA ATIF ÜNALDI ANSİAD\'A KONUK OLDU

ANSİAD 2010 yılı 8\'inci olağan toplantısı, Sheraton Voyager Hotel\'de yapıldı.Çok sayıda üyenin ve misafirin katıldığı toplantının konuğu IPTV Derneği Genel Başkan Vekili Atıf Ünaldı\'ydı.
\'Online itibar yönetimi\' konusu ile sunum yapan Atıf Ünaldı, interneti görmezlikten gelmenin artık mümkün olmadığını belirterek, \"3- 5 yıl önce \'Google ile problemim var\' diyenleri önemsemiyordum ama bugün sözkonusu problemlerin çözülmesine rağmen Google gibi bir problem ile karşılaşıldığını görüyorum. Örneğin şirketin bilançoları uygun ama geçmişten kalan bir sıkıntı Google\'da hala göründüğü için problem oluşturuyor\" dedi. Yakın gelecekte iki kişi arasındaki maillerin bile takip edilebileceğini söyleyen Ünaldı, \"Sorun sadece Google değil, sosyal paylaşım sitelerinin hepsine dikkat edilmesi gerekiyor. İnternet üzerinde yapılan aramalarda insanların iş kaybettiklerini görüyoruz. Gelecek yıllarda insan kaynakları artık sosyal paylaşım siteleri üzerinden aradığı elemanı bulacak ya da takip edebilecek\" dedi.
Atıf Ünaldı, spam şeklindeki maillerin çok fazla geliyor olmasının ise mailleri alan kişinin çok fazla kişi tarafından takip edildiğinin göstergesi olduğunu söyledi. İnternet üzerinden kredi kartı bilgileri gibi özel bilgilerin birileri tarafından kopya edildiğini  ve  bir kredi kartı bilgisinin 100 dolar karşılığında satıldığını, bin Facebook hesabının 25 dolara satıldığını belirtti. Kısa süre önce Türkiye\'de 1.5 milyon Facebook hesabında yaşanan sorunu hatırlatan Atıf Ünaldı, \"Kredi kartı pazarları özellikle çok fazla. Şu ara dikkat etmeniz gereken konu bir yerden başka bir yere para aktarırken, bu bilgileri ve şirket bilgilerini takip etmeye yönelik tehlikeler\" dedi.
İşadamlarının özel hayatlarına yönelik sorunlar ile boşanmalar gibi olayların Google nedeniyle maddi zarar veya motivasyon düşüklüğüne neden olabilecek sonuçlar doğurduğunu belirtti.\"Örneğin Sibel Can\'ın bir davası vardı ve 5 bin TL de tazminat kazandı. Bu dava bence diğer davalara da konu olacak örnek bir dava. Eşi ile ilgili yaşanan sorunları içeren bir dava konusuydu. Yine Mehmet Ali Erbil\'in başına gelen \'Beni her meslekten kadınla aldatıyor ve kumar oynuyor\' şeklindeki boşandığı eşinin sözleri her yerde yayınlanıyor. Bunların önüne geçmek mümkün değil. Bundan büyük rahatsızlık duyuyor ve çocukları da rahatsız olacak. Google\'da \'Mehmet Ali Erbil\' yazdığınızda karşınıza çıkacak sonuçlar ilk olarak bu tür meseleler olacaktır. Arama motorlarında bu tür konulu sonuçları öncelikli olarak önünüze geliyor ve yıllarca da böyle devam edecektir. Yine internette Nasreddin Hoca ile ilgili bir fıkrada \'esrar bağımlısı\' olduğundan bahsediliyor,ancak görme engellilere ait bir dergide bu olay sanki gerçekmiş gibi yer aldı. Daha sonra basılan dergiler toplatıldı ama buna benzer birçok bilginin internet ortamında ne kadar doğru ne kadar yanlış olarak yer aldığını takip edemiyoruz. Bu bilgiler o kadar hızlı yayılıyor ki engel olunamıyor ve okuyucular da çok dikkatsiz davranıyor. Örneğin yine eski bir manken ve bugün şarkıcılık yapan bir bayanın internet ortamında birçok fotoğrafına yer veriliyor. Bundan rahatsızlık duyan bayan kaldırmak istiyor ama çok hızlı yayıldığı için bu mümkün değil.\"
İnternette yaşanan sorunların çözümsüz olmadığını, fakat çözüm yollarının da bilinmesi gerektiğini vurgulayan IPTV Derneği Genel Başkan Vekili Atıf Ünaldı, \"Örneğin, isminize ait sosyal paylaşım siteleri ve mail adresinizi mutlaka alın. Kullanmasanız bile size ait olsun. Aksi takdirde başkaları tarafından kötü amaçlı olarak kullanılabilir\" dedi.

Toplantı sonunda soruları yanıtlayan Atıf ÜNALDI\'ya Toplantı Başkanı Muzaffer SAĞLAM tarafından plaket takdim edildi. 


ANSİAD YENİ BİNASINDA

ANSİAD, Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcı,CHP Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü,Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay,Vergi Dairesi Başkanı Mahmut Sütçüoğlu,Antalya Defterdarı Hidayet Mat,SGK İl Müdürü Selim Erol,Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü,ATSO Başkanı Çetin Osman Budak,Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır,Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Orhan Tolunay,Deniz Ticaret Odası Başkanı Ahmet Erol ve iş dünyasının bir çok ismi ile yeni binasında  16 Nisan 2010 Cuma günü hizmete açıldı.


ANSİAD AVRUPA-TÜRKİYE TURİZM İŞ KONSEYİ BAŞKANI VE TUI HOLDİNG TÜRKİYE TEMSİLCİSİ HÜSEYİN BARANER\'İ AĞIRLADI

ANSİAD 7.Olağan toplantısına Avrupa-Türkiye Turizm İş Konseyi Başkanı & TUI Holding Türkiye Temsilcisi Hüseyin BARANER,\"Küresel Kriz Sonrası Avrupa Pazarlarından Antalya\'ya Bakış & Yeni Oluşan Müşteri Profilleri ve Talepleri\"başlıklı konusu ile konuk oldu.

Avrupa-Türkiye Turizm İş Konseyi Başkanı ve TUİ Holding Türkiye Temsilcisi Hüseyin Baraner, çarpık kentleşme ve birçok menfi gelişmelere rağmen yer bakımından Antalya\'nın Avrupa\'da revaçta olduğunu söyledi. Şu anda Avrupa\'da ciddi şekilde Antalya heyecanı yaşandığını aktaran Baraner, \"Bunu her zaman yakalayamayabilir.\"dedi.Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)\'nin \"Küresel kriz sonrası Avrupa pazarlarından Antalya\'ya bakış ve yeni oluşan müşteri profilleri ve talepleri\" konulu toplantısına katılan Baraner, Avrupa\'da Antalya\'nın iyi bir imajının oluştuğunu kaydetti. Antalya\'nın dünyanın en güzel yerlerinden birisinin olduğunu Avrupa\'daki herkesin bildiğini ve bunu açık açık ifade ettiğini belirten Baraner, şöyle konuştu: \"Burada bir turizm ürünü olarak denizden 200–300 metre içeriye doğru çok büyük saraylar kuruldu. Bu çok büyük kabul görüyor. Bununla birlikte Avrupa\'daki parlayan isimler çökerken Antalya ürünün gerçek olduğu ortaya çıktı. Çünkü onlar ürününü ambalajlarken biz ürünün içini doldurduk. Bunu Avrupa kamuoyu öğrendi. Dolayısıyla şu an Avrupa\'da Antalya\'ya çok ciddi talep var.\" Bu gelişmelerin kendiliğinden oluşmadığını, uzun ve istikrarlı yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıktığına işaret eden Hüseyin Baraner, \"Bu rüzgârı arkamıza alabilirsek, Avrupa için çok ciddi ürünler geliştirebiliriz. Mutlaka yeni ürünler bularak Antalya markasıyla pazarlamalıyız, YAŞAM MERKEZLERİ KURUP ANTALYA MARKASIYLA PAZARLAYALIM\" Hüseyin Baraner, Avrupa\'nın yaşlandığına da dikkat çekerek sağlıklı yaşam köyleriyle yaşlıların Antalya\'ya çekilebileceğini belirtti. Avrupalı yaşlıların hayatının sonbaharını iyi bir yerde, sıfır sorunla geçirmek istediğini dile getiren Baraner, şöyle devam etti: \"Bu insanlar, huzur veren, spor yapabilecek, deniz havası olan, en az bahçesinde 10 çeşit meyve ağacının bulunduğu, dalından meyve koparabileceği bir yaşam hasreti içerisinde. Birikiminin hepsini bunun için harcamaya hazır. Türkiye şimdiye kadar bu alana yönelik hiçbir ürün sunamadı. Yılda 10 milyon turistin geldiği yerde sağlıklı yaşam merkezi yok.\" Sağlıklı yaşam merkezlerinin yüzde yüz kâra dönüşebilecek bir iş kolu olduğunu vurgulayıp, Antalyalı iş adamlarına bu tür yerler kurmalarını önerdi. \"Yaşam köyleri kurarak Avrupalıları tatile değil, yaşamaya davet etmemiz lazım.\" diyen Baraner, \"Eğer bir gün yaşam köyleri yaparak buraları 8 ay yaşayabilecek yabancılarla doldurur, Antalya\'nın sosyal yaşamına da entegre edersek o zaman gerçekten Türkiye\'nin lider kenti oluruz. Onların bizlere sağlayacağı sinerjiyle gerçek kentsel dönüşümü de sağlayabiliriz. Şu anda Antalya\'nın ilk yapacağı sıfır kilometre dünyadaki en muazzam en davetkâr yaşam köylerini kurmak ve onlarını bir marka olarak pazarlamasını yapmak. Buna kafa yorun. Oraya buraya üç beş villa ile bu olmaz.\" dedi.


ANSİAD GAZİANTEP\'TE

ANSİAD üyeleri,Gaziantep\'in marka ürünlerinin üretildiği tesislerde incelemelerde bulunurken,Antalya\'nın sanayi ve ticari geleceğine ilişkin özellikle Ortadoğu pazarında daha büyük bir çaba içerisinde olacaklarını ifade ettiler.Beşler Makarna,Şölen Çikolata,  Sanko Tekstil İşletmeleri,Naksan Plastik,Nakpilsa Dokuma ve Royal Halı tesislerini gezerken kullanılan teknolojiye ve tesislerin altyapısına hayran kalan Antalyalı iş adamları,Gaziantep Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Arslan\'ı ziyaretlerinde  ortak akıl hareketlerinin bir il ekonomisine kattığı degerlere şahit oldu.

    Dünya Gazetesi Antalya Temsilciliği tarafından 9-11 Nisan tarihlerinde Antalya Sanayici ve İş Adamları (ANSİAD)üyelerine yönelik organize edilen \'Marka Yoculuğu\'gezisi, Antalyalı iş admları için umut oldu.İlk olarak Beşler Makarnayı Ziyaret eden iş adamları,firmanın üretim teknolojisi ve pazarı ile ilgili bilgiler aldılar.Ardından Şölen Çikolata,Naksan Plastik, Nakpilsa Dokuma,Sanko Tekstil İşletmeleri ve Royal Halı\'yı ziyaret eden Antalyalı Sanayici ve iş adamları,bu tesislerin ürün yelpazeleri, üretim teknolojileri,pazarları ve pazar payları hakkında bilgi edindiler.Gezi kapsamında Gaziantep Ticaret Odası(GTO) başkanı Mehmet Aslan ile bir araya gelen heyet burada markalaşma,Ortadoğu ve dünya ticareti üzerine sohbet ettiler.Geziden son derece memnun ayrıldıklarını söyleyen ANSİAD üyeleri Gaziantep\'in başarısını ortak akıl çalışmalarına bağlarken,özellikle Ortadoğu\'ya olan ihracatları ile ilgili yeni pazar araştırmaları yapacaklarını dile getirdiler.

 ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu,\"Gaziantep\'teki iş birliğinden ve dinamizmden çok etkilendiklerine işaret ederek,\"Gazeteniz Antalya temsilciliği bizim için güzel bir organizasyon hazırladı.Gaziantep hepimizim bildiği gibi sanayi ve ticaret anlamında dünyaya markalar sunmuş,ürün çeşitliliği son derece fazla olan bir şehir.Şehrin sanayisini,ticaretini yakından gördük,üretim teknolojileri pazarları,özellikle Ortadoğu pazarlarındaki hakimiyetleri ile ilgili son derece yararlı bilgiler aldık.Bizler Antalyalı iş adamları olarak kendi aramızda yaptığımız değerlendirmede,gelecekte Ortadoğu pazarından daha fazla pay almanın yollarını aramaya karar verdik.İhracat rakamlarımız ve ürün çeşitliliğimiz bu pazarlarda daha etkin olmalı.İlk olarak bu konuda nasıl bir yol izlememiz gerektiği ile ilgili çalışmalar yapacağız.Bunun için Gaziantep gezimizin bize ışık tuttacağını düşünüyorum\"dedi.

GTO Başkanı Aslan ise;\"Antalyalı iş adamlarının hepsinin marka olduğunu fakat markalaşmak adına ellerinde bulunun fırsatları çok fazla değerlendiremediklerini söyledi.Türkiye\'de Antalya\'nın İstanbul\'dan sonra en çok isim yaptığına dikkat çeken Aslan,\"Antalya iş dünyasının bunu iyi kullanması gerek,ilin sahil turizmi kapanında kalması büyük kayıp olur\"diye konuştu.Gaziantep\'in sanayi ve ticaret hacmindeki gelişmişliğini anlatan Aslan,Ticaret ve sanayi alanında Güneydoğu illeri arasında ilkiz.Devletten destek almadan 4.Organize Sanayi Bölgesi\'ni de yaptık.158 ülke ile ticaretimiz var.Biz bölge illerimiz ve komşu ülkelerimiz ile kalkınmak istiyoruz.Burada bulunan büyük firmaları Suriye\'ye yatırım yapmaya yönlendiriyoruz.Orada yatırım yapan firmalar gümrüksüz mal ihrac edip Gaziantep\'e istihdam sağlıyor.Irak\'a geçen yıl 1.4 milyon dolar,Suriye\'ye ise 250 milyon dolar ihracat yaptık.Şimdi de turizm,sağlık ve kongre merkezi olma yolunda hızla ilerliyoruz\"dedi  

 

 


ALARKO HOLDİNG YÖN.KUR.BŞK.YRD. ANSİAD\'A KONUK OLDU

Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Leyla ALATON, ANSIAD\'ın \"Kadının Girişimcilik Hikayesi ve Leyla ALATON ile Sohbet\" başlıklı 6.Olağan toplantısına katıldı. 

Leyla Alaton, Antalya\'da büyük bir proje hazirladiklarini belirterek,
içinde golf ve diger sosyal alanlarin yer alacagi, turizmle iç içe bir yasam
alani yaratmak istediklerini söyledi.
Amerika\'da üniversite egitiminden sonra is adami Üzeyir Garih\'in
yaninda asistanlilik yaptigini ve ondan is hayatiyla ilgili çok büyük bilgi ve
destek aldigini anlatan Alaton, Üzeyir Garih\'in yaninda ise baslamasiyla çitanin
kendisi için yükseldigini kaydetti.
Halkla iliskiler, gayrimenkul ve konut islerine girdigini belirten
Alaton, evlenip çocuk sahibi olduktan sonra bir süre is hayatindan çekildigini
dile getirdi. Antalyali sanayici ve girisimcilere önerilerde bulunan Alaton,
\'\'Yakin çevrenize güvenip de sakin ise girismeyin. Girisimcilik kendi
bacaginizdan asilmak demektir. Islerinizi profesyonellerle yapin. Gelin, damat,
kuzen, yegen diyerek is vermeyin\'\' dedi.

Antalya\'da büyük bir yatirim projesi hazirladiklarini kaydeden Alaton,
Kepez ve Topalli bölgelerinde 2 bin - 2 bin 500 dönüm arazi satin aldiklarini
bildirdi. Bu bölgede, küçük bir Belçika, Isveç ve Danimarka yaratma projesi
gerçeklestirmek istediklerini vurgulayan Alaton, söyle konustu:
\'\'Antalya\'da büyük bir yatirim düsünüyoruz. Içinde turizm, golf ve diger
sosyal alanlarin da yer alacagi turizmle iç içe bir yasam alani yaratmak
istiyoruz. Turizme bagli küçük bir Belçika, Isveç ve Danimarka yaratabilmek
amaciyla Alarko Holding araziler aldi. Su anda bu bölgeler Kültür ve Turizm
Bakanligi tarafindan turizm yatirim sahasi olarak geçtigi için sirket beklemede.
Ne yapilacagini zaman gösterecek.\'\'
Antalya\'nin turizm, ekonomi, sanayi ve tarim sektöründe hizla gelistigine
isaret eden Alaton, \'\'Antalya parlayan bir yildiz. Antalya imparator olabilme
imkani veren bir sehir. Burasi hakikaten yildizlardan biri... Çok çabuk ivme
kazanan, çok da gelecegi olan bir bölge. O nedenle çok imparatorlar doguracaktir.
Bazen kosullar, bazen de ekonomik sartlar nedeniyle Antalya parlayan bir yildiz\'\'
diye konustu.

Babasi Ishak Alaton tarafindan baslatilan somon baligi yetistiriciliginin
bir sosyal ve sivil toplum projesi olarak hayata basladigini anlatan Alaton, bu
proje ile topluma yeni is olanaklari konusunda egitim verilmesinin amaçlandigini
kaydetti.


Alaton, sunlari söyledi:
\'\'Somon baligi üretmenin öncüsü biz olduk. Çünkü alternatif mesleklerden
biri de bu olabilir diye baktik. Örnek sergiledik. Somon baligi projesi böyle
basladi ama somon baligi Karadeniz\'i hiç sevmedi. Su sicak geldi, büyümedi. Onun
yerine alabalik çiftlikleri kuruldu.
Ishak Alaton\'un somon baligina meraki var. Küçük küçük ithal etmeye
basladik, sonra füme tesisi kurduk. Yillik 25 milyon dolarlik cirosu olan Alarko
için küçük bir istir somon balikçiligi. Fakat temiz bir istir. Önemli bir besini
Türkiye\'ye kazandirmistir, sofralara koymustur. Dünya standardinda bir olay
yakalanmistir. En azindan etten daha çok ucuz ve faydali olan bir besindir.
Mutfaklara girmistir ama tamamen romantik ve sosyal bir proje olarak basladi. Zor
da olsa Alarko prensipleriyle ayakta tutunmaya çalisiyor.\'\'
Alaton, konusmasinin ardindan sanayici ve is adamlarinin sorularini
yanitladi. Bir sanayicinin, \'\'Önümüzdeki 15 yil içinde siyasette ülkemizde neler
öngörüyorsunuz\'\' seklindeki sorusuna Alaton, su yaniti verdi:
\'\'Bence bu süreçte kadinlardan korkunuz. Onlar is ve sosyal yasamda çok
hizli sekilde ilerliyorlar. Çok büyük ilerleme, çok büyük patlama bekliyorum. Is
hayatindaki erkekler kulübünün egemenliginin sona erecegini düsünüyorum.
Dogacak çocugun adi \'demokrasi\' ise bu yasadiklarimizi \'dogum sancilari\'
diye düsünüyorum. Bütün bu yasadiklarimizin sadece ve sadece bundan ibaret
oldugunu düsünüyorum. (Kutuplasmalarda olsa, ayri düsünceler de olsa ülkemizde
bunlar tamamiyla demokratiklesme sürecinin getirdigi sancilardir) diye
düsünüyorum ve dogru yolu bulacagimizi, ayni noktayi, paydayi istedigimizi ve
ayni noktada birlestigimizi düsünüyorum. Özellikle de Avrupa Toplulugu
meselesinde... Bir kistas, bir karsilastirma yeri var artik. Belli normlara göre
yavas da olsa,hizli da olsa düzene soktugumuzu düsünüyorum. Ben pozitifim.\'\'

Konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan ALATON\'a ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.

 


ANSİAD\'A BİR YENİ ÜYE DAHA KATILDI

Şevket Alındal Mimarlık Ltd.Şti. sahibi Şevket ALTINDAL 23 Mart\'da Sheraton Hotel\'de düzenlenen törenle Ansiad ailesine katıldı.

Üyelik belgesi ile rozetini Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Leyla ALATON\'un elinden alan Şevket ALTINDAL, Ansiad ailesine katıldığı için mutluluk duyduğunu belirtti.


AKUT BAŞKANI NASUH MAHRUKİ ANSİAD\'A KONUK OLDU

Derneğimizin Sheraton Voyager Hotel\'de 9 Mart 2010 Salı günü düzenlenen toplantısına konuşmacı olarak AKUT Başkanı Nasuh MAHRUKİ katıldı.

Cantek firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Can Hakan KARACA\'nın sponsorluk desteğiyle Mart ayının sonunda AKUT Antalya Sorumlusu Yılmaz SEVGÜL ile birlikte dünyanın zirvesi Everest tepesine yapacağı tırmanışa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nasuh MAHRUKİ, heyecanlı olduğunu söyledi. Mahruki, \"Yılmaz Sevgül\'le birlikte epeydir düşünüyorduk ve bu yıl sponsor bulduk, tırmanacağız. Hazırlıklarımızı tamamladık ve 28 Mart\'ta yola çıkıyoruz. Uluslararası bir ekiple yapılacak tırmanış bir ay sürecek. 15 yıl sonra Everest\'e bir kez daha gidiyorum ve yapabilirsem oksijen desteği almadan zirveye çıkmaya çalışacağım. Yılmaz ilk defa çıkacak. 15 yıl önce diktiğimiz Türk bayrağını yeniden dikeceğiz\" dedi.

AKUT\'un sadece deprem ve sel değil çığlarda, mağaralarda, orman yangınlarında, Karadeniz bölgesindeki trafik kazalarında, kanyonlarda çalışan bir ekip olduğunu hatırlatan Nasuh Mahruki; \"Dünyada bir tane daha böyle bir ekip olduğunu sanmıyorum. Ancak dünyadaki ekipler kendi alanlarında çok uzman. Amerika Colorado\'daki dağcılık ekibi bölgedeki olaylarında çok hakim oldukları için on numara iş yaparlar ama o insanları alıp enkaza götürdüğünüz zaman ne yapacaklarını şaşırırlar. Veya kentin arama kurtarma ekipleri vardır, o işte on numara iş yaparlar ama alıp o ekibi 500 metrelik bir dağda arama kurtarma yaptırmaya kalkarsanız ne yapacaklarını şaşırlar. AKUT\'un farkı bütün bu disiplinlere aynı anda ve aynı kadroyla ulaşılır olmasıdır.\" dedi.

Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU tarafından Nasuh MAHRUKİ\'ye, teşekkür plaketi verildi. MAHRUKİ ayrıca derneğe yeni katılan üyelerin rozetlerini taktı.

 


ANSİAD AİLESİNE 3 YENİ ÜYE KATILDI

Sarılar İnşaat A.Ş. Yön.Kur. Başkanı Adem SARI, Logo İnşaat Ltd.Şti.sahibi Kürşat AYBAK ile Beta Mimarlık Hizmetleri Alüminyum Sistemleri Ltd.Şti. sahibi M.Onur KEŞCİ 09 Mart\'da Sheraton Hotel\'de düzenlenen törenle Ansiad ailesine katıldılar.

Üyelik belgeleri ile rozetlerini AKUT Başkanı A.nasuh MAHRUKİ ile ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU\'nun elinden alan yeni üyeler, Ansiad\'a katıldıkları için duydukları memnuniyeti ifade ettiler.


İNÖNÜ\'NÜN TORUNU GÜLSÜN BİLGEHAN ANSİAD ÜYELERİNE ATATÜRK İLE İNÖNÜ\'NÜN DOSTLUĞUNU ANLATTI

ANSİAD\'ın 16.Olağan toplantısı Sheraton Hotel\'de yapıldı. Toplantıya Bilkent Üniversitesi Uygulamalı Yabancı Diller Yüksekokulu Öğretim Görevlisi ve İnönü Vakfı Başkan Yardımcısı Gülsün BİLGEHAN katılarak Atatürk-İnönü \"Sarsılmayan Dostluk\"başlığında konuşma yaptı.

Türkiye\'de Atatürk\'e duyulan sevgi, saygı ve duyguyu Avrupa ülkeleri yurttaşların anlamasının çok zor olduğunu belirten Bilgehan, \'\'Türk halkı hiç bir şekilde unutmuyor. Atatürk sevgi ve saygısı daha nice uzun yıllar devam eder\'\' diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti\'nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşı İsmet İnönü\'nün yollarının öğrencilik yıllarında kesiştiğini anlatan Bilgehan, Atatürk ile İnönü arasındaki güven ve saygının hiçbir zaman eksilmediğini söyledi. Türkiye\'nin 13 milyon nüfusu ve olmayan sanayisi ile bugünlere geldiğini anlatan Bilgehan, \'\'Türkiye bugün dünyanın en büyük 17\'nci ülkesi ama diğer taraftan da en çok borcu olan ülkeler arasında yer alıyor\'\' dedi.

Yeni yüzyılda Atatürk\'ü topluma ve dünyaya yeniden anlatmanın yollarının bulunması gerektiğini ifade eden Bilgehan, şunları kaydetti.
\'\'Atatürk ile İnönü\'nün yolları öğrencilik yıllarında kesişmeye başladı. Atatürk, aradığı tüm özellikleri İnönü\'de bulmuştu. Aralarında yıpranmayan bir arkadaşlık vardı. Atatürk ile İnönü arasında başından beri güven ve karşılıklı saygı eksilmemiştir. Dedem İnönü öldüğünde 17 yaşındaydım. Pembe Köşk\'te büyüdüm. Pembe Köşk\'te Ulu Önder\'e \'Atatürk\' denildiğini hiç duymadım. Hep \'Büyük Atatürk\' denilirdi. Atatürk, sanki Pembe Köşk\'te yaşıyor gibiydi. 21. yüzyılda Atatürk\'ü yeniden anlatmanın yollarını bulmalıyız.\'\'

Atatürk ile dedesi İsmet İnönü arasında küskünlük olduğu yönündeki rivayetlerin yanlış olduğunu vurgulayan Bilgehan, şunları kaydetti:
\'\'Bu küskünlük rivayetleri hem Atatürk hem de İnönü\'nün hastalık dönemlerine denk gelmiştir. Ulu önder Atatürk ile dedem İnönü bu dönemde birbirlerine sevgi ve saygının eksik olmadığı mektup yazdılar. İki arkadaş arasındaki sevgi ve saygı yaşamları boyunca devam etti.\'\'

Ansiad üyeleri ile misafirlerin ilgiyle dinlediği Bilgehan\'a konuşmasının sonunda Toplantı Başkanı Mustafa ÇALIK teşekkür belgesi takdim etti.

 


TÜRKSAM BAŞKANI SİNAN OĞAN ANSİAD\'A KONUK OLDU

ANSİAD\'ın Sheraton Hotel\'de düzenlediği \"Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan ekseninde, Avrasya coğrafyasında yaşanan son gelişmeler\" konulu toplantıya katılan TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN, Türkiye\'nin Ermenistan açılımı ve Azerbaycan\'la yaşanan gerginlikleri değerlendirdi.

Türkiye\'nin dış politika konusunda \'\'kırmızı çizgileri\'\' olduğunu savunan Oğan, \'\'Türkiye yıllardır hep kırmızı çizgiden bahseder. Kimilerine göre ruhban sınıfı, kimilerine göre Türkmen meselesi, Ege\'deki sorunlar kırmızı çizgidir. Kimilerine göre de Türkiye\'nin ayağına takılan bir bağdır. Meseleye nereden baktığınıza bağlı olarak Türkiye\'nin dış politikası üzerindeki bu konular çözüme ulaştırılmaya çalışılıyor\'\' dedi.

Türkiye\'nin son 8-10 yılını, ABD kaynaklı olan Büyük Orta Doğu Projesi\'nin meşgul ettiğini belirten Oğan, ABD Başkanı Bush ile gelen bu projenin, Bush\'un gitmesiyle ortadan kalktığını söyledi. Obama\'nın gelmesi ile yeni bir projenin ortaya çıktığını ve TÜRKSAM\'a göre bunun Güney Asya Projesi olduğunu kaydeden Oğan, ABD\'nin Büyük Ortadoğu Projesi ile büyük hata yaptığını savundu.

\'\'Bir ulus küresel bir güç olmak istiyorsa bunun Orta Doğu\'da değil, Güney Asya\'da olması lazım. Afganistan ve Pakistan\'da olması lazım\'\' diyen Oğan, Güney Asya Projesi\'nde Türkiye\'ye büyük roller düştüğünü söyledi. Güney Asya Projesi\'nin geniş bir coğrafyayı kapsadığına işaret eden Oğan, şöyle konuştu:

\'\'Türkiye\'nin oyun alanı Irak, İran, Kafkasya ve Afganistan\'dır. Bu nedenle seçim kampanyasında Türkiye\'nin ismini duyuran Obama, seçildikten sonra da ilk ziyaretini Türkiye\'ye yapmıştır. Seçildikten sonra ilk dış politika ziyaretleri çok önemlidir. Obama da seçildikten sonra ilk ziyaretini Türkiye\'ye yapmıştır. Bu da Türkiye\'nin Amerika için çok önemli olduğunu gösterir. ABD\'nın Irak\'ta yeni bir yapılanma yapabilmesi için Türkiye\'ye ihtiyacı vardır. Irak\'ın kuzeyinde güvenliği alabilecek tek güç Türkiye\'dir. Bunun için de terörün bitmesi lazım. Terör devam ederken bunları yapmak çok zordur. O yüzden terörü ortadan kaldırmak için küresel bir zorunluluk vardır. ABD, bölgede güçlü Türkiye değil, etkin Türkiye istiyor.\'\'

Irak\'tan çıkmak isteyen ABD\'nin, bölgede etkin bir ülke olarak Türkiye\'yi görmek istediğini, bunun içinde ülkedeki terör sorununun bitmesi gerektiğini düşündüğünü ifade eden Oğan, \'\'ABD, bu nedenle bölücü terör örgütünün üst düzey yöneticilerini uyuşturucu ticareti yapmakla suçladı. Bu çok önemli. ABD kendi çıkarları için bölgede terörü bitirecek\'\' dedi. 
     
ABD\'nin, bölgedeki petrol ve doğal gazı rahat kullanabilmesi ve NABUCCO projesinin hayata geçirilmesi için Türkiye\'nin Ermenistan ile ilişkilerinin iyileştirilmesi gerektiğini vurgulayan Oğan, bunun için de yeni bir açılıma gereksinim olduğunu kaydetti. Oğan, şöyle devam etti:

\'\'Ermenistan açılımı ilk defa Obama\'nın Türkiye\'ye gelişinde yaşandı. Obama, (Ermeni soykırımı düşüncelerim değişmedi. Siz Türkler soykırımı yaptınız ama eğer siz Ermeniler ile ilişkilerinizi düzeltirseniz biz de bu düşüncemizi rafa kaldırırız) demişti. Açılımın hızlanması bu tarihte olmuştur. O dönemler bazı devletlerin hakemliğinde protokoller imzalandı. Bursa\'da Türkiye ile Ermenistan futbol milli takımları arasında oynanan maç, Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinin kopmasına neden olmuştur. Türkiye-Azerbaycan ilişkileri eskiden örnek gösterilirdi. Fakat bugün 17 yıl sonra birbirine nota veren iki devlet haline geldi. Bölgede \'Tek millet iki devlet\' anlayışından rahatsız olan tek devlet ABD değil. Rusya\'nın da karşı çıktığını biliyoruz. Ermenistan\'ın stratejisindeki en büyük tehdit Türkiye ile Azerbaycan arasındaki \'bir millet iki devlet\' anlayışı. Türkiye\'de şimdiye kadar üzerinde WC yazan hiç bir kutu görmedim. Üzerinde WC yazan kutu bugün bir yerde bulunuluyor, getiriliyor ve televizyonlar önünde Azerbaycan bayrakları içine atılıyor. \'Bir millet iki devlet\' anlayışının sonu oluyor. Birileri demek ki bir şeyler yapıyor. Tek millet iki devlet anlayışından kurtulmak içinde bayraklar WC\'lere atılıyor.\'\'

Ermenistan açılımının bir tesadüf olmadığını anlatan Oğan, Hrant Dink cinayetinden sonra, herkesin \'Hepimiz Ermeniyiz\' diye sokaklara döküldüğünü anımsattı. Oğan, \'\'Ermenistan açılımı bir tesadüf değil. Siyasi cinayetlerin arkasında farklı olaylar olduğuna inanırdım. Eskiden birine Ermeni demek hakaret sayılırdı. Hrant Dink cinayetinden sonra herkes Ermeniyiz diye sokaklara düştü. O cinayetten sonra Türkiye\'de bir şeyler değişmeye başladı. Ve tartışılır hale geldi. Bu cinayetinde tekrar araştırılması ve cinayeti işleyen güçlerin ortaya çıkarılması gerektiğini düşünüyorum\'\' diye konuştu.

Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerini tehdit olarak gören Ermenistan\'ın Türkiye ile imzaladığı protokol ile önemli bir fırsat ele geçirdiğini savunan Oğan, Türkiye\'nin bölgede barış isteyen bir politika izlediğini, Ermenistan\'ın ise barış politikası izleyen bir ülke olmadığını ileri sürdü. Ermenistan\'ın bu açılım ile ABD\'den soykırım tasarısını geçirme fırsatı bulacağını öne süren Oğan, \'\'Ermenistan, Dağlık Karadağ\'dan çekilmezse, Türkiye sınırlarını açmayacaktır. Türkiye sınırları açmaz ise ABD\'den soykırım tasarımı kesinlikle geçecektir\'\' iddiasında bulundu.

Türkiye\'nin hem doğu, batı hem de kuzey, güneyde enerji koridoru olmak istediğini beliten Oğan, bu koridorda ilerleyebilmek için mutlaka Azerbaycan\'ın desteğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Doğal gazın olması için, Azerbaycan\'ın da olması gerektiğine işaret eden Oğan, \'\'Azerbaycan\'ın içinde olmadığı hiç bir şey gerçekleştirilemez. Türkiye\'nin Azerbaycan\'ı kaybetme gibi bir lüksü olamaz\'\' dedi.

Bugün Türkiye\'nin dış politikasından iki unsurun çıkarılmak istendiğini öne süren TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan, şunları kaydetti:

\'\'Bunlardan biri Türk kavramıdır. Tek millet iki devlet anlayışından bunu çıkardığınız zaman en büyük zenginliğimiz olan Türk dünyası ortada kalmış olur. İkinci ise gururudur. Dış politikasından Türk unsurunu çıkarırsanız bölge çıplak kalır. Türkiye Ermenistan ve terör açılımında aceleci davrandı. Ermenistan, iyi polis, Diaspora ise kötü polisi oynayacak. Türkiye, soykırım iddialarına sürekli maruz kalacak.\'\'

Son dönemde Türkiye-İsrail arasındaki gerginliği de \'Kontrollü bir gerginlik\'\' olduğunu ileri süren Oğan, daha sonra misafirlerin sorularını yanıtladı. Toplantı Başkanı Ansiad Üyesi Ahmet ACAR, verdiği değerli bilgiler için ve Ansiad\'a konuk olduğu için Sinan OĞAN\'a teşekkür belgesi takdim etti.


ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISINDA BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI ELE ALINDI

ANSİAD\'ın Sheraton Hotel\'de düzenlediği 14. Olağan toplantısına DPT Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürü Nahit BİNGÖL konuşmacı olarak katıldı. \"Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı, Antalya ve Yatırımcılara Sunduğu Yeni Fırsatlar\" konusunda konuşma yapan ve küresel ekonomik krizle birlikte yerel düzeydeki kalkınmanın öneminin arttığını söyleyen Bingöl, \"Artık, bölgelerin dünya ekonomik ve ticari sistemiyle doğrudan etkileşim içine girdiğini görüyoruz.\" dedi.

Kalkınma ajanslarıyla, bölgeler arası gelişmişlik farklarını gidermeye çalıştıklarını kaydeden Bingöl, \"Bölgelere bir yandan kendi içlerinden bakarak geliştirmeye çalışıyoruz. Diğer yandan bölgelere kesit olarak bakıp aradaki gelişmişlik farklarını, ekonomik ve sosyal amaçlar doğrultusunda asgarileştirmeye çalışıyoruz. Bazı farkların giderilmesi imkânsız. Ama bu farkların giderilmesi, refahın ülke düzeyinde dengeli dağılımı ve sosyal barışın sağlaması açısından önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor.\" diye konuştu.

Isparta Valisi ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Başkanı Ali Haydar ÖNER\'in de katıldığı toplantıda, misafirlerin sorularını yanıtlamasının ardından Nahit BİNGÖL\'e, Toplantı Başkanı Hakkı Ergin CİVAN teşekkür belgesi takdim etti. 

 

 


ANSİAD YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜLÜNE MÜRACAATLAR BAŞLADI

ANSİAD\'ın 1995 yılından bu yana gerçekleştirdiği Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülü için müracaatlar başladı. Şartname için lütfen ekteki dosyayı inceleyiniz.

TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI BAŞKANI İBRAHİM BETİL ANSİAD\'A KONUK OLDU

ANSİAD’ın 13. Olağan toplantısına konuşmacı olarak katılan, 1986-1991 yılları arasında Garanti Bankası’nın Genel Müdürlüğünü yapan ve Toplum Gönüllüleri Vakfı Başkanı İbrahim BETİL “Bireysel, Kurumsal ve Toplumsal Sorumluluk” konu başlığında konuşma yaptı.

Dünyada iletişim alanındaki gelişmelerin sivil hareketi de etkilediğini belirten İbrahim BETİL konuşmasına şöyle devam etti. “Gelişmiş ülkelerde katılımcı demokrasinin gelişmesinin temelinde sivil toplumun hareketlenmiş olması yatıyor. Ben, bunun zaman içinde Türkiye’nin de gelişimini etkileyeceğini düşünüyorum. Kurumsal sosyal sorumluluk projeleri şirketler istese de istemese de ön plana çıkmaya başlayacak. İşin heyecan veren tarafı da burada. Çünkü tüketiciler bunu talep etmeye başladılar. Hepimiz biliyoruz ki tüketicinin talep ettiği her şey hepimizi biliyoruz ki üreticiyi yönlendiriyor. Sivil toplum, bireylerin herhangi bir aile, kişisel çıkar, devlet ilişkisi ve piyasa ilişkisi olmaksızın bir diğeri ile ilişki kurdukları ortam. Bunun temeli de gönüllülükle ölçülüyor. Peki insanlar neden gönüllü olur? Son 15 yıldır gönüllülerle uğraşan bir kişi olarak çok farklı gözlemlerim oldu. Zevk için, inandıkları için, can sıkıntılarını gidermek için, gençler özgeçmişlerine yazdırmak için, becerilerini geliştirmek için gönüllü olabiliyorlar. Ama hepsinin ortak bir noktası var. O ortak nokta da kişisel haz alabilmek. Çünkü haz almadan gönüllülüğü sürdürmek mümkün olmuyor. Gönüllü olmanın insana verdiği çeşitli kazançlar var. Yeni çevre ediniyor, ilişki ağı genişliyor, özellikle gençlerde iletişim yetenekleri artıyor. Bazılarına göre maliyetleri oluyor ama ek kazançları da oluyor. Yeni çevre edinmek, yeni arkadaşlar edinmek, ek zaman yaratmak fırsatı buluyor. Tabii olay keyif almakla çok ilgili ama keyfilik değil. Gönüllülük yapmaya başladığınız zaman ciddi sorumluluk üstleniyorsunuz. Bunda da süreklilik önemli. Sürekliliği sağlayamadığınız zaman hizmet götürdüğünüz, sorumluluk içinde bulunduğunuz kesimlere karşı o zaman zor duruma düşebiliyorsunuz.”

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, tüketicilerin toplumsal bir projeye sahip olmak kaydıyla, aynı ürüne yüzde 20 fazla ödemeye razı olduğunu söyleyen Betil, “bu buraya da gelecek. Sosyal sorumluluk gelişiyor” dedi.

Daha sonra üyelerin sorularını cevaplayan İbrahim BETİL’e, toplantı başkanı Osman VURAL Ansiad tanıtım dosyası ve teşekkür belgesi takdim etti.

 

 

 


TÜSİAD BAŞEKONOMİSTİ DR.ÜMİT İZMEN ANSİAD\'A KONUK OLDU

23 Haziran 2009 Tarihli ANSİAD Olağan Toplantısı Sheraton Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantıya konuşmacı olarak TÜSİAD Başekonomisti Dr.Ümit İZMEN katıldı ve “Ekonomik Krizin Neresindeyiz?” konu başlığında görüşlerini açıkladı.

Küresel ekonomik krizi 1929 büyük buhranına benzeten Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başekonomisti Dr. Ümit İzmen, \"Dünya ticaret hacminde çok büyük bir daralma var. Küresel kriz 1929 büyük buhranına benziyor. Ama alınan önlemler geçmişe göre daha kuvvetli. Bu trend böyle giderse toparlanma güç olacak, daha da derine gidecek gibi\" dedi.

2010 Yılında da kuvvetli bir düzelme olmayacağını söyleyen İZMEN, Türkiye\'nin de içinde bulunduğu bölgede dışarıdan finansal kaynak bulmanın eskisi gibi kolay olmayacağına işaret etti. Bugünkü krizin hareket biçimi ile 1929 bunalımı arasında bir paralellik bulunduğunu anlatan İZMEN, \"Hatta 1929 bunalımından bile çok daha fazla kayba yol açtığını görüyoruz. Bu trendin böyle devam etmesi halinde birkaç yıl daha bir toparlanma olmayacak gibi, daha da dibe gidilebileceğini gösteriyor\" diye konuştu.

İZMEN, Türkiye\'de bundan sonra ne olacağı, nereye nasıl gidileceği, kamu ve özel sektörün davranış biçimi, kamu, hane halkı harcamaları, dayanaklı tüketim malzemesi harcamalarının durumu gibi bilinmeyen birçok parametre olduğunu söyledi. Yeni teşvik yasasının ortaya konulduğunu, ancak iş dünyasının önünü görecek ekonomik parametrelerin olmadığını vurgulayan İZMEN, kamu sektöründeki açığın artması durumunda yılın ikinci yarısında faiz oranlarının da artabileceğini kayderek, \"Bu durum çok ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Bunları ortadan kaldırmaya ihtiyacımız var. Geleceğe ilişkin bir senaryo ortaya koymak gerekiyor\" dedi. 

IMF ile program yapılması durumunda ortada sayısal tablo ve hedefler olacağını vurgulayan İZMEN, \"IMF ile yapılması konuşulan anlaşmaya en çok 2008\'in son aylarında ihtiyacımız vardı. Çünkü dünya pazarları çok hızlı daralıyordu. O dönem IMF\'nin parasına nakit akımını kontrol etme ihtiyacı nedeniyle gerek vardı. Daha sonra bu kadar vahim bir tablo olmadığı görüldü. Ayrıca bankacılık sektörü de yüzde 65-85 oranında dış borcunu çevirebildi. Böylece IMF\'den gelecek paraya lüzum kalmadı\" değerlendirmesinde bulundu. İZMEN, gelecek döneme bakıldığında da finansman ihtiyacının 10-15 milyar dolarlar seviyesinde olacağını düşünmenin mümkün olabileceğini vurgulayarak, \"Ama bir parça kredibiliteye ihtiyacımız var. Geleceğe ilişkin belirsizliklerin ortadan kalkması gerekiyor. Reformlar zamanında yapıldıysa söylenen rakamlar elde edilecek. Bunlar yapılmadıysa yine bileceğiz ki bu rakamlar böyle olmayacak. IMF şu anda esas olarak bize bunu sağlayacak. Biz bunu kendi kendimize yapabiliyorsak ne alâ. O zaman IMF\'ye de ihtiyacımız yok.\" dedi.

TÜSİAD Başekonomisti Dr.Ümit İZMEN, krizden çıkış senaryolarına da değindi. Krizden çıkış için birçok senaryoların konuşudluğunu belirten İZMEN, en kötüsünün L tipi olduğunu söyledi. İZMEN, şöyle devam etti:

\"L tipi senaryoda dibe indik. Artık bu dipte yatay bir seyir halinde gideceğiz. Bir diğer senaryo U tipi, dibe indik, çok uzun bir süre dipten gideceğiz. Ondan sonra hafif bir çıkış olacak. V tipi diyenler var. İndik ve anında geri zıplayacağız, çok hızlı bir yükselme olacak. W tipi diyenler, \'indik çıkmaya başlayacağız. Ama, ikinci bir kriz patlak verecek. Bir kez daha dibe vuracağız sonra çıkacağız.\' görüşünü savunuyor.\"

Bu kadar senaryo içerisinde kendisinin de bir görüşü olduğunu ifade eden İZMEN, krizde dibe gelindiğini, bundan sonra çıkışın mümkün olabileceğini dile getirdi. Türkiye\'nin hala yapması gereken yapısal reformları olduğunu vurgulayan İZMEN, \"Dolayısıyla zikzak çizen tekrar 1990\'lara dönmüş olduğumuz, inişli çıkışlı bir patika söz konusu. Ben buna Arap alfabesi\'nden esinlenerek \'Sin\' tipi çıkış diyorum.\" ifadelerini kullandı.

Konuşmasının ardından soruları cevaplayan Dr.Ümit İZMEN’e, Toplantı Başkanı Serdar ARMAĞAN Ansiad tanıtım dosyası ile teşekkür belgesi takdim etti.


ANSİAD AİLESİNE 2 YENİ ÜYE KATILDI

Aryol İnşaat Ltd.Şti. ortağı Ragıp AYAĞ ile Aytaş Yapı Malzemeleri Ltd.Şti. sahibi M.Önder CANTÜRK, 23 Haziran\'da Sheraton Hotel\'de düzenlenen törenle Ansiad ailesine katıldılar.

Üyelik belgeleri ile rozetlerini TÜSİAD Başekonomisti Dr.Ümit İZMEN ile ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU\'nun elinden alan yeni üyeler, Ansiad\'a katıldıkları için duydukları memnuniyeti ifade ettiler.


ANSİAD, VERGİ REKORTMENİ ÜYELERİNİ ÖDÜLLENDİRDİ

2008 Vergilendirme Dönemi ilk 100 sıralamasına giren Vergi Rekortmeni Ansiad üyelerine takdir belgeleri, Ansiad\'ın 11.Olağan toplantısında törenle takdim edildi. 

Rekortmenlere takdir belgelerini toplantıya konuk olarak katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr.Mustafa AKAYDIN, İl Deftardarı Hidayet MAT, Vergi Dairesi Başkanı Mahmut SÜTÇÜ ve İl Emniyet Müdürü Feyzullah ARSLAN verdi.

Toplantıda konuşma yapan ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU şunları söyledi:

\"Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği olarak ilk kez geçen yıl, vergi rekortmeni üyelerimize birer takdir belgesi vererek onurlandırdık.

Bu uygulamayla Türkiye’nin vergi ve kayıt dışı ekonomi sorununa dikkat çekmek, iş ahlakını korumak, örnek işadamlarını topluma ihtiyaç duyduğu rol modeller olarak öne çıkarılmasını amaçlıyoruz.

Biliyorsunuz ANSİAD 2009 yılını “Kayıt dışı ekonomiyle mücadele yılı” ilan etmişti. Türkiye’de vergilendirilemeyen ekonomik faaliyetlerin boyutu % 30 gibi yüksek bir orandadır.

Bu yıl toplanan vergilerde KDV iadesi, asgari geçim iadesi gibi iadelerin artması, tahsilatta bir önceki yılı aratmıştır. Bu düşüş yaklaşık % 10 civarındadır. Burada en çok dikkatimizi çeken konu, turizm sektöründen ilk 100’e sadece 10 firmanın girmesidir.

Turizmin Antalya ekonomisinde çok önemli bir ağırlığı var. Bu oran % 40 civarındadır. Buna rağmen Antalya’da faaliyet gösteren otel işletmecilerinin % 60’a yakınının vergi mükellefiyeti Antalya dışındadır. Bu da demek oluyor ki Turizm’den kazanılan paranın ancak 1/3’ü Antalya’da kalıyor. Bu sonuçla belediyelerin geliri düşüyor ve gerekli yatırımlar yapılamıyor. Örneğin belediye olarak kişi başına düşen gelir İstanbul’a oranla çok düşük kalmaktadır.

Turizmcilere yıllardır yaptığımız çağrıyı yenilemek istiyoruz.

Toplanan vergilerin kentimize hizmet olarak geri dönmesi için mükellefiyetinizi Antalya’ya almanız en büyük dileğimizdir.

Kayıt dışı ekonomi ile mücadele yalnızca vergi denetimi ile sağlanamıyor. Vergi ödemeleri özendirilmeli, vergisini ödeyenlerin devlet ve toplum tarafından onurlandırılması gereklidir.

Kurumlar vergisinde bu yıl da geçen yıl olduğu gibi ilk 100 mükellefin 21’i ANSİAD üyesidir. Ben de ANSİAD adına ödül alan üyelerimizi bu başarılarından dolayı kutluyor, onlarla gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.\"

 

İlk 100 sıralamasına giren Ansiad üyelerinin listesi ektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


ANSİAD AİLESİNE 2 YENİ ÜYE KATILDI

Kan Mimarlık, Şehircilik Ltd.Şti. sahibi M.Sadi KAN ile Dekomim Tasarım Ltd.Şti. sahibi M.Ufuk PARLAKDAĞ, 9 Haziran\'da Sheraton Hotel\'de düzenlenen törenle Ansiad ailesine katıldılar.

Üyelik belgeleri ile rozetlerini Antalya Bütükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr.Mustafa AKAYDIN\'ın elinden alan yeni üyeler, Ansiad\'a katıldıkları için duydukları memnuniyeti ifade ettiler.

 


BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI PROF.DR.MUSTAFA AKAYDIN ANSİAD\'IN KONUĞU OLDU

Sheraton Hotel\'de yapılan ANSİAD 11.olağan toplantısına katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr.Mustafa AKAYDIN, \"Antalya, Yerel Yönetimler, Büyükşehir Belediyesi, Yatırımlar ve Çalışmalar\" konusunda ANSİAD üyelerine bilgi verdi.

Seçildiği günden bu yana en iyi yaptığı işin 100. Yıl Projesi’ni durdurmak olduğunu anlatan Akaydın, “100. Yıl Projesi’nin nasıl bir proje olduğu Antalya halkından saklanıyordu. Ben de başkan seçilince bu sorunlu projeyi kucağımda buldum. Bu projeyle Antalya’ya bir takım spor kompleksleri vaat ediliyordu. Bunların içinde en medyatik olanları da basketbol arenası ve bunun yanında 30 bin kişilik stat projesiydi. Bu projede alanın yüksekliği 253 metre olacaktı. Buradaki yükseklik Türkiye’de hiç yaratılmamış bir yükseklik olacaktı. Biz Büyükşehir Belediyesi Meclisi olarak buradaki ticari alanın Antalya’yı kabul edilemez bir trafik ve beton yığını haline getireceğini düşündük. Bu durumun Antalya’ya haksızlık olduğunu düşündük ve mecliste bu planı oy çokluğuyla değiştirdik. Zaten mahkeme kararına göre de yeni bir plan kararı almamız gerekiyordu’’ diye konuştu.

Başkan Akaydın, projenin durmasıyla sanki Dünya Basketbol Şampiyonası’nın Antalya’da yapılmasını istemedikleri havası yaratıldığını belirterek, şöyle devam etti: “Biz basketbol etkinliğinin Antalya’da yapılmasına karşı değiliz ve bu konuda elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız. Basketbol şampiyonası için görüşmelerimiz oldu. Bizim belediye olarak borçlanma yeteneğimiz yok dedik. Ama devlet olanaklarıyla bize borç verilecekse biz üstümüze düşeni yapacağımızı belirttik. Spor tesislerinin yapılması yasal olarak büyükşehir belediyelerine ait değildir. Bu görev Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne (GSGM) aittir. FİBA da etkinliğin Antalya’da yapılmasını istiyor. Şimdilik bir bekleme süresindeyiz.”

Ulaşım konusunda sekiz brifing aldığını belirten Başkan Akaydın, birçok üniversiteden de ulaşım uzmanlarını Antalya’ya çağırdığını ve incelemeler yaptırdıklarını kaydetti. Akaydın, ‘Uzmanların bana söyledikleri şu oldu: Raylı sistem şu haliyle ve köprülü kavşaklar ulaşım için yanlış bir çözüm. Uzmanlar projelerin yanlış bir çözüm olduğunu söyledi ” şeklinde konuştu:
Çallı ile Ali Çetinkaya arasındaki raylı sistemin yer altına alınması gerektiğini vurgulayan Başkan Akaydın, ancak bunun yapabilmesi için de 50 milyon Euro’ya gerek olduğunu bildirdi. Ancak şu anda raylı sisteme müdahale etmenin mümkün olmadığına dikkati çeken Akaydın, “Önce Antalya’ya Ulaşım Master Planı yapacağız. Bu planın yapılması uzun bir süreçtir ve Antalya’nın bu planı beklemeye tahammülü yok. Bunun için uzmanlardan paketler halinde hizmetler alacağız. Bu paketler kavşak düzenlemesi, sinyalizasyon, sirkülasyon gibi planlar. Biz şu anda kendi çabalarımızla bu çalışmalara başladık.  Bursa’dan da bir ulaşım uzmanı transfer ediyoruz. Raylı sistemin bu kadar yatırımdan sonra kaldırılması doğru değildir.  Ağustos ortasında deneme sürüşleri başlayacak. Eylül ayı sonu itibariyle de yolculu seferleri başlatacağız” dedi.

Yıllardan beri çözülemeyen bir konunun da deniz ulaşımı olduğunu kaydeden Başkan Akaydın, “Bu yatırım, Deniz Ulaşım Master Planı yapılmadığı için akılcı bir yatırım mı bilinmiyor. Ama biz deniz otobüslerini işleteceğiz. En azından denemeliyiz” dedi.

Altın Portakal’ın Antalya’ya simge olduğunu anlatan Akaydın, ancak bu konuda da taktik ve maddi hatalar yapıldığını söyledi. Akaydın, Altın Portakal Film Festivali’ni yürüten Antalya Kültür Sanat Vakfı’na (AKSAV) Büyükşehir Belediyesi olarak her türlü desteği vereceklerini kaydetti.

Antalya’da turizmin şehir içine sokulmamış olduğundan yakınan Başkan Akaydın, “Biz Antalya’yı cazibe merkezi haline getireceğiz. Festivallerle, robotlar, pandomim gibi etkinliklerle kente canlılık getireceğiz ve turistleri şehir merkezine çekeceğiz” şeklinde konuştu.


ANTKART’ teknolojisinin Antalya için gerekli olduğuna değinen Başkan Akaydın,  ancak ANTKART ihalesinin yanlış düzenlendiğini belirtti. Akaydın, “Bu konuda ANTKART firmasıyla anlaşmaya çalışacağız. Son zamanları yaşıyoruz. Karar aşamasındayız” dedi.

Başkan Akaydın,  Antalya’nın yüzünü güldürecek, elektronik bir sistem geliştirdiklerini ifade ederek, elektronik belediyecilik sistemiyle işlerin daha iyi yürüyeceğini dile getirdi. Engelliler köyünün kısa sürede bitirilmesi gerektiğini vurgulayan Akaydın, Antalya kıyılarında da sahil planlamasının şart olduğunu söyledi.

Başkan, Akaydın konuşmasının sonunda, “Sizden ricam beraber kent ekonomisi yönetim planı oluşturalım, yeni iş alanları yaratalım. Sizlerle beyin fırtınası toplantıları yapalım” dedi.

Konuşmasının ardından Ansiad üyelerinin sorularını yanıtlayan AKAYDIN\'a, toplantı başkanı ve Ansiad Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU tanıtım dosyası ve teşekkür belgesi takdim etti.


YENİ YATIRIM TEŞVİK PAKETİ HAKKINDA ANSİAD GÖRÜŞLERİ

2009’un ilk yarısı sona ererken tüm dünyada ekonomik duruma ilişkin beklentiler, eskiye oranla çok daha olumlu bir noktaya geldi. Türkiye içinde de beklentilerde iyileşme görülüyor. Yani yangın, şimdilik kontrol altına alındı. Tabii sona erdiğini söylemek için henüz erken. Sanayi üretimindeki daralma eğer iç tüketim artışı ile gereken düzeye çıkarılamazsa, sorunlarımız devam edecektir. İş dünyası örgütlerinin başlatmış olduğu “pazara çık” kampanyasının, iç talebi uyarmak açısından faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmak, rekabet gücünü artıracak, teknoloji ve ar-ge içeriği yüksek büyük ölçekli yatırımlara destek olmak, sektörel kümelenmeyi desteklemek, desteklenecek yatırım konularında ekonomik ölçek kriterlerini öne çıkarmak amacıyla oluşturulan ve reel sektörün uzun zamandır büyük ümitle beklediği Yatırım Teşvik Paketi geçen hafta içerisinde Sayın Başbakanımız tarafından resmen açıklandı.

Yatırım Teşvik Paketi, bölgesel ve sektörel perspektifleri içeriyor. Krizin en olumsuz etkilerini hissettiğimiz istihdam konusunda açıklanmış olan, işsizliğin etkilerini azaltmak, çalışamayan aktif işgücünü değerlendirmek ve meslek edindirmek amacıyla istihdamın arttırılmasına yönelik geliştirilen önlemler sevindiricidir. Bu düzenleme işsizliğin yaratacağı sosyal huzursuzluğu sınırlayacak ve gençlerin edinmiş olduğu tecrübe ışığında iş bulma olanaklarını kolaylaştıracaktır diye düşünüyoruz. Ancak mevcut istihdamın korunması da çok önemli bir sorundur. Bu durum paketin temel eksiklerinden biridir. Açıklanan teşvikler, kriz nedeniyle iş dünyasının karşı karşıya bulunduğu yakıcı sorunlara da çözüm içeren bütüncül bir çerçeve sunmamaktadır. Yeni yatırımların desteklenmesinin yanı sıra, mevcut yatırımların krizde ayakta kalmasını sağlayacak önlemlere de ihtiyaç vardır. Bunun için yıllardan beri ertelenmiş olan makro ve mikro ekonomik reformlar bir an önce hayata geçirilmelidir.

Batı Akdeniz Bölgesi\'nin ikinci bölge içerisine alınmış olması, özellikle Burdur ve Isparta illeri açısından olumsuzdur. Bu illerin mevcut sistemdeki mağduriyetleri giderilmemiştir. Antalya`da nispeten teknoloji yoğun sektörlerin desteklenmesi olumludur fakat bu, Burdur ve Isparta illerimiz için yeterli değildir.

Teşvik edilecek yatırım alanları içinde tarım sektörünün olmaması, örtü altı üretimde lider konumdaki bölgemiz açısından ciddi bir kayıptır. Bölgemizdeki tekstil ve hazır giyim imalatı firmalarının 3. ve 4. bölgelere taşınmasının teşvik edilmesi, bölgemizdeki ekonomik faaliyeti ve istihdamı olumsuz etkileyecektir.

Turizmin sadece 3. ve 4. bölgelerde teşvik edilmesi, bölgemizde iç kesimlerin, Burdur ve Isparta`nın bu destekten yararlanamaması yanlıştır. Sağlık turizmi açısından da gelişmekte olan ilimizin sağlık yatırımı teşviki kapsamına alınmamış olması da ayrıca üzücü bir durumdur.

Paketin, büyümenin önünde önemli bir yapısal engel oluşturan bölgesel kalkınma farklarının azaltılması yönünde katkı sağlayacağını ümit ediyoruz. Krizle mücadele ile başlayıp, bu paketle de doğal olarak artması muhtemel bütçe açıklarının yönetimi herhalde önümüzdeki dönemin en önemli sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Bir yandan daralmayı kontrol etmek, öte yandan bütçenin finansmanını, ekonominin itibarını koruyacak şekilde geliştirmek gerekecektir. Bu da kolay olmayacaktır.

Başta KOBİ’ler olmak üzere şirketlerin finansmana erişim sorunlarını hafifletecek önlemler alınmalıdır. Bu çerçevede Kredi Garanti Fonu’na aktarılacağı açıklanan kaynak önemli olmakla birlikte, getirilen düzenleme ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır. Finansmana erişim sorunlarının çözülebilmesi için Bankalar Kanunu’nda gerekli değişikliklerin yapılması, aracılık ve finansal kiralama maliyetlerinin düşürülmesi gibi ilave düzenlemelere ihtiyaç vardır. Benzer biçimde yeni istihdam yaratmak kadar mevcut istihdamın da korunması önemlidir.

Türkiye’nin orta vadede krizin etkilerinden sıyrılmasında önemli bir katkısı olacağını düşündüğümüz düzenlemelerin uygulama biçimi de kendisi kadar önemlidir. Beklentimiz, siyasi iradenin bu düzenlemeleri iş dünyası ile diyalog içerisinde hayata geçirmesidir. Yeni Yatırım Teşvik Paketi’nin ekonomimize canlılık ve ivme getirmesini temenni eder, saygılarımızı sunarız.

 

 


ANSİAD, YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI HAKKINDA BİLGİ ALDI

Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneği\'nin (ANSİAD) düzenlediği 10.olağan toplantıya katılan SDÜ YEKARUM Müdürü Yrd. Doç. Dr. İbrahim Üçgül, \'\'Yenilebilinir Enerji Kaynakları ve Teknolojileri\'\' konusunda, SDÜ İİBF Öğr.Üyesi ve YEKARUM Yön.Kur.Üyesi

 

Yrd.Doç.Dr.İsmail GÖKDAYI ise \"Temiz Enerjide Yatırımlar ve Fırsatlar\" konusunda

 

bilgi verdi.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Yenilenebilir Enerji Kaynakları Araştırma ve Uygulama Merkezi (YEKARUM) Müdürü Yrd. Doç. Dr. İbrahim Üçgül, Türkiye\'nin enerji temini ve üretimi konusunda yenilenebilir enerji kaynakları fırsatını da kaçırmak üzere olduğunu söyledi.

Dünyada yaşanan gizli ve açık savaşların nedeninin enerji kaynaklarından ortaya çıktığını belirten Üçgül, Türkiye\'nin geçtiğimiz yıllarda enerji üretim ve temini konusunda fosil yakıtlar üretim trenini kaçırdığını, ancak yeni bir dönemde ortaya çıkan \'\'Yenilenebilir Enerji Kaynakları\'\' konusunda da fırsatı kaçırmak üzere olduğunu savundu. Üçgül, şunları kaydetti:

\'\'Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları fırsatını kaçırıyor. Ülkemiz bu konuda ne yapacaksa şimdi yapacak. Yenilenebilir enerji konusunda ne yapılması gerekiyorsa onu bir an önce yapmalı, yoksa tren kaçıyor. Türkiye güneş kuşağında yer alıyor. Güneş enerjisini mutlaka kullanmalıyız. Güneş enerjisi teknolojileri konusunda YEKARUM olarak bazı çalışmalar yapıyoruz. Bazı teknolojik ürünlerde patent alma çalışmalarımız sürüyor.\'\'

Antalya\'daki otel ve tatil köyleri ile soğuk hava depolarının güneş enerjisinden elde edecekleri enerji ile soğutmadan yararlanabileceklerini anlatan Üçgül, YEKARUM\'da güneş, biokütle, biogaz, rüzgar, doğal gaz, hidrojen enerjisi, yakıt hücreleri ile jeotermal, atık enerji, geri kazanım, hidrolik enerji alanları, çevre teknolojileri ve temiz enerji, denetimi optimasyonu ile elektrik enerjisi konularında çalışmalar yaptıklarını bildirdi. Üçgül, bazı projelerin ise kaynak yetersizliği nedeniyle durduğunu, bazı projelere de TÜBİTAK\'ın destek vermediğini söyledi.

Üçgül, yenilebilinir enerji kaynaklarının desteklenmesi ve ortak projeler yapılması konusunda iş adamlarından destek istedi.

Toplantıda, SDÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr İsmail Gökdayı da \'\'Temiz Enerjide Yatırımlar ve Fırsatlar\'\' konusunda bilgi verdi.

Konunun önemli ve güncel olması sebebiyle Ansiad üyelerinin ilgisini çeken toplantı yoğun istek üzerine uzadı. Toplantı sonunda Toplantı Başkanı ve Sanayi Sektörü Başkanı Nuri BÜYÜKSELÇUK, konuşmacılara teşekkür belgesi ve Ansiad tanıtım dosyası verdi.



ÜNLÜ PSİKOLOG PROF.DR.ACAR BALTAŞ ANSİAD\'A KONUK OLDU

Bugüne kadar yazdığı kitaplarla 500 bin kişiye ulaşan ve deneyimlerini paylaşan psikolog Acar Baltaş, ANSİAD\'ın konuğu oldu. \'\'Değerlerle Yönetmek\'\' konulu bir sunum yapan Baltaş, işadamlarına hem iş dünyası hem de aile hayatlarında uygulamaları gereken altın öğütler verdi. Esprili anlatımlarıyla hafızalarda yer eden Baltaş, başarı, özsaygı ve liderlik konusunda doğru bildiğimiz yanlışları da sıraladı.

 
ANSİAD\'ın 9.olağan toplantısına Psikolog, akademisyen, eğitimci, yazar ve yönetim Danışmanı Profesör Doktor Acar Baltaş konuk oldu. ANSİAD üyelerine \'\'Değerlerle Yönetmek\'\' konulu bin sunum yapan Baltaş, iş dünyasında başarıya ilişkin ipuçları verdi. Baltaş, iyi bir liderin potansiyeli performansa çeviren kişi olduğunu söyledi.

Başarısızlığın hayatın doğasında olduğunu belirten Baltaş, \'\'ben hiç başarısız olmadım\'\' sözünün bir palavradan ibaret olduğunu söyledi. Baltaş, hayat karşısında başarılı olabilmenin en önemli yolunun özsaygı olduğunu vurgulayarak anna babalara altın öğütlerde bulundu. Hiç kimsenin zayıf olduğu bir alanda hayat inşa etmediğini anlatan Prof.Dr.Baltaş, şöyle konuştu:

\"Zayıf olduğu alanda inşa ettiğini düşündüğü hayatın üzerine başarı hikayesi yazılamaz. Yaptığı işi severek ve zevkle yapamaz. Sevdiğin işi yapmıyorsan, yaptığın işi sevemezsin. Başarısızlık da hayatın doğal ifadesidir. Başarısızlık insanı insan yapar, insanı derinleştirir, empati doğurur. Başarıya tapmanın bir alemi yok. Bunun için futbolu çok seviyorum. Ne kadar iyi takım olursanız olun yenilirsiniz. Mesele, yenilgiyi göğüsleyebilmektir. Yenildiğiniz zaman çamura yatmayacaksınız. (Niye herkes gece oynarken biz neden gündüz oynadık) gibi... 2 Mayısta arkadaşlar Gaziantep\'te 23-25 derece sıcaklıkta oynamışlar. Sivasta eksi 10 derecede buz üzerinde oynarken iyiydi. Başarısızlık bilgelik biter. Başarılı olunca (iyiyim, doğruyum, yakışıklıyım.) Başarısız olunca çamura yatarım. Terfi edemezsem kabahat yöneticinin, maçı kaybettiysem kabahat hakemin (Bizim maç kazanmamızı istemiyorlar), kötü not aldıysan kabahat öğretmenin.\" Geçmişte elde edilen başarı ile ileride de aynı derece başarı elde edilemeyeceğini anlatan Prof.Dr. Acar Baltaş, şöyle devam etti: \"Geçmiş başarı ile ileride de başarılı olmayı bekleyemeyiz. Başarılı olan insanların önündeki en büyük handikap, en büyük engel geçmiş başarılarıdır. (Geçmişte başardım gene başarırım) gibi gerçekçi olmayan bir iyimserlikleri vardır. Hayatım boyunca çok ciddi başarısızlıkların içerisinde ve yanında bulundum. Spor alanında da iş hayatında da. En önemli sebep geçmişte başarılı olmuş bir yöneticinin, bir hocanın, geçmiş yöntemlerini kullanarak tekrar başarılı olacağını inanmasıydı. Konjonktür değişmiş, farkında değil. Başarının, başarılı ekibin bir kimyası vardır. O kimya,değişir. Kişi kendini değiştirmez, aynı yöntemi kullanmaya devam ederse çuvallar. İsim vermeme, olay anlatmama gerek yok, gerekirsede anlatırım. Meslekte başarı, yetenek ve becerilere, ekip çalışmasına yatkınlığa, ahlaki değerlere, baskı altında iş yapabilme becerisine bağlı ve aldığı geri bildirimlerden yararlanabilmeye bağlıdır.\"

Dinleyenleri bol bol güldüren Baltaş, başarının kişinin güçlü yönlerini ortaya çıkarmakla mümkün olduğunun da altını çizdi.
 

Konuşmasının ardından soruları cevaplayan BALTAŞ\'a, Ansiad Üyesi Nuri BÜYÜKSELÇUK tanıtım dosyası ve teşekkür belgesi takdim etti.

 


BAYMAK YÖNETİM KURULU BAŞKANI DR.MURAT AKDOĞAN ANSİAD\'A KONUK OLDU

ANSİAD\'ın Sheraton Hotel\'de düzenlediği 8. Olağan toplantısına BAYMAK Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Murat AKDOĞAN konuk oldu. AKDOĞAN \"Şirketlerin Krize Karşı Bağışıklık Sistemlerinin Oluşturulması ve Kriz Yönetimi\" konusunda bilgi verdi. Küresel krizin tüm dünyayı etkilediği, Türkiye\'nin de bundan etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu belirten AKDOĞAN, krizlerin bağıra bağıra geldiğini söyledi. AKDOĞAN, şöyle konuştu: \"Krizler bağıra bağıra geliyor. Ancak yönetenler bunu algılayamıyor.Krizin geleceğini 2007 yılında farkına vardım. Bunu kendi yönetici ve ortaklarımızla konuştuk, tartıştık. Yabancı ortaklarımız şaşkın vaziyette, krizin mümkün görünmediğini söylüyorlardı. Ama 2008 yılı geldiğinde bu ortaya çıktı. Türkiye, zaten sürekli krizlerle boğuşuyor, krizlerle yaşıyor. Artık krize bağışıklık kazandık. Bu krizlerle rakiplerinizden daha farklı olacaksınız ki, bu krizleri iyi değerlendirin. Kriz olmasaydı şirket sahibi olamayacaktık. Türkiye krizlerden kurtulamayacaktır. 3yılda bir zaten kriz yaşıyoruz. Körfez krizi, petrol krizi, 1994\'te 5 Nisan kararları,1997 Uzakdoğu kriz, 1998\'de Rusya krizi, 1999\'da deprem, 2001 krizi, 2003 Irak krizi. Bizim kadar badire atlatan ülke görmezsiniz. Krize karşı aşı yaptırmalı ve hastalığa karşı tedbirli olmalıyız.\" Dünyanın en büyük kazan tesisini kurduklarını anımsatan AKDOĞAN, yatırımların bununlada kalmayacağını bildirdi. Sıcak su üretimi konusunda dünyanın en büyüğü olma yolunda olduklarını ifade eden AKDOĞAN, şöyle devam etti: \"Güneş enerji sistemleriyle sıcak su üretilen dünyanın en modern tesislerini de kurmak üzereyiz Haziran ayı sonunda bu tesis tamamlanmış olacak. Şu anda makineler İsviçre\'de üretiliyor ve gelecek. Haziran ayında dünyanın en modern güneş kolektörlerini üreteceğiz. Şu anda bütün dünyaya satış yapıyoruz. İlave yatırımlarımız var. Sadece makine yatırımı 12 milyon Avro olacak. Ama bir çok ekipman yatırımı söz konusu olacak. Önümüzdeki üç yıl içinde dünyanın en büyük güneş kolektörü üreten şirketi olacağız. Yine kombi üretimi konusunda Türkiye\'nin modern tesisini kurduk. Bu da Avrupa\'nın sayılı tesislerinden biri oldu. Son bir yılda yaptığımız toplam yatırım 40 milyon dolar. Ama her yıl 20-25 milyon dolarlık yatırım yapacağız. Yatırımlara devam edeceğiz.\" 2009 yılı sonunu 60 milyon dolar ihracat hedefiyle kapatacaklarını anlatan AKDOĞAN, \"Bu yıl ihracat 60 milyon dolarla kapanır. Ama 2010 senesinde ihracat hedefimiz 150 milyon dolar. Ciro hedefimiz de 500 milyon dolar. Şu anda 40 ülkeye ihracat yapıyoruz. Gelecek yıllarda ihracat yapılacak ülke sayısı 70\'e ulaşacak. Halen 800 kişiye istihdam sağlıyoruz ve bu 2010 yılında 2 bine ulaşacak\" dedi. Özel Ethica İncirli Hastanesi\'nin Yönetim Kurulu Başkanlığını da yapan Murat AKDOĞAN, sağlık sektörünün çok farklı olduğunu dile getirdi. Sağlıkta herkesin birbirini dolandırdığını öne süren AKDOĞAN, sözlerini şöyle sürdürdü: \"Sağlıkta herkes birbirini dolandırıyor. Herkes devleti soyuyor. Sağlık sektöründe ayrıca işin yüzde 40\'ını Bugün Türkiye\'de ameliyatların yüzde 60\'ı belki de yapılmaması gereken ameliyatlar. Bir kere korku kültürü var. Fıtığınız ağrıdığında hastaneye gittiğinizde (hemen keselim) diyorlar.(Yolda kalırsın) diyorlar. (Sakat kalır, ölürsün) diyorlar. Hasta korkutuluyor. Özel sigortalar dolandırılıyor. Başkasının kartıyla başkası muayene oluyor. Türkiye\'de sağlık hizmetlerinin yüzde 85\'ini devlet veriyor. Yüzde 15\'ini özel hastaneler yapıyor. Özel hastaneler verdikleri hizmetin yüzde 70\'ini de sosyal güvenceli hastalara veriyor. Yani Türkiye\'de hastaların yüzde 95\'inin parasını devlet ödüyor. Devlet bu kadar hastaya hizmet veriyorsa bu para da devletten çıkıyor. Sağlık Bakanlığı bu konuda ciddi tedbirler almaya çalışıyor. Ama öyle bir düzen var ki...\"

Konuşmasının ardından soruları cevaplayan AKDOĞAN\'a, Ansiad Üyesi A.Orhan OFLAZ tanıtım dosyası ve teşekkür belgesi takdim etti.


FİBA HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI ANSİAD\'A KONUK OLDU

ANSİAD\'ın Sheraton Hotel\'de düzenlediği 7. Olağan toplantısına FİBA Holding ve Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü ÖZYEĞİN konuk oldu. Özyeğin, \'\'Dünyada Ekonomik Kriz ve Türkiye\'ye Yansımaları\'\' konulu bir konuşma yaptı.

Hüsnü Özyeğin, ABD\'den başlayan ve tüm dünyaya yayılan ekonomik krizden ilk olarak yine ABD\'nin çıkacağına değinerek, bunun ABD\'deki girişimciliğin Avrupa\'dan daha ileri düzeyde olmasına bağladı.

Türkiye ekonomisinin en büyük darbeyi 2001 krizinde yediğini, ekonominin yüzde 9.4 oranında küçüldüğünü hatırlatan Özyeğin, bugün krizin Türkiye\'deki boyutlarının 2001\'den daha az olacağını savundu. Krizin Türkiye ile doğrudan ilgisi bulunmadığına da işaret eden Özyeğin, \'\'Türkiye gayet iyi gidiyordu. 3-4 yıldır, her yıl ekonomi yüzde 6 oranında büyüyordu. Türkiye, ABD\'de yaşanan ekonomik depremin tsunamisine yakalandı\'\' dedi.

Krizin ana nedeninin ABD\'de konut fiyatlarının aşırı yükselmesi ve sonra birden bire düşmesi olduğuna değinen Özyeğin, krizle birlikte ABD\'de işsizliğin çığ gibi büyüdüğünü, her ay 650 bin ABD\'linin daha işsizler ordusuna katılmaya devam ettiğini bildirdi. İşsizlik oranının ABD\'de yüzde 10\'a yükselmesinin beklendiğini ifade eden Özyeğin, ABD\'de bankacılık ve otomotiv sektörlerinin, destek almalarına karşın henüz krizden çıkamadıklarına dikkati çekti.

ABD\'de bankacılık sektörünün iyi denetlenmediğini de vurgulayan Özyeğin, ABD bankalarının, sermayelerine göre çok büyük riskler aldıklarını söyledi. ABD Merkez Bankası\'nın faiz oranını yüzde 1\'e indirmesinden sonra bankaların spekülatif yatırım arayışlarına yöneldiklerini anlatan Özyeğin, bu arayışların sonunda balonun patladığını kaydetti.

Özyeğin şöyle konuştu:

\'\'210 bin nüfuslu Dubai\'de milyonlarca metrekarelik inşaatlar yapıldı ve bu balon patladı. Türkiye\'de inşaatlar yapmak isteyen Dubaili yatırımcılar, kendi ülkelerinde yaptıkları inşaatların kredilerini nasıl ödeyeceklerini düşünüyorlar. Dünyanın en güçlü bankalarından Citibank\'ın değeri 300 milyar dolardan geçtiğimiz 2-3 hafta önce 7.5 milyar dolara indi. Bu, ortalama bir Türk bankasının değeri kadardır. Evet balon patladı. Kriz dünyaya yayıldı. Şimdi krizin etkileri yavaş yavaş giderilmeye çalışılıyor. Ancak, ekonomik krizin bahara dönüşmesi için daha zamana ihtiyaç var.Türkiye\'nin 2001 krizinde yaşadıkları çok acıydı. Türkiye\'de inanılmaz bir bankacılık krizi yaşandı. Bu krizden hem bankacılar, hem bürokratlar ders aldı. Türk bankacılık sektörü bu krize sağlam ve likit şekilde girdi. Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu (BBDK) ile Merkez Bankası\'nı kutlamak lazım. Türkiye\'de ekonomi duraklarken, bankacılık sektörü dimdik ayaktadır.\'\'

Dünya ekonomisinde iyimser hava yaşanırken gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere oluk oluk para akıtıldığını da anlatan Özyeğin, bu paranın, Türkiye\'de döviz kurunu düşük tuttuğunu, bu dönemde Türkiye\'nin yılda özelleştirmeler dahil 20 milyar dolar yabancı sermaye çektiğini hatırlattı ve \'\'Artık yeni yabancı sermaye gelmiyor. Türkiye\'deki bankalar da artık 2-3 yıl yeni krediler alamayacak\'\' diye konuştu.

Türkiye\'nin, dünyadaki ekonomik krize karşı önemli önlemler aldığını, geçen aralık ayında Merkez Bankası\'nın munzam karşılıkları 2 puan indirmesinin olumlu etkiler yarattığını ifade eden Özyeğin, KDV ve ÖTV indirimini de olumlu bulduğunu vurguladı. Gelecek dönemde hükümetin yeni önlemler alacağını ve sektörel destekler sağlayacağını tahmin ettiğine işaret eden Özyeğin, \'\'Bu kriz Türkiye\'den çıkmadı. Onun için ben buna kriz değil, ekonomik yavaşlama diyorum. Türkiye\'nin, bu ekonomik yavaşlamadan çok iyi imkanlarla çıkacağına inanıyorum\'\' dedi.

Özyeğin, ABD\'nin ekonomik krizden çıkmak için önemli çalışmalar yaptığını, ABD Başkanı Barack Obama\'nın da inanılmaz önlemler aldığına işaret eden Özyeğin, Obama\'nın aldığı kararların, ABD\'nin ekonomik krizden erken çıkmasında etkili olduğuna dikkati çekti ve \'\'ABD\'de ekonomi çok kötü durumdaydı. Ama birşeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Obama çıkıp da bir gün, (Bana enkaz devrettiniz. Bu krizi ben yaratmadım ki) demedi\'\' diye konuştu.

Konuşmasının ardından soruları cevaplayan Özyeğin\'e, Ansiad Kurucu Üyesi Hüseyin ÇALIK tanıtım dosyası ve teşekkür belgesi takdim etti.

 

 

 


ANSİAD TEMEL EĞİTİME DESTEK OLMAYA DEVAM EDİYOR

ANSİAD TEMEL EĞİTİME DESTEK PROJESİ

 

2009-2010 YILINDA DA DEVAM EDECEK

 

 

 

ANSİAD olarak, geçmiş dönemdeki arkadaşlarımızın başarılı bir şekilde yürüttüğü sosyal sorumluluk projelerine devam ediyoruz. Daha önceki konuşmamda bahsettiğim gibi sayın Valimiz ve Milli Eğitim Müdürümüz ile tespit edilen 17 okulun bahçesine Anaokulu yapmak üzere bir protokol imzalamıştık. Hem sayın Valimiz Alaaddin YÜKSEL, hem de sayın Milli Eğitim Müdürümüz Osman Nuri GÜLAY bu konuda olağanüstü gayretleri ile Antalya eğitimine inanılmaz katkılarda bulunuyorlar. Onların bu gayretleri bu kriz ortamında bile olsa bizi yüreklendirmiştir.

 

 

Bizler de inanıyoruz ki bir ülkenin kalkınması için eğitilmiş bir toplum, birinci şarttır. Halkın eğitim seviyesi ve geliri düştükçe insanlar daha kolay yönlendirilir ve kandırılırlar. Ülkelerin zenginlikleri artık çok farklı parametrelerle değerlendiriliyor. En değerli hammadde genç nüfus. Türkiye olarak genç nüfusun eğitimine gerekli önemi vermeli, bu hammaddeyi en iyi şekilde işlemeliyiz. Bu tabii ki Milli Eğitim’in konusu ama ülkemizin imkanları göz önüne alındığında bu pek de mümkün görünmüyor. O zaman her vatandaşımızın bu sorumluluğu severek ve isteyerek üstlenmesi gerekiyor. Bu gençler iyi bir eğitimle donatılırsa ülkemiz alır başını gider. Bunun örneklerine bir bakalım, en iyi üniversiteler neredeyse o ülke tepede.

 

 

Çağdaşlaşma, hedefimiz olduğuna göre bilimin ve teknolojinin gerisinde kalmamak zorunluluğundayız. Bilgi çağında ve küreselleşme sürecinde toplumun ayakta kalabilmesi için hızlı ve sürekli değişme, gelişme ve yenilenme zorunlu olup bunu sağlayacak insanlara gereksinim vardır.

 

 

İşte bu insanların eğitimde başarılı olabilmesi için “okul öncesi eğitim” en önemli koşuldur. Bazı bilim adamlarının yaptığı araştırmalarda ana sınıfına giden öğrencilerin eğitim hayatında başarılı oldukları kanıtlanmıştır.

 

 

Biz, okul öncesi eğitimin 6 yaş için 1 yıl zorunlu olması, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması gerektiğine inanıyoruz.

 

 

Bu düşüncelerle 23 Nisan tarihi itibariyle Sayın Ercan EVREN’in projesini tamamladığı Altınova Ruhi Sunar İlköğretim Okulu’nda Anaokulu inşaatımıza start veriyoruz. Diğer proje çalışmalarımız da devam etmekte olup, yakın zamanda inşaatlarına başlanacaktır.   

ANSİAD BAŞKANI MEHMET HACIARİFOĞLU\'NUN 7.OLAĞAN TOPLANTI KONUŞMASI

ANSİAD BAŞKANI MEHMET HACIARİFOĞLU’NUN

 

24 NİSAN 2009 TARİHLİ OLAĞAN TOPLANTI KONUŞMASI

 

 

 

İçinde bulunduğumuz dönemde ekonomik açıdan iç ve dış sorunlarla karşı karşıya olduğumuz açıktır. Türkiye olarak kendi iç sorunlarımızı çözmeye çalışırken, Küresel Ekonomik Kriz bizim de kapımızı çaldı. Bu noktadan itibaren ekonomik krizin aşılması dünya krizinin gidişatına bağlıdır. Ancak ülke olarak bizim de hala hızla atmamız gereken adımlar vardır.

 

 

Bu adımlardan bazıları:

 

 

-         IMF destekli yeni bir makro ekonomik uyum programı hemen hayat geçirilmelidir.

 

-         Finansman kanalları açılmalı, Kredi Garanti Fonu’nun etkin kullanılması sağlanmalıdır.

 

-         Yurtiçi üretim teşvik edilmelidir.

 

-         Orta ve uzun vadeli kredi imkanlarının geliştirilmesi yoluyla istihdam yaratacak yeni yatırımların önü açılmalıdır.

 

-         Aktif işgücü politikaları hemen devreye sokulmalıdır.

 

 

Ülkemiz krizden önce düşük büyüme rejimine girmişti. 2001 Yılındaki -%5,7 küçülmenin ardından yüksek büyüme rakamları yakalanmış, ancak 2007’den itibaren düşük büyüme başlamıştır. 2007 Yılında % 4,7 büyüyen Türkiye 2008 yılında yalnızca % 1,1 büyüme sağlayabilmiştir. 2008 Yılının 4. çeyreğini % 6,2 daralma ile kapatmıştır. 2009 Yılındaki tahminlerde yaklaşık % 5 küçülmeyi işaret ediyor. Bütün bunların sonucunda önümüze en önemli sorun olarak çıkan işsizlik, çok yüksek büyüme dönemlerinde bile aşağı çekilememiştir. 2008 Yılı son çeyrekte % 13,4’ü bulan işsizlik oranı, 2009 Ocak ayında rekor kırarak % 15,5 olarak gerçekleşmiştir. İşsiz sayısı geçen yıla göre bir milyon beşyüzbin artarak 3 milyon 650 bin kişiye ulaşmıştır. 2009 Yılı sonuna kadar işsiz sayısının 4,3 milyonu bulması bekleniyor. İşsizlik oranı 2010 Ocak ayında % 18 olacaktır. Doğu ve Güneydoğu’da bu oran % 40’ları buluyor. İşsizlik tabii ki sadece bizim sorunumuz değil, krizin OECD ülkelerinde 25 milyon kişinin işsiz kalmasına neden olacağı söyleniyor.

 

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı “Toplum yararına çalışma projesi” başlattı. Geçici bir sürede 500.000 kişinin çevre temizliğinden müstahdemliğe yaklaşık 400.000 kişinin mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak proje kapsamında değerlendirilmesi ve işsiz kalanların işlerine geri dönmeleri durumunda sigorta primlerinin işsizlik ödeneğinden karşılanması çalışmasını olumlu adımlar olarak görüyoruz.

 

 

İşsizliğin getirdiği sosyal huzursuzluk batı ülkelerinde bir numaralı kaygı kaynağı durumuna geldi. Kitlesel eylemlerin körüklenmesi sonucunda hükümetlerin ve hatta rejimlerin tehlikeye girmesi konuşulmaya başlandı. Bu tehlike Türkiye için bu boyutlarda değil tabii ki; yardım kurumlarının sağladığı destek, aile içi yardımlaşma ve halkın zor günlerdeki dayanışması ile bu zor günlerin aşılacağını düşünüyoruz.

 

 

 

Önümüzdeki günlerde iyimser olabilmemiz için de birçok neden var.

 

-         Enerji ve ulaştırma fiyatları geriliyor, bu da dış ticaret dengemizi olumlu etkiliyor.

 

-         Faizler ve enflasyonun tarihin en düşük seviyelerine gelmesi,

 

-         Kurların ihracatı destekleyecek düzeyde olması,

 

-         Bölge ülkeleriyle ticari ilişkilerimizin artması olumlu yansıyacak gelişmelerdir.

 

 

 

Değerli konuklar,

 

 

Rekabetçi bir duyarlılık, daha iyiye ulaşmak, daha başarılı olmak için çaba göstermek şeklinde anlaşıldığında, rekabet krizden çıkışın bir imkânı olmaktadır.

 

 

Kriz sonrasında değişecek küresel koşullara uygun yeni bir büyüme modelini şimdiden oluşturmak gereklidir.

 

 

Düşük faizle, düşük enflasyon, kurların ihracatı destekleyecek düzeyde olması rekabet gücü yüksek üretim yapısı için yeni bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsatı değerlendirmek için inovasyonu ve Ar-Ge’yi teşvik eden, bölgesel kalkınmışlık farklarının azaltılmasını hedefleyen yeni bir model oluşturulmalıdır. Bu modelin gerektirdiği adil rekabet ortamının sağlanması için kayıt dışı ekonomiyle mücadele hızlandırılmalı ve Türk Ticaret Kanunu bir an önce çıkarılmalıdır.

 

 

Ülkemizin finansal imkânlarının iyileştirilmesi kadar önemli bir diğer konu, farklı düşünmek ve farklı çözüm yolları aramak, yeni ortaklıklar kurup, birleşerek maliyet, fiyat ve pazar analizi yaparak kriz sonrası dünya pazarlarına hazırlanmaktır. Dünya pazarlarına, dünya kaynaklarına ulaşmayan ekonomiler geri kalmaya mahkûmdur. Paranoyalara kapılıp, dünyayı bize düşman sanarak dünya kaynaklarına ve pazarlarına ulaşamayız.

 

 

Krizi atlatma ve yeniden yapılanma, geleceğe daha iyi hazırlanma amaçlı düzenlemelerle yakalanabilecek bir ivme ülkelerin kaderini değiştirebilir.

 

 

Bir yandan ekonomik açıdan güven duygusunu pekiştiren uygulamaların gerçekleştirilmesinin, bir yandan da demokratik ve laik bir hukuk devleti olmanın gereklerinin istisnasız ve koşulsuz olarak yerine getirilmesinin hükümet, bürokrasi, sivil toplum ve kamuoyu nezdinde takipçisi olacağız.        

 

 

 

Saygılarımla,

 


YAPI KREDİ BANKASI BAŞEKONOMİSTİ ANSİAD\'A KONUK OLDU

1 Nisan 2009 Tarihinde Sheraton Hotel\'de yapılan ANSİAD 6.Olağan toplantısına Yapı Kredi Bankası Başekonomisti Dr.Cevdet AKÇAY konuşmacı olarak katıldı. \"Kritik Eşikte Türkiye Ekonomisi, 2009 Görünüm\" konulu konuşma yapan AKÇAY şöyle konuştu: \"Krizde Türkiye\'nin durumu, dünyanın birçok ülkesinden daha iyi ve durumdan ümitsiz değilim. Dünya genelinde yaşanan ekonomik kriz bir \"Muson Yağmuru\" gibi. Bu yağmurda tüm dünya gibi biz de ıslanacağız. Buradaki sorun ne kadar ıslanacağımızdır\".

 


ANSİAD BAŞKANI MEHMET HACIARİFOĞLU YEREL SEÇİMLERİ DEĞERLENDİRDİ

                                                                      

Genel seçim havasında geçen bir yerel seçimi geride bıraktık. Alınan sonuçlara bakacak olursak; İktidar partisi % 8 civarında bir oy kaybına uğramıştır. İktidar partisinin oy kaybı, bir erken seçimi gerektirecek kadar olmamasına rağmen halktan gelen çok ciddi bir uyarı olarak algılanmalıdır. Muhalefetteki partilerin hala iktidara hazır olmadıklarını, mevcut hükümete alternatif olacak oyu alamadıklarını görüyoruz.

Türkiye’de siyaset her geçen gün bir çözümsüzlük girdabının içerisine sürükleniyor. Halkın gerçek gündemi, AKP-CHP kutuplaşmasına hapsediliyor. Hükümet bir an önce Türkiye’nin gerçek gündemine odaklanmalıdır. Krizle mücadelede kısa vadeli alınan geçici tedbirlerin yanında iç talebi destekleyici kontrollü para ve maliye politikalarına, verimliliğe orta ve uzun vadeli iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesini sağlayacak sürdürülebilir yüksek büyüme politikaları uygulamalıdır.

2014 AB tam üyelik hedefi, ülkenin tüm kurumlarının ve siyasi partilerin öncelikli hedefi ve kalıcı gündem maddesi olmalıdır.

Dün TÜİK tarafından açıklanan raporda 2008 yılının dördüncü çeyreğinde GSYİH % 6.17 oranında piyasa beklentilerinin biraz üzerinde küçülmüştür. 2001 Yılında bu rakam % 9,85 idi. Türkiye o tarihten bu yana ilk defa bir küçülme yaşadı. Bu sonuçlarda tüketim ve önemli bazı sektörler etkili oldu. Bu sektörlere baktığımız zaman imalat sanayi, inşaat, toptan ve perakende, ulaştırma, depolama ve haberleşme sektörlerinde çok yüksek oranda düşüşler göze çarpıyor. Örnek vermek gerekirse inşaat sektörü son çeyrekte % 13,4 olmak üzere 2008’i % 7,63 küçülerek tamamladı.

Sadece İnşaat Sektörü, en az 200’ü doğrudan olmak üzere birçok sektörü de dolaylı olarak etkiliyor. İnşaat sektöründe son alınan alım-satım vergilerinin yanında, başka tedbirlerle de desteklenmelidir. Örneğin, bazı Avrupa ülkelerinde birinci konutunu alan insanlara sıfır faiz uygulaması vardır. Antalya’da yapımı tamamlanmış, satılamayan çok ciddi bir konut stoku vardır. Bunların yurtdışında pazarlanması konusunda kurumların ortak bir çaba içinde olmaları gerekiyor. Türkiye çapında bakacak olursak hemen pazarlanabilir durumda 100.000 konut bulunuyor.  

İlk 9 ayı büyüme ile tamamlayan imalat sanayinde son çeyrekte % 10,8’lik sert düşüş göze çarpıyor. Tarım sektöründe durum farklı, sektör 2008 yılını % 4,1’lik büyüme ile tamamladı.

Bu sektörlerin istihdam yaratıcı etkileri düşünüldüğünde Kasım ve Aralık ayında yükselişe geçen işsizlik rakamları daha anlaşılır hale geliyor.

Sonuç olarak; özel sektör yatırımlarında % 23,5 daralma göze çarpıyor. Küçülmenin 2009’un son çeyreğine kadar devam edeceği ve 2009’un ilk çeyreğinde meydana gelen daralmanın biraz daha şiddetli olacağı görülüyor.     

 

 


\"BÜYÜKELÇİ\" VE \"CEPHEYE GİDEN YOL\" KİTAPLARININ YAZARI ANSİAD \'A KONUK OLDU

ANSİAD\'ın 10 Mart\'ta yapılan 5.olağan toplantısına \"Büyükelçi\" ve \"Cepheye Giden Yol\" isimli kitapların yazarı Emir KIVIRCIK konuk oldu.

Atatürk\'ün yakın arkadaşı ve silah arkadaşı Behiç ERKİN\'in torunu olan KIVIRCIK, dedesinin günlüklerinden derlediği kitaplarını ve gizli kahraman Behiç beyi anlattı.

İlgiyle dinlenen konuşmasında Emir KIVIRCIK şunları söyledi: \"Behiç bey Atatürk\'ün silah arkadaşlarından birisi. Adını çok fazla duymamış olabilirsiniz. Ama yaptıkları ve verdiği mücadele onu önemli kılan unsurların başında geliyor. Çanakkale Savaşı\'nda gösterdiği başarılar onun bol madalya almasını sağladı. Çanakkale savaşında Atatürk\'le birlikte mücadele eden Behiç Bey, biri Avusturya, 2 Alman\'ya ve 3 Osmanlı imparatorluğu olmak üzere 6 madalya aldı. Fakat o hep karanlıkta kaldı, kimse onu tanımadı, öğrenemedi. Taa ki torunu Emir Kıvırcık, dedesinin başarılarını kaleme alana kadar.\"

Toplantı sonunda Ansiad üyelerinin sorularını da yanıtlayan KIVIRCIK\'a Toplantı Başkanı Vahdet NARİN tarafından Ansiad tanıtım dosyası ve teşekkür belgesi takdim edildi.


ANSİAD\'DAN ANASINIFI PROJESİ

Derneğimiz tarafından 2006 Yılında başlatılan TEMEL EĞİTİME DESTEK PROJESİ kapsamında, 2010 yılı sonuna kadar Kepez ilçesindeki 18 adet okula \"Anasınıfı\" yaptırılması için 10 Mart 2009 tarihinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Valilik arasında protokol imzalandı.

Vali Yardımcısı Yıldırım UÇAR, Kepez Kaymakamı Mehmet Ali ÖZYİĞİT ve İl Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri GÜLAY\'ın da katıldığı imza töreninde, ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU, Vali Alaaddin YÜKSEL ile bir araya geldi. YÜKSEL, Antalyalı hayırseverlerin eğitime verdiği desteğin Türkiye\'ye örnek olması gerektiğini söyledi. ANSİAD\'ın eğitim konusunda her zaman duyarlı olduğunu kaydeden YÜKSEL, şöyle konuştu: \"Hadi bakalım, \'yüreğini herkes ortaya koysun ve herkes bir adım öne çıksın\' dedik, ANSİAD yönetimi hemen tavrını alıp 3 adım öne çıktı. Onların Antalya eğitimine çok büyük katkısı var. Antalya son dönemde 275 okul, 3 bin 650 dersliğe kavuştu.\"

Kepez\'in Türkiye\'nin değişik noktalarından göç alan bir bölge olduğunu söyleyen ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU, okullarda yaptıkları araştırmalarda okul çağına gelen birçok öğrencinin Türkçe bile bilmeden ilkokula başladığını tespit ettiklerini vurguladı. Bu nedenle bölgede anaokulu projesi başlattıklarını anlatan HACIARİFOĞLU, \"Yaklaşık 3 milyon TL\'ye mal olacak bu proje, ANSİAD üyelerinin katkılarıyla gerçekleştirilecek. Tabii ki destek vermek isteyen herkesin önerilerine açığız\" dedi. Küresel krizin projeyi olumsuz yönde etkilemeyeceğini bildiren HACIARİFOĞLU, \"Kriz elbette bizi etkileyecek. Fakat eğitimin krizden daha önemli olduğunu düşünüyoruz\" diye konuştu.  


ANSİAD, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARININ PROJELERİNİ DİNLEDİ

Derneğimizin 7 Mart 2009 tarihinde Sheraton Hotel\'de düzenlediği toplantıya Antaya Büyükşehir Belediye Başkan adayları konuşmacı olarak katıldılar ve partilerinin Antalya Vizyonu ve Projeleri hakkında Ansiad üyelerine bilgi verdiler. Oy pusulasındaki sıralamaya göre konuşmaya çıkan adaylardan ilki olan MHP adayı Kemal ÇELİK, seçilmesi durumunda kent insanını kalkındırmak amacıyla öncelikle 2B, imar ve tapu sorunlarını çözerek, inşaat hareketliliği başlatacaklarını söyledi. Antalya\'nın kendi işadamları ile girişmcileri olduğunu, tüm inşaat faaliyetlerinin bu kişilerce yapılacağını vaat eden ÇELİK, \"Antalya\'ya TOKİ sokmayacağız. Yıllardır süregelen tapu sorununu 3 yıl içinde çözeceğiz\" dedi. Çalışmaları süren hafif raylı sistem projesinin esnaf ve vatandaşta maduriyete sebep olduğunu söyleyen ÇELİK, \"vatandaşlar tramvayın üzerine asfalt dökmemi ve bu sorunu çözmemi istiyorlar. Halk asfalt dökülmesine bile razı hale gelmiştir\" dedi. Raylı sistemi Antalya\'nın kanburu olarak tanımlayan ÇELİK, tanıtımı yapılan birçok projenin kaynak olmadan yapılmasının hayal olduğunu, Antalya\'nın hayallerle süslendiğini söyledi. ÇELİK\'in anlattığı projelerden en iddialı olanı ise Sıçan Adası\'nın tüp geçitle karaya bağlanması projesi oldu. ÇELİK, şeffaf olacak geçidin akvaryum görüntüsünde olacağını anlattı.

İkinci sırada CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof.Dr.Mustafa AKAYDIN konuştu. Büyükşehir\'in AKP\'nin elinden alınmaması halinde, Antalya\'nın geleceğinin çok karanlık olduğunu söyleyen AKAYDIN, TÜREL\'in projelerini eleştirdi. Örnek olarak 100.Yıl Projesi\'ni veren AKAYDIN, projenin kenti rant uğruna satma projei olduğunu söyledi. AKAYDIN, \"hala hiç kimse bu projenin ne olduğunu bilmiyor. Bir stadyum, bir spor salonu karşılığında 40 bin metrekare ticari alan tahmini 62 kat yüksekliğinde olması beklenen hala Antalya halkından saklanan bir proje. Başkan seçilirsem, bu projeyi döndürebileceksem kesinlikle döndürürüm\" dedi. Adalet Bakanı Mehmet Ali ŞAHİN\'in, iktidarla aynı partiden bir belediye başkanı olunca sistemin daha iyi yürüdüğüne ilişkin sözlerini eleştiren AKAYDIN, sert konuştu. Bir bakanın böyle konuşmasının demokrasi kültürümüze aykırı olduğunu söyleyen AKAYDIN, \"Batılı bir demokraside bunu söyleyen bakanı ertesi gün istifa ettirirler. O bakana diyorum ki, eğer mertsen, bu şehre karşı birşeyler yapmak istiyorsan önce Türel\'in borçlarını 1 Nisan\'a kadar kapat da kendisinden sonraki başkanın ve Antalya\'nın önünü aç\" diye konuştu.

Son alarak AKP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Menderes TÜREL konuştu. Antalya\'yı 5 yıl boyunca yaptıkları hizmetlerle marka kent durumuna getirdiklerini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes TÜREL, \"hedeflediğimiz şehirlere artık elveda diyoruz. Elveda Paris, Londra, Miami, Dubai ve Barcelona. Merhaba Antalya. Dünya artık Antalya\'yı hedef alacak\" dedi. Diğer başkan adaylarının, hizmetleriyle ilgili çamur atma yarışına girdiklerini, seçim sürecinin ise proje yarışı olması gerektiğini ifade eden TÜREL, \"karalama kampanyalarını izliyoruz. Antalyalların aklını karıştırmak için bunu yapıyorlarsa, halk onlara 29 Mart\'ta sandıkta bunun hesabını sorar. Engellemelerle bizi zaman zaman oyaladılar, ancak önümüzdeki 5 senede dünyanın en iyi projelerini  Antalya\'ya kazandırmakta kararlıyız\" dedi. TÜREL, işadamlarına farklı alandaki projelerini slayt gösterisiyle tanıtarak, \"İş ve aş sözde çözülmez. Bu vizyon bizde var. Bu projeleri bizden başka kimse yapamaz. 29 Mart\'ta halkımız kentin 20 yılını etkileyecek tarihi bir karar verecek. Halkımız vicdan ve akıllarını birleştirip, bu tarihi kararı alacaktır\" diye konuştu. 

 


PROF.DR.YANKI YAZGAN, ANSİAD\'IN DAVETLİSİ OLARAK ANTALYA\'YA GELDİ

ANSİAD\'ın 24 Şubat\'ta yapılan 4.olağan toplantısına Çocuk/Genç ve Erişkin Psikiyatrisi Uzman Hekim Prof.Dr.Yankı YAZGAN konuşmacı olarak katıldı. Sheraton Hotel\'de düzenlenen toplantıda konuşan YAZGAN, \"Aileler, Evlatları ve Şirketleri\" konulu bir konuşma yaparak, ANSİAD üyelerine ve misafirlere aile şirketleri ile ilgili bilgi verdi. İzmir\'de yapılan bir araştırmayı toplantıya katılanlarla paylaşan Yankı YAZGAN, \"Yapılan araştırmada, İzmir\'de bulunan 5 bin aile şirketinden sadece 48\'inin faaliyetlerine devam ettiği ortaya çıktı. Yani aile şirketlerinin sadece % 5\'i hayatta kalıyor. Başka bir araştırmada da her 100 aile şirketinden sadece 11 tanesi birinci jenerasyondan ikinci jenerasyona geçebiliyor. Bu sonuç çok düşündürücü\" dedi.

Dünyayı sarsan ekonomik kriz konusuna da değinen Yankı YAZGAN, \"Dünya tarihine bakarsanız en büyük gelişmeler hep savaş sonrası olmuştur. Kriz döneminde de öyle olacaktır. Kriz döneminde yapılan yanlışlıkları daha iyi anlayabiliriz ve kaynakları daha iyi kullanmayı öğrenebiliriz\" diye konuştu.

Psikiyatr olarak daha çok çocuklar ve ailelerle ilgili çalıştığı için, aile şirketleriyle ilgili bilgisinin olduğunu belirten Yankı YAZGAN, \"Aslında şirketlerde kardeşler arası problemler, baba-oğul arasında yaşanan problemlerden çok daha sık yaşanıyor. Bu sadece Türkiye için geçerli değil, tüm dünyada böyle\" dedi.

Davetlilerin sorularını da yanıtlayan Prof.Dr.YAZGAN\'a toplantı sonunda, Toplantı Başkanı Dr.K.Savaş TİTİZ tarafından teşekkür belgesi ile ANSİAD tanıtım dosyası takdim edildi.


ANSİAD\'IN 3.OLAĞAN TOPLANTISININ KONUĞU PROF.DR.YUSUF HALAÇOĞLU OLDU

ANSİAD\'ın 3. olağan toplantısına Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof.Dr.Yusuf HALAÇOĞLU konuk olarak katılarak, \"Ortadoğu ve Kafkasya\'daki Gelişmelerin, Tarih Penceresinden Türkiye\'ye Etkileri\" başlıklı konuşma yaptı. Türk tarihini anlatarak güncel meselelere geçiş yapan Halaçoğlu, şimdiki Alevilik inancının temelinde yer alan en önemli unsurlardan birinin şaman geleneklerinin yer alması olduğunu, aynı şekilde Sünnilerin de şaman geleneklerinden etkilendiğini bildirdi. Şaman geleneklerinin birçoğunun Sünniler içinde yer aldığını belirten Halaçoğlu, \"Yağmur duasına çıktığımız şaman geleneğidir. Yine ağaçlara bez bağlamak, dilek dilemek, mum dikmek şaman gelenekleridir. Mesela minareler bizim İslami geleneğimiz değildir, hatta şaman da değildir. Tamamen Budizm\'den gelmiştir. Türbe Budizm\'den gelmiştir. Bunları açıkça konuşmamız lazım korkmadan.\" diye konuştu.
İsrail\'in Orta Doğu\'daki varlığının Amerika\'nın varlığı anlamına geldiğini aktaran Halaçoğlu, dolayısıyla bütün Arap ülkelerinin bir araya gelmeleri halinde bile İsrail\'i ortadan kaldırma durumunun söz konusu olamayacağını ifade etti. Onun yerine Orta Doğu\'da barışın sağlanması için görüşmeler yapılması gerektiğini vurgulayan Halaçoğlu, bunun için Türkiye\'nin Osmanlı\'dan kalan barış dönemini çok iyi kullanabileceğini söyledi. Irak\'ta, Gazze\'de ve Somali\'de yaşananların aslında Amerika\'nın Büyük Orta Doğu projesinin bir parçası olduğunu sözlerine ekleyen Halaçoğlu, Türkiye\'nin Amerika\'yla masaya oturacak olan İran\'ın yanında yer alması gerektiğini bildirdi. Terör örgütü Pejak\'ın İran\'daki faaliyetlerini durdurmasının ABD\'nin İran\'a jesti olduğunu savunan Halaçoğlu, \"Dolayısıyla İran ile Amerika\'nın masaya oturma imkanları doğdu. Peki Türkiye\'de PKK ne olacak? İran ile ilişkilerimiz nasıl olacak? ABD ile ilişkilerimiz nasıl olacak? Bütün bunlar çok önemli, atılacak her adımın çok dikkatli atılması gerekiyor. Şayet Türkiye İran\'la birlikte hareket eder ve ABD ile masaya oturduğunda İran\'la birlikte olabilirse yüzde 99 PKK sona erer.\" şeklinde konuştu. Üyelerin sorularını yanıtlayan Halaçoğlu\'na toplantı sonunda teşekkür belgesi ve Ansiad tanıtım dosyası verildi.

ACI KAYBIMIZ

ANSİAD\'ın Şeref Üyesi Mustafa KIVRAK vefat etti. Antalya\'nın tanınmış işadamlarından, Kıvrak Şirketler Grubu\'nun Yönetim Kurulu Başkanı, değerli üyemiz Mustafa KIVRAK\'ın vefatından derin üzüntü duyduk. Başta Ansiad Yönetim Kurulu Üyemiz oğlu Ali KIVRAK, üyemiz kızı Sn. Hediye KAYACAN ve damadı Ramazan ATILGAN olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.

ANSİAD YÖNETİM KURULU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANINI MAKAMINDA ZİYARET ETTİ

ANSİAD Yönetim Kurulu, Büyükşehir Belediye Başkanı Sn.Menderes TÜREL\'i makamında ziyaret etti. Ziyarete Başkan Mehmet HACIARİFOĞLU, Yönetim Kurulu Üyeleri Tahsin AKSOY, Hakkı Ergin CİVAN, Ali EROĞLU, Hasan ŞİRİN, Ömer ARICAN, Mahmut Ruhi ALPAGOT, Şerife KAYA, Ali KIVRAK ve İdari Genel Sekreter Deniz İSTANBULLU katıldılar.

ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞSAVCI OSMAN VURALOĞLU\'NU ZİYARET ETTİ

ANSİAD Yönetim Kurulu nezaket ziyaretlerine Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Osman VURALOĞLU ile devam etti. Ziyarete Başkan Mehmet HACIARİFOĞLU, Yönetim Kurulu üyeleri Tahsin AKSOY, Hakkı Ergin CİVAN, Ali EROĞLU, Ömer ARICAN, Mahmut Ruhi ALPAGOT, Ali KIVRAK ve İdari Genel Sekreter Deniz İSTANBULLU katıldılar.

ANSİAD YÖNETİM KURULU EMNİYET MÜDÜRÜNÜ MAKAMINDA ZİYARET ETTİ

ANSİAD Yönetim Kurulu, Emniyet Müdürü Sn.Feyzullah ARSLAN\'ı makamında ziyaret etti. Ziyarete Başkan Mehmet HACIARİFOĞLU, Yönetim Kurulu Üyeleri Hakkı Ergin CİVAN, Ali EROĞLU, Hasan ŞİRİN, Mahmut Ruhi ALPAGOT ve İdari Genel Sekreter Deniz İSTANBULLU katıldılar.

ANSİAD YENİ YÖNETİM KURULU NEZAKET ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR

ANSİAD Yönetim Kurulu üyeleri nezaket ziyaretleri kapsamında Akdeniz Üniversitesi Rektörü Sn.Prof.Dr.Mustafa AKAYDIN makamında ziyarete edildi. Ziyarete Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Muharrem CERTEL, Öğr.Gör.Kenan YÜCE, ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU, Yönetim Kurulu Üyeleri Hakkı Ergin CİVAN, Mahmut Ruhi ALPAGOT, Hasan ŞİRİN ve İdari Genel Sekreter Deniz İSTANBULLU katıldılar.

ANSİAD YENİ YÖNETİM KURULU NEZAKET ZİYARETLERİNE BAŞLADI

ANSİAD\'ın yeni Yönetim Kurulu Üyeleri, Antalya Valisi Sn.Alaaddin YÜKSEL\'e nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarete ANSİAD Başkanı Mehmet HACIARİFOĞLU, Başkan Yardımcıları Tahsin AKSOY ile Hakkı Ergin CİVAN, Genel Sekreter Yardımcısı Hasan ŞİRİN, Mali Yönetmen Ömer ARICAN, Mali Yönetmen Yardımcısı Mahmut Ruhi ALPAGOT, Toplantı Yönetmeni Yardımcısı Ali KIVRAK ve İdari Genel Sekreter Deniz İSTANBULLU katıldılar.

ANSİAD YÖNETİM KURULU GÖREV DAĞILIMINI YAPTI

Derneğimizin 10 Ocak 2009 Cumartesi günü yapılan 19. Olağan Genel Kurulunda yeni Yönetim Kurulumuz aşağıdaki şekilde teşekkül etmiştir.

 

 

 

Yönetim Kurulu Başkanı            : Mehmet HACIARİFOĞLU        Hacıarifoğlu İnşaat Ltd.Şti.

Başkan Yardımcısı                      : Tahsin AKSOY                      TNA İnşaat A.Ş.

Başkan Yardımcısı                      : Hakkı Ergin CİVAN                WBT Tarım A.Ş.     

Genel Sekreter                            : Ali EROĞLU                          Koppert Biyolojik Mücadele ve Polinasyon

Genel Sekreter Yardımcısı         : Hasan ŞİRİN                        Antalya Tarım A.Ş.

Mali Yönetmen                            : Ömer ARICAN                       Arıcan Boru Sanayi A.Ş. 

Mali Yönetmen Yardımcısı         : Mahmut Ruhi ALPAGOT         Yenigün Gıda Sanayi          

Toplantı Yönetmeni                    : Şerife KAYA                           Alitur Turizm & Agne Tour  

Toplantı Yönetmeni Yrd.      : Ali KIVRAK                                   Kıvrak A.Ş.


ANSİAD\'DAN BASIN AÇIKLAMASI

ANSİAD tarafsız bir kuruluştur. Seçimlerde hiçbir partinin ve adayın destekleyicisi olamaz. Yerel basınımızın çok değerli iki gazetesinde “Başkan EVCİLMEN’e ANSİAD’tan destek başlığı ile” verilen haberin yanlış yorumlara sebebiyet vermemesi için aşağıdaki açıklamanın yapılmasını gerekli görüyoruz: Haberin kaynağı, bir kısmı ANSİAD üyesi olmayan dostlarımızın da katıldığı kahvaltı grubunun 08 Ocak Perşembe günü yaptıkları toplantıdır. Toplantının yöneticisi tarafından onur konuğu ve konuşmacı olarak Muratpaşa Belediye Başkanı ve Gelecek Dönem Başkan Adayı olan Sayın Süleyman EVCİLMEN davet edilmiştir. Bu toplantının sonunda, toplantı başkanının talebi üzerine, ANSİAD’ın Geçmiş Dönem Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Sayın İbrahim ŞENCAN, kendi adına kısa bir konuşma yapmıştır. Konuşmanın sonunda nezaket ölçüleri içinde: Antalya’mızda (TAŞ ÜSTÜNE TAŞ KOYAN) herkese minnettar olduğumuzu, bu anlamda Sayın Süleyman EVCİLMEN’in 10 senelik hizmetlerini takdir ettiğimizi, bu seçimlerde de kendisine başarılar dilediğimizi ifade etmiştir. Derneklerde Danışma Kurulu Başkanlarının, o derneği temsil etmek ve dernek adına konuşmak yetkileri yoktur. Kaldı ki Sn.İbrahim ŞENCAN’ın iki sene devam eden ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanlığı da geçtiğimiz hafta yapılan Olağan Genel Kurul toplantısında sona ermiştir. Sn.İbrahim ŞENCAN’ın nezaket gereği kendi adına yaptığı konuşmasının, ANSİAD’ı bağlamayacağını ve ANSİAD’ın 19 senelik geçmişinde olduğu gibi, bugün de tarafsızlık ilkesine aynen uyduğunu kamuoyunun bilgisine saygıyla arz ederiz. 13 Ocak 2009 ANSİAD Yönetim Kurulu Adına Başkan Mehmet HACIARİFOĞLU

MEHMET HACIARİFOĞLU ANSİAD BAŞKANLIĞINA SEÇİLDİ

19. kuruluş yıl dönümü kutlanan ANSİAD\'da Başkan Ali Rıza Akıncı, görevini işadamı Mehmet Hacıarifoğlu\'na devretti. Akıncı, teşekkür konuşmasında, görevini ekonomik krizin etkilerinin görülmeye başladığı bir dönemde başarıyla yerine getirmeye çalıştığını söyledi. ANSİAD olarak bir çok konuda, bir çok konukla aydınlatıcı toplantılar gerçekleştirdiklerini anlatan Akıncı, \"Bütün siyasi görüşlere eşit mesafede yaklaştık. Eleştiride ya da övgüde bulunduğumuz zaman kimse bunun altında başka bir amaç aramadı, samimi olduğumuzu biliyorlardı\" dedi. Yeni Başkan Hacıarifoğlu da, önceki dönemlerde olduğu gibi sosyal politikaları devam ettireceklerini, eğitim, sağlık ve sanat alanlarında desteklerini sürdüreceklerini kaydetti. 2009-2010 Faaliyet Dönemi Yönetim Kurulu isimlerden oluşuyor: Mehmet HACIARİFOĞLU Tahsin AKSOY Ali EROĞLU Mahmut Ruhi ALPAGOT Hasan ŞİRİN Ömer ARICAN Ali KIVRAK Hakkı Ergin CİVAN Şerife KAYA

ANSIAD 2008 YILIN İŞADAMI, KÜLTÜR SANAT ÖDÜLÜ VE BAŞARILI GAZETECİ ÖDÜL TÖRENİ YAPILDI

ANSİAD 2008 Yılın Başarılı Gazetecileri, Kültür Sanat Ödülü ve Yılın İşadamı Ödülü ödül töreni Antalya Sheraton Voyager Otel\'de düzenlendi. Düzenlenen ödül töreninde \"Yılın İş Adamı\" ödülünü Antalya Organize Sanayi Bölgesinde soğutma makineleri üretimi yapan sanayici Can Hakan Karaca aldı. \"Yılın Kültür ve Sanat Ödülü\"ne layık görülen besteci ve piyanist Fazıl Say\'ın ödülünü sanatçının menajeri Kadir Dursun aldı. Say, törene gönderdiği mesajla kendisini bu ödüle layık görenlere teşekkür etti. Say, bu ödüle Uluslararası Antalya Piyano Festivali\'nin sanat yönetmenliğini yaparak, kentin kültür ve sanat hayatında önemli yer alması, tanıtımına katkıda bulunması, genç yeteneklere fırsat vererek yaygın müzik eğitiminin gerçekleşmesini sağlaması nedeniyle layık görüldü. Yılın başarılı gazetecisi ödüllerinde ise, Akdeniz Manşet Gazetesi\'nden Umut Özen, \"Güneş Enerji Santrali Gerçeği\" haberiyle birincilik ödülü aldı. Referans Gazetesi\'nden Mehmet Ali Kantarcı \"Antalya, Akdeniz\'in teknokent üssü oluyor\" haberiyle, Zaman Gazetesi\'nden Şaban Gündüz de \"Sebze küçüldükçe değeri katlanıyor\" haberiyle mansiyon ödüllerine layık görüldü.

ÜNLÜ BESTECİ&PİYANİST FAZIL SAY\'A ANSİAD\'DAN ÖDÜL

ANSİAD tarafından geleneksel olarak düzenlenen “Yılın Kültür ve Sanat Ödülleri”, sahibini buldu. Bu yıl sekizincisi verilecek olan “Yılın Kültür ve Sanat Ödülleri”ni, “Sanat” dalında Besteci & Piyanist Fazıl SAY alacaktır. 2008 Yılı ödülümüz “Sanat” dalında verilecektir. Bu yıl 9.su düzenlenen Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin, Antalya’nın kültür ve sanat hayatında halkla bütünleşerek önemli bir yer alması, aynı zamanda şehrimizin tanıtımına katkıda bulunması ve genç yeteneklere fırsat vererek yaygın müzik eğitiminin gerçekleşmesini sağlaması nedeniyle “Ansiad 2008, Yılın Kültür ve Sanat Ödülü”nün, festivalin sanat yönetmeni olarak Fazıl SAY’a verilmesi kararlaştırılmıştır. Kültür ve sanatın değerli dostlarına plaketleri, derneğimizin 19. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ nedeniyle 10 OCAK 2009 tarihinde Antalya Sheraton Voyager Otel’de yapılacak olan törende takdim edilecektir.

ANSİAD YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜLLERİ YARIŞMASI SONUÇLANDI

ANSİAD, 13 Ekim 2007 – 13 Ekim 2008 tarihleri arasında Haber, İnceleme, Araştırma, Röportaj, Özgün Düşünce, Televizyon Programcılığı, Radyo Programcılığı ve TV Haberciliği dallarından herhangi birinden yayınlanmış, konusu şartnamede yazılı yayınlar için verecek olduğu ödül başvuru süresi 15 Aralık 2008 tarihinde son bulmuştur. Bu süre içerisinde 12 değerli basın mensubumuz 24 yayın ile yarışmaya başvurmuştur. Değerlendirmeyi yapan Seçici Kurul aşağıdaki isimlerden teşekkül etmiştir: 1- Prof.Dr.Ali KOÇ Akdeniz Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü Öğretim Üyesi 2- Prof.Dr.Süleyman İRVAN Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi 3- Erkan ERMAN TRT Haberden Sorumlu Müdür Yardımcısı 4- Fatih GÜRBÜZ Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi 5- Erol İŞBİLİR ANSİAD Fahri Üyesi (Toplantıya katılamadı) 6- Himmet ÖCAL ANSİAD Üyesi 7- Vahdet NARİN ANSİAD Üyesi Kurul; 30 Aralık 2008 tarihinde toplanmış, şartnamede belirlenmiş ölçütler dahilinde yaptığı değerlendirme sonucunda; Akdeniz Manşet Gazetesi’nden Sayın Umut ÖZEN’in “Güneş Enerjisi Santrali Gerçeği’” başlıklı çalışması Birincilik Ödülü’ne Referans Gazetesi’nden Sayın Mehmet Ali KANTARCI’nın “Antalya, Akdeniz’in Teknokent Üssü Oluyor” başlıklı çalışması Mansiyon’a, Zaman Gazetesi’nden Sayın Şaban GÜNDÜZ’ün “Sebze Küçüldükçe Değeri Katlanıyor” başlıklı çalışması Mansiyon’a değer görülmüştür. Ödüle değer görülen basın mensuplarının çalışmalarına ait ödüller, 10 Ocak 2009 Cumartesi günü Sheraton Voyager Hotel’de yapılacak olan ANSİAD 19.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ\'nde kendilerine takdim edilecektir. ANSİAD, değerli basın mensuplarına Antalya\'nın ekonomik gelişmesine ve düşünce hayatına katkılarından dolayı teşekkür eder.

ANSİAD 2008 YILIN BAŞARILI İŞADAMI ÖDÜLÜ CAN HAKAN KARACA\'NIN

ANSİAD (Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ve bu yıl 14.sü verilen \"YILIN BAŞARILI İŞADAMI ÖDÜLÜ\"nü Sn.Can Hakan KARACA aldı. Bu yıl ödüle aday olarak önerilen 11 işadamı arasında ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda ödül verilmesi uygun görülen Sn.Can Hakan KARACA, 1964 Yılında Karabük’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini Karabük’te okuduktan sonra Karabük Endüstri Meslek Lisesi’nden mezun oldu. 1981 yılında Trakya Üniversitesi Makina Mühendisliği bölümünü kazandı.1987 yılında mezun oldu. İstanbul’da 4 sene çalıştıktan sonra 1991 yılında Antalya’ya gelerek kendi işini kurup soğuk depolar üzerine çalışmaya başladı. Sürekli yenilik ve gelişme mentalitesi, aradan geçen 18 yıl sonra 36 Uluslararası fuar 61 ulusal fuar neticesinde Cantek’e Uluslararası bilinirlik sağladı. Türk soğutma sanayisinin ilerlemesinde önemli yapıtaşlarından biri oldu. Daha önce ANSİAD’dan yılın girişimcisi, JCI’dan yılın Başarılı İşadamı ödülü aldı. Şirketinin TUSİD Endüstri ödülü, TTGV Teknoloji ödülü finalistliği, Dünya Gazetesi yılın kreatif ihracatçısı ödüllerinin alınmasına önderlik yaptı. Can Hakan KARACA evli ve 1 kız çocuk babasıdır. ANSİAD Yılın Başarılı İşadamı ödülünde: Adaylar,  Yaptığı yatırımlar ve işletmenin ülke ve bölge ekonomisine katkıları  Sağladığı istihdam ve ödediği vergi  Müteşebbis kişilik, çevre ile uyum  Sivil Toplum Kuruluşlarındaki gayret ve performansı  Kalite bilincinin yerleşmesi ve gelişmesine sağladığı katkı konularında değerlendiriliyor. Sayın Can Hakan KARACA’ya ödülü, 10 Ocak 2009 tarihinde Sheraton Otel’de yapılacak olan ANSİAD 19.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ balosunda verilecektir. Kendisini ANSİAD camiası olarak kutluyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyoruz.

ANSİAD BAŞKANI ALİ RIZA AKINCI\'NIN 18.AKDENİZ TOPLANTISI KONUŞMASI

ANSİAD Başkanı Ali Rıza AKINCI\'nın 18.Akdeniz Toplantısında yaptığı konuşma ektedir.

ANSİAD 18.AKDENİZ TOPLANTISINA DEVLET BAKANI MEHMET ŞİMŞEK KONUK OLDU

Derneğimiz tarafından geleneksel olarak düzenlenen Akdeniz Toplantılarının 18.incisine Hazine\'den Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet ŞİMŞEK konuk oldu. Bakan ŞİMŞEK, IMF ile görüşmelerde tedbir büyüklüğü konusunda anlaşmaya varıldığını belirterek Ocak ayında görüşmelerin bitirilmesini ümit ettiklerini söyledi. Devlet Bakanı ŞİMŞEK, krizin ise 2009’un üçüncü çeyreğine kadar süreceğini söyledi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kemal ÖZGEN’in “IMF ile sürdürülen görüşmelerde anlaşma sağlandı mı?” sorusunu ŞİMŞEK şöyle yanıtladı: “IMF ile teknik bazda diyaloglar var. O diyaloglar zaman aldı. Tabii siz bir öneri setiyle çıkarsınız, onlar geriye gelirler. Müzakere süreci olur. Şunu söyleyeyim: Bundan birkaç ay öncesine göre IMF’nin bizden istediği, bütçede harcama kesintisi ya da vergi artışı tedbirlerde sorun yok. Zaten kamusal ve yapısal tedbirlerde de bir sorun yok. Onda bir anlaşmazlık yok.” IMF ile başlayan ilk görüşme ile bugün gelinen noktada önemli gelişmeler olduğunu vurgulayan ŞİMŞEK, “Bütçe boyutuyla istenilen tedbirler konusunda başlangıç ile bugün gelinen nokta arasında üç kat fark var. IMF, başlangıçta geleneksel tedbirler alınsın yaklaşımı içindeydi. Türkiye olarak bu dünya konjonktüründe kamu taleplerinde daralma olmasının Türkiye’ye uymayacağını ifade ettik. IMF ile gelinen noktada da tedbir büyüklüğü konusunda beş aşağı beş yukarı bir anlaşma var” dedi. Ocak ayı başında IMF heyetini Türkiye’ye davet edeceğini söyleyen ŞİMŞEK, “Ocak ayında bu görüşmelerin en azından bitirilmesini ümit ediyoruz” diye konuştu. Krizin etkisi sürecek: IMF ile yapılan bu tür programlarda, ülkelerin finansman açığını gidermeye yönelik kaynaklar verildiğine dikkati çeken Mehmet ŞİMŞEK, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı kaynaklar, Türkiye’nin 2009’da dış finansman ihtiyacının 15 milyar dolar olacağını söylüyor. Kimisi 30 milyar dolar olacağını söylüyor. Çok daha yüksek rakamlar da var. Ama onlar, makul rakamlar değil. Biz öyle bir program yapmalıyız ki, Türkiye’nin yapısal sorunlarını çözmeye yönelik adımlar içersin.” ŞİMŞEK, krizin reel sektöre yansımalarının bir müddet daha süreceğini belirterek “Bu çok farklı bir dönem. Bu kriz bir süre daha bizimle olacak. 2009 yılının üçüncü çeyrek sonuna kadar sürecek” dedi. ŞİMŞEK Türk halkının kriz bezirganlığı yapanlar nedeniyle tüketimi azalttığını savundu. ŞİMŞEK, “Hane halkı niye tüketmiyor? Çünkü her gün ekranlara bakıyor, kriz bezirganlığı yapanları muhtemelen dikkate alıyor. Acaba işimi mi kaybederim, gelirim mi azalır kaygısıyla yapmıyor” diye konuştu. Konuşmasının ardından Bakan Şimşek\'e Ansiad Başkanı Ali Rıza AKINCI teşekkür plaketi takdim etti.

ANSİAD 2008 KAMUDA İNOVATİF HİZMET ÖDÜLÜ EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNE VERİLDİ

Antalya Emniyet Müdürlüğü tarafından 2006 yılından bu yana Antalya’da başarıyla uygulanmakta olan “Komşu Kollama Sistemi Projesi” ile Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne 2008 ANSİAD İnovasyonla Rekabet Seferberliği Yılı Kamuda İnovatif Hizmet Ödülü layık görüldü. Emniyet Müdürlüğü adına, Önleyici Hizmetler Şube Müdürü Akif AKTUĞ’a ödülünü ATSO Başkanı Kemal ÖZGEN verdi.

ANSİAD 2008 İNOVATİF ÜRÜN ÖDÜLÜ MUZAFFER SAĞLAM\'A VERİLDİ

Bu yılın ana temasına uygun olarak Girişimcilik Haftası içerisinde düzenlenen “Yeni İş Fikri Yarışması”nın kriterleri inovatif girişimciliği teşvik edecek şekilde revize edilmiş ve İnovatif Ürün / Hizmet Ödülleri Yarışması düzenlenmiştir. Bu ödüllerin verilmesindeki amaç, Antalya ili genelinde işletmelerin inovasyon çalışmalarının teşvik edilmesidir. ANSİAD ve İnovasyon Derneği işbirliği ile düzenlenen yarışmaya, 5 firma başvurmuş olup, yarışmanın jürisinde Ulusal İnovasyon Girişimi İcra Kurulu Üyesi Doç. Dr. Cemil ARIKAN, TOBB Sanayi Müdürü ve İnovasyon Derneği Başkanı Dr. Mustafa LALE, Technopolis Group Türkiye İnovasyon Uzmanı Ihsan KARATAYLI, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Lale TOMRUK ve KOSGEB Başkan Yardımcısı Dr. Mustafa ÇOLAKOĞLU görev almışlardır. Başvuran projeler arasında yapılan değerlendirmede “Defender Mutfak Pişirme ve Davlumbaz Söndürme Projesi” ile Sağlam Yangın ve Güvenlik Sistemleri Ltd.Şti. sahibi Muzaffer SAĞLAM’a 2008 ANSİAD İnovasyonla Rekabet Seferberliği Yılı İnovatif Ürün Ödülü layık görüldü. Sayın SAĞLAM’a ödülü Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Abid DEMİRCAN tarafından verildi.

ANSİAD YILIN GİRİŞİMCİSİ ÖDÜLÜ ÇETİN KESKİN\'E VERİLDİ

Şehrimizde girişimcilik ruhunun uyanmasında büyük katkıları olması ve örnek girişimciliği nedeniyle 2008 Yılı Girişimcilik Ödülü Antalya’da ilk asansör fabrikasını kuran AKE Asansör’ün sahibi Çetin KESKİN’e Vali Yardımcısı Sedat OKTAR tarafından verildi. Sayın KESKİN’e ayrıca Asansörcüler Derneği Başkanı Gazi DUMAN da bir plaket takdim etti.

ANSİAD 6.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

ANSİAD 6.Girişimcilik Haftası 15-19 Aralık 2008 tarihleri arasında başarıyla gerçekleştirildi. Haftanın sonuç tutanağı için lütfen tıklayınız.

ANSİAD 6.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI PROGRAMI BASIN TOPLANTISI İLE AÇIKLANDI

15-19 Aralık 2008 tarihlerinde bu yıl 6.sı yapılacak olan ANSİAD GİRİŞİMCİLİK HAFTASI\'nın programı, Sheraton Hotel\'de yapılan Basın toplantısı ile kamuoyuna açıklandı. ANSİAD Girişimcilik Haftasından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Işık YARGIN, toplantıda şöyle konuştu: Türkiye’deki Sanayici ve İşadamları Dernekleri 20 Haziran 2003 tarihinde Erzurum Başkanlar Kurulu toplantısında; her yıl Aralık ayının ikinci haftasını “GİRİŞİMCİLİK HAFTASI” olarak düzenleyip ülke çapında çeşitli aktivitelerle destekleme kararı almıştır. 2002 Yılında ilki ESİAD tarafından gerçekleştirilen “Girişimcilik Haftası”, 2003 yılından bu yana ANSİAD tarafından da çeşitli etkinliklerle desteklenmektedir. Antalya’da bir hafta süren GİRİŞİMCİLİK HAFTASI etkinlikleri 6 yıldan bu yana Aralık ayının 2. haftasında Antalya genelinde yapılmaktadır. Hafta etkinliklerinin amacı; işadamlarının kendilerini, işlevlerini, çalışmalarını, ülke için düşündüklerini topluma daha yakından tanıtmak, iş dünyasının cazip yönlerini, sorunlarını anlatmak, girişimcilik bilincinin artırılmasını sağlamak, özellikle gençleri inovatif girişimciliğe özendirmek ve teşvik etmektir. GİRİŞİMCİLİK HAFTASI, Türkiye’deki durağan ekonomiden yenilikçi ve girişimci bir ekonomiye geçişin sivil toplum kuruluşları ve piyasa düzeni ile tamamlanacağına inançla programlanmaktadır. Hedef kitlesi gençler olan etkinlikler; • İNSANLARIN; KENDİ YOLLARINI SEÇERKEN ÖZGÜRLÜK VE GEREKLİ İMKÂNLARA SAHİP OLDUKLARI POTANSİYELLERİNİN FARKINA VARMALARINI SAĞLAMAK • İNSANLARI ÖZGÜRLEŞTİRECEK, YARATMA, ÜRETME VE TİCARET YAPMA GÜDÜLERİNİ GÜÇLENDİRMEK • REFAHA ULAŞMAK İÇİN GİRİŞİMCİLİĞİ ÖZENDİRMEK üzerine kurgulanmaktadır. Girişimcilik Haftası etkinliklerinden verim alınabilmesi amacıyla Antalya’nın kurumları ile ortak bir çalışma platformunda buluşmak benimsenmiştir. ANSİAD, lokomotifi ve sponsoru olduğu bu haftayı düzenlemede başta Akdeniz Üniversitesi olmak üzere KOSGEB, Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve İnsan Kaynakları Merkezi, Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve Kariyer Topluluğu, Antalya Kalite Derneği ve JCI gibi kuruluşlarla işbirliği yapmaktadır. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’nin önemli iş insanlarını öğrencilerle buluşturmaktan mutluluk duymaktayız. Bu yıl ki Girişimcilik Haftası etkinliklerimiz 19 Aralık 2008 Cuma günü yapılacak olan ÖDÜL TÖRENİ & İNOVASYON PANELİ & KAPANIŞ KOKTEYLİ ile sona erecektir. ANSİAD ile İnovasyon Derneği’nin birlikte düzenledikleri İnovatif Ürün / Hizmet Ödüllerinin sahipleri ile 2008 Yılın Girişimcisi seçilen AKE Asansör’ün sahibi Sn.Çetin KESİN’e de törenle ödülleri takdim edilecektir. Ödül töreninden sonra yapılacak olan “Bölgesel Kalkınmada İnovasyonun Rolü ve Antalya” konulu panelin ve kapanış kokteylinin ardından Girişimcilik Haftası etkinlikleri son bulacaktır. 2003 Yılından bu yana yapılan panel, seminer, TV programları ve okul konferanslarına yaklaşık olarak 37.000 kişi katılmıştır. Bu hafta yapılmakta olan etkinliklerimizle de 15.000 kişiye ulaşılması hedeflenmiştir. 2003 Yılı : Yaklaşık 1.000 Kişi 2004 Yılı : Yaklaşık 3.000 Kişi Yılın Girişimcisi Ödülü : Servet YAZICI (Yazıcı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı) 2005 Yılı : 8.000 Kişi Yılın Girişimcisi Ödülü : Can Hakan KARACA (Cantek Soğutma Makineleri Genel Müdürü) Girişimcilik Sloganı Ödülü: Sıla SUNGUR “Gelişimin Temeli Girişimdir” 23 Lise – 3.000 Öğrenci 2006 Yılı : 10.000 Kişi Yılın Girişimcisi Ödülü : Hasan DEMİREZEN (Olympus Makine Yönetim Kurulu Başkanı) Girişimcilik Sloganı Ödülü : Yunus Emre ATALAR “Her Fikir Bir Fırsattır” Yeni İş Fikri Yarışması Ödülü : Mustafa YARICI & Akın SAĞBİLGE “E-Sözleşme” 36 Lise, 3 meslek yüksekokuluna 50 işadamı 45’er dakika Girişimcilik dersi verdi. 2007 Yılı : 15.000 Kişi Yılın Girişimcisi Ödülü : Mehmet YÜKSEL (YÜKSEL Tohumculuk Tarım San.Tic.Ltd.Şti. Genel Müdürü) Yeni İş Fikri Yarışması Ödülü : Ödüle değer eser bulunamamıştır. 36 Lise, 3 meslek yüksekokuluna 35 işadamı 45’er dakika Girişimcilik dersi verdi.

YURT PARTİSİ GENEL BAŞKANI&İÇİŞLERİ ESKİ BAKANI SADETTİN TANTAN ANSİAD\'A KONUŞTU

ANSİAD\'ın 24 Kasım 2008 tarihinde düzenlediği 18.Olağan Toplantısına katılan Yurt Partisi Genel Başkanı ve İçişleri Eski Bakanı Sadettin TANTAN, \"Güvenlik, Terör ve Yolsuzluk\" konusunda konuşma yaptı. Sadettin Tantan, Türkiye\'nin 1980-2000 yılları arasındaki terör anlayışı ile 2000 sonrasının farklı olduğunu savunarak \"Türkiye yıllardır, terörle mücadele ediyor gözüküp teröristle mücadele etti. Terörle mücadele etmedi.\" dedi. Terörle mücadelenin bir bütün olarak yapılması gerektiğini vurgulayan Tantan, bu mücadelede halkın ön planda olmasını istedi. \"Halkın bilinçli olarak terörle mücadele etmesi lazım.\" diyen Tantan, şöyle konuştu: \"Halkın bilinçli olabilmesi için yaygın bilgi ağlarının çok kuvvetli olması lazım ve bilginin de halkla paylaşılması lazım. Bunların hiçbirisi Türkiye\'de yok. Bugüne kadar da yapılamadı.\" İçişleri eski bakanı Tantan, Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM)\'nin kaldırılmasından da yakındı. DGM ile birlikte arşivlerin de kalktığını ileri süren Tantan, \"Terörle arşivsiz, hafızasız mücadele olmaz. Arşivsiz olursanız kaybedersiniz. Nitekim bu güne kadar arşivsizlikten dolayı çok şey kaybedildi.\" ifadelerini kullandı. Tantan, halkın teröre karşı bilinçlenmesi bakımından iç ve dış istihbarat teşkilatının yeniden yapılanmasına ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Bunun yanında özel sektör istihbarat teşkilatının da süratle yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Tantan, şöyle konuştu: \"Özel sektör istihbarat teşkilatı, yurt dışında Türk sermayeli, Türk kimlikli uluslararası alanda kabul gören firmaların tespitiyle onların oluşturduğu teşkilatlar. Çünkü devletleri iki temel ayakta tutar. Özel sektör ve kamu. Bunlar birbirini büyüterek gelişir. Bilgi paylaşarak gelişir. İkisi birbirine düşman olmaz, birbirini tamamlar. Bunlar güçlü olduğu takdirde ülke kalkınır. O zaman ekonomik altyapı adalet zemini üzerine inşa edilir. O zaman demokrasi demokratik zemin üzerine inşa edilir. Güvenlik diye bir sorun kalmaz. Bu kültür Türkiye\'de maalesef gelişemedi.\" Yurt Partisi Genel Başkanı Tantan, Barzani ve Talabani\'nin bu güne kadar PKK ile ilgili söylemlerinde değişiklik olmadığına dikkat çekti. Türkiye\'yi yöneten siyasilerin de bu konuda bir tavır göstermediğini iddia etti. Tantan, \"PKK terör örgütü bugün bir medya patronudur. Bir holdingdir. Hem legal hem de illegal anlamda. Giderek serveti büyümektedir.\" dedi. Tantan, Meclis Araştırma Komisyonu\'nun petrol kaçakçılığıyla ilgili raporuna da atıfta bulunarak şöyle devam etti: \"Raporun 143\'üncü sayfasında bölücü terör örgütüyle ilgili; \'PKK\'nın Mersin Gümrüğü\'nden akaryakıt kaçakçılığı yoluyla yılda 250 milyon YTL gelir elde ediyor.\' deniyor. Aynı raporun 187 ve 188. sayfalarında bu kaçakçılığın mimarları olarak ABD, Barzani ve Talabani gösteriliyor. 202. sayfasında da Barzani\'nin bu kaçakçılıktan 500 milyon dolar kazandığı not edilmiş. Bu rapor karşısında bu güne kadar hiçbir şey yapılmadı. Demek ki, bir aldatmaca var. Meclis raporlarına girmiş olmasına rağmen hiçbir şey yapılamıyor. Örgüt bizim üzerimizden para kazanıyor.\" Tantan, PKK ile mücadele eden Kürt vatandaşların da sahipsiz kaldığını savundu. Daha sonra soruları cevaplayan Tantan\'a verilen teşekkür belgesinin ardından toplantı sona erdi.

ANSİAD BAŞKANI ALİ RIZA AKINCI\'NIN 18.OLAĞAN TOPLANTI KONUŞMASI

Yurt Partisi Genel Başkanı ve İçişleri Eski Bakanı Sn.Sadettin TANTAN\'ın konuk konuşmacı olduğu ANSİAD 18.Olağan toplantısında Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza AKINCI\'nın yaptığı konuşma ekte bilginize sunulmuştur.

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR.İSRAFİL KURTCEPHE ANSİAD\'A KONUK OLDU

ANSİAD\'ın 17.Olağan toplantısına konuk olan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.İsrafil KURTCEPHE, \"Ermeni İddiaları ve Gerçekler\" konusunda konuşma yaparak ANSİAD Üyelerinin ve misafirlerinin sorularını cevapladı.

ANSİAD BAŞKAN YARDIMCISI SN.HAMDİ GÜNEŞ, TÜRKİYE\'NİN ETKİN KOBİ\'LERİ ARASINDA SEÇİLDİ

ANSİAD Başkan Yardımcısı Hamdi GÜNEŞ, TÜRKONFED’in (Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu), uluslararası sivil toplum kuruluşu olan ENDEAVOR Derneği ile ortaklaşa gerçekleştirdikleri “2008 Etkin Girişimcisi” seçiminde Türkiye’de faaliyet gösteren dört KOBİ arasında seçildi. Konuyla ilgili basın bültenini ekte bulabilirsiniz. Türkiye adayı olarak seçilen etkin girişimci, üyemiz Sn.Hamdi GÜNEŞ’i kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.

ANSİAD BAŞKAN YARDIMCISI HAMDİ GÜNEŞ\'İN 15.OLAĞAN TOPLANTI KONUŞMASI

TÜSİAD, TÜRKONFED ve DÜNYA BANKASI yetkililerinin konuk olduğu ve \"KOBİ’lere sağlanan Dünya Bankası kredileri ve bu kredileri kullanma yöntemleri\"nin anlatıldığı ANSİAD 15.Olağan toplantısında Başkan Yardımcısı Sn.Hamdi GÜNEŞ\'in yaptığı açılış konuşmasına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

DÜNYA BANKASI GRUBU TÜRKİYE SEMİNERLERİNİN ANTALYA AYAĞI ANSİAD EVSAHİPLİĞİNDE YAPILDI

Dünya Bankası Grubu Türkiye Seminerleri\'nin Antalya ayağı Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)\'nin ev sahipliğinde yapıldı. Banka\'nın uzmanları, KOBİ\'lere sağlanan Dünya Bankası kredileri ve bu kredileri kullanma yöntemleri hakkında bilgi verdi. Dünya Bankası Ankara Ofisi Bilgi Merkezi Asistanı Pelin Arslan, Dünya Bankası\'nın ülke ortaklık stratejileri kapsamında Türkiye\'ye 2008-2011 yılları arasında 6,2 milyar dolar kredi sağlayacağını söyledi. Banka\'nın öngördüğü finansmanın üç önemli ayağı olduğunu belirten Arslan, \"Bunları, rekabet gücünü ve istihdam fırsatlarını artırmak, insan ve soysal kalkınma, kamu hizmetlerinin etkin bir şekilde sağlanması olarak özetleyebiliriz.\" dedi. Dünya Bankası Ankara Ofisi Bilgi Merkezi Asistanı Pelin Arslan, Banka\'nın Türkiye\'deki faaliyetleri ve STK\'lara sunduğu destekleri anlattı. Dünya Bankası\'nın 2007 mali yılında devletlere 23,6 milyar dolar tutarında kredi verdiğini kaydeden Arslan, \"Rekabet gücü ve istihdam olanaklarını artırmak için elverişli bir iş ortamı, özel sektörün finansmana ve kredi olanaklarına daha geniş erişim sağlanması, Türk ihracatçılarının rekabet gücünün artırılması, güvenilir ve etkin enerji arzının sağlanması, toplumun tüm kesimi için daha kaliteli iş olanakların sağlanması Banka\'nın öncelikli konuları arasında.\" diye konuştu. Arslan\'ın verdiği bilgilere göre, Dünya Bankası\'nın Türkiye\'de desteklediği projeler şöyle: \"Beşeri kalkınma altında sağlıkta dönüşüm, tarım kırsal kalkınmada tarım reformu, kuş gribiyle mücadele, doğal kaynaklar, altyapı ve enerji alanında; elektrik üretiminin yeniden yapılandırılması, elektrik dağıtım rehabilitasyon projeleri, gaz sektörü, yenilenebilir enerji, İstanbul Belediyesi\'nin altyapı projeler, demiryollarının yeniden yapılandırması.\" Dünya genelinde yaşanan ekonomik krizin etkileri hakkında görüşlerini anlatan Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası Kurumsal Pazarlama Müdürü Funda Gürel, \"Tarihin en büyük ikinci krizi olarak adlandırılan bu dönem çabuk atlatılmaz. Dünyada sıkıntı varsa ihracat anlamında Avrupa\'ya ihracı olan ülkeysek krizden bizde etkileniriz. Turizmin de etkilenmesi söz konusu. Çünkü insanlar tatil düşünmeyip işlerine bakacaklardır. Dolayısıyla fazla borçlanmanın olmaması gereken dönemlerdir. İhtiyaç olan yatırımlar yapılmalıdır. Yatırımcılar için en iyi yatırım kendi işlerinde yapacağı yatırımlardır. Sıfırdan yapılan yatırımlar yatırımcıyı zora sokar. Çünkü ne olacağını kimse bilmiyor\" diye konuştu. Dünyada ekonomik krizin temmuz ayında başladığına dikkat çeken Gürel, \"Fakat Türkiye\'de hiçbir şekilde etkisi olmuyordu. Tarihin en düşük kredi oranında yatırımlarını gerçekleştiren yatırımcılar için rekabet ortamı çok iyiydi. Geçen yıl dünyada yaşananlara biz şaşırıyorduk. Ancak kimse tedbir almıyordu. Yatırımlarda tam gaz gidiyorduk. Son bir aya yakın süredir kriz Avrupa\'ya sıçradı, Asya\'ya geçerse Türkiye etkilenir mi soruları tartışılırken biz hep tedbirli davrandık. Yani yatırımcının kredi kullanmamasını fazla açılmamasını ortamın ucuz olması nedeniyle yüzde yüz açılmamaları söyleniyordu. Ama bunu kimseyle dinletemedik. Her yatırımcının her sanayicinin en sıkıntılı olacağı döneme giriyoruz. Ama çok krizlerden geçindiği için herkes kendi yapısını koruyacak tedbirler aldı\" ifadelerini kullandı. Toplantıya konuşmacı olarak katılan Dünya Bankası İhale Sorumlusu Salih Kalyoncu ise “Dünya Bankası ile İş Yapmanın Yolları ve İhale Prosedürleri” konusunda davetlileri bilgilendirdi. Konuşmacıların sunumlarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.


ANSİAD\'IN 2.DÖNEM İLK TOPLANTISINA DR.ERDAL KARAMERCAN KONUK OLDU

ANSİAD\'ın 2.Dönem ilk toplantısı 12 Eylül 2008 tarihinde Sheraton Hotel\'de yapıldı. İftar Yemeği ile başlayan toplantının konuğu Eczacıbaşı Holding CEO\'su Dr.Erdal KARAMERCAN oldu. \"İnovasyon Kültürünü Yaşamak\" başlığında konuklara seslenen KARAMERCAN, Türkiye\'nin inovasyona hazır olduğunu söyledi. İnovasyonu \"yeni fikrin değer yaratan uygulaması\" şeklinde tanımlayan KARAMERCAN, inovasyonu bir kültür haline getirmek için çalışmalara başladıklarını ve Türkiye\'nin bu alanda hızla yol alacağını kaydetti. Toplantıya Ansiad üyeleri, AKP Milletvekili Sadık BADAK ve Vali Yardımcısı Sedat OKTAR katıldılar.

BÜYÜK MAĞAZALAR KANUNU İMZA KAMPANYASINA DESTEK VERİYORUZ

Değerli Üyemiz, Büyük Mağazalar Kanunu\'nun acilen çıkması amacıyla ATSO tarafından, ilgili Sivil Toplum Kuruluşları Başkanlarının katılımıyla 24.09.2008 tarihinde imza kampanyası başlatılmıştır. Konunun bir an önce Meclis gündemine gelmesini amaçlayan bu kampanya için hazırlanan ve ekte dikkatinize sunulan dilekçenin imzalandıktan sonra 314 37 38 – 39 – 40 numaralı fakslara gönderilmesi hususunu rica ederiz.

ANSIAD BAŞKANI AKINCI, EKONOMİDEKİ KÖTÜ GİDİŞE DİKKAT ÇEKTİ

ANSİAD Başkanı Ali Rıza AKINCI\'nın 25 Eylül tarihli ANSİAD olağan toplantısına yaptığı konuşma ekte bilginize sunulmuştur.

MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI PROF.DR.TUNCA TOSKAY ANSİAD\'A KONUŞTU

ANSİAD\'ın 25 Eylül tarihinde Sheraton Hotel\'de düzenlenen olağan toplantısına Antalya Milletvekili & MHP genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr.Tunca TOSKAY katıldı. Ülkemizin ekonomik ve siyasi gündemi üzerine değerlendirmelerde bulunan TOSKAY, Ergenekon operasyonlarından dolayı toplumun zihnine korku psikolojisinin sinmeye başladığını ileri sürdü. Toskay, \"Ergenekon diye bir problemimiz var. Türkiye\'nin her tarafını sarmış durumda. Vatandaş, telefonda konuştuğundan dolayı ertesi gün gelip alacaklar diye korkuyor. Toplumda \'Dinleniyor muyum? Kaydediliyor muyum?\' psikolojisinin başladığını söyledi. 1950 yılından beri siyaseti takip ettiğini, böyle bir dönemin Demokrat Parti zamanında bile yaşanmadığını savunan Toskay, şöyle konuştu: \"Demokratik bir ülkede yaşıyorsak konuşmamızdan emin olmam lazım. Akşam eve gittiğim zaman sabaha karşı birilerinin gelip almayacağından emin olmamız lazım. Maalesef bu güven duygusu Türkiye\'de sarsıldı.\" Toskay, Ergenekon operasyonları kapsamında tutuklananların önemli bir bölümüyle ilgili hala iddianame hazırlanmadığını belirterek şöyle devam etti: \"Kim ağzını açarsa kendisini içeride buluyor. Recep Tayyip Erdoğan\'ın belediye başkanlığı döneminden Akbil\'le ilgili soruşturma dosyasını inceleyen emniyet mensubu içeride. Abdullah Gül hakkında kitap yazan bir gazetecimiz içeride. Ben bunların suçlu olduğu için mi alındığı, yoksa bu fiillerinden ötürü intikam amacıyla mı alındığı konusunda doğrusu tereddüt içindeyim.\" Bundan sonra bir kısım vatandaşın Ergenekon\'la ilgili verilen kararı şüpheyle karşılayacağını iddia eden MHP Genel Başkan Yardımcısı TOSKAY, \"Vatandaşta bu şüphe doğduğu zaman yargıya ve devlete olan güven de sarsılmış oluyor. Biz iktidardan Ergenekon\'la ilgili suç işleyenlerin cezalandırılıp diğerlerinin derhal yargıyla haklarının iade edilmesini istiyoruz.\" ifadelerini kullandı. Deniz Feneri\'ne de değinen Toskay, şunları söyledi: \"Kim ne söylerse söylesin mızrak çuvala sığmadı. Olaylar meydanda. Alman mahkemesi kararını vermiş. Bu işin Türkiye ayağının adresini açık ve net bir şekilde söylemiş. Hangi ayrıntıya girilirse girilsin adresin doğru olduğu görülüyor. Yapılacak şey neşteri vurmak ve kangren olmuş yarayı temizlemek.\"

ANSİAD YÖNETİM KURULU ÜYELERİ REKTÖRLÜĞE ATANAN PROF.DR.İSRAFİL KURTCEPHE\'YE NEZAKET ZİYARETİNDE BULUNDU

Akdeniz Üniversitesi Rektörüküğüne atanan Prof.Dr.İsrafil KURTCEPHE ile Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Muharrem CERTEL, ANSİAD Yönetim Kurulu tarafından makamlarında ziyaret edildiler. Nezaket ziyaretine ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza AKINCI, Başkan Yardımcısı A.Orhan OFLAZ, Toplantı Yönetmeni Şerife KAYA, Toplantı Yönetmeni Yardımcısı Muzaffer SAĞLAM ile İdari Genel Sekreter Deniz İSTANBULLU katıldılar.

ANSİAD ÜYELERİ TÜRKİYENİN İKİNCİ 500 BÜYÜK SANAYİ KURULUŞU 2007 LİSTESİNDE

İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl belirlenen Türkiye\'nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu arasına ANSİAD üyelerinden şu firmalar girmiştir: KADIAHMETOĞULLARI ASFALT İNŞAAT TAAHHÜT SAN. VE TİC. A.Ş.(123.sıra) /ALTIN ET ENTEGRE TİC. VE SAN. LTD. ŞTİ.(404.sıra) / LEVENT KİMYA SAN. VE TİC. A.Ş. (416.sıra) Türk Ekonomisine katkılarından dolayı değerli üyelerimizi kutluyoruz başarılarının devamını diliyoruz.

KAPATMA DAVASI İLE İLGİLİ ANSİAD GÖRÜŞÜ

BASIN BÜLTENİ: Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile ülkemizin önündeki siyasi ve ekonomik belirsizlik kalkmıştır. Şimdi her kesime düşen öncelikle hukuka ve karara saygılı davranmaktır. İkincisi ise siyaset kurumu kararı çok iyi analiz etmelidir. Halkımızı doğru ve gerçekçi yönlendirmelidir. Ülkemiz ve devletimiz bu olayda gücünü ve dirayetini göstermiştir. Devletin kurumları milletin ve anayasal düzenin rahatlaması adına uyumlu ve kararlı bir duruş sergileyerek ülkemizi belirsizlikten çıkarmıştır. Bundan sonra Türkiye reformlar ve zenginleşme yolunda ihtiyacı olan enerjisini boşa harcamamalıdır. Hükümet yeniden 2002-2007 aralığında olduğu gibi ekonomiyi birinci gündem maddesi yapmalı ve bu gündem kalıcı olmalıdır. Herkesin anlaması gereken şudur: Zenginleşmeden, refaha ulaşmadan, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunu ortalama bir refah – eğitim düzeyine taşımadan sorunlu siyasi konuları gündemde tutmak toplumsal ayrışma - kutuplaşmayı teşvik etmektedir. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum itibariyle toplumsal barış ve uyuma özen göstermek zorundadır. Türkiye, Avrupa’nın ortasında değildir. Tarihi mirası itibariyle de sorumlulukları ve güçlükleri vardır. Kısacası içimizi sağlam tutmak konusundaki zorunluluğumuz diğer ülkelere göre daha fazladır. Bugünlerde yargıya intikal etmiş konularda, davaların açılması sürecinde ve açıklanan karardan sonra özellikle siyasilerimiz ve basınımız kullandıkları ifadeleri bir kez daha gözden geçirmek zorundadır. Hiçbir kurum ve kişi kendi pozisyonuna göre Türk Yargısı’nı ve değerli mensuplarını halkımız önünde kritik etmemelidir. Halkımızın hukuka ve yargıya olan güvenini zedelememelidir. Hukuk hepimize ve her gün lazımdır. İş alemi olarak, dünya ekonomisinin zora girdiği bu süreci ülkemiz adına bir fırsata dönüştürme potansiyelimiz olduğuna inanıyoruz. Bu inançla halkımızın refahına hizmet edecek, ekonomi ve reform odaklı yeni bir döneme başlamayı ümit ediyoruz. Saygılarımla, 01 Ağustos 2008 Ali Rıza AKINCI Yönetim Kurulu Başkanı


ANSİAD, VERGİ REKORTMENİ ÜYELERİNİ ONURLANDIRDI

Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneği ilk kez vergi rekortmeni üyelerini plaket vererek onurlandırdı. ANSİAD Başkanı Ali Rıza Akıncı, törende yaptığı konuşmada, ANSİAD\'ın 2009 yılını kayıt dışı ekonomiyle mücadele yılı ilan ettiklerini söyledi. Devletin sağlıklı vergi kaynaklarına sahip olamamasının bugün yaşanılan ekonomik, sosyal ve hatta siyasal sorunların kaynaklarından biri olduğunu vurgulayan Akıncı, şunları kaydetti: \'\'Kayıt dışılık artık ekonomi dışında Türkiye\'nin hem ekonomik hem de sosyal anlamda kangren olmuş bir sorundur. Kayıt dışı ekonomi, gizlenen ekonomidir. Türkiye\'de vergilendirilemeyen ekonomik faaliyetlerin boyutu milli gelirin yüzde 30\'u civarındadır. İstihdamın yarısına yakınının kayıt dışı olması zaten bu durumu açıklamaktadır. 2006 yılında kayıt dışı ekonominin yarattığı kayıp 30 milyar YTL, kayıt dışı istihdamın yarattığı kayıp 19 milyar YTL olarak tahmin edilmektedir.\'\' Böyle bir ortamda ANSİAD üyelerinin ödedikleri vergilerle Antalya\'nın ve Türkiye\'nin vergi gelirlerine önemli katkı yaptığını ifade eden Akıncı, kurumlar vergisinde ilk 100 mükelleften 21\'nin ANSİAD üyesi olduğunu bildirdi. Üyelerinin bu vergi performansından gurur duyduklarını ifade eden Akıncı, şöyle devam etti: \'\'Üyelerimizin bu vergi performansıyla gurur duyuyor, başarılarının devamını diliyor ve yüksek vergi veren arkadaşlarımızın bütün topluma örnek olmalarını diliyoruz. ANSİAD olarak kayıt dışı ekonomi ile mücadele konusunda da örnek olmak istiyoruz. Kayıt dışı ekonomi ile mücadele sadece vergi denetimi ile olmaz. Bunun yanı sıra vergisini ödeyeni devletin ve toplumun onurlandırması da gerekir. Vergi levhası her firma için onur belgesi olmalıdır.\'\' Toplantıya misafir olarak katılan Antalya Vergi Dairesi Başkanı Mahmut SÜTÇÜ; Antalyalı iş adamlarının ödedikleri vergilerden dolayı gurur duyduklarını belirterek, \'\'İş adamlarımızın bu özverili çalışmaları ve en yüksek vergi ödemelerinden ve kayıt dışılıkla mücadelelerinden dolayı aslında ağlamak istiyorum. Çok duygulandım\'\' dedi. Sütçü, ANSİAD üyelerinin 2007 vergilendirme döneminde Antalya ilinde ilk 100 sıralamasına giren ve Gayri Menkul Sermaye İradı\'nda en yüksek vergiyi ödeyen ANSİAD\'ın en yaşlı üyesi İbrahim Şencan\'ın elini öperek plaketini verdi. Törende, Antalya\'da alış veriş merkezi açan ve ANSİAD üyesi olan Özdilek Alışveriş Merkezleri ve Tekstil AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek ile, geçen yıl Kırkpınar Güreş ağası iş adamı olan ve yerel giysilerle törene katılan ANSİAD üyesi Burdurlu iş adamı Mehmet Cadıl\'a da en yüksek vergi ödemelerinden dolayı plaket verildi.

HP GENEL MÜDÜRÜ ŞAHİN TULGA, ANSİAD\'IN BİRİNCİ DÖNEM SON TOPLANTISINA KONUK OLDU

ANSİAD\'Iın Sheraton Hotel\'de düzenlenen birinci dönem son toplantısının konuğu Hewlett-Packard (HP) Teknoloji Çözümleri Limited Şirketi Türkiye Genel Müdürü Şahin Tulga oldu. Rekabetçi ortamda mücadele etmek için firmaların daha farklı çalışma metotları geliştirmesi gerektiğini söyleyen Tulga, Antalyalı iş adamlarına \'\'İnovasyon Kaynakları İş Modelleri\'\' konusunda bilgi verdi. Dünyanın çok hızlı değiştiğini, teknolojilerin her geçen gün daha hızlı geliştiğini, şirketlerin de bu değişime ve gelişime ayak uydurmak zorunda kaldığını anlatan Tulga, şirketlerin sürekli rekabet ortamında inovasyona önem vererek ayakta kalabileceklerini belirterek, kar etmenin kaynakları ile müşteriye verilen hizmetler konusunda da bilgi aktardı. Tulga şöyle devam etti: \'\'Artık söylemimizi değiştirdik. HP olarak paydaşlarımızı daha fazla kar eder hale getirmek istiyoruz. Dünyada hızla değişen rekabet ortamına uyum sağlanmalı. Şirketler de inovasyona ağırlık vermeli. İnovasyonla rekabetçi ortamı kendi lehinize çevirebiliyorsunuz. Rekabet avantajlarına ulaşmak için inovasyon gerekli. Ancak inovasyonun da ticari bir getirisi olmalı. İnovasyonun müşteriye değer sunması lazım.\'\' Türkiye\'de kullanılan bir bilgisayarın elden çıkartılma süresinin dört yıl olduğuna dikkat çeken Tulga, \'\'Teknoloji sektörünün bir numaralı sorunu satış yapmak değil. Eleman bulamamaktadır. Dünyadaki rekabetçi ortama ayak uydurmak istiyorsak şirketlerimizi çekim merkezi yapmamız gerekir\'\' dedi.

ANSİAD TEMEL EĞİTİME DESTEK PROJESİ BAŞARIYLA TAMAMLANDI

ANSİAD\'ın 11.olağan toplantısında, 19.01.2007 tarihinde başlatılan Temel Eğitime Destek Projesinin final sunumu yapıldı. Vali Yardımcısı Yıldırım Uçar, Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay, ANSİAD üyeleri ve okul müdürlerinin katıldığı toplantı, ANSİAD üyelerinin proje için pilot olarak seçilen 7. Eğitim Bölgesinde bulunan 18 okulda gerçekleştirdiği çalışmaların sinevizyondan izlenmesiyle başladı. Antalya Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile ANSİAD arasında yapılan protokolle 2006-2007 ve 2007-2008 eğitim öğretim yıllarını kapsayan ve Antalya ili 7.Eğitim Bölgesi okullarının pilot olarak seçildiği Ansiad Temel Eğitime Destek Projesi başarıyla tamamlandı. 50 Binin üzerinde gecekondunun bulunduğu Kepez Bölgesindeki 18 okulda gerçekleştirilen bakım ve onarım çalışmaları tamamlanarak, Okul Hamiliği Projesi sona erdi. ANSİAD üyeleriyle Milli Eğitim Müdürlüğü\'nün ortak çalışması sonucu 7. Eğitim bölgesindeki 18 okulun ihtiyaçları belirlendi ve ANSİAD üyeleri tarafından giderildi. Proje Sorumlusu Orhan Şenoğlu, yapılan çalışmaların sonuçlarını şöyle anlattı: \"Bu proje ANSİAD eski başkanı Sn.Hilmi ÜNSAL döneminde 2007 Ocak ayında başladı. Kepez ilçesindeki 18 okulda çocukların eğitime olan bakışı değişti. Çocukların birbirleriyle kavga edip, Milli Eğitim Müdürünün makam aracının taşlandığı okullar bugün sanat ve sportif faaliyetlerle adından söz ettiyor. Hamiliğini yaptığımız 18 okulda toplam 25 bin öğrenci ile 600 kadar öğretmen görev yapıyor. Okulların bazılarında tuvaletler çalışmıyordu. Kapılar kırıktı, resim, müzik odaları yoktu. Boya badana ihtiyaçları vardı. Bütün ihtiyaçların listesini yaptık. Kısa sürede bütün ihtiyaçlar giderildi. Belediyeler ile işbirliği yaparak, bahçelerin asfaltlanmasını sağladık. Müzik ve resim atölyeleri yapılınca İl Milli Eğitim Müdürlüğü de öğretmen tamalarını gerçekleştirdi. Çocuklar resimle, müzikle, sanatla ve sporlar ilgilendikleri için okullardaki kavgalar azaldı. Bu okulların atmosferi değişti. Örneğin 80.Yıl İlköğretim Okulu\'nda 4 yıl önce Milli Eğitim Müdürünün makam aracını taşlayan, kavga eden, cam kıran öğrenciler şimdi flüt çalıyor, şarkı söylüyor, futbol takımları derece alıyor. Okullarda son derece iyi bir eğitim veriliyor.\" Bu bölgede yoğun göçten dolayı okul sorunlarının da olduğunu belirten Şenoğlu şöyle devam etti: \"20 Bin kişinin yaşadığı Masa Dağı\'nda tek bir okul bile yok. Bu bölgede yaşayan çocuklar kilometrelerce yürüyüp uzaklardaki okullara gitmek zorunda kalıyorlar. Antalya sadece sahilden ibaret değil. Antalya\'nın Kepez bölgesini tanıyan yok.\" Daha sonra kısa bir konuşma yapan ve ANSİAD üyelerinin elinin değdiği okulların sportif ve kültürel faaliyetlerdeki başarısının artığına dikkat çeken Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay şöyle dedi: \"Antalya, Türkiye\'nin 80 ilinden göç alan bir kent. Kepez bölgesindeki bir okulda 10 öğrenciye nerelisiniz diye sorduğumda her biri farklı bir şehirden geldiğini söyledi. Yoğun göçten dolayı eğitimle ilgili sorunlar da vardı. Öğrenci velilerinin birçoğu da okuma-yazma bilmiyordu. Bu problemi çözmeye çalışırken Ansiad ile okul hamiliği projesi yapıldı. Ansiad\'ın onarıp ihtiyaçlarını karşıladığı okullarda biz de öğretmen atamalarını yaptık. Sosyal ve sportif faaliyetleri geliştirdik. Emniyet Müdürlüğü ile işbirliği içinde bu okullarda sosyal projeler gerçekleştirdik. Bu okullarda eğitim gören toplam 40 başarılı öğrenciyi Anıtkabir\'e ve Çanakkale\'ye götürdük. Burada milli duyguların geliştirilmesine katkıda bulunduk. Ayrıca bugüne kadar hiç tiyatroya gitmeyen çocuklar vardı. Büyükşehir Belediyesi ile işbirliğinde 20 bin çocuğu tiyatroya götürdük. Aile eğitimine önem verip, okuma-yazma bilmeyen anne ve babalara yönelik olarak 11 okuma-yazma kursu açtık. Yine o bölgedeki 69 zeki çocuğu OKS ve ÖSS sınavlarına hazırladık. Sportif faaliyetlerin geliştirilmesine katkıda bulunduk.\" Daha sonra kürsüye gelen Milli Eğitimden Sorumlu Vali Yardımcısı Yıldırım UÇAR da bu tür projelerin okullardaki şiddetin önlenmesine de katkıda bulunduğunu söyledi. Okul hamiliği projesinin örnek bir proje olduğunu anlatan Uçar, \"Bu proje ile çocuklar, sanatla, sporla meşgul oldukları için şiddetin önlenmesine de katkıda bulunuldu. Okullarımız güzelleştikçe çocukların okula sevgisi ve saygısı artar. Velinin de bakışı değişir. Onun için bu yapılanlar çok önemli\" dedi. Uçar konuşmasını tamamladıktan sonra okul hamiliği projesini gerçekleştirip eğitime destek verdikleri için ANSİAD Başkanı Ali Rıza AKINCI\'ya ve Orhan ŞENOĞLU\'na Vali Alaaddin YÜKSEL adına teşekkür plaketi verdi.

ÜNİVERSİTE İLE ANSİAD ARASINDA ORTAK BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJESİ PROTOKOLÜ BUGÜN İMZALANDI

ÜNİVERSİTE - SANAYİ İŞBİRLİĞİ İÇİN START VERİLİYOR Dünyadaki gelişme ve uygulamalara paralel olarak Üniversite-Sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi, sanayicinin Araştırma ve Teknoloji ihtiyaçlarının Üniversite bilimselliği kapsamında çözümlenmesi, Akdeniz Üniversitesi’nin sahip olduğu bilim ve altyapı potansiyelinin, özel sektör tarafından talep edilen alanlarda araştırma çalışmalarına, projeler hazırlanarak üretime dönüştürülmesi amacıyla Akdeniz Üniversitesi ve ANSİAD arasında Üniversite-Sanayi Ortak Bilimsel Araştırma Projesi hazırlanmıştır. Bilgi birikimini üretime dönüştürmenin en önemli araçlarından biri Üniversite-Sanayi işbirliğidir. Bu proje ile Akdeniz Üniversitesi’ndeki mevcut bilgi birikimi ve yetişmiş insan gücü, ANSİAD üyelerinin tecrübesi ve finansal gücü ile bir sistem dahilinde birleştirilecek ve ortaya bilimsel, teknolojik ve ekonomik faaliyetler çıkacaktır. Ansiad bu yolla Üniversite - Sanayi işbirliği kültürünün yerleşmesine ve tanıtımına liderlik yapmış olacaktır. Sanayi, ülkedeki mevcut bilimsel ve teknolojik potansiyeli harekete geçirerek önceden yapılmış araştırma sonuçlarını üretime dönüştüren kesimdir. Ülkelerin kalkınmışlık düzeyini o ülkedeki sanayinin gelişmişlik düzeyi belirlemektedir. Bir ülkedeki sanayi dışa bağımlı olmadan kendi teknolojisini kendisi üretebiliyorsa, küreselleşen dünya pazarında rekabet şansı da o derece yüksek olacaktır. Sanayinin kendi teknolojisini üretebilmesi için teknolojiyi üretebilecek bilgiye kolayca ulaşabilmesi gerekir. Bu da ancak güçlü bir üniversite-sanayi işbirliği ile mümkündür. Bilgi teknolojilerindeki olağanüstü gelişmeler, toplumları sanayi toplumundan bilgi toplumuna taşımakta ve bu değişime paralel olarak, sanayinin teknoloji kavramı da değişerek fiziksel gücün yerini giderek beyin gücü almaktadır. Bu geçiş döneminde, bilim ve teknolojide üstünlüğü olan ülkeler, tüm ekonomik alanlarda mutlak bir hakimiyet elde etme yolundadır. Teknolojik yetkinlik, uluslararası rekabetin ve toplumsal refahın anahtarı haline gelmiştir. Üniversitedeki bilginin sanayiye kazandırılması ve sanayideki bazı soruların yanıtlarının doğru ve hızlı bir şekilde verilebilmesi, ancak doğru bağlantıların kurulabilmesi ile olasıdır. Bunun gerçekleşebilmesi dinamik bir çalışma ortamını gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda Akdeniz Üniversitesi tüm enstitü ve Ana Bilim Dalı Başkanları ile görüşmüş onların tam desteğini almıştır. Ayrıca derneğimizin tüm üyelerine yönelik Bilimsel Araştırma Talep Anketi yapılmıştır. Sonuçlar değerlendirilmiş ve tüm altyapı hazırlıkları tamamlanmıştır. Bugün itibariyle gelinen sürecin imzalanacak protokolle kamuoyuna açıklanmasına karar verilmiştir. · Proje, üniversite ve sanayinin ortak çalışması projesidir. · Projenin finansmanı tarafların ortak katılımlarıyla sağlanacaktır. · Proje araştırma konusu seçimlerinde taraflar ortak, bir araya gelerek karar vereceklerdir. · Proje süreci Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve İş Geliştirme Araştırma-Uygulama Merkezi (AKGİM) ve Bilimsel Araştırma Projeleri Yönetim Birimi tarafından yürütülecektir.

ANTALYA İNOVATİF ÜRÜN / HİZMET ÖDÜLLERİ İÇİN SÜREÇ BAŞLADI

ANSİAD\'ın Girişimcilik Haftasından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Işık YARGIN, Yönetim Kurulu Üyesi Muzaffer SAĞLAM, Girişimcilik Haftası Komitesi Üyeleri Hediye KAYACAN ve İlknur FİDAN KEPEZ, \"Antalya İnovatif Ürün / Hizmet Ödülleri Yarışması sürecini başlatmak üzere bugün sabah kahvaltısında basın ile bir araya geldiler. Yarışmanın kamuoyuna duyurulması konusunda basının desteğinin önemli olduğunu vurgulayan Işık YARGIN şu açıklamalarda bulundu: ANSİAD amaçları doğrultusunda yapmakta olduğu çalışmalarında sürdürülebilirlik ilkesini benimser ve uygular. Toplumda girişimcilik ruhunun yaygınlaştırılması ve desteklenmesi için 2003 yılından bu yana hedef kitlesi orta öğretim ve üniversite gençliği olan “Girişimcilik Haftası” etkinlikleri kapsamında 37.000 kişiye ulaşılmıştır. Ansiad bugün gelinen noktada girişimcinin rekabet gücünün artırılmasını hedef alan, politikaların oluşturulmasına katkıda bulunacak çalışmalarla yol gösterici olmaya devam ederek 2008 yılını ANSİAD “İNOVASYONLA REKABET SEFERBERLİĞİ YILI” ilan etmiştir. Bu yılın ana temasına uygun olarak Girişimcilik Haftası içerisinde düzenlenen “Yeni İş Fikri Yarışması”nın kriterleri inovatif girişimciliği teşvik edecek şekilde revize edilmiş ve Ansiad – İnovasyon Derneği Antalya İnovatif Ürün / Hizmet Ödülleri Yarışması ortaya çıkmıştır. ANSİAD ve İnovasyon Derneği işbirliği ile düzenlenen yarışmada, Antalya ilinde İnovasyon konusunda lider kuruluşlara “İnovatif Ürün/Hizmet Ödülleri verilecektir. İnovasyon, ekonomik ve toplumsal değer yaratmak için ürünlerde, hizmetlerde ve iş yapış yöntemlerinde yapılan değişiklik, farklılık ve yenililiklerdir. Günümüzde her sektörde ilerlemenin hem bölgesel hem de ülke çapında gerçekleşmesinde inovasyonun önemi büyüktür. Bu ödülün verilmesindeki amaç da, Antalya ili genelinde işletmelerin inovasyon çalışmalarının teşvik edilmesidir. Ürün ve Hizmet İnovasyon Ödülleri olmak üzere iki kategoride verilecek olan ödüller Antalya ilindeki tüm işletmelere yöneliktir. Aday kuruluşlar başvurularını ANSİAD web sitesinde bulunan başvuru formunu doldurarak veya formu Ansiad’dan alarak yapabilirler. Başvurular 31 Ağustos 2008 tarihine kadar alınmaya devam edecektir. Ödül jürisi şöyledir: Doç. Dr. Cemil ARIKAN Ulusal İnovasyon Girişimi İcra Kurulu Üyesi Doç. Dr. Mustafa LALE TOBB Sanayi Müdürü ve İnovasyon Derneği Başkanı Ihsan KARATAYLI Technopolis Group Türkiye İnovasyon Uzmanı Dr. Lale TOMRUK Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa ÇOLAKOĞLU KOSGEB Başkan Yardımcısı Bilindiği üzere Derneğimiz, gelişmenin ve kalkınmanın inovasyondan geçtiğini, bu konunun ilköğretimden başlamak üzere yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğunu, insanımızın her iş ve meslekte inovasyonla içli dışlı olması gerektiğini izah etmek ve inovasyon bilincinin yerleşmesini sağlamak niyetiyle 2008 yılını “ANSİAD İnovasyonla Rekabet Seferberliği Yılı” ilan etmiştir. Projenin hedef kitlesini; •Bölgede inovasyon liderliğini üstlenecek olan ANSİAD üyeleri •Antalya inovasyon sisteminin paydaşları (kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ve Antalya halkı) •İnovasyon farkındalığını ve kültürünü toplumun tüm katmanlarına yayacak olan yerel ve ulusal medya oluşturmaktadır. Şu ana kadar proje kapsamında; -Üyelerimizi inovasyonun ne olduğu, ne olmadığı, neden önemli olduğu, nasıl bir süreç ve yönetim anlayışı gerektirdiği konularında bilgilendirmek üzere Mart ayında İnovasyonda Temel Kavramlar Eğitim Semineri gerçekleştirilmiştir. -ANSİAD üyelerinin inovasyonu kurumsal kültürlerinin bir parçası haline getirip başarıyla yönetebilmeleri yönünde gerekli adımları atmalarını sağlamak amacıyla Nisan ayında İnovasyonla Rekabet Eğitimleri’nin ilki gerçekleştirilmiştir. İkincisi Ekim ayında yapılacaktır. -Özellikle bölgedeki işletmeler hedef alınarak “inovasyon yapmaya nasıl başlanır?”, “inovasyon için gerekli kaynaklara nasıl ulaşılır?”, “inovasyonda başarı için taktikler neler olmalıdır?”, “işletmelerin inovasyon faaliyetlerinde yararlanabilecekleri ulusal ve uluslararası destekler ve kaynaklar nelerdir?” gibi sorulara kısa ve öz cevaplar sunan İnovasyon Rehberi: Kârlılık ve Rekabetin El Kitabı 3000 adet basılmış ve dağıtımı yapılmıştır. ANSİAD gibi sanayici ve işadamlarından oluşan sivil toplum kuruluşlarının bu konuda liderlik rolü üstlenmeleriyle birlikte Türkiye’nin inovasyon alanında hızla ilerleyeceğini düşünüyor ve inovatif ürün ya da hizmeti olan işletmeleri yarışmaya katılmaya davet ediyoruz.

ANSİAD\'IN 10.OLAĞAN TOPLANTI KONUĞU BAŞARILI GİRİŞİMCİ AYNUR BEKTAŞ OLDU

ANSİAD\'ın Sheraton Hotel\'de gerçekleştirdiği 10.olağan toplantısına Hey Tekstil A.Ş.\'nin Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Aynur BEKTAŞ konuk konuşmacı olarak katıldı. \"Türkiye\'de Kadın Girişimciliği\" konusunda bir konuşma yapan Sayın BEKTAŞ şunları söyledi: Ocak 2005\'te kotaların kalkmasının ardından dünya tekstil piyasasının büyük bölümünü ele geçiren Çin, Türk tekstil sektöründe markalaşmayı hızlandırdı. Çin sayesinde Türk mallarının kalitesinin arttığını belirten Hey Tekstil A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) eski başkanı ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, \"Çin, bizi mahvetmedi. Tam tersi bize iyilik etti. Hiç olmazsa katma değerli mallar yapıyoruz. İtalya\'ya rakip olma durumuna geldik. Markalarımız arttı. Eğer bunların sayısı çoğalırsa global pazarın önemli bir oyuncusu oluruz.\" dedi. Tekstil sektöründeki kötü gidişin artık geride kaldığını vurgulayan Bektaş, ihracattaki yüzde 18\'lik artışın sektörün iyiye gittiğinin bir göstergesi olduğunu kaydetti. Bektaş, şirket olarak geçen yıl 250 milyon dolar ciro yaptıklarını, bu rakamı 2008\'de 500 milyon, 2009\'da da 1 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Aynur Bektaş, KOSGEB kredilerinde ayrımcılık yapıldığını öne sürdü. Kadınların daha çok turizm ve danışmanlık sektörlerinde çalıştığını, KOSGEB\'in ise sadece imalat sektörüne kredi verdiğine dikkat çeken Bektaş, \"KOSGEB bile kredilerde ayrımcılık yapıyor. Bunu sanayi ve ticaret bakanına ilettik. KOSGEB kredilerine hizmet sektörünün de dahil edilmesi için TOBB kadın girişimciler kurulu olarak müracaatlarımızı yaptık. Yeni teşvik yasasıyla beraber hizmet sektörüne de bu teşviklerden yararlanacak. Böylece kadın girişimciler daha çok kredi imkanına sahip olacak.\" diye konuştu. Bektaş, kendi şirketi hakkında da bilgi verirken 8 fabrikasında 4 bin kişiye istihdam sağladığını bunun 3 bininin kadın olduğunu anlattı. Fabrikasının 4\'ünün Anadolu\'da faaliyet gösterdiğini ifade eden Bektaş, bu fabrikaların hepsinin kar ettiğini aktardı. \"Bütün fabrikalarımızda insan haklarını uyguluyoruz.\" diyen Bektaş\'ın verdiği bilgilere göre, işletmelerinde erkek ve kadın eşit şartlara sahip. Herkes sigortalı. Her işletmede işçilerin hakları yazılı. İşçiler kendi temsilcilerini seçerek patrona karşı kendilerini koruyabiliyorlar. İşvereni tedarikçi firmalara şikayet edebiliyorlar. İstemezlerse mesaiye kalmıyorlar. İşe alırken \'Nerelisin? Hangi liseden mezunsun?\' gibi sorular yöneltilmiyor. Kadın erkek ayrımı da yapılmıyor. Bektaş, \"İşçi, patronuna ve işine güvenirse verimi de beraberinde getirir.\" diyerek şöyle devam etti: \"Böyle bir fabrika batmaz mı? İşçinin istediği zaman çalıştığı istemediği zaman çalışmadığı bir fabrika yürür mü? Bizim fabrikalarımız gayet güzel çalışıyor. Kar ediyor. Nitekim geçen yılki toplam ciromuzu bu yılın haziran ayında yakalayacağız.\" Turizm sektöründe de faaliyet gösterdiklerini aktaran Bektaş, ileriki günlerde şehir otelciliği projelerini de hayata geçirmeyi planladıklarını dile getirdi.

ANSİAD BAŞKANI ALİ RIZA AKINCI\'NIN 17.AKDENİZ TOPLANTISI KONUŞMASI

Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN\'ın katılımıyla 8 Mayıs 2008 tarihinde Sheraton Hotel\'de yapılan ANSİAD 17.AKDENİZ TOPLANTISI\'nda ANSİAD Başkanı Ali Rıza AKINCI\'nın yaptığı konuşma ekte bilgilerinize sunulmuştur.

ANSİAD AİLESİNE 5 YENİ ÜYE KATILDI

ANSİAD\'a yeni katılan 5 üyeye, üyelik belgelerini ve rozetlerini Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN verdi. Üyelerimizin özgeçmişleri ektedir.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN ANSİAD\'A KONUK OLDU

ANSİAD\'ın Sheraton Hotel\'de düzenlediği 17.Akdeniz Toplantısına Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN konuk oldu. Unakıtan, yabancıya mülk satışının en kısa sürede Meclis\'ten geçeceğini bildirdi. \'Yabancılara mülk satışı Türkiye\'nin önünü açan bir projeydi. Şimdi bunu Anayasa Mahkemesi iptal etti. Yakında yenisini çıkarıyoruz.\' diyen Unakıtan, bu konuda en fazla sıkıntıyı Antalya\'nın çektiğini vurguladı. Yasayı, CHP\'nin Anayasa Mahkemesi\'ne giderek iptal ettirdiğini hatırlatan Maliye Bakanı, Deniz Baykal\'a da göndermelerde bulundu: \'Bu kanunun iptali için kim uğraştı? CHP. Bunun başında kim var? Deniz Baykal. O nereli? Antalyalı. Oldu mu şimdi? Yakıştı mı? Baykal Antalya\'ya gelir, atar tutar gider. Deniz Bey\'i dinlediğin zaman Türkiye yarın mı batar öbür gün mü batar onu düşünüyorsun. Size onu kötülemek için söylemiyorum. Antalyalılar olarak onu ikaz edin. Olmuyor böyle. Antalya\'nın son zamanlarda çektiği çilenin sebebi Deniz Baykal. Ne lüzumu var bunun gidip de iptal ettirmenin.\' Unakıtan, İspanya\'nın yabancıya 2 milyon ev satarak 400 milyar gelir elde ettiğini anımsatarak, TOKİ\'ye yabancılara konut yapıp satmak için yer tahsis edildiğini de açıkladı. İmar izni olmayan yerlerde konut yapılarak yabancıya satıldığını söyleyen Unakıtan, \'İrlanda\'ya yaptığım bir gezide Alanya\'dan daire alan İrlandalılar Türk müteahhitleri tarafından kandırıldıklarını söyledi. Ruhsatsız yerleri satıyorlarmış. Bunlar hakkında araştırma başlattım. İmarı olmayan yerlerde ev yapıp satıyorlarmış. Buna benzer bir takım problemler var. Yabancılara karşı böyle davranmayalım. Bunları düzeltelim.\' dedi. Müteahhitlerin yabancıya mülk satarken tapuda fiyatı düşük göstermeye çalıştığını ileri süren Maliye Bakanı, şöyle konuştu: \'Yalnız bizim müteahhitler İngilizlerin ahlakını bozmuş. Adamlara \'Sen bunu 500 bine alacaksın ama ben bunu tapuda 100 bin göstereceğim diyor.\' Ev güzel. Biz ne verdiysek o gözüksün tapuda. Yok, olmaz diyor müteahhit. Kendi istediği olmazsa evi satmak istemiyor. Biz de kaçırmak istemiyoruz. Tamam deyip geliyoruz diyor.\' TARIMDA TURİZMDEN DAHA BÜYÜK POTANSİYEL VAR Türkiye\'nin turizm konusunda İspanya\'dan ileri olduğunu fakat bundan istifade edemediğini dile getiren Unakıtan, \'Türkiye\'de oda fiyatı 35-40 Euro. İspanya\'da 350 Euro\'dan aşağı oda bulamazsınız. Artık yatak kapasitesine yeni ilaveler yapmaktan ziyade buraya daha kaliteli turist çekmenin gayreti içerisinde olalım. Daha üst sınıflara hitap edelim.\' ifadelerini kullandı. Türkiye\'nin turizmin yanında tarımda da büyük potansiyelinin olduğuna işaret eden Maliye Bakanı, \'Organik tarımda, teknolojik serada Antalya\'nın öyle bir kapasitesi var ki, turizm mi fazla para getirir yoksa bu mu para getirir onu aranızda tartışırsınız.\' dedikten sonra şöyle devam etti: \'Tarım ileride turizmden daha fazla para getirecek. Daha önce buraya geldiğimde sormuştum, bir kilo altın mı yoksa bir kilo domates tohumu mu pahalı? Domates tohumu daha pahalıymış. O zaman biz niçin domates tohumu üretmiyoruz? Şimdi bu da başladı. Öyle bir potansiyeli var ki milyar dolarlar getirecek. Bu konuda her yerde Antalya\'yı örnek gösteriyorum. Bakın Antalya\'da meyve sebzeler toprakta yetişmiyor. Havada yetişiyor diyorum. Bunlarda ilaç kalıntısı da olmadığı için Avrupalı bunun hepsini alıyor.\' Teknolojik seraların Türkiye\'nin geleceği için çok önemli olduğunu vurgulayan Unakıtan, bu konuda gelecek tekliflere anında cevap vereceğini vaat etti. Türkiye\'nin rekabet gücünü arttırma mecburiyetinin olduğunu vurgulayan Maliye Bakanı\'nın verdiği bilgilere göre, dünyada bütün ülkeler yabancı sermayeyi çekmek için mücadele ediyor, yabancı yatırımcının gelmesi için her türlü cazibeyi hazırlıyor. Türkiye\'nin, 22-23 milyar dolarlık otomobil ihracatının tamamını yabancı sermaye gerçekleştiriyor. Son yapısal reformları gerçekleştirerek Türkiye\'nin durumunu iyi hale getirdiklerini de anlatan Maliye Bakanı, \'Bundan dolayı milyar dolar bile gelmeyen yabancı sermaye, geçen sene 22 milyar dolar geldi. Bunları biz rüyamızda göremezdik. Mikro ekonomik tedbirlerin alınmasıyla çok daha fazlası gelecek. Türkiye\'nin ekonomisi çok daha iyi hale gelecek. Üretim artacak.\' diye konuştu. 19-29 YAŞ ARASI YENİ ÇALIŞANIN SİGORTA PRİMİ DEVLETTEN Unakıtan, maliyetleri düşürmek için istihdamın önündeki engelleri kaldırdıklarını kaydetti. Buna göre 19-29 yaş arasındaki yeni çalışanların sigorta priminin büyük bir bölümünü devlet ödeyecek. Bu da üreticinin maliyetini düşürecek. Ayrıca, sigorta primleri yüzde 5 düşürülecek. Elde edilen fazla kaynaklar buralarda harcanarak Türkiye\'nin rekabet gücü arttırılacak. Bunlar yapılırken de mali disiplinde taviz verilmeyecek. Maliye Bakanı, Marmara Üniversitesi\'nin kendisine her yıl plaket verdiğini dile getirerek konuşmak için kalktıktan sonra yerine oturan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın\'ı eleştirdi: \'Sayın rektörümüz bizi tenkit etmekten vakit bulursa beni takdir edecek. Kendisini de severiz. Hoşgörülüyüz.\' İşadamlarına \'Türkiye büyümeye devam ediyor. Son zamanlarda bir takım belirsizlikler çıkıyor ama, siz buna aldanmayın.\' şeklinde seslenen Unakıtan, sözlerine şunları ilave etti: \'Türkiye, yurtdışındaki ülkeler gibi bir sıkıntı içerisinde değil. Bizde geri dönmeyen ipotek kredileri yok. Bankacılık en kuvvetli zamanını yaşıyor. Yatırımlar devam ediyor. Yabancı sermaye gelmeye devam ediyor. Dolar biraz yükseldi. Borsa düştü. Ama şimdi hepsi düzeldi. Bütçe en kuvvetli zamanını yaşıyor. Çünkü Türkiye\'ye para giriyor. Kimse kriz telalığı yapmasın. Çünkü öyle bir görünüm de yok.\' Unakıtan, Türkiye\'nin bu gün çok yüksek faiz ödediğini belirterek \'İnşallah Allah o günleri bana gösterir. Şu faiz derdinden kurtuluruz. İlla maliye bakanı olarak değil, sade vatandaş olarak da görmeye razıyım.\' dedi. Türk ekonomisinin taviz vermeden büyümesini devam ettirmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Unakıtan, konuşmasını şöyle sürdürdü: \'Türkiye olarak endişe edecek hiçbir şeyimiz yok. Hesapları iyi tutuyoruz. 2000 yılında sorsaydınız valla ne olacak bilmem derdim. Ekonomisi kuvvetli olan ülkenin Dışişleri Bakanı\'nın yürüyüşü değişir. Gidin toplantılara bakın emin olun ekonomisi kuvvetli olan bakan konuştuğu zaman oranın havası değişiyor. Bizim ülkemizin birinci gündem maddesi bana göre her zaman ekonomi olmuştur. Olmaya da devam edecektir.\'

SABANCI HOLDİNG FİNANSAL HİZMETLER GRUP BAŞKANI AKIN KOZANOĞLU EKONOMİYİ DEĞERLENDİRDİ

ANSİAD\'ın 8. olağan toplantı konuğu Sabancı Holding A.Ş. Finansal Hizmetler Grup Başkanı Akbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Ak Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Akın KOZANOĞLU oldu. KOZANOĞLU, ABD\'de yaşanan ekonomik krizin Türkiye\'ye sirayet etmesine rağmen, etkilerinin sınırlı kaldığını söyledi ve toplantıda iş adamlarına \"Global Dalgalanma ve Türk Ekonomisine Olası Etkileri\" konusunda görüşlerini anlattı. Kozanoğlu, mali yeterlilikleri bozulan Amerikan bankalarının, batı dünyasından taze para bulamayınca yeni arayışa girdiğini ve Orta Doğu\'daki petrol zengini ülkelerdeki fonlara yöneldiğini kaydetti. Bu dönemde bütün dünyada gıda ve petrol fiyatlarının arttığını ifade eden Kozanoğlu, bu artışların Çin\'deki talebin çok hızlı bir şekilde yükselmesinden kaynaklandığına işaret etti. Türkiye\'de banka ve finansal kuruluşların yapılarının çok sağlam olduğunu ifade eden Kozanoğlu, ABD\'de bankaların yaşadığı sıkıntının Türkiye\'de görülmediğini belirtti. Kozanoğlu, şöyle konuştu: \"Burada bir sıkıntı yok. Yani ABD\'deki büyük bankaların dertleri bizlerde yok. Neden, çünkü bizde bu tür enstrümanlar yok. Konut kredileri çok yeni. Dolayısıyla böyle bir sıkıntı henüz Türkiye\'de yaşanmadı. Dolayısıyla bankacılık ve finansal sistem sağlam. Bankalar, BDDK tarafından çok ciddi bir şekilde denetleniyor. Ama başka sıkıntılar var. Dünyadan gelen sıkıntıların yanı sıra, bize özel sıkıntılar var.\" Yurt dışından kredi bulmanın zorlaştığını, kredi bulunsa bile maliyetinin pahalı olacağını ifade eden Kozanoğlu, \"Dışarıda likidite azaldı. Dolayısıyla kredilerin pahalanması kaçınılmaz. Dışarıdan döviz girişi azalabilir. Cari dengemize bunun çok önemli etkileri olacaktır. Borsa ve faizlere etkisi olacaktır. Zaten etkisi oldu. Hem borsa hem de faizde etkili oldu\" dedi. Borsadaki tüm şirketlerin değerinin 2007 yıl sonunda 290 milyar dolar olduğunu, bunun 2008 Mart sonu itibariyle 180 milyar dolara indiğini vurgulayan Kozanoğlu, şöyle devam etti: \"Borsa\'daki şirketlerin değeri dolar bazında yüzde 38, YTL bazında yüzde 27 düşmüş. Faiz oranları yüzde 16,5\'ten yüzde 18\'e çıkmış. Dolayısıyla bu yurt dışından gelen etkiler hem dövizde hem faizde hem de borsada önemli etkilerini göstermiş oluyor.\" Türkiye\'deki cari açığın çok önemli bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Kozanoğlu, 2007\'de 37 milyar dolar olan cari açığın arttığını anımsattı. Cari açıktaki en büyük etkenin 34 milyar dolar ile petrol faturası olduğunu dile getirilen Kozanoğlu, şunları kaydetti: \"2008\'in ilk 2 ayında cari açık geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 büyümüş, bu yıl 48 milyar dolar cari açık tahmin ediliyor. Burada en büyük sıkıntı cari açığın finansmanı olacak. Çünkü, geçen yıl olduğu kadar doğrudan yabancı yatırımın gelmesi beklenmiyor. 15-18 milyar dolar arasında yabancı sermaye gelebilir. Bu cari açığı, finanse etmek için bu ülke gerek kamu gerek bankalarıyla gerekse reel sektörüyle daha fazla borçlanmak zorunda. Başka türlü finanse etmesi mümkün değil. ABD\'de başlayan yangın bize de sirayet etti, ancak etkileri sınırlı kaldı. Türk ekonomisi eskisine göre daha dayanıklı durumda. 5-6 yıl önce böyle bir şey olsaydı, herhalde bunun neticesi çok daha yoğun olurdu. Borsa etkilendi, faizler etkilendi. Kredi faizleri arttı. Büyüme ve ihracatta henüz bir olumsuzluk sezmedik. Umarım olmaz.\" Kozanoğlu, tüketici kredilerinde bir düşmenin olmadığını belirterek, \"Geçen yılın ilk üç ayıyla karşılaştırdığımızda global rakamlarda tüketici kredilerinde tam tersine artış var, tüketici kredisi artıyorsa, bundan (tüketicinin talebi artıyor) anlamı çıkıyor\" dedi. Türk bankacılık sistemi ve teknolojisinin güçlendiğini dile getiren Kozanoğlu, kredi kartı taksitlendirmesi uygulamasının tamamen Türk bankacılık sisteminin başarısı olduğunu söyledi. Kozanoğlu, şu bilgileri verdi: \"Kredi kartında taksitlendirme, Türk bankalarının icadıdır. Türk bankaları taksitlendirme sistemini başka ülkelere ihraç etmeye başladılar. İspanya da sistemi denemek istiyor. Başka ülkelerde de uygulama isteği var. Taksitlendirme devam edecek. Türk bankaları bundan vazgeçmeyecek. Ama biraz kontrollü bir şekilde olacak.\"

ANSİAD\'IN OLAĞAN TOPLANTI KONUĞU İLHAN KESİCİ OLDU

İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, hükümetin, ekonomiyle ilgili olayı yeteri kadar kavrayabildiği ve ciddiyetini algılayabildiği kanaatinde olmadığını söyledi. Kesici, son olarak 14 Aralık 2007\'de TBMM\'de CHP Grubu adına, bütçe müzakereleri sırasında konuşma yaptığına işaret ederek, konuşmayı yaptığı dönemde AK Parti hakkındaki kapatma davasının ve ABD\'deki ekonomik krizin gündemde olmadığını hatırlattı. Kesici, Türk ekonomisinin ne kadar kırılgan ve şoklara açık olduğunu, ciddiye alınmazsa ekonomik sorunun Türkiye\'de büyük hasar yaratma özelliği taşıdığını, ekonomik istikrarın ve iyilik gibi görünen durumun devletin, özel sektörün, evlerindeki insanların çok borçlanmasıyla bu şekilde görüldüğünü anlattığını kaydetti. Şimdilerde krizin ucunu gösterdiğini savunan Kesici, \"1-2 aydır, dolar ve euro\'yu bir sepet halinde ele alırsanız, gizli gibi denilebilecek tarzda yüzde 25 civarında devalüasyon yapılmış haldedir. Bunun devam edeceği kanaatindeyim. Borsada yüzde 30\'dan fazla kayıp var. Bunun da devam edeceği kanaatindeyim\" dedi. \"Hükümetin hala ekonomiyle ilgili olayı yeteri kadar kavrayabildiği, ciddiyetini algılayabildiği ve bu algılama doğrultusunda program geliştirebildiği kanaatinde değilim\" diyen Kesici \"ABD\'deki olayı bile küçümsüyorlardı. Bu, canı yakar, onlarla beraber Türkiye\'yi de yakmış olur. Biz hükümetin meseleyi daha ciddi alması gerektiğini söyleyelim. İkaz da bir kamu hizmetidir. İkaz ederek, kamu görevimizi yapmış oluyoruz\" diye konuştu. CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, ABD\'de 2. Dünya Savaşı\'ndan bu yana en büyük ekonomik krizin yaşandığını, bu krizin bütün dünyaya yayılmaya devam edeceğini belirterek, iş adamlarına, \'\'Siz siz olun, Merkez Bankası yetkilileri, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve ekonomiden sorumlu diğer bakanlar gibi ekonomideki sorunu hafife almayın\'\' dedi. İlhan Kesici, ABD\'deki ekonomik krizin maliyetinin başta 30 milyar dolar olarak dillendirildiğini, ancak rakamın gitgide yükseltilerek, krizin ABD ekonomisine maliyetinin bir trilyon dolar olarak telaffuz edildiğini kaydetti. Bu yılın sonuna doğru krizin etkilerinden daha fazla endişe duyulacağını anlatan Kesici, \'\'ABD nezle olursa dünya zatürre olur\'\' şeklindeki sözün doğru olduğunu, ABD krizinin Türkiye\'yi de etkisi altına aldığını bildirdi. Türk ekonomisini \'\'Borçkolik ekonomi\'\' olarak niteleyen Kesici, \'\'Türk ekonomisi iyi diyorlar, bereketten söz ediyorlar. Bu bir Halil İbrahim bereketi değil, borç bereketidir\'\' dedi. \'\'Ekonomideki bu iş ciddidir. Tedbir alınmazsa Türk ekonomisi dağılacaktır. Enflasyon artacaktır. Temel malların fiyatları artacaktır. ABD\'de dolar bir kaç yıllığına yerlerde sürünecektir, ama Türkiye\'de doların artışına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü sıcak para çok kazançlı olmasına rağmen riskli kazançtan bir süreliğine vazgeçip, ana vatanına dönecektir. Fonlar ABD\'ye dönecektir. Türkiye\'nin iç ve dış borçlarını, özel sektörün ve vatandaşların bireysel borçlarını döndürebilmesi için sadece bu yıl 100 milyar dolar bulmak gerekiyor. Bu işlerin çözümü yok mudur? Vardır. Ama ekonomide kış bitti bahar gelecek diye beklemeyin, kış bitti şimdi kara kış geliyor. Herkes hesabını kara kışa göre yapmalıdır. Döviz cinsinden borçlanmayın. Borcunuz varsa ne yapıp edip, ödeyin. Alacağı olanlar alacaklarını toplamaya baksınlar. Eğer paranız varsa, ABD\'deki kriz yüzünden emlak fiyatları yarıya düşecek, gidin ABD\'den hanlar satın alın.\'\'

ANSİAD YÖNETİM KURULU ÜYESİ NURİ BÜYÜKSELÇUK BASİFED BAŞKAN YARDIMCILIĞINA SEÇİLDİ

10 Nisan 2008 tarihinde İZMİR\'de yapılan BASİFED 2. Olağan Genel Kurulunda ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Nuri BÜYÜKSELÇUK BASİFED Başkan Yardımcılığına seçilmiştir. Genel Kurula tek liste halinde gidilmiş ve buna göre Yönetim Kurulu üyeliklerine Hüseyin PORSUK, Nedim ÖRÜN, İlknur DENİZLİ, Fatih DALAN, Levent AKGERMAN, Cemal ELMASOĞLU, Nuri BÜYÜKŞELÇUK, Celal SEZERLER, Şener ALTINCEZVE, Sevinç EYİLİK, Cenk SEZGİN; Denetleme Kurulu üyeliklerine İsa ÇELİK, Mustafa CEM, Reha ATAKAN; Disiplin Kurulu üyeliklerine Hüsnü SERTESER, Cem BOZDAĞ, Serdar YAVAŞOĞLU oybirliği ile seçilmiştir. Genel kurulu müteakip yapılan Yönetim Kurulu toplantısında ise görev dağılımı yapılmış ve Hüseyin Porsuk Yönetim Kurulu Başkanlığına, Nedim ÖRÜN (EGSD), Cemal ELMASOĞLU (EGİAD) ve Nuri BÜYÜKSELÇUK (ANSİAD) Başkan Yardımcılıklarına; Levent AKGERMAN (TÜSİAD) Sekreter üyeliğe, İlknur DENİZLİ (İZSİAD) sayman üyeliğe getirilmişlerdir. Toplantıdan sonra kısa bir açıklama yapan BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin PORSUK, hedeflerinin BASİFED’in halen sürmekte olan projelerini tamamlayıp Bölgenin, sektörlerin ve Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu ekonomik ve sosyal gelişime yönelik yeni projeleri devreye sokmak olduğunu söylemiştir. Hüseyin PORSUK, bir önceki dönem yönetim kurulu başkan ve üyelerine teşekkür ederek “Arkadaşlar başarılı çalışmalara imza atmışlardır, ancak biz devraldığımız bayrağı daha yükseklere taşımaya kararlıyız. Başlamış olan projeleri bitirmekle kalmayıp önemli proje ve etkinliklere imza atacağız” demiştir. Yönetim kurulunun bir sonraki toplantısının, BESİAD (Bodrum Esnaf Sanayici ve İşadamları Derneği) Başkanı ve BASİFED Yönetim Kurulu Üyesi Cenk SEZGİN’in davetiyle Bodrum’da yapılmasına karar verilmiştir.

EKONOMİST & SABAH GAZETESİ YAZARI DR.ŞEREF OĞUZ ANSİAD\'IN KONUĞU OLDUĞU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) tarafından düzenlenen olağan toplantıya konuşmacı olarak katılan Dr.Şeref Oğuz, dünyadaki ekonomik gelişmelerle ilgili bilgi verdi. Uzayın artık bir bilim veya askeri alan olmaktan çıkıp, bir ekonomi alanı haline geldiğini söyleyen Oğuz, özellikle cep telefonu ve internet teknolojisi sayesinde insanların, dünyanın bir ucundan diğer ucuna mal satma imkanı bulduğunu, Türkiye\'de ekonominin yüzde 33\'ünün yabancıların elinde bulunduğunu belirtti. Bu yapı içerisinde kimsenin, (Amerika\'daki kriz bizi etkilemez) diyemeyeceğini ifade eden Oğuz, \"İstediğiniz kadar türban krizini ortaya atın, istediğiniz kadar, internet sayfasına hangi generalin koyduğu belli olmayan e-muhtıralarla bu işleri geçiştirmeye çalışın, parti kapatın, onu-bunu içeri atın, eninde sonunda ekonomiyi konuşacaksınız\" dedi. Artık piyasalarda \"Çin çarpması\" kavramının ortaya çıktığını savunan Şeref Oğuz, Türk iş adamlarının \"Çin\'e kota uygulansın\" şeklindeki önerilerinin, Çin\'i durduramayacağını belirtti. Çinli bilim adamlarının 24 bin tohumu farklı partiler halinde uzaya çıkarttığını ve uzayın kozmik şartlarından yararlanmak suretiyle yarım metre uzunluğunda salatalıklar elde ettiğini anlatan Oğuz, şöyle devam etti: \"Çin şu ana kadar 24 bin tohumu farklı parti halinde uzaya götürüp, uzayın kendine has kozmik şartlarından yararlanarak, tekrar dünyaya getirip, yarım metre uzunluğunda salatalıklar yetiştirip inceliyorlar. 55 kat verim veren tohumlar üzerinde çalışıyorlar. Tüm bunların bileşkesinde geleceğin sektörü olarak gıda ve tarım sektörü söyleniyor ama maalesef biz uzay teknoloji konusunda geç kalmış bir ülkeyiz. Biz kotalarla Çin\'i durdurabilir miyiz diyoruz. Hayır, durduramayız. Adamlar tohumu uzaya götürüyor. Gramı 46 bin dolardan tohumu uzaya taşıyor. Bunlar gelecekte gelip Antalya\'ya domates satabilecek bir tehlike arz ediyorlar. Eğer turizme de, tarıma da bilgiyi enjekte edemezsek, farklılaşmayı ön plana koyacak şekilde yönetim anlayışımızı değiştiremezsek, insanımızı bu anlamda keşfedemezsek çok daha büyük sıkıntılar gelecek.\" \"Siyasette yeni gerginlik alanları yaratıyor\" Türkiye\'nin başörtüsü, parti kapatma, Ergenekon soruşturması gibi gündemlerle meşgul olduğunu da belirten Şeref Oğuz, dünya ülkelerinin çok daha farklı alanlarda geliştiğini söyledi. Oğuz, şöyle devam etti: \"Türkiye, ekonomi sıkıntıdayken, siyasette yeni gerginlik alanları yaratıyor. Siyasette bir gerginlik alanını çözmeden, aynı zamanda başka bir alana bunu taşıyarak, üstünü getirmeye çalışıyor. İran, burnumuzun dibinde müthiş bir ülke. Bilim insanları dünya makale listesinde ön sıralarda, nükleer kulüp üyesi, genetikte almış başını gidiyor. Kadın internet kullanımının en fazla olduğu ülke İran. Bir diğer ülke Suriye. Beşar Esad\'ın öyle bir ülke vizyonu var ki, bizimkiler ona yetmez. Adamlar (insanlık Mezopotamya\'da başladı, kültürler buradan yeşerdi) diyorlar ve uzay planları yapıyorlar. Dünya böyle bir koşudayken sizin gündeminizi böyle şeylerle meşgul etmeniz bir tercihtir. Bugünkü tercihin yarın kaderin oluyor. Bir ulusun tercihi, diğer ulusun kaderi oluyor. Özdemir Asaf\'ın bir sözü var, (Bir adam bir treni kaçırırsa, başka bir tren gelir o adamı alır, ama bir ulus bir treni kaçırırsa, başka bir ulus gelir onu alır)...\"

TECHNOPOLİS TÜRKİYE DİREKTÖRÜ SN ŞİRİN ELÇİ ANSİAD\'IN KONUĞU OLDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) Mart ayı olağan toplantısı Sheraton Otel\'de gerçekleştirildi. Konuşmacı olarak davet edilen Şirin ELÇİ, İnovasyon ve faydalarıyla ilgili bilgi verdi. ELÇİ, daha sonra İşadamları ve şirketlere yönelik İnovasyona açıklık derecesini ortaya koyan iki test uyguladı. İnovasyon ve yeniliği birbirine karıştırmamak gerektiğini söyleyen ELÇİ, her yeniliğin İnovasyon sayılamayacağını belirtti. Şirin ELÇİ, değer katan yeniliklerin İnovasyon olduğunu vurgulayarak, İnovasyon türlerini başlıklar altında İşadamlarına anlattı.

ANSİAD AİLESİNE 4 YENİ ÜYE KATILDI

ANSİAD\'a yeni katılan 4 üyeye, üyelik belgelerini ve rozetlerini Doç.Dr.Abdüllatif ŞENER verdi. Üyelerimizin özgeçmişleri ektedir.

EKONOMİDEN SORUMLU ESKİ DEVLET BAKANI & TOBB ÜNİ.ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ.DR.ABDÜLLATİF ŞENER ANSİAD\'IN KONUĞU OLDU

ANSİAD’ın Sheraton Hotel’de düzenlediği üçüncü olağan toplantısına Ekonomiden Sorumlu Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Abdüllatif ŞENER konuşmacı olarak katıldı. ŞENER, ekonomideki iyi gelişmelerin bünyesinde bazı riskleri de barındırdığını, bu riskleri bir sonraki döneme taşıyabildiğini de belirterek şunları söyledi: “59. Hükümette Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev aldım. Pek çok kurum bana bağlandı. Bunlardan biri özelleştirmeydi. Özelleştirmeyle bağlantılı olarak 59. Hükümetin daha ilk ayında anlaşamadık ve bırakmak zorunda kaldım. Arkasından bankacılık sektöründe yabancı payının yüzde 10’un altında olduğu dönemde, yabancı payının artmasının doğru olmadığını söyledim. Ve şimdi yüzde 40’ı aşmıştır. Borsa payıyla birlikte 50’ye yaklaşıyor. Finans sektörü elimizden çıkmak üzere. Önümüzde Halk Bankası var. Muhtemelen bu özelleştiği takdirde yabancıların alacağı bellidir. Bu demek ki, hızla % 60’a doğru gitmekteyiz.” Cari açığı kapatmak için finans sektörünün elden çıkmasına göz yumulduğunu söyleyen Şener, “bu durumun devam ettirilmesi gerektiğini düşündüğümüzde para giriyor. Türkiye cari açığı sürdürebilmek için dünyanın en yüksek faizini vermektedir. Japon ev kadınları bile, Türk bankalarına para yatırıp, kar ediyorlar. En fazla para kazandıran ülke Türkiye. Bize ait olmayan yabancı para çıktığı zaman, döviz açığı ortaya çıkıyor. O da sorun demektir” dedi. Ekonomideki bir diğer tehlikenin de düşük kur olduğunu ileri süren Abdüllatif Şener, ekonominin geleceğinin, küresel rekabette güçlü olmaya bağlı olduğunu kaydetti. Bunun sağlanabilmesi için, ekonominin yönetiminden sorumlu tüm birimlerinin, kurumsal temek refleksini, küresel rekabete çevirmesi gerektiğini vurgulayan Şener şöyle devam etti: Türkiye’de kur sürekli düşüyor. Bu rekabet gücünü artırıyor mu, azaltıyor mu? Türkiye ile gelişen, yükselen diğer ekonomi piyasaları arasında bazı farklar var. 2000’den bugüne kadar olan gelişme trendi itibariyle bizde cari açık var, onların hepsi cari fazla veriyor. Onlarda kur düşmemiş, bizde sürekli düşmüş. Onların rezervleri yüksek… Hükümet veya siyasiler açısından kurun düşüyor olması temel riski ortaya çıkarıncaya kadar bir mahsur teşkil etmiyor. Kur düştüğü zaman milli gelir artıyor aslında. Yani gerçekte artmıyor da, rakamsal olarak artıyor. Milli geliri Türk Lirasından hesaplıyorsun, düşük kurdan da dövize çevirip, kişi başına milli gelir 2.600 Dolar’dı, şimdi 7.000 Dolar’a çıktı dediğimiz zaman, kişi başına milli gelirin 3 kat arttığı ortaya çıkıyor. Yani bir siyasi olarak (sizi ne kadar zenginleştirdim) diyorsunuz. Bu güçlü bir söylem. Onun için kur düşüyor diye işin başındaki siyasetçi rahatsız değil.” Merkez Bankası da mutlu. Çünkü kur düştükçe, enflasyon düşüşüne etki yapıyor. Maliye Bakanlığı da mutlu. Çünkü dış borçların veya döviz cinsinden borçların faizleri kur düştükçe küçülüyor. Hazine de memnun, çünkü o da, milli geliri Türk Lirasından hesaplayıp, dış borçları da döviz cinsinden düşük kurdan ona göre oranlarsa, bir bakarsın ki, borçların milli gelire oranı sürekli düşüyor. Özel sektörde, 150 milyar dolara yakın dış kredi borcu çıktı. Şimdi onlar da düşük kurdan mutlular. Ama düşük kurdan dolayı herkesin mutlu olması bu ülkenin ekonomisinin doğru, sağlıklı olduğunu gösterir mi? Yarın hepsinin de saçını başını yolacağı bir noktaya götürür mü? Bence ikinci seçeneğe götürür.” Yaşanan bu ekonomik gelişmelerin ardından Türkiye’de cari açığın gün geçtikçe arttığını da ifade eden Şener, “2006 yılı cari açığı 36 milyar dolar, 2007 yılı cari açığı 38 milyar dolar. Cumhuriyet tarihinin en yüksek cari açıkları” dedi. Yabancı sermayenin Türkiye’de sadece kar marjı yüksek olan hizmet sektörüne girdiğini, ancak diğer sektörlerle ilgilenmediğini de belirten Şener, bunun gelecek için tehlike oluşturduğunu söyledi. ABD’deki Mortgage krizinin etkilerinin 2009’a kadar süreceğinin belirten Abdüllatif ŞENER, ABD’deki bu krizin Türkiye’yi de etkileyeceğini ileri sürdü. ABD merkezli finans kuruluşlarının, merkezdeki sorunlarını çözebilmek amacıyla Türkiye’deki paralarını çekeceği öngörüsünde bulunan Şener, “O para Türkiye’den gittiği zaman sorun var demektir. Türkiye tehlikeli bir sürece girmek üzeredir” diye konuştu. Konuşmasından sonra davetlilerin sorularını da yanıtlayan Şener’e CHP Antalya Milletvekili Hüsnü ÇÖLLÜ, Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın “öfke, bir hitabet sanatıdır” sözlerini hatırlattı. Çöllü’nün “sizce de öfke bir hitabet sanatı mıdır?” sorusuna Şener, “öfkeli konuşmak bir sanat olamaz. Hitabet biçimi olabilir, ama hiçbir zaman öfkeli konuşmak bir hitabet sanatı olamaz. Diğer taraftan bu biçim de, şık bir biçim olmaz. Faydalı bir biçim olmaz. Yanlış, zararlı bir hitabet biçimi olur” diye cevapladı. Siyasetçiler arasındaki söz düellosunu nasıl değerlendiriyorsunuz? şeklindeki bir soruya da, “maalesef Türkiye’de soğuk savaş dönemi siyaset tarzı devam ediyor” cevabını verdi.

CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL ZİYARETİNE ANSİAD BAŞKANI ALİ RIZA AKINCI DA KATILDI

Vali Alaaddin YÜKSEL Başkanlığında, kentteki kurum ve kuruluş temsilcilerinden oluşturulan Antalya heyeti, 22 Ocak 2008 tarihinde başkente giderek Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL\'ü Çankaya Köşkü\'nde ziyaret etti. Heyette Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes TÜREL, Rektör Prof.Dr.Mustafa AKAYDIN, Baro Başkanı Zeki DURMAZ, ANSİAD Başkanı Ali Rıza AKINCI, ve kurum temsilcileri yer aldı. Antalya Vali si Alaaddin YÜKSEL ile Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes TÜREL ziyarette Cumhurbaşkanı GÜL\'e, Antalya ile ilgili bilgiler vererek, uygulamadaki projeleri anlattı.2 T olarak tanımlanan tarım ve turizmin ele alındığı ziyarette Cumhurbaşkanı GÜL, ilk olarak Alanya muzunu sordu Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ali Rıza AKINCI, Türkiye\'nin muz tüketiminin yüzde 40\'nı Alanya\'nın karşıladığını ifade etti.

ANSİAD BAŞKANI ALİ RIZA AKINCI\'NIN 18.YIL KONUSMASI

ANSİAD\'ın 18. yaşını kutladığı ödül töreninde konuşma yapan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza AKINCI\'nın konuşma metni ektedir.

ANSİAD 18.YAŞINI KUTLADI

ANSİAD, yeni yaşını Sheraton Hotel\'de düzenlediği Balo ile kutladı. Yılın Başarılı İşadamı, Yılın Kültür ve Sanat Ödülü ile Yılın Başarılı Gazetecilerinin ödüllerinin de takdim edildiği geceye Antalya Milletvekilleri, il protokolü, işadamları ile çok sayıda davetli katıldı. Yılın Başarılı İşadamı Ödülü Acar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Sn.Ahmet ACAR\'a, Yılın Kültür ve Sanat Ödülü Vali Alaaddin YÜKSEL adına Vali Yardımcısı Sn.Hasan ÖZHAN\'a, Yılın Başarılı Gazetecileri Mansiyonu Anadolu Ajansı muhabiri Sn.Hüseyin KANBER\'e, Yılın Başarılı Gazetecileri Jüri Özel Mansiyonu ATSO Vizyon dergisinden Mete TEKİN ve Orhan ÇAKMUR\'a verildi.

ANTALYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANI MAHMUT SÜTÇÜ ANSİAD\'IN KONUĞU OLDU

Antalya Vergi Dairesi Mahmut SÜTÇÜ, 2006 yılında Türkiye\'de toplanan her yüz liralık gelirin 1.25 lirasının tahsil edildiğini, bu rakamın 2007 yılında 1.29 YTL\'ye çıktığını söyledi. ANSİAD’ın 2008 yılı olağan toplantılarının ilkine katılan Antalya Vergi Dairesi Başkanı Mahmut SÜTÇÜ, 2008 Yılı Yeni Vergi Mevzuatları ve Mevcut Uygulamalar konusunda konuşma yaptı. Antalya\'nın vergi gelirleri hakkında da bilgi veren SÜTÇÜ, Kasım 2007 itibariyle geçen yıl Antalya\'da toplanan her yüz liralık gelirin 1.29 lirasının Antalya\'dan tahsil edildiğini söyledi. Bu oranın 2006 yılında 1.25 YTL olduğunu hatırlatan SÜTÇÜ, plakası 07 olan Antalya2nın vergi gelirlerinde de Türkiye yedincisi olduğunu dikkat çekti. Bu tabloya göre Antalya\'nın 81 il arasında geliri giderinden fazla olan 15 ilin arasında yer aldığını vurgulayan SÜTÇÜ, 2008 yılında da denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğine işaret etti. Antalya\'da 81 vergi uzmanının denetleme yaptığını belirten SÜTÇÜ, Turizm sektörünün Maliye\'ye büyük katkısının olduğunu söyledi. Turistik tesislerin arasında aylık 3-5 milyon YTL vergi ödeyenlerin bulunduğunu açıklayan SÜTÇÜ, kıyıların korunmasında Turizm sektörünün büyük önem taşıdığını da savundu. SÜTÇÜ, \"Turizm olmasaydı, Antalya da Mersin gibi olurdu. Mersin\'in ne halde olduğunu gidenler görürler\" dedi. Antalya\'da vergi borcu olanların banka hesaplarına bundan sonra da bloke koymaya devam edeceklerini anlatan SÜTÇÜ, mükelleflere kolaylık sağlamak için tutarı 1 milyon YTL\'ye kadar olan borçları Antalya Vergi Dairesi olarak 18 aya kadar taksitlendirdiklerini duyurdu. 2008 yılında vergilerin üretici fiyatları genel endeksine göre yüzde 7.2 oranında yükseltildiğini de bildiren SÜTÇÜ, finansal kiralamadaki KDV oranının yüzde 18\'e çıkartılmasında leasing avantajının istismar edilmesinin etkili olduğunu, Türkiye\'de yatırım hastalığı olduğu için yatırımcıların parasını Hazine bonosu yerine yatırım için harcadığını söyledi. SÜTÇÜ, \"Türkiye\'de yatırım hastalığı var. Bu hastalık var ise, bunun tedavi edilmemesi gerekiyor\" diye konuştu.

ANSİAD YILIN KÜLTÜR ÖDÜLÜ SAHİBİ BELLİ OLDU

2 0 0 7 A N S İ A D Y I L I N K Ü L T Ü R V E S A N A T Ö D Ü L L E R İ BU YIL “KÜLTÜR” DALINDA ESKİ GAZİ MUSTAFA KEMAL İLKÖĞRETİMOKULU BİNASININ RESTORE EDİLEREK, ANTALYA’YA TEKRAR KAZANDIRILMASINA VESİLE OLMASI NEDENİ İLE ANTALYA VALİSİ ALĂADDİN YÜKSEL’E VERİLECEK ANSİAD tarafından geleneksel olarak düzenlenen “Yılın Kültür ve Sanat Ödülleri” sahibini buldu. Bu yıl yedincisi verilecek olan “Yılın Kültür ve Sanat Ödülleri”ni “Kültür” dalında Antalya Valiliği adına Vali Sn.Alaaddin YÜKSEL alacaktır. Kültür ve sanatın değerli dostlarına plaketleri, derneğimizin 18. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ nedeniyle 19 OCAK 2008 tarihinde Antalya Sheraton Voyager Otel’de yapılacak olan törende takdim edilecektir. OKULUN TARİHÇESİ (Kaynak: Hüseyin ÇİMRİN) I. Dünya Savaşı\'nın sürdüğü 1915 - 1916 yıl¬larında (Rumi 1331/32\') Antalya Mutasarrıfı Sabur Sami Paşa tarafından yaptırılan okul binası, Antalya\'da halk arasında \"Gazi Mim Kemal Okulu\" olarak bilinir. Okul, Elmalı Ma¬hallesi sınırları içinde, Şehit Binbaşı Cengiz Toytunç Caddesi üzerindedir. Okulun arsasını Kadıpaşalar lakabı ile bilinen İbradl\'lı bir aile bağışlamıştır. Sabur Sami Paşa, okulun inşaat işlerinde zamanın amele taburundan (inşaat askerlerinden) faydalanmıştır. Yapımı bitti¬ğinde, \'İttihat ve Terakki Mektebi\' adını alan okulun doğu cephesindeki duvara konulan kitabede eski Türkçe \'İttihat ve Terakki Mek¬tebi 1331\' yazılıdır. Bina, dışı kesme taştan, ara kat bağlamaları ahşap ve her katı değişik gö¬rünümde iki katlı olarak inşa edilmiştir. Bina¬nın bütün ahşap kısımları Korkuteli Hacıbe¬kar Köyü\'nden sağlanmıştır. Marsilya kiremidi ile örtülü çatının dışa uzanan geniş işlemeli saçaklıkları dikkati çeker. Binanın güney cep¬hesindeki ana giriş kapısı basık kemerli; alt kat pencereleri sivri kemerli; üst kat pencere¬leri ise dikdörtgen şeklindedir. 1919\'da I. Dünya Savaşı\'nın bitiminde okulun batı kısmı İtalyanlar tarafından önce kışla ve cephanelik olarak ve bir süre sonra da tama¬mı işgal edilerek okul İtalyanlarca askeri birlik kışlası olarak kullanılmıştır. Bu işgal üzerine öğrenciler ve okul idaresi ise şimdiki askerlik şubesi karşısındaki \"Deb¬boy\" (Kışla) adı verilen bir binaya taşınmış¬tır. İki yıl sonra İtalyanlar 5 Temmuz 1921\'de Antalya\'dan çekilince, okul eski binasına ta¬şınarak \'İttihat ve Terakki Numune Mektebi\' adı altında öğretimine devam etmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra yalnız 4 ve 5. sınıfları olan ve sadece erkek öğrencileri kabul ettiği için \'Gazi Erkek Mektebi\' olan okulun adı, 1925 yılından itibaren beş yıllık eğitime geçen okula, kız öğrenciler de alınmaya başlayınca Gazi Mustafa Kemal olarak değiştirilmiştir. Okulun 1923 - 1925 yılları ara¬sında 4. ve 5.sınıflara yönelik eğitim yapar¬ken \"Devre-i ilave\" ismini aldığı; ve o yıllarda altı yıllık eğitim uyguladığı o günleri yaşayan Antalyalılar tarafından söylenir. Hükümet Konağı olarak restore edilinceye kadar iki kez onarım gören okula 1974 yı¬lında üç derslik daha eklenmiştir. 3 Şubat 1988 tarihinde çıkan bir yangında çatısının bir bölümü yanınca bina, eski görünümü bozulmadan yeniden onarılmıştır. Okul, Er¬ken Cumhuriyet Dönemi Mimarisi\'ni içeren bir yapı olması nedeniyle 1997 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla koruma altına alınmıştır. Okulun ünlü Başöğretmenleri arasında Tatar Osman Bey, ibrahim Atmaca Bey, Hüsamet¬tin Bey, Sermet Aktün, Vali Haydar Başman, Ahmet ve Naci Tüzün ile Ali Manavuşak en bilinenleridir. Bu okuldan mezun olan pek çok ünlünün arasında Deniz Baykal ve devrim şehidi M. Kubilay da vardır. 2007 Yılında Antalya Valisi Aláaddin YÜKSEL tarafından, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes TÜREL’in katkıları ile aslına uygun olarak restore edilmiştir. Yapının restorasyonu Yüksek İnşaat Mühendisi Zihni KİLİT ve Mimar Şemsettin TUGAY tarafından gerçekleştirilmiştir.

ANSİAD ÜYESİ YELİZ GÜL EGE AKTOB YÖNETİM KURULUNDA

ANSİAD Üyesi ve Rose Hotels Yön.Kur.Bşk.Yrd. Sayın Yeliz GÜL EGE, AKTOB (Akdeniz Turistik Otelciler Birliği) Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmiştir. ANSİAD olarak kendisini tebrik eder, başarılarının artarak sürmesinin dileriz.

ANSİAD 2007 YILIN BAŞARILI İŞADAMI ÖDÜLÜ AHMET ACAR\'IN

ANSİAD (Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ve bu yıl 13.sü verilen \"YILIN BAŞARILI İŞADAMI ÖDÜLÜ\"nü Sn.Ahmet ACAR aldı. Bu yıl ödüle aday olarak önerilen 12 işadamı arasında ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda ödül verilmesi uygun görülen Sn.Ahmet ACAR, 1950 Yılında Antalya’da doğdu. İlk ve orta öğretimini Antalya’da, Üniversite öğrenimini İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinde tamamladı. Üniversite sonrası ilk şirketini gemi acenteliği ve gümrük işleri üzerine kurdu. Daha sonra dış ticaretin her dalında faaliyet içerisinde bulundu. Bugün çeşitli sektörlerde (İthalat/ihracat/Turizm/Gıda ve İnşaat) faaliyet gösteren şirketlerinin, Yönetim Kurulu Başkanlığını yapmaktadır. Sahibi olduğu şirketler: ACAR PAZARLMA DIŞ TİC. A.Ş. ACAR GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ LTD.ŞTİ. ACAR TAŞIMACILIK TURİZM TİC.A.Ş. ALTIN ET ENTEGRE LTD ŞTİ. NOVEL GIDA SANAYİ LTD.ŞTİ ALDUR İNŞAAT LTD.ŞTİ. Ayrıca Antalya Güçbirliği Holding A.Ş., Antalya Enerji Üretim A.Ş. ve Antalya Alkollü İçecek San.Tic.A.Ş.’nin halen Yönetim Kurulu Başkanlığını yapmaktadır. Sosyal faaliyetleri: ATSO Disiplin Kurulu Başkanı, ATSO Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Üyesi, ATB Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Üyesi olduğu kulüpler: Kaleiçi Rotary, ATİK, Ansiad, Galatasaray Kulübü Kongre üyeliği devam etmektedir. Yaptığı Sporlar: Yüzme-Tenis Hayat felsefesi: Düşünce zenginliği, yaşam boyu dostlar, kişisel tatmin, topluma faydalı ve üretken olmak. ANSİAD Yılın Başarılı İşadamı ödülünde: Adaylar,  Yaptığı yatırımlar ve işletmenin ülke ve bölge ekonomisine katkıları  Sağladığı istihdam ve ödediği vergi  Müteşebbis kişilik, çevre ile uyum  Sivil Toplum Kuruluşlarındaki gayret ve performansı  Kalite bilincinin yerleşmesi ve gelişmesine sağladığı katkı konularında değerlendiriliyor. Sayın Ahmet ACAR’a ödülü, 19 Ocak 2008 tarihinde Sheraton Otel’de yapılacak olan ANSİAD 18.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ balosunda verilecektir. Kendisini ANSİAD camiası olarak kutluyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyoruz.

ANSİAD 2007 YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD, 23 Ekim 2006 – 23 Ekim 2007 tarihleri arasında Haber, İnceleme, Araştırma, Röportaj, Özgün Düşünce, Televizyon Programcılığı, Radyo Programcılığı ve TV Haberciliği dallarından herhangi birinden yayınlanmış, konusu şartnamede yazılı yayınlar için verecek olduğu ödül başvuru süresi 10 Aralık 2007 tarihinde son bulmuştur. Bu süre içerisinde 13 değerli basın mensubumuz 20 yayın ile yarışmaya başvurmuştur. Değerlendirmeyi yapan Seçici Kurul aşağıdaki isimlerden teşekkül etmiştir: 1- Yrd.Doç.Dr.Mustafa ŞANLI Akdeniz Üniversitesi İ.İ.B.F. Öğretim Üyesi 2- Cengiz ÇİÇEK Akdeniz Üniversitesi İletişim Fak. Öğr.Gör. 3- Haşmet ÖYKEN Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yön.Kur.Üyesi (Toplantıya katılamadı) 4- V.Vedat ÖZKELEŞ TRT Antalya Haber Müdürü (Toplantıya katılamadı) 5- Erol İŞBİLİR ANSİAD Fahri Üyesi 6- Himmet ÖCAL ANSİAD Üyesi 7- Vahdet NARİN ANSİAD Üyesi Kurul; 29 Aralık 2007 tarihinde toplanmış, şartnamede belirlenmiş ölçütler dahilinde yaptığı değerlendirme sonucunda; Birincilik Ödülü’ne ve İkinci Mansiyon’a değer bir çalışma bulunamamıştır. Anadolu Ajansı’ndan Sayın Hüseyin KANBER’in “Türkiye’de Bir İlk ‘Solucan Gübresi Üretim Tesisleri’” başlıklı çalışması Mansiyon’a ATSO Vizyon Dergisi’nden Mete TEKİN ile Orhan ÇAKMUR’un “Ameliyat Aleti Üreten Antalyalı Kardeşler Dünya Devlerine Kafa Tutuyor” başlıklı çalışması Jüri Özel Mansiyonu’na değer görülmüştür. Ödüle değer görülen basın mensuplarının çalışmalarına ait ödüller, 19 Ocak 2008 Cumartesi günü Sheraton Voyager Hotel’de yapılacak olan ANSİAD 18.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ\'nde kendilerine takdim edilecektir. ANSİAD, değerli basın mensuplarına Antalya\'nın ekonomik gelişmesine ve düşünce hayatına katkılarından dolayı teşekkür eder.

ANSİAD 2007 YILIN GİRİŞİMCİSİ MEHMET YÜKSEL SEÇİLDİ

ANSİAD Üyesi ve Yüksel Tohumculuk LTD.Şti\'nin sahibi Mehmet YÜKSEL, ANSİAD 2007 Yılın Girişimcisi seçildi. Sayın Yüksel plaketini 14 Aralık 2007 Cuma günü Porto Bello Hotel\'de düzenlenen \"Girişimcilik Haftası Kapanış Kokteyli\"nde Vali Yardımcısı Sayın Sedat OKTAR\'ın elinden aldı. MEHMET YÜKSEL’İN ÖZGEÇMİŞİ 1966 yılında Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde doğdu. İlkokul ve lise eğitimini Gazipaşa’da tamamladı. 1988 yılında “Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı Üniversitede “Sebze Islahı” üzerine yüksek lisansını tamamlayarak “Ziraat Yüksek Mühendisi” unvanını kazandı. 1989 yılında zirai ilaç bayiliği ile başladığı işini, Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde kurduğu araştırma ve üretim istasyonu ile büyütme yoluna gitti. İlk domates, biber, hıyar ve kavunla başladığı ıslah çalışmalarına 1993 yılında patlıcan, kabak ve fasulye türlerini de ekledi. 1996 yılında Alanya’da 2.araştırma ve üretim istasyonunu kurdu. 1998 yılında Antalya’da Yüksel Tohumculuğun tohumlarını Türkiye’de satışını ve teknik çalışmalarını yapan “Enerji Tarım Ltd.Şti.” pazarlama firmasını kurdu. 2002 yılında “Dost Fide Ltd.Şti.” fide firmasını faaliyete geçirdi. Aynı yıl 15 Arap ülkelerine yönelik çeşit seçimi ve tanıtımı için Ürdün’de 35 000 m2 deneme istasyonu kurdu. 2006 yılında da Antalya merkezde 300 dekar arazi üzerine kurulmuş olan Türkiye’nin en büyük komple hibrit sebze tohumu araştırma ve üretim istasyonu projesini faaliyete geçirdi. Halen “Yüksel Tohumculuk” un genel müdürü ve araştırma müdürü olan Mehmet YÜKSEL evli ve iki kız çocuk babasıdır. YÜKSEL TOHUMCULUK TARIM SAN. VE TİC.LTD.ŞTİ. Yüksel Tohumculuk, 19 yıldır hibrit sebze ıslahı ve tohum üretimi konusunda çalışan “Tarım ve Köyişleri Bakanlığı” tarafından “Özel Sektör Araştırma Kuruluşu” olarak tescil edilmiş bir Türk tohum firmasıdır. Domates, biber, patlıcan, hıyar, kavun, kabak ve karpuz gibi hibrit sebze türleri üzerinde ıslah çalışmaları yapan, Türkiye’nin önemli hibrit sebze tohumu ıslahçı ve üretici firmasıdır. Yüksel Tohumculuk bu güne geldiğinde 3 adet araştırma ve üretim istasyonuna, kendine ait 400 dekar tarım arazisine ve 150.000 m2 seraya sahiptir. Özellikle 2006 yılı içerisinde Antalya merkezde tamamladığı 3.istasyonu, yabancı yatırımlar dahil sektördeki Türkiye’nin en büyük komple hibrit sebze tohum projesidir. Ayrıca 2002 yılında 15 Arap Ülkesi’ne yönelik Ürdün’de 40 dekar deneme istasyonunu faaliyete geçirmiştir. Değişik sebze türleri üzerinde tamamen kendi imkânları ile 82 adet farklı ıslah projeleri başlatmış bunların 60 tanesini tamamlayarak, 57 adet %100 yerli öz hibrit sebze çeşitlerimize sunmuştur. Bir Türk firması olarak, ülkemizde hibrit biber yetiştiriciliğinde kullanılan tohumun %85’ini tek başına Yüksel Tohumculuk karşılamaktadır. Tüm dünya firmalarının olduğu bir serbest pazarda rakipsiz olmak ülkemiz için özlenen bir gurur kaynağıdır. Bunun yanında domates, hıyar, patlıcan türlerinde de çok ciddi tohum satan bir firmadır. Karpuz ve kavunda da üstün vasıflı çeşitlerin tanıtım ve satışı da başlamıştır. Yurt içinde yatırım, araştırma ve satış olarak çok önemli bir yerli firma olmasının yanında, 18 ülkeye hibrit sebze tohumu ihraç eden ve 20 den fazla ülkede tanıtım çalışmaları yapan bir Türk firmasıdır. Bunun yanında Hollanda, Suudi Arabistan, Mısır ve Fas’taki tarım fuarlarına her yıl katılarak Türkiye’yi tohumcu bir ülke olarak yavaş yavaş dünyaya tanıtmaya başlamıştır. Satışını yaptığı çeşitler tamamen firma tarafından ıslah edilip, üretilmiştir. Yüksek kalitede, verimli, hastalıklara dayanıklı ve yüksek adaptasyon yeteneğine sahip çeşitlerin üreticilerin isteklerini karşılayıp, en yüksek faydayı sağlaması ülkemiz adına hepimize gurur vermektedir.


\'IBM TÜRK GENEL MÜDÜRÜ ANSİAD\'IN KONUĞU OLDU\'

IBM Türk Limited Şirketi Genel Müdürü Eray YÜKSEK, şirketlerin \"Zihni Sinir\" fikir ve projeleri üretebildikleri takdirde ciddi farklılıklar yaratıp rekabet edebileceklerini söyledi. YÜKSEK, Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneği tarafından düzenlenen toplantıya katılan İş Adamlarıyla \"İnovasyon:Değiştirmek\" konusunda bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Bugüne kadar dünyayı iki kez dolaştığını belirten Yüksek, dünya nüfusunda patlama yaşanacağını ve 2030yılında dünya nüfusunun 8 milyara çıkacağının öngörüldüğünü belirtti. Bu doğrultuda iklim ve enerji krizleri yaşanacağını, tıbbi gelişim ve teknopark sektörlerinde hızlı gelişmelerin artacağını anlatan YÜKSEK, dünyanın bu konular üzerinde teknolojilerini geliştirmeye çalıştığını kaydeti. Rekabet çok hızlı gelişiyor: Dünyanın küçüldüğünü, şirketler arasında rekabetin çok hızlı şekilde geliştiğini ve rekabet koşullarının değiştiğini ifade eden YÜKSEK, şöyle konuştu: \"Dünyada rekabet hızlı ve sürekli değişiyor. Bu rekabeti de her şeyden ve herkesten farklı olmalısınız. Farkındalık yaratmalısınız, Dünya nüfusu hızla yaşlanıyor. Dünya bu yaşlıların yaşamlarını kolaylaştırmak için çalışıyor. Nano teknoloji gelişiyor. Genetik kod çözülüyor. İşte böyle bir ortamda inovasyon ortaya çıkıyor. İş modelinizi değiştirebilir ve sektörde farklılık yaratabilirsiniz. İnovasyon buluşların kara dönüşmesidir. Olmayan şeyleri konuşmak zorundasınız. Farkındalık ve yenilikçi olmak gerekiyor.\" \'Şirketler küresel oyuncu\' Şirketlerin artık küresel oyunculuğa soyunduğuna işaret eden YÜKSEK, İş Adamlarından değiştirmek için küresel düşünmelerini ve uzmanlaşmalarını istedi. YÜKSEK, şunları kaydetti: \"Küresel oyunculukta ne yaparsanız yapın hızlı olun. Küresel düşünün ve uzmanlaşın. Bugün, artık çocuklarımızıolmayan işlere hazırlıyoruz. Eğer bu rekabet ortamında hızlı koşmak istiyorsanız mutlaka üniversitelere gidin, buralarda da vakit harcayın. Öğrencilerle birlikte olun. Zihni Sinir fikir ve projeleri üretebilirseniz ciddi farklılıklar yaratabilirsiniz.

T.C. MERKEZ BANKASI ESKİ BAŞKANI GAZİ ERÇEL ANSİAD\'IN KONUĞU OLDU

Türk parasının değer kazanmasının başlıca nedenini, tam dalgalı kur sistemine geçilmiş olmasına bağlayan ERÇEL, ekonomiyle ilgili iyi haberlerin dışarıda yankı uyandırdığını ve bunun da yabancı fonların Türkiye\'ye akmasına ve Türk Lirası\'nın değerlenmesine neden olduğunu bildirdi. ERÇEL, şunları kaydetti: \"Türkiye\'nin cari işlemler açığı, 2006\'nın Eylül\'ünden 2007\'nin Eylül\'üne kadarlık 12 aylık sürede 34.4 milyar dolarmış. Dışardan gelen para 43.9 milyar dolar.10 milyar dolar fazla para gelmiş. Bu fazla para, kurun değerlenmesine neden oluyor. Dünya üzerindeki 3 trilyon dolarlık ulusal refah fonları var. Adamların aklına gelse, (Türkiye iyi bir ülke, aynı zamanda da Müslüman bir ülke, biz bu ülkeyi çok sevdik, 50 milyar dolar yatıralım) deseler, perişan olacağız Kurun nereye gideceğini tutamayacağız. Eğer siz bir işletmeyseniz, eğer sizin döviz kazancınız yoksa, döviz borçlanmanız büyük bir risktir. Eğer siz Türkiye\'de yaşıyorsanız ve tamamen iç pazarla ilgiliyseniz, o zaman Türk Lirası alacaksınız. Türk Lirası üzerinden işlem yapacaksınız. Hem doların, hem de avronun nereye gideceği belli değil. Bilemiyorsunuz ki nerede ne olacağını. Acaba Irak\'ı vuracakmıyız ? Irak\'ı vurduğumuz da başımıza ne gelecek ? Alınan haberler, Bush güya (Girin, biz görmezden geliriz) demiş. Ya orada başımıza bir bela gelirse, doları tutmamız zor. O kadar karışık bir bölgedesiniz ki, nereden ne çıkacağını bilemiyorsunuz.\" Türkiye\'de özel sektörün borcunun hızla arttığını da belirten ERÇEL, bunun gelecekte bir sorun olarak Türkiye\'nin karşısına çıkabileceğinin altını çizdi. Türkiye\'nin kırılgan noktalarının bulunduğuna dikkat çeken ERÇEL, şöyle devam etti: \"En hızlı, en yüksek artan borç, özel sektörün borcudur. İlk 9 ayda kamu sektörü 2.3 milyar dolar borç azaltmış. Buna karşılık özel sektör 23 milyar dolarlık borç almış. Günün birinde özel sektör için de bir sorun olacak. Türkiye kırılganlıkları olan bir ülke. Bir yeri düzeltirken, bir yeri bozuyorsunuz. Eskiden enflasyon yüksekti, kamu maliyesi bozuktu, yapısal reformlar yoktu. Bunlar düzeldi, bu sefer de cari işlemler açığı sorun olmaya başladı. Türk Lirası değer kazanmaya başladı, borcumuz artmaya başladı. Bisikletin pedalını çevirirseniz, gidersiniz. Pedalı çevirmeyi bırakırsanız,bisikletten düşmek kötü olur. Çok temkinli davranmak lazım. Bizim dış ticaret açığımız, kalitesiz bir açık. Çünkü açığa baktığımızda, bunun büyük bölümü enerjiden geliyor. Enerjiden gelen bir açığı kaliteli olarak nitelendiremezsiniz. Keşke kaliteli olsa. Keşke katma değer yaratabilsek. Dış ticaret açığını görünmeyen işlemlerle kapatırsınız. Kapatamadığınız cari işlemler açığını uzun yıllar sürdüremez bir hale gelirseniz, oran yüzde 5\'i aştığı zaman, (Batar bu ülke) sinyali vermeye başlar. Şu an sarı ışık yakıyor.\" Türkiye\'nin büyüme stratejisi yok: Konuşmasında, her ülkenin bir büyüme stratejisinin bulunduğunu da anlatan Merkez Bankası eski Başkanı Gazi ERÇEL, Türkiye\'nin bir büyüme politikasının bulunmadığını ileri sürdü. ERÇEL, \"Hükümetin inandığı veya uygulamak istediği bir büyüme stratejisi yok. Her ülkenin ihracata, turizme veya sanayiye dayalı büyüme stratejileri vardır. Bizim stratejimiz yok. Biz olayı akışına bıraktık. Biz büyüdük, dışardan fonlar geliyor, ithalat yapıyoruz. İhracatın katkısını gördük. Sonra baktık ki, ithalata dayalı büyüme stratejisi uygulamışız\" diye konuştu. ERÇEL, 2008 yılı ekonomisi ile ilgili öngörüsünün de 2007 yılı ekonomik gelişmeleriyle örtüştüğünü, büyümenin biraz düşeceğini söyledi. İç pazara yönelik satışların da azalacağını belirten ERÇEL, yabancı fonların girişiyle ekonominin tekrar hareketleneceğini kaydetti. Toplantıda konuşmaların ardından ANSİAD Toplantı Başkanı Can Hakan KARACA, Merkez Bankası eski Başkanı Gazi ERÇEL\'e plaket verdi.

ANSİAD YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜLÜ BAŞVURULARI BAŞLADI

ANSİAD\'ın geleneksel olarak düzenlediği Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülü şartnamesine ulaşmak için tıklayınız...

RİXOS HOTELS YÖN.KUR.BŞK. FETTAH TAMİNCE, ANSİAD\'IN KONUĞU OLDU

ANSİAD\'ın Sheraton Hotel\'de düzenlediği 16.Olağan Toplantısına Rixos Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Fettah TAMİNCE konuk oldu. Ansiad üyelerine tecrübelerini anlatan Tamince, işadamlarından kendi sektörlerinde dünya çapında marka olmuş büyük firmaları iyi analiz etmesini istedi. Dubai\'den örnekler veren Tamince, çöldeki küçücük ülkenin başarısını ticari alanda atılan önemli adımlara bağladı. Tamince, \"Sektörünüzde zirvede olan en az 3 şirketi analiz edin. Onların kuruluşundan bugününe kadar olan dönemini inceleyin. Her hareketini inceleyin ve öğrenin. Rekabete ancak bunları yaparak hazırlanabilirsiniz. Ben bunu yaptım, faydasını gördüm ve başarılı oldum\" dedi. Gelişmelere yön vermek için dünyada olup bitenlerden haberdar olmamız gerektiğini ifade eden Tamince, bunun yapılmaması halinde, gelişmelerin sonucu olacağımızı söyledi. Konuşmasında hayatından kesitler de veren Tamince, \"Rixos\'u belli bir yere getirince zirveye çıktığımı zannettim. Tepeye çıkınca sonsuzu keşfettim. Keşke tepeye çıkmasaydım. Bundan sonra inmek ayıp olur. Birlikte yürüyelim ama nasıl? Hala bir çok kelimenin ne anlama geldiğini bilmiyorum. Böyle komiklikler nedeniyle patinaj çekmeye başladık. Dünya markası olma yolunda zorlukları nasıl aşacağımız büyük sıkıntı\" diye konuştu. Ekonomi alanında başarılı gelişmelerin altına imza atan, Dubai ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Tamince, \"Şimdiki kralın babası Şeyh Raşit, İngiliz Havayolları\'nın 1963 yılında ülkesine uçuş yapmasını istiyor. Bu teklifini uçuşlar başlamadan 5 yıllık yolcu parasını ödeyerek kabul ettiriyor. O dönemde Dubai\'ye haftada 20 kişi uçmuyordu. Bugün 37 milyon yolcu var. Şimdi de 120 milyon yolcu kapasiteli havaalanı yapıyorlar. İşte ben buna vizyon derim\" dedi.

ANSİAD, ÖDÜLLÜ YENİ İŞ FİKRİ YARIŞMASI BAŞLIYOR

Bu yıl beşincisi düzenlenecek olan ANSİAD GİRİŞİMCİLİK HAFTASI etkinlikleri kapsamında düzenlenen YENİ İŞ FİKRİ YARIŞMASI için son başvuru tarihi 30 KASIM 2007 \'dir. Yarışma Şartnamesi ve İş Fikri Önerisi ektedir.

ANSİAD\'IN 15.OLAĞAN TOPLANTISINDA ENERJİ TARTIŞILDI

ANSİAD\'ın 15.Olağan toplantısı Sheraton Hotel\'de gerçekleştirildi. Toplantıda İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Doç.Dr.Ahmet Duran ŞAHİN, \"Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Türkiye Şartlarında Uygulanabilirliği ve Dünya Örnekleri\" konusunda konferans verdi. Doç.Dr.ŞAHİN, güneş ve rüzgardan enerji üretiminin dünya ülkelerinde yaygın olarak kullanıldığına Türkiye\'de ise verimli biçimde kullanılmadığına dikkat çekti. Evsel enerji üretiminde güneşten faydalanılabileceğine dikkat çeken Şahin, şöyle konuştu: \"Güneş enerjisini yaygın olarak çatılarda su ısıtmada kullanıyoruz. Apartman çatılarına yerleştirilen fotovoltaik güneş pilleri ile enerji üretimi yapmak mümkün. Amerika ve Almanya\'da yaygın biçimde kullanılan güneş pilleri ile saatte 150-225 kilovat elektrik üretmek mümkün. Dünya genelinde güneş pillerine yatırım yüzde 30 oranında arttı. En büyük yatırım Japonya\'da gerçekleştirildi. Yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgardan güneşe oranla daha fazla yararlanılabilir. Türkiye\'de karasal alanda rüzgar tribünleri aracılığıyla 11 bin megavat, deniz üzeri trübünler aracılığıyla 15 bin 600 megavat enerji üretiliyor. Ülke genelinde Ege denizi, Akdeniz kıyıları, Hatay, Karaman bölgeleri enerji potansiyeli yüksek rüzgara sahip. Mayıs 2007 yılında çıkarılan enerji tasarrufu yasası sonrasında Türkiye\'de enerji alanında yatırım patlaması yaşandı. Ancak yatırım yapacak kişiler fizibilite çalışmalarına önem vermeli. Tesis kuracak alan çalışması ve rüzgar ölçümlerine dikkat edilmeli.\"

ANSİAD\'IN YABANCI PERSONEL İSTİHDAMI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ

ANSİAD Turizm Sektörü Başkanı Serdar Şevki AKAYDIN tarafından hazırlanarak, T.C.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Antalya İl Müfettişliği\'ne sunulan \"Yabancı Personel İstihdamı\" ile ilgili görüşlerimiz ektedir.

ANSİAD BAŞKANI ALİ RIZA AKINCI\'NIN 16.AKDENİZ TOPLANTISI KONUŞMASI

ANSİAD Başkanı Sayın Ali Rıza AKINCI\'nın konuşma metni ekte sunulmuştur.

TÜSİAD BAŞKANI ARZUHAN DOĞAN YALÇINDAĞ ANSİAD\'IN KONUĞU OLDU

TÜSİAD Başkanı Arzuhan DOĞAN YALÇINDAĞ, konuk konuşmacı olarak katıldığı ANSİAD 16.AKDENİZ TOPLANTISI\'nda \"Türkiye\'de Siyasi ve Ekonomik Gelişmeleri\"i değerlendirdi, üyelerin ve misafirlerin sorularını yanıtladı. Toplantıda, Ansiad\'a yeni katılan üyelere rozetlerini Sn.Yalçındağ taktı.

AKFEN HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI SAYIN HAMDİ AKIN ANSİAD 2. DÖNEM OLAĞAN TOPLANTISININ İLK KONUĞU OLDU.

Aynı zamanda TAV Yönetim Kurulu Başkanı olan Hamdi AKIN, ANSİAD\'ın düzenlediği ikinci dönem olağan toplantıların ilkine konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda, kendisi ve şirketlerinin gelişimi konusunda bilgi veren AKIN, kalorifer kazanı yaparak iş hayatına atıldığını anlattı.Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL\'dan çok şey öğrendiğini ifade eden AKIN, Türkiye ve yurtdışında hava alanları inşa edip işlettiklerini hatırlatarak,TAV\'ın dünya markası haline geldiğini bildirdi.

TÜRKİYE GENÇ İŞ ADAMLARI DERNEĞİ (TÜGİAD) EKONOMİ ALANINDA BİLİMSEL NİTELİKLİ ESER YARIŞMASI DÜZENLEMEKTEDİR

TÜGİAD , 2000 Yılından itibaren geleneksel hale getirdiği \"Ekonomi Alanında Bilimsel Nitelikli Eser\" yarışmasını bu yıl yine düzenlemiş bulunmaktadır. Yarışmanın konusu her yıl değişik alanlarda belirlenmekte olup, amacı; bir yandan güncel bir konuya kamuoyunun dikkatini çekmek, diğer yandan araştırma ve eser yazma konusunda ilgilileri motive etmektir. Yarışma için bu yıl belirlenen konu \"ULUSLARARASI SERMAYE HAREKETLERİNİN TÜRKİYE\'NİN MAKRO EKONOMİK DENGELERİNE ETKİLERİ\" dir. Yarışma şartnamesi ektedir.

ANTALYA İŞ DÜNYASI PLATFORMU ADONİS OTELDE YAPILDI.

ANSİAD ( Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği), ALTINSİAD – (Altınova Sanayici ve İşadamları Derneği), AGİD ( Antalya Girişimci İşadamları Derneği), MÜSİAD ( Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği), ANTİKAD ( Antalya İş Kadınları Derneği) ve ANTGİAD ( Antalya Genç İşadamları Derneği) tarafından düzenlenen “GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU” toplantısı Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt YENİ’nin başkanlığında ADONİS Otel\'de gerçekleştirildi. CHP Antalya Milletvekili Adayı Tuncay ERCENK DP Antalya Milletvekili Adayı Nafiz TANIR GP Antalya Milletvekili Adayı Adil AŞIRIM MHP Antalya Milletvekili Adayı Prof.Dr.Tunca TOSKAY\'ın katıldığı toplantıda, 22 Temmuz’da gerçekleşecek olan genel seçim öncesinde, Siyasi Parti Temsilcileri Antalya ve Türkiye ile ilgili projelerini ve hedeflerini anlattılar ve katılımcıların 1- Türkiye için; •Dış Politika •AB •Kıbrıs •Komşularımız (Kuzey Irak, Terör) •Ekonomi (Cari Açık–İMF-Kur Politikaları-İşsizlik–Ara Eleman Sıkıntısı–Kobi Desteği-Üretim Politikaları-Özelleştirme Politikaları) 2- Antalya için; •Turizm (Tanıtım, Vergi, ÖTV, KDV İndirimi, Turizm Master Planı) •Göç •Altyapı •Çevre (Erozyon, Küresel Isınma) •Enerji politikaları •Ulaşım (raylı sistem) ile ilgili sorularını cevapladılar.

15.AKDENİZ TOPLANTISI ANTALYA MİLLETVEKİLİ ADAYLARININ KATILIMI İLE GERÇEKLEŞTİ.

Sheraton Oteli’nde düzenlenen, ANSİAD 15. Akdeniz Toplantısı’na “CHP, DP, MHP ve AKP’nin Antalya Vizyonu ve Projeleri ile Önümüzdeki Yasama Dönemindeki Öncelikleri” konulu toplantıya dört partinin birer milletvekili adayı katıldı. CHP milletvekili adayı Osman Kaptan Türkiye’nin dünyada, Antalya’nın Türkiye’de, iş adamlarının hem Türkiye hem de dünyada hak ettikleri yerde olmadıklarını iddia etti. Gelişmekte olan ülkelerin son dört yılda yüzde 7,5 olan büyüme hızı ortalamalarının Türkiye’de yüzde 6,9, yüzde 5,5 olan enflasyon ortalamalarının ise Türkiye’de yüzde 12 olduğuna dikkati çeken Kaptan, ’Türkiye’de son dört yılda borçlar iki katına çıkmış, 1,5 milyar dolar olan cari açık 32 milyar dolara yükselmiştir” dedi. KAPTAN aynı tarihlerde Türkiye’deki gizli işsizliğin yüzde 16,8 den yüzde 20’lere çıktığını ileri sürdü. Türkiye’de bankaların yüzde 42 sinin, sigorta şirketlerinin yüzde 41’nin borsanın ise yüzde 70’nin yabancı sermayenin elinde olduğunu ifade eden KAPTAN, yabancı sermayeye karşı olmadıklarını ancak Avrupa Ülkelerindeki bankacılık sektöründe yabancı payının sınırlı olduğunu kaydetti. Türkiye’de bankacılık sektöründe yabancı payının yüzde 25 ile sınırlandırılmasını teklif ettiklerini dile getiren Kaptan, Bakan Abdullatif ŞENER dışında hükümet üyelerinin bu teklifi kabul etmediğini söyledi. Kaptan, ‘Yabancı sermayeye karşı değiliz ama yatırım yapsın, istihdam yaratsın istiyoruz,.ama onlara en gelişmiş şirketlerimizi veriyoruz” diye konuştu. Devlet Planlama Teşkilatının 1996 yılında yaptığı Sosyo - ekonomik gelişmişlik sıralamasında 7. sırada olan Antalya’nın, 2003 yılında 10. sıraya gerilediğine dikkati çeken Kaptan, CHP’nin Antalya’ya ilişkin Projelerini de şöyle sıraladı: ‘Tarım ve turizm desteklenecek. Seyahat acentelerine, getirdikleri her turist başına prim verilecek. Turizmde oluşturulacak üst kurulda etkinlik yaratılacak ve Turizm Bakanlığı yeniden yapılandırılacak. Kışın tesisini açan işletmecilere istihdamda vergi indirimi sağlanacak. Tarımda modern seracılık desteklenecek, mazotun ÖTV’si alınmayacak. Kentin doğu ve batısına 2 havalimanı yapılacak ve tren yolu ana ulaşım planına alınacak.” İktidar olmaları durumunda Esnaf Bakanlığı kuracaklarını belirten KAPTAN, turizm sektörüyle birlikte diyalog halinde sorunları çözeceklerini kaydetti. DP adayı eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet DENİZOLGUN, bakanlık döneminde yapımına başlanan Gazipaşa Havaalanı’na o dönem “Uçak dağa çakılır” diyerek karşı çıkan eski Ulaştırma Bakanı Enis ÖKSÜZ’ün de, DP’nin Mersin birinci sıra adayı olduğunu belirterek, “Siyasetin böyle zaman içerisinde sürprizleri oluyor” dedi. Bakanlığı döneminde küçük uçakların inebilmesi için tasarlanan Gazipaşa Havaalanının yatırımı için ilgili tüm kurumlardan onay aldıklarını anlatan DENİZOLGUN, havaalanı tamamlanamadan görevinden ayrıldığını kaydetti. Denizolgun, Antalya Büyükşehir Belediyesinin milyarlarca dolarlık bütçesine rağmen kente dört alt geçit dışında fazla bir şey kazandırmadığını savundu. Antalya Büyükşehir Belediyesinin hafif raylı sistemin ihalesini gerçekleştirdiğine dikkati çeken DENİZOLGUN , “Bu sistemin metro olması için iş adamlarının güçlerini kullanması lazım” diye konuştu. MHP adayı Doç. Dr Mehmet GÜNAL’da, iktidara gelmeleri durumunda süratle Antalya şurası toplayacaklarını, turizmi dört mevsime yayacaklarını söyledi. Antalya kent merkezinin kuzeye kaydırılmasını planladıklarını belirten GÜNAL, tarım sektöründe de yenilikler yapılacağını, ayrıca Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulmasının planlandığını kaydetti. Sıcak paraya dayalı büyüme anlayışının hükümetin işine geldiğini ancak ihracatçıyı olumsuz etkilediğini belirten GÜNAL, “Türkiye için yüksek büyüme rakamları açıklanıyor ama işsizlik hala azalmadı. Bizim üreten ekonomi programımız var. İstihdama, yüksek teknolojiye bu programda başta KOBİ’ lerin teşvikini amaçlıyor. Biz çatışmaya girmeden, gerilim yaratmadan çözüm odaklı yönetim anlayışından yanayız. Türkiye’nin şu andaki sorunu yönetimsizlik” dedi. AKP adayı Sadık BADAK, “e-bildiri, muhtıra sonrası 27 Nisanda kendisini çok kötü hissettiğini” vurgulayarak, “Burada olmamın sebebi odur” dedi. Türkiye’de sivil siyaset anlayışının genişletilmesi gerektiğini belirten BADAK, “Sivil toplumun öncülük edeceği arama konferansı ile yeni bit sivil Anayasa hazırlanmalı” diye konuştu. BADAK, hükümetin 4,5 yılda eğitimden sağlığa, ekonomiden bilime birçok alanda gelişmeler kaydettiğini söyledi.

GELENEKSEL AKDENİZ TOPLANTILARININ 15.SİNDE ANSİAD YİNE GÜNDEMİN NABZINI TUTMAYA DEVAM EDİYOR!

26 Haziran 2007 Salı günü Sheraton Voyager Antalya Otelde gerçekleşecek olan toplantımıza CUMHURİYET HALK PARTİSİ (CHP), DEMOKRAT PARTİ (DP), MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ (MHP), ADALET VE KALKINMA PARTİSİ (AKP) Antalya Milletvekili adayları konuşmacı olarak katılacak ve “CHP, DP, MHP ve AKP’NİN ANTALYA VİZYONU ve PROJELERİ İLE ÖNÜMÜZDEKİ YASAMA DÖNEMİNDEKİ ÖNCELİKLERİ” konusunda görüşlerini açıklayacaklardır.

ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISINA KATILAN TÜRKİYE SINAİ KALKINMA BANKASI A.Ş. GENEL MÜDÜRÜ SAYIN HALİL EROĞLU BANKANIN ÇALIŞMALARI HAKKINDA BİLGİLER VERDİ.

(ANSİAD) düzenlediği toplantıya katılan TSKB Genel Müdürü Eroğlu, bankanın çalışmaları hakkında bilgi verdi. Halil Eroğlu, kredi aldıkları uluslararası kuruluşların isteği doğrultusunda, çevreci olmayan yatırımlara kredi vermediklerini bildirdi. TSKB’nin uluslar üstü kuruluşlardan kredi aldığını, bu kredileri de Türkiye’de KOBİ’lere kullandırdıklarını belirten Eroğlu, çevreci olmayan yatırımlara kredi vermediklerini söyledi. Eroğlu; “KOBİ’lere kullandırdığımız krediler, bizim bankanın olduğu kadar kredi temin ettiği uluslar üstü kuruluşların da arzu ettiği koşullara dayalı olması gerekir. 2007’den itibaren sosyal sorumluluk projesi olarak biz de çevreye duyarlı yatırımlar konusunda duyarlı hale geldik. Kredi aldığımız bu kuruluşlardan gelen baskıyla çevreye uyumlu olmayan hiçbir yatırımı finanse edemez hale geldik. Çünkü bizim verdiğimiz ve onayladığımız krediler, bu kuruluşlar tarafından da onaylanmaktadır. Çevreye uyumlu olmayan yatırımlara kredi vermiyoruz.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

AVUSTURYA BÜYÜKELÇİSİ HEIDEMARIA GÜRER ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISINDA

Avusturya\'nın Ankara Büyükelçisi Dr. Heidemaria GÜRER, Avusturya’nın Dönem Başkanlığından Sonra Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri konusunda bilgiler verdi. Türkiye\'nin ABiçin önemli bir ülke olduğunu belirten GÜRER. AB üyelik kriterlerinin tüm aday ülkeler için geçerli olduğunu söyledi. Dr. Heidemaria GÜRER\'in sunumu ektedir.


21 MAYIS 2007 PAZARTESİ GÜNÜ TÜSİAD WASHİNGTON TEMSİLCİSİ SAYIN ABDULLAH AKYÜZ ANTALYA\'DA

ANSİAD\'ın Hukuk Fakültesi ile ortaklaşa gerçekleştireceği konferansın konuşmacısı TÜSİAD Washington Temsilcisi Sayın Abdullah AKYÜZ. Konferansın konusu ise şu anda Türkiye\'nin gündeminde olan önemli bir konu \"Irak Savaşı ve Sonrasında Türk - Amerikan İlişkileri \"

KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DÜNYAYI VE ANTALYA\'YI TEHDİT EDİYOR!

ANSİAD\'ın Sheraton Voyager Otelde düzenlediği Olağan Toplantıda İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ve Afet Yönetimi Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU Küresel İklim Değişiklikleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Prof.Dr. Mikdat KADIOĞLU\'nun konuşma metni ekte dikkatinize sunulmuştur.



İklim Değişimi sunumu için lütfen tıklayınız.

TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş. GENEL MÜDÜRÜ ERSİN ÖZİNCE ANSİAD TOPLANTISINDA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU!

Ersin Özince, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) olağan toplantısında, \'\'Küresel Gelişmeler, Sermaye Hareketi, Türkiye Ekonomisine, Finansal Sektöre ve Banka Sistemine Yansımaları\'\' konulu bir konferans verdi. Özince, konferansın ardından da iş adamlarının sorularını yanıtladı. Özince, bir soru üzerine, ne şimdi, ne de Kasım ayında yapılacak genel seçiminden sonra döviz kurunda bir patlama beklemediğini vurguladı. Özince, önceki hükümet döneminde uygulanan \'\'dövizde çıpa\'\' politikası konusunda Bankalar Birliği Başkanı olarak \'\'açığa düştüğünü\'\' belirtti. Kurun çıpa doğrultusunda olacağını söyledikten bir yıl sonra Türkiye\'de döviz kurunun dalgalandığını ve ardından Kemal Derviş\'in Türkiye\'ye geldiğine değinen Özince, şöyle devam etti: \'\'Uluslararası para hareketlerinin çok önemli bir bölümü, Türkiye\'de pozisyon alırken, ciddi bir kur riskine girerek pozisyon alıyor. Dolayısıyla, kimse zarar realize edip, masadan kalkmaz. Ama finans bilimi şunu emrediyor: Alabileceğiniz finansal risklerin altına girin. Şu an benim bankam bu riski alıyor. Ama tamamen klozların emrettiği kadar. Kur riskini mümkün olduğunca almamak lazım. Türk Lirası karşısında da para birimleri karşısında da fazla risk almamak lazım. Alacaksanız da mali gücünüz yettiği kadar almak lazım.\'\' Özince, başka bir soru üzerine de ekonomide de siyasi alanda da kriz beklemediğini ifade ederek, şöyle devam etti: \'\'Kriz beklemiyoruz. Siyasi açıdan da bir kriz beklemiyoruz. Niye beklemiyoruz? İstemiyoruz da ondan. Herkes aynı şeyi yaparsa döviz patlamaz. Seçimden sonra da patlamaz. Türkiye gibi, bu kadar genç insanın yaşadığı bir ülkenin sürprizlere hiç bir zaman yer vermemesi lazım. Ne döviz kurunda, ne domatesin fiyatında sürpriz olmamalı. Serbest piyasanın oynaklık, spekülasyon olmadığını kanıtlamak lazım.\'\' \'\'EKONOMİ İYİYE GİDİYOR\'\' Özince, bir soruyu yanıtlarken, hem finans sektöründe, hem de ekonominin tamamında Türkiye\'nin makro düzeyde iyiye doğru gittiğine değindi. Özince, \'\'Ekonomi iyiye gidiyor ama bir nekahet döneminde olduğumuzu da unutmamamız lazım\'\' diye konuştu. Özince başka bir soruya, \'\'Türkiye\'ye doğrudan yabancı sermaye girişi devam edecek. Çünkü yabancı sermayenin gidebileceği başka güvenilir pazar yok\'\' yanıtını verdi. Türk bankalarının yabancı bankalara satışına ilişkin görüşlerini de açıklayan Özince, Türkiye\'nin büyüyebilmesi için sermayeye ihtiyaç duyulduğunu, sermayenin ekonominin kalbi olduğunu ve piyasaya kan pompalaması gerektiğini kaydetti. Özince, \'\'Türk bankacılık sektörü Basel kriterleriyle çalışacaksa, sermaye lazım. Sermaye de bizde yok. Ben bundan mutlu değilim. Ama (Bankalar bizde kalsın, ben sizin ihtiyaçlarınıza cevap vermeyeyim) demek gibi bir saçmalık olur mu?\'\' diye sordu. Kamu maliyesinde önemli düzelmeler olduğunu belirten Özince, bu durumun AB kriterlerine ulaşmak için gösterilen çabalar ve yapılan reformlar sayesinde gerçekleşebildiğini kaydetti. Özince, sosyal güvenlik yasasının yeniden ertelendiğine değinerek, sosyal güvenlikte büyük bir kara delik bulunduğunu söyledi. Dünyada 500 milyar dolar civarında fonun dolaştığını ve yatırım yapacak sakin liman aradığını anlatan Özince, bunun yüzde 10\'unun Türkiye\'ye gelmesinin, Antalya\'nın eski küçük limanına bir transatlantiğin girmesi anlamına geleceğini, bunun gereksiz olduğunu ifade etti. \'\'YABANCI ORTAK ARAYIŞIMIZ YOK\' Özince, başka bir soruyu ise \'\'Yabancı ortak arayışımız yok. Niyetimiz bankamızı satmak değil\'\' diye cevapladı. Özince, Ziraat Bankası ile Halk Bankası\'nın İş Bankası modeliyle özelleştirilmesinin yeterli olacağına inandığını, bu bankaların stratejik ortaklara blok halinde satılmayacağını belirtti. Özince, bankaların özelleştirilmesinin illa yabancılara satılması anlamına gelmeyeceğini de ifade etti. Özince, bir işadamının, Türkiye\'nin 15 yıl sonrasını nasıl gördüğüne ilişkin sorusu üzerine de \'\'15 yıl sonra Türkiye çok büyüyecek. Özellikle Antalya çok daha fazla büyüyecek ve Türkiye\'nin en büyük bir kaç ilinden biri olacak\'\' karşılığını verdi.

TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş. GENEL MÜDÜRÜ SAYIN ERSİN ÖZİNCE ANSİAD\'DA.

24 Nisan 2007 tarihli 7. Olağan Toplantı herzamanki gibi Sheraton Voyager Otelde 19.00 ve 22.30 saatleri arasında gerçekleşecek olup, Sayın Ersin ÖZİNCE \"Küreselleşme Karşısında Türkiye Ekonomisi\" hakkında konuşma yapacaktır.

ANSİAD\'IN 6. OLAĞAN TOPLANTISININ KONUK KONUŞMACISI ANTALYA KENT MÜZESİ KURUCU KÜRATÖRÜ SAYIN ORHAN SİLİER\'Dİ.

Toplantıda Antalya Kent Müzesi Projesinin amacı ve kurulması düşünülen yer hakkında bilgiler veren SİLİER\'in sunumuna ulaşmak için lütfen tıklayınız.

ANSİAD ÜYELERİ İÇİN DÜZENLENEN EĞİTİM ADONİS OTEL\'DE GERÇEKLEŞTİ

Prof. Dr. Turgay BİÇER\'in \"Vizyoner Liderlik ve Yeni Paradigmalar\" konulu eğitimi ANSİAD Üyeleri ve üyelerimizin misafirlerinin katılımıyla 7 Nisan 2007 tarihinde ADONİS Otelde gerçekleşti.



ANSİAD 4. OLAĞAN TOPLANTISINDA ANTALYA LİMANI HAKKINDA GÖRÜŞME YAPILDI.

ANSİAD Üyesi & ANTMARİN Yön. Kur. Bşk. ve Antalya Limanı Ortaklarından HASAN YILDIRIM AKINCIOĞLU \"Antalya Limanının Özelleştirilmesinin Antalya Ekonomisine ve Antalya Kuruvaziyer Turizmine Etkileri\" hakında bilgiler verdi. Hasan AKINCIOĞLU Antalya Limanını aldıktan sonra önemli yatırımlara başladıklarını belirtirken, konteyner taşımacılığında önemli artışlar yaşandığını söyledi. Antalya Limanında konteyner taşımacılığında Avrupa\'da söz sahibi olan iki büyük firmanın bulunduğunu , buna bir yenisinin daha ekleneceğini anlatan AKINCIOĞLU; \"Antalya Limanında konteyner yük kapasitesi 60 - 70 bine ulaşacak. Antalya\'lı sanayici, bölge limanını daha keşfedemedi. Antalya Limanı, bölge yatırımcısının ve iş adamlarının dünya\'ya açılmasını sağlayacak. Antalyalı müteşebbis turizm nedeniyle biraz tembelleşmiş. Antalya Limanı\'nın tek handikapı ise demir yolunun olmamasıdır. Ançak, İç Anadolu Bölgesinin yükünü buraya çekebilmek için bazı çalışmalarımız olacak. Konteyner şirketleri arttıkça da, navlun fiyatları düşecektir dedi.

ANSİAD ŞUBAT 2007 VERGİ HAFTASI BÜLTENİ

ANSİAD Başkanı Ali Rıza AKINCI\'nın Vergi Haftası ve Antalya İlinin 2006 Yılı Vergi Gelirleri ile ilgili yorumu ektedir.

ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISINA KONUŞMACI OLARAK AVRUPA TÜRKİYE TURİZM İŞ KONSEYİ BAŞKANI & TUI HOLDİNG TÜRKİYE DANIŞMANI HÜSEYİN BARANER KATILDI.

13.02.2007 Tarihinde Sheraton Voyager Hotel\'de gerçekleşen olağan toplantıda Hüseyin BARANER ( Avrupa Türkiye Turizm İş Konseyi Başkanı & TUI Holding Türkiye Danışmanı) Antalya Turizmi ile ilgili görüşlerini ANSİAD üyeleri ile paylaştı. Konuşma metni ektedir.

ANSİAD AB AKADEMİSİ, TİTANİC BEACH&RESORT HOTEL İE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ EĞİTİM FAALİYETİNİ KATILIM BELGELERİNİN VERİLDİĞİ BİR KOKTEYL İLE SONLANDIRDI.

ANSİAD AB AKADEMİSİ\' nin TİTANİC BEACH&RESORT HOTEL\'in Genel Müdürü Bülend ÇİMENLİ ve Departman Müdürleri ile gerçekleştirdiği eğitim faaliyeti sona erdi. Bu nedenle yine TİTANİC OTEL\'in ev sahipliğinde gerçekleşen kokteyde, katılımcılara ve eğitimcilere teşekkür belgelerini Akdeniz Üniversitesi Rektör Yrd. Prof. Dr. Mustafa Pekmezci, TEKNOKENT Yönetim Kurulu Bşk. Yrd. Prof. Dr. Oğuz Kerim BAŞKURT, Muratpaşa Belediyesi Bşk. Yrd. Cavit TETİK, Yüksek Danışma Kurulu Başkanı İbrahim ŞENCAN ve ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hamdi GÜNEŞ takdim ettiler. Ayrıca Yönetim Kurulu Bşk. Yrd. Orhan OFLAZ, Toplantı Yönetmeni Şerife KAYA, Üyelerimiz Vahdet NARİN, Bekir Bülend ÖZSOY ve Mustafa ÇETİN\'de eşiyle birlikte kokteylde hazır bulundular.

ANSİAD 3.OLAĞAN TOPLANTISINA TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU ANTALYA BÖLGE MÜDÜRÜ ABDİ ÖNCEL KONUŞMACI OLARAK KATILDI.

Türkiye İstatistik Kurumu Antalya Bölge Müdürü Abdi ÖNCEL \"Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi\" ile ilgili bilgiler verdi. Abdi ÖNCEL\'in sunumu ektedir.

ANSİAD 3.OLAĞAN TOPLANTISINA ELMALI KAYMAKAMI & AB PROJELERİ GENEL KOORDİNATÖRÜ VEYSEL YURDAKUL KONUŞMACI OLARAK KATILDI.

Elmalı Kaymakamı & AB Projeleri Bölge Koordinatörü Veysel YURDAKUL toplantıda \"Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Modeli\" hakkında önemli bilgiler verdi. Veysel YURDAKUL\'un sunumu ektedir.

ANSİAD YENİ YÖNETİM KURULU NEZAKET ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR! \"BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ZİYARETİ\"

Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Akıncı, Başkan Yardımcısı Hamdi GÜNEŞ ve Toplantı Yönetmen Yardımcısı Muzaffer SAĞLAM Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes TÜREL\'i makamında ziyaret ettiler.

TARIMA DAYALI İHTİSAS OSB İÇİN İLK ADIM ATILDI

\"Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Kurulması\" ile ilgili toplantı Vali Sn.Alaaddin YÜKSEL başkanlığında, Valilik Toplantı Salonunda yapıldı. Toplantıya; ANSİAD Başkanı Ali Rıza AKINCI, ANSİAD Başkan Yardımcısı Hamdi GÜNEŞ, Antalya Ticaret Borsası Başkanı İlhami KAPLAN, İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü Osman ERDEM, Defterdar Hidayet MAT, Defterdarlık Doğu Emlak Müdürü Sedat HÖKELEK, Defterdarlık Batı Emlak Müdürü Yurdakul TAŞÇI, Tarım İl Müdürü Bedrullah ERÇİN, Akdeniz Üni.Uzaktan Algılama Araştırma ve Uyg.Mer.Müd.Doç.Dr.Mustafa SARI, Büyükşehir Belediyesi Nazım Planlama Dairesi Başkanı Aysun ÖZTÜRK, Orman Bölge Müdürü Ahmet GEDİKAĞAOĞLU, ATSO Genel Sekreter Yrd. Tanju UNVAN, Tapu ve Kadastro Bölge Müdürü Mülayim ÇAVUŞ, Organize Sanayi Bölge Müdürü Süleyman DEMİRTAŞ ve ANSİAD İdari Genel Sekreteri Deniz İSTANBULLU katıldılar. Üretici, sanayici, pazarlamacı entegrasyonunu bir araya getirecek olan bu projede; tarımsal üretim yapan bütün işletmelerin belli bir disiplin içine alınması ve bu disiplini sağlamak için tek elden sevk edilmesi, üretim için girdi temini ve ürünlerin pazarlanması hedeflenmekte, üretici sanayici ve pazarlayıcı entegrasyonunun gerçekleşirilmesi amaçlanmaktadır. Toplantıda, projesinin bir an önce hayata geçirilmesi için görev paylaşımı yapılmıştır.

ANSİAD YENİ YÖNETİM KURULU NEZAKET ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR! \"GARNİZON KOMUTANLIĞI ZİYARETİ\"

Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Akıncı, Başkan Yardımcısı Hamdi GÜNEŞ, Mali Yönetmen Nuri BÜYÜKSELÇUK ve ANSİAD Genel Sekreteri Deniz İSTANBULLU Tugay ve Garnizon Komutanı Sayın Tuğgeneral Atakan ALTIPARMAK\'ı makamında ziyeret ettiler.

ANSİAD YENİ YÖNETİM KURULU NEZAKET ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR! \"REKTÖRLÜK ZİYARETİ\"

Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Akıncı, Başkan Yardımcısı Hamdi GÜNEŞ, Mali Yönetmen Nuri BÜYÜKSELÇUK ve ANSİAD Genel Sekreteri Deniz İSTANBULLU Akdeniz Üniversitesi Rektörü Sayın Mustafa AKAYDIN\'ı makamında ziyeret ettiler.

ANSİAD YENİ YÖNETİM KURULU NEZAKET ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR! \"EMNİYET ZİYARETİ\"

Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Akıncı, Başkan Yardımcısı Hamdi GÜNEŞ, Mali Yönetmen Nuri BÜYÜKSELÇUK ve ANSİAD Genel Sekreteri Deniz İSTANBULLU İl Emniyet Müdürü Sayın Feyzullah ARSLAN\'ı makamında ziyeret ettiler.

ANSİAD YÖNETİMİNE \"TOPLUM DESTEKLİ POLİS\" PROJESİ HAKKINDA BİLGİ VERİLDİ.

ANSİAD Ofisinde gerçekleşen toplantıda Hava Limanı Şube müdürlüğünden, Emniyet Amiri Ayşegül KAPLAN ve Polis Memuru Ünsal KOCA tarafından \"TOPLUM DESTEKLİ POLİSLİK \"hizmetleri hakkında bilgi verildi. Toplum Destekli Polislik Hizmetleri çalışmalarının Türkiye\'de ilk defa Antalya\'da uygulandığını belirten KAPLAN, ANSİAD\'dan bu konuda destek istedi.

ANSİAD YÖNETİM KURULU ANTALYA VALİSİ SAYIN ALAADDİN YÜKSEL\'E NEZAKET ZİYARETİNDE BULUNDU.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza AKINCI, Başkan Yardımcısı Hamdi GÜNEŞ, Başkan Yardımcısı Orhan OFLAZ, Mali Yönetmen Nuri BÜYÜKSELÇUK, Mali Yönetmen Yardımcısı Yüksel DAL, Genel Sekreter Işık YARGIN, Genel Sekreter Yardımcısı Berkay SONER, Toplantı Yönetmeni Şerife KAYA ve Toplantı Yönetmen Yardımcısı Muzaffer SAĞLAM, Antalya Valisi Sayın Alaaddin YÜKSEL\'e nezaket ziyaretinde bulundular.

ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ALİ RIZA AKINCI\'NIN BASIN AÇIKLAMASI

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza AKINCI\'nın Organize Sanayi Bölgesinde Kurulması Düşünülen Canlı Hayvan Borsası ile ilgili Basın Açıklaması ektedir.

ANSİAD\'IN YENİ YÖNETİM KURULU...

Yeni yönetimin görev dağılımı ektedir.

ANSİAD YENİ YÖNETİM KURULU BASINLA TANIŞTI.

Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza AKINCI\'nın Basın Bildirisi Ektedir.

ANSİAD Bu Yıl İlk Defa Özel Kültür Hizmet Ödülü verdi.

“ANSİAD ÖZEL KÜLTÜR HİZMET ÖDÜLÜ” Antalya’ya, tarihiyle ilgili ilk defa belge niteliğinde bir kitap kazandırması nedeniyle Sayın Hüseyin ÇİMRİN\'e verildi.

ANSİAD,Yılın Başarılı Sanat Kurumu Ödülünü Yurdışında bir kuruma layık gördü.

YILIN BAŞARILI SANAT KURUMU ÖDÜLÜ NÜRNBERG ULUSLARARASI KARDEŞ ŞEHİRLER TÜRKİYE VE MAKEDONYA DAİRE BAŞKANLIĞI’NA VERİLDİ. Ödül Mr. Werner TRINI\'ye Ant.Milletvekili Sayın Nail KAMACI tarafından takdim edildi.

ANSİAD YENİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI ALİ RIZA AKINCI!..

17.si Gerçekleşen ANSİAD Genel Kurulunda Ali Rıza AKINCI Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi.Genel Kurulun ardından gerçekleşen baloda yönetimi devralan Ali Rıza AKINCI\'nın yeni yönetiminde Hamdi GÜNEŞ, Orhan OFLAZ, Nuri BÜYÜKSELÇUK, Işık YARGIN, Şerife KAYA, Muzaffer SAĞLAM, Berkay SONER ve Yüksel DAL görev alacaklar.



ANSİAD 17.YAŞINI KUTLUYOR.

ANSİAD\'ın Kuruluşunun 17. Yıldönümü , ile \"Yılın Başarılı İş Adamı\", \"Yılın Başarılı Gazetecileri\" ve \"Yılın Başarılı Sanat Kurumu\" ödüllerinin verileceği balo 20 Ocak 2007 Cumartesi günü saat 19.00\'da Sheraton Voyager Hotel Balo Salonunda yapılacak.

OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISI 20 OCAK\'TA YAPILACAK.

ANSİAD 17. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 20 Ocak 2007 Cumartesi günü saat 13.00 \'de Sheraton Voyager Hotel\'de yapılacak.

TÜSİAD BAŞKANI ÖMER SABANCI\'NIN ANSİAD GİRİŞİMCİLİK HAFTASI KONUŞMASI

TÜSİAD BAŞKANI ÖMER SABANCI \'NIN ANSİAD GİRİŞİMCİLİK HAFTASI KONUŞMASI 14 ARALIK 2006 PERŞEMBE GÜNÜ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK KONFERANS SALONUNDA YAPILAN \"YENİ İŞ FİKİRLERİNİN ÜLKE KALKINMASINDAKİ ROLÜ VE TÜRKİYE \'NİN İNOVASYON POLİTİKASI \" KONULU PANELDE TÜSİAD BAŞKANI ÖMER SABANCI \'NIN YAPTIĞI KONUŞMA EKTE BİLGİNİZE SUNULMUŞTUR.

TÜRKONFED BAŞKANI CELAL BEYSEL\'İN ANSİAD GİRİŞİMCİLİK HAFTASINDA YAPTIĞI KONUŞMA

14 ARALIK 2006 PERŞEMBE GÜNÜ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK KONFERANS SALONUNDA YAPILAN \"TÜRKİYE\'DE SİAD\'LARIN GİRİŞİMCİLİĞE VE KATILIMCI DEMOKRASİYE KATKISI\" KONULU PANELDE TÜRKONFED BAŞKANI CELAL BEYSEL\'İN YAPTIĞI KONUŞMA EKTE BİLGİNİZE SUNULMUŞTUR.

ANSİAD BAŞKANI L.HİLMİ ÜNSAL\'IN 14.AKDENİZ TOPLANTISI AÇILIŞ KONUŞMASI

16 ARALIK 2006 CUMARTESİ GÜNÜ BARUT HOTELS LARA RESORT\'DA YAPILAN VE K.K.T.C. CUMHURBAŞKANI MEHMET ALİ TALAT\'IN ONUR KONUĞU OLARAK KATILDIĞI ANSİAD 14.AKDENİZ TOPLANTISINDA ANSİAD BAŞKANI L.HİLMİ ÜNSAL\'IN YAPTIĞI KONUŞMA EKTE BİLGİNİZE SUNULMUŞTUR.

ANSİAD BAŞKANI L.HİLMİ ÜNSAL\'IN 14 ARALIK 2006 GİRİŞİMCİLİK HAFTASI PANEL KONUŞMASI

14 ARALIK 2006 PERŞEMBE GÜNÜ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ KONFERANS SALONU\'NDA YAPILAN \"YENİ İŞ FİKİRLERİNİN ÜLKE KALKINMASINDAKİ ROLÜ VE TÜRKİYE\'NİN İNOVASYON POLİTİKASI\", \"TÜRKİYE\'DE SİADLARIN GİRİŞİMCİLİĞE VE KATILIMCI DEMOKRASİYE KATKISI\" KONULU PANELDE ANSİAD BAŞKANI L.HİLMİ ÜNSAL\'IN YAPTIĞI KONUŞMA EKTE BİLGİNİZE SUNULMUŞTUR.

ANSİAD BAŞKANI L.HİLMİ ÜNSAL\'IN 4.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI AÇILIŞ KONUŞMASI

11-15 ARALIK 2006 TARİHLERİNDE YAPILAN ANSİAD 4.GİRİŞİMCİLİK HAFTASINDA ANSİAD BAŞKANI L.HİLMİ ÜNSAL\'IN YAPTIĞI AÇILIŞ KONUŞMASI EKTE BİLGİNİZE SUNULMUŞTUR.

ANSİAD \"4.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI\" başladı.

ANSİAD\'ın \"4.Girişimcilik Haftası\" 11 Aralık Pazartesi günü çeşitli aktivitelerle başladı. Girişimcilik Haftasının amacı; İş Dünyası ve işadamlarını topluma daha yakından tanıtmak ve özellikle gençleri girişimciliğe özendirmek ve ülkemizin ihtiyacı olan sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sürecinde iş kurma kabiliyetine sahip girişimcilere her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunun farkında olarak, girişimciliğin yenilikçilik – yaratıcılık performansını daha çok öne çıkarmak ve bu sürece katkıda bulunmaktır. Hafta etkinlikleri çerçevesinde, 36 adet lise, 3 adet meslek yüksekokulu öğrencisine 50 işadamı üyemiz tarafından 45 dakika Girişimcilik dersi verilmiştir. Bu yılki Girişimcilik Haftamız ekteki program doğrultusunda gerçekleştirilecektir. ANSİAD’ın Girişimcilik Haftası faaliyetlerine katkıları ve gayretleri bulunan ATSO, Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Akd.Üni.Girişimcilik ve Kariyer Topluluğu, AIESEC, JCI Antalya Şubesi, Yerel Gündem 21 Antalya Gençlik Meclisi, Antalya Leo Kulübü, YeniBirİş.com ve Antalya Sheraton Voyager Otel’e teşekkür ederiz.

ANSİAD 15. Olağan Toplantısına ESİAD Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Yaşar TINAR ve ATİK Başkanı Aziz ŞAHİN konuk oldular.

ESİAD Genel Sekreteri ve ESİAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yaşar TINAR toplantıya katılan üyelere \"Bölgesel Kalkınma, Girişimcilik ve Antalya Bölgesi konulu bir sunum yaptı. ATİK Başkanı Aziz ŞAHİN de \"Avrupa\'daki Türklerin Girişimleri, Ekonomik Perspektifleri, Türkiye\'de İş Yapan Türk İşadamları için Avrupa\'daki fırsatlar \" başlıklı konuşma yaptı.

TÜRK KIZILAYI ANTALYA KAN MERKEZİ İLE ANTALYA SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ ARASINDA GÖNÜLLÜ KAN BAĞIŞÇILARININ EĞİTİMİ, KAN BAĞIŞÇISI KAZANIM FAALİYETLERİNİN YÜRÜTÜLMESİ İLE İLGİLİ PROTOKOL İMZANLANDI.

9 Kasım 2006 tarihinde imzalanan protokol ile ülkenin ihtiyacı olan kan ve kan ürünlerinin gönüllü, bilinçli ve düzenli kan bağışçılarından karşılanması için ANSİAD ve bağlı üyelerine eğitim verilmesi ve üyelerin kan bağışına özendirilerek gönüllü olmaları amaç edinilmiştir.

GİRİŞİMCİLİK SLOGANI YARIŞMASI SON BAŞVURU TARİHİ 30 KASIM\'A UZATILDI

ANSİAD GİRİŞİMCİLİK SLOGANI YARIŞMASI BAŞVURU TARİHİ 30 KASIM 2006 TARİHİNE KADAR UZATILMIŞTIR. YARIŞMA ŞARTNAMESİ EKTEDİR.

ANSİAD, AVRUPA AKADEMİSİ TİTANİC OTEL\'DE EĞİTİME BAŞLADI.

ANSİAD \"AVRUPA AKADEMİSİ\", Kamu kuruluşları ve belediyelerdeki bölüm müdürlerinden sonra, özel sektörden gelen talep üzerine TİTANİC OTEL\'de bölüm müdürleri ile eğitime başladı.18 Ekim 2006 tarihinde başlayan eğitim haftada iki gün olmak üzere 1 Şubat 2007 \'ye kadar devam edecek.

ANSİAD, ÖDÜLLÜ YENİ İŞ FİKRİ YARIŞMASI BAŞLIYOR

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan ANSİAD GİRİŞİMCİLİK HAFTASI etkinlikleri kapsamında düzenlenen YENİ İŞ FİKRİ YARIŞMASI için son başvuru tarihi 30 KASIM 2006 \'dır. Yarışma Şartnamesi ve İş Fikri Önerisi ektedir.

ANSİAD 14.OlağanToplantısında Kepez Belediye Başkanı Sayın Erdal ÖNER\'i konuk etti.

ANSİAD 14. Olan Toplantısını düzenlediği Sheraton Voyager Otel\'deki iftar yemeğinde Kepez Belediye Başkanı Sayın Erdal ÖNER\'İ konuşmacı konuk olarak ağırladı. \"Antalya\'da yaşayanların Kepez Bölgesi\'ne karşı sorumlulukları \" başlıklı bir konuşma yapan ÖNER, görev süresinde yapılan yatırımlar, eğitim, sağlık, istihdam projeleri ve göç olgusuyla ilgili ANSİAD üyelerini bilgilendirdi. Ayrıca Kepez\'in sosyal sorunlarının, sivil toplum örgütleri, iş adamları, yerel ve genel yönetimlerin desteğiyle çözülebileceğini belirtti.

ANSİAD, 2006 YILININ BAŞARILI GAZETECİLERİNİ ÖDÜLLENDİRECEK.

ANSİAD, her yıl olduğu gibi 2006 yılında da Antalya\'nın başarılı gazetecilerini ödüllendirecek. Başarılı Gazeteci ödülü Şartnamesi ektedir.

ANSİAD, ÖDÜLLÜ GİRİŞİMCİLİK SLOGANI YARIŞMASI BAŞLIYOR

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan ANSİAD GİRİŞİMCİLİK HAFTASI etkinlikleri kapsamında düzenlenen GİRİŞİMCİLİK SLOGANI YARIŞMASI için son başvuru tarihi 30 EKİM 2006\'dır. Yarışma şartnamesi ektedir.

ANSİAD\'a iki yeni üye katıldı.

ANSİAD\'ın Sheraton Voyager Otel\'de düzenlenen 13. Olağan Toplantısında yapılan üye alım töreninde; FEMPA ve ARTI DOKSAN Şirketlerinin Yönetim Kurulu Üyesi Sayın İnci ARSLANOĞLU\'na üyelik belgesini DYP Genel Başkanı Sayın Mehmet AĞAR verirken, ÇALLIOĞLU A.Ş.\'nin Yöneticisi, ortağı ve aynı zamanda TAHSİN AKSOY Müteahhitlik Firmasının sahibi Sayın Tahsin AKSOY\'a üyelik belgesini ANSİAD Başkanı Sayın L.Hilmi ÜNSAL verdi. Aramıza katılan iki yeni üye ile ANSİAD üye sayısı 137 oldu.

DYP Genel Başkanı Mehmet AĞAR, ANSİAD\'ın Sheraton Voyager Otel\'de düzenlenen 13. Olağan Toplantısına Katıldı.

ANSİAD\'ın 13. Olağan toplantısına konuşmacı olarak DYP Genel Başkanı Sayın Mehmet AĞAR katıldı.Toplantıda Türkiye\'nin Bugünü ve Yarını konulu konuşma yapan AĞAR, tarihten günümüze Türkiye\'nin yönünün hep Batı\'ya dönük olduğunu,Türkiye\'nin diğer Müslüman ülkelerden farklı olarak demokratik ve laik yapıyı, işleyen parlamentosuyla yaşatmayı başarabildiğini kaydetti. Türkiye\'de siyasetin \"laikliği ve inançları arkasına alanlar \" diye kutuplaştırıldığını savunan AĞAR, \"Biz laiklikten taviz vermeyiz, \'Müslümanım\' demekten de çekinmeyiz\" diye konuştu.

TÜRKONFED Bursa Başkanlar Konseyi Bildirisi.

14 - 15 Eylül tarihlerinde TÜRKONFED\'in Bursa\'da gerçekleştirdiği Başkanlar Konseyi Toplantısına derneğimiz adına Yönetim Kurulu Başkanı Sayın L.Hilmi ÜNSAL ve ANSİAD Geçen Dönem Başkanı ve TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Mustafa Talat SÖZEN katılmışlardır. \"Bursa Başkanlar Konseyi Bildirisi\" ekte bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın Valimiz Alaaddin YÜKSEL ANSİAD\'ın konuğu oldu.

Antalya Valisi Sn.Alaaddin YÜKSEL 12 Eylül 2006 günü Sheraton Voyager Otelde düzenlenen 2. Dönem Olağan Toplantılarımızın ilkinde ANSİAD\'ın konuğu oldu. Toplantıda Yön.Kur.Bşk. Sayın L.Hilmi ÜNSAL\'ın ANSİAD ANTALYA 2023 Vizyonu hakkındaki sunumundan sonra Sayın Valimiz de bu konudaki kendi görüş ve çalışmalarını üyelerimizle paylaştı. Tanıtım ve pazarlamanın özellikle turizm sektöründe çok büyük öneme sahip olduğunu belirten Vali YÜKSEL, geleceği planlamanın artık kaçınılmaz olduğunu söyledi.Planlamaya bağlı olarak altyapı meselesine de özellikle eğilmek gerektiğini vurgulayan Vali YÜKSEL, \"Altyapı yetersizliklerinin atılan bombadan çok daha tehlikeli olduğunu \"söyledi ve çevrenin koruma - kullanma dengesini muntazam olarak oturtmak gerektiğini vurguladı. Kentte göçün eğitim ve sağlık hizmetlerini olumsuz etkilediğini, kaçak yapılaşmayı körüklediğini bildiren YÜKSEL, Antalyalı\'nın ne kadar Diyarbakır ve Hakkari\'de yaşamaya hakkı varsa onların da burada yaşamaya hakkı olduğunu vurguladı. YÜKSEL, \"Antalya\'da yaşayanlar bu kente karşı sorumluluğunu yerine getirmeli \"dedi ve göçün oluşturduğu eğitim sorununun aşılması için hayırseverlerden büyük destek gördüklerini de sözlerine ekledi.

ANSİAD 2. Dönem Olağan Toplantıları 12 Eylül\'de başlıyor.

Bugün Sayın Valimiz Alaaddin YÜKSEL\'in de katılımıyla gerçekleşecek olağan toplantıda ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sayın L. Hilmi ÜNSAL Antalya 2023 Kent Vizyonu hakkındaki sunumunu yapacak ve hazırlanan rapor hakkında bilgi verecek.

Sayın Ali Müfit GÜRTUNA ANSİAD\'ı ziyaret etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye eski Başkanı Ali Müfit GÜRTUNA 2 Eylül 2006 Cumartesi günü ANSİAD Yönetim Kurulunu ANSİAD\'ın Antalya 2023 Vizyonu ile ilgili fikirlerini almak ve kendi görüşlerini paylaşmak üzere ziyaret etti.

ANSİAD AB Broşürü Tanıtım Kokteyli 3 Ağustos 2006 tarihinde yapıldı.

ANSİAD - TÜSİAD İşbirliği ile hazırlanan AB Broşürü bugün Sheraton Voyager Otelde düzenlenen kokteyl ile davetlilere tanıtıldı ve basında geniş yer aldı. Bu projenin amacı; Öncelikle ülkemize gelen yabancı turistlere, Türkiye ve Türkiye Ekonomisi\'nin büyüklükleri hakkında rakamsal - somut bilgiler vermektir.

TÜRKONFED Başkanlar Konseyi Toplantısı Trabzon\'da yapıldı..

TÜRKONFED Başkanlar Konseyi Toplantısı 15-16 Haziran 2006 tarihlerinde Trabzonda yapıldı. Toplantıya derneğimiz adına ANSİAD Başkanı Sn.L.Hilmi ÜNSAL ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyesi Sn. Mustafa Talat SÖZEN katılmışlardır. Toplantıya ait bildiri ekte sunulmuştur.

ANSİAD\'a Üç Yeni Üye Katıldı.

23 Mayıs 2006 tarihinde Sheraton Hotel\'de yapılan 9. Olağan Toplantıda ANSİAD\'a katılan üç yeni üyenin rozetleri takıldı. Yeni katılan üyelerin isimleri; Sn. Şerife KAYA (AGNE TOURS), Sn. Ömer ARICAN (ARICAN Boru San.A.Ş.), Sn. Bülent BIDI (GELİŞİM Teknik Ltd.Şti.)\'dır. Sn. Şerife KAYA\'nın rozetini ANSİAD Üyesi Sn. Arif SELÇUK, Sn. Ömer ARICAN\'ın rozetini toplantının konuşmacı konuğu Denizbank Genel Müdürü Sn. Hakan ATEŞ, Sn. Bülent BIDI\'nın rozetini ise ANSİAD Başkanı Sn. L.Hilmi ÜNSAL taktı.

Denizbank Genel Müdürü Sn. Hakan ATEŞ 23 Mayıs 2006 Tarihinde Gerçekleşen ANSİAD\'ın 9. Olağan Toplantısına Konuk Oldu.

23 Mayıs 2006 tarihinde 19.00-22.30 saatleri arasında Sheraton Voyager Hotel\'de gerçekleşen ANSİAD\'ın 9. Olağan Toplantısına Denizbank Genel Müdürü Sn. Hakan ATEŞ konuk oldu. Toplantıda \"Küresel Ekonomide Son Trendler ve Bankacılık Sektörüne Yansımaları\" başlığında konuşma yaptı. Sn. ATEŞ\'in sunumu için tıklayınız...

Avrupa Komisyonu İletişim Stratejisi Masası Şefi Alain SERVANTIE 10 Mayıs\'ta ANSİAD\'ın Konuğu Oldu..

Fransız AB Bürokratı: “Avrupa kanunlarını kendi hukuk sisteminize çevirmeniz gerekiyor” ATSO ile ANSİAD’ın ortaklaşa düzenlediği konferansa katılan Avrupa Komisyonu İletişim Stratejisi Masası Şefi Alain SERVANTIE, “Avrupa Birliği’ne Üye Türkiye mi? Avrupalı Bir Türkiye mi?” konusunda konuşma yaptı. Açılış konuşmasını ATSO Başkan Vekili Sn. Ali Rıza AKINCI ile ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sn. L. Hilmi ÜNSAL’ın yaptığı toplantıda Servantie, “Ne zaman Türkiye’yi tanımayan gazeteci, fikir adamı ya da siyasileri Türkiye’ye göndersek, Türk dostu olup geri geliyor. Ancak maalesef bunun devamı gelmiyor. Geri yolladığınız dostlarınızı unutuyorsunuz. Brüksel ile ilişkilerinizi daha yoğun artırın. İşadamları kamuoyunu ve kamu otoritesini uyarmalı” dedi. Güneydoğu’daki namus cinayetlerinin dikkat çektiğini söyleyen Servantie, “Romanya ve Bulgaristan’a gittiğim zaman Türkiye’nin ekonomisinin bu ülkelerden daha iyi, daha gelişmiş olduğunu gördüm. Bunu çok net söyleyebilirim” dedi. Avrupa kanunlarının kendi hukuk sistemimize çevrilmesi gerektiğini vurgulayan Servantie, AB yolunun uzun ve sabır gerektiren bir yol olduğunu belirterek, daha sonra katılımcıların sorularını cevapladı.

Macaristan Avrupa İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Peter GYÖRKÖS ANSİAD\'ın Konuğu Oldu...

“9 Mayıs Avrupa Günü” nedeniyle 9–10 Mayıs tarihlerinde Avrupa’dan bürokrat konuklarıyla toplantı ve konferans düzenleyen ANSİAD ilklerine yenisini ekledi. Macar Diplomat hem ümit verdi, hem uyardı: ANSİAD’ın sekizinci olağan toplantısına katılan ve “Macaristan AB’ye Giderken Hangi Tecrübeleri Yaşadı?” konusunda konuşma yapan Macaristan Avrupa İşleri Bakanlığı Müsteşar Yrd. & Macaristan Eski Başmüzakereci Yardımcısı Dr. Peter GYÖRKÖS, “AB ile birlikte ücretler artmayacak ve bir gecede refah toplumu olunmayacak” dedi. “Buna en canlı ve en yakın örnek Macaristan’dır. Gelin bizi izleyin ve yaptıklarımızdan örnek alın” dedi. ANSİAD’a böyle bir toplantı düzenlediği için teşekkür eden Dr. Györkös, Sivil Toplum Kuruluşlarının ANSİAD gibi aktif, kendi ayakları üzerinde durabilen ve birinci elden bilgi alan kurumlar olması gerektiğini belirtti. “Bu tür direk temaslarla bilgilenme düzeyinizi artırın” diyen Dr. Györkös, “Türkiye’nin AB’ye girişindeki öncü, işadamları ve gençlik olmalıdır” sözleriyle dikkat çekti.

9Mayıs\'ta ANSİAD\'ın Konuğu Macaristan Avrupa İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr.Peter GYORKOS...

9 Mayıs 2006 tarihinde 19.00-22.30 saatleri arasında Sheraton Voyager Hotel\'de gerçekleştirilecek olan ANSİAD\'ın 8. Olağan toplantısının konuğu Macaristan Eski Başmüzakereci Yardımcısı ve Macaristan Avrupa İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr.Peter GYORKOS\'dur. GYORKOS \"Macaristan AB’ye Giderken Hangi Tecrübeleri Yaşadı?\" başlığında konuşma yapacaktır.

ANSİAD\'ın 7. Olağan Toplantısına Güreli Yeminli Mali Müşavirliğin Ortağı Sn.Hüsnü GÜRELİ konuk oldu...

ANSİAD\'ın 7. Olağan Toplantısı 25 Nisan 2006 tarihinde Sheraton Voyager Hotel\'de yapıldı. Toplantıda Güreli Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. \'nin Ortağı Sn. Hüsnü GÜRELİ konuğumuz oldu. \"2006 yılı Türkiye Ekonomi Perspektifler\" konu başlığında konuşma yaptı. Sn. Hüsnü GÜRELİ\'nin sunumu için tıklayınız...

25 Nisan 2006\'da ANSİAD\'ın Konuğu Güreli Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. Ortağı Hüsnü GÜRELİ...

ANSİAD\'ın 7. Olağan Toplantısı 25.04.2006 tarihinde Sheraton Voyager Hotel\'de gerçekleştirilecektir. Toplantıda Güreli Yeminli Malı Müşavirlik A.Ş. Ortağı Sn. Hüsnü GÜRELİ konuğumuz olacaktır.

ANSİAD\'ın 6. Olağan Toplantısı\'na T.C. Tarım Orman ve Köyişleri Eski Bakanı Sn.Hüsnü DOĞAN konuk oldu.

ANSİAD\'ın 6. Olağan Toplantısı 11 Nisan 2006 tarihinde 19.30-23.00 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de yapıldı.Toplantıda T.C. Tarım, Orman ve Köyişleri Eski Bakanı H.Hüsnü DOĞAN konuğumuz oldu. \"Avrupa Birliği’ne Tam Üyelik Öncesi Tarım Sektörünün Durumu\" hakkında konuşma yaptı.

Bekir Bülend ÖZSOY, BASİFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine seçildi...

Batı Anadolu Sanayici ve İşadamları Derneği Federasyonu\'nun (BASİFED) ikinci Genel Kurulu 8 Nisan 2006 Cumartesi günü gerçekleştirildi. AB\'den Sorumlu Yönetim Kurulu Üyemiz Sn. Bekir Bülend ÖZSOY, 2006-2008 yılları arasında derneğimizi BASİFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak temsil edecektir.

BASİFED Genel Kurulu 8 Nisan\'da İzmir\'de yapıldı...

8 Nisan 2006 tarihinde gerçekleştirilen BASİFED Genel Kurulu\'na ANSİAD\'ı temsilen BASİFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Sn. Mustafa Talat SÖZEN ile ANSİAD AB\'den Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Sn. Bekir Bülend ÖZSOY katılmışlardır.

ANDENİZ İş Zirvesi Antalya\'da yapılıyor...

JCI\'ın Antalya, İzmir ve Denizli Şubeleri tarafından organize edilen, 7-8-9 Nisan tarihlerinde Kemerağzı Concorde Otel\'de gerçekleştirilen \"ANDENİZ İş Zirvesi\'ne\" açılış konuşmasını yapmak üzere ANSİAD Başkanı Sn.L.Hilmi ÜNSAL katıldı.

11 Nisan 2006\'da ANSİAD\'ın Konuğu T.C.Tarım, Orman ve Köyişleri Eski Bakanı H.Hüsnü DOĞAN...

ANSİAD\'ın 6. Olağan Toplantısı 11 Nisan 2006 tarihinde 19.30-23.00 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de yapılacaktır.Toplantıda T.C. Tarım, Orman ve Köyişleri Eski Bakanı H.Hüsnü DOĞAN konuğumuz olacaktır. \"Avrupa Birliği’ne Tam Üyelik Öncesi Tarım Sektörünün Durumu\" hakkında konuşma yapacaktır.

ANSİAD\'ın 5. Olağan Toplantısına Prof.Dr. Oktay SİNANOĞLU konuk oldu...

Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU, Antalya Sanayici ve İşadamları derneğince düzenlenen toplantıda, \"Küreselleşme İktisadı ve Türkiye \" başlıklı konuşma yaptı. \"Yenidünya düzeni\" ve \"Küreselleşme\" gibi kavramların özellikle AB uyum sürecinde \"kendi kültürüne yabancılaşmayı\" beraberinde getirdiğini ve bunun dayatıldığını savunan SİNANOĞLU, konuşması boyunca ABD\'yi \"Azmanistan\", İngilizce\'yi de \"Tarzanca\" olarak tanımladı. Türk eğitim sisteminde, özellikle üniversitedeki bilim dallarında yıllardır Türkçe kullanımını savunduğunu kaydeden SİNANOĞLU,\"Kapıcılar bile çocuklarına bye bye diyor. Okullarda tarzanca öğretiliyor. Türkiye\'de yıllardır bize yutturdukları gibi tarzanca öğrenmeyle fizikçi olunsaydı,Tarzan fizikçi olurdu. Şimdi üniversitelerde Tarzan bile yetişmiyor\" diye konuştu. SİNANOĞLU, ABD\'nin ve Avrupa Birliğinin üretimi sonlandırmak, kendi mallarını satmak ve tüketimini sağlamak amacıyla Türkiye\'de serbest piyasa ekonomisini zorunlu hale getirdiğini ileri sürdü.Dünyanın en genç yaşta profesörü olan ve Nobel Ödülü\'ne aday gösterilen Prof.Dr. Oktay SİNANOĞLU, \"Türk insanı kendi değeriyle kültürüyle kendini ortaya koyduğu zaman dünyada itibar görecektir.Türkiye\'de AB uyum yasalarıyla kendi kültüründen vazgeç denildiğini savunan SİNANOĞLU, Binlerce genç ayaklanıyor. Ayak oyunları bitmiştir Türkiye\'de. Millet uyanmıştır. Ya buna katılırsınız, ya da bye bye dersiniz. Bu millette hala iş var.\" dedi.

Antalya Kalite Derneği 2006 yılı \"Kalite Konulu Resim, Şiir, Kompozisyon\" yarışması için başvurular başladı...

Antalya Kalite Derneği 2006 yılı Kalite Konulu Resim, Şiir, Kompozisyon yarışması için başvurular başladı. Şartname için tıklayınız.

28 Mart 2006\'da ANSİAD\'ın Konuğu Prof.Dr. Oktay SİNANOĞLU...

28 Mart 2006\'da ANSİAD\'ın Olağan Toplantısının Konuğu Prof.Dr. Oktay SİNANOĞLU...

TİSK Başkanı Sn. Tuğrul KUDATGOBİLİK ANSİAD\'ın konuğu oldu...

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin 4. Olağan Toplantısına katılan KUDATGOBİLİK, \"Türkiye\'nin geçen 40 yılının tahlili, Türkiye\'nin geçen 40 yılının Hatıraları ışığında Türkiye-AB İlişkileri ve Türk sanayisinin geleceği\" konulu bir konuşma yaptı. Öğrencilik yıllarında başlayarak 40 yıllık süreci ve yaşadıklarını aktaran Tuğrul KUDATKOBİLİK, \"1960\'lı yıllarda faşizm, 1970\'li yıllarda sosyalizm, 1990\'lı yıllarda da dinci akımın ülke yönetiminde olacağına ilişkin korkular duyduğunu\" söyledi. 2000\'li yıllarda ise Avrupa ile entegrasyonun sağlanamayacağına ilişkin korkular yaşadığını ancak, hükümetin bu konuda son derece olumlu çalışmalar yürüttüğünü dile getiren KUDATGOBİLİK, \"Türk insanı doğruyu bulur. 2002\'de sandıktan doğruyu çıkardı zaten. Bu parti iyi şeyler yapmaya çalıştı. Neyseki bu gün 3. Gensoruyu da atlattı\" diye konuştu. KUDATGOBİLİK, gelecek 5 yıllık süreçte dünyada yeni bir dönemin başlayacağını kaydederek, şöyle devam etti: \"Önümüzdeki 5 yılda inanıyorum ki yepyeni bir çağın içinde olacağız. Türkiye olarak yeni enformasyon çağında dünyadaki yerimizi almamız lazım. Bunun için önce eğitim sonra istihdam gerekli.TİSK\'in bir numaralı konusu istihdam yaratmaktır. Nüfusumuzun yüzde 51\'i 0-20 yaş grubundan oluşuyor. Sahip olduğumuz genç nüfusa istihdam yaratmazsak, dinamik güç, dinamik güç olur elimizde patlar. Türkiye\'nin kendini yeni çağa götürecek noktada olması lazım. Bu da yeni düşünce, yeni eğitim ve yeni donanım tarzı ile doğrudan Üretim yapacak beyinleri ortaya çıkarmakla mümkün. Teknoloji, ekonomi ve Siyasette iyitsen, büyük güç olursun. Sanayicinin ve işverenin Türkiye\'deki en büyük sorununun istihdam maliyetlerinin yüksekliği olduğuna değinen KUDATGOBİLİK, \"İstihdam maliyetini düşür diye Başbakan\'ın yüzüne söyledim. (Haklısın) diyor. Sanayicimiz ve işverenimiz çok nazik ve asil insanlar. İsteyemiyoruz\" dedi. KUDATGOBİLİK, 9 bin 600 çok uluslu şirketin faaliyet gösterdiğini Türkiye\'nin AB için çok önemli olduğunu ve bunun tüm Avrupa tarafından bilindiğini söyledi. Türkiye\'nin bu dönemde istikrarı yakaladığını, bunun önemle korunması gerektiğini belirten KUDATGOBİLİK, \"Devlet idaresinde maliyenin de çok sağlam durması lazım. Süreyya SERDENGEÇTİ görevinden ayrılıyor. SERDENGEÇTİ\'nin biraz daha kalmasından yanaydım. İnşallah gelen gideni aratmaz\" dedi. Konuşmasının sonunda dinleyicilerden Türkiye\'nin 2020 yılındaki konumuna ilişkin hayaller kurmasını isteyen KUDATGOBİLİK, şunları söyledi: \"2020\'de Türkiye, dünyanın en büyük 10 ülkesi arasında ...AB\'ye tam uye olmuşuz. Kişi başına düşen gelirimiz 20 bin dolar. 3 bin 500\'ü çok uluslu 5000 kanalımız var. Cumuhurbaşkanımız 32 yaşında bir genç. Başbakanımız 24 yaşında çift doktoralı, dil bilen pırıl pırıl bir genç. (Recep Bey alınmasın) bunlar olmayacak şeyler değil.\"

AIESEC Antalya Kariyer Günleri Çalışmaları Başlıyor...

AIESEC Antalya Kariyer Günleri Çalışmaları Başlıyor...

ANSİAD Tarım Sektörü Üyesi Sn. Sakıp ALTUNLU\'nun \"EUREPGAP ve Kazandırdıkları\" yazısı...

ANSİAD Tarım Sektörü Üyesi Sn.Sakıp ALTUNLU\'nun \"EurepGAP ve Kazandırdıkları\" yazısı için tıklayınız.

EUREPGAP Sertifika Eğitimi\'nin Dördüncüsü 16-17 Şubat 2006 tarihinde gerçekleştirildi.

EUREPGAP Sertifika Eğitimi\'nin dördüncüsü 16-17 Şubat 2006 tarihlerinde Sheraton Voyager Hotel\'de gerçekleştirildi. Eğitimin sonunda düzenlenen törenle, katılımcılara sertifikaları takdim edildi.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Işık YARGIN\'ın\"Genel Ürün Güvenliği Semineri II\" açılış konuşması, 23 Şubat 2006

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Işık YARGIN\'ın \"Genel Ürün Güvenliği Semineri II\" açılış konuşması ekte bilginize sunulmuştur.

BASİFED Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Talat SÖZEN\'in \"Genel Ürün Güvenliği Semineri II\" Açılış Konuşması 23 Şubat 2006

BASİFED Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Talat SÖZEN\'in 26 Şubat 2006 tarihinde düzenlenen \"Genel Ürün Güvenliği Semineri II\" açılış konuşması ekte bilginize sunulmuştur.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sn. L.Hilmi ÜNSAL\'ın 16. Kuruluş Yıldönümü Konuşması...

ANSİAD Başkanı Sn. Hilmi ÜNSAL\'ın 16. Kuruluş Yıldönümü konuşması ekte bilginize sunulmuştur.

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. M.Hilmi GÜLER ANSİAD’ın 2. Olağan Toplantısına konuk oldu…

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin davetlisi olarak kente gelen Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi GÜLER, iş adamlarına önemli çağrılarda bulunarak, onların sorularını yanıtladı. GÜLER, Sheraton Hotel’de yapılan yemekli toplantıda, sözlerine elektrikte yaşanan kaçak oranı az olduğu için Antalyalılara teşekkür ederek başladı. Seralarında kömür kullanan iş adamlarının “Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) bize istediğimiz kömürün sadece yarısını veriyor. Piyasadan % 40 fazla ödeyip kömür almak zorunda kalıyoruz” feryadına karşılık Bakan GÜLER, bu konuyu çözme sözü verdi. GÜLER, seralar için ise doğal gaz sübvansiyonu çalışması yapmadıklarını belirtti. Türkiye’nin bu konumunun son derece önemli olduğunu vurgulayan Bakan GÜLER, Türkiye üzerinden Azarbeycan’ın doğudaki ve diğer birimlerin doğalgazını alıp, Avusturya’ya kadar giden bir hat bulunduğunu, bu projeyle birlikte de Yunanistan’la başlatılan anlaşmayla İtalya’ya ulaştırılacak bir proje proje olduğunu anlattı. Bakan GÜLER,” Bu projelerle Avrupa’yı güneyden ve ortadan kucaklayacak durumda oluyoruz. Enerji koridoru ve köprüsü oluyoruz, hem de enerji ile AB’ye girmiş oluyoruz ve birbirimize bağlıyoruz. Çeşmenin başında olmanın avantajı var. Son günlerde doğalgaz kesintileri ve azalmaları da ele alırsak önemli noktada oluyoruz” dedi. İş adamlarına, biyogaz, rüzgâr enerjisi, biomass ve küçük hidroelektrik santralleri gibi yenilenebilir enerji yatırımlarını çıkardıkları yasayla teşvik ettiklerini belirten GÜLER, Avrupa Birliğine de girmemiz halinde yürürlüğe girecek olan karbondioksit vergisine dikkat çekti. GÜLER, “Antalya enerji yatırımlarını düşünürken buna dikkat etmeli” dedi. Cumartesi günü yapılacak olan şehirci doğal gaz dağıtım ihalesi için tavsiyelerde bulunan GÜLER, “Kazanan firmanın ucuzluktan ziyade emniyete önem vermenizi öneriyorum” diye konuştu. Bakan Hilmi GÜLER, Antalya yardıma muhtaç ailelere Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından dağıtılan kömürün havayı kirlettiği iddialarını reddetti. GÜLER, Antalya genelinde 13 bin ton kömür dağıttıklarını söyledi. Bu kömürü şehrin meydanında da yaksan kirlilik olmaz diyen Bakan GÜLER, “ Böyle bir valinin olduğu yerde kaçak kömür olur mu bilmem, ama kömürüme de laf söyletmem “ dedi.

Topraksız Kültür Sebze Üretimi Sertifika Programı Başlıyor...

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi ve Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin işbirliği ile \"Topraksız Kültür Sebze Yetiştiriciliği\" konusunda iki hafta süreli teorik ve uygulamalı bilgileri kapsayan bir kurs düzenlenecektir. Kurs sonunda katılımcılara sertifika verilecektir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

EUREPGAP Sertifika Eğitimi\'nin dördüncüsü 16-17 Şubat 2006\'da...

EUREPGAP Eğitimi için son başvuru tarihi 20 Ocak 2006 \'dır. Detaylı bilgi ektedir.




ANSİAD\'ın 19. ve yılın son Olağan Toplantısı 27 Aralık 2005\'te yapıldı.

ANSİAD\'ın Sheraton Voyager Hotel\'de yapılan 19.Olağan Toplantısının konuğu, Sn.Murat GOLDŞTAYN \"Türkiye’de Gayrimenkul Sektöründeki Trendler\" konusunda, konuşma yaptı.Uluslar arası gayrimenkul satış şirketi REMAX Genel Müdürü Murat GOLDŞTAYN, Antalya’nın Avrupa’nın Florida’sı olacağını bildirdi. GOLDŞTAYN, son yıllarda Türkiye’de inşaat sektöründe iyileşmeler yaşandığını belitti. Ülke genelinde yılda 600 bin yeni konuta ihtiyaç olduğunu, konut sektöründeki sıkıntı nedeniyle fiyatların arttığını ifade eden GOLDŞTAYN, Türk halkının artık daha kaliteli konut istediğini, gecekonduların yerine modern konutlar yapılarak kentsel dönüşümün sağlandığını vurguladı. Son dönemlerde, rezidans tipi projeler ile depreme dayanıklı konutların arttığına işaret eden GOLDŞTAYN, Türk halkının gayrimenkulü bir yatırım aracı olarak görmeye başladığını kaydetti. Mortgage Yasası’nın çıkmasıyla hem inşaat hem de gayrimenkul sektöründe birçok değişiklik yaşanacağını anlatan GOLDŞTAYN, şöyle konuştu:” Bu sektörde kalite çok yükseğe çekiliyor. Bu nedenle de fiyatlar sürekli artıyor. 2003 yılında 133 bin, 2004 yılında 214 bin, bu yıl da 337 bin yapı ruhsatı belgesi alan var. Bunun yanında yapı kullanma izni belgesinde de geçen yıla göre yüzde 37 artış sağlandı. Avrupa da mortgage sisteminden yararlananların sayısı yüzde 37 iken, bu oran Türkiye’de yüzde 0,7 seviyesindedir. Yeni çıkacak yasa ile mortgage’in halkın yüzde 70’ine hitap etmesi bekleniyor. GOLDŞTAYN, 2003 yılından itibaren uluslararası gayrimenkul fon ve şirketlerin Türkiye’ye girmeye başladığını, bunların başında da İngiltere ile İtalya’nın geldiğini kaydetti. Türkiye’de 2003 yılında 68 ülkeden 53 bin yabancının mülk satın aldığını vurgulayan GOLDŞTAYN, şöyle devam etti: “Mortgage Yasası ile Yabancılara Mülk Satışı Yasası kabul edilirse, Türkiye uluslararası gayrimenkul piyasası haline gelecek. Turist sayısındaki artışla birlikte gayrimenkul alımı da başlayacak. Özellikle de İsveç, Norveç, Danimarka, Alman ve İngiliz turistler ikinci konut alacak. Bu ülkelerin vatandaşları yıllardır İspanya ve Portekiz’de ikinci konut satın alıyorlar.” Antalya’da geçen yıl yabancılara 7 bin 292, İzmir’de de 3 bin 976 konut satıldığını, bunların büyük çoğunluğunu Almanların aldığını vurgulayan GOLDŞTAYN, sözlerini şöyle sürdürdü: “ İstanbul’da 9 bin 653, Muğla’da 3 bin 779 konut satılmış. Bunların çoğunu da İngiliz vatandaşları satın almış durumdadır. İspanya’da yabancılar geçen yıl 1,7 milyar dolarlık konut almış. 800 bin ile 1 milyon 700 bin arasındaki kişi ise İspanya’da 5 yıl içinde ikinci konut alacak. Bunların yüzde 357’sini de İngilizler oluşturacak.” Türkiye’nin İspanyol ve Portekiz’e karşı yabancıların konut alımında yeni aday ülke olabileceğini vurgulayan GOLDŞTAYN, sözlerini şöyle tamamladı: “En az İspanya kadar potansiyel yaratmalıyız. Antalya Avrupa’nın Florida’sı olacak. Çünkü Antalya inşaat sektörü gelecek vaat ediyor. Yerli üreticiler için projeler geliştirilmeli, gayrimenkul yatırım ortaklığı pazarlama ve tanıtım çalışmaları ile bölgeye çekilmek istenen yabancı yatırımcılar için nitelikli konut üretimi yapılmalı. İnşaat kalitesi yükseltilmeli, üst düzey gelir gruplarına yönelik konut üretimine ağırlık verilmeli. Marka yaratılmalı. Böylece Avrupalı gayrimenkul yatırımcılarını Türkiye’ye çekelim. Çünkü Antalya’da golf turizmi çok yaygın, iklim uygun, plajları çok iyidir. Bunun yanında Avrupalı 3–4 saatlik yolculuktan sonra ikinci konutlarına ulaşmak istiyor. Antalya’da bunun için çok uygun bir yerdir.”

Girişimcilik Haftası sonuda gerçekleştirilen Antalya Gençlik ve Girişimcilik Platform\'unda alınan kararlar...

Etkinliğin son günü olan 16 Aralık 2005 Cuma günü Sheraton Otel’de gerçekleştirilen “Antalya Gençlik ve Girişimcilik Platformu”na 25 kişi katılmıştır. Platform Toplantısında gelecek yıla tavsiyelerde bulunulmuştur. Platformda; -Düzenlenen Girişimcilik Haftasının Türkiye’de düzenlenen en kapsamlı Girişimcilik Haftası olduğuna, –Her yönüyle başarılı olan hafta etkinliklerine geliştirilerek devam edilmesine, öncelikle Batı Akdeniz sonra Ulusal daha sonra da Uluslararası boyuta aktarılmasının hedef olarak benimsenmesine, –Girişimcilik Haftası marka değerinin ulusal boyuta aktarılmasına, –Hafta etkinliklerinin duyurulmasında basınla daha fazla işbirliği yapılmasına, –Liselere yönelik eğitimlerde yerinde meslek eğitimi yaklaşımının daha da geliştirilerek Antalya geneline yayılmasına, –Etkinliklerin ilçelere de yayılmasına, her yıl bir ilçenin pilot bölge seçilerek işbirliğinin arttırılmasına, –Platformda bulunan derneklerin işbirliği yapmasına, 2006 etkinliklerinin birlikte düzenlenmesine, –Platformda bulunan grupların aynı amaçlı faaliyetlerinin birleştirilmesine, –Yılın girişimcisi ile birlikte yılın en yaratıcı proje ödülünün de verilmesine, bu projenin hayata geçirilmesine, –Hafta kapsamındaki etkinliklerin sürdürülebilir olmasına, –2006 yılı hedeflerinin de İnovasyon (yenilikçilik) ve Ar-ge fuarı olmasına, karar verilmiştir.

TÜSİAD Başkanı Sn.Ömer SABANCI\'nın 9. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi Konuşması..

TÜSİAD Başkanı Sn.Ömer SABANCI\'nın 21-23 Aralık tarihlerinde Denizli\'de gerçekleştirilen 9. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi konuşması ektedir.

TÜRKONFED Başkanı Sn. Enis ÖZSARUHAN\'ın 9.Girişim ve İş Dünyası Zirvesi Konuşması...

21-23 Aralık 2005 tarihlerinde Denizli\'de gerçekleştirilen 9. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi konuşma metni ektedir.

ANSİAD\'ın 19. Olağan Toplantısı 27 Aralık 2005\'te...

ANSİAD\'ın 19. ve yılın son toplantısı, 27 Aralık 2005 tarihinde 19.00-22.00 saatleri arasında Sheraton Voyager Hotel\'de yapılacaktır. Toplantıda, Remax Genel Müdürü Sn.Murat GOLDŞTAYN \"Türkiye’de Gayrimenkul Sektöründeki Trendler\" konusunda, Antalya Milletvekili Sn.Mevlüt ÇAVUŞOĞLU \"Türkiye’deki Emlak Sektörü ve Mortgage\" konusunda konuşma yapacaklardır.


ANSİAD\'ın 15 Aralık\'daki Olağan toplantısının konuğu KKTC Birinci Cumhurbaşkanı Sn.Rauf R. DENKTAŞ...

ANSİAD\'ın 18.Olağan toplantısı 15 Aralık 2005 tarihinde 19.00-22.00 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de yapılacaktır. Toplantıya KKTC Birinci Cumhurbaşkanı Sn. Rauf R. DENKTAŞ katılacak ve \"Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti\" konu başlığında konuşma yapacaktır.

İknada Yaratıcılık Konulu Eğitim gerçekleştirildi.

Sadece ANSİAD üyelerine yönelik gerçekleştirilen \"İknada Yaratıcılık\" eğitimi 03 Aralık 2005 Cumartesi günü 09.30-17.00 saatleri arasında Sheraton Hotel\\\'de Dr. Nilgün PEKER tarafından verildi.

Girişimcilik Haftası Slogan Yarışması Sonuçlandı...

Derneğimiz tarafından düzenlenen Girişimcilik Haftası Slogan Yarışmasında, Antalya Anadolu Lisesi öğrencisi SILA SUNGUR\'un \"Gelişimin Temeli Girişimdir\" sloganı ödüle layık görüldü. Bu sloganı ile 750.00 YTL kazanan Sıla SUNGUR\'a ödülü 16 Aralık 2005 Cuma günü verilecek.

AB Yolunda Türk Kobileri-Finansal Olanaklar-Rekabet Koşulları Semineri 2 Aralık\'ta Yapılıyor...

Derneğimizin üyesi olduğu ve Başkan Yardımcılığı göreviyle temsil edildiğimiz BASİFED (Batı Anadolu Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu), üyelerinin çok büyük bir kısmının KOBİ niteliğinde olması ve 03 Ekim 2005 tarihinde resmen başlayan AB ile üyelik müzakerelerini dikkate alarak DÜNYA GAZETESİ-AKBANK-ABİGEM-KOSGEB işbirliğiyle “AB Yolunda Türk KOBİ’leri - Finansal Olanaklar - Rekabet Koşulları” başlıklı seminerler düzenlemektedir. Bu seminerlerde AB sürecinde; -KOBİ’lerin karşılaşacakları muhtemel sorunlar -AB Kaynakları -Mevcut ve Yeni Finansman Olanakları -KOBİ’lerin Yapısal Değişim Zorunluluğu (Kurumsallaşma) ve Rekabet Gücünün Arttırılması -Yeni Rekabet Politikaları -Özel Bankaların KOBİ’lere Yönelik Finansman Olanakları konularında yetkili kişiler tarafından bilgi verilmektedir. AB seminerlerinin sonuncusu ANSİAD evsahipliğinde 02 Aralık 2005 Cuma günü saat 12.30’da Sheraton Voyager Hotel’de yapılacak ve proje bitirilecektir. AntalyaSİAD, AlanyaSİAD, ManavgatSİAD, BurdurSİAD, BucakSİAD üyeleri ile yakın il ve ilçelerdeki tüm STK’ların, bölgedeki mülki ve yerel yönetim kurumlarının ilgili yönetici ve memurları ile üniversitenin ilgili akademisyenlerinin katılımlarına açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek söz konusu seminerimizin programı ekte bilgilerinize sunulmaktadır.

ANSİAD\'ın 22 Kasım\'daki Olağan Toplantısı\'nın konuğu KAGİDER\'İN Başkanı Meltem KURTSAN...

ANSİAD\'ın 17.Olağan toplantısı 22 Kasım 2005 tarihinde 19.00-22.00 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de yapılacaktır. Toplantıda KAGİDER (Kadın Girişimciler Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı-Kurtsan Şirketler Grubu Başkanı Sn. Meltem KURTSAN konuğumuz olacaktır. \"Geleceğin iş dünyasını yapılandırmada etkin kadın girişimciler yaratmak\" konu başlığında konuşma yapacaktır.

İrlanda Büyükelçisi Anthony MANNIX derneğimizi ziyaret etti...

01 Kasım 2005 Salı günü ANSİAD ofisinde Başkanımız Hilmi ÜNSAL\'I ziyaret eden İrlanda Büyükelçisi Anthony MANNIX İrlanda\'daki AB faaliyetleri ile ilgili bilgiler verdi. Her iki ülkenin güncel ve ekonomik durumu hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

ANSİAD\'ın 16.Olağan Toplantısı 08.Kasım.2005\'te yapıldı...

Antalya Sanayici İşadamları Derneği\'nin Sheraton Woyager Otel\'de düzenlediği 16. Olağan Toplantısına katılan Kırgızistan İstanbul Başkonsolosu Ruslan KAZAKBAEV, Kırgızistan\'ın Sosyal ve Ekonomik Kalkınması ile Türk-Kırgız Ticari İlişkileri hakkında bilgiler verdi.İşadamlarımıza Kırgızistan\'a yatırım yapın çağrısında bulundu. Türkiye\'nin Japonya\'dan sonra Kırgızistan\'daki ikinci büyük yatırımcı ülke olduğunu belirten KAZAKBAEV, Türk firmalarının turizm yatırımlarına ilgi göstermesini istedi. KAZAKBAEV, Kırgızistan\'da ucuz işgücü ve enerji var. Arazi ve hammadde de çok ucuz ve bol dedi. Türkiye\'nin Kırgızistan\'a 70 milyon dolar ihracatı olduğunu belirten konsolos,\"Bizden ithalatınız ise sadece 5 milyon dolar. Bu çok az elbette, arttırmak için farklı sektörlere yönelmeliyiz\" dedi.

ANSİAD\'ın 16.Olağan toplantısı 08 Kasım\'da ...

ANSİAD\'ın 16.Olağan toplantısı 08 Kasım 2005 tarihinde 19.00-22.00 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de yapılacaktır. Toplantıda Kırgız Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Sn. Ruslan KAZAKBAEV konuğumuz olacaktır. \"Kırgızistan\'ın Sosyal ve Ekonomik Kalkınması, Türk-Kırgız Ticari İlişkileri\" konu başlığında konuşma yapacaktır.

ANSİAD\'ın 15.Olağan Toplantısı 25.Ekim.2005\'te yapıldı...

Antalya Sanayici İşadamları Derneği\'nin Sheraton Woyager Otel\'de düzenlediği 15. Olağan Toplantısına katılan Menderes TÜREL, işadamlarına belediyenin yaptığı ve yapacağı yatırımlar hakkında bilgi verdi. TÜREL elindeki kaynakların en tasarruflu şekilde kullanarak kaynak yarattıklarını belirterek,\"Belediyede geçen yıla göre % 70 tasarruf sağlandı, ama daha çok iş yapıldı\" dedi. Göreve geldiklerinde belediyenin 69 milyon YTL ve 19 milyon dolar borcu olduğunu belirten TÜREL, bunun 40 milyon YTL\'sini ödediklerini ifade etti. TÜREL, Lara-Kundu bölgesinin biyolojik arıtma tesisi ve kanalizasyon şebekesinin yapımına Kasım ayında başlayacağını ve 6 ayda tamamlanacağını belirtti. Menderes TÜREL, trafik sıkışıklığının da gelecek ay temeli atılacak ve 150 günde bitirilmesi planlanan Falez Kavşağı ile Karayolları Genel Müdürlüğü\'nün yapacağı Adliye Kavşağı\'nın tamamlanmasıyla çözüleceğini ifade etti. Menderes TÜREL, tartışma yaratan 100. Yıl Spor Kompleksi içine 30 bin kişilik stadyum ve 10 bin kişilik kapalı spor salonu yapılması kararının doğru bir karar olduğunu yineleyerek \"Stadyum Antalya\'nın en doğru yerinde yapılıyor. Stadyumda raylarla gidip gelen yeşil saha olacak. Bu stadyum adeta bir gösteri merkezi haline gelecek\" diye konuştu. Antalya\'yı bir cazibe merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

ANSİAD\'ın 15. Olağan toplantısı 25 Ekim\'de ...

ANSİAD\'ın 15.Olağan toplantısı 25 Ekim 2005 tarihinde 18.00-21.00 saatleri arasında(İftar Saati) Sheraton Hotel\'de yapılacaktır. Toplantıda Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sn.Menderes TÜREL konuğumuz olacak, \"Antalya, Yerel Yönetimler, Büyükşehir Belediyesi, Yatırımlar ve Çalışmalar\" konu başlığında konuşma yapacaktır.

ANSİAD VE ANTEV işbirliği ile hazırlanan İKNADA YARATICILIK konulu eğitim 03 Aralık 2005 tarihinde Sheraton Hotel\'de yapılacaktır.

Sadece üyelerimize yönelik hazırlanan İknada Yaratıcılık konulu eğitim Dr. Nilgün PEKER tarafından 03 Aralık 2005 Cumartesi günü 09.30-17.00 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de verilecektir. Katılmak isteyen üyelerimizin ANSİAD ofisine bilgi vermelerini rica ederiz.

ANSİAD\'ın 14.Olağan Toplantısı 11.Ekim.2005\'te yapıldı...

ANSİAD\'ın 14. Olağan Toplantısının konuğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı Sn.Kamran İNAN \"Dış Gelişmeler\" konulu konuşmasında \"Avrupa\'nın Türkiye\'nin iyiliğini düşünmediğini, devletin ise bakkal hesabıyla yönetildiğini\" iddia etti. Kamran İNAN, AB\'nin Türkiye açısından yeni bir tehdit unsuru haline geldiğini savunarak, AB\'nin Türkiye\'den tarihi intikamını almaya çalıştığını öne sürdü. İNAN, Türkiye\'nin dış ilişkilerde masadan kalkmayı, uzun yıllardır da masada hayır demeyi unuttu. Şimdide üst kimlik alt kimlik tartışması başladı. Tek kimlik vardır, o da Türkiye Cumhuriyeti kimliğidir. Milletler arası ilişkilerde dostluklar yoktur. Milletler arası menfaatlerin yeri vardır. diye konuştu.

2005 Yılın Başarılı Gazeteci ödülü için müracaatlar başladı...

ANSİAD 2005 yılı Başarılı Gazeteci ödülü katılım koşulları için tıklayınız.

EUREPGAP Sertifika Eğitimi\'nin üçüncüsü 15-16 Aralık 2005\'te...

Yoğun talep nedeniyle EUREPGAP Sertifika Eğitiminin üçüncüsü 15-16 Aralık 2005\'de ATSO Sosyal Tesislerinde yapılacaktır. Katılım formu ve eğitim programı için tıklayınız

ANSİAD\'ın 14. Olağan toplantısı 11.Ekim\'de ...

ANSİAD\'ın 14.Olağan toplantısı 11.Ekim.2005\'te 18.30-21.30 saatleri arasında(İftar Saati) Sheraton Hotel\'de yapılacaktır. Toplantıda T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı Sn. Kamran İNAN konuğumuz olacaktır.

İlk EurepGAP Sertifikaları düzenlenen kokteylde sahiplerine verildi.

EurepGAP Sertifika Eğitiminin ilki 29-30 Eylül 2005 tarihinde ATSO Sosyal Tesislerinde gerçekleştirildi. 30 Eylülde düzenlenen kokteylde Zirai Danışmanlar sertifikalarını Antalya Vali Yardımcısı Sn.Hüseyin DEMİRCİLER, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Sn.İbrahim UZUN, ATSO Başkan Vekili Sn.Ali Rıza AKINCI, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sn. L.Hilmi ÜNSAL, ANSİAD Tarım Sektörü Başkanı Sn. Savaş TİTİZ ve ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Sn. Ali EROĞLU\'ndan aldılar.

EUREPGAP ve İzlenebilirlik-Sakip ALTUNLU

Sakip ALTUNLU\'nun EUREPGAP ve İzlenebilirlik makalesi için tıklayınız

Marka ve Markalaşma Konulu Eğitim 24 Eylül 2005\'te gerçekleştirildi...

Sadece ANSİAD üyelerine yönelik gerçekleştirilen eğitim 24 Eylül 2005 cumartesi günü 09.30-17.00 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de Doç.Dr. Ferruh UZTUĞ tarafından verildi.

ANSİAD\'ın 13.Olağan Toplantısı 27.Eylül.2005\'te yapıldı...

ANSİAD\'ın 13.Olağan toplantısı 27.Eylül.2005\'te Sheraton Hotel\'de yapıldı. Toplantıda Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prf.Dr.Yılmaz BÜYÜKERŞEN \"Bir Bürokratın, Bürokrasinin Ardına Dolanmasına İlişkin Anıları\'nı\" ANSİAD üyeleriyle paylaştı.

29-30 Eylül EUREPGAP Sertifika Eğitimi\'nin Basın Bülteni için tıklayınız...

29-30 Eylül EUREPGAP Sertifika Eğitimi için hazırlanan basın bülteni ekte bilginize sunulmuştur.

EUREPGAP Sertifika Eğitimi Başladı...

EUREPGAP Sertifika Eğitimi\'nin ilki bu gün başladı. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Hilmi ÜNSAL\'ın konu hakkındaki görüşleri ekte bilginize sunulmuştur.

ANSİAD\'ın 13. Olağan toplantısı 27.Eylül\'de ...

ANSİAD\'ın 13.Olağan toplantısı 27.Eylül.2005\'te 19.30-22.30 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de yapılacaktır. Toplantıda Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prf.Dr.Yılmaz BÜYÜKERŞEN konuğumuz olacaktır.


2005 Yılın Başarılı İşadamı ödülü için önerilerinizi bekliyoruz.

Amacımız; kentine, bölgesine ve Türkiye’ye ekonomik, sosyal, eğitim ve kültür alanında yaptığı çalışmaları ile katkı sağlayan işadamını ödüllendirmek ve müteşebbisliği özendirmektir. Her üyemiz kendini aday olarak gösterebileceği gibi bir başka ANSİAD üyesini veya ANSİAD üyesi olmayan, fakat şirket merkezi Antalya’da bulunan ve en az iki yıldır Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı olan firma ortaklarını da önerebilecektir. Kriterler ektedir.

ANSİAD\'ın 2. Dönem ilk toplantısı 13.Eylül\'de başlıyor...

ANSİAD\'ın 2.dönem ilk toplantısı 13.Eylül.2005\'te 19.30-22.30 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de yapılacaktır. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prf.Dr.Mustafa AKAYDIN konuğumuz olacaktır.

TÜRKONFED, OSTİM Başkanlar Konseyi 22-23 Eylül 2005 tarihlerinde Ankara\'da yapılacaktır.

Türk Girişim ve İşdünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED), 2005 yılı Başkanlar Konseyi toplantısı 22-23 Eylül 2005 tarihlerinde Ankara Bilkent Otel’de, Ostim Sanayici ve İşadamları Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecektir. Toplantıya derneğimizi temsilen Sn.L.Hilmi ÜNSAL, Sn.Mustafa T.SÖZEN, Sn.Bekir Bülent ÖZSOY katılacaklardır.

ANSİAD VE ANTEV işbirliği ile hazırlanan Marka ve Markalaşma konulu eğitim 24 Eylül 2005\'te Sheraton Hotel\'de yapılacaktır.

Sadece ANSİAD üyelerine yönelik gerçekleştirilecek eğitim 24 Eylül 2005 cumartesi günü 09.30-17.00 saatleri arasında Sheraton Hotel\'de Doç.Dr. Ferruh UZTUĞ tarafından verilecektir.Detaylı bilgi için ANSİAD ofisini arayabilirsiniz.

EUREPGAP Sertifika Eğitimi Başvuruları Başladı. Son Başvuru Tarihi 16 Eylül 2005

ATSO ve ANSİAD işbirliği ile 2 günlük EUREPGAP Sertifika eğitimi 29-30 Eylül 2005\'te ATSO tesislerinde yapılacaktır. Katılım formu ve eğitim programı ekte dikkatinize sunulmuştur.

Başkanlar sembol arayışında....

ANTALYA Valisi Alaaddin YÜKSEL\'in Antalya\'ya sembol olarak \"Atatürk olmalı\" önerisi üzerine Antalya Kent Konseyi tarafından tasarım ve plaketi yapılan Atatürk maskı sivil toplum örgütlerinden destek gördü. Bunun üzerine; ANSİAD Yön.Kur.Başkanı Sayın L.Hilmi ÜNSAL,ATSO Yön.Kur.Başkanı Sayın Kemal ÖZGEN ve ANTALYA Ticaret Borsası Başkanı Sayın İlhami KAPLAN bir sembol arayışına girdiler...



ANSİAD Yön.Kur.Üyemiz Sn.Vahdet NARİN tarafından hazırlanan ANTALYA\'DA ÇALIŞAN AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ MEZUNU...

ÜNİVERSİTE -SANAYİ İŞBİRLİĞİ İLE ANTALYA\'DA ÇALIŞAN AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ MEZUNU PERSONEL SAYISINI TESPİT ETMEK ÜZERE YAPILAN ANKET FORMU EKTE DİKKATİNİZE SUNULMUŞTUR.


L.Hilmi ÜNSAL -Antalya\'nın Markalaştırılması ile ilgili düşünceleri...

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sayın L.Hilmi ÜNSAL\'IN 18.04.2005 tarihli Milliyet Gazetesi yazısı


ANSİAD’TAN ÇOCUKLARA ‘İYİLİK PAKETİ’

BASIN BÜLTENİ                                                                                         ANTALYA, 20 OCAK 2017

2017 / 04

 

ANSİAD’TAN ÇOCUKLARA ‘İYİLİK PAKETİ’

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü önclüğünde, çocuklar üşümesin diyerek ‘İyilik paketi’ hazırladı

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin, Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü tarafından bu yıl 12 okulda 135 çocuğa mont ve çizme yardımında bulunuldu. ANSİAD üyesi iş insanlarının desteğiyle hazırlanan ‘iyilik paketleri’, Antalya’ya bağlı Korkuteli, Akseki, İbradı ve Hatay’ın Hassa İlçeleri’nde çocuklara ulaştı. ANSİAD Sağlık Eğitim ve Hizmet Sektörü üyeleri, Antalya’da, Kepez Şehit Kahraman Çelikbaş Ortaokulu’na da giderek 27 anasınıfı öğrencisine ‘iyilik paketlerini’ kendileri ulaştırdı.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511


PROF. DR. BOZTOSUN; “SIFIR MALİYET 17 MİLYON TL KAZANÇ GETİRDİ”

BASIN BÜLTENİ                                                                               ANTALYA, 18 OCAK 2017

2017 / 03

 

ANSİAD’da yeni yılın ilk Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Nükleer Fizik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Boztosun oldu.

PROF. DR. BOZTOSUN; SIFIR MALİYET 17 MİLYON TL KAZANÇ GETİRDİ”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’ın kahvaltılı toplantısının konuğu olan Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Nükleer Fizik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Boztosun, Antalya iş dünyası için ‘Nükleer İle Kazanmak’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan Başkanlığında yapılan toplantıda, Prof. Dr. Boztosun, Antalya iş dünyasına Akkuyu ve Sinop Nükleer Güç Reaktörleri’nin ihalelerinin yapılmasının ardından, ülkemiz bilim, sanayi ve iş insanları için nükleer santraller ve alt sektörlerinde sunulan önemli iş fırsatları hakkında bilgi verdi. Antalya Akra Barut Otel’de düzenlenen kahvaltıya, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı.

TÜRKİYE’DE İLK FOTONÜKLEER REAKSİYON

Nükleer Fizik ve Enerji üzerine temel kavramları anlatan ve Türkiye’de ilk fotonükleer reaksiyon deney sistemini kurarak başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Boztosun, “Dünyada ilk nükleer reaksiyon deneyi, E. Rutherford tarafından Manchester Üniversitesi’nde 1909’da yapıldı, 1968-1973 SLAC, İlk Fotonükleer Reaksiyon deneyleri ise ABD’de SLAC’ta 1968-1973 yılları arasında gerçekleştirildi, Türkiye’de ilk Fotonükleer Reaksiyonu’nu ise biz, Akdeniz Üniversitesi’nde 2013’te başardık” dedi. Akdeniz Üniversitesi’nin kanser tedavisinde kullanılan bir cihazından yola çıkarak Linak ve Gama Spektrometresi’ni geliştirdiklerini kaydeden Prof. Dr. İsmail Boztosun, “Dünyada milyarlarca dolar harcanan paralarla yapılan işi, biz sıfır maliyetle gerçekleştirmiş olduk. Test sonuçlarımız da diğer cihazlarla yapılan sonuçlara çok yakın” diye konuştu.

PESTİSİT KALINTILARINDA ETKİLİ

Antalya’nın radyasyon haritasını da çıkardıklarını dile getiren Prof. Dr. İsmail Boztosun, “Gıdalarda, toprakta ve yapı malzemelerinde radyoaktivite analizi ve sertifikası verebiliyoruz. Böylelikle tahrip etmeden, gıdada pestisit kalıntısını analiz ederek onu madde üzerinden arındırıyoruz. Tohum ıslahına yönelik gen mutasyonu gerçekleştiriyoruz, bitki ıslahı için önemli olanaklar sağlıyoruz. Kimyasal kalıntıları çözüyoruz, adli açıdan önemli balistik sonuçlar çıkartabiliyoruz. Tahrip etmeden tarihi eserlerin gerçekliğini de tespit edebiliyoruz” dedi.  Boztosun, “Sıfır maliyetle başladığımız proje, Akdeniz Üniversitesine 17 Milyon TL kazandırdı. Uyguladığımız nükleer teknolojiler, medikal ürün sterilizasyonu, farmasotik ve kozmetik ürünler, polimer modifikasyonu, gıda ışınlaması, hayvan yemi ve pet gıdalar, ambalaj malzemesi gibi birçok sektörde önemli katma değer yaratmaktadır” diye konuştu. Toplantı, toplu fotoğraf çekiminin ardından son buldu.

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

 

 

 


ANSİAD 27 YAŞINDA

BASIN BÜLTENİ                                                                                     ANTALYA, 15 Ocak 2017

2017 / 02

 

ANSİAD 27 YAŞINDA

ANSİAD 2016 YILI “YILIN MEDYA, SANAT ve BAŞARILI İŞ İNSANI” ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU”

ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN: “ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ 80 MİLYON İNSANIMIZIN GELECEĞİDİR”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 27’nci Kuruluş Yıldönümü muhteşem bir balo gecesi ile Delphin Imperial Hotel’de kutlandı. İş, sanat, siyaset ve dünyasının önce gelen isimlerini bir araya getiren 27’nci Kurulu Yıldönümü Balosu’na, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya AK Parti İlçe Başkanı Rıza Sümer, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Antalya İl Başkanı Mustafa Aksoy, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği Başkanı Ümit Uysal katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, “Anayasa değişikliği TBMM görüşülmeye devam ediliyor. Anayasa değişikliği 80 milyon insanımızın geleceğidir. Cepheleşme veya kutuplaşma ile sandığa gitme yerine, herkesi kucaklayan bir anlayışla devam etmelidir” dedi. 2017 yılının her şeye rağmen ülkeye ve insanlığa huzur getirmesini temenni eden Erdoğan, “ANSİAD, temsil görevini 1 yıl önce aldık. Şu bir yılda ve son günlerde gerek ekonomik anlamda gerekse diğer anlamlarda çok önemli olaylar yaşandı. 15 Temmuz darbe girişimi alçaklığı zaten cumhuriyet tarihimizde görülmemiş bir olaydır. Bu hain darbe girişiminden ders alınarak bu tür yapıların devlette kadrolaşmasına müsaade edilmemelidir. Terör örgütleriyle mücadelede aktif yönteme geçilerek teröristleri inlerinde yok etme yöntemini takdirle izliyoruz” diye konuştu.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ 80 MİLYONUN GELECEĞİDİR

Anayasa değişikliğinin TBMM’de görüşülmeye devam edildiğine değinen Erdoğan, “Anayasa değişikliği 80 milyon insanımızın geleceğidir. Cepheleşme veya kutuplaşma ile sandığa gitme yerine, herkesi kucaklayan bir anlayışla devam etmelidir. Anayasa reformunu, bir tarafın zaferi, bir tarafın mağlubiyeti gibi görmemeliyiz. Ülke olarak yaşadığımız bu şartlarda artık kutuplaşma alışkanlığını geride bırakmalıyız” dedi. Vatan için kendisini feda eden şehitlerin adına sevgi, saygı, uzlaşma atmosferi için çaba sarfetmemiz gerektiğini dile getiren Başkan Erdoğan, “Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum Ve Sivas Kongrelerindeki birleştirici politikalarını bugün de örnek almalıyız. Arkasında başka güçlerin de olduğu örgütlerin arka arkaya gelen saldırılarına maruz kalıyorsak, eğer terör örgütleri canımızı bu kadar yakabiliyorsa, toplumsal bünyemizdeki zafiyetler yüzündendir” diye konuştu.

LAİKLİK İNANÇ TEMELLERİMİZİN GÜVENCESİDİR

Yaşanan zafiyetlerin önüne geçebilmek için demokraside hukukun üstünlüğünden ve özgürlüklerden yana tavır koyulmasının altını çizen Başkan Erdoğan, “Akla bilime ve liyakata önem ve öncelik vermeliyiz. Azınlığın çoğunluğa tahakkümü nü eleştirdiğimiz gibi çoğunluğun azınlığa tahakkümünü de eleştirmeliyiz. Laiklik inanç temellerimizin güvencesidir. Devletimiz tüm inançların en büyük garantisi olmalıdır. Düşünce farklılıklarını, düşman veya muhalif olarak görmemeliyiz. Her şeyden önce her vatandaşın fırsat eşitliğine sahip olduğu, sadece külfetin değil, nimetin de adil paylaşıldığı bir adalet duygusunu yaygınlaştırmalıyız” dedi. Aralık ayında yayımlanan Pisa sonuçlarına değinen Erdoğan, “Pisa sonuçları, eğitim düzeyimizin yetersizliğini tescil etti. Matematik ve fen bilimlerindeki başarısızlığımız kadar okuduğunu anlamayan bir gençlik yetişiyor olması da endişe vericidir. Her şeye rağmen kötümser olmayacağız. Karamsarlık, korkaklık ve tembelliğin üzerine şal atılmış halidir. Asıl kaybı kötümserliğe düştüğümüzde yaşarız” diye konuştu.

EV ÖDEVLERİMİZİ İYİ YAPACAĞIZ

Karamsarlığın, korkaklık ve tembellik olduğunu kaydeden Abdullah Erdoğan, “Ülke olarak, şirketler olarak, bireyler olarak ev ödevlerimizi iyi yapacağız ve umutlu olmaya devam edeceğiz.   Mücadele ruhumuzu kaybedersek havlu atarız, mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Aksi halde girişimciliğimiz bir şey ifade etmeyecektir. Hayata pozitif baktığımızda göreceksiniz zekamız keskinleşecek, sezgilerimiz berraklaşacaktır. Türkiye en kötü dönemlerinden, hep fırsatlar ülkesi olarak çıktı. Hep birlikte el ele vererek bu zor günleri birlikte atlatacağız” dedi.

BELİRSİZLİK VE GÜVEN KAYBI SÖZKONUSU

Ekonomik verilerin kötüye işaret ettiğini kaydeden Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü; “Bugünlerde dövizdeki sert yükseliş de moral bozukluğu, belirsizlik ve güven kaybına neden olduğunu görüyoruz. Dövizdeki hızlı yükseliş yüzünden birçok sektör maliyet hesabı yapamaz hale geldi. Bilindiği gibi ekonomide faiz ve döviz kuru birlikte kontrol edilemez. Düşük faiz ve düşük kur istiyorsanız enflasyonu düşürmek ve verimliliği yükseltmek zorundasınız. 2016 yılı ihracat tutarımız 142 milyar dolar. İthalat tutarımız 198 milyar dolar, 56 milyar dolar dış ticaret açığı veriyoruz. Turizm ve inşaat gelirleri düşüldüken sonra net cari açığımız halen 30 milyar doların üzerindedir. Cari açığı azaltmak için kg fiyatı yüksek teknolojik ürünler ihraç etmemiz lazım. İhraç ettiğimiz sanayi mallarının kilogram fiyatı 1.4 dolar,  tasarım ürünlerinde kg fiyatı 2.5 dolar, markalı ürünlerin kilogram fiyatı 4.5 dolar. Patentli ürünlerin kilogram fiyatı 6 dolar civarındadır. Demek ki daha çok markalı ve patentli mal üretmeliyiz.”

KATMA DEĞERİ YÜKSELTMELİYİZ

İplikte ihraç edilen bir ürünün 4 Dolar gibi bir rakama satıldığını belirten Erdoğan, “Aynı ipliği işleyip konfeksiyon yaptığımızda 16 dolara satıyoruz. Yani ipliğe 4 kat değer katıyoruz. İşte katma değer bu, katma değer derken KDV’yi kastetmiyoruz, mala değer katmayı kastediyoruz. Biz elektrikli ev aletlerinin kilogramını 5 Dolar’a satıyoruz ama 1 kilogram bilgisayarı 600 Dolar’a, 1 kilogram akıllı telefonu 2 bin Dolar’a alıyoruz. Geçen yıl yazılımda bilişimde 1.250 Milyar Dolar ithalat yaptık. Hindistan yazılımında bilişiminde 120 Milyar Dolar ihracat yapıyor dolayısıyla teknolojiye, bilişim ve yazılıma önem vermeliyiz” dedi.

EN ÖNEMLİ TEŞVİK GÜVEN VE İSTİKRARDIR

En önemli sorunumuzun terör olduğunun altını çizen Erdoğan, “Komşu ülkelerle sorunları çözerek ve sınır güvenliğimizi sağlayarak terörün dış desteklerini kesmeliyiz. Irak, Suriye, Rusya ve İsrail ile sağladığımız uzlaşmayı AB ve ABD ile de sorunları konuşabildiğimiz bir döneme girerek çözmeyi umut ediyoruz. Antalya olarak 2016 yılı turizm ve tarım da ve bunların etkilediği bütün sektörlerde afet yılı oldu. Yabancı turist sayısı 4.700.00 kişi azaldı. Bu düşüşün yarısı Rusya’dan kaynaklanıyor. Geçen yıl hükümet turizm sektörüne önemli destekler sağladı. Ancak bizim için en önemli teşvik güven ve istikrardır” diye konuştu.

GÜVEN KAYGISI GİDERİLMELİ

Güven ve istikrarın olmadığı ortamlarda yerli ve yabancı yatırımcının yatırım yapması mümkün olmadığını belirten Erdoğan, “Öncelikle ve önemle Rusya dahil bütün pazarlar özellikle AB ve ABD ile sıcak temaslar kurularak güven kaygısını giderecek adımlar atmalıyız. Güven kaygısını giderirsek, turizm ve ihracatta çok iyi bir döneme girebiliriz. 2017’nin ekonomiye odaklandığımız, daha çok üretmeye ihracat yapmaya ve katma değer yaratmaya, istihdamı artırıp, işsizliği azaltmaya yöneldiğimiz bir yıl olmasını sükûnetle birbirimize tahammül ederek siyasi görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakarak ülke ve Antalya sorunlarını konuşabildiğimiz bir yıl olmasını temenni ediyorum” dedi.

2016 YILIN İŞ İNSANI ÖDÜLÜ AHMET KASAPOĞLU’NA

ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda “Yılın İş İnsanı Ödülü”, Ahmet Kasapoğlu Mobilya Sanayi, Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu’na verildi. Kasapoğlu ödülünü, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün elinden aldı.

YILIN SANAT ÖDÜLÜ PROFESÖR DOKTOR APAYDIN’A

ANSİAD Kültür-Sanat Komitesi tarafından yapılan değerlendirmede, ANSİAD 2016 Yılı Sanat Ödülü’nün Prof. Dr. Mustafa Apaydın’a verilmesi kararlaştırıldı.  Başarıları ve performansları nedeniyle, Türkiye Polifonik Korolar Derneği  Genel Başkanı ve Çoksesli Koro Sanatçısı Prof. Dr. Mustafa Apaydın ödülü, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal tarafından takdim edildi.

MEDYA ÖDÜLLERİNİN KAZANANLARI ÖDÜLLERİNİ ALDI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği tarafından 1995 yılından beri, bu yıl 21’incisi düzenlenen ‘Yılın Medya Ödülleri’ sahiplerini buldu. Batı Akdeniz Bölgesi’nde aktif olarak çalışan 35 medya mensubunun 53 eserle katıldığı yarışma, Yazılı Basın, Görsel Medya, İşitsel Medya ve İnternet Haberciliği olmak üzere dört dalda değerlendirmeye alınırken, 4 yıldır olduğu gibi bu yıl da iletişim ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin eserleri de ‘Genç İletişimci Ödülü’ olarak değerlendirmeye alındı. Seçici Kurulun, şartnamede belirlenmiş ölçütler çerçevesinde yaptığı değerlendirme sonucunda; Hürriyet Gazetesi’nden Ceren Deniz, ‘Şeffaflık İstiyoruz’ başlıklı çalışmasıyla “Yazılı Basın, Haber” dalında birincilik ödülünün sahibi oldu. Deniz’e ödülünü, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır takdim etti.  My Dergi’den Hakkı Sargın’ın, ‘GDO Devi Antalya’ya Üs Kurdu’ başlıklı çalışması “Yazılı Basın, İnceleme-Araştırma” dalında birincilik ödülüne layık görüldü, Sargın ödülünü BAKSİFED Başkanı Ali Eroğlu’nun elinden aldı. “Yazılı Basın, Röportaj” dalında Antalya Life Dergisi’nde Mesut Yaramış’ın ‘İçimizden Biri” balıklı ödülü birincilik ödülünü alırken, Yaramış’a ödülünü Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni takdim etti. Antalya’da Ticaret ve Siyaset Gazetesi’nden Ömer Faruk Güder’in “Antalya’nın İtibarı Var Mı?” başlıklı yazısı “Yazılı Basın, Makale” dalında birincilik ödülünü ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Ergin Civan verdi. Kanla V Televizyonu’ndan Pelin Gel Ağan, “Tarımın Başkentinden” adlı TV programı ile “Görsel Medya, TV Programı” dalında birincilik ödülü aldı. Pelin Gel Ağan’a ödülü, MHP Antalya İl Başkanı Mustafa Aksoy tarafından verildi.  Antalya Radyo BOX Radyosu’ndan Nihat Toklu ve Ali Orhan’ın sunduğu “Antalya Gündem” adlı radyo programı “İşitsel Medya, Radyo Programı” dalında birincilik ödülüne layık görüldü. Toklu ve Orhan ödülünü AK Parti İl Başkanı Rıza Sümer’in elinden aldı. Genç iletişimcileri özendirmek amacıyla bu yıl dördüncü kez verilen “Genç İletişimci Ödülü’ne”, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Ufuk Kaplan’ın “Bir Cumhurbaşkanı’nın Bilinmeyen Vasiyeti” başlıklı röportaj çalışması değer görüldü. Kaplan’a ödülü, AESOB Başkanı Adlıhan Dere tarafından verildi. İnternet haberciliği dalında, mygazete.com sitesinden “Likya Yolu Elden Gidiyor Mu?” adlı röportaj çalışması “İnternet Haberciliği, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne değer görüldü.

Tören ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve geçmiş dönem başkanları, Mustafa Talat Sözen, Ergin Civan, Ali Eroğlu, Mehmet Hacıarifoğlu, Bekir Bülend Özsoy ve L. Hilmi Ünsal’ın 27’nci Yıl Kuruluş Yıldönümü pastasını kesmesiyle sona erdi.

Fotoğraflı

Daha geniş bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

ANSİAD Basın Danışmanı


ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN\'IN ANSİAD 27. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ AÇILIŞ KONUŞMASI

ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN’IN

ANSİAD 27.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ BALOSU VE ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMA METNİ

14 OCAK 2017  /  DELPHİN IMPERIAL HOTEL

 

Yönetim kurulumuz ve şahsım adına sizleri sevgi saygıyla selamlıyor, teşrifleriniz için teşekkür ediyorum. 2017 yılının her şeye rağmen ülkemize ve sizlere huzur mutluluk getirmesini diliyorum.

ANSİAD, temsil görevini 1 yıl önce aldık. Şu 1 yılda ve son günlerde gerek ekonomik anlamda gerekse diğer konularda çok önemli olaylar yaşandı. 15 Temmuz darbe girişimi alçaklığı zaten Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş bir olaydır. Bu hain darbe girişiminden ders alınarak bu tür yapıların devlette kadrolaşmasına müsaade edilmemelidir. Terör örgütleriyle mücadelede aktif yönteme geçilerek teröristleri inlerinde yok etme yöntemini takdirle izliyoruz.

Anayasa değişikliği TBMM’de görüşülmeye devam etmektedir. Anayasa değişikliği 80 milyon insanımızın geleceğidir. Cepheleşme veya kutuplaşma ile sandığa gitme yerine, herkesi kucaklayan bir anlayışla devam etmelidir. Anayasa reformunu, bir tarafın zaferi, bir tarafın mağlubiyeti gibi görmemeliyiz. Ülke olarak yaşadığımız bu şartlarda artık kutuplaşma alışkanlığını geride bırakmalıyız. Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum ve Sivas Kongrelerindeki birleştirici politikalarını bugün de örnek almalıyız. Vatan için kendini feda eden şehitlerimizin hatırına bir sevgi, saygı, uzlaşma atmosferi için gayret sarfetmeliyiz. Arkasında başka güçlerinde olduğu örgütlerin arka arkaya gelen saldırılarına maruz kalıyorsak, eğer terör örgütleri canımızı bu kadar yakabiliyorsa toplumsal bünyemizdeki zafiyetler yüzündendir.

Bu zafiyetlerin önüne geçebilmek için, demokrasiden hukukun üstünlüğünden ve özgürlüklerden vazgeçmemeliyiz. Yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığından vazgeçmemeliyiz. Akla bilime ve liyakate önem ve öncelik vermeliyiz. Azınlığın çoğunluğa tahakkümünü eleştirdiğimiz gibi çoğunluğun azınlığa tahakkümünü de eleştirmeliyiz. Laiklik inanç temellerimizin güvencesidir. Devletimiz tüm inançların en büyük garantisi olmalıdır. Düşünce farklılıklarını, düşman veya muhalif olarak görmemeliyiz. Her şeyden önce her vatandaşın fırsat eşitliğine sahip olduğu, sadece külfetin değil, nimetin de adil paylaşıldığı bir adalet duygusunu yaygınlaştırmalıyız. Aralık ayında yayınlanan PISA sonuçları, eğitim düzeyimizin yetersizliğini tescil etti. Matematik ve fen bilimlerindeki başarısızlığımız kadar okuduğunu anlamayan bir gençlik yetişiyor olması da endişe vericidir.  Her şeye rağmen kötümser olmayacağız. Karamsarlık, korkaklıktır tembelliktir diyorsak ülke olarak, şirketler olarak, bireyler olarak ev ödevlerimizi iyi yapacağız ve umutlu olmaya devam edeceğiz.  Mücadele ruhumuzu kaybedersek havlu atarız. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Aksi halde girişimciliğimiz bir şey ifade etmeyecektir. Hayata pozitif baktığımızda göreceksiniz, zekamız keskinleşecek, sezgilerimiz berraklaşacaktır. Türkiye en kötü dönemlerinden, hep fırsatlar ülkesi olarak çıktı. Hep birlikte el ele vererek bu zor günleri birlikte atlatacağız.

Sevgili arkadaşlar;

Bugünlerde dövizdeki sert yükselişin de moral bozukluğu, belirsizlik ve güven kaybına neden olduğunu görüyoruz. Dövizdeki hızlı yükseliş yüzünden birçok sektör maliyet hesabı yapamaz hale geldi. Bilindiği gibi ekonomide faiz ve döviz kuru birlikte kontrol edilemez. Düşük faiz ve düşük kur istiyorsanız enflasyonu düşürmek ve verimliliği yükseltmek zorundasınız.

2016 Yılı ihracat tutarımız 142 milyar Dolar, ithalat tutarımız 198 milyar Dolar. 56 Milyar Dolar dış ticaret açığı veriyoruz. Turizm ve inşaat gelirleri düşüldükten sonra net cari açığımız halen 30 milyar Dolar’ın üzerindedir. Cari açığı azaltmak için kilogram fiyatı yüksek teknolojik ürünler ihraç etmemiz lazım. İhraç ettiğimiz sanayi mallarının kilogram fiyatı 1.4 Dolar civarındadır. Tasarım ürünlerinde kilogram fiyatı 2.5 Dolar, markalı ürünlerin kilogram fiyatı 4.5 Dolar, patentli ürünlerin kilogram fiyatı 6 Dolar/ Kilogram civarındadır. Demek ki daha çok markalı ve patentli mal üretmeliyiz. Mesela iplikte ihraç fiyatımız 4 Dolar/Kilogram iken aynı ipliği işleyip konfeksiyon yaptığımızda 16 Dolar/Kilogram’a satıyoruz. Yani ipliğe 4 kat değer katıyoruz.

İşte katma değer bu. Katma değer derken KDV’yi kastetmiyoruz, mala değer katmayı kastediyoruz. Biz elektrikli ev aletlerinin kilogramını 5 Dolar’a satıyoruz, ama 1 kilogram bilgisayarı 600 Dolar’a, 1 kilogram akıllı telefonu 2000 Dolar’a alıyoruz. Geçen yıl yazılımda bilişimde 1.250 Milyar Dolar ithalat yaptık. Hindistan yazılımında bilişiminde 120 Milyar Dolar ihracat yapıyor dolayısıyla teknolojiye, bilişim ve yazılıma önem vermeliyiz.

En önemli sorunlarımızdan olan terörü komşu ülkelerle sorunları çözerek ve sınır güvenliğimizi sağlayarak terörün dış desteklerini kesmeliyiz. Irak, Suriye, Rusya ve İsrail ile sağladığımız uzlaşmayı AB ve ABD ile de sorunları konuşabildiğimiz bir döneme girerek çözmeyi umut ediyoruz. Antalya olarak 2016 yılı turizm ve tarımda ayrıca bunların etkilediği bütün sektörlerde afet yılı oldu. Yabancı Turist sayısı 4.700.00 kişi azaldı. Bu düşüşün yarısı Rusya’dan kaynaklanıyor. Geçen yıl hükümet turizm sektörüne önemli destekler sağladı.

Bu yıl da uçak destekleri devam ediyor. Bütün bu desteklerde emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Ancak bizim için en önemli teşvik güven ve istikrardır. Güven ve istikrarın olmadığı ortamlarda yerli ve yabancı yatırımcının yatırım yapması mümkün değildir. Öncelikle ve önemle Rusya dahil bütün pazarlar özellikle AB ve ABD ile sıcak temaslar kurularak güven kaygısını giderecek adımlar atmalıyız. Güven kaygısını giderirsek, turizmde ve ihracatta çok iyi bir döneme girebiliriz. 2017’nin ekonomiye odaklandığımız, daha çok üretmeye ihracat yapmaya ve katma değer yaratmaya, istihdamı artırıp, işsizliği azaltmaya yöneldiğimiz bir yıl olmasını, sükûnetle birbirimize tahammül ederek siyasi görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakarak ülke ve Antalya sorunlarını konuşabildiğimiz bir yıl olması temennisiyle saygılar sunuyorum.

 


ANSİAD İŞ FİKRİ YARIŞMASI’NDA KAZANANLAR BELLİ OLDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin, Girişimcilik Ekosistemi Projesi çerçevesinde “Bi’Düşünsen Bulursun” sloganıyla düzenlenen ödüllü İş Fikri Yarışması\'nın kazananları ödüllerini aldı

Yarışmada, Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Sultan Aras, “Modifiye Isırgan Otu Liflerinin Ameliyat İpliği Olarak Kullanılması Projesi” ile birinci oldu

ANSİAD İŞ FİKRİ YARIŞMASI’NDA KAZANANLAR BELLİ OLDU

Bu yıl, “Bi’Düşünsen Bulursun” sloganıyla yola çıkan ANSİAD 14’üncü Girişimcilik Günleri kapsamında düzenlenen ‘İş Fikri Yarışması’nın kazananları ödüllerini aldı. Akdeniz Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden 33 öğrencinin, 22 projeyle katıldığı, ilk elemeyi geçerek finale kalan proje sahibi üniversite öğrencilerinin mücadele ettiği yarışmada Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) öğrencisi Sultan Aras’ın “Modifiye Isırgan Otu Liflerinin Ameliyat İpliği Olarak Kullanılması Projesi”ile birinci oldu.

ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, BAKSİFED Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Başkan Yardımcısı Sadi Kan, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Öz, ANSİAD Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü Başkanı Tülin Özkan, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanları Bekir Bülend Özsoy ve Mustafa Talat Sözen, ANSİAD Üyeleri, Murat Özekici, Orhan Şenoğlu, Rana Demirer, Savaş Titiz, İlknur Fidan Kepez, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Başkanı Ayşen Hamamcıoğlu, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Serap Kocaoğlu ve BIC Angels, Yatırımcı Çağlar Karataş’tan oluşan jürinin değerlendirmesi sonucu, Prof. Dr. Gürhan Yalçın’ın moderatörlüğünde proje sahibi 30 yarışmacının İş Fikri Projeleri arasından ilk üç derecenin sahipleri belli oldu.

Yarışmada;

“Modifiye Isırgan Otu Liflerinin Ameliyat İpliği Olarak Kullanılması Projesi” ile yarışmanın 1’incisi, Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi Sultan Aras,

 “Transpran Navigasyon Projesi” ile yarışma 2’ncisi Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri  Tunahan Erol ve Ahmet Ak,

 “Yüksek Akım Yoğunluğuna Sahip Lityum-İyon Pili Üretimi Projesi” ile yarışma 3’ncüsü Akdeniz Üniversitesi Yüksek Lisans öğrencisi Çağdaş Kızıl oldu.

Başarılı iş fikri üreterek ilk üç dereceyi paylaşan öğrencilere ödülleri Akra Barut Otel\'de düzenlenen Girişimcilik Günleri kapanış kokteyli ve ödül töreninde verildi.


2016 ANSİAD ‘YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ’ SAHİPLERİNİ BULDU

53 eserle 35 basın mensubunun katıldığı ANSİAD Geleneksel Medya Ödülleri’nin sahiplerini bulduğunu kaydeden Erdoğan, “Antalya\'nın ekonomik gelişimine ve düşünce hayatına katkılarından dolayı katılımcılarımıza teşekkür ediyor, çalışmalarındaki başarılarının devamını diliyorum” dedi

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği tarafından 1995 yılından beri, bu yıl 21’incisi düzenlenen ‘Yılın Medya Ödülleri’ sahiplerini buldu. Batı Akdeniz Bölgesi’nde aktif olarak çalışan 35 medya mensubunun 53 eserle katıldığı yarışma, Yazılı Basın, Görsel Medya, İşitsel Medya ve İnternet Haberciliği olmak üzere dört dalda değerlendirmeye alınırken, 4 yıldır olduğu gibi bu yıl da iletişim ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin eserleri de ‘Genç İletişimci Ödülü’ olarak değerlendirmeye alındı. ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eserler için verdikleri ödülle, yerel medyaya destek verdiklerini söyledi. Yarışmaya, 35 Medya mensubunu 53 eserle katıldığını dile getiren Erdoğan, “Antalya ve ilçelerinde görev yapan medya mensuplarının 01 Kasım 2015 ile 01 Kasım 2016 tarihleri arasında yayımlanmış eserleri;

 Yazılı Basın dalında; Haber, İnceleme-Araştırma, Röportaj ve Makale

Görsel Medya dalında; TV Programı - Haber veya Röportaj

İşitsel Medya dalında; Radyo Programı – Haber

İnternet Haberciliği dalında; Haber veya Röportaj

olmak üzere 4 dalda değerlendirildi” dedi.  

 Değerlendirmeyi yapan Seçici Kurul;

-      Abdullah ERDOĞAN (ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı)

-      M. Sadi KAN (ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı)

-      Abdurrahman YILDIRIM (Habertürk Gazetesi Ekonomi Muhabiri)

-      Doç. Dr. Murad KARADUMAN (Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi)

-      Doç. Dr. Burcu DEMİREL (Akdeniz Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi)

-      Rasim GÜNDÜZ (Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi)’den oluştu.

27 Aralık 2016 tarihinde toplanan Seçici Kurulun, şartnamede belirlenmiş ölçütler çerçevesinde yaptığı değerlendirme sonucunda;

 

  • Hürriyet Gazetesi’nden Ceren DENİZ’in “Şeffaflık İstiyoruz” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, Haber” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 

  • My Dergi’den Hakkı SARGIN’ın “GDO Devi Antalya’ya Üs Kurdu” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, İnceleme-Araştırma” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 

 

 

  • Antalya Life Dergisi’nden Mesut YARAMIŞ’ın “İçimizden Biri” başlıklı röportajı “Yazılı Basın, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 

  • Antalya’da Ticaret ve Siyaset Gazetesi’nden Ömer Faruk GÜDER’in “Antalya’nın İtibarı Var Mı?” başlıklı yazısı “Yazılı Basın, Makale” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 

  • Kanla V Televizyonu’ndan Pelin Gel AĞAN’ın “Tarımın Başkentinden” adlı TV programı, “Görsel Medya, TV Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 

  • Antalya Radyo BOX Radyosu’ndan Nihat TOKLU ve Ali ORHAN’ın sunduğu “Antalya Gündem” adlı radyo programı “İşitsel Medya, Radyo Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 

  • www.mygazete.com internet sitesinden Ferhan BOZKAYA’nın “Likya Yolu Elden Gidiyor Mu?” adlı röportaj çalışması “İnternet Haberciliği, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne değer görüldü.

 

Genç iletişimcileri özendirmek amacıyla bu yıl dördüncü kez verilen “Genç İletişimci Ödülü’ne”, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Ufuk KAPLAN’ın “Bir Cumhurbaşkanı’nın Bilinmeyen Vasiyeti” başlıklı röportaj çalışması değer görüldü.

 

Ödüle değer görülen medya mensuplarının çalışmalarına ait ödüller, 14 Ocak 2017 Cumartesi günü Delphin Imperial Hotel’de yapılacak olan ANSİAD 27’nci Kuruluş Yıldönümü Balosu’nda yapılacak törenle sahiplerini bulacak. Değerli medya mensuplarına teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Daha geniş bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

ANSİAD Basın Danışmanı


ANSİAD BAŞKANI ERDOĞAN’DAN 2017 MESAJI

Acılarla ve üzüntülerle birlikte geride bıraktığımız bir yılın ardından, yeni yılda yeni umutlarla 2017 yılının insanlığa, iş dünyamıza ve ülkemize huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum.

2016 yılında, terör olaylarıyla, şehit haberleriyle ve uluslararası ilişkilerde yaşanan sıkıntılarla boğuştuk. Ülkemiz adına, insanlık adına, ekonomimiz ve uluslararası ilişkilerimiz adına zor geçen, acıların ve üzüntülerin yaşandığı bir yıl oldu. 15 Temmuz hain darbe girişimiyle, Temmuz öncesinde yeşeren umutlarımız derinden sarsıldı. Terörün ve savaşın yok ettiği insanlarımız, barış ve huzurumuza kastedenler tarafından katledildi. Son açıklanan verilere göre Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte % 1.8 küçüldü. En fazla küçülme Antalya’nın önemli sektörleri olan tarım ve turizmde yaşanırken, turizmdeki düşüş hizmet sektörünü % 8 küçülttü ve küçülme çok daha ciddi boyutta yaşandı. Özel sektör finansman anlamında en zor günlerini 2016’da yaşadı. Türk lirası 2 aydan bu yana dünyanın en fazla değer kaybeden paraları arasında yer aldı. 2016 yılında yaşanan acıları geride bırakmalı ve yeni yıla yeni umutlarla bakabilmeliyiz. Bu çerçeveden baktığımızda, iş dünyamızın stratejisi üretim ve istihdam olmalı. 2017 yılı, bilimin, eğitimin ve çağdaşlığın yılı olmalı. Hepimizin arzusu, kutuplaşmanın yaşanmadığı, ekonomik gelişmelerin sağlandığı, huzurun ve barışın egemen olduğu bir yıl olması. Yeni bir yıla girerken, sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla, nice yıllara.

                                                                         Abdullah ERDOĞAN

                                                           ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI



TÜSİAD BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES: RAKAMLAR EKONOMİNİN DARALDIĞINA İŞARET EDİYOR”

BASIN BÜLTENİ                                                                      

2016 / 62

ANSİAD 22’NCİ AKDENİZ TOPLANTISI’NIN KONUĞU TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES OLDU

TÜSİAD BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES: RAKAMLAR EKONOMİNİN DARALDIĞINA İŞARET EDİYOR”

Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Cansen Başaran Symes, “Son iki yıldır yaşanan terör olayları ve siyasi belirsizliklerle Türkiye ekonomisi yavaşladı, ama büyümeye devam etti. Son açıklanan rakamlar ekonominin yüzde 1.8 oranında daraldığına işaret ediyor” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 22’nci Akdeniz Toplantısı’nın konuğu TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes oldu. ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan’ın moderatörliğinde gerçekleştirilen toplantıya, Muratpaşa Belediye Başkanı CHP’li Ümit Uysal, Antalya OSB Başkanı Ali Bahar, Süs Bitkileri ve İmalatçıları İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu ve ANSİAD üyesi işadamları katıldı. Batı Akdeniz Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Ali Eroğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı toplantıda TÜSİAD Başkanı Symes, ‘Küresel Ekonomi ve Türkiye Ekonomisinin Dayanıklılığı’ başlıklı bir konuşma yaptı. Symes, konuşmasının başında İstanbul’da yaşanan terör saldırısını kınadı. Symes, “Her seferinde kınıyoruz ama pırıl pırıl hayatlar sönüyor, aileler yanıyor ve gerçekten yaşanan acıların tarifi hiç kolay değil” dedi. Toplantı’nın açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, “Öncelikle Cumartesi akşamı kaybettiğimiz şehitlerimizi, daha önce ve daha sonra kaybettiğimiz şehitlerimizi saygıyla anıyor, ülkemizin birlik ve beraberliğine, asker ve polisimize kasteden hain terör saldırıları karşısında kararlı duruşumuzu ifade etmek istiyorum” dedi.

YENİKAPI RUHUNU KAYBETMEMELİYİZ

2001 krizinden sonra Türkiye’nin ekonomide ve dış politikada gerçekleştirdiği hamleler dünyada parlayan yıldız olmasını, örnek olarak gösterilmesini sağladığını dile getiren Erdoğan, “Fakat 2009 yılı sonrasında Türkiye’nin ışığı azaldı, 2016 yılında ise terör, paralel devlet yapılanması, düşük büyüme, yüksek işsizlik, Türk Lirasının aşırı değer kaybetmesi ile karşı karşıya kaldık. Türkiye bu sorunları aşacak güçtedir, ancak bunun için Yenikapı ruhunu, demokrasi nöbetleri ruhunu kaybetmeden geliştirmemiz gerekir. Hepimizi, her vatandaşı ilgilendiren Anayasadaki köklü sistem değişikliğinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ve kamuoyunda daha fazla tartışılmasını ve mümkün olan en geniş uzlaşmanın aranmasını diliyorum” diye konuştu.

UZLAŞMA TEMENNİMİZDİR

Anayasada ki sistem değişikliğinin seçim yasası, siyasi partiler yasası ile birlikte düşünülmesinde yarar gördüğünü belirten Erdoğan, “Halkın doğrudan seçtiği partisiz bir senatonun kurulması da ele alınmalıdır. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanına bu kadar ağır görev ve sorumluluk yüklemenin de haksızlık olduğuna inanıyorum. Ümit ederim ki, Türkiye için en güzel, yararlı ve hayırlı bir model ile büyük bir uzlaşma ortaya çıkar, Türkiye Cumhuriyetinin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti temelleri güçlenir ve Türkiye yeniden parlayan bir yıldız olarak muasır medeniyet hedefine ulaşır.

EN FAZLA KÜÇÜLME TURİZMDE

Ekonomik büyüme üzerine değerlendirmelerde bulunan Başkan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü, “Son açıklanan verilere göre Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 1.8 küçüldü. En fazla küçülme Antalya’nın önemli sektörleri olan tarım ve turizmde oldu. Turizmdeki düşüş, hizmet sektörünü %8 küçülttü, Antalya’da ise küçülme çok daha ciddi boyutta oldu. Hükümetimizin sorunun büyüklüğünü anlayarak kredi ve sosyal güvenlik primi konusunda önlem alması yerinde olmuştur. Çünkü özel sektör finansman anlamında en zor günleri yaşamaktadır. Türk lirası 2 aydan bu yana dünyanın en fazla değer kaybeden paraları arasındadır. Gelişen ülkeler içinde Meksika ile at başı gitmektedir.Bu konuda da çeşitli önlemler alınmaktadır, ancak en önemli önlemin güven artışı ve yapısal reformlar olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca, Avrupa pazarının ihracatımızda ve turizmde taşıdığı önemin de dikkate alınması gereklidir.”


DÜNYA EKONOMİSİNİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRECEK GELİŞMELER
2008 krizinden bu yana dünya ekonomisinin tam toparlanmış olmadığı ve hala çok yavaş büyüdüğünü kaydeden Symes, “Bu durum ekonomik açıdan pek çok sonuç içermesinin yanında siyasi anlamda da dünyayı sarsmış durumda. Özellikle finansal kriz sonrasında küreselleşmenin ulusal egemenliğin önüne geçmesine yönelik bir direnç var. Gelişmiş ülkelerde küreselleşme ve göçmen karşıtlığının yükseldiğini görüyoruz. İngiltere’nin AB’den çıkma kararı alışı, ABD’de başkanlık seçimleri, İtalya’da çok yakın ciddi ekonomik reformlar içeren paketin referandumda reddedilişi, Çin’de siyasal sistemin tekrar içe kapanma eğilimi ve radikal sağ partilerin bazı Avrupa ülkelerinde yükseliyor oluşu, son dönemde şahit olduğumuz önemli gelişmeler. Hiç şüphesiz bizim de içinde olduğumuz dünya ekonomisini yeniden şekillendirecek gelişmeler” dedi.

TÜRKİYE’NİN KRİTİK ÖNEMİ VAR
TÜSİAD Başkanı Symes, ABD’nin dünya ile özellikle de Avrupa ve Ortadoğu ile ilişkilerini nasıl kurgulayacağının, dünyanın en kritik coğrafyasının merkezinde olan Türkiye açısından da son derece önemli olacağına işaret etti. AB’nin ciddi bir kimlik krizi yaşaması, karar vermede zorlukları olması, dünya siyasetinde ekonomik gücü oranında bir ağırlık gösterememesi, içindeki dayanışmanın kırılmasının AB’nin önemini azaltmayacağına da vurgu yapan Symes, “Maalesef AB ile ilişkilerimizin giderek yıprandığı bir süreç içindeyiz. Burada tek taraflı haklı ya da haksız görmek mümkün değil. Karşılıklı olarak üyelik müzakerelerindeki süreçte iki taraf da üzerine düşeni tam olarak yapmıştır diyemeyiz. Bunun sonucunda üyelik sonucundaki ivme her iki taraftan kaynaklanan nedenlerle önce kaybedildi, sonrasında da geriye gidişler oldu. Avrupa ekonomisinin bizim için olan önemini çok iyi biliyorsunuz. AB ekonomi çerçevesi dışında kalan bir Türkiye’nin kalkınma hedefleri ciddi sekteye uğrayabilir” dedi.

KARŞILIKLI İŞ BİRLİĞİ VE GÜVEN ŞART
Ancak AB’ye yönelik perspektifini koruyan bir Türkiye ile mevcut ekonomik ilişkiler küresi ve tedarik zincirlerinin korunabileceğini dile getiren TÜSİAD Başkanı, “Siyasal demokratik değerler, ortak değerler haline gelebilir. Türkiye’ye giren doğrudan yatırımların yüzde 70’i Avrupa ülkelerinden geliyor. İhracatımızın yarıya yakınını Avrupa ile yapıyoruz. Türkiye gelen turistlerin yüzde 45’i Avrupa ülkelerinden, Avrupa ekonomisinin bir an önce daha sağlıklı bir yapıya kavuşması, Türkiye ekonomisi için kritik öneme sahip. Türkiye’nin AB ile ilişkileri ve üye müzakere sürecinin sağlıklı bir şekilde yürümesi de karşılıklı işbirliği ve güven için de şart. Türkiye AB ile müzakerelerde ilerledikçe dünyanın geri kalanı ve doğu ile güçleniyor. Küresel ilişkileri güçlendikçe de AB ile müzakerelerdeki gücü artıyor. AB iş dünyası olarak sahip çıkmaya devam etmemiz gereken bir projedir. Bunun altını burada bir kez daha çizmek istedim” dedi. 

TÜRKİYE’NİN BÜYÜMEYE İHTİYACI VAR

Son iki yıldır yaşanan terör olayları ve siyasi belirsizliklerle Türkiye ekonomisinin yavaşladığını, ama büyümeye devam ettiğini dile getiren Symes, son açıklanan rakamların ekonominin yüzde 1.8 oranında daraldığına işaret ettiğini söyledi. Bunun süratle tedbir alınması gereken bir alan olduğuna da işaret eden Symes, “Zira işsizliğin artmaması, iş gücüne giren gençlerimizin yeni istihdam yaratabilmemiz için Türkiye’nin en az yüzde 5 büyümeye ihtiyacı var” dedi.

SANAYİ 4.0 PLATFORMU BU AY TANITILACAK
Hükümet ile yakın diyalog olduğu ve birçok konuda rekabet gücünün artırılması için işbirliği yapıldığını anlatan Cansen Başaran Symes, günümüzde bilimsel ve teknolojik gelişmelerin son derece hızlı aktığını da anlatarak, TÜSİAD olarak ülkemizde bu dönüşüm sürecinin daha etkin hayata geçirilmesi için Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın başkanlığında ve ilgili paydaşların katılımıyla Sanayi 4.0 Platformu oluşturulduğu ve platformun lansmanının tüm paydaşların katılımıyla bu ay içinde bakanlığın liderliğinde yapılacağını açıkladı. 

TASARIYI DEĞERLENDİRDİKTEN SONRA AÇIKLAMA YAPACAĞIZ 
Toplantıda işadamlarının sorularını da yanıtlayan TÜSİAD Başkanı’na, TBMM’ye sunulan başkanlık tasarısı ile ilgili düşünceleri de soruldu. TÜSİAD olarak kapsamlı bir çalışma yapmadan bir görüş vermek istemediklerini belirten Symes, “Son derece önemli bir konu ama başkanlık konusu Türkiye’nin gündemine ilk defa girmiyor, geçmişte de geldiğinde TÜSİAD’ın o dönemdeki çalışmalara yönelik bütün raporları ve görüşlerine TÜSİAD sitesinden ulaşabilirsiniz. Ama yeni tasarıyla ilgili, açıkçası tasarıyı bekledik. Tasarı öncesinde anayasa komisyonu başkanıyla kapsamlı görüşmelerimiz oldu. Kendisi TÜSİAD’ı ziyaret etti, yapılan çalışmaları izah etti. Dolayısıyla diyaloğumuz zaten vardı, ama bu çalışmayı kapsamlı değerlendirdikten sonra TÜSİAD görüşünü açıklamayı uygun görüyoruz” dedi. ANSİAD yeni üyelerine rozet ve belgelerinin takdim edildiği gecenin sonunda, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve BAKSİFED Başkanı Ali Eroğlu, Symes’e plaket takdim etti.


HABERTÜRK YAZARI YILDIRIM; “BATIDAN KOPMANIN BEDELİ 600 MİLYAR DOLAR”

HABERTÜRK YAZARI YILDIRIM; “BATIDAN KOPMANIN BEDELİ 600 MİLYAR DOLAR”

 

2017 yılına girerken ekonomide ne olacağı sorusunu ANSİAD için yanıtlayan Habertürk Ekonomi Yazarı Abdurrahman Yıldırım, “Bizim Batı ile küsme lüksümüz yok, ekonomi bize batıyla kavga lüksünü vermiyor. Ne yapıp edip Batıyla iyi geçinmenin yolunu bulmamız lazım, Batı’dan kopmanın bedeli 600 milyar dolar” dedi

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 18’inci Olağan Toplantısı’nda yılın son konuğu, Habertürk Ekonomi Yazarı Abdurrahman Yıldırım oldu. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyeleri katıldı. Toplantı moderatörlüğünü ANSİAD Üyesi Murat Özekici’nin yaptığı toplantıda, Abdurrahman Yıldırım “2017’ye Girerken Türkiye Ekonomisi” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Batı ile ekonomik bağlarımızın olduğunun altını çizen Yıldırım, “Bizim Batı ile iyi geçinmemiz gerekiyor. Fonlamanın devamının gelmesi ve Türkiye’ye ekonomik bir yaptırım yapmamaları gerekiyor ki Türkiye büyümesini sürdürebilsin” dedi. Batı’nın Türkiye’ye vermiş olduğu kredilerin, sıcak para akışının 400 Milyar Dolar olduğunu kaydeden Yıldırım, “Kredileri yenilemiyorum dedikleri zaman başka bir yerden bulup ödememiz lazım ki bunun bir karşılığı yok. Biz sadece kredileri konuşuyoruz, Batı’nın Türkiye’ye vermiş olduğu kredilerin toplam boyutu yaklaşık 200 milyar dolar. 200 milyar dolara çok yakın miktarda da sıcak para var ve 200 milyar dolar da sabit yatırımlar söz konusu. Yaklaşık 600-650 milyar dolar arasında değişiyor” diye konuştu. İlişkiler bozulunca kredilerin de duracağını ifade eden Yıldırım, “Kredilerde de geri dönüş başlayınca o 200 Milyar Dolar sıcak parada da çözülme oluyor. İlişkileri daha da kötüleştirirseniz, o doğrudan sermaye dediğimiz fabrikaları da satmaya başlıyorlar. Dolayısıyla bizim böyle bir lüksümüz yok, ekonomi bize batıyla kavga lüksünü vermiyor. Ne yapıp edip Batı ile iyi geçinmenin yolunu bulmamız lazım, Batı’dan kopmanın bedeli 600 Milyar Dolar” dedi.

 

TRUMP RİSK YA DA FIRSAT OLACAK

2017 yılına girerken Amerika, Avrupa, Çin ve küreselleşmeye bağlı olarak Türkiye ekonomisinin haritasını çıkartan Habertürk Ekonomi Yazarı Abdurrahman Yıldırım, “Amerika’nın yeni faiz artırımı, Amerika’nın yeni başkanı ve bu yeni başkanın girişeceği yeni maceralar yaşayacağımız, belki çok inişli çıkışlı dalgalarla boğuşacağımız bir dönem olacak. En büyük riskimiz Amerikan Başkanı Donald Trump, muhtemelen onun yanına en büyük fırsatımız da o olacak. Sebep, şimdiye kadarki bütün başkanlara benzemiyor. Maceracı, radikal, patavatsız, mevcut ekonomiyi geriye götürücü, küreselleşme karşıtı milliyetçi gibi bütün sıfatları taşıyor. Bunun ne kadarını yapacağını ne kadarını yapamayacağını yıl boyunca izleyip göreceğiz, yapabilirse dünyayı karıştıracak” dedi.  

 

AMERİKAN EKONOMİSİ 5 TRİLYON DOLAR BORÇLANIYOR

Türkiye ekonomisinin tek bir gerçekle yüzleşeceğini dile getiren Yıldırım, “Amerika’daki faizler yükselecek çünkü Trump dediğinin bir miktarını dahi yapsa Amerikan ekonomisi büyüyecek. Enflasyon 1.7 şu anda, hedefte 2 var ve yaklaşılmış durumda. İstihdam, yüzde 4.6 işsizlik var, orada da tam istihdam düzeyine yaklaşılmış. Dolayısıyla sınıra gelmiş Amerikan Merkez Bankası FED, faizi artırmak istiyor. Dolar değerlenecek, faizin yükseleceği, doların değerleneceği ve de Amerika’nın altyapı yatırımları için borçlanmaya gideceği bir dönem yaşayacağız. Amerika’da ekonomiyi canlandırmak adına hem alt yapı yatırımları ve vergi indirimleri, hem de şirketlere ve kişilere yönelik önemli vergi indirimleri yapılacak” diye konuştu. Bunun anlamının vergi gelirlerinin özel sektöre bırakılacağı olduğunun altını çizen Yıldırım, “Ancak altyapı yatırımlarını da yapmak için borçlanacak. Yapacağı borçlanmanın yaklaşık miktarı 5 Trilyon Dolar. Bu para şu anki Amerikan milli gelirinin yaklaşık 4’te biri” dedi.

 

5 TRİLYON ÇOK PARA

Gelişmekte olan ülkelere küresel kriz sonrasında sermaye akışıyla giden toplam paranın 2 Trilyon Dolar olduğunu kaydeden Yıldırım, “5 trilyon çok para, Türkiye’yi de böyle yüksek büyümeye iten, yaptığı az şeylerle daha iyi sonuçlar almaya iten, faizleri düşüren, büyümeyi ivmelendiren sermaye girişlerinin sebebi buydu. Kriz sonrası 2 Trilyon Doların içerisinde bir miktar Türkiye de pay aldı. Şimdi bu para geri dönmeye başlayacak. Çünkü Amerika’nın paraya ihtiyacı var, dolar yükseliyor, Amerika’da faizler artıyor. Amerika’da piyasadan 5 trilyon doları ekstra olarak borçlanacak” diye konuştu. Böyle bir dünyada gelişmekte olan ülkelerin dolar likiditesinin kısmen ve dalgalı olarak çekileceğini dile getiren Yıldırım, “Bu yaşayacağımız ana dalgalanmanın en önemli nedeni sermaye hareketleri. Türkiye’de, çeyrek asırı geçen süredir sermaye hareketleri tam serbest, yurtiçi tasarrufları düşük, ekonomi dış tasarrufları kullanmaya aşırı bağımlı. 1 yıl boyunca bulmamız gereken dış kaynak, sermaye miktarı 200 milyon dolar, ekonomimizin büyüklüğü de 850 milyar dolar. Dolayısıyla en fazla etkilenecek ülkelerden birisi Türkiye. Geçmiş aylardaki piyasa hareketleri, kur üzerindeki etkisiyle bunu göstermiş oldu” dedi.

 

2017 AVRUPA SEÇİMLERİ TÜRKİYE’Yİ ETKİLEYECEK

2017 yılında Türkiye ekonomisini Çin ve Avrupa’dan da etkileyebilecek gelişmelerin yaşanacağını kaydeden Abdurrahman Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü; “2015 yılında yaşadığımız dalgalanmanın temelinde Çin vardı. Çin’de, çift haneli büyüme yüzde 6.5 oranlarına düştü. Çin’in yaşadığı bir olumsuzluk yüzde 6.5’a oranla çok daha sert bir şekilde aşağılara düşürebilir. Belki de küresel bir krizin son ayağı Çin’de yaşanabilir. Böyle bir ihtimal, risk var. Avrupa’da ise yüzde 1.6’lık bir büyüme var. Normal büyümesi 2 civarında. Gelecek yılda yüzde 1.6 büyüyeceği tahmin ediliyor. Dolayısıyla Türkiye için stabil ancak Avrupa’nın sorunu 2017 yılında seçim olması. Ekonomik olarak yüzde 70’i oluşturan ülkelerde seçim var. Muhtemelen Amerika’dan çıkan seçim sonuçlarına paralel bir sonuç çıkacak. Yani göçmen karşıtı, Müslüman karşıtı, kısmen korumacı ve sağ iktidarlar iş başına gelebilir. Küresel rüzgar Avrupa’yı da vuracak. Buradaki asıl tehlike, banka krizi yaşaması. Almanya’da bankacılık sorunu çözülmüş değil. Zaman zaman gündeme gelen Dünya’nın türev piyasa işlemi yapan en büyük bankası Deutsche Bank’ın 52 trilyon dolarlık bir pozisyon almış olması ve zarara uğramış olması büyük risk taşıyor. Yani Almanya’da bir banka krizi, batışı söz konusu olabilir.”

 

MOSKOVA DEKLARASYONU TÜRKİYE’NİN LEHİNE

Türkiye’yi Amerika, Avrupa ve Çin ekseninde değerlendirmeye alan Yıldırım, “Bu çerçevede düşünürsek risklerde azalma yok, küresel büyüme düşük ve düşük kalmaya devam edecek, faizler Amerika’ya bağlı olarak kısmen yükselecek, gelişmiş ülkelerin döviz kurları daha yüksek olacak, sermaye hareketleri dalgalı olacak ve gelişmekte olan ülkelerden kısmen sermaye çıkacak buna bağlı olarak ülkelerin para birimleri değer kaybedecek” dedi. Türkiye’nin jeopolitik risklerinin devem etmesinin de belirli sonuçları olduğunu belirten Yıldırım, “Bu risklerde artma meydana gelebilir. Azalma nasıl olur, son Moskova’da yapılan deklarasyon uygulanır ve ilerletilirse Suriye sorununda azalma görebiliriz. Bu Türkiye’nin lehine. Rusya ile olan ticari ilişkilerimizi düzelttik, dolayısıyla 2017 yılında ihracatımızı yapabiliriz, çekebileceğimiz turisti çekebiliriz. Bu 2017 için Türkiye’nin bir kazanımı. Aynı zamanda Milli Geliri de 1 puana yakın olumlu yönde etkiler. Rusya ile eski ticari ilişkileri kurabilirsek Türkiye’nin milli geliri 0.75 civarı yükselebilir. Böyle bir kaygıyı yaşadık zaten biz, jeopolitik risklerde azalma meydana gelecek olması da pozitif bir gelişme” diye konuştu.  

 

TÜRK LİRASI YÜZDE 25 DEĞER KAYBETTİ

Bütün bu olumsuz gelişmelere ve risklere bakınca, Türkiye’den para çıkacağını belirten Yıldırım, “Bu doları artıracak. Hareketlenme 2013 yılı ortasından başladı, Türkiye’den zaman zaman güçlü para çıkışı oldu. 2013 ortasına göre Türk Lirası karşısında dolar kurunun artışı yüzde 97, Türk Lirası’nın değer kaybı 3 yılda yüzde 49 oldu. 2003 yılında 100 olan reel TL değeri şu anda 95. Aradan 13 yıl geçmiş. Normalde gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye’nin hanesine her yıl 2 puan eklenmesi lazım. 2003’te 100 olan değerin bugün 126 olması lazım. Bugün yüzde 25 değer kaybı var. Bu yüzde 25 hat korunursa, yerli mala, yerli iş gücüne, yerli hammaddeye, TL bazında fiyatlanan her şeye yatırım yapan onun üzerinden ticaret yapanlar kazanabilir” dedi.

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

 

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU; “KOLTUĞUNA SAHİP ÇIKAMIYORSAN İSTİFA ET”

BASIN BÜLTENİ                                                                             ANTALYA, 25 Kasım 2016

2016 / 57

 

CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU; “KOLTUĞUNA SAHİP ÇIKAMIYORSAN İSTİFA ET”

 

AP’nin verdiği karar doğrultusunda değerlendirmeler yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bir Cumhurbaşkanı AP Başkanı’na ‘terbiyesiz’ derse sonuç bu olur. Televizyonlarda 24 saat Cumhurbaşkanı konuşuyor. Bir sorumluluğu var mı Cumhurbaşkanı’nın, yok. Binali Yıldırım ne yapıyor peki, koltuğuna sahip çık, çıkamıyorsan istifa et\" dedi.

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 16’ncı Olağan Toplantısı’nın konuğu, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan yaptı. Başkan Erdoğan’ın moderatörlüğünü gerçekleştirdiği toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyeleri’nin yanı sıra, CHP Genel Başkan Yardımcıları Selin Sayek Böke ve Çetin Osman Budak, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, CHP Antalya İl Başkanı Mustafa Erdem, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Antalya Baro Başkanı Polat Balkan, iş, medya ve siyaset dünyasından isimler katıldı. Toplantıda 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Başkan Yardımcıları Çetin Osman Budak ve Selin Sayek Böke, öğretmenlikten iş dünyasına geçen ANSİAD üyesi işadamlarına ve öğretmen eşlerine çiçek armağan etti.

 

EKONOMİK BELİRSİZLİK SÖZKONUSU

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, yaptığı açılış konuşmasında, ekonominin belirsizliğine ve dalgalanmasına dikkati çekerek, “Bu dalgalanmanın bir kısmının küresel boyutlu olduğunu bir kısmının ise yapısal sorunlarımızla ilgili olduğu da ortadadır. Türkiye ekonomisinde cari açık oranı petrol faturası düşmesine rağmen yüzde 5’e yakın seyretmektedir. Büyüme hızımız yüzde 3’ün üzerine çıkamamakta, dolayısıyla işsizlik oranımız yükselmektedir. Son veriye göre reel sektörün döviz borçları 310, döviz varlığı 100, net döviz borcu 210 milyar dolardır. Dövizde her yüzde 1’lik artış, reel sektörün finans yükünü 6,5 milyar lira artırmaktadır” dedi.

 

İŞ DÜNYASI İÇİN EN İYİ TEŞVİK: GÜVEN VE İSTİKRARDIR

Antalya’ya gelen turizmcilerin geçtiğimiz yıla oranla 4 milyon 200 bin kişi azaldığına dikkat çeken Erdoğan, “2014 yılına göre 5 milyon 300 bin azalmıştır. Türkiye’de azalma oranı yüzde 32 iken Antalya’da yüzde 44’tür. Yabancıya konut satışında Türkiye genelinde 22 bin 830 adet konut satılırken, Antalya yaklaşık yüzde 27 pay alarak 6 bin 72 yabancıya konut satışı gerçekleştirmiştir” diye konuştu. Terör, Suriye savaşı, hukuk sisteminde zayıflamanın güven sorunu yarattığına değinen Erdoğan, “Cari açığı azaltmak için yatırım teşvikleri artırılmıştır, fakat hem ülke içinde hem de uluslararası ilişkilerde elverişli yatırım atmosferi yaratmamız gereklidir. Yasama, Yürütme ve Yargı bağımsızlığı güçlendirilerek bu sorunları aşmak için iktidar ve muhalefet, kamu ve özel sektör el birliğiyle çalışmak zorundayız. Elbette teşvikleri çok önemsiyoruz. Ancak iş dünyası için en iyi teşvik, güven ve istikrardır” dedi.

 

ANTALYA’NIN YENİ BİR HAMLEYE İHTİYACI VAR

26 yıllık bir dernek olarak, kurucular, dernek başkanları ve üyeleriyle ANSİAD’ın kurumsal ilkelerine bağlı kaldıklarını dile getiren Erdoğan, “Derneğimizin temel değerleri Türkiye Cumhuriyeti\'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının attığı temeller üzerinde şekillenmiştir. Bu temeller üzerinde Türkiye günümüze kadar en ileri İslam ülkesi olarak yükselmiştir. Bu vizyonla Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023\'te Cumhuriyetimizin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olarak dünya milletleri sahnesinde ön saflarda yer alacağına inanıyor, ümit ediyoruz” ifadelerine yer verdi. TÜRKONFED desteğiyle Antalya ekonomisi raporu hazırladıklarını belirten Erdoğan, “Bu raporla, Antalya ekonomisindeki ürün tuzağı problemine işaret etmiştik. Maalesef bu yıl bu problemi en şiddetli şekilde yaşamış bulunuyoruz. Antalya ekonomisi ciddi ölçüde kan kaybetmiştir ve gerekli dersleri çıkararak yeni bir hamle yapmamız gerekmektedir” dedi.

 

TABELA OLMASI ÜNİVERSİTE OLDUĞUNU GÖSTERMEZ

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan’ın konuşmalarının ardından, soruların yöneltildiği ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, Bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli unsurun eğitim olduğuna işaret ederek, Türkiye\'deki eğitim sisteminin tamamıyla değiştirilmesi gerektiğini belirtti. 15 Temmuz darbesi sonrasında Saray\'da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve MHP Lideri Devlet Bahçeli\'nin bulunduğu ortamda eğitim sistemini nasıl bozduklarını söylediğini anlatan Kılıçdaroğlu, \"Bizim fizikçiye, kimyacıya, matematikçiye ihtiyacımız var. Bunların olmadığı bir ülkenin büyüme şansı yok\' dedim. Bana verdikleri cevap, İmam hatip okullarında da bunlar okutuluyor oldu. Biz imam hatiplere karşı değiliz, ilahiyat fakültelerine de karşı değiliz, aydın din adamları yetişmeli, toplumun ahlaki düzeyi yükseltilmeli. Ancak matematiğe ve fiziğe de ihtiyacımız var. Bugün bazı üniversitelerin fizik bölümünün kapatıldığını biliyor musunuz? İran üniversitelerinin, bilimsel makale sayısının Türkiye üniversitelerini geçtiğini biliyor musunuz? Bir tabela olması oranın üniversite olduğu anlamına gelmez” dedi.

 

HANGİ GEREKÇEYLE ATILDILAR BİLMİYORLAR

Akdeniz Üniversite\'nden son Kanun Hükmünde Kararname ile atılan 8 akademisyenle görüştüğünü dile getiren Kılıçdaroğlu, \"Hangi gerekçeyle üniversiteden atıldığını bilmiyorlar. OHAL kararnamesiyle üniversiteyle ilişikleri kesilmiş. Hiçbir terör örgütüyle ilgimiz yok diyorlar. Çok güzel bir söz vardır, \'Alimin ölümüyle, bir düşünce adamının ölümü, dünyanın ölümü gibidir\' diye, bugün öğretmenler günü ve hocaların görevlerine son verilen gün” diye konuştu.

 

CEHALETİN YÖNETTİĞİ BİR ÜLKE ORTAMINDAYIZ

Bugünkü koşullarla 1923 Türkiye’sinin yargılandığına dikkati çeken CHP Genel Başkanı, “Dayanamadığım nokta da bu, eğer 10 yıl daha böyle deva ederse Türkiye çok gerilere gidecek. Afrika ülkelerinden de daha geriye gideceğiz. Milli Eğitim Bakanı ne iş yapıyor? Eğitim sistemi tepeden tırnağa sorunlarla dolu, sanattan kültürden bahsediyoruz, ülkeyi yönetenler kendi yakın tarihlerini dahi bilmiyorlar. Cumhuriyet tarihini bilmeyen insanların devleti yönettiği bir sürecin içerisindeyiz. Cehaletin yönettiği bir Türkiye ortamındayız, umutsuzluğun kaynağı da budur” dedi.

 

YOLSUZLUK VE AHLAKSIZLIK MÜSLÜMANLIK ADINA YAPILIYOR
George Washington Üniversitesi\'nde yapılan bir araştırmayı paylaşan Kılıçdaroğlu, \"İslamiyet\'in doğuş kurallarına bakıp “En Müslüman ülkeler hangileridir” diye bakıyorlar. 160 ülkede bunları değerlendiriyorlar. İlk 33 ülkede bir tek Müslüman ülke dahi yok.Finlandiya, İsveç, Norveç gibi sıralanıyor. 33\'üncü sırada Malezya, 103\'üncü sırada Türkiye var. Hangi ahlaki değerden söz ediyoruz. Yolsuzluk yapanların yükseldiği bir Türkiye. Yolsuzluk, ahlaksızlığın, siyasette her türlü alavere dalavere ve bunların tamamı Müslümanlık adına yapılıyor” diye konuştu.

 

KARAR UMUYORUZ GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASINA YANSIMAZ

Dış politika konusunda milli bir politika beslenmediğinden bahseden Kılıçdaroğlu, “Dış politika milli değil, kafalarına göre dış politika oluşturdular. Dış politika tam bir iflas. Dış politikanın kendine özgü bir dili vardır. İç politikaya malzeme ediliyor şu anda. Ülke, bir belediye gibi yönetiliyor” ifadelerini kullandı. Avrupa Parlamentosu\'nun kararını değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye için ağır bir karar olduğunu kaydederek, düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Avrupa ve Türkiye’nin birbirinden vazgeçemeyeceğini belirten CHP Genel Başkanı, “Herkesle dost, iyi ilişkiler kuracağız. Bu karar umuyoruz Gümrük Birliği anlaşmasına yansımaz. Cumhurbaşkanı makamı ağırlığını korumak zorunda. Bir Cumhurbaşkanı AP Başkanı’na ‘terbiyesiz’ derse sonuç bu olur. Televizyonlarda 24 saat Cumhurbaşkanı konuşuyor. Bir sorumluluğu var mı Cumhurbaşkanı’nın, yok. Binali Yıldırım ne yapıyor peki, koltuğuna sahip çık, çıkamıyorsan istifa et\" ifadelerini kullandı.

 

“HUKUK FAKÜLTELERİ NE ZAMAN KONUŞACAK?”

Ülkede hukuksuzluk olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, “Bunun önüne hep birlikte geçeceğiz, barolara büyük görevler düşüyor. Çünkü hukuk fakültelerinden hiç ses çıkmıyor. Hukuk fakülteleri ne zaman konuşacak? Demek ki orada bir üniversite yok” diye konuştu. Bugünkü siyasi yapıyla dikta yönetimine gidildiğini kaydeden CHP Genel Başkanı, “Güçlü parlamenter sistemle Türkiye demokrasisini kazanır. 30-35 yıldır Türkiye neren böyle açmazlarla karşı karşıya kalıyor. Darbe dönemlerinde yapılan anayasa ve yasalar Türkiye’de yeni darbelere sürekli zemin hazırlamıştır. Türkiye darbe hukukundan arındırılmadığı sürece, bu ülkeye demokrasi gelmez. Darbe hukukun değişmesi ve Türkiye’ye birinci sınıf demokrasinin gelmesi gerek” dedi.


“BAŞKANLIK BÖLÜNMEYE YOL AÇAR”


Başkanlık sisteminin Türkiye\'nin bölünmesine, parçalanmasına yol açacağını dile getiren CHP Genel Başkanı, \"Gayet açık ve net. Başkanlık sistemini savunan içeride de bir kişi var. Abdullah Öcalan, arzu eden İmralı Notları kitabını açar okur. Neden ısrarla başkanlık istiyor, hangi gerekçeyle istiyor. Yazıyor bunlar. Gaziantep konuşması, 400 milletvekili verin bu iş bitsin. Bu sözün ne anlama geldiğini herhalde bende biliyorum sizde biliyorsunuz Türkiye’nin bekasını ben nasıl düşünüyorsam Sayın Devlet Bahçeli’de sorumludur.

Türkiye\'nin bekası konusunda hepimizin çok dikkatli olmamız lazım ve geleceğini bir kişiye teslim ederseniz, örnek mi Almanlar Hitler\'e teslim etti, tüm dünya kana bulandı. ya ertesi gün savaş ilan ederse ne olacak. Onun çocukları mı askere gidecek, onun çocukları mı ölecek hayır\" dedi.

 

ENERJİDE RUSYA’YA BİR BAĞLILIĞIMIZ YOK
18 adanın Yunan işgali altında olduğu yönündeki soruları da yanıtlayan CHP Genel Başkanı, \"Milliyetçiyiz falan diyorlar, ama bunlarınki başka bir milliyetçilik. 18 adada şu anda Yunan bayrağı çekiliyor, şu anda egemenlik hakkı Yunanistan\'a devredilmiş ve işgal altında, Kıbrıs konusunda da çok ciddi endişelerimiz var. Karpas’ı vermek, toprakları yüzde 29’a geriletmek istiyorlar, kıyıların neredeyse tamamını Rum yönetime vermek istiyorlar\" dedi. Enerji konusunda Rusya’ya bir bağlılığımızın olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Bir devlet olarak bu şekilde bir anlayış olur mu? Olmamalı, olamaz da. Bir de tuttuk nükleer santral işini de onlara verdik, devleti yönetenler devletin geleceğini düşünmek, riske sokmamak zorundadır” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na plaket sunumunun ardından sona erdi.

 

Konu hakkında detaylı bilgi için;

 

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr


ÇOBANOĞLU, ANTALYA\'YA AKILLI TRAFİK SİSTEMİNİ MÜJDELEDİ

ANSİAD 13’üncü Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu olan, Antalya Karayolları 13’üncü Bölge Müdürü Arif Çobanoğlu ilk akıllı ulaşım sisteminin Antalya’da başlayacağını müjdeledi

 

Çobanoğlu, Antalya’da sadece bu yıl yapılan yatırımın 312 milyon lira olduğunu, yılsonunda 674 milyonluk bir yatırım harcaması hedeflediklerini kaydetti

 

 

ÇOBANOĞLU, ANTALYA’YA AKILLI TRAFİK SİSTEMİNİ MÜJDELEDİ

 

Türkiye’de ilk akıllı ulaşım sisteminin Antalya’da olacağını dile getiren Çobanoğlu, “Sandıklı’dan Gazipaşa’ya, Antalya’dan Tekirova’ya kadar 2018’de devreye girecek olan sistemin pilot bölgesiyiz” dedi

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin aylık kahvaltılı toplantısının konuğu olan Antalya Karayolları 13’üncü Bölge Müdürü Arif Çobanoğlu, iş insanlarına karayollarında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Türkiye’de ilk akıllı ulaşım sisteminin Antalya’da başladığını kaydeden Arif Çobanoğlu, “Sandıklı’dan Gazipaşa’ya, Antalya’dan Tekirova’ya kadar yol haritamız bulunuyor. Sürücü yoldayken, yol durumuyla ilgili kendisine bilgi gelecek” dedi. Pilot bölge olarak Akdeniz iklimine işaret eden Çobanoğlu, “Değişken iklimlerde bizim sürücüleri uyarmamız gerekiyor, sürücülerin tereddüt etmeden ilerlemesini sağlayacağız” diye konuştu. Antalya Akra Barut Otel’de düzenlenen kahvaltıya, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile ANSİAD Üyesi İş insanları katıldı.ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan Başkanlığında yapılan toplantıda, 2016 yılı Antalya ili karayolları yatırımları ve projeleri konuşuldu.

 

TEKİROVA-KUMLUCA ARASI MESAFE KISALACAK

13’üncü bölge olarak 3 bin 511 kilometre yol ağına sahip olduklarını ve turistik olarak 4 bin 52 kilometrelik yol ağının bulunduğunu dile getiren Bölge Müdürü Arif Çobanoğlu, “Şu anda bölge yollarımızın yüzde 21’i sıcak asfalt şeklinde olup, 60 tane de yatırım projemiz bulunmakta. Yatırım programımızda aktif olarak 702 kilometre yol bulunurken, bin 927 kilometre yol ise yatırım programında yer alıyor” diye konuştu. Antalya, Isparta ve Burdur illerinin tamamı, Afyon ve Muğla illerinin ise bir kısmında karayolları çalışmalarını yürüttüklerini dile getiren Çobanoğlu, “Antalya’da sadece bu yıl 312 milyon liralık bir yatırım yaptık, sene sonunda yatırım bedelimizin 674 milyon lira olmasını hedefliyoruz” diye konuştu. Bölünmüş yol çalışmalarının Antalya-Kemer, Tekirova-Kumluca güzergahında yol yapım çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Çobanoğlu, “Tekirova-Kumluca yolu arasında 6 bin 200 metrelik bir tünel projesi çalışıyoruz, bu tünelin yapılması halinde yol 7 kilometre kısalırken, 30 dakika da zamandan tasarruf edilecek” dedi.

 

ÇUBUK BELİNE TÜNEL
Antalya- Kemer-Kumluca arasındaki bölünmüş yol çalışmalarının da devam ettiğine değinen Çobanoğlu, şöyle konuştu: “Projesine devam ettiğimiz Kalkan -Finike arası bu kesimde proje çalışmamız bitiyor. Bu sene yeni başlayacağımız Finike-Elmalı yolunu tamamen sıcak karışım yani beton asfalt dediğimiz bu sene başlayıp 2018 yılında Finike-Elmalı arası tamamen sıcak karışım olacak. İzmir yolu bölünmüş yol olarak tamamlandı. 29 Temmuz\'da ihalesi yapıldı, ihale süreci tamamlanınca Antalya- İzmir aksimiz tamamen sıcak karışım olacak iki yıl içerisinde tamamlamayı planlıyoruz. Kamuoyunda çok talep edilen Çubuk Beli tüneli için de ihaleyi tamamlayıp 2017 yılında tünel alışmalarına başlamayı hedefliyoruz.\"

 

 

 

 

 

 

BATI ÇEVRE YOLU YILSONUNDA AÇILIYOR
Batı Çevre Yolu ve Kuzey Çevre Yolu hakkında açıklamalarda bulunan Çobanoğlu, \"Bir diğer projemiz Antalya Batı Çevre Yolu\'nda şu an çalışmalarımız devam ediyor. Serbest Bölge Kepez Kavşağı’nda bir sarnıca rastlandı kazılar sırasında, bu nedenle proje tadilatı yapılıyor. 2016 yılı sonu itibariyle köprülü kavşaklar olmadan Batı Çevre Yolu’nu ulaşıma açacağız. Kuzey Çevre Yolu’nda şu anda 120 tane iş makinası çalışıyor. Burdur-Dereboğaz yolunu da 2019 yılı itibariyle açmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

 

2017 PROJESİ GAZİPAŞA OLACAK

2017 projelerinin başında Gazipaşa tünellerinin geldiğini dile getiren Çobanoğlu, “En büyük projemiz Gazipaşa tünelleri olacak, Korkuteli-Söğüt arasında ihale yapıldı, 2017 yılı başında İzmir’e giden aksımız açılacak. Akseki yolu üzende çalışmamız olacak, ara aks olmasına rağmen bayramlarda günde 25 bin trafiği alan bir yol” dedi.

 

TÜRKİYE’DE İLK AKILLI ULAŞIM SİSTEMİ ANTALYA’DA BAŞLIYOR

Türkiye’de ilk akıllı ulaşım sisteminin Antalya’da başladığını kaydeden Arif Çobanoğlu, “Sandıklı’dan Gazipaşa’ya, Antalya’dan Tekirova’ya kadar yol haritamız bulunuyor. 2018’de devreye girecek olan sistemle, bütün bu yollardaki trafik akışını ve meteorolojik bilgiyi tespit edecek sensörler yerleştireceğiz. Sürücü yoldayken, yol durumuyla ilgili kendisine bilgi gelecek” dedi. Pilot bölge olarak Akdeniz iklimine işaret eden Çobanoğlu, “Antalya Bölgesi’nin seçilmesinin bir nedeni var, iklim koşulları. Çünkü Burdur’dan Antalya’ya seyreden bir sürücü kar da görüyor, sis de. Burdur’da hava koşulları soğukken, Antalya’da sıcak oluyor. Bu nedenle değişken iklimlerde bizim sürücüleri uyarmamız gerekiyor, sürücülerin tereddüt etmeden ilerlemesini sağlayacağız” diye konuştu. 


ANSİAD 2016 MEDYA ÖDÜLLERİ SÜRECİ BAŞLIYOR...

B A S I N   B Ü L T E N İ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel medya mensupları arasından başarılı gazetecileri seçerek, “ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİ” vermektedir.

ANSİAD medya ödülleri ile; Antalya ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel medya ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.

Bu yarışmada; 01 Kasım 2015 – 01 Kasım 2016 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eserler, “ANSİAD 2016 MEDYA ÖDÜLÜ” almaya hak kazanabilecektir.

Yarışmaya katılmak isteyen medya mensuplarının, çalışmalarını en geç 25 Kasım 2016 Cuma günü saat 17.00\'ye kadar ANSİAD Ofisine (Meydan Kavağı Mah. Perge Bulvarı Atmaca İş Merkezi C Blok No:56 K:1 D:101-102 07200 Muratpaşa/ANTALYA) teslim etmeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

Saygılarımızla. 01 Kasım 2016

 

Hatice ÖZ

ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

 

“ANSİAD 2016 MEDYA ÖDÜLLERİ” KATILIM KOŞULLARI

Yazılı Basın dalında; Haber, İnceleme-Araştırma, Röportaj ve Makale

Görsel Medya dalında; TV Programı - Haber veya Röportaj

İşitsel Medya dalında; Radyo Programı - Haber

İnternet Haberciliği dalında; Haber veya Röportaj

 

Ayrıca, il genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin kent ekonomisine, üniversite ve üniversite yaşamına katkı veren eserleri için “Genç İletişimci Ödülü” verilecektir.

 

Adaylar yarışmaya sadece bir dalda ve 3 eser ile katılabilecekler ve çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak ekleyeceklerdir. Eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanacak ya da ortağın izin yazısı alınacaktır.

 

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 7 kişiden oluşur:

-Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)

-Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)

-Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)

-ANSİAD Temsilcileri (3 Kişi)

 

Seçici Kurul, Aralık ayı içerisinde yapacağı değerlendirmede katılımcıların çalışmalarında ödüle esas alınacak ölçütleri şöyle öngörmüştür:

 

  • Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak
  • Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

 

Seçim sonucu; ödüle değer bulunan her dalın birincisine 10 gram altın hediye olarak verilecektir.

 

Ödüller, Ocak 2017’de yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

 

Konuyla İlgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

 


DOÇ. DR. SERDAR TAŞÇI; “ARTIK FETÖ TÜRÜ YAPILANMALAR BARINAMAZ”

SİYASET BİLİMCİ, İLETİŞİM SOSYOLOĞU VE AKADEMİSYEN DOÇ. DR. SERDAR TAŞÇI, 15. ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU.

 

DOÇ. DR. SERDAR TAŞÇI; “ARTIK FETÖ TÜRÜ YAPILANMALAR BARINAMAZ”

 Küreselleşme ve demokrasi tartışmalarında İslam ve Türkiye’nin Dünü, Bugünü, Yarını konulu bir söyleşi yapan Taşçı, “Cumhuriyetçilerin gelmesi bizim için daha iyi. Demokrat kelimesi güzel gelebilir, fakat 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde demokratların bir kanadının desteği olduğuna dair devletin üst kademelerinden açıklama yapıldı. Cumhuriyetçilerin gelmesiyle FETÖ tarzı yapılanmalar Amerika’da barınamayacak” dedi.

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 15’inci Olağan Toplantısı’nın konuğu, siyaset bilimci, iletişim sosyoloğu ve akademisyen Doç. Dr. Serdar Taşçı oldu. Akra Barut Otel’de gerçekleşen toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyeleri’nin yanı sıra, Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Kültür Şube Müdürü Gülnur Karaaslan, Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi İbrahim Boztosun ve Doğan Haber Ajansı (DHA) Bölge Müdürü Salih Uçar katıldı. ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Öz’ün açılış konuşmasını yaptığı ve Toplantı Başkanlığını Mehmet Hacıarifoğlu’nun yürüttüğü toplantıda, Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü Başkanı Dr. Tülin Özkan, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla, ANSİAD olarak organ bağışına destek verme konusunda başlattıkları kampanyayı anlatarak, “Bu hafta dolayısıyla, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’yle görüşerek bizlere bilgi vermelerini istedik. Toplantı sonrasında bütün ANSİAD üyelerini organ bağışı konusunda desteğe bekliyorum” dedi.

 ÖLÇÜSÜZ KARŞIT DÜŞÜNCELERLE KARŞILAŞIYORUZ

Bir toplum bilimci olarak avantajlarının ve dezavantajlarının olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Serdar Taşçı,  “Konuşmam uzun bir konu başlığı gibi görünüyor, ancak toplantı konusu konuşmamın içeriğini de işaretleyen bir başlık. Biz sosyologların ve toplumbilimcilerin iki dezavantajı var, tabi bu dezavantaj ekonomik kriz dönemlerinde olduğu gibi bazen de bir avantaja dönüşebiliyor. Bunlardan bir tanesi, konuştuğumuz ülkenin içerisinde yaşıyor olmamız, ikincisi bizim çalıştığımız alan,  özellikle Türkiye gibi ortamlarda herkesin bildiğini sandığı ve her ortamda konuştuğu bir alan. Yani toplum, siyaset, modernleşme, aile, gelecek gibi konular, dolayısıyla bir yere gittiğimizde ya hoca neden konuşmuyorsun dediklerinde ya Türkiye batıyor ya da Türkiye dünya lideri gibi ölçüsüz karşıt düşüncelerle karşılaşıyoruz. Bunlar bizim çalışma alanımızın güçlükleri de olabiliyor” dedi.

 TÜRKİYE SÖZ KONUSU OLUNCA İSLAM’I GÖZARDI EDEMEYİZ

Küreselleşme ve demokrasi tartışmalarında İslam ve Türkiye’nin dünü, bugünü, yarını dediğimizde ülkeler için iki önemli ölçüt olduğunu dile getiren Taşçı, “Dünyadaki Türkiye’yi kastetmeden, herhangi bir ülkenin dünyadaki yerini, konumunu belirtmek isterseniz iki şeyi hesaba katmalısınız, birincisi küreselleşme, ikincisi de yönetimsel biçim olarak demokrasi meselesidir. Türkiye söz konusu olduğunda bu iki değişkene, bir değişken daha ekleniyor, İslam” dedi. Büyük devletlerin muhtemel davranış biçimlerinin orta ölçekli sayılabilecek Türkiye hakkında ipucu verebileceğini belirten Taşçı, “ Küresel kapitalizm ve İslam konusuna gelince, İslam bu coğrafyanın bir gerçeği. Ve bu nedenle Osmanlı’yı iyi okumamız gerekiyor. Osmanlı bir Balkan Topluluğu olması açısından,  “2 buçuk milyon kişilik bir toplum düşünün, bunun 1 buçuk milyonu Balkanlarda yaşana topluluktu. Bu nedenle kendilerinin ciddi bir kültür yapısı olduğunu düşünmek gerek” dedi.

 

“DARBE GİRİŞİMİNDE DEMOKRATLARIN DESTEĞİ SÖZ KONUSU”

ABD ve Türkiye ilişkileri konusunda kapital sistem ve uluslararası düzeyde beklentilerimizin olacağını belirten Serdar Taşçı, “Amerika’da başkanlık seçimleri sürecini takip ediyoruz. Türkiye’de bana demokrat kelimesi çok hoş geliyor, ama şunu biliyoruz şu an Amerika’daki demokratlar, 15 Temmuz’da yaşadığımız vahim meselede Türkiye Cumhuriyeti tarafından suçlanıyor. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde demokratların bir kanadının desteği olduğuna dair devletin üst kademelerinden açıklama yapıldığını biliyoruz. İşte küreselleşme dinamiklerini ve tarihsel dinamiklerimizi ne kadar iyi anlarsak, bu bağlamda dış güçlerin müdahalelerini engelleyebiliriz.”

 “DIŞ POLİTİKADA TOPLUMSAL DAYANIŞMAMIZ YOK”

Dış politika ve uluslararası ilişkilerde görüş ayrılığına düştüğümüzde, toplumsal dayanışmamızın olmadığının altını çizen Taşçı, “Örneğin Suriye, Irak, İran politikası, ve şu anda Avrupa birliği meselesi. Bugün gördüm ve Almanya, Türkiye’deki muhalifleri kendi ülkesine davet ediyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği düzeyinde temsilci olan bir ülke Türkiye’deki muhaliflerle görüşmek istiyor. Bu bir diz çöktürme mi yoksa gelin masada buluşalım gibi bir durum mu henüz net değil” dedi. Küresel dış politika bağlamında Amerika Birleşik Devletleri’nde Cumhuriyetçilerin ya da Demokratların başa gelmesinin bir değişiklik yaratmayacağını kaydeden Taşçı, “Çünkü ülkede parti disiplini gibi bir durum söz konusu değil, mesele Türkiye’de AK Parti’nin, CHP’nin, MHP’nin parti disiplinleri bellidir. Muhtemelen ekonomik ya da jeostratejik çıkarları konusunda, Türkiye’ye bazen dövmeye çalışarak bazen de yaptırımlar uygulayarak karşılık vermeye devam edecektir” diye konuştu. 

 “TRUMP’IN GELMESİ DAHA İYİ OLUR”

Doç. Dr. Taşçı, içinden geçtiğimiz günleri muğlak, absürt günler olarak değerlendirerek, ABD\'de seçimin başladığı saatlerde işadamlarının hangi adayın kazanacağı yönündeki sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Serdar Taşçı, şöyle konuştu: “Küresel kapitalizmde, Amerika’da başkan kim olacak tartışmaları yerine, dünya dinamiklerini iyi okumak gerek. Donald Trump’ın daha iyi olacağı belirtiliyor. Şimdi Trump’ın kişisel olarak konuşma tarzını ve üslubunu biliyorsunuz. Yani hiçbirimizin sempatik bakamayacağı şeyler söylüyor. Ama Cumhuriyetçilerin gelmesi halinde özellikle bu FETÖ tarzı yapılanmaların Amerika’da barınamayacağı iddia ediliyor. Benim için cumhuriyetçilerin ya da demokratların gelmesi fark etmiyor. Ülkem kalkınması, sokaktaki insanın kendisini özgür hissetmesi, ekonomik büyümeye giden adil dönüşüm ve kalkınma gibi isteklerim söz konusu. Bence güncel siyasete fazla daldık gibi görünüyor. Amerika’yla ilgili çalışma sistemini iş birliklerini, kestiremiyorum.  Ama Cumhuriyetçilerin gelmesinin bizim için daha iyi olacağı yönünde kanaat bildirebilirim.”

 İŞ İNSANLARINDAN ORGAN BAĞIŞINA DESTEK

ANSİAD\'ın toplantısında 3-9 Kasım Organ Bağış Haftası nedeniyle Antalya İl Sağlık Müdür Yardımcısı ve Antalya Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Etik Kurul Başkanı Dr. Ferhat Sarıbek tarafından bir sunum yapıldı. Toplantıya katılan davetlilere de organ bağış formu dağıtıldı. Dernek üyeleri organ bağışı formunu doldurup imzaladı. Etkinlik ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu’nun konuşmacı Serdar Taşçı’ya plaket sunumuyla son buldu.

 

 






AVCI: HUKUK SAHASINDA VE DEMOKRASİ KONUSUNDA BELİRLİ ÖZGÜRLÜKLERE SAHİP OLMALIYIZ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Olağan Toplantısı’nın konuğu Hanefi Avcı, “Sivil darbeler görmeye başladık ve her on yılda bir olan darbeler iki binli yıllarda sekteye uğramıştı derken, geçtiğimiz aylarda bir darbe girişimi yaşadık” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 14’üncü Olağan Toplantısı’nın konuğu Emniyet eski Müdürü Hanefi Avcı oldu. Toplantı Başkanı Ali Eroğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen sunumda Avcı, “Cemaat 2012 yılında devleti yıkmaya karar verdi” dedi. Devletin yıllardır içeride örgütlerle uğraştığını kaydeden Avcı, “Devletin kurumlarına, toplum hakim olmaya başlayan cemaatin ilk hareketi 7 Şubat oldu. 17 Aralık tarihinde ise, hükümeti yerle bir etmek için harekete geçtiler. Hükümet şu anda yargı çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya başladı. Yargı ve Emniyette bir temizlik gerçekleşti fakat en büyük güç Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeydi” diye konuştu. Türkiye’nin uzun bir süre yasadışı sol örgütler ile mücadele ettiğini belirten Avcı, “Farklı farklı alanlara bölünmüş örgütler vardı. Bu ülke bunlara çok bedel ödedi. Halen bu örgütlerden Türkiye’de var. Örneğin Suriye’de birkaç örgüt PKK ile birleşerek birlikte hareket etmeye başladı. Bu olayların sebebi nedir? Neden bazı ülkelerde var neden bazı ülkelerde yok? Birinci sebep ülkelerin iç sebepleridir” ifadelerini kullandı.

‘DEVLET TOPLUMUN ORTAK DEĞERLERİNE ÇÖZÜM ÜRETMELİ’

Dünyanın birçok ülkesinde toplumların bir araya gelerek kendi kanunlarını oluşturduğunu dile getiren Avcı, “Devlet toplumun ortak değerlerine çözüm üretebilmeli. Bizim ülkemizde devlet birçok konuyu tanzim etmeye çalıştı. Bu konular tartışılmaz ve konuşulamaz hale dönüştürüldü. Bundan dolayı devlete muhalif olan gruplar oluştu. Bazı gruplar diyor ki, ‘Devlete daha iyi bir anlayış getireceğiz’, bazıları da devlete karşı savaşmayı bile göze alıyor. Bu zıtlık nedeniyle yeraltı örgütleri bile kurulmaya başlandı. Hukuk sahasında, demokrasi konusunda belirli özgürlüklere sahip olursak, bugünkü kadar terör problemi yaşamayız. Bu şekilde bireylerin ya da grupların kendilerini daha rahat ifade edebildikleri kendilerini anlatabildikleri bir ortam olur ve millet de bunların anlattıklarını kabul etmez ise bu grupların silaha sarılma ihtimali azalır. Devletimiz bu gruplar kurulduğu anda bütün yayınlarını okumalı. Devletin önüne bunu belgeleri ile koymalıdırlar. Bu gruplar ne istiyor, ne yapmak istiyor bunun araştırması gerekiyor” diye konuştu.
KENDİLERİNE MUHALİF OLAN HERKESE OPERASYON DÜZENLEDİLER

Terörün nasıl büyüdüğünü anlamak için önce dünyada ve Türkiye’de şartları bilmemiz gerektiğini belirten Avcı, “Cemaat ilk eylemlerine başladığı zaman herkes Türkiye’nin geçmişi ile hesaplaştığını düşündü. Fakat işin böyle olmadığını ve bir grubun topluma etkili olmaya çalıştığını anlıyoruz. Bunu görebilmek için kumpas davalarına, yaşanan yakın tarihe bakmak yeterli. Ne zaman ki devletin bütün kurumlarını ele geçirmeye başladılar, kendilerine muhalif olan herkese operasyon yapmaya başladılar” dedi.

TEMZİLİK YAPACAK KURUMLAR ‘ONLARIN’ ELİNDEYDİ

FETÖ’nün 2012 yılında hükümeti yıkmaya karar verdiğini dile getiren Hanefi Avcı, “Topluma ve devlete hakimiyet sağladılar. İlk hareketleri 7 Şubat’ta gerçekleşti, daha sonra 17 Aralık geldi. Bazı planlarından dolayı operasyonu öne aldıkları için başarılı olamadılar. Eğer 17 Aralık ve 15 Temmuz birleştirilseydi yüzde yüz başarılı olacaklarına inanıyorum. Bugün olayın sancısını yaşıyoruz, hala olayı anlayamadığımız için ne yazık ki sıkıntılar devam edece” diye konuştu. Edirne’de görev yaptığı sırada 2008 yılında ‘cemaat’in neler yapmaya çalıştığını gördüğünü aktaran Hanefi Avcı, “Önlerine gelen herkesi geçtiler, bana tuzak kurdular. O zaman devletin denetiminin ellerine geçtiğini farkettim” dedi.

‘İmamların’ teker teker yurtdışına açtığını dile getiren Avcı, “Fettullah Gülen iyi yorumlansaydı bugün yaşananlara basit tedbirler alınarak çözüm bulunabilirdi. Bu devletin başbakanının ve bakanları ile olan konuşmaları dinlenmiş. İçişleri Bakanını yıllarca dinlemişler, Genelkurmay Başkanı 4 yıl boyunca dinlenmiş” dedi.

17 ARALIK’TA HEDEF OLDUKLARINI GÖRDÜLER

Yurtdışı destekli denilen ‘cemaat’in, şimdiye kadar algılanamadığına dikkati çeken Avcı, “Tamamı yurtdışından destekleniyorlar diyoruz, bu adamlar yükselirken size kim mani oldu? Her gün konuşuluyor her gün raporlar gidiyordu hükümete. Tehlike görülemedi, ama 7 Şubat’tan sonra aslında her şey görünüyordu, hadi onu da geçtik 17 Aralık’ta hükümet açıktan hedef olduğunun farkına vardı. 17 Aralık 2013’te sonra yeniden eski dosyaları açtılar. 2014’e kadar benim ismini verdiğim cemaat imamları faaliyete ve göreve devam ettiler. Hatırlarsanız Kozanlı Ömer denilen Emniyet ‘imamı’nın basında fotoğrafları çıktı ve ondan sonra bütün imamlar yurtdışına kaçtı. Bu devlet hiçbir tedbir almadı” dedi. 

RESMİ KAYITLARDA ADİL ÖKSÜZ’ÜN ADI GEÇİYOR

‘İmamların’ kaçıncaya kadar faaliyet gösterdiğinin altını çizen Hanefi Avcı, “2006’dan 2014’e kadar faaliyet gösteren imamlar kaçıncaya kadar kimlerle konuştular neler yaptılar diyerek tedbir alınabilirdi. Sonunda kendilerine yöneldiklerini de gördüler. Şimdi daha vahimi televizyonlarda izliyoruz Adil Öksüz’ün başına 4 milyon lira ödül kondu deniliyor. Adil Öksüz iddiaya göre şu andaki darbe girişiminin en üstteki adamı. Ancak çok garip bu adamın bu görevde olduğu 2 yıldır biliniyor. Resmi ifade var. Latif Erdoğan diyor ki, ben polise, savcıya ve de istihbarata söyledim. Latif Erdoğan biliyorsunuz ki ‘cemaat’in en önemli on adamından biriydi. Bu böyle bir beyanda bulunuyor. Çetin Acar diye bir isim var geçmişte askeriyede görev almış, bu kişi de diyor ki, ‘ben biliyorum Adil Öksüz Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri imamıdır’ deniliyor” dedi. Konuşmalarının ardından Avcı, ANSİAD üyelerinin sorularını yanıtladı. Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Ali Eroğlu’nun konuşmacı Hanefi Avcı’ya plaket sunumunun ardından sona erdi.


HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI TAHA AKYOL, ANSİAD TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU.

HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI TAHA AKYOL, ANSİAD TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU.

TAHA AKYOL:”İSLAM DÜNYASININ PARLAYAN YILDIZI ARTIK TÜRKİYE DEĞİL;TUNUS”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) olağan toplantısının konuğu Hürriyet Gazetesi Yazarı - CNNTÜRK Televizyonu Program Yapımcısı Taha Akyol oldu. Bundan 5-6 yıl önce İslam Dünyasının parlayan yıldızı olarak Türkiye’nin gösterildiğini bugün ise Türkiye’nin yerini Tunus’un aldığını belirten Taha Akyol, “Tunus anayasasını yaptı. Eğer bir ülke bu eğitim seviyesine, bu ekonomi seviyesine, 150 milyar ihracat seviyesine rağmen uzlaştırıcı bir anayasa yapamıyorsa bazı şeyleri ciddi düşünmesi lazım.” dedi.

Hürriyet Gazetesi Yazarı Taha Akyol, ANSİAD Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. Akra Barut Otel’de gerçekleşen toplantıya ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Kepez Belediye Başkanı Avukat Hakan Tütüncü, Hürriyet Akdeniz Gazetesi Bölge Temsilcisi Hayri Dizerkonca, Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve İş Geliştirme Araştırma Uygulama Merkezi (AKGİM) Müdürü Prof. Dr. M. Gürhan Yalçın, Akdeniz Üniversitesi İş Dünyası ile İş Birliği Uygulama ve Araştırma Merkez (AKİŞMER) Müdürü Prof. Dr. Ayşe Boztosun, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Bekir Bülent Özsoy, ANSİAD Üyesi İş İnsanları ve eşleri ile basın mensupları katıldı.
Olağan Toplantı’nın açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, “Antalya’nın tarihi ve doğal zenginliği, dünyaya açık kültürü ve gelişme potansiyelinin, bir üniversiteler kenti olmasına uygun bir zemin yarattığını belirterek,” Antalya’da özellikle dünyanın güçlü üniversiteleriyle ortak diploma programları uygulayabilecek, uluslararası ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerimizin gelişmesine katkı yapacak üniversitelerin kurulması hem ilimize hem de ülkemize önemli katkılar sağlayacaktır. Antalya, üniversiteler şehri olmalıdır” dedi.

ANSİAD’a İki Yeni Üye

ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan’ın konuşmasının ardından ANSİAD’a yeni katılan iki üyeyle ilgili üye alım töreni yapıldı. Yeni üyelere ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, Kepez Belediye Başkanı Avukat Hakan Tütüncü ve Köşe Yazarı Taha Akyol tarafından dernek rozeti takıldı ve üyelik belgeleri takdim edildi. Cihan Oskay ve Mustafa Serkan Öztürk ANSİAD ailesinin yeni üyeleri oldu.

Üye alım töreninin akabinde ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Ergin Civan’ın toplantı başkanlığını yaptığı toplantıda “Türkiye’nin Hukuk Serüveni” başlığında konuşan Hürriyet Gazetesi Yazarı Taha Akyol, “Kendimi hakikaten çok gururlu ve onurlandırılmış hissediyorum. İş insanlarına hitap etmekten çok mutluyum. Çünkü Türkiye 1950’lilere kadar köylüler ve bürokratların ülkesi olarak biliniyordu. Bugünkü Anadolu’da sizin gibi iş insanlarını görünce ve ANSİAD’a katılan iki yeni üyenin genç yaşta başarılarını dinleyince göğsüm kabarıyor.” dedi.

İş insanları ve iş dünyası için hukukun önemine değinen Akyol, şunları söyledi:

“Bir yatırım yapmak üzere yabancı girişimciyle ortaklık kuracağınız zaman o yabancı şirketin bakacağı şeylerden birisi Moodys’in raporlarını karıştırmaktır. Dünya Bankası’nın raporlarını karıştırmaktır. Freedom House raporlarını karıştırmaktır. Avrupa Merkez Bankası raporlarını karıştırmaktır. Bu ülkede hukuk düzeni nedir diye bakarlar. O yüzden hukukun önemini size anlatmama gerek yok. Sizin de güvenli hukuka ne kadar ihtiyaç hissettiğinizi iş dünyası ile katıldığım sohbet toplantılarından biliyorum. Size hukukun önemini değil hukuk serüvenimizi anlatacağım.”

Bugün İslam Dünyasının Parlayan Yıldızı Türkiye değil; Tunus

Bundan 5-6 yıl önce İslam Dünyasının parlayan yıldızı olarak Türkiye’nin gösterildiğini bugün ise Türkiye’nin yerini Tunus’un aldığını belirten Akyol, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
“2012 yılında 15.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte bazı gazeteci arkadaşlarında katılımıyla Tunus’a gittik. O vakit Tunus’ta Arap Baharı olmuş anayasa çalışmaları yapılıyordu. Gül, dönerken uçakta şu sözü söyledi. Bunlar bizden önce anayasa yapacaklar. Onlar birbiri ile kavga itişme halinde değil. Sonra Tunus seçimlerini yaptı. Anayasasını yaptı. Dün Türkiye İslam Dünyasının yükselen yıldızı olarak gösterilirken bugün Tunus, İslam dünyasının yükselen yıldızı olarak gösteriliyor. Eğer bir ülke bu eğitim seviyesine, bu ekonomi seviyesine 150 milyar ihracat seviyesine rağmen uzlaştırıcı bir anayasa yapamıyorsa bazı şeyleri ciddi düşünmesi lazım.”

Türkiye’nin anayasa kültürü geleneğine sahip olamadığını savunan Yazar Taha Akyol, ”Biz mesela İngiltere gibi yerleşik, giderek kendi kendini zenginleştirerek gelişen bir anayasa kültürüne sahip olamadık. Almanya’da Avrupa Savaşları yüzünden böyle bir geleneğe sahip olamadı. Ancak Nazi cehennemini yaşadıktan sonra akılları başlarına geldi. Amerikalıların ve İngilizlerin tavsiyesiyle yapılan bir anayasayla istikrara kavuşmuş bulunuyorlar. ” diye konuştu.

Konuşmasında altını çizdiği noktalarla ilgili “Bütün bunları anlatıyorum ki milletvekilinin büyük vicdanından tutun da bağımsız yargı, kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ilkeleri yerleşsin, istikrara kavuşalım da işimize gücümüze bakalım. Teknolojimize bakalım. PISA sınavlarında çocuklarımızın niye kritik sıraların üstüne çıkamadığına bakalım. İhracatımızda niye 160 milyar doları aşamadığımıza bakalım. İhracatımızda teknolojinin payı niye yüzde 2’de kaldı da yüzde 3’e çıkamadı. Artık onları konuşalım ifadelerini kullanan Akyol, Ekonomiden Sorumlu Devlet Eski Bakanı Ali Babacan’ın 2009 yılında söylediği sözü anımsatarak “10 Bin Dolar tek başına milli geliri yakaladık.11 Bin Doları bulamıyoruz. Milli gelir şimdi kur farkından dolayı 9 Bin küsur Dolarda.11 Bin Doları bulabilmiş değiliz. Konuşmamız gerekenler bunlar. Türkiye, Güney Doğu’da şehitler veriyor. Güçlü olmanın yolu oraya bomba yağdırırken bunun hesabını yapmayan bir ekonomiye sahip olmaktır. Amerika niye güçlüdür? Rusya niye güçlüdür? Rusya’nın sadece petrol ihracatı 300 Milyar Dolar.” şeklinde konuştu.

Güçlü Olmanın Tek Yolu

Güçlü olmanın tek yolunun hukuk ve teknoloji olduğunun altını çizen Taha Akyol, şöyle devam etti:

“Siz Londra’ya, İngiltere’ye, Amerika’ya gittiğinizde bir ortak aradığınızda mesela Harward Üniversitesi’nin Antalya’da bir şubesi açılacağında Üniversite hükümet dışı düşünce kuruluşu Freedom House raporlarına bakınca Türkiye hukuk ülkesi demelidir. Ali Babacan demişti ki tek çaremiz Avrupa Hukukudur. Yani Avrupa İnsan hakları mahkemesinin içtihatlarını uygulayan bir hukuk. Ama sen kızdığın gazeteciyi hapse atarsan o vakit Avrupa ile aran bozulur.”

Türkiye’nin muhataralı bir coğrafyada olduğunu dile getiren Akyol, “Bu coğrafyada dün imparatorluk olunmadığı zaman, bugün teknoloji üreten bir ülke olunmadığı zaman rahat oturulamaz. Güçlü olmanın yolu ne kılıç ne kalkan ne top ne tüfek. Önce hukuk ve teknoloji. Bizden çok sonra istiklaline kavuşmuş Tunus’a bile gıpta eden bir ülke olmaktansa İslam Dünyası’nın örnek alacağı demokrasisi, özgürlükleri, yaratıcı düşüncesi gelişen hukukuna güvenilen istikrarlı bir ülke olmaya çabalamalıyız.” diye konuştu.
Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve toplantı başkanı Ergin Civan’ın konuşmacı Taha Akyol’a plaket takdimiyle son buldu.

Akyol, etkinlik sonunda katılımcılar için “Türkiye’nin Hukuk Serüveni” başlıklı kitabını imzaladı


KEPEZ BELEDİYE BAŞKANI AVUKAT HAKAN TÜTÜNCÜ, ANSİAD KAHVALTISI’NIN KONUĞU OLDU

KEPEZ BELEDİYE BAŞKANI AVUKAT HAKAN TÜTÜNCÜ, ANSİAD KAHVALTISI’NIN KONUĞU OLDU

ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN:”HALKI SPORA YÖNLENDİRECEK ALANLAR YAPIN”

TÜTÜNCÜ:”ANTALYA’YA 9000 ADET BİSİKLET ALIYORUZ”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) ikinci dönem ilk kahvaltısının konuğu Kepez Belediye Başkanı Avukat Hakan Tütüncü oldu. İş insanlarının halkı spora yönlendirecek, halka sporu sevdirecek alanlar yaratın önerisi üzerine Başkan Tütüncü, Sağlık Bakanlığı’nın bisiklet kullanımıyla ilgili çalışmasını anımsatarak, “Bu proje çerçevesinde Antalya’ya 9000 adet bisiklet kazandırıyoruz. Halkımızı spor yapmaya, bisiklete binmeye teşvik ediyoruz” dedi.

Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, ANSİAD ikinci dönem ilk kahvaltısının konuğu oldu. Akra Barut Otel’de yapılan kahvaltılı toplantıya ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, Antalya Gazeteciler Cemiyeti - Akdeniz Gazeteciler Federasyonu Başkanı Mevlüt Yeni, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi İş İnsanları katıldı.
“Kepez’den Antalya’ya Bakış” başlığında konuşan Kepez Belediye Başkanı Avukat Hakan Tütüncü, hem resmi hem gayrı resmi olarak Kepez’in Antalya’nın en büyük ve en kalabalık ilçesi olduğunu söyledi. Uzun yıllardır belediye başkanlığını yaptığı Kepez ilçesiyle ilgili bilgiler veren Başkan Tütüncü, şunları söyledi:

“Kepez’de resmi nüfus 510 Bin, gayrı resmi nüfus 550 Bin olarak ifade edilmiştir.370 kilometre geniş bir alanda 66 mahalle yer almaktadır. Göreve başladığımda Kepez, Antalya markasına katkı koyacak, Antalya’nın en kalabalık ilçesi olacak demiştim. Geçen yıllar zarfında Kepez Antalya’nın en kalabalık ilçesi oldu. Antalya’nın sentetik büyümesinde baş aktör olacak ilçenin dezavantajlarını avantaja çevirecek ilçe belediyesinin boyutlarını aşacak çok önemli çalışmalar yaptık. Çok önemli yatırımları ortaya koyduk. Şu anda birçok alanda kendini öne çıkarmış, kendinden emin bir Kepez var.”

Kepez’de yaptığı çalışmalar ve projeler hakkında kısaca bilgilendirme yapan Başkan Tütüncü, toplantının interaktif olmasını istediğini belirterek, iş insanlarının sorularını yanıtladı.

Bir iş insanının Dokuma Projesi ne durumda sorusu üzerine bilgi veren Tütüncü, şöyle devam etti:

“Şu an 238 Bin metrekarelik yeşil alan halkın kullanımına açıldı. Bölgede yer alan eski binalara güçlendirme yapılıyor. Bildiğiniz üzere Dokuma’nın yeniden işlev kazanması konusunda ortak akıl çalışması yapmıştık. Bu çalışma, Türkiye’de örneği olmayan çok önemli ortak akıl çalışmalarından bir tanesidir. Dokuma alanına 5-6 farklı türde müzeyi peyderpey kazandıracağız. Bütün aklı dinleyerek, şehrin kanaat önderleriyle bir arada ortak akıl çerçevesinde çok iyi bir iş yaptığımız kanaatindeyim. Yıllar geçtikçe kıymetinin daha iyi anlaşılacağına inanıyorum.”

 

 

Yine bir iş insanının halkı spora yönlendirecek, halka sporu sevdirecek alanlar inşa önerisi üzerine konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“ Sağlık Bakanlığı’nın bisiklete yönlendirmekle ilgili çok güzel bir çalışması var. Biz de bu proje çerçevesinde 9000 tane bisikleti Antalya’ya kazandırıyoruz. 9000 bisikletin içinde ilçemiz için de kontenjanımız olacak ve halkımıza bisiklet kullandıracağız. Bu bisikletleri 2017’in ilk aylarında faaliyete geçireceğiz.”

Tütüncü, ilçede sporu iyi insan yetiştirmeye yönelik enstrüman olarak kullandıklarını belirterek, öncelikli amacımız çocukları, gençleri sporla tanıştırmak ve kendilerinin önemli olduğunu hissettirmektir” dedi

Çok yakında ilçede açılacak olan Türkiye’nin ilk akıllı hastanesi hakkında da bilgi veren Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, ”Hastanenin tefrişatıyla ilgili satın almalar yapılıyor. 200 milyona mal oldu. Hemen yanına onkoloji hastanesi inşa edeceğiz. Yaptığımız ve yapacağımız pek çok nitelikli yatırımla sağlığında merkezi olduk” diye konuştu.

Kahvaltılı toplantı, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan: ”Antalya Üniversiteler Kenti Olmalı”

ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan: ”Antalya Üniversiteler Kenti Olmalı”

 ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in dile getirdiği “Antalya’da Türk-Rus üniversitesi kurulması önerisini desteklediklerini belirterek, “Antalya’nın tarihi ve doğal zenginliği, dünyaya açık kültürü ve gelişme potansiyeli, bir üniversiteler kenti olmasına uygun bir zemin yaratmaktadır. Antalya’da özellikle dünyanın güçlü üniversiteleriyle ortak diploma programları uygulayabilecek, uluslararası ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerimizin gelişmesine katkı yapacak üniversitelerin kurulması hem ilimize hem de ülkemize önemli katkılar sağlayacaktır.” dedi.

ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, geçtiğimiz hafta Antalya’da düzenlenen Türkiye-Rusya Medya Forumu Toplantısı’nda Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in, Antalya’da Türk-Rus üniversitesi kurulması önerisini ANSİAD olarak desteklediklerini belirterek, bu açılım bir süredir üzerinde durduğumuz Antalya’nın üniversiteler kenti olması konusunu gündeme taşımıştır” diye konuştu.

Antalya’nın tarihi ve doğal zenginliği, dünyaya açık kültürü ve gelişme potansiyelinin, bir üniversiteler kenti olması için uygun bir zemin hazırladığını vurgulayan Başkan Erdoğan, buna ragmen, Antalyalı iş insanlarının sermaye gücünün yeterli olmaması ve önceki yıllarda bazı girişimlerin bilinen nedenlerle başarılı olmaması nedeniyle Antalya’nın bu konuda birçok ilimize göre geri kaldığını söyledi.

Ankara ve İzmir dışında, Bursa, Adana, Kayseri, Gaziantep gibi illerin üniversite sayısında Antalya’nın önüne geçtiğini anımsatan ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, şöyle devam etti:

“Antalya özellikle uluslararası hareketlilik açısından dünyanın en cazip kentlerinden birisidir. Antalya’da özellikle dünyanın güçlü üniversiteleriyle ortak diploma programları uygulayabilecek, uluslararası ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerimizin gelişmesine katkı yapacak, üniversitelerin kurulması hem ilimize hem de ülkemize önemli katkılar sağlayacaktır.  Yine şehrin üniversite kenti olarak kurgulanması kışın azalan sosyal hayatın canlanmasına da büyük ölçüde destek olacaktır. Yavru Vatan Kıbrıs en güzel örneklerden birisidir”

Türk-Rus Üniversitesi kurulması düşüncesini bu çerçevede son derece isabetli bir yaklaşım olarak değerlendiren Başkan Erdoğan,”Hükümetimiz bu konuyu Rusya Federasyonu yönetimi ile görüşmeli ve bu yönde ilk adımı atmalıdır. Antalya’da yeni üniversiteler kurulması için uygun yerler planlanmalı, bu yerler uluslararası ortaklı ve temalı üniversite projeleri için tahsis edilmelidir. ANSİAD olarak konuyu takip edecek ve bu projeleri destekleyeceğiz” şeklinde konuştu.


AGC Yönetim Kurulu’ndan ANSİAD Yönetim Kurulu’na İade-i Ziyaret…

AGC Yönetim Kurulu’ndan ANSİAD Yönetim Kurulu’na İade-i Ziyaret…
ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan:” Bu ülkenin uzlaşmaya ihtiyacı var ”

 Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Mevlüt Yeni ve yönetim kurulu üyeleri Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’ne (ANSİAD)  iade-i ziyarette bulundu. 15 Temmuz kalkışma girişiminin ardından ülkede yaşanan birlik, beraberlik ve sağ duyu ortamının sürekli hale gelmesi gerektiğini savunan Başkan Erdoğan, daha önce dile getirdiği “Siyasiler arasında monolog değil diyalog hakim olmalı” düşüncesini anımsatarak, “Bu ülkenin uzlaşmaya, ortak akla, bir arada olmaya ihtiyacı var. Diyalogla, sesimizi yükseltmeden birbirimizi eleştirebilmeliyiz. Karşılıklı hoş görü ve anlayış çerçevesinde iletişim kurmaya çalışmalıyız” şeklinde konuştu.

AGC Başkanı Mevlüt Yeni ve yönetim kurulu üyeleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyelerine iade-i ziyarette bulundu. AGC Başkanı Mevlüt Yeni, ANSİAD ailesiyle 10 yıldır çok güzel iş birlikleri yaptıklarını, karşılıklı dayanışma içinde çalıştıklarını söyledi.
Cemiyetin çalışmaları hakkında bilgi veren AGC Başkanı Mevlüt Yeni, şehrin katma değeri olarak nitelediği iş insanlarına “ Zor bir dönemden geçiyoruz. Hep birlikte bu dönemleri nasıl atlatabiliriz, şehrin gelişimine nasıl katkı sağlayabiliriz diye iş insanlarıyla bir araya gelmeyi istedik” dedi.

Bölgenin en önemli sivil toplum örgütü ANSİAD’ı ayrı olarak önemsediklerini vurgulayan Başkan Yeni, “ ANSİAD’ı bu şehrin en önemli istihdam kaynağı, ekonomiye büyük katkı sağlayan iş insanlarının üye olduğu ciddi bir kurum olarak görüyoruz. Şehrimiz için sizlerle her zaman iş birliğine hazırız” diye konuştu.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, AGC yönetim kurulu üyelerine ANSİAD’ın çalışmaları hakkında bilgi verdi. 15 Temmuz kalkışma girişiminin ardından ülkede yaşanan birlik, beraberlik ve sağ duyu ortamının sürekli hale gelmesi gerektiğini savunan Başkan Erdoğan, daha önce dile getirdiği “Siyasiler arasında monolog değil diyalog hakim olmalı” düşüncesini anımsatarak, “Bu ülkenin uzlaşmaya, ortak akla, bir arada olmaya ihtiyacı var. Diyalogla, sesimizi yükseltmeden birbirimizi eleştirebilmeliyiz. Karşılıklı hoş görü ve anlayış çerçevesinde iletişim kurmaya çalışmalıyız” şeklinde konuştu.

Ziyaret, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


AK Parti İl Başkanı Rıza Sümer’den ANSİAD’a Teşekkür Ziyareti…

AK Parti İl Başkanı Rıza Sümer’den ANSİAD’a Teşekkür Ziyareti…

 AK Parti Antalya İl Başkanı Avukat Rıza Sümer ve Yönetim Kurulu Üyeleri Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyelerine 15 Temmuz\'daki darbe girişimine karşı aldıkları tavırdan dolayı teşekkür ziyaretinde bulundu.

Ziyarette FETÖ\'nün 15 Temmuz\'daki girişiminin sadece AK Parti\'yi değil ülkenin bütünlüğünü hedef aldığını belirten Ak Parti İl Başkanı Rıza Sümer, \"İlk başta hepimiz bu kalkışmanın sadece partimizi hedef aldığını düşünmüştük. Milletin üstüne tank süren, ateş edenleri görünce bu darbe girişiminin milletin iradesine karşı olduğunu hepimiz anladık. O dakikadan sonra hiçbir siyasi ayrımı gözetmeksizin bütün milletimiz meydanlara koştu. Siz değerli sivil toplum örgütü temsilcileri de ilk dakikalarda meydandaydınız. Bu birliktelikle adeta meydanlarda Türkiye manzarası oluştu\" diye konuştu.

Darbe girişimiyle Türkiye genelinde siyasette bir yumuşama olduğunun altını çizen Sümer, iktidar partisi olarak tüm siyasi partilerden gelen Antalya için bir arada olalım önerisini değerlendirdiklerini ve yakın zamanda bir çerçeve çizerek bir araya geleceklerini bildirdi.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, ülkemiz açısından 15 Temmuz’un bir milat olduğunu ve yaşanan kötü olaydan sonra Türkiye’de önemli bir birliktelik ve beraberlik sağlandığını söyledi. Darbe girişiminin hayırlı bir olaya vesile olduğunu vurgulayan Başkan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Biz ANSİAD olarak geçtiğimiz aylarda siyasetin tansiyonunun çok yüksek olduğu günlerde siyasi dilin yumuşaması, parti yöneticilerinin birbirlerine diyalogla yaklaşması yönünde çağrıda bulunarak siyasi ateşkes istediğimizi ifade etmiştik. Darbe girişimi bu ılımlı ortamın oluşması için zemin hazırladı. Bu birliğe, beraberliğe çok ihtiyacımız vardı. Hep birlikte memleket sevdasına, Antalya sevdasına ön yargısız, şartsız sorunları çözeceğimiz bir ortam yaratmamız lazım. Bağırıp, çağırdığımız zaman sorunları çözme şansımız kalmıyor”

Bu tür olaylardan sonra güven ve istikrarın daha çok önem kazandığını savunan Başkan Abdullah Erdoğan, “İnanıyoruz ki Türkiye, 15 Temmuz öncesinden daha iyi noktaya gidecek. Ne mutlu Güçlü Türkiye’de büyük kalkışmaya rağmen güven ve istikrar sarsılmadı. Bundan sonra daha çok çalışarak, daha çok üreterek yolumuza inançla, hep beraber devam etmeliyiz” dedi.

Ziyaret, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANSİAD YÖNETİM KURULUNDAN MURATPAŞA BELEDİYE BAŞKANINA ZİYARETy

Antalya Sanayici İş Adamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyeleri, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ı etti.
ANSİAD yeni dönem Başkanı Abdullah Erdoğan ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ı makamında ziyaret etti. Başkan Uysal, ANSİAD Başkanı Erdoğan ve yeni yönetime başarılar diledi. Faaliyetleri ve projeleri hakkında bilgi veren ANSİAD Başkanı Erdoğan, “Toplum yararına olan tüm projelere destek veririz” diye konuştu.
Dernek Başkanlığına seçilen Abdullah Erdoğan ve yeni yönetimine başarılar dileyen Başkan Uysal, “Sivil toplum kuruluşlarımız şehrin ortak aklıdır. Gelişmiş toplumların en önemli kuruluşlar arasında sivil toplum kuruluşları yer alır. Toplum adına söylenmesi gerekenleri söyler. ANSİAD söylenmesi gerekenlerde ciddi bir kamu yararı olduğu bilir ve bu durumun farkındadır. ANSİAD’ın bu noktada çizgisi oldukça nettir” dedi.


ANSİAD YÖNETİM KURULUNDAN UAÜ REKTÖRÜNE ZİYARET...

ANSİAD Yönetim Kurulu\'ndan UAÜ Rektörüne Ziyaret...
UAÜ Rektörü Cihat Göktepe:\"Pergelin sabit ayağı Antalya.Bizler Döneceğiz\"

ANSİAD protokol ziyaretleri çerçevesinde ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyeleri Uluslararası Antalya Üniversitesi (UAÜ) Rektörü Prof. Dr. Cihat Göktepe\'ye tanışma ve nezaket ziyaretinde bulundu.
ANSİAD\'ın yeni yönetim kurulu üyelerinin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren UAÜ Rektörü Prof. Dr. Cihat Göktepe, yeni yönetim kurulu üyelerine başarılar diledi.
Mevlana\'nın pergel metaforundan hareketle \"Pergelin sabit ayağı Antalya.Bizler döneceğiz.Ortak paydamız Antalya\"diye düşüncelerini ifade eden UAÜ Rektörü Prof. Dr. Cihat Göktepe, ANSİAD ile her konuda iş birliği için heyecan duyduklarını söyledi.

26.yılını kutlayan bölgenin en etkin sivil toplum örgütü ANSİAD\'ın çalışmalarından bahseden ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, özellikle girişimcilikle ilgili bölgedeki tüm üniversiteler ile proje geliştirme konusuna odaklandıklarını ve bu konu üzerinde çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Rektör Göktepe,ziyaret anısına ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan\'a plaket ve \"Türkiye\'nin Demokrasi Tarihi\" başlıklı son kitabını takdim etti.
Ziyaret,toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANTİMDER\'DEN ANSİAD\'A HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ...

ANTİMDER\'den ANSİAD\'a Hayırlı Olsun Ziyareti....
Antalya Tesisat ve İnşaat Malzemecileri Derneği(ANTİMDER) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Volkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyelerine hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.
Ziyarette konuşan ANTİMDER Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Volkan, çalışmalarında ANSİAD\'ı örnek aldıklarını belirterek,bölgenin en saygın, en etkin kuruluşlarından olan ANSİAD\'ın 26.yılını kutluyor olması mihenk taşıdır\" dedi.
Başta ANSİAD olmak üzere tüm sivil toplum örgütleri ile birlikte daha güçlü çalışmalar yapacaklarına inandıklarını anlatan İsmail Volkan, ANSİAD\'ın yeni Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyelerine başarılar diledi.
ANTİMDER\'in ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, birlikte yeni projelerde çalışmak için heyecan duyduklarını söyledi.
Konuşmasında kurumların kurumsallaşmasına değinen Başkan Erdoğan, \"Sürdürülebilirlik için kurumsallaşmaya ihtiyacımız var.Kurumların ve şirketlerin ömrünü uzatmamız lazım.İkinci,üçüncü nesle ulaşan şirketlere ihtiyacımız var\"diye konuştu.
Ziyaret, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


GARNİZON KOMUTANI KAYA’DAN ANSİAD’A ZİYARET…

GARNİZON KOMUTANI KAYA’DAN ANSİAD’A ZİYARET…


Antalya Garnizon ve 3’üncü Piyade Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Mustafa Kaya, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Abdullah Erdoğan ve ANSİAD Yönetim Kurulu üyelerini ANSİAD ofisinde ziyaret etti.

Antalya Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa Kaya, ANSİAD Yönetim Kurulu üyelerini ziyaret etti. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, Mustafa Kaya’ya ANSİAD’ın çalışmaları hakkında bilgi verdi.

ANSİAD’ın çalışmalarını ilgiyle izlediğini belirten Tuğgeneral Mustafa Kaya, özellikle girişimcilik alanındaki çalışmalarının takdire şayan olduğunu söyledi. Kaya, ANSİAD yönetim kurulu üyelerine çalışmalarında başarılar diledi.

Ziyaret, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


KARAYOLLARI 13.BÖLGE MÜDÜRÜ ŞENOL ALTIOK:\"ŞİMDİ KESİNTİSİZ ULAŞIM ZAMANI\"

KARAYOLLARI 13.BÖLGE MÜDÜRÜ ŞENOL ALTIOK, ANSİAD KAHVALTILI TOPLANTISININ KONUĞU OLDU.

ALTIOK: “KÖPRÜLÜ KAVŞAKLAR İLE KEMER VE BELEK’TEN HAVALİMANINA ULAŞIM ÇOK KISA SÜREDE KESİNTİSİZ SAĞLANACAK”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) kahvaltılı toplantısının konuğu Karayolları 13.Bölge Müdürü Şenol Altıok oldu.

Karayolları 13.Bölge Müdürü Şenol Altıok, ANSİAD Kahvaltılı toplantısına katıldı.2016 yılı Antalya karayolları yatırımları başlığında konuşan Karayolları 13.Bölge Müdürü Şenol Altıok, Antalya Batı Çevre yolunda köprülü kavşak çalışmalarının devam ettiğini belirterek, kalan kesimlerdeki imar problemlerinin çözülmesi durumunda, projenin 2017 yılında tamamlanmasını hedeflediklerini söyledi. Altıok, yapımı devam eden ve planlanan köprülü kavşaklar aracılığıyla turistik bölgelerden havalimanına ulaşımın çok kısa sürede kesintisiz sağlanacağını kaydetti.

Antalya Akra Barut Otel’de düzenlenen kahvaltılı toplantıya Karayolları 13.Bölge Müdürü Şenol Altıok, Etüt Proje ve Çevre Baş Mühendisi Ayhan Bacak, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Yönetim Kurulu üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Antalya yol yapım çalışmaları hakkında bilgi veren Karayolları 13. Bölge Müdürü Şenol Altıok, toplam uzunluğu 50 Kilometre olan kuzey çevre yolu projesinde Organize Sanayi-Serik Yolu arasındaki 37 Kilometrelik kesiminin ihale sözleşmesini yeni imzaladıklarını belirterek, Termesos – Organize Sanayi Kavşağı arasının proje çalışmalarının tamamlanma aşamasında olduğunu bildirdi.

Toplam uzunluğu 100 kilometre olan Antalya-Kemer-Tekirova-Finike yolunun 3 adet çift tüp tünel ile birlikte hizmet verdiğini anlatan Altıok, Kemer 2 Köprülü Kavşağının yapımının tamamlandığını, kalan bölümde ise Phasilis Tüneli ile birlikte yapım çalışmalarının devam ettiğini belirterek, tek yol olarak hizmet vermekte olan Kumluca’ ya kadar 30 kilometrelik kesim için ihale sürecinin devam ettiğini söyledi.

Karayolları 13.Bölge Müdürü Şenol Altıok, Antalya çevresindeki mevcut devlet yollarında Kemer ve Belek istikametindeki turistik tesislerden havalimanı ulaşımının kesintisiz olarak sağlanabilmesi için köprülü kavşaklar yapıldığını ve yeni köprülü kavşak yapımının planlandığını söyledi. Altıok, köprülü kavşaklar ile turistik tesislerden havalimanına ulaşımın çok kısa sürede sağlanacağını dile getirdi.

Altıok, Alanya Çevre Yolunun önceki yıllarda projesi hazırlanan ancak 2015 yılında karayolları Hasbahçe-Kargıcak arasında mevcut yerleşim yerlerinin içinden ve deniz kenarından giden yolun kuzeyinden geçen bu güzergahın 2016 yılında bölge müdürlüğü tarafından ihalesinin yapılacağını bildirdi.

Karayolları 13.Bölge Müdürü Şenol Altıok, bir iş insanının “Yollar neden sürekli kullanılamıyor? Sürekli tadilat var” sorusunu “ Aslında bu soruya bir ekonomistin yanıt vermesi lazım. Ciddi bir yatırım harcamamız var. Fakat bu tür yatırımlar ölü yatırımlardır. Yani direkt karşılığını alamıyoruz. Eskiden paramız yoktu. Şimdi imkanlarımız arttı. Projeleri artık daha sabit kalıcı hale getirmeye çalışıyoruz.” şeklinde yanıtladı.

Kahvaltılı toplantı, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANSİAD\'DAN ANFAŞ GIDA FUARI\'NA ZİYARET...

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve Yönetim Kurulu üyeleri Türkiye\'nin en geniş kapsamlı Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı\'nı (Anfaş Food Product) ziyaret etti.


ANSİAD YÖNETİM KURULUNDAN GARNİZON KOMUTANINA ZİYARET

ANSİAD Protokol ziyaretleri çerçevesinde ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve Yönetim Kurulu Üyeleri Antalya Garnizon ve 3\'üncü Piyade Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Mustafa Kaya\'ya nezaket ziyaretinde bulundu.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Tuğgeneral Mustafa Kaya, ANSİAD\'ın yeni yönetimine başarılar diledi.


ANSİAD\'DAN AÜ VEKİL REKTÖRÜNE ZİYARET

ANSİAD YÖNETİM KURULU AÜ VEKİL REKTÖRÜ MUSTAFA ÜNAL’I ZİYARET ETTİ.

ANSİAD BAŞKANI: “ANTALYA MELEK YATIRIMCI AKADEMİSİNİ KURACAĞIZ”

AÜ VEKİL REKTÖRÜ: “İŞ DÜNYASI İLE İLİŞKİLERİMİZİ GÜÇLENDİRMEK İSTİYORUZ”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyeleri Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Vekil Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal’ı ziyaret etti.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve yeni yönetim kurulu üyeleri Akdeniz Üniversitesi Vekil Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal’ı ziyaret etti. Ziyarette konuşan ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan derneğin çalışmaları hakkında bilgi verdi. ANSİAD’ın hedef çalışmaları içerisinde yer alan girişimcilik ekosistemi oluşturulması ve melek yatırımcı ağı kurulması için çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Erdoğan, Antalya Melek Yatırımcı Akademisi kurmak için kolları sıvadıklarını söyledi.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren AÜ Vekil Rektörü Prof. Dr Mustafa Ünal, Akdeniz Üniversitesi olarak ANSİAD ile her zaman dirsek temasında altında olduklarının altını çizdi. Üniversitenin en önemli hedeflerinden birini iş dünyası ile ilişkileri artırmak olarak açıklayan AÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Mustafa Ünal, “İş dünyası ile ilişkilerimizi daha da güçlendirmek istiyoruz. Akademisyen bazında, birlikte proje geliştirme kapsamında ilişkilerimizi artırmak istiyoruz. Sizinle yeni projelere açığız.” diye konuştu.

Üniversitenin önemli bir görevinin topluma nitelikli eleman yetiştirmek olduğunu vurgulayan Mustafa Ünal, kent ile kaynaşmak ve bütünleşmek istediklerini belirterek, şehrin de bu yönde bir talebinin olduğunu dile getirdi.

Ziyaret, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


EKONOMİST UFUK SÖYLEMEZ:\"TÜRKİYE\'NİN TEMEL BİR PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYACI VAR\"

EKONOMİST, DEVLET ESKİ BAKANI UFUK SÖYLEMEZ ANSİAD TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU.

SÖYLEMEZ:”TÜRKİYE’NİN TEMEL BİR PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYACI VAR”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 3.Olağan Toplantısı’nın konuğu Ekonomiden Sorumlu Devlet Eski Bakanı ve Milli Merkez Ankara Temsilcisi- Ekonomist Ufuk Söylemez oldu. Ülkenin ağır borçlanma altında olduğunu vurgulayan Ekonomist Ufuk Söylemez, finansal okuryazarlık zayıf olduğu için halkın büyük çoğunluğunun borçlanmaya, verimsiz tüketime yöneldiğini belirterek, “Bu durum sosyal patlamaya gider. Böyle devam edemez. Türkiye’nin temel bir paradigma değişikliğine ihtiyacı var” dedi.

Ekonomiden Sorumlu Devlet Eski Bakanı ve Milli Merkez Ankara Temsilcisi Ekonomist Ufuk Söylemez, ANSİAD 3.Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. Antalya Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıya ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Ergin Civan, ANSİAD Üyesi iş insanları ile eşleri ve basın mensupları katıldı. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lütfi Göbüş’ün yaptığı toplantıda konuşan Ufuk Söylemez, bugünlerde kendisine \"nasılsın\" diye sorulduğunda \"Türkiye\'den halliceyim\" diye yanıt verdiğini söyledi.

UÇAĞIN DÜŞÜRÜLMESİ ARKADAN HANÇER SAPLAMAK GİBİ

Önümüzdeki dönemde otelcilerin çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalma riskinde olduklarının altını çizen Ekonomist Ufuk Söylemez, “Antalya ve Türkiye için de zor bir 2016 yılı olacak” diye konuştu.

Rus uçağının düşürülmesi olayının sonuçlarına değinen Ufuk Söylemez, \"Antalya\'ya 3,5 milyon Rus turist gelmiyor ama Türkiye\'ye 4,5 milyon Suriyeli geliyor. Uçak düşmesi sonrası yüzde 80 azalma bekleniyor. Yüzde 81 sadece Ocak ayında azalma var. Antalya Tarım Konseyi raporunda da çok açık gözüküyor. Daha mart, nisan ayları gelmedi ve domates ihracatında sorunlar asıl o zaman başlayacak. 2016\'da bu ambargonun daha ağır hissedileceğini düşünüyorum. Elbette turizm sektöründe de\" dedi. Söylemez, Rus uçağının düşürülmesini Türkiye ekonomisine arkadan hançer saplamak olarak nitelendirdi.

\"ALİ KOÇ EZBER BOZDU\"

Türkiye\'nin gelir dağılımı eşitsizliğini giderecek adımlar atması gerektiğini belirten Ufuk Söylemez, Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç\'un Antalya\'daki konuşmasında ezber bozduğunu söyledi. Söylemez, \"Geçen gün Ali Koç, \'Böyle gitmez\' dedi. Ali Koç iyi eğitim almış, Türkiye\'nin bir numarası, dev holdingin başındaki akıllı bir adam. Ali Koç ezber bozdu. Çünkü o da biliyor ki, büyük bir sanayici, işadamı olarak bu gidişatın, yani bu finansal kapitalizmin, üretimden kopmanın, bu gelir dağılımındaki adaletsizliğin yaratacağı sosyal ve ekonomik sonuçları herkesi altına alacak, riski o da görüyor.”

Ülkenin ağır borçlanma altında olduğunu vurgulayan Ekonomist Ufuk Söylemez, finansal okuryazarlık zayıf olduğu için halkın büyük çoğunluğunun borçlanmaya, verimsiz tüketime yöneldiğini belirterek, “Bu durum sosyal patlamaya gider. Böyle devam edemez. Türkiye’nin temel bir paradigma değişikliğine ihtiyacı var” dedi.

MİLLİ MERKEZ\'E \'PARTİLEŞİN\' BASKISI VAR

Milli Merkez oluşumu hakkında da bilgiler veren Ufuk Söylemez, siyasi partiler üstünde bir kuruluş olduğunu ve kuruluşun başkanlığını TBMM eski başkanı Hüsamettin Cindoruk\'un yaptığını söyledi. Söylemez, Milli Merkez’in Türkiye\'nin milli meselelerinde, Kıbrıs\'tan bölünme anayasasına kadar her türlü konuda ulusal davaya sahip çıkmak için yurtsever aydınların bir araya geldiği bir oluşum olduğunu belirtti.

Türkiye\'nin alternatiflere ihtiyacı olduğunun altını çizen Söylemez, “Heyecan verecek. \'Bunlar gelirse bu işi yapar\' diyecek, maceracı, ideolojik saplantısı olmayan, devlet deneyimi olan, vatan millet için aşk dolu bir kadronun gelip bu işe el atması lazım. Bu şu anda gözükmüyor, bize partileşin diye büyük baskı var.\" dedi.

ANKARA\'DAN BİR ŞEY ÇIKABİLİR

Her gün bir şehit cenazesi kalktığını ve gencecik vatan evlatlarının yaşamlarının baharında hayata veda ettiklerini dile getiren Söylemez, \"Bu ülke için gidiyorlar. Bir taraftan çözüm ve ülke öyle bir noktaya gelmiş ki. Bunun içinden çıkacak bir demokratik Kuvay-i Milliye ruhu lazım. Ben bunu arıyorum. Bir şey yapmamız lazım. Biz de katkı vereceğiz. Muhtemelen Ankara\'dan böyle bir şey çıkacak. Ankara’da bu arayışlar çok yaygın. Bir tabela partisi olmak hiç kimseye fayda getirmez. O bakımdan toplumun da bunu istemesi lazım. Ben böyle bir birlikteliğe sıcağım\" dedi.

Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Lütfi Göbüş’ün konuşmacı Ufuk Söylemez’e plaket takdimiyle son buldu.


ANSİAD YÖNETİM KURULUNDAN AÜ VEKİL REKTÖRÜ PROF DR MUSTAFA ÜNAL\'A ZİYARET

ANSİAD YÖNETİM KURULU AÜ VEKİL REKTÖRÜ MUSTAFA ÜNAL’I ZİYARET ETTİ.

ANSİAD BAŞKANI: “ANTALYA MELEK YATIRIMCI AKADEMİSİNİ KURACAĞIZ”

AÜ VEKİL REKTÖRÜ: “İŞ DÜNYASI İLE İLİŞKİLERİMİZİ GÜÇLENDİRMEK İSTİYORUZ”

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyeleri Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Vekil Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal’ı ziyaret etti.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve yeni yönetim kurulu üyeleri Akdeniz Üniversitesi Vekil Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal’ı ziyaret etti. Ziyarette konuşan ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan derneğin çalışmaları hakkında bilgi verdi. ANSİAD’ın hedef çalışmaları içerisinde yer alan girişimcilik ekosistemi oluşturulması ve melek yatırımcı ağı kurulması için çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Erdoğan, Antalya Melek Yatırımcı Akademisi kurmak için kolları sıvadıklarını söyledi.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren AÜ Vekil Rektörü Prof. Dr Mustafa Ünal, Akdeniz Üniversitesi olarak ANSİAD ile her zaman dirsek temasında altında olduklarının altını çizdi. Üniversitenin en önemli hedeflerinden birini iş dünyası ile ilişkileri artırmak olarak açıklayan AÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Mustafa Ünal, “İş dünyası ile ilişkilerimizi daha da güçlendirmek istiyoruz. Akademisyen bazında, birlikte proje geliştirme kapsamında ilişkilerimizi artırmak istiyoruz. Sizinle yeni projelere açığız.” diye konuştu.

Üniversitenin önemli bir görevinin topluma nitelikli eleman yetiştirmek olduğunu vurgulayan Mustafa Ünal, kent ile kaynaşmak ve bütünleşmek istediklerini belirterek, şehrin de bu yönde bir talebinin olduğunu dile getirdi.

Ziyaret, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

 


ANSİAD YÖNETİM KURULUNDAN VALİ MUAMMER TÜRKER\'E ZİYARET...

ANSİAD YÖNETİM KURULU VALİ MUAMMER TÜRKER’İ ZİYARET ETTİ.

VALİ TÜRKER:”ANSİAD’IN BİRLİKTE ÇALIŞMA KÜLTÜRÜ TAKDİRE ŞAYAN”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyeleri Antalya Valisi Muammer Türker’i makamında ziyaret etti.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyeleri Antalya Valisi Muammer Türker’i makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Antalya Valisi Muammer Türker yeni yönetime hayırlı olsun diyerek, başarı dileklerinde bulundu. Antalya gibi pastayı özel sektörün oluşturduğu şehirlerde iş dünyasının ve örgütlü yapıların çok önemli olduğunu belirten Antalya Valisi Muammer Türker, ”Sivil toplum kuruluşlarını çok önemsiyoruz. Seslerin daha iyi duyulması ve yapılan işlerin daha büyük sinerjiyle yapılması bakımından önemlidir. ANSİAD bu anlamda ilk ve en etkin sivil toplum kuruluşu olması dolayısıyla lokomotif özelliği taşıyor.” dedi.

ANSİAD’ın birlikte çalışma kültürünün takdire şayan olduğunu vurgulayan Vali Türker, şunları söyledi:

“Özel sektöre baktığınızda bireysel anlamda ciddi başarılar gözlemliyoruz. Öte yandan birlikte çalışma kültürü, sosyal sorumluluk projelerinde yer almanız ve projelere katkı koymanız takdire şayan. Sosyal sorumluluk projeleri bizim milli manevi değerlerimizden beslenen, iş insanlarına öteden beri ailelerinden aktarılan bir kültür. Bu kültürümüzün yaşaması bakımından da bu birlikteliklere değer veriyoruz. Yapacağınız faaliyetlerde sosyal sorumluluk projeleriyle ilgili bir ileri aşamaya gitmek hem ANSİAD’ın görünür olması hem ANSİAD üyelerinin manevi, kişisel tatminleri bakımından büyük önem arz ediyor.”

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD’ın çalışmaları hakkında Vali Türker’e bilgi verdi. G-20 Organizasyonu dolayısıyla Antalya’ya yapılan yatırımların büyük kazanım olduğunu vurgulayan Başkan Erdoğan, G-20 organizasyonunu başarıyla tamamlayan Vali Türker ve ekibine teşekkür etti.

Vali Muammer Türker, kısa bir süre sonra açılışı yapılacak EXPO2016 Antalya için hazırlıkların son hız sürdüğünü ve heyecanlı olduklarını belirterek, “EXPO2016 Antalya hem kentimiz hem de ülkemiz için çok önemli bir etkinliktir. EXPO2016’nın handikapı ilk defa yapılmasıdır. Fakat devlet, özel sektör ve tüm Antalya’nın desteği ile bu organizasyonun da  altından başarıyla kalkacağımıza inanıyoruz. Antalya bu organizasyon sayesinde çok ciddi yatırımlar aldı. Yatırımların yanı sıra etkinliğin harici katkıları da çok fazladır. Tanıtım çok önemli. EXPO’nun açılışı yapıldığında kendi bütçesi 1.8 Milyar TL olacak.” dedi

Ziyaret, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANSİAD YÖNETİM KURULU\'NDAN BAŞKAN MENDERES TÜREL\'E NEZAKET ZİYARETİ...

ANSİAD Yönetim Kurulu’ndan Başkan Menderes Türel’e Nezaket Ziyareti

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen Abdullah Erdoğan ve yeni yönetim kurulu üyeleri Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e nezaket ziyaretinde bulundu.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve yönetim kurulu üyeleri Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e makamında nezaket ziyaretinde bulundu. ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e derneğin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Başkan Erdoğan, konuşmasında ANSİAD-TÜRKONFED ve BAKA tarafından hazırlanan “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler: Ürün Tuzağını Aşabilen Antalya İçin 2023 Senaryoları” raporundan bahsetti. Başkan Türel, kent vizyonu için önemli bir çalışma olan raporun geleceğe ışık tutacağına dikkat çekti.

İş insanlarına Belediye Başkanlığı dönemindeki hizmetlerinden bahseden Başkan Türel, “539 köye 100 Milyon Lira yatırımla yol yaptıklarını söyledi. Antalya’nın ulaşım konusuyla ilgili çalışmalara da devam ettiklerini anlatan Başkan Türel, şunları söyledi:

“3\'üncü etap raylı sistem çalışmalarımız devam ediyor. Geçen ay uzun bir çalışma  toplantısı gerçekleştirdik. 3\'üncü etap eski Varsak belediye binasından başlayıp Sakarya Bulvarı üzerinden otogara, Dumlupınar Bulvarı\'ndan Eğitim ve Araştırma Hastanesi\'nde noktalanıyor. Ancak bu hafta yaptığımız çalışmada hattın Kepez Belediyesi önünden de devam ederek Karacaoğlan Caddesi\'nden Atatürk Devlet Hastanesi\'ne de bağlanması gündeme geldi. Böylelikle Antalya\'da birkaç senede 60 kilometreye yakın bir raylı sistem ağı hizmete girmiş olacak.\"

Başkan Türel, iş insanlarına başarı dileklerinde bulundu. Ziyaret, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

 


ANSİAD-TÜRKONFED VE BAKA İŞBİRLİĞİYLE ANTALYA EKONOMİSİNİN 2023 HEDEFLERİ BELİRLENDİ

ANSİAD-TÜRKONFED VE BAKA İŞBİRLİĞİYLE

ANTALYA EKONOMİSİNİN 2023 HEDEFLERİ BELİRLENDİ

 ANSİAD-TÜRKONFED ve BAKA tarafından hazırlanan “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler: Ürün Tuzağını Aşabilen Antalya İçin 2023 Senaryoları” raporu kamuoyu ile paylaşıldı.

Sadece bir iş dünyası örgütü değil aynı zamanda bir düşünce kuruluşu misyonu ile yerelden bölgesele ve ülke ekonomisine katkılarını sürdüren Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasonu (TÜRKONFED), “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler” rapor serisine yeni bir halka daha ekledi. Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneği (ANSİAD), TÜRKONFED ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) işbirliği ile hazırlanan “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler: Ürün TuzağınıAşabilen Antalya İçin 2023 Senaryoları”raporu, Antalya Akra Barut Hotel’de geniş katılımlı bir toplantı ile kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantıya Antalya Milletvekilleri Prof.Dr. Mustafa Akaydın ve Dr. Niyazi Nefi Kara, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Birol Ekici, ANSİAD Üyesi iş insanları ile siyaset, iş ve medya dünyasının önde gelen isimleri katıldı.

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, BAKA Kalkınma Kurulu Başkanı & BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD geçen dönem Başkanı Ali Eroğlu, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu, BAKA Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen’in açılış konuşmalarıyla başlayan toplantıda, raporun tanıtımı TÜRKONFED Ekonomi Danışmanı Pelin Yenigün Dilek tarafından yapıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Antalya ekonomisinde yapısal değişimin zorunlu olduğuna dikkat çekti.

Bir ülkenin, bir kentin, işletmelerin ancak doğru bir vizyon ve doğru stratejiler ile gelişeceğini vurgulayan ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, doğru vizyonun ortak çaba, güç birliği ve iş birliği ile geliştiğini, bilimsel ve bilgi ve ortak akılla beslendiğini kaydetti. Rapora göre iyimser senaryoda bile Antalya ekonomisinde yapısal değişimin zorunlu olduğunun ortaya konulduğuna dikkati çeken ANSİAD Başkanı Erdoğan, “Bugün Antalya\'da, ekonomimiz ürün tuzağındadır. Bu tuzaktan çıkış için stratejik kararlar alınması gerekiyor” diye konuştu.

ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, şöyle devam etti:

“Antalya ekonomisinin az sayıda ürüne ve Rusya ve Almanya gibi iki pazara aşırı bağımlı olmasının sonuçlarını maalesef şimdiden yaşamaya başladık. Turizmde iki pazara yoğunlaşmış her şey dâhil deniz turizmi, tarımda ise Rusya\'ya yoğunlaşmış domates üretimi ağırlıklı yapı, yani iki pazar ve iki ürün yapısı, bugün Antalya ekonomisinin yumuşak karnı olmuştur. Bu yapı yüksek katma değer üretimini de engellemektedir. İhracatımızın kilogram değeri 1 doların altındadır. Bazı raporlar Antalya\'nın turist başına gelirini 470-500 dolar civarında göstermektedir. Dolayısıyla, tarımda, turizmde ve sanayide yüksek katma değerli yeni ürünlere geçmenin zorunlu olduğu, mevcut düşük katma değerli ürünlere dönük yatırımın sınırlanması gerektiği görülmektedir. Raporumuz bu konuda detaylı saptamalara ve önerilere yer vermiştir.”

 RAPORDAKİ ÖNERİLER, ORTAK AKILLA HAYATA GEÇİRİLMELİ

BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu da, daha önce Antalya’da ve Türkiye’de pek çok kez bu şekilde raporlar hazırlandığını anımsatarak, raporların amacına uygun şekilde, şehrin tüm dinamikleriyle birlikte ortak akılla hayata geçirilmesi temennisini dile getirdi. Antalya’nın son 50 yılında tarım ve turizmin geliştiğini belirten Eroğlu, şunları söyledi: “Tarım gibi turizmin de farkındalığı artarak hem ulusal hem de uluslararası desteklerle bu noktalara geldik. Geçmişte üç-beş girişimciden bugün örtü altı üretim yapan ciddi bir ekonomik büyüklüğe geldik.”

Sadece hizmet değil, imalat sanayisini de desteklemek üzere mali desteklerde değişikliğe gittiklerini söyleyen BAKA Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen, 2016 yılında ilk defa mikro ve küçük işletmelere destek vereceklerini de vurguladı. Özen, “ANSİAD’ın ciddi bir kuruluş olduğunun farkındayız ve girişimcilik adına olumlu sonuçlar elde ediliyor.”

ANTALYA ORTA GELİR TUZAĞINDA

Antalya, gelir seviyesindeki hızlı yükselişe rağmen, TÜRKONFED’in 2014 yılında yayımladığı Orta Gelir Tuzağı raporunda, Türkiye’de orta gelir tuzağı riski olan 12 bölgeden bir tanesi olarak teşhis edilmişti diyen TÜRKONFED Başkanı Tarkan Kadooğlu, kişi başına gelirde orta seviyeye gelen bölgelerin sıkıntılarını yaşadığını söyledi. Bir üst grubuna geçemeyen Antalya’nın Türkiye geneliyle ortak sayılacak birçok sorunla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Kadooğlu, “Antalya’ya 1990’ların başından itibaren ciddi bir nüfus göçü olurken, bu durum bir takım arz ve altyapı problemlerine yol açıyor. İşgücü katılım ve istihdam oranları yüksek olmasına rağmen çalışan başına verimlilik hesaplarında son yıllarda bir ilerleme kaydedilemiyor. Şehrin ekonomik kapasitesi ve dış ticaret hacmini kısıtladığı düşünülen ulaşım problemleri mevcut. Hem bitkisel üretim değerlerinde, hem de kişi başına turist gelirlerinde son iki, üç yıllık süreç sıkıntılı bir düzleşmeye işaret ediyor. Son yıllarda, istihdam ve girişimcilik sayılarındaki artışlar, teknoloji ve bilgi yoğun sektörlerde değil; geleneksel hizmet sektörleri ve inşaat & gayrimenkul sektörlerinde meydana geliyor” dedi.

Raporun TÜRKONFED-ANSİAD ve BAKA işbirliği ile hazırlandığına vurgu yapan Kadooğlu, iş insanları ve Antalya’yı çok iyi tanıyan yerel aktörler ile görüşmeler gerçekleştirildiğini, bu bilgiler ışığında Antalya’nın sorunlarını tespit etmeye çalıştıklarını aktardı. Raporda, Antalya’nın yerel kalkınma dinamiklerini Türkiye ile karşılaştırmalı olarak belirlediklerini ifade eden Kadooğlu, şehrin ürün tuzağını aşabilen 2023 yılı senaryo çıktılarını ortaya koymaya çalıştıklarının altını çizdi.


ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN\'IN ANTALYA RAPORU TANITIMI AÇILIŞ KONUŞMASI METNİ

Değerli arkadaşlar,

BAKA desteği ve TÜRKONFED işbirliği ile hazırladığımız Ürün Tuzağını Aşabilen Antalya İçin 2023 Senaryoları Raporumuzun sunum toplantısına hoş geldiniz. İlginiz, katılımınız ve katkılarınız için hepinize teşekkür ediyorum.

ANSİAD Başkanlığını yeni devraldım, ama görüldüğü gibi çok şanslı bir şekilde devralmış bulunuyorum. Sevgili Ali Eroğlu Başkanımızın çabaları Sayın Tarkan Kadooğlu başkanımızın yardımı ve BAKA katkısıyla artık hem Antalya hem bizim için elimizde güzel bir rapor ve yol haritası bulunuyor.

Değerli arkadaşlar,

Bir ülke, bir kent ve hatta işletmeler ancak doğru bir vizyon, doğru stratejiler ve bu stratejiler için ortak çaba, güç birliği, işbirliği ile gelişirler. Doğru vizyon da bilimsel bilgi ve ortak akıl ile belirlenir.

Oysa, bırakınız büyük konuları, dünyada, Türkiye\'de ve Antalya\'da tarımın geleceği nedir? Turizmde 10 yılda hangi pazarlar nasıl gelişecek? gibi sorulara da raporlarla cevap aramamız gerekiyor.

İşte bugün sizlere sunduğumuz rapor, Antalya için genel bir vizyon çerçevesi sunmaktadır. Antalya\'da bu tür ortak vizyon çalışmalarına ve daha sonra da sektörel vizyon çalışmalarına ihtiyacımız olduğu açıktır.

Sevgili arkadaşlar,

Bildiğiniz gibi, TÜRKONFED, Türkiye\'nin gündemine  orta gelir tuzağı kavramını getiren kurumlardan birisiydi. Sosyal alanda yeni kavramlar, teknolojik buluş gibi fayda sağlarlar. Bu kavram Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu anlamamızı sağladı ve farkındalık yarattı. Bu kavramın anlaşılmasından sonra Türkiye yapısal reformlar konusunda daha bilinçli hale geldi.

ANSİAD ve TÜRKONFED Raporu ise bugün Antalya\'ya, ekonomimizin ürün tuzağında olduğunu ve bu tuzaktan çıkış için stratejik kararlar alınması gerektiğini söylemektedir. Esasen geçen yıl bu rapor hazırlığı yapıldığında henüz Rusya ile yaşanan kriz gündemde değildi. kasım sonundan bu yana yaşananlar ürün tuzağı meselesini çok daha somut şekilde bizlere gösterdi.

 Antalya ekonomisinin az sayıda ürüne ve Rusya ve Almanya gibi 2 pazara aşırı bağımlı olmasının sonuçlarını maalesef şimdiden yaşamaya başladık. Turizmde 2 pazara yoğunlaşmış herşey dahil deniz turizmi, tarımda ise Rusya\'ya yoğunlaşmış domates üretimi ağırlıklı yapı, yani 2 pazar ve 2 ürün yapısı, bugün Antalya ekonomisinin yumuşak karnı olmuştur.

 Bu yapı yüksek katma değer üretimini de engellemektedir. İhracatımızın kilogram değeri 1 doların altındadır. Bazı raporlar Antalya\'nın turist başına gelirini 470-500 dolar civarında göstermektedir.

 Dolayısıyla tarımda, turizmde ve sanayide yüksek katma değerli yeni ürünlere geçmenin zorunlu olduğu, mevcut düşük katma değerli ürünlere dönük yatırımın sınırlanması gerektiği görülmektedir. Raporumuz bu konuda detaylı saptamalara ve önerilere yer vermiştir.

 Raporda ekonomik büyüme için yapılan tahminler, maalesef dolarda artış ve ekonomik büyümenin yavaşlaması nedeniyle iyimser  kalmıştır. Ancak, iyimser senaryoda bile Antalya ekonomisinde  yapısal değişimin zorunlu olduğu ortaya konulmuşken, mevcut durumda çok daha fazla çaba harcamamız gerektiği görülmektedir.

Raporda dikkate değer bir öneri, tarım ve turizmin etrafında bulunan orta-yüksek teknolojiyi ve bilgi yoğun hizmetleri kullanan sektörlerde sektörel işbirlikleri ile gelişim sağlanmasıdır. Bir başka çok önemli gördüğüm husus kurumsal kapasite artışına yapılan vurgudur. Rapor, Antalya\'nın ortak vizyonunun şehir paydaşları tarafından sahiplenilmesi, ortak hareket alanları yaratılması, kapsayıcılık ve hesap verilebilirlik alanlarında kurumların gelişmesi gereğine dikkat çekmektedir.

Ben, raporu hazırlayan Sayın Pelin Yenigün Dilek\'e ve Yasemin Özbal\'a da emekleri için teşekkür ediyorum. Bunun yanısıra, raporun Antalya\'daki birçok kurum, kuruluş, STK temsilcisi ve işadamı ile görüşülerek, ayrıca 2 çalıştay yapılarak hazırlandığını da hatırlatmak istiyorum. Dolayısıyla rapor, sadece teknik bir çalışma değildir, ANSİAD\'la birlikte Antalya\'nın ortak bakışını da yansıtan bir belgedir.

Bu raporun Antalya\'nın ortak akıl ve ortak çaba geliştirmesinde önemli bir başlangıç olmasını temenni ediyorum. Raporun bütün kurumlarımıza ve üyelerimize yararlı olması dileğiyle, bir kez daha sevgili Ali Eroğlu\'na, Sayın Tarkan kadoğlu nezdinde TÜRKONFED\'e, BAKA Yönetimine, katkı yapan bütün kuruluşlara ve değerli uzmanlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Medyamızın da rapor bulgularını ele alacağını ve Antalya kamuoyunda bu bulguların tartışılmasını sağlayacağını ümit ediyor ve bütün medya mensubu arkadaşlara şimdiden teşekkür ediyorum.

Hepinize tekrar teşekkürler, sevgiler sunuyorum.

Abdullah ERDOĞAN

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı 

 

 


PARMAKLARIYLA GÖREN ADAM EŞREF ARMAĞAN

PARMAKLARIYLA GÖREN ADAM GÖRME ENGELLİ RESSAM EŞREF ARMAĞAN, ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU

EŞREF ARMAĞAN:” AZİMLİ, SABIRLI,MÜCADELECİ OLUN”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2016 Faaliyet yılı ilk toplantısının konuğu mucize Türk, Doğuştan Görme Engelli Ressam Eşref Armağan ve menajeri Joan Eröncel oldu. Özel yeteneğiyle dünyaca ünlü belgesellere konu olan, parmak uçlarıyla gördüğü Harvard Üniversitesi tarafından kanıtlanan Görme Engelli Ressam Eşref ARMAĞAN, “Amacım 5 duyusu sağlam olup hiçbir şey yapamayanlara mesaj vermek ve engelli insanlara “Biz de yapabiliriz” duygusunu hissettirmek. Hepimiz her şeyi yapabiliriz” dedi.

Mucize Türk olarak ifade edilen doğuştan görme engelli Ressam Eşref Armağan ve menajeri Joan Eröncel ANSİAD 2016 faaliyet yılı ilk toplantısının konuğu oldu. Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıya ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi iş İnsanları ve eşleri ile basın mensupları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Kurucu Üyesi Himmet ÖCAL, Görme Engelli Ressam Eşref Armağan’ın espri ve kendi yaşamından anektodlarla süslediği çok özel hayat hikayesinden çok etkilendiğini belirterek, Görme Engelli Ressam Eşref Armağan’a verilen yetenek armağan kadar yaratıcının lütfudur. “Tüketicilikten çıkıp üretici olmam gerekiyor” düşüncesinden hareketle doğuştan engelli bir insanın kendini üretici konumuna koyması çok etkileyicidir” dedi. ÖCAL, Görme Engelli Ressam Eşref Armağan’ı I. Dünya Savaşı yıllarında başlamış, Dünya Savaşının barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki entelektüel katılığa tepki olarak ortaya çıkan kültürel ve sanatsal akım Dadaizm’in temsilcisi olarak nitelendirdi.

Görme engelli ressam Eşref Armağan, hayat hikayesini anlatarak başladığı konuşmasında amacının 5 duyusu sağlam olup hiçbir şey yapamayanlara mesaj vermek ve engelli insanlara “Biz de yapabiliriz” duygusunu hissettirmek olduğunu bildirdi. Türk Ressam Eşref Armağan, görme engelli olarak dünyaya geldiğini ve 4-5 yaşlarında bu durumu fark etmeye başladığını söyledi.  Armağan, babasının sürekli kendisine \'önüne dikkat et\' diye uyarıda bulunduğunu, annesine veya diğerlerine aynı uyarıda bulunmadığını, bu durumu sorduğu zaman gözlerinin görmediğini öğrendiğini kaydetti.

HİÇ EĞİTİM ALMADI

ARMAĞAN,görselliğe dayalı olan resim sanatını hiç eğitim almadan, bütün tekniklerini kendi başına uygulayarak ışığı, boyutu her şeyi yerli yerine yerleştirip normal gören ressamlar gibi resim yapabildiğini ifade etti.

YETENEĞİ HARVARD ÜNİVERSİTESİ TARAFINDAN TESCİLLENDİ

Dünyanın en saygın eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi tarafından parmak uçlarını gözü gibi kullandığının ispat edildiğini anlatan ARMAĞAN, sıra dışı yaşam öyküsünü şöyle paylaştı:

“ Harvard Üniversitesi yeteneğimi, nasıl çizim yaptığımı merak etti. Beni üniversiteye davet ettiler. Meraklandım. Önce Manyetik Rezonans(MR) cihazına girdim. Görme alanımı ve beynimi incelemek istediklerini söylediler.20’den fazla çeşit malzemeyi elime verdiler ve 18 saniye inceledikten sonra çizmemi söylediler. Çizdim, hayret ettiler. Harvard Üniversitesi nöroloji bilim dalından beyin fonksiyonlarımı inceleyen profesörler, ben bir nesneye dokunduktan sonra beynimdeki görülen cisimlerin algılanması ile ilgili bölümün harekete geçtiğine şahit olmuşlardı. Bu çalışma sonucunda parmak uçlarımın göz gibi görme fonksiyonuna sahip olduğu ispat edildi”

“ENGELLİLERE YAPABİLİRSİN DİYE DESTEK OLUN, HİÇBİR ZAMAN YAPAMAZSIN DEMEYİN”

Babasının hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten, babasının kendisini her zaman “Sen Her şeyi Yapabilirsin” diye yüreklendirdiğini anlatan Ressam Eşref Armağan, şunları söyledi:

“İstanbul’da dünyaya geldim. Ne çocukken ne de yetişkin çağda hiçbir sanat öğrenim görmedim. Kendi kendime yazmayı öğrendim. Bütün gün babamın dükkanında baca boruları keserek babama yardım ederdim, boş zamanımı da resim çizerek geçirirdim. 6 yaşındayken kalem ile kağıt üzerine çizmeyi, 18 yaşında ise önce parmaklarım ile kağıt üzerine, sonra da kartona yağlı boya ile resim yapmaya başladım. Yağlı boyadan akrilik boyaya ve tuvale geçtim. Ellerim artık gözlerim olmuştu. Görmememe rağmen çizdiklerimin bu denli gerçeği yansıttığının ifade edilmesi, resim yapmanın ben de bir tutkuya dönüşmesini sağladı. Rahmetli Babam “Resmi sakın bırakma, bir gün gelecek bütün dünyayı şaşırtacaksın” demişti”

Doğuştan görme engelli ressam Eşref Armağan, hiçbir zaman görseydim nasıl olurdu? diye düşünmediğini belirterek, “Hiç bir zaman gün batımını, baharda yeşeren, çiçek açan doğayı, renklerini göremedim. Olanaksız bir şeyi düşünmek bana mantıksız geliyor. Tuttuğunu koparan, mücadeleci kişiliğim bana, duygularımı dile getirebilmek için ses, bir anlamda da görmek için göz kazandırdı” diye konuştu.

Ressam Eşref Armağan, kendisini dünyaya tanıtan, tekniklerini kitaplaştıran kişinin Menajeri Joan Eröncel olduğunu bildirdi.

CLINTON VE DEMİREL TABLOLARI YAPTI

Bugüne kadar ABD Eski Başkanı Bill Clinton’dan Süleyman Demirel’e, Berna Yılmaz’dan, Tansu Çiller’e, Semra Özal’a kadar pek çok ünlü kişinin resmini yaptığını belirten ARMAĞAN, ABD Eski Başkanı Bill Clinton’un kendisine teşekkür mektubu yazdığını dile getirdi.

ANSİAD Üyesi iş insanları toplantı esnasında hem konuşup hem de doğa resmi çizen görme engelli ressam Eşref Armağan’dan çok etkilendi.

Toplantı ANSİAD Başkanı Abdullah ERDOĞAN ve Toplantı Başkanı ANSİAD Kurucu Üyesi Himmet ÖCAL’ın ARMAĞAN’a plaket takdimiyle son buldu.


ANSİAD BİZBİZE KAHVALTISINDA ÜYELER ARASI DİYALOG ÖN PLANA ÇIKTI

ANSİAD KAHVALTILI TOPLANTISI YAPILDI
BİZ BİZE KAHVALTISINDA ÜYELER ARASI DİYALOG ÖN PLANA ÇIKTI

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) üyeler arası tanışma ve kaynaşmayı artırmak, üyelerin birbirleri arasındaki iletişimin daha iyi olmasını sağlamak amacıyla “BİZ BİZE” başlığı altında kahvaltılı toplantı düzenledi.

Akra Barut Otel’de ayda iki kere düzenlenen kahvaltılı toplantıya ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Kurucu Başkanı Sadık Badak, ANSİAD Başkan Yardımcıları M.Sadi Kan ile Lütfi Göbüş, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantıda konuşan ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, Türk iş insanlarına güvendiğini belirterek, ”Birlik, beraberlik, ortak akıl ve sağ duyu ile sorunların üstesinden geleceğiz” diye konuştu.

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, sözlerine ülkemizin doğusunda devam eden terör olayları nedeniyle hayatını kaybeden şehitlerimiz ve İş İnsanı Mustafa Koç’un vefatıyla ilgili üzüntü ve başsağlığı dileklerini ifade ederek başladı.

ERDOĞAN, Ülkemizin gelişmesini ve refahını belirleyen temel güç olan Türk özel sektörünün son dönemde yaşanan olaylar nedeniyle zor günler geçirdiğini belirterek,

“Üretim, yatırım, istihdam ve ihracat; işletmeler geleceği öngörebildiği, istikrar ve güven ortamında faaliyet gösterildiği oranda mümkün olabilmektedir. Her zaman istikrarı, parlamenter demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, kamu yönetiminde şeffaflığı, iç barışı ve sosyal diyaloğu savunduk. Bugün de aynı ilkeleri savunuyoruz. Türkiye ekonomisinin zayıf yanlarının giderilmesi ve rekabet gücünün artırılması, söz konusu tüm toplumun ortak çıkarlarının başında gelmektedir” dedi.

Türk iş insanlarına güvendiğinin altını çizen ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, toplum olarak moralimizi yüksek tutmak gerektiğini, bu tür diyalog toplantılarıyla bir arada olmayı, beraberlik kültürünü, uzlaşmayı önemsediklerinin altını çizdi.

Toplantıda söz alan ANSİAD Üyesi İş İnsanları Sedat Peker, Tolga Ulaş, Sarper Dermut, Derya Dalmaz, Gülizar Şen ve Orhan Şenoğlu iş ve başarı öykülerini paylaştı. 50 yıllık iş yaşantısından ziyade hatalarından bahsetmeyi istediğini belirten Orhan Şenoğlu, “Hatalarımı seviyorum. Bugünkü ben olmamda hatalarımın katkısı büyüktür” diye konuştu.

Toplantıda konuşan ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Başkanlığı yaptığı için mutlu olduğunu ve gurur duyduğunu belirterek,” ANSİAD sadece iş insanlarının bir arada olduğu bir kurum değil; değerlerin yaşadığı, büyütüldüğü bir dernektir. Bu dernek bünyesinde olmaktan onur duyuyorum” dedi.

Turizm sektörü temsilcileri umutlu

Uzun yıllardır Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat (EMITT) Fuarı’na katılan, fuarla ilgili bilgi ve tecrübelerini paylaşan ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Erdal, şunları söyledi:

“Fuarda, daha önce fuara hiç katılmamış otel sahiplerinin sahaya çıkıp çalıştığını gözlemledik. Bu güzel bir gelişme. Fuar aynı zamanda turizm sektöründe yönetici kadrosunda iş arayanların iş arama noktası haline gelmiş. Oteller artık online pazarda son kullanıcıya ürünlerini ulaştırmak için çaba sarf ediyorlar. Kendi siteleri üzerinden satış yapmaya çalışıyorlar. Bununla birlikte sektörün deneyimli yöneticileri umutlu. İyi bir şeyler olacağına inanıyorlar. Bunlar turizm adına sevindirici gelişmeler.”

ANSİAD Kurucu Başkanı Sadık Badak, iş insanı derneklerinin ana varoluş sebeplerinden birisinin içten moral temin etmek olduğunu belirterek, toplantının kendisine moral verdiğini belirtti. Badak, iş insanlarına “Moralinizi hiç bozmayın. İş insanlarının en büyük sermayesi bilgi ve tecrübedir. Bu tür toplantılar iş insanının moralini düzeltir. Bilgi dağarcığını genişletir. Moral toplantılarına devam edin” önerisinde bulundu.

Kahvaltılı toplantı, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANTALYA SGK İL MÜDÜRÜNDEN İŞ DÜNYASINA UYARI

ANSİAD KAHVALTISI’NIN KONUĞU SGK İL MÜDÜRÜ MEHMET ŞENGÜL OLDU.

MEHMET ŞENGÜL: İDARİ PARA CEZALARININ HEMEN YATIRILMASI HALİNDE DÖRTTE BİR ORANINDA İNDİRİM UYGULANIYOR

ANSİAD ÜYESİ DR. YUSUF ÖRNEK: ANTALYA RADİKAL BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYA. KIŞIN ANTALYA’YA SGK PRİMİNDE MUAFİYET SAĞLANMALI”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2016 yılı ilk kahvaltılı toplantısının konuğu Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Antalya İl Müdürü Mehmet Şengül oldu. Şengül, iş insanlarına İşe Giriş Bildirgesi, İş Yeri Bildirgesi ve İşten Ayrılış Bildirgesi cezalarının tebligat tarihinden 15 gün içinde ödenmesi halinde cezalara dörtte bir oranında indirim uygulandığını söyledi.

Rusya krizi ve turizm endüstrisinde yaşanan sorunlar nedeniyle Antalya’nın bu sene radikal bir sorunla karşı karşıya olduğunu, krizlerin işsizlik ve beraberinde diğer sosyal sorunları da getireceğinin altını çizen ANSİAD Üyesi Turizmci Dr. Yusuf Örnek, kış döneminde başta Antalya ve kıyı kentleri olmak üzere SGK Priminde muafiyet sağlanması önerisinde bulundu.

SGK Antalya İl Müdürü Mehmet Şengül, 2016 yılı ilk kahvaltılı toplantısının konuğu oldu. Akra Barut Otel’de düzenlenen kahvaltıya ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, SGK İl Müdürü Mehmet Şengül, SGK İl Müdür Yardımcısı Adem Bahadır Ulu, SGK Muratpaşa Merkez Müdürü Haluk Bilgiç, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı.  Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın yaptığı kahvaltılı toplantıda  “Asgari Ücret ve İdari Para Cezaları” hakkında konuşan SGK İl Müdürü Mehmet Şengül,  “Belgelerin, yasal süresi geçtikten sonra işverenler tarafından kendiliğinden 30 gün içinde verilmesi ve söz konusu cezaların yapılacak tebligat tarihini takip eden günden itibaren 15 gün içinde ödenmesi halinde, İşe Giriş Bildirgesi, İşyeri Bildirgesi ve İşten Ayrılış Bildirgesi  cezaları dörtte bir oranına karşılık gelen tutar üzerinden uygulanır.  Ayrıca %25 peşin ödeme indirimi de uygulanacağından toplam indirimler sonrası ödenecek miktarın %18,75’i ödenmektedir. Bu da idari para cezalarında ciddi bir indirim anlamı taşımaktadır.” dedi.

Şengül, kayıt dışı çalışanın tespiti sonucu uygulanan idari para cezasının dörtte bir oranına indirilerek ödenmesi mümkün olmamaktadır” dedi.

Medyada Turizm ve tarım sektöründe yaşanan sorunlar nedeniyle bu durumdan en çok etkilenen ilin Antalya olduğu şeklinde ifadeler yer aldığını dile getiren SGK İl Müdürü Mehmet Şengül, turizm ve tarım sektörü sigortalı sayısında geçen sene Kasım ayıyla karşılaştırıldığında ciddi bir fark olmadığını belirterek, turizm ve tarım sektörlerinde henüz Aralık ayı verileri teslim edilmediği için konuyla ilgili yorum yapmanın erken olduğunu bildirdi.

DEVLET SİGORTA PRİMİ AFFI YAPMAZ, SADECE İNDİRİM VE ERTELEMELER OLUR

Devletin sigorta primi affı yapmadığını, sadece indirim ve ertelemeler olduğunu vurgulayan Mehmet Şengül, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Kurum, sürdürülebilir sosyal güvenlik sistemi için ilgililerden prim almak zorundadır. Primlerin Yasal süresinde esastır. Ancak, primlerin yasal süresinde ödenmemesi halinde 5510 sayılı Kanunun 89’uncu maddesi gereğince gecikme zammı ve cezası ile birlikte ödenmesi gerekmektedir. Primlerin ödenmesinin aylarca geciktirilmesi neticesinde ilgililerin ödeyeceği prim yükü artmaktadır. Devlet artan bu primlerin tahsili amacıyla özel Kanunlar çıkarmaktadır.  Geçmişten bu güne kadar yapılan bu yöndeki Kanunları incelediğimizde hiçbir zaman prim aslının tahsilinden vazgeçilmediği veya prim aslının azaltılarak tahsili yoluna başvurulmadığı görülecektir.

ANSİAD Üyesi Turizmci Dr. Yusuf Örnek, turizmin Başkenti Antalya’nın şu an yaşanan sorunlar nedeniyle radikal bir durumla karşı karşıya olduğunu, özellikle turizm ve tarım sektöründe ciddi mağduriyetler yaşandığını belirterek, şu öneride bulundu:

“Rusya ile yaşadığımız kriz nedeniyle bu sene Antalya radikal bir durumla karşı karşıya kaldı. Turizm sektöründe geçen sene kışa göre daha fazla mağduriyetler yaşayacağız. Sosyal Güvenlik Kurumu neden SGK Priminde indirime gitmiyor? 20 Trilyon Transfer Harcaması olan devlet kış aylarında çalışmakta olan işletmelere muafiyet sağlasa turizme bağlı bütün sektörleri ve kıyı kentleri rahatlatır. Herkes nefes alır. Bu sosyal bir sorundur”

SURİYELİLERİN ÇALIŞMASI KONUSUNDA İSTİHDAM KOTASI VAR

SGK İl Müdürü Mehmet Şengül, bir İş insanının Suriyeli vatandaşların çalışma durumu hakkındaki sorusunu şöyle yanıtladı:

“Suriyelilerin çalıştırılması için e-devlet üzerinden çalışma izni başvurusunun yapılması gerekmektedir. Suriyeliler için geçici koruma kayıt tarihinden itibaren en erken 6 ay sonrasında çalışma izni başvurusunun işverenler tarafından yapılması gerekmektedir. Mevsimlik tarım ve hayvancılık işyerlerinde çalışanlar çalışma izni muafiyeti kapsamında olmaktadırlar. Muafiyet için İl Valiliği’ne başvurulması gerekmektedir. İstihdam kotası vardır. Geçici koruma sağlananların sayısı işyerinde çalışan Türk işçi sayısının %10’unu geçmeyecektir. Toplam işçi sayısı 10 sigortalının altında olanlar için en fazla bir yabancının çalışmasına izin verilmektedir. Geçici koruma sağlananların ücreti asgari ücretin altında olmayacaktır.”

Şengül, yine bir iş insanının “Bir çalışan kaç emekliyi finanse eder? sorusunu “Aktif olarak çalışan kişilerin emekli olan yani pasif konuma geçenlerin sayısına oranı aktif/pasif oranı olarak ifade edilmektedir. Bir emeklinin emekli aylıklarının finanse edilmesi için 3,6 çalışanın olması gerekmektedir. 2015 yılı Ekim ayı verilerine baktığımızda Ülkemizde aktif/pasif oranının 1,96 olduğu görülmektedir. Bu oran Antalya ilimizde ise 2,80 olarak kayıtlarda yer almaktadır.” şeklinde yanıtladı.

Kahvaltılı toplantı, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.



ANSİAD 26 YAŞINDA...

ANSİAD 2015 YILI “YILIN MEDYA, SANAT , BAŞARILI İŞ İNSANI” ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU”

ANSİAD 26 YAŞINDA

ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN: ”TÜRKİYE’NİN VE ANTALYA’NIN GERÇEK BİR ORTAK AKLA İHTİYACI VAR”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 26. Kuruluş Yıldönümü muhteşem bir balo gecesi ile Ramada Plaza Oteli’nde kutlandı. Yoğun bir katılımla gerçekleştirilen gecede konuşan ANSİAD geçen dönem Başkanı Ali Eroğlu; Bugün ilk kez ANSİAD tarihinde asır sözcüğünü kullanıyoruz. ANSİAD’ın kurucuları çeyrek asır önce Antalya sevgisiyle, Türkiye sevgisiyle bir yol açtılar ve çok sayıda ekonomik,  sosyal girişime öncülük ettiler. ANSİAD, üyelerine ve Antalya’ya yeni ufuklar açtı. Bu süreçte Türkiye çalkantılı dönemlerden geçti, sivil toplum örgütleri için zor zamanlar yaşandı, ama ANSİAD tarafsızlığını, saygınlığını ve birlikteliğini başarıyla korumasını bildi. Bu başarı ANSİAD’ın kurumsal kültürünün ürünüdür ve bu nedenle bu kültürün oluşmasında ve yaşatılmasında katkısı olan bütün üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

ANSİAD\'IN 26. Kuruluş Yıldönümü Balosu\'na Vali Vekili Mestan YAYMAN, Milliyetçi Hareket Partisi Antalya Milletvekili Doç Dr Mehmet GÜNAL, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa KAYA, ANSİAD Kurucu Üyesi Antalya Eski Milletvekili Sadık BADAK, İş, Sanat, Siyaset, Medya dünyasının önde gelen isimleri eşleri ile birlikte katıldı.

Balo\'nun açılış konuşmasını yapan ANSİAD geçen dönem Başkanı Ali EROĞLU, ANSİAD\'ın 21 yıldır verdiği ödülleri anlatarak, “Ödül vermek, takdire layık insanları bulmak, onları motive etmek, başarıyı yücelterek insanlara değer vermek çok önemlidir ve Türkiye\'nin böylesi ortamlara ihtiyacı vardır” dedi.

Geçen 25 yılda Sovyetler Birliği’nin dağıldığını, internetin hayatımıza girdiğini, küreselleşmenin hızlandığını, 25 yıl önce ismi konuşulmayan Çin ve Uzak Doğu ülkelerinin dünyanın üretim merkezi olduğunu, Latin Amerika’nın demokrasiye geçtiğini, Açlıkla boğuşan Afrika’nın kalkınmaya başladığını belirten EROĞLU, Bu dönemde en az gelişme gösteren ülkelerin İslam ülkeleri olduğunu belirterek, İslam coğrafyasının terör ve mezhep çatışmalarıyla nesiller kaybettiğini dile getirdi.

ANSİAD GEÇEN DÖNEM BAŞKANI ALİ EROĞLU: “TEKNOLOJİ VE ZENGİNLİK GELİŞİRKEN İNSANLIK AYNI ÖLÇÜDE GELİŞMİYOR”

Bu 25 yılda en çarpıcı gelişmenin bilgi teknolojisindeki hızlanma olduğunu vurgulayan ANSİAD geçen dönem Başkanı Ali EROĞLU, Son 2 yılda üretilen bilgi, insanlık tarihinin bilgi birikiminin %90’ına karşılık gelmektedir. Ancak, dünyada teknoloji ve zenginlik gelişirken, insanlığın aynı ölçüde gelişmediğine de dikkat çekmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin bu 25 yılda önemli ekonomik başarılar elde ettiğini, ancak, özellikle bugünlerde yaşadığımız sorunların, geleceğe gurur, heyecan ve güvenle bakmamızı engellediğini vurgulayan EROĞLU, şunları söyledi:

“Son aylarda ve haftalarda terör saldırıları hepimizi derinden etkilemiştir. Türkiye, 1970’lerden bu yana neredeyse aralıksız terörle yaşamaktadır. Son 30 yılda PKK terörü sadece askerimizi, polisimizi şehit etmekle, sivil insanların, kadın, yaşlı ve çocukların hayatlarına mal olmakla kalmamış, aynı zamanda demokrasinin gelişmesine engel olarak Türkiye’nin geleceğini çalmıştır. Türkiye elbette, tarihte ve dün milli birliğini nasıl savunmuşsa, bugün de yarın da savunacaktır. Bununla birlikte, terörün, demokrasiyi, vicdanları, sağduyuyu esir almasına, nefret tohumları ekmesine, sosyal depresyon ve şizofreni yaratmasına izin vermemeliyiz. Hangi savaş olursa olsun, en güçlü silah, kalem ve sözdür, yani fikirdir. Bu nedenle terörle mücadelede demokrasi ve özgürlüklerin en önemli araçlar olduğuna dikkat etmeliyiz.

“ADALETİN TERAZİSİNİN KURULMASINA ÖNCELİK VERMELİYİZ”

ABD Başkanı Obama\'nın hafta başında yaptığı \"Millet olarak gücümüz, geleceğe iyimser bakışımız, iş ahlakımız, keşifçi ve yenilikçi ruhumuz, çeşitliliğimiz ve hukuka saygımızdır. Bunlar bize gelecek nesillere refah ve güvenlik sağlamak için ihtiyacımız olan herşeyi sağlamaktadır. Büyük bir ülkeyiz. Farklı bölgelerimiz, görüşlerimiz, çıkarlarımız var, fakat bu da bizim güç kaynağımızdır. Demokrasi yurttaşlar arasında güven bağı gerektirir. Bizden farklı düşünenlerin tuzak peşinde olduğuna, siyasi rakiplerimizin hain olduğuna inanıyorsak demokrasi işlemiyor demektir. Uzlaşma çabasının olmadığı, en temel konularda uzlaşılmadığı, sadece bizim gibi düşünenleri dinlediğimiz yerde demokrasi biter” konuşmasından alıntı yaparak bu sözler üzerine düşünmemiz gerektiğini ifade eden ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Ali EROĞLU, terörün bize, geleceğin özgürlük, adalet, ahlak ve eğitim temelleri üzerinde yükseldiği gerçeğini unutturmasına izin vermemeliyiz” şeklinde konuştu.

Hukukun herkese lazım olduğunu yakın tarihin defalarca ispatladığını vurgulayan Ali Eroğlu, “Bu nedenle, Türkiye’de adalet tanrıçasını, terazisi olmayan eli palalı bir erkeğe dönüştürmekten kaçınmalıyız. Adaletin terazisi ancak toplumsal mutabakatla kurulur. Anayasa tartışmasından önce adaletin terazisinin kurulmasına öncelik vermeliyiz.” dedi.

GİRİŞİMCİLİK KALKINMANIN ANAHTARIDIR

ANSİAD olarak, son yıllarda en çok çaba harcadıkları ve başarılı oldukları konunun  gençleri girişimciliğe ve yenilikçiliğe teşvik etmek olduğunun altını çizen ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Ali EROĞLU, “Girişimcilik kalkınmanın anahtarıdır. Bu nedenle, eğitim sistemini, sınav sorusu ezberlemekten yorulmuş, erkenden yaşlanmış, sadece memur olmak isteyen gençler üreten bir sistem olmaktan çıkarmak zorundayız. Diğer taraftan, girişimciliğin teşvik edilmesi için devletin her alanda olduğu gibi, ekonomide de fırsat eşitliğini garanti etmesi gereklidir. Devlet girişimcilere, şirketlere eşit fırsatlar tanımalı, eşit ve şeffaf rekabet ortamı sunmalıdır.” diye konuştu.

ANSİAD BAŞKANI: “ANTALYA’NIN GERÇEK BİR ORTAK AKLA İHTİYACI VAR”

ANSİAD Geçen Dönem Başkanı’nın ardından söz alan ANSİAD’ın Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, konuşmasına ANSİAD üyelerine teşekkür ederek başladı. ERDOĞAN, ANSİAD\'ın kurucularının ve daha sonra katılan üyelerin yüksek kalitesini, vizyonlarını, heyecanlarını, hizmetlerini, başarılarını yakından bilen bir kişi olduğunu belirterek, “ANSİAD’ın gücünü tamamen üyelerinin niteliğinden alan, beşeri sermayesi çok yüksek bir dernek olduğunu bildirdi.

Türkiye\'nin ve Antalya\'nın gerçek bir ortak akla ihtiyacı olduğuna dikkat çeken ANSİAD’ın Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah ERDOĞAN, ”Bugün Türkiye demokrasisinin, ekonomisinin ve dış politikasının kolektif zekayla yeni bir hamle yapması gerektiği herkesin kabulü olmuştur. Ekonomide 2008\'de ulaştığımız 10 bin dolar seviyesinin altına düştüğümüz ve 2018 yılına kadar üzerine çıkamayacağımız ortadadır. Bu orta gelir tuzağından sadece Ar-ge desteği vermekle değil, ancak inovatif bir kültür ve kollektif zekayla çıkılabilir. Bunun şartı da girişim özgürlüğünün, yaratıcı düşüncenin önünü açan, bütün fikirlere saygı duyulan, sivil toplumun tamamının desteğini alan ileri demokrasidir, muasır medeniyet seviyesinin aşılmasıdır. Sivil toplumun konuşması, eleştirmesi ve kararlara katılmasının demokrasi ve kalkınmanın gereği olduğu açıktır.” diye konuştu. 

“İŞ KÜLTÜRÜMÜZÜ DEĞİŞTİRMELİYİZ”

Değişen teknoloji ve rekabet koşulları karşısında iş kültürümüzü de artık değiştirmemiz gerektiğini vurgulan ERDOĞAN, “Artık yenilik kültürünü teşvik edecek çalışmalara ağırlık vermemiz, melek yatırımcılığı desteklememiz, teknolojik ilerlemeye katkı sağlamamız gerekiyor. Yeni nesiller için yazılım kodu bilmek artık okuma-yazma bilmek kadar önemli hale geldi. Bu konularda da öncü çalışmalar yapmamız gerektiğine inanıyorum ”dedi.

25.YIL ÖZEL ÖDÜLÜ MİMAR ERCAN EVREN’in

Mimar olarak, okul öncesi ve ilköğretim okullarının, modern mimari ile çözümlemeler yaparak inşaa edilmesindeki emekleri, ulusal mimari yarışmasında ikisi birincilik olmak üzere 9 adet ödülü, Mimarlar Odası tarafından basılmış 8 adet kitabı, “Renkler”, “Yeni Okul”, “Açık Hava Oyunları” adlı üç çeviri kitabı, okullarda öğrencilerin küçük yaştan itibaren sanat ve müzik eğitimine yönelik projeleri, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın kurulmasındaki büyük çabaları nedeni ile ANSİAD’ın Kurucu Üyesi Mimar Ercan EVREN, ANSİAD 25.Yıl Özel Ödülü’ne layık görüldü.

YILIN İŞ İNSANI HALDUN KİLİT

ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda ödül verilmesi uygun görülen Haldun KİLİT, ödülünü Vali Vekili Mestan YAYMAN’IN elinden aldı.

Kısa bir konuşma yapan Yılın İşadamı Haldun KİLİT, Uluslararası arenada ve Türkiye’de kazandırdıkları başarıları için tüm AHK ailesine, kendisini yılın işadamı seçen işadamı arkadaşlarına, Ailesine ve geceye özel olarak davet ettiği İlkokul Öğretmenine teşekkür etti.

Törende, Kültür ve sanat ile medya ödülleri de geceye katılan milletvekilleri ve Büyükşehir Belediye Başkanı Akaydın tarafından sahiplerine verildi.

YILIN SANAT ÖDÜLÜ MÜFİT KAYACAN VE MEHMET ÖZGÜR’E VERİLDİ

ANSİAD Kültür-Sanat Komitesi tarafından yapılan değerlendirmede;  “ANSİAD 2015 Yılı Sanat Ödülü”nün; tiyatro ve sinemadaki başarıları, hem yurtiçi, hem yurtdışında aldıkları ödüller, uzun metrajlı filmdeki başarılı performansları nedeniyle Antalya Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sanat Yönetmeni ve  Tiyatro Şube Eski Müdürü & Tiyatro ve Sinema Oyuncusu Müfit KAYACAN ile Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Genel Sanat Yönetmeni, Tiyatro ve Sinema Oyuncusu Mehmet ÖZGÜR’e verilmesi uygun görüldü

MEDYA ÖDÜLLERİ

Doğan Haber Ajansı’ndan Mehmet ÇINAR’ın “Bu Nasıl Restorasyon” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, Haber” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

Akdeniz Ekonomi Dergisi’nden Malik OKÇU’nun “Fatih Gemilerini Karadan Aştı - Mega Yat Limanda Yolunu Şaşırdı” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, İnceleme-Araştırma” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

My Dergi’den Hakkı SARGIN’ın “Denizimiz Elden Gidiyor” başlıklı röportajı “Yazılı Basın, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

Akdeniz TV’den İdris TAŞ’ın “Yerel Değerler” konulu “Net Yanıt” adlı TV programı “Görsel Medya, TV Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

TRT Antalya Radyosu’ndan Mustafa CANSIZ’ın “İz Bırakanlar / Boğaz Havaları” adlı radyo programı “İşitsel Medya, Radyo Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

www.mygazete.com internet sitesinden Ferhan BOZKAYA’nın “Herşey Antalya Aşkı İle Başladı” adlı röportaj çalışması “İnternet Haberciliği, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne layık görüldü.

Öte yandan, genç iletişimcileri özendirmek amacıyla Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri arasından da bir öğrenciye bu yıl üçüncü kez ödül verildi. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Nazlıhan ŞİMŞEKLER’in “Sahibinden Satılık Tapulu Göl” başlıklı çalışması “Genç İletişimci Ödülü”ne değer görüldü.

ANSİAD 26.Kuruluş Yıldönümü Özel Konuğu Işın Karaca ve Orkestrası oldu. ANSİAD Üyeleri ve Konuklar Sanatçı Işın Karaca’nın eğlenceli şarkılarıyla gecenin tadını çıkardı.


ANSİAD GEÇEN DÖNEM BAŞKANI ALİ EROĞLU\'NUN ANSİAD 26.KURULUŞ BALOSU AÇILIŞ KONUŞMASI

Değerli Konuklar,

 Bu akşam, hem ANSİAD’ın 25. yaşını hem de ödül alan arkadaşlarımızı kutluyoruz. Benim için bir başka kutlama vesilesi daha var. Ben de bu akşam ayrıca, 3 yıl süren nöbetimi kazasız belasız tutmuş olarak, nöbeti gönül rahatlığıyla devrediyor olmamı kutluyorum.

Bugün ilk kez ANSİAD tarihinde asır sözcüğünü kullanıyoruz. ANSİAD’ın kurucuları çeyrek asır önce Antalya sevgisiyle, Türkiye sevgisiyle bir yol açtılar ve çok sayıda ekonomik,  sosyal girişime öncülük ettiler. ANSİAD, üyelerine ve Antalya’ya yeni ufuklar açtı.

 Bu süreçte Türkiye çalkantılı dönemlerden geçti, sivil toplum örgütleri için zor zamanlar yaşandı, ama ANSİAD tarafsızlığını, saygınlığını ve birlikteliğini başarıyla korumasını bildi. Bu başarı ANSİAD’ın kurumsal kültürünün ürünüdür ve bu nedenle bu kültürün oluşmasında ve yaşatılmasında katkısı olan bütün üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum ve sizleri Ansiad 25.yıl filmini izlemeye davet ediyorum.

 Değerli konuklar, sevgili arkadaşlarım,

 Bu geçen 25 yılda Sovyetler Birliği dağıldı, internet hayatımıza girdi, küreselleşme hızlandı, 25 yıl önce ismi konuşulmayan Çin ve Uzak Doğu ülkeleri dünyanın üretim merkezi oldular. Latin Amerika demokrasiye geçti. Açlıkla boğuşan Afrika kalkınmaya başladı. Bu dönemde en az gelişme gösteren ülkeler İslam ülkeleri oldu. İslam coğrafyası maalesef terör ve mezhep çatışmalarıyla nesiller kaybediyor.Bu 25 yılda en çarpıcı gelişme bilgi teknolojisindeki hızlanmadır. Son 2 yılda üretilen bilgi, insanlık tarihinin bilgi birikiminin %90’ına karşılık gelmektedir. Ancak, dünyada teknoloji ve zenginlik gelişirken, insanlığın aynı ölçüde gelişmediğine de dikkat çekmek isterim. Bir yanda bilgi teknolojileri ilerlerken, diğer yanda popüler kültür ve kitlesel cehalet yayılmıştır, maddi imkanlar artarken, manevi yoksulluk, vicdan fakirliği de artmıştır. Dünya bir yanda uzayın keşfinde yol alırken, diğer yanda Ayvalık açıklarında boğulan çocukları seyrediyor.  İnsanlığın verimsiz bir dönemini yaşıyoruz. Yeryüzü bir küresel köy oldu, ama dünya çapında lider, filozof, yazar, hatta müzisyen çıkmıyor artık.

 Sevgili dostlar,

Türkiye bu 25 yılda önemli ekonomik başarılar elde etti. Ancak, özellikle bugünlerde yaşadığımız sorunlar, geleceğe gurur, heyecan ve güvenle bakmamızı engelliyor. Bu nedenle, ANSİAD’ın kuruluş ilkelerinden ve 25 yıllık birikiminden hareketle, önemli gördüğüm birkaç konuda değerlendirmelerimi paylaşarak veda etmek istiyorum.

 

Son aylarda ve haftalarda terör saldırıları hepimizi derinden etkilemiştir. Türkiye, 1970’lerden bu yana neredeyse aralıksız terörle yaşamaktadır. Son 30 yılda PKK terörü sadece askerimizi, polisimizi şehit etmekle, sivil insanların, kadın, yaşlı ve çocukların hayatlarına mal olmakla kalmamış, aynı zamanda demokrasinin gelişmesine engel olarak Türkiye’nin geleceğini çalmıştır. Türkiye elbette, tarihte ve dün milli birliğini nasıl savunmuşsa, bugün de yarın da savunacaktır. Bununla birlikte, terörün, demokrasiyi, vicdanları, sağduyuyu esir almasına, nefret tohumları ekmesine, sosyal depresyon ve şizofreni yaratmasına izin vermemeliyiz. Hangi savaş olursa olsun, en güçlü silah, kalem ve sözdür, yani fikirdir. Bu nedenle terörle mücadelede demokrasi ve özgürlüklerin en önemli araçlar olduğuna dikkat etmeliyiz.

 ABD Başkanı Obama\'nın hafta başında yaptığı geleneksel konuşma maalesef basınımızda ilgi görmedi. Obama konuşmasında paranın siyasetteki etkisinin, seçimleri bir avuç ailenin ve gizli çıkarların finanse etmesinin engellenmesi gerektiğini söyledi ve ABD halkına şöyle seslendi: \"Millet olarak gücümüz, geleceğe iyimser bakışımız, iş ahlakımız, keşifçi ve yenilikçi ruhumuz, çeşitliliğimiz ve hukuka saygımızdır. Bunlar bize gelecek nesillere refah ve güvenlik sağlamak için ihtiyacımız olan herşeyi sağlamaktadır... Büyük bir ülkeyiz. Farklı bölgelerimiz, görüşlerimiz, çıkarlarımız var, fakat bu da bizim güç kaynağımızdır. Demokrasi yurttaşlar arasında güven bağı gerektirir. Bizden farklı düşünenlerin tuzak peşinde olduğuna, siyasi rakiplerimizin hain olduğuna inanıyorsak demokrasi işlemiyor demektir. Uzlaşma çabasının olmadığı, en temel konularda uzlaşılmadığı, sadece bizim gibi düşünenleri dinlediğimiz yerde demokrasi biter\"…

 Biz sözler üzerinde düşünmeli ve terörün bize, geleceğin özgürlük, adalet, ahlak ve eğitim temelleri üzerinde yükseldiği gerçeğini unutturmasına izin vermemeliyiz. Adalet ve eğitim, özgürlüğü ve ahlakı da koruyan en önemli temellerdir. Hukukun herkese lazım olduğunu yakın tarihimiz defalarca ispatlamıştır. Bu nedenle, Türkiye’de adalet tanrıçasını, terazisi olmayan eli palalı bir erkeğe dönüştürmekten kaçınmalıyız. Adaletin terazisi ancak toplumsal mutabakatla kurulur. Anayasa tartışmasından önce adaletin terazisinin kurulmasına öncelik vermeliyiz.

 Değerli konuklar,

ANSİAD olarak, son yıllarda en çok çaba harcadığımız ve başarılı olduğumuz konu gençleri girişimciliğe ve yenilikçiliğe teşvik etmektir. Türkiye’de 25 yaş altında işveren ve esnaf olan genç girişimci sayısı 120 bin civarındadır, ama devlet memuru olmak için sınava giren genç sayısı 1 milyon 170 bindir. Memurluk veya kamu hizmeti elbette onurlu bir görevdir, ancak girişimcilik kalkınmanın anahtarıdır. Bu nedenle, eğitim sistemini, sınav sorusu ezberlemekten yorulmuş, erkenden yaşlanmış, sadece memur olmak isteyen gençler üreten bir sistem olmaktan çıkarmak zorundayız.Diğer taraftan, girişimciliğin teşvik edilmesi için devletin her alanda olduğu gibi, ekonomide de fırsat eşitliğini garanti etmesi gereklidir. Devlet girişimcilere, şirketlere eşit fırsatlar tanımalı, eşit ve şeffaf rekabet ortamı sunmalıdır. Devlet kapitalizminin orta gelir tuzağına mahkûm olduğunu Çin gibi örnekler de göstermektedir. Gençleri, bilim adamlarını, sanatçıları, gazetecileri, hatta işadamlarını, sivil toplumu memur yapan bir sistemden kaçınmalıyız. Girişimci, bilim adamı, sanatçı, gazeteci ve sivil toplum demokrasinin ve kalkınmanın temel unsurlarıdır. Türkiye’yi geleceğe fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller taşıyacaktır.

Sevgili konuklar,

ANSİAD’ın 25 yıllık tarihinde Antalya’nın nüfusu 2 katına, turist sayısı 15, ihracatı 12, istihdamı 4 katına çıktı.  ANSİAD üyeleri Antalya’nın gelişmesine ve vizyonuna doğrudan katkıda bulundular. Ancak, 2016 yılına girerken Rusya ile yaşanan krizin muhtemel sonuçları, Antalya’nın yeni bir vizyona ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Antalya tarımı ve turizmi, kısa vadeli çözümler dışında uzun vadeli konulara da odaklanmalı, küresel ısınma gibi, internetin bireyselleşmiş üretimi zorunlu kılması gibi risklere hazırlanmalıdır.

 Abdullah Erdoğan başkanımızın ve yeni yönetim kurulumuzun bu konularda Antalya’ya ufuk açacak çalışmalar yapacağına inanıyor ve görevimi bu güven ve huzurla devrediyorum.Bu nöbeti devrederken, ANSİAD adına değişik platformlarda yürütmekte olduğum görevlere daha fazla zaman ayırabileceğim için de huzurluyum. BAKSİFED bünyesinde Batı Akdeniz işbirliği için, Batı Akdeniz’de sanayi başta olmak üzere entegre bir kalkınma için gayret edeceğiz.Programımız yoğun olduğu için sözlerimi teşekkür borçlarımı ödeyerek tamamlamak istiyorum. Öncelikle geçtiğimiz 3 yıllık dönemde birlikte mesai verdiğim çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Biz hep birlikte sektör komiteleri, eğitimler, konferanslar ve sosyal etkinliklerle sevgi ve saygıyla çalıştık. Kurucu üyelerimizin, kıdemli üyelerimizin tecrübe ve vizyonlarıyla yeni üyelerimizin dinamizmini kaynaştırmaya gayret ettik. Siyasi kutuplaşma döneminde, sivil toplum kuruluşları için zor bir dönemde tarafsızlığımızı, kurucu ilke ve değerlerimizi koruduk.Bu süre boyunca, sabırla, hoşgörüyle, fedakârlıkla destek olan bütün üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. Aramızda bulunan ve bulunmayan diğer sivil toplum kuruluşlarına, kamu yöneticilerine ve yolu Ansiad ile kesişmiş şahıslara katkılarınızdan dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.

Nice başarılı çeyrek asırlar diliyorum. Yeni başkanımıza ve yönetim kurulumuza başarılar diliyorum. Ödül alan değerli arkadaşlarımı tekrar yürekten kutluyor ve hepinize bütün gönlümle teşekkür ediyor, sevgi ve saygılar sunuyorum.

 


ANSİAD\'DA ABDULLAH ERDOĞAN DÖNEMİ

ANSİAD 26.Olağan Genel Kurulu yapıldı.

ANSİAD\'DA ABDULLAH ERDOĞAN DÖNEMİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 26. Olağan Genel Kurul Toplantısı geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Yapılan genel kurul sonucunda ABDULLAH ERDOĞAN Başkanlığa seçildi.

Ramada Plaza Antalya Otel’de gerçekleştirilen genel kurul toplantısında Divan Başkanlığına Dündar ULUĞKAY, katip üyeliklere de Ragıp AYAĞ ve Oğuzhan TURNA seçildi.

Genel kurulda 3 yıllık faaliyetlerini anlatan geçen dönem Yönetim Kurulu Başkanı Ali EROĞLU, yıl içinde yaptıkları 19 Olağan toplantıda Türkiye genelinde önemli konuk konuşmacıları ağırladıklarını belirterek, bu toplantılara katılımın ve anketlerdeki üye memnuniyetinin yüksek olduğuna dikkat çekti. EROĞLU, bu dönemde ANSİAD  misyonunun önemli bir parçası olan üyelerin kişisel gelişimine yönelik eğitim çalışmalarına önem verdiklerini belirterek, şöyle devam etti;

“Son 15 yıldır uygulanan ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemimiz, yönetimlerden bağımsız kurumsal yapının çalışmasını, işlerin zamanında ve doğru yürümesini sağlamaktadır. Derneğimiz Ekim ayı içinde gözetim tetkikinden başarıyla geçmiştir. Derneğimiz, Federasyonumuz BAKSİFED’de ve Konfederasyonumuz TÜRKONFED’de Yönetim Kurulu düzeyinde temsil edilmektedir. Dönem başkanlığı ANSİAD tarafından yürütülmektedir.  Yıl içerisinde hem BAKSİFED, hem TÜRKONFED toplantılarına düzenli olarak iştirak edilmiş, önemli fikri katkılarda bulunulmuştur. 

Dönem içinde ANSİAD misyonu ve vizyonuna katkı yapacak 16 yeni üye aldıklarını ve üye sayısının 159\'a yükseldiğini dile getiren Ali EROĞLU, en önemli etkinlikleri olan Girişimcilik Haftası ile ilgili şunları söyledi:

“Girişimciliğin yaygınlaştırılması ve özellikle gençler arasında inovatif girişimciliğin özendirilmesi amacıyla yaptığımız Girişimcilik Haftası etkinliklerimizin 13.sünü başarıyla gerçekleştirdik. 08–10 Aralık tarihleri arasında yaptığımız bu etkinliklerde 3 konferans,1 panel ve 8 panelist ile Türkiye’nin önemli iş insanlarını öğrencilerle buluşturduk. Liseleri ziyaret eden üyelerimizin sayısı 61’den 74’e yükseldi. Liselerdeki derslere paydaşlarımızdan TOBB İl Kadın Girişimciler Kurulu’nun 7 üyesi konuşmacı olarak görevlendirildi. Özellikle liselerdeki ve çevre iller ile ilçelerdeki öğrencilerin gösterdiği ilgi bizi son derece mutlu etti.

Bu sene yine güzel bir çalışma ile Girişimcilik Haftası’nı taçlandırdıklarını vurgulan ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Ali EROĞLU, sözlerine şöyle devam etti:

“2013 Yılında paydaşlarımız arasına alınan Uluslararası Antalya Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi ile bu yılda başarılı bir işbirliği yapılmış ve her 3 üniversitede de açılış töreni gerçekleştirilmiştir.

İlki 2013 yılında yapılan İş Fikri Proje Yarışmasının bu yıl 3.sü gerçekleştirilmiştir. 126 Proje ile 176 öğrencinin başvurduğu yarışmada, ön elemeyi geçen 20 proje sahibinin 20-21 Kasım 2015 tarihlerinde Finale Hazırlık Eğitimine katılmaları sağlanmış ve 4 Aralık Cuma günü düzenlenen finalde yarışarak, ilk üç başarılı proje ödüllendirilmiştir. Bu yarışmanın her geçen yıl daha fazla ilgi görmesi nedeniyle bu sene çalışmalara daha erken başlayıp, geliştirerek devam ettirmeyi düşünüyoruz.

Girişimcilik Haftası etkinlikleri çerçevesinde 28 Kasım 2015 tarihinde öğrencilerin “Girişimci olma niyetlerini güçlendirmek, girişimcilik becerilerine bilimsel katkı sağlamak, takım çalışması ve sunuş kabiliyetlerine katkı sağlamak amacıyla Girişimcilik Komitesi’nin önerisiyle Lise 2. sınıf öğrencilerine yönelik  “Liselerarası Fikir Şenliği”  etkinliği düzenlediklerini anlatan EROĞLU, Etkinliğe pilot olarak belirlenen 4 okuldan (Antalya Anadolu Lisesi, Antalya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, TED Antalya Koleji Özel Lisesi, Özel Antalya Doğa Anadolu Lisesi) katılan 5’er kişilik Lise 2.Sınıf öğrencilerinin etkinlikten memnun olduklarını bildirdi.

Bu sene çok önemsediği bir diğer etkinliğin de “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler, Antalya Modeli ve 2023 Senaryoları” çalışması olduğunu vurgulayan Geçen Dönem Başkanı Ali Eroğlu, Akdeniz Bölgesi’ne uyarlamak kaydıyla TÜRKONFED ve BAKA desteğiyle hazırlanan ve Antalya için önemli bir kaynak olan “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler: Ürün Tuzağını Aşabilen Antalya İçin 2023 Senaryoları” Raporu lansmanının  04 Şubat’ta yapılacağını söyledi.

EROĞLU, konuşmasının son bölümünde de birlikte çalıştığı yönetim kurulu üyeleri ile diğer kurul üyelerine faaliyetlerde gösterdikleri çaba ve destek için teşekkür etti. Daha sonra Yönetim Kurulu üyeleri Abdullah ERDOĞAN’a, Sadi KAN’a, Bilgehan YELLİCE’ye, Ahmet ERDAL’a, Aykut EGE’ye, Mehmet Semih SÖYLEMEZ’e, İlker ALTAY’a ve Murat ÖZEKİCİ’ye

Sanatçı Tufan Dağıstanlı’nın Seramik Kuş Çalışması ve Gravür hediye etti. Ayrıca toplantılara sürekli katılan üyelere yüzde yüz devam ödülü ve sektör başkanlarına da seramik kuş hediye edildi. Yine 2015 Yılı Girişimcilik Komitesi Başkanlığındaki çalışmalarından dolayı Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın’a Seramik Kuş takdim edildi.

ABDULLAH ERDOĞAN: İŞ DÜNYASI OLARAK HEPİMİZ ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYACAĞIZ

Ali Eroğlu’nun ardından söz alan ANSİAD’ın Yeni Başkanı Abdullah Erdoğan, sözlerine  birlikte çalıştığı geçen dönem Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerine teşekkür ederek başladı. Erdoğan, Girişimcilik Haftası etkinliklerini üniversitelerle birlikte liselere de yayma hedefinde olduklarını belirterek, üyelerin kişisel gelişimleri ve şirketlerinin kurumsallaşması doğrultusunda kendi iç eğitimlerine de ağırlık vereceklerini kaydetti. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, ülkemizde 4-5 sene önce Suriye’yle başlayan sıkıntılı dönemin dinamik ülke ekonomisi ve insanıyla aşılacağına inandığını belirterek,”İş dünyası olarak hepimiz taşın altına elimizi koyacağız” diye konuştu.

SEÇİMLER

Tek liste ile girilen, ancak tüzük uyarınca gizli oyla yapılan seçimler sonunda, Abdullah Erdoğan Başkanlığındaki Yönetim Kurulu\'na Ahmet Erdal, Ahmet Öztürk, Ercan Özbek,

Hatice Öz, İlhami Sancar Topay, İlhan Karakaya, Lütfi Göbüş, M.Sadi Kan seçildi.

Denetleme Kurulu üyeliklerine Osman Vural, Serdar Topçu, İlker Altay seçildiler.

Haysiyet Divanı Üyeliklerine de Ergin Civan, Hilmi Ünsal, Mehmet Hacıarifoğlu, Savaş Titiz, Ali Eroğlu getirildiler.


ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU:\"EXPO2016 ANTALYA RUSYA KRİZİNE CAN SİMİDİ OLABİLİR\"

ANSİAD Yönetim Kurulu Ekonomi Muhabirleri Derneği ile Bir Araya Geldi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu:“Rusya Krizine Karşı EXPO 2016 Antalya Can Simidi Olabilir”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) ile bir araya geldi. ANSİAD Yönetim Kurulu EMD Antalya Şubesi Yönetim Kurulu ile kahvaltıda buluştu. Akra Barut Otel’de düzenlenen kahvaltıda konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Rusya Krizine karşı EXPO2016 Antalya’nın can simidi olabileceğini söyledi.

EMD Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri ile düzenlenen kahvaltıya ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Başkan Yardımcıları Abdullah Erdoğan ve M.Sadi Kan ile ANSİAD Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. 2015 Antalya ve Türkiye ekonomi gündemini değerlendiren ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Rusya Krizine karşı 23 Nisan’da kapılarını açacak EXPO2016 Antalya’nın cam simidi olabileceğini belirterek, şunları söyledi:

“‘Çiçek ve Çocuk’ teması ve ‘Gelecek Nesiller İçin Yeşil Bir Dünya’ ana fikriyle başlayacak Botanik EXPO, Ekim ayı sonuna kadar 6 ay ziyaret edilebilecek. Bu zaman diliminde Antalya’ya gelen turistlerde EXPO alanını ziyaret edecek. Antalya olarak EXPO bütçesinden sadece EXPO’yu ziyaret edecek ülkelere özel tanıtımlar, promosyonlar yapabiliriz. EXPO organizasyonuna özel 1 Milyon turist gelecekse bunu 2 Milyona çıkartabiliriz. EXPO’ya gelecek ülkeleri harekete geçirebiliriz. EXPO 2016 Antalya kısa vadede alternatif çözüm üretebileceğimiz bir alan olarak gözüküyor. Bu anlamda hükümetin Antalya’ya özel olarak bakması gerekiyor”

ÇALIŞANLARIMIZIN ÜCRETLERİNİN ARTMASINI İSTİYORUZ

Asgari ücret konusuna da değinen Başkan Eroğlu, iş dünyası olarak çalışanların ücretlerinin artmasını istediklerini belirterek, şöyle devam etti:

“Bizler iş dünyası olarak çalışanlarımızın ücretlerinin artmasından, daha iyi yaşayacakları refah düzeyi yüksek bir ortamın sağlanmasından yanayız. Fakat belirtmek isteriz ki bunu çözmenin yolu tek başına asgari ücreti artırmak değildir. Refahın her alanda artmasını, iyileşmelerin total düzeyde herkese eşit şekilde ulaşarak hayata geçirilmesini istiyoruz”

TARIMDAKİ TEK KURTULUŞ KOOPERATİFÇİLİK

Tarımdaki tek kurtuluşun üretici birlikleri olduğunu vurgulayan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ”Tarımın örgütlenmesi, üretici birliklerinin oluşumu sağlanmalıdır. Devletin tarımdaki desteklerinin tamamını üretici birlikleri üzerinden vermesi gerekiyor” diye konuştu.

Rusya krizi ile ilgili alınan tedbirleri ve yapılan çalışmaları önemsediğini vurgulayan Başkan Eroğlu, “Rusya krizi ile ilgili dikkate alınması gereken en önemli kitle üreticilerdir. Üreteni kaybedersek satacak mal bulamayız. En öncelikli korunması gereken üreticidir. Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi destekleme alım fiyatları mekanizması işliyor olmalıdır. Herhangi bir kriz durumunda fiyatlar düşünce mekanizma devreye girer ve üreticinin zarar etmesi önlenir” dedi.

Krizin turizm ayağında asıl etkilerin Mart –Nisan aylarında ortaya çıkacağı şeklinde öngörüsünü dile getiren ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu,  “Personel çıkaran şirketler olduğunu duyuyoruz. Rusya’da çalışma hakları iptal edilen şirketler ciddi anlamda mağdur oldu. Turizmcilerden bazı otellerin yeni yatırımlarını ertelediği, bazılarının ise tesislerini yeni sezonda açıp açmamakta tereddütlü olduğu bilgisini aldık. Bazı oteller renovasyon kararlarını erteliyor. Yumurtayı tek sepete koymamamız lazımdı. Sepet düştü. Kırılmayan yumurta kaldı mı? “ şeklinde konuştu.

Antalya’da 3T’nin( Tarım- Turizm- Ticaret) yanına G(Girişimcilik) konulması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, Antalya’nın bu konuyu önemsemesi gerektiğini belirterek, “Antalya’da girişimcilik ekosistemi oluşturmalıyız. Önümüzdeki dönemde mevcut işlerin birliği ve sinerjisinden yeni alanlar yaratılabilir. Turizmin çeşitlendirerek gelişim alanlarını oluşturmamız gerekiyor. Dünyada da yüksek gelir grubuna hitap eden eko turizmi canlandırabilir, Japonya’daki vişne bahçeleri gibi Isparta gül ve lavanta bahçelerini pazarlayabiliriz” diye konuştu.

Kahvaltı toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


BEKİR AĞIRDIR:\"TÜRKİYE\'DE 16 MİLYON KADININ SÖZÜ GEÇMİYOR\"

KONDA ARAŞTIRMA VE DANIŞMANLIK ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRÜ BEKİR AĞIRDIR, ANSİAD TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU.

BEKİR AĞIRDIR: “TÜRKİYE’DE 16 MİLYON AİLEDE KADININ SÖZÜ GEÇMİYOR”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2015 yılı 19. ve Son Olağan Toplantısı’nın konuğu Konda Araştırma ve Danışmanlık Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır oldu. Türkiye’de yaşayan 19 milyon aileden 16 milyonunda kadınların, çocuklarının hangi okula gideceğine bile karar veremediğini söyledi.

Konda Araştırma ve Danışmanlık Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır, ANSİAD 2015 faaliyet yılı son olağan toplantısının konuğu oldu. Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Abdullah Erdoğan ve M.Sadi Kan, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi İş İnsanları ve basın mensupları katıldı. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkan Yardımcısı M.Sadi Kan’ın yaptığı toplantıda konuşan Bekir Ağırdır, karşılaşılan problemlerin siyaset dışında hiçbir yöntemle çözülemeyeceğini söyledi.

“TÜRKİYE SİYASETİ KONSOLİDE OLDU”

Son dört seçimin Türkiye siyasetinin konsolide olduğunu gösterdiğini dile getiren Bekir Ağırdır, uzun bir süre Türkiye’nin hayatında AKP, CHP, MHP ve HDP’ nin olacağını söyledi. Yeni çıkacak bir partinin halkta karşılığı olmadığını dile getiren Ağırdır, bu partileri var eden tarihsel, kültürel gerçeklikler ve kimlikler olduğunu kaydetti.

Siyasetin korkulardan beslendiğini öne süren,  1 Kasım seçimlerinde umudun değil korku ve baskı ortamının, istikrar isteğinin belirleyici olduğunu vurgulayan Konda Araştırma ve Danışmanlık Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır, şöyle devam etti:

“Türkiye’de farklı korkular var. Kimisi için Kürtler, dindarlar, Aleviler kimisi için laikler, solcular. Herkesin korkusu farklı.1 Kasım’da kimse umuda oy vermedi. Herkes birbirini ötekiyle korkuttu. Seçmen de istikrarlı bir yönetim olsun diye Ak Parti’ye yığıldı. Sonuçta umutlar değil; korkular belirleyici oldu. Türkiye’de biz duygusu yavaş yavaş parçalanıyor. Hepimiz biz derken eksik bir parça tarif ediyoruz” dedi.

HALKIN HUKUK, ADALET, GÜVEN DUYGULARI KAYBOLDU

Halkın hukuk, adalet, güven duygularının kaybolduğuna dikkati çeken Ağırdır, şunları söyledi:

 “Her 10 kişiden 6’sı mahkemelere gitmemeyi tercih ediyor. Fazla mesaisi ödenmeyen kişilerin yüzde 45’i mahkemeye gitmiyor. Şiddet gören, tacize uğrayan kadınların yüzde 50’si polise güvenmediği ve ‘ne de olsa bizi korumayacaklar’ düşüncesiyle polise gitmiyor. Bizim toplumuzda hala kadının önü açık değil. Türkiye’de 19 milyon aile var. 16 milyon ailede kadın, çocuklarının hangi okula gideceğine bile karar veremiyor. Kadının sözü geçmiyor”

TÜRKİYE’DE SEÇİM DEĞİL KİMLİK SAYIMI YAPILIYOR

Türkiye’de yapılan seçimlerin kimlik sayımı olduğunu belirten Konda Araştırma Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır, “Biz seçim yapmıyoruz kimlik sayımı yapıyoruz. Türkiye’de son bir yılda yapılan 4 seçime baktığımızda Ak Parti’nin 2014 yerel seçimlerinde yüzde 43,5, Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52, 7 Haziran seçiminde yüzde 41 ve 1 Kasım seçiminde ise yüzde 49 oy aldığı görülüyor. Bu 4 seçimin bazı dayanakları var. 2002’de meclise giremeyen diğer partiler yüzde 32 oy alırken son seçimde sadece yüz 3 oy alabildiler. Dolayısıyla artık hayatımızda muhtemelen uzun bir süre bu dört parti olacak. Çünkü bu 4 parti tarihsel bir hikâyenin üzerinde oturuyor. Kimlik siyaseti yapıyor. Türkiye’de siyasi bir rekabet yok. Geliyor diye görülen bir rakip yok” dedi.

 DÜNYA SİYASETİNDE ENDER GÖRÜLÜYOR

Ak Parti’nin sadece Türkiye siyasetinde değil dünya siyasetinde de ender görülen bir durumu olduğunu vurgulayan Ağırdır, “Ak Parti ilk defa 2002 seçimlerine giriyor, yükseliyor, sonra düşmeye başlıyor. Daha sonra düştüğü yerden yeniden yükseliyor. Dünya siyasetinde de çok ender görülen bir şey. İktidarı kaybetmeden düştüğü yerden yeniden kalkan parti dünya siyasetinde neredeyse yok.” diye konuştu.

HDP’DEN AK PARTİ’YE DÖNEN OY OLMADI

Ak Parti’nin 7 Haziran seçimlerinden 1 Kasım’a kadar gelen süreçte oy oranını yüzde 41’den yüzde 49’a yükseltme sırrını herkesin merak ettiğini dile getiren Bekir Ağırdır, “Bizim araştırmamıza göre öyle konuşulduğu gibi 1 Kasım seçimlerinde HDP’den Ak Parti’ye geri dönen oy olmadı. Ak Parti’nin fazladan aldığı yüzde 8 oyun yüzde 2’si MHP’ye oy verenlerden geldi. Diğer partiler yüzde 5,5’den 2,5’e düştüler, 3 puan da diğer partilerden geldi. Geriye kalan yüzde 3 ise 7 Haziran’da sandığı gitmeyenler 1 Kasım’da sandığa gitti” dedi.

Türkiye\'de 18 yaş üstü nüfus içinde yüzde 15,3, toplam nüfus içinde ise yüzde 18 Kürt nüfusun olduğunu ifade eden Ağırdır, toplamda 14 milyon Kürt nüfus ve 8 milyon Kürt seçmenin olduğunu kaydetti. Ağırdır, 8 milyon Kürt seçmen içinde 4 milyon civarında seçmenin daha önceleri Ak Parti\'ye oy verdiğini anlatarak, \"2,5 milyon civarındaki seçmen de HDP\'ye oy veriyordu. İlk defa dindar Kürtlerin içinden HDP\'ye bir geçiş oldu. Muhtemelen HDP bundan sonra yüzde 11\'in altına düşmeyecek\" ifadesini kullandı.

ÖNÜMÜZDEKİ 10 YIL ANTALYA NÜFUSUNA 600-700 BİN KİŞİ DAHA  EKLENECEK 

Göç konusuna da değinen Ağırdır, “Batı toplumunda Türkiye’deki gibi bir göç hareketi olmadığını belirterek, “Bu ülkenin yüzde 75’i köylerde yaşarken bu oran şu anda sadece yüzde 7. 40-50 senede bu noktaya geldik. Göç yoluyla Antalya’ya gelenler bu kentin naturasını değiştiriyor. Kentin kimyası, dayanışma ilişkileri değişiyor. Göç bitmeyecek. Önümüzdeki 10 yılda Antalya’nın nüfusuna minimum 600-700 bin daha ilave olacak. Konya havzasında şu anda 4 milyon insan yaşıyor. 10 yıl sonra bunun 1 milyonu Antalya’ya, 1 milyonu da İzmir’e doğru harekete geçecek.” diye konuştu.

Toplantı ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve Toplantı Başkanı M.Sadi Kan’ın konuşmacı Bekir Ağırdır’a plaket takdimiyle son buldu.


ANSİAD,PİCASSO VE ARA GÜLER SERGİLERİNİ GEZDİ

ANSİAD, PİCASSO VE ARA GÜLER SERGİLERİNİ GEZDİ

ANSİAD BAŞKANI:”AKS, ANTALYA’YA DEĞER KATACAK”

ANSİAD 2015 yılı kültür sanat etkinlikleri çerçevesinde Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı (ATSO) Davut Çetin’in katılımıyla Antalya Kültür Sanat’ı (AKS) ziyaret ederek, dünyaca ünlü ressam Picasso’nun “Kadın ve Boğa” ile ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in “Işık ve Tarih” sergilerini gezdi.

ANSİAD 2015 Yılı Kültür Sanat etkinlikleri çerçevesinde gerçekleşen organizasyon, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ATSO Başkanı Davut Çetin, ATSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Hüseyin Barut,  ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Başkan Yardımcısı M.Sadi Kan, ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, ANSİAD Kurucu Üyesi Himmet Öcal, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Ergin Civan, ANSİAD İnşaat Sektörü Başkanı İbrahim Şencan, ANSİAD Üyesi İş İnsanları ve eşlerinin katılımıyla  Antalya’nın çekirdek kenti Kaleiçi’nde kahvaltı organizasyonu ile başladı. ANSİAD Üyeleri kahvaltının ardından turizm markalarının ve Antalya\'nın kurumlarının Kaleiçi’ne yatırım yapmalarını teşvik etmek, bu konuda öncülük etmek için ATSO’nun hayata geçirdiği ATSO Kaleiçi Evi’ni ziyaret etti. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, restorasyon çalışmaları devam eden ATSO Kaleiçi evinin başarılı bir proje olduğunu belirterek, bundan sonra bu tür örneklerin artması dileğinde bulundu.

ATSO Kaleiçi Evi’ni ziyareti sonrasında ANSİAD Üyeleri ATSO Başkanı Davut Çetin ve ATSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Hüseyin Barut ile birlikte  Antalya Kültür Sanat’ta yer alan  dünyaca ünlü ressam Picasso’nun “Kadın ve Boğa” ile ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in “Işık ve Tarih” sergilerini gezdi. ANSİAD Üyelerine AKS hakkında bilgi veren ATSO Başkanı Davut Çetin, “Eski hizmet binamızı ATSO’ya gelir getirecek bir proje ile değerlendirmek yerine kentimiz ve ülkemiz için önemli bir projeyi hayata geçirdik. Antalya Kültür Sanat’ta düzenlenecek uluslararası sergiler hem halkımız hem de kentimize gelen yabancı konuklarımız için bir çekim merkezi olacak. Turistleri otelden çıkarmak istiyorsak, kent merkezinde bu tür yatırımların sayısını arttırmalıyız. Yılda 10 milyonun üzerinde yabancı misafiri ağırlayan kentimizde önemli bir kazanım olacağını düşünüyoruz. ”diye konuştu.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Ödüllü Yapı AKS’nin sadece Antalya’ya değil, Türkiye’ye örnek olacak bir proje olduğunu belirterek, “AKS, Antalya kültür sanat hayatına ayrı bir değer katacak. Umarım ATSO’nun öncülüğünde yapılan bu dönüşüm örnek olacaktır. Antalya, bir turizm şehri olarak böyle bir merkezi hak ediyordu. Başkan Davut Çetin’e, Yönetim Kurulu’na ve tüm ATSO Meclis Üyelerine teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

ANSİAD Kurucu Üyesi Himmet Öcal, etkinlik katılımcılarına Picasso ve eserleri  hakkında bilgi verdi. Sergileri ilgiyle izleyen ANSİAD Üyeleri, dünyaca ünlü iki sanatçının Antalya’da sergi açmasının Antalya için çok önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.

Etkinlik, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


2015 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU.

2015 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU.

 Doğan Haber Ajansı’ndan Mehmet ÇINAR’ın “Bu Nasıl Restorasyon” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, Haber” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 Akdeniz Ekonomi Dergisi’nden Malik OKÇU’nun “Fatih Gemilerini Karadan Aştı - Mega Yat Limanda Yolunu Şaşırdı” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, İnceleme-Araştırma” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 My Dergi’den Hakkı SARGIN’ın “Denizimiz Elden Gidiyor” başlıklı röportajı “Yazılı Basın, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

Akdeniz TV’den İdris TAŞ’ın “Yerel Değerler” konulu “Net Yanıt” adlı TV programı “Görsel Medya, TV Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 TRT Antalya Radyosu’ndan Mustafa CANSIZ’ın “İz Bırakanlar / Boğaz Havaları” adlı radyo programı “İşitsel Medya, Radyo Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 www.mygazete.com internet sitesinden Ferhan BOZKAYA’nın “Herşey Antalya Aşkı İle Başladı” adlı röportaj çalışması “İnternet Haberciliği, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne layık görüldü.

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin(ANSİAD) geleneksel medya ödülleri sahiplerini buldu.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eserler için verdikleri ödülle, yerel medyaya destek verdiklerini söyledi. Yarışmaya 15 medya mensubunun 27 eserle katıldığını söyleyen Eroğlu, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Antalya ve ilçelerinde görev yapan medya mensuplarının 03 Kasım 2014 ile 03 Kasım 2015 tarihleri arasında yayımlanmış eserleri;

Yazılı Basın dalında; Haber, İnceleme-Araştırma, Röportaj ve Makale

Görsel Medya dalında; TV Programı - Haber veya Röportaj

İşitsel Medya dalında; Radyo Programı - Haber

İnternet Haberciliği dalında; Haber veya Röportaj

olmak üzere 4 dalda değerlendirildi. Değerlendirmeyi yapan Seçici Kurul;

-        Prof. Dr. Murat KARAÖZ (Akdeniz Üniversitesi İİBF Dekanı)

-        Prof. Dr. Bilal ARIK (Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)

-        Sibel ATASOY (Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi & NTV Antalya Temsilcisi)

-        Hakan GÜLDAĞ (Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

-        Abdullah ERDOĞAN (ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı)

-        M. Sadi KAN (ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı)

-        Necdet ALKANDEMİR’den (ANSİAD Üyesi) oluştu”

16 Aralık 2015 tarihinde toplanan Seçici Kurulun, şartnamede belirlenmiş ölçütler çerçevesinde yaptığı değerlendirme sonucunda;

Doğan Haber Ajansı’ndan Mehmet ÇINAR’ın “Bu Nasıl Restorasyon” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, Haber” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 Akdeniz Ekonomi Dergisi’nden Malik OKÇU’nun “Fatih Gemilerini Karadan Aştı - Mega Yat Limanda Yolunu Şaşırdı” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, İnceleme-Araştırma” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 My Dergi’den Hakkı SARGIN’ın “Denizimiz Elden Gidiyor” başlıklı röportajı “Yazılı Basın, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 Akdeniz TV’den İdris TAŞ’ın “Yerel Değerler” konulu “Net Yanıt” adlı TV programı “Görsel Medya, TV Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 TRT Antalya Radyosu’ndan Mustafa CANSIZ’ın “İz Bırakanlar / Boğaz Havaları” adlı radyo programı “İşitsel Medya, Radyo Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne;

 www.mygazete.com internet sitesinden Ferhan BOZKAYA’nın “Herşey Antalya Aşkı İle Başladı” adlı röportaj çalışması “İnternet Haberciliği, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne layık görüldü.

Öte yandan, genç iletişimcileri özendirmek amacıyla Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri arasından da bir öğrenciye bu yıl üçüncü kez ödül verildi. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Nazlıhan ŞİMŞEKLER’in “Sahibinden Satılık Tapulu Göl” başlıklı çalışması “Genç İletişimci Ödülü”ne değer görüldü.

Ödüle değer görülen medya mensuplarının çalışmalarına ait ödüller, 16 Ocak 2016 Cumartesi günü Ramada Plaza Antalya Hotel’de yapılacak olan ANSİAD 26.Kuruluş Yıldönümü töreninde verilecek.

Değerli medya mensuplarına Antalya\'nın ekonomik gelişmesine ve düşünce hayatına katkılarından dolayı teşekkür ediyor, çalışmalarındaki başarılarının devamını diliyoruz.

 


ANSİAD, 13.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI SONA ERDİ; GİRİŞİMCİLİK ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD, 13.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI SONA ERDİ; GİRİŞİMCİLİK ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

İŞ İNSANI MEHMET ÜLGER YILIN GİRİŞİMCİSİ, GÜNGÖR PEKŞEN ÖZEL ÖDÜLÜ HİMMET ÖCAL’IN OLDU

EROĞLU: “KALKINMA BİREYSEL ZENGİNLEŞME DEĞİLDİR. KALKINMA, BÜTÜN TOPLUMUN, BÜTÜN ÜLKENİN ZENGİNLEŞMESİDİR”

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) bölgedeki dört üniversite ve diğer partnerlerle birlikte düzenlediği ANSİAD 13. Girişimcilik Haftası ödül töreni ile sona erdi. İş İnsanı “Mehmet Ülger” Yılın Girişimcisi seçilirken, Güngör Pekşen Özel Ödülü de İş İnsanı ANSİAD Kurucu Üyesi “Himmet Öcal’ın” oldu.

Akra Barut Otel’de dün gece gerçekleştirilen Ödül Töreni ve Kapanış Kokteyline Antalya Valisi Muammer Türker, Tugay ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa Kaya, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof Dr Beykan Çizel, Uluslararası Antalya Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Cihat Göktepe, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektör Yardımcısı Profesör Doktor Mehmet Karaca, İl Jandarma Komutanı Kd. Albay Ahmet Yurdagül, Emniyet Müdürü Cemil Tonbul, partner kuruluşların temsilcileri ve ANSİAD üyeleri katıldı.

Törenin açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD üyeleri olarak, girişimciliği teşvik etmek  için 13.kez yollara düştüklerini belirterek, “Antalya, Burdur ve Isparta’da, üniversitelerimizde ve liselerde, gençlerin gönlünde bir ışık yakmak, gençlerimizi girişimciliğe, üretmeye, ulusal kalkınmaya doğrudan katkı yapmaya davet etmek için çalışıyoruz. Onlarca konferans, panel, radyo ve televizyon programı gerçekleştiriyoruz. Bu etkinliğin 13.yılına her yıl gelişerek ulaşmış olması ANSİAD’ın kurumsal kültürünü ve seçkin üyelerinin sosyal sorumluluk duygusunu güçlü biçimde yansıtmaktadır” dedi.

ANSİAD olarak 13 yıldır bu programın sürdürülebilir olması için çaba harcadıklarını söyleyen Eroğlu, BAKA\'nın kurulmasından sonra son 4 yıldır, bölgedeki üç üniversitenin daha çalışmalara katıldığını ve bir farkındalık yaratarak son 3 yıldır da, iş fikri olan öğrencileri girişimciliğe özendirmek amacıyla ödüllü İş Fikri Proje Yarışması ve bu yıl pilot olarak seçilen liselerde ilk defa Fikir Şenliği  düzenlediklerini dile getirdi.

İş İnsanları olarak, kalkınmanın, bireysel zenginleşme olmadığını, kalkınmayı bütün toplumun, bütün ülkenin, birlikte gelişmesi olarak gördüklerini vurgulayan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ayrıca kalkınmanın okullarda başladığını gördükleri için bu çabayı büyük bir sorumlulukla devam ettirdiklerini kaydetti.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, geçen hafta Cumhurbaşkanı’nın,  İnovasyon haftası vesilesiyle yaptığı konuşmada,  “Eğitim sistemimizde ciddi sorunlar olduğu, okullaşma altyapısında kaydedilen başarının eğitim kalitesinde gösterilemediği” cümlesini anımsatarak, devletin zirvesinde bu sorunun fark edilmiş olması ve konuşulmasını önemli bir gelişme olarak değerlendirdiklerini belirterek, bu konudaki kaygılarının karşılık bulmuş olmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Törende daha sonra Girişimcilik Haftası’ndan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi - ANSİAD Başkan Yardımcısı M.Sadi Kan, organizasyonun paydaşları Akdeniz Üniversitesi adına Rektör Yardımcısı Prof Dr Beykan Çizel; Süleyman Demirel Üniversitesi adına Yrd. Doç. Dr. İsmail Serkan ÜNCÜ, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi adına Rektör Yardımcısı Prof. Dr.Mehmet KARACA, Uluslararası Antalya Üniversitesi adına Rektör Prof. Dr. Cihat GÖKTEPE, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı adına Uzman Selin Şen, KOSGEB Antalya Müdürlüğü adına uzman Güneş ULUTÜRK, AKİŞMER adına Yönetim Kurulu Üyesi Yrd.Doç.Dr.Nuray ATSAN, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu adına Başkan Serap KOCAOĞLU, Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve Kariyer Topluluğu adına Başkan Metehan EROL, AIESEC Antalya Şubesi’ni temsilen Ferruh KAYA’ya birer plaket verdi.  

Kan,  daha sonra 13.Girişimcilik Haftası Hazırlık Komitesi’nde görev alan ANSİAD Üyeleri ile partnerlerin temsilcileri;  Ali Eroğlu, Abdullah Erdoğan, Sadi Kan, Işık Yargın, Canan Gürkan, Ahmet Erdal, Ali Bıdı, Halil Bülbül, Hatice Öz, Mehmet Cadıl, Osman Vural, Orhan Şenoğlu, Prof Dr. Fulya Sarvan,  Yrd Doç Dr Nuray Atsan, İlker Sökmen, Yrd Doç Dr İsmail Serkan Üncü, Yrd Doç Dr Ahmet Sarıtaş, Selin Şen, Serap Kocaoğlu ve Metehan Erol’a teşekkür etti. Komite üyelerine teşekkürün ardından ANSİAD Girişimcilik Haftası’ndan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi M.Sadi Kan, bu yıl ilk defa düzenlenen liselerarası Fikir Şenliği’ne katılan öğrencilere de teşekkür etti. Kan, ayrıca, liselerdeki fikir şenliğine yaptıkları katkı nedeniyle ANSİAD Üyesi Canan Gürkan’a, Yrd Doç Dr Nuray Atsan’a ve Girişimcilik Haftası’na katkıları nedeniyle  Akra Barut Hotel Genel Müdürü Levent Topçuoğlu’na teşekkür plaketi verdi.

ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, “Fikrinden Girişim Çıkar” sloganlı Ansiad Ödüllü İş Fikri Yarışması’nın hazırlanmasında ve gerçekleştirilmesinde emeği geçen akademisyenler; Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi ve AKİŞMER Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Nuray ATSAN’a, Uluslararası Antalya Üniversitesi Proje ve İş Geliştirme Müdürü İlker SÖKMEN’e, Süleyman Demirel Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Koordinatörü Yrd. Doç. Dr İsmail Serkan ÜNCÜ’ye, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sanayi İşbirliği, Girişimcilik ve İş Geliştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd.Doç.Dr.Ahmet SARITAŞ’a teşekkür belgesi verdi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Girişimcilik Haftası ile Girişimcilik Komitesi çalışmalarındaki katılım ve katkıları nedeniyle ANSİAD Girişimcilik Haftası’ndan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi - ANSİAD Başkan Yardımcısı M.Sadi Kan’a ve ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı - İş İnsanı Işık Yargın’a teşekkür belgesi verdi.

İş Fikri Proje Yarışması’nda Kazananlar ve Jüri Özel Ödülü’ne Layık Görülenler Ödüllerini Aldı 

ANSİAD 13. Girişimcilik Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “İş Fikri Proje Yarışması”na katılan 126 proje arasında ilk üç dereceyi paylaşan ve jüri özel Ödülü’ne layık görülen Üniversite öğrencilerine de ödülleri verildi. Törende “Ekspertiz.com” Projesi ile Uluslar arası Antalya Üniversitesi öğrencileri Mustafa Egemen Çiftçi ve Bican Ayça Acar’a; “Acil Projesi” ile Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Gökay Çetin’e; ödülünü Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof Dr Beykan Çizel verdi.

İş Fikri Yarışması’nda “Ox-Active Sanitizing Projesi” ile 3.olan  Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri Makbule Dene ve Oğuzhan Dal’a ödülllerini İl Emniyet Müdürü Cemil Tonbul; “ Kurtaran Çağrı Projesi” ile 2.olan Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri Eren Sallakçı ile Ensar Celepçi’ye ödüllerini İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ahmet Yurdagül ve yarışmanın birincisi “Solvotermal Yöntemle Grafen ve Azot Katkılanmış Grafen Üretimi Projesi ile Akdeniz Üniversitesi Çağdaş Kızıl’a Uluslar arası Antalya Üniversitesi Rektörü Prof Dr Cihat Göktepe verdi.

Güngör Pekşen Özel Ödülü Himmet Öcal’a

Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Güngör Pekşen adına 2010 yılından bu yana verilen “Ansiad Girişimcilik Haftası Güngör Pekşen Özel Ödülü” de sahibini buldu. Grafik ve logo tasarımında ön plana çıkan sanatsal bakış açısı, tasarımlarındaki inovatif uygulamaları, özellikle gençlerin bu yönde yetişmesi ve gelişmesine sağladığı gönüllü katkı, toplumsal sorunlara duyarlılığı ve şehrimizin kültür-sanat hayatına katkıları nedeniyle girişimci, iş insanı Orkun Ozan A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Kurucu Üyesi  Himmet ÖCAL’a verildi.

Himmet Öcal’ın çalışmalarını anlatan tanıtım filminin ardından Himmet Öcal, ödülünü Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa Kaya’nın elinden aldı. Öcal, Güngör Pekşen özel ödülünün kendisi için çok anlamlı olduğunu ifade etti.

Yılın Girişimcisi Mehmet Ülger

2015 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü, kısa zamanda gösterdiği başarılı çalışmaları ile hem bölgemiz, hem de ülkemiz ekonomisine kazandırdığı katma değer nedeniyle Multi Tohum Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet ÜLGER’e verildi. Uzun zaman önce planlanan bir iş seyahat programı nedeniyle ödül törenine katılamayan Ülger’in yerine ödülünü iş ortağı, eşi ve iş kadını Rabiye ÜLGER aldı. İş İnsanı Rabiye Ülger’e ödülünü Antalya Valisi Muammer Türker verdi.

Ödül töreni toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


İŞ İNSANI HÜSEYİN ÖZDİLEK, GELECEĞİN GİRİŞİMCİ ADAYLARINA TAVSİYELERDE BULUNDU

ANSİAD 13.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI BAŞARI ÖYKÜLERİ PANELİ YAPILDI

İŞ İNSANI HÜSEYİN ÖZDİLEK, GELECEĞİN GİRİŞİMCİ ADAYLARINA TAVSİYELERDE  BULUNDU.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 13.Girişimcilik Haftası etkinlikleri kapsamında Süleyman Demirel Üniversitesi’nde \'Başarı Öyküleri\' konferansı düzenlendi. Konferansta konuşan Özdilek Alışveriş Merkezleri ve Tekstil Sanayi Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek, öğrencilere başarılarını ve tecrübelerini anlattı. İş İnsanı Hüseyin Özdilek, genç girişimci adaylarına üniversiteyi bir adım olarak düşünmeleri gerektiğini belirterek, “Ülkeniz için, kendiniz için üretin, girişimci olun. Üniversiteyi devlette istihdam edilmek için bitirmeyi beklemeyin” dedi.

ANSİAD 13.Girişimcilik Haftası etkinlikleri kapsamında Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde (SDÜ) düzenlenen programın Onur Konuğu Özdilek Alışveriş Merkezleri ve Tekstil Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek oldu. Oturum Başkanlığı’nı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan’ın yaptığı SDÜ Prof. Dr. Lütfü Çakmakçı Kültür Merkezi\'nde düzenlenen konferansa ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Başkan Yardımcıları Abdullah Erdoğan ve Sadi Kan, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, Isparta Girişimci Sanayici İşadamları Derneği Başkanı Alper Bayhan, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen,  Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Meclis Başkan Yardımcısı Ali İhsan Altınok, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektör Yardımcısı Profesör Doktor Ali Murat Dulupçu, basın mensupları ile SDÜ öğrencileri katıldı.

“Sürdürülebilir Yaşam İçin Girişimcilik” temalı programın açılış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Girişimcilik Haftası Etkinliklerini gençlerin yenilikçi potansiyellerini keşfedip, güçlü gelecek vizyonuna sahip olmaları amacıyla hazırladıklarını belirterek, gençleri girişimciliğe, üretmeye ve ulusal kalkınmaya, doğrudan katkı yapmaya davet etmek için çalıştıklarını vurguladı.

Kalkınmayı; bireysel zenginlikten ziyade tüm toplumun ve ülkenin gelişimi olarak nitelendiren Eroğlu, “Hukuk, demokrasi gibi sosyal kültürün bir parçası olan girişimciliği teşvik etmeliyiz. Girişimciliğin özü merak ve tutkudur. Üniversitelerimiz, evren kentlerimiz evrensel düşüncenin gökkuşağı gibi olmalı, entelektüel bir ortam yaratarak girişimcilik ve yenilikçiliğin merkezi olmak durumundadır.” dedi.

Hüseyin Özdilek, Tokat\'ın Erbaa İlçesi\'nde dünyaya geldiğini, 12 yaşında babasını kaybettikten bir süre sonra ailesi ile birlikte dayısının daveti üzerine Bursa\'da yaşamaya başladığını anlatarak başladığı konferansında konuşmasını kendi yaşamı ve iş yaşamı üzerinden örneklerle sürdürdü.

AİLENİZE FAYDALI OLMAK ZORUNDASINIZ

12 yaşında babasını kaybettiğini ve çalışmaya başladığını, hiç yaz tatili yapmadığını; hep çalıştığını belirten İş İnsanı Hüseyin Özdilek, hayatında babaannesinin çok ayrı bir yeri olduğunu, babaannesinin kendisini sevgiyle yetiştirdiğini belirterek,” “Babaannem beni sevgiyle, Anadolu’nun en güzel değerleriyle büyüttü. Çok özel bir insandı. Seferberlik kadınıydı. Babaannemden aldığım terbiyeye, değerlere çok önem verdim. Sizler de anne ve babanızın verdiği terbiyeye uyun. Aileleriniz sizleri büyük özenle yetiştiriyor. Elinizden geldiği kadar ailelerinize faydalı olmak zorundasınız” diye konuştu.

 HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI

Özdilek, Erbaa\'dan Bursa\'ya dayısının tekstil dükkanında çalışmasıyla yön değiştiren iş hayatında; 17 yaşında Erbaa\'daki evlerinin satışından elde ettikleri paranın annesi tarafından kendisine teslim edilmesini  \"çalışkanlığına, sorumluluk duygusuna güven\" olduğunun altını çizdi. Dayısının iş yerinde satış elemanlığının kendisine tecrübe kazandırdığını bunun sonucunda dükkan açmaya karar verdiklerini anlatan Özdilek, \"Muhammen bedeli 150 lira dükkanın ihalesine girdim. Dayım da o sırada yanımdaydı. \'300 liraya kadar çık, daha fazla çıkma\' dedi. Karşımdaki rakip 300 liraya geldi. Baktım fiyatlar yukarıya gidiyor. Dayım bana 300 liraya kadar yetki verdi ama dükkanı çalıştıracak bendim. \'350- 400 liraya kadar çıkayım\' dedim. \'Çünkü işi yapan bendim ve ben bunu çıkartırım\' dedim. Dükkan, 355 liraya bende kaldı. Ve orası benim hayatımın dönüm noktasıydı\" diye konuştu.

SÜLEYMAN DEMİREL KÜLLİYESİ’NE GİDİN

9.Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel’in hayatında çok özel bir yeri olduğunu vurgulayan Hüseyin Özdilek, “Sağlığında kendisiyle tanışıklığımız vardı. Okul açtım, oraya ziyarete geldi. Hakkari’de okul açsan gelirim dedi. Süleyman Demirel Külliyesi’ni gidin, görün. Külliye’den kendinize dersler çıkarın” dedi.

Çalışmanın insana hiçbir zarar getirmeyeceğini vurgulayan Özdilek, şunları söyledi:

\"Devamlı çalışmayan insanlar kurar, kurar ve problemlerle savaşmaya başlar. Çalışan insan fikir üretir. Ürettiği fikrin de daha başarılı olması için çaba sarf eder. İster kendi işinizde, ister başkasının işinde çalışın en iyi işi yapmakla mükellefsiniz. Çünkü o işyerinde çalışırken, o işyeri için çalışıyor görünmenize rağmen aslında kendiniz için çalışıyorsunuz. Oradaki başarı sizi daha iyi, başarılı işlere sevk edecektir. Ama sabırlı olmak gerekiyor. \'Kaç para ücret alacağım\' diye düşünürseniz işin niteliğini öğrenemezsiniz.\"

YAZ TATİLİNİ BOŞA GEÇİRMEYİN

Öğrencilere yaz tatilini boş geçirmemelerini tavsiye eden Hüseyin Özdilek, \"Devletin üniversitesi bedava, bir de özel üniversiteler var. Yıllık 40 bin TL aidatı var. Siz bedava okuyorsunuz. Kim veriyor bu vergileri, üreten veriyor. Üreten vermiyorsa devlet borçlanarak veriyor. İkisine de sorumlusunuz. İkisinin de hakkını yememek için okulları bitirince üretmek zorundasınız. Üretmek için iş beğenmeme hakkınız yok. Önce kazanacaksınız hobileriniz karşılığını vereceksiniz. Zevklerinizin peşinde koşarsanız hayatta sıkıntı çekersiniz. Hep devletten istihdam edilmeyi beklemeyin. Üretin, girişimci olun \" diye konuştu.

İş İnsanı Hüseyin Özdilek, bir öğrencinin Afyon’daki alışveriş merkezinde renovasyon yapmayı düşünüyor musunuz sorusunu “İngiltere’deki Harrods Mağazası’na bakın. Dünyanın en büyük alışveriş merkezi. Eski fakat görkemini, cazibesini kaybetmiyor.  Afyon’da 20 yıldır 330 kişi hizmet veriyor. Müşteri ve çalışan memnun ki mağazamız başarıyla yoluna devam ediyor. Binanın dışını ne kadar süslerseniz içinde hizmet yoksa hiçbir önemi yoktur. Niceliğe değil, niteliğe odaklanın” şeklinde yanıtladı.

Konferans ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan’ın konuşmacı Hüseyin Özdilek’e plaket takdimiyle son buldu.


ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUKLARI BAİB BAŞKANI MUSTAFA SATICI VE TÜROFED BAŞKANI OSMAN AYIK OLDU.

ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUKLARI BAİB BAŞKANI MUSTAFA SATICI VE TÜROFED BAŞKANI OSMAN AYIK OLDU.

 MUSTAFA SATICI: “RUSYA’YA İHRAÇ EDİLEN YAŞ SEBZE MEYVE 50 ÜLKEYE YAPILAN İHRACATTAN FAZLADIR”

 OSMAN AYIK: RUSYA’DAN YAPILAN TURİSTİK AMAÇLI SEYAHATLERİN BİRİNCİ ROTASI TÜRKİYE”

 “TERÖR SALDIRILARI NEDENİYLE TÜM DÜNYADA SEYAHAT EĞİLİMLERİ AZALDI”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Olağan Toplantısı’nın konukları Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Satıcı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED)  Yönetim Kurulu Başkanı Osman Ayık oldu.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin 18\'inci Olağan Toplantısı’nın konukları Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Mustafa Satıcı oldu. Tarım ve turizm sektörünün iki temsilcisi \'Rusya ile Yaşananlar ve Antalya\'ya Yansımaları\' başlığında konuşup, iş insanlarının sorularını yanıtladılar.

Antalya’da Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıya ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi İş İnsanları ile basın mensupları katıldı. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Tarım Sektörü Başkanı Dr. Savaş Titiz’in yaptığı toplantıda konuşan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, son 10 yılda Türkiye’ye gelen turist sayısındaki değişimlere değinerek, “Rusya’dan turistik amaçlı seyahat eden insanların birinci destinasyon tercihi Türkiye’dir. Rusya’dan yurt dışına seyahat edenlerin yüzde 25’i Türkiye’ye geliyor. Türkiye’ye gelen Rus turistlerin yüzde 77’si Antalya’yı tercih ediyor ” dedi.

TÜROFED Başkanı Osman Ayık, Yaşadığımız coğrafyada yaşanan sıkıntılar ve özellikle Fransa’da meydana gelen terör saldırısı sonrası tüm dünyada seyahat etme eğiliminin azaldığına ve insanların kendini güvende hissetmediğini belirterek, bugün Rusya ile  barış çubukları açılmış olsa bile 2016\'da bir kaybın olacağını öngörebildiğini de dile getirdi.

Batı Akdeniz İhracatcılar Birliği (BAİB) Başkanı Mustafa Satıcı, Rusya\'ya 1 milyon tona yakın yaş meyve ve sebze ihraç edildiğini, bu oranın 50\'den fazla ülkeye yapılan ihracattan fazla olduğunu söyledi.

Ambargolar, Yasaklar İki Tarafı da Etkiler

Rusya ile son zamanlarda yaşadığımız krizin siyasi, askeri ve ekonomik olmak üzere üç farklı boyutu olduğunu dile getiren BAİB Başkanı Mustafa Satıcı, iki ülke arasındaki ilişkilerin çok köklü olduğunu bildirdi. Uçak düşürme krizi sonrası Rostov\'daki bir Türk halı fabrikasında Rus yetkililerin yaptığı denetimi anlatan Satıcı, \"Fabrikada 20 civarında Türk, 400 civarında Rus çalışıyor. Bu tarz kriz ve ambargolar iki taraflı etkiler yaratıyor. Çünkü özel teşebbüsün mutlaka bir partneri var\" diye konuştu.

 Rusya ve Türkiye Birbirini Tamamlıyor

İki ülkenin ithalat ve ihracat rakamlarını değerlendiren Başkan Mustafa Satıcı, yaşanan olayların Türkiye\'nin elini çok fazla rahatlatmayan bir durum olduğunu, bu anlamda Rusya\'ya bağımlı olduğumuzun söylenebileceğini ifade etti. İki ülkenin birbirini tamamlayabildiği gibi birbirine muhtaç durumda olduğunu vurgulayan Satıcı, Antalya\'da yapılan \'Uçak Antalya\'ya düştü\' şeklindeki değerlendirmeleri hatırlatarak, turizmden yabancıya konut satışına kadar, kapsamlı düşünüldüğünde  etkisinin çok daha fazla olduğunun görülebileceğini açıkladı.

90 Bin Ton Ürün Rusya Limanında Kaldı

24 Kasım\'da uçak düşürülmesi nedeniyle 25 Kasım\'dan itibaren Rusya\'nın tüm gümrükleri fiili olarak kapattığını belirten Satıcı, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

\"Türkiye\'den ihraç edilen yaklaşık 90 Bin ton ürün limanda beklemeye başladı. Bu kadar fazla gönderim olmasının temel sebebi yılbaşı öncesi pazarın yüksek ürün talebiydi. Hal böyle olunca yaş meyve sebze sektörü çok talihsiz bir zamanda yakalandı. Çok ağır uygulamalar, kısıtlamalar nedeniyle ürünlerde bozulmalar oldu ve bir kısmı iade edildi. Yaşanan talihsiz olaylar sonunda firmalarımız o günden itibaren Rusya\'ya yüklemeleri durdurdu.\"

Devlet, bozulan ürünlerle ilgili ihracatçıya ödeme yapacak

Bu durumun sektörde panik yarattığını, ancak Başbakan\'ın talimatıyla bununla ilgili paket oluşturulduğunu dile getiren Satıcı, paketin dün Bakanlar Kurulu\'ndan geçtiğini belirterek, şunları söyledi:

\"İhraç edilen, bozulan ürünlerle ilgili devlet ihracatçıya ödeme yapacak. Rusya\'nın beyanına göre 1 Ocak\'tan itibaren yasak getirileceği bekleniyor. Farklı pazarlar için teşvik mekanizmaları devreye sokuldu ve ürün fiyatları da normale dönmeye başladı. Rusya\'ya ihraç edemeyeceğimiz 1 milyon ton ürünü kısa vadede farklı pazarlara ulaştırmak söylem olarak kolay değil. İhraç edilen ürünler genel olarak hem üretim fazlası, hem dış pazarların talep ettiği kalitede ürünler. İhracatımız yaklaşık 15 milyon ton ve toplam üretimin yaklaşık yüzde 25\'ini ihraç ediyoruz. Rusya yasağının devam etmesi hesabına istinaden 1 milyon tonun yaklaşık yarısı alternatif pazarlarda tüketilebilir, gerisi de iç pazarda tüketilecektir.\"

Üretici Açısından Bir Yıkım Olmayacak

Ekonomi Bakanlığı\'nın aldığı tedbirler çerçevesinde de üretici fiyatlarının çok fazla aşağı inmeyeceğini dile getiren Mustafa Satıcı, alınan tedbirlerin ortalama ürün fiyatlarında yüzde 15 civarında gerilemeye sebep olabileceğini söyledi. Satıcı, \"Üretici açısından bir yıkım olmayacak. Anormal bir panik havası vardı ve kısa zamanda da atlatıldı. Rusya yarın yasaklamayı kaldırsa da o pazara girmede sıkıntılar sürecek. Rusya açısından da bu yasaklamanın uzun vadeli olabileceğini düşünmüyorum. Çünkü kış döneminde ithalatının yarısı Türkiye\'den ve bunu Mısır veya başka ülkeden karşılama şansı yok. Fas\'ın Rusya\'ya ihracatını artırması Avrupa\'ya azaltması demek ve buda bizim için Avrupa\'ya daha fazla ürün ihracatı anlamına gelir\" dedi.

Rusya, 50 Ülkeye yapılan Yaş Sebze Meyve İhracatından Daha çok Ürün alıyor

Yaş meyve - sebze ihracatının yarısından fazlasının Rusya\'ya yapıldığını ve oranın yaklaşık yüzde 60 olduğunu kaydeden Satıcı, Rusya\'nın 50\'den fazla ülkeye yapılan yaş meyve sebzeden ihracatından daha çok ürün aldığını dile getirdi. Satıcı, \"Bölgemizden ihraç edilen domatesin yüzde 75\'i, salatalığın yüzde 70\'i, narın yüzde 60\'ı, diğer ürün gruplarının yaklaşık yüzde 10\'u Rusya\'ya ihraç ediliyor. Totalde Rusya\'ya ihraç edilen yaş meyve sebzenin yaklaşık yüzde 40\'ı Antalya bölgesi ürünü. Toplam Rusya\'ya ihraç edilen yaş meyve grubunun sadece yüzde 30 tek başına domates. Rusya\'ya ihraç edilen her üç üründen birini domates oluşturuyor\" dedi.

Rusya Krizi Nedeniyle Enseyi Karartmayalım

Rusya krizine ilişkin enseyi karartmamak gerektiğini vurgulayan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, “Geçmişi yüzyıllara dayanan iki ülkenin arasında son 25 yılda da çok özel ilişkiler oluştu.Annesi-babası Türk ve Rus olan yaklaşık 1 milyon çocuğun olduğu ifade ediliyor” dedi.

Türkiye’ye Seyahat Eden Rusların Yüzde 77’si Antalya’yı Tercih Ediyor

2014\'de Türkiye\'ye gelen Rus turist sayısının 4 milyon 479 bin iken, Rusya\'daki devalüasyonun da etkileriyle bu yıl Ocak-Ekim döneminde 3 milyon 537 bine düştüğünü kaydeden Osman Ayık, \"800-900 bin civarında bir gerileme söz konusu. Rusya\'dan yurtdışına gidenlerin en çok tercihi Türkiye\'dir. Tatile çıkan Rusların yüzde 25\'i Türkiye\'ye gelmektedir. Bunun içinde Antalya\'nın payı 2014\'de 3,5 milyon. Ocak-Ekim döneminde 2.8 milyon civarında. 650 bin civarında bir gerileme söz konusudur. Türkiye\'ye seyahat eden Rusların da yaklaşık yüzde 77\'si Antalya\'yı tercih etmiş ve Antalya, Türkiye\'deki en önemli nokta haline gelmiştir” dedi.

650 Bin Kaybı Sektördeki Tüm Dengeleri Değiştirdi

Turizmin Antalya için önemine dikkat çeken ve 12 milyon üzerinde misafirin yüzde 25\'inin Rus uyruklu olduğunu anlatan Ayık, şöyle devam etti:  \"Bu kayıp ister istemez Antalya\'da genel anlamda ekonominin seyrini de değiştiriyor. Turizm, 55 sektörü tetikleyen bir sektör. Antalya\'da 12 milyon insanın tükettiği yaş meyve sebzeye bakarsak biz de ihracata gönderilen kadar tüketiyoruz ve üstelik hiçbir gümrük duvarına çarpmadan tüketiyoruz. Doğal olarak buradaki kayıp ihracattaki kaybımıza eş değer veya daha yüksek bir oran olabilir. 650 bin kayıp sektördeki tüm dengeleri değiştirdi.”

 Alternatif pazarlarda kaybı kapatmaya dönük hamleler olduğunu fakat bu çabalardan olumlu geri dönüş alınmadığını vurgulayan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, yılın bütününde yüzde 15-20 arasında gelir kaybı söz konusudur. Yılın sonunda bilançolar kapatılınca hem turizmci hem tedarikçiler bunu hissedecektir” diye konuştu.

Rusya Konusunda Kendimizi Yeni Baştan Konumlandırmamız Gerekebilir

Rus Halkı Üzerinde Putin Çok Etkili 

Uçak ile başlayan sürecin nasıl sonuçlar doğuracağı ile ilgili öngörüde bulunmanın mümkün görünmediğini belirten Ayık, Rus pazarına yönelik yaratılan ürün niteliğinde değişiklikler yapılması gerektiğini kaydetti. Rus halkının çok duygusal ve yukarıdan aşağıya gelen her türlü etki ve tepkiden etkilenen bir toplum olduğuna değinen TÜROFED Başkanı, \"Rusya Devlet Başkanı Putin’in Rusya üzerinde çok büyük etkisi var. Onun yönetmesi ve yönlendirmesiyle o toplum çok farklı hareket edebilir, tüm geleceğini, seyahat eğilimlerini ona göre planlayabilir. Putin, hepsinde çok belirleyici olabilir. Belki kendimizi buna göre yeni baştan konumlandırmamız gerekebilir\" dedi.

Şu anda tüm dünyada seyahat eğilimi azaldı

Şu anki krizin 2016 ve sonraki yıllarda nasıl seyredeceğine dair belli bir öngörüde bulunmanın çok mümkün gözükmediğini ifade eden Osman Ayık, itidalli davranılmadığı takdirde, özellikle her iki ülkede de yönetici bazında, gerilimin tırmanmaya devam edeceğinin gözüktüğünü kaydetti.

Yaşadığımız coğrafyada yaşanan sıkıntılar ve özellikle Fransa’da meydana gelen terör saldırısı sonrası tüm dünyada seyahat etme eğiliminin azaldığına ve insanların kendini güvende hissetmediğine dikkat çeken Ayık, bugün barış çubukları açılmış olsa bile 2016\'da bir kaybın olacağını öngörebildiğini de dile getirdi.

TÜROFED Başkanı Osman Ayık, bir iş insanının IŞİD ve Paris’teki terör saldırısı nedeniyle bir İslamfobisi oluştu. Turizmciler bundan tedirgin oluyor mu ? sorusunu  “Türkiye’nin ciddi anlamda bir algı yönetimine, halkla ilişkiler çalışmasına ihtiyacı var. Biz batının doğusunda doğunun batısında farklı bir İslam ülkesiyiz. Bundan gurur duymalıyız. Batı değerlerine sonuna kadar inanıyoruz. Dünyaya bunları  anlatmalıyız” şeklinde yanıtladı.

 Toplantı, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve Toplantı Başkanı Dr. Savaş Titiz’in konuşmacılar Mustafa Satıcı ve Osman Ayık’a plaket takdimiyle son buldu.


ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUKLARI BAİB BAŞKANI MUSTAFA SATICI VE TÜROFED BAŞKANI OSMAN AYIK OLDU.

ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUKLARI BAİB BAŞKANI MUSTAFA SATICI VE TÜROFED BAŞKANI OSMAN AYIK OLDU.

 MUSTAFA SATICI: “RUSYA’YA İHRAÇ EDİLEN YAŞ SEBZE MEYVE 50 ÜLKEYE YAPILAN İHRACATTAN FAZLADIR”

 OSMAN AYIK: RUSYA’DAN YAPILAN TURİSTİK AMAÇLI SEYAHATLERİN BİRİNCİ ROTASI TÜRKİYE”

 “TERÖR SALDIRILARI NEDENİYLE TÜM DÜNYADA SEYAHAT EĞİLİMLERİ AZALDI”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Olağan Toplantısı’nın konukları Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Satıcı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED)  Yönetim Kurulu Başkanı Osman Ayık oldu.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin 18\'inci Olağan Toplantısı’nın konukları Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Mustafa Satıcı oldu. Tarım ve turizm sektörünün iki temsilcisi \'Rusya ile Yaşananlar ve Antalya\'ya Yansımaları\' başlığında konuşup, iş insanlarının sorularını yanıtladılar.

Antalya’da Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıya ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi İş İnsanları ile basın mensupları katıldı. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Tarım Sektörü Başkanı Dr. Savaş Titiz’in yaptığı toplantıda konuşan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, son 10 yılda Türkiye’ye gelen turist sayısındaki değişimlere değinerek, “Rusya’dan turistik amaçlı seyahat eden insanların birinci destinasyon tercihi Türkiye’dir. Rusya’dan yurt dışına seyahat edenlerin yüzde 25’i Türkiye’ye geliyor. Türkiye’ye gelen Rus turistlerin yüzde 77’si Antalya’yı tercih ediyor ” dedi.

TÜROFED Başkanı Osman Ayık, Yaşadığımız coğrafyada yaşanan sıkıntılar ve özellikle Fransa’da meydana gelen terör saldırısı sonrası tüm dünyada seyahat etme eğiliminin azaldığına ve insanların kendini güvende hissetmediğini belirterek, bugün Rusya ile  barış çubukları açılmış olsa bile 2016\'da bir kaybın olacağını öngörebildiğini de dile getirdi.

Batı Akdeniz İhracatcılar Birliği (BAİB) Başkanı Mustafa Satıcı, Rusya\'ya 1 milyon tona yakın yaş meyve ve sebze ihraç edildiğini, bu oranın 50\'den fazla ülkeye yapılan ihracattan fazla olduğunu söyledi.

Ambargolar, Yasaklar İki Tarafı da Etkiler

Rusya ile son zamanlarda yaşadığımız krizin siyasi, askeri ve ekonomik olmak üzere üç farklı boyutu olduğunu dile getiren BAİB Başkanı Mustafa Satıcı, iki ülke arasındaki ilişkilerin çok köklü olduğunu bildirdi. Uçak düşürme krizi sonrası Rostov\'daki bir Türk halı fabrikasında Rus yetkililerin yaptığı denetimi anlatan Satıcı, \"Fabrikada 20 civarında Türk, 400 civarında Rus çalışıyor. Bu tarz kriz ve ambargolar iki taraflı etkiler yaratıyor. Çünkü özel teşebbüsün mutlaka bir partneri var\" diye konuştu.

 Rusya ve Türkiye Birbirini Tamamlıyor

İki ülkenin ithalat ve ihracat rakamlarını değerlendiren Başkan Mustafa Satıcı, yaşanan olayların Türkiye\'nin elini çok fazla rahatlatmayan bir durum olduğunu, bu anlamda Rusya\'ya bağımlı olduğumuzun söylenebileceğini ifade etti. İki ülkenin birbirini tamamlayabildiği gibi birbirine muhtaç durumda olduğunu vurgulayan Satıcı, Antalya\'da yapılan \'Uçak Antalya\'ya düştü\' şeklindeki değerlendirmeleri hatırlatarak, turizmden yabancıya konut satışına kadar, kapsamlı düşünüldüğünde  etkisinin çok daha fazla olduğunun görülebileceğini açıkladı.

90 Bin Ton Ürün Rusya Limanında Kaldı

24 Kasım\'da uçak düşürülmesi nedeniyle 25 Kasım\'dan itibaren Rusya\'nın tüm gümrükleri fiili olarak kapattığını belirten Satıcı, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

\"Türkiye\'den ihraç edilen yaklaşık 90 Bin ton ürün limanda beklemeye başladı. Bu kadar fazla gönderim olmasının temel sebebi yılbaşı öncesi pazarın yüksek ürün talebiydi. Hal böyle olunca yaş meyve sebze sektörü çok talihsiz bir zamanda yakalandı. Çok ağır uygulamalar, kısıtlamalar nedeniyle ürünlerde bozulmalar oldu ve bir kısmı iade edildi. Yaşanan talihsiz olaylar sonunda firmalarımız o günden itibaren Rusya\'ya yüklemeleri durdurdu.\"

Devlet, bozulan ürünlerle ilgili ihracatçıya ödeme yapacak

Bu durumun sektörde panik yarattığını, ancak Başbakan\'ın talimatıyla bununla ilgili paket oluşturulduğunu dile getiren Satıcı, paketin dün Bakanlar Kurulu\'ndan geçtiğini belirterek, şunları söyledi:

\"İhraç edilen, bozulan ürünlerle ilgili devlet ihracatçıya ödeme yapacak. Rusya\'nın beyanına göre 1 Ocak\'tan itibaren yasak getirileceği bekleniyor. Farklı pazarlar için teşvik mekanizmaları devreye sokuldu ve ürün fiyatları da normale dönmeye başladı. Rusya\'ya ihraç edemeyeceğimiz 1 milyon ton ürünü kısa vadede farklı pazarlara ulaştırmak söylem olarak kolay değil. İhraç edilen ürünler genel olarak hem üretim fazlası, hem dış pazarların talep ettiği kalitede ürünler. İhracatımız yaklaşık 15 milyon ton ve toplam üretimin yaklaşık yüzde 25\'ini ihraç ediyoruz. Rusya yasağının devam etmesi hesabına istinaden 1 milyon tonun yaklaşık yarısı alternatif pazarlarda tüketilebilir, gerisi de iç pazarda tüketilecektir.\"

Üretici Açısından Bir Yıkım Olmayacak

Ekonomi Bakanlığı\'nın aldığı tedbirler çerçevesinde de üretici fiyatlarının çok fazla aşağı inmeyeceğini dile getiren Mustafa Satıcı, alınan tedbirlerin ortalama ürün fiyatlarında yüzde 15 civarında gerilemeye sebep olabileceğini söyledi. Satıcı, \"Üretici açısından bir yıkım olmayacak. Anormal bir panik havası vardı ve kısa zamanda da atlatıldı. Rusya yarın yasaklamayı kaldırsa da o pazara girmede sıkıntılar sürecek. Rusya açısından da bu yasaklamanın uzun vadeli olabileceğini düşünmüyorum. Çünkü kış döneminde ithalatının yarısı Türkiye\'den ve bunu Mısır veya başka ülkeden karşılama şansı yok. Fas\'ın Rusya\'ya ihracatını artırması Avrupa\'ya azaltması demek ve buda bizim için Avrupa\'ya daha fazla ürün ihracatı anlamına gelir\" dedi.

Rusya, 50 Ülkeye yapılan Yaş Sebze Meyve İhracatından Daha çok Ürün alıyor

Yaş meyve - sebze ihracatının yarısından fazlasının Rusya\'ya yapıldığını ve oranın yaklaşık yüzde 60 olduğunu kaydeden Satıcı, Rusya\'nın 50\'den fazla ülkeye yapılan yaş meyve sebzeden ihracatından daha çok ürün aldığını dile getirdi. Satıcı, \"Bölgemizden ihraç edilen domatesin yüzde 75\'i, salatalığın yüzde 70\'i, narın yüzde 60\'ı, diğer ürün gruplarının yaklaşık yüzde 10\'u Rusya\'ya ihraç ediliyor. Totalde Rusya\'ya ihraç edilen yaş meyve sebzenin yaklaşık yüzde 40\'ı Antalya bölgesi ürünü. Toplam Rusya\'ya ihraç edilen yaş meyve grubunun sadece yüzde 30 tek başına domates. Rusya\'ya ihraç edilen her üç üründen birini domates oluşturuyor\" dedi.

Rusya Krizi Nedeniyle Enseyi Karartmayalım

Rusya krizine ilişkin enseyi karartmamak gerektiğini vurgulayan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, “Geçmişi yüzyıllara dayanan iki ülkenin arasında son 25 yılda da çok özel ilişkiler oluştu.Annesi-babası Türk ve Rus olan yaklaşık 1 milyon çocuğun olduğu ifade ediliyor” dedi.

Türkiye’ye Seyahat Eden Rusların Yüzde 77’si Antalya’yı Tercih Ediyor

2014\'de Türkiye\'ye gelen Rus turist sayısının 4 milyon 479 bin iken, Rusya\'daki devalüasyonun da etkileriyle bu yıl Ocak-Ekim döneminde 3 milyon 537 bine düştüğünü kaydeden Osman Ayık, \"800-900 bin civarında bir gerileme söz konusu. Rusya\'dan yurtdışına gidenlerin en çok tercihi Türkiye\'dir. Tatile çıkan Rusların yüzde 25\'i Türkiye\'ye gelmektedir. Bunun içinde Antalya\'nın payı 2014\'de 3,5 milyon. Ocak-Ekim döneminde 2.8 milyon civarında. 650 bin civarında bir gerileme söz konusudur. Türkiye\'ye seyahat eden Rusların da yaklaşık yüzde 77\'si Antalya\'yı tercih etmiş ve Antalya, Türkiye\'deki en önemli nokta haline gelmiştir” dedi.

650 Bin Kaybı Sektördeki Tüm Dengeleri Değiştirdi

Turizmin Antalya için önemine dikkat çeken ve 12 milyon üzerinde misafirin yüzde 25\'inin Rus uyruklu olduğunu anlatan Ayık, şöyle devam etti:  \"Bu kayıp ister istemez Antalya\'da genel anlamda ekonominin seyrini de değiştiriyor. Turizm, 55 sektörü tetikleyen bir sektör. Antalya\'da 12 milyon insanın tükettiği yaş meyve sebzeye bakarsak biz de ihracata gönderilen kadar tüketiyoruz ve üstelik hiçbir gümrük duvarına çarpmadan tüketiyoruz. Doğal olarak buradaki kayıp ihracattaki kaybımıza eş değer veya daha yüksek bir oran olabilir. 650 bin kayıp sektördeki tüm dengeleri değiştirdi.”

 Alternatif pazarlarda kaybı kapatmaya dönük hamleler olduğunu fakat bu çabalardan olumlu geri dönüş alınmadığını vurgulayan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, yılın bütününde yüzde 15-20 arasında gelir kaybı söz konusudur. Yılın sonunda bilançolar kapatılınca hem turizmci hem tedarikçiler bunu hissedecektir” diye konuştu.

Rusya Konusunda Kendimizi Yeni Baştan Konumlandırmamız Gerekebilir

Rus Halkı Üzerinde Putin Çok Etkili 

Uçak ile başlayan sürecin nasıl sonuçlar doğuracağı ile ilgili öngörüde bulunmanın mümkün görünmediğini belirten Ayık, Rus pazarına yönelik yaratılan ürün niteliğinde değişiklikler yapılması gerektiğini kaydetti. Rus halkının çok duygusal ve yukarıdan aşağıya gelen her türlü etki ve tepkiden etkilenen bir toplum olduğuna değinen TÜROFED Başkanı, \"Rusya Devlet Başkanı Putin’in Rusya üzerinde çok büyük etkisi var. Onun yönetmesi ve yönlendirmesiyle o toplum çok farklı hareket edebilir, tüm geleceğini, seyahat eğilimlerini ona göre planlayabilir. Putin, hepsinde çok belirleyici olabilir. Belki kendimizi buna göre yeni baştan konumlandırmamız gerekebilir\" dedi.

Şu anda tüm dünyada seyahat eğilimi azaldı

Şu anki krizin 2016 ve sonraki yıllarda nasıl seyredeceğine dair belli bir öngörüde bulunmanın çok mümkün gözükmediğini ifade eden Osman Ayık, itidalli davranılmadığı takdirde, özellikle her iki ülkede de yönetici bazında, gerilimin tırmanmaya devam edeceğinin gözüktüğünü kaydetti.

Yaşadığımız coğrafyada yaşanan sıkıntılar ve özellikle Fransa’da meydana gelen terör saldırısı sonrası tüm dünyada seyahat etme eğiliminin azaldığına ve insanların kendini güvende hissetmediğine dikkat çeken Ayık, bugün barış çubukları açılmış olsa bile 2016\'da bir kaybın olacağını öngörebildiğini de dile getirdi.

TÜROFED Başkanı Osman Ayık, bir iş insanının IŞİD ve Paris’teki terör saldırısı nedeniyle bir İslamfobisi oluştu. Turizmciler bundan tedirgin oluyor mu ? sorusunu  “Türkiye’nin ciddi anlamda bir algı yönetimine, halkla ilişkiler çalışmasına ihtiyacı var. Biz batının doğusunda doğunun batısında farklı bir İslam ülkesiyiz. Bundan gurur duymalıyız. Batı değerlerine sonuna kadar inanıyoruz. Dünyaya bunları  anlatmalıyız” şeklinde yanıtladı.

 Toplantı, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve Toplantı Başkanı Dr. Savaş Titiz’in konuşmacılar Mustafa Satıcı ve Osman Ayık’a plaket takdimiyle son buldu.


ANSİAD İŞ FİKRİ YARIŞMASI\'NIN SONUÇLARI BELLİ OLDU

ANSİAD İŞ FİKRİ YARIŞMASI’NIN SONUÇLARI BELLİ OLDU.

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD)

ANSİAD Girişimcilik Ekosistemi Projesi çerçevesinde “Fikrinden Girişim Çıkar” sloganıyla düzenlenen ödüllü İş Fikri Yarışması\'nın sonuçları belli oldu.

Yarışmada Akdeniz Üniversitesi Yüksek Lisans öğrencisi Çağdaş Kızıl\'ın 21. yüzyılın mucize maddesi grafeni kendine özgü bir yöntemle üreterek geliştirdiği “Solvotermal Yöntemle Grafen ve Azot Katkılanmış Grafen Üretimi” projesi birinci oldu.

 13. ANSİAD Girişimcilik Haftası etkinlikleri çerçevesinde  \"Fikrinden Girişim Çıkar\" sloganıyla düzenlenen İş Fikri Yarışması\'nın finali ANSİAD toplantı salonunda yapıldı.

 Akdeniz Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Uluslararası Antalya Üniversitesi\'nden 176 öğrencinin 126 projeyle katıldığı, ilk elemeyi geçerek finale kalan 20 proje sahibi üniversite öğrencisinin mücadele ettiği yarışmada Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Yüksek Lisans Öğrencisi Çağdaş Kızıl, 21.yüzyılın mucize maddesi, teknolojik ürünlerin tamamında kullanılan dünyanın en güçlü, en ince ve en iletken maddesi grafeni kendine özgü bir yöntemle üreterek geliştirdiği \"Solvotermal Yöntemle Grafen ve Azot Katkılanmış Grafen Üretimi\" projesi ile birinci oldu.

 Finale kalan proje sahibi öğrenciler ANSİAD Toplantı Salonu\'nda iş fikirlerini 5\'er dakikalık süre ile sundular, daha sonra 3 dakikalık süre ile jüri üyelerinin sorularını cevaplandırdılar.

 ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Başkan Yardımcısı veANSİAD Girişimcilik Haftası\'ndan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi M. Sadi Kan, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Aykut Ege, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı H.Ergin Civan, ANSİAD Üyeleri Hatice Öz ve Egemen Yılmaz\'dan oluşan jürinin değerlendirmesi sonucu proje sahibi 20 yarışmacının İş Fikri Projeleri arasından ilk üç derecenin sahipleri belli oldu.

 

Birincilik Ödülü: Çağdaş Kızıl / Akdeniz Üniversitesi

Solvotermal Yöntemle Grafen ve Azot Katkılanmış Grafen Üretimi projesi ile

 İkincilik Ödülü: Eren Sallakcı - Ensar Celepci / Süleyman Demirel Üniversitesi

Kurtaran Çağrı Projeleri ile (Araca yerleştirilen sensör ile acil durumlarda devreye girerek hayat kurtaran çağrı )

 

Üçüncülük Ödülü: Makbule Dene - Oğuzhan Dal / Süleyman Demirel Üniversitesi

Ox- Active Sanitizing projeleri ile (Sürdürebilir yaşam için oksijenle gelen yeni nesil çevre dostu inovatif ürün)

 Ayrıca Jüri özel ödülüne değer görülen üç iş fikri projesi şu şekilde sıralandı:

 1-    Mustafa E. Çiftçi - Bican Ayça Acar  / Uluslararası Antalya Üniversitesi

Ekspertiz.com projeleri ile (Taşınır taşınmaz malların güvenli ekspertizini sağlayan online çözümler Aplikasyonu )

 2- Gökay Çetin / Akdeniz Üniversitesi

Acil Projesi ile (Temel olarak zamanla yarışıp hayat kurtarmayı hedef alan bir telefon uygulaması)

 3-  Luana Nanu / Uluslararası Antalya Üniversitesi

Explore Antalya projesi ile (Özellikle yabancılar için hazırlanmış Antalya\'ya özel tüm etkinlik ve aktivitelerin bir arada toplandığı bilgilendirme ve Antalya\'yı Keşfetme online platformu )

 Başarılı iş fikri üreterek ilk üç dereceyi paylaşan ve jüri özel ödülüne layık görülen öğrencilere, ödülleri 10 Aralık Perşembe akşamı Akra Barut Otel\'de yapılacak Girişimcilik Haftası kapanış kokteyli ve ödül töreninde verilecek.


DÖŞEMEALTI BELEDİYE BAŞKANI:KIRKGÖZ,DOĞAL KENT PARKIYLA HAYAT BULACAK

Döşemealtı Belediye Başkanı Mimar Turgay Genç, ANSİAD Kahvaltılı Toplantısı’nın Konuğu Oldu

GENÇ:“Kırkgöz, Doğal Kent Parkıyla Hayat Bulacak”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) kahvaltılı toplantısının konuğu Döşemealtı Belediye Başkanı Mimar Turgay Genç oldu. Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, Kırkgöz’ü Antalya’ya kazandırma çalışmalarının başladığını belirterek,” Kırkgöz’de yaşayan, göl içinde bir kent park yaratacağız. Kırkgöz, yazın Antalyalıların kaçış noktası olacak. Proje, inşallah 2016 yılı sonuna doğru tamamlanacak”

 Döşemealtı Belediye Başkanı Mimar Turgay Genç, ANSİAD Kahvaltılı Toplantısı’na konuk oldu. Antalya Akra Barut Otel’de düzenlenen kahvaltıya Döşemealtı Belediyesi Başkan Yardımcısı Naci Alın, Döşemealtı Belediye Başkanı Özel Kalem Müdürü Servet Özdemir, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile ANSİAD Üyesi İş insanları katıldı.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu yönetimindeki kahvaltılı toplantıda konuşan Döşemealtı Belediye Başkanı Mimar Turgay Genç, ”Döşemealtı’nın Antalya’daki konumu ve yeri” başlığında sunum yaparak, iş insanlarının sorularını yanıtladı. Geçmişten günümüze, çağlar boyunca her daim Döşemealtı’nın yaşam alanı olduğunu vurgulayan Genç, Antalya’nın en büyük ilçesi Döşemealtı’nın denizden uzak olmasına rağmen verimli topraklarıyla tarımda da ön planda olduğunu bildirdi.

 “Döşemealtı, Antalya’nın Yeni Yaşam Alanı”

Antalya’da yeterli alan kalmadığı için yapılaşmanın Döşemealtı’na kaydığını anlatan Mimar Turgay Genç, “Döşemealtı’nın yeni proje alanı olarak misyon yüklendiğini belirterek, ilçenin stratejik konumuyla, doğasıyla, özel yapısıyla Antalya’nın yeni yaşam alanı olduğunu kaydetti.

İlçede yüzde 8 Yapılaşma olduğunu belirten Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, ilçenin dokusunu bozmadan, ilçeye uygun yapılaşma çalışması yaptıklarını söyledi.

İlçenin doğal güzellikleriyle çok özel bir alan olduğunu belirten Başkan Genç, ilçede yer alan Kırkgöz’ü çok önemsediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Kırkgöz, çok değerli, özel bir alan. Projelendirme için 1.5 yıldır uğraşıyoruz. Bitince en çevreci proje olacak. En büyük hedefimiz bölgeyi Antalya’nın en büyük doğal kent parkı yapmak. Gerekli izinleri aldık. Koruma amaçlı proje çalışmasına başladık. 2016 yılının 2.diliminde çalışmaları başlatmayı düşünüyoruz. Kırkgöz’de yaşayan, göl içinde bir kent park yaratacağız. Kırkgöz, yazın Antalyalıların kaçış noktası olacak. Proje, inşallah 2016 yılı sonuna doğru tamamlanacak”

 Genç’ten İş İnsanlarına Çağrı: “Arsanız Varsa Proje Üretelim”

Döşemealtı’nda stokta tutulan arazi istemediklerini belirten Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, ilçede alt ve üst yapı çalışmalarının hızla sürdüğünü belirterek, iş insanlarına ilçede arsanız varsa proje üretelim. Stokta arsa kalmasın” çağrısında bulundu.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, son yapılan G20 Zirvesi’nden sonra Antalya’nın dünyanın göz bebeği şehirlerden biri olduğunu anımsatarak, Antalya’nın diğer merkez ilçelerinde yüksek kapasiteli proje yapma imkanı kalmadığını belirterek, Antalya’nın yeni yaşam alanı Döşemealtı’nın özel yapısı gereği doğasının korunarak dünya starlarının konut alacağı vizyonda yoluna devam etmesi gerektiğini söyledi.

Toplantı sonunda Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu’na etkinlik anısına Döşemealtı Halısı armağan etti.

Kahvaltılı toplantı,fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANSİAD BAŞKANI:\"İŞİMİZE GÜCÜMÜZE BAKMA ZAMANIDIR\"

ANSİAD BAŞKANI: “İŞİMİZE GÜCÜMÜZE BAKMA ZAMANIDIR”

“İHTİYACIMIZ BİRLİKTİR, BÜTÜNLÜKTÜR, SULHTUR, YATIRIM VE ÜRETİMİN ARTMASIDIR”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ali Eroğlu, seçim sonuçlarını değerlendirdi.

“26\'ıncı Dönem Milletvekilliği Seçimlerinin tüm yurtta demokratik bir ortamda, huzur içinde yüksek katılım ve olgunlukla gerçekleştirilmiş olmasından memnuniyet duyuyoruz. Seçim, demokrasi adına önemli bir kazanımdır. Seçim sonuçlarının ülkemize huzur, başarı ve refah getirmesini diliyoruz.

 1 Kasım Milletvekilliği Genel Seçimleri sonucunda oy oranını önemli ölçüde artırarak iktidarını sürdüren Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti)  ve TBMM\'de temsil edilecek Cumhuriyet Halk Partisi’ni, (CHP)  Milliyetçi Hareket Partisi’ni (MHP)  ve Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) kutluyor, seçim sürecini bir an önce geride bırakıp, hükümetin göreve başlamasını bekliyoruz. Bu süreçte oylarını kaybeden partilerin çok ciddi değerlendirmeler yapıp güçlü ve yapıcı bir muhalefet yapısını kurgulama ihtiyacının olduğunu belirtmek istiyoruz.

Bugün ülkemiz için yeni ve umut dolu bir dönemin daha başlangıcıdır. Bugünden itibaren artık seçim tartışmalarını unutarak, sen ben tartışmalarını unutarak işimize bakmamız gerekmektedir.

İhtiyacımız birliktir, dirliktir, bütünlüktür. Sulhtur, huzurdur. Can ve mal güvenliği içinde insanların iş güç sahibi olmalarıdır. Yatırımın ve üretimin ve de istihdamın artmasıdır. Ekonominin büyümesi, refahın yükselmesidir.

 “HEPİMİZ İÇİN BİRİNCİ GÜNDEM MADDELERİ İÇ HUZUR VE TERÖR, DEMOKRATİKLEŞME VE HUKUK SİSTEMİ VE EKONOMİK KALKINMA OLMALIDIR  

 Artık hepimiz için birinci gündem maddeleri iç huzur ve terör, demokratikleşme ve hukuk sistemi ve ekonomik kalkınma olmalıdır. İş dünyasının önünün açılması, sosyal hayatta ve demokratik açılımlarda reformların devamı, daha hızlı ve adil işleyen bir hukuk devleti yolunda, birlikte üreteceğimiz sinerjinin tekrar yakalanacağına inanıyoruz.

En kısa zamanda barış ve reform süreci öncelikli yeni bir döneme girmeliyiz. Bu dönemde birlik ve beraberlik içinde çalışmalıyız. Kaybedecek vaktimiz yoktur. Şimdi işe koyulup milletimizin ihtiyaçlarına cevap verme zamanıdır. İnanıyoruz ki bu sonuç, uzun zamandır duraksamış olan ekonominin yeniden ana gündem maddesi haline gelmesi ve hayata geçirilmesi  gereken ekonomik ve  yapısal reformlar açısından da önemli bir fırsat olacaktır. Yeni hükümetin programı ve bu programa dayalı olarak uygulamadaki öncelikleri çok önem taşımaktadır. Ekonomide yavaşlayan çarkı hızlandırmak kolay değildir. Ama bu bir zorunluluktur.

Artık, seçim atmosferini bir an önce geride bırakarak Türkiye’nin geleceğini düşünmek zorundayız. Ekonomi için istikrar çok önemlidir. Siyasal tartışmaları sonlandırıp işe güce odaklanmamız gerekmektedir. Küresel piyasalardaki gelişmeler ve içerideki siyasi belirsizlik nedeniyle 2015 ekonomide kayıp bir yıl olmuştur. Zaman kaybetmeden istikrarı sağlayan, ekonominin önünü açan üreticiyi destekleyen iç ve dış politikaların hayata geçirilmesini bekliyoruz.2016’yı da kaybetmek istemiyoruz.

Türkiye\'nin önümüzdeki 4 yıl için atağa kalkacağına ve yeni süreçte yatırım ortamının daha da iyileşeceğine inanıyoruz. Yeni hükümet, yatırım ortamının iyileştirilmesi için adımlar atacaktır. Daha popülist söylemler yerine daha ciddi politikalar geliştirilecektir.

Öte yandan kutuplaşmanın, gerginliğin faturasını toplumun tüm kesimleri ödemektedir. Bu nedenle kurulacak AK Parti hükümetinin çözüm odaklı yaklaşımlarla tansiyonu düşürmesini bekliyoruz

Bu sonuçlar, aynı zamanda, mazlum milletlerin ülkemizden beklentileri bakımından da önemlidir. Özellikle Ortadoğu’da yaşanan sıkıntılar ile, kanlı teröre karşı mücadelede, daha etkin bir mücadelenin de yolunu açacaktır.

Seçimlerin ortaya çıkardığı bu tablonun ülkemiz, milletimiz, yeni meclisimiz ve akabinde kurulacak hükümetimiz için hayırlı olmasını diliyoruz.


ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ BAŞVURU SÜRECİ BAŞLADI


ANSİAD Yılın Medya Ödülleri Başvuru Süreci Başladı.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel medya mensupları arasından başarılı gazetecileri seçerek, “ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİ” vermektedir.

ANSİAD medya ödülleri ile; Antalya ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel medya ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.

Bu yarışmada; 03 Kasım 2014 – 03 Kasım 2015 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eserler, “ANSİAD 2015 MEDYA ÖDÜLÜ” almaya hak kazanabilecektir.

Yarışmaya katılmak isteyen medya mensuplarının, çalışmalarını en geç 25 Kasım 2015 Çarşamba günü saat 17.00\'ye kadar ANSİAD Ofisine (Meydan Kavağı Mah. Perge Bulvarı Atmaca İş Merkezi C Blok No:56 K:1 D:101-102 07200 Muratpaşa/ANTALYA) teslim etmeleri gerekmektedir.
(Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

“ANSİAD 2015 MEDYA ÖDÜLLERİ” KATILIM KOŞULLARI:

Yazılı Basın dalında; Haber, İnceleme-Araştırma, Röportaj ve Makale
Görsel Medya dalında; TV Programı - Haber veya Röportaj
İşitsel Medya dalında; Radyo Programı - Haber
İnternet Haberciliği dalında; Haber veya Röportaj

Ayrıca, il genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin kent ekonomisine, üniversite ve üniversite yaşamına katkı veren eserleri için “Genç İletişimci Ödülü” verilecektir.

Adaylar yarışmaya sadece bir dalda ve 3 eser ile katılabilecekler ve çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak ekleyeceklerdir. Eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanacak ya da ortağın izin yazısı alınacaktır.

Seçici Kurul, Aralık ayı içerisinde yapacağı değerlendirmede katılımcıların çalışmalarında ödüle esas alınacak ölçütleri şöyle öngörmüştür:

• Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak
• Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

Seçim sonucu; ödüle değer bulunan her dalın birincisine 10 gram altın hediye olarak verilecektir.

Ödüller, Ocak 2016’da yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

Medya Ödülleri Katılım formuna www.ansiad.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.


ANSİAD GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİ PROJESİ İŞ FİKRİ YARIŞMASI ÖN ELEME SONUÇLARI BELLİ OLDU

Ansiad \"Girişimcilik Ekosistemi Projesi Ödüllü İş Fikri Yarışması\" Ön Eleme Sonuçları Belli Oldu.
Finale kalan 20 Aday ve Projeleri ektedir.
Finale kalan öğrencileri ve üniversitelerini kutluyor, final sunumunda başarılar diliyoruz.


ATSO BAŞKANI:TURİZMDE KAYBIMIZ 3 MİLYAR DOLAR.TURİZMİ BİRAZ DAHA CİDDİYE ALMAMIZ GEREKİYOR

ATSO BAŞKANI DAVUT ÇETİN:” TURİZMDE KAYBIMIZ 3 MİLYAR DOLAR”

“TURİZMİ BİRAZ DAHA CİDDİYE ALMAMIZ GEREKİYOR”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği ( ANSİAD) Kahvaltılı Toplantısının konuğu Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin oldu. Turizm sektöründe göründüğü kadar büyük kayıplar olmadığını dile getiren Başkan Çetin, imaj kaybından dolayı turizmde düşüş olduğunu belirterek, ”Şu anda turizmde Antalya’nın  2.5 -3 Milyar Dolar civarında bir kaybı var. Türkiye’nin genel kaybı şu ana kadar 2 Milyar Dolar. Türkiye’deki duruma baktığımızda diğer illerde çok fazla düşüşler yok. Rusya’dan dolayı Antalya’da düşüş biraz daha fazla hissediliyor. Şimdi terör belası geçiriyoruz. Bu durum önümüzdeki yıla nasıl yansır bilmiyoruz. Yeni hükümetin bunun için çok ciddi önlemler alması gerekiyor. Antalya’da turizm bizim için çok önemli. Turizme biraz daha hassas davranmak, turizmi biraz daha ciddiye almamız  gerekiyor” diye konuştu.

ANSİAD Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu ATSO Başkanı Davut Çetin oldu. Antalya’da Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyesi iş insanları katıldı. “Türkiye ve Antalya Ekonomisi” başlığında konuşma yapan  ATSO Başkanı Davut Çetin, iş insanlarının sorularını yanıtladı.

İş hayatına esnaf olarak başladığını ve dolayısıyla esnafların sorunları iyi bildiğini anlatan ATSO Başkanı Davut Çetin, şunları söyledi:

“İş hayatına esnaf olarak başladık. Motor yenileme işleri üzerine Antalya’da ve İstanbul’da iş yerlerim var. Küçük esnafın sıkıntılarını iyi biliyorum. Oradan yola çıktık ve oradaki sıkıntılara el atmaya çalıştık. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda uzun zamandır çeşitli görevlerde çalıştım. Daha önce kendimi şu anki konumum kadar sorumlu hissetmiyordum.10 aydır ATSO Başkanıyım.42 Bin üyenin sorumluluğunu taşıyorum. Her şeyi söylemek, eleştirmek gerekiyor. Söylediğimiz her şey zaman zaman yanlış anlaşılsa da bu sorumlulukla  her konuda düşüncelerimizi ifade ediyoruz”

“Türkiye’de Ciddi bir Refah Kaybı Var”

Türkiye Ekonomisi Temel Göstergeleri hakkında bilgiler veren Başkan Çetin, şöyle devam etti:

“Türkiye’de şu anda orta gelir tuzağı var. Ciddi bir refah kaybı var. Bunlara çok dikkat etmek gerekiyor. Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan Küresel Rekabet Endeksi 2014-2015 Raporunda Türkiye 144 ülke arasında İş dünyasının gelişmişlik düzeyinde 50.sırada, İnovasyonda 56.sırada, Yüksek öğretim ve eğitim düzeyi açısından 50.sırada, Emek piyasalarının etkinliğine göre 131.sırada, Finansal piyasaların gelişmişliğine göre 58.sırada,  Kurumsal Yapıya göre 64.sırada, Makroekonomik İstikrarda 58.sırada yer alıyor. Türkiye’de şu anda 2 Milyon 900 Bin işletme yer alıyor. Bunlardan 2 Milyon 700 Bin mikro ölçekli işletmeye destek verilmesi gerekiyor. Küçük işletmelerde markalaşma gerekiyor.Ekonomik reform bu kısımda yapılmalıdır”

İşveren-Esnaf Sayısı Bakımından Türkiye-Almanya karşılaştırması yapan Başkan Çetin, son dönemde gayrı menkul şirketlerinde artış olduğunu, önümüzdeki dönemde bilim-teknik, sağlık-sosyal hizmetler, eğitim, sanat-eğlence sektörlerine yatırım yapılması gerektiğini söyledi.

“Turizme Biraz Daha Fazla Hassasiyet  Göstermeliyiz”

Turizm sektöründe göründüğü kadar büyük kayıplar olmadığını dile getiren Başkan Çetin, imaj kaybından dolayı turizmde düşüş olduğunu belirterek,”Şu anda turizmde 2.5 -3 Milyar dolar civarında Antalya’nın bir kaybı var. Türkiye’nin genel kaybı şu ana kadar 2 Milyar Dolar.Türkiye’deki duruma baktığımızda diğer illerde çok fazla düşüşler yok. Rusya’dan dolayı Antalya’da düşüş biraz daha fazla hissediliyor. Şimdi terör belası geçiriyoruz. Bu durum önümüzdeki yıla nasıl yansır bilmiyoruz. Yeni hükümetin bunun için çok ciddi önlemler alması gerekiyor. Antalya’da turizm bizim için çok önemli.Turizme biraz daha hassas davranmak,turizmi biraz daha ciddiye almamız gerekiyor” diye konuştu.

1 Kasım Seçim sonuçlarına herkesin saygı duyması gerektiğini ve çıkan sonuca güvendiklerini belirten Çetin, bundan sonra ana gündem maddesinin yapısal ve ekonomik reformlar olması gerektiğinin altını çizdi. Toplumda sosyal ve siyasal kutuplaşma, öfke dilinin geliştiğini belirten Davut Çetin, bundan sonra her türlü kutuplaşmanın düzelmesini beklediklerini ve  diyalog dilinin hakim olacağına inandıklarını bildirdi.

“Kuvvetler Ayrılığı, Hukuk, Bağımsızlık ve Adaletin Elden Geçmesi Gerekiyor”

Türkiye’nin şu anda demokratik bir ülke olmadığını vurgulayan Başkan Çetin,”Kuvvetler ayrılığının, bağımsızlığın, hukukun, adaletin tekrar elden geçmesi gerektiğini belirterek, söz konusu kavramlara kimsenin güveninin kalmadığını dile getirdi. Her zaman uzlaşma çağrısı yaptıklarını anımsatan ATSO Başkanı Davut Çetin, önümüzdeki dönemde karşımıza çıkacak anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi konularının uzlaşıyla çözülmesi gerektiğini söyledi.

Başkan Çetin’den İş Dünyasına Çağrı:”Picasso Sergisi’ne Gidin”

ATSO’nun çalışmaları hakkında bilgi veren Başkan Çetin, Eylül ayında hizmete giren ATSO Kültür ve Sanat Merkezi’nin Antalya için çok önemli bir proje olduğunu belirterek, “Merkezi açıldığı günden bu yana çoğunluğu  doktorlar, öğretmenler ve öğrencilerden oluşan 8 Bin kişi ziyaret etti. En az ziyaret edenler esnaflar ve iş insanları.Tüm iş dünyasını Picasso Sergisi’ni görmeye çağırıyorum” dedi.

ATSO olarak Kırsal Kalkınma adı altında hayata geçirdikleri otellerle köyleri buluşturma projesinde son aşamaya geldiklerini anlatan Başkan Çetin,”Oda olarak bir köyü örnek alacağız. Köyde üretileni otelden gelen misafir tüketecek. Otel misafiri hem köyü görecek hem de köylüye ekonomik katkı sağlayacak. Böylece hem köylü kazanacak hem de otel sosyal projeye imza atmış olacak” dedi.

Kahvaltılı, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

 


PROF. DR. IOANNA KUÇURADİ:

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, ANSİAD 16’ıncı Olağan Toplantısı’nın Konuğu Oldu.

Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi: ”Etik Cehalet Var. Değerler Eğitimi Önemlidir. Eğitim Sistemini Gözden Geçirmeliyiz”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2015 yılı 16’ıncı Olağan Toplantısı’nın konuğu Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi oldu.

Günümüzün en önemli sorununu anlam sorunu olarak nitelendiren Kuçuradi, ” Etik cehalet var. Anlam ve değer arasındaki ilgiyi çok iyi düşünmemiz gerekiyor. Doğru dürüst değerler eğitimi son derece önemlidir. Eğitim sistemini gözden geçirmemiz gerekiyor. Bazı şeyleri kamburunuz oluşmadan öğrenmelisiniz” dedi.

 Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, ANSİAD 16’ıncı Olağan Toplantısı’nın Konuğu Oldu. Antalya’da Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıya ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları ve Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi İş İnsanları, Lüksemburg Antalya Fahri Konsolosu Halit Bozabalı, Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Şanlı, Uluslararası Antalya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sezgin Çebi ile  üye misafirleri katıldı. Toplantı öncesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 77.yıl dönümü olması nedeniyle saygı duruşu yapıldı, İstiklal Marşı okundu.

Toplantı Başkanlığını ANSİAD Üyesi Dr. Yusuf Mehmet Örnek’in yaptığı toplantıda konuşan Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, çeşitli mesleklerin kendi etik normlarını oluşturmaya çalıştıklarını belirterek, “Bu konuda en eskisi tıp etiği, daha sonra basın etiğidir. Şimdi ise her şeyin bir etiği var. Jandarmadan polise kadar tutun bütün meslekler buna benzer etikler oluşturmaya çalışıyor” dedi.

“İş Dünyasında Etik” başlığında konuşan Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Kuçuradi, etik sözcüğünün son 25 yılda moda olduğunu, 1970\'li yıllarda “etik” ile ilgili kitabını yazarken böyle bir konunun hiç konuşulmadığını ifade etti.

 “Etik, iş dünyasına özel değildir. Etik, her yerde aynıdır”

Felsefedeki bilgisel etiklerin yerine mesleki etiklerin moda olduğunu belirten Kuçuradi, “Etik, iş dünyasına özel değildir. Etik, her yerde aynıdır. Çeşitli meslekler kendi etik normlarını oluşturmaya çalışıyor. Bu konuda en eskisi tıp etiği, daha sonra basın etiğidir. Şimdi ise her şeyin bir etiği var. Jandarmadan polise kadar bütün meslekler buna benzer etikler oluşturmaya çalışıyor” diye konuştu.

Günümüzün en önemli sorununu anlam sorunu olarak nitelendiren Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Ioanna Kuçuradi, ” Etik cehalet var. Anlam ve değer arasındaki ilgiyi çok iyi düşünmemiz gerekiyor. Doğru dürüst değerler eğitimi son derece önemlidir. Eğitim sistemini gözden geçirmemiz gerekiyor. Bazı şeyleri kamburunuz oluşmadan öğrenmelisiniz” şeklinde konuştu.

 “Çıkar, hak ettiğinden fazla bir şey almaktır”

Günümüzde “çıkar” kelimesinin çok sık kullanıldığının altını çizen Kuçuradi, şöyle devam etti:

“Çıkar Nedir? Çıkar genelde, kimin çıkarı söz konusuysa hak ettiğinden daha fazla bir şey almasıdır. O fazla da başka birinden bir şeylerin eksilmesidir. Yalnız fazla bir şey almıyor, sadece birilerinden bir şey eksiliyor, insanlar arasındaki ilişkilerde de ülkeler arasındaki ilişkilerde de bu böyledir. Çıkar, hak ettiğinden fazla bir şey almaktır. Çıkarda adalet söz konusu değildir ama asıl sorun çıkarlarla haklar çatışmaya başladığı zaman ortaya çıkar. Genelde böyle bir durumda ise haklar değil çıkarlar kazanır.”

 “İyiyi İsteme Aydınlanmamışsa Kötülük Kadar Zarar Verebilir”

Fransız Filozof Albert Camus’un “Veba” kitabından “Dünyadaki kötülük hemen hemen hep, bilmemekten gelir; iyiyi isteme de, aydınlanmamışsa, kötüyü isteme kadar zarar verebilir” cümlesini anımsatan Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Ioanna Kuçuradi, “İyiyi istemenin tek başına yetmezliği, Camus\'nün de dikkatini çekmiştir. Bu etik, iki anlamda bir aydınlatma girişimidir. Birkaç yoldan ortaya koymaya çalıştığı şey, yaşarken doğru veya değerli eylemlerde bulunabilmenin, bir bilgi sorunu olduğu, birkaç çeşitten bilgiye bağlı bir sorun olduğudur. Geç kalmadan -çok genç yaşta- onunla hesaplaşmayı gerektiren bir bilgi sorunudur” diye konuştu.

Öte yandan “Asgari ücret” meselesinin ana gündem maddesi olduğunu anımsatan Kuçuradi, asgari ücretin artırılmasına en çok da işverenin karşı çıktığını söyledi. Bazı kişilerin asgari ücretin artırılmasının iyi bir şey olmadığını ileri sürdüklerini anlatan Kuçuradi, “Çünkü kendi çıkarlarına dokunuyor ama bir şeyi değerlendirirken yaratacağı sonuç bakımından değerlendirilmeli. Yaratacağı sonuçlar olumluysa iyidir, olumsuzsa kötüdür, bu yasalarda da böyledir” dedi.

Toplantı, ANSİAD Başkan Yardımcısı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Dr Yusuf Örnek’in konuşmacıya plaket vermesiyle son buldu.


26.GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL İLKER BAŞBUĞ,ANSİAD TOPLANTISI\'NIN KONUĞU OLDU

Türkiye’nin 26. Genel Kurmay Başkanı Emekli Orgeneral M. İlker Başbuğ ANSİAD’ın 15. Olağan toplantısına konuk oldu.

 BAŞBUĞ PAŞA’DAN DEVLETİ YÖNETENLERE ATATÜRK ÜZERİNDEN SİYASET DERSİ

 “KOZMİK ODAYI AÇMASAYDIK, BÜTÜN FAİLİ MEÇHULLER TSK’NIN ÜZERİNDE KALACAKTI”

 “TÜRKİYE’DE BİR İÇ SAVAŞ TEHLİKESİ GÖRMÜYORUM”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 15. Olağan toplantısına konuk olan Türkiye’nin 26. Genel Kurmay Başkanı, Emekli Orgeneral M. İlker Başbuğ “Atatürk ve Ortadoğu Politikası” konulu bir sunum yaptı. Başbuğ, Türkiye’de bir Kürt sorunu olmadığını ve bir iç savaş tehlikesi görmediğini belirterek, siyasetçilerin dışı politikada heyecan yerine daha dikkatli konuşmaları ve devletin hafızasını dinlemeleri gerektiğini söyledi. Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulmasının İran ve Türkiye’nin onayına bağlı olduğunu söyledi.  Hangi konuya baksanız karşınıza Atatürk’ün çıktığını dile getiren M. İlker Başbuğ, “Bazıları bu duruma kızıyor ama, o’nun yıllar önce söyledikleri hala bize ışık tutuyor, hala yol gösteriyor. Çünkü o; akıl ve bilim hangi istikameti gösteriyorsa, o istikamete yürüdü. Bunun tersini yapanlar bir gün duvara vururlar” dedi.

 ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu’nun oturum başkanlığını yaptığı toplantının açılışında yeni üyeler Güneş Budak, Sarper Dermut ve Necmi Alpagot’a üyelik beratlarını  konuk emekli Orgeneral M. İlker Başbuğ verdi, rozetlerini de Ali Eroğlu taktı.

Kısa bir konuşma yapan Ali Eroğlu, ANSİAD’ın 25 yıllık geçmişinde ilk kez bir genel kurmay başkanını ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek, toplantıya üyelerin gösterdiği yoğun ilgiye de teşekkür etti. Emekli Orgeneral Başbuğ’un 2008-2011 yılları arasında Genel Kurmay Başkanlığı görevinde bulunduğunu belirterek, 2012 yılında ‘İnternet Andıcı’ davasında tanık olarak dinlenirken, ‘Terör örgütü kurmakla suçlanıp 26 ay süren bir tutukluluk yaşadığını yaşadığını ve sonunda berat ettiğini hatırlattı.

BAŞBUĞ: “ATATÜRK HALA BİZE IŞIK TUTUYOR”

Üniversitelerden gelen konuşma tekliflerini hemen kabul ettiğini, ancak sivil toplum örgütlerinin çağrılarında biraz seçici olduğunu söyleyen Emekli Orgeneral M. İlker Başbuğ, ANSİAD’ın konuşma yapmak için geldiği 2. Sivil toplum örgütü olduğunu söyledi.

Cumhuriyet Bayramı Haftası’na girdiğimiz şu günlerde önemli bir dönemeçte seçimlere gittiğimizi hatırlatan Başbuğ, “Bugün sizlere Atatürk’ün Ortadoğu politikasını anlatmak istiyorum. Ortadoğu gerçekten çok derin bir konu. Başı belli, dibi belli olmayan bir kuyu. Şu anda da Türk siyasetinin temel ve güncel konusu” dedi.

Hangi konuya baksanız karşınıza Atatürk’ün çıktığını dile getiren Başbuğ, “Bazıları bu duruma kızıyor ama, O’nun yıllar önce söyledikleri hala bize ışık tutuyor, hala yol gösteriyor. Çünkü O; akıl ve bilim hangi istikameti gösteriyorsa, o istikamete yürüdü. Bunun tersini yapanlar bir gün duvara vururlar. Bu Atatürk’ün birinci özelliğidir. İkinci niteliği Atatürk’ün yaşamı boyunca sıkı sıkıya bağlı kaldığı bir özelliğidir. Bana sorarsanız; ‘Atatürk niçin ölümsüzdür?’ diye. O’nun temel prensiplere bağlı oluşu yüzünden derim. İlkelidir, prensiplerine bağlıdır. Bunun karşıtlarına da popülist diyoruz” dedi.

HAYALCİ SİYASETÇİLER ÜLKELERİNİ FELAKETE SÜRÜKLER

Siyasette popülizmin yeri olmadığını tam tersi prensip sahibi olmanın önemini de dile getiren Başbuğ, Atatürk’ün üçüncü önemli özelliğinin gerçekçilik olduğunu anlattı. 21. Yüzyılda gerçekçiliğin önemli savunucularından birinin de Henry Kissinger olduğunu, daha öncesinde Otto Von Bismarck’ın gerçekçilik akımını başlattığını dile getiren Başbuğ, “Gerçekçiliğin karşıtı Ütopyadır, hayalciliktir, hayaller peşinde koşmaktır. Siyasette böyle olursa ülkenizi felaketlere sürüklersiniz. Tarihte bu türlerin çok örneği var. İşte Enver Paşa. Ülkesini seviyor ama ulaşılamayacak hayalleri yüzünden sonu felaket oldu. Devlet yönetiminde gerçekçilikten ayrılmamalıyız. Hayalleri gerçek hayata sokamazsınız. Kurallar günün şartlarına göre değişebilir ama, prensipler kutsaldır” dedi.

ATATÜRK VE MİLLİ SİYASET

Atatürk’ün milli sınırlar içinde Milli Siyasetten söz ettiğini hatırlatan M. İlker Başbuğ, “Atatürk der ki; ‘Her şeyden önce Milli sınırlar içinde, kendi gücünüze dayanarak varlığınızı koruyabilirsiniz. Başkalarının gücüne güvenirseniz sonunuz pek de iyi olmaz.  Siyaset yalnızca güvenlikle olmaz. O topraklar üzerinde yaşayan insanımızın refah seviyesini yükseltmek de lazım. Milli siyaseti uygulayabilmek için yurtiçinin sağlam olması lazım. İçeride problem varsa, dış siyasetiniz kolay olmaz. İç istikrar, iç huzur olmazsa dışarıda başarı olmaz” diye konuştu.

 “Ülkenin Milli menfaatleri vardır, hedefleri vardır. Bunlar yoksa Devlet boşlukta kalır. Hedeflerimizle, Milli gücümüz dengeli olmalı” diye sözlerini sürdüren Başbuğ, şöyle devam etti:

“Milli güç sadece asker demek değildir. Ekonomi var. Ülkede ekonomi zayıfsa Silahlı Kuvvetlerin güçlü olması mümkün mü?  Bu konuda Kurtuluş Savaşı’nı örnek almamak lazım. Çok farklı bir dönem, fedakar bir ulus var. Güçlü bir lider var. Bu millet kendi içinden bir ordu çıkarmış. Milletlere bakın, çöküş nedenlerini araştırın. Sadece sosyal olaylar değil, milletleri çöküşe götüren ekonomik zafiyettir. Şüphesiz siyasi güç de önemli. Hedeflerle güçler dengeli olmazsa ülke felakete sürüklenebilir”

BAĞIMSIZ DEVLETLERİN İÇ İŞLERİNE KARIŞILMAYACAK

Avrupa’da 1600’lü yıllarda bir asrı aşkın süren 30 yıl Savaşları ve 80 yıl savaşlarının ardından yapılan Vestfalya Antlaşması ile Ulus Devletin temellerinin atıldığını hatırlatan M. İlker Başbuğ, Atatürk’ün üzerinde durduğu bir önemli konunun da Vestfalya Antlaşmasında da yer alan ‘Bağımsız Devletlerin iç işlerine karışılmayacak’ felsefesini her zaman benimsediğini anlatarak, “Günümüzde Irak ve Afganistan’a  yapılan müdahaleler birer karışma mıdır? En doğrusu Birleşmiş Milletler’in kararlarına uygun olarak karışmaların olabileceğidir. İyi yönetilmeyen Devlet, başarısız Devlet Kavramını ortaya çıkardı” dedi. Başbuğ, Atatürk’ün her zaman Devletlerin çizilmiş sınırlarına sadık kaldığını da hatırlattı, Musul ve Doğu Trakya’yı örnek verdi.

DIŞ POLİTİKADA GÜÇ DENGESİ ÖNEMLİ

Dış politika belirlenirken komşu ve Büyük devletler arasında güç dengesinin belirleyici olduğunu söyleyen Başbuğ, 19. Yüzyılda İngiltere’nin, 20 ve 21. Yüzyıllarda ABD’nin Ortadoğu’ya hakim güçlü devletler olduğunu da anlatarak şöyle devam etti:

“Güçlü Devletlerin hakim olduğu bu tür bölgelerde siz de kendi gücünüzle varlığınızı yürütebilmeniz biraz da yeni devletlerin kurulmamasına bağlı. Ortadoğu tarihinde üç dönem var. Birincisi Osmanlı dönemi; 1. Dünya savaşına kadar Osmanlı İstanbul’dan gönderdiği asker ve Valilerle Ortadoğu’yu yönetti. Rakip olabilecek bir tek İran vardı, ancak Osmanlı Padişahı’nda Halife gücü ağır bastı. Ortadoğu 1. Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’nin hâkimiyetine geçti. İngiltere, Ortadoğu’ya deniz gücü ile hakim oldu. Süper Devlet olmak için deniz gücü şart. Osmanlı Akdeniz’e hakim oldu, ama Akdeniz’den çıkamadı. 1. Dünya Savaşı’nın sonunda bölgede yeni devletler kuruldu. Şu anda Ortadoğu’yu kontrol eden hakim güç ABD. Hürmüz Boğazından Çin ve Japonların kullandığı petrolün denetimi de ABD’nin elinde. ABD’nin istediği bir başka şey de İsrail’i tehdit edecek yeni bir askeri gücün oluşmaması. Bu nedenle ABD için İsrail’den sonra İran, daha sonra iç sorunları olan Türkiye önemli”

IRAK’DA YENİ BİR KÜRT DEVLETİ KURULMASI İRAN VE TÜRKİYE’NİN ONAYINA BAĞLI

Mısır başta olmak üzere son dönemde Arap ülkelerinde meydana gelen olayları değerlendiren ve Suriye konusunda ABD ve diğer güçlerin durumu iyi tahlil edemediğini anlatan eski Genel Kurmay Başkanı Emekli Orgeneral Başbuğ, “Atatürk Irak’da bağımsız bir Kürt Devleti kurulursa bu bizim Kürt kökenli vatandaşlarımızı etkiler’ demişti. Üzülerek söylüyorum, 1. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez bir Kürt Devletinin kurulması konusunda tepe noktasındayız. Bu süreyi tayin edecek İran ve Türkiye. Bu iki güç bugün Evet desin yarın Kürt devleti kurulur. İran kesinlikle karşı. Türkiye’nin de karşı olması lazım. Tarihsel olarak buna izin veremeyiz. Gerçekçi olmak zorundayız.

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KÖKÜNÜ KAZIYAMAZSINIZ!

Bir soru üzerine; 7 Haziran seçimlerinin ardından çok sayıda şehit verdiğimizi dile getiren ve ‘İçimizi acıttı’ diyen M. İlker Başbuğ, “Türkiye terör tehdidi altında. Terörle baş etmek için dış güvenliğe öncelik vermeliyiz. Bunu düşünmezsek çözüm bulamayız. Terör örgütünün kökünü kazıyamazsınız. Terör örgütünü öyle bir duruma düşürmeliyiz ki; eylem yapamaz hale gelirler. Türkiye bu konuda çok fırsat yakaladı ama şansını iyi kullanamadı. Her defasında Suriye’de Hafız Esad rejimi PKK’ya sahip çıktı. PKK’nın kökünü kazıyabilmeniz için Irak’ın Kuzeyindeki üsleri ortadan kaldırmanız lazım. Bunu anlatamadık” dedi.

KOZMİK ODAYI AÇMASAYDIK, FAİLİ MEÇHULLER ÜZERİMİZDE KALIRDI

Bir başka soru üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından TSK’nın Kozmik Odasında yapılan arama sonrasında hiçbir evrakın dışarıya çıkarılmadığını anlatan İlker Başbuğ, kozmik odayı açtıran savcı ve hakimin Yargıtay’da şimdi hesap verdiğini de belirterek şöyle devam etti:

“Bu olay asker üzerinde psikolojik açıdan bir etki yarattı. Ancak o gün, o kararı vermeseydik tüm faili meçhul cinayetler TSK’nin üzerinde kalacaktı. Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu cinayetlerinin ipuçları bile kozmik odada arandı. Arama izni kararını verdiğim için kendimi mutlu hissediyorum. ‘Ben Genel Kurmay Başkanı olsam izin vermezdim’ diyenlere ‘Arkadaş sen o zaman Genel Kurmay Başkanı değildin’ diye yanıt veriyorum. İnsanları yetki ve sorumluluk verdiğin zaman iyi anlarsın. Yetki ve sorumluluğu olmayanlar her türlü kararı alırlar” diye konuştu.

DIŞ POLİTİKA YANLIŞI KALDIRMAZ

Bir başka soru üzerine dış politikanın önemine dikkat çeken ve dış politika ile uğraşan siyasetçilerin söylediklerine çok dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Başbuğ,”Dış politika heyecanla olmaz, yanlışı kaldırmaz, yanlışlar düzeltilemez” dedi.

Güvenlik denince akla Genel Kurmay dışında Dışişleri ve MİT’den oluşan devletin hafızasının akla geldiğini söyleyen Başbuğ, siyasetçilere seslenerek, “Dün gelip devletteki bu yapılanmayı yok sayamazsınız. Yetki ve sorumluluk sizde de olsa bu hafızayı dinlemek zorundasınız. Tarih bilgisine sahip olmayanlar ülke yönetemezler. Tarihten ders çıkarmayanlara, tarih çok acımasız davranır” dedi.

İÇ SAVAŞ TEHLİKESİ GÖRMÜYORUM

Türkiye üzerinde oynanan oyunlar yüzünden bir iç savaşın olup olmayacağını soran ANSİAD üyesi iş insanına “Ben Türkiye’de bir iç savaş tehlikesi görmüyorum. Türk Milletinin yapısı farklı. Ancak Türkiye’yi böyle bir kaosun içine itmek isteyenler dün de vardı, bugün de var. Türkiye’de bana göre Kürt sorunu da yok. Kürt sorunu var dememiz için; Kürt kökenli vatandaşlarımız İstanbul, İzmir, Antalya gibi büyük kentlerde Kürt oldukları için işe alınmaz, onlara kiralık ev verilmezse o zaman Kürt sorunu başlıyor demektir. Ayrımcılık yapıyorsanız tehlike var demektir. Allah korusun” dedi.

Soru ve cevapların ardından gece yarısına kadar süren toplantının sonunda İlker Başbuğ, 100 bin adet basılan ‘Nasıl bir Türkiye” adlı kitabını imzaladı.

 


MHP ADAYLARI ANSİAD\'I ZİYARET ETTİ

MHP ADAYLARI ANSİAD’I ZİYARET ETTİ.

“MHP’NİN HERŞEYE ‘HAYIR’ DİYEN BİR TAVRI YOK. BU AKP’NİN BİR ALGI OPERASYONU”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Antalya Milletvekili adayları,1 Kasım seçimleri öncesi Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’ni (ANSİAD) ziyaret ederek, partilerinin seçim beyannamesini anlattı. MHP 1.’inci Sıra adayı ve Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Selim Yurdakul, “MHP’nin ‘Her şeye Hayır’ diyen bir tavrı yoktur, bu tamamen AKP’nin yarattığı bir algı operasyonudur” dedi.  ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu da, iş dünyasının gelecek için kaygılı olduğunu belirterek, “Biz liderlerin ülkenin sorunlarının çözümünde birlikte hareket etmelerini istiyoruz” diye konuştu.

MHP İl Sekreteri Murat Demir ile birlikte Milletvekili adayları Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Selim Yurdakul, Tarkan Akıllı, Güray Parlak, Av.Cengizhan Gököz ve Özcan Kadıoğlu ANSİAD’ı ziyaret ett.

EROĞLU; “GELECEK İÇİN KAYGILIYIZ”

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, yaptığı konuşmada Türkiye’nin çok önemli bir seçime girdiğini hatırlatarak, “4 tur daha seçim yapılsa sonuç değişmeyecek. 4 siyasi partinin aldıkları oy oranları adeta kemikleşmiş gibi. Bu nedenle millet koalisyona işaret ediyor” dedi. Eroğlu, 7 Haziran seçimleri sonrası üst birlikleri BAKSİFED ve TÜRKONFED ile birlikte, Türkiye’nin yoluna sağlıklı devam etmesi için bir an önce koalisyon hükümetinin kurulmasını söylediklerini de dile getirerek, “Çok temennimiz yok. İş dünyası olarak Demokrasiden ve hukuk devleti anlayışının hakim kılınmasını istiyoruz. Türkiye’nin bugün 2 makro sorunu var. Birincisi PKK Terörü, ikincisi ise siyasi parti liderlerinin  birbirlerine olan anlaşmaz tavırlardır. Biz liderlerin ülkenin sorunlarının çözümünde birlikte hareket etmelerini istiyoruz” diye konuştu. Başkan Eroğlu, iş dünyasının gelecek için kaygılı olduğunu da sözlerine ekledi

“BUNLAR UZLAŞI DEĞİL, KENDİ SAFLARINI SIKLAŞTIRMAK İÇİN KUTUPLAŞMA SANATINI KULLANIYOR”

Prof. Dr. Ahmet Selim Yurdakul da, siyasi partilerin başarısı için gerekenleri sıralayarak, “Öncelikle iletişim sanatını kullanarak uzlaşı ortaya koymaktır. Bunlar siyasette kendi saflarını sıklaştırmak için kutuplaşma sanatını uyguluyor, hiçbir zaman ortaya bir uzlaşı koymuyorlar” dedi.

Koalisyonda MHP’nin ortaya koyduğu 4 şartın MHP’nin değil milletin arzusu olduğunu dile getiren Yurdakul, “Genel Başkanımız  ‘Anayasa’nın ilk dört maddesine dokunmayın, Çözüm sürecini ortadan kaldıralım, terörle başka bir yöntemle mücadele edelim, yolsuzlukları araştıralım ve son olarak da Cumhurbaşkanı yerinde kalsın’ dedi. HDP dışında tüm siyasi partilerle koalisyon kurmaya hazır olduğumuzu da bildirdik. MHP’nin ‘her şeye hayır’ diyen bir tavrı yoktur, bu tamamen AKP’nin yarattığı bir algı operasyonudur” dedi.

 AK Parti’nin 32 gün CHP ile görüştükten sonra yaşanan süreci de anlatan Yurdakul, AKP’nin algı operasyonunu medya gücü ile yaptığına dikkat çekerek “Şu anda medya’nın yüzde 83’ü onların elinde. Onlar  ne söylerse medyada yer alıyor, bizim söylediklerimiz havada uçuşuyor” diye konuştu.

Son yapılan anketlerde benzer sonuçlar çıktığını, AKP’nin yine koalisyon kurulmasına karşı çıkması halinde de mecliste 5. Partinin ortaya çıkabileceğini, iddia eden Prof. Dr. Yurdakul, “Bakarsınız Ak Parti’nin içinden bir parti çıkıp grup kurabilir. Genel Başkanımız bunu kastediyor” dedi.

Bir soru üzerine HDP ile hiçbir şartla ortaklık kuramayacaklarını tekrarlayan Yurdakul, “HDP’ye oy veren vatandaşlarımıza saygımız sonsuz, ancak terör örgütleri ile işbirliği kesinleşmiş, illegal bir parti olan HDP ile bir arada olmamız mümkün değil. Seçim beyannamelerinin ilk sözü ‘Özerk, federatif bir Cumhuriyet kuracağız’ diyorlar” şeklinde konuştu.


CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ANTALYA\'YA GELİYOR

Antalya Valisi Muammer Türker, ANSİAD Toplantısı’nda Açıkladı:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Hazırlıklarını Görmeye Antalya\'ya Geliyor”

ANSİAD Başkanı:”Antalya Dünya Mirası Listesine Alınmalı”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu Antalya Valisi Muammer Türker oldu. Vali Muammer Türker, toplantıda özellikle G20 Toplantıları ve EXPO2016 ile ilgili konulara açıklık getirdi. Türker, her iki organizasyonda hiçbir sıkıntı olmadığını, çalışmaların tam gaz sürdüğünü belirterek, ” Önümüzdeki günlerde G20 çalışmalarını görmek ve incelemek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antalya’ya geleceğini söyledi. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, 25.yılını kutlayan ANSİAD’ın şehre neler katabiliriz diye kendi içinde beyin fırtınası yaptığını belirterek, validen binlerce yıllık tarihi olan Antalya’nın dünya mirası listesine alınması ve Arboretum orman koleksiyonu oluşturulması konularında destek istedi.

ANSİAD Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu Antalya Valisi Muammer Türker oldu. Antalya’da bir otelde düzenlenen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyesi iş insanları katıldı. Antalya’nın bugünü ve geleceği hakkında bilgiler veren Vali Muammer Türker, iş insanlarının sorularını yanıtladı. Şehrin hareketli ve dinamik yapısının Antalya’nın bütününe sirayet ettiğini belirten Antalya Valisi Muammer Türker, “Antalya çok dinamik, çok hareketli bir şehir.Bu durum Antalya’ya kazandırıyor” dedi.

Antalya’yı ciddi bir dünya markası olarak nitelendiren Vali Türker, “Hem imaj noktasında hem ekonomik geri dönüş noktasında Antalya etkinlikleriyle insanları cezbetmeye devam ediyor. Antalya her açıdan çok cazip bir yer” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Antalya’ya Geliyor

Kasım ayında yapılacak G20 Toplantıları hakkında bilgiler veren Antalya Valisi Muammer Türker, önümüzdeki günlerde G20 çalışmalarını görmek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antalya’ya geleceğini belirterek, şunları söyledi:

“Zaman zaman sosyal medyada söz konusu etkinliklerle ilgili olumsuz yorumlar okuyor, duyuyor ve görüyoruz. Eleştirileri dikkate alıyoruz. Fakat tamamen muhalif yorumlar konusunda hafiften çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Basında, sosyal medyada G20 toplantısı yapılmayacak şeklinde tezviratlar yapılıyor. Türkiye’de G20 yapılmazsa bundan kim kaybedecek? Hepimiz aynı gemideyiz. G20’de en ufak sıkıntı yok. G20 toplantıları yapılacak”

Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek’te yapılacak G20 Toplantıları için 46 Otelin 30’unun etrafının bir anlamda çevrileceğini belirten Vali Türker, bu otellerde liderlerin kalacağını diğer otellerde G20 açılım gruplarının (İş,Emek,Gençlik,Kadınlar,Düşünce,Sivil Toplum, Diploması ve İşbirliği) toplantılarının olacağını kaydetti.

G20 Toplantıları için Antalya’nın çok ciddi yatırımlar aldığını ve bu yatırımlarla ilgili en ufak ödenek sıkıntısı yaşamadıklarını anlatan Antalya Valisi Muammer Türker, “Antalya bu organizasyondan ve yatırımlardan çok ciddi kazanç sağlıyor” diye konuştu.

EXPO2016’da hiçbir gecikme yoktur

EXPO2016’yla ilgili basında yer alan konulara da açıklık getiren Vali Muammer Türker, şöyle devam etti:

“EXPO2016 Hazırlıkları tam gaz sürüyor. İlk başta çok hızlı hareket edemedik. Fakat sonra hızımızı artırdık. Aralık sonu itibariyle tüm yatırımlar bitiyor. Sadece kule bazı değişiklikler nedeniyle 2016 Şubat ayı sonunda  tamamlanacak. EXPO2016’yla ilgili hiçbir gecikme yoktur. Organizasyona 40 Ülke katılıyor. Ülkelerin ilgisinin gayet iyi olduğunu görüyoruz. Antalya kazanacak;Türkiye kazanacak”

Kamu yönetimi olarak halkla daha paylaşımcı, halka karşı  daha şeffaf ve halkın  yönetimde daha katılımcı olması gerektiği özeleştirisinde bulunan Vali Türker, çocukluktan itibaren İnsanları uzun vadede farklı perspektifler  ortaya koyacak, düşüncelerini ifade edecek şekilde eğitimle değiştirmeli ve dönüştürmeliyiz” diye konuştu.

Antalya’da yeni ihtisas OSB’leri açılmalı

Antalya iş dünyasının çok aktif ve hareketli olduğunu dile getiren Antalya Valisi Muammer Türker, tarım ve turizmle anılan Antalya’nın tipik  bir sanayi şehri olmadığını belirterek, var olan sanayinin ihtisas organize sanayi bölgeleriyle (OSB) geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğini bildirdi.

Vali Türker, ANSİAD üyesi bir iş insanının “Müze büyütülecek mi? sorusunu  “Müzenin büyütülmesi gündemde. Henüz projelendirme aşamasına gelmedik. Fakat Antalya Arkeoloji Müzesi’nde yer alan Etnoğrafik Eserler Kaleiçi’nde inşaatı tamamlanan tarihi konaklara taşınacak. Buralar Etnoğrafya Müzesi olacak. Böylece Antalya müzesi tamamen Arkeoloji Müzesi olacak” şeklinde yanıtladı.

Yine bir ANSİAD üyesinin “Işıklar’da yer alan Öğretmenevi ne zaman bitecek” sorusunu ise “Tarihi konak olduğu için yapımı  uzun sürdü. Çok yakın tarihte bitiyor” diye yanıtladı.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, 25.yılını kutlayan ANSİAD’ın bu şehre neler katabiliriz diye kendi içinde beyin fırtınası yaptığını ve 3 önemli konuya odaklandığını belirterek, “Binlerce yıllık tarihi olan Antalya’nın dünya mirası listesine alınması bize ayrı değer katacaktır. Bu projeyi katkı ve himayelerinize alabilirseniz şehrin marka değerini çok daha fazla güçlendirecektir. Bir diğer konu  Arboretum orman koleksiyonu oluşturulması. Projenin turizme entegre edilmesi  artı ekonomik girdiler sağlayacaktır. Yine ANSİAD’ın kurmuş olduğu Burdur Isparta ve Antalya’yı kapsayan Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu’nun ( BAKSİFED) bağlı bulunduğu Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ile yaptığımız yerel dinamikler çalışmasının lansmanını önümüzdeki Aralık ayı içinde yapacağız. Şehrin ekonomisi, sosyo kültürel yapısı üzerine bir analiz olacak. Bu çalışmayı da 25.yıl etkinlikleri çerçevesinde kamuoyu ile paylaşacağız” dedi.

Eroğlu, ANSİAD üyelerinin valiyle daha sık bir araya gelme talebini yineleyerek, Vali Muammer Türker’e katılımlarından dolayı teşekkür etti.

Kahvaltı, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANTALYASPOR BAŞKANI:\"ANTALYALIYIM DİYORSANIZ ÖNCE PASOLİG ALIN\"

ANSİAD Kahvaltılı Toplantısı’nın Konuğu Antalyaspor Başkanı Gültekin GENCER Oldu.

GENCER: “Maça gitseniz de gitmeseniz de Antalyalıyız diyorsanız, Antalya’dan  para kazanıyorsanız sadece 15 TL Verip Pasolig Alın”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)  kahvaltılı toplantısının konuğu Antalyaspor  Başkanı Gültekin Gencer ve Yönetim Kurulu Üyeleri oldu. Toplantıda konuşan Antalyaspor Başkanı Gültekin Gencer, “Maça gitseniz de gitmeseniz de Antalyalıyız diyorsanız, Antalya’da iş yapıyor, Antalya’dan kazanıyor, bu şehrin ekmeğini yiyorsanız  sadece 15 TL  vererek bir Pasolig alın” dedi.

 

Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan’ın yaptığı kahvaltılı toplantıya Antalyaspor Başkanı Gültekin Gencer, Antalyaspor Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi İş İnsanları katıldı. Antalya’da bir otelde düzenlenen kahvaltılı toplantıda konuşan Antalyaspor Başkanı Gültekin Gencer, Antalyaspor markasının şehre katkıları ve geleceği hakkında hep beraber paylaşım yapılması ve konuşulması gerektiğini belirterek,”Bizi davet etmeniz bizim için bir onurdur. Son günlerde konuştuğumuz konu Antalyaspor neredeydi, nereye gidebilir? İş dünyasına ne katkılar koyabilir; şehre ne katkılar koyabilir? Hep beraber paylaşmakta ve tartışmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Antalyaspor Markası şehrin markası olduğu gibi dünya markası olmaması içten değil. Her şeyden önce Antalyaspor benim açımdan bir sevda. Herkese nasip olmayacak şekilde başkanlığı nasip olmuş bir değer “dedi.

“Antalyaspor’a Sevdalıyım”

Antalyaspor’a Başkan olma süreci hakkında bilgiler veren Başkan Gencer, şunları söyledi:

“Ben tribünden gelmiş bir insanım. Antalya’da doğdum, büyüdüm.  Ömrümü tamamen Antalya’ya adadım.  1977 yılındaki deplasman maçını bile hatırlıyorum. Antalyaspor’un ilk şampiyonluğuyla birlikte altı tane şampiyonluk yaşadık. Altısında tribünde olan üç tanesinde yönetimde olan son şampiyonlukta da başkan olarak var olmuş bir kişiyim. Antalyaspor inişli çıkışlı dönemler yaşadı.  Hasan Akıncıoğlu döneminde kulüp mali olarak önemli bir istikrar yakaladıktan sonra Hasan Başkan görevi bıraktı. Bayrağı başarıyla taşımaya devam etmek istiyoruz”

“Antalyaspor Ateşten Gömlek”

Antalyaspor’u “Ateşten Gömlek” olarak nitelendiren Antalyaspor Başkanı Gültekin Gencer, “ Hepimizin yakından takip ettiği gibi Antalyaspor ateşten gömlek olduğu için, herkes çok fazla yanaşmadığı için, Antalyaspor Başkanlığı ile ilgili bize yapılan baskı neticesinde başkan olduk. Adaylığımızı koyduk ve o gün başkan seçildik” diye konuştu.

Antalyaspor’un Bütçesi 97.5 Milyon TL

Pek çok kez  kulüp başkanlığı yaptığını, sekiz tane şampiyonluk yaşadığını  vurgulayan Gencer, hep başarı odaklı ve hedef doğrultusunda yola çıktığını belirterek, “Antalyaspor’daki ilk yılımızda o kadar müsabaka, o kadar lig, o kadar  başarı deneyimimiz olmasına rağmen maalesef şanssız bir şekilde küme düştük. Küme düştükten sonra görevden kaçmadık. Görevden kaçmadığımız gibi yönetim kurulunda yer alan arkadaşlarımızın bize vermiş olduğu güçle, hiçbir geliri olmayan tamamen yöneticilerin yaratacağı kaynaklar sonucunda  ayağa kalkacak kulüple adeta yeni bir yol açtık. Antalyaspor’ un bu yılki bütçesi 97.5 Milyon Lira. Bugün baktığınız zaman bir çok sanayi kuruluşundan fazla bir bütçesi var. Bu bütçeyi realize etmek, aynı zamanda başarı yakalamak, bir yerlere getirmek hakikaten  kolay bir iş değil” şeklinde konuştu.

“Antalyaspor’un Süper Lige Çıkması Hepimizin Başarısı”

Antalyaspor’un kendi dönemlerinde ilk defa 8 Milyon TL katkı ve 19 Milyon TL’lik realize edilmiş bütçe ile yoluna devam ettiğinin altını çizen Başkan Gencer, şöyle devam etti:

“Belediyelerden önceki dönemleri geçiyorum. Belediyelerden sonraki dönemlere baktığınız zaman Antalyaspor tarihinde belki ilk defa  yönetim kurulu üyelerinden 8 milyon TL civarında bir katkı (reklam karşılığında) ve 19 Milyon TL’lik  realize edilmiş bir bütçeye ulaşmış durumda.Bu dile kolay.Bunu yaratmak, bunu uygulamak gerçekten kolay bir iş değil.  Bu nihayetinde yönetimin gücü.Birlik beraberlik sonunda da şampiyon olmaktan başka şansımız olmadığını hepimiz biliyorduk.  Bunun altından kalkabilmek için şampiyon olmamız gerekiyordu. Her şeyden önce  Antalya’ya PTT  1.Ligde mücadele etmenin yakışmadığını biliyorduk. Bunu hep beraber başardık ve Süper Lig’e çıktık.

“Seyirci Olgusunu Hep Birlikte Yaratacağız”

 Antalyaspor\'da görevi devraldığı zaman tribün yıl ortalamasının 1250 kişi olduğunu anımsatan Başkan Gencer,  Antalya’nın odaklanması gereken noktanın bu olduğunu belirterek, “İlk şampiyon olduğumuzda Balıkesir Deplasmanında seyirci sayımız 12 Bindi. Antalya’ nın nüfusu o zamanlar tahmin ediyorum 100-150 bin civarındaydı. Bugünkü Nüfusumuz  2 Milyon 200 Bin Kişi. 2 Milyon nüfusu aştığında seyirci ortalaması 1250 kişi; 150 bin iken 12 Bin kişi ile deplasmana gidiyorsunuz. Şehirde ciddi bir kaybolmuş seyirci olgusu var. Memleketçilik olgusu göçlerden dolayı yok olmuş. Her milletten yoğun göç alan bir şehir olması nedeniyle Antalyaspor olgusu da kaybolmaya yüz tutmuş. Takımı çıkarmak mesele değil takımı çıkardıktan sonra Süper Lig’de hem kalıcı olmak hem de seyirci olgusunu oluşturmak önemli “ diye konuştu.

“Antalya Sevilla Gibi Olabilir,Tek Eksiği Futbol Başarısı”

İspanya’nın en büyük şehri Sevilla ile Antalya’nın benzer yönleri olduğunu, Antalya’nın da Sevilla gibi futboldan yüksek gelir sağlayabileceğinin altını çizen Gencer, “En çok örnekleme yaptığım şehir Sevilla. İki şehir de Akdeniz şehri. Baktığınız zaman Sevilla’dan fazlamız var.13 Milyon ziyaret eden turistimiz var. İki bin civarında futbol takımının kamp yaptığı bir şehir. Dünyanın en fazla ziyaret edilen dördüncü şehri.Ama futbol dediğin zaman çok çok gerilerdeyiz. Sevilla ile karşılaştırdığınız zaman çok fazla artımız var. Tek eksiğimiz futbol başarısı” dedi.

Yeni stadın inşaası ve temeli atılan Antalyaspor tesislerinin ardından Antalya’da artık yeni heyecanlar olması gerektiğini vurgulayan Antalyaspor Başkanı Gültekin Gencer, Futbolcularla Başakşehir’e stada giderken stadyumdan şampiyon olarak çıkacaklarına inandığını ve bundan sonra Antalya’ya dünya starları getirilmesi gerektiğine inandığını söyledi.

“Sizlere Güvendik, İddialı Konuştuk”

İlk başlarda yönetimin yüksek maliyetler nedeniyle dünya yıldızlarını Antalya’ya getirme konusuna  çok sıcak bakmadığını, şampiyonluğun kendileri için milat olduğunu kaydeden Gencer, şöyle devam etti:

“Biz şampiyon olduktan sonra yönetim olarak Antalya’daki seyirci sayısını en azından Almanya’nın ikinci lig takımlarının ortalamasına çıkarmamız gerektiğini düşündük. Tüm stadlarda Almanya’da bugün baktığınız zaman her hafta her maçta 25 bin seyirci ortalaması var.Türkiye’de ise çok geride. Biz yönetim olarak riskler almamız gerektiğini düşündük.  Çok iddialı konuştuk. Üç tane dünya yıldızının ismini söyledik.  Samuel Eto’o, Ronaldinho ve İbrahim Afellay. 3 Dünya yıldızını 10 gün içinde imza attıracağız dedik. Kendimize güvenmedik. Bu iddiayı Antalya şehrine güvenerek, Antalya şehrinin bir dünya markası olduğunu bilerek, şehir olarak çok şeyleri hak ettiğinden ziyade bu futbolcuların Antalya deyince koştura koştura geleceğini düşünerek hareket ettik. Her ne kadar yönetim becerisi gibi gözükse de  biz sizlere güvenerek adım attık Sizlere güvendiğimiz için bu konuda çok iddialı konuştuk”

 Samuel Eto’o: “Türkiye’de en iyi Bildiğim Şehir Antalya”

Yıldız futbolcu Samuel Eto’onun Antalyaspor’a transferi hakkında bilgiler veren Başkan Gencer, şunları söyledi:

“Samuel Eto’o ile ilk yaptığımız görüşmede Antalya’ya gelip gelmeyeceğini sorduk. Antalya olduğu için menajerlerimle anlaş; gerisini bana bırakın dedi. Antalya’yı biliyor musun diye sorduğumuzda Türkiye’de en iyi bildiğim şehir Antalya dedi. Bu bize mutluluk ve gurur verdi. Bu yola çıkmamızda en büyük güç oldu Kendisine gittiğim zaman Antalya’ya gelmek istediği o kadar belliydi ki 1 Liralık teminat mektubu dahi vermedik. Eto’oyu  15 milyon Euro vererek Beşiktaş Kulübü’nün getiremediğini; Aziz Yıldırım’ın defalarca talimat verip İstanbul’a dahi getiremediğini biliyorduk. Buna rağmen biz bunu Antalya şehri olarak yapacağımıza inandık”

“Samuel Eto’o Proje Transferidir”

Ünlü futbolcu Samuel Eto’onun  futboldan öte bir proje transferi olduğunu vurgulayan Gültekin Gencer, bu projeye tüm şehrin sahip çıkması ve ileriye taşıması gerektiğini belirterek, “Biz Etoo’yu Antalya’ya getirdiğimiz zaman bu kadar büyük futbolcu transfer ettiğimizin farkında değildik.Transfer  Avrupa’da ilk üçte uzun bir süre devam ettiği gibi şu anda da Avrupa’da en büyük 10 transfer içinde yer alıyor.  Eto’onun Antalyasporlu  olması bunun neticesinde FİFA Başkanı’nın arayıp 2018 Dünya Kupası’nın kura çekimini geçtiğimiz Temmuz ayında Antalyaspor’lu Eto’onun çekmesine izin verip vermeyeceğimizi sorması, St Petersburg’a gittiğimiz zaman FİFA Başkanı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ardından  üçüncü konuşmacının Antalyasporlu  Etoo olmasının  ne kadar gurur verici olduğunu sizler adına şehrimizin ne kadar büyük başarıları yakaladığını; yakalamakta olduğunu yaşamak hakikaten gurur verici bir olay. Her şeyden önce şehrimizin kıymetini ve değerini bilmemiz gerektiğini bir kere daha sizlerle paylaşmak istiyorum” şeklinde konuştu.

Samuel Eto’onun bir tanıtım transferi olduğunu belirten Başkan Gencer, futbolun bir çok konuda önemli bir tanıtım aracı olarak kullanılmasını ve şehrin bu konuya sahip çıkması gerektiğini bildirdi.

Pasolig ve Kombine rakamları hakkında bilgi veren Başkan Gültekin Gencer, iş insanlarından pasolig ve kombine konusunda destek istedi. Gencer, birlik ve beraberlik konusuna vurgu yaparak, “Geçen yıl 4 bin olan Pasolig sayısı bu yıl itibariyle 27 Bine ulaşmış Kombine satışı stad açılmamasına rağmen 7 Bine ulaştı Demek ki istedikten sonra bir şeyler olabiliyor Demek ki yapılan yatırımın karşılığı fazlasıyla geri dönebiliyor Şehir olarak istedikten sonra bir şeyler yapabiliyoruz Önemli olan birlik beraberlik içinde olalım. Başarı geldiği zaman sonuçta  yiyecek olduğumuz pasta bu şehrin pastası. Herkesin olması herkesin katkı koyması neticesinde o pasta o kadar büyür ki o pastadan pay herkese rahat rahat düşer. Herkes o pastadan hakkına düşeni alır”  dedi.

“Hedef 100 Bin Pasolig”

Antalyaspor olarak 100 Bin Pasolig hedefi koyduklarını vurgulayan Başkan Gencer, “Maça gitsek de gitmesek de Antalyalıyız diyorsak, Antalya’da iş yapıyorsak sadece 15 TL ödeyerek Pasolig almalıyız. Şehir milliyetçiliği oluşturacaksak bunu yapmak zor bir şey değildir. Şehir olarak bir yarışa girdik. Herkesin bu katkıyı yapması gerektiğini düşünüyorum. Kombine bilet konusunda hepinizden katkı bekliyoruz. İstersek yeni stadımızda iddia ediyorum 20 Bin seyirci ortalamasına oynamak içten değil” diye konuştu.

“Antalyaspor Dünya Basınında Çıkarsa Hepimize Katkısı Olur”

Antalya iş dünyasının Eto’o yetmez, yanına Ronaldinho’yu Getirelim, Antalyaspor’u Avrupa’da sürekli oynayan bir takım haline getirmek  için ne yapmamız gerekiyorsa yapalım önerisiyle kendilerine gelmesi beklentisinde olduklarını belirten Gültekin Gencer, Antalya markası Avrupa basınında, dünya basınında çıktığı sürece bizim şehrimize katkı koyduğu gibi bizlere de katkı koyar düşüncesiyle hareket edilmesi umudunda olduklarını ifade etti.

ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan Kombine ve Pasolig konusunda ANSİAD olarak ellerinden gelen tüm desteği vereceklerini söyledi.

Antalyaspor Vakfı Başkanı Dündar Uluğkay, şehrin en dinamik ve heyecan verici  kurumunun Antalyaspor olduğunu belirterek, bugün gelinen noktada Antalyaspor’un çok yol kat ettiğini söyledi. Eto’onun çok iyi bir futbolcu olmasının yanı sıra çok başarılı bir psikolog ve saha içinde fevkalade bir teknik direktör olduğunun da altını çizen Uluğkay, yıldız futbolcunun yapılan en iyi transfer olduğunu da sözlerine ekledi.Gencer, bir iş insanının 3-5 yıllık hedefiniz nedir sorusunu? Muhakkak Antalyaspor Süper Lig’de kalıcı bir takım olmalıdır. Hep üst sıralarda yer almalıdır. Yeter ki aşağılar olmasın. Antalya şehrinin bu stadyum ve bu tesislerden sonra sürekli Süper Lig’de oynayan bir takım olmalı. Bunun temellerinin atıldığını düşünüyorum. Mali disiplini elden bırakmamak şartıyla gelir getirici ciddi bir çalışma yapıldığı takdirde olmayacak hiçbir şey yok diye düşünüyorum” şeklinde yanıtladı.

Toplantı fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANSİAD\'DAN SİYASETE MESAJ VAR!

AB Eski Bakanı Başmüzakereci AK Parti İstanbul 2.’inci Bölge Milletvekili Adayı Volkan Bozkır, ANSİAD’ı ziyaret etti.

Volkan Bozkır: “Türkiye’de huzur ve istikrarın sağlanması için herkesin sorumluluğu var”

“ANSİAD’dan Siyasete Mesaj Var”

Avrupa Birliği (AB) Eski Bakanı Başmüzakereci Adalet ve Kalkınma (AK) Partisi İstanbul İkinci Bölge Milletvekili adayı Volkan Bozkır, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’ni (ANSİAD) ziyaret etti. Ziyarette konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu,  demokrasinin gelişmesi ve geleceğin Türkiye’si için siyasetçilere partiler arasında kesişecek noktalar yaratılması, bazı konularda ortak hareket edebilme tarzının geliştirilmesi ve iletişim kurabilme kültürünün artırılması gerektiği mesajlarını verdi.

Volkan Bozkır, Antalya ziyaretleri kapsamında ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve yönetim kurulu üyeleri ile bir araya gelerek gündemi değerlendirdi. Avrupa Birliği Eski Bakanı Başmüzakereci AK Parti  İstanbul İkinci Bölge Milletvekili adayı Volkan Bozkır, ANSİAD’ın konuğu oldu. Ziyarette konuşan AB Eski Bakanı Başmüzakereci AK Parti İstanbul İkinci Bölge Milletvekili adayı Volkan Bozkır, Türkiye’de huzurlu ve istikrarlı bir gelecek için herkesin üstüne sorumluluk düştüğünü söyledi. Ülkede önceliğin huzur ve istikrar olması gerektiğinin altını çizen Bozkır, şunları söyledi:

“2023 hedeflerimiz var. Ülke olarak 2023 hedeflerine ulaşacak potansiyele sahibiz. Hatta 2023 için koyduğumuz hedefe çoktan ulaşacakken son 3 ayda çok talihsiz olaylar yaşadık. Çok şehit verdik. Oturduğumuz yerden nasıl olsa askerimiz bizi koruyor, güvendeyiz diyemeyiz. Bize düşen çok büyük sorumluluklar var. Türkiye’deki huzuru, istikrarı beraber tesis etmeliyiz. Türkiye olarak hep birlikte çok yol katettik. Fakat daha yapacağımız çok şey var”

“Derdimiz Hiç Kimse Öteki Olarak Yaftalanmasın”

AK Parti İstanbul İkinci Bölge Milletvekili adayı Volkan Bozkır, dertlerinin kimsenin öteki şeklinde yaftalanmaması olduğunu belirterek, “Cumhuriyetin 100.yılına girerken Türkiye’de hiç kimse etnik kimliğine, hayat tarzına, düşüncelerine bakılarak ötekileştirilmemeli. Bunu sağlamak çok önemli. Türkiye’de 22 dil, 52 lehçe konuşuluyor. Bu huzuru bozmamak için el birliğiyle çalışmamız lazım ”diye konuştu.

 Geçmiş yıllardan bugüne gelindiğinde demokratik anlamda, ifade özgürlüğünde, sivil toplumda önemli gelişmeler olduğunu ifade eden Bozkır, şöyle devam etti:

“Türkiye’de bugün 105 Bin sivil toplum örgütü var. Sivil toplum örgütünün siyasi görüşü olmak zorunda değil. Proje üreterek, ilke ve değerleri konusunda görüş bildirerek vizyonunu ortaya koyması lazım.Bu konuya odaklanması lazım. ANSİAD, Antalya’nın en eski ve çok önemli sivil toplum örgütlerinden biri. İnşallah gelecekte sivil toplum örgütlerinin daha güçlü olduğu, diyalogun daha hakim olduğu çok daha ileri noktalara gideriz”

Türkiye’de gelir dağılımının düzeltilmeye çalışıldığını vurgulayan Bozkır, gelir dağılımının tek başına bir indikatör olmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Gelir dağılımının düzelmesi demokrasi tam anlamıyla işlediği, şeffaflık arttığı zaman daha fazla yerine oturacaktır. Devlete vergi ödeyen vatandaşın “Benim vergimi nereye harcıyorsun? diye sorabildiği noktaya doğru ilerliyoruz. Hukuk ve demokrasi tam anlamıyla düzeldiği zaman gelir dağılımı da düzelecektir. Bunların düzelmesi için istikrar olması lazım. Meclisin çalışması lazım. Gelir dağılımı tek başına indikatör değildir. Milli gelir 2 Bin Dolardan 11 Bin Dolara yükseldi. Sağlık hizmetleri iyileşti. İnsanların hayat standardını  yükseltecek çok fazla hizmet yapıldı. 23 Milyon çocuk gelecekte iyi şeyler yapmak için okuyor. 186 tane üniversitemiz var. Her ilde üniversite var. Bunları göz ardı etmeden daha iyi nasıl yapabiliriz, daha fazla neler yapabiliriz diye çalışıyoruz”

Ali Eroğlu: “Demokrasi, Siyaset, Ekonomi üçgeninde reformlara ihtiyacımız var”

Volkan Bozkır’ın ardından söz alan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, samimi diyalog için Eski Bakan Başmüzakereci milletvekili adayı Volkan Bozkır’a teşekkür etti. Eroğlu, son 30 yıl siyasi tarihe bakıldığı zaman çözülen pek çok konu olduğu kadar çözülemeyen birçok sorunun da olduğunu belirterek, “ Son 10 yıl içerisinde Türkiye ekonomisinin iş yapabilme gücüyle Türkiye’de çok önemli gelişmeler olmuştur.Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Fakat demokrasi, ekonomi, siyaset üçgeninde hala bir takım reformlara ihtiyacımız var. Son 30 yılda çözemediğimiz sorunlardan birisi terör sorunudur. Toplumsal barışın sağlanması  ve terör sorununun çözülmesi Türkiye’nin önünde duran en önemli konudur. Yine 30 yıldır çözemediğimiz sorunlardan birisi siyasette iletişimsizlik ve diyalog sorunudur. Liderlerin konuşabilmesi, centilmenlik yapabiliyor olması, siyasi parti liderlerinin iletişim kurarken birbirlerine kullanmış olduğu kelimeler, ifadeler toplumu ciddi anlamda kaosa ve cepheleşmeye götürmektedir. Bundan sonraki süreçte toplumun işadamı da dahil, emekçisi de işçisi de dahil ekonomik gelişmeyle beraber, demokratik gelişmenin ve huzurun arttığı bir toplum istiyor. Bunun olabilmesi için nasıl ana baba ailede çocuklara örnek oluyorsa siyasetteki liderlerin de  yaklaşımlarıyla, tavırlarıyla bu topluma bu imajla, bu beraber yaşama, beraber olabilme mesajlarını ve şifrelerini paylaşmasını önemle rica ediyoruz” dedi.

“ANSİAD’dan Siyasete Mesaj Var”

Eroğlu, partiler arasında kesişecek noktalar yaratılması, bazı konularda ortak hareket edebilme tarzının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bu yaklaşımlar hem demokrasimiz hem geleceğin Türkiye’si açısından çok önemlidir. Bunu partinize bir mesaj olarak değil; siyasete bir mesaj olarak algılamanızı istiyoruz. Sivil toplumun hür konuşabilme, hür ifade edebilme duygularımızı her siyasi partide aynı tonda aynı oranda kullanmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Volkan Bozkır, bir iş insanının  koalisyon için önceliklerinizi belirlediniz mi? sorusunu, “Siyasette siyasi partilerin hedefi iktidar olmaktır. Türkiye’de iktidar sorunu yoktur. Muhalefet sorunu vardır. Muhalefet partileri iktidar olmak için çalışmıyor. Muhalefet partilerinin iktidara oynayacak projelerle halkın karşısına çıkması lazımdır. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP )görüşmelerinde ben de yer aldım. Başka ülkelerde koalisyon çok daha fazla başarılı çalışabiliyor. Türkiye’de epeydir koalisyon hükümeti kurulmadı. Bununla birlikte siyasette, diplomaside iş dünyasında en önemli iki kelime mahremiyet ve ketum olmaktır. Görüşmeler yanlış başladı. Daha yol alınmadan bir takım konular basınla erken paylaşıldı. İstikşafi görüşmelerde ortaya çıktı ki CHP henüz ana konularda görüşünü saptamış değil. Uzun uzun konuşuldu fakat her iki tarafın başka dünyalarda olduğu anlaşıldı. Koalisyon olur mu ? Şu anda bilmek mümkün değildir. Temel amaç  tek başına iktidar olmaktır. Bu seçimi teşkilat zorladı. Biz koalisyon istemiyoruz dediler. Böyle iktidara yönelik arzusu olan bir parti için koalisyon seçeneği mümkün gözükmemektedir. Zamanı geldiğinde tekrar değerlendiririz” şeklinde yanıtladı.

Ziyarette Ak parti Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı Mustafa Atılgan ve Ak Parti İl Başkan Yardımcıları Mehmet Karasan, Abdullah Işıkhan ile Ak Parti Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Mehmet Ziya Kök de hazır bulundu.

Ziyaret, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan’ın Volkan Bozkır’a Sanatçı Tufan Dağıstanlı’nın Seramik Kuş takdimiyle son buldu.


95\'lik Yogi Kazım Gürbüz, Sağlıklı Yaşam Sırlarını Paylaştı

95’lik Yogi Kazım Gürbüz, Sağlıklı Yaşam Sırlarını Paylaştı:

“Her gün 5 dakika hareket yapın, Kaliteli Bal, Sebze ve Meyve Yiyin, Bol Su Tüketin”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği ( ANSİAD) 2015 Faaliyet yılı 14’üncü Olağan Toplantısı’nın konuğu  95 yaşındaki Yogi&Sağlıklı Yaşam Üstadı Kazım Gürbüz (95) oldu.

95 Yaşındaki Yogi& Sağlıklı Yaşam Üstadı Kazım Gürbüz ANSİAD 14’üncü Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. Antalya’da bir otelde düzenlenen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, ANSİAD Üyesi iş insanları ve eşleri ile basın mensupları katıldı.

Toplantı Başkanlığını sağlıklı beslenmeyi ve sporu  yaşam tarzı haline getiren İş İnsanı Ali Bıdı’nın yaptığı toplantıda konuşan Yogi Kazım Gürbüz, “Ruh bedeni çok iyi beslerse beden kolay kolay ihtiyarlamaz. Hayatım boyunca çok ciddi sağlık sorunları yaşadım. Her zaman kendimi yenileyeceğime, beynimdeki güçle bedenimi kontrol edebileceğime inandım. Kendi kendimle, yani ruhumla konuştum. Bu ruh bende olduğu sürece benim bedensel olarak yenemeyeceğim hiçbir problem yoktur. Çünkü, dünyada hiç kimse tedavi etme gücüne sahip değildir. Tedavi insanın kendi beynindeki güçle gerçekleşir. Doktorlar da hastalıkların çeşidine göre bilgilerini uygularlar, hastayı beynindeki güç tedavi eder” dedi.

“Bendeki meziyet ve hakimiyet hepinizde var”

Kendinde bulunan meziyet ve hakimiyetin tüm insanlarda olduğunu göstermeye geldiğini anlatan Sağlıklı Yaşam Üstadı Kazım Gürbüz, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Geçirdiğim  bir trafik kazasında belim kırıldı. Tıp otoriteleri, ömür boyu sakat kalacağımı, vücudumun belden aşağısının fonksiyonunu yitirdiğini bildirdiler. Doktorlar tıbben yapılabilecek hiçbir şey olmadığını söylediler. Ancak, ben vücudumu çok iyi tanıyordum. Yıllarca insan bedeni ve irade üzerine eğitim görmüş bir kişi olarak hiç yılgınlığa düşmedim. Kendi geliştirdiğim farklı tedavi yöntemlerini, kendi bedenim üzerinde denemeye başladım. Felcimi iyileştirmek ve yeniden ayağa kalkmak konusunda çok kararlı, çok sabırlı ve çok inançlıydım. Uzun süren çabalarım, sonucunu verdi ve tekrar eski sağlığıma kavuşmayı başardım. Bir insan isterse irade ve nefis eğitimi ile bütün uzuvlarına hakim olmayı öğrenerek, uzun yıllar hastalıksız ve mutlu yaşayabilir. Bendeki meziyet ve hakimiyet hepinizde var. Önemli olan bunu hissedip, farkında olup içindeki gücü açığa çıkarabilmek”

Yogi Kazım Gürbüz: “Maddeye kapılıp manevi zenginliğimi azaltmayı düşünmüyorum”

Yaşamının yaklaşık otuz yılını yurt dışında geçiren Yogi Kazım Gürbüz, bir çok devlet başkanı, ünlü sanatçılar, yabancı diplomatlar tarafından kendilerine yardım etme teklifi aldığını belirterek, şunları söyledi:

 “Çok uzun yıllar yurt dışında yaşadım. Bu dönemde genç kalmak, sağlıklı ve uzun yaşamak için bir çok devlet başkanı, ünlü sanatçılar, yabancı diplomatlar genç kalmak, sağlıklı ve uzun yaşamak için ya da tıbbın çare bulamadığı sorunlar yüzünden peşime düştüler. Çok cazip teklifler aldım. Amerika’ya yerleşmem için çok cazip koşullar önerildi. Krallar, dünyanın önde gelen devlet adamları devamlı yanlarında kalmam için tekliflerde bulundular. Bu insanlara bilgilerimi uygulayarak, onların sağlıklı yaşaması için gereken yardımı yaptıktan sonra, bu cazip tekliflere teşekkür ederek, benim amacım, bilgilerimi dünya insanlarının tümüne sunmak. Maddeye kapılıp manevi zenginliğimi azaltmayı düşünmüyorum ”

İkinci Dönüm Noktası

Hayatının ikinci dönüm noktasını 2001 yılında doktorlar tarafından kanser teşhisi konması olarak açıklayan Yogi Kazım Gürbüz, şöyle devam etti:

“2001 yılında yaşadığım besin zehirlenmesi sonrasında hızla kilo kaybetmeye başladım. Doktorlar kanser teşhisi koydular. Geçirdiğim ameliyat sonrasında sol böbreğimi, dalağımı ve pankreas kuyruğumu aldılar. Artık her türlü hareket yasaktı. Doktorların bu önerisine “Hayır  dedim. Kanser olduğuma inanmadım. Çok kilo kaybetmiştim, yürümekte bile zorlanıyordum ama ben, yine de kendimi yenileyeceğime, beynimdeki güçle bedenimi kontrol edebileceğime inanıyordum. Kendi kendimle, yani ruhumla konuşuyordum. Bu ruh bende olduğu sürece benim bedensel olarak yenemeyeceğim hiçbir problem yoktur’ diyordum kendime. Çünkü, dünyada hiç kimse tedavi etme gücüne sahip değildir. Tedavi insanın kendi beynindeki güçle gerçekleşir. Doktorlar da hastalıkların çeşidine göre bilgilerini uygularlar, hastayı beynindeki güç tedavi eder.”

Tüm insanların bu becerilerinden yararlanarak kendi gibi olabileceğini savunan Yogi Kazım Gürbüz,  uyguladığı vücut yenileme sistemi ile ilgili olarak, “ Ben sadece bilgimi uygularım, vücudu yenileyip, gençleştiren ya da sağlığına kavuşturan insanın kendi ruhudur” diye konuştu.

Her insanın günde 5 dakika kendine ayırarak en aşağı 15 sene daha genç kalacağını vurgulayan Sağlıklı Yaşam Üstadı Kazım Gürbüz, iş insanlarına kaliteli bal, sebze meyve yiyin, bol bol su tüketin, hareketi yaşam tarzınız haline getirin önerisinde bulundu.

Toplantıda kızı Hikmet Gürbüz ile birlikte YOKA Hareketlerinden örnekler gösteren Yogi Kazım Gürbüz’ü ANSİAD üyesi iş insanları ilgiyle izledi. Üyeler de YOKA hareketlerine eşlik etti.

Toplantı, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve Toplantı Başkanı Ali Bıdı’nın konuşmacı Kazım Gürbüz’e plaket vermesiyle son buldu.


AHMET KASAPOĞLU MOBİLYA TÜRKİYE\'NİN EN HIZLI BÜYÜYEN 10\'UNCU ŞİRKETİ...

ANSİAD SANAYİ SEKTÖRÜ TOPLANTISI YAPILDI

Ahmet Kasapoğlu Mobilya, Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 10’uncu Şirketi, Mobilya Sektöründe ise 1’inci  Oldu

156 Metrekare’lik Küçük bir Dükkanla Başladı. 2016’da 2’inci Fabrikayı Faaliyete Geçirecek

 Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketlerine küresel ölçekte dikkat çekmek için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) öncülüğünde yürütülen Türkiye\'nin en hızlı büyüyen 10’uncu şirketi ödülünü alan Ahmet Kasapoğlu Mobilya\'nın Hızlı Balık ödülünü  tebrik etmek ve firmanın markalaşma süreci, üretim aşamaları hakkında bilgi almak için ANSİAD Sanayi Sektörü tarafından organize edilen kahvaltılı toplantı Ahmet Kasapoğlu Mobilya fabrikasında yapıldı.  Kahvaltılı toplantıda konuşan Ahmet Kasapoğlu Mobilya  Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu, bu yıl rotayı yurt dışına çevirdiklerini belirterek, şirketin 2016 yılında Mobilya sektörüne endüstriyel anlamda yarı mamül üretimi ve pazarlaması ile ilgili yeni bir yatırım planladığının müjdesini verdi.

 ANSİAD Sanayi Sektörü tarafından organize edilen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Sanayi Sektörü Başkanı Mustafa Gizli, Ahmet Kasapoğlu Mobilya Firması Yönetim Kurulu Başkanı  Ahmet Kasapoğlu ve Ekibi,  ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyeleri, Antalya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı. Toplantıda konuşan ANSİAD Sanayi Sektörü Başkanı Mustafa Gizli, Ahmet Kasapoğlu Mobilya’yı bu önemli başarısından dolayı tebrik ederek, “ Bizler, hepimiz büyük özveriyle çalışıyoruz. Bu çok önemli ödülü alan iş insanı dostumuz ile gurur duyuyoruz. Ödül, bizler için de harekete geçme sebebi olacaktır. Sanayici, sanayicinin hocasıdır. Bu başarının tüm sanayici ve iş insanlarına örnek olmasını dilerim “ dedi.

 ANSİAD Başkanı: “Bu başarının tüm iş insanlarına itici güç olmasını dilerim”

ANSİAD Sanayi Sektörü Başkanı akabinde konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye genelinde en hızlı büyüyen 100 şirket arasında 10’uncu sırada yer alan Ahmet Kasapoğlu Mobilya’nın büyük bir başarı örneği olduğunu belirterek, başarılarının devamını diledi. Bu tür yarışmalarla sanayiciler arasında tatlı bir rekabet oluştuğuna dikkati çeken Eroğlu, bu başarının diğer sanayici ve iş insanlarına motivasyon, itici güç olmasını dilerim” diye konuştu. Eroğlu, AKM Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu’na sanatçı Tufan Dağıstanlı’nın Seramik Kuş çalışmasını hediye etti.

 “156 Metrekarelik Küçük Bir Dükkanla Başladılar”

Ahmet Kasapoğlu Mobilya’nın kuruluşu hakkında bilgiler veren Ahmet Kasapoğlu Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu, şunları söyledi:

 “1971 yılından beri farklı oluşumlar ile sektörün içinde yer almakla beraber, Ahmet Kasapoğlu Mobilya 1995 yılında Akdeniz Sanayi Sitesi’nde 156 metrekarelik küçük bir dükkânda faaliyetine başlamıştır. Bir yıl sonrasında üretim alanımızı 800 metrekareye çıkartıp makine parkımıza ilaveler yapmaya başladık. O dönemde daha çok konut mobilyaları ile mağaza satışına yönelik masif ağırlıklı mobilyalar üretiyorduk. 1998 yılında büyümeye devam ederek aynı bölgede üçüncü dükkân ile beraber 1200 metrekarelik bir kapalı alana ulaştık. 2002 yılında otel projelerinde yer almaya başladık”

Makine yatırımlarını günün koşulları doğrultusunda modernize etmeye devam ettiklerini belirten Kasapoğlu, tecrübe ve kalite anlayışı ile sürekli gelişme ve büyüme noktasında her zaman hedefleri olduğunu dile getirdi.

 İlk ihracat 2012 Yılında

2012 yılında ilk ihracatlarını gerçekleştirdiklerini anlatan Ahmet Kasapoğlu, 2010 yılında fabrika inşaatına başladıklarını, 2011 yılı itibariyle üretime geçtiklerini belirterek, şöyle devam etti:

 “2009 yılına geldiğimizde pek çok otel ve nitelikli konut projelerine imza atmıştık. Bu dönemde Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nden fabrikamızın arsasını aldık. 2010 yılında fabrika inşaatına başladık. 2011 yılı itibari ile de yeni fabrikamıza taşınarak üretime başlamış olduk. Bu süreçte makine yatırım ve modernizasyon çalışmamız devam etmiş, 45 olan makine tezgâh sayımız ağırlıklı endüstriyel makineler olmak üzere 76’ya yükselmiştir. Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ne taşınma süreci ile beraber 12 olan çalışan sayımız ilk yıl 65’e, ikinci yıl 100’e üçüncü yıl ise 120’ye ulaşmıştır. Sanayide yılda bir otel projesi yaparken fabrikaya taşınmamız ile beraber 4-5 projeyi aynı anda yapabilme noktasına geldik.  Büyüme sürecinde 2012 yılında ilk ihracatımızı gerçekleştirdik ve sonraki yıllarda artarak devam ettirdik”

 2015’te Rotayı Yurt Dışına Çevirdi

Ahmet Kasapoğlu Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu, tüm bu profesyonel çalışmalar ve projeler neticesinde 2011-2012-2013 döneminde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından düzenlenen derecelendirmede Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında 10. sektörde ise Türkiye birincisi olduklarını bildirdi.

 2013-2014 döneminde büyüme trendinin devam ettiğini, 2015 yılında Türkiye koşulları ve turizm sektöründe yaşanan daralmanın da etkisiyle rotalarını daha çok yurtdışı projelerine çevirdiklerini vurgulayan Kasapoğlu, bu doğrultuda yurt dışı pazar araştırmalarına devam ettiklerini söyledi.

Ahmet Kasapoğlu Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu, şirketin 2016 yılında Mobilya sektörüne endüstriyel anlamda yarı mamül üretimi ve pazarlaması ile ilgili yeni bir yatırım planladığını belirterek, bu doğrultuda Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde arsa tahsisi yapılmış olup projelendirme ve ar-ge faaliyetlerimiz devam etmektedir” dedi.

Kahvaltılı toplantı tesis ziyaretinin ardından fotoğraf çekimiyle son buldu.


ANSİAD,BASINA SALDIRILARI KINADI

ANSİAD, Basına Yapılan Saldırıları Kınadı 

“Basın Demokratik Toplumların Sesidir; Çok Seslilik Demokrasinin Gereğidir; Ahengidir”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali EROĞLU, son günlerde basına  yönelik saldırılardan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirerek bir mesaj yayımladı.

EROĞLU, saldırganların bir an önce cezalandırılmasını beklediklerini belirterek, “ Haber alma ve ifade özgürlüklerine yönelik son dönemde tanık olduğumuz tüm müdahaleleri kınıyoruz\" dedi.

Basın, demokratik toplumların sesidir. Basının  özgürce, fikirlerini çok seslilikle ifade etmesi ; demokrasinin işlemesi ülke demokrasisi için, rejimimiz için büyük önem taşımaktadır. Toplumların aydınlanmasında, reaksiyon göstermesinde basının rolü çok önemlidir.Demokrasinin \"olmazsa olmaz\" koşullarından birisi özgür basındır. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın hürdür, sansür edilemez.

Basın özgürlüğünü ve basın mensuplarını hedef alan tüm saldırılar doğrudan demokrasimize yöneliktir ve hiçbir şekilde kabul edilemez. 

Hürriyet Gazetesi’ne gerçekleştirilen saldırıyı ve basına, basın mensuplarımıza, haber alma ve ifade özgürlüklerine yönelik son dönemde tanık olduğumuz tüm müdahaleleri kınıyoruz.

Çok seslilik demokrasinin gereğidir; ahengidir. Hiç kimse bizim gibi düşünmek, bizim okuduğumuz gazete, dergi ve kitapları okumak zorunda değildir. Demokrasilerde farklı görüşlerde yayın organlarının bulunması kadar doğal bir durum olamaz. Bizden olmayan kişilere, bizim gibi düşünmeyen kurumlara şiddetle duruş sergilemenin hiçbir açıklaması olamaz. Eleştiri ifade özgürlüğüdür. Eleştiri şiddete başvurmadan yapılmalıdır. Medyaya yönelik saldırılar toplumu ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya götürür. Bu nedenle failler bir an önce yakalanmalıdır. Aksi halde cezasız kalan her türlü saldırı, saldırganları cesaretlendirecektir. Hürriyet Ailesi’ne, saldırıya uğramış tüm basın kurumlarına, basın mensuplarına geçmiş olsun diyor, böylesi çirkin saldırıların tekrarlanmamasını diliyoruz. 


SİNA AZERİ:\"TÜRKİYE ÇEKİCİ BİR YATIRIM ÜLKESİ\"

ANSİAD, 13.Olağan Toplantısı’nın Konuğu Kingsley Capital Partners’ın Yakın Doğu’dan sorumlu Yönetici Ortağı Sina AZERİ oldu.

Sina AZERİ: “Türkiye Çekici Bir Yatırım Ülkesi”
“2015’te 4 Milyar Dolar Para Çıkışı Oldu”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) ikinci dönem ilk olağan toplantısının konuğu Kingsley Capital Partners’ın Yakın Doğu’dan sorumlu Yönetici Ortağı Sina AZERİ oldu.

Kingsley Capital Partners Yönetici Ortağı Sina AZERİ, ANSİAD 13.Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. Antalya’da bir otelde düzenlenen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, ANSİAD Üyesi iş insanları ve basın mensupları katıldı. 
Toplantı başkanlığını ANSİAD geçmiş dönem başkanlarından iş insanı Hilmi Ünsal’ın yaptığı toplantıda konuşan Kingsley Capital Partners Yönetici Ortağı Sina AZERİ, Türkiye Pazarı ve yatırım fırsatları hakkında bilgi verdi. AZERİ, Türkiye’de liberal ve reformcu yatırım ortamı olduğunu belirterek, “ Türkiye önemli bir lojistik merkezi, büyüyen ekonomisi, düzelen alt yapısı, dengeli üretimi ve büyük bir yerel Pazar olması sebebiyle çekici bir yatırım ülkesidir” dedi. AZERİ, öte yandan 2012 ile başlayan durağanlık ve siyasal sorunların artışının, direk yatırımları tersine döndürdüğünü ve para çıkışı trendine geçildiğini belirterek, 2015 yılı ilk 7 ayı itibariyle 4 Milyar Dolar üzerinde bir net para çıkışı gerçekleştiğini ifade etti.
Toplantı öncesinde söz alan ANSİAD Üyesi İş İnsanı Mustafa ERKAL, ülkemizde yaşanan elim olaylardan duyduğu üzüntüyü belirterek, “ Güzel ülkemizi bu duruma getirenlere, böyle kaos yaşatanlara hakkımı helal etmiyorum. Devletin aldatılma lüksü yok. Benim bayrağım altında karmaşa-kaos yaratanlarla bir arada olmayı kabul etmiyorum. Herkesi bayrak asmaya davet ediyorum. Bayrak asmak en doğal tepkidir” diye konuştu.

ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU: “Akıl Tutulması İçindeyiz” 
ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, Bugünkü yaşananların aslında bir sonuç olduğunu belirterek, İçinde bulunduğumuz durumla ilgili söylemlerin yanı sıra artık ciddi eylemler geliştirilmesi beklentisinde olduklarını söyledi. EROĞLU, ülke olarak bir akıl tutulması yaşadığımıza dikkat çekerek, şöyle devam etti: ”Basın beyanatlarıyla Türkiye’nin bir an önce koalisyon hükümetine kavuşmasını; bununla ilgili de her partinin fedakarlık göstermesi gerektiğini her ortamda ve her platformda savunmuştuk. İçinde bulunduğumuz dönemde siyaset öyle bir mekanizma haline gelmiş ki kendi bir takım düşünceleri, planları ve hedefleri doğrultusunda maalesef onlara aslında yön vermesi gereken gerçek demokrasi olarak kabul edeceğimiz halkın bir araya geldiği sivil toplum örgütlerinin taleplerini şu anda duyamaz noktadayız. Akıl tutulması durumunun içindeyiz. Görev başında hayatını kaybeden kişilere Allah’tan rahmet diliyoruz. Ümit ediyoruz bunların arkası kesilir. Bir an evvel Türkiye arzu ettiği, 10 yıldır ürettiği enerjiyi tekrar yukarı kaldırır. Hepimizin aklında bulunan paranoya durumuna geldiğimiz; ülke için çok kötü senaryoların bir an evvel ülke gündeminden çıkmasını temenni ediyorum” dedi

“Türkiye Ekonomisi Hızla Büyüyen Bir Ekonomidir”
Konuşmasına Türkiye Makroekonomisi hakkında bilgiler vererek başlayan Kingsley Capital Partners Yönetici Ortağı Sina AZERİ, şunları söyledi:
“ Türkiye ekonomisi bütçe açığının kapatılması, yerli ve yabancı yatırımların desteklenmesi, liberal bir ekonomi yönetimine geçiş ve dış ticaretin artırımına yönelik politikaların yürütülmesiyle (2009 global kriz yılı dışında) hızla büyüyen bir ekonomidir. Bununla birlikte 2012 ile birlikte ekonominin ciddi anlamda yavaşladığı, ekonomik reformların geciktirildiği, popülist kararların liberal ekonomi yönetiminin önüne geçtiği bir döneme bıraktı. Türkiye’nin komşu ülkelerinin içinde bulunduğu iç savaşlar ve ekonomik krizler de dikkate alındığında, son üç sene içinde yaşanan yavaşlamanın önümüzdeki dönemde de devam etmesi kuvvetle olasıdır “

“Geciktirilmiş Ekonomik Reformlar Katma Değer Yaratacak, İleri Teknolojili Üretimle Desteklenmeli”
Öte yandan büyüyen ekonomiler ve özellikle BRICS ülkeleriyle karşılaştırıldığında, Türkiye’nin son dönemde negatif bir ayrışma yaşadığını vurgulayan AZERİ, özellikle sıkça bahsedilen kişi başı GSYH’nin 10 Bin Dolar sınırında son beş senedir tıkalı kalmasının, ilerde Türkiye’nin büyümesinde ciddi negatif etkileri olabileceğini belirterek, “ Bu kapandan kurtulabilmek için geciktirilmiş ekonomik reformlarının hayata geçirilmesi ile büyümenin hane halkının borç kullanarak tüketimiyle değil, fakat katma değerli ve ileri teknolojili üretimin ve servislerin desteklenmesi ile gerçekleşmesi gerekmektedir” diye konuştu.

“Türkiye En Kırılgan Ekonomi” 
Türkiye ekonomisinin önündeki en büyük risklerden birinin ani yabancı para çıkışı olduğunu kaydeden Kingsley Capital Partners Yönetici Ortağı Sina AZERİ, ”Kendi sermaye birikimi yapısının yıllardır yeterli olmaması sebebiyle Türkiye’nin yabancı direk yatırımlar ve sıcak para girişine bağlı bir ekonomik büyümesi olduğunu belirtebiliriz. Bu nedenle de, tüm büyüyen ekonomilerle karşılaştırıldığında en kırılgan ülke olarak maalesef Türkiye öne çıkmaktadır” dedi.

“ABD’nin Faiz Artırımıyla Tüm Gelişen Ülke Borsalarındaki Düşüş Sürecek”
Gelişmiş pazarlardaki durağanlık sebebiyle getiri arayan yabancı yatırımcıların, gelişen pazarlara son 10 yıl içinde ciddi miktarda para girişi yaptıklarını anımsatan Sina AZERİ, son dönemlerde gelişmiş pazarlardan özellikle ABD’de yaşanan büyümenin (%2,4), yatırımcıları tekrar güvenli limanlara yönelttiğini bildirdi. AZERİ, Çin borsasındaki son gelişmelerin bu açıdan değerlendirildiğinde endekste ciddi bir artış sonrasında başlayan para çıkışı gördükleri belirterek, Türkiye borsasının bu son dönemde de negatif bir ayrışma yaşadığını ve değer kazanmadığı gibi düşüşüne de devam ettiğine dikkati çekerek, ABD’nin bu sene içinde olası bir faiz artırımıyla tüm gelişen ülkelerin borsalarındaki düşüşün devam etmesinin beklendiğini kaydetti.

“2015’te 4 Milyar Dolar Net Para Çıkışı Oldu” 
Türkiye ekonomisine güven tahsis edilmesiyle 2005 sonrasında başlayan yabancı para girişi ve özellikle sıcak para olmayan direk yatırımların global kriz yıllarında bile devam ettiğini hatırlatan Kingsley Capital Partners Yönetici Ortağı Sina AZERİ, öte yandan 2012 ile başlayan durağanlık ve siyasal sorunların artışının, direk yatırımları tersine döndürdüğünü ve para çıkışı trendine geçildiğini söyledi. AZERİ, 2015 yılı ilk 7 ayı itibariyle 4 Milyar Dolar üzerinde bir net para çıkışı gerçekleştiğini ifade etti.

“Yıl Sonuna Kadar Ciddi Bir Pozitif Gelişme Olmazsa Türkiye’nin Yatırıma Uygun Notu Kırılır” 
Hızlı bir ekonomik büyüme sonrasında 2013’ün başlarında tüm global kredi derecelendirme kuruluşları tarafından Türkiye’nin notunun yatırıma uygun seviyesine arttırıldığını vurgulayan Sina AZERİ, son üç sene içinde yaşanan gelişmeler sonrasında, iki kredi derecelendirme kuruluşunun öngörülerini değiştirip görünümü negatife çevirdiklerini bildirdi. AZERİ, buna göre 24 ay içerisinde (bu yıl sonuna kadar) ciddi bir pozitif gelişme olmadığı sürece, Türkiye’nin yatırıma uygun notunun kırılmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ve bunun sonucunda yabancı para çıkışının artışının beklenmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ve Girişim Sermayesi hakkında da bilgiler veren Sina AZERİ, şunları söyledi:
“Girişim sermayesi yatırımı şirketleri ile ortaklık danışıklı bir evliliğe benzer. Şirket sahibinin ihtiyaçları doğrultusunda yatırımcı şirket hissesi alır ve/veya sermaye artırımı yaparak ortak olur. Birliktelik boyunca şirketin büyümesi ve değerlenmesi için birlikte çaba sarf eder. Mutabık kalınmış şartlar oluştuğunda da hissesini satarak ortaklıktan çıkar. Girişim sermayesi yatırımı şirketleri ayrıca birer katalizör ortaktır. Ortaklar arasında olabilecek husumetleri giderir ve satın alımla sonlandırır. Büyümeyi desteklemek ve verimliliği arttırmak için ilk günden itibaren çaba harcar. Özetle, girişim sermayesi yatırımı şirketlerin sürdürülebilir bir katma değer yaratmayı amaç edinmiştir”

“Türkiye’nin İlk Girişim Sermayesi Satış İşlemi Merrill Lynch tarafından BİM’in azınlık hisseleri alınarak gerçekleşti” 
Girişim Sermayesi Fonu’nun tarihçesi hakkında da bilgiler aktaran Sina AZERİ, Türkiye\'nin ilk girişim sermayesi satış işleminin dünyanın en büyük yatırım bankalarından Merrill Lynch’in BİM’in azınlık hissesini almasıyla gerçekleştiğini belirterek, 2000 yılında da Türkiye’nin ilk girişim sermayesi yatırım fonunun kurulduğunu söyledi.

Türkiye’de 1999’da Merrill Lynch’in BİM’e yatırımıyla başlayan girişim sermayesi yatırımlarının, 2013 yıl sonu itibariyle 113 yatırıma ulaştığını kaydeden AZERİ, yatırımların çoğunluğunun perakende ve sanayi sektörlerinde olduğunu belirterek, Lokal fonlar ve yabancı fonların 21’er satış yaptığını bildirdi.

“Türkiye Girişim Sermayesi Yatırımlarındaki Yüzde 25 Getiri Hem Yatırımcıya Hem de Şirketlere Değer Katıyor”

Türkiye’nin 25 senelik girişim sermayesi pazarının diğer gelişen ülkelerin pazarlarıyla karşılaştırıldığında göreceli olarak genç bir pazar olduğunu vurgulayan Sina AZERİ, “Yapılan girişim sermayesi yatırımlarından 1/3 oranında çıkış sağlanması yeterli olmasa bile önemli bir başarıdır “dedi. AZERİ, Ayrıca yüzde 25 oranında genel bir getiri sağlanmış olmasının hem yatırımcılar hem de yatırım yapılmış şirketlere değer katması anlamında daha da önemli bir başarı olduğunu sözlerine ekledi.

Toplantı, ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU ve Toplantı Başkanı Hilmi ÜNSAL’ın konuşmacı Sina AZERİ’ye plaket takdimiyle son buldu.


HACISÜLEYMAN:TURİST GELMİYORSA BENİ İLGİLENDİRMEZ DEME ŞANSIMIZ YOKTUR

ANSİAD KAHVALTISI’NIN KONUĞU AKTOB BAŞKANI YUSUF HACISÜLEYMAN OLDU

HACISÜLEYMAN:”RUS GELMİYORSA, TURİST GELMİYORSA BENİ İLGİLENDİRMEZ DEME ŞANSIMIZ YOKTUR”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği(ANSİAD) 2015 yılı ikinci faaliyet dönemi kahvaltılı toplantı ile başladı. ANSİAD onuncu kahvaltılı toplantısının konuğu Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı (AKTOB) Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Yusuf Hacısüleyman oldu. Kahvaltılı toplantıda konuşan AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Rusya Federasyonu’nda yaşanan ruble krizi nedeniyle turizmdeki düşüşün tüm sektörleri, Antalya’yı ve Türkiye’yi etkileyeceğini belirterek, ”Rus gelmiyorsa, turist gelmiyorsa beni ilgilendirmez deme şansımız yoktur. Ucundan kıyısından hepimize dokunacaktır” dedi.

 Toplantı başkanlığını ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan’ın yaptığı, yönetim kurulu, dernek üyesi iş insanlarının katıldığı Akra Barut Otel’de yapılan toplantıda konuşan AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 2015 Antalya turizm gündemi hakkında bilgiler vererek, soruları yanıtladı.

Türkiye’nin 28 Milyar Dolarlık Turizm Gelirinin 15 Milyar Dolarını Antalya Üretiyor

Dünyada ve Türkiye’de Turizm Ekonomisi hakkında bilgiler veren AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman, şunları söyledi:

“Dünyada seyahate çıkan kesimin yüzde 50’si tatil amaçlı seyahate çıkıyor. Bu insanların harcadıkları paraya baktığımız zaman dünyadaki turizm ekonomisinin sadece seyahat endüstrisinden elde ettiği gelir  1 Trilyon 245 Milyar Dolardır. Biz bu rakamın yüzde 50’sinin tatil amaçlı olduğunu düşünürsek 500 Milyar Dolar diye tanımlayabiliriz. Biz de bu paranın  28 Milyar Dolarını turizm geliri olarak kayıtlarımıza geçiriyoruz. Aslında çok büyük bir para. 28 Milyar Doların yaklaşık olarak 15 Milyar Dolarını Antalya üretiyor. Bazen içinde bulunduğumuz şehrin ne kadar önemli bir kent olduğunu unutabiliyoruz. Hepimiz birer bireyiz. Hepimiz bir araya geldiğimizde öyle bir güç oluşuyor ki hem sizlerin işletmeleri hem de Antalya’nın yarattığı turizm potansiyeli ülkemize çok büyük bir katkıda bulunuyor”

 Türkiye’de her 100 Kişiden 13’ü Turizmde Çalışıyor

Turizm sektörünün istihdamı hakkında da açıklamalar yapan Hacısüleyman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada turizm sektöründe istihdam açısından baktığımızda her 100 kişiden 12 kişi turizm sektöründe çalışırken; biz de ise her 100 kişiden 13 kişi turizmde çalışıyor. Dolayısıyla turizm genç nüfusun yoğun olarak yer alabildiği bir sektörü temsil ediyor. Özellikle diğer ülkelerde gençler iş bulamama ve iş bekleme gibi nedenlerle hayata atılamazken Türkiye’de genç nüfus belki ilk anda arzu ettiği kademede değil ama  en azından işsiz kalma riskine karşın turizmde çalışabiliyor. Turizm sektörü oldukça cazip bir alan.Gençler için turizmin pek çok alanında iş bulma ve hayata atılma şansı oluyor”

 Şu an Rus Turist Bakımından Eksi 617 Bin Kişideyiz

Bu yılın Türkiye ve dünya turizmi açısından çok önemli ve değişken bir rolü olduğunu anımsatan AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman,”Adeta bir dönüşüm yaşandı. Geçen yıl ağustos ayı sonunda Rusya para birimi ruble birdenbire bir devalüasyonla karşılaştı. Bununla birlikte tehlike çanları çalmaya başladı. Çünkü geçen yıl eylül-ekim aylarında Antalya’ya gelen Rus turist sayısında yüzde 30 düşme vardı. Biz bunu fark ettiğimizde turizm sektörü olarak bas bas bağırmaya başladık.Bir sorun var, bir sorun üstümüze geliyor diye.Bu sorun sadece konaklama sektörünün turizm sektörünün sorunu değil;çünkü turizm ekonomisinde bulunan tüm sektörlerin bütün  bunlardan etkileneceğini çok kısa sürede kavradık ve dillendirmeye başladık.Neticede bugün Antalya’da şu an Rus turist bakımından eksi 617 Bin kişideyiz” diye konuştu.

 Dört mevsim turizmi için Yakıt desteği yıl boyu devam etmeli

Konuyla ilgili kamu yönetimi nezdinde girişimlerde bulunduklarını vurgulayan Hacısüleyman, taleplerinin bir kısmının gerçekleştiğini belirterek, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Mart ayında önemli olan yolcunun gelmesi şeklinde ifadeler kullandık. Konaklama sektörü olarak biz bir şey istemiyoruz. Ama bu insanların gelebilmesi için tur operatörlerini destekleyelim şeklinde bir talebimiz oldu. O talebimizin bir kısmı gerçekleşti. Nisan ve Mayıs aylarında Antalya’ya gelen uçaklara hazine tarafından 6 Bin Dolar yakıt desteği verildi. Bizim talebimiz ise bunun yıl boyu devam etmesiydi.6 Bin Dolarlık rakamın nasıl tespit edildiği konusunda bir fikrimiz yok. Çünkü bizim önerimiz kişi başınaydı.189 koltuğu olan bir Boeing uçağıyla 512 koltuğu olan bir Jumbo uçağının katkısı devlet tarafından belirlendi. Paketi yolcu için daha cazip hale getirmek istersem bunu kişi başına bölmem gerekiyor. Bazı şeyleri anlamakta güçlük çekmekle beraber hiç yoktan iyidir dedik”

 Teşvik Avrupa Ülkeleri için de geçerli olmalıydı

Katkının sadece 11 ülkeden gelen charter uçaklarına ve 5 havalimanına verildiğini vurgulayan AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman,”Biz bu desteğin 11 ülkeyle sınırlı kalmamasını ve  Avrupa ülkelerinde de imaj nedeniyle sıkıntılar olduğunu belirterek oralarda devam etmesini istedik fakat kamu yönetimi devam etmedi. İkinci uygulama tur operatörlerinin likit durumunu daha sağlamlaştırmak için tur operatörüne 100 milyonluk bir kredi hattı açılması şeklindeydi. Ancak burada da bizim talep ettiğimiz gibi olmadı. Sadece 3 tur operatörümüz bundan yararlanabildi. Çünkü kriter daha önce minimum bu ülkelerden 400 bin kişi getirmiş olmaktı. Orada farklı bir model önermiştik, olmadı”

 Tekrar teşvik uygulaması geç kalınmış bir karardır

Kamu yönetiminin 15 Eylül - 30 Kasım arasında tekrar teşvik verelim uygulamasını geç kalınmış bir hareket olarak nitelendiren Hacısüleyman, paket tur alan insanların bir yıl önceden tatillerini planladıklarını belirterek,”Teşviğin bu saatten sonra çok faydalı olacağını düşünmüyoruz” şeklinde konuştu

Sektör olarak turizmin dört mevsime yayılması için 1 Eylül-30Nisan arası yakıt desteği devam etsin şeklinde öneride bulunduklarını anlatan AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman,”Bu belki bize ilk anda milyonlarca kişi getirecek değil ama hiç olmazsa uçak maliyetini düşürdüğünüz zaman  tur operatörlerinin koymayacağı bir uçağı kaldırmama tercihlerini sağlayabilirdi. Fakat buda olmadı.Kamunun neden böyle bir tarihi seçtiğini biz sektör olarak tespit edemezken 15 Eylül -30 Kasım böyle bir uygulama yapılacak”dedi.

 Yüzde 35 Gelir Kaybımız Var

Antalya için 12 Milyon üzerinden hesaplandığında yüzde 6.7 oranında eksilme olduğunu dile getiren Başkan Hacısüleyman,”Rakama tek başına baktığınızda gene de iyi, çift haneli olmamış diyebilirsiniz. Fakat turizm ekonomisine, Antalya ekonomisine, Türkiye ekonomisine kaybı çok çok daha fazla. Çünkü bu oranı yüzde 7’de tutabilmek için yapılan fedakarlıklar çok daha fazla oldu. Eğer konaklama sektörü, tur operatörleri ve uçak şirketleri eski çalışma sisteminde devam etseydi bu eksi yüzde 20’leri bulabilirdi. Kişi sayısı bakımından eksimiz az, gelir kaybı bakımından yaklaşık yüzde 35 civarında bir gelir kaybımız var” diye konuştu

 Rus Gelmiyorsa Beni İlgilendirmez Deme Şansımız Yoktur

Gelir kaybının bütün sektörleri etkilemeye devam edeceğini ifade eden AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Rusya bölgesinden beslenen tesislerin daha erken kapanabileceğini belirterek,”Ödeme dengesi bu saatten sonra bozulacaktır.Bu bir zincirdir.Rus gelmiyorsa,turist gelmiyorsa beni ilgilendirmez deme şansımız yoktur.Ucundan kıyısından hepimizi etkileyecektir”dedi.

2016’da Düzelme Öngörmüyoruz

2016’da düzelme öngörmediklerini belirten AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman,” Bu duruma alışmak zorundayız.1 ABD doları şu anda 32Ruble, geçen sene 66 rubleydi.İran petrolündeki düşüş Rusya’daki etkileri artıracaktır.Rusya ekonomisi çok zor toparlanacak diye düşünüyoruz.Petrol fiyatlarındaki düşüş tüm sektörleri etkileyecektir” şeklinde konuştu

 Alman Turist Sayısındaki Artış Verimli Değil;Seneye Olmaz

Sayısal oranda Alman turist sayısında artış olduğunu ifade eden Hacısüleyman, bu artışın verimli bir artış olmadığına dikkati çekerek,” Rusya’daki krizden düşen fiyatların Alman pazarına fiyatsal yansımasıdır. Tabiri caizse akşam pazarından kaynaklanan bir artıştır. Gelecek yıl bu artış olmayacaktır. Bütün sistem yeni duruma adapte olmak zorundadır” diye konuştu.

 Hindistan ve Pakistan Ulaşım Sağlanırsa İyi Bir Seçenek

Türk turizmcilerin yeni pazarlara topyekun olarak gitmesi gerektiğinin altını çizen AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman,” Karşılıklı kolay ulaşım sağlandığı müddetçe Hindistan, Pakistan iyi seçenek olabilir” dedi.

 Antalya’da turizm çeşitliliğini artırmak için 105 köyde araştırma yaptırdıklarını aktaran Hacısüleyman,”Köylünün yüzde 80’i turizme olumlu bakıyor. Köyünde turizm yapılmasını istiyor. Fakat köylerde genç kalmamış.Gençler okuldan sonra köyüne geri dönmüyor.Antalya’nın köylerinde nüfus gittikçe yaşlı bir nüfus olmak üzere” diye konuştu.

 Fransız Turist Sayısında Yüzde 40 Azalma Var

AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman bir iş insanının, “Turist bir ülkeye giderken ülkenin imajıyla ne kadar ilgilenir? Ülkenin tanıtımı konusunda ne düşünüyorsunuz?  sorularını “Turistin ülkesinde gideceği ülke hakkında çıkan tüm haberler kişinin o ülkeye bakış açısını değiştirebilir. Çıkan tüm haberler kafasında ülke hakkında olumlu ya da olumsuz imaj oluşmasına neden olur. Türkiye’nin turistik imajı,hizmet kalitesi, misafirperverliği,insana yaklaşımı çok iyi. Antalya’da 55 bin yabancı ev satın almış. Öte yandan ülkenin politik imajı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Batı normlarına göre siyasi imajı iyi değil. Gelen Fransız turist sayısında yüzde 40 azalma var.Bu imajdan bir noktada Avrupa çok etkileniyor.Tanıtıma gelince turizmde en önemli tanıtım ağızdan ağza yapılan tavsiyedir.Tanıtımda görsel olarak bütün her şey yapılmalı.Fakat biz ülke olarak milyar dolarlık kaynaklara sahip değiliz. Bütçeyi makul kılmak lazım. Türkiye’nin tanıtım bütçesi 100Milyon dolardır.Devlet sadece 100 Milyon dolar harcayarak 28 Milyar dolar gelir elde ediyor ve yeterli diyor” şeklinde yanıtladı

Kahvaltı, toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.


30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

30 Ağustos,

Bu Milletin tüm fertlerinin Zaferidir;

Bayramıdır

Kutlu Olsun ! 


SUNEXPRESS GM:\"ANTALYA BU SEZON ÇOK PARLAK\"

ANSİAD,12.OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU SUNEXPRESS GENEL MÜDÜRÜ PAUL SCHWAIGER OLDU.

SCHWAIGER: “ANTALYA BU SEZON ÇOK PARLAK, HARİKA GÖZÜKÜYOR”

“3.HAVALİMANI İÇİN FİZİBİLİTE ŞART”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) birinci dönem son olağan toplantısının konuğu Sunexpress Genel Müdürü Paul Schwaiger oldu. SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, yaz rezervasyonlarını incelediğini belirterek, “ Almanya’da çok güzel bir tüketici harcama eğilimi var. Antalya için durum harika, çok parlak gözüküyor” dedi. Schwaiger, ayrıca Almanya’daki Kassel Havalimanı yatırımı başarısızlığını anımsatarak, iş insanlarına Antalya’ya  3. Havalimanı yapmadan önce turizmciler, tur operatörleri, otel yöneticileri ve seyahat acentaları ile çalışma yapılması önerisinde bulundu.

Sunexpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, 12. ANSİAD Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. Antalya’da bir otelde düzenlenen iftar yemekli toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi İş İnsanları ve eşleri, Antalya Serbest Bölge (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses ile eşi ve basın mensupları katıldı.

 Toplantı öncesi ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, 2014 yılı ANSİAD Üye Memnuniyeti Anketi sonuçlarını açıkladı. Toplantı moderatörü ANSİAD üyesi Dr. Yusuf Örnek, SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger’ın titiz çalışma prensibi, ekip arkadaşlarına, şirketine verdiği özel önem ve değer ile alışılmışın dışında bir yönetici, bir insan, bir CEO olduğunu ifade etti. SunExpress’in Van Depremi’nde defalarca hiçbir karşılık gözetmeden malzemeleri deprem bölgesine ulaştırdığını, Alanya’da yapılan Triatlon Şampiyonası’nın malzemelerini ve ITB Berlin Turizm Fuarı’na gidecek turizm profesyonellerini taşıdığını anımsatan Örnek, Antalya ve Türkiye için bu çok önemli projelerin mimarı SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger’e teşekkür etti.

 Kriz Yönetimi, SunExpress’in şirket ruhunu güçlendirdi

“Antalya’nın Önemli Hemşehrisi SunExpress” başlığında konuşan SunExpresss Genel Müdürü Paul Schwaiger konuşmasına bu yıl 25.yılını kutlayan SunExpress’in kuruluş hikayesiyle başladı. Schwaiger, 1990 yılında kurulan SunExpress’in Antalya’nın ilk havayolu şirketi olduğunu söyledi.1990’lı yılların başında tur operatörü sektöründe çok fazla profesyonelin iş kurmaya başladığını anımsatan SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, şunları söyledi:

“1990’lı yılların başında profesyonel tur operatörleri iş kurmaya başladılar. Biz o dönem başarılıydık. Körfez Savaşı’nın başlamasıyla çok sıkıntılardan geçtik. Savaş döneminde Antalya’da tek bir turist yoktu. Bu bizi epey zorladı. Türk turizmini bu tür krizler güçlendirdi. Turizmciler bu olaylarla krizlerle baş etmeyi öğrendi. Kriz yönetimi, SunExpress’in de başlangıcından bu yana şirket ruhunu şekillendirdi. Anahtar kelimemiz esneklikti. Şirket, Körfez Savaşı sırasında kriz atlattı fakat sonra güçlendi”

 Sunexpress, Trend Belirleyici Oldu

Kuruldukları ilk yıllarda Antalya’nın Lara Bölgesi’nde küçük bir binada faaliyet gösterdiklerini anımsatan Schwaiger, daha sonra doğan ihtiyaçla birlikte Aspendos Bulvarı’na taşındıklarını belirterek, “ SunExpress’in ardından bankalar, ulusal ve uluslararası pek çok marka o caddeyetaşındı. Antalya’da yeni bir ticari bölge oluştu. SunExpress Trendsetter ( Trend belirleyici) oldu. Bizim için önemli bir olaydı” diye konuştu. Schwaiger, 2012 yılında kurdukları yeni merkez

SunPlaza ile, SunExpress’in, Antalya’ya olan uzun dönem taahhütlerinin altını bir kez daha çizdiğini söyledi.

Kış Güneşi Programıyla Antalya, Kış Destinasyonu Oldu

Antalya’ya kışın nasıl turist gelir sorusuna çözüm aradıklarını ve bunun sonucunda “Antalya Kış Güneşi” adında bir program oluşturduklarını anlatan SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

  “Özellikle Almanya’da kışın da tatil yapmak isteyen ciddi bir potansiyel var. Antalya her açıdan Alman turist için çok avantajlı. Tur operatörleri Antalya’ya geldi. Kışın kapalı olan  Antalya’daki  tarihi ve ören yerlerine gidip “Kışın turist getireceğiz, turistler buraları görmek istiyor, açın talebinde bulunduk. Aspendos yetkilileri siz önce turisti getirin, biz açarız dediler. Daha sonra turist gelmeye başladı. Antalya iklim ve doğa avantajı, turizm, konaklama, hizmet alt yapısıyla önemli bir kış destinasyonu oldu. Fakat 25 yıl önce bize önemli bir baş ağrısı yaratmıştı”

 SunExpress, Antalya’da turizmin en önemli destekçisi

15 ülkede 68 destinasyona uçtuklarını, haftalık 331 uçuş yaptıklarını vurgulayan SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, bu durumun SunExpress’i Antalya’da turizmin çok büyük destekçisi haline getirdiğini bildirdi. Antalya’nın SunExpress’in işinin en önemli kısmı olduğuna dikkati çeken Schwaiger, Almanya’dan her yıl 6 Milyon yolcu taşıdıklarını belirterek, “Antalya, Avrupa’nın en önemli turistik havalimanı. Bizim ana pazarımız. SunExpress, Antalya’da konusunda Pazar lideri” dedi

SunExpress filosuna 50 yeni Boeing 737-800 katıyor

Daha önce uçak kiraladıklarını fakat günümüz koşullarında uçak satın almanın daha randımanlı olduğunu ifade eden SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, 50 yeni Boeıng 737-800 siparişi verdiklerini ve temmuz ayından itibaren daha ekonomik, gürültüsü az, çevreye duyarlı yeni uçakların teslim edilmeye başlanacağını söyledi.

 2014 yılından bu yana SunExpress’in en karlı yılını yaşadığını anlatan Paul Schwaiger,74 uçak, 3000 Binin üzerinde çalışanla çok karlı bir yıl geçirdiklerini belirterek, “7 Milyondan fazla yolcu taşıdık.100’den fazla direk destinasyona uçtuk. Ortak çaba 1 Milyar Euro ciro sağladı. Bu şirketin kuruluşundan bu yana elde edilen en iyi gelir. Türk Hava Yolları Lufthansa ortaklığında kurulan bu yatırımı desteklediğiniz için teşekkür ederim” diye konuştu.

 Yeni iş kolu: Wet-lease(Uçak Kiralama)

SunExpress olarak 2012 yılında yeni iş kolu Wet-lease’e (Uçağı mürettebatı ve tedarikleriyle beraber kiralama)yöneldiklerini dile getiren SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, ”Wet-lease’de uçuş saati başına ücret alıyoruz. Eurowings ile uzun menzilli uçuşlarımız olacak. Uzun menzilli uçuşlarımızı geliştirmek istiyoruz. Şu an en önemli işimiz wet-lease. Bu işe odaklanacağız” dedi.

 SunExpress 143 Yaşında

SunExpress’in kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği operasyonlar hakkında bilgi veren Schwaiger, şunları söyledi:

“SunExpress, 25 yılda 748 Bin 584 Km uçuş gerçekleştirdi. Bu mesafe dünyadan güneşe uzaklığın 5 katı. Yaklaşık 63 milyon yolcu taşıdı. Bu rakam Antalya nüfusunun tam 5 katı. 1.2milyon ton bagaj taşıdı. Bu rakam yaklaşık 4 milyon güneş kremi demek. 1 Milyon 247 Bin 640 uçuş saati gerçekleştirdi. Bu rakam 51.985 gün, yaklaşık 143 yıl ya da 1.716 ay demek”

Schwaiger, 2015 yaz sezonunda, SunExpress uçuş ağını ve operasyonunu genişlettiklerini belirterek, uçuş sayısını haftada 700’e çıkaracaklarını bildirdi.

Boeing’deki fazladan 9 Koltuk SunExpress için daha verimli

SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, bir iş insanının neden Airbus uçak almadınız sorusunu “Uçaklar çok pahalı olduğu için almadan önce çok dikkatli fizibilite yapmak zorundayız. Boeing’de fazladan 9 koltuk olduğu için Boeing bizim için daha verimli.9 koltuk 1 Euro’dan fazla ödeme anlamına gelir. Uçağın yaşam döngüsü ve şirket operasyonunu düşündüğümüzde bu önemli bir miktar.Boeing bizim için daha fizibl” şeklinde yanıtladı.

 Schwaiger, yine bir iş insanının 20 yıl sonrası için planlarınız nelerdir? sorusunu “20 yıllık stratejik plan yapmıyoruz. Geçmiş deneyimlerimize ve trendlere bakarak 5 yıl ilerisine bakarız. Geleceğe dönük tahminler yapmaya çalışırız.5 yıl içinde SunExpress’in büyüme potansiyeli var. Sürekli devam eden bir başarı hikayesi olamaz. Almanya’da şu anda çok güzel bir tüketici harcama eğilimi var.Yaz rezervasyonlarını inceledim.Antalya’nın durumu harika,çok parlak. Sürekli her şey aynı seyirde gitmez. Bazı düşüşler olur, toparlanır. Yılda yüzde 5-7’lik bir büyüme olabilir. Otel demek tatil demek; havayolu ise Lara Barut Otel’e taksi demektir” diye yanıtladı.

 SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, bir iş insanın 3.Havalimanı hakkında ne düşünüyorsunuz? sorusunu ise “Her yeni havalimanı tur operatörleri için transferler, yolcu kapasitesi, otel alt yapıları anlamına gelir. Gazipaşa operasyonunda ilk yıl para kaybettik. İkinci yıl para kazanmaya başladık. Orası şu anda çok başarılı oldu. Eğer yeterli verim alınacaksa yapılmalıdır. Almanya’daki Kassel Havalimanı çok kötü bir örnek. Çok büyük yatırım yapıldı. Ölü bir havaalanı. Yeni havalimanı yapılmadan önce oteller, tur operatörleri, seyahat acentaları ile çalışma yapılmalı” şeklinde yanıtladı.

Toplantı ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve Toplantı Moderatörü Dr. Yusuf Örnek’in  konuşmacı Paul Schwaiger’e plaket takdimiyle son buldu.

 

 

 

 

 

 


ANSİAD,İRLANDA İŞ VE KÜLTÜR GEZİSİ\'Nİ GERÇEKLEŞTİRDİ

ANSİAD İRLANDA İŞ VE KÜLTÜR GEZİSİ’Nİ GERÇEKLEŞTİRDİ

ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU: DUBLİN-ANTALYA DİREK TARİFELİ SEFERLER İÇİN GİRİŞİM BAŞLADI

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Turizm Sektörü faaliyetleri çerçevesinde İrlanda Kültür ve İş Gezisi’ni gerçekleştirdi. Seyahati değerlendiren ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, İrlanda ile karşılıklı fikir ve görüş alışverişinde bulunduklarını belirterek, Dublin ve Antalya arasında direkt tarifeli uçak seferleri için girişimlere başladıklarını söyledi.

 ANSİAD, Turizm Sektörü faaliyetleri çerçevesinde 32 kişilik bir grupla Avrupa’nın kuzeybatısında yer alan İrlanda’ya gitti. Turizm Sektörü faaliyeti ile Sektör Başkanı Şerife Çetin koordinatörlüğünde resmi ziyaretler ve bazı sektörel görüşmelere katılan heyetin programı Türk İrlandalı İşadamları Derneği (TIBDA) ve İrlanda Kalkınma Ajansı (Enterprise Ireland) tarafından hazırlandı.

İrlanda Sınaî Kalkınma İdaresi  (IDA)  ile bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirten Turizm Sektörü Başkanı Şerife Çetin, şunları söyledi:

“İrlanda Intel, Twitter, Pfizer, Citi, Huawei, Takeda, Fujitsu, Novartis ve Trend Micro da dahil olmak üzere dünyanın önde gelen yüksek performanslı şirketlerin birçoğuna ev sahipliği yapıyor. Ülke aynı zamanda Big Data, Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Enerji Verimliliği, Sağlık İnovasyonu ve Cloud Computing gibi internetle ilgili konularda bir dünya lideri olmak için konumlanıyor. Toplantıda İrlanda’nın kalkınması ve ticari yapısı ile ilgili önemli bilgiler aldık. İlaç sektörü, çiçek ve gıda ihracatı, araba yedek parçaları, inşaat, turizm konularında sektörel toplantılar yaptık”

 AB’nin en Hızlı Büyüyen Ülkesi

İrlanda’nın, Avrupa Komisyonu tarafından 2014 yılında Avrupa Birliği’nin en hızlı büyüyen ülkesi olarak raporlandığını vurgulayan Çetin, dünya lideri 10 küresel yazılım şirketinin 9 tanesinin, 15 medikal teknoloji şirketinin 13 tanesinin, 25 finans şirketinin 15 tanesinin ve 15 internet şirketinin 9 tanesinin merkezi İrlanda’da da olduğunu bildirdi.

2008 ekonomik krizinde batma noktasına gelen İrlanda`nın 2015 itibari ile ulaştığı ticari hacim göz önüne alındığında bu büyümeyi sağlayan ekonomik ve sosyal politikaları, açık ekonomi uygulamaları, kalkınma ajansları tarafından yürütülen kalkınma stratejilerinin incelenmeye değer olduğuna dikkat çeken ANSİAD Turizm Sektörü Başkanı Şerife Çetin,

“Net ihracatın katkısı olmasına rağmen güçlü yatırım büyümesi ve özelleşmeye verilen kurlar içi destekler 2015 yılında Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) reel büyüme oranının % 3,5 oranında yükselmesini sağlamıştır. İşsizlik 2014 yılı sonunda% 10,6 oranına düşmüştür” diye konuştu.

 ANSİAD, İrlanda’yı Antalya’ya davet etti

İrlanda’nın ardından Kuzey Irlanda’nın Belfast bölgesine geçtiklerini ve orada Kuzey İrlanda Kalkınma Ajansı Ticaret Geliştirme Servisi ile bir toplantı düzenlediklerini anlatan Çetin, ajanstan ticari hacim ve Türkiye ile iş birliği hakkında bilgi aldıklarını kaydetti.

Toplantıda Belfast Türkiye Cumhuriyeti Fahri Konsolosu David S Cambell ile görüş alışverişinde bulunduklarını ifade eden ANSİAD Turizm Sektörü Başkanı Şerife Çetin, İrlanda ve Kuzey İrlanda yetkililerinin Antalya ve Akdeniz Bölgesi hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını gözlemlediklerini ve bu vesileyle kendilerini en yakın zamanda Antalya’ya davet ettiklerini söyledi. Çetin, program  dahilinde İrlanda’nın başkenti Dublin’de merkezleri bulunan Paypal, Google, Facebook gibi şirketlerin uzmanlarından sektörlerinin dijital geleceği konusunda konferans aldıklarını belirterek, karşılıklı görüş paylaşımında bulunduklarını bildirdi.

 

Dublin- Antalya direkt seferleri için girişimler başladı

Seyahati  değerlendiren ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, turizm sektörü faaliyetleri çerçevesinde Dublin-Antalya direk tarifeli seferlere başlanması konusunda girişim yaptıklarını belirterek, düşük vergi oranları nedeniyle Google, Facebook, Apple ve Twitter gibi teknoloji şirketleri tarafından Avrupa üssü olarak kullanılan İrlanda’dan iş fırsatları ve iki ülkenin ticaretinin geliştirilmesi konusunda bilgi paylaşımında bulunduklarını söyledi.


ANSİAD TİCARET SEKTÖRÜ İŞ BİRLİĞİNDE TÜRKKEP E-DÖNÜŞÜM KONFERANSI YAPILDI

ANSİAD TİCARET SEKTÖRÜ İŞ BİRLİĞİNDE DÜZENLENEN TÜRKKEP E-DÖNÜŞÜM KONFERANSI YAPILDI

TÜRKKEP: “E-DÖNÜŞÜMÜN ÜLKE EKONOMİSİNE KATKISI 3 MİLYAR TL”

Antalya Sanayici İşadamları Derneği ( ANSİAD) Ticaret Sektörü Kayıtlı Elektronik Posta (KEP), e-Fatura, e-İmza ve e-Arşiv sağlayıcısı TÜRKKEP iş birliğinde düzenlenen e- Dönüşüm konferansı yapıldı. TÜRKKEP Bölge Müdürü Kadir Bozca önümüzdeki üç yıl e-dönüşümün  ülke ekonomisine katkısının 3 Milyar TL olacağını söyledi.

ANSİAD Ticaret Sektörü Kayıtlı Elektronik Posta Hizmet Sağlayıcı şirketi TÜRKKEP iş birliğinde düzenlenen e-dönüşüm konferansı yapıldı. Antalya’da bir otelde düzenlenen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Ticaret Sektörü Başkanı Türker Gümüş,  ANSİAD Ticaret Sektörü Üyesi iş insanları, TÜRKKEP Yönetim Kurulu Başkanı Kurtuluş Nevruz, Batı Akdeniz Türkkep Başvuru Merkezi Müdürü Behçet Ülker, TÜRKKEP Akdeniz Bölge Müdürü Kadir Bozca ve iş insanları katıldı.

Toplantıda konuşan TÜRKKEP Bölge Müdürü Kadir Bozca, E- dönüşümü “Resmi, hukuki ve ticari belgelerin elektronik ortamda yasal geçerli ve güvenli şekilde oluşturulması, imzalanması, gönderilmesi, alınması, paylaşılması ve saklanması için gerekli çözümler ve hizmetlerden yararlanma ile iş akışlarının elektronik yürütülmesi çalışmalarının bütünü olarak tanımladı. Bozca, önümüzdeki 3 yıl içinde kayıtlı elektronik posta ve e-imza kullanıcı sayısının 3 Milyona çıkacağını belirterek, e-dönüşümün ülke ekonomisine katkısının yıllık 3 Milyar TL olacağını söyledi.

 E-dönüşümün iki önemli aracı KEP ve e-imza

E-dönüşümün iki önemli aracını Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) ve E-imza olarak anlatan Bozca, şunları söyledi:

“Kayıtlı elektronik posta (KEP)  Yeni Türk Ticaret Kanunu’yla ilk defa 2012 yılında yasalara girmiştir. Buna göre ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. E-İmza ve KEP ile resmi, hukuki ve ticari yazışmalar ve belge gönderimleri internet üzerinden yasal geçerli ve güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor. Günün her saati mekandan bağımsız iş yapma imkanı sağlar. İş süreçleri hızlanır, maliyetler azalır, verimlilik artar. Kâğıda dayalı işlemlerden kaynaklanan zararlar en aza indirilip doğa korunur”

 KEP ile iletinin içeriği değiştirilemez

KEP ile yazışmalardan evrak gönderimine, tebligatlardan, itiraz ve ihbara, personel bordrolarına kadar pek çok işlemin yapılabildiğini vurgulayan TÜRKKEP Bölge Müdürü Kadir Bozca, “ KEP, e-postanın ekleriyle birlikte, iletildiğini ve içeriğinin başkaları tarafından değiştirilmediğini garanti eder. Gönderen ve alan tarafların kim olduğunu tespit eder. Gönderildiğinin veya alındığının, gönderim ve alınma zamanının kesin bilgisini sağlar. Gönderici, alıcı, iletim zamanı, içerik koruyucu kodlama gibi bilgileri içeren saklamayı, taraflara iletmeyi ve yasal kesin delil olarak kullanımını sağlar” diye konuştu.

KEP’in doğa dostu olduğunu zamandan ve mekandan tasarruf etmeye olanak sağladığını vurgulayan Bozca, “ KEP ile gönderici ve alıcı kimliği kesin bir şekilde doğrulanır.  KEP, teslim edilme ve okunma garantisi sunar. Gönderi, saklama ve kağıt maliyetlerini azaltır. Senet hükmünde kesin delil niteliği taşır” dedi.

TÜRKKEP Bölge Müdürü Kadir Bozca, KEP sisteminin İsviçre, Amerika, Kanada, İspanya, Belçika gibi dünyanın pek çok ülkesinde uzun yıllardan beri güvenle kullanıldığını da sözlerine ekledi.

 


EKONOMİST KEREM ALKİN:

EKONOMİST PROF. DR. KEREM ALKİN, ANSİAD 11.OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU.

KEREM ALKİN: “YENİ YILDIZ HİNDİSTAN, HİNDİSTAN’LA İLİŞKİLERİNİZİ GÜÇLENDİRİN”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 11.Olağan Toplantısı’nın konuğu Ekonomist Prof Dr Kerem Alkin oldu.

Ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin, ANSİAD olağan toplantısının konuğu oldu. Alkin, bu dönemin gizli yükselen yıldızının Hindistan olduğunu belirterek, iş adamlarına Hindistan’la ilişkilerinizi fırsatlar boyutunda güçlendirin önerisinde bulundu.

Moderatörlüğünü ANSİAD Üyesi Ramazan Atılgan’ın yaptığı toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi iş insanları ve basın mensupları katıldı. “Dünya Ekonomisindeki Yeniden Yapılanma, Türkiye’nin Yeni Konumu ve 7 Haziran Sonrasına Ev Ödevleri”  başlığında konuşan Ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin, bu dönemin gizli yükselen yıldızının Hindistan olduğunu belirterek, iş adamlarına Hindistan’la ilişkilerinizi fırsatlar boyutunda güçlendirin önerisinde bulundu. Türkiye’de başta Koç Holding olmak üzere global ölçekli firmaların Hindistan’a hazırlıklarını tamamladıklarını vurgulayan Alkin, “Hindistan’la ilişkileri iptal eden ülke pişman olur. İş birliği için çalışmalar yapın. Hindistan’la temas kurun” dedi.

 “Türk seçmeninin mesajı ulvi bir ayardır”

Siyasilerin seçmenin mesajını iyi okuması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kerem Alkin,  ülkeyi erken seçime götürmenin Yunanistanvari   çok çılgın sonuçları olabileceğini belirterek,  “Partiler bir koalisyon fırsatını yakalamak konusunda seçmenin çok net gördüğü samimi bir mücadele ortaya koymadan palavradan görüşüyor izlenimi vererek bizi erken seçime götürürlerse seçmen bundan daha sert bir mesaj verebilir.Türk seçmeninin ayarı ulvi bir ayardır. Seçmenin mesajını herkes iyi okumalıdır” diye konuştu.

 “Türkiye koalisyonlara alışmalı”

Koalisyon görüşmelerinden panik havası çıkarılmaması gerektiğini vurgulayan Alkin, şunları söyledi:

“Genel seçimlerdeki bu demokrasi şölenini iyi sonuçlandırmak adına koalisyon görüşmelerinden panik havası çıkarmamak lazım. Piyasanın dikkatli olması gerekiyor. Gerçek bir demokrasiye ulaşmak için önemli bir çaba içinde olan ülkenin demokrasi gelenekleriyle gerçekleştirdiği seçim sonrasında seçmen koalisyon istediğini ifade etmiştir. Koalisyondan kopmamanın yolunu bulmamız gerekiyor. Koalisyon öcü, tek parti iktidarı bizi çok fazla ileri götürebilecek bir çözüm değil. İlerleyen dönemde partiler kanunu, seçim kanunu, siyasetle ilgili kanunlar değiştikçe daha fazla koalisyonlara alışmamız gereken bir dönemi işaret ediyor. İş dünyasının da bu gündeme alışması lazım. Atarlı dönem bitti. Daha aklı selimin galip geldiği bir süreç başladı diye umut edelim”

 “Türk iş dünyası samimiyetsiz alışkanlıklarından kurtulmalı”

Türk iş dünyasının samimiyetsiz alışkanlıklarından kurtulması gerektiğini vurgulayan Alkin, piyasada biraz belirsizlik olunca iş dünyasında süregelen  “Aslında kasada para var ama ben borcumu iki ay üç ay sonra ödeyeyim, parayı repoda değerlendireyim,  batıyorum, iflas ediyorum, borcumuzu ödemiyorum”  ezberlerinden vazgeçelim. Kimsenin battığı yok. Borcumuzu zamanında ödeyelim. Bozuk ilişki alışkanlıklarından kurtulalım. Piyasanın sıkışmasına neden olacak hiçbir şey yok. Merkez Bankası tarafından günlük piyasaya fonlanan para 55-60 milyar lira” dedi.

 

“Önümüzdeki 10 yılın gündem maddesi sürdürülebilir gelecek”

Önümüzdeki 10 yılın gündem maddesini “Sürdürülebilir Gelecek olarak açıklayan Prof. Dr. Kerem Alkin, küresel kriz sonrasında dünyanın önde gelen ekonomilerinin liderlerinin sürdürülebilir gelecek kavramına odaklandığını belirterek, şöyle devam etti:

“Sürdürülebilir gelecek küresel yoksullukla etkin mücadeleyi ve dünya genelinde yaşam standartlarının iyileştirilmesini gerektiriyor. Bu hedefe ulaşmak için yeni ekonomik krizlerin önüne geçilmesi gerekiyor. Son küresel krizin en önemli nedenleri arasında yer alan uluslar arası bankacılık sistemindeki zafiyetlerin ve hataların önüne geçilmesi ve yeni kuralların hayata geçirilmesi gerekiyor. Çevrenin korunmasına yönelik tedbirlerin artırılması ve yeni bir Kyoto Protokolü’nün tamamlanması gerekiyor. Dünya ekonomisi bu süreci yoğun rekabet içerisinde geçireceğinden, reel sektörde kar marjlarında güçlü kalmayı öğrenmek gerekiyor”

 “Coğrafyaların ekonomik DNA’sı silinmez”

Küresel ekonomide sıklet değişikliği olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kerem Alkin, Asya’nın 1000 yıla yakın bir süre dünyanın bir numaralı üretim merkezi iken, sömürgecilik hareketi ile bu özelliğini yitirdiğini anımsatarak, Asya’nın 1978 sonrası küllerinden doğduğunu ve coğrafyaların ekonomik DNA’sının silinemeyeceğini bildirdi. Çin’in 1990’lı yılların ortasında dünya imalat sanayi üretiminde önemli bir paya sahip değilken son 15 yılda bir numaraya oynadığını hatırlatan Alkin, bu veriler bize lüks turizm, lüks tekstil ile belli bir yaşamın üstündeki standardın nerede olgunlaşacağını söylüyor diye konuştu.

 “OECD2060 Raporunu okuyun ve üzerinde çalışın”

Ekonomist Alkin, önümüzdeki dönemde sektörlerin önemli bir değişim ve dönüşümden geçeceğini belirterek, iş adamlarına Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) en temel 30 sektör ve hizmet sektörleri için hazırladığı OECD2060 raporunu okuyun ve üzerinde çalışın önerisinde bulundu.

Bir iş insanının, “500 milyar dolar ihracat hedefine inanıyor musunuz? sorusunu Prof. Dr. Kerem Alkin, “ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu koşullarda 500 milyar dolarlık ihracat hedefini tutturamayacağımız ile ilgili bir sunum yapıldı. Biz 6500 kalem mal satıyoruz. Çin, 22.500 kalem mal satıyor. Türkiye 15 bin kalem daha yüksek katma değerli mal satabilirse 500 milyar doları yakalayabilir. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 500 milyar dolarlık hedefin üstüne çok daha kapsamlı yeni bir çalışma başlattı.Önümüzdeki günlerde açıklama yapacaklardır” şeklinde yanıtladı.

Etkinlik sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve toplantı moderatörü Ramazan Atılgan konuşmacı Kerem Alkin’e plaket takdim etti.


ANSİAD BAŞKANI:

ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU: “ŞİMDİ UZLAŞMA ZAMANI”

Demokrasi için en önemli enstrümanlardan biri serbest, eşit ve genel oy prensibine dayanan seçimlerdir. Seçimler, demokrasinin bayramlarıdır. 25. Dönem Milletvekili Seçimleri sonucunda TBMM’de görev alacak tüm milletvekillerimizi ve temsil edilecek siyasi partilerimizi kutlarız. İş dünyası olarak, yeni parlamentonun ülkemizin demokratik, ekonomik ve sosyal açıdan gelişmişlik düzeyini yükseltmek amacıyla kararlılıkla çalışacağına inanıyoruz.

 Türkiye demokratik bir seçim yaptı. Genel seçimlerin olaysız ve sükûnet içinde geçmesi demokrasimiz açısından memnuniyet vericidir. Siyasilerin çıkan sonucu iyi değerlendirmesi gerekir. Çıkan sonuçlar halkın iradesini yansıtmaktadır. Halk, herkese \'kendinizi yeniden değerlendirin\' mesajı vermiştir. Bundan sonra ortak akılla uzlaşma, birlikte hareket etme ve diyalog zamanıdır. Halkın iradesine herkesin saygı gösterip, seçim öncesini bir kenara bırakmalıdır. Artık siyasi, ekonomik, toplumsal ve yapısal reformlar için bir arada hareket etme, ortak akıl ile ülkenin güvenli geleceğini birlikte inşa etme zamanıdır. Sandıktan çıkan her siyasi partinin, ciddiyet içerisinde ve sorumluluk bilinciyle hareket edeceklerine inanıyoruz

Her seçim, her yenilenen Meclis, demokrasinin güçlenmesi için bir fırsattır. Seçim sonuçları itibariyle seçmen iradesi, siyasi partilere tek başına hükümet kuracak çoğunluğu vermemiştir. Bu bağlamda partilerimizin, demokrasinin gereği olan uzlaşma kültürü ile hareket ederek, ülkenin menfaatleri etrafında kenetlenmelerini diliyoruz. Hem siyasi, hem de ekonomik istikrarın devam etmesini son derece önemsiyoruz. Huzur ve istikrar ekonomi açısından çok önemlidir. Bir an önce hükümet kurulup, ekonomi için hazırlanan eylem programlarına devam edilmelidir.

İstikrarı zedeleyecek bir sonuç bizim için fevkalade düşündürücüdür. Dileğimiz odur ki, siyasiler duyarlı ve dikkatli bir hassasiyetle ortak noktalar bulur ve onun üzerinde bir kısım ittifaklar oluşturularak sağlıklı bir hükümet kurar. Böylece büyük bir maliyet millete ulaşmadan önlenir. Seçim döneminde yaşadığımız toplumsal gerginlik, kargaşa ve kaosun sonlanmasını, bundan sonra ortak akıl, sağ duyu ve diyaloğun hakim olduğu bir ortamın etkin olmasını arzu ediyoruz.

Sonuçların ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını istiyor ve diliyoruz.


ANSİAD 5.BAHARA MERHABA KOKTEYLİ YAPILDI

ANSİAD 5.BAHARA MERHABA KOKTEYLİ YAPILDI

Antalya Sanayici İşadamları Derneği (ANSİAD) 5.Bahara Merhaba Kokteyli yapıldı.

Geleneksel ANSİAD 5.Bahara Merhaba Kokteyli Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası Konseri eşliğinde yapıldı. Yat Limanında bir restoranda düzenlenen kokteyle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  Milletvekili Avukat Gürkut Acar, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Antalya Milletvekili adayı  Doç Dr Mehmet Günal, Bölge İdare Mahkemesi Başkanı İrfan Keskin, Muratpaşa Belediyesi Başkan Vekili Hasan Kaçmaz,  Antalya Bağımsız Milletvekili adayı Avukat Hasan Subaşı, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyesi iş insanları, kamu ve özel kurum temsilcileri ile basın mensupları katıldı.

Kokteylde Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası dört bölümden oluşan bir konser verdi. Konserin sonunda konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, “ Temennimiz tüm partilerin, vekillerin ortak uzlaşı ile ülkenin hedefleri doğrultusunda beraberce hareket etme kabiliyetlerinin artmasıdır” dedi. Türkiye’yi muhteşem eserler üretebilecek orkestraya benzeten Eroğlu, Antalya’daki diyaloğun tüm vekiller ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte sürdürülebilir olmasını istediklerini belirterek, “Tek ihtiyacımız bu orkestrayı bir hedef doğrultusunda aynı notaları çalan bir yapıya dönüştürmektedir”  diye konuştu.

Etkinlik kokteyl ve fotoğraf çekimi ile son buldu.


ANSİAD,ORTAK AKIL PLATFORMU İSTİYOR

BASIN BÜLTENİ                                                                                 ANTALYA, 04 Haziran 2015

2015 / 37

ANSİAD, TÜM SİYASİ PARTİLER VE STK’LARLA BİRLİKTE ÇALIŞACAK ORTAK AKIL PLATFORMU İSTİYOR

Genel seçimler nedeniyle siyasi partilerin Antalya Milletvekili adaylarını ağırlayan Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) son konuğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili adayı Çetin Osman Budak oldu. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Budak’tan tüm siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yer aldığı ortak bir platformda Antalya için beraber çalışacak bir yapı istediklerini belirterek, “Bu konuda öncü ve destek olmanızı istiyoruz” dedi.

CHP Antalya Milletvekili adayı Çetin Osman Budak, moderatörlüğünü ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu’nun yaptığı ANSİAD olağan toplantısının konuğu oldu. Antalya’da bir otelde düzenlenen toplantıya CHP Antalya İl Başkanı Semih Esen, CHP Antalya Muratpaşa İlçe Başkanı Ahmet Kumbul, CHP Milletvekili adayı Avukat Deniz Filiz, partililer, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD yönetim kurulu üyeleri, dernek üyesi iş insanları ve basın mensupları katıldı.

Toplantı öncesi konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, seçimlerden sonra partiler arası aşırı yükselmiş karşıtlığın bitmesini, aşırı rekabetçi tarzda değil de uzlaşma içinde oldukları bir ortamı ve kendi gibi düşünmeyenleri de kucaklayacak bir yönetimi beklediklerini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti demokratik sürecinde bütün partilerin gerek koalisyon şeklinde gerek tek başına iktidarı yaşadıklarını vurgulayan Eroğlu,”Resme baktığımızda aşırı kutuplaşmış, aşırı rekabetçi, uzlaşmadan uzak bir ortam görüyoruz. Ortak akıl ve sağ duyunun egemen olduğu toplumun her kesimini kucaklayan bir yönetim anlayışı bekliyoruz” diye konuştu.

Eroğlu, daha önce bulunduğu görevler dolayısıyla sorgulayan, yönlendiren konumda bulunan Çetin Osman Budak’ın milletvekili adayı olduğu günden itibaren sorgulanan, yorumlanan duruma geçtiğini belirterek, kendisine görevinde başarılar diledi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, CHP Milletvekili adayı Budak’tan birlikte içinde bulunduğumuz ortak akıl platformu gibi tüm siyasi partilerin ve diğer sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin de yer aldığı belli sıklıklarla Antalya için beraber düşünüp beraber çalışabileceğimiz bir projede sizin öncü  ve destek olmanızı istiyoruz talebinde bulundu.

Hukukun olmadığı yerde ekonomi biter

İş dünyasının benden ve bizden diye ayrıştığını üzülerek gözlemlediğini ifade eden CHP Antalya Milletvekili adayı Çetin Osman Budak, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanlığı görevinden istifa edene kadar bütün partilere eşit mesafede durduklarını anımsatarak, “Türk özel sektöründe ayrışma oldu. İşadamının hem siyasetle hem ticaretle işi vardır. Hukukun olmadığı yerde ekonomi biter. Ekonominin olmadığı yerde demokrasi biter. Hukukun üstünlüğünün nasıl yok edildiğini görüyoruz” dedi.

İş insanı ve sermaye ürkektir

İş insanı ve sermayenin ürkek olduğunu vurgulayan Budak, yatırım yapacak kişilerin önce ülkenin hukukuna baktığını belirterek, “Yatırımcı, yatırım yapmadan önce yatırım yapacağı ülkenin hukukuna bakar. Demokrasisi düzgün işliyor mu ona bakar. Türkiye pek çok yönden avantajları olan bir ülke. Buna rağmen doğrudan sermaye yatırımı çok fazla gelmiyor. Yatırım yoksa buna iyi bakmak lazım. Özellikle yerli sermaye yatırım yapmıyorsa bu dikkate alınmalıdır. Turkcell yurt dışında 7 Milyar dolarlık yatırım yaptı. Bu yatırımı neden Türkiye’ye yapmadı diye sormalıyız” diye konuştu.

Çocuklarımın geleceğinden endişeliyim

Çocuklarının geleceğinden endişe duyduğu için siyasete girdiğini belirten CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, iş insanı Ali Koç’un “Çocuklarımın geleceğinden endişe duyuyorum” sözünü anımsatarak, iş insanlarından çıktığı yolda kendisine ve mücadelesine destek vermelerini istedi.

Şiddet dili tabanda cinnet diline dönüşüyor

80 öncesi de dahil daha önce ülkenin hiç bugünkü kadar birbirine düşmediğini anlatan Budak, şöyle devam etti: “Ülke olarak hiç bu kadar birbirimizle çatıştığımız bir dönem olmadı. Bu siyasetin şiddet dilidir. Şiddet dili tabanda cinnet diline dönüşüyor. Kadının eteğiyle, saçıyla, makyajıyla uğraşırsanız, yapılan protestoyu ağır dille eleştirirseniz şiddet dili baskın oluyor. Şiddet dili toplumun tüm kesimine, damarlarına kadar işledi.”

Sıcak para çekiliyor

Ekonominin çok bozulduğunu, bununla birlikte ahlaki  dejenerasyonunun da bir kriz haline geldiğini belirten Budak, şunları söyledi:”Ekonomiye müdahale ederseniz ekonomi cevabını verir. Dolar sürekli artıyor. Bu devalüasyon değil de nedir? Sıcak paranın çekilmeye başladığı günlerden geçiyoruz. Cari açığımız var. Orta gelir tuzağına saplandık. Orta gelir tuzağından çıkmak için önce hukuku düzenlememiz gerekiyor. 5 ülkede büyükelçiliğimiz kapandı. Komşularımızla barışık değiliz. Bütün dünya ile kavgalıyız. New York Times Gazetesi ile bile kavgalıyız”

Toplum ikiye bölündü

Toplumun ikiye bölündüğünü ileri süren CHP Antalya Milletvekili adayı Çetin Osman Budak, demokratik ülkelerde kişilerin fikirlerini söyledikleri için sürgüne gönderilmediklerini, itiraz eden gençlerin yerlerde sürüklenmediklerini belirterek, üniversiteler özgür olmazsa bilim nasıl üretilecek diye sordu. Ocak-Mayıs 2015 dönemi gelen turist sayısında ciddi bir azalma olduğuna dikkat çeken Budak, Türkiye’nin imajının çok bozulduğunu belirterek,”Tatil yapmak isteyen insan huzurlu yer arar. Turizm verilerinin düşmesi yurt dışından bizi nasıl gördüklerinin işaretidir. Bugün 30 bin yatak devreye girdi. Antalya’da çarkın dönebilmesi için bu yatakların dolması lazım. İşimiz son dakika müşterilerine kaldı” dedi.

Antalya’nın kurtuluşu kültür ve sanattan geçer

Antalya’nın turizmle anıldığı kadar kültürle de anılması gerektiğinin altını çizen Budak, “ ATSO Kültür Merkezi bitti. Picasso’nun sergisini Antalya’ya getirin bakın kaç milyon turist gelecek? Antalya’ya kazandıracak proje, kentin kültür dönüşümü ve kentleşme böyle olur. Antalya’nın kurtuluşu kültür ve sanattan geçer. Antalya’nın bütün yatırımlarının üstüne kültür ve sanat konmalıdır. Bizim estetik anlayışımız Osmanlı’dan gelir. Antalya’ya yakışır bir arkeoloji müzesi kazandırırsanız Antalya kent olur” dedi. Budak, iş insanlarına milletvekili adaylarının seçildikten sonra çalışmalarını takip etmek için karne yapmaları önerisinde bulundu. ANSİAD Üyesi bir iş insanı Milletvekili adayı Çetin Osman Budak’a ATSO eski hizmet binasını Antalya’ya kültür sanat merkezi olarak kazandırdıkları için teşekkür ederek, Antalya’da yapılması planlanan lise kampüsüne taşınacak liselerden sonra kalan boş arazilerin akıbetini takip etmesini istedi. Budak, bir iş insanının CHP’nin iş dünyasına vaatleri yeterli midir? Hayata geçirebilir mi sorusunu “Toplumun tüm kesimleri arasında koordine sağlayacak bir yapı, tamamen piyasa ekonomisini işletecek bir program hazırladık. Hukuk ve demokrasiyle büyüdüğünüz zaman kalkınma ekonomisi devrede olur. Programın tamamı kalkınma projesidir.Biz merkeze insanı koyduk.Odağımız insandır” şeklinde yanıtladı. Etkinlik sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, konuşmacı Çetin Osman Budak’a plaket takdim etti.

 


ANTALYA REKABETÇİLİK ENDEKSİNDE İL BAZINDA 3.SIRAYA YÜKSELDİ

EDAM YÖNETİM KURULU BAŞKANI SİNAN ÜLGEN, ANSİAD’IN KONUĞU OLDU

ÜLGEN: ANTALYA İL BAZINDA REKABETÇİLİK ENDEKSİNDE 7.SIRADAN 3.SIRAYA YÜKSELDİ

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 10.Olağan Toplantısı’nın konuğu Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan ÜLGEN oldu.

EDAM Yönetim Kurulu Başkanı Sinan ÜLGEN, ANSİAD 10.Olağan Toplantısı’nın konuğu oldu. Toplantı Moderatörlüğünü Dr. Fatih Çaylak’ın yaptığı organizasyona ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Antalya’da bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan EDAM Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Ülgen, Antalya’nın rekabetçilik gücünün arttığını belirterek, Antalya il bazında rekabetçilik endeksinde 7. sırada bulunuyorken, 2013 yılında 3. sıraya yükselmiştir” dedi.

EDAM Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Ülgen, ANSİAD toplantısına katıldı. Ülgen, son yıllarda sıklıkla vurgulanan rekabetçiliğin, bölgede yaşayan halkın yaşam kalitesi ve refahını iyileştirmek amacıyla uygulanan kamu politikalarının belirlenmesi açısından oldukça önemli bir kavram haline geldiğini söyledi. EDAM’ın bu alanda bir katkı oluşturmak amacıyla 2009 yılında çeşitli kıstaslara dayanarak il bazında bir rekabetçilik endeksi çalışması yürüttüğünü anımsatan ÜLGEN, bu çalışmayı aradan geçen zaman zarfında bölgesel rekabetçilikte meydana gelen değişikliklerin analiz edilmesi amacıyla 2014 yılında tekrarladıklarını bildirdi.

Oluşturulan endekste ele alınan değişkenlerdeki iyileşmelerin bölgeye yatırım çekileceğine ve genel olarak verimlilikte, üretimde ve gelirlerde artışa yol açacağına işaret ettiğini anlatan Sinan ÜLGEN, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Rekabetçilik endeksi verimliliği her alanda yansıtan altı farklı alt endeksten oluşmaktadır. Bu altı alt endeks ekonomik verimlilik, emek piyasası, insan sermayesi, yaratıcı sermaye, sosyal sermaye ve altyapı verilerinden oluşmaktadır.  Ayrıca, bu alt endekslerin yanında ekonomik verimlilik ve sosyal sermaye endeksleri için üçer alt endeks daha hesaplanmıştır. Bu göstergeler hem sektörel açıdan hem de illerin büyüme potansiyelleri açısından bilgi vermektedirler”

 Rekabetçilik endeksine göre bölge bazında Batı ve Doğu illeri arasında görülen farkın, 2008 -2013 yılları arasında anlamlı bir şekilde azalmadığına dikkati çeken Ülgen, öte yandan değişkenlerdeki iyileşmelere bağlı olarak bazı illerin endeks sıralamasındaki yerlerinin değiştiğinin görüldüğünü söyledi.

Antalya’nın  genel endeks sıralamasındaki yerini etkileyen alt endekslere bakıldığında altyapı, finansal derinlik, makro ortam, emek piyasası ve ekonomik etkinlik verilerindeki iyileşmelere bağlı olarak bu alanlarda rekabet gücünün 2008 yılına oranla arttığının görüldüğünü ifade eden Ülgen, “2008 yılı verilerine göre oluşturulan endekste Antalya il bazında rekabetçilik endeksinde 7. sırada bulunuyorken, 2013 yılında 3. sıraya yükselmiştir”  diye konuştu.

 EDAM Yönetim Kurulu Başkanı Ülgen, öte yandan genel endekste diğer şehirlerin de birbirlerine yaklaştığı görülen insan sermayesi (yaratıcı ve sosyal sermaye) ve eğitim gibi endekslerde Antalya’nın rekabet gücünün düştüğünün gözlemlendiğini de sözlerine ekledi.


ALİ EROĞLU,TÜRKONFED BAŞKAN YARDIMCILIĞI\'NA SEÇİLDİ

ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU, TÜRKONFED BAŞKAN YARDIMCILIĞI’NA SEÇİLDİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı (ANSİAD) ve Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Ali EROĞLU, İstanbul’da gerçekleştirilen Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TURKONFED) 11. Olağan Genel Kurulu’nda TURKONFED Başkan Yardımcılığı’na seçildi.

Konuyla ilgili bilgi veren EROĞLU, “TÜRKONFED, temsil ettiği iş dernekleri ve şirketler dikkate alındığında, Türkiye’nin en büyük ekonomik temsil gücüne sahip bağımsız ve gönüllü sivil toplum kuruluşu olma özelliğini taşımaktadır. Bu üye tabanı ile TÜRKONFED, toplam (enerji dışı) dış ticaretin yüzde 83’ünü gerçekleştirmektedir. TÜRKONFED üyeleri, tarım ve kamu dışı istihdamın yaklaşık yüzde 55’ini sağlamaktadır. Yapılan Genel Kurul’la Başkan Süleyman ONATCA görevi devrederken, Genel Kurul, Tarkan KADOOĞLU başkanlığındaki yeni yönetimi onadı.

 

Yapılan seçimde, teveccüh ederek şahsımı Yönetim Kurulu üyesi seçen Genel Kurul üyelerimize ve beni başkan yardımcılığına layık gören tüm Yönetim Kurulu üyelerimize teşekkür ediyorum. Bundan sonra 3 sene boyunca Antalya’nın, Batı Akdeniz Bölgesi’nin ve Türkiye’nin kalkınması için daha yoğun şekilde Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü TÜRKONFED’de çalışacağız” dedi.

Çatısı altında, 22 federasyon ve 150 dernek bulunan 12 bin 500 iş insanı ve 30 bine yakın şirket barındıran TÜRKONFED’in 11. Olağan Genel Kurulu, geçtiğimiz günlerde İstanbul Çırağan Sarayı’nda yapılmıştı.

 


MEHMET GÜNAL:TURİZM ÇERÇEVE KANUNU ACİLEN ÇIKMALI

MHP ANTALYA MİLLETVEKİLİ ADAYI DOÇ. DR. MEHMET GÜNAL ANSİAD’IN KONUĞU OLDU.

GÜNAL:”TURİZM ÇERÇEVE KANUNU ÇIKMADAN ANTALYA GELİŞEMEZ “

 Yaklaşan genel seçimler nedeniyle siyasi partilerin Antalya Milletvekili adaylarını ağırlayan Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) konuğu bu kez Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)  Antalya Milletvekili adayı Doç. Dr. Mehmet GÜNAL oldu.

MHP Antalya Milletvekili adayı Doç Dr Mehmet GÜNAL, ANSİAD olağan toplantısının konuğu oldu. GÜNAL, getirisi yüksek, yerli sektör turizm verilerinin artmasıyla ilgili Turizm Çerçeve Kanunu çıkmadan Antalya hiçbir konuda gelişemez, ilerleyemez” dedi.

 Antalya’da bir otelde düzenlenen toplantıya MHP Antalya Milletvekili adayı Doç Dr Mehmet GÜNAL, Antalya Milletvekili adayı Avukat Cengizhan GÖKÖZ, Merkez Yürütme Kurulu Üyesi MHP Antalya Büyükşehir Meclisi Grup Sözcüsü Selçuk SENİRLİ, MHP Antalya  İl Başkan Yardımcısı Harun ÖZTÜRK, İl Kadın Kolları Başkanı Yıldız Aslıhan DİNÇER, ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, ANSİAD Yönetim Kurulu üyeleri, dernek üyesi iş insanları, partililer ve basın mensupları katıldı. Toplantı öncesi konuşma yapan ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, ülke olarak ilime, bilime daha fazla odaklanmamız gerektiğini belirtti. EROĞLU, ekonomimizi daha üst seviyeye çıkarmak için çalışmalar yapılması gerektiğini vurgulayarak, iş dünyası olarak sürdürebilir kalkınma beklentisi içinde olduklarını ve uzun soluklu bir ekonomik ekosistem yaratılmasının öncelikleri olduğunu kaydetti.

 Ekonomik Atılım Sanayiden Başlayacak

Toplantı moderatörlüğünü ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu’nun yaptığı toplantıda “7 Haziran Genel Seçimleri ve MHP” başlığında konuşan Doç. Dr.Mehmet GÜNAL, parti olarak hükümet olmaya hazır olduklarını, parti seçim programının hükümet programı taslağı niteliğinde hazırlandığını belirterek, Biz bu programı seçime yönelik değil, hükümet olmaya yönelik hazırladık ve hükümeti yönetmeye hazırız\" dedi. GÜNAL, MHP olarak ekonomik atılımı sanayiden başlatacaklarını, ekonomiyi ve üretimi onarım programıyla işe başlayacaklarını da belirterek, yurt içi kaynakların yeterince kullanılamadığını, MHP olarak yatırım, üretim, ihracat sektörlerini dar bölgeli teşvikle işe başlayacaklarını dile getirdi.

Önceliklerinin toplumsal onarım ve huzurlu gelecek olduğunu dile getiren MHP Antalya Miiletvekili adayı Doç Dr Mehmet GÜNAL, 12 yıllık tahribatın onarılması gerekiyor” diye konuştu. Seçim beyannamesini beş ana taslak üzerinde hazırladıklarının altını çizen Günal, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Devlet reformu. Akıl tutulmasından, akıllı devlete geçiş yapılması gerekiyor. Yönetim reformu. Tüketen, üretmeyen, ithalata bağımlı, düşük kur yüksek faize bağımlı döngü ekonomisinden üreten ekonomiye geçiş. Yolsuzlukla mücadele. Bunun için bir kurul kuracağız. Dünyadaki sicilimizi temizleyeceğiz. Borç sarmalından çıkış projesi.Toplumsal ahlak ve kültürün yeniden tesis edilmesi.Yozlaşan kültür ve alt yapısını düzenleyecek bir takım önlemler alınması\"

Hedef orta vadede bölgesel güç, uzun vadede küresel güç

MHP’nin kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri hakkında iş insanlarıyla bilgi paylaşımında bulunan GÜNAL, şunları söyledi:

“2015-2019 yıllarını kapsayan birinci iktidar dönemi Türkiye’nin onarılmasını, çözülen milletin bütünleştirilmesini demokrasinin güçlendirilmesini sağlayacağız. 2016-2019 yıllarında, yıllık ortalama yüzde 5,2 büyüme ve 700 bin istihdam sağlayacağız. Dönemin sonunda 1,1 trilyon dolara, kişi başına milli gelir 13 bin 300 dolara, ihracat 238 milyar dolara erişecektir, istihdam 29,1 milyon kişiye ulaşacaktır. Orta vadeli hedefimiz 2019-2023 sonunda Türkiye’nin bölgesel güç haline gelmesidir. Bu kapsamda MHP iktidarında, ileri teknoloji kullanan, yüksek katma değer yaratan küresel ölçekte rekabet gücüne sahip üretim yapısı tesis edilecektir”

GÜNAL, Yıllık yüzde 6 ortalama büyümeyi hedeflediklerini belirterek,  İstihdam sayısını 33,2 milyon kişiye ulaştıracaklarını, uzun vadede ise Türkiye’nin küresel güç olmasını hedeflediklerini bildirdi.

Sanayiyle ilgili ciddi bir envanter çalışması yapılmalı

Doç Dr Mehmet GÜNAL, sanayiyle ilgili ciddi bir envanter çalışması yapılması gerektiğini belirterek, karar mekanizmalarında kullanılacak bir sisteme ihtiyaç olduğunu söyledi.

Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlara öncelik verilmesi gerektiğini belirten GÜNAL, “Yüksek katma değerli ürünler üretmeli ve ihraç etmeliyiz. Sadece buzdolabı üreterek yüksek uygarlık ve refah seviyesini yakalayamayız” dedi

 Doç Dr Mehmet GÜNAL, MHP’nin milliyetçilik ve demokrasiyi ikiz kardeş olarak gördüğünü belirterek, “Demokrasiyi sadece siyasi rejim olarak görmüyoruz. Demokrasi, fikir, din,vicdan özgürlüğünün teminatı,aynı zamanda hayat tarzıdır.Sistemin demokratik olması sizi demokratik kılmıyor.Egemenliğin sahibi millet olmalıdır.Hukuk torbaya girdi.Kanun eliyle hukukun katledildiğini görüyoruz.Kanun devleti değiliz,tek adam devletine dönüştük” diye konuştu.

MHP Antalya Milletvekili adayı Doç Dr Mehmet GÜNAL, konuşmasının ardından iş insanlarının sorularını yanıtladı. GÜNAL, bir iş insanının “En pahalı enerji bulunamayan enerjidir. Enerji politikanız nedir? sorusunu  “İlgili Bakanlık’tan Milli Enerji Strateji Belgesi istedik, detaylı sonuç alamadık. Güneşten yeteri kadar faydalanamıyoruz. Bu alana odaklanacak çalışmalar tasarlıyoruz. Türkiye’nin geleceği açısından petrol/kaya gazıyla ilgili yapılan çalışmaları, araştırmaları takip ediyoruz. Türk Ticaret Enerji Birliği’ni kuracağız” şeklinde yanıtladı.

GÜNAL, yine bir iş insanının alternatif turizm hakkında görüşleriniz sorusunu ise “4 Mevsim turizm yapılacak kapasiteye sahip Antalya’da alternatif turizm yapmak demek; jeepe binip safari yapalım, dağa çıkalım demek değildir. Daha önceki konuşmalarımızda kent merkezinin Kepez üstüne kaydırılması, bölgede safari parkı oluşturulması ve doğal film platosu kurulması, Gündoğmuş’ta endemik bitkilerin tamamını içine alan bir turizm politikası oluşturulması önerilerini ifade etmiştik. Turizm çerçeve kanunu çıkmadan Antalya hiçbir konuda gelişemez, ilerleyemez. Turizm Bakanlığı’nın yapısını yeniden düzenlememiz gerekiyor. Turizm sektörü yerli. Kazandığımızın çoğu bizim. Turizmi daha fazla önemsememiz lazım” diye yanıtladı.

Gençlik Kolları Ülkü Ocakları Mıdır? Ülkü Ocakları MHP’nin bir örgütü müdür? sorusunu ise “MHP’nin gençlik kolları yoktur. Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfıdır. Gençlik teşkilatı değildir. Devlet Bahçeli\'nin MHP Genel Başkanlığı\'na seçilmesiyle birlikte Ülkü Ocakları\'nın yapısında da önemli değişimler başlamıştır. Geçmişten kalan bir algı yanılgısı var. Bu algı zamanla kırılacak. Belirtmek isterim ki Ülkücülüğümüz; Türk milletini en kısa yoldan en kısa zamanda modern uygarlığın en üst seviyesine çıkarmak; mutlu, müreffeh hale getirmek; bağımsız, özgür, kendi haklarına sahip bir hayata kavuşturmaktır.  Kişilere hürriyet, milletlere istiklâl başta gelen prensiplerimizdendir.” şeklinde yanıtladı.

Etkinlik sonunda ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, konuşmacı Mehmet GÜNAL’a plaket takdim etti. Konuşmacı Mehmet GÜNAL da ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU’na Torbadaki Hukuk adlı kitabını armağan etti.


19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun

19 Mayıs Atatürk\'ü Anma,Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun


YOGESH SHARDA:

ANSİAD’DAN ÜYELERİNE MEDİTASYON VE ÖZFARKINDALIK EĞİTİMİ

YOGESH SHARDA:”MEDİTASYON HAYATINIZIN BİR PARÇASI OLMALI”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) eğitim programı çerçevesinde üyelerine ve eşlerine ücretsiz düzenlediği \'\' Meditasyon ve Özfarkındalık” konulu seminer hafta sonunda Su Otel’de gerçekleştirildi. Hint asıllı Yogesh SHARDA tarafından verilen eğitim ilgi gördü. Eğitmen Yogesh SHARDA, ruhsal şifa ve iyileşme anlamına gelen meditasyonu yaşamı kolaylaştırmak için her insanın yapması gerektiğini söyledi.

 

Türkiye\'nin çeşitli illerinde, üniversitelerde ve kurumsal şirketlerde benzer eğitimler veren atölye çalışması eğitimcisi Hint asıllı olan Yogesh SHARDA, İngiltere’de, Londra ve Oxford’da yetişmiş, ayrıca Avrupa, İngiltere, Amerika ve Hindistan’da 20 yıldan fazladır kişisel gelişim üzerine seminerler ve konferanslar veriyor.

Yogesh SHARDA eğitim seminerine kelime anlamı iyileşmek ve derin düşünmek olan meditasyonla ilgili kısa bir deneme yaptırarak, konuya da meditasyonun hayatımızdaki yeri üzerine konuşarak başladı. Konuşmasının büyük bir bölümünde de meditasyon üzerine yoğunlaştı. Zihnin, dingin ve huzurlu olması gerektiği üzerinde duran Yogesh SHARDA, “Yaşam kalitesinin zihnin kalitesine bağlı olduğu” tezi üzerinde durdu.  Zihni huzurlu tutabilmek için üç aşamalı bir süreçten söz eden Yogesh SHARDA, bu aşamaları da; “Stresimizin gerçek sebeplerini anlamak, hayatımızda olan stresle başa çıkmak ve fazlarını önlemek için çabalamak” olarak özetledi. Herkesin, hayatı kontrol etmek için çabaladığını ve bunun mümkün olamayacağını söyleyen Yogesh SHARDA, bundan hareketle herkesin ancak ve ancak sadece kendisini kontrol edebileceğini belirtti.

 “Ben Kimim” ? sorusuna verilen cevabın kişinin yaşam temelini oluşturduğunu vurgulayan  SHARDA, yaşam piramidinde fiziksel, sosyal rollerimizin sadece yüzde 10’luk kısmı açıkladığını belirterek, duygusal ve ruhsal kısmı içeren öğelerin insanın aslını tanımladığını söyledi. Huzur, sevgi, neşe ve içsel enerjiyi harekete geçirdiğimizde dışarıya verme kapasitemizin arttığını ifade eden Yogesh SHARDA, şunları söyledi:

“Gerçek derin kimliğimize geri dönmek için etiketleri, ego maskelerimizi temizlediğimizde geriye kalan gerçek ben i tanımlar. İçimizdeki pozitif güçleri harekete geçirdiğimizde dışarıya verme kapasitemiz artıyor. Ruhsal olarak güçsüz olduğumuzda iniş-çıkışlardan, çevredeki durumlardan çok etkileniyoruz. Meditasyonu ruh bilincinde yaparsanız farkındalığınız artırıyor, olaylara bakış açımız değişiyor, kendi içimizdeki güç uyanıyor. Meditasyonu yaşamınıza yerleştirirseniz çözümlerle daha kolay buluşacaksınız”

 Özfarkındalığın artması için meditasyonun yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerektiğinin altını çizen SHARDA, meditasyon yapma aşamalarını içe dönüş, zihni olumlu bir şeye yönlendirme ve olumlu hedefe odaklanma olarak tanımladı. Zihindeki düşünceleri otobandaki arabalara benzeten Yogesh SHARDA, katılımcılara trafik kontrolü yapar gibi düşüncelerini organize etmeleri önerisinde bulundu.

Meditasyon uygulamasıyla yaklaşık 6 saat süren sunumunu tamamlayan SHARDA katılımcılara pozitif düşünce kartları dağıttı. Etkinlik sonunda ANSİAD Başkan Vekili Sadi KAN, eğitmen Yogesh SHARDA’ya günün anısına sanatçı Tufan Dağıstanlı’nın Seramik Kuş  eserini takdim etti.


AV. MUSTAFA KÖSE:VEKİL OLURSAM ÖNCELİĞİM TARIM VE TURİZM OLACAK

AK PARTİ MİLLETVEKİLİ ADAYI AVUKAT MUSTAFA KÖSE, ANSİAD TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU.

KÖSE:”VEKİL OLURSAM ÖNCELİĞİM TARIM VE TURİZM OLACAK”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 9.Olağan Toplantısı’nın konuğu Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Milletvekili adayı Avukat Mustafa Köse oldu.

AK Parti Milletvekili adayı Avukat Mustafa Köse ANSİAD’ın geleneksel yemekli toplantılarının konuğu oldu. Toplantıya ANSİAD Yönetim Kurulu üyeleri, ANSİAD üyesi iş insanları, parti temsilcileri ve basın mensupları katıldı. Toplantı başkanlığını ANSİAD Denetleme Kurulu Üyesi Dündar Uluğkay’ın yaptığı toplantıda konuşan AK Parti Milletvekili Adayı Mustafa Köse, “Eğer vekil olursam Antalya’nın öncelikli konularından tarım ve turizm alanında çalışmalara ağırlık vereceğiz. Yine Antalya’ya 2 tane kruvaziyer liman kazandıracağız” dedi

 İnsanın nereli olduğundan ziyade nereye hizmet ettiğinin önemli olduğunu vurgulayan Avukat Mustafa Köse, şunları söyledi:

“Siyasete Ak Parti’de başladım. Neden Ak Parti? Tek sebebi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Kendisi bugün Ak Parti’yi değil de Gök Parti’yi kursa Gök Parti’de olacaktım. Misyonu, vizyonu, meselelere bakış açısı beni derinden etkiledi. Siyasete uzak kalmak tercihtir, cesaret siyasetin içinde olabilmektir. Yaşadığımız şehre hizmet sevdamız var. Bu şehre karşı, çocuklarımıza, torunlarımıza karşı ödevlerimiz var. Makamlar, mevkiler emanet, önemli olan mevkilerin hakkını vermektir”

 Başarımızın sırrı iyi bir ekip ruhu içinde çalışmak

Siyasetin önemli olduğunu fakat siyasette istişarenin daha önemli olduğunu belirten Köse, AK Parti içinde istişare mekanizmasının çok iyi yürütüldüğünü ve başarısının sırrının bu olduğunu söyledi. İstişare mekanizmasının hem yerel hem genel seçimlerde çok iyi işlediğini aktaran Köse, seçimi sadece çalışarak kazanmadıklarını iyi bir ekip ruhu içinde ilerleyerek başarıya ulaştıklarını kaydetti.

 AK Parti İktidarı döneminde Antalya’nın çehresinin değiştiğini savunan Ak Parti Milletvekili Adayı Mustafa Köse, şöyle devam etti:

“Bu şehre karşı, çocuklarımıza, torunlarımıza karşı ödevlerimiz var. Aldığımız nefesi bile veriyorsak hiçbir şey bizim değil. Her şey emanet.Makamlar, mevkiler emanet. Önemli olan mevkilerde mevkilerin hakkını vermektir. Çok yoğun seçim çalışmaları yapıyoruz. Bu çerçevede binlerce insanla görüşüyoruz, buluşuyoruz. İnsanlara faydalı olmaya çalışıyoruz. İnsanlara faydalı olmak çok anlamlı.Hayır duası almak her şeyin ötesinde”

 Antalya’da seviyeli siyaset ortamını yakaladık

Antalya’da seviyeli siyaset özlemi içinde olduklarını ve diğer partilerle diyalog sonucu genç başkanlar olarak bunu yakaladıklarını vurgulayan Köse, “Antalya için kendi ideolojisi doğrultusunda hizmet yapmaya çalışan, emek harcayan herkese saygı duyuyoruz. Birbirimizi saygı temelinde eleştiriyoruz. İnsanların yüzüne bakacak durumda olmak gerekir. Her şey nezaket sınırlarında olmalı ve bunu aşmamalıdır”

 2 Tane Kruvaziyer Liman ve Duble Yollar Geliyor

Köse, iş insanlarının kruvaziyer turizmi geliştirin önerisine karşın, seçim çalışmaları içinde kruvaziyer limanla ilgili 2 tane projeleri olduğunu belirterek, limanları Lara ve Demre’de yapmayı planladıklarını söyledi.

AK Parti Milletvekili Adayı Avukat Mustafa Köse, yolları iyileştirme çalışmaları yaptıklarını belirterek, Finike-Demre, Korkuteli-Elmalı arası yapılması planlanan duble yollarla mesafelerin kısalacağını söyledi.

Köse: “3.Havalimanıyla ilgili yapılmış bir şey yok “

Köse, bir iş insanının Demre’de havalimanı yapmayı düşünüyor musunuz? 3.havalimanı bu bölgeye ciddi rakip olacaktır. Havalimanı akabinde yapılacak turizm yatırımları bölgenin özel doğasına, yapısına zarar verecektir. İyi düşünülmeli iyi planlanmalı sorusunu “Batıya havalimanı yapılması yönünde vatandaştan ciddi bir talep var. Biz bunu olası görmüyorduk. Ta ki Ulaştırma Bakanı Antalya’ya gelene kadar. Mesele yapmak değildir. Sonrası rantabl olacak mı? Bu önemli. Bakanlık’tan ekip geldi, yer bakılıyor. İncelemeler yapılıyor. Bölge özel bir turizm alanı, farklı destinasyonları var. Eğer havalimanı yapılırsa bölgede yer alan bakir koylar tahsise açılır konusuna katılmıyorum. Turizm Bakanlığı bu konuda ketum. Batıda başka işler düşünüyoruz. Henüz orada bu konuyla ilgili yapılmış bir şey yok” şeklinde cevapladı.

Avukat Mustafa Köse, iş insanlarının turist sadece havalimanı yoluyla gelmez, pahalı turist kruvaziyer limandan gelir, 3.havalimanı özel bölgenin yok edilmesi anlamına gelir, Antalya’nın koylarına sahip çıkın,size emanet ediyoruz önerisini “Koylara sahip çıkacağız” şeklinde yanıtladı.

 Köse, yine bir iş insanının öncelikli olarak Antalya’nın en önemli sorunu nedir sorusunu ise “ Tarım ve turizm alanında çalışmalar yapmak istiyoruz. Önceliğim tarım ve turizm olacak diye yanıtladı.

Toplantı sonunda ANSİAD Başkan Vekili Sadi Kan ile Toplantı Başkanı Dündar Uluğkay konuşmacı Mustafa Köse’ye plaket takdim etti.


ANSİAD,İNŞAAT SEKTÖRÜ TOPLANTISI YAPILDI

ANSİAD, İNŞAAT SEKTÖRÜ TOPLANTISI YAPILDI

SANAT TARİHİ PROFESÖRÜ ZEKİ SÖNMEZ “TÜRK-İTALYAN İLİŞKİLERİNİN MİLADI VENEDİKLERLE YAPILAN TİCARET ANLAŞMASIDIR “

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) İnşaat Sektörü toplantısının konuğu Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Profesörü Zeki Sönmez oldu. Rönesans Döneminde Türk -İtalyan Siyaset, Sanat, Diplomasi İlişkileri başlığında konuşma yapan Sanat Tarihi Profesörü Zeki Sönmez, Türk-İtalyan Sanat İlişkilerinin siyaset ve diplomasiden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, “Türk- İtalyan ilişkilerinin milad tarihi Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1.Gıyaseddin Keyhüsrev’in Antalya’yı aldıktan hemen sonra Venediklilerle yaptığı ilk ticaret anlaşmasıyla başlar” dedi.
ANSİAD İnşaat Sektörü Toplantısı Akra Barut Otel’de yapıldı. Toplantı Başkanlığını İbrahim Şencan’ın yaptığı toplantıya İnşaat sektörü üyeleri ve sektör temsilcileri katıldı. Toplantıda konuşan Sanat Tarihi Profesörü Zeki Sönmez, Türk-İtalyan Sanat İlişkilerinin siyaset ve diplomasiden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, “Türk- İtalyan ilişkilerinin milat tarihi Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1.Gıyaseddin Keyhüsrev’in Antalya’yı aldıktan hemen sonra Venediklilerle yaptığı ilk ticaret anlaşmasıyla başlar” dedi. Sönmez, tarih boyunca Türk-İtalyan ilişkilerinin her alanda ve her aşamada her iki tarafında kendi çıkarlarını esas aldıkları değişik bir zeminde geliştiğini ifade etti.

İki tarafında kendi yararını korumak, değerlendirmek ve karşı tarafı daha iyi tanımak için özel çaba harcadığını vurgulayan Sanat Tarihi Profesörü Zeki Sönmez, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
“Türkler de, İtalyanlar da birbirini tanımak, anlamak ve değerlendirmek için yeni ve ilginç diplomatik taktikler, politikalar geliştirdi. Siyasi literatürde genelde dostluk olarak tanımlanan ilişkiler bütünü içinde birliktelikler, karşıtlıkları ve kopmalar birbirini izledi. Siyaset sürekliliğine karşılık, olayların seyri çerçevesinde ne dostluklar ne de düşmanlıklar kalıcı oldu”

Türk-İtalyan ilişkilerinin miladını Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1.Gıyaseddin Keyhüsrev’in Antalya’yı aldıktan sonra Venediklilerle yaptığı ticari anlaşma olarak açıklayan Sönmez, bu anlaşmanın Anadolu’nun zengin tarım-hayvancılık potansiyelini Venedikliler aracılığıyla Avrupa’ya pazarlanmasını öngördüğünü dile getirdi.
Bu anlaşma çerçevesinde Selçukluların ön gördüğü yüzde 2’lik düşük gümrük vergisinin bu alanda bir rekor olduğunu vurgulayan Sönmez, şöyle devam etti:

“Gümrük vergisi, Venedikli tüccarlara Anadolu kıyılarında ve anakarasında her türlü güvenlik ve bir tür devlet sigorta garantisi sağlamaktadır. 20 maddelik bu ticaret anlaşması bütün Anadolu Selçuklu yönetimi dönemince her hükümdar tarafından yenilenir”
Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı Devleti’ni imparatorluk boyutuna ulaştırma çabası sürerken, İtalya’da Rönesans reform hareketlerinin başladığını anlatan Prof. Dr. Zeki Sönmez, bu hareketin amacının çok uzun ve zorlu geçmiş olan Avrupa ortaçağının derin skolastik,(aklı reddeden düşünce) dinsel karanlığından kurtulmaya yönelik

olduğunu ifade etti. Sönmez, Fatih Sultan Mehmet döneminde Venedik ve diğer İtalyan denizci devletleriyle sürdürülen ilişkilerin sınırları bilinmediği gibi çok geniş kapsamlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Rönesans hareketlerinin öncelikle insanın ve bireyin özgür düşünme, üretme yeteneğinin ortaya çıkarılması ve bir bakıma insan aklının serbest bırakılmasını öngördüğünü vurgulayan Sönmez, Rönesans hareketlerinde 2.Beyazıt döneminde İstanbul’da Venedik elçiliği yapan ve daha sonra Kanuni Sultan Süleyman zamanında Venedik Cumhuriyeti Devlet Başkanlığı’na seçilen Andrea Piritti’nin büyük payının olduğunu söyledi.

Prof Dr Zeki Sönmez, Rönesans döneminde ünlü İtalyan sanatçıların Osmanlı İmparatorluğu’nun büyüklüğü ve ekonomik gücünü gözeterek İstanbul’a gelmek ve İstanbul’da bazı eserler üretmek istediklerini anımsatarak, ”Leonardo Da Vinci, Michelangelo gibi ünlü İtalyan sanatçılar İstanbul’a gelmedi. Kanuni döneminde Osmanlı İmparatorluğu kendisine has doğu tipi bir sanatta reforma yönelerek “Saray Ehli Hiref” (Saray Sanatçıları Teşkilatı) teşkilatını kurdu. Mimar Sinan, Kara Memi, Şah Kulu, Nakkaş Osman gibi sanatçıları yetiştirerek yoluna devam etti”


BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ HASAN SUBAŞI:

ANTALYA BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ ADAYI HASAN SUBAŞI:

“SİYASET İYİ GİTMİYOR, PARTİLER KURUMSALLAŞAMADI, SİYASETE KATILMAK ZORUNDAYIZ”

 Antalya Bağımsız Milletvekili adayı Avukat Hasan Subaşı Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 7. Kahvaltılı Toplantısının konuğu oldu.

ANSİAD, kahvaltılı toplantısının konuğu Antalya Bağımsız Milletvekili adayı Avukat Hasan Subaşı oldu.

 

Günümüzde siyasetin iyi gitmediğini, siyasi partilerin gerileyen kurumlar haline geldiğini savunan Bağımsız Milletvekili adayı Avukat Hasan Subaşı, “Her şey kurumsallaşırken siyasi partiler bunun tam dışında ya da tam tersi yolda kaldı. Partiler kurumsallaşamadı. Lidere bağımlı kaldılar. Siyasete katılmak zorundayız. Daha cesur, daha dikkatli olmak zorundayız” şeklinde konuştu.

 

Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu’nun yaptığı yönetim kurulu, dernek üyesi iş insanları, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Cem Oğuz’un katıldığı toplantıda konuşan Antalya Bağımsız Milletvekili Adayı Hasan Subaşı siyasete giriş nedeni, adaylık süreci ve planları hakkında bilgi vererek soruları yanıtladı.

Toplantı öncesi konuşma yapan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Hollanda’da yapılan en son yerel seçimleri anımsatarak, Hollanda halkının geçmiş yıllara oranla bağımsız adaylara yöneldiğini, mevcut partilerin halkın beklentilerini karşılayamadığını belirterek, “Bu durumun hakim partilerin halkın bir kısmının beklentilerini karşılayamaması sonucu olduğunu ve ülkemizde de bağımsız aday oranlarının mevcut siyasi partilerce izlenmesi ve bu durumdan kendilerine misyon yüklemeleri gerektiğini söyledi.

 

Subaşı: Kendimiz için, çocuklarımız için kim ne yaparsa yapsın deme lüksümüz yok

Dünden bugüne Antalya’da her alanda gelişmeler olduğunu vurgulayan Bağımsız Milletvekili adayı Avukat Hasan Subaşı, “Şu anki mevcut durumda her şeyimiz pamuk ipliğine bağlı. Siyaset hem çok önemli hem de çok tehlikeli bir olgu. Bugünü ve yarını şekillendiren bir kavram. Siyaset hepimizi ilgilendiriyor. Kendimiz için, çocuklarımızın geleceği için, yarınlarımız için kim ne yaparsa yapsın deme lüksümüz yok” dedi.

Siyaseti her zaman takip ettiğini dile getiren Subaşı, siyaseti çok sevdiğini söyleyemeyeceğini belirterek, “Siyaset çok ciddiye aldığım bir sorumluluk projesidir” diye konuştu.

 Siyaset iyi gitmiyor, siyasi partiler kurumsallaşamadı

Günümüzde siyasetin iyi gitmediğini, siyasi partilerin gerileyen kurumlar haline geldiğini savunan Bağımsız Milletvekili adayı Avukat Hasan Subaşı, “Her şey kurumlaşırken siyasi partiler bunun tam dışında ya da tam tersi yolda kaldı. Partiler kurumsallaşamadı. Lidere bağlı olmaktan öteye gidemediler. Lider dümen kırınca Türkiye çatırdıyor. Lidere bağımlılık siyasi işlevsizlik yaratmıştır. Oysa partiler hepimizi şekillendiren, ilgilendiren kurumlardır. Siyasete katılmak zorundayız. Daha cesur, daha dikkatli olmak zorundayız” şeklinde konuştu. Bütün partilerin parti içi demokrasiyi bir kenara bıraktığını öne süren Subaşı, Türkiye’nin insan hakları kavramında çok geri olduğunu belirterek, “İnsan haklarını içselleştiremediğimiz için bazı sorunları çözemiyoruz” dedi.

Rahatım yerinde olmadığı için aday oldum

Aday olma kararını rahatının yerinde olmamasına bağlayan Subaşı, adaylık öncesi siyaset içinde yer alan, kanaat önderliği yapan, aynı ve karşıt görüşte olan pek çok  arkadaşıyla istişarede bulunduğunu belirterek, “Aday olmam yönünde telkinde bulundular. Görüş beyan ettiler. Bu konuşmalardan etkilendim. Bugüne kadar kabul edemediğim partilerde siyaset yapmak istemedim. Bu nedenle aday oldum” dedi. Subaşı, partilerle ilgisi olmadığını belirterek,” Partilerin silkinmesi, kurumsallaşması lazım” diye konuştu.

 

Siyasette nezakete, üsluba ihtiyaç var

Siyasetin bozulmasının her alanı etkilediğini vurgulayan Antalya Bağımsız Milletvekili Adayı Hasan Subaşı, şunları söyledi:

“Siyasetin bozulması medyayı etkiliyor. Adaleti etkiliyor. Adalete güven kalmadı. Demokrasinin farkında değiliz. İnsanların bir kısmını yok sayarak demokrasiyi götürmek mümkün değildir. Herkesin aklından, birikiminden yararlanmak zorundayız. Demokrasiyi terk edersek hoş görüyü, adaleti, şeffaflığı, huzuru, güveni terk ederiz. Demokrasi olmazsa işinizi layıkıyla yapamazsınız”Türkiye’nin en önemli sorununun siyasetteki marazlı hal olduğunu savunan Subaşı, bağımsız milletvekili olmanın hayatını etkileyeceğini belirterek, “Şimdi ülke olarak gidişatımız belli değil. 7 Haziran’da partiler çatırdayacaktır. Partiler ilk defa özeleştiri dönemini başlatmak zorundadır. Siyasette kartlar yeniden dağıtılacaktır. Kartlar yeniden şekillenecekse onun ne menem bir şey olduğunu bilen siyasetçilere ihtiyaç var” diye konuştu.

Subaşı, bağımsız aday olarak önünde zorlu bir süreç olduğunu bildiğini belirterek,”Bağımsız milletvekili çok şey yapabilir. Fakat nereye kadar gideceğimi kestirmek güç. Doğru yolda olduğuma inanıyorum. Yolum doğruysa kaybedip kazanmayı düşünmedim” dedi.

Subaşı, bir iş insanının söylemlerinizde siyasette nezaket ve üslup konusuna vurgu yaptınız. Bunu açar mısınız? sorusunu “Siyasetin üslubu, ilkesi, değerleri olmalı. Günümüzde bu unutuldu, konuşulmaz oldu. Nezaket ve demokrasi benim vazgeçemeyeceğim şeylerdir. Siyah ve beyaz arasında griler var diyen kişilere ihtiyacımız var” diye konuştu.

 Toplantı, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.



GAZETECİ CENGİZ ÇANDAR:ORTA DOĞU\'YA YATIRIM YAPMAYIN

Gazeteci&Yazar Cengiz Çandar,  İş İnsanlarını Uyardı:

“Orta Doğu’da Uzun Süre İstikrar Olmayacak. Yatırım Yapmayın”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 8.Olağan Toplantısının konuğu Gazeteci&Yazar Cengiz Çandar oldu.Orta Doğu’nun tarihi bir geçiş dönemi içinde olduğunu vurgulayan Çandar, bölgenin sınırlarının belirlendiğini belirterek, iş insanlarına “Bölge yatırım yapmaya çok elverişli değil. Ekonomik bakımdan uygun değil. İş araçlarınızın geri geleceğinin garantisi yok. Orta Doğu’da uzun süre istikrar olmayacak” uyarısında bulundu.

Gazeteci&Yazar Cengiz Çandar, ANSİAD’ın geleneksel yemekli toplantılarının konuğu oldu. ANSİAD Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin daveti üzerine Antalya’ya gelen Gazeteci&Yazar Cengiz Çandar, “Ortadoğu Gelecek Öngörüleri, Türkiye Siyaseti ve Ekonomisi Üzerine Etkisi” başlığında konuşma yaptı. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Üyesi İş İnsanları ve ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses’in katıldığı toplantıya katılım yoğun oldu. Toplantı öncesinde yeni üye kabul töreni yapıldı. ANSİAD’a yeni katılan İş İnsanı İsmail Volkan’ın rozetini ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu takarken, üyelik belgesini Gazeteci Yazar Cengiz Çandar takdim etti.

Toplantı Başkanlığını Mehmet Ülger’in yaptığı toplantıda konuşan Gazeteci Yazar Cengiz Çandar, Orta Doğu’nun tarihi bir geçiş döneminde olduğunu belirterek, “Orta Doğu’da sınırlar belirleniyor. Bu durum savaşlı ve iç savaşlı olarak cereyan edecek. Yatırım yapmaya çok elverişli değil. Orta Doğu’da uzun süre istikrar olmayacak” dedi.

Orta Doğu’da bir sene sonrası ile ilgili görüş bildirmenin mümkün olmadığını ileri süren Gazeteci&Yazar Cengiz Çandar, “Orta Doğu’da enteresan gelişmeler oluyor. Alışageldiğimiz şekilde sınır değişiklikleri olmayabilir. Orta Doğu’nun geleceğine dönük öngörüm ise istikrarsızlık durumunda büyük bir depremin mütemadiyen sürekli artçı şoklarını yaşayan, paramparça, sancılı, acılı ne kadar süreceği belli olmayan bir döneme girecek olduğudur” diye konuştu.

Orta Doğu’yla Yakınlaşmamız Batıyla Aramızı Açtı

Orta Doğu’nun tarihi bir geçiş dönemi içinde olduğunu vurgulayan Çandar, bölgenin sınırlarının belirlendiğini belirterek, iş insanlarına “Bölge yatırım yapmaya çok elverişli değil. Ekonomik bakımdan uygun değil. İş araçlarınızın geri geleceğinin garantisi yok. Orta Doğu’da uzun süre istikrar olmayacak” uyarısında bulundu.

Türkiye’nin Orta Doğu’nun bir parçası olduğunu ifade eden Çandar, geçmişte Türkiye’nin bu bölgeyi çok ihmal ettiğini anımsatarak, “Son dönemlerde ise Orta Doğu’ya çok angaje  olmamız Batıyla aramızın açılmasına sebep oldu. Öte yandan bölgedeki istikrarsızlığın Türkiye’ye sirayet etmemesi çok zor olurdu” şeklinde konuştu

Türkiye’yi önümüzdeki 2 yıl çok zor günler bekliyor

Türkiye’de haziran ayında yapılacak genel seçimlerde sonuç ne olursa olsun Türkiye’nin seçim tercihinde ciddi revizyona gitmemesi halinde Orta Doğu’dan gelen türbülansın önemli bir bölümünün ithal edilen potansiyelini taşıdığını öne süren Gazeteci Cengiz Çandar, “Orta Doğu Türkiye için çok ciddi güvenlik tehdidi ve gelecek açısından soru işareti ihtiva ediyor” dedi. Çandar, seçim sonuçlarının güçler dengesinin ne şekilde yansıyacağının ipuçlarını verecek bir enstrüman olduğunu belirterek, “ Seçim sonuçları ne olursa olsun Türkiye 2016 ve 2017 yıllarına kadar çok sıkıntılı günler geçirecek. Seçimler olacak. Bahar gelecek, pikniğe gideceğiz diye bir denklem yok” diye konuştu.

Ekonomide çok ciddi yapısal reformlara ihtiyaç var

Ekonominin yüzde 80’ini psikoloji olarak nitelendiren Çandar, bu sene Türkiye için yapılan Orta Gelir Tuzağı tespitini anımsatarak, gelişen ülkelerde ortaya çıkan orta gelir tuzağına düşme durumunun tehlike arz ettiğini söyledi. Türkiye Ekonomisinde 2009 yılından beri çok anlamlı bir sıçrama olmadığını ileri süren Gazeteci&Yazar Cengiz Çandar, uzun vadeli dış yatırımların durduğuna dikkati çekerek, ekonomide çok ciddi yapısal reformlara ihtiyaç olduğunu söyledi.

Çandar, bir iş insanının Türkiye’nin Orta Doğu politikasında beklentileri nedir sorusunu “Orta Doğu politikasının geliştirilmesi mevcut iktidarın kafasında hep vardı. Türkiye Orta Doğu’ya bu iktidar döneminde bir adım daha yakınlaştı. Biz batı dünyasının alerji duyduğu bir rejime özel muamele yaptık. Komşularla Sıfır Sorun politikası izlendi. Bu doğrultuda hareket edildi. Türkiye, Orta Doğu’da Soft Power’ı (Yumuşak Güç) gündeme getirdi. Bölge statükosunu kabul edip onun üzerinden alan açtı” şeklinde yanıtladı.

Çandar yine bir iş insanının “1 Mart Tezkeresi çıkmış olsaydı Orta Doğu’da durum ne olurdu? Sorusunu ise “Tarihte olmamış şeyi tartışmak muhaldir” diye yanıtladı.

Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU ile Toplantı Başkanı Mehmet Ülger konuşmacı Cengiz Çandar’a plaket takdim etti.


AKUT ANTALYA LİDERİ:ÖNCE NİŞAN ALIN,SONRA ATEŞ EDİN

AKUT ANTALYA EKİP LİDERİ YILMAZ SEVGÜL: “ÖNCE NİŞAN ALIN, SONRA ATEŞ EDİN”

Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Antalya Ekip Lideri Yılmaz Sevgül, ANSİAD’ın kahvaltılı toplantısının konuğu oldu.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) Kahvaltılı Toplantısı’nın Konuğu AKUT Antalya Ekip Lideri Yılmaz Sevgül oldu. AKUT’un olay olmaması için ne yapılması gerektiği üzerine çalışmalar yaptığını aktaran AKUT Antalya Ekip Lideri Yılmaz Sevgül, “ Türkler önce ateş ediyor. Sonra nişan alıyor. Olay olmaması için gayrete girmiyoruz. Olay başımıza gelince müdahale etmeye çalışıyoruz. Oysa riskler ve tehditlerle ilgili analiz yapılmalıdır. Olay başımıza gelmeden önleme tedbirleri alınmalıdır. Riskler ve tehditler üzerine çalışma ve tatbikat yapılmalıdır” dedi.

AKUT Antalya Ekip Lideri Yılmaz Sevgül, ANSİAD’ın kahvaltılı toplantısının konuğu oldu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu’nun yaptığı yönetim kurulu, dernek üyesi iş insanlarının katıldığı toplantıda AKUT Antalya Lideri Yılmaz Sevgül, arama kurtarma çalışmaları ve AKUT Hakkında bilgi vererek, soruları yanıtladı.

AKUT Antalya Lideri Yılmaz Sevgül, 1996 yılında kurulan AKUT’un 19.yıla girdiğini belirterek, “35 Bölgede örgütlü çalışıyoruz. 2000 tane gönüllü çalışanımız var.  2100’ün üzerinde insan ve pek çok sayıda hayvan kurtardık. Hayat kurtarıyoruz. Bu bizim var olma sebebimiz” dedi.

AKUT’un arka planda arama kurtarma dışında başka ciddi çalışmalar yürüttüğünü anlatan Sevgül, “Suriye’de arama kurtarma acil durum yönetim sistemini AKUT oluşturdu. Suriye, Müslüman bir ülke olduğumuz için bizi tercih etti. Sonuçta insani bir çalışma yapıyoruz. Acil durum yönetim planlamasıyla ilgili ciddi eğitimler veriyoruz.” diye konuştu.

Önce Nişan Alın, Sonra Ateş Edin

AKUT’un olay olmaması için ne yapılması gerektiği üzerine çalışmalar yaptığını aktaran AKUT Antalya Ekip Lideri Yılmaz Sevgül, ” Türkler önce ateş ediyor. Sonra nişan alıyor. Olay olmaması için gayrete girmiyoruz. Olay başımıza gelince müdahale etmeye çalışıyoruz. Oysa riskler ve tehditlerle ilgili analiz yapılmalı. Olay başımıza gelmeden önlem ve tedbirler alınmalıdır. Riskler ve tehditler üzerine tatbikat yapılmalıdır” dedi.

AKUT olarak toplumun afet ve risk konusunda dirençli ve tedbirli olmasını istediklerini vurgulayan Sevgül, her 10 yılda başımıza gelen felaketlerden ders almalı, planlamamızı ona göre yapmalıyız” dedi.

Arama ve kurtarmayı geleceğin mesleği olarak nitelendiren AKUT Antalya Ekip Lideri Yılmaz Sevgül, bilim adamlarının ara mevsim kalmadı açıklamasını anımsatarak, “Doğanın dengesi bozuldu. Mevsimler arası çok sert geçişler var. Bu olabilecek felaketlerin ayak sesleridir. Ani iklim değişiklikleri nedeniyle ekosistem çok ciddi tehlikeli sürece giriyor. Arama-kurtarmaya daha fazla eğilmeli, daha çok önem göstermeliyiz” diye konuştu.

Antalya, Arama Kurtarma Konusunda Çok İyi Durumda

Sevgül, arama kurtarma konusunda teknolojinin hala insanın yaptıklarının önüne geçemediğine dikkati çekerek, “Arama- Kurtarma çok değerli bir meslek ve çok önemli bir alan. Pek çok durumda teknolojik aletler insanın yaptıklarını yapamıyor. İnsan odaklı bir iş

Şehrimiz arama kurtarma konusunda ciddi mesafe kat etmiş durumda. Arama Kurtarma teçhizatı konusunda her il Antalya kadar şanslı değil ” dedi.

Türkiye’nin deprem bölgesinde olması nedeniyle deprem gerçeğini unutmaması gerektiğinin altını çizen Sevgül, yaşam alanlarımızı ve planlarımızı buna göre planlamalı ve tedbir almalıyız” şeklinde konuştu.

Sevgül, bir iş insanının olay anında nasıl karar veriyorsunuz sorusunu “Her operasyonda lider vardır. Militarist süreçle yönetim yapılır. En tecrübeli kişi olayı yönetir.3 Tane operasyon lideri vardır. Olayı iyi yönetmek, hızlı ve o anın durumuna göre karar vermek hayati önem taşır” şeklinde yanıtladı.

 Toplu fotoğraf çekiminin ardından AKUT Antalya Ekip Lideri Yılmaz Sevgül, iş insanlarına “Dağ Başında Enkaz Altında-Arama Kurtarma Güncesi ve Olimpos Dağı’nın Görkemi adlı kitaplarını imzaladı.


ANSİAD- UAÜ İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ

ANSİAD – UAÜ İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) ile Uluslararası Antalya Üniversitesi arasında, (UAÜ) İş Fikirleri & Mentörlük İmza Protokolü Yapıldı.

ANSİAD ile UAÜ arasında önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile bu okullardan 1 yıl içinde mezun olanlar arasında düzenlenecek İş Fikri Proje Yarışması’nın yürütülmesi ve Potansiyel Girişimcilere Mentörlük Hizmetinin Sunulması Projesi’nin yürütülmesine ilişkin iki ayrı protokol imzalandı.UAÜ Rektörlük Senato Odası’nda imzalanan protokole ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Başkan Yardımcısı M. Sadi Kan, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, Uluslararası Antalya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cihat Göktepe, Uluslararası Antalya Üniversitesi Proje ve İş Geliştirme Müdürü İlker Sökmen katıldı.

İmza Protokolü’nde konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Girişimcilik Haftası kapsamında yapılan çeşitli etkinliklerle girişimcilik konusunda toplumda ciddi bir farkındalık oluştuğunu belirterek,  “Edindiğimiz tecrübe ve birikimlerle yeni projelere imza atma kararı aldık. Bunlardan ilki genç girişimcilerin fikirlerinin aynı havuzda toplanacağı bir yapı oluşturmaktı. Buna yönelik, iki yıldır yöre üniversitelerin katkısı ile yürüttüğümüz İş Fikirleri Yarışması mevcuttu. Bu yarışmaya beklediğimizden çok başvuru oldu ve zengin iş fikirleri ortaya çıktı. Bu süreç bizi bugün imzalayacağımız protokoller için heyecanlandırdı. Yeni protokolle de bu yarışmayı daha kapsamlı hale getireceğiz. Yarışmalar sayesinde parlak fikirleri bir havuzda toplamayı başardıktan sonraki adımımız ise fikrin iş dünyasına aktarılacak formata getirilmesi olacak. Burada da Uluslararası Antalya Üniversitesi’nden değerli hocalarımızın katkısı ile mentörlük sistemini devreye sokacağız.” dedi.

Uluslararası Antalya Üniversitesi Rektörü Prof Dr Cihat Göktepe, ANSİAD’ın Girişimcilik Ekosistemi yaratma çabasının protokolle şekillenmesinin çerçeveyi belirleyeceğini, bununla birlikte işlerin daha sistematik hale gelmesini sağlayacağını inandığını belirterek, “Bizim işimiz adım atmak. Yapacak çok iş var. Arkadan gelen süvarilerin bu konuyu daha ileriye taşıyacağına inancımız tamdır” dedi.

 Protokol töreni, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu ve Uluslararası Antalya Üniversitesi Rektörü Prof Dr Cihat Göktepe’nin, genç girişimcilerin desteklenmesini amaçlayan her iki protokolü imzalaması ile sona erdi.


ANSİAD\'A TAZE KAN

ANSİAD’A TAZE KAN

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’ne (ANSİAD) 11 Yeni üye katıldı.

Sinema ve Tiyatro Sanatçısı Metin Akpınar\'ın katılımıyla Akra Barut Otel’de düzenlenen toplantıda ANSİAD’a 11 yeni üye katıldı. Yeni üyelere ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Şeref Üyesi ve ATSO Eski Başkanı Çetin Osman Budak,  ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Hilmi Ünsal tarafından dernek rozeti takıldı ve üyelik belgeleri takdim edildi. İş İnsanı Dr Kadir Sağdıç, İrfan Yılmaz, Dr. Halil İbrahim Kaya, Ata Sönmez, İlhan Karakaya, Ayşe Karakaya, Fırat Armağan, Oğuzhan Turna, Mehmet Salih Tuncer, Ufuk Cömertoğlu, Rüveyda Yoldan ANSİAD ailesinin yeni üyeleri oldu.

Yeni üyelerin kendilerinin ve faaliyetlerinin tanıtıldığı toplantıda konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, derneğe katılan yeni üyeler ile derneğin gücünün arttığını belirtti. ANSİAD’a yeni katılan üyeler kendilerini ve şirketlerini tanıtırken, ANSİAD’a katılmaktan duydukları memnuniyeti belirttiler.11 yeni üye ile birlikte ANSİAD üye sayısı 163’e yükseldi.

 Yeni Üye Listesi:

 1-Dr. Kadir SAĞDIÇ -Hiperox Sağlık Merkezi

2-İrfan YILMAZ -İrfan YILMAZ İnş. Müh.Teknik Dan.

3-Dr. Halil İbrahim KAYA -Orbit Tıp Merkezi

4-Ata SÖNMEZ -Ata Sönmez Et ve Et Ür.Gıda Ltd.Şti.

5-İlhan KARAKAYA -KGM Group

6-Ayşe KARAKAYA -KGM Group

7-Fırat ARMAĞAN -Ayamak Petrol İnş.Tic.San.Ltd.Şti.

8-Oğuzhan TURNA-Turna Ahşap

9-Mehmet Salih TUNCER-İzonorm İzolasyon Ltd.Şti.

10-Ufuk CÖMERTOĞLU-Cömertoğlu Otelcilik A.Ş.

11-Rüveyda YOLDAN-Noyan Golf Turizm Ltd.Şti.


ANSİAD,KABARE TİYATROSU KURACAK

Sanatçı Metin AKPINAR, ANSİAD’A Önerdi

Başkan Ali EROĞLU, Kabul etti.

ANSİAD, Kabare Tiyatrosu Kuracak

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 7.Olağan Toplantısının konuğu Tiyatro ve Sinema Sanatçısı Metin Akpınar oldu.

Tiyatro ve Sinema Sanatçısı Metin Akpınar, 25 yıllık geçmişi olan Antalya’nın en köklü derneği ANSİAD’a kabare tiyatrosu kurun, biz de gelip oyun oynayalım ” dedi.

 ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu oda orkestrası kurmak için çalışmalara başladıklarını belirterek, usta sanatçının önderliğinde kabare tiyatrosunu da hayata geçireceğiz” diye konuştu.

 

Tiyatro ve Sinema Sanatçısı Metin Akpınar, ANSİAD’ın geleneksel yemekli toplantılarının konuğu oldu. ANSİAD Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin daveti üzerine Antalya’ya gelen Tiyatro ve Sinema Sanatçısı Metin Akpınar, profesyonel sanat hayatı ve tecrübelerine dair bir konuşma yaptı. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD üyesi iş insanlarının katıldığı geceye katılım yoğun oldu.

 Toplantı öncesi konuşma yapan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, geçtiğimiz Pazar günü vefat eden ANSİAD Haysiyet Divanı Üyesi, ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çalık’ın ekonomiye çeşitli sektörlerde çok ciddi katma değer yaratmış bir iş insanı olduğunu belirterek, duayen iş insanının Antalya ve Türkiye ekonomisi için tarifsiz bir değer olduğunu bildirdi.
Toplantı moderatörü Savaş Titiz, sanatçının “Devekuşu Kabarede” oynadığı oyunları defalarca kez izlediğini anımsatarak, Türk Tiyatro ve Sinemasının çok değerli ismi Metin Akpınar ile aynı sahnede olmaktan gurur duyduğunu dile getirdi.

Sanatçı Metin Akpınar’dan ANSİAD’a Öneri

Kabare Tiyatrosu Kurun

Sahneye 50 yıl önce çıktığını anlatan sanatçı Metin Akpınar, iş insanlarına sanata biraz daha özen gösterin, siz kabareyi kurun, biz de hemen gelip  oyun oynayalım önerisinde bulundu. Bugün toplumun bozulmasını anne ve kadın kavramlarından uzaklaşmaya bağlayan Akpınar, ”Eve, aileye, anneye, yavrunun beyninin gelişimini tamamladığı ortama çok özen göstermek zorundayız. Çocuk temiz hava ve suya ulaşabiliyorsa, ekonomik ortam iyi sağlıklıysa, doğru bilgi üretiliyorsa, kültürel yönden besleniyorsa sağlıklı birey olarak yetişiyor” dedi.

 

Sanata Biraz Daha Özen Gösterin

Beynin sanat üretimiyle insanın hem acı tarafının hem de haz tarafının beslendiğini anlatan sanatçı Metin Akpınar, “ Beğendiğimiz bir eseri görünce mutlu oluruz, yaşama sevinciyle dolarız. Acı içeren bir eseri gördüğümüzde ise yaşama direnci gelir. Sanat insanın en önemli yapı taşlarından biridir. Bu nedenledir ki sanata biraz daha, biraz daha özen gösterin ” diye konuştu.

Tiyatroyu empati kültürünün mabedi olarak tanımlayan sanatçı Metin Akpınar, toplum olarak empati düzeyimizi artırmak için tiyatro sanatını artırmamız gerektiğini savundu.

Kabare tiyatrosunun çok ciddi bir eğitim kurumu olduğunu belirten Akpınar, ”Kabare tiyatrosunda isyan var, baş kaldırı var, felsefe var. Muhsin Ertuğrul, Haldun Taner için Türk tiyatrosu ne zaman tık nefes olsa ona oksijen yetiştiren Haldun Taner’dir. Devekuşu Kabare’yi kurduğumuz Haldun Taner Türk Tiyatrosu için çok özel ve kıymetlidir. Sizlere önerim kabare tiyatrosu kurun, biz de oyun oynayalım ” şeklinde konuştu.

 

Kuklaya,Karagöz’e-Hacivat’a,Folklöre Sahip Çıkmalıyız

Toplumda çok rafine bir kültür oluşması gerekirken, yoz bir kültür oluştuğunu öne süren Akpınar, toplum olarak bu yoz kültüre müstehak olmadığımızı belirterek,”Hakiki Türk Kültürüne sahip çıkalım. Biraz daha sanat, biraz daha estetik üretmeli ve bunun için çalışmalıyız” dedi.

 Sinema ve tiyatro sanatçısı Metin Akpınar, sanatçının ürettiği hiçbir şeyin bireysel olmadığını belirterek, sanatçının ürettiği andan itibaren eserinin kendinden çıktığını ifade etti. Akpınar, sanatın sanat için, toplum için, ahlak için, para için, estetik için yapılabileceğine dikkat çekerek,” Sanatı toplumdan soyutlamak olası değildir. Sanata çok büyük önem vermeliyiz.O zaman İnsan oluruz. Sanat, insan olmanın en önemli hasletlerinden biridir” diye konuştu.

Sanatçı Metin Akpınar, bir iş insanının devlet tiyatroları ve özel tiyatrolar hakkında ne düşünüyorsunuz sorusunu “Büyük prodüksiyonları özel tiyatroların başarması kolay değildir. Büyük prodüksiyonları devlet tiyatroları yapmalıdır.81 ilde tiyatro olmalıdır. Bunlarla birlikte geleneksel sanatlarımıza sahip çıkmalıyız.Kuklaya, Karagöz’e-Hacivat’a,folklore sahip çıkmalıyız.Devlet mutlaka olmalı.Belediyelerin de şehir tiyatroları olmalıdır.İnanıyorum ki Türkiye’de sayısal olarak yeterli tiyatro olsaydı bugün sorun diye bahsettiğimiz hiçbir konudan eser olmazdı” şeklinde cevapladı.

 Teknolojiyi yazılım üreten duruma geldiğimizde doğru kullanmış olacağız

Sinema ve tiyatro sanatçısı Metin Akpınar, bir iş insanının sosyal medya kullanımıyla ilgili ne düşüyorsunuz sorusunu ise, “74 Yaşındayım. Philips radyom 74 yaşında.6 lambalı radyodan 50 senede chiplere kadar geldik. Esas sorunumuz hızlı gelişen teknolojiye ayak uyduramıyoruz. Cep telefonunu cepte değil,saatlerce elimizde taşıyoruz.Teknolojik aletlerin pek çoğu ile ilişkimizi doğru yönetemiyoruz.Teknolojiyi yazılım üreten duruma getirirsek doğru kullanmış olacağız”

 Akpınar, iş insanlarının Kıssadan Hisse talebini ise, Fıtri Kabiliyet cömert olmalıdır. Yetenek olmadan olmaz. Fakat yeteneği bilgiyle silahlandırmak zorundasınız. Okuyun. Hepsi bir arada geçerli olur” şeklinde yanıtladı.

Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU ile Toplantı Başkanı Dr Savaş TİTİZ, konuşmacı Metin AKPINAR’a  plaket takdim etti.

 


ANSİAD,5.KAHVALTILI TOPLANTISI YAPILDI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)  5.Kahvaltılı toplantısı yapıldı.

ANSİAD Üyesi A.Dündar Uluğkay: “Rüya Görmeyen, Hayal Kurmayan İnsan Hiçbir Proje Üretemez “

 ANSİAD Üyesi Mesut Göksu: “Türkiye Asansör Alanında Avrupa’da Söz Sahibi”

 

ANSİAD, 5.Kahvaltılı toplantısı Akra Barut Otel’de yapıldı. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu’nun yaptığı yönetim kurulu, dernek üyesi iş insanlarının katıldığı toplantıda ANSİAD Üyesi A.Dündar Uluğkay Antalya’nın Gelişmesi &  3T - Tarım Turizm Ticaret “  Mesut Göksu ise  “Uluslararası Asansör Sektörü” hakkında konuşma yaptı.

 Profesyonel iş hayatındaki başarılarını anlatan ANSİAD Üyesi A.Dündar Uluğkay, “Ben projelerimi anlattığımda “Sen rüya görüyorsun, bunlar olacak şey değil dediler. Tabi ki rüya göreceğim. Rüya görmeyen, hayal kurmayan insan hiçbir proje üretemez ve hiçbir zaman başarıyı yakalayamaz” dedi.

 İşadamlarını dağcı olarak nitelendiren İşadamı Uluğkay, iş insanlarının tek malzemelerinin güç olduğunu belirterek, “İşadamı dağcıdır. Tek malzemesi gücüdür. Sermayesi onu adım adım zirveye taşır. Zirveye çıkarken ilk önce halatı halatı gerersin, çiviyi takarsın sonra diğer çivi.Hedefe adım adım ilerlersin.Bizim hayata geçirdiğimiz projeler hep kendi kendini hayata geçiren projeler.Kazanırsın,kaybedersin,harcarsın.Fakat önemli olan üretken olmak,düşünceler projeler üretmektedir”

Turizmde kafasında dönen projeyi hayata geçirmenin gururunu yaşadığını ifade eden A. Dündar Uluğkay, şunları söyledi:

“Aklımda bir proje dönüp duruyor. Öyle bir tesis kurmalıyım ki bütün dünyadan bütün milletlerden insanları orada toplamalıyım.1987 yılında bir uydu kent projesi yapmaya karar verdik. Yer bakıyoruz. Alanya Okurcalar’da uygun fiyata yer teklif ettiler. Yeri vatandaştan alıyoruz. İmar sorununu bizim çözeceğimizi, kendilerinin de faydalanacağını düşünüyorlar. Dönemin belediye başkanına gittim, gereken kolaylığı gösterdiler ve yatırıma karar verdik”

 1980’lerin sonuna doğru çimento, tuğla gibi konuları ikinci plana atarak yeni iş kollarına yönelmeye başladıklarını anlatan Uluğkay, şöyle devam etti:

“1980’lerin sonuna doğru çimento ve tuğla bölgede doyum noktasına ulaştığı için yeni iş kollarına yöneldik.1970’li yıllarda Güney Antalya projelerinin içindeydim. Projeleri inceliyordum. Bölge yeni yatırım alanları olarak tarım, turizm ve ticarete açık. Antalya’nın ilk modern tarım tesisini kurduk. Avrupa normlarına göre üretim yaparak ihraç etmek amacıyla işe koyulduk. İngiltere ve Almanya’ya sebze meyve ihracatına başladık. Almanlarla ortak olduk.Ar-Ge çalışmaları yaparak üretime devam ettik.İlk hazır fide üretimini gerçekleştirdik”

ANSİAD Üyesi A.Dündar Uluğkay, meslek hayatı boyunca hep ilkeli ticaret yapmak için çalıştığını ve üretimde ilkleri gerçekleştirmeye odaklandığını söyledi.

Türkiye Avrupa’da Asansör Alanında Söz Sahibi

Toplantının ikinci konuşmacısı ANSİAD Üyesi Mesut Göksu oldu. Asansör sektöründe faaliyet gösteren Göksu, uluslar arası asansör sektörü ve tecrübeleri konusunda bilgi paylaşımında bulundu. Asansörün gelecekte otomotivden sonra en önemli sektör olacağını savunan işadamı Mesut Göksu, sektörde mega markalarla mega asansörler döneminin başladığını bildirdi.

 Amerika ve Japonya’nın asansör sektöründe çok ilerde olduğunu vurgulayan Göksu, şunları söyledi:

“Küresel markalarda küresel teknolojiyle hep iç içe çalıştım. Bir firma benden raysız asansör yapmamı istedi. Olanaksız gibi düşündüm. Araştırdığım zaman Amerika’da bir firmanın raysız asansör tasarladığını gördüm. Firma ile diyaloga geçtim. Biz 10 yıl sonrasının şirketini kurduk, 10 yıl sonra raysız asansör üretimine geçeceğiz dediler. Mega asansör tasarımları ön plana çıkmaya başladı. Bu tür tasarımlar binalara da yapılara da farklılıklar getiriyor. Artık asansörler camdan yapılıyor”

Sektörde geleceğin en büyük pazarının İran olacağını ileri süren Göksu, İran’da uygulanan Avrupa ve Amerika malları ambargosunun Türkiye için avantaj olduğunu belirterek, İran Türkiye için çok açık bir Pazar. Biz de bu açıklığı değerlendiriyoruz” diye konuştu.

Asansörü geleceğin en önemli sektörü olarak nitelendiren Mesut Göksu, Türkiye’nin bu alanda Avrupa’da büyüyen bir Pazar haline geldiğini ve Avrupa’ya giderek artan bir ihracatımız olduğunu bildirdi.

Türklerin asansörde parça konusunda giderek uzmanlaştığının altını çizen Göksu, Avrupa’da 5 milyon 2 Bin adet, Türkiye’de ise 450 bin asansör olduğunu söyledi.


ANSİAD’DAN BAKA GENEL SEKRETERİ’NE HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ

ANSİAD’DAN BAKA GENEL SEKRETERİ’NE HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ

Batı Akdeniz Kalkınma Kurulu ve Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Ali Eroğlu ve beraberindeki heyet Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

BAKA Kalkınma Kurulu ve ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın BAKA Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

Ziyarette konuşan BAKA Kalkınma Kurulu ve ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Kalkınma ajanslarının yerel paydaşların katılımcılığı ile yerelden kalkınmayı gerçekleştirmek amacıyla kurulan yeni kurumlar olduğunu belirterek \"Batı Akdeniz Kalkınma Ajansımız kurulduğu 2010 yılından beri bölgemizde güzel işlere imza atıyor. Antalya, Isparta ve Burdur\'un sinerjisini ekonomide güzel işbirlikleri ile hayata geçirmeye çalışan BAKA Genel Sekreterliği ve uzman personelini bölgemize sağlamış olduğu katkılardan dolayı kutluyorum\" dedi.

Eroğlu, ANSİAD’ın 12 yıldır sürdürdüğü “Girişimcilik Haftası” ve bölgede oluşturmak istediği girişimcilik ekosistemi hakkında bilgi verdi.

BAKA Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen, BAKA\'nın son dönem çalışmaları ve hedefleri hakkında bilgi verdi. Özen, “Kalkınmanın sadece ekonomik değil, sosyo-ekonomik-kültürel kalkınma olması gerektiğini belirterek,”Isparta, Burdur ve Antalya üçgeninde Antalya’yı çok önemsiyorum. Antalya üç şehrin lokomotifi” dedi.

Özen, bölgedeki iş dünyasıyla devamlı diyalog halinde olduklarını belirterek, başta Antalya olmak üzere girişimcilik ekosisteminde yer almak isteyen tüm paydaşlara desteğe hazır olduklarının altını çizdi.


ANSİAD’DAN BAKA GENEL SEKRETERİ’NE HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ

ANSİAD’DAN BAKA GENEL SEKRETERİ’NE HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ

Batı Akdeniz Kalkınma Kurulu ve Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Ali Eroğlu ve beraberindeki heyet Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

BAKA Kalkınma Kurulu ve ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın BAKA Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

Ziyarette konuşan BAKA Kalkınma Kurulu ve ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Kalkınma ajanslarının yerel paydaşların katılımcılığı ile yerelden kalkınmayı gerçekleştirmek amacıyla kurulan yeni kurumlar olduğunu belirterek \"Batı Akdeniz Kalkınma Ajansımız kurulduğu 2010 yılından beri bölgemizde güzel işlere imza atıyor. Antalya, Isparta ve Burdur\'un sinerjisini ekonomide güzel işbirlikleri ile hayata geçirmeye çalışan BAKA Genel Sekreterliği ve uzman personelini bölgemize sağlamış olduğu katkılardan dolayı kutluyorum\" dedi.

Eroğlu, ANSİAD’ın 12 yıldır sürdürdüğü “Girişimcilik Haftası” ve bölgede oluşturmak istediği girişimcilik ekosistemi hakkında bilgi verdi.

BAKA Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen, BAKA\'nın son dönem çalışmaları ve hedefleri hakkında bilgi verdi. Özen, “Kalkınmanın sadece ekonomik değil, sosyo-ekonomik-kültürel kalkınma olması gerektiğini belirterek,”Isparta, Burdur ve Antalya üçgeninde Antalya’yı çok önemsiyorum. Antalya üç şehrin lokomotifi” dedi.

Özen, bölgedeki iş dünyasıyla devamlı diyalog halinde olduklarını belirterek, başta Antalya olmak üzere girişimcilik ekosisteminde yer almak isteyen tüm paydaşlara desteğe hazır olduklarının altını çizdi.


ANSİAD, SDÜ ve MAKÜ ile İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALADI

ANSİAD, SDÜ ve MAKÜ  ile İş Birliği Protokolü İmzaladı

SDÜ Rektöründen ANSİAD’a Çağrı: Çılgın Projeniz Varsa Gelin, Birlikte Hayata Geçirelim

 Antalya Sanayici İşadamları Derneği (ANSİAD)  ile Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki üniversiteler arasında potansiyel girişimcilere mentörlük hizmetinin sunulması ve İş Fikri Proje Yarışması protokolleri imzalandı.

Antalya Sanayici İşadamları Derneği (ANSİAD)  ile Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi  (MAKÜ) arasında potansiyel girişimcilere mentörlük hizmetinin sunulması ve İş Fikri Proje Yarışması protokolleri imzalandı. Toplantıya ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah ERDOĞAN, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık YARGIN katıldı.

 İmza protokolünde konuşan ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki üniversitelerle potansiyel girişimcilere mentörlük hizmetinin sunulması ve Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki üniversitelerin ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile bu okullardan son bir yıl içinde mezun olan öğrenciler arasında düzenlenecek İş Fikri Proje Yarışması protokollerini imzaladıklarını söyledi. EROĞLU, ANSİAD’ın girişimcilik ekosistemini Batı Akdeniz’e yayma kararında üniversitelerin heyecanı ve motivasyonun çok etkili olduğunu söyledi.

Toplantıda konuşan SDÜ REKTÖRÜ Prof Dr Hasan İBİCİOĞLU, Türkiye’nin en büyük araştırma-dizayn ve yenilik üretme merkezini kurduklarını belirterek, “Aklınızda çılgın bir projeniz varsa gelin, birlikte hayata geçirelim” dedi.

 MAKÜ tarafından ‘İş Fikri’ üretilmesine yönlendirilen ve ANSİAD İş Fikirleri Yarışması’nda dereceye giren lisans, lisanüstü ve doktora öğrencilerini kapsayan protokol ile ilgili konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa SAATCI, Üniversite olarak girişimciliğe verdikleri önemi vurgulayarak “ANSİAD ile işbirliği yapmaktan mutluyuz. Üniversite olarak bölgemiz ve halkımız için yapabileceğimiz tüm çalışmalarda yer aldık ve almaya da devam edeceğiz. Öğrencilerimizi girişimcilik konusunda her zaman destekledik. İmzaladığımız bu protokoller de bunun örneklerinden biri olacak.” şeklinde konuştu.

 SAATCI, Üniversite olarak hem Burdur’da hem Akdeniz Bölgesi’nde yapacakları hiçbir olayda geri durmadıklarını belirterek, Girişimcilik konusunu ANSİAD’dan öğrendik. ANSİAD’ın bu ekosisteme koyacağı taşların üstüne taş koymaya hazırız” dedi.

 Toplantıda konuşan ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık YARGIN, Bölgede Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) sınırları içerisinde girişimcilik ekosistemi oluşturmak için harekete geçtiklerine dikkati çekerek, SDÜ’nün bu konudaki cesaretinin, girişimci ruhunun ekosistemin en önemli ayağı olduğunu ve bu inancın itici güç olduğunu kaydetti.

 SDÜ REKTÖRÜ: ANSİAD, Girişimci ve Üniversite arasındaki açığı kapattı

 İmza Protokolünü değerlendiren SDÜ Rektörü Prof Dr Hasan İBİCİOĞLU, Türkiye’nin en önemli üretim faktörünün İnsan olduğunu belirterek, “Türkiye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin değerlendirilmesinin İNSAN kaynağına bağlı olduğunu söyledi.

 En büyük problemin akademisyenlerin ve işadamlarının ayrı vadilerde yer almaları ve birbirlerinin sorunlarından bihaber olmaları olduğunu savunan İbicioğlu, “Girişimciler ile Üniversite arasında ANSİAD gibi başarılı sivil toplum örgütleri aracılığıyla bu açık kapandı. Yeni köprüler ortaya çıktı. ANSİAD özellikle bu alandaki çalışmalarıyla göz dolduruyor ve örnek oluyor” diye konuştu.

SDÜ REKTÖRÜNDEN ANSİAD’A ÇAĞRI: ÇILGIN PROJENİZ VARSA BİRLİKTE HAYATA GEÇİRELİM

İhracatımızı, üretimdeki verimliliği artırmak için mutlaka high-tech (ileri teknoloji)ürünleri üretmemiz gerektiğinin altını çizen İBİCİOĞLU, “High-tech ürünleri üretmek için araştırma ve geliştirmeye ihtiyacımız var. Üniversitede yetişmiş beşeri sermaye ve alt yapı var. Ekonominin ve sektörlerin alt yapılarına uygun olarak Girişimcilerle bu alt yapıyı harekete geçirmemiz gerekiyor. Üniversitemizde Türkiye’nin en büyük araştırma-dizayn ve yenilik üretme merkezini kuruyoruz. Burada inşallah ar-ge yapacağız. Yükte hafif, pahada ağır ürünleri hep birlikte üreteceğiz. ANSİAD, üniversitemizin pek çok faaliyetini ödüllendiriyor. Biz bu birlikteliğin artmasını istiyoruz. Aklınızda çılgın bir projeniz varsa SDÜ olarak bizi hep yanınızda bulacaksınız” dedi.

 Gerçekleştirilen protokoller ile üniversite öğrencisi ve mezunlarının yenilikçi iş fikirlerini ödüllendirerek gençlerin girişimcilik alanında projeler üretmesini teşvik etmek, Türkiye’nin başarılı girişimci adaylarının kamuoyunun ve iş dünyasının dikkatini çekerek yarının genç girişimcilerine destek olmak amaçlanıyor.


ANSİAD,AÜ AYŞE SAK UYG. BİLİMLER YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİYLE BULUŞTU

ANSİAD, AÜ Ayşe Sak Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Öğrencileriyle Buluştu.

ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU:

“ Kısa ve uzun vadeli hedefler koyun, yaz döneminde çalışın, sosyal ve pozitif olun, Türkiye’yi ve Dünyayı takip edin, bir yabancı dili çok iyi öğrenin”

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Sanayi sektörü organizasyonuyla öğrenci&iş insanı buluşması Akdeniz Üniversitesi Ayşe Sak Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu’nda düzenlendi. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu öğrencilere, “ Kısa ve uzun vadeli hedefler koyun, yaz döneminde çalışın, sosyal ve pozitif olun, Türkiye’yi ve dünyayı takip edin, bir yabancı dili çok iyi öğrenin” önerisinde bulundu.

 ANSİAD Sanayi Sektörü çalışmaları çerçevesinde Akdeniz Üniversitesi (AÜ)  Ayşe Sak Uygulamalı Bilimler Pazarlama Bölümü Yüksekokulu öğrencileriyle iş insanları buluştu. AÜ Ayşe Sak Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu’nda gerçekleşen etkinliğe ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, dernek üyesi iş insanları, pazarlama bölümü 1,2 ve 3. sınıf öğrencileri,  okul yönetimi ve hocaları katıldı. Öğrenci&iş insanı buluşmasında konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, AÜ Ayşe Sak Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu öğrencilerinin ısrarlı davetinden memnun olduklarını belirterek, “İş dünyası olarak bölgemizde konuşlanmış üniversitede okuyan hevesli öğrencilerimize elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz. Onlar geleceğin yöneticisi. Şimdiden profesyonel yaşama ve iş hayatına hazırlanmaları için onların yanındayız, birlikte fikir alışverişi yapıyoruz, görüşlerimizi paylaşıyoruz” dedi.

 ANSİAD Sanayi Sektörü Başkanı Mustafa Gizli öğrenci&iş insanı buluşmasını çok önemsediklerini belirterek, öğrencilerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Gizli, öğrencilere “Okuldan sonra Yurt dışına gidin, alanızla ilgili yurt dışında çalışın, dünyayı gezin görün, dünyada neler oluyor öğrenin, sonra mutlaka ülkemize dönün ki öğrendiklerinizi, deneyimlerinizi burada kullanarak ülkemizin, Türkiye’nin çıtasını yükseltin” önerisinde bulundu.

 ANSİAD Sanayi Sektörü çalışmaları çerçevesinde gerçekleşen “Öğrenci&İş İnsanı” buluşmasını organize eden AÜ Ayşe Sak Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Mega Pazarlama Kulubü Başkanı Yeliz Çantay, organizasyona “Değer Buluşması” adını verdiklerini belirterek, “ANSİAD üyelerinin burada üniversitemizde olmasından çok mutluyuz. Biz bu buluşmaya değer buluşması adını verdik. İş insanlarıyla bir arada olmak, onların değerli tecrübelerinden faydalanmak bizim için çok önemli. Karşılıklı değer veriyorlar ki iş insanları da bizim yanımızda. Bizimle deneyimlerini paylaşıyorlar” diye konuştu.

Başkan Eroğlu, öğrencilerden gelen talep doğrultusunda önümüzdeki günlerde şirketlerde yer alan pazarlama ve lojistik bölümü profesyonelleriyle de öğrencileri bir araya getireceklerini belirterek, öğrencilerin yaz döneminde çalışma istekleriyle ilgili de çalışma yapacaklarını söyledi.

Öğrencilere her yaz dönemini değerlendirmeleri önerisinde bulunan Başkan Eroğlu, Girişimci olmak isteyen öğrencilere Kısa ve uzun vadeli hedefler koyun, yaz döneminde çalışın, sosyal ve pozitif olun, Türkiye’yi ve Dünyayı takip edin, bir yabancı dili çok iyi öğrenin”

Bir öğrencinin ANSİAD Sanayi Sektörü üyesi Cemal Babataş’a “Camın taşınmasıyla ilgili bir fikrim var. Fikri geliştirmeme yardımcı olur musunuz” sorusunu iş insanı Babataş, “ Katma değer yaratacak, işimizi kolaylaştırıp geliştirecek her türlü fikre destek vermeye hazırım” şeklinde yanıtladı

 ANSİAD Üyelerinden Öğrencilere Öneriler:

M.Sadi Kan (Kan Mimarcılık Şehircilik) : Girişimci olmak istiyorsanız kendinizi, çevrenizi etrafınızı gözlemleyin, ihtiyaçları analiz etmeye çalışın. İyi bir dinleyici olun, tecrübelerden ders almaya çalışın. Aynı hatalar yapmak yerine farklı hataları deneyimleyin. İş insanlarıyla, mesleğinizle ilgili kişilerle sektör temsilcileriyle sürekli iletişim halinde olun.

 Muhittin Topuz (Topuz İmalat) : Önce işin çırağı olun, yaptığınız işin en iyisini yapın, yaptığınız işte en iyisi olun. Meraklı olun.

 Ahmet Kasapoğlu (Ahmet Kasapoğlu Mobilya): Çalıştığınız iş yerine farklı bir şeyler katmaya çalışın, işi, işte neler yapıldığını gözlemlemeye çalışın, gözlemlediğiniz detayları not alın, rapor haline getirin, yöneticinize sunun. Eğer projeniz beğenilirse patronunuz size ortaklık teklif edebilir. Şirketin ortağı olabilirsiniz. İşinizi iyi yapmaya odaklanın, para sonrasında gelir. Yapamadım, olmuyor deyip kolay pes etmeyin, asılın, ipin ucunu ne olursa olsun bırakmayın.

 Dündar Uluğkay (Çimtur): Mesleğinizle ilgili pratik yapın. Yaz dönemlerinizi alanınızla ilgili çalışmalar yaparak geçirin. Cesur olun. Hayal kurmayı hiç bırakmayın.

 Cemal Babataş (İnter Cam): Azimli, hırslı ve çalışkan olun. Kolay kolay pes etmeyin, Sabır çok önemli. Kendi işinizle ilgili sektörü Türkiye’yi ve dünyadaki olup bitenleri takip edin. Yeniliklere açık olun.

 Mehmet Salih Tuncer (İzonorm İzolasyon): Basamakları tek tek çıkmaya gayret edin, büyümeye başladıkça yavaş yavaş risk almaya başlayabilirsiniz. Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler koyun. Avantaj ve dezavantajlarını hesaplayarak risk alın. Çalıştığınız yerde itibarlı istikrarlı olmaya özen gösterin. Çalışacağınız yeri iyi seçin. Profesyonel iş hayatında alacağınız ilk bilgi kaderinizi değiştirir. Üniversite hayatınızı sadece ders çalışma odaklı olarak değil, sosyal yönden zenginleşecek şekilde geçirin.


ANSİAD, SDÜ ve MAKÜ ile İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALADI

ANSİAD, SDÜ ve MAKÜ  ile İş Birliği Protokolü İmzaladı

SDÜ Rektöründen ANSİAD’a Çağrı: Çılgın Projeniz Varsa Gelin, Birlikte Hayata Geçirelim

 Antalya Sanayici İşadamları Derneği (ANSİAD)  ile Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki üniversiteler arasında potansiyel girişimcilere mentörlük hizmetinin sunulması ve İş Fikri Proje Yarışması protokolleri imzalandı.

Antalya Sanayici İşadamları Derneği (ANSİAD)  ile Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi  (MAKÜ) arasında potansiyel girişimcilere mentörlük hizmetinin sunulması ve İş Fikri Proje Yarışması protokolleri imzalandı. Toplantıya ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, ANSİAD Başkan Yardımcısı Abdullah ERDOĞAN, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık YARGIN katıldı.

 İmza protokolünde konuşan ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU, Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki üniversitelerle potansiyel girişimcilere mentörlük hizmetinin sunulması ve Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki üniversitelerin ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile bu okullardan son bir yıl içinde mezun olan öğrenciler arasında düzenlenecek İş Fikri Proje Yarışması protokollerini imzaladıklarını söyledi. EROĞLU, ANSİAD’ın girişimcilik ekosistemini Batı Akdeniz’e yayma kararında üniversitelerin heyecanı ve motivasyonun çok etkili olduğunu söyledi.

Toplantıda konuşan SDÜ REKTÖRÜ Prof Dr Hasan İBİCİOĞLU, Türkiye’nin en büyük araştırma-dizayn ve yenilik üretme merkezini kurduklarını belirterek, “Aklınızda çılgın bir projeniz varsa gelin, birlikte hayata geçirelim” dedi.

 MAKÜ tarafından ‘İş Fikri’ üretilmesine yönlendirilen ve ANSİAD İş Fikirleri Yarışması’nda dereceye giren lisans, lisanüstü ve doktora öğrencilerini kapsayan protokol ile ilgili konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa SAATCI, Üniversite olarak girişimciliğe verdikleri önemi vurgulayarak “ANSİAD ile işbirliği yapmaktan mutluyuz. Üniversite olarak bölgemiz ve halkımız için yapabileceğimiz tüm çalışmalarda yer aldık ve almaya da devam edeceğiz. Öğrencilerimizi girişimcilik konusunda her zaman destekledik. İmzaladığımız bu protokoller de bunun örneklerinden biri olacak.” şeklinde konuştu.

 SAATCI, Üniversite olarak hem Burdur’da hem Akdeniz Bölgesi’nde yapacakları hiçbir olayda geri durmadıklarını belirterek, Girişimcilik konusunu ANSİAD’dan öğrendik. ANSİAD’ın bu ekosisteme koyacağı taşların üstüne taş koymaya hazırız” dedi.

 Toplantıda konuşan ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık YARGIN, Bölgede Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) sınırları içerisinde girişimcilik ekosistemi oluşturmak için harekete geçtiklerine dikkati çekerek, SDÜ’nün bu konudaki cesaretinin, girişimci ruhunun ekosistemin en önemli ayağı olduğunu ve bu inancın itici güç olduğunu kaydetti.

 SDÜ REKTÖRÜ: ANSİAD, Girişimci ve Üniversite arasındaki açığı kapattı

 İmza Protokolünü değerlendiren SDÜ Rektörü Prof Dr Hasan İBİCİOĞLU, Türkiye’nin en önemli üretim faktörünün İnsan olduğunu belirterek, “Türkiye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin değerlendirilmesinin İNSAN kaynağına bağlı olduğunu söyledi.

 En büyük problemin akademisyenlerin ve işadamlarının ayrı vadilerde yer almaları ve birbirlerinin sorunlarından bihaber olmaları olduğunu savunan İbicioğlu, “Girişimciler ile Üniversite arasında ANSİAD gibi başarılı sivil toplum örgütleri aracılığıyla bu açık kapandı. Yeni köprüler ortaya çıktı. ANSİAD özellikle bu alandaki çalışmalarıyla göz dolduruyor ve örnek oluyor” diye konuştu.

SDÜ REKTÖRÜNDEN ANSİAD’A ÇAĞRI: ÇILGIN PROJENİZ VARSA BİRLİKTE HAYATA GEÇİRELİM

İhracatımızı, üretimdeki verimliliği artırmak için mutlaka high-tech (ileri teknoloji)ürünleri üretmemiz gerektiğinin altını çizen İBİCİOĞLU, “High-tech ürünleri üretmek için araştırma ve geliştirmeye ihtiyacımız var. Üniversitede yetişmiş beşeri sermaye ve alt yapı var. Ekonominin ve sektörlerin alt yapılarına uygun olarak Girişimcilerle bu alt yapıyı harekete geçirmemiz gerekiyor. Üniversitemizde Türkiye’nin en büyük araştırma-dizayn ve yenilik üretme merkezini kuruyoruz. Burada inşallah ar-ge yapacağız. Yükte hafif, pahada ağır ürünleri hep birlikte üreteceğiz. ANSİAD, üniversitemizin pek çok faaliyetini ödüllendiriyor. Biz bu birlikteliğin artmasını istiyoruz. Aklınızda çılgın bir projeniz varsa SDÜ olarak bizi hep yanınızda bulacaksınız” dedi.

 Gerçekleştirilen protokoller ile üniversite öğrencisi ve mezunlarının yenilikçi iş fikirlerini ödüllendirerek gençlerin girişimcilik alanında projeler üretmesini teşvik etmek, Türkiye’nin başarılı girişimci adaylarının kamuoyunun ve iş dünyasının dikkatini çekerek yarının genç girişimcilerine destek olmak amaçlanıyor.


ANSİAD,GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİ\'Nİ OLUŞTURMAK İÇİN KOLLARI SIVADI

ANSİAD, Girişimcilik Ekosistemini Oluşturmak İçin Kolları Sıvadı

Melek Yatırımcılık ağı oluşturulacak, Ön Kuluçka Merkezi Kurulacak, İş Fikri Yarışması Yeniden Düzenlenecek, Mentorluk Programı Yapılandırılacak

 Akdeniz Bölgesi’nde ve Antalya’da girişimcilik ekosisteminin kurulmasında liderlik üstlenen Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) ve Girişimcilik ekosisteminin asli unsurlarından Batı Akdeniz Bölgesindeki 4 üniversiteyle eylem planı ve bilgi paylaşımı yapmak için Girişimcilik Toplantısı yapıldı.

 Toplantıda konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD liderliğinde Girişimcilik ekosisteminin asli unsurlarından Batı Akdeniz Bölgesindeki 4 üniversiteyle  (Akdeniz Üniversitesi – AKİŞMER, Uluslararası Antalya Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi) işbirliği çerçevesinde ANSİAD  üyelerinin katılımıyla Melek Yatırımcılık ağı oluşturacaklarını, ön kuluçka merkezi kuracaklarını, ANSİAD İş Fikri Yarışmasını Girişimcilik Ekosisteminin gereğini karşılayacak şekilde yeniden yapılandırılacaklarını ve Mentorlük Programı Yapılandırılmasına gideceklerini söyledi.

 Antalya’da girişimcilik ekosisteminin kurulmasında öncü ANSİAD ve Batı Akdeniz Bölgesi’nde yer alan 4 üniversitenin iş birliği çerçevesinde Girişimcilik Toplantısı yapıldı.

Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD üyesi iş insanları, sektör temsilcileri ve Batı Akdeniz Bölgesi’nde yer alan üniversitelerden (Akdeniz Üniversitesi – AKİŞMER, Uluslararası Antalya Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi) akademisyenler katıldı.

Toplantıda konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, 12. Girişimcilik Haftasında ANSİAD manifestosu ile  3T(Tarım-Turizm-Ticaret) yanına 1G (Girişimcilik)  ilave etmek hedefini Antalya kamuoyu ile paylaştıklarını anımsatarak, bu noktadan hareketle ANSİAD 2015 Hedefleri arasına Antalya’da Batı Akdeniz Bölgesini de içine alacak şekilde Girişimcilik ekosisteminin oluşturulması girdiğini söyledi.

 Bu amacı gerçekleştirmek için bu yıl ANSİAD Girişimcilik Haftası etkinliklerinin tüm yıla yayılması ve Girişimcilik ekosisteminin oluşturulmasına odaklandıklarını vurgulayan Başkan Eroğlu, Antalya’da lisanslı Melek Yatırımcı sayısının artırılması için çalışma yapılması, Ansiad üyelerinin katılımıyla Melek Yatırımcılık ağı oluşturulması, bu çalışmaların Girişimcilik Komitesi tarafından yürütülmesi konularını karar altına aldıklarını bildirdi.

 Mentorluk İnsan Potansiyelini Geliştirir

Mentorluk hakkında bilgi veren ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, kariyer geliştirme aracı olan mentorluğun kariyer yönetim sürecinde önemli bir yere sahip gelişimsel ilişkilerden biri olduğunu ifade etti. Bugün mentorluk sisteminin kullanılmasındaki genel amacı insan potansiyelini geliştirmek olarak anlatan Yargın, ANSİAD’ın amacının Girişimcilik Ekosistemini Antalya’da ve bölgemizde oluşturmak için girişimcilik kültürünü aktarmak ve akademik yönden veya kariyer yönünden hedef kitleye destek vermek bunun sonucu olarak da daha etkili bir insan kaynağı yaratmak olduğunu söyledi.

Pilot Mentorluk Uygulaması Bu yıl Başlayacak

 ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın \"Mentorluk\" uygulamasının deneyimli ANSİAD üyelerinin bireysel gelişimine katkıda bulunacağına inandıklarını belirterek, “Mentorluk,  Antalya ve bölgemizde yaygınlaştırmak istediğimiz ”Girişimcilik Kültürü\"nün oluşmasına katkı sağlayan ve \"Birbirinin Başarısına Katkıda Bulunan\" bir sivil toplum kuruluşu olmamıza destek olacak bir uygulama olacak. Bu yıl ANSİAD’da pilot bir \"Mentorluk Programı\" başlatma hedefindeyiz” diye konuştu.

Girişimcilik Ekosistemi hakkında konuşan İş Geliştirme Direktörü Orçun AÇAN, Yeni Girişim Ekosistemi ve yapısı hakkında bilgi verdi. Yeni Girişim ekosisteminin, bir lokasyondaki insanlar, farklı aşamalardaki yeni girişimler ve farklı özelliklerdeki kuruluşlar tarafından oluşturulduğunu anlatan Açan, bunlar arasındaki etkileşimin, bir sistem olarak yeni girişim şirketlerini yarattığını ve bu farklı kuruluşların, ekosistemin içinde farklı alanlara  odaklandığını  veya kendi spesifik gelişim aşamalarında olan yeni girişimlere odaklandıklarını ifade etti.

 Melek Yatırımcı Özel Bir Yatırımcı Tipidir

Melek Yatırımcılık hakkında konuşan Akdeniz Üniversitesi (AÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdinç AKYILDIRIM, dünyada ve Türkiye’de Melek yatırımcılığın gelişimi hakkında bilgi verdi. Melek Yatırımcıyı henüz yolun başında olan (Start-up) bir iş fırsatına yatırım yapan,   işletmelerin büyümeleri veya gelişmeleri için sermaye sağlayan kişi olarak tanımlayan AKYILDIRIM, melek yatırımcının risk ve büyüme potansiyeli içeren projelere sahip ancak finansman ihtiyacı olan girişimcilere, sermaye sağlayan, yatırım yapan,  tecrübelerini aktaran özel bir yatırımcı tipi olduğunu kaydetti.

 Türkiye’de 166 Melek Yatırımcı Var

Melek yatırımcılığın başlangıç noktası Amerika’da bugüne kadar 300 binin üzerinde melek yatırımcı ile yaklaşık 23 Milyar dolar yatırım gerçekleştirildiğini anlatan Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdinç AKYILDIRIM, Amerika’da her gün 180 tane girişimcinin melek yatırımcılardan para aldığını belirterek, Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan Şubat 2015 BKS İlerleme raporuna göre Türkiye\'de  lisans sahibi 285, lisanslama süreci devam eden 15  ve akredite edilmiş ağlarda lisansı olmadan faaliyet gösteren 166 melek yatırımcı bulunduğunu söyledi.

Başta girişimcilik ekosistemine dahil olmak amacıyla Melek Yatırımcı olunabileceğini anlatan AKYILDIRIM, Melek yatırımcıların girişimcilere sermaye desteği sağlayarak, kendi birikim ve tecrübelerini girişimcilere aktararak, kendi iş ağlarını girişimcilere açarak ve girişimcilerinin hayallerini paylaşarak destek olabileceklerini söyledi.

Her 13 Melek Yatırımdan biri 10 Kat Fazla Kazanıyor

Girişim projelerinin başarılı olma durumu hakkında bilgi veren AÜ İİBF Öğretim Üyesi Yrd.Doç Dr Erdinç AKYILDIRIM, Özellikle ABD’de yapılan yatırımlarda yaklaşık 10 iş fikrinden 8’inin yatırım almaları sonrasında istenilen başarı düzeyine ulaşamadığını öte yandan her 13 melek yatırımından birinin 10 katından fazla kazandırdığını bildirdi.

 


ANSİAD\'DAN HÜRRİYET AKDENİZ\'E ZİYARET

ANSİAD’DAN HÜRRİYET  AKDENİZ’E ZİYARET

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Üyeleri  Hürriyet Akdeniz Gazetesi Bölge Temsilcisi Hayri Dizerkonca’ya nezaket ziyaretinde bulundu.

Ali Eroğlu Başkanlığındaki yönetim kurulu üyeleri Hürriyet Akdeniz Gazetesi Bölge Temsilcisi Hayri Dizerkonca’ya nezaket ziyaretinde bulundu. ANSİAD’ın çalışmaları hakkında bilgi veren Başkan Eroğlu, toplumun doğru bilinçlenebilmesi için özgür basının çok önemli bir unsur olduğunu söyledi.

Hürriyet Akdeniz Gazetesi’nin bölgedeki çalışmaları hakkında bilgi veren Hürriyet Akdeniz Gazetesi Bölge Temsilcisi Hayri Dizerkonca,  başta kamuoyunun doğru ve sağlıklı haber alması için ilkeli haber anlayışıyla çalıştıklarını belirterek, “Akdeniz Bölgesi’nin nabzını tutuyoruz” diye konuştu.


ANSİAD\'DAN SABAH AKDENİZ\'E ZİYARET

ANSİAD’DAN SABAH AKDENİZ’E ZİYARET

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Üyeleri Sabah Akdeniz Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Talip Yümsel’e nezaket ziyaretinde bulundu.

Ali Eroğlu Başkanlığındaki yönetim kurulu üyeleri Sabah Akdeniz Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Talip Yümsel’e nezaket ziyaretinde bulundu. ANSİAD’ın çalışmaları hakkında bilgi veren Başkan Eroğlu, toplumun doğru bilinçlenebilmesi için özgür basının çok önemli bir unsur olduğunu söyledi.

Sabah Gazetesi’nin bölgedeki çalışmaları hakkında bilgi veren Sabah Akdeniz Gazetesi   Yazı İşleri Müdürü Talip Yümsel, başta kamuoyunun doğru ve sağlıklı haber alması için ilkeli haber anlayışıyla  çalıştıklarını belirterek, “Akdeniz Bölgesi’nin nabzını tutuyoruz” diye konuştu.


GARANTİ BANKASI BAŞEKONOMİSTİ: “YABANCI YATIRIMCI DA YATIRIM İÇİN SEÇİMİ BEKLİYOR”

GARANTİ BANKASI BAŞEKONOMİSTİ GİZEM ÖZTOK ALTINSAÇ:
“YABANCI YATIRIMCI DA YATIRIM İÇİN SEÇİMİ BEKLİYOR”

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) konuğu Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç oldu.

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği 2015 faaliyet yılı 6.Olağan Toplantısına katılan Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç ,Yabancı yatırımcıların da genel seçimlere odaklandığını belirterek,  “Yabancı yatırımcılar Türkiye’ye yatırım konusunda hiç uzak duralım demezdi.İlk defa yabancı yatırımcı da seçimi bekleyelim dedi” diye konuştu.

Akra Barut Otel’de yapılan toplantıya ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyesi iş insanları ve sektör temsilcileri katıldı. Toplantı öncesinde Türkiye ekonomisindeki gelişmelerle ilgili değerlendirmede bulunan toplantı başkanı Murat Özekici, “Global ekonomideki değişimler ve ani hareketlerin şirketlerin 2015 hedeflerini geçersiz kıldığını belirterek, “Ekonomideki ani değişimler iş dünyası olarak 2015 hedeflerimizi revize etmemize neden oldu. Dış dünyadaki değişiklikler iş dünyası açısından önümüzdeki sürecin hassasiyetini artırıyor” dedi.

“Türkiye Ekonomisi İleriye Bakarken” başlığında konuşan Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, özellikle dış piyasalarda en çok merak edilen konunun genel seçimlerin durumu olduğunu belirterek, “Dışarıdan bakıldığında da sorulan sorular seçim sonrasını işaret ediyor. Yabancı yatırımcı ne olursa olsun yatırımdan uzak duralım demezdi. Yatırımcılar ilk defa seçimi bekleyelim dedi. Genel Seçimler, önemli dengeleri değiştirecek” diye konuştu.

Dolar değer kazanmaya devam edecek, Euro zayıflayacak

Global ekonomide kısa ve uzun vade ayrımının önem kazandığına dikkat çeken Altınsaç, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Amerika ekonomisi iyi toparlıyor. Para politikasında yeni dönem başlıyor. Dolar değer kazanmaya devam edecek. Avrupa resesyonu geride bıraktı. Büyüme kötü gitmiyor. Euro zayıflamaya devam edecek. Japonya fena gitmiyor. Gevşek para ve maliye politikası yapısal reformlar gerçekleştiriyor. Çin başta olmak üzere gelişen ülkeler zayıf. İki temel sorun var. Amerikan Merkez Bankası (FED) politikasının değişmesi ve ülkelerin kendi iç dinamikleri. Gerçekten iç dinamiklerinde sorun olan ülkeler Rusya, Brezilya, Türkiye, Ukrayna, Arjantin, Güney Afrika, Venezüela olarak karşımıza çıkıyor. Dünyanın herhangi bir yerinde ekonomide olumsuz bir durumda en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye geliyor. Krizin bulaşma riski altındaki ülkeler olarak Polonya ve Macaristan’ı sayabiliriz”

 

 

 

 

 

 Çin ve Hindistan’ın global ekonomideki payının azımsanmayacak düzeyde olduğunu vurgulayan Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, Çin ve Hindistan’ın dünya büyümesine katkısının 1.5puan olduğunu kaydetti. Altınsaç, Dünya Gayri Safi Milli Hasıla dağılımında Amerika’nın payının azalırken, Çin’de büyümenin yavaşlasa da payının azalmadığını, aksine arttığını bildirdi.

Dünyada global büyümenin gelişmiş ülkeler önderliğinde toparlandığını vurgulayan Altınsaç, Amerikan ekonomisinin sağlıklı bir şekilde büyüdüğünü, Avrupa’da ise büyümenin hızlandığını dile getirdi. Gelişmekte olan ekonomilerde kısmen toparlanma olsa da büyümenin yavaş yavaş olduğuna dikkati çeken Başekonomist Gizem Öztok Altınsaç, özellikle Çin’de para tabanı genişlemesinin işe yarayabileceğini söyledi.

Türkiye’nin en büyük sorunu büyüme oranlarındaki oynaklık

Türkiye’nin en büyük sorununun büyüme olduğunu savunan Altınsaç, büyüme oranlarındaki oynaklığın sorunun ana kaynağı olduğunu belirterek, “Bu ülkede reform yapılmıyor. Reform yapılıyor derken ülke olarak 3 ay kaybettik. Teşvik paketi hedef konarak açıklanır. Doğu Asya ülkeleri yüksek montanlı teşvik paketleri açıklıyor. Hedef koyuyor. Türkiye bu reformları yapacaksa önümüzdeki beş yılı içeren hedefler koyarak yapmalıdır” diye konuştu.

Enflasyon hedefleri tutmuyor

Altınsaç, enflasyon hedeflerinin neden tutmadığını ise şöyle açıkladı:

“Dış açığımızın sorun yarattığı dönemlerde Türk Lira’sında yaşanan değer kaybı ve bunun enflasyona geçişkenliği. Bütçe tarafında sıkıntı yaşadığımızda bir takım vergilere gelen zamlar ve bunun enflasyona yansıması. Gıda ve enerji fiyatlamalarında yaşanan mikro bazda yapısal sıkıntılar.”En büyük sorunun tasarruf açığı olduğunu belirten Altınsaç, cari açığın ise yüzde 90’ının enerji kaynaklı olduğunu bildirdi.

Türkiye’de Kamu Maliyesi ve Bankacılık Sistemi Çok Güçlü

Aslında ülkenin dinamiklerinin kötü olmadığını belirten Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, Türkiye’de kamu maliyesi ve bankacılık sisteminin çok güçlü olduğunu ifade etti.

Altınsaç, bir işadamının ülke ekonomisi kötüyse iş insanları nasıl borçlanıyorlar sorusunu, “Çok olumsuz olmamakta fayda var. Kobiler know-how a yatırım yapmıyor. Aldıkları borçları kısa vadeli günü kurtarmakta kullanıyorlar. Bunlarla birlikte kamu maliyesi, bankacılık sektörü gibi çok güçlü kalemlerimiz var. Türkiye borç açısından emsallerine göre iyi durumda. Türkiye borç verilmeyecek bir ülke değil. Borçlanabiliyoruz. Türkiye’nin de, kobilerin de borcunu ödeyememe gibi bir sıkıntısı yok. Özel sektörün borcu çok hızlı artıyor. Bizi bu durum korkutuyor” şeklinde yanıtladı.

Soru cevap bölümünün ardından toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU ile Toplantı Başkanı Murat Özekici, konuşmacı Gizem Öztok Altınsaç’a gecenin anısına plaket takdim etti.


BAKSİFED BAŞKANLIĞI’NA ALİ EROĞLU SEÇİLDİ

 

BAKSİFED BAŞKANLIĞI’NA ALİ EROĞLU SEÇİLDİ

 Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) 5. Olağan Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi. BAKSİFED Başkanlığına Ali EROĞLU seçildi.

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen genel kurul toplantısında divan başkanlığına Ahmet Kasapoğlu seçildi. Oy birliğiyle BAKSİFED Başkanlığı’na seçilen Ali Eroğlu, federasyonun kuruluş amacı çerçevesinde aynı sanayici ve işadamları derneklerinin ortak sesi olarak bölgesel, sektörel ve ulusal ekonomik politikaların oluşturulmasına katkıda bulunmaya devam edeceklerini belirterek, “Tam bağımsız bir sivil örgütlenmenin bayrağını taşıdığımıza inanıyorum” dedi.

Genel kurulda BAKSİFED’in 2014 yılı faaliyetlerini anlatan Yönetim Kurulu Başkanı H. Ergin CİVAN, federasyonun kuruluş amacını hatırlatarak, yaptıkları etkinlikler hakkında bilgi verdi. Bu etkinliklerde kendisine destek olan tüm Yönetim Kurulu üyelerine teşekkür etti ve başarı dileklerinde bulundu.

BAKSİFED’in yeni Yönetim Kurulu şöyle oluştu:

 

Başkan: Ali EROĞLU(Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği- ANSİAD)

Başkan Yardımcısı: Alper BAYHAN(Isparta Girişimci Sanayici İşadamları Derneği-IGSİAD)

Başkan Yardımcısı: Abdülkadir TURHAN  (Alanya Sanayici İşadamları Derneği-ALSİAD)

Başkan Yardımcısı: Turgay AKAR (Manavgat Sanayici İşadamları Derneği-MASİAD)

Başkan Yardımcısı: Ahmet KASAPOĞLU (Organize Sanayi İşadamları Derneği-OSİAD)

Genel Sekreter: Leman Sedef TUNA( Antalya İş Kadınları Derneği-ANTİKAD)

Sayman: Figen SAYIN(Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği-AGİDER)

Yönetim Kurulu Üyesi: Mustafa Hulusi SÖYLEMEZ (Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği-TÜSİAD)

Yönetim Kurulu Üyesi: Abdullah ERDOĞAN(Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği-ANSİAD)


TÜROFED BAŞKANI OSMAN AYIK ANSİAD\'A KONUK OLDU

TÜROFED YÖNETİM KURULU BAŞKANI OSMAN AYIK, ANSİAD’A KONUK OLDU:

 BİRAZ ÇALIŞIRSAK 3-4 MİLYON TURİST GELECEK

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) konuğu Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Başkanı Osman AYIK oldu.

 Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin 2015 faaliyet yılı 5.Toplantısına katılan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, “Türkiye turizm alanında hiçbir şey yapmasa bile 1 milyon turist gelecek. Fakat biz 3-4 milyon hedefiyle çalışmalarımızı yapmalıyız” dedi.

 Akra Barut Otel’de yapılan toplantıya ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyesi iş insanları ve sektör temsilcileri katıldı. Toplantı öncesinde turizm sektörünün gelişimi hakkında bilgi veren Toplantı Başkanı Sadi Kan, Türk turizminin 1989 yılından bu yana çok hızlı bir ilerleme kaydettiğini bildirdi.

 Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı M.Sadi Kan’ın yaptığı toplantıda “Turizmde 2015 Yılına Bakış”  başlığında konuşan TÜROFED Başkanı Osman Ayık, “Avrupa\'da her yıl seyahat eden kişi sayısının ortalama 30 milyon arttığını belirterek, \"Avrupa coğrafyasında hiçbir şey yapmasak bile Türkiye\'ye gelen turist sayısı her yıl 1 milyon civarında artacak. Fakat biz projeksiyonumuzu 3-4 milyon turist gelecek şekilde planlamalıyız\" diye konuştu.

 Turizmde 2014 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan ve Antalya’nın 2014 yılını 12 Milyon turist ile kapattığını anımsatan  Ayık, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“10 tane büyük pazarımız var. Almanya en çok ziyaretçi aldığımız ülke. Almanya’yı Rusya, Kazakistan, İngiltere, İran izliyor. Antalya ziyaretçi oranında Almanya ve Rusya Federasyonu yer değiştirdi. Antalya’ya gelen turistlerin yüzde 95’i Antalya’ya paket turla geliyor. Bu oranın 6.5 milyonu iki pazardan oluşuyor. Antalya’da rakamların yüzde 50’den fazlası 2 pazara bağlı. 2 Pazara bağımlı hale gelmemiş olmamız gerekirdi. Türkiye’ye baktığımızda 18-20 milyon civarında paket tur misafiri alıyoruz. Burada da 4-5 tane pazardan yoğunluk var. Aynı sorun Türkiye’de de var”

 “Almanya pazarında bir sıçrama yapamadık”

Özellikle son 10 yılda Almanya pazarında bir değişkenlik sağlayamadığımıza dikkat çeken Başkan Osman Ayık, “Almanya’da beklediğimiz artış oranı olmadı. Aşağı yukarı sabit bir seyir izliyoruz. Almanya rakamlarını büyük bir yere getiremedik, sıçrama yapamadık. Orada sadece 1 Milyon artış sağlayabildik. Bu durumu izlememiz gerekiyor” dedi.

 Ukrayna Takip Edilmeli

Antalya’nın önemli pazarlarından biri olan Ukrayna’da gerçekleşen büyümenin son yıllarda tersine döndüğünü anımsatan Başkan Ayık, bu durumun takip edilmesi gerektiğini belirterek, Ukrayna pazarında yaşanan olumsuz gelişmelerin Türk turizm sektörünün belirleyicilerinden biri olduğunu söyledi.

 Antalya açısından Bağımsız Devletler Topluluğu’nun toplamından gelen rakamların büyük önem arz ettiğini vurgulayan TÜROFED Başkanı Osman AYIK, “Türkiye rakamları aşağı yukarı 9-10 milyon civarında. Antalya’nın rakamı da toplamda 4 milyon bandında. Bu pazarlar bizim en çok geliştirebileceğimiz,  en çok yürütebileceğimiz pazarlar olarak görünüyor. Onun içinde pazarlardaki oluşan her türlü değişiklik; her türlü stres bizim turizm pazarını çok ciddi şekilde etkiliyor” dedi.

Hiçbir şey yapmasak 1 Milyon misafir gelecek

Ayık, 2014 yılında dünyada 1.1 milyar civarında insanın seyahat ettiğini ve bu rakamın her yıl artacağını belirterek, şunları söyledi:

“Her yıl dünyadaki turizm hareketi yüzde 3-4 oranında büyüme ile devam ediyor. Bu ne demek her yıl  50 ile 60 milyon arasında turizme katılım yeni bir katılım var. Avrupa’nın bunun içindeki payı 585 milyon insan. Avrupa’daki her yıl ortalama artış 25-30 milyon civarında. Türkiye hiçbir şey yapmasa bile her yıl ortalama rakamlarını 1 milyon civarında artıracak. Geçmiş döneme baktığımızda rakamları ciddi anlamda sıçrattık. Fakat biraz bir şey yapabilirsek 1 milyon rakamı 3-4 milyona çıkacak” şeklinde konuştu.

 Rusya\'da yaşanan ekonomik kriz

Son yıllarda Avrupa\'nın yanı sıra Rusya\'ya da erken rezervasyon mantığını yerleştirdiklerini ifade eden Ayık, \"Rusya ile Ukrayna arasında yaşana krizden ve onun arkasından Avrupa\'dan Rusya\'ya gelen çeşitli ekonomik baskılardan sonra 2014 Eylül\'den itibaren bu ülkeden gelen misafir sayılarında son yıllarda ilk defa gerileme yaşandı. Rusya\'dan gelen turist sayısında son 20 yıl içinde ilk defa eylül ayından bu yana bizi de şaşırtan çok dramatik düşüşle devam ediyoruz\" dedi.

 Avrupa Pazarında İmaj çalışması yapmamız gerekiyor

Türkiye’nin Avrupa pazarında yerini sağlamlaştırdığını öne süren Ayık, Avrupa pazarında marjinal bir değişiklik beklemediklerini belirterek, “Türkiye Avrupa pazarında ulaşabileceği pek çok noktaya ulaşmış durumda. İmajla ilgili çok ciddi bir çalışma yapmamız lazım. Son dönemde çıkan olumsuz haberler nedeniyle Avrupa pazarında kayıp yaşayabiliriz” dedi.

 Almanya\'dan Yunanistan\'da tatil yapan vatandaşına destek

Ayık, Almanya\'nın başkenti Berlin\'de bu yıl 49\'uncusu düzenlenen UIuslararası Turizm Borsası (ITB) Fuarı\'nda Yunanistan\'ın geçen yıl ve bu yıl daha iyi göründüğünü dile getirdi. Avrupa\'da farklı uygulamalar ile dayanışma olduğuna dikkati çeken Ayık, \"Almanya, Yunanistan\'da tatil yapan her vatandaşına 500 avro destekleme yapıyor. Paraları Yunanlılara kaptırdılar. Bu paraların geri çıkması lazım. Onun için böyle bir destek veriyorlar\" diye konuştu.

 En büyük tehlike

Ayık, bir işadamının “Yerel yönetimlerden talebiniz var mı, beklentileriniz nelerdir  ?  sorusunu  “ Yerel yönetimler ile beraber çalışıyoruz. Doğrudan bir talebimiz olamaz. Ülkemize gelen misafir kendi ülkesinde belli standartlarda yaşıyor. Seyahat ettiği ülkelerde bu standardı arıyor. Tesislerin içine girince farklı bir durum, şehre inince farklı bir durumla karşılaşıyorlar. Oteller ve şehir içindeki kaliteyi aynı duruma getirmemiz lazım. Hizmet konusunda eksiklikler var. Bir döngü var. Alttan gelen yeni nesli kavrayamıyoruz. Onların isteklerine cevap veremiyoruz. Bu durumu düzeltemezsek yavaş yavaş misafir kaybedeceğiz. En büyük tehlike bu” dedi.

 Soru cevap bölümünün ardından toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU ile Toplantı Başkanı Sadi KAN, konuşmacı Osman AYIK’a gecenin anısına  plaket takdim etti.


İNŞAAT SEKTÖRÜ TOPLANTISI YAPILDI

ANSİAD, İnşaat Sektörü Toplantısı Yapıldı

Sanat Tarihi Profesörü Sönmez: “Mimar Sinan’ın dünyada eşi benzeri yok”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) İnşaat Sektörü toplantısının konuğu Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Profesörü Zeki Sönmez oldu. Mimar Sinan’ın Kimliği ve Mimari Anlayışı” başlıklı toplantıda konuşan Sönmez, 600 yıl tarih sahnesinde kalan Osmanlı İmparatorluğu’nun 50 yıl baş mimarlığını yapan Mimar Sinan’ın 400 fazla eser inşa ettiği ya da ettirdiğini belirterek, “Dünyada bu sayıda ve bu niteliğe ulaşmış bir başka mimar yoktur” dedi.

 ANSİAD İnşaat Sektörü toplantısına Sanat Tarihi Profesörü Zeki Sönmez konuk oldu. Toplantı Başkanlığını İbrahim Şencan’ın yaptığı ANSİAD üyesi iş insanlarının ve sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıda Mimar Sinan’ın hayatı ve eserleriyle ilgili iş insanlarına bilgi veren Sönmez, şunları söyledi:

“Mimar Sinan’ın hayatı ve eserleriyle ilgili gerçekten çok sayıda önemli bilgi ve belgeye sahibiz. Bu belgelere göre yaklaşık 1490 yılında Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğmuştur. Hristiyan bir aileye mensup olan Sinan, Osmanlı Devşirme Sistemi’nin kurallarına göre çocuk yaşta Osmanlı Sarayı’nın hizmetine alınarak İstanbul’a getirilmiştir. Başta devlet adamı, bürokrat, yönetici, komutan olmak üzere, devletin ihtiyaç duyduğu çeşitli alanlarda sanatçılar yetiştiren bir eğitim sisteminin içinde yer alarak mimar-mühendis olmuş ve 1538 yılında imparatorluğun başmimarlığına “Ser mimaran-ı Hassa” yükselmiştir.  600 yıl tarih sahnesinde kalan Osmanlı İmparatorluğu’nun 50 yıl baş mimarlığını yapan Mimar Sinan 400 fazla eser inşa etti ya da ettirdi. Dünyada bu sayıda ve bu niteliğe ulaşmış bir başka mimar yoktur.”

 

Hakkında en önemli kaynak Tezkiret Ül-Bünyan ve Vakfiye

Mimar Sinan ile ilgili en önemli kaynağın yakın arkadaşı şair nakkaş Sai Çelebi’ye yazdırdığı “ Tezkiret Ül-Bünyan” adlı otobiyografi olduğunu vurgulayan Sönmez, “Bu eserde ustanın hayatının tüm aşamalarının ve tasarımını yaptığı tüm eserlerin türlerine göre tam bir listesi olduğunu kaydetti. Yaptığı ve yaptırdığı mimari eserlerin tüm Osmanlı coğrafyasının hemen her tarafına dağıldığını belirten Sanat Tarihi Profesörü Zeki Sönmez, Mimar Sinan ile ilgili bir başka önemli kaynağında bütün ailesini ve mal varlığını kaydettiği 1586 tarihli Vakfiye olduğunu söyledi. Vakfiyeye göre Sinan’ın İstanbul’da Kanuni Sultan Süleyman için yaptığı Ünlü Süleymaniye Külliyesi’nin hemen yakınındaki büyük bir konakta yaşadığını anlatan Sönmez, evinin yeri ve bazı parçaların bugün mevcut olduğunu ve avlusunda da Sinan’ın türbesi ve sebilinin yer aldığını ifade etti. Sönmez, Dostu Sai Çelebi’nin yazdığı 15 satırlık türbe kitabesinde 100 yaş dolayında öldüğü bilgisinin kaydedildiğini söyledi.

 

Sinan, dünya mimarlığının yetiştirdiği en büyük kubbe ustasıdır

Mimar Sinan ile ilgili önemli arşiv belgelerinin dışında onu bize en iyi tanıtan öğenin eserleri olduğunu vurgulayan Sönmez, şunları söyledi:

“Büyük ustayı bize tanıtan hiç şüphesiz günümüze gelen çok sayıdaki anıtsal eseridir. Eserlere baktığımızda, 16.yüzyılın bütün dünyada ulaştığı en ileri yapı strüktürü ve onu örten kubbe sisteminin başarısını açıklıkla görebiliriz. Sinan, dünya mimarlığının yetiştirdiği en büyük kubbe ustasıdır. Onun taşıyıcı sistem ve üst örtü sistemi konusunda ulaştığı büyük gelişme, bugüne kadar çok sayıda araştırma ve yayında incelenmiştir. Mimar Sinan yapılarının şekillenmesinde ve dış görünümlerinin ulaştığı estetik değerlere paralel olarak, iç dekorasyonda da aynı başarıya ulaşmıştır.”

 

Osmanlı Mimarlığı, Mimar Sinan döneminde zirveye çıktı

Osmanlı mimarlığının ve mimarlarının Mimar Sinan’a gelinceye kadar çok önemli gelişmeler kaydettiğine dikkat çeken Sönmez, “Sinan’dan önce Osmanlı mimarlığı belli bir teknik ve estetik olgunluğa erişmiştir. Ancak Sinan mimaride ulaşılan bu teknik ve estetik düzeyi, Kanuni Sultan Süleyman döneminin siyasi ve ekonomik imkanlarını da kullanarak yeniden yorumlamış, usta dokunuşlarla sanatın zirvesine taşımıştır” diye konuştu.

 

Mimar Sinan, tüm sanat atölyelerini harekete geçirdi

Mimar Sinan’ın başarısını önemli Osmanlı baş mimarlarının ardından göreve gelmesi, ciddi bir deneyim ve birikimden geçen Hassa Mimarlar Ocağı kadrolarını devralması olarak nitelendiren Sönmez, Mimar Sinan’ın kendi sanatçı kimliğine uygun olarak geliştireceği yeni mimari konseptin tamamlayıcısı ve mimariye bağlı dekoratif sanatların sanatçı kadrolarının da hazır durumda olduğunu dile getirdi.

Sinan döneminin cami mimarisinde sıklıkla kullanılan hat sanatı örneklerine ayrıca yer verilmesi gerektiğini vurgulayan Sönmez, Mimar Sinan’ın iki şah eseri İstanbul Süleymaniye Camisi ve Edirne Selimiye Camisi’nde dönemin hattatları tarafından uygulanan hat sanatı için Osmanlı Divanı’na özel olarak başvurduğunu tarihi belgelerden anladıklarını bildirdi.

Sönmez, dönemin tüm mimari çalışmalarından hareketle Mimar Sinan’ın başta Saray Nakkaşhanesi olmak üzere Topkapı Sarayı’na bağlı ve mimari dekorasyona katkıda bulunacak tüm sanat atölyelerini de harekete geçirdiğini sözlerine ekledi.

 


VERGİ DAİRESİ BAŞKANI AKCA’DAN ANSİAD’A ZİYARET

VERGİ DAİRESİ BAŞKANI AKCA’DAN ANSİAD’A ZİYARET 

Antalya Vergi Dairesi Başkanı Halil Akca, 26. Vergi Haftası kapsamında daire müdürleriyle birlikte Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ali Eroğlu’nu ziyaret etti.Antalya Vergi Dairesi Başkanı Halil Akca, 26. Vergi Haftası kapsamında daire müdürleriyle birlikte Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ali Eroğlu’ nu ziyaret etti. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Abdullah Erdoğan, ve yönetim kurulu üyelerinin hazır bulunduğu ziyarette, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, iş dünyası olarak adil bir vergi sistemi beklediklerini belirterek, kaynakların nerelerde kullanıldığını daha şeffaf olarak gösteren mekanizmaların uygulamaya konulmasının toplumun vergi konusundaki katılımcı olma oranını artıracak en önemli unsurlardan biri olduğunu kaydetti.

Dolaylı verginin azaltılması, gelire göre verginin toplanmasından yana olduklarını kaydeden Eroğlu, “Sistem insanları üretmeye ve istihdam yaratmaya yönlendirmeli” diye konuştu. Eroğlu, Akca ve ekibine Antalya için yaptıkları çalışmalar nedeniyle teşekkür etti.Antalya Vergi Dairesi Başkanı Halil Akca ise Antalya’nın vergi gelirlerinde artış olduğunu belirterek, “Bu reel olarak ekonominin büyüdüğünü gösteriyor” dedi. Antalya’nın ekonomisinin turizm ve tarım üzerine dayalı olduğunu kaydeden Akca, 2015’in iki sektör ve diğer sektörler için iyi geçmesini diledi. Vergi Dairesi Başkanı Halil Akca, Gelir Vergisi tasarısının yasalaşması halinde daha iyi bir sistem kurulacağına inandığını söyledi. Akca, Antalya Sanayici İşadamları Derneği ile çalışmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi.

 


DOKUMA’YA MODERN SANATLAR MÜZESİ GELİYOR

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin Kahvaltılı toplantısının konuğu Kepez Belediye Başkanı Avukat Hakan Tütüncü oldu. Tütüncü, “Antalya kent hafızasında önemli bir yeri olan ve Antalya’nın ilk sanayi kuruluşu Antalya Pamuklu Dokuma Sanayi Fabrikası şehrin dinamiklerinin hazırlayacağı fikir projesi kapsamında aslına uygun şekilde restore edilerek, yeniden kent yaşamına kazandırılacağını belirterek,” Dokuma’ya Modern Sanatlar Müzesi düşünüyoruz” dedi.

Kepez Belediye Başkanı Avukat Hakan Tütüncü, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) kahvaltılı toplantısına konuk oldu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu’nun yaptığı yönetim kurulu, dernek üyesi iş insanlarının katıldığı toplantıda Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü Antalya Pamuklu Dokuma Sanayi Projesi ve Varsak’taki   Antik Kent Lyrboton Kome hakkında bilgi vererek, soruları yanıtladı. Toplantı Başkanı Ali Eroğlu, 18 Mart’ın ülkemiz için önemini belirterek, “18 Mart bir milletin birlik ve beraberlik içinde neler yapabileceğinin göstergesidir. Bu ilham ve amaçtan hareketle tüm kurumlarımızda destanlar yazabiliriz. Bu duygu ve düşüncelerin tüm kurumlarımızın çalışma prensibine sirayet etmesini dilerim” diye konuştu.

Konuşmasına 18 Mart Çanakkale Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi\'nde hayatını kaybeden şehitlerimizi anmakla başlayan Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, iş dünyası ile gerçekleştirdikleri bu tür buluşmaların çok önemli olduğunu belirterek,”Fikir teatileri ufkumuzu açıyor” dedi.

Dokuma’ya Modern Sanatlar Müzesi geliyor

Tütüncü, iş insanlarının Antalya Pamuklu Dokuma Sanayi Fabrikası’nın estetik ve modern kaygılar gözetilerek yapılması önerisiyle aynı noktada olduklarını belirterek,
“Dokuma’da modern sanatlar müzesi düşünüyoruz. 22Bin metrekare kapalı alan var. Orayı Antalya’nın dinamiklerine uygun ortak aklın ön planda olduğu, şehrin vizyon projesi haline getireceğiz. Yapacağımız her çalışmada belirleyici güç şehrin dinamikleri olacak ” diye konuştu.

 Antik Kent Lyrboton Kome’yi Antalya’nın İlk Arkeoparkı Yapacağız

Kepez Belediyesi olarak Antalya Pamuklu Dokuma Sanayi Fabrikası  ve Antik Kent Lyrboton Kome’nin kendilerini heyecanlandıran iki proje olduğunu anlatan Başkan Tütüncü, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Perge uygarlığının bir köyü olan Lyrboton Kome, turizmin başkenti Antalya’nın kent merkezinin hemen yanı başında bulunmasına karşın, şehirde yaşayanların varlığından haberdar olmadığı tarihi bir kent. Elai Baris (Yağ çiftliği) olarak bilinen bu antik kent, Varsak’ın kuzeyinde doğa harikası tepecikte yer alıyor. Bitki örtüsünün işgalindeki, definecilerin tehdidi altındaki antik kentin gün yüzüne çıkarılması birkaç kez gündeme gelmiş ancak gerekli çalışmalar yapılmamıştı. Yaklaşık 2 bin yıllık tarihi olan bir yerleşim yerini gün yüzüne çıkarmak için keşif çalışması yaptık. Bununla birlikte orayı Arkeopark haline dönüştürme yönünde çalışmalar yaparak şehre bir yenilik kazandıracağız”

 Kepez şehirleşme trendine kavuşan ilçelerin başında geliyor

Önümüzdeki ay belediye başkanlığı döneminde altıncı yılını doldurduğunu anımsatan Tütüncü, “Kepez ilçesinde ikinci defa üst üste seçilen ilk başkan olmanın çalışma hayatında önemli bir itici güç olduğunu belirterek, “2.Dönem çalışmanın avantajı var. İlçe olarak ciddi anlamda mesafe kat etmiş durumdayız. Her konuda önemli sıçramalar dönüşümler gerçekleştiriyoruz. Kepez, şehirleşme trendine kavuşan ilçelerin başında geliyor” şeklinde konuştu.

Tütüncü bir işadamının Dokuma bölgesinde spor tesisi olacak mı sorusunu “Birinci kısımda 238 Bin metrekarelik bir alan var. Arka tarafında 250 Bin metrekarelik ikinci bir alan var. Hukuki sorunlar şu an çözülme aşamasında.2.Alanda spor tesisi yapılabilir.1.kısımda nitelikli spor tesisi yapmak için uygun alan yok “şeklinde yanıtladı.

Kepez’de çok Avrupai bir Planlama yaptık
Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, “ Kepez’de vizyonunuza uygun şehir planlaması yapıldı mı sorusunu ise “Göreve geldiğimde Kepez’in bütün imar planları yapılmıştı. Sadece 2B ile ilgili revizyon  planları çalışıyoruz. Kepez’de 500’e yakın park var. Revizyonlarla park alanı 20 Bin metrekareye çıkıyor.25-30 Bin metrekarelik okul alanları yapıyoruz. İlk revizyonu bu ay meclisimizde görüşeceğiz. Çok Avrupai bir planlama oldu. Mülkiyet problemleri kalktı” olarak cevapladı.
Tütüncü, işadamlarının Antalya’da estetikten uzak yapılaşmayla ilişkin önerilerinde hem fikir olduklarını belirterek, “Şehrin tüm dinamikleri olarak gece kondu zihniyetinin değişiminin üstünde durmalıyız. Şehrin geleceğini kaçırıyoruz. Güzel bir şehir bırakamıyoruz. Şehre ihanet ediyormuşuz gibi geliyor. Şark kurnazlığıyla hep birlikte mücadele etmeli, şehrin geleceğini birlikte inşa etmeliyiz” dedi.

Başkan Eroğlu, önümüzdeki günlerde Kepez’i daha iyi tanımak için Kepez-Ansiad Buluşması gerçekleştireceklerini de sözlerine ekledi.

Toplantı toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.


ANSİAD KAHVALTILI TOPLANTISININ KONUĞU ŞENOL ALTIOK OLDU

ANSİAD\'IN kahvaltılı toplantısının konuğu Karayolları 13.Bölge Müdürü Şenol Altıok oldu. Altıok, Hal, Demokrasi, Altınova, Aksu, Havaalanı ve Expo Köprülü Kavşaklarını bu yıl yapılacak G20 Zirvesi’ne yetiştireceğiz”  dedi. 

Karayolları 13.Bölge Müdürü Şenol Altıok, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) kahvaltılı toplantısına konuk oldu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkan Yardımcısı Sadi Kan’ın yaptığı, Yönetim Kurulu ve dernek üyesi iş insanlarının katıldığı toplantıda Bölge Müdürü Altıok, göreve geldiği günden bugüne kadar yaptığı çalışmaları anlatıp, soruları yanıtladı. Karayolları 13.Bölge Müdürlüğü’nün çalışma alanı hakkında bilgi veren Bölge Müdürü Şenol Altıok, şunları söyledi:

“Karayolları 13.Bölge Müdürlüğü 42 Bin 552 Kilometrelik bir alanda, 3 ilin tamamını (Antalya, Burdur, Isparta) ve 2 ilin de (Afyonkarahisar, Muğla) bir kısmını kapsamaktadır.  Tüm bölge Müdürlüğü sorumluluk alanında Bin 995 Kilometre devlet yolu, Bin 527Kilometre il yolu olmak üzere toplam 3Bin 522 Kilometre karayolu bulunmaktadır. Antalya ilinde ise 974 Kilometre devlet yolu,  805 Kilometre il yolu olmak üzere toplam Bin 779 Kilometredir.” 

Yollar G20’ye hazır

Antalya çevresinde biten ve yapımı devam eden yol çalışmalarını anlatan Altıok, “Hal, Demokrasi, Altınova, Aksu, Havaalanı ve Expo Köprülü Kavşaklarının 2015 yılının Kasım ayında yapılacak olan G20 Zirvesi’ ne kadar tamamlamayı hedeflediklerini belirterek, Aksu, Hal ve Altınova Kavşaklarında çalışmalara başlanmıştır. Devamındaki Serik ve Kadriye Köprülü kavşaklarının proje çalışmaları tamamlanmış olup yapım çalışmalarına başlanması planlanmaktadır” dedi. 

Antalya Kuzey çevre yolunun 2014 yılı yatırım planına alındığını vurgulayan Altıok, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Toplam 50 km uzunluğundaki güzergahın 37 Km’ lik Kuzey Doğu tarafının projesi tamamlanmıştır. 13 Km’lik Kuzey Batı kesiminde proje mühendislik hizmetleri çalışmaları tamamlanma aşamasındadır. Toprak Reformu Genel Müdürlüğünce toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir. Yol yapım ihalesi 2014 Kasım ayında Genel Müdürlüğümüzce yapılmıştır. İhale süreci devam etmektedir” 

Batı Çevre yolunda çalışmalar devam

Batı Çevre yolunda yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Karayolları 13. Bölge Müdürü Şenol ALTIOK, şunları söyledi:

“Toplam 14,8 km uzunluğundaki Antalya Batı Çevre Yolunda Serbest Bölge-Boğaçay Köprüsü arasında 6 kilometrelik kesim bitümlü temel seviyesinde tamamlanmıştır. İmar uygulaması ile terkinleri yapılan ve muktesat ödemeleri Karayolları Genel Müdürlüğü’nce gerçekleştirilen kesimlerde ve Serbest Bölge Köprülü Kavşağında yapım çalışmaları devam etmektedir. 2015 Yılında 7 kilometrelik kesimin binder seviyesinde tamamlanması hedeflenmektedir.”

Antalya-Kemer-Tekirova-Finike yolunun 80 Kilometrelik kesiminin bölünmüş yol olarak trafiğe açıldığını anlatan ALTIOK, tek yol olarak hizmet veren Kumluca’ ya kadar 30 kilometrelik kesimin bölünmüş yol proje çalışmalarının devam ettiğini bildirdi. 

Transit Trafik Problemini Çözeceğiz

Karayolları Bölge Müdürlüğü olarak genellikle Antalya’nın doğusunda çalışmalar yaptıklarını belirten Altıok, ” Antalya’nın genel nüfusu 2 Milyon 200 Bin civarındadır. 1 Milyon 200 bin Antalya şehir merkezinde yaşıyor. Kurumumuz tarafından bu durum öngörülerek ona göre projeler hazırlanmış. Şehir merkezinde yaptığımız çalışmalarla transit trafik problemini çözeceğiz” dedi. 

Tarihi Köprüleri restore ediyoruz

Bölgede var olan tarihi köprülerle ilgili de restorasyon çalışmaları yaptıklarını anlatan Karayolları 13. Bölge Müdürü Şenol ALTIOK,  yollardaki ana güzergahlarda peyzaj ve düzenleme çalışmaları yaptıklarını belirterek  “Bu doğrultuda 2015 yılında 15 Bin fidan dikmeyi hedefliyoruz”  diye konuştu.

Altıok, bir işadamının teknik yapılarda göze çarpan görüntü kirliliğiyle ilgili “Sanatçılarla çalışın, bu yaklaşım eseri güzelleştirir, esere ruh katar”  önerisini  “Projelerimizi Estetiği göz önüne alarak ve yeni teknolojilerle yapmayı düşünüyoruz” şeklinde yanıtladı. 

 


ANSİAD\'IN KONUĞU BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ MÜTEVELLİ HEYETİ BAŞKANI ENVER YÜCEL OLDU

ANSİAD\'IN 4. olağan toplantısının konuğu Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel oldu.

Yücel, Türkiye\'nin eğitim politikasını eleştirirken, dershanelerin kapatılmasının ve her yere bir üniversite açmanın çok yanlış olduğunu söyledi.

YÜCEL “ÜNİVERSİTELER ESNAFA İŞ OLSUN DİYE AÇILIYOR”

Uğur Dersaneleri Yönetim Kurulu Başkanı ve Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, ANSİAD\'ın geleneksel yemekli toplantılarının konuşmacı konuğu oldu. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve yönetim kurulunun daveti üzerine Antalya\'ya gelen Enver Yücel, ANSİAD 4. Olağan toplantısında eğitim politikaları üzerine görüşlerini açıkladı. Giresun\'un bir köyünden çıkarak liseyi İstanbul\'da zor şartlar altında yatılı okuduğunu ve son sınıfta da derslerinin kötü olması yüzünden sınıfta kaldığını belirten Enver Yücel, “Sınıf tekrarı yapınca dershaneye gitme ihtiyacı hissettim. Bir yakınımın desteğiyle Uğur Dersanesi\'ne başladım, sonra da bu dershanenin sahibi oldum ve eğitimcilik hayatım başladı. 1994 Yılında Bahçeşehir Kolejleri\'ni, 1998 yılında da Bahçeşehir Üniversitesi\'ni kurdum. Tüm bunlar girişimci ruhumun bana verdiği çalışma enerjisinden kaynaklandı” dedi.

Eğitimin içi boş

Türkiye\'de çok güzel okul ve üniversite binaları olduğunu ancak bu binaların içinin boş olduğunu ileri süren Enver Yücel, “Bir çok ekonomi politikamız yanlış. Antalya turizm kenti, burada dünyanın en güzel otelleri var ancak her şey dahil sistemi ile bedavaya oda satılıyor ve turizmci para kazanamıyor. Aynı şey eğitim için de geçerli. Çok güzel okul binalarımız var ama içinde verilen eğitim kalitesi çok düşük. Okul ve derslik sayısını artırmakla eğitim sorunu çözülmez bu binaların içine iyi öğretmen görevlendirip iyi eğitim veremezseniz geri dönüşüm alamazsınız” diye konuştu. Enver Yücel Türkiye\'de bir büyük eksikliğin de eğitim ekonomistlerinin ve sağlık ekonomistlerinin olmayışını gösterdi.

Dershanelerin kapatılması çok yanlış

Kendisi de Uğur Dershaneleri\'nin Yönetim Kurulu Başkanı olan Enver Yücel, dershanelerin Eylül ayından sonra kapılarına kilit vurulacağını bunun da çok yanlış bir politika olduğunu söyledi. Yücel, “Siz okulda ne kadar iyi eğitim verirseniz verin daha çok öğrenmek isteyen, daha çok bilgi isteyen öğrencinin önüne geçemezsiniz. Dershane gerçeği bir dünya gerçeğidir ve her ülkede vardır. Dershaneler zengin kesimden daha çok dar ve orta gelirli ailelere eğitim hizmeti verir. Dershaneciler, fakir öğrenciyi, bedava okutur, şehit çocuklarını bedava okutur, başarılı öğrencilere burs verir, tüm öğrencilere yayın verir, deneme sınavları uygular. Bunlar zararlı şeyler değildir. Dershanelerin kapatılması yerine denetimi artırmak daha doğru olurdu. Bir öğrenci en iyi koleje de gitse dershaneye ihtiyaç duyar. Benim kolejim Bahçeşehir Koleji öğrencileri de dershaneye ihtiyaç duyar bunun önüne geçemezsiniz” dedi.

Üniversiteler esnafın işine yarıyor

Türkiye\'deki üniversite sistemini de eleştiren Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, üniversitelere yerleşme sisteminin tamamen yanlış olduğunu ve her ile bir üniversite açmanın da anlamsız olduğunu söyledi. Yücel, “Tamam her ile üniversite olsun ama içi de dolu olsun. Bir bina yapıp burası üniversite demekle orası üniversite olmaz. Mevcut durumda üniversitelerimiz bulundukları illerde esnafa iş imkânı sağlıyor. Üniversiteler maalesef esnafa iş olsun diye açılıyor. Oysa üniversite bilim yuvasıdır. Buralardan bilim adamları yetişmesi gerekiyor ama maalesef şimdi üniversitelerimiz sadece öğrenciye belge veren diploma veren kurumlar halinde. Öğrenci de diploma almak için uğraşıyor. Diploma alıyorsun ama bir şey bilmiyorsun yani yeterliliğin yok. Üniversiteden sonra herkesin mesleğinde yeterlilik belgesi alması lazım. Merkezi sınavla üniversiteler öğrenci alabilir ama her üniversite ya da fakülte kendi sınavını kendi de yapabilmeli. Şimdi ülkemize 2 milyona yakın Suriyeli göçmen geldi. Bu insanların yüzde yetmişi geri dönmeyecek. Bunlar için bir “Barış Üniversitesi” projesi gerçekleşebilir. Bu üniversitelerde göçmenleri kendi ülkemize intibak ettirebiliriz, yoksa bu mesele Türkiye\'nin büyük bir sorunu olur” dedi.

Tıp Fakültesi\'nde 7 yıl okumaya gerek yok

Birçok fakültede eğitim yılının fazla olduğunu ve buna rağmen öğrencilerin iyi yetişmediğini bunun nedeninin de sadece ders kitabı okuyarak, sınava girerek üniversite bitirilmesi olduğunu vurgulayan Enver Yücel, “Öğrenciler mesleğini sınıflardan ziyade saha da yaparak yaşayarak öğrenmelidir. 7 Yıl tıp fakültesinde okumak bana göre çok fazla. Pratik eğitimlerle 4 yılda çok iyi doktorlar yetiştirebiliriz. Tüm meslekler de akreditasyon sistemi olmalıdır. Fakülteleri bitiren öğrencilerin çalışma hayatına atılabilmesi için bu yeterliliği alması şart olmalıdır. Diploması olan herkes doktor ya da mühendis olmuş sayılamaz. İleri ülkelerin hepsinde bu ve buna benzer sistemler var. Türkiye\'de eğitime ayrılan para çok fazla değil ama az da değil. Bu parayı da verimli kullanamıyoruz” dedi.

Öte yandan toplantının sonunda gerçekleştirilen soru cevap bölümünde, toplantıyı izleyen Kepez İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Hüdai Vural da görüşlerini dile getirdi. Vural, dershanelerin kapatılmasının doğru olduğunu belirterek, buna karşın tüm okulların özelleştirilmesinden yana olduğunu söyledi. Hüdai Vural, “Öğrenciler okul ve dershane arasında koşuşturuyor ve sanatla, müzikle uğraşmaya zaman bulamıyor. Ben şahsen tüm devlet okullarının özelleştirilmesinden yanayım. Devlet memuru kanununa sırtını dayıyor, bazı öğretmenleri verimli çalıştıramıyoruz. Birçok psikolojisi yerinde olmayan öğretmen var bunlara hadi git diyemiyoruz” dedi.

Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU ile Toplantı Başkanı Burcu HABOĞLU BABA, konuşmacı Enver YÜCEL’e plaket takdim etti.


KONYAALTI BELEDİYE BAŞKANI MUHİTTİN BÖCEK ANSİAD\'A KONUK OLDU

“Yaşlılar için Kreş geliyor. Proje Ankara’ya da örnek olacak”

Böcek, İş insanlarına projelerini anlattı.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) kahvaltılı toplantısına katılan Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, yapmış olduğu çalışmalar ve önümüzdeki dönem projeleri hakkında bilgi verdi. Böcek, toplantıda ilçede çok yakında inşaatına başlayacakları “Yaşlılar Kreşi”nin de müjdesini verdi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu,  derneğin bu ay içinde yapacağı faaliyetlerle ilgili bilgi verdi. Eroğlu, yerel yönetimlerle sivil toplum örgütlerinin kent için birlikte hareket etmeleri gerektiğini dile getirdi.

Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) kahvaltılı toplantısına konuk oldu. Başkan Böcek, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Yönetim Kurulu ve dernek üyesi iş insanlarının katıldığı toplantıda göreve geldiği günden bugüne kadar yaptığı çalışmaları anlatıp, soruları yanıtladı. İlçede yapılacak, iki üniversiteyle ortaklaşa yürüttükleri Yaşlılar Kreşi projesini de iş dünyasıyla paylaşan Böcek, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Yaşlılar Kreşi, 65 yaş üstü vatandaşlara hizmet verecek. Çalışan vatandaşlar, yaşlı anne ve babalarını, gündüz vakit geçirebilecekleri, içerisinde hobi bahçeleri ve atölyelerin de yer alacağı Yaşlılar Kreşi’ne bırakabilecek. Yaşlılar Kreşi huzurevi değildir. Burada atölyeler, hobi alanları, sağlıkla ilgili alanlar var. Gösteri, toplantı ve kongre alanlarının da olduğu bir merkez şeklinde planlandı” dedi.

Projenin sayısını artıracaklarını vurgulayan Böcek, örnek teşkil eden Yaşlılar Evi Projesi’ni Ankara Yeni Mahalle Belediye Başkanı’nın da yaptıracağını sözlerine ekledi.

Sokak hayvanları rehabilitasyon merkezi

Sokak hayvanları için sokak hayvanları rehabilitasyon merkezini hayata geçirdiklerini belirten Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, “Önce insanı sonra hayvanları seviyoruz. Hayvan sevgisini artırmak için çalışmalar yapıyoruz. Hayvanlar için ambulans aldık. Hollanda’dan konusunda uzman veterinerler getirdik” dedi.

Vatandaş odaklı hizmet anlayışını esas aldıklarını belirten Başkan Böcek, son teknolojiyle donatılmış her türlü imkana sahip yeni belediye binasında görevlilerin çalışmaktan, vatandaşın ise hizmet almaktan memnun olduğunu ifade etti.

Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, geçtiğimiz aylarda hizmete açtıkları Konyaaltı Sosyal Hizmet Merkezi (KOSHİM) ile yürüttükleri tüm sosyal içerikli projeleri, tek çatı altında topladıklarını, Gıda ve Giyim Bankası, Engelli Merkezi, Beslenme ve Diyet Bölümü, Aile Danışma Merkezi, Evde Bakım Servisi gibi birçok sosyal destek biriminin KOSHİM bünyesinde hizmete açıldığını bildirdi.

Kitap Fuarı en çok teşekkür alan projemiz

Her yıl düzenledikleri Konyaaltı Kitap Fuarı ile binlerce kitapseveri Antalya’da buluşturduklarını dile getiren Başkan Böcek, bölge halkının ücretsiz yararlanabileceği 14 bin kitap mevcutlu kütüphane ve bilgisayar sınıfını yine KOSHİM’de hizmete açtıklarını söyledi.

Expo 2016’ya Antalya Parkı

Antalya’nın en önemli organizasyonlarından biri olan  Expo 2016 Antalya Parkı için çalışmalara başladıklarını kaydeden Başkan Böcek, projenin 30 bin metrekare alan üzerine inşa edileceğini, bitki tüneli, 400 metre uzunluğunda ve 2 bin metrekare dere formunda havuz, süz havuzları, suni çim kızak pisti, kafeteryalar, Expo okulu, atölyeler, fitness, temalı çocuk oyun alanları, macera parkuru, gösteri alanı gibi pek çok doğayla bütünleşik unsuru bir araya getireceklerini kaydetti. Başkan Böcek, eylül ayında tamamlanması planlanan projeyle Expo2016’nın temasına yakışır şekilde çocukların uygulamalı olarak ağaç ve bitki dikebileceklerini söyledi.

Saklıkent’te şenlikler başlıyor

Antalya’nın doğa harikası Saklıkent’te kar şenlikleri düzenleyeceklerini belirten Başkan Böcek, bölgede yapacakları çevresel ve yapısal düzenlemelerle lisanslı kayakçılarla halkı bir araya getireceklerini bildirdi.

Konyaaltı’nda kişi başına düşen yeşil alan 11,8 Metrekare

Doğalgazı tamamlanmış bir ilçe olmaktan gurur duyduklarını vurgulayan Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, göreve geldiği günden beri masmavi, yemyeşil, tertemiz Konyaaltı hedefi için çalıştıklarını belirterek, “Dünyaca ünlü Konyaaltı sahili ve denizi mavi bayrak ödüllüdür. İlçenin temizliği için tam donanımlı ekipmanlarımızla düzenli periyotlarda çalışıyoruz. Dünyada kişi başına düşen yeşil alan miktarı 10 Metrekareyken bu oran Konyaaltı’nda 11,8 metrekaredir” diye konuştu.

Konyaaltı Kent Meydanı yeniden düzenlenecek

Böcek bir işadamının “Konyaaltı Kent Meydanı için yeni bir düzenleme var mı sorusunu” Kent Meydanı Antalya’nın en büyük meydanıdır. Orası bir yarışma projesidir. Mülkiyeti karayollarına ait bu alan daha önce satışa çıktı. Hep birlikte karşı çıktık. Atatürk’ün doğumunun 125.yılında açılışını yaptık. Önceleri çok boştu. Sürekli esnaf değişiklikleri oldu. Atıl bir alandı. Şu anda meydanın daha derli toplu olması için çalışmalarımız sürüyor\" şeklinde yanıtladı.

Başkan Böcek: En büyük hayalim Konyaaltı Sahili Projesi

Böcek, başkanlığı döneminde çok isteyip de yapamadığı bir proje var mı sorusunu ise “Göreve geldiğim günden bu yana hayalim dediğim Konyaaltı Sahili Projesi”  isteyip de şartlar nedeniyle yapamadığım bir iştir. 12 Milyon turist gelmesinden gurur duyuyoruz. Bununla birlikte ünü dünyaya yayılmış Konyaaltı Sahili’nin ilçeye yakışır şekilde projelendirilmesi gerekir” dedi.

Kahvaltılı toplantı fotoğraf çekimi ile son buldu.


ULUSLARARASI İLİŞKİLER UZMANI ATAÖV ANSİAD\'A KONUK OLDU

Ataöv: “24 Nisan olayı askeri bir güvenlik sorunudur. 1948 Soykırım anlaşması kapmasına girmez”

ANSİAD toplantısının konuğu Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof Dr Türkkaya Ataöv oldu.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) üyelerinin katılımıyla 3.Olağan toplantısı yapıldı.

ANSİAD, olağan toplantılarının bu haftaki konuğu Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Türkkaya Ataöv oldu. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen, Toplantı Başkanlığını Osman Vural’ın yaptığı toplantıya katılan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, 1915 olaylarının 100.yılı nedeniyle yaptığı konuşmada 24 Nisan’da Ermenilere neden yer değiştirildiğini anlatırken konunun askeri bir güvenlik sorununun siyasal bir çözüme bağlandığını belirtti. Konuyu daha çok 24 Nisan olayları ile sınırlayan konuşmacı, sorulan soruları da 35 yıllık deneyimine ve çok sayıda yayınlarına dayanarak belgelerle yanıtladı.

Ataöv, Doğu ve  Güney Anadolu’da yan yana çarpışan, üçüncü  dördüncü ve altıncı Osmanlı ordularının Ermenilerin silahlı ayaklanmaları nedeniyle Ruslara ve Britanyalılara karşı savaşamaz duruma geldiklerini belirterek, şunları söyledi:

“Olayların en önemlisi en doğuda Van’ın Türk ve Müslüman mahallerinin Ermenilerce Nisan 1915 başında yakılıp, yıkılması bu ilin Osmanlı Devleti’nden Çarlık Rus ordularının da yardımıyla koparılması  ve bir Ermeni devleti olarak ilan edilmesidir. Yer değiştirilmesi bu olayla ilgilidir. Ermenilerin bu saldırganlığı Bitlis, Bingöl, Muş gibi çevre kentlerindeki Ermenilere de cesaret vermiş, Ermenilerin döktükleri Türk ve Müslüman kanını artırmıştır. Ermenilerin cepheden uzak yerlere zorunlu olarak yollanmaları bu nedenledir”

Ataöv: “Tüm Ermenilerin Yerleri Değiştirilmedi”

Türk Ermeni ilişkileri konusuna 1980 öncesinden beri eğilmiş olan Prof Dr Türkkaya Ataöv, konuşmasında ısrarla şu noktayı vurguladı:

“Tüm Ermenilerin yerleri değiştirilmediği gibi bu güvenlik önleminin bir öldürme eylemi olmadığı da açıkça belirtilmiş ve Ermenilere haksızlık yapan ya da kan akıtanların şiddetle ceza görecekleri verilen emirlerde belirtilmiştir. Bu emirlere uymayan 1673 kişi yargılanmış, 224’üne uzun hapis cezaları verilmiş, 68’i başka çeşitli cezalar giymiş, 67’si hakkında idam kararı çıkmıştır. 300 sanık da aranmış ancak yakalanamamıştır. 24 Nisan 1915 günü İstanbul’da yaşayan 77 Bin 735 Ermeni’den 235’i Çankaya’ya götürüldü. Ancak daha sonraki günlerde başkaları da sürüldü”

Prof Dr Türkkaya Ataöv, 24 Nisan olayının askeri bir güvenlik sorunu olduğunu belirterek; 1948 soykırım anlaşması kapsamına girmediğini söyledi. Ataöv, Osmanlı kararında bir azınlığı ortadan kaldırma isteği olmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Güneye doğru hareket ettirilenlere saldırılarda olmuştur. Ermeni ve Batı kaynaklarında öldürme rakamları çok abartılıdır. Fakat Ermenilerde ordular kurmuş, Ruslar İngilizler ve Fransızlarla birlikte Türklere karşı savaşmışlardır. Hatta Gürcülere Azerilere birbirlerine karşı da savaşmışlardır. Ayrıca 1914 ve 1922 gibi sekiz yıllık kısa bir süre içerisinde de yaklaşık bir düzine silahlı çatışmalara girmişler  ve karşılıklı ölümler olmuştur”

Dönemin sağlık ve mevsim koşulları dikkate alınmalı

Ataöv, Ermeni ölümleri konusunu değerlendirirken dönemin sağlık ve mevsim koşullarının dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Ayrıca bütün savaşlarda olduğu gibi 1.Dünya Savaşı yıllarında da Türkler gibi onlarda hastalıklardan, genel savaş koşullarından ve özellikle bulaşıcı hastalıklardan ötürü hayatlarını kaybetmişlerdir. Bu şekilde tifüs, verem  gibi hastalıklardan, aşırı soğuk ve sıcak mevsim koşullarından ölen Ermeniler Türkler tarafından öldürülmemişlerdir. O kadar ki Osmanlı ordularının Doğu’daki kumandanı Damat Hafız Hakkı Paşa, Alman Komutan General Getz ve İngilizlerin Basra’daki kuvvetlerine komuta eden General Mu’da bu bulaşıcı hastalıklardan ötürü kurtarılamamıştır. Yani en yüksek komutada görev yapmış kişileri de kurtarmak mümkün olmamıştır. Demek ki, hastalıktan ölenler olayı mutlaka dikkate alınmalıdır” dedi.

Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Ali EROĞLU ile Toplantı Başkanı Osman VURAL, konuşmacı Ataöv’e plaket takdim etti.


ANSİAD KAHVALTILI TOPLANTI KONUĞU DSİ 13.BÖLGE MÜDÜRÜ ÖZGÜR OLDU

ANSİAD\'ın kahvaltılı toplantısına konuk olan DSİ 13. Bölge Müdürü Özgür açıkladı

“SU KAYNAKLARI KORUNMAK ÜZERE, BOĞAÇAYI PROJESİNE SICAK BAKIYORUZ”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD)  geleneksel kahvaltılı toplantısına konuk olan DSİ 13. Bölge Müdürü Turkay Özgür, Türkiye su potansiyelinin yüzde 9\'unun Antalya\'da bulunduğunu belirterek, bu bol ve bereketli suya rağmen tarım alanlarının azaldığına dikkat çekti. Özgür, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel\'in Boğaçayı Projesi’ne mühendislik olarak sıcak baktıklarını belirterek, “Sadece kesit daraltılmamalı ve bölgedeki su kaynakları korunmalı” dedi.

ANSİAD Başkan Vekili Abdullah Erdoğan\'ın oturum başkanlığını yaptığı toplantıya DSİ 13. Bölge Müdürü Turkay Özgür ile yardımcısı Oğuz Kasap katıldı. Abdullah Erdoğan kısa açış konuşmasında, DSİ 13. Bölge Müdürü Turkay Özgür\'ün sadece Antalya ili ve 19 ilçesini kapsayan çalışma alanında yapılan çalışmalarla ilgili bilgi vereceğini belirterek, ANSİAD\'ın bu alandaki tecrübeli üyeleri İbrahim Şencan ile Dündar Uluğkay\'ın da geçmişe yönelik bilgilerini paylaşabileceklerini söyledi.

Kahvaltıya katılan ANSİAD üyelerine görsel bir sunun yapan DSİ 13. Bölge Müdürü Turkay Özgür, Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde bir il ve 19 ilçenin yer aldığını belirterek, “Adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına göre toplam 2 milyon 222 bin 562 kişi yaşamaktadır. Bölgemiz; Türkiye’nin alan olarak % 2,60’ını, nüfus olarak %2,86’sını oluşturmaktadır. Bölge Müdürlüğümüz sınırları dahilinde yer alan 20.723 km² alanda 6200 Sayılı Devlet Su İşleri Kuruluş Yasası, 167 ve 1053 Sayılı Yasalar gereğince su ve toprak kaynaklarını geliştirmek amacı ile her aşamadaki çalışmaları yürütmektedir” dedi.

Bölge Müdürü Turkay Özgür, bölgenin genel tanıtımının ardından teşkilat şemasını anlatarak, bölgede toplam 789 kişinin çalıştığını söyledi. Türkiye\'nin 25 havzadan oluştuğunu bölgede ise Antalya, Batı Akdeniz ve Doğu Akdeniz Havzalarının bulunduğunu dile getirdi.

Türkiye\'deki, su potansiyelinin yüzde 9\'unun Antalya\'da olduğunu ve bu önemli su kaynağının en iyi şekilde kullanılması için çalıştıklarını anlatan ve bölgenin potansiyeline ilişkin bilgi veren Özgür şöyle devam etti:

“İşletmede 7 adet barajlarımızın toplan gücü 809,9 MW. Yıllık üretimimiz ise 2.773 Gwh. Ayrıca bölgemizde 26 bin 331 hektar alan sulanmakta ve 2 bin hektar alan da taşkınlara karşı korunmaktadır. İşletmedeki gölet sayısı 13 adet. Göletlerimizde biriken su ile 4 bin 795 Hektar (ha) alan sulanmaktadır. Proje aşamasında olan tesis sayımız ise 48 adettir”

Bölgedeki inşaatı devam eden 12 adet proje ile ilgili bilgi veren DSİ 13. Bölge Müdürü Turkay Özgür, Gazipaşa\'da Gökçeler, Manavgat Havzasında taşkınları önleyecek Naras, Antalya\'da Küçük Aksu ve Alanya\'da Yeniköy Barajları yapımının devam ettiğini söyledi. Devam eden sulama tesisleri ile içmesuyu ve taşkın koruma tesislerini de şöyle açıkladı:

“Dim Barajı sulama ikmali, Gazipaşa Ovası sulaması, Naras Barajı sulaması ve Korkuteli sulaması rehabilitasyonu, Karacaören 2 Barajı Antalya içme suyu isale hattı, Alanya İçme suyu isale hattı ve Alanya içme suyu Arıtma Tesisi ve Aksu çayı taşkın koruma çalışmaları hızla devam ediyor. 2014 yılında bütün bu işler için 142 milyon liralık yatırım yaptık”

Sunumun ardından konuşan ANSİAD Başkan Vekili Abdullah Erdoğan, Türkiye\'nin son elli yılda baraj, gölet ve sulama konularında nereden nereye geldiğini örnekleri ile gördüklerini belirterek, DSİ çalışanlarını kutladı. 

Avlan Gölü\'nü doğaya kazandırdık

Soru cevap bölümünde bir soru üzerine Avlan Gölü\'nü doğaya yeniden kazandırdıklarını söyleyen ve kuşların yuva yaptığını görmekten mutluluk duyduklarını söyleyen Özgür, Avlan\'ın zamanında kurutulmasının da yanlış olduğunu belirterek, Süleyman Demirel\'in o dönemde ilgilileri uyardığını da belirtti.

Acısu ile ilgili bir planlama içinde olduklarını, derelerin ıslah edilmesi konusunda başka sorunların da olduğunu belirten Özgür, bu alanda ihale aşamasında belediyelerden de destek beklediklerini söyledi.

Büyükşehir\'in Boğaçayı projesine sıcak bakıyoruz

Boğaçayı\'nda daha önce ıslah çalışmaları yaptıklarını, ancak Büyükşehir Belediyesi tarafından Boğaçayı ile ilgili, bir projesinin olduğunu söyleyen DSİ 13. Bölge Müdürü Turkay Özgür, “Bize de görüş sordular. Mühendislik olarak inceledik. Yapılabilir bir proje. Kesitin daralmaması şartıyla ve oradaki su kaynaklarının korunmasına dikkat edilerek konuya sıcak bakıyoruz. Kesitin daraltılması mümkün değil mi, o da mümkün kanal üzerinde yer yer barajlar yapılarak suyun hızı kesilebilir. Onların projelerine göre, bu alandaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bugüne kadar Boğaçayı üzerindeki köprülerde yaşanan sıkıntı, köprülerin mevcut debiye göre yapılmamasından kaynaklanmıştır” dedi.


DR.MİMAR SİNAN GENİM ANSİAD\'A KONUK OLDU

Dr. Mimar Sinan Gerim ANSİAD\'a konuk oldu:

BÜROKRASİDEN ÇEKTİĞİMİZİ HİÇ BİR ŞEYDEN ÇEKMEDİK

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2015 faaliyet yılı 2. Olağan toplantısına katılan Yenilem Proje ve Danışmanlık Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mimar Sinan Genim, bu topraklarda Likya, Lidya, Pamfilya\'ya kadar uzanan bir mirasımızın olduğunu,  belirterek “Bunlar bizim malımızdır. Bunlar birer sermaye. Bu eserler için de bir bedel ödedik. Bu kültür varlıklarını sermaye olarak kullanıp, kültürel bir değişimle ekonomiye sokmalıyız. Ama gelin görün ki bu sermaye olduğu yerde duruyor, biz onlara onlar bize bakıyor. Perge, Patara ve diğer kazılar olduğu yerde duruyor” dedi. Turizmde son yıllardaki başarıyı, bu sektörde en az bürokrat olmasına bağlayan Dr. Genim, “Bürokrasiden çektiğimizi, hiç bir şeyden çekmedik. Herkesin devletle bir işi var. Bizim devlet dediğimiz aslında bürokratlar. Bunların müfettişleri var. Denetlemeye çıkıyorlar. Hep \'Bunu niye yaptın?\' diye soruyorlar. \'Niye yapmadın?\' diye sorsalar ülkede hiç bürokrat kalmaz. Bizim sanatçılarımız kendi kitabını, Kur\'an-Kerim\'i bilmez. Avrupa\'da İncil\'i bilmeyen sanatçı yoktur. Bizimkiler hiç birini bilmez. Bu coğrafyayı ve kültürümüzü bilmek için önce kitabı öğrenmek lazım” dedi.

Toplantı Başkanlığını ANSİAD Üyesi Akın Akay Akıncı\'nın yaptığı Akra Barut Otel\'deki toplantıda konuşan Dr. Mimar Sinan Genim, “Kültür Sorunu” konulu sunumunda çocukluk yıllarından örnekler vererek, eğitim ve öğretimde yaşanan sıkıntıları anlattı. 1990\'dan sonra dünyadaki değişimler sonunda Türkiye\'nin birdenbire dünyanın merkezi haline geldiğini dile getiren Genim, “Coğrafi konumumuz nedeniyle Türkiye\'nin büyük bir merkez konuma gelmesi bizim dışımızda gerçekleşti. Cazip hale geldik. Tarih boyunca ticaret yollarının merkezindeki şehirler her zaman kendilerini korumuşlardır” dedi.

Globalizmin sert rüzgarlar estirdiğini, bunun 500 yıldır devam eden ticaret ağının değişip her seferinde farklı ülkelerin öne çıkmasının sonuçları olduğunu anlatan Dr. Mimar Sinan Genim, “Bu sert rüzgarları yakın coğrafyamızda gördük, görmeye devam ediyoruz. Akıllı olursak bu sert rüzgarları enerjiye çevirebiliriz” dedi. Türkiye\'nin giderek zenginleştiğini söyleyen ve “Ben ilkokula giderken zengindik. Ama ailem kurşun kalemi ikiye bölerek bana verirlerdi. Annemin bunu diğer arkadaşlarıma ayıp olmasın diye yaptığını öğrendim sonradan. Eskiden yollarda çarpuk-çurpuk arabalar görürdük. Zenginleştik, artık böyle araçlar yok trafikte” diye konuştu.

“Suriye de ulus Devleti ama, Suriyeli yok”

Ülkenin zenginliğine rağmen problemleri de olduğunu dile getiren, en büyük problemin de kültür olduğunu söyleyen Dr. Mimar Sinan Genim, şöyle devam etti:

“Kara Kuvvetleri bu yıl 2224. yılını kutluyor, Deniz Kuvvetleri 934. yıldönümünü kutluyor. Ama biz 100 yıl öncesine bakmıyoruz. Bu topraklarda İmparatorluklar yaşadı. Cumhurbaşkanımızın arkasında temsili kıyafetleri ile 16 Devlet duruyor. Kimilerine göre bunun 22 olması lazım. 100 yıla yakın da ulus devletiyiz. Bu coğrafyada Suriye de, Irak da ulus devleti ama, Suriyeli, Iraklı olamamışlar. Büyük savaşlar ve insan kaybı var. Irak\'ta ırk ayırımcılığı yok, ama mezhepsel ayrılıklar yüzünden savaşıyorlar. Uzun yıllar birlikte yaşamaya alışmış, bu insanlar dış güçler yüzünden kavga ediyorlar. Ülkemizde de görüldüğü gibi demokrasi dışı müdahaleler (Allah\'tan bizde kısa sürüyor) uzadıkça demokrasiden uzaklaşılıyor. Libya\'yı, Irak\'ı, Arnavutluk\'u gördük”

Kültürel büyüme şart

Osmanlı\'nın çekildiği bölgelerde suni bir manda yönetimi kurmayı düşünmediğini, Türk Devletlerinde kültürel bir egemenlik kurabilmek için ağabeylik rolü üstlendiğimizi dile getiren Dr. Mimar Sinan Genim, “Onlar zaten bir ağabeyden kurtulmuşlardı. Bizi koruyuculardan kim koruyacak anlayışı ile korunmak istemediler” dedi. Kültürel anlamda büyümemiz gerektiğini söyleyen Genim, konuyu yurt dışında açılan okullara getirerek, şöyle devam etti:

“Gülen cemaati çeşitli ülkelerde okullar açtılar. Aslında çok büyük oranda bir okullaşma gerçekleştirilemedi. Örneğin Pakistan\'da İngilizlerle, Fransızların da okulları var. Türk okullarının sayısı yüzde 3\'ü geçmez. O yüzden kültürel büyümenin de önünü açacak karşılıklı ticaretle, bu ülkelerin de zenginleşmesini sağlamamız lazım. Bu iş bürokratlarla kesinlikle olmaz. Bu işe ağırlığını koyacak sermayeye, özel sektöre ihtiyacımız var. Bugüne kadar bürokrasiden çektiğimizi hiç bir şeyden çekmedik”

Geçmişe ve mesajlarına dayanarak söylemler geliştirmenin artık mümkün olmadığını, Uğur Mumcu\'nun yıllar önce söylediği gibi, “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi” olduğumuzu belirterek, “Bizde kaldırımlar yapmak için yapılır, kullanmak için değil. Engelli yolları da öyle. Bunlar sağlam insanları engelli yapar, engelli nasıl yürüsün? 60 santimlik kaldırımlara gelir ağaç dikeriz. Güya çevre için dikerler. Oysa ağaç dikti desinler diye dikeriz. Bu alanda da kültürel açıdan yetersizliğimiz var. Mevlana\'nın dediği gibi \'dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım\' Büyümemiz, kültürel açıdan gelişmemiz lazım” diye konuştu.

Paha biçilmez bir tarih mirasımız var

Bu topraklarda Likya, Lidya, Pamfilya\'ya kadar uzanan bir mirasımızın olduğunu, Karain Mağarası\'nda 25 bin yıl öncesi yaşam olduğunu hatırlatan Dr. Mimar Sinan Genim, “Bunlar bizim mirasımız, malımızdır. Bunlar birer sermaye. Satın aldığımız araba bizim, televizyon aynı şekilde. Bu eserler için de bir bedel ödedik. Sermaye olarak kullanıp dünyaya kültür seferberliği yapmalıyız. Bu kültür varlıklarını sermaye olarak kullanıp, kültürel bir değişimle ekonomiye sokmalıyız. Ama gelin görün ki bu sermaye olduğu yerde duruyor, biz onlara onlar bize bakıyor. Perge, Patara ve diğer kazılar olduğu yerde duruyor, yabancılar yaparsa seyrediyoruz. Bugün Vatikan\'ın turizm firması var. Yılda bir milyon kişi dünyadaki tarihi, yerleri geziyor. Peki biz nasıl gezdireceğiz? İskenderun\'a gelenler otel olmadığı için geldikleri gemide yatıyorlar. Hatay da aynı”

Turizmde son yıllardaki başarıyı, bu sektörde en az bürokrat olmasına bağlayan Dr. Mimar Sinan Genim, “Herkesin devlerle bir işi var. Bizim devlet dediğimiz aslında bürokratlar. Bunların müfettişleri var. Denetlemeye çıkıyorlar. Hep \'Bunu niye yaptın?\' diye soruyorlar. \'Niye yapmadın?\' diye sorsalar ülkede hiç bürokrat kalmaz. Bizim sanatçılarımız kendi kitabını, Kur\'an-Kerim\'i bilmez. Avrupa\'da İncil\'i bilmeyen sanatçı yoktur. Bizimkiler hiç birini bilmez. Bu coğrafyayı ve kültürümüzü bilmek için önce kitabı öğrenmek lazım” dedi.

Soru cevap bölümünün ardından ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Toplantı Başkanı Akın Akay Akıncı ile birlikte konuk konuşmacı Dr. Mimar Sinan Genim\'e gecenin anısına bir plaket verdi.


BASIN VE KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA

BASIN VE KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Haysiyet Divanı tarafından alınan karar uyarınca Yönetim Kurulu tarafından dernek üyeliğinden ihraç edilen Sayın Muharrem Koç\'la ilgili basında ve sosyal medyada yer alan istifa ettiği şeklinde çıkan haberler üzerine Yönetim Kurulumuz aşağıdaki açıklamayı yapma kararı almıştır:

1. ANSİAD Antalya\'nın başarılı iş adamlarını bünyesinde barındıran saygın bir sivil toplum örgütüdür. Diğer örgütlenmelerde olduğu gibi Dernekler Kanunu\'na tabi olarak, dernek tüzüğündeki kurallar çerçevesinde, oybirliğiyle üyeleri tarafından seçilmiş bir kurul tarafından yönetilmektedir.

2. ANSİAD\'a üye olmanın, üyelikten çıkma ve çıkarılmanın da tüzük hükümlerince kuralları vardır. Kurallara uymayanlar doğaldır ki, ilgili kurullar tarafından dernekten ihraç edilebilir.

3. Bu çerçevede üyelerimizden Sayın Muharrem Koç, “tutum ve davranışlarıyla Derneğin tüzük ve kararlarına, maksat ve gayesine aykırı hareket ettiği, Yönetim Kurulunun şeref ve haysiyetini kırıcı filleri işleyerek bu davranışlarıyla dernek onurunu zedelediği ve üyeler arasında huzursuzluğa yol açtığı” gerekçesiyle derneğimiz Haysiyet Divanı’nın aldığı karar ve ANSİAD adının Salı Grubu konuşmacı davetlerinde kullanılması, davete katılanların Ansiad’ın toplantısına davet edildikleri algısına kapılması nedenleriyle Yönetim Kurulumuz tarafından ihraç edilmiştir.

Tüzüğümüz uyarınca Sayın Koç, durumunun ilk genel kurulda görüşülmesi isteği ile ihraç kararına itiraz etmiş ve genel kurulun toplanmasını beklemeden, yerel mahkemeye de başvurarak ihracının iptalini istemiştir. Mahkeme verdiği kararla, yetkinin genel kurulda olduğunu belirterek, üyelikten ayrılma veya ihraçla ilgili nihai kararın Genel Kurul tarafından verileceğini bildirmiştir.

4. Sayın Muharrem Koç bu süreçte yanlış beyanlarla medyada yer alıp; Mahkemenin üyeliğinin devamı yönünde karar verdiğini söyleyerek, yönetimimize de, mahkeme kararını uygulamamak gibi haksız bir suçlamada bulunmuştur. Mahkemeden tarafımıza Muharrem Koç\'un taleplerinin reddedildiğine ilişkin karar dışında herhangi bir karar gelmemiştir.

5. Yönetimimiz tarafından yasal prosedür izlenerek 17 Ocak 2015 tarihinde toplanan Olağanüstü Mali Genel Kurulun gündemine, Sayın Muharrem Koç\'un durumunun görüşülerek ihraç edilip edilmemesinin onaylanması istenmiştir.

6. Genel Kurul toplantısında ihracına itiraz eden, divan heyetinin ve genel kurul üyelerinin sabırlarını zorlayarak 46 dakika konuşan Sayın Koç, konuşmasının sonunda ANSİAD\'dan istifa ettiğini belirtmiş ve dilekçesini Divan Başkanlığına sunmuştur. Bu istifa ile de ihracıyla ilgili oylamaya gerek kalmadığını da belirtmiştir. Divan Başkanlığı, Divanın istifa kabul etmek gibi bir görevinin olmadığını, istifanın muhatabının Yönetim Kurulu olduğunu belirtince, istifa dilekçesi tarafımızca alınmıştır. Divan Başkanı Sayın Ergin Civan, Sayın Muharrem Koç\'a hitaben, “ihraçla ilgili oylamanın yapılmaması için ihracına ilişkin itirazdan vazgeçtiğinizi genel kurula bildirmeniz gerekmektedir. İhraç kararına itirazınızı geri alıyor musunuz?”  sorusuna, “hayır itirazımı neden geri alacağım. Yoksa sizlerin huzurunda savunmamı yapamazdım. Ben istifa ediyorum ve genel kurulu terk ediyorum” diyerek salondan ayrılmıştır. Bunun üzerine Divan, Hazirunun da isteği üzerine gündemin 14. maddesinde yer alan oylamayı gerçekleştirerek Sayın Muharrem Koç\'un ihracı 29\'a karşı 66 oy ile onaylanmıştır.

7. Bütün bunlara rağmen aynı gün bazı sosyal medya yayınlarında, ertesi gün ise bazı gazetelerde Sayın Muharrem Koç\'un ANSİAD\'dan istifa ettiği, genel kurul toplantısında kriz yaşandığı yönünde haberler çıkmış, ihraç kararına itiraz sanki oylanmamış ve ihraç kararı onaylanmamış gibi salonda basın mensupları olmamasına karşın bizzat kendisi tarafından verilen bilgilerle kamuoyunu yanıltıcı yayınlar yer almıştır.

8. Antalya\'nın köklü ve saygın bir sivil toplum örgütü olan ANSİAD, üyelerinin çıkarları için koşturan bir lobi değildir, faaliyetlerimizin neredeyse tümü öğrenme, ortak akıl oluşturma ve sosyal amaçlı çalışmalardır. Biz değişimin önce kendimizden başlaması gerektiğine inanan, konuşmadan önce eylem yapmaya, örnek olmaya çalışan bir topluluğuz. Bu topluluğun adının bu tür tartışmalara karışması Yönetimimizi ve üyelerimizi son derece rahatsız etmektedir. Bir üyemizin ihracı ile ilgili yasal prosedür tamamlanmış ve nihai karar Genel Kurul tarafından verilerek ihraç kararı kesinleşmiştir. ANSİAD olarak bu konunun bundan böyle kamuoyunda tartışılmasına izin verilmeyecek, gerekirse yasal yollara başvurulacaktır.

Kamuoyunun ve basınımızın bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla.

 

Ali EROĞLU

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı


ANSİAD ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD Ödülleri sahiplerini buldu.

EROĞLU: “ÇEVREYE ZARAR VERDİKÇE İLERİDE DAHA BÜYÜK BEDELLER ÖDEYECEĞİZ”

“PARİS OLAYI YÜCE İSLAM DİNİNİN İMAJINI BİR KEZ DAHA ZEDELEDİ”

“TERÖRE BİZ DE BİNLERCE KURBAN VERDİK, AMA FRANSA GİBİ TEK BİR YÜREK OLMAYI, BİRARAYA GELMEYİ BAŞARAMADIK”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) Geleneksel Ödül Töreni’nde Yılın Başarılı İş İnsanı, Yılın Sanat Ödülü ve Yılın Medya Ödülleri sahiplerini buldu. Törende konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Paris olayının Yüce İslam Dininin imajını bir kez daha zedelediğini belirterek “Bu olay; Gazze\'yi unutturdu, Orta Doğu\'da, Asya\'da ve Afrika\'da her gün ölen binlerce sivil, masum insan unutuldu” dedi. Fransa\'nın terör karşısında tek yürek olduğuna dikkat çeken Eroğlu, “Türkiye teröre binlerce kurban verdi. Ama Türkiye bir kez olsun böylesi bir beraberliği gösteremedi. Bugün hala bir araya gelmemeye devam ediyoruz” dedi. Herkesi çevreye duyarlı olmaya çağıran Eroğlu, “Çevreye zarar verdikçe gelecekte çok daha büyük bedeller ödeyeceğiz” diye konuştu.

The Marmara Oteli’nde gerçekleştirilen Geleneksel ANSİAD Ödül Töreni’nin açılışında konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, yeni yılda Türkiye\'ye ve dünyaya barış, kardeşlik, sevgi, saygı, huzur ve adalet dileklerini sunarak başladığı konuşmasında, ANSİAD üyesi işadamlarının misyonunu anlatarak, “Vergisini veren, katma değer yaratan, dürüst ve onurlu yaşamaya çalışan işadamları olarak ülkemize ve milletimize karşı sosyal sorumlulukla bir çaba içinde olan insanlarız. Biz sadece konuşmuyoruz, elimizi taşın altına koyuyor, sosyal katkı yapmaya gayret ediyoruz” dedi.

Antalya\'nın 3T\'sine bir de Girişimciliğin G\'sini katılması mücadelesi verdiklerini söyleyen Eroğlu, ANSİAD üyelerinin kendi çıkarları için koşturan bir lobi olmadığını da belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Faaliyetlerimizin neredeyse tümü öğrenme, ortak akıl oluşturma ve sosyal amaçlı faaliyetlerdir. Biz değişimin önce kendimizden başlamasına inanan, konuşmadan önce eylem yapmaya, örnek olmaya çalışan bir topluluğuz”

Paris\'teki terör olayına da değinen Eroğlu, “Bir tarafta küresel terör, diğer tarafta küresel ısınma karşısında artık, \'Bize bir şey olmaz\' deme zamanının çoktan geçtiğini açık bir şekilde görüyoruz. Paris\'teki terör çok şeyi gündeme getirdi. Birincisi İslam adına terörün sadece İslam ülkelerine zarar verdiği görüldü. Paris olayı yüce İslam dininin imajını bir kez daha zedeledi. Gazze\'yi unutturdu, Orta Doğu\'da, Asya\'da ve Afrika\'da her gün ölen binlerce sivil, masum insan unutuldu. Bu gerçeğe rağmen, ister komplo olsun, ister bireysel eylem, İslam ülkeleri olarak neden bu akıldışı eylemlerin odağı haline geldiğimizi düşünmek zorundayız. 1980 İran Devrimi\'nden sonra İslam algısının neden böyle değiştiğini, bizim bunda hiç mi sorumluluğumuzun olmadığını düşünmek zorundayız” dedi.

Sosyal Sermayemiz zayıflıyor

Fransa\'nın teröre karşı tek bir yürek olup, milyonlarca insanı sokağa döktüğünü, iktidarla muhalefetin birlikteliğinin ise adeta bir ders olduğuna dikkat çeken ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, şöyle devam etti:
“Türkiye teröre binlerce kurban verdi. Ama Türkiye bir kez olsun böylesi bir beraberliği gösteremedi. Bugün hala bir araya gelmemeye devam ediyoruz. Gazetecilerimiz, sanatçılarımız, hukukçularımız, yazarlarımız, bilim insanımız ve iş adamlarımız da bu ortamdan etkileniyor ve sosyal sermayemiz giderek zayıflıyor. Türkiye Demokrasi, hukuk, insan hak ve özgürlükleri alanında daha ileri düzeyde olmalıdır. Bunu başarabilirsek ekonomide de her alanda da daha ileri gideriz ve dünya barışına katkı yapan güçlü bir ülke oluruz. Bu nedenle buradan herkese sevgi, saygı, adalet, eşitlik, hakkaniyet, hoşgörü, şeffaflık, yurttaşlık hak ve sorumluluklarına sahip çıkma konularında bir kez daha çağrı yapıyoruz”

Çevrenin korunması, Antalya için hayati önem taşıyor

Küresel ısınmanın, küresel terör kadar ciddi bir sorun haline geldiğini dile getiren ve Antalya\'nın bu hafta başında yaşadığı fırtınayı hatırlatan Ali, Eroğlu, çevre duyarlılığı konusunda da görüşlerini şöyle dile getirdi:

“Fırtına kente, konutlara, işyerlerine ve tarım ürünlerine büyük zarar verdi. Küresel ısınma nedeniyle bundan sonra olağanüstü doğa olayları, görülmemiş, sıcak ve soğuk dalgaları yaşayacağımızı biliyoruz. Çevreye zarar verdikçe gelecekte çok daha büyük bedeller ödeyeceğiz. Artık tarımda da dışa bağımlı bir ülke haline gelmemizin mümkün olduğunu bilmemiz gerekir. Tarım üretiminin bir yıl kuraklık, diğer yıl don nedeniyle düşmesi bu açıdan bir alarm olmalıdır. Çevrenin korunması Antalya için çok büyük önem taşıyor. Ekonomi ne kadar değişse de tarım ve turizme bağımlılığım değişmemiştir. Turizm ve tarım tabiata, çevrenin korunmasına bağlıdır. Bu konuları tekrar tekrar konuşmak zorunda kaldığımız için de üzgünüz”

Dünyanın artık küresel işbirliği olmadıkça hiç bir sorunla baş edemeyeceğini anladığını söyleyen Ali Eroğlu, insanlığın 2. Dünya Savaşı\'nda olduğu gibi ırkçılığa, fanatizme bir kez daha izin vermeyeceğini de dile getirerek, özlenen Türkiye için şöyle konuştu:

“Türkiye dünyaya daha açık, daha yakın, evrensel standartlarda olmanın önemini bilen bir ülkedir. Türkiye hukukun değerini, hukukun herkese gerekli olduğunu, ekonomide reform mecburiyetini daha iyi anlamaktadır. Artık sadece altyapı yatırımları ile gelişemeyeceğimizi, insana daha fazla yatırım yapılması gerektiği, eğitim kalitesinin, kentsel yaşam kalitesinin artması gerektiği de anlaşılmıştır. Artık önemli sorunlarda, çözüm yolları konusunda ortak bir noktaya gelinmektedir. Teknoloji herkesi, daha şeffaf, daha hesap verir hale getirecektir. Çocuklarımız, gençlerimiz özgürlüklerine, onurlarına, haklarına daha çok sahip çıkacaklardır”

Konuşmasının sonunda geleneksel hale gelen ödülleri neden verdiklerini açıklayan Eroğlu, “Basın, kültür ve sanat ödüllerimiz basın özgürlüğüne ve sanata verdiğimiz değerin sembolüdür. Özgür basın demokrasilerin temellerinden birisidir. Sanatçılar ve yazarlar ise bir ülkenin dokunulmaz olması gereken en büyük zenginliği ve en büyük gücüdür” dedi.

Medya Ödülleri

Bu yıl 2. kez verilen “Genç İletişimci Ödülü”nü “Norveç Katliamının Mağdurları Antalya\'da Rehabilite Ediliyor” adlı haber çalışması ile AÜ İletişim Fakültesi Öğrencisi Emre Gündoğdu kazandı. Gündoğdu\'ya ödülünü ATSO Başkan vekili Ali Bahar verdi.

“İnternet Haberciliği, Röportaj” dalında “Nilhan Kırdı Özel Çocukların Yaşam Akademisi\'nde” başlıklı röportajı ile birinci olan Nilhan Kırdı\'ya ödülünü SGK İl Müdürü Selim Erol verdi.

Radyo Programları dalında, Okyanus adlı programı ile birinci olan Radyo Martı sunucusu Osman Ersin Bekler ödülünü Muratpaşa Belediye Başkan Vekili Hasan Kaçmaz\'ın elinden aldı.

“Antalya ve Akdeniz” konulu “Net Yanıt” adlı TV Programı ile ANSİAD 2014 yılı Medya Ödülleri Görsel Medya Dalında birinci olan İdris Taş\'ın ödülünü de Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek verdi.

“Ekonomiye Kadın Gücü” başlıklı seri röportaj çalışması ile Yazılı Basın Dalında“Röportaj” birinci olan Ekspres Gazetesi\'nden Serpil Baydağ ödülünü Döşemealtı Kaymakamı Mehmet Baygül\'ün elinden aldı.

“Hasta Var, Hastalığa Bakacak Laboratuar Yok” başlıklı çalışması ile Yazılı Basın Dalında “Haber” birincisi olan İleri Gazetesi\'nden Umut Özen\'in ödülünü de Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Akıncı verdi.

Yılın Sanat ödülü

Plastik Sanatların Antalya\'da gelişmesi konusunda verdiği çabalar, Antalya Lisesi\'ndeki Resim Öğretmenliği sırasında öğrencilerinde yarattığı sanat bilinci, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi\'nde Kurucu Müdür olarak görev yaptığı dönemde sanatın gelişmesi için emekleri ve çabaları nedeniyle Merhum Ressam Esen Emekçil\'in Yılın Sanat Ödülü’nü ailesine ulaştırılmak üzere ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu Antalya Milletvekili Gürkut Acar\'ın elinden aldı.

 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü

ANSİAD 2014 yılı Başarılı İş İnsanı Ödülü; 1995 yılından bu yana “Önce insan” felsefesi ile etik değerlerden ödün vermeden, ekibiyle kutsal bir görevi 7 gün 24 saat verdikleri güvenilir ve çağdaş hizmetleri yanı sıra dünya standartlarındaki teşhis ve tedavi cihazları üniteleri ile bölgenin ve ülkenin sağlık turizminin gelişmesi için büyük başarılara imza atan, istihdam yaratan iş insanları Antalya Özel Yaşam Hastaneleri Grubu - Life Hospital Kurucu ortakları Dr. Tülün ve Dr. Cemal Özkan\'a verilmesi kararlaştırıldı. Dr. Tülün ve Dr. Cemal Özkan ödüllerini Antalya Vali Yardımcısı Mestan Yayman\'ın elinden aldılar.

Duygu ve düşüncelerini anlatan Dr. Tülin Özkan, “Doktorluk diplomam, beraberinde hipokrat andım, yanımda sevdiğim adam, tüm hastanelerimizde çalışan ve sayıları binleri bulan bir ailem var. Daha ne isterim. Bu süreçte kendileri ile anne ve baba olarak çok fazla ilgilenemediğimiz çocuklarımdan özür dilerim” dedi.

Dr. Cemal Özkan da, ANSİAD\'ın bu ödülüne layık görüldükleri için duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Yolumuza \'Önce insan\' disturu ile çıktık. İnsanlara can ve hayat vermenin mutluluğu her şeyin üzerinde. Aynı disturla çalışmaya ve yolumuza devam ediyoruz” dedi.

Muhteşem gece toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından, Hayat Sanat Orkestrası\'nın birbirinden güzel eserlerin okunduğu konseri ile sona erdi. ANSİAD üyesi, işadamı Dr. Yusuf Örnek\'in iki şarkı seslendirmesi de gecenin sürprizi oldu.


ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU’NUN ANSİAD ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMA METNİ

Değerli konuklar,

Yeni yıl dilekleri için bir aylık süre vardır ve sanırım herkesin güzel dileklere, temennilere çok ihtiyacı var. Bu nedenle her şeyden önce ANSİAD olarak Türkiye’ye, dünyaya, barış, kardeşlik, sevgi, saygı, huzur ve adalet dileklerimizi sunmak istiyorum.

Ansiad üyeleri olarak, işimizde bir başarı sağlanmış, vergisini veren, katma değer yaratan, dürüst ve onurlu yaşamaya çalışan işadamları olarak, ülkemize, milletimize karşı sosyal sorumlulukla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Biz sadece konuşmuyoruz, elimizi taşın altına koyuyor, sosyal katkı yapmaya gayret ediyoruz. Bugüne kadar ihtiyacı olan eğitim kurumlarına ve öğrencilere yardım amaçlı çok şey yaptık. Girişimciliğin gelişmesi için bölgemizde onlarca üyemizle koşturduk. Antalya’nın 3 T’sine bir de girişimciliğin G’sinin katılmasının mücadelesini verdik.

ANSİAD, üyelerinin çıkarları için koşturan bir lobi değildir, faaliyetlerimizin neredeyse tümü öğrenme, ortak akıl oluşturma ve sosyal amaçlı faaliyetlerdir. Biz değişimin önce kendimizden başlaması gerektiğine inanan, konuşmadan önce eylem yapmaya, örnek olmaya çalışan bir topluluğuz.

Elbette, bizler dünyayı unutan, toplumu unutan, sokaktaki insanı unutan insanlar değiliz. Dünyanın derdi de, Türkiye’nin ücra bir köşesindeki vatandaşımızın derdi de bizim derdimizdir.

 

Sevgili Konuklar,

Bugünlerde bir tarafta küresel terör, diğer tarafta küresel ısınma karşısında artık “bize bir şey olmaz” deme zamanının çoktan geçtiğini de açık bir şekilde görüyoruz.

Geçen hafta Paris’teki terör olayları maalesef çok şeyi gündeme getirdi. Birincisi İslam adına terörün sadece İslam ülkelerine zarar verdiği çok açık görüldü. Paris olayı Yüce İslam dininin imajını bir kez daha zedeledi, Gazze’yi unutturdu. Orta Doğu’da, Asya’da ve Afrika’da her gün ölen binerce sivil masum insan unutuldu.

Ancak, bu gerçeğe rağmen, ister komplo olsun, ister bireysel eylem, İslam ülkeleri yani bizler, neden bu akıldışı eylemlerin odağı olduklarını düşünmek zorundayız.

İslam ülkeleri olarak, 1980 İran devriminden sonra İslam algısının neden böyle değiştiğini, bizim bunda hiç mi sorumluluğumuzun olmadığını düşünmek zorundayız.

Fransa’nın teröre karşı tek yürek olup, milyonlarca insanı sokağa dökmesi, iktidar ve muhalefetin birlikteliği de ayrıca bir derstir. Türkiye teröre binlerce kurban verdi. Maraş, Sivas, Dağlıca,  Uludere, Reyhanlı, 6-7 Ekim olayları saymakla bitmez. Buna rağmen Türkiye bir kez olsun böyle bir beraberlik gösteremedi.

Bugün halen bir araya gelememeye devam ediyoruz. Gazetecilerimiz, sanatçılarımız, yazarlarımız, hukukçularımız, bilim adamlarımız, işadamlarımızda bu ortamdan etkileniyorlar ve sosyal sermayemiz zayıflıyor.

Türkiye ekonomisinin orta gelir tuzağında olması, verimsizlik ve yüksek dolaylı vergiler nedeniyle rekabet gücümüzün düşmesi hukuk sisteminden eğitime kadar yapısal reformlar olmaksızın gelişme sınırına geldiğimizin işaretidir.

Türkiye demokrasi, hukuk, insan hak ve özgürlükleri alanında daha ileri düzeyde olmalıdır. Bunu yaparsak ekonomide de, her alanda da daha ileri gideriz ve dünya barışına katkı yapan güçlü bir millet oluruz. Bu nedenle buradan herkese sevgi, saygı, adalet, eşitlik, hakkaniyet, hoşgörü, şeffaflık, yurttaşlık hak ve sorumluluklarına sahip çıkma konularında bir kez daha çağrı yapıyoruz.

 

Değerli konuklar,

Küresel terör kadar ciddi bir sorunun küresel ısınma olduğu gerçeğini de artık daha fazla dikkate almalıyız. Antalya’nın bu hafta başında yaşadığı fırtına kente, konutlara, işyerlerine, tarım üretimine büyük zarar verdi. Küresel ısınma nedeniyle bundan sonra olağanüstü doğa olayları, görülmemiş yapışlar, görülmemiş sıcak ve soğuk dalgaları yaşayacağımızı biliyoruz.

Çevreye zarar verdikçe, kentlerimizi, binalarımızı, işyerlerimizi, seralarımızı yanlış yer ve şekilde kurdukça gelecekte daha büyük bedeller ödeyebiliriz.

Türkiye’nin toprak ve su fakiri bir ülke olduğunu, yüksek gümrük vergileri olmasa tarımda da tamamen dışa bağımlı hale gelmemizin mümkün olduğunu bilmemiz gerekir.

Tarım üretiminin bir yıl kuraklık, sonraki yıl don nedeniyle tarım üretiminin düşmesi ve gıda enflasyonu bu açıdan bir alarm olmalıdır. Dünya nüfusu her 15 yılda 1 milyar kişi artması gıda ve su güvenliğini, dolayısıyla tarımın ve çevrenin korunmasını her gün daha önemli hale getirmektedir. Türkiye’de sanayi yatırımları yurtdışına giderken, tarımın modernizasyonu, çevre kalitesinin ve sosyal sermayenin yükseltilmesi her zamankinden daha fazla öncelik gerektirmektedir.

Çevrenin korunması Antalya için de hayati bir konudur. Antalya ekonomisi ne kadar değişse de turizme ve tarıma bağımlılığı değişmemiştir. Turizm ve tarım tabiata, çevrenin korunmasına bağlıdır. Gönül ister ki, bunları tekrar tekrar söylemek zorunda kalmayalım. Ama bilmiyorum nedendir, tekrarlamak mecburiyetinde kalıyoruz.

Bu akşam artık aynı şeyleri tekrarlamak durumunda kalmamayı, artık yeni şeyler konuşmayı, her konuda daha ileri düzeyde, detaylar üzerinde konuşmaya başlamayı diliyorum. Çünkü medeniyet detaydadır ve bizim de detaylara odaklanmamız gerekirken, halen hep aynı genel konuları konuşmak zorunda kalıyoruz.

Ancak, bugünün sorunlarına takılıp kalmaya da gerek yoktur. Dünya küresel bir işbirliği olmadıkça terörü, küresel ekonomik krizi önleyemeyeceği daha iyi görmektedir. İnsanlık 2.Dünya Savaşı’ndaki gibi ırkçılığa, fanatizme bir kez daha izin vermeyecektir. Türkiye dünyaya daha açık, dünyaya daha yakın, evrensel standartlarda olmanın önemini bilen bir ülkedir. Türkiye hukukun değerini, hukukun herkese gerekli olduğunu, ekonomide reform mecburiyetini daha iyi anlamaktadır. Artık yalnızca altyapı yatırımı ile gelişeceğimiz, insana daha fazla yatırım yapılması gerektiği, eğitim kalitesinin, kentsel yaşam kalitesinin artması gerektiği de anlaşılmış durumdadır. Artık önemli sorunlarda çözüm yolları konusunda ortak bir noktaya gelinmektedir. Teknoloji herkesi daha şeffaf, daha hesap verir hale getirecektir. Kişilerde, devletlerde daha şeffaf, daha sorumlu olacaktır. Çocuklarımız, gençlerimiz özgürlüklerine, onurlarına, haklarını da daha çok sahip çıkacaklar. Türkiye tarihinin, kültürünün, toprağın zenginliği daha iyi keşfedecek ve gelişecektir.

 

Sevgili konuklar,

Ansiad olarak geleneksel basın, kültür ve sanat ödüllerimiz basın özgürlüğüne ve sanata verdiğimiz değerin sembolüdür. Özgür basın demokrasinin temellerinden birisidir. Sanatçılar, yazarlar ise bir ülkenin, dokunulmaz olması gereken, yüceltilmesi gereken en büyük zenginliği, en büyük gücüdür. Ödül alan arkadaşlarımızı kutluyor, Antalya’nın kültür dünyasına değer katmış Esen EMEKÇİL’i saygıyla ve rahmetle anıyorum.

ANSİAD’ın aramızdan ayrılmış olan üyelerini de saygıyla anıyor, bütün üyelerimize her zaman daha güzel yıldönümleri diliyorum.

Bu akşamı bizimle paylaşan bütün konuklarımıza, dostlarımıza teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.


TÜRK GENCİNİN SİLİKON VADİSİNDEKİ BAŞARISI

UAÜ – ANSİAD işbirliğiyle “google’ın çalışma stratejileri” konferansı gerçekleştirildi

TÜRK GENCİNİN SİLİKON VADİSİNDEKİ BAŞARISI

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) üyeleri Dünyanın en büyük şirketlerinden Google Arama Motorunun Türk Yazılım Mühendisi Selim Önal\'la buluştu. Dünya genelinde seçkin üniversitelerde düzenlediği ‘Interview Training’ (Google\'ın iş felsefesi, çalışma stratejisi ve sistemi) programı için Uluslararası Antalya Üniversitesi (UAÜ)’ne gelen Selim Önal, Akra Barut Hotel’de ANSİAD üyelerine teknolojik gelişmeler ve dijital dünyadaki yenilikleri Google\'dan örnekler vererek anlattı.  Önal\'ın konferansına ANSİAD üyelerinin yanı sıra UAÜ Sürekli Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi yetkilileri de katıldı.

Selim Önal Google’ın çalışma stratejilerini anlatırken özellikle, Google’ın açık kültüründen, etkin gücünden ve bütün faaliyetlerinin tüm dünyaya hitap edecek ölçekte planlandığından bahsetti. Teknolojik gelişmeler ve dijital dünyadaki yeniliklerin iş hayatını, sosyal hayatı ve alışkanlıklarımızı nasıl etkileyeceği konusuna değinen Selim Önal, geçmişten bugüne başarılarını giderek artırarak bugünün en iyileri olmayı başarmış firmaların yanı sıra 1950’lerde en iyiler arasında olup teknolojideki gelişmelere uyum sağlamadığı için bugün varlığını yitirme aşamasına gelmiş şirketlerden örnekler verdi ve şöyle devam etti:

“Google şirketinin çalışma mantığına baktığımızda bir üniversiteye benzetebiliriz. Her seviyede çalışanın hem eğitimine hem de memnuniyetine önem verilen bir sistem işliyor. İşe ilk girdiğiniz günleri hatırladığınızda, ya da geriye dönüp baktığınızda zaman çok kısa olmasına rağmen ne kadar ilkelmişiz diyebiliyorsunuz. Bu da gelişimin gücü. Öylesi hızlı bir gelişme ki; gözlük üzerine ya da lense takılacak bir sensörle kan şekerinizi takip edebilecek, tansiyonunuzu kendiniz ölçebileceksiniz”

İşe Alım Komisyonunda bir Türk

Google\'da her yıl ve sürekli olarak eleman açığı olduğuna dikkat çeken Selim Önal, bir işçinin işe alım maliyetinin 4 bin dolar olduğunu söyledi. Çalışanların tecrübelilerinden oluşan bir işe alım komisyonunda kendisinin de görev aldığını dile getiren Selim Önal, “Şimdiye kadar 400 civarında mülakat yaptım. İş dünyasının ihtiyaç duyduğu beceriler sürekli değişiyor ve ona göre seçim yapıyoruz. İşe alınan herkes sadece yöneticinin isteklerini yerine getirmemeli, kendisi de üretmeli. Yönetici ayrıldığında ortada kalır” dedi. Halen 50 bin kişinin çalıştığı Google\'da her yıl ortalama 2000 ila 3500 kişi arasında eleman alındığını yine de iyi adam bulma konusunda sıkıntı yaşadıklarını söyledi. Her çalışanın isterse zamanının yüzde 20\'sini yaptığı işin dışında başka projelerde kullanabildiğini söyleyen Önal, gmail\'in bir yazılımcı tarafından bu zaman diliminde ortaya çıktığını anlattı.

Eroğlu kutladı

ANSİAD ve UAÜ Sürekli Eğitim Merkezi işbirliğinde düzenlenen programda konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, henüz 29 yaşında genç bir mühendis olan Selim Önal\'ı kutlayarak, “İşte bizim işadamları olarak gençlere vermek istediğimiz girişimci ruhunu iyi yakalamış olan bu genç arkadaşımız, kısa sürede Silikon Vadisi\'nde kendisine iş bularak, Türk gençlerinin ne denli girişimci ve başarılı olduğunu kanıtlamıştır” dedi. Uluslararası Antalya Üniversitesi\'nin konuk ettiği Selim Önal\'ın ABD\'de elde ettiği tecrübelerden işadamlarının da yararlanmasını istediklerini söyleyen Eroğlu, UAÜ yöneticilerine de teşekkür etti.

Ayrıca UAÜ Sürekli Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı Hasan Selman Çavuş da, Uluslararası Antalya Üniversitesi olarak, dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Google şirketinin temsilcilerini Antalya’da ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Çavuş, yapılan güzel organizasyondan dolayı ANSİAD yönetimine teşekkür etti ve şunları söyledi:

“Bu ziyaret bir yönüyle, UAÜ öğrencilerinin Google şirketine iş başvurusu yaptıklarında karşılarına neler çıkacağını görmelerini sağladı. Dijital dünya çok hızlı gelişiyor ve değişiyor, yarın bu alanlarda çalışacak öğrencilerimizin bugüne göre değil yarına göre kendilerini yetiştirmeleri gerekiyor. Öğrencilerimizin dünyada bu alanlarda söz sahibi şirketlerde çalışabilmeleri için sahip olmaları gereken özellikleri görmelerini ve şimdiden bu hedeflere ulaşacak şekilde çalışmalarını, kariyerlerini planlamalarını sağlama adına çok verimli bir çalışma oldu. Bu programda da dünya sıralamasında ilkler arasındaki bir şirketin başarı öyküsünü gerçekleştirmesinde etkin faktörler olan şirket kültürü, çalışma stratejileri, takım çalışmaları ve çalışma ortamları hakkında bilgi edinmemizi sağlaması ve bizlere bir ufuk turu yaptırması güzel oldu.

Silikon Vadisi Gezisi

Uluslararası Antalya Üniversitesi olarak 2014 yılı Ağustos ayında Genç Liderler Akademisi tarafından Silikon Vadisi gezisi yaptıklarını söyleyen UAU Sürekli Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı Hasan Selman Çavuş, önümüzdeki Mayıs ayında da Google, Facebook, Twitter gibi şirketleri ziyaret etme odaklı yeni bir geziyi iş dünyasına yönelik planladıklarını söyledi. Bu gezi ile dünyanın teknoloji devi olan bu şirketlerde incelemelerde bulunacaklarını kaydeden Çavuş, bu vesileyle ANSİAD üyelerine de şimdiden duyurmak istediğini söyledi.

Selim Önal Kimdir?

2008 yılında Sabancı Üniversitesi Bilgisayar Bilimi Anadal, Matematik Yandal programlarından mezun oldu. Aynı yıl Brown Üniversitesi Bilgisayar Bilimi Departmanında İşlemsel Biyoloji alanında doktora yapmaya başladı. 2010 yılında doktora programından ayrılarak, Master derecesi ile mezun oldu ve Oracle\'da Fusion Applications\'da çalışmaya başladı. 2011 Temmuz ayında Oracle\'dan ayrıldı ve o tarihten beri Google\'da, Arama Motorunda (Google Search Engine) yönetici pozisyonunda çalışmaktadır. Selim Önal henüz 29 yaşında.


GELENEKSEL ANSİAD ÖDÜLLERİ CUMARTESİ GÜNÜ SAHİPLERİNİ BULUYOR

Geleneksel ANSİAD Ödülleri Cumartesi günü sahiplerini buluyor

 

“2014 YILIN BAŞARILI İŞ İNSANI” ÖDÜLÜ

DR. TÜLİN – DR.CEMAL ÖZKAN ÇİFTİNİN

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ve bu yıl 20.si verilecek olan “2014 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü”ne ANSİAD üyeleri, Özel Yaşam Hastaneler Grubu - Life Hospital sahipleri Dr. Tülin - Dr. Cemal Özkan çifti layık görüldü. ANSİAD\'ın Yılın İş İnsanı, Yılın Sanat Ödülü ve Yılın Medya Başarı ödülleri Cumartesi günü düzenlenecek ANSİAD\'ın geleneksel ödül töreninde sahiplerini bulacak.

ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda 2014 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü verilmesi uygun görülen Özel Yaşam Hastaneler Grubu - Life Hospital sahipleri Dr. Tülin - Dr. Cemal Özkan çiftinin özgeçmişi şöyle:

Dr. Tülin Özkan 1966 yılında Tokat’ta doğdu. Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi’ni bitirdikten sonra 1989 yılında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

Kemer Devlet Hastanesi’nde mecburi hizmetini tamamladıktan sonra 1996’da Kemer’in ilk özel hastanesi olan Kemer Yaşam Hastanesi ile özel sağlık işletmeciliği kariyerine başladı. Bugün Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olduğu Antalya Yaşam Hastaneleri Özel Sağlık İşletmeleri A.Ş.  4 hastane,   2 klinik, 280 yatak, 1000 çalışan ile yoluna devam etmektedir.

Dr. Cemal Özkan ile evli, 2 çocuk annesidir. ANSİAD’ın yanı sıra Türk Tabipler Birliği ve Üniversiteli Kadınlar Derneği üyesidir.


Dr. Cemal Özkan 1960 yılında Eskişehir’de doğdu. 1979 Yılında Eskişehir Maarif Koleji’nden sonra İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazanarak 1985 yılında mezun oldu. Mecburi hizmetini Manavgat’ta yaptıktan sonra Kemer’de çalışmaya başladı.

Yaşam Hastaneler Grubu 1989 yılında Kemer’in ilk kliniği ile başlayan Özel Sağlık Kurumu İşletmeciliği bugün Kemer, Antalya, Manavgat ve Alanya\'da 4 hastane, 2 klinik, 280 yatak, 1000 çalışan ve seçkin hekim kadrosu ile yoluna devam etmektedir.

Yaşam Hastaneler Grubu bölgemizden güç alan bir Antalya şirketidir. Dr. Cemal Özkan halen bu grubun Yönetim Kurulu Başkanıdır.

Dr.Tülin Özkan ile evli ve 2 çocuk babası olan Dr. Cemal Özkan Türk Tabipler Birliği, ANSİAD üyesi, Akdeniz Sağlık İşletmeleri Derneği Başkan Yardımcısı, ATSO Meclis Üyesi, ATSO Sağlık Komisyonu Başkanıdır.

 

ANSİAD Yılın Başarılı İşadamı ödülünde adaylar;

Þ      Yaptığı yatırımlar ve işletmenin ülke ve bölge ekonomisine katkıları

Þ      İş kapasitesinin büyüklüğü, sağladığı istihdam ve ödediği vergi

Þ      Müteşebbis kişilik, çevre ile uyum, sosyal sorumluluk bilincinde estetik, sanatsal, tarihi, kültürel değerlere önem vermesi,

Þ      Kültürel kapasitesi, verimlilik ve eğitime katkısı,

Þ      Sivil Toplum Kuruluşlarındaki gayret ve performansı

Þ      İnovasyon ve kalite bilincinin yerleşmesi ve gelişmesine sağladığı katkı

konularında değerlendiriliyor.

 

Diğer Ödüller

ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu ayrıca “Yılın Sanat Ödülü”nün; yaşadığı dönemde Antalya’da sanatçı kimliğiyle fark yaratan, Antalya ve çevresindeki sanatçıları örgütleyen, tiyatro ve heykel yanı sıra ressam kişiliğiyle ön planda olan Antalya Lisesi resim öğretmenlerinden ve Antalya Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nin kurucusu rahmetli Esen Emekcil’e verilmesini uygun gördü.

 

2014 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ

Gazeteci-Yazar Dünya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Hakan Güldağ Başkanlığındaki Seçici Kurulun, şartnamede belirlenmiş ölçütler dahilinde yaptığı değerlendirme sonucunda;

İleri Gazetesi’nden Umut ÖZEN’in“Hastalığa Bakacak Laboratuvar Yok” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, Haber” Dalında Birincilik Ödülü’ne

Antalya Ekspres Gazetesi’nden Serpil BAYDAĞ’ın“Ekonomiye Kadın Gücü” başlıklı röportaj serisi “Yazılı Basın, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne

Akdeniz TV’den İdris TAŞ’ın “Antalya ve Akdeniz” konulu “Net Yanıt” adlı TV programı “Görsel Medya, TV Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne

Radyo Martı’dan Osman Ersin BEKLER’in “Okyanus” adlı radyo programı “İşitsel Medya, Radyo Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne

www.antalyakadin.com internet sitesinden Nilhan KIRDI’nın “Nilhan Kırdı, Özel Çocukların Yaşam Akademisi’nde” adlı röportaj çalışması “İnternet Haberciliği, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne layık görüldü.

Öte yandan, genç iletişimcileri özendirmek amacıyla Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri arasından da bir öğrenciye bu yıl ikinci kez ödül verildi. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Emre GÜNDOĞDU’nun“Norveç Katliamı’nın Mağdurları Antalya’da Rehabilite Ediliyor” başlıklı çalışması “Genç İletişimci Ödülü”nedeğer görüldü.

ANSİAD\'ın Geleneksel Ödülleri 17 Ocak 2015 Cumartesi günü The Marmara Hotel’deyapılacak olan ANSİAD Ödül Töreni’nde sahiplerine verilecek.


ANSİAD YÖNETİMİ DIŞİŞLERİ BAKANI ÇAVUŞOĞLU\'NU ZİYARET ETTİ

ANSİAD Yönetimi Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu\'nu ziyaret etti.

ÇAVUŞOĞLU, “ANTALYA\'YI DİPLOMASİNİN DE MERKEZİ HALİNE GETİRECEĞİZ”

ÇAVUŞOĞLU\'NDAN OTELCİLERE: “RUSLAR MUTLAKA TATİL YAPAR, SAKIN FİYAT KIRMAYIN”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) yönetimi, Ali Eroğlu başkanlığında Dışişleri Bakanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu\'nu makamında ziyaret etti. ANSİAD yöneticilerini kabulünde konuşan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Antalya\'yı diplomasinin de merkezi haline getireceğiz” dedi. Çavuşoğlu, Rus halkının tatil tercihlerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek “Ruslar mutlaka tatil yapar. Ancak son dakika tercihlerini kullanırlar. Önemli olan bu süre içinde otelcilerimizin paniğe kapılıp fiyatları düşürmemesidir” dedi. Bakan Çavuşoğlu\'nu 17 Ocak\'ta yapacakları Geleneksel Balo ve Ödül Törenine davet eden Eroğlu da konuşmasında, Rusya\'daki ekonomik krizin en çok Antalya\'yı etkilediğini belirterek, hiç değilse tarım sektöründe Ruble ile alışverişin çözüm olabileceğini dile getirdi. 

 

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Yönetim Kurulu üyeleri Abdullah Erdoğan, Sadi Kan, Ahmet Erdal, İlker Altay ve Aykut Ege ile İnşaat Sektörü Başkanı İbrahim Şencan ve Tarım Sektörü Başkanı Dr. Savaş Titiz\'in katıldığı ziyarette konuşan Bakan Çavuşoğlu, yoğun bir çalışma temposu içinde olduklarını G20 Zirvesi ile NATO Dışişleri Bakanları toplantısının Antalya\'da yapılacağını tekrarlayarak, “Antalya\'yı bu anlamda diplomasi merkezi haline getireceğiz. Bakanlığımızla, AB Bakanlığı’nın temsilcilikleri Antalya\'da resmen faaliyete geçti. Yakın bir zamanda Rusya Federasyonu Meclis Başkanı ile Kazakistan Dışişleri Bakanını Antalya\'da ağırlayacağız” dedi.

Eroğlu\'dan davet

Çavuşoğlu\'nun yeni kabinede Dışişleri Bakanı olarak görev almasının gurur verici olduğunu belirterek, “Bu durum her bakımdan bölgemize artı bir değer kazandırmıştır. Türkiye\'nin jeopolitik durumu açısından görevinizin ağırlığını biliyoruz. Çevremizde yaşanan sıkıntılar yüzünden çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Başarınız Türkiye\'nin başarısı olacaktır. Her zaman yanınızda olduğumuzu bilmenizi isteriz” diyerek başarılar diledi.  Bakan Çavuşoğlu\'nu 17 Ocak\'ta yapacakları Geleneksel Balo ve Ödül Törenine davet eden Eroğlu, Rusya\'da yaşanan ekonomik krizin Antalya\'ya yansımalarını da şöyle dile getirdi:

“Avrupa ile Rusya arasında ilişkilerin gerginleşmesi, bazı yaptırımlar ve ambargolar gündeme geldiğinde kriz sinyallerini almıştık. Bu kriz Antalya\'da tarım ve turizm sektörünü etkiledi. Özellikle tarım ihracatımızda ciddi bir daralma söz konusu. Antalya; Rusya\'ya domates ihracatında bir numara. Turizmde de Rusya yüzde 30 pay alıyor. Sorunları beyan etmek yerine çözüm bulmamız gerektiğini de biliyoruz. Ruble ile ticaret gündemde. Rusya\'da işadamları dövizle alışverişte çok temkinli. Kendi para birimleri ile fiyatları dondurarak alışverişin hız kazanacağına inanıyorlar. Ruble ile ticaret çözüm olabilir mi, değerlendirmeliyiz”

Eroğlu, konuşmasında ana başlıkları ile Antalya\'nın ulaşım sorunu ile Expo2016 için yapılan çalışmaları da gündeme getirerek, kamu yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı.

Ambargoyu AB ülkeleri deldi

Rusya\'ya karşı uygulanan ambargolara Türkiye olarak katılmadığımızı dile getiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Büyüyen bir ekonomiyiz. Rusya ile olan ticaretimizi iptal edemeyeceğimizi herkese duyurduk. Ambargoya katılmayacağımızı da söyledik. Esasen bugüne kadar ambargo uygulamasına batının da tam olarak riayet etmediği ortada. Başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri İran ya da başka ülkeler üzerinden Rusya\'ya mal satmaya devam ediyorlar. Ambargo bizzat kendileri tarafından bypass ediliyor, deliniyor. Batının Rusya\'ya uyguladığı ambargoyu fırsata çevirmek gibi bir niyetimiz de yok. Biz dünya ile ticarette önümüzdeki engelleri kaldırmaya uğraşıyoruz. Teknik engelleri ve kotaları kaldırmamız lazım” dedi. 

Otelcilerimiz fiyatları düşürmesinler

Turizm konusunda bir sıkıntı yaşanmayacağını dile giren Bakan Çavuşoğlu, Rus halkının tatil tercihlerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek “Ruslar mutlaka tatil yapar. Ancak son dakika tercihlerini kullanırlar. Önemli olan bu süre içinde otelcilerimizin paniğe kapılıp fiyatları düşürmemesidir. Bu durumu acenteler da iyi kullanırlar. Yoksa eski seviyemize 10 seneden önce geri dönemeyiz. Bunları biz yaşadık” diye konuştu.

“Ruble ile alışveriş için mutabıkız”

Türkiye ile Rusya arasında daha önce yapılan anlaşmalar uyarınca Rus para birimi Ruble ile alışveriş konusunda bir mutabakat sağlandığına dikkat çeken Çavuşoğlu şöyle devam etti:

“Ancak bugünlerde Ruble\'de çok büyük dalgalanma var. Böylesi bir dalgalanma içinde Ruble\'yi nasıl sabitleyeceksiniz? Bu biraz zor. İşadamlarımız böyle bir uygulamadan zararlı çıkabilirler. Üstelik böyle bir uygulama konusunda Rus\'ların karar vermesi lazım. Mevzuat uygun, ancak uygulama ile ilgili bir talep söz konusu değil. Ayrıca ticaret ilişkilerimiz sadece Rusya ile değil. Tarımda belki ama, tüm ticarette uygulama çok zor”

Expo 2016 ile ilgili hükümet olarak çaba harcadıklarını, bakanlık olarak her ortamda Expo\'yu anlattıklarını dile getiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Altı ay devam edecek bu büyük organizasyonun sonunda da katılımcı ülkelerin Expo alanını ücretsiz kullanabileceklerini anlattık. Singapur ve Tayland\'ın orkideleri burada devamlı sergilense ne güzel olur? Bu alanda yapmayı planladığımız 5 bin kişilik Kongre Merkezi, Kongre Turizminde önemli bir yere sahip Antalya\'ya her zaman lazım olacak” dedi.

G20 Zirvesi Belek\'te olacak

G20 zirvesi için muhtemelen Belek bölgesinin tercih edileceğini de dile getiren Çavuşoğlu, “Güvenlik açısından Belek çok uygun gibi. Geçici ilave tesisler de yapılabilir. Nato Zirvesi Galler\'de bir otelde yapıldı. Yanına ilave toplantı salonları yapmışlar. Biz bu konuda daha avantajlıyız. Mevcut otellerimizin kapasitesi dışında; Expo alanına yapılacak 5 bin kişilik salon, Antalya merkezinde yapılacak 10 bin kişilik spor salonu çok rahatlıkla kullanılabilecek. Antalya\'yı diplomasi Merkezi de yapmak istiyorsak Kongre Merkezlerimizin olması lazım” dedi.

Çavuşoğlu konuşmasının son bölümünde Antalya\'ya yapılan ve yapılacak olan yatırımlarla ilgili bilgi vererek, “Antalya\'ya tren gelecek. Hem hızlı tren, hem yük treni. Konya üzerinden Kayseri, Eskişehir üzerinden İstanbul\'a bağlanacak bu iki çalışma Antalya\'yı ilgilendiriyor. İkisinin de çalışmaları devam ediyor. Konya-Antalya arasını rahatlatacak ve kısaltacak Seydişehir yolu duble oluyor. Alacabel\'de 7,5 kilometrelik tünel yapılacak. Kent merkezinde çevre yolları ile köprülü kavşak inşaatları da hızla sürüyor” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Ali Eroğlu ile Bakan Çavuşoğlu ziyaretin anısına karşılıklı plaket verdi.


ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU\'NUN “10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ” MESAJI

ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU\'NUN

“10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ” MESAJI

 

Değerli Basın Çalışanları,              

Basın mesleğinde çalışanlarla çalıştıranların arasındaki ilişkileri düzenleyen 212 sayılı Basın İş Yasası\'nın yürürlüğe girdiği tarih olan 10 Ocak günü 54 yıldan beri, ülkemizde her yıl “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Bu tarihin bir başka önemi ise basın çalışanları ilk kez bu Yasa ile örgütlenme hakkını da elde etmiştir.

Hiç şüphesiz basınımız; Halkın haber alma ve bilgi edinme hakkı olarak tanımlanan Basın Özgürlüğünü halk adına kullanarak Demokrasinin kuralları ile yerli yerine oturmasına, toplumsal bilincin güçlenmesine de aracı olmaktadır.

Başta turizm ve tarım sektörleri olmak üzere; Sanayi, Ticaret, Girişimci Kent gibi pek çok alanda öncü il olan Antalya’nın bu başarıya ulaşmasında, basınımızın ve çalışanlarının çok önemli rolü ve desteği olmuştur. Basın çalışanlarının şimdiye kadar sağladıkları bu katkıların, bundan sonra da aynı duyarlılıkla devam edeceğine inanmaktayım.

Bu duygularla, tüm basın çalışanlarının “10 Ocak Basın Çalışanları Günü”nü içtenlikle kutluyor, sağlık, huzur, başarı ve mutluluklar temenni ediyorum.


EKONOMİ 2014\'DE İYİ BİR PERFORMANS GÖSTEREMEDİ

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, yılın ekonomik değerlendirmesini yaptı

“EKONOMİ 2014\'DE İYİ BİR PERFORMANS GÖSTEREMEDİ”

“TÜRKİYE EKONOMİSİ YENİ BİR DARALMA DÖNEMİNE GİRİYOR”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Kalkınma Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, ekonominin uzun vadede iyi ve istikrarlı bir performans gösteremediğini, ekonomik büyümenin ithalat ve dış finansmanla gerçekleştirilmesinin sıkıntı yarattığını dile getirdi. Eroğlu, dış borç yükünün giderek ağırlaştığını, enflasyonun yeniden canlanmaya başladığını, işsizliğin arttığını, ”büyüme-cari açık” ilişkisinin Türkiye ekonomisinin geleceğinde belirleyici hale geldiğini ve ekonominin yeni bir daralma dönemine girdiğini söyledi.

2008 Yılından itibaren varlığını hissettiren küresel krizin etkisiyle küçülen Türkiye ekonomisinin, sonraki yıllarda belirli bir toparlanma sürecine girmesine rağmen, kırılgan ve dış şoklara açık yapısını sürdürdüğünü dile getiren Eroğlu, bu durumun 24 Ocak 1980 kararlarının ardından uygulanan yapısal uyum politikalarının hala etkisini sürdürdüğünün göstergesi olduğuna dikkat çekti.

Neoliberal küreselleşme süreciyle birlikte “büyüme-cari açık” ilişkisinin Türkiye ekonomisinin geleceğinde belirleyici hale geldiğini dile getiren Ali Eroğlu, şöyle devam etti:

“Uzun vadeli olmayan bu stratejiler her defasında derinleşen ekonomik krizler ve yüksek oranlı devalüasyon ile hizaya getirilen döviz kurları sonucu kesintiye uğramıştır.

Türkiye ekonomisinde genel olarak ortaya çıkan bu durum ve ekonomik krizler, gerçek etkisini reel ekonomide göstermiş, üretim dinamikleri zayıflamış, yeterince istihdam yaratılamamış, tasarruf oranları düşmüş ve gelir dağılımındaki dengesizlikler artarak 2014 yılına gelinmiştir. Bununla birlikte, 2001 krizi sonrası uygulamaya konulan yeni istikrar politikaları ekonomide gözle görülür bir düzelme sağlamış, iç ve dış etkenlere karşın daha uzun süreli ekonomik büyüme oranları elde edilmiştir. Ancak, bu gerçek ekonominin genelinde ortaya çıkan ve başta tarım ve sanayi olmak üzere çeşitli sektörlerde gözlenen üretim kayıplarını, % 10 etrafında yerleşen işsizlik oranlarını, artan dışa bağımlılığı ve borç yükünü ortadan kaldırmamaktadır”

Türkiye ekonomisi için beşeri sermaye birikiminin bir avantaj olduğunu söyleyen Eroğlu, “Genç ve dinamik bir nüfusa sahip olan Türkiye’de bu birikim şu an itibariyle üretime odaklı, teknolojik gelişme ve inovasyona dayalı bir bilgi ve donanım ile yeterince değerlendirilmiyor olsa da gelişmiş ekonomilerin ürettiği yeni mal ve hizmetlerin yakından takip edilebilmesi ve gelecekle ilgili dikkate değer potansiyeller taşıması açısından değerlidir\' dedi.

Sermaye akımlarının uğrak yeri olduk

Türkiye ekonomisinin temel sorunlarından birisinin de dış ticaret açığı ve cari açık olduğuna dikkat çeken Eroğlu,  şöyle devam etti:

“Genel olarak açık, finanse edildiği için bir sorun yokmuş gibi görünse de sorunun kendisi finansman şeklinde gizlenmektedir. 2001 Krizinden bugüne Türkiye büyük oranda spekülatif-kısa vadeli sermaye akımlarının uğrak mekanlarından biri haline gelmiştir. Ancak, Türkiye’deki dünya piyasalarına göre yüksek reel faiz ve ucuz döviz kuruna dayalı finansal olanaklarını değerlendiren bu tür \'sıcak para\' akımları, Türkiye ekonomisinin dinamizmine hâkim olmakta ve geleceğine yön vermektedir”

Ocak 2014′ten beri enflasyonun istikrarlı bir şekilde arttığını dile getiren ve Ağustos’ta yüzde 9.5 ile Merkez Bankası hedefinin çok üzerine ulaştığını söyleyen ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu,  “Ocak ayında yapılan müdahale ile baskı altına alınan döviz kuru ise yılsonuna doğru yeniden yükselmektedir. Bu şartlar altında faizlerin ne olacağı konusunda belirsizlik bulunmaktadır. Hükümetin baskısıyla faizlerde bir indirim olsa da Merkez Bankası iç ve dış dengeleri hesaba katarak faizleri indirmekte temkinli davranmaktadır” diye konuştu.

ANSİAD ve BAKA Kalkınma Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, 2014 sonrası ekonomik tespitlerini de şöyle değerlendirdi:

“Ekonomi yeni bir daralma dönemine girmektedir; Türkiye ekonomisinin ekonomik büyüme performansı potansiyelin altında kalmaktadır ve istikrarsız bir görüntü vermektedir. 2014 Yılında bütün tahminler büyümenin % 3 civarında olacağını göstermektedir.

Son zamanlarda gündeme getirilen \'orta gelir tuzağı\' denilen ve kişi başına milli geliri 10.000 dolar civarından daha ileriye taşıyamayan, bölgesel kalkınma açısından ülke genelinde açık farklılıklar yaratan olgu ile bu tespitin yakın bir ilişkisi vardır.

TUİK verilerine göre; İşsiz sayısı artmaktadır; Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2014 yılı Haziran döneminde 2 milyon 654 bin kişi, İşsizlik oranı ise %9,1 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Diğer taraftan, işgücü piyasalarındaki kayıt dışılık halen yüksek oranlarda seyrederken, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı 2014 yılı Haziran döneminde %36,4 olarak gerçekleşti. Bu oran tarım sektöründe %83,6 iken, tarım dışı sektörlerde %22,8 oldu.

Enflasyon yeniden artış eğilimine girmiştir; Tüketici fiyatları endeksinde (TÜFE, 2003=100) 2014 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %0,09, bir önceki yılın Aralık ayına göre %6,28, bir önceki yılın aynı ayına göre %9,54 ve on iki aylık ortalamalara göre %8,46 artış gerçekleşmiştir.

Bütçe açığı düşük düzeydedir, ancak geleceğe yönelik sorunlar görülmektedir; Bütçe gerçekleşmeleri Türkiye ekonomisinin başarılı olduğu alanlardan birisidir, ancak bütçenin finansman ve harcama biçimlerinde gelecek açısından sorunlar gözükmektedir.

Cari açık halen yüksek seviyede seyretmektedir; 2002 yılında 1.5 milyar dolar düzeyinde olan cari açık, 2003\'te 8.0 milyar dolara, 2004\'te de 15.6 milyar dolara yükselmiş, 2013 yılında 64,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir Merkez Bankası’nın 2014 yıl sonu beklentisi 48,8 milyar dolardır. Dış ticaret açığı ise 2013 yılında yaklaşık 80 milyar doları bulmuştur. Bu durum, Türkiye ekonomisini özellikle uluslararası piyasalarda kırılgan hale getirmekte ve petrol, doğalgaz, enerji bağımlılığının yüksek olduğu bir ortamda dış şoklara karşı savunmasız hale getirmektedir.

Borç yükü giderek artmaktadır; Türkiye ekonomisi hem iç borç hem de dış borçlar açısından giderek ağırlaşan bir yükümlülüğün altına girmektedir. Merkezi Yönetim İç Borç Yükü 2014 yılı tamamlanmadan 408,2 milyar TL’ye ulaşmıştır”

Ali Eroğlu, değerlendirmelerinin ardından tüm iş dünyasının ve Antalyalıların yeni yılını kutlayarak, “Her şeye rağmen çalışmak, çok çalışmak ve üretmek zorundayız. Ülkeyi hep birlikte kalkındıracağız” dedi.



DEVLET ESKİ BAKANI & YAZAR YILMAZ KARAKOYUNLU ANSİAD\'A KONUK OLDU

Devlet Eski Bakanı & Yazar Yılmaz Karakoyunlu ANSİAD\'a konuk oldu

KARAKOYUNLU: “60 İHTİLALİ OLMASAYDI, TÜRKİYE EKONOMİSİ PATLAYACAKTI”

“VARLIK VERGİSİ İLE ANADOLU SERMAYESİ İSTANBUL\'A SAHİP OLDU”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) 2014 faaliyet yılı 20. ve yılın son olağan toplantısına konuşmacı olarak katılan Devlet Eski Bakanı & Yazar Yılmaz Karakoyunlu,  1960 ihtilali yaşanmamış olsaydı, şu anda yaşları 75-80 civarındaki o dönemin genç ve dinamik iyi eğitim ve aile terbiyesi almış iş dünyası Türkiye\'yi uçuracaktı. Türkiye patlayacaktı. Ekonomik gelişme maalesef orada kaldı. Planlanan ekonomik model gerçekleştirilemedi” diye konuştu. Türkiye\'nin iki önemli dönüm noktasına işaret eden Karakoyunlu, Varlık Vergisi ile Türkiye\'de servetin, 6-7 Nisan olayları ile de sermayenin el değiştirdiğini belirterek, “Bu iki olay Anadolu Sermayesi\'nin İstanbul\'a hakim olmasına ve \'Türkiye\'nin teşebbüs gücünün ortaya çıkmasını sağladı” dedi.

ANSİAD Kurucu Üyesi Hüseyin Acarlıoğlu\'nun oturum başkanlığını yaptığı Akra Barut Otel\'deki toplantıda “Türk Ekonomisinde Özgür Girişimci Başarısı” konusunda bir sunum yapan Yılmaz Karakoyunlu, konuşmasının ilk bölümünde işadamlarına Antalya\'yı anlattı. Antalya\'ya ilk geldiği 1955 yılında nüfusun 50 bin olduğunu hatırlatarak, “Bugün bakıyorum tarihi karakteristiği bile değişti. Aslında bugün Türkiye\'nin toplumsal olarak değerlerini tartışır hale geldik. Kavramlar, değerler değişti. Bu değişimde Antalya da küçük bir kasabadan devasa bir şehir oldu. 1969\'da Türkiye\'nin 29. ili Antalya bugün 5. il oldu” dedi.

Kentin bir veri bankasının olmamasını eleştiren, TOBB ve Nüfus İdaresinin sitelerinde Antalya ile ilgili bilgi bulamadığını dile getiren Yılmaz Karakoyunlu, “Ben size söyleyeyim; Şu anda Antalya\'nın nüfusu 2 milyon 120 bin, 1927\'den 2007\'ye kadar değişmeyen bir artış var. Ancak 2007\'den itibaren bir tespit var. Kent merkezi Antalya genel nüfusunun üçte ikisini barındırıyor. Bu da 1 milyon 420 bin eder” diye konuştu. Dünya Kenti Antalya\'yı demografik yapısı ile birbirine uyan ABD\'nin 1 milyon 200 bir milyon 200 bin nüfuslu San Diego kenti ile mukayese ettiğini dile getiren Karakoyunlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

San Diego ve Antalya

“Antalya\'nın biri Alanya\'da, ikisi vakıf, biri devletin üç üniversitesi var. San Diego\'ya baktım, 27 üniversite var. 17\'si evrensel anlamda dünyanın en iyi üniversiteleri, gerisi 4 yıllık kolej. Bu üniversitelerde 9 Hukuk Fakültesi var. ABD\'deki üniversite sayısı ise 3812.  İki alışveriş merkezine gittik, birisi Mark, diğeri Özdilek. Heyecan yok. Alışveriş eden de yok. Devlet Opera Balesi ve Devlet Tiyatrosu var mı diye baktım, bu konuda Antalya olarak talihlisiniz. Biz İstanbul\'da 1968\'de alel acele yaptığımız sanat binalarını şimdi yıkıyoruz. Devlet Opera ve Bale sayısını öğrenmek istedim, hiç bir istatistik yok. San Diego\'ya baktım 7 Filarmoni Orkestrası var, burada 1.  4 Senfoni Orkestrası,  tiyatro gani...  Ve San Diego her konuda iddialı bir kent”

Üniversitede Antalya ile ilgili hiç bir araştırma yok

Konuşmasında Antalya\'nın nüfus artış hızına da dikkat çeken Karakoyunlu, 1927\'de Antalya\'da nüfus Türkiye nüfusunun binde 2\'si, şimdi ise yüzde 2,5. Nüfus 35 bin kişiden 1 milyon 421 bine çıkmış. Yıllık ortalama artış hızı anormal. Nüfus 2006\'da 906 bin, 2007\'de 1 milyon 127 bin. Bu hızlı artış, ülkedeki değişkenlikten kaynaklanmıyor, farklı bir şey bu. Elimizde Demografik değerlerin yüklendiği bir bilgisayar yok. Bir araştırması var mı, maalesef o da yok. İşte burada üniversitelere görev düşüyor. Tarihimizi bilmemiz lazım. Master ve doktora tezi olarak öğrencilere verilecek bir ders bu. Burada üniversiteye o kadar çok iş var ki; Antalya sermayesini nasıl biriktiriyor, hangi alanlara yatırım yapar? Bu konularda Akdeniz Üniversitesi’nin bir araştırması yok. ATSO\'da da yok. Türkiye\'nin en yüksek turizm katsayısına sahip kentsiniz, Ege bölgesi il ve ilçeleri ile size bu konuda yaklaşamaz. Ama bir istatistik bulamadım. Üniversitede Antalya ile ilgili hiç bir araştırma yok” dedi.

Vehbi Koç\'un isteği ve servetin el değiştirmesi

Ünlü işadamı Vehbi Koç ile dostluklarından örnekler veren Yılmaz Karakoyunlu, birlikte yürüttükleri bir çalışma ile ilgili de şu bilgileri aktardı:

“Vehbi Bey bir gün beni davet etti. Üst düzey yöneticileri ile toplandık. Bize \'Cumhuriyet\'ten başlayarak Türkiye\'nin ekonomik gelişmesini anlat\' dedi. Uzun araştırmalar yaptım. Cumhuriyet ilanının ilk günü 29 Ekim 1923 akşamı Anayasa nasıl olsun konuşuluyor. İzmir Limanı’na aynı saatlerde bir gemi geldi. Geminin kargo bölümünden 23 piyano, her biri ortalama 40 metre 180 top Lion İpeği, Merve Kamışından yüzlerce baston (Dünyanın en sağlam kamışıdır), çengelli iğne, toplu iğne, kopça vs. vardı. İstanbul\'da hanımefendiler ipek giymekten vazgeçmemişlerdi. Bizim üretimimiz yoktu ve Fransa bizden Isparta\'nın tüm güllerini parfüm için alıyordu, hala da alıyorlar. O zaman İstanbul\'un nüfusu 50 bin. 800 Ermeni Aile var, bir o kadar Yahudi aile. 2 bin civarında da Rum yaşıyor. Ekonomi onların elinde. Vergi var, ama valiler uygulamıyor. Başbakan Rüştü Saraçoğlu, çok kazanan dan,- ki azınlıklardan-  Varlık Vergisi alınması için talimat veriyor. Yasa çıkıyor ve İstanbul\'daki Yahudi, Ermeni ve Rum tüccarlardan çok iyi para toplanıyor. O zaman bütçe 370 milyon, bunun 310 milyonu İstanbul\'da Varlık Vergisi olarak tahsil ediliyor. Sıkıntıya düşen azınlıklar mallarını satmaya başlıyor ve o zaman Anadolu\'da herkes, Türk Müteşebbisliğinin ilk örneklerini, sergileyerek İstanbul\'a akın ediyor. Anadolu Sermayesi, İstanbul\'a böylece hakim oluyor. İktisat ilminde buna servetin el değiştirmesi deniyor.  Ancak sıkıntılı bir süreç başladı. Anadolu\'nun tecrübesi yok, profesyonel yöneticiye işi devredecek durumda da değiller. Yetişmiş eleman olmadığı için sermayenin bu dönüşümü ekonomik olmadı. Bu dönemde olanları \'Salkım Hanımın Taneleri\' kitabımda aktardım”

6-7 Eylül olayları

Aradan geçen zaman içinde Anadolu iş dünyasının İstanbul\'da tecrübe kazandığını anlatan Karakoyunlu talihsiz 6-7 Eylül olaylarını bizzat yaşadığını anlatarak, “6 - 7 Eylül 1955\'te İstanbul\'da yaşayan başta Rumlara olmak üzere azınlıklara yönelik tahrip ve yağma hareketine üniversite girişi sınavlarına katılmak için gittiğimde gözlerimle tanık oldum. Bu gördüklerimi oturdum romanlaştırdım. Adı da \'Güz Sancısı\'. Bu kitabım yazarlar Birliği\'nden ödül aldı, ilk kitabımın filmi çekildi, Altın Portakal\'da 7 ödülün altısını kazandı” dedi.

60 İhtilali olmasaydı?

6-7 Eylül olaylarının ardından bu kez Sermayenin el değiştirdiğine dikkat çeken Karakoyunlu, “Türkiye\'nin teşebbüs gücü böylece ortaya çıktı. Ülke biriktirdiği değerlerle, birlikte ihracata yöneldi. Çocuklar yurt dışında iyi eğitim gördü. O kadronun yaşı şu anda 75-80 arasında. İyi eğitim almış, iyi aile terbiyesi almış çocuklar. Bu çocuklar işin başında iken 1960 ihtilali oldu. 60 ihtilali yaşanmamış olsaydı, bu ekip Türkiye\'yi uçuracaktı. Türkiye patlayacaktı. Ekonomik gelişme maalesef orada kaldı. Planlanan ekonomik model gerçekleştirilemedi” diye konuştu.

Soru cevap bölümünde işadamlarının sorularını yanıtlayan Karakoyunlu, bir soru üzerine işadamlarının çocuklarına, işini sevmesini, işin terbiyesini ve iyi ahlaklı olmayı öğretmesini, ancak o zaman işlerin sürdürülebilir olacağını belirtti.

Kastelli ve Uzanlar Ailesinin olaylarında her iki şirkette de üst düzey yönetici olduğunu dile getiren Akkoyunlu, her ülkede finansal dengelerin bozulması sırasında ekonominin sağlamlaştığına dikkat çekerek, “Kastelli böyle bir ortamda ortaya çıkmıştır. Devletin beceriksiz finansman modeli Kastelli\'yi yaratmış, altından kalkamayınca da el koymak zorunda kalınmıştır. O dönemde Kastelli\'de yatan para, Türk bankacılık sisteminde Kastelli\'yi Ziraat, İş ve Akbank\'dan sonra 4. büyük banka yapmıştı. Sonunda, garantili tahviller satılarak 109 milyar borç ödendi, artan 6 milyarı da har ve haraç diye devlet aldı” dedi. Uzanlar\'ın durumunun daha da farklı olduğunu söyleyen Karakoyunlu, “Patronun hatası ve yöneticisine güvensizliği her şeyi mahveder” demekle yetindi.

Toplantının sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ile Toplantı Başkanı Hüseyin ACARLIOĞLU, Karakoyunlu\'ya bir plaket verdi.

 


2014 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

2014 ANSİAD YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) ın geleneksel yılın medya ödülleri sahiplerini buldu.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eserler için verdikleri ödülle, yerel medyaya destek verdiklerini söyledi. Yarışmaya 29 medya mensubunun 52 eserle katıldığını söyleyen Eroğlu, şu bilgileri verdi:

“Antalya ve ilçelerinde görev yapan medya mensuplarının 31 Ekim 2013 ile 31 Ekim 2014 tarihleri arasında yayımlanmış eserleri;

Yazılı Basın dalında; Haber, İnceleme-Araştırma, Röportaj ve Makale

Görsel Medya dalında; TV Programı - Haber veya Röportaj

İşitsel Medya dalında; Radyo Programı - Haber

İnternet Haberciliği dalında; Haber veya Röportaj

olmak üzere 4 dalda değerlendirildi.

 

Değerlendirmeyi yapan Seçici Kurul;

-     Prof.Dr.Murat KARAÖZ (Akdeniz Üniversitesi İİBF Dekanı)

-     Prof.Dr.Bilal ARIK (Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)

-     Mevlüt YENİ (Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı)

-     Hakan GÜLDAĞ (Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

-     Ali EROĞLU (ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı)

-     Necdet ALKANDEMİR (ANSİAD Üyesi)

-     Vahdet NARİN (ANSİAD Üyesi)\'den oluştu”

 

17 Aralık 2014 tarihinde toplanan Seçici Kurulun, şartnamede belirlenmiş ölçütler dahilinde yaptığı değerlendirme sonucunda;

İleri Gazetesi’nden Umut ÖZEN’in“Hastalığa Bakacak Laboratuar Yok” başlıklı çalışması “Yazılı Basın, Haber” Dalında Birincilik Ödülü’ne

Antalya Ekspres Gazetesi’nden Serpil BAYDAĞ’ın“Ekonomiye Kadın Gücü” başlıklı röportaj serisi “Yazılı Basın, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne

Akdeniz TV’den İdris TAŞ’ın “Antalya ve Akdeniz” konulu “Net Yanıt” adlı TV programı “Görsel Medya, TV Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne

Radyo Martı’dan Osman Ersin BEKLER’in “Okyanus” adlı radyo programı “İşitsel Medya, Radyo Haber Programı” Dalında Birincilik Ödülü’ne

www.antalyakadin.com internet sitesinden Nilhan KIRDI’nın “Nilhan Kırdı, Özel Çocukların Yaşam Akademisi’nde” adlı röportaj çalışması “İnternet Haberciliği, Röportaj” Dalında Birincilik Ödülü’ne layık görüldü.

Öte yandan, genç iletişimcileri özendirmek amacıyla Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri arasından da bir öğrenciye bu yıl ikinci kez ödül verildi. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Emre GÜNDOĞDU’nun“Norveç Katliamı’nın Mağdurları Antalya’da Rehabilite Ediliyor” başlıklı çalışması “Genç İletişimci Ödülü”nedeğer görüldü.

Ödüle değer görülen medya mensuplarının çalışmalarına ait ödüller, 17 Ocak 2015 Cumartesi günü The Marmara Hotel’deyapılacak olan ANSİAD 25.Kuruluş Yıldönümü töreninde verilecek.

Değerli medya mensuplarına Antalya\'nın ekonomik gelişmesine ve düşünce hayatına katkılarından dolayı teşekkür ediyor, çalışmalarındaki başarılarının devamını diliyoruz.


ATB BAŞKANI ALİ ÇANDIR ANSİAD KAHVALTISINDA KONUŞTU

ATB Başkanı Ali Çandır ANSİAD kahvaltısında konuştu:

“ANTALYA\'NIN ELİT İLERİ GELENİ YOK”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) kahvaltısına katılan Antalya Ticaret Borsası ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Başkanı Ali Çandır, Şımarık mirasyediler gibi Allah\'ın verdiği nimeti hoyratça kullandığımızı ve ekolojik dengeyi bozmak için elimizden geleni yaptığımızı dile getirerek, “Küresel ekonomide başka bir ülkedeki nezle, sizi grip ya da zatürre edebilir. Öncelikle bizim stratejik olarak sektörlerimizin sağlıklı gelişmesini sağlamamız ve de çok çalışmamız gerekiyor” dedi. Bir zamanlar Antalya ekonomisine yön veren insanların kentin gelişimini sağladıklarını söyleyen Ali Çandır, “Antep\'te bir Konukoğlu \'Haydi\' deyince arkasından gelenler var. Ama bizde Konukoğlu gibi birileri yok. Bu kentin elit ileri geleni yok. Çünkü 80 sonrası yaşanan yoğun göç bizi bozdu” dedi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu\'nun oturum başkanlığı yaptığı geleneksel kahvaltıda konuşan Ali Çandır, Antalya Ticaret Borsası\'nın yapısı ve işleyişiyle ilgili bilgi vererek, bünyelerinde 7 meslek grubunun faaliyet gösterdiğini söyledi, bir sivil toplum örgütü olarak topluma rehberlik etmek istediklerini dile getirdi.

Borsa başkanlığına aday oluşunun öyküsünü de anlatan Çandır, “Gazetelerde tarımla ilgili çıkan haberlere baktığımda şunu fark ettim. Tarıma girdi sağlayanlar hep tarımı değerlendiriyorlar. Tarımdan faydalanan insanlar konuşuyor, üretenden ses yok. Borsa\'ya \'Biz burayı uçururuz\' diye aday oldum. Bir dönem başkan yardımcılığı yaptım, sonra başkan oldum. Bu işleri yaparken tek başımıza yapmadık tabi. Ben yaptım demekten öte birlikte bazı şeyleri başardık, projeler gerçekleştirdik “ dedi. Borsa bünyesinde oluşturdukları İş Geliştirme ve Çalışma Grubu’nun çeşitli eğitim programları yanında projeler ürettiğini söyleyen Çandır, şöyle devam etti:

“Her yıl Ziraat Fakültesi\'nde okuyan 30 öğrenciyi işyerlerine göndererek, iş hayatında onları neler beklediğini gösteriyoruz. BAGEV bünyesinde kurduğumuz Kariyer Ofisi aracılığı ile işsiz gençlere iş imkanları yaratıyoruz. Belediye ve ATSO\'nun destekleri ile Hayvan Borsası ve Mezbaha inşaatına önümüzdeki yıl başlayacağız”

267 bin dönüm tarım arazisini kaybettik

Tarımdan elde edilen gelirin bu kentin kılcal damarlarına kadar girdiğini ve ekonomik fayda sağladığını söyleyen, sosyal anlamda da tarımın bu kent için önemini anlatan Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, “Son yıllardaki çarpık kentleşme sonucu 267 bin 400 dönem tarım alanını kaybettik. Yüzde 21 olan tarım alanlarının payı yüzde 18\'e düştü. Eskiden tarımla geçinen bahçıvanların ortalama geliri, Antalya ortalamasının üzerindeydi. İmarın geldiği tarım alanlarında aileler; \'bunca yıl çektik, artık biz de şehirli gibi yaşayalım, rahat edelim\' diyerek bahçeleri daireye verip zengin oldular. O zenginlerden eski bir arkadaşla karşılaştım. Kahvede garsonluk yapıyor. Şaşırdım. \'Daireleri yedik, bitirdik\' dedi. Bu zenginlik geçici. Bu sosyal yapıyı irdelemek gerekiyor” diye konuştu.

Şımarık mirasyediler gibi Allah\'ın verdiği nimeti hoyratça kullandığımızı ve ekolojik dengeyi bozmak için elimizden geleni yaptığımızı dile getiren Çandır, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz torunlarımıza nasıl bir Antalya teslim edeceğiz bilemiyorum. Yüzlerce maden ocağı açtık. \'Mermer ihraç ediyoruz\' diye övünüyoruz. Mermer çıkarırken doğayı mahvediyoruz. Yarın çocuklarımıza, torunlarımıza bu yaptıklarımızı nasıl izah edeceğiz? Bu kentte yaşıyor ve bu kentten besleniyorsak hepimizin sorumluluğu var. Çevreye duyarlı olmak zorundayız”

“Milletvekillerini izleme komitesi kuracağız”

BAGEV\'in faaliyet alanı olan Batı Akdeniz\'de toplam 19 milletvekili olduğunu dile getiren Çandır, “Milletvekillerini izleme komitesi kurmak ve 3\'er aylık dönemler halinde performanslarını kamuoyu ile paylaşmak istediklerini belirterek, “Bunu önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz. Bunun önemi çok büyük. Bunu başarabilirsek Antalya Lobisinin sesini de Ankara\'ya duyurabiliriz. Bakınız yıllık 5,8 milyarlık gelirimize karşı Devletten aldığımız 4,9 milyar lira. İstemesini bilmiyoruz. Bir lobimiz yok. Lobi kurup gücümüzü hissettirmeliyiz. Bunu yapmak siyaset yapmak da değil. Şüphesiz siyaset yapmak isteyenler siyaset minderine çıkar yapar. Ama lobi kurup bu kente sahip çıkmak siyaset değil” dedi.

“Bu kentin Anayasası yok”

Toplantıya katılmak için Kemer\'den geldiğini ve 12 bariyer atladığını söyleyen Antalya Ticaret Borsası ve BAGEV Başkanı Ali Çandır, “Bu kentin Anayasası yok. Kentteki trafik sorunu, inşaat yoğunluğunun fazlalığı, çatılardaki günısı çöplüğü hepimizin sorunu. Daha birçok sorunu hepimiz söylüyoruz, ama sorunlar devam ediyor. Hem dertlenip, hem çözüm üretemiyorsak bizde de bir sorun var demektir. Bu kentin kuralları olmalı, ortak akıl olmalı. Ne projemiz var, ne de ortak aklımız” dedi.

2008\'deki krizin Yöresel Ürünler Fuarını ortaya çıkardığını dile getiren Çandır, “2008 krizi çıktığında, \'Kriz varsa çare de vardır dedik\' ve Yöresel Ürünler Fuarı ortaya çıktı. Bu fuar bize Coğrafi işareti öğrenmemizi ve önemini anlattı. Bu fuar Anadolu\'daki eşsiz zenginliği gösterdi. Yardımlaşmayı, sahiplenmeyi ve mütevazı olmayı öğretti” diye konuştu.

Zeytinpark AŞ\'nin kuruluş öyküsünü de anlatan Ali Çandır, Vakıf Zeytinliğinin kiraya verileceğini duyduğunda konuyu Borsa Meclisine taşıdığını ve kabul görmesi üzerine kiraladıklarını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Amacımız Antalya\'nın tek oksijen kaynağı olan Vakıf Zeytinliği\'ni bir botanik parka çevirmek. Bunun için ANSİAD\'ın da aralarında bulunduğu Antalya\'nın sivil toplum örgütleri ve işadamlarının katılımı ile bir şirket kurduk. Ancak kısa sürede Devletle iş yapmanın ne denli zor olduğunu gördük. Bütün bürokratik engelleri aştık. İş belediye meclislerimize kaldı. Zeytinpark\'ın hayata geçmesi konusunda Antalya iş dünyasına şükran borçluyuz”

Soru ve cevaplar bölümünde ANSİAD üyelerinin sorularını cevaplandıran Ali Çandır, bir soru üzerine ABD\'de bir Yöresel Ürünler Mağazası açmayı planladıklarını ve TOBB\'nin bu konuda destek verdiğini söyledi. Rusya Federasyonuna batılıların uyguladığı ambargo ve Antalya\'dan yapılan yaş sebze ve meyve ihracatı konusunda görüşünü soran bir işadamına da, “İşin başında Antalya\'dan Rusya\'ya yapılan yaş meyve ve sebze ihracatında yüzde 10-15 civarında bir artış olabileceğini tahmin etmiştik. Ancak \'Ağlayanın malı, gülene yaramıyor. Boşluk dolduran ürünle refah da geçici olur. Bir de biz Rusya Pazarının yerlisi olmaya başladık. İhracatın ötesine giderek işadamlarımız oralarda işi organize etmeye de başladılar. 100 Ruble 33 dolara düşünce, devalüasyonla gelen olumsuzluk bize de yansıyacak. Küresel ekonomide başka bir ülkedeki nezle, sizi grip, ya da zatürre edebilir. Öncelikle bizim stratejik olarak sektörlerimizin sağlıklı gelişmesini sağlamamız ve de çok çalışmamız gerekiyor” dedi.

“Bu kentin elit ileri geleni yok”

Tarım alanlarının yok edilmesine herkesin seyirci kalmasını eleştiren Ali çandır, “Bu kentte nerenin tarım alanı olup olmadığına karar veren ve nasıl oluştuğunu bilmediğim bir Toprak Kurulu var. Tarım alanlarına lojman yapılmasına izin veriyor. Futbol turizmi için otellerin yakınındaki alanlara antrenman sahası yapılmasını onaylıyor” dedi.

Bir zamanlar Antalya ekonomisine yön veren insanların kentin gelişimi sağladıklarını söyleyen Ali Çandır, “Antep\'te bir Konukoğlu \'Haydi\' deyince arkasından gelenler var. Ama bizde Konukoğlu gibi birileri yok. Bu kentin elit ileri geleni yok. Çünkü 80 sonrası yaşanan yoğun göç bizi bozdu. Çuvaldızı başkalarına batırırken, iğneyi de kendimize batıralım. Bu kente sahip çıkalım” dedi. Çandır, Expo 2016 konusundaki bir soruya da, “Expo\'nun Antalya\'da kalıcı izler bırakması için herkes elinden gelen gayreti gösteriyor. 100\'ün üzerinde ülkenin katılımı beklenirken, bu sayı şimdilik biraz az. Beklentilerimizi karşılıyor mu? Biraz tereddütle izliyoruz. Eleştirirken daha dikkatli olmalıyız. Biz bu organizasyon sınavından başarı ile geçersek, diğerlerine örnek olacaktır” diye yanıt verdi.

Toplantıya katılan ve fabrikasının çatısına kurduğu güneşi enerjisi sistemi nedeniyle ödül kazanan ANSİAD Üyesi Mehmet Cadıl, söz alarak, kendisini kutlayan üyelere teşekkür etti ve Mercan Mermer\'in çatısına 2600 metre panel döşeyerek kendi enerji ihtiyaçlarını karşıladıklarını söyledi. Cadıl, “Blok mermeri İtalya\'dan getirip işliyoruz. Buradan çıkarsak daha iyi değil mi? Ama maden ocaklarına karşı çıkıyoruz. Dağları belki bozuyoruz ama biz bozduğumuz 50 hektar alana çam fidanları diktik. Bucak\'ta 780 dekar alanı da ağaçlandırdık. Topyekün kalkınma için proje üretmeliyiz ve uyguladığımız projeyi verimli hale getirmeliyiz” dedi.


ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU’NUN 12.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI AÇILIŞ KONUŞMASI

ANSİAD olarak bu yıl 12.sini icra ettiğimiz Girişimcilik Haftası etkinliğimizde 81 okul 83

iş insanı ilaveten 2 konferans, 4 panel ve 10 panelist ile üniversitelerimizde, liselerde,

televizyon ve radyolarda girişimcilik farkındalığını artırmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 5

bin gence doğrudan konferanslarla, daha çok sayıda bir kitleye medyamız kanalıyla

ulaşarak girişimciliği anlatıyor, uzun ince bir girişimcilik yolunda çıtayı yükseltmeye gayret

ediyoruz.

Bu yıl onur konuğumuz havalimanı işletmeciliğinde bir dünya markası haline gelen TAV

gurubu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Hamdi Akın’dır. Ayrıca, konferanslarımızda estetik

cerrahide dünya çapında başarı kazanan bir tıp girişimcisi Ömer Özkan gibi isimler de yer

almaktadır.

Bu etkinliklerimize destek olan bütün paydaş kurumlara, konuşmacılara ve Ansiad

üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum.

12 yılda onbinlerce gencimize girişimciliği anlattık. İçlerinden çok azını bile etkileyip

bugün girişimciler kervanına katabildiysek kendimizi mutlu ve başarılı hissedeceğiz.

Türkiye’de gençliğin üçte biri girişimci olmayı benimsemiş durumda ve Küresel

Girişimcilik Endeksi sıralamasında Türkiye 2013’te 25. sıraya yükselmiştir. Bu noktaya bu

ve benzeri etkinlikler ile gelinmiştir. Dünya sıralamalarında en iyi dereceyi elde ettiğimiz

konulardan birisi girişimciliktir. Ülkemizin dünyada ilk 10 ekonomi içerisinde bulunma

hedefi bu ve diğer ekonomik göstergelerde de sıralamada yerimizin ilk 10’da olmasına

bağlıdır. Bu hedefe ulaşmak için hepimiz görevimizi bilmeli ve bu doğrultuda çalışmalıyız.

Girişimcilik için isteğimiz var, ekonomimiz dünyaya göre canlı ve dinamik, ama

girişimcilikte bizi engelleyen, dünyaya göre daha geride olduğumuz konular da bulunuyor.

Bu konulara baktığımızda risk almaktan kaçınma, sosyal ağların, girişimci ağlarının

zayıflığı, Türkiye’nin yeterince dünyaya açık, dünyayla entegre bir ülke olmaması,

rekabet ortamının veya rekabetin zayıf kalması ve girişimcilik için kültürel desteğin

yetersizliği gibi konularla karşılaşıyoruz.

Yıllardır konuşmamıza rağmen risk sermayesi yeterince gelişmedi. Girişimci ağlarımız

var, ama kapalı devre sistemler gibi çalışıyoruz. Türkiye’de ve dünyada gündemin hızlı

değişmesi sonucu makro hedeflere konsantre olmada yaşanan zorluk, siyasi çekişmeler

ve nerede ise uzlaşılacak bir konu üretilememesi ve gerginlik girişimcilik ortamını

olumsuz etkilemektedir.

Biz gençlere girişimci olun, yenilik peşinde koşun, çalışın, değer yaratın derken, siyasi

nüfuzdan faydalanarak imtiyaz sahibi olmak, sürecin yavaşlamasına sebep olmaktadır.

Kamu kurumlarında her anlamda şeffaflık, yolsuzlukla ve kayıtdışı ile mücadele ile

girişimciliğin özendirileceği bir yapısal dönüşüm önem arz etmektedir.

Milli eğitim politikalarımız girişimci bir nesil oluşturmak açısından çok önemlidir, son

yapılan milli eğitim şurasında girişimcilik, yenilikçilik, rekabetçilik, dijital ve finansal

düşünebilme gibi evrensel ihtiyaçlara yönelik ifadelerin olmaması bizleri üzmüştür.

Sürdürülebilirlik artık çağımızın her alanda en önemli kelimesi haline gelmiştir. Türkiye

Cumhuriyetinin sürdürülebilir kalkınması için dili, dini, siyasi görüşü, etnik yapısı ne olursa

olsun içinde yaşamaktan mutlu olduğu, ülkenin yönetiminde alınan kararlarda kendi

varlığını hissedebilen geleceğe azimle bakabilen, adalet sisteminin bağımsız ve adil

çalıştığı ve ülkesine güvenle ve inançla bağlı bir toplum oluşturabilmemiz gerekmektedir.

Bunu gerçekleştirebilmemizin tek anahtarı da siyasi uzlaşma kültürünün artmasına

bağlıdır.

Değerli konuklar,

Her düşünceden işadamını barındıran, demokratik gelenekleri olan bir sivil toplum örgütü

olarak, ANSİAD’ın demokrasiden ve kalkınmadan başka hiçbir amacının olmadığını,

bizim söylemlerimizin zerre kadar siyasi bir amaç taşımadığını da burada özellikle

vurgulamak isterim. Tek kaygımız Türkiye’nin muasır medeniyet çizgisinde ilerlemesidir.

Bunu hangi hükümet, hangi siyasi parti yaparsa yapsın, biz bundan mutlu oluruz.

Son olarak gençlerimize seslenerek konuşmamı tamamlamak istiyorum.

Sevgili gençler,

Türkiye’nin gündemi ile sınırlı kalmayın, dünyaya bakın, dünyadaki iyi örneklere bakın,

dünya çapında başarı kazanan gençlere bakın. Şunu unutmayın; artık çalışma alanınız

Türkiye değildir, en küçük işte çalışsanız bile küresel düşünmek zorundasınız.

Türkiye’yi aşın, kendi kendinizin lideri olun! Aklınıza ve vicdanınıza kulak verin!

Başkalarının haklarına ve düşüncelerine saygı gösterin. İnsan da, toplum da, ülke de, bir

şirket bile farklılıkları teşvik ederse, farklılıklara saygı gösterirse gelişir.

Ne yaparsanız yapın işin içine yüksek teknoloji katmayı ve hep artı değer üretmeyi

düşünün. Dürüstlükten, alın teriyle kazanmaktan, çalışarak, çok çalışarak ve daha çok

çalışarak kazanmaktan şaşmayın. Girişimcilik de budur. Girişimcilik uyanıklık, kurnazlık

ve taklitçilik değildir, emek çekerek, çalışarak, dürüstlükle ve itibarla kazanmaktır.

Bu konularda etrafınızda yanlışa düşenler olsa bile siz düşmeyin. Kötü örnek, örnek

olmaz, siz iyi olun. Lider beklemeyin, lider sizsiniz.

Siz inanarak çalışırsanız, siz çok çalışırsanız, siz dürüst olursanız, siz iyilik yaparsanız,

siz örnek olursanız, siz taviz vermeden doğrulukta devam ederseniz, Türkiye mutlaka

gelişecek ve en güzel yerlere gelecektir.

Türkiye sizin çalışmanızla, sizin aklınızla, sizin bilginizle gelişecektir.

Hepinize başarılar diliyorum. Katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.


ANSİAD İNŞAAT SEKTÖRÜ TOPLANTISINDA \"KENTSEL DÖNÜŞÜM\" TARTIŞILDI

ANSİAD İnşaat Sektör Grubu Toplantısında “Kentsel Dönüşüm” tartışıldı.

- MÜTEAHHİT İNAN: “DEVLETİ YÖNETENLER İNŞAAT SEKTÖRÜNE ÖN YARGILI”

- TÜRKİYE\'DE SATIŞLARIN YÜZDE 40\'I YABANCILARA

- KENTSEL DÖNÜŞÜM İÇİN 15 MİLYARA İHTİYAÇ VAR

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) İnşaat Sektör Grubu toplantısında Antalya için önem taşıyan Kentsel Dönüşüm tartışıldı. Kentsel dönüşüm ve değişim konusunda Türkiye\'nin en büyük inşaat firmalarından biri olan İstanbul merkezli İnanlar İnşaat Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, siyasilerin inşaat sektörüne ilişkin görüşlerini eleştirdi. İsim vermeden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan\'ın “İnşaat sektörü yerine artık sanayi sektörünü teşvik etmeli, üretime yönelmeliyiz” şeklindeki sözlerini hatırlatarak, “Soruyorum size inşaat sektörü, sanayi sektörüne alternatif midir? Teşvik mi alıyoruz? Şayet inşaat sektörünü vurursanız Türkiye ekonomisini vurursunuz. Biz sanayinin büyümesini engelleyen bir unsur değiliz, ama maalesef devletin üst düzey yönetiminde bir önyargı var” dedi. 1 Trilyon dolarlık gayrimenkul pazarındaki 5 milyar dolar olan Türkiye\'nin payını 40 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen İnan, 6,5 milyon binanın yıkılıp yeniden yapılacağını, bunun için de 15 milyar dolara ihtiyaç olduğunu söyledi. Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Feridun Uyar, sektörde güven meselesinin önemini vurgulayarak, güven oluşumunda ve güvenilirlik yapısını kurgulamakta ANSİAD gibi köklü kurumlara görev düştüğünü söyledi.

Toplantıyı bir konuşma ile açan İnşaat Sektör Başkanı İbrahim Şencan, Kentsel Dönüşümün hem Türkiye, hem de Antalya için önem taşıdığını belirterek, Antalya\'da uzun zamandır deprem olmadığını da hatırlattı ve “1998 yılına kadar deprem riski azolan Antalya\'nın 4. derecede deprem bölgesi olarak ilan edilmiş ve o yıla kadar planlar bu standarta göre yapılmış. Ancak 1998 yılında yapılan bir değişiklikle Antalya\'nın bir bölümü 2. derece, bir bölümü de tam risk taşıyan 1. bölge olarak ilan edildi. Bu tarihten sonra bina projeleri ve imar lejantı değişti. O tarihe kadar yapılan evler de, ki şu andaki 120 bine yakın binanın 85 bini o tarihten önce yapıldı 1. ve 2. derece deprem bölgesi için riskli binalar sayıldı” dedi.

En büyük etken denetim eksikliği

İlk konuşmacı İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Dr. Cem Oğuz “Kentsel Dönüşümün Genel Tanımı” konusundabir sunum yaptı. Dr. Cem Oğuz yüzde 70\'i 1. ve 2 derecede deprem kuşağında olan bir ülkede depremlerin büyük zarara yol açmasının temel nedeninin denetim eksikliğinden kaynaklandığını söyledi.

1903 Yılından bu yana meydana gelen 130 depremde toplam 100 bin can kaybı yanında 2 milyon ev kaybettiğimizi dile getiren, sadece 1933 yılındaki Erzincan depreminde 60 saniyede 33 bin can yitirdiğimizi söyleyen Dr. Cem Oğuz, “Nüfusumuzun % 98’i deprem açısından tehlikeli bölgede yaşamaktadır” diye konuştu.Son çıkartılan Kentsel Dönüşüm Yasası ile ülkede 6,5 milyon konutun yıkılıp yeniden yapılacağını belirten Oğuz, burada amacın yaşanılabilir standartlarda kentler oluşturmak olduğunu söyledi. Kentsel dönüşüme neden ihtiyaç duyulduğunu da anlatan Cem Oğuz, şöyle devam etti:

“Göç ve nüfus artışı nedeniyle oluşan gecekondulaşma ile mühendislik gereklerine uymayan yapılaşma sonucu sağlıksız ve plansız kentleşme, eski ve işlevini yitiren sanayi alanlarının daha kullanışlı ve yararlı başka bir alana dönüştürülmesi ihtiyacı, doğal afetler veya olağanüstü durumlardan dolayı yıkılan veya risk altında bulunan alanların sağlamlaştırılması zorunluluğu, ayrıca tarihi dokudaki fiziksel çöküşün durdurulması, tarihi değerlerin gün ışığına çıkarılması ve yeni işlevler kazandırarak kullanıma açılması gerekliliği, nedenleri ile kentsel dönüşüme ihtiyaç duyulmuştur. İhtiyaçları karşılamak üzere de mayıs 2012\'de 6306 sayılı Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine ilişkin yasa yürürlüğe girmiştir”

2004 Yılında Antalya Valiliği\'nin isteği ile Antalya\'da 119 kamu binasında inceleme yaptıklarını, yüzde 70\'inin deprem riski taşıdığını tespit ettiklerini dile getiren Oğuz, Antalya\'daki 120 bin konuttan, 1998 öncesi yapılan 85 bininin risk altında olduğunu anlattı. Oğuz, Antalya\'da bölgesel olarak geçmiş yıllarda meydana gelen depremler hakkında da bilgi vererek, kentin risklerini de özetledi. Yeni imara açılacak olan Kırcami bölgesi ile Batı Çevre yolunda altyapı yapılmadan inşaat izninin verilmesi halinde Antalya\'nın perişan olacağını söyleyen Oğuz, “Sorunsuz bir Antalya için Antalya\'da Deprem Master Planı, Ulaşım Master Planı ve Nazım İmar Planı revizyonları ile Kentsel dönüşüm ana planı yapılmalıdır” dedi.

Feridun Uyar “3 mahallede dönüşüm ve yenileme yapacağız”

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Feridun Uyar Antalya’da Öncelikli Kentsel Dönüşüm Uygulamaları yapılacak bölgeler ile kentsel dönüşümle ilgili belediye olarak neler yapacaklarını anlattı. Uyar, devam eden ve kısa sürede başlanacak olan dönüşüm ve yenileme projeleri ile ilgili bilgi vererek, şöyle devam etti:

“Kepez Santral mahallesi, Balbey Mahallesi ve Zeytinköy programımıza alındı. Bunlardan Kepez Santral mahallesi mülkiyeti tamamen bizim olan bir gecekondu bölgesi olduğu için işe buradan başlıyoruz. Önceki belediye döneminde de yapılan bazı çalışmaları devam ettiriyoruz. Burada tüm mahalle yeniden planlandı. Tüm yapılar yıkılacak ve plan uyarınca modern, yaşanabilir bir kent kurulacak. 17 Hektar büyüklüğünde 2100 kişinin yaşadığı Balbey Mahallesi\'nin büyük bölümü SİT alanı. Burada halkın istekleri belirleniyor. Hem yenileme, hem dönüşüm, hem de restorasyon söz konusu. Antalya\'nın kanayan yarası, adeta suç merkezi Zeytinköy ise Antalya kent merkezinde bulunan Zeytinköy Mahallesinde yapılması düşünülen “Kentsel Dönüşüm Projesi’nde amaç; yenileme olgusunun bir toplumsal gelişme projesi olarak ele alınmasıdır. Bu proje ile; bölgede yaşayan nüfusun niteliklerine göre istihdam imkânları geliştirilmesi, azınlık kültürünün korunması, program ve proje kapsamında bütün aktörlerin uygun bir rol ile sürece dâhil edilmesi gerektiği düşünülmektedir”

Av. Dr. İlker Evren yasaları anlattı

Av. Dr. İlker Evren ise sunumunda “Kentsel Dönüşümün Hukuki Boyutu” ile ilgili bir sunum yaptı. 5393 Sayılı Belediye Kanunundan başlayarak kentsel dönüşüm yasasına kadar konuyu ilgilendiren yasa ve yönetmelikler hakkında bilgi veren Av. Dr. İlker Evren, özellikle Kentsel Dönüşüm Yasası\'ndaki hukuki kavramlar üzerinde durdu. Yasada riskli yapıların tespitinin en önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Evren, “Bir yapı için \'risklidir raporu\' verilmişse geriye dönüş kesinlikle mümkün değil. Bir tek kat malikinin başvurusu ile bu karar alınabilir. Kararın ardından binanın yıkılması gerekir. Kararı kabul etmeyen, ya da para vermek istemeyen kat malikinin mülkü, diğer paydaşlar tarafından, onlar alacak güçte değilse hazine tarafından satın alınır” dedi.

 Kentsel dönüşümün süreçlerini de anlatan Av. Dr. İlker Evren, yıkım kararının çıkmasından sonra Devletin kat malikine iki ayrı konuda yardımcı olduğunu da belirterek, anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine kiracılara veya sınırlı ayni hak sahibi olarak bu yapılarda ikamet edenlere; geri ödemesiz kira yardımı (riskli alanlarda 36/diğer 18 aya kadar, aylık 600-TL*TÜFE) veya geçici konut ya da işyeri tahsisi yapılabilir. Ayrıca kredi kullanımında faiz desteği, vergi ve harç muafiyetleri de alternatifler arasında bulunmaktadır” dedi.

İlker Evren, Yasanın uygulanmasında yaşanan sıkıntılar olduğunu, bazı noktalarda yeni yönetmeliklere ihtiyaç olduğuna da dikkat çekerek, “Kentsel dönüşümle ilgili süreç kamu gücünün kullanıldığı idari bir süreçtir. Bu bakımdan uyuşmazlıkların idari yargıda çözümü prensibi benimsenmiştir. Bununla birlikte, özellikle taşınmaz maliklerinin toplanmaları, uygulama konusunda bir karara varmaları yani protokol yapmaları özel hukuk içerisinde değerlendirilebilecek konulardır” diye konuştu.

İnşaat Sektörü, Sanayiye alternatif midir?

Yasanın çıkışından bu yana İstanbul\'un çeşitli semtlerinde ve dönüşüm, değişim ve yenileme projeleri gerçekleştiren İnanlar İnşaat A.Ş. Yön. Kurulu Başkanı Serdar İnan da  “Uygulamada Yaşanan Problemler” konusunda bir sunum yaptı.

Sunumuna başlamadan önce siyasilerin inşaat sektörüne ilişkin görüşlerini eleştiren Serdar İnan, isim vermeden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan\'ın “İnşaat sektörü yerine artık sanayi sektörünü teşvik etmeli, üretime yönelmeliyiz” şeklindeki sözlerini hatırlatarak, şu görüşleri ortaya koydu:

“Soruyorum size İnşaat sektörü, sanayi sektörüne alternatif midir? Teşvik mi alıyoruz? Şayet inşaat sektörünü vurursanız Türkiye ekonomisini vurursunuz. Biz sanayinin büyümesini engelleyen bir unsur değiliz, ama maalesef devletin üst düzey yönetiminde bir önyargı var. Yasalara bir bakın inşaat sektörünün lehine bir Yasa var mı? Kıyı Kanunu, bizi kıyılara 100 metreden öte yaklaştırmaz. Oysa turizmden bu yüzden para kazanan Venedik suların üzerine kurulmuş”

Türkiye\'de servetin altında mülkün yattığını söyleyen İnan, bu yıl yabancılara mülk satışının 5 milyar doları bulduğunu da belirterek, “Türkiye büyüyor. Satışlarımızın yüzde 40\'ı yabancılara. Bunun tamamı ülkeye giren sıcak para. Dünya gayrimenkul pazarı 1 triyon doları buldu. Bunda bizim aldığımız pay sadece 5 milyar dolar. 26. ülkeyiz. Hedefimiz 40 milyar dolar” dedi.

Türkiye\'de 19 milyon bina var

Türkiye\'de 2000 yılı tespitlerine göre 19 milyon birim yapı olduğunu, bunlardan 6,5 milyonunun yıkılıp yeniden yapılması gerektiğini hatırlatan İnan, “Bunun için 15 milyara ihtiyaç var. Bazı belediyeler rant artışı yaparak soruna çözüm arıyor. İstanbul\'da biz yüzde 21 fazlalıkla değeri yüksek caddelerde kentsel dönüşüme giriyoruz. Bu oran orada yetiyor. Ama Antalya\'da bu iş yüzde 21 ile yapılmaz. Ondan vazgeçtim, Antalya\'da rant artışı da söz konusu değil” dedi. Gelecek için görüşlerini de dile getiren İnan, “Markalı konutlar ön plana çıkacak, Güven unsuru önem kazanacak, estetik değerler ve çevreye saygı artacak” dedi.

Soru cevap bölümünde ise Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Feridun Uyar, İnan\'ın sözünü ettiği güven meselesinin önemini vurgulayarak, güven oluşumunda ve güvenilirlik yapısını kurgulamakta ANSİAD gibi köklü kurumlara görev düştüğünü söyledi.

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Cem Oğuz da, sorunların bugüne kadar kartopu gibi büyümesinde en önemli faktörlerden birinin müteahhitlik sektörü ve her önüne gelenin müteahhitlik yapması olduğunu belirterek, “Müteahhitlik sektörü mutlaka ve acilen revize edilmelidir. Bakanlık 300 bin müteahhitlik belgesini iptale hazırlanıyor. Az bile” dedi.

Toplantı Başkanı İbrahim Şencan, kentsel dönüşüm konusunun hala tartışma konusu olduğunu belirterek, “Anlaşılıyor ki, Yasada hala eksiklikler var. Çözümü kolay gibi görünen sorunlar var. Antalya ölçeğine giremedik bile. Bir kez daha toplantı yapmamız gerekecek” diyerek toplantıyı kapattı.


GELECEĞİ KADIN GİRİŞİMCİLER YARATACAK

ANSİAD 12. Girişimcilik Haftasının son panelinde kadın girişimciler konuştu:

“GELECEĞİ KADIN GİRİŞİMCİLER YARATACAK”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) bölgedeki dört üniversite ve diğer partnerlerle birlikte düzenlediği ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası etkinliklerinin 3.ncü gününde düzenlenen “Kadın Girişimciliği ile Geleceği Yaratmak” konulu panelde, konuşan, 2014 yılının Kadın Girişimcisi seçilen işkadını Göknur Atalay, “Kadın olmak, bir de kadın girişimci olmak çok keyifli” dedi. Coca-Cola İçecek Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Elif Sezgin de genç girişimcilere tavsiyelerde bulunarak, “İşinizde tutkulu olun, ne istediğinizi bilerek peşinden koşun, dürüst ve adil olun, işinizi severek yapın” dedi.

Akdeniz Üniversitesi, İİBF Konferans Salonunda oturum başkanlığını ANSİAD Üyesi ANKE Asansör Şirketi Genel Müdürü İşletmeci Canan Gürkan\'ın yaptığı panele 2014 yılının Kadın Girişimcisi GY Mühendislik AŞ\'nin sahibi, Fizik Mühendisi Göknur Atalay ile Coca-Cola İçecek Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Elif Sezgin konuşmacı olarak katıldı.

İlk konuşmayı yapan Göknur Atalay, yaşam öyküsünü anlatarak, “Kadın olmayı girişimcilikle bağdaştırmayı biraz geç öğrendik. Kadın olmak, hele kadın girişimci olmak çok keyifli” dedi. 30 Yıldır enerji sektöründe çalıştığını, Fizik Mühendisi olmasına rağmen hep tiyatrocu olmayı heves ettiğini söyleyen ödüllü kadın girişimci Göknur Atalay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“ODTÜ\'den Cuma günü mezun oldum, pazartesi işe başladım. Şimdilerde gençler, biliyorum çok iş arıyorsunuz. 20 Yıl aynı şirkette çalıştım ve sonunda kendi işimi kurmaya karar verdim. İş kurarken her şeyiniz tam olsa bile şans faktörünün çok önemi var, ben şanslıydım. Kısa zamanda Yatağan, Afşin, Atatürk ve Keban barajlarında işler yaptık. Şimdi rüzgar ve güneş enerjisi üretiyoruz. Çok mutluyum çünkü; 70-80 mühendisin çalıştığı şirketin sahibiyim”

Ödülün öyküsü

Bir banka ile derginin düzenlediği Yılın Girişimci kadın yarışmasına binlerce katılım olduğunu söyleyen Atalay, kendisine büyük heyecan veren o günleri de şöyle anlattı.

“Ben de bir CV gönderdim. Kademeli olarak katılımcıları elediler. İlk 30\'a girdim çağırdılar. İlk 16\'ya girdim çekim yapacaklarını söylediler. İlk 4\'e girdim ödül törenine çağırdılar. Büyük heyecan içinde sonuçların açıklanmasını bekliyoruz. Seçilememe ihtimaline karşı kimseye söylemeden eşim ve çocuklarımla gittim. Adım açıklandığında inanın o an ruhumu teslim ettim. Herkes alkışlıyor, ben ağlıyorum. Şunu anladım ki her insanın alkışlanmaya ihtiyacı var. Ve para her zaman kazanılır. Alkışlanmak para ile pulla mümkün değil”

Elif Sezgin

ODTÜ mezunu olan Elif Sezgin, okul bittikten sonra iş için 50 ayrı şirkete başvurduğunu ve 3 ay kadar iş bulamayınca paniğe kapıldığını belirterek, “Pek seçici değildim ama 3 ay sonra Yapı Kredi Bankası\'nda iş buldum. 19 Yıldır çalışıyorum 6 iş değiştirdim” dedi. İş değişikliğinin bazen eleştirildiğini dile getiren Sezgin, “Sahibi de olsanız, çalışan da olsanız bir hedefinizin olması lazım. Aradığınızı bulamadığınızda aramaya devam edin. Hedefi iyi belirlemek, peşinden koşmak başarı için kilit faktörler. O yüzden işinizde tutkulu olun, ne istediğinizi bilerek peşinden koşun, dürüst ve adil olun, işinizi severek yapın” dedi.

Aynı süreçte ekonomik krizlerin yaşandığı banka tecrübesinin ardından 2002 yılında ilaç sektörüne geçen Elif Sezgin, işyerlerinde o dönemde yönetici pozisyonunda genelde erkeklerin hakim olduğunu dile getirerek, bu durumu da şöyle değerlendirdi:

“Bu nedenle erkek yöneticinin, bayan çalışana desteği çok önemli. Bu cinsiyet ötesinde birşey. Profesyonel düşünen erkek yöneticiden söz ediyorum. İlaç sektöründe yabancı bir genel müdürle çalışma imkanı buldum. Kariyerimi değiştiren kişi oldu. Ben İnsan Kaynaklarında çalışıyorum, bana \'Yaptığın işi iyi bilmelisin\' dedi ve satış departmanında bir süre çalışmamı tavsiye etti. Bu konularda ön yargılı olmamak lazım. 10 Yılık İK tecrübesinin ardından sıfırdan satışta çalışmaktan çekinmedim ve geçtim. Orada çalıştığım bir yılın sonunda bana İngiltere\'de 21 ülkenin sorumluluğunu kapsayan yöneticilik görevi verildi. Belki bu görevi kabul ederek cesur bir karar verdim, gidiş o gidiş 4 yıl bu görevde kaldım. Ardından Dubai\'de 12 ülkenin sorumluluğuna atandım. 2010 Yılında da ülkemi özledim ve Coca-Cola İçecek Şirketinde İnsan Kaynakları Direktörü olarak işe başladım. Ekibimde 100 kişi var, insan kaynakları dışında iş güvenliği, iş sağlığı konularında da çalışıyoruz”

Konuşmasının son bölümünde Coca-Cola\'nın formülünün ne olduğu sorusu ile karşılaştığını söyleyen Elif Sezgin, “Şimdi formülümüzü açıklıyorum. Coca-Cola içeceğin formülü çalışanları. Çalışanların farklı gözlükleri, farklı kişilikleri, farklı sevgileri, her şeyi Coca-Cola\'ya lezzetini veriyor” dedi.

Soru cevap bölümünde öğrencilerin sorularını yanıtlayan konuşmacılar sırlarının ne olduğu sorusuna, Göknur Atalay, “Benim sırrım kadın olmak ve sabır” derken, Elif Sezgin ise “Tutkulu olmak ve ne istediğini bilmek” olarak özetledi.

Öğrencilerin sorularını da cevaplandıran konuşmacılara, toplantının sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve Oturum Başkanı Canan Gürkan tarafından günün anısına plaket verildi.


ANSİAD 12. GİRİŞİMCİLİK HAFTASI SONA ERDİ, GİRİŞİMCİLİK ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD 12. GİRİŞİMCİLİK HAFTASI SONA ERDİ, GİRİŞİMCİLİK ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

YAZILIMCI EROL KABADAYI YILIN GİRİŞİMCİSİ - GÜNGÖR PEKŞEN ÖZEL ÖDÜLÜ IŞIK YARGIN\'IN OLDU

VALİ TÜRKER: “İLK 10\'A GİRMENİN YOLU BU GENÇLERDEN GEÇİYOR”

EROĞLU: “ANTALYA\'NIN 3T\'SİNE \'GİRİŞİMCİ ŞEHİR ANTALYA\'YI\' EKLEYELİM”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) bölgedeki dört üniversite ve diğer partnerlerle birlikte düzenlediği ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası ödül töreni ile sona erdi. Yazılımcı Erol Kabadayı Yılın Girişimcisi seçildi, Güngör Pekşen Özel Ödülü de Girişimci İş Kadını Işık Yargın\'ın oldu. Törende konuşan Antalya Valisi Muammer Türker, Türkiye\'nin dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmesinin yolu, fırsat verildiği zaman neler yapabileceklerini gördüğümüz bu gençlerden geçiyor” dedi. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu da,  Tarım, Ticaret ve Turizmle (3T) anılan Antalya\'ya bir de Girişimci Şehir Antalya (G) logosunun eklenmesi gerektiğini söyledi.

Rixos Downtown Antalya Hotel\'de dün gece gerçekleştirilen Ödül Töreni ve Kapanış Kokteyline Antalya Valisi Muammer Türker, Burdur Valisi Hasan Kürklü, Akdeniz Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ramazan Çetinkaya, Burdur Mehmet Akif Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatcı, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Süleyman Seydi, İl Jandarma Komutanı Kd. Albay Ahmet Yurdagül, Emniyet Müdürü Cemil Tonbul, Muratpaşa Belediye Başkanı Av. Ümit Uysal, KOSGEB Antalya Hizmet Merkezi Müdürü Kazım AKGÜN, SGK İl Müdürü Selim EROL,  partner kuruluşların temsilcileri ve ANSİAD üyeleri katıldı.

“Girişimci Şehir Antalya”

Töreni bir konuşma ile açan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası\'nda 81 noktada 83 iş insanının öğrencilerle buluşarak, onların hayat yollarındaki algılarında girişimciliğin önemini anlattıklarını söyledi. ANSİAD olarak 12 yıldır bu programın sürdürülebilir olması için çaba harcadıklarını söyleyen Eroğlu, BAKA\'nın kurulmasından sonra son 3 yıldır, bölgedeki üç üniversitenin daha çalışmalara katıldığını ve bir farkındalık yaratarak son iki yıldır da, iş fikri olan öğrencileri girişimciliğe özendirmek amacıyla İş Fikri Proje Yarışması düzenlediklerini dile getirdi. Bu yıl yarışmaya 90 hayata geçebilecek iş fikrinin katıldığını ve bu büyük gücü harekete geçirmek için bir kıvılcım yaktıklarını söyleyen Eroğlu, bir önerisini de dile getirerek, “Antalya denince akla 3T\'si, yani tarım, ticaret ve turizmi gelmektedir. Bir de sanayi son yıllarda hareketlenmiştir. Bu 3T\'nin yanına bir G koymamız gerekiyor. \'Girişimci Şehir Antalya\'. Girişimci Şehir Antalya 12 yıldır devam eden bu ortak aklın eseri olacaktır” dedi.

Törende daha sonra Girişimcilik Haftası\'ndan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Bilgehan Yellice, organizasyonun paydaşları AIESEC Antalya Şubesi\'ni temsilen Fatoş Gökkuş, AÜ Girişimcilik ve Kariyer Topluluğu adına Başkan Metehan Erol, JCI Antalya Şubesi adına Başkan Seray Şener, SDÜ Göller Bölgesi Teknokent\'i adına Müdür Yrd.Doç.Dr. İrfan Ateşoğlu, Burdur MAKÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Ahmet Sarıtaş, AÜ İş Dünyası ile İşbirliği Uygulama ve Araştırma Merkezi AKİŞMER adına Müdür Prof.Dr.N.Ayşe Odman Boztosun, AÜ Girişimcilik ve İş Geliştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi AKGİM adına Hatice Demir, TOBB Antalya Genç Girişimciler Kurulu adına Başkan Emrah Kepez, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu adına Başkan Işık Yargın, KOSGEB Antalya Hizmet Merkezi Müdürlüğü adına Müdür Kazım Akgün, Uluslararası Antalya Üniversitesi adına İlker Sökmen, SDÜ adına Rektör Vekili Prof. Dr. Süleyman Seydi, Burdur MAKÜ adına Rektör Prof.Dr.Mustafa SAATCI, AÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Ramazan Çetinkaya\'ya birer plaket verdi.

Yellice daha sonra, 12. Girişimcilik Haftası\'nın Hazırlık Komitesi\'nde görev alan ANSİAD üyeleri ile partnerlerin temsilcileri; Ali Eroğlu, Ahmet Erdal, Arzu Akalın, Aykut Ege, Yrd. Doç Dr. Nuray Atsan, Canan Gürkan, Prof. Dr. Fulya Sarvan, Necdet Alkandemir, Himmet Öcal, Işık Yargın, İlker Altay, İlker Sökmen, Nail Karataş, Onur Keşci, Rana Demirer, Beytullah Aksoy, Şerife Çetin ve Vahdet NARİN\'i sahneye davet ederek teşekkür etti. Ayrıca, Girişimcilik Haftası\'na verdikleri destek nedeniyle Rixos Downtown Antalya Hotel Genel Müdürü Mehmet Tulunay’a teşekkür plaketi verdi.

İş Fikri Proje Yarışmasını kazananlar ödüllerini aldı

ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “İş Fikri Proje Yarışması”na katılan 90 proje arasında ilk üç dereceyi paylaşan SDÜ Üniversitesi öğrencilerine de ödülleri verildi. Törende “Dinamik Virüs Tarayıcısı USB Secure & Active Projesi “ ile 3. olan Seyfettin Deveci\'ye ödülünü İl Jandarma Alay Komutanı Kd. Albay Ahmet Yurdagül, “Domates kesme, kurutma, sergi alanına serme ve ilaçlama makinesi Projesi” ile ikinci olan İsmail Boyar\'a ödülünü SDÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Süleyman Seydi ve yarışmanın birincisi ithalatına büyük meblağlar ödediğimiz, çok geniş kullanımlı kemik ameliyatları ve özellikle kırıklarında eksik kalan kemiği tamamlamak için kullanılan Kemik Grefti “Deselürize ve demineralize doku matriksi elde edilen, hastalarda doku grefti olarak kullanılması projesi” ile SDÜ Doktora öğrencisi Dr. Hasan Basri Savaş’ın ödülünü de AÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Ramazan Çetinkaya verdi.

Güngör Pekşen Özel Ödülü Işık Yargın\'a

Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Güngör Pekşen adına 2010 yılından bu yana verilen “Ansiad Girişimcilik Haftası Güngör Pekşen Özel Ödülü” de sahibini buldu. Özel ödülün, “Toplam kalite” anlayışını yaygınlaştırmak ve farkındalık yaratmak üzere Antalya Kalite Derneği Başkanlığı döneminde yaptığı çalışmalar, bölgede kurumsal ve toplumsal bir bilinç yaratmak, bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlamak, kadın girişimciliğini teşvik ederek, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanlığı dönemindeki başarılı çalışmaları nedeniyle Kadın Girişimci, Bahatur Turizm\'in sahibi Işık Yargın\'a verilmesi kararlaştırıldı.

Işık Yargın\'ın çalışmalarını anlatan tanıtım filminin ardından, ödülünü Burdur Valisi Hasan Kürklü\'nün elinden aldı.

Güngör Pekşen özel ödülünün kendisi için anlam taşıdığını ifade eden Işık Yargın, “Hepimiz; kadın-erkek tırnaklarımızla kazarak, Türk ekonomisini bir yerlere getirmeye çalışıyoruz. Hep birlikte kanat çırparak bu güzel vatanı Atatürk\'ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracağız” dedi. 

Yılın Girişimcisi Erol Kabadayı

2014 yılı ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü de, 2012 yılından beri yazılım sektöründe ortaya koyduğu başarılı çalışmalar ve son olarak Türk Telekom tarafından düzenlenen Pilott Programı ile 382 Teknoloji Girişimi, arasında 1. seçilerek büyük ödülü kazanan Avekon Yazılım\'ın Ceo\'su ve ANSİAD Üyesi Erol Kabadayı\'ya verilmesi kararlaştırıldı. Törende Erol Kabadayı\'ya ödülünü Antalya Valisi Muammer Türker verdi.

Vali: “İlk 10 ekonomi zor değil”

Türker, yaptığı kısa konuşmada tüm ödül kazananları kutlayarak, “Gençlerimizin fırsat verildiğinde neler yapabileceklerini görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bugün geldiği noktada gençlere ve tüm müteşebbislere geniş imkanların sağlandığına vurgu yapmak istiyorum. Sadece para ile olmuyor, eşit ve adil olmak gerekiyor” dedi. Girişimciliğin inovasyonla bir anlam taşıdığını söyleyen Vali Türker, “Yeni beyin gücünü devreye sokarak, bilgiyi daha geniş ortamlarda kullanarak, 2023 hedefimize, dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmemize hiç bir engel yok. Bu hedefin yolu da işte fırsat verildiğinde neler yapabileceklerini gösteren bu gençlerden geçiyor” dedi.

Önce sermaye

Yılın Girişimcisi ödülünü alan Erol Kabadayı da, başarı öyküsünü anlatarak, “3 sene önce 2 mühendis arkadaş Teknokent\'de bodrumdan bozma bir odada başladıkları serüvenin bugünlere gelmesinden çok mutlu olduklarını söyledi. Fikrinizin olması yetmiyor, burada sermaye çok önemli. Melek yatırımcı ve sermaye konusunda Antalya yetersiz. Biz de sermayeyi bulmak için İstanbul\'un yolunu tuttuk. İstanbul\'da çok imkan var. Fikrimiz olgunlaşma aşamasında iken girdiğimiz Avrupa Melek Yatırımcılar Ağının düzenlediği yarışmada 3. olduk. Ardından Türk Telekom tarafından girişim sermayesi, GooldMaster tarafından melek yatırım desteği alarak Türkiye\'nin en hızlı büyüyen mobil uygulama şirketi olduk ve bunun sonucu Türkiye birinciliği geldi” dedi.


SÜRDÜRÜLEBİLİR GİRİŞİMCİLİKLE GELECEĞİ YARATMAK

ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası\'nda, “Sürdürülebilir Girişimcilikle Geleceği Yaratmak” tartışıldı.

YENİLENEBİLİR ENERJİDE YATIRIMCI BÜROKRATİK ENGELLERDEN YAKINIYOR

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) bölgedeki dört üniversite ve diğer partnerlerle birlikte düzenlediği ANSİAD 12.Girişimcilik Haftası etkinliklerinin 3. gününde düzenlenen “Sürdürülebilir Girişimcilik ile Geleceği Yaratmak” konulu panelde, yenilenebilir enerji üretiminde en büyük engelin bürokrasiden kaynaklandığı bildirildi.  Aynı zamanda yatırımcı olan panelistlerden Renesis Enerji Sistemleri Şirketi’nin Genel Müdürü Serdar Soytok, “Türkiye\'de çok ağır işleyen bürokratik engeller nedeniyle yatırımlarımızı Ortadoğu ve Kuzey Afrilka’ya yönlendiriyoruz” dedi.

Akdeniz Üniversitesi, İİBF Öğretim Üyesi Prof.Dr. Fulya Sarvan\'ın oturum başkanlığını yaptığı panele, Türkiye Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı Murat Sungur Bursa ile Renesis Enerji Sistemleri Şirketi’nin Genel Müdürü Serdar Soytok konuşmacı olarak katıldı. Fulya Sarvan, ANSİAD\'ın 12 yıldır aralıksız sürdürdüğü Girişimcilik Haftaları\'nın üniversitelerin ve diğer partnerlerin de katılımı ile bir sivil toplum hareketi haline belirterek, girişimciliğin de artık bütün dünyada ekonomik kalkınmanın dinamosu olduğunu söyledi.

Kamu görevlisi olarak KOSGEB\'in kuruluşunda yer alan, DPT uzmanı ve eski Sanayi Bakanlığı Müsteşarları’ndan Murat Sungur Bursa, bakanlık olarak KOSGEB\'in temelini teşkil eden Küçük Sanayi Geliştirme Teşkilatı kurulduğunda bir ülkenin en önemli değerlerinden birinin girişimcilik olduğunu fark ettiklerini söyledi.  Girişimciliğin tarifinde gelecek ve sürdürülebilirliğin öne çıktığını belirterek şöyle devam etti:

“Geniş anlamda baktığımızda yasal olmayan yıllarla yurt dışına kimliksiz çıkarak iltica eden ve legal ve illegal işlerle zengin olanları girişimci kategorisine koymayın. Meşhur hikayedir timsah dolu havuzu bir baştan başa geçtiği için zengin kızla evlenip zengin olan erkeği de girişimci saymayın. Girişimci olmak için eğitimli olup olmamak da önemli değil. Girişimciliği ruhunuzda yaşamanız lazım”

Bursa, girişimcide bulunması gereken vasıfları anlatırken de, “Bilgi ve becerisine güvenen, aldığı riskleri tahlil edebilen, liderlik vasfına sahip kişiler girişimci olabilir. Girişimci kuş gibidir. Çünkü kuş; konduğun dalın kırılmasından korkmaz, o kanatlarına güvenir” dedi. Girişimciliğin çeşitleri konusunda da bilgi veren Bursa, son zamanlarda yeşil iş ve yeşil girişimciliğin ön plana çıktığına dikkat çekerek, “Çince Girişimci kelimesi, tehlike ve fırsat kelimelerinden oluşuyor. Gerçek girişimci krizleri de fırsata çeviren kişidir” diye konuştu.

Hem girişimci, hem yatırımcı

Genç bir girişimci olarak Zorlu Holding Enerji\'de çalışırken kurduğu Renesis Enerji Sistemleri Şirketi’nin aynı zamanda Genel Müdürlüğü’nü yapan Serdar Soytok, şu anda Türkiye\'de kurulu bulunan 3200 megavat gücündeki yenilenebilir enerji sistemlerinin 400 megavatlık bölümünü anahtar teslimi kendisinin yaptığını söyledi. İki arkadaş olarak başlattıkları güneş ve rüzgar enerjisi üretiminde 11 kişi ile 2,5 milyon dolarlık ciroya ulaştıklarını söyleyen Soytok, yenilenebilir enerji üretimi konusunda yoğun bürokrasiden yakınarak, “Türkiye\'de çok ağır işleyen bürokratik engeller nedeniyle Ortadoğu ve Kuzey Afrika\'ya yöneliyoruz. Siz şimdi 1000 megavatlık hidroelektrik, ya termik santral kuracağım\' deyin her işiniz tıkır tıkır yürür.  Bir de aynı miktarda rüzgar ya da güneş enerjisi tesis kurmak için başvurun maalesef önünüz açık değil. 600 megavat limit getirmişler. Yatırımcı hevesli ama içinden çıkılamayacak bir bürokrasi ile karşılaşıyorsunuz. Adeta bürokratik engellerle mücadele ediyoruz” dedi.

Her türlü enerji sektörünün lobisine de dikkat çeken Soytok, bu anlamda yenilenebilir enerji konusunda yoğun eleştiriye uğradıklarını da söyledi. Soytok, dünyada elektrikli araba devriminin yaşandığına da dikkat çekerek, “ABD\'de 2010 yılının altı misli şarj istasyonu kuruldu. Önümüzdeki 100 yıl yenilenebilir enerji, enerji depolama ve elektrikli, araba devri olacak” dedi.

Konuşmasının son bölümünde dünyadaki bazı girişimcilik rakamları veren Soytok, girişimciyi şöyle tarif etti:

“Girişimci cesaretli, mantık çerçevesinde risk alan, sabırlı, kendine güvenen, güvenilir, yeniliğe açık, değişime ve teknolojik gelişmeye açık ve işbirliği geliştiren kişidir.”

Öğrencilerin sorularını da cevaplandıran konuşmacılara, toplantının sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu tarafından günün anısına bir girişimcilik plaketi verildi.


ANSİAD 12.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI\'NDA TEKNO GİRİŞİMCİLİK TARTIŞILDI

ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası etkinliklerinde “Tekno Grişimcilik” tartışıldı

PROF. ÖMER ÖZKAN “İNSAN KLONLAMAYA HAZIRIZ”

PROF. CANPOLAT “ARAŞTIRMACI ÜNİVERSİTE MODELİ” ÖNERDİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) 12. Girişimcilik Haftası\'nın ikinci gününde bilim adamları “Tekno Girişimcilik Geleceği Yaratmak” üzerine konuştu. Türkiye\'de ilk başarılı yüz naklini yaparak Tıp Tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Plastik ve Rekonstrüktif Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, kök hücrenin felçten, migrene, kalp krizinden , Parkinson\'a hatta hemoroite kadar her derde deva olduğunun ortaya çıktığını belirterek, “Kök hücre insan vücudunun ana hücresi. Organ ve dokuya dönüşebiliyor. Sonsuza kadar bölünebilme ve çoğalma yeteneğine sahip. Bilimsel olarak bir insanın aynısının üretilmesi mümkün. Yasalar elverse İnsan Klonlamaya artık hazırız” dedi.

Panelin, ABD\'den Türkiye\'ye gelen diğer konuşmacısı AÜ Biyamedikal Optik Araştırma Ünitesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Canpolat’da üniversiteleri eleştirerek, “Üniversitelerin misyonu toplumun hayat standardını yükseltecek ürün geliştirmek, istihdam yaratmak ve bulundukları bölgede ekonominin motoru olmaktır. Neden olmuyor? Üniversitelerde akademisyenlerin atamalarında kriterler yeterli değil ve Türkiye\'de üniversiteler araştırmacı üniversite modeli ile yönetilmiyor” dedi.

AÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve AKİŞMER Teknoloji Transfer Merkezi Müdürü Ayşe Odman Boztosun\'un oturum başkanlığında AÜ Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Tekno Girişimcilik ve Geleceği Yaratmak” konulu panele özellikle lise son sınıf öğrencileri büyük ilgi gösterdi. Toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve Yönetim Kurulu üyeleri ile iş adamları da katıldı. 

Oturum Başkanı Prof. Boztosun, ANSİAD\'ın aralıksız 12 yıldır sürdürdüğü Girişimcilik Haftası\'nın öğrencilerin mesleğe geçişlerine büyük yarar sağladığına inandığını belirterek, düne kadar pek ciddiye alınmayan inovasyona olan ilginin arttığını, bilgi toplumuna geçme hazırlığındaki hükümet politikası haline geldiğini anlattı. “Kurumsallaşmada ileri bir aşamaya geldik. İmkanlarımızı tüm iş dünyasına ve öğrencilerimize sunuyoruz. ANSİAD\'ın düzenlediği proje yarışmasında fikirden ürüne giden yolda, girişimci gençlerimize yardımcı olacağız” dedi.

Prof. Dr. Ömer Özkan

Panelde ilk sunumu yapan Prof.Dr. Ömer Özkan,”Organ Nakli, Kök Hücre ve Tekno Organizasyon” başlıkları üzerinde durdu. Girişimciliği futbolcuya benzeten Özkan, “Futbol takımında kaleci olursanız gol yememek için, forvet oynarsanız gol atmak için oynarsınız. İşte diğer insanlardan farklı olmaktır bu. İnsan hayatında tesadüflerin de önemi tartışılmaz. Nobelli bilim adamı, küf mantarının olduğu yerde bakterinin üremediğini tesadüfen keşfediyor ve Nobel ödülü kazanıyor” dedi.

Antalya\'nın dünyada sadece turizm şehri olarak bilindiğini dile getiren Özkan, “Ancak Antalya\'nın başka vasıfları da var. Potansiyeli geniş, altyapısı oluşmuş bir kent. 1990\'lı yılların başında kurulan bu üniversitenin kurucu rektörü diğer üniversitelere fark yapacak bir hedef belirlemiş.  Bu da organ nakli. Türkiye\'nin ilk organ nakli hastanesi de Japon Kredisi ile üniversitemizde yapılmış” diye konuştu.

Organ naklinin tarihçesini anlatan, ilk naklin 2 bin yıl önce köleden koparılan bir bacağın bir asilzadeye nakledilmesi olduğunu söyleyen Özkan, bizde de ilk naklin 1995 yılında Prof. Mehmet Haberal tarafından yapıldığını anlattı.

Mevzuatla 7 yıl mücadele ettik

İhtisası sorası Antalya\'ya geldiğini, o tarihte Micro Cerrahi ile uğraşan olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ömer Özkan, o günlerde yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Bir gün Vali muavini 2 kolu yanık sonrası kopmuş bir hastayı gönderdi. O güne kadar Türkiye\'de 5-6 kol nakli yapılmış. \'Biz neden yapmayalım\' dedik. Çalışmaya başladık mevzuat karşımıza çıktı. Hangi hastanelerin organ nakli yapacağı belirlenmiş, Antalya yok içinde. Sağlık Bakanlığı’na nakil yapmak için başvurduk. Arada bir iznin çıkıp çıkmadığını, mevzuatın değişip değişmediğini soruyoruz. Yok. Aradan beş yıl geçti, vazgeçmek üzereyiz. Tekrar sorduk, başvuru dilekçemizin kaybolduğunu öğrendik. Büyük bir moral bozukluğu. Tekrar başvurduk. 3-5 Ay sonra cevap geldi. \'Yapamazsınız. Mevzuat değişikliğini bekleyeceksiniz\' diye. 2010 Yılında Sağlık Bakanlığı Müsteşarı’ndan söz aldık. Aynı yıl kol nakli için Aydın\'da bir donör bulundu. Uygun hasta da vardı elimizde. Bakanlığın üst düzey yöneticileri Kemer\'de bir toplantıdaydı, 24 saatte şartlı özel izin çıktı. Başarılı olursanız mevzuata girersiniz\' dediler. Ameliyat başarılı oldu ve üniversitemiz organ nakli yapabilecek hastaneler arasına girdi. Bundan şunu öğrendim; hedefiniz varsa pes etmeyeceksiniz”

Kök Hücre geleceğimiz için önemli

Son yıllarda gündemin ilk sırasına oturan kök hücre ve kordon bağının tümörlerin tedavisinde kullanıldığını, ancak organ nakillerinde de hücrelerin yenilenmesinin çaresi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ömer Özkan, bu konuda da şunları söyledi:

“Kök hücrenin felçten, migrene, kalp krizinden, Parkinson’a hatta hemoroite kadar her derde deva olduğu ortaya çıktı. Kök hücre insan vücudunun ana hücresi. Organ ve dokuya dönüşebiliyor. Sonsuza kadar bölünebilme ve çoğalma yeteneğine sahip. Bilimsel olarak bir insanın aynısının üretilmesi mümkün. Klonlama artık yapılabilir duruma geldi. Ancak başta kilisenin karşı çıkması nedeniyle engelleniyor. Sadece laboratuar çalışmalarına izin veriliyor. Araştırmaları sürdürmek adına bizim de bir Sağlık Bilimleri Enstitüsü ile kök hücre laboratuarı kurmamız lazım”

Biyo medikal tıbbi cihazlar üretiyoruz

Panelde ikinci sunumu AÜ Biyamedikal Optik Araştırma Ünitesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Canpolat yaptı. Fizik Mühendisi olan ve ABD\'de lazer kullanarak kanserli hücrenin tedavisinde çalışan Canpolat, yaptıkları temel araştırma ve cerrahların isteği doğrultusunda teşhis ve tedavide kolaylık sağlayabilecek medikal malzemeler ürettiklerini söyledi.

Patent başvurusu yaptıkları ürünlerden söz eden Prof. Canpolat, kadınlarda sıkça görülen meme kanseri ile mücadelede önemli bir yer tutan “Meme Lazer Tomografisi” yaptıklarını, Fototerapi cihazı ile erken doğan bebeklere seyyar, eve götürülebilir bir cihazı ürüne dönüştürmek üzere olduklarını anlattı. Ayrıca üzerinde çalıştıkları, testis tansiyonu ölçme cihazı, kıkırdak kalınlığını ölçme cihazı, mide ameliyatları sonrasında bağırsağın ne zaman çalıştığının belirlenmesini sağlayan cihazların da üretim aşamasında olduğunu dile getirdi.

Patent konusunda çok gerilerdeyiz

Patent başvurusu konusunda Türkiye\'nin benzer ülkelerin çok gerisinde olduğunu söyleyen ve Kore ile mukayese eden Prof. Canpolat, Türkiye\'nin 7 bin başvurusuna karşılık Kore\'nin 700 bin patent başvurusu olduğunu anlattı. Yeni çıkan teknolojileri, bizim de teknoloji bulmamızı sağlayacağı için mutlaka kullanmamız gerektiğini vurgulayan Canpolat, iş adamlarının fikir ve proje üreten gençleri desteklemesi gerektiğini anlattı. Bu konuda üniversiteleri de yetersiz bulan Canpolat, “Üniversitelerin misyonu toplumun hayat standardını yükseltecek ürün geliştirmek, istihdam yaratmak ve bulundukları bölgede ekonominin motoru olmaktır. Neden olmuyor? Üniversitelerde akademisyenlerin atamalarında kriterler yeterli değil ve Türkiye\'de üniversiteler araştırmacı üniversite modeli ile yönetilmiyor” dedi.

İki öğretim üyesi konuşmaların ardından lise ve üniversite öğrencilerinin sorularını yanıtladılar.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, konuşmacılar Prof. Özkan ve Prof. Canpolat ile oturum başkanı Prof. Boztosun\'a birer plaket verdi.


ANSİAD\'DAN YENİGÜN AİLESİNE 100. YIL TAKTİR PLAKETİ

1914 yılında küçük bir atölyede başlayan lezzet yolculuğunu adı: Yenigün Reçelleri

ANSİAD\'DAN YENİGÜN AİLESİNE 100. YIL TAKTİR PLAKETİ

ALPAGOT:  BAŞARININ SIRRI İŞİMİZİ 100 YILDIR AŞKLA YAPIYORUZ”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin 19. olağan toplantısında , “1914 yılında küçük bir atölyede başlayan Lezzet yolculuğunun adı Yenigün Reçelleri” sloganı ile 100. yaşını kutlayan Yenigün Reçellerinin sahibi, ANSİAD üyesi Mahmut Alpagot ile ailesine ANSİAD tarafından “100.Yıl Taktir Plaketi” verildi. 3 Neslin bir araya geldiği ödül töreninde duygulu anlar yaşandı. Necmi Alpagot, “Başarımızın sırrı işimizi 100 yıldır aşkla yapıyoruz” dedi.

Üç neslin bir arada katıldığı törende dede Necmettin Alpagot, baba Mahmut Ruhi Alpagot ve torun Necmi Alpagot ile eşleri ANSİAD üyeleri tarafından ayakta alkışlandı. Bir süre önce bir beyin ameliyatı geçiren Antalya Yenigün A.Ş.\'nin Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Ruhi Alpagot, kürsüye gelerek, “Üyesi olmaktan gurur duyduğum ANSİAD’ın toplantısına hoş geldiniz” dedi. Büyük oğlu Necmi Alpagot mikrofonu alarak, “Aslında hep babam konuşur. Yakın bir zamanda beyin ameliyatı geçirdiği için zorlanıyor, O\'nun ve ailemizin adına ben konuşacağım” dedi.

Necmi Alpagot, sözlerine, “Sayın ANSİAD Başkanı, Yönetim Kurulu ve değerli üyeleri. Babamız Mahmut Alpagot\'u ve şirketimizi bu ödülü vererek gururlandırdınız. Teşekkür ederiz” diye başlayarak şöyle devam etti:

“Türkiye\'de 100 yılı aşkın aynı sektörde aktif olarak hizmet veren şirket sayısı çok az. Yenigün Gıda olarak 100 yaşımızı kutlamaktan ve Türkiye\'nin sayılı markaları arasında yer almaktan mutluluk ve gurur duyuyoruz. Bu gururu bizlere yaşattığınız için teşekkür ederiz. 1914 Yılında büyük dedemiz Mahmut Yağcılar\'ın kurduğu Yenigün Gıda\'nın lezzet yolculuğu Kalekapısı\'nda küçük bir atölyede tahin, helva ve akide şekeri imalatı ile başladı. 1996 Yılında İngiltere\'ye ilk ihracatı gerçekleştirdik. Bugün ise 12 bin metrekarelik kapalı tesisimizde 6 milyon 800 kilogram üretim gerçekleştiriyoruz. Başarının sırrı, 4 nesil işimizi aşkla yapıyoruz”

Daha sonra ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, gecenin konuk konuşmacısı Fettah Tamince ile birlikte Antalya  Yenigün Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Ruhi  Alpagot’a 100. yıl taktir plaketini verdi.

Konuk konuşmacı Rixos Hotel\'s Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince’de, “Girişimcilik Serüveni” konulu sunumuna, çocukluk yıllarından beri bildiği Yenigün reçellerinin 100. yaşını kutlayarak başladı ve “Mahmut Ağabeyimi kutluyorum. Bu gece onların gecesi, ben biraz gevezelik yapacağım” dedi.

 


TAMİNCE\'DEN “TURİSTE OTELDEN BAŞKA NE VERİYORUZ?”

ANSİAD 19 Olağan toplantısına turizmci işadamı Fettah Tamince konuk oldu

TAMİNCE\'DEN “TURİSTE OTELDEN BAŞKA NE VERİYORUZ?”

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) 19. olağan toplantısına konuk olan turizmci işadamı, Rixos Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince, turizmde sadece otel satma devrinin sona erdiğini belirterek, sektörde eksiklerimizi tek tek sıraladı ve  “Turiste otelden başka ne veriyoruz? Belek\'den veya Kundu\'dan arabanızla çıkın, kent merkezine Kaleiçi\'ne gitmek isteyin bakalım, bir tek yol gösteren tabela görebilecek misiniz? Misafiriniz geldi, nereye götüreceksiniz? Çeşitlilik yaratmak zorundayız, yoksa sıkıntıya gireriz” dedi. Belek\'de 700 dönüm üzerine kurulacak temalı parkın yapımına yakında başlayacaklarını da açıklayan Tamince, işadamlarına iş hayatında mutluluk ve başarının 7 maddeden oluşan reçetesini de açıkladı.

ANSİAD Üyesi Ali Bahar\'ın oturum başkanlığı yaptığı toplantıda, önce 1914 yılında küçük bir atölyede başlayan lezzet yolculuğunun adı Yenigün Reçelleri\'nin 100. yılı nedeniyle kısa bir tören yapıldı. Üç neslin bir arada katıldığı törende dede Necmettin Alpagot, baba Mahmut Alpagot ve torun Necmi Alpagot ile eşleri ANSİAD üyeleri tarafından ayakta alkışlandı. Konuk konuşmacı Fettah Tamince, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu ile birlikte kısa bir süre önce beyin ameliyatı geçiren Antalya Yenigün Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Alpagot\'a ANSİAD\'ın 100. yıl taktir plaketini verdi.

Konuk konuşmacı Rixos Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince, “Girişimcilik Serüveni” konulu sunumuna, çocukluk yıllarından beri bildiği Yenigün Reçelleri’nin 100. yaşını kutlayarak başladı ve “Mahmut Ağabeyimi kutluyorum. Bu gece onların gecesi, ben biraz gevezelik yapacağım” dedi.

Fettah Tamince ANSİAD\'ın 12.Girişimcilik Haftası\'nı başarılı bir hizmet olarak gördüğünü belirterek, “Bizim işadamları olarak görevimiz girişimciliği yücelterek, ülkemizi yüksek teknolojiye sahip, müteşebbisi çok ülkeler seviyesine çıkarmaktır. Gençlere bu konuda yol haritası çizerek, yol gösterici olmakta bu topluma borcumuz” dedi.

Türk şirketlerinin ortalama ömrünün 7-8 yıl olduğuna dikkat çeken ve sürdürülebilirlik konusunda, kurumsallaşmayı başaramadığımız için sıkıntılar yaşadığımızı dile getiren Fettah Tamince, şöyle devam etti:

“Bir çocuğun babasının her şeyi iyi bildiğini düşündüğü küçük yaşlardaki durumu gibi, girişimcilik serüveninin başında her şeyi iyi bildiğinizi düşünerek başlıyorsunuz, sorunlarla karşılaşınca hata yaptığınızı anlıyorsunuz. Bu yüzden de ciddi bedeller ödüyorsunuz”

Girişimciliğin tıpkı bir sanatçı gibi Allah tarafından insana bahşedilen büyük bir lütuf olduğuna inandığını söyleyen ve “Allah kimseyi gördüğünden etmesin” temennisinde bulunan Fettah Tamince, iş hayatında mutluluk ve başarının 7 maddeden oluşan sırlarını şöyle açıkladı:

“1. Disiplin: Almanlarla çalışmaya başlayınca iş disiplinimizin yetersiz olduğunu gördüm. Baktım onlar günde 12 saat, biz ise 3 saat verimli çalışıyoruz. İş disiplini olmazsa verimli çalışma da olmaz.

2. İletişim: Sizin kim olduğunuz önemli değil, kiminle iş yapacağınız önemli. İlk kez karşılaştığınız insanlarda iyi intiba bırakmalısınız. Bunu nasıl başaracağımı araştırdım. Hadisler bile var bu konuda, İlk kez iş yapacağımız bir kişi ile buluşmadan önce dua okurum.

3. Finansal disiplin: Şirketin başında siz varsanız, kasanıza da sahip çıkmalısınız. \'Bu işi finansçı yapar\' demeyin. Finans disiplinini birazcık gevşetirseniz tokatı yersiniz.

4. Liderlik: Girişimci doğulur, lider olunur. Rahmetli Sabancı, “Ben fabrikalarımda yapılan işlerden hiç anlamam, ama adamdan anlarım” derdi. Gerçekten adamdan anlamak, doğru adamı, doğru yerde ve doğru zamanda çalıştırmak liderliktir. Lider, cesaretlidir, teşebbüs eder, zoru sever.

5. Çalışkanlık: Dünya büyük bir köy. Rekabet etmek çok zorlaştı. Ciddi bir çalışma ve güce sahipsek, rekabet gücüne de sahip oluruz. Sermaye para değildir. Müteşebbis parayı nasıl ve daha ucuza bulabilmek için çalışmalı. Bilançolara eskiden bakmazdım. Bilançoya hakim oldukça, daha başarılı okuyorum, daha ucuz para bulabiliyorum. İlk otel işine başladığımda satın almadan servise kadar her şeyle ilgileniyordum. Baktım ki ben otel müdürlüğü yapıyorum. Oysa benim para ile ilgilenmem lazımdı. Bunu hallettim.  .

6. Pazar riskini öngörmek: Çok başarılı olan Rusya pazarı 5-6 aydır sıkıntılı. İmrenerek baktığımız firmalar sıkıntıda. Hangi işte olursanız olun, sektörel riski, şehir ve ülke risklerini öngörerek hazırlık yapmanız lazım. Ülkeleri ve sektörleri çeşitlendirerek riskleri paylaştırmalıyız.

7. Markalaşmanın avantajları: Türk firmalarının yurt dışında açtığı mağaza sayısı bu yıl 4 bine yükseldi. İtalyanların sadece Japonya\'da 3 bin lokantası var. Markalaşmanın avantajını da kullanıyorlar. Bizim de marka teşebbüsümüz var. Markanın getirdiği değeri hissetmeye başladık. Türkiye olarak bu konuda zayıfız. Bizim 1000- 1500 civarında markamız var. Almanya\'nın marka sayısı 35 bin, İtalya\'nın 50 bin. Bunlar hem müteşebbise, hem ülkelerine değer kazandırıyor”

5 ülkede 10 oteli var

İşadamlarına yurt dışına açılma önerisinde bulunan Fettah Tamince, 5 ülkede 10 oteli ile on binin üzerinde çalışanı olduğunu anlatarak, “Sizler benim arkadaşlarımsınız. Bu kentin ekmeğini yedik. Sizlerle işbirliği yapabiliriz. Referans olabiliriz. Şu anda Rixos olarak Kazakistan\'da güzel işlere imza atıyoruz. Her yeri tarıma müsait. 2,4 Milyon metrekarelik çok büyük bir ülke. Başkentleri değişti, 2-3 yılda 18 milyar dolar para harcadılar. Önümüzdeki 2 yılda 12 milyar harcayacaklar. Buyurun gelin. Kazakistan\'da kendi bulduğunuz finansla yaptığınız yatırım faaliyete geçtiği gün devlet yatırımın yüzde 30\'unu peşin olarak derhal ödüyor” dedi.

Belek\'de temalı park

Türkiye\'de turizme çeşitlilik getirecek 700 dönümlük temalı park yatırımını Belek Kadriye\'de yapacaklarını söyleyen Fettah Tamince, “Sadece otelcilik yaparsak sıkıntıya düşeceğiz. Çeşitlendirmek zorundayız. Belek Kadriye\'deki temalı parkımız içinde otel ile birlikte eğlence anlamında her şeyin olacağı bir eser ortaya çıkacak” dedi.

Turiste otelden başka ne veriyoruz?

Konuşmasının bu bölümünde Antalya’ya yılda 14-15 milyon turist geldiğini hatırlatan ve bunun 150 milyon geceleme olduğunu söyleyen Tamince, eleştirilerini şöyle sıraladı:

“Burası turizmin başkenti. Yılbaşı geliyor, bir tek caddenin süslendiğini gördünüz mü? Yılbaşından bize ne, biz müslümanız” diyecekler. Müslümanız ama turizmden de para kazanıyoruz.  Sevgili dostum Menderes\'e mesaj vermiş olmayayım ama turiste otelden başka bir şey vermiyoruz. Belek\'den veya Kundu\'dan arabanızla çıkın. Kent merkezine Kaleiçi\'ne gitmek isteyin bakalım, bir tek yol gösteren tabela görebilecek misiniz? Misafiriniz geldi, nereye götüreceksiniz? Kızım geçenlerde pizza istedi, “Hep otele götürüyorsun, otel olmasın” dedi.

Şehre gittik. Lokantada bizden başka hiç masa yoktu. Kızım pizza yedi, çok güzel olduğunu söyledi. Evde annesine tam tersini söylemiş. Yok işte, 5 yıldızlı otellerin dışı maalesef çok kötü”

Turizmi çeşitlendirmek durumunda olduklarını tekrarlayan Tamince, “Otel, otel, otel başka bir şey yapmak aklımıza gelmiyor. Bankaya gidiyoruz, \'”Temalı park yapacağız kredi verin” diyoruz. \'Kusura bakma otel yaparsan kredi var\' yanıtını alıyoruz” diye konuştu.

Soru - cevap bölümünde toplantıya katılanların sorularını yanıtlayan Fettah Tamince, Müteşebbis Heyet Başkanı olduğu Uluslararası Antalya Üniversitesi\'nin adı gibi Antalyalıların olduğunu belirterek, “Orası Vakıf Üniversitesi. Vakıf, kamunun, sizlerin. Bu ilim yuvasına hepimiz birlikte sahip çıkalım. Beni eksik görürseniz uyarın” dedi.

“Bir hedefiniz var mı?” sorusuna “İyi bir baba olmak istiyorum. 4 çocuğum var. Onlara zaman ayıramadım. Elimdeki işleri bitirip şirketleri kurumsallaştırarak halka açmak ve patron olmak istiyorum” şeklinde yanıt verdi.


ANSİAD 12.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI HAMDİ AKIN KONFERANSIYLA BAŞLADI

ANSİAD 12. GİRİŞİMCİLİK HAFTASI HAMDİ AKIN KONFERANSIYLA BAŞLADI

Akfen Holding& TAV Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın,  Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD)  partnerleri ile birlikte düzenlediği 12. Girişimcilik Haftasının açılış konferansında konuştu. Akın, 1975-76 yıllarında sağ-sol kavgaları yüzünden okula gitmenin zorluklarını anlatarak, “Laf aramızda biz de o zaman solucuyduk, sonradan sağcı olduk” dedi. Bilgi ve tecrübelerinin artması için gençlerin yurt dışına gitmeleri gerektiğini öğütleyen davet Hamdi Akın, Milli Eğitim Şürasında alınan kararı da anımsatarak, “Tabii ki bunun için Osmanlıca\'nın yanında İngilizce de bilmeniz lazım. Bizim artık dünyayı öğrenmemiz lazım. Ben İngilizce\'yi 50 yaşımdan sonra öğrendim. İngilizce’yi okulda öğrenseydim tartışmasız 3 misli olurdum. 56 bin personelimiz var. Yüzde 95\'i İngilizce biliyor. Bir de iyi bilecekler” dedi. Hamdi Akın Özal\'la ilgili anılarını da anlatırken, “Özal Antalya havalimanı işi gündeme geldiğinde \'Antalya\'ya o kadar hizmet ettik. 1989\'da bize oy vermediler. Subaşı\'nı seçtiler” diye sitem ettiğini de anlattı.

Açılış konuşmalarının ardından Ali Eroğlu\'nun oturum Başkanlığını yaptığı konferansına hayat öyküsünü anlatarak başlayan Akfen Holding& TAV Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Fizik Mühendisi olmak istemesine ve kazanmasına rağmen babasının Makine Mühendisi olmasını istediği için bir yılını feda ederek bu okula girdiğini anlattı. Akın,1975-76 yıllarında sağ-sol kavgaları yüzünden okula gitmenin zorluklarını anlatarak, “Laf aramızda biz de o zaman solucuyduk, sonradan sağcı olduk” dedi.

Okulu bitirdikten sonra Kalorifer kazanı işine girdiğini, ilk işine sermayesi olmadığı için bankadan aldığı 150 bin lira kredi ile başladığını söyleyen Akın, “O zamanlar banka faizi yoktu. Enflasyon artışı zaten ödeyeceğin kredi taksitini her ay artırıyordu” dedi. Hamdi Akın, gençlerin ilk sermayeyi bulamadığı için girişimciliğe olan ilgisinin azaldığını da belirterek, “Oysa iyi bir ortak bulabilirsiniz. Şimdi en iyi ortak bankalar. Projenizi iyi sunabilirseniz, bankalar para vermekten kaçınmazlar” diye konuştu.

“İşinizle ilgiliyseniz ve yaptığınız i,şi seviyorsanız bir gün şans yüzünüze gülecektir” diyen Hamdi Akın, “İşinize motive olun ve biraz da gönül verin bakın nasıl başarılı olacaksınız” şeklinde konuştu. Hamdi Akın, 1980\'e geldiğinde Ankara Rüzgarlı Sokak’da hırdavat işine başladığını, enflasyon, döviz kurları, kurların yüksekliği yüzünden piyasaya giren herkesin adeta ekonomi dersi aldığını belirterek şöyle devam etti:

“Piyasanın içine girince her şeyi öğreniyorsunuz. TL ile alıp dolarla satmak çok güzeldi o zamanlar. Biraz birikim yapıp inşaat işine girdim. Resmi balkanlık işleri yapıyordum. 1989 yılına geldiğimde Antalya benim iş hayatımın dönüm noktası oldu. Antalya havalimanının apron ve pist yapım ihalesine girdim. İş iki sene sürdü.  Daha sonra dış hatlar binasını yaptım. Kaldığım otelin penceresinden baktım Konyaaltı konut dolmuş, o zaman biz inşaatın kum çakılını oradan alırdık bomboştu”

Özal\'la tanışma

Ali Talip Özdemir\'le okuldan arkadaş olduğunu ve Özal\'a Özdemir\'in nişanında tanıştıklarını söyleyen Hamdi Akın, Özal\'ın Antalya sevgisini anlattığı anısını şöyle dile getirdi:

“Özal Antalya\'ya çok büyük önem veriyordu. Turizmle kalkınmaya inanıyor ve bunun için de en iyi yerin Antalya olduğunu düşünüyordu. Terminal ve Apron inşaatını yaptığımı öğrenince Antalya\'ya çok daha büyük terminal lazım olduğunu söyledi. Bir de sitemi vardı \'Antalya\'ya o kadar hizmet ettik. Seçim kaybettik. Hasan Subaşı aldı seçimi. Üzüldüm” dedi.

Özal\'ın kendisine yap-işlet -devret modeli ile Antalya\'ya yeni bir havalimanı yapmasını önerdiğini söyleyen Hamdi Akın, “Sayın Cumhurbaşkanı işlet-devret tamam da,  yap işi biraz zor\' dedim. Sen önce bir yabancı ortak bul. Bankaya git projeni anlat sana para verecekleridir. Hele yabancı ortağın olursa kesin verirler.” diye öğüt verdi, bir de yeni göreve gelen Ulaştırma Bakanı Rahmetli Cengiz Tuncer\'e gönderdi. Ali Talip Özdemir\'le gittik.  Cengiz beye gittim, meğer o da genel başkan olmak istiyormuş, Özal Akbulut\'u yapınca biraz kızgın, beni ciddiye bile almadı, dinlemedi. Özal aslında önerisinde haklıydı, ancak bu 1997 yılında İstanbul Atatürk ihaleye çıkınca belli oldu” diye konuştu.

1997 yılında Atatürk Havalimanının Özal\'ın dediği gibi yap-işlet-devret modeli ile ihale edildiğini, ihale şartnamesinde en az sürede bitirme vaadine ihalenin verileceğini anımsatan Akın, ihale aşamasını da şöyle anlattı:

“Bu ihaleyi tek başına bir firmaya vermeyeceklerdi. Ben de Tepe Grubuna teklif götürdüm. Rahmetli İhsan Doğramacı hemen ilgilendi. İhaleye birlikte girdik. 14 firma vardı. 3 yıl 9 ay 20 günlük bir teklif verdik. Bize en yakın teklif 3 yıl 10 aydı. 10 günle ihaleyi kazandık. Böylece TAV da kurulmuş oldu. Bir de küçük hisse ile Avusturyalı Airport şirketini ortak almıştık, işe başlamadan hissesini satın aldık ve iki ortak kaldık”

Soru Cevap

Soru cevap bölümünde özellikle genç girişimcilerini sorularını yanıtlayan Hamdi Akın, projesi olanlara yardım eder misiniz şeklindeki bir soruya, “Neden olmasın. Ancak fikir parlaksa yüzde 75\'ini biz alırız. Sen başarılı oldukça bizdeki hisseyi tekrar alırsın” dedi. Karşılıksız çeklerde hapis cezasının kaldırılmasını eleştiren bir soruya da, “Hapse girse sana ne faydası var. Önce müşterini iyi tanıyacaksın. Çek karşılıksız çıkmışsa unut onu. Hapse girse ne olur girmese ne. Sen alacağını tahsil edemedikten sonra. Bir de kar marjı düşük işlerde riske fazla girmeyeceksin” şeklinde yanıt verdi.

Osmanlıca\'nın yanında İngilizce de öğrenin

Bilgi ve tecrübelerinin artması için gençlerin yurt dışına gitmeleri gerektiğini öğütleyen davet Hamdi Akın, Milli Eğitim Şürasında alınan kararı da anımsatarak, “Tabii ki bunun için Osmanlıca\'nın yanında İngilizce de bilmeniz lazım. Bizim artık dünyayı öğrenmemiz lazım. Ben İngilizce\'yi 50 yaşımdan sonra öğrendim. İngilizce’yi okulda öğrenseydim tartışmasız 3 misli olurdum. 56 bin personelimiz var. Yüzde 95\'i İngilizce biliyor. Bir de iyi bilecekler” dedi.

Kadın- erkek eşitliği

Kadın-erkek eşitliği konusunda bir soruya yanıt verirken, “Beni siyasete sokmak istiyorsunuz ama girmem. Ancak şu kadarını söyleyeyim. Fizik ve beyin olarak kadın-erkek eşit değil. Fizik olarak erkek daha güçlü tabi. Ama beyin olarak onlar bizden daha ileri. Kadınların uluslararası şirketlerde yönetime girmeleri adeta zorunlu hale geldi. Bizde de olacak” diye yanıtladı.

Toplantının sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu günün anısına Hamdi Akın\'a bir anı plaketi verdi.


ANSİAD 12. GİRİŞİMCİLİK HAFTASI BAŞLADI

ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası başladı

ANTALYA\'NIN 3 T\'SİNE EK   “GİRİŞİMCİ ANTALYA”

TÜREL: “GENÇLERE BALIK YEMEYİ DEĞİL, BALIK TUTMAYI ÖĞRETECEĞİZ”

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD)  Akdeniz Üniversitesi olmak üzere, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Uluslararası Antalya Üniversitesi, KOSGEB Antalya Hizmet Merkezi Müdürlüğü, Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve İş Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi AKGİM, Akdeniz Üniversitesi İş Dünyası ile İş Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi AKİŞMER, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sanayi İşbirliği, Girişimcilik ve İş Geliştirme Araştırma ve Uygulama Merkezi, Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve Kariyer Topluluğu, JCI Antalya Şubesi, AIESEC Antalya Şubesi, TOBB İl Kadın Girişimciler Kurulu ve TOBB İl Genç Girişimciler Kurulu işbirliğiyle gerçekleştirdiği 12. Girişimcilik Haftası Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonundaki açılış töreni ile başladı. Toplantının açılışında konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Antalya\'nın 3T\'si ile öne çıktığını hatırlatarak, “Tarım, Ticaret ve Turizme hızla monte olmaya çalışan bir sanayi sektörümüz var. Ben bugün bu dört unsura bir de \'G\' eklenmesini ve Girişimci Antalya denmesi gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.

Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’de, belediyeler; girişimcilere vizyon üreten ve her türlü girişimi destekleyen kurumlar olmalıdır. Girişimcilere yeni fırsatlar sunmak ve bu konuda eğitim vererek, özellikle kadınlarımızın ve gençlerimizin üretime katılmalarını sağlayacağız” dedi.  Başkan Türel, “Balık yemeyi değil, balık tutmayı öğreteceğiz” diye konuştu.

Antalya Vali Vekili Turan Eren, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Akdeniz
Üniversitesi Rektör Vekili Prof.Dr Ramazan Çetinkaya,  Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Osman Budak,  KOSGEB Antalya Hizmet Merkezi Müdürü Kazım Akgün, ANSİAD üyeleri ve öğrencilerin katıldığı açılış toplantısını bir konuşma ile açan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu,  girişimci adayı gençlere seslenerek, “Artık Türkiye\' yi aşın. Aklınıza  ve vicdanınıza kulak verin. Yüksek teknolojiyi kullanarak artı değer üretmeyi düşünün. Çalışarak, çok çalışarak alın teriyle kazanmaktan şaşmayın. Girişimcilik de budur. Girişimcilik uyanıklık, kurnazlık ve taklitçilik değildir. Lider beklemeyin, lider sizsiniz” dedi.

Antalya\'nın 3T\'si ile öne çıktığını hatırlatan Eroğlu, Tarım, Ticaret ve Turizme hızla monte olmaya çalışan bir sanayi sektörümüz var. Ben bugün bu dört unsura bir de \'G\' eklenmesini ve Girişimci Antalya denmesi gerektiğine inanıyorum” diye konuştu. Ali Eroğlu 12 yılda onbinlerce gence girişimciliği anlattıklarını da belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye gençliğinin üçte biri girişimci olmayı benimsemiş durumda. Küresel girişimcilik endeksi sıralamasında Türkiye 25. sıraya yükseldi. Yıllardır konuşmamıza rağmen risk sermayesi yeterince gelişmedi. Girişimci ağlarımız var, kapalı devre sistemler gibi çalışıyoruz.  Kamu kurumlarında her anlamda şeffaflık, yolsuzluk ve kayıt dışı ile mücadele sonucu girişimciliğin özendirileceği bir yapısal dönüşüm önem arz etmektedir.  Son yapılan Milli Eğitim şurasında girişimcilik, yenilikçilik, rekabetçilik, dijital ve finansal düşünebilme gibi evrensel ihtiyaçlara yönelik ifadelerin olmaması bizleri üzmüştür”

Ali Eroğlu, siyasi uzlaşma kültürünün artmasını da arzu ettiklerini belirterek, “Bir siyasi amaç taşımadığımızı, iktidardaki parti hangisi olursa olsun, destek olmaya hazır olduğumuzu her ortamda dile getiriyoruz” diye konuştu.

Budak, ANSİAD\'ı kutladı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Osman Budak’da konuşmasına, ANSİAD\'ı Girişimcilik konusunda kararlı, ısrarlı ve inatçı tavrı nedeniyle kutlayarak başladı. Budak,  Türkiye\'nin TUİK rakamlarına göre işyeri sayısı itibariyle 1 milyon 100 bin’in üzerine bir türlü çıkamadığını belirterek şöyle devam etti:

“Yeni hiç mi şirket kurulmuyor diyeceksiniz, kuruluyor. ATSO\'nun 10 bin olan üye sayısı 30 bine ulaşmış. Ancak yeni kurulandan çok kapanan var. Türkiye\'de yatırım planlaması ya da yönlendirme yok. Dönerci iyi iş yapıyorsa, hemen yanı başına başka biri dönerci açıyor. Devletin ciddi anlamda yönlendirici olması lazım”

Türkiye\'nin bazı ekonomik verilerini dile getiren Çetin Osman Budak, “Kişi başına gelir sıralamasında 185 ülke arasında 65. durumdayız.  İş yapma kolaylığı sıralamasında 198 ülke arasında 55., OECD ülkeleri arasında eğitim sınavlarında 64 ülke arasında 45. sıradayız. Durumumuz kötü. Patent sayılarına baktığımızda 49 ürünle ilgili 417 patentimiz var. ABD\'de sadece bir ürünle ilgili 6700 patent var. Danimarka, İsveç, Norveç, Almanya, İngiltere, Fransa ve tabii ki ABD patent sayılarının çokluğu ile dikkat çekiyor. Dünyanın en yaşanabilir şehirleri de bu ülkelerden çıkıyor.  Karamsar olmamıza gerek yok. Türkiye yatırım iklimini geliştirmek mümkün. Bunun dünyada modelleri var, kendimize uyarlamalıyız” dedi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan\'ın yapısal sorunların varlığını kabul ettiğini de hatırlatan Budak, Babacan\'ın ikinci olarak sanayi yatırımlarının yerini inşaatın almasını eleştirdiğini de söyledi. Her iki konuda da Babacan\'a destek verdiklerini söyleyen Çetin Osman Budak, eğitim konusuna da dikkat çekerek, “Kore\'de iyi derecede İngilizce bilmeyen gençleri üniversite sınavlarına almıyorlar”  dedi.

AÜ Rektör Vekili Prof. Çetinkaya

Akdeniz Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Prof. Dr. Ramazan Çetinkaya’da ANSİAD\'ı 12 yıldır  ara vermeden girişimciliğin gelişip, serpilmesi için verdikleri çaba nedeniyle kutlayarak, ekonomimizle ilgili görüşlerini şöyle açıkladı;

“Türkiye şu anda kişi başına 12 bin dolar milli hasılası ile dünyanın 16. büyük ekonomisi. Hükümetimizin 2023 hedeflerinde ilk 10 ülke arasına girmek var. Bu hedefi başarmak zorundayız. Türkiye\'ye bu büyüklük yetmeyecek. Bu başarının elde edilmesi sadece eğitimle mümkün değil. Topyekun olarak çalışmalıyız. İş dünyası önderlerinin, üniversitelerde eğitim gören gençlere rehberlik ederek yol gösterici olacaklarına da inanıyorum”

Türel “Balık yemeyi değil, balık tutmayı öğreteceğiz”

Antalya\'da gece başlayarak halen devam eden yağışların bazı semtlerde su baskınlarına neden olduğunu, erken saatlerde mahalleleri gezdiği için toplantıya geciktiğini söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, girişimciliğe verdiği destek nedeniyle ANSİAD\'ı kutladı. Türel belediye olarak girişimciliğe desteği hizmet anlamında gördüklerini söyleyerek, “Belediyeler; girişimcilere vizyon üreten ve her türlü girişimi destekleyen kurumlar olmalıdır. Girişimcilere yeni fırsatlar sunmak ve bu konuda eğitim vererek, özellikle kadınlarımızın ve gençlerimizin üretime

katılmalarını sağlayacağız. “ dedi.  Başkan Türel, Balık yemeyi değil, balık tutmayı öğreteceğiz” diye konuştu.

“Türkiye\'nin taşı toprağı altın” sözüsün gerilerde kaldığını söyleyen Menderes Türel, “Türkiye\'nin taşı toprağı değil, insanıdır altın.  Kadınındır, gencidir, girişimcisidir, erkeğidir. Artık kendi gemisini, uydusunu yapan bir gençliğimiz var. Bugün dünyanın dört bir yanından yatırım teklifi alan Hamdi Akın gibi işadamlarımız var. İnşaat sektöründe dünyanın en büyük ikinci ülkesiyiz” dedi. Türel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dünyada sıkıntılar var, Avrupa\'da öyle. Rusya\'nın durumu ortada. Ortadoğu adeta bir ateş çemberi, Afrika\'da farklı değil. Biz de bir zamanlar öyleydik. Gençlerimiz yaşadıklarımızı bilmiyor. Türkiye üzerinde maalesef bir algı operasyonu yürütülüyor. MİT\'e karşı kampanya yürütülüyor ve bu karalama kampanyaları önce global medyada başlatılıyor. Bu çok anlamlı. Türkiye\'nin geri kalmasını kalkınmamasını istiyorlar. İstikrar yok olsun, yerli ve yabancı müteşebbisler ülkeyi terk etsin istiyorlar. Menderes\'e, Özal\'a Erbakan\'a yaptıklarını tekrarlamak istiyorlar. Algı operasyonunun amacı bu. Ama onlara izin vermeyeceğiz”

Bir ülkede istikrar korunur ve demokrasi gelişirse ekonominin de iyi olacağını ve ülkenin kalkınacağını dile getiren Türel, bunun için hep birlikte ve çok çalışmak gerektiğini sözlerine ekledi.

Vali Vekili Eren

Antalya Vali Vekili Turan Eren de konuşmasında girişimciliğin ülke kalkınmasındaki önemini anlatarak, ANSİAD\'a 12 yıldır ara vermeden bu konuda harcadığı çaba nedeniyle teşekkür etti. Eren, 1922-23 yılı verileri ile bugünü karşılaştırdığımızda kalkınma hızının gözle görülebileceğini belirterek, sanayisi dahi olmayan bir ulusun Cumhuriyetin getirdiği dinamizmle bugünlere geldiğini söyledi.

Açılış konuşmalarının ardından Ali Eroğlu\'nun oturum başkanlığını yaptığı toplantıda Akfen Holding & TAV Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın genç girişimcilere bir konferans verdi.


İŞ FİKRİ YARIŞMASINDA SDÜ\'NÜN BAŞARISI

ANSİAD\'ın düzenlediği ve  78 üniversitelinin katıldığı “İş Fikri Proje Yarışması”nda Türkiye\'de üretilemeyen Kemik Greftini yapmayı başaran SDÜ doktora öğrencisi birinci oldu.

İŞ FİKRİ YARIŞMASINDA SDÜ\'NÜN BAŞARISI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) 12. Girişimcilik Haftası Programı kapsamında düzenlenen “ANSİAD İş Fikri Proje Yarışması”nın finali Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof.Dr.Yavuz Tekelioğlu Konferans Salonu\'nda gerçekleştirildi. 4 Üniversiteden 78 öğrencinin katıldığı, ilk elemeyi geçen 15 öğrencinin finalde mücadele ettiği yarışmada Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) doktora öğrencisi Dr. Hasan Basri Savaş ithalatına çok büyük paralar ödediğimiz, çok geniş kullanımlı kemik ameliyatları ve özellikle kırıklarında eksik kalan kemiği tamamlamak için kullanılan Kemik Grefti projesi ile birinci oldu.

Yoğun ilginin gösterildiği yarışmaya Akdeniz, Isparta Süleyman Demirel, Antalya Uluslararası ve Burdur Mehmet Akif Üniversitelerinden 78 öğrenci 90 proje ile başvuruda bulundu. 21 Kasım 2014 Tarihinde yapılan jüri toplantısında 15 proje ön elemeyi geçti.

Finale kalan öğrenciler Akdeniz Üniversitesi İİBF Prof.Dr.Yavuz Tekelioğlu Konferans Salonu\'nda iş fikirlerini 3\'er dakikalık süre ile sundular, daha sonra da 2 dakikalık süre ile de jüri üyelerinin sorularını cevaplandırdılar.

ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri Abdullah Erdoğan, Sadi Kan, Bilgehan Yellice, Ahmet Erdal ile Üyeler; Dr. Tülin Özkan, Dr. Cemal Özkan, Erol Kabadayı, Orhan Şenoğlu, Dr. Savaş Titiz, ANSİAD Üyesi ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Işık Yargın, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Melek Yatırımcı Mustafa Talat Sözen,  Gold Master İş Geliştirme Direktörü Koray Kurhan ve TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Emrah Kepez\'den oluşan Jüri\'nin değerlendirmesi sonucu 15 yarışmacı genç girişimci arasında ilk üç dereceyi şu öğrenciler paylaştı:

\"1. Dr. Hasan Sabri Savaş (Deselürize ve demiralize doku matriksi elde edilen, hastalarda doku grefti olarak kullanılması Projesi ile)

2. İsmail Boyar (Domates Kesme, kurutma, sergi alanına serme ve ilaçlama Makinesi projesi ile)

3. Seyfettin Deveci (USB Secure&Active Projesi ile)\"    

Yarışmada ilk üç dereceyi SDÜ öğrencilerinin alması dikkat çekti. Başarılı iş fikri üreterek ilk üç dereceyi paylaşan öğrencilere, ödülleri Girişimcilik Haftası kapanış kokteyli ve ödül töreninde verilecek.


ÖZDİLEK: “TÜKETİM VE GÖSTERİŞ TOPLUMU OLMAYA BAŞLADIK”

Özdilek Alışveriş Merkezleri Tekstil San. A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek, ANSİAD kahvaltısına konuk oldu.

ÖZDİLEK: “TÜKETİM VE GÖSTERİŞ TOPLUMU OLMAYA BAŞLADIK”

“YATIRIMCININ PARASI YOKTUR, PARA TREN BİZ İSTASYONUZ”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) geleneksel kahvaltısına katılan Özdilek Alışveriş Merkezleri Tekstil San. A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek, pahalı telefon kullanımının giderek yaygınlaşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan\'ın da dikkat çektiğini anımsatarak, “Tüketim ve gösteriş toplumu olmaya başladık. Etrafınızda gösteriş yapanlar varsa onlardan uzaklaşın, size faydaları olmaz” dedi. “Hepimizin patronu müşteridir. Alışveriş yapmazsa hepimizi kapının önüne koyar” diyen Özdilek, yatırımcının parası olmadığını, cesareti olduğunu belirterek, “Para tren biz istasyonuz” diye konuştu. Özdilek, çocukların eğitimi konusunda fikirlerini de açıklayarak, “Onlara sevgiyi öğretin. Üretmeden tüketen kişilerin asalak olduğunu öğretin” dedi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu\'nun yönettiği, Akra Barut Otel\'de her hafta Çarşamba günleri düzenlenen kahvaltıya konuk olan Hüseyin Özdilek, Tokat\'ın Erbaa ilçesinde geçen çocukluk yıllarından başlayarak yaşam öyküsünden kesitler anlattı.

Çocukluk yıllarının sıkıntılı geçtiğini, bisikleti olmadığı için saati bir liradan 50 kuruşa bisiklet kiraladığını anlatan Özdilek;  İlkokula giderken yaz tatillerinde kiremit fabrikasında ve tütün işinde çalıştığını, ortaokulu bitirdikten sonra taşındıkları Bursa\'da Akşam Ticaret Lisesi\'nde okurken dayısının havlu mağazasında çalışarak iş hayatına da girdiğini dile getirdi.

O yıllarda elektrik olmadığı için idare lambası ile derslere çalıştıklarını anlatan Özdilek şöyle devam etti:

“Ablam 15 yaşında ortaokulu bitirdi, yaşını büyüttüler, şehirlerarası santral memuru oldu. O zamanlar en iyi geçinenler, durumu iyi olanlar memurlardı. Telefonla görüştürmek bayağı bir işti, yıldırım telefon için 8 saat beklemek zorundaydı insanlar. Şimdilerde çocuklar cep telefonunun birini alıp, ötekini atıyorlar. Tüketim ve gösteriş toplumu olmaya başladık.  Yazık. Cumhurbaşkanımız bile bu konuya dikkat çekti. Bu cep telefonu ithalatına çok büyük paralar veriyoruz. Etrafınızda gösteriş yapan varsa uzaklaşın. Üzerindeki elbise çok güzel olmuş ne işe yarar, içini dolduran adam yoksa”

17 yaşımda ihaleye girip dükkan aldım

1967 Yılında Erbaa\'daki evlerini sattıklarını, annesinin parayı kendisine verdiğini ve belediyenin sattığı dükkanların ihalesine girdiğini söyleyen Özdilek, “Dükkanın muhammen bedeli 150 liraydı. Dayım 300 liraya kadar al, daha fazlasını verme diyerek tembihledi. Karşıma Kemal diye bir rakip çıktı. Ben 1-2 lira artırıyorum, o 15-20 lira. 355 liraya kadar çıktı, \'Benden bu kadar\' dedi. 356 liraya dükkanı aldım” diye konuştu.

1969 Yılında liseyi bitirip Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi\'ne girdiğini, devam mecburiyeti olmadığı için sınavlara girdiğini dile getiren Hüseyin Özdilek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“1971\'de çalışmak için İngiltere\'ye gittim. Bir arkadaşım mektup yazdı, iş bulabileceğini söyledi. Sınırda mektubu okudular beni İngiltere\'ye almadılar. Avrupa\'nın çeşitli şehirlerini gezdim. Berlin\'de metro inşaatında çalıştım. Pet şişeyi ilk kez orada gördüm. Elektrikli tren vardı İtalya\'da. Demirel Başbakan\'dı. 1980 Yılında İtalya\'nın seviyesine geleceğimizi söylemişti, onu hatırladım. 80\'de gelemedik ama her iktidar ülkenin kalkınması için elinden geleni yaptı”

Türkiye\'ye geri dönüp, bir yandan üniversitede sınavlara girerken, diğer yanda da havlu işine girdiğini hatırlatan Hüseyin Özdilek; “önce kaliteli marka havluları taklit ederek işe başladım. Daha ucuz vermeme ve daha kaliteli olmasına rağmen satılmadı. Anladım ki, çakma malla bir yere varılmıyor.  Kendi çeşidimi yarattım, hep müşterinin ayağına gittim” dedi. İmalata başlayıp işi genişletince Anadolu\'ya açıldığını, İngiltere\'den gelen arkadaşına da sermayesi olmadığı halde yüzde 25 hisse verdiğini söyleyen Özdilek, “Hayatım boyunca paylaşmayı sevdim. Öldükten sonra arkandan \'İyi insandı\' denilmesi çok önemli. O arkadaşım daha sonra ayrıldı, ona da fabrika kurduk, hala çalışıyor” diye konuştu.

3 saat bulaşık yıkadım

İnsanların yaşamlarını sürdürmek için önce yeme içmeye, sonra barınmaya ihtiyaçları olduğunu söyleyen Hüseyin Özdilek, yaşam ve para konusundaki felsefesini şöyle dile getirdi:

“Bu ideallerinizi elinizdeki imkanlarla gerçekleştirmek için kurumsallaşmak zorundasınız.  Ana ihtiyaçlarınız kadar para sizin, artanı önce Allah\'ın, sonra TC Devletinin. Siz emanetçisiniz, o yüzden emanete iyi sahip çıkmak zorundasınız. Bu yüzden herkese eşit ve adil davranacaksınız. Ya olduğunuz gibi görüneceksiniz, ya da göründüğünüz gibi olacaksınız. Mütevaziliği elden bırakmayacaksınız, nereden geldiğinizi unutmayacaksınız. 1998\'de Kocaeli Özdilek açılırken müthiş bir kalabalık birikti. Herkes yiyor, içiyor bulaşıklar dağ gibi oldu. Kadınlar yetişemiyor. Kendimi bulaşıkhanede buldum. 3 saat bulaşık yıkadım. Sonra İSO Belgesi için işyerini denetliyorlar. Bulaşıkhanedeki kadına sormuşlar \'İşinden memnun musun?\' diye. \'Nasıl memnun olmam. Ben Hüseyin Özdilek\'le birlikte bulaşık yıkadım\' demiş. İşyerinizin gerçek patronunun müşteri olduğunu unutmayın. Müşteri alışveriş yapmazsa hepimizi kapının önüne koyar. Müşteri parayı kolay kazanmıyor. Çok titiz ve agresif müşteriye mal satabilirseniz başarılısınız”

Kurumsallaşma ve teknoloji

Dünyada 100 büyük Holding olduğunu, bunların 400-500 milyar dolardan başlayan cirolar yaptığını söyleyen Hüseyin Özdilek;  bu konudaki öneri ve görüşlerini şöyle anlattı:

“Bunların hepsi kurumsallaşmış, şeffaf ve serbest piyasa ekonomisi ile yönetiliyor. Ama aralarında bir tane Türk yok. Daha kat etmemiz gereken çok yolumuz var. O yüzden emek-yoğun işlerden teknoloji-yoğun işlere kaymalıyız. Vizyonumuz ve misyonumuz olmalı. Dünyaya entegre olmalıyız, kendimizle değil, dünya ile rekabet imkanlarını aramalıyız.  Teknolojinin tüm imkanlarını kullanıp, kurumsallaşmalıyız. Adama göre iş değil, işe göre adam çalıştırmalıyız. Başarı için çocuklarımıza önce aile terbiyesi, sonra da teorik ve pratik bilgiler vermeliyiz. Devletin desteklerini doğru yerde ve doğru zamanda kullanmalıyız. Dünyayı gezmeliyiz, ne yaptıklarını, nasıl yaptıklarını görmeliyiz. Şehirlere göç yüzünden tarımı ihmal ediyoruz. Göçü durdurmalıyız. Ne iş yaparsak yapalım nitelikli iş yapmalıyız. Çünkü Türk insanının ne bir Amerikalı\'dan, ne bir Alman\'dan ne bir Fransız\'dan ya da Çinli\'den geri kalır yeri yok. Bir söz var hani \'Türk gibi başla Alman gibi bitir\' Bu söz yaptığı işin sonunu getiremediğini anlatıyor. Yanlış. \'Türk gibi başla, Türk gibi bitir\' demeliyiz artık. Bir de bir kişinin çalışıp 5 kişinin yediği devri kapatmalıyız artık. Herkes üretime katkı vermeli. Bizim ülkemizin yarısı kadın, yarısı erkek. Yarısı çalışıp, tümü yiyorsa bu toplamdan nasıl kalkınma beklersiniz?”

Soru ve cevaplar bölümünde ANSİAD üyelerinin sorularını yanıtlayan Özdilek, yeni yatırımlar konusundaki bir soruya, “Yatırımcının parası yoktur. Cesareti vardır. Para tren biz istasyonuz. Yeni yatırımlarımızda farkındalık yaratmak zorunda olduğumuzu hissediyorum. Buna göre yatırımlarımızı çeşitlendiriyoruz” şeklinde yanıt verdi.  Bir soru üzerine; Yeni gençlikle ilgili düşüncelerini de dile getiren Özdilek, şöyle konuştu:

“Gençlik konusunda en önemli görev anne ve babalara düşüyor. Çocuğunuzu sevgi ile büyütün, saygı sevgiden gelir. Bilgi ile donatın. Yeteri kadar zaman ayırın. Biz zamanında bu anlamda çocuklarımızla ilgilenmedik. Çocuğunuza ayağını yorganına göre uzatmayı, bütçe yapmayı öğretin, arkadaş seçmeyi öğretin. Şirketlerinizi bu anlamda kurumsallaştırın. Kurumsallaşmayan şirketler 2 nesilden sonra bitiyor. Çocuklarımızın bu nedenle her istediğini de yapmayın. Tabi siz sık sık telefon değiştiriyorsanız, onlar da değiştirecektir. Üretmeden tüketen kişilerin asalak olduğunu onlara öğretin”

Toplantıyı kısa bir konuşma ile kapatan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Özdilek\'in üzerine basarak sözünü ettiği kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik konusunda, çalışma başlatacaklarını ve hafta sonu gerçekleştirilen Yüksek Danışma Kurulu toplantısında bu konuda bir komite oluşturma kararı aldıklarını belirtti. Eroğlu kapanış konuşmasının sonunda ANSİAD üyelerini Perge Antik Kenti\'nde sütunları ayağa kaldırma projesine destek vermeye çağırdı ve bir sütunun ayağa kaldırılması için ilk bağışı da kendisi yaptı.


PROF.DR.İLTER TURAN ANSİAD\'A KONUK OLDU

ANSİAD\'a konuk olan Prof. Dr. İlter Turan Türk siyasi hayatı üzerine gözlemlerini anlattı.

“SEÇİME KATILIM ÇOK OLURSA TEK BAŞINA İKTİDAR ZOR”

“AB İLE İLİŞKİLERİMİZ SAMİMİYETSİZLİK ÜZERİNE KURULDU”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin 18. Olağan toplantısında konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Dünya Gazetesi Yazarı Prof. Dr.İlter Turan, önümüzdeki seçimlerde katılım oranının yüksek olması halinde tek başına bir partinin iktidara gelmesinin zor olduğunu anlatarak, “İşsizlik ve enflasyon tek rakamdan çift rakama doğru ilerlemektedir. Sermaye girişindeki azalmayı da dikkate alırsak sonuç ortadadır. Önümüzdeki dönemde Türkiye iç gerilimler yaşayacağı bir sürece girecektir” dedi. Türkiye\'nin izlediği dış politika ile bölgenin yükselen ve güçlü ülke olma şansını yitirdiğini söyleyen Turan, “Türkiye yükselen değil, düşüşe geçen güçtür” diye konuştu. AB ile ilişkilerin samimiyetsizlik üzerine kurulduğunu öne süren, batılıların da samimi olduklarını söylemenin mümkün olmadığını dile getiren Prof. Dr. İlter Turan, “Bu konuda mesele Türkiye\'nin nasıl bir toplum olmak istemesine karar vermesidir.

Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen, ANSİAD Üyesi Halil Yılmaz\'ın başkanlık ettiği toplantıda, “Türkiye Yükselen Güç mü, Düşen Güç mü? Türk Siyasi Hayatı Üzerine Gözlemler” konulu bir sunum yapan Prof. Dr. İlter Turan, bir devletin güçlü olup olmamasının önemli ölçüde iç huzuruna bağlı olduğunu belirterek, “Türkiye bir güç olabilmek için 1980\'in başından beri çaba harcıyor. Bu sürede çok acılar çektik, acı reçeteler dönemi yaşadık, Bunların sonucu olarak da halk, 2002\'de bir siyasi iradeyi tepkisi ile tek başına iktidara getirdi” dedi. AKP\'nin iktidara geldiğinde Türkiye\'de siyasetin denetleyemeyeceği muhtelif güç odaklarının olduğuna dikkat çeken Turan, şöyle devam etti:

“Aynı zamanda köyden şehre yoğun göç nedeniyle kentleşen, daha doğrusu kabuk değiştiren bir Türkiye vardı. AKP Hükümeti iktisadi alanda, kendisinden önceki hükümetin başlattığı politikaları uygulayarak, o dönemde yakalanan gelişme çizgisini izlediler. AKP bu süreçte belediyeler aracılığı ile yerel hizmetleri ve toplumsal yardımlaşmayı becerdi. İktidarını da bugüne kadar sürdürdü. Bunda güçlü bir muhalefetle karşı karşıya olmamasının şansı da vardı. Bizdeki iktidarla muhalefet arasındaki rekabete ben asimetrik rekabet diyorum. Çünkü batıda iktidarla muhalefet sorunların teşhisinde beraberdir. Mücadele aynı sorun üzerinedir. Bizde ise muhalefet rejimin niteliği konusunda iktidara muhaliftir. Bu yüzdendir ki, muhalefetle iktidar ortak paydada buluşamadıklarından demokrasi için uygun bir dönüşümü de sağlayamamışlar, koalisyon oluşumunda da başarısız olmuşlardır.”

İktidar- muhalefet ilişkilerinin dış politikamıza da etkili olduğunu, dış politikada en temel hususun ülkenin güvenliği olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İlter Turan, “Türkiye\'de hükümetler Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devletin güvenliğini esas alan bir politika izlendiği için, Türkiye uluslararası çatışmalardan hep uzak kalmayı tercih etmiştir. Sınırlarını korumak temel esastır. Daha sonra Batı\'nın ortağı olmak isteğimiz de yine güvenlik endişesi ile tercih edilmiştir. Türkiye\'nin Ortadoğu\'daki tüm gelişmelerden uzak kalmasının temel nedeni de budur. Bu söylediklerime örnek verecek olursak; 1957-58\'de Menderes Irak\'taki değişim sırasında asker göndermek istemiş, muhalefetten ve halktan yine güvenlik gerekçesiyle tepki aldığı için vazgeçmiştir. Aynı şekilde Irak\'a müdahale etmek isteyen Özal\'a da kamuoyu karşı çıkmıştır” dedi.

AKP\'nin dış politikası 3 aşamadan oluşur.

AKP\'nin 2002 yılından beri üç aşamalı bir dış politika izlediğini söyleyen Prof. Dr. İlter Turan, bu konudaki görüşlerini şöyle açıkladı:

“AKP birinci aşamada Türkiye\'nin mevcut dış politikasını devam ettirirken esas bağlantısını ABD ve AB ile kırmayı tercih etmiştir. 2. aşamada özellikle 2007 yılında bu politikadan yavaş yavaş uzaklaşarak, iktisadi ve güçlenme ile yürütülebilecek bir dış politikayı tercih ederek, yakın komşuları ile iyi geçinmeyi, bölgesel huzur ve barış inşası için önemli bir rol üstlenmeyi, güçlenerek ve çevresine yardım ederek güçlü devlet imajı vermeyi hedefledi. 2009 Yılından başlayarak 3. aşamada ise, bölgesine hakim bir devlet olarak İsrail\'le Suriye arasında gerçekleşen uzlaşmanın mimarı olan Türkiye\'nin, İsrail\'in tek taraflı olarak bu anlaşmayı bozması ile güç durumda kalması ve İsrail\'e karşı bir duruş sergilemesi söz konusu. Daha önemlisi bu süreçte Arap Baharı dediğimiz Tunus\'ta başlayan, Mısır ve Suriye\'de devam ettirilen otoriter sisteme karşı halkın duruşu ve yanlarında iyi örgütlenmiş düne kadar terör örgütü dediğimiz Müslüman Kardeşler var. Böyle bir ortamı fırsat bilen Türk Siyaset yapımcıları heyecana kapıldılar. Kendilerinin de muhafazakârlığı temsil ettikleri, inancı ile Tunus ve Mısır\'a yaklaşmanın kendilerini lider yapacağını sandılar. Ancak burada Esad\'ın direnme gücünü kimse hesap edemedi. Zaman içinde Esad\'ı sadece Sünniler değil, Hristiyanlar, Dürziler ve iş dünyasının desteklediği de ortaya çıktı. Bu konuda yanılgıya düştük. Bu arada Mısır\'da Müslüman Kardeşlerin başarısızlığı da bizimkileri yanılttı. Esad gitmedi, Mısır\'da yeniden askeri rejim geldi. Ve bütün bunlar Türkiye\'nin yükselen güç imajını zedeledi. Özellikle 2007-2009 döneminde yükselmekte olan bu güç, düşen güce dönüştü.”

Türkiye artık işbirliği yapılacak bir ülke statüsünde değil

Türkiye\'nin Ortadoğu\'da, yükselen değil düşen ülke konumu ile işbirliği yapılacak ülke konumundan çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. İlter Turan, “Türkiye Ortadoğu politikası ile sürdürülmesi imkânı olmayan bir yola girmiştir. Kimseden de destek bulamamaktadır. Dünya sistemdeki adaletsizliklere kafa tutmak isterken biz başka senaryolar peşindeyiz. Dünyayı değiştirebilecek güç bundan sonra koalisyonlarla olur” diye konuştu.

“Bizi kıskanıyorlar mı?”

Dış politika uzmanları tarafından zaman zaman “Aslında biz yükselen bir gücüz, bizi kıskanıyorlar” yorumlarının yapıldığını dile getiren Prof. Turan, bunun da hayalden öteye gidemeyeceğini belirterek, “Öncelikle bizim bir demokratikleşme sorunumuz var. Türkiye her ne kadar AB\'ye giriş sürecinde olsa da Batı dünyası ile ilişkilerimiz sıkıntılı. İkincisi Kürt sorunumuz var. Bu sorunu kendimiz çözmeliyiz. Üstelik bunu dünya siyasetinde etkili güç olabilmek için çözmeliyiz. Bir de Kıbrıs sorunumuz var. Sorunu çözemediğimiz gibi, KKTC\'nin refahını sağlamakta da güçlük çekiyoruz. Etnik sorunlarımız var, bir Alevi sorunumuz var. İnanç özgürlüğünü esas alan bir demokratikleşme olmaz. Gelen yabancılar önce Rum Patrikhanesini ziyaret ediyorlar” dedi.

Ekonomide işler iyi değil

Türkiye güçleniyor derken tasarruf açığının, dış borç alarak giderilmeye çalışıldığını anlatan Prof. Dr. İlter Turan, “Ekonomist değilim ama görünen köy kılavuz istemez. İnşaat sektörü şu anda ekonominin dinamizmini sağlıyor. Bu lokomotifin sanayiye geçmesi lazım. Bir de Orta Gelir Tuzağı meselesi var. Ben buna orta gelir durumu diyorum. Çünkü tuzak olup olmadığına sizler karar vermelisiniz. Bunun tuzak olması için bundan çıkışın tasarlanması lazım. Bunu bir şans olarak değerlendirip, tuzak varsa kurtularak yüksek gelire geçmemiz lazım, ancak biz tam tersini yapıyoruz” diye konuştu.

Konuşmasının ardından soru-cevap bölümünde ANSİAD üyeleri ile konukların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Turan, 2015 yılında yapılacak genel seçimlerde katılım oranının seçim sonucuna etki edeceğini belirterek, “Katılım oranının yüksek olması halinde tek başına bir partinin iktidara gelmesi zor görünüyor. İkinci husus ise Kürt meselesi. Kendi vatandaşımıza uzun süreli bir bekleyiş yaşatılıyor. Çözüm sürecinden bahsediliyor, ortada çözüm paketi yok” dedi. Seçime kadar ekonomide durumun nasıl gideceği yolunda bir soruyu yanıtlayan Turan, “İşsizlik ve enflasyon tek rakamdan çift rakama doğru ilerlemektedir. Sermaye girişindeki azalmayı da dikkate alırsak sonuç ortadadır. Önümüzdeki dönemde Türkiye iç gerilimler yaşayacağı bir sürece girecektir” diye konuştu.

 Türkiye nasıl bir toplum olmak istiyor?

Bir başka soru üzerine AB ile ilişkilerin samimiyetsizlik üzerine kurulduğunu öne süren, batılıların da samimi olduklarını söylemenin mümkün olmadığını dile getiren Prof. Dr. İlter Turan, “Bu konuda mesele Türkiye\'nin nasıl bir toplum olmak istemesine karar vermesidir. Demokratikleşme bu konunun temelini oluşturmaktadır. Türkiye\'nin mazlum Devletlerin lideri olma hevesinin maddi temelleri yoktur. O mazlum dediklerimiz de Türkiye\'yi istememektedir. Bu yüzden ufukta böyle bir liderlik yok” dedi. Turan, IŞİD meselesinin de sorun olmaktan çıkacağını da dile getirdi.

Toplantının sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ile Toplantı Başkanı Halil Yılmaz, konuşmacı Prof. Dr. İlter Turan\'a günün anısına bir plaket verdi.


ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU; OSB\'DEKİ KAZAYI DEĞERLENDİRDİ

ANSİAD Başkanı Eroğlu;  OSB\'deki kaza ile ilgili açıklama yaptı:

“İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KONUSUNDA DENETİM YETERSİZ”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ali Eroğlu, Antalya Organize Sanayi Bölgesi\'nde (OSB) meydana gelen patlamanın; İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda yasal düzenlemelerin yetersiz kaldığı gerçeğini bir kez daha ortaya çıkardığını belirterek, denetim sisteminin bir kez daha gözden geçirilmesini istedi.

Antalya OSB\'deki bir çamaşır yıkama fabrikasında 3 işçinin ölümü, 10 işçinin yaralanması ile sonuçlanan iş kazasının, önceki kazaları da dikkate alarak adeta bir uyarı olduğunu dile getiren ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, şunları söyledi:

“İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda 6331 Sayılı Yasa\'nın, çözüm getirmediği son iş kazaları ile ortaya çıkmıştır. İşyerlerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan Sertifikalı İş Güvenliği Uzmanı görevlendirilmesi ile iş bitmiyor. Bakanlık kamusal denetimden ayrılmış, sorumluluk uzmana yüklenmiş. Uzmanın parasını denetlediği işveren veriyor. Seçtiğimiz uzmanın asıl mesleğinin ne olduğuna bakılmıyor bile. Gıda Mühendisi inşaat işinde uzmanlık yapıyor.  Sorunun kesin olarak çözümü gereklidir. Bunun için; kamu denetiminin ön planda olduğu, ulusal politikaların desteklendiği, uzmanların kariyer sahibi olmaları konusunda titiz kuralların uygulanacağı bir formül ile yasa yeniden gözden geçirilmelidir. İşveren olarak çuvaldızı kendimize de batırarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda olası tehlikelere karşı tedbir almak sorumluluğu ve bilinci ile hareket etmeliyiz.  En önemlisi de firma kendisini denetleyen firma ya da kişiyi, parasını ödeyen işveren olarak seçmemeli. En azından parasal ilişkisi olmamalıdır.”

OSB\'de meydana gelen kazanın iş dünyasında üzüntü ile karşılandığını da belirten Eroğlu; “Üç işçimizin ölümü üzücüdür. Kendilerine Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Olayın yaşandığı işyeri sahiplerine ve kazada yaralanan işçilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” dedi.


UYSAL PROJELERİNİ İŞADAMLARINA ANLATTI

Muratpaşa Belediye Başkanı Uysal; ANSİAD üyelerine 8 ayda yaptıklarını anlattı

UYSAL PROJELERİNİ İŞADAMLARINA ANLATTI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) kahvaltı toplantısına katılan Muratpaşa Belediye Başkanı Uysal; çalışmalarında çılgın projelere yer olmadığını belirterek, “Karaalioğlu Parkı’ndan - Bahçeli’ye köprü yapmayacağız. İnsanımız için, insanımızın yaşam standartını yükselten projelerimizi uyguluyoruz” dedi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu,  derneğin bu ay içinde yapacağı faaliyetlerle ilgili bilgi vererek, haftalık kahvaltılı toplantılarda yerel yöneticilerle buluştuklarını söyledi. Eroğlu; Yerel yönetimlerle sivil toplum örgütlerinin kent için birlikte hareket etmeleri gerektiğini dile getirdi.

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) kahvaltılı toplantısına konuk oldu. Başkan Uysal; ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Yönetim Kurulu ve Dernek üyesi işadamlarının katıldığı toplantıda yaklaşık 8 ay içerisinde yaptıkları çalışmaları anlatıp, soruları yanıtladı. Verimliliğe kafa yorduklarının altını çizen Uysal; “Mesai kavramını aşarak, verimliliği kamu standardı üstüne çıkarıp projeksiyon ortaya koyduk. Temel konularda ilerleme sağladık” dedi.

Yatırımcı birim çalışmaları ve projelere vurgu yapan Muratpaşa Belediye Başkanı Uysal şöyle devam etti;

“Standarttan yoksun, bozulmuş yolları, altyapı çalışmaları tamamlanan mahallelerimizi de sıcak asfaltla kaplıyoruz. Ekiplerimiz şu an Meltem Mahallesi’nde çalışıyor. Kaldırımları da engellilerimiz için uygun hale getiriyoruz. Çöp konteynerlerini yeraltına alıyoruz. 20 noktada park çalışmalarımız sürüyor. Kreş, yaşlıevi, ev kadınlarımızın mesleki eğitimi için 17 ayrı merkez hizmete açtık.”

Günde 16 saat, yoğun tempoda çalıştıklarını söyleyen Muratpaşa Belediye Başkanı Uysal; “Okullara spor salonu yapacağız. 21 spor salonumuzda öğrencilerimiz ve daha sonra mahalle halkımız spor yapacak. Halkımızın kullanacağı, spor salonu ve yüzme havuzu yapmak istiyoruz. Kültür merkezi, opera binası, etüd merkezi ve sivil toplum kuruluşları ile dernekleri tek çatı altında toplayacak STK Merkezi yapacağız” diye konuştu.

Bütün satın almalar İnternet üzerinden

Hemen her konuda şeffaf belediyecilik ilkesini benimsediklerini söyleyen Uysal, “İmar Müdürlüğü\'nden şikayetler çok fazlaydı. Belli bir düzene kavuşturduk. Çalışmalarımızı internet üzerinde paylaşır hale getireceğiz. Bütün satın almaları artık internet üzerinden yapıyoruz” dedi.

Soru cevap bölümünde, konut olarak kullandığı Lara eski yolu üzerindeki belediyeye ait yerle ilgili eleştiriyi yanıtlayan Uysal, bu konutu girerken de geçici kullanacağını söylediğini hatırlatarak, “Konyaaltı\'nda oturuyorum. Belediyeye çok uzak. Bu nedenle verim düşüyor. Netice olarak bu konut belediyeye ait, sizlerin de söylediği gibi kamu malı. Kamuya ait bir yerin kamu görevi yapan Belediye Başkanı tarafından kullanılması kamuya yarar sağlar. Bana göre sakınca taşımıyor, sonuçta kamu kazanıyor. Lara\'da evimin inşaatı sürüyor, bitince kendi evine geçeceğim. Bu alanda da yaşlılara ve kadınlarımıza yönelik bir proje hazırlığı içindeyiz” dedi.

Bir başka soru üzerine ana cadde üzerindeki totemlerin kesinlikle kirlilik yarattığına katıldığını söyleyen Uysal, “Ancak bu ilan panoları sayesinde halkımıza hizmetlerimizi iletebiliyoruz. Bizim için iletişim aracı. Sayılarını azaltabiliriz” diye konuştu.

Başkan Uysal, “Siyasetçiler ve adaylar arasında moda haline gelen çılgın projeniz var mı?” şeklindeki bir soruya da, şu yanıtı verdi:

“İster çılgın deyin ister sihirli, benim bu konudaki projem insan... İnsan... İnsan.  Ben Muratpaşa\'da yaşayan her bireyin mutlu olması, sabah evinden çıktığında turunç kokan sokaklarda nefes almasını, iş dönüşü ailesi ile birlikte spor yapabileceği alanlarının olmasını arzu ediyorum. Karaalioğlu Parkı’ndan - Bahçeli’ye köprü yapmayacağız. İnsanımız için, insanımızın yaşam standardını yükselten projelerimizi uyguluyoruz, uygulamaya devam edeceğiz.”

Başkan Uysal daha sonra ANSİAD üyeleri ile hatıra fotoğrafı çektirdi.


ANSİAD YÖNETİM KURULU VALİ MUAMMER TÜRKER\'İ ZİYARET ETTİ

ANSİAD Yönetim Kurulu Vali Muammer Türker\'i ziyaret etti

VALİ TÜRKER “İŞ YAPAN SİZLERSİNİZ, DEVLET ENGEL YERİNE YOL GÖSTERİCİ OLMALI”

Antalya Sanayici İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri ile Vali Muammer Türker’e nezaket ziyaretinde bulundu. İşadamlarının önemine değinen Vali Türker; “Ekonomiyi canlandıran, işi yapan sizlersiniz. Devlet burada engel olmasın. Bir yönlendirici rolü varsa, işin istikamet, makro anlamda planlama boyutuyla, devlet orada olmalı. Devletin yol gösterici, destek verici olması lazım. Neticede sizler iş yapıyorsunuz, bürokrat dediğin vatandaşına hizmet edendir. Yeter ki çalışalım. Bize ne görev düşüyorsa her zaman hazırız” dedi. Ülkenin her alanda iyileşmesini sürdürülebilir kılmayı amaçladıklarını söyleyen Ali Eroğlu da, “Bu kazanımlar bizlere yetmiyor. En iyisini yapmak arayışı içindeyiz” dedi.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden Vali Muammer Türker, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu ve tek tek tanıştığı Yönetim Kurulu Üyelerinden çalışmaları ve yer aldıkları sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgi aldı. “Hep beraber güzel şeyler yaparız diye düşünüyorum” diyen Vali Türker,  Antalya’da çeşitli sektör temsilcileri ile her görüşmesinde işadamlarının önemine değindiğini belirterek; “Ekonomiyi canlandıran, işi yapan sizlersiniz. Devlet burada engel olmasın. Bir yönlendirici rolü varsa, işin istikamet, makro anlamda planlama boyutuyla, devlet orada olmalı. Devletin yol gösterici, destek verici olması lazım. Neticede sizler iş yapıyorsunuz, bürokrat dediğin vatandaşına hizmet edendir. Yeter ki çalışalım. Bize ne görev düşüyorsa her zaman hazırız” dedi.

Antalya’nın nüfusuyla, yüz ölçümüyle birçok parametre bakımından kendi ölçeğinin çok ötesinde bir değer ürettiğini kaydeden Vali Türker; Antalya’da olan biten Antalya sınırları içinde kalmıyor. Bütün Türkiye’yi etkiliyor. Antalya’yı bu hale getiren özel sektör. Özel sektörün hem vizyonu, hem de çalışması. Biz bürokrat olarak elimizden geldiği kadar size destek vereceğiz. Yeter ki sizden öneriler gelsin, yeter ki müşterek bir şeyler yapalım” ifadelerine yer verdi.

“Şehir planlamasında pek başarılı değiliz”

Vali Muammer Türker, Antalya\'da yönetimlerin şehir planlamasında pek başarılı görünmediğini, ancak turistik işletmelerde ve diğer yapılarda mimari olarak başarı sergilendiğini de sözlerine ekledi.

Vali Muammer Türker’e Antalya’ya hoş geldiniz diyerek sözlerine başlayan Ali Eroğlu da,  1990 yılında kurulan, 5 sektörde faaliyet gösteren ANSİAD’ın Antalya ve Türkiye\'deki ilk SİAD\'lardan biri olduğunu belirterek; “Antalya ekonomisiyle önde duran, Turizm olgusu sebebiyle uluslararası organizasyonların çok yoğun olduğu bir ildir.  Sizin enerjinizle, vizyonunuzla Antalya’ya önemli katkılar alacağız” dedi. Eroğlu, Türker\'e “Diyalog kapısını bizlere açtığınız için teşekkür ediyoruz. Paydaşlıkla sorunların çok daha kolay çözüleceğine inanıyoruz” diyerek, şöyle devam etti:

“Ülkemizin içeride ve dışarıda itibarı çok önemli. Güvenilir olması da. Bu konuda çok şanslıyız. Biz Devletimizi, bayrağımızı her şeyin üzerinde görüyoruz. Her alanda iyileşmeyi sürdürülebilir kılmak zorundayız. Bu kazanımlar bize yetmiyor. En iyisini yapmak arayışı içindeyiz.”

ANSİAD olarak 12 yıldır Antalya, Burdur ve Isparta illerinde üniversite öğrencilerine yönelik Girişimcilik Haftası düzenlediklerini anlatan Eroğlu, Vali Türker’i 9-11 Aralık tarihlerinde arasında gerçekleştirilecek haftanın açılışına davet etti.

Ziyarete ANSİAD Başkan Yardımcıları Abdullah Erdoğan ve Sadi Kan, Genel Sekreter Bilgehan Yellice, Mali Yönetmen Serdar Armağan, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Erdal ile Toplantı Yönetmeni Aykut Ege ile Yardımcısı İlker Altay ve İdari Genel Sekreter Deniz İstanbullu katıldılar.


VALİ YARDIMCISI RECEP YÜKSEL ANSİAD\'A KONUK OLDU

Antalya Vali Yardımcısı Recep Yüksel, ANSİAD\'ın Turizm Sektörü toplantısına konuk oldu

“TURİZM ALTYAPI HİZMET BİRLİKLERİ KURULMALI”

“SAĞLIK TURİZMİ İÇİN SAĞLIK SERBEST BÖLGELERİ”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) Turizm Sektörü toplantısına katılan Antalya Vali Yardımcısı Recep Yüksel, Kültür ve Turizm Bakanlığı\'nın diğer bakanlıklar karşısında daha etkin bir bakanlık olması gerektiğini savunduklarını belirterek “Kültür ve Turizm Bakanı bu ülkenin turizm politikalarına ve uygulamalara yön veren bakan olduğuna göre en son sözü de o söylemeli. Ancak diğer bakanlıklar ve yerel yönetimlerle bakanlığın işi o kadar kolay olmuyor” dedi. Sağlık Turizminin gelişmesi için yasada da yeri olan “Sağlık Serbest Bölgesi”nin Antalya’da kurulmasını öneren Yüksel, en az 2 belediyenin bir araya gelerek; Ortak karar alma, kamu ve sektör kaynaklarının akıllıca kullanımı, uygulanabilir oluşu nedeniyle önemli bir çözüm odağı olarak gördüğü Turizm Altyapı Hizmet Birliklerinin eksik olna yerlerde kurulmasını ve güçlendirilmesini önerdi. 

ANSİAD Merkezi\'nde ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, bazı yönetim kurulu üyeleri ve sektör temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilen “Turizm Sektörü” toplantısını kısa bir konuşma ile açan Sektör Başkanı Yeliz Gül Ege, bir yasası dahi olmayan sektörün sıkıntılarının olduğunu belirterek, bu sıkıntıların kamu ile ilgili yönünü en iyi bilen ve kentle ilgili konulara hakim olan Antalya\'nın Turizm\'den sorumlu Vali Yardımcısı Recep Yüksel ile “Antalya Turizmi Nasıl Yönetiliyor?” sorusuna yanıt arayacaklarını söyledi.

Vali Yardımcısı Recep Yüksel, sözlerine, “Turizm denince gelen turist sayısı ve bu işten kazancımıza bakıyoruz. Oysa bunların dışında bilmemiz, tartışmamız, çözüm üretmemiz gereken konularımız var” diyerek başladı ve şöyle devam etti:

“Sorunların çözümünde ne durumdayız? İl yönetimi olarak turizme nasıl bakıyoruz? Arızalar neler? Bütün bunlara yerel anlamda ve işletmeci ya da yatırımcı gözü ile değil de kamu gözüyle bakacağız. Bütün bunları yaparken bir sivil toplum örgütü olarak sizlerle birlikte hareket etmemiz gerektiği inancını da taşıyorum.”

Vali Yardımcısı Recep Yüksel, Turizm kavramını yakından ilgilendiren birçok yasa ve yönetmelik olduğunu hatırlatarak, “Bir de yönetim merkezinde Kültür ve Turizm Bakanlığı var. Bakanlık aynı zamanda kültür ve turizm işlerinde koordinatör görevi yükleniyor” dedi. 2007 Yılı Mart ayında Cumhuriyetimizin 100. yılı hedefleri doğrultusunda  “2023 yılı Turizm Stratejisi”nin Resmi Gazetede yayınlandığını dile getiren Yüksel, “Yüksek Planlama Kurulu\'nun kararı olarak belirlenen bu stratejik planda temalar, planlamalar, kurullar ve kurumlararası işbirliği, eylem planları ve  hedefler var. Bu stratejinin uygulanmasını gösteren birinci dilim Eylem Planı 2013’te tamamlandı ancak ikinci dilim Eylem Planı henüz yürürlüğe girmedi” diye konuştu.

Turizm Teşvik Kanunu güncellenmeli

Kültür ve Turizm Bakanlığı\'nın diğer bakanlıklar karşısında daha etkin bir bakanlık olması gerektiğini savunduklarını söyleyen Recep Yüksel, “Kültür ve Turizm Bakanı bu ülkenin turizm politikalarına ve uygulamalara yön veren bakan olduğuna göre en son sözü de o söylemeli. Ancak diğer bakanlıklar ve yerel yönetimlerle bakanlığın işi o kadar kolay değil. Uygulamalarda ilgili tüm kurumlar ikna edilmek durumunda kalınıyor. Bu yüzden hazırlığı sürdürülen ve yayınlanması da bir miktar geciken eylem planı üzerinden turizmde daha yüksek başarı istendiğine göre sektörün desteği arkalanmalı ve diğer bakanlıklara göre daha baskın rol öngörülmeli” görüşünü dile getirdi.

Sektörde, yatırımcılara ve işletmecilere yön veren Turizmi Teşvik Kanunu\'nun mutlaka güncellenmesi gerektiğini dile getiren Vali Yardımcısı Recep Yüksel , “Verimliliği ve rekabet gücünü artıran, turizmciye yön veren bir güncel yasaya ihtiyaç olduğu konusunda fikir birliği var” dedi.

Turizm Bölge Müdürlükleri kurulmalı

Yerelde bakanlığın iş ve işlemlerini yürüten İl Müdürlükleri teşkilatının bulunduğunu belirten Recep Yüksel, “Müdürlüğün kendisine bağlı birimleri var. Bir de direkt bakanlığa bağlı Opera-Bale, Devlet Tiyatroları gibi birimler de var. Bize göre Turizm İl Müdürlükleri bakanlığın taşradaki tüm birimleri arasında koordinasyonu sağlayacak bir müdürlük haline getirilmeli. Ayrıca Antalya, Muğla gibi turizm hareketinin yoğun olduğu yerlerde taşra örgütlenmesi diğer illerden farklı olmalı, örneğin diğer kamu kurumlarında olduğu gibi Kültür ve Turizm Bölge Müdürlükleri kurulmalı, çevresindeki iller bağlanmalı” şeklinde değerlendirme yaptı.

Turizm Fahri Danışmanlık Büroları

Kültür ve Turizm Müdürlükleri bünyesinde yeterli sayıda “Turizm Danışma” bürosu ya da ofisi olmadığına dikkat çeken ve bir örnekle bunu değerlendiren Yüksel, “Mevlevihane\'nin üst kotunda boş durumdaki iki göz oda vardı, düzenledik ve Turizm Danışma Ofisi\'ne çevirdik. Günde ortalama 400 turist başvuruyor. Önemli bir rakam. Buradan aldığımız cesaretle özellikle ilçelerde Fahri Turizm Danışma Büroları kurmak istiyoruz. Her türlü materyali biz kendilerine vereceğiz, kendilerine başvuran turistlere broşür dağıtıp yol gösterecek turizmi seven, yanında başka işi de olan yurttaşlarımızı sizin aracılığınızla böyle bir göreve çağırıyorum”  şeklinde konuştu. 

Belediyelere çok iş düşüyor

Turizm Yönetimi deyince belediyelerin de elbette akla geldiğini ve belediyelerin turizmle bağlantılı görev ve yetkileri olduğunu hatırlatan Vali Yardımcısı Recep Yüksel, “Belediyeler planlama yapıyor. Kültür merkezi, galeri, müze vb. yapılar yapıyor. Mekanların düzenlenmesini ve estetize edilmesini, sağlıyor. Yerel ulaşımı organize edip, deniz ve kara ulaşımı ile de turistlerin yerel esnafla buluşmasını sağlıyor. Etkinlikler düzenliyor. Tanıtım konusunda da şüphesiz görevleri var. Belediyenin de kurucuları arasında yer alan Tanıtım A.Ş. Antalya turizmi için önemli bir adım, bunu geliştirmemiz gerekiyor.  Deniz otobüslerinin Kemer\'in yanında Lara bölgesine de çalışması lazım. Lara\'dan şehir merkezine turistin gelmesi için otobüs seferleri kondu, dileğimiz Kundu\'ya kadar uzanan raylı sistemdir” dedi.

Turizm Altyapı Hizmet Birlikleri zorunlu

Turizm yönetimi denince akla gelen çözüme yönelik önemli kurumlardan birinin de Turizm Altyapı Hizmet Birlikleri\'nin olduğunu, ancak birliklerin üvey evlat muamelesi gördüğünü dile getiren Recep Yüksel, şöyle devam etti:

“Ben şahsen başından beri hizmet birliklerinden yanayım. Çoğulcu bir karar yapısı olduğu için daha demokratik geliyor. Ortak karar alma, kamu ve sektör kaynaklarının akıllıca kullanımı, uygulanabilir oluşu nedeniyle önemli bir çözüm örneği. Ancak bazı kısıtlarla birliklerin meclis üyelerinin 2/3\'ü yerel yönetimlerden, 1/3\'ü de turizmcilerden oluştu. Bu yapıda eşitlik olması lazım. Bana göre meclisin kararları ile herkesten katkı alması lazım.” dedi.  Turizm Altyapı Hizmet Birlikleri\'nin Yasanın amir hükmü gereği kurulmasının zorunlu olduğunu da hatırlatan Yüksel, birliklerin işletmecilik, eğitim, tanıtım ve en önemlisi de bir turizm Merkezinin sağlıklı ve düzenli gelişmesi için şart olan altyapı hizmeti yürüttüğünü belirtti ve “Bölgemizde Manavgat\'ta MATAB, Kemer\'de de GATAB iki eski ve yer yer güzel çalışmalar ortaya koyabilen örneklerdi. GATAB 2014 yılı içinde 6360 sayılı yasanın uygulanmasıyla bağlantılı olarak kapandı. MATAB Akseki, İbradı ve Gündoğmuş ilçelerini de bünyesine aldı. Aslında birlik kurmak için 2 belediye yetiyor. Kemer\'de yine birlik kurulabilir. Gerçekte kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, alan ve merkezlerinde Turizm Alt Yapı Hizmet Birliklerinin kurulması, 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununun amir hükmüdür. Daha da ileriye gidip, birlikleri bir araya getirerek birlikler birliği (federasyon) benzeri yapılanmaya gidilebilir” diye konuştu.

Kaleiçi “Turizm Hizmet Birliği” kurulmalı

Antalya\'nın çekirdek kenti, turizm ve cazibe merkezi Kaleiçi için herkesin bir şeyler söylediğini dile getiren Yüksel, bu önemli tarihi kentin mutlaka ihmal edilmemesi gerektiğini de vurgulayarak,  şöyle devam etti:

“Herkes Kaleiçi ile ilgili birşeyler söylemektedir. Kimi ise sahipsiz diyor. Kimi herkesin sorumlu olduğunu. Cinini ve ruhunu kaybettiğini söyleyenler de var.  Kaleiçi sadece 6 mahalleden ibaret değil, 152 hektar bir alan.Haşim İşcan, Sinan Mahallesi, Balbey ve Kışla Mahallelerini de içine alan bu geniş aks aslında Turizm Bölgesi ilan edildi. Yasa bu bölge için \'Hizmet Birliği kuracaksınız\' diyor. Ancak bugüne kadar birlik fikrine belediyelerden bir adım gelmemiş.  2014 Mart öncesinde Muratpaşa \'Bir düşünelim\' dedi; Büyükşehir Belediyesi \'Biz istemiyoruz\' dedi. İl özel İdaresi olumlu karar aldı. Ve nihayetinde 2014 Martına kadar bu birlik kurulamadı. Peki kimler bir birliğe girebilir? ATSO, AESOB başta olmak üzere Rehberler Odası, TÜRSAB, AKTOB gibi meslek örgütleri ve sizin gibi sivil toplum örgütleri, dernekler, kooperatifler girebilir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ayrıca Kaleiçi Koruma Amaçlı İmar Planı Revizyonu işini Büyükşehir Belediyesi\'ne verdi, ancak çok yavaş ilerledi.

Turizm Yönetiminin yasalarla kurulmuş meslek örgütlerinin de vazgeçilmez parçalarından bir halkasını oluşturduğunu anlatan Recep Yüksel, AKTOB\'un bu konuda yıllardır misyonunu yerine getirdiğini, TÜROFED\'in turizm yönetiminin tüm Türkiye\'de etkin bir meslek örgütü olduğunu söyledi. Yüksel,  turizm yönetiminin eksik kalan bazı konularında da iş dünyasının desteğini isteyerek şöyle devam etti:

“Bir iki konuda desteğinize ihtiyaç var. Turizmi kesinlikle çeşitlendirmeliyiz. Golf Avrupa Şampiyonasının bir ayağı bizde. Çok önemli. Dünya çapında tanıtım için önemli. Yeni golf sahalarına ihtiyacımız var. Alanya\'da beş yeni golf alanı Bakanlık tarafından ilan edildi. İkincisi Futbol Turizmi Antalya\'ya her yıl kamp için 1500\'e yakın takım geliyor. Ancak otellerimiz bünyesindeki futbol sahalarımızın akredite edilmesi lazım. Şu ana kadar 3-5 acente ve otel kendi çabaları ile bu işi götürmüş.  Futbol Federasyonu\'na başvurduk, bizzat da başkan Yıldırım Demirören ile görüştüm. Bu işi sistemlerine almalarını istedim.  Bir yıla yakın bir zaman geçti, henüz bir yanıt alamadık.

“Sağlık Serbest Bölgeleri” kurulabilir

Sağlık Turizmi de çok önemli. Sektörün Mevzuat düzenlemelerine ve daha fazla desteğe  ihtiyacı var. 2011\'de değişen Sağlık Bakanlığı Kuruluş Kanunu\'na bir madde (49.madde) eklendi. \'Türkiye\'de Sağlık Serbest Bölgeleri\' kurulabilir. İçi tam doldurulmadı, ancak dünyada bir tek Dubai\'de benzeri olan bu proje mutlaka hayata geçirilmeli.

Kongre Turizmi konusunda önemli adımlar atıyoruz. Dünya Kongre Organizatörleri Birliği (ICCA)nın 2014 yılı Genel Kurul toplantısını bin organizatörün katılımı ile Antalya\'da yapması çok önemli bir adım.  3-5 bin kişilik kongre salonlarına ihtiyacımız var. Expo bünyesinde 10 bin kişilik bir Kongre Merkezi yapılacak. Yeni statyum bünyesindeki 10 bin kişilik salon çok amaçlı kullanılacak. Kongre Turizminin gelişimi için kışın otellerin kapanmaması lazım. Özendirici olması için kış aylarında turizm sektöründe çalışanların SGK primlerinin Devlet tarafından ödenmesini biz de öneriyoruz.”

Fon Var kullanan Belediye az

Her vatandaşın ödediği Emlak Vergisi\'nin yüzde 10\'unun valilikte bir fonda toplandığı ve yıllık 15 milyon lira civarında tahakkukla  biriken bu para ile il sınırları içinde belediyeler tarafından hazırlanacak projelere uygun olarak tescilli Kültür Varlıkları ve eski eserlerin onarımında harcadıklarını söyleyen Yüksel, “Geçtiğimiz yıllarda tek tek belediyeleri dolaşarak proje hazırlamalarını istedim. Fon var, para var ama istediğimiz düzeyde proje yok” dedi.

Yeni otel yerine, yerel belgeli tesisler onarılmalı

Yüksel yeni otel inşaat izni yerine, yerel belgeli tesislerin turizm belgeli hale gelmesinin sağlanması gerektiğini de anlatarak, “Her yıl turizme belgeli 25-30 bin yatak ilave ediyoruz. Bunun artık bir süre durması lazım. Demre, Gazipaşa gibi yeni açılan alanlar için tamam, mevcut merkezlerde her yatak yeni altyapı ihtiyacı doğruyor. Bizim önerimiz yeni otel izni yerine yerel belgeli tesislerin yıldızlı olması için teşvik verilmeli” diye konuştu.

Konuşmasının son bölümünde bölgedeki gördüğü aksaklıkları dile getiren Recep Yüksel, Antalya\'nın tabela kirliliğinden mutlaka biran önce kurtulması gerektiğini vurgulayarak, “Otellerimizin dış çevresinin bir an önce düzenlenmeye ve güzelleştirilmeye  ihtiyacı var. Bazen derme-çatma barakaları, seraları, lastik tamircilerini, gelişi güzel duran küçük işletme bahçelerini görüyoruz. Bunlar iyi bir tablo oluşturmuyor” dedi.

Eroğlu: ‘Eylem’ dedi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu da toplantının kapanışında yaptığı konuşmasında,  turizmde sorunlara köklü çözümün ancak doğru verilere ulaşmakla mümkün olabileceğini  belirterek, “Çözüm o yüzden etik çalışma gerektiriyor. İyi ve doğru bir yönetim erk\'i gerektiriyor. Global sorunlara bakışımızı değiştirmeliyiz. Büyük düşünmeliyiz. Bütün bunları konuşup bir kenara bırakmadan meseleyi eyleme dönüştürmeliyiz” diye konuştu.


YAZAR SOLİ ÖZEL ANSİAD OLAĞAN TOPLANTISINDA KONUŞTU

ANSİAD\'ın olağan toplantısında konuşan Yazar Soli Özel

“ORTADOĞU\'DA İMAJIMIZ IŞİD YÜZÜNDEN ZARAR GÖRDÜ”

“TÜRKİYE\'YE GELEN 2 MİLYON SURİYELİ GERİ DÖNMEZ”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) 2014 faaliyet yılı 17. Olağan Toplantısında konuşan Gazete Habertürk Dış Haberler Müdürü & Köşe Yazarı Soli Özel, Ortadoğu\'da imajımızın IŞİD yüzünden zarar gördüğünü belirterek “Türkiye için \'IŞİD destekçisi Sünni devlet\' deniyor. Biz kabul etmiyoruz ama, IŞİD\'ın petrol satışına yardım ettiğimiz söyleniyor. Bırakın IŞİD\'ın bozduğu imajı; İHH (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı) denen bir örgüt var. Para akıyor onlara. Başındaki adam çıkıyor Dışişleri Bakanı gibi konuşuyor. Kimse sesini çıkarmıyor. Bu durum onlara destek verdiğiniz sonucunu çıkarıyor. Kendi imajımızı kendimiz bozuyoruz” dedi. Hükümetin Suriye konusunda yanlış politikası yüzünden faturanın nasıl ödeneceğinin bile belli olmadığını söyleyen Soli Özel, “Siz Türkiye\'ye gelen 2 milyon Suriyelinin geri döneceğini mi sanıyorsunuz? Durmadan doğuruyorlar? 35 bin yeni doğumdan bahsediliyor. Bunları ne yapacaksınız? Bilen yok” dedi.

Akra Barut Oteldeki toplantı öncesinde ANSİAD üyesi Ali Bal, firması Altıntar\'ın tanıtımını yaptı. Toplantı yönetmeni Aykut Ege de, Aralık ayında ANSİAD öncülüğünde gerçekleştirilecek Girişimcilik Haftası programı hakkında üyeleri bilgilendirerek, ANSİAD\'ın meslek gruplarının toplantıları ve çeşitli etkinlikler hakkında bilgi verdi.

Başkanlığını ANSİAD Üyesi Argun Şahin\'in yaptığı “Cihan Harbinin İkinci Muhasebesi” konulu bir sunum yapan Soli Özel, sözlerine hükümetin dış politikasını eleştirerek başladı. Yeni bir dünya kurulduğunu söyleyen Özel, “Eski alışkanlıklarımız ve değerlendirmelerimiz yok artık. Yeni dünyada bir Çin var. 2008\'de Çin dünyanın en büyüğü oldu, 2009\'da en büyük ihracatçısı oldu, Çin bugün dünyanın en büyük ekonomisi” dedi. Sanayi devrimini gerçekleştiren batının 200-250 yıl süren liderliğinin artık sona erdiğini, ABD\'nin yine de yabana atılmayacak bir gücü ile varlığını koruyacağını dile getiren Soli Özel, iki büyük ülke ABD ve Çin\'in önümüzdeki dönemi belirleyeceğini, tek kutuplu bir dünya düzenine geçileceğini öne sürdü. Rusya\'nın tüm zenginliklerine rağmen geleceğin ülkesi olmadığını da dile getirdi. Rusya\'nın agresif bir ülke olarak, etrafına çok büyük zararlar verdiği için Avrupa\'da artık bittiğini anlattı.

Avrupa\'nın ise 25 yıl süren soğuk savaşın ardından ekonomik olarak toparlanma sinyalleri verdiğini, Almanya\'nın Avrupa\'nın siyasi liderliğini üstlenmesi gerekirken ki buna eski korkuları yüzünden cesaret edemediğini söyleyen Özel, Avrupa\'da ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının yeniden hortlamaya başladığını anlattı.

Ortadoğu\'nun başlangıçta Sünni Arapların, Sünni olmayanlarla, diğerlerine hâkimiyet kurdukları bir düzenle kurulduğunu, ancak daha sonra Şiilerle, Kürtlerin iktidara geldiği bir süreç yaşadığını söyleyen Soli Özel, şöyle devam etti:

“20. yüzyılın en uzun savaşı İran-Irak savaşıdır. 1 milyon kişi öldü. Iraklı Şiiler, İran\'a karşı savaştı ve öldüler. Devlete bağlılık şii kimliğinin önüne geçti. Bugünkü Şii-Sünni kavgası ise Suudi Arabistan ile İran\'ın jeopolitik bir görüntüsüdür. Dikkat ediniz, ABD Irak\'tan çekildikten sonra İran\'ın bölge üzerinde etkisi artmıştır. Mısır\'da \'ABD düğmeye bastı\' dedik ama, öyle olmadığı ardından gelen askeri müdahale ile anlaşıldı. Mısır yeniden ordunun yönetimine geçti. Suriye\'de 2011\'de \'özgürlük istiyoruz\' sloganları ile başlayan gösteriler, beraberinde gelen ve hala devam eden kuraklık sonucu ortaya çıkan sıkıntılar Suriye\'yi iç savaşa sürükledi. Ve bizimkiler kalktı, kavganın içine girdiler. Kibirlerinden çıkamıyorlar, debelenip duruyorlar.”

2 milyon Suriyeli geri mi dönecek sanıyorsunuz?

Hükümetin Suriye konusunda yanlış politikası yüzünden faturanın nasıl ödeneceğinin bile belli olmadığını söyleyen Soli Özel, “Siz Türkiye\'ye gelen 2 milyon Suriyelinin geri döneceğini mi sanıyorsunuz? Durmadan doğuruyorlar? 35 bin yeni doğumdan bahsediliyor. Bunları ne yapacaksınız? Bilen yok” diye konuştu.

ABD Ortadoğu ve Avrupa ile uğraşmak istemiyor

ABD\'nin şimdilerde gözünü Asya\'ya diktiğini söyleyen Soli Özel, “ABD Ortadoğu ve Avrupa ile artık uğraşmak istemiyor. \'Benim rakibim Asya\'da\' diyor ve Asya\'yı düşünüyor” dedi.

İran\'ın emlak açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri haline geldiğini dile getiren Özel, “Lanet bir rejim ama tıkır tıkır işliyor” dedi.

Türkiye IŞİD politikası yüzünden başaktör olamadı

IŞİD örgütünün Musul\'u almasının ardından ABD başta olmak üzere İran ve Türkiye\'nin gafil avlandığını, Türkiye\'nin IŞİD politikasının da deşifre olduğuna dikkat çeken Soli Özel, “Türkiye kendini rehin hale getirdi. IŞİD Musul Merkez Bankası\'ndaki parayı boşalttı. Her gün sadece Türkiye\'ye 1 milyon dolarlık petrol satar hale geldiği söyleniyor. Ve Türkiye Ortadoğu\'da başaktör olma fırsatını kendi elleriyle teslim etti” dedi.

Soru ve cevaplar

Bir soru üzerine “ABD\'nin kadir-i mutlak olduğuna inanmadığını dile getiren Soli Özel, “ABD\'nin müdahale ettiği ülkelere bir bakın. Vietnam\'da ne oldu? 1969\'dan itibaren ABD\'nin körfezdeki bekçisi İran\'da Şah devrildi ne oldu? Irak\'a girdi, Afganistan\'a girdi 1 trilyon dolar harcadı ne oldu? Her şey ABD\'den neş\'et etmiyor” dedi.

İHH diye bir örgüt var

Bir başka soru üzerine Türkiye\'nin imajının IŞİD yüzünden zarar gördüğünü söyleyen Özel, “Türkiye için \'IŞİD destekçisi sünni devlet\' deniyor. Biz kabul etmiyoruz ama, IŞİD\'ın petrol satışına yardım ettiğimiz söyleniyor. Bırakın IŞİD\'ın bozduğu imajı; İHH (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı) denen bir örgüt var. Para akıyor onlara. Başındaki adam çıkıyor Dışişleri Bakanı gibi konuşuyor. Kimse sesini çıkarmıyor. Bu durum onlara destek verdiğiniz sonucunu çıkarıyor. Kendi imajımızı kendimiz bozuyoruz” diye konuştu.

Ortadoğu\'da olup bitenler ve Büyük Ortadoğu Projesi sonrası sınırların değişip değişmeyeceği yönündeki bir soruyu da cevaplandıran Soli Özel, “Sınırlar fiili olarak değişebilir, ama kimse bunu hukuki olarak kabul etmeyecektir. İlk aşamada da sınırların değişmesi düşünülmeyecek. Ancak oralarda Adem-i Merkeziyetçi bir yönetim biçimi seçilecekse, bizde de olacaktır”  dedi.

Başka bir soru üzerine Büyük İsrail Projesinin hayalden öte birşey olmadığını söyleyen Soli Özel, “İsrail\'in hedefi bütün Filistin topraklarına sahip olmaktı. Ancak nüfus olarak hep azınlıkta kaldı. İsrail bana göre başarısız oldu. İsrail iki Devletli bir yapılanmayı kabul etmezse daha da zayıflayacak” dedi.

Son olarak Türkiye\'nin gelecek politikasının nasıl olması gerektiğini anlatan Soli Özel, sözlerini “Biz 21. Yüzyılda ne halt edeceğimize bakmalıyız. Çin\'le ticaret ilişkimiz 44 milyar olmuş. 2 milyarlık satıyoruz, 42 milyarlık alıyoruz. Bizim Pasifik organizasyonunda ne işimiz var? Biz Avrupa ekonomisinin bir parçasıyız, dünyanın değil. Kapasitenizin üzerinde bir oyun oynamaya kalkarsanız çakılırsınız. İyi bir yerde olmak istiyorsak, öncelikle sağlam bir ekonomiye sahip olmamız lazım” diye noktaladı.

Toplantının sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, konuşmacı Soli Özel\'e gecenin anısına, Toplantı Başkanı Argun Şahin\'le birlikte bir plaket verdi.



ANTALYA İL EMNİYET MÜDÜRÜ TONBUL ANSİAD\'IN KAHVALTILI TOPLANTISINA KONUK OLDU

ANSİAD\'a konuk olan Emniyet Müdürü Tonbul, yasal yollar dışında Antalya\'ya gelen hiç bir Suriyeli göçmenin kabul edilmediğini açıkladı.

“ANTALYA\'YA 32 NARKO-TİM GELİYOR”

Ansiad Başkanı Ali Eroğlu, Dünyayı tehdit eden Uyuşturucu belasına karşı bir Mücadele Ekibi ve Koordinasyon Kurulu kurulmasını önerdi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) yerel yöneticilerle buluşmayı hedefleyen kahvaltılı toplantısına konuk olan İl Emniyet Müdürü Cemil Tonbul, Başbakan Ahmet Davutoğlu\'nun talimatları ile uyuşturucu ile mücadele için kurulacak Narko Tim\'lerden 32\'sinin de Antalya\'da faaliyet göstereceğini açıkladı. Tonbul, Suriyeli göçmenlerle ilgili sadece Antalya\'da farklı bir uygulama olduğunu belirterek, yasal yollar dışında Antalya\'ya gelen hiç bir Suriyeli göçmenin kabul edilmediğini söyledi. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu da, bir sivil toplum örgütü olarak yaşadığımız kente hizmeti bir görev bildiklerini belirterek, dünyayı tehdit eden uyuşturucu belası ile mücadele için il düzeyinde kamunun sivil toplum örgütleri ve akil insanlardan oluşacak bir mücadele ekibi ve koordinasyon kurulunun olması gerektiğini vurguladı.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, toplantıyı açarken ANSİAD bünyesinde gerçekleştirilecek faaliyetlerle ilgili bilgi vererek, üyelerden katılım ve destek istedi. Bir spor müsabakası sırasında kaza geçiren üyelerden Ali Bıdı\'ya geçmiş olsun dileklerini iletti.

Konuk konuşmacı İl Emniyet Müdürü Cemil Tonbul, geçmiş dönemlerde de görev yaptığı için kendisini Antalyalı hissettiğini belirterek, ülke kalkınmasına ve gelişimine katkı veren işadamları ile birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Tonbul, çalışmaları ile ilgili bilgi verdiği kısa açış konuşmasının ardından, işadamlarının sorularını yanıtladı.

Uyuşturucu dünyanın sorunu

Bir soru üzerine uyuşturucunun dünyanın sorunu olduğuna dikkat çeken Tonbul, sorunun sadece polisiye tedbirlerle çözümünün mümkün olmadığına da değinerek şunları söyledi:

“Çözümde eğitim çok önemli. Anne ve babaların çocukları ile daha yakından ilgilenmeleri, öğretmenlerin uyuşturucu konusunda öğrencilere vereceği eğitim ve taraflar arasındaki, iletişim çok önemli. Maalesef bu konuda ülkemizde ve Antalya\'da tedavi konusunda kapasite çok düşük.”

Medya\'da konu biraz abartılıyor

Uyuşturucu ile ilgili olarak basında çıktığı kadar sıkıntı olmadığını, uyuşturucu yaşının söylendiği gibi 9-10 yaşlarına kadar inmediğini dile getiren Emniyet Müdürü Tonbul, “Örneğin Antalya\'da 15 yaşından küçük uyuşturucu kullanan çocuk yok. Bizim okullarımızda çok yaygın değil. Aldığımız tedbirler çerçevesinde okul polislerimiz var. Bunlar okul önlerinde tedbir aldıkları gibi, okul yöneticileri ve öğretmenlerle sürekli istişare ederek tespitler yapıyor. Ayrıca okul çevresinde her an müdahaleye hazır bölge ekiplerimiz var” dedi.

Narko-Timler geliyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu\'nun başlattığı proje uyarınca Türkiye\'nin bazı illerinde uyuşturucu ile mücadele için özel Narko-Timler kurulacağını anlatan Emniyet Müdürü Cemil Tonbul, bir bölümü motorize olacak bu timlerden 32 adetinin de Antalya\'da kurulacağını ifade etti.  Muratpaşa Belediyesi tarafından yaptırılan bir binada  Uyuşturucu ile Mücadelede İletişim Merkezi (TUBİM) kurduklarını da söyleyen Tonbul, “Bu merkez ilk kez Antalya\'da kuruldu. Bu merkeze başvuran anne-babalara yol gösteriyoruz. Yöntemleri anlatıyoruz. Nereye başvurabileceklerini söylüyoruz” dedi.

Uyuşturucu ile mücadele en önemli hususun geri dönüşüm olduğuna dikkat çeken Tonbul şöyle devam etti:

Çocuklarımızın tedavi edilmesi lazım. Tıp Fakültesi\'nde bir AMATEM Merkezi var. Hem kadro, hem kapasite olarak çok yetersiz. Kepez\'deki Aşur Aksu Hastanesi\'nin bu iş için tahsis edileceğini öğrendik. Çok iyi olacağını düşünüyorum. Özel teşebbüsün de bu konuda yatırım yapması lazım. Türkiye\'de bu konuda tedavi imkanı çok dar. Bir Manisa\'da, bir de özel sektörün İstanbul\'da hastanesi var.”

Antalya\'da Özel Yaşam Hastaneleri\'nin sahibi olan ANSİAD üyesi Cemal Özkan da, özel sektörün bu şartlarda uyuşturucu tedavisinde olamayışının sebeplerini dile getirerek, “SGK uyuşturucu tedavisi gören yatan hasta için günlük 16 lira 50 kuruş ödüyor. Bu nedenle özel sektör bu alanda başlı başına yatırım yapmaz. Uyuşturucu ile mücadele kamu otoritesinin boynunun borcu oldu. Öncelikle uyuşturucunun yurda girişi önlenmeli” dedi ve gazetelerde çıkan haberlerin caydırıcılık anlamında önem taşıdığını dile getirdi.

Emniyet Müdürü Tonbul bir soru üzerine son zamanlarda eroin kullanımında bir artış gözlendiğini belirterek, “Esrarın kaynağı yurtiçi. Eroin dışarıdan geliyor. Uyuşturucu terör örgütünün de finans kaynağı. Lice\'de 2011 yılında 20 ton esrar ele geçirdik. O sene esrarda büyük düşüş oldu” dedi.

Suriyeli göçmenleri Antalya\'ya almıyoruz

Türkiye\'deki Suriyeli sayısının 2 milyonu aştığı, son 3 ayda 31 bin 500 doğum olduğunu dile getiren bir işadamının göçmenlerle ilgili sorusuna yanıt veren Emniyet Müdürü Tonbul, Suriyelilerin dünyanın sorunu olmaya başladığına dikkat çekerek, bu konuda hükümet tarafından yayınlanan genelgeyi hatırlattı ve şunları söyledi:

“Bu genelgeye göre, illere gelen Suriyeli göçmenlere bir belge veriliyor ve seçme-seçilme hakkı dışında TC vatandaşlarının tüm haklarına kavuşuyorlar. Biz bakanlığımıza bu genelgenin Antalya\'da uygulanması halinde yoğun bir göç dalgasının geleceğini bildirerek, Antalya\'nın genelge dışında bırakılmasını istedik. Kabul edildi. Şimdi biz Antalya\'ya yasal yollarla gelenler hariç hiçbir Suriyeli göçmeni Antalya\'ya kabul etmiyoruz. Gelenler varsa tebligat yaparak 15 gün içinde şehri terk etmelerini istiyor, gitmeyenleri ya şehir dışına çıkarıyoruz, ya da en yakın kampa götürüyoruz.”

İşadamlarının desteği ile kendimizi güçlü hissederiz

Emniyet Müdürü Tonbul, bir işadamının “Siz bizlerden ne bekliyorsunuz?” şeklindeki sorusuna da, “Karşılıklı olarak birbirimizden güç alıyoruz. Çeşitli projelerimiz var. Bunlara destek vermenizi bekleriz. Sokakta mendil satan, dilenen çocuklara sahip çıkabiliriz, anne babalarına iş verebiliriz. Spora yönlendirebiliriz. Bizim 24 şubeli spor kulübümüz var. Desteğinizle kendimizi daha güçlü hissederiz” dedi. Kavşaklarda dilenen çocuklarla bağımlıların önemli bir sorun olduğuna da dikkat çeken Tonbul, “Son bir-kaç ay içinde 450 dilenciyi belediyeye teslim ettik. İlk önceleri organize örgütler ve gruplar vardı, onların önünü kestik” diye konuştu.

Toplantıyı bir konuşma ile kapan ANSİAD Başkanı Eroğlu da, ANSİAD olarak taşın altına ellerini sokmaya hazır olduklarını belirterek, “Yaşadığımız bu il için, yöremiz için bir şeyler yapmak zorunda olduğumuzu hissediyoruz. Öncelikle sorunlardan biri olan Uyuşturucu ile mücadele konusunda ilimizde, sivil toplum örgütleri, akil insanlar ve kamu görevlilerinden oluşacak bir mücadele ekibi ve koordinasyon kurulunun kurulmasını öneriyor, ANSİAD olarak bu tür çalışmalarda yer almak istiyoruz” dedi. 


YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ YARIŞMA SÜRECİ BAŞLADI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel medya mensupları arasından başarılı gazetecileri seçerek, “ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİ” vermektedir.

ANSİAD medya ödülleri ile; Antalya ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel medya ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.

Bu yarışmada; 31 Ekim 2013 – 31 Ekim 2014 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eserler, “ANSİAD 2014 MEDYA ÖDÜLÜ” almaya hak kazanabilecektir.

Yarışmaya katılmak isteyen medya mensuplarının, çalışmalarını en geç 21 Kasım 2014 Cuma günü saat 17.00\'ye kadar ANSİAD Ofisine (Meydan Kavağı Mah. Perge Bulvarı Atmaca İş Merkezi C Blok No:74 K:1 D:5-6 07100 ANTALYA) teslim etmeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

 

“ANSİAD 2014 MEDYA ÖDÜLLERİ” KATILIM KOŞULLARI

Yazılı Basın dalında; Haber, İnceleme-Araştırma, Röportaj ve Makale

Görsel Medya dalında; TV Programı - Haber veya Röportaj

İşitsel Medya dalında; Radyo Programı - Haber

İnternet Haberciliği dalında; Haber veya Röportaj

Ayrıca, il genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin kent ekonomisine, üniversite ve üniversite yaşamına katkı veren eserleri için “Genç İletişimci Ödülü” verilecektir.

Adaylar yarışmaya sadece bir dalda ve 3 eser ile katılabilecekler ve çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak ekleyeceklerdir. Eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanacak ya da ortağın izin yazısı alınacaktır.

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 7 kişiden oluşur:

-       Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)

-       Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)

-       Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (1 Kişi)

-       Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)

-       ANSİAD Temsilcileri (3 Kişi)

 Seçici Kurul, Aralık ayı içerisinde yapacağı değerlendirmede katılımcıların çalışmalarında ödüle esas alınacak ölçütleri şöyle öngörmüştür:

  • Batı Akdeniz Bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak
  • Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk
  •  

Seçim sonucu; ödüle değer bulunan her dalın birincisine 1.000 TL (Bin Türk Lirası) hediye çeki verilecektir.

Ödüller, Ocak 2015’de yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.



ZORLU HOLDİNG CEO\'SU ÖMER YÜNGÜL ANSİAD TOPLANTISINDA KONUŞTU

Zorlu Holding CEO\'su Ömer Yüngül, ANSİAD toplantısında konuştu:

“TÜRKİYE\'DE KRİZ OLMAZ”

“ORTA GELİR TUZAĞINDAN KURTULMANIN TEK YOLU İNOVASYON”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) 2014 faaliyet yılı 16. Olağan Toplantısında konuşan Zorlu Holding CEO\'su Ömer Yüngül, gelişmiş ülkelerin kalkınma ve refah düzeyine erişmek ve orta gelir tuzağından çıkmak için yapmamız gerekenlerin başında işimizde inovasyona odaklanmak gerektiğini söyledi. Zorlu Holding CEO\'su Ömer Yüngül, bir soru üzerine, “Türkiye\'de bence kriz olmaz. Büyüme yüzde 2\'nin altına düşerse kriz gibi olur” dedi.

Toplantı başlamadan önce 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle hazırlanan “Cumhuriyet” sunumunu, toplantıya katılan işadamları hep birlikte 10. yıl Marşı\'nı okuyarak ve ellerinde Türk Bayraklarını sallayarak izledi.

Başkanlığını ANSİAD üyesi işadamı Atıl Pekşen\'in yaptığı Akra Barut Otel\'deki toplantıya konuk olarak katılan Zorlu Holding\'in CEO\'su Ömer Yüngül, “Küresel Rekabette Başarının Altın Anahtarı: İnovasyon” konulu bir sunum yaptı. ANSİAD üyelerinin yoğun katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye\'nin içinde bulunduğu ekonomik yapı ve durumla ilgili değerlendirmeler de yaparak, son bölümde de soruları cevaplandırdı.

Türkiye\'nin son 15 yılına bakıldığında çok enteresan bir şekilde büyümesine tanık olduklarını söyleyen Yüngül, bu durumu ekonomistlerin; “2008 yılına kadar hükümet hiç sapmadan Kemal Derviş\'in programını uyguladı. 2008\'e kadar çok güzel geldik. 2008\'de dünyadaki başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere büyükler para basma yarışına girdiler, bu likidite bolluğunda bütün dünya Lale Devri yaşadı. Ta ki ABD\'de Mortgage ile başlayan krize kadar. Çıkış da, krizin başladığı ABD ile oldu” şeklinde yorumladıklarını dile getirdi.

Orta gelir tuzağı ve inovasyon

4 yıl kadar öncesi bir İngiltere seyahatinde Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz\'la bir araya geldiklerini, sohbete Ali Babacan\'ın da katıldığını hatırlatan Ömer Yüngül, “Samimi bir ortam oluştu. Durmuş beye \'durum nasıl?\' diye sordum. \'Girdaba girdik” dedi. Orta gelir girdabına… Sonra biraz araştırdım. Yıllık gelir 10-12 bin dolar arasına gelince orta gelir tuzağına girmiş oluyorsunuz. Peki ne yapacağız? Hikayeyi yeniden yazacağız” diye konuştu.  

Yüngül, ekonomistlere göre en büyük cari açığın 2008\'de olduğunu da hatırlatarak, “Doğrudan para girişi olduğu zaman cari açık biraz can acıtıyor” dedi ve kurtuluş yolu olarak gördüğü bilgi ve inovasyon konusundaki görüşünü de şöyle dile getirdi:

“Gelişmiş ülkelerin kalkınma ve refah düzeyine erişmek ve orta gelir tuzağından çıkmak için yapmamız gerekenlerin başında işimizde inovasyona odaklanmak geliyor. Geleceğin Türkiye’sinde ekonomik gücümüzün en önemli kalemi teknolojimiz ve yenilikçi fikirlerimiz olacak. Katma değer yaratan, ihracata yönelik her türlü faaliyet Türkiye\'nin cari açık sorununa da etkin bir cevap. Artık oyunun adı bilgi ve inovasyon...

Ülkemizde inovasyon açısından büyük bir potansiyel var. Ancak bu potansiyelin doğru bir şekilde kullanılabilmesi çok önemli. Önümüzdeki dönemde hem kamu sektörünün, hem özel sektörün girişimciliğe, Ar-Ge çalışmalarına ve eğitime vereceği destek kritik önem taşıyor.

Zorlu Grubu olarak, ülkemizde sürdürülebilir büyüme ve kalkınmanın yolunun daha verimli çalışmaktan ve inovasyona dayalı, katma değeri yüksek ürünler üreterek küresel rekabet gücünü artırmaktan geçtiğine kuvvetle inanıyoruz. Çalışmalarımızı da bu yönde sürdürüyoruz.

“Avrupa\'da durum berbat”

Şu anda İngiltere ve ABD dışında Avrupa\'da durumun berbat olduğunu, geriye dönmeyecek krediler açısından bankaların 2008\'den daha kötü olduğunu dile getiren Zorlu Holding CEO\'su Ömer Yüngül, Almanya\'da düşük faiz politikasına rağmen büyümenin yüzde 1\'e indiğini de hatırlatarak, “Büyük ülkeler canı yanmaya başlayınca, ipi keser atar. Diğer canı yananları düşünmez. Yoluna devam eder” dedi.

Dünyanın yükselen yıldızı: Hindistan

AB dışındaki ülkelerin durumlarını da değerlendiren Ömer Yüngül, Çin\'de inşaat ağırlıklı bir büyümenin yaşandığını, bunun yüzde 60\'ını da bankaların finanse ettiğini hatırlatarak, “Çin için yıllık yüzde 5-6\'dan daha düşük oranda bir büyüme tehlikeli. Bu nedenle Çin\'de de işler iyi değil. Dünyanın şu anda yükselen yıldızı Hindistan. Burnunu yukarı dikmiş ender ülkelerden biri. Rusya\'da savaş var. Orada da hayat zor. Paranın şu anda en bol olduğu yer Ortadoğu; kimin eli kimin cebinde belli değil” diye konuştu.

Ne yapalım?

ABD Merkez Bankası\'nın artık parayı kısmaya başlayacağını açıklamasının tüm dünyayı olumsuz etkileyeceğini ve faizlerin yükselmesine neden olacağını da hatırlatan Zorlu Holding CEO\'su Ömer Yüngül, bu durumun bizim tür gelişmekte olan ülkeler için önemli bir dezavantaj olacağını da belirterek, çıkış yolu olarak önerilerini şöyle anlattı:

“Bizde döviz biraz çıktı mı, işler bozuluyor. Rakamlara bakınca insanın içi kararıyor.  Ancak bu durumu fırsata çevirmek de mümkün. Rusya\'nın batı ve ABD ile çatışmasından dolayı başta tarım ve gıda olmak üzere en büyük olma ihtimalimizi iyi değerlendirmeliyiz. Yaşlanan Avrupa\'nın parasını çekme ihtimalini, hiç göz ardı etmeyelim. Ortadoğu\'da çok büyük para var. Aklımızı iyi kullanmalıyız.”

Türkiye\'de 4 büyük firmanın enerji ürettiğini hatırlatan Yüngül, “Bu sayı Almanya\'da 950. Bizde herkes otel yapıyor. Tarıma bakıyorum, traktör satışına bakıyorum küçük traktörler satılıyor, büyük satılmıyor. Piyasa dinamiklerinin göstergeleri 2008\'den farklı değil. O yüzden yatırımları akıllı yapmamız lazım. Bu aslında, Antalyalıların yabancısı olduğu bir yaklaşım değil.  Türkiye’nin turizm politika ve stratejileri daha şekillenmemişken, Antalya fuar ve kongre turizmine, yabancı büyük futbol takımlarını çekmeye, kültür turizmini veya golf turizmini geliştirmeye odaklanıyordu. Antalya geleceğin anahtarının inovasyon olduğunu ve bunun sanayinin olduğu kadar, tarımın ve hizmetlerin de konusu olduğunu çok iyi kavramış bir şehrimiz” dedi.

“Bence Türkiye\'de kriz olmaz”

Konuşmasının son bölümünde genel ekonomik konulardaki görüşlerini dile getiren Zorlu Holding CEO\'su Ömer Yüngül, bir soru üzerine, “Türkiye\'de bence kriz olmaz. Büyüme yüzde 2\'nin altına düşerse kriz gibi olur” dedi. Dövizde oynamaların olabileceğine de dikkat çeken Yüngül, bunun da tehlikeli boyutta olmayacağını belirterek şöyle devam etti:

“Şimdi üretimin önemi ortaya çıktı. Yerli üretimi desteklemenin gerçeği ortaya çıktı. Cari açık bizi zorlayacak en önemli şey. Bu nedenle sanayi ve üretim politikalarımızın yeniden yazılması lazım. Başarılı olmak için ya farklı işler yapacaksın, ya da yaptığın işi farklı yapacaksın.”

Türkiye doğuya açılan son güvenli liman

Avrupa\'da Türkiye\'yi bir hap gibi gören bir kesimin olduğunu dile getiren Yüngül, bunların Polonya\'yı AB\'nin bir üssü yapmak için gittiklerini belirterek, “Hepsi tesislerini Polonya\'ya taşıdılar. Şimdi hepsi Türkiye\'ye gelmeye çalışıyor. Türkiye Doğu\'ya açılan son güvenli liman. KOBİ şeklinde çok yabancı yatırımcının Türkiye\'ye ortak olarak geleceğini düşünüyorum. Manisa\'ya her yıl 3-4 KOBİ geliyor” dedi.

Türkiye\'de yüzde 10\'lar civarında işsizlik rakamlarına rağmen işçi bulamamaktan yakınan, toplumda herkesin borçlu olduğu için üç kuruş fazlasını bulunca işini değiştirdiğini söyleyen Ömer Yüngül, bu durumun gelecek için tehlikeli olduğunu dile getirdi. Zorlu Holding\'de bir ayda 2 bin işçinin değiştiğini de söyleyen Yüngül, “İşçi sorunu hepimizin ortak derdi. Adam yok, iyi adam yok. Pamuk zamanı pamuk toplamaya, mısır zamanı mısıra gidiyorlar” dedi.

ANSİAD üyelerinin yoğun bir ilgi ile sonuna kadar izlediği gecenin, soru ve cevaplar bölümünün ardından ANSİAD Başkanı Ali Eroğl ile Toplantı Başkanı Atıl Pekşen, Ömer Yüngül\'e teşekkür ederek bir plaket verdiler.



EROĞLU, İSTİHDAM YARATAN İŞVERENE DEVLET DESTEĞİ İSTEDİ

SGK İl Müdürü Selim Erol, ANSİAD üyelerine Torba Yasayı ve yapılandırmayı anlattı

EROL,  “ANTALYA TÜRKİYE\'NİN EN DİNAMİK ŞEHRİ”

EROĞLU,  İSTİHDAM YARATAN İŞVERENE DEVLET DESTEĞİ İSTEDİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) kahvaltı toplantısına katılan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)  İl Müdürü Selim Erol,  6552 Sayılı Kanuna göre uygulanacak olan prim yapılandırması ile 1,5 milyar liranın üzerinde bir tahsilat yapacaklarını söyledi. Erol, nüfusun üçte birinin sigortalı olduğu Türkiye\'nin en dinamik kenti olduğunu belirterek, Devletin istihdam yaratmak için işçi başına 200 bin dolar yatırım yapmak zorunda olduğunu söyledi.  ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu da istihdam yaratma konusunda devletin misyon yüklediği işadamlarına, bu konuda destek vermesi gerektiğini söyledi.

Kahvaltılı toplantıyı kısa bir konuşma ile açan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, bu toplantılarda, kentin ve iş dünyasının sorunlarını ve çözümlerini ele alacaklarını belirterek, yaşamın hemen her kesitini ilgilendiren ve 1 Ekim tarihinde yürürlüğe giren Torba Yasası\'nın Sosyal Güvenlikle ilgili bölümlerini konuşacaklarını, SGK İl Müdürü Selim Erol’un işverenlerin prim borçlarına ilişkin borçlarının yapılandırılması konusunda bilgi vereceğini söyledi.

Torba Yasası\'nın aslında Nisan ayında yürürlüğe girmesi için bir hazırlık aşaması geçirildiğini, sadece SGK ile ilgili bazı düzenlemeleri içereceğini,  ancak Yasa Tasarısı\'nın zaman içinde doğan ihtiyaçlar nedeniyle torba yerine çuvala benzediğini söyleyen Selim Erol, bu nedenle Yasanın gecikmeli olarak 1 Ekim\'de yürürlüğe girdiğini dile getirdi. Erol, yapılandırma ile ilgili bilgi vererek, şöyle devam etti:

“Yapılandırma 2014 yılı Nisan ve önceki aylara ilişkin olup, 10.09.2014 ve öncesinde tahakkuk etmiş olan borçlar kapsamdadır. Kapsadığı borç türleri ise;  genel olarak işverenlerin sigorta primi, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi, damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı, idari para cezası ve özel bina inşaatı veya ihaleli işlerden kaynaklanan fark prim borçlarıdır. Ayrıca; Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan prim borçları, kamu idarelerinin, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı ile fiili hizmet süresi zammı ve itibari hizmet süresi borçları ve ek karşılık primleri, emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken kamu kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışmaları nedeniyle aylıkları kesilmesi gerekenlere, yersiz olarak ödendiği tespit edilen aylıklara ilişkin borçları kapsamdadır.”

Yasadan yararlanmak isteyenlerin borçlar için en geç 31 Aralık 2014 tarihine kadar, genel sağlık sigortasından kaynaklanan genel sağlık primi alacakları yönünden en geç 30 Nisan 2015 tarihine kadar başvurmaları gerektiğini dile getiren Selim Erol, başvuruların bizzat SGK şubelerine yapılabileceği gibi internet üzerinden de başvuru alındığını anlattı.

Yapılandırma için başvuran borçlulardan yüzde 15 eksik tahsilat yapılacağını da hatırlatan Selim Erol, Antalya\'da mükelleflerden kanun kapsamına giren prim alacaklarının 2 milyar liranın biraz üzerinde olduğunu belirterek, 1 Ekim tarihinden bu yana 140 milyon liralık alacak için başvuru aldıklarını söyledi. Hedeflerinin alacakların yüzde 85\'ini tahsil etmek olduğunu dile getiren Erol, tahsilatın borçlunun isteğine göre 6 ay ile 36 ayda gerçekleştirileceğini de belirtti.  Taksitlere uygulanacak katsayıları da şöyle açıkladı:

“Taksitler halinde ödenecek olan tutarın tespiti sırasında, öncelikle kapsama giren alacaklara ilişkin alacak aslı ile TEFE/ÜFE/Yİ-ÜFE oranları esas alınarak gecikme cezası ve gecikme zammı yerine dikkate alınacak tutar hesaplanacak, ardından bulunan bu tutar, borçlularca talep edilen taksit sayısına göre;

-Altı eşit taksit için (1,05),

-Dokuz eşit taksit için (1,07),

-Oniki eşit taksit için (1,10),

-Onsekiz eşit taksit için (1,15) katsayısı ile çarpılacaktır”

 

Taksit miktarlarına ilişkin İl Özel İdareleri, belediyeler gibi kamu tüzel kişileri ile spor kulüplerine 36 ay eşit taksit uygulama kararı alındığını da hatırlatan SGK İl Müdürü Selim Erol,  peşin ödeme yolunu seçenler borçların tamamını en geç, 02 Şubat 2015 tarihine kadar ödemeleri gerektiğini, taksitle ödeme yapanların bir takvim yılı içinde 2 taksiti yatırmamaları takdirde yapılandırma hakkını kaybedeceğini anlattı.

6552 SAYILI YASA İLE GETİRİLEN DİĞER YENİ DÜZENLEMELER

Yasadaki yeni düzenlemelerle ilgili de bilgi veren Erol, kamuoyunu çok yakından ilgilendiren ev hizmetlerinde aynı kişi yanında ay içerisinde 10 günden az çalışanların 5510 sayılı kanuna eklenen ek madde ile sigortalı sayılacaklarını söyledi. Ev hizmetlerinde aynı gerçek kişi yanında 10 gün ve daha fazla çalışanların ise sigortalılık işlemleri kolaylaştırılacağını söyleyen Erol, bunların ödeyecekleri primler hakkında da bilgi verdi.

Yasada yapılan yeni değişiklikle doğum borçlanmaları, maden ocakları ile yer altında yapılan işlerde çalışanların fiili hizmet süresi zamları ve yurt dışı borçlanma kanununda yapılan değişiklikleri de dile getiren Selim Erol, yardımcı üreme yöntemleri (Tüp Bebek) ile çocuk sahibi olabilmek için yapılabilecek deneme sayısı 3’e çıkarıldığını da belirterek, çeşitli konularda da teşvik uygulamalarının getirildiğini anlattı.

Toplantının soru-cevap bölümünde ANSİAD üyelerinin, yapılandırma sürecinin her yıl tekrar etmesi nedeniyle borç ödememenin bazılarında alışkanlık haline geldiğini, borcunu zamanında ödeyenlerin ise ödüllendirilmediği yolunda eleştirisini cevaplandıran Selim Erol, devletin işvereni korumak ve desteklemek adına elinden geleni yaptığına vurgu yaparak borcunu zamanında ödeyenlere yüzde 5\'lik bir indirim uygulandığını hatırlattı.

Başka bir soru üzerine de devletin işsizliği sona erdirebilmesi için işçi başına 200 bin dolar yatırım yapması gerektiğini söyleyen Erol, “İstihdamı yaratan sizlersiniz. Bu yüzden sizlerden öneri gelmesi lazım. Kişisel öneriler değil tabi. ANSİAD Antalya\'da sözü geçen prestijli bir kurum. Bu kurumdan gelecek öneriler dikkate alınacaktır” dedi. Erol, Antalya\'nın Türkiye\'nin en dinamik şehri olduğunu da belirterek, “Dinamizm nasıl belirlenir? Nüfusu, sigortalı sayısına bölersiniz, dinamizm oranı ortaya çıkar. Antalya\'da nüfusun üçte biri sigortalı” dedi.

Toplantının kapanışında konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu da, Erol\'un devletin istihdam yaratmak için işçi başına 200 bin dolar tutarında yatırım yapması gerektiği yolundaki sözlerini hatırlatarak, “Özel sektör istihdam yaratıyor. Bugün 10 işçi, seneye 20 oluyor ama devletten destek ve teşvik görmüyoruz” diye konuştu.


SİAD KURUCU BAŞKANI VEKİLDEN SİAD\'LARA ELEŞTİRİ

Siad Kurucu Başkanı Vekilden Siad\'ları Eleştiri

“2002\'DEN SONRA SİAD\'LAR,  AĞALIĞA SOYUNAN TÜSİAD\'IN TORBASINA GİRDİ”

“SİADLAR; ÖZÜNE, YEREL VİZYONUNA DÖNMELİ”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) 15. Olağan toplantısında konuşan ANSİAD Kurucu Başkanı, Ak Parti Antalya Milletvekili, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, Türkiye-Kanada Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Sadık Badak, “Anadolu SİAD’ları özüne, yerel vizyonlarına dönmelidir” dedi. “İnandığınız zaman hayaliniz gerçekleşiyor” diyen Badak, hükümetin 2023 vizyonuna karşı 2030 yılı vizyonunu açıklayarak, 2002 sonrası SİAD’ların; Batı Networkü\'nün Ortadoğu’daki gözdesi olan ve SİAD Ağalığına soyunan TÜSİAD’ın torbasına girdiğini öne sürdü, bu oyuna gelmeyen MÜSİAD\'a övgüler yağdırdı. Badak, “Irkçılık ve ayrımcılığa karşı veremle, veba ve kanserle olduğu gibi mücadele etmeliyiz” dedi.

Başkanlığını ANSİAD Kurucu Üyesi Himmet Öcal\'ın yaptığı Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen 15. Olağan toplantıda, “Anadolu’da İşadamının Sorumluluğu ve SİAD’lar” konulu bir sunum yapan Sadık Badak, sözlerine “Ülkeleri Kalkındıran, Bilim Adamları ve idealist Girişimcilerdir” diyerek başladı. Konuşmasında, “Eşyadaki Değişimin Toplumlara Etkisi ve Arap Baharı, Batı Küresel Networkü, Orta Sanayiden İleri Sanayiye - Orta Gelirden Yüksek Gelire, Anadolu’da Yatırım Ortamını Etkileyen Unsurlar, Anadolu’da İşadamının Sorumluluğu ve SİAD’lar ile 2030’larda Türkiye” konu başlıklarına değineceğini söyleyen Badak, On yıllar boyunca barışın ve refahın ancak demokrasiyle yaygınlaşabileceği vurgusunu yapan batının maddi çıkarları için Arap Baharı\'nda ilkelerinden vazgeçmesi hem batı ülkelerinin hem de diğer ülkelerdeki savunucularının saygınlığını önemli ölçüde yıprattı. Yeni elektronik haberleşme tarzı ve internet bireye adeta bilinç patlaması yaşatıyor. Birey de, yeni siyaset, daha adil ve kapsayıcı yönetim talep ediyor. Bu nedenle; BM - DB – IMF - DTÖ adalet ve kapsayıcılık konusunda değişmek zorunda” dedi.

Asıl Mücadele, Devletlerin arkasındaki Küresel Network mücadelesidir.

Batı Koalisyonunun her fırsatta, K. Afrika, Orta Doğu ve Ukrayna ile Rusya’yı, Karadeniz ve Akdeniz’de taviz vermeye zorladığını belirten Sadık Badak, görüşlerini şöyle anlattı:

“Batı Küresel Netwörk\'ü Ortadoğu’yu kendisi için, demokrasi alanı değil serbest ticaret alanı olarak görüyor. İşgal edilen Irak\'da, Devlet\'in tarifini yapan Anayasa\'nın 12. maddesi, 25 madde olarak \'Devlet, kaynaklarına tam yatırım yapılması, kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve özel sektörün teşvik edilip geliştirilmesi için modern ekonomik prensiplere uygun bir şekilde Irak ekonomisinde reformlar yapmayı garantiler\' şeklinde değiştirildi.”

Orta Sanayiden İleri Sanayiye - Orta Gelirden Yüksek Gelire

Orta gelirden, yüksek gelire ulaşmak için, teknolojiyi yakalamak gerektiğini savunan Sadık Badak, Yüksek teknolojiye erişebilmek için Rusya, Çin, Japonya, Hindistan gibi ülkelerle işbirliği yapan Türkiye’ye karşı Batı Networkü\'nün, her türlü araçla engelleme ve geciktirme yollarını denediğini de hatırlatarak, Türkiye\'nin mutlaka Havacılık ve Uzay Sanayi, Hızlı Tren ve Demiryolu Sanayi, Savunma Sanayi, Nükleer - Nano – Bio Teknolojileri, Kimya ve İlaç Sanayi, Bilgi Teknolojisi ve Otomotiv sanayiinde söz sahibi olması gerektiğini dile getirdi ve “Yüksek teknolojiye geçmemizle, yatırım piramidi büyüyecek, 2 milyon nitelikli iş oluşacak ve on binlerce KOBİ’ye yatırım fırsatı doğacak” diye konuştu.  

Irkçılık ve Milliyetçiliği ayırmalıyız.

Radikal Irkçılık başta olmak üzere ayırımcılık ve güven bunalımının Anadolu\'da yatırım ortamını etkilediğini anlatan Sadık Badak, “Kişinin vatanına, milletine, devletine olan sevgisi ve yüceltme arzusu dünya yarışında ileri gitme, kalkınma, toplumuyla birlikte daha müreffeh yaşama gibi yüksek milliyetçilik duygularıyla, ideolojik ırkçılığı birbirinden tamamen ayırmalıyız” dedi. Radikal ırkçılığın Anadolu\'da 1830\'larda bölgemize girdiğini söyleyen Badak, şöyle devam etti:

“1960’lara kadar yabancılar tarafından Güneydoğu’da kışkırtılan birkaç aşiret ayaklanması hariç tutulursa, insanlar fakirlik ve cehaletten kaynaklanan arazi ve hayvan otlatma meselesi, eşkıyalık, yol kesme, kan davası ve kız kaçırma gibi suçlar nedeniyle küçük gruplar halinde veya bireysel olarak zaman zaman devlet güçleriyle çatışmaktaydı.

Ülkemizde 1960’lı yıllarda yaygınlaşan sosyalist, komünist hareketler vasıtasıyla güneydoğu insanımıza önceki yüzyılda Ermenilere yapıldığı gibi, siyasi, ideolojik ırkçılık düşünceleri aşılanmaya başlanmış, Doğu ve Güneydoğu’da çalışmalar İşçi Partisi ve Doğu Devrimci Kültür Ocakları gibi derneklerle organize edilmiştir.

20 Yıl boyunca ırkçı eğitim sürecinden geçirilen gençlerle PKK hareketine dönüştürülen Güneydoğu olayları, 1980’li yıllardan sonra bugün çözüm süreciyle sonlandırılmaya çalışılan silahlı hareketin başlangıç dönemlerini oluşturur.”

Ayırımcılığın Anadolu\'da hemen her alanda kendini gösterdiğini dile getiren Sadık Badak, “Mezhepçilik, Hemşericilik, Particilik, Okulculuk, Locacılık, Cemaatçilik, Kulüpçülük, Cinsiyetçilik, Bölgecilik, Akrabacılık gibi daha birçoğunu sayacağımız ırkçılık ve ayrımcılığa karşı, veremle, veba ve kanserle olduğu gibi mücadele etmeliyiz” dedi.

Yatırım ortamını olumsuz etkileyen unsurlardan birinin de güven ortamı olduğunu ve güvenin birlikte çalışmanın temel enerji kaynağı olduğunu hatırlatan Sadık Badak “Meslek Odaları ve Dernekler; meslek sahipleri ve üyeleri arasında güvenin oluşmasında önemli rol oynar. Meslek odaları ve derneklerimizde bireysel güveni zedeleyen seçim usulleri gözden geçirilmelidir” şeklinde konuştu.

İşadamının sorumluluğu ve SİAD\'lar

Anadolu\'da SİAD\'ların 1990’lı yılların başlarında, imalat sektörünü moral olarak öne çıkarmak, bürokrasiye karşı desteklemek ve ihracatı geliştirmek için kurulduğunu belirten Sadık Badak, bu konuda da şöyle konuştu:

“Yeni işletmeler kurmak, istihdam ve katma değer yaratmak Anadolu İşadamının başlıca sorumlulukları arasındadır. 30’a yakın kentte birbirine güvenen işadamları tarafından kurulan SİAD’lar, illerinde ekonomik ve sosyal gelişmelere önayak oldu. Vizyonları ile bölgelerine yeni hizmetler kazandırdılar. Kuruluş yıllarında SİAD üyeleri, iş hayatının etik prensiplerine bağlı, kendini, sektörünü ve ülkesini geliştirmeye adamış, yüksek risk içinde çalışan idealist ve yaratıcı girişimcilerden oluşturuldu. Kentlerimize yeni sektörler getirmeye, yeni altyapılar kazandırmaya adanmış çalışmalar başladı. Yüksek nitelikli, idealist üyelerimiz, OSB’ler, Serbest Bölgeler, Yeni Ticaret Alanlarında işlerini büyüttüler, yöre ve ülke ekonomisine katkılarını arttırdılar. OSB’lerin, Serbest Bölgelerin,  Ticaret Bölgelerinin yönetimlerinin güçlenmesi, bürokratik engellerin azaltılması için yoğun çaba gösterdiler.”

2002 sonrası SİAD\'ların durumu ve TÜSİAD-MÜSİAD

2002 Sonrası SİAD’ların; Batı networkünün Ortadoğu’daki gözdesi olan ve SİAD Ağalığına soyunan TÜSİAD’ın torbasına girdiğini öne süren Ak Parti Milletvekili Sadık Badak, “Bu dönüşüm SİAD’ların heyecanını ve yerel vizyonunu yok etti. SİAD’ların çoğu girişimcilerin sorunlarıyla uğraşmak, bürokratik engellerle mücadele etmek yerine, vizyonlarını SİAD Ağalığına devrederek adeta ruhlarını kaybettiler. Biz de ANSİAD olarak patron vizyonunu müdür vizyonuna çevirdik. SİAD’ların yerel kalkınmadaki misyonları kaybetmenin yarattığı boşluğu, kendi içlerinde heyecansızlık, iç çekişme ve güven kaybı aldı” diye konuştu.

MÜSİAD\'ı örnek göstererek TÜSİAD’ın torbasına girmeyen SİAD gruplarının, tebrik edilecek uluslararası fuarlara ve binlerce uluslararası girişimci bulunan platformlara sahip olduklarını söyleyen Sadık Badak, “SİAD’ları oluşturan işletmeler ile TÜSİAD’ı oluşturan işletmelerin fırsat-tehdit algıları birbirine zıttır. TÜSİAD üyesi çok uluslu bir şirketin Türkiye temsilcisi ile Antalya OSB’de aynı konuda üretim yapan bir şirketin menfaatleri terstir. Anadolu SİAD’ları özüne, yerel vizyonlarına dönmelidir” dedi ve önerilerini de şöyle sıraladı:

“Şimdi kırgınlıkları giderme, kol kola girme zamanıdır. Türkiye’nin önünde yeni fırsatlar ve tehditler vardır. SİAD’lar enerjilerini idealist yüksek nitelikli yatırımcı işadamlarının sorunlarına ayırmalıdır.”

2030’larda Türkiye

Konuşmasının son bölümünde hükümetin 2023 vizyonuna benzer 2030\'da gerçekleşecek Türkiye idealini anlatan Sadık Badak, “hayal ederseniz başarırsınız” dedi ve hayallerini şöyle sıraladı:

“ * 1 Trilyon USD İhracat, 3 Trilyon USD GSMH’ya ulaşmış,

* Kendi yolcu uçağını, savaş uçağını, nükleer gemisini, füzelerini yapmış,

* Yerli yüksek hızlı tren lokomotifini üretmiş,

* 5 Nükleer Santralini kendi teknolojisiyle tamamlamış,

* Üst – orta segment elektrikli otomobilini üretmiş,

* İleri ilaç, sağlık ve tedavi ekipmanlarını üreten,

* 300 Üniversitesiyle çağ nüfusunda %5 Y. Lisans, %2 Doktoralı seviyesine ulaşmış,

* Nobel’e aday gösterilen bilim adamları yetişmiş, Oskar’a aday gösterilen filmler yapan,

* 500 Dünya şehrinde Ankara – İstanbul merkezli, Türkiye dostu İşadamları Kulüpleri kurulmuş,

* 300 Dünya şehrinde Türk markalı oteller açılmış,

* Yılda 70 milyon Turist, 60 milyar USD turizm gelirine ulaşmış,

* 10 milyon yabancı ve yerli turist ağırlayan, Çanakkale Köprüsüyle, Ağrı Dağı’nı 14 ilden geçerek birbirini bağlayan, 2200 km «Anadolu Turizm Yolu» tam kapasiteye ulaşmış,

* Dünya Futbol Şampiyonası, Evrensel Word Expo, Olimpiyat düzenlenmiş,

İnsanına yakışan şekilde gelişmiş bir TÜRKİYE’ye inanıyorum.”

 

Milletvekili Badak\'ın Ankara\'ya dönmesi gerektiği için tek soru ile kapatılan soru cevap bölümünün ardından toplantının anısına ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Toplantı Başkanı Himmet Öcal\'la birlikte Badak\'a bir anı plaketi verdi.


GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NDAN SEMİNER DAVETİ

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun (Torba Yasa) 73. ve 74. maddelerihakkında seminer düzenlenmiştir. http://www.ant-vdb.gov.tr/duyurular/6552Seminer.html

Seminer programı aşağıda dikkatinize sunulmuş olup, tüm Ansiad üyeleri davetlidir.

 

TARİH                : 16 Ekim 2014 Perşembe

YER                    : Antalya SMMMO Mustafa Özyürek Toplantı Salonu

SAAT                 : 14.30

KONU                : 6552 Sayılı Kanunun 73. ve 74. Maddeleri ve Genel Tebliğ

KONUŞMACI    : Rıza ÇELEN – Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı


ANSİAD\'DAN İTİDAL ÇAĞRISI

Eroğlu, bayrağımıza ve Atatürk\'e yapılan çirkin saldırıları kınadı

“ANSİAD\'DAN İTİDAL ÇAĞRISI”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ali Eroğlu, iş dünyası olarak, başta siyasiler olmak üzere tüm toplum kesimlerini ve kurumları sağduyulu olmaya çağırarak, “Her türlü şiddet eylem ve söylemine karşı durmaya, çözüm sürecinin akamete uğramadan ilerlemesi konusunda sorumlu davranmaya ve provokasyonlara karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz” dedi.

Son günlerde Türkiye genelinde yaşanan olaylarla ilgili yazılı bir açıklama yapan Eroğlu, Kobani\'de yaşanan insanlık dramına ve sınırımızdaki IŞİD varlığına kayıtsız kalınamayacağını belirterek, şu görüşlere yer verdi:

“IŞİD terör örgütünün sergilediği vahşet karşısında insanlarımızda uyanan tepkiyi bir noktaya kadar anlamak mümkün. Ancak bu durumun ülke içinde şiddet yoluyla dışa vurulmasını ve ülkemizin eski karanlık günleri anımsatan manzaralara sahne olacak şekilde can kayıpları yaşanmasını, milli değerimiz olan Atatürk büst ve heykelleri ile bayrağımıza yapılan çirkin saldırıları, eğitim kurumlarına kadar uzanan yakıp yıkma eylemlerini üzüntü ile karşılıyor ve şiddetle kınıyoruz.

Ayrıca iş dünyasının temsilcileri olarak, Kobani\'de yaşanan gelişmeler ile çözüm süreci arasında doğrudan bağlantı kurulmasını sorumlu bir davranış olarak da görmüyoruz.

Sınırımızda üzüntü ile izlediğimiz bütün bu gelişmelerin uluslararası işbirliği anlayışı içinde yönetilmesi ve vatandaşımızı iç ve dış terör ve şiddetten koruyacak tedbirlerin demokratik ilke ve teamüller çerçevesinde alınmasını arzu ediyoruz.

İş dünyası olarak, başta siyasiler olmak üzere tüm toplum kesimlerini ve tüm kurumları sağduyulu olmaya, her türlü şiddet eylem ve söylemine karşı durmaya, çözüm sürecinin akamete uğramadan ilerlemesi konusunda sorumlu davranmaya ve provokasyonlara karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz.”



ANSİAD\'IN KAHVALTILI TOPLANTISININ İLK KONUĞU TÜREL OLDU

ANSİAD\'ın kahvaltısına konuk olan Büyükşehir Belediye Başkanı Türel, demokrasi, özgürlük ve ekonominin güçlenmesini anlattı.

TÜREL, “DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER GÜÇLÜ İSE EKONOMİ DE GÜÇLÜDÜR”

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, dünyayı tehdit eden Uyuşturucu Belasına dikkat çekerek, iş dünyası olarak mücadeleye hazır olduklarını söyledi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) ilkini düzenlediği ve yerel yöneticilerle buluşmayı hedefleyen kahvaltılı toplantısına konuk olan Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, işadamlarına demokrasi, özgürlük ve ekonominin güçlenmesi konusunda görüşlerini anlattı. Türel, “Demokrasi ve özgürlüklerin güçlü olduğu ülkelerde ekonomiler de güçlüdür. Biz hep birlikte bunu başarmalıyız” dedi. Türel, kendisinin Antalya için bir şans olduğunu da belirterek, “İyi ki Bütünşehir Yasası çıkmış, kendime de bir pay çıkarayım, iyi ki Menderes Türel seçilmiş. Yoksa bu şehri pislik götürecekmiş” dedi. Toplantıda konuşan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu da, bütün dünyayı ve gençliği tehdit eden uyuşturucu konusuna dikkat çekerek, mücadelede var olduklarını söyledi.

ANSİAD üyelerinin büyük ilgi gösterdiği toplantıyı bir konuşma ile açan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, ilkini düzenledikleri ve yerel yöneticiler, yerel sorunların tartışılacağı toplantının kent için yararına inandıklarını belirterek, ilk konuk Türel\'in kente yararlı her türlü projesinin yanında olduklarını ifade etti. 

Başkan Menderes Türel, Eroğlu sayesinde tarihe de geçtiğini belirterek, “ANSİAD\'ın ilk kahvaltılı toplantısının ilk yerel konuğu olduk. Bundan büyük bir memnuniyet duyduğumu söylemeliyim. Antalya denilince o kadar konuşulacak şey var ki; cazibesi ve sayılamayacak kadar zenginliği olan bu şehre ne yapılırsa hakkıdır. Herkesin arzusu bu güzellikler içinde yaşamak” dedi.

Toplantının önemini dile getiren Türel, şöyle devam etti:

“Bugün temel meseleler üzerine sohbet edeceğiz. Ben de sizlerin fikirlerinden ve görüşlerinizden yararlanacağım. Şu anda 3-5 milyarlık bir masada oturuyoruz. Antalya ekonomisine 3-5 milyar dolarlık katkı sağlayan insanlarla, işadamı arkadaşlarımızla bir arada olmak mutluluk verici.”

Son zamanlarda siyasi taassubun ve beraberinde getirdiği ayrışma ve bölünme duygularının derinleştiğine dikkat çeken Türel, “Bu konu demokrasimizin sağlıklı gelişmesi yönünde de en büyük engellerden biri. Türkiye ekonomik olarak sıkıntılar yaşarken. Yabancıların Türkiye\'ye bakışı ile, 10 yılda yaşanan gelişmelerden sonra bakışları değişti. Şimdi bize, \'Bu işi nasıl başardınız\' diye soruyorlar. Bunu yurt dışına çıktığınızda çok daha iyi görüyorsunuz. Biz kendimizi dünyaya anlatmışız ama ülkenin halini keşke 77 milyona da hissettirebilsek. Eksiklerimiz yok mu, var. Aksi halde yöneticilere ihtiyaç olmazdı. Adım attığınız her yeni adım ve çözüm, yeni bir sorunu beraberinde getirir.”

Ekonomisi güçlü ülkelerde demokrasinin ve özgürlüklerin de güçlü olduğunu söyleyen Türel şöyle devam etti:

“Meseleyi çapraşık anlatmaya hiç gerek yok. Özetle ve pratikten gitmek gerekir. Demokrasi ve özgürlüklerin güçlü olduğu ülkelerde ekonomiler de güçlü. Biz hep birlikte bunu başarmalıyız. Hala vesayet demokrasisinden kurtuluyoruz diye mutluluktan çığlıklar atıyoruz. Düne kadar \'Millet bilmez, biz biliriz\' dediler. Oysa biz büyük Atatürk\'ün \'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir\' söylemini şiar edindik. Çünkü bu millet Atatürk\'ün anlayışındaki demokrasiyi hak ediyor. Vesayet rejiminin \'Bu millet bilmez\' anlayışının da demokrasi ile bağdaşmadığına inanıyoruz. AK Parti iktidarı döneminde vesayetten kurtuluş yönünde çok önemli adımlar atılmıştır.”

Siyasi kamplaşma ve ayrışımın sona erdirilmesinin, seçenlerle seçilenler arasındaki diyalogla mümkün olduğunu dile getiren Menderes Türel, “Seçenler kendisinin oy vermediği kişilerin seçilmesine saygı göstermeli, o\'nu kabullenmelidir. Seçilenler ise kendilerine oy veren ya da vermeyen herkesin seçilmişi olmalıdır. Bu konuda işadamlarımız realisttir. Reel ekonomi ile uğraşır, reel durumları değerlendirir. 10 Sene öncesine dönüp baktığınızda şirketlerinizdeki değişimin ve gelişmenin muhasebesini yapın.  Bu işler kolaylıkla olmuyor.  Hizmet etmek dünyanın en zor işidir. Ülkemizin gelmiş olduğu noktaların işadamlarımız tarafından en iyi şekilde değerlendirileceği ve tartışılacağına inanıyorum” diye konuştu. 

Türel, “Ülkede huzur yoksa, demokrasi, kuralları ile işlemiyorsa, o ülkede işadamı olmanın da bir anlamı yoktur” diyerek bir anısını anlatan Türel, şöyle devam etti:

“ Bir zamanlar Suriye\'nin Şam büyükelçisi yurt dışındaki eğitim dönemimizde arkadaşımdı. Aynı evi paylaştık. Daveti üzerine Şam\'a gittik. İşadamları ile tanıştırdı. Fabrikalarını devasa tesislerini gezdik. Saraylarda yaşıyorlardı. Şimdi bu insanlardan ikisi Gaziantep\'teki kampta çadırlarda kalıyorlar. Var olan değerlerimizin kıymetini maalesef kaybettiğimizde anlıyoruz. Yaşarken değer bilmiyoruz.”

Antalya ve yerel sorunlar

Antalya\'nın gelişimi için istikrarın şart olduğunu söyleyen Türel, “Bugün hepiniz yatırımlar yapıyorsunuz. Ekonomi yatırımla zenginleşir, yatırım istihdamı da getirir. Yatırımdan sonra ekonomik kalkınma için finans yönetimi de önemlidir. Finans yönetimi alfabenin \'A\'sıdır. 

4 bin personel bıraktım, 5 yıl sonra 9 bin personel buldum. Bu gemi bu yükü taşıyamaz. Bu yüzden son beş yıl Büyükşehir Belediyesi yatırım fakiri olmuş. İhtiyaç fazlası personele 5 yılda ödenen para 470 milyon lira. Bu para ile Antalya yıkılır yeniden yapılırdı. Bu para ile yeni istihdam yaratacak yatırımlarla bir taşla iki kuş vurulurdu. Yarım katrilyonluk yatırım yapsaydınız 4 bin değil belki 15-20 bin insana istihdam yaratırdınız.

Antalya\'nın ekonomik büyümesi için yatırımcının önünün açılmasını yerel yönetim olarak önemsiyoruz. Belediye olarak Antalya\'nın en büyük yatırımcılarından biriyiz.

Gerçekçi bir bütçe yapmaya çalışıyoruz. Geçen yılın bütçesi 850 milyon liraydı, ama gerçekleşmedi. Kağıt üzerinde bütçe yerine ayakları yere basan ve yatırıma ağırlık veren bütçe yapma konusunda da kararlıyız. Biz bu dönemde bütçeyi bütünşehir olmamıza, nüfusun katlamasına rağmen 800 milyonla bağlayacağız. Ama bunun yüzde 30\'unu yatırıma ayıracağız. 

Mazeret belediyeciliği yapmak istemiyoruz. Çözüm için geldik. Belediye başkanlığı çözüm makamıdır, mazeret makamı değil. Belediyenin borcu varmış. Aday olmasaydın o zaman. Biz 700 milyon lira borçla bıraktığımız belediyenin borcunun 2 katrilyona çıktığını bilerek bu göreve talip olduk.”

Şehirler büyüdükçe, belediyeler ve sorunların büyüdüğünü söyleyen Türel “Daha önce adımız Büyükşehirdi ama, sadece merkezdeki ilçelerin merkez ilçe belediyesi gibiydik. Asıl bu bütünşehir yasası ile Büyükşehir olduk. İlçelerimizin durumu içler acısı. Sorunlarını çözmek için kaynak yaratmak zorundayız. Beldibi, Serik, Kumköy, Manavgat, Alanya\'da yapılmış tesislerin çalıştırılması bile imkansız hale gelmiş. Belediyelerin arıtma tesislerine bile gücü yetmiyor. Tüm arıtmalar dolmuş taşıyor, nereye, denize... Sezon içinde olduğumuz için bu sorunları kriz yönetimi ile ve geçici tedbirlerle çözmeye çalıştık. Sezon bitince kolları sıvadık. 50 milyonluk bir yatırımla sezon öncesine kadar hepsini bitireceğiz” dedi.

İyi ki Menderes Türel seçilmiş

Belediyeciliğin insanların yaşamını kolaylaştıran hizmet sanatı olduğunu anlatan ve bunu yapmaya çalıştıklarını dile getiren Türel, “Bu Bütünşehir Yasası çıkmasaymış, biraz da kendime pay çıkarayım Menderes Türel seçilmeseymiş buraları pislik götürecekmiş” dedi. Türel sözlerini şöyle sürdürdü:

“Karayolları Bölge Müdürlüğü\'nün yapmak istediği, kentin ulaşımını kolaylaştıracak kavşaklara izin vermeyen bir Büyükşehir Belediyesi vardı. Gelir gelmez projelerin önünü açtık. Antalya beş yıl vakit kaybetti. O yüzden de iyi ki Menderes Türel seçilmiş diyorum.”

Batı çevre yolu

Batı çevre yolunun iki belediyenin imar planını yapamaması yüzden beş sene yapılamadığını söyleyen Türel, “Kamulaştırmanın çözüm olamayacağını ANSİAD\'ın bir toplantısında da söylemiştik. Dediğim çıktı. Batı çevre yolu inşaatı planlama yapılarak yeniden başladı. Konyaaltı bölümü turizm sezonu başlamadan tamamlanacak, hiç değilse ağır araçların şehre girişi yeni sezonda önlenmiş olacak. Batı çevre yolunun tamamı 2015 sonuna kadar tamamlanacak” dedi.

Soru cevap bölümünde de Başkan Ali Eroğlu, demokratikleşmenin önemi konusunda Başkan Türel\'in söylediklerinin sonuna kadar arkasında olduklarını ifade ederek, yeni Anayasa\'nın çıkarılması, demokratikleşme ve ekonomik kalkınma çabaları konularında da her türlü işbirliğine hazır olduklarına dikkat çekti. Eroğlu, Batı Çevre Yolu ve raylı sistemin Aksu\'ya kadar uzatılmasının iş dünyası olarak arzu ettikleri bir gelişme olduğunu da belirterek teşekkür etti. 

Bir soru üzerine Expo ile ilgili çalışmalar hakkında bilgi veren Türel, Expo için Büyükşehir Belediyesi, olarak üzerlerine düşen her türlü görevi yerine getireceklerini, bakanlık tarafından yapılması gereken işleri de hızlandıracaklarını dile getirdi. Türel, limanın yetersizliği konusundaki bir soruya da, “Evet yetersiz. Lara bölgesinde bir Kurvaziyer liman planlıyoruz. Ayrıca biri Boğaçayı projesi kapsamında, diğeri de Aksu-Kopak çayı bağlantılı iki de yat limanı yapılacak” dedi. Limana planda yer alan demiryolu güzergâhının, yapılamaz hale geldiği için değiştirildiğini söyleyen Türel, planlamaya göre hızlı trenin 2023 yılında geleceğini de hatırlatarak, “Torosların öbür yakasından kendini Antalyalı hisseden bir Başbakanımız, Torosların bu yakasından da bir Dışişleri Bakanımız var. Bu zaman geriye çekilecektir, buna inanıyorum” diye konuştu. Menderes Türel, “hizmetin haseti olmaz” diye devam ettiği sözlerini, “Nifaktan uzak bir Antalya bilincini ortaya koyarsak bu dönem Antalya\'nın tarihine altın harflerle  geçecek” diye tamamladı.

Toplantının kapanış konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, dünya şehri, cennet şehir Antalya\'da iyi yaşanan bir şehrin enstrümanlarının masaya yatırıldığı, çok verimli bir toplantı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını belirterek, uyuşturucu konusuna dikkat çekip şunları söyledi:

“Önümüzde çok büyük bir tehlike var. Bu sadece Antalya\'nın ya da Türkiye\'nin değil tüm dünyanın sorunu. Uyuşturucu sorunu. Bu konuda hükümetimizin çözüme yönelik çalışmaları var.  Antalya\'da oluşturulacak uyuşturucu ile mücadele konusundaki bir platformda ANSİAD olarak yer almak isteriz.”

Başkan Türel de, Eroğlu\'nun bu konuşması üzerine ANSİAD\'ın sosyal projelerde yer aldığını hatırlatarak, “Bu konuda yapacakları bir projenin neferi olarak çalışmaya hazırım” diye konuştu.

Toplantının sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu günün anısına Başkan Türel’e plaket sundu.


ANSİAD İNŞAAT SEKTÖR GURUBU TOPLANTISINDA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TARTIŞILDI

ANSİAD İnşaat Sektör Grubu Toplantısında İş Sağlığı ve Güvenliği Tartışıldı

BÜYÜKEŞMELİ, “ASANSÖRLERİN YÜZDE 85\'İ KULLANILAMAZ DURUMDA”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) İnşaat Sektör Grubu özellikle, İstanbul’daki 11 kişinin ölümü ile sonuçlanan asansör faciasından sonra, gündemde yerini alan İş Sağlığı ve Güvenliği konusunu masaya yatırdı. İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda 6331 Sayılı Yasa\'nın, çözüm getirmediğini, yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getiren Makine Mühendisleri Odası Başkanı Ümit Büyükeşmeli, “Yasa, öncelikle uluslararası ölçekte değil. İkincisi taşeronlaşmanın önünü açıyor. Bakanlık kamusal denetimden ayrılmış, sorumluluk uzmana yüklenmiş. Uzmanın parasını, denetlediği işveren veriyor. İnşaat işinde seçtiğimiz uzmanın asıl mesleğinin ne olduğuna bakmıyoruz bile. Gıda Mühendisi inşaat işinde uzmanlık yapıyor. Yasaya uygun. Biyolog uzman bile var” dedi. Büyükeşmeli Antalya\'daki asansörlerin üçte birini denetlediklerini, yüzde 85\'nin kullanılamaz durumda çıktığını açıkladı.

Antalya Tenis İhtisas Kulübü (ATİK) salonunda düzenlenen İnşaat Sektör Grubu Başkanı İbrahim Şencan Başkanlığındaki toplantıya konuşmacı olarak katılan A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Nasuh Boztepe; “İş Kazaları ve Hukuki Sonuçları”, Makine Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ümit Büyükeşmeli: “İnşaatlarda İş Ekipmanları ve Kaldırma Vasıtaları” ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı  İş Teftiş Kurulu Başkanlığı\'ndan İş Müfettişi  Dr. Uğur Koç da  “İnşaatlarda İş Sağlığı ve Güvenliği Teftişleri” konularında birer sunum yaptılar. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ile Yönetim Kurulu üyeleri ve İnşaat Sektörü üyelerinin yoğun ilgi gösterdiği toplantı, ilgi ile izlendi.

A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Nasuh Boztepe bugüne kadar 1.785 kişiye kurs verdiğini ve 55 işyerine danışmanlık yaptıklarını söyledi. Boztepe, iş güvenliği uzmanının görevlerini şöyle anlattı:

“İşyerinde meydana gelen bir kazanın ardından iş güvenliği uzmanı olarak önce bu işçinin işyerinde kaydı var mı? Sigortası var mı? Çünkü sigortasız çalıştıramazsınız. İnşaat sektörüne uygulanan bir özellikle gece saat 24\'e kadar işçiyi sigortalı yapabilirsiniz. İkinci olarak, çalışan işçinin özlük dosyası var mıdır?  Bu dosya içeriğinde işyerinin tehlikeli, az tehlikeli ve çok tehlikeli statüsüne göre işçi ile ilgili bazı evrakların bulunması gerekir. Bunlar içinde SGK kayıtları, işçinin aldığı eğitimler ve belgeleri ile çalışabilir durumda olduğunu gösteren sağlık raporunun bulunması gerekir. Eğitim belgelerinin Milli Eğitim Bakanlığı onayı gerekmektedir. Eğitim almadan işe alınmışsa en kısa zamanda eğitimin verilmesi gerekir, işçi de bu eğitime itiraz edemez. Bunlardan herhangi birinin olmaması ve bu işçinin kaza geçirmesi, tamamen suçun işverene geçmesini sağlar. Bu belgelerin özlük dosyasında bulundurulmamasının ayrıca para olarak cezai müeyyidesi de mevcuttur.”

Mesleki eğitim konusunda, derslerin bir uzman tarafından verilmesi koşulu ile sivil toplum ve meslek örgütlerinin de bu işi organize edebileceğine dikkat çeken Nasuh Boztepe, bu misyonu ANSİAD\'ın da üstlenebileceğini sözlerine ekledi.

MAKİNE MÜHENDİSLERİ ODASI BAŞKANI ÜMİT BÜYÜKEŞMELİ

Daha sonra kürsüye gelen Makine Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ümit Büyükeşmeli,  “İnşaatlarda İş Ekipmanları ve Kaldırma Vasıtaları” konusunda bir sunum yaptı.

Yasal düzenlemeler konusunda siyasilerin hatalarını dile getirerek sözlerine başlayan Büyükeşmeli, “Kaza olunca Yasa, deprem olunca Yasa, dolu yağınca sigorta çıkarıyoruz. Oysa bunlar olmadan tedbirleri almalı ve yasaları hayata geçirmeliyiz. Mühendisler olarak görevimiz; iş kazalarının hiç olmaması için çalışmaktır. Ancak şuna da karşıyız; Yarın işimiz var, kahveden 10 kişi çağır yardım etsin... Ya da \'Üç yıldır şantiyede çalıştı, belgeyi verelim\' sistemine de karşıyız. Biz şantiyede çalıştırdığımız insanları doğru eğitmiyorsak, bizde bir yanlış var. İşçi arkadaşımızın baretini takmaması o\'nun suçu, bareti takma alışkanlığını vermemek bizim suçumuz” dedi.

 6331 Sayılı Kanunun, İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarına  çözüm getiremediğini söyleyen Büyükeşmeli, bu konudaki görüşlerini de şöyle açıkladı:

“Yasa, öncelikle uluslararası ölçekte değil. İkincisi taşeronlaşmanın önünü açıyor. Bakanlık kamusal denetimden ayrılmış, sorumluluk uzmana yüklenmiş. Uzmanın işveren karşısında herhangi bir yaptırım gücü yok. İnşaat işinde seçtiğimiz uzmanın asıl mesleğinin ne olduğuna bakmıyoruz bile. Gıda Mühendisi inşaat işinde uzmanlık yapıyor. Yasaya uygun. Ama seçimi yasa işverene bırakmış, o zaman Gıda Mühendisi seçmeyeceğiz. Biyolog bile uzman var.”

İstanbul\'da 11 kişinin ölümü ile sonuçlanan asansör kazasına da değinen Başkan Büyükeşmeli, normal şartlarda bir asansörün 3 ayda bir bakımının yapılması gerektiğini hatırlatarak, “Şayet asansör 3 vardiya, 24 saat çalışıyorsa bakım süresinin bir aya indirilmesi gerekir. Bu kazadaki asansörün fren sisteminde bir arıza olduğu konusunda İstanbul Şubemize başvuru yapılmış. Onarım sonrası, Oda\'dan gerekli onay alınmadan asansörü çalıştırmaya başlamışlar” dedi.

İş kazalarında basit kurallara taviz verilmemesinin hayat kurtardığına dikkat çeken Büyükeşmeli, şöyle devam etti:

“İş makinesi kullanıcısı mutlaka sertifikalı olmalıdır. İş makinesini yetkisiz kimseler kullanmamalıdır. Her makine çalıştırılmadan önce kontrol ve test edilmelidir. Bu tür inşaatlarda yük ve insan birlikte taşınmaktadır. Şayet böyle bir durum varsa, yük mutlaka sabitlenmeli ve herhangi bir kaza anında o yükün, beraberlerindeki insanlara zarar vermesinin önüne geçilmelidir. İstanbul\'daki asansör faciası 2014 Türkiyesi’nde olmaması gereken bir kaza. Makinenin başında gözetmen yok. Makine 3 vardiya çalışıyor, gözetmen ise bir vardiya.”

Konut asansörleri ile yük asansörlerinin farklı statülere sahip olduğunu dile getiren ve konutlarda bakımın aylık olduğunu ve ayrı ruhsata tabi olduğunu anlatan Makine Mühendisleri Odası Başkanı Ümit Büyükeşmeli şöyle devam etti:

“Bakımını yaptığımız 3 ayrı renkte etiket veriyoruz. Bunlar kırmızı, sarı ve yeşil etiketler. Kırmızı kesinlikle binilmez anlamına geliyor. Sarı etiket onarım yapılmalı, yeşil de sağlıklı asansörü işaret ediyor. Maalesef Antalya\'da mevcut asansörlerin üçte birini (Muratpaşa ilçesi)  denetledik. Kırmızı etiket yüzde 85\'lerde. Bu oran Türkiye genelinde de yüzde 85\'lerde.”

Antalya\'da 10 bini Muratpaşa ilçesi olmak üzere, 3 bin Konyaaltı ve 2 bin de Kepez’de 15 bin asansör bulunduğuna dikkat çeken Büyükeşmeli, asansör kazalarında apartman yöneticisinin sorumlu olduğunu da dile getirdi. 

İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda yasanın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getiren Başkan Büyükeşmeli, “kamu denetiminin ön planda olduğu, ulusal politikaların desteklendiği bir formül için yasa yeniden gözden geçirilmelidir. En önemlisi de firma kendisini denetleyen firmayı, parasını ödeyen işveren olarak seçmemeli. En azından parasal ilişkisi olmamalı” dedi.

İŞ MÜFETTİŞİ DR. UĞUR KOÇ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi, İnşaat Mühendisi Dr. Uğur Koç da, öncelikle ana başlıkları ile 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile ilgili bilgi verdi. Yasanın üç temel ayağı olduğunu, Devlet-Çalışan-İşveren üçgeninin sistemi oluşturduğunu söyleyen Dr. Koç, “Çalışanlar ve işverenler açısından yasa tam bilinmiyor. Örneğin çalışanların; -Çalışmaktan kaçınma hakkı- var. Hiç bir çalışan bunu bilmiyor. Çalışan işçi sayısına göre \'Çalışan Temsilcisi\'nin seçilmesi lazım. Uygulamada böyle bir temsilcilik yok. Bu konuda yasa çok açık. Örneğin 2-50 arasında işçi çalışıyorsa o işyerinde işverenle muhatap olacak bir işçi temsilcisinin olması gerekiyor. İşyerinde 500 işçi varsa 4 çalışan temsilcisi seçiliyor” dedi.

Bakanlığın teftiş politikasının illa cezalandırmak olmadığını söyleyen Dr. Uğur Koç, “Asıl politikamız; rehberlik eden, bilgilendiren ve bilinçlendiren bir politikadır. Bir işyeri risk değerlendirmesi yaptırmışsa bizim için çok önemli, o\'nun üzerinden yapılan denetim bize olumlu sonuçlar verir” diye konuştu.

Türkiye\'deki, inşaat sektörü ile Almanya\'da inşaatlardaki uygulamaları görsellerle mukayese eden Dr. Uğur Koç, şantiyelerde alınması gereken güvenlik önlemleri ile ilgili örnekler verdi.

Toplantının soru-cevap bölümünde ise sektör temsilcileri de katkıda bulunarak, “Sektörde en önemli sıkıntı, yasaların yürütülememesi. İnşaatı denetlemek için Yapı Denetim Firmalarına parasını ödeyen müteahhit denetleniyor. Bu yetmiyor, ruhsatı veren belediye yeniden denetliyor. İşini iyi yapanla, kötü yapan arasında hiç bir fark yok. Bu konuda kamunun ödül-ceza uygulaması getirmeli” dediler. 


ANSİAD TOPLANTISINDA DANİŞ NAVARO\'DAN İŞADAMLARINA FELSEFE DERSİ

ANSİAD toplantısında Daniş Navaro\'dan işadamlarına Felsefe dersi;

“PARA KAZANMAK KOLAY, İNSAN OLMAK ZOR”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) 14. olağan toplantısına konuk olan Alman Braas Çatı Sistemleri Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı, Kariyer ve Varoluş kitabının Yazarı, Mentor, Koç ve Makale Yazarı Daniş Navaro, iş adamlarına felsefe dersi verdi.  Navaro, “İnsan, İş ve Postmodern İş Dünyası”nı anlatarak, GSMH\'nın gerçekliği somut anlamda ölçemeyeceğini söyledi ve “Ülkelerin milli gelir seviyesi yükselirken içsel büyümenin küçüldüğünü artık fark etmemiz gerekiyor” dedi. Navaro, “Dünyada para kazanmak çok kolay, ama insan olmak zor” diye konuştu.

Başkanlığını ANSİAD üyesi Dr. Yusuf Örnek\'in yaptığı, “İnsan, İş ve Postmodern İş Dünyası” konulu toplantı öncesi Öz Ecza Deposu sahibi ANSİAD Üyesi Hatice Öz firmasının tanıtımı yaptı. Daha sonra, ANSİAD bünyesinde kurulan ve faaliyet gösteren Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV) Başkanı Osman Vural, yeni öğretim yılının başlaması ile üniversite öğrencilerine verdikleri burslarla ilgili üyeleri bilgilendirdi. Vural, ANSİAD\'ın bünyesinde vakıf kuran tek Siad olduğunu hatırlatarak, “Geçen yıl 99 üniversite öğrencisine aylık 250 lira burs verdik. Bu yıl 100\'ün üzerinde başvuru var. Başvurularda yaptığımız ön elemede bu sayıyı 80 öğrenciye indirebildik. Hepsi gerçekten eğitim için bursa ihtiyacı olan çocuklarımız. O yüzden sizlerden yardım istiyoruz, desteğinizi bekliyoruz” dedi.

Konuşmasına, her zaman kendisine, “Beni ben yapan nedir?” diye sorduğunu söyleyerek başlayan Danış Navaro, bu soruya, sadece iki cevap bulabildiğini belirterek, “Birincisi çalışmak, çok çalışmak ve çalışmamın varoluş nedenim olması, ikincisi ise eleştirel bakış, sorgulama. İşte bugün sizlere bu iki bakışımı anlatacağım” dedi. Navaro, postmodern insan toplumunun bugün sanal dünyanın, daha doğrusu sosyal medyanın müthiş etkisi altında olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Yeni nesil çocuklarımızın adını ben \'ekran çocukları\' diye koydum. Onlar dijital dünya kültürü ile yetişiyorlar. Küreselleşme adı altında kendimizi kandırıyoruz. Dizi dizi binalar yapılıyor, hiç Türkçe isim görüyor musunuz, hemen hepsi İngilizce. ABD düşmanı değilim ama, Amerika\'nın etkisi ya da özentisi bu. Ekonomiye gelince; kredi kartının icadı ile ebedi borçlandırmaya kitle ekonomisi diyorlar. Her içtiğimiz bardağı atıyoruz. Sonra da çevrecilikten dem vuruyoruz. Nasıl bir iş bu? Son olarak Aristo diyor ki; \'Bir toplum sadece refah, ticaret, para ve benzeri maddi değerler için oluşmuşsa, o toplum, \'insansal\'  bir toplum değildir\'. Biz bu söyleme doğru gidiyoruz.”

Milli Gelir, gerçeği ölçemiyor

Milli Gelir, kişi başına gelir, gibi benzeri finansal verilerin insan hayatıyla ilgili doğru çözümlemelere ulaşamadığını dile getiren ve GSMH\'nın gerçekliği somut anlamda ölçemeyeceğini iddia eden Daniş Navaro, “Ülkelerin milli gelir seviyesi yükselirken içsel büyümenin küçüldüğünü artık farketmemiz gerekiyor. Bundan sonra iş dünyası olarak daha fazla sorumluluk yüklenmemiz gerekiyor” dedi.

Televizyon Reklamları Çocukları Hedef Alıyor

Sıradan bir Amerikalı’nın günde dokuz buçuk saatini çoğunlukla televizyon başında geçirdiğini söyleyen Navaro, “Televizyon izlemenin metabolizmayı yavaşlatan, hipnotik etkisinin yanı sıra, amansız gıda pazarlaması çocukları hedef almaktadır. Televizyon başında geçirilen saatlerin miktarı obezitenin başta gelen sebeplerinden. Bu sorunu körükleyen en büyük etkenlerden biridir. Ortalama bir çocuk televizyonda yılda 10.000 adet abur cubur reklamı görmektedir. Gıda endüstrisi ürünlerini çocuklara pazarlamak için senelik 13 milyar dolar harcamaktadır” diye konuştu.

Postmodernitenin sonuçlarını da değerlendiren Navaro, eskiden bedava olan “mekân ve zaman, temiz hava, yeşillik, su, sessizlik”in ayrıcalıkların erişebildiği lüks mallar haline geleceğini belirtti.

Profesyonel iş ortamı konusunda üç ayrı düşüncenin varlığından söz eden Daniş Navaro, bu konuda ortaya çıkan görüşleri şöyle dile getirdi:

“Andre Gorz\'a göre çalışan insanlar için birincisi \'İşin önemi yok, yeter ki ay sonunda maaş ödensin!\', ikinci olarak \'Maaşın ne kadar ödendiğinin önemi yok, yeter ki işimiz olsun!\', son olarak da \'İşin önemi yok, yeter ki parası iyi olsun!\' görüşlerinin işini sevenlerle, işini sevmeden yapanları ayırt ettiğini algılayabiliyoruz” dedi.  Aristo\'ya göre, işte profesyonellik için “Amacı kendisi olan çalışma”nın insanı profesyonel düşünmeye ve çalışmaya yönlendirdiğini belirten Navaro, “Amaç-çalışma dediğimiz örneğin resim yapmak için resim yapmak bu kategoriye girmektedir. İkincisi, bir şeye ulaşmada araç olarak kullanılan, amacı kendi dışında olan çalışma türüne örnek verirsek de \'para kazanmak için resim yapmak\' diyebiliriz. Bir de kendini gerçekleştirici çalışma var ki; varoluşçu bir çalışma biçimi olarak yaratım ve dönüştürme faaliyetidir. Kişi, kendisini defalarca ve yeniden üretir. Kişi, çevresinde var olanlara da etki eder ve yakın-dünyasını, hatta tüm dünyayı bir ölçüde değiştirebilir, dönüştürebilir.”

Postmodern yeni şirketler nasıl olacak?

Çalışma hayatımızda şirketlerin de artık değişime uğrayacaklarını söyleyen Daniş Navaro, şirketlerin de sosyal birer varlık olduğunu belirterek postmodern şirketleri de şöyle açıkladı:

1.   Şirketin amacı, özel çıkarlarını kamu yararı için kullanmaktır.

2.   Şirketler yatırımcılar için adil karlar ayıracak, ama bunu yaparken diğer paydaşların  meşru çıkarlarını feda etmeyecek

3.   Şirketler, gelecek nesillerin gereksinimlerini feda etmeden, mevcut neslin gereksinimlerini karşılamak üzere sürdürülebilir şekilde faaliyet gösterecektir

4.   Şirketler servetlerini, bu servetin yaratılmasında katkısı olan herkese eşit olarak dağıtacaklar

5.   Şirketler katılımcı, şeffaf, etik ve hesap verebilir şekilde yönetilecektir

6.   Şirketler gerçek kişilerin kendi kendilerini yönetme hakkını ve diğer evrensel insan haklarını ihlal etmeyecektir”

 

Soru cevap bölümünde katılımcıların sorularını yanıtlayan Navaro, Türkiye\'nin yoksul bir ülke olmadığını, Anadolu\'yu dolaştığında hiç de öyle ülkede kriz filan olmadığını dile getirerek, çocuk eğitimi konusundaki bir soruya da şu yanıtı verdi:

“Anne-babalar çocukları için bir karar verirken önce \'Bu hayat benim hayatım değil. Çocuğumun hayatı\' diye düşünebilmeli. Çocuk mesleğini seçerken, kararı anne-baba vermemeli. Biz çocuklarımızı para ve iktidar hırsından uzak yetiştirmeliyiz. Dünyamızda para kazanmak çok kolay, gerçekte insan olmak zor. Batıda çok zengin var, ama birçoğu insanlığını kaybetmiş. Bir arkadaşı bile yok. Amerika\'da insanların arkadaşları yok. Başka bir kente gittiğinde bir şey değişmiyor. O yüzden biz çocuklarımızın hangi mesleği seçeceğine değil, sosyal sermayesinin yok olmaması için çocuklarımıza öğüt vermeliyiz.”

Toplantı bitiminde, ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ile Toplantı Başkanı Dr.Yusuf Örnek, konuk konuşmacı Daniş Navaro\'ya teşekkür ederek gecenin anısına bir de plaket verdi.


EROĞLU: “PATRONLUK KÜLTÜRÜ, YERİNİ PROFESYONELLİĞE BIRAKMALI”

TAİDER, ANSİAD ev sahipliğinde Antalya’da aile işletmesi sahipleriyle buluştu

EROĞLU: “PATRONLUK KÜLTÜRÜ, YERİNİ PROFESYONELLİĞE BIRAKMALI”

Türkiye’de aile şirketlerinin sürdürülebilirlikleri için çalışmalar yapan Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) 2014 Tanıtım, Paylaşım ve Farkındalık Toplantıları’nın 4.sünü Kocaeli, Adana ve Ankara’dan sonra Antalya’da Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) ev sahipliğinde gerçekleştirdi. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu; devlet kurumlarındaki kurumsallaşmanın acil hale geldiğini belirterek  “Patronluk kültürü yerini profesyonellere, uzmanlığa, kurallara, değerlere saygıya bırakmadıkça ne şirketlerimiz ne ekonomi ne devlet ne de millet gelişir. Bu çağ, kafaları kuma gömecek, kulağın, gözün ve ağzın kapatılacağı bir çağ değildir. Küresel bir köyde yaşıyoruz, sadece ben haklıyım, başkalarının, geri kalan dünyanın önemi yoktur diyemeyiz” dedi.  

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, toplantı açılışında Aile Şirketlerinin sürdürülebilirliğinin önemini vurgulayarak, bu amaçla kurulan TAİDER’in çalışmalarının her zaman destekçisi olduklarını söyledi. Dünyada şirketlerin büyük çoğunluğu, Türkiye\'de ise şirketlerin neredeyse tamamının aile şirketi olduğunu söyleyen Eroğlu, “Gelişmiş ülkelerde de Türkiye\'de de aile şirketlerinin üçte biri 5 yılda batmaktadır. Türkiye\'de ortalama şirket yaşı 25-30\'lardadır, 3. nesle ulaşan şirket oranı %10\'un altındadır. Bizde şirketlerimizin kaderi çoğu zaman önce babanın, sonra büyük ağabeyin dirayetlerine, gelin-görümce ilişkilerine bağlı” diye konuştu.

“BÜYÜYEMİYORSAK BU KURUMLARIN VERİMSİZLİĞİNDENDİR”

Batan her şirketin milli servet kaybı olduğunu dile getiren ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, bir ülkenin kurumları ve şirketleri verimsiz çalışıyorsa o ülkede gelişmeden söz edilemeyeceğini söyledi. “Bugün Türkiye ekonomisi %3 gibi bir düşük büyüme döngüsüne girmişse, bu kurumların ve şirketlerin verimsizliğinden başka bir şey değildir. Şirketlerimiz yeterince kurumsallaşsa Türkiye’de bu kadar çok iş kazası olmaz, bu kadar insan ölmez. Devlet kurumlarında kurumsallaşma olsa, denetim etkin olur ve yine bu tür acı olaylar yaşanmaz” dedi.

“DEVLETİN KURUMSALLAŞMASI GEREKTİĞİNİ UNUTTUK”

Kurumsallaşma konusunda yeterli ilerlemeyi sağlayamamanın nedenlerini tartışmak gerektiğini dile getiren Eroğlu, “Birincisi, Türkiye gündemi, yaşanan olaylar, konuşulan konular, ekonomideki sorunlar kurumsallaşma gibi konuları lüks konu, yani detay haline getirdi. İkincisi, Türkiye sadece aile şirketlerinde değil, genel olarak kurumsallaşma konusunda ilerleme sağlayamadı, kurum ve kurumsallaşma kültürü erozyona uğradı. Kurumlar değil, kişiler önemli oldu, kurumsal aidiyetin yerini gurup aidiyetleri aldı. Üçüncüsü ise devlette kurumsallaşma unutuldu. Bugün devlet kurumlarında kurumsallaşma aile şirketlerinde kurumsallaşmadan çok daha acil hale gelmiştir. Türkiye\'de yürütme kurumlarında, yargıda, yasamada, siyasette, yerel yönetimlerde, güvenlik kurumlarında, eğitim kurumlarında kurumsallaşma artık acilen ele alınması gereken bir meseledir” dedi.

“BU SİSTEMLE GENÇLER İYİ YETİŞMİYOR”

Eğitim sistemimizin kurumsal bir sistem olmayışına da dikkat çeken ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, “Eğitim sistemi yüzünden Türkiye\'de gençler, yani girişimci olması gereken, yaratıcı olması gereken, aile şirketlerini devralması gereken gençler iyi yetişmemektedir. Eğitim sistemimiz kültür kazandırmamakta, ezber bilgiyle gençlerin yaratıcılığını köreltmektedir. Gençlerin çoğu, üniversitelerden, vizyonsuz güvensiz, uzmanlaşmamış, yeterli beceriye sahip olmadan, yaratıcılığını kaybetmiş, heyecanını kaybetmiş bir şekilde mezun olmaktadırlar. Bazen bir üniversite mezununu hiç eğitim almamış gibi yeniden yetiştirmek gerekmektedir. Bu yapı aile şirketlerini hem ikinci nesle devir hem de genel olarak insan kaynağını etkin kullanma açısından engellemektedir” diye konuştu. 

Eroğlu; şu mesajları verdi:

“Patronluk kültürü yerini profesyonellere, uzmanlığa, kurallara, değerlere saygıya bırakmadıkça ne şirketlerimiz ne ekonomi ne devlet ne de millet gelişir. Bu çağ, kafaları kuma gömecek, kulağın, gözün ve ağzın kapatılacağı bir çağ değildir. Küresel bir köyde yaşıyoruz, sadece ben haklıyım, başkalarının, geri kalan dünyanın önemi yoktur diyemeyiz. Bu nedenle, bu toplantı sadece üyelerimize değil, aynı zamanda ilgili, yetkili, sorumlu herkese bir çağrıdır. Bu toplantı herkese, hepimize bir zihniyet değişimi çağrısıdır.”

Eroğlu’nun ardından söz alan TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı ve İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Şerife İnci Eren Türkiye’deki aile şirketlerinin nesiller boyu gelişmesi ve sürdürülmesine katkıda bulunmak ana amacıyla 2012 Ağustos ayında kurulan TAİDER’in ülke ekonomisinin sağlıklı ve istikrarlı büyümesine destek olmayı hedeflediğini söyledi.

Eren sözlerine şöyle devam etti:

“TAİDER, Dünya çapında 25 yıldır faaliyet gösteren ve aile şirketlerinin nesiller boyu gelişmesini ve büyümesini sağlamak üzere tesis edilmiş 60 ülkenin temsil edildiği, 7000’e yakın üyesi olan uluslararası FBN’in Türkiye paydaşıdır. Taider’in ilk faaliyet yılı sonunda, uluslararası FBN’in Yönetim Kurulunda Türkiye’yi temsil ediliyor olması, Türkiye’deki aile ve şirketlerinin gösterdiği ilgi, çaba ve inancın sonucudur. 13-17 Ekim tarihlerinde Dubai’de gerçekleşecek olan uluslararası FBN Dünya Zirvesi bu anlamda TAİDER üyeleri için benzersiz deneyimler sağlayacaktır.”

TAİDER üye katılımlarının her yıl arttığını ve bunun çok sevindirici olduğunu ekleyen Eren, Derneğin halen 120 Aile Şirketi üye ve 350’nin üstünde bireysel üyeye sahip olduğunu söyledi. Hem gelecek nesiller hem ana kuşakların katılımıyla gerçekleşecek, TAİDER 2.Ulusal Aile İşletmeleri Zirvesi’nin ise 28-29 Kasım tarihlerinde Raffles Zorlu Center- İstanbul’da olacağını belirten Eren, zirvenin 1.günü tüm katılımcılara, ikinci günü ise gelecek nesillere yönelik oturum ve çalıştayların yer alacağının bilgisini verdi.

Eren’in TAİDER Bilgilendirme sunumunun ardından Küçük Nehirlerden Büyük Denizlere- Aile Şirketlerinde Büyüme ve Kurumsallaşma Serüveni” konulu panele geçildi.

Moderatörlüğünü Dr. Pınar Yazır Özgür’ün yaptığı panele, Antalya\'nın iki büyük aile şirketinden AGT. A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Semih Söylemez ile Levent Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Atıl Pekşen panelist olarak katıldı. Toplantıda iki konuşmacı Aile Şirketlerinin babaları tarafından kuruluşundan başlayarak, geçen dönem içinde büyüme ile birlikte kurumsallaşma ve gelecek nesillere devir - planlama ve uygulama alanında yaşanan tecrübelerini aktardı. 

Mehmet Semih Söylemez konuşmasında özetle; “Benim için kurumsallaşmak; daha iyi yönetmek demektir. Önümüzde çok güçlü birer baba var. Sizin öne çıkmanız, yönetime katkı vermeniz için önce babanın izin vermesi gerekiyor. Bazı babalar kuzu yetiştirmek, bazıları aslan yetiştirmek ister. Ben aslanı tercih ettim. Babama çok pençe attım. Bir de babalar evlatlarını idare edecek. Baba güçlü insan yetiştirmek istiyorsa verici oluyor zaten. Babamdan öğrendiğimiz önemli bir şey var. Bunu şirket Anayasamızın birinci maddesi de yaptık. \'Parasal hiç bir kayıp, aile üyelerinden birini kırmaya değmez\'. Şirkette Yönetim Kuruluna girmeden, \'Ne iş yapar bu kurul\' derdim ama içine girince fikrim değişti. Ben günde 47-48 rapor okuyorum. Kurumsallaşma masraflı bir süreç ama kendi kendini kısa sürede amorti ediyor. Şirketlerin mutlaka iyi yönetilmek için kurumsallaşmaya ihtiyacı var” dedi.

Atıl Pekşen de konuşmasında, kurumsallaşmayı kişiye bağımlılıktan kurtulmak olarak algıladığını belirterek, “Bir yönetici \'Ben olmazsam burası batar\' mantığında ise o kurumsallaşmamıştır. Rahmetli babama 10 yıl önce sorsanız \'Atıl\'dan bir cacık olmaz\' derdi, ama şimdi Yönetim Kurulu başkanıyım. Patronlar icrada olmamalı. Patron her şeye karar verirse kimse sorumluluk almaz. Kurumsallaşmayı bisiklet ile formula aracı kullanmak gibi algılamak lazım. Bir bisiklet kullanıyorsunuz, hiç bir göstergesi yok, bir formula aracı kullanıyorsunuz her türlü olanak var. Kurumsallaşma böyle bir şey. Bizim şirkette bir de Aile Anayasa\'sı yazdık. Uzmanlardan da destek aldık. Gelecek nesillerimiz için yol haritası çizdik. Gece rahat uyumak istiyorsanız, iyi bir de denetim sistemi kurmalısınız” dedi.

Katılımcıların yoğun ilgisi ile geçen etkinlik soru-cevap bölümüyle sona erdi.


ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU ELMALI-FİNİKE GEZİSİNİ DEĞERLENDİRDİ

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu Elmalı-Finike gezisini değerlendirdi:

“ESKİ ÇAĞLARDAKİ ÜRETİM MODELİ DAHA AKILLICA”

“TOPYEKÜN KALKINMA İÇİN HAVZA BAZINDA ÜRETMELİYİZ”

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) 2014 yılı faaliyet programında yer alan “Bölgemizi tanıyalım” gezisi Elmalı ve Finike ilçelerine düzenlendi. Tarihçi-Yazar Giray Ercenk\'in rehberliğinde bölgedeki tarihi yerleri gezen işadamları ve aileleri, ANSİAD üyesi Burak Özkan\'ın Elmalı Likya Şarapları tesislerini gezerek, geleneksel bağbozumuna katıldılar. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, üretim esaslı dağ ve deniz ilişkisinin yeniden oluşturularak, havza bazında bir topyekün kalkınma modelinin seçilmesi gerektiğini de vurgulayarak, “Bölgenin en verimli topraklarına sahip bir kentte tarıma daha da ağırlık vermeli, alt yapı sorunlarını kökünden çözmeli, daha bilimsel ve katma değer yaratacak havza bazında üretim modeli ile ihracata yönelmeliyiz” dedi.

İki gün süren ve Elmalı Müzesi başta olmak üzere bölgedeki tarihi yerleri gezen ANSİAD ekibine tarih öncesi dönemden başlayarak yaşam boyu ekonomiyi anlatan Tarihçi-Yazar  Giray Ercenk, Antik Çağda Likya\'nın  bugünün Teke Yarımadasında, akarsuların yükseklerden taşıdıklarıyla oluşmuş kıyı ovalarındaki dağ eteklerine kurulduğunu belirterek, bölgeyi ve ekonomik yapıyı şöyle özetledi:

“Kuzeyde Gölhisar (Milyas) ve Elmalı’yı kuşatan dağlar ile başlayan, düzlüklerde süren,  sahilde sonlanan bu bölge dönemin en önemli bir üretim ve yaşam havzasıdır. Bütün Roma Akdeniz’inde var olduğu bildirilen üç İmparatorluk silosundan birinin Kartaca’da, öteki ikisi Patara ve Demre (Andriakhe)’de inşa edilmiştir. Bunun sebebi bölgenin sahip olduğu üretim gücüdür… Bu bölgenin düzlüklerinde yetişen her tür tahıl, özellikle gemi inşasında, tapınak ve saray gibi saygınlık kazandıran yapılarda kullanılan sedir/katran, ardıç ve meşe gibi yöreye özgü değerli ağaç, zeytinyağı, şarap, bal, deri, keçiboynuzu, meşe palamudu ve kurutulmuş av etinden şifalı otlara kadar bin bir çeşit mal, deniz ötesine taşınmak üzere, ada fakiri Akdeniz ile Adalar Denizi Ege’nin buluştuğu Likya’nın yukarda sözü edilen limanlarına taşındı… Ve de rıhtımlara yanaşan gemiler boşalttıkları malların yerine, mallar yüklediler…Servetler liman kentlerinde birikti… Bölgenin, çağlar boyu süren dengeli varlığının, dağların ve sahilin aynı ekonomik amaç doğrultusunda başarıyla bütünleştirilebilmesi ile sağlanmış olduğu açıktır... Kaynaklar, dağlardaki yerleşmelerde inşa edilen ticari yapıların, kıyıdakilerle, birbirlerini tamamlayan özellikler gösterdiğini, bunu “dağlarla deniz arasında, ekonomik eşgüdüm olduğunun kanıtı saymak gerektiğini” yazar… Antik Çağın Likyası ve de son bin yılın Teke Yarımadası gibi bir başka coğrafya bulmak zordur.”

Giray Ercenk, anlatımının son bölümünde; ‘50’li yıllarda hızlanan karayolu açma çalışmalarının, esasen artık eski gücünü ve önemini yitirmiş üretim esaslı dağ ve deniz ilişkisinin son bağlarını da kopardığını belirterek, 60lı yıllarda kıyıların turizm denen yeni bir üretim ve yaşam biçimiyle tanıştığını dile getirdi. 

2000 Yıl öncesi bütün bir coğrafyanın deniz kapısı, sahilin  dağlardan aldığının hiç olmazsa bir bölümünü dağlara geri veren sosyo-ekonomik dengenin ayrılmaz parçası olduğunu dile getiren Ercenk “Dağ ile deniz arasındaki \'devri daim\', coğrafyanın iki ucunu da besliyor, geliştiriyordu… Dün, Kaş ya da Kalkan, verimli bir ekonomik bütünün parçası oldukları için önemliydiler… Bugün, Kaş ve Kalkan oldukları için, yani sadece kendilerinden menkul değerlere sahip oldukları için -deniz, kum ve arkeolojik çevre gibi- önemlidirler... Ve de böyle olduğu için, kazançlarını dağlarla paylaşma gibi bir sorunları yoktur. Bu durumun yarattığı en ciddi sonuç; kıyıların vermediğini almak için, dağların kıyıya inmesi olmuştur” dedi.

 Başkan Eroğlu\'ndan değerlendirme

Gezi sonrasında bir değerlendirme yapan ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu da, ANSİAD olarak bölge kalkınması konusunda önemli bir misyon üstlendiklerini hatırlatarak, 2000 yıl önce bu bölgede yaşayan insanların üretim başta olmak üzere birçok konuda, çok başarılı olduklarını ifade ederek şunları söyledi:

“Bugün bizim kırsal olarak tanımladığımız, sadece kendi çabaları ile bilimsellikten uzak üreten ailelere bıraktığımız, tarih öncesinde üretim merkezi olan bu yerleri ihmal ettiğimiz bir gerçek. Tersine sahilde de, bu üretim ciddi biçimde değerlendirilmediği gibi, yoğun göç ve yeni bir yaşam biçimi olarak karşımıza çıkan turizm; dağ ve deniz ilişkisini, iyiden iyiye koparmıştır” dedi.

 Üretim esas olmalı

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, üretim esaslı dağ ve deniz ilişkisinin yeniden oluşturularak, havza bazında bir topyekün kalkınma modelinin seçilmesi gerektiğini de vurgulayarak, “Bölgenin en verimli topraklarına sahip bir kentte tarıma daha da ağırlık vermeli, alt yapı sorunlarını kökünden çözmeli, daha bilimsel ve katma değer yaratacak havza bazında üretim modeli ile ihracata yönelmeliyiz. Havzaya ikinci aşamada Batı Akdeniz\'deki diğer kentleri de alarak planlamayı daha da geliştirmeliyiz. Bu konuda ANSİAD olarak üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu ve konuyu Antalya kamuoyu nezdinde tartışmaya açma aruzumuzu da belirtmek isterim” diye konuştu.

ANSİAD gezi gurubu Elmalı programı içinde Abdal Musa Türbesi’ni gezerek, Antalya Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Hasan Subaşı’nı Bayralar Köyü’ndeki çiftliğinde ziyaret etti. Subaşı Konağını gezen konuklar, çiftlikte ilk kez üretilen şeker otundan ve tamamı keçi sütünden dondurmayı tattılar. 

Eroğlu, ANSİAD üyeleri ve aileleri için “Bölgemizi Tanıyalım” gezilerinin İbradı, Gündoğmuş ve Akseki ilçeleri ile devam ettirileceğini de dile getirdi. 


ANSİAD ESKİ BAŞKANLARINDAN GÜNGÖR PEKŞEN ÖLÜMÜNÜN 4. YILINDA ANILDI

ANSİAD ESKİ BAŞKANLARINDAN GÜNGÖR PEKŞEN ÖLÜMÜNÜN 4. YILINDA ANILDI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği\'nin (ANSİAD) kurucularından ve 1999-2000 yıllarında başkanlık, 2009-2010 döneminde de Yüksek Danışma Kurulu Başkanlığı görevlerini yürüten,  Güngör Pekşen, ölümünün 4. yılında düzenlenen törenle anıldı.

30 Yıl önce kurduğu OSB\'deki Levent Kimya tesislerinin bahçesinde ruhuna mevlüt okutularak başlatılan anma törenine eşi, kardeşi, çocukları ve gelinleri ile ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, ANSİAD üyesi işadamları, dostları ve her zaman birlikte çalışmakla övündüğü fabrika çalışanları katıldı.

Mevlüt\'ün ardından bir konuşma yapan büyük oğlu Atıl Pekşen, Levent Kimya bayrağını, babasının bıraktığı yerden hep birlikte, aile olarak taşımaya çalıştıklarını belirterek, tedavi için birlikte gittikleri ABD anılarını anlattı. Pekşen, “Amerika\'da 6 ay birlikte yaşadık. Herşey çok farklıydı. Gerçek bir baba-oğul gibi yaşadık. Çünkü iş hayatında disiplinliydi ve kuralları vardı” dedi. Atıl Pekşen, elde edilen her başarının arkasında Güngör Pekşen\'in ilkeleri ve öğretilerinin yer aldığını da söyledi ve “Sana layık olmaya çalışıyoruz baba. Rahat uyu” dedi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu da anı defterine, Antalya iş hayatının en  önemli isimlerinden biri olan Güngör Pekşen\'in yerinin; aradan geçen yıllara rağmen doldurulamadığını belirterek, “Güngör Pekşen her sohbetinde iş hayatındaki dönüm noktasının ANSİAD’la tanışması olduğunu, gerçek kimliğini ANSİAD’a borçlu olduğunu söylerdi. Hiçbir zaman doğru yoldan ayrılmamaları, yenilme, yorulma, yılma kelimelerini unutmaları ve hayatta her şeye hazırlıklı olmaları konusunda gençlere öğüt verirdi” şeklinde yazdı.

GÜNGÖR PEKŞEN’İN ÖZGEÇMİŞİ

1948 Yılında Ankara’da doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra Galatasaray Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nden Kimya Mühendisi olarak mezun olmuştur. 1972 - 1980 yılları arasında Antalya Yağ Sanayi’de mühendislik ve müdürlük yapmıştır. 1979 Yılında kurduğu Levent Kimya San. Tic. A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmüştür.

1999 - 2000 Döneminde ANSİAD (Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanlığı, yine 1999 - 2000 yılları arasında Lara Lions Kulübü Yönetim Kurulu Başkanlığı, Şubat 2001 – Mayıs 2003 yılları arasında ANTEV (Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı) Mütevelli Heyet Başkanlığı ve Haziran 1995 – Şubat 1999 yılları arasında da ANTKALDER (Antalya Kalite Derneği) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. Çeşitli kurum ve kuruluşlardan aldığı ödüllerin yanında, 1995 yılında Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Özel ödülü, Lara Lions Kulübü’nün Üstün Başarı ve Hizmet Ödülleri ile 1996 yılında ANSİAD Yılın Başarılı İşadamı Ödülüne layık görülmüştür.

Pekşen son döneminde; Güçbirliği Holding yönetim kurulu üyeliği, Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Danışma Kurulu üyeliği, Antalya Hukuk Fakültesini Geliştirme Derneği yönetim kurulu üyeliği, Antalya Organize Sanayici ve İş Adamları Derneği üyeliği görevlerini de yapmıştır.


6 GÜNDE 600 KİLOMETRE KOŞAN KADIN

Ultra Maratoncu Bakiye Duran işadamlarına, “Özgürlüğe Koşmak”ı anlattı.

6 GÜNDE 600 KİLOMETRE KOŞAN KADIN...

ANSİAD\'ın 13. olağan toplantısında konuşan asansör firması sahibi Mesut Göksu, “İstanbul\'daki asansör faciası kaza değil cinayet” dedi.

ANSİAD\'ın 13. olağan toplantısına Türkiye\'nin ilk Ultra Maratoncusu Bakiye Duran konuk oldu. 6 gece 6 gündüz sürekli koşarak 600 kilometrelik Patagonya Ultra Maratonunu tamamlayan Bakiye Duran, “Beslenme uzmanlarına inanmayın. Ana-babanızdan öğrendiğiniz gibi beslenin. Onların verdiği ilaçlarla genetiğinizi değiştiremezsiniz” dedi. Ultra Maratonlara katılan çok işadamı ve yönetici tanıdığını söyleyen Duran, “Onlar, biz koşarken sorun çözüyoruz. Bazen icat yapıyoruz” diyorlar dedi ve dünyanın en vazgeçilemez olgusunun özgürlük olduğunu söyledi. Hayatında hiç evlenmediğini ve niyetinin de olmadığını söyleyen Duran\'ın yazdığı “Cesaret Yalnızdır\' kitabı çok satanlar arasına girdi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2014 yılı 13. olağan toplantısına katılan Haliç Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Görevlisi, Antrenör ve 6 gün 6 gecede 600 kilometre koşarak Türkiye\'nin ilk Ultra Maratoncusu unvanını alan Bakiye Duran konuk oldu ve işadamlarına özgürlüğe koşmayı anlattı.

ANSİAD Üyesi Orhan Şenoğlu\'nun oturum başkanlığını yaptığı Su Otel’de gerçekleştirilen toplantı öncesi Toplantı Yönetmeni Aykut Ege duyuruları okuyarak,  ANSİAD\'ın 7 yeni üyesini tanıttı. İstanbul\'da meydana gelen asansör faciası ile ilgili olarak görüşlerini açıklayan ANSİAD üyesi ve Arte Asansör Şirketi’nin sahibi Mesut Göksu, 10 işçinin ölümü ile sonuçlanan asansör faciasını kaza olarak görmediğini, bu olayın bir cinayet olduğunu belirterek, “10 Asansör kullanıcısı cinayete kurban gitmiştir. 10 kişi taammüden öldürülmüştür. Suçlular da bellidir. İnşaat şirketi, belediye ve asansör şirketi ortak suçludur” dedi. Göksu, asansör firmasının dünyanın en ünlü markalarından biri olduğunu da hatırlatarak, “Kendilerine ulaşamıyoruz. İnternet sitesini bile kapattılar. Ne büyük şansızlıktır ki; Dünyanın ilk ve en büyük asansör kazasına neden olarak tarihe geçtiler” dedi. 4 Bin liralık bir harcama ile kaza olmaması için her türlü tedbirin alınabileceğini dile getiren Göksu, sistemin ağır yük bindirildiği için çöktüğünü, ancak yeterli tedbirlerin alınması halinde mutlaka durması gerektiğini de belirterek, “Antalya özeline gelecek olursak, asansör bakımlarının düzenli yapılmadığı görüşündeyim. Oturduğunuz apartmanda firma ile noter tasdikli sözleşme olup olmadığına mutlaka bakın. Antalya\'da 20 bin asansörün ömürlerini doldurduğu için değişmesi lazım, her an her şey olabilir” diye konuştu.

Çobanlıkla geçen çocukluk yılları

Toplantı Başkanı Orhan Şenoğlu, daha sonra konuk konuşmacı Bakiye Duran\'ı kürsüye davet ederek, ilk denemesinde 2 gece 3 gündüz hiç durmadan 270 kilometre, son denemesinde de 6 gün 6 gecede 600 kilometreyi, tüm ihtiyaçlarını da koşu sırasında karşılayarak tamamlayan Bakiye Duran\'ı “Sıradışı bir insan” diye takdim etti.

Sözlerine, “Evli değilim, evlenme niyetim de yok. O yüzden korkmayın” diyerek başlayan 55 yaşındaki çok yönlü sporcu ve spor hocası Bakiye Duran, çocukluk yıllarında Karadeniz\'deki her çocuk gibi çobanlık yaptığını belirterek, “Çobanlık zor iştir. Kolay olsa ninem de yapardı. İşte özgürlüğü o yıllarda yaşamaya başladım, dağ-tepe gezmeyi, sınır tanımamayı o yıllarda öğrendim. Büyüdükçe hayallerim de büyüdü. Sonra kente gittim okumak için liseyi bitirdim. Lisede bize öğrettikleri spor, meğer köyde her gün yaptığım koşuşturmaymış. Her gün çuvallarca buğdayı arabaya tek başıma yüklerdim, şehirde buna halter diyorlarmış” diye konuştu.

“Tatar kızıyım”

Lise yıllarında 1000- 2000 metre koşmaya başladığını ve bir gün adını ilk kez duyduğu Avrasya Maratonu’na katılarak Türk bayanlar arasında birinci olduğunu söyleyen Bakiye Duran, “3 bin lira da para verdiler. Benim bir arada gördüğüm en büyük paraydı. Profesyonel olarak koşmaya başladım. Nerede yarış var gidiyorum, haftada 2-3 koşuyorum. Bir gün Almanya\'da \'Ultra Maraton var. Gelir misin?\' dediler. Adını ilk duyuyorum, \'Gelirim tabi\' dedim. Ben tatar kızıyım. Dedelerimiz ulaklık yaparmış. Kıymetli evrak taşırlarmış, ölümüne gidecekleri yere ulaşırlarmış. Neyse Almanya\'daki Ultra Maratona gidemedim ama sonra Hollanda\'dakine katıldım” dedi.

“Farklı bir şey yapıyorsanız fark ediliyorsunuz”

Hollanda Ultra Maratonu’nun hayatının en önemli ilk deneyimi olduğunu söyleyen Bakiye Duran, “Üst baş yok. Adeta dondum. Yarış bir başlasa ısınmak istiyorum. Start verildi, ok gibi fırladım, bir süre sonra arkama baktım gelen giden yok. Biraz ağırladım, gelenler oldu, \'sen ne yapıyorsun. İlk kez katılıyorsun her halde? 100 kilometre bu hızla biter mi?\' dediler. Bir yağmur yağdı, sırılsıklam oldum. Güneş çıktı kurudum, ayaz çıktı yeniden üşüdüm. 87. Kilometresine kadar 1. olduğum bu yarışta her yanım yara olmaya başladı ve üçüncü tamamlayabildim. Yarış bittiğinde bu yarışın Avrupa Şampiyonası olduğunu öğrendim. Bütün gazeteler Türkiye\'de Avrupa üçüncülüğümü yazdı, oysa giderken kimse farkımda değildi. O yüzden şunu düşündüm; \'Farklı bir şey yapıyorsanız fark ediliyorsunuz. Bu hayatın her kesitinde böyle” dedi.

Konuşmasının bu bölümünde dış ülkelerde katıldığı yarışları anlatan Bakiye Duran, hepsinde kendi cebinden harcayarak Ultra Maratonda Dünya Şampiyonası’na katılmaya hak kazandığını söyledi ve Patagonya\'da katıldığı 600 kilometrelik yarışı da şöyle anlattı:

“600 kilometreyi 6 günde tamamlayacaktık. 300 kilometresi bataklıktı. Buzullar ve kar üzerinde yürüyüş ve ölüm vadisinde koşu ve bisiklet vardı. Bataklıktan nefret ettim. 300 kilometre toprak yüzü görmeden sürekli yumuşak bir zeminde yürüyorsun. Yumuşak şeylerden nefret ettim sonrası. 4 gün hiç uyumadan bisiklet sürdüm. Bisiklet üzerinde uyuyorduk. 6 günde 600 kilometrelik yarışı tamamlayarak dünya şampiyonasında 3. oldum”.

Özgürlüğümü kazandım

“Bana soruyorlar. 3. Oldun, birincilikler aldın. Peki, ne oldun?\' diyorlar. Ben özgürlüğüme çok düşkünüm. Özgürlüğümü kazandım. Yetmez mi? “ diye sözlerini sürdüren Bakiye Duran, Siemens firmasının eğitim seminerine konuşmacı olarak çağrısının ardından yazdığı kitabın öyküsünü anlattı:

“Ben bir eğitim seminerinde ne konuşacağımı bilmiyorum. Oradan-buradan anlattım. Ceo benden bu anlattıklarımı yazmamı istedi. Oralı olmadım, ama peşimi bırakmadılar. Tamam dedim, ama bir türlü yazamıyorum. Sonuçta dağlara çıktım, durmadan koştum. Ağustos ayında yazmaya başladım. 1 Ayda 280 sayfa yazmışım. \'Cesaret Yalnızdır\' adını verdiğim kitabım da böylece ortaya çıktı.

Soru-cevap bölümünde, “yarışa nasıl motive oluyorsunuz?”  şeklindeki soruyu yanıtlayan Duran, “Örneğin 48 saat koşacağız. Bir saat geçiyor, kendime diyorum ki, ‘Kızım Bakiye bak 1 saat geçti 47 saat kaldı. Sen koşarsın bunu diyorum ve koşuyorum. Hiç de yorulmuyorum” diye yanıt verdi.  Ultra maratoncu olmak için ultra ve sağlıklı bir insan olunması gerektiğini vurgulayan Duran, “Finişe tam geldiğinizde yaralı bir arkadaşınızı görürseniz, yarışı bırakabiliyorsanız işte ultra insansınız” dedi.

Ultra Maratona çok emek verdiğini ve gençler yetiştirdiğini söyleyen Bakiye Duran, yarışlarda işadamları, Ceo\'lar ve mühendisler gördüğünü belirterek, “Sizin ne işiniz var yarışta diyoruz. Yarışırken, koşarken biz icat yapıyoruz, sorun çözüyoruz\' diyorlar” dedi.

Son sözlerini de yalnızlık ve dostluk üzerine dile getiren Bakiye Duran, “Yalnızlık bizim beynimizde ürettiğiniz bir kavram. Dost arıyorsanız doğa bize dost zaten. Yalnızlık beyninize yerleşmişse çevrenizdeki insanlar, karınız, çocuğunuz da olsa fayda etmez. Bana bir de devlet sana yardım ediyor mu? diye soruyorlar. Devlet kendi yükünü karşılayamıyor artık. Hem niye yardım etsin? Ben koşuyorsam kendim için koşuyorum” dedi.

“Beslenme uzmanlarına inanmayın” diyen Duran, “Beslenme alışkanlığınızı, Atanızdan nasıl öğrendinizse öyle devam ettirin. Beslenme alışkanlığını anne karnında ve anne-babamızdan öğreniyoruz. Bir sürü zayıflama ilacı çıkarıyorlar, hepsi safsata” diye konuştu.

Konuşmanın sonunda ANSİAD Başkan Vekili Abdullah ERDOĞAN ile Toplantı Başkanı Orhan ŞENOĞLU, Bakiye DURAN’a toplantı anısına bir plaket sundular. 



ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU, 12.CUMUHURBAŞKANI ERDOĞAN\'I KUTLADI

ANSİAD Başkanı Eroğlu, 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan\'ı kutladı

EROĞLU: \'\'ŞİMDİ İŞ VE ÇALIŞMA ZAMANI\'\'

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye\'de ilk kez halkın oyları ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı unvanını kazanan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan\'ı seçim başarısı nedeniyle kutlayarak, Türkiye’nin artık ekonomiye odaklanması gerektiğini söyledi

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye\'nin tarihindeki önemli Demokrasi sınavlarından birini daha başarı ile verdiğini belirterek, \'\'Halkın tercihi ile seçilen yeni Cumhurbaşkanımızın kırık kalpleri onaracağına inanıyoruz. Sonucun hayırlı olmasını diliyoruz. Sayın Erdoğan, yaptığı balkon konuşmasında \'tartışmaları, kırgınlıkları geride bırakalım\' mesajı vermiştir. Kendisine 76 milyonun tamamını temsil edeceği, kucaklayacağı hassas ve büyük sorumluluk isteyen görevinde başarılar diliyoruz” dedi.

ŞİMDİ İŞ ZAMANI

2014’le Başlayan yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin ülkeyi yorduğunu ancak geride bırakılmış olmasının avantaja çevrilebileceğini belirten ANSİAD  Başkanı Ali Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Küresel ekonomide kırılganlıkların devam etmekte olduğu bir ortamda tamamlanan seçim süreci iş dünyasında güven ve beklentilerin düzelmesine, sorunların kısa vadede çözümüne kesinlikle katkıda bulunacaktır. Seçim öncesinde iş dünyasına hakim olan rehavetin, seçim sonrasında ortadan kalkmasını umuyoruz. Türkiye ekonomisinde çözüm bekleyen yapısal sorunların bir süredir siyasetin gölgesinde kaldığı ve gereken önemi bulamadığı hepimizin malumu. Önümüzdeki günlerde gerek Başbakan gerekse ekonomi yönetiminin krizsiz belirlenmesi tedirginliği de ortadan kaldırır. Bu çerçevede ekonomide bekleyen önlemlerin devreye sokulması, bu senenin son çeyreğinde ve gelecek sene elde edeceğimiz büyüme oranının hızlanmasını sağlayacaktır\'\'



EROĞLU BASIN BAYRAMI\'NI KUTLADI

EROĞLU BASIN BAYRAMI\'NI KUTLADI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ali Eroğlu, 24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, haber alma ve yayma özgürlüğünün, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarının en başında yer aldığını, halkın doğru ve tarafsız haber alma ihtiyacını karşılayan basın kuruluşlarının aynı zamanda demokrasinin güçlenmesinde önemli bir güç olduğunu söyledi.

Basında Sansürün İlk Kez Kaldırılışı\'nın 106. yıldönümü nedeniyle Basın Bayramı olarak kutlanan 24 Temmuz\'un bir başka öneminin de özgürlüğün simgesi Lozan\'ın yıldönümü olmasından geldiğini hatırlatan Ali Eroğlu, mesajında dünyada en zor ve en zahmetli mesleklerden birinin gazetecilik olduğunun altını çizerek “Basın mensuplarımızın Türk halkının ve gerçeklerin yanında yer alacağından hiç kimsenin kuşkusu bulunmamaktadır.  Bu önemli hizmeti yerine getiren ve bu uğurda gece ve gündüz demeden insanımızın doğru haber alması için çalışan bütün basın mensuplarımızın bu gayret ve çabaları her türlü taktirin üzerindedir\'\' dedi.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu görüşlerini şöyle dile getirdi:

“Çağdaş ve demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olan basın, kamuoyuna tarafsız, doğru ve hızlı biçimde bilgi ve haber vererek, toplumu aydınlatıp, meslek ilkelerine, kişilik haklarına saygı çerçevesinde çalışmalarını sürdürmektedir. Çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazı ‘İletişim özgürlüğü’ şeffaf yönetim anlayışının da temel yapı taşlarındandır.

Basın, yaşadığımız bölge ve tüm dünyadaki gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Yurttaşla devlet arasındaki iletişimin sağlanması, kamuoyu oluşturulması gibi önemli görev ve sorumluluklar üstlenmektedir.

Büyük Önder Atatürk’ün, ‘Basın, bir milletin ortak sesidir. Bir milleti aydınlatma ve olgunlaştırmada, bir milletin ihtiyaç duyduğu düşünsel gıdayı vermede, özet olarak bir milletin hedefi mutluluk olan ortak doğrultuda yürümesinin sağlanmasında basın, başlı başına bir güç, bir okul, bir öncüdür’ sözü de basının önemini ve mensuplarının üstlendiği büyük sorumluluğu ortaya koymaktadır. 

Antalya\'nın her alanda hedeflenen başarıya ulaşmasında ve bu başarının ülkemiz ekonomisine olumlu yönde yansımasında basın mensuplarının gösterdikleri duyarlılığın ve bu konuda yaptıkları başarılı çalışmaların büyük katkı sağladığına inanıyorum. 24 Temmuz basın bayramınızı kutlar, basın meslek ilkeleri doğrultusunda ilkeli, tarafsız, sorumlu ve bilinçli gazetecilik anlayışıyla yapılan çalışmaların devamını diler, hepinize selam ve sevgiler sunarım.


ANSİAD KURUCU ÜYESİ HÜSEYİN ÇALIK İÇİN ANSİAD\'DA ANMA GECESİ DÜZENLENDİ

Geçen hafta sonu, evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda eden Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Kurucularından, işadamı Hüseyin Çalık için 21. Akdeniz Toplantıları öncesinde bir anma gecesi düzenlendi. ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, Hüseyin Çalık\'ın kişiliği ile her zaman, her konuda kendilerine öncülük ettiğini söyledi. Ailesi adına konuşan kardeşi Mustafa Çelik ise, yaşam öyküsünü anlatarak, “63 yıl bu ülkeye hizmet etti. Çok eser kazandırdı” dedi.

Ramada Plaza Hotel\'de düzenlenen anma törenine Hüseyin Çalık\'ın kardeşi Mustafa Çalık, kızı Lale Çalık Sarper, damadı Mustafa Sözen ve yeğenleri Arzu ve Hamdi Çalık ile kalabalık bir işadamı grubu katıldı. ANSİAD üyeleri ile diğer davetliler törenden önce Hüseyin Çalık için açılan anı defterini imzaladı.

Toplantı Yönetmeni Aykut Ege\'nin sunumu ile önce işadamı Hüseyin Çalık\'ın hayatından, iş hayatından ve ANSİAD çalışmalarından derlenen bir dia gösterisi izlendi. Daha sonra konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, Çalık ailesinin acılarını paylaştıklarını belirterek tekrar başsağlığı ve sabır diledi. Eroğlu, Hüseyin Çalık\'ın iş dünyasının öncü işadamlarından biri olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

“Kişiliği ile her zaman, her konuda bizlere de öncülük etmiştir. Uluslararası platformda Antalya\'ya vizyon kazandıran insanların başında geldi. Bilinmeyen bir dönemde Antalya\'ya özel okul açarak, daha bir çok ilke imza attı. Tekstil sektöründe çok büyük firmalarla yarışır hale geldi. Dijital platformda yine öncüler arasında yer aldı. Takip edilen, izlenen, feyz veren, son derece pozitif bir insandı.”

Hüseyin Çalık\'ın en önemli özelliklerinden birinin, ANSİAD\'ın ku