ZÜLFÜ LİVANELİ ANSİAD 27. AKDENİZ TOPLANTISI’NIN KONUĞU OLDU
Antalya Sanayici ve İş
İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) gelenekselleşen 27. Akdeniz Toplantısı, 17 Nisan
2026 Cuma günü Akra Hotels’de gerçekleştirildi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı
Ercan Özbek moderatörlüğünde düzenlenen ve “Livaneli ile Sohbet” başlığıyla
gerçekleştirilen toplantının onur konuğu, dünyaca ünlü besteci ve yazar Zülfü
Livaneli oldu. Livaneli, barış kültüründen emperyalizmle mücadeleye,
algoritmanın keşfinden Cumhuriyet devriminin derinliğine kadar geniş bir
yelpazede iş dünyasına seslendi.
Toplantıda ANSİAD
ailesine yeni katılan isimler için bir Üye Alım Töreni de düzenlendi. Yükseliş
Koleji Sahibi Ali Özenç ve İskele Balık Lara Sahibi Tahsin Fettahoğlu’na üyelik
rozetleri ve belgeleri takdim edildi. Yeni üyelerin rozetleri; gecenin konuğu
Zülfü Livaneli ve Başkan Ercan Özbek tarafından birlikte takıldı.
Özbek: " Ekonomi Artık
Enerji ve Güvenlik Koridorları Üzerinden Şekilleniyor"
Toplantının açılış
konuşmasını yapan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, sözlerine okullarda yaşanan
şiddet olaylarını kınayarak başladı. Şiddetin her türlüsünün karşısında
durmanın hayati olduğunu vurgulayan Özbek, küresel ekonominin sert gerçekleri
ile insani değerler arasındaki dengeye dikkat çekti. Dünya tarihinin en
karmaşık dönemlerinden birinin yaşandığını ifade eden Özbek, şu
değerlendirmelerde bulundu: "Küresel ekonomi artık yalnızca büyüme
rakamlarıyla değil; jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği ve finansal
dalgalanmalar üzerinden yeniden şekilleniyor. Savaşın artık sadece cephede
değil, ekonomide de kazananları var. Enerji hatları, lojistik koridorlar ve
finansal araçlar küresel güç mücadelesinin yeni sahnesi haline gelmiş durumda.
Tanker piyasalarındaki olağanüstü değer artışları bize gösteriyor ki; artık
sadece üretim değil; taşıma, erişim ve güvenlik de başlı başına stratejik bir
değerdir."
Özbek: "Ülkemiz
Avrupa İçin Sadece Bir Tedarikçi Değil, Güvenilir Bir Üretim Ortağıdır”
Ekonomideki dönüşümü
rasyonel bir çerçevede analiz eden Özbek: "Üretim artık tek bir ülkede
değil, güvenilir ve entegre ortaklarla birlikte yapılıyor. Türkiye bu yeni
denklemde güçlü bir yerde duruyor. Ülkemiz Avrupa için sadece bir tedarikçi
değil, güvenilir bir üretim ortağıdır. Artık kazananlar ucuz üretenler değil;
hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir üretim yapabilenler olacaktır. Ancak bu
tabloyu doğru okumak için bölgemizde yaşanan jeopolitik riskleri ve bunların
küresel ekonomi üzerindeki makro etkilerini net bir şekilde analiz etmek
zorundayız." şeklinde konuştu.
Özbek: "Barış,
İnsanlığın En Büyük Ortak Çıkarıdır"
Küresel büyümenin yavaşladığı ve transatlantik ilişkilerinin bir "stres testinden" geçtiği bu dönemde asıl odak noktasının "insan" olması gerektiğini belirten Ercan Özbek, barışın ekonomik ve toplumsal değerini şu sözlerle vurguladı: "Tüm bu teknik ve karmaşık tablonun ortasında bizim odaklanmamız gereken temel bir hakikat var: Asıl olan insandır. Savaşın ekonomisinin konuşulduğu bir dünyada, barışın kültürünü hatırlamak zorundayız. Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey piyasaların dili değil, vicdanın sesidir. Sayın Livaneli yıllardır bize yalnızca sanatı değil; insanı, adaleti ve birlikte yaşamanın değerini anlatıyor. Unutmamalıyız ki; barış, insanlığın en büyük ortak çıkarıdır.”
Özbek: "İnsanı ve
Vicdanı Hatırlama Yolculuğu"
Toplantının açılışında
konuğunu "çağımızın vicdanını temsil eden bir fikir insanı" olarak
tanımlayan ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, şunları söyledi: "Bugün dünyanın
böylesine karmaşık ve sert bir döneminden geçerken en çok ihtiyacımız olan şey
insanı, vicdanı ve birlikte yaşamayı hatırlamaktır. Bu akşam sadece bir sohbet
değil, hepimiz için bir düşünme ve anlama yolculuğu olacak."
Livaneli: “Barışın
Düşmanı Çoktur”
Zülfü Livaneli,
konuşmasına Başkan Özbek’in barış vurgusuna atıfta bulunarak başladı. UNESCO
İyi Niyet Elçisi olarak yürüttüğü çalışmalardan örnekler veren Livaneli,
barışın tesadüf olmadığını, büyük bir emekle inşa edilmesi gerektiğini belirtti:
"UNESCO’da barış kültürü programlarında çalıştım. İsrail ve Filistin
arasında ortak sulama projelerinin konuşulduğu dönemlere tanıklık ettim. Ancak
barışı bir ağaç yetiştirir gibi senelerce emek vererek yapıyorsunuz ve bir
ağacı keser gibi bir saniyede yok ediyorlar. Ortalık barış düşmanlarıyla dolu.
Oysa insana en çok yakışan şey barıştır."
Livaneli: “Atatürk Bu
Ülkenin Kilit Taşıdır”
Cumhuriyetin kuruluş
felsefesine ve Atatürk’ün “kilit taşı” rolüne geniş yer ayıran Livaneli, mimari
bir metaforla toplumsal birliği açıkladı. Bir kubbeyi ayakta tutan şeyin o
merkezdeki kilit taşı olduğunu belirten Livaneli: "Mimari yapılarda
kubbeleri ayakta tutan bir kilit taşı vardır. Diğer tüm taşlar gelip ona
dayanır ve o taşın baskı gücüyle yapı ayakta kalır. Atatürk bu ülkenin kilit
taşıdır. Onu çok iyi tespit etmişler. Atatürk’ün tarihsel kurucu rolünün bugün
de tartışmaların merkezinde yer almasının sebebi budur." İfadelerini
kullandı.
Cumhuriyet'in en büyük
mucizesinin "kuldan vatandaş yaratmak" olduğunu belirten Livaneli, bu
sürecin birleştirici gücüne değindi: "Atatürk, 'Türkiye Cumhuriyeti’ni
kuran Türkiye halkına Türk milleti denir' diyerek kapsayıcı bir formül koymuştur.
Boşnak, Kürt, Kafkas veya Çerkez fark etmeksizin, aynı apartmanda birbirine
yemek gönderen o büyük uluslaşma bilinci, Cumhuriyet’in en büyük başarısıdır.
Bu formül, bugün tartışılan pek çok kimlik sorununa aslında yıllar öncesinden
verilmiş en rasyonel cevaptır."
Livaneli: “Türkiye Bir
Köprü Değil, Özel Bir Sentezdir”
Türkiye’nin coğrafi
konumunun sık sık “köprü” olarak tanımlanmasını eleştiren Livaneli, bu
nitelemenin kültürel üretim açısından bir kısırlık yarattığını ifade ederek:
“Köprüde medeniyet kurulmaz; köprüye ev yapamazsın, ağaç dikemezsin. Bir
tarafımızda Doğu, bir tarafımızda Batı var ve ikisi de 'sen bizden değilsin'
diyor. Bizim bu ikisine yaranmaya çalışmak yerine, özel bir kimliğimiz ve
sentezimiz olduğunu anlamamız lazım. İonya’dan Frigya’ya, Hititlerden
Selçukluya uzanan bu kat kat kültür zenginliği başka hiçbir yerde yok. Biz bu
mirasın sahibiyiz.” dedi. Livaneli, Cumhuriyet’in ilanından sonra sadece
ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir kimlik inşasının da başladığını
belirtti. Bu süreçte kurulan kurumların isimlerinin rastgele seçilmediğini
vurgulayan sanatçı, "Sümerbank ve Etibank gibi kurumlar, zihin altımıza
Anadolu’nun kadim medeniyetleri olan Sümerleri ve Hititleri yerleştirmek, bu
mirasın gerçek sahibi olduğumuzu hatırlatmak için kuruldu. Modern Türkiye
Cumhuriyeti, bu topraklardan gelmiş geçmiş tüm kültürlerin yasal ve kültürel
varisidir." dedi.
Livaneli: “Bizde Düşünce
Eyleme Değil, Duygu Eyleme Dönüşür”
Toplumların değişim
dinamikleri üzerine yaptığı analizde Türkiye’nin bir "duygu toplumu"
olduğuna dikkat çeken Livaneli, "Batı toplumları Montesquieu veya Marx
gibi isimlerin teorik eserleriyle dönüşür; nehir yatağını düşünceyle değiştirir.
Bizde ise dönüşüm heyecanla, yani şiirle ve türküyle olur. Mustafa Kemal ve
arkadaşları vatan fikrini Namık Kemal’in şiirlerinden aldılar. Bizde düşünce
eyleme değil, duygu eyleme dönüşür." ifadelerini kullandı.
Livaneli: “Algoritma
Bir Harzem Türkünün Mirasıdır”
Livaneli, iş dünyasına
modern teknolojinin köklerini hatırlatarak çarpıcı bir “kültür arkeolojisi”
örneği sundu. Türk sivil toplum kuruluşlarının ve iş insanlarının bu tür
tarihsel miraslara sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak; “Algoritmayı yaratan
bir Türk’tür (Al-Harizmi). İngilizler Shakespeare’e sahip çıkmasa biz onu bilir
miydik? Ülke kendi değerine önce kendisi sahip çıkacak. Sizler gibi sivil
toplum kuruluşlarının büyük görevlerinden biri, bu 'kültür arkeolojisi'ni
yaparak değerlerimizi ortaya çıkarmaktır. Antalya’da bu bilincin sembollerini
dikmelisiniz." dedi.
Livaneli: "Şiddet
Kültürünü Topyekûn Lanetlemeliyiz"
Başkan Ercan Özbek’in
okullardaki şiddet olaylarına dair açtığı başlığa yanıt veren Livaneli,
öldürmenin hiçbir hafifletici sebebi olamayacağını savundu:"Şiddet
kültürünün kökten değişmesi lazım. Öldürmenin hiçbir şekilde hoş görülmemesi
gerekiyor. Maalesef toplumumuzda 'namus için', 'futbol takımı için' veya 'milli
hisler' bahanesiyle cinayetler hafifletiliyor. Düğünde ateş edip çocuk vuran,
balkonlarda can alan bu öldürme kültürünü topyekûn reddetmezsek, lanetlemezsek
kurtulamayız. Okul saldırılarında görülen özentiler, tamamen dış kaynaklı
şiddet kültürünün bir yansımasıdır."
Livaneli: “Kuralsız
Ekonomik Düzen Ciddi Toplumsal Maliyetler Doğurur”
Konuşmasının son
bölümünde liyakat ve stratejik planlamaya odaklanan Livaneli, Devlet Planlama
Teşkilatı (DPT) gibi kurumların rasyonel işleyişinin önemine dikkat çekti.
Fütürolog Alvin Toffler’ın Türkiye ziyareti sırasında kendisine söylediği
sözleri hatırlatan Livaneli: "Toffler; 'Ucuz işçiliğe dayanan bir ekonomi
sürdürülebilir değildir, sermaye daha ucuzunu bulunca gider' demişti. Kore ve
Japonya gibi ülkeler niş alanlar seçip buralarda uzmanlaşarak devleştiler.
Bizim de strateji yapmamız, inovasyona odaklanmamız gerekiyor. Kuralsız
ekonomik düzenin ciddi toplumsal maliyetler doğurur. Bir yanda suya erişimi
olmayanlar varken, diğer yanda tek bir kişinin hesabında trilyon dolarların
olması dünyanın başını daha büyük dertlere sokacaktır."şeklinde konuştu.
Yapay zekanın ve robotik teknolojilerin dünyayı kaotik bir hızla değiştirdiği
bu dönemde, Türkiye’nin ancak inovasyon ve kurumsal stratejiyle ayakta
kalabileceğini belirten Livaneli, bu sözlerle konuşmasını tamamladı.
ANSİAD 27. Akdeniz
Toplantısı, üyelerden gelen soruların yanıtlandığı soru-cevap bölümünün
ardından, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek’in konuk konuşmacı Zülfü
Livaneli’ye günün anısına Seramik Antalya Gravürü takdim etmesiyle sona erdi.
Büşra SEVİLEN
Medya Sorumlusu
E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511
GSM: 0533 372 69 76