Antalya Sanayici ve İş
İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından düzenlenen yılın 6. Olağan Toplantısı, 24
Mart 2026 Salı günü Akra Hotels’de gerçekleştirildi. “Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve
Yarını” başlığıyla düzenlenen toplantının konuğu, Türkiye Barolar Birliği
Başkanı Av. R. Erinç Sağkan oldu.
Türkiye Barolar Birliği
Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Kıbrıs meselesinin yalnızca siyasi bir konu
olmadığını; bölgesel istikrar, ticaret yolları, enerji kaynakları ve yatırım
ortamı açısından taşıdığı kritik önemi vurguladı. Tarihsel perspektifin önemine
değinen Sağkan, Kıbrıs sorununun çözümünün diplomatik bir mesele olmasının yanı
sıra, ekonomik bir fırsat olarak da ele alınması gerektiğini ifade etti.
Özbek: “Yeni ekonomi, güvenilir
ortaklıklar üzerine kuruluyor”
Açılış konuşmasına
küresel ekonomideki köklü dönüşüme dikkat çekerek başlayan Özbek, üretim
anlayışındaki değişimi şu sözlerle aktardı: “Dünya ekonomisinin yalnızca büyüme
rakamlarıyla değil; enerji, güvenlik ve tedarik zincirleri üzerinden yeniden
tanımlandığı bir dönemden geçiyoruz.” Bu dönüşümü “Made with Europe” yaklaşımı
üzerinden değerlendiren Özbek, üretimin artık tek bir merkezden ziyade entegre
yapılarla sürdürüldüğünü belirterek; “Üretim artık tek bir ülkede değil,
güvenilir ve entegre ortaklarla birlikte yapılıyor. Türkiye bu yeni denklemde
güçlü bir yerde duruyor.” dedi. Türkiye’nin stratejik konumuna özel bir vurgu
yapan Özbek, “Türkiye artık Avrupa için sadece bir tedarikçi değil, güvenilir
bir üretim ortağıdır.” ifadesini kullandı. Yeni dönemdeki rekabet koşullarının
farklılaştığını ise şu şekilde özetledi: “Artık kazananlar; ucuz üretenler
değil, hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir üretim yapabilenler olacaktır.”
Özbek: “Her kriz aynı zamanda
fırsatlar barındırır”
Küresel risklerin makro
etkilerine değinen Ercan Özbek, özellikle İran merkezli gerilimlerin
yansımaları hakkında; “İran merkezli gerilim ve çatışma riski, yalnızca
bölgesel bir mesele değildir; küresel ekonomi üzerinde doğrudan etkiler
üretmektedir.” uyarısında bulundu. Enerji fiyatları, arz kesintileri ve
enflasyon baskısının iş dünyası üzerindeki etkilerini ise şu sözlerle paylaştı:
“Enerji maliyetlerinde öngörülemez artışlar, lojistik sürelerinde uzama,
finansmana erişimde zorlaşma ve talep tarafında dalgalanmalar kaçınılmaz hale
gelmektedir.” Ancak bu kriz ortamının Türkiye için sunduğu avantajlara da
işaret eden Özbek; “Avrupa’nın riskli bölgelerden çıkışı hızlanacaktır. Türkiye
gibi güvenli üretim merkezlerine yönelim artacaktır.” diyerek, “Yeni dünyada en
büyük rekabet avantajı, kesintisiz üretim ve güvenilir tedariktir.”
değerlendirmesinde bulundu.
Özbek: “Gümrük Birliği modernizasyonu
stratejik zorunluluktur”
Küresel gelişmelerin Antalya özelindeki yansımalarını turizm sektörü üzerinden değerlendiren Özbek, “İran savaşı ve bölgesel gerilimler, Antalya turizmini doğrudan talep tarafında etkilemeye başlamıştır.” dedi. Sektördeki dönüşüm ihtiyacını vurgulayan Özbek, “Turizm artık sadece rekabetle değil, risk yönetimiyle kazanılan bir sektördür.” ifadesini kullanırken, Türkiye’nin güvenli liman imajının Avrupa pazarında güçlendiğini belirtti: “Türkiye güvenli destinasyon olarak öne çıkıyor. Avrupa pazarı güçleniyor, alternatif pazarlar devreye giriyor.” Antalya’nın ekonomik vizyonuna dair, “Antalya’nın geleceği daha çok turistte değil, daha yüksek değerde yatmaktadır.” diyen Özbek, Avrupa ile ekonomik entegrasyonun mevcut eksikliklerine dikkat çekti: “Bugünkü Gümrük Birliği yapısı hizmetleri kapsamıyor, tarımda sınırlı kalıyor ve dijital ekonomiyi yeterince içermiyor.” Modernizasyon sürecini “Bu bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur.” şeklinde tanımlayan Özbek, ekonomi ve jeopolitiğin iç içe geçtiğini vurgulayarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Ekonomi ile jeopolitik artık ayrılmaz bir bütündür.” ve “Kıbrıs meselesi sadece bir tarih konusu değil, Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini anlamak açısından kritik bir başlıktır.”
R. Erinç Sağkan: “1960
Anayasası iki halkın ortak yaşam iradesini ortaya koyar”
Toplantının konuk
konuşmacısı Türkiye Barolar Birliği Başkanı R. Erinç Sağkan, Kıbrıs meselesini
uluslararası hukuk perspektifinden ele alarak; “Ben bir tarihçi değilim.
Uluslararası hukuk perspektifinden Kıbrıs’ın bulunduğu konumu değerlendirmek
benim açımdan daha doğru bir zemindir. Bunun için tarihsel gelişimleri bilmek
gerekiyor.” dedi. 1960 Anayasası’nın Türklerin haklarını güvence altına alan
yapısına değinen Sağkan, şunları söyledi: “1960 Anayasası, iki halkın ortak
yaşama iradesini ortaya koyan bir metindir. Türkler nüfusun %20’sini
oluşturuyordu. Cumhurbaşkanı Rum kesiminin seçimiyle, Cumhurbaşkanı Yardımcısı
Türklerin kendi içlerinden seçimiyle belirlendi. Bakanlıklar ve silahlı
kuvvetler etnik yapıya göre dağıtılmıştı. Bu oran, Türklerin temsil ve
kazanımlarını açıkça güvence altına oluyordu.” Sürecin kırılma noktasını ise şu
sözlerle aktardı: “1963’te Rum kesimi anayasayı tanımadığını ilan ederek
silahlı çatışma sürecini başlatmıştır. Amaç, adayı Yunanistan’a bağlamaktı.
Türkler Lefkoşa’nın kuzeyi ve Girne bölgesinde bir kanton olarak sıkıştı. Kendi
mevzuat ve anayasalarını hazırlayarak yaşamlarını sürdürdüler.”
R. Erinç Sağkan:
“Türkler azınlık değil, Kıbrıs’ın kurucu halkıdır”
Rum kesiminin sunduğu
argümanların hukuki geçersizliğini vurgulayan Sağkan, “Rum kesimi, Türkleri bir
azınlık olarak gösterip Türkiye’nin müdahalesini ‘işgal’ olarak tanımlamaya
çalışıyor. Oysa bu argümanlar tarihsel ve hukuki açıdan geçersizdir. Osmanlı
döneminden itibaren Türkler adanın asli halkıdır ve hiçbir zaman azınlık olarak
yönetilmemiştir.” dedi. Bu tezini tarihi bir örnekle destekleyen Sağkan,
“1907’de Winston Churchill adayı ziyaret ettiğinde, Rum milletvekilleri ana
vatana bağlanma talebini iletti. Türk milletvekilleri ise adanın Türkiye’ye
bağlanması gerektiğini açıkça ifade ettiler. Bu durum, Türklerin adadaki hak
sahibi konumunu net şekilde ortaya koyar.” ifadelerini kullandı.
R. Erinç Sağkan:
“Federal çözüm denemeleri sonuçsuz kaldı; iki devletli çözüm gündemde”
Müzakere süreçlerinin geçmişini değerlendiren Sağkan, “Yarım asra yakın süredir BM parametreleri çerçevesinde federal çözüm yöntemleri denenmiştir. 2004 Annan Planı ve 2017 Montana Zirvesi gibi girişimlerde Rum kesimi çözüm için hiçbir zaman istek göstermemiştir. Oysa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çözüm için adım atmıştır.” diyerek mevcut durumu şu sözlerle özetledi: “Bugün artık federal çözüm olasılığı ciddi şekilde sınırlanmış durumdadır. Egemen eşitlik çerçevesinde iki bağımsız devletin varlığı, kendi aralarında iş birliği anlaşmalarıyla adanın refahını ve zenginliklerini hakça paylaşabilecekleri bir düzen sağlayabilir.”
R. Erinç Sağkan:
“Türkiye ve KKTC’nin iş birliği Doğu Akdeniz’de fırsat yaratıyor”
Kıbrıs’ın Türkiye’nin
savunma ve enerji stratejisindeki yerine değinen Sağkan, “Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nin varlığı, Türkiye’nin savunması ve Doğu Akdeniz’deki enerji
kaynaklarının korunması açısından kritik önemdedir. Sondaj faaliyetleri ve
hidrokarbon kaynakları, Türkiye ve KKTC’nin ortaklaşa hareket etmesini zorunlu
kılıyor. Bu, sadece ekonomik değil, stratejik bir iş birliğidir.” dedi. Deniz
yetki alanlarının önemine vurgu yaparak, “Kuzey Kıbrıs’ın kıta sahanlığı Güney
Kıbrıs’tan daha uzun ve Türkiye ile hareket edildiğinde Doğu Akdeniz’de
yaratacağı muazzam imkanlar vardır. Enerji ihtiyacının buradan karşılanması ve
Münhasır Ekonomik Alan anlaşmalarının etkin uygulanması son derece önemlidir.”
değerlendirmesinde bulundu. Sağkan, konuşmasını genç nesillere yönelik bir
çağrıyla tamamladı: “Maalesef bazı yeni jenerasyon, Kıbrıs’ın stratejik ve
hukuki önemini tam kavrayamıyor. Türkiye ve KKTC’nin uluslararası hukuk
çerçevesinde haklarını anlatmak, gençlerimize bu bilinci kazandırmak
zorundayız.”
Soru ve cevap bölümünün
ardından sona eren toplantının kapanışında; ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan
Özbek ile ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Ekonomik & Sektörel Gelişme
Çalışma Masası Başkanı H. Ergin Civan, günün anısına Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Av. R. Erinç Sağkan’a Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın imzasını
taşıyan özel bir seramik kuş hediye takdim etti.
Büşra SEVİLEN
Medya Sorumlusu
E-mail: basin@ansiad.org.tr
Tel: 0242 3120303
Fax: 0242 3215511